Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
input_text
stringlengths
21
58.1k
target_text
stringlengths
20
765
Adım adım terörsüz Türkiye... Cumhur İttifakı'nın 'Terörsüz Türkiye' hedefine doğru giden süreç MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da kararlı tutumuyla Bahçeli'ye hep destek verdi. Ömer Çelik'ten terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesine ilişkin açıklama Peki, terörsüz Türkiye sürecinde son 8 aylık süreçte neler yaşandı? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1 Ekim'de Meclis'in açılışındaki konuşmasında yaptığı 'iç cephe' vurgusu sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli inisiyatif aldı. Genel Kurul'da, DEM Partililerle tokalaştı. Bahçeli, 15 Ekim'deki partisinin grup toplantısında da terörün bitirilme çağrısını ilk kez dile getirdi. "Türkiye'ye getirilirken, 'Her türlü hizmete hazırım' diyen teröristbaşı, buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin." Bir hafta sonra adres yine Milli iradenin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisiydi. Bahçeli, sözlerinin arkasında olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili ilk değerlendirmelerini 30 Ekim'de yaptı. Sürece ilişkin desteğini vurguladı: "Sayın Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı ortağımız MHP'nin elini değil tüm vücudunu taşın altına koymasıyla çok daha büyük bir imkan ele geçirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle "hedef artık; 'Terörsüz Türkiye'ydi." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ideal doğrultusunda Cumhur İttifakı'nın ortak siyasi vizyonla hareket ettiğine dikkati çekti. Gelişmelerle beraber DEM Parti heyeti Adalet Bakanlığı'nın izniyle 28 Aralık'ta İmralı'ya giderek ilk görüşmeyi gerçekleştirdi. Heyet, sonrasında Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. AK Parti başta olmak üzere Meclis'teki partilerle de görüşme trafiği sürdü. İmralı ile ikinci görüşme 22 Ocak'ta yapıldı. Ardından DEM Parti heyeti bu kez Irak'ın kuzeyinde IKBY yetkilileriyle temaslarda bulundu. 27 Şubat'ta İmralı ile olan üçüncü görüşme sonrası gözler İstanbul'a çevrildi. İmralı'dan terör örgütü PKK'ya kendisini feshetme çağrısı geldi. DEM Parti'nin Meclis'te başta AK Parti ve MHP olmak üzere partilerle ikinci tur görüşmeleri sürecin önemli sac ayaklarından biri oldu. Ramazan Bayramı'nda AK Parti 10 yıl sonra, MHP ilk kez DEM Parti ile bayramlaştı. Sonrasında asıl ve kritik görüşmenin adresi Beştepe oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Nisan'da DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ile Sırrı Süreyya Önder'i kabul etti. 21 Nisan'da Sırrı Süreyya Önder'in yer alamadığı DEM Parti heyeti, İmralı'ya gitti. 24 Nisan'da, DEM Partili yetkililer Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Sırrı Süreyya Önder'in 3 Mayıs'ta hayatını kaybetmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli taziye mesajlarını art arda paylaştı. Bahçeli, Meclis'te Önder'i anma programına katılarak 'Terörsüz Türkiye'ye verdiği desteği bir kez daha gösterdi. Sabır, özveri, büyük bir kararlılıkla yürütülen 8 aylık "Terörsüz Türkiye" süreci başarıyla nihayete erdi. Önce DEM Parti terör örgütü PKK'nın, 5-7 Mayıs'ta kongresini topladığını ve İmralı'nın çağrısı doğrultusunda kararlar alındığını duyurdu. Ardından PKK'nın fesih kararı aldığı ve silah bırakacağı açıklandı. Böylece Türkiye, yaklaşık yarım asırdır süren terör sorunundan kurtularak önemli bir eşiği geride bıraktı.
Devlet Bahçeli,PKK/YPG,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika,Terör Örgütü
Türkiye, uluslararası arenadaki aktif diplomasisiyle çatışma bölgelerinde barış ve istikrarın teminatı olma yolunda adımlarını sıklaştırıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından itibaren iki tarafla da görüşerek arabuluculuk faaliyetleri yürüten Türkiye'nin uluslararası arabuluculuk rolünü pekiştiren önemli bir dönüm noktası da perşembe günü İstanbul'da gerçekleştirilecek kritik toplantı olacak. ABD Başkanı Trump, Orta Doğu gezisi öncesinde Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, İstanbul'da yapılacak Rusya-Ukrayna görüşmelerini değerlendirdi. Toplantının yapılacağı gün Orta Doğu gezisinde tam olarak nerede olacağını henüz net olarak bilmediğini söyleyen Trump, toplantıya katılmayı daha önce düşündüğüne ama yoğun bir takviminin olduğuna işaret etti. Donald Trump, daha sonra, İstanbul'daki görüşmelere katılma olasılığına ilişkin bir soruya, "O anda nerede olacağımı bilmiyorum. Orta Doğu'da bir yerde olacağım ama faydalı olacağını düşünürsem oraya (İstanbul'a) uçabilirim" şeklinde cevap verdi. Rusya ile Ukrayna'nın bir araya gelip ateşkese ulaşması konusunda çok ısrarcı olduğunu ve İstanbul'daki görüşmenin çok iyi geçeceğine inandığını ifade eden Trump, "Türkiye'de (15 Mayıs) Perşembe günü yapılacak toplantıyı hafife almayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan harika bir ev sahibi olacak." diye konuştu. Rusya-Ukrayna ateşkes süreci konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çalıştıklarını kaydeden Trump, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye konusunda da bazı çalışmalar yapıyoruz, bu arada yaptırımlar konusunda da bir karar vermemiz gerekecek. Suriye'den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç imkanı vermek istiyoruz." dedi. Suriye yaptırımları konusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine sorduğunu ifade eden ABD Başkanı, "Pek çok kişi bana bunu sordu çünkü onlara (Suriye'ye) uyguladığımız yaptırımlar gerçekten de pek bir başlangıç imkanı sağlamıyor. Dolayısıyla bu kararı biz vereceğiz." değerlendirmesini yaptı. Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta önemli arabuluculuk rolü üstlenerek taraflarla sürekli temas halinde bulundu ve diplomatik çabalarını yoğun şekilde sürdürdü. Arabuluculuk faaliyetleri kapsamında Türkiye, 10 Mart 2022'de Antalya'da düzenlenen 2. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile o dönemki Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'yı bir araya getirdi. Yine aynı yıl Türkiye'nin yoğun diplomasi çabaları sayesinde her iki ülkenin heyetleri, İstanbul'da bir araya geldi ve 22 Temmuz 2022'de "Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması" imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2022'de Lviv'i ziyaret ederken savaşın başlamasından sonra iki ülkeye de ziyaret gerçekleştiren tek NATO ülkesi lideri oldu. Diğer yandan Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında 22 Eylül 2022'de gerçekleştirilen esir takasında arabuluculuk rolü üstlendi. Esir takası konusunda da ülkeler arasında arabuluculuk faaliyetlerini sürdüren Türkiye, Ağustos 2024'te de ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya ve Belarus cezaevlerinde bulunan 26 kişinin karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonunu yaptı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinasyonundaki esir takası, son yıllarda ABD, Rusya ve Almanya arasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti.
Donald Trump,İstanbul,Rusya,Ukrayna
Türkiye, uluslararası arenadaki aktif diplomasisiyle çatışma bölgelerinde barış ve istikrarın teminatı olma yolunda adımlarını sıklaştırıyor. RusyaDevlet Başkanı Vladimir Putin, dün, İstanbul'da barış müzakerelerinin 15 Mayıs'ta sürdürülmesi yönünde teklifte bulunarak, "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz." ifadelerini kullandı. Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Rusya ileUkraynaarasında müzakere düzenlenmesi için çok şey yaptığını dile getirerek, kendisiyle görüşerek Türkiye'de müzakerelerin düzenlenmesi için fırsat sağlamasını isteyeceğini söyledi. ABDBaşkanıDonald Trumpda Rusya'nın İstanbul’da müzakere çağrısı için "Ukrayna, bunu hemen kabul etmeli." dedi. Kısa süre sonra da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkes beklediklerini vurgulayarak, "Ben perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim." açıklamasında bulundu. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sonlandırmak için taraflarla görüşen ve bu konuda baskı kuran Trump'ın girişimlerinin ardından İstanbul'da düzenlenecek olası müzakereler önem arz ediyor. Trump'ın bu müzakerelerle "en azından bir anlaşmanın mümkün olup olmadığını belirleyebileceklerine" ve "mümkün değilse Avrupalı liderlerin ve ABD'nin ona göre ilerleyeceğine" ilişkin sözleri, İstanbul'daki görüşmeleri daha önemli hale getiriyor. Bu gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından itibaren iki tarafla da görüşerek arabuluculuk faaliyetleri yürüten Türkiye'nin uluslararası arabuluculuk rolünü pekiştiren önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Barış masası yeniden Türkiye'de kurulacak Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta önemli arabuluculuk rolü üstlenerek taraflarla sürekli temas halinde bulundu ve diplomatik çabalarını yoğun şekilde sürdürdü. Arabuluculuk faaliyetleri kapsamında Türkiye, 10 Mart 2022'de Antalya'da düzenlenen 2.Antalya Diplomasi Forumukapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile o dönemki Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'yı bir araya getirdi. Yine aynı yıl Türkiye'nin yoğun diplomasi çabaları sayesinde her iki ülkenin heyetleri, İstanbul'da bir araya geldi ve 22 Temmuz 2022'de "Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması" imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2022'de Lviv'i ziyaret ederken savaşın başlamasından sonra iki ülkeye de ziyaret gerçekleştiren tekNATOülkesi lideri oldu. Diğer yandan Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında 22 Eylül 2022'de gerçekleştirilen esir takasında arabuluculuk rolü üstlendi. Esir takası konusunda da ülkeler arasında arabuluculuk faaliyetlerini sürdüren Türkiye, Ağustos 2024'te de ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya veBelaruscezaevlerinde bulunan 26 kişinin karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonunu yaptı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinasyonundaki esir takası, son yıllarda ABD, Rusya veAlmanyaarasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti. AfrikaBoynuzu ülkelerindenEtiyopyaileSomaliarasında bir süredir devam eden Somaliland krizi de Türkiye'nin arabuluculuğunda çözüm yoluna girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde 11 Aralık 2024'te Ankara'da bir araya gelen Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki ülke arasında yaklaşık bir yıldır süren krizin çözümü için mutabakata vardı. Barış masası Türkiye'de kuruldu: Etiyopya-Somali müzakerelerinin ilki yapıldı Etiyopya-SomaliAnkaraBildirisi'nde tarafların, görüş ayrılıkları ve tartışmalı meselelerden vazgeçip ortak refah doğrultusunda kararlılıkla ilerleme konusunda mutabık kaldıkları belirtilerek, Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında teknik müzakerelere başlama ve kısa zamanda bu süreci sonuçlandırmaya karar verdikleri kaydedildi. Taraflar, Somali'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterirken Etiyopya'nın denize ve denizden güvenli erişiminden sağlanabilecek çeşitli potansiyel yararları tasdik ettiğini duyurdu. Türkiye'nin arabuluculuğunda atılan adımlarla iki komşu ülke arasında başlayan ve bölgesel krize dönüşen sorun çözüm yoluna girdi. Ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde anahtar ülke rolünü sürdüren Türkiye, son olarak Sudan ileBirleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasındaki anlaşmazlık için de devreye girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Aralık 2024'te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile telefonda görüşerek Birleşik Arap Emirlikleri ile yaşanan gerilimi çözmek için arabuluculuk yapmayı teklif etti. Türkiye'nin, Somali ile Etiyopya arasındaki ihtilafın çözümü için Ankara Süreci'ni başlattığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan ileBAEarasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için de Türkiye'nin devreye girebileceğini, Sudan'da sulh ve istikrarın sağlanması, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması ile ülkenin dış müdahalelerin alanı haline gelmemesinin, Türkiye için temel esaslar olduğunu iletti. Dost ülkeler arasındaki süreçlerin yönetilmesinde etkin rol oynayan Türkiye, uluslararası kurumların ve çok taraflı diplomasinin sekteye uğradığı dönemde kriz yönetimi ve sorun çözümüne birçok bölgede destek sağlıyor. Afganistanve Pakistan'la hayata geçirilen üçlü işbirliği mekanizması ile bölgesel sahiplenme ilkesi temelinde yürütülen "Asya’nın Kalbi -İstanbulSüreci", bölgede güvenlik, refah, istikrar ve barışın tesisini hedefledi. Türkiye, 2021'de taraflara bölgenin ve uluslararası toplumun arzuladığı barışı sağlayacak kapsayıcı ve müzakere edilmiş uzlaşıya bağlılığını teyit etmesi çağrısında bulundu. Afrika'da Sudan ileGüney Sudanarasında güven ortamının ortak ekonomik projeler yoluyla tesis edilmesi için girişimlerde bulunan Türkiye, Güney Asya'da iseFilipinlerhükümeti ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin çağrısıyla arabuluculuk görevini üstlendi. Türkiye, Filipinler'in güneyindeki bölge için barış sürecinde arabuluculuk yapan ülkelerden biri olarak istikrarın sağlanmasında önemli rol aldı. İran'ın nükleer programına ilişkin sorunun barışçıl şekilde ve diyalog yoluyla çözümlenmesi için gayret gösteren Türkiye, bu konudaki müzakere sürecini de destekliyor. 2010'da tesis edilen Türkiye-Bosna Hersek-Hırvatistan Üçlü Danışma Mekanizması ile de bölgesel sorunlara bölgesel çözümler bulunması anlayışıyla Balkanlar'da işbirliğinin artırılmasına, istikrara ve somut projeler vasıtasıyla bölgesel kalkınmaya katkı sağlanıyor. Son toplantı, Türkiye'nin ev sahipliğinde 4.AntalyaDiplomasi Forumu (ADF) kapsamında 12 Nisan 2025'te düzenlendi. Bosna HersekBarışı Uygulama Konseyi Yönlendirme Kurulu üyesi Türkiye, bu ülkede barış ve istikrarın sürdürülmesi ve pekiştirilmesi için ikili, bölgesel ve çok taraflı platformlarda aktif çaba gösteriyor. Türkiye, Bosna-Hersek'teki uluslararası barış misyonuAvrupa BirliğiBarış Gücü'ne (EUFOR Althea)ABülkeleri dışında en fazla asker katkısı veren ülke konumunda bulunuyor. Türkiye, aynı zamanda Bosna-Hersek-Sırbistan-Türkiye Üçlü Danışma Mekanizması ile de Balkanlar'da istikrara katkı sağlıyor. Türkiye, uluslararası barış arabuluculuğu faaliyetlerindeki öncü rolünün yanı sıraBirleşmiş Milletler(BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ileİslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) çerçevesinde oluşturulmasına liderlik ettiği Arabuluculuk Dostlar Grubu'na da eş başkanlık yapıyor. Türkiye ile Finlandiya, 24 Eylül 2010'da New York'ta BM bünyesinde "Barış için Arabuluculuk" girişimini başlattı. Bu girişimin son görüşmesi, Eylül 2024'te New York'taki Türkevi'ndeFinlandiyaeş başkanlığında BM Arabuluculuk Dostlar Grubu'nun 14. Bakanlar Toplantısı oldu. Gelinen aşamada "Barış için Arabuluculuk" girişimi, uluslararası toplumdan yoğun ilgi görerek üye sayısını, 54 ülke ve BM dahil 8 uluslararası ve bölgesel kuruluş olmak üzere 62'ye ulaştırdı. Ayrıca İstanbul Arabuluculuk Konferansları ve Antalya Diplomasi Forumu etkinlikleri ile Türkiye, arabuluculuğun hem kurumsal hem de pratik çerçevesinin belirlenmesinde önemli rol oynuyor. 8. İstanbul Arabuluculuk Konferansı, 10 Mart 2022'de İkinci Antalya Diplomasi Forumu’ndan (ADF) önce "Değişen Barış Ortamında Arabuluculuğa Dikkat Çekmek" temasıyla düzenlendi.
Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Ukrayna,Antalya Diplomasi Forumu
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesi ve silah bırakma kararı almasına ilişkin açıklama yaptı. Fahrettin Altun, "Bölücü terör örgütünün silah bırakma ve kendisini feshetme kararının açıklanması, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye sürecinin önemli bir aşamayı güçlenerek katettiğinin net bir göstergesi olmuştur." dedi. Türkiye'nin 40 yılı aşkın sürecin sonunda gelinen bu aşamaya kadar çeşitli bedeller ödediğinin, sıkıntılar çektiğinin ve en önemlisi evlatlarını vatan uğruna şehit verdiğinin altını çizen Altun, "Bugüne gelinmesinde emeklerin kıyas kabul etmeyecek derecede en büyüğünün sahibi olan aziz Şehitlerimizin her birini rahmet ve minnetle anıyoruz." ifadelerini kullandı. Söz konusu sürecin sağlıklı ve akıcı bir şekilde ilerlemesi için gerekli önlemler alınacağını, tüm adımlar hassas ve şeffaf bir şekilde, kararlılık ve titizlikle atılacağını söyleyen Fahrettin Altun, açıklamalarına şöyle devam etti: "Kuşkusuz Terörsüz Türkiye süreci, dünden bugüne gelişen kısa vadeli ve sığ bir süreç olmadığı gibi, bugünden yarına çok hızlı şekilde sonlanacak bir süreç de değildir. Güzel ülkemiz Türkiye’nin ve aziz Milletimizin terörden, şiddetten, kaostan uzak olduğu; huzurun, barışın ve istikrarın hakim kılındığı bir ortamın tesisi için Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm bilgisi, kapasitesi ve birikimiyle çalışmaya devam edecektir. Aziz Milletimiz de bu süreçte devletimizin, hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu siyasi iradenin destekçisi olduğunu her fırsatta ortaya koymaktadır. Bu bilinçle; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve liderliğiyle devam eden, Millet ve Devlet el ele yürüdüğümüz Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzün ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. "
Fahrettin Altun,PKK/YPG,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika,Terör Örgütü
CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğanöğle saatlerinde Danıştay'ın 157. Kuruluş Yıl dönümü Programına katılacak. Ardından daCumhurbaşkanlığıKülliyesi'nde, Kabine Toplantısı'na başkanlık edecek. PKK'nın fesih ve silah bırakma kararı kabinenin ana gündemi olacak. Terörsüz Türkiye çalışmalarında gelinen son nokta ele alınacak. Terör örgütü PKK kendini feshetti Terör örgütü PKK'nın fesih ve ve silah bırakma açıklaması sonrasında izlenecek yol haritası konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin ile görüştü Kabine Toplantısı'nda dış politika gündemi de değerlendirilecek. Toplantıda,RusyaveUkraynaarasındaki barış görüşmelerine ilişkin atılacak adımlar da değerlendirilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Rusya Devlet Başkanı Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından 15 Mayıs'ta İstanbul'da yeniden başlaması planlanan barış müzakereleri ele alınacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Putin’e, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerinin kaldığı yerden İstanbul’da devam etmesi yönündeki açıklamasının memnuniyetle karşılandığını belirtti ve Türkiye’nin kalıcı çözüme ulaşmayı sağlayacak müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etmişti. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Perşembe günü Türkiye'de Rusya Devlet Başkanı Putin'i bekleyeceğini duyurmuştu. Barış masası yeniden Türkiye'de kurulacak X sosyalmedyaplatformu üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Rusya'ya yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkesin sağlanmasını teklif ettiklerini hatırlatan Zelenski, "Diplomasi için gerekli zemini oluşturmak amacıyla yarından itibaren tam ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı. Putin'i 15 Mayıs'ta Türkiye'de bekleyeceğini kaydeden Zelenskiy, "Ben Perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz" demişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmasında,Kievyetkililerinin 2022 yılı sonunda ara verdikleri müzakereleri yeniden başlatmalarını önerdiklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı: "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz."
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi,Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Terörle Mücadele,Ukrayna,Vladimir Putin,Vladimir Zelenskiy
Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, nihai bir anlaşmaya varılması için çaba göstermeye hazır oldukları vurgulanarak, ara buluculuk rolü için Türkiye'ye teşekkür edildi. Diplomatik kaynaklar bu "teşekkürün" gerekçesi olarak, Türkiye'nin sürecin başından beriHamasveABDarasında, ABD vatandaşı Edan Alexander’ın serbest bırakılması için kolaylaştırıcı rol oynamasını gösteriyor. Hamas’a herhangi bir baskı uygulamaksızın böyle bir adım atılmasının, Washington ileGazzearasında güven ortamı oluşturulması bakımından önemli olduğu da kaydediliyor. Türkiye, ABD tarafına, Hamas’ın bu adımı atmasının kalıcı barışın tesisi yönünde bir iyi niyet gösterisi olduğunu iletti. Diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son haftalarda Hamas’la İstanbul,Ankarave Doha’da yaptığı temaslarda bu konuların en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu da vurguluyorlar.
Hamas,İsrail,Gazze,Katar,Mısır,İsrail'in Gazze Soykırımı
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Perşembe günü Türkiye'de Rusya Devlet Başkanı Putin'i bekleyeceğini duyurdu. X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Rusya'ya yarından itibaren tam ve kalıcı ateşkesin sağlanmasını teklif ettiklerini hatırlatan Zelenski, "Diplomasi için gerekli zemini oluşturmak amacıyla yarından itibaren tam ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını bekliyoruz" açıklamasını yaptı. Putin'i 15 Mayıs'ta Türkiye'de bekleyeceğini kaydeden Zelenskiy, "Ben Perşembe günü Türkiye'de Putin'i bekleyeceğim. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmasında, Kiev yetkililerinin 2022 yılı sonunda ara verdikleri müzakereleri yeniden başlatmalarını önerdiklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı: "15 Mayıs Perşembe günü, müzakerelerin daha önce yarıda kesildiği yerde, İstanbul'da, doğrudan müzakerelerin özellikle de ön koşulsuz olarak yeniden başlatılmasını, hiç vakit kaybetmeden başlamasını öneriyoruz."
Rusya,Ukrayna,Vladimir Putin,Vladimir Zelenskiy
Hamas'ın sosyalmedyahesabından yapılan yazılı açıklamada, arabulucu ülkelerin girişimiyle Hamas'ın son günlerdeABDyönetimiyle görüştüğü ifade edildi. Açıklamada, ABD-İsrail çifte vatandaşıGazzeŞeridi'ndeki asker esir Idan Alexander'ın serbest bırakılacağını belirterek, Alexander'ın serbest bırakılmasının, "ateşkesin sağlanması, Gazze'ye geçişlerin açılması, insani yardımın girişi için atılacak adımlardan biri" olacağı aktarıldı. Hamasaçıklamasında, "yoğun müzakerelere başlayarak ciddi çabayla savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya varılması, karşılıklı rızayla esir takasının yapılması ve Gazze'nin idaresinin bağımsız, profesyonel bir yapıya bırakılması için" hazır olduğunu vurguladı. Hamas hareketi, arabulucu ülkelerKatarve Mısır'ın yanı sıra Türkiye'ye süreç boyunca çabalarından dolayı teşekkür etti. Öte yandan,İsrailBaşbakanı Binyamin Netanyahu, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi ile yaptığı toplantıda, Hamas'ın ABD vatandaşlığı da bulunan İsrailli esir Alexander'ı Başkan Donald Trump'ın bölgeyi ziyareti sırasında iyi niyet göstergesi olarak serbest bırakabileceğini söyledi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın toplantıya katılan yetkililere dayandırdığı haberine göre, Başbakan Netanyahu, Hamas'ın ABD vatandaşı İsrailli esir Idan Alexander'ın serbest bırakılma ihtimalini "memnuniyetle" karşıladı. KAN'ın haberinde, İsrailli esir Alexander'ın Gazze Şeridi'ne insani yardım girişinin yeniden başlaması karşılığında serbest bırakılacağı öne sürüldü.
