Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
audio
audioduration (s)
1.32
15.3
text
stringlengths
3
319
speaker_id
stringclasses
1 value
Deşmeyi beklemeyi bırak. Deşmeyi bekleme. Bugün buradaki halinle baş başasın. Bugün buradaki halini kabullen ve değişmeyi, beklemeyi bırak.
speaker_0012
kendin varılacak bir yol değilsin, kendin bitirilecek bir proje değilsin, yarım yamalak bir tamamlanması gereken bir ödev değilsin sen. Bir şey beklemediğinizde hayatın içerisinde olduğunuzu ve onunla bir olduğunuzu fark etmek çok daha kolay oluyor.
speaker_0012
Hayatın bir seyircisi olmaktan çıkıp onun aktif bir katılımcısı olduğunu fark etmek insana güç veriyor, insana yapabilirliklerini hatırlatıyor, insana sorumlulukları o zaman da o kadar korkunç gelmemeye başlıyor çünkü.
speaker_0012
çünkü beklemek o kadar zor bir şey ki güvende ve iyi bir şey olduğunu zannediyoruz.
speaker_0012
bugüne kadar beklediğimiz için ama bir kere oradan çıkıp meklemeyi bıraktığımızda sorumluluk almanın o kadar da kötü olmadığını fark edebiliyoruz.
speaker_0012
İnsanların bizden o kadar farklı olmadığını fark edebiliyoruz. İnsanlarla daha eşit hissedebiliyoruz. Hayatın içinde daha eşit hissedebiliyoruz. Hayatın kanlı, canlı, yaşayan, aktif bir katılımcısı oluyoruz.
speaker_0012
Bazı yerlerde kalırken keyif almamızın sebebi oradan gideceğimizi bilmemizdir. Oradan gidebileceğimize emin olmamızdır. Orada zaten istesek de kalmayacak olmamızdır ve o yüzden kaldığımız zaman da çok keyif alabiliriz.
speaker_0012
konunun yerli alakası yok diyebilir miyiz diyebiliriz ilişkilerde de bu böyle ama bu şu demek değil bazı yerlerde gidecek olma ihtimallerimizin bazı yerlerden gidebilecek olma ihtimallerimizin olması
speaker_0012
Orada bulunduğumuz anın tadını çıkarmamıza engel olmamalı. Bu hayattan da gideceğiz de zaten.
speaker_0012
ölüceğiz ve bunu bile bile yaşıyoruz. Sürekli ölümü düşündüğümüzde yaşayamıyoruz işte. Sürekli bir yerden gideceğimizi düşündüğümüzde de yaşayamıyoruz. O tatilin keyfini çıkaramıyoruz. Sürekli bir ilişkinin biteceğini düşünerek de o ilişkinin keyfini çıkaramayız.
speaker_0012
Ya biterse, ayrılık korkusu bu değil mi? Ya biterse, ya kaybedersem, ya terk ederse, ya beni artık sevmezse.
speaker_0012
birinin beni artık sevmeme ihtimalinin bir noktadan sonra eskisi gibi sevmeme ihtimalinin istememe ihtimalinin olması o an orada seviliyor ve isteniyor olmamın keyfini yaşamama engel.
speaker_0012
olmamalı. Ne kadar enteresan değil mi? Aynı şey hem bir şeyden çok keyif almamı hem de keyif alamamamı sebep olan şey olabiliyor. O da bitecek olması bir sonunun olması.
speaker_0012
Bence hayatı bu kadar keyifli kılan şey de bu, bitecek olduğunu bilmemiz.
speaker_0012
Annem benim saçlarımı tarıyor ben bir çocuğum ve saçlarımı bağlayacak. Annem saçımı tararken canım çok acıdı dediğimde annemin verdiği tepki şuysa sus ben senin saçını tarıyorum hiç ne kadar nankörsün bir de oturmuş bana ağlıyorsun böyle bir çocuksun işte sen.
