Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
images
imagewidth (px)
1.52k
2.2k
predictions
stringlengths
115
1.55k
page_number
int64
1
306
title
stringclasses
9 values
author
stringclasses
9 values
thesis_id
stringclasses
9 values
language
stringclasses
1 value
thesis_type
stringclasses
2 values
keyword_abd
stringclasses
1 value
text
stringlengths
7
18.5k
[{"class": "Diğer", "confidence": 0.4830506443977356, "polygon": [[1383, 2019], [1399, 286], [185, 275], [169, 2008]]}, {"class": "Ekler", "confidence": 0.31186360120773315, "polygon": [[1302, 1983], [1309, 276], [226, 272], [219, 1979]]}]
1
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI AHMET UĞUR NALCIOĞLU $\text { 109241 }$ ADOLF MUSCHG'UN IM SOMMER DES HASEN ADLI ROMANINDA KÜLTÜRLERARASI SORUNLAR VE ETKİLEŞİM T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU DOKÜMANTASYON MERKEZİ DOKTORA TEZİ TEZ YÖNETİCİSİ Doç.Dr. S.ZEKİ BAYRAM Erzurum - 2001
[{"class": "Diğer", "confidence": 0.9445599913597107, "polygon": [[1389, 2264], [1390, 2118], [955, 2116], [954, 2262]]}, {"class": "Metin", "confidence": 0.9391802549362183, "polygon": [[1329, 2034], [1338, 1092], [113, 1081], [105, 2023]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.82492995262146, "polygon": [[697, 127], [697, 81], [652, 81], [651, 127]]}, {"class": "Ekler", "confidence": 0.7382000088691711, "polygon": [[1242, 1029], [1248, 153], [172, 146], [166, 1022]]}]
5
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
# ÖZET ## DOKTORA TEZİ **ADOLF MUSCHG'UN IM SOMMER DES HASEN ADLI ROMANINDA KÜLTÜRLERARASI SORUNLAR VE ETKİLEŞİM** Ahmet Uğur NALCIOĞLU Danışman: Doç.Dr. Salih Zeki BAYRAM 2001 – SAYFA: 123 Jüri: Doç.Dr. Salih Zeki BAYRAM Prof.Dr. Ahmet AKYOL Doç.Dr. Dursun ZENGİN Bu çalışmada, son otuz yıl içinde İsviçre-Alman yazısında adından oldukça söz ettiren Adolf Muschg'un "Im Sommer des Hasen" adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim konusu irdelenmiştir. Bu çalışma giriş bölümünden, üç ana kısım ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kültür kavramı ve kültürün sosyal yaşamla ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde söz konusu romanın özellikleri üzerinde durulmuş ve bu bağlamda romanın içeriği, yapısı, anlatım biçimi, olay, zaman ve uzam kurgusu incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise figürlerin yaşadıkları kültürlerarası sorunlar, etkileşim ve sonuçlarına yer verilmiştir. Yazar, romanda farklı kültürden iki insanın ilişkileri, yaşadıkları kültürlerarası sorunlar ve etkileşimi olumlu ve olumsuz yönleriyle ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra, sadece kültürlerarası sorunları ortaya çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda figürlerin kendi ülkelerinde sahip oldukları toplumsal sorunları da vurgulamış ve bu sorunların yabancı bir kültür içindeki yansımalarını gözler önüne sermiştir. Batı ve Doğu düşünce tarzı arasındaki farklılıklardan doğan çatışmalara dikkat çektiği sonucuna varılmıştır.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9536837339401245, "polygon": [[1327, 2070], [1336, 1090], [121, 1079], [112, 2058]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8641723394393921, "polygon": [[701, 129], [701, 83], [650, 82], [650, 128]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.758682131767273, "polygon": [[1291, 1044], [1302, 170], [138, 155], [127, 1029]]}, {"class": "Ekler", "confidence": 0.6438345313072205, "polygon": [[1267, 1037], [1271, 149], [157, 145], [154, 1032]]}]
6
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
# ABSTRACT ## Ph. D THESIS # THE INTERCULTURAL PROBLEMS AND INTERACTION IN THE NOVEL ## IM SOMMER DES HASEN BY ADOLF MUSCHG Ahmet Uğur NALCIOĞLU Supervisor: Assistant Professor Dr. Salih Zeki BAYRAM 2001 - PAGE: 123 Jury: Assistant Professor Dr. Salih Zeki BAYRAM Professor Dr. Ahmet AKYOL Assistant Professor Dr. Dursun ZENGİN This study is concerned with the intercultural problems and interaction in the novel "Im Sommer des Hasen" by Adolf Muschg, a popular writer who has been widely discussed and mentioned in Swiss-German literature in the last three decades. This study is composed of an introductory part, three main chapters and a conclusion. The first chapter is devoted to the evaluation of the concept of culture and its relation to everyday social life. The second chapter focuses on the characteristics of the novel concerned and then on the content, structure, narrative type, plot and setting of the novel. And the third chapter deals with the intercultural problems faced by the figures and with the results out of them. The writer both positively and negatively reveals the relations and interaction between two people of different cultures. He not only reveals such intercultural problems but also puts the emphasis on the social problems faced by the figures in their own country. Moreover, he portrays the reflections of these problems within a foreign culture. It is finally concluded that the writer draws attention to the conflicts caused by the differences between the thinking way of the East and the West.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9494205117225647, "polygon": [[1311, 1894], [1332, 257], [107, 242], [86, 1879]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8986977338790894, "polygon": [[699, 120], [699, 73], [642, 72], [641, 120]]}]
7
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
## ÖNSÖZ Karışık bir etnik yapı gösteren, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Retoromanca gibi dört ayrı dilin konuşulduğu İsviçre'nin Alman bölgesinde ortaya çıkan yazın "Isviçre-Alman Yazını" şeklinde nitelendirilmektedir. Max Frisch ve Friedrich Dürrenmatt gibi dünya yazınında önemli yere sahip yazarlardan sonra 20.yüzyılın ikinci yarısında genç ve yeni yazarlar adlarından söz ettirmeye başladılar. Bu yazarlardan biri aynı zamanda akademisyen olan Adolf Muschg'dur. Yapıtlarında toplumsal gerçeklikleri ortaya koymayı amaçlayan Muschg, dönemin Avrupa toplumunda insan ilişkilerinin aksayan yönlerine dikkat çekmiştir. Bunun yanı sıra, "Im Sommer des Hasen" adlı ilk romanında farklı kültürden insanların ilişkilerini, yaşadıkları kültürlerarası sorunları ve çatışmaları, Batı ve Doğu düşünce tarzı arasında meydana gelen anlaşmazlıkları farklı kişilik yapılarına sahip insanları ele alarak yansıtmıştır. İsviçre-Alman Yazınında böyle bir sorunu yapıtlarında irdeleyen başka bir isim yoktur. Bu çalışmadaki kültürlerarası sorunların ve etkileşimin irdelenişi, ortaya çıkan sonuçlar sanırım lürk okuyucusunun ilgisini çekecektir. Bu çalışmanın hazırlanmasında desteklerini gördüğüm bölümdeki hocalarıma, özellikle çalışmamın her aşamasında beni yönlendiren, hiçbir yardımını esirgemeyen ve her türlü özveriyi gösteren danışmanım Sayın Doç.Dr. S.Zeki Bayram'a, çalışmamın şekillenmesinde önemli katkısı bulunan Sayın Prof.Dr. Ahmet Akyol'a, Almanya'nın Frankfurt kentinde bulunduğum süre içerisinde materyal temininde bana yardımcı olmak için büyük çaba gösteren Martin Zahn'a ve M.Stefan Bitter'e teşekkür ediyorum. Erzurum - Nisan 2001 Ahmet Uğur NALCIOGLU
[{"class": "Diğer", "confidence": 0.8924093842506409, "polygon": [[1357, 2293], [1358, 2131], [952, 2129], [951, 2291]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8522989749908447, "polygon": [[699, 126], [700, 73], [639, 72], [639, 125]]}, {"class": "Ekler", "confidence": 0.8218104243278503, "polygon": [[888, 1316], [891, 348], [79, 346], [76, 1314]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.3338938057422638, "polygon": [[1256, 2082], [1256, 2045], [1218, 2045], [1218, 2082]]}]
8
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
# KISALTMALAR [TABLE] | Brämis Aussichten | : BA | | Deschima | : D | | Entfernte Bekannte | : EB | | Fremdkörper | : Fk | | Gegenzauber | : Gz | | Liebesgeschichten | : Lg | | Im Sommer des Hasen | : SH | | Noch ein Wunsch | : NW | | Orka der Geograf | : OdG | [/TABLE]
[{"class": "Metin", "confidence": 0.90284264087677, "polygon": [[1276, 2215], [1293, 284], [98, 274], [81, 2204]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8573073148727417, "polygon": [[728, 130], [729, 85], [685, 84], [684, 129]]}]
9
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
## GİRİŞ Insanın hiç kuşkusuz en önemli özelliklerinden birisi, düşünebilme yeteneğine sahip olmasıdır. İnsana özgü düşünme edimi onu diğer yaratıklardan üstün kılar. Canlı ve cansızlardan oluşan bir varlık alanı olan doğaya karşı yaşam savaşı veren insan, bu özelliği ile diğer canlılardan ayrılarak, deneyim ve birikimlerini toplar, yaşam biçimini belirler ve kendi kültürünü yaratır. Doğduğu andan itibaren insan, önce ailesi tarafından belirli bir kültür kalıbına sokulur, daha sonra içinde yaşadığı toplumun yaşam düzeni ile ilintili olan davranış biçimlerini benimser ve böylelikle bir kültüre sahip olur. Kültür üretimi konusunda araştırmalar yapan Raymond Williams, kültürün, insanın yaşam boyunca yaşayarak öğrendiklerinin tümü, onun yaşam biçimi olduğunu dile getirir. 1 William Sahakian da, kültürel bir varlık olan insanı, içinde yaşadığı kültürün biçimlendirdiğinden yaptığı davranışların, gösterdiği tepkilerin önemli bir bölümünü kültürel çevrenin belirlediğini vurgular.2 Bu açıdan, farklı çevrelerde yetişmiş ve farklı kültürel alt yapıya sahip insanların birbirleriyle ilişkileri konu olduğunda kültürel farklılıklar doğrultusunda sorunların ve çatışmaların ortaya çıkması doğaldır. Diğer bir ifadeyle, iki ayrı toplumun bireyleri bir araya geldiklerinde, aldıkları kültürün gerektirdiği davranış biçimlerini sergilediklerinden kültürlerarası sorunlar yaşamaları kaçınılmaz olur. Kültürlerin incelenmesinde davranışlar önem kazanır. Çünkü kültürler toplumsal olarak aktarılan davranış ögeleridir. Selami Sargut'a göre davranış, karşılaşılan bir durumun yorumlanabilmesi için gereklidir. Başka bir deyişle, davranış yorumun bir işlevidir. Kültürler arasındaki farklılıklar, toplumun temel ögesi olan insana yansır.3 Her toplum kendine özgü kültüre sahiptir. Dolayısıyla belirli kültüre sahip olan bir toplumda yaşayan Raymond Williams, Kültür, Çeviren: Suavi Aydın, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 1993, s.210 Bkz. William Sahakian, History and System of Social Psychology, Hemisphere, Washington, 1982, s.148 Bkz. Selami Sargut, Kültürlerarası Farklılaşma, Verso Yayınları, Ankara, 1994, s.67
[{"class": "Metin", "confidence": 0.945723295211792, "polygon": [[1235, 1758], [1267, 253], [176, 230], [144, 1735]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8633407354354858, "polygon": [[728, 131], [730, 80], [679, 78], [677, 130]]}]
10
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
bireylerin davranış biçimleri, diğer toplumun bireylerinden farklıdır. Karşılaştırmalı araştırmalar, öğrenilmiş davranış ve değer sistemlerinin toplumdan topluma nasıl değiştiğini göstermektedir.4 İnsanlar, içinde bulundukları çevre ile uyum içinde olamadıklarında kültürel sorun yaşarlar. Farklı kültürlerde yaşayan insanların, benzer konu ya da koşullar karşısında farklı tepkiler verdikleri gözlemlenmektedir. lsviçreli Yazar Adolf Muschg'un, bazı yapıtlarında kültürlerarası sorunlar konusuna yer verdiğini ve bu sorunları aktardığını görürüz. Yoğunluk sırasına göre Almanca, Fransızca ve Italyanca'nın konuşulduğu ülke olan İsviçre'de doğal olarak bu üç dille yazılmış yazından söz edilmektedir. Bunlardan bizi ilgilendiren Almanca yazılmış İsviçre yazını denilince öncelikle ve uzunca bir süre akla Max Frisch (1911-1991) ve Friedrich Dürrenmatt (1921-1990) gelmekteydi. 50'li yıllarda İsviçre'nin Almanca konuşulan bölgesindeki bu iki yazar Dünya yazınında adlarından söz ettirdiler, adeta İsviçre yazınının simgesi oldular.3 Daha sonra 60'lı yıllarda genç yazarlar başarılı yapıtlarıyla kendilerini göstermeye başladılar. Onların arasında, yazın yaşamına şiirle başlayan fakat bir süre sonra şiirden vazgeçerek roman yazmaya başlayan Adolf Muschg, ilk romanı Im Sommer des Hasen ile ismini ön plana çıkardı.6 Yirmi yaşında şiir yazmaya başlayan ve on yıl sonra ilk romanını yazan Muschg, şiirden vazgeçme nedenini şöyle açıklar: Yirmi ile otuz yaş arasında şiir yazarak kendimi aldattım. Çünkü o şiirlerin içinde ben yoktum. Benimle ilgisi olmayan şürlerin beni şair yapacağına inanmıyordum. ' 4 Selami Sargut, s.68 5 Hugo Loetscher, Über Adolf Muschg, Der Spiegel, 18 Juli 1966, Nr.30, s.68 6 Bkz. Klaus Pankov, Adolf Muschg - Aspekte seiner Poetik, in: Adolf Muschg, Hrsg. von Manfred Dierks, Suhrkamp Verlag, Frankfurt am Main, 1989, s.51 7 Adolf Muschg, Öffentlichkeit als Versteck, Leipzig Reclam, 1984, s.206
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9466602206230164, "polygon": [[1307, 1882], [1325, 259], [141, 245], [122, 1868]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8439756035804749, "polygon": [[732, 125], [732, 77], [690, 76], [690, 124]]}]
11
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
1962 ile 1964 yılları arasında Tokyo'daki Uluslararası Christian Universitesi'nde Almanca okutmanı olarak görev yapan Muschg, bu iki yıllık Japonya deneyiminden sonra Almanya'ya döndü ve Göttingen Universitesi'nin Germanistik bölümünde doktor asistan oldu. Üniversitede göreve başladığı yılın sonunda İm Sommer des Hasen (Tavşanın Yazında) adlı ilk romanını yazdı ve bu yapıtı bir anda en çok satan kitaplar listesine girdi. Ayrıca Muschg, Almanya'da eleştirmenlerin kabul ettiği bir yazar konumuna geçti.8 Daha sonra art arda yazdığı romanlarla yazın yaşamını günümüze değin sürdürdü. Muschg'un, yapıtlarında bireylerin toplumsal sorunlarını dile getirirken uyguladığı yöntem, özellikle ilk romanlarında oldukça ilginçtir. Bireylerin yabancı bir kültür içinde yaşadıkları kültürlerarası sorunları aktarırken, aynı zamanda yetiştikleri ve içinde yaşadıkları toplumdaki çevreleri ile ilişkilerini ve sorunlarını irdeler. Yazarın yarattığı figürlerin çoğu, birbirlerini anlayamayan eşleri, aile bireyleri, iş arkadaşları vs. ile iletişimsizlik içinde olan kişiler olarak karşımıza çıkar; çoğunun yaşamdan koptuğuna, umutsuzluk ve çaresizlik içinde olduğuna, hatta yaşama umutlarının kalmadığına tanık oluruz. Onun romanlarının çoğunda kurtuluşu ve özgürlüğü, toplumla iletişim kurmak yerine, insanlardan kaçmakta ve ölümde arayan figürlerin yer aldığını görürüz. Romanlarda olaylar erkek figürlerin bakış açısından anlatılır. Fakat bu, Muschg'un daima erkeğin yanında yer aldığı anlamına gelmez, hem erkeğin hem de kadının hatalı olduğu yerlerin altını çizer. Bu hataların başında, onların birbirleriyle iletişim kuramamaları gelir. Bu iletişimsizlik, yalnızlık, sevgiden yoksunluk, kuşak çatışmaları ve ölüm gibı sonuçlar doğurur. Eşler, aile ve toplumun diğer bıreylerı arasındaki ilışkilerde kopukluğun olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu kopukluk, bireyin kişilik gelişimini ve kendine güvenini kazanmasını engelleyen bir unsurdur. Hugo Loetscher, a.g.e s.68
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9501811861991882, "polygon": [[1253, 1925], [1286, 244], [112, 221], [79, 1902]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8784836530685425, "polygon": [[718, 121], [719, 77], [673, 76], [672, 120]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.8216539025306702, "polygon": [[1194, 2095], [1194, 1928], [66, 1928], [66, 2095]]}]
12
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Eleştirmenler, Muschg'un, çalışmamızın konusunu oluşturan im Sommer des Hasen adlı ilk romanında dönemin egemen toplumsal gerçekliklerini düşüncesinde görüş birliği içerisindedirler. Örneğin dönemin yazın eleştirmenlerinden Manfred Rieger, bu romanda toplumsal ve kültürlerarası sorunların sorgulanmadığını, bu sorunları ortaya koymanın, göstermenin söz konusu olduğunu vurgular. 9 Yazarın gerçeğe uygun bir kurmaca dünya yaratması yazar ve yapıtı arasında otobiyografik bir ilişki olup olmadığı sorusunu ortaya çıkarmıştır. Yazarın yaşamı ile romanları arasında gizli bir bağın varlığından söz edilebilir. Muschg'un romanda kullandığı figürlere yaşattığı toplumsal ve özellikle kültürlerarası sorunların gerçeklere son derece uygun olmasının arkasında yatan en önemli neden kuşkusuz bu gerçekleri bızzat yaşaması ve tanımasıdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz sorunun yanıtını, onun yaşamı ile romanda kullandığı figürlere yüklediği roller arasındaki bağlantıdan yola çıkarak verebiliriz. Oncelikle, romanda kullandığı figürlerden Wilfried Buser'in eşinden boşanma noktasına gelmesi ve Muschg'un da gerçek yaşamında ilk eşinden boşanarak ikinci evliliğini yapması, ayrıca romanda diğer bir figür olan Johannes Eugen Mörgeli'nin Muschg gibi bir öğretim elemanı olması yukarıdaki soruya evet diye yanıt verebilmemize olanak sağlar. Bunun yanı sıra, Muschg'un, bu romanı yazarken Japonya'da yaşadığı deneyimlerden yola çıktığını, bizzat yaşadıklarını formüle ederek olay örgüsünü kurguladığını söyleyebiliriz. Buna, Muschg'un, Johann Wolfgang von Goethe Üniversitesi'nde "Frankfurt Dersleri" adı altında verdiği konferanslarda İm Sommer des Hasen adlı romanın oluşumu konusuna değinirken bizzat kendisinin ifade ettiklerini dayanak olarak gösterebiliriz. Çalışmamızda, Suhrkamp (Frankfurt am Main) yayınevinde 1975 yılında basılmış olan yapıtı kaynak olarak aldık. Bkz. Manfred, Rieger, Adolf Muschgs Debüt, Frankfurter Rundschau, 17.Juni.1966
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9338209629058838, "polygon": [[1289, 2127], [1314, 263], [108, 247], [84, 2111]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8707106113433838, "polygon": [[725, 130], [726, 85], [679, 83], [678, 128]]}]
13
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