ABD,Gazze,Hamas,İsrail
Deniz Kuvvetleri Komutanlığıenvanterine alındıktan sonra ilk kez ateşlenen yerli ve milli üretim ATMACA güdümlü mermisi, hedefi tam isabet vurdu. Bakanlığın sosyalmedyahesabından yapılan paylaşıma "Hedef tam isabetle vuruldu" notu düşüldü. Videolu paylaşımda, "Deniz Kuvvetlerimiz, Mavi Vatan’da bir ilke daha imza attı. ATMACA güdümlü mermisi, Deniz Kuvvetlerimizin envanterine alındıktan sonra ilk kez DENİZKURDU-II 2025 Tatbikatı kapsamında ateşlendi.Sinopatış alanında bulunan TCG Kınalıada'dan ateşlenen ATMACA, hedefi tam isabetle vurarak başarıyla imha etti." ifadeleri kullanıldı. Paylaşımda, merminin TCG Kınalıada'dan atıldığı ve hedefi başarıyla vurduğu anlara ilişkin görüntülere yer verildi.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,Sinop,Yerli Üretim,Milli Savunma Bakanlığı
haftalık çalışmasına 13 Mayıs Salı günü başlayacak Genel Kurul, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda hazırlanan bazı kanunlar ile 375 sayılı KHK'de değişiklikler öngören kanun teklifini ele alacak. Teklife göre, kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları tarafından mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle yapılacak alımlarda da 35 yaş sınırı aranacak. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesince kendi üyeleri arasından seçilecek. Kamu idarelerine ait taşınmazlar ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler, görev ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere TRT'ye bedelsiz tahsis edilebilecek. Hakimler ve Savcılar Kurulu'na üye seçimi yapılacak.Anayasave Adalet Karma Komisyonunun belirlediği 15 aday arasından 5 üye seçilecek. 5 üyeden 3'ü Yargıtay, biri Danıştay, biri dehukukfakültelerinin öğretim üyeleri ile avukatlar arasından belirlenecek. Meclis'te komisyonların gündemi de yoğun olacak. Çalışmalarını tamamlayanYapay ZekaAraştırmaKomisyonu son kez toplanacak. Komisyon, ay süren çalışmaların ardından hazırlayacağı raporu Meclis Başkanlığına sunacak. Meclis, Kartalkaya'daki otel yangınını da araştırmaya devam ediyor. Bu kapsamda Bolu Valiliği'nden yetkiler komisyonda dinlenecek. Hac ve umre seyahatleri ile ilgili iş ve işlemler ile Hac ve Umre Hesabından yapılan bütün harcamalar, her yıl hac mevsimi sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve gerektiğinde Cumhurbaşkanlığınca görevlendirilecek denetim elemanları tarafından denetlenecek. Din İşleri Yüksek Kurulu, Kur'an-ı Kerim meallerini Başkanlık ile diğer kamu kurumları, özel kişi ve kuruluşların talebi üzerine veya resen inceleyecek ya da incelettirecek. Maden Kanunu ile Türk Petrol Kanunu kapsamında ruhsat ve hak sahibi olanların, aktif edilmiş tebligata esas KEP kullanmaları zorunlu olacak, yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri her 3 ay için 300 bin lira idari para cezası uygulanacak. MAPEG ve TENMAK'ın bütün mal ve varlıkları devlet malı hükmünde olacak ve haczedilemeyecek. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'nda, kurumların 2021 ve 2022 yıllarına ait bilanço ve netice hesaplarının görüşmelerine devam edilecek. Komisyon, bu haftaki toplantılarında, Elektrik Üretim A.Ş (EÜAŞ), Türkiye Nükleer Enerji A.Ş (TÜNAŞ), Türkiye Elektromekanik Sanayi Genel Müdürlüğü, Nükleer Teknik Destek A.Ş (NÜTED A.Ş), Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş ve bağlı ortaklıkları ile Ziraat Bankası ve bağlı kuruluşlarının bilanço ve netice hesaplarını ele alacak. Salı ve Çarşamba günleri Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları düzenlenecek.Genel başkanlar Meclis kürsüsünden gündeme ilişkin açıklamalarda bulunacak.
Danıştay,HSK,TBMM,Yangın,Yapay Zeka,Yargıtay
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Rusya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Rusya Devlet Başkanı Putin’e, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerinin kaldığı yerden İstanbul’da devam etmesi yönündeki açıklamasının memnuniyetle karşılandığını belirtti ve Türkiye’nin kalıcı çözüme ulaşmayı sağlayacak müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, barışa ulaşılması noktasında bir fırsat penceresinin aralandığını, kapsamlı bir ateşkes sağlanmasının barış görüşmeleri için gerekli ortamı oluşturacağını vurguladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile 15 Mayıs'ta İstanbul'da ön koşulsuz doğrudan görüşmelerin yeniden başlatılmasını önermişti. Putin: Kiev ile görüşmeleri yeniden başlatmak istiyoruz Putin, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna müzakerelerinin düzenlenmesindeki rolüne dikkat çekti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuyla ilgili görüşme yapacağını söylemişti. Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin düzenlenmesi için Türkiye'nin defalarca teklifte bulunduğunu hatırlatan Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu organizasyonu gerçekleştirmek için çok şey yaptığını dile getirmişti.
Recep Tayyip Erdoğan,Rusya,Son Dakika,Vladimir Putin
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, ateşkesin sağlanmasına yardımcı olan tüm ülkelere teşekkür edildi. Bakanlığın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Pakistan ileHindistanarasında ateşkes kararı alınmasından memnuniyet duyuyoruz. Tarafları, doğrudan ve sağlıklı bir diyalogun tesisi için ateşkesin sunduğu bu fırsattan azami ölçüde yararlanmaya çağırıyoruz. Güney Asya’da istikrarın sürdürülebilir hale gelmesi bakımından, benzer gerginliklerin önlenmesini sağlayacak diyalog mekanizmalarının,terörle mücadelealanı dahil olmak üzere, kurulması gerektiği aşikardır. BaştaABDolmak üzere, ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunan tüm ülkelere teşekkürlerimizi sunuyoruz."
Dışişleri Bakanlığı,Hindistan,Pakistan,Terörle Mücadele
Fidan, 24 TV canlı yayınında Murat Çiçek'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin terörle mücadele tarihinin ortada olduğunu ifade eden Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu yıllardan beri, milli ideolojileri, milli teknolojileri ve milli karar alma mekanizmaları kullanılarak bu mücadeleyi bir yere getirme konusunda ciddi bir irade savaşı verildiğini söyledi. "Bugün itibarıyla bakacak olursak örgüt, Sayın (MHP Genel Başkanı Devlet) Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla, Cumhurbaşkanımızın da o sarsılmaz, büyük, kuşatıcı iradesiyle ortaya koyduğu sürece bir cevap vermeyle ilgili bir kongre hazırlık süreci geçirdi. Bu son 1-2 haftadır devam eden bir süreçti." diyen Fidan, örgütün çeşitli formlarda toplanıp genel kongrenin kararını oluşturmaya çalıştığını kaydetti. Basında bunların ilan edileceği bilgisinin geçildiğini aktaran Fidan, "Ama bir müddet daha, anlaşılan bunu bekleme durumunda olacağız. Örgütün bu tarihi çağrıya cevabını duymak için..." diye konuştu. Fidan, herkesin bu konuda iyimser olmak istediğini vurgulayarak, Türkiye'de terörün zemininin çoktan ortadan kaldırıldığını ancak demokrasi eksikliğinin veya istikrarsızlığın sürdüğü komşu ülkelerde örgütün kendine yer bulabildiğini söyledi. PKK'nın silah bırakmasına ilişkin Fidan, "Silahların olmayacağı, illegalitenin son bulacağı ve legal imkanlarla insanların medeni bir şekilde kendi siyasetini ilerleteceği bir zeminin inşası için herkesin çalışması gerekiyor. İllegalitenin son bulması şu anlama geliyor, silahların bırakılması tek başına yetmiyor." ifadelerini kullandı. Fidan, illegal ve istihbari yapıların ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Olumlu bir beklenti içindeyiz ama olmaması demek de hayatın sonu değil. Zaten olumlu olmayan bir duruma göre biz mücadele içerisindeyiz, toplumsal birliğimiz, demokrasimiz, mücadelemiz her şeyimiz. Ama bu olursa, masum insanların masum gençlerin dağa çıkması, kanın akması, toplumsal birliğin sürekli bir tehdit altında olması, birtakım daha ileri bölgesel düzenin kurulması... Bu Irak'a da etki edecek, Suriye'de edecek yani oralarda yapılması beklenen aynı Türkiye'de olduğu gibi çok ileri yatırımlar var, Kalkınma Yolu bir taraftan... Şimdi Suriye'de yeni bir düzen kuruluyor. Oradaki şey, artık silahlı mücadelenin olmadığı, herkesin birbirine saygı duyduğu ve refahı paylaştığı, özgürlüğü paylaştığı bir bölge inşa etmemiz gerekiyor." Bakan Fidan, "Örgütteki insanların da artık çok fazla memnun olduğunu düşünmüyorum, varlıklarını başka ülkelere hizmet sunarak devam ettirme ne kadar onurlu bir duruş, o da tartışılabilir bir konu." dedi. PKK'nın Suriye'deki varlığı PYD'nin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği yönündeki soruya Fidan, "Bizim için önemli olan başından beri Türkiye'yi de tesiri altına alınan silahlı terör unsurlarının bölgede olmaması. PKK'nın kendisini lağvetme ve silahları bırakma kararı alması durumunda, bunun Suriye ve Irak'taki ayaklarına nasıl yansıyacağı meselesini zaman içerisinde hep beraber göreceğiz." diye konuştu. Fidan, Türkiye'nin "Suriye ile ilgili temel kararların Suriyeliler tarafından alınması" prensibiyle hareket ettiğini hatırlattı. Suriye ve Irak'ta ciddi bir kaygan zemin olduğunu belirten Fidan, bu kaygan zeminin, genel itibarıyla daha iyileştirilmesi için Türkiye'nin çok yapıcı bir dış politika izlemekte olduğunu ve çok bütüncül bir yaklaşım sergilediğini aktardı. Fidan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatarak, Irak'ın günden güne daha istikrara giden, toplumsal hizmetlere odaklanan bir noktaya ilerlediğini vurguladı. Fidan, Suriye'nin toprak bütünlüğüne önem verdiklerini hatırlatarak, yeni Suriye hükümetinin diğer ülkelerle menfaatlerini ilerletme yolunda atacakları adımların önemli olduğunu, Türkiye'nin kendileri için ne anlama geldiğini onların da bildiğini söyledi. Suriye'ye yönelik AB ve ABD tarafından önceki rejim döneminde konulan yaptırımların, bölgedeki belli ülkelerin mesafeli yaklaşımlarının izale edilmesi için görüşme ve ikna çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirten Fidan, "(Suriye’deki yeni yönetimin üçüncü ülkelerle görüşmeleri) Uluslararası topluma yeni Suriye’yi anlatmak için diplomasi trafiğini biz son derece normal buluyoruz ve teşvik ediyoruz açıkçası, bu önemli. Biz oradaki kardeşlerimizle belli bir istişare içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Azerbaycan’ın ev sahipliğinde İsrail ile çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine değinerek, belli düzeyde çatışmasızlık mekanizması kurmanın, kullanılan diplomatik yöntemlerden biri olduğunu aktardı. İsrail'in bölgesel yayılmacılığının göründüğüne işaret eden Fidan, Suriye'nin tekrar istikrarsızlık zeminine dönmesinin büyük bir sıkıntı meydana getireceğini ve Türkiye olarak buna seyirci kalamayacaklarını vurguladı. Fidan, Bakü'deki çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine ilişkin, "Sözle alınabilecek menzili alıp, başka bir çabaya çok fazla önceden yer bırakmamak lazım." dedi. İsrail'in Gazze'de açıktan soykırıma dönüşen insani yardımları engelleme durumunun ortadan kaldırılmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin odağında olduğunu belirten Fidan, İsrail'in bölgeye insani yardım girmesini engellediğini ve 2 milyon sivilin açlıkla pençeleştiğini, açlıktan, hastalıktan kaynaklı ölümlerin, çatışmadan kaynaklı ölümlerin önüne geçmeye başladığını dile getirdi. Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı Arap Birliği Gazze Temas Grubu ve diğer uluslararası örgütlerle odaklandıkları noktanın, Gazze'deki insani trajedinin, temel ihtiyaç malzemelerinin engellenmesiyle ortaya çıkan soykırım durumunun ortadan kalkması olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisini Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne gönderdiğini belirten Fidan, oradaki liderlerle görüşmesine ilişkin, "Sayın Trump'ın bölge ziyareti esnasında ortaya konulabilecek ortak dil, ortak odaklaşma ne olmalıdır meselesini epey bir konuştuk." dedi. Fidan, Gazze'de çok büyük bir insani felaketle yüz yüze olduklarını vurguladı. İsrail hükümetinin Gazze'deki soykırımdan vazgeçirilmesi konusunda ikna edilip edilemeyeceğine değinen Fidan, "Ben ortak eyleme geçilirse kesinlikle ikna edilme imkanı olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu. Fidan, birçok uluslararası platformda Gazze'deki insani trajediye karşı ortak bir zihin birliğinin oluştuğunu, oluşmayan şeyin ise bunun eyleme taşınması olduğunu söyledi. Erdoğan-Trump telefon görüşmelerine değinen Fidan, şöyle devam etti: "Türkiye-Amerika ilişkileri fevkalade iyi olmak zorunda. Her iki lider de buna mutabık kalmış durumda. Aramızda varsa sorun alanları giderilmeli. Amerikan-Türkiye ilişkilerinin klasik bir bakış açısıyla sadece güvenlik ve siyaset eksenli değil, esas itibarıyla teknoloji ve ticaret eksenli gitmesinin de fevkalade önemli olduğu konusunda ciddi bir fikir birliği var liderler arasında. Her iki tarafın takımları da bu konuda çalışıyorlar." Fidan, Türkiye ve Trump'ın değerlendirmelerine atıfta bulunarak, ABD'nin askeri varlığının Suriye'de çok gerekli bir noktada olmadığını vurguladı. ABD Başkanı Trump'ın aldığı kararlar ve politikalarına ilişkin Fidan, Trump'la birlikte ABD'de uzun yıllardır görülmeyen bir dış politika tarzı olduğunu belirterek, hem iç hem de dış politikada "yanlış giden" konulara aşırı reaksiyon gösteren, "klasik Cumhuriyetçi çizginin dışında daha devrimci, kökten değiştirmeyi hedefleyen" bir ideolojinin ortaya çıktığını ve bunun da sistemin sorgulanmasına neden olduğunu dile getirdi. Fidan, Trump'ın politikalarının Türkiye'ye olası etkilerinin Türk hükümeti tarafından yakından takip edildiğini, pek çok alandaki yansımaları üzerine tartıştıklarını söyledi. Türkiye'nin, uzun yıllardır güçlü ve verimli bir liderliğe sahip olmasının stratejik avantajını yaşadığının altını çizen Fidan, istikrara dayalı şekilde milli iradenin temsil edilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Fidan, Avrupa güvenlik mimarisinin iki aşamalı ilerlediğini anlatarak, ABD'nin, Avrupa'daki mevcudiyetinin ne fayda sağladığını sorguladığını ancak bunun neticesinde NATO'dan ya da Avrupa güvenliğinden çekilmek gibi bir adım atmadığını söyledi. Avrupa ülkelerinin savunma sanayisi alanında ABD'ye bağımlılıklarını minimize etme konusunda artık net olduğunu aktaran Fidan, Avrupa'nın yeniden silahlanması ve silah sanayisinin ayağa kaldırılmasına ilişkin bir belge hazırladıklarını anlattı. Fidan, Avrupa'nın hedefinin gelecek 5 veya 10 yıl içerisinde ABD'ye savunma sanayisi alanındaki bağımlılığını minimum düzeye indirmek olduğuna dikkati çekerek, ABD'nin fiili olarak kapasitesini çekmesi halinde ne olacağına dair çok fazla tartışma bulunmadığını dile getirdi. Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin AB aday ülke sürecine ilişkin Fidan, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilerlememesi meselesindeki esas konunun, iki ana Avrupa ülkesi Fransa ve Almanya'nın "Türkiye'yi üye olarak alma değil, almama konusunda iradeleri bulunması" olduğunu vurguladı. Fidan, AB üyesi güney ve Balkan ülkelerinin Türkiye'nin üyeliğini desteklediklerine ancak AB'ye girmemesine de "isyan eden bir durumda" olmadıklarına işaret etti. Dün katıldığı AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nda (Gymnich) AB genişlemesinin Türkiye'yi içerecek şekilde olmasını savunan ülkelerin de olduğunu aktaran Fidan, "Ama bunun Avrupa Birliği'nin asli kurucusu ve iticisi olan iki ülke tarafından halihazırda benimsenmediğini, bunun da iç politik nedenlerle ağırlıklı olarak ayakta tutulduğunu görüyoruz." diye konuştu. Fidan, Türkiye'nin üyelik sürecinin uzun yıllar boyunca durdurulduğunu kaydederek, bunun nedeninin, Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması ve AB üyeliği durumunda Avrupa'da aşırı sağın yükselme riski olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin AB'ye kabul edilmediğine ancak aşırı sağın her halükarda Avrupa'da yükseldiğine işaret eden Fidan, "Türkiye (AB'ye) girseydi, İngiltere çıkmayabilirdi. İngiltere ve Türkiye Avrupa Birliği'nde olsalardı, bu coğrafyada kendi çekim merkezimizi oluşturabilirdik." dedi. Fidan, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilime ilişkin, iki nükleer gücün doğrudan ve açıktan savaşa gittiği durumda her zaman risk bulunduğunu söyledi. Sınırda ve özellikle Keşmir üzerinden ciddi bir kavga olduğunu kaydeden Fidan, bölgedeki aktörlerle temas halinde olduğunu, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile de kısa süre önce konuştuğunu anlattı. Fidan, Hindistan'ın 22 Nisan'da Pahalgam bölgesinde 26 kişinin öldürüldüğü terör saldırısının sorumluluğunu Pakistan'a yüklediğini ve Pakistan'ın ilk olarak askeri saldırıya uğradığını hatırlatarak, İslamabad'ın bu saldırının uluslararası bir komisyon tarafından soruşturulması çağrısında bulunduğuna ve Hindistan'ın saldırısını "provokatif" olarak değerlendirerek buna cevap vereceğine dikkati çekti. Türkiye'nin de tarafsız bir komisyonun saldırıyı soruşturmasını desteklediğini belirten Fidan, Hindistan'ın saldırısının ardından Pakistan'a cevap hakkı doğduğunu ancak İslamabad'ın gerilimi tırmandırmadan ve çatışmayı şiddetlendirmeden, ölçülü, hesaplı ve orantılı şekilde cevap vermeye çalıştığını söyledi. Fidan, birkaç ülkenin Hindistan ile Pakistan arasında arabuluculuk görüşmeleri yaptığına işaret ederek, gerginliğin yükselmeden durması ve barışçıl yöntemlerle meseleye son verilmesini umduğunu dile getirdi.
Hakan Fidan,PKK/KCK,Suriye,Terör Örgütü
MilliEğitimBakanı Yusuf Tekin, zorunlu eğitimdeki olası değişikliklere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.TRTHaber Özel yayınına katılan Bakan Tekin, sanayi veticaretsektörlerinin nitelikli eleman ihtiyacı konusundaki talepler doğrultusunda, önerilen modelleri titizlikle takip ettiklerini söyledi. Tekin, bunların içerisinde süzülecek, üzerinde uzlaşılmış konular olursa bunlar Kabine toplantısında istişare edebileceklerini, bir karar alınması gerekirse alacaklarını kaydetti. Liselerdeki eğitim süresine dair kamuoyunda 3 model tartışılıyor. '3+1 Eğitim Sistemi'nde, lisede zorunlu eğitimin ilk 3 yıla indirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda öğrencilere 11. sınıfta diploma verilecek. 12. sınıf ise isteğe bağlı olarak üniversiteye hazırlık yılı şeklinde planlanıyor. '2+2 Eğitim Sistemi'nde ise liseler için zorunlu eğitim süresinin 2 yıl olması tartışılıyor. İsteyen öğrencilere 2 yıl daha eğitim verilecek. Mesleki anlamda ilerlemek isteyenler ise Mesleki Eğitim Merkezi, açık öğretim ya da istihdam programlarına yönlendirilecek. 'Yaş Modeli'nde de öğrenciler için zorunlu eğitimi tamamlama yaşı belirlenmesi tartışılıyor. Buna göre lise öğrencileri 16 yaşını doldurduğunda diploma alabilecek.
Eğitim,Meslek Liseleri,Milli Eğitim Bakanlığı,Yusuf Tekin
MSB kaynakları, haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlık kaynakları, bir Türk Generalin NATO Uluslararası Askeri Karargâhı İş Birliği ile Güvenlik Direktörü görevine seçilmesiyle ilgili sorular üzerine şu bilgileri paylaştı: “NATO tarihinde ilk defa Türkiye, Brüksel’deki NATO Uluslararası Askeri Karargâhı’nda (International Military Staff-IMS) direktör seviyesinde temsil edilecektir. Bu kapsamda, kritik öneme sahip “İş Birliği ile Güvenlik Direktörü” (Director of Cooperative Security) görevine Tuğgeneral Eray ÜNGÜDER seçilmiştir. Generalimiz görevi boyunca; NATO’nun Ortaklık Ülkeleri ve Uluslararası örgütlerle iş birliğinin güçlendirilmesi, NATO Kapasite İnşasına yönelik askeri politikaların geliştirilmesi, NATO’nun sınırlarının ötesinden istikrarın tesis edilmesi alanlarında kritik görevler üstlenecektir. Personelimizin bu kritik role seçilmesi, Türkiye’nin NATO’daki etkin rolünün ve İttifakın güvenlik ve istikrarına olan katkısının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Ülkemiz, NATO’nun güçlü ve güvenilir bir Müttefiki olarak, İttifakın barış ve güvenliğe olan katkılarını sürdürmeye devam edecektir. Bakanlık kaynakları, Pakistan-Hindistan arasındaki gerilime dair sorular üzerine şu değerlendirmeleri yaptı: “Biz, bölgemizde ve dünyada yeni çatışmalar istemediğimizi her fırsatta vurguluyor ve sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz. İki ülke arasındaki bu tansiyonun da bir an önce düşürülmesini, benzer olayların tekrarını önlemek için terörle mücadele dâhil olmak üzere ihtiyaç duyulan mekanizmaların oluşturulmasını ümit ediyor, tarafların sağduyulu davranmalarını telkin ediyoruz.” Bakanlık kaynakları MSB’nin son şehit açıklamasında “Bölücü Terör Örgütü” ifadesinin çıkarıldığına dair haberlerle ilgili şunları söyledi: “Bakanlığımıza ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik maksatlı ve sistematik şekilde gerçekleştirilen algı operasyonları devam etmektedir. Aziz şehitlerimizle ilgili yaptığımız açıklamalarda “bölücü terör örgütü ifadesinin çıkarıldığı”, mayın/el yapımı patlayıcı saldırıları ile ilgili “bölücü terör örgütünün yerleştirdiği” ifadesinin ilk kez kaldırıldığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bugüne kadar aziz şehitlerimiz ile ilgili yapılan bilgilendirmeler incelendiğinde olayın meydana geliş şekline göre farklı ifadelerin kullanıldığı görülecektir. Son dönemde MSB ve TSK’nın bölücü terör örgütüne ve tüm uzantılarına yönelik tavrında değişiklik olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. MSB ve TSK’nın bölücü terör örgütüne ve tüm uzantılarına yönelik tavrı ve duruşu nettir. Bu duruşta herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla derin bir acı ve üzüntünün paylaşıldığı bir metni gerçek dışı iddialarla bağlamından koparmaya; aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ile aramızı açmaya çalışmanın hiçbir ahlaki ve insani değerle bağdaşmadığı, birlik ve beraberliğimizi hedef aldığı açıktır. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan bahse konu yalan haber ile ilgili hukuki süreç başlatılmıştır.” Bakanlık kaynakları, İsrail ile Suriye’de gerginlik yaşandığına ilişkin haberlerle ilgili sorular üzerine şunları söyledi: "Öncelikle yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar edilmesini tavsiye ediyoruz.İsrail’in Suriye üzerinde gerçekleştirdiği hava harekâtlarını tasvip etmiyoruz. Bu hava harekatları Suriye’de istikrarı bozmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bununla birlikte bir çok ülke gibi Birleşmiş Milletler de İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına tepki göstererek bunların durdurulması çağrısında bulunmuştur. Suriye yeni hükümetinin talebi çerçevesinde alanda icra edeceğimiz faaliyetlerin emniyetle yürütülmesi maksadıyla bölgede bulunan tüm unsurlar ile koordinasyon faaliyetlerine devam edilmektedir". Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, GKRY’nin sözde 5. parselde sondaj çalışması için NAVTEX yayınlandığı ve VALARİS DS-9 sondaj gemisinin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine dair sorular üzerine şunları söyledi: “GKRY’nin ilan ettiği sözde MEB’inde yer alan 5’inci parsel için yeni ilan edilen bir NAVTEX bulunmamaktadır. Bununla birlikte sözde 5’inci parselinin bir kısmı Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır. 18 Mart 2020 tarihinde BM’ye deklare ettiğimiz kıta sahanlığımıza karşı yapılacak herhangi bir ihlal sahada derhal engellenecektir. VALARİS DS-9 sondaj gemisi halen sözde 10’uncu parseldedir. Sözde 10’uncu parselin Deniz Yetki Alanımız ile bir çakışması bulunmamaktadır.”