speaker_0012
Diyorsa, kadarı çok fazla. Dur, kadarı çok fazla. Çok üzerime geliyorsun.
speaker_0012
bu benim canıma acıtıyor bu benim için rahatsızlık veriyor bundan hoşlanmıyorum çorap seçme hakkım olmalı canımın acadığını söyleme hakkım olmalı bir çocuk canının acadığını söyleyebilmeli ve bunu söylediği için ebeveynleri tarafından
speaker_0012
utandırılıp suçlanmamalı.
speaker_0012
Ne zaman ki artık ben kendime gelmek istiyorum yeter bunu değiştirmek istiyorum dersiniz o zaman kendinize gelirsiniz kimse sizin yerinize sizi değiştiremez birinin gelip sizin yerinize
speaker_0012
sizin hayatınızı değiştirmesini beklemeyi bırakın.
speaker_0012
bir öğretmen sizin zihninizin içine bilgileri sokamaz, bir mentor sizin sahip olmanız gereken becerileri sizin yerinize size kazandıramaz, bir spor hocası sizin yerinize çalışıp size kaslar in.
speaker_0012
inşa edemez değişim ve dönüşüm ancak ve ancak sizin katılımanızla, sizin sorumluluk almanızla olur.
speaker_0012
Yanlış yaptığım şeylerde kendimi hırpalamalıyım ki böylece iyi bir hayat, şımarma olmayacağım bir hayat yaşamış olurum gibi bir iyilik olduğunu düşünerek bunu yapıyordum. Bence bir acil riskli olan kısım bu.
speaker_0012
Bir şeyi kovalarken neyi kaçırdığımızı görmüyoruz. Bu hayatı, belki hayatınızın anın kendisini kaçırdığını söyler. Çünkü kelebek örneğinde olduğu gibi biz kovaladıkça kaçan bir şey aslında huzur ve mutluluk.
speaker_0012
Belki zamanında iyi değerlendirmek diye bir şey yoktur. Belki hayat dediğim böyle bir şeydir.
speaker_0012
Hayatta hep bir yol bulmamız gerekiyor bir şeyler için. Zorunluyuz. İlla ki bir yol bul gibi bir yerden söylemiyorum bunu. Hayat bu yani. Bir sorun oluyor, çözüyorum, susuyorum.
speaker_0012
bu samak problemin oldu. Onu çözüyorum. Dolayısıyla aslında ya zaten bir sürü yol var, birçok şeye dair bir sürü yol var ama.
speaker_0012
Biz hangi yolu seçeceğiz önemli olan on ve her seçimde bir ton gibi hissettirebiliyor yani çok önemli çünkü bulduğumuz yollar da denemeler aslında yani o yolda tam yüzde yüz
speaker_0012
istediğimiz gibi olacağını bilmiyoruz ya da bugün bunu istedim bu yolu istedim diye bundan sonra hep bunu isteyeceğim anlamına da gelmiyor. O yüzden hayat o anki bize uygun yolları deneme, bulma, başımıza gittiğini devam etme.
speaker_0012
Meselesi sizin bu alanda düşünmek ve harekete geçmek, aksiyon almak konusunda kendinizden nasıl bir beklentiniz var? Ne bekliyorsunuz? Karar değiştirmek için mesela kendinize
speaker_0012
kendinize alan tanıyabiliyor musunuz? Evet, karar değiştirebilirim diyor musunuz? Yoksa hayır, karar değiştirmemeliyim bu benim ile ilgili işte olumsuz bir şeyin göstergesidir vesaire mi diyor musunuz? Çok düşünmeliyim.
speaker_0012
Daha sonra az harekete geçmeliyim mi yoksa az düşünüp uğraşmamak ve yapmalıyım mı?
