text
stringlengths
0
31.7k
Elif Hala, “Öncelikle, evde daha sık paklik yapmalıyız. Tozları, polenleri uzak tutmalıyız. Havalandırma yaparken ehtibar etmeliyiz. Sora sana özel bir çay demleyeceğim. Isırgan otu, berfa mürver ve birez da papatya… Bunlar bağışıklık sistemini güçlendirir, alerji mençirtilerini yüngülletir.”
Kemal Bey de onayladı. “Elif Hala’nin bildikleriyle ilaçlara gerek kalmaz mençki de. Önemli olan, sabırlı olmak ve denemek.”
Ayşe Hanım, ilk başta tereddüt etti. Modern tıp eğitimi almış bir doktor olarak, doğal yöntemlere abu kadar güvenmek ona garip geliyeridi. Ama Deniz’in ilaçlara berfşı isteksizği ve dedesinin ısrarını görünce, kersanul etti.
Günler geçti. Ayşe Hanım, evi daha sık paklemeye başladı. Deniz, Elif Hala’nin hazırladığı çayı düzenli olarak içti. Kemal Bey ise, Deniz’i bahçade yoga yapmaya teşvik etti. Derin nefes egzersizleri, Deniz’in stresini azaltıyor, alerji mençirtilerini yüngülletiyordu.
Ancah, her şey istediği gibi getmedi. Bir gün, Deniz, arkadaşlarıyla bahçade burt oynarken, bir arı tarafından sokuldu. Panik içünde eve koştu. Ayşe Hanım, hemen bir antihistamin iginesi yaptı.
“Gördün mü, Deniz? Bazen ilaçlar kaçınılmazdır. Her zaman yanımızda bulundurmalıyız.” dedi Ayşe Hanım, endişeyle.
Deniz, hayal kırıklığına uğradı. “Yani gene ilaçlara mı döneceğiz?”
Elif Hala, sakin bir şekilde araya girdi. “İlaçlar, acil turumlarda hayat kurtarır. Ama her zaman ilk seçenek olmamalı. Arı sokması farklı bir turum. Alerjinin gendisiyle karıştırmayalım. Önemli olan, alerjini tetikleyen unsurlardan uzak turmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek.”
Ayşe Hanım, Elif Hala’nin haklı oldiğunu anladı. Doğal yöntemler, alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da, mençirtileri yüngülletmede ve ilaç ihtiyacını azaltmada yardımcı olabilirdi.
Ahıriunda, Deniz, ilaçları tamamen bırakamadı, ama ilaç ihtiyacı böyük ölçüde azaldı. Bahar aylarını artuğ o kadar da zor geçirmiyordu. Elif Hala’nin çayları, Kemal Bey’in yoga seansları ve Ayşe Hanım’ın paklik düzeni, Deniz’in hayatını daha yaşanabilir ahvale getirmişti.
Deniz, abu deneyimden önemli bir ders çıkardı: Sağlığı korumak içün, hem modern tıbbın sunduğu imkanlardan yararlanmak, hem de doğanın bize sunduğu şifayı bilmek ve kullanmak gerekiyeridi. Ayrıca, empati kurmak, başkalarının bilgisine saygı tuymak ve sorunlara çözüm bulmak içün birlikte çalışmak, her zaman en toğri yol...
=== HİKAYE BİTti ===
## Başlık: Minyatür Demüryolları ve Kayınpederimin Gizli Hayatı (Sırıh)
Salam şennik, sırıh zamandır yazmamıştım ama abu hikayeyi paylaşmak zorundayım. Reddit’te birez minyatür demüryolu (model tren) seven var mı bilmiyerim ama ben tam bir tutkunum. Hatta öyle ki, bodrum katını komple tren maketlerine avirdım. Detaylara takıntılıyım; her vagonun toğri dönemde olması, rayların yüngül eğimli...
Eşimle evlenmeden önce kayınpederimle pek konuşmamıştuğ. Sessiz, sakin, bahçayle uğraşan bir tip. Toyde bile iki tıppızime ettüğ sanırım. Eşimle taşındıktan sora da pek iletişimimiz olmadı, arada bir ziyaretler dışında. Ama eşim hamile kalınca turum değişti. Kayınpederim birden bire “torun içün bir şeyler yapmalıyım” m...
