text stringlengths 0 20.4M |
|---|
Bunlar, Tahir Elçi’nin kolektif katilinin unsurları. RTÜK, bir utanç ve faşizm abidesi. Tahir Elçi’li programdan dolayı, CNN Türk ve Ahmet Hakan’a yüz milyarlarca ceza; Ahmet Hakan ve Hürriyet canileri serbestin de ötesinde, ödüllendirilmiş: Elebaşı, şimdi Bakan yardımcısı. Beyaz’a ve Ayşe öğretmene linç; kanala da büyük ceza. |
Hem cahil hem de hain insansılara, önce şunu söyleyelim: Terör örgütü diye bir örgüt türü olamaz. Terörizm, bir ideoloji değil, bir eylem metodudur; insanları dehşete düşürerek mefluç hâle getirmeye yönelik. |
Terör, yani insanların yüreğine dehşet salıp ürkütme, tırsıtma yıldırma. En beklenmedik yerde, en beklenmedik hedeflere, en beklenmedik zamanda şiddet uygulayıp, herkesi şiddete maruz kalmayı bekler hâle getirip, değil bir şeyler yapmak, var olduğunu bile belli etmemeye sevk etmeye yönelik eylemlerde/icraatta bulunma. |
Her şiddet eylemi terör/tedhiş olmadığı gibi, terörizm de sadece şiddet eylemleri aracılığıyla gerçekleşmez: “Herkese çay bedava; ama Tayyip’e çay yok” pankartından dolayı insanlar gözaltına alınıp yargılanıyorsa, burada tam tamına bir terör/tedhiş rejimi var demektir. |
İnsanları dinlerinden, mezheplerinden, inançlarından veya inançsızlıklarından dolayı şiddet ve linç hedefi hâline getirmek, tabiî ki alçakça, terbiyesizce, edepsizce ve de canice bir faaliyettir; ancak, daha de önemlisi, burada kendini gösteren IŞİD’ciliktir. Bunların ‘reis’leri, sigara içenlerin parmaklarını kestirtmesine bir adım kalmış bir IŞİD’cidir: Siyasal İslamcının ılımlısıyla radikali arasındaki fark, aynı bir fotoğrafın negatifi (arabı) ile pozitifi arasındaki kadardır. |
Tamam, sigara içmek sağlık açısından pek iyi bir alışkanlık değildir; ama, ne bir suç, ne de sırf Suriye’de Suudî ve Katarlı saldırganlarla birlikte iç savaş çıkartıp dört yüz bin kişinin ölümüne, on milyondan fazla insanın yerinden yurdundan edilip çoluk çocuk Ege sularında boğulmalarında baş aktör olmak misali bir caniliktir. |
Sigara özgürlüğü olmazmış. Tam tersine, sigara içenleri cezalandırmak, hiçbir hukuka sığmaz. Sigara içmenin yasaklandığı kamu mekânlarında tiryakiler için özel odaların tahsis edilmemesi bir insanlık suçu ve de tiyatronun en ön sırasına oturup çiklet patlatmaya mümasil postmodern bir görgüsüzlüktür. |
Bir de ‘alkol kullanma’ diye bir tabir var. Yarayı temizleme dışında, alkol kullanma diye bir şey olmaz. Rakı, şarap veya herhangi başka bir içki içilirken, biz insanlar alkol kullanıyor değil, keyif de veren bir sıvı besin maddesini tüketiyoruzdur. Ama putperest kafalı ilkel, burada kafayı alkole takmıştır. |
‘Putperest kafalı’ tabirini kullanıyoruz; zira put, sahip olduğu olumlu veya olumsuz kullanım değerinden bağımsız olarak kendisine değer ve güç atfedilen nesnedir. Somutlaştırmak üzere şu örneği verelim: İçerdiği alkol, kendisine şu veya bu şekilde zarar vermesi söz konusu olmadığı, yani herhangi bir olumsuz kullanım değeri taşımadığı hâlde, sırf alkol de içeriyor diye bir temizlik maddesini kullanmaktan kaçınan insansı, tam tamına putperest paradigma içinde davranıyor demektir. |
Sigara ve içki içmeyi madde bağımlılığı çerçevesinde uyuşturucu kullanımıyla özdeşleştirenlere ve içki kadehi/sigara buzlattıran soytarılara söyleyeceklerimizi bir sonraki yazımıza bırakmak üzere, iyi haftalar. |
