image_data
imagewidth (px) 1.6k
2.34k
| document_id
stringclasses 18
values | page_num
int64 3
260
| total_pages
int64 37
377
| predictions
dict | title
stringclasses 18
values | abstract_tr
stringclasses 18
values | abstract_en
stringclasses 18
values | author
stringclasses 18
values | thesis_id
stringclasses 18
values | university
stringclasses 14
values | department
stringclasses 17
values | year
stringdate 2006-01-01 00:00:00
2023-01-01 00:00:00
| language
stringclasses 1
value | thesis_type
stringclasses 4
values | keyword_abd
stringclasses 1
value | original_url
stringclasses 18
values | file_path
stringclasses 18
values | file_size_bytes
int64 425k
31.5M
| download_success
bool 1
class | extraction_success
bool 1
class | prediction_success
bool 1
class | download_timestamp
stringdate 2025-06-03 15:13:31
2025-06-03 15:13:33
| extraction_timestamp
stringdate 2025-06-03 22:27:30
2025-06-03 22:45:11
| prediction_timestamp
stringdate 2025-06-04 10:08:59
2025-06-04 10:17:50
| hf_processing_timestamp
stringdate 2025-06-04 11:34:56
2025-06-04 11:39:36
| text
stringlengths 191
8.56k
|
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
658323
| 67
| 285
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9450973868370056,
"polygon": [
[
209,
1995
],
[
1507,
1995
],
[
1507,
340
],
[
209,
340
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8784306645393372,
"polygon": [
[
896,
168
],
[
897,
120
],
[
837,
119
],
[
836,
168
]
]
}
]
}
|
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
|
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir.
Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir.
Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
|
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these.
In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated.
The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported.
Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
|
MUHAMMET ÇEVİK
|
658323
|
Fırat Üniversitesi
|
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
|
./data/pdfs/658323.pdf
| 5,271,585
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.588161
|
2025-06-03T22:33:58.494836
|
2025-06-04T10:09:41.374811
|
2025-06-04T11:34:56.588123
|
Nur Cemaati ya da Nurculuk 1878 yılında Bitlis'in Hizan İlçesinde doğan ve doğu medreselerinde eğitim alan Said Nursi'nin takip edenlerden müteşekkil, Türkiye'de ve dünyada birçok kolu ve çok sayıda takipçisi bulunan bir harekettir.
Said Nursi, klasik medrese eğitiminde icazet aldıktan sonra "fünün-i medeniyye" diye isimlendirdiği modern bilimlere ilgi duymaya başlamış ve medrese eğitiminde yenilik yapmanın zorunlu olduğu fikrini savunmuştur. Medreselerde sadece dinî ilimlerin okutulmasının yetersiz olduğunu savunan, bu nedenle gençliğinden beri "Medresetüzzehrâ" adını verdiği ve dârülfünun şeklinde tasarladığı bir medrese kurmak için çabalayan Nursi, söz konusu medresede din ilimleriyle fen ilimlerinin birlikte okutulmasını ve bu konseptin zamanla ülkenin her tarafında yayılmasını hedeflemiştir. Ancak böyle bir medrese kurma girişimleri sonuçsuz kalmıştır. 1918 yılında İstanbul'a döndükten sonra yeni kurulan Dârü'l-hikmeti'l-Islâmiyye'ye üye olarak tayin edilmiştir. Ingiliz işgalinden sonra İslâm âleminin kurtuluşu için aktif çalışmalara girişmiş ancak 1923 baharında, Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında giriştiği siyası mücadelelerden uzaklaşarak kendini İslâm'a adayan talebeler yetiştirmeye karar vermiştir. Bundan böyle hayatını, toplumu ilim ve eğitim yoluyla dönüştürme hedefine vakfetmiştir. Çile ve eziyetlere katlanarak İslâm'a hizmet etmeye çalışan, kendini ibadete veren ve mâneviyatı öne çıkaran bir tutum içine girmiştir. Yeni Said dönemi olarak tanımladığı bu dönemde din ilimlerini bir arada okutma fikrini başka bir boyutta hayata geçirmiştir. Telif ettiği Risale-i Nur eserlerinde Batı'dan gelen ve İslam inanç esaslarını tehdit eden materyalizm ve pozitivizm gibi inkârcı akımlara karşı halkın dinî inançlarının korunması ve Kur'an'ın bilimsel teorilerin etkisindeki çağdaş insanların anlayacağı biçimde yorumlanması hedeflenmektedir. Eserleri, yaşamı ve hareket tarzı ile "müspet hareket" olarak tanımladığı, siyaset ve şiddetten uzak, bireysel ve toplumsal ilişkilerde İslam'ı yaşamayı önceleyen bir tarz benimsemiştir (Açıkgenç, 2008: 569).
Nurculuğun İslami modernleşme sürecinde ortaya çıkan yeni bir lehçe olduğunu ve Said Nursi'nin biyografisinin İslamî bir ortamda toplumsal değişim sürecinin bazı boyutlarını ön çıkardığını belirten Şerif Mardin, değişim sürecinde ahlaki sistemin yeniden canlandırılmasına yapılan vurguyu ve Batının bilimi ile uzlaşma çabasını öne çıkarır. Buna göre, Nursi'nin ortaya koyduğu İslami lehçe öz benliğin oluşturulmasında yararlanılabilecek bir çerçeve sağlamıştır, çünkü İslami semboller kimlik oluşturma çabasındaki insana yardımcı olma gücüne sahiptir. Nurcular, kişilik oluşum sürecinde
|
|
594047
| 170
| 193
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9425080418586731,
"polygon": [
[
1498,
2088
],
[
1500,
348
],
[
271,
346
],
[
268,
2086
]
]
}
]
}
|
Narsisizm ve dindarlık ilişkisi / The relation between narcissism and religiosty
|
Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin narsisizm ve dindarlık ilişkisini çeşitli demografik ve psikososyal (cinsiyet, yaş, fakülte, sınıf, lise, hayatının büyük çoğunluğunun geçtiği yerleşim yeri, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.) açılardan incelemek ve açıklamaktır.
İlişkisel tarama modelindeki bu çalışmada anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini 2018-2019 İstanbul Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İlahiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi ve İktisat Fakültesi'nde okuyan 827 öğrencidir. Araştırmada ölçme aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin narsisizm düzeylerini belirlemek için Salim Atay tarafından 2009 yılında Türkçeleştirilen ve revizyonu yapılan 16 soruluk Narsisizm Kişilik Envanteri ve dindarlık düzeylerini belirlemek için Faruk Karaca (2001) tarafından standardize edilen 10 maddelik İçsel Dini Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre narsisizm ve dindarlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile cinsiyet, fakülte, mezun olunan lise, anne babanın hayatta olma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, günlük namaz kılma durumu, Kâbe'yi ziyaret etme isteği ve annenin dindarlık durumu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile yaş, sınıf, hayatın geçirildiği yerleşim yeri, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, annenin günlük namaz kılma durumu, babanın günlük namaz kılma durumu, babanın dindarlık düzeyi ve açık kimlikle sosyal medya hesabı kullanma arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
|
The objective of this research is to examine the relation of university students between narcissism and religiosity, demographically and psycho-socially with the variables of (gender, age, faculty, class, high school, residential place where most of the time spent, socio-economics conditions of family etc) and explain their interrelation.
In this study, questionnaire technique is applied in this relational screening model. Selected research field is 2017-2019 bachelors students, who study at the Istanbul University. The samplery of the research is 827 students, studying at the faculty of divinity, the faculties of medicine, the faculties of literature, the faculties of management and the faculties of economics. As a measurement instrument of participants, in order to find out their demographies, the personal information questionnaires are used. To document the narcissism levels of the students, 16 questions Narcissistic Personality Inventory, which was revised and translate into Turkish in 2009 by Salim Atay and Intrinsic Religious Motiviation Scale consisting of 10 articles that was developed in (2001) by Faruk Karaca, were used.
According to the research result, a meaningful co-relation between narcissism and religosity has been found. It has been found meaningful relation between narcistic levels and gender, faculty, graduated high school, the status of livehood of parents, education level of mother, education level of father, the condition of practising daily praying and passion to Kaba visit. There has not been identified an significant co-relation between narcissistic tendencies of students and age, class, residential place, socio-economic conditions of family, condition of praying of mother, condition of praying of father and social media presence with an open identity.
|
SADET KOCAGÖZ UZUN
|
594047
|
İstanbul Üniversitesi
|
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpOCZGAXN9Z4EXERZZ2yb6kY2WsBqtpDkYzzfANUc92R0
|
./data/pdfs/594047.pdf
| 1,848,572
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.023972
|
2025-06-03T22:27:30.935954
|
2025-06-04T10:09:43.394356
|
2025-06-04T11:34:57.304034
|
dışında yapılan çalışmaların bizim yapmış olduğumuz araştırmanın sonuçlarını destekler niteliktedir. Bulgulara göre dini prensipler, bireysel ve sosyal yönden birçok marazi durumlara sebebiyet veren narsısıst tavırların ortaya çıkmasına ve artmasına engelleyici bir etken olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, "Dindarlık düzeyi ile narsisizm düzeyi arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır." hipotezimizi desteklenmiştir.
Dindarlık ile otorite arasında anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Bulgulara göre otorite düzeyinde toplam değişim %0,6 oranında dindarlık tarafından açıklanmaktadır. Dindarlık otoriteyi azaltmaktadır. Bu sonuç, "Dindarlık düzeyi ile otorite alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır." hipotezimizi desteklenmiştir.
Dindarlık ile kendine yeterlilik alt boyutu arasında anlamlı bir etki tespit edilmemiştir. Bu sonuca göre "Dindarlık düzeyi ile kendine yeterlilik alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır." şeklindeki hipotezimiz reddedilmiştir.
Dindarlık ile üstünlük arasında anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Bulgular
üstün düzeyinde toplam değişimi % 1,2 oranında açıklamaktadır. Bu sonuç, "Dindarlık düzeyi ile üstünlük alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır. " hipotezimizi desteklenmiştir.
Dindarlık ile teşhircilik arasında anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Bulgular teşhircilik düzeyinde toplam değişim %0,5 oranında açıklanmaktadır. Bu sonuç, "Dindarlık düzeyi ile teşhircilik alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır. " hipotezimizi desteklenmiştir.
Dindarlık ile sömürücülük arasında anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Bulgular sömürücülük üzerinde toplam değişim %0,9 oranında açıklanmaktadır. Bu bulgu, "Dindarlık düzeyi ile sömürücülük alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır. " hipotezimizi desteklenmiştir.
Dindarlık ile hak iddia etme arasında anlamlı bir etki tespit etmiştir. Bulgular hak iddia etme üzerinde toplam değişim %0,4 oranında açıklamaktadır. Bu bulgu, "Dindarlık düzeyi ile hak iddia etme alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı bir etki vardır. " hipotezimizi desteklenmiştir.
|
|
521795
| 7
| 81
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9012044072151184,
"polygon": [
[
1482,
2141
],
[
1488,
1170
],
[
217,
1162
],
[
212,
2134
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8541164994239807,
"polygon": [
[
873,
2187
],
[
874,
2145
],
[
822,
2144
],
[
821,
2186
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.8255687952041626,
"polygon": [
[
1413,
1074
],
[
1423,
180
],
[
252,
166
],
[
242,
1060
]
]
}
]
}
|
siRNA taşınımında kullanılmak üzere yıldız tipi polimerlerin sentezi ve karakterizasyonu / Synthesis and characterization of star shaped polymers to be used in siRNA delivery
|
siRNA temelli RNA interferans mekanizmasından faydalanılarak gen ifadelenmesinin baskılanması, spesifik genlerin temel işleyişlerini ortaya çıkarmada kullanılmakla birlikte buna ek olarak viral enfeksiyonlar, genetik, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kanser gibi hastalıklar üzerinde etkiye sahip bir gen tedavisi uygulamasıdır. Günümüzün en önemli ve ölümcül hastalıklarından olan kanser, her yıl on binlerce insanın hayatını tehdit etmekte ve bu rakamlar her geçen yıl artmaktadır. Kanser hastalığı ile mücadele için birçok geleneksel yöntem olması ile birlikte; bu yöntemlerin hastalar üzerinde olumsuz etkiler göstermesi, kanser tedavisi üzerine yoğunlaşan araştırmacıları yeni tedavi stratejileri geliştirmeye yöneltmektedir. Bu yan etkilerin başında günümüzde kullanılan geleneksel tedavi yöntemlerinin kanser hücreleri ile birlikte sağlıklı hücrelere de zarar vermesidir. Son yapılan çalışmalarda bu sorun üzerine yoğunlaşılmış ve kanser hücrelerini hedeflemeyi amaç edinen yöntemler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yeni nesil kanser hücresi odaklı yöntemlerden birisi de siRNA tedavisidir. siRNA tedavisi yöntem olarak doğrudan sorunlu gene mRNA düzeyinde etki ederek potansiyel bir terapötik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte siRNA'nın terapötik olarak kullanımını zorlaştıran, sahip olduğu yükün etkisi ile hücre membranından geçememesi ve hücre içerisine etkin bir şekilde girememesi gibi sınırlamaları mevcuttur. Bunun yanı sıra siRNA'ların nükleazlar tarafından enzimatik degredasyona uğrama ihtimallerinin oluşu, yarı ömürlerinin oldukça kısa olmasına neden olur. Bunun gibi olumsuz etkileri bertaraf etmek adına siRNA taşınımı için uygun ve etkili bir taşıyıcı sistemin kullanımı gereksinimi oluşmaktadır. Bu noktada yıldız polimerler taşıyıcı sistem gereksinimini ortadan kaldırmak ve siRNA degredasyonunun önüne geçmek için etkili bir polimer olarak karşımıza çıkmaktadır. Gen yüklemedeki olağanüstü enkapsülasyon kapasiteleri, gen etkileşimi için elektriksel yüke sahip küre yapısı, fonksiyonellendirme için bol miktarda iç ve dış aktif gruplara sahip olması gibi özellikleri ile siRNA taşınımı için en etkili sistemin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır.
Sunulan tez kapsamında, siRNA'lar ile etkileşecek olan yıldız polimerlerin sentezi, fonksiyonellendirilmesi ve karakterizasyonunun gerçekleştirilerek siRNA'lar için etkili bir taşıyıcı sistem geliştirilmesi hedeflenmiştir. Buradan yola çıkarak belirlenen hedefe ulaşmak için ilk olarak taşıyıcı sistem olan ATRP ile hazırlanan polietilen glikol (PEG) tabanlı, azot içeren çekirdeğe sahip yıldız polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen yıldız polimerler çeşitli karakterizasyon teknikleri kullanılarak incelenmiş ve siRNA taşınımı için optimum değerleri veren yıldız tipi polimerik taşıyıcı sistemler elde edilmiştir.
Çalışmanın ikinci kısmında ise elde edilen katyonik özellik gösteren yıldız polimerlerin canlı hücreler üzerine sitotoksik etkileri ve larinks kanseri hücre hattı olan HEp-2 hücre hattı üzerinde de siRNA yüklenmiş katyonik partiküllerin gen susturma çalışmaları in vitro olarak gerçekleştirilmiş ve HEp-2 hücreleri üzerinde gen ifadelenmesi başarılı bir şekilde sağlanmıştır.
|
Utilizing the siRNA-based RNA interfering mechanism, suppression of gene expression, in addition to being used to elucidate the basic functioning of specific genes, is a gene therapy application that has an effect on diseases such as viral infections, genetics, cardiovascular diseases and cancer. Cancer is one of the most important and deadly diseases in the world and nowadays threatens thousands of people and these numbers are increasing every year. Although there are many traditional methods for fighting cancer disease, these methods have negative effects on the patients, and researchers who are focused on cancer treatment lead to the development of new treatment strategies. One of the side effects of traditional treatment methods is that destroy cancer cells as well as healthy cells. Recent studies have focused on this problem and developed methods aiming at targeting cancer cells. One of the new generation cancer cell-based methods developed is siRNA therapy. siRNA therapy directly acts as a potential therapeutic agent by acting directly on the problematic gene at mRNA level. However, siRNA has limitations such as it's ability to pass through the cell membrane and not to enter the cell effectively, which makes it difficult to use therapeutically. Moreover, the possibility of siRNA's undergoing enzymatic degradation by nuclease causes the half-life of siRNAs to be quite short. In order to avoid such adverse effects, there is a need to use an appropriate and effective carrier system for siRNA delivery. At this point, the star polymers are effective polymer to remove the need for carrier system and to prevent siRNA degradation. Development of the most efficient system for siRNA delivery with properties such as extraordinary encapsulation capacities for gene load, sphere structure with electrical charge for gene interaction and abundant internal and external active groups for functionalization.
Within the scope of the thesis, it is aimed to develop an effective carrier system for siRNAs by synthesizing, functionalizing and characterizing star polymers which will interact with siRNAs. From this point, to reach the determined target, synthesis of star polymers with polyethylene glycol based and nitrogen containing nucleus prepared with ATRP, which is the carrier system, was first carried out. Synthesized star polymers were studied using various characterization techniques and star- shaped polymeric carrier systems were obtained which gave optimum values for siRNA transport.
