Unnamed: 0
int64
0
16.6k
Sentence
stringlengths
1
13.7k
Sentiment
int64
0
1
10,900
yazıklar olsun o harcanan sular yüzünden sizlere, birde marifetmiş gibi anlatmanıza......
0
10,901
büyük bir beklentiyle gitmedim, beklediğimden çok daha güzel bir film olmuş. senaryosunda bazı eksiklikler var, arada kopukluklar olabiliyor, vermek istediği mesajı net bir şekilde veremese de sanatın sadece para kazanmak için yapılmayacağını göstermesi açısından da faydalı bir çalışma.. izlemeyenlere tavsiye olunur
1
10,902
komedinin belden aşağı olmadığına ispat bir filmdir.gerçekten kaliteli şeylere gülmek istiyorsanız hiç durmayın ve alın.harbiden kaliteli ;)
1
10,903
film bir televizyon filmi tadında olmuş biraz daha uğraşılsaymış ses getiren bir yapım olabilirmiş. konu güzel, bazı espriler güzel keyifli bir film olmuş.
0
10,904
flimin konusu çok ilginç biletimi şimdiden ayırttım
1
10,905
Bir romantik komedi hastası olarak bu film tam da bu kategoriye girmeyi hak ediyor,hem cok komik hem de romantik.Bu filmi izlemeden önce asla bu kadar güzel olacagını tahmin etmemistim;sonu belli sıradan bir romantik komedi iste demistim ama izlerken bir sonraki sahneyi hic tahmin edemedim.Cok güzel bir film ,"gercekten iyi bir romantik komedi izlemek istiyorum" diyorsanız bu film tam da size göre!!Ayrıca Topher Grace in performansı oldukca basarılıydı yazmadan gecemeyecegim:) iyi seyirler!!!
1
10,906
erdem2005 süper yorumlamış... özellikle tarihi, protestanlığın ortaya çıkışını, korkular ve inançları güzel özetlemiş... film kosunda o kadar katılamıyorum yalnız... joseph fiennes çok iyi iş çıkarmış bu filmde ama filmin daha etkileyici olmasını beklerdim. sanırım teknik açıdan yetersiz buldum. onun dışında hem konusu hem oyuncuları oldukça başarılıydı... tarihten bu tür kesitleri görmek gerçekten hoş: insan hakları, kısıtlanan düşünceler, özgürlük mücadeleleri... en azından benim için oldukça çekici konular...
0
10,907
Biraz karmasik ve güçlü bir film . Basinda biraz yavas ama sonrasinda gerçek anlamini kazaniyor. Oldukça etkileyici
1
10,908
Film müsfette senaryosuyla kesinlikle anlasilmaz bir film . Oldukça yavan ve inanilmaz sikici
0
10,909
yanılıyor:)
0
10,910
Çarpici bir hikaye , çok güzel bir sekilde yönetilmis , basroldeki oyuncu fena degil
1
10,911
Swinton pek çok rolde olduğu gibi burada da hayranlık uyandırıcı. Kendisi de bir anne olduğu için muhtemelen daha yaşayarak, daha özümseyerek hayat veriyor karaktere. Film tarzıyla dikkat çekiyor ilk andan itibaren. Flashbackler ile dolu, merak uyandırıcı, dikkat çekici bir tonda başlıyor. Böyle de devam ediyor. Temponun düştüğü veya beklentileri karşılayamayan bir saniyesi dahi yok aslında. Rahatsız edicilik en üst seviyede. Bu kadar sakin bir tona sahip olup neredeyse her sahnede tüyleri diken diken edecek kadar rahatsız eden, ürperten film sayısı azdır. Üstelik öyle vahşet görüntüleri vs. olmadan, günlük yaşantıya yedirilmiş şekilde. Bir marmelat, bir tutam mısır gevreği, veya her evde bulunan herhangi bir eşyanın sinemasal anlamda ne derece etkileyici kullanılabileceği, yakın plan çekimler ile öğretiliyor resmen. Tüm bunların arkasında ve filmin merkezinde tabii psikolojik bir durum var. Ezra Miller'a da henüz 19 yaşında bu kadar muhteşem bir performans sergilemesinden ötürü apayrı bir parantez açmak gerek.
1
10,912
farklı tarzda film yapmışlar.. ama çok çok çok başarılı bir film olduğunu ne yazık ki söyleyemeyeceğim.. idare ederlik bir film.. yinede izlenir.
