Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
image_data
imagewidth (px)
1.6k
2.34k
document_id
stringclasses
17 values
page_num
int64
1
263
total_pages
int64
37
377
predictions
dict
title
stringclasses
17 values
abstract_tr
stringclasses
17 values
abstract_en
stringclasses
17 values
author
stringclasses
17 values
thesis_id
stringclasses
17 values
university
stringclasses
12 values
department
stringclasses
16 values
year
stringdate
2005-01-01 00:00:00
2023-01-01 00:00:00
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
4 values
keyword_abd
stringclasses
1 value
original_url
stringclasses
17 values
file_path
stringclasses
17 values
file_size_bytes
int64
1.48M
31.5M
download_success
bool
1 class
extraction_success
bool
1 class
prediction_success
bool
1 class
download_timestamp
stringdate
2025-06-08 19:51:14
2025-06-08 19:51:16
extraction_timestamp
stringdate
2025-06-09 03:32:37
2025-06-09 03:53:11
prediction_timestamp
stringdate
2025-06-10 01:38:29
2025-06-10 01:46:35
hf_processing_timestamp
stringdate
2025-06-10 02:25:15
2025-06-10 02:30:13
622519
3
124
{ "labels": [ { "class": "Diğer", "confidence": 0.4364258348941803, "polygon": [ [ 1524, 1870 ], [ 1531, 281 ], [ 242, 275 ], [ 235, 1865 ] ] } ] }
Türk Silahlı Kuvvetleri modernizasyon sürecinin weberyan bürokrasi çerçevesinde analizi: Jandarma Genel Komutanlığı örneği / Analysis of the modernization process of turkish armed forces in the framework of the weberian bureaucracy: The example of Gendarma General Command
Bu çalışmada yakın bir tarihe kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak adlandırılan Jandarma Genel Komutanlığının modernizasyon süreci ve bürokratik yapısı incelenmektedir. İncelemenin temel dayanağını Alman Sosyolog Max Weber tarafından formülize edilen bürokrasi kuramları oluşturmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin incelenmesine paralel olarak Weberyan bürokrasi kuramları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde bürokrasiyle ilgili tanımlamalar yapıldıktan sonra, ikinci bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu oluşturan unsurların tarihçesi, teşkilat ve personel yapısı üzerinde inceleme yapılmıştır. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın tarihçesi ve bürokratik yapısı üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde çerçevesi belirlenen Weberyan bürokrasi kuramları eşliğinde, askeri bürokrasinin yasal dayanakları, teşkilat ve personel yapısı, ulusal ve uluslararası alandaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Analiz bölümünde ise Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin yapısal ve işlevsel analizi üzerinde durulmuştur. Yeni bir yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığının bürokratik yapısını inceleyen bu çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Max Weber, Bürokrasi, Askeri Bürokrasi, Modernizasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı.
In this study, the modernization process and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command, which had been considered as an integral part of the Turkish Armed Forces until recently, is examined. The basis of the study is the bureaucracy therios formulated by German Sociologist Max Weber. Parallel to the analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command, the theories of Weberian bureaucracy were examind in detail. In the first part of the study, the concepts breaucracy, in the second part, the history of the Turkish Armed Forces and the components of it are examined. Then the history and bureaucracy and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command were elaborated. In the first chapter of the study, the legal basis of the military bureaucracy, the organization and personnel structure and the activities in the national and international fields were discussed with the help of Weberian bureaucracy theory. In the analysis section, structural and functional analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command is emphasized. This study, which examines the bureaucratic structure of the Turkish Armed Forces and Gendarmerie General Command undergoing a new structuring process, is considered to contribute to the literature. Keywords: Max Weber, Bureaucracy, Military Bureaucracy, The Modernization, Turkish Armed Forces, Gendarmerie General Command.
GÖKSEL DALGA
622519
Dumlupınar Üniversitesi
Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Eb5EkakJlp3olBdo_wNEGcIFzCTvcIxNpbTe4WIGyG_4S_T2SwPVw3AC79IgjkyQ
./data/pdfs/622519.pdf
1,477,201
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.446205
2025-06-09T03:48:22.477754
2025-06-10T01:38:45.923936
2025-06-10T02:25:15.193078
521795
37
81
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9039160013198853, "polygon": [ [ 1458, 2118 ], [ 1471, 249 ], [ 221, 240 ], [ 208, 2110 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8404828310012817, "polygon": [ [ 877, 2190 ], [ 878, 2143 ], [ 813, 2142 ], [ 813, 2189 ] ] } ] }
siRNA taşınımında kullanılmak üzere yıldız tipi polimerlerin sentezi ve karakterizasyonu / Synthesis and characterization of star shaped polymers to be used in siRNA delivery
siRNA temelli RNA interferans mekanizmasından faydalanılarak gen ifadelenmesinin baskılanması, spesifik genlerin temel işleyişlerini ortaya çıkarmada kullanılmakla birlikte buna ek olarak viral enfeksiyonlar, genetik, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kanser gibi hastalıklar üzerinde etkiye sahip bir gen tedavisi uygulamasıdır. Günümüzün en önemli ve ölümcül hastalıklarından olan kanser, her yıl on binlerce insanın hayatını tehdit etmekte ve bu rakamlar her geçen yıl artmaktadır. Kanser hastalığı ile mücadele için birçok geleneksel yöntem olması ile birlikte; bu yöntemlerin hastalar üzerinde olumsuz etkiler göstermesi, kanser tedavisi üzerine yoğunlaşan araştırmacıları yeni tedavi stratejileri geliştirmeye yöneltmektedir. Bu yan etkilerin başında günümüzde kullanılan geleneksel tedavi yöntemlerinin kanser hücreleri ile birlikte sağlıklı hücrelere de zarar vermesidir. Son yapılan çalışmalarda bu sorun üzerine yoğunlaşılmış ve kanser hücrelerini hedeflemeyi amaç edinen yöntemler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yeni nesil kanser hücresi odaklı yöntemlerden birisi de siRNA tedavisidir. siRNA tedavisi yöntem olarak doğrudan sorunlu gene mRNA düzeyinde etki ederek potansiyel bir terapötik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte siRNA'nın terapötik olarak kullanımını zorlaştıran, sahip olduğu yükün etkisi ile hücre membranından geçememesi ve hücre içerisine etkin bir şekilde girememesi gibi sınırlamaları mevcuttur. Bunun yanı sıra siRNA'ların nükleazlar tarafından enzimatik degredasyona uğrama ihtimallerinin oluşu, yarı ömürlerinin oldukça kısa olmasına neden olur. Bunun gibi olumsuz etkileri bertaraf etmek adına siRNA taşınımı için uygun ve etkili bir taşıyıcı sistemin kullanımı gereksinimi oluşmaktadır. Bu noktada yıldız polimerler taşıyıcı sistem gereksinimini ortadan kaldırmak ve siRNA degredasyonunun önüne geçmek için etkili bir polimer olarak karşımıza çıkmaktadır. Gen yüklemedeki olağanüstü enkapsülasyon kapasiteleri, gen etkileşimi için elektriksel yüke sahip küre yapısı, fonksiyonellendirme için bol miktarda iç ve dış aktif gruplara sahip olması gibi özellikleri ile siRNA taşınımı için en etkili sistemin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Sunulan tez kapsamında, siRNA'lar ile etkileşecek olan yıldız polimerlerin sentezi, fonksiyonellendirilmesi ve karakterizasyonunun gerçekleştirilerek siRNA'lar için etkili bir taşıyıcı sistem geliştirilmesi hedeflenmiştir. Buradan yola çıkarak belirlenen hedefe ulaşmak için ilk olarak taşıyıcı sistem olan ATRP ile hazırlanan polietilen glikol (PEG) tabanlı, azot içeren çekirdeğe sahip yıldız polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen yıldız polimerler çeşitli karakterizasyon teknikleri kullanılarak incelenmiş ve siRNA taşınımı için optimum değerleri veren yıldız tipi polimerik taşıyıcı sistemler elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise elde edilen katyonik özellik gösteren yıldız polimerlerin canlı hücreler üzerine sitotoksik etkileri ve larinks kanseri hücre hattı olan HEp-2 hücre hattı üzerinde de siRNA yüklenmiş katyonik partiküllerin gen susturma çalışmaları in vitro olarak gerçekleştirilmiş ve HEp-2 hücreleri üzerinde gen ifadelenmesi başarılı bir şekilde sağlanmıştır.
Utilizing the siRNA-based RNA interfering mechanism, suppression of gene expression, in addition to being used to elucidate the basic functioning of specific genes, is a gene therapy application that has an effect on diseases such as viral infections, genetics, cardiovascular diseases and cancer. Cancer is one of the most important and deadly diseases in the world and nowadays threatens thousands of people and these numbers are increasing every year. Although there are many traditional methods for fighting cancer disease, these methods have negative effects on the patients, and researchers who are focused on cancer treatment lead to the development of new treatment strategies. One of the side effects of traditional treatment methods is that destroy cancer cells as well as healthy cells. Recent studies have focused on this problem and developed methods aiming at targeting cancer cells. One of the new generation cancer cell-based methods developed is siRNA therapy. siRNA therapy directly acts as a potential therapeutic agent by acting directly on the problematic gene at mRNA level. However, siRNA has limitations such as it's ability to pass through the cell membrane and not to enter the cell effectively, which makes it difficult to use therapeutically. Moreover, the possibility of siRNA's undergoing enzymatic degradation by nuclease causes the half-life of siRNAs to be quite short. In order to avoid such adverse effects, there is a need to use an appropriate and effective carrier system for siRNA delivery. At this point, the star polymers are effective polymer to remove the need for carrier system and to prevent siRNA degradation. Development of the most efficient system for siRNA delivery with properties such as extraordinary encapsulation capacities for gene load, sphere structure with electrical charge for gene interaction and abundant internal and external active groups for functionalization. Within the scope of the thesis, it is aimed to develop an effective carrier system for siRNAs by synthesizing, functionalizing and characterizing star polymers which will interact with siRNAs. From this point, to reach the determined target, synthesis of star polymers with polyethylene glycol based and nitrogen containing nucleus prepared with ATRP, which is the carrier system, was first carried out. Synthesized star polymers were studied using various characterization techniques and star- shaped polymeric carrier systems were obtained which gave optimum values for siRNA transport. In the second part of the study, the cytotoxic effects of star polymers showing cationic properties on the living cells and gene silencing studies of siRNA loaded cationic particles on the HEp-2 cell line, which is a larynx cancer cell line, were performed in vitro and gene expression on HEp-2 cells was successful.
SERHAT ÖZTÜRK
521795
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFdOhnXRT6Y_L-_29-uxnHVNvEbiyXa-ms4qL4XHEqJxN
./data/pdfs/521795.pdf
7,757,544
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.086037
2025-06-09T03:44:54.376734
2025-06-10T01:38:46.390562
2025-06-10T02:25:15.424891
523714
8
119
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9327423572540283, "polygon": [ [ 1460, 1196 ], [ 1470, 255 ], [ 307, 242 ], [ 297, 1183 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8438935875892639, "polygon": [ [ 916, 2143 ], [ 916, 2084 ], [ 849, 2084 ], [ 849, 2142 ] ] } ] }
5. sınıf matematik dersinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi: Bir durum çalışması / Teaching 5th grade mathematics course in a blended learning environment: A case study
Teknolojik gelişmeler günümüzde eğitim-öğretim ortamlarında kendini göstermekte ve özellikle zor bir ders olarak kabul edilen matematik derslerinde de bu gelişmelerden yararlanmanın yolları aranmaktadır. Bu araştırmada 5.sınıf matematik dersinin konusu olan kesir, ondalık gösterim ve yüzdeler ünitesinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi süreci incelenmiştir. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'da bir özel öğretim kurumunun ortaokul 5.sınıfında okuyan 89 öğrenci ile "Kesir, Ondalık Gösterim ve Yüzdeler" ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir durum çalışması olarak tasarlanmış ve karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine karşı tutumları, öz düzenleyici öğrenme becerileri ve teknoloji yeterlilikleri ile akademik başarı durumlarından nicel veriler elde edilmiştir. Öğretmen ve öğrencilerin öğrenme materyali, öğrenme ortamı ve yaşanan süreç ile ilgili görüşlerinden ise nitel veriler elde edilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak "Çoklu Değerlendirme Ölçeği", akademik başarı sınavı, öğrenci günlüğü ve öğretmen gözlem formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS programında bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ortalama, standart sapma ve yüzde değerlerinin hesaplanmasıyla, nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. Harmanlanmış öğrenme ortamının yüz yüze kısmı sınıf ortamında çevrimiçi kısmı ise Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi'nde gerçekleştirilmiştir. Sekiz hafta süren araştırma sürecinde harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik derslerinde öğrencilerin akademik olarak başarı gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark göstermediği; harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik dersi hakkında öğrencilerin olumlu görüş bildirdiği ve bu durumun matematik dersine yönelik tutum ölçeği sonuçları ile de tutarlılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğretmenin harmanlanmış öğrenme ortamındaki öğrenci davranışları ile ilgili görüşleri de öğrencilerin derse katılım, ilgi ve motivasyonlarının yüksek olduğunu göstermiştir.
Technological developments have penetrated into almost all of educational fields, and the ways of utilizing these developments are also being sought in mathematics courses which are considered as a particularly difficult subject. In this thesis study, the teaching process of fraction, decimal and percentage units of fifth grade math lesson in blended learning environment was examined. The study was performed with 89 students who were in the 5th grade private secondary school in Istanbul in 2017-2018 academic year. The study was designed as a case study and data were collected by a mixed method. The quantitative data were obtained from four sources: students' attitudes towards mathematics lesson, and students' self-regulatory learning skills, technology competences and academic achievement. On the other hand, the qualitative data were collected from teachers' and students' views on learning material, learning environment and the encountered process. Face-to-face part of the blended learning environment were transferred into practice in the classroom environment, and the online part were performed in the Moodle Learning Management System. While the quantitative data were analyzed by descriptive methods, the dependent sample t-test, and one-way variance analysis (ANOVA), the qualitative data were analyzed by the content analysis method. The implementation process in the blended learning environment took eight weeks. As a result, the difference between the mean scores of students' attitudes collected before and after the implementation were statistically significant. However, the difference between the mean scores of students' self-regulatory learning collected before and after the implementation were not statistically significant difference. The students reported positive opinions about the mathematics lessons taught in the blended learning environment and that this situation was consistent with the attitude scale results. The views of the teacher about student behaviors in the blended learning environment also showed that students had a high level of participation, interest and motivation.