In the second part of the study, the cytotoxic effects of star polymers showing cationic properties on the living cells and gene silencing studies of siRNA loaded cationic particles on the HEp-2 cell line, which is a larynx cancer cell line, were performed in vitro and gene expression on HEp-2 cells was successful.
|
SERHAT ÖZTÜRK
|
521795
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Kimya Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFdOhnXRT6Y_L-_29-uxnHVNvEbiyXa-ms4qL4XHEqJxN
|
./data/pdfs/521795.pdf
| 7,757,544
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:33.137618
|
2025-06-03T22:36:24.238851
|
2025-06-04T10:09:45.497096
|
2025-06-04T11:34:57.810316
|
ABSTRACT
## SYNTHESIS AND CHARACTERIZATION OF STAR SHAPED POLYMERS TO BE USED IN siRNA DELIVERY
SERHAT ÖZTÜRK
Master of Science, Department of Chemistry
Supervisor: Assoc. Prof. Lokman Uzun
June 2018, 63 pages
Utilizing the siRNA-based RNA interfering mechanism, suppression of gene expression, in addition to being used to elucidate the basic functioning of specific genes, is a gene therapy application that has an effect on diseases such as viral infections, genetics, cardiovascular diseases and cancer. Cancer is one of the most important and deadly diseases in the world and nowadays threatens thousands of people and these numbers are increasing every year. Although there are many traditional methods for fighting cancer disease, these methods have negative effects on the patients, and researchers who are focused on cancer treatment lead to the development of new treatment strategies. One of the side effects of traditional treatment methods is that destroy cancer cells as well as healthy cells. Recent studies have focused on this problem and developed methods aiming at targeting cancer cells. One of the new generation cancer cell-based methods developed is siRNA therapy. siRNA therapy directly acts as a potential therapeutic agent by acting directly on the problematic gene at mRNA level. However, siRNA has limitations such as it's ability to pass through the cell membrane and not to enter the cell effectively, which makes it difficult to use therapeutically. Moreover, the
|
|
318573
| 13
| 75
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9283758401870728,
"polygon": [
[
1478,
2079
],
[
1488,
298
],
[
194,
290
],
[
184,
2072
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8876588940620422,
"polygon": [
[
868,
2142
],
[
868,
2097
],
[
823,
2097
],
[
823,
2141
]
]
}
]
}
|
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
|
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
|
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
|
MEHMET PALTA
|
318573
|
Fırat Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2012
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
|
./data/pdfs/318573.pdf
| 1,702,014
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.899390
|
2025-06-03T22:35:17.128738
|
2025-06-04T10:09:45.498576
|
2025-06-04T11:34:57.928236
|
## 2. GENEL BİLGİLER
Canlıların büyüme ve gelişmeleri için ihtiyaç duydukları elementler doğada döngü halinde bulunurlar. Bu elementlerden denizde bulunan azot bileşikleri amonyak, nitrit, nıtrat gibi bazı inorganik olanları partiküller halinde mikroorganizmalarda devamlı döngü halindedir.
Gerek canlı bünyesinde, gerek besin maddelerinde ve ölü organizmalarda bulunan azot, bazı oksidasyon aşamalarından geçer. Burada amaç, organik azot bileşiklerinin çeşitli mikroorganizmalar tarafından kullanılabilir hale getirilmesidir. Çevrimdeki aşamalar moleküler azotun bağlanması, amonyaklaşma, nitrifikasyon ve denitirifikasyon şeklindedir. Moleküler azotun bağlanması atmosferdeki azotun kullanılması şeklinde olur. Amonyaklaşma süreci içinde oluşan amonyum iyonları bir yandan bitki besin maddesi olarak tüketilir, öte yandan oksijen ve diğer parametrelerce optimum şartların sağlandığı ortamlarda belirli kemolithototrof organizmalar tarafından nitrit ve sonrasında nitrata yükseltgenirler. Bu olay azot döngüsünün en önemli aşaması olan nitrifikasyondur. Dönüşümde azotun büyük bir kısmı fitoplanktonlarca asimile edilerek tekrar organik azot bileşiklerine dönüştürülür. Nitrifikasyon olayından sorumlu hem karasal hem sucul
bakterilerin hepsi Nitrobacteraceae familyasına aittır.
Nitrobacteraceae familyası ile ilgili çalışmalar Schloesing ve Muntz'un nitrifikasyon bakterilerinin varlığını nitrifikasyona olan katkılarını bulmaları ile başlamıştır. Helene ve Sergei Winogradsky bu bakterileri saf kültür halinde ilk defa izole etmişler ve taksonomik olarak sınıflandırılmışlardır. Alexander ve arkadaşları nitrifikasyon bakterilerinin fizyolojik ve biyokimyasal karakteristikleri, mekanızmadakı ışlevleri, hücre görünümleri hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler vermişlerdir. Yoshida özellikle denizsel nıtrifikasyondan sorumlu bakteriler üzerine çalışmalar yapmıştır. Daha sonra Watson bu bakterileri taxonomik olarak Nitrobacter, Nitrosococcus, Nitrospina, Nitrosolobus, Nitrosomonas, Nitrococcus, Nitrosospina şeklinde 7 genus altında toplamıştır.
Nitrifikasyon olayı esnasında ortaya çıkan enerji oldukça düşüktür. Bu nedenle Nitrosococcus ve Nitrobacter oldukça yavaş büyürler. Jenerasyon süreçleri 8-12 saattır. Inkübasyon ise ancak 40-45 günde tamamlanır. Bu süre nitrifikasyon bakterilerinin gelişmelerinin en yüksek noktaya ulaştığı periyottur.
3
|
|
658323
| 68
| 285
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9423198103904724,
"polygon": [
[
208,
1998
],
[
1513,
1997
],
[
1511,
342
],
[
206,
343
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8755805492401123,
"polygon": [
[
894,
168
],
[
895,
120
],
[
838,
119
],
[
837,
167
]
]
}
]
}
|
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
|
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir.
Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir.
Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
|
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these.
In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated.
The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported.
Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
|
MUHAMMET ÇEVİK
|
658323
|
Fırat Üniversitesi
|
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
|
./data/pdfs/658323.pdf
| 5,271,585
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.588161
|
2025-06-03T22:33:58.494836
|
2025-06-04T10:09:45.624851
|
2025-06-04T11:34:58.079537
|
insanlara yol göstermek için ahlaki söylemi kullanmışlardır. Hayvanı benliğin tuzakları, cemaat yaşamının öne çıkarılması, kadınların yerinin ayrı olması ve Yaradan ile kesintisiz birliktelik bu ahlaki söylemin özellikle vurguladığı alanlardır. Risale-i Nurlar, gündelik yaşamın pek çok alanında İslami bir görüş oluşturmanın aracıdır. Ahlakın içselleştirilmesi, geçmişten günümüze evlerde her hafta bir araya gelip risaleden bir bölümü tartışan insanların sergiledikleri hareketlilikle sağlanmaktadır (Mardın, 2013). Ahlaka yapılan vurgu, nefsin terbiyesi ve gündelik yaşamın din aracılığıyla düzenlenmesi
hem Nurculuk'ta hem de incelediğimiz diğer derneklerin bağlı olduğu cemaatlerde sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Genel olarak dini, özelde İslamiyet'i toplumsal bir pratik olarak değerlendiren Mardin'e göre nesnel ölçüler içinde çözümlendiğinde Nurcu hareket, adına modernizasyon denilen, geniş, yetersiz tanımlanmış ve bir ölçüde muğlak olan süreç içinde kendisine has, ayrık ve özgün bir yer açmıştır. Sait Nursi salt geleneğe dönmeyi öneren bir kurtarıcı değildir. İslamiyet'in temellerine yönelik açık bir kavrayışın kitlelere aktarılması çabasında olan, kendisine miras kalan gelenek ile dünyanın tarihsel gelişme süreci arasında uyum sağlamaya çalışan bir reoformisttir. Nurcuların ilgi alanında giderek artan bir entelektüelleşme görülmektedir. Bu da hareketin entelektüel çevreleri en geniş anlamda nüfuz etme ve karşısına çıkanlarla kendi silahları ile savaşma çabalarından kaynaklanmaktadır (Mardin, 2013).
Adını Risâle-i Nurlardan alan Nurculuğun, eserlerin müellifi Said Nursi'nin fikirlerine dayanan ve Cumhuriyet döneminden itibaren doğup gelişen bir inyâ hareketi olduğunu belirten Açıkgenç de hareketin aynı zamanda toplumsal bir hareket olarak değerlendirilebileceğini ifade etmektedir. Said Nursi'ye göre hareketin muhtevasını oluşturan en önemli özellikleri "uhuvvet, ihlâs, acz-fakt-şefkattefekkür"dür. Bu özellikler tasavvufta da öne çıkan ilkelerdir. Kur'an talebeliği veya nur talebeliği olarak takdim edilen harekette, imandakı birlik kalplerin birliğini, inanç birliği de toplumsal birliği gerekli kılar. Birlik vurgusuna rağmen cemaat içi bölümmeler farklı grupların kendi hizmet anlayışlarına göre faaliyetlerini farklı alanlara taşımalarına neden olmuştur. (Açıkgenç, 2008: 570).
Suffa Vakfı da cemaat yapısı içerisinde kurulmuş, benzer ilkeleri ve hareket tarzını benimseyen bir sivil toplum kuruluşudur. Vakfın tarihçesinde Osmanlı vakıf geleneğine vurgu yapılmakta ve Erzurumlu vaiz Osman Demirci ve dava arkadaşları
|
|
445980
| 173
| 295
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9411863088607788,
"polygon": [
[
315,
1980
],
[
1505,
1980
],
[
1505,
1560
],
[
315,
1560
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9255868792533875,
"polygon": [
[
1519,
1129
],
[
1522,
213
],
[
282,
208
],
[
279,
1124
]
]
},
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9163357019424438,
"polygon": [
[
1528,
1569
],
[
1528,
1227
],
[
327,
1227
],
[
327,
1569
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7165420651435852,
"polygon": [
[
317,
1240
],
[
1507,
1240
],
[
1507,
1146
],
[
317,
1147
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.6897608637809753,
"polygon": [
[
937,
2205
],
[
938,
2160
],
[
872,
2158
],
[
870,
2203
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.5480142831802368,
"polygon": [
[
492,
1179
],
[
1360,
1179
],
[
1360,
1134
],
[
492,
1134
]
]
}
]
}
|
Cumhuriyet Halk Partisi'nin din politikaları ve kendi tabanının bunlara bakışı (İstanbul örneği) / The religion politics of Republican People's Party and their perspectives of its electoral base (Istanbul case)
|
Modern demokrasinin katalizörü olan siyasal partiler, toplumsal talepleri parlamentoya taşıyan temsili demokratik sistemin araçlarıdır. Hiç şüphesiz, Türk siyasal hayatının yapı taşlarından birisi, Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasal kuruluş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'dir. CHP kuruluşu, benimsemiş olduğu siyasi hedefleri, örgütleniş biçimi bakımından oldukça farklı niteliklere sahiptir.Türk siyasetinin en gerilimli alanlarından birisi, din ve devlet ilişkileri veya din politikalarıdır. Bu çalışmada Atatürk Döneminden günümüze kadar CHP'nin Din politikalarının değerlendirilmesinin yanı sıra, tabanın bu politikalara bakışı da ortaya konulacaktır.
|
Political parties which is the catalyzator of modern democracy is a tools of system of representative democracy that tranports social request to the parliament. Repuplican People's Party (CHP) which is a political organisation with the same age with Turkish Republic itselfs, is one of the fundamental main pillars of Turkish political lifes. CHP has a quite differnt qualities in terms of organizational form and political targets in establishment. In my study ı will use descriptive method and questionnary study.The religion-state relations are one of the controversial fields of Turkish politics. In conclusion, in my study, I will show the religion and laicism approch of the Republican People's Party.
|
RAMAZAN AKKIR
|
445980
|
Sakarya Üniversitesi
|
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2016
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrGJW3NihpzCh3MruBbc8zTa9o7S23XiEkg5QTi90Nq-l
|
./data/pdfs/445980.pdf
| 1,732,521
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:31.629245
|
2025-06-03T22:27:30.324309
|
2025-06-04T10:09:46.153793
|
2025-06-04T11:34:58.650416
|
Araştırmaya katılanların laiklik din ve vicdan özgürlüğünün kullanılmasına engel olmamalıdır yargısına verdikleri cevaplar incelendiğinde; % 1,75 kesinlikle katılmıyorum, % 0,75 katılmıyorum, % 51,12 katılıyorum ve % 43,39 unun da kesinlikle katılıyorum cevabını verdiği, % 2,99'luk bir kesimin ise ne katılmıyorum ne de katılıyorum cevabını verdiği gözlemlenmektedir. Laiklik, din ve vicdan özürlüğünün kullanılmasına engel olmamalıdır yargısına verdikleri cevap, CHP seçmeninin neredeyse tamamının laikliği din ve vicdan hürriyeti merkezli düşündüklerini göstermektedir.
Son dönemde ülke genelinde yapılan bir çalışmada, İslam'ı özgürce yaşamının yolunun laikten geçtiği ortaya çıkmıştır. Diyanet'in yapmış olduğu bir çalışmaya göre, İslam'ı özgürce yaşamının yolunun laikten geçtiğini düşünenlerin oranı % 61,1 iken aksini düşünenlerin oranı % 17,4'tür (2014; 229). Bu veri de CHP seçmeninin bakışıyla paralellik arz etmekle beraber CHP'li seçmenin eğilimi genel Türkiye panoramasından biraz yüksektir. Buradan din ve vicdan özgürlüğünün CHP'li seçmen için oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.
## Tablo 15. Cinsiyete göre laiklik din ve vicdan özgürlüğünün kullanılmasına engel
| | | Kesinlikle<br>Katılmıyorum | Katılmıyorum | Ne Katılmıyorum Ne de<br>Katılıyorum, | Katılıyorum | Kesinlikle<br>Katılıyorum | Toplam |
|-------|---|----------------------------|--------------|---------------------------------------|-------------|---------------------------|--------|
| Erkek | n | र्त | 2 | ব | 87 | 103 | 200 |
| | % | 2,0 | 1,0 | 2,0 | 43,5 | 51,5 | 100,0 |
| Kadın | n | 3 | 1 | 8 | 118 | 71 | 201 |
| | % | 1,5 | 0,5 | 4.0 | 58,7 | 35,3 | 100,0 |
olmamalıdır.
Araştırmaya katılanların cınsıyetine göre laiklik din ve vicdan özgürlüğünün kullanılmasına engel olmamalıdır önermesine verdikleri cevaplar incelendiğinde; erkeklerin % 2 kesinlikle katılmıyorum, % 1 katılmıyorum, % 2 ne katılmıyorum ne de katılıyorum, % 43,5 katılıyorum ve % 51,5 kesinlikle katılıyorum cevaplarını verdikleri görülmüştür. Kadınların ise % 1,5 kesinlikle katılmıyorum, % 0,5 katılmıyorum, % 4 ne katılmıyorum ne de katılıyorum, % 58,7 katılıyorum ve % 35,3 kesinlikle katılıyorum cevaplarını verdikleri gözlemlenmiştir.
