Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
image_data
imagewidth (px)
1.02k
3.82k
document_id
stringclasses
19 values
page_num
int64
1
169
total_pages
int64
54
231
predictions
dict
title
stringclasses
19 values
abstract_tr
stringclasses
19 values
abstract_en
stringclasses
19 values
author
stringclasses
19 values
thesis_id
stringclasses
19 values
university
stringclasses
16 values
department
stringclasses
17 values
year
stringdate
2002-01-01 00:00:00
2022-01-01 00:00:00
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
4 values
keyword_abd
stringclasses
1 value
original_url
stringclasses
19 values
file_path
stringclasses
19 values
file_size_bytes
int64
673k
103M
download_success
bool
1 class
extraction_success
bool
1 class
prediction_success
bool
1 class
download_timestamp
stringdate
2025-06-03 15:37:01
2025-06-03 15:37:07
extraction_timestamp
stringdate
2025-06-04 02:10:13
2025-06-04 02:34:02
prediction_timestamp
stringdate
2025-06-04 14:52:32
2025-06-04 15:01:51
hf_processing_timestamp
stringdate
2025-06-04 17:43:50
2025-06-04 17:48:35
text
stringlengths
7
21.9k
431566
24
88
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.9307149052619934, "polygon": [ [ 1367, 1729 ], [ 1382, 912 ], [ 314, 892 ], [ 299, 1710 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8958919644355774, "polygon": [ [ 916, 2247 ], [ 916, 2195 ], [ 855, 2195 ], [ 855, 2247 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8465065956115723, "polygon": [ [ 1428, 790 ], [ 1428, 210 ], [ 331, 210 ], [ 331, 790 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.6068689823150635, "polygon": [ [ 328, 2103 ], [ 1405, 2101 ], [ 1405, 1817 ], [ 327, 1819 ] ] } ] }
Üçlü negatif meme karsinom olgularında immunohistokimyasal yöntemle PARP-1, P-MTOR, sitokeratin 5/6 ve sitokeratin 14 ekspresyonunun değerlendirilmesi / Evaluation of PARP-1, P-MTOR, cytokeratin 5/6 and cytokeratin 14 expression immunohistochemically in triple negative breast cancer
Üçlü negatif meme karsinomları (ÜNMK) immunohistokimyasal olarak ER, PR, HER2 negatif tümörler olup tüm meme kanserlerinin ortalama %10-20'sini oluştururlar. ÜNMK'ları içerisinde en büyük grubu bazal benzeri grup oluşturmaktadır. Bazal benzeri meme tümörleri, bazal sitokeratin ekspresyonu gösteren, yüksek proliferatif aktiviteye ve kötü klinik gidişe sahip tümörlerdir. ÜNMK'larının, hormonoterapi ve transtuzumab tedavilerinden yoksun kalmaları hedefe yönelik tedavi ajanlarının araştırılmasına neden olmaktadır. Bu ajanlardan güncel olan iki tanesi PARP1 ve p-mTOR inhibitörleridir. Bu çalışmada ÜNMK'ları için tedavi kılavuzlarına girmeye başlayan PARP1 ve p-mTOR'un immunohistokimyasal ekspresyonunun değerlendirilmesi ile birlikte bazal benzeri grubu ayırt edebilmek için sitokeratin 5/6 ve sitokeratin 14 ekspresyonlarının değerlendirilmesi amaçlandı. 2005 ile 2010 yılları arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda immunohistokimyasal olarak ER, PR, HER2 negatif olan 82 meme karsinomu olgusu çalışmaya dahil edildi. Olguların tümünde PARP1, p-mTOR, sitokeratin 5/6, sitokeratin14 ekspresyonunun, morfolojik parametreler ve sağkalım analizlerine göre karşılaştırmalı değerlendirmesi yapıldı. Çalışmamızda sitokeratin 5/6 ekspresyonu 59 (%72) olguda saptanırken, 23 (%28) olguda ekspresyon izlenmedi. Sitokeratin 14, ise 31 (%37,8) olguda pozitif bulunurken, 51 olguda (%62,2) negatif olarak değerlendirildi. Olgularımızın %14,6'sı (n=12) PARP1 ile güçlü pozitiflik; %56,1'i (n=46) zayıf-orta kuvvette pozitiflik gösterirken, 24 olguda (%29,3) PARP1 ile boyanma görülmedi. Çalışma grubu içerisindeki 34 olgu (%41,5) nihai p-mTOR ekspresyonu açısından negatif kabul edildi, 48 olgunun (%58,5) ise p-mTOR ekspresyonunun pozitif olduğu görüldü. Bazal benzeri gruptaki vaka sayısı 64 (%78) iken bazal benzeri olmayan gruptaki olgu sayısı 18 (%22)'di. Bazal benzeri grupta nükleer derecenin daha yüksek olduğu görüldü, ancak diğer morfolojik parametreler ve sağkalım açısından bazal benzeri olmayan grupla fark saptanmadı. PARP1 ve sitokeratin 5/6 pozitif saptanan vakaların yüksek dereceli tümörler olduğu ve proliferasyon kapasitelerinin yüksek olduğu görüldü ve bu bulgular istatistiksel olarak anlamlı saptandı. MBRD'si 3 olan olguların PARP1 boyanma yüzdesi %26,16; PARP1 boyanma skoru ise 4,9 olarak saptandı (p=0,033/ p=0,035). Ayrıca yüksek PARP1 ekspresyonu olan tümörlerin artmış mitotik indekse sahip oldukları dikkati çekti (p=0,044). Yüksek PARP1 ekspresyonu saptanan olguların öngörülen ortalama sağkalımları 106,1 ay bulundu, düşük PARP1 ekspresyonu saptanan olgularda ise bu ortalamanın 78,4 ay olduğu görüldü. Sağkalım süresi ile PARP1 ekspresyonu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı olmasa da dikkat çekiciydi (p=0,706). Bulgularımız özellikle, PARP1 ve sitokeratin 5/6 ekspresyonu için literatür ile uyumlu bulundu. Ancak p-mTOR ve sitokeratin 14 ekspresyonlarının etkisini araştırmak için standart bir değerlendirme sistemi gerekli görüldü ve bunun için yapılacak geniş ölçekli çalışma serilerine ihtiyaç duyulduğu düşünüldü.
Triple negative breast carcinomas (TNBCs) are immunohistochemically estrogen receptor (ER), progesterone receptor (PR) and c-erbB2 negative tumors constituting 10-20% of breast carcinomas. Majority of TNBCs are basal-like tumors with basal cytokeratin expression, high proliferative activity and are associated with aggressive behavior. Targeted therapies, including PARP1 and mTOR inhibitors, have been investigated in treatment of TNBCs, as those patients cannot benefit from hormonotherapy and transtuzumab therapy. We aimed to evaluate immunohistochemical expression of PARP1 and p-mTOR in TNBCs as well as immunohistochemical expression of cytokeratin 5/6 and 14 in basal-like subtype. Eighty-two TNBC cases diagnosed in our center between 2005 and 2010 were included in the study. Expressions of PARP1, p-mTOR, cytokeratin 5/6 and 14, morphological parameters and survival analyses were performed. We observed cytokeratin 5/6 expression in 59 patients (72%) and cytokeratin 14 expression in 31 patients (37,8%). Of 82, 14,6% (n=12) showed strong PARP1 positivity, 56,1% (n=46) showed weak-moderate PARP1 positivity as 24 cases (29,3%) did not express PARP1. More than half of the cases (58,5%; n=48) were considered positive for overall p-mTOR expression and 41,5% (n=34) were considered negative for overall p-mTOR expression. Sixty-four (78%) cases were classified as basal-like carcinoma. Nuclear grade was higher in basal-like tumors, compared to non-basal-like tumors. However, no significant statistical difference was found between two groups regarding other morphological parameters and survival. PARP1 and cytokeratin 5/6 positive tumors were high-grade tumors with high proliferative activity. PARP1 staining ratio was 26,16%, staining score was 4,9 among grade 3 tumors (p=0,033/ p=0,035). Also, tumors with high PARP1 expression had high mitotic index (p=0,044). Average expected survival was 106,1 months and 78,4 months for cases with high and low PARP1 expression, respectively. The association between survival and PARP1 expression was notable, however, no statistical significance was found (p=0,706). Our findings, particularly on PARP1 and cytokeratin 5/6 expression, appear to be consistent with literature. However, standard criteria should be established in large study groups to evaluate the effects of p-mTOR and cytokeratin 14 expressions.
MÜGE ÇALIK
431566
Ege Üniversitesi
Patoloji Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Tıpta Uzmanlık
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKrtUEtPSU-R7G_9DlwknK5OfF2wFm1bwU-yvYCcAlrTX
./data/pdfs/431566.pdf
2,984,159
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.599894
2025-06-04T02:20:24.354193
2025-06-04T14:53:15.405705
2025-06-04T17:43:50.654774
## 2.7.3. Tümör Derecesi Tümör derecesi önemli prognostik faktörlerden biridir. Invaziv meme karsinomları tubuler/glanduler diferansiasyon durumu, nükleer pleomorfizm ve mitotik aktivite indeksine göre derecelendirilmektedir. Modifiye Bloom Richardson Derecesi (MBRD) günümüzde meme kanserinin derecesini belirtmede kullanılmaktadır. MBRD'ye göre 3, 4 ve 5 olarak skorlanan olgular derece 1; 6 ve 7 olarak skorianan olgular derece 2; 8 ve 9 olarak skorlanan olgular derece 3 tümörlerdir. ## TABLO 3: MBRD derecelendirme sistemi | | Puan | |------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------|------| | | | | Tubül Oluşumu<br>>%75<br>%10-75<br>Minimal veya hiç yok (<10) | WN | | Nükleus özellikleri<br>Küçük nükleus, düzgün sınırlar, üniform kromatin paterni | | | Normalden büyük, veziküler nükleuslu, nükleolü<br>seçilebilen, ılımlı boyut ve şekil farkı gösteren hücreler<br>Veziküler nükleus, belirgin nükleol, belirgin boyut ve şekil | 2 | | farkı gösteren hücreler | 3 | | Mitoz sayısı (x25, alan çap› 0.59 mm-10 alan)<br>()-9 | 1 | | 10-19 | 2 | | >20 | 3 | ## 2.7.4. Histolojik Tip En sık görülen meme karsinom tipi invaziv duktal karsinom (IDK), başka türlü sınıflandırılamayan ("not otherwise specified", NOS)'dur ve yayınlardaki sıklığı %40 ile %75 arasında değişmektedir [1]. IDK, NOS grubundan sonra
458770
138
170
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.9419997930526733, "polygon": [ [ 279, 1323 ], [ 1478, 1318 ], [ 1474, 236 ], [ 274, 241 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9281813502311707, "polygon": [ [ 1473, 2188 ], [ 1473, 1314 ], [ 309, 1313 ], [ 308, 2187 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7960150241851807, "polygon": [ [ 1444, 236 ], [ 1444, 175 ], [ 351, 175 ], [ 351, 235 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.5804598331451416, "polygon": [ [ 917, 2208 ], [ 917, 2162 ], [ 846, 2162 ], [ 846, 2208 ] ] } ] }
Toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Sağlık kurumları üzerine bir araştırma / The impact of total quality management on motivation and organizational commitment: A research on health institutions
Bu tez çalışmasında Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve İstanbul Bahçelievler Devlet Hastanesi'nin sağlık personellerinde toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapılmıştır. Gerekli literatür taraması yapılarak toplam kalite yönetimi, çalışan motivasyonu ve örgütsel bağlılık konuları araştırılmıştır. Araştırmanın uygulama aşaması yukarıda belirtilen hastanelerde görevini sürdüren 279 sağlık personelini kapsayacak şekilde uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolar üzerinde gösterilmiş ve yorumlaması yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Toplam Kalite Yönetimi, Çalışan Motivasyonu, Örgütsel Bağlılık
In this study, the impact of total quality management on employee motivation and organizational commitment was examined in Istanbul Bahçelievler State Hospital and Esenler Obstetrics and Pediatrics Hospital. All the quality management, employee motivation and organizational commitment were searched by the necessary literature review. The implementation phase of the study encompassed 279 health personnel who were on duty at the above mentioned hospitals. The results are displayed on the tables and interpreted and the results are evaluated. Keywords: Total Quality Management, Employee Motivation, Organizational Commitment
OLGU AKYÜREK
458770
İstanbul Gelişim Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB66zrfqRDpzp3sOnSl9YtGnvteSKfOZe50PCqog3qcrGy
./data/pdfs/458770.pdf
3,066,127
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.156251
2025-06-04T02:10:14.643067
2025-06-04T14:53:16.649241
2025-06-04T17:43:51.015304
| Correlations | | | | | | | | | | | |----------------------------|------------------------|-------------------------------|---------------------------|--------------|-------------------------------|----------------------|--|--|--|--| | | | Toplam<br>Kalite<br>Y önetimi | TKY Liderlik<br>Y önetimi | TKY<br>Güven | TKY<br>Personel<br>llişkileri | Orgütsel<br>Bağlılık | | | | | | Toplam Kalite<br>Y önetimi | Pearson<br>Correlation | 1 | .841** | ,826** | .839** | ,419* | | | | | | | Sig. (2-tailed) | | ,000 | ,000 | ,000 | ,000 | | | | | | | N | 279 | 279 | 279 | 279 | 279 | | | | | | TKY Liderlik<br>Y önetimi | Pearson<br>Correlation | ,841** | l | ,582* | .487** | ,389** | | | | | | | Sig. (2-tailed) | ,000 | | ,000 | ,000 | ,000 | | | | | | | N | 279 | 279 | 279 | 279 | 279 | | | | | | TKY Güven | Pearson<br>Correlation | ,826 ** | ,582* | 1 | ,614* | ,352* | | | | | | | Sig. (2-tailed) | ,000 | .000 | | ,000 | ,000 | | | | | | | N | 279 | 279 | 279 | 279 | 279 | | | | | | TKY Personel<br>llişkileri | Pearson<br>Correlation | ,839** | ,487** | ,614** | 1 | ,325* | | | | | | | Sig. (2-tailed) | ,000 | ,000 | ,000 | | ,000 | | | | | | | N | 279 | 279 | 279 | 279 | 279 | | | | | | Örgütsel | Pearson<br>Correlation | ,419* | ,389** | ,352** | .325** | 1 | | | | | ## Tablo-65 Toplam Kalite Yönetimi, Alt Boyutları ve Örgütsel Bağlılık İlişkisi | UTQuisel | Cuilleiduil | | | | | | |----------|--------------------------------------------------------------|------|------|------|------|-----| | Bağlılık | Sig. (2-tailed) | ,000 | ,000 | .000 | ,000 | | | | N | 279 | 279 | 279 | 279 | 279 | | | **. Correlation is significant at the 0.01 level (2-tailed). | | | | | | Yukarıdaki tablodaki verilere bakıldığında yapılan korelasyon analizine göre toplam kalite yönetimi ve örgütsel bağlılık ilişkisi pozitif ve istatistiki yönden anlamlı bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir (r= 0.419, p<.01). Bu sonuç çerçevesinde toplam kalite yönetimi arttığı sürece örgütsel bağlılığında artacağı ortaya çıkmıştır. Toplam kalite yönetiminin alt boyutu olan liderlik yönetimi ve örgütsel bağlılık ilişkisi pozitif ve istatistiki yönden anlamlı bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir (r= 0,389, p<.01). Bu sonuç çerçevesinde liderlik yönetimi arttıkça örgütsel bağılılığında arttığı ortaya çıkmıştır. Toplam kalite yönetiminin alt boyutu olan güven ve örgütsel bağlılık ilişkisi pozitif ve istatistiki yönden anlamlı bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir (r= 0,352, p<.01). Bu sonuca göre güven arttıkça örgütsel bağlılığında arttığı ortaya çıkmıştır. Toplam kalite yönetiminin alt boyutu olan personel ilişkileri ile örgütsel ilişkisi pozitif ve istatistiki yönden anlamlı bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir (r= 0,325, p<.01). Buna göre personel ilişkileri arttıkça örgütsel bağlılığında arttığı söylenebilir.
465330
151
164
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9222678542137146, "polygon": [ [ 1484, 2076 ], [ 1493, 258 ], [ 172, 252 ], [ 164, 2070 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8959754705429077, "polygon": [ [ 878, 2211 ], [ 878, 2157 ], [ 805, 2156 ], [ 805, 2210 ] ] } ] }
Manyetik kitosan-halloysit nanokompozitlerin üretilmesi ve karakterizasyonu: Cr ve metilen mavisi adsorpsiyonunun incelenmesi / Production and characterization of magnetic chitosan-halloysite nanocomposites: Investigation of adsorption of Cr and methylene blue
Tez çalışmasının amacı manyetik halloysit nanotüpleri (MHLT), biyopolimerik kitosan (KTS) ile nanokompozit hale getirerek, endüstriyel atık sulardaki kalıcı ve düşük derişimleri bile toksik olan Cr (VI) ağır metali ve katyonik bir boyar madde olan metilen mavisini uzaklaştırmaktır. Saf halloysit (HLT) nanotüplerine manyetik özellik kazandırma işlemi birlikte çöktürme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiş ve manyetik halloysit (MHLT) nanotüpleri sentezlenmiştir. MHLT nanotüpleri ise KTS biyopolimeri ile nanokompozit hale getirilmiş ve karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. MHLT-KTS nanokompoziti ve nanokompoziti oluşturan bileşenlerin saf hallerinin karakterizasyonu FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, parçacık boyut analizleri ile yapılmıştır. MHLT-KTS nanopartiküllerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyonu ortam pH' ının, adsorbent miktarının, nanokompozit malzemeyi oluşturan bileşenlerin birbirine oranının ve başlangıç konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 5,0, MHLT-KTS miktarı 150 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 1:2 olarak bulunmuştur. Cr (VI) adsorpsiyonu için 10 mg/L başlangıç konsantrasyonunda maksimum adsorpsiyon verimliliği %77,63 olarak bulunmuştur. MHLT-KTS üzerine metilen mavisi adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 8,0, MHLT-KTS miktarı 25 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 2:1 olarak belirlenmiştir. MHLT-KTS üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu ve metilen mavisi adsorpsiyonu çalışmalarından elde edilen adsorpsiyon denge verileri kullanılarak Langmuir, Freundlich ve Redlich-Peterson modellerine uyum incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyon kinetiğinin ise her iki bileşen içinde yalancı ikinci derece modele uyum sağladığı tespit edilmiştir. Tez çalışması kapsamında Cr (VI) ve metilen mavisi tekli sistemlerinin dışında, hem Cr (VI) hem de metilen mavisi içeren ikili sistemlerin de adsorpsiyonu araştırılmış olup, adsorpsiyon dengesi incelenerek ikili sistemler için adsorpsiyon modellerine uyumu değerlendirilmiştir.
The aim of the thesis is to remove Cr (VI) heavy metal and cationic dye methylene blue, which are toxic and permanent even in low concentrations in the industrial wastewater, by making nanocomposite with magnetic halloysite nanotubes and biopolymeric chitosan (KTS). The magnetic properties of pure halloysite nanotubes (HLT) were achieved by using the co-precipitation method and magnetic halloysite (MHLT) nanotubes were synthesized. MHLT nanotubes were made into nanocomposites with KTS biopolymer and characterization studies were carried out. Characterization of MHLT-KTS nanocomposites and pure states of the components forming the nanocomposite were performed by FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, particle size analysis. Cr (VI) and methylene blue adsorption on MHLT-KTS nanoparticles were investigated as a function of medium pH, amount of adsorbent, the ratio of the components forming the nanocomposite material, and the initial concentration. The optimum conditions for Cr (VI) adsorption on the MHLT-KTS nanocomposites were pH 5,0, 150 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 1:2. The maximum adsorption efficiency was found to be %77,63 for Cr (VI) adsorption at an initial concentration of 10 mg/L. The optimum conditions for methylene blue adsorption on MHLT-KTS were pH 8,0, 25 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 2:1. The adsorption equilibrium data obtained from Cr (VI) adsorption and methylene blue adsorption studies on MHLT-KTS were used to investigate the compatibility of Langmuir, Freundlich and Redlich-Peterson models. It was found that Cr (VI) and methylene blue adsorption kinetics on MHLT-KTS nanocomposites are compatible with pseudo second-order models for both components. In this thesis study, besides Cr (VI) and methylene blue single systems, the adsorption of binary systems containing both Cr and methylene blue was investigated and adsorption balance was investigated, its compatibility with adsorption models for binary systems was evaluated.