Hindistan,İsrail,Milli Savunma Bakanlığı,NATO,Pakistan,Terör Örgütü,Terörle Mücadele
Kuzu ve ekibinin İTÜ'de yürüttüğü TÜBİTAK destekli proje,yapay zekave hesaplamalı akışkanlar dinamiğini bir araya getirerek, taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliğini anlık olarak tahmin edebilmeyi amaçlıyor. Geliştirilen metot,trafikkameraları aracılığıyla araç yoğunluğunu türleriyle birlikte tespit ederek bu verilerle yüksek çözünürlüklühava kalitesiharitaları oluşturuyor ve şehirlerdekihava kirliliğiseviyeleri hakkında daha doğru öngörülerde bulunulmasını sağlıyor. Kuzu, şehirlerde trafik, endüstri ve evsel ısınmayı üç büyük kirletici kaynağı olarak saydıklarını ve trafiğin hava kalitesini önemli oranda etkilediğini belirtti. Kuzu, büyük şehirlerin hepsinde yanma kaynaklı emisyonlar olan karbonmonoksit, partikül madde ve azot oksitler gözlemlendiğine ve kirletici unsurların izlenmesi sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşıldığına değindi. Modelleme ve tahmin çalışmaları için veriye kolay erişimin önemli olduğunu, mevcut verilerin çoğunlukla genel veya ortalama değerlere dayandığını ve her bölgeye özgü detaylı verilere ulaşmanın mümkün olmadığını anlatan Kuzu, "Biz yapay zekayı ve alt sınıf olarak derin öğrenmeyi kullanarak taşıtlardan kaynaklanan emisyonların hava kirliliğine katkısını daha gerçekçi hesaplamak istedik. Gözlemlenen verilerle çok yakın değerlerde tahminde bulunabiliyoruz yani çok net bir şekilde ortam havası konsantrasyonunu tahmin edebiliyoruz." diye konuştu. Metodun sistemsel işleyişinin üç temel aşamadan oluştuğunu aktaran Kuzu, şöyle devam etti: "İlk olarak, trafik kameralarından elde edilen görüntüler derin öğrenme algoritmalarıyla analiz edilerek araçlar sınıflandırılıyor ve hızları belirleniyor, her aracın türü tespit ediliyor. İkinci aşamada, tespit edilen araç türlerine özgü emisyon faktörleri kullanılarak her araç grubunun oluşturduğu tahmini emisyon miktarı hesaplanıyor. Son aşamada ise hesaplanan bu emisyonların ortam havasına katkısı, hesaplamalı akışkanlar dinamiği modelleriyle meteorolojik veriler de dikkate alınarak hesaplanıyor. Böylece belirli bir noktadaki kirletici konsantrasyonu yüksek doğrulukla tahmin edilebiliyor. Bu yöntem sayesinde sabit ölçüm istasyonlarına ihtiyaç duymadan, sadece kamera görüntüsüyle hava kalitesi tahmini yapılabiliyor." Herhangi bir yerde, ana cadde ya da ara sokakta emisyon tahmini yapmak istenildiğinde geliştirdikleri metodu kullanarak hesaplama yapabildiklerini bildiren Kuzu, bu sayede çeşitli sebeplerle ihtiyaç duyulan trafik kaynaklı konsantrasyon verilerini elde etmenin mümkün olduğunu dile getirdi. Proje için İstanbul'daki trafik izleme kameralarını kullandıklarını ve farklı meteorolojik şartlarda bu modelin eğitildiğini vurgulayan Kuzu, İstanbul'u izleyen trafik kameralarına bu modeli uygulayabildiklerinden bahsetti. Pilot çalışmadaBeşiktaşBarbaros Bulvarı'nda bulunan trafik kameralarından faydalanıldığını belirten Kuzu, şunları kaydetti: "Neticesinde araçları yüzde 95'ten daha yüksek oranda tahmin edebiliyoruz. Hesaplama metodolojisiyle emisyonlar ortaya çıkıyor ve video görüntüsü olan herhangi bir noktada konsantrasyonu hesaplayabiliyoruz. Model, çalışma bölgesinde, Yıldız Teknik Üniversitesinin Beşiktaş Kampüsü sınırlarında mevcut olan hava kalitesi ölçüm istasyonu için çalıştırıldı ve sonuçların doğruluğu test edildi." Geliştirdikleri yazılımda asıl önemli noktanın anlık araç sayısını ve türünü tespit etmek olduğunu, bu amaçla görüntü işlemenin yeterli olduğu bilgisini veren Kuzu, sözlerini şöyle tamamladı: "En başta zaten şehirlerimizde asıl emisyon kaynağının trafik olduğunu biliyoruz. Global olarak şehirlerde konsantrasyonun limitinin aşıldığı iki ana kirletici var. Bunlar partikül madde ve azot oksittir. Dolayısıyla bizim trafikten çıkan bu emisyonları çok iyi bir şekilde tanımlamamız lazım. Bunu tanımladıktan, hesaplarını yaptıktan sonra nasıl iyileştirme yapılabileceği ya da önleme faaliyetleri yapılacağı belirlenebilir. Bunun çok fazla kullanım alanı var, elinizde görüntü olduktan sonra istediğiniz amaca yönelik işlenebiliyor."
Yapay Zeka,Trafik,Hava Kirliliği,Tübitak
2025 yılının Nisan ayı sonlarında Güney Asya'da tansiyon tehlikeli biçimde tırmandı. Hindistan,Cammu Keşmirbölgesinde 26 kişinin hayatını kaybettiği Pahalgam saldırısındanPakistandestekli militanları sorumlu tuttu ve 24 Nisan’da Pakistan topraklarında Balakot’a yönelik bir hava harekatı düzenledi. Bu saldırıya misilleme olarak Pakistan hava kuvvetleri, sınır bölgesine yaklaşan beş Hintsavaşuçağını düşürdüğünü açıkladı. Taraflar, olayların ardından birbirini uluslararasıhukukihlalleriyle suçladı. Hindistan, "terörizme karşı meşru müdafaa" hakkını kullanarak operasyon yaptığını savunurken; Pakistan, sınırlarının ihlal edildiğini ve sivil yerleşimlere zarar verildiğini öne sürdü.HindistanSavunma Bakanı olayları “ulusal güvenlik için zorunlu bir yanıt” olarak nitelendirirken, Pakistan Başbakanı ise bu durumu "savaş provokasyonu" ve "barışı sabote etme girişimi" olarak tanımladı. Bu gelişmeler, Güney Asya’daki nükleer gerilimi tekrar dünya gündemine taşırken, bölgedeki kırılgan barışın ne kadar ince bir çizgide ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Keşmir, Hindistan-Pakistan çatışmasının kalbinde yer alan, sembolik ve stratejik önemi yüksek bir coğrafya. 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmesiyle başlayan ayrışma süreci, Keşmir’in hangi ülkeye katılacağı konusundaki belirsizlikle ilk krizini yaşadı. Müslümannüfusçoğunluğuna rağmen Hindu yönetici tarafından Hindistan’a ilhak edilen Keşmir, 1947-48 savaşına ve ardından bölgenin ikiye bölünmesine yol açtı. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Cemal Demir’e göre, Keşmir yalnızca bir toprak parçası değil, aynı zamanda ulusal kimliklerin ve egemenlik mücadelelerinin sembolü. “Keşmir etrafındaki kriz dinamiği her an bölgesel bir çatışmayı küresel bir güvenlik tehdidine dönüştürebilecek potansiyele sahip,” diyen Demir, bu sorunun sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel güçler arasında da bir nüfuz mücadelesine dönüştüğünü vurguluyor. Bu sorunun daha da karmaşık hale geldiği dönemlerden biri, Hindistan’ın 2019’da Cammu ve Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasıydı. Pakistan bunu yasa dışı bir ilhak olarak gördü. Diplomasinin yerini karşılıklı suçlamalar, askeri yığınaklar vemedyasavaşı aldı. Günümüzde Hindistan ve Pakistan arasındaki askeri rekabet, yalnızcaordubüyüklüğüyle değil, ileri teknolojili silah sistemleri ve nükleer doktrinler üzerinden ilerliyor. Hindistan’ınS-400Triumf sistemleri, yerli üretim Akash hava savunması veİsrailyapımı Spyder sistemleriyle oluşturduğu çok katmanlı savunma hattı, bölgede stratejik üstünlük hedefinin bir parçası. Pakistan iseÇiniş birliğiyle geliştirdiği JF-17 Thunder Block III uçaklarıyla hava gücünü modernize ediyor. Cemal Demir, bu gelişmeleri “asimetrik caydırıcılık arayışı” olarak tanımlıyor. Pakistan, Hindistan’ın teknik üstünlüğüne karşılık nükleer doktrininde ilk kullanım hakkını saklı tutarak karşı tarafın askeri inisiyatif almasını zorlaştırıyor. Bu durum, bölgede bir tür “soğuk barış” ortamı yaratıyor: taraflar doğrudan savaştan kaçınıyor, ancak karşılıklı güvensizlik daha da derinleşiyor. Her iki ülkenin de siber yeteneklere ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlar da dikkate alındığında, Güney Asya artık yalnızca konvansiyonel bir savaş tehdidiyle değil, hibrit savaş ve dijital sabotaj riskleriyle de yüz yüze. [Pakistan Cammu Keşmir'deki terör saldırısının ''sahte bayrak operasyonu'' olduğundan şüpheleniyor. Fotoğraf: AA] 22 Nisan saldırısı ve ardından gelen bombardımanların hemen ardından ABD, Çin, Rusya,Avrupa Birliğive Türkiye gibi aktörler taraflara itidal çağrısında bulundu.Birleşmiş Milletler(BM)Güvenlik Konseyiacil toplantı kararı aldı. Washington ve Pekin doğrudan diplomatik kanalları harekete geçirerek krizin tırmanmaması için girişimlerde bulundu. Uluslararası basında yer alan analizlerde, Hindistan’ın Pakistan’a yönelik operasyonlarıseçimöncesi iç politik bir manevra olarak değerlendirilirken, Pakistan’ın askeri karşılığı ise “zorunlu caydırıcılık” biçiminde yorumlandı. The Economist, bu krizin “dünya üzerindeki en tehlikeli iki nükleer gücün yeni nesil çatışma biçimlerini test ettiği bir sınav” olduğunu yazdı. Al Jazeera ve Deutsche Welle gibi yayınlar ise Keşmir’in kaderinin yerel değil, küresel aktörlerin stratejileriyle şekillendiğine dikkat çekti. TürkiyeDışişleri Bakanlığıyaptığı açıklamada her iki tarafı diyaloga davet ederken, Çin’in “tek taraflı eylemlerden kaçınılmalı” vurgusu, Hindistan’a yönelik örtülü bir uyarı olarak yorumlandı.
Cammu Keşmir,Hindistan,Nükleer Füze,Pakistan,Savaş
Dışişleri Bakanlığı,Avrupa Parlamentosu(AP) Genel Kurulu tarafından bugün kabul edilen 2023-2024 Türkiye Raporu'na ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Raporun gerçek dışı iddialar içerdiği belirtilenaçıklamadaşu ifadeler kullanıldı: "Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu tarafından bugün (7 Mayıs) kabul edilen 2023-2024 Türkiye Raporu, ülkemiz aleyhine çarpıtılmış, ön yargılı ve gerçek dışı iddialar içermektedir. Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtlığını varoluş nedeni haline getirmiş bazı çevrelere propaganda zemini sağlayan bir kurumun, ülkemizdeki siyasi dinamikler, dış politikamız ve Sayın CumhurbaşkanımızınKKTCziyaretine yönelik mesnetsiz değerlendirmelerini reddediyoruz. Önümüzdeki dönemde, katılım sürecimiz dahil,ABile ilişkilerimizin karşılıklı yarar temelinde sürdürülmesi için AP’nin üzerine düşeni yapması temel beklentimizdir."
Avrupa Parlamentosu,Dışişleri Bakanlığı,Avrupa Birliği,KKTC
Kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybedenTBMMBaşkan vekili veDEM PartiİstanbulMilletvekili Sırrı Süreyya Önder, Meclis'te anıldı. Anma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tören Salonu'nda gerçekleşti. MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli, önceSırrı Süreyya Önderiçin hazırlanan anma köşesini ziyaret etti, ardından DEM Parti milletvekillerine taziye dileklerini iletti. Devlet Bahçeli'den Sırrı Süreyya Önder için Meclis'te taziye ziyareti Ziyarette, TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, MHP Grup Başkan vekilleri Erkan Akçay ve Filiz Kılıç ile bazı MHP milletvekilleri de Bahçeli'ye eşlik etti. Kurtulmuş, hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder için Meclis Tören Salonu'nda düzenlenen taziye programına katıldı. DEM Parti Eş Genel başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Önder'in kardeşi Ali Fuat Önder ile partililere baş sağlığı dileklerini ileten Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Önder'e Allah'tan rahmet diledi. Sırrı Süreyya Önder'i, gülmenin dışında bir hal içerisinde görmediklerini ifade eden Kurtulmuş, Önder'in en zor koşullar altında bile çevresine samimiyetle gülüşünü hissettirdiğini belirtti. Kurtulmuş, Önder'in dost ve arkadaş canlısı tavrını ortaya koyduğunu vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sırrı Süreyya Önder'in, en zor sorunların konuşulduğu ve tartışmaların yapıldığı yerlerde bile ortamı rahatlatan özelliğiyle, sevecen tavrıyla, nüktedan şekilde ortaya çıkan ve ince ders veren sözleriyle dostluk, kardeşlik ikliminin oluşmasına vesile olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Sırrı Süreyya Bey'in, hepimizin ittifakla üzerinde duracağımız bir diğer hususiyeti ise bu topraklara olan aidiyeti ve bağlılığıdır. Bu ülkeyi tamamıyla doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her bir karışıyla seven, bu memleketin çocuğu olmaktan, bu ülkenin, bu medeniyetin evladı olmaktan büyük memnuniyet duyan, bunu da özümsemiş, bunu da sadece retorik olarak dile getiren birisi değil, hayatının her döneminde, her safhasında bu ülkeyi seven yurtsever tavrını, tarzını ortaya koymuş olan arkadaşımızdır." Kurtulmuş, sürekli olarak barıştan, dostluk ve kardeşlikten yana olan Sırrı Süreyya Önder'in, son zamanlarda Türkiye için önemli bir sürecin en temel aktörlerinden birisi olduğunu da anımsattı. Önder'in, barışın sağlanması, husumetin ortadan kalkması, silahların susması; dağlarda, ovalarda barış türkülerinin söylenmesi için hayatı boyunca taşıdığı ideallerini ve fikirlerini gerçekleştirmek amacıyla inisiyatif aldığına işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sırrı Süreyya Bey, 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığımız, artık bir daha hiçbir şekilde Türkiye'nin evlatlarının terörden zarar görmeyeceği bir ortamın oluşması için başlatılan sürece fevkalade değerli katkılar sunmuştur. Şimdi bu büyük idealin bizim için, her birimiz için de bir vasiyet olduğunu görüyorum. Hepimiz Sırrı Süreyya Önder'in 'Terörsüz Türkiye' idealine sahip çıkmak, bu idealin bir an evvel gerçekleştirilmesi için her türlü çabayı ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türkiye onu, barıştan, kardeşlikten, dostluktan yana siyasi figür olarak hatırlayacaktır." Numan Kurtulmuş, Önder'in siyasi kişiliğinin dışında sanatçı ve insani kimliğiyle de tanındığını aktardı. Yakın çalışma sürecinde Önder'le çeşitli hatıralarının olduğunu ifade eden Kurtulmuş, yurt dışına çıktığında TBMM Başkanvekili olarak Önder'e de vekalet verdiğini anlattı. Önder'in vekaleti aldıktan ve teslim ettikten sonra kendisini telefonla aradığını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sırrı Süreyya Bey, 'Vekaleti başarıyla sonuçlandırdım, ne hiçbir şeye dokundum ne de kimseye dokundurtturdum' derdi. Bu anlamda da vefa ehli, emanete sadık olan dostumuzdu, arkadaşımızdı. Onun yokluğunu arayacağız. Onun ruhunu şad edecek en önemli çabamız 'Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştirilmesi için süratle, dikkatle ve Türkiye'nin demokratik standartlarını yükselterek, birliği, beraberliği, kardeşliği sağlayacağız, emperyalistlerin bu bölgede, bu ülkede gerçekleştirmeye çalıştığı çatışmaları ilanihaye Türkiye'nin gündeminden kaldıracağız." Önder, Genel Kurul'un bugünkü birleşiminde de anıldı. Saygı duruşuyla başlayan anma töreninde, birleşimi yöneten TBMM başkanvekilinin yanı sıra siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekilleri, Önder için taziye dileklerini iletti.
Devlet Bahçeli,Numan Kurtulmuş,Sırrı Süreyya Önder,TBMM
2025 yılının Nisan ayı sonlarında Güney Asya'da tansiyon tehlikeli biçimde tırmandı. Hindistan,Cammu Keşmirbölgesinde 26 kişinin hayatını kaybettiği Pahalgam saldırısındanPakistandestekli militanları sorumlu tuttu ve 24 Nisan’da Pakistan topraklarında Balakot’a yönelik bir hava harekatı düzenledi. Bu saldırıya misilleme olarak Pakistan hava kuvvetleri, sınır bölgesine yaklaşan beş Hintsavaşuçağını düşürdüğünü açıkladı. Taraflar, olayların ardından birbirini uluslararasıhukukihlalleriyle suçladı. Hindistan, "terörizme karşı meşru müdafaa" hakkını kullanarak operasyon yaptığını savunurken; Pakistan, sınırlarının ihlal edildiğini ve sivil yerleşimlere zarar verildiğini öne sürdü.HindistanSavunma Bakanı olayları “ulusal güvenlik için zorunlu bir yanıt” olarak nitelendirirken, Pakistan Başbakanı ise bu durumu "savaş provokasyonu" ve "barışı sabote etme girişimi" olarak tanımladı. Bu gelişmeler, Güney Asya’daki nükleer gerilimi tekrar dünya gündemine taşırken, bölgedeki kırılgan barışın ne kadar ince bir çizgide ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Keşmir, Hindistan-Pakistan çatışmasının kalbinde yer alan, sembolik ve stratejik önemi yüksek bir coğrafya. 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmesiyle başlayan ayrışma süreci, Keşmir’in hangi ülkeye katılacağı konusundaki belirsizlikle ilk krizini yaşadı. Müslümannüfusçoğunluğuna rağmen Hindu yönetici tarafından Hindistan’a ilhak edilen Keşmir, 1947-48 savaşına ve ardından bölgenin ikiye bölünmesine yol açtı. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Cemal Demir’e göre, Keşmir yalnızca bir toprak parçası değil, aynı zamanda ulusal kimliklerin ve egemenlik mücadelelerinin sembolü. “Keşmir etrafındaki kriz dinamiği her an bölgesel bir çatışmayı küresel bir güvenlik tehdidine dönüştürebilecek potansiyele sahip,” diyen Demir, bu sorunun sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel güçler arasında da bir nüfuz mücadelesine dönüştüğünü vurguluyor. Bu sorunun daha da karmaşık hale geldiği dönemlerden biri, Hindistan’ın 2019’da Cammu ve Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasıydı. Pakistan bunu yasa dışı bir ilhak olarak gördü. Diplomasinin yerini karşılıklı suçlamalar, askeri yığınaklar vemedyasavaşı aldı. Günümüzde Hindistan ve Pakistan arasındaki askeri rekabet, yalnızcaordubüyüklüğüyle değil, ileri teknolojili silah sistemleri ve nükleer doktrinler üzerinden ilerliyor. Hindistan’ınS-400Triumf sistemleri, yerli üretim Akash hava savunması veİsrailyapımı Spyder sistemleriyle oluşturduğu çok katmanlı savunma hattı, bölgede stratejik üstünlük hedefinin bir parçası. Pakistan iseÇiniş birliğiyle geliştirdiği JF-17 Thunder Block III uçaklarıyla hava gücünü modernize ediyor. Cemal Demir, bu gelişmeleri “asimetrik caydırıcılık arayışı” olarak tanımlıyor. Pakistan, Hindistan’ın teknik üstünlüğüne karşılık nükleer doktrininde ilk kullanım hakkını saklı tutarak karşı tarafın askeri inisiyatif almasını zorlaştırıyor. Bu durum, bölgede bir tür “soğuk barış” ortamı yaratıyor: taraflar doğrudan savaştan kaçınıyor, ancak karşılıklı güvensizlik daha da derinleşiyor. Her iki ülkenin de siber yeteneklere ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlar da dikkate alındığında, Güney Asya artık yalnızca konvansiyonel bir savaş tehdidiyle değil, hibrit savaş ve dijital sabotaj riskleriyle de yüz yüze. [Pakistan Cammu Keşmir'deki terör saldırısının ''sahte bayrak operasyonu'' olduğundan şüpheleniyor. Fotoğraf: AA] 22 Nisan saldırısı ve ardından gelen bombardımanların hemen ardından ABD, Çin, Rusya,Avrupa Birliğive Türkiye gibi aktörler taraflara itidal çağrısında bulundu.Birleşmiş Milletler(BM)Güvenlik Konseyiacil toplantı kararı aldı. Washington ve Pekin doğrudan diplomatik kanalları harekete geçirerek krizin tırmanmaması için girişimlerde bulundu. Uluslararası basında yer alan analizlerde, Hindistan’ın Pakistan’a yönelik operasyonlarıseçimöncesi iç politik bir manevra olarak değerlendirilirken, Pakistan’ın askeri karşılığı ise “zorunlu caydırıcılık” biçiminde yorumlandı. The Economist, bu krizin “dünya üzerindeki en tehlikeli iki nükleer gücün yeni nesil çatışma biçimlerini test ettiği bir sınav” olduğunu yazdı. Al Jazeera ve Deutsche Welle gibi yayınlar ise Keşmir’in kaderinin yerel değil, küresel aktörlerin stratejileriyle şekillendiğine dikkat çekti. TürkiyeDışişleri Bakanlığıyaptığı açıklamada her iki tarafı diyaloga davet ederken, Çin’in “tek taraflı eylemlerden kaçınılmalı” vurgusu, Hindistan’a yönelik örtülü bir uyarı olarak yorumlandı.