|
|
192531
| 62
| 83
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9638274908065796,
"polygon": [
[
1470,
2010
],
[
1475,
263
],
[
270,
260
],
[
266,
2006
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8870756030082703,
"polygon": [
[
897,
2246
],
[
898,
2193
],
[
834,
2191
],
[
833,
2245
]
]
}
]
}
|
Tezek dumanına maruz bırakılan tavşanlarda n-asetil sisteinin histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileri / Effects of n-acetyl cystein on histopathological changes and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes
|
ÖZETTEZEK DUMANINA MARUZ BIRAKILAN TAVŞANLARDA N-ASETİ STEİ NLSİ Nİ HİSTOPATOLOJİK VE OKSİDAN/ANTİOKSİDANSİSTEM ÜZERİ ETKİNE LERİDr. Levent TETİKGirişve amaç: Tezek ğıkullanı nı çeş akciğ hastalı na yol açtımı n itli er klarış n amacıtezek dumanı maruz bı lan tavşbilinmektedir. Bu çalımanı ; na rakı anlarda N-asetilsisteinin (NAC) histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileriniaraşrmaktıtı r.Yöntem: Çalı için herbiri beştavşşma andan oluş 4 grup oluşan turuldu. Mays'inmladı yönteme benzer şğıtanı ekilde (80x80x80 cm) cam kafes kullanı . Gruplar: birldıay boyunca günde 1 saat sadece temiz havaya maruz bı lanlar (grup1=kontrol),rakısadece NAC verilenler (grup 2=NAC), sadece tezek dumanı maruz bı lan (grupna rakı3=tezek), hem tezek dumanı maruz bı lı hem de NAC verilenler (grupna rakıp4=tezek+NAC) olarak belirlendi. Bir ayı sonunda tavşn anlar sakrifiye edildi. Akciğerdokularıhistopatolojik olarak incelendi. Kanda protein sülfhidrilleri (SH), karbonil,malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçüldü.Bulgular: Akciğ dokuların histopatolojik incelemesinde grup 3 (tezek)'de grup 1er nı(kontrol)'e göre respiratuar epitel proliferasyonu (p=0.008), alveolar destrüksiyonderecesi (p=0.006) ve amfizematöz değ iklikler (p=0.007) açından anlamlıiş sı farklıklısaptandıGrup 4 (tezek +NAC)'de Grup 3 (tezek)'e göre intraparenkimal fibrozisde.anlamlıazalma saptandı(p=0.017). Grup 3 (tezek)'de grup 1 (kontrol)'e göre SHdüzeyinde anlamlıazalma olduğ saptandıu (p=0.000).Sonuç: Tavşanlarda tezek dumanımaruziyetinin respiratuar epitel proliferasyonu,ğıayrı oksidan-alveolar destrüksiyon ve amfizematöz değ ikliklere yol açtıiş caantioksidan sistemi olumsuz yönde etkilediğancak NAC kullanı nı histopatolojiki mındeğ iklikler ya da oksidan stres açından belirgin düzeltici etkisi olmadıığbulundu.iş sı
|
SUMMARYEFFECTS OF N-ACETYL CYSTEIN ON HISTOPATHOLOGICALCHANGES AND OXIDANT-ANTIOXIDANT STATUS IN RABBITSEXPOSED TO BİOMASS FUMESDr. Levent TETİKBackground and Objectives: Biomass known to cause many pulmonary disorders.In this study we aimed to show the effects of N-acetyl cystein on histopathologicalchanges and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes.Methods: Four groups each with five rabbits were formed. A glass box (80x80x80cm) similar to the one that Mays defined was used. Group 1 (control) is exposed onlyto dry air, group 2 (NAC) was given NAC, group 3 (biomass) was exposed only tobiomass fumes and group 4 (biomass+NAC) was both exposed to biomass fumes andgiven NAC in a duration of 1 month for 1 hour daily. At the end of 1 month periodrabbits were sacrificied. Lung tissues were examined histopathologically. Proteinsulfhydryls (SH), carbonyl, MDA levels in blood were measured.Results: In the histopathological examination of lung tissues scores, for respiratoryepithelial proliferation (p=0.008), alveolar destraction (p=0.006) and emphysematouschanges (p=0.007) were significantly higher in group 3 ( biomass) than group 1(control). There was a significant difference between group 4 (biomass+NAC) andgroup 3 (biomass) (p=0.017) for intraparenchimal fibrozis. SH levels weresignificantly decreased in group 3 (biomass) than group 1 (control) (p=0.00).Conclusions: Exposure to biomass fumes cause respiratory epithelial proliferationand emphysematous changes and also negatively effects oxidant-antioxidant status.However NAC has no healing effect on histopathological changes and oxidativestress.
|
LEVENT TETİK
|
192531
|
Afyon Kocatepe Üniversitesi
|
Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Tıpta Uzmanlık
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=XohQ0H2mJnBfxLPsY8dG40BHBpFqk8B2DoZ7eQZUsQ_Ti-yLSAtPWVWTk7kMhbAR
|
./data/pdfs/192531.pdf
| 1,378,289
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.600111
|
2025-06-03T22:33:57.924028
|
2025-06-04T10:09:47.600382
|
2025-06-04T11:34:58.798211
|
yetmezliğinden göz hastalıklarına kadar değişmektedir. Biyomas yanarken ortaya çıkan dumandaki partikülleri ve CO'yu ölçerek bulunan miktar ile gözde kaşınma, sulanma arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Bunun sonucu olarak göz belirtilerinin iç ortam hava kirliliğinin önemli sağlık sorunu belirteci olduğu kabul edilmiştir (1). Gelişmekte olan ulkelerde; KOAH buyuk oranda sigara içimine bağlı olarak görülmektedir. Bununla birlikte KOAH bölgesel olarak seyrek sigara içilen yerlerde de oluşabilmektedir. Omeğin Yeni Gine'de yapılan bir çalışmada; ev içi biyomas dumanı kiniliği ile kronik akcığer hastalıklan arasında güçlü bir ilişki olduğu bildirilmiştir. Yetişkin ve 45 yaş üstü popülasyonda; solunumsal semptom ve hastalı k prevalansı yüksek bulunmuştur. Aynca erkeklerin %20 sinde kadınların ise %10'unda zonu ekspiratuar volum 1. saniye zorlu vital kapasıte (FEV1/FVC) oran %60'ın altında bulunmıştur. Klinik olarak KOAH olan birkaç hastada lokal akciğer fibrozisi ve bronşektazi görülmüş, bu da ev içi kirilik ile buna bağlı gelişen ve tekrar eden infeksiyonlara bağlanmıştır (8). Y apılan pek çok çalışmada, biyomas dumanına maruz kalmakla kronik bronşıt ve KOAH arasındaki ilişki gösterilmiştir (1,8,18,66). Nepal de kronik bronşit prevalansı kadın ve erkeklerde benzer bulunmuştur (%18). Ayn ca bu sonucun sadece sıgara içimine bağlamaması gerektiği bildirilmiştir (16). Çok az kadımın sigara içtiği Pakistan'da kronik bronşit prevalansı kadınlarda daha fazla bulunmuştur (65). Biyomas dumanı inhalasyonunun insanlarda sıklıkla hava yolu obstrüksiyonu yaptığı hastane kaynaklı vaka-kontrol çalışmaları ve bazı toplum çalışmaları ile bildirilmiştir (67,68). Meksiko şehrinde yapılan bir çalışmada biyomas kullanımı ile FEV yFVC'de % 4'lük bir azalma olduğu bildirilmiştir (66). Hindistan'da yapılan bir çalışmada da biyomas kullananlarda FVC azalması gaz, gaz yağı ve kanşık yakıt kullananlardan daha tazla bulunmuştur (8). Hindistan'da yapılan başka bir çalışmada ise yemek pişirmek için kullanılan yakıtlar ile akcığer fonksiyonları karşılaştırılmış ve yukandakı çalışmalardan farklı olarak akcığer fonksiyonları açısından iki grup arasında anlamlı bir tark bulunamamıştır. Bu sonuç da muhtemel biyomas kullanan grupta muttakların iyi havalandırmaya sahip olmasına bağlanmıştır (69). Pandey (70) maruziyet süresi artıkça FEV1 ve FVC'nin daha fazla düştüğünü bildirmiştir. Sigara içen ve biyomas dumanına
|
|
594047
| 171
| 193
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9314142465591431,
"polygon": [
[
1486,
2140
],
[
1492,
364
],
[
301,
359
],
[
294,
2136
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8419325351715088,
"polygon": [
[
1464,
2206
],
[
1464,
2161
],
[
1397,
2161
],
[
1397,
2206
]
]
}
]
}
|
Narsisizm ve dindarlık ilişkisi / The relation between narcissism and religiosty
|
Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin narsisizm ve dindarlık ilişkisini çeşitli demografik ve psikososyal (cinsiyet, yaş, fakülte, sınıf, lise, hayatının büyük çoğunluğunun geçtiği yerleşim yeri, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.) açılardan incelemek ve açıklamaktır.
İlişkisel tarama modelindeki bu çalışmada anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini 2018-2019 İstanbul Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İlahiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi ve İktisat Fakültesi'nde okuyan 827 öğrencidir. Araştırmada ölçme aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin narsisizm düzeylerini belirlemek için Salim Atay tarafından 2009 yılında Türkçeleştirilen ve revizyonu yapılan 16 soruluk Narsisizm Kişilik Envanteri ve dindarlık düzeylerini belirlemek için Faruk Karaca (2001) tarafından standardize edilen 10 maddelik İçsel Dini Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre narsisizm ve dindarlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile cinsiyet, fakülte, mezun olunan lise, anne babanın hayatta olma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, günlük namaz kılma durumu, Kâbe'yi ziyaret etme isteği ve annenin dindarlık durumu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile yaş, sınıf, hayatın geçirildiği yerleşim yeri, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, annenin günlük namaz kılma durumu, babanın günlük namaz kılma durumu, babanın dindarlık düzeyi ve açık kimlikle sosyal medya hesabı kullanma arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
|
The objective of this research is to examine the relation of university students between narcissism and religiosity, demographically and psycho-socially with the variables of (gender, age, faculty, class, high school, residential place where most of the time spent, socio-economics conditions of family etc) and explain their interrelation.
In this study, questionnaire technique is applied in this relational screening model. Selected research field is 2017-2019 bachelors students, who study at the Istanbul University. The samplery of the research is 827 students, studying at the faculty of divinity, the faculties of medicine, the faculties of literature, the faculties of management and the faculties of economics. As a measurement instrument of participants, in order to find out their demographies, the personal information questionnaires are used. To document the narcissism levels of the students, 16 questions Narcissistic Personality Inventory, which was revised and translate into Turkish in 2009 by Salim Atay and Intrinsic Religious Motiviation Scale consisting of 10 articles that was developed in (2001) by Faruk Karaca, were used.
According to the research result, a meaningful co-relation between narcissism and religosity has been found. It has been found meaningful relation between narcistic levels and gender, faculty, graduated high school, the status of livehood of parents, education level of mother, education level of father, the condition of practising daily praying and passion to Kaba visit. There has not been identified an significant co-relation between narcissistic tendencies of students and age, class, residential place, socio-economic conditions of family, condition of praying of mother, condition of praying of father and social media presence with an open identity.
|
SADET KOCAGÖZ UZUN
|
594047
|
İstanbul Üniversitesi
|
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpOCZGAXN9Z4EXERZZ2yb6kY2WsBqtpDkYzzfANUc92R0
|
./data/pdfs/594047.pdf
| 1,848,572
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.023972
|
2025-06-03T22:27:30.935954
|
2025-06-04T10:09:47.615564
|
2025-06-04T11:34:59.346924
|
Araştırmamızın sonucunda şu önerilerde bulunmak mümkün;
- 1. Çocuklar anlam ve değerlerini oluştururken eğitimlerinin aldıkları ilk yer ailedir. Bu anlamda ailelere büyük görevler düşmektedir. Ailede aşırılıklardan uzak, sağlıklı bir sevgi ortamı narsisizme giden yolları kapatması açısından önemlidir.
- 2. Anne babaların; çocuklarını yetiştirirken küçük yaşlardan itibaren sorumluluk vermesi çocukların, her şeyin kolayca elde edilmediğini anlamalarına, sahip oldukları şeylerin kıymetini bilmelerine, bencillikten sıyrılmalarına, hayatın merkezinde kendilerinin olmadıklarını anlamalarına ve empatı yapmalarına fırsat vermesi açısından önemlidir. Bu noktada ileride yapılacak araştırmalarda sorumluluk ve narsisizm ilişkisinin incelenmesi narsisizme neden olan dinamikleri anlama açısından önemli olacaktır.
- 3. Yakın ilişkilerin, arkadaşlık ve dostluk bağlarının gittikçe zayıflaması narsisizmin yaygınlaşma sorunu da beraberinde getirmektedir. Anne babaların, çocuk yetiştirirken onlara arkadaş edinme becerisi kazandırmaları narsısızme karşı önemli bir çabadır. Arkadaşlık becerileri kazanmış kışı; arkadaşlık-dostluk ilişkilerinin beraberinde empatı, merhamet, sevgi, paylaşma, dayanışma, fedakarlık değerlerini de kazanacak olması nedeniyle sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olur. Bu bağlamda daha sağlıklı bir kişi ve toplum için narsisizm ve arkadaşlık ilişkisini inceleyen araştırmalara da ihtiyaç vardır.
- 4. Anne babaların çocuklarını yetiştirirken aşırı övgüden kaçınmaları önemli olduğu kadar onlara kendilerini ifade etme imkânları vermesi de önemlidir.
- 5. Anne babaların, çocuklarını yetiştırırken onları baş tacı etmesi, tüm isteklerini hemencecik gidermesi çocukları bir taraftan bencil yaparken bir taraftan da şükürsüz yapmaktadır. Bu tutumlardan anne babaların sakınması önemlidir.
- 6. Günümüzde çocuk/gençlerin daha çok konfor talep ettiklerini düşününce bu noktada ailelerin çocuk/gençleri ihtiyaç sahibi kişilere yardım ulaştıran sosyal çalışmalarda bulunmaya yönlendirmeleri önemlidir. Böylelikle çocuk/gençler anlam dünyalarını inşa ederken manevi değerlere yönelik bir farkındalığı da tecrübe etmiş olacaklardır.
|
|
658323
| 69
| 285
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.951977550983429,
"polygon": [
[
1495,
2027
],
[
1501,
282
],
[
235,
277
],
[
229,
2022
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8748387098312378,
"polygon": [
[
896,
169
],
[
897,
120
],
[
837,
119
],
[
836,
168
]
]
}
]
}
|
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
|
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir.
Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir.
Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
|
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these.
In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated.
The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported.
Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
|
MUHAMMET ÇEVİK
|
658323
|
Fırat Üniversitesi
|
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
|
./data/pdfs/658323.pdf
| 5,271,585
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.588161
|
2025-06-03T22:33:58.494836
|
2025-06-04T10:09:48.163597
|
2025-06-04T11:34:59.544603
|
tarafından 1982 yılında başlayan çalışmaların 1990 yılında İstanbul'da kurulan vakıf ile resmi hüviyet kazandığı belirtilmektedir (Suffa Vakfı, 2019).
Allah'ın ve Peygamberi'nin rızasının birinci gaye olduğunu belirten vakfiyede Risale-i Nur hareketine ilişkin şu hükümler yer almaktadır: Muazzez Ustad'ımızın tavsiyeleri, meslek ve meşrebinin hudutları çiğnenemez, meşveret esas olup, kaide ve kurallarına riayet etmek bir mükellefiyettir, müspet hareket etmek, tarafgırlığe girmemek ... şiarımızdır, Vakıf bünyesinde vazife ve hizmet ifa edenlerin, en güçlü ve kuvvetli irtibat ve münasebet bağları; ihlas, uhuvvet, muhabbet ve vakfın tüzüğüdür, "İhlas Risalesi"nin prensipleri; dahili birlik ve beraberliğimizi muhafaza, "Ühuvvet Risalesi" prensipleri ise, sair cemaatlerle irtibatımızın anayasasıdır (Suffa Vakfı Vakfiyesi, 2019).
Uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılık ile mücadele faaliyetleri ile bu çalışmada ele alınan Bağımsız Yaşam Derneği'nin kuruluş süreci de Suffa Vakti'nın faaliyetleri çerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerine dayanmaktadır. Derneğin tarihçesinde Suffa Vakfi tarafından Büyükçekmece ilçesinde dezavantajıı, özellikle madde bağımlısı olan gençler ile iletişim kurmak üzere bir proje başlatıldığı, bü proje ile 220 gencin rehabilite edildiği ve topluma kazandırıldığı, proje çerçevesinde yapılan çalışmalara bir kimlik kazandırmak için 2013 yılında Bağımsız Yaşam Derneği'nin (BAYDER) kurulduğu ifade edilmektedir.
Nur cemaatı mensupları Risale-i Nur eserlerinin okunmasında titizlik gösterilmesini, böylece eserlerde ortaya konan hakikatlerin içselleştirilmesini önemsemektedir. Bu amaçla "ders yapma" adı altında yürütülen okumalar medrese veya dershane olarak tabir edilen evlerde gerçekleştirilmektedir. Once küçük evlerde başlayan dersler sonraları Türkiye'nin dört bir yanına yayılmıştır. Derslerde toplumun çeşitli kesimlerinden oluşan cemaat mensupları bir araya gelmektedir. Risâle-i Nur metinleri merkeze alınarak gerçekleştirilen dersler, bazen sadece birinin kısa açıklamaları bazen de müzakere ve sohbetler şeklinde yapılmaktadır. Dersler başlangıçta şahsî evlerde olurken daha sonra tamamen bu işe tahsis edilmiş müstakil dershaneler oluşturulmuştur (Açıkgenç, 2008: 571). Bağınsız Yaşam Derneği'nin faaliyetlerinde de bu derslerin merkezi önemi göze çarpmaktadır. Dernekte tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarına katılanlar haftanın farklı günlerınde farklı yerlerde yapılan derslere ıştırak etmekte, yatılı
|
|
318573
| 14
| 75
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9384151101112366,
"polygon": [
[
1473,
2086
],
[
1484,
263
],
[
196,
255
],
[
185,
2078
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9131870865821838,
"polygon": [
[
866,
2140
],
[
867,
2098
],
[
821,
2096
],
[
820,
2138
]
]
}
]
}
|
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
|
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
|
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
|
MEHMET PALTA
|
318573
|
Fırat Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2012
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
|
./data/pdfs/318573.pdf
| 1,702,014
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.899390
|
2025-06-03T22:35:17.128738
|
2025-06-04T10:09:49.710550
|
2025-06-04T11:34:59.810330
|
Yüzeysel sularda azot değişim süreci mikrobiyolojik olduğu kadar bir dizi abiyotik faktörlerce de etkilenir. Bunların en önemlileri; su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, nitrat, nıtırıt, ortofosfat gibi faktörlerin artması veya azalması durumda ortamda ve besin piramidinde çeşitli değişiklikler olabilir.
## 2.1. Azot formları ve Nitrifikasyon Süreci
Genellikle Nitrobacter grubunun spesifik büyüme katsayısının Nitrosomonas grubunkinden daha büyük olduğu kabuledilir. Bu nedenle de sistemde nitrit birikimi pek gözlenmez ve Nitrosomonas grubunun büyümehızı toplam reaksiyonu kontrol eder yanı hız belirleyici asama amonyumun nitrite dönüşümüdür (Eckenfelder, 1989).
