Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
thesis_id
stringclasses
9 values
combined_text
stringlengths
59.8k
502k
original_parts_count
int64
37
273
703932
## TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimim boyunca ve tez çalışmam sürecinde benden yardımlarını esirgemeyen, desteğini her zaman hissettiğim değerli danışman hocam Prof. Dr. Senem YIGIT OZER'e, Eğitim dönemim boyunca tecrübelerini ve desteğini esirgemeyerek mesleğime bakış açımı genişleten Doç. Dr. Hicran DÖNMEZ ÖZKAN'a, Uzmanlık eğitimimiz süresince vaktimizin büyük çoğunluğunu birlikte geçirdiğimiz, desteklerini ve anlayışlarını hiçbir zaman esirgemeyen, birlikte çok güzel anılar biriktirdiğimiz Dt. Aliye KOÇER'e, Dt. Ertuğrul KAPISİZ'a, Dt. Pınar AÇKÜRT'a, Dt. Adile ANGIN'a, Dt. Şule Anatürk'e, Dt. Gör. Selin ERINAL'a, Arş. Gör. Duygu GUVEN'e, Arş. Gör. Sinem SONMEZ'e, Arş. Gör. Busenaz UYSAL'a Her daim beni destekleyen fedakârlıklarını her zaman gösteren çok sevgili anneme, babama ve kardeşlerime, yanımda olduğu her an mutluluk kaynağım olan, uzmanlık eğitimim için beni ilk destekleyen sevgili eşim Gizem GENÇ DANIŞMAN'a içten,sonsuz teşekkürlerimi sunarım ... ii ## OZET ## VERTİKAL KÖK KIRIĞININ YENİDEN YAPIŞTIRILMASINDA KULLANILAN MADDELERDEN SONRA, KOK KANALINDA OLUŞAN STRES DAĞILIMININ 3 BOYUTLU SONLU ELEMANLAR ANALİZİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ Danışman S. Aydın Adnan Menderes Universitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Endodonti Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Aydın, 2021. Amaç: Bu araştırmanın amacı, vertikal kök kırıklı (VKK) üst kesici dişlerin, farklı materyallerle tamir edilmesinden sonra dişlerde dikey, yatay ve oblik kuvvetlerin etkisi altında oluşan stres dağılımlarının 3 boyutlu (3D) sonlu elemanlar analizi (SEA) ile incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Wheeler Diş Anatomisi Atlası rehber alınarak kök kanal tedavili üst kesici diş, spongiöz ve kortikal kemik modelleme yazılımı kullanılarak oluşturuldu. Daha sonra dişte tamamlanmış VKK oluşturuldu. VKK oluşturulan diş sırasıyla kendi kendine polimerize olan siman, kendi kendine polimerize olan siman+polietilen fiber destek, kendi kendine polimerize olan siman+cam fiber destek ve son olarak fiber ile güçlendirilmiş kompozit ile tamir edilerek 4 farklı model elde edildi. Kemik içerisindeki soketine yerleştırılen modellere 3 farklı bölgeden dikey, yatay ve oblik olarak 100 N kuvvet uygulandı. Oluşturulan modellerin stres dağılımları 3D SEA yöntemi ile değerlendirildi. Dentin, diş destek dokuları ve tamır materyallerinde oluşan maksimum asal gerilimler ve V on Mises stresleri analiz edildi. Bulgular: En yüksek maksimum asal gerilim değerleri, oblik kuvvetler karşısında tamır materyallerinde meydana geldi. Kök dentininde oluşan en yüksek maksimum asal gerilim değerleri yatay kuvvetler karşısında Grup 3'te izlendi. Kron dentininde izlenen en yüksek maksimum asal gerilim değerleri yine yatay kuvvetler karşısında Grup 1'de izlendi. Kron ve kök dentininde en düşük maksimum asal gerilim değerleri Grup 4'te izlendi. Tamır materyallerinde yatay ve dikey kuvvetler karşısında oluşan en yüksek maksimum asal gerilim değerleri Grup 4'te izlendi. Oblik ve yatay kuvvetler karşısında tamır materyallerinde oluşan en düşük maksımum asal gerilim değerleri Grup 2'de izlendi. Tüm gruplarda ve tüm kuvvet uygulamalarında gerimler kron marjininde ve kök dentinin servikal üçlüsünde yoğunlaştı. Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerleri, dikey kuvvetten oblik kuvvete doğru giderek artı. Sonuç: VKK'lı dişlerin tamirinde, şerit desteklerin kullanılması düşünüldüğünde, rezin siman ile birlikte uygulanan polietilen fiberin, tamir materyallerinde oluşan stres miktarını azalttığını ve fiber şeritlerin kullanılmasının adeziv başarısızlık ihtimalini azaltacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda tamir materyali olarak fiberle güçlendirilmiş kompozit kullanımın dentinde ve diş destek yapılarında meydana gelen stres değerlerini azaltması nedeni ile materyal seçiminde tercih edilebilir olduğunu düşünüyoruz. Bu araştırmadan elde ettiğimiz sonuçların desteklenmesi için ilerleyen dönemlerde daha fazla sayıda in vitro ve in vivo araştırmanın gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Cam fiber ile güçlendirilmiş kompozit rezin, Kendi kendine polimerize olan siman, Planmış replantasyon, Polietilen fiber, Sonlu elemanlar analizi, Vertikal kök kırığı. ## A BSTRACT ## EVALUATION OF THE STRESS DISTRIBUTION IN ROOT CANALS USING 3D FINITE ELEMENT ANALY SIS AFTER THE MATERIALS USED IN REATTACHING THE VERTICALLY ROOT FRACTURED FRACTURED FRAGMENTS Danışman S. Aydın Adnan Menderes University, Faculty of Dentistry, Department of Endodontics, Master Thesis, Aydın, 2021. Purpose: The aim was to evalute the effect of the stress distribution on the vertical, horizontal and oblique loading conditions on tooth after reattaching the fragments of the maxillary incisor with vertical root fracture (VRF) using different materials, by 3D finite element analysis (FEA). Materials and Methods: Maxillary incisor tooth with root canal treatment, maxillary spongious and cortical bone models were designed regarding Wheeler's Dental Anatomy, and transferred using a 3D modeling software. VRF was modelled on tooth. A total of 4 models were designed for experimental groups. Fractured fragments were reattached respectively using dual-cured cement, dual-cured cement and+polyethylene fiber, selfcuring cement+glass fiber and fiber-reinforced composite. 100 N force was applied in three different angles (vertical, horizontal and diagonal) by using the FEA method. Stress distribution of each model was analyzed using the 3D-FEA method. V on-Mises stresses (V MS) and maximum principal stresses of dentin, and restorative materials were evaluated on colored images. Results: The highest maximum principal stress values were on the repair materials under oblique forces. The highest maximum principal stress values in root dentin were observed in Group 3 under horizontal forces. The highest maximum principal stress values observed in crown dentin were also observed in Group 1 under horizontal forces. The lowest maximum principal stress values in crown and root dentin were observed in Group 4. The highest maximum principal stress values in the repair materials under horizontal and vertical forces were observed in Group 4. The lowest maximum principal stress values in the repair materials under oblique and horizontal forces were observed in Group 2. Tensions were concentrated at the crown margin and cervical third of root dentin in all groups and under all loads. The stress values on the repair materials gradually increased respectively starting from the vertical to the oblique forces. Conclusion: Considering the use of strip bundle in the repair of teeth with VRF, we believe that the polyethylene fiber applied together using the resin cement reduces the amount of stress in the repair materials and the use of fiber bundle will reduce the possibility of adhesive failure. In addition, the use of fiber-reinforced composite as a repair material can be preferred in material selection because it reduces the stress values in dentin and tooth structures. More in vitro and in vivo studies are needed in the future to support the results obtained from the mentioned research. Keywords: Dual cured cement, Fiber reinforced composite resin, Finite element analysis, Glass fiber, Initional replantation, Polyethylene fiber, Vertical root fracture. ## 1. GİRİŞ Vertikal kök kırığı (VKK), kök yüzeyinin iç tarafından başlayıp dış yüzeyine doğru ilerleyerek dişin uzun aksı boyunca oluşan kırık olarak tanımlanmaktadır (1). VKK, dış çürükleri ve periodontal hastalıklardan sonra diş çekimini gerektiren en yaygın üçüncü etkendir (2). Birçok in vivo araştırma VKK'nın etiyolojisinde kök kanal tedavisinin (KKT) bulunduğunu vurgulamaktadır (3, 4). KKT'li dişlerle ilgili dişin prognozunu olumsuz olarak etkileyen ve klinikte karşılaşılması istenmeyen bir komplikasyondur. Belirgin bir klinik semptom göstermediği için klinik olarak teşhişi zordur (5). KKT'li dişlerde görülen VKK'nın başlıca iyatrojenik ve patolojik risk faktörleri arasında kök kanalının gereğinden fazla şekillendirilmesi, kök kanallarının doldurulması sırasında fazla derecede uygulanan yatay ve dikey sıkıştırma kuvvetleri, KKT'li dişlerde nem kaybı, post boşluğunun hazırlanmasında oluşturulan aşırı madde kayıpları, postun yerleştirilmesi sırasında uygulanan aşırı basınç, geniş çürük içeren lezyonlar veya travma sonucu zarar görmüş diş bütünlüğü bulunur (6). KKT'lı dişlerde görülen doku kaybı, kırık direncindeki azalmada önemli bir faktördür. Ancak doku kaybının az olarak görüldüğü KKT'li dişlerde de VKK görülebilmektir. Bakteri ve bakteriyel ürünlerin kök dentininde bulunan kollajen yapıyı deforme etmesi sonucunda dişlerin kırılganlığının artabildiği bildirilmıştır (7). VKK'nın iki boyutlu radyografik görüntüler kullanılarak tespiti güçtür. Farklı açılardan alınan konvansıyonel periapikal radyografiler üzerinde, kırık hattı her zaman tam olarak saptanamayabilir (8). VKK'lı dişler, tanı sırasında sıklıkla hekimin gözünden kaçar; bu da zaman içerisinde kemik kaybına, ağrıya ve ilgili alanda defektin büyümesine neden olabilir (9). VKK'nın erken tanısı önem taşımaktadır. Güncel araştırmalar, VKK'nın tespitinde konik ışınlı bilgisayarlı tomografi(KIBT)'nin konvansiyonel radyografiye kıyasla daha doğru sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur (10). VKK bulunan dişlerin prognozu şüpheli olduğu için klinik rutininde genellikle dişin çekilmesi planlanır (11). Ancak son yıllarda VKK sonucu ayrılmış dış parçalarının ağız dışında birleştirilmesinin takiben, dişin planlanmış replantasyonu, özellikle ön grupta yer alan dişlerin çekilmesine alternatif sağlayan yenilikçi bir tedavi yaklaşımıdır (12). Planlanmış replantasyon tedavisinde dişin hızlıca ekstraoral olarak birleştirilmesi önem kazanmaktadır (13). Tamamlanmış kök kırığı bulunan tek köklü dişler, bu tedavi yaklaşımının klinik koşullarda daha rahat uygulanmasına olanak sağlayabilir (13), Literatürde kök kırık hattının tamamlanmadığı dişlerde flep operasyonu ile defekt alanını iyileştirmeye yönelik araştırmalar da mevcuttur (14). Ancak çok parçalı kırık sebebiyle tam olarak birleştirmenin mümkün olmadığı çok köklü dişlerde ve bölgede bulunan kemik yıkımının kontrol altına alınamadığı durumlarda, dişin çekilmesi ve daha sonra protetik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi daha doğru bir tercih olabilir (13). Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte diş hekimliğindeki tanı ve tedavi yöntemleri de ilerleme kaydetmiştir. Tamamlanan bir in vitro araştırmada, hem kimyasal hem ışıkla sertleşen simanlar fiber materyaller ile desteklenmiş ve VKK'lı dişlerin kırılma dayanımı üzerine etkisi değerlendirilmiştir (15). Bu araştırmada polietilen fiberle güçlendirilmiş ve hem ışıkla hem kimyasal sertleşen rezin simanla yapıştırılmış örnekler daha başarılı bulunmuştur (15). Farklı bir in vitro araştırmada ise nikel titanyum aletlerin kök dentini üzerinde meydana getirdiği etkiler incelenmiş ve bu şekillendirme aletlerinin oluşturduğu çatlakların VKK'ya öncü olabilecekleri belirtilmiştir (16). Araştırmacılar tarafından yapılan geriye dönük hasta kontrollerinde en az bir koronal duvarın bulunduğu dişlerde daha az VKK'ya rastlandığı belirtilmiştir (17). Ancak VKK'lı dişlerin mekanik kuvvetler karşısındaki davranış modelinin gözlemlendiği bu araştırmalarda, değerlendirmede standardizasyonu sağlamanın zor olduğu araştırmacılar tarafından belirtilmiştir (18-21). Sonlu elemanlar analizi (SEA), düzensiz geometri ve farklı materyallerden oluşan yapılara uygulanabilen, bu yapılarda kuvvet altında oluşan gerilmeleri ve yer değiştirmeleri detaylı bir şekilde ölçebilen nümerik bir kuvvet analız yöntemidir (22, 23). SEA 1960'ların başında özellikle havacılık ve uzay endüstrisinde yapısal problemlerin çözümü için geliştirilmiştir (24). Günümüzde akışkanlar mekanığınde, ısı transferinin incelenmesinde, elektromanyetik analizlerin yapılması gibi alanlarda kullanılmaktadır (25). 1970'lerin sonunda Huang ve Ledley'in bir diş modelini matematiksel olarak oluşturması ile sonlu elemanlar stres analiz yöntemi diş hekimliğinde kullanılmaya başlanmıştır (26). SEA dental restoratif materyallerin biyomekanik özelliklerinin incelenmesi, birbiri ile kıyaslanması ve geliştirilmesinde kullanılmaktadır (24, 25). Ayrıca bu yöntem, birçok klinik uygulamanın sanal ortamda taklıt edilebilmesini ve elde edilen sonuçların karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır (27). Bu sayede in vitro koşullara kıyasla daha gerçekçi bir mekanık gözlem gerçekleştirilebilmektedir (27). Bilgisayar ortamında elde edilen örneklerin standardızasyonunu sağlamak daha kolay olduğu için fazla sayıda inceleme örneği hazırlama gereksiniminin ortadan kalkması ve düşük maliyetli olması sebebiyle SEA yönteminin mekanik analizlerin gerçekleştirilmesinde oldukça etkin bir yöntem olduğu bildirilmiştir (23, 28). Bu bilgiler ışığında ilgili tez araştırmasında, VKK'lı dişlerin ağız dışında farklı materyaller kullanılarak yapıştırılmasını takiben çekim soketine yerleştirilmesi ve daha sonra ağız içindeki kuvvetler karşısında, diş yapısında meydana gelen stres dağılımının SEA yöntemi aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın sıfır hipotezi farklı tamir materyalleri ile birleştirilmiş VKK'lı dişlerde ağız içi kuvvetler karşısında stres dağılımı yönünden fark olmayacağıdır. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ## 2. GENEL BİLGİLER ## 2.1. Kök Kırıkları Kök kırıklarının başlıca sebepleri arasında dental travma ve diş sert dokularında meydana gelen aşırı madde kayıpları bulunmaktadır (3) Dental travma kaynaklı kök kırıkları, diğer dental yaralanma türlerine göre daha az görülmekte olup tüm dişsel travmaların %0,5-7'sini oluşturmaktadır (29). Dış sert dokusunda meydana gelen aşırı madde kaybı, tüberküllerde zayıflama ve kırıklara neden olabilmektedir (30). Bu nedenle sert doku kaybını en aza indirmek için mınımal invaziv kavite şekillendirme teknikleri tercih edilmektedir (31). Bununla birlikte kök kanal tedavisi(KKT), dişlerin kron ve kök sert dokusunda belirgin madde kaybı ile sonuçlanmaktadır. Buna bağlı olarak KKT'li dişlerde kron ve kök kırıkları daha fazla görülebilmektedir (32). Bu durumun kök dentininde meydana gelen dehidratasyondan kaynaklandığı bildirilmiştir (33). Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, kök kanal tedavisi sırasında meydana gelen kök kanal şekillendirmesinin kök dentinini zayıflattığını ve kırıklara neden olduğunu ortaya koymuştur (30). Bunun yanı sıra literatürde KKT sonrası uygulanan post sistemlerinin kök sert dokusunun direncini düşürdüğünü gösteren araştırmalar da mevcuttur (34-38). Kök kırıklarını horizontal ve vertikal kök kırıkları (VKK) olarak incelemek mümkündür. ## 2.1.1. Horizontal Kök Kırığı Horizontal kök kırığı, dentin ve sement dokularında meydana gelen kırık hattının dişin yatay aksı boyunca uzanması sonucu, dişin apikal ve koronal olarak iki parçaya ayrılmasıdır (39). Çoğunlukla üst ön keser dişlerde görülür ve kırık hattının yer aldığı bölgeye göre apikal, orta veya servikal kırıklar olarak adlandırılırlar (29, 40, 41). Tedavi planlaması koronal parçanın doğru pozisyonda yeniden konumlandırılması, stabilizasyonun sağlanması ve pulpa canlılığının uzun dönem takibidir (29). Stabilizasyon, kırık dişin komşuluğunda bulunan dişler ile birlikte splintlenmesi ile elde edilir ve tavsiye edilen uygulama süresi 2-4 ay arasındadır (42). Bununla birlikte, literatürde splintleme uygulamaksızın iyileşme gösteren horizontal kök kırığı vakaları da mevcuttur (43). ## 2.1.2. Vertikal Kök Kırığı VKK, dişin uzun aksı boyunca koronalden apıkale ya da apıkalden koronale uzanan tamamlanmış ya da tamamlanmamış kırıklar olarak tanımlanmaktadır (44). Başlangıç noktası kron ya da kök apeksi olabilmekle birlikte her iki noktadan da başlayabilmektedir (45). Vertikal yönde oluşmuş bir çatlağın yönü ve boyutunun tedavi konusunda oldukça önemli olduğu belirtilmektedir (46). VKK karakterizasyonu konusunda yetersiz bilgiye sahip olunması, yanlış teşhis konulmasına ve bunun sonucunda meydana gelen yanlış tedavi ise dişin prognozunda olumsuzluklara sebep olabilmektedir (46). Bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla vertikal kırık sınıflaması geliştirilmiştir (46). Dişin uzun aksı boyunca meydana gelen vertikal kırıklar, lokalizasyon ve dış sert dokusunda oluşan deplasman durumuna göre beş ana başlık altında incelenmektedir: Çatlak çızgı, kırık tüberkül, çatlak diş, ayrık diş ve VKK (46). Çatlak çızgi sadece mine dokusunu etkilerken kırık tüberkül, çatlak diş ve ayrık dişler oklüzal yüzeyde başlayıp apıkal yönde uzanarak mine, dentin ve bazı durumlarda pulpa dokusunu da etkilemektedir (47). ## 2.1.2.1. Çatlak Çizgi Çatlak çizgi, genellikle arka dişlerin marjinal sırtlarında veya bukkal/palatınal yüzeylerinde görülmektedir ve sadece mineyi etkilemesi sebebiyle estetik olarak bir sorun teşkil etmediği sürece tedavi gerektirmeyen bir durumdur (Şekil 1) (48). Çatlak dış ile ayırıcı tanısında transillüminasyon teşhis metodu kullanılır. Dişte oluşan çatlak sonucu dişin bir yüzünden ışığın diğer bölümüne geçmesi engellenecek ve bu durum diş yapısının yalnızca bir bölümünün aydınlanmasına izin verecektir. Çatlak çızgı varlığında ise diş yapısının tamamı aydınlanacaktır (49). ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 1. Ust ön kesici diş üzerinde çatlak çizgilerin şematik görüntüsü (50) 2.1.2.2 Kırık Tüberkül Kırık tüberkül, dişin kron kısmından başlayan ve dişeti altında ilerleyen, genellikle hem meziyodistal hem de bukkolingual yönde uzanan tamamlanmış veya tamamlanmamış kırıklar olup (51) kron veya kökün servikal üçlüsüne kadar uzanabilmektedir (Şekil 2) (52). Derin çürük veya geniş restorasyonlu dişlerde görülen kırık tüberkül tedavisi, kırık parçanın yapıştırılması ya da parçanın uzaklaştırılarak kalan diş dokusunun uygun şekilde restore edilmesi ile mümkündür. Pulpanın ekspoze olması durumunda ilgili dişe vital pulpa tedavileri veya KKT uygulanabilir (53). ![](_page_0_Picture_5.jpeg) Şekil 2. Kırık tüberkülün şematik görüntüsü (50). ## 2.1.2.3. Çatlak Diş Çatlak dış, krondan başlayıp meziodistal ya da bukkolingual yönde seyreden ve dişeti altında ilerleyen tamamlanmamış kırığı ifade etmektedir (Şekil 3) (46). Kırık hattı merkezde konumlanabileceği gibi tüberkül kırığından farklı olarak apıkal yönde de ilerleyebilir (46). Bu nedenle pulpitis ve/veya periapikal patoloji gelişimi ile sonuçlanabilir.