0
10,913
Bize verilen hayat planı oldukça standart ve planlıdır. Demir parmaklıklı bir hapishaneyi andıran yatağımızla beraber bir çok konuda yönlendirilmeye başlarız. Derken anne, baba, çevre ve okul ile koşullanma ve kopyalama devam eder. Bu verimli bir şekilde çalışıp, bedeni hayatta tutmayı hedefleyen zihin için kolay adapte olacağı bir durumdur. Beynimiz, otomatikleşmiş her türlü davranışı yeni olanlardan daha az enerji harcayarak yapar. Değişikliğin olmaması onun güven ihtiyacını da karşılamış olur. Ancak içimizde başka bir şey merak içindedir; her şeyi sorgulamak ve içinden gelen, ona haz veren şeyleri yapmak ister... Bu kesinlikle zihin değildir. Oysa ki, sistem hiç bir zaman sorgulamayı sevmez. Bizlerin, belirlenmiş alan içerisinde dolaşmasını ister... Bu bilgi çağında, gereksiz bilgi ile o kadar gömülmüşüzdür ki, en temel soruları sormayı akıl bile etmeyiz... Her şeyi bildiğimizi düşünürüz. Geçmiş bilgi ve deneyimlere dayalı düşünceler ve duygular hayatımıza hakimdir. Bildiğimizin doğru olduğundan emin olabileceğimiz tek şey vardır; o da var olduğumuzdur. Swiss Army Man, ıssız bir adada intihar etmek üzere olan bir gencin, kıyıya vuran diğer bir gençle olan karşılaşmasını konu alır. Bu diyaloglarda genelde sorgulanmayan konular vardır. İlk temel soru ise; “Biz kimiz?” dir. “Bu sensin. Bu da senin bedenin. Burada da beynin var. Burası bir şeyler hatırlayacağın yer. İnsanlar bu duruma gelebilmek için milyonlarca yıl evrimleşti. Tüm bu şeyleri yapıyoruz, bu hayatta kalmamıza yardım ediyor. Yani öyle sayılır...” Bizlere öğretilen en büyük illüzyonlardan birisi bireyselliktir. Hatıra, yani bellek, yani beyin ile özdeşleşmiş bireyler olarak hep karşılaştırma yolu ile düşünür ve karşıtlıklarla öğreniriz. Olmamız gereken ile olduğumuzu düşündüğümüz şey arasındaki fark zihnin içinde strese yol açar. Bu sebeple olduğumuzu şeyi ne olmadığını keşfetmekten ziyade uyum sağlamaya çalışırız. Mutluluk “Gezegende yaşayan 7 milyar insan var. Oraya buraya koşan, göz kırpan, nefes alan ve yemek yiyen insanlar. Sen de onlardan biriydin. Muhtemelen mutluluğu arıyordun. Herkesin yaptığı şey budur. Seni mutlu edecek birini ararsın. Bir arkadaş, bir sevgili ya da bir köpek. Bazen de hayatının geri kalanını geçirmek isteyeceğin o insanla karşılaşacak kadar şanslı olursun. Buna da aşk derler...” Tüm bu plan rekabete dayalı bir ödül sistemi ile desteklenmektedir. Acıdan kaçınan zihin, arzularının peşinde koşar. Buna da ‘mutluluk’ der... Hep bir mutluluk hikayesi peşindeyizdir. Öte yandan, zamana tabi olan her şey başlar ve biter. Acı da, mutlulukta da... Olumsuz duygular ve yönler ile yüzleşmedikçe, bu kısımları bastırır,sahte yaşamlar peşinde koşarız. Her gıdım mutluluk bir süre sonra etkisini yitirir ve daha fazlası için uğraşmaya başlarız. İşte, kısır döngü böyle çalışır. Yazının tamamı blogta...
1
10,914
Swiss Army Man, bir adada kendisi asmak üzere olan Hank'in (Paul Dano) birdenbire denizde yüzen bir ceset görmesiyle başlıyor. Ve Hank de ölmekten vazgeçip bu cesetle birlikte adada yaşamaya başlıyor. Fakat bu ceset, normal bir cesetten çok daha farklı. Bu ceset, bir süre sonra canlanmaya başlayıp hayatla ilgili sorular sormaya başlıyor ve Hank ile birlikte bu adadan ayrılmanın yollarını keşfetmeye çalışıyor. Böylece de olaylar gelişir... Bu yazıya ilk önce bu filmin Sundance festivalindeki ön gösteriminde yaşanan hadisesiyle başlamak istiyorum. Swiss Army Man'in Sundance gösterimindeki seyircilerin yarısı, bu filmdeki gaz çıkarma sahneleri yüzünden salonu terk etmiş olduğunu öğrendim ve şaşırdım. Swiss Army Man, oldukça farklı ve değişik bir film. Ve gaz çıkarma olayını da bir metafor olarak kullanıp insanları düşünmeye itmeye çalışıyor açıkçası. Seyircilerin ayrılmasına bir türlü anlam veremedim açıkçası. Bunun dışında gelelim filme. Swiss Army Man'i sevdim mi? Evet, oldukça hoşuma gitti açıkçası. Mükemmel olmasa bile bu filmin epey iyi bir konsepti, ilginç karakterleri ve başarılı oyunculukları var. Oyunculuklardan başlayalım. Başrolde olan Paul Dano'nun oyuncluğu çok başarılıydı. Her ne kadar Dano'nun pek fazla filmini izlemesem de, bu filmdeki oyunculuğu gayet güzeldi. Fakat bu filmi çalan kişi kuşkusuz, ceset rolündeki Daniel Radcliffe'di. Harry Potter serisi ile büyümüş olsam da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Daniel Radcliffe, bu filmde kariyerinin en iyi performansını sergilemiş. Onun olduğu her