Unnamed: 0
int64
0
16.6k
Sentence
stringlengths
1
13.7k
Sentiment
int64
0
1
12,200
Eğlenceli, kıpır kıpır, dansa teşvik eden, ekranın içine çeken, John Trovoltanın oyunculuguna hayran bırakan , kahkaha komalarına sokan müzikal. John Travolta basrolde oynamasına ragmen az gorunsede oyunculuguyla gene fılmı tepelere tasımayı basarmıs. Müzikler , dekor tam anlamıyla muhteşem. 10/10
1
12,201
john travoltanın kadın hali acaip komik olmuştu...ayrıca sürekli lolipop yiyen garip görünüşlü kız da komikti fakat başroldaki kız cok sevimsizdi ve film cok duragandı... bi kaç dans sahnesi haricinde pek bi şeyi yok...eglenceli vakit gecirmek için uygun...
0
12,202
pierce brosnan hiç güzel oynayamamış.10/5
1
12,203
Bu film izlediğim en güzel anime-animasyon kategorisinde 1. sırada gelir.Hayao Miyazakinin filmlerini anlatmak için kelimler yetersiz kalıyor.Her animesini olduğu gibi bunuda heyecanla ve bi o kadar da büyük beklenti içinde izledim.Ve beklentilerimin karşılığını da fazlasıyla aldım..Çok saol Haayao Amca.Sen bize hayata farklı bir pencereden bakma şansı verdin..İyi ki varsın. Yeni animelerini bekliyor olacağım
1
12,204
Akıllara birkaç açıdan "Gone Girl"ü getiriyor. Bestseller uyarlaması, cinsiyet rolleri, gizem, sürükleyicilik. Kitabı okumadım ancak az çok tarzını tahmin edebiliyorum. Bunlar popüler kültür ögeleri. Tabii ki ne kitaptan ne de film uyarlamasından birer klasik olmalarını beklemek fazla iyimserlik olur. Ve onlara haksızlık etmiş oluruz aynı zamanda. Merak duygusu ile kendini izletiyor. Önemli olan bu. Başarılı bir kurguya sahip. Oyuncularda da bir problem yok. Çıkış noktası aslında fena değil. Gözetleme işi. Salonlarda izlemeye değer pek bir şeyin olmadığı şu zamanlarda keyifli vakit geçirmek için tercih edilebilir.
0
12,205
YILIN İYİ FİLMLERİNDEN İngiliz yazar Paula Hawkins’in 2015’te yazdığı ‘The Girl on the Train” romanı 47 yaşındaki Amerikalı yönetmen Tate Taylor tarafından sinemaya aktarıldı. Dünya kitap listeleri arasında en çok satan roman ünvanına sahip olan yazar, yarattığı sıra dışı karakterlerle farklı dünyaların gizem dolu kapılarını açıyor. Emily Blunt, Rebecca Ferguson, Haley Bennett, Justin Theroux, Luke Evans ve Edgar Ramirez’ in başrolleri paylaştığı psikolojik gerilim yüklü film, bizleri geçmişiyle her gün yüzleşmek zorunda kalan bir kadının karşılaştığı korku dolu anları gösteriyor. Klasik korku düşüncesinin dışına çıkan algıyla birlikte, Stephan King tarzı “korku sineması” senaryosunun yıkıldığını görüyoruz bu yeni yapımda. Yakın dönem popüler kitapların sinemaya aktarılış öyküsü günden güne çoğalırken “Trendeki Kız” çarpıcı konusuyla bizleri sinemaya kilitleyecek güce sahip. Bu film “Yeni Gone Girl” olur mu peki? Kıyaslama yaparsak eğer, beklentilerin üstünde konusuyla Gone Girl’ü paralel çizgide takip eden çarpıcı film olacağı kesin. Alkol sorunu yüzünden eşinden boşanıp iş hayatında zor günler geçiren Rachel, obsesif davranışları sonucunda devamlı aynı trenin aynı koltuğunda seyehat edip, çevresinde gördüğü insanların hayatlarını hayal etmektedir. Kendi