EZGİ TÜRKEŞ
465330
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpZJhoVNDQlRikPzWHTzvS-6jWDpHD5W0wXB9eIEcRady
./data/pdfs/465330.pdf
6,651,130
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.859187
2025-06-04T02:10:13.513339
2025-06-04T14:53:16.656181
2025-06-04T17:43:51.354432
## 6. SONUÇLAR Bu tez çalışması kapsamında istenen tüm niteliklere sahip adsorbentler tasarlamak için HLT (kil bazlı) ve KTS biyopolimeri bir araya getirilmiş ve manyetik özellik kazandırılmıştır. MHLT nanotüpleri birlikte çöktürme metoduna göre sentezlenmiş ve daha sonra KTS ile kaplanmıştır. Saf HLT nanotüpler, MHLT nanotüpler ve MHLT-KTS nanokompozitlerinin karakterizasyon çalışmaları yapıları, büyüklükleri ve morfolojileri üzerine yapılmıştır. Saf HLT ve MHLT için FTİR spektrumları analiz edilmiş ve MHLT spektrumu ile karşılaştırıldığında, HLT yapısındaki —OH piklerinin şiddetinin azalması ve Si-O yapısında meydana gelen bozulma spektrumlardan net bir şekilde gözlemlenebilmiştir. Ote yandan MHLT nanotüpleri ile MHLT-KTS kompozitlerinin spektrumları karşılaştırılmıştır. MHLT yapısında bulunan hidroksil grupları ile KTS' nin organik gruplarının hidrojen bağı oluşumu ve elektrostatik etkileşim yolu ile biraraya gelebildikleri belirlenmiştir. KTS ve Fe304' e ait karakteristik pikler MHLT-KTS nanokompozit yapısında da gözlemlenmiştir. Karakterizasyon çalışmaları kapsamında TGA analizleri de yapılmıştır. Sat HLT nanotüp ve MHL I nanotüp yapıları karşılaştırıldığında sat HLT' ye Fe304 katkısı ile saf HLT'nin termal kararlılığının arttırıldığı belirlenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitinin (MH2C1) yüzdece kütle kaybı MHLT' ye göre daha düşük çıkmıştır. Ancak MH1C2 kütle oranlarında sentezlenen MHLT-KTS nanokompozifinin yüzdece kütle kaybı MHLT' den daha yüksek çıkmıştır. Yapıya eklenen biyopolimerik kitosanın oranı arttırıldıkça kompozitin (MH1C2) termal kararlığınının azaldığı tespit edilmiştir. SEM analiz sonuçlarına göre, HLT nanotüplerin borusal tüp yapısı net bir şekilde gözlemlenmiştir. Saf HLT SEM görüntülerinde, doğal nanotüplerin çapı ve uzunluğu sırasıyla 59-182 nm ve 298-788 nm aralığında (İmageJ programı aracılığıyla) hesaplanmıştır. Saf HLT nanotüpler ile karşılaştırıldığında, MHLT' lerin tüp duvarlarının daha kalın olduğu belirlenmiştir. MHLT-KTS nankompozitlerine ait SE M görüntüleri de tez çalışmasında verilmiştir.
427550
72
172
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.935441792011261, "polygon": [ [ 1485, 1895 ], [ 1497, 223 ], [ 193, 214 ], [ 182, 1886 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9023224711418152, "polygon": [ [ 1468, 2206 ], [ 1469, 2151 ], [ 1405, 2151 ], [ 1405, 2205 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.686188280582428, "polygon": [ [ 220, 2158 ], [ 636, 2154 ], [ 634, 1936 ], [ 218, 1940 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.264689177274704, "polygon": [ [ 230, 2160 ], [ 638, 2159 ], [ 637, 1932 ], [ 229, 1933 ] ] } ] }
Türk basınında Mussolini İtalyası (1939-1945) / Mussolini's Italy in Turkish press (1939-1945)
1861 yılında birliğini tamamlayarak tek bir krallık haline gelen İtalya, bu tarihten sonra büyük devlet olmak amacıyla sömürge elde etmeye çalışmıştır. Bu süreçte ilk olarak Osmanlı Devleti'nin Tunus eyaletini işgal etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. 1911 yılında ise Avrupa'nın büyük devletlerinin de onayı ile Trablusgarp'ı işgale başlamıştır. Bu savaş sonucunda imzalanan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp, İtalya'ya bırakılmıştır. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı'nda yayılımcı siyasetini devam ettiren İtalya, savaşın getirdiği politik ve ekonomik etkilere karşı bir bunalım sürecine girmiştir. Bu dönemde siyasi gruplar arası çatışma ise İtalya'yı iç savaş durumuna sürüklemiştir. Buradaki şartlar eski sosyalist yeni faşist lideri Benito Mussolini'yi ön plana çıkarmıştır. Dönemin şartlarından yararlanan Mussolini ise 1922'de bir darbe ile başbakan olmuş ve İtalya'da faşist rejim başlamıştır. Faşist dönem İtalya için emperyalist faaliyetlerin ikiye katlandığı bir süreç olmuştur. Mussolini, İtalya'nın Roma İmparatorluğu dönemine atıf yaparak adeta yeni dünyanın sezarı olma hayalleri kurmuştur. Nazi şefi Hitlerle Faşist duçesi Mussolini'nin faaliyetleri Mihver Bloku'nu doğurmuş ve bu süreçte dünya yeni bir büyük savaşa sürüklenmiştir. 1939-1945 yılları arasında meydana gelen bu savaşta İtalya'nın faşist ve yayılımcı politikası zirve yapmış, ancak 1943 yılında bu zirveden düşüşü de bir o kadar ani ve derin olmuştur. Bu tarihten sonra İtalyan yarımadası müttefikler ve Naziler tarafından işgal edilmiştir. 1945 yılında Nazilerin teslim olmasıyla İtalyan toprakları da savaş alanı olmaktan çıkmıştır. İtalya'yı bu savaşa sürükleyen Benito Mussolini ise kendi vatandaşları tarafından kurşuna dizilmek suretiyle öldürülmüştür.
Italy, which had been completed its union and became a single kingdom in 1861, tried to obtain colony with the aim of being a big state. In this process, they initially tried to occupy Tunusia province (which belongs Ottoman Empire) however it had no success. Also in 1911, with the approval of big European countries, they started to occupy Tripoli. As a result of this war, they entered into Ouşhy Agreement and Tripoli had given to Italy. Thereafter; Italy, which was kept its emperialistic diplomacy in World War I, found itself in a crisis because of the political and economical effects of the war. Meanwhile in this period, there was conflict between poiticial groups so this brought on civil war in Italy. This conditions put forward the earlier socialist and recent fascist leader Benito Mussolini. Mussolini, took advantage of this and take the chair with coup d'etat in 1922 and fascist regime got started in Italy. Fascist period was a process that imperialist actions double effect in Italy. Mussolini attributed to The Roman Empire of Italy and dreamed to be Caesar of the new world. Nazi leader Hitler and fascist duce Mussolini's actions brought Axis Powers and in this process, the world had been driven into the new war. In this war (1939-1945) Italy's fascist and imperialistic diplomacy came out top but in 1943 they falled down in a dramatic and abstuse way. Then, Italian peninsula had been occupied by allied and Nazis. In 1945, the Nazis surrendered and that's why Italy had been stopped to be in war. Benito Mussolini, who drove into the Italy to the war, had been executed by firing squads.
AYÇİN DEMİR
427550
Marmara Üniversitesi
Türk Tarihi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Br_XTptK8CZ70f0JGX9xEtx-VudLd8Bv7jONveYKNJ1mT6CyJijn0hw7t_-bMepD
./data/pdfs/427550.pdf
7,730,974
true
true
true
2025-06-03T15:37:02.563811
2025-06-04T02:16:08.115144
2025-06-04T14:53:16.979442
2025-06-04T17:43:52.020593
askerlerini tamamen terhis etmeyip sadece biraz geri çektiği için Balkan komşularına vermek istediği mesajın yarım kaldığını, bunun yeterli olması için Mussolini'nin önemli bir miktar askeri terhis etmesi gerektiğini belirtiyordu. Yine Us, Mussolini'nin gerçekten Balkanların ve Akdeniz'in savaş dışında tutulmasını istiyorsa Arnavutluk'ta terhis edeceğinden çok daha fazla askeri çekmesi gerektiğini iddia ediyordu-30. 23 Eylül'de Mussolini, Hitler ve Stalin arasında ilerleyen günlerde bir görüşme yapılacağı, Mussolini'nin bu görüşme sonucunda Londra'ya giderek Stalin ile Hitlerin isteklerini İngiliz hükümetine ileteceği açıklandı 31. Bir gün sonra ise İtalya, On İki Ada'daki askerlerinden bir kısmını çekmeye başlamıştı. Bununla İtalya, Balkan devletlerine ve Türkiye'ye barış yanlısı olduğunu göstermeye çalışıyordu. Yine Mussolini 23 Eylül'de verdiği nutukta Polonya krizi geçtiğinden dolayı Avrupa ordularının henüz büyük bir çatışmaya girmediklerini bu nedenle savaşın yayılmasının önüne geçilebileceğini, İtalya'nın bu süreçteki amacını askeri bakımdan hazır olmak, barışı sağlamak yolunda sükûnet içinde çalışmak olarak açıklamıştı "İtalyan Siyaseti Bir Dönüm Noktasında" başlıklı yazısında Asım Us, İtalya'nın son dönemde barış konusunda yaptığı açıklamalara ve faaliyetlere değinerek, Mussolini'nin bu hareket tarzının nedenlerini irdeliyordu. Buna göre Mussolini'nin Ingiltere ve Fransa'ya karşı uyguladığı tehdit politikasının savaşa dönüşmesi sonucunda bunu göze alamaması ve barış yolunu tutması bir ihtimaldi. Ancak Us'a göre Mussolini'nin barış yanlısı olması için daha büyük bir neden vardı ki bu da Almanya'nın Sovyet Rusya ile anlaşmasıydı 33. Savaş bir ayını doldururken İtalya tarafsızlığını iki blok arasında uzlaşmacı bir konuma yükseltmeye çalışıyordu. Ekim aynın ilk gününde İtalya Dışişleri Bakanı Kont Ciano'nun Berlin'e gitmesi Mihver Grubu tarafından Müttefiklere yapılacak bir barış girişimi olarak yorumlanmıştı. Bu görüşmede Kont Ciano'nun iki temel amacı olduğu açıklanıyordu. Bunlardan birincisi barış konusunda Almanlarla müzakere yapmak diğeri de Polonya'da artan Sovyet nüfuzuna karşı Italyanların endişelerini Almanya'ya bildirmekti 34. Rus- Alman ilişkilerinin Doğu Avrupa siyasetine etkisi ve Sovyetlerin Panslavizm politikasını devam ettirerek Balkanlarda etkili olma ihtimali Italya'da derin bir kaygı ve kararsızlığa yol açmıştı335. Asım Us, Kont Ciano'nun Berlin'e davet edilmesi ile <sup>230</sup>Vakit, 22 Eylül 1939. 231 Son Telgraf, 23 Eylül 1939. 232Vakit, 24 Eylül 1939. 233Vakit, 27 Eylül 1939. 234 Son Telgraf, 1 Ekim 1939. 235Tan, 1 İlkteşrin 1939.
449443
16
78
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9123015403747559, "polygon": [ [ 1479, 2097 ], [ 1488, 254 ], [ 170, 247 ], [ 161, 2090 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8601789474487305, "polygon": [ [ 246, 178 ], [ 246, 133 ], [ 202, 133 ], [ 201, 178 ] ] } ] }
Ekonomik endeksler kullanılarak Türkiye'deki altın fiyatındaki değişim yönünün yapay sinir ağları ile tahmini / Forecasting of the direction changes in the gold price in Turkey with artificial neural network by using economic indices
Altın fiyatındaki değişimlerin tahmini araştırmacılar ve özellikle yatırımcı olan karar vericiler açısından önem taşıyan bir konudur. Literatürde altın fiyatını etkileyen parametrelerin belirlenmesi ve altın değerinin tahmin edilmesi amacıyla farklı yöntemler ile yapılmış birçok çalışma bulunmaktadır. Tahmin yöntemleri, kantitatif ve kalitatif yöntemler olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu çalışmada kantitatif yöntemler arasında yer alan yapay sinir ağları kullanılarak altın fiyatındaki değişim yönünün (Artış veya Azalış) tahmin edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada 2007 ile 2015 yılları arasındaki aylık veriler kullanılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken olarak Türkiye'deki altının gram fiyatı esas alınmış ve bağımsız değişkenler olarak ham petrol fiyatı, dolar endeksi, dolar kuru, Standard&Poor's 500 endeksi, BIST100 endeksi, Türkiye enflasyon, tahvil ve faiz oranları, ABD enflasyon, tahvil ve faiz oranları, gümüş ve bakır fiyatları kullanılmıştır. Çalışmada, bağımlı değişkenin gelecekteki değerinin tahmininin yapılması için, bağımsız değişkenlerin tarihsel açıdan önceki değerleri kullanılmıştır. Çalışmada ilk oluşturulan yapay sinir ağı modeli kullanılarak yukarıda sıralanan on üç bağımsız değişken ağa girdi olarak sunulmuş ve gram altın fiyatındaki değişim yönünün tahmin başarım oranı %75,24 olarak bulunmuştur. Daha sonra zaman değişkeni ve diğer on üç değişken kullanılarak tahmin başarım oranı %77,14 olan bir model geliştirilmiştir. Son olarak girdilerin sayısının azaltılması için ilk geliştirilen modelde en etkin dört değişken tespit edilmiş ve bu dört bağımsız değişkenin girdi olarak kullanıldığı %76,19 tahmin başarım oranına sahip bir model geliştirilmiştir.
The forecasting of changes in the gold price is an important topic for the researchers and decision-makers who are especially investors. In the literature, there are many studies with different methods about identification of the parameters affecting the price of gold and about predicting gold values. Forecasting methods are basically divided into two groups. These are quantitative and qualitative methods. In this study artificial neural networks that involved in quantitative methods was used to predict changes in price direction of gold (Increase or Decrease). Monthly data were used in the study between 2007 and 2015. Montly price change per gram of gold in Turkey as the dependent variable in the study were taken as basis. Crude oil prices, dolar index, dollar exchange rate, Standard & Poor's 500 index, BIST100 index, Turkey inflation, bonds and interest rates, US inflation, bonds and interest rates, copper and silver prices were used as independent variables. In this study, to make the prediction of future values of the dependent variables, historically earlier values of the independent variable are used. In the study first created artificial neural network was used with listed thirteen independent variables as input and change in direction of gram gold price forecasting success rate was found to be 75.24%. Then time was used as independent varibale with listed thirteen independent variables and a model was developed that had 77.14% forecasting success rate. Finally, to reduce the number of inputs, most efficient four variables was found at the first developed model and then a model was developed with four independent variables as input. The last model has 76.19% forecasting success rate.
CEVDET İLKER KOCATEPE
449443
Gazi Üniversitesi
Yönetim Bilişim Sistemleri Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrEVQ3KE7ZlyRi-VPA3MENWHGiHEN96lQUW2cLCN_S1d8
./data/pdfs/449443.pdf
7,890,201
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.860500
2025-06-04T02:23:18.233041
2025-06-04T14:53:17.444212
2025-06-04T17:43:52.238997
tekniği ile ortalama %60,68 tahminde başarı sağlamışlardır. Çalışmada geleneksel zaman serileri metotlarından ARIMA modelleri kullanarak da tahmin yapmışlar ve yapay sınır ağları tekniklerinin altın fiyatını tahmin etmede daha başarılı olduğu sonucuna varmışlardır. Soytas, Sari, Hammoudeh ve Hacihasanoglu (2009) çalışmalarında petrol fiyatı ile altın fıyatı, gümüş fiyatı, TL / ABD Dolar'ı döviz kuru ve Türkiye faiz oranı arasındaki ilişkiyi Vektör otoregresyon (VAR) modeli kullanarak araştırmışlardır. Çalışmada kısa vadede petrol fiyatlarının altın fiyatlarını negatif, faiz oranının ise pozitif etkilemekte olduğu fakat bu etkilerin geçici olduğu sonucuna varmışlardır. Topçu (2010) altın fiyatını etkileyen faktörler üzerine yaptığı çalışmasında Dow Jones Sanayı Endeksi, ABD dolar kuru, petrol fiyatı, enflasyon oranı, faiz oranı, ve global para arzı değişkenlerini kullanarak zaman serileri yöntemiyle bir analiz yapmıştır. Çalışmada Dow Jones Sanayi Endeksi ve dolar getirileri, altın getirilerimi negatif yönde, global para arzının ise pozitif yönde etkilediğini tespit etmiştir. Petrol fiyatları, faiz ve enflasyonun altın fiyatları ile pozitif yönlü ilişkisi tespit edilmesine rağmen, ilişkinin gücü istatıstıksel olarak anlamlı çıkmamıştır. Toraman, Başarır ve Bayramoğlu'nun (2011) çalışmalarında altın fiyatlarını etkileyen faktörler araştırmışlardır. Altın fiyatları ile petrol fiyatları, ABD Dolar kuru, Dow Jones Sanayi Endeksi, ABD enflasyon oranı, ABD reel faiz oranları arasında ilişki olupolmadığını MGARCH modelleri yardımıyla analiz edilmiştir. Model'den elde edilen koşullu korelasyon sonuçlarına göre en yüksek korelasyon negatıf yönde olmak üzere ABD dolar kuruna, ikıncı en yüksek değer ise pozitif yönde olmak üzere petrol fiyatlarına ait olduğu görülmüştür. Çalışmada sadece altın getirisi ile dolar getirisi arasında anlamlı bir doğrusal ilişkinin olduğunu, diğer değişkenlerin ise altın getirileri ile anlamlı bir doğrusal ilişkiye sahip olmadığını tespit etmişlerdir. Polat ve Türkan (2013) çalışmalarında petrol fiyatının altın fiyatına etkisini tespit etmek ve iki seri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacıyla eşbütünleşme ve nedensellik analızleri yapmışlardır. Çalışmada seriler arasında uzun dönemli bir ilişki olup olmadığını araştırmışlar ve uzun dönemli bir ilişkinin varlığını ortaya çıkarmışlardır. Ayrıca altın
571418
35
91
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9372403025627136, "polygon": [ [ 209, 1986 ], [ 1504, 1985 ], [ 1503, 332 ], [ 209, 333 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8124563694000244, "polygon": [ [ 1461, 2246 ], [ 1461, 2200 ], [ 1407, 2199 ], [ 1406, 2246 ] ] } ] }
Farklı yöntemler ve kalınlıklarda hazırlanan implant üstü metal altyapıların kenar ve iç uyumlarına tekrarlanan fırınlamanın etkisi / Effect of repeated firings on the marginal and internal adaptation of implant supported metal ceramic restorations fabricated with different thicknesses and fabrication method
Amaç: Bu çalışmanın amacı; döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF ile üretilen farklı kalınlıktaki metal altyapıların kenar ve iç uyumu üzerine tekrarlanan fırınlama işlemlerinin etkisini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF yöntemi ile her gruptan 0.5 mm ve 1.5 mm kalınlığında olmak üzere toplamda 120 adet tek üyeli implant üstü metal altyapı üretildi ve üretici firmanın talimatlarına uygun olarak porselen uygulandı (n=12). Metal altyapıların kenar ve iç uyumu; fırınlama aşamaları öncesinde, 4. ve 7. fırınlama aşamalarından sonra silikon replika yöntemi kullanılarak stereomikroskopta x80 büyütmede incelendi. Elde edilen sonuçlar tek etken üzerinde tekrarlayan 3 yönlü varyans analizi, iki yönlü varyans analizi ve bağımsız örnekler t testi ile analiz edildi (p<0.05). Bulgular: Tekrarlanan fırınlama işlemleri sonucunda PYMF, PSMF ve TF gruplarında elde edilen KA ve İA değerlerindeki değişim ile döküm grubunun İA değerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). KA ve İA değeri üzerine fırınlama, yöntem ve kalınlık farkı etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Sonuç: Fırınlama işlemlerinden sonra, her iki kalınlıkta, PYMF, LS ve TF gruplarının, döküm ve PSMF gruplarından daha iyi kenar ve iç uyum gösterdiği bulundu. Ayrıca üretilen tüm metal-seramik restorasyonların KA değerleri, klinik kabul edilebilir maksimum aralık olan 120 µm'nin altında bulundu.
Aim: The aim of this study was to compare the effects of repeated firing cycles on the marginal and internal adaptation of metal copings with different thicknesses fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods. Materials and Methods: A total of 120 single-unit implant-supported copings were fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods with 0.5 mm and 1.5 mm thicknesses for each group and porcelain was applied in accordance with the manufacturer's instructions (n=12). The marginal and internal adaptation of the metal copings were examined before the firing cycles and after the 4th and 7th firing cycles using a silicon replica technique with a stereomicroscope at x80. The results were analyzed using 3-way analysis of variance for repeated measurements on a single factor, 2-way analysis of variance and an independent samples t-test (p<0.05). Results: As a result of the repeated firing cycles, the changes in the KA and IA values ​​in the PYMF, PSMF, and TF groups and the change in the IA value in the casting group were statistically significant (p<0.05). The interaction of firing, method, and thickness difference on the KA and İA values was not statistically significant (p>0.05). Conclusion: After the firing cycles, the PYMF, LS, and TF groups were found to have better marginal and internal adaptation for both thicknesses than the casting and PSMF groups. Furthermore, the KA values of all the metal-ceramic restorations were found to be below the maximum clinical acceptability discrepancy (<120 μm).
