text
stringlengths
296
93k
summary
stringlengths
48
2.09k
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, emiyet tarafından ‘can güvenliği’ konusunda bir tebligatla uyarıldı ve talep etmesi halinde koruma verileceği bildirildi. Baydemir ise emniyetten koruma talebinde bulunmadığını belirterek, “Beni hak ve halk koruyacaktır” dedi. BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, “Hrant Dink’e de aynısı yapılmıştı ve valiliğe çağrılmıştı sonra nasıl öldürüldüğünü hepimiz tanık olduk” diye konuştu. BDP Grup Başkanı Nuri Yaman konuyu Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i ziyaretinde gündeme getirdi. Yaman, Baydemir'e Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ‘can güvenliği’ konusunda 20 Ocak günü gönderilen bir tebligat yapılarak uyarıldığını açıkladı. Yaman, şunları söyledi: “Bu tebligat sayın başkanımızın can güvenliği ile ilgilidir. 3 yıl önce de Hrant Dink’i valiliğe çağırarak, kendisini uyarmışlardı. Daha sonra Hrant Dink’in nasıl ölüme gittiğini hepimiz tanık olduk. Başkana gelen tebligat gözdağı ve “endine çeki düzen ver’ uyarısıdır. Kendisine isterse devletin güvenliği sağlaması konusunda uyarı yapılmış ama kendisi buna ihtiyaç duymadığını söyledi.” Nuri Yaman'ın “İsterse sayın başkan bu konuda size açıklama yapsın” sözleri üzerine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, tebligat yapıldığını doğruladı. Baydemir, “Sadece şunu söylemek istiyorum. Beni hak ve halkın koruyacağına inanıyorum” dedi. BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, bölgeye 10 aydan bu yana Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ile ilgili gözaltı ve tutuklamaları incelemek için geldiğini söyledi. Kürt sorununa yönelik her adım ve açılımdan sonra, demokratik siyaset yapan ve seçilmişler üzerinde hükümet kanalıyla baskı ve yıldırma politikası geliştirildiğini ileri süren Yaman, şunları söyledi: “Bu ne ilktir ne de sondur. Bu operasyonları kınıyorum. Bunlar çözüm değil. 2007 ve son yerel seçimlerde halkın iradesine karşı gösterilen hazımsızlıktır ve bu iradeyi kırmaya yöneliktir. Çağdışı ve nazi kamplarını andıran o kelepçeler demokrasi mücadelesinin tarihinde bir kara leke olarak, yerini alacaktır. KCK’yi arıyorlarsa, KCK’nin yeri ve kadrosu bellidir. Partimizin legal kurumlarını KCK ile ilişkilendirmek hukukla bağdaşmıyor. Bu yanlış hesaplar Amed’den dönecektir. KCK adı altında ki bu uygulamalardan vazgeçilmelidir."
Diyarbakır Emniyeti BDP"li Belediye Başkanı Osman Baydemir'i can güvenliği konusunda uyardı.
Ünlü sunucu Pınar Altuğ, eski eşi Umut Elçioğlu'na karşı verdiği hukuk mücadelesinden zaferle ayrılmıştı. Vatan gazetesinin haberine göre; 5 yıl önce, 290 bin YTL ve 45 bin dolar ödediğini belirttiği villayı eşinin kendisinden habersiz olarak sattığı gerekçesiyle mahkemeye başvurmuş, bu paranın faiziyle tahsilini talep etmişti. 5 yıl süren dava geçen yıl sonuçlanmış, mahkeme, Umut Elçioğlu'nun izinsiz sattığı villaya karşılık Pınar Altuğ'a faiziyle birlikte 600 bin YTL ödemesine karar vermişti. Aylardır parasını tahsil etmek için uğraşan Pınar Altuğ, Umut Elçioğlu'nun 'Param yok' savunmasına karşılık avukatı Taner Düzyol aracılığıyla Kadıköy Ceza Mahkemesi'nde yeni bir dava açtı. Dün sonuçlanan davada mahkeme Umut Elçioğlu'na alacaklı Pınar Altuğ'dan mal kaçırması nedeniyle 6 ay hapis cezası verdi. Sabıka kaydının temiz olması nedeniyle hapis cezası 3 bin 600 TL para cezasına çevrildi. Ancak mahkeme aynı suçu yeniden işleyebileceğini göz önünde bulundurarak para cezasını tecil etmedi.
Aylardır parasını tahsil edemeyen Pınar Altuğ, sonunda eski eşini hapse mahkum ettirdi.
Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde trafik jandarma timleri, 38 kişinin bindiği 15 kişilik minibüsün sürücü hakkında işlem yaptı. Alınan bilgiye göre, 15 kişilik taşıma kapasitesi olan minibüse 38 kişinin bindiğinin fark edilmesi üzerine İlçe Jandarma Trafik ekipleri aracı durdurarak sürücüsüne Karayolu Taşıma Kanunu gereği, yolcu sayısına göre yaklaşık 300 TL ceza uyguladı. Ekipler, minibüsten, kapasite fazlası yolcuları indirerek muhtemel bir facianın önüne geçti.
Yolcu minibüsünü durduran Jandarma trafik ekipleri şaşkına döndü. Nedeni ise içerideki yolcu sayısı..
Bursa'da yolun karşısına geçmek isteyen 73 yaşındaki kadın, otomobilin aynasına çarparak yere düşünce hayatını kaybetti. Edinilen bilgiye göre, kaza bu sabah 08.00 sıralarında Nilüfer ilçesi Beşevler Mahallesi Lefkoşe Caddesi üzerinde meydana geldi. Dikkaldırım istikametinden Beşevler Caddesi yönüne getmek isteyen 73 yaşındaki Sema Çetin yaya geçidinden karşıya karşıya geçmek istediği esnada Kadir A. (28) yönetimindeki 16 V 7010 plakalı aracın sol aynasına çarparak yere düştü. Kafası beton zemine çarpan Sema Çetin olay yerinde hayatını kaybetti. Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri sürücü Kadir A.'yı gözaltına alırken, hayatını kaybeden Sema Çetin'in cesedi kesin ölüm sebebinin tespit edilmesi için Adli Tıp kurumu Morguna'na kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
73 yaşındaki kadın karşıdan karşıya geçmek istiyordu. Bir trafik kazası geçirdi ama çarpan otomobil değil, aynasıydı.
ZÜBEYİR KINDIRA İNTERNETHABER ANKARA- Ceza ve tutukevlerinde milletvekillerinin inceleme amaçlı ziyaretlerine yönetmelik değişikliği ile kısıtlama getirildi. Yarın için ziyaret programı yapan CHP'li İnsan Hakları Komisyonu üyesi Ahmet Ersin, tepki gösterdi. BUGÜN YÖNETMELİK DEĞİŞTİ TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, komisyon kararı olmadan ve herhangi bir yerden özel bir izin almadan cezaevlerini ziyaret edip, tutuklu ve hükümlüler ile görüşebiliyor ve inceleme yapabiliyordu. Ancak bugün Resmi Gazetede yayınlanan bir yönetmelik değişikliği ile bu durum değiştirildi. VEKİLLERE DE KISITLAMA Vekillerin ziyaretleri; Komisyonun karar alması ve sonrasıda ilgili savcılıklardan izin alınması yöntemi ile yapılması koşuluna bağlandı. Bu durumda komisyon üyesi olsa dahi milletvekillerinin bu tür inceleme ziyaretlerine kısıtlama getirilmiş oldu. HABERAL'I ZİYARET EDECEKTİ Karar bugün resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak CHP İzmir milletvekili Ahmet Ersin, yarın İstanbul'da bu tür bir ziyarete hazırlanmıştı. Ersin yarın Ergenekon davasından tutuklu Malatya İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu'nu ve Başkent Üniversitesi eski rektörü Mehmet Haberal'ı ziyaret edecekti. Her iki tutukluyla da hasta oldukları için mahkum koğuşunda ziyaret gerçekleşecekti. ENGELLİYORLAR Ziyaret öncesi bu sabah yönetmelik değişikliği ile karşılaşan Ersin, ziyaretlerini gerçekleştirme imkanını yitirdi. İNTERNETHABER'e konuşan Ersin, "Komisyon kararı olamaz. Çünkü komisyonunn toplanıp böyle bir karar alması gerek. Bugün bunun fiilen imkanı yok. Adalet Bakanını aradım yurt dışında. Müsteşarına ulaşılmıyor. TBMM Başkanı ile görüştüm. Müsteşar ile o konuşacak. İstanbul Vumhuriyet Başsavcısı, Beyoğlu ve Silivri cumhuriyet savcıları ile konuştum. Çözüm bulamadım. Her yerde karşıma bu yeni yönetmelik değişikliği çıkıyor. Ancak ben yarın gideceğim ve ziyareti yapmayı deneyeceğim. bizim görüşmemizi engellemeye çalışıyorlar. Eğer görüştürmezlerse orada açıklama yapıp tepkimi ortaya koyacağım" dedi. İŞTE YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN ZİYARET EDİLMELERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK MADDE 1 – 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Resmî ya da özel kurum ve kuruluşlar, heyet hâlinde veya bireysel olarak ceza infaz kurumlarını ziyaret edebilmek ve hükümlü ve tutuklularla görüşebilmek için Bakanlıktan izin almak zorundadır. Bilimsel araştırma yapanlarla görsel ve yazılı basın mensupları hakkında da bu hüküm uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilgili komisyonlarında görevli başkan ve üyelerin ceza infaz kurumlarına yapacakları ziyaretler hakkında bu Yönetmeliğin 40 ıncı maddesinde belirtilen usul ve esaslar uygulanır.” MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 40 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 40 – Milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarındaki yaşam şartlarını yerinde görerek tespitlerde bulunmak, inceleme yapmak veya hükümlü ve tutuklular ile görüşmede bulunmak amacıyla yapmış oldukları istemler, ceza infaz kurumu idaresine bilgi vermek koşuluyla yerine getirilir. Milletvekilleri, hükümlü ve tutuklularla açık ziyaret şeklinde görüşebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır. Ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlüler ile barındırıldıkları bölümler, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve diğer komisyonların başkan ve üyeleri ile yanlarında bulunan görevliler tarafından komisyon kararı ve görevleri çerçevesinde ziyaret edilebilir.” MADDE 3 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 – Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.
TBMM İnsan Hakları Komisyon üyesi vekillerin cezaevi ziyaretlerine kısıtlama geldi. CHP'li Ersin yarın kriz yaşayacak...
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde, 2005'te meydana gelen olaylarla ilgili Van Askeri Mahkemesinde görülen duruşmada mahkeme heyeti, ''görevsizlik'' kararı vererek, dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Şemdinli'de, Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi'ne, 9 Kasım 2005'te el bombası atılmasıyla ilgili haklarında dava açılan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile terör örgütü PKK itirafçısı Veysel Ateş'in, Van Askeri Mahkemesinde yargılandıkları dava dosyasının, görevsizlik kararı verilerek, Hakkari Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi kararlaştırıldı. AYRINTILAR GELİYOR
Van Askeri Mahkemesi ''görevsizlik'' kararı vererek dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi
Son günlerde ortaya çıkan bir güvenlik açığına karşı geliştirilen yeni yama explorer'ın tüm serilerin kapsıyor Son günlerde ortaya çıkan ve özellikle Internet Explorer 6 kullanıcılarını etkileyen güvenlik açığına karşı Microsoft Güvenli Bilişim Ekibi özel bir yazılım yaması geliştirdi. Yeni yazılım yaması tüm Internet Explorer sürümlerine koruma sağlıyor. Microsoft, özellikle Microsoft Internet Explorer 6 web tarayıcısını etkileyen bir güvenlik açığına karşı geliştirdiği özel yazılım yamasını kendi web sitesinde yayınladı. EXPLORER 6-7- 8'E ETKİLİ KORUMA Microsoft Güvenli Bilişim Ekibi bu yazılım yamasının, Internet Explorer 8 sürümü dahil tüm Internet Explorer sürümlerinde etkili bir koruma sağladığını açıkladı. İnternetten kaynaklanabilecek tehditler konusunda müşterilerini sürekli uyaran Microsoft artan kötü niyetli atak girişimlerini dikkate alarak kullanıcılarına yazılım güncellemelerini düzenli olarak yapmalarını ve anti-virus yazılımı kullanmalarını öneriyor. Bilgisayarınızı etkin koruma konusunda daha fazla bilgiye Microsoft Türkiye’nin Http://www.microsoft.com/turkiye/technet/security/bulletin/2010/ms10-001.mspx web adresinden erişebilirsiniz.
Son günlerde ortaya çıkan bir güvenlik açığına karşı geliştirilen yeni yama explorer'ın tüm serilerin kapsıyor
Meteorolojik tahminlere göre bugün akşam saatlerinden itibaren Trakya bölgesinde kar yağışı başlayacak. Edirne, Çanakkale, Tekirdağ ve Kırklareli’de kar yağışı bekleniyor. Trakya’da etkili olan kar yağışının Cumartesi günü (yarın) sabah saatlerine İstanbul’a ulaşması bekleniyor. Ancak etkili kar yağışının akşam saatlerinde Avrupa yakasında başlayacağı öngörülüyor. Yağış gece Anadolu yakasında da görülecek ve İstanbul’un tamamı kar yağışının etkisi altına girecek. HAVA SICAKLIĞI EKSİ 8 Kar bu kez İstanbul’u kolay kolay terketmeyecek. Pazar ve Pazartesi günü de kar yağışının sürmesi bekleniyor. Pazartesi günü akşam saatlerine kadar, etkisini kaybetse de kar yağışı bekleniyor. İstanbul’da hava ciddi şekilde soğuyacak, soğumakla kalmayıp 3 gün boyunca değerler "0" ın üstüne çıkmaycak. Cumartesi gecesinden itibaren 3 gün boyunca İstanbullular’ın tamamı günün her saatine "0" ın altında yaşayacak. Marmara'da hissedilecek sıcaklık -8'e kadar düşecek! Sıcaklığın ancak önümüzdeki haftanın ikinci günü, Salı günü öğlen saatlerinde "artı" değere yükseleceği öngörülüyor. KARADENİZ'DE FIRTINA Ancak tahminlerin dikkat çektiği asıl yer Karadeniz. Batı Karadeniz’de çok etkili fırtına beklentisi var. Bu geceden itibaren etkisini artırması beklenen kuzey rüzgarları gece yarısından itibaren fırtınaya dönüşecek. Fırtınanın saatte 100 kilometrenin üstündeki hızlarda esmesi, üstelik etkisini de saatlerce sürdürmesi bekleniyor. Tahminlere göre fırtınanın yol açtığı dalgalar 6 hatta 7 metre yüksekliklere kadar ulaşabilecek, denizciler ve gemiler için büyük tehlike oluşturcak dev dalgalar yarın gün boyu karadeniz sahilini dövecek. 5 BÜYÜK KENTTE HAVA DURUMU Türkiye'nin beş büyük kent merkezinin hava koşulları şöyle: İstanbul'lular dikkat: öncelikle fırtına yaşamı olumsuz etkiliyor, öğleden sonra Avrupa yakasında kar başlayacak. Bu gece ve yarın İstanbul'un tamamında bu sefer sahillerinde dahi yoğun kar tipiyle birlikte bekleniyor. Pazar günü ise kar daha aralıklarla yağacak. Ankara'da öğleden sonra sulu kar olacak. Yarın akşam ise kar var. Sıcaklık 4 derece. İzmir'de bugün şiddetli yağmur, hafta sonu ise çok soğuk hava olacak, sıcaklık 6 dereceye inecek. Bursa'da bu geceden itibaren kuvvetli kar bekleniyor. Adana'da ise bu gece ve yarın yağmur çok kuvvetli. BÖLGELERE GÖRE HAVA DURUMU Marmaralılar beklenen kar yağışı ve tipeye karşı mümkün olduğunca yollara çıkmamalı. Bugün Çanakkale’ye kadar poyraz fırtınası var, hızı 80-90 km'ye kadar çıkacak. Kar yağışı Trakya'da daha erken başladı. Bölgenin doğu tarafında ise yağış önce yağmur şeklinde ama bu akşamdan itibaren yağışlar tüm bölgede kara dönüşecek. Marmara'da en yoğun kar Cumartesi günü bekleniyor. Tipiyle birlikte bölgeye ortalama 20-30 cm kar yağabilir, sıcaklık dışarıda -8 derece hissedilecek. Pazar günü rüzgar hızını azaltacak, kar daha aralıklı görülecek, Trakya'da ise kesilecek. İç Anadolu'da bugün yağış hafif, kar ve sulu kar şeklinde. Hafta sonu ise aralıklarla kar yağacak. Ege'de kötü hava koşullarının etkili olacağı diğer bir bölge: bugün tüm bölgede ama özelikle Aydın, Muğla sahilleri ve Fethiye boyunca şiddetli yağmur ve kuvveti lodos olacak. Metrakareye 150 kg yağmur düşebilir. Hafta sonu ise hava çok soğuk, sıcaklık İzmir'de 6 dereceye inecek. Manisa, Kütahya, Afyon ve tüm dağlara kar yağacak. Muğla'ya da kar yağabilir. Antalya terbirli olunması gereken kentlerden biri: çok şiddetli yağmur ve fırtına bekleniyor. Özellikle Antalya merkez, Aksu, Korkuteli, Kemer arasına 200 kg'ın üzerinde yağmur düşebilir. Kuvvetli yağmur akşama doğru adana bölümü ve güneydoğuya ulaşacak. Doğu Anadolu'da çoğunlukla kar şeklinde olan yağışlar ara veriyor ama hafta sonu yeniden başlıyor. Bugün Karadeniz’in batısında Kastamonu’ya kadar yağış daha çok yağmur şeklinde. Yarın akşam saatlerinde ise Bolu, Düzce, Bartın, Kastamonu, boyunca yoğun kar yağacak. Samsun da dahi Pazar günü karla karışık yağmur bekleniyor.
Kar bu akşam yağmaya başlayacak ve bu kez kolay kolay terk etmeyecek. Hava sıcaklığı ise - 8'e kadar düşecek. İşte bölgelere göre hava durumu;
Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Orduspor maçında sakatlanmasının ardından takımla çalışmalara başlayan, ancak ağrıları tekrar eden Avustralyalı futbolcunun sakatlığının ciddi olduğu açıklandı. Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, perşembe günkü antrenmanda eski sakatlık bölgesine yakın bir yerde ağrı hissederek çalışmayı tamamlayamayan Kewell'ın, bugün tetkiklerinin yapıldığı belirtilerek, ''Sağ kasık adduktor tendonunun kemiğe yapışma bölgesi yakınında ikinci derece yırtık tespit edildi. 2 AY TAKIMDAN AYRI KALABİLİR Sağlık ekibimiz tarafından sporcunun durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tedavisinin uzun bir sürece yayılacağı tahmin ediliyor'' denildi. Kulüpten yapılan açıklamada, Kewell'ın sahalara dönüşüyle ilgili süre verilmezken, Avustralyalı oyuncunun yaklaşık 2 ay takımından ayrı kalabileceği öğrenildi.
Devre arasında yaptığı flaş transferlerle kadrosunu güçlendiren Galatasaray'da Harry Kewell şoku yaşanıyor.
Balyoz Planı kapsamında darbe sonrası kurulacak kabinenin Başbakanı olacağı öne sürülen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu iddialara sert çıktı. Darbe yapmayı vatana ihanet kabul edeceğini söyleyen Hisarcıkloğlu, "Bu çamur bana bulaşamaz" dedi. İddialarla ilgili yargıya başvurduğunu açıklayan Hisarcıkloğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle: DÜNE KADAR HÜKÜMET YANLISIYDIM, ŞİMDİ DARBECİ OLDUM "Hükümetler geldi geçti ben hep aynı ilkeler düzeyinde çalıştım. Siyaseti toplumsal tercihlerin belirlendiği bir alan olarak gördüm. TOBB’un varlık nedenini her zaman esas aldım. Bunu yaparken siyaseti ve kendi görev alanımı birbirine karıştırmamayı ilke edindim. Daha düne kadar bu hükümetin yandaşı olarak değerlendiriliyordum. Şimdi ise darbeci olmakla itham ediyorum. DARBE VATANA İHANETTİR Ben darbe yapmayı vatana ihanet olarak değerlendiriyorum. Taraf gazetesindeki habere göre birileri darbe yapıp başbakanlığa da beni getireceklermiş.Balyoz planını ilk kez basından duydum. Demokrasi dışı planlara ismimi karıştıranlardan, bulanık suda balık avlamaya çalışanlardan ve gazetecilerin de bunu sorgulamadan yayınlamasından şikayetçiyim. DARBELERDEN ZARAR GÖRDÜM Bugüne kadar yapılmış darbelerden zarar görmüş biriyim. Demokrasi dışı hiçbir oluşumda yer almadım. Türkiye’nin geleceği demokrasi dışı tezgahlarda aranmamalıdır. Zulüm ile abad olunmaz. Adaletsizlik zulüm ve korku üzerine kurulan bütün sistemler yok olmaya mahkumdur. VİCDAN ÇAĞRISI Bu ülkeyi ihtiraslarından daha fazla seven herkesi demokrasiye sahip çıkmaya, birbirine çamur atmamaya, linç fetvalarına son vermeye, vicdanına kulak vermeye, ülkemizin kurumlarını yıpratmamaya her kurumu da şeffaf olmaya davet ediyorum. ÇÖZÜM DEMOKRASİ'DE Herkesin hesap sorabildiği ve hesap verebildiği birinci sınıf demokrasi istiyoruz. Demokrasiye sahip çıkmanın yolu darbeyi ve darbe teşebbüslerini lanetlemek kadar sağduyulu olmak ve kişilerin ve kurumların saygınlığını yıpratmamaktan geçer. FİTNECİLERE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM Makamı ve rütbesi ne olursa olsun kimse hukukun dışına çıkamaz. İsteyen istediği kadar demokrasi dışı hayaller kurabilir. Ama benim içinde milletimizin olmadığı hiçbir hayalim olmadı. Benim adımı bu fitneye karıştıranlara hakkımı helal etmiyorum. En fazla demokratik olan kurumun içindeyiz. Odalar Birliği Başkanlığına seçim bu çamurun bize nasıl bulaşmayacağının göstergesidir. İllerden rakiplerle yarışarak buraya geliniyor. atama destek yardımla buraya gelmiyoruz. Böyle bir kurumun başkanı hangi demokrasi dışı eylemin içinde olabilir.
Balyoz darbe planına göre darbeden sonra kabinenin başbakanı o olacaktı. Hisarcıklıoğlu bu iddiayı yanıtladı.
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı, 'demokratik açılım'ı halka anlatmak için, 'Soruları ve Cevaplarıyla Demokratik Açılım Süreci' başlıklı bir kitap bastırdı. 30 soruya verilen 30 cevaptan oluşan kitapçıkta, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın kesinlikle affedilmeyeceği, PKK silah bırakmadıkça oparasyonların devam edeceği ve koruculuk sisteminin, terör sona erinceye kadar devam edeceği kaydedildi. Kitapçıkta, terörle mücadele ederken hayatını yitirenlerin 'ölümlerin ve gözyaşının durmasıyla ruhlarının şad olacağına' işaret edildi. Kitapçıkta, Türkiye'nin tek devlet, tek millet, tek bayrak prensibinden taviz vermesinin asla söz konusu olmadığına işaret edilerek, tek millet kavramının tek ırk anlamına gelmediği vurgulandı. Kitapçıkta, Türkçe dışında başka bir dille eğitimin olmayacağına dikkat çekilerek, "Türkçe resmi dilimizdir ve öyle olmaya devam edecektir. Resmi dil konusunda bir değişiklik gündemde hiç olmadı, olmayacak" ifadesine yer verildi. "Demokratik açılım süreci ile terör bitirilecek mi?" yönündeki bir soruya ise bölgede demokratik iradenin güçlenmesi, sivil toplumun gelişmesi, insanların hür iradesiyle varlıklarını göstermeye başladığı, terör örgütünün paniğe kapıldığına dikkat çekildi. Kitapçıkta, teröre harcanan paranın 300 milyar doları aştığı kaydedildi. Kitapçıkta yer alan bazı sorular ve cevapları şöyle: SORU: Evlatlarımızı boşuna mı şehit verdik? CEVAP: Bugünkü birlik ve beraberliğimizi şehitlerimizin ve gazilerimizin varlığına borçluyuz. Eğer bu ülkede terör örgütünün çabalarına rağmen Türk-Kürt çatışması olmamışsa bu konuda şehitlerimize ve gazilerimize çok şey borçluyuz. Şehitlerimizin ruhu, ülkede daha fazla şehit verilmesiyle, daha fazla ölüm yaşanmasıyla değil tam tersine ölümlerin ve göz yaşının durmasıyla şad olacaktır. SORU: Abdullah Öcalan'ın affı veya yeniden yargılanması söz konusu mu? CEVAP: Abdullah Öcalan'ın affedilmesi veya yeniden yargılanması kesinlikle söz konusu değildir ve olamaz. Böyle bir sürecin hukuki olarak gerçekleşmesi de mümkün değildir. SORU: Açılım terör örgütüne verilen bir taviz midir? CEVAP: AKP Hükümeti hiçbir illegal yapı ve oluşuma asla taviz vermez. Silaha çiçekle karşılık verilmez SORU: Sürece rağmen terör devam ederse ne olacak? CEVAP: Dünyanın hiçbir yerinde size silahla saldıranlara siz çiçek buketleri ile karşılık veremezsiniz. Kısa vadede silaha karşı silahla mücadele edilir. Ancak hiçbir zaman silahla kesin ve kalıcı çözüm elde edilememiştir. SORU: MHP'nin aşırı tepkisinin nedeni nedir? CEVAP: Geçmiş seçimlerin gerçekleştirdiği koşullar ile sonuçlarını sosyolojik bir tahlile tabi tuttuğumuzda terörün artış gösterdiği dönemde MHP'nin oylarında bir artışın medyada geldiği görülmüştür. SORU: Suç işlemediği tespit edilen örgüt mensupları dağdan indikleri zaman kendimizi güvende hissedebilecek miyiz? CEVAP: Bu insanların eli silahlı birer terörist olarak dağlarda olmaları mı iyi, silahı bırakıp ailelerinin yanlarına dönmeleri mi iyi? SORU: Koruculuk sistemi ne olacak? CEVAP: Terör devam ettiği sürece koruculuğun ortadan kaldırılması söz konusu olamaz. Terörün bitmesi halinde mevcut korucuların mağduriyetine yol açmayacak bir düzenlemeye gidilecektir. Maddi menfaat teklif edilmeyecek SORU: Silah bırakan örgüt üyelerine iş, para ve konut verilecek mi? CEVAP: Hayır, doğru değildir. Hükümet, hiçbir terör örgütü mensubuna maddi menfaatler karşılığında silah bırakma teklifinde bulunmamıştır, bulunmayacaktır. SORU: Dağdan inenler suç işlerse ne olacak? CEVAP: Dağdan inmek kimseye dokunulmazlık kazandırmaz. Silahları bırakıp normal hayata döndükleri zaman suça bulaşırlarsa herhangi bir vatandaş hangi muameleye tabi ise onlar da aynı muameleye tabi tutulur. SORU: Açılım sonucunda referandum yapılacak mı? CEVAP: Hayır. Çünkü temel hak ve özgürlükler referandum konusu olamaz. Kitapta, AK Parti İstanbul milletvekili Nursuna Memecan'ın eşi, Salih Memecan'ın çizdiği ve Sabah Gazetesi'nde yayınlanan, 16 karikatür de yer aldı
Demokratik Açılım'dan vazgeçmeyen AK Parti halkın kafasındaki soru işaretlerine çıkartılan bir kitapçık ile yanıt verecek
Galatasaray'ın yeni transferi Brezilyalı futbolcu Joao Alves De Assis Silva (Jo), İstanbul'a geldi. DÜNYA ÇAPINDA KULÜBE GELDİM İngiltere Premiere Lig ekiplerinden Manchaster City'den kiralanan Brezilyalı oyuncu, Galatasaray TV'ye yaptığı açıklamada, ''Burada olduğum için çok mutluyum. Çok önemli bir ekibe geldim. Sadece Türkiye değil, dünya çapında bir kulübe geldiğimin farkındayım'' dedi Manchester City'den sezon konuna kadar kiralık olarak transfer edilen Jo, özel bir uçakla İstanbul'a geldi. Jo, coşkulu bir taraftar grubu tarafından karşılandı. İzdiham yaşandı Taraftarların yoğun ilgisi ve tezahüratlarıyla karşılaşan Jo, kendisini oteline götürecek aracına güçlükle ilerleyebildi. Avrupa maçlarında yok Brezilya Milli Takımı formasını 10 kez giyen ve 3 golü bulunan 23 yaşında ve 1.89 metre boyundaki Joao Alves, Galatasaray'ın Avrupa kupası maçlarında forma giyemeyecek. Dos Santos iddiası Öte yandan, Lucas Neill'in ardından Jo'yu kadrosuna katan Galatasaray'ın bu kez Meksikalı oyuncu Giovanni Dos Santos'u transfer etmek için girişimlerde bulunduğu iddia edildi. Linderoth yolcu Galatasaray'ın, Jo'nun transferi için halen mevcut yabancı oyuncularından birisinin sözleşmesini feshetmesi gerekiyor. Bu oyuncunun, uzun süredir sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Linderoth olması bekleniyor. Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklama şöyle: İngiltere Premier League takımlarından Manchester City takımı oyuncusu, Brezilyalı Joao Alves De Assis Silva ile sezon sonuna kadar kiralık olarak anlaşmaya varılmıştır. Joao Alves De Assis Silva'ya hoşgeldin diyor, Sarı Kırmızı forma altında üstün başarılar diliyoruz. Joao Alves De Assis Silva Hakkında: Asıl adı Joao Alves De Assis Silva olan Jo, 20 Mart 1987'de Sao Paulo'da doğdu. Futbol yaşantısına Corinthians'ta başlayan Joao Alves, 2003 yılında A Takıma yükseldi. Brezilyalı yıldız, Corinthians'ta 2003-2005 yılları arasında forma giydiği 54 maçta 23 gol kaydederek dikkatleri üzerine çekti. Jo, 2005'te Rus ekibi CSKA Moskova'ya transfer oldu. Brezilyalı golcünün yıldızı 3 sezonluk CSKA Moskova macerasında parladı. Moskova ekibinde 53 karşılaşmada 30 gol atan Joao Alves, 2008 yılının yaz döneminde İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City'ye transfer oldu. City formasıyla 9 karşılaşmada 1 gol kaydeden Brezilyalı golcü oyuncu, Everton'a kiralandı. Joao Alves, 2008-2009 sezonun ikinci yarısında oynadığı 12 maçta 5 gol kaydetti. Everton'ın Avrupa Ligi maçlarında forma giyen Jo, Galatasaray'ın Avrupa Kupası maçlarında oynayamayacak. 10 kez Brezilyalı Milli Takım forması giyen Joao Alves'in, 3 golü bulunuyor. Brezilyalı golcü, uzun boyu ve atletik yapısının yanısıra hızı, tekniği ve son vuruşlardaki becerisiyle ön plana çıkıyor. Joao Alves, özellikle sol ayağıyla çektiği etkili ve isabetli şutlarıyla tanınıyor. 1.89 boyundaki yıldız oyuncu, forvet mevkiinde görev yapıyor. JO GS TV'YE NELER KONUŞTU? AÇIKLAMALAR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] Galatasaray'ın yeni transferi Joao Alves De Assis Silva (Jo), sarı-kırmızılı ekibe gelmiş olmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi. İngiltere Premiere Lig ekiplerinden Manchaster City'den kiralanan Brezilyalı oyuncu, Galatasaray TV'ye yaptığı açıklamada, ''Burada olduğum için çok mutluyum. Çok önemli bir ekibe geldim. Sadece Türkiye değil, dünya çapında bir kulübe geldiğimin farkındayım'' dedi. Sarı-kırmızılı taraftarların havalimanında kendisini karşılamasıyla ilgili olarak, ''Dürüst olmam gerekirse, futbol hayatımda böyle bir ilgi görmedim'' ifadesini kullanan Jo, transferi için, ''Çok çabuk gelişti ve düşünmeme gerek kalmadı. Galatasaray gibi bir ekipten teklif alınca, hemen gerçekleşti. Galatasaray'ın büyüklüğünü biliyordum. Elinde bulundurduğu kadrosunda önemli milli oyuncuları, İspanya'da çalışmış çok önemli kariyere sahip teknik direktörü var. Bu tip etkenler önemliydi benim için. Frank Rijkaard benim için çok önemli bir isim. Böyle önemli bir isimle çalışacağımdan dolayı memnunum'' diye konuştu. ''ADAPTASYON ÖNEMLİ'' CSKA Moskova'da geçirdiği başarılı dönemin ardından İngiltere'de istediğini bulamayan Jo, adaptasyon sürecinin önemine değindi. Rus ekibinde önemli goller atıp başarılar elde ettiğini, ardından ise İngiltere gibi zorlu bir lige geçtiğini aktaran Brezilyalı oyuncu, ''Adaptasyon çok önemli. Everton formasıyla da bazı iyi maçlar çıkarttım ve şimdi Galatasaray'dayım. Umarım burada adaptasyon sürecini çabuk atlatırım. Bu konuda Elano ve diğer takım arkadaşlarım da bana yardımcı olacaklardır'' şeklinde konuştu. ''ELİMDEN GELENE HER ŞEYİ YAPACAĞIM'' Joao Alves De Assis Silva, bir futbolcu olarak önemli özelliklerinin sorulması üzerine, kendisiyle ilgili yorum yapmasının zor olduğunu vurgularken, sözlerini şöyle tamamladı: ''Ceza sahası içinde tehlikeli olan bir oyuncuyum. Benim de kendimden beklentim gol atmak ve bunun için buradayım. Galatasaray formasıyla başarılı olacağıma inanıyorum. Gollerimi atıp Galatasaray taraftarını mutlu etmek istiyorum. Beklentinin çok büyük olduğunu biliyorum. Kimsenin şüphesi olmasın. Bu beklentiye cevap verebilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.''
Galatarasay Kulübü, Manchester City'den Jo ile anlaştı. Brezilyalı futbolcu İstanbul'da kralla gibi karşılandı.
Ekranların yıllardır en çok seyredilen spor program Maraton'un fenomen sunucusu Erman Toroğlu'nun ipi çekildi. Toroğlu bu konudaki tüm detayları Çarşamba günü Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde yazacağını söyledi. Konuyla ilgili şimdiye kadar hiç bir yerde konuşmayan Toroğlu, dün akşam Cengiz Semercioğlu'nun sunduğu "Full Ekran" programına telefon ile bağlandı. ÇARŞAMBA GÜNÜ KÖŞEMDE YAZACAĞIM Toroğlu "Bu olayın tüm ayrıntılarını çarşamba günü kendi köşemde yazacağım. Bu bir Türkiye gerçeğidir. Yazım malesef bu Türkiye gerçeğini gösterecek. Şansal'ın 'Erman'sız Maraton yapmam' demesi önemlidir. Şansal'la dostluğumuz bitmez. Geceleri çıkıp gezmesek de bizim yıllara dayanan derin bir dostluğumuz var. Benim ekranda renk olduğumu söyleyenler, Maraton'a devam etmemi isteyenler de var. Herkes konuşuyor bu konuda bense çarşamba günü konuşacağım. Herkes neyin ne olduğunu o zaman görecek. Zaten sonra sana sözüm var, programına konuk olduğumda bu konuyu iyice konuşuruz." diyerek yine yorumdan uzak bir tavır sergiledi. TARZI BİZE UYMUYOR DEMİŞLERDİ Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem “ Maç sonrası yayınlarda farklı bir görüntüye dönüyoruz, buna Maraton’da dahil. Bu görüntüyle Erman Bey’in tarzı uymuyor. Erman Toroğlu en azından şimdilik Lig Tv’de yok.” sözleri ile Erman Toroğlu ile yollarını ayırdıklarını resmen duyurmuşlardı.
Erman Toroğlu ipi çekildikten sonra ilk kez bir yayına bağlandı. Şansal'la dostluğumuz bitmez dedi ve gerçeklerin farklı olduğunu söyledi.
Zongultak’ta düzenlenen Liselerarası Futbol İl Birinciliği müsabakalarının ödül töreninde Kilimli Lisesi Müdürü Mehmet Akdoğan, rakip takımın kalecisiyle tartışan okul takımının futbolcusu Okan’ın üzerine yürüyüp, “Sus lan, yamulturum seni” diyerek omzuna vurdu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce düzenlenen Liselerarası Futbol İl Birinciliği müsabakaları, bugün Karaelmas Kemal Köksal Stadı’ndaki final karşılaşmasıyla sona erdi. Kilimli Lisesi, final maçında Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi’ni, 28’inci dakikada Gürkan, 40’ınca dakikada Uğurcan ve 73’üncü dakikada Hüseyin’in attığı gollerle 3-0 yenerek şampiyon oldu. Maç sonunda Endüstri Meslek Lisesi taraftarlarının isteği üzerine her iki takım oyuncuları da el ele tutuşarak tribünlere koştu. Kilimli Beldesi Belediye Başkanı Ak Partili Seçkin Özdemir, Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Duyar, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Zonguldak Temsilcisi Ahmet Birdal ile yaklaşık 600 taraftarın izlediği maç sonunda, Kilimli Lisesi şampiyon, Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi 2'nci, Ereğli Endüstri Meslek Lisesi 3'üncü ve Devrek Lisesi okul takımı 4'üncü oldu. Okul takımları ödül töreni için şeref tribünü önünde yan yana sıraya girdi. Bu sırada şampiyon takımın futbolcusu Okan ile ikinci olan takımın kalecisi Sezer arasında, bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Okulun beden eğitimi öğretmeni, boynundan tuttuğu sporcusu Okan ile Sezer arasına girerek iki futbolcuyu sakinleştirmeye çalıştı. Okan’ın tartıştığını gören okul müdürü Mehmet Akdoğan ise, hızla üzerine yürüdüğü öğrencisini itekleyip, “Sus lan” diyerek eliyle omzuna vurdu. Akdoğan, konuşmaya devam eden öğrencisini bu sefer de “Yamulturum seni” diyerek uyardı. Sezer’in kendi takım arkadaşlarının yanına gitmesiyle tartışma sona ererken, müdür Mehmet Akdoğan da öğrencisinin yanından ayrıldı. Ödül töreninin ardından Kilimli Lisesi Müdürü Mehmet Akdoğan, öğrencisini gerginlik çıkmaması için uyardığını belirterek, “Maç gayet rahat bitti. İkaz anlamında öğrencimi uyardım. Tokat vurmadım. Tatsızlık yaşanmasın, ödül töreni de karşılaşma gibi aynı şekilde bitsin diye uyardım. Bizim aramızda olan bir şey” dedi.
Okul müdürü, rakip takımın kalecisiyle tartışan okul takımının futbolcusunun üzerine yürüyüp, "Sus lan, yamulturum seni" dedi.
İstanbul Valisi Muammer Güler, kentte yarından itibaren tipi şeklinde kar yağışının beklendiğini belirterek, vatandaşların ''don ve buzlanmaya karşı'' dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Vali Güler, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde düzenlediği basın toplantısında, alınan meteorolojik uyarılara göre, İstanbul'da bugün başlayan yağmurun, yüksek kesimlerde karla karışık yağmur şeklinde devam edeceğini kaydetti. Olumsuz hava koşullarına karşı gerekli önlemlerin alındığını ifade eden Güler, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İl Afet ve Koordinasyon Merkezinin 24 saat çalışacağını bildirdi. İlgili kuruluşlara gerekli uyarıların yapıldığını vurgulayan Güler, şunları söyledi: 'Bugün akşamdan itibaren yüksek kesimlerde kar yağacak. Yarından itibaren tipi şeklinde kar yağışı bekleniyor. Özellikle rüzgarın zaman zaman hızını artıracağı, 60-70 kilometreye kadar, hatta zaman zaman 80-90 kilometreye kadar fırtına şeklinde eseceği ifade edilmiştir. Tedbirler de buna göre alındı. Genel hayatı etkileyecek şekilde bir kar yağışı en son 2004'te yaşandı. 'İlimizde 'örtü' teşkil edilecek bir kar yağışı son 3 yıldır görülmedi. Meteoroloji, yarın ve pazar günkü kar yağışlarının 'örtü' teşkil edecek tarzda yağacağını ve tipi şeklinde olacağını belirtti.'' ZİNCİRSİZ ÇIKILMAYACAK Tipi şeklinde yağacak karın genel hayatı olumsuz şekilde etkileyeceğini bildiren Güler, kara yolu ve deniz yolunda aksamalara neden olacağını dile getirdi. Vali Muammer Güler, sözlerine şöyle devam etti: ''Vatandaşlara, don ve buzlanmaya karşı dikkatli olmalarını öneriyoruz. Herkes olumsuz havanın yaratacağı etkileri dikkate alarak, trafikte dikkatli olmalı. Vatandaşlarımızın, mümkün olduğunca, toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini rica ediyoruz. İnsanların kar yağışlarının etkili ve tipi şeklinde olduğu yerlerde, E-5 ve TEM otoyolunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Herkes, araçlarında takoz, zincir ve çekme halatını mutlaka bulundurmalı. Kar lastiği bulunan araçlardan da zincir istiyoruz. Bazen aşırı kar yağışında, kar lastiği yeterli olmayabiliyor. Tipi şeklindeki kar yağışının alındığı dönemlerde, özellikle gişelerde, kavşaklarda ekiplerimiz zincirsiz araçların seyrine izin vermeyecektir. Hatta tipinin artması halinde zaman zaman 'belli şerit azaltmalarıyla' olumsuzlukların önüne geçilmeye çalışılacaktır.'' Vatandaşların emniyet şeritlerine dikkat etmeleri gerektiğini kaydeden Güler, özellikle 2004'te emniyet şeritlerinin işgal edilmesinin çok büyük sıkıntılara yol açtığını ve bu konuda vatandaşlardan hassasiyet beklediklerini bildirdi. SICAKLIK -1 OLACAK Gerek duyulursa, trafik yoğunluğunun azaltılması için, kamyon ve tırların trafiğe girişlerinin kısıtlanacağını ve tır parklarında bekletileceklerini kaydeden Muammer Güler, şehir içinde emniyet ve jandarma ekiplerinin gerekli trafik kontrollerini yapacaklarını belirtti. Otoyol ve bağlantı yollarında karla ve buzlanmayla mücadele edecek olan, iş makinelerinin, araç ve çekicilerin belirli güzergahlarda bulundurulacağını anlatan Güler, şunlara değindi: ''İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde, deniz otobüslerinde meydana gelebilecek aksamalara dikkat edilmeli. Kapalı alanlarda mangal gibi aparatların kullanılmaması, baca zehirlenmelerine karşı gerekli tedbirlerin alınmasını da öneriyoruz. Vatandaşlarımız trafiğe çıkarken, akaryakıtlarının yeterli olup olmadığını kontrol etmelerini rica ediyoruz. Sıcaklıklarının da mevsim normallerinin oldukça altına inecek. Yarın en düşük sıcaklık -1, en yüksek sıcaklık ise iki olacak. En yüksek sıcaklık Pazar günü -3, Pazartesi günü de -4'e kadar inecektir. Bu sıcaklık dereceleri şiddetli don ve buzlanmayı da beraberinde getirecektir. Vatandaşların, yoğun kar yağışına karşı dikkatli olmasını, gerekiyorsa seyahatlerini ertelemelerini, trafiğin durumuna göre görevlilerin uyarılarına uymalarını bekliyoruz.''