Cammu Keşmir,Hindistan,Nükleer Füze,Pakistan,Savaş
Ukrayna-Rusya savaşı dünya harp tarihinin en yeni ve bir o kadar da ilginç olaylarına sahne olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde de bir ilk yaşandı ve Ukrayna’ya ait insansız deniz aracından (SİDA) ateşlenen bir füze, Russavaşuçağını düşürdü. Böylece ilk kez bir SİDA’dan açılan ateşle savaş uçağı düşürülmüş oldu. Her ne kadar savaş uçağı temelinde bir ilk olsa da aslındaUkraynayakın geçmişte Rusya’ya ait bir helikopteri de benzer şekilde vurmuştu. Belli ki bu tür örnekleri daha sık göreceğiz. Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan ile SİDA’ların hava savunma füzeleriyle donatılmasını ve Türkiye’nin bu alandaki durumunu konuştuk… Konuya uzak olanlar için önce süreci en genel haliyle anlatıyor Erkan… Karadeniz üzerinde bir görev için havalananRusyaait U-30 savaş uçağının, Ukrayna’nın Magura isimli insansız deniz aracından ateşlenen füzeyle vurulduğunu belirtiyor. Ukrayna kaynaklarının o gün bir değil iki savaş uçağı düşürüldüğü iddiasını da hatırlatıyor Erkan ve “Önce Rus uçağının nasıl kaçamadığı konusuna değinmek lazım. Çünkü normal şartlarda oradan vurulmadan çıkabilirdi. Ancak ne radarın ne de diğer savunma sistemlerinin pilotu uyarmadığını düşünüyorum. Çünkü son ana kadar en ufak bir kaçınma manevrası ya da flare ateşleme gibi temel hamleleri dahi yapmıyor. Füzenin varlığından ancak vurulduğunda haberi olduğuna inanıyorum.” diyor. [Ukrayna'nın SİDA'lara hava savunma füzesi entegre etmesi yeni bir dönem başlatacak.] Savaş uçağının bir ilk olduğunu ancak daha önce Ukrayna’nın aynı yöntemle Rus askeri helikopterini de vurup düşürdüğünü kaydediyor Erkan. “Basit ama etkili bir yöntem buldular.” dedikten sonra devam ediyor: “Kendi yaptıkları bir insansız deniz aracını önce kamikaze olarak kullandılar. Sonra platformu daha da geliştirdiler. Üzerine çeşitli füzeler eklediler. Rus uçağını düşürdükleri son olaydaABDfüzesi ateşlediler. Ancak burada önemli olan kurulan ekosistem. Elon Musk’ın sahibi olduğu Starlink üzerinden kesintisizi biruyduiletişimi sağlıyorlar. Batı’dan aldıkları çok etkili füzeleri SİDA’ya entegre ediyorlar. Tabi burada Ukrayna SİDA’sının doğru zamanda doğru yerde olması da kritik.Karadeniz’de uçuş yapan Rus savaş uçaklarını iyi gözlemlemiş olma ihtimalleri bir hayli yüksek. Ruslar burada uzun zamandır uçuyor. Batılı bir ülkeden istihbari destek de almış olabilirler. Batılı bazı kaynaklar, Ukrayna’nın söz konusu SİDA’yı bölgedeki bir gemiden indirip hızlı bir şekilde görevi tamamlandığı iddiasında. Tabi şimdilik arka planı net bir şekilde bilmek pek mümkün değil.” [Türkiye yerli ve milli SİDA'lara farklı türlerde mühimmat yüklemiş ve deneme atışları yapmıştı.] SİDA’ların hava savunma füzeleriyle donatılması elbette kritik bir dönüm noktası. Türkiye’nin de daha önce bu yönde bazı adımları olmuştu. Hatta bir test atışı da gerçekleşti. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen insansız deniz araçları projesinde yönetici olarak çalışan isimlerin “Eğer ilgili kuvvet talep ederse biz bu platformları her türlü görev hazır olacak şekilde donatabiliriz.” açıklamaları da akıllarda. Kozan Selçuk Erkan, Türkiye’nin bu alanda elinin güçlü olduğu görüşünde. Ukrayna’nın kabiliyetlerinden çok daha fazlasına imza atabileceğimize dikkat çekiyor. Elimizde hem çok farklı tiplerde insansız deniz aracı hem de bunlara entegre edilebilecek füze alternatifleri olduğunu anlatıyor. Burada en önemli meselenin ‘talep’ olduğuna değiniyor ve “Talep gelirse madalyonun SİDA tarafındakiler de füze tarafındakiler de hızla bu yönde adım atabilir. Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili. Bu kapsamda sadece hava savunma füzeleriyle donatılmış olanlara değil çok farklı görevler üstlenebilecek SİDA’lara da ihtiyacımız var. Yakın zamanda bu alanda somut bazı gelişmeler duyabileceğimize inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamlıyor. Dünyaya örnek oldu sıra Mavi Vatan’da
Rusya,Savunma Sanayii,Ukrayna,Yerli ve Milli Teknolojiler,Yüksek Teknoloji
Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığı, 23 Nisan’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından bir kez daha gündeme gelen İstanbul’unkentsel dönüşümsorunu ortak iradeyle çözmek için çalışmalarına devam ediyor. Yarısı Bizden Kampanyası ilekonutdönüşüm desteğinin 1 milyon 875 bin TL’ye, iş yeri dönüşüm desteğinin 1 milyon TL’ye yükseltilmesi, alan bazlı büyük dönüşümlerde TOKİ veEmlak KonutGYO’nun devreye girip inşa sürecini üstlenmesi gibi birçok kolaylığı vatandaşların hizmetine sunan Bakanlık, kentsel dönüşümü belediyelerin de desteğiyle hızlandırmayı hedefliyor. Her fırsatta İstanbul’un kentsel dönüşümünün milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, sürecin yine milli seferberlik ruhuyla yürütülmesi için harekete geçiyor. İstanbul’un ancak vatandaş, yerel ve merkezi yönetim dayanışmasıyla kurtarılacağına işaret eden Bakan Kurum, yarınİstanbulValiliği’nde, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan ve 39 ilçenin belediye başkanlarının davet edildiği toplantıya başkanlık edecek. İstanbul Valisi Davut Gül’ün de katılacağı toplantının en önemli maddesi kentsel dönüşüm olacak. Yarısı Bizden Kampanyası’nı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı’na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı yürütüyor. Kampanyanın ilk ve en önemli adımını oluşturan talep toplama ve başvuru süreçleri ise belediyeler üzerinden yürütülüyor. Bakan Kurum toplantıda Yarısı Bizden Kampanyası’nın başvuru süreçlerinin hızlandırılması için de belediyelere talimatlarını iletecek. Başkanların ilçeleriyle ilgili taleplerini dinleyecek. Toplantıda yerel yöneticilere bakanlık nezdinde İstanbul’da hayata geçirilen kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında brifing de verilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün ATO Congresium'da düzenlenen TürkKızılayGenel Kurulu'nda kentsel dönüşüm meselesine dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: Ülkemiz için hayat memat meselesi olan kentsel dönüşüm konusunda da kapsamlı hazırlıklar içindeyiz. Yarısı Bizden kampanyasındaki güncel destek rakamlarını geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Bu meselede artık kimsenin kaprisleriyle vakit kaybedemeyiz. İdeolojik takıntılarını milletin can ve mal güvenliğinin önünde özellikle engel olarak koyanlarla uğraşacak vaktimiz de lüksümüz de yoktur. Ülkemizde sayıları az ama sesi çok çıkan bir kesim var. Bunlar mensubu oldukları milletle dahi tasada ve sevinçte birleşemiyorlar. Her konuyu siyasallaştırarak her meseleyi istismar malzemesi yaparak maalesef ülkemize çok büyük kötülük yapıyorlar.Depremgibi, depreme hazırlık gibi, afetlerde yardımlaşma ve dayanışma gibi konuların milli mesele olduğunu bir türlü kabullenemiyorlar. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği BakanıMurat Kurumda İstanbul’da risk altındaki 1,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüşmesi gerektiğini belirterek belediyelere kentsel dönüşüm için destek çağrısı yapmıştı: Gelin hep birlikte İstanbul’u kurtaralım. İstanbul’u kurtarma seferberliğine ortak olalım. Gelin hep birlikte dönüşmesi gereken yerle alakalı oturalım, istişare edelim, projelerimizi yapalım. Biz size, siz bize destek olun. 3 tane ben yapıyorsam 1 tane de sen yap. Bu bir seferberlik ise hep birlikte yapılması gereken bir iş. Hep birlikte elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız gereken bir durum. O yüzden ben buradan yine bu çağrımı yenilemek istiyorum. Hep birlikte bu mücadeleyi yapmak zorundayız. Üçlü sacayağı gibi; belediyesi, vatandaşı, Bakanlığı hep birlikte bu mücadeleyi yapalım ve İstanbul'un geleceğini, ülkemizin geleceğini hep birlikte kurtaralım.
Deprem,İstanbul Büyükşehir Belediyesi,Kentsel Dönüşüm,Murat Kurum
Dawn'ın haberine göre, Pakistan Ordusu Halkla İlişkiler Birimi (ISPR) Genel Müdürü Chaudhry, Hindistan'ın Pakistan'a füze saldırıları gerçekleştirdiğini duyuruldu. Hindistan'ın bu saldırıları bir süre önce Azad Cammu Keşmir eyaletinin Kotli, Muzafferabad ve Bagh, Pencap eyaletinin Bahavalpur ve Muridke bölgelerine ve adı belirtilmeyen bir yere daha düzenlediğini belirten Chaudhry, saldırıda bir caminin de hedef alındığını aktardı. Chaudhry, saldırılarda herhangi bir askeri tesisin hedef alınmadığını kaydederek, "Pakistan, buna kendi seçtiği yer ve zamanda cevap verecektir. Bu provokasyon cevapsız kalmayacaktır." ifadelerini kullandı. Söz konusu saldırılarda şu ana kadar 26 kişinin hayatını kaybettiği, 46 kişinin yaralandığı açıklandı. Pakistan güvenlik kaynakları: Hindistan'a ait 5 savaş uçağı düşürüldü Geo News'un haberine göre, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, Hindistan'ın saldırılarını "korkakça" şeklinde niteleyerek kınadı. Saldırıların sivil bölgelere düzenlendiğini belirten Asif, "Kendi saldırılarından çok daha büyük bir karşılık vereceğiz. Yalnızca sivillere saldırmakla kalmadılar, aynı zamanda bunu kendi hava sahalarından yaptılar." ifadelerini kullandı. Dawn'ın haberine göre, Pakistan Federal Enformasyon ve Yayıncılık, Ulusal Miras ve Kültür Bakanı Attaullah Tarar, Başbakan Şahbaz Şerif'in, yerel saatle 10.30'da Ulusal Güvenlik Komitesini toplama kararı aldığını açıkladı. Hindistan, Pakistan'da bir camiyi hedef aldı.pic.twitter.com/OC5gHVgE2j Başkent İslamabad'da yetkililer, kent genelinde okullarda ve üniversitelerde güvenlik endişeleri nedeniyle eğitime 1 gün ara verileceğini açıkladı. Pakistan'ın Pencap eyaleti Başbakanı Meryem Navaz Şerif ise X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamu güvenliği nedeniyle Pencap'taki eğitim kurumları yarın kapalı kalacak." ifadesini kullandı. Hindistan'ın idaresindeki Cammu Keşmir'in Pahalgam bölgesinde silahlı kişilerin 22 Nisan'da turistlere ateş açması sonucu 26 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştı. Saldırıyı düzenleyenlerin "Pakistan'dan geldiği" suçlamasında bulunan Hindistan, "İndus Suları Anlaşması"nı askıya almış, Yeni Delhi'de görevli Pakistanlı müsteşarların bir hafta içinde ülkeyi terk etmelerini istemiş ve Pakistan vatandaşlarına yönelik vize hizmetlerinin askıya alındığını, daha önce verilen tüm vizelerin iptal edildiğini duyurmuştu. Pakistan, suçlamaları reddederek Hindistan'ın İslamabad'daki diplomatik personel sayısına sınırlama getirmiş, "İndus Suları Anlaşması"nın dışına çıkılarak nehirlere yapılacak müdahaleleri "savaş nedeni" sayacağını ilan etmiş, Hindistan ile her türlü ticareti askıya almış ve hava sahasını kapatmıştı. Hindistan Basın Bilgi Bürosundan (PIB) konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, ordunun, Pakistan ve ülkenin kontrolündeki Azad Keşmir bölgesindeki "hedeflere" karşı askeri operasyon başlattığı ifade edildi. 9 bölgenin hedef alındığı belirtilen açıklamada, "Pakistan askeri tesislerinin hedef alınmadığı" savunuldu. Açıklamada, Pahalgam'daki saldırı sonrasında bu adımların atıldığı ve "sorumlulardan hesap sorulacağı" kaydedildi. Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Çok yaşa Hindistan." ifadesini kullandı. Hindistan ordusunun X sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ülkenin idaresindeki Cammu Keşmir'in Pakistan sınırına yakın Bhimber Gali bölgesinde Pakistan'ın silah ateşlediği belirtildi. Açıklamada, Pakistan'ın bu eylemle "Ateşkes Anlaşmasını" ihlal ettiği savunularak, "ölçülü şekilde karşılık verileceği" vurgulandı. Öte yandan, Hint basınında yer alan haberlerde ismi belirtilmeyen kaynaklar, "her türlü ihtimale karşılık vermek amacıyla" tüm hava savunma birliklerinin Hindistan-Pakistan sınırı boyunca aktif hale getirildiğini ifade etti. Kaynaklar, saldırıların Pakistan topraklarına girilmeden düzenlendiğini anlattı. NDTV kanalının haberine göre, Hindistan'ın Pakistan'a saldırısında Fransız yapımı Hammer güdümlü bomba ve "Scalp" seyir füzeleri kullanıldığı kaydedildi. Söz konusu olayın ardından Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesindeki Srinagar Havaalanının sivil uçakların uçuşlarına kapatıldığı bildirildi. ANI News'in X hesabından yapılan paylaşımda ise Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin operasyonu sürekli olarak izlediği vurgulanarak, 9 hedefe yönelik yapılan saldırının başarılı olduğu bilgisi paylaşıldı.
Hindistan,Pakistan,Savaş,Son Dakika
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkmenbeyi Caddesi'ndeki evinde gerçekleştirilen görüşme öncesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kapıda karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli, tokalaşarak gazetecilere poz verdikten sonra görüşmeye geçti. Öte yandan Bahçeli, görüşme öncesi konutunun önünde bekleyen basın mensupları ve görevli polislerle de bir süre sohbet etti, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Devlet Bahçeli,MHP,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Adıyaman’ın Merkez ilçesine bağlı Zey Köyü,6 Şubatdepremlerinde ağır hasar gördü. Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, zemin etüdü sonrası belirlenen kayalık bölgedeki 135 dönümlük alanda köyü yeniden inşa etti. Projelendirilen 107 köy evinin hepsi tamamlandı. 87 köy evinde yaşam başladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Hayallerin ötesini inşa etmeye devam…” mesajıyla tamamlanan köy evlerine yerleşen vatandaşların görüntülerini paylaştı. Proje sorumlusu Servet Yılmaz, 3+1 olarak projelendirilen her ev için 750 metrekare parsel alan tahsis edildiğini söyledi: "Ekiplerimiz zemin sınıfı, taşıma gücü yüksek olan yerleri seçti. Kaya üzerine konutlar yerleştirildi. Statik hesaplar ona göre yapıldı. 45 santimlik radye temel yapıldı. O yüzden herkesin içi rahat. Ada içi yollar, kaldırımlar, ibadet alanları, sosyal tesis alanları, 100 metreküplük yeni içme suyu deposu yapıldı. Ada dışı elektrik, kanalizasyon, içme suyu alt yapılarının hepsi bitti. Şu anda köyümüzde hiçbir problem yok." Ayşe Uzun,“Buralar önce bir dağdı, taştı. Hiç inanmadık, burayı gösterseler inanmazdım. Buraya ev olacak mı, nasıl oldu, nasıl yaptılar nasıl çalıştılar? Allah razı olsun çok güzel hızlı şekilde yaptılar, evlerimizi verdiler. Beklediğimden daha güzeli oldu” dedi. Yeni evine taşınan Fatma Bilgiç “Önce Cumhurbaşkanımız sonra Murat oğluma verdiği sözün daha üstünde durup, sözünü tuttuğu için Allah işini rast getirsin”diye konuştu. Yeni evlerini çok beğendiklerini, “Eve geldik, ayakkabıyla girmeye kıyamadık” sözleriyle anlatan Hüseyin Uzun duygularını şu ifadelerler dile getirdi: "Biz bu eve nasıl ayakkabıyla gireceğiz dedik. Beklediğimizin yüz bin katı güzel. Bir bakıyoruz 10 günde bir ‘Murat Kurum gelmiş, Adıyaman’a’ diyorlar. Tek tek geziyor, kontrol ediyor. İnkar edenin gözüne dizine durur. İşte meydan işte eser. Burası Zey köyü değil Paris olmuş” ifadelerini kullandılar. Zeliha Uzun da “Allah devletimizin ciğerini yakmasın. ‘Yapamıyor’ diyenler baksınlar, yapan nasıl yapmış… En güzel, kral evler yapmışlar. Villa gibi. Şehir evlerinden bile güzeller." Yıkılan köyün ardından bu kadar modern konutların yapılabileceğine ihtimal vermediklerini söyleyen mahalle muhtarı İsrafil Ay,“İlk başlarda insanların ‘Bu evler yapılmaz, bu evleri niye bunları yapıyorlar? Buralar dağın tepesi, buralardasuolmaz, biz hayvanlarımızı otlatıyoruz’ gibi düşünceleri vardı. Böyle mükemmel bir köy olacağı kimsenin hayalinde dahi değildi. Yeni bir hayata başladılar. İnsanların, çocukların gözlerine bir bakıyoruz o korkular neredeyse gitmiş, buraya adapte olmuşlar”dedi.
6 Şubat,Adıyaman,Asrın Felaketi,Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,Deprem,Murat Kurum
ABDHazine Bakanlığı, 30 Nisan’da imzalanan “ABD-Ukrayna Yeniden Yapılandırma Yatırım Fonu” anlaşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu ekonomik ortaklık iki ülkeyi, Ukrayna’nın toparlanmasını hızlandırmak üzere birlikte çalışmak ve yatırım yapmak için konumlandırmaktadır” ifadelerini kullandı. Ancak Washington-Kiev hattındaki bu ekonomik yakınlaşma, sadece altyapı yatırımlarını değil, Ukrayna’nın askeri kapasitesinin yeniden inşasını da beraberinde getiriyor. ABD ile Ukrayna anlaşmayı imzaladı: Mineraller neden önemli? Anlaşmanın imzalanmasından sadece birkaç gün sonra, Donetsk, Harkiv ve Zaporijya cephelerindeUkraynaordusunun taarruzlarını artırdığı açıklandı. Özellikle Donetsk’in güneyinde, Rus savunma hatlarını yarmaya yönelik hava destekli saldırıların sayısında artış gözleniyor. UkraynaGenelkurmayBaşkanlığı, “yeniden yapılanma sürecinin sadece ekonomik değil, askeri hazırlıkları da kapsadığı” mesajını vererek, Batı’dan gelen yatırımların cephe hattına doğrudan yansımaya başladığını söyledi. Ukrayna Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD ile imzalanan anlaşmanın ardından lojistik ve mühimmat tedarikinde önemli bir rahatlama yaşandığını belirtiyor. Bu durum, Kiev’in uzun süredir hazırlık yaptığı karşı taarruz planlarını öne çekmesine neden oldu. Rusya, Ukrayna'nın başkent Moskova’ya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediğini açıkladı. Rusya'nın havacılık otoritesi Rosaviatsia, saldırı sırasında güvenlik gerekçesiyle Moskova’daki dört büyük havalimanının geçici olarak kapatıldığını, daha sonra yeniden açıldığını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı, pazartesi gecesi de 26 Ukrayna İHA’sının imha edildiğini açıklamıştı. Bazı Rus askeri blog yazarları ise Moskova’nın güneyindeki bir apartmanın camlarının patlamadan zarar gördüğünü öne sürdü. Moskova dışında, Penza ve Voronej gibi şehirlerde de gece boyunca İHA saldırıları yaşandığı belirtildi. İHA saldırıları nedeniyle Moskova'da uçuşlar durduruldu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna ordusunun insansız deniz araçları kullanarak son 24 saatte iki Rus savaş uçağını vurduğunu açıkladı.Ukrayna ordusunun, insansız deniz araçları kullanarak Rusya'nın yasa dışı olarak ilhak ettiği Kırım'da son bir gün içerisinde iki savaş uçağı vurduğunu kaydeden Zelenskiy, "Askeri depolar da yok edildi." ifadesini kullandı. Zelenskiy, Rusya'nın hazır olması durumunda kısa süre içerisinde 30 günlük ateşkesin sağlanmasını desteklediklerini söyledi. Rusya'nın ülkesine yönelik her gün yoğun hava saldırıları düzenlemeye devam ettiğini anlatan Zelenskiy, aynı zamanda cephe hattında da ağır çatışmaların yaşandığını bildirdi. Zelenskiy, Rusya'nın savaşı uzatmaya çalıştığını savunarak, bu ülkeye yönelik yeni yaptırımların hazırlandığını aktardı. New York Times'ın (NYT), önceki ve mevcut ABD hükümetinde bulunan 4 yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD, Ukrayna'ya ek hava savunma sistemi gönderiyor. İsmini açıklamayan yetkililer, İsrail'de kullanılan bir Patriot hava savunma sisteminin tekrar bakımı yapılıp yenilendikten sonra bu yaza kadar Ukrayna'ya gönderilmesinin kararlaştırıldığı bilgisini paylaştı. Yetkililer, Rusya'nın füze saldırılarına karşı kendisini savunması için ayrıcaAlmanyaveya Yunanistan'da bulunan diğer bir Patriot hava savunma sisteminin de Ukrayna'ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Ukrayna'ya ilk kez Nisan 2023'te Patriot hava savunma bataryası gönderildiğini anımsatan yetkililer, şu an Ukrayna'da 8 adet batarya bulunduğunu ancak bunlardan 2'sinin yenilenmesi nedeniyle sadece 6'sının çalışır vaziyette olduğunu aktardı. ABD Başkanı Donald Trump, "Rusya, Ukrayna'nın hepsinden vazgeçmek zorunda kalacak, çünkü Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben müdahil olmasaydım, şu anda Ukrayna'nın tamamı için savaşıyor olurlardı." dedi."Rusya, Ukrayna'nın hepsinden vazgeçmek zorunda kalacak, çünkü Rusya Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben müdahil olmasaydım, şu anda Ukrayna'nın tamamı için savaşıyor olurlardı. Rusya şu anda sahip olduğu bölgeyi istemiyor, Ukrayna'nın tamamını istiyor. Eğer ben olmasaydım, devam edeceklerdi." Donald Trump, Rusya-Ukrayna savaşına dair görüşmelerde barışa ulaşmaya ne kadar yakın olunduğu sorusunu, "Bir tarafla daha yakın olduğumuza inanıyorum, belki diğeriyle o kadar yakın değiliz. Ama bunu göreceğiz. Hangisine daha yakın olduğumuzu söylemek istemiyorum." diye yanıtladı. Anlaşma kapsamında, her iki ülkenin eşit yönetimi altında bir yatırım fonu kuruldu. Bu fon, Ukrayna’nın sahip olduğu kritik doğal kaynakların işlenmesi ve yeniden yapılanma projeleri için kullanılacak. Özellikle lityum, titanyum, manganez ve nadir toprak elementleri gibi stratejik mineraller, ABD sanayisi için büyük önem taşıyor. Ukrayna, bu anlaşma kapsamında doğal kaynaklarının mülkiyetini korurken, ABD’ye erişim ve kullanım hakkı tanıdı. Elde edilen kârlar ilk on yıl boyunca Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılacak. Ukrayna toprakları, dünyanın en zengin mineral havzalarından biri olarak kabul ediliyor. 2,5 milyar yıl önce oluşmuş olan “Ukrayna Kalkanı” adlı jeolojik yapı, ülkeye çok sayıda stratejik mineral kazandırmış durumda. Bu kaynaklar yalnızca yeşil enerji dönüşümü değil, savunma sanayisi açısından da hayati önem taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce Ukrayna’nın mineral rezervlerine yönelik talepleri olmuş, ancak Kiev yönetimi bu taleplere temkinli yaklaşmıştı. Ancak savaşın uzaması ve Batı desteğinin hayati hale gelmesiyle birlikte, taraflar arasında anlaşma zemini oluştu. Görüşmeler, Vatikan’da yapılan özel bir zirveyle yeniden ivme kazandı. Washington’un bu anlaşma ile hedeflediği yalnızca ekonomik çıkarlar değil. ABD, bu iş birliği sayesinde hem Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı, hem de Rusya’nın bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçlıyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre Ukrayna, dünyadaki titanyum üretiminin yüzde 5,8’ini, rutilin yüzde 15,7’sini ve uranyumun büyük bölümünü karşılıyor. ABD topraklarında benzer kaynaklar bulunsa da, yüksek çevre maliyetleri ve mevzuat kısıtları nedeniyle bu alanlarda üretim sınırlı kalıyor. Bu da ABD’yi dış kaynaklara, özellikle de Ukrayna gibi jeolojik açıdan zengin ve stratejik konumdaki ülkelere yöneltiyor. Ukrayna, savaşın başından bu yana Batı’dan gelen yardımlarla ayakta kalmayı başardı. Ancak altyapı yıkımı, ekonomik durgunluk ve enerji krizleri, Kiev’in hem halkı hem de orduyu desteklemekte zorlanmasına yol açtı. ABD ile imzalanan yatırım ve madencilik anlaşması, Ukrayna’ya sadece finansman değil, aynı zamanda stratejik özgüven de kazandırdı. Bu durum, Kiev’in sahadaki stratejisini değiştirerek, daha agresif bir tutum sergilemesine neden oluyor. Savaşın yeni aşamasında ekonomik diplomasi ile askeri taktikler iç içe geçmiş durumda. Ancak bu yeni sürecin önünde hâlâ ciddi engeller var. Özellikle Ukrayna'nın doğusundaki maden yataklarının bir kısmı Rusya'nın kontrolünde bulunuyor. Ayrıca anlaşmanın uygulanabilirliği, savaşın seyrine ve uluslararası güvenlik garantilerine bağlı. Ukrayna, bu süreçte Avrupa Birliği’nden güvenlik ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda destek almayı planlıyor.