ABDURRAHMAN ÖĞÜNÇ
571418
İnönü Üniversitesi
Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Diş Hekimliği Uzmanlık
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmRvJmtNnGVCPJAk2k4yhe8lYaM4M7qdi8uUnaoQ36Ey8
./data/pdfs/571418.pdf
103,121,322
true
true
true
2025-06-03T15:37:04.042862
2025-06-04T02:18:43.713321
2025-06-04T14:53:18.752253
2025-06-04T17:43:52.538463
yöntemlere alternatif olarak eklemeli üretim teknolojileri kullanılabilir. Ayrıca eklemeli üretim teknolojilerinde malzeme israfi olmaz ve işlenmeden kalan toz tekrar kullanılabilir (119). Dış hekimliği uygulamalarında en sık kullanılan eklemeli üretim teknolojileri arasında tarayarak ışıkla kür yöntemi (Stereolitografi, SLA), inkjet yazdırma, selektif lazer sinterleme (SLS) ve eriyik yığma modelleme (Fused deposition modelling, FDM) gösterilebilir (118). ## Stereolitografi (SLA) SLA, ilk defa 1984 yılında fotopolimer rezinden üç boyutlu model üretmek için Hull tarafından kullanılmıştır (120). SLA sıstemi; ışığa duyarlı bir sıvı rezin solüsyonu, bir model oluşturma platformu ve rezini sertleştirmek için kullanılan bir ultraviyole lazer işınından oluşur. Katı bir nesne oluşturmak için katmanlar modelin en alt kısmından başlamak üzere sırayla sertleştirilir ve birbirine bağlanır. Bilgisayar kontrolü ile hareket eden tarama sistemi, ultraviyole ışınını rezin tabakası üzerine uygulayarak ilk tabakayı oluşturur. İlk katmanın sertleşmesi tamamlandıktan sonra parçanın bulunduğu platform katman kalınlığı kadar aşağı indirilir. Bu işlemler modelin tamamı oluşturuluncaya kadar her bir tabaka için tekrarlanır. Materyalın self-adeziv özelliği sebebiyle, tabakalar birbirine bağlanır ve sonunda 3 boyutlu modelin üretimi tamamlanır. Daha sonra solüsyondan çıkarılan model bir UV kabininde uzun süre ışınlanır (121, 122). Günümüz diş hekimliğinde SLA sisteminin temel kullanım alanı, dental implant yerleştirilmesi sırasında kullanılan cerrahi rehber plakların üretilmesidir. SLA sistemi ile üretilen cerrahi rehber plakların yüksek doğruluğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır (123, 124). SLA'nın avantajları, yüksek doğrulukta olması, yüksek mekanik dayanıma sahip olması ve iyi bir yüzey kalitesi vermesidir. SLA sistemin dezavantajları arasında ise üretim sonrası bir UV kabininde işınlama gerektirmesi, yüksek materyal maliyeti ve pahalı ekipmanlar gerektirmesi ve sadece polimer üretimi için kullanılabilmesi gösterilebilir (125). ## İnkjet Yazıcılar Bu hızlı üretim sısteminin çalışma prensibi temel olarak geleneksel 2 boyutlu mürekkep püskürtmeli yazıcıya benzerdir. Kağıda mürekkep püskürtmek yerine, destekleyici tablanın üzerine mum ilave ederek istenilen nesne oluşturuluncaya kadar bu
277830
37
115
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.901012659072876, "polygon": [ [ 1488, 1960 ], [ 1500, 434 ], [ 248, 425 ], [ 236, 1951 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7572714686393738, "polygon": [ [ 1466, 2244 ], [ 1466, 2195 ], [ 1411, 2195 ], [ 1411, 2244 ] ] } ] }
İnternet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi / Internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement
Konusu, internet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi olan bu tez çalışmasında, her geçen gün büyüyen bir sektör haline gelen internet reklamcılığı ile buna paralel olarak artan internet üzerinden satış reklamlarının önemi vurgulanarak, reklam verenlerin mevzuatımızdaki aldatıcı reklam hükümleri ve bu hükümlere göre hareket eden idari denetim mekanizması karşısındaki durumu ortaya konulmuştur. Reklam verenlerin uygulamada karşı karşıya kaldığı sorunlar irdelenmiş ve sonuç olarak reklamların idari denetiminde şeffaflıktan ve demokratiklikten uzaklaşıldığı görülmüştür. Türk Reklam mevzuatının dağınık şekilde çeşitli kanun ve yönetmelikler etrafında toplanması, idari denetim tarafından mevzuat hükümlerinin geniş yorumlanması sorunuyla birlikte bir takım keyfi uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Reklam verenlerin karşılaştığı sorunların çözümünde daha demokratik, daha doğru işleyen bir idari denetim mekanizması ve bu konuda ihtisas mahkemelerinin gerekliliği sonucuna varılmıştır.
This dissertation, which aims to study internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement in our legislation and the administrative governance mechanisms that act upon that legislation. In this respect, the dissertation elaborates on the rapidly growing sector of internet marketing by emphasizing the significance of sales commercials on internet. The problems that advertisers experience in practice are examined and as a conclusion, it is observed that the administrative supervision of advertisements lacks transparency and democracy to a certain extent. The somewhat disconnected nature of the Turkish advertisement legislation organized around certain enactments and regulations combined with the problems of interpretation of the relevant laws may bring forth a number of discretionary practices. It is concluded that a more democratic and better functioning legal supervision mechanism and specialized courts are required to address the problems that advertisers experience.
DİLEK ŞAHİNCİ
277830
İstanbul Üniversitesi
Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=veR1mHu9yoWjwcVUjCEoPPAVGhNSGhpyHSseN6PhdJx8F-2Vfu1OEHMSAtbEvCGc
./data/pdfs/277830.pdf
9,017,711
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.091434
2025-06-04T02:18:44.750357
2025-06-04T14:53:18.755372
2025-06-04T17:43:52.766680
## 1.2.3.3. Birleşme Stratejisi Birleşme stratejisi, itme ve çekme stratejilerinin aynı anda aynı reklamda kullanılması esasına dayanmaktadır. Bu stratejide, aynı reklamda, reklam konusu mal ya da hizmetin nihai tüketiciler tarafından tercih edilmesine yönelik çalışmalar yapılırken bir yandan da dağıtım kanalı boyunca piyasaya itilmesi amaçlanmaktadır. ## 1.3.İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ KURAMI VE REKLAMLARA YANSIMASI ## 1.3.1. GENEL OLARAK İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ KURAMI Tüketicileri ürün ya da hizmet satın almaya iten yegane faktör ihtiyaçlarıdır. Her satın alma kararı bir ihtiyaçtan doğmaktadır. Abraham H. Maslow yazdığı bir makalesinde insan ihtiyaçlarını beş kategoriye ayırmıştır.(Durmaz, 2008:63-64) İhtiyaçlar hiyerarşisinde en alt katmanda fizyolojik ihtiyaçlar yer almaktadır. Daha sonra sırasıyla, güvenlik ihtiyaçları, sevgi ve aidiyet ihtiyacı, saygı ihtiyacı ve son katmanda ise kendini ispatlama, ideallerini ve yeteneklerini gerçekleştirme ihtiyacı yer almaktadır. Maslow, kuramında ihtiyaçları hiyerarşık olarak ele almış ve tüketicilerin öncelikle en alttaki ihtiyaçlarını karşıladığını daha sonra ise sırasıyla üstteki ihtiyaçlar kategorilerine doğru yöneldiklerini belirtmiştir. İhtiyaçlar hiyerarşisi direk olarak alışveriş psikolojisine vurgu yaptığından, sektörel anlamda yoğun rekabet içinde olan firmaların ya da sürekli olarak yeni ürünler üretip pazara sokan üreticilerin tüketiciler tarafından tercih edilirliği
288293
31
103
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9492204189300537, "polygon": [ [ 1510, 2116 ], [ 1516, 272 ], [ 283, 268 ], [ 277, 2112 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9073458313941956, "polygon": [ [ 1509, 161 ], [ 1511, 108 ], [ 1448, 107 ], [ 1446, 160 ] ] } ] }
Aristoteles ve Rousseau'da yurttaşlık kavramı / Citizenship concepts of Aristotle and Rousseau
Geçmişten günümüze kadar insan yaşamındaki temel sorun, insanların nasıl yaşaması ve bir arada kalabilmek için hangi referans noktalarına sahip olmaları gerektiğidir. Bu da toplumun nasıl düzenleneceği sorununu beraberinde getirmektedir. Bu nedenle politik düşünce, insanların nasıl yaşadıkları ve nasıl bir arada yaşamaya yöneldikleriyle ilgili bir bilgi ortaya koymalıdır. Politik tartışmaların merkezinde ise yurttaşlık kavramı bulunmaktadır.Bu çalışmada, özetle Aristoteles ve Rousseau'nun politika görüşlerinde adalet, hak, yasa, erdem, egemenlik kavramları çerçevesinde ortaya koydukları yurttaşlık anlayışları karşılaştırılmıştır. Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlık kavramlarının karşılaştırılmasının sebebi her iki düşünürün, politika tasarımlarının farklı ve benzer yönlerini bulmak, onları hangi öncüllerin, vardıkları sonuçlara götürdüğünü açıklamak ve bu yolla politika ve yurttaşlık kavramlarını nasıl içeriklendirdiklerini ortaya çıkarmaktır.Bu amaca ulaşmak için Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlıkla ilgili düşüncelerinin ortaya konması açısından onların doğa ve insan kavrayışlarına bağlı olarak geliştirdikleri politika öğretileri açıklanmış olup, iki düşünürün yurttaşlığı kavramsallaştırmada başvurdukları kavramları nasıl içeriklendirdikleri incelenerek cumhuriyetçi yurttaşlık kavramını nasıl oluşturdukları belirlenmiştir.Sonuç olarak, Aristoteles ve Rousseau farklı politika geleneklerini temsil ettiklerinden farklı doğa ve insan tasarımlarına dayalı olarak birçok yönden birbirinden farklı politika öğretileri ortaya koymuşlardır. Buna karşın iki düşünürün politika öğretilerinde yurttaşlıkla ilgili ortaya koyduğu fikirlerin birçok noktada kesiştiği de söylenebilir. Her iki düşünür de moraliteyle politika arasında kurdukları ilişkiden dolayı yurttaşlık idealleri açısından benzer özelliklere sahiptirler.Anahtar Kelimeler Yurttaşlık, Politika, Modernite, Cumhuriyet, Aristoteles, Rousseau
From the past to nowadays main problem in human life is how people should live and what necessary reference points should humans have to live together. This brings the problem of how the society is going to be organized. For this reason, political thought should provide information about how people live and how they trend to live together. There is citizenship concept at the center of political discussions.In this study, as a summary, citizenship conceptualizations of Aristotle and Rousseau that they put forward in their political thoughts in the framework of concepts of justice, rights, law, virtue, and sovereignty were compared. The reason for comparing the citizenship concepts of Aristotle and Rousseau is to find out political designs of both philosophers, their different and similar aspects, to explain which priorities make them to reach these conclusions and in this way to discover how they explained policy and citizenship concepts.To reach this aim, in order to identify the ideas of Aristotle and Rousseau about citizenship, their political thoughts that they identified according to their nature and human conceptualizations were explained, also in addition to this, how republican citizenship concept created by these two philosophers was determined by investigating which concepts that they used to define citizenship concept.As a result, since Aristotle and Rousseau represent different political traditions, they put forward different political thoughts based on different nature and human designs. In front of this, it can be said that the ideas about citizenship that these two philosophers put forward intercept at a lot of points. Both philosophers, since connections they made between modernity and policy, have similar characteristics in the aspect of their citizenship ideals.Key Words Citizenship, Policy, Morality, Modernism, Republic, Aristotle, Rousseau
MİHRİCAN KAYALI
288293
Hacettepe Üniversitesi
Felsefe Ana Bilim Dalı
2011
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXixlGHZNUSHUCCkcxRSMjmMlkmGgOqOnLNGaom_z6SBF
./data/pdfs/288293.pdf
10,238,918
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.256392
2025-06-04T02:18:44.761472
2025-06-04T14:53:18.840382
2025-06-04T17:43:52.904699
var olan eski sınır çizgisi bulanıklaşmakla kalmamış "aynı zamanda birey ile yurttaşın yaşamı açısından taşıdığı anlam da bütün kabul edilebilirlik sınırlarının ötesinde değiştirmiştir." Dolayısıyla Arendt, günümüz politikalarında özel alan ile kamusal alan arasında yaşanan bir gerilimden söz etmekte, iki alana ait değişikliklerin, farklı kavramsallaştırmalardan meydana geldiğini ve yurttaşlık kavramı açısından sorunlara neden olduğunu öne sürmektedir. Arendtçi terimlerle söylersek, Aristoteles'te, toplumsal olan, politikanın kavramsal sınırları dışında tanımlanarak, politika felsefesinin dışında bırakılmıştır. "Topluluğun, ev halkından polise doğru gelişimini" (Heyman, 1992:852) içeren süreçle kavramsallaştırılan, özel alan ayrımının ruhunu 'yurttaş'oluşturmakta, 'yurttaşlık' kavramı, kamusal alanın merkezinde yer almaktadır. Aristoteles, mutlu bir yaşam için gerekli olan şeylerin bedensel varlığımız, zihni ve ahlaki niteliklerimiz olduğunu söylemekte ve her insanın zihni iyilikten pay aldığını ve bunlara dayanan eylemleri yaptığı ölçüde mutlu olacağını, "erdem ve zeka olmadan, bir kimsenin ya da bir şehrin iyi eyleminden söz edilemeyeceğini" (Aristoteles, 2002: 196- 198) düşünmektedir. Bu kavrayış tarzı, insanın toplumsal bir varlık olduğu noktasından kaynaklanmakta, mutluluğa ulaşmak için kişisel değil, toplumsal eylemlerin öneminin en baştan itibaren ortaya konulduğunu göstermektedir. "Devlet özgür adamların bir birliği" (Aristoteles, 2002: 80) olduğuna göre, bir kimsenin yurttaş olabilmesi ve yurttaşlık görevlerini yerine getirebilmesi için, kamusal refah ve mutluluğu hedefleyerek, başkasının iradesine bağlı olmadan erdemlerini geliştirebildiği bir özerkliğe ve özgürlüğünü gerçekleştirebileceği bir alana sahip olması gerekmektedir. Bu da ortak iyiliği sağlayan bir anayasanın varlığıyla mümkün olabilmektedir (Aristoteles, 2002: 80). Arıstoteles'te yurttaşlık, tekil aidiyetlerden bağımsız olarak, topluluk gücünün paylaşıldığı, herkesin ortak bir alana eşit olarak katılımını içeren, ortaklık, eşitlik ve kamusallık gibi değerleri öne çıkaran politik bir kurumdur (Heater, 1990: 3). Dolayısıyla Polis ya da devlet yurttaşların toplamı olduğuna göre, kamusal alanın baş aktörü yurttaş, yurttaşların ya da devletin örgütlenme biçimi ise anayasadır (Aristoteles, 2002: 70).
285462
107
135
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9237002730369568, "polygon": [ [ 1421, 2038 ], [ 1430, 237 ], [ 243, 231 ], [ 234, 2032 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9073686599731445, "polygon": [ [ 1426, 99 ], [ 1427, 47 ], [ 1367, 46 ], [ 1366, 98 ] ] } ] }
Bilimsel kavramların sorgulama temelli öğretimi için tasarlanmış deneysel etkinliklerin video ve gösteri yöntemleri ile sunulmasının etkililiği / The effectiveness of presenting experiments designed for the inquiry-based teaching of scientific concepts by video and demonstration methods
Sorgulama temelli bilim eğitimi felsefesi çerçevesinde yürütülen çalışma; deneysel etkinlikleri, gösteri deneyleri ve video şeklinde sunmanın, öğrencilerin akademik başarı ve Fen ve Teknoloji'ye yönelik tutumlarına etkisini belirlemek ve öğretim ortamlarını zenginleştirecek teknoloji destekli bir öğretim materyali sunmak için tasarlanmıştır. İlköğretim Fen ve Teknoloji Programı ile uyumlu olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen deneysel etkinliklerin; görsel ve işitsel ortama aktarılması ile geliştirilen öğretim materyallerinin; laboratuar bakımından yetersiz okullarda öğretime destek olarak öğrencilerin akademik başarılarını arttırmak ve etkinlikleri yürüten öğretmenlere yol gösterici olması hedeflenmektedir. Muğla Üniversitesi sınıf öğretmenliği 2. sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adayları araştırmanın katılımcılarını (N=149) oluşturmaktadır. Araştırmada ön-test, son-test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel desen (quasi experimental design) kullanılmış; kontrol gruplarında deneysel etkinlikler gösteri deneyleri, deney grubuna ise video şeklinde sunulmuştur. Sunumun stratejileri hariç, dersin akışı sorgulama temeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara; uygulama işlemi öncesi ve sonrasında fen ve teknoloji'ye yönelik tutum testi; uygulama işlemi öncesi , sonrası ve belli süreç sonrasında akademik başarı testi uygulanmıştır. Ölçme araçları ile elde edilen veriler, SPSS 14 paket programı ile analiz edilip, araştırmacı gözlem notları ile birleştirilerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin akademik başarı ve fen ve teknoloji'ye yönelik tutumlarının; deneysel etkinliklerin, gösteri deneyleri ve video şeklinde sunma arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Araştırma ile, her iki öğretim stratejisinin üstün ve zayıf yönleri belirlenmiş ve öğretim sürecinde birbirine destek olarak kullanılmasının, öğretimi etkili kılacağı sonucuna varılmıştır.
This study, conducted within the framework of an inquiry-based science education philosophy, has been designed for the purpose of determining the impact of presenting experiments as demonstrations or in the form of videos, on the academic achievement of students and on their attitudes toward Science and Technology. Implicit in the effort is also the attempt to create technology-supported teaching materials to enrich the teaching environment. The experiments developed by the researchers in line with the Elementary School Science and Technology Program carry the objective of creating teaching materials enriched with audio-visual elements to support education in schools with inadequate laboratory facilities, thereby enhancing student academic achievement and providing guidelines for teachers who conduct classroom activities. The participants in the study were a group of candidate teachers (N=149) in the second year of Classroom Teaching at Muğla University. The study used a quasi-experimental pretest/posttest design with a control group. The experiments were presented to the control group as demonstrations and to the study group in the form of videos. Outside of the strategies of the presentation, the flow of the lesson was consistent with inquiry-based teaching techniques. The participants were subjected to a test probing into their attitudes toward science and technology before and after the implementation; an academic achievement test was conducted before, after and again at a certain period following the implementation. The data collected with the assessment tools that were used were analyzed with the SPSS 14 package program, then combined with the researchers? observation notes, and subsequently interpreted. Ultimately, it was found that student academic achievement and attitudes toward science and technology did not display a significant difference in terms of whether the experiments were presented as a demonstration or in the form of a video. The study served to determine the strong and weak aspects of both teaching strategies, reaching the conclusion that the complementary use of the two techniques in the instruction process will result in more effective teaching.