Kar ve tipi İstanbul'u felç edecek. İstanbul Valisi Muammer alınması gereken önlemleri açıkladı
Alkollü olduğu tespit edilen anne Svetlana Artyuşina'nın izinsiz bal yediği için oğluna işkence yaptığı, dövdüğü ve ölümüne neden olduğu belirtildi. Bölge Savcılık merkezinden Ria Novosti haber ajansının edindiği bilgiye göre, anne Artyuşina izinsiz bal yediği için 3 yaşındaki oğlunu banyoya kapattı. Kavonazda kalan balın tamamını yemesini isteyen anne, oğlunun tuvaleti kullanmasına da izin vermedi. Alkol alan annenin oğlunun altını ıslatması üzerine sinirlendiği, çocuğunu dövdüğü ve başını da yere vurduğu kaydedildi. Vahşi annenin oğluna yaptığı işkenceler bununla da bitmedi. Küvete soğuk su dolduran anne oğlunu buraya sokarak cezalandırdı. Evden gelen çocuk ağlamaları üzerine komşuları olaya müdahale ederken, polise haber verildi. Hastaneye kaldırılan üç yaşındaki çocuk tedaviye cevap vermedi ve hayatını kaybetti. Vahşi annenin 15 yıl hapsi isteniyor.
Rusya'nın Leningrad bölgesinde yedi aylık hamile bir anne üç yaşındaki çocuğunun ölümüne neden olmaktan tutuklandı.
Genelkurmay Başkanlığı 2009 yılı boyunca her hafta yaptığı 'Basın Bilgilendirme" toplantısını 2010'da gerekli hallerde yapacağını açıklamıştı. Kozmik Oda'daki arama, Balyoz Darbe planı iddiaları ve askerin sivil mahkemede yargılanmasının Anayasa Mahkemesi'nden dönmesi üzerine o 'gerekli' an geldi ve açıklama yapıldı. Bu kez mikrofonun karşısında Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu vardı. BALYOZ'UN İSMİ BALYOZ DEĞİL Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, medyada yer alan ''Balyoz Güvenlik Harekat Planı'' haberleri konusunda ''Bu planın ismi asla iddia edilen isim değildir'' dedi. DÜNKÜ AÇIKLAMA GAYET NET Taraf gazetesi tarafından gündeme getirilen Balyoz Harekat Planı'na ilişkin de internet üzerinden yapılan açıklamanın net olduğunu vurgulayan Tuğgeneral Çubuklu, "Dünkü açıklama çok net. Bunun üzerine daha fazla bir şey konuşmaya gerek yoktur" diye konuştu. Güler, medyada yer alan ''Balyoz Güvenlik Harekat Planı'' haberlerine ilişkin sorular üzerine, dün yapılan açıklamanın çok açık olduğunu, haberdeki iddiaların 1. Ordu Komutanlığındaki plan seminerinde dış tehdide yönelik yapılmış bir harekat planı olduğunun dünkü açıklamada ifade edildiğini söyledi. AÇIKLAMANIN NEYİ ANLAŞILMADI Tümgeneral Güler, şöyle devam etti: ''Bu planın ismi asla iddia edilen isim değildir. Bir kez daha altını çizerek söyleyeyim, bu planın ismi asla o iddia edilen isim değildir. O planla bağlantılı olarak geri bölge emniyeti ve sıkı yönetim uygulamasının görüşüldüğünü açıkladık. Bu konular dışında da iddia edilen hususlar için ise 'aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmeyeceği' diyerek kınadık. Acaba, burada anlaşılamayan ne var diye düşünüyorum. 1. ORDUYA SORUŞTURMA AÇTIK Şuna dikkatinizi çekmek isterim, bu iddiaların ortaya atıldığındaki zamanlamaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki arama sona eriyor, Anayasa Mahkemesi askere sivil yargı yolunu açan yasayı görüşmek üzere gündeme alıyor ve birden bire ortaya ne olduğu meçhul iddialar ve planlar ortaya çıkıyor. Bugün yazılı medyaya baktığımız zaman da hangi konunun öne çıktığını açıkça görmektesiniz, zaten amaç da bu. 20 Ocak 2010 tarihinde bir gazetede çıkan konuyla ilgili söyleyeceğim ana konu budur. TSK, bu tür bilgi sızdırma olaylarını çok ciddiyetle soruşturuyor. 1. Ordu'da buna benzer bir soruşturma var. Yürütülen soruşturma neticelenmeden kesin bir hükme varamayız.'' KOZMİK ODADA ARAMAYA NEDEN İZİN VERİLDİ? KOZMİK ODADAKİ PLANLAR İPTAL EDİLECEK [PAGE] KOZMİK ODADA ARAMA BİTTİ Konuya ilişkin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgi sızdırılmasına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini de söyleyen Tuğgeneral Çubuklu, bu yüzden yorum yapmanın hata olacağını söylerken haberin yapılma tarihine dikkat çekti. Tuğgeneral Çubuklu, kozmik aramanın tamamlanmasının hemen ardından Anayasa Mahkemesi'nde askerlere sivil yargı yolunun açılmasına ilişkin toplantının yapıldığı bir süreçte haberin yapılmasının zamanlamasının önemli olduğunu söyledi. Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında 25 Aralık 2009 tarihinde başlayan aramanın 20 Ocak 2010 saat 15.30'da bittiğini anımsattı. Kamuoyuna 19 Aralık 2009'da ''suikast iddiaları'' olarak yansıyan olaya ilişkin bilgi veren Tuğgeneral Çubuklu, bu tarihte Ankara Emniyet Müdürlüğüne ''iki araç içerisinde şüpheli şahıslar bulunduğu ve Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç'a saldırıda bulunabilecekleri'' şekline ABD üzerinden ihbar geldiği şeklinde haberlerin basında yer aldığını, terörle mücadele ekiplerinin olay yerine intikal ettiğini ve araç içindeki kişilerin ''asker olduklarını ifade etmelerine ve kimlik göstermelerine imkan verilmeden'' üst aramasının gerçekleştirildiğini anlattı. CUMHURİYET SAVCISI BULUNMADAN ARAMA- Araçtaki 2 kişinin asker olduklarını ifade etmeleri üzerine, konunun Merkez Komutanlığına iletildiğini ve Cumhuriyet savcısının yazılı arama talimatı sonrasında şahıslarda ve araçlarda arama yapıldığını ifade eden Çubuklu, Cumhuriyet savcısının hazır bulunmadığı aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığını kaydetti. İlgili savcının talimatıyla bu asker kişilerin evlerinde Cumhuriyet savcısı nezaretinde Merkez Komutanlığı ekiplerinin arama yaptığını, konutlardaki bilgisayar, cep telefonları, bazı CD ve notlara el konulduğunu belirten Çubuklu, buradaki kontrollerde de gözle tespit edilen herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığını, bu aşamada şüpheli olan asker kişilerin iş yerlerinde arama yapmaya yönelik talebin Cumhuriyet savcısı tarafından gelmediğini söyledi. Çubuklu, yaşananların ardından iki subayın serbest bırakıldığını ve günlük yaşamlarına döndüklerini belirterek, 19-20 Aralık 2009 gecesi yaşanan gelişmelerden 5 gün sonra olayın ''medyada farklı şekilde yer alması, yeterli bilgiye sahip olmadan verilen demeçlerdeki maksatlı saptırmalar nedeniyle'' Genelkurmay Başkanlığının 23 Aralık 2009 tarihinde bir açıklama yaptığını hatırlattı. ''BU SÜREÇTE, BELLİ BİR ALGININ OLUŞMASINA ÇALIŞILMIŞTIR'' Konuya ilişkin yapılan çeşitli değerlendirmelerin ardından ''sürecin, şüpheli gözüken personelin çalıştığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının sorgulanmasına zemin hazırlayacak bir istikamete yönlendirilmeye çalışıldığını'' ifade eden Tuğgeneral Çubuklu, şöyle devam etti: ''Bu konuda çok sayıda abartılı, saptırılmış haber ve yorum basın-yayın organlarında yer almıştır. Bu haberlerle, özellikle kamuoyunda belirli bir algının oluşmasına çalışılmıştır. Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında görevli sekiz personelin gözaltına alındığına dair ilgili savcılık talimatı Merkez Komutanlığına ulaşmış, daha sonra ise bu kişilerin görevli olduğu askeri mahalde arama yapılacağı faks ile bildirilmiştir. Bu savcılık talimatı doğrultusunda gerekli hazırlıklara başlanmıştır. 25 Aralık 2009 Cuma günü saat 19.30'da ilgili Cumhuriyet savcısı diğer savcılar ile birlikte Seferberlik Bölge Başkanlığına gelerek özel bölümler hariç aramaya başlamışlardır. Arama bölgesinde sadece Merkez Komutanlığı yetkilileri, askeri savcı, arama yapılan Bölge Başkanlığı sorumluları bulunmuş, bunun dışında ne Genelkurmay, ne de Emniyet Müdürlüğünden hiç kimse bulunmamıştır. Bölge Başkanlığının diğer bütün odalarında ve müştemilatında 5 savcı nezaretinde arama yapılmış ancak sıra özel odalara geldiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 125. maddesi gündeme gelmiştir.'' HAKİMİN ÖZEL ODALARDA ARAMA YAPMA ISRARI Tuğgeneral Çubuklu, asker hukukçuların arama yapan savcıya CMK'nın 125. maddesi gereği ''devlet sırrı niteliğindeki evraka kimin hangi şekilde bakabileceğini'' hatırlatması üzerine ilgili savcının özel odaya girmediğini belirtti. Bunun üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla nöbetçi hakimin arama mahalline geldiğini ve ''hakimin aramadaki ısrarını sürdürmesi ve yeni bir mahkeme kararı alınması üzerine'' özel odalarda aramanın başladığını kaydetti. İTİRAZ EDEBİLİRDİK AMA ARAMAYA İZİN VERDİK Tuğgeneral Çubuklu, ''Silahlı Kuvvetlerin çekinecek ve saklayacak hiçbir şeyi olmadığını göstermek, art niyetli kişi ve grupların, özellikle de bilinen bazı medya organlarının 'bazı şeylerin üzeri örtülüyor, bilgi-belge kaçırılıyor' tarzı hezeyanlarına fırsat vermemek maksadıyla, mahkeme kararına hemen itiraz edilmeyerek hakimin inceleme yapmasına karşı çıkılmamıştır'' dedi. Seferberlik Bölge Başkanlığındaki aramanın ''suikast girişimi'' iddiasıyla başlayıp gözaltına alınan kişilere ''silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde hükümete karşı suça teşebbüs ettikleri'' suçlamasının yöneltildiğine işaret eden Çubuklu, gözaltına alınan 8 askeri personelin 5'inin savcılıkça, 3'ünün de çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldıklarını anımsattı. ARAMANIN DURDURULMASI TALEPLERİ Çubuklu, Genelkurmay Başkanlığının, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin aramaya ilişkin kararına itiraz ederek, ''devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belge-kayıtların hakim tarafından incelenmesine yönelik arama kararının hukuka aykırı olduğu nedeniyle, bu kararın kaldırılması, devam etmekte olan incelemenin derhal durdurulması, inceleme işlemlerinde elde edilen belge ve evrak, elektronik ortamdakiler dahil hazırlanan tutanağın imhasına karar verilmesini'' talep ettiğini söyledi. Tuğgeneral Çubuklu, şunları kaydetti: ''Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığından gelen itirazları incelemiş ve verdiği kararla, hakimin özel bölümlerde arama yapabileceğini ancak inceleme yapamayacağını, bu arama işleminin sadece CMK'nın 119. maddesindeki düzenleme dikkate alınarak soruşturma konusu fiille sınırlandırılması ve soruşturmanın niteliği, arama yapılan yerin özelliği ve yapılacak işlemlerin kapsamı gibi nedenler de gözetilerek aramanın en kısa sürede tamamlanarak sonuçlandırılması, arama tamamlandığında tutulacak tutanağın sadece soruşturma konusu delillerle ilgili bilgi ve belgelerle sınırlı tutulması karara bağlanmıştır. Ancak bu karar da sorunu tam olarak çözememiştir. Genelkurmay Adli Müşavirliği tarafından tekrar bir yazı ile mahkemeden 'arama' ile 'inceleme' arasındaki farkın ne olduğu sorulmuştur. Eş zamanlı olarak hakime, özel odada arama daveti yapılmış ve böylece bir engelleme olmadığı ortaya konulmuştur. Hakim tarafından 4 Ocak 2010 Pazartesi günü arama/incelemeye kaldığı yerden devam edilmiştir. İkinci itiraz üzerine mahkemece 'verilen karar açıktır' gerekçesiyle ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.'' ''GÜVENLİK PRENSİBİ İHLAL EDİLEN PLANLAR İPTAL EDİLECEKTİR''- Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının kurumsal olarak kendisine verilen görevleri yaptığını vurgulayan Tuğgeneral Çubuklu, aramalar nedeniyle ''devlet sırrı'' niteliğindeki bazı planların ''güvenlik prensibi''nin ihlal edildiğini, bu nedenle geçerliliğini yitiren planların iptal edileceğini söyledi. Olayların abartılarak, çarpıtılarak ve ön yargılı ifadelerle kamuoyuna verildiğini, ''amacın Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı oluşturulmaya çalışılan olumsuz algıyı güçlendirmek ve toplunun geneline yaymak'' olduğunu ifade eden Tuğgeneral Çubuklu, konunun ''karargaha baskın'' gibi abartılı ifadelerle aktarıldığını, tüm birlik ve karargahlarda rutin bir işlem olan evrak imha işleminin de ''tüm belgeleri yaktılar'' şekilde kamuoyuna sunulmaya çalışıldığını belirtti. Tuğgeneral Çubuklu, aramayı yapan hakimin de takip edildiğine ilişkin haberlerin de dikkat çekici olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: ''Olayın oluş şekli görüntülü olarak medyada yer almıştır. Buradaki en önemli husus ise durdurma işlemiyle birlikte haberin bir kısım medyada anında görüntülü haber olarak yer almasıdır. Yine 19 Aralıktaki olayda olduğu gibi bir haber ajansı, olay yerine herkesten önce gelmiş ve görüntüleri çekerek medyaya dağıtmıştır. Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel, aynı gün saat 22.00 civarında serbest bırakılmıştır. Olay, yine bazı basın-yayın organlarında çarpıtılmış ve söz konusu personelin 'kamufle edilmiş askerler olduğu' gibi gülünç iddialara yer verilmiştir. Bu olaya askeri yargının görev alanı kapsamında bakıldığında, yargı sürecinin işleyişine karışmamakla beraber, özellikle arama tutanağındaki bilgiler doğrultusunda Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının görev ve yetki alanı dışında bir faaliyetinin tespit edilemediğini ifade etmemiz mümkündür. Bu süreçte yaşananlar, TSK'nın hukuka olan saygısının en açık göstergesidir. TSK, önümüzdeki süreçte de bu kirli oyunları tezgahlayanların ve kendisini bir suç örgütüymüş gibi göstermek isteyenlerin, kafalarındaki ön yargılardan sıyrılamayarak mesnetsiz suçlamalarına devam edeceklerinin bilincindedir. TSK'nın hiçbir birimi kurumsal olarak yasa dışı bir faaliyetin içinde olmamıştır ve bundan sonra da olması mümkün değildir. Her kurumda olabileceği gibi, eğer bireysel hata yapan ya da suça bulaşanlar varsa, yetkili yargı mercileri gereğini yapacaklardır. Bu inançla, TSK eskiden olduğu gibi gelecekte de tüm faaliyetlerini kendisine verilen yetki ve yasalar çerçevesinde sürdürmeye devam edecektir.'' ASKERE SİVİL YARGI YOLUNU AÇAN DÜZENLEMENİN İPTALİ Gazetecilerin, askere sivil yargı yolunu açan yasanın Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğini anımsatmaları ve bu konuya ilişkin TSK'nın değerlendirmesini sorması üzerine Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu tekrar söz aldı. Tuğgeneral Çubuklu, Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararla ilgili bir değerlendirme yapmalarının mümkün olmadığını çünkü Anayasa'nın 145. maddesindeki hükmün çok açık olduğunu söyledi. ''Bu bağlamda verilen karara saygı duyuyoruz'' diyen Çubuklu, Anayasa'nın 145. maddesi ve 357 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluş ve Yargılama Kanunu'nun 9. maddesi kapsamında askeri yargının görev alanına ilişkin bilgiler verdi. Tuğgeneral Çubuklu, şunları kaydetti: DOSYALAR ASKERİ MAHKEMELERE GERİ GELECEK ''Asker kişilerin, askeri olan suçları askeri mahkemelerin görev alanı içindedir. Bu suçlar ister askeri mahalde, isterse askeri mahal dışında işlensin bu suçlar asker kişilerin askeri olan suçları olarak değerlendirilir. Asker kişilerin asker kişiler aleyhine işledikleri suçlar, asker kişilerin askerlik hizmet görev ve nedenleriyle işledikleri suçlar da askeri mahkemelerin görev alanı içindedir. Eğer bir asker kişi askeri mahalde bir suçu işlemişse bu durumda da görev askeri mahkemelerindir. Haksız ekonomik çıkar sağlamak için örgüt kurmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak, Türk Ceza Kanunu'nun 4, 5, 6 ve 7'nci bölümünde devlet güvenliğine karşı işlenen suçlar, gizli bilgi-belgelere ilişkin suçlara da iptal kararının ardından askeri mahkemeler bakacaktır.'' Çubuklu, bir soru üzerine de ''Savcılıklarda soruşturması devam eden ve dava aşamasında olanlarla ilgili değerlendirme mahkemelerince yapılıp askeri mahkemelere gönderilmesi gerekiyor'' dedi.
İddialar vahim, TSK'nın açıklaması ise birçok kesimi tatmin etmedi. Genelkurmay bir açıklama daha yaptı.
Pop müzikteki başarısının yanı sıra ölümüyle ilgili spekülasyonlar dünya gündeminden düşmeyen ünlü popçu Michael Jackson'ın kardeşi Jermaine Jackson, ağabeyinin ölmeden önce sıkça İslam'la ilgili kitaplar okuduğunu ve İslam'dan çok etkilendiğini belirterek, “Ağabeyim ölmeseydi Müslüman olacaktı dedi. Dubai'den yayın yapan El Arabiya televizyonuna konuşan Jermaine Jackson, “Michael Bahreyn'e döndükten sonra sadece Müslümanlardan oluşan bir takımla çalışmaya başladı. Bunun dışında bütün davranışları da, onun Müslümanlığa dönmek üzere olduğuna gösteriyordu diye konuştu. Kendisinin de ağabeyini bu yönde teşvik ettiğini söyleyen kardeş Jackson, “İslam'a dönmüş olsaydı, bunun ona çok katkısı olacaktı. Hayatı boyunca karşılaştığı bütün sorunlardan kurtulacaktı dedi. İngiltere'de yayınlanan The Sun gazetesi, 2008 yılında yayınlanan bir sayısında, Jackson'ın Los Angeles'ta bir imamın eşliğinde resmen Müslüman olduğunu iddia etmişti. Son iddiayı ortaya atan kardeş Jermaine Jackson, 1989 yılında Müslümanlığı seçmiş ve sonra da Mekke'yi ziyaret ederek hacı olmuştu.
Michael Jackson öldü ama söylentiler bitmek bilmiyor. Ünlü popçunun kardeşi çarpıcı bir iddiayı ortaya attı.
Bursa'da, Hüseyin Üzmez tarafından cinsel istismara uğradığı gerekçesiyle devlet koruması altına alınan B.Ç'nin velayetinin ailesinden alınması için açılan davaya devam edildi. Bursa 1. Aile Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasına Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde psikolojik tedavi gören B.Ç, babası Bekir Ç. ile avukatlar katıldı. Basın mensuplarının alınmadığı duruşmaya pedagog eşliğinde gelen B.Ç'nin, ifadesinde, ailesiyle birlikte yaşamak istediğini belirterek, '' Annem ve babamla bir sorunum yok. Bana gerekli ilgiyi gösteriyorlar'' dediği öğrenildi. B.Ç'nin, ayrıca, ilk ifadelerinde yer alan, Hüseyin Üzmez'in cinsel istismarına maruz kaldığı yönündeki ifadeleri ''uydurduğunu'' ve doğruyu yansıtmadığını öne sürdüğü de kaydedildi.
Hüseyin Üzmez davasında ilginç gelişme.. Yazarın taciz ettiği iddia edilen küçük kız duruymada ifadesini değiştirdi
Anayasa Mahkemesi askere sivil yargı yolunu açan yasayı Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. AK Parti'den ise alınan kararın Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri süren açıklamalar geliyor. AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolunu açan yasayı iptal etmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu söyledi. Bozdağ, ''İptal kararı Anayasa'ya aykırıdır. CMK 250. maddesi kapsamında soruşturulan ve kovuşturulan suçlarla ilgili yargılama yetkisi ve görevi adli yargıdadır. İptal kararı bunu değiştirmeyecektir. Yine aynı suçlarla ilgili kovuşturma ve soruşturma yetkisi adli yargıdadır.'' dedi. MEVCUT DAVALARI NASIL ETKİLEYECEK? Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da farklı düşünmüyor. Kararın yanlış olduğunu ileri süren Kuzu, "Mahkemenin kararı, var olan davaları nasıl etkiler?" sorusuna şu cevabı verdi: ''Biz yasayı çıkardığımız zaman zaten bugünkü davaların çoğu başlamış durumdaydı biliyorsunuz. Dolayısıyla, Ergenekon olarak adlandırılan büyük isim altındaki davaların bununla bir alakası yoktur. Çünkü onlar mevcut yasalar çerçevesinde süren davalardır. Bunları böyle görmek lazım. Kuzu, yapılan değişiklikteki maksadın, daha çok toplu olarak işlenen organize suçlar, uyuşturucu ticaretine benzer suçları sivil yargıya bırakmak biçiminde olduğunu ifade etti. Burhan Kuzu, şunları ifade etti; "Yoksa darbe, darbe teşebbüsü bunlar zaten sivil yargının baktığı davalardı biliyorsunuz. Dolayısıyla bunun etkileyeceği bir alan şu an için görünmüyor, görünmemektedir. Ayrıca 'kozmik oda' olarak adlandırılan o araştırmayı da ilgilendirmez. Onu da biz Ceza Usul Yasası'nın ilgili maddesi çerçevesinde yapmıştık. Devlet sırrı niteliğinde olan birtakım bilgi ve belgelerde suç isnadı varsa gizlilik kalkar. O açıdan geniş çaplı bir etkisi olduğunu sanmam ama bazı davalar da varsa da onu somut olarak bilemiyorum. Ona artık hakimler karar verecektir. Bu karar yanlış bir karardır çünkü Anayasanın hükümleriyle yaptığımız düzenlemenin çelişen bir tarafı aslında yoktur. Bile bile bizim bunu yapmamız zaten mümkün olmazdı.'' YORUM YAPMAK İÇİN ERKEN TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, Anayasa Mahkemesi'nin zor zamanların zor davasında Anayasa'nın 2. maddesinde çizili olan Anayasa ruhunun gerisinde kaldığını söyledi. Şu andaki bütün yorumların erken yorumlar olduğunu belirten İyimaya, "Gerekçesine henüz vakıf olamadık ama kısa kararı okudum. Benim ilk değerlendirmem şöyle; Yüksek Anayasa Mahkememiz, zor zamanların zor davasında Anayasa'nın 2. maddesinde çizili olan Anayasa ruhunun gerisinde kalmıştır" diye konuştu. 'Bir hukukçu olarak bu konuda Anayasa değişikliği teklifi vermeyi düşünür müsünüz?' sorusuna İyimaya, "Bu konuda benim beyanımın bir anlamı olmaz. Partiyi bağlayacak organların ve yeter sayıda milletvekilinin iradesinin ortaya çıkması lazım. Sistem kendisini düzeltiyor, kendisini dönüştürüyor. Bu konuda gerekli olması halinde kurucu iktidar yetkisi de kullanılabilir" karşılığını verdi.
AK Parti askere sivil yargı yolunu açan kararın iptal edilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.
İspanya'nın Real Madrid takımında oynayan Hollandalı Ruud Van Nistelrooy'un, Almanya'nın Hamburg takımıyla anlaşmak üzere olduğu iddia edildi. Alman ve İspanyol gazetelerinde yer alan haberlerde, 33 yaşındaki futbolcunun Hamburg'a transferinin en geç yarın resmilik kazanacağı ileri sürüldü. Galatasaray'ın da teklif götürdüğü Van Nistelrooy'un, Stoke City veya West Ham United başta olmak üzere İngiliz liginden bir takıma gitmesi beklenirken, sonunda Hamburg'u seçtiği söyleniyor. Real Madrid ile 30 Haziranda sözleşmesi sona erecek olan Van Nistelrooy'un Hamburg'a transferi için Alman kulübünün 2 milyon Avro ödeyeceği belirtilirken, iki kulübün anlaşmasındaki tek eksiğin Hollandalı futbolcunun sağlık kontrolü olduğu ifade edildi.
İspanya'nın Real Madrid takımında oynayan Hollandalı Ruud Van Nistelrooy'a gazeteler takım buldu.
ADNAN BERK OKAN Tarih bir ilimdir ve tarihçi olaylara “Olmaz öyle şey!” diye ayağa fırlayarak “itiraz” eden kişi değildir… Tarih, “hikâye” anlatmak da değildir… “Yalan” yazmak ise hiç değildir... Ya nedir tarih?.. Olayların “nasıl” ve “neden” meydana geldiğinin “tarafsız” gözle yazılmasıdır… *** Türkiye bugün bir tarih yaşamaktadır ama “Tarih” yazdıklarını iddia edenler bu olayların “nasıl” ve “neden” yaşandığıyla ilgilenmek yerine, kendilerinden olmadığına inandıkları kişilerin tam tersi yorumlarla kendi “yalan tarihlerini” yazmaktadırlar… *** “Balyoz” ya da “Sarıkız” veya “Ay Işığı” gibi kelimeler, sözlükten rastgele çıkarılıp ortaya atılmış “isimler” değildir… Tartışılması, araştırılması, soruşturulması, kovuşturulası gereken, “demokrasi terminatörü, yasa dışı” ayaklanma projeleridir… “Bunlar sadece birer girişim” demekle geçiştirilecek plân ve programlar da değildir bunlar… Cinsel saldırgan ancak fiili işlerse suçludur ve yargılanıp cezaevine konulur ama… Demokrasi tecavüzcüleri işlerini görürlerse “birer kahraman” konumuna yükseltirler kendilerini… Tecavüzcü değil, zoraki koca olurlar… Hem de en ceberrutundan… Hem de en acımasızından Ve hem de (ne yazık ki); en yasalından çünkü artık yasama da onlardır, yargı da onlardır, yürütme de onlardır… *** 11 Eylül 2001 günü New York’taki ikiz kuleler yerle bir edilmişti… Beş bin kişi canlı canlı yakılmış, ya da gökdelenlerin enkazına gömülmüştü… Bugün, TARAF’ın haberiyle dalga geçen dilbazlar o gün: “Bunu Bush yönetimi ve İsrail ortaklaşa yaptılar. Şimdi bu saldırıyı bahane edip, Müslüman ülkeleri işgal edecekler” diye ahkâm kesiyorlardı… Çok Müslüman oldukları için mi yazıp söylüyorlardı bunu?.. Hayır!.. Bunların geneli; İslâm düşmanı bile sayılan Kökten Laikçiler ve Türk Milliyetçiliğini tekellerine almış kimi zibidilerdi… Ama aynı zamanda sıkı birer Amerika ve Yahudi düşmanıydılar da… O gün, bir Devlet’in beş binden fazla yurttaşını gözünü kırpmadan öldürdüğünü iddia edenler bugün, “Türk ordusu camii bombalamaz, kendi yurttaşını öldürmez” diyerek savunmaya geçtiler… Oysa İkiz Kuleleri Amerika’nın vurduğunu iddia edenlerin o günkü gerekçesi şuydu: “Bir ülkede gücünü silâhtan alanlar, uygarlıktan, demokrasiden nasibini almamışlarsa; ölenlerin (öldürdüklerinin) dinine imanına ve kendi yurttaşları olup olmadığına bakmazlar… Kaç kişi ölürse (öldürürlerse), ellerindeki silâh gücü ile iktidar olabileceklerine bakarlar…” *** Ben, no gün Amerika ve İsrail Devletleri’nin öylesine vahşi bir saldırıyı yapabileceğine inanıyorum… Ne de bugün, TSK’nın camii bombalayıp, kendi uçağını düşürebileceğine… Ama… 11 Eylül günü, saldırıyı İslâm’ın değil; dünyayı kan gölüne çevirip daha çok silâh satıp, petrol fiyatlarını yükseltmek isteyenler olduğuna ne kadar inandıysam… Bugün de; aynı zihniyetteki ekonomik çıkar guruplarının camilerimizi bombalayacağına ve kendi yurttaşlarımızı öldüreceğine o kadar inanıyorum… Bunların, Demokratik Açılımdan ve kalıcı barıştan nefret eden sözde Milliyetçiler olduğundan da yüzde yüz eminim… adnanberkokan@gmail.com
11 Eylül 2001 günü New York'taki ikiz kuleler yerle bir edilmişti. Beş bin kişi canlı canlı yakılmış, ya da gökdelenlerin enkazına gömülmüştü
İngiliz yayın kuruluşu BBC, 22 yaşındaki futbolcunun 2008 yılında 18 milyon sterlin karşılığında CSKA Moskova'dan Manchester City'ye transfer olduğunu ve geçen sezon devre arasında Everton'a kiralandığını hatırlattı. Brezilyalı oyuncunun kulüpten izin almadan ülkesine gittiği için bu ay başında Menajer David Moyes tarafından kadro dışı bırakıldığını belirten BBC, haberinde Everton ve Galatasaray kulüplerinin internet sitelerinde yer alan açıklamalara da yer verdi. BBC, golcü oyuncunun Avustralya Milli Takımı Kaptanı ve Everton'dan takım arkadaşı Lucas Neill ile aynı takımda mücadele edeceğini de anımsattı. Guardian gazetesi, Menajer David Moyes'in, formu ve disiplini konusunda yaşadığı hayal kırıklığından dolayı futbolcuyu göndermeye karar verdiğini belirtirken, Galatasaray Kulübü Sportif Direktörü Haldun Üstünel'in görüşmeleri sonrasında Jo'nun İngiltere Premier Lig'den bu ay içinde sarı-kırmızılı takıma katılan 2. oyuncu olduğunu kaydetti. Galatasaray'ın yeni transferini Daily Mail, Daily Mirror ve Independent gazeteleri de okuyucularına duyurdu. EVERTON: "JO, GALATASARAY İÇİN AYRILDI" İngiltere Premier Lig takımı Everton, kiralık oyuncusu Jo'nun sarı-kırmızılı takıma transferini internet sitesinden "Jo Galatasaray için ayrıldı" başlığıyla duyurdu. Everton'ın sitesindeki açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Brezilyalı golcü Everton'ı bırakarak Manchester City'ye döndü. Hemen ardından 22 yaşındaki Jo, Manchester City tarafından Galatasaray'a bu sezonun sonuna kadar kiralandı. Everton ve Manchester City arasında geçen yaz 1 yıllık anlaşma yapılmıştı, ancak bu kısa kesildi. Bu ay başında David Moyes, Brezilya'ya izinsiz gittiği için kadro dışı bırakılan Jo'nun bu cezasının geçici olduğunu, fakat bu kez Everton'la ilişkisinin sona erdiğini açıkladı.
Galatasaray'ın Manchester City'den Brezilyalı Jo'yu kiralaması İngiliz basınında geniş yer buldu
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin, genel merkezde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, TEKEL işçilerinin eylemlerine de değindi. Başbakan Erdoğan, “Tekel işçilerimize sesleniyorum: O yanınıza gelip gidenler, bizim düşündüğümüz, sevdiğimiz kadar sizi sevmiyorlar. Onlar, onların istismarını yapıyorlar, bunu da açık söylüyorum. Onların üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışıyorlar. Ne devşirirlerse devşirsinler, biz gerçeğin dışına çıkmayacağız, çıkamayız. Bundan sonra da yolumuz, istikametimiz bu olacak. Akşam Tekgıda-İş'in Başkanı 'Biz gerekirse hükümet deviririz' diyor, şu ifadeye bak. 'Şu anda diyor, dün yaptığımız görüşmede genel grev kararı almadık, genel eylem kararı aldık, genel grev kararı alırsak hükümet devrilir...' Şimdi bu ifadeye ne denir? Bu mantıkta olan bir sendikacının bu ülkenin istikbalini, aydınlık yarınlarını düşünme diye bir derdi olabilir mi? Bunlarla siz nasıl masaya oturursunuz? Neymiş, 'Hükümet devirirmiş'. Sen avucunu yalarsın, avucunu. Neyi deviriyorsun sen? Bunlar ülkeyi sadece kendilerinden ibaret zannediyorlar. Bu AK Parti 15 milyon vatan evladının, seçmeninin oyunu alarak iş başına geldi. 15 milyonluk temsilcisi olan AK Parti hükümetini devireceksin. Senin kaç tane üyen var ya, sen ne ile konuşuyorsun ve bizi, bu kadar işçisine, memuruna yakın bir iktidar olan AK Parti hükümetini bununla tehdit edeceksin. Önce haddini bil. Haddini bil ve bizi söylemeyi düşünmediğimiz ifadeleri kullanmaya mecbur etmesinler” dedi.
Erdoğan, Tekgıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel'in, ''Gerekirse hükümet deviririz'' şeklindeki sözlerine tepkili.
H.Kübra KOCAOĞLU İNTERNETHABER ANKARA- Taraf'ın ortaya çıkardığı Balyoz darbe planında işbirliği yapılacak gazeteciler arasında adı geçen İlahiyatçı Zekeriya Beyaz'ın açıklamaları çok konuşulacak. Beyaz İNTERNETHABER'e yaptığı açıklamada darbe planında isminin geçmesinden onur duyduğunu söyledi. Günlerdir tartışılan Balyoz Darbe Planında ismi geçen bir çok gazeteci konuyla ilgili sert tepkiler verdi. İlahiyat Profesörü Zekeriya Beyaz ise farklı bir yaklaşımda bulunarak, TSK'nın bu konuda çok doğru düşündüğünü ifade etti. "ONUR VE ŞEREF DUYDUM" Beyaz, Balyoz Darbe Planında işbirliği yapılacak gazeteciler arasında kendi isminin de bulunmasından onur ve şeref duyduğunu söyleyerek "Türk Silahlı Kuvvetleri beni zararlı görmemiş. Böyle bir çaresizlik halinde vatana, devlete yardım edeceğimi düşünmüş. Bundan onur duydum, gurur duydum. Doğru da düşünmüşler. Vatanın tehlikeye girdiği bir durumda bunun için yardım ederim" dedi. BU BİR SAVAŞ PROVASIDIR Fatih ve Beyazıt camiilerinin bombalanmasını da içeren eylem planıyla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Beyaz, medyada bu haberlerin abartıldığını dile getirdi. TSK'nın insanları bombalayacağını düşünmediğini vurgulayan Beyaz, şunları söyledi: "Bu bir provadır. Nasıl yangın söndüren insanlar yangın söndürme provası yapıyorlarsa vatanı korumak için ordu da bu tür hazırlıklar ve provalar yapar. Bu olay dışarıya sızdırılmış ve abartılmıştır. TSK'nın yaptığı iş savaş provasıdır. Bu iftira, abartma ve şişirme TSK'yı dışarıdan yıpratmak için yapılmıştır."
Taraf'ın ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planında ismi geçenler çılgına döndü ama bir tek o bundan gurur duydu.
CHP Grup Başkanvekili Süha Okay, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin iptaliyle ilgili, "Anayasa Mahkemesi oy birliğiyle Anayasa’ya uygun bir karar verdi, bunun tartışılacak bir tarafı yok" dedi. Okay, "145. madde olduğu sürece ya eski haline dönecekler ki o da tartışmalıydı. Hani ’hal dahilinde’yi ’halinde’ yapıverdiler ya gece yarısı. Sonra gol attık diye sevindiler. Oysa golü kendi kalelerine attılar. Zaten geçerli bir gol değildi" şeklinde konuştu. Okay, "Uluslararası Enerji Verimliliği ve Atık Gazlardan Elektrik Enerjisi" seminerine girişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Okay, "söz konusu işlemin, Anayasa’ya aykırı olduğu bile bile yapıldığını" savundu. "Bir kelime değiştirilerek, bir kelime oyunuyla, bir laf cambazlığıyla hukukun temel kurallarının alt üst etmekti bu işlem" görüşünü ifade eden Okay, şöyle konuştu: "Anayasa’nın 145. maddesi orada duruyor. Bu madde şunu söylüyor: Askeri mahalde, asker kişinin askeri görev ve hizmetiyle ilgili yargılama askeri yargıda yapılır. Bu ortadayken bunu bile bile bir laf cambazlığıyla askerin sivil yargıya taşınması açıkça Anayasa hükmüne aykırıydı. Şimdi ne oldu, yapılmak istenen neydi? Evvelce, asker kişiyle birlikte sivil kişi de varsa o zaman yargılama sivil yargıda oluyordu 250. madde kapsamındaki suçlar ne? Terör, darbe, çete türünde suçlar, yani anayasal düzene yönelik suçlar. Bu tür suçları işleyenler arasında hiç sivil yoksa bile asker kişilerin yargı yerini sivil yargı haline dönüştürdüler. Anayasa’nın 145. maddesi orada durduğu sürece bunun olması mümkün değil." Bunun, siyasal iktidarın ilk kez başına gelen bir iş olmadığını kaydeden Okay, "Anayasa hükmü açık olduğu halde sen Anayasa’ya aykırı düzenleme yaparsan o da Anayasa Mahkemesinden geri döner" dedi. İktidarın bu alışkanlıklarından vazgeçmesi gerektiğini ifade ederek, "Eğer bir kural koyacaksan, bu kural üst kurala uygun mu değil mi ona da bakacaksın. Eğer ona bakmıyorsan ve ona rağmen bir kural çıkarıyorsan, ondan sonra kalkıp bunun tartışmasını yapmak, mağdur edebiyatında bulunmak, haksızlığa uğramış görüntüsü vermek işin en abesi" diye konuştu. Okay, Anayasa Mahkemesinin oy birliğiyle Anayasa’ya uygun bir karar verdiğini, bunun tartışılacak bir tarafı bulunmadığını ifade etti. "Bu durum, mevcut davaları etkiler mi?" sorusuna Okay, "Gayet tabii etkileyecek" yanıtını verdi. "Şimdi neydi oradaki hüküm?" diye soran Okay, "evvelce siville birlikte muvazzaf olan askerler sivil mahkemede yargılanıyordu. Şimdi ona ilişkin cümle iptal oldu. Kaş yapayım derken göz çıkardılar. Bundan sonraki süreçte mevcut muvazzaf subaylara ilişkin yargılamaların hepsi görev olarak etkilenecek" değerlendirmesinde bulundu. Hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne ve kuralların birbirleriyle ilintisine bakılarak bir kuralın, bir kanun maddesinin Anayasa’ya uygun çıkarılması zorunluluğunun içe sindirilmesi gerektiğini ifade eden Okay, "Yanlış yapılan budur. İktidar bunu yanlış yapmıştır. Şimdi de bu yanlıştan nasıl dönerler bilmiyorum ama Anayasa, Anayasa’nın 145. maddesi olduğu sürece herkes 145. maddeye uygun düzenleme yapmakla yükümlüdür" dedi. KENDİ KALELERİNE GOL ATTILAR "Yasanın, muhalefetin oyuyla geçtiği iddialarının" hatırlatılması üzerine Okay, "145. madde olduğu sürece ya eski haline dönecekler ki o da tartışmalıydı. Hani ’hal dahilinde’yi ’halinde’ yapıverdiler ya gece yarısı. Sonra gol attık diye sevindiler. Oysa golü kendi kalelerine attılar. Zaten geçerli bir gol değildi" şeklinde konuştu. Medyanın da çok ciddi bir sorumluluğu bulunduğunu belirten Okay, şunları kaydetti: "Bundan sonraki süreçte medya galiba dönecek, siyasal iktidara diyecek ki ’niye bu işi elinize yüzünüze bulaştırdınız’. Böylesine laf cambazlığı, kelime oyunu, ayak oyunlarının bir faydası yok. Siz bu yanlışı yaptığınız için yargı alt üst oluyor ve bunun hesabının siyasal iktidardan sorulması lazım."
Anayasa Mahkemesi'nin kararına ilişkin CHP'den ilk yorum geldi. Süha Okay AKP kendi kalesine gol attı dedi.
Bursa'da elektrik malzemesi satan bir iş yerine gelen 4 kişi, çalışanı oyalayarak 15 top kabloyu çuvallara doldurup çaldı. Güvenlik kamerası tarafından görüntülenen hırsızlardan 2'si çok geçmeden polis tarafından yakalandı. Edinilen bilgiye göre, kent merkezinde öğle saatlerinde yaşanan ilginç hırsızlık olayı şöyle gelişti: Cemil Çelik'in çalıştığı elektrik malzemesi satan iş yerine müşteri gibi gelen hırsızlar, fiyatları sormaya başladı. Şahıslardan biri Çelik'i oyalarken, diğerleri top top kabloları çaldı. Her biri 3-4 kilo ağırlığındaki 15 top kablo kısım kısım hırsızlar tarafından önce montlarına gizlendi, sonra da çuvala dolduruldu. Hırsızlar gittikten bir süre sonra kabloların yerinde olmadığını gören 53 yaşındaki Cemil Çelik, iş yeri sahibi Mehmet Öner ve polise haber verdi. Polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip şahıslardan ikisini gözaltına aldı. Kamera kayıtlarını izleyince şok olduğunu söyleyen Cemil Çelik, "Böyle bir olay ilk defa başıma geldi. Adamlar çok güçlüymüş. 35-40 kiloluk kabloları gözümün içine bakarak çaldılar" dedi. Mehmet Öner de polise teşekkür ederek, "Hırsızlardan 2'si yakalandı. Polis çok ilgilenip yardımcı oldu" diye konuştu.
Hırsızların çaldığı her bir top 4 kilo geliyor. 15 top kablo çaldılar. Hem de iş yerinin sahibinin gözü önünde!
Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun, devlet adamı ve politikacı arasındaki farkı çok iyi bildiğini söyledi. Gazeteciler Derneği Başkanı Engin Köklüçınar’ın ardından konuşan Başkan Osman Develioğlu ise, “Hizmetler, halkımıza güzelin de en güzelini sunabilmek ve yarınlarımız olan gençlerimize sağlıklı bir alt yapı bırakabilmek içindir. Bu konuda tavizsiz ve kesintisiz tesisleşmemiz sürüyor. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’umuzun Gazeteciler Derneği yönetiminden ödül almak, işimize, hizmetimize onur ve güç katıyor. Türk Basınına bu anlamlı gün anısına ve Türk sporu ve gençliğine yaptığımız hizmetler için Bahçelievler’imizi takdir etmelerine halkımız adına teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Develioğlu’nu makamında ziyaret eden, İstanbul Gazeteciler Derneği Başkanı Engin Köklüçınar ve yönetim kurulu üyeleri, Develioğlu'na 2010 yılının ilk ödülünü verdi.
12. ağır ceza mahkemesi, anayasa mahkemesinin "askere sivil yargı yolu" kararını istedikten sonra Poyrazköy kazıları iddianamesini değerlendirecek. Anayasa Mahkemesi, 5918 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemelerini dün oy birliği ile iptal etti. Karar, hükümete karşı darbe, isyan ve anayasal düzene karşı suç işlediği iddiasıyla sivil mahkemlerde yargılanan kişilerin durumunu doğrudan etkileyecek nitelikte. Ve bu kararın ilk yansıması bugün görüldü. İLK KEZ BİR TÜMAMİRAL DE YARGILANACAKTI Eğer iddianame kabul edilse ilk kez bir tümamiral Ergenekon soruşturmasında yargılanacaktı. Çünkü İddianamede ilk kez bir muvazzaf tuğamiral ve 7 deniz kurmay albayın ismi yer alırken, bu kişiler hakkında örgüt üyeliğinden 15 yıla kadar hapis istenmişti Ergenekon Soruşturması sırasında Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmata ilişkin hazırlanan iddianamenin kabul edilip edilmemesi, askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına olanak sağlayan yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine takıldı. Poyrazköy İddianamesi'nin tevdi edildiği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu, şüphelilerin asker olması yüzünden önce Anayasa Mahkemesi'nin kararını inceleyeceklerini söyledi. Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu, incelemeden sonra iddianamenin red ya da kabul edilip edilmeyeceğinin açıklık kazanacağını belirtti.
Ankara'da her yer toz bulut oldu! Darbe iddiaları bir yandan devam ederken, Anayasa Mahkemesi'nin kararı Tümamirali kurtardı.
''Balyoz Planı'' başlıklı darbe iddiasını yazan Taraf Gazetesi Muhabiri Mehmet Baransu ile plana imza attığı öne sürülen Emekli Orgeneral Çetin Doğan aynı dergi için çalışmış. SKY Türk TV'de yayımlanan habere göre Gazeteci Mehmet Baransu, Maya Dergisi'ne uzun bir süre katkıda bulundu. Emekli Orgeneral Çetin Doğan da görevinden ayrıldıktan sonra Maya Dergisi'nde yazı yazdı. Her iki isim de bugün Maya Dergisi'nin internet sitesinde aynı köşede buluşuyor. Maya Dergisi yönetimi Baransu ve Doğan'a katkılarından dolayı teşekkür ediyor. Sitede dergiye katkı veren isimler arasında Emekli Orgeneral Şener Eruygur, DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden'in ismi de yer alıyor.
Taraf Gazetesi muhabiri Baransu ile Balyoz Darbe Planında imzası bulunan Çetin Doğan arasında ilginç benzerlik.
32 milyon şifresini bir hacker saldırısında kaybeden Sosyal ağ uygulamaları satan RockYou Inc.'ta çalınan şifrelerin büyük bölümünün "123456"dan oluştuğu ortaya çıktı. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen hacker saldırısının ardından sosyal ağ uygulamaları satan RockYou Inc., 32 milyon kayıtlı kullanıcının isim ve şifrelerini çaldırdı. Sitede en çok kullanılan şifreler ise şaşkınlık yarattı; zira neredeyse 300 bin kişinin "123456" şifresini kullandığı ortaya çıktı. İşte Imperva'nın raporuna göre rockyou.com adresinden çalınan en popüler şifreler: Sıralama Şifre Bu şifreyi kullananların sayısı 1 123456 290731 2 12345 79078 3 123456789 76790 4 Password 61958 5 iloveyou 51622 6 princess 35231 7 rockyou 22588 8 1234567 21726 9 12345678 20553 10 abc123 17542 11 Nicole 17168 12 Daniel 16409 13 babygirl 16094 14 monkey 15294 15 Jessica 15162 16 Lovely 14950 17 michael 14898 18 ashley 14329 19 654321 13684 20 Qwerty 13856 (Hürriyet)
Çalınan şifrelerle ilgili bir araştırma yapan güvenlik yazılımı şirketi Imperva, çalınan şifrelerin bir dökümünü yayınladı.
Türk Hava Yolları (THY), Sevgililer Günü kampanyası çerçevesinde, 9-14 Şubat tarihleri arasında yurt dışı seyahatlerinde bir bilet alan yolculara, ikinci bilet bir avroya satılacak. Yapılan açıklamaya göre, kampanya kapsamında İstanbul'dan Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika uçuş noktalarına ekonomi sınıfta gidiş-dönüş bileti almak isteyen yolcular, vergiler hariç ekonomi sınıfında 199 avro, business classta 499 avro, birlikte seyahat edecek ikinci kişiler ise bir avro ücret ödeyerek seyahat edebilecek. Türkiye'nin diğer noktalarından ve KKTC Ercan Havalimanı'ndan seyahat edecek yolcular 80 avro, Ankara ve İzmir'den seyahat edecek yolcular ise 50 avro ilave ücretle kampanyadan faydalanabilecek.
THY Sevgililer Günü kampanyası çerçevesinde bilet alan yolculara, ikinci bilet bir avroya satılacak.
İNTERNETHABER ANKARA- Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolunu kapatan kararına Demokrat Yargı Grubu üyelerinden sert tepki geldi. Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can'ın da içinde bulunduğu gruptan yapılan açıklamada karar eleştirilerek, "Darbelere karşı hukuk yoluyla mücadele imkânı kalmamıştır" dedi. ÇAĞDAŞ DEĞİL Demokrat Yargı adına yapılan yazılı açıklamada Anayasa Mahkemesinin kararı eleştirilerek şöyle denildi: "Kararla demokratik hukuk devletinin en temel unsuru olan “doğal yargıç ilkesi” anlamsızlaştırılmış ve askeri yargı genel bir yargı olarak yeniden inşa edilmiş bulunmaktadır. Çağdaş dünyanın hiçbir koşulda kabul edemeyeceği bu sapmanın, sivil alanın daraltılmasına, demokrasiye ve ulusal iradeye yönelmiş tüm müdahalelere dokunulmazlık kazandırılmasına yol açacağı tartışmasızdır. Kısaca darbelere karşı hukuk yoluyla mücadele imkânı kalmamıştır. Karar, darbe Anayasalarına rağmen, atılacak demokratikleşme adımlarında sınırın ne olduğunu da ilan etmiştir." HÜKÜMETE ELEŞTİRİ Demokrat Yargı grubu yaptığı açıklamada düzenlemenin gece yarısı kamuoyunun bilgisi dışında çıkarılmasına da tepki gösterildi. Açıklamada, "Demokratik kamuoyunun bilgisi dışında gece yarısı operasyonlarıyla demokratikleşmenin gerçekleşemeyeceği, demokratikleşmenin ancak gücünü halktan alan siyasal hamlelerle ve kamuoyuna açık bir müzakere süreciyle sağlanabileceği de herhalde görülmüştür" denildi. YENİ ANAYASA ŞART Anayasa Mahkemesinin kararını eleştiren yargıçlar yeni dönemde bir Anayasal değişikliğin de şart olduğunu duyurdular. Açıklamada bu değerlendirme de şöyle yer aldı: "Demokratik irade ürünü olmayan bir Anayasa’ya uygunluk denetiminin demokratik, çağdaş ve özgürlükçü standartlar sunması beklenmemelidir. Başta Anayasa yargısı olmak üzere, yargıya ilişkin tüm yasaların darbe ürünü olduğu bir ülkede tüm siyasal güçlerin ve toplum aktörlerinin katılacağı yeni bir demokratik Anayasa çalışması zorunluluğu artık ötelenemez hale gelmiştir."
Askere sivil yargı yolunu kapatan Anayasa Mahkemesi kararı Demokrat Yargı Grubu üyelerinden sert tepki gördü.
Camilerin Bakım, Onarım ve Çevre Tanzimi Yönetmeliği değiştirildi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Yürüteceği Hizmetler başlıklı düzenlemeye iki yeni hüküm eklendi. Bu hükümler, cami ve mescidlerdeki hizmetlere eklenen mahya kurdurmayla ilgili hükümleri içeriyor. Hükümlerde şunlar belirtildi; -Bütün camilerde asılacak mahyalarda yer alacak metinler, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun incelemesinden geçtikten sonra uygulamaya konacak. -Uygun görülen camilere Ramazan ayında, dini bayramlarda ve dini günlerde "dini içerikli" mahya asılacak. Bir başka değişiklikle mahya kurdurma hizmetini bugüne kadar tek başına yürüten Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yapma yükümlülüğü getiriliyor. Aynı şekilde valiliklere de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın uygun gördüğü metinleri, belirtilen zamanlarda mahya olarak asma görevi veriliyor. Değişiklik, 2009 yılında İstanbul'daki beş büyük camiye asılan mahyalarla ilgili tartışmaları hatırlattı. Camilere asılan "Ordumuza Şükran Borçluyuz", "Ne Mutlu Türküm Diyene" ve "Önce Vatan" gibi mahyalar bazı çevrelerce eleştirilmiş, mahyaları asma emrini kimin verdiği tartışılmıştı.
Artık camilere asılacak olan mahyaların içeriğini Din İşleri Yüksek Kurulu belirleyecek ve içerik dini olacak.
Güçlendirme çalışmalarının yanı sıra acil müdahale kapasitesinin arttırılmasını sürdüren İSMEP Projesi kapsamında, bu güne kadar İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, İstanbul Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Kızılay ve benzeri acil durumlarda ilk müdahaleci kurumlara ihtiyaç duyduğu müdahale ekipmanları alınıyor. Gelen talepler doğrultusunda yapılan alımlarla kurumların pek çok operasyonel araç ve ekipman ihtiyacı karşılandı. Son olarak İstanbul Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü'ne 10 adet tam donanımlı araç alındı. Bu araçlar, afet (deprem, sel vb.) ve acil durumlarda (trafik kazası, bina çökmesi vb.) arama kurtarma çalışmalarında kullanılacak. Ayrıca araçlar gerek ağır arazi şartlarında gerekse asfalt yollarda yüksek performansla çalışabiliyor. Araçların üst yapısı arama kurtarma uzmanları tarafından acil durumlara olabildiğince hızlı müdahale prensibiyle tasarlanmış olup, her bir araçta afet ve acil durum anında kullanılan her türlü arama kurtarma ekipmanı buluyor. İSMEP projesi, İstanbul'un acil durum müdahale kapasitesini arttırmak amacıyla ihtiyaç duyulan ve talep edilen ekipman alımlarına devam edecek.
İstanbul Proje Koordinasyon Birimi, İSMEP Projesi kapsamında araç alımlarına devam ediyor.
Burslu öğrenci oranını yüzde 30'a çıkarmak için çalışmalarını tamamlayan İstanbul Ticaret Üniversitesi, üniversite giriş sınavında ilk 5000'e giren ve kendilerini tercih eden başarılı öğrencilere 400 TL'den 1500 TL'ye kadar burs vereceklerini bildirdi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyetinin aldığı karar uyarınca, okullarında okumak için başvuran, üniversiteye giriş sınavlarında ilk 100'e giren öğrencilere 1500 TL, 1500'e giren öğrencilere 1200 ve ilk 1000'e giren öğrencilere 1000 TL başarı bursu verecek. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabri Orman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 farklı kategoride burs imkanı sağlayan üniversitede burslar konusunda önemli düzenlemeler yaptıklarını belirterek, burslu öğrenci oranını yüzde 30'a çıkarma kararı aldıklarını açıkladı. Prof. Dr. Orman, ''YÖK'ün belirlediği kanuni asgari burs oranı olan yüzde 10'un üzerine, yüzde 20 daha çıktık. Böylece burslu öğrenci oranını yüzde 300 artırmış olduk. Üniversite sınavında ilk 5000 arasına girip bize başvuran her öğrenciye ücretsiz eğitim sağlıyoruz. Buna ilave olarak ilk 5000 içindeki öğrencileri çeşitli kategorilere ayırdık. İlk 100, ilk 500, 1000, 2000, 3000 ve 5000 gibi sınıflandırdık ve bu öğrencilere ayda 400 liradan başlamak üzere 1500 TL'ye kadar burs veriyoruz'' diye konuştu. İTO'nun sağladığı burslarla birlikte, üniversitenin Türkiye'nin 50 ilinden gelen 5500 öğrencisinin yüzde 17'sine zaten burs imkanı sağladıklarını anlatan Prof. Dr. Orman, ''Bu üniversite yeni geliştirdiğimiz teşviklerin hiçbiri yokken dahi uzun zaman yüzde 100 doluluk oranıyla faaliyetini sürdürdü. Mevcut verilere göre, bu düzenlemelerle en yüksek miktarda bursu veren üniversite İstanbul Ticaret Üniversitesi olacak'' diye konuştu. Prof. Dr. Sabri Orman, ilk 5000'e girip üniversitenin başarı bursunu almaya hak kazanan öğrencilere bu bursun eğitim gördükleri 5 yıl boyunca verileceğini bildirdi. İstanbul Ticaret Üniversitesinin kalitesini artırmaya çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Orman, bu düzenlemenin öğrenciler cephesinden uygulamaya koydukları tedbirler kapsamında olduğunu, benzer bir uygulamayı öğretim üyeleri için de gerçekleştirdiklerini kaydetti. Prof. Dr. Orman, Üniversitenin güzel ve dikkat çekici bir kampüse kavuşabilmesi için de hummalı bir faaliyet içinde olduklarını, kampüs tercihlerinin ''Tarihi Yarımada''da kalmak yönünde olmayı sürdüreceğini dile getirdi. İTO üyesi 300.000 işveren olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Orman, işverenle mezunları bir araya getirerek her yıl mezun verdikleri 1000 öğrenciye iş imkanı sağlamayı da hedeflediklerini ifade etti.
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden bir çok işçi ve memur maaşından fazla öğrenci bursu...
İtalyan Il Corriere della Sera gazetesinin haberine göre, 40 yıl içinde uluslararası dergilerde yayımlanan yaklaşık 80 araştırmayı yeniden gözden geçiren Finlandiya Mesleki Sağlık Enstitüsünde görev yapan bilim adamları, bunların arasından sigara ve bel ağrısıyla ilişkili olan ve değişik yaş gruplarından yaklaşık 300 bin kişinin katıldığı 40 araştırmayı seçtiler. Bu araştırmaların sonuçlarını yeniden analiz eden bilim adamları, sigara tiryakilerinin bel ağrısı çekme olasılığının eline hiç sigara almamış kişilere nazaran yaklaşık yüzde 30 daha fazla olduğunu belirttiler. Bel ağrısının özellikle sigara içen gençlerde daha sık görüldüğüne işaret eden bilim adamları, bunun nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini, ancak nikotinin damar büzülmesine neden olan etkilerinin bu sonuçta etkili olduğuna inandıklarını söylediler. Araştırmanın yazarlarından Rahman Shiri, nikotin nedeniyle hücrelerin gerektiği gibi hava alamadığını, bu nedenle de daha kolay iltihaplandığını ve acıya neden olduğunu belirterek, sigara içmenin aynı zamanda kemik erimesini de arttırdığını kaydetti.
İnsan sağlığına sayısız zararı olan sigaranın, özellikle gençlerde bel ağrısına da neden olabileceği belirtildi.
Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Gözene köyündeki ilköğretim okulunda çocukların tamamının soyadı aynı olunca karne dağıtımında öğretmenler büyük bir zorluk yaşadı. Yaklaşık 300 öğrenci mevcudu bulunan Gözene İlköğretim Okulu'nda soyadı Dadük olan öğrenciler, karne sevincini soyadı karışıklıklarına rağmen sevinçle karşıladı. Bin 500 nüfuslu köyün tek okulu olan Gözene İlköğretim Okulu, Türkiye'deki diğer okullardan ayıran en büyük özelliği, okul mevcudunun yüzde 100'nün soyadlarının aynı olması. Gözene İlköğretim Okulunda soyadlarıyla ilgili karmaşayı öğretmenler ortaokul kısmında okul numaraları ile 1. ve 2. sınıf öğrencilerinde ise anne ve baba adlarıyla aşmaya çalışıyor. Okuldaki bir diğer karışıklık ise özellikle okul numaralarını henüz ezberlemeyen 1. sınıf öğrencileri arasında yaşanıyor. Aynı sınıfta aynı sırayı paylaşan aynı adı ve aynı soyadı taşıyan öğrenciler arasındaki karmaşanın önüne öğretmenleri, öğrencilere dördüncü Murat, üçüncü Selim şeklinde seslenerek gidermeye çalışması dikkat çekiyor. Gözene İlköğretim Okulu idaresi ise soyadı karmaşası nedeniyle özellikle yazışmalarda sorun yaşıyor. Karne dağıtımı esnasında öğretmenler "Ali Dadük" diye çağırdıkları öğrencilerin bir anda yaklaşık 20'sinin üzerlerine hücum etmesi karşısında şaşırıp kalıyor. Bu arada tamamının soyadı aynı olan köyde ne hırsızlık ne kavga ne de cinayet oluyor. Çünkü bin 500 kişinin yaşadığı köyün tamamı bir biriyle akraba. Köy halkı, yabancıya kız vermiyor, mülk satmıyor. Muhtarlık seçimlerinde rekabet bile olmuyor. 15 MİLYON ÖĞRENCİ İÇİN KARNE ZAMANI 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi bugün sona erdi. 15 milyonu aşkın öğrenci ve 650 bin öğretmen 15 gün sürecek yarıyıl tatiline girdi. Okullarda karne heyecanı yaşandı. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve liselerdeki öğrenciler bugün bir dönemi kapsayan performanslarını gösteren karnelerini aldı. Okulla velileri ile gelen birinci sınıf öğrencileri ilk kez karne alma sevinci yaşadı. Karnelerindeki ders notları yüksek olan öğrenciler sevinçlerini yanlarında gelen velileri ile paylaştı. Öğrenciler, tatilde hem kitap okuyacaklarını hem de dinleneceklerini belirtti. 15 milyonu aşkın öğrenci ile birlikte yaklaşık 650 bin öğretmen'de 9 Şubata kadar sürecek yarıyıl tatiline başladı.
Öğrencilerin tamamının soyadı aynı olan okulda karne sevinci karmaşaya dönüştü
Garanti Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, indirim çerçevesinde, müşterilerin taksit tutarlarında ve toplam geri ödemelerinde de azalma gerçekleşeceği kaydedildi. Kampanya kapsamında banka, 36 ay vadeli 5 bin lira tutarındaki destek kredilerinin faizini yüzde 0,99'dan yüzde 0,84'e, aylık taksit tutarını 170 liradan 165 liraya indirdi. 60 ay vadeli 10 bin lira kredinin faizi yüzde 1,25'den yüzde 1,11'e, aylık taksit tutarı da 250 liradan 240 liraya çekildi. 5 bin liradan küçük tutarlı kredi kullanmak isteyen tüketiciler ise 12 ay vadeye kadar yüzde 0,45 yerine yüzde 0,39 faiz oranından yararlanabilecek.
Garanti Bankası, destek kredilerinin faiz oranlarında indirime gitti. Bankadan yapılan yazılı açıklama şöyle
Gençlerbirliği'nin ara transferde Galatasaray'dan transfer ettiği Serkan Çalık ve Alparslan Erdem, Galatasaray Kulübünün doktorları yüzünden sakatlıktan kurtulamadıklarını söylediler. Serkan ve Alparslan, uzun süren sakatlıklar, yanlış teşhis ve tedaviler sonucu uzun süre sahalardan uzak kaldıklarını belirttiler. GALATASARAY DOKTORLARI YÜZÜNDEN İYİLEŞEMEDİM Kırmızı-siyahlı ekip ile 2.5 yıllık sözleşmeye imza atan Serkan Çalık, Galatasaray forması altında, bir Fenerbahçe maçında sakatlandığını ifade ederek, “Fenerbahçe ile yaptığımız bir Türkiye Kupası maçında sakatlandım. Galatasaray kulübü doktorları basit bir menisküs yırtığı olduğu teşhisini koyarak beni ameliyat ettiler. Ancak ameliyat sonrası sakatlığım uzun sürdü ve bir türlü iyileşemedim. Bunun üzerine Almanya'ya gittim ve tedavimi orada yaptırdım. Oradaki doktorlar problemin kıkırdağımda olduğunu belirlediler ve ben ikinci kez ameliyat oldum. Ameliyat sonrası tedavim 8-10 ay Almanya'da sürdü. Galatasaraylı doktorların tedavi edemediği sakatlığımı, Almanya'da tedavi ettirdim” diye konuştu. 3-4 AY KENDİME GELEMEDİM Serkan Çalık, Galatasaray'da yapılan yanlış teşhis ve ameliyatın, kendisini çok uzun süre futboldan uzaklaştırdığını bildirerek, “Dönüşümde ise büyük bir kuvvet eksikliğim oldu. Bunu telafi edebilmek 3-4 ayıma mal oldu. Ondan sonra da çok iyi çalışmama rağmen Galatasaray takımında şans bulamadım” dedi. ALPARSLAN ERDEM DE SUÇLADI Gençlerbirliği'nin devre arasında kadrosuna kattığı diğer Galatasaraylı futbolcu Alparslan Erdem de sarı-kırmızılı kulüp doktorlarının, sakatlığının nedenini bir türlü bulamamalarından şikayet ederek, şöyle konuştu: “Galatasaray'da yaklaşık 4-5 ay sakatlık dönemim oldu. Ancak kulüp doktorları bu sakatlığımın nedenini bir türlü bulamadılar. Bu süre içerisinde maçlara, şiddetli ağrılarım nedeniyle iğne ve ilaçla çıkmak zorunda kaldım. Futbolcularda sıkça rastlanan stres kırığını, Galatasaray gibi büyük bir kulübün doktorlarının nasıl tespit edemediğini bir türlü aklım almıyor. Galatasaray'ın doktorlarının yanlış teşhis ve tedavileri, neredeyse futbol hayatımın bitmesine neden olacaktı.” Sakatlığına doğru teşhisi Gençlerbirliği Kulübü Sağlık Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Ergen'in koyduğunu söyleyen Alparslan, “Emin hocamı tanımamış olsam ve Gençlerbirliği'ne transferim gündeme gelmemiş olsa, yani bu teşhis ve tedavide 1-2 hafta geç kalsam futbol hayatım bitebilirdi” dedi.
Ara transferde Gençlerbirliğine giden Serkan ve Alparslan Galatasaray'a büyük bir suçlama yönelttiler.
Ünlü sunucu Pınar Altuğ, eski eşi Umut Elçioğlu'na karşı verdiği hukuk mücadelesinden zaferle ayrılmıştı. Vatan gazetesinin haberine göre; 5 yıl önce, 290 bin YTL ve 45 bin dolar ödediğini belirttiği villayı eşinin kendisinden habersiz olarak sattığı gerekçesiyle mahkemeye başvurmuş, bu paranın faiziyle tahsilini talep etmişti. 5 yıl süren dava geçen yıl sonuçlanmış, mahkeme, Umut Elçioğlu'nun izinsiz sattığı villaya karşılık Pınar Altuğ'a faiziyle birlikte 600 bin YTL ödemesine karar vermişti. Aylardır parasını tahsil etmek için uğraşan Pınar Altuğ, Umut Elçioğlu'nun 'Param yok' savunmasına karşılık avukatı Taner Düzyol aracılığıyla Kadıköy Ceza Mahkemesi'nde yeni bir dava açtı. Dün sonuçlanan davada mahkeme Umut Elçioğlu'na alacaklı Pınar Altuğ'dan mal kaçırması nedeniyle 6 ay hapis cezası verdi. Sabıka kaydının temiz olması nedeniyle hapis cezası 3 bin 600 TL para cezasına çevrildi. Ancak mahkeme aynı suçu yeniden işleyebileceğini göz önünde bulundurarak para cezasını tecil etmedi.
Aylardır parasını tahsil etmek için uğraşan Pınar Altuğ, sonunda davayı kazandı; eski eşini hapse mahkum ettirdi
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, TSK'nın yapacağı anma törenleriyle ilgili ilginç bir ayrıntıya yer verdi. "Nakşi tarlasındaki komutana töreni" başlığı atan Özkök'ün yazısında ilgi çekici detaylar yer alıyor: - GAZETELERİN Ankara temsilcileri ve savunma yazarları önceki gün Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir davetiye aldılar. İlk bakışta normal gibi görünen bu davetiyenin biraz arkasına geçince anlamlı bir buluşma ile karşılaştım. Anlatacağım asıl ilginç konu, bununla değil, 4 ay sonra gelecek başka bir davetiye ile ilgili olacak. Ancak işin bu tarafına girmeden önce, biraz ön bilgi vereyim. Bizzat Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un imzasını taşıyan bu davetiye, pazartesi günü yapılacak bir törenle ilgili. Tören, Kurtuluş Savaşı’nın efsane komutanlarından Kazım Karabekir’i anmak için düzenlenecek. Bu tören, daha önceden kararlaştırılan 4 anma töreninin üçüncüsü olacak. Birincisi, ölüm gününde Mustafa Kemal Atatürk için düzenlendi. Geçen ay ise Kurtuluş Savaşı’nın 2 numaralı kahramanı eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü için düzenlendi. Üçüncü anma töreni bu pazartesi günü yapılıyor. * * * Gelelim asıl dikkatimi çeken dördüncü törene. Aynı insanlar nisan ayında bir başka davetiye alacaklar. Genelkurmay Başkanlığı 10 Nisan günü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün tarihi boyunca en çok tartışılan siması için bir anma töreni düzenliyor. Bu kişi, Mareşal Fevzi Çakmak. Çakmak, Genelkurmay tarihinde ilk defa böyle özel bir törenle anılacak. Bunun anlamı ne diye sorabilirsiniz. Şunu söylesem acaba bir fikir verebilir mi? Fevzi Çakmak, Kurtuluş Savaşı’nın Eyüp Mezarlığı’nda yatan tek komutanı. Murat Bardakçı, 31 Haziran 2001 günü Hürriyet’te yayımlanan çok ilginç yazısında, Eyüp Mezarlığı için “Nakşi tarlası” deyiminin kullanıldığını söylüyor. * * * Şimdi dikkat. Bardakçı bu yazıyı, Üzeyir Garih’in öldürülmesi üzerine yazmış. Yazıyı dikkatle okudum, çok ilginç bir tartışmayı aktarıyor. Garih’in cesedi, Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi ile Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabirlerinin arasında bir yerde bulunmuş. Bardakçı, Fevzi Çakmak’ın, “Küçük Hüseyin Efendi’nin müritlerinden biri” olduğunu söylüyor. Nitekim kendi vasiyetinde, Eyüp Mezarlığı’na gömülmeyi istemiş. Daha sonra naaşı, Ankara’ya Devlet Mezarlığı’na taşınmak istenince, ailesi buna karşı çıktığı için orada kalmış. Peki Mareşal gerçekten Nakşibendi miydi? Üzeyir Garih’in öldürüldüğü günlerde bu tartışma yeniden alevlenmiş. Ancak torunu A. Fevzi Çakmak o günlerde yazdığı bir mektupta, bunun doğru olmadığını, dedesinin öldüğü güne kadar Atatürk’le son derece iyi ilişkilerde olduğunu belirtmiş. Oraya gömülmek istemesinin nedenini ise kızı Ayşe Muazzez ile dedesi Hacı Bekir Efendi’nin o mezarlıkta yatıyor olmasına bağlıyor. * * * Fevzi Çakmak, muhafazakâr, dinine çok bağlı bir komutandı. 10 Nisan 1950’de öldüğünde, cenazesinde olaylar çıkmıştı. Halk çok üzgündü ama İstanbul Radyosu normal akışı kesip matem yayınına geçmediği için halk arasında infial doğmuştu. Büyük bir kalabalık, radyo evini basmış ve radyonun matem yayınına geçmesini sağlamıştı. 1946 yılında çok partili hayata geçilirken Demokrat Parti’den aday olmuştu. Bu ilginç bilgiler ışığında bakıldığında Genelkurmay Başkanlığı’nın 10 Nisan günü Fevzi Çakmak için düzenleyeceği tören özel bir anlam kazanıyor. Çakmak, Türk ordusunun, Genelkurmay Başkanlığı kademesine kadar gelmiş belki de en muhafazakâr komutanıydı. Çok iyi biliyorum ki, halen ordumuz içinde inancını Allah’la kendi arasında bütün gücüyle tutan çok sayıda komutan var. Bardakçı’nın “Nakşi tarlası” dediği bu tarihi mezarlıkta yatan komutanın anısına düzenlenecek tören nereden bakılırsa bakılsın ilginç ve anlamlı olacaktır. Bence o gün başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan da orada olmalı. Ama asıl Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da o törene davet edilmeli ve mutlaka gitmelidir. Bu tören hepimiz açısından umut verici bir birlikteliğin hatıra fotoğrafı olabilir. “Camileri bombalayacak” diye planlar hazırladığı iddia edilen ordunun “Nakşi tarlası”nda yatan en muhafazakâr, en mütedeyyin komutanına yapacağı törenin büyüklüğü, anlamıyla mütenasip olacaktır
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, bugünkü köşe yazısında ilginç bir gelişmeyi konu edindi...
Askerliğini ertelemek için asıl mesleğini futbolcu gibi gösteren ancak lisansı Futbol Federasyonu tarafından iptal edilen türkücü Alişan'a bir tepki de Şırnak'ta 18 ay askerlik yapan sunucu Vatan Şaşmaz'dan geldi. Vatan gazetesinin haberine göre; Şaşmaz, şunları söyledi: "Futbol oynuyorum deyip kimseyi aptal yerine koymasın, acilen askere gitsin. Askerlik sırayla yapılır. Ben -22 derecede Şırnak'ta nöbet tutarken, o Çağla Şikel'le birlikte sabah programında göbek atıyordu. Şimdi sıra onda. Zaten Alişan'ın askerliğini Doğu'da da yapacağını sanmıyorum. Ona da bir çözüm bulur. Düşününce aslında bir vatandaş olarak kendimi aptal yerine konulmuş gibi hissediyorum. Bu ülkenin topraklarında yaşıyor, suyunu içip, parasını kazanıyorsan vatan borcunu da ödeyeceksin. Paramı kazanayım, kızlarla ciplerde gezeyim diye bir şey yok. Bu sözlerim sadece Alişan için değil askerliğini erteleyen herkese. Alişan'ı seven bir arkadaşı olarak kendini daha fazla komik duruma düşürmeden askere gitmesini öneriyorum."
Askerliğini ertelemek için asıl mesleğini futbolcu gibi gösteren Alişan'a bir tepki de Vatan Şaşmaz'dan geldi.
SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, açıklamasında, ordu içinde bu vahim niyet ve heves içine giren cuntacı zihniyetler varsa, bunların deşifre edilmesi, kanun önüne çıkarılması gerektiğini söyledi. SP lideri, "Türkiye, her gün yeni bir darbe iddiasıyla karşı karşıya kalmaktadır. En son 'Balyoz' ismiyle Taraf Gazetesi'nin manşetine yansıyan iddialar gerçekten ürkütücüdür. Ülkemiz adına, milletimiz adına, demokrasimiz adına acı vericidir.'' diye konuştu. Kurtulmuş, bu iddiaların gerçek olmamasını temenni ederek, eğer böyle bir girişim, böyle bir niyet söz konusu olmuşsa bunun da bütün yönleriyle aydınlatılmasının şart olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, şöyle dedi: "Ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilmelidir. Ordu içinde bu vahim niyet ve heves içine giren cuntacı zihniyetler varsa bunların deşifre edilmesi hepimizin görevidir. Bu iddiaların aydınlatılması, bütün yönleriyle milletimizin önüne konulması en başta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ibrası açısından önemlidir. Çünkü, gerçekliği henüz kesinleşmemiş olsa da bu tür vahim iddialar Türk Silahlı Kuvvetlerimizi de yıpratmaktadır. Acaba her gün bir başka darbe söylentisinin, darbe planının gazete manşetlerine yansıdığı dünyada kaç ülke kaldı. Gerekçesi ne olursa olsun, karşı karşıya bırakıldığımız bu üçüncü dünya ülkesi görüntüsü bize yakışmamaktadır. Türkiye, artık bu tartışmaları aşmalıdır. Türkiye, artık normalleşmelidir. Bunun yolu da daha çok demokrasi, daha çok özgürlük ve daha çok şeffaflıktır, sivil, katılımcı ve demokratik bir anayasa ile başlayacak kapsamlı bir reform sürecidir, bırakın darbe yapmayı, hiç kimsenin darbeyi aklının ucundan bile geçiremeyeceği yasal düzenlemeleri bir an evvel yapmaktır."
Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş, balyoz darbe planlarına yönelik iddiaların ürkütücü boyutta olduğunu ifade etti.
Nergis DEMİRKAYA İNTERNETHABER ANKARA- Taraf’ın ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planı sonrası kurulacak kabinede yer alacağı iddia edilen siyasiler şaşkına döndü. Başbakan Yardımcısı olarak adı geçen Hikmet Çetin iddialara anlam veremezken Tarım Bakanı olarak gösterilen Toptan, "Deli saçması" yorumu yaptı. Çalışma Bakanı olarak gösterilen Bayram Meral "Komik" bulurken Devlet Bakanı olarak sunulan Mehmet Nuri Yılmaz, "Tamamen yakıştırma. Aslı ortaya çıkarılsın" dedi. En sert tepki ise Türkiye'de darbe senaryoları üretip servis eden bir karargahın bulunduğunu ileri süren ve listede Çevre Bakanı olarak geçen Nur Serter'den geldi. Balyoz planında darbe sonrası kurulacak kabinede ismi geçen siyasiler iddialarla ilgili İNTERNETHABER’in sorularını yanıtladı. HİKMET ÇETİN: ŞAŞKINIM! Hikmet Çetin, Balyoz Planı sonrası kurulacak hükümette görev alacaklar arasında gösterilmesini, “Hiçbir ilgim temasım yok. Üstelik o yıllarda Türkiye’de değil Afganistan’daydım. Nedir bu anlamıyorum” diye yanıtladı. Kaç yıl geçtikten sonra böyle bir olayın ortaya çıkmasına anlam veremediğini anlatan Hikmet Çetin, “Türkiye’de darbe olabilir mi?” sorusuna, “Bu ülkede bir darbe olmaz. Ne dünyada ne Türkiye’de bunun konjonktürü yok” dedi. Kendisi de darbe mağduru olan Çetin adının bir darbe planında geçmesine de tepki gösterdi. Çetin, “Bugüne kadar darbelerin sıkıntıların yaşamış hatta parlamentodan uzaklaştırılmış insanlardan biriyim. Böyle bir iddiaya anlam veremiyorum” dedi. Çetin, “Bir darbe gerçekleşse ve böyle bir teklif yapılsa kabul eder misiniz?” sorusuna ise varsayımlar üzerinden konuşmak istemediğini belirterek, “Bugün ne TSK’nın bir darbe eğilimi vardır. Ne de böyle bir koşul. Bugüne kadar demokrasi zora girdiğinde bunlar yaşanmış. Ama bugün demokrasi içinde sorunları çözebilecek durumdayız. Demokrasi ile her şeyi aşabiliriz” yorumu yaptı. TOPTAN: DELİ SAÇMASI TBMM eski Başkanı Köksal Toptan da iddalara tepki gösterdi. Toptan, "Buna diyecek bir şey yok. Deli saçması. Ne ciddiye alır ne de üzerinde konuşur ne de bir değerlendirme yaparım. Üzerinde konuşulacak bir şey yok." demekle yetindi. YILMAZ: YAKIŞTIRMA Kurulacak hükümette ismi geçenlerden biri de eski Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz. Yılmaz Devlet Bakanı olarak görünüyor. Kabine listesinde ismini görüp şaşıranlardan biri olan Yılmaz ne söyleyeceğini şaşırdı. Türkiye'de darbe olacağına ihtimal veremediğini söyleyen Yılmaz şöyle konuştu: "Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. İnandırıcı gelmiyor. Tamamen yakıştırma. Türkiye'de darbeye ihtimal vermiyorum. Aslı nedir önce bu ortaya çıkarılmalı. Yoksa olmayan bir şeyin üzerine konuşmanın pek bir anlamı yok." MERAL: KOMİK Darbe kabinesinde Çalışma ve Ssoyal Güvenlik Bakanlığı için CHP Milletvekili eski Türk-İş Başkanı Bayram Meral'in adı geçiyor. İddiaları "Komik", olarak nitelendiren Meral şunları söyledi: "Bunlar gelecekte tiyatrosu yapılacak işler. Eskiden Türk-İş genel başkanıydım. Meydanlara yüzbinler topluyordum. Sonra Meclis'e girdim. Girdiğim bir Meclis'in kapanmasını nasıl isterim. Sendikal hareket parlamenter sistem içinde anlam taşır. Ben bir sendikacı olarak üstelik 12 Eylül'den en çok zararı sendikaların gördüğünü bilen biri olarak bunu nasıl kabul edebilirim. Akla mantığa sığmaz, tamamen uydurma ve çirkin iddialar bunlar. Ülkenin ciddi sorunları varken bunların tartışılması yazık." SERTER: 'KARARGAH' SENARYOSU CHP Milletvekili Prof. Dr. Nur Serter de darbe kabinesinin Tarım Bakanı olarak sunuluyor. Prof. Dr. Serter inandırıcı bulmadığı darbe planıyla TSK'nın yıpratıldığını, AK Parti'nin düşen oy oranlarını yükseltmek için uğraştığını ve gündem değiştirilmeye çalışıldığını savundu. Serter'in değerlendirmeleri şöyle oldu: "Hiçbir şekilde inandırıcı bulmuyorum. Sadece bu kabine değil haberin tümünü inandırcı bulmuyorum. Türkiye'de bir karargah var ve sürekli sahte darbe projeleri üretiyor, sonra sonra servis ediyor. Dün bir kanalda izledim. Ses kaydında sesi olduğu iddia edilen bir kişi sesin kendisine ait olmadığın söyledi. Bunu dinleyince hemen anlıyorsunuz. Şunu görmek gerek. Zamanlaması çok dikkat çekici. Hem de gündemi hızla değiştiriyor. Bunu daha önceleri de yaşadık. AKP'nin oy kaybı yaşadığını da biliyoruz. Bu oy kaybı yaşandığında, gündem hükümetin istemediği bir noktaya kaydığında bu tür şeyler sevis ediliyor. İktidar için bir mağduriyet oluşuyor. Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolunu açan kararından hemen önce çıkması da manidar. Ayrıca çok açık TSK’ya yönelik bir yıpratma harekatı bu. Ciddiye almıyorum." ÇELEBİ: DELİ SAÇMASININ DANİSKASI Darbe sonrası kurulacak kabinede Ulaştırma Bakanı olarak ismi geçen Işın Çelebi de iddialara anlam veremedi. Çelebi sadece, "Deli saçmasının daniskası" yorumu yaptı.
Balyoz darbe planı sonrası oluşacak kabine için ismi geçen bakanlardan ilk yorumlar geldi. Hepsi de birbirinden şaşkın!
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Başbakan'ın konuşurken herkes 'Balyoz Darbe Planı' iddialarına yönelik ne diyeceğini merakla bekliyordu. UNUTMA BU GÜÇ YARIN ELİNDEN GİDER Erdoğan bu konuya değindi ve TSK'ya yönelik sert konuştu: "Kendilerini TBMM’nin önünde görenler apaçık gaflet ve dalalet içinde olurlar. Bugün nasıl olsa benim elimde güç var, unutma yarın bu güç elinden gidebilir. Bu güç gittiği zaman halk nezdinde nasıl yargılanacaksın bunun hesabını yap. Bu hepimiz için geçerlidir. ALLAHIN VERDİĞİ ÖMRÜ ONDAN BAŞKA KİMSE ALAMAZ Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: Merhum Özal’a suikast girişiminde bulundular. Birkaç dakika sonra yaralı halde kürsüye çıktı ve şu tarihi sözü söyledi: “Allah’ın verdiği başka ömrü, ondan başka alacak yoktur” Biz de ona teslim olduk. Mesele budur. Haftalardan aynı nakaratı tekrar ediyorlar. Sivil faşizm diyorlar, tek adam özlemi diyorlar. Peki soruyorum. Nereden çıktı şimbi bu tartışma. HANGİ SENARYOYU CANLANDIRMAK İSTİYORSUNUZ Merhum Menderes’e, merhum Özal’a yürütülen bu kampanya şimdi niçin yeniden yapılıyor? Şimdi aynı gazeteler aynı manşetleri yeniden atıyorlar. Hangi senaryoyu yeniden canlandırmak istiyorsunuz? Biz 7 yıldır eğilip bükülmeden demokrasiyi, hakkı ve hukuku savunduk. NE YAZIK Kİ ONLAR DA İŞİNE BAKTI Biz işimize baktık, ne yazık ki onlar da işlerine baktı. Türkiye 7 yıl öncesine göre çok daha özgür bir ülke. Demokrasinin standartlarını çok daha yükseltmiş bir ülke. Konuşabilen, tartışabilen bir ülke. Her rengin, nefesin, sesin bir arada yaşadığı bir ülke. HALKIN İKTİDARINI KÖKLEŞTİRME GAYRETİNDEYİZ Biz kendi iktidarımızı değil, halkın iktidarını kökleştirmenin gayreti içindeyiz. Biz bugün varız, yağın yokuz. Yarın milletimiz bizden emaneti alabilir, biz de emaneti sahibine teslim ederiz. Bu konuda da özeleştiriden kaçmıyoruz. Biz sadece bize oy verenlerin değil, 72 milyonun hükümetiyiz. Her bir vatandaşımın yaşam tarzı huzuru bize emanet. Bu zamana kadar böyle hareket ettik, bundan sonra da öyle davranacağız. KİMSE KORKU ÜRETMEYE ÇALIŞMASIN Kimse Türkiye'ye korku üretmeye çalışmasın. Tek parti hükümeti!.. Allah aşkına bunun derdinde olsak seçimleri 5 yıldan 4 yıla indirir miydik? Millet cumhurbaşkanını kendi seçecek artık. bunu biz yaptık. Bu tek parti hükümetine ve sivil faşizme son vermenin en son örnekleridir.