sahneyi büyük bir şaşkınlıkla izledim, Radcliffe'in oyunculuğuna inanamadım! Ayrıca dediğim gibi bu filmin oldukça özgün bir konsepti var ve Swiss Army Man, bu konseptten oldukça fazla yararlanıyor açıkçası. Seyirciye hem eğlenceli vakit geçirtmeyi başarıyor, hem de hayat ve insanların düzeni ile ilgili güzel noktalara ayak basarak düşündürtüyor da. Filmin kötü yanlarına değinmeden önce şunu netleştirmek istiyorum; eğer farklı ve ilgi çekici bir film izlemek istiyorsanız, Swiss Army Man'e göz atmalısınız. Eksikliklerine rağmen yarattığı fikirleri ve oyunculuklarıyla, izlenmeyi hak ediyor açıkçası. Ortaya iyi bir iş çıkmış yani. Şimdi de kötü yanlarına değinelim. Bu filmin, hayatı keşfetmek konusunun içerisinde aşk olayına gereğinden fazla zaman ayırdığını düşünüyorum. Aşkın kelimelere ve eylemlere sığamayacak kadar büyük olduğu doğru ama bu film, sadece bir karakter üzerine aynı şeyleri tekrar edip durmuş. Ve bu da filmin gidişatını yavaşlatmış, yaşanabilecek olasılıkları azaltmış açıkçası. Bu kısıma daha iyi odaklanabilirdi açıkçası. Bir de filmin finalinden pek fazla haz almadım. Filmin finalinin kötü olduğundan değil, hayat ile ilgili sorulara cevap vermekten filmle ilgili akılda kalan sorulara cevap verememesinden dolayı pek fazla sevmedim. Alıştıra alıştıra ilerleyen konusunu finale doğru iyice hızlandırıp önemli şeyleri atlamışlar. Keşke bu film daha fazla soruya cevap verebilseydi dedirtiyor. Ama genel anlamda Swiss Army Man, son zamanlarda vizyona giren en özgün filmlerden birisi. Mükemmel olmasa da farklı tonu ve performanslarından dolayı bu aralar vizyona giren birçok filmden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Türünün meraklısına. İyi seyirler. FİLMİN İYİ YANLARI: + Daniel Radcliffe ve Paul Dano. + Ortaya attığı yaratıcı fikir. + Hem eğlendiren hem de düşündüren sahnelerinin olması. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Bazı sahnelerin üzerinde gereğinden fazla durulması. - Finalinin biraz hızlandırılmış hissi verip önemli sorulara cevap verememesi. TOPLAM PUAN: 7.5/10
0
10,915
Daniel Radcliffe için söylenecek çok şey var. Harry Potter'dan sonra yaptığı işler oldukça başarılı ve yükselen bir grafikte. Üzerindeki Harry ününü atmaya başladı bile. Bu filmdeki oyunculuğunu beğenen arkadaşlar için Jon Hamm ile başrolleri paylaştığı Young Doctors Notebook adlı mini diziyi tavsiye edebilirim.
0
10,916
hayatımda etkilendiğim nadir filmlerden birisi bazı kesime erotiklik diyo bazıları ise aşk dolu diyor bence bir son derece aşk dolu duygusal bir yapım 3. sünü sabırsızlıkla bekliyorum
1
10,917
arkadaşlar bu filmi izledim.hani eş değiştirenler falan muhabbeti geçiyor deniyordu filmde ama öyle bi şey yok.erotik sahnelarde bi kere 9,5 haftadakinle bile kıyaslanamaz.ama biraz sevgi ve romantizm kokuyor dersem yeri eh fenasız diyebilirim ancak..
0
10,918
buyuk beklentı beklemeden ızlersenız keyıf alırsınız oyuncu kadrosuna nazaran konusu basııt sonu bellı fılmlerden ama ustaların hatrına ızlenebılır
0
10,919
denzel washington ve john travolta gibi iki süper oyuncunun bu kadar basit senaryolu filmde oynamaları hayal kırklığı.Ayrıca iyi başlayıp sonu çok basit bir şekilde biten film.
0
10,920
Denzel Washington idare eder, John Travolta tartışmasız, John Turturro son zamanlarda en çok beğendiğim 2. rollerin adamı. Film tekdüze; bu üç isimden dolayı izlenir. Sıradan bilinmedik kişiler oynasa kimsenin takacağı yok. 7 iyidir.
0
10,921
cok basarili bulmadim.tamam aksiyon var, denzel de travolta da işin içinde, basarili bir kitap senaryosu da eklenmis; ama olmamis. kurgusunu begenmedim.klasik olmus.
0
10,922
oyuncular inanılmaz otesi performans sergilemiş ama film oldukça klasikti. cok gereksiz 1 senaryo. 7 puan nası almıs anlamadım.
0
10,923
travolota harika oynamış
1
10,924
Modern dünyanın içinde mutluluğu her daim elinde tutmaya çalışan, yalnızlığıyla yüzleşmek istemeyen 27 yaşında bir karakterin hayatına tanık olunuyor. Senaryonun sadeliği, baş rol oyuncusunun performansıyla birleşiyor ve nadiren karşılaşacağımız doğallıkta bir film ortaya çıkıyor.
1
10,925
Noah Baumbach'ın Woody Allen tarzını Jean-Luc Godard ile harmanladığı Fransız Yeni Akım sinemasına saygı duruşu niteliğindeki film için yılın en tatlı ve en sevimli filmlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Modern peri masalı hikayesi olmasının yanında mizah duygusundan ödün vermeyen filmin senaryosu gerçekten çok akıcı.
