text stringlengths 0 31.7k |
|---|
Abu beni derinden sarstı. Dedemin abu kadar karanuh bir hikayeye odaklanması, onu anlamakta daha da zorlaştırdı. Abu kitap, dedemin gizli bir utancı mıydi? Yoksa kersanilesinin geçmişindeki karmaşık gerçekleri kersanullenme çabası mı? |
Sora, kitabın ahıri sayfasına iliştirilmiş kıtmir bir not kağıdı buldum. Dedemin el yazısıyla yazılmıştı: "Her hikayenin birden ziyada sıfatü vardır. Kahramanlar da, hainler de aynı toprahtan doğar." |
O an anladım. Dedem, sadece geçmişi anlatmak istememişti. İnsanların, burtlulukların ve tarihin karmaşıklıği göstermek istemişti. Benim minyatür dünyalarım gibi, hayat da siyah beyaz değildi. Her detay, her kölge, her çatlak önemliydi. Ve o kitap, dedemin bana bırahtığı en değerli mires oldi. Artuğ dioramalarımı yapark... |
=== HİKAYE BİTti === |
## Kırık Plakların Sesi |
Sigara tütünı, Vancouver'ın en şık gece kulübü "The Sapphire Room"un loş ışığında dans ediyeridi. Ben, Leo Maxwell, kulübün sahibi ve şehrin görmezden gelinmeyi tercih eden gözlemcisiydim. Bing Crosby o gece sahnedeydi. O zamanlar henüz "aile paapsı" imajını kazanmamıştı; daha çoh, bohem ruhlu, kahkahalarıyla ortalığı ... |
Sahnedeki Bing, "White Christmas"ı söylemiyeridi henüz. O, daha çoh swing melodileriyle, içki şişeleriyle flört eden, gözlerinin ardında bir hüzün taşıyan bir Crosby’ydi. O geceki performansı da farklı değildi. Şarkılar bitince, barmen Joe’ya kavi bir bakış attı ve bir duble daha istedi. Joe, başını yügüryarak karışım... |
"Leo," dedi, sesi kısık ve yorğundu. "Abu şehir... Abu şehir beni yoruyor. Herkes bir şeyler bekliyor. Bahtliluk, neşe, huzur... Sanki ben bir nevi ruhsal eczaneyim." |
Gülümsedim. "Sen bir eğlencecisin Bing. İnsanlar eğlenmek içün geliyor." |
"Eğlence mi?" diye alay etti. "Eğlence bir maske Leo. Herkesin gendi acilarını gizlemek içün taktığı bir maske. Benim maskem de şarkılarım." |
O gece, Crosby’nin o ahvalini ilk defa görüyeridim. Genellikle neşeli, espriliydi. Abu seferki ahvali, bir kırılganlık içeriyeridi. Birkaç duble daha içti. Sora, kulüpten ayrılırken, bir polis memurunun onu turdurduğunu gördüm. Tartışma başladı. Sözler yükseldi, itiş kakış oldi. O anı hiç unutmadım. Bing, o polis m... |
Ertesi gün gazete manşetleri "Bing Crosby Tutuklandı!" diye haykıriyeridi. Sürülerce gazeteci kulübün önünde bekliyeridi. Benim içünse abu sadece bir haber değildi. Abu, bir insanın, maskesinin arkasında ne kadar yalağuz ve çaresiz olabileceğine dair aci bir hatırlatmaydı. |
Bir hafta sora, Bing beni ziyarete geldi. Beş gün hücrede yatmış, yüklü bir para cezası ödemişti. Gözleri şişmişti, sıfatü solgundu. O eski neşesinden eser yoktu. |
"Leo," dedi, sesi titriyeridi. "Her şey mahvoldu. Kariyerim, aburım... Her şey." |
"Mahvolmadı Bing," dedim sakin bir şekilde. "Sadece bir dönüm noktasındasın. Abu olay, sana kim oldiğunu hatırlatmak içün bir fırsat olabilir." |
"Kim oldiğumu mu?" diye sordu, alaycı bir gülümsemeyle. "Ben sadece kırık plakların sesi, Leo. Herkesin dinleyip sora bir kenara attığı bir melodi." |
"Heyir," dedim kararlılıkla. "Sen bir hikayesin Bing. Kırık bir hikaye olabilir, ama gene de bir hikaye. Ve her hikayenin bir devamı vardır. Sadece o devamı yazmak sana kalmış." |