Başbakan Erdoğan Balyoz Darbe Planı'na ilişkin ilk kez konuştu ve TSK'ya yönelik sert bir açıklama yaptı.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''Askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin iptaline'' ilişkin, ''Hukuk boşluk kabul etmez. Mutlaka yasama organı bu boşluğu dolduracaktır'' dedi. TBMM Başkanı Şahin, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi İleri Teknolojik Radyoterapi Sistemi'nin açılış törenine katıldı. Açılışa gelişinde gazetecilerin, ''Askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin iptaline'' ilişkin soruları üzerine Şahin, ''Yüksek Mahkemenin gerekçeli kararı Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra mutlaka bir değerlendirmenin yapılacağını söyledi. Şahin, ''Hukuk boşluk kabul etmez. Mutlaka yasama organı bu boşluğu dolduracaktır'' dedi. Bir gazetecinin, ''Şu anda iptalle eski yasa mı geçerli, yoksa boşluk mu oldu?'' sorusu üzerine Şahin, ''Bunun değerlendirmesini ben yapmayayım. Onun değerlendirmesini uygulamayı yapan hukukçular, hakimler, savcılar yapar'' karşılığını verdi. TBMM Başkanı Şahin, ''Bu durumun Ergenekon ve devam eden bazı soruşturma ve davaları da etkileyip etkilemeyeceğine'' yönelik soruya, ''Bunları bana sormayın'' yanıtını verdi. Bir gazetecinin, ''Hukukçu olarak bir değerlendirme yapmasını istemesi'' üzerine de Şahin,''Hayır. Bunu bana sormayın. Meclis Başkanı olarak bu konularda görüş belirterek yönlendirici olmak istemem. Her yasanın uygulanmasından sorumlu ki bu düzenleme hukuki alanda bir düzenleme ise ceza yasalarıyla ilgili bir düzenleme ise örneğin, tabii ki savcılarımız, hakimlerimiz bunu değerlendirecektir ama Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından sonra demin de ifade ettiğim gibi mutlaka yasama organı bir değerlendirme yapacaktır.'' Şahin, ''Ortaya çıkan bu durumdan sonra Anayasa'nın 145'inci maddesinde bir değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulup duyulmayacağının'' sorulması üzerine ise ona da yasama organının karar vereceğini söyledi. ''Balyoz Harekatı ile ilgili Genelkurmay Başkanlığının dün yaptığı açıklamanın hatırlatılması'' üzerine Şahin, ''Siz sürekli kamuoyunu bilgilendiriyorsunuz. Bu konuda benim de sizden aldığım bilgiye göre özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı inceleme yapıyor. Onun sonucunu bekleyelim'' dedi.
Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolu açan düzenlemeyi iptaliyle ilgili Meclis Başkanı Şahin konuştu.
Ankara Emniyet Müdürlüğünün geçen hafta sonu başlattığı çalışmada, Adana Emniyet Müdürlüğüne bazı bilgiler verildi. Bu bilgiler ışığında örgüt arşivinin ortaya çıkarılması üzerine yeni bir çalışma başlatıldı. Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Diyarbakır, Van ve Muş'un da aralarında yer aldığı toplam 16 ilde sabaha karşı eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda Ankara'da 5 kişi, diğer illerde 115 kişi gözaltına alındı. Yakalananlar arasında örgütün üst düzey sorumlularının da bulunduğu kaydedildi. Aramalarda örgüte ait çok önemli belgeler ele geçirildiği ve çok sayıda silah elde edildiği de bildirildi.
El Kaide terör örgütüne yönelik 16 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 120 kişi gözaltına alındı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) tarafından 190 ülkede yapılan araştırma, Türkiye'de ilköğretim ikinci kademe ve lise öğrencileri arasında sigara kullanma alışkanlığında artış olduğunu ortaya koydu. Araştırma, Türkiye'de 13-15 yaş arasındaki öğrenciler arasında sigara alışkanlığının arttığını ortaya koydu. Buna göre, 2003 yılında gerçekleştirilen I. Küresel Gençlik Tütün Araştırmasında bu yaş grubu öğrencilerde saptanan yüzde 6.9'luk sigara içme oranının son araştırmada yüzde 8.4'e çıktığı belirlendi. Beş yıl önceki araştırmaya göre erkek öğrencilerin yüzde 9.4'ü, kızların ise yüzde 3.5'i sigara kullanırken, son çalışma bu yaş grubundaki erkek öğrencilerin yüzde 10.2, kızların ise yüzde 5.3'ünün sigara alışkanlığı olduğunu gösterdi. Araştırmaya katılanlardan yüzde 29.6'sı "sigara içmeyi denediğini", hiç sigara içmemiş olanların yüzde 10.2'si ise "önümüzdeki yıl içmeye başlayabileceğini" ifade etti. Bu oran 2003 yılında yapılan araştırmada yüzde 7.0 idi. Çalışma sonucunda, sigara içen öğrencilerden yüzde 30.5'inin buna 10 yaşından önce başladığı da ortaya çıktı. Bu oranın erkeklerde yüzde 31.6, kızlarda yüzde 31.7 olduğu görülürken, özellikle kızlar arasında 10 yaşından önce sigaraya başlayanların oranının arttığı belirlendi. 2003 yılında gerçekleştirilen I. Küresel Gençlik Tütün Araştırmasında 13-15 yaş grubu kız öğrencilerde bu oran yüzde 23.7 olarak saptanmıştı.
Yapılan araştırma Türkiye'de 13-15 yaş arasındaki öğrenciler arasında sigara alışkanlığının arttığını ortaya koydu.
Futbolda Turkcell Süper Lig'de 2009-2010 sezonunda ikinci yarı heyecanı başlarken, Bank Asya 1. Lig'e 19. hafta karşılaşmalarıyla devam edilecek. TFF 2. Lig'de Yükselme ve Klasman Gruplarında ilk hafta müsabakaları yapılırken, TFF 3. Lig Yükselme ve 1, 2, 3 ve 4. Klasman Gruplarında ilk hafta karşılaşmaları oynanacak. TFF 3. Lig 5. Klasman Grubu'nda ise ilk hafta maçları 7 Şubat'ta yapılacak. TURKCELL SÜPER LİG Bugün: 20.00 Fenerbahçe-Denizlispor (Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu) Yarın: 14.00 Eskişehirspor-Manisaspor (Eskişehir Atatürk) 14.00 Kasımpaşa-Bursaspor (Recep Tayyip Erdoğan) 19.00 Beşiktaş-İstanbul Büyükşehir Belediyespor (BJK İnönü) 24 Ocak Pazar: 14.00 Kayserispor-Gençlerbirliği (Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kadir Has) 14.00 Ankaragücü-Diyarbakırspor (Ankara 19 Mayıs) 15.00 Trabzonspor-Sivasspor (Hüseyin Avni Aker) 19.00 Galatasaray-Gaziantepspor (Ali Sami Yen) BANK ASYA 1. LİG Yarın: 13.30 Altay-Orduspor (İzmir Alsancak) 13.30 Kayseri Erciyesspor-Konyaspor (Kayseri Atatürk Spor Kompleksi Yan Açık Saha) 24 Ocak Pazar: 13.30 Gaziantep Büyükşehir Belediyespor-Kartalspor (GASKİ Spor Tesisleri) 13.30 Boluspor-Çaykur Rizespor (Bolu Atatürk) 13.30 Adanaspor-Mersin İdmanyurdu (Adana 5 Ocak) 13.30 Bucaspor-Dardanelspor (Yeni Buca) 13.30 Giresunspor-Kardemir Karabükspor (Giresun Atatürk) 13.30 Hacettepe-Kocaelispor (Cebeci İnönü) 25 Ocak Pazartesi: 20.00 Samsunspor-Karşıyaka (Samsun 19 Mayıs) TFF 2. LİG YÜKSELME GRUBU Yarın: 13.30 Tokatspor-Şanlıurfaspor (Tokat Gaziosmanpaşa) 13.30 Akhisar Belediye Gençlik ve Spor-Türk Telekom (Akhisar Belediye) 24 Ocak Pazar: 13.30 Etimesgut Şekerspor-İskenderun Demir Çelikspor (Ankara OSTİM) 13.30 Çorumspor-Güngören Belediyespor (Dr. Turhan Kılıççıoğlu) TFF 2. LİG KLASMAN GRUPLARI 1. Grup -----24 Ocak Pazar: 13.30 Beykoz 1908-Gebzespor (Beykoz) 13.30 Körfez Belediyespor-TKİ Tavşanlı Linyitspor (İzmit Alparslan Türkeş) 13.30 Bozüyükspor-Pendikspor (Bozüyük) 13.30 Sakaryaspor-Zeytinburnuspor (Sakarya Atatürk) 2. Grup -----Yarın: 13.30 İstanbulspor-Denizli Belediyespor (Bahçelievler İl Özel İdare) 13.30 Turgutluspor-Sarıyer (Turgutlu 7 Eylül) 13.30 Konya Şekerspor-Eyüpspor (Konya Büyükşehir Belediyesi Atatürk) 24 Ocak Pazar: 13.30 Fethiyespor-Tepecikspor (Fethiye İlçe) 3. Grup -----Yarın: 13.30 BUGSAŞ Spor-Çankırı Belediyespor (Ankara OSTİM) 13.30 Trabzon Karadenizspor-Kırşehirspor (Sahil 2 Nolu Saha) 24 Ocak Pazar: 13.30 Pursaklarspor-Erzurumspor (Bağlum Belediye) 13.30 Ofspor-Akçaabat Sebatspor (Bulancak İlçe-Cezalı) 4. Grup -----Yarın: 13.30 Adana Demirspor-Kahramanmaraşspor (Adana 5 Ocak) 24 Ocak Pazar: 13.30 Tarsus İdmanyurdu-Belediye Vanspor (Tarsus Burhanettin Kocamaz) 13.30 Mardinspor-Elazığspor (Mardin 21 Kasım) 13.30 Malatyaspor-Adıyamanspor (Malatya İnönü) TFF 3. LİG YÜKSELME GRUBU Yarın: 13.30 Araklıspor-Keçiören Sportif (Araklı İlçe) 24 Ocak Pazar: 13.30 Kırıkhanspor-Anadolu Üsküdar 1908 (İskenderun 5 Temmuz) 13.30 Pazarspor-Siirtspor (Pazar İlçe) 13.30 Darıca Gençlerbirliği-Bandırmaspor (Darıca İlçe) 13.30 Balıkesirspor-Torbalıspor (Balıkesir Atatürk) TFF 3. LİG KLASMAN GRUPLARI 1. Grup -----24 Ocak Pazar: 13.30 OYAK Renault-Çerkezköy Belediyespor (OYAK Renault) 13.30 Lüleburgazspor-Bayrampaşaspor (Lüleburgaz 8 Kasım) 13.30 Alibeyköyspor-Küçükköyspor (Alibeyköy) 13.30 Gaziosmanpaşaspor-İnegölspor (Gaziosmanpaşa) 2. Grup -----24 Ocak Pazar: 13.30 Ispartaspor-Menemen Belediyespor (Isparta Atatürk) 13.30 Nazilli Belediyespor-Afyonkarahisarspor (Nazilli İlçe) 13.30 Altınordu-İzmirspor (Buca İlçe) 13.30 Muğlaspor-Marmaris Belediye Gençlikspor (Muğla Atatürk) 3. Grup -----24 Ocak Pazar: 13.30 Gölcükspor-Düzcespor (İhsaniye) 13.30 Kırıkkalespor-Ankara Demirspor (Kırıkkale Başpınar) 13.30 İstanbul Maltepespor-Kartal Belediyespor (Vefa) 13.30 Keçiörengücü-Beylerbeyi (Ankara Aktepe) 4. Grup -----Yarın: 13.30 Sürmenespor-Yalıspor (İsmet Gürbüz Civelek) 24 Ocak Pazar: 13.30 Gümüşhanespor-Yimpaş Yozgatspor (Gümüşhane Yenişehir) 13.30 Bafra Belediyespor-Arsinspor (Bafra İlçe) 13.30 Kastamonuspor-Ünyespor (Kastamonu Gazi)
Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, profesyonel liglerde haftanın programı şöyle:
Telegol'den Ali Karaboğa'nın haberine göre Beşiktaş'ta taşlar yerinden oynayacak. İşte muhtemel gelişmeler: VARAN 1 DENİZLİ'YE İNANMIYORLAR! İki önemli futbolcuyla konuştum. Belediye maçı sonrası takıma "Bazılarını bertaraf ederim!" tehdidinde bulunan Denizli için "Hocanın aklı milli takımda" diyorlar. Yani asıl konsantrasyon sorunu, Denizli'deymiş! Beşiktaşlı iki önemli futbolcuyla konuştum. İkinci yarı hazırlıklarının yapıldığı Antalya kampında onlarla bir araya geldim. Onların ağzından, takımdaki konsantrasyon eksikliğinin gerçek nedenini öğrendim. Ayrıca bu iki önemli futbolcu için "Takımın ağır ağabeyleri" de denilebilir.. Antalya kampının üzerinden günler geçmesine rağmen, İstanbul'daki çalışmalarda da durumun farksız olduğunu gördüm.. Kısacası, Beşiktaş'ta uzun süredir değişmeyen tek şey, teknik direktör Mustafa Denizli'nin aklının, Fatih Terim'den boşalan milli takım koltuğunda olması!.. Bunun takım üzerindeki etkilerini, bizzat o iki futbolcunun ifadeleriyle yazmadan önce şunu hatırlatmak istiyorum. Beşiktaş camiasında olanı biteni iyi bilen isimlerden birisi olan Sinan Engin, son Telegol programında Başkan Yıldırım Demirören'e "Hocam galiba Mustafa hocayı biraz fazla boş bıraktınız" dedi. Bunda da önemli bir mesaj var! Denizli futbolcuları maçlara konsantre olmamakla suçluyor ve "Bazılarını bertaraf ederim!" diye sopasını da gösteriyor ama, oyuncular da onun için pek farklı düşünmüyor. Onlara göre, geçen sezon kazanılan çift kupayı bir kredi olarak gören Denizli, bununla birlikte milli takım düşüncesini de aklından çıkaramıyor. Dolayısıyla bu olumsuz etki, takıma yansıyor. Hatta futbolcular, Denizli'nin "Benim için bu saatten sonra en uygun yer milli takım. Kulüp takımı kadar yorucu değil" dediğini bile söylüyor. Denizli'nin, kendisi gibi Çeşmeli olan Mahmut Özgener'in başkanlığındaki federasyonun, yabancı bir teknik direktörü hala bulamamış olmasını tebessümle karşıladığı konuşuluyor. Mustafa hocanın, teknik direktör belirsizliği nedeniyle tartışılan bir konu üzerine "Milli takım Haziran'a kadar maç yapmayıversin, ne olur yani!" sözlerini hatırlatırım! VARAN 2 AKSU'NUN SÜRPRİZ TELEFONU Demirören dönemini bitirme iddiasında başkan adayı, "Yapacağım transferleri bilmem lazım" gerekçesiyle, Denizli'yi aradı ve yemeğe davet etti! Beşiktaş'ın başkan adaylarından Murat Aksu'nun, mevcut başkan Yıldırım Demirören'e yönelik stratejik adımları sürüyor. Aksu, açık tribüne Milangaz adını verme adımı sonrası bu kez de teknik direktör Denizli'yle görüştü! Aksu, Denizli'ye yemek davetinde bulundu. Hocanın yanıtı ise önce "Başkana saygısızlık olur" şeklindeydi fakat ardından "İzin alırsanız buluşuruz" gibi ilginç bir cevap da verdi. Aksu, buluşma davetinin gerekçesi olarak, yapmayı planladığı transferleri gösterdi: "Kongre 31 Ocak'ta. Ara transfer ise 1 Şubat akşamı bitiyor. Eğer kongre beni başkanlığa layık görürse, yapılacak transferlerde geride kalmak istemem. Eksiğimiz nedir bilelim.." İşte Beşiktaş'ta konuşulan çok önemli ikinci madde de bu! Bakalım Denizli'nin milli takım sevdası ve kongre, Kara Kartal'ı nereye uçuracak?
Beşiktaş'tan gelen haberler işlerin son zamanlarda çok da iyi gitmediğinin işareti gibi...
İki ekip arasında geride kalan 5 lig maçında taraflar birer kez galip gelirken, 3 maç berabere sonuçlandı. Her iki ekip de birbirlerine 5'er gol attı. 2007-2008 sezonunda BJK İnönü Stadı'nda yapılan maç golsüz berabere sonuçlandı. 27. haftada Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan maçı ise 2-1 kazanan İstanbul Büyükşehir Belediyespor, rakibini liderlik koltuğundan indirdi. Geçen sezon ise 5. haftada Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan maç 1-1 tamamlandı ve Beşiktaş, lider olarak gittiği İkitelli'den yine koltuğu kaptırarak ayrıldı. Sezonun ikinci yarısında BJK İnönü Stadı'nda yapılan maçı ise Beşiktaş 2-1 kazanarak, rakibi karşısında ilk galibiyetini aldı. Bu sezonun açılış maçında taraflar Atatürk Olimpiyat Stadı'nda karşılaştı ve Michael Fink ile İbrahim Akın'ın karşılıklı golleriyle 1-1 berabere kaldı. Bu arada, ligde Beşiktaş'a adeta kök söktüren İstanbul Büyükşehir Belediyespor, bu sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda aynı grupta yer aldığı rakibini Atatürk Olimpiyat Stadı'nda 1-0 yenerek, çeyrek final umutlarını sonlandırdı.
Beşiktaş ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Turkcell Süper Lig'de yarın 6. randevuya çıkacak.
İngiltere'de 11 yaşındaki bir çocuğun kardeşiyle beraber, iki çocuğa işkence bir buçuk saat boyunca işkence etmeleri ülkeyi ayağa kaldırdı. Sheffield şehrinde yaşanan olayda abi kardeşin, isimleri açıklanmayan iki çocuğa kesici ve delici aletlerle vurdukları, kabloyla boğmaya çalıştıkları ve birbirlerini cinsel ilişkiye zorladıkları belirtildi. Şikayet üzerine tutuklanan çocukların polise verdikleri bilgiler daha da dehşet vericiydi. 11 yaşındaki çocuk, polisin neden böyle birşey yaptınız sorusuna 'çok sıkılıyorduk yapacak birşey yoktu' yanıtını verdi. Çocuk ayrıca işkenceye devam etmeyi düşündüğünü ancak kollarının çok yorulduğunu, bu yüzden yarıda kesmek zorunda kaldığını söyledi. Hukuki kısıtlamalar dolayısıyla çocuklar, aileleri ve yargılama süreci hakkında hiçbir bilgi verilmiyor.
Abi kardeş bir olup iki çocuğa öyle bir işkence ettiler ki ülke ayağa kalktı. Sebebini de gayet çocukça bir dille açıkladılar.
Türkiye'de Kasım ayında en yüksek kükürtdioksit ortalaması Bolu'da, partiküler madde (PM10-toz) ortalaması ise Düzce'de gerçekleşti. Buna göre, yakıtların doğal olarak yapısında bulunan kükürt bileşiklerinin yanma esnasında açığa çıkmasıyla oluşan kirletici gaz "kükürtdioksit" ortalamalarının en yüksek bulunduğu il ve ilçe merkezleri sırasıyla Bolu, Edirne, Bitlis, Nevşehir ve Yozgat oldu. Partiküler madde (PM10-toz) ortalamalarının en yüksek belirlendiği il ve ilçe merkezleri de Düzce, Bolu, Çorum, Kütahya ve Denizli şeklinde sıralandı. 2009 yılı Kasım ayında il ve ilçe merkezlerinde ölçüm yapılan istasyonlardan elde edilen kükürtdioksit ortalamaları incelendiğinde, Kısa Vadeli Sınır Değeri ve İlk Seviye Uyarı Eşiği ölçüm yapılan hiçbir istasyonda aşılmadı. Ancak aynı dönemde Partiküler Madde (PM10-toz) ortalamaları açısından Kısa Vadeli Sınır Değeri ve İlk Seviye Uyarı Eşiği Afyonkarahisar, Balıkesir, Bolu, Çorum, Denizli, Edirne, Isparta, Kütahya, Manisa, Kahramanmaraş(Elbistan), Mardin, Sakarya, Iğdır, Osmaniye ve Düzce'de aşıldığı tespit edildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2009 yılı Kasım ayına ilişkin "hava kalitesi" verilerini açıkladı.
Yeni Şafak gazetesi Ali Bayramoğlu Ertuğrul Özkök'e olan öfkesi geçmedi.. Hedeni ise Hrant Dink ve Ahmet Kaya'nın ölümü Hürriyet'in attığı manşetler.. Bayramoğlu bu politikayı "Özkök ve Özkökgillerin devlet merkezli tahripkâr rolü" sözleriyle anlatıyor. Yazarın "" sözü yenilir yutulur gibi değil.. İşte Bayramoğlu'nun bugünkü yazısı: (...)Tarih 25 Nisan 1998… Hürriyet Gazetesi'nin manşeti şöyleydi: "Dehşet itiraflar"… Haber, Şemdin Sakık'ın itiraflarıyla ilgiliydi. PKK yöneticisi Sakık, kimi insan hakları savunucularının, siyasetçilerin, köşe yazarlarının ve işadamlarının PKK'ya yardım ettikleri itirafında bulunmuştu. Bir süre sonra Sakık'ın böyle itiraflarda bulunmadığı ortaya çıktı. Haber, gazetelere doğrudan doğruya dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir ve Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak tarafından servis edilmişti. Olay Genelkurmay karargâhında hazırlanan psikolojik harp operasyonuydu. Gazete yöneticilerinin, Özkök'ün ve onun gibilerin işbirliğiyle yürütülmüştü. Sonuç: Gazeteciler, dernekler, iş adamları hedef gösterildi ve bunlardan birisi Akın Birdal Ergenekoncuların silahından çıkan kurşunlarla vuruldu ve ölümden döndü. Tarih 14 Şubat 1999… Hürriyet'tin manşeti şöyleydi: "Ayıp ettin gözüm"… Haber Ahmet Kaya'yla ilgiliydi. Birinci sayfada bir fotoğrafta Ahmet Kaya 1993 yılında Berlin'de "Kürdistan haritası ve Apo'nun fotoğrafı altında" konser verirken görülüyordu. Ahmet Kaya aslında bir süredir öfke nesnesi haline getirilmeye çalışıyordu. Magazin Gazetecileri Derneği tarafından yılın sanatçısı seçilmiş, ödül gecesinde Kürtçe bir klip çekeceğini söyleyince kendisini linç etmeye kalkan "şarkıcı" güruhundan canını zor kurtarmıştı. Hürriyet'in haberi bu zeminde yapıldı. Ve bu haber üzerine Kaya'ya dava açıldı. Daha duruşmalar başlamadan Ertuğrul Özkök'ün ikinci manşeti geldi. 20 Temmuz 1999'da, Hürriyet, Kaya'ya işaretle, "Vay şerefsiz" diyordu. Habere göre Ahmet Kaya, Almanya'da bir konuşmada "Arabamı, şerefsizlerin memleketinde bıraktım" demiş ve 64 milyonluk ülkeye hakaret etmişti. Hüküm verilmişti. Ahmet Kaya ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve bir süre sonra hayatını kaybetti. Gerçek anlaşıldı sonra: Ahmet Kaya, "şerefsizlerin memleketi" dememişti. "Birkaç şerefsizin yüzünden memleketimde başıma neler geliyor" demişti sadece… Ahmet Kaya 1993 yılında Türkiye dışına da çıkmamıştı. Yani Kürdistan haritası ve Apo posteri önünde konser vermemişti. Fotoğraf, fotomontajdı… Vicdan? Ahlak? İnsan? Sırada Özkök'ün Ulucanlar operasyonu haberi, Çatlı aşkı, Orhan Pamuk nefreti var… Ama onu yazdıkça içimin kirlendiğini hissediyorum
Ali Bayramoğlu açtı ağzını yumdu gözünü.. Ertuğrul Özkök dönemi gazeteciliği sorgulayan yazardan ağır bir yazı..
11 yıldır Kazakistan’ın Almaty şehrinde yerleşik, Orta Asya geneline yönelik 15 den fazla fuar düzenleyen, bölgenin uzmanlaşmış lider fuarcılık kuruluşu, bugüne kadar 1,500’den fazla firmayı Orta Asya pazarında onbinlerce ziyaretci ile buluşturmuş EXPO CENTRALASIA ve Tacikistan ticaret ve sanayinin çatı kuruluşu etkin Tacikistan Sanayi & Ticaret Odası birlikte organizasyonu ile, 16-18 Mart 2010 tarihleri arasında Tacikistan’da düzenlenecek Ulusararası Duşanbe Sanayi ve Ticaret Fuarı, sektörleri buluşturan yeni bir ticari platform olmaya aday! Tacikistan 8 milyonluk kendi nüfusu yanında komşu Afganistan ın kuzey bölgelerinde yaşayan 10 milyon a yakın, ve Özbekistanda 3 milyon seviyesindeki Tacikle birlikte toplamda 20 milyondan fazla insanın yaşadığı Pazar olarak değerlendirilmektedir. Tacik toplumu orta asya nın en çalışkan topluluklarından biri olarak kabul edilmekte, bugün ayrıca 2 milyon dan fazla Rusya başta olmak üzere yurtdışında çalışan Tacik bulunmaktadır. Buradan gelen döviz gelirleri Tacikistan ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca Irak benzeri bir konjonktüre sahip olan Afganistan pazarına açılan kapı konumunda olan Tacikistanda , Afganistan la ticaret de ekonomiye önemli katkı sağlamaktadır. Yine daha kapalı bir ekonomiye sahip olan diğer komşu Özbekistan la özellikle sınır ticareti Hocend gibi Tacikistan şehirlerinin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Türk-Tacik İlişkileri… Geçmişi Mevlana’ya kadar uzanan, yakın Türk-Tacik dostluğu son yıllarda karşılıklı üst düzey ziyaretlerle siyasi ve ekonomik alanda da önemli ivme kaydetmiştir. Mevlana ve İmam ı Azam gibi iki ülkenin ortak değerleri her iki ülkeyi kültürel olarak da birbirine yaklaştırmaktadır. 2009 yılında özellikle Sayın Cumhurbaşkanız Abdullah Gül’ün ziyareti sonrası gelişen ikili ilişkiler 2008 yılı Aralık ayında dönemin dışişleri bakanı Sn. Ali Babacan Tacikistan ı ziyareti, 2009 yılı Nisan ayında geniş bir bürokrat heyeti ile dönemin devlet bakanı Sn. Said Yazıcıoğlu nun ziyareti ve sonrasında Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün 28-30 Mayıs 2009 tarihlerinde beraberinde Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Nihat Ergün ve Devlet Bakanımız Sn.Faruk Çelik ve 100 den fazla işadamının katılımıyla gerçekleştirdiği ziyaret ve beraberinde gerçekleşen Türk-Tacik İş Forumu, karşılıklı ilişkileri zirveye taşımıştır. Yine Mart 2009 da Tacikistan Cumhburbaşkanı Sn. İmamali Rahman, Dünya Su Forumu için Türkiye ye gelmiştir Gelişen siyasi ilişkilerin ticari alana da yansıması için her iki ülke cumhurbaşkanı da özel bir gayret sarfetmekte, bizzat özel bir önem vermektedirler. Ayrıca Tacik halkı Türk halkına sevgi ve sempati beslemektedir. Bu da oarada iş yapmak isteyen Türkler için önemli bir avantajdır. Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’deki Kokhi Borbad kompleksinde düzenlenecek Uluslararası Duşanbe Sanayi ve Ticaret Fuarı’nın katılımcı profilini Tacikistan, Türkiye, Rusya,Ukrayna, Kazakistan, İran, İtalya, Almanya, BAE ve Çin, Bulgaristan, Azerbaycan, Finlandiya, Kırgızistan gibi 20 den fazla ülkeden 100’ün üzerinde uluslararası firma oluşturuyor. Katılımcı firmaları; Duşanbe başta olmak üzere Tacikistan’ın diğer önemli şehirleri (Khujand, Kulyab, Novabad, Tursunzade gibi) ve Orta Asya Bölgesi’ne (Afganistan’ın özellikle istikrarın hakim olduğu Kuzey bölgesi, Kırgızistan, Özbekistan) uzanan geniş bir profesyonel ziyaretçi kitlesi bekliyor T.C.Tacikistan Büyükelçiliği, Büyükelçilik Ticaret Müşavirliği ve Tacikistan Ticaret ve Sanayi Odası tarafından fuara destek Türkiye Cumhuriyeti Tacikistan Büyükelçiliği himayesi ve desteği ile organize edilecek olan fuarda ; Fuarla eş zamanlı olarak T.C Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği ve Tacikistan Ticaret Odası tarafından bilgilendirme toplantısı düzenlenecektir. Ayrıca Tacikistan Ticaret ve Sanayi Odası tarafından fuarla eş zamanlı bir Orta Asya İş Forumu düzenlenmesi planlanmaktadır. Kazakistan Ticaret ve Sanayi Odası, Özbekistan Sanayi ve Ticaret Odası ve diğer önemli kuruluşların fuara destekleri ve aktif çalışmaları Fuar Kazakistan'da da, Kazakistan firmalarının katılım ve ziyaretleri için, Kazakistan Ticaret ve Sanayi Odası, Atameken Ekonomi Odası, NAP-İşadamları Derneği, KAZKA-Kazakistan İş Adamları Derneği, KATIAD-Kazak-Türk İşadamları Derneği tarafından desteklenmekte, ayrıca Duşanbe / Tacikistan daki Kazakistan Büyükelçiliği de yakın destek vermektedir. Fuar ayrıca Özbekistan Sanayi ve Ticaret Odası www.chamber.uz tarafından da desteklenmektedir. [PAGE] Cazip Afganistan pazarına köprü Tacikistan , kendi ve komşu Özbekistan pazarı yanında özellikle diğer güney komşusu Afganistan’a da ticaret köprüsü görevi üstlenmiştir. Afganistan ın kuzeyi barındırdığı, 10 milyon dan fazla Tacik nüfus( toplam Afganistan nüfusunun 1/3 ü) ve güvenlik açısından sakin yapısıyla ticaretin son dönemde geliştiği bir yapıdadır. Burada yeralan Mezar ı Şerif, Kunduz, Herat gibi şehirler bu bölgede ticaretin merkezidir. Afganistan gerek altyapı ve üstyapı inşaat sektörü, gerekse her türlü tüketim ürünü açısından içeride üretim olmaması dolayısıyla cazip bir Pazar konumundadır. Bu özelliklerinin yanında, Ukrayna, Rusya gibi ülkelerle gümrük avantajlı, yakın işbirlikleri dolayısıyla, Tacikistan’a yapılacak yatırımlarda, bu ülkelere daha kolay ihracat söz konusudur. Sergilenecek ürünler, Fuar ana ürün gruplarını; İnşaat Malzemeleri, Makine ve Ekipmanları, Elektrik , Plastik, Makina, Ambalaj, Kozmetik, Temizlik Malzemeleri, Medikal – Sağlık, Gıda-İçecek ve Teknolojileri, Moda, Ev Tekstili, Ev Gereçleri, Mobilya,Oto Yedek Parça, Tüketici Elektroniği, Tarım makineleri ve diğer sektörlerden ürünleri kapsıyor. Birçok Sektör İçin Bakir, Cazip ve Kazançlı Pazar… Tacikistan Orta Asya Bölgesi’nin son yıllarda önemi artan en bakir pazarı konumundadır. Orta Asya’da ticaretin yeni gözdesi Tacikistan; son dönemlerde istikrar yönünde büyük adımlar atılan, pazar ekonomisine geçiş, özelleştirme, anayasal reformlar ile yatırım ortamı üst seviyelere çıkarılan bir ülke durumundadır. Sizi bekleyen fırsatlardan birkaçı Orta Asya su potansiyelinin %60’ına sahip olan Tacikistan, son yıllarda enerji-elektrik üretim ve dağıtımına özel bir önem vermekte, bu konudaki yatırımları sadece kendi ihtiyaçları için değil, diğer Orta Asya ülkeleri ile Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi diğer ülkelere ihraç ederek bir hidroelektrik enerji üssü olmayı hedeflemektedir. Tacikistan 500 000 ton yıllık kapasiteye sahip TALCO tesisleriyle dünyanın önemli aliminyum üreticilerindendir. Geniş bir tarım potansiyeline sahip olan ülke, sebze-meyve işleme ve gıda sanayi konusunda oldukça caziptir. Yine önemli bir pamuk üreticisi olan ülke, tekstil sanayi açısından açısından da önemli avantajlar sunmaktadır. İnşaat sektörü de gerek kamu alt yapı yatırımları, gerekse özel sektör konut, işyeri ve otel gibi gayrimenkul yatırımlarıyla son yıllarda hızlı bir ivme yakalamış ve ülkeyi inşaat malzemeleri sektörü için ciddi bir pazar haline getirmiştir. Yine son yıllarda hızla artan ve model olarak çeşitlenen otomobil kullanımı dolayısıyla oto yedek parça sektörü için de cazip pazar haline gelmişti. Tacikistan’da ithalatçı firmalar,sağıtıclar İnşaat, Ev Tekstili, Mobilya, Tekstil, Kozmetik,Temizlik, Elektrik, Gıda, Oto Yedek Parça, Hırdavat gibi birçok sektörden Türk Markarlarını satın almaktadır. Ülkede en kaliteli ürün olarak görülen Türk Malı gerek sanayi, gerekse son tüketicinin birinci tercihidir. Ziyaretçi çalışmaları Tacikistan, Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya, Ticaret Sanayi Odalarının ziyaretçi heyet organizasyonları Ekim 2009 gibi fuardan 5 ay önce başlayan ziyaretci çalışmaları başta Dushanbe ve Tacikistan geneli olmak üzere tüm Afganistan, Özbekistan ve tüm orta asya genelinde devam etmektedir. ExpoCentralAsia grubunun 10 yılı aşkın fuarcılık tecrübesininin uygulaması olan bu çalışmalar Ocak 2010 gibi çok daha hızlanacaktır. Ayrıca fuar orta asya dışında Dubai, Moskova, Istanbul, Almanya ...gibi bir çok ülkedeki ihtisas fuarlarında da tanıtılmaktadır. Ayrıca fuarın co-organizatörü Tacikistan Ticaret ve Sanayi Odası da doğrudan tüm Tacikistan genelindeki üyeleri ile resmi kurum ve kuruluşları, basını ve ayrıca başta Afganistan ve Özbekistan olmak üzere komşu ülkelerden heyetler davet etmektedir Etkin dernekler, Orta Asya genelinde büyük öneme sahip profesyonel dergiler, rekor sayıda kurum ve kuruluş tarafından desteklenen Uluslararası Duşanbe Sanayi ve Ticaret Fuarı ile Tacikistan, Afganistan, Özbekistan ve dolaysıyla Orta Asya pazarını fethetme fırsatını kaçırmayın. Tacikistan ve fuarla ilgili daha fazla bilgi için www.expotajik.com/ , www.tpp.tj www.turkiye-tacikistan.com www.tajikembassytr.org web sayfaları ziyaret edilebilir. Türkiye irtibat İPEKYOLU Uluslararası Fuarcılık . www.ipekyolu.info
Tacikistan'da düzenlenecek Ulusararası Duşanbe Sanayi ve Ticaret Fuarı, sektörleri buluşturan yeni bir ticari platform olmaya aday!
Nergis DEMİRKAYA İNTERNETHABER ANKARA- Bir dönem Türkiye’nin Terörle Mücadele Özel Temsilciliği yapan Emekli Orgeneral Edip Başer, Taraf’ın ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planının gerçek olamayacağını savunarak, “Bu akıl sağlığı yerinde olmayan yaratıkların TSK’yı yıpratma senaryosudur” dedi. En son ortaya çıkan Balyoz Eylem Planıyla ilgili tartışmalar Genelkurmayın açıklamasından sonra yeni bir boyut kazandı. Emekli Orgeneral Edip Başer Balyoz planı ve TSK açıklamasıyla ilgili İNTERNETHABER’in sorularını yanıtladı. Genelkurmay açıklamasını çok iyi okumak gerektiğine dikkat çeken Başer şunları söyledi: “Genelkurmay yaptığı açıklama ile darbe planları “normal” demedi. Bu iddialar “saçma” diyor. Silahlı Kuvvetler yasalar çerçevesinde verilen görevleri harp oyunları, seminerler şeklinde komutanları eğitmek amaçlı yapabilir. Ama iddia edilen plana eklemeler var.” Balyoz planını ortaya çıkaran gazetenin ismini anmaktan özellikle kaçınan Başer söz konusu gazetedeki cami bombalama, jet düşürme gibi iddialarla ilgili sert çıktı. Başer, “Bu ülkeyi sevenlerin yapacağı şey midir bu? Akıl sağlığı yerinde olmayan yaratıkların TSK’ya karşı, onu yıpratma amaçlı bir senaryosudur” dedi. TSK'YA İTİBAR EDİLSİN Türkiye’de darbeler döneminin bittiğini söyleyen Başer bu konuda TSK’dan gelen açıklamalara itibar etmek gerektiğini belirterek şunları söyledi: “TSK’nın tepesinde, bunu şu an komutanların da beyanlarına dayanarak söylüyorum, Genelkurmay başkanı söylüyor. Bunlara itibar etmeyip 2-3 manyağın, akıl özürlünün halkın dikkatini çekmek, meseleyi bilmeyenleri yanlış yönlendirmek gibi haine amaçlara alet edilmiş şeylerin gazetelere verilip üzerine de büyük tartışmalar yapılmasını doğru bulmuyorum.” YAPILAN EĞİTİM ÇALIŞMASI Ortaya çıkan planın kesinlikle doğru olmadığını savunan Başer, TSK’nın iç ve dış düşmana karşı eğitim amaçlı bazı çalışmalar yapabildiğini belirterek şöyle devam etti: “Silahlı Kuvvetler ihanet odakları ile savaşır. Bırakın savaş hallerini barış hallerinde neler yaşanabiliyor. Böyle dönemlerde kolluk kuvvetlerinin yetmeyeceği durumlarda; örneğin deprem, yangın veya halk ayaklanması gibi olaylarda en büyük mülki amir kolluk kuvvetlerinden destek isteyebilir. TSK da böyle yaşanabilecek olaylarla ilgili planlarını yapar, eğitimler düzenler. Yapılan da budur.” İDDİALAR SENARYO Edip Başer, yayınlanan planda AK Parti’yle ilgili ayrıntıları, darbeden sonra oluşturulacak Bakanlar Kurulu listesi gibi bilgilerin ekleme olduğunu savunuyor. Amacın TSK’yı yıpratmak olduğunu düşünen Başer, söz konusu ayrıntıların da planı daha inandırıcı hale getirmek için eklendiğini ileri sürüyor. Başer’in bu konudaki sözleri de şöyle: “Aynı ihanet odaklarının içinde olsam ben de benzer senaryolar yazabilirim. Bunu senaryoyu daha gerçekçi hale getirmek için yaparım. Bunu “Ordu darbeci ordudur”, “Gece gündüz işi darbe planları yapmaktır” imajı vermek için yaparım. Yapılanda budur.” HUKUK ÇÖZECEKTİR Bu yaşananların Türkiye’ye büyük zarar verdiğini söyleyen Başer, “Hukuk devletiyiz. Varsa bir şey ortaya çıkacaktır. Söylediğim gibi akıl sağlığı yerinde olan kimsenin yapabileceği bir şey değil bu iddialar” dedi.
Balyoz Planı'yla ilgili tartışmalar büyüyor. Askerin açıklamasından sonra sert bir çıkış da emekli Orgeneral Edip Başer'den geldi.
Sivil Dikta iddialarının da arkasından darbe planı olduğu ileri sürülen Balyoz Harekât Planı'nın mimarı olduğu söylenen, eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan çıktı. Nuray Mert tarafından gündeme getirilen 'sivil dikta' tartışmasının, 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı tarafından çekilen 4 sayfalık bir faks ile başlatıldığı ileri sürüldü. SİVİL DİKTA KAMPANYASININ İLK ÖNCÜLERİNDEN Yeni Aktüel dergisine göre, sivil dikta ve 'sivil vesayet rejimi' tartışmalarının asıl kaynağı, Balyoz Darbe Planı ile gündeme gelen 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan. Orgeneral Doğan, 2003'te görev başındayken, çok sayıda kişi ve kuruma gönderdiği faks mesajında, Almanya'da Nazilerin iktidara gelişiyle ilgili süreci aktarırken, ismini zikretmeden AK Parti'nin iktidara gelişiyle Almanya'da yaşananları birbirine benzetiyordu. Dergi, söz konusu faksı 2003 yılında 630'uncu sayısında "İktidara Naziler gibi geliyorlar" başlığıyla iki sayfalık bir haber yapmıştı. Orgeneral Doğan'ın özel kalem müdürlüğünün "0 216 343 .. .." (numara dergide saklı) no'lu cihazından 15 Ocak 2003'te gönderilen faks metninde, Nazilerin Almanya'da iktidara geliş süreci bazı örneklerle anlatılıyordu. ERDOĞAN'I HİTLER YERİNE KOYDU Faksta, AK Parti, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın isimleri anılmasa da Naziler'in onlar gibi demokrasiyi kullanarak seçimle işbaşına geldiği savunuluyordu. Nasyonal sosyalistleri iktidara taşıyan koşullar anlatılıyor, Nazilerin oy oranının yüzde 37.4'e ulaştığı ancak sol partilerin kendi iç çekişmeleri nedeniyle etkisiz kaldığı tespiti yer alıyordu. Adolf Hitler'in bir darbeye karışmaktan dolayı birkaç ay tutuklu kaldıktan sonra çıkınca "Ben artık değiştim" dediği belirtiliyordu. TÜRKİYE-ALMANYA BENZETMESİ Faksta 2003 Türkiye'si ile 1920'lerin Almanya'sı arasındaki benzerlik şöyle dile getiriliyordu: "Siyasal partiler sorunlara çözüm bulamıyor, sadece birbirleriyle boğuşuyordu. Halkta partilere ve siyasetçilere karşı tam bir güvensizlik, hatta nefret egemendi. Dış politikada, bütün ülkelerin Almanya'ya komplo kurduğu, ülkeyi parçalamak istediği inancının yaygınlaşması, en aşırı milliyetçi (şoven) duyguları harekete geçirirken, sanat ve kültür dünyası ile ilgili haberler, basının bir bölümünde sefahat, çıplaklık, ahlaksızlık, azgınlık olarak işleniyor, işsiz ve yoksul kesimlerle tutucular kışkırtılıyordu." Sol partilerin bölünmüş olduğu belirtilen metinde, Nazilerin yüzde 37.4 ile iktidara geldikten sonra Alman Meclisi Reischtag'ı yakıp, darbe yaptıkları ve tüm hak ve özgürlükleri kaldırdığı ifade ediliyor. Nazilerin ikinci adamı Göring'in Nürnberg'de yargılanırken söylediği "Biz halka gerçeği söylemiştik, sadece iktidara gelene kadar demokratik yollara başvuracağımızı açıklamıştık. Halk bizi bilerek seçti, bizi istedi. Bizi yargılayamazsınız!" sözlerine yer verilen faks mesajı aynen şöyle bitiyordu: "İşte böyle. Fakat bu anlatılanların Türkiye ve bizim ülkemizle herhangi bir ilgisi, ilişkisi olabilir mi ki!.." GÜL ONU GÖREVDEN ALMIŞ Emekli orgeneral Çetin Doğan, Star TV'nin ana haber bülteninde, 2002'deki YAŞ toplantısında dönemin başbakanı Gül'e çıkıştığını ve akıl verdiğini söyledi. Cihan Ajansı'nın haberine göre, emekli olduktan sonra Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı'na atanan Çetin, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra görevinden alındı. Gül, hakkında şikâyetler bulunan Çetin'in yerine 8 Mart 2008'de atama yaptı. (Aktüel)
Emekli orgeneral Çetin Doğan, 2003'te 1'inci Ordu Komutanı iken AK Parti hakkında tartışılacak fakslar çekmiş..