dünyasının geçmişinde gezinirken bazı noktaları hatırlamadığını fark eden alkolik kadın, Megan ve Scott’ın evine dalıp mutluluk üstüne düşüncelerin hayalini kuruyor. Trenden gördüğü gizemli kadının bir anda kaybolmasıyla geçmiş ve gelecek arasında gidip gelecek olan Rachel’ in, gizemli bir bebek ve eski kocasıyla olan olayları kafada bir ton soru işaretini yapılandıracak, korkuyu ve gizemi geniş açılarda bizlere sunacak. Yönetmen cümlelerin gizeminden yola çıkıp anlatıcı unsurla üç ayrı kadının öyküsünü tek karede birleştirirken eşine az rastlanır sahneler kullanıyor. Mesela filmin girişinde öylesine etkili diyaloglar var ki, ilk sahneden insan konuya bağlanıp sonu belli olmayan enteresan girdapların içine dalıyor. Yönetmenin, Rachel üzerinden hayali kurgular yaratıp, kurguların gizemi üzerinden korku dolu görüntülere giriş yapması filmin “gerilim” bağlamında gücünü arttırmış. Erin Wilson romandan uyarlamada günlüklerle ilerleyen öyküyü kadın dünyasından irdelemesi harikulade senaryoyu ortaya çıkarmış. Üç ayrı kadının erkek egemen toplumdaki varoluş felsefesi konunun özünü teşkil ediyor. Özellikle “Gone Girl”deki gibi, suçlu olacağına ihtimal veremeyeceğimiz kadının ikinci bölümdeki görüntüsü izleyeni ters köşeye yatırıyor. Şaşırtıcı biçimde bizi içine çeken “Trendeki Kız”, erkeklere bağımlılık, alkole bağımlılık, mutluluğa bağımlılık üçleminde yüksek çatışmalar yaratıp, aslında kendisini yaşamın içinde var etmek isteyen kadın kimliğinin harikulade yansıması! Emily Blunt 2011 yılında Matt Damon ile birlikte rol aldığı “The Adjustment Bureau” filminde ‘karakter’ bağlamında yeteneğini ortaya koymuştu. Bu filmde öncelikle acınaklı görüntüsünün eşliğinde bizlere ders veren Blunt, Rachel’ in psikopatça davranış biçimlerini filmin içine yayarak konuya damgasını vuran rol analizi kesiyor. Ayrıca Haley Bennet ise “Megan” rolünün gizem dolu arayışını bizlere net olarak gösteriyor. Rebecca Ferguson’un iki muhteşem oyuncuyla beraber gösterdiği birliktelik film için on numara tercih olmuş. Trendeki Kız “The Girl on the Train”, romandan uyarlanan muhteşem senaryosu, şimdiye dek görmediğimiz konu bütünseliyle ‘korku-gerilim’ alanında sizlere bambaşka kapılar açacak. “Yeni Gone Girl” adlandırmasının yanında, “Yeni Gerilim Kuşağı” diyebileceğimiz filmi ajandanıza not alın, pişman olmayacaksınız!
1
12,206
pierce brosnana koötü diyenler utansın mükemmel bir adam her oynadığı flmde mükemmel golden eye de bunlardan biri
1
12,207
bir kere oyuncunun Bond rolüne yakışması için sadece karizmatik olması gerekmez. My name is Bond James Bond demesi bile farklı olması lazım. Bu repliği güzel söyleyenlerin içinde Pierce Brosnanda var. 1)Roger Moore 2)Sean Connery 3)Pierce Brosnan 4)Daniel Craig işte en güzel rol yapanları baştan aşağı dizdim. Bu arada Martin Champbell filme ayrı birhava katmış.Bondu aşırı hız yapan bir kişi olarak göstermeye çalışmış.Aslında isabetlide olmuş.Bence güzel bir filmdi.Sean Beanın rolü zaten kusursuzdu. 10/9 puanı hakediyor ama James Bond hayranı olduğumdan dolayı 10/10 veriyrum.
