image_data
imagewidth (px) 1.43k
3.82k
| document_id
stringclasses 14
values | page_num
int64 1
272
| total_pages
int64 78
328
| predictions
dict | title
stringclasses 14
values | abstract_tr
stringclasses 14
values | abstract_en
stringclasses 14
values | author
stringclasses 14
values | thesis_id
stringclasses 14
values | university
stringclasses 12
values | department
stringclasses 13
values | year
stringdate 1988-01-01 00:00:00
2021-01-01 00:00:00
| language
stringclasses 1
value | thesis_type
stringclasses 3
values | keyword_abd
stringclasses 1
value | original_url
stringclasses 14
values | file_path
stringclasses 14
values | file_size_bytes
int64 1.05M
18.1M
| download_success
bool 1
class | extraction_success
bool 1
class | prediction_success
bool 1
class | download_timestamp
stringdate 2025-06-08 21:31:56
2025-06-08 21:31:59
| extraction_timestamp
stringdate 2025-06-09 17:09:51
2025-06-09 17:34:02
| prediction_timestamp
stringdate 2025-06-10 17:37:05
2025-06-10 17:46:08
| hf_processing_timestamp
stringdate 2025-06-11 00:18:39
2025-06-11 00:24:21
|
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
657874
| 73
| 169
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9396610856056213,
"polygon": [
[
1515,
2042
],
[
1527,
376
],
[
254,
367
],
[
242,
2034
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8903862237930298,
"polygon": [
[
910,
2225
],
[
910,
2173
],
[
854,
2173
],
[
853,
2224
]
]
}
]
}
|
Erken çocukluk çürüğü olan çocuklarda bakteri florasının incelenmesi ve flor vernik uygulamasının bakteri florasına olan etkisinin değerlendirilmesi / Investigation of bacterial flora in early childhood caries and evaluation of the effect of fluoride varnish application on bacterial flora
|
Giriş ve Amaç: Erken çocukluk çürüğü, çocukların yaşamlarını ve ailenin farklı yönlerini etkileyebilen en yaygın kronik hastalıklarından biridir. Farklı flor preparatları kullanmak, hastalığı önlemenin en etkili yollarından biridir. Flor verniği, profesyonel olmayan kişiler tarafından bile uygulanabilen topikal bir ajandır. Bu çalışmada; erken çocukluk çürüğü olan çocuklarda oral flora bakterilerinin PCR metodu ile araştırılması, flor vernik uygulamasından önceki ve sonraki oral bakterileri sayılarının karşılaştırılarak flor verniğin antibakteriyel etkinliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Mustafa Kemal Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı ile Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'nda yapılmıştır. Çalışmaya MKÜ Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Dişhekimliği Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran yaşları 2-6 arasında değişen, erken çocukluk çağı çürüğü tanısını almış 30 hasta çalışma grubu ve çürüksüz 30 hasta kontrol grubu olmak üzere toplam 60 hasta dahil edildi. Hastalar bir pedodontist tarafından dmft/dmfs indexi kullanılarak muayene edildi. Plak ve tükürük örnekleri alınarak flor verniği uygulandı. 6 hafta sonra tekrar çağrılarak hastalardan yine plak ve tükrük örnekleri toplandı. Hastalardan alınan tükürük ve plak sürüntü örnekleri konvansiyonel kültür yöntemleri kullanılarak ve gerektiğinde Vitek-2 (bioMeuriux, France) otomatize sistemleri yardımıyla tiplendirmeleri yapıldı. Ayrıca hastalardan alınan örneklerden mikroorganizma tür tayinleri ve mikroorganizma kantitasyonları da gerçekleştirildi. Çalışmada hastalardan izole edilen S.mutans kökenlerinde gtfD, gtfT gtfK gtfP gtfR ve gtfG kullanılarak PCR yöntemi ile S.mutans izolatların subtiplemeleri yapıldı. Ayrıca, çalışmada aşağıdaki gtfB geni amplifikasyonunu takiben S.mutans kökenlerinde S.mutans izolatları subtiplerinin RFLP yöntemi ile belirlenmesi için HaeIII restriksiyon enzimi ile kesimi yapılarak RFLP yöntemi ile subtiplerinin tanımlamaları yapıldı. Veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edildi.
Bulgular: S. mutans, çürüklü (çalışma grubu) ve çürüksüz (kontrol grubu) tüm bireylerde bulundu. Flor uygulamasından sonra S. mutans ve laktobasil sayılarında anlamlı düşüş gözlendi.
Sonuç: Flor vernik uygulamasının EÇÇ'nin önlenebilmesi açısından etkili bir ajan olduğu sonucuna varıldı. Çürüklü (çalışma grubu) hastalarda çürüksüz (kontrol grubu) hastalara kıyasla S. sorbinus görülme oranı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Ancak S. sobrinus'un diğer bakterilerle birlikte bulunması ile çürük oluşumu ve gelişimi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.
Anahtar kelimeler: EÇÇ, S. mutans, flor, PCR
|
Background and Aim: Early childhood caries is one of the most prevalent chronic diseases in children that affect their life and their family in different aspects. Using different types of fluoride is one of the most effective ways of preventing the disease. Fluoride varnish is a topical fluoride product which could use in the community even by non-professionals. This study is aimed to investigate the antibacterial activity of fluoride by comparing oral bacterial counts before and after fluoride varnish application by investigating oral flora bacteria in early childhood caries by PCR method.
Materials and Methods: This study was carried out at Mustafa Kemal University Faculty of Dentistry Department of Pediatric Dentistry and Mustafa Kemal University Faculty of Medicine Department of Medical Microbiology. A total of 60 preschool children aged 2-6 participated in the study; 30 patient with ECC as the study group and 30 caries-free as the control group. Subjects were examined by a pediatric dentist using dmft/dmfs index. Plaque and saliva samples were collected from patients and then fluoride varnish was applied. After 6 weeks, the patients were recalled and samples of plaque and saliva were collected again. Specimens of saliva and plaque samples from patients were typed using conventional culture methods and if necessary with the aid of Vitek-2 (bioMeuriux, France) automated systems. In addition, microorganism species determinations and microorganism quantifications were also performed from the samples taken from the patients. Subtyping of S. mutans isolates was made by PCR using the gtfD, gtfT, gtfK, gtfP, gtfR and gtfG in S. mutans isolates isolated from patients in the study. In addition, in the study, subtypes identification was performed by RFLP method by cutting with HaeIII restriction enzyme to determine the subtypes of S. mutans isolates in S. mutans strains by the RFLP method following the amplification of the gTFB gene. The data were analyzed using SPSS software.
Results: S. mutans were found in all individuals of study and control groups. Statistically significant reduction in S. mutans and lactobacillus counts in plaque and saliva samples was seen 6 weeks after fluoride varnish application.
Conclusion: It was observed that fluoride varnish was an effective agent in terms of prevention of ECC. The incidence of S. sobrinus was found to be significantly higher in the study group compared to the control group. However, the presence of S. sobrinus with other bacteria was not statistically significant between caries formation and development
Keywords: ECC, S. mutans, S. sobrinus, fluoride, PCR
|
EZGİ MERİÇ
|
657874
|
Mustafa Kemal Üniversitesi
|
Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı
|
2017
|
Türkçe
|
Diş Hekimliği Uzmanlık
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs_vLXm1ip45wC6703rIndWadmoIPACMOGqmUlzQ7IDrz
|
./data/pdfs/657874.pdf
| 4,893,888
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.181497
|
2025-06-09T17:26:22.101358
|
2025-06-10T17:38:21.584212
|
2025-06-11T00:18:39.267273
|
|
735349
| 19
| 118
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9541653990745544,
"polygon": [
[
1491,
2131
],
[
1495,
347
],
[
272,
344
],
[
268,
2128
]
]
}
]
}
|
Kısa süreli mınosiklin uygulamasının ventilasyonun farklı şiddetlerdeki hipoksiye aklimatizasyonu oluşumuna etkisinin sıçan beyin sapında nukleus traktus solitarius bölgesinde araştırılması / Investigation of the effect of short term minocycline administration on ventilatory aclimatization to hypoxia in different sevirities in nucleus traktus solitarius region on the brainstem of the rat
|
Merkezi sinir sistemindeki nöron-glia iletişimi, beyin sapının solunum kontrol merkezlerinde nöral sinyal mekanizmasının önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkmaktadır. Hipoksi sonrasında gelişen inflamasyonun oluşumunda glia hücreleri etkilidir. Minosiklin, glial hücre aktivasyonunu etkileyerek Ventilasyonun Hipoksiye Aklimatizasyonunu (VAH) bloke eder. VAH, normoksiye döndükten sonra da devam eden ve hem merkezi sinir sistemi solunum merkezlerinde hem de periferik kemoreseptörlerde plastisiteyi içeren ventilasyonda zamana bağlı artıştır. Sıçan beyin sapında minosiklin uygulamasıyla inflamasyonu baskılayarak glia hücrelerinin VAH üzerindeki rolünü araştırdığımız çalışmamızın amacı farklı hipoksik model ve şiddetlere maruz kalınması sonucu oluşan ventilatuar nöroinflamasyonun medulla üzerinde bulunan nükleus traktus solitarius (NTS)'de oluşumunu minosiklinin nasıl ve hangi yollarla etkileyeceğinin test edilmesidir.
Bu çalışmada, 48 adet Sprague Dawley cinsi erişkin erkek sıçan kullanıldı. Denekler Orta Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (OşASH), Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (şASH), Orta Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (OşKSH), Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (şKSH) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Her grupta Saline (SA) uyggulaması ve minosiklin (MİN) uygulaması yapılmak üzere iki alt gruba ayrılarak toplamda 8 grup oluşturuldu. Akut Sürekli Hipoksi grubu (OşASH ve şASH) sıçanlar normabarik oda içerisinde %21 O₂ seviyesine (3 gün), Kronik Sürekli Hipoksi grubu (OşKSH ve şKSH) sıçanlar ise %13 ve %10 O₂ seviyesine (3 gün) maruz bırakıldılar. MİN ve SA gruplarında 3 günlük süreçte her gün ilaç dozları uygulandı. ASH ve KSH grupları için farklı protokoller uygulanarak bütün vücut pletismografisi cihazı ile ventilasyon, solunum frekansı ve tidal volüm ölçümleri yapıldı. Deney sonrasında beyin sapı dokusunda mikroglia ve astrosit ekspresyonları immünofloresan boyama yöntemi kullanılarak incelendi.
Beyin sapı dokusunda yapılan incelemelerde MİN uygulaması yapılan gruplarda SA uygulması yapılan gruplara göre mikroglia ekspresyonunda azalış tespit edilirken astrosit miktarında da gerçekleşen azalışın daha az yoğunlukta olduğu bulundu. Solunum parametreleri değerlerininde bu bulguları desteklediği görüldü.
Sonuç olarak, sürekli hipoksi ile nöral plastisitede ve VAH oluşumunda glia hücrelerinin önemli bir rolü olabiceği tespit edildi. Bu olay hipoksi ve inflamasyonun kombine edildiği ortak klinik senaryolarda, örneğin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)'ın şiddetlenmesinde veya yoğun bakım ünitelerinde sepsisten akut respiratuar distres sendromuna (ARDS) kadar geniş bir klinik alanda kullanılan mekanik ventilasyon tedavisinin sonlandırılmasından sonra ortaya çıkabilecek solunum yetmezliği gibi sorunlarda uygulanacak tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Beyin sapı; Hipoksi; HVR; Minosiklin; Nöroplastisite.
|
Neuron-glia communication in the central nervous system emerges as an important component of the neural signaling mechanism in the respiratory control centers of the brainstem. Glial cells are effective in the formation of inflammation that develops after hypoxia. Minocycline blocks the Ventilatory Acclimatization to Hypoxia (VAH) by affecting glial cell activation. VAH is a time-dependent increase in ventilation that persists after return to normoxia and includes plasticity in both the central nervous system respiratory centers and peripheral chemoreceptors. The aim of our study, in which we investigated the role of glia cells on VAH by suppressing inflammation with the application of minocycline in the rat brainstem, is to test how and in which ways minocycline will affect the formation of ventilatory neuroinflammation in the nucleus tractus solitarius (NTS) located on the medulla, as a result of exposure to different hypoxic models and severities.
In this study, 48 Sprague Dawley adult male rats were used. Subjects were divided into 4 groups as Moderate Acute Sustained Hypoxia (OşASH), Severe Acute Sustained Hypoxia (şASH), Moderate Chronic Sustained Hypoxia (OşKSH), and Severe Chronic Sustained Hypoxia (şKSH). Each group was divided into two subgroups with Saline (SA) application and Minocycline (MIN) application, and a total of 8 groups were formed. Rats in the Acute Sustained Hypoxia group (OşASH and şASH) were exposed to 21% O₂ (3 days) in the normabaric chamber, while the Chronic Sustained Hypoxia group (OşKSH and şKSH) rats were exposed to 13% and 10% O₂ (3 days). In the MIN and SA groups, drug doses were administered every day for a 3-day period. Ventilation, respiratory frequency and tidal volume measurements were made with a whole body plethysmography device by applying different protocols for the ASH and KSH groups. After the experiment, microglia and astrocyte expressions in the brainstem tissue were examined using immunofluorescence staining method.
In the examinations made in the brainstem tissue, it was found that while a decrease in microglia expiration was detected in the groups with MIN application compared to the groups in which SA application was made, the decrease in the amount of astrocyte was found to be less intense. Respiratory parameters were found to support these results.
In conclusion, it was determined that glia cells may have an important role in neural plasticity and VAH formation with sustained hypoxia. This condition contributes to the development of treatment methods to be applied in common clinical scenarios where hypoxia and inflammation are combined, for example, in the exacerbation of Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) or in problems such as respiratory failure that may occur after the termination of mechanical ventilation therapy, which is used in a wide clinical area from sepsis to acute respiratory distress syndrome (ARDS) in intensive care units.
Keywords: Brainstem; HVR; Hypoxia; Minocycline; Neuroplasticity
|
HATİCE TANRIVERDİ
|
735349
|
Erciyes Üniversitesi
|
Fizyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=kScA8XnrRb0WogX-qPGFko-jHiIVAcc0300kYc_igf2RFVrR-rXGAb_udOGktLXD
|
./data/pdfs/735349.pdf
| 3,628,103
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.481401
|
2025-06-09T17:30:39.475972
|
2025-06-10T17:38:22.151248
|
2025-06-11T00:18:39.579496
|
|
205201
| 188
| 225
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9107629060745239,
"polygon": [
[
1533,
1940
],
[
1536,
278
],
[
259,
276
],
[
256,
1938
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.847100555896759,
"polygon": [
[
1466,
142
],
[
1467,
87
],
[
1396,
86
],
[
1395,
141
]
]
}
]
}
|
Bilişsel davranışçı yaklaşımla ve rol değiştirme tekniğiyle bütünleştirilmiş film terapisi uygulamasının işlevsel olmayan düşüncelere ve iyimserliğe etkisi / The effect of film therapy, integrated with cognitive behavioral approach and tegniqe of role reversal to dysfunctional thoughts and optimism
|
Bu araştırmanın amacı, bilişsel davranışçı yaklaşımla bütünleştirilmişfilm terapisi ve rol değiştirme uygulamasının üniversite öğrencilerinin işlevselolmayan düşüncelerinin azalmasında ve iyimserliklerinin artmasında etkiliolup olmadığının incelenmesidir.Çalışmaya Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Sınıföğretmenliği üçüncü sınıfına devam eden 36 öğrenci katılmıştır. AraştırmadaFonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ) ve Yaşam Yönelimi Testi(YYT) deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ve sonrasında ön test veson test olarak uygulanmıştır. Ön test ölçümlerinden sonra deney grubundayer alan 18 kişiyle 10 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşımlabütünleştirilmiş film terapisi ve rol değiştirme uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu süre içerisinde kontrol grubundaki 18 kişiyle placebo niteliğinde birçalışma yürütülmüştür.Deneysel işlemin sona ermesinden sonra ön test ve son testuygulamasından elde edilen verilerin analizinde 2x2 Split-Plot varyans analizitekniği kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan bireylerinişlevsel olmayan düşüncelerinde, kontrol grubuna göre anlamlı bir şekildeazalma ve deney grubundaki bireylerin iyimserliklerinde, kontrol grubunagöre anlamlı bir şekilde artma olduğu bulunmuştur.
|
The purpose of this research is to investigate the effect of film therapy,integrated with cognitive behavioral approach and technique of role reversal,on dysfunctional thoughts and optimism of undergraduate students. A total of36 undergraduate students, 18 for experimental group and 18 for control group,from University of Ankara, Department of Educational Sciences, participated inthis study. The dysfunctional thoughts and optimism were assesed by the?Dysfunctional Attitudes Scale (DAS)? and ?Life Orientation Test (LOT)?. Thesetwo scales were given to both experimantal and control groups as pre-test andlast-test. Given the pre-test results, film therapy, integrated with cognitivebehavioral appoach and techique of role reversal had lasted for 10 sessions onlyfor experimantal group. The placebo procedure was applied to the control groupsimultanesly. The data were analysed by applying in ANOVA of 2x2 Split-Plotdesign. TUKEY test was applied when the group differences arese.The results demostrated that dysfunctional thoughts of the participants inthe experimental groups were signifi cantly decreased and optimism wassignificantly increased in the same group compared to the control group.
|
ESİN UÇAK ŞİMŞEK
|
205201
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2003
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lHZC7dZXBq4-kf3qsPWXV6XI6b0t9LN5YZ9giln2ILhr
|
./data/pdfs/205201.pdf
| 1,053,734
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.705448
|
2025-06-09T17:21:35.991977
|
2025-06-10T17:38:23.439216
|
2025-06-11T00:18:39.789399
|
|
608322
| 120
| 175
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9457736015319824,
"polygon": [
[
223,
1794
],
[
1434,
1793
],
[
1434,
1257
],
[
223,
1258
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8587262034416199,
"polygon": [
[
902,
2302
],
[
903,
2251
],
[
830,
2250
],
[
830,
2301
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.8032228946685791,
"polygon": [
[
1219,
1186
],
[
1223,
190
],
[
531,
187
],
[
526,
1183
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.7675058841705322,
"polygon": [
[
622,
1236
],
[
1121,
1235
],
[
1121,
1192
],
[
622,
1193
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.31752803921699524,
"polygon": [
[
533,
1202
],
[
1210,
1190
],
[
1203,
771
],
[
526,
783
]
]
}
]
}
|
Günümüz sinema filmi tanıtım sürecinde üretilen film afiş türleri / Film poster genres produced during current cinema film promotion process
|
Bu çalışmada Türk sinema sektöründe filmlerin tanıtım sürecinde yer alan ancak daha önce yazılı bir kaynakta sınıflandırılması yapılmamış afiş türlerinin belirlenmesi ve tanımlarının yapılması amaçlanmıştır.
Çalışmanın birinci bölümünde, afişin tanımı, tarihçesi ve öncüleri ele alınmıştır. İlk tasarım örnekleri olan mağara duvarlarına yapılan çalışmalar ve dünya tarihindeki ilk afiş çalışması işlenmiştir. İkinci bölümde afişin tarihçesi, gelişimi ve türleri işlenmiştir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde sinemada afiş tarihi ve sinema afiş tasarım öncüleri konu alınmıştır. Sinemada afiş tasarım öğeleri, renk, tipografi ve ana görsel başlıkları altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde sinema filmi tanıtım süreci ve bu süreç içerisinde afişin yeri işlenmiştir. Tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afişleri bu bölümde tanımlanmış ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca tanıtım sürecinde afişin önemi ve bu süreçte bir film için tasarlanan afiş türleri tanımlanmıştır. Uygulama kısmında tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afiş türleri için afiş üretimi yapılmıştır.
|
In this study, it is aimed to identify and define the types of posters which are included in the promotion process of films in Turkish cinema sector but which have not been classified in a written source before.
In the first part of the study, the definition, history and pioneers of the poster are discussed. The first examples of design are the cave walls and the first poster work in the history of the world. In the second part, the history, development and types of the poster are discussed.