ABD,Donald Trump,Kiev,Rusya,Savaş,Ukrayna,Vladimir Zelenskiy
İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin ABD ile başta savunma sanayii olmak üzere birçok alanda işbirliğini ilerletmek için adım atmaya devam edeceğini belirtti. ABD Başkanı Trump'ın savaşların bitirilmesine ilişkin yaklaşımını desteklediğini dile getiren Erdoğan, İran ile yürütülen müzakere süreci ve Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılması için ortaya konan gayretleri takdirle karşıladıklarını ifade etti. Görüşmede, Gazze'deki insani krizin vahim boyutlara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve bu trajik insani drama son verilmesi gerektiğini, ateşkesin tesisi ve kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin iş birliği yapmaya ve her türlü desteğe hazır olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımların hafifletilmesine yönelik çalışmalarının sürece katkı sağlayacağını, istikrarlı bir Suriye'nin hem bölge hem de dünya barışını destekleyeceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti. Trump: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok verimli bir görüşme gerçekleştirdim Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bugün ABD Başkanı Değerli Dostum Sayın Donald Trump'la yaptığımız telefon görüşmesi oldukça verimli, kapsamlı ve samimiydi. Görüşmemizde Gazze’de gittikçe kötüye giden insani durum başta olmak üzere Suriye, Rusya - Ukrayna Savaşı, küresel ticaret, İran ile ABD arasında devam eden müzakereler ve daha birçok bölgesel ve küresel meseleyi istişare ettik. Sayın Trump ile başta savunma sanayii ve ticaret olmak üzere Türkiye-ABD münasebetlerini geliştirme irademizi teyit ettik. Başkan Trump’ın dünyamızda süregelen çatışma ve savaşları bitirme yönündeki çabalarını takdirle karşıladığımı, Türkiye olarak bölgemizde barış, istikrar ve huzur ortamının tesisi için gereken desteği vermeye hazır olduğumuzu vurguladım. Değerli dostumu en kısa sürede Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımı ifade ettim, kendisi de bizleri ABD’ye davet etti. İnşallah Dostum Trump’la kısa sürede bir araya gelmeyi ümit ediyor, görüşmemizin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. "
ABD,Donald Trump,Gazze,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin ABD ile başta savunma sanayii olmak üzere birçok alanda işbirliğini ilerletmek için adım atmaya devam edeceğini belirtti. ABD Başkanı Trump'ın savaşların bitirilmesine ilişkin yaklaşımını desteklediğini dile getiren Erdoğan, İran ile yürütülen müzakere süreci ve Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılması için ortaya konan gayretleri takdirle karşıladıklarını ifade etti. Görüşmede, Gazze'deki insani krizin vahim boyutlara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve bu trajik insani drama son verilmesi gerektiğini, ateşkesin tesisi ve kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin iş birliği yapmaya ve her türlü desteğe hazır olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımların hafifletilmesine yönelik çalışmalarının sürece katkı sağlayacağını, istikrarlı bir Suriye'nin hem bölge hem de dünya barışını destekleyeceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede ABD Başkanı Trump'ı Türkiye'ye davet etti. Trump: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok verimli bir görüşme gerçekleştirdim Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bugün ABD Başkanı Değerli Dostum Sayın Donald Trump'la yaptığımız telefon görüşmesi oldukça verimli, kapsamlı ve samimiydi. Görüşmemizde Gazze’de gittikçe kötüye giden insani durum başta olmak üzere Suriye, Rusya - Ukrayna Savaşı, küresel ticaret, İran ile ABD arasında devam eden müzakereler ve daha birçok bölgesel ve küresel meseleyi istişare ettik. Sayın Trump ile başta savunma sanayii ve ticaret olmak üzere Türkiye-ABD münasebetlerini geliştirme irademizi teyit ettik. Başkan Trump’ın dünyamızda süregelen çatışma ve savaşları bitirme yönündeki çabalarını takdirle karşıladığımı, Türkiye olarak bölgemizde barış, istikrar ve huzur ortamının tesisi için gereken desteği vermeye hazır olduğumuzu vurguladım. Değerli dostumu en kısa sürede Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımı ifade ettim, kendisi de bizleri ABD’ye davet etti. İnşallah Dostum Trump’la kısa sürede bir araya gelmeyi ümit ediyor, görüşmemizin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. "
ABD,Donald Trump,Gazze,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Türkiye’nin son yıllarda adından en çok söz ettirdiği alanlardan biri de askerigemiprojeleri… Burada sadece ihtiyaca yönelik platform üretiminden bahsetmiyoruz. Mümkün olan her noktada dışa bağımlılığı en az seviyeye indirmek isteyen bir niyeti de görüyoruz. Geldiğimiz noktada Milli Gemi (MİLGEM) ve MilliDenizaltı(MİLDEN) projelerinde son derece değerli işlere imza atan Ankara’nın günün sonunda nükleer enerjiyle çalışan bir platform üretebilme hedefine sahip olması sürpriz değil. Ancak bunun Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu tarafından ifade edilmesi dikkat çekici. Çünkü Türkiye’nin bu hedefi en üst düzey isimlerden birinin ağzından ilk kez bu somutlaştırdı. Oramiral Tatlıoğlu, uluslararası bir yayın organına verdiği ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin amaç ve vizyonunu anlatan röportajda “139 yıldır milli arzumuz olan dışa bağımsız denizaltıyı inşa ediyoruz. MİLDEN sonrası nükleer enerjili denizaltılar için önemli bir adım atacağız.” ifadelerini kullandı. Bu tarihi röportajı yapan isim, Türkiye’de savunma sanayiini çok yakından takip eden uzmanlardan biri olan Devrim Yaylalı. Biz de Yaylalı ile Ankara’nın ‘nükleer tahrikli denizaltı’ hedefinin detaylarını konuştuk. [Türkiye, askeri gemiler konusunda son yıllarda çok başarılı işlere imza atıyor.] Devrim Yaylalı’nın röportajı vesilesiyle Türk Deniz Kuvvetleri’nin 1 numaralı ismi aslında nükleer enerjiyle çalışan bir denizaltı işletilmesine yönelik resmi görüşü ilk kez açık kaynaklarda dile getirdi. Elbette nükleer enerjiyle çalışacak bir platforma sahip olmanın çok farklı dinamikleri ve her biri kendi içinde değerlendirilmesi gereken yansımaları var. Ancak en önemli soru Ankara’nın neden böyle bir talebi olduğu. Her şeyden önce nükleer enerjiyle çalışan bir denizaltının önemli bir kuvvet projeksiyonu aracı olduğunu dile getiriyor Yaylalı. Türkiye'nin bu kabiliyete sahip olmasının onu ABD, Rusya, Çin, Fransa,İngiltereve Hindistan'ın da aralarında bulunduğu seçkin ülkeler kategorisine dahil edeceğini vurguluyor. Saydığı ülkelerin ‘bağımsız olarak nükleer güçle çalışan denizaltılar tasarlayabilen, inşa edebilen ve bakımını yapabilen’ ülkeler olduğu bilgisini de paylaşıyor. İşin sadece askeri yönden ele alınmasının fotoğrafın bütünü adına eksik olacağını kaydediyor Yaylalı. Nükleer güçle çalışan denizaltıların tasarımı, üretimi ve kullanımı için sadece askeri veya teknolojik değil ekonomik ve beşeri alanlarda da gelişimin şart olduğunun altını çiziyor. Ankara’nın nükleer güçle çalışan bir denizaltıya sahip olarak aslında küresel prestijini de artıracağını belirtiyor. Hatta uçak gemisi inşa etme hamlesini de bu gözle okumak gerektiğini söylüyor. Türkiye'nin nükleer güçle çalışan denizaltı arayışını değerlendirirken mevcut işlere de ayrı bir parantez açılması gerektiğini düşünüyor Devrim Yaylalı. MİLGEM ve MİLDEN projelerinde izlenen yol haritası ve elde edilen kazanımların geleceğe ışık tutacağına inanıyor. Ancak konu gelişmiş nükleer tahrik teknolojileri olduğunda bunu yapabilme kabiliyetine sahip ülkelerle iş birliğinin mecbur olduğunun da altını çiziyor. Ardından da ‘Ankara neden bu yolu tercih ediyor?’ sorusuna en genel haliyle şu yanıtı veriyor: “Nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar yiyecek ve mürettebat ihtiyaçları dışında neredeyse sınırsız dayanıklılığa sahip.Yakıtiçin yüzeye çıkmalarına gerek kalmadan dünyanın herhangi bir yerinde faaliyet gösterebilirler. Bu stratejik erişim Türkiye'ye kuvvet projeksiyonu,keşifve küresel etki açısından daha fazla esneklik sağlayacak. Böyle bir kabiliyet kazanımı Türk Deniz Kuvvetleri’ni Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Hint Okyanusu gibi yüksek riskli alanlardaki bölgesel operasyonların ön saflarına yerleştirebilir.” [Nükleer tahrikli denizaltılar, kimi durumlarda güçlü bir politik etkinin de başrolünde olabiliyor.] Devrim Yaylalı, Türkiye'nin nükleer enerjiyle çalışan bir denizaltıyı tasarlamak, inşa etmek ve bakımını yapmak için ciddi teknolojik zorlukların üstesinden gelmesi gerekeceğini de sözlerine ekliyor. Ve bununla birlikte Ankara’nın farklı alanlarda ciddi sınamalardan geçeceğini anlatıyor: “Türkiye'nin denizaltı operasyonlarının zorlu koşullarına dayanabilecek nükleer reaktörleri inşa etmek, işletmek ve bakımını yapmak için gerekli bilgiyi geliştirmesi veya edinmesi gerekecek. Nükleer reaktörlerin denizaltılarda çalıştırılması yüksek eğitimli personel gerektirir. Tasarımın da operasyonel güvenliğinin sağlaması şart. Bu da reaktör tasarımı ve yakıt döngüsü yönetimi,radyasyonkalkanı ve acil durum protokollerinde uzmanlaşmayı gerektiriyor. Milli denizaltıların 'sürpriz' unsuru ezber bozacak Aklımızdan çıkarmamız gereken bir husus daha var… Türkiye, bir nükleeraraştırmaprogramına ve bir miktarnükleer enerjideneyimine sahip olmakla birlikte, deniz sınıfı bir nükleer reaktör üretmek için gereken uzmanlık ve altyapıya henüz sahip değil. Bunu aşabilmek için Türkiye’nin ortaklıklar veya teknoloji transferi anlaşmaları arayışına girmesi gayet anlaşılır bir durum olur. Unutmayalım ki, nükleer enerjiyle çalışan bir denizaltı geliştirmek kısa vadeli bir proje değil. Ayrıca, böylesine iddialı bir projeyi sürdürmek stratejik vemaliriskler de taşır. Uygun şekilde kaynak ayrılmadığı ve aşamalandırılmadığı takdirde önemli gecikmelere veya batık maliyetlere yol açabilir. Ki bu da diğer ülkelerdeki benzer programları zora sokmuştur. Bununla birlikte, doğru siyasi irade, teknolojik yatırım ve uluslararası iş birliği ile Türkiye bu vizyonu eninde sonunda gerçekleştirebilir. Bu uzun ve zahmetli bir yol. Ancak Türk Deniz Kuvvetleri kendi vizyonunu net bir şekilde ortaya koydu. Sürecin nereye evrileceğini görmek için zamana ve atılacak adımları daha net görmeye ihtiyaç var.” Dünyaya örnek oldu sıra Mavi Vatan’da
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,Denizaltı,Savunma Sanayii,Yerli ve Milli Teknolojiler,Yüksek Teknoloji
Yeni haftada yurdun batı kesimlerinden itibaren hava ısınmaya başlıyor. Sıcaklıklar mevsim normalleri üzerinde olacak. Yağışlar ise Doğu kesimlerde etkisini sürdürmeye devam edecek.Meteoroloji Genel Müdürlüğü haftanın ilk gününde 11 il içinyağışuyarısında bulundu. Hava Durumu Uyarıları için tıklayın Doğu Anadolu'nun doğususağanakve gök gürültülü sağanak yağışlı olacak. Sabah saatlerinde Hakkari, Siirt,Şırnakve Van'ın güneyinde, öğle saatlerinden itibaren ise Bitlis, Muş, Erzurum, Kars, Ardahan,AğrıveIğdırçevrelerinde yağış etkisini hissettirecek. Yağışlar yarın ve Çarşamba günlerinde etkisini kaybedecek. MeteorolojiGenel Müdürlüğü, bu hafta için toz taşınımına da dikkat çekti. DoğuAnadoluve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde toz taşınımı beklentisi yüksek. Yarın ise Doğu Anadolu'nun doğusu, Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde sağanak yağış etkili olacak. Çarşamba günü İç ve Kuzey kesimlerde sağanak gök gürültülü sağanak yağış, Marmara ve Güney Ege'de ise kuvvetli rüzgar bekleniyor. Ankara'da haftanın ilk 2 günü yağış beklenmiyor,, sıcaklık 21 derece olacak. Çarşamba günü ise sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. İstanbul'da yeni haftanın ilk 3 günü yağış beklenmiyor, sıcaklık, 24 derece olacak. Yağışın uğramadığı bir diğer il iseİzmirolacak, termometreler 28 dereceyi gösterecek.
Sağanak,Yağış,Meteoroloji,Ankara,İzmir,İstanbul,Hava Durumu,Hava Sıcaklıkları
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, cumhuriyet başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı koordinesinde, il emniyet müdürlükleri KOM ve organize şube müdürlüklerince yürütülen çalışmalar sonucu 4 ilde 6 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonların düzenlendiği bilgisini verdi. Bakan Yerlikaya, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı saldırı, mala zarar verme, insan kaçakçılığı, yağma, nitelikli dolandırıcılık, kasten yaralama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, uyuşturucu madde ticareti, tefecilik, silah ve mühimmat kaçakçılığı" gibi suçlardan cumhuriyet savcılıklarınca haklarında soruşturma başlatılan şüphelilerden Denizli'de D.S'nin, İzmir'de M.K'nin (yurt dışında firari), Kırklareli'nde N.G'nin, İstanbul'da D.A'nın (yurt dışında firari), İ.A'nın (yurt dışında firari) ve yurt dışında tutuklu B.G'nin 3 ayrı örgütün elebaşılığını yaptığı 6 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Gözaltına alınan 71 şüpheliden 43'ünün tutuklandığını, 14'ü hakkında adli kontrol kararı verildiğini belirten Yerlikaya, "Güvenlik güçlerimizle birlikte hiçbir suç ve suçlunun cezasız kalmaması için organize suç örgütlerine yönelik mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor." ifadesini kullandı.
Ali Yerlikaya,Denizli,Emniyet Genel Müdürlüğü,İçişleri Bakanlığı,İstanbul,İzmir,Kırklareli,Son Dakika,Terör Örgütü
Kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybedenTBMMBaşkanvekili veDEM PartiİstanbulMilletvekiliSırrı Süreyya Önderiçin Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) tören düzenlendi. Önder için düzenlenen töreninin ardından AKM'den ayrılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu sırada yanına yaklaşan saldırgan tarafından yumruklandı. İsminin 66 yaşındaki S.T. olduğu öğrenilen şüpheli, polis ekiplerince gözaltına alındı. CHP Genel Başkanı Özel, korumalar eşliğinde ve güvenlik önlemleri altında alandan ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca konuya ilişkin yapılan açıklamada, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün darbedilmesiyle ilgili soruşturma başlatılmış olup, eylemi gerçekleştiren şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Ayrıntılı soruşturma devam etmektedir. Gelişmelerden bilgi verilecektir" ifadeleri kullanıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özgür Özel'e geçmiş olsun telefonu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özel'in uğradığı saldırıya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı: "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e yönelik menfur saldırıyı şiddetle kınıyorum. Millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bir partinin genel başkanına, hangi gerekçeyle olursa olsun yapılan saldırı asla kabul edilemez. Bu tür eylemler, sadece şahıslara değil, aynı zamanda demokrasimize ve milletimizin ortak değerlerine aykırıdır. Sayın Özgür Özel’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bu menfur saldırının failleri hakkında adli sürecin ivedilikle ve titizlikle yürütüleceğine olan inancımı ifade ediyorum." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, saldırının ardından başlatılan hukuki süreci yakından edeceklerini söyledi: "CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Meşru siyaset zeminine, demokrasiye ve farklı görüşlerin özgürce ifade edilmesine yönelik her saldırı, yalnızca hedef aldığı kişiye değil, tüm toplumsal barış ve ortak yaşam irademize yöneliktir. Fikirler ve eleştiriler ancak demokratik çerçevede karşılık bulduğunda anlam kazanır; şiddet ise siyaseti ve toplumu zehirler. Cumhuriyet Başsavcılığımızın olayla ilgili derhal başlattığı soruşturmayı ve devamındaki hukuki süreci yakından takip edeceğiz." İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Özel'e düzenlenen saldırıyı sosyalmedyahesabından yaptığı paylaşımla kınadı: "CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e yönelik gerçekleştirilen fiziki saldırıyı şiddetle kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Sayın Özel’e saldıranın S.T. adlı şahıs olduğu tespit edilmiş ve şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Toplumuzun huzurunu bozmaya yönelik her türlü saldırı, şiddet girişimihukukönünde hak ettiği cezayı alacaktır." İçişleri Bakanlığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e fiziki saldırı gerçekleştiren 66 yaşındaki S.T. adlı şahıs hakkında bilgi verdi: 2004 B.T. ve M.T. isimli çocuklarını öldürdüğü ve iki çocuğunu yaraladığı belirlenmiştir. Hırsızlık ve Tehdit suçunlarından kaydı vardır. Müebbet Hapis Cezası alan S.T., 2020 yılında şartlı tahliye ile serbest bırakılmıştır. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin gözaltına alındığını vurgulayarak şunları aktardı: "CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e yönelik gerçekleştirilen fiili saldırıyı şiddetle kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu alçak saldırıya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca derhal adli soruşturma başlatılmış, şüpheli gözaltına alınmıştır. Demokratik toplumlarda şiddet, hiçbir görüşün, hiçbir fikir ayrılığının meşru aracı olamaz. Şiddete karşı ortak ve kararlı bir duruş sergilemek, Hukuk Devleti ilkesine ve toplumsal barışa inanan herkesin ortak sorumluluğudur." Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Özel'e yapılan saldırıyı kınadı: "Toplumsal hayatımızda ve siyasette şiddet eylemlerine asla yer yoktur. CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e yapılan saldırıyı kınıyorum. Bu tip saldırılar demokratik siyaset kültürümüzü hedef alan, sosyal barışı zedeleyen tehlikeli girişimlerdir. Kabul edilemez. Sayın Özel’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, CHP Genel Başkanı Özel'e yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, "Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Demokrasimizde ve siyaset kurumunda şiddetin yeri yoktur." açıklamasına yer verdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e yapılan saldırıyı kınıyorum. Şiddetin her türüne ilkesel olarak karşı durmalıyız. Siyaset sahnesinde ve toplumumuzun hiçbir yerinde görmek istemediğimiz görüntülere sebep olanların hukuk önünde hesap vermesini temenni ediyorum." ifadesini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum,"Şiddet, siyaseti ve demokrasiyi kurutan bir zehirdir. Şiddetin hiçbir türlüsü kabul edilemez. CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e yönelik saldırıyı kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." mesajını paylaştı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise mesajında, Özel'e geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Bu çirkin saldırıyı gerçekleştiren saldırganın hukuk önünde hesap vermesini ve siyaset kurumlarına yönelik saldırıların bir daha asla yaşanmamasını temenni ediyorum." açıklamasında bulundu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da CHP Genel Başkanı Özel'e yapılan saldırıyı şiddetle kınadığını vurgulayarak, "Sayın Özel'e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Toplumsal huzuru hedef alan bu tür saldırılar başta olmak üzere, şiddetin her türlüsü asla kabul edilemez." değerlendirmesini yaptı. AK PartiSözcüsüÖmer Çelikise düzenlenen saldırı ile ilgili şu ifadeleri kullandı: "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapılan saldırıyı lanetliyoruz. Sayın Özel’e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Siyaset kurumuna yapılan hiçbir saldırı kabul edilemez. Saldırgan hukuk önünde hesap verecektir."