Radikal Gazetesi "1. Ordu Komutanı Doğan darbeye hazırmış" başlığıyla verdiği haberi bundan aylar önce 21 Mart 2009 tarihinde yayınlamış. İŞTE O HABER: 1. Ordu Komutanı Doğan darbeye hazırmış Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın günlüklerinde yeni darbe girişiminin notları ortaya çıktı. AKP iktidar olduğu dönemde 1. Ordu Komutanı olan Çetin Doğan 'o gün' diye kodladığı darbeye hazırlık yapıyor. Genelkurmay Başkanı Özkök'ün emirlerinin yerine getirilmediği anlatılıyor Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'a ait olduğu belirtilen www.tempo24.com.tr'de yayımlanan günlüklerde yeni 'darbe notları' ortaya çıktı. Günlüklerde AKP'nin iktidara geldiği dönemde 1. Ordu Komutanı olan Çetin Doğan'ın 'hükümetin artık götüremediğine inandığı' ve 'o güne hazırlandığı' iddiası yer alıyor. Günlükteki notlara göre, Çetin Doğan, 'o gün'e hazırlık amacıyla önceden planladığı ameliyatı oluyor. Günlükte 'düşsel bir öykü' başlığı taşıyan bölümdeki söyleşide, darbe girişimlerine karşı çıkan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün 'ya değişeceği, ya gideceği', 'Özkök'ün bazı emirlerinin yerine getirilmediği' anlatılıyor. Özkök'ün, Başbakan teklif ederse 'Genelkurmay Başkanı'nın Milli Savunma Bakanı'na bağlanmasını kabul edebileceği' belirtiliyor ve 'Bunu kabul edemeyiz. O zaman ip kopar' ifadesi kullanılıyor. Söyleşide rumuzlar kullanıyor. Örneğin; 'Kasım'ın Kasımpaşa'dan hareketle Başbakan Erdoğan, 'Gönülsay'ın eski Sayıştay Başkanı olan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül olduğu anlaşılıyor. Günlükte, 'düşsel bir öykü' başlığı altında 'Mehmet'le yapılan bir söyleşiye yer veriliyor. 'Düşsel bir öykü' başlığı, Cumhuriyet yazarı Cüneyt Arcayürek'in 12 Eylül 1980 darbesini, darbe döneminin yasakları nedeniyle 'düşsel bir öykü' olarak anlattığı kitabını çağrıştırıyor. İşte www.tempo24.com.tr'de yayımlanan günlüklerdeki ilginç diyalog ve notlar: (Yazım hataları aynen metindeki gibidir) HÜKÜMET GÖTÜREMİYOR' Çetin Paşa Aktüeldeki yazıyı okuduktan sonra demiş ki - Ameliyattan önce tabancam yan tarafımdaydı. Şimdi çapraz tutuştayım O hazır. Onunla ilgili gidişte bir sorun yok. Amelittan hemen önce İzmirde orduk komutanlarıyla konuşmak, toplanmak üzere hazırlık yaptı. Orada yapacağı konuşmayı hazırladı. Bunu bilgi olsun diye, Genkura da gönderdi. Yaşar Paşa bir üste iletmedi. Konuşması ağırdı. Türkiye böyle gitmez, hükümet bu işi götüremiyor. türündeydi..kesin konuşmayı yapacaktı Aytaç Paşa yap demiş..” DEĞERLENDİRME Açık kaynaklardan yapılan araştırmada, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin DOĞAN'ın 31 Mart 2003 tarihinde by-pass ameliyatı geçirdiği, Çetin DOĞAN'ın 1. Ordu Komutanlığına Ege Ordu Komutanlığı sonrasında atandığı, Org. Yaşar BÜYÜKANIT'ın 2000 Yüksek Askeri Şura kararları üzerine Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na atandığı ve 2003 Ağustosuna kadar bu görevini sürdürdüğü, Çetin DOĞAN'ın 1.Ordu Komutanlığı sırasında Org. Aytaç YALMAN'ın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlenmekte olduğu görülmüştür. 'O GÜN'E HAZIRLIK' “31 Mart Pazartesi Mehmet Beyle görüşme - Elinize sağlık... Adresini buldu. Arkası gelebilir... Çetin'in ameliyat olmasının nedeni hazırlık. O güne hazırlanır... Röportajda sürekli ben emekli olacağım demesinin nedeni, bazı dedikodular çıktığı için kimseyi ürkütmemek. Ama fazla emekli olacağım, dedi.” DEĞERLENDİRME Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 31 Mart'ın 2003 yılında Pazartesi gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “31 Mart 2003” tarihinde yapıldığı, Açık kaynaklarda yapılan araştırma ve incelmenin genelinden 'Memet'in üst düzey bir askeri personel, 'Çetin'in ise dönemin 1.Ordu Komutanı Çetin DOĞAN olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca açık kaynaklarda yapılan araştırmada 1. Ordu Komutanı Çetin DOĞAN'ın 31 Mart 2003 tarihinde by-pass ameliyatı geçirdiği görülmüştür. “Düşsel bir öykü.. Mehmet sakin, başı yarı öne eğik, yakasında Atatürk rozetiyle gelir. Rozetin alt kısmı uniformasal çizgilidir. Beyaza çalan gri saçları Ediz HUN gibi taranmıştır. Kısık sesle fısıldar gibi konuşur kaygılıdır..bizi en büyük başkanımız der, bizim gibi düşünmüyor. Durum ciddidir. -Sadece o mu Evet sadece o diyebiliriz. Bir de üçüncü arkadaş var. Sessiz kalır o kadar. Ötekiler sağlam. Deniz gidiyor. Onun için bir şey demeyebilir. Ama bize karada havada olumsuzluk yok -Nedir durum Öyle sanıyoruz ki, onu etkilediler. Avrupada çok kaldı oradan etkilendi. Bir de buradaki muhafazakarlardan etkilendi. Biz önüne durumu koyduğumuzda hafif gülümsüyor. 97-98'lerde de önüne bir şey koyduğmuzda içimizdeki bu durumlarla değil de etrafımızda öyle alanlarla ilgilenin. İçimizdekiler de bunu anlarlar, azalırlar, diye düşünüyordu. DEĞİŞTİRECEĞİZ -Değişmezse ne yapacaksınız Değişme olasılığı yüzde 50'nin altında. Öyle düşünüyoruz. Ama değişik gayretlerle olabilir diyoruz. Mesela o yazsa diyoruz. Durumu anlatsa diyoruz. Sallanır burası. Bunun devamında siz öteki arkadaşlarıza da söyleyebilirsiniz. Bizim takvimlememiz marta kadar. Martta bunların gerçek yüzleri de ortaya çıkacak. O zamana kadar değişmezse bir değiştireceğiz. Ya değişecek ya gidecek. Biz başkanla ters düşersek kötü olur. Mesela emekli olur. Bu da hoş olmaz ama, böyle devam edemez. -Yalnız mı Evet evet. Örneğiz bir haber vardı, o haber. Yalanlanır denen haber. Kim verdi bunu bulun demiş. Telefon etmelerini istemişler, o telefon edilmedi. Yani öyle... Sonra bazı bilgiler geçiyor. Onun bilgisi dışında... Bizi en çok rahatsız eden Kasımın ziyareti. KASIM yanında emekliyle gelmiş. Olacak şey değil. dayatıyor... Bunun olmaması lazımdı. Bizi dinlemeden yaptı. Kutlamayı da bizim yanı kurumsal bilginin dışında yaptı. Durumu bildiği için yaptı. Biz bunun yerine birincinin olması için çaba harcamıştık, o dönem böyleydi. olmadı. AHNEC olmaz dedi, geleneklere uygun değil dedi. Zaten başkan da benim için dua edin, zor durumdayım gibiş şeyler söylemiş ÖZKÖK'E UYARI Bir tek ÇEBİR var. Onun dışında olumsuzluk yok. O da Amerikaya gitti. Sonra 13-14 Avrupa ülkesine gitti. Hepsime KASIM iyidir dedi. Destekleyin dedi. Ama ötekiler çok iyi hatta başkana mektup yazdılar. Böyle davranma dediler. Özü genli bir başkan da aynı şekilde yazdı. Ötekiler de yazdı. Ama dinlemiyor -ÇEBİR neden böyle bir davranış içinde olmuş olabilir Bu konuda siz ne düşürünsünüz. Biz tam çözemedik. Herhalde ona öyle dediler -Burada Doğanlara ne dersiniz Onlar olumsuz. Bu açık. Hatta doğrudan 100 milyon dolar aldıkları yönünde sağlam bilgi var. olur ya misyon ya neden bilemem. Görevliler mi diye düşünüyor insan. Örneğin mayısta manşet attılar ki, psikoloji. -Peki marta kadar başkanın olumsuzluğu devam ederse ne yapacaksınız O zaman Ege denizinden başlayıp konuşacaklar. Tek tek. Hani organize bir durum yokmuş gibi. Tek tek... Onun sonucunda artık ne olur? Karışır... Öyle olsun istemiyoruz burada ona gittik. Nasıl tercih edildi. Zor oldu. Herkes kendi içinde düşündü. Tüm JİLETLER. Aynı düşündüler. Tek isim oldu. Başka yok. Tek isim. ABD NE YAPAR? -Yanki ne yapar Onlar çok kararlı. Bunu biliyoruz. Kesin Iraklayacak. Ama bir ay, ama iki ay, ama üç ay, ama bir yıl. Mutlaka ve buraya yerleşecek. Zaten bir misyonerlik faaliyeti olan yerlere baktık, hepsi enerji alanları içinde. Haritaya bakınca bu ortaya çıkıyor. Adamlar limanları istiyorlar. İskender, Trabzan... Buraların gücünü, kapasitesini soran yazılar yazıyorlar. Trabzandan Gürcana vaziyet eyleyecekler. Şimdi Armanı Russodan ayırmaya çalışıyorlar. Sonra Şiiyi parçalayacaklar. Bize oradaki Azerler sizin olur ya da Azere bağlarız. Ya da kendileri bağımsız olur, siz tercih edin diyorlar. Bizi 7-8 yıl öncesine kadar bölmek ve Kürdüsü kurmak istiyorlardı. Şimdi bunu gereksiz görüyorlar. Ama Hansın derdi yine bu. 'BAKAN'A BAĞLANMAYIZ' Bizim en büyük kaygımız başkan. Kasım derse ki, başkan bakana bağlansın belki de evet der. O zaman ip kopar. Kopar. bunu kabul edemeyiz. İşte o zaman kopar. Geçen gün Gönülsay geldi. Başkanı ziyarete. 20 kadar GENPA vardı. Hiçbiri yüzüne bakmadı. Kimi sırtını döndü. Kimi sigarasını içmeye devam etti. Kimi içeri girdi. Çok bozuldu. Yanıt da o sırada bilerek toplantıyı uzattı ki, uğurlamayayım, diye... Durum böyle yani -Kalbaşkanı nasıl buluyorsunuz Bizim gibi hareket eder diye düşünüyoruz. O 50'lerin dönüsü olabilir diye düşüyüruz. Olmalı diyoruz, olmalı. Tabi bir hareket olmadan hemen şöyle böyle yapmak olmaz.. -Gidişi nereye kadar görüyorsunuz Bunlara da alttan baskı var. Bir kişi neden takamıyoruz diye e-mail çekti. Hemen yanıt geldi, sizinle röportaj yapalım, yayınlayalım. Baskı yapalım. Alttan baskı var diyelim, dediler. Onların da altı durmayacaktır. Onların yayınlarında başkanla ilgili çok övücü yayınlar var. Bu ilginç..Biz şundan eminiz; 57. nin başının düşmesi özel bir planlamaydı. Başındaki Irak'a saldırıya hayır dediği için mi değiştirmek, bitirmek istediler diye düşünüyoruz. Ama özel olarak parçalandığını düşünüyoruz bir önemli durum daha var. Başkan, listeye atılan almak istemiyor. Hiç çıkmasın diyor. Israr ettik var çünkü. Ülkede olan ne varsa bir miktar da bizde vardır. Toplumda yüzde 1 ise bizde binde birdir. Ama vardır. Sonunda ısrarla 8 tane aldırmayı başardık. Bu malum Güven Kurul Toplantılarının neden erken bittiğini düşünüyorsunu? Çünkü başkan altındakilerin konuşmasını istemiyor. Bundan sonra da böyle devam eder mi, bilmiyoruz. Ama biz etmemesi için çaba harcayacağız.” DEĞERLENDİRME Söz konusu yazıda ismi geçen 'AHNEC'in eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER, 'ÇEBİR'in emekli Orgeneral Çevik BİR, 'Yanıt'ın Genelkurmay eski Başkanı Yaşar BÜYÜKANIT, 'Yanki'nin Amerika Birleşik Devletleri, 'Hans'ın Almanya, 'İskender'in İskenderun, 'Trabzan'ın Trabzon, 'Arman'ın Ermenistan, 'Russo'nun Rusya, 'Azer'in Azerbaycan, 'Kürdüs'ün Kürdistan, 'Gürcan'ın Gürcistan, 'Şii'nin İran, 'Gönülsay'ın Savunma Bakanı Vecdi GÖNÜL, 'Kasım'ın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN, 57.Hükümetin ise Başkanlığını Bülent ECEVİT'in yaptığı hükümet olduğu değerlendirilmiştir. 'TÜRKİYE ASKIDA' “14 Kasım 02-Perşemb -Mini ehli dil... gazi orduevinde. Yener, Artuk, Aydın, Erdal, Önal.. Ev sahibi Şenel, ben çok karamsarım dedi devam etti ben Türkiye Cumhuriyeti askıya alınmıştır diyorum. Karamsarım. Çok karamsarım. Bunlar başlangıçta ılıman gelecekler, sonra usul usul girecekler. Kadrolaşacaklar. Fethullah iktidarda... Bunlar ekonomide de başarılı olur. Yastık altındaki paraları çıkarırlar, yeşil sermayeyi getirirler.. Demek ki biz patinaj yapmışız. Bunlarla mücadele ediyoruz dedik ama, boşunaymış. CHP de umut vermiyor... bilmiyorum... karamsarım... Aynı gün Yarbay Mehmet, Büyükanıt'la görüşmeyi anlattı... Tek Cumhuriyet kaldı demiş bilgi notları sadece bize..” DEĞERLENDİRME Diğer notlara bakıldığında “Perşembe grubu” olarak adlandırılan bir grubun olduğu, '25' isimli dosya içerisinde “Perşembe günü akşam düzenlenen yemekli toplantıya katılan kişilerin isim listelerinin bulunduğu, bu listede şahısların ad-soyad ve görevlerinin yazıldığı, bu verilere dayanarak yazıda geçen 'Şenel'in belirtilen tarihte Genel Kurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Erdal ŞENEL, 'Yener'in belirtilen tarihte TRT Genel Müdürü Yücel YENER, 'Aydın'ın belirtilen tarihte Adalet Bakanlığı Danışmanı 'Engin AYDIN', 'Erdal'ın ise belirtilen tarihte KİT Komisyon Başkanı Birkan ERDAL olduğu anlaşılmıştır. 'SİZDE SARSILMA VAR' “25 Nisan cuma Şener Paşa.. - İyi oldu Katılmamamız iyi oldu ama, neler çektik, sorma... O gün Baykal'ı aradım. Sonra o beni aradı. Sizde bir sarsılma var dedi, ben yok dedim. Derken onlar da öyle davrandı. Olur mu canım, Atatürk'ün partisi sen oraya nasıl gideceksin.. Şimdi bir dönem başladı denebilir. Bundan sonra uygun platformlarda gereken şeyler söylenir. MGK da da gereken söylenecek, MGK iyi geçecek. Tek neden türban değil. Ama bunlar ona indirgiyor. Yahu bunlar seks manyağı mı? Kadını görünce akıllarına hemen açık-kapalı yerleri geliyor MGK de millet affetmeyecek, ne demek (Erdoğan söylemişti) onu da soracağız işimiz zor ama, bunlarla mücadele edeceğiz. Resepsiyona 5-6 kişinin türbanlı gelmesi isteniyor. Onlar emir almış gibi türbanlı geliyor.. Balıkesir'e gittim, babam orada öğretmendi. Akçaka'ya köyü... Orada aynı sınıfta okuduğumuz kadınlar geldi. Bana sarılıyorlar. Anadolu insanı budur. Görseniz.” DEĞERLENDİRME Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 25 Nisan'ın 2003 yılında Cuma gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “25 Nisan 2003” tarihinde yapıldığı, Açık kaynaklarda yapılan araştırma ve incelemenin genelinden söz konusu notta bahsi geçen konunun 23 Nisan nedeniyle TBMM Başkanı'nın verdiği resepsiyon, 'Baykal'ın CHP genel Başkanı Deniz BAYKAL, 'Erdoğan'ın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca açık kaynaklarda yer alan 25 Nisan 2003 Cuma 11.05 tarih ve saatli bir haberde, Mehmet Şener ERUYGUR'un 51 yıl önce babasının öğretmenlik yaptığı ve kendisinin de ilkokulu okuduğu Balıkesir'e gittiği, daha sonra Akçakaya Köyü'ne geçerek ilkokul arkadaşları ile 50 yıllık özlemini giderdiği görülmüştür. 'BUNLAR ÇÜRÜMÜŞ' “13 Ocak pazartesi günü Baykal, komutanlarla ayrı ayrı görüştü. Şener ERUYGUR - Bunların kafasının bir tarafı çürümüş. Bunların normal olması, normal kararlar vermesi mümkün değil. olamaz... Baykal'a da söyledik., siz yüzde 65'siniz dedik.. Bunlarla yılmadan mücadele. Biz jandarmaya gönderdiğimiz dergide çağdaş bir hayat için mücadele ediyoruz..” DEĞERLENDİRME Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 13 Ocak'ın 2003 yılında Pazartesi gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “13 Ocak 2003” tarihinde yapıldığı, Açık kaynaklarda yapılan araştırmada ise 'Baykal'ın CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL olduğu değerlendirilmiştir.
Radikal Gazetesi, Taraf'ın ortaya çıkardığı "Balyoz" darbe planını aylar önce vermiş.
Moğolistan’da 6 kadına 1 erkek düştüğü ve Moğollar’ın Türkiye’den 20 bin erkek istemek için heyet göndereceğine dair çıkan haberler Moğolistan Büyükelçiliği’ni de şaşırttı. Moğolistan Ticaret Ataşesi, “Nüfus sayımına göre 1 kadına neredeyse 1 erkek düşüyor. Nüfusu artırmak gibi bir niyetimiz var ama siz zahmet etmeyin, bunu kendimiz becerebiliriz” dedi. Cengiz Han’ın ülkesi Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için Türk erkeğine ihtiyaç duyduğuna dair çıkan haberleri okuyanlar büyükelçiliğin kapısına dayandı. Buzullarla kaplı Grönland ile birlikte dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi olan Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’ye heyet göndereceği ve heyetin de Türkiye’den Türk erkeği isteyeceğine dair haberi okuyanlar birbirine aktaranlar Büyükelçilik telefonlarının kilitlenmesine neden oldu. Moğol yetkililer, “Haber güzel ama bilgi yanlış. Böyle bir talebimiz yok. Nüfusu artırmak için bir çok ülke gibi politikamız var ama erkek ithal etmek bunların arasında yok. Bunu kendimiz becerebiliriz” dediler. Basın organlarında çıkan, “Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’den çalışan 20 bin Türk erkeği talep edeceği” haberinde yer alan 6 kadına 1 erkek düşüyor ifadesinin tamamen yanlış olduğunu kaydeden Moğolistan’ın Ankara Büyükelçiliği Ateşesi, “İthal erkeğe ihtiyaç duyacak bir nüfus dengesizliğimiz yok” diye konuştu. “Türk erkeği ithal etmeyeceğiz” Moğolistan yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik geniş alana sahip. Yani Türkiye’nin 2 katı. Nüfusu ise 2007 sayımlarına göre 2.7 milyon. Bu da Moğolistan’ı dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi yapıyor. Kilometrekareye 1.7 kişinin düştüğü ülkenin nüfusunu artırmak için bir takım politikalara imza attığını kaydeden Moğol yetkili, Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için 3-4 yıl önce bir projeye start verdiğini belirtti. “Moğolistan Dünya Bankası verilerine göre 1 erkeğe 1.1 kadın düşüyor. Bu da dünya ortalamasıyla aynı. Bizim sıkıntımız nüfus dengesizliği değil azlığı. Türk erkeği ya da herhangi bir ülkeden erkek ithal etmek gibi bir düşüncemiz de olamaz” dedi. “Hükümetimiz yeni evlenecek çiftleri teşvik etmek amacıyla 500 dolara yakın bir ödeme yapıyor” diyen yetkili, “Doğurganlığı artırmak için de çocuk başına 25 dolara yakın aylık bir ödeme yapılıyor. Bunun meyvelerini almaya başladık. Geçmiş yıllarda yüzde 1 olan nüfus artış hızı geçen yıl yüzde 8.7 oldu ve 3 milyona yaklaştı” diye konuştu. Avrupa ve Rusya’nın da nüfusu artırmak için çalışmalar yaptığını anlatan Moğol yetkili, “Hiçbirinin Türkiye’den böyle bir destek istediğini duymadım. Sanmıyorum da” dedi.
Moğolların 20 bin damat adayı aradığını duyanlara kötü haber Moğalistan'dan geldi...
Taraf Gazetesi'nin iddia ettiği "Balyoz darbe planı'nda ortaya çıkan eylem planları büyük şehirlerde kaos çıkartmayı ve sonrasında sıkıyönetim ilan etmeyi hedefliyor. EL KAİDE BÜYÜK ŞEHİRLERDE EYLEM YAPACAK! Balyoz ‘un "icra" safhasında yapılması öngörülenler arasındaki ilk eylem tarifi "Bölücü Terör Örgütü ve El Kaide'nin büyük şehirlerde özellikle İstanbul'da eş zamanlı büyük eylemleri ve anılan eylemler sonrası icra edilecek STK ve üniversitelerin koordine edeceği çok geniş katılımlı toplumsal gösteriler neticesinde oluşan kaos nedeniyle öncelikle olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilan edilecek" diye yapılıyor. BU PLANDAN 9 AY SONRA HSBC VE İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU BOMBALANDI El Kaide'nin, Balyoz Planı'nın masaya yatırılmasından 9 ay sonra İstanbul'da tam da plandaki ifadesiyle "eş zamanlı büyük eylemler" gerçekleştirmiş olması, HSBC, İngiliz Konsolosluğu ve sinagog saldırılarının arka planıyla ilgili kafaları karıştırdı. EZAN TÜRKÇE OKUNACAK Darbe planında ekonomik yapının da dikkate alındığı gözlenirken, bu çalışmalar şu ifadelerle belgelerde yer alıyor: Türkçe ezan dönemi Planda emniyet birimlerinin jandarmaya bağlanması ve MİT'in de başına muvazzaf bir generalin atanması öngörülüyor. Planda harekat sonrası Türkçe ezanın yeniden hayata geçirileceği belirtilirken, Arap ve Kürt unsurların Türk kültürüne verdiği zararların telafi edileceği de kararlaştırılıyor. HAREKAT AKOM'DAN YÜRÜTÜLECEK Ayrıca harekatın merkezinin Ankara değil İstanbul olacağı da kayda geçiyor. Sıkıyönetim karargahlarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi binası ve kamuya ait benzer özelliklere sahip binaların kullanılabileceği vurgulanıyor
Gerçek de olsa, yalan da yine de tüyler ürpertiyor. Plandaki El Kaide ayrıntısı tam 9 ay sonra gerçek oldu!
2009-2010 sezonunun ikinci yarısı bugün Fenerbahçe-Denizlispor maçıyla perdelerini açacak. Ara transferde kadrolarını güçlendiren takımlar 16 Mayıs’ta sona erecek zorlu maratonda hedeflerine ulaşabilmek için nefesleri kesecek bir yarış yapacak Beşli yarış, ikili fotofiniş! ATTİLA GÖKÇE Ligin ikinci yarısında ara transfer kahramanlarına ya da büyük hayal kırıklıklarına tanık olacağız. Bildiğimiz yıldızlar, kişisel keyiflerine, form ve sakatlık durumlarına göre takımlarının başarısında belirleyici olacak. Daum ve Rijkaard şampiyonluk şansları üzerine sürekli artan iddialarla konuşurken, Mustafa Denizli iletişim hamleleri ve verdiği mesajlarla hem kamuoyunu hem de rakiplerini sarsacak. Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas, sessiz ve derinden çalışacaklar. Peki nasıl bir ikinci yarı izleyeceğiz? Hemen söyleyeyim, bu yıl uzun süre beş takımlı bir zirve yarışına tanık olacağız. 25. haftadan sonra kopmalar olacak ve lig şampiyonluğu son haftaya kadar iki takımlı bir foto finişe kalacak. Foto finişte Fenerbahçe’nin mutlaka yer alacağını düşünüyorum. Hangi takımla çekişir? Galatasaray ya da Beşiktaş’la! Denizli’nin tarihi sınavı ERDOĞAN ŞENAY Sezonun ikinci devresinde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın yepyepi çıkışlar yapacakları ortada. Fenerbahçe’nin şampiyonluk iddiasının zirve yapacağı, Galatasaray’ın ise büyük hedefe ulaşabilmek için futbol adına her yolu deneyeceği açıktır. Peki Beşiktaş bir sürpriz yapabilir mi? Mustafa Denizli, olmak veya olmamak konusunda futbol yaşamının en tarihi sınavını verecektir. Tabii futbolcular da öyle. Birlik ve beraberlik anlayışını zirveye taşıyabilirlerse Kartal’ın da ipi göğüslemesi asla sürpriz sayılmamalıdır. Ligde ikinci yarının olaysız, kavgasız, gürültüsüz, futbolun bütün zevk verici özellikleriyle dolu haftalarla geçmesi de bizim özel dileğimizdir. Beşiktaş’ın işi kolay değil RIDVAN DİLMEN İkinci yarıda şampiyonluk yarışına sadece Kayseri’nin renk katacağını düşünüyorum. Çünkü Trabzonspor önümüzdeki yılların planlarını yapıyor. Beşiktaş’ın ise karşısında geçen yılki rakipler yok. Fenerbahçe de, Galatasaray da bu kez daha konsantre. Ayrıca Beşiktaş’ın 16 maçı kaldı. Böyle bir tablodaki takımı çalıştırmak, fizik olarak hazır tutmak kolay değil. İş tamamen Denizli’nin elinde. Sistem ve kadro istikrarını mutlaka korumalı. Fenerbahçe ve Galatasaray çarşamba-pazar maç yapacakları için hep hazır olacaklar. Galatasaray transferde nokta atışlar yaptı. Aldıkları oyuncular faydalı olurlarsa hem Avrupa’da hem ligde başarı sağlarlar. Fenerbahçe’nin fikstür avantajı bulunuyor. Şu ana kadar üç oyuncu gitti. Bir oyuncu geldi. Bir de sol öne adam alacaklar diye biliyoruz. Çok maç yapacakları için geniş kadro zaten şart. Kilit oyunun merkezi MEHMET DEMİRKOL Sadece sahaya bakarsak; Ligin kaderi şahane hücum güçleri ya da sağlam savunmalardan çok oyunun merkezinde... Merkezde Türkiye standardında da olsa yıldızları olanın şansı daha fazla olacaktır. Geçen yıl Beşiktaş’ta Ernst’in yaptığı katkıya benzer bir destek alan takım farkı yaratacaktır. Fenerbahçe’de Cristian ve Emre’nin form ve devamlılığı ligin kaderini belirler. Galatasaray’ın vasatın hemen üstünde olan ve bir parlayıp bir sönen rotasyonundaki oyuncuların da ulaşacağı seviye önemli. Bu alanda Beşiktaş önde. Devamlılık ve performans açısından Ernst-Fink ikilisi ligin lideri. Denizli ilk yarıdaki çıkışta kullandığı defansif stratejiye dönerse Beşiktaş’ı lige ortak yapabilir. Kayseri ve Bursa’yı da golcülerinden çok buraya bakarak değerlendirmek lazım. Ergiç ve Şevki yıldızlaşırsa bu takımlar da ilk 3’ü zorlar.
Süper lig bugün başlıyor. Peki takımlar ikinci yarıya hazır mı? Usta yorumculardan çarpıcı görüşler geldi.
Balkabağı, birçoğumuza midemizi hafifletecek, şeker ihtiyacımızı giderecek bir tatlıyı hatırlatıyor. Lakin balkabağı sadece tatlı yapmak için kullanılmıyor ve çekirdeği de kendisi de oldukça faydalı bir sebze... Semt pazarlarında, manavlarda aralık ayından itibaren görülmeye başlayan 'balkabağının' şimdi vaktidir. Sonbaharın rengini taşıyan balkabağı, birçoğumuza midemizi hafifletecek, şeker ihtiyacımızı giderecek bir tatlıyı hatırlatıyor. Lakin balkabağı sadece tatlı yapmak için kullanılmıyor. Değişik yörelerde çorbası, püresi hatta böreği bile pişiriliyor. Mesela, Balkanlarda yapılan Girit böreğinin ana malzemesini balkabağı. Anavatanının Meksika ve Orta Amerika olduğu söylenen bu sebze, birçok hastalığa da iyi geliyor. Peki, soframızı süsleyen, ağzımızı tatlandıran bu sebzenin nelere iyi geldiğini biliyor musunuz? Beslenme ve diyet uzmanı Nil Şahin Gürhan'dan balkabağının faydalarını ve kimlerin yemesi gerektiğini öğrendik. Beta-karoten (A Vitamini) deposu olan balkabağı birçok kanser çeşidini önlemeye yardımcı oluyor. İçindeki 'lutein' adlı karoten cinsi vücudu kansere karşı güçlendiriyor. Ayrıca sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma riskini biraz azaltıyor. Lifi bol bir sebze. Bağırsak tembelliğine birebir. Kan şekerini düşürücü özelliği olduğu için şeker hastaları da tüketebilir, hatta yapay şekerle tatlısı yapılıp yenilebilir. Diyet yapanların balkabağı yemesinde sakınca yok; çünkü kalorisi oldukça düşük. Mineraller bakımından zengin olan balkabağını bir küçük tabak yediğinizde, vücuttaki A vitamini ihtiyacının yüzde 25'ini, C vitamini ihtiyacının yüzde 10'unu karşılamış oluyorsunuz. Yüksek oranda potasyum içeriyor ve kalp hastalığı riskini azaltıcı antioksidanları barındırıyor. Felce sebep olan damar setleşmesini önlemeye yardımcı oluyor. Vücudun enfeksiyonlarla savaşmasını sağlıyor. Çiğ olarak salatalara rendelenip tüketilebilen balkabağı, bedeni temizliyor, sinirleri yatıştırıyor. Girit böreği Malzemeler: 3 adet yufka, 200 gr balkabağı, 2 adet pırasa (beyaz kısımları), 1 adet havuç, 50 gr peynir (kaşar peynir), karabiber, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, ½ su bardağı su, böreğin üzeri için 1 yumurta sarısı. Yapılışı: Pırasaları incecik doğrayın, bal kabağını ve havuçları rendeleyin. Derin bir tavada kızgın yağda pırasaları soteleyin. Pırasalar şeffaflaşmaya başladıktan sonra yarım su bardağı su ilave edin. Bütün karışımı karabiberle tatlandırıp kapağını kapatarak, kısık ateşte 5-10 dakika pişirin. Hazırladığınız karışımı 6 eşit parçaya bölünmüş yufkaların içine koyarak kalın boyutlarda sigara böreği gibi sarın. Börekleri sarmadan önce rendelenmiş peyniri de karışımın içine katmayı unutmayın. Hazırladığınız börekleri fırın tepsisine dizdikten sonra üzerine yumurta sarısını sürün ve önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 20 dakika pişirin. Çekirdeği de faydalı Kabak çekirdeğinin de bilinmeyen birçok faydası var. Beslenme uzmanı Nil Şahin Gürhan'a göre çinko ve doymamış yağ asidi ve protein bakımından oldukça zengin; mide bulantısına iyi geliyor. Bir bardağın dörtte biri kadar tüketildiğinde vücuttaki çinko ihtiyacının % 20'sini, magnezyumun % 50'sini karşılıyor. Ayrıca kemik erimesi ve kan pıhtılaşması için önerilen K vitamini kabak çekirdeğinde yeteri kadar var. Balkabağı çekirdeğini yağlıdır deyip yemekten korkmayın; çünkü içindeki Omega 3 ve Omega 6 sayesinde cildi tazeliyor, hormanel dengeyi koruyor. Tabii çekirdeği faydalıymış deyip çok tüketmeyin. Ayrıca, kabak çekirdeğinin yağındaki bileşenler prostatın büyümesini önlüyor, kolesterolün kan seviyesini düşürüyor. Kabak çekirdeğini kimler yemeli? Prostatı büyüyenler. Kısırlık problemi olanlar ve hormanel dengesizlik yaşayanlar. İdrar tutukluğu ile karşılaşanlar. Mesane iltihabı olanlar. Vücudunda kemik erimesi başlayanlar.
Mide bulantısına iyi geliyor, cildi tazeliyor. Kısırlık problemi olanlar ve hormanel dengesizlik yaşayanlara bire bir...
Asker planı kabul etti ama Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, tüyler ürperten Balyoz'u ciddiye almadı. Ülkemizde yaşanmış 'ister inan ister inanma' türünden olayları köşesinde yazdı.. Balyoz denince Özdil'in aklına ilk gelen şey şok adlı magazin programı olmuş... İşte Özdil'in polemik yaratacak o yazısı: Şok diye bi program vardı. * “Şok... Şok... Şok... Playboy yıldızı Anna Nicole Smith, haftada bir gün zevk için Edirne Genelevi’ne gelerek ücretsiz amme hizmetinde bulunuyor sayın seyirciler!” * N’oldu biliyor musunuz? Kuyruk oldu! Edirne Valisi açıklama yaptı... “Öyle bir hanım çalışmamaktadır!” * Halbuki, programın başında sonunda “Bu bir mizah programıdır” yazıyordu. İnandıramadılar. * “Çevireceğiniz numaradan önce Graham Bell’in doğum tarihini tuşlarsanız, telefonla bedavaya görüşebilirsiniz” diye haber yaptılar... “Benim telefon galiba arızalı” diye hücuma uğrayan Telefon İdaresi, ertesi sabah beyanat vermek zorunda kaldı; resmi kurum olduğu için “Manyak mısınız” diyemedi, “Külliyen yalan” dedi. * Adnan Menderes döneminde gizli bir projeyle uzaya gönderilen, ancak, daha sonra ödenek yetersizliği nedeniyle geri getirilemeyen Türk astronotun oğlunu çıkardılar canlı yayına... Millet ağlamaktan helak oldu zavallı yavrucağın dramına... Mermiyi dişiyle yakalayan adamı gösterdiler, kendini vurduranlar oldu! Klozetten çıkıp, insanların kıçını ısıran yaratık haberi de yaptılar, Cine 5 şifresini kıran sprey haberi de... Laboratuvarda tüplü müplü bir deney yaptılar, “Sigara paketlerindeki parlak kâğıtlarda gümüş var, işte böyle ayırabilirsiniz” dediler, adamın biri malı mülkü sattı, belediyenin çöp ihalesini aldı. * 700 hafta yayınlandı! * Sonra kaldırıldı... Çünkü, zor oldu ama, gerçek olmadığı 700 hafta sonra nihayet anlaşıldı ve izlenme oranı düştü. * Nedendir bilmem, aralarında benim de bulunduğum 137 gazetecinin desteğiyle gerçekleştirilecek olan Balyoz Darbesi’ni okuyunca, “Şok” geldi aklıma. * Şok... Şok... Şok... F16 düşürtecekler. Cami bombalayacaklar. Halka ateş açılacak. 200 bin kişi tutuklanacak. On yüz milyon baloncuk olacak. * E haliyle soruyor bazı okurlar: “Ne diyorsunuz bu işe?” * Ne diyeyim kardeşim... Edirne Valisi bi açıklama yapar herhalde.
Balyoz darbesi planında yazılanlar inanılır gibi değil.. Öyle de oldu. Yılmaz Özdil inanmadı, hatta dalgasını geçti.
'Dış tehdide karşı tatbikat' denen Balyoz Plan'ında iç tehdit' AK Parti'nin devrilmesinden sonra kurulacak hükümet de var. Planda sadece liste yok hükümetin neler yapacağına dair program en ince ayrıntısına kadar yazıyor.. BAŞBAKAN HİSARCIKLIOĞLU Çetin Doğan Cuntası, Abdullah Gül'ün yerine Başbakanlık koltuğuna TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu'nu oturtacaktı İKİNCİ ADAM 'HİKMET ABİ' Aralık 2002'de kaleme alınan planda, darbe sonrası kurulacak kabinedeki isimler de tek tek belirlenmiş. Planda Başbakan olarak gözüken Hisarcıklıoğlu'nun üç yardımcısı var: Hikmet Çetin, Yıldırım Aktuna ve Necmettin Karaduman... ESKİ BAŞKAN TARIM BAKANI AK Partili eski Meclis Başkanı Toptan'ın adı planda Tarım Bakanı olarak geçiyor. 'Sıkı ulusalcı' Süheyl Batum Devlet Bakanı, emekli general Yavuz Savunma Bakanı. GENERALLERİN İSTEDİĞİ BAKANLARIN TAM LİSTESİ SONRAKİ SAYADA [PAGE] Balyoz'un bir "savaş oyunu" olmadığını ve ordu içinde bir grubun AK Parti hükümetinin devrilmesini ardından neler yapılacağını en ince ayrıntısına kadar planladığını gösteren bu belge "Çok gizli" damgasını ve "Milli Mutakabat Hükümeti Programı" başlığını taşıyor. Balyoz Darbe Planı'nı hazırlayanların Ankara'da iş başına getirmek istediği bakanlar kurulunun tam listesi şöyle: Rıfat Hisarcıklıoğlu (Başbakan) Hikmet Çetin (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı) Yıldırım Aktuna (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı) Necmettin Karaduman (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı) Süheyl Batum (Devlet Bakanı) Mehmet Moğultay (Devlet Bakanı) Mehmet Nuri Yılmaz (Devlet Bakanı) Türkan Saylan (Devlet Bakanı) Mehmet Seyfi Oktay (Adalet Bakanı) Kemal Yavuz (Milli Savunma Bakanı) İsmet Sezgin (İçişleri Bakanı) İsmail Cem (Dışişleri Bakanı) Zekeriya Temizel (Maliye Bakanı) Kemal Gürüz (Milli Eğitim Bakanı) Ömer İzi (Bayırdırlık ve İskan Bakanı) Kemal Alemdaroğlu (Sağlık Bakanı Işın Çelebi (Ulaştırma Bakanı) Köksal Toptan (Tarım ve Köy İşleri Bakanı) Bayram Meral (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı) Hüsamettin Özkan (Sanayi ve Ticaret Bakanı) Rüştü Kazım Yücelen (Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı İstemihan Talay (Kültür Bakanı) Eyüp Aşık (Turizm Bakanı) Hikmet Uluğbay (Orman Bakanı) Nur Serter (Çevre Bakanı) PEKİ HÜKÜMETİN PROGRAMINDA NELER VARDI? [PAGE] ONBİR YILLIK TEMEL EĞİTİM Program "Eğitim ve Öretim" başlığı altında sorunlu öğretim süresinin on bir yıla çıkarılmasını öngörüyor: Ulusal eğitimin tüm kademelerinde, Atatürk ilke ve inkilaplarını özümsemiş bilimsel düşünceye yatkın bilgi çağının gereklerini yerine getirebilecek donanıma sahip insanlar yetiştirmek asıl hedefimizdir. Zorunlu ve kesintisiz temel eğitimin öncelikle 11 yıla çıkarılması için gerekli çalışmalar yapılacaktır. BİRİ OKULLARI GÖZETLEYECEK Aynı bölümün devamında, "Her seviyedeki eğitim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilecektir. Bu kuurmlarda yıkıcı, bölücü ve irticai faaliyetlerde buluna sahip yönetici ve çalışanlar hakkında Atatürk ilke ve devrimleri çerçevsinde gerekli yasal tedbirler alınacaktır" deniyor. ÖZEL ÜNİVERSİTE KALMAYACAK Ve Özel üniversitelere son verileceği duyruluyor: Özel yükseköğretim kurumları çağdaş ve etkin nitelikli hale getirmek için devletleştirilecektir. Eğitimin her kademesinde yurt olanaklarının artırılmasına özen gösterilecektir." EKONOMİDE 1922'YE DÖNÜŞ Programın "Ekonomik politikalar" başlıklı bölümü Balyoz Darbesi'nin küreselleşmiş piyasa ekonomisine mesafeli devletçi ulusalcı bir çizgide iktisadi kararlar alacağının habercisi.. Bu bölümün girişinde söz Mustafa Kemal'e bırakılıyor: "Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır" Atatürk bu devletin tam bağımsız olabilmesi için ekonomik bağımsızlığın şart olduğunu vurgulamış ve kapitülasyonları kaldırmıştır. 1923'de İzmir'de İktisat Kongresi'ni düzenleyerek kongrede ulusal bağımsızlık ilkesinden kesinlikle taviz vermeyeceği ve bu ilke içinde kalkınmanın gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır. AVRUPA BİRLİĞİ EŞİTTİR SEVR Darbe hükümetinin "Sevr sendromundan" muzdarip ekonomik programda devletçi ekonomik politikalar sayesinde "ülkenin bir zamanlar uçak satacak duruma geldiği büyük bir ciddiyetle anlatılıyor. PARA FONUNA HAYIR Darbe hükümetin ekonomik programı bu minvalde devam ediyor. İzleyen bölümü ara başlıklar eklemek dışında müdahale etmeksizin aynen aktarıyoruz Bir taraftan Uluslararası şirketler IMF ve Dünya Bankası yoluyla devletimizin bütçesine yön vererek ülkemizi kıskaca almaya çalışmakta, diğer özelleştirmeler, KİT'lerin satışı, Uluslararası Tahkim, AB'ye uyum yasaları ve tehdit kanunları ile ulusal kaynaklarımız yabancılara peşkeş çetilmektedir. SİLAHA DAHA ÇOK PARA Silahlanma ve askeri konut harcamalarının artırılmasını öngören bölüm geliyor: "Vatanın ve ulusun bekaası ile ilgili doğrudan ilgisi nedeni ile Silahlı Kuvvetlerle ilgili yatırım harcamalar ve ihtiyaçlar ve çağın gerekleri doğrultusunda artırılacaktır. Silahlı Kuvvetlerin morernizasyonuna hız verilecektir. Silahlı Kuvetlerimizin iç ve dış tehditleri caydırmada NATO ve AB bünyesindeki faaliyetleri ulusal çıkarlamızla paralel olarak sürdürülecektir.
