text stringlengths 296 93k | summary stringlengths 48 2.09k |
|---|---|
Ankaragücü, Fransız teknik direktörü Roger Lemerre yönetimindeki çıktığı ilk lig maçında Diyarbakırspor ile golsüz berabere kaldı Ara transferin aktif takımı Ankaragücü, kendi saha seyircisi önünde Diyarbakırspor ile ikinci yarının ilk maçında 0-0 berabere kaldı. Maçın genelinde Ankaragücü daha baskılı göründü, konuk takım ise ani ataklarla gol aradı. Ankaragücü puanını 18'e, Diyarbakırspor ise 19'a yükseltti. Başkent ekibinin başında ilk lig maçına çıkan Roger Lemerre, kalede Senecky'nin yerine Serkan Kırıntılı'ya şans tanıdı. Diyarbakırspor'da Ziya Doğan yeni transferler Tjikuzu ve Djite'yi ilk 11'de sahaya sürdü. 19. dakikada Aydın'ın sol taraftan kullandığı serbest vuruşta Koray'ın yaptığı kafa vuruşunda kaleci Gökhan topu kornere çeldi. 20. dakikada Aydın'ın sol taraftan yaptığı ortaya Bebbe'nin penaltı noktası üzerinde müsait pozisyonda yaptığı kafa vuruşunda top kaleci Gökhan'da kaldı. 47. dakikada Diyarbakırspor gole çok yaklaştı. Ceza alanı içinde topla buluşan Djite'nin uygun durumda yaptığı yerden vuruşta top az farkla auta gitti. 66. dakikada Ankaragücü ceza alanına giren Tjikuzu'nun yerden vuruşunda Serkan yatarak topu çeldi. Pozisyonu takip eden Djite'nin önünde kalan topa Serkan ikinci kez müdahale ederek tehlikeyi önledi. 71. dakikada Tjikuzu'nun Ankaragücü ceza alanı dışından sol çapraz pozisyonda yaptığı orta şut karışımı vuruşta top yan direkten döndü. 76. dakikada Djite kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topa vuramayınca kaleci Serkan yatarak tehlikeyi önledi. Ankaragücü: Serkan, Elyasa (75 Hürriyet), Koray, Ediz, Broggi, Cihan, Theo, Adem, Aydın, Metin (18 Bebbe), Vassell (83 Bilal) Diyarbakırspor: Gökhan, Abdullah, Diallo, Erdinç, Celaleddin, Adnan, Tjikuzu, Barış, Erhan (90 Musa), Tazemeta (87 Burak), Djite (90 İbrahim) Sarı kartlar: Erdinç (Diyarbakırspor), Elyasa, Koray, Ediz, Hürriyet (Ankaragücü) Stat: 19 Mayıs Hakem: Serkan Çınar | Ankaragücü, Fransız teknik direktörü Lemerre yönetimindeki çıktığı ilk lig maçında yine istediğini alamadı. |
Şanlıurfa'da bir ailenin bebeklerine, Kürtçe isim koyma talebi, ismin içinde Türkçe alfabede yer almayan "w" harfi geçtiği gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine bebeğin ismine, w harfi yerine iki v harfi yazıldı. Suruç İlçe Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan 52 yaşındaki Gülseren Koşti, 6 Aralık 2009 tarihinde doğan torununa adını Kürtçe 'Cuma akşamı' anlamına gelen 'Şewin' isminin verilmesini istedi. Suruç İlçe Nüfus Müdürlüğü bu başvuruyu 'Şewin' isminde Türkçe alfabede 'w' harfi bulunmadığı için reddetti. Koşti, torununa söz konusu ismi koymak için ısrar edince, Nüfus Müdürlüğü görevlileri 'w' harfi yerine 2 'v' harfini yan yana kullanabileceğini önerdi. Böylece kız bebeğe 'Gülseren Şevvin' isimli kimlik verildi. Torununun ismini 'Şewin' koymak istediğini söyleyen babaanne Gülseren Koşti, Kürtçe isimlerin nüfus cüzdanlarına yazılmasına izin verilmesini isterken, "Benim 8 aylık bir torunum daha var. Ona 'Newa' (Ezgi, name, melodi) ismini vermek istedik. Ancak 'w' harfi bulunduğu gerekçesiyle izin vermediler. Biz de kendi irademiz dışında 'Neva' olarak yazdık. Torunuma vermiş olduğum ismin herhangi siyasi anlamı yoktur. Kürtçe 'Cuma akşamı' anlamına geliyor" dedi. Küçük bebeğin anneannesi Vahide Koşti ise, Kürtçe isimlere artık izin verilmesini isterken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan konunun bu konunun 'demokratik açılım'a dahil edilmesini istedi | Kürtçe isim koymak istediler olmadı, isim değiştirin önerisine de sıcak bakmayınca bakın çareyi nerde buldular... |
Eski Dışişleri eski bakanlarından İsmail Cem ölümünün 3. yıldönümünde İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anıldı. Törene Cem'in ailesinin yanı sıra çok sayıda seveni katıldı. İsmail Cem'in oğlu Kerim Cem, babasının ölümünün üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, soğuk bir havada törene bu kadar çok seveninin katılmasından mutlu olduklarını söyledi. Cem, "Biz ailesi olarak, bir baba olarak tanıdığımız için onu çok özlüyoruz. Türkiye'de de onu özleyen insanlar olduğunu görmek bizi mutlu ediyor" dedi. İsmail Cem, akciğer kanserine yakalanmış, 24 Ocak 2007 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. | Eski Dışişleri eski bakanlarından İsmail Cem, İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anıldı. |
Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde bir evde sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen 4 kişiden 3'ü hayatını kaybetti. Gölcük Dumlupınar Mahallesi'ndeki evlerinde zehirlenere Gölcük Devlet Hastanesi'ne kaldıran Rabia Çepnioğlu(11), Zahide Çepnioğlu(38) ve Zümrüt Puslu(3) hayatını kaybederken ağır yaralı Mustafa Puslu, Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahaleden sonra Gölcük Askeri Deniz Hastanesi'ne kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. | Uyarılar sonuç vermiyor, karbonmonoksit gazından zehirlenmeler sürüyor. Bu kez acı haber Kocaeli'nden geldi |
Perşembeye kadar İstanbul'da ciddi bir buzlanma olacağını belirten Topbaş, ayrıca gizli buzlanaya karşı da vatandalşların dikkatli olmasını istedi. Topbaş, "Viyadükler ve köprülerdeki ikazları takip edin, perşembeye kadar ciddi bir buzlanma ve gizli buzlanma olacak. Siz önünüzde kuru bir asfalt olarak görebilirsiniz ama burada gizli buzlanma olabilir. Kar lastiği olanlara trafik müdahale etmeyecek. aten zincir asfaltları bozduğu için şehirlerde istenmeyen bir araçtır. Bu nedenle mutlaka kar lastiği edinin" diye konuştu. | İstanbul Büyükşehir Belediya Başkanı Kadir Topbaş, İstanbulluları buzlanma konusunda uyardı. |
Turkcell Süper Lig'in 18 haftasında Başkent'te oynanan Ankaragücü-Diyarbakırspor karşılaşması başladığı gibi 0-0 eşitlikle sona erdi... Bu sonuçla D.Bakır puanını 19 yaptı... A.Gücü'de 18 puana yükseldi... MAÇTAN DAKİKALAR 7. dakikada Vassell'in ceza sahası içinden yaptığı plase vuruşta, meşin yuvarlak kalenin üstünden az farkla auta gitti. 16. dakikada Tazameta'nın pasıyla sağ çaprazdan ceza sahasına giren Erhan'ın vuruşunda, kaleci Serkan gole izin vermedi. 19. dakikada Aydın'ın sol taraftan kullandığı serbest vuruşta, Koray'ın yaptığı kafa vuruşunda, kaleci Gökhan topu kornere çeldi. 20. dakikada Aydın'ın sol taraftan yaptığı ortaya, Bebbe'nin penaltı noktası üzerinde müsait pozisyonda yaptığı kafa vuruşunda, top kaleci Gökhan'da kaldı. Karşılaşmanın ilk yarısı golsüz eşitlikle tamamlandı İKİNCİ YARIDAN DAKİKALAR 47. dakikada Diyarbakırspor gole çok yaklaştı. Ceza alanı içinde topla buluşan Djite'nin uygun durumda yaptığı yerden vuruşta, top az farkla auta gitti. 66. dakikada Ankaragücü ceza alanına giren Tjikuzu'nun yerden vuruşunda, kaleci Serkan yatarak topu çeldi. Pozisyonu takip eden Djite'nin önünde kalan topa, Serkan ikinci kez müdahale ederek tehlikeyi önledi. 71. dakikada, Tjikuzu'nun Ankaragücü ceza alanı dışından, sol çapraz pozisyonda yaptığı orta şut karışımı vuruşta, top yan direkten döndü. 76. dakikada Djite, kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topa vuramayınca, kaleci Serkan yatarak tehlikeyi önledi. 80. dakikadaki Ankaragücü atağında, Adem'in ceza alanı dışından sert şutunda, top az farkla yandan auta çıktı. Karşılaşma golsüz sona erdi. ANKARAGÜCÜ: 0-0 :DİYARBAKIR Stat: 19 Mayıs Hakemler: Serkan Çınar xx, Cemal Bingül xx, Mustafa İspiroğlu xx Ankaragücü: Serkan xx, Elyasa x (Dk. 75 Hürriyet x), Koray xx, Ediz x, Broggi xx, Cihan xx, Theo xx, Adem xx, Aydın xx, Metin ? (Dk. 18 Bebbe x), Vassell x (Dk. 83 Bilal ?) Diyarbakırspor: Gökhan xx, Abdullah xx, Diallo xx, Erdinç xx, Celaledddin xx, Adnan xx, Tjikuzu xx, Barış xx, Erhan xx (Dk. 90 artı 2 Musa ?), Tazemeta xx (Dk. 87 Burak ?), Djite xx (Dk. 90 İbrahim ?) Sarı kartlar: Dk. 33 Erdinç (Diyarbakırspor), Dk. 50 Elyasa, Dk. 54 Koray, Dk. 74 Ediz, Dk. 90 Hürriyet (Ankaragücü) | Turkcell Süper Lig'in 18. haftasında A.Gücü sahasında konuk ettiği D.Bakır ile golsüz berabere kalıp 1 puana razı oldu... |
AB üyesi 5 ülkede yapılan Türkiye araştırmasında ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Avrupa'da Türkiye ile ilgili en çok İstanbul biliniyor. Araştırma Avrupadaki gençlerin Türkiye'ye bakışını da ortaya koydu. AB üyesi 5 ülkede yapılan araştırma sonuçlarına göre, genç nesil Türkiye'nin AB üyeliğine daha çok destek veriyor. Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi tarafından Madrid Özerk Üniversitesi, Granada Üniversitesi ve Avrupa Diyalog Derneği'nin işbirliğiyle gerçekleştirilen ''5 AB Ülkesi Kamuoyu Türkiye'nin Tam Üyeliğine Nasıl Bakıyor?'' araştırmasının sonuçları, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsünde düzenlenen toplantıda açıklandı. Proje koordinatörü Prof. Dr. Hakan Yılmaz, bu araştırmanın AB-Türkiye sivil toplum diyaloğu kapsamında yapıldığını ve fonların da AB'den geldiğini söyledi. GENÇLER TÜRKİYE AB'YE GİRSİN DİYOR Araştırmanın 2009 yılı Eylül ayında Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya ve Polonya'da biner kişiyle yapıldığını ifade eden Yılmaz, ''Çalışmada ortaya çıkan sonuç, Türkiye'nin AB'ye girişi söz konusu olduğunda en önemli değişken yaş ve nesil olarak ortaya çıkıyor. Yaş düştükçe destek artıyor, yükseldikçe destek düşüyor. Nesil çok önemli bir faktör'' diye konuştu. Araştırmaya göre, üniversite mezunu ve bunun üzerinde eğitim seviyisine sahip kişilerin Türkiye'nin AB'ye girişine verdikleri destek yüzde 50 iken, eğitim düzeyi düştükçe bu desteğin de azaldığını bildiren Yılmaz, şöyle konuştu: ''Ülkeler açısından baktığımızda da Türkiye'nin AB'ye girişine Polonya ve İspanya'da destek yüzde 50'nin üzerinde. İngiltere'de yüzde 46 gibi, Fransa ve Almanya'da ise çok düşük. Türkiye hakkındaki algılamaları belirleyen en önemli faktörler arasında kültür geliyor. Yani Türkiye kültür açısından değerlendirilen bir ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye'yi kültür açısından istemeyenlerin en önemli argümanı ise din ve din esasında oluşan farklılıklarının Türkiye'yi Avrupa kültür dairesinin dışına çıkardığı şeklinde. Öte yandan popüler kültür açısından bakıldığında, özellikle genç nesiller açısından Türkiye bu sefer de Avrupa'nın içine giriyor. Yani kültür din olarak anlaşıldığında dışlanan, popüler kültür olarak anlaşıldığında ise içleyen iki uçlu bıçak gibi. EN ÇOK BİLİNENLER Yani şöyle bir algılama var; onların kafasındaki Müslümanlık geleneklerine bağlandıkça Avrupa'dan uzaklaşan bir Türkiye, ama onların beğendiği, sevdiği müzik, yemek gibi şeylerle kendini tanımladıkça Avrupa kültürünün bir parçası haline gelen bir Türkiye.'' Yılmaz, araştırmanın bir başka sonucuna göre de Türkiye ile ilgili en çok İstanbul'un bilindiğini, bunun ardından sırasıyla Truva, Galatasaray, Antalya, Atatürk, Efes, Tarkan, Recep Tayyip Erdoğan, Hadise, Yaşar Kemal, Fatih Terim, Orhan Pamuk ve Nazım Hikmet'in geldiğini kaydetti. | 5 AB ülkesinde Türkiye ile ilgili anket yapıldı. Tabii en çok İstanbul tanınıyor ama tam 8 Türk'ün adını da biliyorlar. |
Evlilikte eşlerin birbirlerini aldatması günümüzde sık rastlanan bir durum. Ancak İngiliz Irene Whitelaw adlı kadının kocası tarafından aldatılma biçimi insanın sınırlarını gerçekten de zorluyor. 35 yaşındaki Irene Whitelaw eşi tarafından aldatıldığını öğrendi. Asıl şoku ise kocasının kendisini kiminle aldattığını öğrendiğinde yaşadı. Kocası Irene'yı 60 yaşındaki kayınvalidesiyle aldatmıştı. Irene bunu öğrendiğinde ve ilk şoku yaşadıktan sonra ilişkilerinin geleceğini düşündü. Evet, kocası kendisini annesiyle aldatmıştı ama eşinden ayrılmak istemiyordu. Andy Simpson adlı kocasını affetti. Ancak o koca aradan kısa bir süre geçtikten sonra 35 yaşındaki eşi Irene'yı bu defa karısının en yakın arkadaşıyla aldattı. Irene Whitelaw, eşiyle annesi arasında ilişki olduğunu çocuklarının başkalarından duymasını istemiyordu. Irene iki çocuğunu karşısına oturttu ve baba Andy ile anneanne arasında ilişki olduğunu söyledi. 35 yaşındaki genç kadın şu anda kocasından ayrı bir evde yaşıyor. | Koca, 35 yaşındaki karısını önce kayınvalidesiyle kısa bir süre sonra da yine karısının en iyi arkadaşıyla aldattı. |
İstanbul'u etkisi altına alan kar yağışı, futbolu da etkilemeye devam ediyor. TFF 2. Lig 1. Klasman Grubu'nda bugün Beykoz Stadı'nda saat 13.30'da Beykoz 1908 ile Gebzespor arasında yapılması gereken karşılaşma, yarına ertelendi. Maçın hakemi İbrahim Süslü'nün hava ve saha şartlarının uygun olmaması nedeniyle iki takım arasındaki mücadeleyi, yarın aynı saate ertelediği bildirildi. | Bütün yurdu etkisi altına alan dondurucu soğuk ve kar yağışı futbol maçlarını etkilemeye devam ediyor. |
Holywood, sinemanın ünlü çifti Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin boşanacağı haberiyle çalkalanıyor. İddialara göre Hollywood'un altın çifti Brad Pitt ve Angelina Jolie 250 milyon sterlin değerinde boşanma anlaşması imzaladı. Hollywood’un altın çifti Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin aşkı bitti. Ayrılmaya karar veren çift, avukatlarına başvurup mal varlıklarını ayırdı. Los Angeles’ın en ünlü boşanma şirketlerinden birine giderek 250 milyon sterlin değerinde boşanma anlaşması imzalayan Brangelina, altı çocuğun velayeti konusunda da mutabakata vardı. Çiftin evlat edindiği Maddox, Pax, Zahara’nın dışında Shiloh, Knox ve Vivienne adlarında biyolojik çocukları bulunuyor | Holywood, sinemanın ünlü çifti Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin boşanacağı dedikodusu ile çalkalanıyor. |
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde istemediği halde dayısının oğlu ile evlendirilmek istendiği iddia edilen 21 yaşındaki ikiz kız kardeşten biri, 5. kattan atlayarak intihar etti. Kardeşinin peşinden atlayan diğer kız da yaşamını yitirdi. Alınan bilgilere göre, Çınar ilçesine bağlı İncirtepe köyünde oturan ve dayısının oğlu ile evlendirilmek istendiği öne sürülen Hediye D, ikizi olan kız kardeşi Kadriye D. ile birlikte nişan alışverişini yapmak üzere Bağcılar Mahallesi Sento Caddesi’nde bulunan ağabeylerinin evine geldi. Nişanı yapılacak olan Hediye D, sabah saat 05.00 sıralarında ağabeyinin oturduğu apartmanın 5. katından atladı. Bunu gören ikizi Kadriye D. de kendisini kardeşinin arkasından boşluğa bıraktı. Hediye D. olay yerinde hayatını kaybederken, yaralı olarak yakınları tarafından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesine kaldırılan Kadriye D. müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hediye D’nin cenazesi Eğitim Araştırma Hastanesinde, kardeşi Kadriye D’nin cenazesi de Dicle Üniversitesi Hastanesi morguna otopsi yapılmak üzere kaldırıldı. Olayla ilgili Hediye ve Kadriye D. kardeşlerin bazı yakınlarının gözaltına alındığı, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı bildirildi. Demirel kardeşlerin anneleri ile bir kız kardeşleri ve dayılarının kızlarının 1997 yılında Çınar ilçesi yakınlarındaki Göksu Baraj Göleti’nde yün yıkamak isterken boğuldukları, babalarının daha sonra yeniden evlendiği öğrenildi. | İstemediği halde dayısının oğluyla evlendirilmek isteniyordu. Kendini boşluğa bıraktı. Onun peşinden ikizi de atladı. |
Avusturyalı paraşütçü ve pilot Felix Baumgartner, atmosferde uzayın başladığı noktadan yeryüzüne ses hızı sınırını aşmak için atlayacak. Baumgartner, 125 bin feet (yaklaşık 37 kilometre) yükseklikte özel yapım bir balondan atlayarak, Amerikalı Joe Kittinger'in yarım yüzyıl önceki 103 bin feet'lik atlayış rekorunu kırmaya çalışacak. Amerikan uzay kuruluşu NASA'nın mühendisleri ve Amerikan Hava Kuvvetlerinin de yardımını alan Avusturyalı maceracı, bu atlayış için iki senedir çalışıyor. Atlayış ABD'de bu yılın sonuna doğru yapılacak. Baumgartner, 2003'te Manş Denizi'ni bir uçtan diğer uca özel kanatlı bir giysiyle yardım almadan geçmiş, Kuala Lumpur'daki Petronas gökdeleninden de atlayarak, bir binadan en yüksek paraşütle atlama rekorunu kırmıştı | Çılgın paraşütçü, atmosferde uzayın başladığı noktadan yeryüzüne ses hızı sınırını aşmak için atlayacak. |
Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı Prens Halid Bin Sultan, Bin Sultan, gazetecilere yaptığı açıklamada, stratejik konumdaki Dohan dağı çevresinde yapılan aramada askerlerin cesetlerinin bulunduğunu, diğer 6 askerin hala kayıp olduğunu söyledi. Suudi Arabistan, perşembe günü yaptığı açıklamada 113 askerinin öldüğünü bildirmişti. 20 askerin cesetlerinin bulunmasıyla Yemen'in Şii militanlarına yönelik çatışmalarda ölen Suudi askerin sayısı 133'e yükselmiş oldu. Suudi güçleri, militanların 5 Kasımda sınırı geçerek 2 Suudi görevliyi öldürmesinin ardından militanlara karşı operasyonlara başlamıştı. | Yemen sınırında kaybolduğu belirtilen 26 askerden 20'sinin cesedinin bulunduğunu belirtti. |
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) Başkanı Sepp Blatter, FIFA'nın kale çizgisine kamera yerleştirilmesi önerisini inceleyeceğini söyledi. Blatter, Almanya'da yayımlanan SonntagsBlick gazetesine yaptığı açıklamada, sistemin etkili şekilde çalışacağına dair güvence verilmesi halinde, topun çizgiyi geçip geçmediğinin daha kolay anlaşılması için kale çizgisine video kamera yerleştirilebileceğini belirtti. Daha önce hakemlere yardımcı olmak amacıyla video görüntülerinin kullanılmasına karşı olduğunu söyleyen Blatter, kale çizgis1 kameralarıyla ilgili teknolojinin Uluslararası Futbol Birliği Kurulu'nun (IFAB) mart ayındaki toplantısında ele alınacağını kaydetti. Blatter, “Ben kameraya kesin karşı değilim. Kale çizgisi kamerası teknolojisi uygulanabilir hale getirilirse kabul ederim. Sistemin güvenliği güvence altına alınırsa bu teknoloji kullanılabilir. Ancak bu 2010 Dünya Kupası için hazır olmayacak” dedi. FIFA yetkilileri daha önce hakemin video görüntülerinden pozisyon tekrarlarını izlemesinin oyunun akışını yavaşlatacağı gerekçesiyle maçta video görüntülerine başvurulmasına karşı olduklarını söylemişlerdi. | Kale çizgisine kamera önerisi yapıldı. FIFA öneriyi inceleyecek. Sonuç mart ayında belli olacak! |
Türk-İş Genel Merkezi önünde devam eden eyleme İzmir'den katılan Tekel işçilerinin çocukları, karnelerini postayla anne ve babalarına gönderdi. Cumhuriyet Meydanı'ndaki Merkez PTT önünde bir araya gelen çocuklar, ''Bizler iyi eğitim almak istiyoruz'' şeklinde yazılı dövizleri açtı. Daha sonra yakınlarıyla postaneye giren çocuklar, karneleri ile takdir ve teşekkür belgelerini, anne ve babalarının eylemlerini sürdürdüğü Türk-İş Genel Merkezine postaladı. Çocuklardan Irmak Bingöl, eylemde olan tüm Tekel işçisi anne ve babalarla gurur duyduklarını, karnelerini göndererek onları da gururlandırmak istediklerini söyledi. | TEKEL işçilerinin Ankara'daki eylemi sürüyor. Anne babalar çocuklarının karnelerini postayla alacak. |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bozüyük-Mekece-Adapazarı Bölünmüş Devlet Yolu'nun açılış törenine katıldı. Erdoğan Tekel işçileriyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Törende konuşan Başbakan Erdoğan, ölüm rampalarının bir bir ortadan kaldırıldığını belirtirken, bu açılış törenini yayınlamayan medyaya çattı ve ‘Onlar şok şok şok bunları versin, olumsuz bir şeyler arasın. Onlar bu açılışı veremezler’ diye konuştu. HÜKÜMETİ SENDİKALAR DEĞİL, MİLLET GETİRİR Biz hükümeti deviririz diyecek kadar ileri bir mantık var. Bunlarla ilgili yasal mücadeleleri de vereceğiz. Ama şunu söylüyorum, bir hükümeti sendikalar getirmez, hükümeti millet getirir, millet götürür. Kimse bunun dışında kendinde yetki bulmasın, kimse. Biz bu ülkede sivilleşmenin mücadelesini veriyoruz. Sivil diktatorya bizimle bu ülkede son buldular. Diğer dikta da son bulduğu gibi. Mafyası da çeteler hepsi, bizimle son buldular. Dedik ya yola çıkarken, yokluk, yolsuzluk, yasaklar bütün bunlarla mücadele dedik. Biz tekel tütün depolarını kapatma kararını çoktan vermişiz ve bize gelip rica da bulunuyorlar, 6 ay daha uzatalım. Arkadaşlar 6 ayı, 2 yıl uzattık. Herhangi bir iş yapılmıyor orada. İki üç tane depoda tütün işleme var ama diğerleri bir şey yapmıyor. Ama buna rağmen biz bunu ödedik. Ama artık bunu yapamayız dedik. ÇALIŞMAYANA PARA VEREMEYİZ Şimdi yapacağımız iş, süratle ihbar tazminatını veriyoruz, kıdem tazminatını veriyoruz ve bunun yanında da 4C olayı dedik ve bu 4C’yle daha önce asgari ücret veriliyordu ve şimdi ilkokul mezunlarına 750 civarında bir maaş, lise mezunlarına 850 milyon civarında bir maaş, üniversite mezunlarına 930 milyon civarında bir maaş veriyoruz dedik. Ortalaması 40 milyarı buluyor. Her birine 40 milyarı buluyor. Bütün bunlara rağmen ne dediler? Hayır biz 4C’yi kabul etmiyoruz, onu kabul etmediğimiz gibi, olmadığı takdirde buna devam edeceğiz. Biz Türk-İş’in başkanıyla da konuştum anlattım. Ondan sonra da farklı farklı bazı, Ankara’nın göbeğinde provokatif işler. Bu tuzaklara düşmeyin. Bakın biz bu ülkede milletimizin bize emanet ettiği kasayı, soyduramayız. Biz kimseye çalışmadan para verecek durumda değiliz. | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir yol açılışındaydı ama gündeminde TEKEL işçileri vardı. Cevabını çok net verdi. |
Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, bir kez daha çok tartışılacak bir iddia ile gündemde. Daha önce ABD'nin Haiti'yi işgal ettiğini söyleyen Chavez, bu defa da depreme, Haiti sahili yakınlarında ABD ordusu tarafından yapılan bir silah denemesinin neden olduğunu savundu. İspanyol ABC televizyonunda yer alan açıklamasında Chavez, ABD deniz kuvvetlerinin Haiti sahillerinde güçlü bir depremi tetikleyebilecek yeni bir silah denediğini belirtti. Venezuela lideri, bu denemenin sadece bir tatbikat olduğunu, asıl hedefin ise İran olduğunu da iddia ediyor. (Vatan) | Chavez, Haiti'de meydana gelen depreme ABD'nin gerçekleştirdiği bir silah denemesinin neden olduğunu söyledi. |
Yoğun kar yağışının kuşattığı statlardan biri olan Ali Sami Yen'de temizleme çalışmaları tüm hızıyla sürerken Gaziantepspor maçına yetişip yetişemeyeceği henüz netlik kazanmadı. Süper Lig'in 18. haftasında dün oynanması gereken Kasımpaşa-Bursaspor ve Beşiktaş-Büyükşehir Belediyespor karşılaşmaları, yoğun kar yağışı nedeni ile iptal edilmişti. STADIN KAPISI AÇILACAK Galatasaray Spor Kulübü, bugün oynanacak olan Galatasaray-Gaziantepspor maçı için resmi web sitesinden bir açıklama yaptı. Açıklama şu şekilde : "Bu akşam oynanacak olan Galatasaray-Gaziantepspor karşılaşması için Ali Sami Yen Stadı'nın kapıları saat 17:30'da açılacaktır.Taraftarlarımızın bilgisine duyurulur." Bununla birlikte karşılaşmanın oynanmama tehlikesi de bulunuyor. İstanbul'u etkisi altına alan yoğun kar yağışının bugün de devam etmesi bekleniyor. GALATASARAY-GAZİANTEPSPOR STAT: Ali Sami Yen HAKEMLER Aytekin Durmaz, Erhan Sönmez, Mustafa Emre Eyisoy SAAT: 19.00 YAYIN: Lig TV GALATASARAY: Leo Franco, Uğur, Neill, Servet, Hakan, M. Sarp, M. Topal, Barış, Elano, Arda, Nonda TEKNİK DİREKTÖR: Frank Rijkaard GAZİANTEPSPOR: Mahmut, İvan, Souza, Deumi, H. Bayraktar, Sserdar, M. Yozgatlı, Olcan, Erkan, Da Silva, Beto TEKNİK DİREKTÖR: Jose Couceiro | İstanbul'daki yoğun kar yağışı maçları da tehdit etti. Dün maçlar iptal oldu. Galatasaray - Gaziantep maçının durumu ise; |
Gazeteci Uğur Mumcu, ölümünün 17. yılında, evinin karşısında bulunan Uğur Mumcu Parkı'nda düzenlenen etkinlikle anıldı. Törene katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''(Uğur Mumcu cinayeti) Olayın bağlantıları, doğrudan sorumluları ortaya çıkar. Bu umudumuzu, bu bekleyişimizi sürdürüyoruz'' dedi. Baykal ve beraberindekiler, Mumcu'nun evine giderek eşi Güldal Mumcu ile görüştüler. Çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baykal, ''Olayın bağlantıları, doğrudan sorumluları ortaya çıkar. Bu umudumuzu, bu bekleyişimizi sürdürüyoruz'' diye konuştu. Baykal, cinayetin üzerinden 17 yıl geçtiğini hatırlatarak hala somut bir sonucun ortaya çıkmadığını söyledi. Kendilerine herhangi bir resmi yetkili tarafından olayla ilgili resmi bir bilgi de verilmediğini anlatan Baykal, şöyle devam etti: ''Biz, Uğur Mumcu'nun niçin öldürüldüğünü çok iyi biliyoruz. Önemli olan bu bilincin toplum tarafından sahiplenilmesi ve paylaşılmasıdır. Yani bugün önümüze bir isim koymasalar da çete koymasalar da Mumcu'nun, temsil ettiği değerlere karşı bir tertibin kurbanı olduğunu bilmeliyiz. Kim yaptıysa yaptı, onu temsil ettiği temel ilkeler için ortadan kaldırmak istediler. Neydi o temel ilkeler? Türkiye'nin ulusal bütünlüğü, laik, demokratik cumhuriyet, inançların siyasi amaçlarla istismar edilmemesi, terörün, ticaret, din ve siyaset bağlantılarının ortaya çıkartılması, bu konudaki gerçeklerin yılmadan cesaretle kararlılıkla topluma anlatılması. Bu anlayışa tahammül edemediler. Bu anlayışı göze alamadılar. Onların temsil ettiği anlayışı çok ciddi tehdit ettiğini gördüler. Bunun için ortadan kaldırdılar. Biz, Uğur'un aydınlık düşüncesi, çağdaş, ilerici anlayışı, bağımsızlık duygusu, Mustafa Kemal sevgisi, laik, demokratik, bağımsız Türkiye özlemi doğrultusunda verdiği mücadeleye karşı, bu mücadeleyi etkisiz kılmak için iç, dış bazı çevrelerin dayanışması sonucunda bu cinayetin ve suikastın işlendiğini düşünüyoruz. Bu konuda bir tereddütümüz yok.'' Bir gazetecinin ''Hala umudunuz var mı?'' sorusu üzerine CHP Genel Başkanı Baykal, şunları söyledi: ''Umudumuzu hiç kaybetmedik ama umudumuz bir ifşaattan çok Mumcu'nun temsil ettiği değerlerin gittikçe daha çok sahiplenilmesi. Uğur Mumcu'nun anlattıklarının, aradan bunca yıl geçtikten sonra, 17 yıl oldu onu kaybedeli, belki 20 yıl önce yazdığı yazılarda dile getirdiği bağlantılar, ortaya koyduğu tespitlerin, teşhislerin günümüz için ne kadar önemli, değerli ve yapıcı olduğunu çok açıkça görüyoruz. Şunu inançla söylüyorum; Mumcu, bugün yaşadığı dönemden daha günceldir. Bu herkes için söylenir bir söz değildir ama Uğur Mumcu için bunu söyleyebiliriz. Mumcu, bugünün Türkiye'sine yönelik güncel değerlendirmeler yapmıştır, güncel anlayış sergilemiştir, o bakımdan yaşıyor. Uğur Mumcu'nun değeri, önemi, her geçen gün hepimizin gönlünde, zihninde çok saygın bir yer tutuyor. Artık olay nitelik değiştirdi. Cinayetin ifşaatı olmaktan çıktı. Büyük bir simgedir Uğur. O simge kimliği daha da belirginleşiyor ve netleşiyor. Değeri, önemi her geçen gün daha çok farkediliyor.'' | CHP lideri ölümünün 17'inci yılında Mumcu'yu unutmadı. Anma törenlerine katılan Baykal'ın önemli mesajları var |