"Seyahatte tuttuğum notlardan bir sıralama oluşturdum. Başka bir yaşam tarzını kitap şeklinde anlatma düşüncesi şimşek gibi çaktı. Kitabın şekli konusunda yazma gücümü buna hazırladım. Ulke ve insanları hakkında çok şey bu kitapta olmalıydı. Hiçbir şey eksik olmamalıydı. Çerçeveyi tamamladım. Figürleri buldum. Kendi aldığım notları ve yazıları kendilerine uyarladığım Japonya yolcularını buldum, edebi yönü olması gereken bir kompozisyon yarışması kurguladım, sonuçlarını şefine bildirecek bir reklam müdürü seçtim. Bir roman yazdım: "Tavşanın Yazında" 10 Romanın oluşumunda Muschg'a esin kaynağı olan şey onun Japonya gezisidir. Japonya'da yaşadıklarından ve deneyimlerinden bir sıralama oluşturduğunda romanın kurgusu ortaya çıkmıştır artık. Böylesi bir kurgulamada ortaya çıkabilecek zorlukları ünlü eleştirmen Marcel Reich-Ranicki şöyle dile getirmektedir: "Bir yazar romanını yazarken kendisine yolu açacak olan ve ona daima teşekkür borçlu olacağı, aniden aklına gelen fikri bir kaide üzerine yerleştirir. Fakat böyle bir fikir, yazarın gönüllü olarak giydiği ve vücut çizgilerini gösteren, adeta vücuduna yapışan bir deli gömleği giymesi gibidir. Korkarım 1934 doğumlu ve halen üniversitede görev yapan İsviçreli Adolf Muschg bu yolu seçiyor." 17 Muschg'un romanlarında kullandığı dil yapısı ve kurgulama yeteneğinin yanında, ele aldığı konuların özellikleri incelendiğinde, başta lm Sommer des Hasen olmak üzere bazı romanlarında kültürlerarası sorunların ön plana çıkarıldığı görülür. Muschg ve yapıtları hakkında yapılan çalışmaları ıncelediğimizde bugüne dek kültür veya kültürlerarası sorunlar konusunda yapılmış bir çalışmaya rastlamadık. Bilimsel çalışmalarda, makalelerde veya kısa Adolf, Muschg, Literatur als Therapie?, Frankfurter Vorlesungen, Suhrkamp, Frankfurt am Main, 1981, s.103 Marcel, Reich-Ranicki, Gruppe 47 im Kimono, Die Zeit, 25.Mart. 1966
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9358348250389099, "polygon": [[1237, 1641], [1275, 232], [175, 202], [136, 1611]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8979396820068359, "polygon": [[728, 126], [729, 84], [685, 82], [683, 124]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.38165441155433655, "polygon": [[1282, 2089], [1282, 1790], [186, 1789], [186, 2088]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.31691497564315796, "polygon": [[1242, 2102], [1243, 1794], [102, 1788], [101, 2096]]}]
14
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
eleştiri yazılarında, Muschg'un kültürel ve kültürlerarası sorunları dile getirmiş olmasının birkaç cümle ile geçiştirilmiş olduğunu gözlemledik. Muschg'un yazınsal dünyasını genel olarak değerlendiren Fausia Hassan bu konuda görüşünü şöyle belirtir: "Muschg'un başta İm Sommer des Hasen adlı romanı olmak üzere çoğu eserlerinde yabancı bir kültürün içine giren insanların yaşadıkları kültürlerarası sorunlar dile getirilmektedir." 12 Erhard Schwabe, roman hakkında yaptığı kısa yorumda, özellikle kültürlerarası sorunların bu romanda anlatıldığına işaret eder. "Im Sommer des Hasen adlı romanda altı burslunun Japonya deneyimleri ve orada yaşadıkları kültürlerarası sorunlar anlatılmaktadır." 13 Diğer bir eleştirmen Hugo Leber de, Muschg'un ilk iki romanında kültürlerarası sorunların yansıtıldığını vurgular. "Adolf Muschg'un Im Sommer des Hasen adlı ilk romanında altı yazarın yabancı bir ülkede yaşadıkları kültürlerarası sorunlar anlatılmaktadır. Bir diğer romanı olan Gegenzauber'de, bir apartmanda yaşayan, farklı kültürel alt yapıya sahip insanların aralarındaki kültürel sorunlar ve 'Soldanella' adlı tarihi binanın yıkılmasını engellemek için buldozerlere karşı koyarken nasıl birleştikleri vurgulanmaktadır." 14 Fausia Hassan, Adolf Muschgs Literarische Weit, Marburg Universitätsverlag, Marburg, 1991, s.6 Erhard Schwabe, Nachwort, in: Adolf Muschg, Hrsg. von Manfred Dierks, Suhrkamp, 1989, Frankfurt am Main, s.118 Hugo Leber, Schelmerei in Zollikon, in: Adolf Muschg, Hrsg, von Manfred Dierks, Suhrkamp, 1989, Frankfurt am Main, s.122
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9414120316505432, "polygon": [[1268, 1714], [1294, 222], [154, 202], [128, 1694]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8699074387550354, "polygon": [[732, 124], [733, 79], [684, 78], [684, 123]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.544589102268219, "polygon": [[182, 2133], [1288, 2132], [1287, 1795], [182, 1796]]}]
15
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Hans Mayer de, roman hakkında yazdığı eleştiri yazısında, romanda kültürlerarası sorunların ve çatışmaların ön planda olduğuna dikkat çeker. "Muschg'un İm Sommer des Hasen adlı yapıtında altı yazarın Japonya'da yaşadığı kültürlerarası sorunların ve çatışmaların yanı şıra, deneyimlerini kompozisyon halinde kağıda dökerken çektikleri güçlüklerin konu edildiğini söyleyebiliriz." 15 Dietrich Krusche ise, romanda kültürlerarası sorunların irdelendiğini ve ortaya konulduğunu dile getirir. "Muschg'un Im Sommer des Hasen adlı romanı, kendi yazınında yabancı bır kültürü kullanmak, kurmaca figürler sayesinde kültürlerarası sorunları irdelemek, araştırmak ve ortaya çıkarmak açısından bir örnektir." 16 Muschg ve yapıtları hakkında yapılan çalışmaların ve eleştirilerin çoğunu toplayıp bir kitap haline getiren yazın araştırmacısı Manfred Dierks, Muschg'un eserleri hakkında yaptığı eleştiride onun kültürlerarası sorunları işlemesini şöyle açıklamaktadır: 4 İm Sommer des Hasen adlı romanda yabancı bir kültür içine girmiş birilerinin sorunları ortaya dökülmüştür. Birden fazla bakış açısı içinde değişik platformlarda algılanması ve ciddiye alınması gereken bir oyun gibi." 17 17 Manfred Dierks, Adolf Muschg, Suhrkamp, Frankfurt am Main, 1989, s.62 Hans, Mayer, Adolf Muschg, Im Sommer des Hasen, in: Über Adolf Muschg, Hrsg. Von Judith Ricker-Abderhalden, Suhrkamp Verlag, Frankfurt am Main, Erste Auflage, 1979, s.110 Dietrich Krusche, Zum Problem "Interkultureller" mit fremden Augen, Jahrbuch Deutsch als Fremdsprache Nr.9, 1983, S.12
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9450536370277405, "polygon": [[1292, 2095], [1312, 255], [109, 242], [89, 2082]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.9110778570175171, "polygon": [[1373, 2285], [1373, 2136], [928, 2136], [928, 2285]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8745083212852478, "polygon": [[725, 116], [725, 75], [681, 74], [681, 115]]}]
16
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Muschg'un yapıtlarındaki kültürlerarası sorunlar bilimsel çalışma bazında derinlemesine ıncelenmemıştır. Bundan dolayı bu çalışmanın bu konuda bir ilk olabileceği kanısındayız. Bu çalışmamızın en başta gelen amaçlarından biri de, lsviçre'de, Almanya'da ve Avusturya'da çok tanınan, Japonya, Amerika ve Çin gibi ülkelerde eserlerinin bu ülke dillerine çevrilmesiyle az da olsa tanınan Adolf Muschg'un Türkiye'de de tanınmasına aracı olmak ve adından söz edilebilmesini sağlamaktır. Muschg, sadece Avrupa kültürü ve Avrupa bölgesindeki aile ilişkileri ile ilgilenmez, bilakıs bunun yanında onun ilgisi, bir Uzak Doğu ülkesi olan Japonya'ya kadar uzanır. Bu roman, bir uzak doğu esintisiyle şekillenir. Eserde Muschg, edebi yaratıcılığının büyük bır bölümünü, farklı kültürlerden iki insanın karşılaşması ve birliktelikleri sırasında yaşadıkları kültürel ve sosyal sorunlar konusunda ortaya koyar, farklı kültürleri ve yaşam görüşlerini "Doğu-Batı" karşıtlıkları bağlamında yansıtır. Genelde bu kültürel özellikleri karşıt yapılı roman kışilerınde bedenleştirir Muschg. Romanda bu karşıtlık ana temayı oluşturur. Roman bu karşıtlıklar arasındaki gerilimde yaşam bulur. Metni oluşturan karşıt içerikli bölümlerın çoğu, bu karşıtlıkların taşıyıcısı olan roman kişilerinin yaşam görüşlerini içerir. Çalışmamızda metne bağlı (werkimmanent) bir yöntem kullandık. Bununla beraber tematik bir yaklaşım içinde olduk. Fakat zaman zaman yazarın yapıtıyla yaşamının örtüştüğü noktalarda biyografik yöntemi az da olsa kullandık. Toplumsal bir sorunun, yazınsal yapıtta nasıl yansıtıldığını metin çözümlemesi metoduyla ele aldık ve gözler önüne serdik. Romandaki altı asıl figürün yanı sıra romanın hem anlatıcısı hem de bir figürü olan Bischof'u bu bağlamda ele aldık. Söz konusu figürlerin yabancı bir kültürde kültürel açıdan yaşadıkları sorunları neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirdik. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kültür kavramı üzerinde durduk. Bu doğrultuda kültürün sosyal yaşamla ilişkısi, kültürel etkileşim ve kültürlerarası sorunlar konusunu irdeledik.
[{"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8581807613372803, "polygon": [[725, 113], [725, 71], [681, 70], [680, 113]]}, {"class": "Metin", "confidence": 0.8238970041275024, "polygon": [[120, 695], [1248, 695], [1248, 197], [120, 198]]}]
17
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Çalışmamızda ön plana çıkardığımız kültürlerarası sorunlara koşut olarak kişilerin kendi iç dünyalarında yaşadıkları yalnızlık, çevreleriyle olan iletişimsizlikleri, tedirginlikleri ve korkularını sergilemeye çalışırken daha çok metnin içeriğinden yola çıktığımız için ikinci bölümde romanın içerik ve yapısal yönden değerlendirilmesini ortaya koyduk. Uçüncü bölümde ise, romandaki figürlerin yaşadıkları kültürlerarası sorunları ve bunların doğurduğu etkileşimi ve sonuçları ortaya çıkardık. Çalışmamızın sonunda ise, tüm bu analiz safhalarında elde edilen bulguları değerlendirdik.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9463915228843689, "polygon": [[1284, 1659], [1288, 296], [119, 293], [116, 1657]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9183526635169983, "polygon": [[719, 105], [720, 60], [666, 58], [664, 104]]}, {"class": "Resim", "confidence": 0.7255150079727173, "polygon": [[147, 1998], [1270, 1997], [1270, 1709], [147, 1709]]}, {"class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.6009684205055237, "polygon": [[1202, 2074], [1202, 2007], [140, 2005], [140, 2073]]}]
19
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
# I. 1. KÜLTÜR KAVRAMI ## I. 1. 1. Kültürü Tanımı Kültür, Latince *cultura* sözcüğünden gelmektedir ve basit anlamda toprağı eşmek, sürmek, nadas etmek demektir. 17. Yüzyıla kadar Fransızca'da aynı anlamda kullanılmıştır. İlk kez Voltaire, *culture* sözcüğünü, insan zekasının gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi anlamında kullanmıştır. Sözcük buradan Almanya'ya gelmiş ve 1793 tarihli bir Alman Dili sözlüğünde *cultur* olarak yer almıştır. Antropoloji bilimleri ailesinde bugün de çoğunlukla kullanılan ilk bilimsel kültür tanımını veren İngiliz toplumbilimci Eliot Tylor'un, kültür kavramını Almanca'dan aldığı kanısı oldukça yaygındır. 19. yüzyılda aynı anlam düzeyine getirilen kültür ve medeniyet 20. yüzyılda birbirlerinden ayrılmışlardır. Kültürü tanımını verirken iki kavram arasındaki farklılıklara değineceğiz. Kültür kavramını tek bir cümle ile tanımlamak oldukça zordur. Kültür kavramı neden tanımlanamıyor? Uzmanlar belirli bir tanım üzerinde neden anlaşıp birleşemiyorlar? Güçlük nereden kaynaklanıyor? Belki de kültür sözünün çok anlamlı oluşundan kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı, düşünürlerin ve insanbilimcilerin bu kavramı nasıl tanımladıklarına bir göz atalım. Tylor'a göre kültür, toplumun bir üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi, sanat, ahlak, gelenekler ve benzeri diğer yetenek ve - İnsanların neden birbirine benzemediği, neden ve nasıl geliştiği gibi sorulara tarih boyunca yanıt aramaya çalışanlar, tarihçiler, biyologlar, sosyologlar ve filozoflardır. Böylelikle, tarih, biyoloji ve sosyoloji antropolojinin temel bilimleri olmuş ve antropoloji bu temeller üzerine kurulmuş, aynı temeller üzerinde yükselmiştir. Antropoloji ile uğraşanlar eğitimleri sırasında her üç bölümün de temel ilkelerini öğrenirler. İnsanoğlunun tarihi bir varlık oluşu tarihi, biyolojik bir varlık oluşu biyolojiyi, sosyal bir varlık oluşu ise sosyolojiyi gerektirmiştir. (Bu bilgiler Bozkurt Güvenç'in İnsan ve Kültür adlı kitabından alınmıştır.) 18 Bkz. Bozkurt Güvenç, İnsan ve Kültür, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1984, 4.Baskı, s.96
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9283434748649597, "polygon": [[1292, 2103], [1317, 218], [87, 202], [62, 2087]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8855491876602173, "polygon": [[714, 103], [714, 56], [663, 55], [662, 102]]}]
20
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür. 19 Kültür, insanın yaşamında sosyal yönden miras olarak aldığı unsurları içerir. Bu bağlamda kültür, insan kavramıyla paralellik gösterir. Zira her insan topluluğu, değişik yapılarına rağmen kendine özgü kültüre sahiptir. Kültür, tarihsel bir ürün olmak üzere oluşmuş, geleneklerine bağlı bir toplum içinde onun medeni donanımı ve araçları ile karşılıklı etkileşim sonucunda ortaya çıkmış unsurların kaynaşması ile bir bütün haline gelmiştir. ## l. 1. 2. Kültür ve Medeniyet Kültür, insanın, yaşayış ve düşünüş tarzında, günlük ilişkilerinde, sanatta, yazında, dinde, sevinç ve eğlencelerinde kendisini ifade etmesidir. Onun medeniyetle arasındaki farkı Alman antropolog Thrunwald şu şekilde dile getirir: "Kültür, tavırlardan, davranış tarzlarından, örf ve adetlerden, düşüncelerden, ifade şekillerinden, kıymet biçmelerden ve teşkilattan mürekkep bir sistemdir. Medeniyet ise, birikmiş bir bilgiye ve teknik vasıtalara sahip olmayı ifade eder." 20 Unlü düşünür Ziya Gökalp, kültür ve medeniyet kavramlarını daha değişik açıdan tanımlar. Ona göre medeniyet, farklı ulusların ortak malıdır. Çünkü her medeniyeti, sahipleri olan farklı uluslar ortak bir hayat yaşayarak ortaya çıkarmışlardır. Bundan dolayı her medeniyetin, her ulusta aldığı özel şekiller vardır, bunlara hars-kültür adı verilir. Oncelikle hars ulusaldır ve bir ulusun dini, ahlaki, hukuki, lisani, ekonomik ve ilmı hayatlarının birbiriyle harmoni oluşturan bir karışımıdır. Medeniyet ise, aynı mimariye sahip bir çok ulusun toplumsal yaşamlarının bir araya gelmiş halidir. Ülusal kültürü ve medeniyeti birbirinden ayıran, ulusal kültürün Bkz. Bozkurt Güvenç, Kültür Konusu ve Sorunlarımız, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1985, s.22 Hüseyin Gümüş, Andrea Malraux ve Kültür Problemi, Atatürk Üniversitesi Yayınları No:423, Erzurum, 1975, s.13
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9461227059364319, "polygon": [[1255, 1887], [1292, 200], [177, 175], [139, 1862]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.888590395450592, "polygon": [[733, 115], [734, 69], [680, 68], [679, 114]]}]
21
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
özellikle duygulardan, medeniyetin ise bilgilerden oluşmasıdır.21 Medeniyet kavramı, toplumsal örgüt sistemlerini içerir. Bu sistemlerin içinde iletişim ve ulaşım araçlarını, kanunları, okulları, bankaları vs. sayabiliriz. Kültür ve medeniyet arasındaki farklara bu şekilde değindikten sonra kültür kavramı üzerinde biraz daha ayrıntılı durmaya çalışalım. Her şeyden önce kültür, gerçeğin, dünyanın ve yaşamın ortaya koyduğu sorunlar karşısında tamamen gerçek ve kişisel bir deneyimle insana çeşitli davranış şekilleri veren bir eylemdir. Aziz Çalışlar, kültür kavramının tanımını "Kültür, insanın maddi ve manevi üretiminde gerçekleşen etkin yaratıcı faaliyettir, bu faaliyet süreci içerisinde toplumsal önemde maddi ve manevi değerler yaratılırken, insanın yaratıcı etkinliği de bu değerlerin tümünde kendi nesnelleşmesini bulur.22 şeklinde yaparak insan faktörünün önemini ortaya koymaktadır. Kültür, içinde insanın var olduğu tüm gerçeklik anlamına gelir. O halde kültür kelimesinden, insan varlığında gördüğümüz her şey anlaşılabilir. Bu açıdan Nermi Uygur kültürü şu şekilde tanımlıyor: "Kültür, doğanın insanlaştırma biçimi, bu insanlaştırmaya özgü süreç ve verimdir, insan varoluşunun nasıl ve ne olduğudur kültür. İnsanın nasıl düşündüğü, duyduğu, yaptığı, istediği, insanın kendine nasıl baktığı, özünü nasıl gördüğü; değerlerini, ülkülerini, isteklerini nasıl düzenlediği, bütün bunlar hep kültürün ögeleridir. İnsanın ne tür bir yaşama-biçemi, ne tür bir varolma programı, ne tür bir eylem-kalıbı benimsediği kültürdür hep. Teknik, ekonomik, hukuk, estetik, bilim,devlet, yöntem - insanın meydana getirdiği her şey kültüre girer." 23 Bu tanım doğrultusunda, insanın bir kültür varlığı olduğunu, kendine bir kültür yarattığını, bu kültür içinde geliştiğini, kültürün kendisi için bir 21 Bkz. Ziya Gökalp, Türk Medeniyet Tarihi, 1.Kısım, Milli Matbaa, İstanbul, 1926, s.7 22 Aziz Çalışlar, Günümüzde Sanatsal Kültür ve Estetik, Cem Yayınevi, İstanbul, 1983, s.11 Nermi Uygur, Kültür Kuramı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1996, s.17
[{"class": "Diğer", "confidence": 0.9404768943786621, "polygon": [[1407, 2251], [1407, 2124], [961, 2124], [961, 2251]]}, {"class": "Metin", "confidence": 0.9151221513748169, "polygon": [[1281, 2159], [1307, 243], [90, 227], [64, 2143]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.883873462677002, "polygon": [[727, 107], [728, 62], [676, 61], [675, 106]]}]
22
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
zorunluluk olduğunu, kültürün köken ve amaç yönünden insan varlığını benimsediğini ve kültürün, içinde ayrı türden ögeler barındırmasına karşın, belli bir biçem ve biçim ile nitelenen bir bütün olarak ortaya çıktığını saptayabılırız. Kültürün, insan varlığı açısından tanımını kısaca şu cümle ile özetleyebiliriz: Bir toplumda, tabiatın dışında, insan elinden ve dilinden çıkma her şey kültür kavramına girer. Tarihe şekil veren kuvvetler 'devlet' şeklinde görünürler fakat devletleri yaratan uluslardır. Ulusları ulus yapan kuvvetler, inançlar, vasıtalar kültür adı altında toplanır. Bu açıdan kültürü, dil, din, örf ve adet, kanun, merasim, üretim, tüketim tarzı şeklinde tanımlayabiliriz. ## l. 1. 3. Kültür ve Dil Yukarıdaki tanımın içindeki unsurların başında gelen dil konusuna değinelim. Ziya Gökalp, dili kültürün temel unsuru sayar.24 Çünkü duygu ve düşüncenin ifade edilmesindeki en önemli araç dildir. Bir ulusun tüm duygu ve düşünce hazinesi dil kalıbına dökülür ve yöreden yöreye, 13 kuşaktan kuşağa aktarılır. Dil, kültürün temelidir ve bu bakımdan bir ulusun dil ile ifade ettiği sözlü ve yazılı her şey o ulusun kültürünü yansıtır ve bizim o kültür hakkında bilgi sahibi olmamıza olanak sağlar. Dil ile kültür arasındaki bağlantıları kültür tarihçileri ve dil bilimcileri araştırmalarına konu etmişlerdir. Bu araştırmalarda iki önemli Alman dil bilimcısı Willhelm von Humboldt ve Johann Gottfried Herder, dılın bütün kültür alanlarıyla bağlantısı üzerinde bir çok sorular ortaya atarak önemli bir bulguda birleşmişlerdir. Bu da, dilin bütün kültür olaylarına etkisi ve dilin bunlar üzerindeki gücüdür. Herder, kültürün yapısında dilin etkilerini açıklarken, aynı dili konuşan insanların tüm yaratmalarında o dilin etkisinin çok önemli bir etken olduğunu vurgular. Dil, yaşamın tüm alanlarında, günlük yaşamın en yalın olaylarında, bilimin ana şekillerinde, geleneklerde, inançlarda ortaya çıkar, dil her türlü maddesel yaşamın, tekniğin, ekonominin koşuludur, dinde, hukukta, felsefe ve sanatta yeri T.C. Yükseköğretim Kurururu DOKUMANTASTON DIERKI Bkz. Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil, Dergah Yayınları 9.Baskı, İstanbul, 1996, s.139