0
10,926
Siyah beyaz bir filmde ana karakterin telefonunun iPhone melodisi ile çalması başlarda garip hissettirse de zamanla Baumbach’ın bu fantastik evrenine kolayca alışıyorsunuz. Daha önceki senaryo denemelerinde her seferinde birbirinden özgün işler çıkaran sinemacı, bu sefer de komedi dozu yüksek bir işe imza atıyor, üstelik eskiden yaptığı gibi yetişkinliğe adım atma meseleleri üzerinde durma tavrını koruyor. Gerçi filmin başarısında adı geçmesi gereken tek isim Baumbach değil. Frances’e hayat veren Greta Gerwig, kendine hayran bırakan performansının yanında filmin senaryosuna da el atmış bir isim.
1
10,927
’’Anthony Zimmer’’ iyi olmaya çalışan fakat senaryo zaaflarından dolayı bunu kısmen başaran bir gerilim.
0
10,928
Hıtchcock'un İngiltereden Abd'ye gitmeden önce yaptıgı filmde yine ilerde filmlerine esin kaynagı olacak(Kuşlar,Rebecca.)Maurier yapıtlarından esinlendigi filmde sanki biraz şekle baglı,çocuksu olgunluk arası hafif bir dönem filmi gibi gözüksede filmdeki çogu sahnedeki görüntü çalışması,karmaşık insan ilişkilerini ustaca bir üslup kullanarak anlatan filmin yine o Hıtchcock'a özgü enfes finaliyle ve üstün performanslarıyla Charles Laughton ve Horace Hodgesın ayrı bir güzellik kattıgı bir Hıtchcock keyfi.
1
10,929
annette bening fevkalade. Senaryoda öyle.Eee bu film neden sinema gelmedi hala.hic gelmicek sanirim yazik oldu!!!
0
10,930
Afişine bakıp aksiyon amacıyla çekilmiş bir film zannetmeyin.Popüler sinemaya uzak tarzıyla gelecekte geçen organ ticareti içerikli bilim-kurgu.Kullandığı aşırı şiddet ve fazla kanlı yapısıyla herkese göre olmadığı kesin.
0
10,931
İlginç bir konu bulunmuş fakat kurgu o kadar da oturtulamamış bence. Filmi seyretmeden önce hiç bir yorumu okumadım. bir fikrim yoktu, klasik bir aksiyon filmi beklemiyordum fakat seyrettikten sonra nedense klasik değil yok ya klasik bir film değil bu diye telkin ederken buldum kendimi. sonuçta her film mutlu sonla bitecek diye bir kural yok dedirten, aslında şaşırtan sonuyla etkileyen bir film olmuş. Lawı o ortamlarda görünce yapay zeka geliverdi aklıma. İzlemeyenler birşey kaçırmamış değiller rahat olsunlar.
0
10,932
Fazla söze gerek yok Evet gerçekten harika...
1
10,933
7/10next vari bir sonla biten repo men idare eder bi film...
0
10,934
Reha Erdemden değeri ileride anlaşılacak önemli bir film. Bu filmi seyretmeden ustanın ilk filmi A Ay ı izlemekte yarar var..
0
10,935
sinemasever dostlarımızdan çok fazla acımasız eleştiri aldığını düşündüğüm filmi 1973 yapımı kült ve kilometre taşı filme kıyaslama yapmadan 2018 yapımı papillon filmini izleyecek olursanız çok iyi oyunculuklar çok iyi yönetmenlik göreceğinizi net olarak söyleyebilirim 10 üzerinden 7.5 Film olarak Benim top 5 imde olan ve neredeyse 2 yılda bir açıp izlediğim ve her izleyişimde aynı heyecanı aynı duyguları hissettiğim bir başyapıt bir kilometre taşı İlk papillon filmi 1973 fransa - abd ortak yapımı film.ilk sahnesinden itibaren muhteşem bir filmdir. o ne azimdir, o ne oyunculuktur yıllar geçse de, zaman zaman tek bir karesi olsa gözümüzün önünden hızla geçecek ve o kareye yüklediğimiz anlamla belki içimiz ürperecek, belki de yüzümüze tatlı bir tebessümle hafif bir acı karışacak. ve işte “kelebek heri charriere’in ünlü romanı “şeytan adası”ndan beyazperdeye uyarlanan film gösterildiği ülkelerde gişe rekorları kırarak süper filmler arasına girdi. steve mcqueen ve dustin hoffman’ın rollerini ustalıkla oynadıkları film, ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup fransız mahkumunun yaşamını anlatıyor. “kelebek”, gerçek bir yaşam öyküsü suçsuz yere kürek cezasına çarptırılan kelebek’in, her türlü otoriteye, baskıya ve sınırlamalara rağmen hürriyetine kavuşmak için verdiği inanılmaz mücadeleyi anlatıyor Gelelim 2017 yapımı papillon filmine Charlie Hunnam’ın muazzam oyunculuğundan bahsetmeye gerek yok bile ben oyunculuğuna bayıldım bu aktör rolünün de hakkını vermiş. çok kilo kaybettiği sahneler de dahil çok iyi hazırlanmış. steve mcqueen'ile karşılaştırma yaparsanız çok fena yanılırsınız steve mcqueen'gibi oyuncular 100 yılda bir çıkar sinema dünyasında ben günümüz oyuncularıyla kıyasla Charlie Hunnam’ın oyunculuğuna yorumda bulundum 4x4 lük bir performans net fim içinse yine de büyük bir düş kırıklığı olmadı bende film beklentimin düşük olmasından dolayı. hatta hapishaneye ilk getirilişleri, halk kitlesi, mahkum kalabalığı, hapishane sahneleri oyunculukları ve atmosferi oldukça beğendim. hele ki sessizlik yemini etmişçesine kapatılan hücre sahneleri beni oldukça etkiledi görsel olarak da hoşuma gitti. bunun yanında zayıf tarafları tabiki var ciddi bir duygu eksikliği muhakkak söz konusu,çoğu arkadaş ilk filmin atmosferi yok diyor film için tabikide 1973 yılında çekilen bir filmin atmosferini tutturmanız neredeyse sıfır ihtimal zaten ilk filmle kıyasla bunun aktarılması mümkün de değil.sonuçta karşılaştırma yapacağımız ilk papillon filmi sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmlerinin başında geliyor aynı zamanda gelmiş geçmiş en iyi oyunculuk performansıda dahil son olarak filmi izlemek isteyenlere tavsiyem 1973' yapımını defalarca izleyen biri olarak 2018'ini de ben çok çok beğendim. Filme dair çok fazla eleştiri var ben kesinlikle bir şans verin izleyin derim bi kere böylesi kült bir filmi yeniden çekmek yürek ister yönetmende ise o yürek fazlasıyla varmış tebrik ediyorum 1973 yapımı ilk papillon Filmine puanım 10 üzerinden 9.5 2018 yapımı papillon filmine puanım 10 üzerinden 7.5
1
10,936
Ne beğendiniz bu filmde deseler Orhan Babanın müzikleri haricinde bişey söyleyemem. REsmen ıkınma yöntemiyle uzatılan bir senaryo kanaatimce. Bu puanı haketmiyor.