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı, AK Parti Milletvekili Zafer Üskül, kurumlararası çatışma iddialarını yorumladı. Mersin Silifke'de bulunan Üskül bir gazetecinin, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır'ın, ''Artık kurumlar arası değil, kurum içi iktidar çatışmalarına şahit oluyoruz. Askeri darbe iddiaları havada uçuşuyor, suikast iddiaları konuşuluyor'' sözlerini hatırlatması üzerine, şunları söyledi: ''Kurumlar arası çatışmanın olduğunu söylemek sanki böyle bir şeyi özlüyormuş gibi bir şey ifade ediyor benim için. Olmayan bir şeyi var gibi göstermeye çalışırsanız 'bunun olmasını mı istiyorsunuz' diye sorarlar. Bizim Başbakanımız, Genelkurmay Başkanımızla düzenli görüşmelerini yapıyor. Herhangi bir sorun varsa aralarında çözüm yollarını üretiyorlar. Ama sağda solda gazetelerde darbe planları okuyoruz. Bunlar olmuşsa, bu iddialar gerçekse ya da bu iddiaların gerçek olup olmadığının araştırılması gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor. Bunun Türk Silahlı Kuvvetleriyle hükümet arasında bir çatışma konusu olduğunu söylemenin doğru bir tarafı yok. Kaldı ki bunlar iddiadır, bilmiyoruz henüz. Bizim tavrımız hep şudur, bunu açığa çıkartacak olan yargıdır. Yargıya güvenmemiz gerekir. Yargıyla ilgili eleştirilerimiz olsa da olmasa da sonuç olarak bu ülkenin yargısına güvenmek zorundayız. Yargı olanı biteni inceleyecek, araştıracak, soruşturacak gerekiyorsa yargılayacak ve gerçeği ortaya çıkartacak. Bütün bu darbe iddialarının ortaya çıkması çıkmamasından iyidir. Hiç olmazsa neler yapılmak istendiği iddialarını biliyor insanlar. Herkes kendine göre bir değerlendirme yapıyor ve tabii asıl önemlisi de böyle iddialar gizli kalırsa araştırılamaz, ortaya çıktığı zaman yargı organları gerçeği araştırıp halkımıza aktaracaklardır.'' | Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül kurumlararası çatışma iddialarını yorumladı |
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, hükümetin demokrasiyi sindiremediğini öne sürerek, ''Demokratik Açılım'dan söz edebilmek için, demokrasiden söz edebilmek için yönetenlerin demokrat olması lazım. Demokrasiyi anladıklarını göstermeleri gerekir'' dedi. Şener, partisince City Hotel'de düzenlenen, 5. İl Başkanları Olağan Toplantısı'nda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İktidar ve muhalefet partileri arasında kavga olduğunu anlatan Şener, Türkiye'nin sorunlarının böyle bir ortamda çözülemeyeceğini, çözümün partisinde olduğunu ifade etti. AK Parti iktidarının, 2007 seçimlerinden bu yana ''iyi yaptılar'' denilecek hiç bir uygulamasının olmadığını savunan Şener, krizin tüm Türkiye'yi etkisi altına aldığı bir dönemde, ekonomik programın yenilenmesi gerektiğini bildirdi. Şener, şöyle devam etti: ''Ülke ihtiyaçlarına uygun yeni bir ekonomik program yapılması gerekirken maalesef mevcut iktidar, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması yapmak için hazırlık yapıyor. Kriz ortamları bir anlamda çalışan, yeni şeyler ortaya koymak isteyen, programını yenilemek isteyenler için önemli bir fırsattır, ancak dersine çalışmayan, ekonomik konularla uğraşmayan başbakan ve ekonomiden sorumlu bakanlar, nihayet IMF ile birlikte yürümek arayışına girmişlerdir. Eğer siz ödevinizi yapmazsanız, çalışmazsanız, ortaya yeni bir program koymazsanız, 'bu ülkenin ihtiyacı budur ve bunu karşılamak için şunları yapmam gerekir' diye ilan etmezseniz hazır programı olanlara teslim olursunuz.'' Hükümetin, sorunları halkla el ele vererek çözmek yerine, demokratik hakları yok etmeye yönelik faaliyetler içerisinde olduğunu ileri süren Abdüllatif Şener, ''Demokrasinin standardını düşüreceksiniz, demokrasiyi yerlerde süründüreceksiniz ve sonra Demokratik Açılım'dan söz edeceksiniz. Demokratik Açılım'dan söz edebilmek için, demokrasiden söz edebilmek için yönetenlerin demokrat olması lazım. Demokrasiyi anladıklarını göstermeleri gerekir'' diye konuştu. Türkiye'nin tütün üretmek yerine ithal ettiğine işaret eden Şener, hükümetin ''rant dağıtmaktan vazgeçmesi gerektiğini'' kaydetti. Hükümeti, ''Özelleştirme ve yabancılaştırma aşığı'' olmakla suçlayan Türkiye Partisi Genel Başkanı Şener, ''Başbakan, her şeyi özelleştirmeyi, her şeyi yabancılaştırmayı büyük bir tutku içerisinde istemektedir ve yapmaktadır'' görüşünü dile getirdi. Bankaların, stratejik tesislerin, yolların, tekel fabrikalarının ve enerji sektörünün ''Başbakanın elinde yabancılaştırıldığını'' savunan Şener, Başbakan Erdoğan'ın inşaat sektörünü ise kendisine bağlayarak devletleştirdiğini öne sürdü. Şener, yeni anayasa konusuna da değinerek, anayasaların mutabakat metinleri olduğunu vurgulayarak, uzlaşma olmadan yeni bir anayasanın yapılamayacağını sözlerine ekledi. | Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener Demokratik Açılım çalışmalarını eleştirdi, hükümeti topa tuttu. |
AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) yeni başkanı olacak. Barış ve Demokrasi Partisi'nin AKPM'ye seçilen ilk Türk başkan olacak Çavuşoğlu'ndan önemli beklentileri var. Çavuşoğlu yarın yapılacak seçimden sonra AKPM Başkanlığı koltuğuna oturacak. Çavuşoğlu'nu Başmüzakereci Egemen Bağış, çok sayıda milletvekili yalnız bırakmayacak. AYALON'LA GÖRÜŞECEK Çavuşoğlu, başkanlık sıfatıyla ilk resmi görüşmelerini gelecek hafta Strasbourg'da Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Ayalon ve İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ile yapacak. BDP Milletvekili Hasip Kaplan, "Çavuşoğlu’nun görevi gereği artık, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyini temsil edeceği dikkate alınarak, Avrupa Konseyinin siyasi kriterlerini ve teemmüllerini dikkate alması zorunludur" dedi. Geçtiğimiz hafta BDP'nin kapatma davasına karşı AİHM'e başvuru yapan Kaplan önümüzde ki günlerde Meclis'in gündemindeki Türkiye konularını hatırlatarak Çavuşoğlu'na büyük sorumluluk düştüğünü söyledi. Kaplan'ın sıraladığı gündem maddeleri şöyle: “Avrupa Konseyi Ulusal azınlıkların Korunmasına dair Çerçeve Sözleşmesi” ile “ Avrupa Bölgesel ve Azınlık Diller Şartı” , “AİHS’nin Ayrımcılığın yasaklanmasına dair 12 No’lu Ek Protokolu” gibi uluslararası sözleşmeleri imzalamayan Türkiye’nin durumu ele alınacak. Ayrıca Türkiye’nin çekince koyduğu uluslararası sözleşmelerden “BM Medeni ve Siyasi haklar Sözleşmesinin” 27 nci maddesi,” BM Ekonomik,Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin” 13 ncü maddesi,”BM Çocuk hakları Sözleşmesinin” 17,29,30 ncu maddeleri,”AİHS nin Ek 1 nolu Protokolunun 2 nci maddesi (bu çekinceler ana dilde eğitim ağrılıklıdır) ile BM Paris ilkeleri doğrultusunda “bağımsız bir İnsan Hakları Kurulu” “Ayrımcılığı Önleme ve Eşitlik Kurumu”,OPCAT(İşkenceyi Önleme Kurulu” “Bağımsız Kolluk Şikayet Mekanizması” “Kamu denetçiliği/Ombudsman Kurumu” gibi Türkiye’nin demokratikleşmesini yakından ilgilendiren ve AB üyeliği için şart olan çalışmaların gündemde olacağı dikkate alınacak olursa, sayın Çavuşoğlu’nun zor ama onurlu bir görev üstlendiği bunun bilinciyle AK Parti Hükümetinin sorumlu davranması gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz." | Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkan koltuğuna oturacak Çavuşoğlu'nu zor bir görev bekliyor |
Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'nde, 48 gün önce dünyaya gelen bebeğe ‘Şewin' ismini vermek isteyen Koşti ailesine ‘Türk alfabesine uygun yazılma’ koşulu nedeniyle izin verilmedi. Torununa ‘Gülseren Şewin’ ismini koymak isteyen babaanne Gülseren Koşti, Suruç Nüfus Müdürlüğü'nün olumsuz yanıtı üzerine çözümü 2 ‘v’ harfini yan yana getirip ‘Gülseren Şevvin’ adını vermekte buldu. W'YA HAYIR, VV'YE EVET Suruç İlçe Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan 52 yaşındaki Gülseren Koşti, 6 Aralık 2009 tarihinde doğan torununa adını ve Kürtçe ‘Cuma akşamı’ anlamına gelen ‘Şewin' isminin verilmesini istedi. Suruç İlçe Nüfus Müdürlüğü bu başvuruyu ‘Şewin' isminde Türkçe alfabede ‘w’ harfi bulunmadığı için reddetti. Koşti, torununa söz konusu ismi koymak için ısrar edince, Nüfus Müdürlüğü görevlileri ‘w’ harfi yerine 2 ‘v' harfini yan yana kullanabileceğini önerdi. Böylece kız bebeğe ‘Gülseren Şevvin’ isimli kimlik verildi. Torununun ismini ‘Şewin’ koymak istediğini söyleyen babaanne Gülseren Koşti, Kürtçe isimlerin nüfus cüzdanlarına yazılmasına izin verilmesini isterken şöyle dedi: “Benim 8 aylık bir torunum daha var. Ona ‘Newa’ (Ezgi, name, melodi) ismini vermek istedik. Ancak ‘w’ harfi bulunduğu gerekçesiyle izin vermediler. Biz de kendi irademiz dışında ‘Neva’ olarak yazdık. Torunuma vermiş olduğum ismin herhangi siyasi anlamı yoktur. Kürtçe ‘Cuma akşamı’ anlamına geliyor. Bir gün Kürt sorununa gerçek çözüm bulunursa; iki torunumun da adını istediğim gibi değiştireceğim.” (Hürriyet) | Şanlıurfa'da doğan bebeğine Şewin ismi vermek isteyen aile izin alamayınca ilginç bir çözüm buldu. |
Samsun E Tipi Cezaevi Çocuk- 2 Koğuşu'nda gasp suçundan tutuklu olan 17 yaşındaki C.K., hırsızlık suçundan tutuklu 15 yaşındaki A.K.'ya, banyoda tecavüz etti. Koğuşta kalan çocukların C.K.'dan korkmaları ve ses çıkarmamaları üzerine bir süre gizli kalan olay, geçen yıl Eylül ayında açık görüşte ortaya çıktı. Çocuklar arasındaki söylentiler üzerine harekete geçen cezaevi yönetimi, tecavüz olayını ortaya çıkardı. Soruşturma sonucu C.K. hakkında ‘cinsel istismar', ‘cinsel amaçlı alıkoyma' ve ‘tehdit' suçlarından dava açıldı. BİR KOĞUŞTA 8 ÇOCUK Olay, Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 8 kişinin kaldığı Çocuk-2 Koğuşu'nda meydana geldi. İddialara göre gasp suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan ve çok sayıda suç kaydı bulunan C.K., geçen yılın Eylül ayında gece herkesin uyuduğu sırada hırsızlık suçundan aynı koğuşta bulunan A.K.'nın yanına gitti. AĞZIYLA ELİNİ KAPATIP BANYODA TECAVÜZ ETTİ C.K., uyandırdığı A.K.'nın ağzını eliyle kapadıktan sonra zorla alt kattaki banyoya götürdü. Burada A.K.'nın ellerini arkadan bağladıktan sonra elbiselerini çıkarıp, ölümle tehdit ederek tecavüz etti. Koğuştaki bu olay uyanan diğer çocuklar tarafından da görüldü. Diğer çocuklar da C.K.'dan korktukları için kimseye bir şey söyleyemedi. Geçen yıl eylül ayındaki Ramazan Bayramı'nda yapılacak olan açık görüş öncesinde yapılan rutin kontrollerde çocuklar arasında söylentiden yola çıkan cezaevi yönetimi, tecavüz olayını ortaya çıkardı. SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ Sorgulama sırasında C.K. suçlamaları kabul etmeyerek, kendisine iftira atıldığını ileri sürdü. C.K., “Koğuşta bana küfür ettiği için onu dövdüm. O da bana bu iftirayı atıyor” dedi. Ancak, A.K. olayı detaylarıyla anlattı. C.K.'nın kendisine tecavüz ettiğini söyleyen A.K. “Geceyarısı beni uyandırdı. Ağzımı kapatıp, sürükleyerek banyo yaptığımız alt kata götürdü. Nereden bulduğunu bilmediğim iple ellerimi arkadan bağladı. Daha sonra da tecavüz etti. Kimseye söylemeyeyim diye de ölümle tehdit etti” dedi. 40 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı koğuşta bulunan diğer çocukların ifadesini aldı. Onlarında olayı doğrulaması üzerine savcı, C.K. hakkında Samsun 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde ‘cinsel istismar', ‘tehdit', ‘cinsel amaçlı alıkoyma' suçlarından toplam 40 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Olaydan sonra hırsızlık suçundan yargılanan A.K.'nın bir süre sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olduğu, C.K.'nın halen tutuklu olduğu belirtildi. KAMYONET DUVARDA ASILI KALDI [PAGE] KAMYONET DUVARDA ASILI KALDI Trabzon'un Akçaabat ilçesinde freni boşalan araç, 13 metrelik duvarın üstünde asılı kaldı. Abdulkadir Yurdakul (31) yönetimindeki 61 KN 589 plakalı kamyonet, hidrolik sisteminin boşalması nedeniyle, Dürbinar Mahallesi'nde, kontrolden çıktı. Freni boşalan araç, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Akçaabat Meslek Yüksek Okulu'nun yaklaşık 15 metrelik duvarında asılı kaldı. Vatandaşların yardımıyla araçtan çıkartılan sürücü ve yanındaki 2 kişi, kazadan yara almadan kurtuldu CİNAYETİN NEDENİ FİİLİ LİVATA [PAGE] CİNAYETİN NEDENİ FİİLİ LİVATA Afyonkarahisar’da öldürüldükten sonra cesedi parçalanarak, şehrin 3 değişik yerine atılan Kemal Gözel’in katil zanlısı Serhan Hasar’ın (32), cinayeti kendisine "fiili livata" yoluyla tecavüz edilmesi nedeniyle işlediğini, cesedi ise taşıyamadığı için parçaladığını söylediği öğrenildi. Zanlı, olay günü öldürdüğü Kemal Gözel’in önce cinsel organını kestiğini, sonra da bıçaklayarak, öldürdüğünü itiraf etti. Eşi hemşire olan katil zanlısı, olayı önce Adıyaman’daki annesine anlattığını ve annesinin Afyonkarahisar’a gelmesiyle, annesi ile birlikte Emniyet Müdürlüğüne giderek, teslim olduğunu ifade etti. Yıllık izinini kullanan hemşire eşinin, Manisa’nın Salihli ilçesindeki ailesinin yanına gittiğini belirten zanlı, durumu telefonla eşine anlatamadığını, çocuğunun sesini duyduktan sonra telefonu kapattığını bildirdi. FİİLİ LİVATA YOLUYLA TECAVÜZ ETTİ Afyonkarahisar’a eşinin tayini nedeniyle 2006 yılında geldiğini belirten Hasar, sürekli bir işi olmaması nedeniyle amele pazarında iş aradığı bir sırada, yaklaşık 2 ay önce Kemal Gözel ile bir cami avlusunda tanıştıklarını anlattı. Olay günü yine cami avlusunda bir araya gelerek, iş konuşmak için birlikte eve geldiklerini belirten zanlı, evde yaşadıklarını şöyle anlattı: "Kendisinin bir inşaat aldığını belirterek, beni de yanında çalıştırabileceğini söyledi. Cami avlusunda bana bir sigara verdi. Biraz oturduktan sonra başım ağrımaya başladı, eşimin de nöbetçi olması nedeniyle ’eve gidelim çay içelim orada konuşalım’ dedim. Eve giderken bir bakkalın önünde indik ve bir şeyler aldık. Eve gittiğimizde ise ben kola içtim, o da şarap içti. Bu sırada ben de ona bir kaç kez mutfaktan buz ve ekmek getirdim. Başımın ağrısı geçmediği için bana kola içmemi ve başımın ağrısına iyi geleceğini söyledi. Ben de onun bana verdiği kolayı içtim. Kola içtikten sonra duramaz hale gelince, kanepeye uzandım. Kendimden geçmişim." Uyandığında ise Kemal Gözel’in kendisini çırılçıplak soyduğunu ve kendisinin üzerinde olduğunu ileri süren Serhan Hasar, kendisinin bıçakla önce cinsel organını kestiğini, sonra da çeşitli yerlerinden bıçaklayarak öldürdüğünü itiraf etti. "CESEDİ TAŞIYAMADIĞIM İÇİN PARÇALADIM"- Öldürdüğü Kemal Gözel’in elindeki bıçağı almaya çalışırken, elinin de kesildiğini bildiren zanlı, cesedi ise taşıyamadığı için parçaladığını söyledi. Cesedi, yorgana sararak sokağa atmak istediğini ancak kaldıramadığını belirten zanlı, ifadesinde şunları bildirdi: "Evde her taraf kan olmuştu. Cesedi yorgana sarıp sokağa atmaya çalıştım ama kaldıramadım. Cesedi banyoya götürerek önce başını sonra diğer yerlerini kestim. Büyük bir poşete koyarak, pazar arabasıyla götürerek, dışarı attım. Cesedi taşıyamadığım için parçaladım. Başka bir nedeni yok. Götürdüğüm poşetleri boşaltarak, poşetleri ve elbiselerini evdeki sobada yaktım. Daha sonra banyoda bir parça kaldığını görünce, onu da kül dolu bir çuval ile evin önündeki çöpe bıraktım." "YÜRÜYEREK POLİSLERİN ÖNÜNDEN GEÇTİM" Kemal Gözel’in parçalanmış cesedini değişik yerlere attıktan sonra evdeki kan lekelerini de temizlediğini belirten zanlı, evinin çevresindeki polisler nedeniyle bir süre evden çıkamadığını söyledi. Daha sonra evinden çıkarak, polislerin önünden geçip gittiğini ifade eden zanlı, çarşıyı dolaşıp geldikten sonra evdeki geri kalan kanlı yorganı parçalayarak, atmak istediğini ancak çevredeki polisler nedeniyle atamadığını, bir koliye yerleştirip evine bıraktığını ifade etti. BABAN KALP KRİZİ GEÇİRİR O GELMESİN Çarşıya çıktığında, Adıyaman’daki annesine telefon ederek, babasıyla birlikte Afyonkarahisar’a çağırdığını söyleyen zanlı, annesinin ısrarı üzerine durumu kendisine anlattığını kaydetti. Zanlı, telefonla durumu anlatmasının ardından annesinin, "baban duymasın o kalp rahatsızı, kalp krizi geçirebilir" demesi üzerine sadece kendisinin Afyonkarahisar’a gelmesini istediğini ifade ederek, "Annemle telefonla konuştuktan sonra onun gelmesini bekledim. Sabah saat 04.00 gibi annem geldi ve ne yapacağımı sordu. Ben de teslim olacağımı anlattım. Birlikte Emniyet Müdürlüğüne gittik, teslim oldum" dedi. ÇOCUĞUMUN SESİNİ DUYDUM EŞİME ANLATAMADIM- Eşinin Afyonkarahisar’da sözleşmeli olarak hemşirelik yaptığını ve o nedenle kente geldiklerini belirten zanlı, olayın ardından eşinin yıllık izinli olması nedeniyle Manisa’nın Salihli ilçesindeki ailesinin yanına gittiği söyledi. Zanlı, olayın ardından eşini telefonla aradığını ancak durumu anlatamadığını, çocuğunun sesini duymasının ardından telefonu kapattığını kaydetti. O ADAM ANNEMİN ÜZERİNDEYDİ [PAGE] O ADAM ANNEMİN ÜZERİNDEYDİ Adana'da, kendisini aldattığını öne sürdüğü eşi 32 yaşındaki Sevim Kutlu ile yanındaki komşusu 45 yaşındaki Ayşe Aydemir'i tabancayla vurarak öldüren adam eşini sevgilisiyle aşk yaşarken yakaladığını iddia etmişti. Olayın 9 yaşındaki tanığı Mehmet Kutlu da “O adam annemin üzerindeydi” dedi. Cinayet zanlısı 32 yaşındaki Murat Kutlu'nun yargılanmasına başlandı. İKİ KADIN BAŞLARINDAN VURULMUŞ HALDE BULUNDU Olay, 31 Mayıs 2009'da, kent merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Sarıhamzalı Mahallesi'ndeki bir bahçenin içinde meydana geldi. Bir minibüsün içinde 2 kadın cesedi bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri, çalışır durumdaki minibüsün içinde 4 çocuk annesi Sevim Kutlu ve komşusu 5 çocuk annesi Ayşe Aydemir'in başlarından tabancayla vurulmuş cesetleri ile karşılaştı. 9 YAŞINDAKİ OĞLU OLAYA TANIK OLDU Sevim Kutlu'nun oğlu Mehmet Kutlu da olay yerine yakın bir noktada ağlarken bulundu. Çocuk, annesinin ve komşusunun öldürülmesine tanık olduğunu ve cinayeti babasının işlediğini söylerken şüpheli Murat Kutlu, olaydan 184 gün sonra teslim oldu. KARIMI ADAMLA GÖRÜNCE KENDİMİ KAYBETTİM Hakkında 2 kez ömür boyu ve 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Murat Kutlu'nun Adana 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına başlandı. Olaydan sonra linç edilme korkusuyla kaçtığını belirten Murat Kutlu, “Ben fabrikada güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayım. O gün eşim bana yemek getirecekti. Ayrıca telefonla babamın rahatsızlandığını söylediler” dedi. İşyerinden izin alarak babasını hastaneye götürmek için eve geldiğini belirten Kutlu, “Yolda oğlum 13 yaşındaki Deniz ile karşılaştım. Bana yemek getirmek için evden çıktıklarında çeşmenin yanına geldiklerinde annesinin kendisine tokat vurduğunu, sonra da Sevim Kutlu ve tanımadığı bir erkekle birlikte minibüse binip gittiğini söyledi. Ben de oğlumun tarif ettiği yöne gittim. Minibüsle karşılaştığımda o adam karıma sarılmıştı. Beni görünce minibüsten indi. Elini beline attı. Ben daha hızlı davranmış olmalıyım ki ateş ettim. Adam tarlaya kaçtı. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendimi kaybetmişim” diye konuştu. Mahkeme tanık olarak dinlenen görgü tanığı Mehmet Kutlu, evlerinden babasına yemek götürmek için çıktıklarını ancak çeşmenin yanına geldiklerinde minibüse bindiklerini söyledi. O ADAM ANNEMİN ÜSTÜNDEYDİ Olaydan sonra Diyarbakır'da bulunan yatılı ilköğretim okuluna yerleştirilen Kutlu ifadesini şöyle sürdürdü: “Komşumuz Ayşe Aydemir ve tanımadığım adamla birlikte çiftliğe geldik. Adam bana 2 lira verdi. Sonra annemle birlikte kulübeye girdiler. Ayşe Aydemir bahçede dolaşıyordu. Ben anneme bakmak istediğimde o adam annemin üzerindeydi. Sonra tekrar minibüse bindiğimizde annem babamı görünce ‘Bu benim kocam. Şimdi bizi öldürür’ dedi. Babam gelince adam da minibüsten indi. Adam elini beline atınca babamda silahını çıkardı. Sonra silah sesleri gelmeye başlayınca ben koltukların arasına saklandım. Daha sonra da annem ile komşumuz Ayşe Aydemir'in vurulduğunu gördüm.” Mahkeme, diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi. | 8 çocuk aynı koğuşta kalıyordu. Bir geceyarısı 17 yaşındaki suçlu, 15 yaşındakine tecavüz etti. Hepsi gördü. |
Bank Asya 1. Lig ve 2. Ligde birer takımı olan Adana'nın, 5 Ocak Stadında skorboard çalışmayınca maçlarda skoru değiştirmek zorunda kalan elektrik teknisyeni zor anlar yaşadı. Adana Demirspor ile Tarsus İdmanyurdu arasında 13 Aralık 2009 Pazar günü oynanan maçının ikinci yarısında bozulan 5 Ocak Stadı'ndaki skorboard aradan yaklaşık 1.5 ay geçmesine rağmen bir türlü yapılamadı. Statta iki skorboard olmasına rağmen ikisi birden çalışmıyor. Bank Asya 1. Lig ve TFF 2. Lig'de birer tane takımı bulunan ve hafta da bir kez futbol müsabakasının olduğu Adana'da skorboardlar bir türlü yapılamıyor. Yeni yapılan skorboard ise bir türlü faaliyete geçmedi. Skorboardın üzerine Atatürk'ün "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" sözü yazılarak kapatıldı. İki skorboardda bozuk olduğu için en çok maçı izlemeye gelen basın mensupları gol ve kartlarda dakika yazmakta güçlük çekiyor. Skorboardların bozuk olmasından dolayı basın mensuplarından daha çok İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nde Elektrik Teknisyeni olarak çalışan Abuzer Çelik zorluk çekiyor. Çelik gol oldukça tribünden skorboardın önüne çıkarak skoru eliyle değiştiriyor. Çelik, dün oynanan Adana Demirspor-Kahramanamaraşspor maçında tam 7 kez skorboard önüne çıkıp skor değiştirdikten sonra tekrar tribüne indi. Maçın 15. dakikasında Adana Demirsporlu futbolcu Ceyhun Yelkenci'nin gol atmasıyla tribünden skorboarda çıkan Çelik, maçın 89. dakikasına kadar skorboarda çıkıp skor değiştirmek zorunda kaldı. Skorboardın bulunduğu yer tribünden biraz yüksek kalınca Çelik, skor değiştirmek için biraz tırmanmak zorunda kaldı. Çelik durum 1-1 olduğu sırada skoru değiştirirken cep telefonu çalması ilginç bir görüntü oluşturdu. Hafif göbekli olan Çelik, tam skorboardın altından geçerken bir hayli zorlandığı görüldü. Ama buna rağmen 7 tane golü skorboarda yazarak taraftarların skordan haberdar olmasını sağladı. Elektrik teknisyeni Çelik, elektrik aksamında bozukluk olduğu için skoru elle değiştirmesi yaşananları daha da ilginç kıldı. Çelik'in elle bir hayli zorlanarak değiştirdiği skorboardın üzerinde ise Atatürk'ün, "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" sözü yazması yapılan bu işi daha da dikkat çekici hale getirdi. Elektrik akmasında sorun olan skorboarda Çelik skoru çevik bir hamleyle skorboarda çıkarak zekice eliyle değiştiriyordu. Çelik gol atılmadığı dönemlerde ise bol bol çekirdek yemesi dikkat çekti. Adana İl Gençlik ve Spor Müdürü Fazlı Bayram Hadi ise 13 Aralık 2009 yılında oynanan Adana Demirspor-Tarsus İdmanyurdu maçında taraftarların skorboarda giden kabloları kestiğini bu nedenle uzun süredir skorboardın çalışmadığını söyledi. Hadi, taraftarların sürekli skorboarda zarar verdiğini bu sezon 4 kez skorboard yaptırmak zorunda kaldıklarını belirterek, "Yeni yapılan skorboardı faaliyete geçireceğiz. Bu skorboardı yaptırmaktan bıktık artık. Ona taraftalar ulaşamayacağı için onu bozamayacaklar. Ama onu da bu hafta yaptıramadık. Haftaya skorboard sorunu kalmayacak" dedi. Hadi, skorboard çalışmadığı için bir görevlinin mecbur golleri yazmak için görevlendirildiğini sözlerine ekledi. | Adana Demirspor ile Tarsus İdmanyurdu arasında oynanan maç esnasında skorboard'daki adam dikkatlerden kaçmadı. |