AK Parti,CHP,Ömer Çelik,Özgür Özel
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT'in iletişim paydaşı olduğuTEKNOFESTiçin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) ziyarette bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC'ye gerçekleştirdiği günübirlik ziyaretinde Türkiye tarafından inşaatı 3 yıl içinde tamamlanan Cumhuriyet Yerleşkesi'nin açılışını da yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan,KKTCdönüşünde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Erdoğan, Cumhuriyet Yerleşkesi ile ilgili şu bilgileri paylaştı: "'Sağlam devlet, saygın gelecek' şiarıyla bu topraklara kazandırdığımız 25 bin 210 metrekarelik alana sahip bu projede,Cumhurbaşkanlığıbinası, 600 kişilik 2 konferans salonu, 400 kişilik kabul salonu, 52 çalışma ofisi ile 109 araçlık otopark bulunuyor. 20 bin metrekare alanda inşa edilen meclis binasında ise başkanlık ve başbakanlık makamları, 157 kişilik genel kurul salonu, 25 milletvekili makam odası, bakanlar için toplantı salonu ile 135 kişilik konferans salonu ve bir dekütüphanevar. 290 bin metrekaresi yeşil alan olarak planlanan millet bahçemiz, yine 2 bin 252 kişilik millet camisi ise inşa ediliyor. Yerleşkemizin son etabı olan Yüksek Mahkeme ve Millet Kütüphanesinin inşasına başladık. İnşallah onları da kısa sürede hizmete alacağız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimizin gücüne ve itibarına yakışan böylesi bir eseri Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimize kazandırmaktan memnunuz. Yeni yerleşkenin hayırlara vesile olmasını temenni ederim." İlk kez Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlenen TEKNOFEST ile ilgili şunları söyledi: "6 ana kategori ve 13 alt kategoride düzenlenen, geleceğin odak alanlarındaki teknoloji yarışmalarına, kalbi teknolojiyle atan 22 farklı ülkeden yaklaşık 50 bin genç katıldı. Yarışmalara katılan tüm gençlerimizi muhabbetle kucaklıyor ve canı gönülden tebrik ediyor, bizleri gururlandıran çalışmalarının ve başarılarının devamını diliyorum. İnşallah festivalimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Akdeniz'in eğitim, bilim ve teknoloji üssü haline gelmesi yolunda öncü adımlara vesile olacak, Kıbrıs Türk halkının değerli gençlerine de yeni ufuklar açacaktır." Ziyaret kapsamında KKTC CumhurbaşkanıErsin Tatarbaşta olmak üzere yaptığı görüşmelere ilişkin şunları aktardı: "Ziyaretim vesilesiyle Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar başta olmak üzere Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimle ve Ada’da toplananTürk Devletleri TeşkilatıAksakallar Konseyi'yle de bir araya geldik. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar'ın ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonunu tüm gücümüzle desteklemeyi sürdürüyoruz. Geçtiğimiz 17-18 Mart'taBirleşmiş Milletlerçatısı altında Cenevre'de düzenlenen geliştirilmiş katılımlı gayri resmi toplantıda kararlaştırılan Ada’daki iki komşu ülke arasında, muhtelif alanlarda başlatılması öngörülen iş birliği alanlarında üzerimize düşeni yapmaya, yapıcı olmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkı, eşit ortağı olduğu Ada’da, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescilini er ya da geç temin edecektir. Ana vatan Türkiye, bu yolda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin her zaman yanında olacak, dayanışmasını ebediyete kadar sürdürecektir. Bizim samimi arzumuz adil, kalıcı, sürdürülebilir ve gerçekçi bir çözüm. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de artık bu realitenin kabul edilmesinin gerektiğinin telkinidir. Ada’da iki halk ve iki devlet olduğu gerçeğini herkesin idrak etmesinin zamanı gelmiştir. Ana vatan ve garantör olarak Kıbrıs Türkü'ne ve Kıbrıs Türkü'nün bağımsız devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne desteğimiz bakidir. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkı, inşallah eninde sonunda hak ettiği konuma ülkemizin de desteğiyle gelecektir. Ziyaretimiz ve temaslarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum." Erdoğan, hayatını kaybedenTBMMBaşkanvekili veDEM PartiİstanbulMilletvekiliSırrı Süreyya Önderile ilgili, "Maalesef, Sayın Sırrı Süreyya Önder’in vefat haberini aldık. Sayın Önder'e bu vesileyle Cenab-ı Allah'tan rahmet; acılı ailesine, sevenlerine ve seçmenlerine bir kez daha sabırlar diliyorum" dedi. Türkiye'nin savunma sanayiindeki üretim ve tasarımlarıyla dünyanın parlayan yıldızı olduğunu vurgulayan Erdoğan şöyle konuştu: "TEKNOFEST bir bilincin, bir davanın, bir şuur ikliminin ete kemiğe bürünmüş halidir.Anadolugençlerinin güçlü sesi, Kıbrıs Türk gençliğinin sesiyle hamdolsun burada birleşti. 1974’te malum bizim öyle ciddi manada silahımız yoktu. 1974’te başkalarının bizlere verdiği silahlarla bu adaya barış getirmek için geldik. Bugün, o zamanların çok çok ötesinde bir Türkiye var. Türkiye, savunma sanayindeki özgün tasarımları ve yerli üretimleriyle artık dünyanın parlayan bir yıldızı haline geldi. Özellikle insansız hava araçlarımız, savunma sistemlerimiz, haberleşmedeki atılımlarımız, adeta harp tarihini yeniden şekillendirecek boyuta ulaştı. Bu konuda da geçmişe göre fersah fersah ötede adımları attık, atıyoruz. TEKNOFEST gençliğinin yöneteceği Türkiye, bugünkünden çok daha ileride olacaktır. “Ben daha iyilerini yapacağım” azmini bu gençlerde okuyabilirsiniz. Ben, yeni nesilden bu noktada oldukça ümitliyim. Hani bir söz var ya, “Eğer 10 yıl sonrasını düşünüyorsanızfidandikin, 100 yıl sonrasını düşünüyorsanız insan yetiştirin.” diye… Biz de bu amaçla gençlere yönelik her alanda yatırım yapmaktan geri durmadık. Bizden devralacağı sancağı çok daha yukarılara taşıyacak olanlar, işte bu başta TEKNOFEST gençliği olmak üzere yeni kuşaklardır. Bunlara güvenim, güvencim çok çok fazla." Erdoğan, "Geçtiğimiz günlerde Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu bir mesajında adadaki Türkleri hedef aldı. Bir yandan da Güney Kıbrıs’ta Türkiye karşıtı yeni bir terör örgütü kuruluyor gibi emareler var. Bu çerçevede sizin değerlendirmeniz nelerdir?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Tarihten ibret almayan topluluklar, benzer akıbetleri tekrar tekrar yaşamaya mahkumdur. Kıbrıs'ta barış dilini bozan, gelecek nesilleri de tehlikeye atan her açıklamayı, ben şiddetle kınıyorum. Biz, Kıbrıs Adası'nda barış ve huzur için bugüne kadar, üzerimize düşeni hep yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerimiz bilerek hareket ettik ve bu değişmeyecektir. Ada’nın huzurunu bozan, hassasiyetlerini kaşıyan, kargaşa çıkartmayı arzulayan yaklaşımlara da müsaade etmeyiz. Terör yoluna başvuranlar, Kıbrıs Türk'ünü yok sayanlar, karşılarında daha güçlü bir Türkiye bulacaklarını bilmeleri lazım. Gerilimleri artıran söylemler yerine, yapıcı ve birleştirici bir dil kullanmak, Ada’nın geleceği adına daha faydalı olacaktır. Buna dikkat etmeleri lazım. Acıların tekrarına asla izin vermeyiz ve bu konuda da kararlıyız. Kıbrıs Türklerinin haklı davalarının en büyük destekçisi olmaya devam edeceğiz. Ne Türkiye eski Türkiye, ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti eski Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ne dünya eski dünyadır. Bunları artık çok çok iyi bilmelerinde fayda var." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’ye insani yardım götüren gemiye Malta’da maalesef bir saldırı düzenlendi. Gemide Türk vatandaşları da vardı. Saldırının İsrail'e ait dronlarla yapıldığı belirtiliyor. Mavi Marmara saldırısı da hatırlandığında bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu da şu sözlerle yanıtladı: "İsrail, uluslararası hukukun önündeki en büyük tehlikedir. Uluslararası hukuku çiğnemeyi adet haline getirdiler. Gemilerin, insani amaçlı yardım malzemesi taşıdığı ve uluslararası seyrüsefer kuralları çerçevesinde hareket ettiğini tüm dünya biliyor. Buna rağmen, bu saldırının gerçekleştirilmesi, tam anlamıyla haydutluktur, korsanlıktır. İsrail, bombalarla, ağır silahlarla yenemediği Filistinlileri, gıdadan, ilaçtan mahrum bırakarak yenmeye çalışıyor.İsrailgıdayı, temiz suyu, ilacı silah olarak kullanıyor. İnsan öldürürler dünya sessiz kalır;katliamyaparlar dünya sessiz kalır, egemen devletlere saldırırlar dünya sessiz kalır, uluslararası kuruluşların personellerini öldürür, yapılarını bombalarlar dünya sessiz kalır,gözgöre göresoykırımsuçu işlerler dünya sessiz kalır. Bu “sessizlik sarmalı” artık son bulmalıdır. Bilinmelidir ki; dünya İsrail’den büyüktür. Büyüklüğünün hakkını vermeli ve dünyayı ateşe vermeye çalışan bu alev topunu söndürmelidir. Yoksa çok geç olacak ve İsrail’e bugün sessiz kalanlar, tarihe bunun hesabını veremeyeceklerdir. İsrail zannetmesin ki; işledikleri suçlar cezasız kalacaktır. Adalet bir gün yerini bulacaktır." Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik devam eden saldırılarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "İsrail'in bu attığı adımlar barış ve huzuru tehdit eden adımlardır. Türkiye ile ilgili ne gibi adımlar atar veya atmayı planlıyor, bunları yakından takip ediyoruz. Biz niçin İsrail'le bütün ticari ilişkileri kestik? Çünkü biz biliyoruz ki dostumun düşmanı, aynı şekilde bize de düşmanlık yapıyor demektir. Şu an itibarıyla Gazze'deki o masumlara acımasızca bombaları yağdıran, bütün bölgeyi harabeye dönüştüren bir İsrail'den, biz zaten insanlık beklemeyiz. İsrail kandan ve kaostan besleniyor. Barış ve huzur iklimi İsrail’in istediği son şeydir. Suriye’de yıllardır süren iç savaşın bitmesinden,Suriyehalkının kendi geleceğini tayin edecek olmasından, birlik ve bütünlük rüzgarından İsrail rahatsız olmuştur. Bu nedenle Suriye’de bazı grupları kışkırtarak yeni bir çatışma ortamı oluşturmaya çalışıyorlar. Bölgeyi ateşe atmaktan çekinmeyen İsrail, Türkiye’nin bölgedeki gücünden, elde ettiği kazanımlardan da çok rahatsız. Suriye Hükümeti, devrim sonrasında ülkede huzuru, toplumsal barışı ve ekonomik kalkınmayı sağlamaya çalışıyor. Zorluklarla karşılaşsalar da, büyük bir çaba içindeler. Geçmişte İsrail’in kışkırtmalarıyla hareket eden kim varsa hüsrana uğradı. İsrail, sadece kendini düşünür. Herkes birlik ve toprak bütünlüğü temelinde yeni Suriye’yi inşa için gayret göstermelidir. İsrail provokasyonunun vadettiği sadece kan, gözyaşı ve ölümdür. Bir ve bütün Suriye ise, müreffeh bir geleceğin formülüdür. Her zaman söylediğimiz gibi, biz komşumuz Suriye’nin yeni bir çatışma iklimine sürüklenmesine izin vermeyiz ve vermeyeceğiz." Cumhurbaşkanı, Türkiye'de depreme hazırlık konusunda neler yapılacağına ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Biz,depremmeselesini sembolik birkaç bina, birkaç slogan, algı operasyonları parantezinde ele alanlardan değiliz. Biz, bu meseleye kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerin peşindeyiz. Deprem, ülkemizin gerçeğidir ve olacak depremleri durdurmak mümkün değildir. Ancak kayıpları sonlandırmak, sağlam yapılar inşa etmek mümkündür. Bunun için meseleye konjonktürel ve küçük ölçekli değil, resmin bütününü gören bir anlayışla yaklaşıyoruz. 11 ilimizi etkileyenasrın felaketibizlere, sağlam yapılarla felaketin önüne geçmenin mümkün olduğunu göstermiştir. Yapı stoğumuzu yenilemek için elimizdeki en etkin çözüm, kentsel dönüşümdür.Kentsel dönüşümmeselesi, Türkiye için bir hayat-memat meselesidir. İnsanların evlerinin başlarına yıkılmaması için en dayanıklı, son teknoloji ile yapılmış veestetikaçıdan şehirlerimizin dokusunu koruyan ve destekleyen yapılar inşa etmeliyiz. Bu konuyu ideolojik saplantılara kurban veremeyiz. Depreme hazır şehirler, Türkiye’nin geleceğini kurtaracaktır." Yerinde dönüşümüteşvikve devlet-vatandaş iş birliğini güçlendireceklerini belirten Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Bütün bunların yanında ayrıca şu anda çok güçlü bir AFAD'a sahibiz. AFAD'ımız bütün birimleriyle çalışıyor. İşte İstanbul'daki depremde ben de ilk gün hemen İstanbul merkeze gittim. Çalışmaları arkadaşlarla beraber yürütelim dedik. O gün ilgili bütün arkadaşlar Kağıthane'deki merkeze geldiler. Orada gerekli koordinasyonu yaptık ve çalışmayı yürüttük. Sağ olsunlar bütün tedbirleri almak suretiyle adımları atmışlar. Dedik, buradan bir Hasbahçe'ye inelim, vatandaşın oradaki durumunu görelim. Baktık ki vatandaş, çadırlarla Hasbahçe'de konaklamış. Orada çoluk çocuk birlikte oturuyorlar. Sağ olsun Kağıthane Belediyemiz onlara orada yemek ikram etti. Sonra biz de onlarla beraber olduk. Geç saate kadar beraberce hasbihal ettik. Orada sadece Kağıthane'nin halkı yoktu. Kağıthane dışından da vatandaşlar gelmişti. Onlar da orada, o masalarda yerlerini aldılar. Deprem anı bir korkudur, geliyor geçiyor. Fakat tedbirlerimizi her an almamız lazım. Tedbirle iç içe olmaya mecburuz. Bu konuda hocalarımız televizyonlarda uyarıyorlar. Tedbirlerin ne tür olması lazım, bu konularda çeşitli bilgiler veriyorlar. Ama her geçen gün halkımızın bilinci daha da artıyor. Bu bilinçlenme ile beraber de yaşam devam ediyor. Allah yar ve yardımcımız olsun." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi otobüsünün polisin üzerine sürülmesi olayını da şu sözlerle değerlendirdi: "Siyasi hırsları ve saplantıları, CHP’li yöneticileri esir almış durumda. Muvazene tamamen kayboldu. Utançla hatırlanacak işler yapıyorlar. Milleti sokağa dökmek, iç karışıklık çıkartmak, kaos oluşturmak, provokasyonlara ortam sağlamak bitti; işi şimdi doğrudan devletin polisinin üzerineotobüssürmeye kadar vardırdılar. Bu menfur eylem, siyasetin sınırlarını aşmıştır. Bu konu artık siyasetin değil, yargının konusu haline gelmiştir. Nasıl bir zihniyet ve şahsiyet fukaralığı, otobüsü polisin üzerine sürme talimatını verdirebilir. Polisimizi kimler hedef alır, teröristler. Polislerimiz devletin ve milletimizin güvenliği için gecelerini gündüzlerine katarken, siz nasıl onların üzerlerine parti otobüsü sürdürürsünüz? Orada bir husus da dikkat çekiciydi. O kadın polisimiz başörtülüydü. O esnada otobüsün içinden de “sür, sür, sür” diye bağırıyorlar. Sonra şoför de itiraf ediyor. “Öyle dediler, ben de sürdüm” diye. Allah'tan, polisimiz kaçarak kurtuluyor. Ben Adalet Bakanımıza da hemen durumu aktardım. Bakanımız da işi takibe aldı. O şekilde konunun üzerine gittiler. Orada polisimiz kaçarak kurtuldu ama, Allah göstermesin otobüsün altında da kalabilirdi. Sonra şoförle ilgili bir adli süreç başladı. Bunlar, milleti sokağa dökmek için adeta tahrik ediyorlar. Bu tahrik nereye kadar gider, bunun bizler de siyasetçi olarak sonuna kadar takipçisi olacağız. Yaşanan sıradan bir olay değil. Provokatörlerin tahrikleri devam ediyor. Bunun üzerine üzerine gitmemiz lazım. Biz CHP'nin provokasyonlarına kesinlikle gelmeyeceğiz. Ama vatandaşımızı da bunlara asla kurban etmeyeceğiz." Cumhurbaşkanı bir gazetecinin, "Cumhuriyet Halk Partisi Genel BaşkanıÖzgür Özel24 saat içerisinde yolsuzluk soruşturmasında ortaya çıkan görüntülere ve aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyor. Özgür Özel, “İmamoğlu kendisi istese bile Cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçemez” dedikten 24 saat dahi geçmeden “Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı, İmamoğlu Başbakan olur” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklamasından da 24 saat geçmeden “A planımızda, B planımızda, Z planımızda İmamoğlu” açıklamasını kullandı. Bu kararsız ve birbiriyle çelişen ifadeler ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bunun nedeni ne olabilir?" sorusunu şöyle cevapladı: "Anadolu'da bir söz var, 'Sokma akıl sekiz adım gider' diye. Bunların durumu da maalesef böyle. Devamlı bu tür şeyleri söylüyorlar. Öyle anlaşılıyor ki, bu sekiz adım da gitmeyecek. Buradaki çelişkiler yumağını doğuran ana unsur, CHP yönetiminin kendi akıllarıyla hareket etmemeleridir. Bir an kendi fikirlerini söylemeye kalktıklarında ise, nedense kendilerini hemen tekzip etme yoluna gidiyorlar. Sabah söylediklerini akşam yine kendileri düzeltiyor. Komik desen artık komik bile değil, ortada acınası bir durum var. Bu kaosun, her kafadan bir ses çıkma halinin asıl nedeni, bunların samimiyetsizlikleridir. CHP'de herkesin kendi hesabı var. Herkes bir başkasının kuyusunu kazıyor. Bunların öyle ciddi manada kararlı bir yapıları da yok. Yani durumları hiç iyi değil. CHP içinde bu acınası halden kurtulmak gerektiğini söyleyenler ise hemen alaşağı ediliyor. “Sen mi konuştun? Defol!” diyorlar. Böyle bir durum var. CHP'nin kafası öyle karışık ki, asıl göstermek istemedikleri bu çorba, bir garabet çorbasıdır. O çorbaya kimlerin kaşık salladığını milletten gizlemek için, milletin basiretine bant çekmeye çalışıyorlar. Yaptıkları iş bu. Neticede ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Konuştukça batıyorlar. Biz CHP'nin düştüğü bu bataklıkla ilgilenmiyor, işimize bakıyoruz, millete hizmete odaklanıyoruz."
CHP,Deprem,Ersin Tatar,İsrail,KKTC,Recep Tayyip Erdoğan,Savunma Sanayii,Suriye,Teknofest
TRT'nin İletişim Paydaşı olduğu, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST KKTC, KKTC Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde 132 paydaş kurumla eski Ercan Havalimanı'nda gerçekleştirildi. 1-4 Mayıs tarihlerinde düzenlenen, teknoloji yarışmalarından uçuş gösterilerine kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapan festivali toplam 225 bin kişi ziyaret etti. Etkinliğin son gününde yoğun ilgi sebebiyle girişlerde uzun kuyruklar ve trafik yoğunluğu oluştu. Teknoloji yarışmaları, fuar etkinlik alanlarıyla beraber Bilim Sokak'ta bulunan 6-14 yaş grubuna yönelik atölye çalışmaları, hava araçları sergisi, planetaryum film gösterimleri, Kıbrıs Barış Harekatı Deneyim Alanı, Türk Mukavemet Teşkilatı Milli Mücadele Sergi Alanı, uzay sergisi, XR deneyim alanı, simülasyon deneyim alanları, öğrencilerle ilk uçuş ve pedallı uçuş etkinlikleri, bilim gösterileri, Sahne Senin etkinliği, söyleşiler, ana sahne gösterileri ve daha birçok aktivite ziyaretçilere sunuldu. TEKNOFEST KKTC kapsamındaki yarışmalara Türkiye dahil 22 ülkeden toplam 47 binden fazla yarışmacı başvurdu. Teknoloji üretme ve geliştirme yolculuğunda 1083 yarışmacının oluşturduğu 268 finalist takım kıyasıya rekabet etti. TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, sosyal medyadan yaptığı paylaşımında, şu ifadeleri kullandı: "TEKNOFEST KKTC'de 225 bin kişilik dev buluşma! Bizleri en güzel şekilde ağırlayan Kardeş Vatanımıza tüm kalbimle teşekkür ediyorum..." #TEKNOFESTKKTC'de 2️⃣2️⃣5️⃣.0️⃣0️⃣0️⃣ kişilik dev buluşma! ????Bizleri en güzel şekilde ağırlayan Kardeş Vatanımıza tüm kalbimle teşekkür ediyorum... ♥️Massive turnout of 225,000 at TEKNOFEST TRNC! ????A heartfelt thanks to our Sister Homeland for hosting us in the best possible…pic.twitter.com/bLFDquabmT
KKTC,Savunma Sanayii,Selçuk Bayraktar,Teknofest,Yerli ve Milli Teknolojiler
Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığıMeteorolojiGenel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, haftanın hava tahminine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son değerlendirmelere göre yeni haftada bahar yağışlarının etkisini göstereceğini belirten Tekin, hafta boyunca özellikle öğle saatlerinden sonra ve akşam saatlerindesağanakve yer yer gök gürültülü sağanağın etkili olmasının beklendiğini söyledi. Yarın Doğu Akdeniz, İç Anadolu'nun doğusu, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu ile Güneydoğu Anadolu'nun doğusunda yağışların etkili olmasının öngörüldüğünü anlatan Tekin, "Antalya'nın batısının iç kesimleri,Burdurçevreleri de yarın yağışlı olacak. Diğer yerlerdeyse parçalı ve az bulutlu hava hakim olacak." dedi. Salı günü Batı Akdeniz ve Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu'nun doğusuylaRizeveArtvinçevrelerinde sağanak ve gök gürültülü sağanağın etkili olacağının tahmin edildiğini dile getiren Tekin, çarşamba günüyağışalanının genişlemesinin, Marmara'nın güneydoğusu, İç Ege, Akdeniz'in iç kesimleri, İç Anadolu'nun kuzey ve doğusu, Orta ve Batı Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun batısında yağış beklendiğini ifade etti. Yağışların yurt genelinde perşembe ve cuma günü de devam edeceği öngörülüyor. Yarın kuvvetli yağışlara karşı vatandaşları uyaran Tekin, Doğu Anadolu'nun güneydoğusunda güneyli yönlerden esecek kuvvetli rüzgara karşı da dikkatli olunmasını istedi. Tekin, yeni hafta itibarıyla sıcaklıkların artmasının ve hafta boyunca mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinin beklendiğini kaydetti. Ankara'da yarın ve salı günü yağış beklentisinin olmadığını belirten Tekin, "Başkentte çarşamba günü sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak görülecek. Sıcaklıklar yarın 21, salı 24, çarşamba günü ise 26 dereceye çıkacak." dedi. İstanbul'da 3 gün boyunca yağış beklenmediğini, parçalı ve az bulutlu havanın hakim olacağını dile getiren Tekin, sıcaklıkların 24 ila 26 derece aralığında seyredeceğinin tahmin edildiğini söyledi. Tekin, İzmir'de ise parçalı ve az bulutlu havanın etkili olmasının, sıcaklıkların 28 ile 30 derece arasında seyretmesinin beklendiğini sözlerine ekledi.
Hava Durumu,Hava Sıcaklıkları,Meteoroloji,Yağış
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i aradığını açıkladı: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da çirkin bir saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’i telefonla arayarak geçmiş olsun temennilerini ifade etmiş, olayın tüm yönleriyle açığa çıkarılması için süreci yakından takip ettiğini belirtmişlerdir. Saldırıya dair tahkikatın derhal başlatıldığını, saldırıyı gerçekleştiren kişinin gözaltına alındığını belirten Altun, "Sayın Özel'e yönelik bu saldırıyı kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz." ifadesini kullandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen anma töreninin ardından 1 kişi tarafından yumruklu saldırıya uğradı. CHP Genel Başkanı Özel'e saldırıya tepkiler İsminin 66 yaşındaki S.T. olduğu öğrenilen şüpheli, polis ekiplerince gözaltına alındı. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürülen şüpheli, buradaki işlemlerinin ardından İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gönderildi. CHP Genel Başkanı Özel, korumalar eşliğinde ve güvenlik önlemleri altında alandan ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca konuya ilişkin yapılan açıklamada, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün darbedilmesiyle ilgili soruşturma başlatılmış olup, eylemi gerçekleştiren şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Ayrıntılı soruşturma devam etmektedir. Gelişmelerden bilgi verilecektir." ifadeleri kullanıldı. Yapılan sorgulamada şüpheli S.T'nin, 9 Mayıs 2004'te Hatay'ın İskenderun ilçesinde, kızı M.T. (15) ve oğlu B.T'yi (17) öldürdüğü, küçük kızı G.T'yi de (11) yaraladığı gerekçesiyle yargılandığı davada müebbet hapis cezası aldığı, 2020'de de şartlı tahliye ile cezaevinden çıktığı belirlendi. Şüphelinin herhangi bir siyasi parti ve örgütle bağlantısı olmadığı, ilk belirlemelere göre akıl sağlığına ilişkin de bir bulguya rastlanmadığı öğrenildi. Şüphelinin irtibatları, olayda azmettirici olup olmadığı gibi detayların da incelendiği belirtildi.
Fahrettin Altun,İletişim Başkanlığı,Özgür Özel,Recep Tayyip Erdoğan,Son Dakika
Yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredenhava sıcaklıklarıhafta başında kuzey, iç ve batı bölgelerde 4-8 derece artacak. Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin güney ve doğusunda pus ve yer yer sis bekleniyor. Balıkesi 26°CParçalı ve az bulutlu Edirne29°CParçalı ve az bulutlu İstanbul20°CParçalı ve az bulutlu Kırklareli26°CParçalı ve az bulutlu Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Afyonkarahisar19°CParçalı ve az bulutlu Denizli24°CParçalı ve az bulutlu İzmir27°CParçalı ve az bulutlu Muğla23°CParçalı ve az bulutlu Parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Akdeniz'in iç kesimleri ile Antalya, Osmaniye,Kahramanmaraşçevreleri ve Marsin'nin batı ilçelerinde aralıklısağanakve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Adana26°CParçalı ve çok bulutlu, kuzey kesimlerinde sağanak bekleniyor. Antalya23°CParçalı ve çok bulutlu, merkez hariç yerel sağanak bekleniyor. Burdur21°CParçalı ve çok bulutlu Hatay26°CParçalı ve çok bulutlu Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin doğusunda aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Ankara20°CParçalı ve çok bulutlu Eskişehir22°CParçalı ve çok bulutlu Konya20°CParçalı ve çok bulutlu, Nevşehir17°CParçalı ve çok bulutlu, aralıklarla sağanak bekleniyor. Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus ve yer yer sis hadisesi bekleniyor. Bolu18°CParçalı ve çok bulutlu Düzce21°CParçalı ve çok bulutlu Kastamonu20°CParçalı ve çok bulutlu Zonguldak14°CParçalı ve çok bulutlu Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ileTokatçevrelerinde aralıklı sağanak, sabah ve gece saatlerinde pus ve yer yer sis hadisesi bekleniyor. Amasya22°CParçalı ve çok bulutlu Rize16°CParçalı ve çok bulutlu Samsun16°CParçalı ve çok bulutlu Trabzon14°CParçalı ve çok bulutlu Parçalı yer yer çok bulutlu, bölge genelinde (Elazığ veBingölhariç) aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Yağışların akşam saatlerinden itibarenHakkariçevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; bölgenin güneydoğusunda güney yönlerden kuvvetli olarak (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor. Erzurum19°CParçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak bekleniyor. Kars19°CParçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak bekleniyor. Malatya22°CParçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Van14°CParçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra Adıyaman, Gaziantep, Kilis,SiirtveBatmançevrelerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Adıyaman25°CParçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Diyarbakır28°CParçalı ve az bulutlu Gaziantep24°CParçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak bekleniyor. Siirt 26°CParçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak bekleniyor.
Meteoroloji,Yağış,Hava Durumu,Hava Sıcaklıkları
TUSAŞGenel Müdürü Mehmet Demiroğlu, TEKNOFEST’in gençlerin özgüvenini artırdığının altını çizdi: “Kıbrıs'ın özelliğini biliyorsunuz. Bakım şirketleri Kıbrıs'taki ambargolarla hayata geçmiş şirketler. 50 yıl sonra telsiz bile üretemezlerken biz artık, sayamayacağımız kadar ürünü, sayamayacağımız kadar firmayla Kıbrıs'ta sergiliyoruz. Gençlerimiz gelsinler, dokunsunlar istiyoruz. Onların da gerçekten özgüvenlerinin arttığını görüyoruz. Arka tarafta yürütülen yarışmalar ve gençlerin heyecanlarına ortak olmak bizi de heyecanlandırıyor. Bu iş böyle başlıyor.TEKNOFESTgerçekten bu konuda inanılmaz bir başarı hikayesi yakaladı. Hem Türkiye'de hem de dünyada gençler anlamında ciddi bir algı değişimi oluşturdu. Gençler şu anda ‘yapamayız’ ile gelmiyor buraya, ‘yaparız da ne yapalım’ ile geliyor. Bu çok önemli ve çok gerçekten insanı serinleten bir duygu. Kıbrıs'ta da bunu görüyoruz." Milli Muharip Uçağı KAAN’ın son durumunu aktaran Demiroğlu,“KAAN şu anda gayet güzel gidiyor. 2 tane prototipimiz montaj aşamasında. Bu sene sonuna kadar inşallah 1’inciyi hazırlayıp, önümüzdeki senenin başında uçuşa geçireceğiz. Hemen arkasından 2’nci geliyor. Önümüzdeki sene sonuna doğru ise 3’üncü uçağımız gelecek. Bunlarla çok yoğun test kampanyası yürütmemiz gerekiyor. İnşallah 2028’in sonunda söz verdiğimiz gibi Hava Kuvvetlerimize ilk KAAN’ı teslim edebilelim. Ayrıca KAAN’ı 2027’de kesin TEKNOFEST’te görürüz”dedi. Demiroğlu,“TUSAŞ olarak birçok proje hayata geçirdik. KAAN, Hürjet, Hürkuş,ANKAIII gibi. O kadar çok platformumuz var ki artık bunları seri üretime geçirmemiz lazım. Ama seri üretim de de bugüne kadar yapmadığımız uçağı 1-2 sene içerisinde yapacağız. Bu ciddi bir artış. Dolayısıyla TUSAŞ olarak seri üretim bizim birinci önceliğimiz. Çünkü ihtiyaçlar, beklentiler çok yüksek.Türk Silahlı Kuvvetlerihava olsun, deniz olsun, kara olsun bizden beklentileri o anlamda çok yüksek. Müttefiklerimizin, dost ve kardeş ülkelerimizin beklentileri yüksek. Bunlara cevap verebilmemiz için bizim seri üretimi gerçekten çok hızlı bir şekilde ve kapasiteyi de maksimum seviyede artırarak gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bütün hedefimiz şu an için bu”açıklamasını yaptı. Demiroğlu,Ar-Geve teknoloji geliştirme birimlerinin de çalıştığını söyledi: “Biz bugün beşinci nesil uçağı yapalım derken aslında altıncı nesli çalışmaya başladık. Çok uzak olmayan bir vakitte KAAN’ı altıncı nesil olarak görmek istiyoruz. Şu anda önümüzde 5 - 10 yılımızı etkileyecek hangi teknolojiler varsa onlarla çalışıyoruz. Bizimle iyi ilişkilerde olan devletimizin de uygun gördüğü ülkelere ihracatımızı yapacağız. Bunların bazılarını biliyorsunuz, bazıları daha gün yüzüne çıkmadı. Biz sadece Türkiye'ye değil birçok coğrafyada müttefiklerimizi ve dostlarımızı, kardeşlerimizi düşünerek bu çalışmalarımıza devam ediyoruz ve edeceğiz." Demiroğlu,“Yaklaşık olarak 16 bin çalışanımız var ve yaş ortalamamız 33. Bu ne kadar genç olduğumuzu size söyleyebilir. Gençler bu ülkenin geleceği. Dolayısıyla biz onlara güvenmek, fırsat vermek zorundayız. Çok hızlı öğreniyorlar, çok hızlı adapte oluyorlar. Geleceğimiz onlara emanet olacağı için gençlerimizle devam eden bir yolculuğumuz var olacak. Bu noktada biz gençler için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapmaya hazırız ve herkesi bekliyoruz.”dedi.