(46) Çatlak dişin tüberkül kırığı ve ayrık diş ile ayırıcı tanısı, çatlak dişin kırık fragmanlarında hareket gözlenmemesidir (54). Çatlak dişin etiyolojik faktörleri arasında geniş restorasyonlar, pın/post uygulamaları ve desteksiz bırakılmış tüberküller, oklüzal travma, parafonksiyonel alışkanlıklar, sert gıdaların veya nesnelerin çığmenmesi, dişlerin anatomik yapıları ve hastanın yaşı yer almaktadır (55). Çatlak diş ile KKT arasındaki ilişkiyi çatlak hattının uzandığı bölge belirlemektedir (50). Çatlak hattının pulpal bölgeye yakın olduğu durumlarda, bakteri ürünlerinin geçişi için uygun bir ortam oluşmakta ve bunun sonucunda pulpal/periapikal enflamasyonlar gelişebilmektedir (50). Bazı olgularda KKT gerekebilmektedir (50). ![](_page_0_Picture_4.jpeg) Şekil 3. Çatlak dişin şematik görüntüsü (50) Tamamlanan bır ın vıvo araştırmada, geri dönüşümlü pulpitis semptomları gösteren dişlere sadece kron restorasyonu uygulanmış ve 6 yıl boyunca takıp edilen hastaların %80'inde KKT'ye gereksinim duyulmadığı gözlenmiştir (56). Geri dönüşümsüz pulpitis nedeniyle KKT uygulanmış çatlak diş tanılı dişlerin 2 yıl boyunca takip edildiği bir in vivo araştırmanın sonucunda ise %85,5 sağ kalım oranı bildirilmiştir (57). Araştırmacılar birden krondan başlayarak kök yüzeyine uzandığı ayrık dışten farklılık göstermektedir. VKK da kırık hattı bukkal ya da lingual yüzeylerde veya iki yüzey boyunca izlenebilmektedir (Şekil 4) (46). Meziyodistal olarak dar ve artmış kurvatüre sahip köklerde VKK görülme ihtimali daha fazladır (61). VKK'nın en sık görüldüğü dişler; alt çene kesici ve küçük azı dişleri, üst çene ikinci küçük azı dişleri, üst çene büyük azı dişlerinin mezıyobukkal kökleri, alt çene büyük azı dişlerinin meziyal ve distal kökleridir (61). VKK, kron-kök kırıklarının yaklaşık %2-5'ini oluşturmakta ve KKT'li dişlerde VKK görülme oranı ise farklı toplumlarda %2-10 aralığında değişmektedir (62, 63). ![](_page_0_Picture_1.jpeg) Şekil 5. VKK'nın şematik görüntüsü (46) VKK, KKT'li dişlerde diş çürükleri ve periodontal hastalıklardan sonra dış çekimini gerektiren en yaygın üçüncü etkendir (64). VKK'nın klinik ve radyografik belirtileri, başarısız bir KKT veya periodontal bir hastalık ile oldukça benzerdir (65, 66). Bu nedenle KK'i görmüş dişlerde VKK tanısı koymak güçleşebilir (67). Klinik olarak semptom bulunmayan VKK olgularına dair yapılan histopatolojik incelemelerde, VKK tanısını doğrulayan belirtiler gösterilmiştir (11). Tamamlanan bir in vitro çalışmada, KKT'li çekilmiş dişlerde VKK görülme sıklığı araştırılmış ve çalışmanın sonucunda %11-20 arasında çekim öncesi teşhis edilemeyen VKK varlığı rapor edilmiştir (68, 69). Günümüz diş hekimliğinde rutin olarak kullanılan görüntüleme yöntemleri, VKK'nın ilerleyen evrelerinde teşhis edilmesinde faydalı olabilmekte; ancak başlangıç evresindeki kırık hattını göstermekte ise yetersiz kalmaktadır (67). Tamamlanan bir in vitro araştırmada, konik ışınlı bilgisayarlı tomografinin (KIBT) periapikal radyografiye kıyasla VKK'yı tespit etmede daha başarılı olduğu gösterilmiştir (70). Özer ve ark. VKK'nın farklı evrelerini taklit eden örnekler kullanıldığında KIBT'ın farklı kalınlıklardaki tüm kırık tiplerinin teşhisinde periapikal radyografiye göre kıyasla daha başarılı olduğunu bildirmiştir (15). Bununla birlikte literatürde KIBT'in periapikal radyografi ile karşılaştırıldığında VKK'nın tespiti aşamasında fark olmadığını bildiren araştırmalar da mevcuttur (71, 72). Metska ve ark.'nın tamamladıkları in vivo araştırma sonucuna göre, VKK şüphesi bulunan dişlerde KKT veya herhangi bir restorasyon varlığı KIBT görüntülerinde artefakt oluşmasına neden olmaktadır (73). ## 2.2. V KK'nın Etiyolojisi VKK nadir de olsa KKT uygulanmamış dişlerde de ortaya çıkabilir (74). VKK'nın etiyolojisinde çürük, travma gibi diş dokusu kaybının bulunduğu durumlar, kök şekli, kurvatürü ve anatomisi, pulpanın uzaklaştırılması dişte meydana gelen dehidratasyon, dentinde bulunan çatlaklar, dişin kemik desteğini kaybetmesi gibi faktörler yer alır (5, 6, 30, 68). KKT uygulaması esnasında kron ve kökte oluşturulan aşırı madde kaybı ve kanal içine yerleştirilen post uygulamaları da dişin kırılma direncini düşürmektedir (17). Çürük, travma ve KKT sonucu kalan sağlam diş dokusu ile dişin kırılmaya karşı olan direnci arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır (37, 68). Alt çene büyük azı dişinin meziyal kökünün bifurkasyon sınır bölgesinde ve üst çene küçük azı dışının turkasyon bölgesinde kök kanal şekillendirilmesi sonucu dentin kalınlığının azalması VKK riskini artırabilmektedir. İsthmus varlığının VKK görülme oranını artıran faktörlerden biri olabileceği belirtilmiştir (75). Kök kanal şekillendirilmesi sırasında dentinde, özellikle meziyodistal alanlarda çatlaklar oluşabilir ve bu çatlaklar tamamlanmamış kırıklara ve daha sonra bukkal/lingual yönde ilerleyerek tamamlanmış vertikal veya horizontal bir kırığa dönüşebilir (76). Dişlere belirlenen seviyelerde kuvvet yüklenmesi sonrası kırılma dayanımları değerlendirildiğinde, oval kesitli dişlerin yıvarlak kesitlilere kıyasla daha düşük kırılma direnci değerleri gösterdiği rapor edilmiştir (20, 77-81). KKT'ye bağlı etkenlerden bir diğeri de şekillendirme sırasında kullanılan eğe sistemleridir. Kök kanal şekillendirilmesinde kullanılan Nikel-Titanyum (Ni-Ti) eğelerden kalın dizayn ve yüksek konisiteye sahip eğelerin kullanılması kök dentininde zayıflamaya neden olmaktadır (19). Ni-Ti eğe sistemlerinin bahsı geçen tasarımlarından dolayı dentinde mikro çatlaklara sebep olabilecekleri ve bu çatlakların tamamlanmış veya tamamlanmamış kırıkların öncüsü olabileceği vurgulanmaktadır (16, 82). Çapar ve ark.'nın kök kanalının şekillendirilmesi, doldurulması ve kanal dolgusunun yenilenmesi işlemlerinin çatlak veya VKK oluşumuna etkisini değerlendirdikleri in vitro çalışmalarında, bu aşamaların her birinin tek başına çatlak ve/veya VKK gelişiminde rol oynayabileceğini bildirmişlerdir (83). De-Deus ve ark., kök kanal dolgu yöntemi olarak gutta-core, soğuk lateral kompaksiyon ve sıcak vertikal kompaksiyon tekniklerini karşılaştırılmış ve bu yöntemler arasında, dentinde çatlak oluşumu göz önüne alındığında, kullanılan yöntemler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını rapor etmişlerdir (84). Kök kanal irrigasyonu için kullanılan solüsyonların ve tedavi seansları arasında kanal içine yerleştirilen medikamentlerin kök dentininde fizyolojik değişimlere yol açabileceği ve dentini zayıflatabileceği düşünülmektedir (85, 86). Sodyum hipoklorit (NaOCl) ve Etilendiamin Tetraasetik Asit (EDTA) solüsyonlarının kullanıldığı araştırmalarda, solüsyonun konsantrasyonu arttıkça dentinin kırılma direncinin düştüğü gösterilmiştir (87, 88). NaOCl, hidrojen peroksit (H2O2), EDTA ve klorheksidin solüsyonlarının kök dentinin sertliği üzerine olan etkisinin değerlendirildiği bir in vitro çalışmada, klorheksidin hariç diğer tüm solüsyonların dentin sertliğini azalttığı gözlenmiştir (89). Bununla birlikte literatürde klorheksidinin kırılma direncini düşürdüğünü gösteren araştırmalar da mevcuttur (90). Kalsiyum Hidroksit (Ca (OH)2)'in kök kanalı içerisinde 5 hafta veya daha uzun süre kullanılmasının, kök dentininin kırılma direncini düşürdüğü gösterilmiştir (91). Ca (OH)2'in 7, 14, 30 ve 90 gün süresince medikament olarak kullanıldığı in vitro araştırmada; 30 ve 90 günlük gruplarda VKK yatkınlığı belirgin olarak artmıştır (92). Aşırı kron yıkımı olan dişlerde post boşluğunun hazırlanması, post seçimi, postun kök dentinine travmatik bir şekilde yerleştirilmesi ve ilerleyen dönemde uygulanan restoratif prosedürler VKK oluşumu için risk faktörleridir (93, 94). Post boşluğu hazırlanırken dentin dokusunda aşırı madde kaybının oluşturulmadığı ve post uzunluğunun mümkün olduğunca kısa tutulduğu durumlarda kökün kırılmaya karşı gösterdiği direncının arttığı belirtilmiştır (95). Buna ek olarak, Naumann ve ark. ferrule varlığında VKK riskinin düştüğü belirtmiştir (96). Post seçiminin VKK gelişimi üzerine etkisinin değerlendirildiği bir diğer araştırmada, vidalı ve metalik döküm postların fiber postlara oranla daha fazla VKK oluşturduğu ifade edilmiştir (97). ## 2.3. Vertikal Kök Kırığının Klinik Bulguları V KK genellikle endodontik ve protetik tedavinin tamamlanmasından yıllar sonra ortaya çıkar ve teşhis edilir (44). VKK şüphesi taşıyan dış/dışler nedeniyle hastanın şikayetleri uzun süreden beri var olabilir ve buna bağlı olarak tekrarlayan klinik ve radyografik muayeneler gerekebilir (98). Hekimler çoğunlukla ilgili dişin çekimi veya çok köklü dışılı kökün uzaklaştırılmasını tercih etmektedir (99). Doğru bir tedavi için kesin tanı oldukça önemlidir (13). Mevcut semptomların KKT ile ilişkili olduğu saptandığında öncelikle KKT, cerrahi veya ortograd olarak yenilenmesi düşünülmelidir. Ancak bu yaklaşım sonrasında hastanın şikayetleri devam ederse ilgili kökün uzaklaştırılması gerekebilir (98). VKK tanısını kesinleştirmek için bilinen tek bir patognomonik semptom veya radyografik özellik yoktur. Tanı süreci, hastanın sübjektif şikayetleri, klinik ve radyografik değerlendirmenin birleşimine dayanmaktadır (100). VKK teşhisini zorlaştıran faktörlerden biri, hastalığın diğer patolojik koşulları taklit etmesidir. Çiğneme sırasında ağrı, ilgili dişte hareketlilik, fistül yolu, derin periodontal apse ve/veya periapikal radyolüsensi varlığı başarısız KKT veya periodontal hastalıklarda bulunan belirti ve semptomlar ile benzerlik göstermektedir (1, 100, 101). VKK'nın başlangıç evresinde ilgili dişte ağrı ve rahatsızlık hissi görülmektedir (11, 100, 102). Bunun yanı sıra sübjektif bulgu olarak hastalar tarafından ilgili dişte hareketlilik belirtilmekte; ancak klinik muayene sonucunda minimal düzeyde mobilite tespit edilmektedir (103). VKK'da perküsyona hafif duyarlılık gözlenebilmekle beraber çatlak tüberkül veya dişten farklı olarak perküsyonda belirgin ağrı yoktur (98). VKK ile ilişkili enfeksiyon varlığında şişlik görülebilir; fakat kronik apıkal apseden farklı olarak fistül ağzı daha koronalde yer alır. Bu lokalizasyon ile daha çok periodontal apseye benzemektedir (44). Pulpal testler; dişler çoğunlukla KKT'li olduğu için uygulanamaz. Perküsyon ve palpasyon da VKK için tanısal olmayan hafif bir yanıt oluşturmaktadırlar (13). Genellikle fistül yolu ve dişetinde lokal şişlik bulunabilmektedir ama yine bu semptomlar periodontal ve endodontik lezyonlarda da bulunabilmektedir (13). Literatürde retrospektif vaka serilerinde, VKK görülen vakaların %13-35'ınde değişen oranlarda fistül yolu koronalde yer almaktadır (44). Dişin fasiyal veya lingual yüzeylerinde; kırık hattına komşu bölgelerde periodontal yıkım meydana gelebilir (11, 104-106). Periodontal hastalıklarla ilişkili olan derin periodontal cepler, VKK varlığında tespit edilenlerden farklıdır (98). Periodontal hastalık sonucu oluşan cepler, gevşek ve koronale doğru genişleyen bir yapı gösterirken, sert periodontal sondlar ile rahatlıkla tespit edilebilirler. VKK ile ilişkili cepler ise periodontal ceplerde olduğunun aksine tek bir dişte izole olarak görülmektedir (98). 2008 yılında Amerikan Endodontistler Birliği'nin yayınladığı yönergede; KKT'li bir dişte gerek post yapılmış gerek yapılmamış olsun, fistül yolu ile birleştirilmiş bir cep kombinasyonu olduğunda, bunun genellikle bir VKK için patognomonik olduğunu belirtmiştir (46). VKK'nın periapikal radyografiler üzerinde her zaman patognomonik görüntüsü oluşmayabilir (46). Çoğu durumda KIBT ile tarama yapılması ve doğru teşhis için yüksek çözümürlük değerlerinin kullanılması önerilmektedir (107) VKK'nın en sık görülen radyografik görünümü 'J şekilli' lezyonlardır. Alt çene azı dişlerinde sıklıkla furkasyon bölgesinde radyolüsensiyle birlikte izlenir (44, 102, 105). VKK sonucu ayrılmış kök fragmanları, erken dönemde radyografilerde nadiren saptanabilir. Bu radyolüsensi fragmanlar arasındaki inflamatuar dokudur (108). Apeks bulucu sistemlerin periodontal dokularla ile ilişkili olan VKK'nın tespitinde de kullanılabilme ihtimalını araştırmalar apeks bulucuların VKK'yı tespit etmede başarılı olmadığını saptamıştır (109). KIBT, VKK'yı teşhis aşamasında kullanılmıştır (73, 110). Kök kanalında mevcut olan dolgu malzemeleri ve metal alaşımlı post sistemleri tomografi ışınını etkileyebilir ve saçılmalara neden olabilmektedir. Bu durum kırığın görünümünü maskeleyebilmektedir (11). Bununla birlikte, KIBT'nin bir avantajı, standart dijital veya analog radyograflar ile saptanamayan ve başlangıç evresindeki kemik rezorpsiyonlarını dahi belirleme ve inceleme yeteneğine sahip olmasıdır. KIBT'in 2 boyutlu radyografi görüntüleri üzerine üstünlüğü çeşitli yayınlarda desteklenmiştir (10, 72, 73, 112). Bunun yanı sıra Amerikan Endodontistler Birliği'nın 2011 yılında yayınladığı yönerge, KIBT'in bir veya daha fazla taramada ortaya çıkan kemik kaybını daha belirgin olarak işaret ettiğini belirtmiştir (113-115). ## 2.4. VKK'nın Tedavisi Literatürde VKK'nın tedavisi ile ilgili farklı olgu raporları bulunmaktadır (98). VKK görülen çoğu vakada önerilen tedavi ilgili kökün çıkarılmasıdır (45). Bu tedavi tek köklü dişlerde dişin çekilmesi ile sonuçlanırken çok köklü dişlerde kök ampütasyonu veya hemiseksiyon işlemi uygulanmaktadır (98). VKK'lı dişin çekilip yerine implant yapılması; kemik seviyesini korumak için, önerilen ve daha sık tercih edilen tedavi yöntemidir (13), Buna ek olarak kırık kök yapısının korunmasına yönelik modern endodontik yaklaşımlar da mevcuttur. İlgili kırık bölgesine flap operasyonu ile ulaşıp, kırık bölgesinin tamiri bu yaklaşımlardan birisidir (13). Planlanmış replantasyon denilen yöntemde ise VKK'lı diş atravmatik olarak çekilir, dişin kırık fragmanları arasındaki doku temizlendikten sonra kırık diş parçaları ağız dışında yapıştırılır ve dış çekim soketine yeniden yerleştirilir (12, 116), VKK'lı dişin çekilip ağız dışında tamirini takiben planlanmış replantasyonu sırasında farklı teknikler ve malzemeler kullanılmıştır. Planlanmış replantasyon tedavisi geleneksel tedaviler başarısız olduğunda veya diğer tedavilerin uygun şekilde yürütülemeyeceği zaman planlanmaktadır (117, 118). Daha sık KKT görmüş tamamlanmış VKK'lı, kron-kök kırıklı, periodontal olarak prognozu kötü ve replasman rezorosiyonu görülen dişlerde bu teknik kullanılmaktadır (119, 120). Bu teknikte prognozun başarısı periodontal membran ve sement hücrelerinin canlılığının korunabilmesidir (118, 121). Planlanmış replantasyon da ilk olarak, diş atravmatik olarak çekilmelidir (122). Bukkal ve lingual kemik korunmalı, diş sementinin zarar görmemesine dikkat edilmelidir (123, 124). Planlanmış replantasyon işlemi süresince diş, kron yüzeyinden tutulmalıdır ve kök yüzeyine temas en aza indirilmelidir (125). Bazı araştırmalar çekim soketinin iyileşmeye yardımcı olabilecek kalan periodontal ligament hücreleri için kürete edilmemesi gerektiği önerirken, bazı çalışmalarda da enflamatuar doku ve kan pıhtısının uzaklaştırılması için soketin küretajını önermiştir (125-128). Büyütme sistemlerinin tedavide yardımcı olabileceği söylenmiştir (129). Diş yerine yerleştirildikten sonra periapıkal radyografi alınarak dişin doğru pozisyonda olduğu kontrol edilmelidir (125). Bu yöntemde başarının temel kriterlerinden birisi ağız dışında geçirilen sürenin olabildiğince kısa olmasıdır (12). Birçok araştırma, dişin ağız dışında kalma süresinin en fazla 20-30 dakika olabileceğini ve bu süreyi aşan işlem prognozunun başarısız olduğunu belirtmektedir (130, 131). İşlemi takiben, dişin inmobilizasyonu amacı ile splintleme işlemi uygulanmalıdır (131, 132). Dişin fizyolojik olarak hareketi periodontal iyileşmeye fayda sağlayacağı içın, yarı-esnek splintleme uygulaması, sert splintlemeye göre daha çok tercih edilmektedir (133). Kırık hattının sağlıklı kemik yüzeyine gelmesi ve sağlıklı diş yüzeyinin hasar görmüş periodontal ligament yüzeyine gelebilmesi için dişin replantasyon aşamasında; 180° döndürülerek sokete yerleştirilmesini öneren çalışmalar da mevcuttur (134). Rosenberg ve ark.'nın VKK'lı üst çene sağ ikinci azı dişinin çekip kırık fragmanları cam iyonomer siman ile bir araya getirdiği ve replante ettiği olgu sunumunda, 1 yıllık kontrollerde ilgili dişin klinik ve radyolografik olarak asemptomatik olduğunu rapor etmişlerdir (122). Dığer bir vaka raporunda, VKK görülen sağ üst çene küçük azı dişinin ağız dışında rezin siman ile yapıştırılmış ve replante edilmiştir. İlgili dişin 3 yıllık kontrolü sonunda klinik ve radyografik olarak asemptomatik olduğu gözlenmiştir (119). Hayashi ve ark.'nın araştırmalarında VKK saptanan 26 dişin, kırık parçalarının ağız dışında yapıştırılmasından sonra, prognozlarını değerlendirmişler ve 76 ay süresince gerçekleştirilen kontrollerde 12.ayda %88,5, 36.ayda %69,2 ve 60.ayda ise %59,3 oranında başarı elde ettiklerini belirtmişlerdir (135). Planlanmış replantasyon tedavisi yönteminin temel zorluğu, dişin tek parça halinde ekstrakte edilişindeki zorluktur. Ilerleyen dönemlerde sık gözlenen komplikasyonlar ise periodontal iyileşmenin olmaması veya replantasyon sonrası kemik rezorpsiyonu veya kök rezorpsiyonudur (13). Planlanmış replantasyon tedavisinin kontrendikasyonlarını, çekim sonrası uygun şekilde birleştirilemeyen dışler, aşırı kök kurvatürüne sahip dişler, şiddetli periodontal hastalıklı dişler, komşu dişler, uyumsuz bir hasta ve iyileşmeyi etkileyecek düzeyde sıstemik rahatsızlıkları olan hastalar olarak sıralayabiliriz (117). ## 2.5. Diş Hekimliğinde Kullanılan Rezin Simanlar Rezin simanlar 1950'lerden bu yana diş hekimliğinde kullanılmaktadırlar (136), 1970'lere kadar akrilik rezin olarak üretilen rezin simanlar ilerleyen dönemlerde kompozitlerin, adezivlerin ve dentinin asitle aşındırılmasına uygun olarak dimetakrilat rezin olarak üretilmişlerdir (137). Rezin simanların kimyasal yapıları metil metakrilat, Bis GMA dimetakrilat veya üretan dimetakrilat bazlı olup, doldurucu maddeleri ağırlıkça %20-80 arasında değişen koloidal silika veya baryum camından oluşmaktadır. Toz/likit, kapsüllü veya pat/pat sistemleri olarak üretilirler (138). Rezin simanların diş sert dokularına bağlanma kapasiteleri geleneksel yapıştırma sımanlarına göre daha yüksektir, bu nedenle dentin ve mine, porselen ve diğer seramikler, altın ve diğer metal alaşımları ve indirekt rezin kompozitler gibi materyallerin yapıştırılmasında kullanılırlar (137, 139, 140). Estetik ve stabilite tam seramik restorasyonlar için önemli özellikler olduğundan, rezin simanlar yüksek estetik özellikleri ve kırılma dirençleri sebebiyle tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında tercih edilmektedir (138, 140, 141). Rezin simanların klinik performansı basınç dayanımı, eğilme dayanımı, film kalınlığı, çözünürlük ve su emmeye karşı direnç gibi farklı fiziksel ve mekanık özelliklerden etkilenebilmektedir (142). Rezin simanlar polimerizasyon mekanızmalarına göre kimyasal, ışık ile ve hem kimyasal hem de ışıkla sertleşenler olmak üzere üçe ayrılırlar (142). Hem kimyasal hem de ışıkla sertleşen rezin simanlar genellikle iki patlı sistemler olarak üretilirler (143). Genellikle benzoil peroksitin aromatik üçüncül aminlerle redoks reaksiyonuna dayanan bir polimerizasyon reaksiyonuna sahiptirler (143). Ayrıca, patlardan en az biri ışıkla sertleşen sertleşme mekanızmasını ve ışıkla aktive olan kısmı içermek zorundadır (137). Tersiyer aminlerin ve benzoil peroksitin zamanla kararma eğiliminde olduğu gözlemlenmiştır, bu nedenle, üçüncül bir âmın foto başlatıcı içermeyen bazı rezın sımanlar üretilmiştır (144). Bu sayede renk bozunmasının önlenmesi ve renk stabilitesinin sağlanması amaçlanmaktadır (144). KKT'de sızdırmazlığı en aza indirgemek amacıyla homojen ve monoblok bir yapı oluşturulmaya çalışılmaktadır (145). Post restorasyonlarında da monoblok yapının oluşturulabilmesi ve dentin dokusuna benzer fiziksel özellikleri sağlayabilecek materyallerin kullanımı restorasyon başarısını artırmaktadır (146). Post restorasyonlarında monoblok yapı; post ve korun birbitleriyle bir bütün olduğu ve devamlılık gösterdiği bütünü ifade eder (147). Modern endodontide gerek post yapıştırılmasında gerek kor oluşturulmasında kullanılacak materyal sayısı azaltılarak monoblok sisteminin güçlendirilmesi, tek bir materyalın dentinle maksımum uyumu ile restorasyonun ömrünün uzatılması hedeflenmektedir (147). Monoblok post-kor materyallerinin kullanıldığı örnekler; post için ayrı bir yapıştırma simanın kullanıldığı ve kron için ayrı bir kor rezin materyalı kullanılan örneklere göre daha dayanıklı bulunmuştur (148). Ayrıca monoblok post sistemleri daha az materyal kullanımı olduğu için klinisyenler için daha kolay uygulanabilir bulunmuştur (145). Monoblok post sistemlerinin yapıştırılmasında aktıf olarak kullanılan hem kimyasal olarak hem ışıkla sertleşen rezin simanlar arasında başlıca olarak Panavia F 2.0; (Kuraray, Osaka, Japonya), Core X Flow (Dentsply, DeTrey, Almanya), Gradia Core (GC, Tokyo, Japonya), Clearfil DC Core Plus (Kuraray, Osaka, Japonya), Corecem (RTD, St Egrève, Fransa) yer almaktadır. ## 2.6. Diş Hekimliğinde Kullanılan Fiber Bileşenler Günümüzde endodontik tedavide post restorasyonuna ihtiyaç duyulduğunda, kök kırıkları oluşturmaları sebebiyle döküm ve prefabrik metal postlar artık tercih edilmemektedir (149, 150). Fiber postlara kıyasla daha düşük elastisite modülü ve dentine yakın fiziksel özelliklere sahiptirler ve bu sayede diş-post birleşimindeki stres oranını azaltır ve kuvvetleri köke homojen bir şekilde iletirler (151). ## 2.6.1. Cam Fiber Cam fiber, araştırmalarda translusent özelliği, estetik oluşu ve dentine bağlanma kapasitesi nedeniyle dental kullanıma en uygun fiber olarak gösterilmiştir (152). Cam fiberlerin termal genleşme katsayısı, kompozit rezinlere yakın olmasından ve yüksek doku uyumundan dolayı diş hekimliğinde sıklıkla kullanılmaktadırlar (153, 154). Cam fiberlerin çeşitli alt türleri bulunmaktadır. A-cam; kimyasal maddelere dirençli ve düşük elektriksel özellikler sahip, C-cam yüksek kimyasal dirence sahip, S-cam amorf yapıda yüksek fiziksel özelliklere sahip, E-cam ise oldukça sert bir yapıya sahiptir (155). Piyasada bulunan cam ve kuvars fiberlere örnek olarak EverSück (Cam fiber, Stick Tech Ltd., Turku, Finlandiya), Targis/Vectris (Cam fiber, Ivoclar Vivadent Inc., Schaan, Lihtenstayn), BR-100 (Cam fiber, Kuraray Medical Inc, Tokyo, Japonya), FibreKor post (Cam fiber, Pentron Laboratory Technologies LLC, Wallingford, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)), Reforpost glass fiber (Cam fiber, Angelus, Londrina, Parana, Brezilya), Rely X fiber post (Cam fiber, 3M Espe, St. Paul, Mn, ABD); A estheti-post (Karbon/K uvars fiber, Bisco Inc, Schamburg, IL, ABD), DT Light post (Karbon/Kuvars fiber, Bisco Inc, Schamburg, IL, ABD), Unicore post (Kuvars fiber, Ultradent Products Inc, ABD) gösterilebilir (155). ## 2.6.2. Polietilen Fiber Polietilen fiberler; şekillendirilebilir, düşük yoğunlukta ve biyouyumlu materyallerdir (156). Cam fiberler ile karşılaştırıldıklarında, daha yüksek gerilme dayanımına sahiplerdir ve daha zor şekillendirilebilmektedirler (156). Cam fibere göre daha düşük yüzey enerjisine sahiplerdir ve bu rezin bağlantı kalitesini düşürmektedir (15/). Post ve kor yapımında, splintlemede, dış üzeri protezlerin güçlendirilmesi gibi alanlarda kullanılabilmektedirler (158). Diş dokusuna benzer bir renkte olup, yüksek yorgunluk direncine sahiptirler (158). Yüksek kırılma direnci ve darbe dayanımına sahiptir (158). Polietilen fiberin KKT'li ve lingual tüberkülü kırık dişlerin restorasyonunda kırık direncini artırıcı yönde etkilerinin olduğu gösterilmiştir (159). Polietilen fiber; diş dokularına yakın rengi, düşük yoğunluğu ve biouyumluluğu, çözünmeye karşı dirençli oluşu sebebiyle güçlendirici materyal olarak diş hekimliğinde tercih edilmektedirler (160). Piyasada bulunan polietilen fiberler arasında Ribbond (Polietilen fiber, Ribbond, Seattle, ABD) ve Connect (Polietilen fiber, KerrLab, Orange, CA, ABD) bulunmaktadır. ## 2.6.3. Karbon Fiber Metal postlar yerine kullanılmaya başlanan ilk fiberlerdir (161). Karbon fiberler poliakrilonitratın, oksijen içeren ortamda 200-250°C'de ve daha sonra 1200°C' de ısıtılmasıyla hidrojen, nitrojen ve oksijen uzaklaştırılarak, karbon atom zincirinin oluşturulmasıyla meydana gelmektedirler (162). İzotropik özellikler gösterirler ve bu sayede kırılmalara karşı daha dirençli hale gelmektedirler (154). Estetiklerinin kötü olması, karbonun biyouyumlu olmaması, fiberin işlenmesinin zor olması ve rezin içine fiberin tam olarak uyumlanamaması gibi nedenlerle yerini diğer fiber sistemlerine bırakmıştır (154). Reforpost karbon fiber (Angelus, Londrina, Parana, Brezilya), Composipost (KTD, St. Egreve, Fransa), C-Post (Bisco Inc, Schamburg, IL, ABD) bu fiberlere örnek olarak gösterilebilir (163). ## 2.7. Fiber ile Güçlendirilmiş Kompozitler Fiber ile güçlendirilmiş kompozitler (FIGK) bulk fill kompozitlerin alt sınıfında yer almaktadırlar. Bulk fill kompozitler; akışkan ve restoratif olarak iki gruba ayrılmaktadırlar (164). Kompozitlerin monomer rezin formulasyonları, tip, volüm fraksiyonu, yoğunluk, partikül boyutu ve dağılımı gibi doldurucu özellikleri arasındaki farklılıklar polimerizasyon derinliğini ve mekanik özellikleri etkileyebilir (165, 166). Akışkan bulk fill kompozitler genellikle ulaşması daha zor olan kavitelerde kullanılmaktadırlar (167). Restoratif bulk fill kompozitler tek seterde 4-5 mm'ye kadar polimerize olabilirler (167). Bu materyaller genellikle yüksek doldurucu içeriklerinden dolayı akışkan bulk fill kompozitlere göre daha viskozdur ve yüzeyleri daha dirençlidir (164, 168). Bulk olarak yerleştirilebilen bu yüksek viskoziteli kompozitler, restore edilen dişin güçlendirilmesini amaçlayan ek doldurucular içerebilmektedir. Örneğin, Alert (Jeneric/Pentron, Wallingford, Connecticut ABD) ve EverX Posterior (GC Corporation, Tokyo, Japonya) kompozitler doldurucu olarak spesifik özellikler sağlayan cam fiber içermektedir. FIGK dentinin fiziksel yapısını taklıt etmek üzere tasarlanmıştır (169, 170). Fiberlerin, kompozit restorasyonlarında kırık ve çatlak oluşmasını ve yayılmasını önlediği bilinmektedir (171, 172). Bu sebeple, büyük kompozit restorasyonlarda güçlendirilmiş taban materyali olarak FIGK'nın uygulanması önerilmektedir (169, 170). ## 2.8. Stres Analiz Yöntemleri Bır oluşuma kuvvet uygulandığı zaman o oluşumda gerilim ve deformasyon bölgeleri oluşur. Klinisyenlerin ise ağız içerisinde oluşan bu kuvvetleri iyi bir şekilde tanıması, analiz edebilmesi ve materyallerde oluşan gerilim ve yıkım alanlarını göz önüne alarak yapılacak restorasyonların oral rehabilitasyon ilkelerine uygun şartlarda olmasını sağlaması gerekmektedir (133). Ancak bu alandaki biyomedikal araştırmalar in vivo gerçekleştirildiğinde etik sorunlar yaşanabilmektedir (173). Bu sebeplerle stres analız çalışmalarını canlı dokuların tasarlanan bir modeli üzerinde yapmak daha değerli hale gelmiştir. Materyallerde oluşan streslerin tespiti için farklı stres analiz yöntemleri mevcuttur (174). - 1. Foto elastik stres analiz yöntemi - 2. Gerinim ölçer (strain gauge) stres analiz yöntemi - 3. Kırılgan vernik tekniği ile stres analizi - 4. Sonlu elemanlar stres analiz yöntemi - 5. Halografik interferometri ile kuvvet analizi - 6. Termografik kuvvet analiz yöntemi - 7. Radyotelemetri ile kuvvet analizi ## 2.8.1. Sonlu Elemanlar Stres Analiz Yöntemi 1960'lı yıllarda havacılık endüstrisinde kullanılmasıyla hayatımıza giren sonlu elemanlar stres analiz yöntemi; biyomekanık sistemin gerçeğe uygun matematiksel modelini çıkartarak bilgisayar ile bu modelin çözümlenmesı esasına dayanır; bu yöntem bir bilgisayar programında tabiatın taklit edilmesi olarak da tanımlanabilir. Aynı zamanda, fiziksel modelleri matematiksel denklemlere sayısal çözüm getiren, çağımızın en modern ve önemli bilimsel tekniklerindendir (174). Son yıllarda diş hekimliği araştırmalarında da oldukça popüler bir yöntem haline gelmiştir (28, 175-178). Diş hekimliğinde sonlu elemanlar analiz (SEA) yöntemi ile yapılan ilk araştırma 1968 yılında Ledley ve Huang'a aittir (26). Yöntem bugünkü anlamıyla, Farah ve Craig tarafından yapılan bir araştırma ile diş hekimliğinde yerini almaya başlamıştır (179). Bu araştırmada üç farklı marjinal konfigürasyon ile tam kron preparasyonu yapılan bir büyük azı dişe uygulanan kuvvet sonucu oluşan stresler SEA yöntemi ile incelenmiştir. SEA yöntemi karmaşık bir mekanik sorunun çözümünde rahatlıkla kullanılabilen bir teknik olup, incelenecek olan bölgeyi küçük ve basit alanlara ayırarak incelemenin daha kolay olmasına olanak veren ve çözümü bu küçük parçalar içerisinde sağlayabilen matematiksel bir analızdır. Bu analız yönteminin esası "parçadan bütüne gitme" prensibine dayanmaktadır (25). ## 2.8.1.1. Sonlu Elemanlar Stres Analiz Yönteminin Avantajları 1) Belirli bir geometriyi taklit etmeyen, simetrik olmayan, düzensiz yapılar ve farklı malzeme özelliklerine sahip nesnelere uygulanıp; gerçek yapıyı temsil eden model hazırlanabilmektedir. Sonuçların hassasiyeti çok yüksektir. 2) Sonuçlar çok kısa sürede elde edilebilir. 3) Gerilme, gerinim ve yer değiştirmeler ayrıntılı olarak her noktada duyarlı bir şekilde hesaplanabilmektedir. 4) Oluşturulan modelin sınır şartları (cismin nereden sabitleneceği ve kuvvetlerin nereden uygulanacağı) kolayca sistemde belirlenebilir. 5) Birden fazla katmandan oluşan objeler, katmanların fiziksel özellikleri ve katmanlar arasındakı temas özelliklerini yansıtacak şekilde modellenebilmektedir. 6) SEA ile prototip oluşturulması zor veya tehlikeli olan tasarımlar modellenebilir. Canlı deneklere gerek duyulmaz. Bu sayede araştırmalara ait birtakım etik sınırlamalar ortadan kalkar (22, 25, 174, 180, 181). ## 2.8.1.2. Sonlu Elemanlar Stres Analiz Yönteminin Dezavantajları 1) Analizlerin yapılabilmesi için gerekli olan bilgisayar ve programlar yüksek maliyetlidir. 2) Analizin yapılabilmesi için ciddi bilgi birikimine sahip uzman kişilere gereksinim vardır. 3) Analiz sonucunun doğru olabilmesi için yapıların fiziksel ve mekanik özelliklerinin bilgisayara aktarılması son derece yüksek dikkat gerektirir. Deneysel verilerin aktarımı ve analiz programının kullanımındaki teknik detaylar tamamen araştırmacıya bağlıdır. 4) Araştırmada kullanılacak malzeme özelliklerinin yanlış olarak tedarik edilmesi ve verilerin hatalı aktarımı sonucu araştırma olumsuz yönde etkilenebilir (23, 25, 180, 182). Bu yöntem ile analızler genellikle iki veya üç boyut (3D) kullanılarak tamamlanmaktadır. İki boyutlu modelleme nispeten daha basittir ve donanımlı bir bilgısayara gereksinim yoktur. Ancak bu analiz sonuçlarının güvenilirliği düşüktür. 3D'lu modelleme daha kompleks programlara izin veren bilgisayar yazılım programı kullanımını gerektirse de daha doğru sonuçlar sağlamaktadır. SEA lineer (doğrusal) ya da lineer olmayan sistemler üzerinde uygulanabilir. Lineer sistemler göreceli olarak daha basittir ve analiz sırasında plastik deformasyon dikkate alınmaz. Lineer olmayan sistemlerde ise plastik deformasyon derecesi açıklanmalıdır (180). Cisimler belirli bir kuvvet sınırını aşan yükler altında elastik deformasyondan plastik deformasyona geçerek şekil değiştirirler. Bu nedenle diş hekimliğinde yapılan araştırmalarda kullanılan kuvvetler genelde elastik deformasyon sınırları içindedir ve lineer SEA yöntemi kullanılır (183). ## 2.8.1.3. SEA ile Ilgili Kavramlar ## Kuvvet Kuvvet cisimlerin hareket durumlarını değiştirebilen, fiziksel olarak ölçülebilir etkidir (184). Kuvvetin uygulandığı cismin rijit ya da deforme olabilen bir materyal olup olmamasına bağlı olarak cisimde deformasyon ya da translasyon meydana gelir. Eğer cisim hareket edemiyorsa; uygulanan kuvvet o cismin şeklinin değişmesine veya deformasyona uğramasına sebep olabilir (185). Kuvvet; yönü, şiddeti ve doğrultusu olan vektörel bir büyüklüktür (186). Kuvvet birimi, 'Newton (N)'dur. Bir cisme dışarıdan uygulanan etki dış kuvvet, cismin çeşitli parçaları arasında bu etkiyi iletmesi ise iç kuvvettir (185). ## Stres (Gerilim/Gerilme) Herhangi bir cisme dışardan kuvvet uygulandığında cısmın moleküler yapısında dış kuvvete eşit ve zıt yönlü kuvvet oluşmaktadır (23). Dış kuvvete karşı birim alanda eş büyüklükte meydana gelen içsel tepki, gerilme veya stres olarak tanımlanmaktadır (187), Dış kuvvet ve iç kuvvet cısmin üzerinde belli bir alana yayılır, bu sebeple hem stres hem de dış basınç birim alana düşen kuvvet cinsinden gösterilmektedir (186). Stres = Kuvvet / Alan olarak formülüze edilir. Gerilme birimi Paskal (Pa)'dır. Pa \_ N/milimetre kare(mm²) şeklinde formülüze edilir. Diş hekimliğinde ise genellikle milimetrik boyutların incelenmesi sebebiyle birim olarak mega paskal (MPa) veya N/mm2 kullanılmaktadır (185), Gerilme vektörü, incelenen kesit yüzeye dik yönde etki ediyorsa, bu gerilme normal gerilme (o), yüzeye yatay yönde etki ediyorsa bu gerilme ise kayma/makaslama gerilmesi (c) olarak adlandırılmaktadır. Gerilmeler, değişik yüklemeler altında karma şekillerde bulunabilir. Bazen sadece biri, bazen de her ikisi bir arada etkili olabilir (188). Uygulanan kuvvetlere karşı cisimlerde başlıca oluşan gerilim türleri (Şekil 6); 1. Uzama- Çekme Gerilimi (Tensile Stress) Cismin moleküllerini birbirinden ayrılmaya zorlayan, aynı doğrultuda, ters yönde iki kuvvetin cismi etkilemesi ile oluşan gerilme tipidir (187). 2. Sıkışma- Basma Gerilimi (Compressive Stress) Cismin moleküllerini birbirine yaklaşmaya zorlayan, aynı doğrultuda ve ters yönde iki kuvvetin cismi etkilemesi ile oluşan gerilme tipidir (187). 3. Makaslama- Kayma Gerilimi (Shear Stress) Cismin moleküllerini birbiri üzerinde kaymaya zorlayan farklı seviyelerde birbirlerine paralel ve ters yönde olan iki kuvvetin cismi aynı anda etkilemesi ile oluşur (185). | ekme (ferilimi<br>TITA DATTITUTI | ikisma Crerilimi | Makaslama Gerilmı | |----------------------------------|------------------|-------------------| | | | | ![](_page_0_Figure_9.jpeg) Şekil 6. Uygulanan kuvvetlere karşı cisimlerde başlıca oluşan gerilim türleri şeması. ## Asal Gerilimler (Principal Stress) Uç boyutlu bir yapıda, bütün düzlemlerde makaslama gerilmelerinin sıfır olduğu ve sadece alana dik olan normal gerilmelerin oluşturduğu gerilmeler asal gerilmeler (principal stress) adını alır (189). Asal gerilmede; X, Y ve Z düzlemlerine dik etkiyen kuvvetler mevcuttur (187). Asal gerilmeler maksimum, orta ve minimum olmak üzere 3 tipe ayrılmaktadır. Maksimum asal gerilimler (ol) pozitif değerdedir ve en yüksek çekme gerilimlerini ifade eder. Minimum asal gerilimler (63) negatif değerdedir ve en yüksek sıkışma gerilimlerini ifade eder (187). Ortalama mutlak değeri daha büyük olan gerilme, bir düğüm noktasında etkin olan gerilme şeklini ifade eder (190). Kuvvet uygulanan cisimlerde genellikle tek tip gerilme yerine üç tip gerilmenin bir arada bulunduğu birleşik gerilme değerleri ortaya çıkmaktadır (191). Bir düğüm noktasında hangi gerilme daha büyük bir mutlak değere sahipse o gerilmenin etkisi belirgindir (23). Çekme ve basma dayanımı farklı olan diş yapısı gibi kırılgan materyaller için kırılma dayanımlarının belirlenmesinde çekme stresleri çok daha etkili olduğu için, maksimum asal stres değerlerinin kullanılması gerekmektedir (185, 192). Uç asal gerilmeden herhangı birinin cismin dayanıklılığını aştığında kırılma veya kopmanın oluştuğu varsayılır (25). ## Gerinim (Strain) Gerinim (strain), cisme uygulanan belirli bir kuvvet sonucu o cisimde birim boyutta meydana gelen şekil değişimidir (187). Gerilme büyüklüğü ve yönü olan bir kuvvet iken; gerinme ise bir kuvvet değil sadece orantısal bir büyüklüktür. Gerinim, deformasyonun orijinal uzunluğa oranıdır ve herhangi bir ölçü birimi yoktur (25). Gerinim aşağıdaki formülle hesaplanmaktadır: Strain(ε) = Deformasyon / Orijinal Uzunluk | Gerilim (stres) | | | | |-----------------|--|--|--| | 11 | | | | ![](_page_0_Figure_6.jpeg) Şekil 7. Stres (gerilim)- Strain (gerinme) eğrisi ## Oransal Sınır Bir yapının plastik deformasyon göstermeksizin dayanabileceği en büyük gerinme oranıdır (185). ## Elastikiyet/V iskoelastiklik Elastik materyaller uygulanan kuvvet ortadan kalktığında orijinal şekillerine dönen materyallerdir (186). Kuvvetler karşısında, gerinimin gerilim ile doğru orantılı olduğu var sayılan cısımler lineer elastik materyaller olarak adlandırılır (23), Elastik materyaller belirli bir kuvvete kadar şekil değiştiriler ve kuvvet ortadan kalktığında eski şekillerini alırlar. Viskoelastik materyaller ise hem elastik hem de viskoz materyallerine sahiptir. Bu materyaller viskoz özellikleri sayesinde zamana bağlı artan bir gerinim gösterirler. Kuvvet ortadan kalktığında da ilk hallerine gecikmeli olarak dönerler (193, 194). ## Elastik sınırı ve Dayanıklılık Sınırı Elastiklik sınırı, materyalın plastık deformasyona uğramadan absorbe edebileceği maksimum gerilme miktarıdır. Elastik limit ise yük/defleksiyon oranı ile ifade edilir (186). Materyalın plastık deformasyona uğradıktan sonra zayıflayıp kırılma göstereceği maksimum gerilme miktarı dayanıklılık sınırı olarak tanımlanmaktadır (195). ## Elastisite Modülü (Young Modülü) Elastik bir materyalin sertlik ölçümü elastısite modülü (Young modülü) ile tanımlanır ve cismin elastikiyet sınırları içerisinde dayanıklılığını gösteren bir katsayıdır (196); E değişkeni ile ifade edilmektedir. Gerilim ve stres arasındaki bağlantıyı verir (186). Bu değer Gerilme/Gerinim oranı ile belirlenir ve materyale özgü olan bir değerdir. Birimi Gigapaskal (GPa)'dır (185). Materyalin atomik özelliklerinden dolayı oluşan kuvvetler elastiklik özelliğinden sorumludur (197). Aynı miktar kuvvet altında yüksek elastısite modülüne sahip bir cisim, düşük elastisite modülüne sahip bir cisimden daha az deformasyona uğrar (198). Bu değer materyal içerisindeki kuvvetlere bağlı olduğu için, çekme ya da sıkışma söz konusu olduğu zaman değişiklik göstermez. Bu özellik materyalın atomik özellikleri ile ilişkilidir (199), ## Poisson Oranı Çekme veya baskı gerilimleri sonucu cısımlerin boyunda ve eninde bazı değişimler meydana gelir. Çekme gerilimi uygulanan bir malzemenin boyca uzaması ve en olarak incelmesi Poison oranıdır. Baskı gerilimleri altındaki bir malzemenin ise boyunun kısalmasının eninin kalınlaşmasına oranıdır (24, 185). Poisson Oranı = Ensel Boyut Değişimi/Boysal Boyut Değişimi olarak hesaplanır, 'v' işaretiyle ifade edilir. Her cisim için farklı bir değer taşımaktadır ve yumuşak olan cisimlerde Poisson oranı daha yüksektir (187). Mine, dentin, amalgam veya kompozit gibi pek çok sert materyalin ortalama Poisson oranı yaklaşık olarak 0,3'tür (200). Çekme kuvvetlerine maruz bırakılan bu sert materyallerin enine kesitleri incelendiğinde çok az miktarda boyutlarında azalma gözlenir. Daha yumuşak materyallerde ise enine kesitlerindeki boyut değişimi daha çok olacağı için Poisson oranları daha büyüktür (201). ## V on Mises Stresi 1904 yılında Huber tarafından ortaya atılan Von Mises Teorisi olarak bilinen bu teoriye göre şekil değiştirme enerjisinin belli bir sınırı aşması halinde cisimde hasar başlar (202). Bu teori; "Bir yapının belli bir bölümündeki içsel enerji belli bir değeri aşarsa, yapı bu noktada şekil değiştirecektir" prensibiyle açıklanmaktadır. Von Mises eşdeğer gerilimi ilk akma dayanımını aştığında ilgili materyal plastik faza dönüşür (203). V on Mises stresleri (VMS) ayrıca gerilmenin dağılımı ve yoğunlaşma bölgeleri hakkında genel bir bilgi edinmek amacıyla da değerlendirilebilmektedir. Üç boyutta oluşan asal gerilmelerin birleştirilmesiyle hesaplanan Von Mises stres (VMS) gerilmeleri, bir skala üzerinde, pozitif sayı halinde ifade edilir (204). ## 2.8.1.4. Sonlu Elemanlar Stres Analizinin Uygulanmasındaki Temel Aşamalar ## 1. Sonlu Elemanlar Modelinin Oluşturulması 2. SEA a. On İşlem Aşaması b. Çözüm Aşaması c. İşlem Sonrası Aşama (25) ## 2.8.1.4.1. Sonlu Elemanlar Modelinin Oluşturulması SEA'nın uygulanacağı 3D katı modelinin oluşturulmasında farklı yöntemler kullanılır. En sık kullanılan yöntemler: 1) Manyetik Rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) veya lazer tarayıcı görüntülerinin bilgisayar ortamına aktarılarak modelin oluşturulması 2) Koordinat belirleme cihazlarıyla elde edilen nokta ve yüzey verilerinden model oluşturulmasıdır (206-208). ## 2.8.1.4.2. Sonlu Elemanlar Stres Analizi ## 2.8.1.4.2.1. On İşlem Aşaması Bir önceki aşamada bahsedilen