In the third part of the study, poster poster history and pioneers of cinema poster design are discussed. Poster design elements in cinema were examined under color, typography and main visual titles. In the fourth chapter, the introduction process of the cinema film and the place of the poster in this process are discussed. The movie posters that emerged during the promotion process are described in this section and explained with examples. In addition, the importance of posters in the promotion process and the types of posters designed for a film were defined. In the application part, banners were produced for the types of film posters that appeared during the promotion process.
|
ONUR KULAKOĞLU
|
608322
|
Gazi Üniversitesi
|
Yeni Medya Ana Sanat Dalı
|
2020
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBij-no_VnvnxN9qd5u6icb1oxTl5NfT1D9lBhPfhLekl
|
./data/pdfs/608322.pdf
| 11,570,076
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.482592
|
2025-06-09T17:21:35.989951
|
2025-06-10T17:38:23.447324
|
2025-06-11T00:18:40.244459
|
|
215972
| 52
| 172
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.942507803440094,
"polygon": [
[
1265,
1764
],
[
1266,
283
],
[
228,
282
],
[
227,
1763
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8593804240226746,
"polygon": [
[
315,
240
],
[
316,
191
],
[
261,
190
],
[
261,
239
]
]
}
]
}
|
Bozulmuş alanların ekolojik rehabilitasyonu ve İzmir-Belkahve yöresi taş ocaklarının ekolojik rehabilitasyonu üzerine bir araştırma / Ecological rehabilitation of degraded land and a research study on ecological rehabilitation of open pit stone mine sites at İzmir-Belkahve region
|
Bu Araştırma İzmir/Ankara Yolu Üzerinde Belkahve Mevkiinde Çimento malzemesi alımı amacıyla açık ocak yöntemiyle işletilen maden ocaklarında gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın amacı açık ocak işletmesi sonucu bozulan alanların İzmir-Belkahve'de bulunan açık ocak işletmeleri örneğinde irdelenerek araştırma alanında kullanımı uygun olan Peyzaj onarım tekniklerinin kullanılarak ekolojik rehabilitasyonuna yönelik çözüm önerisi sunmaktır.Araştırma konusu alanla ilgili doğal ve kültürel faktörler irdelenerek, çalışma sonucunda alanın ekolojik rehabilitasyonunu gerçekleştirilmesine yönelik proje örneği hazırlanmıştır.
|
This research was carried out on open pit mines, which were used to get cement raw material those are located at Belkahve region along the İzmir/Ankara highway.The aim of this study is to show an example about ecological restoration of degraded lands in the case of Open pit quarries which are located at İzmir-Belkahve region by using suitable landscape restoration techniques.The Natural and Cultural factors of study area were examined and as a conclusion an example ecological rehabilitation Project of study area was produced.
|
ERDEN AKTAŞ
|
215972
|
Ege Üniversitesi
|
Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
|
2008
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-S5hRCD7QORWFnxHBKuOzLaKK6hnqnhoW0hc4pDA80C-
|
./data/pdfs/215972.pdf
| 18,075,047
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.240121
|
2025-06-09T17:26:23.251389
|
2025-06-10T17:38:23.961087
|
2025-06-11T00:18:40.507030
|
|
385822
| 28
| 135
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9418274760246277,
"polygon": [
[
1428,
1828
],
[
1447,
253
],
[
271,
240
],
[
253,
1814
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9163854718208313,
"polygon": [
[
925,
2206
],
[
925,
2159
],
[
866,
2158
],
[
865,
2206
]
]
},
{
"class": "Footer",
"confidence": 0.8310813903808594,
"polygon": [
[
1421,
2124
],
[
1421,
1909
],
[
277,
1907
],
[
276,
2122
]
]
}
]
}
|
Hemodiyaliz ünitesinde hizmet kalitesi ölçümü (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi örneği) / Measurement of servi̇ce quali̇ty in hemodialysis unit: An example in Ege University Medi̇cal Faculty Hospital
|
Çok yönlü ve büyük değişimlerin yaşandığı ve rekabetin gittikçe arttığı günümüzde, işletmelerin de bu değişim ve gelişmelere ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu rekabet ortamında; sağlık işletmeleri, varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla verdikleri hizmetin kalitesini de sürekli olarak geliştirmek zorundadırlar. Sağlık işletmeleri, gerek kalite iyileştirme çalışmalarına başlamadan önce mevcut düzeyi tespit etmek ve gerekse bir takım iyileştirmeler sonucundaki değişiklikleri öngörebilmek amacıyla, müşteri beklenti ve algıları üzerine çalışmalar yapmak zorundadırlar.
Bu çalışmada hastane hizmetlerine adapte edilmiş SERVQUAL ölçeği kullanılarak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hemodiyaliz Birimi' nde hizmet alan hastaların, sunulan hizmetleri değerlendirmesiyle algılanan hizmet kalitesi düzeyleri ölçülmüş daha sonra söz konusu hizmet kalitesinin bağımsız değişkenler açısından nasıl algılandığı istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bağımsız değişenler; hastanenin kalitesi ile ilgili hizmet alanların genel değerlendirmesi, problem yaşama durumu açısından, hastalığın akut veya kronik olma durumu, cinsiyet, medeni hal, eğitim düzeyi, yaş grupları ve hastalık süresine göre yapılan istatistiksel analizlerden oluşmaktadır.
Anahtar kelimeler : Sağlık İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Hemodiyaliz, SERVQUAL.
|
Versatile and is experiencing great change and an increasingly competitive today, businesses also need to adapt to these changes and developments. In this competitive environment; health enterprises, the quality of the services they provide in order to survive they must constantly improve. Health businesses, need to determine the current level before starting work and quality improvement in order to anticipate the changes in the results as well as a number of improvements, they have been working on customer expectations and perceptions.
This study using hospital services to the adapted SERVQUAL scale, Ege University Medical Faculty Hospital Hemodialysis Unit 'in the service area of the patient, the service evaluation with perceived service quality levels are measured, then how it is perceived in terms of the arguments of the said service quality were analyzed statistically. Independent covariates; overall assessment of the relevant service areas with the hospital's quality, in terms of problems living condition, acute or state of being chronic diseases, sex, marital status, education level, carried out according to age and disease duration and consists of statistical analysis.
Key Words : Healt Care Organizations, Service Quality,
Hemodiyalisis SERVQUAL.
|
BURCU AYLİN BAYHAN
|
385822
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=sY7m19PfcL6F1NUw-cr80GLJA8cHbGU8qfhnN0ps20Gb1Linp5BsuXJ53lvJeSVC
|
./data/pdfs/385822.pdf
| 1,321,210
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.463579
|
2025-06-09T17:29:36.585295
|
2025-06-10T17:38:25.553519
|
2025-06-11T00:18:40.704474
|
|
534038
| 258
| 272
|
{
"labels": [
{
"class": "Tablo",
"confidence": 0.941139280796051,
"polygon": [
[
1525,
2084
],
[
1531,
231
],
[
265,
227
],
[
259,
2080
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8308908939361572,
"polygon": [
[
1469,
2214
],
[
1469,
2156
],
[
1386,
2156
],
[
1385,
2214
]
]
}
]
}
|
Algılanan örgütsel kimliğin ve içsel-dışsal güdülenmenin rol içi ve rol dışı performansa etkileri : Konya Ovası projesi bölgesi üniversitelerinde bir araştırma / The impact of perceived organizational identity and internal-external motivation on in-role and extra-role performance: A research in universities of Konya Plain project region
|
Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel kimliğin rol içi ve rol dışı performansa olan etkisini incelemek ve bu süreçte güdülenmenin rolünü araştırmaktır. Bu amaçla araştırmaya Konya Ovası Projesi Bölgesi Üniversitelerinde çalışan 592 akademik personel katılmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleriyle incelenmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki dolaylı ve doğrudan etkilerin belirlenmesi için aracılık testleri yapılmıştır. Sonuçlar, örgütsel kimliğin alt boyutlarından biri olan duygusal bağlılığın rol içi ve rol dışı performansı arttırdığını göstermiştir. Diğer alt boyutlar olan kendi kendine kategorizasyon, uyum/örtüşme düzeyi ve davranışsal katılım alt boyutlarının performans üzerinde önemli bir etkisi ise bulunamamıştır. Örgütsel kimlikle güdülenme arasındaki etkilerle ilgili olarak uyum/örtüşme düzeyi, yansıtılmış güdülenmeyi; davranışsal katılım yansıtılmış güdülenmeyi; duygusal bağlılık ise içsel, tanımlanmış ve içselleştirilmiş güdülenmeyi arttırmıştır. Duygusal bağlılık güdülenmemeyi azaltmıştır. Güdülenme ve performans arasındaki etkiler konusunda içsel güdülenme, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol içi performansı arttırmıştır; tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol dışı performansı arttırmış, güdülenmemeyi ise azaltmıştır. Bunun yanında duygusal bağlılığın rol içi performansı etkilemede içsel güdülenmenin, tanımlanmış güdülenmenin, içselleştirilmiş güdülenmenin ve güdülenmemenin aracılık etkileri vardır. Duygusal bağlılık alt boyutunun rol dışı performansı etkilemede ise, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenmenin aracılık etkileri vardır. Örgütsel kimlik, güdülenme ve performans arasındaki ilişkiyi alt boyutlarıyla birlikte ilişkisini ilk kez ele alan bu çalışma gelecekteki araştırmalar için örgütsel kimlik-performans bağlantısını keşfetmek için bir temel oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Örgütsel Kimlik, İçsel ve Dışsal Güdülenme, Rol İçi ve Rol Dışı Performans.
|
The main purpose of the thesis is to examine the effects of organizational identity on in-role and extra-role performance and to explore the role of motivation in these process. For this purpose, a total of 592 academic staff from the universities in the Konya Plains Project Region have participated in the research. The relationship between study variables was investigated by correlation and hierarchical regression analyses. In addition, mediation tests were conducted for determining the direct and indirect effects among variables. The results showed that affective-attachment which is one of the sub-dimensions of organizational identity increase in-role and extra-role performance. We couldn't find any significant effects of other sub-dimensions i.e. self-categorization, goodness of fit, and behavioral involvement on in-role and extra-role performance. Concerning the effects between organizational identity and motivations, goodness of fit increased introjected motivation; affective-attachment increased intrinsic, identified and integrated motivation, and decreased amotivation; behavioral involvement increased introjected motivation. Regarding the effects between motivation and performance, intrinsic, identified and integrated motivation increased in-role performance; identified and integrated motivation increased extra-role performance, and decreased amotivation. Moreover intrinsic, identified, integrated motivation and amotivation have mediating effects on the relationship between affective-attachment and in-role performance; identified and integrated motivation has mediating effects on the relationship between affective-attachment and extra-role performance. For the first time with exploring the relationship among organizational identity, motivation and performance with their sub-dimensions, this study may provide a basis for the future research to explore organizational identity-performance link.
Key Words: Organizational Identity, Internal-External Motivation In-Role And Extra-Role Performance
|
MUHAMMET ALİ ÇELEBİ
|
534038
|
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
|
İşletme Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYi_lWVg7YDS-lTlyqjXhm2v55jiEwpmfL_PLUSY1_7f-
|
./data/pdfs/534038.pdf
| 7,583,292
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:56.738686
|
2025-06-09T17:09:51.491444
|
2025-06-10T17:38:25.567534
|
2025-06-11T00:18:41.358825
|
|
612996
| 3
| 214
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8683215379714966,
"polygon": [
[
1377,
1852
],
[
1381,
1156
],
[
291,
1150
],
[
288,
1847
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7658206820487976,
"polygon": [
[
846,
1949
],
[
847,
1903
],
[
799,
1903
],
[
798,
1948
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.7086096405982971,
"polygon": [
[
1334,
1144
],
[
1346,
385
],
[
273,
369
],
[
262,
1128
]
]
},
{
"class": "Ekler",
"confidence": 0.5916579961776733,
"polygon": [
[
294,
1144
],
[
1340,
1138
],
[
1336,
380
],
[
289,
387
]
]
}
]
}
|
Tulum peyniri üretiminde probiyotik laktik asit bakterisi kullanımının peynirlerin kalite özellikleri ve olgunlaşması üzerine etkileri / The effect of probiotic lactic acid bacteria utilization on quality parameters and ripening profile of tulum cheese
|
Bu araştırmada, üç farklı probiyotik laktik asit bakterisi ve starter kültür (Valiren® C1M Lactococcus lactis subsp. lactis, Lactococcus lactis subsp. cremoris) kullanılarak Tulum peynirleri üretilmiştir. Bu peynirler 180 gün boyunca depolanmıştır. Araştırmada K (starter kültür), LA (Lactobacillus acidophilus LA-5® + starter kültür), LC (Lactobacillus casei 431® + starter kültür) ve LR (Lactobacillus rhamnosus LR + starter kültür) olmak üzere dört farklı Tulum peyniri üretilmiştir. Depolamanın 1., 15., 45., 90., ve 180. günlerinde Tulum peynirlerinin bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri incelenmiştir.
Depolama süresince Tulum peynirlerinin titrasyon asitliği, kuru madde, yağ, protein, tuz, kül, toplam serbest yağ asitleri, suda çözünen azot, olgunlaşma derecesi, toplam serbest aminoasit, bütirik asit, laktik asit, sitrik asit, sertlik, iç yapışkanlık, sakızımsılık, çiğnenebilirlik ve elastiklik değerleri artarken pH, penetrometre ve propiyonik asit değerleri düşmüştür. Tulum peynirlerinin asetik asit, pürivik asit ve esneklik değerlerinde depolama süresince dalgalanmalar olmuştur. Probiyotik laktik asit bakterisi kullanımı Tulum peynirlerinin laktik asit bakteri sayılarını ve duyusal özelliklerini olumlu yönde etkilemesinin yanı sıra proteolitik özellikleri ve tekstürel özelliklerini de önemli ölçüde etkilemiştir (p<0.05).
|
Tulum cheese were manufactured by using three different probiotic lactic acid bacteria (LAB) with starter culture (Valiren® C1M Lactococcus lactis subsp. lactis, Lactococcus lactis subsp. cremoris). Produced cheeses were ripened during 180 days. In this study four different Tulum cheese were produced and they were as follows: Tulum cheese produced using only starter culture (K), Lactobacillus acidophilus LA-5® and starter culture (LA), Lactobacillus casei 431® and starter culture (LC), Lactobacillus rhamnosus LR and starter culture (LR). Some physical, chemical, microbiological and sensory properties of Tulum cheeses were examined on the 1st, 15th, 45th, 90th and 180th days of ripening.
Titration acidity, dry matter, fat, protein, salt, ash, total free fatty acids, water soluble nitrogen, ripening degree, total free amino acid, butyric acid, lactic acid, citric acid, hardness, cohesiveness, gumminess, chewiness and resilience values increased while pH, penetrometer and propionic acid values decreased during ripening period. On the other hand, there were fluctuations in acetic acid, pyruvic acid and springiness values of Tulum cheese during ripening. The use of probiotic lactic acid bacteria positively affected lactic acid bacteria counts and sensory properties of Tulum cheeses. In addition, usage of probiotic LAB significantly influenced many properties of Tulum cheese including proteolytic and textural properties (p<0.05).
|
MURAT KALENDER
|
612996
|
Çukurova Üniversitesi
|
Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı
|
2020
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=4J_FzTwlrMCH4qBROpXPH1wBsDgsw61Md1P8dfcm2IogDDdDpPMq351qMLrd7Zl7
|
./data/pdfs/612996.pdf
| 2,454,426
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.678133
|
2025-06-09T17:31:38.807191
|
2025-06-10T17:38:25.821274
|
2025-06-11T00:18:41.656013
|
|
534038
| 247
| 272
|
{
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.942041277885437,
"polygon": [
[
1489,
2042
],
[
1494,
240
],
[
268,
236
],
[
262,
2038
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.42182061076164246,
"polygon": [
[
1395,
2205
],
[
1461,
2204
],
[
1461,
2164
],
[
1394,
2165
]
]
}
]
}
|
Algılanan örgütsel kimliğin ve içsel-dışsal güdülenmenin rol içi ve rol dışı performansa etkileri : Konya Ovası projesi bölgesi üniversitelerinde bir araştırma / The impact of perceived organizational identity and internal-external motivation on in-role and extra-role performance: A research in universities of Konya Plain project region
|
Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel kimliğin rol içi ve rol dışı performansa olan etkisini incelemek ve bu süreçte güdülenmenin rolünü araştırmaktır. Bu amaçla araştırmaya Konya Ovası Projesi Bölgesi Üniversitelerinde çalışan 592 akademik personel katılmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleriyle incelenmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki dolaylı ve doğrudan etkilerin belirlenmesi için aracılık testleri yapılmıştır. Sonuçlar, örgütsel kimliğin alt boyutlarından biri olan duygusal bağlılığın rol içi ve rol dışı performansı arttırdığını göstermiştir. Diğer alt boyutlar olan kendi kendine kategorizasyon, uyum/örtüşme düzeyi ve davranışsal katılım alt boyutlarının performans üzerinde önemli bir etkisi ise bulunamamıştır. Örgütsel kimlikle güdülenme arasındaki etkilerle ilgili olarak uyum/örtüşme düzeyi, yansıtılmış güdülenmeyi; davranışsal katılım yansıtılmış güdülenmeyi; duygusal bağlılık ise içsel, tanımlanmış ve içselleştirilmiş güdülenmeyi arttırmıştır. Duygusal bağlılık güdülenmemeyi azaltmıştır. Güdülenme ve performans arasındaki etkiler konusunda içsel güdülenme, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol içi performansı arttırmıştır; tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol dışı performansı arttırmış, güdülenmemeyi ise azaltmıştır. Bunun yanında duygusal bağlılığın rol içi performansı etkilemede içsel güdülenmenin, tanımlanmış güdülenmenin, içselleştirilmiş güdülenmenin ve güdülenmemenin aracılık etkileri vardır. Duygusal bağlılık alt boyutunun rol dışı performansı etkilemede ise, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenmenin aracılık etkileri vardır. Örgütsel kimlik, güdülenme ve performans arasındaki ilişkiyi alt boyutlarıyla birlikte ilişkisini ilk kez ele alan bu çalışma gelecekteki araştırmalar için örgütsel kimlik-performans bağlantısını keşfetmek için bir temel oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Örgütsel Kimlik, İçsel ve Dışsal Güdülenme, Rol İçi ve Rol Dışı Performans.
|
The main purpose of the thesis is to examine the effects of organizational identity on in-role and extra-role performance and to explore the role of motivation in these process. For this purpose, a total of 592 academic staff from the universities in the Konya Plains Project Region have participated in the research. The relationship between study variables was investigated by correlation and hierarchical regression analyses. In addition, mediation tests were conducted for determining the direct and indirect effects among variables. The results showed that affective-attachment which is one of the sub-dimensions of organizational identity increase in-role and extra-role performance. We couldn't find any significant effects of other sub-dimensions i.e. self-categorization, goodness of fit, and behavioral involvement on in-role and extra-role performance. Concerning the effects between organizational identity and motivations, goodness of fit increased introjected motivation; affective-attachment increased intrinsic, identified and integrated motivation, and decreased amotivation; behavioral involvement increased introjected motivation. Regarding the effects between motivation and performance, intrinsic, identified and integrated motivation increased in-role performance; identified and integrated motivation increased extra-role performance, and decreased amotivation. Moreover intrinsic, identified, integrated motivation and amotivation have mediating effects on the relationship between affective-attachment and in-role performance; identified and integrated motivation has mediating effects on the relationship between affective-attachment and extra-role performance. For the first time with exploring the relationship among organizational identity, motivation and performance with their sub-dimensions, this study may provide a basis for the future research to explore organizational identity-performance link.