SONGÜL SEVER
285462
Muğla Üniversitesi
null
2011
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXoV4ZRK43xvksMvjOmA9cHHEsokeb34LfeMzq0VG-1rp
./data/pdfs/285462.pdf
2,152,049
true
true
true
2025-06-03T15:37:03.084162
2025-06-04T02:16:03.871537
2025-06-04T14:53:19.257904
2025-06-04T17:43:53.177333
Teknoloji laboratuvarlarının dolaplarında benzer materyallerin bulunması öğretmenlerin işini kolaylaştıracaktır. 8. Oğretim sürecinde video kullanımının, öğrencilere mesleki gelişim sağlama rolü olduğu da belirlenmiştir. Araştırmanın uygulama süreci sonunda, dersin akışı nedeniyle öğrencilerden çeşitli konularda deneysel etkinlik sunmaları istenmiştir. Bu süreçte bazı öğrencilerin sunumlarının, deneysel etkinliği gerçekleştirme aşamalarından oturma biçimlerine kadar, araştırmacının ders yürütme tarzına benzer olduğu gözlenmiştir. Kısaca araştırma sürecinde kullanılan video, öğrencilerin akademik başarılarını arttırmakla birlikte, mesleki gelişimlerine katkı sağlayan bir model materyal görevi görmektedir. Videonun, model öğretim materyali olarak görev üstlendiğinin belirlendiği çalışmalar (Foskey, 1982; D'Ateno vd., 2003; Stoelb, 2004; MacDonald vd., 2005; Graetz vd., 2006; Maino ve Mirenda, 2006) zihinsel ve bedensel özellikleri farklı bıreylerin, psikomotor becerilerini ve akademik başarılarını arttırdığını göstererek mevcut çalışma sonucu ile paralellik göstermektedir. Videonun model materyal olarak kullanımının yanında, mevcut çalışmada olduğu gibi, mikroöğretim sürecinde kullanılan videoların, öğretmen adaylarının mesleki gelişimlerinin olumlu yönde etkilediği gözlenmiştir (örn.; Gürses vd., 2005; Görgen, 2005; Şen, 2009). Video ile gerçekleştirilen öğretimin dezavantajları ise aşağıda sıralanmaktadır. 1. Oğrencilerin video izleme sürecinde uzun süre karanlıkta kalmalarından dolayı rahatsız olmaktadırlar. 2. Oğrencilerin deneyleri ve deney malzemelerini incelemeye hatta deneyleri bireysel olarak gerçekleştirmeye imkan bulamamaktadırlar. Sonuç olarak; kavram ve konu öğretimini etkili hale getirmekle birlikte, psikomotor becerilerin geliştirilmesinde model materyal olarak videonun, çoğunlukla öğretim ortamlarında; nadiren de farklı mekanlarda kullanımının söz konusu olduğu görülmektedir. Buraya kadar incelenen araştırmalar ile mevcut çalışmanın sonuçları göz önünde bulundurularak; bilginin farklı yönlerden ele alınıp teknoloji kullanılarak farklı ortamlar oluşturulmasının, böylelikle öğretim ortamları ilgi çekici olması buna bağlı olarak da öğretimin verimli hale getirmenin gerektiği görülmektedir. Araştırma sürecinde; deneysel etkinliklerin, sorgulama temelli bilim eğitimi çerçevesinde, video ve gösteri deneyleri şeklinde sunumunun öğrencilerin akademik
431566
25
88
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.89852374792099, "polygon": [ [ 915, 2245 ], [ 915, 2196 ], [ 856, 2195 ], [ 856, 2245 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.886371910572052, "polygon": [ [ 1473, 2072 ], [ 1483, 231 ], [ 289, 224 ], [ 278, 2066 ] ] } ] }
Üçlü negatif meme karsinom olgularında immunohistokimyasal yöntemle PARP-1, P-MTOR, sitokeratin 5/6 ve sitokeratin 14 ekspresyonunun değerlendirilmesi / Evaluation of PARP-1, P-MTOR, cytokeratin 5/6 and cytokeratin 14 expression immunohistochemically in triple negative breast cancer
Üçlü negatif meme karsinomları (ÜNMK) immunohistokimyasal olarak ER, PR, HER2 negatif tümörler olup tüm meme kanserlerinin ortalama %10-20'sini oluştururlar. ÜNMK'ları içerisinde en büyük grubu bazal benzeri grup oluşturmaktadır. Bazal benzeri meme tümörleri, bazal sitokeratin ekspresyonu gösteren, yüksek proliferatif aktiviteye ve kötü klinik gidişe sahip tümörlerdir. ÜNMK'larının, hormonoterapi ve transtuzumab tedavilerinden yoksun kalmaları hedefe yönelik tedavi ajanlarının araştırılmasına neden olmaktadır. Bu ajanlardan güncel olan iki tanesi PARP1 ve p-mTOR inhibitörleridir. Bu çalışmada ÜNMK'ları için tedavi kılavuzlarına girmeye başlayan PARP1 ve p-mTOR'un immunohistokimyasal ekspresyonunun değerlendirilmesi ile birlikte bazal benzeri grubu ayırt edebilmek için sitokeratin 5/6 ve sitokeratin 14 ekspresyonlarının değerlendirilmesi amaçlandı. 2005 ile 2010 yılları arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda immunohistokimyasal olarak ER, PR, HER2 negatif olan 82 meme karsinomu olgusu çalışmaya dahil edildi. Olguların tümünde PARP1, p-mTOR, sitokeratin 5/6, sitokeratin14 ekspresyonunun, morfolojik parametreler ve sağkalım analizlerine göre karşılaştırmalı değerlendirmesi yapıldı. Çalışmamızda sitokeratin 5/6 ekspresyonu 59 (%72) olguda saptanırken, 23 (%28) olguda ekspresyon izlenmedi. Sitokeratin 14, ise 31 (%37,8) olguda pozitif bulunurken, 51 olguda (%62,2) negatif olarak değerlendirildi. Olgularımızın %14,6'sı (n=12) PARP1 ile güçlü pozitiflik; %56,1'i (n=46) zayıf-orta kuvvette pozitiflik gösterirken, 24 olguda (%29,3) PARP1 ile boyanma görülmedi. Çalışma grubu içerisindeki 34 olgu (%41,5) nihai p-mTOR ekspresyonu açısından negatif kabul edildi, 48 olgunun (%58,5) ise p-mTOR ekspresyonunun pozitif olduğu görüldü. Bazal benzeri gruptaki vaka sayısı 64 (%78) iken bazal benzeri olmayan gruptaki olgu sayısı 18 (%22)'di. Bazal benzeri grupta nükleer derecenin daha yüksek olduğu görüldü, ancak diğer morfolojik parametreler ve sağkalım açısından bazal benzeri olmayan grupla fark saptanmadı. PARP1 ve sitokeratin 5/6 pozitif saptanan vakaların yüksek dereceli tümörler olduğu ve proliferasyon kapasitelerinin yüksek olduğu görüldü ve bu bulgular istatistiksel olarak anlamlı saptandı. MBRD'si 3 olan olguların PARP1 boyanma yüzdesi %26,16; PARP1 boyanma skoru ise 4,9 olarak saptandı (p=0,033/ p=0,035). Ayrıca yüksek PARP1 ekspresyonu olan tümörlerin artmış mitotik indekse sahip oldukları dikkati çekti (p=0,044). Yüksek PARP1 ekspresyonu saptanan olguların öngörülen ortalama sağkalımları 106,1 ay bulundu, düşük PARP1 ekspresyonu saptanan olgularda ise bu ortalamanın 78,4 ay olduğu görüldü. Sağkalım süresi ile PARP1 ekspresyonu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı olmasa da dikkat çekiciydi (p=0,706). Bulgularımız özellikle, PARP1 ve sitokeratin 5/6 ekspresyonu için literatür ile uyumlu bulundu. Ancak p-mTOR ve sitokeratin 14 ekspresyonlarının etkisini araştırmak için standart bir değerlendirme sistemi gerekli görüldü ve bunun için yapılacak geniş ölçekli çalışma serilerine ihtiyaç duyulduğu düşünüldü.
Triple negative breast carcinomas (TNBCs) are immunohistochemically estrogen receptor (ER), progesterone receptor (PR) and c-erbB2 negative tumors constituting 10-20% of breast carcinomas. Majority of TNBCs are basal-like tumors with basal cytokeratin expression, high proliferative activity and are associated with aggressive behavior. Targeted therapies, including PARP1 and mTOR inhibitors, have been investigated in treatment of TNBCs, as those patients cannot benefit from hormonotherapy and transtuzumab therapy. We aimed to evaluate immunohistochemical expression of PARP1 and p-mTOR in TNBCs as well as immunohistochemical expression of cytokeratin 5/6 and 14 in basal-like subtype. Eighty-two TNBC cases diagnosed in our center between 2005 and 2010 were included in the study. Expressions of PARP1, p-mTOR, cytokeratin 5/6 and 14, morphological parameters and survival analyses were performed. We observed cytokeratin 5/6 expression in 59 patients (72%) and cytokeratin 14 expression in 31 patients (37,8%). Of 82, 14,6% (n=12) showed strong PARP1 positivity, 56,1% (n=46) showed weak-moderate PARP1 positivity as 24 cases (29,3%) did not express PARP1. More than half of the cases (58,5%; n=48) were considered positive for overall p-mTOR expression and 41,5% (n=34) were considered negative for overall p-mTOR expression. Sixty-four (78%) cases were classified as basal-like carcinoma. Nuclear grade was higher in basal-like tumors, compared to non-basal-like tumors. However, no significant statistical difference was found between two groups regarding other morphological parameters and survival. PARP1 and cytokeratin 5/6 positive tumors were high-grade tumors with high proliferative activity. PARP1 staining ratio was 26,16%, staining score was 4,9 among grade 3 tumors (p=0,033/ p=0,035). Also, tumors with high PARP1 expression had high mitotic index (p=0,044). Average expected survival was 106,1 months and 78,4 months for cases with high and low PARP1 expression, respectively. The association between survival and PARP1 expression was notable, however, no statistical significance was found (p=0,706). Our findings, particularly on PARP1 and cytokeratin 5/6 expression, appear to be consistent with literature. However, standard criteria should be established in large study groups to evaluate the effects of p-mTOR and cytokeratin 14 expressions.
MÜGE ÇALIK
431566
Ege Üniversitesi
Patoloji Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Tıpta Uzmanlık
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKrtUEtPSU-R7G_9DlwknK5OfF2wFm1bwU-yvYCcAlrTX
./data/pdfs/431566.pdf
2,984,159
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.599894
2025-06-04T02:20:24.354193
2025-06-04T14:53:19.841439
2025-06-04T17:43:53.410663
gelen grup invaziv lobuler karsinom (İLK)'dur ve sıklığı %5-15 arasında bildirilmektedir. Daha az oranda görülen invaziv kribriform, tubüler, tubülolobüler gibi daha düşük dereceli tümörlerde sağkalım beklentisi daha yüksek olup 10 yıllık sağkalım %80'in üzerindedir [22]. ## 2.7.5. Lenfovasküler Invazyon Ozellikle T1, nod negatif hastalarda önemli bir bağımsız prognostik faktördür. LVI'nin lenf nodu tutulum oranını arttırdığı gösterilmektedir. Erken lokal rekürrens riskinde 3 kat artış ve uzak metastaz ile de ilişkilidir [23, 24]. 2.7.6. Neoplastik gelişim dokuların yapısal düzenini bozarak immun yanıtı aktive eder ve aktive olan immun sistem tümörü ortadan kaldırmaya çalışır. Solid tümörlerde spesifik immun sistem hücreleri ve klinik yanıt arasında ilişkinin bulunduğu birçok araştırmada gösterildi [25]. Ozellikle HER2 (+) ve UNMK'larnda TIL değerlendirmesi prediktif ve prognostik öneme sahiptir. UNMK'larında büyük serilerde yapılan çalışmalarda, tanı anında yoğun TİL varlığı kemoterapi sonrası sağkalımı arttırmaktadır [26, 27]. ## P53 2.7.7. P53 bir tümör supresör gendir ve 'genomun bekçisi' olarak tanımlanmaktadır. P53 mutasyonu sporadik ve ailesel sendromlar şeklinde karşımıza çıkarak pek çok kansere neden olabilmektedir. Meme karsınomunda
458770
139
170
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9207256436347961, "polygon": [ [ 1478, 2105 ], [ 1480, 1283 ], [ 296, 1280 ], [ 293, 2102 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.8974598050117493, "polygon": [ [ 309, 681 ], [ 1471, 678 ], [ 1470, 243 ], [ 308, 246 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8169143199920654, "polygon": [ [ 1466, 967 ], [ 1466, 684 ], [ 292, 683 ], [ 292, 966 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.8077667951583862, "polygon": [ [ 271, 1265 ], [ 1458, 1263 ], [ 1458, 1020 ], [ 270, 1022 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8038485050201416, "polygon": [ [ 918, 2209 ], [ 918, 2159 ], [ 843, 2159 ], [ 843, 2209 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7975321412086487, "polygon": [ [ 1317, 230 ], [ 1317, 181 ], [ 459, 180 ], [ 459, 229 ] ] } ] }
Toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Sağlık kurumları üzerine bir araştırma / The impact of total quality management on motivation and organizational commitment: A research on health institutions
Bu tez çalışmasında Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve İstanbul Bahçelievler Devlet Hastanesi'nin sağlık personellerinde toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapılmıştır. Gerekli literatür taraması yapılarak toplam kalite yönetimi, çalışan motivasyonu ve örgütsel bağlılık konuları araştırılmıştır. Araştırmanın uygulama aşaması yukarıda belirtilen hastanelerde görevini sürdüren 279 sağlık personelini kapsayacak şekilde uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolar üzerinde gösterilmiş ve yorumlaması yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Toplam Kalite Yönetimi, Çalışan Motivasyonu, Örgütsel Bağlılık
In this study, the impact of total quality management on employee motivation and organizational commitment was examined in Istanbul Bahçelievler State Hospital and Esenler Obstetrics and Pediatrics Hospital. All the quality management, employee motivation and organizational commitment were searched by the necessary literature review. The implementation phase of the study encompassed 279 health personnel who were on duty at the above mentioned hospitals. The results are displayed on the tables and interpreted and the results are evaluated. Keywords: Total Quality Management, Employee Motivation, Organizational Commitment
OLGU AKYÜREK
458770
İstanbul Gelişim Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB66zrfqRDpzp3sOnSl9YtGnvteSKfOZe50PCqog3qcrGy
./data/pdfs/458770.pdf
3,066,127
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.156251
2025-06-04T02:10:14.643067
2025-06-04T14:53:20.858559
2025-06-04T17:43:53.772339
## Tablo-66 Çalışan Motivasyonu ve Örgütsel Bağlılık İlişkisi | Correlations | | | | | | | |---------------------|--------------------------------------------------------------|---------------------|-------------------|--|--|--| | | | Çalışan motivasyonu | Orgütsel bağlılık | | | | | Çalışan motivasyonu | Pearson Correlation | l | ,724** | | | | | | Sig. (2-tailed) | | .000 | | | | | | N | 279 | 279 | | | | | Orgütsel bağlılık | Pearson Correlation | ,724** | 1 | | | | | | Sig. (2-tailed) | ,000 | | | | | | | N | 279 | 279 | | | | | | **. Correlation is significant at the 0.01 level (2-tailed). | | | | | | Tablo 66 incelendiğinde çalışan motivasyonu ve örgütsel bağlılık arasında pozitif ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir (r=0.724, p<01). Buna göre çalışan motivasyonu arttıkça örgütsel bağlılığın da artacağı sonucu çıkarılabilir. 4.9.6. Toplam Kalite Yönetiminin Motivasyon ve Orgütsel Bağılılık Uzerindeki Etkisi Tablo-67 Toplam Kalite Yönetiminin Çalışan Motivasyonu Üzerine Etkisi Regresyon Analizi | Model Summary | | | | | | | |---------------|-------|----------|-------------------|----------------------------|--|--| | Model | R | R Square | Adjusted R Square | Std. Error of the Estimate | | | | | .669a | .447 | .445 | .39223 | | | a. Bağımsız: (Sabit), Toplam Kalite Yönetimi Yukarıda bulunan tabloda R Square kısmındaki sayısal değerin bağımsız değişken kabul edilen "Toplam Kalite Yonetimi" değişkenine ait varyansı %44,5 oranında aydınlattığı, yani çalışan motivasyonunun %45 oranında bu faktöre bağlı olarak şekillendiği sonucunu ortaya koymaktadır. Bir başka şekilde ifade edilecek olursa toplam kalıte yonetimi çalışan motivasyonu uzerinde etkisi vardır. Buna gore Hı hipotezi kabul edilir. Sağlık kuruluşlarındaki toplam kalite yönetimi algısı çalışanların motivasyonlarını etkilemektedir. Bu bulgulardan hareketle toplam kalite yönetimi arttıkça çalışan motivasyonun da arttığı söylenebilir. Çalışanlar ekip halinde çalışma yaparak, uygulanan eğitimlere katılarak, çalışma arkadaşlarına güven duyarak ve en onemlisi yaptıkları işten memnuniyet duyarak toplam kalite yönetimine katılım sağlamışlardır. Toplam kalite yönetimi uygulamalarının ortaya çıkardığı bu ortam ise çalışanlar yaptıkları işlerinden, yoneticilerinden, çalışma arkadaşlarından, çalışma takımından ve işyerinden elde etmek istediği rahatlatıcı ve iç yatıştırıcı duyguya kavuşmalarına katkı sağlamıştır. Bu durum da çalışanların motivasyonlarında olumlu etkiye sebebiyet vermiştir.
465330
152
164
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9155932664871216, "polygon": [ [ 1466, 2200 ], [ 1481, 247 ], [ 172, 237 ], [ 157, 2189 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.31270352005958557, "polygon": [ [ 871, 2203 ], [ 871, 2167 ], [ 814, 2166 ], [ 813, 2202 ] ] } ] }
Manyetik kitosan-halloysit nanokompozitlerin üretilmesi ve karakterizasyonu: Cr ve metilen mavisi adsorpsiyonunun incelenmesi / Production and characterization of magnetic chitosan-halloysite nanocomposites: Investigation of adsorption of Cr and methylene blue
Tez çalışmasının amacı manyetik halloysit nanotüpleri (MHLT), biyopolimerik kitosan (KTS) ile nanokompozit hale getirerek, endüstriyel atık sulardaki kalıcı ve düşük derişimleri bile toksik olan Cr (VI) ağır metali ve katyonik bir boyar madde olan metilen mavisini uzaklaştırmaktır. Saf halloysit (HLT) nanotüplerine manyetik özellik kazandırma işlemi birlikte çöktürme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiş ve manyetik halloysit (MHLT) nanotüpleri sentezlenmiştir. MHLT nanotüpleri ise KTS biyopolimeri ile nanokompozit hale getirilmiş ve karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. MHLT-KTS nanokompoziti ve nanokompoziti oluşturan bileşenlerin saf hallerinin karakterizasyonu FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, parçacık boyut analizleri ile yapılmıştır. MHLT-KTS nanopartiküllerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyonu ortam pH' ının, adsorbent miktarının, nanokompozit malzemeyi oluşturan bileşenlerin birbirine oranının ve başlangıç konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 5,0, MHLT-KTS miktarı 150 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 1:2 olarak bulunmuştur. Cr (VI) adsorpsiyonu için 10 mg/L başlangıç konsantrasyonunda maksimum adsorpsiyon verimliliği %77,63 olarak bulunmuştur. MHLT-KTS üzerine metilen mavisi adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 8,0, MHLT-KTS miktarı 25 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 2:1 olarak belirlenmiştir. MHLT-KTS üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu ve metilen mavisi adsorpsiyonu çalışmalarından elde edilen adsorpsiyon denge verileri kullanılarak Langmuir, Freundlich ve Redlich-Peterson modellerine uyum incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyon kinetiğinin ise her iki bileşen içinde yalancı ikinci derece modele uyum sağladığı tespit edilmiştir. Tez çalışması kapsamında Cr (VI) ve metilen mavisi tekli sistemlerinin dışında, hem Cr (VI) hem de metilen mavisi içeren ikili sistemlerin de adsorpsiyonu araştırılmış olup, adsorpsiyon dengesi incelenerek ikili sistemler için adsorpsiyon modellerine uyumu değerlendirilmiştir.
The aim of the thesis is to remove Cr (VI) heavy metal and cationic dye methylene blue, which are toxic and permanent even in low concentrations in the industrial wastewater, by making nanocomposite with magnetic halloysite nanotubes and biopolymeric chitosan (KTS). The magnetic properties of pure halloysite nanotubes (HLT) were achieved by using the co-precipitation method and magnetic halloysite (MHLT) nanotubes were synthesized. MHLT nanotubes were made into nanocomposites with KTS biopolymer and characterization studies were carried out. Characterization of MHLT-KTS nanocomposites and pure states of the components forming the nanocomposite were performed by FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, particle size analysis. Cr (VI) and methylene blue adsorption on MHLT-KTS nanoparticles were investigated as a function of medium pH, amount of adsorbent, the ratio of the components forming the nanocomposite material, and the initial concentration. The optimum conditions for Cr (VI) adsorption on the MHLT-KTS nanocomposites were pH 5,0, 150 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 1:2. The maximum adsorption efficiency was found to be %77,63 for Cr (VI) adsorption at an initial concentration of 10 mg/L. The optimum conditions for methylene blue adsorption on MHLT-KTS were pH 8,0, 25 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 2:1. The adsorption equilibrium data obtained from Cr (VI) adsorption and methylene blue adsorption studies on MHLT-KTS were used to investigate the compatibility of Langmuir, Freundlich and Redlich-Peterson models. It was found that Cr (VI) and methylene blue adsorption kinetics on MHLT-KTS nanocomposites are compatible with pseudo second-order models for both components. In this thesis study, besides Cr (VI) and methylene blue single systems, the adsorption of binary systems containing both Cr and methylene blue was investigated and adsorption balance was investigated, its compatibility with adsorption models for binary systems was evaluated.
EZGİ TÜRKEŞ
465330
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpZJhoVNDQlRikPzWHTzvS-6jWDpHD5W0wXB9eIEcRady
./data/pdfs/465330.pdf
6,651,130
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.859187
2025-06-04T02:10:13.513339
2025-06-04T14:53:20.937354
2025-06-04T17:43:54.015152
Saf HLT morfolojilerinin belirlenebilmesi için TEM analizi de yapılmıştır. HLT' lerin iki ucu açık ve içi boş boru şeklindeki yapısı TEM görüntülerinde net bir şekilde görülmektedir. MHLT için TEM görüntülerinde HLT üzerindeki Fe304 nanoparçacıkları yaklaşık 10 nm ve çok daha küçük alt birimler şeklinde bulunmuştur. Ote yandan MHLT-KTS nanokompozitleri için yapıdaki KTS katmanı TEM görüntülerinde net bir şekilde gözlemlenebilmiştir. l ez çalışması kapsamında partiküllerin BET analizi yapılarak yüzey alanı, gözenek hacmi ve gözenek çapı değerleri belirlenmiştir. Saf HLT' ye göre MHLT' nin yüzey alanı ve gözenek hacminin arttığı, gözenek çapının ise azaldığı saptanmıştır. Ayrıca MHLT' ye göre MH2C1 nanokompozitinin yüzey alanı ve gözenek çapının arttığı, gözenek hacminin ise azaldığı tespit edilmiştir. MHLT nanotüplerin ve MHLT-KTS (MH2C1 ve MH1CZ) nanokompozitlerinin manyetizma özelliklerinin belirlenebilmesi için VSM analizi yapılmıştır. MHLT nanotüplerinin iyi manyetik özelliklere sahip olduğu belirlenmiş ve doyum manyetizasyon değeri 22,7 emulg olarak bulunmuştur. Süperparamanyetik partiküllerin tipik bir karakteristiği olarak çok küçük bir histerisis döngüsü ve yok denecek kadar az koersivite gösterdiği tespit edilmiştir. MHLT için histerisis eğrisi incelendiğinde partikülün süperparamanyetik özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Aynı durum MHLT-KTS nanokompozitleri içinde geçerli olmakla birlikte, MH2C1 nanokompoziti için doyum manyetizasyon değeri 22,1 emu/g iken, MH1C2 nanokompoziti için bu değer 21,5 emulg' a düşmüştür. Değerler birbirine yakın olmakla beraber bu azalmanın manyetik olmayan KTS ile kaplamanın sonucu olduğu belirlenmiştir. Bir ağır metal olan Cr (VI) ve boyar madde olarak metilen mavisi kullanılarak, bu bileşenlerin MHLT-KTS nanopartikülleri üzerine adsorpsiyonu tekli ve ikili sistemlerde araştırılmıştır. Ağır metal adsorpsiyonu çalışmalarında ilk olarak pH etkisi araştırılmış ve Cr (VI) adsorpsiyonu için optimum pH değeri 5,0 olarak bulunmuştur. Bu optimum pH değerinde bir sonraki aşama için partikül miktarının adsorpsiyona etkisi araştırılmış ve optimum MHLT-KTS miktarı 150 mg olarak belirlenmiştir. MHLT-KTS
277830
38
115
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9534658789634705, "polygon": [ [ 1497, 1907 ], [ 1504, 399 ], [ 286, 394 ], [ 279, 1902 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7315332293510437, "polygon": [ [ 1411, 2245 ], [ 1467, 2244 ], [ 1467, 2196 ], [ 1411, 2196 ] ] } ] }
İnternet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi / Internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement
Konusu, internet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi olan bu tez çalışmasında, her geçen gün büyüyen bir sektör haline gelen internet reklamcılığı ile buna paralel olarak artan internet üzerinden satış reklamlarının önemi vurgulanarak, reklam verenlerin mevzuatımızdaki aldatıcı reklam hükümleri ve bu hükümlere göre hareket eden idari denetim mekanizması karşısındaki durumu ortaya konulmuştur. Reklam verenlerin uygulamada karşı karşıya kaldığı sorunlar irdelenmiş ve sonuç olarak reklamların idari denetiminde şeffaflıktan ve demokratiklikten uzaklaşıldığı görülmüştür. Türk Reklam mevzuatının dağınık şekilde çeşitli kanun ve yönetmelikler etrafında toplanması, idari denetim tarafından mevzuat hükümlerinin geniş yorumlanması sorunuyla birlikte bir takım keyfi uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Reklam verenlerin karşılaştığı sorunların çözümünde daha demokratik, daha doğru işleyen bir idari denetim mekanizması ve bu konuda ihtisas mahkemelerinin gerekliliği sonucuna varılmıştır.