İlginçtir, Türkiye’de Bakanlık bütçesinden karşılıksız olarak sinema eserlerine yardım tarihinin başlangıcı Yeni Dünya düzeninin ilan edilmesiyle yaşıttır. Aynı tarih Türkiye’ye Hollywood’un dağıtım şirketleri aracılığıyla doğrudan girmesine, Warner Bros. ve UIP’nin Türkiye’de şubelerini açmasına tanıklık ediyor. Ve süreci tamamlayan ise özellikle Brezilya dizilerinin Türkiye’de tavan yapması ve neredeyse bir hastalık derecesinde Türkiye’de prime time’da birinci olmaları. |
Şimdi bu üç olguyu birlikte düşünelim ve zaman içinde neler olduğuna bakalım. 1990’lardaki olguları netleştirelim: |
1. Hollywood, Türkiye’de doğrudan dağıtım sürecine başlıyor. 1968’de 3 bin olan sinema salonu sayısı, 300’e düşmüş, küçülme oranı yüzde 90. Hollywood şirketleri, sinema salonlarını tadilata alıyor, sistemi yeniliyor, tüketim tipini değiştiriyor, reklama başlıyor ve sinemayı ayrıcalıklı bir tüketim davranış tipine dönüştürüyor. Artık hedef kitlesi net olarak aile değildir, tam aksine çocuklar ve gençlerdir. Sinema salonları da AVM’nin içine yerleştiriliyor. |
2. Bakanlık destekleri başlıyor. Desteklerin özelliği karşılıksız olması. İkinci olarak ise süreci tamamlayan, festivallerin durumu. Festivallerin manevi merkez olmaları ikinci plana düşüyor, istikrarlı biçimde festivallerin maddi özendirici yanı güçlendiriliyor, sanılanın aksine ödülleri belediyeler vermiyor artık, doğrudan Bakanlık karşılıyor. Ayrıca festivallerin sayısı artıyor. |
3. Türkiye’de özel televizyonlar açılıyor, art arda dizi yapımları özellikle 1990’ların ikinci yarısından itibaren başlıyor. Bu sürece geçilene kadar ise devreyi Arzu Film’in güldürüleri tamamlıyor, dönemin starı Kemal Sunal. O kadar ilginç ki aynı oyuncunun oynadığı filmler televizyonda neredeyse (şaka gibi!) bin kez prime time’da birinci oluyor. Ondan önce ise televizyonlarda Brezilya dizileri patlaması var, büyük bir reyting patlaması yaşıyorlar, öyle sıradan ev kadınları falan değil, bizim aptallığı ve sonradan görmüşlüğüyle ünlü sosyetemiz de Brezilya dizileri seyrediyor. Sürece dair Yeşilçam’ın en önemli senaristi Bülent Oran’ın yorumu net: Yemeyenin malını yerler! |
Bu süreçte, o yılların sinemaya yeni başlayan isimleri, sanat filmi yapacağız diye ortaya çıkıyorlar ve bunların yaptıkları filmlere dair yorumlar ve bunlara ilişkin basında i) söyleşi ile yer verme, ii) filmlerine dair yapılan yorumlarda bir patlama yaşanıyor. Örneğin Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz ile yapılan söyleşiler ve basında haklarında çıkan yorumlar ve haberleri topladığımızda, ikisinin toplamı Lütfi Akad, Yılmaz Güney, Metin Erksan, Halit Refiğ’in toplamından daha fazla. Aynı süreçte, Türkiye’de özel üniversiteler art arda açılıyor ve İletişim Fakülteleri ile Sinema-TV bölümleri –yatırıma ihtiyaç duymadan- açılmaya başlıyor. Sonuç garip: Türkiye’deki toplam iletişim fakültesi öğrencisi sayısı, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın üçünün toplamından daha fazla. |
Bu arada Yeni Türkiye Sineması filmlerinin özellikle büyük ödül almış filmlerinin toplam seyircisi neredeyse yalnız ve yalnız Yılmaz Güney’in bir ‘Arkadaş’ filminin seyircisi bile etmiyor. |
Çünkü Türkiye’deki yeni sistem, artık sanat filmleri yaptıklarını iddia eden yönetmenlerin seyirciye seslenmek, halka ulaşmak ve halkla doğrudan temas etmek özelliği kalmamış, hatta bunun için çaba da göstermiyorlar, hatta gizliden gizliye vatandaşla artık basın-TV-dijital dünya ile bağları var. |