AYFER DÜRNEL
523714
Bahçeşehir Üniversitesi
Eğitim Teknolojileri Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFZWEuN0mXMuGC2y4I5CA2Iw0-7RddBu6vz9AXjS_M0Lj
./data/pdfs/523714.pdf
4,134,814
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.636358
2025-06-09T03:44:55.179523
2025-06-10T01:38:46.850362
2025-06-10T02:25:15.608386
534010
6
175
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9017410278320312, "polygon": [ [ 271, 2020 ], [ 1536, 2016 ], [ 1531, 362 ], [ 266, 366 ] ] } ] }
Yabancı dil olarak Türkçe ögretiminde televizyonda yayımlanan reklamların A2 seviyesinde dinleme ve yazma becerisine katkısı / Contribution of television advertisements to A2 level listening and writing skill in teaching Turkish as a foreign language
Bu çalışmanın amacı, televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde etkinliklerle beraber dil öğretim çalışmalarında ve kültürel öğelerin sunumunda nasıl kullanılabileceğini ortaya koymaktır. Teknolojinin hızla ilerlemesi, birçok alanda hayatımızı da şekillendirmeye başlamıştır. Bu da iş, gezi ve eğitim gibi sektörlerde, farklı ülkelerle iletişim kurma ihtiyacı doğurmuştur. İletişimin en büyük anahtarı dildir. Öğrenilen her dil farklı bir kapı açmakta, açılan her kapı da insanoğlunun gelişimi için artı bir adım sayılmaktadır. Dil öğrenme ve öğretme bir sektör haline gelmiş ve dünyanın her yerinde açılan özel ve devlet kurumlarına bağlı kurslar, yine devlete bağlı okullar, özel ya da devlet üniversitelerine bağlı enstitüler içerisinde dil öğretimi yapılmaktadır. Tüm bu kurumlar bünyesinde günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında rehber ve yardımcı kitapların, her türlü malzemenin, sınıf içi ve dışı yapılan etkinliklerin ve öğreten eşliğinde yapılan birçok alıştırmanın gün be gün yeniden şekillendiği ve geliştirildiği gözlemlenmektedir. Bu noktada yabancı dil öğrenim ve öğretiminde konumuz olan teknolojik aletler ve bunların içerisinde de televizyon( medya) devreye girmektedir. Gelişen dünya koşullarında dil öğretiminde de teknolojinin kullanılması artık bir ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Bilgisayar, televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi yerel ve uluslararası yayın yapan ve malzeme olarak kullanabileceğimiz tüm teknolojik unsurlar da sürekli kullanılmaktadır. Özgün metinler dediğimiz güncel ve yaratıcı noktaları içeren metinlere rahatlıkla ulaşabileceğimiz bu aletlerin birçok açıdan da öğrenene kolaylık sağlayacağı tahmin edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, genel anlamda yabancı dil öğrenimi ve öğretimi, Avrupa Ortak Başvuru Metni ve günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında Yabancılara Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek yöntem ve yaklaşımlardan bahsedilmiştir. İkinci üçüncü bölümde, dil öğreniminde malzemenin yeri ve kullanımı, konumuz olan televizyon( medya) reklamlarının kullanılma amacı ve yabancı dil öğretimine nasıl bir katkısı olabileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, Yeni Hitit Ders kitabında A2 seviyesi için verilen dil bilgisi kuralları ve kelime dağarcığı doğrultusunda, seçilen reklamlar, metinleriyle beraber verilmiş ve örnek etkinliklerle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceği konusuna değinilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise çalışmamızın sonunda ulaşabildiğimiz bilgiler değerlendirilmiş ve bu bilgiler ışığında televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceğine dair önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmanın Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: televizyon, reklam, dil öğretimi, Türkçe'nin öğretimi,
This study's goal is to set forth how presentation of cultural elements and studies for language teaching in Teaching Turkish as a Foreign Language may become by using television advertisements along with activities. Rapidly developing technology is shaping our life in various areas. This bears a communication necessity with other countries in sectors like business, travel and education. The main key of communication is language. Each learnt languages open separate doors which are accounted as a positive step towards developments in human life. Teaching and learning language has become an individual sector and language teaching is performed by courses in private or state agencies and in schools or institutions of state or private universities all around the world. In light of approaches and methods developed in all these institutions until today, guide and contributory books, any kind of material, activities inside or outside class and many practices with teacher are taking form and developing day by day. At this point, our subject technological instruments and television (media) step in language teaching and learning. On the condition of a developing world, using technology in teaching language has become a necessity. Technological elements such as computer, nationally and internationally broadcasting television, radio and magazines are perpetually used by people and thus can be used as materials. Through these materials, original texts including current and creative points are easily available and they help learners in many ways. In first part of the study, learning and teaching foreign language in general, Common European Framework, developed approaches and methods until today and how these approaches and methods can be used in teaching Turkish to foreigners are all mentioned. In second and third, place and application of material in learning language, aim of TV advertisements and how they can help foreign language teaching are tried to be explained. In forth, selected advertisements are given with their texts through grammar rules and vocabulary in New Hittite Course Book for A2 level and it is tried to be mentioned how they, along with sample activities, can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. At last, our received data at the end of the study is examined and suggestions are made for how TV advertisements can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. Our study is believed to contribute to the field of Teaching Turkish as a Foreign Language. Key Words: television, advertisement, language teaching, teaching Turkish
ÇİĞDEM ŞENOL
534010
Hacettepe Üniversitesi
Türkiyat Araştırmaları Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYg4PJ4eQvIsJF5aLXN0Q1_EOhpM3NrofH9_WF0Uid-wv
./data/pdfs/534010.pdf
7,339,534
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.141201
2025-06-09T03:47:33.065788
2025-06-10T01:38:48.029156
2025-06-10T02:25:15.894589
658323
64
285
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9296348094940186, "polygon": [ [ 1498, 2057 ], [ 1504, 260 ], [ 245, 256 ], [ 239, 2052 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8842704892158508, "polygon": [ [ 892, 169 ], [ 892, 119 ], [ 836, 119 ], [ 836, 168 ] ] } ] }
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these. In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated. The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported. Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
MUHAMMET ÇEVİK
658323
Fırat Üniversitesi
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
2021
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
./data/pdfs/658323.pdf
5,271,585
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.191387
2025-06-09T03:42:35.325900
2025-06-10T01:38:48.073583
2025-06-10T02:25:16.045974
622519
4
124
{ "labels": [ { "class": "Ekler", "confidence": 0.474791020154953, "polygon": [ [ 1510, 1144 ], [ 1519, 229 ], [ 260, 217 ], [ 251, 1132 ] ] } ] }
Türk Silahlı Kuvvetleri modernizasyon sürecinin weberyan bürokrasi çerçevesinde analizi: Jandarma Genel Komutanlığı örneği / Analysis of the modernization process of turkish armed forces in the framework of the weberian bureaucracy: The example of Gendarma General Command
Bu çalışmada yakın bir tarihe kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak adlandırılan Jandarma Genel Komutanlığının modernizasyon süreci ve bürokratik yapısı incelenmektedir. İncelemenin temel dayanağını Alman Sosyolog Max Weber tarafından formülize edilen bürokrasi kuramları oluşturmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin incelenmesine paralel olarak Weberyan bürokrasi kuramları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde bürokrasiyle ilgili tanımlamalar yapıldıktan sonra, ikinci bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu oluşturan unsurların tarihçesi, teşkilat ve personel yapısı üzerinde inceleme yapılmıştır. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın tarihçesi ve bürokratik yapısı üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde çerçevesi belirlenen Weberyan bürokrasi kuramları eşliğinde, askeri bürokrasinin yasal dayanakları, teşkilat ve personel yapısı, ulusal ve uluslararası alandaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Analiz bölümünde ise Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin yapısal ve işlevsel analizi üzerinde durulmuştur. Yeni bir yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığının bürokratik yapısını inceleyen bu çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Max Weber, Bürokrasi, Askeri Bürokrasi, Modernizasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı.
In this study, the modernization process and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command, which had been considered as an integral part of the Turkish Armed Forces until recently, is examined. The basis of the study is the bureaucracy therios formulated by German Sociologist Max Weber. Parallel to the analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command, the theories of Weberian bureaucracy were examind in detail. In the first part of the study, the concepts breaucracy, in the second part, the history of the Turkish Armed Forces and the components of it are examined. Then the history and bureaucracy and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command were elaborated. In the first chapter of the study, the legal basis of the military bureaucracy, the organization and personnel structure and the activities in the national and international fields were discussed with the help of Weberian bureaucracy theory. In the analysis section, structural and functional analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command is emphasized. This study, which examines the bureaucratic structure of the Turkish Armed Forces and Gendarmerie General Command undergoing a new structuring process, is considered to contribute to the literature. Keywords: Max Weber, Bureaucracy, Military Bureaucracy, The Modernization, Turkish Armed Forces, Gendarmerie General Command.
GÖKSEL DALGA
622519
Dumlupınar Üniversitesi
Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Eb5EkakJlp3olBdo_wNEGcIFzCTvcIxNpbTe4WIGyG_4S_T2SwPVw3AC79IgjkyQ
./data/pdfs/622519.pdf
1,477,201
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.446205
2025-06-09T03:48:22.477754
2025-06-10T01:38:48.561579
2025-06-10T02:25:16.232765
318573
67
75
{ "labels": [ { "class": "Tablo", "confidence": 0.918820321559906, "polygon": [ [ 2136, 1456 ], [ 2137, 147 ], [ 188, 146 ], [ 188, 1456 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7929713726043701, "polygon": [ [ 1195, 1453 ], [ 1195, 1409 ], [ 1141, 1408 ], [ 1141, 1453 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.5285119414329529, "polygon": [ [ 1055, 621 ], [ 1407, 620 ], [ 1407, 586 ], [ 1055, 586 ] ] } ] }
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
MEHMET PALTA
318573
Fırat Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2012
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
./data/pdfs/318573.pdf
1,702,014
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.328691
2025-06-09T03:42:34.853409
2025-06-10T01:38:49.093000
2025-06-10T02:25:16.378989
254870
165
181
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8279268741607666, "polygon": [ [ 1434, 140 ], [ 1506, 139 ], [ 1506, 90 ], [ 1434, 90 ] ] }, { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.7057153582572937, "polygon": [ [ 1441, 1969 ], [ 1450, 280 ], [ 260, 274 ], [ 251, 1963 ] ] } ] }
Resimlemelerarası ilişkilere dayalı çocuk kitaplarında karşılaşılan resimleme ve tasarım sorunları ve bir uygulama / The illustration and graphic design problems encountered in the interpictural relations driven children?s books and an application
Öncü, Melda. Resimlemelerarası İlişkilere Dayalı Çocuk Kitaplarında Karşılaşılan Resimleme ve Tasarım Sorunları ve Bir Uygulama, Sanatta Yeterlik Tezi, Ankara, 2008.Metinlerarası ilişkiler, genel olarak yeni bir yaratımda, eski yapıtlardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirilen tüm etkilenimleri kapsayan oldukça geniş bir inceleme alanıdır. Gerçekte, bir yapıtın başka bir yapıttan etkilenmesi ya da içerisinde önceki bir yapıttan parçalar taşıması durumunun tarihi oldukça eskilere uzanmakla birlikte, bu durumun yapıt incelemelerine, eleştirilerine ve yorumlamalarına yeni bir bakış açısı getirebileceğinin fark edilmesi ve konuya ilişkin kuramların oluşturulması yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve ilk olarak yazın alanında gerçekleşmiştir.Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern yapısına kavuşan resimli çocuk kitapları alanında da metinlerarasılığın giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bu uygulamalar, resimli kitapların yalnızca metinlerinde değil resimlemelerinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada, metinlerarası yöntemler içinde yer alan öykünme (pastiş), alıntı ve yansılamanın (parodi), kitap resimlemelerinde gerçekleştirilmiş olan uygulamaları, resimlemelerarası ilişkiler ana başlığı altında, örnekler üzerinden incelenmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde, resimli kitapların giderek karmaşıklaşan ve söz konusu uygulamalara açık hale gelen yapısı üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, çocuk kitaplarında resimlemelerarası ilişkilere dayalı uygulamalar çeşitli örnekler üzerinden incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, bu çalışma için özgün bir içerikle kurgulanan resimlemelerarası ilişkilere dayalı bir çocuk kitabının yapım aşamaları ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.Yapılan araştırmalar ve uygulama çalışmasının sonucunda resimlemelerarası ilişkilerin, hem yaratıcı hem de okur açısından karmaşık ve keyifli bir hazırlama ile algılama sürecine sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcının yapıtında önceki yapıtlarla kurduğu bağlantılar, önceki yapıtlara ilişkin bilgisi ve deneyimleriyle bire bir ilişkilidir. Bu bağlantıların okura ne kadar gizli ya da açık bir şekilde sunulacağı da, yaratıcının okurda oluşturmak istediği etkiye göre belirlenmektedir. Yaratıcı, önceki yapıtlara ait parçaları, yeni kurgusu içerisine okurda yaratmak istediği etkiye uygun bir şekilde yerleştirmiş ve okurun bu parçaları keşfetmesi için sahneden çekilmiştir. Okurun, yaratıcının önceki yapıtlarla kurduğu bağlantıları fark edebilmesi, yeni bütün içerisindeki eski parçayı ya da parçaları keşfetmesi, bu parçaların eski bağlamları ve şu an içerisinde bulunduğu yeni parçalarla ilişkilerini anlamlandırması, bütünüyle okurun kişisel bilgi ve becerilerine dayanmaktadır.Anahtar Sözcükler Metinlerarası İlişkiler, Resimlemelerarası İlişkiler, Görüntülerarası İlişkiler, Resimli Çocuk Kitabı, Resimleme, Modernizm, Grafik Tasarım, Alıntı, Öykünme, Yansılama.
Öncü, Melda. The Illustration and Graphic Design Problems Encountered in the Interpictural Relations Driven Children?s Books and An Application, Ph. D. in Art Dissertation, Ankara, 2008.Intertextual relationships are, in general, wide range of analysis areas in new creations that include concious and unconcious influences of former work of art. Despite the fact that a work being influenced by another work or carrying parts of a former work dates back to history, especially after the first half of the twentieth century and first in literature area, it has been realised that this reality brings a new point of view to analysis, critism and comment on art works and develop hypothesis related to the subject.It has been observed that the intertextuality is being used more common also in the children?s picture books that reached their modern structure, especially by the second half of the twentieth century. But these implementations could be realised not only in the texts of the picture books but also in the illustrations. In this study, the applications of the imitation, quotation and parody included in the intertextual methods realised in the book illustrations, are studied using samples, under the interpictural relationships headline.In the first part of the study, the structure of the picture books that are getting more complicated and becoming open to such applications are being emphasised. In the second part, the applications in the children?s books based on interpictural relationships are being examined using examples. In the third part of the study, the production stages of a children book based on interpicturality edited with an original content for this study are presented in detail.As a result of the researches and application studies, interpicturality is observed to hold a sophisticated and joyous preperation and perception process both by the creator and the reader. The links of the creator with his former works, his knowledge and experience on former works are closely related. How detailed or undetailed these links will be presented to the reader is determined by the desired effect on the reader by the creator. The creator has placed the pieces of the former works in its new editing, according to the effect he wants to create on the reader and drew off the stage to let the reader discover these pieces. The realisation of the reader of the links with the former works by the creator, the discovery of the former piece or pieces in the new whole, the context of these pieces and to give a meaning to the relationship with the new pieces inside, totally depend on the reader?s personal knowledge and skills.Key Words Intertextuality, Interpicturality, Intervisuality, Children?s Picture Book, Illustration, Modernism, Graphic Design, Quotation, Imitation, Parody.
