Search is not available for this dataset
text
stringlengths
50
177k
Enerji ve endüstriden kaynaklanan küresel CO2 emisyonları 2014’ten bu yana sabit kalırken kümülatifte sera gazı emisyonları yavaşça artmaya devam ediyor.
Rapora göre böyle giderse küresel seragazı emisyonları 2020 yılında 2°C ve 1.5°C hedefleri için olması gereken seviyenin üzerinde olacak ve 2030’da bu hedeflerden geri dönülemeyecek şekilde sapmış olabiliriz.
Koşullu ve koşulsuz Ulusal Katkıların tamamının gerçekleştirildiği göz önüne alındığında dahi 2030’daki salım açığı 2°C hedefi açısından 11-13.5
GtCO2e, 1.5°C hedefi açısından ise 16-19 GtCO2e olacak (Şekil 1).
Raporda pek çok G20 ülkesinin ulusal taahhütlerini gerçekleştirebilmeleri için hali hazırdakilere ek yeni politikaları hayata geçirmesi gerekiyor.
Devlet dışı aktörlerin (sivil toplum, yerel yönetimler, şirketler, üniversiteler, STK’lar vb.) salım açığını kapatmada hatırı sayılır rol oynayabilirler.
Raporda ısrarla 2030 öncesindeki iklim eyleminin önemi üzerinde duruluyor.2018’deki Kolaylaştırıcı Diyalog sürecinin bu konuya dair ülkelerin ihtiyaçlarına yanıt vermesinin olmazsa olmaz olduğu belirtiliyor
1-http://www.dw.com/tr/küresel-ısınmayla-mücadelede-önemli-adım/a-36050156
2-https://www.icao.int/environmental-protection/Pages/market-based-measures.aspx
3- Arif Cem Gündoğan 2017 “Yetmiyor: İklim Değişikliği ile Etkin Mücadele için Daha Fazla ve Daha Hızlı Azaltım Şart”İklim Postası 6 Kasım 2017.www.iklimpostasi.org
SPD Hidropolitik Akademi ,BM’nin İklim Değişikliği 23. Taraflar Konferansında (COP23)
COP23’te Ne Oldu ? Mücadelenin Ekseni Nereye Kayıyor?
Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:
E-posta (zorunlu) (Adres hiçbir zaman paylaşılmayacaktır)
WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. ( Çıkış Yap / Değiştir )
Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. ( Çıkış Yap / Değiştir )
Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. ( Çıkış Yap / Değiştir )
This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.
Kategoriler Kategori Seçin Araştırma Geliştirme Atıksu Arıtma Çevre Çevre Güvenliği Biyoçeşitlilik Dijital Su Ekolojik tabanlı su yönetimi Enerji Enerji Güvenliğ GAP Göller Göllerimiz ve sulak alanlarımız Gıda Gıda Güvenliği Hidroelektrik Hidroloji Kent Selleri Kent Taşkınları Kuraklık Makaleler Orta Asya’nın Su Sorunları Ortadoğu’nun Yeni Su Denklemi RAPORLAR Su Su Diplomasisi SU EĞİTİMİ Su Finansmanı su güvenliği Su Kaynakları Su Kirliliği Su ve Enerji Su ve Kalkınma Su Yasası Su Yönetimi Su’dan Savaşlar sulama yönetimi Sınıraşan Sular Tarımsal sulama Taşkınlar Toprak Erozyonu Uncategorized Yeni Enerji Jeopolitiği Yeni Orta Doğu ve Yeni Su Denklemi Yeraltısuyu Zebra Midye Ziyaretler İçme suyu İklim Değişimi
Kuraklık RAPORLAR su güvenliği Su Yönetimi İklim Değişimi
Kirlenen Sularımız Canlıları ve Doğal Dengeyi Tehdit Ediyor!
SPD Başkanı Yıldız ; Su bir ulusal güvenlik meselesi ama siyasetin gündeminde yeterince yer almıyor !