Key Words: Organizational Identity, Internal-External Motivation In-Role And Extra-Role Performance
|
MUHAMMET ALİ ÇELEBİ
|
534038
|
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
|
İşletme Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYi_lWVg7YDS-lTlyqjXhm2v55jiEwpmfL_PLUSY1_7f-
|
./data/pdfs/534038.pdf
| 7,583,292
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:56.738686
|
2025-06-09T17:09:51.491444
|
2025-06-10T17:37:05.484553
|
2025-06-11T00:18:45.300626
|
|
492750
| 68
| 78
|
{
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.9527458548545837,
"polygon": [
[
1484,
2114
],
[
1511,
307
],
[
282,
288
],
[
254,
2095
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8036313652992249,
"polygon": [
[
871,
2246
],
[
873,
2196
],
[
814,
2195
],
[
813,
2244
]
]
}
]
}
|
Selülaz enzim kompleksinin manyetik partiküllere immobilizasyonu / Immobilization of cellulase enzyme complex to magnetic particles
|
Son yıllarda manyetik nanopartiküllerin enzim immobilizasyonunda destek materyali olarak kullanılmasına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada destek materyali olarak birlikte çöktürme yöntemiyle sentezlenen manyetit (Fe3O4) kullanılarak, selülaz enzim kompleksinin kovalent olarak immobilizasyonu gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen manyetik nanopartiküllerin üzeri silisyum ile kaplanarak manyetik nanopartiküllerin stabilizasyonu sağlanmıştır (A-MNP). Yüzey modifikasyonu APTES ile yapılan manyetik nanopartiküller gluteraldehit ile aktifleştirilmiş (G-MNP) ve ardından selülaz enzimi immobilize edilmiştir (E-MNP). MNP, A-MNP, G-MNP ve E-MNP'nin karakterizasyonu için SEM, EDX, FTIR analizleri yapılmıştır. Sentezlenen MNP'lerin ortalama boyutunun 200 nm olduğu bulunmuştur. Serbest ve immobilize selülaz enzimlerinin optimum aktivite gösterdiği sıcaklık 70 ℃ ve optimum pH değerleri serbest enzim için 5 ve immobilize enzim için 4,8 olarak belirlenmiştir. Enzim sıcaklık stabilitesinin belirlenmesi amacıyla, serbest ve immobilize selülaz enziminin 60 ℃ sıcaklıkta 5 saat boyunca yürütülen sıcaklık stabilite çalışmaları sonucunda serbest ve immobilize selülaz enziminin sırasıyla % 29,9 ve % 38 oranında aktivitesini korunduğu belirlenmiştir. Farklı substrat derişimlerinde ölçülen aktiviteler sonucu serbest selülaz enzimi için Km, Vmax değerleri sırasıyla 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk, immobilize selülaz enzimi için ise 23,64 mg/ml , 108,69 μmol/ml.dk olarak CMC aktivite ölçümü ile 4. döngünün sonunda enzim aktivitesinin % 20 oranında korunduğu belirlenmiştir. Depolama stabilitesi çalışmaları sonucunda kalan % bağıl aktivite oranları serbest ve immobilize selülaz enzimi için sırasıyla % 73.3 ve % 91.2 olarak belirlenmiştir. Fiziksel ve kimyasal ön işlem gören atık gazete kağıtlarının serbest ve immobilize selülaz enzimi ile 48 saat boyunca süren enzimatik hidroliz işlemi sonucunda elde edilen % şeker verimleri, serbest selülaz enziminde, 0,25 g atık gazete kağıdı için % 10,2 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 8,19, immobilize selülaz enziminde ise 0,25 g atık gazete kağıdı için % 3,87 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 3,27 olarak belirlenmiştir.
|
In recent years there has been an increasing interest in the use of magnetic nanoparticles as support material in enzyme immobilization. In this study, covalent immobilization of cellulase enzyme complex was carried out by using magnetite (Fe3O4) synthesized by co-precipitation method as support material. The synthesized magnetic nanoparticles were coated with silane to stabilize the magnetic nanoparticles (A-MNP). Surface modification The magnetic particles coated with APTES were activated with glutaraldehyde (G-MNP) followed by cellulase enzyme immobilization (E-MNP). SEM, EDX. FTIR analyzes were used for the characterization of MNP, A-MNP, G-MNP and E-MNP. The approximate size of MNPs was found to be 200 nm. Maximum activity of free and immobilized cellulase enzymes was determined at 70 °C. The optimum pH values were 5 and 4,8 for immobilized enzyme, free enzyme, respectively. Residual enzyme activity was determined as 29,9 % and 38 % for free and immobilized cellulase enzymes, respectively, after 5 hours at 60 °C. The cellulase activities measured at different substrate concentrations. Km, Vmax values were calculated as 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk and 23,64 mg/ml, 108,69 μmol/ml.dk for free and immobilized cellulase enzyme, respectively. To investigate the reusability of the immobilized cellulase enzyme, the CMC method was used and it was determined that enzyme activity was maintained at 20% at the end of the 4th loop. The stability of free and immobilized cellulase enzymes was determined to be 73.3 % and 91.2 %, respectively, at the end of 20 days at 4 °C. The sugar yields obtained by the enzymatic hydrolysis of the physically and chemically pretreated waste papers with the free and immobilized cellulase enzyme for 48 hours. Glucose yields were found as 10,2 % for 0,25 g waste newspaper and 8,19 % for 0,5 g waste newspaper for free enzyme. Glucose yields were found as 3,87 % for 0,25 g waste newspaper and 3,27 % for 0,5 g waste newspaper in the immobilized cellulase enzyme.
|
HİLAL DAL
|
492750
|
Fırat Üniversitesi
|
Biyomühendislik Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZi_dtd3GDUKzRl1a03WhOCADEZ_G_kZVxjZHnT6Q5d1n
|
./data/pdfs/492750.pdf
| 2,558,811
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.001933
|
2025-06-09T17:23:34.769137
|
2025-06-10T17:37:05.918766
|
2025-06-11T00:18:45.464311
|
|
735349
| 4
| 118
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9043144583702087,
"polygon": [
[
1509,
140
],
[
1510,
87
],
[
1448,
86
],
[
1447,
139
]
]
},
{
"class": "Ekler",
"confidence": 0.5445494651794434,
"polygon": [
[
1537,
1113
],
[
1540,
235
],
[
259,
231
],
[
256,
1109
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.2909409701824188,
"polygon": [
[
1541,
1102
],
[
1541,
237
],
[
284,
236
],
[
283,
1100
]
]
}
]
}
|
Kısa süreli mınosiklin uygulamasının ventilasyonun farklı şiddetlerdeki hipoksiye aklimatizasyonu oluşumuna etkisinin sıçan beyin sapında nukleus traktus solitarius bölgesinde araştırılması / Investigation of the effect of short term minocycline administration on ventilatory aclimatization to hypoxia in different sevirities in nucleus traktus solitarius region on the brainstem of the rat
|
Merkezi sinir sistemindeki nöron-glia iletişimi, beyin sapının solunum kontrol merkezlerinde nöral sinyal mekanizmasının önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkmaktadır. Hipoksi sonrasında gelişen inflamasyonun oluşumunda glia hücreleri etkilidir. Minosiklin, glial hücre aktivasyonunu etkileyerek Ventilasyonun Hipoksiye Aklimatizasyonunu (VAH) bloke eder. VAH, normoksiye döndükten sonra da devam eden ve hem merkezi sinir sistemi solunum merkezlerinde hem de periferik kemoreseptörlerde plastisiteyi içeren ventilasyonda zamana bağlı artıştır. Sıçan beyin sapında minosiklin uygulamasıyla inflamasyonu baskılayarak glia hücrelerinin VAH üzerindeki rolünü araştırdığımız çalışmamızın amacı farklı hipoksik model ve şiddetlere maruz kalınması sonucu oluşan ventilatuar nöroinflamasyonun medulla üzerinde bulunan nükleus traktus solitarius (NTS)'de oluşumunu minosiklinin nasıl ve hangi yollarla etkileyeceğinin test edilmesidir.
Bu çalışmada, 48 adet Sprague Dawley cinsi erişkin erkek sıçan kullanıldı. Denekler Orta Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (OşASH), Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (şASH), Orta Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (OşKSH), Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (şKSH) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Her grupta Saline (SA) uyggulaması ve minosiklin (MİN) uygulaması yapılmak üzere iki alt gruba ayrılarak toplamda 8 grup oluşturuldu. Akut Sürekli Hipoksi grubu (OşASH ve şASH) sıçanlar normabarik oda içerisinde %21 O₂ seviyesine (3 gün), Kronik Sürekli Hipoksi grubu (OşKSH ve şKSH) sıçanlar ise %13 ve %10 O₂ seviyesine (3 gün) maruz bırakıldılar. MİN ve SA gruplarında 3 günlük süreçte her gün ilaç dozları uygulandı. ASH ve KSH grupları için farklı protokoller uygulanarak bütün vücut pletismografisi cihazı ile ventilasyon, solunum frekansı ve tidal volüm ölçümleri yapıldı. Deney sonrasında beyin sapı dokusunda mikroglia ve astrosit ekspresyonları immünofloresan boyama yöntemi kullanılarak incelendi.
Beyin sapı dokusunda yapılan incelemelerde MİN uygulaması yapılan gruplarda SA uygulması yapılan gruplara göre mikroglia ekspresyonunda azalış tespit edilirken astrosit miktarında da gerçekleşen azalışın daha az yoğunlukta olduğu bulundu. Solunum parametreleri değerlerininde bu bulguları desteklediği görüldü.
Sonuç olarak, sürekli hipoksi ile nöral plastisitede ve VAH oluşumunda glia hücrelerinin önemli bir rolü olabiceği tespit edildi. Bu olay hipoksi ve inflamasyonun kombine edildiği ortak klinik senaryolarda, örneğin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)'ın şiddetlenmesinde veya yoğun bakım ünitelerinde sepsisten akut respiratuar distres sendromuna (ARDS) kadar geniş bir klinik alanda kullanılan mekanik ventilasyon tedavisinin sonlandırılmasından sonra ortaya çıkabilecek solunum yetmezliği gibi sorunlarda uygulanacak tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Beyin sapı; Hipoksi; HVR; Minosiklin; Nöroplastisite.
|
Neuron-glia communication in the central nervous system emerges as an important component of the neural signaling mechanism in the respiratory control centers of the brainstem. Glial cells are effective in the formation of inflammation that develops after hypoxia. Minocycline blocks the Ventilatory Acclimatization to Hypoxia (VAH) by affecting glial cell activation. VAH is a time-dependent increase in ventilation that persists after return to normoxia and includes plasticity in both the central nervous system respiratory centers and peripheral chemoreceptors. The aim of our study, in which we investigated the role of glia cells on VAH by suppressing inflammation with the application of minocycline in the rat brainstem, is to test how and in which ways minocycline will affect the formation of ventilatory neuroinflammation in the nucleus tractus solitarius (NTS) located on the medulla, as a result of exposure to different hypoxic models and severities.
In this study, 48 Sprague Dawley adult male rats were used. Subjects were divided into 4 groups as Moderate Acute Sustained Hypoxia (OşASH), Severe Acute Sustained Hypoxia (şASH), Moderate Chronic Sustained Hypoxia (OşKSH), and Severe Chronic Sustained Hypoxia (şKSH). Each group was divided into two subgroups with Saline (SA) application and Minocycline (MIN) application, and a total of 8 groups were formed. Rats in the Acute Sustained Hypoxia group (OşASH and şASH) were exposed to 21% O₂ (3 days) in the normabaric chamber, while the Chronic Sustained Hypoxia group (OşKSH and şKSH) rats were exposed to 13% and 10% O₂ (3 days). In the MIN and SA groups, drug doses were administered every day for a 3-day period. Ventilation, respiratory frequency and tidal volume measurements were made with a whole body plethysmography device by applying different protocols for the ASH and KSH groups. After the experiment, microglia and astrocyte expressions in the brainstem tissue were examined using immunofluorescence staining method.
In the examinations made in the brainstem tissue, it was found that while a decrease in microglia expiration was detected in the groups with MIN application compared to the groups in which SA application was made, the decrease in the amount of astrocyte was found to be less intense. Respiratory parameters were found to support these results.
In conclusion, it was determined that glia cells may have an important role in neural plasticity and VAH formation with sustained hypoxia. This condition contributes to the development of treatment methods to be applied in common clinical scenarios where hypoxia and inflammation are combined, for example, in the exacerbation of Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) or in problems such as respiratory failure that may occur after the termination of mechanical ventilation therapy, which is used in a wide clinical area from sepsis to acute respiratory distress syndrome (ARDS) in intensive care units.
Keywords: Brainstem; HVR; Hypoxia; Minocycline; Neuroplasticity
|
HATİCE TANRIVERDİ
|
735349
|
Erciyes Üniversitesi
|
Fizyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=kScA8XnrRb0WogX-qPGFko-jHiIVAcc0300kYc_igf2RFVrR-rXGAb_udOGktLXD
|
./data/pdfs/735349.pdf
| 3,628,103
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.481401
|
2025-06-09T17:30:39.475972
|
2025-06-10T17:37:06.475196
|
2025-06-11T00:18:45.683402
|
|
608322
| 109
| 175
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9708195328712463,
"polygon": [
[
196,
1865
],
[
1412,
1864
],
[
1412,
1243
],
[
196,
1243
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9009766578674316,
"polygon": [
[
1273,
1189
],
[
1281,
197
],
[
475,
191
],
[
467,
1183
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8710024356842041,
"polygon": [
[
895,
2301
],
[
896,
2251
],
[
834,
2250
],
[
833,
2300
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8195059299468994,
"polygon": [
[
628,
1252
],
[
1125,
1252
],
[
1125,
1212
],
[
627,
1212
]
]
}
]
}
|
Günümüz sinema filmi tanıtım sürecinde üretilen film afiş türleri / Film poster genres produced during current cinema film promotion process
|
Bu çalışmada Türk sinema sektöründe filmlerin tanıtım sürecinde yer alan ancak daha önce yazılı bir kaynakta sınıflandırılması yapılmamış afiş türlerinin belirlenmesi ve tanımlarının yapılması amaçlanmıştır.
Çalışmanın birinci bölümünde, afişin tanımı, tarihçesi ve öncüleri ele alınmıştır. İlk tasarım örnekleri olan mağara duvarlarına yapılan çalışmalar ve dünya tarihindeki ilk afiş çalışması işlenmiştir. İkinci bölümde afişin tarihçesi, gelişimi ve türleri işlenmiştir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde sinemada afiş tarihi ve sinema afiş tasarım öncüleri konu alınmıştır. Sinemada afiş tasarım öğeleri, renk, tipografi ve ana görsel başlıkları altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde sinema filmi tanıtım süreci ve bu süreç içerisinde afişin yeri işlenmiştir. Tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afişleri bu bölümde tanımlanmış ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca tanıtım sürecinde afişin önemi ve bu süreçte bir film için tasarlanan afiş türleri tanımlanmıştır. Uygulama kısmında tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afiş türleri için afiş üretimi yapılmıştır.
|
In this study, it is aimed to identify and define the types of posters which are included in the promotion process of films in Turkish cinema sector but which have not been classified in a written source before.
In the first part of the study, the definition, history and pioneers of the poster are discussed. The first examples of design are the cave walls and the first poster work in the history of the world. In the second part, the history, development and types of the poster are discussed.
In the third part of the study, poster poster history and pioneers of cinema poster design are discussed. Poster design elements in cinema were examined under color, typography and main visual titles. In the fourth chapter, the introduction process of the cinema film and the place of the poster in this process are discussed. The movie posters that emerged during the promotion process are described in this section and explained with examples. In addition, the importance of posters in the promotion process and the types of posters designed for a film were defined. In the application part, banners were produced for the types of film posters that appeared during the promotion process.
|
ONUR KULAKOĞLU
|
608322
|
Gazi Üniversitesi
|
Yeni Medya Ana Sanat Dalı
|
2020
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBij-no_VnvnxN9qd5u6icb1oxTl5NfT1D9lBhPfhLekl
|
./data/pdfs/608322.pdf
| 11,570,076
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.482592
|
2025-06-09T17:21:35.989951
|
2025-06-10T17:37:07.593513
|
2025-06-11T00:18:46.186320
|
|
385822
| 14
| 135
|
{
"labels": [
{
"class": "İçindekiler",
"confidence": 0.9521583318710327,
"polygon": [
[
1410,
1360
],
[
1437,
226
],
[
282,
199
],
[
255,
1332
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8539882898330688,
"polygon": [
[
875,
2210
],
[
877,
2160
],
[
817,
2158
],
[
815,
2208
]
]
}
]
}
|
Hemodiyaliz ünitesinde hizmet kalitesi ölçümü (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi örneği) / Measurement of servi̇ce quali̇ty in hemodialysis unit: An example in Ege University Medi̇cal Faculty Hospital
|
Çok yönlü ve büyük değişimlerin yaşandığı ve rekabetin gittikçe arttığı günümüzde, işletmelerin de bu değişim ve gelişmelere ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu rekabet ortamında; sağlık işletmeleri, varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla verdikleri hizmetin kalitesini de sürekli olarak geliştirmek zorundadırlar. Sağlık işletmeleri, gerek kalite iyileştirme çalışmalarına başlamadan önce mevcut düzeyi tespit etmek ve gerekse bir takım iyileştirmeler sonucundaki değişiklikleri öngörebilmek amacıyla, müşteri beklenti ve algıları üzerine çalışmalar yapmak zorundadırlar.
Bu çalışmada hastane hizmetlerine adapte edilmiş SERVQUAL ölçeği kullanılarak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hemodiyaliz Birimi' nde hizmet alan hastaların, sunulan hizmetleri değerlendirmesiyle algılanan hizmet kalitesi düzeyleri ölçülmüş daha sonra söz konusu hizmet kalitesinin bağımsız değişkenler açısından nasıl algılandığı istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bağımsız değişenler; hastanenin kalitesi ile ilgili hizmet alanların genel değerlendirmesi, problem yaşama durumu açısından, hastalığın akut veya kronik olma durumu, cinsiyet, medeni hal, eğitim düzeyi, yaş grupları ve hastalık süresine göre yapılan istatistiksel analizlerden oluşmaktadır.
Anahtar kelimeler : Sağlık İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Hemodiyaliz, SERVQUAL.
|
Versatile and is experiencing great change and an increasingly competitive today, businesses also need to adapt to these changes and developments. In this competitive environment; health enterprises, the quality of the services they provide in order to survive they must constantly improve. Health businesses, need to determine the current level before starting work and quality improvement in order to anticipate the changes in the results as well as a number of improvements, they have been working on customer expectations and perceptions.
This study using hospital services to the adapted SERVQUAL scale, Ege University Medical Faculty Hospital Hemodialysis Unit 'in the service area of the patient, the service evaluation with perceived service quality levels are measured, then how it is perceived in terms of the arguments of the said service quality were analyzed statistically. Independent covariates; overall assessment of the relevant service areas with the hospital's quality, in terms of problems living condition, acute or state of being chronic diseases, sex, marital status, education level, carried out according to age and disease duration and consists of statistical analysis.
Key Words : Healt Care Organizations, Service Quality,
Hemodiyalisis SERVQUAL.
|
BURCU AYLİN BAYHAN
|
385822
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=sY7m19PfcL6F1NUw-cr80GLJA8cHbGU8qfhnN0ps20Gb1Linp5BsuXJ53lvJeSVC
|
./data/pdfs/385822.pdf
| 1,321,210
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.463579
|
2025-06-09T17:29:36.585295
|
2025-06-10T17:37:07.813253
|
2025-06-11T00:18:46.431322
|
|
205201
| 172
| 225
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9322649836540222,
"polygon": [
[
1514,
2109
],
[
1518,
309
],
[
273,
305
],
[
269,
2106
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8672972321510315,
"polygon": [
[
1467,
143
],
[
1467,
88
],
[
1396,
86
],
[
1395,
142
]
]
}
]
}
|
Bilişsel davranışçı yaklaşımla ve rol değiştirme tekniğiyle bütünleştirilmiş film terapisi uygulamasının işlevsel olmayan düşüncelere ve iyimserliğe etkisi / The effect of film therapy, integrated with cognitive behavioral approach and tegniqe of role reversal to dysfunctional thoughts and optimism
|
Bu araştırmanın amacı, bilişsel davranışçı yaklaşımla bütünleştirilmişfilm terapisi ve rol değiştirme uygulamasının üniversite öğrencilerinin işlevselolmayan düşüncelerinin azalmasında ve iyimserliklerinin artmasında etkiliolup olmadığının incelenmesidir.Çalışmaya Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Sınıföğretmenliği üçüncü sınıfına devam eden 36 öğrenci katılmıştır. AraştırmadaFonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ) ve Yaşam Yönelimi Testi(YYT) deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ve sonrasında ön test veson test olarak uygulanmıştır. Ön test ölçümlerinden sonra deney grubundayer alan 18 kişiyle 10 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşımlabütünleştirilmiş film terapisi ve rol değiştirme uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu süre içerisinde kontrol grubundaki 18 kişiyle placebo niteliğinde birçalışma yürütülmüştür.Deneysel işlemin sona ermesinden sonra ön test ve son testuygulamasından elde edilen verilerin analizinde 2x2 Split-Plot varyans analizitekniği kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan bireylerinişlevsel olmayan düşüncelerinde, kontrol grubuna göre anlamlı bir şekildeazalma ve deney grubundaki bireylerin iyimserliklerinde, kontrol grubunagöre anlamlı bir şekilde artma olduğu bulunmuştur.
|
The purpose of this research is to investigate the effect of film therapy,integrated with cognitive behavioral approach and technique of role reversal,on dysfunctional thoughts and optimism of undergraduate students. A total of36 undergraduate students, 18 for experimental group and 18 for control group,from University of Ankara, Department of Educational Sciences, participated inthis study. The dysfunctional thoughts and optimism were assesed by the?Dysfunctional Attitudes Scale (DAS)? and ?Life Orientation Test (LOT)?. Thesetwo scales were given to both experimantal and control groups as pre-test andlast-test. Given the pre-test results, film therapy, integrated with cognitivebehavioral appoach and techique of role reversal had lasted for 10 sessions onlyfor experimantal group. The placebo procedure was applied to the control groupsimultanesly. The data were analysed by applying in ANOVA of 2x2 Split-Plotdesign. TUKEY test was applied when the group differences arese.The results demostrated that dysfunctional thoughts of the participants inthe experimental groups were signifi cantly decreased and optimism wassignificantly increased in the same group compared to the control group.