MELDA ÖNCÜ
254870
Hacettepe Üniversitesi
Grafik Ana Sanat Dalı
2008
Türkçe
Sanatta Yeterlik
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdgN9WxqsXIZFbLM6YRKUpsHfCVFUlgNKD1OiVK9Qopax
./data/pdfs/254870.pdf
31,497,672
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.264597
2025-06-09T03:32:37.772379
2025-06-10T01:38:50.135977
2025-06-10T02:25:16.904831
596234
96
102
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.900823175907135, "polygon": [ [ 936, 2040 ], [ 937, 1992 ], [ 878, 1991 ], [ 877, 2039 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.6440917253494263, "polygon": [ [ 1526, 1957 ], [ 1536, 263 ], [ 267, 256 ], [ 258, 1950 ] ] }, { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.3968141973018646, "polygon": [ [ 1521, 1954 ], [ 1531, 284 ], [ 245, 276 ], [ 235, 1946 ] ] } ] }
Deneysel üriner sistem taş hastalığı modelinde cotinus coggygria'nın koruyucu ve tedavi edici etkileri / Preventive and curative effects of cotinus coggygria in experimental urinary stone disease model in rats
Amaç: Çalışmamızda üriner sistem taş hastalığında Cotinus coggygria (CC, duman ağacı) bitki ektresinin potansiyel tedavi edici etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 250-300 gr ağırlığında 32 erkek Wistar albino sıçan kontrol (K), etilen glikol (EG), CC ön tedavi ve CC tedavi şeklinde 4 gruba (n=8) ayrılmıştır. Böbrek taşı oluşturulacak grupların içme suyuna 8 hafta %0,75 EG ilave edilmiştir. Ön tedavili gruba EG uygulaması ile eş zamanlı şekilde 8 hafta CC uygulanmıştır. Tedavi grubuna ise 8 hafta EG, son 4 hafta EG ile birlikte CC tedavisi verilmiştir. 8 hafta sonunda metabolik kafese alınan hayvanlarda elektrolit tayinleri için 24 saatlik idrar örnekleri toplanmış, ardından eter anestezisi altında intrakardiyak kan numuneleri alınarak dekapite edilmiştir. Böbrek dokularında malondialdehit (MDA), 8-hidroksi-2′-deoksiguanozin (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoksidaz (MPO), kaspaz-3, N-asetil-β-glukozaminidaz (NAG) tayinleri ve histopatolojik değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular: Kalsiyum, sitrat ve kreatinin düzeyleri EG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı oranda azalırken oksalat ve ürat düzeyleri yükselmiş; ön tedavi grubunda bu değerler tedavi grubundan daha belirgin olarak düzelmiş ve kontrole yaklaşmıştır. Kan ve dokuda bakılan tüm parametreler EG'nin böbrek dokusunda oksidan hasara ve inflamasyona yol açtığını histolojik bulgular eşliğinde gösterirken, CC ekstresi böbrek hasarını iki tedavi şeklinde de düzeltmiştir. Sonuç: Bulgular, antioksidan ve antiinflamatuvar etkiye sahip Cotinus coggygria'nın böbrek taşı hastalarında profilaktik ve tedavi edici özellikleri ile klinik bir alternatif olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Cotinus coggygria, etilen glikol, inflamasyon, oksidatif DNA hasarı, TNF-α
Aim: This study aims to analyze the potential therapeutic effects of Cotinus coggygria (CC) on the urinary system stone disease. Materials and methods: Thirty-two male Wistar albino rats between 250-300 gr were divided into 4 (n=8) groups: (1) control (C), (2) ethylene glycol (EG), (3) CC pre-treatment and (4) CC treatment. The EG, pre-treatment and CC treatment groups were given drinking water with 0,75% EG to induce stone formation. In the pre-treatment group, EG and CC were administered simultaneously for 8 weeks. The treatment group was given EG for 8 weeks accompanied by CC treatment during the last 4 weeks. At the end of 8 weeks, the rats were transferred to a metabolic cage where urine samples were collected for 24 hours. The rats were decapitated after intracardiac blood sampling. On the renal-tissue samples, malondialdehyde (MDA), 8-hydroxy-2′-deoxyguanosine (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoxidase (MPO), caspase-3, N-acetyl-β-glycosaminidase (NAG) were measured and histopathological analyses were performed. Findings: Compared to the control group, levels of calcium, citrate and creatinine decreased significantly and oxalate and urate levels increased in the EG group. In the pre-treatment group, the values improved significantly reaching the levels in the control group. The analyses reveal that EG causes oxidative damage and inflammation in renal tissues, and both treatments with the CC extract helped to improve kidney damage. Conclusion: The findings indicate that, with its prophylactic and therapeutic characteristics, Cotinus coggygria can be a clinical alternative for kidney-stone patients. Keywords: Cotinus coggygria, ethylene glycol, inflammation, oxidative DNA damage, TNF-α
SALİH GÜMRÜ
596234
Marmara Üniversitesi
Farmakoloji Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpIt2wmV95RdcCgPPS6Txb1EBtYg1MDDYEi7E64uUt7Es
./data/pdfs/596234.pdf
3,809,791
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.818396
2025-06-09T03:39:32.770604
2025-06-10T01:38:50.140355
2025-06-10T02:25:17.126706
521795
38
81
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9282803535461426, "polygon": [ [ 1450, 1987 ], [ 1459, 205 ], [ 194, 199 ], [ 185, 1981 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8255413770675659, "polygon": [ [ 876, 2197 ], [ 878, 2134 ], [ 810, 2132 ], [ 808, 2195 ] ] } ] }
siRNA taşınımında kullanılmak üzere yıldız tipi polimerlerin sentezi ve karakterizasyonu / Synthesis and characterization of star shaped polymers to be used in siRNA delivery
siRNA temelli RNA interferans mekanizmasından faydalanılarak gen ifadelenmesinin baskılanması, spesifik genlerin temel işleyişlerini ortaya çıkarmada kullanılmakla birlikte buna ek olarak viral enfeksiyonlar, genetik, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kanser gibi hastalıklar üzerinde etkiye sahip bir gen tedavisi uygulamasıdır. Günümüzün en önemli ve ölümcül hastalıklarından olan kanser, her yıl on binlerce insanın hayatını tehdit etmekte ve bu rakamlar her geçen yıl artmaktadır. Kanser hastalığı ile mücadele için birçok geleneksel yöntem olması ile birlikte; bu yöntemlerin hastalar üzerinde olumsuz etkiler göstermesi, kanser tedavisi üzerine yoğunlaşan araştırmacıları yeni tedavi stratejileri geliştirmeye yöneltmektedir. Bu yan etkilerin başında günümüzde kullanılan geleneksel tedavi yöntemlerinin kanser hücreleri ile birlikte sağlıklı hücrelere de zarar vermesidir. Son yapılan çalışmalarda bu sorun üzerine yoğunlaşılmış ve kanser hücrelerini hedeflemeyi amaç edinen yöntemler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yeni nesil kanser hücresi odaklı yöntemlerden birisi de siRNA tedavisidir. siRNA tedavisi yöntem olarak doğrudan sorunlu gene mRNA düzeyinde etki ederek potansiyel bir terapötik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte siRNA'nın terapötik olarak kullanımını zorlaştıran, sahip olduğu yükün etkisi ile hücre membranından geçememesi ve hücre içerisine etkin bir şekilde girememesi gibi sınırlamaları mevcuttur. Bunun yanı sıra siRNA'ların nükleazlar tarafından enzimatik degredasyona uğrama ihtimallerinin oluşu, yarı ömürlerinin oldukça kısa olmasına neden olur. Bunun gibi olumsuz etkileri bertaraf etmek adına siRNA taşınımı için uygun ve etkili bir taşıyıcı sistemin kullanımı gereksinimi oluşmaktadır. Bu noktada yıldız polimerler taşıyıcı sistem gereksinimini ortadan kaldırmak ve siRNA degredasyonunun önüne geçmek için etkili bir polimer olarak karşımıza çıkmaktadır. Gen yüklemedeki olağanüstü enkapsülasyon kapasiteleri, gen etkileşimi için elektriksel yüke sahip küre yapısı, fonksiyonellendirme için bol miktarda iç ve dış aktif gruplara sahip olması gibi özellikleri ile siRNA taşınımı için en etkili sistemin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Sunulan tez kapsamında, siRNA'lar ile etkileşecek olan yıldız polimerlerin sentezi, fonksiyonellendirilmesi ve karakterizasyonunun gerçekleştirilerek siRNA'lar için etkili bir taşıyıcı sistem geliştirilmesi hedeflenmiştir. Buradan yola çıkarak belirlenen hedefe ulaşmak için ilk olarak taşıyıcı sistem olan ATRP ile hazırlanan polietilen glikol (PEG) tabanlı, azot içeren çekirdeğe sahip yıldız polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen yıldız polimerler çeşitli karakterizasyon teknikleri kullanılarak incelenmiş ve siRNA taşınımı için optimum değerleri veren yıldız tipi polimerik taşıyıcı sistemler elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise elde edilen katyonik özellik gösteren yıldız polimerlerin canlı hücreler üzerine sitotoksik etkileri ve larinks kanseri hücre hattı olan HEp-2 hücre hattı üzerinde de siRNA yüklenmiş katyonik partiküllerin gen susturma çalışmaları in vitro olarak gerçekleştirilmiş ve HEp-2 hücreleri üzerinde gen ifadelenmesi başarılı bir şekilde sağlanmıştır.
Utilizing the siRNA-based RNA interfering mechanism, suppression of gene expression, in addition to being used to elucidate the basic functioning of specific genes, is a gene therapy application that has an effect on diseases such as viral infections, genetics, cardiovascular diseases and cancer. Cancer is one of the most important and deadly diseases in the world and nowadays threatens thousands of people and these numbers are increasing every year. Although there are many traditional methods for fighting cancer disease, these methods have negative effects on the patients, and researchers who are focused on cancer treatment lead to the development of new treatment strategies. One of the side effects of traditional treatment methods is that destroy cancer cells as well as healthy cells. Recent studies have focused on this problem and developed methods aiming at targeting cancer cells. One of the new generation cancer cell-based methods developed is siRNA therapy. siRNA therapy directly acts as a potential therapeutic agent by acting directly on the problematic gene at mRNA level. However, siRNA has limitations such as it's ability to pass through the cell membrane and not to enter the cell effectively, which makes it difficult to use therapeutically. Moreover, the possibility of siRNA's undergoing enzymatic degradation by nuclease causes the half-life of siRNAs to be quite short. In order to avoid such adverse effects, there is a need to use an appropriate and effective carrier system for siRNA delivery. At this point, the star polymers are effective polymer to remove the need for carrier system and to prevent siRNA degradation. Development of the most efficient system for siRNA delivery with properties such as extraordinary encapsulation capacities for gene load, sphere structure with electrical charge for gene interaction and abundant internal and external active groups for functionalization. Within the scope of the thesis, it is aimed to develop an effective carrier system for siRNAs by synthesizing, functionalizing and characterizing star polymers which will interact with siRNAs. From this point, to reach the determined target, synthesis of star polymers with polyethylene glycol based and nitrogen containing nucleus prepared with ATRP, which is the carrier system, was first carried out. Synthesized star polymers were studied using various characterization techniques and star- shaped polymeric carrier systems were obtained which gave optimum values for siRNA transport. In the second part of the study, the cytotoxic effects of star polymers showing cationic properties on the living cells and gene silencing studies of siRNA loaded cationic particles on the HEp-2 cell line, which is a larynx cancer cell line, were performed in vitro and gene expression on HEp-2 cells was successful.
SERHAT ÖZTÜRK
521795
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFdOhnXRT6Y_L-_29-uxnHVNvEbiyXa-ms4qL4XHEqJxN
./data/pdfs/521795.pdf
7,757,544
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.086037
2025-06-09T03:44:54.376734
2025-06-10T01:38:50.667298
2025-06-10T02:25:17.328489
594047
162
193
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.926713228225708, "polygon": [ [ 1491, 2184 ], [ 1499, 369 ], [ 281, 363 ], [ 273, 2178 ] ] } ] }
Narsisizm ve dindarlık ilişkisi / The relation between narcissism and religiosty
Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin narsisizm ve dindarlık ilişkisini çeşitli demografik ve psikososyal (cinsiyet, yaş, fakülte, sınıf, lise, hayatının büyük çoğunluğunun geçtiği yerleşim yeri, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.) açılardan incelemek ve açıklamaktır. İlişkisel tarama modelindeki bu çalışmada anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini 2018-2019 İstanbul Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İlahiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi ve İktisat Fakültesi'nde okuyan 827 öğrencidir. Araştırmada ölçme aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin narsisizm düzeylerini belirlemek için Salim Atay tarafından 2009 yılında Türkçeleştirilen ve revizyonu yapılan 16 soruluk Narsisizm Kişilik Envanteri ve dindarlık düzeylerini belirlemek için Faruk Karaca (2001) tarafından standardize edilen 10 maddelik İçsel Dini Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre narsisizm ve dindarlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile cinsiyet, fakülte, mezun olunan lise, anne babanın hayatta olma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, günlük namaz kılma durumu, Kâbe'yi ziyaret etme isteği ve annenin dindarlık durumu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile yaş, sınıf, hayatın geçirildiği yerleşim yeri, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, annenin günlük namaz kılma durumu, babanın günlük namaz kılma durumu, babanın dindarlık düzeyi ve açık kimlikle sosyal medya hesabı kullanma arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
The objective of this research is to examine the relation of university students between narcissism and religiosity, demographically and psycho-socially with the variables of (gender, age, faculty, class, high school, residential place where most of the time spent, socio-economics conditions of family etc) and explain their interrelation. In this study, questionnaire technique is applied in this relational screening model. Selected research field is 2017-2019 bachelors students, who study at the Istanbul University. The samplery of the research is 827 students, studying at the faculty of divinity, the faculties of medicine, the faculties of literature, the faculties of management and the faculties of economics. As a measurement instrument of participants, in order to find out their demographies, the personal information questionnaires are used. To document the narcissism levels of the students, 16 questions Narcissistic Personality Inventory, which was revised and translate into Turkish in 2009 by Salim Atay and Intrinsic Religious Motiviation Scale consisting of 10 articles that was developed in (2001) by Faruk Karaca, were used. According to the research result, a meaningful co-relation between narcissism and religosity has been found. It has been found meaningful relation between narcistic levels and gender, faculty, graduated high school, the status of livehood of parents, education level of mother, education level of father, the condition of practising daily praying and passion to Kaba visit. There has not been identified an significant co-relation between narcissistic tendencies of students and age, class, residential place, socio-economic conditions of family, condition of praying of mother, condition of praying of father and social media presence with an open identity.
SADET KOCAGÖZ UZUN
594047
İstanbul Üniversitesi
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpOCZGAXN9Z4EXERZZ2yb6kY2WsBqtpDkYzzfANUc92R0
./data/pdfs/594047.pdf
1,848,572
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.694809
2025-06-09T03:37:30.705653
2025-06-10T01:38:52.248381
2025-06-10T02:25:17.706220
445980
184
295
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9439687132835388, "polygon": [ [ 1509, 2093 ], [ 1513, 295 ], [ 280, 292 ], [ 276, 2089 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9101696610450745, "polygon": [ [ 935, 2207 ], [ 936, 2160 ], [ 868, 2159 ], [ 868, 2206 ] ] } ] }
Cumhuriyet Halk Partisi'nin din politikaları ve kendi tabanının bunlara bakışı (İstanbul örneği) / The religion politics of Republican People's Party and their perspectives of its electoral base (Istanbul case)
Modern demokrasinin katalizörü olan siyasal partiler, toplumsal talepleri parlamentoya taşıyan temsili demokratik sistemin araçlarıdır. Hiç şüphesiz, Türk siyasal hayatının yapı taşlarından birisi, Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasal kuruluş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'dir. CHP kuruluşu, benimsemiş olduğu siyasi hedefleri, örgütleniş biçimi bakımından oldukça farklı niteliklere sahiptir.Türk siyasetinin en gerilimli alanlarından birisi, din ve devlet ilişkileri veya din politikalarıdır. Bu çalışmada Atatürk Döneminden günümüze kadar CHP'nin Din politikalarının değerlendirilmesinin yanı sıra, tabanın bu politikalara bakışı da ortaya konulacaktır.