Süreci tamamlayan ise korsan dvd’nin patlaması ve bütün Avrupa’nın en kolay erişim sağlanan Dünya Sinema Tarihi arşivinin Türkiye’de oluşması. |
Artık sanatçı ne halka hesap veriyor, ne iktidara karşı dikleniyor, ne halka erişmeye çalışıyor: Bütün bu süreç içinde ise bir yandan Cumhuriyet’e saldırılıyor, öte yandan gericilik büyük güç kazanıyor ve süreci tamamlayan ise korkunç bir şiddetin eşlik ettiği bir “iç savaş” var. |
Yeni Türkiye Sineması “Vatandaş rıza” için üretilmiyor, yabancılaşmıştır ve sanal âlemde ulufe ile yapılan, “olmayan-meydanların kahramanları” ile vitrini süsleyen bir sinema. |
Devlet destekli, kamu katkısıyla yapılan filmlerin o ülkelerin filmlerini giderek daha çok festival odaklı ve “sanat” maskesiyle ülke dışına yöneltmesi gibi, sinema yabancılaşıyor, bu arada muhalif ve radikal sinemacılar sektörün dışına itiliyor ve sistem yabancılaşıyor. |
Türkiye sinema Brezilya sanat aile AVM dizi film Kemal Sunal İngiltere Fransa almanya basın Avrupa Cumhuriyet darbe festival tarih söyleşi patlama |
Deco Sert Karbür kalıpçı frezesi çeşitli ebatlarda bulunmaktadır. Modellerimiz ve fiyat teklifi için arayabilirsiniz. Ayrıca 8 parça ve 10 parça set kalıpçı frezesi de bulunmaktadır. |
HAKKINDA |
2002 yılında İstanbul Sefaköy Sanayi Sitesinde kurulmuştur. 2015 Yılından itibaren İkitelli Organize Sanayi Bölgesi İşbatı İş Merkezinde bulunan modern ofisinde faaliyetlerine devam etmektedir. |
Gezinme Anahtar Kelimesi - Visitor Analytics |
Gezinme Anahtar Kelimesi |
Gezinme Anahtar Kelimesi nedir? - Ziyaretçi Analizi Sözlüğü |
Gezinme anahtar kelimeleri, bilgi amaçlı anahtar kelimelerin(bilgi arayan) ve işlemsel anahtar kelimelerin(arayan) aksine, arama motorlarının belirli bir sayfaya gitme niyetindeolan bir arama sorgusunun parçası olduğunu belirleyebileceği bir uzun kuyruklu anahtar kelimetürünü ifade eder. satın almak). Satın alma kararları açısından, gezinme anahtar kelimeleri "dikkate alma" aşamasıyla ilişkilendirilir. |
Gezinme anahtar kelimesi nedir? |
Sinirsel eşleme kullanan modern arama motorları, kullanıcıların gerçekleştirdiği bazı arama sorgularının arkasındaki amacı anlamayı öğrenmiştir. Bunun kesin olarak belirlendiği algoritma kamu bilgisi olmasa da, aramayı yapan kişinin niyetine ve satın alma kararına bağlı olarak en az üç tür uzun kuyruklu anahtar kelime olduğunu varsayabiliriz: |
Bilgilendirici anahtar kelimeler ("bil") |
Gezinme anahtar kelimeleri ("git") |
İşlemsel anahtar kelimeler ("do") |
Bilgilendirici anahtar kelimelersöz konusu olduğunda, kullanıcı bilgi arıyor. Bu durumda sorgular bir soru olarak formüle edilebilir veya rehber, öğretici, karşılaştırma, gözden geçirme,oylama gibi kelimeleri içerebilir . |
İşlemsel anahtar kelimeler, bir şey satın alma niyetini önerebilir. Bunlar satın al, nereden alınır, rezerve, kitap, rezervasyon, fırsatlar, indirim, sipariş, satılıkvb. kelimeleri içerebilir. |
Öte yandan, gezinme anahtar sözcükleri, kullanıcının amacının, zaten büyük olasılıkla farkında oldukları, ancak bir nedenden ötürü doğrudan web adresini yazmadığı belirli bir sayfaya gitmek olduğunu gösterir. |