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9264289140701294, "polygon": [[1288, 1881], [1294, 195], [116, 190], [109, 1876]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9055995941162109, "polygon": [[735, 107], [737, 63], [684, 61], [683, 105]]}, {"class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.3694646954536438, "polygon": [[1053, 1835], [1054, 1792], [185, 1790], [185, 1833]]}]
23
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
vardır. Humboldt'a göre dil bir ürün değil, etkinliktir. Bununla Humboldt, dilin, bir ulusun tinsel enerjisi olduğunu, insan tarihinin başlıca yaratıcı güçlerinden biri olduğunu anlatmak istemiştir. Dil kültürün bir aynasıdır. Her dilden, o dili konuşan ulusun karakterini, kültürünü, dünya görüşünü çıkartmak mümkün olur. Humboldt, ne kültürü dilden bağımsız bir şey olarak incelemiş, ne de dili kültürün dışında görmüştür.25 Bu konuda araştırmalar yapan Bedia Akarsu dil ve kültürün gelişimindeki paralelliği şöyle ifade eder: "Kültürde üstün olan ulusların dillerinde de üstün olduklarını bütün tarih boyunca ve günümüzde açıkça görebiliriz. Ama bir ulusun dili ilkel halinde kalmış, gelişmemişse kültürü de pek ilerleme gösteremez." 26 Dil-kültür konusunda araştırmalar yapan sosyolog Nermi Uygur da, dil ile kültür arasında sıkı bir bağ olduğunu şu cümlelerle dile getirir: "Kültürün çepeçevre kuruluşunda dil son derece önemli rol oynar. Dil, kültür yapısını bir arada tutan çimentodur, kültür alanının her yanını aydınlatan güneştir, kültür kilimini dokuyan ipliktir, tüm kültür anıtlarının yansıdığı akarsudur." "T Kültür ve dil arasındaki bağ konusunda Adolf Muschg, kültürün, genişleyip yayılmasını dile borçlu olduğunu belirtmiştir. Ona göre, eğer bir insan, ortak bir dilin konuşulduğu toplumun bir üyesi ise belli bir kültürün üyesı durumundadır. Dil yalnızca kültürü taşıyıp korumaz, aynı zamanda kültür varlığını yeniden yoğurur, biçim almasını sağlar.28 26 Bkz. Bedia Akarsu, Dil-Kültür Bağlantısı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984, s.80 26 Bedia Akarsu, Dil-Kültür Bağlantısı, s.85 ੱਚ ਹ Nermi Uygur, Kültür Kuramı, s. 19 28 Bkz. Adolf Muschg, Literatur als Therapie?, Suhrkamp, Frankfurt am Main, 1981, s. 126, 127
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9463917016983032, "polygon": [[1262, 2018], [1296, 233], [110, 211], [76, 1996]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8889294862747192, "polygon": [[714, 103], [715, 59], [665, 57], [664, 102]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.3996230959892273, "polygon": [[186, 2050], [1194, 2050], [1194, 1943], [186, 1943]]}]
24
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
İnsanın anadilini öğrenmesi gerçekte, kültür edinmesinden başka bir şey değildir. En basit konuşma edimi bile bir kültür edimidir. Dil açısından büyüme ve gelişme, kültürce zenginleşme ile aynı paralellik içindedir. Dil ile kültür özce bağlıdır birbirine; bırı öbürünü zorlukla varsayar; karşılıklı bir döngü içinde birbirlerine kenetlenirler. Dil - kültür ilişkisi özel bir ortak-yaşarlık meydana getirir, içerik ve biçimce son derece zengin bir içiçe -örülmedir. İnsan dilde ne denli güçlenirse, kültürde kök salan kökleri de o denli derinlere gidip yayılır. 29 Tüm bu açıklamaların , hem dilin kültür varlığında oynadığı büyük rolü, hem de dilin ne denli büyük bir kültür varlığı olduğunu yeterince belirgin hale getirdiği kanısındayız. ## l. 1. 4. Kültür ve Din Kültürün tanımını yaparken bazı unsurlardan söz etmiştik. Bunların içinde en önemlisi olan "dil" unsurunu açıkladık. Şimdi de, diğer önemli unsurlardan biri olan "din" unsuru üzerinde duralım. İngiliz şair ve eleştirmen T.S.Eliot, din ile kültür arasındaki ilişkinin boyutlarını ortaya koyarken, onları birbirinden ayrı iki olay olarak kabul etmesine rağmen aralarında hayati bir ilişki olduğunu dile getiriyor. Eliot'a göre din, kültürü besleyen bir kaynaktır ve kültür, aslında herhangi bir toplumun dininin vücut bulmuş şeklidir.30 Kültür ve din kavramları arasında bir bağ olduğu şüphe götürmez bir gerçektir, fakat bu kavramları aynı pota içinde değerlendirmek veya aynı şeyin değişik yönleri olarak tanımlamak oldukça yanlış bir yaklaşım olur. Zira, her iki kavramın beraber kullanıldıkları zaman sahip oldukları anlam, tek başına kullanıldıkları zaman ima edebilecekleri anlama kayabilir. Birbirlerinden farklı anlamlara sahip olan din ve kültürün, birey ve grup için sadece sahip oldukları bir şey değil, aynı zamanda ulaşmaya Nermi Uygur, Kültür Kuramı, s.21 t Bkz. T.S. Eliot, Kültür Üzerine Düşünceler, Çeviren:Sevim Kantarcıoğlu, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1981, s.20
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9362024664878845, "polygon": [[1282, 2079], [1301, 256], [96, 243], [77, 2067]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8821015954017639, "polygon": [[722, 114], [723, 66], [666, 65], [666, 113]]}]
25
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
çalıştıkları bir hedef anlamına gelmesi gerekmektedir. Bir toplumun inancı doğrultusunda yaşamını şekillendirdiği söylenebilir. Hatta bu yaşam şekline kültür de diyebiliriz. Kültürü oluşturan bazı unsurların, yaşanan dinin de unsurları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Din, kültürün ihtiyacı olan çerçeveyi hazırlar. Kültür-din bağlantısı konusunda yukarıda yaptığımız açıklamalara dayanarak, aynı dine sahip farklı ulusların kültürlerinin de aynı olduğu fikrine ulaşmak hatalı bir davranış olur. Çünkü din, kültürün bir unsurudur, kültürün tamamını içine alamaz. Oyle olsaydı, kültür dinin eş anlamlısı olurdu. Adolf Muschg, kültürün unsurlarından biri olan 'din' konusunda yaşanabilecek kültürlerarası sorunları Adalbert Huhn figüründe ortaya koymaktadır. Altı figür içinde sadece Huhn, diğer bir kültürde din konusu ile ilgilenir. Muschg, Huhn figüründe bu konuyu, kendisine tamamıyla yabancı olan bir dini inceleme ve o dine yakınlaşma isteği bağlamında ele almaktadır. Huhn'un yaşadıklarını, sorunlarını ve ortaya çıkan sonuçları üçüncü bölümde figürlerin kültürlerarası sorunlar açısından incelenmesi başlığı altında ele alacağız. Antropologların ifade ettikleri gibi kültür, bır yerde bırlıkte yaşayan bir toplumun üyelerinin ortak yaşayış şeklidir. Bu kültür, o toplumun dilinde, sanatında, sosyal sisteminde, geleneklerinde ve alışkanlıklarında gözle görülür bir şekilde yaşamaktadır. Kültürü oluşturan unsurların tamamı etkileşim içindedir. Bir tek unsuru anlamak için tüm unsurları anlamak gerekmektedir. Bir antropolog, belli bir toplumun sosyal sistemini, sanatını, ekonomisini ve dinini inceleyebilir, hatta o toplumdaki insanların ruh yapılarındaki farklılıkları da araştırmasına dahil edebilir. Fakat, o kültürün - özelliklerini araştırmak suretiyle bir kültür anlayışına sahip olması olanaksızdır. Zira, kültürü anlamak, o kültüre sahip olan toplumu ve halkı anlamak demektir. Bir kültür anlayabilmek, insanın başarabilmesi oldukça zor bir olay olarak algılanabilir. Bunu başarmak için, o kültürün içine girmek, daha doğrusu o kültürün içinde bizzat yaşamak gereklidir. O kültürü tanımak için
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9382119178771973, "polygon": [[1272, 2093], [1279, 290], [117, 285], [110, 2089]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8814652562141418, "polygon": [[715, 118], [716, 70], [663, 69], [663, 117]]}]
26
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
kitaplardan veya anlatılanlardan yola çıkmak ve bu doğrultuda bilgı edinmek gibi bir yöntemin başarılı olması pek mümkün değildir. Çünkü kültür, kısa tanımıyla bir yaşam tarzıdır. Çalışmamızda ele aldığımız kahramanlar hiçbir ön bilgileri olmaksızın Japon kültürünün içine doğrudan girmektedirler. Muschg, kültür araştırmacıları ve sosyologların sözünü ettikleri "Yabancı bir kültürü anlamak için o kültürü yaşamak gereklidir" ilkesinden yola çıkarak söz konusu romanı bu yönde kurgulamıştır. Bozkurt Güvenç, çeşitli filozofların, eğitimcilerin, sosyal bilimcilerin ve antropologların kültürü tanımlamalarının bir sentezini oluşturarak şu başlıklar altında kapsamlı bir tanım ortaya çıkarmıştır: Sosyal miras ve gelenekler birliği olarak. Kültür, varlığımızın yapısını ve ilişkilerini belirleyen, sosyal bir süreç ile öğrendiğimiz uygulama ve inançların, maddi ve manevi ögelerin bırlığıdır. Hayat yolu ya da biçimi olarak. Kültür, bir toplumun veya bir grubun tüm yaşam biçimidir. ldealler, değerler ve davranışlar olarak. Kültür, sosyo-kültürel evrendeki açık seçik eylemlerin ve araçların ortaya koyduğu ve nesnelleştirdiği anlamlardır. Çevreye uyum olarak. İnsanların içinde bulunduğu yaşam koşullarına uyumlarının toplamı, onların kültürüdür. Bireysel psikoloji olarak. Kültür, büyütülerek bilimsel ekrana yansıtılmış bireysel psikolojidir. Oluşumu ve kökeni yönünden. Kültür, sosyal etkileşim ürünüdür. Kültür, yaşam çevremizin insan yapısı olan kesimidir. Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı hemen her şeydır. Düşünüş olarak. Kültür, belli bir düşünce sistemi ya da bütünüdür. Simge (Sembol) olarak. Kültür, maddi öğelerin, davranışların, düşünce ve duyguların, simgelerden oluşan simge (sembol)'lere dayalı bir örgütlenmesidir.31 Bozkurt Güvenç, İnsan ve Kültür, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1984, 4.Baskı, s.101,102 "
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9467027187347412, "polygon": [[1297, 2035], [1314, 253], [111, 242], [95, 2024]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8893681764602661, "polygon": [[727, 118], [728, 71], [673, 70], [672, 117]]}]
27
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Kültürün ne olduğunu net olarak anlayabilmek için "Kültür Kavramı" başlığı altında buraya kadar yaptığımız tanımlamaların yeterli olduğu kanısındayız. Tüm bu tanımlardan yola çıkarak kültür konusunda sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Kültür, toplum, insan, eğitim süreci ve kültürel içerik gibi değişkenlerin aralarındaki ilişkilerin işlevidir. Kültür, öğrenilmiş, saklanmış, öğretilen ve eğitim aracılığı ile yenı nesillere aktarılan ve aşılanan bir içeriktir. Kültür, içgüdüsel ve kalıtımsal değil, bilakis her insanın dünyaya gelişinden itibaren yaşam içinde edindiği davranış ve tepki eğilimleridir. Zira kazandığı alışkanlıkları ve öğrendiği yeni bilgileri tümüyle yavrusuna öğretebilen tek varlık insandır. Kültürün bir kuşaktan diğerine aktarılmasında en önemli araçlardan biri de ailedir. Hiçbir kimse, çocukluğundan itibaren ailesinden ve yakın çevresinden aldığı kültürün niteliklerinden kendinı uzaklaştıramaz ve onu tamamıyla aşamaz. Fakat kültürün genç kuşaklara iletilmesinde tek araç aile değildir. Bir toplumda kültür iletişimi gelenekler tarafından desteklenir ve ilerletilir. Kültür toplumsaldır, toplumda yaşayan ınsanlar tarafından yaratılır ve ortaklaşa paylaşılır. Bir grubun üyelerinin edindiği ve benimsediği alışkanlıklar, davranışlar, tutum ve değerler o grubun kültürüdür. Böylelikle sistemin bir üyesi konumunda olan birey, kültürel kuralları ve o kurallara uymayan tutum ve davranışları hemen tanıma olanağına sahip olur. ## l. 1. 5. Kültürün Sosyal Yaşamla İlişkisi Şimdiye kadar 'kültür' sözcüğünü tanımlamaya ve unsurları hakkında bilgi vermeye çalıştık. Kültürün, belli bir toplumun kendisi olduğundan, bir insan ve toplum kuramı olduğundan ve bır dızı sosyal süreçlerin bileşkesi olduğundan söz ettik. Kültür, halkın gerçek yaşantısından koparılamaz ve ilme, aynı zamanda ekonomiye, siyasete sıkı sıkıya bağlı bulunan sosyal yaşamın parçalanamaz bir unsurudur.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9387310743331909, "polygon": [[1292, 2132], [1316, 248], [106, 232], [81, 2116]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9006813168525696, "polygon": [[732, 119], [733, 71], [678, 70], [677, 118]]}]
28
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Bundan dolayı, kültürün sosyal yaşamla ilişkisinin hangi noktalarda önem kazandığının üzerinde durmak istiyoruz. Her insan, yaşadığı toplumda karşılaştığı sorunların üstesinden gelmek, çözüm yolları aramak ve gereksinimlerini karşılamak amacıyla değişik yollara başvurur. İçinde bulunduğu ortamın şartlarına ve bir arada yaşadığı insanlarla uyum içinde olma konusunda gösterdiği beceri ve yeteneklere göre bu yollar değişmektedir. Her toplumda insan ilişkilerini düzenlemeye yarayan kurallar, gelenekler, düşünceler ve inançlardan oluşan bir bütün halinde çalışan bir düzenek vardır. İşte insan, kültür adını verebileceğimiz bu düzenek sayesinde doğaya karşı kendisi için bir çevre yaratmaktadır. l oplum, bireylerin bır araya gelmesiyle oluşan bir topluluk değildir şüphesiz, aynı zamanda bireylerin birbirleri ile olan ilişkileri, etkileri veya birlikte hareket etmeleri sonucunda ortaya çıkan kurallar, kanunlar, gelenekler toplumu sistemli bir tarzda işleyen bir düzeneğe dönüştürür. Buna paralel olarak gelişen değerler, düşünceler, tutumlar bireylerin tavır ve davranışlarını bir düzene sokar adeta biçim verir. Kısaca kültür biçimlenmiş davranışlardır. İngiliz uyruklu insanbilimci Bronislav Malinovski, evrende var olan diğer türler içinde konuşma ve kavramsal düşünce yeteneğine sahip olan insanın kültür adı verilen bir varlık alanı oluşturduğunu, bu varlık alanını geliştirdiğini ve yaşamı için gerekli olan beslenme, barınma ve çoğalma gibi temel unsurları kurumlaştırdığını vurgulamıştır. 32 Bu unsurların yanında işlevsel açıdan önemli sayılabilecek bazı temel gereksinimler bulunmaktadır. Örneğin, giyim, kuşam vb. gibi temel gereksinim sayılan unsurlar sadece kişinin toplumdaki yerini, varlığını ve hatta saygınlığını simgelemekten öteye geçmez. Onemlilik sırasına göre yukarıda saydığımız üç temel unsur sosyal hayatın ayrılmaz parçalarıdır. Oldukça geniş kapsamlı bir kavram olan kültür, varlığını sürdürebilmek için toplumun farklı meslek gruplarını temsil eden bireylerinin sistemli olarak birbirleriyle yardımlaşmalarına gereksinim Bozkurt Güvenç, Kültürün abc'si, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997, s.33
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9458126425743103, "polygon": [[1272, 2018], [1297, 241], [107, 224], [82, 2001]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8920139670372009, "polygon": [[726, 122], [727, 73], [670, 72], [669, 121]]}, {"class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.443228542804718, "polygon": [[1233, 2098], [1233, 2038], [166, 2037], [166, 2098]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.33789733052253723, "polygon": [[117, 2108], [1178, 2104], [1178, 2036], [117, 2040]]}]
29
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
duyar. Ulaşımdan sosyal güvenliğe kadar bir çok olgunun bileşkesi olan kültürün bir sonraki kuşağa iletilmesinde, yani kültür akışının sağlanmasında toplumun genç kesimi önemli bir rol oynar. Bu açıdan Muschg, romanda figürleri hem genç kesimden, hem de farklı meslek gruplarından seçmiştir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, kültür toplumsal olguların bileşkesi olduğundan onun sosyal yaşamla içiçe olduğu gerçeği karşımıza çıkar. Sosyal yaşam denildiğinde kastedilen, insanın yaşamını yakından ilgilendiren tüm unsurlar olduğuna göre ve tüm bunlar kültürün etkısı doğrultusunda geliştiğine göre, kültür ile sosyal yaşam arasındaki paralellik daha net anlaşılır. Kültürün sosyal yaşamla ilişkisi konusunda Mümtaz Turhan şu yorumu yapıyor: "Kültür, bir cemiyetin sahip olduğu maddi ve manevi kıymetlerden teşekkül eden öyle bir bütündür ki, cemiyet içinde mevcut her nevi bilgiyi, alakaları, ihtiyaçları kıymet ölçülerini, umumi atitüd, görüş ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini içine alır. Bütün bunlarla birlikte, o cemiyet mensuplarının ekserisinde müşterek olan ve onu diğer cemiyetlerden ayırt eden hususi bir hayat tarzı temin eder." 33 Toplum içindeki yerini oluşturabilmek için insanın ortaya koyduğu davranış biçimleri şeklinde yorumlayabileceğimiz kültürel ve sosyal yaşantı sanatçıların vazgeçilmez malzemesidir. Sanat, toplumsal yapıya bağlı olarak oluştuğu için sanatla toplum arasında işlevsel bir ilişkinin olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu açıdan sanatsal ürünler sayesinde toplumsal gerçekleri gözlemleyebilme ve açıklama olanağına sahip olabiliriz. Nitekim Muschg yapıtında, 60'lı yılların toplumsal gerçekliklerini altı ayrı figürde altı ayrı sorunu öne çıkararak ortaya koymuştur. Sanat toplumsal bir üründür. Toplumla sanat arasındaki ilişkinin boyutlarını lbrahim Armağan şöyle dile getirmektedir: 33 Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, M.E.B. (Bin Temel Eser), İstanbul 1969, s.56
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9368943572044373, "polygon": [[1264, 2022], [1296, 218], [103, 197], [71, 2000]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.877124011516571, "polygon": [[716, 116], [717, 69], [664, 69], [664, 116]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.5133748650550842, "polygon": [[140, 2083], [1206, 2083], [1206, 1805], [139, 1805]]}]
30
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
"Toplumsal ilişkiler dizgesinden bağımsız, toplumun dışında bir sanat söz konusu değildir." 34 Birbirine sıkı sıkıya bağlı olan bu iki kavramı inceleyen ve değerlendiren sanat sosyolojisidir. Sanat sosyolojisi sanatın dalları arasında değer sıralaması yapmaz. Sanat sosyolojisinin görevi, sanatçının kişiliği ve yapıtı ile toplumsal çevre arasındaki bu karşılıklı etkiyi ıncelemektır. Sanatçının kişiliği ile sanat sosyolojisi arasındaki bağlantıya Nurettin Şazi Kösemihal'in yaklaşımı şu şekildedir: "Sanatçının kişiliği, biopsikolojik beden, ruh yapısından, kendisini saran doğal çevrenın canlı cansız bütün varlıklarından tutun da: toplumsal çevrenin çeşitli kültür kalıplarına, kurumlarına, örgütlerine, değerlerine kadar çıkın, hepsinin etkisi altındadır. Sanat yapıtları için de aynı şey söylenebilir. Bunlar da, bu saydığımız çeşitli etmenlerin bir bileşkesidir." 35 Sanat sosyolojisi, sanatın toplumsal yönü ile uğrasır ve toplum üzerindeki etkilerini inceler. Fakat bunun yanı sıra onun sanatı tüm boyutlarıyla kapsamadığını belirtmek gerekir. Sanatın en önemli dallarından biri olan yazın, aynı zamanda objeyi ve anlamı birlikte ortaya koyar, bu yüzden diğer sanatlardan ayrılır. Yazın, yazım tarzının kurumsal şekli ve serbestisi ile toplumun yapısını, özelliklerini, çelişkilerini, sorunlarını vs. yansıtır ve imajları sosyal yapıya uyan, onları yapıya göre düzenleyen yapıtlardan oluşur. 36 Yazınsal yapıtların oluşumunda başta sosyal koşullar olmak üzere, yapıtın yaratıcısı olan yazarın içinde yaşadığı ülke, o ülkenin fiziksel ve 34 İbrahim Armağan, Sanat Üstüne Toplumbilimsel Bir Deneme, Hatipoğlu Yayınevi, Ankara, 1988, s.1 35 Nurettin Şazi Kösemihal, Edebiyat Sosyolojisine Giriş, Sosyoloji Dergisi, İstanbul, 1966, No:19-20, s.5 38 Bkz. Robert Escarpit, Elemente einer Literatursoziologie, Übersetzt aus dem Französischen von Helmut Jensen, Ferdinand Enke Verlag, Stuttgart, 1977, s.8