KAAN,Milli Muharip Uçak,Savunma Sanayii,Teknofest,TUSAŞ,Yerli ve Milli Teknolojiler
TRT'nin iletişim paydaşı olduğu, dünyanın en büyük havacılık,uzayve teknoloji festivaliTEKNOFESTKKTCdevam ediyor. Festival, KKTCCumhurbaşkanlığıhimayelerinde, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ileSanayi ve Teknoloji Bakanlığıana yürütücülüğünde 132 paydaş kurumla birlikte eski Ercan Havalimanı'nda gerçekleştiriliyor. TEKNOFEST KKTC kapsamında 13 alt kategorisi bulunan 6 teknoloji yarışması düzenlendi. Bu yarışmalara Türkiye dahil 22 ülkeden toplam 47 binden fazla yarışmacı başvurdu. Teknoloji üretme ve geliştirme yolculuğunda 1083 yarışmacının oluşturduğu 268 finalist takım kıyasıya rekabet etti. CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğanve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın katılımıyla gerçekleştirilen törende,TurizmTeknolojileri Yarışması, Sosyal İnovasyon Yarışması, TEKNOFEST Robolig Mavi Vatan Yarışması ve TEKNOFEST KKTCAraştırmaProje Yarışması'nda birinci olan takımlara ödülleri takdim edildi. Turizm Teknolojileri Yarışması'nda lise seviyesinde E-Tümen takımı, üniversite ve üzeri seviyede ise Qızılqaya-BHOS takımı birinci oldu. Sosyal İnovasyon Yarışması'nda ilkokul seviyesinde Tim 3 takımı, ortaokul seviyesinde Maarif Scientist 25 takımı, lise seviyesinde Wobbly Table, üniversite ve üzeri seviyede RD TEAM takımı birinciliği elde etti. TEKNOFEST Robolig Mavi Vatan Yarışması'nın da ortaokul seviyesinde TeknoKafalar takımı, lise seviyesinde RoboSümer takımı birinci oldu. TEKNOFEST KKTC Araştırma Proje Yarışması'nın tarım kategorisinde Heavy Metal takımı, çevre veenerjikategorisinde PAGİT Spektrum: DEEPNETS takımı birinciliğe layık görüldü. Festivalyarın gerçekleştirilecek etkinliklerin ardından sona erecek.
Enerji,KKTC,Recep Tayyip Erdoğan,Teknofest,Uzay,Yerli ve Milli Teknolojiler
DMM'nin sosyalmedyahesabından yapılan açıklamada,Aileve Sosyal Hizmetler Bakanlığının "Aile Yılı" kapsamında hayata geçirdiği projelere ilişkin, "Evli ama çocuğu olmayan çiftlerin aile sayılmadığı" iddiasıyla manipülatif haberler yapıldığının tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, 2025 yılının, 13 Ocak'ta CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğantarafından "Aile Yılı" ilan edildiği hatırlatılarak, bu kapsamdaAile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıtarafından, yıl boyunca ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik ekonomik fayda sağlayacak, farkındalığı arttıracak ve ailelerin sosyokültürel gelişimine katkı sağlayacak faaliyetler düzenleneceği vurgulandı. Uygulanan faaliyetler kapsamında indirimlerden istifade edilebilmesi için çeşitli koşullar belirlendiğine değinilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın “Aile Yılı” kapsamında hayata geçirdiği projelere ilişkin; evli ama çocuğu olmayan çiftlerin aile sayılmadığı iddiasıyla manipülatif haberler yapıldığı tespit edilmiştir. 2025 yılı, 13 Ocak 2025 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Aile Yılı” ilan edilmiştir. Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, yıl boyunca ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik ekonomik fayda sağlayacak, farkındalığı arttıracak ve ailelerin sosyo-kültürel gelişimine katkı sağlayacak faaliyetler düzenlenecektir. Uygulanan faaliyetler kapsamında indirimlerden istifade edilebilmesi için çeşitli koşullar belirlenmiştir. Bu belirlenen koşullar çerçevesinde de ailede çocuğun bulunma zorunluluğu yoktur. Örneğin; şehirler arası otobüs seyahatlerinde aynı soyadına sahip veya aile olduğunu bilgi ve belgeyle ispat eden en az 2 en fazla 4 yolcunun aynı taşıt ve taşıma hattında seyahat etmek istemesi halinde, bu yolcular için düzenlenecek biletler için azami yüzde 40 oranında indirim uygulanmaktadır. Bir başka örnek olarak tren seyahatlerinde 2025 yılında evlenen çiftler için ‘Yeni Evli Tarifesi’ ile yeni evli çiftlerin alacağı tren biletlerinde yüzde 50 indirim uygulanmaktadır. Aile Yılı kapsamında tren seyahatlerinde anne, baba, çocukların yanı sıra anneanne, babaanne ve dedelerin de dahil olduğu aile bireylerinin birlikte seyahatlerinde en az 3 en fazla 11 bilet alınması koşulunda ailelere yüzde 15 indirim uygulanmaktadır. Bakanlık ve Türk Hava Yolları (THY) arasında imzalanan protokol neticesinde de aynı soyadından yapılacak en az 3 en fazla 9 aile üyesine, yurt içi uçuşlarında net ücret üzerinden yüzde 15 indirim sağlanmaktadır. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın herhangi bir şekilde evli ve çocuksuz çiftleri “aile” olarak değerlendirmediği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,Aile Yılı,Dezenformasyon,Dezenformasyonla Mücadele Merkezi
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından "Hangi ülkeye kaçarlarsa kaçsınlar, bizden kaçamayacaklar. Bir bir geri getirecez" başlığıyla paylaşımda bulundu. Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan 4 kişinin yurtdışında yakalandığını ve ülkeye iadelerinin sağlandığını aktardı. Yerlikaya yakalanan şüphelilerle ilgili şu bilgiyi paylaştı: "Kırmızı Bültenle Uluslararası Seviyede aranan Ş.Ç. Almanya'da ve Ö.A. Kosova'da, Ulusal seviyede aranan M.G. ve S.E.Ö. isimli şahıslar Gürcistan’da yakalanıp ülkemize iade edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı koordinesinde; Artvin ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu; "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" ve “Kooperatif Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık" suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ö.A. isimli şahıs Kosova'da yakalandı ve ülkemize iadesi sağlandı. "Çocuğun Cinsel İstismarı" suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan Ş.Ç. isimli şahıs, Almanya'da yakalandı ve ülkemize iadesi sağlandı. "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından 4 yıldır ulusal seviyede aranan S.E.Ö. isimli şahıs, Tasarlayarak Öldürme, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma ve Suç Uydurma” suçlarından 2 yıldır ulusal seviyede aranan M.G. isimli şahıs, Gürcistan’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. Adalet Bakanlığımız, Tiflis Büyükelçiliğimiz ve operasyonda görev alan bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. Interpol-Europol Daire Başkanlığımız ile Artvin ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüklerimizi ve Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum".
Ali Yerlikaya,İçişleri Bakanlığı,İnterpol,Kırmızı Bülten
Bakan Bolat, Diyarbakır Valiliği'nde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ile düzenlediği basın toplantısında, nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Son yıllarda bölgesel savaşlar, tedarik zinciri aksaklıkları, bölgesel krizler, enflasyonist baskılar ve gümrük vergilerinin artırılması gibi küresel olumsuzluklardan bahseden Bolat, bu durumun küresel ticaretin gidişatı konusunda önemli bir belirsizliğe yol açtığını söyledi. Bolat, dünya ekonomisindeki tahminlerin ve beklentilerin bir miktar aşağı çekildiğinden ve uluslararası kurumların bu konudaki açıklamalarından bahsederek, bunlara rağmen IMF, Dünya Bankası ve OECD'nin Türkiye için büyüme tahminlerini yükselttiğini vurguladı. Türkiye ekonomisinin son 18 çeyrektir büyümesini kesintisiz devam ettirdiğinin altını çizen Bolat, "Kısa bir süre sonra açıklanacak 2025 yılı ilk çeyrek büyümesinde de olumlu ve artı bir yükseliş bekliyoruz. Bunun istihdama da olumlu katkıları oldu. Mart ayı verileri itibarıyla ülkemizde işsizlik oranı yüzde 7,9'a geriledi. Bu, son 20 yılın en düşük oranı olarak kayda geçti." diye konuştu. Bakan Bolat, ihracat verilerindeki olumlu göstergelerin devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nisanda mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,5 artışla 20,9 milyar dolara yükselmiştir. Geçen yıl nisan ayında bu rakam 19 milyar 292 milyon dolardı. Bu yüzde 8,5'lik artış son 9 ayın aylık en yüksek artışı olarak bizleri de ümitlendirdi. En yüksek ikinci nisan ayı rakamı elde edildi. Parite biliyorsunuz 1,12'lerde 1,02'ye kadar gelmişti iki ay öncesine kadar. Yeniden 1,13 civarında seyretmekte şu aralar. Paritenin avro lehine gelişmesi ihracatımızda nisanda 440 milyon dolar pozitif etki yapmıştır. Bir iş günü de nisan ayında fazladır geçen yıla kıyasla. Bunun da 400 milyon dolar civarında olumlu takvim etkisini belirtmek isterim." Bolat, küresel alanda yaşanan belirsizlikten, küresel ticaretteki gerileme beklentisinden, AB'nin ithalatındaki düşüşten, Türkiye'nin en büyük pazarları olan Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki düşük büyüme oranlardan bahsederek, Çin'in dünyaya sattığı ürünlerin fiyatlarının her geçen ay düştüğünü, rekabetin kızıştığını anlattı. Tüm bunlara rağmen yılın ilk 4 ayının üçünde mal ihracatının arttığına dikkati çeken Bolat, "Bu sevindiricidir. Sadece şubatta düşük bir gerileme kaydedildi. Ama 3 ay ihracatımızı artırma noktasında ihracatçılarımızla birlikte başarılı olduk ülke olarak." değerlendirmesinde bulundu. Ticaret Bakanı Bolat, son 23 ayın 16'sında ihracatın arttığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Buradan özellikle yıllıklandırılmış ihracatta da bir rekor açıklamak istiyorum. Son 12 aylık yıllıklandırılmış mal ihracatımız Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesi olan 265 milyar dolara yükselmiştir. Hatırlarsanız yıla 261,8 milyar dolarla başlamıştık. O da 2024'ün rekor rakamıydı. Böylece son 4 ayda 3,2 milyar dolar, son 1 yılda ise yüzde 2,7'lik artışla 7,1 milyar dolar net mal ihracat artışı sağlanmıştır." Bakan Bolat, nisanda mal ithalatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,9 artarak 33 milyar dolara yükseldiğini kaydederek, şu bilgileri verdi: "Bir yıl önce nisanın 29,2 milyar dolar olduğunu düşündüğümüzde yaklaşık 3,8 milyar dolar ithalat artışımız nisanda gerçekleşti. Burada en önemli unsur 2 Nisan'da ABD'nin gümrük vergileri açıklandıktan sonra biliyorsunuz dünya mali piyasalarında büyük bir çalkantı oldu. Borsalarda ciddi kayıplar gerçekleşti, ticaret akışlarında ciddi belirsizlik meydana gelince özellikle güvenli liman olarak görülen altına doğru bir hücum oldu ayın başında ve ortalarında. Bu da bizdeki altına talebi körükledi. Bu nedenle altın, otomotiv, makine, kakao ve kahve gibi ürünlerin ithalatındaki artışlarla 3,8 milyar dolar ithalat artışı gerçekleşti." Bolat, doğal gaz ithalatının nisanda 750 milyon dolardan 1,5 milyar dolara yükseldiğini belirterek, altın, doğal gaz ve LNG fiyatlarındaki artışların ithalata yönelik olumsuz etkilerinden bahsetti. Bakan Bolat, petrol fiyatlarındaki düşüşün ise ithalata düşürücü etki yaptığını söyledi. Nisan ayında dış ticaret açığının 12 milyar 38 milyon dolar olduğunu ve yüzde 21,7 artış yaşandığını belirten Bolat, "İhracatın ithalatı karşılama oranı da nisanda yüzde 63,5'tir. Geçen yılın aynı döneminde yüzde 66,2'di. Altın ve enerji ithalatını hariç tuttuğumuzda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76,2 seviyesine yükselmiştir." açıklamasında bulundu. Ticaret Bakanı Bolat, yılın ilk 4 ayında ihracatın 2024'ün aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 4 arttığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Geçen yılın ilk 4 ayındaki ihracat artış oranımız ise yüzde 2'ler civarındaydı. 83 milyar dolardı. Bu yıl ilk 4 ayda 86,2 milyar dolar mal ihracatı yaptık. İthalata baktığımızda orada yüzde 6,7'lik artışla 120,8 milyar dolar ithalatımız gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde 113,2 milyar dolardı. Burada da yaklaşık 7,6 milyar dolarlık artış var. Dolayısıyla 3,2 milyar dolarlık mal ihracatı artışı, 7,6 milyar dolarlık mal ithalatı artışı var. Böylece ilk 4 ayımızda dış ticaret açığımız da 34,5 milyar dolar olarak gerçekleşti, yüzde 14,5'lik bir artışla. İlk 4 ayda ilave açık 4,4 milyar dolar düzeyindedir. İhracatın ithalatı karşılama oranı da ilk 4 ayda yüzde 71,4 olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın aynı döneminde yüzde 73,4'tü." Bakan Bolat, nisan itibariyle son 12 aylık toplam yıllık ihracatın Cumhuriyet rekoru olan 265 milyar dolara yükseldiğini tekrar ederek, şu ifadeleri kullandı: "Böylece son bir yıldaki artış oranımız yüzde 2,7, değer olarak da 7,1 milyar dolardır. Son bir yılda ithalatımız ise 351,6 milyar dolardır. Oradaki artış çok sınırlı, yüzde 0,2 ve sadece 701 milyon dolara gelmektedir. Yani son bir yıllıkta ithalat yatay, aynı duruyor. İhracat yüzde 2,7'lik artmıştır. Dış ticaret açığımızda da son bir yılda 86,6 milyar dolardayız. Ondan önceki bir yıla kıyasla 6,4 milyar dolar azalmıştır dış ticaret açığımız son bir yılda." Ticaret Bakanı Bolat, ilk 4 ayda ihracatı en çok artan ürünün "kıymetli ve yarı kıymetli taşlar" olduğunu belirterek, "Yani altın ve mücevherat ihracatında 1,4 milyar dolar artış var. Savunma sanayisi ihracatında 567 milyon dolar, motorlu kara taşıtlarında 553 milyon dolar, elektrikli makinelerde 304 milyon dolar, hava ve uzay taşıtları ihracatımızda yani İHA'lar, SİHA'larda 286 milyon dolar artışımız var." diye konuştu. İhracatı en çok azalan ürünlerin rafine petrol ürünleri, örülmemiş giyim, değirmencilik ürünleri, demir ve çelik ile örme giyim eşyası olduğunu bildiren Bolat, şöyle devam etti: "İthalatta demir ve çelikte 712 milyon dolar azalış var. Hububatta 373 milyon dolar, metal cevherinde 155 milyon dolar. İthalatta artış gösterenler de 1,4 milyar dolar altın ithalatı, işlenmemiş altın kastediyoruz. 864 milyon dolar motorlu kara taşıtları, 627 milyon dolar elektrikli makine cihazlar. 571 milyon dolar kakao ithalatımızda artış var. Dünya kakao fiyatları üç katına çıktığı için bu rakam söz konusu. 511 milyon dolar da bakırda artış var." Bakan Bolat, ocak-nisan döneminde ihracatta ilk 5 ülkenin Almanya, İngiltere, ABD, İtalya ve Irak olarak sıralandığını kaydederek, "AB ihracatımızı artırdığımız en büyük ihracat bölgesi. AB'ye ihracatımız da yıllıklandırılmış 111 milyar dolara yükselmiştir. AB'nin ithalatının son 3 yılda 630 milyar dolar azaldığını düşünürsek ihracatımızın sınırlı da olsa artması sevindiricidir." diye konuştu. Bolat, ihracatın Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerine yüzde 5,4, İslam İşbirliği Teşkilatı yüzde 10 arttığını söyledi. Hizmetler ihracatında resmi verilerin iki ay geriden geldiğini aktaran Bolat, ocak-şubat döneminde hizmetler ihracatının yıllık bazda yüzde 3,9 artışla 14 milyar dolara yaklaştığını bildirdi. Bolat, "Yıllıklandırılmış 116,4 milyar dolara yükseldik. Yani ilk iki ayda yıllıklandırılmışta 1,2 milyar dolar öne geçmiş olduk." dedi. Ticaret Bakanı Bolat, ihracatın istihdam, üretim ve yatırım anlamına geldiğini ve ekonominin kırmızı çizgisi olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Dünya ekonomisindeki ve ticaretindeki son belirsizlik ve dalgalanmalar karşısında sevindirici olan, ihracatçılarımızın kapıları daha fazla çalınmaya, telefonları daha çok çalmaya başladı. Özellikle Batı cenahından, Körfez cenahından Uzak Doğu başta olmak üzere tedarik ve lojistik zincirlerinin sıkıntıya girdiğini gören alıcılar, ithalatçılar güvenilir ve kaliteli ürünler üreten, güvenilir bir tedarik ve lojistik üssü olan Türkiye'mizden daha fazla ithalat yapmak istiyorlar. Göstergeler, işaretler bunu gösteriyor. Bunu önümüzdeki aylarda da hep birlikte göreceğiz inşallah. Çünkü Türkiye olarak biz küresel ve bölgesel krizlerde yükselen bir ülkeyiz." Bolat, Türkiye'nin "kriz savar" gücünün çok yüksek olduğunu belirterek, dayanıklı ekonomiye sahip olduklarını, güçlü bir siyaset ve diplomasilerinin bulunduğunu sözlerine ekledi.
İhracat,İthalat,Ömer Bolat,Ticaret Bakanlığı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Çevre, Şehircilik veİklim DeğişikliğiBakanlığı'na bağlı TopluKonutİdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da 639 bin 475 metrekarelik alandaCumhurbaşkanlığıKülliyesi Projesi hayata geçirildi. KKTC Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi, 3 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla açılacak Projenin ilk etabında Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binaları inşa edildi. Tamamlanan binaların resmi açılışını yarın CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğangerçekleştirecek. Külliyenin görüntülerini “Sağlam Devlet Saygın Gelecek” sloganıyla sosyalmedyahesabından paylaşan Bakan Kurum, “Kıbrıs’ımıza imza bir eseri daha kazandırıyoruz.KKTCCumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri ile yarın hizmete açıyoruz” dedi. “Sağlam Devlet Saygın Gelecek”Kıbrıs’ımıza imza bir eseri daha kazandırıyoruz!KKTC Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni Cumhurbaşkanımız Sayın@RTErdogan’ın teşrifleri ile yarın hizmete açıyoruz. ????????@Toki_Kurumsalpic.twitter.com/Xn9R79mlIz Törene KKTC CumhurbaşkanıErsin Tatarve Başbakan Ünal Üstelde katılacak. Yapımı tamamlanan 25 bin 210 metrekarelik KKTC Cumhurbaşkanlığı binasında, Cumhurbaşkanlığı makamı, 600 kişilik 2 konferans salonu, 400 kişilik kabul resepsiyon salonu, heyet toplantı salonu, 52 çalışma ofisi, 10 toplantı salonu, kafeterya ve yemekhane ile 109 araçlık otopark bulunuyor. 20 bin 10 metrekare alanda inşa edilen meclis binasında ise başkanlık ve başbakanlık makamları, 157 kişilik genel kurul salonu, 25 milletvekili makam odası, bakanlar toplantı salonu yer alıyor. Yine binada 135 kişilik konferans salonu, 252 kişilik yemek salonu, şeref, grup toplantı ve başkanlık divanının yanı sıra bir dekütüphanebulunuyor. Meclis binasında farklı etkinliklerde kullanılmak üzere 16 toplantı odası da inşa edildi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içinde 290 bin metrekaresi yeşil alan olarak dizayn edilecek toplam 452 bin 428 metrekare alanı kapsayacakmillet bahçesiinşası sürüyor. 5 bin 661 metrekare alanda ise 2 bin 252 kişilik millet camii inşa ediliyor. Millet bahçesinde, sosyal donatılar, çocukoyunalanları, 4 saha, 2teniskortu, 1000 kişilik amfi tiyatro, yürüyüş vebisikletyolları, 1675 araçlık otopark ile bir kafeterya yer alacak. Külliye projesinin son etabı kapsamında da yüksek mahkeme ve millet kütüphanesinin inşası başlatıldı. Projede kontrol amiri olarak görev yapan İnşaat Mühendisi Mehmet Sezer Coşkun, binaların çevre dostu veenerjiverimli binalar olarak tasarlandığını söyledi. Coşkun çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bulunan meclis binamızı, cumhurbaşkanlığı binamızı, giriş binalarını, güvenlik binalarını ve askeri birlik binalarını tamamladık. Yüksek mahkeme binasının da temelini attık, inşaatı devam etmektedir. Millet bahçesinde de çalışmalarımız devam ediyor. Aynı zamanda millet bahçesinde bulunan kütüphane inşaatının da temelini attık, orada da betonarme imalatlarımız devam etmektedir.Binalarımızda Kıbrıs taşı dediğimiz özel cephe taşları kullanılmıştır. Binaların bazı detaylarında Türk taşı dediğimiz Marmara mermeri kullanıldı. Yani burada da Kıbrıs taşı ve Türk taşını aynı yerde kullanıp bir birliktelik mesajı oluşturduk. Kıbrıslı Turgut Öder ise “Kıbrıs’ımıza, adamıza çok yakıştı. Millet bahçesi herkesin kullanacağı büyük bir alan oldu. Bu binaların yapılması, iyileştirilmesi, yenilenmesi ve modern çağdaş bir yapıya ulaşması adamız için ihtiyaçtı. Bir Kıbrıslı olarak tüm yatırımlardan çok memnunum. Emeği geçen tüm devlet yetkililerine, TOKİ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimi iletirim” dedi.
KKTC,Murat Kurum,Recep Tayyip Erdoğan,TOKİ
Togg, C araç segmentindeki ilk akıllı mobilite cihazı T10X'in ardından, yine aynı sınıfta geliştirilen ikinci akıllı mobilite cihazı T10F'i TEKNOFEST'te ziyaretçilerin beğenisine sundu. Bakan Kacır TRT Haber'de konuştu: Yerli ve milli uydularımız ile süper ligdeyiz Biraz daha spor ancak aynı zamanda bir sedan araçtan beklentileri de karşılayacak şekilde dizayn edilen T10F, piyasadaki mevcut SUV modelden 80 kilometre daha fazla yani 600 kilometre menzile sahip olacak. ????????Togg’un T10F modeli TRT'ninİletişimPaydaşı olduğu#TEKNOFESTKKTC'de sergileniyor.Yaz aylarında satışa sunulacak yeni sedan modelin iç detayları@trthaber’de.pic.twitter.com/YYGkAYTauh Araç, etkinlik alanında ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.Festivalalanına gelenler T10F'yi benzerlerinden ayıran yönlerine odaklandı. TRT HaberTEKNOFESTKKTC'de T10F'in iç detaylarını yakından inceledi. ToggT10F, T10X gibi kullanıcısını merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan ve uzaktan güncellemelerle sürekli gelişen ve yeni kalan bir cihaz olarak tasarlandı. T10F, RWD standart menzil (arkadan itiş), RWD uzun menzil (arkadan itiş) ve çift motorlu olmak üzere 3 farklı teknik versiyon ve iki farklı donanım özelliğiyle pazara çıkacak. 160 kW/218 beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10F RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 350+ ve 600 kilometreye varan menzillere sahip olacak. Cihazın 700 Nm tork üreten çift motorlu AWD (dört çeker) versiyonu ise 530 kilometreye varan bir menzil sunmayı hedefliyor. Standart menzilli model 52,4 kWh batarya kapasitesine sahipken uzun menzilli modelde bu kapasite 88,5 kWh'ye çıkacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TRT Haber'e yaptığı açıklamada, Togg T10F'in yazın yollarda olacağını söylemişti. Bakan Kacır şu ifadeleri kullandı: "Togg'un önünü açmak üzere çok farklı destekleri sunduk, sunmaya devam edeceğiz. Henüz 2 yaşını doldurmakta olan bir araç büyük bir başarıdır. TOGG'un yeni modeli de yollara çıkacak. Yazın milletimizle buluşacak. T10F'de menzil daha yüksek olacak. Güç kaynağı olarak da hizmet sunabilecek.Elektrikde sunabilecek bir araç olarak tasarlandı."