Political parties which is the catalyzator of modern democracy is a tools of system of representative democracy that tranports social request to the parliament. Repuplican People's Party (CHP) which is a political organisation with the same age with Turkish Republic itselfs, is one of the fundamental main pillars of Turkish political lifes. CHP has a quite differnt qualities in terms of organizational form and political targets in establishment. In my study ı will use descriptive method and questionnary study.The religion-state relations are one of the controversial fields of Turkish politics. In conclusion, in my study, I will show the religion and laicism approch of the Republican People's Party.
RAMAZAN AKKIR
445980
Sakarya Üniversitesi
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrGJW3NihpzCh3MruBbc8zTa9o7S23XiEkg5QTi90Nq-l
./data/pdfs/445980.pdf
1,732,521
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.373015
2025-06-09T03:37:30.698066
2025-06-10T01:38:52.254021
2025-06-10T02:25:18.220095
523714
9
119
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8430035710334778, "polygon": [ [ 843, 2144 ], [ 922, 2144 ], [ 922, 2082 ], [ 843, 2082 ] ] } ] }
5. sınıf matematik dersinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi: Bir durum çalışması / Teaching 5th grade mathematics course in a blended learning environment: A case study
Teknolojik gelişmeler günümüzde eğitim-öğretim ortamlarında kendini göstermekte ve özellikle zor bir ders olarak kabul edilen matematik derslerinde de bu gelişmelerden yararlanmanın yolları aranmaktadır. Bu araştırmada 5.sınıf matematik dersinin konusu olan kesir, ondalık gösterim ve yüzdeler ünitesinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi süreci incelenmiştir. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'da bir özel öğretim kurumunun ortaokul 5.sınıfında okuyan 89 öğrenci ile "Kesir, Ondalık Gösterim ve Yüzdeler" ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir durum çalışması olarak tasarlanmış ve karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine karşı tutumları, öz düzenleyici öğrenme becerileri ve teknoloji yeterlilikleri ile akademik başarı durumlarından nicel veriler elde edilmiştir. Öğretmen ve öğrencilerin öğrenme materyali, öğrenme ortamı ve yaşanan süreç ile ilgili görüşlerinden ise nitel veriler elde edilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak "Çoklu Değerlendirme Ölçeği", akademik başarı sınavı, öğrenci günlüğü ve öğretmen gözlem formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS programında bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ortalama, standart sapma ve yüzde değerlerinin hesaplanmasıyla, nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. Harmanlanmış öğrenme ortamının yüz yüze kısmı sınıf ortamında çevrimiçi kısmı ise Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi'nde gerçekleştirilmiştir. Sekiz hafta süren araştırma sürecinde harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik derslerinde öğrencilerin akademik olarak başarı gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark göstermediği; harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik dersi hakkında öğrencilerin olumlu görüş bildirdiği ve bu durumun matematik dersine yönelik tutum ölçeği sonuçları ile de tutarlılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğretmenin harmanlanmış öğrenme ortamındaki öğrenci davranışları ile ilgili görüşleri de öğrencilerin derse katılım, ilgi ve motivasyonlarının yüksek olduğunu göstermiştir.
Technological developments have penetrated into almost all of educational fields, and the ways of utilizing these developments are also being sought in mathematics courses which are considered as a particularly difficult subject. In this thesis study, the teaching process of fraction, decimal and percentage units of fifth grade math lesson in blended learning environment was examined. The study was performed with 89 students who were in the 5th grade private secondary school in Istanbul in 2017-2018 academic year. The study was designed as a case study and data were collected by a mixed method. The quantitative data were obtained from four sources: students' attitudes towards mathematics lesson, and students' self-regulatory learning skills, technology competences and academic achievement. On the other hand, the qualitative data were collected from teachers' and students' views on learning material, learning environment and the encountered process. Face-to-face part of the blended learning environment were transferred into practice in the classroom environment, and the online part were performed in the Moodle Learning Management System. While the quantitative data were analyzed by descriptive methods, the dependent sample t-test, and one-way variance analysis (ANOVA), the qualitative data were analyzed by the content analysis method. The implementation process in the blended learning environment took eight weeks. As a result, the difference between the mean scores of students' attitudes collected before and after the implementation were statistically significant. However, the difference between the mean scores of students' self-regulatory learning collected before and after the implementation were not statistically significant difference. The students reported positive opinions about the mathematics lessons taught in the blended learning environment and that this situation was consistent with the attitude scale results. The views of the teacher about student behaviors in the blended learning environment also showed that students had a high level of participation, interest and motivation.
AYFER DÜRNEL
523714
Bahçeşehir Üniversitesi
Eğitim Teknolojileri Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFZWEuN0mXMuGC2y4I5CA2Iw0-7RddBu6vz9AXjS_M0Lj
./data/pdfs/523714.pdf
4,134,814
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.636358
2025-06-09T03:44:55.179523
2025-06-10T01:38:52.504602
2025-06-10T02:25:18.507841
658323
65
285
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9429140090942383, "polygon": [ [ 209, 1986 ], [ 1505, 1986 ], [ 1505, 331 ], [ 209, 331 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8754616379737854, "polygon": [ [ 894, 167 ], [ 895, 120 ], [ 839, 119 ], [ 838, 166 ] ] } ] }
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these. In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated. The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported. Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
MUHAMMET ÇEVİK
658323
Fırat Üniversitesi
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
2021
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
./data/pdfs/658323.pdf
5,271,585
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.191387
2025-06-09T03:42:35.325900
2025-06-10T01:38:53.051108
2025-06-10T02:25:18.658818
622519
5
124
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.7353249788284302, "polygon": [ [ 1493, 828 ], [ 1494, 220 ], [ 301, 219 ], [ 301, 827 ] ] } ] }
Türk Silahlı Kuvvetleri modernizasyon sürecinin weberyan bürokrasi çerçevesinde analizi: Jandarma Genel Komutanlığı örneği / Analysis of the modernization process of turkish armed forces in the framework of the weberian bureaucracy: The example of Gendarma General Command
Bu çalışmada yakın bir tarihe kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak adlandırılan Jandarma Genel Komutanlığının modernizasyon süreci ve bürokratik yapısı incelenmektedir. İncelemenin temel dayanağını Alman Sosyolog Max Weber tarafından formülize edilen bürokrasi kuramları oluşturmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin incelenmesine paralel olarak Weberyan bürokrasi kuramları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde bürokrasiyle ilgili tanımlamalar yapıldıktan sonra, ikinci bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu oluşturan unsurların tarihçesi, teşkilat ve personel yapısı üzerinde inceleme yapılmıştır. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın tarihçesi ve bürokratik yapısı üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde çerçevesi belirlenen Weberyan bürokrasi kuramları eşliğinde, askeri bürokrasinin yasal dayanakları, teşkilat ve personel yapısı, ulusal ve uluslararası alandaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Analiz bölümünde ise Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin yapısal ve işlevsel analizi üzerinde durulmuştur. Yeni bir yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığının bürokratik yapısını inceleyen bu çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Max Weber, Bürokrasi, Askeri Bürokrasi, Modernizasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı.
In this study, the modernization process and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command, which had been considered as an integral part of the Turkish Armed Forces until recently, is examined. The basis of the study is the bureaucracy therios formulated by German Sociologist Max Weber. Parallel to the analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command, the theories of Weberian bureaucracy were examind in detail. In the first part of the study, the concepts breaucracy, in the second part, the history of the Turkish Armed Forces and the components of it are examined. Then the history and bureaucracy and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command were elaborated. In the first chapter of the study, the legal basis of the military bureaucracy, the organization and personnel structure and the activities in the national and international fields were discussed with the help of Weberian bureaucracy theory. In the analysis section, structural and functional analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command is emphasized. This study, which examines the bureaucratic structure of the Turkish Armed Forces and Gendarmerie General Command undergoing a new structuring process, is considered to contribute to the literature. Keywords: Max Weber, Bureaucracy, Military Bureaucracy, The Modernization, Turkish Armed Forces, Gendarmerie General Command.
GÖKSEL DALGA
622519
Dumlupınar Üniversitesi
Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Eb5EkakJlp3olBdo_wNEGcIFzCTvcIxNpbTe4WIGyG_4S_T2SwPVw3AC79IgjkyQ
./data/pdfs/622519.pdf
1,477,201
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.446205
2025-06-09T03:48:22.477754
2025-06-10T01:38:54.359649
2025-06-10T02:25:18.852087
318573
68
75
{ "labels": [ { "class": "Resim", "confidence": 0.9139677286148071, "polygon": [ [ 2056, 1108 ], [ 2060, 269 ], [ 246, 260 ], [ 242, 1099 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8892077207565308, "polygon": [ [ 1197, 1457 ], [ 1198, 1404 ], [ 1139, 1403 ], [ 1138, 1456 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8156933188438416, "polygon": [ [ 1583, 1235 ], [ 1583, 1164 ], [ 756, 1162 ], [ 756, 1233 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6994798183441162, "polygon": [ [ 233, 1093 ], [ 688, 1093 ], [ 688, 1046 ], [ 233, 1047 ] ] } ] }
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
MEHMET PALTA
318573
Fırat Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2012
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
./data/pdfs/318573.pdf
1,702,014
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.328691
2025-06-09T03:42:34.853409
2025-06-10T01:38:54.376150
2025-06-10T02:25:18.962939
534010
7
175
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.925853431224823, "polygon": [ [ 219, 690 ], [ 1438, 688 ], [ 1438, 178 ], [ 218, 180 ] ] } ] }
Yabancı dil olarak Türkçe ögretiminde televizyonda yayımlanan reklamların A2 seviyesinde dinleme ve yazma becerisine katkısı / Contribution of television advertisements to A2 level listening and writing skill in teaching Turkish as a foreign language
Bu çalışmanın amacı, televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde etkinliklerle beraber dil öğretim çalışmalarında ve kültürel öğelerin sunumunda nasıl kullanılabileceğini ortaya koymaktır. Teknolojinin hızla ilerlemesi, birçok alanda hayatımızı da şekillendirmeye başlamıştır. Bu da iş, gezi ve eğitim gibi sektörlerde, farklı ülkelerle iletişim kurma ihtiyacı doğurmuştur. İletişimin en büyük anahtarı dildir. Öğrenilen her dil farklı bir kapı açmakta, açılan her kapı da insanoğlunun gelişimi için artı bir adım sayılmaktadır. Dil öğrenme ve öğretme bir sektör haline gelmiş ve dünyanın her yerinde açılan özel ve devlet kurumlarına bağlı kurslar, yine devlete bağlı okullar, özel ya da devlet üniversitelerine bağlı enstitüler içerisinde dil öğretimi yapılmaktadır. Tüm bu kurumlar bünyesinde günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında rehber ve yardımcı kitapların, her türlü malzemenin, sınıf içi ve dışı yapılan etkinliklerin ve öğreten eşliğinde yapılan birçok alıştırmanın gün be gün yeniden şekillendiği ve geliştirildiği gözlemlenmektedir. Bu noktada yabancı dil öğrenim ve öğretiminde konumuz olan teknolojik aletler ve bunların içerisinde de televizyon( medya) devreye girmektedir. Gelişen dünya koşullarında dil öğretiminde de teknolojinin kullanılması artık bir ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Bilgisayar, televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi yerel ve uluslararası yayın yapan ve malzeme olarak kullanabileceğimiz tüm teknolojik unsurlar da sürekli kullanılmaktadır. Özgün metinler dediğimiz güncel ve yaratıcı noktaları içeren metinlere rahatlıkla ulaşabileceğimiz bu aletlerin birçok açıdan da öğrenene kolaylık sağlayacağı tahmin edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, genel anlamda yabancı dil öğrenimi ve öğretimi, Avrupa Ortak Başvuru Metni ve günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında Yabancılara Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek yöntem ve yaklaşımlardan bahsedilmiştir. İkinci üçüncü bölümde, dil öğreniminde malzemenin yeri ve kullanımı, konumuz olan televizyon( medya) reklamlarının kullanılma amacı ve yabancı dil öğretimine nasıl bir katkısı olabileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, Yeni Hitit Ders kitabında A2 seviyesi için verilen dil bilgisi kuralları ve kelime dağarcığı doğrultusunda, seçilen reklamlar, metinleriyle beraber verilmiş ve örnek etkinliklerle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceği konusuna değinilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise çalışmamızın sonunda ulaşabildiğimiz bilgiler değerlendirilmiş ve bu bilgiler ışığında televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceğine dair önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmanın Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: televizyon, reklam, dil öğretimi, Türkçe'nin öğretimi,
This study's goal is to set forth how presentation of cultural elements and studies for language teaching in Teaching Turkish as a Foreign Language may become by using television advertisements along with activities. Rapidly developing technology is shaping our life in various areas. This bears a communication necessity with other countries in sectors like business, travel and education. The main key of communication is language. Each learnt languages open separate doors which are accounted as a positive step towards developments in human life. Teaching and learning language has become an individual sector and language teaching is performed by courses in private or state agencies and in schools or institutions of state or private universities all around the world. In light of approaches and methods developed in all these institutions until today, guide and contributory books, any kind of material, activities inside or outside class and many practices with teacher are taking form and developing day by day. At this point, our subject technological instruments and television (media) step in language teaching and learning. On the condition of a developing world, using technology in teaching language has become a necessity. Technological elements such as computer, nationally and internationally broadcasting television, radio and magazines are perpetually used by people and thus can be used as materials. Through these materials, original texts including current and creative points are easily available and they help learners in many ways. In first part of the study, learning and teaching foreign language in general, Common European Framework, developed approaches and methods until today and how these approaches and methods can be used in teaching Turkish to foreigners are all mentioned. In second and third, place and application of material in learning language, aim of TV advertisements and how they can help foreign language teaching are tried to be explained. In forth, selected advertisements are given with their texts through grammar rules and vocabulary in New Hittite Course Book for A2 level and it is tried to be mentioned how they, along with sample activities, can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. At last, our received data at the end of the study is examined and suggestions are made for how TV advertisements can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. Our study is believed to contribute to the field of Teaching Turkish as a Foreign Language. Key Words: television, advertisement, language teaching, teaching Turkish
ÇİĞDEM ŞENOL
534010
Hacettepe Üniversitesi
Türkiyat Araştırmaları Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYg4PJ4eQvIsJF5aLXN0Q1_EOhpM3NrofH9_WF0Uid-wv
./data/pdfs/534010.pdf
7,339,534
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.141201
2025-06-09T03:47:33.065788
2025-06-10T01:38:54.842226
2025-06-10T02:25:19.258485
254870
166
181
{ "labels": [ { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.9349561333656311, "polygon": [ [ 1499, 2052 ], [ 1508, 275 ], [ 252, 268 ], [ 243, 2045 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8122527599334717, "polygon": [ [ 1506, 140 ], [ 1506, 91 ], [ 1435, 91 ], [ 1434, 140 ] ] } ] }
Resimlemelerarası ilişkilere dayalı çocuk kitaplarında karşılaşılan resimleme ve tasarım sorunları ve bir uygulama / The illustration and graphic design problems encountered in the interpictural relations driven children?s books and an application
Öncü, Melda. Resimlemelerarası İlişkilere Dayalı Çocuk Kitaplarında Karşılaşılan Resimleme ve Tasarım Sorunları ve Bir Uygulama, Sanatta Yeterlik Tezi, Ankara, 2008.Metinlerarası ilişkiler, genel olarak yeni bir yaratımda, eski yapıtlardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirilen tüm etkilenimleri kapsayan oldukça geniş bir inceleme alanıdır. Gerçekte, bir yapıtın başka bir yapıttan etkilenmesi ya da içerisinde önceki bir yapıttan parçalar taşıması durumunun tarihi oldukça eskilere uzanmakla birlikte, bu durumun yapıt incelemelerine, eleştirilerine ve yorumlamalarına yeni bir bakış açısı getirebileceğinin fark edilmesi ve konuya ilişkin kuramların oluşturulması yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve ilk olarak yazın alanında gerçekleşmiştir.Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern yapısına kavuşan resimli çocuk kitapları alanında da metinlerarasılığın giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bu uygulamalar, resimli kitapların yalnızca metinlerinde değil resimlemelerinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada, metinlerarası yöntemler içinde yer alan öykünme (pastiş), alıntı ve yansılamanın (parodi), kitap resimlemelerinde gerçekleştirilmiş olan uygulamaları, resimlemelerarası ilişkiler ana başlığı altında, örnekler üzerinden incelenmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde, resimli kitapların giderek karmaşıklaşan ve söz konusu uygulamalara açık hale gelen yapısı üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, çocuk kitaplarında resimlemelerarası ilişkilere dayalı uygulamalar çeşitli örnekler üzerinden incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, bu çalışma için özgün bir içerikle kurgulanan resimlemelerarası ilişkilere dayalı bir çocuk kitabının yapım aşamaları ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.Yapılan araştırmalar ve uygulama çalışmasının sonucunda resimlemelerarası ilişkilerin, hem yaratıcı hem de okur açısından karmaşık ve keyifli bir hazırlama ile algılama sürecine sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcının yapıtında önceki yapıtlarla kurduğu bağlantılar, önceki yapıtlara ilişkin bilgisi ve deneyimleriyle bire bir ilişkilidir. Bu bağlantıların okura ne kadar gizli ya da açık bir şekilde sunulacağı da, yaratıcının okurda oluşturmak istediği etkiye göre belirlenmektedir. Yaratıcı, önceki yapıtlara ait parçaları, yeni kurgusu içerisine okurda yaratmak istediği etkiye uygun bir şekilde yerleştirmiş ve okurun bu parçaları keşfetmesi için sahneden çekilmiştir. Okurun, yaratıcının önceki yapıtlarla kurduğu bağlantıları fark edebilmesi, yeni bütün içerisindeki eski parçayı ya da parçaları keşfetmesi, bu parçaların eski bağlamları ve şu an içerisinde bulunduğu yeni parçalarla ilişkilerini anlamlandırması, bütünüyle okurun kişisel bilgi ve becerilerine dayanmaktadır.Anahtar Sözcükler Metinlerarası İlişkiler, Resimlemelerarası İlişkiler, Görüntülerarası İlişkiler, Resimli Çocuk Kitabı, Resimleme, Modernizm, Grafik Tasarım, Alıntı, Öykünme, Yansılama.