|
ESİN UÇAK ŞİMŞEK
|
205201
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2003
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lHZC7dZXBq4-kf3qsPWXV6XI6b0t9LN5YZ9giln2ILhr
|
./data/pdfs/205201.pdf
| 1,053,734
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.705448
|
2025-06-09T17:21:35.991977
|
2025-06-10T17:37:08.380236
|
2025-06-11T00:18:46.655256
|
|
205202
| 64
| 158
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9531962275505066,
"polygon": [
[
1425,
2121
],
[
1448,
498
],
[
227,
481
],
[
205,
2105
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7875893712043762,
"polygon": [
[
1416,
143
],
[
1416,
90
],
[
1353,
90
],
[
1353,
143
]
]
}
]
}
|
Ofset baskı sektöründeki yardımcı grafikerler için andragojik yaklaşıma dayalı bir yetiştirme modeli tasarım-uygulama-değerlendirme / A bringing up model based on andragogic approach for assisting graphics in the industry of offset printing design-practice-evaluation
|
Bilim ve teknolojideki gelişmelerin, gündelik yaşamımızı bütünüyle etkilediği21. Yüzyılda eğitim artık yalnızca yaşama hazırlayan değil, yaşam boyu devam edenbir süreç olarak algılanmaktadır. Bilginin sürekli değiştiği, dönüştüğü ve yeniden üre-tildiği 20. yüzyıl sonlarından itibaren sürekli öğrenen ve öğrenme ihtiyaçlarının far-kında olan insan modelinin oluşturulması 21. yüzyıl eğitim sisteminin en temel amaç-larından birisi olmuştur. Yeni yüzyılda yetişkinlerin eğitimi, en az çocukların ve genç-lerin eğitimi kadar önemli bir konu haline gelmiş olup, örgün eğitim ile halk eğitimi-nin bir büyük sistemi oluşturan iki alt sistem olarak birbirlerini tamamlamaları zorun-luluğu her zamandan daha şiddetli bir ihtiyaç haline gelmiştir.Bu çerçevede temel problemlerden biri ve belki de en önemlisi, insanlara ço-cukluk ve ilk gençlik dönemlerinden başlayarak, yaşam boyu kullanacakları bir yeter-liğin, öz-yönetimli araştırma ve öğrenme becerilerinin nasıl kazandırılacağıdır. Mutluinsanlar, refaha kavuşmuş toplumlar, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesiher koşulda özyönetimli olan bireylerin varlığıyla yakından ilgilidir.Ekonomik ve teknolojik değişiklikler bazı mesleklerin ortadan kalkmasına, ba-zılarının değişmesine ya da yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Buarada iş yaşamının yeni teknolojilere hükmedebilen eleman ihtiyacı sürekli artmakta-dır. Bu durum, günümüzde ve önümüzdeki yıllarda daha fazla yetişkinin yeniden eği-timini gündeme getirmektedir.Bu bağlamda halk eğitimini, yaşam boyu eğitim anlayışıyla daha güçlü bir yasalve toplumsal zemine oturtmak; örgün eğitim ile halk eğitimi arasında geçişliliği sağ-layacak düzenlemeleri en kısa zamanda planlamak ve yaşama geçirmek; eğitimprogramlarını, toplumun ve bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlemekve özellikle halk eğitiminde program geliştirme çalışmalarını yetişkin özelliklerinidikkate alan esnek ve dinamik bir yapıya kavuşturmak⦠gerekmektedir.Bu araştırma, yukarıda sayılan ihtiyaçlardan yola çıkılarak yürütülmüş ve ülke-mizde mesleki halk eğitimi alanında bir programın geliştirilmesi, uygulanması ve de-ğerlendirilmesine ilişkin olarak matbaacılık meslek grubunda yer alan yardımcıgrafikerlerin yetiştirilmesi konusunda andragojik yaklaşımın esas alındığı bir modelkurulmaya çalışılmıştır.Bu araştırma ile ülkemizde ofset baskı teknolojisini kullanan matbaacılık sektö-rünün eğitim ihtiyaçlarına bağlı olarak, sektörün ihtiyaç duyduğu bir meslek grubuolan yardımcı grafikerler için andragojik yaklaşım temelinde bir program tasarımı ya-pılmış, program materyali hazırlanmış ve uygulamada bu materyal sınanmış ve değer-lendirilmiştir. Araştırma sürecinde şu sorulara cevap aranmıştır: 1. Ankara'da ofsetbaskı tekniği ile üretim yapan matbaaların günümüzdeki ve önümüzdeki yıllarda e-leman ihtiyaçları nelerdir? Hangi meslek gruplarında eleman eksikliği duyulmaktadır?2. Ofset matbaacılığı adı altında faaliyet gösteren meslek grupları içinde yardımcıgrafikerlerin günümüz gereksinimlerini karşılayacak yeterlikleri nelerdir? 3. Matbaa-cılık sektörünün yardımcı grafiker ihtiyacını gidermeye yönelik olarak düzenlenenyetişkin eğitimi etkinliklerinin; eğitim ortamı, programları ve materyalleri açısındanyetişkinlerin özelliklerine ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek özellikleri nelerolmalıdır? Matbaacılık eğitimini verimli kılacak eğitim metodojileri nelerdir?Araştırmanın, mesleki ve teknik halk eğitimi alanında bundan sonraki uygula-malara ışık tutacağı, ayrıca, matbaacılık sektörünün eleman ihtiyaçlarının belirlenme-sinin, alanla ilgili yeni eğitim programları açılırken ve mevcut müfredatlar üzerindeyeni düzenlemeler yapılırken dikkate alınacak deneysel bir çalışma olması bakımın-dan yetişkin eğitimi faaliyetlerine olduğu kadar, ilgili örgün eğitim etkinliklerine dekatkı sağlayacağı, araştırma sürecinde geliştirilen öğretim materyalinin, veri toplamaaraçlarının ve elde edilen bulguların ülkemizdeki yetişkin öğrenme davranışlarıylailgili olarak halk eğitimi/yetişkin eğitimi bilim dalının gelişimine de katkı sağlayacağıumulmaktadır.Araştırmanın sektörel ve eğitim olmak üzere iki temel boyutu bulunmaktadır:Sektörel boyutuna ilişkin araştırma evreni Ankara'da bulunan ofset basımevleri,örnek çalışma grubu ise bunlar arasından belli kriterlere bağlı olarak ulaşılan sınırlısayıdaki işletmedir. Sektör araştırmasının öncelikli amacı, Ankara'da ofset baskı hiz-meti veren işletmelerin günümüzdeki ve önümüzdeki yıllardaki eleman ihtiyaçlarınıbelirlemek olmuştur.Araştırmanın eğitim boyutunda ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Ü-niversitesi Teknik Eğitim Fakültesi işbirliği ile yürütülen BELTEK adlı teknik eğitimkursları çatısı altında yürütülen 302 kodlu ?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2?kursu yer almaktadır. Araştırmanın evreni, matbaacılık konusunda açılan bütün kurs-lara katılanlar; çalışma grupları ise "Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım 2" kursuna 5Mayıs 2001 tarihinden itibaren üç dönem boyunca düzenli olarak devam eden 58 katı-lımcıdan oluşmuştur.Bilgi toplama araçları olarak araştırmanın ilk aşamasında Ankara'daki matbaa-cılık sektörünün eleman ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla geliştirilen soru kağıdı kul-lanılmış; ikinci aşama olan uygulamalı araştırma döneminde ise katılımcı özelliklerinive başarımlarını belirlemek için Öz-Yeterlik Derecelendirme Ölçeği, Katılımcı Tanı-ma-Bilgi Formu, Bireysel Gelişim Gözlem Formu, Ara-Başarım Değerlendirme For-mu ile formal ve informal görüşmeler temel veri toplama araçları olmuştur. Bundanbaşka süreçle ilgili olarak tutulan Kurs Güncesi önemli bir diğer bilgi toplama aracı-dır.Araştırma verilerinin çözümlenmesinde niteliksel analiz yöntemlerinin yanısıra,betimsel istatistiğin yüzde, standart sapma, korelasyon ve t-testi tekniklerinden yarar-lanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:1. Pek çok iş kolunda olduğu gibi matbaacılık sektöründe de teknolojik gelişmele-re bağlı olarak zaman içinde, ihtiyaç duyulan elemanların sayıları ve niteliklerideğişebilmektedir.2. 1997 yılında yapılan sektör araştırmasında, Ankara matbaacılık piyasasının, sı-rasıyla en çok şu meslek gruplarında elemana ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir: ?Ofsetçi, matbaa yöneticisi, müşteri temsilcisi, montajcı, grafiker, bilgisayarlıdizgi işletmeni (yardımcı grafiker) ve renk ayrımcı.? Beş yıl sonra, yani 2002yılında yapılan sektör araştırmasının sonuçlarına göre ise, Ankara matbaacılıkpiyasasının en çok ihtiyaç duyduğu meslek grupları, sırasıyla şöyle olmuştur:?Matbaa yöneticisi, ofsetçi, grafiker, müşteri temsilcisi, mücellit, montajcı, bil-gisayarlı dizgi işletmeni (yardımcı grafiker) ve kalite güvence sorumlusu?3. 1990'lı yıllarda gelişen yeni kalite ve üretimde standardizasyon uygulamalarınınsonucunda, matbaa meslek grubuna kalite kontrol sorumluluğu adlı yeni birmeslek dahil olmuştur. 2000 yılı öncesindeki araştırmada sektörde kalite kontrolsorumlusu ihtiyacı görülmezken, 2000 sonrasında sektörün öncelikle ihtiyaçduyduğu eleman grubunda yerini almıştır.4. 1997 yılından 2002 yılına kadar geçen zamanda, sektörde istihdam edilen ilköğ-retim mezunlarının sayısı yaklaşık %14 oranında azalırken, lise ve dengi okulmezunlarının sayısı aynı oranda artmıştır.5. Ülkemizdeki gelişmiş özel sektör matbaaları, personel eğitimini kendi bünyele-rinde oluşturdukları birimleri kanalıyla yürütürken, küçük ve orta ölçekli işlet-melerde çalışanlar, meslekteki gelişmelere ilişkin sistemli eğitim olanaklarındanyoksundurlar.6. Yardımcı grafiker yeterliklerinde değişimin çok hızlı olduğu görülmektedir.2002 yılında basılı materyal üretiminde, kendisine tarif edilen işi, dizgi ve grafikaşamasında, kendi başına ve belirli bir süre içinde bilgisayar ortamında uygu-lama ve baskıya hazır hale getirme becerisine sahip ara eleman olarak tanımla-nan yardımcı grafikerlerden beklenenler özetle şunlardır: Bilgisayarın günlükkontrol ve bakımını yapmak, vektörel ve piksel tabanlı yazılımlar ile kelime iş-lem ve sayfa mizanpaj yazılımlarını ortalama düzeyde kullanmak, temel grafiktasarım ilkelerine ve tipografik düzenleme temel kriterlerine uygun olarak tasa-rım yapmak ve dokümanları film çıkışa hazırlamak, yedekleme ünitelerini kul-lanmak.7. BELTEK 302-?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2? kursunun 3 döneminekatılanların genel profilinin çoğunluğu kadın, 25 yaşın altında, lise mezunu veişsiz olduğu görülmektedir. Ancak farklı dönemlerdeki katılımcı özelliklerinebakıldığında, her grubun katılımcı özellikleri bakımından yapısının birbirindenfarklı olduğu anlaşılmaktadır. Erkek egemen bir iş kolundaki eğitim etkinliğinedevam eden her üç katılımcıdan birinin kadın olması, yardımcı grafikerlik mes-leğinin ofis ortamında çalışmaya olanak vermesi ve eve iş alma yoluyla da yürü-tülebilir olmasıyla açıklanabilir.8. Her üç dönem toplamında kursiyerlerin bu programa katılma nedenleri: İşsizleriçin çağdaş bir meslek edinip bu alandan geçimini sağlamak; alanda çalışanlariçin mesleki yeterliklerini arttırmak; alan dışında çalışanlar için meslek değiş-tirmek; emekli olanlar için emeklilik sonrası yeni bir atılım için altyapı hazırla-mak; alanda yükseköğrenim görenler için uygulamada becerilerini geliştirmek;ayrıca bazı katılımcılar için boş zamanları yararlı bir biçimde değerlendirmek,yeni arkadaşlıklar kurmak ve sosyal ilişkiler geliştirmek, evde oturmaktan kur-tulmak olarak belirlenmiştir.9. BELTEK 302-?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2? kursuna katılan her birkursiyerin kurs başında ve kurs sonunda öz-yeterlik değerlendirme durumunuortaya koymak için uygulanan Öz-Yeterlik Derecelendirme Ölçeği ile, her biryeterlik için öz-yeterlik duygusu ölçülmek istenmiştir. Bu değerlendirmede kur-siyerler, hazır bulunuşluk düzeylerine göre ; sektörde çalışmış/çalışmakta olan-lar, konuyla ilgili eğitim almış/almakta olanlar ve alana ilk kez girenler olmaküzere üç gruba ayrılmıştır. Buna göre eğitim öncesi ve eğitim sonrası öz-yeterlikduyguları beklendik şekilde artmıştır. Hatta, giriş yeterliği en az olanlar, girişyeterliği çok olanlara oranla daha fazla gelişim göstermişlerdir..Artış oranlarışöyledir:Sektör mensupları Giriş % 52 Çıkış % 85,5 Artış % 33,5Eğitimliler Giriş % 60,5 Çıkış % 85,6 Artış % 25,1Alan dışı olanlar Giriş % 26,8 Çıkış % 76,7 Artış % 49,510. BELTEK 302-Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım 2 kursuna katılanların birey-sel gelişimlerini gözlemek üzere düzenli olarak doldurulan ?Bireysel GelişimGözlem Formu?nda 13 bireysel, 8 grup süreci ölçütü kullanılmıştır. Yapılan de-ğerlendirme sonucunda, her bir bireyin ilgi alanıyla bağlı olarak az ya da çokbütün ölçütlerde gelişme gösterdiği görülmüştür.
|
This study aims to search the staff needs of offset printing industry; to plan an educa-tional programme using the `process? model proposed by adult education science inthe light of the detected needs.This research has two main aspects; namely, industrial and educational: The researchprocess which is related to the industrial aspect has been carried out at printing-housesin Ankara. The sample work group is a limited number of printing-houses. The mainaim of the industry research is to analyze the present and future staff needs of print-ing-houses in Ankara which deal with offset printing. The educational aspect of theresearch has taken place in the course ?Computer Assisted Graphic Design-2? whichis one of the courses which is a coordinated educational course system carried out bycooperation of Ankara Municipality and Gazi University Faculty of Technical Educa-tional. The universe of the study is composed of the people who attended all thecourses in the field of printing. The work groups are composed of 58 attendants whoattended ?Computer Assisted Graphic Design-2? starting on 5 May 2001 and attendedregularly throughout three terms.In order to collect information, at the first step of the research, a questionnaire whichhas been designed to diagnose the needs for staff in the printing sector in Ankara hasbeen used.At the second phase which is constructed on an applied research period, a self-proficiency grading scale to identify the features and the success of applicants, an in-formation about the applicants, an individual improvement observation form, a suc-cess assessing form, and formal and informal interviews have been the main datagathering devices. Moreover, related to the process, the diary (a note keeping deviceabout the course) is an important data gathering device.In the data analysis process of the research, apart from objective analysis methods, thetechniques of descriptive statistics such as percentage, standard deviation, correlationand t-test have also been used. The main finding of the research is that the educationalactivities of printing in Turkey take place without taking social, institutional and indi-vidual needs into consideration, and that the methods and principles proposed by an-dragogic approach can successfully be applied to a bringing up programme designedfor adults who will work in ofset printing industry.
|
GÜLSÜM GÜLNAZ GÜLTEKİN
|
205202
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2004
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lJkUSrcGbOmLdl-B_TirGw7hUYpzcGDL0KfWk_pwezoc
|
./data/pdfs/205202.pdf
| 1,469,939
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.747457
|
2025-06-09T17:25:48.630953
|
2025-06-10T17:37:09.699526
|
2025-06-11T00:18:46.937705
|
|
215972
| 37
| 172
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9483700394630432,
"polygon": [
[
1185,
1740
],
[
1187,
278
],
[
117,
276
],
[
115,
1739
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9154601097106934,
"polygon": [
[
1163,
238
],
[
1164,
193
],
[
1113,
192
],
[
1113,
237
]
]
}
]
}
|
Bozulmuş alanların ekolojik rehabilitasyonu ve İzmir-Belkahve yöresi taş ocaklarının ekolojik rehabilitasyonu üzerine bir araştırma / Ecological rehabilitation of degraded land and a research study on ecological rehabilitation of open pit stone mine sites at İzmir-Belkahve region
|
Bu Araştırma İzmir/Ankara Yolu Üzerinde Belkahve Mevkiinde Çimento malzemesi alımı amacıyla açık ocak yöntemiyle işletilen maden ocaklarında gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın amacı açık ocak işletmesi sonucu bozulan alanların İzmir-Belkahve'de bulunan açık ocak işletmeleri örneğinde irdelenerek araştırma alanında kullanımı uygun olan Peyzaj onarım tekniklerinin kullanılarak ekolojik rehabilitasyonuna yönelik çözüm önerisi sunmaktır.Araştırma konusu alanla ilgili doğal ve kültürel faktörler irdelenerek, çalışma sonucunda alanın ekolojik rehabilitasyonunu gerçekleştirilmesine yönelik proje örneği hazırlanmıştır.
|
This research was carried out on open pit mines, which were used to get cement raw material those are located at Belkahve region along the İzmir/Ankara highway.The aim of this study is to show an example about ecological restoration of degraded lands in the case of Open pit quarries which are located at İzmir-Belkahve region by using suitable landscape restoration techniques.The Natural and Cultural factors of study area were examined and as a conclusion an example ecological rehabilitation Project of study area was produced.
|
ERDEN AKTAŞ
|
215972
|
Ege Üniversitesi
|
Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
|
2008
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-S5hRCD7QORWFnxHBKuOzLaKK6hnqnhoW0hc4pDA80C-
|
./data/pdfs/215972.pdf
| 18,075,047
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.240121
|
2025-06-09T17:26:23.251389
|
2025-06-10T17:37:09.724921
|
2025-06-11T00:18:47.158761
|
|
735349
| 5
| 118
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.888641357421875,
"polygon": [
[
1506,
139
],
[
1507,
90
],
[
1452,
89
],
[
1451,
138
]
]
},
{
"class": "Diğer",
"confidence": 0.5571825504302979,
"polygon": [
[
1505,
646
],
[
1505,
257
],
[
303,
256
],
[
303,
645
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.2682148516178131,
"polygon": [
[
271,
1861
],
[
1465,
1852
],
[
1455,
501
],
[
261,
509
]
]
}
]
}
|
Kısa süreli mınosiklin uygulamasının ventilasyonun farklı şiddetlerdeki hipoksiye aklimatizasyonu oluşumuna etkisinin sıçan beyin sapında nukleus traktus solitarius bölgesinde araştırılması / Investigation of the effect of short term minocycline administration on ventilatory aclimatization to hypoxia in different sevirities in nucleus traktus solitarius region on the brainstem of the rat
|
Merkezi sinir sistemindeki nöron-glia iletişimi, beyin sapının solunum kontrol merkezlerinde nöral sinyal mekanizmasının önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkmaktadır. Hipoksi sonrasında gelişen inflamasyonun oluşumunda glia hücreleri etkilidir. Minosiklin, glial hücre aktivasyonunu etkileyerek Ventilasyonun Hipoksiye Aklimatizasyonunu (VAH) bloke eder. VAH, normoksiye döndükten sonra da devam eden ve hem merkezi sinir sistemi solunum merkezlerinde hem de periferik kemoreseptörlerde plastisiteyi içeren ventilasyonda zamana bağlı artıştır. Sıçan beyin sapında minosiklin uygulamasıyla inflamasyonu baskılayarak glia hücrelerinin VAH üzerindeki rolünü araştırdığımız çalışmamızın amacı farklı hipoksik model ve şiddetlere maruz kalınması sonucu oluşan ventilatuar nöroinflamasyonun medulla üzerinde bulunan nükleus traktus solitarius (NTS)'de oluşumunu minosiklinin nasıl ve hangi yollarla etkileyeceğinin test edilmesidir.
Bu çalışmada, 48 adet Sprague Dawley cinsi erişkin erkek sıçan kullanıldı. Denekler Orta Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (OşASH), Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (şASH), Orta Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (OşKSH), Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (şKSH) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Her grupta Saline (SA) uyggulaması ve minosiklin (MİN) uygulaması yapılmak üzere iki alt gruba ayrılarak toplamda 8 grup oluşturuldu. Akut Sürekli Hipoksi grubu (OşASH ve şASH) sıçanlar normabarik oda içerisinde %21 O₂ seviyesine (3 gün), Kronik Sürekli Hipoksi grubu (OşKSH ve şKSH) sıçanlar ise %13 ve %10 O₂ seviyesine (3 gün) maruz bırakıldılar. MİN ve SA gruplarında 3 günlük süreçte her gün ilaç dozları uygulandı. ASH ve KSH grupları için farklı protokoller uygulanarak bütün vücut pletismografisi cihazı ile ventilasyon, solunum frekansı ve tidal volüm ölçümleri yapıldı. Deney sonrasında beyin sapı dokusunda mikroglia ve astrosit ekspresyonları immünofloresan boyama yöntemi kullanılarak incelendi.
Beyin sapı dokusunda yapılan incelemelerde MİN uygulaması yapılan gruplarda SA uygulması yapılan gruplara göre mikroglia ekspresyonunda azalış tespit edilirken astrosit miktarında da gerçekleşen azalışın daha az yoğunlukta olduğu bulundu. Solunum parametreleri değerlerininde bu bulguları desteklediği görüldü.