yöntemlerle, bilgisayar ortamında Computer Aided Design (CAD) programı aracılığıyla geometrik modelin hazırlanmasıyla ilk aşama gerçekleştirilir. Gerekli programların kullanılması ile analizi yapılacak olan yapı 'elemanlara bölünerek 'matematiksel model' denilen bir ağ yapıya (mesh) dönüştürülür. Eleman sayısı ne kadar çok olursa kuvvet dağılımı ölçümleri daha duyarlı olur. Aynı zamanda analizde de gerçeğe yakın fiziksel sonuçlar elde edilir (209). Elemanlar tek boyutlu (düz çizgiler), iki boyutlu (üçgenler, eşkenar dörtgenler), 3D (piramit veya tuğlaya benzer şekilli) veya değişik şekillerde olabilirler (210). Elemanların birbirlerine bağlandıkları noktalara düğüm noktası (node), tüm yapı ise ağ (mesh) olarak adlandırılır (211). Ağ yapısı ile düğüm noktaları ve elemanların koordinatları oluşturulur. Ağ yapısı oluştururken genellikle kendi içinde büyük değişime sahip olan ya da olduğu tahmin edilebilen bölgelerde, birim alana daha fazla eleman yerleştirilir. Onemli olan modelin en iyi şekilde nasıl daha küçük parçalara bölüneceğidir (208). Bu aşamadan sonra materyal özellikleri, yükleme koşulları ve sınır koşulları belirlenerek programa yüklenir. Elemanlara kuvvet uygulandığında serbest yüzey, deformasyon oluşturmadan döngüsel hareketler sergiler. Malzemedeki deformasyonun incelenebilmesi için düğümlerin bir bölümünde serbestlik derecesinin kısıtlanması gerekir. Bu kısıtlamalar sınır koşullarını oluşturur. Cismin nereden sabitlendiğini ve kuvvetlerin nereden uygulandığını gösterir. Yükleme koşullarının belirlenmesi ile birlikte uygulanması düşünülen kuvvetin şiddeti, yönü ve açısı belirlenir (25). ## 2.8.1.4.2.2. Çözüm Aşaması Problemin çözümü, bilgisayar programında komut çalıştırılarak otomatik olarak yapılır. Bileşen içerisindeki her düğüm için yer değerleri güncellenir. Bu aşama sonucunda elde edilen stres değerleri matematiksel hesaplamalar sonucunda edilmektedir (210). Oluşturulan matematik model üzerindeki istenilen düğüm noktalarına; yönü, açısı ve şiddeti belirli kuvvet uygulanır ve ağ yapının diğer düğüm noktalarındaki yer değiştirmeler hesaplanır. Tüm modelde meydana gelen gerilme ve gerinim özellikleri gözlenir. Kuvvetlerin etkileri kesitsel veya noktasal olarak incelenebilmektedir (191, 212). ## 2.8.1.4.2.3. İşlem Sonrası Aşama Bu aşamada, modelin çözümlenmesini takiben elde edilen veriler incelenmektedir (210). Analız neticesinde farklı değişkenlere ilişkin sayısal veriler elde edilir. Bunlar; asal gerilimler (principal stresses), eksensel gerilimler, yer değiştirme değerleri, deformasyon değerleri veya eşdeğer gerilimlerdir (25). Bununla birlikte, VMS ile ilgili stres değerleri de analiz edilmektedir. Hesaplanan sayısal veriler, animasyon, tablo, grafik, yer değiştirme görüntüsü veya renklendirilmiş görüntü olarak elde edilebilir (205). Programın hazırlamış olduğu renk skalaları ile kuvvettin değerlendirilmesi daha anlaşılır hale gelmektedir. Tablolar veya grafikler ile ifade edilen sayısal değerler kritik noktalarda bulunan düğümlerdeki yer değiştirmeleri ve uygulanan kuvvetlerin oluşturduğu gerilme değerlerini ifade etmektedir (213). Renklendirilmiş görüntülerde ise tüm modele ait gerilme ve yer değiştirmeler, görüntü üzerinde renklerin denk geldiği değer aralığını belirten bir ölçek ile farklı açılardan belirtilmektedir (214, 215). Bu araştırmanın sıfır hipotezi farklı tamır materyalleri ile birleştirilmiş VKK'lı dişlerde ağız içi kuvvetler karşısında stres dağılımı yönünden fark olmayacağıdır. ## 3. GEREÇ VE YÖNTEM Bu araştırma, Aydın Adnan Menderes Universitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Ay Tasarım Limited. Şirketi. (Ay Tasarım Şirketi., Ankara, Türkiye)'den hizmet satın alınarak gerçekleştirildi. Araştırmada, tamamlanmış vertikal kök kırığı (VKK) bulunan üst çene ön kesici dişin kırık fragmanları; 4 farklı materyal kullanılarak yeniden birbirlerine yapıştırıldı. Oluşturulan modeller bilgisayar programı üzerinde tasarlanmış replasyon ile alveoler kemiğe yerleştirildi. Dişlere sırasıyla yatay, dikey ve oblik kuvvetler uygulandı ve oluşan stres değerleri 3 boyutlu (3D) sonlu elemanlar analizi (SEA) ile değerlendirildi. 3D ağ yapısının düzenlenmesi ve daha homojen hale getirilmesi, 3D katı modelin oluşturulması ve SEA işlemi için İntel Xeon ® R central processing unit (CPU) 3,30 gigahertz (GHz) işlemci, 500 gigabyte (gb) Hard disk, 14 GB Random access memory (RAM) donanımlı ve Windows 7 Ultimate Version Service Pack 1 işletim sistemi olan bilgisayardan, Rhinoceros 4.0 (3670 Woodland Park Ave N, Seattle, WA 98103, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)) 3D modelleme yazılımından, VRMesh Studio (VirtualGrid Inc, Bellevue City, WA, ABD) ve Algor Fempro (ALGOR, Inc. 150 Beta Drive Pittsburgh, PA 15238-2932, ABD) analız programından yararlanıldı. Modeller, VRMesh yazılımı ile geometrik olarak oluşturulduktan sonra analize hazır hale getirilmeleri ve analizlerinin yapılması için Standard Tessellation Language(.stl) formatında Algor Fempro (Algor Inc., ABD) yazılımına aktarıldı. ## 3.1. Sonlu Elemanlar Stres Analizi Araştırmamızda 3D SEA yöntemi ile statik çızgısel analiz gerçekleştirildi. ## 3.2. Geometrik Modellerin Oluşturulması Araştırmada üst çene ön sağ keser diş mine, dentin, periodontal ligament, kemik dokusu (kortikal ve spongioz kemik dokusu), rezin siman, fiber şeritler, kompozit rezin ve porselen restorasyon modellendi. Üst ön keser dişin Wheeler diş atlasında bulunan farklı açılardaki görüntüleri kullanılarak Rhinoceros 4.0 programında 3D sonlu elemanlar modeli oluşturuldu (Şekil 8, 9) (216). ![](_page_0_Figure_3.jpeg) Şekil 8. Wheeler diş atlası üst çene sağ ön kesici diş görüntüleri (216) ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 9. Üst çene ön kesici diş 3D sonlu elemanlar modeli. Aynı yazılım ile, kök çevresinde 0,25 mm kalınlığında periodontal ligament modellendi (Şekil 10). Kortikal kemik modellemesi için Rhinoceros 4.0 (McNeel North America, Seattle, WA, ABD) yazılımında önce 20x20x2 mm boyutlarında bir kutu modellendi. Bunu takiben, diş modelinin bu kutudan Boolean yöntemi ile çıkartılmasıyla kortikal kemik uyumu sağlandı (Şekil 11). ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 10. Periodontal ligament modeli. ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 11. Kortikal kemik modeli Spongioz kemik için ise; Rhinoceros 4.0 yazılımında önce 20x20x14 milimetre (mm) boyutlarında bir kutu modellenen kutunun koronal yüzeyi ile daha önce modellenen kortikal kemiğin apikal yüzeyi arasında Rhinoceros 4.0 yazılımında uyumlama yapıldı. Modellenen dişin Boolean yöntemi ile spongioz kemikten çıkartılması ile spongioz kemiğin uyumlaması yapıldı (Şekil 12). ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 12. Spongioz kemik modeli Rhinoceros 4.0'da yapılan modellemeler, 3B konum korunarak Fempro (Algor, İncorporated Pittsburgh, PA, ABD) yazılımına aktarıldı. Modellemede sağlam dış pulpası yerine ProTaper Next 25mm X3 (Dentsply Tulsa Dental, Tulsa, İsviçre)'e kadar şekillendirilmiş ve Protaper F3 (Dentsply Maillefer) ile doldurulmuş kök kanalı modellendi (Şekil 13). Daha sonra oluşturulan model VKK'yı taklit etmek için frontal düzlemde kron kök boyunca dişin uzun aksına paralel, iki parçaya ayrıldı (Şekil 14). ![](_page_0_Picture_1.jpeg) Şekil 13. Kök kanal boşluğu modeli. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 14. VKK modeli. Oluşturulan VKK tamir edilmiş şekilde modellendi. Tamir restorasyonları için dört farklı grup oluşturuldu. Grup 1: Rezin kullanarak tamir edildi. Grup 2: Rezin siman ve polietilen fiber destekleyici kullanarak tamir edildi. Grup 3: Rezin siman ve cam fiber destekleyici kullanarak tamir edildi. Grup 4: Rezin siman ve fiber ile güçlendirilmiş fiber ile güçlendirilmiş kompozit (FİGK) kullanılarak tamir edildi. Grup 1; kök kanal boşluğu güta perkadan tamamen temizlenmiş şekilde modellendi. VKK sebebiyle iki parçaya ayrılmış dişin, tüm kök kanalı rezin simanla doldurularak tamır edilmiş şekilde modellendi (Şekil 15). Dişin iki parçasının arasındaki siman kalınlığı 25 mikron (u) ölçülecek şekilde oluşturuldu. Rezin siman için hem kimyasal yolla hem ışıkla sertleşen olan Panavia F 2.0; (Kuraray, Osaka, Japonya) kullanıldı. ![](_page_0_Picture_1.jpeg) Şekil 15. Grup 1, rezin simanın modeli. Grup 2; kök kanal boşluğu Grup 1'deki gibi rezin sımanla tamir edildi. Aynı zamanda rezin siman polietilen fiber ile desteklendi. Fiber kök kanalının içinde yer alan bir dikdörtgenler prizması şeklinde modellendi. Prizmanın kenar uzunlukları;10 mm diş boyunca uzanan 0,4 mm kalınlığında, 2 mm boyutlarında hazırlandı. Kökün bitiş noktasından 3,5 mm kadar uzakta yer alacak şekilde konumlandırıldı (Şekil 16). Polietilen fiber olarak Ribbond (Ribbond Incorporated, Seattle, WA, ABD) kullanıldı. ![](_page_0_Picture_4.jpeg) Şekil 16. Siman içerisinde yer alan fiber bloğun modeli. Grup 3; kök kanal boşluğu Grup 1'deki gibi rezin sımanla tamir edildi. Aynı zamanda rezin siman cam fiber ile desteklendi. Fiber kök kanalının içinde yer alan bir dikdörtgenler prizması şeklinde modellendi. Prizmanın kenar uzunlukları;10 mm diş boyunca uzanan 0,4 mm kalınlığında, 2mm boyutlarında hazırlandı. Kökün bitiş noktasından 3,5 mm kadar uzakta yer alacak şekilde konumlandırıldı Cam fiber olarak Stick-Net (StickTech Limited, Turku, Finlandiya) kullanıldı. Grup 4; kök kanal boşluğu FIGK rezin ile tamir edildi. Kompozit ile diş yapısı arasına simantasyon için 25 µ kalınlığında rezin siman tabakası modellendi. FIGK için EverX Posterior (GC, Tokyo, Japonya) kullanıldı. Bütün gruplar tam porselen kron restorasyonu ile restore edilmiş şekilde modellendi. Kron restorasyonun sınır koşulları Wheeler diş atlasına göre hazırlanan krona göre hazırlandı. Dişeti seviyesinde sonlanan 1 mm kalınlıkta 135 derece (9) chamfer dizaynlı basamak oluşturuldu (Şekil 17). Okluzal redüksiyon miktarı 2 mm, aksiyel redüksiyon miktarı 1 mm ve aksiyel duvarlarının açısı 6-8° olacak şekillendirilmiş diş formunda modellendi. Kronun kalınlığı, kesici kenarlarda 2 mm diğer bölgelerde 1 mm olacak şekilde belirlendi. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 17. Gerçek dişin sınır koşullarına göre hazırlanan kron restorasyonun modeli. Tam porselen kron restorasyonu için IPS Empress II (Ivoclar Vivadent, Schaan, Lihtenstayn) kullanıldı. Diş ve kron restorasyonu simantasyon için 25 µ kalınlığında boşluk hazırlandı. Simantasyon için RelyX ARC (3M ESPE, St Paul, ABD) kullanıldı. Sonuç olarak, üst çeneye uyumlanmış kesici diş modeli elde edildi (Şekil 18). ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 18. Ust çeneye uygulanmış dişin modeli. Tablo 1. Modeller hazırlanırken kullanılan materyallerin Elastisite modülü ve Poisson oranları. | Materyal | Elastisite Modülü<br>Gigapaskal (GPa) | Poisson Oranı<br>(μ) | Referans | |---------------------|---------------------------------------|----------------------|----------| | Mine | 84,1 | 0,33 | (217) | | Dentin | 18,6 | 0,32 | (218 | | Pdl | 0,0000689 | 0,45 | (219) | | Kortikal Kemik | 13,7 | 0,30 | (217) | | Spongioz Kemik | 1,37 | 0,30 | (217) | | Rezin Siman | 18,6 | 0.28 | (220) | | Polietilen Fiber | 23 | 0,32 | (221) | | Cam Fiber | 42,178 | 0,32 | (222) | | FİGK Rezin | 12,3 | 0,24 | (223) | | Kron Rezin Siman | 12,7 | 0,35 | (224) | | Seramik Restorasyon | 67,2 | 0,30 | (225) | ## 3.3. Ağ (Mesh) Modelleme Modeller, VRMesh (VirtualGrid Incorporated, Bellevue City, WA, ABD) yazılımı ile geometrik olarak oluşturulduktan sonra analize hazır hale getirilmeleri ve analizlerinin yapılması için, stl formatında Algor Fempro yazılımına aktarıldı. . Stl formatı 3D modelleme programları için evrensel değer taşımaktadır. . Sti formatında düğümlerin koordinat bilgilerinin de saklanması sayesinde, programlar arasında aktarım yapılırken bilgi kaybı olmamaktadır. Algor yazılımı ile uyumlu hale getirildikten sonra oluşturulan diş yapılarının, hangi materyalden yapıldığını yazılıma tanıtmak gerekmektedir. Modelleri oluşturan yapıların her birine, fiziksel özelliklerini tanımlayan materyal değerleri (Elastiklik modülü ve Poisson oranı) verilmiştir (Tablo 1). Tüm modeller çizgisel, homojen ve izotropik olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda restorasyon/rezin siman ile rezin siman/diş arasındaki yüzeylerin birbirlerine temasının yüzde (%) 100 olduğu kabul edilmiştir. | Gruplar | Eleman Sayısı | Düğüm Sayısı | |---------|---------------|--------------| | Grup 1 | 522994 | 102688 | | Grup 2 | 569644 | 111722 | | Grup 3 | 569644 | 111722 | | Grup 4 | 522994 | 102688 | Tablo 2. Modellerin düğüm ve eleman sayıları. Çalışmanın sonuçlarının gerçeğe yakın olabilmesi için, oluşturduğumuz diş modelinin boyutlarını göz önüne alarak, mümkün olduğunca fazla eleman sayısı seçildi. Hazırlanan katı matematik modeller birbirine bağlı dört düğüm noktasına sahip 3D katı elemanlara ayrıldı. Modellerin düğüm ve eleman sayıları Tablo 2'de gösterilmiştir. Çene modellerinde bulunan ve analız işlemini zorlaştıran dik ve dar bölgeler çızgisel elemanlardan arındırılarak düzenli hale getirildi. Modeller Bricks ve Tetrahedra elemanlar şeklinde katı modele çevrildi. Bricks ve Tetrahedra katı modelleme sisteminde, Fempro modelde oluşturabildiği kadar 8 nodlu elemanlar kullanır. 8 nodlu elemanların gerekli detaya ulaşamadığı durumlarda 7 nodlu, 6 nodlu, 5 nodlu ve 4 nodlu elemanlar kullanılmaktadır (Şekil 19). ![](_page_0_Figure_6.jpeg) Şekil 19. Modellemede kullanılan eleman tipleri ## 3.4. Kuvvet Yükleme ve Sınır Koşullarının Belirlenmesi Oluşturulan model çene kemiğinin alt ve arka kısmından her DOF (Degree of freedom)'da 0 harekete sahip olacak şekilde sabitlendi (Şekil 20). Daha sonra, 4 farklı gruba 3 Farklı noktadan 100 Newton (N)'luk kuvvet uygulandı. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 20. Sınır koşullarının görüntüsü Modele, çiğneme kuvvetini temsil eden, dişin uzun eksenine paralel yönde (F1-0°),), dişin uzun eksenine dik (F2-90º), palatinal bölgede oblik yönde (F3-45º) olacak şekilde 100 N kuvvet uygulandı (Şekil 21)(226). Analizi tamamlana dört farklı grup için oluşturulan matematiksel modellerde; uygulanan kuvvetler karşısında oluşan maksimum ve minimum matematiksel stres değerleri ve modellerdeki dağılımı değerlendirildi. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 21. Modellerde uygulanan ağız içi kuvvetlerin görüntüsü A) Dikey yükleme B) Yatay yükleme C) 45°-Oblik yükleme D) Dikey yükleme E) Yatay yükleme F) 45°-Oblik yükleme. ## 3.5. Analiz Sonuçlarının Değerlendirilmesi Araştırmamızda statik çizgisel SEA analizi gerçekleştirildi. 4 farklı grupta tamir edilen VKK'lı modellere uygulanan dikey yatay ve oblik kuvvetler sonucunda oluşan değerler 3 boyutlu SEA ile incelendi. Analizler sonucunda elde edilen değerlere, varyantı olmayan matematiksel hesaplamalar sonucu ulaşıldığı için istatistiksel analiz uygulanmadı (227,228). Kesit görüntüleri, düğümlerdeki stres değerleri ve stres dağılımları değerlendirilerek yorumlandı. ## 4. BULGULAR Araştırmamızda vertikal kök kırığı (VKK) bulunan üst çene ön kesici dişin kırık fragmanlarının yapıştırılmasını takiben ağız içi kuvvetler karşısında gösterdiği stres seviyelerinin incelenmesi amaçlandı. VKK bulunan modellerdeki kırık fragmanlar 4 farklı materyal kullanılarak tamir edildi. Grup 1; Rezin siman, grup 2; rezin siman ve polietilen fiber, grup 3; rezin siman ve cam fiber ve grup 4; FIGK rezin. Oluşturulan modellere 3 boyutlu (3D) sonlu elemanlar analizi (SEA) üzerinde dikey, yatay ve oblik yönde kuvvetler uygulandı. Sonuç olarak modelde meydana gelen V on Mises (VMS) gerilim dağılımları ve maksimum asal gerilimler değerlendirildi. Araştırmamızda X ekseni transversal (bukkolingual), Y ekseni sagittal (anterio-posterior), ve Z ekseni vertikal yönü temsil etmektedir. X ekseni transversal yönü, Y ekseni sagital yönü, Z ekseni ise vertikal yönü temsil etmektedir. Gerilme değerleri N/mm² cinsinden hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarında artı değerler gerilme streslerini, eksi değerler ise sıkışma streslerini belirtmektedir. Bir stres elemanında hangi stres tipinin mutlak değeri daha büyük ise, stres elemanı o stres tipinin etkisi altındadır. Kırılgan materyaller için asal gerilimler önemlidir. Maksimum asal gerilimler, en yüksek gerilme dayanıklılığına eşit veya daha büyük değerde olduğunda ve minimum asal gerilim mutlak değeri, en yüksek sıkışma dayanıklılığına eşit veya daha büyük olduğu zaman başarısızlık oluşur. V MS gerilimler, metal gibi çekilebilir (ductile) materyaller için, deformasyonun başlangıcı olarak tanımlanır. Ara yüz bağlantılarında oluşan Von Mises gerilim değeri alüminyum oksit kor porseleni, ara bağlantı porseleni ve tabakalama porseleninin germe dayanımını (yield strength) geçerse mekanık başarısızlık oluşur. Ayrıca VMS değerleri stres dağılımlarını ve yoğunlaşmaları hakkında genel bir bilgi edinmek amacıyla değerlendirilebilir. Modellerde meydana gelen en fazla gerilme miktarı ayrıca şekil üzerinde kaydedilmiştir. Analiz sonuçları renkli dağılım skalaları kullanılarak görselleştirilmiştir. VMS dağılım alanları stres dağılımları ve yoğunlaşmaları hakkında bilgi edinmek amacıyla değerlendirilmiştir. Bu gerilimlerin ifade edildiği şekillerde kırmızı renkli alanlar maksimum gerilimi temsil ederken maviye doğru olan renkler gittikçe azalan gerilimi ifade etmektedir. Maksimum asal gerilim gösterildiği şekillerde ise kırmızı renkli alanlar çekme tipi gerilmenin en fazla olduğu alanları temsil etmektedir. Maksimum asal gerilim değerleri pozitif değerdedir. Araştırmamızda maksimum asal gerilimler dağılım bölgelerine ve değerlerine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular tablo ve şekillerle sunulmuştur. ## 4.1. Dikey Yönde Kuvvet Uygulanan Modellerin Değerlendirilmesi ## 4.1.1. VMS Dağılımlarının Değerlendirilmesi ## 4.1.1.1. Kron Restorasyonundaki Gerilmelerin Değerlendirilmesi VMS dağılımları incelendiğinde en yüksek stres değerleri kronun insizalinde, kuvvetin uygulandığı noktada izlendi. Kesici kenar sonrası en yüksek gerilim değerleri restorasyonun diseti bitim kenarında bulundu (Şekil 22). Gruplarda kron restorasyonlarda gözlenen maksimum stres değerleri aynı bulundu. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum stres değerleri en yüksek Grup 1'de izlenirken en düşük değer Grup 3'te izlendi (Tablo 3). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. | | | | Tablo 3. Kron restorasyonlarında görülen VMS değerleri. | |--|--|--|---------------------------------------------------------| |--|--|--|---------------------------------------------------------| | Gruplar | VMS(MPa) | Restorasyon Marjini VMS Megapascal(MPa) | |---------|----------|-----------------------------------------| | Grup 1 | 366.628 | 15.220380 | | Grup 2 | 366.628 | 13.843415 | | Grup 3 | 366.628 | 13.822952 | | Grup 4 | 366.628 | 15.055426 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 22. Kron restorasyonlarında oluşan VMS dağılımlarının izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. A: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.1.1.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan stres gerilmelerinin en yüksek değerlerini tüm gruplarda ortak olarak dişin palatınalınde dişeti kenarında izlendi (Şekil 23). Değerler birbirlerine yakın olup, fiber yapının kullanıldığı Grup 2 ve 3'te Grup 1 ve 4'e göre daha düşük değerler izlendi (Tablo 4). | Gruplar | VMS(MPa) | |---------|----------| | Grup 1 | 10.1065 | | Grup 2 | 9.1902 | | Grup 3 | 9.16593 | | Grup 4 | 10.0144 | Tablo 4. Rezin simanda görülen VMS değerleri. ## 1 1 1 ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 23. Rezin simanda oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. A: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.1.1.