Öncü, Melda. The Illustration and Graphic Design Problems Encountered in the Interpictural Relations Driven Children?s Books and An Application, Ph. D. in Art Dissertation, Ankara, 2008.Intertextual relationships are, in general, wide range of analysis areas in new creations that include concious and unconcious influences of former work of art. Despite the fact that a work being influenced by another work or carrying parts of a former work dates back to history, especially after the first half of the twentieth century and first in literature area, it has been realised that this reality brings a new point of view to analysis, critism and comment on art works and develop hypothesis related to the subject.It has been observed that the intertextuality is being used more common also in the children?s picture books that reached their modern structure, especially by the second half of the twentieth century. But these implementations could be realised not only in the texts of the picture books but also in the illustrations. In this study, the applications of the imitation, quotation and parody included in the intertextual methods realised in the book illustrations, are studied using samples, under the interpictural relationships headline.In the first part of the study, the structure of the picture books that are getting more complicated and becoming open to such applications are being emphasised. In the second part, the applications in the children?s books based on interpictural relationships are being examined using examples. In the third part of the study, the production stages of a children book based on interpicturality edited with an original content for this study are presented in detail.As a result of the researches and application studies, interpicturality is observed to hold a sophisticated and joyous preperation and perception process both by the creator and the reader. The links of the creator with his former works, his knowledge and experience on former works are closely related. How detailed or undetailed these links will be presented to the reader is determined by the desired effect on the reader by the creator. The creator has placed the pieces of the former works in its new editing, according to the effect he wants to create on the reader and drew off the stage to let the reader discover these pieces. The realisation of the reader of the links with the former works by the creator, the discovery of the former piece or pieces in the new whole, the context of these pieces and to give a meaning to the relationship with the new pieces inside, totally depend on the reader?s personal knowledge and skills.Key Words Intertextuality, Interpicturality, Intervisuality, Children?s Picture Book, Illustration, Modernism, Graphic Design, Quotation, Imitation, Parody.
MELDA ÖNCÜ
254870
Hacettepe Üniversitesi
Grafik Ana Sanat Dalı
2008
Türkçe
Sanatta Yeterlik
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdgN9WxqsXIZFbLM6YRKUpsHfCVFUlgNKD1OiVK9Qopax
./data/pdfs/254870.pdf
31,497,672
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.264597
2025-06-09T03:32:37.772379
2025-06-10T01:38:55.357095
2025-06-10T02:25:19.789232
521795
39
81
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9410827159881592, "polygon": [ [ 1492, 1932 ], [ 1502, 201 ], [ 206, 193 ], [ 196, 1924 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8768998384475708, "polygon": [ [ 878, 2194 ], [ 880, 2136 ], [ 812, 2134 ], [ 810, 2193 ] ] } ] }
siRNA taşınımında kullanılmak üzere yıldız tipi polimerlerin sentezi ve karakterizasyonu / Synthesis and characterization of star shaped polymers to be used in siRNA delivery
siRNA temelli RNA interferans mekanizmasından faydalanılarak gen ifadelenmesinin baskılanması, spesifik genlerin temel işleyişlerini ortaya çıkarmada kullanılmakla birlikte buna ek olarak viral enfeksiyonlar, genetik, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kanser gibi hastalıklar üzerinde etkiye sahip bir gen tedavisi uygulamasıdır. Günümüzün en önemli ve ölümcül hastalıklarından olan kanser, her yıl on binlerce insanın hayatını tehdit etmekte ve bu rakamlar her geçen yıl artmaktadır. Kanser hastalığı ile mücadele için birçok geleneksel yöntem olması ile birlikte; bu yöntemlerin hastalar üzerinde olumsuz etkiler göstermesi, kanser tedavisi üzerine yoğunlaşan araştırmacıları yeni tedavi stratejileri geliştirmeye yöneltmektedir. Bu yan etkilerin başında günümüzde kullanılan geleneksel tedavi yöntemlerinin kanser hücreleri ile birlikte sağlıklı hücrelere de zarar vermesidir. Son yapılan çalışmalarda bu sorun üzerine yoğunlaşılmış ve kanser hücrelerini hedeflemeyi amaç edinen yöntemler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yeni nesil kanser hücresi odaklı yöntemlerden birisi de siRNA tedavisidir. siRNA tedavisi yöntem olarak doğrudan sorunlu gene mRNA düzeyinde etki ederek potansiyel bir terapötik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte siRNA'nın terapötik olarak kullanımını zorlaştıran, sahip olduğu yükün etkisi ile hücre membranından geçememesi ve hücre içerisine etkin bir şekilde girememesi gibi sınırlamaları mevcuttur. Bunun yanı sıra siRNA'ların nükleazlar tarafından enzimatik degredasyona uğrama ihtimallerinin oluşu, yarı ömürlerinin oldukça kısa olmasına neden olur. Bunun gibi olumsuz etkileri bertaraf etmek adına siRNA taşınımı için uygun ve etkili bir taşıyıcı sistemin kullanımı gereksinimi oluşmaktadır. Bu noktada yıldız polimerler taşıyıcı sistem gereksinimini ortadan kaldırmak ve siRNA degredasyonunun önüne geçmek için etkili bir polimer olarak karşımıza çıkmaktadır. Gen yüklemedeki olağanüstü enkapsülasyon kapasiteleri, gen etkileşimi için elektriksel yüke sahip küre yapısı, fonksiyonellendirme için bol miktarda iç ve dış aktif gruplara sahip olması gibi özellikleri ile siRNA taşınımı için en etkili sistemin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Sunulan tez kapsamında, siRNA'lar ile etkileşecek olan yıldız polimerlerin sentezi, fonksiyonellendirilmesi ve karakterizasyonunun gerçekleştirilerek siRNA'lar için etkili bir taşıyıcı sistem geliştirilmesi hedeflenmiştir. Buradan yola çıkarak belirlenen hedefe ulaşmak için ilk olarak taşıyıcı sistem olan ATRP ile hazırlanan polietilen glikol (PEG) tabanlı, azot içeren çekirdeğe sahip yıldız polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen yıldız polimerler çeşitli karakterizasyon teknikleri kullanılarak incelenmiş ve siRNA taşınımı için optimum değerleri veren yıldız tipi polimerik taşıyıcı sistemler elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise elde edilen katyonik özellik gösteren yıldız polimerlerin canlı hücreler üzerine sitotoksik etkileri ve larinks kanseri hücre hattı olan HEp-2 hücre hattı üzerinde de siRNA yüklenmiş katyonik partiküllerin gen susturma çalışmaları in vitro olarak gerçekleştirilmiş ve HEp-2 hücreleri üzerinde gen ifadelenmesi başarılı bir şekilde sağlanmıştır.
Utilizing the siRNA-based RNA interfering mechanism, suppression of gene expression, in addition to being used to elucidate the basic functioning of specific genes, is a gene therapy application that has an effect on diseases such as viral infections, genetics, cardiovascular diseases and cancer. Cancer is one of the most important and deadly diseases in the world and nowadays threatens thousands of people and these numbers are increasing every year. Although there are many traditional methods for fighting cancer disease, these methods have negative effects on the patients, and researchers who are focused on cancer treatment lead to the development of new treatment strategies. One of the side effects of traditional treatment methods is that destroy cancer cells as well as healthy cells. Recent studies have focused on this problem and developed methods aiming at targeting cancer cells. One of the new generation cancer cell-based methods developed is siRNA therapy. siRNA therapy directly acts as a potential therapeutic agent by acting directly on the problematic gene at mRNA level. However, siRNA has limitations such as it's ability to pass through the cell membrane and not to enter the cell effectively, which makes it difficult to use therapeutically. Moreover, the possibility of siRNA's undergoing enzymatic degradation by nuclease causes the half-life of siRNAs to be quite short. In order to avoid such adverse effects, there is a need to use an appropriate and effective carrier system for siRNA delivery. At this point, the star polymers are effective polymer to remove the need for carrier system and to prevent siRNA degradation. Development of the most efficient system for siRNA delivery with properties such as extraordinary encapsulation capacities for gene load, sphere structure with electrical charge for gene interaction and abundant internal and external active groups for functionalization. Within the scope of the thesis, it is aimed to develop an effective carrier system for siRNAs by synthesizing, functionalizing and characterizing star polymers which will interact with siRNAs. From this point, to reach the determined target, synthesis of star polymers with polyethylene glycol based and nitrogen containing nucleus prepared with ATRP, which is the carrier system, was first carried out. Synthesized star polymers were studied using various characterization techniques and star- shaped polymeric carrier systems were obtained which gave optimum values for siRNA transport. In the second part of the study, the cytotoxic effects of star polymers showing cationic properties on the living cells and gene silencing studies of siRNA loaded cationic particles on the HEp-2 cell line, which is a larynx cancer cell line, were performed in vitro and gene expression on HEp-2 cells was successful.
SERHAT ÖZTÜRK
521795
Hacettepe Üniversitesi
Kimya Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFdOhnXRT6Y_L-_29-uxnHVNvEbiyXa-ms4qL4XHEqJxN
./data/pdfs/521795.pdf
7,757,544
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.086037
2025-06-09T03:44:54.376734
2025-06-10T01:38:56.470944
2025-06-10T02:25:20.010658
523714
10
119
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8503124713897705, "polygon": [ [ 911, 2141 ], [ 912, 2086 ], [ 852, 2086 ], [ 851, 2141 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.5887885093688965, "polygon": [ [ 1476, 1042 ], [ 1476, 248 ], [ 298, 248 ], [ 298, 1042 ] ] }, { "class": "Ekler", "confidence": 0.43613603711128235, "polygon": [ [ 1485, 1043 ], [ 1488, 242 ], [ 269, 236 ], [ 265, 1038 ] ] } ] }
5. sınıf matematik dersinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi: Bir durum çalışması / Teaching 5th grade mathematics course in a blended learning environment: A case study
Teknolojik gelişmeler günümüzde eğitim-öğretim ortamlarında kendini göstermekte ve özellikle zor bir ders olarak kabul edilen matematik derslerinde de bu gelişmelerden yararlanmanın yolları aranmaktadır. Bu araştırmada 5.sınıf matematik dersinin konusu olan kesir, ondalık gösterim ve yüzdeler ünitesinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi süreci incelenmiştir. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'da bir özel öğretim kurumunun ortaokul 5.sınıfında okuyan 89 öğrenci ile "Kesir, Ondalık Gösterim ve Yüzdeler" ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir durum çalışması olarak tasarlanmış ve karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine karşı tutumları, öz düzenleyici öğrenme becerileri ve teknoloji yeterlilikleri ile akademik başarı durumlarından nicel veriler elde edilmiştir. Öğretmen ve öğrencilerin öğrenme materyali, öğrenme ortamı ve yaşanan süreç ile ilgili görüşlerinden ise nitel veriler elde edilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak "Çoklu Değerlendirme Ölçeği", akademik başarı sınavı, öğrenci günlüğü ve öğretmen gözlem formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS programında bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ortalama, standart sapma ve yüzde değerlerinin hesaplanmasıyla, nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. Harmanlanmış öğrenme ortamının yüz yüze kısmı sınıf ortamında çevrimiçi kısmı ise Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi'nde gerçekleştirilmiştir. Sekiz hafta süren araştırma sürecinde harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik derslerinde öğrencilerin akademik olarak başarı gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark göstermediği; harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik dersi hakkında öğrencilerin olumlu görüş bildirdiği ve bu durumun matematik dersine yönelik tutum ölçeği sonuçları ile de tutarlılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğretmenin harmanlanmış öğrenme ortamındaki öğrenci davranışları ile ilgili görüşleri de öğrencilerin derse katılım, ilgi ve motivasyonlarının yüksek olduğunu göstermiştir.
Technological developments have penetrated into almost all of educational fields, and the ways of utilizing these developments are also being sought in mathematics courses which are considered as a particularly difficult subject. In this thesis study, the teaching process of fraction, decimal and percentage units of fifth grade math lesson in blended learning environment was examined. The study was performed with 89 students who were in the 5th grade private secondary school in Istanbul in 2017-2018 academic year. The study was designed as a case study and data were collected by a mixed method. The quantitative data were obtained from four sources: students' attitudes towards mathematics lesson, and students' self-regulatory learning skills, technology competences and academic achievement. On the other hand, the qualitative data were collected from teachers' and students' views on learning material, learning environment and the encountered process. Face-to-face part of the blended learning environment were transferred into practice in the classroom environment, and the online part were performed in the Moodle Learning Management System. While the quantitative data were analyzed by descriptive methods, the dependent sample t-test, and one-way variance analysis (ANOVA), the qualitative data were analyzed by the content analysis method. The implementation process in the blended learning environment took eight weeks. As a result, the difference between the mean scores of students' attitudes collected before and after the implementation were statistically significant. However, the difference between the mean scores of students' self-regulatory learning collected before and after the implementation were not statistically significant difference. The students reported positive opinions about the mathematics lessons taught in the blended learning environment and that this situation was consistent with the attitude scale results. The views of the teacher about student behaviors in the blended learning environment also showed that students had a high level of participation, interest and motivation.