Sonuç olarak, sürekli hipoksi ile nöral plastisitede ve VAH oluşumunda glia hücrelerinin önemli bir rolü olabiceği tespit edildi. Bu olay hipoksi ve inflamasyonun kombine edildiği ortak klinik senaryolarda, örneğin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)'ın şiddetlenmesinde veya yoğun bakım ünitelerinde sepsisten akut respiratuar distres sendromuna (ARDS) kadar geniş bir klinik alanda kullanılan mekanik ventilasyon tedavisinin sonlandırılmasından sonra ortaya çıkabilecek solunum yetmezliği gibi sorunlarda uygulanacak tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Beyin sapı; Hipoksi; HVR; Minosiklin; Nöroplastisite.
|
Neuron-glia communication in the central nervous system emerges as an important component of the neural signaling mechanism in the respiratory control centers of the brainstem. Glial cells are effective in the formation of inflammation that develops after hypoxia. Minocycline blocks the Ventilatory Acclimatization to Hypoxia (VAH) by affecting glial cell activation. VAH is a time-dependent increase in ventilation that persists after return to normoxia and includes plasticity in both the central nervous system respiratory centers and peripheral chemoreceptors. The aim of our study, in which we investigated the role of glia cells on VAH by suppressing inflammation with the application of minocycline in the rat brainstem, is to test how and in which ways minocycline will affect the formation of ventilatory neuroinflammation in the nucleus tractus solitarius (NTS) located on the medulla, as a result of exposure to different hypoxic models and severities.
In this study, 48 Sprague Dawley adult male rats were used. Subjects were divided into 4 groups as Moderate Acute Sustained Hypoxia (OşASH), Severe Acute Sustained Hypoxia (şASH), Moderate Chronic Sustained Hypoxia (OşKSH), and Severe Chronic Sustained Hypoxia (şKSH). Each group was divided into two subgroups with Saline (SA) application and Minocycline (MIN) application, and a total of 8 groups were formed. Rats in the Acute Sustained Hypoxia group (OşASH and şASH) were exposed to 21% O₂ (3 days) in the normabaric chamber, while the Chronic Sustained Hypoxia group (OşKSH and şKSH) rats were exposed to 13% and 10% O₂ (3 days). In the MIN and SA groups, drug doses were administered every day for a 3-day period. Ventilation, respiratory frequency and tidal volume measurements were made with a whole body plethysmography device by applying different protocols for the ASH and KSH groups. After the experiment, microglia and astrocyte expressions in the brainstem tissue were examined using immunofluorescence staining method.
In the examinations made in the brainstem tissue, it was found that while a decrease in microglia expiration was detected in the groups with MIN application compared to the groups in which SA application was made, the decrease in the amount of astrocyte was found to be less intense. Respiratory parameters were found to support these results.
In conclusion, it was determined that glia cells may have an important role in neural plasticity and VAH formation with sustained hypoxia. This condition contributes to the development of treatment methods to be applied in common clinical scenarios where hypoxia and inflammation are combined, for example, in the exacerbation of Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) or in problems such as respiratory failure that may occur after the termination of mechanical ventilation therapy, which is used in a wide clinical area from sepsis to acute respiratory distress syndrome (ARDS) in intensive care units.
Keywords: Brainstem; HVR; Hypoxia; Minocycline; Neuroplasticity
|
HATİCE TANRIVERDİ
|
735349
|
Erciyes Üniversitesi
|
Fizyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=kScA8XnrRb0WogX-qPGFko-jHiIVAcc0300kYc_igf2RFVrR-rXGAb_udOGktLXD
|
./data/pdfs/735349.pdf
| 3,628,103
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.481401
|
2025-06-09T17:30:39.475972
|
2025-06-10T17:37:10.124757
|
2025-06-11T00:18:47.365121
|
|
280581
| 98
| 328
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9419402480125427,
"polygon": [
[
1567,
2253
],
[
1568,
224
],
[
188,
223
],
[
186,
2252
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8959081768989563,
"polygon": [
[
1519,
138
],
[
1521,
90
],
[
1465,
89
],
[
1464,
136
]
]
}
]
}
|
Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia bölgelerinin dağları / The mountains of the regions of Cappadocia, Pontus, Paphlagonia and Cilicia
|
Anadolu Yarımadası'nın topografyasını, batıda Ege sahillerinden başlayarak doğuya doğru Hindistan sınırlarına kadar ulaşan dağ silsileri belirler. Güneyde Taurus diye bilinen heybetli dağlar yükselir. Kuzeyde, Kuzey Anadolu Dağları yarımadayı çevrelemektedir. Sadece birkaç noktadan geçit imkanı sunan bu dağlar Karadeniz'e paralel bir şekilde doğu-batı istikametinde ilerler. Karadeniz'den yükselen yağmur bulutlarını tutan bu dağlar bölgenin ılıman havasının da sayesinde sık ormanlarla kaplıdır. Güneyde ise manzaraya Tauros Dağları' hakimdir. Dağın gerisinde Toroslar'dan gelip kuzeydoğuya doğru bir yay çizerek ilerleyen Doğu Anadolu yüksek platosuna karışan Güneydoğu Torosları zinciri yer alır. Bu dağ silsilesi Mezopotamia ve Kilikia nehir platoları arasında bir set oluşturur. Anadolu yarımadasının iç kesimi ise derin bir havzadır. Güneydeki Tauros silsilesinin en önemli kısmını Amanos Dağları oluşturur. Dağlar sayesinde birbirinden farklı iklim özelliklerine sahip olan Anadolu yarımadası eşsiz coğrafi konumunun yanı sıra akarsuları, gölleri, yer altı/üstü zenginlikleriyle yerleşime son derece elverişli koşullar sunarak en eski çağlardan itibaren birçok topluluk ve kavmi kendisine çekmiştir. Birbirlerinin peşi sıra gelen sayısız kültür grupları kendilerinden önceki kültürlerden etkilenmiş, kendilerinden sonrakileri de etkilemiştir.Dağlar Anadolu'nun siyasi ve ekonomik tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Antik kaynaklar; nümizmatik ve epigrafik veriler sayesinde, topografyayı belirleyen sarp dağların burada yeşeren kültürler üzerinde belirleyici etkileri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Karadeniz ve Akdeniz Dağları'nda yaşayan kavimler pek çok antik yazar tarafından vahşi olarak nitelendirilmiş ve onları kontrol altına almak için üzerlerine seferler düzenlenmiştir. Bununla birlikte söz konusu kavimler yaşadıkları arazinin sağladığı koşullardan dolayı çoğu zaman düşmanlarını bertaraf edebilmişlerdir. Bu dağlık coğrafyayı ele geçirmeyi başaranlar ise kimi zaman zengin maden yataklarına, kimi zaman da donanma oluşturmak için zengin sedir ormanlarına sahip olmuşlardır. Bu elverişli koşullar nedeniyle buralara sahip olanlar Anadolu kıyıları boyunca seyreden deniz ticaretinin yanı sıra yarımada içlerinden devam eden kara ticaretini de kontrol altında tutabilmişlerdir. Bu dağlık arazi her ne kadar engebeli bir topografyaya sahipse de verimli ovaları sayesinde sakinlerine yaşamlarını idame ettirmek için gerekli ihtiyaç malzemelerini bahşetmiştir.Dağlar civarlarında yaşayan halkların dinsel inançlarında da önemli bir rol oynamıştır. Nitekim yüceliklerinden dolayı saygı gören dağlara kutsal bir çok anlam yüklenmiş ve bunlar çoğu zaman tanrılaştırılmışlardır. Öyle ki, dağlar sikke tipi olarak sıkça kullanıldıkları gibi plastik sanat eserlerinde de işlenmişlerdir.Bu tez kapsamında Anadolu tarihi açısından bu denli öneme sahip dağlar Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia bölgeleri özelinde ve antik kaynaklar; nümizmatik, epigrafik ve arkeolojik veriler ışığında irdelenmiştir
|
Mountain ranges starting in the west from the Aegean coast and reaching eastwards to the Indian border modify the topography of the Anatolian peninsula. In the south rise the tremendous mountains known as Taurus, while North Anatolian Mountains surrounds the peninsula in the north,. These mountains providing passes at only a few points lie parallel to the Black Sea in the east-west direction. These mountains that keep rain clouds rising from the Black Sea thanks to its temperate climate are covered with thick forests. The Tauros Mountains command the landscape at the south. Behind these mountains is located the southeastern Taurus range which extends to northeast and joins East Anatolian High Plateau. These mountain ranges create a set between the Cilician and Mesopotamian river plateaus. The inner part of the Anatolian peninsula is a deep basin. The most important part of the southern Tauros range constitutes the Amanos Mountains. Numerous cultural groups which flourished one after the other were influenced by the former cultures and were also affected latter ones.Mountains play an important role for the political and economic history of Anatolia. Through the testimony of the literary sources, numismatic and epigraphic evidence is understood that steep mountains determining the topography have a decisive influence on the flowering of the cultures. Indeed, tribes who lived at the Black Sea and Mediterranean mountains has been called as wild by many ancient writers. Owing to that fact many expedition were held to get them under control. However, these tribes were often able to eliminate their enemies due to the conditions of their land. Those who managed to take over this mountainous region became the owner of sometimes rich mineral deposits, sometimes a rich cedar forests to create a navy. Because of these favorable conditions the holders of these regions, as well as maritime trade along the coasts of the Anatolian peninsula, were also able to keep ongoing land trade under control. Although this mountainous terrain has a hilly topography, through the fertile plains has been granted the necessary supplies to their residents to maintain their lifeMountains also played an important role for religious beliefs of the inhabitants of the surroundings. In fact, the mountains having been respected because of their greatness had a many sacred meanings and were often deified. Therefore, the mountains are heavily used as a plastic type on coins, in other words they had been also used in works of art.In this thesis mountains playing so important a role in the history of the Anatolia were investigated in the frame of Cappadocian, Pontic, Paphlagonian and Cilician regions in the light of literary sources; numismatic, epigraphic and archaeological evidence.
|
GÜLCAN ŞAROĞLU
|
280581
|
Akdeniz Üniversitesi
|
Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Ana Bilim Dalı
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXhBFQX-pHgH5H_fPo8EDmV6dV9Gev3VNcBlWXo4udT9B
|
./data/pdfs/280581.pdf
| 8,308,672
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.213837
|
2025-06-09T17:21:38.729408
|
2025-06-10T17:37:10.696605
|
2025-06-11T00:18:48.050353
|
|
657874
| 63
| 169
|
{
"labels": [
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9534292221069336,
"polygon": [
[
1245,
1467
],
[
1256,
794
],
[
517,
782
],
[
506,
1454
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9395569562911987,
"polygon": [
[
275,
715
],
[
1496,
714
],
[
1495,
232
],
[
275,
233
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8725968599319458,
"polygon": [
[
911,
2224
],
[
911,
2172
],
[
854,
2172
],
[
854,
2223
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8472481369972229,
"polygon": [
[
1035,
1535
],
[
1035,
1482
],
[
708,
1482
],
[
708,
1535
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.8131112456321716,
"polygon": [
[
1520,
1787
],
[
1520,
1599
],
[
260,
1598
],
[
260,
1787
]
]
}
]
}
|
Erken çocukluk çürüğü olan çocuklarda bakteri florasının incelenmesi ve flor vernik uygulamasının bakteri florasına olan etkisinin değerlendirilmesi / Investigation of bacterial flora in early childhood caries and evaluation of the effect of fluoride varnish application on bacterial flora
|
Giriş ve Amaç: Erken çocukluk çürüğü, çocukların yaşamlarını ve ailenin farklı yönlerini etkileyebilen en yaygın kronik hastalıklarından biridir. Farklı flor preparatları kullanmak, hastalığı önlemenin en etkili yollarından biridir. Flor verniği, profesyonel olmayan kişiler tarafından bile uygulanabilen topikal bir ajandır. Bu çalışmada; erken çocukluk çürüğü olan çocuklarda oral flora bakterilerinin PCR metodu ile araştırılması, flor vernik uygulamasından önceki ve sonraki oral bakterileri sayılarının karşılaştırılarak flor verniğin antibakteriyel etkinliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Mustafa Kemal Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı ile Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'nda yapılmıştır. Çalışmaya MKÜ Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Dişhekimliği Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran yaşları 2-6 arasında değişen, erken çocukluk çağı çürüğü tanısını almış 30 hasta çalışma grubu ve çürüksüz 30 hasta kontrol grubu olmak üzere toplam 60 hasta dahil edildi. Hastalar bir pedodontist tarafından dmft/dmfs indexi kullanılarak muayene edildi. Plak ve tükürük örnekleri alınarak flor verniği uygulandı. 6 hafta sonra tekrar çağrılarak hastalardan yine plak ve tükrük örnekleri toplandı. Hastalardan alınan tükürük ve plak sürüntü örnekleri konvansiyonel kültür yöntemleri kullanılarak ve gerektiğinde Vitek-2 (bioMeuriux, France) otomatize sistemleri yardımıyla tiplendirmeleri yapıldı. Ayrıca hastalardan alınan örneklerden mikroorganizma tür tayinleri ve mikroorganizma kantitasyonları da gerçekleştirildi. Çalışmada hastalardan izole edilen S.mutans kökenlerinde gtfD, gtfT gtfK gtfP gtfR ve gtfG kullanılarak PCR yöntemi ile S.mutans izolatların subtiplemeleri yapıldı. Ayrıca, çalışmada aşağıdaki gtfB geni amplifikasyonunu takiben S.mutans kökenlerinde S.mutans izolatları subtiplerinin RFLP yöntemi ile belirlenmesi için HaeIII restriksiyon enzimi ile kesimi yapılarak RFLP yöntemi ile subtiplerinin tanımlamaları yapıldı. Veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edildi.
Bulgular: S. mutans, çürüklü (çalışma grubu) ve çürüksüz (kontrol grubu) tüm bireylerde bulundu. Flor uygulamasından sonra S. mutans ve laktobasil sayılarında anlamlı düşüş gözlendi.
Sonuç: Flor vernik uygulamasının EÇÇ'nin önlenebilmesi açısından etkili bir ajan olduğu sonucuna varıldı. Çürüklü (çalışma grubu) hastalarda çürüksüz (kontrol grubu) hastalara kıyasla S. sorbinus görülme oranı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Ancak S. sobrinus'un diğer bakterilerle birlikte bulunması ile çürük oluşumu ve gelişimi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.
Anahtar kelimeler: EÇÇ, S. mutans, flor, PCR
|
Background and Aim: Early childhood caries is one of the most prevalent chronic diseases in children that affect their life and their family in different aspects. Using different types of fluoride is one of the most effective ways of preventing the disease. Fluoride varnish is a topical fluoride product which could use in the community even by non-professionals. This study is aimed to investigate the antibacterial activity of fluoride by comparing oral bacterial counts before and after fluoride varnish application by investigating oral flora bacteria in early childhood caries by PCR method.
Materials and Methods: This study was carried out at Mustafa Kemal University Faculty of Dentistry Department of Pediatric Dentistry and Mustafa Kemal University Faculty of Medicine Department of Medical Microbiology. A total of 60 preschool children aged 2-6 participated in the study; 30 patient with ECC as the study group and 30 caries-free as the control group. Subjects were examined by a pediatric dentist using dmft/dmfs index. Plaque and saliva samples were collected from patients and then fluoride varnish was applied. After 6 weeks, the patients were recalled and samples of plaque and saliva were collected again. Specimens of saliva and plaque samples from patients were typed using conventional culture methods and if necessary with the aid of Vitek-2 (bioMeuriux, France) automated systems. In addition, microorganism species determinations and microorganism quantifications were also performed from the samples taken from the patients. Subtyping of S. mutans isolates was made by PCR using the gtfD, gtfT, gtfK, gtfP, gtfR and gtfG in S. mutans isolates isolated from patients in the study. In addition, in the study, subtypes identification was performed by RFLP method by cutting with HaeIII restriction enzyme to determine the subtypes of S. mutans isolates in S. mutans strains by the RFLP method following the amplification of the gTFB gene. The data were analyzed using SPSS software.
Results: S. mutans were found in all individuals of study and control groups. Statistically significant reduction in S. mutans and lactobacillus counts in plaque and saliva samples was seen 6 weeks after fluoride varnish application.
Conclusion: It was observed that fluoride varnish was an effective agent in terms of prevention of ECC. The incidence of S. sobrinus was found to be significantly higher in the study group compared to the control group. However, the presence of S. sobrinus with other bacteria was not statistically significant between caries formation and development
Keywords: ECC, S. mutans, S. sobrinus, fluoride, PCR
|
EZGİ MERİÇ
|
657874
|
Mustafa Kemal Üniversitesi
|
Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı
|
2017
|
Türkçe
|
Diş Hekimliği Uzmanlık
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wf-FPgY-5qjHEzEoOgvMs_vLXm1ip45wC6703rIndWadmoIPACMOGqmUlzQ7IDrz
|
./data/pdfs/657874.pdf
| 4,893,888
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.181497
|
2025-06-09T17:26:22.101358
|
2025-06-10T17:37:11.803494
|
2025-06-11T00:18:48.329199
|
|
492750
| 69
| 78
|
{
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.9571229219436646,
"polygon": [
[
1498,
2114
],
[
1501,
284
],
[
270,
281
],
[
266,
2111
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.846490204334259,
"polygon": [
[
872,
2245
],
[
873,
2198
],
[
814,
2196
],
[
813,
2244
]
]
}
]
}
|
Selülaz enzim kompleksinin manyetik partiküllere immobilizasyonu / Immobilization of cellulase enzyme complex to magnetic particles
|
Son yıllarda manyetik nanopartiküllerin enzim immobilizasyonunda destek materyali olarak kullanılmasına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada destek materyali olarak birlikte çöktürme yöntemiyle sentezlenen manyetit (Fe3O4) kullanılarak, selülaz enzim kompleksinin kovalent olarak immobilizasyonu gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen manyetik nanopartiküllerin üzeri silisyum ile kaplanarak manyetik nanopartiküllerin stabilizasyonu sağlanmıştır (A-MNP). Yüzey modifikasyonu APTES ile yapılan manyetik nanopartiküller gluteraldehit ile aktifleştirilmiş (G-MNP) ve ardından selülaz enzimi immobilize edilmiştir (E-MNP). MNP, A-MNP, G-MNP ve E-MNP'nin karakterizasyonu için SEM, EDX, FTIR analizleri yapılmıştır. Sentezlenen MNP'lerin ortalama boyutunun 200 nm olduğu bulunmuştur. Serbest ve immobilize selülaz enzimlerinin optimum aktivite gösterdiği sıcaklık 70 ℃ ve optimum pH değerleri serbest enzim için 5 ve immobilize enzim için 4,8 olarak belirlenmiştir. Enzim sıcaklık stabilitesinin belirlenmesi amacıyla, serbest ve immobilize selülaz enziminin 60 ℃ sıcaklıkta 5 saat boyunca yürütülen sıcaklık stabilite çalışmaları sonucunda serbest ve immobilize selülaz enziminin sırasıyla % 29,9 ve % 38 oranında aktivitesini korunduğu belirlenmiştir. Farklı substrat derişimlerinde ölçülen aktiviteler sonucu serbest selülaz enzimi için Km, Vmax değerleri sırasıyla 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk, immobilize selülaz enzimi için ise 23,64 mg/ml , 108,69 μmol/ml.dk olarak CMC aktivite ölçümü ile 4. döngünün sonunda enzim aktivitesinin % 20 oranında korunduğu belirlenmiştir. Depolama stabilitesi çalışmaları sonucunda kalan % bağıl aktivite oranları serbest ve immobilize selülaz enzimi için sırasıyla % 73.3 ve % 91.2 olarak belirlenmiştir. Fiziksel ve kimyasal ön işlem gören atık gazete kağıtlarının serbest ve immobilize selülaz enzimi ile 48 saat boyunca süren enzimatik hidroliz işlemi sonucunda elde edilen % şeker verimleri, serbest selülaz enziminde, 0,25 g atık gazete kağıdı için % 10,2 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 8,19, immobilize selülaz enziminde ise 0,25 g atık gazete kağıdı için % 3,87 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 3,27 olarak belirlenmiştir.
|
In recent years there has been an increasing interest in the use of magnetic nanoparticles as support material in enzyme immobilization. In this study, covalent immobilization of cellulase enzyme complex was carried out by using magnetite (Fe3O4) synthesized by co-precipitation method as support material. The synthesized magnetic nanoparticles were coated with silane to stabilize the magnetic nanoparticles (A-MNP). Surface modification The magnetic particles coated with APTES were activated with glutaraldehyde (G-MNP) followed by cellulase enzyme immobilization (E-MNP). SEM, EDX. FTIR analyzes were used for the characterization of MNP, A-MNP, G-MNP and E-MNP. The approximate size of MNPs was found to be 200 nm. Maximum activity of free and immobilized cellulase enzymes was determined at 70 °C. The optimum pH values were 5 and 4,8 for immobilized enzyme, free enzyme, respectively. Residual enzyme activity was determined as 29,9 % and 38 % for free and immobilized cellulase enzymes, respectively, after 5 hours at 60 °C. The cellulase activities measured at different substrate concentrations. Km, Vmax values were calculated as 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk and 23,64 mg/ml, 108,69 μmol/ml.dk for free and immobilized cellulase enzyme, respectively. To investigate the reusability of the immobilized cellulase enzyme, the CMC method was used and it was determined that enzyme activity was maintained at 20% at the end of the 4th loop. The stability of free and immobilized cellulase enzymes was determined to be 73.3 % and 91.2 %, respectively, at the end of 20 days at 4 °C. The sugar yields obtained by the enzymatic hydrolysis of the physically and chemically pretreated waste papers with the free and immobilized cellulase enzyme for 48 hours. Glucose yields were found as 10,2 % for 0,25 g waste newspaper and 8,19 % for 0,5 g waste newspaper for free enzyme. Glucose yields were found as 3,87 % for 0,25 g waste newspaper and 3,27 % for 0,5 g waste newspaper in the immobilized cellulase enzyme.
|
HİLAL DAL
|
492750
|
Fırat Üniversitesi
|
Biyomühendislik Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZi_dtd3GDUKzRl1a03WhOCADEZ_G_kZVxjZHnT6Q5d1n
|
./data/pdfs/492750.pdf
| 2,558,811
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.001933
|
2025-06-09T17:23:34.769137
|
2025-06-10T17:37:12.020893
|
2025-06-11T00:18:48.459466
|
|
385822
| 15
| 135
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8653869032859802,
"polygon": [
[
875,
2205
],
[
876,
2164
],
[
816,
2163
],
[
816,
2205
]
]
},
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.8586540818214417,
"polygon": [
[
1406,
2166
],
[
1411,
387
],
[
293,
384
],
[
288,
2163
]
]
}
]
}
|
Hemodiyaliz ünitesinde hizmet kalitesi ölçümü (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi örneği) / Measurement of servi̇ce quali̇ty in hemodialysis unit: An example in Ege University Medi̇cal Faculty Hospital
|
Çok yönlü ve büyük değişimlerin yaşandığı ve rekabetin gittikçe arttığı günümüzde, işletmelerin de bu değişim ve gelişmelere ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu rekabet ortamında; sağlık işletmeleri, varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla verdikleri hizmetin kalitesini de sürekli olarak geliştirmek zorundadırlar. Sağlık işletmeleri, gerek kalite iyileştirme çalışmalarına başlamadan önce mevcut düzeyi tespit etmek ve gerekse bir takım iyileştirmeler sonucundaki değişiklikleri öngörebilmek amacıyla, müşteri beklenti ve algıları üzerine çalışmalar yapmak zorundadırlar.