ADNAN BERK OKAN YARGITAY Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye’nin “Sivil Genelkurmay Başkanı”dır… Son yıllardaki komuta kademesinin demokrasiyi ısrarla korumak istemelerine rağmen Kanadoğlu aksine, demokrasinin rafa kaldırılmasından yana tavır almaktadır… Balıkesir Barosu'nun 90'ncı kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Hukuk Devleti'nde Yargı Bağımsızlığı” konu başlıklı bir konferansta yaptığı konuşmada bu niyetini açıkça ortaya koymuş… Türkiye'nin anayasa, yargı ve adalet konularında reforma gereksinim duyduğunu belirterek “Ancak, laik demokratik Cumhuriyet aleyhine eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmiş bir iktidarın ne reform yapmaya, ne de anayasa değişikliği yapmaya hakkı yoktur. Olmamalıdır" demiş… Peki, bu söylediklerinde haklı mı gelin ona bir bakalım… *** Kanadoğlu’na, Ak Parti Hükümeti’nin hazırlattığı anayasa taslağını hatırlatmak istiyorum… Hani, şu anda ordumuzun aslında darbe yapmaktan nasıl da nefret(!) etiğini anlatmaya çalışan Ak Parti Hükümetini eleştirmekle görevli meslektaşlarımızın yerden yere vurdukları ama belli ki okumadıkları anayasa taslağının 38. Maddesini.. O madde şöyle idi: “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile fiilleri, insan haklarına, devletin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne, demokrasiye, cumhuriyete ve laikliğe aykırı olamaz…... Bir siyasi partinin tüzüğünün veya programının birinci fıkra hükümlerine aykırı görülmesi halinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine, Anayasa Mahkemesi’nce partiye ihtarda bulunulur. İhtarı izleyen iki ay içinde aykırılık giderilmediği takdirde, ilgili parti hakkında dava açılır.” *** Peki… Başbakan Erdoğan, yeni anayasa taslağında böyle bir maddenin varlığından haberdar mıydı?.. Elbette haberdardı… Oysa o maddenin bir benzeri zaten mevcut anayasada da vardı… Ve… O sırada Ak Parti, kapatılma istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde yargılanıyordu… Başta Sabih Kanadoğlu olmak üzere Hükümet karşıtı bazı yazarlar bir yandan Ak Parti’nin laikliğin odağı olduğunu iddia ederek kapatılması gerektiğini yazıp söylerken, diğer yandan ise içinde böyle (tam da istedikleri gibi) bir maddenin yer aldığı anayasa taslağını hiç okumadan kıyasıya eleştiriyorlardı… Peki… Laikliğe aykırı eylem ve söylemde bulunan bir siyasi partinin kapatılma talebiyle yargılanması gerektiğini kabullenen bir iktidar partisi nasıl oluyordu da böyle bir maddeyi içeren bir anayasa taslağı hazırlıyordu?.. Söyleyeyim: Çünkü laiklik karşıtı olduklarını veya olacaklarını düşünemiyorlardı bile… *** Şimdi de Anayasa’nın 138. Maddesini hatırlatayım… Maddenin 3. fıkrasında şöyle denilmektedir: “…. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” *** Bu demektir ki yargılama aşamasında bir dava ile ilgili yorumlar, en sınırsız özgürlüklerin yaşandığı Meclis çatısı altında bile yasaktır. O kadarla da bitmemektedir... TCK’nun 288. maddesi, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmeyi de yasaklamaktadır. Madde aynan şöyledir: “Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” *** Sabih Kanadoğlu ve bazı gazeteci arkadaşlar da TCK’nun 288. maddesi gereğince suç işlemektedirler. Ne Kanadoğlu’nun ne de gazetecilerin yargılanmalarını engelleyen bir yasa maddesi var… Bunu şunun için söylüyorum: Kanadoğlu ve yandaş gazetecileri önce mevut yasaları “ihlal” ediyorlar… Sonra da haklarında soruşturma açılıp bir de kovuşturulunca başlıyorlar feryat figan ağlanmaya… Kaşınıyorlar yani… adnanberkokan@gmail.com | Sabih Kanadoğlu ve bazı gazeteci arkadaşlar da TCK'nun 288. maddesi gereğince suç işlemektedirler. |
İçişleri Bakanlığı'nın nüfus verileri, Türkiye'nin burç haritasını da ortaya koydu. Buna göre Türkiye'de en kalabalık burç; 10 milyon nüfusuyla Oğlaklar. İçişleri Bakanlığı'na bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin burç istatistiğini çıkardı. Buna göre Türkiye'de ilk sırayı nüfusunun yaklaşık 7'de birini oluşturan 10 milyon nüfuslu 'Oğlak'lar alıyor. Oğlak burcunu, 8 milyon nüfusla Yengeçler, 7 milyon 2 yüzbin nüfusla da Balıklar izliyor. Son sırada ise 4 milyon 2 yüz bin nüfusla Yay'lar yer alıyor. EN ÇOK DOĞUM ARALIK-OCAK'TA Kadın Doğum Uzmanı Dr. İlhami Atılgan, Oğlak burcunun doğum aralığı olan 23 Aralık- 20 Ocak tarihleri arasında doğum olaylarının yoğun yaşanmasının tıbbi bir açıklamasının bulunmadığını belirtti. Atılgan, "Bunun tıbben herhangi bir açıklaması yok, olamaz da. Ancak kış aylarının uzun olması nedeniyle doğumlar daha çok Aralık-Ocak aylarına denk düşebilir. Ama tekrar ediyorum; bunun tıbbi hiçbir izahı yoktur" dedi. Astrolog İslam Aker ise durumu "Türkiye'nin önü açık" diye yorumladı. Aker; "Astrolojide oğlak burcu azimli, hevesli, tutucu ve diplomatiktir. Türkiye açısından bakıldığında, toplu, birlikte karar alabilme, belirli bir amacın peşinden gidilebilmektir. Oğlak burcunun fazlalılığı gerektiğinde tek vücut olma anlamında algılanabilir" dedi. Oğlak Burcu (23 Aralık-20 Ocak): Olumlu Yönleri: Çalışkan. Güvenilir. Kararlı. İstekli. Sabırlı. Azimli. İhtiyatlı. Disiplinli. Plancı. Espri gücü. Düzenli. Sebatkâr. Azla yetinir. Zengin olur. Dayanma gücü yüksek. Sorumlu. İyi eş, iyi anne baba. Mülkiyetçi. Olumsuz Yönleri: Eğilmez. Dik başlı. İhtiraslı. Kötümser. Kuşkucu. Kindar. Sert. Karamsar. Yalnızlık meraklısı. İŞTE BURÇLARIN NÜFUS SAYILARI Koç (21 Mart-20 Nisan):.................................6.304.041 Boğa 21 Nisan-21 Mayıs): .............................6.336.049 İkizler (22 Mayıs-21 Haziran): .......................5.646.499 Yengeç (22 Haziran-23 Temmuz):.................7.964.783 Aslan (24 Temmuz-23 Ağustos):...................5.204.819 Başak (24 Ağustos-23 Eylül):........................5.628.562 Terazi (24 Eylül-23 Ekim):..............................5.302.047 Akrep (24 Ekim-22 Kasım):............................4.514.785 Yay (23 Kasım-22 Aralık): ..............................4.206.969 Oğlak (23 Aralık-20 Ocak): ............................10.041.392 Kova (21 Ocak-19 Şubat): .............................6.499.345 Balık (20 Şubat-20 Mart):...............................7.170.373 (13 Ekim 2006'daki 74 milyon 819 bin 664 kişilik nüfusu kapsıyor. Sabah) | İçişleri Bakanlığının nüfus verilerine göre Türkiye'nin burç haritası çıkarıldı. Sokaktaki her 7 kişiden biri... |
Türkiye'de bankacılık sektöründe bu yıl 400'ün üzerinde şube açılacağı tahmin edilirken, bunun sektör içinde genel müdürlük kadrolarındaki büyümenin etkisiyle 10 bin kişinin üzerinde yeni istihdam sağlayacağı düşünülüyor. Türkiye Bankalar Birliği'nin Aralık 2009 raporuna göre, geçen yılın son çeyreği itibarıyla mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının toplam şube sayısı, son bir yılda 246 adet, Temmuz-Eylül 2009 dönemine göre ise 141 adet artarak 9 bin 36'ya ulaştı. Son çeyrekte mevduat bankalarında banka başına ortalama şube sayısı 281 olarak gerçekleşti. Bu rakam, kamusal sermayeli mevduat bankalarında 843, özel sermayeli mevduat bankalarında 399, yabancı sermayeli bankalarda ise 122 oldu. Mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarında çalışan sayısı, son bir yılda 805 kişi, Temmuz-Eylül 2009 dönemine göre 1.642 kişi artarak 172 bin 403'e yükseldi. İŞ BANKASI Bu yıl İş Bankası, yeni şube açılışı konusunda sektörde 2008 yılından daha düşük seviyede olmakla birlikte 2009 yılının üzerinde bir performans gösterileceği beklentisi taşırken, 2010 yılında banka 60-70 şube açmayı planlıyor. İş Bankası, işe alınacak kişi sayısını bankanın işlem hacimleri ve şubeleşme süreçleri doğrultusunda belirlerken, bu anlamda 2010 yılında asgari 1.000 kişilik işe alım planı yaptı. HALKBANK Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerdeki varlığını güçlendirmek isteyen ve şubeleşme ile insan kaynağı yatırımlarını bu doğrultuda gerçekleştirecek olan Halkbank, 2009'da açılanlarla birlikte toplam şube sayısını 668'e ulaştırırken bu yıl en az 45-50 civarında şube açmayı düşünüyor. Eylem planlarının en önemli maddelerinden birinin ''çalışanlarla birlikte sektörün önemli oyuncularından olmaya devam etmenin'' oluşturduğunu ve nitelikli işgücü için gerekli gördükleri alanlarda işe alımlara devam edeceklerini belirten Halkbank, 2010 için ilk etapta 1.250 yeni çalışanı aileye katmayı planlıyor. ŞEKERBANK Türkiye'nin 70 ilinde 184 ilçede 256 şube ile hizmet veren ve geçen yıl 6 yeni şube açan Şekerbank'ın ise önümüzdeki 3 yıl içinde 300 şubeye ulaşma hedefi var. Ülke genelindeki 256 şubenin yüzde 62'si Anadolu'da bulunan, 30 yaş üzerinde 80 ve 40 yaş üzerinde ise 30 şubesi bulunan Şekerbank, bulunduğu yörelerde ''uzun yıllar var olma gücünü pekiştirerek Anadolu'daki gücünü daha da artırmayı'', bu doğrultuda ağırlıklı olarak Anadolu'da bulunan şubelerin sayısını artırmayı hedefliyor. Şekerbank olarak ihtiyaçlarını öncelikle kendi içinden karşılayan banka, Anadolu'da ağırlıklı olarak açtıkları yeni şubeler için kısıtlı sayıda olsa da yöresel istihdam imkanı sağladığını düşünüyor. YAPI KREDİ Yapı Kredi, bu yıl 60 şube açmayı ve büyümelerine paralel olarak iştirakler dahil olmak üzere toplam 1.000 kişiyi işe almayı planlıyor. GARANTİ BANKASI Garanti Bankası ise 2010 yılında yaklaşık 80 yeni şube açarak 875 şubeye ulaşmayı, yeni açılan şubelerin yaratacağı istihdamla birlikte, şu anda 16 bin 799 olan çalışan sayısını da 700 civarında artırarak 17 bin 500'e ulaştırmayı hedefliyor. FİNANSBANK Finansbank'ın planlarında ise bu yıl 50 yeni şube açılışı yapmak ve 1.500 çalışanı kendi bünyelerine dahil etme varken, Denizbank 25 şube daha açmayı ve 850 yeni işe alım yapmayı öngörüyor. Banka Adı Personel Şube Sayısı ------------ --------- ------------ İş Bankası 1.000 60-70 Halkbank 1.250 45-50 Yapı Kredi 1.000 60 Garanti 700 80 Finansbank 1.500 50 Denizbank 850 50 Şekerbank (*) - 44 (*): Şekerbank'ın 44 şube hedefi, önümüzdeki 3 yılı kapsıyor. | 2010 yılında bankacılık sektöründe 400'ün üzerinde şube açılması öngörülüyor. İşte bankaların alacağı eleman sayısı! |
THY'nin İstanbul-Bangkok seferine hazırlanan yolcu uçağına de-icing işlemi yapan operatör Güven Alkan, uçağın kanadının araca çarparak devirmesi sonucu hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, Atatürk Havalimanı'ndan 237 yolcusuyla saat 00.30'da Bankgkok seferine hazırlanan THY yolcu uçağına donmaya karşı alkol ve glikoz karışımı sıvıyla de-icing işlemi yapıldı. İşlemin bitmesinden sonra piste hareketlenen uçağın kanadı de-icing aracına çarparak devirdi. Devrilen aracın sepetinde bulunan operatör Güven Alkan, araç altına kalarak hayatını kaybetti. Araç sürücüsü Adem Yüksel ise yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Kaptan pilot Mehmet Y.'nin gözaltına alındığı kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Bu arada, kazaya karışan uçaktaki 237 yolcu, sabah bir başka uçakla Bangkok'a gönderildi. | Atatürk Havaalanı'nda inanılmaz kaza! THY'ye ait bir uçağın kalkışından önce yaşanan feci kazada 1 kişi hayatını kaybetti. |
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), “2009 Yılı’nın Başarılı Gazetecileri”ni açıkladı. İNTERNETHABER yazarı Nazım Alpman da ödül alan gazeteciler arasında yer aldı. Alpman İz TV’de yaptığı '12 Eylül’ün Kendisi: General Evren' programı ile en iyi Televizyon Programı ödülü aldı. 2009 yılı ÇGD ödüllerini Başkan Ahmet Abakay açıkladı. Buna göre “Dayanışma Ödülü”nün TEKEL işçilerine verilmesini kararlaştırdı. ÇGD Özel Onur Ödülü’nü yarım yüzyılı aşan gazetecilik mesleğindeki örnek duruşu ve Türk Basını’na yaptığı katkılar nedeniyle gazeteci-yazar Altan Öymen’e verildi. “2009 Yılının Başarılı Gazetecileri” de şu isimlerden oluştu: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü: Aykut Küçükkaya Cumhuriyet “Enerji Dosyası” Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü: Özlem Zorcan - Birgün “İşkenceci” Eğitmen Oldu” haberi Rafet Genç Haber Ödülü: Ferit Demir ( Doğan Haber Ajansı – Tunceli) Hürriyet “Kara Kömürden Beyaz Eşyaya” haberi Mahmut Tali Öngören Televizyon Ödülü: Mete Çubukçu NTV “Mahmur Mülteci Kampı: Geri Dönüşler Sürecek mi?” Televizyon Haber: Gökhan Gerçek –NTV “Yargı Yargıyı Dinledi” Televizyon Programı Nazım Alpman – İZ TV “12 Eylül’ün Kendisi: General Evren” Televizyon Belgeseli: İzzet Dağıstanlı - Kanal-B “Vatan İçin Kubilay” Radyo Programı: Güler Nasıf TRT-Ankara Radyosu “Bir Adım Önde” Fotoğraf (İzzet Kezer Ödülü): Selahattin Sönmez – Hürriyet - Daily News “Tekel Direnişi” Karikatür: Turgay Karadağ- Referans İnternet Gazeteciliği: www.habercek.com, www.odatv.com | Çağdaş Gazeteciler Derneği 2009 yılı basın ödülleri açıklandı. Yazarımız Nazım Alpman da ödül alanlar içinde |
Uzmanlar karda, topuksuz, kösele, altı lastikli veya kauçuk ayakkabı giyilerek ya da çorabı ayakkabının üzerine geçirerek düşmeye karşı tedbir alınmasını tavsiye ediyor. Kış mevsiminin kendini sert bir şekilde hissettirdiği şu günlerde basit tedbirler alarak buzlu ve karlı havalarda kaza geçirmeden yürünebilir. Uygun duruş ve yürüme tekniklerinin kar ve buzda kaymaları önleyerek kırık çıkık vakaların önüne geçilebileceğini söyleyen uzmanlar, karlı, buzlu ve yağmurlu havalarda acele edilmemesini tavsiye etti. Yolun her zamanki yürüyüş zamanından daha uzun süreceği hesaplanarak yola erken çıkılabileceğini de anlatan uzmanlar, şu tavsiyelerde bulundu: "Yürüme alanlarındaki kar ve buz, kum ya da tuzla temizlemeli. Su geçirmez, yalıtımlı, kaymaz kalın tabanlı, geniş ve yüksek olmayan topuklu ve hafif kışlık botlar kullanmalı. Sert buz oluşmuş ise botlara buz kıskaçları takmalı. Dengeyi sağlamak için baston kullanmalı. İleri yaşlardaki kişiler mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamalı. Atkı ve eldiven kullanmalı, eller ısıtılmak için ceplere sokulmamalı. Ciddi yaralanmaların büyük kısmı kayma sırasında ellerin dengeyi sağlayamamasından kaynaklanıyor. Adımlar küçük ve iki ayak arasındaki mesafe artırılarak yürümeli. Rahat kıyafetler giyilmeli, ayakkabıların topuksuz, kösele, altı lastikli veya kauçuk olmasına dikkat edilmeli. Eskimiş kalın çorapları, ayakkabının üstüne geçirilerek yola çıkılmalı. Düşme neticesinde meydana gelen kırıklarda ilk etapta soğuk kompres yapılmalı". | Soğuk ve karlı havaların kendini iyice hissettirdiği bugünlerde kayıp düşenler hastaneleri doldururken, sokağa çıkmadan evvel alınacak basit tedbirler sakatlıkların önüne geçiyor. |
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Yasadışı dinlemek, iğrençbir şey tabii, bu kabul edilebilir bir şey değil'' dedi. Yıldırım, Adalet Bakanlığının yasadışı dinlemelerin caydırılığını arttırmak ve cezaları 3 kata çıkarmak için çalışma yürüttüğünü bildirdi. Bakan Yıldırım, Bozüyük-Mekece-Adapazarı Bölünmüş Devlet Yolu'nun açılışına Yüksek Hızlı Trenle (YHT) gitti. Yıldırım, ''Karayolunda taban fiyat uygulaması konusundaki değerlendirmenizi alabilir miyiz?'' sorusu üzerine Yıldırım, Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğüne otobüs firmalarına yönelik sivil toplum kuruluşlarının zaman zaman bu yönde talepte bulunduklarını hatırlattı. Bu amaçla geçen yıl da yönetmelik çıkarıldığını belirten Yıldırım, ilgili düzenlemelerin 4-5 ay gibi zaman dilimlerini kapsayacak şekilde, talep üzerine yapıldığını ifade etti. Yıldırım, ''Bunda amaç, taşımacılıkta devamlılığı sağlamak, yolcu mağduriyetini önlemek ve firmaların birbiriyle yıkıcı rekabete girmelerinin önüne geçmektir'' dedi. Yıldırım, bu tür bir düzenlemenin havayolu sektörü için de yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine, bakanlığın uçaklarda tarife düzenleme gibi bir yetkisi olmadığını söyledi. Uçaklarda ''koltuk maliyeti esası'' bulunduğuna dikkati çeken Yıldırım, bu esasa bağlı olarak aşırı düşük fiyat uygulamalarında rapor istendiğini kaydetti. Bir gazetecinin, ''Geçtiğimiz günlerde bir uçak bomba ihbarı nedeniyle acil iniş yapmıştı. Bu tür ihbarları nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Yıldırım, yolcu emniyetinin ve rahat seyahat etme hakkının hiçbir şekilde ihlal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Bakan Yıldırım, ''İstanbul Boğazına inşa edilecek 3. köprüye'' ilişkin bir soruya karşılık olarak, projenin her şeyinin hazır olduğunu, yap-işlet-devret modeliyle ihalesinin yapılacağını söyledi. Yıldırım, bu projeye karşı çıkanların bulunduğunu anımsatarak, uzun yıllardır İstanbul'da yaşayan biri olarak amacının, İstanbul'a zarar vermek değil, hizmet etmek olduğunu kaybetti. Yıldırım, ''Yasadışı telefon dinlemelerine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılıp yapılmadığının'' sorulması üzerine şunları kaydetti: ''Adalet Bakanlığı, yasadışı dinlemelerin caydırıcılığını arttırmak, cezalarını 3 kata çıkarmak için çalışma yapıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığı da buraya teknik destek veriyor. Böylece, bu tip yasadışı faaliyetleri daha da caydırıcı hale getirmek hedefleniyor. Yasadışı dinlemek, iğrenç bir şey tabii, bu kabul edilebilir bir şey değil. Ama maalesef bu konu dünyanın her tarafından har zaman sorun olmaya devam ediyor. Amacımız bunu en azından insanlarımızı olabildiğince bu endişeden uzaklaştırmak, bu algılamayı olumsuzdan olumluya çevirmektir. Bunun için yöneticiler gerekli tedbirleri almak durumunda.'' Bakan Yıldırım, ''3. nesil mobil iletişim sistemlerinin (3G) yaygınlaşmasının ne zaman tamamlanacağı ve 4. nesil mobil iletişim sistemlerine (4G) geçilip geçilmeyeceğine'' ilişkin bir soruya, ''Önce 3G'yi özümseyelim, daha istediğimiz noktada değil. 6 milyon kullanıcısı var. Onun Anadolu'ya yaygınlaştırılması lazım'' dedi. Yıldırım, 3G'yi belirli bir amaca ulaştırdıktan sonra diğer teknolojilerin devreye sokulacağını bildirdi. Binali Yıldırım, ''Galataport ihalesine'' ilişkin bir soruya da bu sürecin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca takip edildiğini söyledi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Ankara-Eskişehir seferini yapan YHT'deki yolcularla da sohbet etti. TRENİ ERDOĞAN MI YAPTI? Yıldırım'ın yolculardan Zeliha Cansever'e, ''YHT'yi nasıl bulduğunu ve trenin ne zaman hizmete girdiğini bilip bilmediğini'' sorması üzerine, Cansever de ''Treni beğendim, yoksa Tayyip Erdoğan mı yaptı?'' karşılığını verdi. Ankara'da çalışan Kanada vatandaşı Liubliana Sladounova'ya, ''Memleketinde hızlı tren olup olmadığını'' soran Bakan Yıldırım, yolcudan olumsuz yanıt alınca, ''İnşallah bir gün sizin de olur'' yanıtını verdi. Yolculardan Özgür Duygulu da annesiyle birlikte Eskişehir'deki nişan törenine gittiğini anlattı. Yıldırım, Duygulu'ya ''Herhangi bir desteğimiz olacaksa biz de geliriz'' şeklinde konuştu. Binali Yıldırım, Eskişehir'de de Ankara-İstanbul hızlı tren projesi kapsamında inşa edilen yer altı geçişinde incelemelerde bulundu. Bakan Yıldırım, çalışmaların hızlandırılması yönünde talimat verdi. | Aylardır bitmeyen yasadışı dinleme iddialarına ağır cezalar getirecek yasa için çalışmalar hızlandı |
Uludağ Meteoroloji İstasyonu yetkililerinden alınan bilgiye göre, cuma günü başlayan kar yağışı ile birlikte Uludağ'ın oteller bölgesinde kar kalınlığı 115 santimetreye ulaştı. Gündüz sıcaklığının eksi 10 derece olarak ölçüldüğü Uludağ'da, gece sıcaklığının eksi 12-13 civarında olacağı, bölgede aralıklarla devam eden kar yağışının da yarın duracağı kaydedildi. Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GÜMTOB) Başkanı Haluk Beceren, kar yağışının, yarı tatilinde yoğun olarak gerçekleşmesinin en çok bölgedeki otelcileri sevindirdiğini söyledi. Yağışla birlikte pistlerin kayak yapmaya elverişli hale geldiğini ifade eden Beceren, ''Bölgedeki otellerde doluluk oranları yüzde 100'e ulaştı. Yarı yıl tatili oldukça hareketli geçecek. Uludağ'da tatili düşünen birçok kişi, Bursa kent merkezindeki otellere yerleşiyor. Yoğunluk nedeniyle günübirlik Uludağ'a gidip geliyorlar'' dedi. | Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ kar sevinci yaşıyor. Tatilciler bir metreyi geçen karın tadını çıkarıyor |
Türkiye'de ortalama ömür yaklaşık 72 yıla yükselirken, bu, kadınlarda 74 yıl, erkeklerde ise 69 yıl olarak belirlendi. Bebek ölüm oranı ise binde 21'e geriledi. Kişi başına elektrik tüketimi de 2264 kilovat saate yükseldi. Dış Ticaret Müsteşarlığı, TÜİK ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2007 ve 2008 yılı verilerinden derlenen bilgilere göre, 2003 yılında Türkiye'de 1000 kişiye 66,5 otomobil düşerken, bu rakam 2005 yılında 78,1'e, 2007 yılında da 91,7'ye yükseldi. TELEFON SAYISI 2003 yılında bin kişiye 267 telefon düşerken, 2005'de bu sayı 261'e, 2007 yılında da 258'e geriledi. ELEKTRİK TÜKETİMİ Kişi başına elektrik tüketimine bakıldığında, 2003 yılında 1581 kilovat saat olan tüketim, 2005'de 1808 kilovat saate, 2007 yılında 2198 kilovat saate, 2008 yılında da 2264 kilovat saate ulaştı. OKULLAŞMA ORANI Okullaşma oranına bakıldığında, ilköğretimde 2002/2003 döneminde yüzde 91, 2005/2006 döneminde yüzde 89,8, 2006/2007 döneminde yüzde 90,1, 2007/2008 döneminde de yüzde 97,4 oldu. 2002/2003 döneminde ortaöğretimde yüzde 50,6 olan okullaşma oranı, 2005/2006 döneminde yüzde 56,6, 2006/2007 döneminde yüzde 56,5, 2007/2008 döneminde ise yüzde 58,6'ya yükseldi. Yükseköğrenimde ise 2002/2003 döneminde yüzde 14,7 olarak ölçülen okullaşma oranı, 2005/2006 döneminde yüzde 18,9, 2007/2008 döneminde de yüzde 21,1'e çıktı. ORTALAMA ÖMÜR Türkiye'de ortalama ömrün uzadığı görülürken, ortalama ömür 2003 yılında 70,9, 2005 yılında 71,3, 2008 yılında da 71,9 oldu. 2003 yılında kadınların ortalama ömrü 73,4 yıl iken, 2005'de 73,8, 2007'de 74,2, 2008 yılında da 74,3'e yükseldi. Erkeklerin ortalama ömrü ise 2003 yılında 68,6, 2005 yılında 68,9, 2007 yılında 69,3 iken, 2008 yılında 69,4'e çıktı. Sosyal gelişmişlik göstergelerinden biri olan bebek ölüm oranları incelendiğinde ise 2003 yılında binde 25,6 olan bebek ölüm oranı, 2005'de binde 23,6'ya, 2007 yılında binde 21,7'ye, 2008 yılına gelindiğinde ise binde 21'e geriledi. 2003 yılında 61 bin 491 kilometre olan karayolu uzunluğu, 2005'de 61 bin 939 kilometreye, 2007 yılında 61 bin 912 kilometreye, 2003'de 1881 kilometre olan otoyol uzunluğu, 2005'de 1775 kilometreye, 2007'de 1987 kilometreye yükseldi. 2003'de 8 bin 697 kilometre olan demiryolu uzunluğu da 2007 ve 2008'de de aynı kaldı. Türkiye'nin 2003-2008 yılında sosyal göstergeleri şöyle: 2003 2005 2007 2008 ORTALAMA ÖMÜR (yıl) 70,9 71,3 71,7 71,9 Kadın 73,4 73,8 74,2 74,3 Erkek 68,6 68,9 69,3 69,4 KARAY.UZN.(km) 61.491 61.939 61.912 - OTOYOL UZN.(km) 1.881 1.775 1.987 - DEMİRYOLU (km) 8.697 8.697 8.697 - BİN KİŞ.DÜŞ.OTM 66,5 78,1 91,7 - BİN KİŞ.DÜŞ.TLF. 267 261 258 - KİŞİ BAŞ.YILLIK ELEKT. TÜKET.(kwh) 1.581 1.808 2.198 2.264 | Kişi başına düşen araç sayısı, ortalama yaşam süresi, elektrik tüketimi, okullaşma oranı... İşte Türkiye'nin yaşam standartları |
Rusya Meteoroloji Dairesi ile Acil Durumlar Bakanlığı önemli bir açıklamada bulundu.Rusya Meteoroloji Dairesi ile Acil Durumlar Bakanlığı bir uyarı bildirisi yayınladı ve çarşamba günü Türkiye’nin Marmara ve Batı Karadeniz bölgeleriyle, Ege’nin kuzey kesiminin eksi 15 derece olacağını bildirdi. KARADENİZ'DE -20 MARMARA'DA -15 Bakanlık, önce Türkiye’yi de kapsayan bölgede kışın en soğuk günlerinin önümüzdeki hafta yaşanacağını, hafta başında Rusya’nın Karadeniz kıyısında sıcaklığın eksi 20’yi, perşembe günü de Türkiye sahillerinin eksi 15’i göreceğini duyurdu. Akşam saatlerindeyse, ikinci açıklama geldi ve Rus Acil Durumlar Bakanlığı, soğuk havanın hızlı ilerlediğini, beklenenden bir gün önce, çarşamba günü Türkiye sahillerine ulaşacağını duyurdu. BUGÜN 6 DERECE DÜŞÜŞ YAŞANACAK Türkiye'nin kuzey ve doğu kesimlerinde yağış, iç ve doğu bölgelerde buzlama ve don beklenirken hava sıcaklıkları 4 ila 6 derece azalacak. Devlet Meteoroloji İşler i Genel Müdürlüğü'den yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye'nin kuzey ve doğu kesimlerinde görülecek yağışların; Doğu Akdeniz (Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, İskenderun, Kahramanmaraş), Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Karadeniz (Giresun, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Hopa) ile Sakarya, Zonguldak, Düzce, Bolu, Karabük, Bartın, Ordu, Tokat, Sivas ve Kayseri çevrelerinde kuvvetli olması tahmin ediliyor. Hava sıcaklığı, kuzey ve iç bölgelerde 4 ila 6 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. | Hava çok soğudu' diyenler acele etmeyin. Çünkü Rusya uyardı. Sıcaklık -15 dereceye kadar düşecek. |
Devlet Bakanı Faruk Çelik, TBMM'de grubu bulunan siyasi partileri ziyaret ederek, Alevi ve Roman çalıştayları ve Diyanet İşleri Başkanlığı Yasa Taslağı hakkında bilgi verecek. Alevilerin kendilerini ifade etmelerinin sağlanması ve beklentilerinin öğrenilmesi amacıyla düzenlenen çalıştayın son oturumu öncesinde Bakan Çelik, muhalefet partileriyle görüşecek. Hafta içinde gerçekleştirilecek görüşmede, önümüzdeki günlerde TBMM'ye sevk edilmesi beklenen Diyanet İşleri Başkanlığı yasa tasarısı da ele alınacak. Çelik, Roman vatandaşların istek ve sorunlarının tespit edilmesi amacıyla düzenlenen çalıştay hakkında da muhalefet partilerine bilgi verecek. | Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı Çelik, Alevi, Roman Çalıştayı ve Diyanet'in yeni yasası için muhalefetten destek arıyor |
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 2009 yılında en çok reklam yayınlarıyla ilgili ihlallere ilişkin olarak müeyyide uyguladı. Üst Kurul'un 2009 yılındaki müeyyide kararlarının yüzde 28'ini reklamlar oluştururken, bu cezaların yüzde 50'sini de reklam yerleştirme kurallarını çiğneyerek reklam sürelerini aşan kuruluşlar aldı. RTÜK tarafından 2009 yılı içerisinde toplam 489 uyarı cezası istendi. Üst Kurul, 205 yayın kuruluşundan savunma istenmesine karar verirken, 94 program durdurma, 54 para cezası, 3 gelir getirici yayın yasağı ve 1 geçici yayını durdurma cezası verdi. RTÜK'ün geçen sene müeyyide kararlarının yüzde 28'ini reklam yayınlarıyla ilgili cezalar oluşturdu. Üst Kurul'un 2009 yılında yayın kuruluşlarına karşı aldığı müeyyide kararları 2008 yılına göre yüzde 18 oranında artış göstererek, 846'ya yükseldi. Reklam ihlallerine ilişkin toplam 241 müeyyide uygulanırken, reklamlarla ilgili müeyyide kararları 2008 yılına göre de yüzde 11 oranında artış gösterdi. Reklam ihlalleriyle ilgili cezaların yüzde 50'si ise reklam yerleştirme kurallarını çiğneyerek reklam sürelerini aşan kuruluşlara yönelik oldu. Reklamların biçimi ve sunuluşuyla ilgili kuralları ihlal eden kuruluşlar hakkında 58 (yüzde 24), program desteklemesiyle ilgili ihlalde bulunan kuruluşlar hakkında ise 52 (yüzde 21) müeyyide kararı verildi. ÇOCUK VE GENÇLERİN GELİŞİMİ Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından, 2009 yılında reklamlardan sonra en fazla ceza, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un ilgili maddesini ihlal ederek çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programları onların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlayan kuruluşlara verildi. RTÜK, bu konudaki ihlallere ilişkin olarak yayın kuruluşlarına toplam 81 (yüzde 9.5) müeyyide uyguladı. İhlal edilen yayın ilkeleri esas alındığında ise RTÜK tarafından 2009 yılı içerisinde verilen müeyyidelerin yoğunlaştığı ihlaller şöyle dağılım gösterdi: -Reklam ihlallerine ilişkin ihlaller: 241 -Çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programları onların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlamaya ilişkin olarak yapılan ihlaller: 81 -Kişilerin manevi şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulan yayınlarla ilgili ihlaller: 30 -İnsan onuruna ve temel insan haklarına aykırı yayınlarla ilgili ihlaller: 26 -Bilgi iletişim telefonları yoluyla yapılan yarışmalar, çekiliş, lotarya ve anketlerden kaynaklanan ihlaller: 24 -Şiddet kullanımını özendiren yayınlardan kaynaklanan ihlaller: 22 -Toplumun milli ve manevi değerlerine, Türk aile yapısına aykırı yayınlara ilişkin ihlaller: 19 -Türkçe'nin özensiz kullanımına ilişkin ihlaller: 18 -Yargı kararıyla kesinleşmediği halde kişileri suçlu gibi gösteren ya da kişileri suç işlemeye yönlendirecek yayınlar nedeniyle 15, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayınlardan kaynaklanan ihlaller: 14 -Türk milli eğitiminin temel amaçlarına ve milli kültürün geliştirilmesine aykırı yayınlara ilişkin olarak yapılan ihlaller: 14. | RTÜK medyanın 2009 ihlallerini açıkladı. En çok ceza süresini aşan reklamlardan geldi. Bakın bir yılda kaç ceza verildi. |