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9484638571739197, "polygon": [[1254, 1862], [1261, 223], [133, 218], [125, 1857]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8301986455917358, "polygon": [[720, 111], [721, 66], [667, 65], [665, 109]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.6748663187026978, "polygon": [[1201, 2071], [1202, 1886], [155, 1885], [154, 2070]]}]
31
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
politik koşulları gıbı bır takım etkenler önemli rol oynarlar. Eserleri oluşturan ve belirleyen onlardır. Belli nedenler belli sonuçlar doğurur. Bir şeyi açıklamak demek, onun nedenlerini ve etkilerini göstermek demektir. Yazın, toplum içinde doğar ve toplumun ifadesidir. Yazın sosyolojisi eserin nedenlerine eğilir. Onun amacı, toplumun sosyal yapısını inceleme ve çeşitli unsurların etkilerini daha iyi hesaplayabilme olanağı vermektir. Yılmaz Ozbek, "Okumak Anlamak Yorumlamak" adlı çalışmasında edebiyat ürününün bir sosyoloğu hangi açılardan ilgilendirdiğini şöyle açıklar: "Yazın ürünü bir sosyoloğu, toplumu etkileme, insanlar üzerinde bıraktığı etkileri araştırma bakımından ilgilendirir veya söz konusu sosyolog kendi uzmanlık alanında ortaya çıkan bir çok soruyu yazın ürününü malzeme olarak kullanarak çözmeye çalışır." 30 Yazın sosyolojisi konusunda Alphons Silbermann, "Yazın Sosyolojisine Giriş" adlı kitabında, şimdiye kadar sosyologlar tarafından yapılan tanımlardan bir derleme sunmaktadır. Sosyal davranışlar ve bu davranışların yazındaki yansımaları, etkileri yazın sosyolojisinin uğraşı alanına girer. Söz konusu sosyologlardan Joseph Sumpf, yazın sosyolojisinin, edebi çevreyi, okuyucuyu ve global toplum, sınıf yapısı ile dünya görüşü arasındaki ilişkiyi incelediğini savunur. Albert Memmi, sosyolojinin araştırma sahalarının, yazar (ekonomik, mesleki, sosyal konumu-edebi kuşak), eser (gündelik hayattan kesitlerin ve şekillerin sosyolojisi, konuların sosyolojisi, karakterlerin sosyolojisi-üslubun sosyolojisi) ve okuyucu olduğunu dile getirir. Hans Norbert Fügen, edebiyat sosyolojisinin, içeriklerin sosyal analizini yaptığını, yazarın rolü ve statüsünü ortaya koyduğunu vurgular.38 Yılmaz Özbek, Okumak Anlamak Yorumlamak, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları, Erzurum, 1994, s.15 Bkz. Alphons Silbermann, Einführung in die Literatursoziologie, R.Oldenbourg Yayınevi, München, 1981, s.7,8,9
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9425301551818848, "polygon": [[1268, 2088], [1275, 279], [134, 275], [127, 2084]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8783151507377625, "polygon": [[733, 115], [734, 70], [680, 69], [679, 114]]}]
32
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Yukarıdaki tanımlardan anlaşılacağı üzere görevi, toplumdaki sınıflar ile yazınsal eserler arasındaki ilişkiyi araştırmak olan yazın sosyolojisi, edebiyat olgusunun akışını tamamlayan dört evre (1-Yazar 2-Yapıt 3- Basım, yayım, dağıtım örgütleri 4- Ökuyucu sınıfları) üzerinde yoğunlaşır. Bu dört boyuttan ya da unsurdan her biri toplumsal olaylar ile örülmüş birer bütündür. Bu unsurlardan en önemlisi olan yazar yapıtın yaratıcısıdır ve sosyologlar onun sosyal ve sosyo-kültürel konumunu ve toplumdakı ilişkilerini incelerler. Yazarın etnik kökeni, ekonomik ve eğitimsel alt yapısı, yaşam tarzı, ikamet ettiği yer, boş zaman aktiviteleri, iş alışkanlıkları ve sosyal ilişkileri onların ilgi alanları içine girer. Yazınsal yapıtı toplumdan veya sınıflardan soyutlanmış bir olay olarak görmek olanaksızdır. Bu açıdan sosyoloji, oluşumunda hareket noktası olarak toplum alındığı veya temelinde toplum yer aldığı için, yapıtı, konu, karakter ve kışıler açısından inceler. Diğer unsurlar kitap ve yayım, yapıtın okuyucuya ulaşması aşamasında önemlidir. Bir yazın yapıtının insanlara ulaşmasındakı en yaygın araç kitaptır. Yapıtın yaratıcısından sıyrılıp insanlar tarafından gözlemlenmesi, kısaca özgür bir varlık olarak yaratıldığını adeta ilan etmesi gerekir. Sanatçının eserini yaratmasından sonra onun yaşamını devam ettirmesi yayımcının yardımıyla orantılıdır. Yayımcı, hem yapıt hem de yazar seçimınde okuyucu kitlesinin beklentilerini ve bu beklentilere cevap verebilecek yazarları dikkate almak zorundadır. Tüm bu bilgilerin ışığında şu noktaya varabiliriz; Toplum ve edebiyat ilişkisini gözler önüne sermek ve edebiyatın toplumda hangı rolü oynadığını veya edebiyat yapıtlarında toplumun nasıl yansıtıldığını incelemek için edebiyat sosyolojisi açısından metın çözümlemesi gerekmektedir. Yani edebiyatın sosyal işlevi araştırılmalıdır. Metin incelemesi, yapıtta yer alan konu, kahraman, zaman, motif, tür, form, biçem gibı unsurların sosyolojik göstergelerini araştırmaktır. Muschg'un çalışmamıza konu olan İm Sommer des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunların ön plana çıkarıldığını göz önünde
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9365558624267578, "polygon": [[1284, 2093], [1299, 234], [93, 224], [77, 2083]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8473741412162781, "polygon": [[722, 118], [723, 71], [666, 71], [665, 118]]}]
33
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
tutarsak, toplumun birer üyesi konumundaki kahramanlar aracılığıyla bu sorunların, içinde bulundukları toplumda nasıl yansıtıldığını metin çözümlemesi yoluyla gözler önüne serme şansını elde ederiz. ## l. 1.6. Kültürlerarası Sorunlar ve Etkileşim Insanın, içinde yaşadığı toplumun diğer bireyleriyle olan ilişkilerinde, diğer bir deyişle, toplumsal yaşamda karşılaşabileceği sorunlar karşısında sergileyeceği tutum ve davranışları belirleyen şey onun aldığı kültürdür. Ortaya çıkan herhangi bir durumun yorumlanabilmesine olanak sağlayan kültür, toplumsal olarak aktarılan davranış öğeleridir. İnsanın sahip olduğu kültürel değerler tavır ve davranışlarına yön verdiğine göre, onun davranış biçimi ile bir başka toplumda yetişen ve o toplumun kültürel değerleriyle donatılmış kişinin davranışlarının aynı koşullar altında olsa bile farklılık göstermesi bir gerçektir. Bu bakımdan, toplumun temel ögesi olan insan, kendisine yabancı olan bir kültürde kendi kültüründe edindiği ve benimsediği davranış tarzlarıyla farklı tepkiler verir. Bu tepkiler kültürlerarası sorunları ve çatışmaları doğurur. Çünkü bir kültürde normal karşılanan bir davranış, bir diğer kültürde normaldışı olarak nitelendirilebilir. Açıkçası, davranış konusundaki normallik kavramı kültüre göre belirlenir. Farklı kültürlerde yetişmiş iki insan bir arada yaşamak veya ilışkı içinde olmak durumunda kaldıklarında anlaşmazlık ve çatışmanın çıkması doğal karşılanacak bir olaydır. Bu çatışmaların sonuçları tarklı boyutlarda olmaktadır. Bu boyutları üç grupta ele almak mümkündür. Ilk grupta birey, psikolojik sorunlar yaşayarak karşısındaki kişi veya kişilere ya da kendisine zarar verebilir. Bu grubun diğerlerine göre yüzdesel oranı azdır. lkinci grupta, kültürel çatışmayı yaşayan bireyler kurtuluş yolu olarak o ortamdan bir an önce uzaklaşma yolunu seçebilirler. Bu kaçınma davranışıdır. Birey, çatışmanın varlığının farkındadır ve çatışma sürecine
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9463639855384827, "polygon": [[1283, 2029], [1306, 260], [122, 245], [99, 2014]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8979710936546326, "polygon": [[732, 121], [733, 74], [678, 73], [676, 119]]}]
34
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
geri çekilerek tepki verir. Üçüncü grupta ise, bireylerin yumuşatma veya dengeleme davranışları içinde bulundukları gözlemlenebilir. Her iki birey, birbirlerine karşı hoşgörülü davranarak çatışmayı en aza indirmek için kendi kültürel değerlerinden taviz verir. Bunun ileri boyutu uyum sağlama ve etkileşimdir. İnsan, yaşamı boyunca sürekli olarak yaşadığı çevreye uyum sağlama çabası içindedir. Uyum, bireyin çevresinde yer alan değişikliklere karşı geliştirdiği tepkilerle sağlanır. Uyum sağlama denemelerinin sonucunda etkileşim ortaya çıkar. İnsan kendisine yabancı olan bir kültür içinde ilk etapta kendi kültürüne oldukça ters olan bir davranışı zaman içinde değerlendirerek kabullenebilir. Kendi kültürüne ve yetişme tarzına uygunluk açısından yapacağı bir değerlendirme sonucunda, bir davranış biçimini uygun, hatta olumlu sayabilir. Kültürlerin etkileşimi konusunda T.S.Eliot, "Aralarında çekim olmaksızın herhangi iki kültürün birbirini etkilemesi mümkün görünmez"99 şeklinde bir yorum yapmıştır. Burada sözü edilen çekim, diğer kültürdeki bir olgunun veya davranış biçiminin, insanın kendi kültüründeki kriterler çerçevesinde uygunluğu ve olumlu olabilirliği konusudur. Kültürü yaratan ve onu devam ettiren insandır ve insan, aynı zamanda kendisini şekillendiren kültürü etkileşim aracılığı ile yeniler ve az çok değiştirir. Bu bir süreç gerektirir ve bu süreç içinde kişilik özellikleri etkilenir. Fakat bu değişimin gerektirdiği sürecin uzamasında etken olan bir takım faktörler vardır. Toplumu oluşturan ve o toplumun kültürünü yaşatarak bir sonraki kuşaklara aktaran bireyler, başlangıçta bu değişime ayak uydurmakta güçlük çekerler. Özellikle bir ulusun temel unsurunu teşkil eden halk kitlelerinde kültürel değişmeler yavaş bir fempo içinde meydana gelir. Ustün özellikleri ile yaşam şartlarını değiştiren teknolojik araçların dışında sosyal ilişkilerin, davranış biçimlerinin ve bunlarla ilintili olan geleneklerin değiştirilip yeniden bir kalıba sokulması çok uzun yıllar gerektirir. Halk Bkz. T.S. Eliot, Kültür Üzerine Düşünceler, Çeviren: Sevim Kantarcıoğlu, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1981, s.61
[{"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8687592148780823, "polygon": [[732, 124], [733, 75], [675, 74], [674, 123]]}, {"class": "Metin", "confidence": 0.8143506646156311, "polygon": [[1278, 940], [1283, 200], [144, 194], [139, 933]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.6905111074447632, "polygon": [[1466, 56], [1489, 56], [1489, 27], [1465, 27]]}, {"class": "Kapak Sayfası", "confidence": 0.34408363699913025, "polygon": [[1519, 2346], [1522, 1864], [70, 1857], [68, 2339]]}]
35
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
çevresindekilerden farklı davranış sergilemekten ve onlardan farklı bir yaşam tarzına sahip olmaktan çekinir, her türlü yeniliğe karşı temkinli yaklaşır. Çeşitli denemelerden sonra kendisi ve çevresi için yarar sağlayacağına inandığı hususları benimser. İşte toplumsal yaşamda ortaya çıkan asıl gelişim ve değişim budur. Bunun yanı sıra kişiliğin değişmesi de çok zaman ister. Doğduğu andan itibaren kültür tarafından yoğrulan ve küçük yaşlarda belirli bir sosyal-kişilik kalıbına sokulan bireyin karakteri de kolay değişmez. Muschg'a göre kişiliğin gelişmesi ve değişmesi kültürel gelişme ve değişimle koşutluk oluşturur, sosyal ve kişisel yapıdaki gelişmeyi içeren kültürel gelişme bunun uzantısı olarak ekonomik gelişme ve ilerlemeyi beraberinde getirir.<sup>40</sup> <sup>40</sup> Bkz. Judith Ricker Abderhalden, Über Adolf Muschg, Suhrkamp Verlag, erste Auflage, Frankfurt am Main, 1979, s.311
[{"class": "Metin", "confidence": 0.946145236492157, "polygon": [[1267, 2135], [1295, 339], [106, 321], [79, 2117]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8741936087608337, "polygon": [[714, 114], [715, 66], [660, 65], [659, 113]]}]
37
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
## II. 1. Romanın Özellikleri ## ll. 1. 1. Romanın İçeriği 1963 yılında İsviçre'deki İnauen Suisse adında büyük ve ünlü bir tekstil firması Japonya'da yüz yıl önce faaliyete geçirdiği şubesinin kuruluş yıldönümünü kutlamaktadır. Bu etkinlikler çerçevesinde altı kişiyi altı aylığına masraflarını karşılamak suretiyle Japonya'ya gönderir. Bu insanların tek ortak yanı, asıl mesleklerinin yanı sıra yazarlık yapmalarıdır. Firmanın amacı, uzak doğu ülkesi olan Japonya'da bir Avrupa ülkesinin ticari kuruluşu olarak o toplumdaki etkisinin ne seviyede olduğunu gözlemlemek ve kültür politikasına hizmet etmektir. Organizasyonu reklam şefi Bischof üstlenir ve isimleri Wilfried Buser, Florian Distel, Adalbert Huhn, Johannes Eugen Mörgeli, Paul (Pic) Weigerstorfer ve Pius Gesell olan altı adayı seçer. Bu kişilerin yapması gereken, Japonya'da bulunacakları altı aylık süre içinde yaşadıklarını birer kompozisyon halinde Bischof a sunmaktır. Bischof bu kompozisyonları değerlendirip Inauen Susisse firmasına rapor verecek, bu rapor doğrultusunda onun halefi seçilecektir. Yani Bischof, kendi yerine geçecek kişiyi belirlemede önemli bir rol oynayacaktır. Bu adaylardan hiçbiri Japonya'ya ön bilgi ile gitmez. Firmanın Japonya'daki temsilcisi olan bay Akinori onları karşılar ve Japonya'nın farklı şehirlerine ulaşmaları için gerekli organizasyonları yapar. Adaylar daha ilk günden kendilerini Japon kültürünün içinde bulurlar. Buser, İsviçre'de evli olmasına rağmen ilahiyat öğrenimi gören Yoko Yamaki adında bir kıza aşık olur. Onunla neredeyse evlenme noktasına gelir ve bu ikilem içinde Japonya'dan ayrılıp Lübnan'a gider. Distel, toplumun üst düzeyinden kişiler ile ilişki kurar. Homoseksüel olan Distel, babası ile arasında bu konudaki sorunları yüzünden intihar eder. Huhn, yaşadığı bağırsak hastalığından dolayı Japon insanları ile tam anlamıyla bir ilişki yaşayamaz, altı aylık sürenin çoğunu yatakta geçirir. Hegel'in kitaplarını elinden hiç düşürmeyen Huhn, Japonya'ya gelmeden
[{"class": "Metin", "confidence": 0.941027045249939, "polygon": [[1288, 2026], [1307, 257], [118, 244], [99, 2014]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8705123066902161, "polygon": [[734, 121], [735, 75], [677, 74], [676, 120]]}]
38
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
önce Budizm'i tanımayı planlamıştır fakat bunu başaramaz. Mörgeli, beceriksiz kişiliği nedeniyle yabancı kültürle yüzleşme olanağını çok az bulur. Weigerstorfer, Japon gerçeğini kavramak için film stüdyolarından taydalanma yolunu seçer. Gesell ise, toplumun her kesiminden kişilerle ilişki kurmayı başarır. Altı aylık sürenin sonunda Bischof iki haftalığına Japonya'ya uçar. Altı adayı Japonya'nın küçük bir kaplıca bölgesinde bir araya getirir. Onların yazdığı kompozisyonları okur ve onlarla gerek teke tek gerekse toplu olarak yaptığı görüşmelerin ardından İsviçre'ye döner. İsviçre'de iki hafta süreyle kaldığı "Falken" adlı bir motelde yazdığı çok uzun bir mektup şeklindeki raporunu İnauen Suisse firmasına gönderir. Romanda anlatıcı konumunda olan Bischof, aslında görevinden ayrılmayı hıç istememektedir. Fakat raporunda, halefi olacak kişiyi tavsiye etmesi gerekmektedir ve Gesell'i tavsiye eder. Romanda Muschg'un, Japon kültürü içine girmiş altı Avrupalı ınsanın yaşadıkları kültürlerarası sorunların yanında çatışmaları da ortaya koyduğunu görmekteyiz. İki kültürün karşı karşıya gelmesi ve yaşanan sorunlar, onun bu yapıtını şekillendirmektedir. Muschg'un ilk romanı olan lm Sommer des Hasen, diğer eserlerine nazaran söz konusu sorunların en yoğun yaşandığı eser olarak göze çarpar. Atsuko soll heiraten ve Baiyun oder Freundgesellschaft adlı eserlerinde de aynı sorunları görebilmekteyiz; ama yazarın bu ilk romanı kültürlerarası sorunların dile getirilişi açısından çok daha yüklü ve ilginçtır. Bu eserde, yabancı bir kültürde yaşanılan sorunlar karşısında anlayış, hoşgörü ve uzlaşmayı ortaya çıkarmanın yanında, sorunun üstesinden gelmek ıçın gösterilen çabaları da görmekteyiz. Romanda ilk etapta insanın kendi özüyle karşılaşma ve kendi sorunlarının üstesinden gelme denemesi söz konusudur. İsviçre delegasyonunun üyeleri, kendileri hakkında, yetiştikleri toplum hakkında ve son olarak da yüzleştikleri diğer bir kültür hakkında deneyim sahibi olmaktadırlar.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9433900117874146, "polygon": [[1261, 2091], [1268, 277], [123, 273], [117, 2086]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8838745951652527, "polygon": [[726, 115], [727, 69], [672, 68], [671, 114]]}]
39
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Uyelerden biri intihar eder ve diğerleri yabancı bir kültür içinde yaşadıkları kültürel sorunları tamamıyla aşamayı başaramamanın verdiği hayal kırıklığı içinde İsviçre'ye dönerler. Bischof ile grup üyeleri arasında ilişkiler romanda görülmektedir. Bischof, bazı konularda eleştirmesine rağmen onları anlar ve onlara hak verır. Genç insanların yaşadıkları çöküntünün sorumlusu olarak, onları hiçbir ön bilgileri olmaksızın yabancı bir kültürün içine gönderen Inauen Suisse firmasını görür, hatta suçu, "sen" diye hitap ettiği firma sahibi Manuel Inauen'e yükler. Roman, Bischof ile diğer altı aday tarafından anlatılan, belırlı bir sıra takip etmeyen, daha açık ifade etmek gerekirse birbiri içine geçmiş yedi öyküden oluşmaktadır. Bu öykülerde, Japonya'da bulunan yabancıların edindikleri deneyimlerin bildirildiği raporların yorumlanmasını görmekteyiz. Bu öykülerde, Japonya'da bulunan yabancıların edindikleri deneyimlerin bildirildiği raporların yorumlanmasını görmekteyiz. Okuyucu, yedi İsviçrelinin farklı bakış açılarından Japonya'yı ve Japonları tanımaktadır. Bunlardan hiçbiri bu ülkeye fazla önbilgi ile gelmemiştir.(SH. s.25) Hepsi, kendilerine verilen altı aylık süreden kendi tarzınca yararlanırlar ve Japonya'yı kendi bakış açılarından görürler. Tüm roman, reklam şefi Bischof'un, düzenlenen organizasyon hakkında İnauen Suisse firmasının genel müdürüne detaylı bilgi verdiği mektup şeklindedir. Muschg'un okuyucusu neler olup bittiğini anlasın diye mektubu yazan kişi, müdürüne onun bildiği şeyleri de belirtmek zorunda kalır. Romanda sık şık şu cümlelerle karşılaşırız: "Biliyorsun ya! Hatırlasana! Sen bana hareket serbestisi verdin. Bana sordun ya!" Anlatıcı Bischof, altı adayla birlikte gözden ırak bir Japon kaplıcasında geçirdiği bir hafta boyunca onlara yazdıklarını okutturur, onlarla sürekli konuşarak onları daha yakından tanır ve bunun sonucunda onları karakterize eder. Muschg'un, altı kişiden her birinin çalışmalarını rapor etme görevini kurmaca anlatıcı Bischof'a verdiğini gözlemlemekteyiz. Romanda Huhn'un ilk bakışta önemli gibi görünmeyen takat kültürlerarası sorunlar açısından oldukça ilginç olan öyküsü
