Kırmancki
stringlengths
1
451
Türkçe
stringlengths
1
2.28k
Deutsch
stringlengths
1
1.01k
English
stringlengths
1
847
bedel [Ar.]
bedel, karşılık
Gegenwert, Gegenleistung, Preis, Ersatz
price, quid pro quo, (present) equivalent (value)
beden [e.] [Ar.]
beden
Leib, Korpus, Körper
body
bee
kapora, güvenmelik (bir işi yapmak ya da yaptırmak için önceden verilen para)
null
null
beê
güve
null
null
bêye [d.] [bot.]
1) ayva 2) güve
1) quitte 2) Motte, Falter
1) quince 2) moth, tineid
beg [e.] (Memed Beg - Mehmet Bey) [Soğd. → Avesta]
bey, bay, beyefendi
Herr
Mr. (mister)
begefendi
beyefendi
null
null
bejne
boy?pos
null
null
bêkes [sıf.] [Far.] (1)
bikes, kimsesiz
alleinstehend, ohne Anhang, menschenleer
living alone, unattached, deserted
bela [Ar.]
bela
Unglück, Unheil, Strafe, Heimsuchung
misfortune, disaster, tragedy
bêle (hêga bêle keno - tarlayıkürekliyor) [Orta Far. bel]
kürek
Schaufel
shovel
belek
alaca, benek
null
null
belekın [sıf.]
alacalı, benekli
gesprenkelt, gefleckt
spotted, speckled
beli kerdene
belli etmek, belirlemek
null
null
beli niyo
belirsiz
null
null
beli [sıf.] [Tr.]
belli
bekannt, klar, offenbar, offenkundig, bestimmt, ersichtlich, einleuchtend
certain, specific, particular, given, clear, apparent
bêmezg [sıf.]
beyinsiz
beschränkt, dämlich
stupid, silly
bêmıcar [sıf.]
beceriksiz
null
null
bênamus [sıf.]
namussuz
null
null
beno
olur, olabilir, mümkün
kann, kann sein
can, can be, It may
beno ke [gram. → 2]
1) olabilir ki, ihtimal ki, ola ki de, olur ki de 2) olabilirlik (dil bilgisi)
1) kann, kann sein, möglicherweise
1) can be, It may, It may be that
beqa qori [anat.]
dizin arka kısmı
null
null
beqe [d.] [Sanskr.] [zool.]
kurbağa
Frosch
frog
ber [Far. bar → Orta Far. → Eski Ìr. dvara]
1) ürün, hasat, mahsul 2) den başka, den gayri, dışında, dışarı3) kapı4) ırk, soy (hayvanlarda) 5) yaranın içindeki sıvı, iltihap, irin
1) Produkt
1) product
berbayene (berben- , berba-, -berb- ), bermayene [Orta Far. bramiden, buramiden, Part. barmadan]
ağlamak
weinen
cry, weep
berber [e.] [Far.]
berber
Friseur, Herrenfriseur
barber
kuafor [Fr. → Lat.]
kuaför
Friseur
hairdresser
berbi(ş)
ağlama, ağlayış
null
null
berbi(ş) fitene (berben fiştayene)
ağlatmak
zum Weinen bringen
make (somebody) cry, reduce somebody to tears
bêrcino xêr!
geçmiş olsun!
null
null
berdene (ben-, berd-, ber- ) [f.] [Far. → Orta Far. burden → Avesta berte]
götürmek
wegbringen, fortbringen, wegtragen, hinbringen
to take away, to move on, to carry away, to take (or accompany) there
berdos/e [e./d.] [Far.]
berduş (evsiz barksız kimse, başıboş, serseri kimse)
Landstreicher/in, Vagabund/in, Penner/in
landloper, vagabond, tramp
bêrê!
gelin!
kommt!
come!
bereket [Aram./Süry. → İbr.]
bereket
Segen, Fruchtbarkeit, Überfluss
yield, abundance, fertility, fruitfulness
bereketın [sıf.]
bereketli
gesegnet, segensreich, fruchtbar, ertragreich, ergiebig
fruitful, fertile, prosperous, productive, rich
bereketiye
bereketlilik
null
null
berık
kürek kemiği
null
null
berime were
anlaşalım, barışalım
null
null
bertel
iptal
null
null
bêseveknayene [sıf.]
korumasız
null
null
bêsıtar [sıf.] (1)
biçare, ortada kalmış
arm, bedauernswert
poor, pitiable, pitiful, piteous
beso [sıf.]
kâfi, yeter, yeterli, yetecek ölçüde olan
genug, genügend, hinreichend
enough, sufficent
bet u ben
bet beniz
null
null
bêter [sıf.] [Far. → Orta Far.]