Darbecileri dağıtan Özkök'ün F-16 ve denizaltıyla verdiği mesajların sırrı 7 yıl sonra anlaşıldı... Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı Balyoz Harekat Eylem Planı'nı organize eden emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın 'darbe hazırlığının' dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından engellendiği anlaşıldı. Doğan'ın komutasındaki 1. Ordu’ya bağlı birlikleri diğer başkalarına bağlayan Özkök, “sağlığı bozuldu” dedikodusuna da F-16 ve denizaltıya binerek cevap vermişti. DOĞAN ÖZKÖK'E KARŞI Balyoz Planı’yla ilgili tartışmalar sürerken Orgeneral Doğan'ın 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde Özkök'e karşı yürütülen birçok faaliyette rol aldığı iddia edildi. Chronicle Dergisi'nin 2007'de çıkan 8. sayısında darbe girişimlerini önleyen Özkök'ün yaşamı 'Sakin Güç' başlığı ile masa yatırılmış. Yazıda darbe planlarını nasıl sonuçsuz bıraktığı detaylarıyla anlatılan Özkök'ün o dönem verdiği kritik mesajların ne anlama geldiği de bu hafta ortaya çıkarılan Balyoz Darbe Planı’yla da gün yüzüne çıkmış oldu. BALYOZ'A DENK DÜŞEN TARİHLER Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun yerine 2002 Ağustos'unda Özkök Genelkurmay Başkanlığı'na getirilirken, iki ay sonra 3 Kasım 2002'de de AK Parti iktidara geldi. Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Doğan tarafından Aralık 2002'de hazırlanan Balyoz Harekat Eylem Planı Mart 2003'de Selimiye Kışlası'nda Doğan başkanlığındaki komutanlarca masaya yatırıldı. 'GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ' MANŞETİNİN TARİHİ MANİDAR Bir taraftan AK Parti'ye yönelik darbe planı hazırlayan Doğan ve ekibinin bir taraftan da darbe girişimlerine onay vermeyen Özkök'ü hedef seçti. Özkök Paşa, yeni görevinin ilk aylarından itibaren eleştirilerin odağında yer almaya başladı. Medyada Özkök'ü eleştiren yazılar yayınladı. Aynı dönemde 'Genç Subaylar Rahatsız' manşeti de yapıldı. Ergenekon sanığı Mustafa Balbay tarafından yapılan haberde Başbakan Erdoğan ile görüşen Özkök'ün sözde genç subayların rahatsızlığını ilettiği ileri sürüldü. ÖZKÖK'E SUİKAST DÜZENLENECEKTİ Özkök'e yönelik en tehlikeli girişim 2004 yılı başında oldu. CIA, 3 Şubat 2004'te Ankara'daki üst düzey bir görevlisiyle istihbaratı uyardı. Özkök Paşa'ya karşı "çok ciddi fiziki bir eylem" yapılacaktı. Sabri Uzun'un başkanlığını yaptığı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı harekete geçti. Eylem Ankara Merkez Garnizon Komutanı Tümg. Fehmi Büyükbayram'ın da yoğun çabalarıyla sonuçsuz kaldı. Tümg. Büyükbayram, Özkök Paşa'nın kullandığı yol güzergâhını değiştirecek, yoğun güvenlik önlemleriyle de girişimi akamete uğratan isim oldu. Özkök bu dönemde karargahtaki yemeklerini 'sefertası' ile evinden getirdiğini tartışıldı. F-16 VE DENİZALTIYA NEDEN BİNDİ Yine aynı tarihlerde Ankara'da Hilmi Özkök'ün sağlığının bozulduğu dedikoduları yayıldı. Genelkurmay Başkanı'nı istifaya zorlamak veya sağlık raporuyla görevden aldırmayı amaçlayan dedikodulara Özkök'ün cevabı çok ilginç oldu. Özkök ilk olarak 9 Mayıs 2003'te Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda Hava Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk'la F-16'ya bindi. Özkök, havada yakıt ikmali yapıp temsili olarak dört kol halinde üsse taarruz gerçekleştirdi. Özkök'ün ikinci hamlesi 12 Haziran 2003 Denizkurdu Tatbikatı'nda gerçekleşti. Aksaz Deniz Üssü'nde "14 Mart Denizaltısı"yla dalış yaptı. İki saat su altında kaldı. Özkök'ün her iki hamlesi "En zorlu koşullarda bile görev yapabilecek durumdayım" mesajı olarak yorumlandı. DOĞAN'IN KADROSUNU UZAKLAŞTIRDI Özkök'e karşı yürütülen kampanyanın perde arkasındaki isimler bir süre sonra gazetelerce deşifre edildi. Ege Ordu Komutanı Org. Hurşit Tolon, Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman'ın da yer aldığı isimlerin arasında en dikkat çekici isim ise 1. Ordu Komutanı Org. Çetin Doğan oldu. Haberi 'lanetliyorum' diyerek yalanlayan Özkök, bu sırada gerekli gördüğü tedbirleri kararlılıkla uyguladı. Özkök, İstanbul'daki Birinci Ordu Komutanı Em. Org. Çetin Doğan'a bağlı tüm birlikleri, diğer ordu komutanlıklarının emrine verdi. Komutanlığının son günleri tamamen sembolik bir görev ifa etmekten öteye geçemeyen Doğan daha fazla direnç göstermeden aynı yıl içerisinde emekli oldu. | Balyoz darbesi planlanırken Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'tü. Darbeyi durdurmak için başına gelmeyen kalmamış. |
İstanbul'da birden fazla deprem olabilir, hem de 7 büyüklüğünde! Prof. Dr. Naci Görür Alman Karlsruhe Üniversitesi’nin senaryosu için “Bizim öngörümüz farklı ancak Almanların önerdiği gibi aynı anda İstanbul’da birden fazla 7 büyüklüğünde deprem olma olasılığı var” dedi. Prof. Dr. Görür Haiti’deki deprem için de “İstanbul’daki deprem ve sonrasındaki manzaralar Haiti’yi aratmaz” dedi. Vatana'a göre; Marmara Denizi’ndeki faydan çıkan gaz çıkışını ve fay hareketliliğini ölçen BOB projesinin Türkiye Başkanı, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür Haiti’deki depremin ardından Marmara’daki son durumu değerlendirdi. Prof. Dr. Görür şunları söyledi: BÜYÜK BİR DEPREM OLACAK 1999 Gölcük (7.4) ve Düzce (7.2) depremleri Marmara Denizi’nin altındaki litosferi anormal olarak gerdi, büyük miktarda stres yükledi ve bir sonraki deprem için hedef haline getirdi. Tarihsel deprem kayıtlarının incelenmesi, stres transferi hesapları ve Kuzey Anadolu Fayı’nın bazı özellikleri belirli bir zaman periyodu içerisinde bu bölgede büyük bir deprem olacağına işaret ediyor. İTÜ olarak önümüzdeki günlerde Marmara’nın tabanına Denizaltı Gözlem İstasyon Ağı kurma çalışmaları için Hükümet yetkilileriyle görüşüp Devlet Planlama Teşkilatı’ndan gerekli kaynak için proje vereceğiz. SABİT DENİZALTI GÖZLEM İSTASYONLARI DEPREMİ ÖNCEDEN HABER VERİR Sabit Denizaltı gözlem istasyonu, deprem süreci arzın belirli derinliklerinde fay düzlemleri içerisinde başlar ve buralarda birikmiş olan tektonik enerjinin etkisiyle kayalarda belirgin fiziksel ve kimyasal değişiklikler olur. Bu değişiklikler fay düzlemlerini kullanarak deniz tabanına yükselmekte olan gaz ve su gibi akışkanları da etkiler. İşte bu değişimleri sürekli ölçmek ve izlemek suretiyle gelmekte olan depremler hakkında önceden bir ipucu elde edilebilir. 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ DEPREM Bu çalışmada bizce yeni olan bir şey yok. Marmara tabanındaki fay sisteminin kuzey kolu 2 parçalı. Bizim beklentimiz öncelikle Tekirdağ çukurluğu ile Adalar arasında uzanan fay kolunun Orta Marmara çukurluğuyla Adalar arasındaki kısmının kırılacağı yönünde. Ancak Körfez ile Tekirdağ çukurluğu arasındaki tüm kuzey kolun tek seferde veya iki parçasının da ayrı ayrı kırılma olasılığı var. Almanların söylediği de Kuzey kolun iki ayrı depremle kırılacağı şeklinde. 1766 yılındaki Marmara depreminde 2 ay arayla 7 büyüklüğünde iki ayrı deprem oldu. Ancak Marmara üzerindeki en tehlikeli kol olan Kuzey Kolu 30 yıl içerisinde kilitlenmiş olduğu için içinde biriktirdiği tektonik enerjiyi bırakacaktır. Bu da 7.2 büyüklüğünde bir deprem demektir. HAİTİ'DEKİ MANZARAYI ARATMAZ Beklenen Marmara depremi sırasında da elbette ciddi yıkıntı, can ve mal kaybı olacaktır. Umarım ki Marmara Bölgesinin alt yapısı Haiti’den daha iyidir. Ancak İstanbul’daki yapı stokunun çok nitelikli olmayışı beni ürkütüyor. Yüzde 60’ı kaçak yapılaşma ya da mühendislik hizmeti görmemiş İstanbul’daki büyük bir deprem Haiti’deki manzaraları aratmaz. 1766 DEPREMLERİNİ BALKANLAR BİLE HİSSETTİ İlki 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı ikincisi ise iki ay sonra gerçekleşen 7.2 ve 7.6 büyüklüklerindeki büyük depremler İstanbul‘da çok sayıda binayı yıktı, yaklaşık 5 bin kişi yaşamını yitirdi. Depremin yol açtığı tsunami özellikle Boğaz kıyılarını ve Mudanya Körfezi‘ni vurdu. Galata ve Haliç‘in karşı kıyıları sular altında kaldı. Deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar geniş bir alanda etkili oldu. İstanbul’da Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet Camii, Yedikule, Eğrikapı , Edirnekapı, Galata, Pera , Kapalı Çarşı, Ayasofya ve şehir surlarında ağır hasar meydana geldi. Deprem Marmara’nın Doğusu’nu özellikle etkilediğinden İzmit ve Karamürsel’de ağır hasarlar gözlenmiş, tsunami dalgaları limanları kullanamayacak hale getirmişti. Marmara Denizi’ndeki küçük adacıklar yarı yarıya sular altında kalmıştı. Deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve Güney Balkanlarda da hissedilmişti. | İstanbul depremini bekliyor. Bilimadamlarından bu kez kabus gibi bir senaryo geldi. Gerçekse İstanbul dümdüz olur. |
IĞDIR Belediye Başkanı BDP'li Mehmet Nuri Güneş ile 7 partili, silahlı terör örgütü PKK’ya üye olmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş ile Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyesi 11 kişi, 21 Ocak günü jandarmanın saat 05.00'te düzenlediği operasyonla gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltı süresi tamamlanan Belediye Başkan Güneş'in de aralarında bulunduğu 12 kişi, dün saat 15.00 sıralarında mahkemeye çıkarıldı. Yaklaşık 13 saat süren mahkeme sonrasında 4 kişi serbest bırakıldı. Aralarında Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş’in de bulunduğu 8 kişi, sabah saat 04.00 sıralarında silahlı terör örgütü PKK'ya üye olmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Duruşmaları Adliye binası önünde takip eden BDP Milletvekili Pervin Buldan, kararın siyasi olduğunu ileri sürerek, “Biz bu kararı protesto ediyoruz. Kararın hukuki olduğuna inanmıyoruz. Biz eğer Iğdır belediyesini almamış olsaydık, bu dosya açılmamış olacaktı. Belediyeyi Kürtlerin elinden almak için hazırlanan bir plan hayata geçirildi. Bu karar siyasi olduğu için tanımıyoruz” dedi. | KCK Operasyonu kapsamında gözaltı ve tutuklamalar sürüyor. Bir tutuklamada da Iğdır'dan geldi. |
Müslüman-Hıristiyan çatışmasında 464 kişinin öldüğü açıklanan Nijerya’da kuyulardan 150 kişinin daha cesedi çıkarıldı Çatışmaların patlak verdiği Jos kentindeki bir köyün muhtarı Ömer Baza, “Şimdiye kadar kuyulardan 150 ceset çıkardık. 60 kişi de hâlâ kayıp” dedi. Nijerya’nın Müslüman kuzey bölgesini, Hıristiyan güney bölgesinden ayıran Jos’taki çatışmalar, bir Hıristiyan mahallesinde cami inşa edilmesi planı üzerine başlamıştı. | Müslüman-Hristiyan çatışmasında 464 kişi öldü. 150 müslümanın cesedi kuyulardan çıkarıldı. Hala onlarca kayıp var! |
Türkiye Değişim Hareketi (TDH) İzmir İl Başkanı Nihat Demirkol, Mustafa Sarıgül’ün Bornova mitingi sırasında uçurulan sarı güvercinlerden il merkezi için bir çift sipariş verdiklerini söyledi. Bornova mitinginde güvercinlerin boyandığı iddiası ve hayvanseverlerin bu yöndeki tepkilerini TDH il yöneticileri şimdi halkla ilişkiler çalışmasına dönüştürüyor. TDH İzmir İl Başkanı Nihat Demirkol güvercinlerin boyanmadığını ve özel bir tür olduğunu il binasında Mustafa Sarıgül’ün onayıyla sarı güvercin besleyeceklerini kaydetti. Demirkol, “İl Başkanlığı’na istediğimiz güvercinler geldiğinde ziyaretçilerimizin sayısı artacak. İsteyen gelip sarı güvercinleri görecek” dedi. | Mustafa Sarıgül'ün İzmir'de düzenlediği mitingde uçurulan sarıya boyanmış güvercinlerle ilgili ilginç açıklama |
Şişli Cumhuriyet Savcısı Hasan Bölükbaşı, Tunçbilek’in “Adam öldürmeye teşebbüs, yağmaya teşebbüs, ruhsatsız tabanca taşımak” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılması istemiyle fezleke hazırladı. Fezleke, işlenen suçun ağır cezayı gerektirmesi nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Savcılık, soruşturma kapsamında tüm bilgi ve belgeleri tek tek değerlendirdi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na Rıza Tunçbilek’in bir terör örgütü ya da suç örgütüne üye olup olmadığını sordu. Tüm bilgiler ışığında Tunçbilek’in herhangi bir terör veya suç örgütüne üye olduğuna dair bulguya rastlanmadı. Fezlekeye göre Tunçbilek olay yerine 30 mermi ile geldi, 9 kez ateş etti, Süleyman Çelebi’ye 6 mermi isabet etti. Olayda kullanılan Browning marka silah çalıntı çıktı. Silahın, 2008’de Sarıyer’de bir evden çalındığı anlaşıldı. Fezlekeye göre Tunçbilek olaydan 2,5 ay önce DİSK Genel Merkezi’nde Süleyman Çelebi’yle zorla yaptığı görüşmede, “Bak Süleyman bana tam 2,5 trilyon borcun var. Bugün öde, bunu uzatma, bugün ödemezsen bu borç 3 trilyon olur. Bu işi efendi efendi hallet. Borcunu öde yoksa iyi olmaz” diye tehdit etti. Çelebi, borcu olmadığını, arkasında birilerinin olup olmadığını sordu. Tunçbilek, bu soru üzerine, “Bu borcu ödeyeceksin” diyerek binayı terk etti. Savcılık, Tunçbilek’in 1995 yılında ısrar ettiği bir para alışverişiyle ilgili belgenin olmadığını belirtti. | DİSK Süleyman Çelebi"yi kurşun yağdırarak yaralayan Rıza Tunçbilek hakkındaki soruşturma tamamlandı. |
Emekli Albay Levent Göktaş’ta ele geçirilen ve içinde çok sayıda bürokratın özel hayatına ilişkin bilgilerin yer aldığı 51 No’lu DVD’nin adli emanette kırıldı. Mahkeme davanın en önemli delillerinden birinin kırılmasında sorumluluğu bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İkinci Ergenekon davasında açıklanan ara kararlarında ilginç bir bilgi yer aldı. Önceki gün görülen duruşmada alınan kararlar üye hakim Sedat Sami Haşlıoğlu tarafından açıklandı. Tutuklu sanıklardan Mustafa Levent Göktaş’a yönelik aramalarda elde edilen ve içeriğinde bazı kişilerle ilgili özel bilgilerin yer aldığı ünlü DVD’nin usulüne uygun olarak korunmaması nedeniyle emanet torbasından çıkarıldığında kırık olduğu anlaşıldı. Önceki gece açıklanan kararda 51 No’lu DVD’nin zarar görmesine neden olan ilgililer hakkında gereğinin yapılması için Beşiktaş’taki Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı bildirildi. Göktaş, Ankara’daki bürosunda bulunan DVD’nin kendisine ait olmadığını iddia etmiş ve üzerinde parmak izi araması yapılmasını istemişti. Mahkemenin talebi yerinde bulması üzerine, Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Grup Amirliği ekibi 10 Kasım’da DVD’yi inceledi. DVD’yle ilgili ekspertiz raporunda “Materyal üzerinde gözle yapılan kontrolde gözle görülür biçimde tozlu olduğu, DVD üzerinde kısmi çatlak bulunduğu görülmüştür” denildi. Rapor üzerine, parmak izi incelemesinden vazgeçen mahkeme heyeti, DVD içindeki verilerin kaybolup kaybolmadığının belirlenmesi için TÜBİTAK ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inceleme yapılmasına karar verdi. İddianame hazırlanana kadar poliste kalan, dava açıldıktan sonra adli emanete teslim edilen DVD’deki çatlağın ne zaman ve nasıl oluştuğu bilinmiyor. Önceki gün açıklanan ara kararda ise ’çatlak DVD’nin kırıldığı anlaşıldı. ‘Suç memura kesilecek’ Davanın avukatlarından Vural Ergül ise DVD’yle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Bu DVD Emniyet İstihbarat Şube tarafından savcılara elden verildi. DVD’nin oluşturulma kayıtlarlarına bakmak istediğimde 3 kez ’iddianameye delildir, gizlidir’ diyerek vermediler. Bu DVD ilk bulunduğunda deforme edildiğine ilişkin bir rapor yoktu. Savcının raporunda da deformasyon ibaresi yok. DVD hakkındaki tartışmalar devam ederken bu DVD kırıldı. Sonuçta kabahat 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yeni yetme memurlara kesilecek. Savcılarda kararttıkları delilden kendilerini kurtarmış olacaklar.” Levent Göktaş, DVD’nin kendisine ait olmadığını söylemişti. Daha sonra ofisteki aramanın video kayıtları yayınlandı. DVD'DE MAHREM İLİŞKİLER VAR DVD’de bazı hakim ve savcıların mahrem ilişkileri yer alıyordu Emekli Albay Avukat Levent Göktaş’ın Ankara Çankaya’daki ofisin Ergenekon operasyonlarının 10. dalgası sırasında arandı. Göktaş’ın büro ve evinde, 62 CD ve DVD bulundu. Arama tutanağına 51. sırada kaydedilen DVD’de ise bazı 5 bin 763 kişiye ait özel ve kişesel bilgilerin, Başbakan dahil bazı bakanlar ve bürokratlar hakkında da özel ve kişisel bilgilerin, bazı hakim ve savcıların ’mahrem ilişkilerini’ gösteren fotoğraf ve kamera kayıtlarının bulunduğu öne sürülüyor. Gündemi uzun süre meşgul eden DVD’de üst düzey yargı mensupları, siyasetçiler ve birçok gazetecinin fişlendiği de iddia ediliyor. Göktaş ise sorgusunda söz konusu DVD’nin kendisine ait olmadığını, bürosuna nasıl geldiğini bilmediğini söylemişti. Avukat Levent Göktaş’ın tutuklanmasının ardından avukatı Serdar Öztürk, söz konusu DVD’deki bazı görüntülerin kimler tarafından yapıldığının tespit edilebileceğini belirterek savcılığa başvurdu. Öztürk, bu başvurudan iki gün sonra polis tarafından Ergenekon şüphelisi olarak gözaltına alındı. | En önemli delil sayılan 51 nolu DVD'nin içinde çok sayıda bürokratın özel hayatına ilişkin bilgiler yer alıyordu. Ama artık yok! |
24 Ocak 2001'de Diyarbakır'da 20 kişilik Hizbullah timinin saldırısında şehit olan Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde, arabasına konan bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giden gazeteci Uğur Mumcu etkinliklerle anılıyor. Okkan için memleketi Sakarya'nın Hendek ilçesinde dün bir sempozyum düzenlendi. Diyarbakır'da Polis Meslek Yüksek Okulu'nda yapılan anmaya ise adı Ali Gaffar olan 142 çocuk aileleriyle birlikte katıldı. Mumcu’yu anma etkinlikleri, Ankara'da saat 11.00’de Batıkent Uğur Mumcu Parkı’ndaki Uğur Mumcu anıtına çelenk bırakmasıyla başlayacak. Saat 12.00’de de sevenleri ve yakınları karanfillerle ve mumlarla Gaziosmanpaşa semtinde Uğur Mumcu’nun sokağındaki evinin önünde olacak. “Buradaydık” başlıklı bir sinevizyon gösterisinin ardından Ufuk Karakoç tarafından bir dinleti gerçekleştirilecek. Daha sonra saat 14.30’da Mumcu’nun Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabri ziyaret edilecek. Saat 19.00’da ise Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde “Uğur Mumcu Sesleniyor 2009: Güdümlü Hukuk, Peşin Yargı, Siyasal Kin” başlıklı bir sinevizyon gösteriminden sonra Uğur Mumcu Korosu bir konser verecek, Serkan Kırmızı da perküsyon gösterisi yapacak. Batıkent Ahmet Taner Kışlalı Konferans Salonu’nda ise saat 19.30’da “Uğur Mumcu’nun Ardından” başlıklı fotoğraf gösterisi ve Uğur Mumcu hakkında belgesel film gösterimi yapılacak. Mumcu, İstanbul’da bugün saat 13.00’te Harbiye’deki Uğur Mumcu Anıtı önünde CHP İstanbul İl Örgütü’nün düzenlediği törenle anılacak. | Suikaste kurban giden iki önemli isim ölümlerinin yıl dönümlerinde bugün anılacak |
Diyarbakır’da gerçekleştirilen KCK operasyonunda gözaltına alınan zanlıların Diyarbakır Adliyesi’ne getirilişi sırasında kelepçe takılarak tek sıra halinde binaya alınmasına yönelik görüntülerin kamuoyuna yansımasının ardından başlatılan incelemeden “Cezayı gerektirecek bir durum yok” kararı çıktı. Yurt genelinde, PKK’yla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Kürdistan Topluluklar Birliği / Türkiye Meclisi (KCK/TM) adlı oluşuma yönelik başlatılan polis operasyonlarının Diyarbakır ayağında 35 kişi terör örgütüne yardım ve yataklık yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan zanlılar 4 günlük gözetim süresi sonrasında savcılığa çıkarıldı. Bu işlem sırasında zanlılar yanlarında birer polis memuruyla, tek sıra halinde ve elleri kelepçeli biçimde adliyeye alındı. Bu sırada çekilen bir fotoğrafın kamuoyuna yansımasının ardından BDP ve bazı sivil toplum örgütleri kelepçe takılmasını eleştirdi. BDP İl Başkanlığı, söz konusu fotoğrafın da yer aldığı bir afiş hazırlatarak kentteki panolara astırdı. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı, müfettiş görevlendirerek uygulamanın suç olup olmadığının araştırılması talimatını verdi. Kente giden müfettişler, polislerin ve şikayetçilerin ifadesine başvurdu. Müfettişler, raporlarında, sevk sırasında görevlendirilen polis-lerin, adliyeye giriş kapısına kadar olan 25 metrelik mesafede zanlılara kelepçe takmasının mevzuat gereği olduğunu ve yapılan işlemde herhangi bir suç unsurunun bulunmadığını, cezai işlem yapılmasına gerek olmadığını belirtti. Müfettişler, bu nedenle soruşturma açılmasına gerek olmadığı görüşünü taşıyan raporu İçişleri Bakanlığı’na verdi. | Belediye başkanlarına takılan kelepçe eleştirildi, ama yapılan incelemede bir yanlış bulunmadı. |
İzmir'in Tire İlçesi'nde, 23 yaşındaki evli ve iki çocuk annesi Belgin Barutçu, iddialara göre, 2 saat içerisinde 12 kez kalp krizi geçirmesine karşın mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başardı. Olayı duyan vatandaşlar, ‘Öldürmeyen Allah öldürmüyor’ derken, hava ambulansıyla İzmir'e sevk edilen Barutçu'nun sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. İddiaya göre eşi ve iki çocuğuyla birlikte ikamet eden Belgin Barutçu, ev işi yaparken birden fenalaşarak yere yığıldı. Barutçu'nun yere düştüğünü gören yakınları paniğe kapılarak 112 Acil Sağlık Yardım yerine ‘155 Polis İmdat’ hattını arayıp yardım istedi. İhbarı alan polis ekipleri zaman kaybetmeden olayın meydana geldiği adrese 112 Acil Sağlık Ambulansı yönlendirdi. Sağlık ekipleri genç kadına kalp masajı uygulayıp tekrar kalbini çalıştırmayı denedi. Yapılan müdahalenin yetersziz olduğunun anlaşılması üzerine ambulansa alınan hasta zaman kaybedilmeden Tire Ertuğrul Aker Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldü. SAĞLIK DURUMU İYİ Acil serviste görevli doktorların müdahalesiyle birlikte, genç kadının yaklaşık 10 dakikadır duran kalbi yeniden atmaya başladı. Ancak, bu kez de düzensiz atan Barutçu'nun kalbi ne yazık ki tekrar durdu. Bunun üzerine hastaya elektro şok ile kalp masajı uygulandı. Hastanın durumunun bir ara stabil hale gelmesi üzerine hastane yönetimi İzmir'de konuşlu bulunan hava ambulansına haber verdi. 15 dakika içinde Tire Organize Sanayi Bölgesi Helikopter Pisti'ne inen hava ambulansıyla genç kadın İzmir'de bir özel hastaneye (Özel Şifa Hastanesi) götürülerek tedavi altına alındı. Talihsiz kadının kalbinin iki saat gibi kısa bir sürede tam 12 kez durduğu, yapılan müdahalelerle mucizevi bir şekilde tekrar çalıştığı iddia edildi. Mucize eseri hayatta kalan genç kadının kısa bir süre önce apandisit ameliyatı geçirdiği ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. | 23 yaşındaki iki çocuk annesi kadın kalp krizi geçirdi ve kalbi durdu. Doktorlar çalıştırdı ama tam 11 kez daha durdu. |
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, duayen işadamı 81 yaşındaki Şakir Eczacıbaşı dün gece yaşamını yitirdi. 81 yaşında vefat eden Şakir Eczacıbaşı bir süredir rahatsızdı 17 yıldır bu görevini sürdüren Eczacıbaşı önderliğindeki İKSV, uluslararası 5 sanat festivali düzenledi. 1993-1996 yılları arasında Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan işadamı, aynı zamanda iyi bir fotoğraf sanatçısıydı. Yurt içinde ve yurt dışında 36 fotoğraf sergisi düzenleyen Eczacıbaşı sanata verdiği destek ve katkılarıyla biliniyordu. Fransa’nın “Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı” ve “T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyasıyla” ödüllendirilen Şakir Eczaçıbaşı’nın ölüm haberi iş ve sanat dünyasını üzdü. KİMDİR? 1929’da İzmir’de doğdu. Robert Kolej’-den sonra, Londra Üniversitesi’nde eczacılık okudu. Yurda dönünce bir süre gazetecilik yaptı. ”Eczacıbaşı Kültür Filmleri“ dizisi kapsamında hazırladığı ”Renk Duvarları“, 1964’te Avrupa Konseyi’nin ”Kültür Filmleri Ödülü“nü kazandı. 1970’li yıllarda Eczaçıbaşı İlaç Kuruluşu Genel Müdürü, 1980’de Eczacıbası Topluluğu icra Kurulu Başkanı, 1993’te ise Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Fotoğraf yapıtlarıyla yurt içinde ve dışında seçkin bir yer edindi. Bernard Shaw’dan “Gülen Düşünceler”, Oscar Wilde’dan “Tutkular, Acuiar, Gülümseyen Deyişler” adıyla yaptığı derleme kitapları büyük yankılar uyandırdı. GÜL'DEN BAŞSAĞLIĞI MESAJI Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu (İKSV) Başkanı, iş adamı Şakir Eczacıbaşı'nın vefatı nedeniyle mesaj yayımladı. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı, iş adamı, Devlet Üstün Hizmet Madalyası sahibi Şakir Eczacıbaşı'nın vefatını derin üzüntüyle öğrendiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, mesajında şunları kaydetti: ''İş adamı kimliğiyle ekonomimize önemli katkılar sağlayan Şakir Eczacıbaşı, sanatçı kimliği ve öncülük ettiği faaliyetlerle, kültür ve sanat hayatının zenginleşmesinin yanı sıra ülkemizin tanıtımına da değerli hizmetlerde bulunmuştur. Şakir Eczacıbaşı'nın vefatı, kültür ve sanat dünyamız için büyük bir kayıp olmuştur. Milletimiz Şakir Eczacıbaşı'nı her zaman saygı ve sevgiyle hatırlayacaktır. Şakir Eczacıbaşı'na Allah'tan rahmet, milletimize, Eczacıbaşı ailesine, iş ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.'' ÖNEMLİ BİR ENTELLEKTÜELİ YİTİRDİK Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Şakir Eczacıbaşı'nın vefatından büyük üzüntü duyduğunu belirterek, mesajında şöyle dedi: "Fotoğraf sanatına gönül verdiği kadar sinemaya olan ilgisi ve yazar yönüyle de ülkemizin önemli entelektüellerinden birisi olan Şakir Eczacıbaşı'nın kaybı iş dünyası için olduğu kadar, ülkemiz kültür, sanat yaşamı için de büyük bir kayıptır. Türkiye'nin kültürel gelişmesine büyük katkı sağlayan değerli insan Şakir Eczacıbaşı'na Allah'tan rahmet, ailesine, tüm sevenlerine ve milletimize başsağlığı dilerim." | Türkiye, hem iş, hem de sanat dünyasında yeri doldurulamayacak bir bir ismi kaybetti. |