Bu çalışmada hastane hizmetlerine adapte edilmiş SERVQUAL ölçeği kullanılarak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hemodiyaliz Birimi' nde hizmet alan hastaların, sunulan hizmetleri değerlendirmesiyle algılanan hizmet kalitesi düzeyleri ölçülmüş daha sonra söz konusu hizmet kalitesinin bağımsız değişkenler açısından nasıl algılandığı istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bağımsız değişenler; hastanenin kalitesi ile ilgili hizmet alanların genel değerlendirmesi, problem yaşama durumu açısından, hastalığın akut veya kronik olma durumu, cinsiyet, medeni hal, eğitim düzeyi, yaş grupları ve hastalık süresine göre yapılan istatistiksel analizlerden oluşmaktadır.
Anahtar kelimeler : Sağlık İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Hemodiyaliz, SERVQUAL.
|
Versatile and is experiencing great change and an increasingly competitive today, businesses also need to adapt to these changes and developments. In this competitive environment; health enterprises, the quality of the services they provide in order to survive they must constantly improve. Health businesses, need to determine the current level before starting work and quality improvement in order to anticipate the changes in the results as well as a number of improvements, they have been working on customer expectations and perceptions.
This study using hospital services to the adapted SERVQUAL scale, Ege University Medical Faculty Hospital Hemodialysis Unit 'in the service area of the patient, the service evaluation with perceived service quality levels are measured, then how it is perceived in terms of the arguments of the said service quality were analyzed statistically. Independent covariates; overall assessment of the relevant service areas with the hospital's quality, in terms of problems living condition, acute or state of being chronic diseases, sex, marital status, education level, carried out according to age and disease duration and consists of statistical analysis.
Key Words : Healt Care Organizations, Service Quality,
Hemodiyalisis SERVQUAL.
|
BURCU AYLİN BAYHAN
|
385822
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=sY7m19PfcL6F1NUw-cr80GLJA8cHbGU8qfhnN0ps20Gb1Linp5BsuXJ53lvJeSVC
|
./data/pdfs/385822.pdf
| 1,321,210
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.463579
|
2025-06-09T17:29:36.585295
|
2025-06-10T17:37:12.628178
|
2025-06-11T00:18:48.660854
|
|
205201
| 173
| 225
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9316517114639282,
"polygon": [
[
1519,
1923
],
[
1522,
197
],
[
249,
194
],
[
246,
1920
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8902146220207214,
"polygon": [
[
1462,
136
],
[
1463,
90
],
[
1399,
89
],
[
1399,
135
]
]
}
]
}
|
Bilişsel davranışçı yaklaşımla ve rol değiştirme tekniğiyle bütünleştirilmiş film terapisi uygulamasının işlevsel olmayan düşüncelere ve iyimserliğe etkisi / The effect of film therapy, integrated with cognitive behavioral approach and tegniqe of role reversal to dysfunctional thoughts and optimism
|
Bu araştırmanın amacı, bilişsel davranışçı yaklaşımla bütünleştirilmişfilm terapisi ve rol değiştirme uygulamasının üniversite öğrencilerinin işlevselolmayan düşüncelerinin azalmasında ve iyimserliklerinin artmasında etkiliolup olmadığının incelenmesidir.Çalışmaya Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Sınıföğretmenliği üçüncü sınıfına devam eden 36 öğrenci katılmıştır. AraştırmadaFonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ) ve Yaşam Yönelimi Testi(YYT) deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ve sonrasında ön test veson test olarak uygulanmıştır. Ön test ölçümlerinden sonra deney grubundayer alan 18 kişiyle 10 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşımlabütünleştirilmiş film terapisi ve rol değiştirme uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu süre içerisinde kontrol grubundaki 18 kişiyle placebo niteliğinde birçalışma yürütülmüştür.Deneysel işlemin sona ermesinden sonra ön test ve son testuygulamasından elde edilen verilerin analizinde 2x2 Split-Plot varyans analizitekniği kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan bireylerinişlevsel olmayan düşüncelerinde, kontrol grubuna göre anlamlı bir şekildeazalma ve deney grubundaki bireylerin iyimserliklerinde, kontrol grubunagöre anlamlı bir şekilde artma olduğu bulunmuştur.
|
The purpose of this research is to investigate the effect of film therapy,integrated with cognitive behavioral approach and technique of role reversal,on dysfunctional thoughts and optimism of undergraduate students. A total of36 undergraduate students, 18 for experimental group and 18 for control group,from University of Ankara, Department of Educational Sciences, participated inthis study. The dysfunctional thoughts and optimism were assesed by the?Dysfunctional Attitudes Scale (DAS)? and ?Life Orientation Test (LOT)?. Thesetwo scales were given to both experimantal and control groups as pre-test andlast-test. Given the pre-test results, film therapy, integrated with cognitivebehavioral appoach and techique of role reversal had lasted for 10 sessions onlyfor experimantal group. The placebo procedure was applied to the control groupsimultanesly. The data were analysed by applying in ANOVA of 2x2 Split-Plotdesign. TUKEY test was applied when the group differences arese.The results demostrated that dysfunctional thoughts of the participants inthe experimental groups were signifi cantly decreased and optimism wassignificantly increased in the same group compared to the control group.
|
ESİN UÇAK ŞİMŞEK
|
205201
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2003
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lHZC7dZXBq4-kf3qsPWXV6XI6b0t9LN5YZ9giln2ILhr
|
./data/pdfs/205201.pdf
| 1,053,734
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.705448
|
2025-06-09T17:21:35.991977
|
2025-06-10T17:37:13.916485
|
2025-06-11T00:18:48.894800
|
|
608322
| 110
| 175
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9469537734985352,
"polygon": [
[
1452,
1975
],
[
1476,
282
],
[
180,
264
],
[
156,
1957
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8708532452583313,
"polygon": [
[
895,
2300
],
[
896,
2251
],
[
834,
2250
],
[
833,
2299
]
]
}
]
}
|
Günümüz sinema filmi tanıtım sürecinde üretilen film afiş türleri / Film poster genres produced during current cinema film promotion process
|
Bu çalışmada Türk sinema sektöründe filmlerin tanıtım sürecinde yer alan ancak daha önce yazılı bir kaynakta sınıflandırılması yapılmamış afiş türlerinin belirlenmesi ve tanımlarının yapılması amaçlanmıştır.
Çalışmanın birinci bölümünde, afişin tanımı, tarihçesi ve öncüleri ele alınmıştır. İlk tasarım örnekleri olan mağara duvarlarına yapılan çalışmalar ve dünya tarihindeki ilk afiş çalışması işlenmiştir. İkinci bölümde afişin tarihçesi, gelişimi ve türleri işlenmiştir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde sinemada afiş tarihi ve sinema afiş tasarım öncüleri konu alınmıştır. Sinemada afiş tasarım öğeleri, renk, tipografi ve ana görsel başlıkları altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde sinema filmi tanıtım süreci ve bu süreç içerisinde afişin yeri işlenmiştir. Tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afişleri bu bölümde tanımlanmış ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca tanıtım sürecinde afişin önemi ve bu süreçte bir film için tasarlanan afiş türleri tanımlanmıştır. Uygulama kısmında tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afiş türleri için afiş üretimi yapılmıştır.
|
In this study, it is aimed to identify and define the types of posters which are included in the promotion process of films in Turkish cinema sector but which have not been classified in a written source before.
In the first part of the study, the definition, history and pioneers of the poster are discussed. The first examples of design are the cave walls and the first poster work in the history of the world. In the second part, the history, development and types of the poster are discussed.
In the third part of the study, poster poster history and pioneers of cinema poster design are discussed. Poster design elements in cinema were examined under color, typography and main visual titles. In the fourth chapter, the introduction process of the cinema film and the place of the poster in this process are discussed. The movie posters that emerged during the promotion process are described in this section and explained with examples. In addition, the importance of posters in the promotion process and the types of posters designed for a film were defined. In the application part, banners were produced for the types of film posters that appeared during the promotion process.
|
ONUR KULAKOĞLU
|
608322
|
Gazi Üniversitesi
|
Yeni Medya Ana Sanat Dalı
|
2020
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBij-no_VnvnxN9qd5u6icb1oxTl5NfT1D9lBhPfhLekl
|
./data/pdfs/608322.pdf
| 11,570,076
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.482592
|
2025-06-09T17:21:35.989951
|
2025-06-10T17:37:13.917752
|
2025-06-11T00:18:49.424233
|
|
534038
| 248
| 272
|
{
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.8792922496795654,
"polygon": [
[
1484,
2045
],
[
1491,
248
],
[
275,
244
],
[
269,
2040
]
]
}
]
}
|
Algılanan örgütsel kimliğin ve içsel-dışsal güdülenmenin rol içi ve rol dışı performansa etkileri : Konya Ovası projesi bölgesi üniversitelerinde bir araştırma / The impact of perceived organizational identity and internal-external motivation on in-role and extra-role performance: A research in universities of Konya Plain project region
|
Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel kimliğin rol içi ve rol dışı performansa olan etkisini incelemek ve bu süreçte güdülenmenin rolünü araştırmaktır. Bu amaçla araştırmaya Konya Ovası Projesi Bölgesi Üniversitelerinde çalışan 592 akademik personel katılmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleriyle incelenmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki dolaylı ve doğrudan etkilerin belirlenmesi için aracılık testleri yapılmıştır. Sonuçlar, örgütsel kimliğin alt boyutlarından biri olan duygusal bağlılığın rol içi ve rol dışı performansı arttırdığını göstermiştir. Diğer alt boyutlar olan kendi kendine kategorizasyon, uyum/örtüşme düzeyi ve davranışsal katılım alt boyutlarının performans üzerinde önemli bir etkisi ise bulunamamıştır. Örgütsel kimlikle güdülenme arasındaki etkilerle ilgili olarak uyum/örtüşme düzeyi, yansıtılmış güdülenmeyi; davranışsal katılım yansıtılmış güdülenmeyi; duygusal bağlılık ise içsel, tanımlanmış ve içselleştirilmiş güdülenmeyi arttırmıştır. Duygusal bağlılık güdülenmemeyi azaltmıştır. Güdülenme ve performans arasındaki etkiler konusunda içsel güdülenme, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol içi performansı arttırmıştır; tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenme rol dışı performansı arttırmış, güdülenmemeyi ise azaltmıştır. Bunun yanında duygusal bağlılığın rol içi performansı etkilemede içsel güdülenmenin, tanımlanmış güdülenmenin, içselleştirilmiş güdülenmenin ve güdülenmemenin aracılık etkileri vardır. Duygusal bağlılık alt boyutunun rol dışı performansı etkilemede ise, tanımlanmış güdülenme ve içselleştirilmiş güdülenmenin aracılık etkileri vardır. Örgütsel kimlik, güdülenme ve performans arasındaki ilişkiyi alt boyutlarıyla birlikte ilişkisini ilk kez ele alan bu çalışma gelecekteki araştırmalar için örgütsel kimlik-performans bağlantısını keşfetmek için bir temel oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Örgütsel Kimlik, İçsel ve Dışsal Güdülenme, Rol İçi ve Rol Dışı Performans.
|
The main purpose of the thesis is to examine the effects of organizational identity on in-role and extra-role performance and to explore the role of motivation in these process. For this purpose, a total of 592 academic staff from the universities in the Konya Plains Project Region have participated in the research. The relationship between study variables was investigated by correlation and hierarchical regression analyses. In addition, mediation tests were conducted for determining the direct and indirect effects among variables. The results showed that affective-attachment which is one of the sub-dimensions of organizational identity increase in-role and extra-role performance. We couldn't find any significant effects of other sub-dimensions i.e. self-categorization, goodness of fit, and behavioral involvement on in-role and extra-role performance. Concerning the effects between organizational identity and motivations, goodness of fit increased introjected motivation; affective-attachment increased intrinsic, identified and integrated motivation, and decreased amotivation; behavioral involvement increased introjected motivation. Regarding the effects between motivation and performance, intrinsic, identified and integrated motivation increased in-role performance; identified and integrated motivation increased extra-role performance, and decreased amotivation. Moreover intrinsic, identified, integrated motivation and amotivation have mediating effects on the relationship between affective-attachment and in-role performance; identified and integrated motivation has mediating effects on the relationship between affective-attachment and extra-role performance. For the first time with exploring the relationship among organizational identity, motivation and performance with their sub-dimensions, this study may provide a basis for the future research to explore organizational identity-performance link.
Key Words: Organizational Identity, Internal-External Motivation In-Role And Extra-Role Performance
|
MUHAMMET ALİ ÇELEBİ
|
534038
|
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
|
İşletme Ana Bilim Dalı
|
2019
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=as2oTjW5jfr9IKSvmCdJYi_lWVg7YDS-lTlyqjXhm2v55jiEwpmfL_PLUSY1_7f-
|
./data/pdfs/534038.pdf
| 7,583,292
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:56.738686
|
2025-06-09T17:09:51.491444
|
2025-06-10T17:37:14.190268
|
2025-06-11T00:18:49.990331
|
|
215972
| 38
| 172
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9358862042427063,
"polygon": [
[
1288,
1768
],
[
1291,
279
],
[
212,
277
],
[
209,
1766
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.5983230471611023,
"polygon": [
[
317,
236
],
[
318,
195
],
[
264,
194
],
[
263,
235
]
]
}
]
}
|
Bozulmuş alanların ekolojik rehabilitasyonu ve İzmir-Belkahve yöresi taş ocaklarının ekolojik rehabilitasyonu üzerine bir araştırma / Ecological rehabilitation of degraded land and a research study on ecological rehabilitation of open pit stone mine sites at İzmir-Belkahve region
|
Bu Araştırma İzmir/Ankara Yolu Üzerinde Belkahve Mevkiinde Çimento malzemesi alımı amacıyla açık ocak yöntemiyle işletilen maden ocaklarında gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın amacı açık ocak işletmesi sonucu bozulan alanların İzmir-Belkahve'de bulunan açık ocak işletmeleri örneğinde irdelenerek araştırma alanında kullanımı uygun olan Peyzaj onarım tekniklerinin kullanılarak ekolojik rehabilitasyonuna yönelik çözüm önerisi sunmaktır.Araştırma konusu alanla ilgili doğal ve kültürel faktörler irdelenerek, çalışma sonucunda alanın ekolojik rehabilitasyonunu gerçekleştirilmesine yönelik proje örneği hazırlanmıştır.
|
This research was carried out on open pit mines, which were used to get cement raw material those are located at Belkahve region along the İzmir/Ankara highway.The aim of this study is to show an example about ecological restoration of degraded lands in the case of Open pit quarries which are located at İzmir-Belkahve region by using suitable landscape restoration techniques.The Natural and Cultural factors of study area were examined and as a conclusion an example ecological rehabilitation Project of study area was produced.
|
ERDEN AKTAŞ
|
215972
|
Ege Üniversitesi
|
Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
|
2008
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-S5hRCD7QORWFnxHBKuOzLaKK6hnqnhoW0hc4pDA80C-
|
./data/pdfs/215972.pdf
| 18,075,047
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.240121
|
2025-06-09T17:26:23.251389
|
2025-06-10T17:37:14.851589
|
2025-06-11T00:18:50.270545
|
|
735349
| 6
| 118
|
{
"labels": [
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.7776235938072205,
"polygon": [
[
1510,
140
],
[
1511,
91
],
[
1457,
90
],
[
1456,
139
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.6990218758583069,
"polygon": [
[
267,
1299
],
[
1530,
1295
],
[
1527,
248
],
[
264,
252
]
]
}
]
}
|
Kısa süreli mınosiklin uygulamasının ventilasyonun farklı şiddetlerdeki hipoksiye aklimatizasyonu oluşumuna etkisinin sıçan beyin sapında nukleus traktus solitarius bölgesinde araştırılması / Investigation of the effect of short term minocycline administration on ventilatory aclimatization to hypoxia in different sevirities in nucleus traktus solitarius region on the brainstem of the rat
|
Merkezi sinir sistemindeki nöron-glia iletişimi, beyin sapının solunum kontrol merkezlerinde nöral sinyal mekanizmasının önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkmaktadır. Hipoksi sonrasında gelişen inflamasyonun oluşumunda glia hücreleri etkilidir. Minosiklin, glial hücre aktivasyonunu etkileyerek Ventilasyonun Hipoksiye Aklimatizasyonunu (VAH) bloke eder. VAH, normoksiye döndükten sonra da devam eden ve hem merkezi sinir sistemi solunum merkezlerinde hem de periferik kemoreseptörlerde plastisiteyi içeren ventilasyonda zamana bağlı artıştır. Sıçan beyin sapında minosiklin uygulamasıyla inflamasyonu baskılayarak glia hücrelerinin VAH üzerindeki rolünü araştırdığımız çalışmamızın amacı farklı hipoksik model ve şiddetlere maruz kalınması sonucu oluşan ventilatuar nöroinflamasyonun medulla üzerinde bulunan nükleus traktus solitarius (NTS)'de oluşumunu minosiklinin nasıl ve hangi yollarla etkileyeceğinin test edilmesidir.
Bu çalışmada, 48 adet Sprague Dawley cinsi erişkin erkek sıçan kullanıldı. Denekler Orta Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (OşASH), Şiddetli Akut Sürekli Hipoksi (şASH), Orta Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (OşKSH), Şiddetli Kronik Sürekli Hipoksi (şKSH) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Her grupta Saline (SA) uyggulaması ve minosiklin (MİN) uygulaması yapılmak üzere iki alt gruba ayrılarak toplamda 8 grup oluşturuldu. Akut Sürekli Hipoksi grubu (OşASH ve şASH) sıçanlar normabarik oda içerisinde %21 O₂ seviyesine (3 gün), Kronik Sürekli Hipoksi grubu (OşKSH ve şKSH) sıçanlar ise %13 ve %10 O₂ seviyesine (3 gün) maruz bırakıldılar. MİN ve SA gruplarında 3 günlük süreçte her gün ilaç dozları uygulandı. ASH ve KSH grupları için farklı protokoller uygulanarak bütün vücut pletismografisi cihazı ile ventilasyon, solunum frekansı ve tidal volüm ölçümleri yapıldı. Deney sonrasında beyin sapı dokusunda mikroglia ve astrosit ekspresyonları immünofloresan boyama yöntemi kullanılarak incelendi.
Beyin sapı dokusunda yapılan incelemelerde MİN uygulaması yapılan gruplarda SA uygulması yapılan gruplara göre mikroglia ekspresyonunda azalış tespit edilirken astrosit miktarında da gerçekleşen azalışın daha az yoğunlukta olduğu bulundu. Solunum parametreleri değerlerininde bu bulguları desteklediği görüldü.