Nitrifikasyon bakterileri, Nitrobacterler, karbondioksiti karbon kaynağı olarak kullanan, enerjiyi NH4 ve NO2 oksitlenmesinden sağlayan aerobik ve kemoototrofik mikroorganizmalardır (Filibeli, 1988). Heterotroflara göre çok yavaş çoğalırlar ve ayrıca toksik maddeler ve çevresel şartlara karsı oldukça hassastırlar (Coşkuner, 2004). Nitrifikasyon olayı esnasında ortaya çıkan enerji oldukça düşüktür. Bu nedenle Nitrosococcus ve Nitrobacter oldukça yavaş büyürler. Jenerasyon süreçleri 8-12 saattır. Inkübasyon ise ancak 40-45 günde tamamlanır. Bu süre nitrifikasyon bakterilerinin gelişmelerinin en yüksek noktaya ulaştığı periyottur. Yüzeysel sularda azot değişim süreci mikrobiyolojik olduğu kadar bazı abiyotik faktörlerden de etkilenir. Bunların en önemlileri; su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, nıtrat, nıtrıt, ortofosfat gibi faktörlerdir. Bu faktörlerin artması veya azalması durumda ortamda ve besin piramidinde çeşitli değişiklikler olabilir.
Sıcaklık, ekosistemde var olan organizmalar ve suda meydana gelen ekolojik döngüler için sınırlayıcı bir faktördür. Biyolojik olaylar ilik sularda hızlanırken, düşük su sıcaklığında yavaşlar. Su sıcaklığındaki anı değişiklikler ortamda yaşayan organızmalar üzerine olumsuz bir etki yapar. Sıcaklık faktörünün tek başına olduğu zamankı etkisiyle, diğer parametrelerle birlikte olduğundaki etkileri çok farklığın özellikle sudaki çözünmüş oksijen değeri ile olan ters orantısı, yaz aylarında artan sıcaklık karşısında oksijen değerinin düşüşü ile kendini gösterir. Diğer birçok parametre ile birlikte sıcaklık nıtrifikasyon bakterileri açısından da büyük önem taşır. Nitrifikasyon bakterilerinin inkübasyonu için en uygun sıcaklık 27-28 °C'dir.
4
|
|
600473
| 86
| 102
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9428465962409973,
"polygon": [
[
1455,
2022
],
[
1472,
233
],
[
144,
220
],
[
127,
2010
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9135599732398987,
"polygon": [
[
854,
2174
],
[
855,
2121
],
[
792,
2121
],
[
791,
2173
]
]
}
]
}
|
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesi / Investigation of middle school students' attitudes towards mathematics
|
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesidir. Bu kapsamda ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları incelenmiş ve tutumlarının çeşitli değişkenlere göre (cinsiyet, sınıf seviyesi, okul türü, algılanan ekonomik durum, okul dışında matematik takviye ders alma durumu, okul kurs/etütüne katılma durumu, matematik başarı ortalaması, genel başarı ortalaması, algılanan matematik başarısı, ailenin matematik başarı beklentisi, matematik öğretmenini sevme düzeyi, anne eğitim seviyesi, baba eğitim seviyesi) farklılaşma durumları sorgulanmıştır.
Araştırma genel tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki ortaokul öğrencileri, örneklemini ise 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin altı farklı ilçesindeki birer ortaokul, özel ortaokul ve imam hatip ortaokulunda öğrenim gören 1080 öğrenci oluşturmaktadır.
Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları Önal (2013) tarafından geliştirilmiş olan 22 maddelik Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği (MTÖ) kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri SPSS 15.0 programı aracılığıyla betimsel modelde ve karşılaştırma testleri yapılarak çözümlenmiştir. Öncelikle verilerin normal dağılımı sınanmış ve normal dağılım elde edilemediğinden dolayı verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan teknikler kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (yüzde, ortalama, standart sapma); ikili grupların karşılaştırılmasında (cinsiyet, okuldaki kurs/etütlere katılma durumu) non-parametrik testlerden ilişkisiz ölçümler için Mann-Whitney-U testi; üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında (sınıf seviyesi, okul türü, algılanan gelir düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, matematik başarı düzeyi, genel başarı düzeyi, algılanan başarı düzeyi, ailenin algılanan başarı beklenti düzeyi, matematik öğretmenini sevme düzeyi) Kruskall Wallis-H Testi ve bu test sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılıkların kaynağını belirlemek üzere Mann-Whitney U testi sonuçlarına yer verilmiştir.
Araştırmadan elde edilen belli başlı sonuçlar şu şekildedir:
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları yüksektir. Kız öğrencilerin matematiğe çalışmaya yönelik çalışmalarının ve matematiğe yönelik kaygılarının erkek öğrencilere göre daha fazla olduğu söylenebilir. Sınıf seviyesi yükseldikçe öğrencilerin ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının azaldığı; kaygılarının arttığı görülmüştür. Özel ortaokul öğrencilerinin imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre çalışma, gereklilik ve genel tutumları daha olumlu; diğer ortaokul türlerine göre, özel ortaokul öğrencileri daha az kaygılı ve ortaokul öğrencileri imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre matematiğe daha ilgilidir. Gelir seviyelerinin yüksek olduğunu düşünen öğrencilerin matematiğe yönelik genel tutumlarının daha yüksek, kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Okul dışında matematik takviye dersi alan ve almayan öğrencilerin tutumları arasında fark bulunmamıştır. Okul kurs/etütüne katılan öğrencilerin katılmayanlara göre ve matematik dersi ortalaması ile genel başarı ortalaması yüksek olan öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu görülmüştür. Algıladıkları matematik başarıları ile ailelerinin kendilerinden bekledikleri matematik başarısının yüksek olduğunu düşünen ve matematik öğretmenlerini sevenlerin öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek olduğu ve kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Anne ve baba eğitim durumu değişkenlerinde eğitim durumu yüksek olan anne babaların çocuklarının matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir.
Anahtar Sözcükler: Matematik eğitimi, matematik dersi, matematik tutumu, matematik kaygısı
|
The aim of this research is to examine the middle school students' attitudes toward mathematics. Within this framework, the attitudes of middle school students toward the mathematics have been examined, and the differences in their attitudes based on some variables (gender, grade level, type of school, perceived economic status, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) have been questioned.
The study was conducted based on the comparison survey model within the scope of the general survey model. The population of this study consists of middle school students in İstanbul and the sample was composed of 1080 students from public middle schools, private middle schools and Islamic divinity middle schools from six different districts of Istanbul. 22-item Attitudes towards Mathematics Scale which was developed by Önal (2013) is used to investigate the students' attitudes toward mathematics. The data was analyzed with descriptive and difference tests using SPSS (15.0). Firstly, the normal distribution of the data was tested and non-parametric techniques were used to analyze the data since the normal distribution could not be obtained. While analyzing the data, descriptive statistics (percentage, mean, standard deviation); non-parametric tests for the comparison of binary groups (gender, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude), Mann-Whitney U test for the unrelated measurements, Kruskal-Wallis H test for the comparison of three or more groups (grade level, type of school, perceived economic status, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) and –in the statistically significant results- in order to define the source of the differences, Mann-Whitney U test were used.
Some of the main results are as follows: Students have positively high attitudes towards mathematics. Female students have more positive general attitudes and more anxiety than male students. It is seen that interest, study, neccesity and general attitudes are getting decreased and anxiety is getting increased while the grade level is getting higher.
Private middle school students' study, neccesity and general attitudes are positively more than islamic divinity middle school students, private middle school students have less anxiety than the other school types and general school students are more interested in mathematics than islamic divinity middle school.
It can be said that, the attitudes of students towards mathematics who think that income levels are high have higher interest, study, neccesity and general attitudes and their anxiety is lower. There are not difference between students taking and not taking reinforecement math cources out of school time. The students attend school cource/etude and have high mathematics achievement average and overall achievement average have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety is found lower.
It can be said that the students who think perceived mathematics achievement and mathematics achievement expectation of family are high and like math teacher teacher have more positive attitudes in interest, study, neccesity and general attitudes and lower anxiety. In the variables of educational status of parents, students who have parents with high educational status have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety can be said to be lower.
Keywords: Mathematics Education, Mathematics Lesson, Attitudes Towards Mathematics, Math Anxiety.
|
NESLİHAN CITDIR
|
600473
|
Marmara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBk2Mw-tP-7KgW95QlJUKDq1SqaNRbdWO2tvSJ_w8SekD
|
./data/pdfs/600473.pdf
| 2,508,967
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.152908
|
2025-06-03T22:30:46.987330
|
2025-06-04T10:08:59.321520
|
2025-06-04T11:35:03.163243
|
yüksek anneler matematiği daha gerekli görmekte ve matematik dersine yönelik olarak çocuklarını daha fazla motive etmektedirler.
Baba eğitim seviyesine göre matematik tutumu mukayese edildiğinde ise babası üniversite mezunu olan öğrencilerin, babası lise mezunu olan öğrencilere göre anlamlı düzeyde matematiğe daha ilgili oldukları görülmektedir. Kaygı alt ölçeğinde babası üniversite mezunu olan öğrencilerin, babası ilkokul, ortaokul ve lise mezunu olan öğrencilerden daha az kaygılı oldukları görülmektedir. Ayrıca ölçeğin tamamında babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının, babası ortaokul ve lise mezunu olan öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarından anlamlı düzeyde daha olumlu olduğu söylenebilir.
Anne ve baba eğitimine göre çocukların kaygı düzeyindeki farklılaşma da ailelerin çocuklarına karşı daha bilinçli yaklaştığını göstermektedir. Ayrıca bu araştırmada bulunan anne ve babanın eğitim düzeyi ile ilgili sonuçlar Akdağ (2018); Arı, Savaş ve Konca (2010); Gümüş (1997); Karadeniz (2014) ile Yenilmez ve Ozbey (2006)'in araştırma sonuçlarına benzemektedir; fakat V arol (1990)'un yapmış olduğu araştırma sonuçlarıyla örtüşmemektedir.
Eğitim düzeyi yüksek ailelerin çocuklarının eğitim aşamaları ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olduğu ve bu bilgileri kullanarak çocuklarını daha iyi yönlendirdiği söylenebilir. Ebeveynlerin eğitim seviyesi, çocukların gelişiminde ve başarısında büyük bir etmendir (Elliott ve Bachman,
## 2018).
## 5.2. Öneriler
Elde edilen araştırma sonuçlarından hareketle araştırmanın bu kısmında uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik olarak öneriler sunulmuştur.
## 5.2.1. Uygulayıcılara Yönelik Oneriler
a. Uygulayıcı olarak matematik öğretmenlerine öğrencilerin matematığe yönelik olumlu tutum geliştirebilmeleri için önemli sorumluluklar düşmektedir. Öğrencileri ders çi veya ders dışı etkinlikler ile çok iyi tanıyıp akran eğitimi ve işbirlikli öğrenme ortamlarıyla öğrencilere matematiği sevdirebilir ve matematiğin gerekli olduğunu kavramalarına yardımcı olacak ders ortamlarıyla ve eğitsel oyunlarla ders daha eğlenceli hale getirilebilir. Öğretmenler tarafından öğrencilerin matematik kaygısından
|
|
192531
| 54
| 83
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.941479504108429,
"polygon": [
[
1478,
1992
],
[
1479,
254
],
[
268,
254
],
[
267,
1991
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8911187648773193,
"polygon": [
[
898,
2247
],
[
899,
2193
],
[
833,
2191
],
[
832,
2245
]
]
}
]
}
|
Tezek dumanına maruz bırakılan tavşanlarda n-asetil sisteinin histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileri / Effects of n-acetyl cystein on histopathological changes and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes
|
ÖZETTEZEK DUMANINA MARUZ BIRAKILAN TAVŞANLARDA N-ASETİ STEİ NLSİ Nİ HİSTOPATOLOJİK VE OKSİDAN/ANTİOKSİDANSİSTEM ÜZERİ ETKİNE LERİDr. Levent TETİKGirişve amaç: Tezek ğıkullanı nı çeş akciğ hastalı na yol açtımı n itli er klarış n amacıtezek dumanı maruz bı lan tavşbilinmektedir. Bu çalımanı ; na rakı anlarda N-asetilsisteinin (NAC) histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileriniaraşrmaktıtı r.Yöntem: Çalı için herbiri beştavşşma andan oluş 4 grup oluşan turuldu. Mays'inmladı yönteme benzer şğıtanı ekilde (80x80x80 cm) cam kafes kullanı . Gruplar: birldıay boyunca günde 1 saat sadece temiz havaya maruz bı lanlar (grup1=kontrol),rakısadece NAC verilenler (grup 2=NAC), sadece tezek dumanı maruz bı lan (grupna rakı3=tezek), hem tezek dumanı maruz bı lı hem de NAC verilenler (grupna rakıp4=tezek+NAC) olarak belirlendi. Bir ayı sonunda tavşn anlar sakrifiye edildi. Akciğerdokularıhistopatolojik olarak incelendi. Kanda protein sülfhidrilleri (SH), karbonil,malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçüldü.Bulgular: Akciğ dokuların histopatolojik incelemesinde grup 3 (tezek)'de grup 1er nı(kontrol)'e göre respiratuar epitel proliferasyonu (p=0.008), alveolar destrüksiyonderecesi (p=0.006) ve amfizematöz değ iklikler (p=0.007) açından anlamlıiş sı farklıklısaptandıGrup 4 (tezek +NAC)'de Grup 3 (tezek)'e göre intraparenkimal fibrozisde.anlamlıazalma saptandı(p=0.017). Grup 3 (tezek)'de grup 1 (kontrol)'e göre SHdüzeyinde anlamlıazalma olduğ saptandıu (p=0.000).Sonuç: Tavşanlarda tezek dumanımaruziyetinin respiratuar epitel proliferasyonu,ğıayrı oksidan-alveolar destrüksiyon ve amfizematöz değ ikliklere yol açtıiş caantioksidan sistemi olumsuz yönde etkilediğancak NAC kullanı nı histopatolojiki mındeğ iklikler ya da oksidan stres açından belirgin düzeltici etkisi olmadıığbulundu.iş sı
|
SUMMARYEFFECTS OF N-ACETYL CYSTEIN ON HISTOPATHOLOGICALCHANGES AND OXIDANT-ANTIOXIDANT STATUS IN RABBITSEXPOSED TO BİOMASS FUMESDr. Levent TETİKBackground and Objectives: Biomass known to cause many pulmonary disorders.In this study we aimed to show the effects of N-acetyl cystein on histopathologicalchanges and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes.Methods: Four groups each with five rabbits were formed. A glass box (80x80x80cm) similar to the one that Mays defined was used. Group 1 (control) is exposed onlyto dry air, group 2 (NAC) was given NAC, group 3 (biomass) was exposed only tobiomass fumes and group 4 (biomass+NAC) was both exposed to biomass fumes andgiven NAC in a duration of 1 month for 1 hour daily. At the end of 1 month periodrabbits were sacrificied. Lung tissues were examined histopathologically. Proteinsulfhydryls (SH), carbonyl, MDA levels in blood were measured.Results: In the histopathological examination of lung tissues scores, for respiratoryepithelial proliferation (p=0.008), alveolar destraction (p=0.006) and emphysematouschanges (p=0.007) were significantly higher in group 3 ( biomass) than group 1(control). There was a significant difference between group 4 (biomass+NAC) andgroup 3 (biomass) (p=0.017) for intraparenchimal fibrozis. SH levels weresignificantly decreased in group 3 (biomass) than group 1 (control) (p=0.00).Conclusions: Exposure to biomass fumes cause respiratory epithelial proliferationand emphysematous changes and also negatively effects oxidant-antioxidant status.However NAC has no healing effect on histopathological changes and oxidativestress.
|
LEVENT TETİK
|
192531
|
Afyon Kocatepe Üniversitesi
|
Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Tıpta Uzmanlık
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=XohQ0H2mJnBfxLPsY8dG40BHBpFqk8B2DoZ7eQZUsQ_Ti-yLSAtPWVWTk7kMhbAR
|
./data/pdfs/192531.pdf
| 1,378,289
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.600111
|
2025-06-03T22:33:57.924028
|
2025-06-04T10:08:59.335990
|
2025-06-04T11:35:03.348077
|
Prensip: DNP ile karbonil grupları reaksiyona girdiğinde renkli bir 2,4 dinitrofenilhidrazon bileşiği oluşturur. Oluşan hidrəzon bileşiğinin absorbansı UV-1601 model spektrofotometrede (Shimadzu, Australia) 360 mm'de okunmaktadı r.