DSİ Emekli Genel Md. Yrd. İlker Özel; Sulak alanlar sıradan su kütleleri değildir
Melen Barajı'nın Son Durumu -SPD Başkanı Yıldız :İstanbul suyunda talep yönetimi şart
SPD Başkanı Yıldız ; Su bir ulusal güvenlik meselesi ama siyasetin gündeminde yeterince yer almıyor !
Kirlenen Sularımız Canlıları ve Doğal Dengeyi Tehdit Ediyor!
DSİ Emekli Genel Md. Yrd. İlker Özel; Sulak alanlar sıradan su kütleleri değildir
GAP’ta Sulama Ana Kanalı Tamamlandı. Mardin Ovası Fırat'ın Suyuyla Buluşuyor!
Küresel ısınma ve şehir selleri neyi ifade ediyor?
Japonya'dan sürdürülebilir enerji hamlesi: Otonom ve çevreci şehirler
İzmir Büyükşehir: Bedelini Ödüyoruz ama Gördes Barajı Su Tutmuyor,
hidropolitikakademi@outlook.com kişisinin Facebook üzerindeki profilini görüntüle
hydropolitcsacademy@gmail.com kişisinin LinkedIn üzerindeki profilini görüntüle
MINISTRY OF MINES, INDUSTRY AND TECHNOLOGICAL DEVELOPMENT
Kirlenen Sularımız Canlıları ve Doğal Dengeyi Tehdit Ediyor!
SPD Başkanı Yıldız ; Su bir ulusal güvenlik meselesi ama siyasetin gündeminde yeterince yer almıyor !
DSİ Emekli Genel Md. Yrd. İlker Özel; Sulak alanlar sıradan su kütleleri değildir
Su Politikaları Derneği’nin “Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü “ açıklaması :
Teknolojinin hızlı gelişmesinden aldığı güçle her türlü sorunu çözeceği yanılgısına düşen insanoğlu müthiş bir tüketim çılgınlığı içinde.
Daha fazla tüketmenin dayanılmaz hafifliğiyle insanoğlu doğal dengenin sınırlarını zorlamaya başladı .Bu da doğal çevrimleri riske sokuyor. Çölleşme ve kuraklık da doğal dengenin bozulmasının sonuçlarından biri olarak ortaya çıkıyor
Çölleşme ve Kuraklık dünyada 169 ülkeyi ,yaklaşık 1,5 milyar insanı ve dünya kara alanlarının yaklaşık %25’ini etkilemektedir. Uzmanlar çölleşme ve kuraklığın 10 yıl içinde 50 milyon kişiyi göçe zorlayabileceğini ileri sürüyor.
Bu nedenlerle toprak kaynakları üzerinde sessiz bir felaket olan; çölleşme, arazi tahribatı ve kuraklıkla etkin mücadele etmek tüm dünyanın en önemli görevlerinden biri olmuştur. Bu konu ülkemizin ulusal kalkınmasına ve gelişmesine negatif etkisinden dolayı ülkemiz için de yaşamsal öneme sahiptir.
“Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin” 17 Haziran 1994 yılında kabul edilmesinden bu yana her yıl, ülkemizde ve dünyada çölleşmeyle mücadelenin önemine dikkat çekmek maksadıyla “Çölleşme ve Kuraklık Günü” etkinlikleri düzenlenmektedir.
Gıda ihtiyacımızın %95’ini topraktan karşılıyoruz. Birçok araştırmada tarım yapılabilir 50 cm’lik bir toprağın oluşma sürecinin yaklaşık 20 Bin yılı bulduğu söyleniyor. Elimizdeki bu değerin kıymetini maalesef tam olarak bilmiyor ve yeterince koruyamıyoruz.
Bugün 783 bin km2′lik ülkemizin yaklaşık %80’i tarım ve orman alanıdır. Bilindiği gibi, su zengini bir ülke değiliz. Kurak bir coğrafyada yaşıyoruz. Çölleşme hassasiyet haritamıza göre, sahip olduğu iklim ve topografya şartlarına bağlı olarak, ülkemizin yaklaşık dörtte biri (%22.5’i) yüksek çölleşme riski altındadır.