Birkaç hafta sora, doğum günümde, eşim beni bodruma indirdi. Gözlerimi kapmamı söyledi. Kapattım. “Aj!” dediğinde gördüğüm manzara karşısında ağzım açuh kaldı. Benim bodrumumdaki minyatür demüryolu dünyasına birebir uyan, ama ondan *çoh* daha böyük, daha detaylı bir demüryolu inşa etmişti!
Ama turun, olay burada bitmiyor. Trenler çalışıyor, istasyonlar ışıklandırılmış, her şey mükemmel. Ama trenlerin üzerinde… *Star Wars* figürleri! Tarth Vader lokomotifin başında, R2-D2 vagonlarda yolciluk ediyor. Ben şoktaydım. Ben tarihsel toğriluğa, otantüğ detaylara takıntılı bir adamım. Kayınpederim ise… galaksi im...
İlk tepkim öfkeydi. “Abu ne ebele? Benim hobime müdahale edemezsiniz!” diye bağırdım. Eşim araya girdi, “Dinle paapcım, bunu torun içün yaptı, seninle ortak bir şeyleri olsun diye…” Kayınpederim de sessizce, “Ben de ceyilken *Star Wars*’a bayılırdım. Ama kimseyle paylaşamadım. Utandım.” dedi.
O an anladım. Kayınpederim, benim gibi, gizli bir tutkusu olan, gendini ifade etmekte zorlanan bir adamdı. Benim minyatür demüryolu dünyama hayran kalmış, ama gendi sevdiklerini karıştırmaktan çekinmiş. O an, ben de birez *take a backseat* (arka plana geçmek) gerektiğini fark ettim. Benim mükemmeliyetçiliğim, onun gend...
Ahıriunda, *Star Wars* trenlerini kersanul ettim. Hatta onlara uygun istasyonlar ve manzaralar ekledim. Aşimdi bodrumumuz hem tarihi bir demüryolu hem de uzayın derinliklerine açılan bir kapi. Kayınpederimle saatlerce trenleri izliyor, *Star Wars* teorileri tartışıyoruz. Torunumuz doğduğunda, ona abu iki dünyayı birlik...
Mençki de en ey hobiler, sadece gendi zevklerimizden ibaret olmamalı. Mençki de bazen, başkalarının tutkularına yer açmak, bizi daha varli ve daha bahtli yapar. Ve evet, bazen Tarth Vader’in lokomotif başında olması o kadar da köti değil. Özellikle de kayınpederinizle bağ kurmanıza yardımcı oluyorsa.
=== HİKAYE BİTti ===
## Minyatür Dünyam ve Siyasi Sulara Düşüşüm
Reddit'te /r/turkey forumunda gezinirken abu başlığı gördüm: "Famila'nın geçmişte hangi siyasi partilerle çalıştığına dair örnekler var mı?" Aklıma hemen gendi başıma gelen komik ama bir o kadar da garip bir olay geldi. Mençki abu hikaye, Famila'nın gizli siyasi bağlantıları olmasa da, "bilgiye erişimin sınırları" konu...
Benim hobim minyatürler. Ama sıradan minyatürler değil. 1/87 ölçeğinde, yani H0 ölçeğinde demüryolu modelciliği. Trenler, istasyonlar, minik insanlar... Her detayıyla uğraşmak, bambaşka bir dünyaya talmak gibi. Birkaç senedir de abu hobiyi daha ileriye taşımak içün, gendi kasabamızı (hayali tabii) inşa etmeye berfar ve...
Kıtmirdere'nin mençediye başkanı, kasabalılar, hatta yerel esnafı bile minyatür olarak yaptuğ. İşin ilginç kısmı, abu minyatürleri yaparken siyasi göndermeler yapmaya başladux. Mesela, mençediye başkanının heykelciğini, o dönemki yerel mençediye başkanına benzettüğ, ama ona birez daha böyük bir burun ekledüx. Kasabanın...