beter, daha kötü, çok kötü
schlechter
worse
betırpêrar (betêrpêrar)
üç sene önce, üç yıl önce
vorvorletztes Jahr, vor drei Jahren
three years back, three years ago
betırperarey
dört gün önce
vor vier Tagen
four days ago
beton [e.] [Fr. → Lat.]
beton
Beton
concrete
bêxeber [sıf.]
habersiz
null
null
bexo
kendi(si)
null
null
bext [Far. → Orta Far.]
baht, talih, kısmet, kader
Schicksal, Los
fate, destiny, lot
bêbext [sıf.]
bahtsız
unglückselig
unfortunate
beyan [e.] [Ar.]
beyan, bildirme
Erklärung, Deklaration
explanation, elucidation, declaration
beyanname [Ar./Far.]
beyanneme, bildiri
null
null
beyiye
çadır direkleri
null
null
beynelminel [sıf.] [Ar.]
beynelmilel, uluslararası, milletlerarası
international
international
bêzar [Far.]
bizar, bezme, bıkma, usanç, aciz, yılgın
überdrüssig sein, erschöpft, abgearbeitet, gelangweilt
to be weary (or tired) of something, exhausted, worn out (with work), bored
bêzar biyayene
bıkmak, usanmak, bezmek, can sıkıcı
langweilen, ermüden, satt haben, leid
be sickened with, have done with, frustrated
bêzar kerdene
bıktırmak, usandırmak, bezdirmek
null
null
pisello (bezelye) [d.] [bot.] [İt. → Lat. → Eski Yun.] (2)
bezelye
Erbse
pea
bezn
benz
null
null
bıçka şire
babko
null
null
bıko! (bıko bıko! buko!)
oğlum! ey oğul!
(mein) Junge! (mein) Sohn!
my boy! my son!
bılbıl/e (bılvıl/e) [e./d.] [Far.]
bülbül
Nachtigall
nightingale
bılknayene
köpür köpür kaynamak
null
null
bılqır bılqır
kaynama
null
null
bımbarek [sıf.] [Ar.]
1) kutlu (kutlamada kullanınan söz) 2) mübarek, kutsamak 3) verimli, bereketli
1) Glüchwunsch, festlich, froh 2) heilig, gesegnet 3) fruchtbar
1)congratulation, festive 2) holy 3) fertile
bın [sıf.]
alt
untere(r, s)
nether, lower
bınê
altlık, dip
unter
under
bınê çapala xo kerdene, bınê hıma xo kerdene, bınê emrê xo kerdene
kendi egemenliği altına almak
null
null
bınê çapale gurutene
eli altına almak
null
null
bınê ... de (bınê koy de - dağın altında)
altında
null
null
bınê guretene (1)
1) kök salmak 2) altınıtutmak (yemeklerde)
null
null
bınê mayete de
egemenliği altında
null
null
bınge guretene
kök salmak
null
null
Bıra [e.]
1) erkek kardeş, abi, birader 2) bir erkek ismi
1) Bruder 2) Jungenname
1) brother 2) boy name
barrayene (barren-, barra-, -barr- ) [f.]
bağırmak
schreien
cry
bırak [e.]
1) kadının erkek dostu 2) dost
1) Geliebter 2) Freund Helfer
1) lover, paramour (m) 2) friend, helper
bırake [d.]
manita, erkeğin kadın dostu
Geliebte
lover, paramour (f)
baraye
bağırış
null
null
bırayine
kardeşlik
null
null
bırene
bağı
null
null
bırrnayene (bırrnen-, bırrna-, -bırrn- ) [f.]
1) kesmek 2) biçmek, biçki yapmak (dikiş için)
schneiden
cut
bırnayış
kesme
Schnitt, Anschnitt
cutting
bıroçık [e.] [bot.]
meyveleri yenilen bir yaban ağacı
null
null
bıros
kova
null
null
bırr [e.] (1)
orman
Wald
forest
bırrek (bırrak) [e.] (1)
testere
Säge
saw
bısewçi
kurutun küçülmüş hali
null
null
bıxecelne (bıxezelne)
oyala, eğlendir
lenk ab
distract, deflect
bızange (bıjange) [d.] [anat.]
kirpik
Wimper
eyelash
bıze [d.] [zool.] [Far.]
keçi
Ziege
goat
bızêk/e [e./d.] [zool.]
genç oğlak
Zicklein (junges einer Ziege)
goat
bızki
favori
null
null
bibere (Capsicum) [d.] [Yun. → Eski Yun. → Sanskr.] [bot.]
biber
Paprika, Pfeffer
paprika, pepper
bidon [e.] [Fr.]
bidon
Kanister
can, container
bij
bulantı
null
null
bilasa [Ar.] (2)
bilhassa
insbesondere, eigens
especially, particularly
qevda desti [d.] [anat.]
bilek
Handgelenk
wrist
blok [e.] [Fr.]
blok
Block
block
bilye [e.] [İt.]
bilye
Murmel
marble