Balyoz darbesiyle AK Parti'nin devrilmesinden sonra kabine kurulacaktı. İşte o bakanların isimleri..
Üç sene önce Kuruçeşme Arena'da mükemmel bir konser veren ünlü şarkıcı Shakira, yeniden İstanbul'a geliyor. Ünlü şarkıcı Shakira, terlik ve ayakkabı firması Polaris'in reklamlarında oynamak için önümüzdeki ay içinde İstanbul'a gelecek. Lübnan asıllı bir anne ve Kolimbiyalı bir babanın kızı olan 30 yaşındaki Shakira, reklam filmini kendi kliplerini çeken yönetmeniyle çalışmak istediğini söyledi. Bakalım ülkemize yeniden gelen Shakira, reklam filmiyle sınırlı kalmayıp, konser de verecek mi ?
Ünlü şarkıcı Shakira üç sene önce verdiği konserden sonra yeniden İstanbul'a geliyor.
Öğrenciler ve öğretmenler 2 hafta tatil yapacak. Okulla bu yıl tanışan 1 milyon 307 bin ilköğretim öğrencisi ise ilk kez karne alacak. Resmi ziyaret için Azerbaycan'da bulunan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğrencilerin karne heyecanını Bakü'deki Türk Anadolu Lisesi'nde paylaşacak. İlk yarısı 24 Eylül 2009'da başlayan 2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak. İkinci dönem, ilköğretim ve lise son sınıf öğrencileri için sınav heyecanıyla geçecek. İlköğretim ikinci kademe öğrencileri Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) katılacak. İlköğretim 6. sınıf öğrencileri 12 Haziran, 7. sınıflar 6 Haziran, 8. sınıflar ise 5 Haziran'da SBS'ye girecek. İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyanların katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2 Mayıs'ta yapılacak. Eğitim-öğretim yılı 18 Haziran'da tamamlanacak. Bu arada karne notlarıyla birlikte öğrencilerin tüm bilgilerinin yer aldığı e-okul sistemindeki tıkanma, okul yöneticilerini sıkıntıya soktu. Öğrencilerin son notlarının girilmesi ve karne çıktılarının alınması için iki gündür internet başında bekleyen okul yöneticilerinden sabahlayanlar oldu. İnternet sitesinin kilitlenmesine sebep olarak 'yoğun giriş' gösterilirken, bakanlık yetkilileri dün öğle saatlerinde 'sistemi sadece okullara açarak' çözdüklerini duyurdu. Ancak buna rağmen e-okul'a giremediklerini bildiren okul yöneticileri, sistemin düzelmemesi halinde karne vermelerinin mümkün olamayacağını söyledi. İnternet sitelerine planlı bir saldırının olduğunu düşünen yetkililer, siteye aynı anda 1 milyon giriş yapıldığı için kilitlendiği kaydetti.
İlk ve ortaöğretimde okuyan yaklaşık 15 milyon öğrenci bugün karne alıyor.
Genelkurmay'ın Balyoz Harekatı ile ilgili açıklamasını "Genelkurmayın yalanı" olarak niteleyen Taraf yazarı Ahmet Altan'dan çok sert bir yazı geldi. Altan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a hitap ettiği yazısında 'Hiç mi yüzünüz kızarmıyor?' diye sordu. İşte Altan'ın zehir-zemberek o yazısı: - Bizim Genelkurmay'ın "Balyoz Darbe Planı"yla ilgili yaptığı açıklamayı okudum. Bu açıklamayı yapan Genelkurmay, bizim belgelerini yayımladığımız "seminerin" varlığını kabul ediyor. Ve bu seminerde hazırlanan planları sahipleniyor. "Balyoz Darbe Planı yoktur" demiyor, "öyle planlar yapılmadı" da demiyor ama "öyle planlar yokmuş" izlenimi yaratacak bir üslup kullanıyor. Şöyle diyor: "Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir." Kilit kelime "iddialar" kelimesi. Yani ortada bizim yayımladığımız belgeler, krokiler, timler, planlar yok, sadece "iddialar" var. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, böyle bir açıklama yayınlayıp bizim yazdıklarımıza "iddialar" dediğine göre demek ki binlerce sayfalık bu metinleri okudu. Okuduktan sonra da orada gördüklerine "ordu" adına sahip çıkması gerektiğine karar verdi. Şimdi Başbuğ'a sormak istiyorum o binlerce sayfalık seminer belgelerini okudunuz mu? Okuduktan sonra mı savunmaya karar verdiniz? Savunduğunuz o belgeleri sahiplenerek, o seminerde işlenen suçları da sahiplendiğinizin farkında mısınız? Farkında olmalısınız. Bu açıklamanızla birlikte artık sizi de "kapsayan" bu "iddiaları" bir konuşalım o zaman. Birinci Ordu'da "dış tehditler" konulu seminerde bir "darbe planı" hazırlandı, bunun belgelerini yayımlıyoruz. Bu belgeleri bize o dönemde Birinci Ordu'da görev yapmış bir subay ulaştırdı. Bizim yayımladığımız belgelerin orijinal metinlerinin hazırlandığı "bilgisayarların" kimlere ait olduğunu gösteren bilgisayar bilgileri de o CD'lerde kayıtlı. Biz bu belgeleri ve CD'leri savcılığa da teslim ettik. Emirlerin üstünde "tarihleri, numaraları, emri verenlerin imzaları" var. Sizin "aklı ve vicdanı olan kimsenin kabul edemeyeceğini" söylediğiniz o hazırlıklar gerçekten de akla ve vicdana aykırı işler. Zaten soru da bu. Akla ve vicdana aykırı işleri planlayan insanları neden orgeneralliğe kadar yükseltiyor ve bu eylemlere daha sonra sahip çıkabiliyorsunuz? Neden bu belgelerin varlığını kesin bir şekilde yalanlamadan, "yalanmış izlenimi" yaratacak ifadeler kullanıyorsunuz? Neden gerçekleri saklıyorsunuz? Halkınıza yalan söyleme hakkını nereden buluyorsunuz? Bu kadar ciddi bir olayı "hemen soruşturmak" için harekete geçeceğinize, bunlara "iddia" deyip üstünü örtmeye nasıl cüret edebiliyorsunuz? Ordunun işlediği bütün suçların üstünün örtülmesine alışkın olduğunuzdan, karşılaştığınız bu "yeni" durumu algılamakta zorlanıyorsunuz sanırım. Durumu daha "net ve açık" olarak anlamanıza yardımcı olabilmek için "camileri bombalamak" görevini alan "timleri" bugün isim isim açıklıyoruz. "Camileri bombalama" görevini veren, görevi tarifeden, timleri oluşturan subayların adları emirlerin altında yer alıyor, emirler de onların "bilgisayarlarında" yazılmış zaten. Buna ne diyeceksiniz? Cami bombalamak, bizim ordunun "dış tehdide" karşı aldığı bir önlem mi? Sizin göreviniz, halkı "düşmana" karşı korumak mı yoksa düşmana hiç ihtiyaç bırakmadan kendi halkınızın gittiği camileri bombalamak mı? Yönettiğiniz orduda hazırlanan böyle bir emir hiç mi yüzünüzü kızartmıyor? Neye sahip çıkıyor, neyi savunuyorsunuz? Neden bunları araştırmak yerine, bu hazırlıklara "iddia" deyip geçiştirmeye uğraşıyorsunuz? "Ordunun işlediği suçlar, suç sayılmaz" anlayışından kurtulamayacak mısınız? "Kendi jetimizi düşürmeyi" öngören planın, o "seminer" kapsamında Hava Harp Akademisi'nde hazırlandığını, bu planın hazırlandığı "bilgisayarın" kaydının bulunduğunu gerçekten bilmiyor musunuz? Bir ordu kendi jetini düşürmeyi planlar mı? Böyle ordu olur mu? Bakın general, sizinle anlaştığımız tek nokta var, o da, bunların "akla ve vicdana" aykırı olduğu. Size tavsiyem, akılsız ve vicdansız planları sahiplenmeyin. Bu belgeleri kendiniz inceleyin, suçluları ortaya çıkartın. Böylesi, utanç verici yalanlar söylemekten daha iyidir. Balyoz Darbe Harekatı ile ilgili diğer yazarlar ne dedi? Bir sonraki sayfayı çevirin [PAGE] Şamil Tayyar Star Gazetesi - Asker ocağı Kurtlar Vadisi’ne döndü Taraf Gazetesi, Balyoz Darbe Planı’nı yayınlayınca, planın mimarı olduğu iddia edilen Orgeneral Çetin Doğan, “t24” adlı haber sitesine yaptığı ilk açıklamada, “Bu bir harp oyunu” dedi. Düşmanın adı “AKP” diye yazılmış, bombalanacak camilerin isimleri tek tek sıralanmış, 200 bin tutuklama için stadyumlar ayarlanmış, gazeteciler “yandaş” ve “karşıt” olarak tasnif edilmiş, adı da “Balyoz” kod adlı harp oyunuymuş. AK Parti Genel Merkezi’nde düşmanın “Genelkurmay” olarak tanımlandığı bir “siyaset oyunu” bulunsa, önce muhtıra verilir, ardından sorgusuz sualsiz kapatılırdı. Ben de tersten bakıp “TSK kapatılsın” demiyorum. Mümtazer Türköne gibi “Nizam-ı Cedid ordusu kurulsun” iddiasında da değilim. O da çare değil. Gel gör, Osmanlı Padişahı 3. Selim’in Nizam-ı Cedid için yaptırdığı Selimiye Kışlası’nda hala “darbe” senaryoları pişiriliyor. Önemli olan, Ahmet Altan’ın dediği gibi, kuşaktan kuşağa “bozuk gen” gibi aktarılan darbe kültürünün bertaraf edilmesidir. Plan mı oyun mu? Bunun için her türlü tezgahın üzerine gidilmesi, başarıya ulaşırsa “darbe”, deşifre edilirse “oyun” kurgusunun da artık bozulması gerekir. Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, 5-7 Mart 2003 tarihindeki Selimiye toplantısında aynen şöyle diyor: “Bu bir jenerik senaryo ama günümüzdeki gelişmelerle paralellik taşıyor.” Daha sonra aynı koltuğu oturacak olan General Ergin Saygun da benzer bir tespitte bulunuyor: “Bu bir EMASYA değildir. Bu bir devletin bekasıyla ilgili bir şey.” 1.Ordu Kurmay Başkanı Albay Süha Tanyeri dahil çok sayıda komutan benzer görüşlerini dile getiriyor. Yani, “oyun-moyun” değildir. Atabeyler Operasyonu’nu hatırlayın. Sanıklarda silah ve mühimmatın yanı sıra Başbakan Erdoğan’ın Subayevleri’ndeki konutuna ait krokiler ve yemin metinleri ele geçirildi. Gözaltına alınan Astsubay Yasin Yaman şöyle dedi: “Atabeyler ismi, kurs gördüğüm dönemde kursiyerlerin kendi seçtikleri bir grup ismidir. Yemin de kursta senaryo gereği yazılan bir yemindir. Diğer adres ve krokiler de eğitim amaçlı, hayali adres ve dokümanlardır.” Elazığ’ın Karakoçan ilçesindeki Koçyiğitler Piyade Taburu’nda Üsteğmen Mehmet Tümer, bir askerin eline verdiği pimi çekilmiş bombanın patlaması sonucu 4 askerin şehit olmasına yol açtı. Mahkemede kendini şöyle savundu : “Eğitim amaçlı el bombasının pimini çektim. O sürede kavgalı iki askerle ilgilendim, eğitimi tamamlayamadım.” Düşünün; bu nasıl asker ocağı ki, başbakanın evininin krokisi eğitim amaçlı kullanılabiliyor, iktidar partisinin ismi “düşman” hanesine yazılıp harp oyunu kurgulanıyor, pimi çekilmiş el bombası “eğitim malzemesi” sayılabiliyor. Bunlar tesadüf mü? Sözüm ona bu hayali senaryoların, gerçekleşen kimi eylemlere paralellik arz etmesine ne demeli, nasıl bir açıklama yapmalı? 2004 yılında Başbakan Erdoğan’ın oturduğu Subayevler’de 28 Ekim günü 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı provaları bahanesiyle savaş uçaklarının uçurulması, içlerinden bir F-4 uçağın alçak uçuşu sırasında Aksa Camii minaresi “alem”inin kırılması, bir kaza mıdır? O uçağın pilotu Tuğgeneral Kürşat Atılgan daha sonra MHP’den Adana milletvekili seçildi, herhalde söyleyecekleri vardır. Çetin Doğan’la birlikte “Harp Oyunu”na katılan Orgeneral Ergin Saygun’un 2006 yılı Kasım ayındaki Hudson Enstitüsü’ndeki temasları hala hafızalardadır. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matt Bryza’nın eşi Zeyno Baran’la yaptığı görüşme de biliniyor. Baran, bu toplantının hemen ardından aralık başında Newsweek Dergisi’nde yayınlanan analizinde, “Türkiye’de 2007 yılında askeri darbe ihtimali yüzde 50” dedi. Baran, tepkiler üzerine, kaynağını “görüştüğü üst düzey subay” olarak açıkladı. 13 Haziran 2007 günü Hudson Enstitüsü’ndeki toplantıya katılan isimlerden biri de Orgeneral Çetin Doğan’ın “Harp Oyunu” oyuncularından SAREM Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri idi. O toplantıya ilişkin dehşet senaryoları çok konuşuldu, tartışıldı. Hatırlayalım: 1- Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’ya suikast, 2- PKK’nın Beyoğlu’nda 50 kişiyi öldürmesi, 3- İran’ın silah yüklü trene saldırması. Filmi sadece bir yıl geriye saralım. 17 Mayıs 2006’da Danıştay’a baskın düzenlendi, bir hakim öldürüldü. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink katledildi. 18 Nisan 2007’de Malatya’da misyonerler cinayeti işlendi. 23 Mayıs 2007’de Ulus Anafartalar’da bombalı eylem düzenlendi, 10 kişi öldü, 90 kişi yaralandı. 25 Mayıs 2007 günü Bingöl sınırında silah yüklü trene bombalı saldırı yapıldı. Soruyorum; bu kanlı eylemler de bir oyun mu, oyunun parçası mı? “Harp Oyunu” kanlı mı oynanıyor, kansız mı? Tersi bile vahim. İtiraf etmeliyim; asker ocağını peygamber ocağı olarak bilirdim, meğer Kurtlar Vadisi’ne dönmüş, ortalık oyundan, oyuncudan geçilmiyor. Mustafa Karaalioğlu Star Gazetesi Darbeyle bu kez kim hesaplaşacak? - Türkiye’de artık darbe olamaz çünkü bu ülkenin medyası artık çok sesli, sivil toplumu öksüz değil, siyaseti de yalnız değil. Bu demokratik dinamiklerin gücü ve becerisi sayesinde bu ülkede artık darbe olamaz... Ama, “darbe olamaz” demek, “Darbe planları, darbe heveskarları, darbe yandaşları yok” demek değildir. Aksine, daha fazla vardır. Güçlü halk desteğine sahip tek parti iktidarı, güçlü sivil toplum, güçlü demokrat medya ortaya çıktıkça, eski düzenin egemenleri, resmi ideolojinin müstefidleri ve ezelden demokrasi düşmanları daha da celallenmektedir. Daha çaresiz, daha öfkeli ve daha darbeci olmaktadırlar. Eşit şartlarda iktidarı elde edemeyeceklerini gördükleri için tek çare olarak gördükleri darbenin yolunu gözlemektedirler. “Darbe olamaz” demek aramızda, kurumların içinde, medyada vs darbeciler gezinmiyor demek değildir. Aynı şekilde “Adamlar sadece düşünmüşler, uygulamamışlar ki” diyerek darbe yandaşlığı yapmanın da kabul edilebilir tarafı yoktur. Zira, 27 Mayıs’tan, 12 Mart’tan, 12 Eylül’den ve 28 Şubat’tan çok iyi biliyoruz ki darbe yolları döşenirken kan akıtırlar, karmaşa yaratırlar, insanların hayatını karartırlar, medyayı kullanırlar, siyaseti köşeye sıkıştırırlar. Darbeyi böyle yaparlar. Yapamasalar da geride sayısız cürüm bırakır öfkeyle köşelerine çekilirler. Muvaffak olamamak darbeciyi kurtarmaz. Muvaffak olamamış darbeciye kol kanat germek de destekçilerini kurtarmaz. 2003 tarihli Balyoz darbe planı geçmişte başarıya ulaşan darbelerden hiç de farksız olmayan bir harekat silsilesini içeriyor. Eski darbeler için nasıl ortam yaratılmışsa, nasıl provokasyonlar yapılmışsa, nasıl kamuoyu yönlendirilmişse, nasıl Maraş ve Çorum katliamları, nasıl 1 Mayıs 1977 Taksim katliamı yapılmışsa, tam da onlar gibi yeni cinayetler ve katliamlar içeriyor. Çılgınca, acımasızca... “İnsanlar ölsün, kaos çıksın, ekonomik kriz planlansın, şehit cenazelerinin sayısı artırılsın!...” Bunlar olsun ki ülke yönetilemez olsun ve Birinci Ordu Komutanı darbeyle iktidara gelebilsin. Hem darbe lideri olacağı varsayılan şahıs, hem de Genelkurmay Başkanlığı planı doğrulamaktadır. Genelkurmay açıklaması TSK’daki üslup değişiminin teyidi açısından olumludur da. Ancak, bu iddialara inanmanın akıl ve vicdanla bağdaşmayacağı söylenmektedir. Genelkurmay da bizim gibi çok şaşkın ve iddiaları inanılmaz mı buluyor, yoksa Çetin Doğan ve ekibinin darbe yapacağına inanmayı mı vicdansızlık olarak görüyor? Burası pek belli değil... Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarını hazırlayan devre arkadaşı komutanların notlarından biliyoruz ki, onlar da Doğan’ın bir darbe hazırlığı içinde olduğuna inanıyorlar. Ya da Genelkurmay cami bombalama, şehit sayısını artırma, El Kaide terörünün teşvik edilmesi gibi eylemlerin tatbikat planı içinde bulunmasına mı isyan ediyor? Bilemiyoruz... Balyoz belgeleri de 2003 yılında Türkiye’nin apaçık bir darbe tertibiyle karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor. Darbe günlüklerinden sonra bir kez daha ete kemiğe bürünmüş bir başka darbe planı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Okuduklarımızdan anlaşılan odur ki, bu plan dehşetli tasarımlar içermektedir, akıl almaz tertipler, akla hayale gelmeyecek kışkırtmalar tanzim etmektedir. Planda, asker-sivil bürokrasinin, iş dünyasının ve medyanın bir kesiminin “yandaş” olduğu da ileri sürülmektedir. Bunlar kabul edilebilir iddialar değildir. Ve elbette, bir listede adı bulunmak kimseyi suçlu da yapmaz. İnanıyorum ki bu kez önce, adı “Harekata kamuoyu desteği sağlanmasında faydalanılacak medya mensupları” listesine konmuş gazeteciler darbeyle hesaplaşacaktır. Bu kez ilk kez ismi bu darbeyle anılan isimler gerçeğin sonuna kadar araştırılması ve bu sürecin sulandırılmaması için gayret göstereceklerdir. Bu kez onlar da darbenin caydırıcı unsuru olacaklardır. Anlaşılan o ki bu kez sulandırıcıların işi de zor olacaktır. [PAGE] Gülay Göktürk Bugün Gazetesi Bir türün yok oluşu - İnanılacak gibi değil hakikaten. Bir değil, üç değil, beş değil... 29 general ve 133 subay birlikte oturup planlamışlar, konuşmuşlar Balyoz dedikleri toplu katliam planlarını. Sıradan subaylar değil, seçkin kurmaylar, gözbebeğimizin gözbebekleri (!) bu toplananlar. Yüzlercesi hep birlikte oturup beyin fırtınası yapmış: Hangi cuma hangi caminin bombalanacağını, tahrip kalıbı nereye konursa daha çok zayiat verdirilebileceğini, sokak çatışmalarında mümkün olduğu kadar çok kan dökülmesi için izlenecek taktikleri, kahraman pilotumuzun yanında uçan arkadaşını nasıl düşüreceğini filan konuşmuşlar. Ben size bir şey söyleyeyim mi: Dünyada hiçbir gizli suç örgütü bu kadar küstah olmamıştı. Dudak uçuklatacak katliam planlarını yüzlerce kişinin katıldığı toplantılarda tartışan bir terör örgütü hatırlamıyorum ben. (Ayrıca bu kadar gaddarını da hatırlamıyorum. PKK bile bu kadar acımasız kitle katliamları planlamadı şimdiye kadar. Tersine, sivil zayiatın yüksek olmasından rahatsızlık duydu; minimumda tutmak için gayret gösterdi.) Peki nereden geliyor bu küstahlık? Konu belki de artık hukukun, siyasetin, toplum bilimin alanından antropolojinin alanına doğru kayıyor. Türler'in yok oluş süreci ile ilgili bir durumla karşı karşıyayız: Organizmayı çevresi içinde fonksiyonel ve uyumlu olarak tutan, böylece varlığını sürdürmesini sağlayan sayısız içgüdü ve refleksinden bir ya da birkaçının çökmesi, işlemez hale gelmesi sonucu yok oluşun gerçekleşmesi... Mesela besin zinciri içindeki yerini kaybetmesi, iklim değişiklikleri karşısında adaptasyon yetisi gibi şeyler. Bizim darbeci paşa türümüz sanırım böyle bir refleks kaybı ve içgüdü güdükleşmesi sonucu yok oluşa doğru gidiyor. Besin zinciri içinde var oluşunu borçlu olduğu saldırganlığının gereği olan tedbirli olma içgüdüsü zaman içinde bütünüyle yok olmuş, erimiş. O kadar ki ne yapsa yanına kâr kalışının doğal sonucu olarak, sinerek, saklanarak, gizliden gizliye, ansızın ve hınzırca saldırma, hedefini gafil avlama gibi temel kuralları toptan bir kenara bırakmış. Hedefinin üstüne salkım saçak, ya Allah deyip atılabileceğini sanıyor. Aslında türün yok oluşunun kesin kanıtı olan bu durum çoğu insana bu kadarı da olamaz, bütün bunlar gerçek olamaz, tertiptir, yalandır, düzmecedir, dedirtiyor. Böyle diyenlere hak vermemek kolay değil doğrusu. Hangimiz bugüne kadar doğadan bir türün silinişine bu kadar yakından, bu kadar günü gününe tanık olduk ki... X x x Evet, bu türün bu iklim koşullarında artık yaşamasına imkân yok... Yok olacak, gidecek... Ama yok oluşu kendi haline bırakmanın çok uzun ve acılı bir süreç olacağını görüyoruz. Darbeci general türü yok oluşunu geciktirmek için bütün silahlarını kuşanmış, canını dişine takmış üstümüze saldırıyor. Artık birilerinin bu yok oluşun mümkün olduğu kadar az zayiatla, az acıyla yaşanması için yapılabilecek şeyleri hiç gecikmeden devreye sokması gerekiyor. Ordu içine dal budak salmış bu terör örgütünün her 30 Ağustos'ta parça parça emekli ola ola temizlenmesini mi bekleyeceğiz? İçeride kalanların her yenilgiden sonra, yılmayıp yeni katliam ve iç savaş planları yapmalarına seyirci mi kalacağız? Bu terör örgütünü bunca senedir yaşatan, koruyup kollayan, besleyen geleneği, zihniyeti ve mekanizmaları temizlemek üzere hâlâ harekete geçmeyecek miyiz? Bakın Genelkurmay nasıl açıklamış Balyoz Harekâtı'nı: "Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programı'nda bulunmaktadır. (...) Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır." Yani, biz de biliyorduk o toplantıyı diyor. Sıkıyönetim getirmek ardından da darbe yapmak için katliam ve iç savaş kışkırtıcılığı planlanması bizim bilgimiz ve iznimiz dahilinde yapıldı diyor. Eğer bu hükümet, bu parlamento, bu halk, bu akıl almaz açıklamayı da sineye çekerse yapacak bir şey yok. Çünkü o zaman bu ülke demokrasiyi hak etmiyor demektir. Nuh Gönültaş Bugün Gazetesi Elinde balyoz olan - Toplumda yaygın olarak kullanılan ve bir tür kriz çözme yöntemi olarak görülen bir söz var: "Elinde çekiç olanlar herkesi çivi gibi görür." Buradan hareket ederek şu Balyoz Darbe Planı konusuna gelirsek belki şöyle demeliyiz: "Elinde balyoz olanlar herkesi ezilecek malzeme olarak görür." Nitekim şu Balyoz Planı denilen darbe hazırlığında milletin bir balyoz ile bir daha ayağa kalkmamak üzere ezilmesi planlanmış. Balyoz planı bugüne kadar ortaya çıkan darbe planları içinde en korkunç, en kanlı ve en hastalıklı olanıdır. 12 Eylül Bayrak Harekâtı planı esas alınarak hazırlanmış. Bu da Balyoz Planı'nın sonuçlarının 12 Eylül gibi olacağını gösterir. 12 Eylül'de çocuk yaştaki insanlar darağaçlarında sallandırıldı. Türkiye bütünüyle bir yarı açık cezaevi haline getirildi. Türkiye'yi 12 Eylül'e getiren günleri hatırlayın. Türkiye'de 11 Eylül'e kadar kan akıyor, ülkenin her yerinde sıkıyönetim var, asker yönetime ortak fakat 12 Eylül günü yönetime el konulunca kan duruyor! Balyoz Planı'nın esası tam bir kontrgerilla taktiğidir. Önce bir kısım kişilere bir kısım suçlar işlettiriliyor. Sonra bu suça müdahale edilip kanlı şekilde bastırılıyor. Bu arada oluşturulmak istenen toplumsal hassasiyet için topluma medya vasıtasıyla yön veriliyor. Mevcut hükümetin sıkıyönetim ilan etmesi sağlanıyor. Ortam gerekli görülen kanlı oyunlarla olgunlaştırılınca da yönetime el konuluyor. Şimdi... Balyoz Planı'nda dikkatimi çeken bir nokta var. Plana göre ki plan 2003 yılında hazırlanmış, planın icra aşamasında toprağa gömülü silahların çıkarılarak kullanılmasından söz ediliyor. Oysa Ergenekon çerçevesinde yapılan kazılarda ortaya çok sayıda silah ve mühimmat çıktığında Genelkurmay Başkanı "TSK'nın yeraltında artık silahı yoktur. En son silah da 1998 yılında toprak altından çıkarılarak depolara kaldırılmıştır" diyordu. Madem öyle bu sözü edilen silahlar nedir? İşte bu, 2003 yılında yeraltındaki silahlar durumu söz konusu, o halde bu durum Balyoz Planı'nı Ergenekon'a bağlar! Asıl vurgulanması gereken noktalardan biri de Balyoz Darbe Planı hazırlandığında Orgeneral Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı, bugünkü Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da darbe günlükleri 2003-2004 döneminde Genelkurmay İkinci Başkanı'ydı. Mustafa Balbay günlüklerinde Şener Eruygur, İlker Başbuğ'dan şikayetçiydi. Niçin? Bu süreçte Özkök'ün yanında yer aldığı için. Balyoz Planı'nı hazırlayan Çetin Doğan diyor ki; "Hilmi Özkök Paşa'nın plandan haberi vardı." Evet doğru, haberi vardı ve sizi sürekli takip ettirdiği için siz bu planı yürürlüğe koyamadınız! İlker Başbuğ ise sizlere göre Özkök'ün adamıydı! [PAGE] Taha Akyol Milliyet Gazetesi 'Darbe değil tatbikat'! TARAF gazetesinin açıkladığı “Balyoz Planı” hakkında Genelkurmay, “Darbe değil, tatbikat planı” diyor. Acaba öyle mi? “Plan”da Yunanistan’la savaş çıkıyor! Savaş sırasında ülke içinde özellikle İstanbul ve çevresinde “irticai” unsurlar orduya saldırıyor falan... Öyle bir durum ortaya çıkarsa anayasal düzen ve güvenlik nasıl korunabilir? Böyle bir ihtimal üzerine ‘tatbikat senaryosu’ yazmak zamanımızda fevkalade uçuk bir fanteziden öteye gidemez. Ama olsun, diyelim ki, 2003’te Org. Çetin Doğan karargâhı böyle bir fanteziye kapıldılar... Ve diyelim ki, böyle bir fantezi üzerine “Plan Semineri” yaptılar... Bu işten anlayan askerler söylüyor; bu tür senaryolarda “kırmızı kuvvetler, mavi kuvvetler, dost, düşman unsurlar” falan gibi soyut terimler kullanılır. Halbuki “Plan”da canlı, reel, maddi ve güncel isimlerden, hedeflerden, dahası, “hükümeti düşürmekten” bahsediliyor! Soyut bir senaryo dili değil, anayasal hükümeti devirmeye dönük bir ‘plan’ın dili kullanılıyor. Kriz ve çatışma! Genelkurmay, bu “Plan Semineri”nin gayesinin “dış tehdide ilişkin olarak hazırlanan Harekât Planlarını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamak” olduğunu ve “Geri Bölge Emniyeti, savaş hali... sıkıyönetim konuları üzerinde de durulduğunu” söylüyor. Halbuki zamanı belirsiz ve soyut bir senaryo değil bu... “Plan”da, AKP hükümetinin nasıl düşürüleceği, yeni hükümetin nasıl kurulacağı, bürokrasiye nasıl el konulacağı anlatılıyor! Bu amaçla provokatif terör eylemleri yapılması öngörülüyor! Camiye bomba atmak, provoke olan ‘irticai’ kitleleri askerle çatıştırmak falan gibi... “Artan şehit cenazeleri... sürekli irtica haberleri” gibi! Ve ilaveten, deniliyor ki: “Ülke ekonomik darboğaza sürüklenerek, AKP hükümetine karşı büyük çaplı toplumsal gösteriler için zemin hazırlanacak...” Bütün bu felaketler, “Plan”da belirtildiği gibi, “Halkın ‘TSK gereğini yapsın’ diye düşünmesini sağlamak” için öngörülüyor! Bir savaşın ortasında, ülkesini böyle ekonomik krize sürüklemek ve meşru hükümeti devirip bir de siyasi kriz yaratmak gibi bir “Senaryo” olabilir mi?! Ne dersiniz Sayın Org. Başbuğ?.. Askeri ideoloji Savcılık olaya el koydu. Soruşturmanın sonuna kadar götürülmesi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu aşamada, askerler için de ülke için de sıkıntılar yaratan ciddi bir zihniyet sorununa bir kere daha dikkat çekmek istiyorum: Askeri ideoloji... Sadece yapılmış darbelerde değil, Ergenekon konularından Kafes’lere, Balyoz’lara uzanan ve orduyu da yıpratan bütün “Plan”lar belli bir zihniyetten kaynaklanıyor; özetle “Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır” diyerek hukuku ve demokrasiyi ‘ikincil’leştiriyorlar. Atatürk’e ait olmayan bu ‘uydurma hadis’ türü slogan, bu “Plan”da da yer alıyor! Nasıl bir dar kafalılık yarattığı ortada. Söz konusu olan vatansa, başta akıl sağlığı olmak üzere, bilgi, hukuk, meşruiyet, yaşadığı dünyayı tanıma, ufuk genişliği gibi değerler çok daha gerekmez mi? Müdahalelerin ülkeye verdiği zararları görmemek böyle bir ideolojik körlüktür. TSK, ideolojisini çağımızın standartlarına göre gözden geçirmelidir. Aslında bu oluyor ama yavaş... Bu zihniyetten süratle kurtulmadıkça, ülke de ordu da böyle sıkıntıları yaşayacak, çağımızın zamanı hızla akıp giderken... Fikret Bila Milliyet Gazetesi Plan Semineri'nin sorunlu yönleri Taraf gazetesinin gündeme getirdiği ve “Balyoz Darbe Planı” olarak sunduğu dokümanla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı dün bir açıklama yaptı. Genelkurmay, açıklamasında söz konusu çalışmanın, “2003-2006 Tatbikat Programı”nda yer alan bir “Plan Semineri” olduğunu duyurdu. Genelkurmay, açıklamasında ayrıca, “Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiç kimsenin kabul etmesi mümkün değildir” vurgusu yaptı. Ortaya atılan iddialar ise bu çalışmanın, “kanlı bir darbe planı” olduğu, darbe ortamı oluşturmak için Fatih ve Beyazıt camilerinin bombalanması, bir savaş uçağımızın Yunanistan tarafından düşürülmesi için gerginliğin tırmandırılması, gerektiğinde kendi savaş uçaklarımız tarafından düşürülmesi, 200 bin kişinin tutuklanması gibi eylemlerin planlandığı yönündeydi. Seminer metninde var mı, yok mu? Genelkurmay, çalışmanın “1. Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen plan semineri” olduğunu açıkladı. Dönemin 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan da aynı açıklamayı yapmıştı. Ayrıca Çetin Doğan Paşa, camilerin bombalanması, kendi uçağımızın düşürülmesi gibi ifadelerin metne sonradan “kopyala-yapıştır” yöntemiyle eklendiğini belirtti. Bu çalışmanın sorunlu yönlerinden biri, “Tatbikat Semineri” için neden böyle bir konunun seçildiğidir. Bir diğeri ise cami bombalama ve uçak düşürme senaryosunun orijinal metinde olup olmadığıdır. Çünkü kamuoyunda şaşkınlık ve tepki yaratan, metinde bu eylemlerin bulunduğu iddiasıdır. Çetin Doğan Paşa, böyle bir şey olabilir mi, sonradan eklenmiş, diyor. Bu durumda Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasında bu konuya ilişkin bilgiye yer verilmesi kamuoyu açısından daha tatmin edici olurdu. Bu tür eylemlerin orijinal senaryo metninde olup olmadığı konusu açıklığa kavuşturulabilirdi. Gerçek kişi ve kurum isimleri Tatbikat Semineri’nin tartışma yaratacak yönlerinden biri de gerçek kişi ve kurum isimlerinin kullanılmış olmasıdır. Çalışma, harp oyunu/tatbikat semineri ise gerçek kişi ve kurum isimlerinin kullanılması doğru değildir. Nitekim, Taraf’ta yer alan habere göre gerçek gazeteciler sınıflandırılmış; bir kısmı tutuklanacak gazeteciler bir kısmı yararlanılacak gazeteciler olarak ayrılmış. Listelerde hemen hemen hepimizin ismi var. Adına senaryo da seminer de deseniz, gazetecilerin bilgileri dışında listelenmeleri yanlıştır. Bu tür sınıflandırmalar nedeniyle meslektaşlarımızın zarar gördükleri bilinmektedir. Bu itibarla, gerçek kişi ve kurumların bu şekilde listelenmesi de bu listelerin yayımlanması da doğru değildir. Bilgi kirliliği Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bir süredir TSK’ya karşı asimetrik psikolojik savaş yürütüldüğünü söylüyor. Org. Başbuğ’un bu saptaması doğrudur. Böyle bir faaliyet yürütülüyor. Genelkurmay Başkanlığı, dünkü açıklamasında da gündeme gelen iddiaların ciddiye alınmasının ve bilgi kirliliğinin toplumda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edileceğine dikkat çekiyordu. Ancak, bilgi kirliliği ve bu kirliliğin kullanılmasını önlemenin yolunun, doğru ve yeterli bilginin zamanında kamuoyuna sunulması ve psikolojik savaşta kullanılabilecek nitelikte malzeme üretilmemesi olduğu da unutulmamalıdır. [PAGE] Cengiz Çandar Radikal Gazetesi Genelkurmay ve hükümete birkaç basit soru... Taraf gazetesi önceki gün Silahlı Kuvvetler bünyesinde hazırlanan ‘Balyoz Planı’nı patlattı. Bugüne kadar ortaya saçılan belgelere kapsamı ve içeriği bakımından pek benzemeyen, onları fersah fersah aşan vahşi bir ‘senaryo’ açığa çıktı ve ‘artçı şokları’ ardı ardına geliyor. ‘Artçı şoklar’ın her biri, kendi başına bir bomba niteliğinde, ‘infilâklar’la devam ediyor. 2003 yılına ait ‘Balyoz Planı’nın tepesinde oturan dönemin Birinci Ordu Komutanı, emekli Orgeneral Çetin Doğan, önce t24.com.tr adlı internet sitesine açıklama yaptı, sonrasında çeşitli televizyon kanallarının ekranlarında boy gösteriyor. İlk açıklaması galiba en doğru olanı; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere Harp oyunu, Plan Tatbikatı ve Seminerler yapılması doğal bir uygulamadır... TSK’nın nitelikleri anayasada yazılı Türkiye Cumhuriyeti’ni her türlü dış ve iç tehditlere karşı koruma ve kollama görevi bulunmaktadır. İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK’nın her kademede elbette planları vardır. Bununla ilgili olarak Genelkurmay Harekât Başkanlığım döneminde İçişleri Bakanlığı ile protokol da imzalanmıştır. İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır.” Böyle dedi. Çetin Doğan, tanıdık bir isim, tanıdık bir sima. 28 Şubat ‘postmodern darbesi’ döneminde, Genelkurmay’da yargı organlarından basın mensuplarına, YÖK’e vs. için düzenlenen brifingleri o verirdi. Televizyon ekranlarında iki gün boyunca Türkiye’de II. Abdülhamit döneminden beri görülmeyen bir baskı ve sansürden yakınıyor. (Sivil vesayetten sözünü edenlerin kulaklarını çınlatıyor) Ancak, nasıl bir şikâyetse bu, ekranlarda sürekli ağzına geleni istediği gibi söylüyor ve ekranlar onunla aynı dalga boyundan konuşan emekli askerler ve sivil uzantılarıyla dolu. Zaten Taraf’ın patlattığı bombalardan biri, medyaya ilişkin. Medya sektöründen benim (ve bu arada Hrant Dink’in de) adlarının yer aldığı 36 kişi, ‘gözaltına alınacaklar’ listesinde. Bir de ‘kendilerinden yararlanılacaklar’ listesi var. 137 kişi. Medyanın kilit noktalarında hâlâ bu 137 kişinin içindekiler bulunuyor. Şayet Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük kepazeliklerinden birini ortaya dökecek olan medya ise, bu ‘kepaze senaryo’da isimleri geçenler bugün itibarıyla medyayı da denetliyor. O nedenle bu konuda, yani ‘gerçeğin ortaya çıkması’ bakımından medyaya ilişkin fazla bir beklenti içinde bulunmak gerçekçi olmaz. *** Zaten Genelkurmay Başkanlığı da, basında yer alan ‘Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı’ haberleriyle ilgili olarak bir açıklama yaptı. Açıklamada “1’inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen ‘Plan Semineri’ne ilişkin çeşitli iddia ve değerlendirmelerin medyada yer aldığı” belirtilerek, “Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programı’nda bulunmaktadır” deniliyor ve şöyle devam ediliyor: “Plan seminerinin gayesi, dış tehdide ilişkin olarak hazırlanan Harekat Planlarını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamaktır. Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır. 1’inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Semineri’nde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde de durulmuştur. Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir. Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir.” Emekli Orgeneral Çetin Doğan ile Genelkurmay açıklaması birleştirildiğinde ortaya çıkan tablo daha da vahim. ‘Minare çuvala sığmıyor’ yani. Çünkü anladığımız kadarıyla söz konusu olan bir ‘hayalî senaryo’, yani bir tür ‘fikir eksersizi’. Bir ‘uygulama planı’ değil. Ama ‘vahim’ yönlerinden biri, Silahlı Kuvvetler içinde kafaların nasıl çalışabildiğinin, nelerin düşünebildiğinin ve Silahlı Kuvvetler mensuplarının enerjilerini neyin üzerine yoğunlaştırdığının ipuçlarını vermesi. Fatih ve Beyazıt Camilerinin nasıl havaya uçurulacağı, ülke içinde nasıl kaos ortamı yaratılacağı, 200 bin kişinin stadyumlara doldurulacağı (1973’te Şili’deki faşist askeri darbeyi hatırlatırcasına), hangi gazetecilerin tutuklanacağı, hangilerinin ‘kullanılacağı’, kendi uçağının düşürüleceği ve günahının hükümetin üzerine yıkılacağı ve bu arada hükümetin devrilmesiyle yeni hükümetin kimlerden oluşturulacağına ilişkin bir ‘hayalî senaryo’dan söz ediyor durumdayız. Taraf gazetesinin elinde 5000 sayfalık malzeme, ses kayıtları, bol miktarda ıslak imza var. “E canım bu bir senaryodur. Hayali bir şey. Uygulama amacı taşımıyor ki. Hem, TSK’nın iç tehdide karşı koruma planları elbette vardır. (Çetin Doğan öyle dedi) EMASYA protokolünün gereğinin yapılması için hazırlık gerekir. Hazırlık aşamasında böyle senaryolar da olur” diyerek geçiştirmeli miyiz? Genelkurmay’a basit bir soru: “’Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir’ diyorsunuz. Ama mesele bu değil. Aklı ve vicdanı olan hiçbir kimse bunları kabul edemez. Doğru söylüyorsunuz. Ancak, bunlar iddia mı; yoksa söz konusu seminerde hazırlanan senaryonun içinde yer alan hususlar mı? Hangisi? Senaryoda böyle şeyler var mı, yok mu?” Soru bu. Ve bu soruyu ‘hayalî senaryodur’ diye geçiştirelim mi? *** Meselenin aslında çok daha derin olduğu besbelli. ‘İç tehdit’ kavramıyla ilgili. Giderek, ‘Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ adlı hiçbir yasal dayanağı bulunmayan bir uygulamayla ve EMASYA adlı 28 Şubat ürünüyle ilgili. TSK’nın ‘İç Hizmetler Talimatnamesi’nin keyfî yorumlanmasıyla ilgili. Türkiye’nin ‘askerî vesayet’ altında bir ülke olarak veya ‘seçilmiş sivil otorite’nin ‘demokratik meşruiyeti’ne dayanan bir ülke olarak yaşayıp yaşamamasıyla ilgili. Türkiye ‘gizli’ ve hiçbir yasal dayanağı olmayan belgelerle mi yönetilecek? EMASYA yürürlükte kalacak mı? ‘İç tehdit’ değerlendirmesini kim yapıyor? Neye göre yapıyor? Hangi hakla yapıyor? TBMM’nin denetimine tabi olmayan bir ‘Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ ve ‘iç tehdit’ olabilir mi? Bu soruların muhatabı ise doğrudan doğruya hükümet. Bir ‘hayalî senaryo’ olduğu iddia edilen ‘Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı’nın ‘irtica’ ile ilgili olarak ‘iç tehdit’ olarak gördüğü bugünün hükümeti... Haluk Şahin Radikal Gazetesi Hipnozlu ülke - Gene ortaya darbe planı iddiaları çıktı, gene toz dumana karıştı, gene büyük çoğunluk olayları salt kendi açısından değerlendiriyor, gene artan kafa karışıklığından başka bir şey kalmayacak geriye. Öylesine bir kutuplaşma içindeyiz ki, ne ‘hakikât’ insanları ilgilendiriyor, ne de Türkiye. Varsa yoksa karşı tarafa atılan goller. Bu arada ne ‘fair play’ düşünen var, ne de centilmenlik. En sportmen bilinenler en ağır faulleri yapıyor. En okumuşların tribününden en galiz küfürler yükseliyor. İlke diye bir şey yok, yalnızca gol var. Böyle aşırı kutuplaşma dönemlerinde, insanlar hipnotize edilmiş gibi davranırlar. Olup bitenlere dışarıdan, bir başkası gibi bakma yeteneğini yitirirler. Nesnel gerçeklik önemsizleşir; daha doğrusu onun ancak ‘işe yarayan’ kısmı algılama alanına girer. Herkes mutlak gerçeği gördüğüne emindir. Darbe görmek isteyen darbe görür, Taraf gazetesinde yayınlananlarda. Yalnız onu görür. Darbeciler iş başındadır! Askere karşı psikolojik operasyon görmek isteyenler onu görür. Hem de en bariz biçimiyle. İç ve dış hainler faaliyettedir! Artık ‘Durun arkadaşlar, ne sen tam haklısın, ne de sen, ama ikinizin de haklı olduğu şeyler var!’ diyecek kimse kalmamıştır. Ya da, tek tük de olsa kalmıştır da, onlara da Kasandra muamelesi yapılır. Malum, Kasandra, Kral Priamos’un hep doğruları söyleyip hiç kimseleri inandıramayan kızıdır. Herkes kendi büyülenmişliğinin esrikliği içinde ‘amok’lu gibi koşmaktadır. * Balyoz ‘darbe plan’ı ya da ‘tatbikât oyunu’ bilgileriyle birlikte bir liste de yayınlandı ‘psikolojik operasyon organı’ ya da ‘gerçeklerin cesur sesi’ Taraf gazetesinde. 2002 yılında ‘darbe planlayanlar’ın basın ile ilgili planları da vardı buna göre. ‘Darbe’ ya da ‘oyun’ gereği, bazı gazeteciler tutuklanacak, bazılarından da darbeye destek beklenecekti. İşe atılan goller açısından değil, olgular açısından bakanlar bunun, 28 Şubat’taki ‘andıç’ skandalının komedi halinde tekrarından başka bir şey olmadığını söylediler. Ama kimse tınmadı. Herkes kendi görmek istediğini gördü. Oysa, sorgulanmalıydı: Aslı neredeydi bu belgenin? Kim yapmıştı bu listeleri? Bir tek subay mı, bir heyet mi, yoksa başkaları mı? Sonradan birileri yeni isimler eklemiş olamaz mıydı bunlara? Konjonktür gereği bazı isimleri çıkartmış olamaz mıydı? Vb., vb. Bir trafik kazası haberinde bile aranan asgari denetim gerçekleşmeden, her şey hipnotize olmuş tarafların beynine boca edildi. Şimdi onlar kızdıklarına daha çok kızıyor, kendilerini daha haklı buluyorlar. Ve ha babam koşuyorlar...