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan stres değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde en yüksek stres değerleri dişin bukkal yüzeyinin, mine sement sınırında, VKK hattına komşu dentin bölgelerinde yer aldığı gözlendi (Şekil 24-a). Kök dentininde en yüksek stres değerleri ise kökün bukkal yüzeyinin koronal üçlüsüne yoğunlaştı. Kron dentinin aksine maksimum stres değerleri farklı bölgelerde bulundu (Şekil 24-c). Grup 1 ve Grup 4'te maksimum stres değerleri kök ucunda izlenirken (Şekil 24A-c, D-c), fiber destekli gruplarda kökün koronal üçlüsünde kök kanalına komşu dentin dokusunda izlendi. Maksimum stres değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 3 ve Grup 2 olarak izlenmiştir. Fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça yakındır. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan stres değerleri incelendiğinde ise Grup 1 ve Grup 4'ün değerleri diğer iki gruba kıyasla oldukça düşük bulundu (Tablo 5). | | | | | | | Tablo 5. Dentinde görülen VMS değerleri. | |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------| |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------| | Gruplar | Kron Dentini<br>VMS(MPa) | Kök Dentini VMS(MPa) | |---------|--------------------------|----------------------| | Grup 1 | 71.0231 | 20.846 | | Grup 2 | 62.6453 | 46.6092 | | Grup 3 | 62.7084 | 49.103 | | Grup 4 | 66.2695 | 15.3714 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 24. Dentinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagıtal düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.1.1.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerlerinin yüksek değerleri Grup 1 ve 4'te kökün apıkal üçlüsü ile orta üçlüsünün birleşim noktasının palatinal yüzeyinde yoğunlaşırken, Grup 1 ve 3'te kök apıkalinde yoğunlaştı (Şekil 25-a) Kök kanalında oluşan en yüksek gerilim değerleri tüm gruplarda kökün apıkalınde yoğunlaştı (Şekil 25-b), Maksimum stres gerilim değerleri büyüklük sırasıyla Grup 1, Grup 3 ve Grup 2 olacak şekilde saptandı (Tablo 6). | Gruplar | Maksimum Gerilim Değeri(MPa) | Kanal Boşluğunda Oluşan Gerilim Değeri(MPa) | |---------|------------------------------|---------------------------------------------| | Grup 1 | 126.915 | 19.908783 | | Grup 2 | 41.7798 | 41.7798 | | Grup 3 | 41.9914 | 41.9914 | | Grup 4 | 150.393 | 27.922712 | Tablo 6. Tamir materyallerinde görülen VMS değerleri. Grup 4'te görülen gerilim değerleri diğer gruplardan belirgin olarak yüksektir. Fiber şeritlerin kullanıldığı gruplarda görülen gerilim değerleri birbirlerine oldukça yakındır. Kök kanalı içerisinde görülen maksimum gerilim değerleri birbirlerine yakın olmakla birlikte değerlerin Grup 2 ve 3'te daha yüksek gözlemlenmiştir. Takiben sırasıyla Grup 4 ve Grup 1 gelmektedir. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ## 1 11 ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 25. Tamir materyallerinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalının kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalınde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. Grup 2 ve 3'te tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan gerilim değerleri şeridin bukkal koronal kısmından başlayıp bukkal apıkaline doğru seyreden tepe noktası palatinalde olan bir üçgen şeklinde gözlemlenmiştir (Şekil 26). Maksimum gerilim maksimum asal gerilim değerlerinin restorasyonun dişeti bitim kenarında bulunduğu tespit edildi (Şekil 27). Gruplarda, kron restorasyonlarda gözlenen maksimum stres değerleri birbirleri ile benzerdi. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum stres değerleri en yüksek Grup 3'te izlenirken en düşük değer Grup 4'te izlendi (Tablo 8). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. Marjin kenarında bulunun maksimum asal gerilim değerlerinin V MS değerlerinden farklı olduğu saptandı. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Kron Marjini (MPa) | |---------|----------------------------|--------------------| | Grup 1 | 64.078 | 3.953144 | | Grup 2 | 64.0781 | 4.466141 | | Grup 3 | 64.078 | 4.470928 | | Grup 4 | 64.0828 | 3.864728 | Tablo 8. Kron restorasyonlarında görülen maksimum asal gerilim değerleri. ## 1 1 ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 27. Kron restorasyonlarında oluşan maksimum asal gerilim dağılımlarının izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. A: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.1.2.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan maksimum asal gerilmelerinin en yüksek değerleri tüm gruplarda ortak olarak, dişin palatınalınde ve dişeti kenarında oluştuğu izlendi (Şekil 28). En yüksek değerler birbirlerine yakın olup, bu değerler Grup 1 ve 4'e aittir. Fiber yapının kullanıldığı Grup 2 ve 3'te neredeyse benzer değerler izlendi (Tablo 9). | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | |---------|----------------------------| | Grup 1 | 4.35119 | | Grup 2 | 3.89149 | | Grup 3 | 3.88129 | | Grup 4 | 4.30908 | | Tablo 9. Rezin simanda görülen maksimum asal gerilim değerleri. | | | | | | | | |-----------------------------------------------------------------|--|--|--|--|--|--|--| |-----------------------------------------------------------------|--|--|--|--|--|--|--| ## ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 28. Rezin simanda oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup l'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. A: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.1.2.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan stres değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri dişin bukkal yüzeyinin, mine sement sınırında, VKK hattına komşu dentin bölgelerinde yer aldığı gözlendi (Şekil 29-a), Kök dentininde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri ise kökün bukkal yüzeyinin koronal üçlüsüne yoğunlaştı. Kron dentinin aksime maksımum asal gerilim değerleri farklı bölgelerde bulundu (Şekil 29-c). Grup 1 ve Grup 4'te maksimum asal gerilim değerleri kök ucunda izlenirken (Şekil 29A-c, D-c), fiber destekli gruplarda kökün koronal üçlüsünde kök kanalına komşu dentin dokusunda izlendi. Maksimum asal gerilim değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 3, Grup 2 ve Grup 4 olarak izlenmiştir. Diğer üç grubun değerleri birbirine yakınken Grup 4'ün değerleri daha az bulundu. Fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça yakındır. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan stres değerleri incelendiğinde ise Grup 4'ün değerleri diğer üç gruba kıyasla oldukça düşük bulundu (Tablo 10). Sırasıyla değerler; Grup 3, Grup 1 ve Grup 4 olarak bulundu. ## Tablo 10. Dentinde görülen maksimum asal gerilim değerleri. | Gruplar | Kron Dentini | Kök Dentini Maksimum Asal | |---------|----------------------------|---------------------------| | | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Gerilim(MPa) | | Grup 1 | 23.6148 | 13.007 | | Grup 2 | 23.3825 | 15.0804 | | Grup 3 | 23.405 | 17.4149 | | Grup 4 | 21.4543 | 6.49572 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 29. Dentinde oluşan maksımum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.1.2.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerlerinin yüksek değerler Grup 4'te kökün apıkal üçlüsü ile orta üçlüsünün birleşim noktasının palatınal yüzeyinde yoğunlaşırken, Grup 1, Grup 2 ve 3 te kök apikalinde yoğunlaştı (Şekil 30-a). Grup 1'de en düşük gerilim değerleri izlendi Kök kanalında oluşan en yüksek gerilim değerleri tüm gruplarda kökün apikalinde yoğunlaştı (Şekil 30-b). Maksimum asal gerilim değerleri büyüklük sırasıyla Grup 4, Grup 3, Grup 2 ve Grup 1 olacak şekilde saptandı (Tablo 11). | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim | Kanal Boşluğunda Oluşan Maksimum Asal | |---------|-----------------------|---------------------------------------| | | Değeri(MPa) | Gerilim Değeri(MPa) | | Grup 1 | 13.027 | 13.002749 | | Grup 2 | 14.9424 | 14.942391 | | Grup 3 | 15.0788 | 15.078850 | | Grup 4 | 19.264 | 15.496008 | Tablo 11. Tamir materyallerinde görülen maksimum asal gerilim değerleri. Grup 4'te görülen gerilim değerleri diğer gruplardan belirgin olarak yüksektir. Fiber şeritlerin kullanıldığı gruplarda görülen gerilim değerleri birbirlerine oldukça yakındır. Kök kanalı içerisinde görülen maksimum gerilim değerleri Grup 4 ve 3'te daha yüksek gözlemlenmiştir. Takiben sırasıyla Grup 2 ve Grup 1 gelmektedir. Grup 1'in değerleri belirgin olarak daha düşüktür. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) ![](_page_0_Picture_1.jpeg) Şekil 30. Tamir materyallerinde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalınde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalının kanal boşluğunda oluşan stres dağılmının görüntüsü. Grup 2 ve 3'te tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan maksımum gerilim değerleri şeridin koronal kısmında gözlendi (Şekil 31). Maksimum gerilim değeri her iki grupta da şeridin koranalınde gözlemlendi. Grup 3'te gözlemlenen maksimum gerilim değeri Grup 2'de görülen değerin yaklaşık 2 katıdır (Tablo 12) Tablo 12. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde görülen maksimum asal gerilim değerleri. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim Değeri(MPa) | |---------|-----------------------------------| | Grup 2 | 0.848568 | | Grup 3 | 1.88715 | ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 31. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 3'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2. Yatay Yönde Kuvvet Uygulanan Modellerin Değerlendirilmesi ## 4.2.1. VMS Dağılımlarının Değerlendirilmesi ## 4.2.1.1. Kron Restorasyonundaki Gerilmelerin Değerlendirilmesi VMS dağılımları incelendiğinde en yüksek stres değerlerinin kronun insizalınde, kuvvetin uygulandığı noktada oluştuğu izlendi. Takiben en yüksek gerilim değerlerinin restorasyonun dişeti bitiş kenarında olduğu saptandı (Şekil 32). Dişeti kenarının en yüksek gerilim değerlerinin tüm gruplarda bukkal yüzeyde oluştuğu izlendi. Gruplarda, kron restorasyonlarda gözlenen maksimum stres değerleri ile benzerdi. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum stres değerleri en yüksek Grup 1'de izlenirken en düşük değer Grup 3'te izlendi (Tablo 13). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. Tablo 13. Kron restorasyonlarında görülen VMS değerleri. | Gruplar | VMS(MPa) | Restorasyon Marjini VMS(MPa) | |---------|----------|------------------------------| | Grup 1 | 766.181 | 62.143620 | | Grup 2 | 766.185 | 61.134750 | | Grup 3 | 766.184 | 61.092467 | | Grup 4 | 766.194 | 61.754086 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 32. Kron restorasyonlarında oluşan VMS dağılımlarının izlenmesi. A: Grup I'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2.1.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan stres gerilmelerinin en yüksek değerlerinin, tüm gruplarda ortak olarak, dişin dişeti kenarında ve simanın insizalınde oluştuğu izlendi (Şekil 33). Maksimum değerler dişeti marjininde ve bukkalde meydana geldi. Grup 2 ve 3'te izlenen değerler birbirlerine çok yakın olup Grup 1 ve 4'e göre daha düşük değerler izlendi (Tablo 14). | | | | | | | Tablo 14. Rezin simanda görülen VMS değerleri. | |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------------| |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------------| | Gruplar | VMS(MPa) | |---------|----------| | Grup 1 | 43.83 | | Grup 2 | 41.3797 | | Grup 3 | 41.3489 | | Grup 4 | 44.6534 | ## 1 1 1 1 1 ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 33. Rezin simanda oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2.1.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan stres değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde en yüksek stres değerleri dişin insizal sınırında, orta hattında ve dişeti marjin sınırında; VKK hattına komşu dentin bölgelerinde yer aldığı gözlendi (Şekil 34-a), Kök dentininde en yüksek stres değerleri ise kökün koronal ve orta üçlüsünde yoğunlaştı. Kron dentinin maksimum stres değerleri tüm gruplarda dişeti kenarında, VKK hattına komşu dentinin bukkal yüzeyinde izlendi. Kron dentinin aksine maksimum stres değerleri kök dentininde farklı bölgelerde bulundu (Şekil 34-c). Grup 1 ve Grup 4'te maksimum stres değerleri kökün koronal ve orta üçlüsünün birleşiminin bukkal yüzeyinde, kökün dış yüzeyinde izlenirken (Şekil 34A-C, D-c), fiber destekli gruplarda kökün koronal üçlüsünde, kök kanalının bukkal yüzeyinde ve komşu dentin dokusunda izlendi. Maksimum stres değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 3 ve Grup 2 olarak belirlendi. Fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça yakın olduğu tespit edildi. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan stres değerleri incelendiğinde ise Grup 1 ve Grup 4'ün değerleri diğer iki gruba kıyasla oldukça düşük bulundu (Tablo 15). En yüksek değerler Grup 3'te izlendi. | Gruplar | Kron Dentini<br>VMS(MPa) | Kök Dentini VMS(MPa) | |---------|--------------------------|----------------------| | Grup 1 | 250.814 | 40.9263 | | Grup 2 | 217.354 | 71.0192 | | Grup 3 | 217.806 | 95.231 | | Grup 4 | 235.608 | 40.23 | ## Tablo 15. Dentinde görülen VMS değerleri. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 34. Dentinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.2.1.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerlerinin yüksek değerleri tüm gruplarda kökün koronal üçlüsü ile orta üçlüsünde, palatınal ve bukkal yüzeylerde yoğunlaştı (Şekil 35-a). Maksimum stres değerleri kökün koronal üçlüsünde, palatinal yüzeyde izlendi. Kök kanalında oluşan en yüksek gerilim değerleri Grup 4'te, kökün apıkalınde yoğunlaşırken; Grup 2 ve Grup 3'te fiber şerit desteklere komşu olmak üzere, orta üçlüde izlendi (Şekil 35-b). Maksimum stres gerilim değerleri büyüklük sırasıyla Grup 4, Grup 2, Grup 1 ve Grup 3 olacak şekilde saptandı (Tablo 16). | Gruplar | Maksimum Gerilim Değeri(MPa) | Kanal Boşluğunda Oluşan Gerilim Değeri(MPa) | |---------|------------------------------|---------------------------------------------| | Grup 1 | 168.322 | 9.965571 | | Grup 2 | 168.512 | 7.122209 | | Grup 3 | 168.126 | 6.946414 | | Grup 4 | 188.666 | 12.9666898 | Tablo 16. Tamir materyallerinde görülen VMS değerleri. Grup 4'te görülen gerilim değerleri diğer gruplardan belirgin olarak yüksektir. Diğer üç grupta görülen gerilim değerleri birbirlerine oldukça yakındır. Kök kanalı içerisindeki maksimum gerilim değerleri sırasıyla Grup 4 ve 1'te daha yüksek olarak gözlemlendi. Fiber destekli gruplarda belirgin olarak daha düşük değerler izlenirken, bunları sırasıyla Grup 2 ve Grup 3 izlemektedir. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 35. Tamir materyallerinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalınde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalının kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalınde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü Grup 2 ve 3'te, tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan gerilim değerleri şeridin bukko-koronal kısmından noktasal başlayıp genişleyen bir şekilde apıkale doğru seyreden bir yamuk şeklindedir (Şekil 36). Maksimum gerilim değeri her iki grupta da şeridin koranal üçlüsünde bukkal yüzeyde izlenmektedir. Grup 3'te gözlemlenen gerilim değeri Grup 2'de görülen değerin yaklaşık iki katıdır (Tablo 17). Tablo 17. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde görülen VMS değerleri. | Gruplar | Maksimum Gerilim Değeri(MPa) | |---------|------------------------------| | Grup 2 | 19.5028 | | Grup 3 | 35.2668 | ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 36. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 3'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2.2. Maksimum Asal Gerilimlerin Değerlendirilmesi ## 4.2.2.1. Kron Restorasyonundaki Gerilmelerin Değerlendirilmesi Maksimum asal gerilim dağılımları incelendiğinde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri kronun insizalinde, kuvvetin uygulandığı noktada izlendi. Bunu takiben en yüksek maksimum asal gerilim değerlerinin restorasyonun dişeti bitiş kenarında bulunduğu tespit edildi (Şekil 37). Gruplarda kron restorasyonlarda gözlenen maksimum stres değerleri benzer bulundu. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum asal gerilim değerleri en yüksek Grup 4'te izlenirken en düşük değer Grup 2'de izlendi (Tablo 18). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. Marjin kenarında bulunun maksimum asal gerilim değerleri VMS değerlerinden farklıdır. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Kron Marjini<br>(MPa) | |---------|----------------------------|-----------------------| | Grup 1 | 114.325 | 49.499494 | | Grup 2 | 114.347 | 44.249127 | | Grup 3 | 114.247 | 44.263001 | | Grup 4 | 114.365 | 49.748975 | Tablo 18. Kron restorasyonlarında görülen maksimum asal gerilim değerleri. ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 37. Kron restorasyonlarında oluşan maksimum asal gerilim dağılımlarının izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2.2.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin en yüksek değerleri, tüm gruplarda ortak olmak üzere, dişin palatınalınde, dişeti kenarında yoğunlaşacak şekilde izlendi (Şekil 38). En yüksek değerler Grup 3'te izlendi. Grup 2 ve 3'te değerler birbirlerine çok yakındı (Tablo 19). Grup 1'de daha düşük değerler olduğu gözlendi. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | |---------|----------------------------| | Grup 1 | 26.4753 | | Grup 2 | 27.9229 | | Grup 3 | 27.9821 | | Grup 4 | 27.3597 | | | | | | | | Tablo 19. Rezin simanda görülen maksimum asal gerilim değerleri. | | | | | |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------------------------------|--|--|--|--| |--|--|--|--|--|--|------------------------------------------------------------------|--|--|--|--| ## 1 11 ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 38. Rezin simanda oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup l 'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.2.2.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan stres değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde en yüksek maksimum asal gerilim değerlerinin dişin bukkal yüzeyinin mine sement sınırında, VKK hattına komşu dentin bölgelerinde yer aldığı gözlendi (Şekil 39-a). Kök dentininde en yüksek maksımum asal gerilim değerleri ise kökün bukkal yüzeyinde yoğunlaştı. Kron dentinin aksime maksimum asal gerilim değerleri farklı bölgelerde oluştuğu gözlendi (Şekil 39-c). Grup 1 ve Grup 4 te maksimum maksımum asal gerilim değerleri kökün koronal ve orta üçlüsünün birleşim noktasında izlenirken (Şekil 39A-c, D-c), fiber destekli gruplarda, kökün koronal üçlüsünde ve kök kanalına komşu dentin dokusunda oluştu (Şekil 389-c, C-c). Maksimum asal gerilim değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 4, Grup 3 ve Grup 2 olarak izlendi. Grup 1 maksimum asal gerilim değerleri daha yüksek bulundu. Grup 4 Grupl'i takip ederken fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça benzer ve düşük bulundu. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan maksimum asal gerilim değerleri incelendiğinde ise Grup 4'ün değerleri diğer üç gruba kıyasla daha düşüktü (Tablo 20). Sırasıyla değerler; Grup 3, Grup 2, Grup 1 ve Grup 4 olarak izlendi. Tablo 20. Dentinde izlenen maksimum asal gerilim değerleri. | Gruplar | Kron Dentini | Kök Dentini Maksimum Asal | |---------|----------------------------|---------------------------| | | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Gerilim(MPa) | | Grup 1 | 219.281 | 45.526 | | Grup 2 | 185.603 | 48.6863 | | Grup 3 | 185.964 | 60.7319 | | Grup 4 | 207-617 | 45.0974 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 39. Dentinde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.2.2.