Sonuç olarak, sürekli hipoksi ile nöral plastisitede ve VAH oluşumunda glia hücrelerinin önemli bir rolü olabiceği tespit edildi. Bu olay hipoksi ve inflamasyonun kombine edildiği ortak klinik senaryolarda, örneğin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)'ın şiddetlenmesinde veya yoğun bakım ünitelerinde sepsisten akut respiratuar distres sendromuna (ARDS) kadar geniş bir klinik alanda kullanılan mekanik ventilasyon tedavisinin sonlandırılmasından sonra ortaya çıkabilecek solunum yetmezliği gibi sorunlarda uygulanacak tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Beyin sapı; Hipoksi; HVR; Minosiklin; Nöroplastisite.
|
Neuron-glia communication in the central nervous system emerges as an important component of the neural signaling mechanism in the respiratory control centers of the brainstem. Glial cells are effective in the formation of inflammation that develops after hypoxia. Minocycline blocks the Ventilatory Acclimatization to Hypoxia (VAH) by affecting glial cell activation. VAH is a time-dependent increase in ventilation that persists after return to normoxia and includes plasticity in both the central nervous system respiratory centers and peripheral chemoreceptors. The aim of our study, in which we investigated the role of glia cells on VAH by suppressing inflammation with the application of minocycline in the rat brainstem, is to test how and in which ways minocycline will affect the formation of ventilatory neuroinflammation in the nucleus tractus solitarius (NTS) located on the medulla, as a result of exposure to different hypoxic models and severities.
In this study, 48 Sprague Dawley adult male rats were used. Subjects were divided into 4 groups as Moderate Acute Sustained Hypoxia (OşASH), Severe Acute Sustained Hypoxia (şASH), Moderate Chronic Sustained Hypoxia (OşKSH), and Severe Chronic Sustained Hypoxia (şKSH). Each group was divided into two subgroups with Saline (SA) application and Minocycline (MIN) application, and a total of 8 groups were formed. Rats in the Acute Sustained Hypoxia group (OşASH and şASH) were exposed to 21% O₂ (3 days) in the normabaric chamber, while the Chronic Sustained Hypoxia group (OşKSH and şKSH) rats were exposed to 13% and 10% O₂ (3 days). In the MIN and SA groups, drug doses were administered every day for a 3-day period. Ventilation, respiratory frequency and tidal volume measurements were made with a whole body plethysmography device by applying different protocols for the ASH and KSH groups. After the experiment, microglia and astrocyte expressions in the brainstem tissue were examined using immunofluorescence staining method.
In the examinations made in the brainstem tissue, it was found that while a decrease in microglia expiration was detected in the groups with MIN application compared to the groups in which SA application was made, the decrease in the amount of astrocyte was found to be less intense. Respiratory parameters were found to support these results.
In conclusion, it was determined that glia cells may have an important role in neural plasticity and VAH formation with sustained hypoxia. This condition contributes to the development of treatment methods to be applied in common clinical scenarios where hypoxia and inflammation are combined, for example, in the exacerbation of Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) or in problems such as respiratory failure that may occur after the termination of mechanical ventilation therapy, which is used in a wide clinical area from sepsis to acute respiratory distress syndrome (ARDS) in intensive care units.
Keywords: Brainstem; HVR; Hypoxia; Minocycline; Neuroplasticity
|
HATİCE TANRIVERDİ
|
735349
|
Erciyes Üniversitesi
|
Fizyoloji Ana Bilim Dalı
|
2021
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=kScA8XnrRb0WogX-qPGFko-jHiIVAcc0300kYc_igf2RFVrR-rXGAb_udOGktLXD
|
./data/pdfs/735349.pdf
| 3,628,103
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.481401
|
2025-06-09T17:30:39.475972
|
2025-06-10T17:37:16.023489
|
2025-06-11T00:18:50.526383
|
|
385822
| 16
| 135
|
{
"labels": [
{
"class": "Kısaltmalar",
"confidence": 0.9465954899787903,
"polygon": [
[
1175,
1044
],
[
1175,
209
],
[
344,
208
],
[
344,
1043
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8600093126296997,
"polygon": [
[
878,
2211
],
[
879,
2158
],
[
812,
2156
],
[
810,
2210
]
]
}
]
}
|
Hemodiyaliz ünitesinde hizmet kalitesi ölçümü (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi örneği) / Measurement of servi̇ce quali̇ty in hemodialysis unit: An example in Ege University Medi̇cal Faculty Hospital
|
Çok yönlü ve büyük değişimlerin yaşandığı ve rekabetin gittikçe arttığı günümüzde, işletmelerin de bu değişim ve gelişmelere ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu rekabet ortamında; sağlık işletmeleri, varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla verdikleri hizmetin kalitesini de sürekli olarak geliştirmek zorundadırlar. Sağlık işletmeleri, gerek kalite iyileştirme çalışmalarına başlamadan önce mevcut düzeyi tespit etmek ve gerekse bir takım iyileştirmeler sonucundaki değişiklikleri öngörebilmek amacıyla, müşteri beklenti ve algıları üzerine çalışmalar yapmak zorundadırlar.
Bu çalışmada hastane hizmetlerine adapte edilmiş SERVQUAL ölçeği kullanılarak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hemodiyaliz Birimi' nde hizmet alan hastaların, sunulan hizmetleri değerlendirmesiyle algılanan hizmet kalitesi düzeyleri ölçülmüş daha sonra söz konusu hizmet kalitesinin bağımsız değişkenler açısından nasıl algılandığı istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bağımsız değişenler; hastanenin kalitesi ile ilgili hizmet alanların genel değerlendirmesi, problem yaşama durumu açısından, hastalığın akut veya kronik olma durumu, cinsiyet, medeni hal, eğitim düzeyi, yaş grupları ve hastalık süresine göre yapılan istatistiksel analizlerden oluşmaktadır.
Anahtar kelimeler : Sağlık İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Hemodiyaliz, SERVQUAL.
|
Versatile and is experiencing great change and an increasingly competitive today, businesses also need to adapt to these changes and developments. In this competitive environment; health enterprises, the quality of the services they provide in order to survive they must constantly improve. Health businesses, need to determine the current level before starting work and quality improvement in order to anticipate the changes in the results as well as a number of improvements, they have been working on customer expectations and perceptions.
This study using hospital services to the adapted SERVQUAL scale, Ege University Medical Faculty Hospital Hemodialysis Unit 'in the service area of the patient, the service evaluation with perceived service quality levels are measured, then how it is perceived in terms of the arguments of the said service quality were analyzed statistically. Independent covariates; overall assessment of the relevant service areas with the hospital's quality, in terms of problems living condition, acute or state of being chronic diseases, sex, marital status, education level, carried out according to age and disease duration and consists of statistical analysis.
Key Words : Healt Care Organizations, Service Quality,
Hemodiyalisis SERVQUAL.
|
BURCU AYLİN BAYHAN
|
385822
|
Beykent Üniversitesi
|
İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
|
2014
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=sY7m19PfcL6F1NUw-cr80GLJA8cHbGU8qfhnN0ps20Gb1Linp5BsuXJ53lvJeSVC
|
./data/pdfs/385822.pdf
| 1,321,210
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.463579
|
2025-06-09T17:29:36.585295
|
2025-06-10T17:37:16.153389
|
2025-06-11T00:18:50.786656
|
|
205202
| 65
| 158
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9195979237556458,
"polygon": [
[
1446,
2127
],
[
1464,
233
],
[
189,
221
],
[
171,
2115
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.9179285764694214,
"polygon": [
[
1416,
141
],
[
1416,
89
],
[
1356,
89
],
[
1355,
141
]
]
}
]
}
|
Ofset baskı sektöründeki yardımcı grafikerler için andragojik yaklaşıma dayalı bir yetiştirme modeli tasarım-uygulama-değerlendirme / A bringing up model based on andragogic approach for assisting graphics in the industry of offset printing design-practice-evaluation
|
Bilim ve teknolojideki gelişmelerin, gündelik yaşamımızı bütünüyle etkilediği21. Yüzyılda eğitim artık yalnızca yaşama hazırlayan değil, yaşam boyu devam edenbir süreç olarak algılanmaktadır. Bilginin sürekli değiştiği, dönüştüğü ve yeniden üre-tildiği 20. yüzyıl sonlarından itibaren sürekli öğrenen ve öğrenme ihtiyaçlarının far-kında olan insan modelinin oluşturulması 21. yüzyıl eğitim sisteminin en temel amaç-larından birisi olmuştur. Yeni yüzyılda yetişkinlerin eğitimi, en az çocukların ve genç-lerin eğitimi kadar önemli bir konu haline gelmiş olup, örgün eğitim ile halk eğitimi-nin bir büyük sistemi oluşturan iki alt sistem olarak birbirlerini tamamlamaları zorun-luluğu her zamandan daha şiddetli bir ihtiyaç haline gelmiştir.Bu çerçevede temel problemlerden biri ve belki de en önemlisi, insanlara ço-cukluk ve ilk gençlik dönemlerinden başlayarak, yaşam boyu kullanacakları bir yeter-liğin, öz-yönetimli araştırma ve öğrenme becerilerinin nasıl kazandırılacağıdır. Mutluinsanlar, refaha kavuşmuş toplumlar, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesiher koşulda özyönetimli olan bireylerin varlığıyla yakından ilgilidir.Ekonomik ve teknolojik değişiklikler bazı mesleklerin ortadan kalkmasına, ba-zılarının değişmesine ya da yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Buarada iş yaşamının yeni teknolojilere hükmedebilen eleman ihtiyacı sürekli artmakta-dır. Bu durum, günümüzde ve önümüzdeki yıllarda daha fazla yetişkinin yeniden eği-timini gündeme getirmektedir.Bu bağlamda halk eğitimini, yaşam boyu eğitim anlayışıyla daha güçlü bir yasalve toplumsal zemine oturtmak; örgün eğitim ile halk eğitimi arasında geçişliliği sağ-layacak düzenlemeleri en kısa zamanda planlamak ve yaşama geçirmek; eğitimprogramlarını, toplumun ve bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlemekve özellikle halk eğitiminde program geliştirme çalışmalarını yetişkin özelliklerinidikkate alan esnek ve dinamik bir yapıya kavuşturmak⦠gerekmektedir.Bu araştırma, yukarıda sayılan ihtiyaçlardan yola çıkılarak yürütülmüş ve ülke-mizde mesleki halk eğitimi alanında bir programın geliştirilmesi, uygulanması ve de-ğerlendirilmesine ilişkin olarak matbaacılık meslek grubunda yer alan yardımcıgrafikerlerin yetiştirilmesi konusunda andragojik yaklaşımın esas alındığı bir modelkurulmaya çalışılmıştır.Bu araştırma ile ülkemizde ofset baskı teknolojisini kullanan matbaacılık sektö-rünün eğitim ihtiyaçlarına bağlı olarak, sektörün ihtiyaç duyduğu bir meslek grubuolan yardımcı grafikerler için andragojik yaklaşım temelinde bir program tasarımı ya-pılmış, program materyali hazırlanmış ve uygulamada bu materyal sınanmış ve değer-lendirilmiştir. Araştırma sürecinde şu sorulara cevap aranmıştır: 1. Ankara'da ofsetbaskı tekniği ile üretim yapan matbaaların günümüzdeki ve önümüzdeki yıllarda e-leman ihtiyaçları nelerdir? Hangi meslek gruplarında eleman eksikliği duyulmaktadır?2. Ofset matbaacılığı adı altında faaliyet gösteren meslek grupları içinde yardımcıgrafikerlerin günümüz gereksinimlerini karşılayacak yeterlikleri nelerdir? 3. Matbaa-cılık sektörünün yardımcı grafiker ihtiyacını gidermeye yönelik olarak düzenlenenyetişkin eğitimi etkinliklerinin; eğitim ortamı, programları ve materyalleri açısındanyetişkinlerin özelliklerine ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek özellikleri nelerolmalıdır? Matbaacılık eğitimini verimli kılacak eğitim metodojileri nelerdir?Araştırmanın, mesleki ve teknik halk eğitimi alanında bundan sonraki uygula-malara ışık tutacağı, ayrıca, matbaacılık sektörünün eleman ihtiyaçlarının belirlenme-sinin, alanla ilgili yeni eğitim programları açılırken ve mevcut müfredatlar üzerindeyeni düzenlemeler yapılırken dikkate alınacak deneysel bir çalışma olması bakımın-dan yetişkin eğitimi faaliyetlerine olduğu kadar, ilgili örgün eğitim etkinliklerine dekatkı sağlayacağı, araştırma sürecinde geliştirilen öğretim materyalinin, veri toplamaaraçlarının ve elde edilen bulguların ülkemizdeki yetişkin öğrenme davranışlarıylailgili olarak halk eğitimi/yetişkin eğitimi bilim dalının gelişimine de katkı sağlayacağıumulmaktadır.Araştırmanın sektörel ve eğitim olmak üzere iki temel boyutu bulunmaktadır:Sektörel boyutuna ilişkin araştırma evreni Ankara'da bulunan ofset basımevleri,örnek çalışma grubu ise bunlar arasından belli kriterlere bağlı olarak ulaşılan sınırlısayıdaki işletmedir. Sektör araştırmasının öncelikli amacı, Ankara'da ofset baskı hiz-meti veren işletmelerin günümüzdeki ve önümüzdeki yıllardaki eleman ihtiyaçlarınıbelirlemek olmuştur.Araştırmanın eğitim boyutunda ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Ü-niversitesi Teknik Eğitim Fakültesi işbirliği ile yürütülen BELTEK adlı teknik eğitimkursları çatısı altında yürütülen 302 kodlu ?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2?kursu yer almaktadır. Araştırmanın evreni, matbaacılık konusunda açılan bütün kurs-lara katılanlar; çalışma grupları ise "Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım 2" kursuna 5Mayıs 2001 tarihinden itibaren üç dönem boyunca düzenli olarak devam eden 58 katı-lımcıdan oluşmuştur.Bilgi toplama araçları olarak araştırmanın ilk aşamasında Ankara'daki matbaa-cılık sektörünün eleman ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla geliştirilen soru kağıdı kul-lanılmış; ikinci aşama olan uygulamalı araştırma döneminde ise katılımcı özelliklerinive başarımlarını belirlemek için Öz-Yeterlik Derecelendirme Ölçeği, Katılımcı Tanı-ma-Bilgi Formu, Bireysel Gelişim Gözlem Formu, Ara-Başarım Değerlendirme For-mu ile formal ve informal görüşmeler temel veri toplama araçları olmuştur. Bundanbaşka süreçle ilgili olarak tutulan Kurs Güncesi önemli bir diğer bilgi toplama aracı-dır.Araştırma verilerinin çözümlenmesinde niteliksel analiz yöntemlerinin yanısıra,betimsel istatistiğin yüzde, standart sapma, korelasyon ve t-testi tekniklerinden yarar-lanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:1. Pek çok iş kolunda olduğu gibi matbaacılık sektöründe de teknolojik gelişmele-re bağlı olarak zaman içinde, ihtiyaç duyulan elemanların sayıları ve niteliklerideğişebilmektedir.2. 1997 yılında yapılan sektör araştırmasında, Ankara matbaacılık piyasasının, sı-rasıyla en çok şu meslek gruplarında elemana ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir: ?Ofsetçi, matbaa yöneticisi, müşteri temsilcisi, montajcı, grafiker, bilgisayarlıdizgi işletmeni (yardımcı grafiker) ve renk ayrımcı.? Beş yıl sonra, yani 2002yılında yapılan sektör araştırmasının sonuçlarına göre ise, Ankara matbaacılıkpiyasasının en çok ihtiyaç duyduğu meslek grupları, sırasıyla şöyle olmuştur:?Matbaa yöneticisi, ofsetçi, grafiker, müşteri temsilcisi, mücellit, montajcı, bil-gisayarlı dizgi işletmeni (yardımcı grafiker) ve kalite güvence sorumlusu?3. 1990'lı yıllarda gelişen yeni kalite ve üretimde standardizasyon uygulamalarınınsonucunda, matbaa meslek grubuna kalite kontrol sorumluluğu adlı yeni birmeslek dahil olmuştur. 2000 yılı öncesindeki araştırmada sektörde kalite kontrolsorumlusu ihtiyacı görülmezken, 2000 sonrasında sektörün öncelikle ihtiyaçduyduğu eleman grubunda yerini almıştır.4. 1997 yılından 2002 yılına kadar geçen zamanda, sektörde istihdam edilen ilköğ-retim mezunlarının sayısı yaklaşık %14 oranında azalırken, lise ve dengi okulmezunlarının sayısı aynı oranda artmıştır.5. Ülkemizdeki gelişmiş özel sektör matbaaları, personel eğitimini kendi bünyele-rinde oluşturdukları birimleri kanalıyla yürütürken, küçük ve orta ölçekli işlet-melerde çalışanlar, meslekteki gelişmelere ilişkin sistemli eğitim olanaklarındanyoksundurlar.6. Yardımcı grafiker yeterliklerinde değişimin çok hızlı olduğu görülmektedir.2002 yılında basılı materyal üretiminde, kendisine tarif edilen işi, dizgi ve grafikaşamasında, kendi başına ve belirli bir süre içinde bilgisayar ortamında uygu-lama ve baskıya hazır hale getirme becerisine sahip ara eleman olarak tanımla-nan yardımcı grafikerlerden beklenenler özetle şunlardır: Bilgisayarın günlükkontrol ve bakımını yapmak, vektörel ve piksel tabanlı yazılımlar ile kelime iş-lem ve sayfa mizanpaj yazılımlarını ortalama düzeyde kullanmak, temel grafiktasarım ilkelerine ve tipografik düzenleme temel kriterlerine uygun olarak tasa-rım yapmak ve dokümanları film çıkışa hazırlamak, yedekleme ünitelerini kul-lanmak.7. BELTEK 302-?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2? kursunun 3 döneminekatılanların genel profilinin çoğunluğu kadın, 25 yaşın altında, lise mezunu veişsiz olduğu görülmektedir. Ancak farklı dönemlerdeki katılımcı özelliklerinebakıldığında, her grubun katılımcı özellikleri bakımından yapısının birbirindenfarklı olduğu anlaşılmaktadır. Erkek egemen bir iş kolundaki eğitim etkinliğinedevam eden her üç katılımcıdan birinin kadın olması, yardımcı grafikerlik mes-leğinin ofis ortamında çalışmaya olanak vermesi ve eve iş alma yoluyla da yürü-tülebilir olmasıyla açıklanabilir.8. Her üç dönem toplamında kursiyerlerin bu programa katılma nedenleri: İşsizleriçin çağdaş bir meslek edinip bu alandan geçimini sağlamak; alanda çalışanlariçin mesleki yeterliklerini arttırmak; alan dışında çalışanlar için meslek değiş-tirmek; emekli olanlar için emeklilik sonrası yeni bir atılım için altyapı hazırla-mak; alanda yükseköğrenim görenler için uygulamada becerilerini geliştirmek;ayrıca bazı katılımcılar için boş zamanları yararlı bir biçimde değerlendirmek,yeni arkadaşlıklar kurmak ve sosyal ilişkiler geliştirmek, evde oturmaktan kur-tulmak olarak belirlenmiştir.9. BELTEK 302-?Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım-2? kursuna katılan her birkursiyerin kurs başında ve kurs sonunda öz-yeterlik değerlendirme durumunuortaya koymak için uygulanan Öz-Yeterlik Derecelendirme Ölçeği ile, her biryeterlik için öz-yeterlik duygusu ölçülmek istenmiştir. Bu değerlendirmede kur-siyerler, hazır bulunuşluk düzeylerine göre ; sektörde çalışmış/çalışmakta olan-lar, konuyla ilgili eğitim almış/almakta olanlar ve alana ilk kez girenler olmaküzere üç gruba ayrılmıştır. Buna göre eğitim öncesi ve eğitim sonrası öz-yeterlikduyguları beklendik şekilde artmıştır. Hatta, giriş yeterliği en az olanlar, girişyeterliği çok olanlara oranla daha fazla gelişim göstermişlerdir..Artış oranlarışöyledir:Sektör mensupları Giriş % 52 Çıkış % 85,5 Artış % 33,5Eğitimliler Giriş % 60,5 Çıkış % 85,6 Artış % 25,1Alan dışı olanlar Giriş % 26,8 Çıkış % 76,7 Artış % 49,510. BELTEK 302-Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım 2 kursuna katılanların birey-sel gelişimlerini gözlemek üzere düzenli olarak doldurulan ?Bireysel GelişimGözlem Formu?nda 13 bireysel, 8 grup süreci ölçütü kullanılmıştır. Yapılan de-ğerlendirme sonucunda, her bir bireyin ilgi alanıyla bağlı olarak az ya da çokbütün ölçütlerde gelişme gösterdiği görülmüştür.