Bir mandırada çalışan sütçü ahırında bulunan 51 ineğini tek tek öldürdü. Daha sonra da intihar etti Seri cinayetler ülkesi Amerika’da şimdi de ilk seri inek cinayeti işlendi. Amerikan ekonomisinin belkemiği olan New York kenti yakınlarında bulunan bir mandırada sütçü olarak çalışan 59 yaşındaki Dean Pierson bilinmeyen bir sebepten ötürü ahırındaki 51 ineği otomatik tüfekle tek tek öldürdü. Sütçü daha sonra da ahır kapısının üzerine “İçeri girmeyin ve polis çağırın” diye not yazdı ve intihar etti. Polis bile şaşırdı Pierson’un cesedi ahırı ziyaret eden bir kişi tarafından bulundu. Olay yerine gelen polis, Pierson’un sadece süt veren inekleri öldürdüğünü, danalara ve boğalara dokunmadığını tespit etti. Olayla ilgili inceleme başlatan polis, “Bizim için çok ilginç bir vaka. Pearson’ın kişisel sorunları olduğunu düşünüyoruz dedi. Telef olan inekleri komşu çiftçiler gömdü. 51 İNEĞİ TÜFEKLE VURDU Sütçünün öldürdüğü ineklerin Holstein cinsi olduğu belirtildi. Her biri 500 kilo civarınnda olan inekleri iş makineleriyle gömmek tam dört saat sürdü. | İlk kez bir hayvan seri cinayeti işlendi. Bir mandırada çalışan sütçü ahırında bulunan 51 ineğini tek tek öldürdü. |
Ak Parti hükümetine karşı 2003 yılında hazırlanan Balyoz Harekât planı ile ilgili olarak yapılan tartışmalarda askerler yaptıkları çalışmayı EMASYA ile savundular. Balyoz Harekât Planını hazırlayan dönemin birinci ordu komutanı Çetin Doğan bu konuda yaptığı konuşmalarda planın EMASYA doğrultusunda hazırlandığını söylemişti. Doğal afet, terör ve olağanüstü durumlara hızlı müdahale etmek için hazırlandığı iddia edilen EMASYA protokolünün darbeye yasal kılıf hazırladığı iddia ediliyor. Şimdiye kadar birbirinden önemli dosyalara imza atan Taraf muhabiri Sadık Güleç'in hazırladığı Emasya dosyası bu konuda kafalarda yanıt arayan tüm sorulara ışık tutuyor. İşte Güleç'in hazırladığı EMASYA dosyası... 1997 YILINDA ÇETİN DOĞAN’IN İMZASI İLE KURULDU Emniyet Asayiş Yardımlaşma protokolü olarak bilinen EMASYA 7 Temmuz 1997 yılında Genelkurmay başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan toplam 27 maddeden oluşan bir protokol. Protokol’ün gizlilik derecesi bulunuyor. Bu nedenle uzun süre kimsenin bilmediği EMASYA protokolü bugünlerde Balyoz Harekât planı ile gündeme gelen dönemin Genelkurmay başkanlığı harekât daire başkanı Korgeneral Çetin Doğan tarafından imzalanmış. Protokol olağanüstü durumlarda valilik talep etmese dahi toplumsal olaylara el koyma yetkisi veriyor. EMASYA protokolünden sonra ordunun bu tür durumlar için yirmi dört saat göreve hazır birlikler hazırladığı biliniyor. İLAN EDİLMEMİŞ SIKIYÖNETİM KURULUYOR EMASYA protokolü ile ilgili olarak TESEV’in güvenlik almanağına Askerin Kolluk Gücü olarak değerlendirilmesi ve EMASYA başlıklı bir yazı yazan Mülkiye Müfettişi Ahmet Faruk Güneş bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor. “Protokolle askeri birliklerin yardıma çağrılması durumunda aşırı ileri gidilerek ilan edilmemiş bir sıkıyönetim rejimi tesis edilmiş olmaktadır. Zira askeri birliklerden yardım istenmesi halinde ildeki tüm iç güvenlik birimlerinin yardıma gelen askeri birliğin komutanının emrine gireceği anlaşılmaktadır. Bu ancak sıkıyönetim ilan edilmesi halinde mümkün olabilir.” HİÇ BİR ÜLKEDE BENZERİ YOK Ahmet Faruk Güneş EMASYA protokolünün demokratik hiçbir ülkeden benzerinin olmadığını belirterek “Siyasi otoritenin iyice zayıfladığı 1997 yılında imzalanan bu gizli protokol yüzünden askeri otorite neredeyse sınırsız bir şekilde Türkiye’nin her yerinde terörle mücadeleden toplumsal olaylara uzanan sınırsız bir insiyatif ve operasyonel müdahale yetkisi kazanmıştır.” diyor. Kamuoyuna 2007 yılında yansıyan “sosyetik fişleme” Çağlayan meydanında toplumsal olaylara müdahale ile ilgili olarak yapılmak istenen tatbikat gibi olayların EMASYA’ya dayandığı dönemin askeri yetkilileri tarafından açıklanmıştı. EMASYA FİİLİ DARBE DEMEKTİR Emasya konusunda yıllardır araştırmalar yapan ve kamuoyuna duyuran isimlerden Ali Bayramoğlu ise “Emasya fiili darbe demektir” diyor. Yasanın valinin ihtiyaç duyması durumunda askeri birliklerin kullanılmasını öngördüğünü belirten Bayramoğlu 1997 yılındaki protokolün mülki amirin talebini gerekli görmediğini söylüyor. Bayramoğlu protokolün en önemli maddesinin ise iç tehdit ile ilgili olduğunu belirterek şöyle konuşuyor. “ askeri otoriteye mülki amir talep etmeden de gerek gördüğü anda müdahale etme yetkisini vermiştir. İkincisi askeri makamlara iç tehdit ile ilgili düzenleme ve müdahale etme yetkisini vermiştir. Buradaki sistem askerin iç güvenlik alanında kendine has özel bir alan oluşturmasına yol açmıştır. Bunların içine istihbarat çalışması tabi ki giriyor. Protokolü okursanız değerlendirme diyor zaten. İstihbarat çalışmaları giriyor, takip çalışmaları giriyor. Tehlikeli gördüğü her şey giriyor” DARBENİN KILIFI HALİNE GETİRİLDİ Son ortaya çıkan Balyoz harekât planına yasal kılıf olarak Emasya’nın gösterildiğini söyleyen Bayramoğlu ortaya çıkan belgelerin bunu doğruladığını belirterek “. Dolayısıyla bir grubun değil bütün bir ordunun Emasya üzerinden darbe tatbikatı yaptığını gösteriyor. Çünkü tutuklanacak kişilerden, kullanılacak gazetecilere tutuklanacak iki yüz bin kişiye kadar her şey Emasya planlarında yer alıyor. Dolayısıyla bu planlardan bir tatbikat yapıldığı görülüyor. Savaş olduğunda sıkıyönetim ilan edilir ve Emasya gündeme girer kılıfı altında darbe tatbikatı yapıldığı belli oluyor” diye konuşuyor. GİZLİ DÜZENLEME OLMAZ Emasya’nın gizli bir protokolle imzalanmış olması içindeki birçok maddenin bilinmesini engelliyor. İdare Hukuku konusunda uzman Prof. Dr. Niyazi Öktem protokolün bu yönüne dikkat çekerek “ Kamuoyuna açıklanmayan bir protokol Emasya. Normal demokratik nizam içerisinde böylesine şeffaflık içermeyen düzenlemeler yapılmaması gerektiğini düşünüyorum” diyor. | Balyoz Harekatı'nın aktörü Orgeneral Çetin Doğan tarafından hazırlanan EMASYA protokolü ne anlama geliyor? |
DEİK/Türk-Afrika İş Konseylerince Ceylan Intercontinental Otel'de onuruna verilen yemekte konuşan konuk Cumhurbaşkanı Abdel Aziz, ziyareti dolayısıyla Türkiye'yi yakından tanıma ve yaşanan gelişmeleri görme fırsatı bulduğunu söyledi. Abdel Aziz, ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirterek, ''Moritanya, Türkiye'nin deneyimlerinden büyük yarar görecektir. Aynı zamanda kalkınmamızda ve yatırımlar alanında da Türkiye'nin imkanlarından yararlanacağız'' diye konuştu. Ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelip iki ülke arasında yürütülebilecek çalışmaları ele aldıklarını anlatan Abdel Aziz, ''Moritanya olarak bu ilişkileri teşvik edeceğiz ve Türkiye'den gelecek yatırımcılara tüm kolaylıkları sağlayacağız. Başlangıç olarak da Moritanya büyükelçiliğinin açılmasıyla büyük teşvik sağlanacak ve iki ülke arasında ilişkilerin geliştirilmesi sağlanacaktır'' dedi. Moritanya'da yatırım yapmak için birçok imkan bulunduğunu ifade eden Abdel Aziz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''İki ülke arasındaki karşılıklı ilişkiler gelecekte her iki tarafa da kazanç sağlayacaktır. Bizdeki verilere göre, 600'e yakın değişik madenimiz var. Bunların bir kısmı da şimdiye kadar yeteri miktarda üretilmemiş. Bugüne kadar üretilen sadece demir, bakır ve altın cevheri. Petrol ülkemizde mevcut olduğu gibi doğal gaz da vardır. Buna ek olarak büyük bir balıkçılık olanağımız var. Değişik sektörlerde yatırım imkanı mevcut. Gerekli kolaylıkları sağlayacağız. Yatırımcıların güvenliği ise ülkemizde sağlanmış durumda. Türk iş adamlarından isteğimiz, ülkemize ziyarette bulunmaları ve Moritanyalı iş adamları ile bir araya gelerek ortaklıklar kurmaları.'' -MORİTANYA İLE İŞ KONSEYİ KURULMASI- Türk-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Tamer Taşkın da DEİK'in ikili ilişkileri gerçekleştirme mekanizmasının iş konseyleri olduğunu söyledi. Taşkın, şu anda sekiz bölgesel iş konseyinin ve bu bölgesel yapılanmanın altında faaliyet gösteren toplam 85 iş konseyinin bulunduğunu belirterek, ''Türk-Afrika İş Konseyi çatısı altında ise 2009 yılında kurulmasına karar verilen Türk-Kenya İş Konseyi ile birlikte 5 tanesi Kuzey Afrika'da, 4 tanesi Sahra Altı Afrika'da olmak üzere 9 iş konseyi çalışmalarını yürütmektedir'' dedi. Temel amaçlarının Türk ve Afrikalı iş adamlarının daha sık bir araya gelip yeni işbirliği fırsatları yaratarak bunları somut ortaklıklara dönüştürmek olduğunu ifade eden Taşkın, şöyle konuştu: ''Son yıllarda Afrika ülkeleriyle ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye'nin uluslararası stratejisinin önemli bir parçası haline gelmiştir. 2003 yılında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından 'Afrika ülkeleriyle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi stratejisi' uygulanmaya konulmuş ve 2005 yılı da Türkiye'de 'Afrika Yılı' ilan edilmiş. 2008 yılında Türkiye Afrika Kalkınma Bankasına üye kabul edilmiş ve 6 yeni Afrika ülkesinde açılan büyükelçiliklerimizle Afrika'daki temsilciliklerimizin sayısı 20'ye ulaşmıştır. Bu olumlu siyasi gelişmelere paralel biz de DEİK olarak Afrika'ya yönelik hedeflerimizi büyüttük. Orta vadede temsilciliğimiz bulunan Afrika ülkeleriyle, uzun vadede ise 54 Afrika ülkesiyle iş konseyi kurmayı hedefliyoruz. Temennimiz, gelecekte Moritanya ile de bir iş konseyi kurulması ve ülkelerimiz arasında bugün mevcut olan yaklaşık 20 milyon dolarlık ticaret hacminin ve yatırım ilişkilerinin katlanarak artmasına katkıda bulunmaktır.'' Moritanya Ulusal İşverenler Birliği Başkanı Ahmed Baba Azizi, ülkelerini Türkiye ile tarihi bir gönül bağının bulunduğunu söyledi. Azizi, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendiğini ifade ederek, Cumhurbaşkanı Abdel Aziz'in ziyaretinin de ilişkilerde yeni bir kavşak oluşturacağını kaydetti. Yatırım konusunda Türk iş adamlarına kolaylıklar sağlanacağını anlatan Azizi, Türk iş adamlarına hitaben ''İkinci ülkeniz Moritanya'da sizlerle çok yönlü ortaklıklar kurmaya hazırız'' dedi. Konuşmaların ardından Tamer Taşkın, konuk Cumhurbaşkanı Abdel Aziz'e çini tabak hediye etti. Bu arada kötü hava koşulları nedeniyle yemek gecikmeli olarak gerçekleşti. Ayrıca daha önce törene katılacağı bildirilen TOBB ve DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun, programındaki değişiklik nedeniyle geceye katılamadığı öğrenildi. | Moritanya Lideri Aziz, kalkınmada ve yatırımlar alanında Türkiye'nin imkanlarından yararlanacağını söyledi. |
Geçirdiği ağır sakatlıklar sonrası ‘yıldızlar topluluğu’ görünümündeki Real Madrid'de forma şansı bulamayan Ruud van Nistelrooy, Bundesliga ekiplerinden Hamburg'a transfer oldu. 33 yaşındaki Hollandalı futbolcu, Alman ekibi ile 1.5 yıllık sözleşme imzaladı. Nistelrooy, transferinin resmileşmesi sonrası, "Çok mutluyum. Hamburg, büyük hedefleri olan harika bir kulüp. Takımla birlikte çalışmalara başlamayı dört gözle bekliyorum" diye konuştu. Hamburg Teknik Direktörü Bruno Labbadia da, Hollandalı yıldızın kendilerine çok yararlı olacağına inandığını söyledi. Nistelrooy'un adı Premier Lig kulüplerinden Tottenham ve West Ham United ile de anılıyordu. Nistelrooy Tottenham'dan haftada 100 bin sterlin talep edince, Londra kulübü transferden vazgeçmişti. West Ham'ın cazip teklifi ise Hollandalı futbolcu tarafından reddedilmişti. Manchester United'da geçirdiği başarılı günlerin ardından Real Madrid'e transfer olan van Nistelrooy, uzun süreli sakatlıkları nedeniyle 4 yıl içinde sadece 68 kez eflatun-beyazlı formayı giyebildi. Nistelrooy, 68 maçta 46 gol atmayı başarmıştı. | Real Madrid'in Hollandalı yıldızı Ruud van Nistelrooy, Bundesliga ekiplerinden Hamburg ile 1.5 yıllık sözleşme imzaladı. |
Barzani'nin, dün Erbil'den ayrıldığı açıklandı. Kürt lider Washington temasları sırasında ABD Başkanı Barack Obama ile de görüşecek. Ziyaret, Obama'nın daveti üzerine gerçekleşiyor. Mesud Barzani'ye, bölgesel yönetimden çok sayıda yetkili de eşlik ediyor. Bölgesel Yönetim Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin, görüşmelerde Irak'taki seçim ve seçim sonrasında ortaya çıkabilecek olası gelişmelerin ele alınacağını söyledi. Barzani'nin temasları sırasında, Irak'ta merkezi yönetim ve bölgesel yönetim arasında yaşanan anlaşmazlıklar da ele alınacak. | Irak bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ABD'ye giderek Barack Obama ile görüşecek... |
Kosova Polisi Sözcüsü Baki Kelani, ülkenin doğusunda Sırbistan sınırına yakın Poduyeva'ya bağlı Sekiraça'da kabristanlarını ziyaret etmek isteyen 20 Sırpın, yasa dışı yollardan sınırı geçtikleri gerekçesiyle gözaltına alındığını bildirdi. Kelani, gözaltına alınanların ifadeleri alındıktan sonra mahkemeye sevk edileceklerini söyledi. Sırbistan hükümetinde Kosova'dan sorumlu bakanlığın sekreteri Oliver İvanoviç ise, AB Kosova Misyonu'nun (EULEX) gözaltına alınan Sırpların serbest bırakılması için devreye girmesini istedi ve bu tür olayların EULEX'in Belgrad'la işbirliği yapması zorunluluğunu ortaya koyduğunu savundu. Sırbistan hükümetinde Kosova'dan sorumlu Bakan Dragan Bodanoviç, önceki gün yasa dışı yoldan Kosova'ya girdiği gerekçesiyle polis tarafından sınır dışı edilmişti. | Kosova'ya yasa dışı yollardan girdikleri gerekçesiyle 20 Sırbistan vatandaşının polis tarafından gözaltına alındığı bildirildi. |
Japon bilim adamları yaptıkları deneylerde sirkenin içinde bulunan asetik asitin vücudun yağ gelişimini engellediğini tespit ettiler. Sirke üzerinde yapılan çalışmanın sonucunda sirkenin kan basıncını ve kan şekeri düzeyini ayarladığı, aynı zamanda en az yüzde 10 yağ gelişimini azalttığı bilimsel olarak ispatlandı. Sirkenin yapısı ve özelikle asetik asidin yağ asidinin oluşması için gerekli enzimleri parçaladığı, böylece vücutta yağ birikimin kırıldığı belirtildi. Proje başkanı Tomo Kondo, yaptığı açıklamada "Eski zamanlardan beri halk ilacı olarak bilinen sirkenin özelikle kan şekeri, kan basıncı ve zayıflamada önemli faydası olduğunu bilimsel olarak ispatladık" dedi. | Zayıflamak için zayıflama ilaçlarına harcanan milyonlara ve aç kalmaya gerek yok! |
Zamlar sonucu tüketimin azalmasi ve hatlardaki yetersizlik sebebiyle, 2009 yili için de kullanilmayan dogalgaz için yurtdisina para ödenecek. Botas'in geçen yil taahhüt edilmesine ragmen alamadigi dogalgaz miktari 3 milyar metreküpe ulasti. Kullanilmayan gaz için ödenecek tutar yaklasik 1 milyar dolar. Kamu sirketi Botas'in dogalgaz satis rakamlari kesinlesti. Resmi verilere göre, geçen yil taahhüt edilip de alinamayan gaz miktari 3 milyar metreküpü buldu. Botas'in dogalgaz anlasmalarina göre 2009'da asgari 36,5 milyar metreküp gaz almasi gerekiyordu. Ancak sirket tüketimdeki azalma ve boru hatti yetersizligi sebebiyle 33,6 milyar metreküp gaz ithal edebildi. Alinamayan gaza 1 milyar dolara yakin bir para ödenmesi gündemde. Önceki yil da sirketin elinde 2,6 milyar metreküp dogalgaz kalmisti. Bu yil tüketim artirilamazsa, iki yilda parasi ödenen 1,5 milyar dolarlik gaz havaya gidecek. Boru Hatlari ile Petrol Tasima AS (Botas), önceki yil dogalgaza yüzde 75 zam yapmisti. Ham petrol fiyatlari ve dövizin düsmeye baslamasiyla 2009'da gaz fiyatlari yaklasik yüzde 40 ucuzladi. Ancak zamdan cani yanan aboneler, kombileri kisti. Sanayi kuruluslari da gazin disindaki alternatif yakitlara yöneldi. Bu durum, Botas'in satislarini olumsuz etkiledi. Ayrica, Iran ve Azerbaycan'dan alinan gazi tasiyan Dogu Anadolu Iletim Hatti'nin yetersiz kalmasi ve Sivas kompresör istasyonunun sorunlu çalismasi, anlasmalarda belirtilen asgari miktarlarin alinamamasina sebep oldu. Konuyu 4 Ocak'ta, 'boru hattinin yetersiz oldugu ve Iran'a bu yil da alinamayan gaza para ödenecegini' kamuoyuna duyurulmustu. Enerji Bakani Taner Yildiz da Rusya ve Iran ile 'al ya da öde' sartlarini yumusatmak için görüsmeler yapildigini açiklamisti. Zamlar ve ekonomik kriz, dogalgaz satislarini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Enerji Bakanligi kaynaklarindan alinan bilgilere göre Botas bu yil da 'al ya da öde'ye (take or pay)' düstü. Resmi verilere göre, geçen yil toplam 33 milyar 619 milyon metreküp dogalgaz ithal edildi. Asgari miktara göre 36 milyar 564 milyon metreküp alinmasi gerekiyordu. Sirket ayni dönemde, konut, sanayi ve elektrik abonelerine toplam 32 milyar 135 milyon metreküp dogalgaz satisi gerçeklestirdi. Asgari ödeme miktarina göre elde kalan gaz 4,4 milyar metreküpü buldu. Sirket, yaklasik 1,5 milyar metreküp gazi depolama yoluna gitti. | Türkiye, 2009 yili içinde kullanilmayan dogalgaz için yurtdisina para ödeyecek |
Fransa'nın başkenti Paris'teki Theatre des Champs Elysees'de 9-10 Şubat tarihlerinde konser verecek olan Say, Paris'teki Anadolu Kültür Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Konserlerinin 2007 yılı içinde planlandığı için Fransa'da Türkiye Mevsimi programları kapsamında olmadığını belirten Say, "Fransa'da konserlerim her zaman dolu oluyor, ancak hiç Türk dinleyici gelmiyor. Umarım bu toplantı sayesinde onların da konserime gelmelerini sağlarım. Bu konser 2007 yılı içinde planlandığında Fransa'da Türkiye Mevsimi programları belli değildi" dedi. Say ayrıca, "Kültür ve Turizm bakanımız Ertuğrul Günay'ın benim için yaptığı (Nazım Hikmet'in sırtından geçiniyor) açıklaması dolayısıyla hala kendisine kırgınım. Sayın bakanımızdan özür bekliyorum" diye konuştu. | Ünlü piyanist Fazıl Say, Paris'te 9 - 10 Şubat tarihlerinde vereceği konsere Türk dinleyicileri de beklediğini söyledi. |
dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Sivas'a gelen Bakan Aliye Kavaf, Sivas 80. Yıl Kız Yetiştirme Yurdu'nda incelemelerde bulundu. Basına kapalı olarak gerçekleşen ziyaret çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Kavaf, yurttan kaçma diye bir şeyin olmadığını söyledi. Yurtların hapishane olmadığını vurgulayan Kavaf, "Bizim yurtlarımız çocuklarımızın teşhis edildiği mekânlardır. O gördüğünüz tel örgüler kalkacak. Çünkü çocuklarımız zaten hayatın içinde yaşıyorlar, her gün okula gitmek için buradan çıkıyorlar, hafta sonları ailelerinin yanına gidiyorlar. Yine spor yapmak veya hobileri ile ilgili stres atmak için halk eğitimin kurslarına gidiyorlar. Kaçmak diye bir şey yok, burası onların yeri." şeklinde konuştu. Bir soru üzerine Bakan Aliye Kavaf, yetiştirme yurtlarının güvenliğini bundan sonra özel güvenlik şirketleriyle sağlayacaklarını ifade etti. Kavaf, "Özel güvenlik şirketi ile anlaşacağız, yurdumuzun güvenliği o şekilde sağlanacak." dedi. | Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, devlet bakımındaki çocukların kaldığı kız yurdunun güvenliğini, özel güvenlik şirketlerine vereceklerini açıkladı. |
BBC'nin haberine göre, teknik üniversite Emir Kebir'de başlayan protesto diğer üniversitelere de yayıldı. Emir Kebir Üniversitesi öğrencileri yayınladıkları bildiride, geçen ay yapılan hükümeti protesto gösterilerinde tutuklanan 12 öğrenci arkadaşları ile dayanışma için öğrencilerin 40'dan fazla dönem sonu sınavına girmediği belirtildi. Bildiride, öğrencilerin sınav boykotlarını barışçı bir protesto biçimi olarak devam ettirmeye kararlı oldukları da bildirildi. Eğitim bakanlığı yetkilileri sınav boykotunu yalanlarken, boykotun başkent Tahran'daki diğer üniversitelere de yayıldığı kaydedildi. İran Eğitim Bakanı Yardımcısı Hüseyin Nadiri-Maneş, sınavların boykot edildiğini kabul ederek, boykotun "öğrencileri kışkırtmak ve akademik kurumlarda kargaşa yaratmak için yapılan bir komplonun parçası olduğunu" ileri sürdü. Nadiri-Maneş, boykota katılan öğrencilere karşı sert tedbirler alınacağı uyarısında da bulundu. | İran'da üniversite öğrencilerinin arkadaşlarının hapsedilmesini protesto için dönem sonu sınavlarına girmediği bildirildi. |
Coğrafi konumu nedeniyle Kilis kent merkezi ve Hatay'ın bazı ilçelerinin yanı sıra İdlib'deki çatışmasızlık bölgesi için de tehdit oluşturan ilçe ve sınırdaki Şenkal köyü, teröristler tarafından uzun yıllar Amanos Dağlarına sızmak için de kullanıldı. Zeytin Dalı Harekatı'nın başlangıcıyla beraber teröristlerden temizlenen ilk yerleşim yeri olan köy, Türkiye sınırına yaklaşık 5, Kilis'in Gülbaba Köyüne de yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunuyor. | TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı kapsamında terör örgütü PYD/PKK'nın işgalinden kurtarılan ilk köy olan Şenkal'e siviller dönmeye başladı. Şenkal'e dönmeye başlayan Kürt kökenli kadın, 'ata toprakları'na sevinç gözyaşlarıyla giriş yaptı. |
Samuel Bernes adlı görevli, Port-au-Prince'de bulunan bu kişinin, bir dükkanda bir beton parçasının altında sıkışmış olduğunu ve hayatta kalmak için yiyecek bulabildiğini düşündüklerini belirtti. BM insani yardım koordinasyon dairesinden yapılan açıklamada hükümetin, başkent Port-au-Prince'te arama-kurtarma çalışmalarına son verdiği, 12 Ocaktaki depremin ardından en az 132 kişinin enkazdan sağ çıkarıldığı kaydedilmişti. Öte yandan, ABD Silahlı Kuvvetleri Güney Ordu Komutanlığı'ndan (SOUTHCOM) yapılan açıklamada, kurtarma operasyonlarına katılmak amacıyla yeni Amerikan askerlerinin Haiti'ye geldiği bildirildi | Haiti'deki depremin 12. gününde depremin altında bir kişinin hayatta olduğu tespit edildi |
Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Berrak Tüzünataç, Nejat İşler ve Ceyda Düvenci’den oluşan sağlam kadrosuyla sinemaseverlerin merakla beklediği polisiye film “Ejder Kapanı”, dün gösterime girdi. Uğur Yücel’in hem yönetmen, hem de Komiser Çerkez Abbas rolüyle başrolünü oynadığı filmde senaryodaki bazı sahnelerin çekilmediği ortaya çıktı. “Ejder Kapanı”nda Yücel’in pavyon şarkıcısı sevgilisi Cavidan’ı oynayan Ceyda Düvenci ile sevişme sahneleri vardı. Ancak bu sahneler Yücel’in isteğiyle çekilmedi. Çünkü Yücel, senaryosunu Kubilay Tat’ın yazdığı filmdeki sevişme sahnelerinin, fazla kilolarından dolayı estetik olmayacağını düşünerek oynamayı istemedi. Yücel, pavyon şarkıcısı rolü için 6 kilo alan Düvenci ile sevişme sahnelerini sadece yüz planda bırakmayı tercih etti. Filmde Yücel, şefkatle sarıldığı Düvenci’yi yatakta peş peşe öpücük yağmuruna tutuyor. Bu sırada sadece ikilinin yüzü görünüyor. Düvenci sevişme sahnelerinde oynamak için işadamı eşi Engin Akgün’den izin aldığını açıkladı. Sibel Can pişman oldu Ancak Yücel, sevişme sahnelerini çekmeyince Düvenci de boşa izin almış oldu. Öte yandan filmdeki Cavidan rolü ilk olarak Sibel Can’a teklif edilmişti. Ancak geçen yaz eşiyle boşanma aşamasında olan Can, abartılı sevişme sahnelerinde oynamak istemedi ve teklifi geri çevirdi. Can, daha sonra sevişme sahnelerinin çekilmediğini öğrenince de “Uğur Yücel’le çalışmak çok büyük hayalimdi. Ondan gelen teklifi kabul etmediğim için pişman oldum ama o dönem boşanma davamı yeni açmıştım ve zor bir dönem geçiriyordum ama mutlaka öyle büyük bir ustayla oynamak isterim” diye konuştu. | Ejder Kapanı filminin senaryosundaki sevişme sahnelerinden biri Uğur Yücel"in estetik kaygıları nedeniyle çekilmedi.. |
Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul'un uzun yıllardır böylesine etkili kar yağışına sahne olmadığını hatırlatarak, bugün kentte kuvvetli ve aralıklı kar yağışı meydana geldiğini, hava sıcaklığının da en yüksek 2, en düşük eksi 3 civarında seyrettiğini söyledi. Rüzgarın da zaman zaman 60-80 kilometre hızla estiğini dile getiren Güler, kar kalınlığının da 3-8 santimetre olduğunu kaydetti. Vatandaşların bugün valiliğin uyarılarına büyük ölçüde uyduklarını belirten Güler, jandarma ve emniyet trafik ekiplerinin gün boyu kontrollerini sürdürdüğünü, bin 861 aracın denetlendiğini ve kurallara uymayan 356 aracın sürücüsüne 30 bin 196 lira cezai işlem uygulandığını bildirdi. Güler, kentte kar yağışı nedeniyle 100'e yakın maddi hasarlı, 12 adet de yaralamalı kaza meydana geldiğini ve 17 kişinin yaralandığını söyledi. Kentte 245 noktada tedbir alındığını ifade eden Güler, buzlanmanın önlenmesi için yollara 7 bin 136 ton tuz ve solüsyon atıldığını kaydetti. Güler, zaman zaman özellikle TEM kara yolunda trafik kazaları nedeniyle kısa süreli şerit kapamaları, ayrıca Çatalca'nın bazı köy yollarında ulaşım problemi yaşandığını, bunların çözüldüğünü dile getirdi. Deniz yolunda da hızlı feribot seferleri ile bazı şehir hatları seferlerinin iptal edildiğini anımsatan Güler, ayrıca boğaz trafiğinin kuzeyden güneye tek yönlü açık olduğunu belirtti. Güler, sokakta yaşayan 187 kişinin bakıma, ayrıca 11 çocuğunda kurum korumasına alındığını söyledi. Kentte elektrik ve doğal gaz dağıtımı konusunda da zaman zaman sıkıntı yaşandığına değinen Güler, Atatürk ve Sabiha Gökçen hava limanlarında ulaşımın aksamadığını ifade etti. Bu geceden itibaren aşı don ve buzlanma yaşanmasının tahmin edildiğini söyleyen Güler, kentte yarın da aralıklı olarak kar yağışının sürmesinin, kuvvetli rüzgar ile sıcaklığın eksi 5 dereceye düşmesinin beklendiğini belirtti. ''Yarına ilişkin uyarılar devam ediyor. Vatandaşlar özellikle toplu taşıma araçlarını tercih etmeli'' diyen Güler, kendi araçlarını kullanacakların ise yanlarında zincir, takoz, çekme halatı bulundurmaları ve yeterli akaryakıt olmadan trafiğe çıkmamaları uyarısında bulundu. SOKAK HAYVANLARI VE KUŞLARIN BESLENMESİ Vali Güler, ''Kar örtüsü nedeniyle sokak hayvanları ve kuşlar yemek bulamayacak durumdalar. Vatandaşlardan onlara da sahip çıkmalarını bekliyorum. Kuşlar için balkonlara ve cam kenarlarına ekmek kırıntıları bıraksınlar. Kapı önlerine de çevreyi kirletmeden sokak hayvanları için yiyecekler koysunlar'' dedi. Güler, kentte pazartesi gününden itibaren kar yağışının etkisini azaltacağını, ancak soğuk havanın devam edeceğini belirtti. | İstanbul Valisi Muammer Güler, kentte olumsuz hava koşulları nedeniyle yarına ilişkin uyarıların devam ettiğini ifade ederek, özellikle toplu taşıma araçları için vatandaşlara uyarılarda bulundu. |