This dissertation, which aims to study internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement in our legislation and the administrative governance mechanisms that act upon that legislation. In this respect, the dissertation elaborates on the rapidly growing sector of internet marketing by emphasizing the significance of sales commercials on internet. The problems that advertisers experience in practice are examined and as a conclusion, it is observed that the administrative supervision of advertisements lacks transparency and democracy to a certain extent. The somewhat disconnected nature of the Turkish advertisement legislation organized around certain enactments and regulations combined with the problems of interpretation of the relevant laws may bring forth a number of discretionary practices. It is concluded that a more democratic and better functioning legal supervision mechanism and specialized courts are required to address the problems that advertisers experience.
DİLEK ŞAHİNCİ
277830
İstanbul Üniversitesi
Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=veR1mHu9yoWjwcVUjCEoPPAVGhNSGhpyHSseN6PhdJx8F-2Vfu1OEHMSAtbEvCGc
./data/pdfs/277830.pdf
9,017,711
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.091434
2025-06-04T02:18:44.750357
2025-06-04T14:53:21.567613
2025-06-04T17:43:54.243699
arttırmalarına yönelik yaptıkları reklamlarda izleyecekleri stratejik yöntemlerin belirlenmesinde son derece önemlidir. ## 1.3.1.1. Fizyolojik Ihtiyaçlar Fizyolojik ihtiyaçlar insanın temel ihtiyaçlarıdır. Yemek yemek, su içmek, uyumak, barınmak gibi temel ihtiyaçlar Maslow' un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinin en alt katmanındadır ve alan olarak da en büyük paya sahiptır. Bunun nedeni ise insanın hayatta hiçbir şeye yemek yemek, su içmek, barınmak, uyumak kadar ihtiyaç duymamasından kaynaklanmaktadır. Bunlar insan hayatındaki en temel, en önemli ve en büyük ihtiyaçlardır. Bu ihtiyaçların karşılanmaması insanın sürdürememesi sonucunu doğurur. Bu nedenle de fizyolojik ihtiyaçlar piramidin en alt ve en çok alana sahip bölümünde konumlanmıştır. ## 1.3.1.2. Güvenlik İhtiyaçları İhtiyaçlar piramidinin, fizyolojik ihtiyaçlardan sonra gelen katmanında güvenlik ihtiyaçları yer almaktadır. Fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanması ile hayatta kalmayı başaran insan, ikinci olarak güvenlik ihtiyaçlarını karşılama gereksinimi duymaktadır. Bu nedenle de güvenlik ihtiyaçları piramidin ikinci en büyük kısmında yer almaktadır. Her insan kendini güven ve emniyet içinde ve tehlikeden uzak hissetmek istemektedir. Insanlar can ve mal varlıklarının korunmasını isterler(Durmaz, 2008:63). Bu nedenle de hastalık, yaşlılık ve bunun gibi hallerde geleceği garantiye almak son derece önemlidir. Çeşitli sigortalar, evlerinde hırsızlığa karşı aldıkları güvenlik önlemleri, bankalardaki mevduat hesapları, yatırım amaçlı satın alınan gayrımenkulle ve buna benzer harcamalar hep güvenlik ihtiyacının karşılanmasına yöneliktir.
427550
73
172
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9434232115745544, "polygon": [ [ 1485, 1945 ], [ 1497, 205 ], [ 191, 196 ], [ 178, 1936 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.888126790523529, "polygon": [ [ 1468, 2205 ], [ 1468, 2152 ], [ 1406, 2151 ], [ 1405, 2204 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.6091687083244324, "polygon": [ [ 210, 2159 ], [ 709, 2158 ], [ 709, 1969 ], [ 209, 1970 ] ] } ] }
Türk basınında Mussolini İtalyası (1939-1945) / Mussolini's Italy in Turkish press (1939-1945)
1861 yılında birliğini tamamlayarak tek bir krallık haline gelen İtalya, bu tarihten sonra büyük devlet olmak amacıyla sömürge elde etmeye çalışmıştır. Bu süreçte ilk olarak Osmanlı Devleti'nin Tunus eyaletini işgal etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. 1911 yılında ise Avrupa'nın büyük devletlerinin de onayı ile Trablusgarp'ı işgale başlamıştır. Bu savaş sonucunda imzalanan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp, İtalya'ya bırakılmıştır. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı'nda yayılımcı siyasetini devam ettiren İtalya, savaşın getirdiği politik ve ekonomik etkilere karşı bir bunalım sürecine girmiştir. Bu dönemde siyasi gruplar arası çatışma ise İtalya'yı iç savaş durumuna sürüklemiştir. Buradaki şartlar eski sosyalist yeni faşist lideri Benito Mussolini'yi ön plana çıkarmıştır. Dönemin şartlarından yararlanan Mussolini ise 1922'de bir darbe ile başbakan olmuş ve İtalya'da faşist rejim başlamıştır. Faşist dönem İtalya için emperyalist faaliyetlerin ikiye katlandığı bir süreç olmuştur. Mussolini, İtalya'nın Roma İmparatorluğu dönemine atıf yaparak adeta yeni dünyanın sezarı olma hayalleri kurmuştur. Nazi şefi Hitlerle Faşist duçesi Mussolini'nin faaliyetleri Mihver Bloku'nu doğurmuş ve bu süreçte dünya yeni bir büyük savaşa sürüklenmiştir. 1939-1945 yılları arasında meydana gelen bu savaşta İtalya'nın faşist ve yayılımcı politikası zirve yapmış, ancak 1943 yılında bu zirveden düşüşü de bir o kadar ani ve derin olmuştur. Bu tarihten sonra İtalyan yarımadası müttefikler ve Naziler tarafından işgal edilmiştir. 1945 yılında Nazilerin teslim olmasıyla İtalyan toprakları da savaş alanı olmaktan çıkmıştır. İtalya'yı bu savaşa sürükleyen Benito Mussolini ise kendi vatandaşları tarafından kurşuna dizilmek suretiyle öldürülmüştür.
Italy, which had been completed its union and became a single kingdom in 1861, tried to obtain colony with the aim of being a big state. In this process, they initially tried to occupy Tunusia province (which belongs Ottoman Empire) however it had no success. Also in 1911, with the approval of big European countries, they started to occupy Tripoli. As a result of this war, they entered into Ouşhy Agreement and Tripoli had given to Italy. Thereafter; Italy, which was kept its emperialistic diplomacy in World War I, found itself in a crisis because of the political and economical effects of the war. Meanwhile in this period, there was conflict between poiticial groups so this brought on civil war in Italy. This conditions put forward the earlier socialist and recent fascist leader Benito Mussolini. Mussolini, took advantage of this and take the chair with coup d'etat in 1922 and fascist regime got started in Italy. Fascist period was a process that imperialist actions double effect in Italy. Mussolini attributed to The Roman Empire of Italy and dreamed to be Caesar of the new world. Nazi leader Hitler and fascist duce Mussolini's actions brought Axis Powers and in this process, the world had been driven into the new war. In this war (1939-1945) Italy's fascist and imperialistic diplomacy came out top but in 1943 they falled down in a dramatic and abstuse way. Then, Italian peninsula had been occupied by allied and Nazis. In 1945, the Nazis surrendered and that's why Italy had been stopped to be in war. Benito Mussolini, who drove into the Italy to the war, had been executed by firing squads.
AYÇİN DEMİR
427550
Marmara Üniversitesi
Türk Tarihi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Br_XTptK8CZ70f0JGX9xEtx-VudLd8Bv7jONveYKNJ1mT6CyJijn0hw7t_-bMepD
./data/pdfs/427550.pdf
7,730,974
true
true
true
2025-06-03T15:37:02.563811
2025-06-04T02:16:08.115144
2025-06-04T14:53:22.971433
2025-06-04T17:43:54.843330
ilgili yayınladığı makalede Polonya'nın Almanya ile Rusya arasında paylaşılmasında İtalya'nın onayının alınmadığını, ancak bu paylaşımın uygulanmasında İtalya'ya ihtiyaç duyulduğunu, Mussolini'nin bu istekten önce de barış için girişimlerde bulunduğunu, bunun için Almanya ve Sovyetler Birliği ile hareket edeceğinin tahmin edildiğini, ancak bu girişimin müttefikler tarafından kabul edilmediği takdirdebu durumda İtalya'nın askeri ittifak gereğince Almanya'nın yanında savaşa girmek zorunda kalacağını belirtiyordu. Ayrıca bu toplantının Berlin- Roma Mihverinin yeniden canlanması mı yoksa cenaze töreni mi olacağının dünya tarafından merak edildiğini eklemişti "36. Türk basını kadar Avrupa basını da bu görüşmeyi yakından takıp ediyordu. Nitekim Brüksel kaynaklı verilen haberlere göre Italya'nın Almanya'nın Balkanlar hakkındaki niyetini bildiğinden dolayı tarafsız kaldığı, bu nedenle İtalya'nın Avrupa politikasını değiştirmenin kıyısında olduğu, bu görüşme sonunda verilen tebliğde iki devlet arasında tam bir anlaşmanın yapıldığına dair kesin bir işaret bulunmadığının dikkat çekici olduğu bildirilmişti-60 .Zekeriya Sertel İtalya'nın mevcut durumdaki konumuyla ilgili olarak yazdığı yazıda savaşın başından ben tarafsızlığını koruyan İtalya'nın Almanya'nın Polonya'yı işgali ile yeniden ön plana çıktığını ve barış için arabuluculuk rolü oynadığını, ancak bu süreçte gelişmelerin Almanların planladığı şekilde gitmediğini ve Sovyet Rusya'nın Balkanlarda Nazi ve Faşist nüfuzlarını bitirmeye teşebbüs ettiğini, işte bu tehlikenin İtalya'yı telaşa düşürdüğünü tartışıyordu. Bundan sonra İtalya'nın tarafsızlığına son vererek ya Almanya ile savaşa girmek ya da kendisine vetinerek müttefikler safına geçmekten başka çaresinin olmadığını da eklemişti 38. 5 Ekim'de de İtalya'nın Almanya'nın teklifini kabul etmediği açıklanıyordu. Bu durumla ilgili olarak verilen resmi tebliğde İtalya Hükümeti'nin bu şartlar altında barış için aracı olmayacağı belirtilmiş ve Mussolim'nin yedi ülkeyi kapsayacak bir konferans hazırladığı ve bir barış planı yaptığı da yalanlanmıştı 39. Times gazetesi kaynaklı olarak verilen açıklamada Kont Ciano'nun Berlin'de barış girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda Almanya ile Sovyetler Birliği'nin planları hakkında tam olarak bilgilendirilmek istediği bunun yerine getirilmemesi üzerine arabuluculuk görevini reddettiği bildirilmişti240. Asım Us, Mussolini'nin, barış girişimi reddedildiği takdirde İtalya'nın Almanya yanında savaşa girmek zorunda olacağı için bu teklifi geri 237 Haber Akşam Postası, 3 Birinciteşrin 1939. <sup>236</sup>Vakit, 2 Birincitesrin 1939. <sup>238</sup>Tan, 4 İlkteşrin 1939. <sup>239</sup>Son Telgraf, 5 Birincitesrin 1939. <sup>240</sup>Vakit, 5 Birinciteşrin 1939.
571418
36
91
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9565839767456055, "polygon": [ [ 1481, 1788 ], [ 1483, 216 ], [ 229, 214 ], [ 226, 1786 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8685160279273987, "polygon": [ [ 1467, 2246 ], [ 1468, 2195 ], [ 1407, 2194 ], [ 1406, 2245 ] ] } ] }
Farklı yöntemler ve kalınlıklarda hazırlanan implant üstü metal altyapıların kenar ve iç uyumlarına tekrarlanan fırınlamanın etkisi / Effect of repeated firings on the marginal and internal adaptation of implant supported metal ceramic restorations fabricated with different thicknesses and fabrication method
Amaç: Bu çalışmanın amacı; döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF ile üretilen farklı kalınlıktaki metal altyapıların kenar ve iç uyumu üzerine tekrarlanan fırınlama işlemlerinin etkisini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF yöntemi ile her gruptan 0.5 mm ve 1.5 mm kalınlığında olmak üzere toplamda 120 adet tek üyeli implant üstü metal altyapı üretildi ve üretici firmanın talimatlarına uygun olarak porselen uygulandı (n=12). Metal altyapıların kenar ve iç uyumu; fırınlama aşamaları öncesinde, 4. ve 7. fırınlama aşamalarından sonra silikon replika yöntemi kullanılarak stereomikroskopta x80 büyütmede incelendi. Elde edilen sonuçlar tek etken üzerinde tekrarlayan 3 yönlü varyans analizi, iki yönlü varyans analizi ve bağımsız örnekler t testi ile analiz edildi (p<0.05). Bulgular: Tekrarlanan fırınlama işlemleri sonucunda PYMF, PSMF ve TF gruplarında elde edilen KA ve İA değerlerindeki değişim ile döküm grubunun İA değerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). KA ve İA değeri üzerine fırınlama, yöntem ve kalınlık farkı etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Sonuç: Fırınlama işlemlerinden sonra, her iki kalınlıkta, PYMF, LS ve TF gruplarının, döküm ve PSMF gruplarından daha iyi kenar ve iç uyum gösterdiği bulundu. Ayrıca üretilen tüm metal-seramik restorasyonların KA değerleri, klinik kabul edilebilir maksimum aralık olan 120 µm'nin altında bulundu.
Aim: The aim of this study was to compare the effects of repeated firing cycles on the marginal and internal adaptation of metal copings with different thicknesses fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods. Materials and Methods: A total of 120 single-unit implant-supported copings were fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods with 0.5 mm and 1.5 mm thicknesses for each group and porcelain was applied in accordance with the manufacturer's instructions (n=12). The marginal and internal adaptation of the metal copings were examined before the firing cycles and after the 4th and 7th firing cycles using a silicon replica technique with a stereomicroscope at x80. The results were analyzed using 3-way analysis of variance for repeated measurements on a single factor, 2-way analysis of variance and an independent samples t-test (p<0.05). Results: As a result of the repeated firing cycles, the changes in the KA and IA values ​​in the PYMF, PSMF, and TF groups and the change in the IA value in the casting group were statistically significant (p<0.05). The interaction of firing, method, and thickness difference on the KA and İA values was not statistically significant (p>0.05). Conclusion: After the firing cycles, the PYMF, LS, and TF groups were found to have better marginal and internal adaptation for both thicknesses than the casting and PSMF groups. Furthermore, the KA values of all the metal-ceramic restorations were found to be below the maximum clinical acceptability discrepancy (<120 μm).
ABDURRAHMAN ÖĞÜNÇ
571418
İnönü Üniversitesi
Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Diş Hekimliği Uzmanlık
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmRvJmtNnGVCPJAk2k4yhe8lYaM4M7qdi8uUnaoQ36Ey8
./data/pdfs/571418.pdf
103,121,322
true
true
true
2025-06-03T15:37:04.042862
2025-06-04T02:18:43.713321
2025-06-04T14:53:22.974544
2025-06-04T17:43:55.063570
işlemi tekrarlar. Hassas, uygun maliyetli ve hızlı olduğu için 3 boyutlu yazıcı yönteminin önemi büyüktür (121). ## Eriyik Yığma Modelleme (Fused Deposition Modelling, FDM) Bu proseste model malzemesi ince plastik filament şeklindedir. Bu yöntemde termoplastik materyal tabaka sıcaklık kontrolünü sağlayan bir meme tarafından ekstrüze edilir. Bu memeden geçen plastik filament tel, yarı sıvı halde eriyerek akar ve meme ucundakı kesit çapı kadar bir katman oluşur. Plastik, memeden aktıktan sonra anıden katılaşır ve aşağıda bulunan tablanın yüzeyine yapışır. Bir katmanın yapımı bittikten sonra platform aşağıya iner ve ekstrüzyon sağlayan meme diğer katmanı yapar. Bu süreç, istenilen şekil elde edilene kadar tekrarlanır (121). FDM tıp, otomotiv ve inşaat gibi endüstriyel alanlarda ve uzay çalışmalarında kullanılmaktadır (125). ## Selektif Lazer Sinterleme (SLS) SLS ilk olarak 1980'lerin ortasında Dr. Carl Deckard ve Dr. Joe Beaman tarafından geliştirilmiş ve düşük hacimli ve fonksiyonel bileşenlere sahip prototip modeller üretmek için kullanılan bir eklemeli üretim teknolojisidir. SLS; plastik, metal, seramik ya da cam tozlarını yüksek güçlü bir lazer ışını (CO lazer) ile bir araya getirerek, istenilen üç boyutlu katı cismin üretilmesini sağlar (Şekil 2.5) (121). Bu işlemde toz halindeki materyal ince ve düzgün bir şekilde işlem tablası üzerine yayılır. CAD verileri doğrultusunda seçilen bölgelere bir ayna sistemi ile lazer ışını gönderilir. Diğer bölgelerdeki toz gevşek kalır ve destek görevi görür. İşlemin ardından tabandaki platform katman kalınlığı kadar aşağı inerek, yeni bir toz katmanı meydana getirir. 3 boyutlu nesnenin üretimi tamamlanıncaya kadar bu işlem tekrarlanır. Oksidasyonu önlemek için üretimin gerçekleştiği hazne kapatılarak, işlemler inert bir atmosferde (nitrojen veya argon) gerçekleştirilir (126). SLS yönteminde; mum, naylon, metal veya seramik tozları ile termoplastik kompozitler üretim malzemesi olarak kullanılabilir (125).