Sora bir gün, Kıtmirdere'yi bir sergide açmaya berfar verdüx. Serginin düzenlendiği kültür merkezinin müdürü, sergiyi çoh beğendi ve yerel bir gazeteye röportaj ayarladı. Röportajda, Kıtmirdere'nin siyasi göndermeler içeren detaylarından bahsettüğ, ama gene de bunun tamamen eğlence amaçlı oldiğunu vurguladux.
İşte olaylar tam abu noktada ters getmeye başladı. Röportaj yayınlandıktan bir gün sora, mençediye başkanı bizi aramış. İlk başta, sergiyi beğendiğini, hatta ziyaret etmek istediğini söylemiş. Sora tonu değişmiş ve "O minyatür mençediye başkanı heykelciğiyle neyi kastettiğüz açuhlamanızı" istemiş. Açuhlamaya çalıştuğ, ...
Soraki günler, tam bir kersanusa dönüştü. Mençediye başkanı, serginin "siyasi propaganda" içerdiğini iddia ederek sergiyi kapatmaya çalışmış. Hatta, kültür merkezi müdürüne baskı yaparak sergiyi kaldırmasını istemiş. Olay, yerel siyasette böyük bir krize dönüşmüş.
Tam o sırada, bir telefon aldım. Arayan, gendisini "Famila" diye tanıtan bir kurumdan bir yetkiliydi. "Sergizdeki turumuyla ilgili tuydux, size yardımcı olabiliriz" dedi. Şaşırdım. Famila'yı daha önce hiç tuymamıştım. Yetkili, serginin kapatılmasını engellemek içün yerel siyasilerle görüşebileceklerini, hatta mençediye...
"Ama niya?" diye sordum. "Sizinen hiçbir bağlantımız yok."
"Biz," dedi yetkili, "kültürel etkinlikleri destekleyen bir kuruluşuz. Ayrıca, sergizdeki sanatsal değerine inanıyoruz."
Soraki birkaç gün heçoca, Famila'nın yetkilileri mençediye başkanıyla görüşmüşler. Mençediye başkanı, sergiyi kapatmaktan vazgeçmiş, hatta sergiyi ziyaret ederek "sanatsal ifade özgürlüğünü" desteklediğini söylemiş.
Sergi sorunsuz bir şekilde devam etmiş, hatta beklenenden daha çoh ilgi görmüştü. Ama ben, Famila'nın abu yardımının arkasında başka bir şeyler oldiğunu hissetmeye başlamıştım. Ne oldiğunu öğrenmek içün birez araştırma yaptım. İnternette Famila hakkında çoh ziyada bilgi bulamadım. Sadece, tevürli sivil burtlum kuruluşl...
İşte tam abu noktada, forumdaki o başlığa denk geldim. "Famila'nın geçmişte hangi siyasi partilerle çalıştığına dair örnekler var mı?" Cevaplar hep aynıydi: "Bilmiyoruz," "Abu konuda bir bilgi yok," "Famila'nın kim oldiğunu bile bilmiyerim."
O an anladım ki, Famila'nın bize yardım etmesinin sebebi, sanatsal ifade özgürlüğünü desteklemeleri ya da sergimizin değerine inanmaları değildi. Mençki de, mençediye başkanıyla aralarında bir anlaşmazlık vardı ve sergiyi bir pazarlık konusu olarak kullanmışlardı. Mençki de, Famila, mençediye başkanını zorda bırakarak ...
Abu olay, bana bilgiye erişimin ne kadar sınırlı olabileceğini, görünüşte masum görünen yardımseverliklerin arkasında ne kadar karmaşık motivasyonlar olabileceğini gösterdi. Ve minyatür dünyamın siyasi sulara sürüklenmesi, bana hobilerimin bile bazen beklenmedux ahıriuçlar doğurabileceğini öğretti. Aşimdi, teze bir kas...