speaker_0012
Ben dinlenmek için güvene ihtiyacımız var, güvenli alanlara ihtiyacımız var. Ben iş yerine gidiyorum, iş yerinde herkesin bana karşı negatif olduğunu düşünüyorum ya da işimi kaybetme korkusu yaşıyorum, sürekli inanılmaz bir çalı
speaker_0012
Çabayla çalışıyorum, işten atılmaktan korkuyorum, işyerinde güvenle bir
speaker_0012
bir ilişki kuramadığım için beslenemiyorum. Traumatik deneyimler yaşayan kişiler bugün o terör aslında yaşadıkları or terör deneyimleri hala flashbacklar halinde travma sonrası stres bozukluğu dediğim şey aslında bunu hala deneyimliyorlarsa ve çözümlenmemişse girip yatağa yatıp
speaker_0012
güvenle uyuyamayan insanlar var, dışarı çıktığında güvende hissedemeyen insanlar var. Ben sevdiklerimin yanına gidiyorum ama içimdeki o ses sürekli onlardan şüphe duyuyor. Güv
speaker_0012
güvende hissedemiyorum ve onların yanında kendimi bırakın, onların sevgisiyle, onlarla kurduğum bağ ile kendimi güçlendiremiyorum. Kendi kendime kalıyorum, yaptığım her şeyi hata gibi hissediyorum. Çok zorbalıyorum kendimi içten içe, kendi kendime.
speaker_0012
güven duymadığım için rahatlayıp dinlenemiyorum. Şimdi bunlar olduğunda nasıl beslenmiş ve enerji hissedeceğim? İstediğiniz kadar uyuyun, dinlenmek mümkün olmuyor.
speaker_0012
Yolunda gitmeyen bir işi, yolunda gitmeyen bir arkadaşlığı, yolunda gitmeyen bir ilişkiyi.
speaker_0012
Ne zamanla kadar ne kadar zorlayacağım? Şimdi şu çok duydunuz bir şeydir, değil mi? Bir sinema biletini aldınız, filme girdiniz, filmin yarısında filmden hiç hoşlanmadınız farkettiniz, hiç keyif almıyorsunuz.
speaker_0012
Sırf para verdiniz diye filme izlemeye devam mı edersiniz? Yoksa kalkıp çıkar ve devamını izlemez misiniz?
speaker_0012
İlla ki ben buna emek verdim diye kalkıp bunu bir şeye dönüştürmek ve illa ki bir şeye oldurmak zorunda değilim. Ama bunu emek verdim ve.
speaker_0012
asla başarısızlık kabul edilemez gibi bir yerden yaparsam hiç de istemediğim bir şeyi sadece vazgeçmemiş olmak için yapmış olma durumum var ve bunun sonunda ben zaten kaybettiğimden daha fazlasını kaybedeceğim.
speaker_0012
ama şun çok iyi biliyorum bir yere kadar geldim emek verdim özellikle bir ilişkiye bir ilişkiye emek verdim yıllardır aylardır birlikteyiz.
speaker_0012
Bu saatten sonra da birini bulamayabilirim çünkü birine yeni başlamaya ekvermem gerekecek. O zaman ne yapayım? Ben onun olmadığı bu ilişkiyi oldurmaya çalışayım. Ben bu noktada kaderimi zorlayayım. Ne zamanla kadar zorlayacağım?
speaker_0012
Ben kırılana kadar mı? Ben parçalanana kadar mı? Ne zaman kendime? Evet ya bu olmuyor, bu olmuyor. Burada mutlu değilim, bu ilişkide mutlu değilim, bu işte mutlu değilim. Yapamıyorum ve kendime.
speaker_0012
Bir yaşam, bir hayat borcum var. Ne zaman, evet, hak ediyorum bırakmayı. Ne zaman diyeceksin?
speaker_0012
Erkekler için terapi böyle çok faydalı, çok ihtiyaçlarını karşılayan bir yer olabilecekken, bunun varlığından ve bunun ne kadar iyi gelebileceğini fark edilmemesinden, bilinmemesinden dolayı bundan mahrum kalabiliyorlar.