133018
73
109
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9500337243080139, "polygon": [ [ 915, 1382 ], [ 919, 202 ], [ 104, 200 ], [ 101, 1380 ] ] } ] }
Susamda kapalı kapsüllülük mutant karakterine bağlı moleküler markerlerin belirlenmesi / Identification of molecular markers linked to closed capsule mutant trait in sesame
oz SUSAMDA KAPALI KAPSÜLLÜLÜK MUTANT KARAKTERİNE BAĞLI MOLEKÜLER MARKERLERİN BELİRLENMESİ Bülent UZUN Doktora Tezi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. M. İlhan ÇAĞIRGAN Ocak 2002, 95 sayfa Susamda kapalı kapsüllülük mutant karakterine bağlı markerler belirlemede AFLP ve RAPD teknikleri, bulk segregant analizi ile ortak olarak kullanılmıştır. Üçü yapay ve biri doğal olmak üzere dört ayrı mutant F2 populasyonunun hazırlandığı çalışmada, bu populasyonlara ait bireylerden elde edilen bulk DNA' lar, susamda kapalı kapsüllülük mutant karakterine bağlı markerler belirlemede kullanılmıştır. Toplam 72 farklı AFLP primer kombinasyonu ve 12 RAPD primeri, ilgili özellik bakımından farklılık bulmak üzere susam genomunu taramıştır. Sadece AFLP markerleriyle 6840 lokusun tarandığı çalışmada, iicoRI+AAG/Msel+CAT primer kombinasyonunun, kapalı kapsüllülük mutant karakteri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Bulkları meydana getiren bireylerin DNA'larının aynı markerle analizlenmesi sonucunda, 258 bp uzunluğundaki trans markerin, susamda kapalı kapsüllülük mutant karakterine sıkıca bağlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, 5'-AGTCGTCCCC sıralamak "H5" RAPD primerinin kapalı kapsüllülük mutant karakteri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Sunulan bu çalışmayla, AFLP analizinin uygulanması ve bağlı moleküler markerlerin belirlenmesi susam genusunda ilk defa gerçekleştirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Susam, Sesamum indicum L., kapalı kapsüllülük, AFLP, RAPD, bulk segregant analizi, moleküler markerler JURI: Prof. Dr. M. İlhan ÇAĞIRGAN Prof. Dr. M. Emin TUGAY Prof. Dr. Metin B. YILDIRIM Doç. Dr. Hüseyin BASIM Doç. Dr. A. Naci ONUS
ABSTRACT IDENTIFICATION OF MOLECULAR MARKERS LINKED TO CLOSED CAPSULE MUTANT TRAIT IN SESAME Bülent UZUN Ph.D. Thesis in Field Crops Supervisor: Prof. M. İlhan ÇA?IRGAN January 2002, 95 pages AFLP and RAPD techniques with bulked segregant analysis were used to identify molecular markers linked to closed capsule mutant trait in sesame. Four mutant F2 populations consisting of three induced- and one natural-mutant were developed for the research. Bulk DNA samples made from the individuals belonging to the populations were used to identify molecular markers linked to closed capsule mutant trait in sesame. A total of 72 different primer combinations and 12 RAPD primers were screened to reveal polymorphisms for the character of interest on the genome of sesame. The study where 6840 loci screened with only AFLP markers, the association was found out between closed capsule mutant trait and iscoRI+AAG/Msel+CAT primer combination. The association was confirmed by analysing of the AFLP profile from single plants that form the bulks. As a result of the confirmation, the marker in trans sized 258 bp was closely linked to the closed capsule mutant trait. In addition, H5 RAPD primer, 5'- AGTCGTCCCC, was also found to be in relation to the character of the interest. With the present study, the use of AFLP and the identification of the linked marker in sesame crop were reported here for the first time. KEY WORDS: Sesame, Sesamum indicum L., closed capsule, AFLP, RAPD, bulked segregant analysis, molecular markers COMMITTEE: Prof. M. İlhan ÇA?IRGAN Prof. M. Emin TUGAY Prof. Metin B. YILDIRIM Assoc. Prof. Hüseyin BASIM Assoc. Prof. A. Naci ONUS
BÜLENT UZUN
133018
Akdeniz Üniversitesi
Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı
2002
Türkçe
Doktora
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=p911s0iMPy2wtZbYYckXOVXAcX45yKryhCuazN67FheiFX3doy0oKrYUB-_ljwnl
./data/pdfs/133018.pdf
20,857,616
true
true
true
2025-06-03T15:37:04.477790
2025-06-04T02:18:19.810871
2025-06-04T14:53:23.087131
2025-06-04T17:43:55.382142
## 4.3.4. Seçici amplifikasyonun optimizasyonu AFLP seçici primerleri, adaptör sekansına özgü 5' kısmı, restriksiyon enziminin kesim bölgesi ve 3' seçici primerler olmak üzere üç farklı DNA sekansından meydana gelmektedir. Çalışmada iki farklı seçici AFLP primeri dizayn edilmiştir. Birincisi, adaptör sekansı ve az kesen EcoRI enziminin kesim bölgesine ilaveten 3' ucunda üç seçici nükleotidden oluşurken, ikincisi, adaptör sekansı ve sık kesen Msel enziminin kesim bölgesine ilaveten 3' ucunda üç ya da iki seçici nükleotidden meydana gelmiştir. DNA'ların kesimi ve adaptörlerin eklenmesini takiben yapılan ön-seçici amplifikasyondan sonra, sulandırılmış ürünlerden 2.5 µl, seçici amplifikasyon için yeterli bulunmuştur. Seçici amplifikasyonun PCR şartları özenle hazırlanmıştır. Zira, çalışmada kullanılan iki ayrı primerin iki ayrı "annealing" sıcaklığı bulunmaktadır. EcoRI, yüksek annealing sıcaklığı isterken Msel daha düşük sıcaklıklarda kalıp DNA'ya anneal olabilmektedir. Bu yüzden annealing sıcaklığı PCR'ın ilk döngüsünde 65 °C ile başlamış, her döngüde 0.7 ℃ düşürülmüştür. Bu işlem 12 döngü devam ettirilmiş ve 12. döngüde 56.6 ℃'ye ulaşılmıştır. Daha sonra 13 döngü 56 ℃'de PCR'a devam edilmiştir. Bu yol ile, her iki enzim için de ideal annealing sıcaklığının kullanılması sağlanmış ve bunun sonucunda nükleotidlerde oluşabilecek yanlış eşleşmelerden ve "loop" yapılardan uzaklaşılmıştır. Vos vd (1995) küçük genomlarda (106-107) bir ya da iki seçici nükleotidli primerlerin, polimorfizm üretmede yeterli olduğunu belirtirken, kompleks genomlarda (108-10°) 3 seçici nükleotidli primerlerin daha iyi polimorfizmler verdiğini bildirmişlerdir. Genel olarak, 50 ile 100 arasındaki fragment, AFLP için ideal kabul edilmektedir. Susamda öncelikli olarak üç seçicili EcoRI ve Msel primerleri kullanılmıştır. Gerçekten de tüm primer kombinasyonlarından elde edilen fragment sayısı 50-100 arasında değişmiştir. Daha sonraki analizlerde, kombinasyon sayısını artırmak amacıyla iki seçici nükleotidli Msel primerleri kullanılmıştır ki, bunlardan da elde edilen fragment sayısı 50-100 arasında değişmiştir. Susamda yapılacak AFLP analizlerinde, genellikle üç seçici nükleotidli primerlerin kullanımının uygun olduğu bulunmustur. 60 ![](_page_0_Picture_5.jpeg)
465330
142
164
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9469693899154663, "polygon": [ [ 328, 788 ], [ 1375, 788 ], [ 1375, 195 ], [ 327, 196 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8604809641838074, "polygon": [ [ 880, 2211 ], [ 881, 2156 ], [ 803, 2155 ], [ 803, 2211 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8500610589981079, "polygon": [ [ 1458, 1523 ], [ 1461, 811 ], [ 227, 807 ], [ 224, 1519 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6603474617004395, "polygon": [ [ 1430, 874 ], [ 1430, 803 ], [ 316, 802 ], [ 316, 873 ] ] } ] }
Manyetik kitosan-halloysit nanokompozitlerin üretilmesi ve karakterizasyonu: Cr ve metilen mavisi adsorpsiyonunun incelenmesi / Production and characterization of magnetic chitosan-halloysite nanocomposites: Investigation of adsorption of Cr and methylene blue
Tez çalışmasının amacı manyetik halloysit nanotüpleri (MHLT), biyopolimerik kitosan (KTS) ile nanokompozit hale getirerek, endüstriyel atık sulardaki kalıcı ve düşük derişimleri bile toksik olan Cr (VI) ağır metali ve katyonik bir boyar madde olan metilen mavisini uzaklaştırmaktır. Saf halloysit (HLT) nanotüplerine manyetik özellik kazandırma işlemi birlikte çöktürme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiş ve manyetik halloysit (MHLT) nanotüpleri sentezlenmiştir. MHLT nanotüpleri ise KTS biyopolimeri ile nanokompozit hale getirilmiş ve karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. MHLT-KTS nanokompoziti ve nanokompoziti oluşturan bileşenlerin saf hallerinin karakterizasyonu FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, parçacık boyut analizleri ile yapılmıştır. MHLT-KTS nanopartiküllerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyonu ortam pH' ının, adsorbent miktarının, nanokompozit malzemeyi oluşturan bileşenlerin birbirine oranının ve başlangıç konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 5,0, MHLT-KTS miktarı 150 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 1:2 olarak bulunmuştur. Cr (VI) adsorpsiyonu için 10 mg/L başlangıç konsantrasyonunda maksimum adsorpsiyon verimliliği %77,63 olarak bulunmuştur. MHLT-KTS üzerine metilen mavisi adsorpsiyonu için optimum koşullar pH 8,0, MHLT-KTS miktarı 25 mg ve MHLT-KTS kütle oranı 2:1 olarak belirlenmiştir. MHLT-KTS üzerine Cr (VI) adsorpsiyonu ve metilen mavisi adsorpsiyonu çalışmalarından elde edilen adsorpsiyon denge verileri kullanılarak Langmuir, Freundlich ve Redlich-Peterson modellerine uyum incelenmiştir. MHLT-KTS nanokompozitleri üzerine Cr (VI) ve metilen mavisi adsorpsiyon kinetiğinin ise her iki bileşen içinde yalancı ikinci derece modele uyum sağladığı tespit edilmiştir. Tez çalışması kapsamında Cr (VI) ve metilen mavisi tekli sistemlerinin dışında, hem Cr (VI) hem de metilen mavisi içeren ikili sistemlerin de adsorpsiyonu araştırılmış olup, adsorpsiyon dengesi incelenerek ikili sistemler için adsorpsiyon modellerine uyumu değerlendirilmiştir.
The aim of the thesis is to remove Cr (VI) heavy metal and cationic dye methylene blue, which are toxic and permanent even in low concentrations in the industrial wastewater, by making nanocomposite with magnetic halloysite nanotubes and biopolymeric chitosan (KTS). The magnetic properties of pure halloysite nanotubes (HLT) were achieved by using the co-precipitation method and magnetic halloysite (MHLT) nanotubes were synthesized. MHLT nanotubes were made into nanocomposites with KTS biopolymer and characterization studies were carried out. Characterization of MHLT-KTS nanocomposites and pure states of the components forming the nanocomposite were performed by FT-IR, TGA, SEM, TEM, BET, VSM, particle size analysis. Cr (VI) and methylene blue adsorption on MHLT-KTS nanoparticles were investigated as a function of medium pH, amount of adsorbent, the ratio of the components forming the nanocomposite material, and the initial concentration. The optimum conditions for Cr (VI) adsorption on the MHLT-KTS nanocomposites were pH 5,0, 150 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 1:2. The maximum adsorption efficiency was found to be %77,63 for Cr (VI) adsorption at an initial concentration of 10 mg/L. The optimum conditions for methylene blue adsorption on MHLT-KTS were pH 8,0, 25 mg MHLT-KTS and MHLT-KTS mass ratio 2:1. The adsorption equilibrium data obtained from Cr (VI) adsorption and methylene blue adsorption studies on MHLT-KTS were used to investigate the compatibility of Langmuir, Freundlich and Redlich-Peterson models. It was found that Cr (VI) and methylene blue adsorption kinetics on MHLT-KTS nanocomposites are compatible with pseudo second-order models for both components. In this thesis study, besides Cr (VI) and methylene blue single systems, the adsorption of binary systems containing both Cr and methylene blue was investigated and adsorption balance was investigated, its compatibility with adsorption models for binary systems was evaluated.
EZGİ TÜRKEŞ
465330
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=q3-d9QtLoVA2OMExHSkJpZJhoVNDQlRikPzWHTzvS-6jWDpHD5W0wXB9eIEcRady
./data/pdfs/465330.pdf
6,651,130
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.859187
2025-06-04T02:10:13.513339
2025-06-04T14:52:32.409787
2025-06-04T17:43:58.843411
![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 5.90. Cr (VI) ve metilen mavisinin ikili sistemde MHLT-KTS' ye adsorpsiyonunda, Cr (VI)' nın adsorpsiyon verimliliğinin artan derişimlerde metilen mavisi ve Cr (VI) başlangıç derişimiyle değişimi (T=25°C, V =25 ml, pH=5,0, MHLT -KTS =1:2, mmHLT-KTS = 0,15 g) Şekil 5.91'de Cr (VI) ve metilen mavisinin ikili sisteminin MHLT-KTS'ye adsorpsiyonunda, metilen mavisi adsorpsiyon ilk hızının, metilen mavisi başlangıç derişimine göre değişimi görülmektedir. Metilen mavisi artan derişim değerlerinde ve adsorpsiyon ortamına artan derişimlerde Cr (VI) ilavesiyle, metilen mavisi adsorpsiyon ilk hızı Cr (VI) içermeyen duruma göre artmıştır. Maksimum metilen mavisi adsorpsiyonu ilk hızına 100 mg/L metilen mavisi içeren ikili karışım ortamında ulaşılmıştır.
288293
19
103
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9458019733428955, "polygon": [ [ 1510, 2118 ], [ 1516, 303 ], [ 289, 300 ], [ 284, 2114 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8848856687545776, "polygon": [ [ 1509, 162 ], [ 1510, 108 ], [ 1451, 107 ], [ 1450, 161 ] ] } ] }
Aristoteles ve Rousseau'da yurttaşlık kavramı / Citizenship concepts of Aristotle and Rousseau
Geçmişten günümüze kadar insan yaşamındaki temel sorun, insanların nasıl yaşaması ve bir arada kalabilmek için hangi referans noktalarına sahip olmaları gerektiğidir. Bu da toplumun nasıl düzenleneceği sorununu beraberinde getirmektedir. Bu nedenle politik düşünce, insanların nasıl yaşadıkları ve nasıl bir arada yaşamaya yöneldikleriyle ilgili bir bilgi ortaya koymalıdır. Politik tartışmaların merkezinde ise yurttaşlık kavramı bulunmaktadır.Bu çalışmada, özetle Aristoteles ve Rousseau'nun politika görüşlerinde adalet, hak, yasa, erdem, egemenlik kavramları çerçevesinde ortaya koydukları yurttaşlık anlayışları karşılaştırılmıştır. Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlık kavramlarının karşılaştırılmasının sebebi her iki düşünürün, politika tasarımlarının farklı ve benzer yönlerini bulmak, onları hangi öncüllerin, vardıkları sonuçlara götürdüğünü açıklamak ve bu yolla politika ve yurttaşlık kavramlarını nasıl içeriklendirdiklerini ortaya çıkarmaktır.Bu amaca ulaşmak için Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlıkla ilgili düşüncelerinin ortaya konması açısından onların doğa ve insan kavrayışlarına bağlı olarak geliştirdikleri politika öğretileri açıklanmış olup, iki düşünürün yurttaşlığı kavramsallaştırmada başvurdukları kavramları nasıl içeriklendirdikleri incelenerek cumhuriyetçi yurttaşlık kavramını nasıl oluşturdukları belirlenmiştir.Sonuç olarak, Aristoteles ve Rousseau farklı politika geleneklerini temsil ettiklerinden farklı doğa ve insan tasarımlarına dayalı olarak birçok yönden birbirinden farklı politika öğretileri ortaya koymuşlardır. Buna karşın iki düşünürün politika öğretilerinde yurttaşlıkla ilgili ortaya koyduğu fikirlerin birçok noktada kesiştiği de söylenebilir. Her iki düşünür de moraliteyle politika arasında kurdukları ilişkiden dolayı yurttaşlık idealleri açısından benzer özelliklere sahiptirler.Anahtar Kelimeler Yurttaşlık, Politika, Modernite, Cumhuriyet, Aristoteles, Rousseau
From the past to nowadays main problem in human life is how people should live and what necessary reference points should humans have to live together. This brings the problem of how the society is going to be organized. For this reason, political thought should provide information about how people live and how they trend to live together. There is citizenship concept at the center of political discussions.In this study, as a summary, citizenship conceptualizations of Aristotle and Rousseau that they put forward in their political thoughts in the framework of concepts of justice, rights, law, virtue, and sovereignty were compared. The reason for comparing the citizenship concepts of Aristotle and Rousseau is to find out political designs of both philosophers, their different and similar aspects, to explain which priorities make them to reach these conclusions and in this way to discover how they explained policy and citizenship concepts.To reach this aim, in order to identify the ideas of Aristotle and Rousseau about citizenship, their political thoughts that they identified according to their nature and human conceptualizations were explained, also in addition to this, how republican citizenship concept created by these two philosophers was determined by investigating which concepts that they used to define citizenship concept.As a result, since Aristotle and Rousseau represent different political traditions, they put forward different political thoughts based on different nature and human designs. In front of this, it can be said that the ideas about citizenship that these two philosophers put forward intercept at a lot of points. Both philosophers, since connections they made between modernity and policy, have similar characteristics in the aspect of their citizenship ideals.Key Words Citizenship, Policy, Morality, Modernism, Republic, Aristotle, Rousseau
MİHRİCAN KAYALI
288293
Hacettepe Üniversitesi
Felsefe Ana Bilim Dalı
2011
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXixlGHZNUSHUCCkcxRSMjmMlkmGgOqOnLNGaom_z6SBF
./data/pdfs/288293.pdf
10,238,918
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.256392
2025-06-04T02:18:44.761472
2025-06-04T14:52:32.411233
2025-06-04T17:43:58.980051
Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik adlı eserinin ilk bölümü, insansal eylemlerin amacının ne olduğu ve bu amacı konu edinen bilimin hangisi olduğuyla ilgilidir. "Her sanat ve araştırmanın, aynı şekilde her eylem ve tercihin de bir iyiyi arzuladığı " düşünüldüğüne göre 'iyi, her şeyin arzuladığı şey' diye dile getirilmektedir (Aristoteles, 1998: 1094a; 1). Bu öncüllerden hareketle Aristoteles, insansal eylem ve etkinliklerin her birinin kendisine göre bir 'iyi'yi amaçladığını, ancak amaçlar arasında da bir ayrım yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. "Amaçları eylemlerden ayrı eserler olanlarda, eserler doğal olarak etkinliklerden daha iyidirler. Eylemler, sanatlar ve bilimler pek çok olduğu için amaçlar da pek çoktur" (Aristoteles, 1998: 1094a; 5). Buna bağlı olarak birbirinden farklı amaçlar olduğuna göre iyi denilen şeyler de farklı olacaktır. Bu nedenle, insanın eylem ve etkinliklerinde, yaptığı ya da elde ettiği iyilerle ilişkisinde 'iyi'yi tanımak gerekmektedir. Böylece, "bizim için iyi olanları daha iyi bileceğimiz, bilince de onları daha iyi gerçekleştireceğimiz düşünülebilir" (Aristoteles, 1998: 1097a; 1-3). Bilimlerin hepsinin iyi bir şeyi arzulayarak eksik olanı araması gibi insan da kendisiyle ilgili olarak eksikliğini giderme yönünde ve tümüyle tamamlanmış olma isteğiyle eylemde bulunmaktadır. Başka bir deyişle insan doğası gereği, yetkinleşme kapasitesi yönünde 'kendine yeter' bir yaşamı arzulamaktadır. Kendine yeter olmak ise " yaşamı tercih edilecek kılan ve hiçbir eksiği bulunmayan şeydir" (Aristoteles, 1998: 1097b; 15). Kendine yeter bir yaşam arzusuna yön veren amacı kavramak için ise "insanın işinin" ne olduğunu ya da "insana özgü olanın" ne olduğunu sorgulamak gerekmektedir. Yaşamak bitkilerle; duyulara sahip yaşamak ise hayvanlarla ortak yanımız olduğuna göre, "geriye akıl sahibi olanın bir tür eylem yaşamı kalmaktadır" (Aristoteles, 1998: 1098a; 4). Bu nedenle insanın eylemleri, herhangi bir yaşamı değil belli türden bir yaşamı içermekte, "iradi yapılmış her eylem veya davranış iyiye ulaşma amacı taşımaktadır" (Plant, 1991: 27). "Insanın işi ruhun akla uygun etkinliği ve böyle eylemler olduğuna" (Aristoteles, 1998: 109bb; 15). göre amaç herhangi bir 'iyi'lik değil, en yüksek iyi olmalıdır. En iyi ise, sadece kendisi için istenilir olandır. Diğer iyiler bir başka amaca bağlı olarak tercih edildiğinden araç olarak istenen iyilerdir. Daima kendisi için aranan, hiçbir zaman başka bir şey uğruna tercih edilmeyen en iyidir. "En iyi, kendisi amaç olan şeydir" (Aristoteles, 1998: 1097a; 29).
427550
65
172
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9271975755691528, "polygon": [ [ 1482, 1905 ], [ 1493, 217 ], [ 199, 209 ], [ 188, 1897 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.880888819694519, "polygon": [ [ 1466, 2207 ], [ 1467, 2153 ], [ 1407, 2152 ], [ 1406, 2206 ] ] }, { "class": "Footer", "confidence": 0.6196135878562927, "polygon": [ [ 209, 2160 ], [ 639, 2158 ], [ 638, 2032 ], [ 208, 2034 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.2794288992881775, "polygon": [ [ 635, 2156 ], [ 635, 2026 ], [ 224, 2025 ], [ 224, 2155 ] ] } ] }
Türk basınında Mussolini İtalyası (1939-1945) / Mussolini's Italy in Turkish press (1939-1945)
1861 yılında birliğini tamamlayarak tek bir krallık haline gelen İtalya, bu tarihten sonra büyük devlet olmak amacıyla sömürge elde etmeye çalışmıştır. Bu süreçte ilk olarak Osmanlı Devleti'nin Tunus eyaletini işgal etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. 1911 yılında ise Avrupa'nın büyük devletlerinin de onayı ile Trablusgarp'ı işgale başlamıştır. Bu savaş sonucunda imzalanan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp, İtalya'ya bırakılmıştır. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı'nda yayılımcı siyasetini devam ettiren İtalya, savaşın getirdiği politik ve ekonomik etkilere karşı bir bunalım sürecine girmiştir. Bu dönemde siyasi gruplar arası çatışma ise İtalya'yı iç savaş durumuna sürüklemiştir. Buradaki şartlar eski sosyalist yeni faşist lideri Benito Mussolini'yi ön plana çıkarmıştır. Dönemin şartlarından yararlanan Mussolini ise 1922'de bir darbe ile başbakan olmuş ve İtalya'da faşist rejim başlamıştır. Faşist dönem İtalya için emperyalist faaliyetlerin ikiye katlandığı bir süreç olmuştur. Mussolini, İtalya'nın Roma İmparatorluğu dönemine atıf yaparak adeta yeni dünyanın sezarı olma hayalleri kurmuştur. Nazi şefi Hitlerle Faşist duçesi Mussolini'nin faaliyetleri Mihver Bloku'nu doğurmuş ve bu süreçte dünya yeni bir büyük savaşa sürüklenmiştir. 1939-1945 yılları arasında meydana gelen bu savaşta İtalya'nın faşist ve yayılımcı politikası zirve yapmış, ancak 1943 yılında bu zirveden düşüşü de bir o kadar ani ve derin olmuştur. Bu tarihten sonra İtalyan yarımadası müttefikler ve Naziler tarafından işgal edilmiştir. 1945 yılında Nazilerin teslim olmasıyla İtalyan toprakları da savaş alanı olmaktan çıkmıştır. İtalya'yı bu savaşa sürükleyen Benito Mussolini ise kendi vatandaşları tarafından kurşuna dizilmek suretiyle öldürülmüştür.