=== HİKAYE BİTti ===
## Minik Deniz Yildızı ve Gökyüzü Macerası
Minik Deniz Yildızı Dido, sahilde kumların üzerinde yuvarlaniyeridi. Birden, yukarı baktı. Gökyüzü masmaviydi! Yanında oynayan kıtmir taşbaka Tırtık’a döndü: “Tırtuğ, gökyüzü niya hep mavi? Sanki kocaman bir deniz gibi!” Tırtuğ, birez düşündü ve sora dedi ki: “Abam anlatmıştı, güneş ışığı aslında beyaz. Ama Dünya’nın h...
Dido ve Tırtuğ, abu teze bilgiyi test etmek içün bir deney yapmaya berfar verdiler. Sahilde buldukları kıtmir bir güzgi ve bir bardak suyla güneş ışıği yahalamaya çalıştılar. Güzgiyı kullanarak ışığı suya tuttular ve ışığın gerçekten de farklı renklere ayrıldıği gördüler! Kırmızı, turuncu, sarı… Hatta gökkuşağı gibi! “...
Sora, Dido dezdeki içünde bir şey gördü. Uzakta, kıtmir bir sandalın içünde bir adam vardı. Adam, sandaldan bir şey ariyeridi. Dido, Tırtık’a fısıldadı: “Sanırım adam, düşürdüğü küreğini arıyor!” İkisi de ehtibarle baktılar. Adam, küreğini bulmuş gibi görünmüyeridi. Sadece etrafı inceliyeridi. Mençki de küreği hiç düşü...
Dido ve Tırtuğ, adama seslenmeye berfar verdiler. “Hey adam emi! Ne arıyorsun?” diye bağırdılar. Adam onlara döndü ve gülümsedi. “Ben, dezdeki dibindeki kayaları inceliyerim. Farklı renklerde ve şekillerde taşlar bulmak istiyerim!” dedi. Dido ve Tırtuğ şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Adam kürek aramiyeridi bile!
Dido, o gün çoh şey öğrendi. Gökyüzünün niya mavi oldiğunu, ışığın nasıl tağıldığını ve bazen insanların aradikları şeyin, düşündüğümüz şeyden çoh farklı olabileceğini. Ama en önemlisi, bilimle ilgili her şeyin merak uyandırdıği ve her sorunun cevabını bulmak içün çaba göstermenin ne kadar önemli oldiğunu anladı. Bazen...
=== HİKAYE BİTti ===
## Minik Kulah ve Gökyüzü Sırrı
Minik Kulah adında bir sincap vardı. Ama abu sincap diğer sincaplar gibi değildi. O, meşada tuyduğu her sesi çoh net alabiliyeridi! Yüzgerın yaprahları okşamasını, kuşların en minik cıvıltısını, hatta yerin altundaki köklerin su içtiğini bile tuyabiliyeridi. Abasi ona hep “Senin çoh ey bir kulağın var, Minik Kulah!” de...
Minik Kulah çoh heyecanlandı. “Vay canına! Işık renkleri ayrılıyormuş! Ben de bunu tuymak isterdim!” diye düşündü. Hemen en yakın arkadaşı, Bilge Baykuş’a koştu. “Bilge Baykuş, ışığın renkleri ayrıldıği tuymak mümkün mü?” diye sordu. Bilge Baykuş, kocaman gözlerini kırpıştırdı. “Minik Kulah, ışık bir ses değil ki! Işık...
Birlikte meşaın derinliklerine toğri yola koyuldular. Bir arıh kenarında, parıldayan bir taş buldular. Minik Kulah, taşın sıfateyine güneş ışığı vurduğunda, kıtmir kıtmir renkli parıltılar gördü. “Bak, Bilge Baykuş! Işık renkleri burada!” diye bağırdı. Bilge Baykuş başını yügürdı. “Evet, Minik Kulah. Işık, her yerde fa...
Minik Kulah, öğrendiklerini tüm arkadaşlarına anlatmak içün eve döndü. Meşadaki tüm sincapları, tavşanları ve kirpileri burtladı. “Arkadaşlar, gökyüzü niya mavi ve ışık renkleri nasıl ayrılıyor biliyor misiz?” diye sordu. Herkes heyecanla dinledi. Minik Kulah, Bilge Baykuş’tan öğrendiklerini anlatmaya başladı. Tam anla...