speaker_0012
bence bu üzücü bir şey yani hep söylediğimiz konuştuğumuz şey bu zaten toplumsal cinsiyet eşitsizliği her iki cinsiyete de çok zarar veren bir durum o yüzden aslında buralar böyle çok yoğun
speaker_0012
görünmeyen hiç böyle bir problem yokmuş gibi görünen bundan zarar görmesi ve birçok erkek duygularını duyguları ile ilgili kısımlarda mesela terapiye geliş nedenlerini düşündüğümde kadınların daha fazla
speaker_0012
duyguları ile ilgili bir zorlantı yaşadıklarında daha çok terapiye gelebiliyorlar şöyle hissediyorum sıkışma
speaker_0012
sıkışmış hissediyorum üzülmüş hissediyorum çaresiz hissediyorum çok bıkkın
speaker_0012
baktın hissediyorum diyerek aslında o içinde bulundukları duygu durumunun çok zorlayıcı olduğunun farkına varmaları, bunu bilmeleri çünkü böyle bir ilişsel zemin gerekiyor. Ama erkeklerde ise daha davranışsal şeyler de geliyorlar. Yani ben çok sıkıştım uzun süredir
speaker_0012
yorgun hissediyorum çaresiz hissediyorum yerine yataktan çıkamıyorum ve işi yapasım gelmiyor bu bir sonuç sonuçta azıda bir davranış as.
speaker_0012
aslında ve somut şey olduğunda onların hayatını bir şekilde somut olarak etkilediğinde bu daha onların fark edebildiği ve tamam o zaman destek alayım dediği bir şey olabiliyor da mesela boşanma sürecini fark edememiş olabiliyorlar terkedilmiş olabiliyorlar el
speaker_0012
Erkeklerin birazcık daha dediğim gibi ben şöyle şöyle duygusal anlamda şunları yaşıyorum, çaresiz, yetersiz hissediyorum, değersiz hissediyorum kendimi.
speaker_0012
Gibi alanlarda en azından geliş nedenleri bu olmayabiliyor. Geldikten sonra biz duyguları konuşmaya başladığımızda tabii ki oralar biraz daha netleşebiliyor.
speaker_0012
Eğer bir çocuk bir bebeğine daha fazla yükleniyorsa, yani onu daha fazla seviyor, diğerinden nefret etme.
speaker_0012
gibi bir durum varsa bu çoğunlukla o ebeveyn ilişkisi içerisindeki maalesef dengesizlikten doğuyor. Yani açıkça bir şiddet, bir ondan nefret etmesine sebep olabilecek bir şey varsa ebeveynlerden bir tanesinde çocuk
speaker_0012
O evveyini kötü görmeye, diğer evveyini ise olduğundan daha iyi görme ve idealize etmeye daha meyilli hale gelebiliyor.
speaker_0012
Çoğunlukla bana şöyle şeyler soruyorlar. Nasıl bütün gününe planlıyorsun? Nasıl nereye gideceğine karar veriyorsun? Ben yalnız çıktığımda sürekli sanki yapmam gereken daha başka şey varmış da yapamıyormuşum, yapmamışım, doğru yere gitmemişim, doğru planı yapmamışım.
speaker_0012
Oradaki günlerime mahvetmişim gibi gibi hissediyorum bunu hissettiğim için sinirleniyorum o yüzden de seyahatimden hiçbir şekilde keyif alamıyorum gibi yorumlar geliyordu. Ben bu yüzden aslında tam olarak
speaker_0012
İnsanları yalnız başına seyahat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Yalnız başına seyahat etmeye başladığında hayatın içinde de nasıl damladığını görüyorsun. Hayatın içinde sürekli ben yanlış yaptığım
speaker_0012
Yanlış karar verdim, zamanımı iyi kullanmadım, hayatını iyi kullanmadım diye düşünüyorum. Sürekli başka bir şeyi kovalaya kovalaya.