AYFER DÜRNEL
523714
Bahçeşehir Üniversitesi
Eğitim Teknolojileri Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFZWEuN0mXMuGC2y4I5CA2Iw0-7RddBu6vz9AXjS_M0Lj
./data/pdfs/523714.pdf
4,134,814
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.636358
2025-06-09T03:44:55.179523
2025-06-10T01:38:56.519454
2025-06-10T02:25:20.250777
658323
66
285
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9429065585136414, "polygon": [ [ 1495, 1999 ], [ 1496, 249 ], [ 205, 249 ], [ 205, 1999 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8774282336235046, "polygon": [ [ 895, 168 ], [ 896, 120 ], [ 838, 119 ], [ 837, 167 ] ] } ] }
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these. In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated. The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported. Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
MUHAMMET ÇEVİK
658323
Fırat Üniversitesi
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
2021
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
./data/pdfs/658323.pdf
5,271,585
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.191387
2025-06-09T03:42:35.325900
2025-06-10T01:38:57.046199
2025-06-10T02:25:20.425549
445980
185
295
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9556918144226074, "polygon": [ [ 1498, 2067 ], [ 1513, 994 ], [ 304, 977 ], [ 289, 2049 ] ] }, { "class": "Metin", "confidence": 0.9389360547065735, "polygon": [ [ 1502, 541 ], [ 1503, 220 ], [ 311, 219 ], [ 311, 539 ] ] }, { "class": "Tablo", "confidence": 0.9322305917739868, "polygon": [ [ 329, 1010 ], [ 1523, 1010 ], [ 1523, 626 ], [ 329, 626 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.915332019329071, "polygon": [ [ 938, 2208 ], [ 938, 2158 ], [ 868, 2157 ], [ 867, 2207 ] ] }, { "class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8099371194839478, "polygon": [ [ 511, 621 ], [ 1294, 621 ], [ 1293, 572 ], [ 511, 572 ] ] } ] }
Cumhuriyet Halk Partisi'nin din politikaları ve kendi tabanının bunlara bakışı (İstanbul örneği) / The religion politics of Republican People's Party and their perspectives of its electoral base (Istanbul case)
Modern demokrasinin katalizörü olan siyasal partiler, toplumsal talepleri parlamentoya taşıyan temsili demokratik sistemin araçlarıdır. Hiç şüphesiz, Türk siyasal hayatının yapı taşlarından birisi, Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasal kuruluş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'dir. CHP kuruluşu, benimsemiş olduğu siyasi hedefleri, örgütleniş biçimi bakımından oldukça farklı niteliklere sahiptir.Türk siyasetinin en gerilimli alanlarından birisi, din ve devlet ilişkileri veya din politikalarıdır. Bu çalışmada Atatürk Döneminden günümüze kadar CHP'nin Din politikalarının değerlendirilmesinin yanı sıra, tabanın bu politikalara bakışı da ortaya konulacaktır.
Political parties which is the catalyzator of modern democracy is a tools of system of representative democracy that tranports social request to the parliament. Repuplican People's Party (CHP) which is a political organisation with the same age with Turkish Republic itselfs, is one of the fundamental main pillars of Turkish political lifes. CHP has a quite differnt qualities in terms of organizational form and political targets in establishment. In my study ı will use descriptive method and questionnary study.The religion-state relations are one of the controversial fields of Turkish politics. In conclusion, in my study, I will show the religion and laicism approch of the Republican People's Party.
RAMAZAN AKKIR
445980
Sakarya Üniversitesi
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrGJW3NihpzCh3MruBbc8zTa9o7S23XiEkg5QTi90Nq-l
./data/pdfs/445980.pdf
1,732,521
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.373015
2025-06-09T03:37:30.698066
2025-06-10T01:38:58.584601
2025-06-10T02:25:20.923924
596234
97
102
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8876088261604309, "polygon": [ [ 936, 2042 ], [ 937, 1987 ], [ 875, 1985 ], [ 874, 2041 ] ] }, { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.8045853972434998, "polygon": [ [ 1517, 1893 ], [ 1530, 275 ], [ 257, 265 ], [ 245, 1884 ] ] } ] }
Deneysel üriner sistem taş hastalığı modelinde cotinus coggygria'nın koruyucu ve tedavi edici etkileri / Preventive and curative effects of cotinus coggygria in experimental urinary stone disease model in rats
Amaç: Çalışmamızda üriner sistem taş hastalığında Cotinus coggygria (CC, duman ağacı) bitki ektresinin potansiyel tedavi edici etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 250-300 gr ağırlığında 32 erkek Wistar albino sıçan kontrol (K), etilen glikol (EG), CC ön tedavi ve CC tedavi şeklinde 4 gruba (n=8) ayrılmıştır. Böbrek taşı oluşturulacak grupların içme suyuna 8 hafta %0,75 EG ilave edilmiştir. Ön tedavili gruba EG uygulaması ile eş zamanlı şekilde 8 hafta CC uygulanmıştır. Tedavi grubuna ise 8 hafta EG, son 4 hafta EG ile birlikte CC tedavisi verilmiştir. 8 hafta sonunda metabolik kafese alınan hayvanlarda elektrolit tayinleri için 24 saatlik idrar örnekleri toplanmış, ardından eter anestezisi altında intrakardiyak kan numuneleri alınarak dekapite edilmiştir. Böbrek dokularında malondialdehit (MDA), 8-hidroksi-2′-deoksiguanozin (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoksidaz (MPO), kaspaz-3, N-asetil-β-glukozaminidaz (NAG) tayinleri ve histopatolojik değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular: Kalsiyum, sitrat ve kreatinin düzeyleri EG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı oranda azalırken oksalat ve ürat düzeyleri yükselmiş; ön tedavi grubunda bu değerler tedavi grubundan daha belirgin olarak düzelmiş ve kontrole yaklaşmıştır. Kan ve dokuda bakılan tüm parametreler EG'nin böbrek dokusunda oksidan hasara ve inflamasyona yol açtığını histolojik bulgular eşliğinde gösterirken, CC ekstresi böbrek hasarını iki tedavi şeklinde de düzeltmiştir. Sonuç: Bulgular, antioksidan ve antiinflamatuvar etkiye sahip Cotinus coggygria'nın böbrek taşı hastalarında profilaktik ve tedavi edici özellikleri ile klinik bir alternatif olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Cotinus coggygria, etilen glikol, inflamasyon, oksidatif DNA hasarı, TNF-α
Aim: This study aims to analyze the potential therapeutic effects of Cotinus coggygria (CC) on the urinary system stone disease. Materials and methods: Thirty-two male Wistar albino rats between 250-300 gr were divided into 4 (n=8) groups: (1) control (C), (2) ethylene glycol (EG), (3) CC pre-treatment and (4) CC treatment. The EG, pre-treatment and CC treatment groups were given drinking water with 0,75% EG to induce stone formation. In the pre-treatment group, EG and CC were administered simultaneously for 8 weeks. The treatment group was given EG for 8 weeks accompanied by CC treatment during the last 4 weeks. At the end of 8 weeks, the rats were transferred to a metabolic cage where urine samples were collected for 24 hours. The rats were decapitated after intracardiac blood sampling. On the renal-tissue samples, malondialdehyde (MDA), 8-hydroxy-2′-deoxyguanosine (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoxidase (MPO), caspase-3, N-acetyl-β-glycosaminidase (NAG) were measured and histopathological analyses were performed. Findings: Compared to the control group, levels of calcium, citrate and creatinine decreased significantly and oxalate and urate levels increased in the EG group. In the pre-treatment group, the values improved significantly reaching the levels in the control group. The analyses reveal that EG causes oxidative damage and inflammation in renal tissues, and both treatments with the CC extract helped to improve kidney damage. Conclusion: The findings indicate that, with its prophylactic and therapeutic characteristics, Cotinus coggygria can be a clinical alternative for kidney-stone patients. Keywords: Cotinus coggygria, ethylene glycol, inflammation, oxidative DNA damage, TNF-α
SALİH GÜMRÜ
596234
Marmara Üniversitesi
Farmakoloji Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpIt2wmV95RdcCgPPS6Txb1EBtYg1MDDYEi7E64uUt7Es
./data/pdfs/596234.pdf
3,809,791
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.818396
2025-06-09T03:39:32.770604
2025-06-10T01:38:58.592800
2025-06-10T02:25:21.123597
594047
163
193
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9344313740730286, "polygon": [ [ 1489, 2174 ], [ 1497, 362 ], [ 281, 357 ], [ 273, 2169 ] ] } ] }
Narsisizm ve dindarlık ilişkisi / The relation between narcissism and religiosty
Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin narsisizm ve dindarlık ilişkisini çeşitli demografik ve psikososyal (cinsiyet, yaş, fakülte, sınıf, lise, hayatının büyük çoğunluğunun geçtiği yerleşim yeri, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.) açılardan incelemek ve açıklamaktır. İlişkisel tarama modelindeki bu çalışmada anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini 2018-2019 İstanbul Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İlahiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, İşletme Fakültesi ve İktisat Fakültesi'nde okuyan 827 öğrencidir. Araştırmada ölçme aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin narsisizm düzeylerini belirlemek için Salim Atay tarafından 2009 yılında Türkçeleştirilen ve revizyonu yapılan 16 soruluk Narsisizm Kişilik Envanteri ve dindarlık düzeylerini belirlemek için Faruk Karaca (2001) tarafından standardize edilen 10 maddelik İçsel Dini Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucuna göre narsisizm ve dindarlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile cinsiyet, fakülte, mezun olunan lise, anne babanın hayatta olma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, günlük namaz kılma durumu, Kâbe'yi ziyaret etme isteği ve annenin dindarlık durumu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin narsisizm düzeyleri ile yaş, sınıf, hayatın geçirildiği yerleşim yeri, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, annenin günlük namaz kılma durumu, babanın günlük namaz kılma durumu, babanın dindarlık düzeyi ve açık kimlikle sosyal medya hesabı kullanma arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
The objective of this research is to examine the relation of university students between narcissism and religiosity, demographically and psycho-socially with the variables of (gender, age, faculty, class, high school, residential place where most of the time spent, socio-economics conditions of family etc) and explain their interrelation. In this study, questionnaire technique is applied in this relational screening model. Selected research field is 2017-2019 bachelors students, who study at the Istanbul University. The samplery of the research is 827 students, studying at the faculty of divinity, the faculties of medicine, the faculties of literature, the faculties of management and the faculties of economics. As a measurement instrument of participants, in order to find out their demographies, the personal information questionnaires are used. To document the narcissism levels of the students, 16 questions Narcissistic Personality Inventory, which was revised and translate into Turkish in 2009 by Salim Atay and Intrinsic Religious Motiviation Scale consisting of 10 articles that was developed in (2001) by Faruk Karaca, were used. According to the research result, a meaningful co-relation between narcissism and religosity has been found. It has been found meaningful relation between narcistic levels and gender, faculty, graduated high school, the status of livehood of parents, education level of mother, education level of father, the condition of practising daily praying and passion to Kaba visit. There has not been identified an significant co-relation between narcissistic tendencies of students and age, class, residential place, socio-economic conditions of family, condition of praying of mother, condition of praying of father and social media presence with an open identity.