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerlerinde maksımum asal gerilim değerlerinin en yüksek değerleri Grup 1 ve Grup 4'te kökün apikal üçlüsü ile orta üçlüsünün birleşim noktasının palatinal yüzeyinde yoğunlaşırken, Grup 2 ve 3'te kökün apikal üçlüsünde simanın fiber yapıya komşu bölgesinde izlendi (Şekil 40-a). Grup 4'te en yüksek maksimum asal gerilim değerleri izlendi. Kök kanalında oluşan en yüksek maksimum asal gerilim değerleri Grup 1'de kökün apikalinde yoğunlaştı (Şekil 40A-b) Diğer gruplarda kökün orta üçlüsü seviyelerinde izlendi (Şekil 40 b). Maksimum asal gerilim değerleri büyüklük sırasıyla Grup 1, Grup 3 ve Grup 2 olacak şekilde saptandı (Tablo 21). | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim | Kanal Boşluğunda Oluşan Maksimum Asal | |---------|-----------------------|---------------------------------------| | | Değeri(MPa) | Gerilim Değeri(MPa) | | Grup 1 | 82.7809 | 7.133001 | | Grup 2 | 37.6975 | 11.121 | | Grup 3 | 37.8703 | 10.553525 | | Grup 4 | 91.7955 | 9.463628 | Tablo 21. Tamir materyallerinde görülen maksimum asal gerilim değerleri. Grup 4'te görülen gerilim maksimum asal gerilim değerleri diğer gruplardan belirgin olarak yüksekti. Fiber şeritlerin kullanıldığı gruplarda görülen gerilim değerleri birbirlerine oldukça yakın bulundu. Kök kanalı içerisinde görülen maksimum asal gerilim değerleri Grup 2 ve 3'te daha yüksek olarak gözlemlendi. Grup 1 değerleri bu sıralamayı takip etti. Grup 1'e ait değerlerin belirgin olarak daha düşük olduğu saptandı. ## ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 40. Tamir materyallerinde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalınde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalının kanal boşluğunda oluşan stres dağılmının görüntüsü. Grup 2 ve 3'te tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan gerilim değerleri şeridin bukkal üçlüsünde yoğunlaştı (Şekil 41). Maksimum asal gerilim değeri her iki grupta da şeridin bukkalinde ve koronal üçlüsünde gözlemlendi. Grup 3'te ortaya çıkan maksimum asal gerilim değeri Grup 2'de görülen değerden daha yüksekti (Tablo 22). Tablo 22. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde görülen maksimum asal gerilim değerleri. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim Değeri(MPa) | |---------|-----------------------------------| | Grup 2 | 29.1109 | | Grup 3 | 35.9048 | ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 41. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 3'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.3. Oblik Yönde Kuvvet Uygulanan Modellerin Değerlendirilmesi ## 4.3.1. VMS Dağılımlarının Değerlendirilmesi ## 4.3.1.1. Kron Restorasyonundaki Gerilmelerin Değerlendirilmesi VMS dağılımları incelendiğinde en yüksek stres değerlerinin kronun palatinalinde, kuvvetin uygulandığı noktadan dişeti sınırına doğru genişleyen bir yönde geliştiği izlendi. Maksimum gerilim değerleri kuvvetin uygulandığı noktada; takip eden yüksek gerilim değerleri ise restorasyonun dişeti bitim kenarında izlendi (Şekil 42). Gruplarda kron restorasyonlarda gözlenen maksimum stres değerleri ile benzerdi. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum stres değerleri en yüksek Grup 1'de izlenirken en düşük değer Grup 3'teydi(Tablo 23). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. ## Tablo 23. Kron restorasyonlarında görülen VMS değerleri. | Gruplar | VMS(MPa) | Restorasyon Marjini VMS(MPa) | |---------|----------|------------------------------| | Grup 1 | 1477.81 | 53.421514 | | Grup 2 | 1477.82 | 52.565740 | | Grup 3 | 1477.82 | 52.530762 | | Grup 4 | 1477.83 | 53.113424 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 42. Kron restorasyonlarında oluşan VMS dağılımlarının izlenmesi. A a: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 1'de dişeti marjininde oluşan stres dağılımının görüntüsü. B a: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 2'de dişeti marjininde oluşan stres dağılımının görüntüsü. C a: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 3'te dişeti marjininde oluşan stres dağılımının görüntüsü. A a: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 4'te dişeti marjininde oluşan stres dağılımının görüntüsü. ## 4.3.1.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan stres gerilmelerinin en yüksek değerleri, tüm gruplarda ortak olarak; dişin bukkalinde, sımanın dişeti kenarında izlendi (Şekil 43). Değerler birbirlerine yakın olup, fiber şerit desteklerin kullanıldığı Grup 2 ve 3'te Grup 1 ve 4'e göre daha düşük değerler izlendi (Tablo 24). Tablo 24. Rezin simanda görülen VMS değerleri. | Gruplar | VMS(MPa) | |---------|----------| | Grup 1 | 39.0293 | | Grup 2 | 37.1353 | | Grup 3 | 37.1065 | | Grup 4 | 39.7178 | ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ## 1 ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 43. Rezin simanda oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.3.1.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan stres değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde oblik kuvvetin uygulandığı palatinal yüzeyde ve bukkogingival yüzeyde yüksek gerilim değerleri izlendi. Kron dentininde en yüksek stres değerleri dişin mine sement sınırında, VKK hattına komşu dentinin bukkal yüzeyinde izlendi (Şekil 44-a). Kök dentininde en yüksek stres değerleri ise kökün koronal ve orta üçlüsüne yoğunlaştı. Kron dentinin aksine maksimum stres değerleri farklı bölgelerde tespit edildi (Şekil 44-c). Grup 1 ve Grup 4'te maksimum stres değerleri kökün koronal ve orta üçte bir bölgele birleşiminin bukkal yüzeyinde ve kökün dış yüzeyinde izlenirken (Şekil 44A-c, D-c); fiber destekli gruplarda kökün koronal üçlüsünde, kök kanalının bukkal yüzeyinde ve komşu dentin dokusunda izlendi (Şekil 44 B-c, C-c). Maksimum stres değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 3 ve Grup 2 olarak belinendi. Fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça yakındı. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan stres değerleri incelendiğinde ise Grup 1 ve Grup 4'ün değerleri diğer iki gruba kıyasla oldukça düşük bulundu (Tablo 25). En yüksek gerilim değerleri Grup 3'te izlendi. | Gruplar | Kron Dentini<br>VMS(MPa) | Kök Dentini VMS(MPa) | |---------|--------------------------|----------------------| | Grup 1 | 256.597 | 41.3248 | | Grup 2 | 223.062 | 90.1629 | | Grup 3 | 223.495 | 108.569 | | Grup 4 | 241.732 | 40.628 | ## Tablo 25. Dentinde görülen VMS değerleri. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 44. Dentinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.3.1.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan gerilim değerlerinin yüksek değerleri tüm gruplarda kökün koronal üçlüsü ile orta üçlüsünün birleşim noktasının palatınal yüzeyinde yoğunlaştı (Şekil 45-a). Kök kanalında oluşan en yüksek gerilim değerleri Grup 1'de kökün apikalinde yoğunlaşırken diğer gruplarda kök kanalına komşu siman yüzeyinde orta üçte bir bölgede izlendi (Şekil 45-b). Maksimum stres gerilim değerleri büyüklük sırasıyla Grup 3, Grup 2 ve Grup 1 olacak şekilde saptandı (Tablo 26). | Gruplar | | Maksimum Gerilim Değeri(MPa) Kanal Boşluğunda Oluşan Gerilim Değeri(MPa) | |---------|---------|-------------------------------------------------------------------------------| | Grup 1 | 156.033 | 7.111282 | | Grup 2 | 168.512 | 7.430225 | | Grup 3 | 168.512 | 7.243732 | | Grup 4 | 174.888 | 10.318137 | Tablo 26. Tamir materyallerinde görülen VMS değerleri. Grup 4'te görülen gerilim değerleri diğer gruplardan belirgin olarak yüksektir. Fiber şeritlerin kullanıldığı gruplarda görülen gerilim değerleri birbirleri ile benzerdir. Kök kanalı içerisinde görülen maksımum gerilim değerleri Grup 4'te yüksek iken diğer gruplarda birbirlerine yakın olarak gözlemlendi. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ## ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 45. Tamir materyallerinde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalının kanal boşluğunda oluşan stres dağılmının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamir materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. Grup 2 ve 3'te tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan gerilim değerleri şeridin bukko-koronal kısmından noktasal olarak başlayıp genişleyen bir şekilde, apıkale doğru seyreden bir yamuk şeklindedir (Şekil 46). Maksimum gerilim değeri her iki grupta da şeridin koranal üçlüsünde bukkal yüzeyde izlenmektedir. Grup 3'te gözlemlenen gerilim değeri Grup 2'de görülen değerinden belirgin olarak fazladır (Tablo 27). Tablo 27. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde görülen VMS değerleri. | Gruplar | Maksimum Gerilim Değeri(MPa) | |---------|------------------------------| | Grup 2 | 20.3791 | | Grup 3 | 36.7761 | ![](_page_0_Picture_3.jpeg) Şekil 46. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan VMS değerlerinin izlenmesi. A: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 3'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.3.2. Maksimum Asal Gerilimlerin Değerlendirilmesi ## 4.3.2.1. Kron Restorasyonundaki Gerilmelerin Değerlendirilmesi Maksimum asal gerilim dağılımları incelendiğinde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri kronun palatınalinde, kuvvetin uygulandığı noktada izlendi. Sonrasında en yüksek maksimum asal gerilim değerleri restorasyonun dişeti bitiş kenarında tespit edildi (Şekil 47). Gruplarda kron restorasyonlarda gözlenen maksimum asal gerilim değerleri benzer bulundu. Stres dağılımlarında daha belirgin farklılık restorasyonların marjin kenarlarında izlendi. Restorasyonun marjin kenarında görülen maksimum asal gerilim değerleri en yüksek Grup l'de izlenirken en düşük değer Grup 3'de izlendi (Tablo 28). Grup 1 ve Grup 4'ün, Grup 2 ve Grup 3'ün marjin değerleri birbirine yakın bulundu. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Kron Marjini<br>(MPa) | |---------|----------------------------|-----------------------| | Grup 1 | 162.157 | 53.600342 | | Grup 2 | 162.16 | 52.490619 | | Grup 3 | 162.16 | 52.470443 | | Grup 4 | 162.189 | 53.418634 | Tablo 28. Kron restorasyonlarında görülen maksimum asal gerilim değerleri. ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 47. Kron restorasyonlarında oluşan maksimum asal gerilim dağılımlarının izlenmesi. A-a: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 1 kron dişeti marjini stres dağılım görüntüsü. B-a: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 2'de kron dişeti marjini stres dağılım görüntüsü. C-a: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 3'te kron dişeti marjini stres dağılım görüntüsü. Da: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. b: Grup 4'te kron dişeti marjini stres dağılım görüntüsü. ## 4.3.2.2. Rezin Simanda Oluşan Gerilmelerin Değerlendirilmesi Kron restorasyonu yapıştırmak için kullanılan rezin simanda oluşan maksimum asal gerilmelerinin en yüksek değerlerini tüm gruplarda ortak olarak dişin bukkalinde dişeti kenarında yoğunlaşacak şekilde izlendi (Şekil 48). En yüksek maksimum asal gerilimleri simanın bukkalınde izlendi. En yüksek değerler Grup 4'te izlendi. Grup 4'ün değerlerinin sırasıyla Grup 1, Grup 2 ve Grup 3 izledi. Fiber destek yapının kullanıldığı Grup 2 ve 3'te neredeyse aynı değerler tespit edildi. (Tablo 29). | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim(MPa) | |---------|----------------------------| | Grup 1 | 41.489 | | Grup 2 | 39.3365 | | Grup 3 | 39.3045 | | Grup 4 | 42.4246 | Tablo 29. Rezin simanda görülen maksimum asal gerilim değerleri. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ![](_page_0_Picture_0.jpeg) Şekil 48. Rezin simanda oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup l 'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. A: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 4.3.2.3. Dentinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Dentinde oluşan maksımum asal gerilim değerleri kron ve kök dentini için ayrı olarak değerlendirildi. Kron dentininde en yüksek maksımum asal gerilim değerleri dişin bukkal yüzeyinin, mine sement sınırında, VKK hattına komşu dentin bölgelerinde yer aldığı gözlendi (Şekil 49-a). Kök dentininde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri ise kökün palatınal yüzeyi boyunca yoğunlaştı. Kron dentinin aksıne maksimum asal gerilim değerleri farklı bölgelerde gözlendi (Şekil 49-c). Grup 1 ve Grup 4'te maksimum asal gerilim değerleri kökün orta ve koronal üçlüsünün birleşiminde kökün palatinal dış yüzeyinde izlenirken (Şekil 49A-c, D-c), fiber destekli gruplarda kökün koronal üçlüsünde kök kanalına komşu dentin dokusunda izlendi. Maksimum asal gerilim değerleri kronda sırasıyla Grup 1, Grup 3, Grup 2 ve Grup 4 olarak izlendi. Diğer üç grubun değerleri birbirine benzerken Grup 4'ün değerleri daha düşük bulundu. Fiber şerit destekli grupların değerleri birbirlerine oldukça benzer bulundu. Köke iletilen kuvvet sonucu ortaya çıkan maksimum asal gerilim değerleri incelendiğinde ise Grup 1 ve 4'ün değerleri diğer iki gruba kıyasla oldukça düşüktü (Tablo 30). Sırasıyla değerler; Grup 3, Grup 2, Grup 1 ve Grup 4 olarak izlendi. | | | Tablo 30. Dentinde görülen maksimum asal gerilim değerleri. | | | |--|--|-------------------------------------------------------------|--|--| | | | | | | | Gruplar | Kron Dentini<br>Maksimum Asal Gerilim(MPa) | Kök Dentini Maksimum Asal<br>Gerilim(MPa) | |---------|--------------------------------------------|-------------------------------------------| | Grup 1 | 78.0502 | 37.9767 | | Grup 2 | 74.5666 | 46.1733 | | Grup 3 | 74.7098 | 53.2 | | Grup 4 | 71.677 | 37.5096 | ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 49. Dentinde oluşan maksımum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Kron dentini sagital düzlem görüntüsü. b: Kron dentini frontal düzlem görüntüsü. c: Kök dentini sagital düzlem görüntüsü. ## 4.3.2.4. Tamir Materyallerinde Oluşan Gerilmenin Değerlendirilmesi Tamir materyallerinde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin yüksek değerleri tüm gruplarda kökün koronol üçlüsünün palatınal yüzeyinde izlendi (Şekil 50-a). Grup 4'de en düşük gerilim değerleri izlendi Kök kanalında oluşan en yüksek maksımum asal gerilim değerleri tüm gruplarda kökün apıkalınde yoğunlaştı (Şekil 50-b). Maksimum asal gerilim değerleri büyülük sırasıyla Grup 3, Grup 2, Grup 4 ve Grup 1 olacak şekilde saptandı (Tablo 31). | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim | Kanal Boşluğunda Oluşan Maksimum Asal | |---------|-----------------------|---------------------------------------| | | Değeri(MPa) | Gerilim Değeri(MPa) | | Grup 1 | 183.641 | 6.748775 | | Grup 2 | 183.147 | 36.839638 | | Grup 3 | 182.699 | 37.006558 | | Grup 4 | 177.997 | 7.646952 | Tablo 31. Tamir materyallerinde görülen maksimum asal gerilim değerleri. Grup 2 ve Grup 3'te görülen maksimum asal gerilim değerleri diğer iki gruplardan belirgin olarak yüksekti. Fiber şeritlerin kullanıldığı gruplarda görülen gerilim değerleri birbirlerine oldukça yakın bulundu. Grup 1'in değerleri belirgin olarak daha düşük bulundu. ![](_page_0_Picture_3.jpeg) ## ![](_page_0_Figure_0.jpeg) Şekil 50. Tamir materyallerinde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 1'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü. B: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımın görüntüsü C: Grup 3'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü D: Grup 4'te oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. a: Tamır materyalinde oluşan stres dağılımının görüntüsü. b: Tamir materyalinin kanal boşluğunda oluşan stres dağılımının görüntüsü Grup 2 ve 3'te tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan gerilim değerleri şeridin koronal üçtüsünde bukkal kısmında yoğunlaştı (Şekil 51). Maksimum asal gerilim değeri her iki grupta da şeridin koranal üçlüsünde gözlemlendi. Grup 3'te gözlemlenen gerilim değeri Grup 2'de görülen değerin yaklaşık 2 katıdır (Tablo 32) Tablo 32. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde görülen maksimum asal gerilim değerleri. | Gruplar | Maksimum Asal Gerilim Değeri(MPa) | |---------|-----------------------------------| | Grup 2 | 7.60894 | | Grup 3 | 14.2865 | ![](_page_0_Picture_2.jpeg) Şekil 51. Tamir materyallerini destekleyen fiber şeritlerde oluşan maksimum asal gerilim değerlerinin izlenmesi. A: Grup 2'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. B: Grup 3'de oluşan stres dağılımlarının görüntüsü. ## 5. TARTIŞMA Bu tez araştırmasında, vertikal kök kırıklı (VKK) dişlerin kırık fragmanlarının ağız dışında farklı materyaller kullanılarak yapıştırılmasını takiben çekim soketine yerleştirilmesi ve daha sonra ağız içindeki kuvvetler karşısında, diş yapısında meydana gelen stres dağılımının sonlu elemanlar analızı (SEA) yöntemi aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlandı. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, farklı tamır materyalleri kullanarak kırık fragmanları yeniden birleştirilmiş VKK'lı dişlerde, ağız içi kuvvetler karşısında stres dağılımı yönünden fark olmayacağı hipotezi reddedildi. VKK'nın etiyolojisi karmaşık ve multifaktöriyeldir (229). Çürük, travma, aşınma, restorasyon ve kök kanal tedavisi (KKT) işlemleri nedeniyle diş dokusu aşırı madde kaybına uğramaktadır (230). Diş sert dokusunda meydana gelen madde kaybı VKK oluşması için uygun biyomekanik ortamı oluşturur (231). KK'l esnasında uzaklaştırılan sert doku miktarı ile dişin kırılma direncinin azalması arasında direkt olarak bağlantı vardır. Kaybedilen dentin miktarı ne kadar fazla ise kırılmaya karşı hassasiyetin de bir o kadar artacağı bilinmektedir (37). Y oshino ve ark. (232) yaptıkları araştırmada VKK sebebiyle çekilen 233 dişin %93,6'sının KKT'li olduğunu belirtmişlerdir. VKK oluşumunun önlenmesinde dişlerin canlılığının korunmasının önemine dikkat çekmişlerdir. Chan ve ark.'nın(74) 274 hasta üzerinde yaptığı uzun dönemli araştırmada VKK bulunan dişlerin % 60'ında KKT olduğu tespit edilmiştir. Vire'ın (233) KKT'li dişlerin prognozunu takıp ettiği araştırmada başarısız dişlerin %4,3'ünde VKK'ya rastlanmıştır. Morfis ve ark.'nın (63) yaptıkları benzer bir araştırmada ise dişlerin %3,69'unda VKK'ya rastlanmıştır. KKT'lı dişlerin canlı dişlere oranla daha sık VKK nedeniyle kaybedildiği bilinmektedir (3,63,74). Evrensel sağlık sisteminin dünyada yaygınlaşması sonucunda KKT uygulanan hasta oranı artmıştır (234, 235). Aynı zamanda VKK teşhisi için kullanılan metot ve cihazlar geliştirilmiştir (236, 237). Literatürde çeşitli ülke ve bölgelere göre gelişen beslenme alışkanlıkların VKK görülme olasılığını artırabildiğini bildiren araştırmalar da mevcuttur (74, 238). Bu bilgiler ışığında, araştırmamız da KKT uygulanmış VKK bulunan dişlerin tedavisi üzerine odaklanıldı. Literatürde, VKK bulunan KKT'li dişleri inceleyen çok sayıda in-vitro ve in-vivo araştırma bulunmaktadır (18,239-241). İn-vivo araştırmalarda etik sorunlar bulunmakta olup, dokuların uygulanan kuvvetler karşısında sergileyeceği davranışları tespit etmek oldukça zordur (25). In-vitro araştırmalarda ise dişi destekleyen yumuşak dokuyu taklit etmek zahmetlidir ve çekilmiş diş örneklerinde fiziksel ve anatomik farklılıklar sebebiyle standardızasyon problemleri yaşanmaktadır (242). Çekilen dişin elde edildiği hastanın yaşı, çekim sonrası saklanma koşulları gibi değişkenler in-vitro test sonuçlarının yüksek standart sapmalar göstermesine yol açmaktadır (243). Bu sebeplerle canlı denekler üzerinde yapılan deneylerin risklerini ve maliyetlerini sınırlamak, örnekler arasında standardizasyon sağlamak amacıyla sanal modeller ve simülasyon modelleme, son zamanlarda giderek daha popüler hale gelmiştir. Magne (211) bu yaklaşımlardan biri olan SEA ile gerçekleştirilen modelleme ve simülasyon basamakları sayesinde in-vitro veya in-vivo deneylere kıyasla zaman ve maliyet yönünden tasarruf sağlandığını vurgulamıştır. Stres analiz yöntemleri arasında SEA yönteminin diğer yöntemlere göre birçok yönden avantajlı olduğu bilinmektedir. Sık kullanılan foto elastik stres analizi tekniğinin avantajları 3D yapı üzerinde gerilimleri ölçebilmesi ve gerilim yoğunluğunu belirleyebilmesidir. Buna rağmen sınırlı kantıtatif veri sağlaması önemli bir dezavantajıdır. Ayrıca incelenen modellerin üretildiği malzemenin özellikleri gerçek klinik durumu yansıtmamaktadır (211). Diğer sık kullanılan biyomekanık yöntem ise gerinim ölçer analızıdır (175). Gerinim ölçer (strain-gauge) ile yapılan ölçümlerde sadece gauge'un yer aldığı bölgedeki gerilme (strain) verileri doğru olarak belirlenebilmektedir. Incelenen yapının ıç yapısındaki streslerin dağılımıyla ilgili bilgi vermemektedir (244). Lazer ışını ve radyo telemetri yöntemlerinin uygulanması ise zorluk teşkil etmektedir. Diğer yöntemler ile ilgili tüm bu dezavantajlar SEA yöntemini diş hekimliği biyomekanik araştırma metodolojisinde ön plana çıkarmaktadır (203). Tüm bu nedenler göz önüne alınarak araştırmamızda SEA yönteminin kullanılması tercih edilmiştir. VKK'lı dişlerin prognozunun genellikle ümitsiz olduğu bilinmektedir ve bu nedenle dışın çekilmesi ve ardından implant yerleştirilmesi en çok önerilen tedavi seçeneği olmuştur (64,245). Ancak özellikle anterior bölgede dental implantların çevresinde uygun estetik şartların oluşturulması oldukça zordur ve yumuşak doku ogmentasyon prosedürlerine duyulan ihtiyaç tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir (246,247). İmplant cerrahisi olmaksızın, dişin atravmatik olarak çekilmesi, ağız dışında tamir edilmesi ve planlarımış replantasyonu VKK için literatürde önerilen alternatif bir tedavi seçeneğidir (134). Bu yöntemde VKK'lı diş atravmatık olarak çekilir; dişin kırık fragmanları arasındaki doku temizlendikten sonra kırık diş parçaları ağız dışında yapıştırılır ve diş çekim soketine yeniden yerleştirilir (12,116). Dua ve ark. (248) VKK bulunan ön kesici dişe planlarımış replantasyon tedavisi uygulamış ve 4 yıllık takip sonunda ilgili dişin asemptomatik olduğu bildirilmiştir. Hayashi ve ark. (249) ise 26 dişe planlanmış replantasyon tedavisi uygulamışlar ve değerlendirmeler sonucunda bu dişler arasından 18 tanesinin asemptomatik özellik sergilediğini bildirmiştir. Araştırmadaki başarısız olan 8 dişin azı dişi olduğu, kullanılan kesici dişlerin tamamının ise değerlendirmeler sonucunda fonksiyonel bulunduğu rapor edilmiştir. Araştırmanın sonucunda VKK'lı ön dişlerde planlanmış replantasyon tedavisinin diş çekime alternatif olabileceği belirtilmiştir (249). Arıkan ve ark. (250) da konu ile ilgili tamamladıkları araştırmalarında planlanmış replantasyon tedavisini keser dişler için önermişlerdir. Ozer ve ark.(251) planlanmış replantasyon uyguladıkları hastaların takiplerinde, teşhis için konik işınlı bilgisayarlı tomografı (KIBT) kullanımının VKK'nın erken dönemde teşhis edilmesini sağlayarak ileri derecede kemik yıkımının önüne geçilebileceğini bildirmıştır. Planlanmış replantasyon tedavisinin özellikle VKK'lı keser dişlerde kullanılabilecek alternatif bir tedavi yöntemi olduğunu belirterek uzun dönem değerlendirmelerin yapılmasını önermişlerdir. Literatürdeki bu bilgiler şığında araştırmamızda SEA'da üst çene ön kesici dişin modellemesi üzerinde çalışılmıştır. Stavropoulou ve Koidis (252) hazırladıkları sistematik derlemede, KKT uygulanmış dişlerin restorasyonlarımı incelemişlerdir. Bu sistematik derlemede kron restorasyonu uygulanmış KKT dişlerin uzun vadeli sağ kalım oranının 10 yıl sonra %81, kron restorasyonu yapılmamış KKT dişlerin sağ kalım oranının ise 10 yıl sonra %63 olduğu bulunmuştur. Aquilino ve ark. (253) yaptıkları retrospektif araştırmada KKT' dişlerin 5 yıllık sağ kalım oranlarını incelemişlerdir. Sağ kalım oranları kron restorasyonu bulunan dişlerde %94 olarak bulunurken kron restorasyonu bulunmayan dışlerde bu oran %77'ye kadar düşmüştür. Literatürde KKT bulunan üst keser dişlerle ilgili SEA incelendiğinde ilgili dişlerin kron restorasyonuna sahip olduğu görülmüştür (220, 221, 256). Bu bilgiler ışığında araştırmamızda, modellenen üst ön keser diş üzerine, her grup için aynı fiziksel özelliklere sahip olan kron restorasyonu da ilave edilmiştir. Ozer ve ark. (12) vaka takibi yaptıkları hastalarda VKK bulunan dişleri hem kimyasal hem de ışıkla sertleşen rezin simanla yapıştırmışlardır. Vakaların 2 yıllık takiplerinde dişlerin asemptomatik olduğu bildirilmiştir. Oztürk ve Unal (254) VKK bulunan üst çene ön kesici dişi hem kimyasal hem de ışıkla sertleşen rezin simanla tamır etmiş ve kron ile restore etmişlerdir. Vakanın 4 yıllık takipleri sonucunda dışın asemptomatik olduğu bildirilmiş, radyografisinde ve klinik görüntüsünde ankıloz varlığı izlenmemiştir. Günümüzde planlanmış replantasyonda dişin yapıştırılmasında 4-META/MMA-TBB içerikli kimyasal sertleşen simanlarda kullanılmış ve başarılı bulunmuştur(134,135,255). Ancak 4-META/MMA TBB esaslı simanın polimerizasyon kontrolünde yaşanan zorluklar klinik uygulama için bir dezavantaj oluşturmaktadır.(254). Şen ve ark.'nın (256) tamamladıkları in vitro araştırmada da 4-META/MMA-TBB esaslı simanların polimerizasyon aşamasında ki güçlüklerden dolayı hem kimyasal hem ışıkla sertleşen sımanların kullanımı önerilmiştir. Hem ışıkla hem de kimyasal olarak sertleşen simanların dişin ağız dışı ortamda kalma süresini kısaltacağından bahsedilmiştir. Bu bilgiler işığında araştırmamızda VKK bulunan ön kesici dişin yapıştırılıp tamir edilmesinde hem işıkla hem de kimyasal sertleşen siman modellenmiştir. Şen ve ark.'nın in vitro araştırmasında VKK'lı dişler fiber şeritlerle desteklemiş ve dikey kuvvetler altında gösterdikleri kırılma dayanımları incelemiştir (256). Kullandıkları cam fiber ve polietilen fiberlere ait farklı kırılma değerleri saptadıklarım ifade etmişlerdir. Literatürde cam fiber şeritle desteklenmesiyle yapıştırılıp tasarlanan planlanmış replantasyon tedavisi uygulanan vakalar da mevcuttur (248). Ayna ve ark.(257) 65 hastanın 87 KKT'li diş üzerinde tamamladıkları araştırmada dişlerin kron restorasyonunu fiber şeritlerle güçlendirmişlerdir. Polietilen fiber şerit desteklerin kompozit rezinler ile kombine kullanımının KKT görmüş kesici dişler için ve daha iyi estetik ve fonksiyonel sonuçlar verdiklerinin ve geleneksel tedavi yöntemlerine etkili bir alternatif olabileceğini belirtmişlerdir. Ozçopur ve ark.(258) yaptıkları in vitro araştırmada farklı post sistemlerinin VKK dişlerin yapıştırılmasında kullanımı sonrası kırılma direncini incelemişlerdir. Cam fiber ve polietilen fiber şerit destek ile yapıştırılmış grupların daha başarılı bulunduğunu ve tercih edilebileceklerini belirtmişlerdir. Bu bilgiler ışığında araştırmamızda VKK'ıı dişler, yapıştırılma esnasında; cam fiber, polietilen fiber ile güçlendirilmiş kompozit (FIGK ) ile desteklenmiştir. SEA'da oluşturulan modeller de kullanılan materyaller daha önceki araştırmalarda saptanmış fiziksel ve mekanik özelliklere göre bilgisayar ortamına aktarılıp incelenmektedir. Araştırmamızda da modellemenin gerçeğe en yakın şekilde yapılması için materyal özelliklerinin aktarılması literatür ışığında gerçekleşmiştir (219-225). Modeller de kullanılan materyaller yapısal olarak izotropik ve homojen olarak kabul edilmektedir. Oysaki vital dokular, dinamik iç yapıları nedeniyle izotropik ve homojen değillerdir. Bu nedenle SEA sonuçları birebir gerçeği yansıtamamaktadır. Bu dezavantajlı durum göz önünde tutulmalı, analız sonuçları mekanik olarak değerlendirilmeli ve gerçek değerlere bir yol gösterici olarak incelenmelidir. SEA'da modellerin gerçeğe en yakın sonuçlar vermesi için önemli bir husus, modellerin olabildiğince fazla sayıda elemana bölünmesidir (23,25). Bunun yanı sıra, gereğinden fazla sayıda eleman kullanıldığında denklem sayısı artmakta ve çözüm zamanı uzamaktadır. Bu nedenle çözüm için gereken yeterli eleman sayısı araştırmanın modellemesinde belirlenmelidir. Biz de araştırmamızda modellerin eleman sayısını belirlerken, bu hususlara dikkat ettik. Araştırmamızda analizler için kullanılan modellerde eleman sayısı 522994 ve düğüm sayısı 102688'dir. Lanza ve ark.(230) üst keser dişlere uygulanan farklı postlarla ilgili SEA'da eleman sayısını 13,272 ve düğüm sayısını 15,152 olarak kullanmıştır. Ust çene kesici dişin üzerinde oluşan periodontal yükleri araştıran başka bir araştırmada eleman sayısı 2400 ve düğüm sayısı 2896'dır (259). Spazzın ve ark.'nın araştırmasında ise 109,141 eleman ve 133,681 düğüm içeren modeller kullanılmıştır (260), Bu değerler göz önünde bulundurulduğunda, araştırmamızda eleman ve düğüm sayılarının arttırılmasıyla, gerçeğe yakın sonuçlar elde edildiği görüşündeyiz. SEA'da her eleman ayrı bir denklem oluşturulur. Denklemler analiz edilerek düğüm noktasındaki değerlere ulaşılır. Yapılan analizler sonucunda farklı gerilmelere ilişkin veriler elde edilebilir. Analiz sonuçlarının değerlendirilmesinde; kırılgan materyaller için asal gerilim değerleri, metaller gibi çekilebilir materyaller için Von Mises stres (VMS) değerleri kullanılabilir (23). Bizim de araştırmamızda tüm gruplar için VMS ve asal gerilim değerlerinin değerlendirilmesi tercih edilmiştir. Buna ek olarak VMS dağılımlarının incelenmesi literatürde bulunan mevcut araştırmalarla karşılaştırma yapılabilmesine de olanak vermektedir. Kious ve ark. (261) simanların film kalınlıklarını değerlendirdikleri araştırmalarında, test edilen tüm simanların, karıştırıldıktan sonra 2 dakikaya kadar maksımum 25 µm film kalınlığında ve ISO standartlarına uygun olduğunu bulmuşlardır. Araştırmamızda da kron restorasyonların ve kırık diş parçalarının tekrardan yapıştırılmasında uygun film kalınlığını sağlamak amacıyla, 25 um kalınlığında siman modellendi. Araştırmamızda modellenen sıman materyalınde dikey kuvvetler karşısında yatay ve oblik kuvvetlere oranla daha düşük stres değerleri izlenmiştir. FIGK ile tamır edilen grupta siman materyalinde daha yüksek stres değerleri izlenmiştir. Oblik kuvvetler altında fiberle ile güçlendirilmiş kompozit ile tamir edilen grupta kron simantasyonun da adeziv başarısızlık riskinin daha yüksek olabileceği düşünülebilir. Nokar ve ark. yaptıkları araştırmada, farklı post ve kor materyallerinin sadece dentinde oluşturduğu stres dağılımını incelemek için oluşturdukları araştırma da keser dişlere 100 N kuvvet uygulaması belirlemişlerdir (262). Ho ve ark. (263) ile Holmes ve ark.'nın (264) tamamladıkları 3D SEA araştırmalarında da kuvvet büyüklüğü 100 N olarak seçilmiştir. Nahar ve ark. dört farklı post sistemini incelemek için oluşturdukları SEA'da kesici dişlere 100 N kuvvet uygulayarak modellemişlerdir(265). Joshi ve ark. (226) KKT'li üst kesici dişlerin mekanik özelliklerini incelemek için SEA planlamışlardır. Uygulanan modellere yatay, dikey ve oblik olmak üzere üç farklı noktadan 100 N kuvvet uygulamışlardır. Araştırmalarında geleneksel fiber postlara oranla dentinde daha yüksek stres değerleri oluşturduğunu bulmuşlardır. Bizim araştırmamızda da benzer şekilde, her üç yönde yapılan kuvvet yüklemesi için kuvvet büyüklüğü 100 N olarak belirlenmiştir. Araştırmamızda uygulanan kuvvetler karşısında oluşan stres değerleri literatürde benzer kuvvetler uygulanan araştırmalarla paralellik göstermektedir. Araştırmamızda kuvvet uygulanan noktalar üst keser dişine ağız içinde uygulanan sentrik okluzyon ve çığneme kuvvetlerini taklit etmek adına oblik ve dikey kuvvetler olarak seçilmiştir. Dişin uğrayabileceği travma kaynaklı kuvvetleri taklıt etmesi açısından, yatay kuvvet de modellenmiştir (226,266). Araştırmamızda dentinde izlenen en yüksek maksimum asal gerilim değerleri sırasıyla yatay, oblik ve dikey kuvvetlerde görülmüştür. Şahin'in tamamladığı, kron kırıklı üst keser dişlerin bulunduğu araştırmada yüksekten düşüğe doğru stres değer sıralaması yapıldığında yatay kuvvet, oblik kuvvet ve dikey kuvvet sonucu elde edilmiştir (267).Falakaloğlu'nun(268) araştırmasında oluşturulan modellere uygulanan kuvvetlerin dentin boyunca oluşturdukları stres değerleri karşılaştırıldığında, en yüksek değerlerin yatay kuvvetler uygulandığında oluştuğu belirtilmiştir. Bunu sırasıyla dikey kuvvet ve çiğneme kuvveti takip etmiştir. Araştırmamız ve Şahin'in araştırması arasındaki farkın, araştırmamız modellerinde oluşturulan VKK'ya bağlı olarak geliştiğini düşünüyoruz. Ko ve ark.(269) araştırmalarında, post uygulanmış dişlerde oluşan stres değerlerini incelemişlerdir. Dikey kuvvetler sonucunda post uygulanmayan dişlerde gerilimler kökün servikal üçlüsünde ve kökün dış sınırında yoğunlaşırken post uygulanan dişlerde kökün servikal üçlüsünde ve kök kanalına komşu dentin dokusunda yoğunlaşmıştır. Bizim de araştırmamızda modellere uygulanan dikey kuvvetler sonucu oluşan en yüksek VMS değerleri, kök dentinin servikal üçlüsünde yoğunlaşmıştır. Bu bulgumuz Sathorn ve ark.(274) SEA araştırmalarında kök kırıklarının dentinin en kalın kısmı olan labio-palatınal yön boyunca oluştuğunu belirttikleri araştırmaları ile uyumludur. Aynı zamanda yapılan in vitro araştırmada dentin tübüllerinin en yoğun şekilde kökün servikal üçlüsünde izlendiği belirtilmiştir. Buna bağlı olarak VMS değerlerinin kök servikal üçlüsünde yoğunlaştığından bahsedebiliriz. Kök dentinde gözlenen maksimum asal gerilim değerleri Grup 1 ve 4 te kökün apikal üçte bir bölgesinde izlenirken, fiber destekli gruplarda kökün servikal üçlüsünde tespit edilmiştir. Adanır ve Belli(270) üst keser dişe uygulanan 5 farklı post materyalini SEA kullanarak incelemiş ve dikey kuvvetler karşısında cam fiber postların olduğu gruplarda stres değerlerinin kökün servikal üçlüsünde yoğunlaştığını ifade etmişlerdir. Buna ilave olarak dikey kuvvetler karşısında cam fiber postların daha dengeli kuvvetler ortaya koyduğunu belirtmışlerdir. Bizim araştırmamızda cam fiber destekli grubun dentini üzerinde de benzer değerler izlenmiştir. Falakaloğlu'nun(268) tamamladığı tez araştırmasında daimi üst keser diş modeli üzerinde paslanmaz çelik post, cam fiber post ve biyolojik dentin post modellenmiştir. Oluşturulan modellere 100 N dikey kuvvet, çiğneme kuvveti ve yatay kuvvet uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda en fazla stres birikimi paslanmaz çelik postun kullanıldığı modellerde görülmüştür. Cam fiber post ve biyolojik dentin postun uygulandığı modellerde ise post materyalinin; diş dokusu ile monoblok bir yapı oluşturarak strese cevap verdiğini, diş ve post yüzeyinde aşırı stres birikimine neden olmadığını belirtmiştir. Şen ve ark.'nın (256) yaptıkları in vitro araştırmada VKK bulunan dişler hem ışıkla hem kiyasal sertleşen siman, polietilen fiber ve cam fiber desteklerle tamir edilmiştir. Tamır edilen modeller dikey kuvvetler altında kırılma testine tabi tutulmuştur. En yüksek kırılma dırencini polietilen fiberin bulunduğu modeller göstermiştir. Bizim araştırmamızda dikey kuvvetler karşısında kron dentininde izlenen maksimum asal gerilim değerlerinde belirgin bir fark izlenmemiştir. Kök dentininde fiber ile güçlendirilmiş kompozit ile tamir edilen grubun değerleri belirgin olarak daha düşük bulunmuştur. Daha sonra sırasıyla Grup 1, Grup 2 ve Grup 3 değerleri izlenmiştir. Araştırmamızda saptanan Grup 2 değerlerinin Grup 3 e oranla daha düşük olması in vitro araştırma ile korelasyon gösterirken Grup 1 değerlerinin Grup 2'den düşük olması in vitro araştırmanın sonuçlarına ters düşmektedir. Araştırmanın sonuç kısmında aynı içerikli farklı materyallerle farklı sonuçlar alınabileceği belirtilmiştir(256). Kavrut (271) tamamladığı in vitro tez araştırmasında dikey kuvvetler karşısında farklı fiber şeritlerle desteklenmiş geçici kronları kuvvet testine sokmuştur. Araştırmamıza paralel olarak polietilen fiber cam fibere oranla daha yüksek kırılma direnci göstermiştir. Araştırmamızda kullandığımız fiberler SEA değerleri çerçevesinde değerlendirilirken elastite modülü oldukça önem kazanmaktadır. Bunun yanı sıra liflerin kimyasal ve fiziksel özellikleri üretim özelliklerine göre hem kimyasal hem ışıkla sertleşen simanla olan etkileşimleri önem kazanmaktadır(272,273). Cam fiberin rezin siman ile birlikte uygulanmasında, rezin siman içerisinde kalan artık monomerin kırılma direncim düşürebileceği belirtilmiştir (273). Ayrıca cam fiber sistemlerinde SiO2-Aİ203-CaO-MgO temel bileşiğinden oluşmaktadır. (274). Asidik bileşiklere karşı fiberin direncini arttırmak için cam fiber bileşimine borik oksit (B203) eklenmiştir. Saf formunda sert ve camsı bir materyal olan B2O3 takviye edildikleri fiber ya da kompozit materyallerinin dayanıklılıklarını arttırır(275). Ancak materyalın sertliğinin artması sonucunda dentine iletilen stres miktarının artmasını ve dentinde oluşabilecek kırık ihtimalini artırmaktadır. V allittu (274) tarafından yapılan taramalı elektronik mikroskop araştırmasında da, diğer cam fiber sistemleri ile karşılaştırıldığında araştırmamızda kullandığımız Stick Nette B203 miktarının daha yüksek olduğu rapor edilmiştir. Araştırmamızda saptadığımız SEA stres değerleri sonuçlarını bu sonuçlarla birlikte değerlendirerek polietilen fiberde cam fibere oranla VKK bulunan dişlerde dentinde yeniden bir kırık oluşturma ihtimalinin daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. FIG kompozit yapının bulunduğu grupta dentinde daha düşük stres değerlerinin izlenmesinin sebebi olarak; FIG kompozitin dentine daha yakın elastite modülüne sahip olmasını diğer gruplara oranla daha homojen monoblok yapı oluşturmasını öne sürebiliriz. Ancak FIG kompozitin VKK bulunan dişlerde kullanımının belirgin etkilerinin incelenmesi için ilerleyen dönemde gerçekleştirilmesi planlanan in vitro ve in vivo araştırmaların sonuçları izlenilmelidir. Garhnayak ve ark.(276) farklı post materyalleri uygulanan modeller için sonlu elemanlar analizi oluşturmuşlar. FIGK rezin ile oluşturulmuş post tasarımının bulunduğu modelde dikey kuvvetler karşısında oluşan stres dağılımları araştırmamıza benzer sonuçlar gözlenmıştır. Tamır simanında oluşan en yüksek maksımum asal gerilim değerleri Grup 4 de izlenmiştir. Tamir materyalinde görülen yüksek değerlere rağmen dentinde oluşan değerleri diğer gruplara oranla daha düşük bulunmuştur. Kısa fiber destekli kompozit rezin olan EverX Posteriorun (GC, Tokyo, Japonya) piyasaya sürülmesi, son zamanlarda restoratif bir materyal olarak dikkat çekmiştır ve yüksek stres taşıyan alanlarda kullanılması tavsiye edilmektedir(277). İçerik olarak kompozit rezine ek olarak baryum camı ve silanlı E-cam fiberlerinin bir kombinasyonundan yapılmış rastgele yönlendirilmiş kısa cam fiberlerden oluşur ve farklı yönde izotropik bir güçlendirme etkisi olduğundan bahseden araştırmalar vardır(278). Modellere uygulanan dikey kuvvetler karşısında FIG kompozitin uygulandığı modellerde dentinde tekrar VKK oluşma riskinin daha düşük olduğu varsayılabilir. Ancak rezin simanda oluşan stres değerleri daha yüksek olduğundan adeziv başarısızlık ihtimalinin yükselmiş olduğundan bahsedebiliriz. Araştırmamızda modellere uygulanan yatay kuvvetler sonucu oluşan V MS dağılımları kök boyunca izlenmiştır. Araştırmamızda modellere yatay kuvvet uygulandığında, kuvvetin kronda geldiği ilk alan dışında stres yoğunlaşmalarının dışın palatınal yüzey servikal kök bölgesi ile palatınal kuron yüzeyinde oluştuğu ve streslerin labio-palatınal yön boyunca yayıldığı gözlenmiştir. Şahin'in yatay kırıklı üst keser dişlerde yaptığı araştırmaya bu dağılım oldukça benzerdir.