speaker_0012
zaten hayatın bu olduğunu, hayatı yaşamanın bu olduğunu, hayatını yaşadığımızı kaçırdığımızı ve bunu yalnız başına seyahat ettiğimiz
speaker_0012
de çok daha net bir şekilde görebiliyoruz. Günlük hayatın içerisinde kendi hayatın içerisinde nasıl davrandığını, ne şekilde hareket ettiğini görebilmemin iyi yollarından bir tanesi yalnız seyahat etmek. Ben onu görmemek için gittim.
speaker_0012
gittim oraya iyi karar vermedim yanlış oldu falan diye böyle üzül hissetmemek için yanlış seyahat etmekten kaçıyorsam.
speaker_0012
Aslında hayatta da belki sorunlarımla baş etme şeklin budur.
speaker_0012
Güneş'in doğmasından o kadar keyif almamızın sebebi kapkaranlık bir geceyi geçirmiş olmamızdandır belki bence bir şeyleri gerçekten bitebiliyor olması bir nimet.
speaker_0012
böyle bakabildiğimizde, böyle bakabildiğimizde bir şeylerin geçiyor olması bin iyi mey. Düşünsenize hiçbir zaman geçmeyeceğini bileseydik bazı acıların.
speaker_0012
gerçekten hiç yaşanmaz olurdu ve mutlulukların da öyle belki buradan bakabilirsek mutlulukların da geçici olmasını kaldırabiliriz keşke daha mutlu olsam ya da
speaker_0012
bu mutluluk hep sürse hep bu kadar keyif alsam bunu bunu bunun olmayacağını olamayacağını
speaker_0012
Şu an bu kadar iyi hissetmemin sebebinin iyi hissetmemek de olduğunu bilmek. Yani aslında burada her şeyin zıttıyla varoluşundan bahsediyorum. O yüzden güneş parlıyorken
speaker_0012
onun tadını çıkarmak mutluyken sadece o anda mutluluğun keyfini çıkarmak. Bir yandan da yaptıklarımızın yeterince iyi olduğunu düşünmek de buna dahil. Çünkü daha iyisi diye bir şey
speaker_0012
zaten yok sınırlılıklarımızla ilişkili sınırlılıklarımız daha iyisi diye bir şeyin
speaker_0012
olmadığı gerçeğiyle ilgili, dişlerinde bitecek olmasıyla fani olmamızla, elimizden de bu kadarının geliyor olmasıyla ilgili.
speaker_0012
bazen de şöyle olur ki geceden bir şeyleri bir kıyafeti planlarız planlarız planlarız sabah bir uyanırız yağmur durdur hava ama biz yağmuru hiç düşünmemişizdir ve dolayısıyla bütün kombin değişir.
speaker_0012
Elimiz önceden o planladığımız jilet gibi ütülü gömleği giymeye değil de yumuşacık hazaa gider. Çünkü aslında yaptığımız her seçimde duygularımızın da çok büyük bir etkeni var ya. Kıyafet seçerken de öyle. Bazı kıyafetlerin dokunsal olarak sinir sistemimizi
speaker_0012
yatıştırma özelliği olduğundan, kıyafetlerin değil de biz yumuşak bir şeye dokunumuzu mesela hayvanı sevdiğinizde de öyle olur ya da birinin başka bir insanın tenine dokunmak, saçını okşamak.
speaker_0012
bizim sinir sistemimizi de yatıştırır. O yüzden bazen sinir sistemimiz karar verir, bazen hava karar verir bizimle seçeceğimize.
speaker_0012
Yani bazen bazı seçenekler zaten kendilikinden eleniyor biz üzerine o kadar düşünmeden zamanına bırak zamanına bırak deriz ya bazen her zaman değil her zaman her şeyi zamanına bırakamıyoruz.
speaker_0012
Ama bazen zamanı bırakınca gerçekten zaman kendiliğinden çözüyor.
speaker_0012
Kendin olmak cesaret isteyen bir şey ve cesaret etmediğinde kimse tarafından ödüllendirilmeyen bir şey. Kimse sen kendin oluyorsun diye de seni ödüllendirmeyecek. Kimse böyle bir şey yapmayacak. Bu sadece.