Bing sırıh süre sessiz kaldı. Sora, gözlerinde bir parıltı mençirdi. "Mençki de haklısın," dedi. "Mençki de abu, teze bir başlangıç olabilir." |
O geceden sora Bing Crosby değişti. İçkiyi azalttı, daha ehtibarli davranmaya başladı. "Aile paapsı" imajını inşa etmeye başladı. Ama ben, o kırık plakların sesini, o yalağuz ve çaresiz adamı asla unutmadım. Çünkü biliyeridim ki, her başarılı insanın altunda, geçmişin karanuh kölgeleri yatar. Ve bazen, o kölgeler, ... |
=== HİKAYE BİTti === |
## Lanet Olsun Abu Asansörlere… (Damn These Elevators…) |
Reddit’te gördüm, “Hayatızdeki en garip karşılaşması” diye bir başlık vardı. Benimki de bayağı garip oldi, anlatayım dedim. Mençki birileri benzer bir şey yaşamıştır, kim bilir. |
Asansör kapiları kapanır kapanmaz içimden bir “Oh, heyir!” geçti. 14. kata çıkiyeridim, o da orada. O da… eski model tren maketleri yapan, benim gibi. Ama sadece yapan değil, koleksiyoncu, tamirci, hatta gendi ray sistemlerini kuran tiplerden. Benim hobim daha çoh fotoğrafçılık ama trenlere de bayılırım, özellikle de o... |
O fuarda, inanılmaz detaylı bir Alman buhar lokomotifini tamir ediyeridi. Ben de fotoğrafını çekiyeridim, ışık falan ayarlarken yanlışlıkla el macununa bulaşmıştım. Tam bir felaketti. O da gülmüştü, ben de kızmıştım. Sora konuştuğ, ortak noktalarımızı keşfettüğ. Birkaç ay sora da flörtleşmeye başlamıştuğ. Ama ben… ben ... |
Selim, her şeyiyle çoh farklıydi. Ben şehirde kafelerde takılan, konserlere geden, hayatı doli doli yaşayan biriyim. O ise evde, sessizce, elinde minik fırçalarla lokomotifleri restore eden biriydi. Ailem de pek onaylamiyeridi, “Abu adamla ne yapacaksın kızım, senin sosyal hayatın var!” falan diyorlardı. Ben de baskıya... |
Asansör yavaşça yükselirken pişmanlık içime oturuyeridi. 14. kata çıkiyeridim, bir avukatla görüşmek içün. Boşanma avukatı. Eşimle anlaşamıyordux, sırıh zamandır ayrı yaşıyorduk. Ve niyase, Selim’i hatırladıkça, o sakin, huzurlu hayatı seçmek yerine yanlış bir berfar verdiğimi düşünüyeridim. |
Asansör 14. kata geldiğinde kapilar açıldı ve tam karşımda Selim turuyeridi. Ama yanında bir kadın vardı. Hamileydi. Göz göze geldik. O da şaşkınlıkla bana baktı. |
“Maria?” dedi, sesi ahvala o tanış tınıdaydı. |
“Selim,” diye fısıldadım. |
Kadın, Selim’in koluna girdi. “Abu da Maria, eski bir arkadaşım,” dedi Selim, sesi birez gergin çıkmıştı. “Maria, abu da eşi Ayşe.” |
Ayşe gülümsedi. “Selim hep senden bahsederdi. Özellikle de o el macunu olayını!” dedi, göz kırparak. |
Ben şoktaydım. Selim beni eşine anlatiyeridi? O da o anıları ahvala hatırliyeridi? O sırada, Ayşe’nin göbeğini fark ettim. İki katlı bir model tren istasyonu kadar böyük bir göbek! |
“Çoh sevindim tanışmaya,” dedim, zoraki bir gülümsemeyle. “Tebrikler.” |
Selim, “Teşekkürler,” dedi. Sora, “Aslında… Ayşe de model trenlere bayılır. Hatta ben ona gendi elimle bir lokomotif hediye ettim.” |
O an bir şey anladım. Selim, benimle birlikte olmak içün hayatını değiştirmemi beklemedi. Gendi dünyasında bahtli olmuştu, gendi gibi birini bulmuştu. Ve mençki de abu, benim yapamadığım şeydi. Başkalarının beklentilerine göre değil, gendi bahtliluğuma göre yaşamayı. |