Ülkemizdeki toprak kaybında %84 oranında topoğrafya ve bitki örtüsü etkili olmaktadır. Yer değiştiren toprağın %40’ı tarım toprağıdır. Ayrıca ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasındadır. Bu nedenlerle;
Su ve Toprak kaynaklarımızın verimli kullanılması,
Hatalı tarım uygulamalarına ve arazi kullanımına son verilmesi
Su ve toprak kaynaklarımızın kullanımı ve yönetimi konusunda popülist politikalardan toplumcu gerçekçi politikalar geçilmesi ve paradigmanın değiştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Çölleşme 10 yıl içinde 50 milyon insanı göçe zorlayabilir
“Çölleşme ve kuraklık dünyada 169 ülkeyi, yaklaşık 1,5 milyar insanı ve dünya kara alanlarının yaklaşık yüzde 25’ini etkilemektedir.
10 yıl içinde dünyada yaklaşık 50 milyon insanı yerinden edilebilir.
Türkiye Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ni 1998 yılında kabul etti”
Dünyanın ortak sorunu olan iklim değişikliği ve insan etkileri de dâhil tüm etkenler sonucunda oluşan çölleşme ile kuraklığa karşı ortak bir mücadele geliştirmek için Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ‘Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin 17 Haziran 1994 tarihinde kabul edildiğini ve Türkiye’nin de bu sözleşmeyi 1998 yılında imzaladığını hatırlattı.
“Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi verilerine göre dünya üzerinde bulunan kurak alanların yaklaşık yüzde 70’i hâlihazırda tahribata uğramıştır” d
“Her geçen gün artan nüfus doğal kaynaklara talebi artırmakta ve çölleşmeye neden olmaktadır”
Ülkemizde tabii çöl yok ancak coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak şartları göz önüne alındığında arazi tahribatına ve kuraklığa karşı hassasiyeti yüksek bir ülkeyiz.
bitkilerin yetişmesini engelleyen tuzlu, jipsli ve aşırı alkali reaksiyon gösteren ana materyaller,
aşırı otlatma ve üst toprağın kirlenmesi olarak bilinmektedir.
Ayrıca her geçen gün artan nüfus doğal kaynaklara talebi artırmakta ve çölleşmeye neden olmaktadır
Türkiye’nin yüzde 22,5’i yüksek çölleşme, yüzde 50,9’unun ise orta düzeyde çölleşme hassasiyetine sahip . “Ekolojik olarak hassas olan alanlarımızda bitki örtüsünün tahribiyle tabii dengenin bozulması, toprak ve ana materyalin aşınmasına yol açmaktadır. Bu durum Türkiye’nin bütün bölgelerinde, arazi bozulumu dolayısıyla çölleşmeye yol açmaktadır.
“Türkiye topraklarının toplam alanının yüzde 46’sı yüzde 40’tan fazla eğime, yüzde 62,5’ten fazlası da yüzde 15’in üzerinde eğime sahiptir.
İklimi, topoğrafyası, toprak özellikleri ve sosyo-ekonomik şartlarına paralel olarak da orman, mera ve tarım alanlarında ciddi bir erozyon sorunu yaşanmaktadır.
Arazi kullanımının büyük bölümünü oluşturan tarım arazilerinin yüzde 59’u, meraların yüzde 64’ü, orman arazilerinin yüzde 54’ü çeşitli şiddette erozyona maruz kalmaktadır.
Arazi kullanımı açısından değerlendirdiğimizde ise ülkemizde yer değiştiren toprağın
Türkiye orman varlığı 22 milyon 740 bin 297 hektar ile ülke yüzölçümünün yüzde 29’udur. Bu alan içerisinde normal kapalı orman alanı 13 milyon 83 bin 510 hektar ile toplam ormanlık alanının yüzde 58’ini, boşluklu kapalı orman alanı ise 9 milyon 659 bin 787 hektar ile toplam ormanlık alanın yüzde 42’sini oluşturmaktadır.
Son yıllarda orman alanlarımızda artış olsa da küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin tahribatı göz önüne alındığında bu alanları daha da artırmak gerekiyor.”
Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.
The latest news on WordPress.com and the WordPress community.