Gezinme anahtar kelimeleri, marka adlarını, ürün adlarını, hizmet adlarını, yakınım, yol tarifi, fiyatlar, maliyetvb. gibi konumlarveya sözcükleri içerebilir. Örneğin, Ziyaretçi Analizi ve bazı özelliklerine zaten aşina olan bir kullanıcı, şurada bir arama yapın: Visitor Analytics başlangıç paketi fiyatı. |
Optimize etmek için gezinme anahtar kelimelerini nasıl kullanabilirim? |
Kolayca optimize edebileceğiniz bilgilendirici ve işlemsel anahtar kelimelerin aksine, markanızın zaten farkında olan kişiler tarafından gerçekleştirilen gezinme amaçlı anahtar kelime optimizasyonu için yapılacak pek bir şey yoktur. |
Ancak, ayrı konular ve özellikler için ayrı sayfalarla web sitenizin çok iyi bir iç organizasyonunuoluşturmak önemlidir. |
Ayrıca her şey düzgün bir şekilde etiketlenmeli ve uygun anahtar kelimeler kullanılmalıdır. Bu şekilde, web sitenizde çok özel bir şey arayan kullanıcılar, ana sayfa veya diğer genel içerik sayfaları yerine doğrudan ilgili içeriğe yönlendirilecektir. |
“Hem bu komünist bilincin kitlesel bir ölçekte üretilebilmesi hem de davanın kendisinin başarısı için, insanların kitlesel bir ölçekte değiştirilmesi, ancak pratik bir hareket içinde,bir devrimde gerçekleştirilebilir; dolayısıyla, sadece egemen sınıf başka bir yolla devrilemeyeceği için değil, ama aynı zamanda, onu deviren sınıf ancak bir devrimde kendisini geçmişin bütün pisliğinden temizleyebileceği ve yeni bir toplumu kurmaya uygun duruma getirebileceği için de devrim zorunludur.”7 |
Lenin ise 1919 yılında, kuruluşun sorunlarıyla boğuşurken, burjuva koşullar altında yoğrulmuş ve onun ruh durumu ile doldurulmuş bir insan malzemesinin oluşturduğu bir aygıtı kullanmanın çaresizliğinden söz ediyor. Biraz daha ileri giderek, ütopyacı sosyalistlerden ayrıldıkları noktayı, sosyalizmi onlar gibi saksılarda ve seralarda yetiştirilmiş değil, kapitalizmde yetiştirilmiş malzemeden yararlanarak kurmak isteyişlerine dayandırıyor. Bu malzemenin “yüzlerce ve binlerce yıllık kölelik, toprak köleliği, kapitalizm, küçük bireysel işletmecilik ve pazarda bir yer ya da ürünü veya emeği için daha yüksek bir fiyat elde etme uğruna herkesin komşusuna karşı yürüttüğü savaş ile çürütülmüş” olduğunu söylüyor.8 |
“Sosyalizmi kurmaya soyut insan malzemesi ile ya da bizim için özel olarak hazırlanmış insan malzemesi ile değil, kapitalizmin vasiyetinde bize bıraktığı malzeme ile başlayabiliriz, başlamalıyız.” 9 |
Ukrayna Tanklarını ASELSAN Modernize Edecek | Kanal Finans |
Ana sayfa Haberler Ukrayna Tankl... |
Ukrayna Tanklarını ASELSAN Modernize Edecek |
UkrOboronProm'dan yapılan açıklamada, ASELSAN tarafından üretilen elektro-optik nişan alma sistemlerinin, Kiev Zırhlı Araç ve Tank Fabrikası'nın modernize ettiği tanklarda kullanılması için temaslarda bulunulduğu bild irildi. |
Tanklar için 360 derecelik tam bir koruma kalkanı oluşturan, yüksek teknoloji radarı AKKOR'un 2010 yılında başarı ile test edilmişti. AKKOR sistemi tank üzerine gelen roket veya tank savar füzesini çok kısa sürede algılayarak, yaklaştığı anda patlayarak imha etmek üzere tasarlanıyor. CİHAN |
24 Şubat 2021 Çarşamba - 12:35 |
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a katıldığı AK Parti İzmir İl Kongresi'nde yüzüğünü öperek sevgisini gösteren Murat Kurt, "Recep Tayyip Erdoğan'ı, vefat eden babamın yerine koydum. Öptüğüm yüzük, Erdoğan'ın bana hediyesiydi. Onu görünce sevgimden, kendimden geçiyorum. İçimden ağlamak geliyor. İzmir'de kendisinin manevi evladıyım. Sosyal medyada, yüzüğü öpüp sevgimi gösterdiğim anlar bazı kişiler tarafından çarpıtıldı. Beni ve sevgi gösterimi karaladılar" dedi. |