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9542377591133118, "polygon": [[1280, 1812], [1286, 242], [156, 238], [150, 1807]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8945450782775879, "polygon": [[732, 119], [733, 74], [676, 73], [675, 117]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.27683308720588684, "polygon": [[108, 2087], [1188, 2087], [1188, 1873], [108, 1873]]}]
40
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
anlatılmaktadır. Bağırsak enfeksiyonundan acı çeken ve bu olaydan dolayı, kendisine verilen altı aylık sürenin çoğunu yatakta ve yalnız geçirmek zorunda kalan Huhn, bu sürenin sonunda hastalık ve budist tapınakları dışında anlatacağı çok şey olmadığı için özellikle hastalığı konusunda ayrıntılı bilgiler verir. Bishof onu bir psikolog gibi sabırla dinler. Okuyucu için önemli gibi görünmeyen bu öyküyü Muschg, Bischof'a anlattırarak adeta okuyucu karşısında kendisini sorumlu görmemenin yolunu da bulmuş olmaktadır. Aslında Huhn'un hastalığının oluşmasında ve onun yatağa bağlanmasındakı önemli etkenlerin başında, kendisine tamamıyla yabancı olan yemeklerin geldiğini, bünyesinin böylesi yemeklere alışkın olmadığını, bunun sonucunda vücudunun direncinin azaldığını belirtmek gerekmektedir. Yani, ayrıntılarıyla anlatılan bir hastalık konusu ilk başlarda okuyucunun ilgisini çekmez, ama bu bölümün sonunda bunun kültürlerarası sorunlarla bağlantısının olduğunu ortaya koyduğumuzda Muschg'un bu konuya neden değindiğini de anlamış olacağız. Romanda aktarılan öykü, titizlikle yapılmış bir araştırma sonucu ortaya çıkarılmış bir öyküdür.41 Eberhard Scheiffele, Muschg'un bu romanının modern bir seyahat romanı olduğuna işaret eder: "60"lı yılların başında Japonya'da geçen olayların anlatıldığı romanda Muschg, seyahat romanının geleneksel sınırları ve ölçüleri içinde olayları anlatıyor. Bu modern bir seyahat romanıdır. Kültürlerarası sorunları yansıtarak yabancı bir kültürü tanıtan, bu açıdan okuyucu ve eleştirmen kitlesine hitap eden ve Alman dilinde yazılmış bir romandır. Şurası açıktır ki; Muschg bu romanıyla yabancı okuyucuya kendi bakış açısından aracı olmuştur. Roman, İsviçreli yazarın ve figürlerinin Japonya'daki görüntülerini yansıtmaktadır." 42 Bkz. Peter Horst Neumann, Unidyllische Idylle, Adolf Muschg, Frankfurter Aligemeine Zeitung, 14.Kasım.1967 Eberhard Scheiffele, Das Verhältnis zu Japan, in: Adolf Muschg, Hrsg. von Manfred Dierks, Suhrkamp, 1989, Frankfurt am Main, s.82,83
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9311020970344543, "polygon": [[1292, 2094], [1318, 226], [105, 208], [78, 2076]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8872048854827881, "polygon": [[726, 115], [727, 66], [670, 65], [669, 114]]}]
41
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Muschg'un, Neu Zürcher gazetesinde Hansi, Ume und Ich adlı bir yazısı yayınlanmıştır. Muschg bu yazısında, çocukken Hansı und Ume unterwegs adlı resimli romanı okuduğunu ve etkilendiğini belirtmektedir. Bu romanda kahraman Hansi bir öğretmen çocuğudur. Muschg, burada kendisinin de bir öğretmen çocuğu olduğunu belirtir. İkiyüz sayfalık resimli romanda, Zürih yakınlarındaki bir köy okulunda okuyan ve babası başarılı bir tekstil tüccarı olan Üme adındaki kız çocuğu, ailesi ile birlikte uzak doğu ülkelerinden birine yapacağı seyahatte kendisine eşlik etmesi için sınıf arkadaşı Hansi'yi seçer. Hansi, bir ülkeden dünyanın öteki ucundaki diğer bir ülkeye gider. Muschg'un, 1962 ile 1964 yılları arasında Japonya'da kalmasının asıl nedeni, bu resimli romandan etkilenerek o ülkede bulunma arzusudur. Muschg, yazdığı bu okuma parçasında bir gün kendisinin de Hansi ve Ume gibi Japonya'ya gitmeyi dilediğini ve ancak bu ülkede kendisini bulabileceğini belirtmektedir. Yıllar sonra okutman olarak görev yaptığı Japonya'da, kendi evinde eksik olan şeyleri bulduğunu, hatta ikinci vatanının Japonya olduğunu dile getirmektedir.43 Muschg, Japonya'daki ikametinden onaltı yıl sonra bu gezi hakkında şu açıklamalarda bulunmuştur: "Çocukluk yıllarımdan beri içimde hep canlı kalan bir seyahat arzusu vardı. Hem içimden atamıyordum, hem de seyahat etmeyi hiç sevmiyordum. Sonuçta böylesi bir ikileme rağmen Japonya'ya gitmeye karar verdim. Ülkemden uzaklaştım ve bana yabancı olan gerçeklerle karşılaşma olanağı buldum." 44 Muschg'un burada kastettiği gerçekler, onun yabancı bir kültürde yüzleşmek zorunda kaldığı gerçeklerdir. "Im Sommer des Hasen" adlı romanı yazarken, Japonya'da bulunduğu süre içinde tuttuğu notlardan bir Bkz. Adolf Muschg, Hansi - Ume und Ich, Neu Zürcher Zeitung, 28/29 Mart. 1986 Adolf Muschg, Literatur als Therapie? Frankfurter Vorlesungen, Suhrkamp, Frankfurt am Main, 1981, s.102
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9213863611221313, "polygon": [[1306, 1876], [1315, 204], [95, 198], [86, 1870]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8851851224899292, "polygon": [[722, 114], [723, 70], [668, 69], [667, 113]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.5350216627120972, "polygon": [[101, 2078], [1189, 2077], [1189, 1971], [101, 1972]]}]
42
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
sıralama oluşturduğunu ve bu notların ışığında olay örgüsünü oluşturduğunu dile getirmesinden yola çıkacak olursak, yaşadığı olayları kurmaca figürlerde şekillendirdiği kanısına varmamız mümkündür. Zaten genel anlamda roman, olması muhtemel olayların anlatılması demek değil midir? Romanda anlatılan olay hayal ürünüdür, gerçeğin kendisi değil, en iyi ihtimalle bir kopyasıdır. Ayrıca romancının kullandığı malzeme gerçek olsa bile, bunları ancak romancının düşünce ve duygularından yansıyan şekliyle okuruz. Doğal olan da budur. Bu anlattıklarımız bağlamında Muschg'un, bu romanın olay örgüsünü oluştururken yaşadıklarından yola çıktığını, bunun yanı sıra romanda kendi kültürü ile yabancı kültür arasındaki gerçekler ile ilişki kurduğunu söyleyebiliriz. Heinz Liepman bu açıdan romanı, Japonya ve Japonları tanıyan biri tarafından kültürlerarasıcılık bakımından gerçek ve sağlıklı bilgilerin ayrıntılarla dolu olarak önemle kaydedilmesi, göze çarpar hale getirilmesi diye nitelendirmiştir. 45 ## II. 1. 2. Romanın Yapısı ## 1. 2. 1. Anlatım Bu bölümde, İm Sommer des Hasen adlı romanı anlatım özellikleri açısından ele alıp, anlatıcının olayları aktarırken nasıl bir tutum takındığını, hangi perspektiften ve hangi konumdan anlattığını, genelde hangi anlatım araçlarını kullandığını, biçem ve dil özelliklerini belirlemeye çalışacağız. Şunu hemen belirtelim; söz konusu özellikler çalışmamızın temelini oluşturmadığı için derinlemesine değil, bir anlamda yüzeysel olarak ele alınacaktır. Bkz. Heinz Liepman, Dazwischen eine Literaturgeschichte, Die Welt der Literatur, Münster, 9.Juni.1966, Jahrgang 3, No:12
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9340726733207703, "polygon": [[1272, 2108], [1300, 239], [100, 221], [72, 2090]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8553134202957153, "polygon": [[716, 112], [717, 66], [662, 65], [661, 111]]}]
43
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Her yazar, dile getirmek istediği düşünceye, aktaracağı olaya ve eserine vermek istediği biçime göre anlatıcı veya anlatıcılar yaratır. Yazar, üzerinde yaşadığımız gerçek dünyaya, anlatıcı ise kurmaca dünyaya ait bir varlıktır.46 Eserde olay, figürler ve uzama ait özellikler anlatıcının gözlemleri aracılığı ile dile getirilir. Anlatıcı, romanda yapıyı oluşturan ögeler arasında yer alır.44 İm Sommer des Hasen adlı romanda anlatım kişisi "ben-anlatıcı" (Ich-Erzähler)dır. O, Muschg'un metindeki anlatım aracıdır. "Ben" anlatımların genelde iç dünyayı yansıttıkları için okur, "ben" diye öykülenen anlatıcıyı yazarın kendisi ile özdeşleştirme eğilimi gösterir. Fakat metinde "ben" anlatımla öykülenen Bischof, yazarın özelliklerini taşıyan kışı değildir. Romanın diğer kişilerinin davranış biçimlerinde ve sözlerinde, örneğin figürlerden Wilfried Buser'de ve Johannes Eugen Mörgeli'de yazarımız Adolf Muschg'un bazı özelliklerinin izlerini bulabiliriz. Romancının yarattığı kişileri isteyerek ya da istemeyerek, bilerek ya da bilmeyerek, kendi yaşamının öğeleri üstüne temellendirdiğini, bu kahramanların, yazarın kendisini anlatmasını ve kendi düşlerini yaşamasını sağlayan maskeler olduğu bir gerçektir.48 Muschg, gerçek yaşamında evlilik sorunu yaşamış, karısından boşanmış ve bir başkası ile evlenmiştir. Romanda ise Buser, evlilik sorunu yaşayan bir figür olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan Muschg, romanı yazdığı sırada Göttingen Universitesi'nde öğretim elemanı olarak görev yapmaktadır. Romanda ise Mörgeli, üniversitede öğretim elemanı olarak çalışan biridir. Olay örgüsünde yer alan kişilerin fanıtılması, ve uzamın betimlenmesinde üzerinde durulacak kavramlardan biri de bakış açısı(Erzählperspektiv)dır. Romanda Kahraman-Anlatıcının bakış açısı söz konusudur. Bu tür bakış açısında olay, figürlerin kadrosu ve uzam Şerif Aktaş, Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara 1991, s.84 Emin Özdemir, Yazı ve Yazınsal Türler, Varlık Yayınları, İstanbul, 1983, s.220 Michel Butor, Roman Üstüne Denemeler, Çev: Mehmet Rifat, Sema Rifat, Düzlem Yayınları, İstanbul, 1991, s.24
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9489921927452087, "polygon": [[1280, 1949], [1304, 268], [119, 251], [95, 1932]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8866136074066162, "polygon": [[728, 116], [729, 68], [673, 67], [672, 115]]}]
44
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
özellikleri kahramanlardan biri tarafından aktarılır, anlatıcı kahramanlardan biridir. Anlatıcı Bischof, altı ana figür ile aynı zaman diliminde Japonya'da kalmamıştır, fakat altı ayın son onbeş gününü onlarla birlikte geçirmiştir. O da bu süre içinde yabancı kültür ile yüzleşmiştir. Bunun dışında raporunu yazdığı süre içinde de romanın odak noktasındadır. O, kurmaca dünyaya ilişkin her tür görünüşü dışa yansıtan aracı konumundadır ve daima ön plandadır. Bischof, olayları, çevreyi, kişileri nasıl değerlendireceğini bilmektedir. Diğer kahramanlarla doğrudan iletişim içinde olmuştur. Çeşitli sebeplerle edindiği deneyimlerle kendisine bağlı unsurların bütünüyle birlikte "Falken" adlı motelde değerlendirmesini yapmıştır. Böylece eser, okuyucuda daha da güçlü bir gerçeklik duygusu uyandırır. En güçlü yazınsal biçim olan romanın, 49 olay, kişi, zaman, nesne ve dil gibi ögeleri organik bir bütünün parçalarıdır. Hepsinin görevi metni oluşturmak, romanı kurmaktır. Bunlar içerisinde dil, yazar için en önemli araç konumundadır. Yazarın düşüncesi, dünya görüşü ve yaşam felsefesi anlatımın şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Dil, bunlarla özellik kazanır ve yazarın anlatım tarzı ortaya çıkar. Anlatım, dilin bir ürünüdür ve onun önderliğinde bütüne ulaşır. Çevre ve insanı tanıtmanın en pratik ve yaygın yolu betimlemedir. Muschg, romanın özellikle uzam ve kişi betimlemelerinde ayrıntılara yer vermektedir. Ayrıntıları verirken cümle yapısının karmaşık ve uzun olduğunu görmekteyiz. Bischof'un "Falken"ı betimlediği bölümlerde cümlelerin uzunluğu dikkatimizi çekmektedir. "... köşede duran sokak lambaları sarı ışıklar saçıyor, benim bulunduğum taraftaki pencere ne kadar karanlık olursa, gölgelenme o denli kuvvetleniyor, dışarıdakilerin gölge halinde pencereme yansıması bazen duvara veya artık gelenek haline gelmiş gibi daima oturduğum masamdaki bardağıma kadar ulaşması – görüş açım oldukça uygundur - beni oralara yönlendiriyor ... " (SH. s.8) Michel Butor, a.g.e, s.92
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9485929012298584, "polygon": [[1273, 1855], [1277, 217], [129, 215], [125, 1852]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8804624676704407, "polygon": [[722, 117], [723, 72], [671, 72], [670, 117]]}, {"class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.8009122014045715, "polygon": [[1259, 2025], [1260, 1886], [178, 1884], [178, 2023]]}, {"class": "Resim/Tablo Açıklaması", "confidence": 0.4980097711086273, "polygon": [[189, 2078], [1049, 2076], [1049, 2028], [189, 2030]]}]
45
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Anlatıcı Bischof'un kaldığı Falken adlı motelin betimlenmesi romanın ileri sayfalarında aynı uzun cümlelerle tekrar karşımıza çıkmaktadır. Falken romanın adeta leitmotivi dir. Adalbert Huhn'un dinlenmek için bulduğu koyu betimlemesinde de uzun cümlelerle karşılaşmaktayız: "Su yüzeyi, yağ lekeleri, kağıtlar,çöpler , mantar tıpalar ve sandık tahtaları ile dolu, su şırıl şırıl çarpmıyor, çimento kütüklerinin üzerine akıyor, neredeyse hiç yeşillik görünmüyor ... " (SH. s.135) Bunlar, romandaki uzam betimlemelerinden sadece birkaçıdır. Figür betimlemelerinde kullanılan cümleler bunlardan kısa sayılmaz. Weigerstorfer'in davranışlarının anlatıldığı bölümde yapılan betimlemeler, virgüllerle birbırlerine bağlanmış cümlelerin oluşturduğu hemen hemen bir sayfayı bulan paragrafta verilmiştir. "Weigerstorfer, müziğin ilk tonuyla tüm vücudunu harekete geçiriyor, hareketsiz duran kızın elini kavrıyor, yukarıya kaldırıyor, başının üzerinde tutuyor, onun etrafında dönmesine karşı bir figür ile cevap veriyor ... " (SH. s.98) Romanda yazarın ayrıntılı betimlemelere sıklıkla yer verdiğini görmekteyiz. Yıldız Ecevit, ayrıntılı betimlemelerin çağdaş romanda sonucu ertelemeye yarayan bir strateji ve yapıtın içindeki zamanın çoğaltılması olduğunu dile getirir.39 Romandaki tüm bu ayrıntılı betimlemeleri, birbirinden kopuk olarak aktarılan olaylar arasındaki bağlantıları bulup çıkarması için okura verilmiş bir mola olarak değerlendirebiliriz. Muschg, böylesine uzun cümlelerde gramer · Müzikten edebiyata geçen bir terim olan Leitmotiv, belirli bir sözcük, olgu ya da durumun metin içinde yinelenmesiyle çağrışım yaratılarak, söz konusu bir özelliğin varlığının hatırlatılması anlamına gelen bir söz sanatıdır. 80 Bkz. Yıldız Ecevit, Orhan Pamuk'u Okumak, Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1996, s.124
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9545055627822876, "polygon": [[1280, 1872], [1286, 231], [125, 227], [119, 1868]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.9530631303787231, "polygon": [[1401, 2257], [1401, 2119], [965, 2118], [965, 2257]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8872794508934021, "polygon": [[731, 115], [732, 70], [679, 69], [679, 114]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.6499037742614746, "polygon": [[93, 2085], [1237, 2085], [1237, 1914], [93, 1915]]}]
46
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
kurallarından kesinlikle uzaklaşmaz. Bunda germanist olmasının etkisi büyüktür. Bu durum onun gramerden uzaklaşmasına izin vermez. Ranicki, Muschg'un, anlatımını her yönüyle anlaşılır hale getiren önemli bir dil anlayışı olduğunu vurgulamıştır.51 Muschg'un kişi ve uzam betimlemelerinde kullandığı dilin, olayları aktarırken ve kişiler arasındaki karşılıklı diyalogları verirken kullandığı dile oranla edebi yönden daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Betimlemelerin ardında gizli olan amaç bilgi vermektir. Dönemin İsviçreli yazın eleştirmenlerinden Werner Weber, Muschg'un bu romanının, kültürlerarası sorunları ortaya koymanın yanı sıra okuyucuya bilgi veren modern bir roman olduğunu vurgular.52 Romanda olay akışının aktarıldığı bölümlere göre, okuyucu için sıkıcı sayılan betimleme bölümlerinde Muschg, sıkıcılığı ortadan kaldırmak için dili çok daha titizlikle kullanmış ve okuyucu için çekici hale getirmiştir. Dili ustaca kullanmak için romanda niçin kişi ve uzamları betimlediği bölümleri seçmiştir Muschg? Bunu yanıtı olarak, yazınında bilgi vermek gibi bir dileğini gerçekleştirmek için bu bölümleri seçtiği ve bu açıdan okuyucunun ilgisının burada yoğunlaşmasını sağlamak amacını güttüğünü söylemek yerinde olacaktır. Bir yazarın ilk romanının genellikle otobiyografik ögeler taşıdığı, romanına kendisinden bir şeyler kattığı yaygın bir kanıdır. Yazar, kendisi ile ilgili olan her şeyi metin içerisinde saklamaya çalışır. Bu açıdan otobiyografik ögeleri silmek için olayları bir anlatıcıya anlattırır. Yazarın ilk romanının başarılı olup olmayacağı, yani okuyucu ve eleştirmenler tarafından tutulup tutulmayacağı konusunda çekinceler yaşamış olması oldukça olağan bir durumdur. Bundan dolayı, ilk romanına gösterilecek olası bir olumsuz tepkiye karşı Muschg'un, olayları bir anlatıcıya anlattırıp, sorumluluğun bır kısmının anlatıcıya yüklenmesini sağlamak niyetinde Bkz. Werner Weber, Zum Roman Im Sommer des Hasen, Neu Zürcher Zeitung, 25.Eylül. 1965 Bkz. Marcel Reich-Ranicki, Gruppe 47 im Kimono, Die Zeit, 25.Mart.1966
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9370332956314087, "polygon": [[1293, 2085], [1324, 228], [102, 208], [70, 2065]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8482056260108948, "polygon": [[724, 115], [725, 68], [672, 67], [670, 113]]}]
47
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
olduğunu söyleyebiliriz. Muschg'un olayları kurmaca anlatıcıya anlattırma düşüncesini Reich-Marcel Ranicki şöyle yorumlamıştır: "Bir yazar, ortaya çıkardığı edebi ürünün beğenilmeyeceği korkusu içinde olayları kurmaca anlatıcıya anlattırır, adeta sorumluluğu ona yükler. Muschg, romanda bu yolu denemiştir." 53 Bir anlatı bütünü oluşturmayan romanda Muschg birbirinden kopuk olayların sıralandığı anlatım biçimi ile, okuyucuyu, öyküyü anlaması için çaba göstermeye sürükleyen bir tutum içindedir. Ökuyucu, öyküde anlatılan her olayı bir diğerine bağladığında bir bütüne ulaşır ve bu bütünü tamamladığında bir bilmeceyi çözmüşçesine keyif duyar. ## 1. 2. 2. Olay Kurgusu Roman, kurmaca anlatıcı Bischof'un İsviçre'de "Falken" adlı bir motelde iki hafta içinde Inauen Suisse firmasının 'sen' diye hitap ettiği 'Manuel' adındaki genel müdürüne yazdığı uzun bir mektup şeklindedir. Romanın anlatıcısı konumundaki Bischof, olayları belirli bir sıra takip ederek anlatmaz. Yazar adeta okuyucuya, birbirinden kopuk olarak anlatılan olayları sıraya koyma görevi vermiştir. Okuyucunun elinde, geleneksel romanlarda olduğu gibi olayların belirli bir sıra içinde anlatıldığı ve fazla düşünmeden olayları takip edeceği ve sıraya koyma gibi bir zorunluluk içinde olmayacağı bir roman yoktur. Her satırda, her cümlede ve her bölümde uyanık olmak zorundadır. Yani puzzle oyunundaki gibi parçaları yerine yerleştirmek ve bütünü oluşturmak görevi vardır. Bütünü oluşturduğunda ise keyif alacaktır okur. Muschg, böylesi bir kurgulama ile okuruna kolayca çözümleyebileceği bir roman sunmaz ve ondan kendi yolculuğunu kendi yaşamasını ister. Marcel Reich-Ranicki, Gruppe 47 im Kimono, Die Zeit, 25.Mart.1966