TOGG,Teknofest,Yerli ve Milli Teknolojiler,Mehmet Fatih Kacır,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
KKTC’de TRT'ninİletişimPaydaşı olduğuTEKNOFESTkapılarını ziyaretçilerine açtı. TUSAŞGenel Müdürü Mehmet Demiroğlu,TRTHaber'in sorularını yanıtladı. Demiroğlu, KAAN'ın yeni prototiplerinin bitirilerek uçuşlara başlayacağı müjdesini vererek şu ifadeleri kullandı: "KAAN bizim gururumuz, sadece TUSAŞ'ın değil bütün Türkiye'nin gururu çok iyi gidiyor. Şu anda 2 tane prototip montaj aşamasında. Bu sene sonunda bir tanesini, önümüzdeki senenin başında diğerini bitirip uçuşlara başlayacağız. Çok hızlı bir uçuş kampanyası 3 tane uçak, bir yer uçağıyla toplamla 4 tane uçakla önümüzdeki sene çok ciddi bir uçuş kampanyasını başlatıyoruz. 2028 yılının sonunda söz verdik. Hava Kuvvetlerimize teslimata başlamak istiyoruz. Bu sözümüzde durmak için de elimizden geleni yapıyoruz. ANKA-3 ile HÜRJET için de seri üretim sürecine girildiğini ve gelecek yıl teslimat yapabileceklerini açıklayan Demiroğlu, şöyle konuştu: ANKA- 3 için seri üretime başlamak üzereyiz. testleri yapılıyor. İnşallah önümüzdeki seneye teslimat yapmak için bütün planlarımızı yaptık. Hürjet 2 tane prototiple yaklaşık 200 sorti aşamasını geçti, seri üretim de başladı sayılır. Önümüzdeki senenin sonunda biz teslimatlara başlayacağız. Seri üretimler başladı".
HÜRJET,KAAN,KKTC,Teknofest,TRT,TUSAŞ
CHP’nin otobüs şoförü, dur ihtarı yapan polisin üzerine otobüs sürdü. Olaya dair soruşturma başlatıldı, şoför hakkında adli kontrol kararı verildi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, olaya ilişkin açıklama yaptı ve CHP'lilerin dezenformasyonuna tepki gösterdi: "Bazı basın organlarında ve sosyal medya hesaplarında 'CHP’nin otobüs şoförüne 23 Nisan’da milletvekillerini 1. Meclis’e götürdüğü için tutuklama talep edildiği' şeklindeki iddialar büyük bir yalandır. CHP otobüsünü kullanan sürücü hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'görevli polis memurlarının dur ihtarına uymaması ve otobüsü polisin üzerine sürmesi' nedeniyle soruşturma başlatılmış ve Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “zincirleme şekilde görevli memura mukavemet” suçundan 'konutu terk etmeme' adli kontrol tedbiri uygulanmıştır." Bir siyasi partinin otobüsünü kullanmanın, kimseye polis memurunun üzerine araç sürme, dur ihtarına uymama, kamu düzenini tehlikeye atma hakkı vermediğinin altını çizen Bakan Tunç, "Milletimizin huzuru ve güvenliği için görev yapan polisimizin hayatını riske atan bir eylemi, '1 Mayıs’ta emekçi tutuklanıyor' şeklindeki bir iftirayla savunmak hukuken de vicdanen de kabul edilemez." dedi. Bakan Tunç, amacın emek ve dayanışma değil provokasyon olduğunu vurguladı: "Başta bazı CHP'li milletvekilleri olmak üzere yürütülen soruşturma üzerinden dezenformasyon yapılması ve kamuoyunun yanıltılması 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde hukuka değil, kaosa hizmet etmektir. Emekçi kardeşlerimizi kullanarak yalan ve iftiraya sarılanların amacının emek ve dayanışma değil provokasyon olduğu açıktır." Yılmaz Tunç, görevli polis memuruna da geçmiş olsun dileklerini iletti.
CHP,Polis,Son Dakika,Yılmaz Tunç
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde düzenlenen etkinliklere ilişkin bilgi verdi. Bakan Yerlikaya, 78 ilde toplamda 286 bin 584 kişinin katılımıyla düzenlenen 212 etkinliğin tamamlandığını açıkladı. Etkinlikler kapsamında; 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten İstanbul’da 407, Tokat’ta 1 ve Van’da da 1 olmak üzere toplam 409 şahıs gözaltına alındı. Taksim Meydanı’na “Çelenk Sunma ve Kazancı Yokuşuna Karanfil Bırakma” etkinliği ile ilgili 13 sendika organizesinde 817 kişinin katılımıyla 13 etkinliğin gerçekleştirildiğini belirten Bakan Yerlikaya," huzur ve güven içinde geçmesi için ülkemiz genelinde 122 bin 777 kahraman polisimiz görev yaptı" dedi. Ali Yerlikaya, büyük bir özveri ve fedakarlıkla görevlerini ifa eden tüm güvenlik güçlerine teşekkür etti.
1 Mayıs,Ali Yerlikaya,İçişleri Bakanlığı,Polis,Son Dakika
ABDHazine Bakanlığından bugün imzalanan "ABD-Ukrayna Yeniden Yapılandırma Yatırım Fonu" kurulmasına yönelik anlaşmaya ilişkin açıklama yapıldı. Rusya'nın geniş çaplı işgalinden bu yana ABD halkının Ukrayna'nın savunmasına sağladığı önemlimalive maddi desteğe değinilen açıklamada, "Bu ekonomik ortaklık iki ülkeyi, ortak varlıklarımızın, yeteneklerimizin ve kabiliyetlerimizin Ukrayna'nın ekonomik toparlanmasını hızlandırmasını sağlamak üzere birlikte çalışmak ve yatırım yapmak üzere konumlandırmaktadır." ifadesi kullanıldı. Söz konusu anlaşmanın, bugüne kadarki askeri ve finansal desteği karşılığında ABD'ye Ukrayna'nın doğal kaynaklarına erişim imkanı sağlayacağı belirtildi. 30 Nisan 2025'te imzalanan "ekonomik ortaklık" anlaşması, stratejik minerallerin paylaşımı ve Ukrayna'nın yeniden inşası açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşma, ABD'ye Ukrayna'nın kritik doğal kaynaklarına erişim imkânı sağlarken, Ukrayna'nın egemenliğini ve Avrupa entegrasyon hedeflerini koruma taahhüdü içeriyor.​ İnsan hakları örgütleri: ABD lityum madenciliği ile yerlilerin haklarını ihlal ediyor Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna'nın doğal kaynaklarına erişim talepleriyle gündeme geldi. Trump yönetimi, Ukrayna'nın sahip olduğu stratejik minerallerin ABD'nin sanayi ve savunma sektörleri için önemini vurgulayarak, bu kaynaklara erişim karşılığında Ukrayna'ya destek sağlamayı önerdi. Ancak Ukrayna, egemenliğini veAvrupa Birliğiüyelik hedeflerini koruma amacıyla bu taleplere temkinli yaklaştı. Taraflar arasındaki görüşmeler, Vatikan'da gerçekleştirilen bir zirve sonrası yeniden ivme kazandı ve anlaşma nihayetinde imzalandı.​ İmzalanan anlaşma kapsamında, "ABD-Ukrayna Yeniden Yapılandırma Yatırım Fonu" kuruldu. Bu fon, her iki ülkenin eşit yönetimi altında olacak ve Ukrayna'nın doğal kaynaklarının çıkarılması ve işlenmesi için yatırımlar yapılacak. Elde edilen kârlar, ilk on yıl boyunca Ukrayna'nın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için kullanılacak. Ukrayna, doğal kaynaklarının mülkiyetini ve kontrolünü elinde tutacak; devlet şirketleri Ukrnafta ve Energoatom, Ukrayna'nın denetiminde kalacak. Anlaşma, şeffaflık, yönetişim ve egemenlik ilkelerine uygun olarak tasarlandı.​ Ukrayna'nın geniş tarım arazileri ve köklü sanayi geçmişi kadar dikkat çeken bir diğer unsuru da, yüzeyinin altında yatan eşsiz jeolojik oluşumları. Ülkenin büyük bir bölümüne yayılan “Ukrayna Kalkanı”, 2,5 milyar yıl önce oluşmuş devasa bir kristal kaya yapısı ve dünyanın en eski kıtasal bloklarından biri olarak kabul ediliyor. Bu oluşum, yerkabuğundaki dağ oluşumları, magma hareketleri ve diğer jeolojik süreçlerin milyonlarca yıl süren etkileriyle şekillendi. Bu süreçler, başta lityum, grafit, manganez, titanyum ve nadir toprak elementleri olmak üzere kritik minerallerin oluşması için uygun zemin hazırladı. Söz konusu mineraller, günümüz modern endüstrileri ve küresel ölçekte hız kazanan yeşilenerjidönüşümü açısından hayati önem taşıyor. Avrupa Birliği, enerji güvenliği açısından belirlediği 34 kritik minerallerden 22’sininUkraynatopraklarında bulunduğunu belirtiyor. Bu da Ukrayna’yı, dünya genelinde en zengin mineral kaynaklarına sahip ülkelerden biri haline getiriyor. ABD yönetimi, madencilik projelerinde izin süreçlerini hızlandırıyor Dünya karbon nötr hedeflerine ulaşmak için hızla adım atarken, kritik minerallere yönelik küresel talep de rekor düzeylere ulaşıyor. Elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, güneş panelleri ve enerji depolama sistemleri, büyük ölçüde lityum, kobalt ve nadir toprak elementlerine ihtiyaç duyuyor. 1990'larda ton başına 1.500dolarseviyesinde olan lityum fiyatı, son yıllarda 20 bin dolar seviyelerine kadar yükseldi. Talebin, 2040 yılına kadar 40 kat artması bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2030 yılına kadar dünya genelinde 125 milyon elektrikli aracın yollarda olacağını öngörüyor. Bu araçlar, geleneksel cihazlara kıyasla çok daha fazla lityuma ihtiyaç duyuyor. Örneğin birTeslaModel S’in bataryası yaklaşık 63 kilogram yüksek saflıkta lityum içeriyor. Ukrayna’da Donetsk’teki Shevchenkivske ve Kirovograd’daki Polokhivske ile Stankuvatske olmak üzere üç büyük lityum yatağı bulunuyor. Bu bölgeler, Ukrayna Kalkanı sınırları içinde yer alıyor. AncakRusyaile devam eden savaş, hemkeşifhem de madencilik faaliyetlerini büyük ölçüde sekteye uğratmış durumda. Shevchenkivske yatağının, batarya üretiminde kullanılan spodümen adlı lityum taşıyan mineral açısından yüksek konsantrasyona sahip olduğu belirtiliyor. Rezervin 13,8 milyon ton civarında olduğu tahmin edilirken, üretime geçilmesi için 10-20 milyon dolar arasında keşif yatırımı gerekiyor. Diğer yandan, yaklaşık 270 bin ton lityum içeren Polokhivske sahası, Avrupa’nın en verimli lityum yataklarından biri olarak gösteriliyor. ABDJeolojiAraştırmaları Kurumu’na göre Ukrayna, dünya genelinde rutil üretiminde üçüncü sırada yer alıyor. Dünya üretiminin yüzde 15,7’si bu ülkeden sağlanıyor. Ayrıca Ukrayna, demir cevheri (yüzde 3,2), titanyum (yüzde 5,8) ve manganez cevheri (yüzde 3,1) üretiminde de üst sıralarda bulunuyor. Ukrayna,nükleer enerjive savunma sanayisi açısından kritik öneme sahip olan Avrupa'nın en büyük uranyum rezervlerine de ev sahipliği yapıyor. Neodimyum ve disprozyum gibi nadir toprak elementleri ise akıllı telefonlardanelektrikmotorlarına kadar birçok alanda vazgeçilmez rol oynuyor. Nikopol Havzası’nda yoğunlaşan 2,4 milyar tonluk manganez cevheri rezervi, Ukrayna'nın bu alandaki küresel liderliğini pekiştiriyor. Ukrayna’nın mineral zenginliği, uluslararası ilişkilerde de dikkat çekiyor.Kievile Washington arasında önerilen anlaşmaya göre, Ukrayna’nın maden,petrolve doğalgaz gelirlerinin yüzde 50’si,savaşsonrası yeniden yapılanma için ortak bir fon aracılığıyla kullanılacak. Fonun yönetimi ABD ve Ukrayna tarafından yürütülecek. Washington’un Ukrayna’daki mineral kaynaklarına ilgisi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik kaygılarla da bağlantılı. ABD’de benzer kaynaklar bulunsa da, çevre düzenlemeleri, yüksek maliyetler ve dış pazarlara yönelim nedeniyle madencilik faaliyetleri sınırlı kalmış durumda. Bu da ABD’yi, özellikle kritik minerallerde Çin’e bağımlı hale getirdi. ABD, Ukrayna’yla yapılacak stratejik iş birlikleri sayesinde bu bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. ABD topraklarında Appalaş Dağları, Kordilyera Kuşağı ve Ortabatı bölgelerinde yüzeye çıkan Prekambriyen jeolojik yapılar bulunuyor. Nevada’daki Clayton Vadisi ve Kuzey Carolina’daki Kings Mountain, önemli lityum sahaları olarak öne çıkıyor. Ancak mevcut üretimin büyük bölümü deniz suyu ya da tuzlu göllerden çıkarılan “tuzlusuoperasyonları” yoluyla sağlanıyor. Bu yöntem, sert kaya madenciliğine göre daha pahalı olabiliyor. Elektrikliulaşımve yenilenebilir enerjiye geçiş hız kazandıkça, bu dönüşümü mümkün kılan minerallere olan talep de katlanarak artıyor. Dünya genelinde üretilen lityumun yaklaşık yüzde 80’i batarya üretiminde kullanılıyor.Otomotivdevleri, elektrikli araçlara milyarlarca dolarlık yatırım yaparken, bu talebi daha da artırıyor. Ukrayna, sahip olduğu doğal kaynaklarla bu dönüşümde merkezi bir rol üstlenmeye aday. Savaşın sona ermesi ve istikrarın yeniden sağlanmasıyla birlikte, ülke, kritik minerallerin küresel tedarik zincirini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olacak. ABD’ye yapılacak yüzde 50’lik kaynak tahsisine rağmen, Ukrayna bu zenginlik sayesinde altyapısını onarabilir, sanayisini güçlendirebilir ve ekonomik toparlanmasını hızlandırabilir. Anlaşma, ABD'nin Ukrayna'ya olan desteğini pekiştirirken, Rusya'nın bölgedeki etkisini dengeleme amacı taşıyor. Aynı zamanda, Ukrayna'nın Avrupa entegrasyon sürecine katkı sağlayarak, ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarını destekliyor. Ancak, Ukrayna'nın doğu bölgelerinde devam eden çatışmalar ve bazımadensahalarının Rusya'nın kontrolünde olması, anlaşmanın uygulanabilirliği açısından zorluklar oluşturabilir. Taraflar, bu engelleri aşmak için uluslararası iş birliğini ve güvenlik önlemlerini artırmayı planlıyor.​ Sonuç olarak, ABD-Ukrayna mineral anlaşması, sadece iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve jeopolitik dengelerin yeniden şekillendirilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Ukrayna'nın zengin doğal kaynakları, ülkenin ekonomik kalkınması ve uluslararası arenadaki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip.
ABD,Kiev,Maden,Otomotiv,Petrol,Rusya,Savaş,Ukrayna
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla işçi, memur ve işveren temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. Katılımcılarla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü münasebetiyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, "Tüm işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü tebrik ediyorum. Ülkemizin büyümesi, milletimizin güçlenmesi, Türkiye'nin ilerlemesi için alın teri döken, didinen, uğraşan, fedakarca çalışan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. İşçi ve işverenlerimizin her birine Rabb'imden helal, hayırlı ve bereketli kazançlar niyaz ediyor. Emeklerini zayi etmesin diyorum." ifadesini kullandı. Emeğin hem inanç hem tarih hem de kültürde büyük bir kutsiyet taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Milletçe bugünlere gelmemizde emek vermenin, say etmenin, sabırla çalışmanın önemli bir yeri vardır. Biz emek ve alın terini merkeze alarak inşa ettiğimiz medeniyetimizi, örnek bir iş ahlakıyla süslemiş anlayışın mirasçılarıyız. Peygamber Efendimiz, bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur; 'Kesinlikle hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir.' Emeğin hak ettiği itibarı gördüğü, çalışanın hakkını aldığı, güçsüzün güçlüye ezdirilmediği tarihimiz, işte bu hakikatin ışığında şekillenmiştir. Bu yüksek bilince sahip çıkmak, emeklerini alın teriyle bereketlendiren çalışanlarımızın haklarını korumak bizim hep temel önceliğimiz olmuştur. İşçi ve işverenlerimizin refah seviyelerinin yükseltilmesi, sendikaların faaliyetlerini sürdürebilmesi için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bu anlayışla son 23 yılda ihtiyaç duyulan yasa ve mevzuat düzenlemelerini bir bir hayata geçirdik. Sendikal hakları yeniden ele alarak önemli ölçüde iyileştirdik. İstihdam politikalarımıza hız ve etkinlik kazandırdık. Çalışma hayatının tüm aktörlerini kapsayan geniş çaplı reformlar yaptık. Tüm kesimler için fırsat eşitliğini önceleyen yenilikleri devreye aldık. Emekçilerimizin hak ve hukukunun korunmasına ilişkin hassasiyetimizi yalnızca sözlerimizle değil son dönemde hız verdiğimiz çalışmalarımızla da açıkça ortaya koyduk." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "tek parti zihniyeti"nin yasakladığı 1 Mayıs'ı, Emek ve Dayanışma günü yaparak resmi tatil ilan ettiklerini hatırlatarak, "Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nu revize ederek toplu sözleşme sistemini daha kuşatıcı hale getirdik." dedi. Kamu görevlilerinin de toplu sözleşme hakkından yararlanmalarını sağladıklarını anımsatan Erdoğan, "Daha önce türlü zorluklarla boğuşan sendikalarımızın kuruluş şartlarını kolaylaştırdık. Sendikal güvenceleri güçlendirdik, grev hakkını rasyonel bir zemine oturttuk. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nu yürürlüğe koyarak çalışma şartlarını ve alınacak tedbirleri azami surette iyileştirdik." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi, memur ve işveren temsilcileri ile buluştu Belediyelerde çalışan taşeron işçilere ve sözleşmeli personele kadro imkanı tanıdıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ana muhalefet partisinin, Anayasa Mahkemesi'nde iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini daha güçlü şekilde geri getirdik. Ülkemiz adına bir utanç vesikası olan kamuda başörtüsü yasağını kaldırdık. Cuma ve hac izinleri de dahil kamu çalışanlarımızın ibadet haklarından tam anlamıyla istifade edebilmelerinin önünü açtık. Bu yıl yüzde 30 zam yaptığımız asgari ücretten gelir vergisini kaldırdık. İşverenlerimize yönelik asgari ücret desteğimizi de aynı şekilde sürdürüyoruz. Burada sayamayacağımız kadar çok projeyi, hizmeti, yatırımı hayata geçirdik. Bundan sonra da inşallah aynı azimle, aynı istek ve kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. İşçi ve işverenlerimizle, çiftçi ve üreticilerimizle, sendikalarımızla, tüm çalışanlarımızla birlikte Türkiye'yi çok daha güçlü yarınlara hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı'nı, 'Emeğin ve Alın Terinin Yüzyılı' yapmak için elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz." Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ülkenin farklı illerinden gelen işçileri, 8 konfederasyon ve meslek örgütlerinin başkanlarını kabul ettiği için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün, işçi haklarının, çalışma hayatında yaşanılan sorunların dile getirildiği anlamlı bir gün olduğunu söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Emekçi kardeşlerimizin ülkemizin imkanları çerçevesinde haklarını en maksimum düzeyde sizin bu konudaki hassasiyetinizi biliyoruz, elimizden gelen maksimum şeyde destekledik desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Birbirleriyle menfaati çelişen gruplar, bu masanın etrafında toplanabilir hale geldi. Ülkemizin kalkınması, gelişmesi sizin liderliğinizle oldu. Gelişmesindeki en büyük sebeplerden bir tanesi bu. Allah, bu birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Kültürümüzde çok güzel söz var: 'Birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır.' Herkesin farklı bir hizmet alanı var. Herkes o hizmet alanında ülke nezdinde birleşebildiği ölçüde hepimiz de rahat edebiliyoruz. Bizi kabul ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, kendilerini kabul ederek fikirlerini aldığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, "Esnaf neyi bekler? Ülkede huzuru bekler. Vatandaş neyi bekler? Ülkedeki huzuru bekler. Siz değerli çalışan emekçilerin bugünü kutlu olsun." dedi.​​​​​​​ TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, devlet, işçi ve işverenin birbirini sürekli desteklemesi gerektiğini belirterek, şunları aktardı: "İşçinin, işverenin bir arada olduğu, devletiyle beraber olduğu anların kıymetini bilmemiz gerekir diye ifade ediyoruz. Tüm teşkilat olarak da bu düşüncemizin arkasındayız. Bugün de esasında böyle bir resim bizi çok memnun ediyor Cumhurbaşkanı'm, bakanlarımızla birlikte." Tüm işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü tebrik eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Konuşmanızda ifade ettiğiniz tarzda, emekçi kardeşlerimizin ülkemizin imkanları çerçevesinde haklarını en maksimum düzeyde, bu konudaki hassasiyetinizi biliyoruz, elimizden her zaman gelen en maksimum düzeyde destekledik, desteklemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Erdoğan'ın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türk çalışma hayatında büyük reformlara imza attıklarını, büyük desteğini gördüklerini söyledi. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, çalışma hayatına ilişkin "çözülmez" denilen birçok sorunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dirayetiyle, atılan adımlarla çözdüklerini dile getirerek, "Bu tip meselelerde sizlerin samimi ve bizleri sahiplenen, tüm emek kesiminin yolunu açan bu iradeniz son derece kıymetli. 1 Mayıs'ın tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 1 Mayıs önceden 'devlete kafa tutma günü' olarak zihinlere kazınmıştı, şimdi Anadolu'nun bütün illerine yaydık ve normalleşti." diye konuştu. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın emeğe ve alın terine verdiği kıymeti çok iyi bildiklerini vurgulayarak, "Sendikal kanunun hazırlanması, toplu sözleşme kanununun çıkarılması, daha sonraki süreçlerde sendikaların daha güçlü yapılar olması noktasında çok ciddi gayret ve destek verdiniz. Bu anlamda minnettarız." değerlendirmesinde bulundu. 5 milyon kişiyi istihdam eden bir sektörü temsil ettiklerini anlatan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da pek çok sorunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dirayetiyle çözdüklerini anlattı. Kabulde, çeşitli meslekleri temsilen bulunan işçiler de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.
1 Mayıs,İşçi,Mehmet Şimşek,Recep Tayyip Erdoğan,Vedat Işıkhan
MeteorolojiGenel Müdürlüğü'nden yapılan son değerlendirmelerine göre, bugün yurdun birçok bölgesinde kuvvetlisağanakve yer yerfırtınaetkili olacak. Hava sıcaklığının ise mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın, genellikle kuzey ve kuzeydoğu, güneydoğu kesimlerde güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’da kuzey ve kuzeydoğu, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da güneyli yönlerden kuvvetli ve fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor. Tahminlere göre, bugün öğle saatlerinden itibaren Ankara, Eskişehir, Kütahya,Boluve Karabük’te yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Sabahın ilk saatlerinden itibaren Kayseri’nin güney ve doğusunda, öğle saatlerinden itibaren iseSivasve Tokat’ta yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Öğle saatlerinden itibaren Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak,ElazığveBingölçevreleri ile Malatya’nın doğusunda güney yönlerden kuvvetli rüzgar (40-60 km/saat) veyağışanında kısa süreli fırtına (60-80 km/saat) bekleniyor. Bu bölgelerde çatı uçması,toz taşınımıve ulaşımda aksamalar yaşanabilir. Bu akşam saatlerinden itibaren Mersin, Adana, Osmaniye,Hatayve Kahramanmaraş’ın batı kesimlerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Kıyı kesimlerde hortum riski de dahil olmak üzere çok sayıda olumsuzluk görülebilir. Antalya,BurdurveIspartaçevrelerinde bu akşam saatlerinden itibaren kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Bugün öğle saatlerinden sonra Muğla,Aydınve Denizli’de başlayan yağışların, yarın akşam saatlerine kadar aralıklarla kuvvetli şekilde sürmesi bekleniyor. Tüm bu bölgelerde sel,subaskını, yıldırım, dolu, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi risklere karşı vatandaşların tedbirli olmaları, özellikle açık alanlarda ve trafiğe çıkarken dikkatli davranmaları önem arz ediyor.
Meteoroloji,Hava Durumu,Ankara,Sağanak
End of preview. Expand in Data Studio

No dataset card yet

Downloads last month
-