Italy, which had been completed its union and became a single kingdom in 1861, tried to obtain colony with the aim of being a big state. In this process, they initially tried to occupy Tunusia province (which belongs Ottoman Empire) however it had no success. Also in 1911, with the approval of big European countries, they started to occupy Tripoli. As a result of this war, they entered into Ouşhy Agreement and Tripoli had given to Italy. Thereafter; Italy, which was kept its emperialistic diplomacy in World War I, found itself in a crisis because of the political and economical effects of the war. Meanwhile in this period, there was conflict between poiticial groups so this brought on civil war in Italy. This conditions put forward the earlier socialist and recent fascist leader Benito Mussolini. Mussolini, took advantage of this and take the chair with coup d'etat in 1922 and fascist regime got started in Italy. Fascist period was a process that imperialist actions double effect in Italy. Mussolini attributed to The Roman Empire of Italy and dreamed to be Caesar of the new world. Nazi leader Hitler and fascist duce Mussolini's actions brought Axis Powers and in this process, the world had been driven into the new war. In this war (1939-1945) Italy's fascist and imperialistic diplomacy came out top but in 1943 they falled down in a dramatic and abstuse way. Then, Italian peninsula had been occupied by allied and Nazis. In 1945, the Nazis surrendered and that's why Italy had been stopped to be in war. Benito Mussolini, who drove into the Italy to the war, had been executed by firing squads.
AYÇİN DEMİR
427550
Marmara Üniversitesi
Türk Tarihi Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Br_XTptK8CZ70f0JGX9xEtx-VudLd8Bv7jONveYKNJ1mT6CyJijn0hw7t_-bMepD
./data/pdfs/427550.pdf
7,730,974
true
true
true
2025-06-03T15:37:02.563811
2025-06-04T02:16:08.115144
2025-06-04T14:52:32.796903
2025-06-04T17:43:59.592116
bulunduklarını, ancak Italya'nın Akdeniz'de hâkim olabilmesi için Yunanistan'a ihtiyacı olduğunu, İngiltere'nin ise Arnavutluk için büyük bir savaşı göze alamayacağını fakat bu olay sonunda İspanya'nın Anti-komitern Pakta girmesinin Akdeniz'deki mevcut dengeyi bozacağını, bu durumun sonucu olarak demokrasilerin totaliter devletlere karşı hazırlıklarını hızlandırmalarına sebep olacağını anlatıyordu". 14 Nisan'da İtalya, Romanya ve Yunanistan'a askeri bir harekete kalkışmayacağına karşı teminat verdi. Arnavutluk ise bir sonraki günde Milletler Cemiyeti'nden çekildi. Görüldüğü gibi İtalya'nın emperyalist amaçlarla Arnavutluk'u işgal etmesi Balkanlardaki dengenin biraz daha bozulmasına ve beklenen dünya savaşı için blokların iyice belirlenmesine yol açmıştır. Arnavutluk'un işgaline burada değinmemizin nedeni de hiç şüphesiz bu işgalin İkinci Dünya Savaşı'na giden yolda bir kilometre taşı oluşturduğunu düşünmemizdir. ## 1.3. Almanya- İtalya İlişkileri ve Berlin- Roma Mihverinin Kurulması Faşıst Italya'nın Almanya ile ilişkileri 1 Aralık 1925 tarihinde imzalanan Locarno Antlaşması ile başlamıştı. Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Polonya, Belçika ve Çekoslovakya devletleri arasında imzalanan antlaşmanın temel amacı anlaşmazlıkları barış yoluyla halletmekti. Antlaşmaya göre bu olmadığında Milletler Cemiyeti'nin hakemliği kabul edilecekti. Almanya da antlaşma gereği Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul ediyordu. Ancak Nazilerin iktidara gelmesiyle Almanya 1936 yılında antlaşmayı feshettiğini açıkladı. Aynı yıl Almanya'nın işgalleri de başladı. İtalya ise Habeşistan Savaşı'na kadar daha çok İngiltere ve Fransa yanlısı bir dış politika izliyordu. Ancak bu savaşla beraber İtalya, İngiltere ve Fransa tarafından uygulanan ekonomik kısıtlamalara karşı Almanya ile yakınlaştı. Bunun sonucunda ise 25 Ekim 1936 tarihinde Berlin- Roma Mihveri kuruldu. Ekim 1936 başlarında Milletler Cemiyeti'nin Danzig'deki temsilcisini geri çektiği gün İtalya'nın Propaganda Nazırı M. Alfieri de Alman hükümeti ile görüşmek için Berlin'e gitmişti202.Habeşistan Umumi Valisi General Graziani de 3 Ekim'de Adisababa'daki Almanya temsilcisini ziyaret etmişti200. Bunun önemi Habeş hükümeti nezdinde <sup>201</sup>Tan, 10 Nisan 1939. <sup>202</sup>Cumhuriyet, 1 Birinciteşrin 1936. <sup>203</sup>Cumhuriyet, 4 Birinciteşrin 1936.
277830
27
115
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9569320678710938, "polygon": [ [ 1491, 1910 ], [ 1498, 419 ], [ 294, 413 ], [ 287, 1904 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.743557333946228, "polygon": [ [ 1464, 2244 ], [ 1465, 2196 ], [ 1410, 2195 ], [ 1410, 2243 ] ] } ] }
İnternet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi / Internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement
Konusu, internet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi olan bu tez çalışmasında, her geçen gün büyüyen bir sektör haline gelen internet reklamcılığı ile buna paralel olarak artan internet üzerinden satış reklamlarının önemi vurgulanarak, reklam verenlerin mevzuatımızdaki aldatıcı reklam hükümleri ve bu hükümlere göre hareket eden idari denetim mekanizması karşısındaki durumu ortaya konulmuştur. Reklam verenlerin uygulamada karşı karşıya kaldığı sorunlar irdelenmiş ve sonuç olarak reklamların idari denetiminde şeffaflıktan ve demokratiklikten uzaklaşıldığı görülmüştür. Türk Reklam mevzuatının dağınık şekilde çeşitli kanun ve yönetmelikler etrafında toplanması, idari denetim tarafından mevzuat hükümlerinin geniş yorumlanması sorunuyla birlikte bir takım keyfi uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Reklam verenlerin karşılaştığı sorunların çözümünde daha demokratik, daha doğru işleyen bir idari denetim mekanizması ve bu konuda ihtisas mahkemelerinin gerekliliği sonucuna varılmıştır.
This dissertation, which aims to study internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement in our legislation and the administrative governance mechanisms that act upon that legislation. In this respect, the dissertation elaborates on the rapidly growing sector of internet marketing by emphasizing the significance of sales commercials on internet. The problems that advertisers experience in practice are examined and as a conclusion, it is observed that the administrative supervision of advertisements lacks transparency and democracy to a certain extent. The somewhat disconnected nature of the Turkish advertisement legislation organized around certain enactments and regulations combined with the problems of interpretation of the relevant laws may bring forth a number of discretionary practices. It is concluded that a more democratic and better functioning legal supervision mechanism and specialized courts are required to address the problems that advertisers experience.
DİLEK ŞAHİNCİ
277830
İstanbul Üniversitesi
Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=veR1mHu9yoWjwcVUjCEoPPAVGhNSGhpyHSseN6PhdJx8F-2Vfu1OEHMSAtbEvCGc
./data/pdfs/277830.pdf
9,017,711
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.091434
2025-06-04T02:18:44.750357
2025-06-04T14:52:33.348926
2025-06-04T17:43:59.830365
## 1.2.2. REKLAM TÜRLERİ Günümüze kadar yapılan reklam sınıflandırmaları, reklam türleri ile ilgili çalışmaların irdelenmesi sonucunda reklam türleri altı ana ölçüt çerçevesinde belirlenebilir(Küçükerdoğan, 2009:13-14). Bunlar reklam yapılan bölgeye göre reklam türleri, hedef pazara yönelik reklam türleri, kullanılan kitle iletişim aracına göre reklam türleri, yaratılan iletiye uygun reklam türleri, anlatım biçimi ya da içeriğine göre reklam türleri, hedef kitleye göre reklam türleri şeklinde sınıflandırılabilir. ## 1.2.2.1. Reklam Yapılan Bölgeye Göre Reklam Türleri Her reklamın ulaşmak üzere yönlendiği bir hedef kitle vardır. Reklamdan beklenen fayda ancak reklamın doğru şekilde hedef kitleye ulaştırılmasıyla sağlanabilir. Bu nedenle de hedef kitleye ulaşmak üzere reklamın yapıldığı bölge çok önemlidir. Reklam Kurulu uygulamalarına da yansıdığı üzere, yapılan bölgeye göre reklamlar, ulusal reklamlar ve yerel reklamlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tüm ülke genelinde gerçekleştirilen reklamlar ulusal reklamlar olarak adlandırılmaktadır. Ülke geneline yayılan reklam kampanyaları, ulusal gazete ve dergilerdeki ilanlar ve reklamlar, ulusal radyo ve televizyonlardaki reklamlar ve internette yer alan reklamlar ise ulusal nitelikte değerlendirilmektedir. Yalnızca belirli bir bölgeyi alan ve o bölge dahilinde gerçekleştirilen reklamlar ise yerel reklamlardır. El ilanları, lokal tanıtımlar, yerel gazete ve dergilerde yayınlanan reklamlar, afişler ve yerel televizyon ve radyolarda yayınlanan reklamlar yerel nitelikli reklamlardır.
571418
28
91
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.94170081615448, "polygon": [ [ 269, 1835 ], [ 1435, 1835 ], [ 1435, 1529 ], [ 269, 1529 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9268203377723694, "polygon": [ [ 1466, 1091 ], [ 1474, 169 ], [ 264, 159 ], [ 256, 1081 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9232324361801147, "polygon": [ [ 1458, 2157 ], [ 1458, 1865 ], [ 271, 1865 ], [ 271, 2157 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.8864967823028564, "polygon": [ [ 1417, 1413 ], [ 1417, 1175 ], [ 294, 1173 ], [ 293, 1412 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7955737113952637, "polygon": [ [ 1426, 1160 ], [ 1427, 1112 ], [ 287, 1111 ], [ 287, 1158 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7772855162620544, "polygon": [ [ 1430, 1521 ], [ 1430, 1473 ], [ 287, 1471 ], [ 287, 1519 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6407037973403931, "polygon": [ [ 1414, 2243 ], [ 1465, 2242 ], [ 1465, 2202 ], [ 1413, 2203 ] ] } ] }
Farklı yöntemler ve kalınlıklarda hazırlanan implant üstü metal altyapıların kenar ve iç uyumlarına tekrarlanan fırınlamanın etkisi / Effect of repeated firings on the marginal and internal adaptation of implant supported metal ceramic restorations fabricated with different thicknesses and fabrication method
Amaç: Bu çalışmanın amacı; döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF ile üretilen farklı kalınlıktaki metal altyapıların kenar ve iç uyumu üzerine tekrarlanan fırınlama işlemlerinin etkisini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Döküm, LS, PYMF, PSMF ve TF yöntemi ile her gruptan 0.5 mm ve 1.5 mm kalınlığında olmak üzere toplamda 120 adet tek üyeli implant üstü metal altyapı üretildi ve üretici firmanın talimatlarına uygun olarak porselen uygulandı (n=12). Metal altyapıların kenar ve iç uyumu; fırınlama aşamaları öncesinde, 4. ve 7. fırınlama aşamalarından sonra silikon replika yöntemi kullanılarak stereomikroskopta x80 büyütmede incelendi. Elde edilen sonuçlar tek etken üzerinde tekrarlayan 3 yönlü varyans analizi, iki yönlü varyans analizi ve bağımsız örnekler t testi ile analiz edildi (p<0.05). Bulgular: Tekrarlanan fırınlama işlemleri sonucunda PYMF, PSMF ve TF gruplarında elde edilen KA ve İA değerlerindeki değişim ile döküm grubunun İA değerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). KA ve İA değeri üzerine fırınlama, yöntem ve kalınlık farkı etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Sonuç: Fırınlama işlemlerinden sonra, her iki kalınlıkta, PYMF, LS ve TF gruplarının, döküm ve PSMF gruplarından daha iyi kenar ve iç uyum gösterdiği bulundu. Ayrıca üretilen tüm metal-seramik restorasyonların KA değerleri, klinik kabul edilebilir maksimum aralık olan 120 µm'nin altında bulundu.
Aim: The aim of this study was to compare the effects of repeated firing cycles on the marginal and internal adaptation of metal copings with different thicknesses fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods. Materials and Methods: A total of 120 single-unit implant-supported copings were fabricated using casting, LS, PYMF, PSMF, and TF methods with 0.5 mm and 1.5 mm thicknesses for each group and porcelain was applied in accordance with the manufacturer's instructions (n=12). The marginal and internal adaptation of the metal copings were examined before the firing cycles and after the 4th and 7th firing cycles using a silicon replica technique with a stereomicroscope at x80. The results were analyzed using 3-way analysis of variance for repeated measurements on a single factor, 2-way analysis of variance and an independent samples t-test (p<0.05). Results: As a result of the repeated firing cycles, the changes in the KA and IA values ​​in the PYMF, PSMF, and TF groups and the change in the IA value in the casting group were statistically significant (p<0.05). The interaction of firing, method, and thickness difference on the KA and İA values was not statistically significant (p>0.05). Conclusion: After the firing cycles, the PYMF, LS, and TF groups were found to have better marginal and internal adaptation for both thicknesses than the casting and PSMF groups. Furthermore, the KA values of all the metal-ceramic restorations were found to be below the maximum clinical acceptability discrepancy (<120 μm).
ABDURRAHMAN ÖĞÜNÇ
571418
İnönü Üniversitesi
Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Diş Hekimliği Uzmanlık
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmRvJmtNnGVCPJAk2k4yhe8lYaM4M7qdi8uUnaoQ36Ey8
./data/pdfs/571418.pdf
103,121,322
true
true
true
2025-06-03T15:37:04.042862
2025-06-04T02:18:43.713321
2025-06-04T14:52:34.519880
2025-06-04T17:44:00.080873
## Palladyum-Gümüş-Altın Alaşımları Pd-Ag-Au alaşımları, Pd-Cu ve Pd-Co alaşımları ile aynı zamanda piyasaya sürülmelerine rağmen bu alaşımların olumsuz yönleri tespit edilene kadar kullanımları oldukça azdı. Pd-Ag-Au alaşımları, yüksek palladyum içeriğine sahip alaşımlara göre daha yüksek sıcaklıklara dayanabilmektedir ve daha açık bir yüzey oksit tabakası oluşturmaktadır (68). ## 2.2.1.2. Baz Metal Alaşımlar Baz metal içeren metal-seramik alaşım sistemleri, nikel ve kobalt esaslı alaşımlar olmak üzere iki ana kategoriye ayrılırlar (Tablo 2.1 ve 2.2). Her iki sistemdeki alaşımlar, ikinci en büyük bileşen olarak krom içerir ve krom korozyonun önlenmesinden sorumludur (68). Baz metal alaşımlar mükemmel fiziksel özelliklere sahiptir. Nikel ve kobalt bazlı alaşımlar uzun yıllardır metal-seramik restorasyonlarda kullanılmasına rağmen titanyum gibi diğer baz metal alaşımlar ile ilgili araştırmalar devam etmektedir (79). Tablo 2.1. Metal-seramik restorasyonlarda kullanılan baz metal alaşımların içeriği (ağırlıkça %) | Alasım - Ni - Cr - Cr - Color Time Model Al-- V - Fe - Gal Min - No - Win - No - Wes- Be - Rus<br>Ceşidi | | | | | | | | | |----------------------------------------------------------------------------------------------------------|--|--|--|--|--|--|--|--| | Ni-Cr | | | | | | | | | | Co-Cr | | | | | | | | | Tablo 2.2. Metal-seramik restorasyonlarda kullanılan baz metal alaşımların özellikleri | Alaşım | Nihai gerilme | % 0.2 akma | Elastik | Hsneme | Elmas | Döküm | | |--------|---------------|------------|---------|--------|------------|-----------|--| | çeşıdı | mukavemetı | dayanımı | modül | (%) | pıramıt | sıcaklığı | | | | (MPa) | (MPa) | (GPa) | | sertliği | (°C) | | | | | | | | (kg / mm²) | | | | Ni-Cr | 400-1000 | 255-730 | 150-210 | 8-20 | 210-380 | 1300-1450 | | | Co-Cr | 520-820 | 460-640 | 145-220 | 6-15 | 330-465 | 1350-1450 | | Metal-seramik sistemlerde kullanılan baz metal alaşımların soy metal alaşımlardan daha iyi dökülebilirlik kapasitesine sahıp olduğu bildirilmiştir (76), ancak bunlar estetik problemlere neden olabilecek daha kalın ve daha koyu oksit tabakaları oluşturma eğilimindedir (80). Tarihsel olarak baz metal alaşımlar; nikel-krom-berilyum, nıkel-krom, nikel-yüksek-krom ve kobalt-krom olmak üzere dört gruba ayrılır (80).
285462
98
135
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9227151274681091, "polygon": [ [ 1378, 1397 ], [ 1384, 567 ], [ 247, 558 ], [ 241, 1389 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9096559286117554, "polygon": [ [ 1423, 98 ], [ 1424, 49 ], [ 1367, 47 ], [ 1366, 97 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8948931694030762, "polygon": [ [ 225, 378 ], [ 1396, 377 ], [ 1396, 180 ], [ 225, 181 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.7237839102745056, "polygon": [ [ 268, 2047 ], [ 1421, 2044 ], [ 1421, 1668 ], [ 267, 1671 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6229484677314758, "polygon": [ [ 1368, 1519 ], [ 1369, 1398 ], [ 238, 1397 ], [ 238, 1518 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.3390669524669647, "polygon": [ [ 1402, 2070 ], [ 1404, 1462 ], [ 282, 1459 ], [ 280, 2067 ] ] } ] }
Bilimsel kavramların sorgulama temelli öğretimi için tasarlanmış deneysel etkinliklerin video ve gösteri yöntemleri ile sunulmasının etkililiği / The effectiveness of presenting experiments designed for the inquiry-based teaching of scientific concepts by video and demonstration methods
Sorgulama temelli bilim eğitimi felsefesi çerçevesinde yürütülen çalışma; deneysel etkinlikleri, gösteri deneyleri ve video şeklinde sunmanın, öğrencilerin akademik başarı ve Fen ve Teknoloji'ye yönelik tutumlarına etkisini belirlemek ve öğretim ortamlarını zenginleştirecek teknoloji destekli bir öğretim materyali sunmak için tasarlanmıştır. İlköğretim Fen ve Teknoloji Programı ile uyumlu olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen deneysel etkinliklerin; görsel ve işitsel ortama aktarılması ile geliştirilen öğretim materyallerinin; laboratuar bakımından yetersiz okullarda öğretime destek olarak öğrencilerin akademik başarılarını arttırmak ve etkinlikleri yürüten öğretmenlere yol gösterici olması hedeflenmektedir. Muğla Üniversitesi sınıf öğretmenliği 2. sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adayları araştırmanın katılımcılarını (N=149) oluşturmaktadır. Araştırmada ön-test, son-test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel desen (quasi experimental design) kullanılmış; kontrol gruplarında deneysel etkinlikler gösteri deneyleri, deney grubuna ise video şeklinde sunulmuştur. Sunumun stratejileri hariç, dersin akışı sorgulama temeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara; uygulama işlemi öncesi ve sonrasında fen ve teknoloji'ye yönelik tutum testi; uygulama işlemi öncesi , sonrası ve belli süreç sonrasında akademik başarı testi uygulanmıştır. Ölçme araçları ile elde edilen veriler, SPSS 14 paket programı ile analiz edilip, araştırmacı gözlem notları ile birleştirilerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin akademik başarı ve fen ve teknoloji'ye yönelik tutumlarının; deneysel etkinliklerin, gösteri deneyleri ve video şeklinde sunma arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Araştırma ile, her iki öğretim stratejisinin üstün ve zayıf yönleri belirlenmiş ve öğretim sürecinde birbirine destek olarak kullanılmasının, öğretimi etkili kılacağı sonucuna varılmıştır.