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9382176995277405, "polygon": [[1256, 2078], [1263, 267], [126, 263], [119, 2073]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8599732518196106, "polygon": [[727, 114], [727, 68], [672, 67], [672, 113]]}]
48
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Roman, Bischof'un mektubunu yazdığı "Falken" adlı motelin restoran bölümünün betimlemesi ile başlar. İlk cümlelerde yazarın kullandığı dilin özelliklerini gözlemleriz. Bu özellikleri daha sonra ele alıp inceleyeceğiz. Anlatıcı, uzun betimlemelerden sonra olayları anlatmaya bir soru ile başlar: "Moguro - Sushi nedir bilir misin?" (SH. s.10) Bu, Bischof'un iki hafta boyunca kaldığı Japonya'nın kaplıca bölgesindeki bir lokantanın adıdır. Ve romandaki ilk figürün adından söz edilir. Bu figür bir yan figür olan bay Akinori'dir. Onun daha ayrıntılı tanıtımına ise Bischof ancak 70. sayfada başlar. Akinori'nin İnauen Suisse firmasının Japonya'daki yetkili temsilcisi olduğunu ancak sayfalar sonra anlarız. "Buradaki yorulmak bilmez temsilcimiz bay Akinori." (SH. s.70) Ana figürlerimizden birinin ismi, Bischof'un, kendi geçmişinden ve altı bursiyerin Japonya'ya gönderilme fikrinin oluşması sırasında geçen olaylardan uzunca bahsetmesinden sonra karşımıza çıkar. Bunu diğer figürlerin kısa tanıtımları izler. Romanın kahramanlarıyla karşılaşmamız ancak 35. sayfada gerçekleşir. "O, Wilfried Buser'di, altı kişiden biri." (SH s.35) Bischof onların tanıtımında aceleci davranmaz. Beş figürün sadece isimlerini ve elbise, bıyık, saç gibi ilk göze çarpan özelliklerini verirken, Buser'in önemli bir özelliğini onunla yaptığı konuşmalardan bir kesit olarak ilk etapta ortaya koyar. Bu, baba olduğunu Bischof'a bildirirken Buser'in kullandığı cümledir. "Biliyor musunuz, karım dün dünyaya bir çocuk getirdi. Minik bir tay gibiymiş" (SH. s.36) Bir figürün özellikleri, sadece anlatıcının o figürü tanımlayan açıklamalarıyla kesinlik kazanmaz. Ozellikle figürün karakter yapısı, anlatıcının betimlemesi ile birlikte öykünün akışı içinde ortaya çıkan dığer tanımlayıcı ögelerin yardımıyla öykünün sonunda bir bütünlük kazanır. Anlatıcı, başlangıçta figürlerin fiziksel ve toplumsal özellikleri hakkında yüzeysel bilgiler verir. Okuyucu, bu figürlerin öznel dünyaları hakkında
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9468984007835388, "polygon": [[1264, 1837], [1268, 204], [113, 201], [108, 1833]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8852545022964478, "polygon": [[714, 110], [715, 61], [659, 61], [659, 109]]}]
49
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
öyküde olaylar geliştikçe bir yargıya varır. Böylelikle okuyucu, figürler hakkında kendi kendine yorum yapma olanağına sahip olur. Romanda anlatıcı, figürlerin ortaya çıktıkları ilk anda tüm özelliklerini açıklayan tanımlara girmeden onların sadece karakter yapılarını yüzeysel olarak okuyucuya sunmaktadır. Daha sonra öykünün akışı içinde figürlerin tüm özellikleri gittikçe belirginleşir ve açıklığa kavuşur. Oykünün sonunda, okuyucunun, figürlerin kişisel özelliklerini somut bır bıçımde algılayabileceği bir bütünlüğe ulaşılır. Eserde birbirini tamamlayan, birbirinin uzantısı gibi görünen metin yok denecek kadar azdır. Olay örgüsü, birbirinden kopuk olayların anlatımıyla ortaya çıkar. Altı ana figür, başlarından geçenleri onbeş günlük bir zaman dılımı içerisınde bir kışiye anlatmışlardır. Bischof, onları bazen topluca, bazen de tek tek dinlemiştir. Bu konuşmalardan edindiği ızlenımleri aktarırken bir sıra oluşturamaz ve bu yüzden olayları birbirinden kopuk olarak anlatır. Düzenli bir olay akışı yoktur ve adeta daldan dala atlayış söz konusudur. Bischof'n görevi, sonuçta kendisinin yerini alacak olanın, kendi tavsiyesi üzerine seçilmesini sağlamak olduğu için izlenimlerini aktarırken belirli bir sıralama yapmaktan kaçındığını söyleyebiliriz. Bischof, seçimde kendisinin önemli rol oynamasını istememiştir. Romandaki olay kurgusunu özetlemek gerekirse, romanda olayların sıra takip etmediğini, bağımsız metinlerin sıralamasından meydana geldiğini, bu bağımsız metinlerin olayın akışını böldüğünü ve böylelikle okuyucunun bir bulmaca gibi parçaları birleştirerek kendince olay akışını yaratabilme - şansı olduğunu, bundan oldukça keyif alabileceğini söyleyebiliriz. Okuyucu, romanda kendini etkin ve üretken hissetmektedir. Eserin anlamının üretilmesinde yönetilen değil, yönlendiren konumuna geçmiştir, baş rol onundur artık.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9425333142280579, "polygon": [[1284, 2069], [1306, 265], [104, 251], [82, 2055]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8704448938369751, "polygon": [[724, 121], [724, 74], [667, 73], [666, 120]]}]
50
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
## II. 1.2.3. Zaman Kurgusu Bır yazınsal yapıt olan romanda kurmaca bir dünyada meydana gelen yaşama ilişkın olaylar anlatılır ve bu olaylar bir zaman içinde sıralanırlar. Romanda olaylar aktarılırken yazarın zaman kurgusuna yaklaşımı da şüphesiz yapıta yansır. Bundan dolayı yapıtın anlaşılmasında ve değerlendirilmesinde zamanın şekillendirilmesi önemli rol oynar. Romanlarda zaman, öykü zamanı (Erzähizeit) ve öyküleme zamanı (Erzählte Zeit) diye iki ayrı biçimde karşımıza çıkar. Kısa tanımıyla öykü zamanı, bir öykünün anlatılması için gerekli olan süre, öykülenen zaman ise, öykülenen olayın gerçek yaşamda tüketebileceği süre demektir. "Im Sommer des Hasen" adlı romanda anlatı zamanı iki haftalık bir süreyi içerir. Anlatıcı olayları bu süre içinde aktarır. Anlatılan olayı kapsayan sürenin, yanı yapıttaki olayın ne kadar sürede geçtiğinin kastedildiği öyküleme zamanı ise romanda altı aylık bir süreyı ıçerır. Romanda bu iki zamanı tespit etmek mümkündür. "Büyükbaban Charles Inauen 2.şubat.1863 tarihinde prens Ito tarafından genç imparatora takdim edildi ve onun için Kyushu'nun güney kesiminde imalat için küçük bir tesis kurdu, bu tesisin içerisinde bir de mekanik pirinç harmanlama makinesi bulunuyordu.... (SH. s.11) Romanda altı burslunun, ticari bir kuruluş olan Inauen Suisse firmasının yüzüncü yıl kutlamaları için Japonya'ya gönderildiği belirtildiğine göre yukarıdaki alıntıdan olayların 1963 yılında geçekleştiğini belirleyebiliriz. Romanın sonraki bölümlerinde 1963 yılının hangi aylarının söz konusu olduğunu anlayabiliyoruz. "Senenin başlarında onlar Kloten'da uçağa bindiler, birkaçı ilk kez uçak yolculuğu yapıyordu ve Japonya'ya indikten sonra farklı yönlere dağıldılar." (SH. s.25)
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9352607727050781, "polygon": [[1292, 2125], [1308, 235], [100, 225], [84, 2114]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8571726679801941, "polygon": [[726, 114], [727, 67], [672, 67], [671, 113]]}]
51
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Böylelikle öyküleme zamanının başlangıç noktası kesin gün ve ay olarak olmasa da tespit edilmiş olmaktadır. Zaman, 1963 yılının ilk ayları olan ocak veya şubattır. Bunun yanı sıra öyküleme zamanının bitiş noktasını romanda şu cümlelerle belirleyebiliriz: "Temmuz sonu, Japonya'dan ayrılmadan önceki son hafta, temsilcimiz Akınori'nin planladığı Towada-ko adındaki şimdi faaliyette olmayan volkanik ve ormanlarla kaplı büyük bir adanın kuzeyinde bir yerde buluştular." (SH. s.25,26) Bu cümleden, öyküleme zamanının sonunun 1963 yılının temmuz ayının sonu olduğu kanısına varmaktayız. Toplam süre altı aydır, altı aylık bir zaman diliminde geçen olaylar aktarılmıştır romanda. Buradan hareketle, öyküleme zamanının başlangıç noktasının ocak ayının sonu olduğu ortaya çıkmaktadır. Muschg'un bu ilk romanını ne kadar süre içinde tamamladığı konusunda elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi Muschg, Japonya'da iki yıl kalmış ve bu iki yıllık sürenin ardından Almanya'ya dönerek Göttingen Üniversitesi'nde bir yıl asistan olarak çalışmıştır. Japonya gezisi ve asistanlık süresi göz önünde bulundurulursa bu sürenin üç yıl olduğunu söyleyebiliriz. Daha açık belirtmek gerekirse, yazarın eserine şekil vermek için harcadığı süre anlamına gelen yazma zamanı üç yıldır denilebilir. Bu kurmaca zaman değildir, ölçülebilen zamandır, kronolojik karaktere sahiptir. Bunun yanında, okuyucudan okuyucuya değişen, daha doğrusu okuma işine bağlı saat ve takvimle ölçülebilen, eserin dışında ve olayla ilgisi olmayan okuma zamanı için söylenebilecek tek şey, okuyucudan okuyucuya değişeceğidir. Anlatı ve öyküleme zamanını bu şekilde saptadıktan sonra öyküleme zamanı içinde karşılaşılan diğer zaman dılımlerine değinelim. Bischof, olayları anlatmaya Tokyo'da geçirdiği ikinci akşamdan başlar: "Tokyo'daki ikinci akşam Akinori beni Sushi lokaline götürdü." (SH. s.10)
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9460273385047913, "polygon": [[1274, 2106], [1278, 309], [91, 306], [87, 2103]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8828974366188049, "polygon": [[718, 116], [719, 68], [662, 67], [661, 114]]}]
52
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Akşam ve gece, romanda en çok karşılaşılan zaman birimleridir. Bischof, sadece yukarıdaki cümle ile akşamı kesin olarak ortaya koymaktadır. "Ay kaybolmak üzereydi, ben tekrar Falken'da oturuyordum." (SH. s.32), "Falken'daki yazlık evimin ışığında." (SH. s.47), "Her şey yarı sokak ışığında fark ediliyordu. Dumanlar içinde mavimsi neon ışıklarını görebilirsin. Titrek ışıkların gölgesinde köy karşımda duruyor." (SH. s.125), "Otelin penceresinin arkasından güneş batıyordu." (SH. s.201) gibi cümleler ile Bischof zamanın akşam olduğunu ima etmektedir. Bunun yanı sıra, anlatıcı Bischof gece için de net kelimeler kullanmaktadır: "Bir yaz gecesinde rüzgar tülün altından geçerek içeri süzülüyordu." (SH. s.90) "Bir yaz gecesi ... " (SH. s.126) "Gece artık sona ermek üzereydi" (SH. s.150) Bischof, hem altı burslunun anlattıklarını hem de kendi yaşadıklarını kaleme alma, yani raporunu yazma işlemi için akşamı ve gece yarısını seçmiştir. Sadece bir kez gündüz yazmıştır. "Bu kez yazmaya sabah başlıyorum." (SH. s.151) Bishof, olayları anlatırken saat, gün ve ay gibi diğer zaman birimlerini de sıklıkla kullanmaktadır: "Saat onbiri on geçiyor, bu saatte Yasumia'da ne yapılır?" (SH. s.72) "Saat onikiye yirmi kalayı gösteriyor." (SH. s.73) Distel'in ölüm saatini belirlerken anlatıcı bir dedektif gibi olayın zamanını belirlemektedir:
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9183850288391113, "polygon": [[1278, 2159], [1283, 311], [130, 308], [124, 2156]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8395966291427612, "polygon": [[718, 114], [719, 66], [662, 65], [661, 112]]}]
53
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
"Distel saat yedi için alabalık sipariş etmişti. Saat sekizde Distel'in gelmediğini gören lokanta bölümü yetkilisi onun odasına bakmaya gitmişti." (SH. s.53) Anlatıcı, saat konusunda gösterdiği titizliği gün konusunda kısmen göstermektedir: "Cumartesinin temizlik kokusu artık yok, temizlikçi kadınların görevi çoktan bitmişti. Pazar yaklaşıyordu." (SH. s.32) "Pazar günü son buldu." (SH. s.46) "Son pazartesi telefonda Pius Gesell'den Distel'in öldüğünü öğrendim. Distel, diğerleri ile birlikte geri dönmemişti." (SH. s.52) "Yazdığı kompozisyonu okuması gereken bir sonraki kişi Huhn idi. O zaman cuma günüydü, Aomori'den gelecek olan geyşaları beklediğimiz cuma günü." (SH. s.254) Anlatıcı, günleri bir birine karıştırdığını dile getirir. "O zaman Cuma günü müydü? Günleri hep karıştırıyorum." (SH. s.254) Anlatıcı, olay zincirini aktarırken bir zaman dilimi olan 'ay' konusuna iki yerde değinmektedir. Bunlardan biri hazirandır. "Haziran ayının ortasında Huhn yola koyuldu."(SH. s.134) Bunun yanında sözü edilen diğer bir ay ise ağustostur. "Ağustos ayında bir öğleden sonrası." (SH. s.76) Burada kastedilen, Bischof'un raporunu yazdığı ağustos ayıdır ve anlatma zamanını saptayabilmemize yardımcı olması bakımından bu cümle oldukça önemlidir. Bischof, Japonya'dan döner dönmez Flurlikon'da Falken'a kapanıp raporunu yazmaya başlamıştır. Dinlenmeden, yani ara vermeden raporunu yazmaya başlamasının ardındaki nedenlerden en önemlisi, Japonya'da
[{"class": "Metin", "confidence": 0.951371431350708, "polygon": [[1283, 2117], [1309, 195], [91, 179], [65, 2101]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8277691602706909, "polygon": [[719, 109], [719, 65], [667, 65], [667, 109]]}]
54
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
edindiği bilgileri unutmasına yol açabilecek bir zaman dilimini yok etmek, diğer bir neden ise, kendi ülkesinde kendi kültürünün etkisi altına girip sağlıksız yorumlar yapmasına engel olmaktır. ## II. 1. 2. 4. Uzam Kurgusu Bir edebiyat eserinin en önemli ögelerinden biri uzamdır. Kurmaca bir eserde uzamın da kurmaca olması doğaldır. 64 Romanda uzam, çeşitli şekillerde ortaya çıkar ve eserin varoluş nedeni anlaşılıncaya kadar çeşitli anlamlar kazanır. Olay zincirini oluşturan halkaların özellikleri ve olaydaki figürlerin konumları uzamın şekillenmesine etki eder. Bunun yanı sıra uzam betimlemeleri, kahramanların bazı özelliklerini ortaya koymayı sağlar ve okuyucunun dikkatine sunarlar. Bir evin ya da bir işyerinin betimlemesi, böylesi uzamlarda yaşamını sürdüren kişi ve kişiler hakkında psikolojik durumlarından tutun da sosyal durumlarına kadar bir çok bilgi verir. Kısacası, olayların ortaya çıkışında ve gelişmesinde anlatım açısından önemli bir faktör olan uzam, olayların sahnesi durumundadır. Romanda uzamı açık ve kapalı olmak üzere iki kısımda ele alacağız. ## ll. 1. 2. 4. 1. Kapalı Üzam Roman, anlatıcının raporunu yazmak amacıyla iki hafta süreyle kaldığı Falken adlı motelin restoran kısmının betimlemesi ile başlamaktadır. "Yemek listesi yıpranmış ve lekeli, haftalardır kullanımda. Burada mutfak hiç değişmiyor. Soğuk ve sıcak yemekler, tatlılar ve içecekler, gerçek ve iyi şaraplar İncil'deki cümleler gibi bir biri ardına sıralanmışlar." (SH. s.7) Şerif Aktaş, Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş, s.141
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9335824251174927, "polygon": [[1298, 2088], [1325, 250], [111, 232], [83, 2070]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8618187308311462, "polygon": [[731, 115], [732, 68], [677, 67], [675, 113]]}]
55
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Anlatıcı kapalı bir uzam olan yemek salonunu betimlemeye devam eder. Bu arada birden uzam ve zamanda ani bir değişiklikle Tokyo'daki ikinci akşamını geçirdiği "Sushi" lokalini anlatmaya başlar. "Camlarla çevrelenmiş bir taraçadayız, küçük, aydınlatılmamış bir bahçenin üzerinde duran bir taraça." (SH. s.10) Anlatıcı fazla ayrıntıya girmeden, bundan dolayı uzun olmayan bu uzam betimlemesi ile olayların hangi yönde gelişeceğine dair okuyucuya ıpucu vermektedir. Adeta okuyucuyu kendisiyle birlikte Japonya'ya bir yolculuğa hazırlamaktadır. Romanın kahramanlarıyla karşılaşmasına kısaca değindikten sonra Falken'a benzettiği ve Yasumia'nın Falken'ı diye nitelendirdiği bir başka uzamı anlatır. "Falken, anılarımı çağrıştırıyor. Burası bir Japon evine benziyor. Köşede verniklenmiş kaseler ve geniş kemerler duruyor. Solda karşıda iç bölümü taraçadan ayıran kağıt duvarlar. İşıklı bir podyumda çiçeklerin ve üç tane susam sapının bulunduğu mihrap, yukarıda yuvarlak kağıt pencere." (SH. s.41) Anlatıcı, romanın leitmotifi denilebilecek Falken'a benzeyen kapalı uzamların betimlemesine sıklıkla yer verir ve ilerideki bölümlerde Falken'ı betimlerken, aynı zamanda Japonya'da vakit geçirdiği bar ve gece kulüpleri gibi uzamlarla kıyaslama yapar ve aralarındaki benzerlikleri ortaya koyar. "Dört duvar. İkisi şelale ve göl resimleri ile kaplanmış. Diğer ikisi boş. Benzer duvarlara orada da rastladım" (SH. s.43) Bu uzam betimlemesi anlatıcının iç dünyasını yansıtmaktadır. Aslında firmadaki reklam şefliği görevinden ayrılmak istemeyen ve bunu dile getiren Bischof, firması ve kendi mesleki kariyeri için yapmak istediklerinin tamamını yapamamış, hedefine henüz ulaşamamıştır. Dört
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9429246187210083, "polygon": [[1254, 2074], [1260, 267], [120, 264], [115, 2071]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8104400634765625, "polygon": [[725, 111], [726, 65], [671, 64], [670, 109]]}]
56
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
duvarın ikisini boş olarak betimlemesi onun içinde bulunduğu durumu açıklamaktadır. O, mesleğinde kendisini tatmin edebilecek noktaya gelmediği inancındadır, yolun yarısındadır. Boş olan iki duvarı resimlerle donatacak zamanı Inauen Suisse firması ona vermemiştir. Her defasında kısa cümlelerle tanımlanan Falken ve Japonya'daki lokantalar romanın ilerleyen bölümlerinde de karşımıza çıkmaktadır. Bu iki uzamdan özellikle Falken'ın betimlemeleri adeta bir çok kişi tarafından filme alınmış ve okuyucunun izlemesi için belli zaman aralıklarıyla perdeye yansıtılmış gibidir. Her bölümde Falken'ın göze çarpan diğer özellikleri göz önüne serilmektedir. Daha sonra karşımıza çıkan uzamlar, otel, otel odası, bar, moteller, kaplıca bölgesindeki motel, gece kulüpleri ve Buda tapınaklarıdır. Özellikle otel ve bar gibi uzamlara romanda sıklıkla yer verilmiştir. Bunlar kısa cümleler ile geçiştirilir ve isimleri açıklanmaz. Aynı otel veya bar olduklarına dair bir işarete rastlanılmaz. Çünkü bu uzamların iç betimlemeleri ayrıntılı değildir. Anlatıcı bu uzamları Falken'ı anlattığı kadar ayrıntılarıyla anlatmaz. Falken'ı betimlerken en ince ayrıntıları aktarır. Oyle ki, guguklu saatten bile söz etmektedir anlatıcı. "Guguklu saat, küçük solgun çelenkler ve matlaşmış kupaların bulunduğu vitrinin üzerinde duruyor." (SH. s.71) Falken anlatıcı Bischof için çok önemlidir. Mesleki yaşamına nokta koyduğu yerdir Falken. İstemese de, yerini alacak kişinin isminin belirlenmesi için yazacağı raporu orada şekillendirecektir. ## ll. 1. 2. 4. 2. Açık Üzam Eserdeki ilk açık uzam, Bischof'un Tokyo havaalanına indıkten sonra Akinori ile birlikte motele giderken kısa bir süre için durakladıkları vadidir. Anlatıcı burayı şöyle tanımlar: "Vadinin her iki yanı ormanlarla kaplıydı. Adeta yabancılığımı ilan etmek için çaba harcayan güneş ışınlarını yutan bir nehir vardı vadinin
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9275943636894226, "polygon": [[1316, 2004], [1332, 220], [113, 209], [97, 1994]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8584970235824585, "polygon": [[731, 109], [732, 64], [679, 62], [678, 108]]}]