1
12,208
film çok sıkıcı..nasıl romantik,nasıl komedi anlamadım..güldüğümü ve hüzünlendiğimi hiç hatırlamıyorum...amaçsız bi film...kesinlikle tavsiye etmiyorum gitmenizi.böyle saçma sapan filmler yapılmasın artık bu ülkede diye haykırmak geliyo içimden.
0
12,209
cok guzel bir film.türkler gercekten sinema sektorunde ilerlemeye basladılar cunku romantik komedi turunu ben bu derece ilk defa guzel icra eden bir ekip gordum.basarılarının devamını diliyorum gidilmesini tavsiye ederim..
1
12,210
başarılı ama kelly lebrock a aşık olmamak elde değil
0
12,211
Çekilenin bir belgesel değil de "film" olduğunu unutmamak lazım. Çoğu kişinin filmi izlemeden direk milliyetçi bir damarla Çin Seddi Türklerin korkusundan yapıldı bu film atalarımıza görmezden geliyor, tarihi çarpıtıyor diyerek atlamaları çok normal.. Filmi izleyecekler için tavsiyem şudur: Filmin giriş kısmında ki açıklamayı dikkatlice okumaları ve bu açıklamayı bilerek ve özümseyerek filme başlamaları her açıdan yararlı olacaktır. Filme gelecek olursak usta yönetmen Yimou Zhang Çin dışında film çekmemeye oldukça kararlı görünüyor. The Great Wall, esasında prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, görsel efektleri ve aksiyon iddiasıyla fantastik ve epik bir savaş filmi vadediyor. Özellikle canavarlara karşı savaşan ordudaki askerlerin birbirinden rengarenk ve parlak kıyafetleri, saçları, duruşları, hareketleri bariz şekilde “anime” hissiyatı uyandırıyor. Senaryosu absürt ve yetersiz olmasına rağmen, klasik bir gişe filmi olarak düşünüldüğünde görselliği ve aksiyonu tatmin edici bir film olduğunu düşünmekteyim..Çok beklenti içine girerek izlerseniz pişman olursunuz 3D seçeneği için sinemada izlenebilir iyi seyirler...
0
12,212
Şu ana kadar izlediğim en iyi filmdi diyebilirim👍🏻Muhteşem bir yapıt👏🏻👏🏻Yayında ve yapımda emeği geçenlere teşekkürler🙏🏻
1
12,213
şimdi eğri oturalim doğru konuşalim film beklediğimizden daha iyi çikti benim gözümde ben bukadar beklemiyordum ha hatalari yokmu var ilk başta biraz sıkılıyo gibi oluyosuun ama sonrada film fena sarıyor
1
12,214
Gerçekten çok güzel bir film, aşkın yaşının olmadığını ve çok güzel bir duygu olduğunu göstermişler bu filmde. Tavsiye ederim.