Ahmet Altan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'a çok sert çıktı: Hiç mi yüzünüzü kızartmıyor?
Fatih Camii'ndeki eylemi 1987-35 sicil numaralı Binbaşı Hüseyin Çoban yönetecekti. Keşif timininbaşında ise 1992-2 sicil numarasıyla Yüzbaşı Yusuf Kelleli var. Provokasyondan Astsubay Osman Çetin (1992-141) sorumlu. TİMLERİN TAMAMI JANDARMA'DAN Beyazıt Camiinde bombayı patlatacak timinbaşında Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz (1993-85) var. Keşif yapan üçlü timi ise Teğmen Erdinç Atik (2000-A.48) yönetiyor. Halkı tahrikten ise Astsubay Mustafa Kelleci (1989-906) sorumlu. VİCDANSIZ SAVAŞ OYUNLARI Taraf Gazetesi bugün 1. sayfadan "Camileri bu timler bombalayacaktı" başlıklı haberin iç sayfadaki devamında şu ifadeler yer alıyor: Genelkurmay Başkanlığı'nın yanda yer verdiğimiz açıklaması, Fatih ve Beyazıt camilerini kana bulamayı amaçlayan 'Sakal' ve 'Çarşaf' kod adlı eylem planlarının da "dış tehdide karşı bir eğitim ve tatbikat çalışması" olduğunu ima ediyor Oysa "Balyoz Harekat Planı" ile bağlantılı olarak hazırlanan ve Genelkurmay'ın sahip çıktığı seminerde de içeriğine değinilen bu iki eylem planı, bizzatihi iç tehdit yaratmaya, kaos ve panik o rtamı oluşturmaya ve bu sayede olağanüstü hal, sıkıyönetim ve darbeye zemin sağlamaya dönük talimatları kapsıyor. Bu talimatlarda, salırıları hangi timlerin ve nasıl gerçekleştireceği gayet detaylı olarak anlatılıyor. DOKUZ KİŞİLİK EYLEM TİMİ Fatih Camii'nin bombalanmasıyla ilgili ayrıntıları içeren Çarşaf Eylem Planı, Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz tarafından yazıldı. Belgenin Taraf'taki elektronik kopyası, Jandarma Binbası Hüseyin Özçoban'ın bu planı kendi resmi bilgisayarında tuttuğunu da gösteren "kaydeden" bilgisine sahip. Taraf'ın ayrıntılarını iki gün önce yayımladığı Çarşaf Eylem Planı'na göre, Yüzbaşı Hüseğyin Topuz komutasındaki dokuz kişilik eylem timinin, cep telefonu düzenekli patlayıcıyı Fatih Camii'nde cemaate en yakın ayakkabılığa yerleştirmesi öngörülüyor. Plan, Cuma namazının hemen ardından cemaat dağılmadan patlama için düğmeye basılması ve bölgedeki ajanların da provokasyon amacıyla Fatih esnafının arasına karışarak harekete geçmesi esasına dayandırılıyor. "CUMA'DAN ON DAKİKA ÖNCE BOMBAYI PATLAT" Beyazıt Camii'nin bombalanmasını öngören Sakal Planı da aynı isimler tarafından hazırlanıp bilgisayara kaydedildi: Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz ve Jandarma Binbaşı Hüseyin Özçoban. Plana göre tahrip düzeneği bir çantaya yerleştirilecek ve şadırvanda unutulmuş görüntüsü ile bırakılacaktı. Jandarma Binbaşı Hüseyin Özçoban komutasındaki tim, bombayı cuma günü namazdan 10 dakika önce patlatacaktı. Planda özellikle yaralı sayısının fazla olması isteniyor.
Çarşaf ve Sakal planlarıyla Fatih ve Beyazıt camiilerini bombalama eylemleri akıllara durgunluk verecek cinsten...
Orta hakem Erhan Gülmüş, kendi verdiği kararların tersinde bayrak kaldırdığı için yardımcısı Şener Köse’yi tekme-tokat dövünce U 19 kategorisinde oynanan Kartal-Kasımpaşa maçı yarım kaldı. Türkiye Gazetesi’nden Ömer Faruk Ünal’ın haberine göre, 13 Ocak Çarşamba Günü Kartal Bulvar Stadı’nda yaşanan olay şöyle gelişti: Karşılaşmanın 9. dakikasındaki taç atışında kıdemli yardımcı Şener Köse topu Kartal’a verir. Orta hakem Erhan Gülmüş ise tam tersi kararla topun Kartallı sporculardan çıktığını belirtip topu oyuna sokması için Kasımpaşalılar’a iletir. İki hakem arasında gerilime neden olan bu olaydan 1 dakika sonra aynı çizgiden top bir kez daha taça çıkar. İki hakem yine ters karar verince antrenörlerin tepkisiyle karşılaşırlar. ‘BAYRAĞI BIRAK GİT’ BUNUN üzerine orta hakem Gülmüş yardımcısının yanına gelir ve “Şener bayrağı bırak ve git. Görev yapmanı istemiyorum” der. Yardımcı Köse ise “Niye bırakacak mışım ki? Göreve devam ediyorum” yanıtını verir. Gülmüş de “Sen bırakmıyorsan ben bırakıyorum” deyip soyunma odasının yolunu tutar. Zorunlu olarak diğer iki hakem de soyunma odasına giderler ve olanlar orada olur. Orta hekem ve yardımcısı soyunma odasında ağıza alınmayacak küfürler edip birbirlerinin üzerine yürürler. Olay soyunma odasının dışına taşar, tekmeler tokatlar havada uçuşur, araya iki takım antrenörü ve genç futbolcular girer. Ardından maçın gözlemcisi İl Hakem Kurulu’nu telefonla arayıp durumu bildirir. Kurul maçın tek hakemle tamamlanmasını ister ancak iki takım devam etmek istemez ve maç yarıda kalır.. HAKEMLERE AĞIR CEZA YOLDA OLAY sonrasında Disiplin Kurulu’na sevkedilen Erhan Gümüş ile Şener Köse’nin hakemlik hayatları tehlikeye girdi. İki hakem 3 ay ve üzeri hak mahrumiyeti cezası almaları halinde bir daha resmi olarak düdük çalamayacaklar. Yarıda kalan maçla ilgili kararı ise federasyon verecek. Maçın hiç oynanmamış gibi baştan başlaması da mümkün, kaldığı yerden devam etmesi de. İŞTE İKİ HAKEM ARASINDAKİ DİYALOG Erhan Gülmüş: Görev yapmanı istemiyorum, bayrağı bırak ve git. Şener Köse: Niye bırakacak mışım? Ben görevime devam edeceğim. Erhan Gülmüş: Peki sen bırakmıyorsan, ben bırakıyorum.
U 19 kategorisinde oynanan Kartal-Kasımpaşa maçında orta hakem Erhan Gülmüş, yardımcısı Şener Köse"nin verdiği kararları beğenmeyince ikili küfürleşip kavga etti.
Facebook'a yatırım yapan Accel'in ortağı Harry Nelis: Online oyunlara yatırım yapmayı düşünüyoruz. Türkiye diğer ülkelere açık ara fark atmış durumda. Türkiye'de internet oyunu konusunda çalışan girişimcilerle de çalışmayı düşünebiliriz. Neden olmasın? İnternet ve teknoloji odaklı Nubridge Venture şirketinin dünyanın en büyük internet yatırımcısı şirket temsilcilerini Türkiye'ye davet ederek Türk internet pazarındaki şirketlerle biraraya getirdi. Radisson SAS Otel'de yapılan toplantıda Türk internet pazarında yer alan şirketler, yabancı yatırımcılara kendini tanıttı. Toplantıda 14 yatırımcı yabancı kuruluşun CEO düzeyindeki temsilcileri ile Türkiye'den ise 26 şirketin temsilcisi hazır bulundu. YABANCI YATIRIMCILAR GİRİŞİMCİLERLE ÇALIŞMAK İSTİYOR Aralarında hepsiburada.com, yemeksepeti.com, Doğan Online gibi şirketlerin CEO düzeyindeki temsilcilerinin sunum yaptığı toplantıda Türk firmalar ile yabancı firmalar biraraya geldi.Yapılan sunumların ardından yabancı yatırımcılar Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin dünyanın yaşadığı erkonomik krizde neden Türkiye'yi bir yatırım üssü olarak seçtikleri sorusuna yanıt veren Çin'de yatırımlar yapan Ventech firmasından Alain Caffi, "Tabii ki bir durgunluk var ama innovasyon alanında bu durgunluğu yaşamıyoruz. Bizim portföyümüz bu durgunluktan çok da fazla etkilenmedi; fon yaratmaya devam edeceğiz " dedi. Big Bang Ventures şirketinin temsilcisi Barend Van den Brande ise "Bizi heyecanlandıran Türkiye'nin genç, dinamik bir nüfusa sahip olması. Türkiye sosyal medya alanında ilk 3 sırada yer alıyor. Türkiye'nin yeri diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha dinamik bir yere sahip" dedi. Almanya merkezli Acton Capital Partners şirketinin temsilcisi Jan- Gisbert Schultze de " Türkiye'ye gözlerimizi çevirmiş olmamızın nedeni budur. Sermaye zorluğu var bunun için buradayız" diye konuştu. Endevourvision şirketinden Bernard Vogel ise " Bizim genel kurallarımız yok. Farklı şirketlerin farklı yatırım boyutları vardır. Orada bir fırsat görüyorsak, yatırım için belirlediğimiz bir limit yok" dedi. Index Ventures şirketinden Shardul Shah da, " Yatırım felsefemiz girşimcilerle çalışmak. Türkiye'ye geldiğimden beri çok canlı, çok dinamik bir yatırımcı olduğunu gördüm " şeklinde konuştu. FACEBOOK'UN ORTAĞINDAN MESAJ Facebook'un yatırımcı şirketi Accel'in ortaklarından Harry Nelis ise Türkiye'de yenilikçi şirketlerle çalışmak istediklerini söyledi. Yatırım miktarını belirlemediklerini kaydeden Nelis, Türkiye'de internet üzerinden oynanan oyunların oldukça popüler olduğunu ve bu konuda çalışmak istediklerini kaydetti. Nelis, İstanbul'da bir ofis açmayı planlayıp planlamadıkları ile ilgili bir soruya ise, " İstanbul'da bir ofis açma planımız yok. Yerli ortaklarla yatırım yapıyoruz. Bütün yatırımları ise, Londra'daki ofisimizden yürütüyoruz. Ama eş yatırıma da açığız " diye cevap verdi. Online oyuna mı yoksa şirketlere mi yatırım yapılacağı yönündeki bir soruya ise Nelis, " Türkiye internet oyunu konusunda oldukça büyük bir potansiyele sahip. Online oyunlara yatırım yapmayı düşünüyoruz. Türkiye diğer ülkelere açık ara fark atmış durumda. Türkiye'de internet oyunu konusunda çalışan girişimcilerle de çalışmayı düşünebiliriz . Neden olmasın ? " şeklinde cevap verdi.
Türk kullanıcılar Facebook'da oyunlara yüklenince sitenin yatırımcının gözü açıldı. Türk yatırımcılara mesaj gönderdi!
Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planının ses kayıtları yayınlandı. 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan darbe planını işte böyle anlatıyor... Dün Taraf'ın ortaya çıkardığı Türkiye gündemine bomba gibi düşen Balyoz Darbe Planının ses kayıtları ortaya çıktı. Kanaltürk'te Sami Dadalıoğlu'nun sunduğu Ters Cephe'de Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planının ses kayıtları yayınlandı. Programa Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Ümit Zileli, Ümit Özdağ, Fikri Akyüz katıldı. Taraf gazetesinin yayımladığı "Balyoz Güvenlik Harekât Planı"nda imzası bulunduğu belirtilen dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın darbe planını anlatırken alınan ses kaydı ortaya çıktı. İşte çok konuşulan o kayıtlar:
Dün Taraf'ın ortaya çıkardığı Türkiye gündemine bomba gibi düşen Balyoz Darbe Planının ses kayıtları ortaya çıktı!..
Emekli 1. Ordu Komutanı Org. Çetin Doğan, Taraf'a yaptığı "hodri meydan" çağrısının ardından Habertürk binasından ayrılmadı. ALINLARINI KARIŞLARIM Saat 19.00'da başlayan canlı yayında Yiğit Bulut'un sorularını yanıtlayan Doğan, "Çıksınlar eteklerinde ne varsa döksünler. O CD'lerde benim konuşmalarım ele geçirilmiş olabilir. Çünkü açıktır. CD'leri yukarı veriyoruz. Bu sözler içerisinde benim 'şurayı bombalayacağız şunu yapacağız', yahut başka bir general arkadaşımın sözünü bulurlarsa ben alınlarımı karışlarım" diye konuştu. Taraf'tan yanıt gelmedi. Emekli Org. Doğan, çağrılması durumunda ifade vermeye gideceğini de söyledi. ASKERİ ŞURA'DA ERDOĞAN'I UYARMIŞ Doğan AK Parti ile ilgili rahatsızlıklarını Askeri Şura'da da dile getirdiğini belirtti. Doğan şunları söyledi: Askeri Şura toplantısında kendisine söyledim. Tabanını merkez sağa çekin. Dini öne çıkarmayın. Bu önerimiz doğrultusunda adım atılsaydı. Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir kararı olmazdı. DEMOKRAT OLMANI KOŞULU TSK'YA KÜFRETMEK Ekranlara bu kadar çıkma, kamuoyunu bu kadar suni gündemle meşgul etmeyi doğru bulmuyorum, özür dilerim. Maksadım kendi şahsımı kurtarmak değil. TSK söz konusu. Türkiye'de demokrat olmanın koşulunu TSK'ya küfretmekten ibaret sanan insanlar var. DARBE DEĞİL SENARYO 2002'de harp oyunu seminer yapılmıştır. Ama ismi balyoz degildir. Balyoz diye harekat planı olmaz. Mevcut planların jenerik senaryoda ayrı bir ortamda denenmesidir. HARP OYUNLARI ZATEN EĞİTİM AMAÇLIDIR 70'lik bir ihtiyarı zorla sahneye çıkardılar. Elhamdulillah elimiz tutuyor. Bunlar oldukça laik demokratik cumhuriyeti meşru zeminlerde savunmaya devam edeceğim. Harp oyunları zaten eğitim amaçlıdır. Bunların gerçekle bir ilgisi yok. Planlar hem dış hem iç tehtide karşı mevcuttur. Cami bombalamak falan söz konusu değil. Kendi ele geçirdiği senaryolar içinde DVD'ler varsa bilmiyorum. Ben söylediğim sözlerin her zaman arkasındayım. Meşru olmayan bir konuyu hiçbir toplantıda gizli ya da açık... Silahlı kuvvetleri meşruiyet dışına çıkaran bir sözüm bir davranışım olamaz. Ben sözlerimi aynı şekilde başka zeminlerde de yazılı olarak da sözlü olarak da ilgililiere söylemişimdir. BUNUN ALTINDA EZİLECEKLER Sayın Baransu'nun 'Şu sözünüzü gördüm, şu imzanız var' demesini isterim. Bunun altında ezilecekler bunun altında kahrolacaklar. SAVCI İFADE İSTERSE HER ZEMİNDE VERİRİM Savcı ifade isterse bunu her zeminde veririm. Mesele gerçeklerin ortaya çıkmasıdır. Ergenekon savcılarını dava ettim. Daha önce biraz kırgınım kendilerine. Gerçek olmayan bir elgeyi iddianameye koydular. Bunu Taraf da kullandı. Aynı haltı ikinci kez yapıyorlar. Ancak resmi olarak çağırırlarsa gider ifade veririm. Ne böyle bir plan yapılmıştır ne de aklımızdan geçmiştir. Çok partili sisteme geçildiğinden beri seçim sandığında çok rasyonel davranılmıştır. İhtilalin nasıl sonuçlar doğurduğunu, insanları hiç hak etmedikleri noktaya çıkarmıştır. BİFTEK GERDEK VE İHTİLAL KANSIZ OLURSA İŞE YARAMAZ Ben idamlara, eli silahsız insanların kim olursa olsun her zaman karşı çıktım. 60 ihtilalinde de 3 kişinin idamı bende hüzün yarattı. Fakat ertesi gün Çetin Altan'ın yazısını okudum: Biftek, gerdek ve ihtilal kansız olursa işe yaramaz. Bende bir şaşkınlık yarattı. Köylü-millet diye bir edebiyatı var. Oğulların yetiştirdikleri tosuncuklar maşallah.. MUHTEREMLERİN KENDİ DERGAHINDA YAZDIĞI SENARYO Belge diye bir şey yok. Muhteremlerin kendi dergahlarında yazdığı senaryo. Hrant Dink'i tanımıyorum. Ama geçmişteki konuşmalarını dinledim, çok candan, samimiyetle söylüyorum hüzünlendim. Ben kendi makamımda Ermeni Cemaati liderini de kabul ettim. Bütün insanlaarla barışık biriyim. TSK DİNE SAYGILIDIR TSK dine saygılıdır. Ama gerçek İslam'a. Ramazan aylarında oruça saygılıyız. Hatta yemek düzenlerimizi buna göre ayarlarız.
Taraf'ın ortaya çıkardığı balyoz darbe planına hedefteki komutan Çetin Doğan çok sert bir cevap verdi.
YÖK Genel Kurulu, Türkiye'deki üniversitelerde okuyacak adaylara yönelik düzenlenen Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı'nın artık yapılmamasını kararlaştırdı. Üniversiteler, yabancı öğrencileri, YÖK'ün onayı doğrultusunda alacak. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın başkanlığında YÖK'te gerçekleştirilen genel kurul toplantısı sona erdi. Yapılan açıklamada, toplantıda, yurt dışından öğrenci kabulüne ilişkin esasların yeniden düzenlendiği belirtildi. Bu çerçevede yurt dışından öğrenci kabul etmek isteyen üniversitelerin, YÖK onayı ile bu öğrencileri almasının kararlaştırıldığı kaydedilen açıklamada, şöyle denildi: "Yurt dışından öğrenci kabul edecek yükseköğretim kurumlarının kontenjan önerilerinin ÖSYM tarafından toplanmasına ve YÖK tarafından karara bağlanarak 'yurt dışından kabul edilecek öğrenci kılavuzunda' yer almasına, isteyen üniversitelerin önlisans ve lisan düzeyinden birinci öğretim, ikinci öğretim, uzaktan eğitim ve açık öğretim programlarında kontenjan ayrılmasına ve bundan böyle YÖS yapılmamasına karar verilmiştir. Üniversitelerin bu bağlamda öğrenci kabul edilebilmeleri için ülkelerin kendi ulusal sınavları, uluslararası sınavlar, ortaöğretim not ortalamaları, üniversite tarafından yapılan sınav ve benzeri gibi öğrenci kabulünde kullanılacak yöntemlerin minimum puanlarının da yer aldığı yurt dışından öğrenci kabulüne ilişkin esasların üniversite senatolarınca kabul edilen bir yönerge veya yönetmelik şeklinde düzenlenerek YÖK'ün onayına sunulması gerekmektedir." Açıklamada ayrıca, üniversitelerde pedagojik formasyon eğitimi verilmesinin de belli kriterlere bağlandığı vurgulanarak, bundan sonra bu kriterleri sağlayan üniversitelerin pedagojik formasyon taleplerinin değerlendirmeye alınacağı kaydedildi. Açıklamada, işlerinin yoğunluğu nedeniyle Prof. Dr. İzzet Özgenç'in başkanvekilliği görevinden ayrıldığı, yerine, üyelerden Prof. Dr. Yekta Saraç'ın seçildiği bildirildi. Rektör adayları YÖK Genel Kurulu toplantısında, Cumhurbaşkanlığına sunulacak Kırıkkale ve Abant İzzet Baysal üniversitelerinin rektör adaylarının isimleri belirlendi. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, Kırıkkale ve Abant İzzet Baysal Üniversitelerinde yapılan seçimle belirlenen 6 aday arasından YÖK Genel Kurulunda yapılan seçim sonucu 3'er adayın isminin belirlendiği bildirildi. Buna göre, Kırıkkale Üniversitesi rektörlüğü için Prof. Dr. Ekrem Yıldız, Prof. Dr. Ahmet Murat Çakmak, Prof. Dr. Halil Başar, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğü için ise Prof. Dr. Hayri Coşkun, Prof. Dr. Ekrem Gürel ve Prof. Dr. Atilla Kılıç'ın isimlerinin Cumhurbaşkanlığı makamına arzına karar verildi. Açıklamada, 12 fakülteye dekan ataması yapıldığı da kaydedildi. Dekan ataması yapılan fakülteler ve dekanların isimleri şöyle: Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi - Prof. Dr. Adnan Öztürk Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Prof. Dr. Orhan Tatar Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi - Prof. Dr. İlker Bekir Topçu Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi -Prof. Dr. Hasan Tosun Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi - Prof. Dr. Esma Şimşek Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi - Prof. Dr. Hüsnü Can İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi - Prof. Dr. Ahmet Oğul Araman İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi - Prof. Dr. Seda Murat İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi - Prof. Dr. Ömer Sönmezoğlu Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi - Prof. Dr. Nihat Öztoprak Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi - Prof. Dr. Güliz İkizoğlu Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi - Prof Dr. Hüsnü Salih Güder Toplantıda, 5 vakıf üniversitesinin mütevelli heyet başkanlıklarının, üniversitelerinin fakültelerine dekan atanmasına yönelik tekliflerinin de değerlendirildiği belirtildi. Buna göre, teklifi uygun bulunan üniversite, fakülte ve dekan isimleri şöyle: Doğuş Üniversitesi İİBF - Prof. Dr. Ertan Oktay Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi - Prof. Dr. Oya Oğuz Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi - Prof Dr. Mahzar Ünsal İstanbul Aydın Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi - Prof. Dr. Hasan Saygın İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi - Prof. Dr. Bahri Öztürk Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi - Prof. Dr. Ümit Atabek Haliç Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi - Prof. Dr. Şebnem Ruhsar Temir Beykent Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından Rektör adayı olarak YÖK'e bildirilen Prof. Dr. Ahmet Yüksel'in atamasının gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, Faruk Saraç Moda ve Sanat Vakfının kurmak istediği meslek yüksek okuluna ilişkin sunumun izlendiği, olumlu görüşle Milli Eğitim Bakanlığına bildirilmesine karar verildiği de ifade edildi.
YÖK'ten tartışılacak karar! YÖK, Türk üniversitelerini yabancı üniversiteler için sınavsız yaptı. İşte o karar;
Türkiye'nin geçtiğimiz yıl Suriye ile başlattığı 'vize açılımı' Ürdün ile devam ediyor. Komşularla 'sıfır sorun' stratejisi kısa bir sürede sonuç vermeye başladı. Türkiye, komşularıyla aşılmaz denilen sorunları aştı, sınırlar açıldı. Türklerin vizesiz dolaşabileceği ülkelerin sayısı 55'e ulaştı. Bosna, Kosova, Arnavutluk, Makedonya'ya zaten vizesiz girebilen Türkler, Kuzey Afrika ülkelerinin de sınırlarını açmasıyla artık vizesiz, eski Osmanlı topraklarına seyahat edebiliyor... Sırada Rusya ve Suudi Arabistan var. Tabii bu duruma en çok da turizm şirketleri sevindi. Turizm operatörleri, Balkanlar'dan sonra tur listelerine Lübnan, Libya, Ürdün ve Tunus'u da ekledi. Turistlerin ilgisi de yoğun; kültür ve inanç turizminin en önemli güzergâhı olan ülkelere gidenler hem ülkeyi, hem Osmanlı'yı yakından tanıma fırsatı buluyor hem de padişah mezarlıklarından camilerine, çeşmelerden külliyelere yüzlerce Osmanlı eserini gezebiliyor. Her şeyi tanıdık bir ülke Suriye: Suriye, Osmanlı, Roma ve İslam mimarisinin izlerini korumaya çalışıyor asırlardır. Yemekleri, gelenekleri, kültürü ve misafirperverliği ile tanıdık bir ülke. Osmanlı eserleri ise Suriye'nin gözbebekleri. Neler bunlar; Sultan Abdülhamit tarafından Şam'da yaptırılan Hamidiye Çarşısı. Kapalıçarşı'yı andıran Hamidiye turistlerin uğrak yeri. Şam'ın en görkemli mekanlarından biri de Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in türbesi de burada. Hicaz Demiryolu İstasyonu ile Osmanlı döneminde birçok kez tamir edilen Zekeriya peygamberin türbesinin de bulunduğu cami ziyaret edilebilir. Her padişah bir eser bırakmış: Türkiye ile Lübnan ilişkilerinin 486 yıllık geçmişi var. Lübnan 400 yıl Osmanlı idaresinde kalmış. Neredeyse her padişah Lübnan'a eser bırakmış. İsrail bombardımanının hedefi olsa da, pek çoğu hâlâ ayakta. Osmanlı eserlerinin sayısı 500'ün üzerinde. En önemlisi Kanunî Sultan Süleyman döneminde yapılan Trablus Kalesi. Beyrut'ta başbakanlığın bulunduğu bina da Osmanlı'da kışla olarak kullanılıyormuş. Binanın önünde bulunan saat kulesi ise Abdülhamit tarafından yaptırılmış. Beyrut tepesindeki Beydettin Sarayı, Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan Mecidiye Camii, Hicaz demiryolunun Beyrut-Şam arasındaki bölümü de görülmesi gereken Osmanlı eserleri arasında. İmparatorluğun sürgün şehri Libya: Osmanlı'da sürgün şehirdir Libya... Fizan'a giden gelmez. Biraz Akdenizli, biraz Arap, epeyce Osmanlı'dır. 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan ülkede imparatorluk izlerini Karamanlı, Gurci, Turgut camilerinde, medrese ve hanlarında görmek mümkün. Kentin en etkileyici yeri Yeşil Meydanı ya da Şehitler Alanı çevresi. Bu çevrede Kale (Assai el-Hamra), Cemahiriye Müzesi de görülebilir. Libya'nın en kozmopolit kenti Trablusgarp ve Bingazi'nin Türkiye için bir başka önemi de savaştığı cepheler arasında olması. Osmanlı'nın barış şehri Tunus: Osmanlı'nın zamanında barışı yaşamış küçük ve şirin bir ülke Tunus. Osmanlı mührünü taşıyan yüzlerce eserin de ev sahibi. Sus Ulu Camii, Safaks Ulu Camii, Mehdiye Ulu Camii ve Tunus'ta Zeytüne Camii ile Şammaiye Medresesi bunlardan birkaçı. Türkler için Tunus şehrinin merkezi olan Zeytüne Camii'nin çevresinde, günümüzde hâlâ Sük el-Türk, Suk el-Kebabcı, Suk el-Babuş gibi tanıdık isimlerle anılan çarşılar yapılmış; camiler ve medreseler inşa edilmiş. Yer yer ay yıldızlı motifleriyle bezenmiş kapılardan girilen dar sokakların içine ahşap kafesli pencereleriyle taşan cumbalı evleri ile Tunus şehirleri Kuzey Afrika'da Anadolu havası estiriyor. İşadamları Kuzey Afrika'da: 1993'ten beri Suriye, Ürdün, Lübnan'a gezi düzenleyen Turenda Turizm, vize açılımından oldukça memnun. Genel Müdür Gökhan Burak Gebel, vizeler kalktıktan sonra çok sayıda Arap turistin özellikle cuma günü Gaziantep, Kahramanmaraş ve Hatay gibi sınır şehirlerine gelip alışveriş yaptıklarını söylüyor. Yerli turist yüzde 20 artmış. Turistlerin yüzde 80'inin inanç ve kültür turizmi için bölgeye gittiğini dile getiren Gebel, "Osmanlı, bugüne kadar bize eksik anlatılmış, vize açılımıyla birlikte Türk halkı ecdadını yakından tanıma fırsatı bulacak." diyor. Vizeler kalktı, yerli turist sayısı yüzde 70 arttı: Suriye, Ürdün ve Lübnan gezileri düzenleyen şirketlerden biri de Tempo Tur... Yurt dışı Turları Operasyon Müdürü Kansav Arslan, vizeler kalktıktan sonra bu ülkeleri görmek isteyen Türk turistlerin sayısında yüzde 70 artış olduğunu söylüyor. Arslan, Arap turistlerinde Gaziantep'teki alışveriş merkezlerini doldurduğunu anlatıyor. Özellikle Suriye'nin yemekleri, kültürü ve insanların misafirperverliği ile Türklere çok benzediğini dile getiren Arslan, vize açılımının Osmanlı'yı tanıma adına büyük bir fırsat olduğu görüşünde. Türk halkı Osmanlı'nın izlerini merak ediyor: Kuzey Afrika coğrafyasına tur düzenleyen Nüans Turizm'in rehberlerinden Osman Filizdar da vizelerin kalkmasından memnun. Yerli turist sayısında yüzde 70 oranında artış olmuş. Eski Osmanlı coğrafyasının bir başka önemi de inanç turizmin merkezi olması. Zira Suriye'de 10 bin sahabenin yaşadığı bilgisini veriyor Filizdar. Şam'daki Zekeriya Peygamberin Camii ve Türbesi ve Vahdettin'in mezarının bulunduğu Süleymaniye Külliyesi çok ziyaret edilen mekanların başında geliyormuş. Filizdar, vize açılımının ticari ilişkileri de arttıracağını düşünüyor. Bunun ispatı ise özellikle cuma günleri Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş gibi sınır şehirlerine alışveriş için gelen Arap turist sayısının artması. Nüans Turizm'le Suriye, Ürdün veya Lübnan'a 2 günlük turların maliyeti 155 Euro. *** Vizesiz gidebileceğiniz ülkelerden bazıları Arjantin, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Brezilya, Fas, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Hırvatistan, İran, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makedonya, Maldivler, Malezya, Paraguay, Sri Lanka, Suriye, Şili, Tayland, Tunus, Uruguay, Ürdün ve Venezuela. "Vizelerin kaldırılması gecikmiş bir karar" Tarihçi Dr. Erhan Afyoncu, vize uygulamasının kaldırılmasını gecikmiş bir karar olarak yorumluyor. Vize açılımı ile birlikte kültür turizminin gelişeceğini söyleyen Afyoncu, Türk halkının yurt dışındaki tarihî mekanları görme merakının arttığı görüşünde. Afyoncu, "Rumlar ülkemize gelerek atalarının, dedelerinin mezarlarını görmek istiyor, biz de Osmanlı'nın bıraktığı mirasları görmeliyiz. O zaman insanların ufku gelişir ve Osmanlı sınırlarının nerelere ulaştığını idrak etmiş oluruz." diyor. Çölde taşa oyulmuş ülke: Ürdün Ortadoğu'daki ateş çemberinin ortasında bir ülke Ürdün. Buna rağmen sakin ve huzurlu. Çölün ortasında taşa oyulmuş büyüleyici yapıları göz dolduruyor. 400 yıl Osmanlı'nın yönettiği ülkede imparatorluk izini Akabe kentindeki Osmanlı Kalesi ve Ulu Hüseyin Camii'nde görmek mümkün. Ülkede turist çeken mekanların başında Lut Gölü var. Gül renkli tuz kayalarıyla dünyanın sekizinci harikası Perta Vadisi ile sessizliğin hüküm sürdüğü Wadi Rum görülmeye değer... ZAMAN
Bosna, Kosova, Arnavutluk, Makedonya'nın ardından, Kuzey Afrika ülkelerinin de sınırlarını açmasıyla eski Osmanlı toprakları, rahatça gidebileceğimiz ülkeler arasına girdi.
Taraf gazetesinde yayınlanan Balyoz Darbeye zemin pazırlamak için planlanan Fatih ve Beyazıt camilerinde Cuma namazı sırasında bomba patlatılması, Ege’de Türk savaş jetinin düşürülmesi gibi eylemlerin yanında, ülkeyi ekonomik krize sokmak, şehit cenazelerinin sayısını azaltmak, El Kaide’ye İstanbul’u bombalatmak gibi ülkeyi kan gölüne çevirmeyi amaçlayan planlar da yapılmış. Önce sıkıyönetim ardından darbe yapılması için hazırlanan Balyoz Planı’nda darbenin ardından yapılacaklar da tek tek belirtilmiş. Darbeye giden yolda yardım alınacak gazetecilerin listesi yapıldığı gibi sıkıyönetimin ilan edilmesinin ardından tutuklanacak gazeteciler de listelenmiş. Tutuklanacak 200 bin kişinin Fenerbahçe Stadı gibi büyük stadyumlarda toplanması planlanmış, darbe sonrasının hükümeti şekillendirilmiş, kamu kurum ve kuruluşlarında gözaltına alınacaklar ve onların yerine atanacaklar isim isim belirlenmiş. İşte darbeye giden yolda yapılacaklar ve darbe sonrası atılacak adımlar: Darbe 4 aşamada tamamlanacak Balyoz Planı’na göre darbe ‘hazırlık’, ‘harekat ortamının şekillendirilmesi’, ‘icra’ ve ‘yeniden yapılandırma” olarak dört safhada gerçekleştirilecekti. Darbe planı şöyle kamufle edilecekti: “Balyoz Güvenlik Harekat Planı, ‘Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ isimli jenerik bir plan şeklinde, “GİZLİ” gizlilik derecesinde ve özel seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek.” SİLAHLARI ÇIKAR VE DAĞIT ‘Harekât ortamının şekillendirilmesi’ safhasında yapılacak bir uygulama ise kafaları karıştırdı. Buna göre “Harekat ortamını şekillendirmek için kullanılmak üzere idhar noktalarında depolanan mühimmat çıkartılarak planlandığı şekilde dağıtılacak” deniliyor. Planda, sıkıyönetim ve darbe ortamının şekillendirilmesi için “İstanbul ve civarı başta olmak üzere hassasiyet arz eden şehirlerde iltisaklı kişilerin sevk ve idare ettiği halka yönelik eylemler yapılacak” deniliyor. ÇARŞAF, SAKAL, ORAJ VE MEDYA Bu talimatın detaylandırıldığı ‘Çarşaf Eylem Planı’ Fatih Camii’ne Cuma namazı kılınırken saldırılmasını, ‘Sakal Eylem Planı’ ise Beyazıt Camii’ne benzer bir saldırı düzenlenmesini öngörüyor. İbrahim Fırtına imzalı ‘Oraj Hava Harekat Planı’nda ise bir Türk jetinin Yunan uçaklarına düşürtülmesi, olmazsa Türk Özel Filo mensuplarınca düşürülmesi isteniyor. TAHRİK EDİP HALKI SOKAĞA DÖK Harekat ortamının şekillenmesi için yapılacaklar arasında “TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlarla hem ulusal hem de uluslararası ortamda ülke ekonomik darboğaza sürüklenecek. Öğrenci olayları tırmandırılacak. Şehit cenazelerinin sayısı artırılacak. Faili meçhul eylemler yapılacak. Tüm bunlar sonrası organize edilecek halk sokağa dökülecek. (Star)
Darbe Planı ile ilgili yeni belgeler, Çetin Doğan cuntasının darbe yapabilmek için ülkeyi uçurumdan aşağı yuvarlamayı tasarladığını ortaya koldu.
Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, En İyi Yabancı Film dalında dün açıkladığı 9 filmlik “kısa liste”ye Güneşi Gördüm’ü almadı. 65 film arasından seçilen ilk 9 arasında Bulgaristan ve Kazakistan’ın temsilcileri de bulunuyor. 2 Şubat’ta 4 filmin daha eleneceği listeden kalan filmler 7 Mart’taki 82. Oscar töreninde yarışacak. Geçen yıl Türkiye’nin adayı olan Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun’u 9’lu kısa listeye kalmıştı.
Mahsun Kırmızıgül'ün senaryosuyla Türkiye'de büyük ses getiren sinema filmi Güneşi Gördüm, en prestijli ödül olan Oscar'a aday adayı olmuştu ancak...
Haiti'de onbinlerce can alan depremin üzerinden 9 gün geçti ama hâlâ mucize eseri kurtulanların haberleri gelmeye devam ediyor. Türk kurtarma ekiplerinin başarılarına dün bir yenisi daha eklendi. Fransız meslektaşlarıyla ortak çalışan AKUT, depremden yaklaşık 10 gün sonra 24 yaşında bir genç kadını enkazdan çıkardı. Böylece Türk ekiplerin kurtardığı hayat sayısı 6'ya yükselmiş oldu. Harabelerin içinden başka mucize haberleri de gelmeye devam ediyor. Fransa yardım vakfı doktorları, enkazdan 11 yaşındaki bir kız çocuğunu kurtardı. Kızın annesinin Birleşmiş Milletler'de temizlik işçisi olduğu ve bir oğlunun depremde yaşamını yitirdiği kaydedildi. İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu ise Müslüman ülkelere, Haiti'ye yardım etmeleri çağrısında bulundu. CHAVEZ - ABD KAVGASI Öte yandan Venezüella ile ABD arasındaki işgal tartışması ise büyüyor. Venezüella ile Bolivya, 12 Ocak'taki depremin ardından ülkeye ABD askerlerinin yığınak yapmasını ağır dille eleştirdi. Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD'yi suçlayarak, "Amerikan imparatorluğu, cesetler ve halkın gözyaşları üzerinden Haiti'yi kuşatıyor. Havaalanından başladılar. Haiti'nin Devlet Başkanlığı yıkıntılarına girmek isterseniz, orada Amerikan donanma askerlerini bulabilirsiniz. Amerikalılar, BM ya da Amerikan Devletler Topluluğu'na danışma gereği bile duymadı" şeklinde sert bir açıklama yaptı. Chavez'in müttefiki Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de BM'yi Haiti'deki Amerikan varlığını reddetmek üzere acil toplantıya çağırdı ve ABD'nin yaklaşımını "Kabul edilemez" olarak niteledi. Bu eleştiriler sürerken ABD ise Haiti'ye 4 bin asker daha göndereceğini açıkladı. Körfez ve Güney Asya'ya gönderilmeyi bekleyen donanma askerlerinin güvenliği sağlamak ve yardım dağıtmak amacıyla ülkeye gideceği kaydedildi. Ülkede halen 12 bin ABD askeri bulunuyor. ABD'nin terör zanlılarını tuttuğu ve kapatması yönünde baskı gördüğü Guantanamo üssünü de olası bir Haitili göçmen akınına karşı hazırladığı kaydedildi. Üsten sorumlu Tuğamiral Thomas Copeman, muhtemel bir mülteci akını ihtimaline karşı 100 çadır kurduklarını belirtti. BİRİ HAYATA YENİ BAŞLADI DİĞERİ GERİ DÖNDÜ Onbinlerce insan öldü Haiti depreminde... Taş taş üstünde kalmadı. Ancak 4 gün önce dünyaya gelen bu sevimli bebek minik parmaklarıyla sadece o ele değil yaşamın kendisine de tutunuyor adeta. Tıpkı 19 Ocak günü kurtarılan küçük deprem mağduru gibi.