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Halkapınar Spor Salonu'nda 22 Şubat Pazartesi günü düzenlenen AK Parti İzmir 7'nci Olağan İl Kongresi'nde vatandaşları selamladığı sırada, temizlik personeli Murat Kurt (42) sevgisini, yüzüğünü öperek gösterdi.? Murat Kurt, Demirören Haber Ajansı'ma (DHA) konuştu. |
?Kurt, "Cumhurbaşkanımız bir önceki İzmir ziyaretinde Bilal Saygılı Cami'nin açılışını yaptı. Cumhurbaşkanını görmek için alana gittim. Karşımda görünce sevgimden ağladım. Bunu fark eden Cumhurbaşkanı, 'ağlama, ağlama' dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a o zaman atkı hediye ettim. Kendisi de karşılığında bu yüzüğü hediye etti. Sosyal medyada, yüzüğü öpüp sevgimi gösterdiğim anlar bazı kişiler tarafından çarpıtıldı. Beni ve sevgi gösterimi karaladılar. Zoruma gitti, üzüldüm. 'Para karşılığı yaptığımı hatta zengin olduğum' iddia edildi. Oysa asgari ücretle çalışan, 43 yıldır Bayraklı'da gecekonduda yaşayan, vatan, bayrak, ezan sevdalısı bir gariban vatandaşım. Yaşadığım yer belli, isteyen gelip görebilir. Biri epilepsi hastası iki çocuğum var. Annem, babam vefat etti. Bu dünyada hiç kimsemiz yok, bir tek rabbimiz var. Para, pul benim için ikinci planda. Trilyonları verseler, İzmir'in tamamının tapusunu verseler, para için bu şekilde sevgimi göstermem. Recep Tayyip Erdoğan'a 'baba' dedim. Allah onun ayağına taş değdirmesin" diye konuştu. |
Aslen Mardinli olduğunu ancak 42 yıldır İzmir'de yaşadığını söyleyen temizlik görevlisi Murat Kurt, evinde Erdoğan'ın fotoğraflarının olduğu bir köşe bulunduğunu da belirtti. (DHA) |
Can Dostum - Film Gösterileri - istanbul.net.tr, Kültür Sanat Etkinlikleri, Konser Tiyatro İstanbul Şehir Rehberi |
Tarihler: 08 Nisan 2015 Çarşamba ~ 08 Nisan 2015 Çarşamba 21:30 |
Yer: Atlas Sineması Salon 2 |
Ücret: Genel Satış - Tam: 19,00 TL Öğrenci: 19,00 TL Ön Satış - Tam: 17,30 TL Öğrenci: 17,30 TL |
istanbul.net.tr Nis 8, 2015 ~ Nis 8, 2015 |
Senarist: Matt Damon, Ben Affleck |
Görüntü Yönetmeni: Jean-Yves Escoffier |
Kurgucu: Pietro Scalia |
Özgün Müzik: Danny Elfman |
Oyuncular: Robin Williams, Ben Affleck, Casey Affleck, Cole Hauser, Matt Damon, Minnie Driver, Stellan Skarsgård |
Yapımcı: Lawrence Bender, Chris Moore |
Yapım Şirketi: Lawrence Bender Productions, |
Dünya Hakları: Miramax |
ABD / 1997 / 35 mm / Renkli / 126´ / İngilizce; Türkçe altyazılı |
ANISINA: ROBIN WILLIAMS |
1998 Oscar En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (R. Williams), En İyi Senaryo |
1997 Altın Küre En İyi Senaryo |
1998 Berlin Gümüş Ayı: Üstün Başarı (M. Damon) |
Amerika'nın en saygın üniversitesinin en parlak zekâsı, öğrenci değil; yerleri siliyor… Kafasının dikine giden Will Hunting, zehir gibi bir zekâsı olmasına rağmen hayatta hep ikmale kalıyor. Birkaç kez polisle de başı belaya girince, Will'in son şansı, belki de onun içini okuyabilecek tek kişi olan psikoloji profesörü oluyor. Geçmişiyle yüzleşmeyi sonunda göze alan Will'in önündeki tek engel, aslında kendisi… Deha, güven ve eğitim hakkında yapılmış en iyi filmlerden biri olan Can Dostum, Robin Williams'ın en iyi performanslarından biri olarak anılıyor. |