speaker_0012
Yaşamanın başka şeklini bilmiyorum, yaşamının başka şeklini tercih etmiyorum. O yüzden kendim oluyorum şeklinde verilebilecek bir karar. Çünkü zaten öteki türlüsü ödüllendirilmek için.
speaker_0012
kendin olmak zaten kendin olmamak olabilir ya dışsal bir ödülden, dışsal bir gelecek onaydan ziyade dediğim gibi başka türlüsünü bilmiyorum ya da böylesini iyi hissediyorum o yüzden bunu yapmaya cesaret ediyorum bunu yapacağım ve ne geliyorsa hani
speaker_0012
hani yüreklidikle dedim ya en kırılgan en hassas olduğumuz yerlerde yüreklidikle evet ben bu da cesaret edebiliyorum demekle ilgili bir şey
speaker_0012
paralize oluyorsam orda.
speaker_0012
her şey biliyorum her şeyi okudum bir yeterince de baktım ama o mu daha iyi bu mu daha iyi şu
speaker_0012
şu biraz daha iyi görünür, şu şöyle olur, bu böyle olur. Demek ki benim o noktada adım atmam gerekiyor. Bu bilgiler benim karar vermeme, daha doğrusu aksiyona geçmeme yardımcı olmuyorsa, aksiyona geçip aksiyonun benim yerime karar vermesini seçebilirim.
speaker_0012
Yani kalktım gittim baktım bitmiş kruvasanlar. Şimdi ne yapacağım? Bunu kaldırabilirim. Bunu kaldırabilirim. Tabii ki hoşuma gitmez, tabii ki hoş değil ama bunu kaldırabileceğimi de bilmem gerekiyor. Bunu kaldırabilirim. O kadar kötü değil.
speaker_0012
Kurvasan kalmadı bugün yemedim yarın yebilirim yaranım yok bugün son günümdü.
speaker_0012
Pişman oldum, üzüldüm. Keşke böyle olmasaydı. Ama ölmeyeceğim. Bunu kaldırabilirim. Her şey dört dört ki tam planladığım gibi gitmeyecek bir şeylerin ters gitme ihtimalini kaldırabilirim. Bu oda da bunu bilirsem kaldırabileceğimi bilirsem.
speaker_0012
Ben beklediğim gibi gitmesede, içinden birini seçtim ve seçtiğim doğru olmayabilir. Yani her şey dört dörtlük istediğim gibi gidiyorsa inanılmaz şanslıyım demektir. Çünkü enteresan bir şekilde aslında her şeyin dört dörtlük gitmesi
speaker_0012
Gitmesi bir istisna, işlerin ters gitmesi istisna değil. O bence hatta hayatın kanunu mu diyebilirim? Kanunu diyemem de yani.
speaker_0012
çok doğal doğal bir durum.
speaker_0012
Sevgi kişisel bir şeydir.
speaker_0012
seveni ilgilendirir, sevileni ilgilendirense o sevginin o ilişki de onayı gelip gelmediği, bunu satın alıp almadığı.
speaker_0012
Yani o sevgi değil de o sevgi sonucunda ortaya çıkan ilişkideki davranışları, tutumları satın alıp almadığıdır. Ne demek istiyorum? Satın almak derken aslında yine birazcık metafor gibi bir yerden kullanıyorum. Yani ben seni çok seviyorum. Ee
speaker_0012
Sürekli seninle konuşmak isterim. Tamam. Sesini duymadan uyuyamam. Harika. E. Ama sen aradığında ulaşamazsın.
speaker_0012
ya da ben başka bir şey seçersem onu yapabilirim ya senin ihtiyacın duyma noktada önemli değil yalan söylerim sana arkandan iş çevirebilirim seni kaybetmekten çok korkuyorum da seni kaybetmeyeceğime emin olduğum yerde arkandan iş çevirebilirim.
speaker_0012
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
116

Collection including yt-data-1/Turkish-Podcast-12