1
12,215
olabilecek herşeyi tahmin edebileceğiniz klasik bir aşk filmi dersem yanlış olmaz
0
12,216
bu film için söylenebilecek tek şey: klişe..holywood beni yine şaşırtmadı döndürüp dolaştırıp aynı şeyi önümüze koymaya devam ediyor
0
12,217
Genelde Türk filmlerini pek başarılı bulmam ama gayet güzeldi aşk tutulması, kesinlikle tavsiye ederim.. 10/8
1
12,218
Yıldızlardan kurulu kadrosuyla sinema tarihinin en önemli mahkeme filmlerinden biri.Uzun süresine rağmen seyirciyi bir an sıkmayan özellikle Alman avukat rolünde mükemmel ötesi bir performansla Oscar alan Maximilian Schellın oyunculuğuyla değeri artan eşsiz bir klasik.Her sinemasever mutlaka izleyip arşivlemeli.10/10
1
12,219
masum olduğunu bildiğiniz bir insanı ölüme mahkum ettiğinizde böyle olacağı belliydi.. filmin özeti bu cümle.. çok film izlemişsinizdir 2.dünya savaşı almanya dönemi ile ilgili..yaşanan vahşeti farklı şekillerde anlatan biçok film...ama bu film diğerlerinden farklı.. size bambaşka bir dünya görüşü getiriyor.. bunu ulusal bir soykırım anlayışından çıkarıp,uluslararası boyut kazandırıyor.. bizler daha çok yapılanları gördük,insanların acılarını izledik..ama burda arka perdesini, bu vahşetin meşru hale nasıl getirildiğini görüyoruz.. izleyin arkadaşlar mutlaka,,herkes kendi kalbi ve beyni için izlemeli.. 10/10
1
12,220
Film mutlaka izlenmesi gereken bir film. Bir başyapıt tarzında olan film nazi Almanyası döneminde yaşanan zulümleri ve adaletin birgün yargıçları dahi yargılayabileceğini göstererek hukukun üstünlüğünü ve aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve dramayı içinde barındıran bir eser olarak bizleri o yıllara götürecek kadar başarılı..
1
12,221
en etkileyici yanı filmin sonu o aydınlık zaten filme dikkat ederseniz bir aydınlık ışık hüzmesi ve beyaz takıntısı var özelikle kahramanımızın kapatıldığı hapis dfurumlarında bir şeydaha dikkatimi çekti polislerin terminatör 2 deki kötü sayborga benzemeleri tesadüfmü ? bence seyredilmeli ama 2000li yılların gözüyle değil 1980 lerin gözüyle
0
12,222
yorumların olumlu olmasının tek nedeni lucasın filmi olması yoksa çok güzel bir film değil ama vasatın üstünde eyer film 15-20 dakka daha uzun olsaydı çok daha iyi olurdu çünkü tamda en mrk edilen yerde film bitti
0
12,223
Aslında fazla komedi filmi izlemem ama bu aile gerçekten çok komik. Eğlenmek istiyorsanız izleyin... 7/10
0
12,224
çocuklar için uygun bir film değil. yetişkinlerin izlemesi gerekiyor. blog sayfamda bu nasıl ile filmiyle ilgili izlenimlerimi okuyabilirsiniz
0
12,225
Bence sinemadaki birçok yapım arasında ,samimiyeti ve içtenliği ile hemen farkedilen bir film. Eğer önyargı ile yaklaşılmazsa bazı kişiler için sıkıcı da değil.Karakterlerin çoğu iyi oturmuş. Sadece bazı sahnelerde bütün japon filmlerinde hissedilen canım-cicim aile sahneleri var ama olsun o kadar kusur kadı kızında da olur (!)
1
12,226
Japon kültürüne dair çok önemli bir film.Toplum baskısı,ekonomik buhran,kendilerine has adet ve töreler.Şiddetle tavsiye edilir. Filmden bir replik: Bir kızın klasiklerle işi yoktur.Fazla kitap okursan evde kalırsın!
1
12,227
abi büyü sahnelerine çok güldüm ya o neydi öyle o oyuncuya biraz ders almasını soyleseniz iyi olur be :D valla bak filme gelirsek iyiydi yani gidilip izlenebilecek bir film sonu baya etkiledi ne beklerken ne bulduk mk :D
0
12,228
gittiğim filmler arasında başarılı buldugum filmlerden bir tanesi her nekadar kötü oyunculuğu olan kişiler olsada sonuçta hikayesi güzel eşeltiriye gereken yerleri illaki var özellikle 2 tane karakter çok kötüydü biri büyücü karakteri biride genç erkek karakteri tek tebrik edevegim sahne ise filan sahnesiydi çok duygulandirdi finali beni çok güzel bir konuya değindikleri için
1
12,229
Emege her zaman saygi duymak lazim bu dogru fakat filmde oyunculuk ve kurgu adina o kadar cok eksikler var ki saymakla bitmez. Film icin guzeldi yorumu yapan arkadaslari da anlamakta zorlaniyorum hangi kriteri goze alarak filmi guzel statusune koydular bilmiyorum. Ozetle sıkıcı, sifir oyunculuk, sifir kurguyla yapilmis ucuz bir filmden otesi degil.