This study, conducted within the framework of an inquiry-based science education philosophy, has been designed for the purpose of determining the impact of presenting experiments as demonstrations or in the form of videos, on the academic achievement of students and on their attitudes toward Science and Technology. Implicit in the effort is also the attempt to create technology-supported teaching materials to enrich the teaching environment. The experiments developed by the researchers in line with the Elementary School Science and Technology Program carry the objective of creating teaching materials enriched with audio-visual elements to support education in schools with inadequate laboratory facilities, thereby enhancing student academic achievement and providing guidelines for teachers who conduct classroom activities. The participants in the study were a group of candidate teachers (N=149) in the second year of Classroom Teaching at Muğla University. The study used a quasi-experimental pretest/posttest design with a control group. The experiments were presented to the control group as demonstrations and to the study group in the form of videos. Outside of the strategies of the presentation, the flow of the lesson was consistent with inquiry-based teaching techniques. The participants were subjected to a test probing into their attitudes toward science and technology before and after the implementation; an academic achievement test was conducted before, after and again at a certain period following the implementation. The data collected with the assessment tools that were used were analyzed with the SPSS 14 package program, then combined with the researchers? observation notes, and subsequently interpreted. Ultimately, it was found that student academic achievement and attitudes toward science and technology did not display a significant difference in terms of whether the experiments were presented as a demonstration or in the form of a video. The study served to determine the strong and weak aspects of both teaching strategies, reaching the conclusion that the complementary use of the two techniques in the instruction process will result in more effective teaching.
SONGÜL SEVER
285462
Muğla Üniversitesi
null
2011
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXoV4ZRK43xvksMvjOmA9cHHEsokeb34LfeMzq0VG-1rp
./data/pdfs/285462.pdf
2,152,049
true
true
true
2025-06-03T15:37:03.084162
2025-06-04T02:16:03.871537
2025-06-04T14:52:34.521244
2025-06-04T17:44:00.344961
başarıda artış gösterirken, belli süreç sonunda uygulanan kalıcılık testinde son teste göre azalma göstermesinden ileri gelmektedir. Aşağıda verilen Şekil 4.7 bu durumu özetlemektedir. ![](_page_0_Figure_1.jpeg) ![](_page_0_Figure_3.jpeg) Şekil 4.7 "Elektrik" deneysel etkinliğine ilişkin grupların ön test-kalıcılık testi puanlarının değişimi "Elektrik" adlı deneysel etkinlikte, gösteri deneyi şeklinde sunum gerçekleştirilen gruplar öğretim sürecine hep birlikte katıldıkları için oldukça eğlendiği araştırmacı tarafından gözlenmiştir. Deneysel etkinliğin video ile sunulduğu grupların her ikisi de kontrol kalemini incelemek ve dokunmak istemiş, kontrol kaleminin çalışma mekanizması hakkında sorular sormuşlardır. Her iki grubunda ilgisini çeken deneysel etkinlikte kontrol grubundaki öğrenciler; çevrelerinde bulunan farklı malzemelerin
288293
20
103
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8839351534843445, "polygon": [ [ 1508, 163 ], [ 1509, 108 ], [ 1450, 107 ], [ 1449, 161 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8796626329421997, "polygon": [ [ 1534, 2160 ], [ 1548, 183 ], [ 284, 174 ], [ 270, 2151 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8633036613464355, "polygon": [ [ 1506, 2042 ], [ 1507, 1680 ], [ 302, 1679 ], [ 302, 2040 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.480092316865921, "polygon": [ [ 1454, 1651 ], [ 1454, 1524 ], [ 377, 1523 ], [ 377, 1650 ] ] } ] }
Aristoteles ve Rousseau'da yurttaşlık kavramı / Citizenship concepts of Aristotle and Rousseau
Geçmişten günümüze kadar insan yaşamındaki temel sorun, insanların nasıl yaşaması ve bir arada kalabilmek için hangi referans noktalarına sahip olmaları gerektiğidir. Bu da toplumun nasıl düzenleneceği sorununu beraberinde getirmektedir. Bu nedenle politik düşünce, insanların nasıl yaşadıkları ve nasıl bir arada yaşamaya yöneldikleriyle ilgili bir bilgi ortaya koymalıdır. Politik tartışmaların merkezinde ise yurttaşlık kavramı bulunmaktadır.Bu çalışmada, özetle Aristoteles ve Rousseau'nun politika görüşlerinde adalet, hak, yasa, erdem, egemenlik kavramları çerçevesinde ortaya koydukları yurttaşlık anlayışları karşılaştırılmıştır. Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlık kavramlarının karşılaştırılmasının sebebi her iki düşünürün, politika tasarımlarının farklı ve benzer yönlerini bulmak, onları hangi öncüllerin, vardıkları sonuçlara götürdüğünü açıklamak ve bu yolla politika ve yurttaşlık kavramlarını nasıl içeriklendirdiklerini ortaya çıkarmaktır.Bu amaca ulaşmak için Aristoteles ve Rousseau'nun yurttaşlıkla ilgili düşüncelerinin ortaya konması açısından onların doğa ve insan kavrayışlarına bağlı olarak geliştirdikleri politika öğretileri açıklanmış olup, iki düşünürün yurttaşlığı kavramsallaştırmada başvurdukları kavramları nasıl içeriklendirdikleri incelenerek cumhuriyetçi yurttaşlık kavramını nasıl oluşturdukları belirlenmiştir.Sonuç olarak, Aristoteles ve Rousseau farklı politika geleneklerini temsil ettiklerinden farklı doğa ve insan tasarımlarına dayalı olarak birçok yönden birbirinden farklı politika öğretileri ortaya koymuşlardır. Buna karşın iki düşünürün politika öğretilerinde yurttaşlıkla ilgili ortaya koyduğu fikirlerin birçok noktada kesiştiği de söylenebilir. Her iki düşünür de moraliteyle politika arasında kurdukları ilişkiden dolayı yurttaşlık idealleri açısından benzer özelliklere sahiptirler.Anahtar Kelimeler Yurttaşlık, Politika, Modernite, Cumhuriyet, Aristoteles, Rousseau
From the past to nowadays main problem in human life is how people should live and what necessary reference points should humans have to live together. This brings the problem of how the society is going to be organized. For this reason, political thought should provide information about how people live and how they trend to live together. There is citizenship concept at the center of political discussions.In this study, as a summary, citizenship conceptualizations of Aristotle and Rousseau that they put forward in their political thoughts in the framework of concepts of justice, rights, law, virtue, and sovereignty were compared. The reason for comparing the citizenship concepts of Aristotle and Rousseau is to find out political designs of both philosophers, their different and similar aspects, to explain which priorities make them to reach these conclusions and in this way to discover how they explained policy and citizenship concepts.To reach this aim, in order to identify the ideas of Aristotle and Rousseau about citizenship, their political thoughts that they identified according to their nature and human conceptualizations were explained, also in addition to this, how republican citizenship concept created by these two philosophers was determined by investigating which concepts that they used to define citizenship concept.As a result, since Aristotle and Rousseau represent different political traditions, they put forward different political thoughts based on different nature and human designs. In front of this, it can be said that the ideas about citizenship that these two philosophers put forward intercept at a lot of points. Both philosophers, since connections they made between modernity and policy, have similar characteristics in the aspect of their citizenship ideals.Key Words Citizenship, Policy, Morality, Modernism, Republic, Aristotle, Rousseau
MİHRİCAN KAYALI
288293
Hacettepe Üniversitesi
Felsefe Ana Bilim Dalı
2011
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXixlGHZNUSHUCCkcxRSMjmMlkmGgOqOnLNGaom_z6SBF
./data/pdfs/288293.pdf
10,238,918
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.256392
2025-06-04T02:18:44.761472
2025-06-04T14:52:35.043779
2025-06-04T17:44:00.483680
En yüksek iyinin gerçekleşmesi ise tam bir eksiksizlik durumunun arzulandığı insansal eylemin, kendisi bir amaç olan şeyi ya da kendinde amaç olanı gerçekleştirmeye yönelmesidir. Aristoteles için böyle bir amaç mutluluktur. "Çünkü onu hiçbir zaman başka bir şey için değil, hep kendisi için tercih ederiz" (Aristoteles, 1998: 1097b; 3). En iyi şey olarak ortaya konan mutluluk, insana özgü olan insani eylemlerle ilgili olarak ortaya çıkmakta olduğundan nasıl ki "gözün, elin, ayağın ve genellikle parçaların her birinin bir işi" varsa (Aristoteles, 1998: 1097, 30) insanın işi de mutlu olmaktır. Her işte olduğu gibi, bir usta işini iyi yaptığında iyi olursa, insan da işini iyi yaptığında mutlu olacaktır. Genel olarak hiç kimse, başka bir şey için mutluluğu bir tarafa bırakamaz. İnsanlar daima mutlu olabileceklerini düşündükleri ya da sandıkları şeyleri tercih etmektedirler. Ancak mutluluk şu ya da bu nedene bağlı olarak elde edilen ya da bir şeylerin kendileri aracılığıyla ulaşılabilecek bir şey değil, insanın doğasını gerçekleştirme yönünde, "ruhun akla uygun etkinliğini" (Aristoteles, 1998: 1098a; 7) içeren bir tür eylem yaşamıdır. Başka bir deyişle, mutluluk eksik hiçbir şeyin olmaması anlamında, insanın kendi kendine yeterliliğe ulaşması demektir. Aristoteles'in kendi kendine yeterlilikten kast ettiği şey, insanın yaşamında başkalarının varlığına gerek kalmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen, mutluluğu kendi içinde yaşayan gözlerden uzak, bireysel bir yaşam anlamına gelmemektedir. Ona göre, kendine yeter olma, "Kişinin tek başına olması yalnız bir yaşam sürmesi değil, ana babası, çocukları, karısı, dostları ve yurttaşlarıyla birlikte olmasıdır. Çünkü insan doğal yapısı gereği toplumsaldır" (Aristoteles, 1998: 1097b; 10). Doğası gereği toplumsal olan insanı, en yüksek iyi olan mutluluğa ulaştıracak etkinlik ise, "ruhun erdeme uygun etkinliğidir" (Aristoteles: 1998; 1098a; 18). Mutluluk ruhun bir etkinliği; erdem ise bedenin değil ruhun erdemi olduğuna göre (Aristoteles, 1998: 1102a; 15), ruhun erdeme uygun etkinliğini anlamak için Aristoteles'in ele aldığı iki kavramı yanı ruh ve erdemi nasıl içeriklendirdiğini incelemek gerekmektedir. Çünkü insansal mutluluğun kökeninde bu iki kavram bulunmaktadır.
277830
28
115
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9551305770874023, "polygon": [ [ 1502, 2054 ], [ 1505, 392 ], [ 265, 390 ], [ 263, 2052 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8481508493423462, "polygon": [ [ 1464, 2245 ], [ 1464, 2198 ], [ 1411, 2197 ], [ 1410, 2244 ] ] } ] }
İnternet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi / Internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement
Konusu, internet üzerinden satış reklamlarının reklam verenler yönünden aldatıcı reklam hükümleri açısından incelenmesi olan bu tez çalışmasında, her geçen gün büyüyen bir sektör haline gelen internet reklamcılığı ile buna paralel olarak artan internet üzerinden satış reklamlarının önemi vurgulanarak, reklam verenlerin mevzuatımızdaki aldatıcı reklam hükümleri ve bu hükümlere göre hareket eden idari denetim mekanizması karşısındaki durumu ortaya konulmuştur. Reklam verenlerin uygulamada karşı karşıya kaldığı sorunlar irdelenmiş ve sonuç olarak reklamların idari denetiminde şeffaflıktan ve demokratiklikten uzaklaşıldığı görülmüştür. Türk Reklam mevzuatının dağınık şekilde çeşitli kanun ve yönetmelikler etrafında toplanması, idari denetim tarafından mevzuat hükümlerinin geniş yorumlanması sorunuyla birlikte bir takım keyfi uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Reklam verenlerin karşılaştığı sorunların çözümünde daha demokratik, daha doğru işleyen bir idari denetim mekanizması ve bu konuda ihtisas mahkemelerinin gerekliliği sonucuna varılmıştır.
This dissertation, which aims to study internet sales commercials in terms of legal provisions against misleading advertisements, manifests the current position of advertisers in the face of clauses about misleading advertisement in our legislation and the administrative governance mechanisms that act upon that legislation. In this respect, the dissertation elaborates on the rapidly growing sector of internet marketing by emphasizing the significance of sales commercials on internet. The problems that advertisers experience in practice are examined and as a conclusion, it is observed that the administrative supervision of advertisements lacks transparency and democracy to a certain extent. The somewhat disconnected nature of the Turkish advertisement legislation organized around certain enactments and regulations combined with the problems of interpretation of the relevant laws may bring forth a number of discretionary practices. It is concluded that a more democratic and better functioning legal supervision mechanism and specialized courts are required to address the problems that advertisers experience.
DİLEK ŞAHİNCİ
277830
İstanbul Üniversitesi
Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
2010
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=veR1mHu9yoWjwcVUjCEoPPAVGhNSGhpyHSseN6PhdJx8F-2Vfu1OEHMSAtbEvCGc
./data/pdfs/277830.pdf
9,017,711
true
true
true
2025-06-03T15:37:05.091434
2025-06-04T02:18:44.750357
2025-06-04T14:52:36.623758
2025-06-04T17:44:00.697913
## 1.2.2.2. Hedef Pazara Yönelik Reklam Türleri Urünü tüketecek kişileri, grupları, kurumları hedef alan tüketici reklamları, dağıtım kanalına yönelik, üretici firmanın malını satmak amacıyla yapılan tecimsel reklamlar ve üretici firmanın hammadde ürün alan sanayicileri ikna etmeyi amaçladığı genellikle ürün üzerine bilgi içeren endüstriyel reklamlar bu gruptandır. (Küçükerdoğan, 2009:13) ## 1.2.2.3. Kullanılan Kitle Iletişim Aracına Göre Reklam Türleri Reklamın gerçekleştirilmesi sürecinde belki de en önemli adım kullanılacak olan reklam aracının çok doğru şekilde seçilmesidir. Reklamın amacına uygun olarak seçilen reklam aracı hedef kitleye ulaşma yolunda çok önemli bir koşuldur. Kullanılan kitle iletişim araçlarına göre reklam türleri; radyo reklamları, televizyon reklamları, gazete ve dergi reklamları, açık hava (outdoor) ve transit reklam ortamlarında gerçekleştirilen reklamlar, internet reklamları, sinema reklamları şeklinde sınıflandırılmaktadır. ## 1.2.2.3.1. Radyo Reklamları Radyo, oldukça etkili bir reklam aracıdır. Kulağa hitap etme özelliği nedeniyle hemen her yerde tüketiciye ulaşabilmektedir. Yolda yürürken, araba kullanırken, bir kafede otururken, evde temizlik yaparken ve buna benzer her yerde farkında olmadan ve başka işlerle bile ilgilendikleri sırada dinlediği radyo reklamları tüketicinin zihninde kendiliğinden yer etmektedir. Bu da radyonun reklam araçları içerisindeki etkinliğini arttırmaktadır. Radyonun son derece etkili bir reklam aracı olmasının diğer bir sebebi ise hem reklam verenler hem de tüketiciler açısından oldukça ekonomik oluşudur. Reklam
458770
130
170
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9289495944976807, "polygon": [ [ 840, 2212 ], [ 922, 2212 ], [ 922, 2159 ], [ 840, 2159 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9259504079818726, "polygon": [ [ 314, 762 ], [ 1482, 761 ], [ 1481, 248 ], [ 314, 249 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9196731448173523, "polygon": [ [ 1447, 2025 ], [ 1447, 1735 ], [ 297, 1734 ], [ 297, 2024 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.8739797472953796, "polygon": [ [ 1467, 1534 ], [ 1468, 986 ], [ 299, 986 ], [ 299, 1534 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.8359346985816956, "polygon": [ [ 1492, 1662 ], [ 1492, 1516 ], [ 337, 1515 ], [ 337, 1661 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8328671455383301, "polygon": [ [ 534, 237 ], [ 1258, 237 ], [ 1258, 182 ], [ 534, 182 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8274879455566406, "polygon": [ [ 1283, 1002 ], [ 1283, 948 ], [ 514, 948 ], [ 514, 1001 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.7921844124794006, "polygon": [ [ 1237, 1726 ], [ 1237, 1681 ], [ 497, 1680 ], [ 497, 1726 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.7815651893615723, "polygon": [ [ 1466, 919 ], [ 1466, 745 ], [ 289, 744 ], [ 288, 918 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.5193933844566345, "polygon": [ [ 1404, 2147 ], [ 1404, 2028 ], [ 276, 2025 ], [ 275, 2143 ] ] } ] }
Toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Sağlık kurumları üzerine bir araştırma / The impact of total quality management on motivation and organizational commitment: A research on health institutions
Bu tez çalışmasında Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve İstanbul Bahçelievler Devlet Hastanesi'nin sağlık personellerinde toplam kalite yönetiminin motivasyon ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapılmıştır. Gerekli literatür taraması yapılarak toplam kalite yönetimi, çalışan motivasyonu ve örgütsel bağlılık konuları araştırılmıştır. Araştırmanın uygulama aşaması yukarıda belirtilen hastanelerde görevini sürdüren 279 sağlık personelini kapsayacak şekilde uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolar üzerinde gösterilmiş ve yorumlaması yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Toplam Kalite Yönetimi, Çalışan Motivasyonu, Örgütsel Bağlılık
In this study, the impact of total quality management on employee motivation and organizational commitment was examined in Istanbul Bahçelievler State Hospital and Esenler Obstetrics and Pediatrics Hospital. All the quality management, employee motivation and organizational commitment were searched by the necessary literature review. The implementation phase of the study encompassed 279 health personnel who were on duty at the above mentioned hospitals. The results are displayed on the tables and interpreted and the results are evaluated. Keywords: Total Quality Management, Employee Motivation, Organizational Commitment
OLGU AKYÜREK
458770
İstanbul Gelişim Üniversitesi
İşletme Ana Bilim Dalı
2017
Türkçe
Yüksek Lisans
Sümeroloji Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=DPTyuy3wRPq_qvCPSqUB66zrfqRDpzp3sOnSl9YtGnvteSKfOZe50PCqog3qcrGy
./data/pdfs/458770.pdf
3,066,127
true
true
true
2025-06-03T15:37:01.156251
2025-06-04T02:10:14.643067
2025-06-04T14:52:36.627963
2025-06-04T17:44:01.037480
| Bağımsız Orneklem T-Test | | | | | | | | | | | | |--------------------------|----------------------|--------------|------|----------------------------------|---------|-------------------|-----------------------|------------------------|-----------------------------------|--------|--| | | | Levene Testi | | t-testi ortalamalarının eşitliği | | | | | | | | | | | F | Sig. | t | df | Sig. (2-<br>uçlu) | Ortalama<br>Farklılık | Std. Hata<br>Farklılık | 95% Farklılık ve<br>Güven Aralığı | | | | | | | | | | | | | Alt | Üst | | | Örgütsel bağlılık | Eşit<br>varsayılma | ,014 | ,906 | -1,736 | 277 | ,084 | -,09001 | ,05186 | -,19209 | ,01208 | | | | Eşit<br>varsayılmama | | | -1,737 | 273,685 | ,084 | -,09001 | ,05182 | -,19202 | ,01201 | | ## Tablo-48 Medeni Durum ile Örgütsel Bağlılık İlişkisi Tablo-48'de bekar ve evli işgörenlerin örgüte bağlılık seviyeleri arasındaki anlamlılık değeri 0,084>0,05 olduğu tespit edilmiş olup, örgütsel bağlılık düzeyleri anlamlı bir fark ortaya çıkarmamaktadır. | Tanımlayıcı İstatistik<br>Orgütsel bağlılık | | | | | | | | | | |---------------------------------------------|-----|-----------|-----------|--------|--------|--------|------|------|--| | | | | | | | | | | | | | N | Alt Sınır | Üst Sınır | az | çok | | | | | | 18-25 | 85 | 3.7386 | ,42843 | .04647 | 3,6462 | 3,8310 | 2,78 | 4,78 | | | 26-30 | 76 | 3,7156 | ,40348 | ,04628 | 3,6234 | 3,8078 | 2,67 | 4,61 | | | 31-35 | 73 | 4,0033 | .42066 | ,04924 | 3,9052 | 4,1015 | 3,11 | 4,83 | | | 36-40 | 28 | 3,8155 | ,39488 | ,07463 | 3,6624 | 3,9686 | 3,11 | 4,67 | | | 41 ve<br>uzerı | 17 | 3.9085 | .48549 | ,11775 | 3,6589 | 4,1581 | 2,72 | 4,61 | | | Toplam | 279 | 3,8197 | ,43386 | ,02597 | 3,7685 | 3,8708 | 2,67 | 4,83 | | ## Tablo-49 Yaş ve Örgütsel Bağlılık Tanımlayıcı Tablosu lşgörenlerin 26-30 yaş arası olanlarının örgütsel bağlılık düzeyleri (3,7156) en düşük seviyede bulunurken, 31-35 yaş aralığındakilerin örgüte bağlılık düzeyleri (4,0033) en yüksek düzeyde bulunmaktadır. | ANOVA | | | | | | | | | |-------------------|-----------------|-----|--------------------|-------|------|--|--|--| | Orgütsel bağlılık | | | | | | | | | | | Kareler toplamı | df | Kareler ortalaması | ட | Sig. | | | | | Gruplar arasında | 3,978 | ব | ,995 | 5,636 | ,000 | | | | | Gruplar içinde | 48,351 | 274 | ,176 | | | | | | | Toplam | 52,329 | 278 | | | | | | | ## Tablo-50 Yaş ile Orgütsel Bağlılık Anova Tablosu Yaş faktörünün araştırıldığı bu boyutta örgüte bağlılık düzeylerinin anlamlılık değeri 0,000<0,05 olarak tespit edilmiştir. Buna göre işgörenlerin örgütsel bağlılık
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
6