The camera gave me an incredible freedom. It gave me the ability to parade through the world and look at people and things very, very closely. Carrie Mae Weems
merhabalar, kosgeb destekleriyle ilgili son gelişmelerden bilgisi olan arkadaşlar varmı? benim bildiğim enson şekliyle, ihracat-istihdam ve yatırım destekleri verilecekti. Ancak hangisi resmen yürürlüğe girdi. ve şartları neler olduğu hakkında bilgiye ulaşamadım.bilgisi olan arkadaşlar yardımcı olurlarsa sevinirim.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, KOSGEB'in önümüzdeki günlerde, ''gıda sektörüne yönelik makina techizat'' ile ''deri sektöründeki işletmelerin OSB'lere taşınmasına'' ilişkin iki yeni krediyi daha uygulamaya koyacağını bildirdi.
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Başkan Vekili Bayram Mecit ile Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar ile Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman arasında, KOBİ'lere kullandırılacak sıfır faizli ''ihracat destek kredisi'' ile ''kayıtlı elaman istihdamına destek kredi''lerine ilişkin protokol, Sanayi Bakanlığı Toplantı Salonunda imzalandı.
İmza törene katılan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, KOBİ'lerin artık literatüre yerleştiğini ve bu konuda çok konuşulduğunu söyledi.
''Artık söylem bitiyor, eylem daha da güçlü başlıyor'' diyen Coşkun, 4 yılda KOBİ'lerle ilgili çok şey yaptıklarını anlattı.
KOSGEB'in KOBİ'lere 22 grupta 38 çeşit teşvik desteği sağladığını belirten Coşkun, bu konuda oluşturulan stratejik yol haritasıyla ucuz kredi imkanı sağladıklarını bildirdi.
İmzalanan protokolle KOBİ'ler konusunda artık yeni bir dönemin başladığını belirten Coşkun, hem KOBİ'lere kullandırılacak kredinin hacminin genişlediğini hem de sürelerin kısıldığını söyledi.
Bu konuda verimli bir döneme girildiğine de işaret eden Coşkun, Türkiye-AB ilişkilerine de değindi. Haziran ayında AB ile Türkiye arasında 3 fazlın daha görüşmeye açılacağını belirten Coşkun, sadece fasılları müzakereye açıp kapamadıklarını, AB kriterlerine uyum konusunda önemli mesafeler de alındığını bildirdi.
Coşkun, KOSGEB'in önümüzdeki günlerde ''gıda sektörüne yönelik makina techizat'' ile ''deri sektöründeki işletmelerin OSB'lere taşınmasına'' ilişkin iki yeni krediyi daha uygulamaya koyacağını bildirdi.
KOSGEB Başkan Vekili Bayram Mecit de, KOBİ'lerin ekonominin temel direği ve omurgası olduğunu, Türkiye'deki işletmelerin yüzde 99,83'ünün KOBİ olduğunu söyledi.
KOBİ'lerin yarattığı istihdamın yüzde 76,7 , yaratıkları katma değerin yüzde 38 , yatırımlardan aldıkları payın yüzde 56 , yaptıkları ihracatın yüzde 10 seviyelerinde olduğunu ve kredilerden aldıkları payın ise son dönemdeki artışlarla yüzde 25'lere yükseldiğini kaydetti.
KOBİ'lere verilen bilgi erişim ve teknolojik desteğin yanı sıra finansman sorunlarının çözümlenmesinin de kurgulandığını belirten Mecit, bu konuda bir model oluşturarak KOBİ'lerin önündeki finansman engelini kaldırdıklarını bildirdi.
Bugün protokolü imzalanan ''KOBİ İhracat destek Kredisi'' ve ''KOBİ Kayıtlı Eleman İstihdamını Destek Kredisi''nin yanı sıra yine aynı üç banka ile önümüzdeki günlerde iki yeni krediyi daha uygulamaya koyacaklarını belirten Mecit, bu kredilerden birisinin ''gıda sektörüne yönelik makina techizat kredisi'', diğerinin de ''deri sektöründeki işletmelerin OSB'lere taşınması kredisi'' olduğunu bildirdi.