0
10,937
Merakla bekledigim nadir filmlerden birisi Hayat Var konusu bakimindan da ilgi cekici..
1
10,938
tekrar filmin amaçlarından biri. yabancılaşmanın ve bugün yabancılaşmaya yol açtığı öne sürülen post modern kültürün en önemli öğelerinden biri tekrardır. bu filmde de kızın yabancılaşmasına, salt aile ve okul sorunlarının değil, bütüncül bir yaklaşımla toplumun ve dünyanın sorunlarının neden olduğu gösteriliyor. haliyle kız hiçbir şey yaşamazken etrafında sürekli camlar kırılıyor, polis ve itfaiye sirenleri çalıyor...anlamayanların da canı sağolsun tabi.çok başarılı bir film. üç maymunla birlikte seyrettiğim yerli filmler arasında bu sezon en iyi yapım. ses, görüntü ve kurgu çok başarılı.
1
10,939
Birkaç eleştirmenin beğendiğini ezbere tekrar eden ve farklı düşünenleri anlamazlıkla suçlayan yorumculardan bahsetmiştim. Buyrun size sallamanın son örneği:Ben kırık plak misali, yoruma birkatkısı olmayan bir tekrarcılığın en az yirmi dakika filmi şişrdiğinde bahsediyorum. Hazret tekrarla postmodern arasında bir ilişki kurup bunun filmin amacı olduğunu söylüyor -ki post modern literatüründe tekrar kavramı ile böyle bir ilişkilendirme yok.- Kaldı ki postmodern özentisi bu filmde kızın yabancılaşmasına bütüncül bir yaklaşımla toplumun ve dünyanın sorunlarının neden olduğu nun gösterilmesi küllliyen sallama. Çünkü postmdernin ana felsefesi bütüncül yaklaşımları reddeder! Olsun ama ! Manasız cümleler kurarak sallamak serbest ya. Salla gitsin! Postmodernliğin şanındandır!
0
10,940
Felaket yapımlarını beğenerek izleyen olarak Dantes Peak i beğendiğimi söyleyebilirim.Hiç bir anında aksiyonun düşmediği bu yapıma ben 10 puan üzerinden 7,5 puan veriyorum.....
0
10,941
1.si insanların yaşam kaynağı tükendiği için onlar yeraltına iniyorlardı peki neden 200 yıl sonra tekrar cıksınlarki? 2.si asagıdan yukarırıya cıkmak için nehr yoluyla asağıya iniyolar br de bakmışlarki yukardalar=)) 3.sü o kostebek nie dev? 4.sü brzcık sacma mı ne=))
0
10,942
Hiç fena değil türünün iyi örneklerinden bir film olduğunu düşünüyorum.Büyük beklentiyle gitmeyin o zaman keyif alırsınız.
0
10,943
lord3000 e katılıyorum. film 5 dk önce bitti. süper bir filmdi.
1
10,944
Güzel film ama daha iyi olabilirdi,biraz çocuk filmine kaçıyor gibi..Sonu da daha iyi olabilirdi,izleyin yada izlemeyin diyemicem ama pişman etmez..6,5/10
0
10,945
Sihirli şehrrin kurucuları,gelecek nesillerini düşünüp bir kutuya onların kurtuluş bilgilerini koyarlar ve belediye başkanına teslim ederler.Bu kutu başkandan başkana teslim edilecek ve tam 200 yıl sonra açılakacaktır.Elden ele değişimde yaşanan bir aksaklık yüzünden kutu bir köşede unutulur.200 yıl geçmiştir ama insanlar kutunun varlığını bilmedikleri için tek yaşam kaynakaları olan jenaratörün arızasına çözüm üretememktedirler.Lila ve Doon bu kutuyu bulurlar ve işe koyulurlar.City of Ember yapımcı listesinde Tom Hanks,oyuncu listesinde ise Tim Robbins ve Bill Murray gibi sağlam isimler barındırıyor.Buna rağmen film,büyüklere pek fazla hitap etmiyor.Bu film için çoçuk filmi demek sanırım daha doğru olur.Ama fantastik hikayelerden hoşnaırsanız izleyebilirsiniz.Gerçi beni çok tatmin etmedi ama kişiye göre değişebilir.