Haiti'de mucize kurtuluşlara dün bir yenisi daha eklendi. AKUT, depremden on gün sonra genç bir kadını enkazdan çıkardı.
Arabesk müziğin duayen ismi Orhan Gencebay basında art arda çıkan müzik şirketine hırsız girdiği yönündeki haberlerin eski haberler olduğunu açıkladı. ATTIĞIMI VURURUM Haberde iddia edildiği gibi 'Magnum' marka ruhsatlı tabancısına ait bin mermi çalınma durumun da gerçeği yansıtmadığının altını çizen Gencebay, iddialara açıklık getirdi. Gencebay; "Ben ruhsatım olsa da silah taşımayı sevmem. Devlet yılda 200 mermi veriyor. Bizde kullanan olmadığı için bir miktar kalmış. 1000 mermi çalındığını iddia etmişler. Ne bu ya cephanelik mi? Savaşa mı gidiyoruz? Uyduruyorlar. Silaha dededen kalma merakmız var. Silahşör değilim ama attığımı da vururum" dedi.
İşyerinden bin adet "Magnum" mermisi çalındığı iddialarına Orhan Gencebay"dan sert tepki geldi.
Trabzonspor 6 günlük Antalya Belek kampını bugün öğle saatlerinde yaptığı antrenmanla tamamladı. Teknik direktör Şenol Güneş yönetiminde yapılan antrenmanda hafif sakatlığı bulunan Gabric takımdan ayrı koşu yaparken, diğer futbolcular koşunun ardından çift kale maçtı. Güneş, çift kale maçının ilk yarısında yeni transfer Teofilo'yu ideal 11'inde görevlendirirken, ikinci yarı bu futbolcuyu yedek takıma aldı. Maç sırasında hafif şekilde sakatlanan Giray ve Ömer Aysan ise tedavilerinin ardından çalışmalarını sürdürdü. Güneş'in hafta sonu oynanacak olan Sivasspor maçı 11'i de şekillendi. Güneş'in sahaya, Onur - Ömer Aysan, Giray, Egemen, Cale - Serkan, Selçuk, Colman, Engin - Alanzin, Umut, 11'iyle çıkması bekleniyor. Antrenman sonunda ise bir grup taraftar futbolculara muz hediye etti. Yarınki çalışmayı otelin salonunda gerçekleştirecek olan Bordo - mavililer, 11.40 uçağıyla Trabzon'a hareket edecek ve Sivasspor maçı hazırlıklarına orada devam edecek.
Taraftarların futbolculara tatlı ikram etmesi oldukça sıradandır ancak Trabzonsporlular'ın hediyesi hayli ilginç...
Avrupa'nın insan elinden çıkma en büyük çukurunun sahipleri, mülklerini 30 bin Sterline satılığa çıkardılar. Böylece, Aberdeen'in 142 metre derinliğindeki Rubislaw taş ocağı 150 yıllık tarihinde ilk kez satılığa çıkmış oluyor ve yakın gelecekte dalış merkezi olarak kullanılabilir. Taş ocağının şu anki sahipleri olan Bixen şirketince ne olarak kullandığı konusunda bir bilgi olmasa da, bir zamanlar dünyanın her yerindeki binalara altı milyon ton kadar granit çıkarılıp gönderilmiş, hareketli bir alandı. 1971 yılında kapatılan ocaktan alınan granitlerle, Avrupa'nın ikinci büyük granit binası olan Marischal College de inşa edilmişti. 1740 yılında Rubislaw tepesinde açılan ocak, 1778'de ilk sahipleri olan Skene ailesine 13 Sterlin karşılığı geri satılmıştı, zira o zamanki sahipleri, yeterince verimli inşaat malzemeleri çıkaramayacaklarını düşünüyorlardı.
Avrupa'nın insan eli yapımı en büyük "çukur"u, 30 bin Sterlinlik fiyatıyla satışa çıkarıldı.
Galatasaray forması giyen dünyaca ünlü yıldız Harry Kewell’in, Avustralya’nın en çok kazanan üçüncü sporcusu olduğu bildirildi. Avustralya’da yayın yapan Business Review Weekly Dergisi’nin haberine göre, ülkenin en çok kazanan sporcusu olarak yıllık 15 milyon dolar gelir ile golfçü Greg Norman gösterildi. Norman’ı, Avustralya Basketbol Milli Takımı’nın yıldızlarından, NBA’in Milwaukee Bucks takımında oynayan Andrew Bogut 14 milyon dolarla takip ediyor. Dergi, Galatasaray forması altında ortaya koyduğu performansla taraftarların büyük sevgisini kazanan Harry Kewell’ın ise 9,5 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldığını yazdı. Kewell’ın, yıllık gelirinin 10,5 milyon dolardan 9,5 milyon dolara düştüğü de ifade edildi. Sarı-kırmızıı futbolcuyu, Formula 1 pilotu Mark Weber, yıllık 9 milyon dolarlık gelirle izliyor.
Galatasaray forması giyen dünyaca ünlü yıldız Harry Kewell"in, Avustralya"nın en çok kazanan üçüncü sporcusu olduğu bildirildi.
Anayasa Mahkemesi, 5918 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemelerini oy birliği ile iptal etti. Karar, hükümete karşı darbe, isyan ve anayasal düzene karşı suç işlediği iddiasıyla sivil mahkemlerde yargılanan kişilerin durumunu doğrudan etkileyecek nitelikte. Gerekçenin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından, yürümekte olan ve sonuçlanan çok sayıda dava bu karardan etklenecek. Bu davalar ve soruşturmalarla ilgili görevsizlik kararı verilmesi gündeme gelecek. MAHKEMELERE GERİ GİDECEK Askerlerle ilgili savcıların elindeki tüm dosyaların ve dava aşamasındaki dosyaların, askeri savcılara ve askeri mahkemelere gönderilmesi gündeme gelecek. Ergenekon soruşturmasında, hükümete karşı darbeyle suçlanan çok sayıda askerin durumu tartışmalı hale gelecek. ARINÇ'IN DOSYASI ASKERDE Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikat iddiasıyla ilgili soruşturma dosyası, gerekçeli kararın ardından kapatılacak ve askeri savcılığın soruşturması başlayacak. Seferberlik Tetkik Kurulu'nda yapılan aramalar da bu karardan etkilenecek. Dün sona eren aramalarda, hakim Kadir Kayan'ın elde ettiği bilgilerin ne olacağı sorusu da gündeme gelecek.
Askere sivil yargı yolunu açan düzenleme Anayasa Mahkemesi'nde oy birliğiyle iptal edildi
İstanbul Bayrampaşa'da bir tekstil atölyesinde çalışan 20 yaşındaki Bayram G. aynı işyerinde çalışan eski sevgilisi 17 yaşındaki P.Ö.'ye tecavüz etti. Bayram G. ile tecavüz sırasında P.Ö.'yü tutarak direnmesini engelleyen 20 yaşındaki Mehmet D. yakalandı. Eski kız arkadaşı P.Ö.'nün başka biriyle nişanlanmasına sinirlenen Bayram G., dün öğle paydosu sırasında arkadaşı Mehmet D.'nin de yardımını alarak işyerinin deposunda P.Ö'ye tecavüz etti. Olayın ardından işyerinden izin alarak eve giden P.Ö durumu ailesine anlattı. Ailenin polise yaptığı şikayetin ardından Bayrampaşa Asayiş Büro Amirliği polisleri Mehmet D.'yi gözaltına alırken kayıplara karışan Bayram G.yi de yakalamak için geniş çaplı araştırma başlattı. Bayram G.'nin evinin ve akrabalarının evlerinin önüne bekleyen polis, bugün saat 06.00 sıralarında tecavüz zanlısını kıskıvrak yakaladı. Emniyete götürülerek ifadesi alınan Bayram G., P.Ö.'nün başka biriyle nişanlanmasını sinirlendiğini söyleyerek tecavüz ettiğini kabul etti. Sorguları tamamlanan Bayram G. ile arkadaşı Mehmet D. adliyeye sevk edildi.
Aynı işyerinde çalıştığı eski sevgilisinin nişanlandığını duyan genç öğlen paydosunda iğrenç bir intikam hazırladı...
Demet Akalın, bu akşam Önder Bekensir ile Esma Sultan Yalısı’nda evleniyor. Ancak anlaşılan, attığı adımdan emin değil. Akalın'ın iki hafta önce eski kocası Oğuz Kayhan’a telefonla mesaj gönderdiği ortaya çıktı - GÖRGÜ tanıklarına göre Demet Akalın, geçen yıl aldatıldığı için tek celsede boşadığı Oğuz Kayhan'a mesaj atıp yeniden barışmak istedi. - KAYHAN, iki hafta önce içki içip, gecenin sonunda ortağı olduğu Chocolate'ta çevresindeki arkadaşlarına telefonundaki mesajı gösterdi ve "Bakın Demet hâlâ bana mesaj atıyor. 'Evet' dersen her şeyi bırakıp sana dönerim" diyor. Ne yapacağımı bilmiyorum" dedi. - KAYHAN, geçen haftalarda Bekensir'in eski eşi Süreyya Yalçın ile arkadaş olmuş ve çevresindekileri şaşırtmıştı. Daha sonra Yalçın'ın doğum gününe de katıldı. - MESAJI atan Demet Akalın'ın, boşandıktan sonra tekrar birlikte olmayı denediği eski eşini unutamadığı anlaşılıyor. Bu gece Esma Sultan Yalısı'nda eski Türk filmleri gibi bir sahne yaşanırsa sakın şaşırmayın.
Demet Akalın, bu akşam Önder Bekensir ile Esma Sultan Yalısı"nda evleniyor. Ancak anlaşılan, attığı adımdan emin değil.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 1 Şubat’ta yapılacak olağanüstü kongresi için MHP dahil tüm siyasi partilere davetiye gönderdi. BDP’nin 1 Şubat’ta yapılacak Olağanüstü Kongresi’nde Genel Başkanlık için Selahattin Demirtaş’ın ismi ön plana çıktı. Edinilen bilgilere göre, şimdiye kadar yapılan kongre hazırlık toplantılarında ve nabız yoklamalarında gelen önerilerde genel başkanlık için Demirtaş; eş başkanlık için Demirtaş ve Gülten Kışanak’ın isimleri öne çıktı. Son değerlendirmelerden sonra önümüzdeki günlerde konuya ilişkin net bir açıklamanın yapılacağı belirtildi. 1 Şubat’ta Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda yapılacak olan kongreye, yurtiçinden ve dışından çok sayıda kişi ve kurum da davet edildi. 457 delegenin katılacağı kongreye, Türkiye’deki partilerin yanı sıra, büyükelçilikler, Avrupa Parlamentosu ve yurtdışındaki sol siyasi partiler ile örgütler de davet edildi.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 1 Şubat"ta yapılacak olağanüstü kongresi için MHP dahil tüm siyasi partilere davetiye gönderdi.
Askerliğini Şırnak’ta yapan sunucu Vatan Şaşmaz, vatani görevini erteletmeye uğraşan Alişan’a tepkili: O ekranda Çağla ile göbek atarken ben -22 derecede nöbet tutuyordum. AskerlİĞİnİ ertelemek için asıl mesleğini futbolcu gibi gösteren ancak lisansı Futbol Federasyonu tarafından iptal edilen türkücü Alişan’a bir tepki de Şırnak’ta 18 ay askerlik yapan sunucu Vatan Şaşmaz’dan geldi: “Futbol oynuyorum deyip kimseyi aptal yerine koymasın, acilen askere gitsin. Askerlik sırayla yapılır. Ben -22 derecede Şırnak’ta nöbet tutarken, o Çağla Şikel’le birlikte sabah programında göbek atıyordu. Şimdi sıra onda. Zaten Alişan’ın askerliğini Doğu’da da yapacağını sanmıyorum. Ona da bir çözüm bulur. Düşününce aslında bir vatandaş olarak kendimi aptal yerine konulmuş gibi hissediyorum. Bu ülkenin topraklarında yaşıyor, suyunu içip, parasını kazanıyorsan vatan borcunu da ödeyeceksin. Paramı kazanayım, kızlarla ciplerde gezeyim diye bir şey yok. Bu sözlerim sadece Alişan için değil askerliğini erteleyen herkese. Alişan’ı seven bir arkadaşı olarak kendini daha fazla komik duruma düşürmeden askere gitmesini öneriyorum.”
Askerliğini Şırnak'ta yapan sunucu Vatan Şaşmaz, vatani görevini erteletmeye uğraşan Alişan'a tepkili!..
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Şişli, Taksim, Fatih ve Yenikapı’daki bazı gece kulüplerine düzenlenen baskınlarda 124 yabancı uyruklu kadın gözaltına alındı. Yakalanan kadınların çete üyeleri tarafından, “Sizi Türkiye’de manken yapacağız, çok para kazanacaksınız” diyerek kandırıldıkları ortaya çıktı. Çetenin kadınları Türkiye’ye getirdikten sonra pasaportlarına el koydukları ve fuhuş yapmaya zorladıkları, itiraz eden kadınların ise dayak yedikleri ve ölümle tehdit edildikleri belirlendi. Baskınlarda yabancı uyruklu kadınların üzerlerinde sahte Türk kimlikleri çıktı. Çete üyelerinin Rusya, Ukrayna ve Belarus gibi ülkelere sık sık giderek orada güzel kadınları kandırdıkları ve Türkiye’ye getirdikleri kaydedildi. (Vatan)
Fuhuş çetesinin birbirinden güzel kadınları, mankenlik vaadiyle kandırıp Türkiye'ye getirdikleri öğrenildi.
Yeni Zelanda, Amerikan Trijicon şirketinin Afganistan ve Irak’ta görev yapan birçok ülkenin ordusana sattığı, üzerinde seri numaraları yerine İncil’den ayetler bulunan silahları toplatıp numaraları sildireceğini açıkladı. Amerikan Trijicon şirketinin, başta Amerika olmak üzere Afganistan’da ve Irak’ta görev yapan birçok ülkenin ordusuna sattığı, üzerinde ise seri numaraları yerine İncil’den ayetler bulunan silahlar ortalığı karıştırdı. ABD’deki Müslüman toplumu, Savunma Bakanı Robert Gates’ten bir an önce bu silahların toplatılmasını istedi. Müslüman Halkla İlişkiler Konseyi (Muslim Public Affairs Council. MPAC) yaptığı açıklamada “Bir askeri teçhizatta İncil’den göndermelerin yer alması, ülkemizin temellerini oluşturan değerleri ve ana fikirleri ihlal etmektedir. Daha da kötüsü, bunun ABD tarafından İslam’a karşı yürütülen Haçlı seferlerinin varlığını öne süren aşırı dincilerin eline propaganda malzemesi veriyor olmasıdır” denildi. Öte yandan, bu silahları kullandığını açıklayan ilk ülke olan Yeni Zelanda, numaraları sildireceğini açıkladı. Üç ülke araştırıyor Afganistan’da görev yapan Yeni Zelanda Savunma Gücü sözcüsü Binbaşı Kristian Dunne, üretici firma Trijicon’a, yeni siparişlerinde bu numaraların çıkarılmış olması talimatını vereceklerini, halihazırda kullanılan silahlardan da numaraların kaldırılacağını söyledi. Avustralya ve İngiltere de ellerinde Trijicon silahları ve aksesuarlarının bulunduğunu, bunlarla ilgili soruşturma açtıklarını söyledi. Amerikan Deniz Piyadeleri Birliği’nin Sözcüsü de, komutanların konuyla ilgili şirketle bir toplantı yapacaklarını, bir sonraki siparişlerin de gözden geçirileceğini söyledi. Evanjelist Hıristiyan Glyn Bindon tarafından kurulan Trijicon firması, üzerindeki numaraların İncil’den alıntı olduğunu ve 30 yıldır bunları kullandığını kabul etmiş, bunda yasa dışı bir durum olmadığını açıklamıştı. Özel kuvvetler kullanıyor Dünyadaki birçok ordunun özel kuvvetleri tarafından kullanılan ve M16 silahlarının üzerine takılan bir dürbün olan Advanced Combat Optical Gunsight’ın (ACOG, Gelişmiş Savaş Silahı Gözlüğü) seri numarasında JN8:12 bulunuyor. Bu da İncil’in John 8’inci bölüm 12’nci ayet anlamına geliyor. Burada ise “İsa Mesih onlara dedi ki ’Ben dünyanın nuruyum; benim ardımdan gelen asla karanlıkta yürümez, ama hayat nuruna sahip olur” yazılı.
Yeni Zelanda, seri numaraları yerine İncil"den ayetler bulunan silahları toplatıp numaraları sildireceğini açıkladı.
Turkcell Süper Lig'de Fenerbahçe'nin 37 puanla zirvede bitirdiği ilk yarının ardından, takımlar, ara transfer döneminde güçlendirdikleri kadrolarıyla, sezon sonunda belirledikleri hedeflere ulaşmaya çalışacaklar. Turkcell Süper Lig'de 2009-2010 sezonu 16 Mayıs 2010 tarihinde yapılacak 34. hafta maçlarıyla tamamlanacak. Lig şampiyonluğunun yanı sıra, Avrupa kupalarına katılım için üst sıralarda yaşanacak heyecana, küme düşürülen Ankaraspor'un ardından lige veda edecek son 2 takımın mücadelesi de eklenecek. Turkcell Süper Lig'de yarın başlayacak 2009-2010 sezonunun ikinci yarısındaki ilk haftanın maç programı şöyle: Yarın: 20.00 Fenerbahçe-Denizlispor (Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu) 23 Ocak Cumartesi: 14.00 Eskişehirspor-Manisaspor (Eskişehir Atatürk) 14.00 Kasımpaşa-Bursaspor (Recep Tayyip Erdoğan) 19.00 Beşiktaş-İstanbul Büyükşehir Belediyespor (BJK İnönü) 24 Ocak Pazar: 14.00 Kayserispor-Gençlerbirliği (Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kadir Has) 14.00 Ankaragücü-Diyarbakırspor (Ankara 19 Mayıs) 15.00 Trabzonspor-Sivasspor (Hüseyin Avni Aker) 19.00 Galatasaray-Gaziantepspor (Ali Sami Yen) DERBİLER Turkcell Süper Lig'de 2009-2010 sezonunun ikinci yarısında ilk derbi maç 22. haftada BJK İnönü Stadı'nda Beşiktaş ile Galatasaray arasında yapılacak. Ligde 27. haftada Galatasaray ile Fenerbahçe, Ali Sami Yen Stadı'nda karşılaşacak. Sezonun son lig derbisinde ise 30. haftada Fenerbahçe ile Beşiktaş, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda karşı karşıya gelecek. FENERBAHÇE GALİBİYETLE BAŞLAMAK İSTİYOR Turkcell Süper Lig'de ilk yarıyı lider kapatan Fenerbahçe, Denizlispor ile yarın yapacağı maçı kazanarak, ligin ikinci yarısına galibiyetle başlamak istiyor. Ligde ilk yarıyı 37 puanla lider olarak tamamlayan sarı-lacivertliler, yarın kendi sahasında Denizlispor ile yapacağı maçta 3 puan almayı hedefliyor. Sarı-lacivertlilerde, sarı kart cezalısı olan Alex ve Gökhan Gönül ile kadro dışı bırakılan Önder, yarınki maçta forma giyemeyecek. Fenerbahçe'de yeni transfer Gökhan Ünal, Denizlispor maçında teknik direktör Christoph Daum'un görev vermesi halinde ligde ilk kez sarı-lacivertli formayı giyecek. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yarın saat 20.00'de başlayacak Fenerbahçe-Denizlispor maçını hakem Bünyamin Gezer yönetecek. Fenerbahçe'de 5 oyuncu sarı kart sınırında bulunuyor. Ligde 3'er sarı kartı bulunan Cristian, Emre, Güiza, Dos Santos ve Lugano, yarınki maçta oynayıp, sarı kart görürse cezalı duruma düşecek.
2009-2010 sezonunun ikinci yarısı yarın İstanbul'da yapılacak Fenerbahçe-Denizlispor maçıyla başlayacak.
'Ejder Kapanı'nın galası Cinebonus G-Mall'de yapıldı. Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç'ın başrolünü paylaştığı film hakkında oyuncular açıklama yapmaktan kaçındı. Kenan İmirzalıoğlu ile sevişme sahneleriyle dikkat çeken Berrak Tüzünataç, geceye filmde de rol alan sevgilisi Nejat İşler'le, İmirzalıoğlu ise Zeynep Beşerler ile katıldı. CİNAYET ZİNCİRİ FİLMİN konusu şöyle: İstanbul'da bir cinayet zinciri başlar. Güneydoğu'da askerliğini yapan Ensar'ın (Nejat İşler) 12 yaşındaki kız kardeşine tecavüz edilir. Ensar ortadan kaybolur ve şüpheli listesine alınır. Cinayet masasından Abbas (Uğur Yücel) ve Akrep Celal (Kenan İmirzalıoğlu), soruşturmayı üstlenir. Katil çok zeki ve hızlı hareket etmektedir. Halk, suçluları cezalandırdığı için katili desteklemektedir. 10 üzerinden 9 çünkü ben yokum Galaya katılan Cem Yılmaz, 'Yahşi Batı'nın ardından yeni bir film projesi olmadığını söyledi. 'Yaş sınırlaması'na da değinen Yılmaz, 'Filmin hakkı neyse onu veriyorlar. Bundan sonra yapacağım filmlere 46 yaş üstü de verilebilir. Benim filmim çocuk filmi değil. Bu tür uyarıların konması çok normal' dedi. Gazetecilerin 'Ejder Kapanı'na 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?' sorusunu '9 veririm' şeklinde yanıtlayan Cem Yılmaz, '1 puan kırdım çünkü filmde ben yokum' diye konuştu.
'Ejder Kapanı'nın galasına aşıklar damga vurdu. Filmdeki sevişme sahneleriyle çok konuşulan Berrak Tüzünataç ile Kenan İmirzalıoğlu geceye sevgilileriyle katıldı.
Muş Alparslan Üniversitesi'nin İl Milli Eğitim Müdürlüğü onayı ile 5-6 yaşındaki çocukların 'Allah'a yakınlık algısını' araştırdığı ortaya çıktı. 13 soruluk araştırmada velilere ilginç sorular yöneltildi. Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından '5-6 Yaş Çocuklarda Allah'ın Yakınlığı Algısı' başlığını taşıyan araştırma için Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan izinle ana sınıfı bulunan okullara bir yazı gönderilerek bazı velilerin şu soruları yanıtlaması istendi: - Yaptıklarınızdan dolayı kendiniz hesaba çeker misiniz? - Günahlarınıza pişman olup tövbe eder misiniz? - İmkanınız olsa senede bir zekat verir misiniz? - Günlük hayatınızda dini önemli bulur musunuz? - İnancınıza göre hareket etmediğinizde rahatsız olur musunuz? - Dini sohbet ve ortamlara katılır mısınız? - Dini faaliyetlere katkı ve desteğiniz olur mu? - Dini bilgilerinizi başkalarına aktarır mısınız? - Ramazan ayı boyunca oruç tutar mısınız? - Genel olarak Kur'an okuma alışkanlığınız var mı? - Günlük namazları düzenli kılar mısınız? - Sıkıntıya düştüğünüzde Allah'a dua eder misiniz?
5-6 yaşındaki çocukların 'Allah'a yakınlık algısını' araştırdığı ortaya çıktı. İşte şu soruların yanıtlanması istendi;
İNTERNETHABER Kanaltürk Ankara temsilcisi Sami Dadağlıoğlu'nun moderatörlüğünde, sunulan Ters Cephe programında Taraf gazetesinin Türkiye'nin gündemine oturan "Balyoz Eylem Planı'yla ilgili haberde yer alan konuşmaların ses kaydını yayınladı. Programda zaman zaman gerginlikler yaşanırken, Rasim Ozan Kütahyalı, Ümit Zileli ile belgelerin gerçek olup olmadığı konusunda tartışmaya girdi. Fikri Akyüz ile de olayın yumuşatılmak istenmesi yüzünden tartışmalar yaşandı. TARAF'TA ÇIKACAKLAR DAHA ÇOK ŞAŞIRTACAK Rasim Ozan Kütahyalı bugün herşeyi ile alenen darbe amaçlı belgeleri basite indirgeme yarışında olduklarını, Taraf gazetesinde bundan sonraki günlerde çıkacak bölümlerde herkesin daha fazla şaşıracağını ileri sürdü. Kütahyalı, gazetenin Balyoz Planı çerçevesinde 2003 yılında kurulması muhtemel Milli Birlik Hükümeti kabinesinde yer alacak kişilerin isimlerinin de yayınlanacağını açıkladı. BU OLAY TAMAMEN DÜZMECE Ümit Zileli ise bu olayın tamamen düzmece olduğunu ortaya konan açıklamaların bir plandan cımbızla kesilerek bir araya getirilen ifadelerden oluştuğunu dile getirdi. Zileli kayıtların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. BİRAND'IN KİTABINDAN ALINTI YAPTI Fikri Akyüz ise, Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül darbesine yönelik yazdığı kitaptan alıntılarda bulunarak, 12 Eylül darbesinde ifade edilenlerle Balyoz Eylem Planı'ndaki ifadelerin bire bir uyduğunu savundu. "İŞ ZIVANADAN ÇIKMIŞ" Muhafazakar-demokrat yazar Fikri Akyüz ses kayıtlarının ilk bölümünü dinledikten sonra Balyoz Darbe Planı ile ilgili olarak işin zıvanadan çıktığını söyledi. Çetin Doğan'a 'Sizene sanane' diyerek seslenen Akyüz, "Türk Silahlı Kuvvetleri dış tehdite karşı Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevini üstlenirken, senin vazifen midir? 'Milli Mütabakat' hükümeti kurmak" dedi. KOZMİK ODADA DARBE PLANI ARANIYOR Ümit Özdağ net bir tespit yaptı ve programa bu konuyla damga vurdu!. Herkesin bu ara odak konusu olan kozmik oda ve bu odanın aranmasına ilişkin zihninde söylediği bir sözü sesli olarak dile getirdi. Özdağ, "Kozmik odayı Arınç suikastini bahane ederek, kozmik odanın aranması için paravan tuttular ve aslında orada darbe planı arıyorlar" diyerek net bir tavır ortaya koydu. OSMANLI İMPARATORLUĞU TÜRK DÜŞMANI OLDU Programın ilerleyen dakikalarında bu kez tartışmanın fitilini Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ümit Zileli ateşledi Ümit Zileli, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde neredeyse Türk düşmanı haline geldiği bu olayların Fatih Sultan Mehmet ten sonra başladığını söyledi. OSMANLI TÜRKLÜĞÜ KABUL EDİYOR MUYDU? Zileli daha sonra, Osmanlıyı sırtında taşıyan milletin Türkler olduğunu ama Osmanlının son dönemde Türklere haksızlık ettiğini arap etkisinde kaldığını düşündüğünü ifade etti. HİSARCIKLIOĞLU İDDİASI Programın sonlarına doğru Kütahyalı kendini tutamadı. Diğer konukların sürekli ''Milli mütabakatın başbakanı kim olacak'' sorusunu gazetenin çıkmasını beklemeyerek açıkladı; "Eğer 2003 yılında darbe olsaydı, Milli Mütabakat döneminin başbakanı, bugünkü TOBB Başakanı Rıfat Hisarcıklıoğlu yapılacaktı."
Kanaltürk'te yayınlanan Ters Cephe programında taraflar kapıştı. İddialar ve suçlamalar havada uçuştu.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, yurdun bazı kesimleri için 'kuvvetli rüzgar ve tipi şeklinde kar' uyarısında bulundu. İstanbul, bugünden itibaren 4 gün boyunca kar yağışlı olacak. Fırtınanın şiddeti 90 kilometreyi bulacak. Kilyos gibi Batı Karadeniz sahillerinde, dalga boyunun 7 metreyi aşması bekleniyor. İstanbul, 4 günlük yağış nedeniyle alarmda. İstanbul Valisi Muammer Güler, 'Dört gözle kar yağışını bekliyoruz. Yerde 7-8 cm kar olmalı ve çocuklar gönüllerince eğlenmeli. İnşallah cumartesi günü böyle bir kar gelecek. Çarşamba'ya kadar yağışların süreceği söyleniyor. Sıcaklık mevsim normallerinin altında olacak' dedi. KIRKLARELİ EKSİ 15'İ GÖRÜYOR Trakya'da Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve yağışın etkisi artarak devam ediyor. Sıcaklığın bugün Edirne'de eksi 9, Kırklareli'nde eksi 15 derece olması bekleniyor. Çanakkale, İzmir, Aydın, Mersin çevrelerinde kuvvetli yağmur ve sağanak, Batı Karadeniz, Marmara, İç Ege (Afyonkarahisar, Uşak, Kütahya ve Denizli), Göller yöresi ile Ankara, Eskişehir ve Konya çevrelerinde karla karışık yağmur, Adana, Kahramanmaraş ve İskenderun'da sağanak yağış görülecek. HAVA DAHA DA SOĞUYACAK Hava sıcaklığı bugün Doğu Anadolu Bölgesi'nde, cumartesi günü Marmara ve Ege'de 3 ila 5 derece azalarak batı bölgelerimizde mevsim normalleri civarında gerçekleşecek.
Beklenen gün geldi!.. Günlerdir uyarısı yapılan kar yağışı bugün itibari ile başlayacak... Fırtına da çok şiddetli olacak!
Adana Emniyeti ve İl Jandarma Komutanlığı, özellikle Karataş'a bağlı Tuzla Beldesi'nde, çiftçiye faizle borç verip, işkence ve darpla tahsil eden zanlılara yönelik çalışma başlattı. Dün sabah 05.30'de 'Birlik' operasyonunun düğmesine basıldı. Özel Harekat polisinin de katılımıyla 16 ayrı adrese baskın düzenlendi. Çete lideri Ahmet T.T., Toros Mahallesi'ndeki evinde yatak odasında yakalandı. Ayten S. adlı bir kadın ile 8 kişi daha gözaltına alındı. YÜZDE 100 FAİZ Çete üyelerinin tefecilikle 1 milyon TL'yi aşkın gelir elde ettiği belirlendi. Çetenin 20 bin TL'lik borç için 300 bin TL'lik arsayı teminat olarak aldığı tespit edildi. Çok sayıda çiftçinin, yüzde 100 oranda faizi bile kabullenmek zorunda bırakıldığı ortaya çıktı. Olayla ilgili mağdur sayısının artabileceği düşünülüyor.
Adana Emniyeti Tuzla Beldesi'nde, çiftçiye faizle borç verip, işkence ve darpla tahsil eden zanlılara yönelik çalışma başlattı.
Dünya futbolunun devlerinden Barcelona ile üç yıllık sponsorluk anlaşması için el sıkışan Türk Hava Yolları (THY) uçuş listesine şimdi de Forbes tarafından ‘2009 yılının en değerli takımı’ seçilen Manchester United’ı da ekledi. 1.87 milyar dolarlık değeriyle ‘dünyanın en değerli spor kulubü’ ünvanını kazanan İngiliz Manchester United’a da sponsor oldu. Manchester United yönetimi, Türk Hava Yolları ile sponsorluk anlaşmasını onayladı. BBC’nin haberine göre anlaşma 3.5 yıllık olarak bildirilirken, rakam kesin olarak belirtilmedi. BBC’nin haberinde Türk Hava Yolları’nın geçtiğimiz yıl 25 milyondan fazla yolcu taşıdığına da dikkat çekildi. İngiliz futbol devi Manchester United ile bir süredir görüşmeler devam ediyordu. Edinilen bilgiye göre THY yönetimi Barcelona’dan önce bu takımın kapısını çaldı. Ancak Manchester yönetiminin anlaşma için oldukça yüksek bir bedel talep etmesi görüşmelerin tıkanmasına neden oldu. THY yönetimi bunun üzerine rotayı İspanyol devi Barcelona’ya çevirdi. İki kurum arasında anlaşma imzalanması üzerine Manchester yönetimi de harekete geçirdi. THY yönetimine haber gönderen kulüp yönetimi, “Gelin yeniden konuşalım” çağrısı yaptı. Yeniden başlayan görüşmeler sonrasında da bu sefer anlaşma sağlandı. Bu arada bu iki anlaşmanın ardından birçok takımdan görüşme talebi geldiğini öğrenilirken, ‘sırada başka devlerin de olduğu’ belirtiliyor.
Bir süredir devam eden sponsorluk görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. THY dünya devi Manchester United"ı da uçuracak.
Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu açan yasa düzenlemesini iptal etti. Kararla, ‘Balyoz’un da içinde olduğu darbe planlarına soruşturma yolu kapanabilir. İŞTE KARARDAN ETKİLENECEK DAVALAR BALYOZ: Balyoz darbe planına ilişkin dün, savcılar Taraf’tan belgeleri almıştı. Ancak iptal kararıyla birlikte soruşturma başlamadan bitecek. AYIŞIĞI, YAKAMOZ, ELDİVEN: Bu üç darbe planına ilişkin soruşturma kapsamında dönemin kuvvet komutanları Oramiral Özden Örnek, Orgeneral İbrahim Fırtına ve Aytaç Yalman özel yetkili Cumhuriyet savcılarına ifade vermişti. ALBAY ÇİÇEK: Demokrasi ile Mücadale Eylem Planı hakkında Ergenekon savcıları soruşturma yürütüyordu. Plandaki ıslak imzanın Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu netleşmişti. KAFES: Kafes Eylem Planı’na ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında üst düzey amirallere suikast hazırlığı içinde oldukları, darbe planladıkları iddiasıyla 10 subay hala tutuklu bulunuyor. ŞEMDİNLİ: Şemdinli davasında askeri mahkeme söz konusu düzenleme uyarınca görevsizlik kararı vermişti. İptalin ardından dosya, tekrar askeri mahkemeye gönderilecek. ARINÇ’A SUİKAST: Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kozmik odalarında özel yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayan tarafından yapılan arama sonrasında ‘hükümete karşı’ suçlar soruşturmasına dönen soruşturma da etkilenecek. Kararın kozmik aramanın ertesine denk gelmesi dikkat çekti. ATABEYLER: Atabeyler ve Sauna davası da söz konusu iptal kararından etkilenecek. Hükümete karşı suç işlemek iddiasıyla açılan davalarda çok sayıda asker yargılanıyor. İPTAL KARARINA TEPKİLER NASIL? Uyuşturucu askeri suç mu? AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ: CMK 250’nci maddede sivil yargıda yargılanması öngörülen suçlar, örgütlü suçlar ve uyuşturucu madde imal ve ticaretidir. İkincisi çete mafya tipi yapılanmalarla ilgili suçlar, bir diğeri ise anayasal düzene karşı işlenen suçlar ve terördür. Sorarım şimdi; Uyuşturucu askeri bir suç mu? Anayasa acilen değişmeli Anayasa Hukukçusu Prof. Mithat Sancar: Askeri olmayan suçlarda sivil yargılamayı sağlayan yasa, darbe bağlantılı tüm soruşturmalarda sivil yargıyı etkin hale getirmişti. Bu konularda bugüne kadar askeri yargıda bu etkinlikte bir soruşturma görülmemişti. Şimdi sıkıntılar yaşanacak. Mutlaka anayasa değişikliği yapılmalı. Anayasa zaten darbe ürünü Prof İbrahim Kaboğlu: Sağlıklı değerlendirme için gerekçeli kararı görmemiz lazım. Yasa Meclis’te görüşülürken 145. maddeye aykırı görülebilir demiştim. Askerlerin askerlikle ilgili olmayan suçlardan sivil mahkemede yargılanmaları demokrasinin gereği. Ancak darbe anayasası askeri yargının yetkisini geniş tuttu. Emekli askeri etkilemez Askeri Yargıtay Onursal Üyesi Fahri Kayacan: Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir karar vereceğini bekliyordum. Bu karar emekli askerlere ilişkin soruşturma ve davaları etkilemez. Askeri suçlarda, ‘görev gereği mi, askere karşı mı işlendi, askeri alanda mı işlendi’ sorularına bakılır. CHP memnun CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek, “Biz CHP olarak inanarak verdiğimiz bir dilekçenin kabul edilmiş olmasından memnun olduk’’ dedi. (Star)
Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu kapadı. Fakat bu karar bir çok kritik davayı etkileyebilir. İşte o davalar...
Kozakçıoğlu’nun İpekçi cinayeti için, “Bu bir devletliler eylemi” açıklamasından sonra dönemin İçişleri Bakanı Güneş, “Devletliler dönemin sıkıyönetim Komutanlığı’nda” dedi Gazeteci Abdi İpekçi cinayeti sırasında İstanbul Emniyet Müdürü olan Hayri Kozakçıoğlu’nun “Bu bir devletliler eylemi” açıklamasının ardından, dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, o devletlilerin bulunduğu adresi verdi: “Dönemin Sıkıyönetim Komutanlığı.” Güneş, “Bu artık polis ve yargı işi değil. Siyasi otoritede, devletin örtülü yapılarla ilişkili tüm yapılarını açıklayacak, toplumdan özür dileyecek. Demokrasi için şart” dedi. ENGELLENMİŞ BİR SORUŞTURMA CNN TÜRK’e konuşan Güneş, Kozakçıoğlu’nun dile getirdiği “Bu devlet değil, devletliler eylemi” sözünden şunları anladığını söyledi: “Olaydan önce, Ağca’ya katletme emrini veren, silahı veren, onu yönlendiren kişi belli. O kişinin kimlerle bağlantısı olduğu, daha önce hangi eylemleri gerçekleştirdiği bilinmekte. Katil yakalandıktan sonra, kimler tarafından yurtdışına kaçırıldığı biliniyor. Buna rağmen bilinmeyen olarak kalmasına, engellenmiş bir soruşturma denebilir.” Güneş, “Kararı alan zaten devletli” diyerek, dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’nı işaret etti. “Soruşturmaya izin vermeyen dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı mı” sorusunu onaylayan Güneş, şunları söyledi: “Kararı alan zaten Devletli. İlk emri veren kişi bellidir. Mehmet Şener’dir. Özel Harp’te olabilir, onunla bağlantılı da. Polise dediler ki, ‘siz artık bu tahkikatı devam ettirmeyin. Biz yapacağız, böyle bir suç varsa, biz gereğini yapacağız.’ Eğer katil emniyetin elinden alınırken... emniyet çok farklı bir şey yaptı. (Mehmet Ali Ağca İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Sıkıyönetim Komutanlığı’na verileceği gün) Emniyetten o gün çıkardı basına gösterdi. Orada gazeteciler (Ağca’ya) sordu: Sen mi (cinayeti) işledin diye. (Ağca) ‘Evet ben işledim’ dedi. İstanbul Emniyet’i o toplantıyı yapmamış olsaydı, (Ağca’ya) mahkumiyet kararı tesis etmek zor olacaktı. Serbest kalabilecekti. ‘İPEKÇİ’ 12 EYLÜL SÜRECİNİN PARÇASI “İpekçi cinayeti, 12 Eylül’e giden sürecin en önemli parçalarından” diyen Güneş şöyle devam etti : “Toplumu sarsacak kişi aranmış, İpekçi bulunmuştur. İpekçi, toplumun bütün kesimlerinin kulak verdiği bir medya önderiydi. Akıllarınca 12 Eylül’e haklılık kazandıran bir eylemdi.”
Kozakçıoğlu"nun İpekçi cinayeti için, “Bu bir devletliler eylemi” açıklamasından sonra dönemin İçişleri Bakanı açıklama yaptı.
Bilim insanları ciddi bir uyarıda bulunarak, fazla oturmanın ölümcül olabileceğini belirtti. Uzmanlar düzenli egzersiz yapılsa bile, çok uzun süre oturarak durmanın önemli sağlık bozuklukları ortaya çıkarabileceğini ifade etti. Yapılan araştırmalar çok fazla televizyon seyreden, bilgisayar başında oturan veya araba süren insanlarda kilo sorununun ve kalp krizini riskinin önemli ölçüde arttırdığını ortaya koydu. İsveç Spor Sağlık Bilimleri akademisyeni Elin Ekblo-Bak, vücudun dört saat oturduktan sonra zararlı tepkiler vermeye başladığını ve şeker ve yağ düzenlemekten sorumlu olan genlerin çalışmayı durdurduklarını belirtti. DÜZENLİ SPOR YAPMAK ÇÖZÜM DEĞİL Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarından Tim Armstrong ise, düzenli spor yapan bir insanın saatlerce oturarak yaptığı sporun etkisini ortadan kaldırabileceğini belirtti. Bu yüzden günde bir kez egzersiz yapmak yerine gün içine yayılmış egzersizlerin daha yararlı olacağını ifade etti. Londra’da bir finans şirketinde çalışan 31 yaşındaki Aytekin Can, her gün masa başında saatlerce oturduğunu, boş zamanlarından ise dövüş sporlarıyla ilgilendiğini belirterek, “Oturmanın çok zararlı olduğunu düşünmek istemiyorum. Ümidim yaptığım sporun sağlığıma yeterince katkıda bulunması” dedi. 17 BİN KİŞİLİK ARAŞTIRMA Kanada’da 17 bin insan üzerinde birkaç yıldan beri sürdürülen araştırmanın sonucunda çok fazla oturmanın tam olarak ne kadar zararlı olduğunun saptanamadığı belirtildi. Araştırmanın başındaki isim Peter Karzmarzyk, “Yine de spor yapıyor olsun ya da olmasınlar, çok fazla oturanlarda ölüm riski artıyor” dedi. ABD’de 2003 ve 2004 yıllarında yapılan anketler, Amerikalıların vakitlerinin yarısını masa başında veya araba sürerken geçirdiklerini ortaya çıkarmıştı. Uzmanlar, bu durum engellenemeyecek olsa da, spor yapmaktan vazgeçilmemesini öneriyorlar.
Bilim insanları, çok fazla oturmanın arkasındaki riski saptadı. Buna göre vaktinin yarısını oturarak geçiren insanlar lütfen bu habere dikkat etsin!
Brüksel Bölgesi'nin Başkanlık Binası'nı basan itfaiye çalışanları çatıya çıkarak köpüklü suyla etrafı temizledi. İtfaiye çalışanları köpüklü suyla temizliği haksız terfi ve kayırmalara tepki göstermek için yaptı. Protestocu itfaiyeciler binanın çatısını köpüklü suyla yıkamakla kalmadı aynı zamanda başkanlık binasının bulunduğu caddeyi de temizledi. İtfaiyeciler bu temizlikle hükümetteki kirli ilişkilerin son bulması dileğinde bulundu. İSTANBUL'DA İTFAİYECİLER PÜSKÜRTÜLMÜŞTÜ Geçtiğimiz haftalarda İstanbul'ta itfaiyeciler protesto gösterisi yapmış ancak polisten beklenmedik bir tepkiyle karşılaşmıştı. Yangınlarda su sıkmaya alışık olan itfaiyecilere bu defa polis tazyikli su sıkmıştı.
Belçika'nın başkenti Brüksel'de haklarını alamayan itfaiye çalışanları ilginç bir eyleme imza attı.