SADET KOCAGÖZ UZUN
594047
İstanbul Üniversitesi
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpOCZGAXN9Z4EXERZZ2yb6kY2WsBqtpDkYzzfANUc92R0
./data/pdfs/594047.pdf
1,848,572
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.694809
2025-06-09T03:37:30.705653
2025-06-10T01:38:58.718243
2025-06-10T02:25:21.519361
534010
8
175
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.7676500082015991, "polygon": [ [ 1508, 138 ], [ 1509, 94 ], [ 1461, 93 ], [ 1460, 137 ] ] }, { "class": "Ekler", "confidence": 0.7399224042892456, "polygon": [ [ 1505, 723 ], [ 1508, 228 ], [ 314, 219 ], [ 311, 714 ] ] }, { "class": "Diğer", "confidence": 0.6791715621948242, "polygon": [ [ 288, 723 ], [ 1493, 723 ], [ 1493, 216 ], [ 288, 216 ] ] } ] }
Yabancı dil olarak Türkçe ögretiminde televizyonda yayımlanan reklamların A2 seviyesinde dinleme ve yazma becerisine katkısı / Contribution of television advertisements to A2 level listening and writing skill in teaching Turkish as a foreign language
Bu çalışmanın amacı, televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde etkinliklerle beraber dil öğretim çalışmalarında ve kültürel öğelerin sunumunda nasıl kullanılabileceğini ortaya koymaktır. Teknolojinin hızla ilerlemesi, birçok alanda hayatımızı da şekillendirmeye başlamıştır. Bu da iş, gezi ve eğitim gibi sektörlerde, farklı ülkelerle iletişim kurma ihtiyacı doğurmuştur. İletişimin en büyük anahtarı dildir. Öğrenilen her dil farklı bir kapı açmakta, açılan her kapı da insanoğlunun gelişimi için artı bir adım sayılmaktadır. Dil öğrenme ve öğretme bir sektör haline gelmiş ve dünyanın her yerinde açılan özel ve devlet kurumlarına bağlı kurslar, yine devlete bağlı okullar, özel ya da devlet üniversitelerine bağlı enstitüler içerisinde dil öğretimi yapılmaktadır. Tüm bu kurumlar bünyesinde günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında rehber ve yardımcı kitapların, her türlü malzemenin, sınıf içi ve dışı yapılan etkinliklerin ve öğreten eşliğinde yapılan birçok alıştırmanın gün be gün yeniden şekillendiği ve geliştirildiği gözlemlenmektedir. Bu noktada yabancı dil öğrenim ve öğretiminde konumuz olan teknolojik aletler ve bunların içerisinde de televizyon( medya) devreye girmektedir. Gelişen dünya koşullarında dil öğretiminde de teknolojinin kullanılması artık bir ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Bilgisayar, televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi yerel ve uluslararası yayın yapan ve malzeme olarak kullanabileceğimiz tüm teknolojik unsurlar da sürekli kullanılmaktadır. Özgün metinler dediğimiz güncel ve yaratıcı noktaları içeren metinlere rahatlıkla ulaşabileceğimiz bu aletlerin birçok açıdan da öğrenene kolaylık sağlayacağı tahmin edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, genel anlamda yabancı dil öğrenimi ve öğretimi, Avrupa Ortak Başvuru Metni ve günümüze kadar geliştirilen yaklaşım ve yöntemler ışığında Yabancılara Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek yöntem ve yaklaşımlardan bahsedilmiştir. İkinci üçüncü bölümde, dil öğreniminde malzemenin yeri ve kullanımı, konumuz olan televizyon( medya) reklamlarının kullanılma amacı ve yabancı dil öğretimine nasıl bir katkısı olabileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, Yeni Hitit Ders kitabında A2 seviyesi için verilen dil bilgisi kuralları ve kelime dağarcığı doğrultusunda, seçilen reklamlar, metinleriyle beraber verilmiş ve örnek etkinliklerle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceği konusuna değinilmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise çalışmamızın sonunda ulaşabildiğimiz bilgiler değerlendirilmiş ve bu bilgiler ışığında televizyon reklamlarının Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde nasıl kullanılabileceğine dair önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmanın Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: televizyon, reklam, dil öğretimi, Türkçe'nin öğretimi,
This study's goal is to set forth how presentation of cultural elements and studies for language teaching in Teaching Turkish as a Foreign Language may become by using television advertisements along with activities. Rapidly developing technology is shaping our life in various areas. This bears a communication necessity with other countries in sectors like business, travel and education. The main key of communication is language. Each learnt languages open separate doors which are accounted as a positive step towards developments in human life. Teaching and learning language has become an individual sector and language teaching is performed by courses in private or state agencies and in schools or institutions of state or private universities all around the world. In light of approaches and methods developed in all these institutions until today, guide and contributory books, any kind of material, activities inside or outside class and many practices with teacher are taking form and developing day by day. At this point, our subject technological instruments and television (media) step in language teaching and learning. On the condition of a developing world, using technology in teaching language has become a necessity. Technological elements such as computer, nationally and internationally broadcasting television, radio and magazines are perpetually used by people and thus can be used as materials. Through these materials, original texts including current and creative points are easily available and they help learners in many ways. In first part of the study, learning and teaching foreign language in general, Common European Framework, developed approaches and methods until today and how these approaches and methods can be used in teaching Turkish to foreigners are all mentioned. In second and third, place and application of material in learning language, aim of TV advertisements and how they can help foreign language teaching are tried to be explained. In forth, selected advertisements are given with their texts through grammar rules and vocabulary in New Hittite Course Book for A2 level and it is tried to be mentioned how they, along with sample activities, can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. At last, our received data at the end of the study is examined and suggestions are made for how TV advertisements can be used in Teaching Turkish as a Foreign Language. Our study is believed to contribute to the field of Teaching Turkish as a Foreign Language. Key Words: television, advertisement, language teaching, teaching Turkish
ÇİĞDEM ŞENOL
534010
Hacettepe Üniversitesi
Türkiyat Araştırmaları Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYg4PJ4eQvIsJF5aLXN0Q1_EOhpM3NrofH9_WF0Uid-wv
./data/pdfs/534010.pdf
7,339,534
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.141201
2025-06-09T03:47:33.065788
2025-06-10T01:38:59.193311
2025-06-10T02:25:21.806496
622519
6
124
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.950637936592102, "polygon": [ [ 292, 1809 ], [ 1507, 1808 ], [ 1506, 704 ], [ 292, 705 ] ] }, { "class": "Diğer", "confidence": 0.9461943507194519, "polygon": [ [ 365, 673 ], [ 1415, 670 ], [ 1414, 246 ], [ 363, 249 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8168824911117554, "polygon": [ [ 1508, 155 ], [ 1509, 108 ], [ 1459, 107 ], [ 1458, 154 ] ] } ] }
Türk Silahlı Kuvvetleri modernizasyon sürecinin weberyan bürokrasi çerçevesinde analizi: Jandarma Genel Komutanlığı örneği / Analysis of the modernization process of turkish armed forces in the framework of the weberian bureaucracy: The example of Gendarma General Command
Bu çalışmada yakın bir tarihe kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak adlandırılan Jandarma Genel Komutanlığının modernizasyon süreci ve bürokratik yapısı incelenmektedir. İncelemenin temel dayanağını Alman Sosyolog Max Weber tarafından formülize edilen bürokrasi kuramları oluşturmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin incelenmesine paralel olarak Weberyan bürokrasi kuramları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde bürokrasiyle ilgili tanımlamalar yapıldıktan sonra, ikinci bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu oluşturan unsurların tarihçesi, teşkilat ve personel yapısı üzerinde inceleme yapılmıştır. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın tarihçesi ve bürokratik yapısı üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde çerçevesi belirlenen Weberyan bürokrasi kuramları eşliğinde, askeri bürokrasinin yasal dayanakları, teşkilat ve personel yapısı, ulusal ve uluslararası alandaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Analiz bölümünde ise Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin yapısal ve işlevsel analizi üzerinde durulmuştur. Yeni bir yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığının bürokratik yapısını inceleyen bu çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Max Weber, Bürokrasi, Askeri Bürokrasi, Modernizasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı.
In this study, the modernization process and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command, which had been considered as an integral part of the Turkish Armed Forces until recently, is examined. The basis of the study is the bureaucracy therios formulated by German Sociologist Max Weber. Parallel to the analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command, the theories of Weberian bureaucracy were examind in detail. In the first part of the study, the concepts breaucracy, in the second part, the history of the Turkish Armed Forces and the components of it are examined. Then the history and bureaucracy and bureaucratic structure of the Gendarmerie General Command were elaborated. In the first chapter of the study, the legal basis of the military bureaucracy, the organization and personnel structure and the activities in the national and international fields were discussed with the help of Weberian bureaucracy theory. In the analysis section, structural and functional analysis of the bureaucracy of the Gendarmerie General Command is emphasized. This study, which examines the bureaucratic structure of the Turkish Armed Forces and Gendarmerie General Command undergoing a new structuring process, is considered to contribute to the literature. Keywords: Max Weber, Bureaucracy, Military Bureaucracy, The Modernization, Turkish Armed Forces, Gendarmerie General Command.
GÖKSEL DALGA
622519
Dumlupınar Üniversitesi
Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
2020
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Eb5EkakJlp3olBdo_wNEGcIFzCTvcIxNpbTe4WIGyG_4S_T2SwPVw3AC79IgjkyQ
./data/pdfs/622519.pdf
1,477,201
true
true
true
2025-06-08T19:51:16.446205
2025-06-09T03:48:22.477754
2025-06-10T01:38:59.668252
2025-06-10T02:25:22.012046
318573
69
75
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9240296483039856, "polygon": [ [ 1480, 2069 ], [ 1489, 294 ], [ 172, 287 ], [ 163, 2062 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8720458149909973, "polygon": [ [ 799, 2138 ], [ 852, 2138 ], [ 852, 2098 ], [ 799, 2098 ] ] } ] }
Oksijene dayalı membran biyofilm reaktöründe gaz basıncının ve amonyum yükünün nitrifikasyona etkisi / Effect of gas pressure and ammonium loading on nitrication in O2 - based membrane biofilm reactor
Nehirlere veya göllere yüksek azot deşarjı, aşırı alg büyümesine yol açtığından dolayı su kalitesinde bozunmalara yol açmaktadır. Düşük arıtma maliyetinden dolayı biyolojik azot giderimi temel olarak iki aşamada gerçekleşmektedir. Birinci aşama, amonyumun nitrat ve nitrite oksidasyonunu kapsayan nitrifikasyon prosesidir. BOİ oksidasyonu/nitrifikasyon prosesinde hetetrof ve ötotrof bakteriler arasındaki rekabet, hetetrofların büyüme hızlarının daha yüksek olmasından dolayı nitrifiyeleri olumsuz etkilenmektedir. Daha iyi bir azot giderimi için, denitrifikasyon öncesinde nitrifikasyon prosesinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.Hidrofobik gaz transfer membranlarının kullanıldığı membran biyofilm reaktörü (MBfR)'nde, kabarcıksız gaz difüzyonundan dolayı, oksijen elektron alıcı olarak biyofilmdeki nitrifiyeler tarafından etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada, oksijene dayalı MBfR reaktöründe farklı oksijen basıncı ve amonyum yükleri altında nitrifikasyon prosesi detaylı olarak incelenmiştir. Bu amaçla sistemde, biyofilm oluştuktan sonra oksijen basıncı 6 psi'den 0,5 psi'ye kadar kademeli olarak indirilmiştir. Diğer taraftan hidrolik bekleme süresi de 1-7,5 saat aralığında değiştirilmiştir. 0,5 psi'de optimum bekleme süresi 2,5 saat olarak belirlenmiştir. Amonyum yükü 4,4 g N/m2-gün olduğunda tam nitrifikasyon gerçekleşmiştir. Bu durumda nitrifikasyon hızı ortalama 3,98 g N/m2-gün ve oksijen akısı 9,2 g O2/m2-gün olarak belirlenmiştir. PCR-DGGE teknikleri ile sistemdeki etkin mikroorganizma türleri de belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Membran Biyofilm Reaktörü, Nitrifikasyon, Mikrobiyal Ekoloji
Effect of Gas Pressure And Ammonium Loading on Nitrication in O2 ? Based Membrane Biofilm ReactorDischarge of high nitrogen loading to rivers and lakes causes a severe reduction in water quality due to the excess algae growth. Biological nitrogen removal processes(BNR) has advantages due to its lower cost. BNR take places basically at two steps. First step is nitrification including oxidation of ammonium to nitrite and nitrate. Second step is also denitrification process including reduction of oxidized nitrogen to nitrogen gas. In the BOD oxidation/Nitrification process, the competition between heterotrophic and autotrophic bacteria affects adverse nitrifies because the specific growth rate for autotrophic bacteria is lower than that for heterotrophic bacteria. For beter nitrogen removal, nitrification process prior to denitrification is required to be performed successfully.Providing that hydrophobic gas transfer membranes were used as a biofilm supporting material, the gas (oxygen) as electron acceptor is utilized completely by microorganisms because it reached to biofilm with bubble-less gas diffusion in the membran biofilm reactor (MBfR). In this study, nitrification process was investigated on detailed under different oxygen pressures and ammonium loadings. For this purpose, the oxygen pressure was gradually decreased from 6 to 0.5 psi after biofilm formed in the system. The hidrolic retention time was also varied in the range of 1.0-7.5 h. at the O2 pressure of 0.5 psi, the hydrolic retentaion time was found to be 2.5 h. A complete nitrification occured in the case of 4.4 g N/m2-d. In this case, nitrification rate and oxygen flux were 3.98 g N/m2-d and 9.2 g O2/m2-d, respectively. In addition, the microbial ecology was defined using PCR-DGGE technique.Key words: Membrane Biofilm Reactor, Nitrification, Microbial Ecology
MEHMET PALTA
318573
Fırat Üniversitesi
Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
2012
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=RYan9_S-Z7Eir3xdWGXBiJVILi_y_gUhamdjXFZn5mVlFVJbhOOr-ue4BKaW_xTg
./data/pdfs/318573.pdf
1,702,014
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.328691
2025-06-09T03:42:34.853409
2025-06-10T01:39:00.703253
2025-06-10T02:25:22.138062
254870
167
181
{ "labels": [ { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.9079858660697937, "polygon": [ [ 1521, 2026 ], [ 1529, 258 ], [ 247, 252 ], [ 239, 2020 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8117091059684753, "polygon": [ [ 1435, 140 ], [ 1505, 140 ], [ 1505, 90 ], [ 1435, 91 ] ] } ] }
Resimlemelerarası ilişkilere dayalı çocuk kitaplarında karşılaşılan resimleme ve tasarım sorunları ve bir uygulama / The illustration and graphic design problems encountered in the interpictural relations driven children?s books and an application
Öncü, Melda. Resimlemelerarası İlişkilere Dayalı Çocuk Kitaplarında Karşılaşılan Resimleme ve Tasarım Sorunları ve Bir Uygulama, Sanatta Yeterlik Tezi, Ankara, 2008.Metinlerarası ilişkiler, genel olarak yeni bir yaratımda, eski yapıtlardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleştirilen tüm etkilenimleri kapsayan oldukça geniş bir inceleme alanıdır. Gerçekte, bir yapıtın başka bir yapıttan etkilenmesi ya da içerisinde önceki bir yapıttan parçalar taşıması durumunun tarihi oldukça eskilere uzanmakla birlikte, bu durumun yapıt incelemelerine, eleştirilerine ve yorumlamalarına yeni bir bakış açısı getirebileceğinin fark edilmesi ve konuya ilişkin kuramların oluşturulması yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve ilk olarak yazın alanında gerçekleşmiştir.Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern yapısına kavuşan resimli çocuk kitapları alanında da metinlerarasılığın giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bu uygulamalar, resimli kitapların yalnızca metinlerinde değil resimlemelerinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada, metinlerarası yöntemler içinde yer alan öykünme (pastiş), alıntı ve yansılamanın (parodi), kitap resimlemelerinde gerçekleştirilmiş olan uygulamaları, resimlemelerarası ilişkiler ana başlığı altında, örnekler üzerinden incelenmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde, resimli kitapların giderek karmaşıklaşan ve söz konusu uygulamalara açık hale gelen yapısı üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, çocuk kitaplarında resimlemelerarası ilişkilere dayalı uygulamalar çeşitli örnekler üzerinden incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, bu çalışma için özgün bir içerikle kurgulanan resimlemelerarası ilişkilere dayalı bir çocuk kitabının yapım aşamaları ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.Yapılan araştırmalar ve uygulama çalışmasının sonucunda resimlemelerarası ilişkilerin, hem yaratıcı hem de okur açısından karmaşık ve keyifli bir hazırlama ile algılama sürecine sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcının yapıtında önceki yapıtlarla kurduğu bağlantılar, önceki yapıtlara ilişkin bilgisi ve deneyimleriyle bire bir ilişkilidir. Bu bağlantıların okura ne kadar gizli ya da açık bir şekilde sunulacağı da, yaratıcının okurda oluşturmak istediği etkiye göre belirlenmektedir. Yaratıcı, önceki yapıtlara ait parçaları, yeni kurgusu içerisine okurda yaratmak istediği etkiye uygun bir şekilde yerleştirmiş ve okurun bu parçaları keşfetmesi için sahneden çekilmiştir. Okurun, yaratıcının önceki yapıtlarla kurduğu bağlantıları fark edebilmesi, yeni bütün içerisindeki eski parçayı ya da parçaları keşfetmesi, bu parçaların eski bağlamları ve şu an içerisinde bulunduğu yeni parçalarla ilişkilerini anlamlandırması, bütünüyle okurun kişisel bilgi ve becerilerine dayanmaktadır.Anahtar Sözcükler Metinlerarası İlişkiler, Resimlemelerarası İlişkiler, Görüntülerarası İlişkiler, Resimli Çocuk Kitabı, Resimleme, Modernizm, Grafik Tasarım, Alıntı, Öykünme, Yansılama.
Öncü, Melda. The Illustration and Graphic Design Problems Encountered in the Interpictural Relations Driven Children?s Books and An Application, Ph. D. in Art Dissertation, Ankara, 2008.Intertextual relationships are, in general, wide range of analysis areas in new creations that include concious and unconcious influences of former work of art. Despite the fact that a work being influenced by another work or carrying parts of a former work dates back to history, especially after the first half of the twentieth century and first in literature area, it has been realised that this reality brings a new point of view to analysis, critism and comment on art works and develop hypothesis related to the subject.It has been observed that the intertextuality is being used more common also in the children?s picture books that reached their modern structure, especially by the second half of the twentieth century. But these implementations could be realised not only in the texts of the picture books but also in the illustrations. In this study, the applications of the imitation, quotation and parody included in the intertextual methods realised in the book illustrations, are studied using samples, under the interpictural relationships headline.In the first part of the study, the structure of the picture books that are getting more complicated and becoming open to such applications are being emphasised. In the second part, the applications in the children?s books based on interpictural relationships are being examined using examples. In the third part of the study, the production stages of a children book based on interpicturality edited with an original content for this study are presented in detail.As a result of the researches and application studies, interpicturality is observed to hold a sophisticated and joyous preperation and perception process both by the creator and the reader. The links of the creator with his former works, his knowledge and experience on former works are closely related. How detailed or undetailed these links will be presented to the reader is determined by the desired effect on the reader by the creator. The creator has placed the pieces of the former works in its new editing, according to the effect he wants to create on the reader and drew off the stage to let the reader discover these pieces. The realisation of the reader of the links with the former works by the creator, the discovery of the former piece or pieces in the new whole, the context of these pieces and to give a meaning to the relationship with the new pieces inside, totally depend on the reader?s personal knowledge and skills.Key Words Intertextuality, Interpicturality, Intervisuality, Children?s Picture Book, Illustration, Modernism, Graphic Design, Quotation, Imitation, Parody.