Toplantıda konuşan Vakıflar Bankası Genel Müdürü Bilal Karaman, 1994-95, 1998-2000 ve 2001 krizlerinde bir çok bankanın kredilerini geri çağırırken, Vakıfbank'ın özellikle KOBİ'lere çeşitli kolaylıklar sağladığını belirterek, ''bankamız bu toprakların bankasıdır, yerel bir bankadır'' dedi.
Vakıfbank'ın KOBİ'lere kredi desteğini sürdüreceğini belirten Karaman, bugün bilançolarında 18 milyar YTL tutarında kredi bulunduğunu, bu kredinin 5 milyar YTL'lik kısmının KOBİ'lere gideceğini söyledi.
Karaman, ''O nedenle KOBİ'lere destek olmaya devam edeceğiz. KOBİ'lerin de bize destek olmaya devam edeceğine inanıyoruz'' dedi.
Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın da, bir önceki desteklerinde 3 bin 200 KOBİ'ye ulaştıklarını ve yaklaşık 300 milyon dolar kredi kullandırdıklarını belirtirken, son 4 yılda tüm banka kredilerinin yüzde 54'ünün KOBİ'lere tahsis edildiğini söyledi. Aydın, bunun 6,5 milyar YTL'ye tekabül ettiğini bildirdi.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar da, geçen dönemde KOBİ'lere 170 milyon dolar tutarında ihracat kredisi kullandırdıklarını kaydetti.
Maliye Bakanlığı Müsteşarı ve KOSGEB İcra Kurulu Üyesi Hasan Basri Aktan da Türkiye'de sermaye birikiminin aşama aşamada KOBİ'lerde gerçekleştiğini anlattı.
KOBİ'lerin ayakta kalması açısından bu tür kredilerin önemine işaret eden Aktan, söz konusu kredilerin itici güç oluşturacağını, bu destekle KOBİ'lerin daha güçlü bir yapıya kavuşacaklarını bildirdi.
KOSGEB tarafından Vakıfbank, Ziraat ve Halkbank aracılığı ile kullandırılacak sıfırı faizli ihracat kredisi; 100 bin dolar üst limitli 6 ay vadeli, istihdam kredisi de 6 ay ödemesiz, 6 ayda bir ödemeli 18 ay vadeli ve kişi başına 20 bin YTL olmak üzere, 5 kişiye kadar 100 bin YTL olarak uygulanacak.
"CapriCoin" Nedir, Neler Sunuyor, Neler Kazandırıyor? | Kripto Para Platformu
Anasayfa Haberler "CapriCoin" Nedir, Neler Sunuyor, Neler Kazandırıyor?
Bitcoin – ilk kripto paradır. Günümüzde 2500'den fazla kripto para çeşitli bulunmaktadır. Bunların içinden sadece 100 tanesini yakını değer kazanabilmiştir. Bitcoin – Dijital Dünyanın Altın'ıdır da diyebiliriz. 2009 yılında 1 Bitcoin 'in fiyatı 1 Cent'ten daha düşüktü Şu an 1 Bitcoin 'in fiyatı ortalama $ 650 civarındadır. Eğer 2009 yılında $ 100 değerinde BITCOIN satın almış olsaydık; Şu an da $ 6.500.000 olmuştu.
Kendine ait pazarlama stratejisinin olmaması. İşlem sürelerinin uzun olması. (30 dakika ile 48 saat) Madenciliğinin (MINING) çok masraflı olması.(Makine Parkı – Programsal Yazılımlar – Elektrik vs.)
Yasal kripto para – 3 adet ticari platformda işlem yapılabilmekte.www.bitrex.com – www.bleutrade.com – www.yobit.net
Kendi MARKETİNG planı ile yasal platformlarda işlem görebilen ilk firmadır!
Capriсoin anlık transfer yapabileceğimiz 2. NESİL kripto paradır.
Transferlerde Cashback (para iadesi) sistemini kullanan ilk firma Capriсoin'dir. – bu sistemin adı da CapriPay'dir.
Fiyat sadece uluslararası pazarın arz – talep durumuna göre belirlenir.