Reaktifler:
| DNP | 10 mM |
|---------------------------|------------|
| HCT | 2 N |
| Trikarboksilik asit (TCA) | % 10, % 20 |
| Sodyum hidroksit | 1 M |
Prosedür: Her numuneden 500 ul alındı. Nümunelerin üzerine 500 µl % 20 TCA ilave edildi. 4000 devirde 15 saniye santrifüj edildikten sonra süpermatan döküldü. Pellet, 500 µl DNP ile kanşımlıp karanlıkta oda ısısında 1 saat bekletildi. Her 10 dakikada bir vortekslenerek pelletin DNP ile muamelesi sağlandı. 500 µ1 % 20 TCA ile kanştırıldıktan sonra 2–3 dakika oda ısısında bekletildi. 4000 devirde 5 sanıye santıltığ edildikten sonra supematan dokuldu. Bu işlem, % 10 TCA ile 3 kez tekradandı. Presipitat 2 ml sodyum hidroksit içinde 37 ℃ 'de 30 dk bekletilerek çözüldü. Nümune absorbansı sociyum hidroksit körüne kaışı 360
nm'de UV-1601 model spektrofotometrede okundu.
3.2.5.C. SH GRUPLARI: SH gruplann n hepsi Elman reaktifi [5,5 -dithiobis 2nitrobenzoik asit (DTNB)] kullanılarak ölçüldü (62).
Prensip: Protein sulfıdni grupları, DTNB tarafından indirgenir ve disulfit bağı oluşturarak bir kromofor açığa çıkartırlar (5-merkapto-2-nitrobenzoik asıt), Oluşan kromoforun intensitesi 412 nm'de ölçülür.
Reaktifler: DTNB (5,5-dithiobis (2-nitrobenzoik asit)): 2 m M
Potasyum fosfat tamponu: 0,1 M (pH:7,4)
Sodyum sitrat: %1
Prosedür: 100 µ1 numune, 1500 µ1 fosfat tamponu ile kanştınldı. 400 µ1 DTNB (sodyum sitrat içinde) ilave edildikten sonra 5 dakika 37 °C'de bekletildi. Numunelerin absorbansı 412 nm'de reaktif körüne karşı Shimadzu UV-1601 spektrofotometresinde okundu. Sonuçlar şay:13600 M1+ cm³ kullanılarak hesaplandı.
|
|
254870
| 112
| 181
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9587981104850769,
"polygon": [
[
284,
769
],
[
1434,
767
],
[
1434,
224
],
[
284,
226
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.933843195438385,
"polygon": [
[
1310,
1435
],
[
1322,
807
],
[
474,
790
],
[
462,
1418
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8965116739273071,
"polygon": [
[
1507,
160
],
[
1508,
110
],
[
1447,
109
],
[
1447,
160
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8604021668434143,
"polygon": [
[
1351,
1516
],
[
1351,
1441
],
[
446,
1440
],
[
446,
1516
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8527227640151978,
"polygon": [
[
1498,
2135
],
[
1500,
1558
],
[
297,
1553
],
[
295,
2130
]
]
}
]
}
|
Resimlemelerarası ilişkilere dayalı çocuk kitaplarında karşılaşılan resimleme ve tasarım sorunları ve bir uygulama / The illustration and graphic design problems encountered in the interpictural relations driven children?s books and an application
|
Öncü, Melda. Resimlemelerarası İlişkilere Dayalı Çocuk Kitaplarında Karşılaşılan Resimleme ve Tasarım Sorunları ve Bir Uygulama, Sanatta Yeterlik Tezi, Ankara, 2008.Metinlerarası ilişkiler, genel olarak yeni bir yaratımda, eski yapıtlardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirilen tüm etkilenimleri kapsayan oldukça geniş bir inceleme alanıdır. Gerçekte, bir yapıtın başka bir yapıttan etkilenmesi ya da içerisinde önceki bir yapıttan parçalar taşıması durumunun tarihi oldukça eskilere uzanmakla birlikte, bu durumun yapıt incelemelerine, eleştirilerine ve yorumlamalarına yeni bir bakış açısı getirebileceğinin fark edilmesi ve konuya ilişkin kuramların oluşturulması yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve ilk olarak yazın alanında gerçekleşmiştir.Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern yapısına kavuşan resimli çocuk kitapları alanında da metinlerarasılığın giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bu uygulamalar, resimli kitapların yalnızca metinlerinde değil resimlemelerinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada, metinlerarası yöntemler içinde yer alan öykünme (pastiş), alıntı ve yansılamanın (parodi), kitap resimlemelerinde gerçekleştirilmiş olan uygulamaları, resimlemelerarası ilişkiler ana başlığı altında, örnekler üzerinden incelenmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde, resimli kitapların giderek karmaşıklaşan ve söz konusu uygulamalara açık hale gelen yapısı üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, çocuk kitaplarında resimlemelerarası ilişkilere dayalı uygulamalar çeşitli örnekler üzerinden incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, bu çalışma için özgün bir içerikle kurgulanan resimlemelerarası ilişkilere dayalı bir çocuk kitabının yapım aşamaları ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.Yapılan araştırmalar ve uygulama çalışmasının sonucunda resimlemelerarası ilişkilerin, hem yaratıcı hem de okur açısından karmaşık ve keyifli bir hazırlama ile algılama sürecine sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcının yapıtında önceki yapıtlarla kurduğu bağlantılar, önceki yapıtlara ilişkin bilgisi ve deneyimleriyle bire bir ilişkilidir. Bu bağlantıların okura ne kadar gizli ya da açık bir şekilde sunulacağı da, yaratıcının okurda oluşturmak istediği etkiye göre belirlenmektedir. Yaratıcı, önceki yapıtlara ait parçaları, yeni kurgusu içerisine okurda yaratmak istediği etkiye uygun bir şekilde yerleştirmiş ve okurun bu parçaları keşfetmesi için sahneden çekilmiştir. Okurun, yaratıcının önceki yapıtlarla kurduğu bağlantıları fark edebilmesi, yeni bütün içerisindeki eski parçayı ya da parçaları keşfetmesi, bu parçaların eski bağlamları ve şu an içerisinde bulunduğu yeni parçalarla ilişkilerini anlamlandırması, bütünüyle okurun kişisel bilgi ve becerilerine dayanmaktadır.Anahtar Sözcükler Metinlerarası İlişkiler, Resimlemelerarası İlişkiler, Görüntülerarası İlişkiler, Resimli Çocuk Kitabı, Resimleme, Modernizm, Grafik Tasarım, Alıntı, Öykünme, Yansılama.
|
Öncü, Melda. The Illustration and Graphic Design Problems Encountered in the Interpictural Relations Driven Children?s Books and An Application, Ph. D. in Art Dissertation, Ankara, 2008.Intertextual relationships are, in general, wide range of analysis areas in new creations that include concious and unconcious influences of former work of art. Despite the fact that a work being influenced by another work or carrying parts of a former work dates back to history, especially after the first half of the twentieth century and first in literature area, it has been realised that this reality brings a new point of view to analysis, critism and comment on art works and develop hypothesis related to the subject.It has been observed that the intertextuality is being used more common also in the children?s picture books that reached their modern structure, especially by the second half of the twentieth century. But these implementations could be realised not only in the texts of the picture books but also in the illustrations. In this study, the applications of the imitation, quotation and parody included in the intertextual methods realised in the book illustrations, are studied using samples, under the interpictural relationships headline.In the first part of the study, the structure of the picture books that are getting more complicated and becoming open to such applications are being emphasised. In the second part, the applications in the children?s books based on interpictural relationships are being examined using examples. In the third part of the study, the production stages of a children book based on interpicturality edited with an original content for this study are presented in detail.As a result of the researches and application studies, interpicturality is observed to hold a sophisticated and joyous preperation and perception process both by the creator and the reader. The links of the creator with his former works, his knowledge and experience on former works are closely related. How detailed or undetailed these links will be presented to the reader is determined by the desired effect on the reader by the creator. The creator has placed the pieces of the former works in its new editing, according to the effect he wants to create on the reader and drew off the stage to let the reader discover these pieces. The realisation of the reader of the links with the former works by the creator, the discovery of the former piece or pieces in the new whole, the context of these pieces and to give a meaning to the relationship with the new pieces inside, totally depend on the reader?s personal knowledge and skills.Key Words Intertextuality, Interpicturality, Intervisuality, Children?s Picture Book, Illustration, Modernism, Graphic Design, Quotation, Imitation, Parody.
|
MELDA ÖNCÜ
|
254870
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Grafik Ana Sanat Dalı
|
2008
|
Türkçe
|
Sanatta Yeterlik
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdgN9WxqsXIZFbLM6YRKUpsHfCVFUlgNKD1OiVK9Qopax
|
./data/pdfs/254870.pdf
| 31,497,672
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:31.852225
|
2025-06-03T22:27:33.507644
|
2025-06-04T10:08:59.689806
|
2025-06-04T11:35:04.006254
|
J. Scieszka'nın yazdığı ve Steve Johnson'ın resimlediği The Frog Prince Continued (Kurbağa Prensin Devamı) adlı kitapta ise, adından da anlaşılacağı üzere, Kurbağa Prens (Frog Prince /Frog King) masalının sonrasında gerçekleşen gelişmeler anlatılmaktadır. Bu "masal sonrası masal" içerisinde, açıkça belirtilmeden Cinderella, Sleeping Beauty, Snow White, Hansel ve Gretel gibi başka peri masallarına da göndermeler yer almaktadır (Nikolajeva ve Scott, 2006, s. 228). Bu yönüyle kitap, Sandra Beckett'in tanımlamasıyla hem bir masal (post story) hem de peri masalı salatası (fairy-tale salad) olmaktadır (Beckett, 2002, s. 185, 277). Dolayısıyla bu kitapta iki farklı yansılama yönteminin birlikte uygulanması söz konusudur.

67. Görüntü: A. Ahlberg ve J. Ahlberg'in hazırladıkları The JollyPostman or Other People's Letters kitabının kapağı (Ahlberg ve Ahlberg, 2006).
Allan Ahlberg'in yazdığı ve Janet Ahlberg'in resimlediği The Jolly Postman or Other People's Letters adlı kitap da (Bkz. 67. Görüntü), içerisinde, Cinderella (Külkedisi), Wicked Witch (Hansel ve Gretel masalındaki kötü cadı), Giant (Jack and the Beanstalk / Jack ve Fasulye Sırığı masalındaki dev), B. B.34 Wolf (Kırmızı Başlıklı Kız ve Üç Küçük Domuzcuk Masallarındaki büyük kötü kurt) (Bkz. 68. Görüntü), vb. masal kahramanlarının yer aldığı bir peri masalı salatasıdır. Kitabın tek yeni kahramanı, mektup zarfi şeklindeki sayfaların içinden çıkan gerçek mektup kâğıtlarını, sözü geçen
<sup>34</sup> B. B. Wolf: Big Bad Wolf (Büyük Kötü Kurt).
|
|
658323
| 57
| 285
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9492995738983154,
"polygon": [
[
1519,
2070
],
[
1520,
254
],
[
202,
253
],
[
201,
2069
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8713345527648926,
"polygon": [
[
896,
167
],
[
897,
120
],
[
838,
120
],
[
838,
166
]
]
}
]
}
|
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
|
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir.
Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir.
Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
|
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these.
In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated.
The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported.
Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
|
MUHAMMET ÇEVİK
|
658323
|
Fırat Üniversitesi
|
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
|
./data/pdfs/658323.pdf
| 5,271,585
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.588161
|
2025-06-03T22:33:58.494836
|
2025-06-04T10:09:02.242357
|
2025-06-04T11:35:04.633306
|
Hristiyanlığa dayanan rehabilitasyon programlarının işleyişinde ve başarısında etkili olan durumlar da söz konusudur. Atanmış bir rahip olarak uzun yıllar inanç temelli programlarda çalışmış ve şu anda inanç temelli yaklaşımı da uygulayan bir rehabilitasyon merkezinde idareci olan Erik Hines, Hristiyan Rehabilitasyon programlarının başarısızlığının üç nedeni olduğunu iddia etmektedir ( Addiction Campuses Editorial Team, 2019):
- 1- Arınmak üzere gelenlerden tam bir teslimiyet (kamil bir dindar olmalarının) beklenmesi.
- 2- Bağımlılık sendromlarının hoş görülmemesi. Program esnasında kayma ve nüks yaşayanların, güvenlik endişeleri ile programdan uzaklaştırılması
3- Seküler kaynaklardan, bağımlılık profesyonellerinden tavsiye alma konusunda isteksizlik.
## 1.4.3. İslami Perspektiften Madde Kullanma ve Bağımlılık Sorunu
Bağımlılıkla mücadelede inancın rolü hususu genel itibariyle dinin bireysel ve toplumsal işlevleri ile ilgilidir. Dinin birey yaşamı için taşıdığı anlam ve toplumsal yaşam için taşıdığı işlevsel rol, onun madde kullanımı ve bağımlılık konusunda ortaya koyabileceği etkinin anlaşılmasında önemlidir. Belki de birey için inancın, toplum için kurumsal dinlerin ya da inanç temelli organizasyonların işlevinden söz etmek daha yerinde olacaktır. Yani dinler getirdiği inanç ve ibadet esaslarının benimsenmesi yoluyla bireyleri etkilemekte, birey yaşamı ve belli bir inancı paylaşan kişilerin oluşturduğu dini yapılar ve organizasyonlar üzerinden de toplumsal norm ve kuralları etkilemektedir. Böylece bireysel alanı aşıp toplum yaşamı üzerinde de belirleyici bir etki ortaya çıkmaktadır.
Madde kullanımı ve bağımlılık konusu dini açıdan bakıldığında öncelikle dinin koyduğu kurallara aykırılığı ile değerlendirilebilir. Dindar bireylerde oluşan "Allah korkusu" ya da cennet-cehennem gibi uhrevi neticelere olan inancın ortaya çıkardığı duygu biçimlerinin, kişileri suç işlemekten caydıracağı beklenebilir.
Bazı dinlerin, özellikle İslam dininin, başta alkol olmak üzere sarhoşluk verici maddelere ilişkin açık yasaklayıcı hükümleri vardır. İslam'da Maide suresindeki açık hüküm ile alkol başta olmak üzere tüm sarhoşluk veren maddeler haram kılınmıştır
|
|
318573
| 3
| 75
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9397293925285339,
"polygon": [
[
1489,
1266
],
[
1491,
203
],
[
250,
200
],
[
247,
1263
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.6856697201728821,
"polygon": [
[
824,
2137
],
[
867,
2137
],
[
867,
2092
],
[
824,
2093
]
]
}
]
}
|
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
|
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
|
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
|
MEHMET PALTA
|
318573
|
Fırat Üniversitesi
|
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2012
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
|
./data/pdfs/318573.pdf
| 1,702,014
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.899390
|
2025-06-03T22:35:17.128738
|
2025-06-04T10:09:03.532469
|
2025-06-04T11:35:04.764862
|
## ÖNSÖZ
Bu tez, Fırat Universitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programında yapılmıştır.
Bu çalışmada, oksijene dayalı membran biyofilm reaktörde gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi araştırılmıştır. Bu çalışma kapsamında hazırlanan reaktörün çıkışından alınan su örneklerinde standart metodlar kullanılarak analizler yapılmıştır. Alınan sonuçlar değerlendirilerek amonyum, nitrit ve nitrat bileşiklerinin zamanla değişimi incelenmiştir. Yapılan çalışmada amonyum yükünün nitrifikasyona etkisini gerçekleştiren mikroorganizmaların türü tespit edilmiştir.
Yüksek lisans tezimin tamamlanması için tüm aşamalarında akademik tecrübesi, bilgisi ve yeni fikirlere açık oluşu ile her satırında emeği olan danışmanım Prof. Dr. Halil HASAR'a,
Bana her türlü anlayışı gösteren, maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyen aileme, teşekkür ederim.
Ayrıca bu çalışma TÜBITAK'ın 111Y005 nolu projesi kapsamında yürütülmüştür. Maddi desteklerinden dolayı TUBITAK'a teşekkür ederim.