MELDA ÖNCÜ
254870
Hacettepe Üniversitesi
Grafik Ana Sanat Dalı
2008
Türkçe
Sanatta Yeterlik
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=NtBAevXNhYaNqJFoAcdBdgN9WxqsXIZFbLM6YRKUpsHfCVFUlgNKD1OiVK9Qopax
./data/pdfs/254870.pdf
31,497,672
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.264597
2025-06-09T03:32:37.772379
2025-06-10T01:39:00.803552
2025-06-10T02:25:22.663628
523714
11
119
{ "labels": [ { "class": "İçindekiler", "confidence": 0.9435903429985046, "polygon": [ [ 1485, 2082 ], [ 1495, 389 ], [ 251, 382 ], [ 241, 2075 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6878824234008789, "polygon": [ [ 902, 2135 ], [ 902, 2098 ], [ 861, 2098 ], [ 861, 2135 ] ] } ] }
5. sınıf matematik dersinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi: Bir durum çalışması / Teaching 5th grade mathematics course in a blended learning environment: A case study
Teknolojik gelişmeler günümüzde eğitim-öğretim ortamlarında kendini göstermekte ve özellikle zor bir ders olarak kabul edilen matematik derslerinde de bu gelişmelerden yararlanmanın yolları aranmaktadır. Bu araştırmada 5.sınıf matematik dersinin konusu olan kesir, ondalık gösterim ve yüzdeler ünitesinin harmanlanmış öğrenme ortamında işlenmesi süreci incelenmiştir. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'da bir özel öğretim kurumunun ortaokul 5.sınıfında okuyan 89 öğrenci ile "Kesir, Ondalık Gösterim ve Yüzdeler" ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir durum çalışması olarak tasarlanmış ve karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine karşı tutumları, öz düzenleyici öğrenme becerileri ve teknoloji yeterlilikleri ile akademik başarı durumlarından nicel veriler elde edilmiştir. Öğretmen ve öğrencilerin öğrenme materyali, öğrenme ortamı ve yaşanan süreç ile ilgili görüşlerinden ise nitel veriler elde edilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak "Çoklu Değerlendirme Ölçeği", akademik başarı sınavı, öğrenci günlüğü ve öğretmen gözlem formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS programında bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ortalama, standart sapma ve yüzde değerlerinin hesaplanmasıyla, nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. Harmanlanmış öğrenme ortamının yüz yüze kısmı sınıf ortamında çevrimiçi kısmı ise Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi'nde gerçekleştirilmiştir. Sekiz hafta süren araştırma sürecinde harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik derslerinde öğrencilerin akademik olarak başarı gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği; araştırmanın öncesinde ve sonrasında uygulanan "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği" puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı fark göstermediği; harmanlanmış öğrenme ortamında işlenen matematik dersi hakkında öğrencilerin olumlu görüş bildirdiği ve bu durumun matematik dersine yönelik tutum ölçeği sonuçları ile de tutarlılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğretmenin harmanlanmış öğrenme ortamındaki öğrenci davranışları ile ilgili görüşleri de öğrencilerin derse katılım, ilgi ve motivasyonlarının yüksek olduğunu göstermiştir.
Technological developments have penetrated into almost all of educational fields, and the ways of utilizing these developments are also being sought in mathematics courses which are considered as a particularly difficult subject. In this thesis study, the teaching process of fraction, decimal and percentage units of fifth grade math lesson in blended learning environment was examined. The study was performed with 89 students who were in the 5th grade private secondary school in Istanbul in 2017-2018 academic year. The study was designed as a case study and data were collected by a mixed method. The quantitative data were obtained from four sources: students' attitudes towards mathematics lesson, and students' self-regulatory learning skills, technology competences and academic achievement. On the other hand, the qualitative data were collected from teachers' and students' views on learning material, learning environment and the encountered process. Face-to-face part of the blended learning environment were transferred into practice in the classroom environment, and the online part were performed in the Moodle Learning Management System. While the quantitative data were analyzed by descriptive methods, the dependent sample t-test, and one-way variance analysis (ANOVA), the qualitative data were analyzed by the content analysis method. The implementation process in the blended learning environment took eight weeks. As a result, the difference between the mean scores of students' attitudes collected before and after the implementation were statistically significant. However, the difference between the mean scores of students' self-regulatory learning collected before and after the implementation were not statistically significant difference. The students reported positive opinions about the mathematics lessons taught in the blended learning environment and that this situation was consistent with the attitude scale results. The views of the teacher about student behaviors in the blended learning environment also showed that students had a high level of participation, interest and motivation.
AYFER DÜRNEL
523714
Bahçeşehir Üniversitesi
Eğitim Teknolojileri Ana Bilim Dalı
2018
Türkçe
Yüksek Lisans
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fS4sqEZr79C_n60Rk6MjFZWEuN0mXMuGC2y4I5CA2Iw0-7RddBu6vz9AXjS_M0Lj
./data/pdfs/523714.pdf
4,134,814
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.636358
2025-06-09T03:44:55.179523
2025-06-10T01:39:01.551157
2025-06-10T02:25:22.902975
658323
67
285
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.9450973868370056, "polygon": [ [ 209, 1995 ], [ 1507, 1995 ], [ 1507, 340 ], [ 209, 340 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8784306645393372, "polygon": [ [ 896, 168 ], [ 897, 120 ], [ 837, 119 ], [ 836, 168 ] ] } ] }
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım / Faith-based approach in substance addiction recovery
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
The problem of substance abuse and addiction affects individuals, families, and the society in general with its effects on health, socio-economic factors and safety. The dominant approach in the world is to recognize addiction and substance use disorders as a disease and to promote appropriate treatment and care services. However, alternative approaches that are integrated into treatment services or implemented independently are also common in combating addiction problems. Faith-based programs and therapeutic communities are the leading ones among these. In this study, faith-based programs, which are a treatment alternative in substance addiction recovery, are examined. Firstly, the definition of a faith-based approach and its historical development have been expounded, and then examples from the activities of religious communities in Turkey against drug addiction have been studied practically. Within the scope of the research, the addiction recovery and rehabilitation activities of Bişri Hafi Association, Bağımsız Yaşam Association, and Hikmet Gönül Erleri Association have been investigated. The findings of the study have revealed that the addicts that applied to the faith-based programs most were those who had had heavy and long-term substance use and who mostly had tried different treatment methods but failed. In faith-based programs, close attention and volunteering emerged as a distinctive feature in addition to spirituality. The residential program offers an important opportunity for the participants to stay away from the risky social environment and to overcome the abstinence period. The therapeutic alliance principle, which refers to the addicts' recovery efforts in collaboration with the program team and other patients, is an important feature of the programs. The isolation of the participants from the risky social environment, high motivation and opportunities for re-socialization stand out as the strengths of faith-based approaches. Institutionalization problems, lack of professional staff and not being included in the health system can also be considered as weaknesses of this approach. The findings of the study demonstrate that faith-based programs are a viable alternative that can be implemented and made widespread in Turkey, but they also show that that since these programs are just up the road, they need to be further developed and supported. Keywords: Drug Addiction, Substance Addiction Recovery, Treatment, Faith-Based Programs, Therapeutic Communities
MUHAMMET ÇEVİK
658323
Fırat Üniversitesi
Sosyoloji Ana Bilim Dalı
2021
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs7FB25SV1WGX04yhqPGKR0Rc3aR5Y68WwjYmQ8mM4Lm8
./data/pdfs/658323.pdf
5,271,585
true
true
true
2025-06-08T19:51:15.191387
2025-06-09T03:42:35.325900
2025-06-10T01:39:02.819511
2025-06-10T02:25:23.071136
445980
186
295
{ "labels": [ { "class": "Metin", "confidence": 0.95106440782547, "polygon": [ [ 1509, 2104 ], [ 1515, 275 ], [ 277, 272 ], [ 272, 2101 ] ] }, { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8864063024520874, "polygon": [ [ 938, 2206 ], [ 938, 2159 ], [ 868, 2159 ], [ 868, 2206 ] ] } ] }
Cumhuriyet Halk Partisi'nin din politikaları ve kendi tabanının bunlara bakışı (İstanbul örneği) / The religion politics of Republican People's Party and their perspectives of its electoral base (Istanbul case)
Modern demokrasinin katalizörü olan siyasal partiler, toplumsal talepleri parlamentoya taşıyan temsili demokratik sistemin araçlarıdır. Hiç şüphesiz, Türk siyasal hayatının yapı taşlarından birisi, Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasal kuruluş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'dir. CHP kuruluşu, benimsemiş olduğu siyasi hedefleri, örgütleniş biçimi bakımından oldukça farklı niteliklere sahiptir.Türk siyasetinin en gerilimli alanlarından birisi, din ve devlet ilişkileri veya din politikalarıdır. Bu çalışmada Atatürk Döneminden günümüze kadar CHP'nin Din politikalarının değerlendirilmesinin yanı sıra, tabanın bu politikalara bakışı da ortaya konulacaktır.
Political parties which is the catalyzator of modern democracy is a tools of system of representative democracy that tranports social request to the parliament. Repuplican People's Party (CHP) which is a political organisation with the same age with Turkish Republic itselfs, is one of the fundamental main pillars of Turkish political lifes. CHP has a quite differnt qualities in terms of organizational form and political targets in establishment. In my study ı will use descriptive method and questionnary study.The religion-state relations are one of the controversial fields of Turkish politics. In conclusion, in my study, I will show the religion and laicism approch of the Republican People's Party.
RAMAZAN AKKIR
445980
Sakarya Üniversitesi
Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
2016
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=OykDDeWBWTL9-Wm52sZBrGJW3NihpzCh3MruBbc8zTa9o7S23XiEkg5QTi90Nq-l
./data/pdfs/445980.pdf
1,732,521
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.373015
2025-06-09T03:37:30.698066
2025-06-10T01:39:02.937196
2025-06-10T02:25:23.649122
596234
98
102
{ "labels": [ { "class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8793002367019653, "polygon": [ [ 936, 2042 ], [ 937, 1985 ], [ 875, 1985 ], [ 875, 2042 ] ] }, { "class": "Kaynakça", "confidence": 0.8397268652915955, "polygon": [ [ 1547, 1931 ], [ 1554, 282 ], [ 250, 277 ], [ 244, 1926 ] ] } ] }
Deneysel üriner sistem taş hastalığı modelinde cotinus coggygria'nın koruyucu ve tedavi edici etkileri / Preventive and curative effects of cotinus coggygria in experimental urinary stone disease model in rats
Amaç: Çalışmamızda üriner sistem taş hastalığında Cotinus coggygria (CC, duman ağacı) bitki ektresinin potansiyel tedavi edici etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 250-300 gr ağırlığında 32 erkek Wistar albino sıçan kontrol (K), etilen glikol (EG), CC ön tedavi ve CC tedavi şeklinde 4 gruba (n=8) ayrılmıştır. Böbrek taşı oluşturulacak grupların içme suyuna 8 hafta %0,75 EG ilave edilmiştir. Ön tedavili gruba EG uygulaması ile eş zamanlı şekilde 8 hafta CC uygulanmıştır. Tedavi grubuna ise 8 hafta EG, son 4 hafta EG ile birlikte CC tedavisi verilmiştir. 8 hafta sonunda metabolik kafese alınan hayvanlarda elektrolit tayinleri için 24 saatlik idrar örnekleri toplanmış, ardından eter anestezisi altında intrakardiyak kan numuneleri alınarak dekapite edilmiştir. Böbrek dokularında malondialdehit (MDA), 8-hidroksi-2′-deoksiguanozin (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoksidaz (MPO), kaspaz-3, N-asetil-β-glukozaminidaz (NAG) tayinleri ve histopatolojik değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular: Kalsiyum, sitrat ve kreatinin düzeyleri EG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı oranda azalırken oksalat ve ürat düzeyleri yükselmiş; ön tedavi grubunda bu değerler tedavi grubundan daha belirgin olarak düzelmiş ve kontrole yaklaşmıştır. Kan ve dokuda bakılan tüm parametreler EG'nin böbrek dokusunda oksidan hasara ve inflamasyona yol açtığını histolojik bulgular eşliğinde gösterirken, CC ekstresi böbrek hasarını iki tedavi şeklinde de düzeltmiştir. Sonuç: Bulgular, antioksidan ve antiinflamatuvar etkiye sahip Cotinus coggygria'nın böbrek taşı hastalarında profilaktik ve tedavi edici özellikleri ile klinik bir alternatif olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Cotinus coggygria, etilen glikol, inflamasyon, oksidatif DNA hasarı, TNF-α
Aim: This study aims to analyze the potential therapeutic effects of Cotinus coggygria (CC) on the urinary system stone disease. Materials and methods: Thirty-two male Wistar albino rats between 250-300 gr were divided into 4 (n=8) groups: (1) control (C), (2) ethylene glycol (EG), (3) CC pre-treatment and (4) CC treatment. The EG, pre-treatment and CC treatment groups were given drinking water with 0,75% EG to induce stone formation. In the pre-treatment group, EG and CC were administered simultaneously for 8 weeks. The treatment group was given EG for 8 weeks accompanied by CC treatment during the last 4 weeks. At the end of 8 weeks, the rats were transferred to a metabolic cage where urine samples were collected for 24 hours. The rats were decapitated after intracardiac blood sampling. On the renal-tissue samples, malondialdehyde (MDA), 8-hydroxy-2′-deoxyguanosine (8-OHdG), osteopontin (OPN), myeloperoxidase (MPO), caspase-3, N-acetyl-β-glycosaminidase (NAG) were measured and histopathological analyses were performed. Findings: Compared to the control group, levels of calcium, citrate and creatinine decreased significantly and oxalate and urate levels increased in the EG group. In the pre-treatment group, the values improved significantly reaching the levels in the control group. The analyses reveal that EG causes oxidative damage and inflammation in renal tissues, and both treatments with the CC extract helped to improve kidney damage. Conclusion: The findings indicate that, with its prophylactic and therapeutic characteristics, Cotinus coggygria can be a clinical alternative for kidney-stone patients. Keywords: Cotinus coggygria, ethylene glycol, inflammation, oxidative DNA damage, TNF-α
SALİH GÜMRÜ
596234
Marmara Üniversitesi
Farmakoloji Ana Bilim Dalı
2019
Türkçe
Doktora
Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpIt2wmV95RdcCgPPS6Txb1EBtYg1MDDYEi7E64uUt7Es
./data/pdfs/596234.pdf
3,809,791
true
true
true
2025-06-08T19:51:14.818396
2025-06-09T03:39:32.770604
2025-06-10T01:39:03.600013
2025-06-10T02:25:23.876060
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
21