0
10,946
...dünya değişir ama yöneticiler ve çıkarları için yönettiklerine verdikleri gaz ve çizdikleri kurallar asla değişmez: . aykırı birileri çıkıp sistemi sorguladığında ,yeniden insan olmaya başlıyorsun demektir... bu tarzı seviyorum....biraz düşünmek istiyorsanız hiç düşünmeden izleyin.: ... notum...10/8
1
10,947
çook ama çoooook beğendik..
1
10,948
en az 4 kere izledigim film okulda izletmislerdi kucukken ilk.Bence harika bi film izlemeye deger.Oyuncular cok iyi is cıkarmıs...
1
10,949
Filmi az önce izledim ve çok beğendim 1996 yılına göre efektleri çok güzel,sürükleyici ve temposu hiç düşmeyen bir film.Pierce brosnan filmin önemli bir artısı.Bu tür felaket fimlerinin sevenler kaçırmasınlar.8/10
1
10,950
Kendini seyrettiren bir felaket filmi...
1
10,951
Hızlı ve Öfkeli 'nin motorlu şekli. Kaliteli bir film diyemem ama sürükleyici sahnelerde fena degil. Sadece güzel motorsikletler görmek istiyorsanız izleyin derim.
0
10,952
çünkü filmi vizyondan geri çektiler... çok kötü eleştiriler aldığı için
0
10,953
filimi izledim ama aradıgımı pek bulamadım okadarda ilgi çekici deyil hızlı ve öfkeliyi sevenler aradıgını bunda bulabilceklerini sanmmıyorum ama yinede bu türü sevenleri tatmin ede bilir ama beni etmedi açıkçası bek ilgi alanımdaki bir filim deyil yinede izleyin kararı siz verin
0
10,954
Scorsese nin biraz vites düşürdüğü,iddiasız, daha küçük bir film.Herkese göre olmadığı kesin ama üst düzey oyunculuklarıyla öne çıkan,yaşayan en büyük yönetmen Martin Scorsese nin ilginç bir denemesi.
0
10,955
sırf nicolas cage için bile izlenebilir ama barda ve ambulanta geçen sahneler benim için artık bir klasik haline geldi.
1
10,956
uykusuzluktan öldüm filmi izlerken.......yani nicolas yorgunluğunu bıkkınlığını öyle yansıttiki ,film bitince artık uyur biraz diye sevindim yanı..ciddi bi yönetmen başarısı ,tamamen rolünü sahiplenmiş bir aktör ve sorunlarla örülmüş o duvarı yıkamayan hayatında bile kendince geliştirmeye çalıştığı hoş duygular bnelki de aşk .... garip bir filmdi ..gerçekten hayatın kıyısından insanlık ve hayat enkazlarına baqkıp şöyle bi hüznüne kapılacağınız bir film... güzel di
0
10,957
mehmet günsur yüzünden cok zor izledigim bı fılm:)bı ınsanın sartlar yuzunden kac karaktere burunebılecegını anlatan gusel bı fılm
1
10,958
Biraz ağır akan bir filmdi ama böyle olmasının sebebi de filmin temasından kaynaklanan bir durum. Kışın yoğun ve uzun olduğu bir bölge de geçen hikayeyi anlatıyor. Muhteşem olmasa da vakit geçirmek için izlenecek bir film. Olayları,gelişmeleri kişileri çabucak tahmin edebiliyorsunuz.Gerilim olarak adlandıramayacağım bence hiç gerilim yoktu ama dram var diyebiliriz.
0
10,959
Filmin tanıtım özetinde yer alan ''yerel bir oyun izleyicisi olan Cory'' ile nasıl bir tanımlama yapılmak istenmiştir? Bu çeviri hatasının düzeltilmesi kahramanın tanıtılması açısından yararlı olacaktır.
1
10,960
yine pek başarılı olmayan bi çizgi film uyarlaması-pokemon gibi-nedense bu tür filmler yapıldığında bi mesaj kaygısı oluyo ve bu mesajlarda ilkokul çocuklarına yönelik olduğu için bayıyo...
0
10,961
kesinlikle sana katılıyorum uqurate .... Hitap ettiği kesim herhalde aşağıdaki cine fanatik ve arrasandotr değil ... :)))
1
10,962
Megan fox var izlenir 1. Fılm görselik açısından harikaydı müzikler transformens gibiydi merakla bekliyoruz
0
10,963
izlemye değerr
1
10,964
izlediğim en tatlı filmlerden biri.diyaloglar,aslında hareketli bir film olmamasına rağmen yönetmenin canlı bir hava yakalaması ve farsça’nın bu filmin ahengi ile çok iyi uyuşması sinemayı seven her insan için bu filmi izlenilir yapıyor.
1
10,965
Pek beğenmedim diyebilirim haz almadım...Bergmanın filmleri ilgimi çekmiş ve beğeniyle izlemişimdir ama bu film bana pek uymadı...