57
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
ortasında. Yukarıya doğru farklı türlerden oluşan ağaç grubu uzanıyordu." (SH. s.29) Ovücü sözlerle donatılmış bu uzam betimlemesi, daha sonraki sayfalarda yerini olumsuz eleştiriler ile yüklü bir uzam betimlemesine bırakmaktadır. Bu uzam bir deniz kenarıdır. "Burası limana dönüştürülmüş yarım daire şeklinde bir koydu, ona göz alabildiğince beton elbise giydirilmişti. Asıl rengini kaybederek adeta çay rengini almış denizin üzerinde yağ lekeleri, kağıtlar, çöpler, tahtalar sallanıyordu." (SH. s.135) Eserde metin parçalarına bağlı olarak açık uzamlar arasında cadde ve sokak da geçmektedir. "Bir evin duvarında boş meyve sandıkları ve içi yağmur suları ile dolmuş konserve kutuları duruyordu. Bu sokaktan geçerek tapınağın kapısına ulaşıyorsun. Gökyüzü sessiz. Yan tarafla neon ışıklarıyla dolu bir cadde." (SH. s.125) Tokyo'daki gece hayatını anlatan bu açık uzamlar başlayan anlatı, kapalı uzam olan Ebihara'nın evi ile devam eder. Romanda, vadi ile başlayan açık uzamlar bir deniz kenarı, bir cadde, bir sokak, bir bahçe şeklinde yer alır. Hiç biri romandaki kapalı bir uzam kadar detaylı anlatılmaz. Romanda açık uzamlar, kapalı bir uzamda gerçekleşecek bır olayın hazırlayıcısı olarak karşımıza çıkar. Açık uzamlar bu açıdan kapalı uzamlarla bir paralellik oluşturmaktadır. II. 1. 2. 4. 2. 1 Kentler
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9403619766235352, "polygon": [[1282, 2091], [1304, 197], [96, 183], [73, 2077]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8251596093177795, "polygon": [[723, 112], [724, 67], [668, 65], [667, 111]]}]
58
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Romanda açık uzam olarak dört kentten bahsedilmektedir. Bunlar, başkent Tokyo, Osaka, Kyoto ve Nara'dır. ## II. 1. 2. 4. 2. 1. 1 Tokyo Tokyo, romanda en az sözü edilen kenttir. İsviçre'den hareket eden altı adayın ilk ayak bastıkları yer olarak göze çarpar. Adaylar burada fazla kalmadıkları için bu kent tanıtılmaz, özelliklerinden bahsedilmez. Sadece Huhn ve Weigerstorfer, diğer adaylara kıyasla daha uzun bir süre kalırlar ve bu şehri "betonlaşmış boz bir köy" (SH. s.122) olarak nitelendirirler. Anlatıcı Bischof ise bir gece kalmıştır. "En azından bir gece kaldığımız kent." (SH. s.308) II. 1. 2. 4. 2. 1. 2 Osaka Japonların dünya görüşünü yansıtan, yapma yaratma gücünü belgeleyen gerçek bir kültür merkezi99 olan Osaka, Japon kültürüne, eğitimine ve düşünce dünyasına yön veren insanlara yüzyıllar boyunca ev sahipliği yapmıştır. Muschg'un, kültür merkezlerine, müzelere ve Tokyo'dan sonra ülkenin ikinci büyük üniversitesine sahip olan Osaka'yı romanında işlemesinin en önemli nedeni, bu kentin çok yönlü kültürel özelliklerini yansıtmasıdır. ## II. 1. 2. 4. 2. 1. 3 Kyoto Diğer adı Heiankyo (Barışın kenti) olan Kyoto, 794 - 1868 yılları arasında Japon İmparatorluğuna başkentlik yapmış, tüm sanatların merkezi olarak kabul edilmiştir. 56 Kyoto, Japon yapı sanatlarının, özellikle Bozkurt Güvenç, Japon Kültürü, s.311 Özcan Yurdalan, Kediler Şehri Kyoto, E Dergisi, İstanbul, Şubat 2001, sayı:23, s.43
[{"class": "Metin", "confidence": 0.925782322883606, "polygon": [[1300, 2152], [1341, 215], [100, 189], [59, 2126]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8243840336799622, "polygon": [[730, 112], [731, 68], [676, 67], [675, 110]]}]
59
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
mimarinin temelinin atıldığı yer olarak kabul edilir." Muschg'un, ülkenin üçüncü büyük üniversitesinin bulunduğu Kyoto'yu romanında açık uzamlardan biri olarak ele almasındaki en önemli etkenin, bu kentin Japon kültürünün ve sanatının simgesi durumunda olmasıdır. ## II. 1. 2. 4. 2. 1. 4 Nara VII. ve VIII. yüzyıllarda imparatorluğa başkentlik yapan Nara, ilk resmi din olarak benimsenen Budizm'in merkezi konumundadır. İlk Budist tapınakları da burada yapılmıştır. 58 Nara kenti romanda, Budizm'i ve onun en önemli kolu olan Zen öğretisini yakından fanımak isteyen Huhn figürüyle ilintili olarak anlatılmıştır. (Bakınız s.80-86) II. 1. 2. 4. 2. 2 Kasaba Japon adaları içersinde ikinci büyük ada olan Hokkaido'da yer alan Yasumia adlı kasabadan sıklıkla söz edilmektedir. (SH. s.72, 84, 124, 156, 267, 285) Adayların tamamı, Japonya gezilerinin son onbeş gününü hep birlikte burada geçirmişlerdir. Balıkçılıkla ünlenen Yasumia, 39 başta Gesell olmak üzere tüm adayların, halkın alt tabakası ile kültürel açıdan yüzleştikleri bir yer olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm adaylar, söz konusu kentlerde ve kasabada bir süre kalırlar. Muschg'un, bu kentleri ve Yasumia adlı kasabayı seçmesindeki en önemli neden, onların kültürel açıdan farklı özellikler sergilemeleridir. Yani her kent, Japon kültürünün ayrı bir yönünü yansıtmaktadır. Böylelikle Muschg'un, Japon kültürünü tanıtmayı daha geniş bir zemine yaymış olduğunu söyleyebiliriz. Farklı kişilik yapılarına sahip figürlerin yabancı bir 38 a.g.e. s.45 Bozkurt Güvenç, Japon Kültürü, s.49
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9324214458465576, "polygon": [[1284, 2082], [1301, 266], [107, 255], [91, 2072]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8789380192756653, "polygon": [[729, 109], [730, 62], [674, 60], [673, 108]]}]
62
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
## III. 1. ROMANDAKİ KİŞİLERİN KÜLTÜRLERARASI SORUNLAR VE ETKİLEŞİM AÇISINDAN İNCELENMESİ ## 1. 1. Wilfried Buser Romanda kültürlerarası sorunlar açısından olayların odak noktasında yer alan altı ana tigürün yanı sıra, sözü edilen altı figürle bırlıkte altı aylık sürenın son onbeş gününü geçiren anlatıcı konumundaki Bischof'u da bu bağlamda inceledik. Figürlerin yaşadıkları kültürlerarası sorunları incelerken, onların ruhsal-duygusal yönlerini, düşüncelerini hem anlatıcının, hem kendilerinin, hem de yan fığürlerin aktardıklarından hareketle ele aldık. Figürleri bu bağlamda incelerken yaptığımız sıralama, onların romanda üstlendikleri rollerin önemliliğine veya alfabetik bir düzenlemeye göre değil, aksine anlatıcının romanda onları okuyucuya sunuş sırasına göre yapılmıştır. Altı tığür içinde sadece Buser, kendisine tamamen yabancı olan Japon kültürü içerisinde yetişmiş bir kimse ile uzun süreli ilişki kurabilmiştir. Diğer beş figür tanıştıkları Japonlarla kısa süreli iletişim içerisinde olmuşlardır. Inauen Suisse firması onlara altı aylık süre içinde Japonya'da gidecekleri yerler konusunda tam bir serbestlik tanımıştır. Ziyaret edecekleri şehir, kasaba ve köyleri kendileri belirleyeceklerdir. Bu doğrultuda, Buser'in de başlangıçta tamamıyla serbest olduğu görünmektedir. Japonya'da gideceği yerler ve yapacakları hakkında hiçbir planı yoktur. "Buser diğerleri gibi yılbaşından sonra geldi ve hemen seyahatine devam etti. Ama nereye? Planı yoktu. Yukarı kalkık şirin burnu hangi istikamete yönelirse oraya gitmeyi düşündü, güneye, batıya veya herhangi bir yöne. Hiei dağında keşişlerin yanında bulundu.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9391844868659973, "polygon": [[1283, 1790], [1299, 254], [174, 242], [158, 1779]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8796936273574829, "polygon": [[735, 114], [736, 71], [682, 70], [681, 114]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.6116409301757812, "polygon": [[1241, 2075], [1241, 1816], [126, 1816], [126, 2075]]}]
63
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Avaji adasında çiftçileri bebek oyununda - izlemek için oraya gitmişti" (SH. s.179) Buser, tamamıyla rastlantı sonucu Yoko Yamaki adında genç bir Japon kızla tanışır. Yoko, Kyoto Universitesi'nde ilahiyat öğrenimi görmektedir ve Buser'den yaşça oldukça küçüktür. Buser ilk anda ona aşık olur ve hızlı bir aşk yaşarlar. Fakat Buser İsviçre'de evlidir ve karısı bir bebek beklemektedir. Mutlu olmayan evliliğinde sorunları olan Buser, Yoko'ya olan aşkından derin bir şekilde etkilenir. Buser, karşı cinsten biri ile yaşadığı kısa süreli birliktelikte gerçek sevginin anlamını kavrayabilme, çıkarların ilişkiye egemen olmaması, hoşgörülü davranışlar ve cinsellik açısından farklı deneyimler gibi mutluluk veren yeni şeyler bulur. Bunları daha sonra örneklerle ortaya koyacağız. Muschg burada, insanların birbiriyle olan ilişkilerinde çıkarların ön planda olmasının, hoşgörüden uzak yaklaşım ve davranışların, Japon toplumundaki bireylerin kişilik yapılarında Avrupalılara kıyasla daha az bulunduğunu vurgulamaktadır. Dönemin İsviçre toplumun özelliklerinin başında, hoşgörüden yoksunluk gelmektedir. Yıldız Ecevit de, "İsviçre-Alman Edebiyatı" adlı çalışmasında Alman "Der Spiegel" dergisinin İsviçre toplumu ile ilgili olarak yaptığı araştırmaya dayanarak söz konusu toplumun özelliklerini anlatırken ilk sıraya hoşgörüsüzlüğü koymuştur.60 Bir toplumu oluşturan kişilerin birbirlerine benzeyen, onları başka kişi ve toplumlardan ayıran davranış duygu ve düşünce özellikleri "Sosyal karakter" ya da "Toplumsal kişilik yapısı" diye nitelendirilir." Her toplumda yaşayan kişilerin karakter yapılarının aynı olmadığı kesindir. Bunun yanı sıra farklı toplumlarda yetişmiş kişilerin kişilik yapılarında aynı özelliklere sahip olmadıkları da kesindir. İnsan kültürel bir varlık olduğuna göre ve kendi kültürünü öğrenip Bebek oyunu (Puppenspiel), Japonya'da, özellikle küçük yerleşim birimlerinde ve kırsal kesimlerde yaşayan insanların sergilediği bir çeşit gölge oyunudur.(A.U.N) Bkz. Yıldız Ecevit, İsviçre-Alman Edebiyatı, Ara Yayıncılık, İstanbul, 1991, s.165 Bkz. Erich Fromm, Çağımızın Özgürlük Sorunu, Çeviren:Bozkurt Güvenç, Özgür Insan Yayınevi, Ankara 1973, s.76
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9413800239562988, "polygon": [[1266, 2102], [1272, 280], [122, 276], [116, 2098]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8799757361412048, "polygon": [[719, 109], [720, 62], [667, 61], [667, 108]]}]
64
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
geliştirerek sonraki kuşaklara aktardığına göre bir "kültür-kişilik" ilişkisinden söz edilir. Buser'ı Yoko'ya yaklaştıran etkenler konusuna değinirken, Buser'in, bugüne kadar eşinden beklediği fakat bulamadığı davranış biçimlerini Yoko'da bulduğunu belirtmiştik. Burada "Buser'in Yoko'da bulduğu yeni şeyler" derken farklı kültürde yetişmiş Yoko'nun bir Avrupalıya karşı "kültür-kişilik" olgusundan kaynaklanan tutum ve davranışları kastedilmektedir. Yoko'nun kendi kültür-kişiliğine özgü davranışları Buser için yabancı, yabancı olduğu kadar ilginç ve çekicidir. Yoko'nun bu davranışlar içinde özellikle erkeğe karşı olan teslimiyetçi tavrı Buser'i çok fazla etkiler ve bu ilişkideki hevesini artırır. Avrupalı kadınlarda yok denecek kadar az olan bu özellik onda derin bir zevk ve Yoko'ya karşı eğilim uyandırır. Buser, Avrupalı kadınlarla kıyaslama yapar ve bunu şu cümlelerle vurgular: "Yoko'nun, beni açıkça efendisi olarak kabul etmesi benim için derin bir zevkti. Böyle bir şey Avrupa'da olabilir mi?" (SH. s.206) Yoko ise başlangıçta bu ilişkideki memnuniyetini, pişmanlık duymadığını ve herhangi bir sorunu olmadığını Buser'e ifade eder. Buser, bunu Bischof ile olan konuşmalarında şu cümlelerle dile getirir. "Her durumda benim hizmetimde olduğunu ve bana bağlandığını davranışlarıyla hissettirmek Yoko'yu memnun ediyordu. Bu ilişkideki memnuniyetini ve hiçbir şekilde pişman olmadığını şu sözleriyle belirtiyordu: Ne olduysa doğrudur." (SH. s.206) Buser, Yoko ile yabancı bir kültürün ortasında yaşar, tıpkı bır adadaki yaşam gibi. Olaylar bu adada geçer. Her an, her dakıka birliktedirler. Kelimenin tam anlamıyla dış dünyaya kapalı, dışarıda neler olup bittiğinden habersiz bir şekilde yaşarlar. Zamanlarının çoğunu geçirdikleri otel onlar için kendilerinden başkasının yaşamadığı bir ada gibidir. Birbirinden tamamıyla farklı iki kültürde yetişmiş, bundan dolayı da
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9409067630767822, "polygon": [[1283, 1932], [1290, 195], [90, 190], [83, 1927]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9049580097198486, "polygon": [[720, 107], [721, 61], [667, 60], [666, 106]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.5149401426315308, "polygon": [[1136, 2084], [1136, 1934], [57, 1933], [57, 2083]]}]
65
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
kültürel açıdan sorun yaşamaları doğal olan iki insanın dış dünyadan böylesine kopuk bir durumda ilişkilerinin devam ettirmeleri oldukça güçtür. Hiçbiri bir diğerinin yaptığı hareketin arka planında kültürel açıdan nelerin gızlı olduğunu bilmez. Hem dil açısından hem de kültürel uzlaşma açısından birbirlerinden tamamıyla uzaktadırlar. Buser, ne Yoko ile Almanca, ne de Yoko Buser ile Japonca anlaşabilir. Yazar Muschg, onların birbirleri ile olan konuşmalarını İngilizce verme yolunu seçmiştir. Akıllarında kalan kısıtlı İngilizce bilgileri ile, yani üçüncü bir dilde mümkün olduğunca anlaşırlar. "Miyako otelindeler, yemek salonunda Buser menüyü titreyen parmaklarıyla inceliyor ve yemeği göstererek, 'Do you like this?' diye soruyor. Kız, 'I cannot know' diyor ve menüyü okumaya devam ediyor. Oradan çıkarken Buser soruyor: 'Do you cook for yourself?' Yoko cevap veriyor: 'Sorry, I did not understand you.' İkisi birden gülüşüyorlar ve daha sonra buna karşılık Buser şöyle söylüyor: 'But you speak English very well." (SH. s. 190-191) Romanda Buser ile Yoko arasındaki İngilizce konuşmalarla sık sık karşılaşmaktayız. Kendi dillerinde anlaşamayan ve üçüncü bir dilde anlaşmaya çalışan bu ikili arasındaki dil sorunu bazı yanlış anlamalara neden olmaktadır. Kişiler arası iletişimde temel araç dildir. 62 Kişinin düşünceleri sürekli olarak dil içinden geçer, dille berraklaşır, dille gerçekleşir. Kişinin içindeki bulanık kımıldanmaların söz dediğimiz kalıplar içerisinde kristalleşmesi ancak dille olur.63 Dil, düşünceyi tamamlayan, onu son noktasına ulaştıran bir şeydir. Dil, kişinin içinde bulunduğu gruba uyumu sağlamasında, kendisinin çevresine yansıtmasında en önemli faktördür. Çünkü kişi, adeta dil aracılığıyla varlığını çevresine kabul ettirir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, düşüncelerin açığa çıkarılmasında ve karşılıklı iletişimde dilin rolü büyüktür. İnsan mutlaka bir dille düşünür, düşüncesini Barlas Tolan, Toplumbilimlerine Giriş, Murat Yayınevi, Ankara, 1996, s.408 Bedia Akarsu, Dil-Kültür Bağlantısı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984, s.37
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9393325448036194, "polygon": [[1292, 2093], [1322, 246], [103, 226], [73, 2073]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.897840678691864, "polygon": [[723, 108], [723, 62], [670, 62], [670, 107]]}]
66
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
ıster anadili olsun ister yabancı olsun bir dile bağlamak zorundadır. Düşüncelerinin aktarırken kullandığı dil, kendi anadili değil de yabancı bir dil olunca kişi sorun yaşayabilir. Özellikle anadilleri farklı iki kişi zorunlu olarak üçüncü bir dilde anlaşma yoluna gittiklerinde bu sorun daha da büyür. Burada yazar, kültürlerarası sorunlar açısından en önemli faktörlerden biri olan dil sorununu ortaya koymaktadır. Bu sorun, her ikisini de pek de hoş olmayan durumlara sürükler. Çünkü ikisinin de kullandığı dil, ilişkilerinin devam ettirmek için başvurdukları üçüncü bir dildir. Bu dil onların anadilleri değildir, bir bakıma ilişki dilidir. İlişki dili anlatım bakımından indirgelidir ya da alansal kapasite bakımından sınırlıdır, böylesi bir ilişki dili aracılığıyla her şey söylenemez. 94 Yukarıdaki alıntıda olduğu gibi bu sorun romanın ilerleyen bölümlerinde de dile getirilmektedir. Buser, Yoko'nun İngilizcesinden anladığı- kadarıyla onun- Kyoto Universitesinde ilahiyat öğrenimi gördüğünü Bischof'a bildirir. "Yoko Kyoto Universitesinde ilahiyat öğrenimi görüyor ve bu sömestre neredeyse okula hiç gitmedi." (SH. s.207) Buser, Yoko'yu Bischofa tanıtmaya devam ederken bizzat Yoko'nun yaptığı açıklamalar doğrultusunda bilgi vermektedir. Yoko'nun açıklamalarından ise farklı şeylerin ortaya çıktığını gözlemliyoruz. "Oğrenimime başlamak ve bitirmek için çalışmalıyım." (SH. s.207) Yoko'nun bu ifadesinin ardından Buser onun Ingilizce'sini düzeltir. Fakat hala kafasında Yoko'nun bir üniversite öğrencisi mi yoksa lise öğreniminin sonlarına yaklaşan biri mi olduğu konusunda soru işaretleri bulunmaktadır. Yoko'nun önceki ifadeleri ile yukarıdaki alıntıda verdiğimiz son cümlesi arasında oldukça fark vardır. Bu çelişkinin ortaya çıkmasındaki neden, Buser'in sıklıkla dile getirdiği Yoko'nun İngilizce'sinin Bkz. Kamile İmer, Dil ve Toplum, Gündoğan Yayınları, Ankara, 1990, s.170
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9420794248580933, "polygon": [[1301, 2108], [1326, 223], [105, 207], [80, 2092]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9240309596061707, "polygon": [[730, 104], [732, 60], [679, 57], [677, 102]]}]
67
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
yetersizliğidir. Sorun, Buser ile Yoko'nun üçüncü bir dilde anlaşmak zorunda kalmalarından kaynaklanmaktadır. Kültürlerarası sorunların en önemlilerinden biri olan dil sorunu iletişim eksikliğini doğurmuş ve bu sorun her ikisini de yanlış anlaşılmalara sürüklemiştir. Buser, birlikte olduğu kişi hakkında hala net bilgilere sahip değildir. Sadece Buser'in anlatımlarıyla Yoko'yu tanımaya çalışan anlatıcı Bischof da Yoko'nun nasıl biri olduğu konusunda çelişki içindedir. Romanda bu konu açıklık kazanmaz. Bischof, bu konuyu romanın diğer bölümünde şöyle vurgular: "Buser onun kadın olduğunu hissedemiyordu, neden kadınlık duyguları yeni uyanmakta olan bir kız olduğunu söylemedi?" (SH. s.206) Yoko'nun Buser'e söylediği şu cümle, Buser ile Bischof'un onun yaşı ve öğrenim durumu hakkındaki kuşkularını adeta destekler niteliktedir: "Ben gerçekten kadın olacak yaşta değilim." (SH. s.208) Dil sorunu sadece karşılıklı konuşmalarda yaşanmaz, aynı zamanda Yoko'nun Buser'e gönderdiği mektupta da bu sorunla karşılaşılmaktadır. Buser bu mektupta yazılanları anlayamaz. "Buser bir mektup aldı ve şaşkınlıkla onu açtı. Mektupta ne yazılıydı? Hiçbir şey. Çünkü İngilizce yazılan mektupta anlaşılacak bir tek cümle yoktu. "(SH. s.183) Buser ve Yoko, farklı ulusal kimliklerine paralel olarak kültürel açıdan da birbirlerine tamamen yabancıdırlar. Fakat bu farklılık ve yabancılık sevgi çerçevesinde etkisiz kalır, onların kimlikleri sevgide önemsiz olur. Buser, önceleri bu konuda kendi kültürünü ön planda tutmayı önemsiz bulur. Kısa sürede sahip olduğu mutluluğu sürekli kılmak ve kendini ispatlamak ister ve bunun sonucu olarak Yoko'ya evlenme teklifinde bulunur.