Beyaz Lale Kart Satış 26-27 Mart saat 10:30: Kırmızı - Sarı Lale Kart Satış 28 Mart saat 10:30 Ön Satış 03 Nisan saat 10:30 Genel Satış |
Virgin Adaları nerede, hemşerim? - Mehmet Edip Ören |
Virgin Adaları nerede, hemşerim? |
En son "Virgin Adaları" rezaleti çıktı. 80 milyonun adını bilmediği bu Ülkede niye şirketlerimiz faaliyette bulunur? Ziraat Bankası kredileri niye buralara akar... Turkcell'di, Çukurova'ydı, Ruslardı, Varlık Fonu'ydu nasıl bu işin kahramanları olur. Milyar dolarlar (TL. değil) nasıl havalarda uçuşur. Biri lütfen açıklasın... Bana değil, tazminatını ödeyemedikleri doktorlara açıklasınlar, senelerdir atama bekleyenlere açıklasınlar. Ben biliyorum, kısacası halka açıklasınlar... |
17 Ocak da geldi, kapımıza dayandı… Bulunduğunuz bölgeler de kışı, düzgün yaşıyor musunuz yoksa bir acayiplik var mı? Doğrusunu isterseniz, ben bu sene hiçbir şeyi yerli yerinde bulamadım. Sanki, ilahi el, ne kadar olay varsa, bir kavanozun içine koyup çalkalamış gibi… |
Beni hiç ilgilendirmiyor ama bu aralar ABD'nin derdi birilerini gerdi… Hâl böyle olunca da bir iki laf etmek vacip oluyor… Amerikan Temsilciler Meclisi Başkanı, Genel Kurmay Başkanını arıyor. Niye mi… Trump bir delilik yapıp, nükleer bir saldırı yapmasın diye… Burada beni ilgilendiren ve sizle paylaşmak istediğim en önemli olay, bir kişiye bel bağlamanın, bütün yetkileri ona vermenin, ne kadar tehlikeli olduğunun görülmesidir… Kendi sosyal medyasının bile kapanmasına mâni olamayan Başkan'ın yarattığı tedirginlik ortada… Ya birde, olağanüstü yetkilerle donanmış olsaydı. Düşünmek bile istemiyorum… Olayların orijin çıkış sebebi "Oylarımız çalındı" iddiaları… Bu durumdan şikâyet abesle iştigaldir… Sen idareyi elinde bulunduracaksın, bütün güvenlik birimlerine komuta edeceksin ve "çalındı" diyeceksin… En hafifinden, görev ihmali, bana göre de suçu vardır… Halk arasın da bu gibi olaylara ve kişilere "yavuz hırsız" derler… Korkarım bu durum, diğer dünya ülkelerine de sıçrayabilir… Birileri, seçimi kaybedince "çalmışlar" diyebilir. Oyları defalarca saydırabilir… Baktı ki olmadı, seçimi yenileyebilir… Maazallah bu durumlar her an yaşanabilir… Ayıbı olan sistemler, zaman kazanmak ve yolsuzluk belgelerini karartmaya bu yollarla teşebbüs edebilir… ABD'deki bu seçimin diğer bir faydası da, diktatör zihniyetlere verdiği mesajlardır… Trump'ı en önce, en yakınındakiler terk etti… Hepsi bir bir istifalarını verip gittiler… Herhangi birileri, Canlı yayınlara bağlanıp, "Benim suçum yok. O ne derse onu yaptım" dedi mi bilmiyorum ama mutlaka demiştir… İyi ki gitti… ABD – Türkiye ilişkilerinin iki kara olayı vardır. Birincisi, geri zekalı, inek çobanı Johonson'ın, mektubu, ikincisi ise, çağdaş geri zekalı , Trump'ın yazdığı mektup… Birinci mektuba, Kıbrıs Barış harekatıyla gerekli cevap verilmiştir… İkinci mektup maalesef daha acı bir mektuptu. Buna herhangi bir askeri operasyonla cevap veremezdik… Mal varlığı gündeme getirilen, dünyanın gelmiş geçmiş en dürüst lideri RTE, olayı hesaba bile katmayarak, yok sayarak ve de "hodri meydan açıkla ve bildiğini yap yoksa şerefsizsin, alçaksın, namussuzsun" bile demeye tenezzül etmeyerek, gerekli cevabı vermiştir. Daha doğrusu cevaba muhatap bile görmemiştir… Ha, mektubun "ekonomik tehdit" kısmı ne olacak diyenlere de merak etmeyin asla bir şeyler olmaz, gerekirse yeni IBAN açıklar, tahribatın on mislini toplarız, diyeceğim… |