|
This study aims to search the staff needs of offset printing industry; to plan an educa-tional programme using the `process? model proposed by adult education science inthe light of the detected needs.This research has two main aspects; namely, industrial and educational: The researchprocess which is related to the industrial aspect has been carried out at printing-housesin Ankara. The sample work group is a limited number of printing-houses. The mainaim of the industry research is to analyze the present and future staff needs of print-ing-houses in Ankara which deal with offset printing. The educational aspect of theresearch has taken place in the course ?Computer Assisted Graphic Design-2? whichis one of the courses which is a coordinated educational course system carried out bycooperation of Ankara Municipality and Gazi University Faculty of Technical Educa-tional. The universe of the study is composed of the people who attended all thecourses in the field of printing. The work groups are composed of 58 attendants whoattended ?Computer Assisted Graphic Design-2? starting on 5 May 2001 and attendedregularly throughout three terms.In order to collect information, at the first step of the research, a questionnaire whichhas been designed to diagnose the needs for staff in the printing sector in Ankara hasbeen used.At the second phase which is constructed on an applied research period, a self-proficiency grading scale to identify the features and the success of applicants, an in-formation about the applicants, an individual improvement observation form, a suc-cess assessing form, and formal and informal interviews have been the main datagathering devices. Moreover, related to the process, the diary (a note keeping deviceabout the course) is an important data gathering device.In the data analysis process of the research, apart from objective analysis methods, thetechniques of descriptive statistics such as percentage, standard deviation, correlationand t-test have also been used. The main finding of the research is that the educationalactivities of printing in Turkey take place without taking social, institutional and indi-vidual needs into consideration, and that the methods and principles proposed by an-dragogic approach can successfully be applied to a bringing up programme designedfor adults who will work in ofset printing industry.
|
GÜLSÜM GÜLNAZ GÜLTEKİN
|
205202
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2004
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lJkUSrcGbOmLdl-B_TirGw7hUYpzcGDL0KfWk_pwezoc
|
./data/pdfs/205202.pdf
| 1,469,939
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.747457
|
2025-06-09T17:25:48.630953
|
2025-06-10T17:37:16.921447
|
2025-06-11T00:18:51.061995
|
|
280581
| 99
| 328
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9516071081161499,
"polygon": [
[
1499,
1421
],
[
1506,
158
],
[
232,
151
],
[
225,
1414
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8830041289329529,
"polygon": [
[
1519,
137
],
[
1520,
92
],
[
1466,
91
],
[
1465,
135
]
]
}
]
}
|
Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia bölgelerinin dağları / The mountains of the regions of Cappadocia, Pontus, Paphlagonia and Cilicia
|
Anadolu Yarımadası'nın topografyasını, batıda Ege sahillerinden başlayarak doğuya doğru Hindistan sınırlarına kadar ulaşan dağ silsileri belirler. Güneyde Taurus diye bilinen heybetli dağlar yükselir. Kuzeyde, Kuzey Anadolu Dağları yarımadayı çevrelemektedir. Sadece birkaç noktadan geçit imkanı sunan bu dağlar Karadeniz'e paralel bir şekilde doğu-batı istikametinde ilerler. Karadeniz'den yükselen yağmur bulutlarını tutan bu dağlar bölgenin ılıman havasının da sayesinde sık ormanlarla kaplıdır. Güneyde ise manzaraya Tauros Dağları' hakimdir. Dağın gerisinde Toroslar'dan gelip kuzeydoğuya doğru bir yay çizerek ilerleyen Doğu Anadolu yüksek platosuna karışan Güneydoğu Torosları zinciri yer alır. Bu dağ silsilesi Mezopotamia ve Kilikia nehir platoları arasında bir set oluşturur. Anadolu yarımadasının iç kesimi ise derin bir havzadır. Güneydeki Tauros silsilesinin en önemli kısmını Amanos Dağları oluşturur. Dağlar sayesinde birbirinden farklı iklim özelliklerine sahip olan Anadolu yarımadası eşsiz coğrafi konumunun yanı sıra akarsuları, gölleri, yer altı/üstü zenginlikleriyle yerleşime son derece elverişli koşullar sunarak en eski çağlardan itibaren birçok topluluk ve kavmi kendisine çekmiştir. Birbirlerinin peşi sıra gelen sayısız kültür grupları kendilerinden önceki kültürlerden etkilenmiş, kendilerinden sonrakileri de etkilemiştir.Dağlar Anadolu'nun siyasi ve ekonomik tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Antik kaynaklar; nümizmatik ve epigrafik veriler sayesinde, topografyayı belirleyen sarp dağların burada yeşeren kültürler üzerinde belirleyici etkileri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Karadeniz ve Akdeniz Dağları'nda yaşayan kavimler pek çok antik yazar tarafından vahşi olarak nitelendirilmiş ve onları kontrol altına almak için üzerlerine seferler düzenlenmiştir. Bununla birlikte söz konusu kavimler yaşadıkları arazinin sağladığı koşullardan dolayı çoğu zaman düşmanlarını bertaraf edebilmişlerdir. Bu dağlık coğrafyayı ele geçirmeyi başaranlar ise kimi zaman zengin maden yataklarına, kimi zaman da donanma oluşturmak için zengin sedir ormanlarına sahip olmuşlardır. Bu elverişli koşullar nedeniyle buralara sahip olanlar Anadolu kıyıları boyunca seyreden deniz ticaretinin yanı sıra yarımada içlerinden devam eden kara ticaretini de kontrol altında tutabilmişlerdir. Bu dağlık arazi her ne kadar engebeli bir topografyaya sahipse de verimli ovaları sayesinde sakinlerine yaşamlarını idame ettirmek için gerekli ihtiyaç malzemelerini bahşetmiştir.Dağlar civarlarında yaşayan halkların dinsel inançlarında da önemli bir rol oynamıştır. Nitekim yüceliklerinden dolayı saygı gören dağlara kutsal bir çok anlam yüklenmiş ve bunlar çoğu zaman tanrılaştırılmışlardır. Öyle ki, dağlar sikke tipi olarak sıkça kullanıldıkları gibi plastik sanat eserlerinde de işlenmişlerdir.Bu tez kapsamında Anadolu tarihi açısından bu denli öneme sahip dağlar Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia bölgeleri özelinde ve antik kaynaklar; nümizmatik, epigrafik ve arkeolojik veriler ışığında irdelenmiştir
|
Mountain ranges starting in the west from the Aegean coast and reaching eastwards to the Indian border modify the topography of the Anatolian peninsula. In the south rise the tremendous mountains known as Taurus, while North Anatolian Mountains surrounds the peninsula in the north,. These mountains providing passes at only a few points lie parallel to the Black Sea in the east-west direction. These mountains that keep rain clouds rising from the Black Sea thanks to its temperate climate are covered with thick forests. The Tauros Mountains command the landscape at the south. Behind these mountains is located the southeastern Taurus range which extends to northeast and joins East Anatolian High Plateau. These mountain ranges create a set between the Cilician and Mesopotamian river plateaus. The inner part of the Anatolian peninsula is a deep basin. The most important part of the southern Tauros range constitutes the Amanos Mountains. Numerous cultural groups which flourished one after the other were influenced by the former cultures and were also affected latter ones.Mountains play an important role for the political and economic history of Anatolia. Through the testimony of the literary sources, numismatic and epigraphic evidence is understood that steep mountains determining the topography have a decisive influence on the flowering of the cultures. Indeed, tribes who lived at the Black Sea and Mediterranean mountains has been called as wild by many ancient writers. Owing to that fact many expedition were held to get them under control. However, these tribes were often able to eliminate their enemies due to the conditions of their land. Those who managed to take over this mountainous region became the owner of sometimes rich mineral deposits, sometimes a rich cedar forests to create a navy. Because of these favorable conditions the holders of these regions, as well as maritime trade along the coasts of the Anatolian peninsula, were also able to keep ongoing land trade under control. Although this mountainous terrain has a hilly topography, through the fertile plains has been granted the necessary supplies to their residents to maintain their lifeMountains also played an important role for religious beliefs of the inhabitants of the surroundings. In fact, the mountains having been respected because of their greatness had a many sacred meanings and were often deified. Therefore, the mountains are heavily used as a plastic type on coins, in other words they had been also used in works of art.In this thesis mountains playing so important a role in the history of the Anatolia were investigated in the frame of Cappadocian, Pontic, Paphlagonian and Cilician regions in the light of literary sources; numismatic, epigraphic and archaeological evidence.
|
GÜLCAN ŞAROĞLU
|
280581
|
Akdeniz Üniversitesi
|
Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Ana Bilim Dalı
|
2010
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=zD1B0cW7zVr3VcnZjitVXhBFQX-pHgH5H_fPo8EDmV6dV9Gev3VNcBlWXo4udT9B
|
./data/pdfs/280581.pdf
| 8,308,672
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.213837
|
2025-06-09T17:21:38.729408
|
2025-06-10T17:37:18.131434
|
2025-06-11T00:18:51.712205
|
|
205201
| 174
| 225
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9384687542915344,
"polygon": [
[
1506,
2106
],
[
1512,
261
],
[
277,
257
],
[
271,
2102
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8917456865310669,
"polygon": [
[
1463,
137
],
[
1464,
89
],
[
1398,
88
],
[
1398,
136
]
]
}
]
}
|
Bilişsel davranışçı yaklaşımla ve rol değiştirme tekniğiyle bütünleştirilmiş film terapisi uygulamasının işlevsel olmayan düşüncelere ve iyimserliğe etkisi / The effect of film therapy, integrated with cognitive behavioral approach and tegniqe of role reversal to dysfunctional thoughts and optimism
|
Bu araştırmanın amacı, bilişsel davranışçı yaklaşımla bütünleştirilmişfilm terapisi ve rol değiştirme uygulamasının üniversite öğrencilerinin işlevselolmayan düşüncelerinin azalmasında ve iyimserliklerinin artmasında etkiliolup olmadığının incelenmesidir.Çalışmaya Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Sınıföğretmenliği üçüncü sınıfına devam eden 36 öğrenci katılmıştır. AraştırmadaFonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ) ve Yaşam Yönelimi Testi(YYT) deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ve sonrasında ön test veson test olarak uygulanmıştır. Ön test ölçümlerinden sonra deney grubundayer alan 18 kişiyle 10 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşımlabütünleştirilmiş film terapisi ve rol değiştirme uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu süre içerisinde kontrol grubundaki 18 kişiyle placebo niteliğinde birçalışma yürütülmüştür.Deneysel işlemin sona ermesinden sonra ön test ve son testuygulamasından elde edilen verilerin analizinde 2x2 Split-Plot varyans analizitekniği kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan bireylerinişlevsel olmayan düşüncelerinde, kontrol grubuna göre anlamlı bir şekildeazalma ve deney grubundaki bireylerin iyimserliklerinde, kontrol grubunagöre anlamlı bir şekilde artma olduğu bulunmuştur.
|
The purpose of this research is to investigate the effect of film therapy,integrated with cognitive behavioral approach and technique of role reversal,on dysfunctional thoughts and optimism of undergraduate students. A total of36 undergraduate students, 18 for experimental group and 18 for control group,from University of Ankara, Department of Educational Sciences, participated inthis study. The dysfunctional thoughts and optimism were assesed by the?Dysfunctional Attitudes Scale (DAS)? and ?Life Orientation Test (LOT)?. Thesetwo scales were given to both experimantal and control groups as pre-test andlast-test. Given the pre-test results, film therapy, integrated with cognitivebehavioral appoach and techique of role reversal had lasted for 10 sessions onlyfor experimantal group. The placebo procedure was applied to the control groupsimultanesly. The data were analysed by applying in ANOVA of 2x2 Split-Plotdesign. TUKEY test was applied when the group differences arese.The results demostrated that dysfunctional thoughts of the participants inthe experimental groups were signifi cantly decreased and optimism wassignificantly increased in the same group compared to the control group.
|
ESİN UÇAK ŞİMŞEK
|
205201
|
Ankara Üniversitesi
|
Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
|
2003
|
Türkçe
|
Doktora
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=ePX_SaJ0b35Gq45swKG3lHZC7dZXBq4-kf3qsPWXV6XI6b0t9LN5YZ9giln2ILhr
|
./data/pdfs/205201.pdf
| 1,053,734
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.705448
|
2025-06-09T17:21:35.991977
|
2025-06-10T17:37:18.141218
|
2025-06-11T00:18:52.029990
|
|
492750
| 70
| 78
|
{
"labels": [
{
"class": "Kaynakça",
"confidence": 0.9508432149887085,
"polygon": [
[
1514,
1991
],
[
1519,
267
],
[
263,
263
],
[
258,
1988
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8451471924781799,
"polygon": [
[
872,
2246
],
[
874,
2195
],
[
812,
2194
],
[
810,
2245
]
]
}
]
}
|
Selülaz enzim kompleksinin manyetik partiküllere immobilizasyonu / Immobilization of cellulase enzyme complex to magnetic particles
|
Son yıllarda manyetik nanopartiküllerin enzim immobilizasyonunda destek materyali olarak kullanılmasına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada destek materyali olarak birlikte çöktürme yöntemiyle sentezlenen manyetit (Fe3O4) kullanılarak, selülaz enzim kompleksinin kovalent olarak immobilizasyonu gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen manyetik nanopartiküllerin üzeri silisyum ile kaplanarak manyetik nanopartiküllerin stabilizasyonu sağlanmıştır (A-MNP). Yüzey modifikasyonu APTES ile yapılan manyetik nanopartiküller gluteraldehit ile aktifleştirilmiş (G-MNP) ve ardından selülaz enzimi immobilize edilmiştir (E-MNP). MNP, A-MNP, G-MNP ve E-MNP'nin karakterizasyonu için SEM, EDX, FTIR analizleri yapılmıştır. Sentezlenen MNP'lerin ortalama boyutunun 200 nm olduğu bulunmuştur. Serbest ve immobilize selülaz enzimlerinin optimum aktivite gösterdiği sıcaklık 70 ℃ ve optimum pH değerleri serbest enzim için 5 ve immobilize enzim için 4,8 olarak belirlenmiştir. Enzim sıcaklık stabilitesinin belirlenmesi amacıyla, serbest ve immobilize selülaz enziminin 60 ℃ sıcaklıkta 5 saat boyunca yürütülen sıcaklık stabilite çalışmaları sonucunda serbest ve immobilize selülaz enziminin sırasıyla % 29,9 ve % 38 oranında aktivitesini korunduğu belirlenmiştir. Farklı substrat derişimlerinde ölçülen aktiviteler sonucu serbest selülaz enzimi için Km, Vmax değerleri sırasıyla 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk, immobilize selülaz enzimi için ise 23,64 mg/ml , 108,69 μmol/ml.dk olarak CMC aktivite ölçümü ile 4. döngünün sonunda enzim aktivitesinin % 20 oranında korunduğu belirlenmiştir. Depolama stabilitesi çalışmaları sonucunda kalan % bağıl aktivite oranları serbest ve immobilize selülaz enzimi için sırasıyla % 73.3 ve % 91.2 olarak belirlenmiştir. Fiziksel ve kimyasal ön işlem gören atık gazete kağıtlarının serbest ve immobilize selülaz enzimi ile 48 saat boyunca süren enzimatik hidroliz işlemi sonucunda elde edilen % şeker verimleri, serbest selülaz enziminde, 0,25 g atık gazete kağıdı için % 10,2 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 8,19, immobilize selülaz enziminde ise 0,25 g atık gazete kağıdı için % 3,87 ve 0,5 g atık gazete kağıdı için % 3,27 olarak belirlenmiştir.
|
In recent years there has been an increasing interest in the use of magnetic nanoparticles as support material in enzyme immobilization. In this study, covalent immobilization of cellulase enzyme complex was carried out by using magnetite (Fe3O4) synthesized by co-precipitation method as support material. The synthesized magnetic nanoparticles were coated with silane to stabilize the magnetic nanoparticles (A-MNP). Surface modification The magnetic particles coated with APTES were activated with glutaraldehyde (G-MNP) followed by cellulase enzyme immobilization (E-MNP). SEM, EDX. FTIR analyzes were used for the characterization of MNP, A-MNP, G-MNP and E-MNP. The approximate size of MNPs was found to be 200 nm. Maximum activity of free and immobilized cellulase enzymes was determined at 70 °C. The optimum pH values were 5 and 4,8 for immobilized enzyme, free enzyme, respectively. Residual enzyme activity was determined as 29,9 % and 38 % for free and immobilized cellulase enzymes, respectively, after 5 hours at 60 °C. The cellulase activities measured at different substrate concentrations. Km, Vmax values were calculated as 155,25 mg/ml, 2500 μmol/ml.dk and 23,64 mg/ml, 108,69 μmol/ml.dk for free and immobilized cellulase enzyme, respectively. To investigate the reusability of the immobilized cellulase enzyme, the CMC method was used and it was determined that enzyme activity was maintained at 20% at the end of the 4th loop. The stability of free and immobilized cellulase enzymes was determined to be 73.3 % and 91.2 %, respectively, at the end of 20 days at 4 °C. The sugar yields obtained by the enzymatic hydrolysis of the physically and chemically pretreated waste papers with the free and immobilized cellulase enzyme for 48 hours. Glucose yields were found as 10,2 % for 0,25 g waste newspaper and 8,19 % for 0,5 g waste newspaper for free enzyme. Glucose yields were found as 3,87 % for 0,25 g waste newspaper and 3,27 % for 0,5 g waste newspaper in the immobilized cellulase enzyme.
|
HİLAL DAL
|
492750
|
Fırat Üniversitesi
|
Biyomühendislik Ana Bilim Dalı
|
2018
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=vbVkXe1KChYWNElr1MuLZi_dtd3GDUKzRl1a03WhOCADEZ_G_kZVxjZHnT6Q5d1n
|
./data/pdfs/492750.pdf
| 2,558,811
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:59.001933
|
2025-06-09T17:23:34.769137
|
2025-06-10T17:37:18.640774
|
2025-06-11T00:18:52.225124
|
|
608322
| 111
| 175
|
{
"labels": [
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9552310705184937,
"polygon": [
[
1425,
2013
],
[
1425,
1388
],
[
205,
1388
],
[
205,
2013
]
]
},
{
"class": "Resim",
"confidence": 0.9374307990074158,
"polygon": [
[
404,
1354
],
[
1326,
1353
],
[
1326,
1014
],
[
403,
1014
]
]
},
{
"class": "Metin",
"confidence": 0.9267209768295288,
"polygon": [
[
1453,
1005
],
[
1454,
214
],
[
213,
213
],
[
212,
1003
]
]
},
{
"class": "Sayfa Numarası",
"confidence": 0.8806264400482178,
"polygon": [
[
895,
2301
],
[
896,
2251
],
[
832,
2250
],
[
832,
2300
]
]
},
{
"class": "Resim/Tablo Açıklaması",
"confidence": 0.8299481272697449,
"polygon": [
[
505,
1402
],
[
1240,
1402
],
[
1240,
1362
],
[
505,
1362
]
]
}
]
}
|
Günümüz sinema filmi tanıtım sürecinde üretilen film afiş türleri / Film poster genres produced during current cinema film promotion process
|
Bu çalışmada Türk sinema sektöründe filmlerin tanıtım sürecinde yer alan ancak daha önce yazılı bir kaynakta sınıflandırılması yapılmamış afiş türlerinin belirlenmesi ve tanımlarının yapılması amaçlanmıştır.
Çalışmanın birinci bölümünde, afişin tanımı, tarihçesi ve öncüleri ele alınmıştır. İlk tasarım örnekleri olan mağara duvarlarına yapılan çalışmalar ve dünya tarihindeki ilk afiş çalışması işlenmiştir. İkinci bölümde afişin tarihçesi, gelişimi ve türleri işlenmiştir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde sinemada afiş tarihi ve sinema afiş tasarım öncüleri konu alınmıştır. Sinemada afiş tasarım öğeleri, renk, tipografi ve ana görsel başlıkları altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde sinema filmi tanıtım süreci ve bu süreç içerisinde afişin yeri işlenmiştir. Tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afişleri bu bölümde tanımlanmış ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca tanıtım sürecinde afişin önemi ve bu süreçte bir film için tasarlanan afiş türleri tanımlanmıştır. Uygulama kısmında tanıtım sürecinde ortaya çıkan film afiş türleri için afiş üretimi yapılmıştır.
|
In this study, it is aimed to identify and define the types of posters which are included in the promotion process of films in Turkish cinema sector but which have not been classified in a written source before.
In the first part of the study, the definition, history and pioneers of the poster are discussed. The first examples of design are the cave walls and the first poster work in the history of the world. In the second part, the history, development and types of the poster are discussed.
In the third part of the study, poster poster history and pioneers of cinema poster design are discussed. Poster design elements in cinema were examined under color, typography and main visual titles. In the fourth chapter, the introduction process of the cinema film and the place of the poster in this process are discussed. The movie posters that emerged during the promotion process are described in this section and explained with examples. In addition, the importance of posters in the promotion process and the types of posters designed for a film were defined. In the application part, banners were produced for the types of film posters that appeared during the promotion process.
|
ONUR KULAKOĞLU
|
608322
|
Gazi Üniversitesi
|
Yeni Medya Ana Sanat Dalı
|
2020
|
Türkçe
|
Yüksek Lisans
|
Deri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
|
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=aEzj_IdWAsjiSAfK3qwrBij-no_VnvnxN9qd5u6icb1oxTl5NfT1D9lBhPfhLekl
|
./data/pdfs/608322.pdf
| 11,570,076
| true
| true
| true
|
2025-06-08T21:31:58.482592
|
2025-06-09T17:21:35.989951
|
2025-06-10T17:37:19.127862
|
2025-06-11T00:18:52.653368
|
End of preview. Expand
in Data Studio
README.md exists but content is empty.
- Downloads last month
- 19