0
10,966
Kadın erkek ilişkilerini bir belgesel tadında anlatan film. Mizansen ve dialogları çok güçlüdür
1
10,967
Dogu Berlin'deki almanlarin Bati'ya kaçisini anlatan, yakin tarihe dair güzel bir alman yapimi.
1
10,968
gerçekten süper film o yıllarda neler çekildiğini daha iyi anlıyor insan mehmet kurtuluş da süper di yani
1
10,969
Görüntü ve ses efektleri kötüydü. Özgün bir senaryo ya da iddialı bir oyunculuk göremedim. Başarısız film kategorisinde.
0
10,970
İlk filmin ekmeğini yeme filmi olmuş ilk filmde bu filme göre aksiyon boldu bu filmde ise özellikle ilk yarısı çok durağandı ve ilk filmin konusu bilim kurgu açısından daha iyiydi bu biraz basit kalmış gibi ilk filmin senaryosunun yanında ve ilk filmde ki oyunculuklar da bu filmde ki oyunculardan daha iyiydi bu filmin sadece iyi yanları görsel efektleri ve olan aksiyon sahneleri onun için puanım 2.5/5
0
10,971
Kristal berrakliginda etkileyici gorsel efektler var. Sikilmadan izlenebilir ancak turune kattigi extra ozelligi olmayan bir film. Klasik hikayeler , basmakalip replikler. Filmin ana kahramani siyahi oyuncunun performansi zayif. Iyi bir hava yaratamiyor. Star wars serisinde de performansini begenmemistim. Pasific savaslarinin hiikayesini bilmiyorsanizda ve ilk filmi izlemediysenizde bu filmi yinede sikilmadan izleyebilirsiniz. Yapacak isiniz yoksa eglence olsun diye izlenir.
0
10,972
İzlediğim için pişman değilim. Beğendim.8/10
1
10,973
abı yıllardır soylenır ama halen anlamıyan bazı arkadaslar var cem yılmaz dıyınce gosterılerındekı gıbı senı olduresıye guldurecek degıl fılm sonucta tek yaptıgı bısey degıl sonuc olarak guzel fılm olmus saglam esprıler var ara ara eglencelı bu tarz fılm yapıldıysa sonunda bundan daha ıyısıde olamaz saglam ıs cıkartmıs ızlerken keyıf alırsınız 10/9
1
10,974
Aynı adlı 1967 yapımı filmin yeniden yapımı olan bu eğlenceli film hayvanlarla konuşabilen bir doktoru anlatıyor ve oldukça eğlenceli özellikle hayvnların oyunculukları oldukça başarılı:)
0
10,975
Cem YILMAZ Hollywood la dalga geçmeye devam ediyor bunu yaparkende bizi kırıp geçiriyor.O dönemdeki Osmanlı Padişahın Beyaz Saraya hediye ettiği kaşıkçı elmasını göndermek üzere iki osmanlıyı (Cem Yılmaz ve Ozan Güven) görevlendirir Amerika topraklarına girdiklerinde macera başlar. Yolları kovboylar tarafından hemen kesilir tabi elmasıda kaptırırlar. Bu elması her ne olursa olsun saraya teslim etmeye karar veririler.Bir kasabaya yerleşirler para kazanmak için yapmadıkları soytarılık kalmaz.Kasabada Hacivatla Karagöz oynatırlar (kasaba halkı buna hiç gülmez nede olsa osmanlı kültürü),sarma şeker yaparlar ve satarlar.Para kazandıktan sonra. Bütün kovboy filmlerinde olduğu gibi bizimkilerde silahlanır.(Ama film boyunca hiç ateş etmezler) Bunları yaparlarken elmasında kimde olduğunu öğrenirler.Kowboy filmi olurda Kızılderililer olmazmı elmasda onlardaymış.Cem yılmaz çok iyi bir iş daha çıkarmış kızılderililerin isimleri, hiçbir western filmde eksik omayan rüzgerın gücüyle yoldan geçen çalılar,kasabın şerifi istediğini öldürür ve buna kimse birşey diyemez (hep böyle olmuştur) western filmlerde olmassa olmazı duellosu, kasabanın delisi, kızılderililerin barışçıl yanları; yani filmin hemen hemen her (dikkatli seyirciler için) karesinde gülünebilen takdire şayan bir film. Filmin finali ise sürpriz olsun iyi seyirler...
0
10,976
bence güzel bir film olacak
1
10,977
fragman dahi koparttı beni..tümünü izlemek için sabırsızlanıyorum.cem yılmaz olurda gülünmezmi..?
1
10,978
süper süper süper.. çok iyi bir cem yılmaz filmi olmuş.
1
10,979
cem yılmazı seven birisi olarak söylüyorum. hayatımda izlediğim en kötü film. her yönüyle..iyi filmden anlayan herkesin sinemadan çıktıktan sonra aynı duygularla buraya yorum yazacağına kalıbımı basarım..
0
10,980
içten su gibi akıp giden bir film. Bittiğinde devam etmesini dilediğim, alıp götüren, izlettiren, yormayan hoş bir film.