1
Mehmet PALTA ELAZIĞ 2012
|
|
192531
| 55
| 83
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8956127166748047,
"polygon": [
[
899,
2247
],
[
900,
2190
],
[
833,
2188
],
[
832,
2245
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.47705474495887756,
"polygon": [
[
1421,
639
],
[
1422,
211
],
[
292,
208
],
[
291,
636
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.28216981887817383,
"polygon": [
[
301,
639
],
[
1431,
638
],
[
1430,
222
],
[
301,
223
]
]
}
]
}
|
Tezek dumanına maruz bırakılan tavşanlarda n-asetil sisteinin histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileri / Effects of n-acetyl cystein on histopathological changes and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes
|
ÖZETTEZEK DUMANINA MARUZ BIRAKILAN TAVŞANLARDA N-ASETİ STEİ NLSİ Nİ HİSTOPATOLOJİK VE OKSİDAN/ANTİOKSİDANSİSTEM ÜZERİ ETKİNE LERİDr. Levent TETİKGirişve amaç: Tezek ğıkullanı nı çeş akciğ hastalı na yol açtımı n itli er klarış n amacıtezek dumanı maruz bı lan tavşbilinmektedir. Bu çalımanı ; na rakı anlarda N-asetilsisteinin (NAC) histopatolojik ve oksidan/antioksidan sistem üzerine etkileriniaraşrmaktıtı r.Yöntem: Çalı için herbiri beştavşşma andan oluş 4 grup oluşan turuldu. Mays'inmladı yönteme benzer şğıtanı ekilde (80x80x80 cm) cam kafes kullanı . Gruplar: birldıay boyunca günde 1 saat sadece temiz havaya maruz bı lanlar (grup1=kontrol),rakısadece NAC verilenler (grup 2=NAC), sadece tezek dumanı maruz bı lan (grupna rakı3=tezek), hem tezek dumanı maruz bı lı hem de NAC verilenler (grupna rakıp4=tezek+NAC) olarak belirlendi. Bir ayı sonunda tavşn anlar sakrifiye edildi. Akciğerdokularıhistopatolojik olarak incelendi. Kanda protein sülfhidrilleri (SH), karbonil,malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçüldü.Bulgular: Akciğ dokuların histopatolojik incelemesinde grup 3 (tezek)'de grup 1er nı(kontrol)'e göre respiratuar epitel proliferasyonu (p=0.008), alveolar destrüksiyonderecesi (p=0.006) ve amfizematöz değ iklikler (p=0.007) açından anlamlıiş sı farklıklısaptandıGrup 4 (tezek +NAC)'de Grup 3 (tezek)'e göre intraparenkimal fibrozisde.anlamlıazalma saptandı(p=0.017). Grup 3 (tezek)'de grup 1 (kontrol)'e göre SHdüzeyinde anlamlıazalma olduğ saptandıu (p=0.000).Sonuç: Tavşanlarda tezek dumanımaruziyetinin respiratuar epitel proliferasyonu,ğıayrı oksidan-alveolar destrüksiyon ve amfizematöz değ ikliklere yol açtıiş caantioksidan sistemi olumsuz yönde etkilediğancak NAC kullanı nı histopatolojiki mındeğ iklikler ya da oksidan stres açından belirgin düzeltici etkisi olmadıığbulundu.iş sı
|
SUMMARYEFFECTS OF N-ACETYL CYSTEIN ON HISTOPATHOLOGICALCHANGES AND OXIDANT-ANTIOXIDANT STATUS IN RABBITSEXPOSED TO BİOMASS FUMESDr. Levent TETİKBackground and Objectives: Biomass known to cause many pulmonary disorders.In this study we aimed to show the effects of N-acetyl cystein on histopathologicalchanges and oxidant-antioxidant status in rabbits exposed to biomass fumes.Methods: Four groups each with five rabbits were formed. A glass box (80x80x80cm) similar to the one that Mays defined was used. Group 1 (control) is exposed onlyto dry air, group 2 (NAC) was given NAC, group 3 (biomass) was exposed only tobiomass fumes and group 4 (biomass+NAC) was both exposed to biomass fumes andgiven NAC in a duration of 1 month for 1 hour daily. At the end of 1 month periodrabbits were sacrificied. Lung tissues were examined histopathologically. Proteinsulfhydryls (SH), carbonyl, MDA levels in blood were measured.Results: In the histopathological examination of lung tissues scores, for respiratoryepithelial proliferation (p=0.008), alveolar destraction (p=0.006) and emphysematouschanges (p=0.007) were significantly higher in group 3 ( biomass) than group 1(control). There was a significant difference between group 4 (biomass+NAC) andgroup 3 (biomass) (p=0.017) for intraparenchimal fibrozis. SH levels weresignificantly decreased in group 3 (biomass) than group 1 (control) (p=0.00).Conclusions: Exposure to biomass fumes cause respiratory epithelial proliferationand emphysematous changes and also negatively effects oxidant-antioxidant status.However NAC has no healing effect on histopathological changes and oxidativestress.
|
LEVENT TETİK
|
192531
|
Afyon Kocatepe Üniversitesi
|
Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
|
2006
|
Türkçe
|
Tıpta Uzmanlık
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=XohQ0H2mJnBfxLPsY8dG40BHBpFqk8B2DoZ7eQZUsQ_Ti-yLSAtPWVWTk7kMhbAR
|
./data/pdfs/192531.pdf
| 1,378,289
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.600111
|
2025-06-03T22:33:57.924028
|
2025-06-04T10:09:03.533861
|
2025-06-04T11:35:04.904914
|
## 3.2.6. İSTATİSTİK YÖNTEMİ
Statistical package for social sciences (SPSS) 10.00 istatistik paket program kullanılarak sonuçlar değenlendirildi. Perivasküler inflamasyon, nodiller agregatlar, amfizem, bronkoalveolar hemoraji gruplan homojen değildi ve Mam-Whitney U testi kullanıldı. Diğerlerine ANOVA-Tukey testi kullanıldı. Sonuçlar ortalama ± standart sapma olarak venildi, gruplar arasında p<0.05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
|
|
445980
| 165
| 295
|
{
"labels": [
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.9602211117744446,
"polygon": [
[
1505,
2057
],
[
1516,
1013
],
[
297,
1000
],
[
286,
2044
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9158440828323364,
"polygon": [
[
1506,
967
],
[
1510,
220
],
[
297,
213
],
[
293,
960
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8615086674690247,
"polygon": [
[
938,
2207
],
[
938,
2157
],
[
868,
2156
],
[
867,
2206
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8537064790725708,
"polygon": [
[
556,
1031
],
[
1243,
1030
],
[
1243,
975
],
[
556,
975
]
]
}
]
}
|
Cumhuriyet Halk Partisi'nin din politikaları ve kendi tabanının bunlara bakışı (İstanbul örneği) / The religion politics of Republican People's Party and their perspectives of its electoral base (Istanbul case)
|
Modern demokrasinin katalizörü olan siyasal partiler, toplumsal talepleri parlamentoya taşıyan temsili demokratik sistemin araçlarıdır. Hiç şüphesiz, Türk siyasal hayatının yapı taşlarından birisi, Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasal kuruluş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'dir. CHP kuruluşu, benimsemiş olduğu siyasi hedefleri, örgütleniş biçimi bakımından oldukça farklı niteliklere sahiptir.Türk siyasetinin en gerilimli alanlarından birisi, din ve devlet ilişkileri veya din politikalarıdır. Bu çalışmada Atatürk Döneminden günümüze kadar CHP'nin Din politikalarının değerlendirilmesinin yanı sıra, tabanın bu politikalara bakışı da ortaya konulacaktır.
|
Political parties which is the catalyzator of modern democracy is a tools of system of representative democracy that tranports social request to the parliament. Repuplican People's Party (CHP) which is a political organisation with the same age with Turkish Republic itselfs, is one of the fundamental main pillars of Turkish political lifes. CHP has a quite differnt qualities in terms of organizational form and political targets in establishment. In my study ı will use descriptive method and questionnary study.The religion-state relations are one of the controversial fields of Turkish politics. In conclusion, in my study, I will show the religion and laicism approch of the Republican People's Party.
|
RAMAZAN AKKIR
|
445980
|
Sakarya Üniversitesi
|
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2016
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrGJW3NihpzCh3MruBbc8zTa9o7S23XiEkg5QTi90Nq-l
|
./data/pdfs/445980.pdf
| 1,732,521
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:31.629245
|
2025-06-03T22:27:30.324309
|
2025-06-04T10:09:05.446430
|
2025-06-04T11:35:05.738435
|
katılmıyorum, % 8,5 ne katılmıyorum ne de katılıyorum, % 21,5 katılıyorum ve % 12,5 kesinlikle katılıyorum cevaplarını verdikleri; Kadınların ise % 10,4 kesinlikle katılmıyorum, % 37,3 katılmıyorum, % 17,9 ne katılmıyorum ne de katılıyorum, % 18,9 katılıyorum ve % 15,4 kesinlikle katılıyorum cevaplarını verdikleri gözlemlenmektedir. Cinsiyete göre belli bir denge vardır. Ancak kadınların kararsızlık eğilimi de yüksektir.
Bu soruda ki-kare testini de kullandık. "Ki-kare", ilişkilerin saptanmasında ve değişkenler arasındaki farklılıkların belirlenmesinde kullanılan bir analiz yöntemidir. "Ki-kare analiz yöntemi frekans dağılımları üzerinden işlem yapan bir analiz yöntemidir. Sorumuzdaki din genel olarak gericiliktir ifadesine erkek bazında katılım düzeyi %34, kadınlar da ise %34,3 tür. Dığer taraftan bu görüşe katılmayan erkeklerin oranı %71,1 olmasına karşın kadınlarda katılmama oranı % 47,7'dır. Aradaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p=.001).
| | | Kesinlikle<br>Katılmıyorum | Katılmıyorum | Ne<br>Katılmıyorum<br>Nede<br>Katılıyorum | Katılıyorum | Kesinlikle<br>Katılıyorum | Toplam |
|----------------|----|----------------------------|--------------|-------------------------------------------|-------------|---------------------------|--------|
| 18-24 Yaş | n | 9 | 13 | 4 | 14 | 17 | 57 |
| | 96 | 15,8 | 22,8 | 7,0 | 24,6 | 29,8 | 100,0 |
| 25-34 Yaş | n | 30 | 54 | 14 | 23 | 22 | 143 |
| | 96 | 21,0 | 37,8 | 9,8 | 16,1 | 15,4 | 100,0 |
| 35-44 Yaş | n | 10 | 37 | 15 | 18 | 11 | 91 |
| | % | 11,0 | 40,7 | 16,5 | 19,8 | 12,1 | 100,0 |
| 45-54 Yaş | n | 9 | 18 | 15 | 17 | 6 | 65 |
| | 96 | 13,8 | 27,7 | 23,1 | 26,2 | 9,2 | 100,0 |
| 55-64 Yaş | n | 7 | 17 | 4 | 7 | 0 | 35 |
| | 96 | 20,0 | 48,6 | 11,4 | 20,0 | 0,0 | 100,0 |
| 65 Yaş ve üstü | n | 3 | 4 | 1 | 2 | 0 | 10 |
| | 96 | 30,0 | 40,0 | 10,0 | 20,0 | 0,0 | 100,0 |
## Tablo 8. Yaşa göre genel olarak din gericiliktir
|
|
594047
| 164
| 193
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9600346684455872,
"polygon": [
[
1489,
2092
],
[
1492,
352
],
[
274,
349
],
[
271,
2089
]
]
}
]
}
|
Narsisizm ve dindarlık ilişkisi / The relation between narcissism and religiosty
|
Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin narsisizm ve dindarlık ilişkisini çeşitli demografik ve psikososyal (cinsiyet, yaş, fakülte, sınıf, lise, hayatının büyük çoğunluğunun geçtiği yerleşim yeri, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.) açılardan incelemek ve açıklamaktır.
İlişkisel tarama modelindeki bu çalışmada anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini 2018-2019 İstanbul Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İlahiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi ve İktisat Fakültesi'nde okuyan 827 öğrencidir. Araştırmada ölçme aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin narsisizm düzeylerini belirlemek için Salim Atay tarafından 2009 yılında Türkçeleştirilen ve revizyonu yapılan 16 soruluk Narsisizm Kişilik Envanteri ve dindarlık düzeylerini belirlemek için Faruk Karaca (2001) tarafından standardize edilen 10 maddelik İçsel Dini Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre narsisizm ve dindarlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile cinsiyet, fakülte, mezun olunan lise, anne babanın hayatta olma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, günlük namaz kılma durumu, Kâbe'yi ziyaret etme isteği ve annenin dindarlık durumu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile yaş, sınıf, hayatın geçirildiği yerleşim yeri, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, annenin günlük namaz kılma durumu, babanın günlük namaz kılma durumu, babanın dindarlık düzeyi ve açık kimlikle sosyal medya hesabı kullanma arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
|
The objective of this research is to examine the relation of university students between narcissism and religiosity, demographically and psycho-socially with the variables of (gender, age, faculty, class, high school, residential place where most of the time spent, socio-economics conditions of family etc) and explain their interrelation.
In this study, questionnaire technique is applied in this relational screening model. Selected research field is 2017-2019 bachelors students, who study at the Istanbul University. The samplery of the research is 827 students, studying at the faculty of divinity, the faculties of medicine, the faculties of literature, the faculties of management and the faculties of economics. As a measurement instrument of participants, in order to find out their demographies, the personal information questionnaires are used. To document the narcissism levels of the students, 16 questions Narcissistic Personality Inventory, which was revised and translate into Turkish in 2009 by Salim Atay and Intrinsic Religious Motiviation Scale consisting of 10 articles that was developed in (2001) by Faruk Karaca, were used.
According to the research result, a meaningful co-relation between narcissism and religosity has been found. It has been found meaningful relation between narcistic levels and gender, faculty, graduated high school, the status of livehood of parents, education level of mother, education level of father, the condition of practising daily praying and passion to Kaba visit. There has not been identified an significant co-relation between narcissistic tendencies of students and age, class, residential place, socio-economic conditions of family, condition of praying of mother, condition of praying of father and social media presence with an open identity.
|
SADET KOCAGÖZ UZUN
|
594047
|
İstanbul Üniversitesi
|
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpOCZGAXN9Z4EXERZZ2yb6kY2WsBqtpDkYzzfANUc92R0
|
./data/pdfs/594047.pdf
| 1,848,572
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.023972
|
2025-06-03T22:27:30.935954
|
2025-06-04T10:09:05.455612
|
2025-06-04T11:35:06.120965
|
sonuç, "Öğrencilerin narsisizmin alt boyutları (otorite, kendine yeterlilik, üstünlük, teşhircilik, sömürücülük, hak iddia etme) ailenin sosyo-ekonomik durumu değişkenine göre farklılaşmaktadır. " hipotezimizi kendine yeterlilik, üstünlük ve hak iddia etme alt boyutlarında desteklenirken; sömürücülük, otorite ve teşhircilik alt boyutlarında ise reddedilmiştir.
Araştırmamızda merak edilen bir diğer soru anne babanın hayatta olma durumunun öğrencilerin narsisizm düzeylerinde anlamlı bir faklılaşmanın olup olmamasıdır. Oğrencilerin anne baba hayatta olma durumu ile narsisizm düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup anne babası her ikisi hayatta olanların ortalamaları daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu bulgu "Oğrencilerin narsisizm düzeyleri anne baba hayatta olma değişkenine göre farklılaşmaktadır." hipotezimizi desteklenmiştir. Oğrencilerin anne baba hayatta olma durumu ile narsisizmin alt boyutları arasından sömürücülükte anlamlı bir farklılaşma olduğu diğer boyutlarda ise anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu sonuca göre, "Öğrencilerin narsisizmin alt boyutları (otorite, kendine yeterlilik, üstünlük, teşhircilik, hak iddia etme) anne babanın hayatta olma değişkenine göre farklılaşmaktadır." hipotezimizi sömürücülük alt boyutu için desteklenirken; otorite, üstünlük, kendine yeterlilik, teşhircilik ve hak iddia etme alt boyutları için reddedilmiştir. Oğrencilerin anne eğitim düzeyi ile narsisizm eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki olup öğrencilerin anneleri lisans ve üzeri olanların narsisizm ortalamalarının en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Eğitim seviyesi yüksek annelerin daha başarılı, daha özgüvenli çocuk yetiştirelim düşüncesinde bir aşırılığa gidilmesi nedeniyle, eğitimli annelerin çocuklarında narsisizm düzeylerinin arttığı düşünülmektedir. Bu bulgu, "Oğrencilerin narsisizm düzeyleri anne eğitim düzeyi değişkenine göre farklılaşmaktadır. " şeklindeki hipotezimizi desteklenmiştır. Oğrencilerin narsisizm alt boyutlarındaki ilişkiye baktığımızda sadece üstünlük boyutunda bir farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre, "Oğrencilerin narsisizmin alt boyutları (otorite, kendine yeterlilik, üstünlük, teşhircilik, hak iddia etme aldıkları puanlar) anne eğitim değişkenine göre farklılaşmaktadır." şeklindeki hipotezimiz üstünlük alt boyutunda desteklenirken; otorite, kendine yeterlilik, teşhircilik, sömürücülük ve hak iddia etme alt boyutlarında reddedilmiştir.
|
|
600473
| 87
| 102
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9115039110183716,
"polygon": [
[
1493,
2129
],
[
1502,
203
],
[
169,
197
],
[
160,
2123
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8406038880348206,
"polygon": [
[
850,
2167
],
[
850,
2126
],
[
797,
2126
],
[
797,
2167
]
]
}
]
}
|
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesi / Investigation of middle school students' attitudes towards mathematics
|
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesidir. Bu kapsamda ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları incelenmiş ve tutumlarının çeşitli değişkenlere göre (cinsiyet, sınıf seviyesi, okul türü, algılanan ekonomik durum, okul dışında matematik takviye ders alma durumu, okul kurs/etütüne katılma durumu, matematik başarı ortalaması, genel başarı ortalaması, algılanan matematik başarısı, ailenin matematik başarı beklentisi, matematik öğretmenini sevme düzeyi, anne eğitim seviyesi, baba eğitim seviyesi) farklılaşma durumları sorgulanmıştır.
Araştırma genel tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki ortaokul öğrencileri, örneklemini ise 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin altı farklı ilçesindeki birer ortaokul, özel ortaokul ve imam hatip ortaokulunda öğrenim gören 1080 öğrenci oluşturmaktadır.
Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları Önal (2013) tarafından geliştirilmiş olan 22 maddelik Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği (MTÖ) kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri SPSS 15.0 programı aracılığıyla betimsel modelde ve karşılaştırma testleri yapılarak çözümlenmiştir. Öncelikle verilerin normal dağılımı sınanmış ve normal dağılım elde edilemediğinden dolayı verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan teknikler kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (yüzde, ortalama, standart sapma); ikili grupların karşılaştırılmasında (cinsiyet, okuldaki kurs/etütlere katılma durumu) non-parametrik testlerden ilişkisiz ölçümler için Mann-Whitney-U testi; üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında (sınıf seviyesi, okul türü, algılanan gelir düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, matematik başarı düzeyi, genel başarı düzeyi, algılanan başarı düzeyi, ailenin algılanan başarı beklenti düzeyi, matematik öğretmenini sevme düzeyi) Kruskall Wallis-H Testi ve bu test sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılıkların kaynağını belirlemek üzere Mann-Whitney U testi sonuçlarına yer verilmiştir.
Araştırmadan elde edilen belli başlı sonuçlar şu şekildedir:
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları yüksektir. Kız öğrencilerin matematiğe çalışmaya yönelik çalışmalarının ve matematiğe yönelik kaygılarının erkek öğrencilere göre daha fazla olduğu söylenebilir. Sınıf seviyesi yükseldikçe öğrencilerin ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının azaldığı; kaygılarının arttığı görülmüştür. Özel ortaokul öğrencilerinin imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre çalışma, gereklilik ve genel tutumları daha olumlu; diğer ortaokul türlerine göre, özel ortaokul öğrencileri daha az kaygılı ve ortaokul öğrencileri imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre matematiğe daha ilgilidir. Gelir seviyelerinin yüksek olduğunu düşünen öğrencilerin matematiğe yönelik genel tutumlarının daha yüksek, kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Okul dışında matematik takviye dersi alan ve almayan öğrencilerin tutumları arasında fark bulunmamıştır. Okul kurs/etütüne katılan öğrencilerin katılmayanlara göre ve matematik dersi ortalaması ile genel başarı ortalaması yüksek olan öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu görülmüştür. Algıladıkları matematik başarıları ile ailelerinin kendilerinden bekledikleri matematik başarısının yüksek olduğunu düşünen ve matematik öğretmenlerini sevenlerin öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek olduğu ve kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Anne ve baba eğitim durumu değişkenlerinde eğitim durumu yüksek olan anne babaların çocuklarının matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir.
Anahtar Sözcükler: Matematik eğitimi, matematik dersi, matematik tutumu, matematik kaygısı
|
The aim of this research is to examine the middle school students' attitudes toward mathematics. Within this framework, the attitudes of middle school students toward the mathematics have been examined, and the differences in their attitudes based on some variables (gender, grade level, type of school, perceived economic status, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) have been questioned.
The study was conducted based on the comparison survey model within the scope of the general survey model. The population of this study consists of middle school students in İstanbul and the sample was composed of 1080 students from public middle schools, private middle schools and Islamic divinity middle schools from six different districts of Istanbul. 22-item Attitudes towards Mathematics Scale which was developed by Önal (2013) is used to investigate the students' attitudes toward mathematics. The data was analyzed with descriptive and difference tests using SPSS (15.0). Firstly, the normal distribution of the data was tested and non-parametric techniques were used to analyze the data since the normal distribution could not be obtained. While analyzing the data, descriptive statistics (percentage, mean, standard deviation); non-parametric tests for the comparison of binary groups (gender, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude), Mann-Whitney U test for the unrelated measurements, Kruskal-Wallis H test for the comparison of three or more groups (grade level, type of school, perceived economic status, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) and –in the statistically significant results- in order to define the source of the differences, Mann-Whitney U test were used.
Some of the main results are as follows: Students have positively high attitudes towards mathematics. Female students have more positive general attitudes and more anxiety than male students. It is seen that interest, study, neccesity and general attitudes are getting decreased and anxiety is getting increased while the grade level is getting higher.
Private middle school students' study, neccesity and general attitudes are positively more than islamic divinity middle school students, private middle school students have less anxiety than the other school types and general school students are more interested in mathematics than islamic divinity middle school.
It can be said that, the attitudes of students towards mathematics who think that income levels are high have higher interest, study, neccesity and general attitudes and their anxiety is lower. There are not difference between students taking and not taking reinforecement math cources out of school time. The students attend school cource/etude and have high mathematics achievement average and overall achievement average have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety is found lower.
It can be said that the students who think perceived mathematics achievement and mathematics achievement expectation of family are high and like math teacher teacher have more positive attitudes in interest, study, neccesity and general attitudes and lower anxiety. In the variables of educational status of parents, students who have parents with high educational status have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety can be said to be lower.
Keywords: Mathematics Education, Mathematics Lesson, Attitudes Towards Mathematics, Math Anxiety.
|
NESLİHAN CITDIR
|
600473
|
Marmara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBk2Mw-tP-7KgW95QlJUKDq1SqaNRbdWO2tvSJ_w8SekD
|
./data/pdfs/600473.pdf
| 2,508,967
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.152908
|
2025-06-03T22:30:46.987330
|
2025-06-04T10:09:05.797380
|
2025-06-04T11:35:06.349503
|
uzaklaşacakları, matematığe ilgi duyup çalışacakları ve matematığı gerekli görecekleri işbirlikli öğrenme ortamları hazırlanabilir.
- b. Oğrencilerin başarılarının olduğu kadar düşüncelerinin de dikkate alındığını bildikleri bütüncül değerlendirme araçları kullanılabilir.
- c. Okullardaki rehber öğretmenlerin matematik öğretmenlerine yönelik genelde kaygı, özelde ise matematik kaygısı konusunda bilgilendirici seminerler vermesi sağlanabilir.
- d. Okul rehberlik servisi tarafından ortaokulda sınıf seviyesi arttıkça daha çok karşılaşılan ergenlik döneminin fiziksel, sosyal ve duygusal etkileri hakkında öğrencilere ve velilere bilgilendirme yapılabilir.
- e. Ortaokuldan liseye geçiş ile ilgili öğrenci ve veliler bilgilendirilmeli; oluşması muhtemel kaygılar en aza indirilmeye çalışılabilir.
- f. Velilerin öğrencilerin tutumlarını fark etmelerini ve olumlu tutumlar geliştirmelerine katkı sağlayacak farkındalık eğitimleri ve etkinlikleri planlanabilir.
- g. Kız öğrencilerin matematiğe yönelik kaygılarını azaltmaya çalışmak adına, ders kitaplarında ve okullarda örtük programlarda toplumsal cinsiyet unsurları içeren öğeler düzenlenebilir ve matematik tarihi kapsamında başarılı kadın matematikçiler ile ilgili bilgiler ile ilgili etkinlikler düzenlenerek kız öğrencilerin matematiğe yönelik kaygılarının azaltılmasına yönelik öğrenme ortamları oluşturulabilir.
-
- h. Sınıf içinde matematığe yönelik ilgi ve çalışmanın artmasına yardımcı olması adına, MEB tarafından sınıf mevcutlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar artırılabilir.
- i. Oğrencilerin tutumlarını ölçmeye yönelik ölçek veya ölçekler elektronik ortamda e-okul sistemi üzerinden dönem başında ve sonunda olmak üzere uygulanarak öğrencilerin tutumlarının değişimleri MEB tarafından takip edilebilir ve matematik öğretim programında ve öğretim ortamlarında gerekli düzenlemeler için çalışmalar yapılabilir.
- j. Oğretmenler kendilerini geliştirdikçe, öğrenme ortamları gelişır. Meb tarafından matematık öğretmenlerinin mesleki donanımını artırmak için hizmetiçi eğitimler (matematikte eğitsel oyunlar, matematik eğitiminde yöntem ve teknikler vs.) düzenlenebilir.
## 5.2.2. Araştırmacılara Yönelik Öneriler
İleriki araştırmalara yönelik önerileri şöyle sıralayabiliriz:
a. Bu araştırma üst eğitim kademeleri olan ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinde veya bir alt eğitim kademesi olan ilkokul düzeyinde de yapılabilir.
|
|
658323
| 58
| 285
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9350797533988953,
"polygon": [
[
220,
1931
],
[
1486,
1931
],
[
1485,
276
],
[
220,
276
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8834601640701294,
"polygon": [
[
895,
168
],
[
896,
121
],
[
839,
119
],
[
838,
166
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.747952401638031,
"polygon": [
[
1458,
2098
],
[
1458,
1994
],
[
241,
1994
],
[
241,
2098
]
]
}
]
}
|
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
|
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir.
Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir.
Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
|
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these.
In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated.
The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported.
Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
|
MUHAMMET ÇEVİK
|
658323
|
Fırat Üniversitesi
|
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
|
./data/pdfs/658323.pdf
| 5,271,585
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.588161
|
2025-06-03T22:33:58.494836
|
2025-06-04T10:09:07.553643
|
2025-06-04T11:35:06.743315
|
(Maide 90-91)'. Hatta sağlığa zararı kesinleştikten sonra yeni bilgiler ışığında sigaranın dahi haram olduğu yönünde fetvalar verilmiştir (Güngör, 2016). Dolayısıyla madde kullanımı öncelikle bazı maddelere ilişkin açık hükümlerden ötürü yasak kapsamındadır. Bunların yasaklanmasına dair gerekçelerden hareketle benzer etkilere sahip olup da ismen zikredilemeyen maddeler de aynı şekilde yasak olarak kabul edilmektedir (Müslim, Eşribe, 73-75). İkinci olarak madde kullanımı, sağlığa etkileri bakımından yasaklanmaktadır ki vücutta meydana getirdiği tahribat da bir sağlık sorunu olarak dinin önemsediği bir sorundur (Bakara 195). Uçüncüsü, her din, müntesiplerinin tercihlerini ve eylemlerini özgür iradesi ile yapmasını öngörür. Bağımlılık ise insan eylemleri üzerindeki zorlayıcı etki ile insan iradesine yön vermektedir. Dolayısıyla kişinin dini tutum ve davranışlarını etkilemektedir. Dördüncüsü madde temini için harcanan para, madde kullanımı esnasında geçirilen boş zaman gibi durumlar israf anlayışı (A'raf 31) çerçevesinde ahlaki olarak da olumsuzlanmaktadır. Beşincısı, madde kullananların ailelerine, yakın çevrelerine ve toplumun daha geniş kesimlerine verdiği zarar veya yönelttiği potansiyel tehdit, toplum düzenini tesis etmeyi de hedefleyen kurumsal dinler için bir sorundur.
İslam dini, toplumsal dayanışmayı ve istikrarı teşvik eder. Bunun için
Müslümanlar arasında kardeşlik ve ümmet bağı tesis etmeyi hedefler. (Hucûrat 10; Ali-i Imran 104, 110). Iyilik yapmak ve Allah'ın emirlerini yerine getirmek konusunda yardımlaşmayı emreder (Maide 2; Zuhruf 32). Bu kolektif sorumluluk duygusu, Müslümanların toplum içindeki yerini ve sosyal ilişkilerinin mahiyetini de tayin eder. İslam, yalnızca bireyin refahı ile ilgilenmez; daha geniş bir toplumsal refah ihdas etmeyi amaçlar. Müslüman toplumlar -ideal olarak- Cennet'i yeryüzünde gerçekleştirmek zorunda olan toplumlardır (Mardın, 2013). İyiliği emretmek, kötülükten men etmek, ahlaklı yaşamak, yardımlaşmak vb. gibi daha birçok ilke bu ideali gerçekleştirmenin araçlarıdır.
Yukarıda belirtilen nedenler, dini duyarlılığı olan insanların çeşitli sosyal konularla beraber madde kullanımı ve bağımlılık konusunda faaliyet göstermesine yol açmaktadır. Dinler genel itibariyle bireyci bır anlayışta değildir ve bir dinin müntesipleri
<sup>1</sup> Ayet-i Kerime mealleri verilirken Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kur'an-ı Kerim Mealinden (2012) yararlanılmıştır. Hadis kaynağı olarak El-Hâzımî'nin (2007) Yedi Hadis İmamının İttifak Ettiği Hadisler adlı eserinden yararlanılmıştır.
|
|
323693
| 80
| 91
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.6840412616729736,
"polygon": [
[
799,
2186
],
[
800,
2149
],
[
750,
2148
],
[
748,
2184
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.678694486618042,
"polygon": [
[
1424,
2113
],
[
1434,
241
],
[
140,
233
],
[
130,
2106
]
]
}
]
}
|
Laubıe ve genelleştirilmiş fesenko karşılıklılık ilkelerinin ilişkisi üzerine / On the relationship between laubie and generalized fesenko reciprocity principle
|
Bir F yerel cisminin Tamamen dallanmış APF genişlemeleri için Abelyen olmayan karşılıklılık yasaları Fesenko tarafından, Hazewinkel ve Neukirch-Iwasawa'nın çalışmaları genelleştirilerek inşa edilmiştir. Bu çalışmada, F yerel cisminin her Galois genişlemesi için, karşılıklılık yasaları, yerel Fesenko karşılıklılık yasaları inşa edilerek ve Koch felsefesine göre, abelyen olmayan yerel sınıf cisim kuramı inşa edilmiştir. Bunun için Fontaine-Wintenberger tarafından geliştirilmiş olan, yerel cisimlerin APF genişlemeleri ve bu APF genişlemelerine bağlı olarak norm cisimleri kuramı ele alınmıştır. Ardından da, Koch felsefesine göre, abelyen olmayan, yerel sınıf cisim kuramının inşası gerçekleştirilmiştir. Böylece, Fesenko anlamında abelyen olmayan yerel sınıf cisim kuramı ile, Laubie anlamında abelyen olmayan yerel sınıf cisim kuramı karşılıklı incelenebilmiştir. Bu ise Laubie'nin çalışmasının, İkeda-Serbest'in çalışmasının özel bir hali olarak elde edilebileceğini göstermiştir.
|
Abelien extension of the given field F and describing the arithmethical properties of these extensions via the algebraic and anlytic objects related to just the base field F is called as the local abelian class field theory. Another the most important problem in the modern number theory is reconstructing the theory to also non-abelien extensions of local field F.There are two main methods by which are developed by Langlands and Koch. Koch?s method is generalized to non-abelien extensions of local field F by Fesenko and Koch-de Shalit. Then after, Koch?s method is progressed in two different branches. The work of Koch-de Shalit is extended by Laubie and a non-abelien local class field theory is constructed. On the other hand, İkeda and Serbest are examined the Fesenko?s method to a different non-abelien local class field theory. The work of Fesenko is much more general than the work of Koch-de Shalit.In this thesis, it is studied the relationship between the non-abelien local class field theories in the sense of Fesenko and in the sense of Laubie.
|
ABDULLAH SERDAR KAZANCIOĞLU
|
323693
|
İstanbul Teknik Üniversitesi
|
Matematik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2012
|
Türkçe
|
Doktora
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=rcbWnuqW6HxCZ_98ARapgqI_PCBXJ7g7SQ1MaSkWH82lVJ6HnluoRm13W9w4UkxM
|
./data/pdfs/323693.pdf
| 424,946
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.821901
|
2025-06-03T22:33:57.785423
|
2025-06-04T10:09:07.562263
|
2025-06-04T11:35:06.837169
|
taban değişimine göre fonktörseldir; şöyle ki, F/K herhangi bir φ4-uyumlu ve genişleme derecesi sonlu bir cisim genişlemesi ise, bir üstte verilen taban değişim karesi değişmeli olacaktır. Burada, taban değişim karesinin sol ve sağ düşey okları, aşağıda verilen değişmeli çizge ile tanımlanmıştır:
$$\nabla\_F^{(\mathfrak{q}^d)} \xleftarrow[\!\!\!\_{F/K}^{(\mathfrak{q}^d)}]} \ G\_F \xleftarrow[\!\!\!\_{F}^{(\mathfrak{q}^d)}] \to \!\!\!\_{F}^{(\mathfrak{q}^d)}$$
$$\mathcal{N}\_{F/K}^{\mathcal{N}\text{Feank},\infty} \bigcup \mathcal{C} \text{perm} \qquad \bigcup \mathcal{C}\_{F/K}^{\text{Lanible},\infty} \tag{6.51}$$
$$\nabla\_K^{(\mathfrak{q})} \xleftarrow[\!\!\!\_{K}^{(\mathfrak{q})}] \quad G\_K \xleftarrow[\!\!\!\_{K}^{(\mathfrak{q})}] \to \!\!\!\_{K}^{(\mathfrak{q})}$$
Bu çizge aynı zamanda, 6.3 numaralı teoremde verilen taban değişme karesinin değişmeli olduğunu ispatlar.
## 6.4 Dallanma Kuramı
Tezimizin bu son kısmındaki amacımız, aşağıdaki teoremin ispatlanması olacaktır.
Teorem 6.4 Yönlü küme (2) × 2) üzerinde indekslenmiş Z>0 değerli ve artan bir i = (i(n,a)) neti için, K cismine bağlı mukayese izomorfizması
$$\ell\_K^{(\mathfrak{q})} : \nabla\_K^{(\mathfrak{q})} \xrightarrow{\sim} \mathcal{G}\_K^{(\mathfrak{q})} \tag{6.52}$$
aşağıda verilen
$$\ell\_K^{(\mathfrak{\phi})}:\_1(\nabla\_K^{(\mathfrak{\phi})}) \underline{\mathfrak{\phi}}^{(\mathfrak{j})} \longrightarrow (\mathcal{G}\_K^{(\mathfrak{\phi})}) \underline{\mathfrak{\phi}}^{Laubie}(\mathfrak{j}) \tag{6.53}$$
izomorfizmasına kısıtlanır. Burada bahsi geçen φ(i) ve φ-aubie (i) ifadeleri sırasıyla (4-(n) /x ((n,d)) ve (qubie (i(n,d)) netlerini göstermektedir.