(267) Yine aynı araştırmayla uyumlu olarak en yüksek maksimum asal gerilim değerleri uygulanan yatay kuvvetler sonucunda oluşmuştur. Garhnayak ve ark.(276) farklı post modellemeleri üzerinde çalıştıkları araştırmada VMS belirgin olarak kök dentini boyunca izlenmiştir. Ancak araştırmamızdan farklı olarak maksimum asal gerilimler servikal üçlüde değil apikal üçlüde gözlemlenmiştir. Aynı zamanda FIGK rezin kor yapılı post yapısının bulunduğu örneklerde servikal dentinde oluşan değerler araştırmamıza oranla düşük bulunmuştur. Bu farklılıkların bizim oluşturduğumuz modellerde bulunan VKK' dan dolayı oluştuğunu söyleyebiliriz. Tamır edilen dişte kullanılan materyallerin elastisite modüllerinin dentinden farklı olması sebebiyle hem vertikal hem de sagital yönde oluşturdukları kama etkisinden dolayı sağlıklı dişlere oranla daha farklı stres dağılımlarının oluştuğundan bahsedebiliriz (267). Literatürde, VKK'nın üst kesici dişlerde çoğunlukla labio-palatınal yönde oluştukları belirtilmiştir(11, 45, 231, 279). Bu araştırmalar Sathorn ve ark.'nın (78), kök kırıklarının dentinin en kalın kısmı olan labio-palatınal yön boyunca oluştuğunu belirttikleri araştırmaları ile uyumludur. Yatay kuvvetler altında araştırmamızda dentinde en yüksek maksimum asal gerilim değerleri kök servikal üçlüde izlenmiştir. Araştırmamızdaki sonuçlar ışığında kök dentininde yeniden VKK oluşma riskinin en düşük olduğu grup olarak FIGK ve sadece rezin sımanla tamır edilen modelleri gösterebiliriz. Fiber şerit destekli gruplarda dikey kuvvette olduğu gibi polietilen fibere göre daha düşük maksimum asal gerilim değerleri üretmiştir. Daha önce yapılan in vitro araştırmada cam fiber ve polietilen fiberin kalınlıklarının farklı sonuçlara sebep olabileceği öne sürülmüştür (256). Bizim araştırmamızda şeritlerin kalınlıkları aynı hazırlanmasına rağmen polietilen fiber daha başarılı bulunmuştur. Yapılan diğer bir in vitro araştırmada polietilen ve cam fiber şerit destekler karşılaştırılmıştır(280). Yine daha başarılı bulunan polietilen fiber liflerin cam fiber liflerine oranla daha izotropik olduğu, daha sıkı yerleşimli olduğu ve daha sık yönelimli olduğu belirtilmiştir. Uygulanan fiber şerit için elastisite modülünün haricinde lif şeklinin ve yerleşimin de önemli olduğundan bahsedilebiliriz.(274) Hatta liflerin mimarisinin elastite modülünden ve lif şeklinden daha önemli olduğunu söyleyen araştırmalarda mevcuttur(281).Araştırmamızda polietilen fiber destekli grubun stres değerlerinin daha düşük olmasını bu sebeplere bağlayabiliriz. Tamir simanında oluşan değerler dikey kuvvetlerin aksine fiber destekli gruplarda daha düşük bulunmuştur. Yatay kuvvetler karşısında fiber destekli gruplarda adeziv başarısızlık oranın daha düşük olduğu söyleyebiliriz. İn vitro araştırmalarda polietilen fiber cam fibere ve rezin simanla yapıştırılan gruplara oranla daha başarılı bulunmuştur (256, 280). Karbharia ve Strassler fiber destekleri, tamir edilen yüzeyleri bir arada tutan ve daha fazla kırık oluşmasını önleyen bir zımbaya benzetmişlerdir (272). Polietilen fiberin kullanıldığı gruplarda hem kök dentinine uyumunun yüksek olması hem kimyasal hem de ışıkla sertleşen simana daha iyi bağlanmasından dolayı adeziv başarısızlık oranın daha düşük olduğundan bahsedebiliriz. Araştırmamızın stres sonuçlarını ve in vitro araştırmaların sonuçlarını birlikte değerlendirdiğimizde adeziv başarısızlık oranını düşürebilmek adına polietilen fiberin VKK bulunan dişlerde tamır materyali olarak önerilebileceğini söyleyebiliriz.(256, 280) — Araştırmamızda oblik kuvvetler karşısında kök dentininde oluşan VMS değerleri kök uzun aksı boyunca yayılım göstermişlerdir. Maksimum asal gerilim değerleri yine kökün servikal üçlüsünde izlenmiştir. Şahin'in(267) tez araştırmasında uygulanan oblik kuvvet sonucunda da kökün servikal üçlüsünde en yüksek maksimum asal gerilimler gözlemlenmiştir. Literatürdeki üst keser dişe oblik kuvvet uygulanan benzer araştırmalarda bizim araştırmamıza benzer bölgelerde gerilimler gözlemlenmiştir(282, 283). Aynı şekilde Ko ve ark.(269)kök kanal tedavili dişlerde yaptığı SEA araştırmasında oblik kuvvetler karşısında maksımum gerilim değerleri kökün servikal üçlüsünde izlenmiştir. Bu durumu kök dentinin servikal üçlüsünde dentinin bukko-palatınal olarak daha kalın olmasına ve dentin tübüllerinin servikal üçlüde daha yoğun bulunmasıyla ilişkilendirmişlerdir. Oblik kuvvetler karşısında da kök deninde Grup 1 ve 4'de fiber şerit destekli gruplara oranla daha düşük maksimum asal gerilim değerleri izlenmiştir. Garhnayak ve ark.'nın(276) SEA araştırmasında uygulanan post tıpleri arasından en az stres değerlerini fiber destekli kompozit kor bulunan modellerde gözlemlemişlerdir. Bu araştırmanın VMS dağılımı araştırmamızdakı dağılıma benzerdir. Ancak kök dentinin servikal üçlüsünde bizim araştırmamızda daha yüksek gerilim değerleri izlenmiştir. Bu duruma modellerimizde bulunan VKK'nın tamir edilmesinde kullanılan materyallerin oluşturduğu kama etkisinin sebep olduğunu varsayabiliriz. Polietilen fiber destekli grupta cam fiber uygulanan gruba göre dikey ve yatay uygulanan kuvvette olduğu gibi daha düşük maksimum asal gerilim değerleri izlenmiştir. Polietilen fiber hem dentine hem de kendi kendine sertleşen simana cam fibere oranla daha iyı yapışmaktadır. Bu duruma sebep olarak polietilen fiberin her yöne devamlı uzanan liflerinin ve lif yapısının daha yoğun olmasının sebep olduğundan bahsedebiliriz. Aynı zamanda cam fiberin yüzey yapısında bulunan ve hidrolitik bozulmaya sebep olan B203'ın etkili olduğundan bahsedilebilir. Adanır ve ark.(270) SEA araştırmalarında oblik kuvvetler karşında cam fiber post uygulanan modellerin diğer post uygulanan modellere oranla daha düşük gerilim değerleri gösterdiğini belirtmişlerdir. Ancak bu araştırmada polietilen yapılı bir materyal kullanılmamıştır. Toksavul ve ark'nın(285)SEA araştırmalarında uygulanan post modelleri arasında titanyum post ve cam fiber destekli post uygulanan modellerin KKT uygulanan dişe yakın gerilim değerleri gösterdiğini belirtmişlerdir. Bu araştırmada uygulanan post materyalleri arasında polietilen fiber yoktur. Eskitaşçıoğlu ve ark. (221) SEA ve in vitro deneylerden yararlandıkları araştırmalarında döküm ve polietilen fiber destekli laminaların kırılma dayanımını gözlemlemişlerdir. SEA de oluşan stresler ve kök kırığı oluşturma bakımından polietilen fiber destekli laminalar daha başarılı bulunmuştur. Ancak bu araştırmada da cam fiber destekli bir grup incelememiştir. Kılıç ve ark.(284) in vitro araştırmalarında polietilen fiber destekli restorasyonların kırılma direncini gözlemlemişler ve istatiksel olarak anlamlı bir fark bulamamışlardır. Ancak onarıla bilirlik olarak cam fiber destekli restorasyonları daha başarılı bulmuşlardır. Şen ve ark.'nın (256) in vitro araştırmalarında VKK bulunan dişlerin yeniden yapıştırılmasında hem ışıkla hem kimyasal sertleşen simanı politilen fiber ve cam fiber şeritlerle destekleyerek kullanmışlardır. Polietilen fiber kullanılan grubun daha yüksek kırılma direncı gösterdiğini belirtmişlerdir. Ancak kullanılan ürünün üretim özelliklerine göre sonuçların etkilenebileceğini ve daha fazla firmanın ürünüyle araştırmaların desteklenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Kron yapıştırma sımanında oblik kuvvetlere karşı izlenen maksimum asal genlim değerleri yatay ve dikey kuvvetlere göre daha yüksek izlenmıştır. Tamir simanında oblik kuvvetlere karşı izlenen değerler dentinde izlenen değerlerin aksine yatay kuvvete karşı izlenen değerlerden daha yüksektir. Oblik kuvvetlere karşı adeziv başarısızlık olma şansının daha yüksek olduğunu varsayabiliriz. Fiberlerin lif ve yüzey özelliklerinin yanı sıra fiber gruplarının elastite modülleri de gözlemlenen stres değerleri üzerinde çok önemli bir yere sahiptir. Elastisite katsayısı yüksek olan fiberlere uygulanan kuvvet ile diş üzerinde daha düşük stres değerleri gözlenirken, elastısıte katsayısı düşük olan fiberler ile daha yüksek stres değerleri oluşmaktadır. Bu durum yüksek elastisite katsayısına sahip, yani rijit yapıda olan fiber materyalinin, elastisite sınırları içerisinde oluşan kuvvetlerin sebep olduğu yer değiştirme ve bükülmelere daha dirençli olmaları ve gelen kuvvetleri kendi yapılarında yoğunlaştırarak dış yapısında daha az bükülmeye neden olarak diş üzerinde daha düşük stresler oluşturmasından kaynaklanmaktadır (6, 67, 69, 89). Bunun yanı sıra uygulanan materyalın, dentinin elastık modülüne yakın bir elastite modülüne sahip olması da önemlidir. Bizim araştırmamızda polietilen fiber destekli grupta dentinde daha düşük değerler izleniyor oluşu, araştırmamızda fiber postlara oranla daha ince bir fiber blok tasarlanabilmesi ve polietilen fiberin elastıte modülünün dentine daha yakın olmasına bağlı olabilir. Garhnayak SEA araştırmasında, dişlere gelen kuvvetlerin doğrultusunun, dikey konumdan yatay konuma doğru yaklaştıkça arttığı bildirilmiştir (276). Araştırmamızda da dentinde izlenen maksımum asal gerilim değerleri en yüksek yatay kuvvetlerde gözlemlenmiştir. Sırasıyla oblik ve dıkey kuvvetler karşısında oluşan maksımum asal gerilim değerleri gelmektedir. Araştırmamızda ki modellerde kök dentininde tekrardan kırık oluşturma riskinin en yüksek yatay kuvvetler karşısında olduğunu varsayabiliriz. Bu sonuç literatürdeki araştırmalarla benzerdir(221, 267, 269, 285, 286). Kök dentininde uygulanan tüm kuvvet tiplerinde en düşük maksimum asal gerilim değerlerini FIGK ile tamir edilen grupta gözlemlenmiştir. Grup 4'ü sırasıyla Grup 1 ve fiber destekli gruplar takıp etmiştır. Tamır simanında oluşan maksımum asal gerilim değerleri büyükten küçüğe oblik, yatay ve dikey kuvvetler uygulandığında oluşan değerler olarak sıralanabilir. Adeziv başarısızlık ihtımalinin en yüksek olduğu durumun dişe gelen oblik kuvvetler karşısında oluşabileceğini varsayabiliriz. Fiber destekli gruplarda tamır simanında daha düşük asal gerilim değerleri gözlemlenmiştir. Polietilen fiber ile desteklenen modeller cam fibere oranla daha düşük asal gerilim değerleri göstermiştir. Ancak bu verinin farklı şartlar altında daha fazla in vivo ve in vitro araştırma ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. SEA analiz yöntemi, kök kanalına uygulanan materyallerin stres dağılımını değerlendirmek için kullanılan hızlı ve başarılı bir metodudur. Ancak gerçekte anizotropik olan diş ve periodonsiyumun, modellerde izotropik yapılar olarak kabul edilmesi bu yönteminin kısıtlamalarıdır. Dişler farklı fiziksel özelliklere sahip materyaller kullanılarak restore edildiğinde ve dişe uygulanan kuvvetin büyüklüğü, açısı ve uygulama alanı değiştirildiğinde oluşan stres dağılımlarının da etkilendiği bildirilmiştir (178, 282, 283,287,288). Bu sebepten ötürü, SEA analiz sonuçlarının in-vitro laboratuvar araştırmalarıyla da desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. ![](_page_0_Picture_1.jpeg) ## 11 ## 6. SONUÇ VE ONERİLER Vertikal kök kırığı bulunan üst kesici dişlerin farklı materyallerle tamir edilmesi sonucunda diş ve destek dokularda oluşan stres değerlerini inceleyen bu araştırmada 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi neticesinde aşağıda belirtilen sonuçlar elde edilmiştir; 1.Tüm modellerde, dentin hariç tutulmak üzere; diş dokusu, restorasyon ve tamır materyallerinde oluşan stres değerleri oblik kuvvetler altında en yüksek, dikey kuvvetler altında ise en düşük derecede meydana gelmiştir. Dentinde en düşük stres değerleri yine dikey kuvvetler karşısında izlenirken en yüksek değerler ise yatay kuvvetler karşısında izlenmiştir. 2. Tamir materyallerinin elastisite modülü arttıkça kök dentini üzerinde oluşan stres değerleri artmaktadır. Tüm kuvvet yönlerinde, fiberle güçlendirilmiş kompozit ile tamır edilen modellerde daha düşük stres değerleri izlenmiştir. 3.Fiber ile desteklenmiş gruplar göz önüne alındığında, polietilen fiber cam fibere oranla daha düşük stres değerleri oluşturmuştur. Vertikal kök kırığının planlamış replantasyon tedavisinde şerit şeklinde fiber kullanılması planlanıyor ise, polietilen fiberin tercihi avantaj sağlayacaktır. 4.Tüm gruplarda, uygulanan kuvvetler karşısında stresler kron marjini ve kök dentinin servikal üçlüsünde yoğunlaşmıştır. Maksimum asal gerilim değerlerinin oluştuğu alanlar tüm modellerde kırık hattına komşu dentinde izlenmiştır. Uygulanacak materyallerin elastısıte modülü dentinin elatisite modülüne yakın seçilerek bu değer düşürülebilir. 5. Tamir materyalleri ve yapıştırma simanında oluşan stres değerleri yatay ve oblik kuvvetler karşısında tüm gruplarda benzerken dikey kuvvetler karşısında fiber şerit destekli gruplarda daha düşük bulunmuştur. Bu sonuca dayanarak vertikal kök kırığının planlarımış replantasyon tedavisinde fiber şeritlerin kullanılması adeziv başarısızlık ihtimalini düşürebileceği kanaatindeyiz. 6. Tez çalışmamızda analizler bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda elde edilen sonuçlar matematiksel veriler normundadır. Bu nedenle klinik şartların birebir aynı senaryolar oluşturulamamıştır. Araştırmamızın bulguları ileride benzer materyallerle yapılacak in vivo ve in vitro araştırmalara ön veri sağlayabilir. Araştırmamızdan elde ettiğimiz bulgular ışığında, vertikal kök kırığı bulunan dişlerin tamirinde, dentinde oluşabilecek stres değerleri açısından fiberle güçlendirilmiş kompozitlerin kullanılması önerilebilir. Dişlerin tamirinden sonra oluşabilecek adeziv başarısızlığı önlemek adına polietilen fiber şerit ile desteklenmiş rezin siman kullanılabilir. Ilave olarak ağız içerisindeki çiğneme kuvvetlerini taklit eden oblik kuvvetlere karşı genel olarak daha yüksek stres değerleri oluşmuştur. Seçilecek materyalın oblik kuvvetler karşısında değerleri göz önünde bulundurulmalıdır. Elde ettiğimiz sonuçlar ileride gerçekleştirilecek in vivo ve in vitro araştırmalar ile desteklenmelidir. ![](_page_0_Picture_1.jpeg) - 68. Gutmann | LT | opd. The dentin-root complex: anatomic and biologic considerations in restoring endodontically treated teeth. 1992;67(4):458-67. - 69. Pilo R, Tamse AJTJopd. Residual dentin thickness in mandibular premolars prepared with gates glidden and ParaPost drills. 2000;83(6):617-23. - 70. Kamburoğlu K, Murat S, Yüksel SP, Cebeci ARI, Horasan SJOS, Oral Medicine, Oral Pathology, Oral Radiology, Endodontology. Detection of vertical root fracture using cone-beam computerized tomography: an in vitro assessment. 2010;109(2):e74-e81. - 71. Chavda R, Mannocci F, Andiappan M, Patel S]Joe. Comparing the in vivo diagnostic accuracy of digital periapical radiography with cone-beam computed tomography for the detection of vertical root fracture. 2014;40(10):1524-9. - 72. Corbella S, Del Fabro M, Tamse A, Rosen E, Tsesis I, Taschieri SJOs, oral medicine, oral pathology, et al. Cone beam computed tomography for the diagnosis of vertical root fractures: a systematic review of the literature and meta-analysis. 2014; 118(5):593-602. - 73. Metska ME, Aarman IHA, Wesselink PR, Özok ARJJoe. Detection of vertical root fractures in vivo in endodontically treated teeth by cone-beam computed tomography scans. 2012;38(10):1344-7. - 74. Chan C-P, Lin C-P, Tseng S-C, Jeng J-HJOS, Oral Medicine, Oral Pathology, Oral Radiology, Endodontology. Vertical root fracture in endodontically versus nonendodontically treated teethA survey of 315 cases in Chinese patients. 1999;87(4):504-7. - 75. Chai H, Tamse A]]oe. The effect of isthmus on vertical root fracture in endodontically treated teeth. 2015;41(9):1515-9. - 76. Onnink PA, Davis RD, Wayman BEJJoE. An in vitro comparison of incomplete root fractures associated with three obturation techniques. 1994;20(1):32-7. - 77. Saw L-H, Messer HH]||oE. Root strains associated with different obturation techniques. 1995;21(6):314-20. - 78. Sathorn C, Palamara D, Messer HH[]oe. Effect of root canal size and external root surface morphology on fracture susceptibility and pattern: a finite element analysis. 2005;31(4):288-92. - 207. Belli S, Çelik K, Akbulut MB, Güneşer MB, Eraslan O, Eskitaçcıoğlu G. Are dentin posts biomechanically intensive?: A laboratory and HEA study. Journal of Adhesion Science and Technology. 2014;28(24):2365-77. - 208. Geng JP, Tan KB, Liu GR. A pplication of finite element analysis in implant dentistry: a review of the literature. The Journal of prosthetic dentistry. 2001;85(6):585-98. - 209. Geramy A, Morgano SM. Finite element analysis of three designs of an implantsupported molar crown. The Journal of prosthetic dentistry. 2004;92(5):434-40. - 210. Shetty P, Hegde AM, Rai K. Finite element method--an effective research tool for dentistry. The Journal of clinical pediatric dentistry. 2010;34(3):281-5. - 211. Magne P. Efficient 3D finite element analysis of dental restorative procedures using micro-CT data. Dental materials : official publication of the Academy of Dental Materials. 2007;23(5):539-48. - 212. Çoğalan KY, Ulusoy mtd. Alt çene tam dişsizlik olgularında anterior bölgeye yerleştirilen implantlar üzerine uygulanan farklı protez tasarımlarının in vitro olarak kuvvet dağılımı yönünden incelenmesi: Ankara Universitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protetik Diş Tedavis; 2011. - 213. Yamanel K, Caglar A, Gülsahi K, Ozden UA. Effects of different ceramic and composite materials on stress distribution in inlay and onlay cavities: 3-D finite element analysis. Dental materials journal. 2009;28(6):661-70. - 214. Çelik Köycü B, Imirzalioğlu P, Ozden UA. Three-dimensional finite element analysis of stress distribution in inlay-restored mandibular first molar under simultaneous thermomechanical loads. Dental materials journal. 2016;35(2):180-6. - 215. Dejak B, Młotkowski A. 3D-Finite element analysis of molars restored with endocrowns and posts during masticatory simulation. Dental materials : official publication of the Academy of Dental Materials. 2013;29(12):e309-17. - 216. Nelson S]. Wheeler's dental anatomy, physiology and occlusion-e-book: Elsevier Health Sciences; 2014. - 217. Köycü BÇ, Imirzalioğlu P, Oezden UAJDmj. Three-dimensional finite element analysis of stress distribution in inlay-restored mandibular first molar under simultaneous thermomechanical loads. 2016;35(2):180-6. VLM_UNEXPECTED_ERROR VLM_UNEXPECTED_ERROR VLM_UNEXPECTED_ERROR VLM_UNEXPECTED_ERROR
118
703920
"## T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ\n\n## İşletme Anabilim Dalı\n\nYü(...TRUNCATED)
83
302248
"## TEŞEKKÜR\n\nYönlendirmeleri ve desteği ile çalışmalarıma katkıda bulunan, bilgisini esi(...TRUNCATED)
273
612172
"İREM KESER' in hazırladığı \"MİKROFİLTRASYON İŞLEMİNİN SÜTÜN REOLOJİK ÖZELLİKLERİ (...TRUNCATED)
54
619520
"## TEŞEKKÜR\n\nYüksek lisans eğitimimde; akademik bilgi, beceri, pratik ve teorik anlamda yeti(...TRUNCATED)
37
706046
"## OZET\n\n## SİVAS İLİNDE EVİNDE KEDİ BESLEYENLERDE VE BESTEMENTERDE TOXOPLASMA GONDII SEROPR(...TRUNCATED)
57
76890
"## ÖZET\n\n[2.2.1], 2.2.2], 3.2.2| Köprüleşmiş bisiklik alkenlerin KMnO4-CuSO4.5H2O ile hetero(...TRUNCATED)
89
212538
"ÖZ\n\n## DOKTORA TEZI\n\n## ELASTODİNAMİK YAPI-ZEMİN ETKİLEŞİMİ PROBLEMLERİNİN SINIR ELEM(...TRUNCATED)
148
217469
"## ÖZET\n\nBu çalışmanın amaçları ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin çıraklı(...TRUNCATED)
106
703932
"## TEŞEKKÜR\n\nUzmanlık eğitimim boyunca ve tez çalışmam sürecinde benden yardımlarını e(...TRUNCATED)
118
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
4