Amerika'nın Toledo kentinde yaşayan 15 yaşındaki Anferney Fontenet, arkadaşının evinden kütüphaneye giden 26 yaşındaki kadını durdurup, sesini çıkarırsa elindeki makasla onu keseceğini söyleyerek, gün ışığında, sokağın ortasında, arabalar geçerken kadına tecavüz etti. Olayı gören sürücülerden bazıları 911'i arasa da, hiçbirinin kadına yardım için durmadığı öğrenildi. Bir sürücünün yavaşlayıp kornaya bastığı, bir başkasının geri dönüp, çocuk kaçarken olay yerine tekrar baktığı açıklandı. Fontenet kadının telefonu da çalıp kaçtıktan sonra, yoldan geçen bir yayadan yardım için cep telefonunu istemesine rağmen reddedildiği de öğrenildi. Bütün bu olanların ardından Toledo Blade gazetesine açıklama yapan talihsiz kadın: "İnsanların duyarsızlığı beni çıldırttı" açıklamasını yaptı. Ancak polis yetkileri, olayın yaşandığı muhitin pek güvenilir bir yer olmadığını, insanların bu yüzden otomobillerini durdurmamış olabileceğini ve 911'e ihbarda bulunanların, bunun bir tecavüz olayı mı yoksa bir çiftin sevişmesi mi olduğunu anlayamadıklarını bildirdiklerini açıkladı. Yakalanan Anferney Fontenet tecavüz ve soygun suçlamalarıyla yargılanacak. Fontenet tecavüz esnasında korna seslerini duyduğunu ama ciddiye almadığını söyledi. KIZ SATMA UTANCINDA SON PERDE HABERİN DEVAMI [PAGE] Çorum’da başlık parası karşılığı iki kez imam nikâhıyla evlendirilen 12 yaşındaki K.A., Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne teslim edildi... Çorum’un Sungurlu ilçesinde önce dört inek, daha sonra 10 bin TL “başlık parası” karşılığında iki kişiyle “imam nikâhı” ile birlikte yaşamasına izin verilen 12 yaşındaki K.A., ailesinden alınarak Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne teslim edildi. “Beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının” belirlenmesi için dün Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilen K.A.’nın, işlemlerinin ardından Çorum’a getirileceği ve yurtta psikolojik destek alacağı kaydedildi. K.A.’nın, Çorum’daki yurdun yanı sıra başka ildeki bir yurda gönderilebileceği de belirtildi. K.A., önceki gün kemik yaşının tespiti için Çorum Devlet Hastanesi Adli Tıp Şubesi’ne sevk edilmişti. Doktora soruşturma Sungurlu Kaymakamı Hulusi Şahin ise Sungurlu Devlet Hastanesi’nde K.A.’yı karnında ölen bebeğini almak için ameliyat eden ancak polise haber vermeyen doktor hakkında adli ve idari soruşturmanın dün başlatıldığını açıkladı. Ankara’da bir süre birlikte yaşadığı ve K.A.’nın hamile kalmasına neden olduğu öne sürülen Kamber B. hakkında da Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkarıldığı kaydedildi. Düğün gecesi damada şok [PAGE] Sakarya'nın Taraklı ilçesinde nişan yapıldıktan sonra ziynet eşyaları birlikte ortadan kaybolduğu iddia edilen sahte gelin gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre olay, Taraklı ilçesi Hacıyakup köyü Bayır mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre köyde ikamet eden damat adayı A.D. (28) kasım ayında arkadaşı M.Ş.'nin tanıştıracağı kızla evlenmek üzere Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesine gitti. A.D. burada ismini Ü.O. olarak tanıtan kişi ile buluştu. Ü.O. kendisiyle evlenmek isteyen kişinin Mersin ilinde yaşayan F.G. (25) olduğunu söyledi. Ü.O.'dan adresi alan A.D. Mersin'e giderek F.G. ile tanıştı. Tanışmanın ardından nişan yapmak üzere köye dönen A.D ve F.G.'nin aileleri arasında yapılan söz merasiminin ardından düğün hazırlıklarına başlandı. Nişanda kendine takılan 3 adet bilezik, küpe, giyim eşyası, alyans ve bin TL parayı alan F.G., akrabaları ile düğün hazırlıkları için Mersin'e geri döndü. Bir daha geri dönmeyen F.G., damat tarafından değişik bahanelerle 4 bin TL daha istedi. Durumdan şüphelenen damat adayı A.D., gelin adayı F.G.'yi istediği 4 bin TL'yi vermek üzere Taraklı ilçesine çağırdı. Gelin F.G.'nin ailesinin istediği 4 bin TL'yi almak üzere Taraklı ilçesine gelmesinin ardından damat adayı A.D.'nin ailesi, jandarmaya başvurdu. Ailenin, durumu jandarmaya anlatması ve şikayetçi olmasının ardından gelin adayı F.G. Cumhuriyet Savcılığı'na götürüldü. Savcının soruşturma başlatmasının ardından F.G. isimli kadın, "dolandırıcılık yapmak" suçlamasıyla jandarma tarafınan gözaltına alındı. Jandarmada sorguya alınan F.G., sorgusunun ardından adliyeye gönderildi. Cumhuriyet Savcısı tarafından savunması alınan F.G. tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi. 51 ineğini kurşuna dizdi sonrada.... [PAGE] ABD'nin New York kenti dışında bulunan bir mandırada, bir sütçü ahırdaki 51 ineğini tüfekle vurarak öldürdükten sonra intihar etti. Eyalet polisi, New York'a 185 kilometre uzaklıktaki Copake mandırasında meydana gelen olayda, 59 yaşındaki sütçü Dean Pierson'ın cesedinin ahırda bulunduğunu, ahırı ziyaret eden bir kişinin kapının üzerinde "İçeri girmeyin ve polis çağırın" yazılı bir not bulduğunu belirtti. Polis, Pearson'ın kişisel sorunları olabileceğini kaydetti. Bölgedeki çiftçilerin inekleri gömdüğü ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi. | 15 yaşındaki çocuk, sokak ortasında kadına tecavüz ederken kimse durdurmadı! |
Tarık Demirkaya'nın haberi- Slovakya basını haftalardır Stefan Gonda adında bir Slovakya vatandaşın peşinde. Slovakya'da bir gazete, polisin uygulaması hakkında esprili valiz pulu hazırladı Son zamanlarda ülkedeki en ünlü isim haline gelen 49 yaşındaki elektrik tamircisinin yaşadıkları, bazılarına göre komedi filmlerini aratmayacak nitelikte. Ama tabii hayatı altüst olan Stefan Gonda’ya soracak olursanız, Slovakya polisinin beceriksizliği yüzünden, kendisinin tesadüfen içine düştüğü durum ancak kara mizahla açıklanabilir. Olaylar dizisini başlatan kıvılcım Slovakya’da değil, Amerika Birleşik Devletleri'nde aranmalı. Geçen Noel’de Nijeryalı bir yolcunun bir uçağı havaya uçurma girişimi üzerine, durumdan kendine vazife çıkaran Slovakya polisi, uçaklarda patlayıcı arama tatbikatı yapmaya karar verir. Dünyanın tüm ülkelerinde polis havaalanlarında patlayıcı ararken, 5 milyon nüfuslu küçük Slovakya’nın güvenlik güçleri de "bizim neyimiz eksik" deyip işe girişirler. Deneyimli polis köpekleri havaalanına sevk edilir ve yolcuların valizlerindeki patlayıcıları bulmak için köpekler göreve koşulur. Ama köpeğin valizdeki patlayıcıyı bulabilmesi için, o patlayıcının önce yolcunun valizine girmesi lazım. Sekiz bavula patlayıcı İşte bu noktada Slovak polisi, tatbikatın başarılı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla "tarihi" bir karar alır ve yolculara haber vermeden, 8 yolcunun valizine gizlice patlayıcı yerleştirir. Dikkat tehlike! Bu valizi Slovakya polisi kontrol etmiştir. Bir Slovak gazetesinin, Slovak polisinin tatbikatına ilişkin esprisi Sonra da kontroller esnasında, köpeklerin yardımıyla patlayıcılar ortaya çıkarılır. Ama uçaklar kalkarken bir sorun olduğu ortaya çıkar: Gizli elemanlar sekiz yolcunun valizine patlayıcı yerleştirmişken, köpeklerin ortaya çıkardığı patlayıcı sayısı yedidir. Yani bir yolcu, valizinde koca bir uçağı rahatça havaya uçurabilecek 500 gramlık bir plastik patlayıcıyla şimdi bir yerlere doğru seyahat etmektedir. Slovakya polisi önce paniğe kapılır. Ama rezaletin ortaya çıkmasından fena halde korkan amirler, olayı kimseye söylemezler. Ancak dördüncü gün, patlayıcının depoda eksik olduğu, denetimler esnasında ortaya çıkınca, skandalın gerisi çorap söküğü gibi gelir. Patlayıcı madde dairesinden, özel polis komutanlığına, oradan içişleri bakanlığına, sonra da başbakana açılan telefonların ardından acil bir şekilde İrlanda polisiyle bağlantı kurulur. Patlayıcılar İrlanda'ya gitti Çünkü, sekizinci patlayıcı, Slovakya basının şimdi her yerde aradığı, İrlanda’nın başkenti Dublin’de göçmen işçi olarak çalışan ve Noel tatilinden sonra işbaşı yapmak için İrlanda’ya dönen Stefan Gonda’nın valizine yerleştirilmiştir. Slovakya polisinin verdiği "Dublin'de bir Slovak vatandaşının valizinde yarım kilo patlayıcı var" haberi üzerine İrlanda terörle mücadele timleri harekete geçer. Bütün mahalle kapatılır ve özel tertibatlı güvenlik güçleri bir baskınla, hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı Slovak işçinin evini basar ve bombayı valizde bulurlar. Olup bitenlerden hiçbir haberi olmayan ve kapısını kırıp evine giren terörle mücadele timleri nedeniyle dehşete kapılan Stefan Gonda, 3 saat gözetimde kalır. Ve ancak Slovakya büyükelçisinin açıklamalarıyla ve defalarca özür dilemesiyle kurtulabilir. Ama polisten çıkıp evine giden Slovak elektrik tamircisini bu kez de basın ordusu beklemektedir. Başına gelenlere bir anlam veremeyen Slovak işçi, izne ayrılıp memleketine döner, olup biteni unutabileceği sakin bir köşeye çekilip gözlerden kaybolur. Slovakya hükümeti ise yaşanan rezaleti unutturmak için olup bitenlerin sadece güvenliği arttırmak için yapıldığını anlatmaya çalışır. Ama Slovakya polisinin beceriksizliğinin üzerine tüy diken bir gelişme daha olur: Sonraki günlerde bir yetkili, sorumluluğun sadece Slovakya polisine ait olmadığını, İrlanda polisinin de inen uçakta bombayı ortaya çıkaramadığı için sorumlu olduğunu iddia eder. Esprili valiz pulları Peki tüm bunlar olurken Slovakya halkı nasıl tepki gösterdi? Slovakya’nın en büyük gazetelerinden Sme geçenlerde baş sayfadan, valizlerin üzerine yapıştırılmak üzere hazırlanmış pulları tanıtan bir haber yayınladı. Fotoğraftaki pulların birinin üzerinde İngilizce olarak şunlar yazıyordu: "Dikkat tehlike! Bu valizi Slovakya polisi kontrol etmiştir." İkinci pulun üzerinde ise Slovakça polise hitaben şunlar yazıyordu: "Lütfen valizime patlayıcı yerleştirme." Hükümet hemen bu pulları hazırlayanları "vatansever olmamakla" suçlasa da, halk olaylara gülüp geçmekle yetiniyor. Eh, ne de olsa onlar Çek kuzenleri Kafka’nın bürokrasiyi topa tutan kara mizahı ve Jaroslaw Haşek’in devleti ince eleştirilerle gırgıra alan eserleriyle yetişmiş olan bir kuşağın mensupları. | Tüm ülkelerde havaalanlarında polisler patlayıcı aramasına özenen Slovakya polisi yolcu valizlerine gizlice yerleştirdiği 8 bombadan 7 tanesini köpek yardımı ile buldu |
Köksal Toptan, Ergenekon operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklu bulunan Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın geçtiğimiz gün ölen babası Yaşar Haberal'ın cenaze törenine katılmak üzere Zonguldak'a geldi. Mer Otel'de cenaze namazı için gerekli hazırlıklara başlayan Toptan'ın, 'yapılan Ergenekon operasyonları ve tutuklu bulunan Mehmet Haberal'ın cenaze törenine katılmak için izin verilmemesi' gibi nedenlerden protesto edileceği yönünde duyum aldığı ve bu sebepten cenaze namazına katılmadığı iddia edildi. Duyum üzerine ekipler cenazede yoğun güvenlik tedbirleri alırken, Toptan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde tedavi gören 82 yaşındaki annesi Saadet Toptan'ı ziyaret ederek kentten ayrıldı. | Zonguldak'a gelen TBMM Eski Başkanı Köksal Toptan alınan bir duyum üzerine cenaze namazına katılmadığı iddia edildi. |
"Acun Ilıcalı'nın Türkiye'ye kazandırdığı "Yetenek Sizsiniz"de bugüne kadar çıkan yeteneklerin tamamını toplasanız, Ukrayna'daki bu yarışmacı etmiyor..." Evet bu sözler bizlere ait değil, internette yayınlanan bir videonun altındaki paylaşım notu... Ünlü sosyal paylaşım ağı Facebook'ta aylardır profilden profile gezen Ukraynalı bir yarışmacının görüntüleri herkesi şaşırtıyor. "Yetenek Sizsiniz"in Ukrayna versiyonunda yarışan kum ressamı, kısa sürede cam üzerinde öyle resimler yapıyor ki insanı kendine hayran bırakıyor. İşte bugüne kadar onbinlerce kişinin paşlaştığı ve kimse tanımasa da Türkiye'den de binlerce hayranı olan o yetenek; | İzleyenler için değil ama ilk kez izleyecekler için işte karşınızda Ukraynalı o müthiş yetenek; |
Çekilişte şanslı numaralar 13, 39, 40, 44, 47 ve 49 olarak belirlendi... Sayısal Loto'nun bu haftaki çekilişinde 6 bilen 2 kişi, 2 milyon 250 bin 849'ar lira ikramiye kazandı. Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bu hafta 5 bilen 312 kişi 2 bin 202 lira 85'er kuruş, 4 bilen 17 bin 778 kişi 22 lira 40'ar kuruş ve 3 bilen 344 bin 213 kişi de 3 lira 50'şer kuruş ikramiye alacak. Bu haftaki çekilişte, 6 milyon 791 bin 959 lira 90 kuruş ikramiye dağıtıldı. İkramiye kazanan talihlilerin kuponlarını, Balıkesir-Edremit ve Konya-Ereğli'den yatırdıkları belirtildi. Hasılattan Türkiye'nin tanıtımı, Çocuk Esirgeme Kurumu, Olimpiyat Oyunları, Savunma Sanayi ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna 2 milyon 290 bin 264 lira 76 kuruş, KDV olarak 1 milyon 515 bin 635 lira 92 kuruş ve Şans Oyunları Vergisi olarak 848 bin 246 lira 21 kuruş aktarılacak. | Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünce düzenlenen Sayısal Loto'nun bu haftaki çekilişi yapıldı. |
Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE), sundukları sahte belgelerle merkez bankasını 10 milyar dolar dolandırmaya kalkışan 7 kişi tutuklandı. Resmi haber ajansı WAM'ın haberine göre, 3'ü Avrupalı 4'ü Asyalı 7 kişi, sundukları sahte belgelerle BAE Merkez Bankası'nın, çete liderinin ailesinin yatırımlarını temsil eden fonlara 10,17 milyar dolar borçlu olduğunu iddia ettiler. Çetenin sunduğu Avrupa'daki bir ticari bankaya ait olduğu ileri sürülen belgelerin sahte olduğunun anlaşılması üzerine, 7 kişinin tutuklandığı bildirildi. Çetenin 5 üyesinin turist vizesi ile BAE'ye geldiği, 2 üyesinin ise ülkede yaşadığı belirtildi. Ajans tutuklananların hangi ülke vatandaşı olduklarını belirtmezken, çetenin merkez bankasından para çekip çekemedikleri konusuna da açıklık getirmedi. | Sundukları sahte belgelerle merkez bankasını 10 milyar dolar dolandırmaya kalkışan 7 kişi tutuklandı. |
Açılış nedeniyle Sivrihisar Caddesi Türk Hava Kurumu Pasajı'nın birinci katında düzenlenen törene, cezaevinde olduğu gerekçesiyle katılamayan Tuncay Özkan'ın yerine YP'nin Genel Başkan Vekili Ruşen Özmen, yardımcıları Şener Akkurt, Ufuk Abbasoğlu, İrfan Pınarbaşı, Genel Sekreter Prof. Dr. Perran Gökçe, Eskişehir İl Başkanı Aydın Nefesoğlu ve bir grup partili katıldı. Açılış öncesinde konuşan Genel Başkan Vekili Özmen, Osmanlı İmparatorluğu'nun sürgün yerinin Fizan olduğunu hatırlatarak, şimdi ise bu görevi Silivri Cezaevi'nin yerine getirdiğini öne sürdü. Özmen, dün Genel Başkanları Tuncay Özkan'ın tahliyesi için arkadaşlarıyla Silivri Cezaevi'ne gittiklerini, ancak bunu gerçekleştiremediklerini kaydetti. Açılışın ardından katılımcılara kokteyl verildi. Ardından katılımcılar, parti binasını gezdi. Binanın içinde, Silivri Cezaevi'nde yatmakta olan Özkan'ın resmi ile üzerinde "Namus, vatan ve ahde vefa" yazılı afişin asıldığı görüldü. Partinin açılışına aralarında Memleket Sevdalıları, Biz Kaç Kişiyiz Platformu ve Emekli Astsubaylar Derneği'nin de bulunduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu çiçek ve çelenk gönderdi. | Silivri Cezaevi'nde yatmakta olan Ergenekon tutuklusu Tuncay Özkan'ın liderliğini yaptığı Yeni Parti'nin Eskişehir İl Başkanlığı düzenlenen törenle açıldı. |
SAADET Partisi (SP) Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, kamunun, bir takım kişileri zengin etme yeri olarak görüldüğünü belirterek "Bu geçtiğimiz hükümet zamanında da böyleydi bu hükümet zamanında da böyle. Aradaki fark, ciplere şimdi başörtülüler, sakallılar biniyor önceden başkaları biniyordu" dedi. Numan Kurtulmuş, partisinin İstanbul’da düzenlediği Farklı Çözüm: Ekonomi konulu konferansta konuşarak Türkiye’nin uzun süredir bir çok konuyu tartıştığını ancak bir türlü bir numaralı konu, ekonomiye gelinmediğini söyledi. Ekonami profesörü olan Numan Kurtulmuş, “Ekonomi dersi gibi geçen konfersansta, bütün kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki milletimizin bir numaralı sorunu ekonomik alandaki sıkıntılarıdır. Niçin iktidar ve muhalefet partileri bir türlü ekonomik programlarına gelip bu konudaki fikirlerini söyleyemiyor? Çünkü esasında söyleyecek çok fazla şeyleri yoktur. İktidar partisi nasıl gelsin millete desin ki ey millet siz bize bu kadar oy verdiniz. Biz kimsesizlerin kimi olarak iktidara geldik ama 7 yıl içerisinde rantiyeye ve üst gelir gruplarına çalıştık diyerek nasıl yüzlerine baksın? Ya da parlamentodaki muhalefet partileri özünde IMF’ci gelip de nasıl desinler ki ey millet biz geldiğimiz zaman sizin sıkıntılarını çözeceğiz diye. Pandora kutusunun açılmamış olmasının sebebi iktidar partisinde olduğu gibi muhalefet partilerinin de bu konuda söyleyecek hiçbir sözünün bulunmamasıdır” dedi. ÖZELLEŞTİRME İKTİDARI RÜŞVET ARACI Özelleştirme Türkiye’de bir ideoloji olarak algılandığını söyleyen Numan Kurtulmuş, “Özellikle iktidarda bulunan AKP hükümeti, özelleştirmeyi, kendisiyle uluslararası sistemin güçleri arasını, iyi tutmak için bir araç olarak kullanmıştır. Sayın Başbakan'ın bir televizyon programında söylediği şu söz kulaklarımdadır: Spiker soruyor. Bu sırada en çok neyi yapamadığınız için üzülüyorsunuz? Sayın Başbakan yanıt veriyor: Galataport’u Ofer’e veremediğim için üzülüyorum, diyor. Şimdi Galataportla ilgili benzer birşey söyledi. 'Bir mezbeleliği vereceğiz adamlara niye karşı çıkıyorlar anlamıyorum' dedi. Mezbelelik dediğiniz yer dünyanın en değerli alanıdır. Dünyanın birinci yolcu taşıma limanı olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla özelleştirme hem küresel sistemin beylerinin Türkiye’yi kontrol mekanizması olarak kullanılmış hem de ne yazık ki iktidar tarafından uluslararası sistemin güçlerine bir rüşvet aracı olarak algılanmıştır" diye konuştu. KAMU BİRİKİM ARACI SP dışında tüm partilerin IMF programları dışında program uygulayamayacağını söyleyen Numan Kurtulmuş, "Kamunun birikim aracı olarak görülmesi, aslında Türkiye’nin bir buçuk asırlık sorunudur. Tanzimattan bu yana Türkiye’de ekonomik elitler, siyasi elitler vasıtasıyla sürekli zenginleştirilmektedir. Devlet bütçe açığını, içeride aldığı iç borçla, cari acığını da dış borçla dürekli geliştirmiş ve Türkiye ekonomisi dışa bağımlı hale getirilmiştir. Kamunun birikim aracı olarak kullanılması, yani Türkçesi, kamu bir takım adamları nasıl zengin ediyor. Türkiye’deki siyasal sistem bunun üzerine oturuyor. Bu geçtiğimiz hükümet zamanında da böyleydi bu hükümet zamanında da böyle. Aradaki fark, ciplere şimdi başörtülüler, sakallılar biniyor önceden başkaları biniyordu" dedi. İssiziliğin Türkiye’de hiçbir zaman bu kadar yüksek olmadığını söyleyen Numan Kurtulmuş, "Yüksek öğrenim görmüş işsizliği yüzde 30’dur. Sayın Başbakan 'Her üniversite mezununa iş bulacağız diye bir şart yok ya' diyor. İyi de Sayın Başbakan, rantiyenin her türlüsüne kaynak aktaracaksınız diye bir şart var mı?" dedi. ÜST KURULLAR DARBEYLE AYNI Bütçe açığınıdı nedeninin demokrasi açığı olduğunu ifade eden SP Genel Başkanı şunları söyledi: “Siz ekonomik konular üzerine karar alma yetkisini milletten alıp bir takım üst kurullara devrederseniz orada millet iradesi yoktur. Sİlahlı bir şekilde Türkiye üzerinde ihtilal yapıp, darbe yapıp millet iradesini yok etmek, üst kurullar marifetiyle ekonomik kararlar üzerinde millet iradesini yok etme arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur. Başbakan 'Cari açıktan korkmayın cari açık yapabiliyorsnaız ne mutlu millet size güvenebiliyor demektir' diyor. Hadi bakalım sayın Başbakan, bu rantiyenin, şu kadar haksız faizini ödemeyeceğini söyle, eline kalemi alıp senin notlarını, BB, AB’ye çıkaran o beyfendiler, acaba notunu kaça indirir? Adam öyle hastalanmış ki doktor ne yersen ye demiş. Cari açıktan korkmuyorum demek, e ne yerseniz yiyin fayda etmez. Bir ekonomiyi, cari açık, bütçe açığından, açık işsizlikten başka birşey de batırmaz.” Türkiye’de açıkların zirve yapmasının ertesi yıl hükümetlerin değiştiğini söyleyen Numan Kurtulmuş, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) de bavulunu toplaması gerektiğini ifade etti. | Saadet Lideri Numar Kurtulmuş'tan çarpıcı tespitler geldi: Şimdi ciplere başörtülüler, sakallılar biniyor... |
Kültür ve İletişim Bakanı Marie-Laurence Jocelyn Lassegue, "şimdiye kadar 120 bin kadar ceset topladık, bu sayıya aileleri tarafından toprağa verilenler dahil değil" dedi. Bakan, cenaze evlerinden aileleri tarafından kaldırılan cesetlerin sayılarını tespit etmeye başladıklarını, bunun toplam ölü sayısını onbinlerce artırabileceğini söyledi. Yetkililer Haiti depreminde ölü sayısının 200 bine çıkabileceğini tahmin ediyor. | Haiti hükümeti, deprem felaketinde ölenlerden şimdiye kadar 120 bin kadarının cesetlerinin toplandığını, ama gerçek ölü sayısının çok daha fazla olabileceğini bildirdi. |
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyelerinin KCK operasyonu kapsamında gözaltına alınmasını protesto eden bir grup, polise taşlarla saldırdı. Öğle saatlerinde Yüksekova-Şemdinli karayolu ve Cengiz Topel Caddesi üzerinde bir araya gelen kalabalık, yasadışı sloganlar atarak ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçti. Yapılan tüm ikazlara rağmen dağılmayan ve taşlarla çevreye saldırıp zarar veren kalabalığa polis gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etti. Büyük bir bölümü ara sokaklara kaçan kalabalık, yollara barikat kurup polise taşlarla saldırdı. Çıkan gerginlik nedeniyle esnaf kepenk kapatırken Cumhuriyet İlköğretim Okulu'na yapılan taşlı saldırıda okulun Müdür Yardımcısı Sadrettin Göztepe, başına isabet eden taş nedeniyle yaralandı. Güvenlik güçleri okula taşlarla saldıran grubu dağıtırken yaralı öğretmen olay yerine çağrılan ambulansla Yüksekova Devlet Hastanesi'ne gönderildi. İlçede olaylar ara sokaklarda devam ediyor. Doğubayazıt'ta da BDP Milletvekili Pervin Buldan'ın da katıldığı basın açıklamasından sonra göstericiler polise ve bazı işyerlerine taşlı saldırıda bulundu. Göstericiler, Ağrı- İran transit karayolunu ulaşıma kapatmak istedi. Polisin anında müdahalesiyle kaçan göstericiler Iğdır Caddesi'ndeki Doğubayazıt E Tipi Cezaevi'ni taşladı. Polis, taş tan göstericilere tazyikli su ve biber gazı sıktı. | Yüksekova'da KCK operasyonlarını protesto eden grupla polisin yer yer çatışması devam ediyor... |
Edinilen bilgiye göre, saat 19.30 sıralarında Didim'den Söke istikametine giden Özkan Minkara yönetimindeki 09 YD 428 plakalı otomobil, Taşburun mevkiinde aşırı hız sebebiyle takla attı. Takla atan araç yanmaya başlarken, araçta bulunan sürücünün dışındaki 3 kişi yola savruldu. Kazada sürücünün annesi Türkan Minkara (41) hayatını kaybederken, sürücü Özkan Minkara (24), kardeşi Hakan Minkara (16) ve Ergün Sezer yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Didim Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınırken, araçta çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü. Kazayı duyan yaralı yakınları Didim Devlet Hastanesi'ne gelirken, sürücünün alkollü olduğu öğrenildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. | Aydın'ın Didim ilçesinde meydana gelen trafik kasasında 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı. |
Bomba ihbarı yapılan ve Sun Express Hava Yolları’na ait Stuttgart-İzmir seferini yapan yolcu uçağında bulunan Salihlili Huriye Ayşe Isfihan (26), uçakta yaşanan dehşet anlarını anlattı. Almanya’da doğan ve tatil için Sun Express Hava Yolları’na ait Stuttgart-İzmir seferini yapan yolcu uçağı ile memleketi Manisa’nın Salihli ilçesine gelen Huriye Ayşe Isfihan uçakta yaşanan dehşet anlatını anlattı. Isfihan “Kaptan pilot içeri gelerek “Tuvalete bir yazı yazılmış. Bu yazıyı kim yazdıysa ortaya çıksın. Bu bir şakamı yoksa ciddi bir olaymı tespit etmemiz lazım”dedi. Kaptan pilotun bu konuşmasına rağmen kimse çıkmadı. Ama kaptan tekrar bu yazıyı kimin yazdığını sordu. Ancak kimse cevap vermeyince Pilot en yakın hava alanına ineceğimizi söyledi. Bu arada büyük bir panik oldu. Ağlayan ve bağıranlar olduğunu duydum. Hostesler daha büyük bir panik yaşanmaması için büyük çaba sarfettiler. Uçak indiğinde ise hepimizin bavullarına bakıldı. Bizlere ait olmayan bir madde varsa dokunmamamız gerektiğini söylediler.”dedi. Sun Express Hava Yolları’na ait Boeing yolcu uçağı 62 yolcu ve 6 mürettebatı ile birlikte Stuttgart’tan havalanarak İzmir’e gelmek üzere yola çıkmış, ancak uçağın tuvaletine yazılan bomba yazısı nedeniyle Selanik’e inmek zorunda kalmıştı. | Stuttgart-İzmir seferini yapan yolcu uçağında bulunan Huriye Ayşe Isfihan (26), uçakta yaşanan dehşet anlarını anlattı. |