Inşa ettiğimiz, K yerel cismine bağlı
$$\ell\_K^{(\mathfrak{\phi})} : \nabla\_K^{(\mathfrak{\phi})} \xrightarrow{\sim} \mathcal{G}\_K^{(\mathfrak{\phi})} \tag{6.54}$$
mukayese izomorfizması altında, İkeda ve Serbest [7, 16] çalışmasında verilen ▽(9) grubunun "ince süzümü", gen grubunun -bu kısımda inşa edilecek olan- "ince süzümü" ile uyumludur.
Her zaman olduğu gibi L/K, bir sonsuz ve φ4-uyumlu APF-Galois cisim genişlemesini göstersin. Her 0 ≤ w ∈ Z için, L/K genişlemesine bağlı ΦΥΥΚ
|
|
254870
| 113
| 181
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9472631216049194,
"polygon": [
[
1470,
2047
],
[
1476,
1032
],
[
301,
1025
],
[
295,
2040
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9453215003013611,
"polygon": [
[
352,
917
],
[
1405,
912
],
[
1402,
409
],
[
350,
413
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8913128972053528,
"polygon": [
[
1506,
161
],
[
1507,
110
],
[
1447,
109
],
[
1446,
160
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8263091444969177,
"polygon": [
[
1446,
1003
],
[
1446,
926
],
[
364,
923
],
[
364,
1001
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.752352774143219,
"polygon": [
[
1455,
355
],
[
1455,
223
],
[
349,
222
],
[
349,
353
]
]
}
]
}
|
Resimlemelerarası ilişkilere dayalı çocuk kitaplarında karşılaşılan resimleme ve tasarım sorunları ve bir uygulama / The illustration and graphic design problems encountered in the interpictural relations driven children?s books and an application
|
Öncü, Melda. Resimlemelerarası İlişkilere Dayalı Çocuk Kitaplarında Karşılaşılan Resimleme ve Tasarım Sorunları ve Bir Uygulama, Sanatta Yeterlik Tezi, Ankara, 2008.Metinlerarası ilişkiler, genel olarak yeni bir yaratımda, eski yapıtlardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirilen tüm etkilenimleri kapsayan oldukça geniş bir inceleme alanıdır. Gerçekte, bir yapıtın başka bir yapıttan etkilenmesi ya da içerisinde önceki bir yapıttan parçalar taşıması durumunun tarihi oldukça eskilere uzanmakla birlikte, bu durumun yapıt incelemelerine, eleştirilerine ve yorumlamalarına yeni bir bakış açısı getirebileceğinin fark edilmesi ve konuya ilişkin kuramların oluşturulması yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve ilk olarak yazın alanında gerçekleşmiştir.Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern yapısına kavuşan resimli çocuk kitapları alanında da metinlerarasılığın giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bu uygulamalar, resimli kitapların yalnızca metinlerinde değil resimlemelerinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada, metinlerarası yöntemler içinde yer alan öykünme (pastiş), alıntı ve yansılamanın (parodi), kitap resimlemelerinde gerçekleştirilmiş olan uygulamaları, resimlemelerarası ilişkiler ana başlığı altında, örnekler üzerinden incelenmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde, resimli kitapların giderek karmaşıklaşan ve söz konusu uygulamalara açık hale gelen yapısı üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, çocuk kitaplarında resimlemelerarası ilişkilere dayalı uygulamalar çeşitli örnekler üzerinden incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, bu çalışma için özgün bir içerikle kurgulanan resimlemelerarası ilişkilere dayalı bir çocuk kitabının yapım aşamaları ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.Yapılan araştırmalar ve uygulama çalışmasının sonucunda resimlemelerarası ilişkilerin, hem yaratıcı hem de okur açısından karmaşık ve keyifli bir hazırlama ile algılama sürecine sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcının yapıtında önceki yapıtlarla kurduğu bağlantılar, önceki yapıtlara ilişkin bilgisi ve deneyimleriyle bire bir ilişkilidir. Bu bağlantıların okura ne kadar gizli ya da açık bir şekilde sunulacağı da, yaratıcının okurda oluşturmak istediği etkiye göre belirlenmektedir. Yaratıcı, önceki yapıtlara ait parçaları, yeni kurgusu içerisine okurda yaratmak istediği etkiye uygun bir şekilde yerleştirmiş ve okurun bu parçaları keşfetmesi için sahneden çekilmiştir. Okurun, yaratıcının önceki yapıtlarla kurduğu bağlantıları fark edebilmesi, yeni bütün içerisindeki eski parçayı ya da parçaları keşfetmesi, bu parçaların eski bağlamları ve şu an içerisinde bulunduğu yeni parçalarla ilişkilerini anlamlandırması, bütünüyle okurun kişisel bilgi ve becerilerine dayanmaktadır.Anahtar Sözcükler Metinlerarası İlişkiler, Resimlemelerarası İlişkiler, Görüntülerarası İlişkiler, Resimli Çocuk Kitabı, Resimleme, Modernizm, Grafik Tasarım, Alıntı, Öykünme, Yansılama.
|
Öncü, Melda. The Illustration and Graphic Design Problems Encountered in the Interpictural Relations Driven Children?s Books and An Application, Ph. D. in Art Dissertation, Ankara, 2008.Intertextual relationships are, in general, wide range of analysis areas in new creations that include concious and unconcious influences of former work of art. Despite the fact that a work being influenced by another work or carrying parts of a former work dates back to history, especially after the first half of the twentieth century and first in literature area, it has been realised that this reality brings a new point of view to analysis, critism and comment on art works and develop hypothesis related to the subject.It has been observed that the intertextuality is being used more common also in the children?s picture books that reached their modern structure, especially by the second half of the twentieth century. But these implementations could be realised not only in the texts of the picture books but also in the illustrations. In this study, the applications of the imitation, quotation and parody included in the intertextual methods realised in the book illustrations, are studied using samples, under the interpictural relationships headline.In the first part of the study, the structure of the picture books that are getting more complicated and becoming open to such applications are being emphasised. In the second part, the applications in the children?s books based on interpictural relationships are being examined using examples. In the third part of the study, the production stages of a children book based on interpicturality edited with an original content for this study are presented in detail.As a result of the researches and application studies, interpicturality is observed to hold a sophisticated and joyous preperation and perception process both by the creator and the reader. The links of the creator with his former works, his knowledge and experience on former works are closely related. How detailed or undetailed these links will be presented to the reader is determined by the desired effect on the reader by the creator. The creator has placed the pieces of the former works in its new editing, according to the effect he wants to create on the reader and drew off the stage to let the reader discover these pieces. The realisation of the reader of the links with the former works by the creator, the discovery of the former piece or pieces in the new whole, the context of these pieces and to give a meaning to the relationship with the new pieces inside, totally depend on the reader?s personal knowledge and skills.Key Words Intertextuality, Interpicturality, Intervisuality, Children?s Picture Book, Illustration, Modernism, Graphic Design, Quotation, Imitation, Parody.
|
MELDA ÖNCÜ
|
254870
|
Hacettepe Üniversitesi
|
Grafik Ana Sanat Dalı
|
2008
|
Türkçe
|
Sanatta Yeterlik
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdgN9WxqsXIZFbLM6YRKUpsHfCVFUlgNKD1OiVK9Qopax
|
./data/pdfs/254870.pdf
| 31,497,672
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:31.852225
|
2025-06-03T22:27:33.507644
|
2025-06-04T10:09:07.948163
|
2025-06-04T11:35:07.352160
|
masal kahramanlarına götüren neşeli postacıdır (jolly postman). Yanı Jolly Postman masal kahramanlarının postacısıdır.

68. Görüntü: The Jolly Postman or Other People's Letters'ta neşeli postacı kurtun evinde (solda), Kırmızı Başlıklı Kızın avukatlarından gelen mektup (sağda), (Ahlberg ve Ahlberg, 2006).
Yine masal sonrası masal uygulamasının bu kitapta da gerçekleştiği görülmektedir. Çünkü, postacının taşıdığı mektupların hepsi, ana metinlerdeki öyküler bittikten sonra gerçekleşen gelişmeleri içermektedir. Örneğin, kırmızı başlıklı kızın avukatları tarafından kurta yazılan mektupta, kurtun bir an önce kırmızı başlıklı kızın anneannesinin evini boşaltması ve onun kıyafetlerini giymekten vazgeçmesı istenilmektedir. Aynı mektupta Three Little Pigs şirketinin de, kurtun evlerine verdiği hasar nedeni ile davacı olacakları vurgulanmaktadır, vb. Kitabı, basit bir kesyap ya da yap-takçı bir anlayışın ötesine geçirip bir yansılama olmasını sağlayan da, bu mektupların ve resimlemelerin içerikleridir.
Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzere, peri ve halk masallarının yansılandığı kitaplarda, çoğunlukla yansılanan, ana metinlerin biçemi değil içeriği olduğundan, metin ve resimlemelerde de yeni içeriğin etkin bir şekilde sunulabilmesi için gerekli olan ve çoğunlukla ana metnin biçeminden farklı yeni bir biçemin tercih edildiği görülmektedir. Bu durumda, yaratılan biçem her kitapta ulaşılmak istenilen etkiye göre değişmektedir. Bu türden bir yansılamayı içeren resimlemelerde, biçem eski dönemleri yansıtmamakta (ya da karikatürize bir gerçekçilikle yansıtmakta), ancak resimlemelerde
|
|
600473
| 88
| 102
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8335988521575928,
"polygon": [
[
854,
2175
],
[
854,
2117
],
[
791,
2117
],
[
790,
2175
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8194865584373474,
"polygon": [
[
1460,
490
],
[
1460,
181
],
[
226,
181
],
[
226,
490
]
]
}
]
}
|
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesi / Investigation of middle school students' attitudes towards mathematics
|
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesidir. Bu kapsamda ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları incelenmiş ve tutumlarının çeşitli değişkenlere göre (cinsiyet, sınıf seviyesi, okul türü, algılanan ekonomik durum, okul dışında matematik takviye ders alma durumu, okul kurs/etütüne katılma durumu, matematik başarı ortalaması, genel başarı ortalaması, algılanan matematik başarısı, ailenin matematik başarı beklentisi, matematik öğretmenini sevme düzeyi, anne eğitim seviyesi, baba eğitim seviyesi) farklılaşma durumları sorgulanmıştır.
Araştırma genel tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki ortaokul öğrencileri, örneklemini ise 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin altı farklı ilçesindeki birer ortaokul, özel ortaokul ve imam hatip ortaokulunda öğrenim gören 1080 öğrenci oluşturmaktadır.
Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları Önal (2013) tarafından geliştirilmiş olan 22 maddelik Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği (MTÖ) kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri SPSS 15.0 programı aracılığıyla betimsel modelde ve karşılaştırma testleri yapılarak çözümlenmiştir. Öncelikle verilerin normal dağılımı sınanmış ve normal dağılım elde edilemediğinden dolayı verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan teknikler kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (yüzde, ortalama, standart sapma); ikili grupların karşılaştırılmasında (cinsiyet, okuldaki kurs/etütlere katılma durumu) non-parametrik testlerden ilişkisiz ölçümler için Mann-Whitney-U testi; üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında (sınıf seviyesi, okul türü, algılanan gelir düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, matematik başarı düzeyi, genel başarı düzeyi, algılanan başarı düzeyi, ailenin algılanan başarı beklenti düzeyi, matematik öğretmenini sevme düzeyi) Kruskall Wallis-H Testi ve bu test sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılıkların kaynağını belirlemek üzere Mann-Whitney U testi sonuçlarına yer verilmiştir.
Araştırmadan elde edilen belli başlı sonuçlar şu şekildedir:
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları yüksektir. Kız öğrencilerin matematiğe çalışmaya yönelik çalışmalarının ve matematiğe yönelik kaygılarının erkek öğrencilere göre daha fazla olduğu söylenebilir. Sınıf seviyesi yükseldikçe öğrencilerin ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının azaldığı; kaygılarının arttığı görülmüştür. Özel ortaokul öğrencilerinin imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre çalışma, gereklilik ve genel tutumları daha olumlu; diğer ortaokul türlerine göre, özel ortaokul öğrencileri daha az kaygılı ve ortaokul öğrencileri imam hatip ortaokulu öğrencilerine göre matematiğe daha ilgilidir. Gelir seviyelerinin yüksek olduğunu düşünen öğrencilerin matematiğe yönelik genel tutumlarının daha yüksek, kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Okul dışında matematik takviye dersi alan ve almayan öğrencilerin tutumları arasında fark bulunmamıştır. Okul kurs/etütüne katılan öğrencilerin katılmayanlara göre ve matematik dersi ortalaması ile genel başarı ortalaması yüksek olan öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu görülmüştür. Algıladıkları matematik başarıları ile ailelerinin kendilerinden bekledikleri matematik başarısının yüksek olduğunu düşünen ve matematik öğretmenlerini sevenlerin öğrencilerin matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek olduğu ve kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir. Anne ve baba eğitim durumu değişkenlerinde eğitim durumu yüksek olan anne babaların çocuklarının matematiğe yönelik ilgi, çalışma, gereklilik ve genel tutumlarının daha yüksek; kaygılarının daha düşük olduğu söylenebilir.
Anahtar Sözcükler: Matematik eğitimi, matematik dersi, matematik tutumu, matematik kaygısı
|
The aim of this research is to examine the middle school students' attitudes toward mathematics. Within this framework, the attitudes of middle school students toward the mathematics have been examined, and the differences in their attitudes based on some variables (gender, grade level, type of school, perceived economic status, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) have been questioned.
The study was conducted based on the comparison survey model within the scope of the general survey model. The population of this study consists of middle school students in İstanbul and the sample was composed of 1080 students from public middle schools, private middle schools and Islamic divinity middle schools from six different districts of Istanbul. 22-item Attitudes towards Mathematics Scale which was developed by Önal (2013) is used to investigate the students' attitudes toward mathematics. The data was analyzed with descriptive and difference tests using SPSS (15.0). Firstly, the normal distribution of the data was tested and non-parametric techniques were used to analyze the data since the normal distribution could not be obtained. While analyzing the data, descriptive statistics (percentage, mean, standard deviation); non-parametric tests for the comparison of binary groups (gender, taking reinforecement math cources out of school time, attending school course etude), Mann-Whitney U test for the unrelated measurements, Kruskal-Wallis H test for the comparison of three or more groups (grade level, type of school, perceived economic status, mathematics achievement average, overall achievement average, perceived mathematics achievement, mathematics achievement expectation of family, liking math teacher, mother education level, father education level) and –in the statistically significant results- in order to define the source of the differences, Mann-Whitney U test were used.
Some of the main results are as follows: Students have positively high attitudes towards mathematics. Female students have more positive general attitudes and more anxiety than male students. It is seen that interest, study, neccesity and general attitudes are getting decreased and anxiety is getting increased while the grade level is getting higher.
Private middle school students' study, neccesity and general attitudes are positively more than islamic divinity middle school students, private middle school students have less anxiety than the other school types and general school students are more interested in mathematics than islamic divinity middle school.
It can be said that, the attitudes of students towards mathematics who think that income levels are high have higher interest, study, neccesity and general attitudes and their anxiety is lower. There are not difference between students taking and not taking reinforecement math cources out of school time. The students attend school cource/etude and have high mathematics achievement average and overall achievement average have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety is found lower.
It can be said that the students who think perceived mathematics achievement and mathematics achievement expectation of family are high and like math teacher teacher have more positive attitudes in interest, study, neccesity and general attitudes and lower anxiety. In the variables of educational status of parents, students who have parents with high educational status have higher interest, study, neccesity and general attitudes towards mathematics; anxiety can be said to be lower.
Keywords: Mathematics Education, Mathematics Lesson, Attitudes Towards Mathematics, Math Anxiety.
|
NESLİHAN CITDIR
|
600473
|
Marmara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Dijital Medya Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBk2Mw-tP-7KgW95QlJUKDq1SqaNRbdWO2tvSJ_w8SekD
|
./data/pdfs/600473.pdf
| 2,508,967
| true
| true
| true
|
2025-06-03T15:13:32.152908
|
2025-06-03T22:30:46.987330
|
2025-06-04T10:09:09.663500
|
2025-06-04T11:35:07.747162
|
- b. Öğrencilerin matematik tutumun incelenmesi ile beraber başarı, motivasyon, kaygı, özyeterlik ve özgüven değişkenlerini de göz önüne alarak çalışmalar yapılabilir.
- c. Öğrencilerlin matematiğe yönelik tutumları nitel çalışma ile belirlenebilir.
- d. Ebeveynlerin öğrenciler üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak ebeveynlerin matematiğe yönelik tutumları incelenebilir.

## 1 1
|
End of preview. Expand
in Data Studio
README.md exists but content is empty.
- Downloads last month
- 10