1
10,981
İzlerken katienin cesaretiine hayran kalldım bnce atları sewiyorsanız izlemelisiniz. :D
0
10,982
atları ve doğayı sevenlerin beğenebileceği bir aile-dram filmi puanım;7,3
1
10,983
OL - MA - MIŞ. Hem de hiç olmamış! Serinin 2. filmini izledikten sonra sormuştuk: 1.'nin tıpatıp benzeri bu filme ne gerek vardı? diye. 3.'sü için de aynı soru genişletilerek yeniden sorulabilir: '2 tane benzeri varken bu filme ne gerek vardı?' diye. Ata Demirer, 3 filmi de aynı şablon üzerine kurmuş: 9/8'lik ritimli şarkılar, iyi adamlar - kötü adamlar, iyi adamların galibiyeti. Ama artık yeter ve umarım Ata Demirer bizlere eyvah eyvah dedirtmek için daha fazla uğraşmaz!
0
10,984
Bence film inanılmaz olmuş hayatımda bu kadar güldüğüm başka bi film hatırlamıyorum(Düğün Dernek de bunun kadar komikti). Tamam 5/5 lik film değil çünkü bu sefer hikaye ÇOOK AZ daha zayıf diğerlerine göre ama gerçekten Ata Demirer çok zeki bir adam bu filmde de zekasını konuşturmuş ve inanılmaz espriler yazmış ve de yönetmen Hakan Algül de her zaman olduğu gibi gayet güzel ve sade çekimlerlerle bize Çanakkale'nin o cana yakın atmosferini yaşatmış. Bakın beni daha tanımıyorsunuz ama güvenin bana inanılmaz eğlenceli ve komik film ben gözlerim yaşlı çıktım salondan. Şiddetle tavsiye ederim
1
10,985
Başta senaryosu olmak üzere,her yönden ilk filmlere göre çok zayıf kalmış
0
10,986
ilk iki filmin yerini tutmuyor.filmin kalitesi düşmüş.10/6
0
10,987
1
10,988
20:30 Seansından çıkalı yarım saat oldu. İşyeri grubu olarak tam 9 kişi izledik ve gerçekten komikti. Teşekkürler Ata ve ekibi :)
1
10,989
eğlencelik güzel bir film 3/5
0
10,990
Dr. Dolittle, bir çoğunuzun çocukluğunun bir parçası olan, 90'lı yıllarda çıkmış olan Eddie Murphy'nin komedi filmi. Hayvanlarla konuşabilen bir adamın hikayesini anlatıyor bu film ve daha yeni izleyebildim! Mükemmel değil ama çok da kötü değil, izlenebilir aslında. Bazı komik şakaları ve yaratıcı fikirleri vardı. Eddie Murphy'yi de özlemişim, hoş bir performans ortaya koymuş. Konu saçma olsa da, ailecek izlenebilir bir film. İzle-unut türünde, eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir iş ortaya çıkmış. İzlemezseniz de bir şey kaybetmeyeceğiniz de bir gerçek. TOPLAM PUAN: 5.6/10
0
10,991
dün tv de izledim gerçekten komikti özelliklede fareye solunum yapma sahnesi çok güzeldi kaçırmayın.
0
10,992
Murphy nin eğlenceliklerinden...
1
10,993
Bizden, içimizden bir film sanki..duygular o kadar yalın ve sakin anlatılıyor ki farketmeden içinize işliyor...
1
10,994
evet doğru uzakdou girince biraz büyüsü bozulmuş gibi oluyo gerçekten.bence filmde jet li nin de oynaması çok büyük bi hata.
0
10,995
bu film bir hip hop sahaseri ve bu filmden öğreneceğimiz cok hayat dersi var.azim ve calıskanlık...
1
10,996
Yeni yüzyılla birlikte günümüzün sorunlarına(onlar için) yönelik bir açılışla Kuzey Korede bir silah anlaşmasına sızan Bond abartılı ama oldukça sağlam aksiyon sahneleriyle güçlü bir giriş yapıyor, serinin en iyi jeneriklerinden birinde Madonnanın muazzam sesi(en iyi sountracklerden biri serinin) eşliğinde 40 senedir beklediğim şekilde(Bondu sevediğimden değil) anasından doğduğuna pişman ettikleri işkece sahneleriyle oldukça farklı bir giriş yapıyorlar.Sonrasında ise egzotik yelrde dinamik aksiyon sahneleri muazzam güzellikteki klişe bond kızları madonna süprizi ve sağlam kılıç sahneleri eşliğinde ilk bir saat kuşkusuz Brosnanın oynadığı en iyi Bond eseri olarak ilerliyor.Sonrasında ise süper ajanımıza hayır diyemeyen kadınlar, klasik hainler, saçma süprizler, 21 yüzyıla yakışmayacak kadar kötü kalite efekler, Brosnanın aksiyon sahnelerdeki yetersizliğinde kullanılan dublörlerin farkedilmesine kadar yapılan hatalar yığını Başka Bir Gün Ölü klişe sıradan bond filmlerinden biri haline getiriyor.Tek akılda kalıcı yanı Moneypenny’nin 40 yıl sonunda muradına erip Oh James! repliğinine ulaşması(gerçekten espirli hoş bir sahne) iyi seyirler..
1
10,997
Doğruya doğru. Kötü ve yetersiz olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bu filmin çekimi için emek harcayanlara bile üzülüyorsunuz.
0
10,998
Film dört dörtlük olmasa bile surukleyici bir yapıt izleyeni keyiflendiren bir polisiye diye düşünüyorum.morgan her zamanki gibi iyi oynuyor.
0
10,999
bence film çok akıllıca yapılmıştı ben beğendim kısaca siper bir gerilim polisiye filmi !!!!!
1