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9351891279220581, "polygon": [[1285, 2138], [1312, 325], [115, 307], [88, 2120]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8914524912834167, "polygon": [[728, 113], [729, 62], [671, 61], [670, 112]]}]
68
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
"Buser cesaretle tekrarladı: 'Seninle evlenmek istiyorum.' Çan seslerini duymak istemiyordu. Çünkü bu sesler kelimelerin mükemmeliyetini bozuyordu. Mutluluktan söz ediyordu. Hiç kimsenin olmadığı kadar Yoko'nun da mutluluğa hakkı vardı. Mutluluğu yakalamak ve ebediyete kadar elinde tutmak istiyordu. Buna yasal bağlılık da dahildi." (SH. s.217) Fakat Buser karısından boşanmak ve Yoko ile evlenmek istediğinde kendisini kandırmaktadır. Yoko da bunun farkındadır. "Yoko başını salladı, çünkü Buserin bunu istemediğine, bu teklifinde samimi ve ciddi olmadığına inanıyordu." (SH. s.212) "Buser Yoko'yu değil kendisini kandırıyordu. Buser'in vakit geçirmek için ona ihtiyacı vardı. Yoko, onun isteklerini Buser'den daha iyi biliyordu." (SH. s.213) Evli olan Buser, Yoko'ya karşı suçluluk duygusu içindedir. Bu suçluluk duygusunu yok etmek için evlilik önerisini ortaya atar. Buna rağmen Yoko'nun güvenini kazanamaz. Fakat Yoko, Buser'in ısrariı teklifi karşısında onunla evlenmeye karar verir ve onu köyüne, babasının evine götürür. Buser, orada reddedilmeyi, böylelikle planladığı ayrılma konusunda kendisinin rolü olmamasını diler. Bu şekilde davranarak kendine göre ruhsal yönden arınacağını (Seelische Reinigung) düşünmektedır. Dilediği gibi olmaz ve orada İsviçre'deki evliliğinden dolayı reddedilmez, bilakis evin tek kızının kocası olarak kabul edilir. Buser, bunun üzerine kaçma düşüncesine kapılır ve Yasumia'ya gider. Yoko ise, terkedilmiş bir gelin olmak gibi bir felaketle karşı karşıya kalır. Buser'ın bunu felaket olarak algılaması mümkün değildir. Çünkü o, Yoko'nun yetiştiği toplumun kültürel özelliklerini bilmemektedir. Yoko terkedilmiştir. Terkedilmişlik, kişinin ruhsal durumunda bozukluklara yol açar. Bu bozukluklar kişilik yapısıyla bağlantılıdır. Yani, kışının terkedilmişlik durumunda göstereceği tepkinin boyutları onun kışılık yapısının etkisi altındadır. Böylesi bir durumda bazıları kısa süreli, bazıları da uzun süreli
[{"class": "Metin", "confidence": 0.936430811882019, "polygon": [[1253, 2085], [1261, 269], [145, 264], [137, 2080]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8724088668823242, "polygon": [[731, 110], [733, 64], [679, 62], [677, 108]]}]
69
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
ruhsal çöküntü yaşarlar. Ruhsal çöküntüye yatkın kişilik yapısının özellikleri içinde en önemlileri terk edilmeye karşı aşırı duyarlılık ve sevgi nesnesi yitimidir.65 Kişilik yapısının oluşumunda kişinin içinde yetiştiği kültürün etkisi büyüktür. Farklı kültürlerde yetişmiş iki insanın terkedilmişlik karşısında gösterecekleri tepkilerin farklı olması doğaldır. Avrupalı bir kadının Japon bir kadına göre tepkisi de farklıdır. O, Japon kadın kadar etkilenmeyebilir. Çünkü toplumun kendisine bakışı acımasız eleştiriler ve küçümsemelerle dolu olmaz. Buna karşılık geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olmak gibi bir özelliği benimsemeye devam eden Japon toplumunun bir bireyi olan Japon kadını onurunun zedelendiğini düşünür. 66 Tüm bunların ne anlama geldiğini kavrayamamış olan Buser, öykünün sonunda Lübnan'a bir arkadaşının yanına gider ve bir süre orada kalır. Yoko'nun içine düştüğü durumun ne denli olumsuz olduğunu ve içinde yetiştiği toplumun değer yargılarının hangi boyutlarda bulunduğunu Buser'den daha iyi algılayabilen Bischof, Buser'in Yoko'ya manevi açıdan verdiği zararı şu cümlelerle dile getirmektedir: "Yoko, köyünde şerefi zarar görmüş olarak yaşayacak, küçümseyen bakışlar hep üzerinde olacak. En yakınındakiler de dahil olmak üzere çevresindekilerin onun hakkındaki olumsuz düşünceleri uzun süre yok olmayacak. Belki de hiç evlenemeyecek. Tüm bunlar Yoko için çok önemli şeylerdir." (SH. s.222) Muschg'un romanlarının ve öykülerinin neredeyse tamamına yakınında evliliklerdeki sorunlar göze çarpar. Bu sorunlar eserlerde daima erkek figürler tarafından dile getirilir. Kadın figürlerin evillik konusunda yorum yaptıkları veya sorunlarını dile getirdikleri gözlenmez, evlilik erkek figürler tarafından sıkıcı olarak nitelendirilir. Onlar kendilerini yalnız hissederler. Bkz. Özcan Köknel Depresyon-Ruhsal Çöküntü, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1989, s.53 Bkz. G Gorer, Themes in Japanes Culture, Transaction of the New York Academy of Sciences, Serie 2-5, s. 106-124
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9403999447822571, "polygon": [[1272, 2033], [1300, 248], [116, 230], [88, 2015]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8894123435020447, "polygon": [[720, 107], [720, 62], [669, 62], [668, 106]]}]
70
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Gegenzauber (Karşı Büyü) adlı romanda, ana figür Marbach ve eşi aynı dili konuşmalarına, aynı ülkede yaşamalarına rağmen, farklı çevrelerde yetiştikleri için bir kültür sorunu yaşarlar. İsviçre'nin farklı iki bölgesinde büyüyüp yetişen ve farklı kişiliklere sahip bu iki insan kültürel sorun yaşarlar ve bu sorun evliliklerine yansır. Kendisini yalnız hisseden, eşinin sorumluluklarını yerine getirmediğini ve bundan dolayı aile içi ilişkilerinin zedelendiğini öne süren Marbach, eşi Sabine'den boşanır. Bu boşanma, farklı kültürel altyapıya sahip sekiz ailenin içinde yaşadığı "Soldanella" adlı apartmanın, yerine yeni ve modern bir yerleşim alanı yaratmak amacıyla belediye tarafından yıktırılması ile aynı güne rastlar. 1962 yılının ekim ayında gerçekleşen bu yıkım ile Marbach ve Sabine çiftinin boşanması romanda bir paralellik oluşturmaktadır. Muschg burada, farklı kültürlerden gelen insanların birlikteliklerinin uzun süreli olamayacağını, kültürel sorunları aşmanın oldukça zor olduğunu ilginç bır rastlantı ve paralellik ile ortaya koymayı amaçlamıştır. Fremdkörper (Yabancı Vücutlar) adlı romanda, ikı ayrı çıttın evlilik sorunları anlatılır. Çiftlerden Robert ve Li'nin sorunlarının kökeninde farklı aile ve kültür yapılarına sahip olmaları yatmaktadır. Robert kendini yalnız hisseder, özelliklerindeki kültürel sorunları aşmak için çaba gösterir, fakat karısı bu konuda gerekli çabayı göstermez ve ilgisiz kalır. Diğer çiftin sorunu kültürel değildir. Jan'ın kişisel sorunları vardır ve karısı Roswitha'ya bunları açmak ister. Jan'ın sorunlarına karşı karısının duyarsız bir tavır içinde olmasından dolayı Jan bu girişiminde başarısız olur. Ein Ungetreuer Prokurist (Vefasız Vekil) adlı öyküde de bunlara benzer sorunlar aktarılır. Ana figür Prokurist evliliğinde kendisini yalnız hisseder. Karısı, tüm zamanını çocuklarıyla geçirdiği için kocasının bu yalnızlığının farkına varamaz, ona ilgi göstermez. Prokurist, karısının bu davranışını kendi aldığı kültüre aykırı olarak niteler. Noch ein Wunsch (Bir arzu daha) adlı romanda avukat olan Martin, Das Licht und der Schlüssel (Işık ve Anahtar) adlı romanda ise
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9419066905975342, "polygon": [[1288, 2112], [1306, 235], [111, 223], [93, 2100]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.8943502306938171, "polygon": [[728, 106], [729, 62], [675, 60], [673, 104]]}]
71
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Smolders, eşleriyle adeta yabancı gibi evliliklerini sürdürürler. Bu yabancılığın nedenleri romanda ayrıntılarıyla açıklanmaz. Son örnek olarak Orka der Geograf (Coğrafyacı Orka) adlı öykünün ana figürü olan coğrafya öğretmeni August Killer'i (Arkadaşları ona 'Orka' diye hitap ederler) gösterebiliriz. Orka yaşadığı evlilik sorununun nedeni olarak eşi ile kendisinin farklı kültürel çevrelerden gelmiş olmalarını gösterir. Kısaca belirtmek gerekirse, Buser'den Orka'ya kadar Muschg'un eserlerinde evlilik ve eşler arasındaki ilişkiler daima sorunlar yumağı olarak karşımıza çıkar. Fakat her ne olursa olsun evlilik, figürlerin yaşamları boyunca nefes alıp vermek gibi kendilerine eşlik eden bir yaşam işareti olarak ortaya çıkar. Bu yüzden özellikle erkekler, eşlerinin baskıları sonucu sürdürmek zorunda kaldıkları evliliklerini bitirmelerinde onların bu davranışlarının etkin rol oynadığı kanaatine varırlar, adeta eşleri tarafından evliliklerini bitirmek için baskı gördükleri izlenimini verirler. Daha net bir ifadeyle; başka kadınlarla ilişki kurmalarının sorumluluğunu eşlerine yüklerler. Bu suretle erkeklerin evliliği bitirmeleri Muschg'un figürleri taratından gerekli görülür. İşte bunlardan dolayı, çalışmamıza konu olan Im Sommer des Hasen adlı romanda Buser bu bağlamda önemli bir figürdür. Eşi ve Yoko ile yaşadığı ilişki arasında kıyaslama yapma şansı bulan Buser, kendi evliliğinde ters giden şeylerin nedenini bulur. Bunlar sevgi ve iletişim eksikliğidir. Farklı kültürel çevrede yetişmiş bir kadınla yaşadığı kısa süreli bir ilişki sonucunda eşi ile ne tip evlilik sorunları yaşadığını anlar. Bir çocuğunun dünyaya gelmesi bile bu sorunları ortadan kaldırmaya ve karısı ile tekrar birleşmeye yetmeyecektir. Bischof bu konuyu şöyle dile getirir: "Oğlunun doğumundan dolayı Buser'i kutladığımda ve ilk çocuğu olup olmadığını sorduğumda 'Evet, her şeye rağmen' dedi ve elini çabucak çekerek konuyu kapatmak istercesine Florian Distel'in karşıda beklediğini söyledi. Cümlesi biter bitmez de konuşmaya devam etmemek için derhal oradan uzaklaştı. Bir çocuğunun dünyaya gelmesi bile onu mutlu etmemişti. Karmakarışık duygular içindeydi" (SH. s.36-37)
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9451836347579956, "polygon": [[1293, 2098], [1312, 288], [107, 276], [88, 2085]]}, {"class": "Diğer", "confidence": 0.9312775135040283, "polygon": [[1430, 2258], [1431, 2110], [954, 2109], [953, 2257]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9146746397018433, "polygon": [[723, 106], [723, 61], [671, 61], [671, 106]]}]
72
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Buser Yoko'ya, karşı koyamayacağı bir kadın olduğu için değil, bilakis karısında bulamadığı, karısından elde edemediği sevgiye ihtiyacı olduğu için aşık olur. Buser, evliliğindeki sorunlar hakkında açıklama yapmamasına rağmen yaşamının bu aşamasında sevgiye susamış izlenimi ortaya çıkar. Bunu Yoko'da bulur ve mutluluğu onunla paylaşmak ister. Burada iki dünya birbirleri ile çarpışmaktadır: Evli bir erkek olarak Buser'in gerçek yaşamı ve rüya olarak gördüğü Yoko'ya olan aşkı. Yoko için ona bağlı olmayan bir sevgili rolünü oynamak istemez, bilakis evli olduğu için onunla mümkün olmayacak legal bir ilişkiye girmek ve evlenmek ister. Bu şekilde bir ilişki Buser'i rahatsız eder, bunu temelde kabul edemez ve direnci kırılır. Bu yüzden bu ilişkiye son venr, bu üçlü ilişkiden kaçınır ve bir süre yalnız yaşamayı tercih eder. Muschg, bu ilk romanında öyküyü aktarırken, özelliklerini ve iç dünyasını betimlemelerle destekleyerek tüm açıklığıyla ortaya koyduğu bir figür kullanmayı denemektedir.66 Buser, kültürel çatışmayı bir kadınla kurduğu ilişkide yaşayan figür olarak romana hakim figür görünümünde karşımıza çıkmaktadır. Anlatıcı Bischof, onun yaşadıklarını metaforik (eğretilemeli) anlatımlarla dile getirmektedir. "Buser ile kayalıkların üzerinde çömelmiş oluruyorduk. Yaşadıkları bir kıtanın keşfi gibiydi. Sürekli hareket halinde akıp giden kıtanın keşfi. Onu durdurmak çok zordu. Bir kıtanın keşfedildiğinden bahsedildiğinde neler söylenmesi gerektiğini bilirim. Buser, bazı ilişkiler keşfetti, muhteşem bir ilişki, O, şimdiye kadar üzerinde hiç yaşamadığı, üzerine fırtınalar ile birlikte sevginin indiği bir adayı keşfetti ve teni yabancı bir vücutla büyüdü gelişti." (SH. s.194) Burada metatorik (eğretilemeli) anlatımlarla, Buser'ın düşlediği ve sahip olmak istediği sevginin arka planı açıklanmaktadır. Buser figüründe Muschg, kültürlerarası sorunların aşılmasında sevginin önemli bir faktör r.C. Yükseköcretim Kurulu Manfred Dierks, Adolf Muschg, s. 132
[{"class": "Metin", "confidence": 0.954167902469635, "polygon": [[1263, 1649], [1269, 29], [95, 24], [90, 1645]]}, {"class": "Footer", "confidence": 0.6671921014785767, "polygon": [[153, 1763], [1193, 1762], [1193, 1671], [153, 1672]]}]
73
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
güçsuz ve etkısız yorumlar eşıgınde aktarmak değil, anlamlı gerçı ortaya koyarak anlatmak"68 gibi bir özelliği ön plana çıkarmıştır. Anlatıcı Bischof'un yorumlarıyla Buser'in iç dünyasının dışa yansımasına tanık olmaktayız. Bischof yorumunda ince bir alay sergilemektedir. "Onun öyküsünü geminin gölgesinde kendisinden dinledim. Oykünün sonu yoktu, ağlıyordu. Tabii ki, gerçek anlamda ağlamıyordu, bilakis öykünün sonunu getirmek istediği anda sadece bakıyordu, gözleri sürekli hareket halindeydi. Sol gözü sağına göre daha önce harekete geçiyordu. Bunu gizleyemiyordu. Ben onun gözlerine bakıyordum, önce sol gözüne sonra sağ gözüne, başka hiçbir yere... Genç bir adamın gözyaşları! Yüzyıllardan beri bunlar dikkate alınmadı." (SH. s.174) Son cümle ile Bischof, Buser'in yanında yer aldığını göstermektedir. Bischofun söz konusu cümle ile kastettiği, özellikle batı toplumunda çiftlerin yürütmekte oldukları evliliklerinde gerçek anlamda sevginin uzun yıllardan beri yer almadığıdır. O, evliliğin istenilen boyutta devamlılığını sağlayan karşılıklı çıkarlardan ödün verme gibi yolun izlenmediğini, daha açık söylemek gerekirse birliktelikteki duygusal yönlerin değil de, maddesel yönlerin giderek ağır bastığını, böylesi bir durumun toplum tarafından dikkate alınmadığını ve bunun düzeltilmesi için herhangi bir girişimin yapılmadığını vürgular. Görüldüğü gibi Bischof'un ifadesinde eleştirel bir açıdan toplumun yargılanması söz konusudur. Burada eleştirdiği, kendisinin de içinde yaşadığı Avrupa toplumudur. Muschg, materyalist düşüncenin giderek hakim olduğu, insanların duygusal yanlarını açığa çıkarmakta zorlandıkları Avrupa'da bir erkeğin evliliğinde bulamadığı sevginin ne denli önemli olduğunu gözler önüne serme çabasındadır. Günter Blöker, Ein Provokateur mit Grazie, in: Adolf Muschg, Hrsg. Von Manfred Dierks, Suhrkamp, 1989, s.197
[{"class": "Metin", "confidence": 0.9397308230400085, "polygon": [[1289, 2113], [1313, 239], [89, 224], [65, 2098]]}, {"class": "Sayfa Numarası", "confidence": 0.9152731895446777, "polygon": [[711, 103], [712, 56], [660, 55], [659, 102]]}]
74
Adolf Muschg`un Im Sommer Des Hasen adlı romanında kültürlerarası sorunlar ve etkileşim / The Intercultural problems and interaction in the Novel Im Sommer Des Hasen by Adolf Muschg
AHMET UĞUR NALCIOĞLU
109241
Türkçe
Doktora
Avrupa Birliği İktisadı ve İşletme Anabilim Dalı
Burada Muschg, en önemli sosyal kurumlardan biri olan evliliği ve evlilikle birlikte ortaya çıkan sorunları irdeler, daha doğrusu, onun yapmak istediği, özellikle Avrupa'daki evlilik kurumunu sorgulamaktır. Yabancı bir kültürdeki evlilik anlayışı ile kendi kültüründeki evlilik anlayışını kıyaslamak açısından Buser'in öyküsü oldukça çarpıcıdır. Onun yaşadığı kültürlerarası sorunlar sayesinde bu konudaki gerçekler su yüzüne çıkarılmıştır. Buser'in, Japonya'ya ilk ayak basışında kendisine yabancı olan kültürdeki yaşam tarzında karşılaşabileceğini düşündüğü güçlükleri aşmak için ilk tedbir olarak batılılar tarafından işletilen bir oteli seçtiğini ve orada kalmaya karar verdiğini görmekteyiz. Kültürlerarası sorunlarla ilk etapta yüz yüze gelmemek için atılan adım olarak nitelendirebileceğimız bu davranışa Bischof şu yorumu getirmektedir: "Kyoto'da batılılar tarafından işletilen bir otele yerleşti. Neden batılı bır otel? Otele serbestçe girip çıkmak için miydi? Daha sonra Huhn da dinlenmek için burayı seçti." (SH. s.187) Bu romanda Batı ile Doğu arasındaki çatışma ifade edilmektedir. Bir yanda Avrupa Kültürü'nde yetişmiş bir erkek, diğer yanda Japon kültürü almış bir kadın. Doğu-Batı karşıtlığına bir de yaş farkı eklenince çatışmanın boyutu artmaktadır. Wilfried Buser ile Yoko Yamakı'nın birliktelikleri ve ilişkileri bu çerçevede anlatılmaktadır. Fakat bu ilişkinin sonunda Japon Yoko ile İsviçreli Buser mutluluğu bulamazlar. Önceden de belirttiğimiz gibi, Yoko ve Buser tanıştıklarında Buser İsviçre'de evlidir ve karısı bir çocuk beklemektedir. Buser, Yoko ile arasında doğan aşk sayesinde kendi evliliğinde hiçbir zaman mutlu olmadığını ve mutsuz bir koca olarak bu konuda kendini hiç savunamadığı gerçeği ile karşı karşıya gelir. Yoko ile gerçek sevgiyi tanıdıktan sonra tekrar İsviçre'ye karısına dönmez ve daha sonra netleşen nedenlerden dolayı bu ilişkiye son verir. Yoko'yu ve onun kültürünü tam anlamıyla tanımadan gönlünü ona kaptıran Buser başlangıçta, Yoko'yu, evliliğindeki sorunları halledebilecek ve onu kurtarabilecek bir çare olarak görür. Yoko ile ilişkisinin böylesine ileri noktalara ulaşabileceğini hayal bile edemez. Bu ilişkiyi çok daha kolay
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
21