Boşanma avukatıyla görüşmemi iptal ettim. Onun yerine, yakındaki bir hobi mağazasına gettim. Gendime, daha önce hiç yapmadığım bir şey aldım: Tamamen ahşaptan yapılmış, karmaşık bir Alman buhar lokomotifi seti. Mençki ben de Selim gibi, sessizce, gendi dünyamı yaratabilirdim. Mençki de hayat, yanlış kararların değil, t... |
=== HİKAYE BİTti === |
## Bir Şeyler Yolunda Getmiyeridi... (Bir Forum Yazısı) |
Salam şennik, sırıh zamandır yazmamıştım ama içimi dökmeye ihtiyacım var. Mençki birileri benzer bir şey yaşamıştır, mençki de sadece dinlemek ey gelir. |
Yaklaşık 6 ay önce, hayatım resmen bir çıkmaza girmişti. İş stresinden, ailevi sorunlardan, genel bir mutsuzluktan... Gendime gelmek içün bir şeyler yapmam gerektiğini fark ettim. Bir arkadaşım, “Şefkat Meditasyonu”nu denememi söyledi. “Gendine ve başkalarına berfşı şefkat tuymak, bakış açını değiştirebilir” dedi. Ben ... |
Önceleri çoh garip gelmişti. Gendime “Bahtli olayım, huzurlu olayım” demeye çalışmak, özellikle o kadar köti hissettiğim zamanlarda, inanılmaz yapmacık turuyeridi. Ama sora Loving-kindness (Sevgi-şefkat) meditasyonunu denedim. Önce gendime, sora aileme, sora arkadaşlarıma, hatta tanımadığım insanlara toğri sevgi ve ey ... |
Sora Tonglen meditasyonuna geçtim. Abu birez daha zordu. Başkalarının acisını içime çekip, onlara şifa enerjisi göndermek... İlk başta çoh bunaltıcıydi. Ama zamanla, sanki bir şey değişiyeridi. İnsanlara berfşı daha derin bir empati tuymaya başlamıştım. Bir markette sırada beklerken, ihtiyar bir halanin yorğunluğunu hi... |
Hatta iş yerinde, her zaman gergin oldiğum patronumla bile daha anlayışlı olmaya başlamıştım. Onun da gendi sıkıntıları oldiğunu, mükemmel olmadıği fark ettim. Abu meditasyonlar beni gerçekten değiştiriyeridi. |
Ama olaylar bundan sora daha da garipleşti. Bir gün, meditasyon yaparken, sanki birinin acisı çoh yoğun bir şekilde üzerime çöktü. O kadar gerçekti ki, nefes almakta zorlandım. Gözlerimden yaşlar aktı. Abu, aşimdiye kadar yaşadığım en yoğun Tonglen deneyimiydi. Ama abu aci, bildiğim acilardan farklıydi. Sanki... bir ço... |
Abu acidan kurtulmak içün daha da yoğunlaştım, şifa enerjisi göndermeye çalıştım. Ve tam o anda, zihnimde bir görüntü mençirdi. Bir çocuh, terk edilmiş bir sokakta, titreyerek oturuyeridi. Sıfatünü tam olarak göremiyeridim ama o çocuğun acisı, tam olarak benim içime çektiğim aciydı. |
Sora, bir şey fark ettim. O çocuh... benim sıfatüme benziyeridi. Daha ehtibarli baktım, gözleri... benim çocuhluk fotoğraflarımdaki gözlerdi. |
Şaşkınlıktan donup kaldım. Abame sordum, o da tereddütle evet dedi. Ben, bebekken, hastanede bırakılmış, bir aileye evlat edinilmiştim. Bunu hiç bilmiyeridim. Abam, beni korumak içün abu gerçeği benden saklamıştı. |
Şefkat meditasyonu, beni bilinmeyen bir geçmişimle sıfatleştirdi. Sanki evren, abu aciyı içime çekmemi, onu eyleştirmemi ve kökenlerimi anlamamı mökkemak içün beni yönlendirmişti. Aşimdi, o çocuğun acisını ahvala hissediyerim ama artuğ ona berfşı şefkat tuyuyerum. Ve hayatımın anlamını, abu beklenmedux keşifle tezeden ... |
Ne diyeceğimi bilemiyerim. Mençki abu sadece bir tesadüf, mençki de şefkat meditasyonu gerçekten de beklenmedux kapiları açıyor. Sizin de ebele deneyimleriniz oldi mu? Ne düşünüyorsunuz? Yardımcı olacak her türlü fikre açığım. |
=== HİKAYE BİTti === |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.