"Bu Sayıştay ne yapmak istemektedir. Basın tokadı gitsinler" sakın yanlış anlaşılmasın. Ca- Ce'nin beyanatından bir alıntı yapmıyorum… Ama eli kulağındadır. Çok kısa zaman da Terörist- TKML'ci- FETÖ'cü gibi suçlamalara maruz kalabileceğini düşünüyorum… Bu ara patatesçiler de önlerini boş buldular, satamadıkları, dolu depolar önünde ağlayıp sızlıyorlar… Zaten teröristlikleri ilan edilişti, şimdi tescillenecek… Dönelim mevzuya. Muhalefet, propaganda yapmadan, sadece Sayıştay raporlarını, kitap haline getirip halka ücretsiz verse yeter. Pardon geri alıyorum. Bizim millet okumaz, onla soba tutuşturur. En iyisi CD haline getirip dağıtmak… Yahu, dipsiz kuyu. Neler yok ki. En son "Virgin Adaları" rezaleti çıktı. 80 milyonun adını bilmediği bu Ülkede niye şirketlerimiz faaliyette bulunur? Ziraat Bankası kredileri niye buralara akar… Turkcell'di, Çukurova'ydı, Ruslardı, Varlık Fonu'ydu nasıl bu işin kahramanları olur. Milyar dolarlar (TL. değil) nasıl havalarda uçuşur. Biri lütfen açıklasın… Bana değil, tazminatını ödeyemedikleri doktorlara açıklasınlar, senelerdir atama bekleyenlere açıklasınlar. Ben biliyorum, kısacası halka açıklasınlar… |
Artık şek ve şüphe götürmeyecek şekilde çalışanların ve emeklilerin ceplerine el atılmış, bu sene de bayağı külliyatlı bir miktar çalınmıştır… Verilen zam miktarı otoyol ve köprülere yapılanın yarısı bile olmamıştır… Bir daha ve üstüne basarak dile getiriyorum… Enflasyon rakamları tespit edilirken, hangi mağazanın hangi malının fiyatı esas alınmıştır? Devlet arşivinde bunların dökümü mutlaka mevcuttur. Kanunen vatandaşın bile bilgi edinme hakkı varken, muhalefet (kripto) bu işin peşine niye düşmez? Belediyelerin açıkladığı tek şehir, Corona ölüm vakaları bile, Türkiye sayısından fazla iken, niye belgeler ortaya konmaz. Mutlaka her il, her gün bir liste ile Sağlık Bakanlığını bilgilendiriyordur… Gene bilgi edinme hakkı çerçevesinde, en azından, muhalefet (kripto) niye öğrenme pozisyonuna geçmez… Neden neden, sabaha kadar sayalım bitmez… Bu SMA durumu da buna benziyor… Evet, bu 2,5 milyon $'a mal olan Gen tedavisi muhtemelen para tuzağı veya vahşi kapitalizmin aracı olabilir… Bir ara Romanya'da, Gençlik Aşısı buldum diyen bir doktor, Anna Aslan vardı. Bütün dünyayı çarptı… Gen tedavisi de böyle olabilir… Bakanlığın, geniş bir dokümanla halkın karşısına çıkması gerekmektedir… Kimlere yapılmış, o kimselerin iyileşme oranları, yan tesir riskleri vs. her şey, başta hasta yakınlarının ve milletimizin gözü önüne serilmelidir… Yani şeffaf olunmalıdır. Olay, üç kuruş meselesinin ötesinde tutulmalıdır… Para milletin parasıdır ve milletin evlatlarına harcanmalıdır… Mesela Kasko Sigortası, çok pahalı bir Jeepin parçalanmasına karşılık, bunu ödeyemem diyebilir mi…Şirket diyemez ise, devlet hiç diyemez… Bir Ana Baba %1 bile umut ışığı görse, evladı için her şeyini feda edebilir… Ya Babaların babası Devlet Baba, hangi günler için var ki… |
Yazının sonunu bizden bir haberle bitireyim… Geçtiğimiz hafta "Çalışan Gazeteciler Günü"ydü. Hükümet 20 yıl öncesine göre, "Basın özgürlüğü arttı" dedi. Ne dersiniz… Cevap uluslararası sistemden geldi… Türkiye 180 Ülke arasında 154. sırada… RTE de "Basın özgürlüğü vazgeçilmezimizdir" dedi… "Alo Fatih"ler halâ zihinlerde… Sürmanşet olacak, Damat istifasından ne yandaşı ne havuzu 27 saat bahsedemedi. Alt yazı bile geçemediler… Demek ki vazgeçilemeyecek özgürlük buymuş… |