Karşılaşma, her iki takımın karşılıklı basketleriyle başlarken, OYAK Renault, 3. dakikayı Tufan ve Adams'ın sayılarıyla 6-5 önde geçti. Galatasaray Cafe Crown ise Evren'in üst üste attığı 6 sayı ve Jasaitis ile Rancik'in basketleriyle 5. dakikayı 10 sayı farkla (20-10) önde geçti ve ilk çeyreği 25-19 üstün bitirdi. İkinci çeyrekte OYAK Renault'un üst üste yaptığı top kayıplarını Rancik ve Murat'ın 3 sayılık basketleriyle iyi değerlendiren sarı-kırmızılılar, 15. dakikada 15 sayılık farkı yakaladı: (40-25). Maçın ilk yarısını da Galatasaray Cafe Crown, 20 sayı farkla 57-37 önde tamamladı. Üçüncü periyoda OYAK Renault, Tufan'ın 3 sayılık basketiyle başladı. 3 dakika içinde 13-4'lük bir seri yakalayan sarı-siyahlılar, 23. dakikada farkı 11 sayıya indirdi: (61-50). Galatasaray Cafe Crown ise Rancik, Jasaitis ve Evren üçlüsünün basketleriyle 28. dakikada aradaki farkı yeniden açmayı başardı: (73-56). Bu periyot da sarı-kırmızılı takımın 77-61 üstünlüğüyle geçildi. Son çeyreğe OYAK Renault hızlı başladı. Sarı-siyahlılar üst üste attığı 8 sayıyla 32. dakikada farkı 10 sayıya (79-69). İyi savunma yapan evsahibi ekip, 34. dakikada ise Heytvelt'in basketiyle farkı 85-77'lik skorla 8 sayıya kadar indirmeyi başardı. Ancak kalan dakikalarda OYAK Renault'un maçı kazanma çabaları sonuç vermedi ve Galatasaray Cafe Crown karşılaşmadan 107-92 galip ayrıldı. Salon: Atatürk Hakemler: Ahmet Ersan Ergüler x, Özlem Yalman xx, Erman Erdemli xx OYAK Renault: Famutimi xxx 20, Nedim x, Tufan xx 9, Adams xxx 17, Heytvelt xx 13, Ahmet Ali xxx 17, Ufuk xx 6, Mutlu x 5, Alpaslan x 5 Galatasaray Cafe Crown: Wilkinson xxx 12, Rancik xxx 25, Evren xxx 12, Can x 4, Jasaitis xxx 25, Washington xxx 11, Caner xx 3, Murat xxx 13, Fatih x, Polat x, Alican x 2 1. periyot: 19-25 Devre: 57-37 (Galatasaray C.Crown) 3. periyot: 61-77 Beş faulle çıkan: 39.15 Famutimi (OYAK Renault) | Beko Basketbol Ligi'nin ikinci yarının ilk haftasında OYAK Renault, sahasında Galatasaray Cafe Crown'a 107-92 yenildi. |
Bölge emniyet müdürlüğünden yapılan açıklamada, kumarhaneye gece giren kar maskeli bir kişi, 19 yaşındaki krupiyeyi tabancayla tehdit etti ve kasada bulunan 3 bin 966 levayı (yaklaşık 2 bin avro) alarak kaçtı. Daha sonra izi sürülerek çaldığı parayla evinde yakalanan soyguncunun kullandığı tabancanın oyuncak olduğu tespit edildi. Sabıkalı olduğu belirtilen soyguncunun tutuklandığı açıklandı | Bulgaristan"ın Burgaz kentine bağlı Pomorie kasabasında maskeli bir kişinin, oyuncak tabancayla kumarhane soyduğu bildirildi. |
Balıkesir Barosu'nun kuruluşunun 90. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen ''Hukuk Devletinde Yargı Bağımsızlığı'' konferansı Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi. Konferansa, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Süheyl Batum konuşmacı olarak katıldı. ''HALKIN GÜCÜ HER ŞEYİN ÜZERİNDEDİR AMA BİRLEŞMEK ŞARTIYLA'' Katılımın yoğunluğu nedeniyle konukların yer bulamayarak ayakta takip ettiği konferansta konuşan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, "Anayasa'ya göre demokratik, sosyal, hukuk devletiyiz ancak Atatürk milliyetçiliğini unuttuk. Başlangıçtaki ilkeleri unuttuk. Başlangıçtaki ilkelerde laiklik vardır, güçlerin ayrımı vardır. Bunları unutmamızın bizi demokrasiden çok uzağa attığını unuttuk. Halkın gücü her şeyin üzerindedir ama birleşmek şartıyla. Olayları seyrederek değil, fikir üreterek, emek vererek önce demokrasimize sahip çıkalım. Demokrasimizin kurallarını değişik göstermek isteyenlere karşı, onun kurallarını iyi öğrenerek mücadele edelim'' şeklinde konuştu. ''İŞİNE GELİNCE BAĞIMSIZ YARGI, İŞİNE GELMEYİNCE SİYASİ KARAR DEMEK HUKUKLA BAĞDAŞMAZ" Kanadoğlu, "Türkiye'de adalet ve hukuk reformu, Anayasa değişikliği yapılmalı ancak laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından ilan edilen bir partinin anayasa değişikliği yapmaya hakkı yoktur. Bunun Türkiye'ye yeni kayıplar getireceği ortadadır. Hukuka sahip çıkma mücadelesi sonuna kadar yapılacak. İşine gelince bağımsız yargı, işine gelmeyince siyasi karar diyeceksiniz. Bu hukukla bağdaşmaz. İktidarda bu duygular yoksa her değişiklik toplumu huzursuzluğa iter. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun değişimi milil irade ile olur. Milli İrade'de seçmen 5 yıllık verdiği irade değil, Cumhuriyet'i kuran iradedir. Bu irade değişmez ama seçmenin iradesi 5 yılda bir değişir. Cumhuriyet 3 temel ilke üzerine kuruldu. Laiklik, hukuk ve ulus devlet. Laiklik yoksa demokrasi yoktur. Hacılar, hocalar, din ve mezhep oy kullanmayı yönlendiriyorsa orada demokrasiden söz edilemez. İktidar Anayasa değişkilğinde muvaffak olursa ne olur? Unuttukları şu var. Hukuk devlyeti ilkesine aykırılıkta anayasa değişikliğini yaparsanız yapın. Anayasa Mahkemesi iptal eder, kurtulamazsınız. Şimdi siz taslaktaki gibi hukuk devleti ilkesine aykırı HSYK oluştursanız da bu hukuksuzluklar iptal edilir, edilmelidir de. Kendi iktidarının çıkarını düşünen kişilerin biz AB'nin isteklerini yerine getiriyoruz demeleri kaba bir yalandır. Korku imparatorluğunun olduğu bir yerde çağdaşlıktan bahsedilemez. Yolsuzlukların önlenmesi için dokunulmazlıkların sınırlandırılması lazım. Basın üzerine kurulan baskıyı da göz önüne alırsak çağdaş demokrasiden bahsedilemez" diye konuştu. ''TÜM YARGI ORGANLARI TEKNİK TAKİP ALTINDA'' YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu da ülkede yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekti, yargı bağımsızlığının 20009'da olduğu gibi 2010'da da tartışıldığını söyledi. Eminağaoğlu, "Yargıdaki yangında ateş bacayı sardı. Anayasa taslağıyla ilgili halkın gözüne bakarak başka şeyler söylüyorlar ama yapmak istedikleri başka. Kimse halkla dalga geçmesin. . Adalet Bakanı yok demesin belgeleri burada" dedi. ''ELİMİZDE SADECE HUKUK KALDI'' Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, ''Türkiye'de demokrasiden ve unsurlarından bahsedersen Ergenekoncu oluyorsun. Laiklik zaten bitti. Sadece hukuku savunabiliyoruz. Türkiye'de yeni bir düzeni egemen kılmak isteyenler, Atatürk Cumhuriyeti yerine kendi düzenlerini kurma mücadelesi veriyor. Elimizde sadece hukuk kaldı. Onu da kaçırırsak bu toplantıları kimse duymasın diye yer altında yapmak zorunda kalırız'' dedi. | Sabih Kanadoğlu'ndan yine çok tartışılacak açıklamalar: Bu hükümetin anayasayı değiştirmeye hakkı yok... |
CHP İl Sekreteri Alirıza Fırat'ın divan başkanlığını yaptığı kongre Tiryandafil Otel'de gerçekleşti. Kongrede söz alan partililer, vatandaşla daha fazla ilgilenilmesi gerektiğini hatırlatarak özellikle il teşkilatı ve genel merkezi eleştirdi. Eleştirilere yanıt veren İlçe Başkanı Sinan Sunguroğlu kişisel kırgınlıkların bir kenara bırakılarak CHP'yi iktidara taşımayı herkesin görev edinmesi gerektiğini ifade etti. Sinan Sunguroğlu, "Bugün ufak hesapların, kişisel kırgınlıkların bir kenara bırakılması, üzerimize zimmetli olan demokratik değerlerin korunması için bir araya gelme zamanıdır. Bunun öncülüğünü tabii ki, Cumhuriyet Halk Partisi yapacaktır. Demokratik, laik Cumhuriyetin korunması, devam ettirilmesi için çok ama çok çalışma zamanıdır." dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da kongreye bir mesaj gönderdi. Baykal, mesajında hükümeti eleştirdi ve Türkiye'nin iyi yönetilmediğini savundu. Çoğunluğun sağlanmasıyla seçimler yapılarak yönetim belirlendi. İlçe Başkanı Sinan Sunguroğlu'nun koltuğunu koruduğu kongrede yönetime şu isimler seçildi; "Hamza Akan, Şemi Portekin Baykal, Cemal Güneş, Ayhan Uslu, Yakup Bak, Gazi Alpaslan, Hanifi Budak, Fehmi Karaca, Yücel Özbay ve Tahsin Denktaş." Kongrede ayrıca il delegeliklerine de; Sinan Sunguroğlu, Hamza Akan, Fehmi Karaca, Abdurrahman Yücel, A. Rıza Mengüşoğlu, Ayhan Uslu, Yakup Bak ve Hakkı Akkoyun seçildi. | CHP Darende İlçe Teşkilatı kongresini yaptı. Partililer kimsenin ilgilenmediğini iddia ederek bazı eleştirilerde bulundu. |
Silopi Cumhuriyet Savcısı Nazır Kuş gözetiminde yapılan keşfe kayıp işadamları Mehmet Bilgiç ve Halil Birlik'in aile avukatları Nazan Birlik ve Kamil Özdemir de eşlik etti. Keşif tamamlandıktan sonra Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı elindeki bilgileri rapor halinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da keşif yapılan yerlerde kazı çalışması yapılmasına karar verdi. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önümüzdeki hafta içerisinde kazı çalışmalarına başlaması bekleniyor. Irak'a giderken gözaltına alınan babası Halil Birlik ve dayısı Mehmet Bilgiç'in akıbetini merak ettiklerini ifade eden Rizgin Birlik, "Babam ve dayım 14 yıl önce kaybolmuştu. 6 -7 ay önce Yıldırım Beğler yine söylemişti. 'Yerlerini açıklayacağım' demişti. Korkunç bir sayıdan bahsediyor. 80-90 vatandaşı öldürüp Hezil Çayı'na attıklarını anlatıyor. Umut ediyorum ki bu olayları yapanlar Allah katında da yargı katında da cezasız kalmayacak." dedi. Rizgin Birlik, şunları söyledi: "İnşallah babamızın, dayımızın cesetlerine ulaşırız. Kimler tarafından öldürüldüğünü öğrenmek de bir teselli verecektir bize. İnşallah en kısa zamanda bu kazı çalışması gerçekleştirilir ve bu cesetlere ulaşılır. Belki de şu an orada çok sayıda insan cesedi vardır. 80-90 rakamı, sadece bir kişinin bildiği rakam. Belki Yıldırım denilen şahıstan öncesinde de cesetler vardır. Yıldırım, Bristol diye yörede de tanınan bilinen birisiydi." Halen yaşadığı Norveç'te açıklamada bulunan Yıldırım Beğler, dönemin Özel Kuvvetler ekipleri tarafından infaz edilen yüzlerce kişinin, sınır boyundaki Hezil Çayı ve civarlarına gömüldüğünü açıklamıştı. Açıklamasından sonra ilk önce keşif yapıldı. Sonra kazı çalışmalarının yapılmasına karar verildi. Önümüzdeki hafta içerisinde kazı çalışmalarının yapılması bekleniyor. Beğler, faili meçhule kurban giden işadamları Halil Birlik ve Mehmet Bilgiç'in gömüldükleri yerin yanı sıra en az 200 cesedin gömüldüğü ve Hezil Çayı'na atıldığı 4 ayrı noktayı anlatmıştı. Bunun üzerine Diyarbakır Özel Yetkili Başsavcılığı Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazarak, Yıldırım Beğler'in iddialarında adı geçen yerlerde kazı çalışmalarının yapılmasını istedi. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı önümüzdeki hafta içerisinde kazı çalışmalarına başlayacak. | Yıldırım Beğler'in açıklamaları sonrası Habur Sınır Kapısı civarında kazı çalışmaları yapılmasına karar verildi. |
Akşam saatlerinde başlayan kar yağışının ardından hava sıcaklığının sıfır derecenin altına düşmesi üzerine kara yollarında buzlanmaların meydana geldiği belirtildi. Uşak-Ankara Karayolu'nun 60. kilometresindeki Dumlupınar rampalarında, buzlanma nedeniyle meydana gelen maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle yol 2 saat süreyle trafiğe kapandı. Karayolları ekiplerinin kaza yapan araçları yoldan kaldırmasının ardından yaptığı tuzlama çalışmaları sonrasında yol tekrar trafiğe açılırken, ulaşımın güçlükle sağlandığı kaydedildi. Polis ekiplerinin, Ankara yönüne giden sürücülere, hava şartlarıyla ilgili uyarılarda bulunduğu ifade edildi. Meteoroloji yetkilileri, buzlanmanın gece boyunca süreceğini belirterek, sürücülerin dikkatli olmasını istedi. Karayolları 25. Şube Şefi Mustafa Karadağ da il genelinde kar yağışı nedeniyle kapalı kara yolunun bulunmadığını, bazı yollarda buzlanma meydana geldiğini, ekiplerin buzlanma olan yollarda tuzlama çalışmaları yaptığını ve çalışmaların sabaha kadar süreceğini kaydetti. | Uşak-Ankara Karayolu, buzlanma dolayısıyla meydana gelen trafik kazaları nedeniyle 2 saat trafiğe kapandı. |
Edinilen bilgiye göre olay, Aktaş Mahallesi'nde bulunan bir otelde meydana geldi. Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde görev yaptığı öğrenilen astsubay Âdem Zorba (29), dün akşam kalmak için otele kaydını yaptırdı. Zorba'nın öğle saatine kadar dışarıya çıkmaması üzerine otelin görevlileri odasını kontrol etti. Kanlar içerisinde yerde yatan Zorba'yı gören görevliler, durumu polise bildirdi. Ekiplerin yaptığı inceleme sonucunda Zorba'nın kafasına ateş ederek intihar ettiği belirlendi. Zorba'nın sağlık sorunları nedeniyle İstanbul'a sevk yaptırdığı öğrenildi. Olay yerinde savcının yaptığı incelemenin ardından Zorba'nın cesedi otel odasından çıkartılarak ambulansla hastane morguna kaldırıldı. Olayla ilgili tahkikat sürüyor. | Bolu'da otel odasında kalan bir astsubay tabancayla kafasına ateş ederek intihar etti. |
Hafta sonu tatilini Ilgaz Dağı'nda geçirmek isteyen tatilciler, yurdun büyük bölümünü etkisi altına alan kar yağışı nedeniyle Çankırı-Kastamonu Karayolu'nun Ilgaz Dağı bölümünde yolcuklarına ara vermek zorunda kaldı. Karayolları ekiplerinin yol açma çalışmalarını izlemek üzere bölgeye giden Çankırı Valisi Şemsettin Uzun, yolun trafiğe kapanmasını önlemek için sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Vali Uzun, sürücülerin zincirsiz yola çıkmamaları konusunda uyarılarda bulundu. Zor anlar yaşayan yolda kalan vatandaşlar, araçlarının kara saplanmaması için kurtarma çalışmalarına yardım ediyorlar. Öte yandan, Ilgaz Dağı'nda, 3 gündür devam eden kar yağışı dolayısıyla kar kalınlığının 80 santimetreye ulaştığı, yağışın devam etmesi halinde kar kalınlığınını daha da artmasının beklendiği bildirildi. | Ilgaz Dağı'nda tatilini geçirmek isteyen vatandaşlar, kar yağışı nedeniyle Çankırı-Kastamonu Karayolu'nun Ilgaz Dağı bölümünde yolda kaldı. |
Antalya’da, yol kontrolü yapan trafik polislerince emniyet kemeri takmadığı için durdurulan sürücü, emniyet kemeri takmayan başka otomobillerin sürücüleri görmezden gelinirken, plakasındaki "21" rakamından dolayı kendisinin Diyarbakırlı olduğunu anlayan polisin ayrım yaptığı iddia ederek, ekiple tartıştı. Konyaaltı Caddesi Müze Kavşağı’nda trafik kontrolü yapan trafik ekipleri, Ahmet Karataş’ın kullandığı 07 BLH 21 plakalı otomobili, sürücüsü ve yanındaki yolcunun emniyet kemeri takmaması nedeniyle durdurdu. Sürücü Karataş’ın, kendilerini uyaran ve ceza yazılacağını bildiren trafik ekiplerine, tepki gösterdiği ve "Diyarbakırlı olduğu için ayrım yaptıklarını" söylediği, polis ekibinin de bu sözler üzerine Karataş’a tepki gösterdiği iddia edildi. Karataş’ın, "sürücü ya da yolcuları emniyet kemeri takmayan diğer araçların geçişine izin verilmesine rağmen otomobilinin plakasındaki rakam grubunda ’21’i gören polislerin, kendilerini durmaları için uyardığını" öne sürdüğü öğrenildi. Tepkisini ve tartışmayı sürdüren Karataş’ın, polislerce yere yatırıldığı öğrenilirken, otomobilde bulunan eşi Miyan Karataş’ın da eşine biber gazı sıktıkları ve kötü davrandıkları iddiasıyla polislere tepki gösterdiği öne sürüldü. Karataş çifti ile trafik polisleri birbirlerinden karşılıklı şikayetçi olurken çift, ifadeleri alınmak üzere karakola götürüldü. Çiftin, araçları da çekici ile otoparka götürüldü. | Emniyet kemeri takmadığı için durdurulan sürücüden polis ekibine tuhaf itiraz geldi: Arabam 21 plakalı diye durdurdunuz... |
Yemen Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Sultan, gazetecilere yaptığı açıklamada, askerlerin cesedinin Dokhan dağları civarında, bölgenin Yemenli asilerden temizlenmesinden sonra bulunduğunu belirtti. Bakan yardımcısı, 6 askerin ise hala kayıp olduğunu söyledi. Son bulunan cesetlerden sonra, Yemenli asilerle yapılan çatışmalarda ölen Suudi askeri sayısı 133'e çıktı. Suudi kuvvetleri ile Yemenli asiler arasındaki çatışmalar, asilerin 5 Kasım'da sınırı geçerek 2 Suudi sınır muhafızını öldürmesinden sonra başlamıştı. | Yemen sınırındaki çarpışmalarda kaybolduğu belirtilen 20 Suudi Arabistan askerinin cesedinin bulunduğu bildirildi. |
Yapılan açıklamaya göre, İstanbul'da yaşanan olumsuz hava koşullarına bağlı olarak Avrupa Yakası'nın bazı kesimlerine elektrik verilemediği hatırlatılarak, şunlar kaydedildi: ''Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş Sistem İletişim Koordinasyon Merkezi ve ALO 186 BEDAŞ Çağrı Merkezi tam kadro çalışmalarına devam etmekte olup, saat 19.00 itibariyle İstanbul Avrupa Yakası abonelerinin yüzde 99'luk kısmına enerji verilmiştir.'' Bazı bölgelerde ise arıza onarım çalışmaları devam ediyor. | Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş'den, İstanbul'da Avrupa Yakası'nın yüzde 99'luk kısmına elektrik verildiği bildirildi. |
Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi tarafından Madrid Özerk Üniversitesi, Granada Üniversitesi ve Avrupa Diyalog Derneği'nin işbirliğiyle gerçekleştirilen "5 AB Ülkesi Kamuoyu Türkiye'nin Tam Üyeliğine Nasıl Bakıyor?" araştırmasının sonuçları, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsünde düzenlenen toplantıda açıklandı. Proje koordinatörü Prof. Dr. Hakan Yılmaz, bu araştırmanın AB-Türkiye sivil toplum diyaloğu kapsamında yapıldığını ve fonların da AB'den geldiğini söyledi. Araştırmanın 2009 yılı Eylül ayında Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya ve Polonya'da biner kişiyle yapıldığını ifade eden Yılmaz, "Çalışmada ortaya çıkan sonuç, Türkiye'nin AB'ye girişi söz konusu olduğunda en önemli değişken yaş ve nesil olarak ortaya çıkıyor. Yaş düştükçe destek artıyor, yükseldikçe destek düşüyor. Nesil çok önemli bir faktör" diye konuştu. Araştırmaya göre, üniversite mezunu ve bunun üzerinde eğitim seviyisine sahip kişilerin Türkiye'nin AB'ye girişine verdikleri destek yüzde 50 iken, eğitim düzeyi düştükçe bu desteğin de azaldığını bildiren Yılmaz, şöyle konuştu: "Ülkeler açısından baktığımızda da Türkiye'nin AB'ye girişine Polonya ve İspanya'da destek yüzde 50'nin üzerinde. İngiltere'de yüzde 46 gibi, Fransa ve Almanya'da ise çok düşük. Türkiye hakkındaki algılamaları belirleyen en önemli faktörler arasında kültür geliyor. Yani Türkiye kültür açısından değerlendirilen bir ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye'yi kültür açısından istemeyenlerin en önemli argümanı ise din ve din esasında oluşan farklılıklarının Türkiye'yi Avrupa kültür dairesinin dışına çıkardığı şeklinde. Öte yandan popüler kültür açısından bakıldığında, özellikle genç nesiller açısından Türkiye bu sefer de Avrupa'nın içine giriyor. Yani kültür din olarak anlaşıldığında dışlanan, popüler kültür olarak anlaşıldığında ise içleyen iki uçlu bıçak gibi. Yani şöyle bir algılama var; onların kafasındaki Müslümanlık geleneklerine bağlandıkça Avrupa'dan uzaklaşan bir Türkiye, ama onların beğendiği, sevdiği müzik, yemek gibi şeylerle kendini tanımladıkça Avrupa kültürünün bir parçası haline gelen bir Türkiye." Yılmaz, araştırmanın bir başka sonucuna göre de Türkiye ile ilgili en çok İstanbul'un bilindiğini, bunun ardından sırasıyla Truva, Galatasaray, Antalya, Atatürk, Efes, Tarkan, Recep Tayyip Erdoğan, Hadise, Yaşar Kemal, Fatih Terim, Orhan Pamuk ve Nazım Hikmet'in geldiğini kaydetti. | AB üyesi 5 ülkede yapılan araştırma sonuçlarına göre, genç nesil Türkiye'nin AB üyeliğine daha çok destek veriyor. |
AA muhabirinin Balıkesir Valiliği Kriz Merkezinden aldığı bilgiye göre, gece başlayan ve gün boyu etkili olan kar yağışı nedeniyle Balıkesir merkez, Balya, Bandırma, Bigadiç, Havran, Dursunbey, Edremit, Gönen, İvrindi, Manyas, Susurluk, Kepsut ve Savaştepe ilçelerine bağlı 300 köy yolu ulaşıma kapandı. İl Özel İdare Müdürlüğü Köye Yönelik Hizmetler Dairesine bağlı ekipler, kapanan köy yollarını açmak için aralıksız çalışırken, olumsuz hava koşulları, elektrik hatlarında da arızalara neden oldu. İl genelinde 193 köy ile 4 beldeye elektrik verilemiyor. Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan, Balıkesir-Bursa, Balıkesir-İzmir ve Balıkesir-Çanakkale kara yollarının ulaşıma açık olduğunu bildirdi. Arslan, yollarda meydana gelen tıkanıklıkların ise sürücülerin zincir takmamaları, görevlilerin uyarılarına ve trafik kurallarına uymamalarından kaynaklandığını söyledi. Yetkililer, kar yağışının devam edeceğini belirterek, sürücülerin zorunlu olmadıkça zincir ve çekme halatsız trafiğe çıkmamalarını istedi. Bu arada, Bursa-İzmir kara yolunun Bursa istikameti, Karacabey Eski Karaağaç mevkisinde buzlanma ve tipi nedeniyle meydana gelen maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle trafiğe kapandı, yolda uzun araç kuyrukları oluştu. Kara yolu, Karayolları ve polis ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışması sonucu trafiğe açıldı. | Balıkesir'de etkili olan kar yağışı nedeniyle 193 köye elektrik verilemiyor |
Açılış yapmak ve ziyarette bulunmak için kentte bulunan Eroğlu, Afyonkarahisar Belediyesini ziyaretinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Eroğlu, hidroelektrik santral yapımına yönelik protesto gösterilerini hatırlatan bir gazetecinin sorusu üzerine ''Bilgi eksikliği dışında, diğer enerji sektöründe faaliyet gösterenlerin tahrikleri de var diye düşünüyorum'' dedi. Rize İkizdere'de yapılan hidroelektrik santrali karşıtı protesto ile ilgili soru üzerine Eroğlu, insanların konuyla ilgili eksik bilgilendirildiğine inandığını belirtti. Hidroelektrik enerjinin yenilenebilir, temiz ve ucuz bir enerji kaynağı olduğuna dikkati çeken Veysel Eroğlu, şunları kaydetti: ''Şu anda biz, enerjide dışa bağımlıyız. Enerjinin büyük bir kısmı doğal gazdan üretiliyor. Şu anda Rusya bile doğal gazdan elektrik üretmiyor. Bakın Fransa, enerjisinin büyük bir kısmı olan yüzde 70'ini nükleerden karşılıyor. Halbuki bizim suyumuz var, boşa akıyor. Dolayısıyla bu suları kullanmak mecburiyetindeyiz. Bu sularla ilgili gerekli tedbirler almamız lazım. Hidroelektrik santraller, suları yutmuyor. Suyun gücünden istifade ederek, suyu geri nehre bırakıyor. Taşkından korumak açısından, fazla gelen suyun enerjisini almak açısından gerçekten çok faydalı. Oradaki insanlar su istemiyor mu? Elektrik istemiyor mu? Elektriğe gelince istiyorlar, suya gelince istiyorlar. Biz, bunları nereden karşılayacağız? Dolayısıyla biz, kararlıyız çevre etkilerini dikkate alarak, ne kadar yapılacak olan hidroelektrik santral varsa bunları yapacağız.'' İstanbul'da karaya oturan Moldova bayraklı ''Orcun C'' isimli kuru yük gemisinin yakıt ve yağ sızdırması ile ilgili soru üzerine Bakan Eroğlu, şöyle dedi: ''Söz konusu gemi, çok şükür petrol tankeri değildi, kuru yük gemisiydi. Söz konusu olay ile ilgili olarak gerek Sahil Güvenlik gerekse İstanbul Çevre Orman Müdürlüğümüz gerekli tedbirleri aldı. Şu anda gerekli çalışmalar yapılıyor. Sızan petrol, gemi için gerekli olan yakıttan kaynaklanıyor. Çok şükür miktar çok fazla değildi. Ama yine de gerekli çalışmaları yapıyoruz. Geminin kuru yük gemisi olması, tanker olmaması bizim için de büyük bir şans oldu.'' | Bakan Eroğlu, hidroelektrik santrallere yönelik tepkiler konusundac faaliyet gösteren bazı şirketleri hedef gösterdi. |
Bakan Kavaf, kentteki incelemeleri kapsamında ziyaret ettiği 7-12 yaş çocuk yuvasında, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı çocuk evlerinde kalan öğrencilerden oluşan grubun davulla yaptığı gösteriyle karşılandı. Basına kapalı gerçekleştirilen ziyaretin ardından Kavaf, restore edilen tarihi bir konakta faaliyet gösterecek Dr. Ahmet Kemal Köksal Sosyal Hizmet Vakfı'nın yeni hizmet binasının açılışını yaptı. İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Huzurevi'nde de incelemelerde bulunan Kavaf, daha sonra AK Parti Sivas İl Teşkilatı'nı ziyaret etti. Ziyarette basın mensuplarına Sivas'taki incelemelerini değerlendiren Kavaf, bakanlığına bağlı sosyal hizmet kurumlarında bir dizi incelemelerde bulunmak üzere Sivas'a geldiğini, ziyareti sırasında belediyenin işlettiği huzur evinin devrini aldıklarını belirtti. Bunun yanı sıra sevgi evlerinin yeri ile ilgili bir protokol anlaşması yaptıklarını da anımsatan Kavaf, ''Kurumlarımızın rehabilitasyon ve standardının yükseltilmesi için Sivas ile ilgili bir dizi girişimlerimiz ve yatırımlarımız olacak'' dedi. Ziyaretinin son durağında AK Parti Sivas Teşkilatı'nı ziyaret ettiğini belirten Kavaf, şunları kaydetti: ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ve devletinin bir bakanı olmakla birlikte tabi ki bir siyasi partiden öncelikle milletvekili seçildik bu görevi üstlenebilmek için. Parti teşkilatlarımız da bizim evimizdir gittiğimiz yerde. Teşkilat mensubu arkadaşlarımızla birlikte biz bir aileyiz. Bu çerçevede evimizi ve aile fertlerimizi ziyaret etmek için teşkilatımızdayız.'' Bakan Kavaf, Sivas'taki yurt binalarını nasıl bulduğunun sorulması üzerine ''Sunulan hizmetin kalitesi noktasında arkadaşlarımız ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Ama binalarımızın 40-50 yıllık binalar olması nedeniyle binalardan kaynaklanan sıkıntılar var. Onlarla ilgili de projelerimiz var. Önümüzdeki günlerde vekil arkadaşlarımız onu sizlerle paylaşır'' diye konuştu. İl Başkanı Burhanettin Kuru, daha sonra Kavaf'a ziyareti anısına hayat ağacı armalı bir plaket verdi. Ziyarette AK Parti Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya da hazır bulundu. Geceyi Sivas'ta geçirecek Bakan Kavaf, sabah saatlerinde Yozgat'a hareket edecek. | Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, ''Kurumlarımızın rehabilitasyon ve standardının yükseltilmesi için Sivas ile ilgili bir dizi girişimlerimiz ve yatırımlarımız olacak'' dedi. |
Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin 2008-2009 yılı Genel Kurulu'nda Lütfü Bayraktar, yeniden başkanlığa getirildi. Birlik iştiraklerinden EFİT AŞ Sosyal Tesisleri Toplantı Salonunda gerçekleşen kurulda gerçekleşen seçimde iki liste yarıştı. Başkan adaylarından Levent Ağca, burada yaptığı konuşmada, FİSKOBİRLİK'in TMO ile ilişkilerini iyi yönde sürdürmesi gerektiğini ve borçlarını döndürebilme aşamasına gelmesi gerektiğini söyledi. Ağca, genel kurulda seçim yapılması istediklerini ifade ederek, şöyle devam etti: ''Ancak biz seçim istesek de istemesek de zaten genel kurul yapılacaktı. Seçimi bir takım hırslarımızı tatmin etmek için istemiyoruz. Biz yeni bir şeylerin olmasını istiyoruz. Çünkü kaç yıldır yeni bir şey yok. Artık yeni bir şeyler yapılması lazım. FİSKOBİRLİK için artık bir çıkış noktası bulunmalı. Yeni bir kredi ile ya da gayrimenkullerin satışı ile bu olabilir. 2010 yılı birlik için çok önemli. Çünkü bu dönemde TMO piyasada olmayacak ve serbest piyasa uygulaması sürecek. İyi bir organize yapılırsa ve FİSKOBİRLİK piyasaya girerse içinde bulunduğu kaostan kurtulur. Bunun için eylül ayındaki yeni mübayaya hazırlık yapılmalı. Bunun için de FİSKOBİRLİK bir güven ortamı sağlama noktasında TMO ile ilişkilerini iyi yönde sürdürmeli ve borçlarını döndürülebilir hale getirmelidir. Biz genel kurulun desteği ile yürümek istiyoruz.'' Ağca'nın ardından söz alan FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar ise kısa aralıklarla yapılan genel kurullara seçim maddesinin eklenmesine tepki gösterdi. ''Seçim seçim. Sıkıntıdasınız ve yardım istiyorsunuz. Ama sürekli seçim yapılıyor'' diyen Bayraktar, şunları kaydetti: ''Biz seçimi kaybettik mi ne yapacağız, yeni bir genel kurul yapılması için imzamı toplayacağız. Bu kurumu seviyorsak yönetim kuruluna yetki vereceksiniz, zaman vereceksiniz. Çalışacaklar. Yeni bir şey yok söylemi zoruma gitti. Lütfi Bayraktar döneminde 24 milyon lira kar var. Bu yönetim 2 yılda karşılıksız 78 milyon para kazandırdı. Bu genel kurul bizi yetersiz buldu diyelim, yetersiz bulabilirsiniz ama başarılıyız. Seçimler yapılır, koltuklar gelir ve geçer. Buralar sorumluluk makamlarıdır. Bu iş çocuk oyuncağı değil. El insaf. Tabi genel kurul yapılsın ancak böyle olmasın. Biz bütün sıkıntılara rağmen mücadele ediyoruz. Samimi olacağız. Biz samimiyiz. İyi niyetle çalışıyoruz. İyi niyetli olacaksınız. Biz de insanız hata yapabiliriz. Kurumun menfaati için bize yardımcı olun. Ortaya proje koyan varsa gelsin.'' Bayraktar, Şekerbank'a olan kredi borcunu ödediklerini ve birliği büyük bir yükten kurtardıklarını vurgulayarak, “Biz faiz ödedik. Dönemimizde faizle para almadık. Belki söylenecek çok şey var ama hepimiz yorulduk. Kurumla ilgili meseleleri seçim menfaati olarak kullanmayalım. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. O nedenle mesele FİSKOBİRLİK ise gerisi önemsizdir. Ordu Soya Yağ'ın satılamaması, banka borcunun ödenememesi demektir. Biz Soya Yağ için 30 milyon peşin 50 milyon liraya Altaş ile anlaştık. Daha sonra bu rakam peşin 35 milyon liraya çıktı. Ancak bu satışı resmi olarak gerçekleştiremedik. Ne var ki almak isteyen firma bize güvenerek 25 milyon 600 bin liralık ödemeyi yaptı. Biz de Şekerbank'a olan borcu ödedik. Böylece birliğin üzerindeki büyük bir yük kalkmış oldu'' dedi. Konuşmaların ardından seçimlere geçildi. Seçimde 196 delegeden 180'inin katılırken, Lütfü Bayraktar başkanlığındaki liste 115 oy aldı. Diğer aday Levent Ağca 65 oy aldı. Lütfü Bayraktar'ın listesinde Sıtkı Şarman, Nihat Şahin, Ömer Çebi yer aldı. Genel kurulun ardından seçimi kazanan Bayraktar delegelerin tebriklerini kabul etti. Burada gazetecilere bir açıklama yapan Bayraktar, şunları söyledi: ''İki yıldır yoğun emeğimizin karşılığını alamadık. Yorulduk. Bu benim 2 yılımda 4. genel kurulum. Bu seçimde delegeler bizi takdir etti, yetki verdi. Gerçekten yorgundum. Şimdi yorgunluğum bitti. Zorlu bir uğraş içindeyiz. Kazanan FİSKOBİRLİK olsun. 2 yıllık tecrübelerimizi kuruma ve piyasalara yansıtacağız. Eski politika uygulamalarımızdan vazgeçeceğiz birlikte zihniyet değişimi yapacağız. Bir işletmeci olarak 2010 yılında piyasada olacağız.'' | Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin 2008-2009 yılı Genel Kurulu'nda Lütfü Bayraktar, yeniden başkanlığa getirildi. |
Manavgat Şelalesi taşmasıyla birlikte işletme tesisi içinde bulunan 6 dükkan sular altında kaldı. Şelale tesisi içinde bulunan restoran malzemeleri oluşan sel suyuna kapıldı. Taşın sular şelalenin giriş kısmı kaldırım taşlarını sökerek büyük çukurlar oluşturdu. Şelaleyi görmeyen Fransız ve Alman turistler ise çağlayanın uzaktan fotoğrafını çekmekle yetindi. Manavgat Şelalesi İşletme Şefi Tekin Başoğlu, dün sabah saatlerinde başlayan gök gürültülü sağanak yağışın gece 02.00-03.00 sularında zirveye çıktığını söyledi. Şelalede su yükselmesinin halen devam ettiğini belirten Başoğlu, sel ve su taşkınına hazırlıksız yakalandıkları için restoranın çoğu malzemelerini sel suyuna kaptırdıklarını ifade etti. Başoğlu, "Gece saat 01.45 sularında şelaleye geldik. Sabaha kadar kurtarabildiğimiz malzemeleri kurtardık. Fakat restoranın sandalye ve masalarını kurtaramadık. Şelale tesisleri 2,5 içinde 5'inci kez su taşkınına uğradı. En fazla zararımız bu son taşkında oldu. Maddi kayıplarımızı tespit etmeye çalışıyoruz. Çağlayana gelen turistlere sadece çay ve kahve ikram edebiliyoruz." diye konuştu. Gece saat 02.00'den itibaren işletme tesisleri içindeki eşyaları dışarı çıkarmak için uğraştıklarını belirten işletme aşçı başı Mehmet Ali Akman, restoran ve şark köşesinin masa ve sandalyelerini kurtaramadıklarını söyledi. Dün sabahtan itibaren etkili olan sağanak yağışın işletme tesisi esnafını çok korkuttuğunu belirten Akman, selin çağlayan girişindeki taşları sökmeye başlayınca çok tedirgin olduklarını kaydetti. Garson Ceylan Güzel de, 11 kişilik ekip halinde çalışmalarına karşı azgın sular karşısında 20 sandalye, 10 masa ve çok sayıda mutfak malzemesini kurtarılmasına engel olamadıklarını dile getirdi. En son Manavgat Şelalesi'ni 4 yıl önce gördüğünü belirten Alman Veteriner Hekim Melissa Zod ise, bu sefer eşiyle birlikte fotoğraf makinesiyle bol bol çağlayanın kaybolan akışını çektiklerini ifade etti. Çağlayanı görmeye gelen Fransız grup ise kapı önünde geri döndü. Bir Fransız turistte şelaleyi göremeyince "Nikolas Sarkozy'e ne diyeceğiz." espri yaptı. Öte yandan, sel baskınıyla birlikte Manavgat Irmağı kıyısında bulunan Cafe Şam'dan 5'nci defa sular altında kaldı. Cafe Şamdan İşletme Müdürü Zuhal Bakır, su baskınlarından toplam zararlarının 180 bin TL olduğunu söyledi. Bakır, hasar tespiti için sigorta yetkililerini beklediklerini dile getirdi. | Antalya'nın Manavgat ilçesinde etkili olan sağanak yağış dünyaca ünlü Manavgat Şelalesi'ni taşırdı. |
Adana'nın Ceyhan ilçesindeki trafik kazasında Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi takımlarından Seda Tekindağ, arkadaşı Veysel Hakkı Bindebir'in (27) kullandığı 34 UHB 22 plakalı özel otomobille Adana'dan Ceyhan ilçesindeki antrenmana yetişmek üzere yola çıktı. Bindebir'in kullandığı otomobil Yılankale mevkisinde iddiaya göre aşırı hız nedeniyle orta refüje çarparak devrildi. Kazada, yaralanan iki genç, ambulansla Ceyhan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Burada ilk müdahaleleri yapılan yaralılardan Tekindağ'ın beyin travması geçirdiği belirtildi. Genç sporcu, hayati tehlike kaydıyla Adana Özel Metropark Hastanesine sevk edildi. Bindebir'in tedavisi ise Ceyhan'da sürüyor. Öte yandan başta Kulüp Başkanı Hüseyin Sözlü ve teknik heyetle birlikte oyuncular da Ceyhan Devlet Hastanesine gelerek yaralılar hakkında bilgi aldı. Sözlü, burada yaptığı açıklamada, "Seda sevdiğimiz, değerli bir oyuncumuz. Antrenmana gecikmemek için hızlı geldiklerini sanıyorum. Doktorlar beyin travması geçirdiğini ve nabzının düzensiz olduğunu söylüyor" dedi. | Ceyhan Belediyesi sporcusu Seda Tekindağ (26) ile bir arkadaşı ağır yaralandı. |
Edinilen bilgiye göre, jandarmanın sürdürdüğü operasyon çerçevesinde önceki gün gözaltına alınan Belediye Başkanı Güneş ile BDP İl Başkanı Çelik ve 8 partilinin sorguları tamamlandı. Ardından sağlık kontrolü için Iğdır Devlet Hastanesine götürülen Güneş, Çelik ve diğer 8 partili, daha sonra Iğdır Adliyesine getirildi. Polis ve jandarma bölgede geniş güvenlik önlemi aldı. BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve bazı partililer adliye yakınlarında bekledi. | Iğdır'da gözaltına alınan Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş ve BDP İl Başkanı Şebap Çelik ile 8 partili adliyeye sevk edildi. |
Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksek Okulu'nda şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memuru için anma etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Vali Hüseyin Avni Mutlu, 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Zeki Çolak, Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri yemekte, Okkan'ın şehit edilmesinden sonra çocuklarına ismini veren aileler ile bir araya geldi. Daha sonra spor salonunda düzenlenen anma programında konuşan Bakan Eker, 9 yıl önce düzenlenen hain ve kalleş bir saldırıda 5 arkadaşıyla şahadet mertebesine ulaşan Ali Gaffar Okkan'ı andıklarını söyledi. Okkan'ın, Diyarbakır'da travmaların, faili meçhul cinayetlerin yaşandığı, insanların endişe ve korkuyla birlikte yaşadığı bir dönemde Diyarbakır'a emniyet müdürü olarak atandığını kaydeden Eker, Okkan'ın, Diyarbakır'da hem idarecilik tarihine hem de emniyet tarihine adını altın harflerle yazdıracak önemli olaylara ve tecrübelere öncülük ettiğini ifade etti. Okkan'ın, teröristlerce, halkın arasına girmeyi başardığı için öldürüldüğünü, teröristin istismar alanlarından birisini kapattığını anlatan Eker, teröristin kamu ve güvenlik görevlisinin vatandaşa eziyet etmesini ve vatandaş arasındaki ilişkilerin kopmasını istediğini vurguladı. Eker, Okkan'ın, Diyarbakırlıların emniyet müdürlüğündeki temsilcisi gibi davrandığını, Diyarbakırlıların da bunu yürekten benimsediğini aktardı. Okkan'ın, Diyarbakırlılarla Sur diplerinde oturup ciğer kebabı yediğini, stadyumda Diyarbakırspor'un coşkusunu, başarısını kutladığını, yaşadığını dile getiren Eker, Okkan'ın yoksullarla oturup çay içmesini bildiğini, onların düğünlerine ve taziyelerine katıldığını, acılarını paylaştığını, sevinçlerine ortak olduğunu anlattı. -''BU NE BASKIYLA, NE TEHDİTLE OLACAK BİR ŞEY'' Bakan Eker, şöyle konuştu: ''Bunun için Okkan örnek bir olaydır. Hepimizin bütün kamu yöneticilerinin Okkan'ın hayatından ve idareciliğinden alacağı dersler var. Diyarbakır halkı asil bir halktır. Fedakar davranmasını bilmiştir. Hiç tahmin etmiyorum Türkiye'de başka bir vilayette bir kamu, bir polis şefinin ve müdürünün ardından 170 çocuğa ismi verilsin. 24 Ocak 2001 tarihinden sonra Diyarbakır'da doğan erkek çocuklarından bizdeki kayıtlara göre tam 170 tane Ali Gaffar ismi var. Bugün aramızda 142 tanesi var. 127 tanesi okul çağında. Esnafların dükkanlarında Okkan'ın fotoğrafı var. Bu yürekten gelen bir minnet, sevgi ve şükranın ifadesidir. Bu ne baskıyla, ne tehditle olacak bir şey değil. Diyarbakırlının dostluğa, vefaya, adil bir yönetim anlayışına, halka yakın duran bir bürokrata ne kadar sahip çıktığının göstergesidir. Diyarbakırlı bunu göstermiştir. Çocuklar ve aileleri aramızda. Onu rahmet ve minnetle anıyoruz.'' Eker, ''Barış ve Kardeşlik Projesi''ni hayata geçirirken bu örnek davranışlardan da ders almaları, bunları hayata geçirmeleri gerektiğini, başarının burada gizli olduğunu, Okkan'ın birçok alanda Diyarbakırlıların sorunlarına çözüm ürettiğini belirterek, Diyarbakırspor'un bugünkü pozisyon ve başarısında Okkan'ın emeği ve katkısı bulunduğunu vurguladı. ''O, asık suratlı, halkı tehdit eden polis şefi değil, halkın temsilcisiydi. Halktan biri olarak halkın benimsediği onun da halkı benimsediği kişi olarak yaşadı. Ben kendisini Kars Emniyet Müdürü iken tanıdım. Onunla uzun bir yolculuk yaptım'' diyen Eker, onu tanımanın kendisi için kazanç olduğunu sözlerine ekledi. Daha sonra şehit Emniyet Müdürü Okkan'ın hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterisi sunuldu. Ali Gaffar isimli çocuklar da şehit Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun fotoğraflarına karanfil bıraktı. | Diyarbakır'da şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ı anma etkinliğine, isimleri Ali Gaffar olan 142 çocuk aileleriyle katıldı. |
Bodrum'da etkisini yitiren yağışlı hava, mandalina bahçelerinde zarara neden oldu. Bodrum Turunçgil Üreticileri Birliği Başkanı Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon, "Daha önceden sıkmalık için mandalina alımı yapmıştık. Bu alımlar olmasa zarar artabilirdi" dedi. Özellikle bir ara etkili olduğunu belirttiği dolu yağışının mandalinaya zarar verdiğini söyleyen Başkan Kocadon, "Bu sene birlik olarak elimizden geldiğince ürünümüzü değerlendirdik. Bodrum Mandalinası tanıtım çalışmalarına devam ettik. Sadece meyve olarak değil, gazozu da farklı ölçülerde piyasaya sürüldü. Üreticimizi çok fazla problemle karşı karşıya kalmaması için çalışıyoruz" diye konuştu. Ortakent-Yahşi beldesinde narenciye üreticisi Hasan Hiçyılmaz, bahçesindeki mandalinaların bir kısmının yere döküldüğünü belirtti. Hiçyılmaz, "Soğuk, rüzgar ve yağmur bahçeye zarar verdi" dedi. | Muğla'nın Bodrum ilçesinde etkili olan olumsuz hava, mandalina bahçelerine zarar verdi. |
Edinilen bilgiye göre, Adapazarı'ndan Bilecik yönüne giden Hasan Sancak'ın (45) kullandığı 54 TN 597 plakalı panelvan, D-650 Kara yolu Gökgöz köyü yakınlarında, kontrolden çıkarak yol kenarındaki dinlenme tesisinin duvarına çarptı. Sürücü Hasan Sancak, eşi Seher (45) ile oğlu Fatih Mert Sancak (14) yaralandı. Sürücü ile oğlu Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Anne, hamile olduğu düşünülerek ambulansla Toyotasa Travmatoloji ve İlkyardım Hastanesine yetiştirilmeye çalışılırken yolda hayatını kaybetti. Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinden getirilen doğum uzmanının Toyotasa Travmatoloji ve İlkyardım Hastanesinde yaptığı kontrolde Sancak'ın hamile olmadığı anlaşıldı. | Sakarya'nın Pamukova ilçesindeki trafik kazasında aynı aileden 1 kişi öldü, 2 kişi yaralandı |
- İstanbul kent genelinde Saat 18:18 itibari ile ana arterlerde kapalı yol bulunmuyor. - Boğaziçi Köprüsü, Avrupa Anadolu geçişinde zaman zaman yoğunlaşma yaşanıyor. - Acıbadem ve Acıbadem E5 bağlantısında da aralıklı olarak trafik sıkışıklığı yaşanıyor. - E5 Kozyatağı mevkiinde hız 26 kilometreye kadar düşüyor. 1. KÖPRÜDE TRAFİK DURMA NOKTASINA GELMİŞTİ İstanbul'da kar yağışının etkisini artırması nedeniyle sıkışıklık yaşanan Boğaziçi Köprüsü'ndeki trafik, belediye ekiplerinin çalışmaları sonucu rahatladı. Alınan bilgiye göre, kenti etkisi altına alan kar yağışının şiddetini artırması dolayısıyla Boğaziçi Köprüsü'nde öğleden sonra bir süre trafik sıkıştı. Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekipleri bölgeye giderek yol açma çalışmalarını başlattı. Belediye ekiplerinin çalışmaları sonucu köprü trafiği rahatlayarak, akış yeniden sağlandı. Bu arada, kentin ana arterlerinde trafik akışı sorunsuz bir şekilde devam ederken, TEM Otoyolu ve bazı bağlantı yollarında yaşanan trafik aksamaları da ekiplerin müdahalesiyle giderildi. Metrobüs hatlarında da zaman zaman tıkanıklıklar yaşanıyor. Özellikle metrobüs araçlarının arıza yapması hatta sıkıntılara yol açıyor. | Yoğun kar yağışı ve tipinin etkisi altındaki İstanbul'da trafik durumu nasıl? |
Tükettiğimiz gıdaların hijyenik ve temiz olması sağlığımız için çok önemlidir. Bu konuda ayrıca yemeği hazırlayan kişinin de birtakım hijyen kurallarına uyması gerekiyor. Peki neler yapmalıyız? Newkerela.com sitesinde yer alan habere göre, - Yemek pişirmeden ya da yemeden önce ve sonra ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Fiziksel temas bulaşmanın en yaygın şeklidir. Kirli eller ve tırnakların içindeki kirin, mikroorganizmaların ve zararlı bakterilerin yiyeceklere geçmesini önlüyor. Bu durumdan ellerinizi yıkayarak ve tırnaklarınızı kısa ve temiz tutarak kaçınabilirsiniz. - Her zaman yemek pişirirken ya da su içerken temiz su kullanın. Musluğunuzdan akan suyun bulanık ya da pas renginde olup olmadığını kontrol edin. Sağlığınızı en çok tehdit eden tifo, kolera veya amebiyaz gibi ölümcül hastalıklara neden olan bakterileri çıplak gözle göremezsiniz. Herhangi bir şüpheniz varsa, suyunuzu en az 20 dakika iyice kaynatın ve temiz bir kapta saklayın. - Yiyeceklerin çapraz bulaşmasından kaçının. Asla çiğ yiyeceklerle pişmiş gıdaları temas ettirmeyin. Temizlemeden aynı mutfak aletlerini, yüzeyleri ya da kapları kullanmayın. Mikrop yuvası olabilen özellikle et ve sebze gibi çiğ gıdaları pişmiş olanlarla bir arada tutmayın. Örneğin, çiğ sebzeler için kullandığınız bıçak ve kesme tahtasını sıcak suyla ve sabunla yıkamadan önce kızarmış tavuğunuzu kesmek için kullanmayın. - Yemeklerinizi adamakıllı pişirin. Az pişmiş tavuk, balık ve et yok edilmesi imkansız mikroplar içerebildiğinden tam olarak güvenli değildir. Bu nedenle, etin iki tarafını, içini dışını her yerini iyice pişirin. - İşlenmiş gıda alın. Onlar daha güvenli. Dünya Sağlık Örgütü, işlenmiş gıdaları çiğ gıdaların yerine alternatif olduğunu söylüyor. Uygun şekilde paketlenir ve saklanırsa, işlenmiş gıdalarda riskli bakteriler bulunmuyor. Güvenlik faktöründen başka, işlenmiş gıdalar aynı zamanda kulanıma hazır, bulunması kolay. - Yemek pişirirken tadına bakmak için kaşık şart. Ancak, yemeğin tadına baktıktan sonra bu kaşığı yemeği karıştırmak için kullanmayın. Bu tükürük yoluyla oluşan bulaşmayı ve bozulmayı önleyecektir. - Pişmiş yemeklerinizi çok fazla bekletmeyin. Yemeklerinizi hazırlar hazırlamaz hemen tüketin. Yemek pişirdiğiniz tencere oda sıcaklığına geldiğinde, mikroplar çoğalmaya başlar. Uzun süre bekletme yemeğin bozulmasına neden olur. Bu yaşamı tehdit etmenin yanında para, zaman ve emek kaybıdır. - Yiyeceklerinizi sineklerden, farelerler, hamamböcekleri ve diğer ev zararlılarından koruyun. Yiyeceklerinizin bu hastalık taşıyan haşeratlarla temas etmemesine dikkat edin. Tenceleri, tavaları ve yiyecek kaplarını saklayın. Yemeklerinizi hava sızdırmaz kaplarda buzdolabında saklayın. - Yemeklerinizi dolaptan çıkarınca iyice ısıtın. Ancak, donmuş gıdaları bir kereden fazla ısıtmayın. - Mutfağınızı temiz ve kuru tutun. Nemli bir mutfak tüm ev zararlıları için en sevilen üreme alanıdır. Yemek hazırlamak için kullanılan herhangi bir yüzeyi temiz tutun ya da mutfak aletlerini temiz ve sıhhi yerlerde saklayın. Mutfağınız aydınlık olmalı ve güneş almalı. Çöplerinizi kapağı olan çöp kutularına atın ve çöpünüzü her gün dışarı atın. | işte güvenli ve sağlıklı yemek hazırlamak için 10 sağlıklı tavsiye: |
Dink davası savcısının ilgisiz kaldığını öne süren Doğan, ''Sanıklara soru bile sormuyor. Duruşma sırasında laptopundaki oyunları oynuyor.'' iddiasında bulundu. Malatya Zirve Yayınevi davası avukatlarından Orhan Kemal Cengiz de, Uğur Mumcu'nun PKK'ya silah sekiyatı yapmasını araştırdığını, bu nedenle öldürüldüğünü ileri sürdü. Hrant Dink'in öldürülüşünün 3. yıl dönümü nedeniyle Boğaziçi Üniversitesi'ne düzenlenen ''Derin Devlet Davaları'nda ne durumdayız?'' paneline Hrant Dink davası avukatlarından ve Sürekli Aydınlık için Bir Dakika Karanlık eylemini başlatan Ergin Cinmen, Cemal Temizöz davası avukatlarından Cihan Aydın, akademisyen Bekir Berat Özipek, Malatya Zirve Yayınevi Cinayeti Davası avukatlarından Orhan Kemal Cengiz ve Hrant Dink davası avukatlarından Erdal Doğan katılarak bir konuşma yaptı. Panelin açılış konuşmasını yapan Bekir Berat Özipek, insanların Ergenekon, Dikn, Zirve Yayınevi Cinayeti, Jitem gibi davalar karşısında duyarlı olması gerektiğini söyledi. Aksi taktirde hukuki sürecin işlemeyeceğini, hukukun gereklerinin yerine getirilmemesi yönünde riskler bulunduğunu söyleyen Özipek, Şemdinli Davası örneğini verdi. Özipek bu kapsamda bu ve benzeri toplantıların yapıldığını dile getirdi. Özipek, Hrant Dink cinayeti, Zirve Yayınevi Cinayeti, Diyarbakır'daki faili meçhul cinayetler davasının akıbeti için milyonlarca gözün takipte olması gerektiğini kaydetti. AVUKAT CENGİZ: MUMCU, ERGENEKONCULARIN PKK'YA SİLAH SEVKİYATI YAPMASINI ARAŞTIRIYORDU Bekir Berat Özipek'in açılış konuşmasının ardından ilk olarak Malatya Zirve Yayınevi Davası avukatlarından Orhan Kemal Cengiz söz aldı. Cengiz, ''Uğur Mumcu, Ergenekoncuların PKK'ya silah sevkiyatı yaptığını araştırıyordu. Eşref Bitlis ile de görüşüyordu, arka arkaya gittiler.'' dedi. Son 1 yılda ortaya çıkarılan AKP ve Gülen'i bitirme, Kafes Operasyonu ve son olarak Balyoz harekatı planını hatırlatan Cengiz, '' Biz bir anlamda pornografik derin devlet filmi izliyoruz. Bir başka ülkede bütün sistemi yerle bir edecek olaylar bizde sıradan hale geldi. Duyarlılığımızı yitirdik. Ergenekon davasının görüldüğü mahkeme önünde insanların yatması gerekirdi. Planlar karşısında insanların sokağa dökülmesi gerekirdi. Bu gemi bir yere gidiyor ama kaptan Tayyip Erdoğan yolunu bilmiyor. Biz yolu bildiğini zannediyoruz. Koca davalar 3 savcıya yıkılmış. Sizin neşter atmaya cesaret edemediğiniz konulara yargı da neşter atmaz. Hükümet asker işini düzeltsin derken çetelere cesaret veriyor. Çeteler karşılarında kararlı halde duran bir siyasi irade olmadığını görüyor. Böyle giderse gemi buzullara çarpar. Hükümet kafasını kaldırıp kendisine yönelmiş irade karşısında gereğini yapması gerekir. Aksi takdirde daha önce gördüğümüz filmleri bir kere daha göreceğiz.'' şeklinde konuştu. ''GLADYO ANAYASASI'' Dink davası avukatlarından Erdal Doğan, adı geçen davalara işaret ederek, ''Bu davalar mevcut hukuk tekniğiyle çözülemez. Yıllarca süren davalar olur yoksa. Bu davalar halk desteği olmadan ilerlemiyor. Zirve, Santaro, Diyarbakır Davası, Hrant Dink, Ergenekon davası zaptu rapt altına alınmış. Savcılar zamanı laptopundaki oyunları oynayarak vakit geçirmekte. Sanıklara soru sormuyorlar. Delil karartmaları yaşanıyor. Deliller karartılıyor. Kamera kayıtları hep silinmiş oluyor. Hrant Dink davasında artık bir figüran oluyoruz. Hukuk hukukçulara bırakılmayacak kadar önemli. İş avukatların sırtına yüklenemez. Biz çok para almıyoruz. Aynı zamanda planların hedefindeki isimler oluyoruz. Hrant'ın öldürülmesinden sonra Veli Küçük'ü andığım anda tek başıma kaldım. Yalnızlaştım. Ergin abi sağolsun bana destek açıklaması yaptı. Bu davalar avukatların korkarak gitmemesi gereken davalardır.'' ifadelerini kullandı. Mevcut anayasaya sert eleştiriler yönelten Erdal Doğan, ''Bu anayasa gladyo anayasasıdır. 12 Eylül ile birlikte ordu Gladyo ordusu olmuştur. Gladyo anayasasından kurtulmalıyız. Kurtulamazsak sistem böyle devam eder. Yargı da budna göre şekillendi. Yargıçları, gazetecileri teşhir etmek gerekir. Bunların dokunulmaz olmadığı teşhir edilmeli. Halk gladyo anayasasından kurtulmak için harekete geçmeli.'' şeklinde konuştu. TEMİZÖZ'ÜN ÖTESİNE GEÇİLEMEDİ Cemal Temizöz'ün de yargılandığı Diyarbakır Davası'nın avukatı Cihan Aydın, ise ''Bu dava Dink Davası kadar gündemde değil.'' diyerek tepkisini dile getirdi. ''Halkın desteğine ihtiyacımız var.'' diyen Aydın, ''20 cinayet ile ilgili iddialara davada sorgulanıyor 5 Şubat'ta 9. duruşma yapılacak. Ergenekon sistemi, demokratik düzeni değiştirmeye yönelik yapıyken Diyarbakır Davası Kürtlere yönelik yasadışı işleri, cinayetleri ele alıyor. Biz gidebildiğimiz en yüksek rütbeli Temizöz, devamına gidemedik. Bu davanın tutuklu sanıkların büyük kısmı, Diyarbakır Asayiş Komutanlığı tarafından yönlendirildiklerini söylüyorlar. Hasan Kundakçı'nın kendilerine her türlü yetkiyi verdiklerini anlatıyorlar. Bu davada dönemin siyasi aktörlerinin hiçbiri yok. Bu kadar aleni işlenen cinayetler aslında çok derin değil. Bu cinayetler Jitem isimli organizasyon tarafından işlendiğine dair yaygın görüş var. Ama hiçbir zaman üzerine gidilemedi. Eğer bu dava elimizden kaçarsa kaybedersek bir daha cinayetlerin arka planına ulaşmamız çok zor olacak. Mevcut yargı, mevcut hukuki yapıyla bu çok zor. Özel yetkili bir mekanizmanın devreye girmesi gerekir.'' şeklinde konuştu. ÖLDÜRÜLECEĞİNİ BİR TEK DİNK BİLMİYORDU'' Hrant Dink Davası avukatlarından Ergin Cinmen, ''Hrant Dink'in katili 5-6 tane meczup, IQ'su aşağılarda insanlar.'' dedi. Cinayetten 11 ay önce Hrant Dink'in kimler tarafından öldürüleceğini Trabzon Emniyeti'nin bildiğini söyleyen Cinmen, '' Yasin Hayal ve arkadaşlarının Dink'i öldüreceği biliniyordu. Trabzon Emniyeti yazıyla İstanbul Emniyeti'ne yazıyla bildirdi. İstanbul Emniyeti sümeni açıp kapıyor. Trabzon Jandarma Komutanlığı da başka bir kanaldan cinayeti haber alıyor. Jandarma da bu bilgiyi sümenaltına koyuyor. Herkes biliyor bir tek Hrant Dink bilmiyor. Polis, Hayal ve arkadaşlarını izlemeye alıyor. Ogün'ün otobüse bindirilene kadar izlendi. İstanbul'a indiği 3 kişiyle konuştuğu biliniyor. Elini kolunu sallaya sallaya gidip Hrant'ı arkadan vuruyor. Ben artık planlara şaşırmıyorum. Balyoz'a bile şaşırmadım. Evet camileri bombalayabilirler. Kahramanmaraş'ta bunu yapmadılar mı? Çevik Bir imzalı andıç vardı mesela. Akın Birdal'ı etkisiz hale getirme planı vardı. Bazı gazetecilerin itibarsızlaştırılması planlandı. Genelkurmay tüzel kişiliği tarafından yapıldı bunlar. Böyle olmaz ki. Ordu tuzak kuruyor. Adaletin ihtiyaç olduğu hissettirilmesi gerekir. Adaletin ihtiyaç olduğu ortaya konulmalı. İnsanlar duyarlı olsun. Halk duyarlı olsun. Mesela tişört yapalım. Üzerinde 'Celalettin Cerrah bildiğin halde neden sustun?' yazsın. İnsanlar görsün.'' ifadelerini kullandı. Panel sırasında soruları yanıtlayan Erdal Doğan, laptopunda oyun oynayan savcının ismini açıklamazken, ''Hrant Dink davasında savcı ilgisizdi. Ağustos 2008'e kadar böyle yaptılar. Savcı sanıklara bakmıyordu. Laptopunda oyun oynuyordu. Böyle bir savcı. Mahkeme ise 'Gözünü yağını yiyim, koçum, aslanım' gibi yürüdü. Mahkemenin tavrı normal değil. Bazı mahkeme başkanları hakkında soruşturma var. Bu soruşturmaların tehdit olarak kullanıldığını biliyorum. Jandarma, emniyet ya da MİT tarafından. HSYK da aynı şekilde hareket ediyor.'' şeklinde konuşuyor. | ''Derin Devlet Davaları'nda Ne Durumdayız?'' panelinde konuşan Avukat Erdal Doğan, ilginç açıklamalar yaptı. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.