Trajikomik diyeceğim ama o da kesmiyor… randevular alınıyor, sıralama belli, her hastanede odalar kuruldu, frigorifik kamyonlar medya maymunu oldu, dolaplar hazır, aşı olanlar ekranlarda, hemşireler teyakkuzda, sadece, aşı yok… Gözünüze dizinize durmasın. Bu kadar kusur kadı kızında da olur… Birde bardağın dolu tarafına bakmayı öğrenebilseniz… |
Yeni hafta, yeni umutların filizleneceği bir iklimle başlar İnşAllah… Allah'ıma emanet olun. Hoşça kalınız… |
Film Tut Sözünü (2014) Türkçe Dublaj Full HD film izle |
HD Film Izle » Dramatik komedi filmleri » Tut Sözünü (2014) film izle |
Tut Sözünü (2014) izle |
Tut Sözünü türkçe dublaj |
Yalçın ve Bahadır, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki yakın arkadaştır. Ancak Yalçın'ın beklenmedik ölümüyle iki dostun yolları acı bir şekilde ayrılır. Yalçın'ın deli dolu hallerini özleyen Bahadır'ın bir gün kapısı çalınıverir. Ölümüne çok üzüldüğü çılgın arkadaşı Yalçın'ın hayaletini karşısında bulur! Üstelik yalnız da değildir, yanında Bernardo adında bir İtalyan trapezci vardır. Yalçın tutmadığı bir söz yüzünden öbür tarafa geçiş yapamamış ve arafta kalmıştır. Bu sözü yerine getirebilmesi için de ona yardım edebeilecek tek kişi yakın dostu Bahadır'dır. Üç günlük zaman içerisinde Yalçın'ın sözünü yerine getirmesi şarttır, ancak bu şekilde huzur bulabilecektir. Bahadır ise bir yandan ona yardım etmeye çalışırken başına olmadık işler açılır. Öte yandan da aynı işyerinde çalıştığı ve bir türlü açılamadığı Demet'le arasındaki platonik aşk, macerasına tuz biber ekecektir. |
Yönetmenliğini ilk uzun metrajlı işine imza atan Oğuz Çelik'in üstlendiği fantastik komedi türündeki Tut Sözünü filminin oyuncu kadrosunda Kemal Uçar, Giray Altınok, Burak Serdar Şanal, Demet Özdemir ve sinemamızın deneyimli ismi Zafer Algöz yer alıyor. Filmin müzikleriyle Emrah Erdemir'e ait. |
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof.Dr Mustafa Çalış Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay’ı makamında ziyaret etti. |
Ziyaret esnasında Kayseri Şeker Fabrikası Genel Müdürü Osman Canıtez ve Rektör yardımcıları da hazır bulundu. Kayseri Şeker ziyaretinde üniversite-sanayi işbirliği ve Ar-Ge çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi. |
Çubuk vanilyayı uzunlamasına ikiye bölüp ortasındaki vanilya tohumlarını çıkarın. Çıkarttığınız tohumları, böldüğünüz vanilya çubuğunu ve pudra şekerini çukur bir kaptaki Sütaş Süzme Yoğurt’un üzerine alıp çırpıcı yardımıyla karıştırın. Acıbadem kurabiyelerini rondoda çekin. Çilekleri ve kayısıları doğrayın. Servis kaselerine sırasıyla 2 kaşık çekilmiş acıbadem, doğradığınız meyveler ve çırptığınız vanilyalı Sütaş Süzme Yoğurt’u yerleştirin. Vanilyalı Yoğurtlu Acıbademli Meyveleriniz servise hazırdır. Not: Sütaş Süzme Yoğurt yerine Sütaş Labne kullanabilirsiniz. |
Fire Song - Catherine Coulter | Romancekolik |
Saat 02:51'de Hanife Albayrak (Romancekolik) tarafından yayınlandı. |
Kitap Adı: Fire Song |
Yazar Adı: Catherine Coulter |
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ, Bodice-Ripper |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.