0
12,230
Çok güzel bir yapım severek izlediğim güzel yapitlardan bir taneydi hikaye iyi görseller çok iyi pişman olmayacahiniz bir film
0
12,231
Sürekleyici bir filmdi ama gitmeseniz de hiçbir şey kaybetmezsiniz. Çin Seddi uzaylılar yüzünden yapılmış safdafhs.
1
12,232
0
12,233
Daha çok Çin Sed'di manzaraları görmeyi ummuştum ama,müzik,görsellik,Matt Damon...herşey harika ve Parlayan Hançerlerde de olduğu gibi yönetmen farkını yine koymuş ortaya.
0
12,234
benim için kusursuz sayılabilecek bir film çünkü uzak doğu filmlerine bayılıyorum tiplerine inanışlarına film de bana uygun yaratıklı aksiyonlu ama nedense her yerde beklediğimden düşük oylanmış biraz konu eksik ama muhteşem bi kaç ekleme daha yapılabilirdi 1 saat 43 dk civarı film 2 30 saat olup güzel bişeyler daha eklenebilirdi
1
12,235
Kısacası Circle bir şey vahdetmediği gibi bir başarıda ortaya koymuyor. Puanım : 4.5/10
1
12,236
önc izleyip düşünce tarzına bakın! hemen arşivlik yapmayın şunları!
1
12,237
çok güzel bir film.. hiç sıkılmadan izledim, akıcıydı.. sıkılmadan izlenebilecek bir film.. gayet güzeldi..
0
12,238
Orta karar bir gizem, gerilim filmi. Başka alternatifiniz yoksa izleyebilirsiniz.
0
12,239
Doğaüstü güçlere sahip bir kız ve bu potansiyelin doğru yönlendirilememesi sonucu ortaya çıkanlar. Bastırılmış duygu ve düşünceler nasıl ki zamanla insana zarar veriyor ve bir noktada kendini "patlama" şeklinde dışarı vuruyorsa, bastırılmış potansiyeller de belli bir noktadan sonra ya da bir tetiklenme ile kendini dışarı vurabiliyor. Ben filmi yaşamın çok da dışında, olağanüstü öğeler barındırıyor olarak görmedim; açıkçası bu tarz güçleri olan insanlar olduğuna ve benzer hikayeler yaşıyor/yaşamış olabileceklerine inanıyorum. Sorun bence bu insanların anlaşılamamasında ve çoğunlukla da "hasta veya deli" diye nitelendirilmelerinde.
1
12,240
Ben Afleck ve Samuel L. Jackson’ın sürüklediği güzel bir film. Zevkle izlenebilir.
0
12,241
Kendi başına düşünülürse iyi bir bilimkurgu filmi olarak görülebilir, ancak 2001 filminin devamı olduğu düşünülürse; hayır; kesinlikle olmamış. Hiçbir sahnesi 2001 filminin yanına bile yaklaşamaz. Keşke yönetmen kubrick'i birazcık örnek alsaymış. Onu taklit bile etseydi bundan daha iyi bir film ortaya çıkardı. Sadece hikayenin kitaba göre nasıl devam ettiğini görmek ve bazı sorulara yanıt bulşabilmek için izlenebilir...
0
12,242
30 yıl önce can yayınları bu çizgi karakterin adını ve kitabın adını pıtırcık olarak koymuş...
0
12,243
evet pıtırcık ne ya tipitip gibi basbaya fransızca bilmediğim halde anladım küçük prens işte
0
12,244
çok güzel. büyük küçük herkes sıkılmadan izlyebilir.
1
12,245
bir film bu kadar sıcak sevimli tatlı olabilir mikeşke küçükken kitabını da okusaymışım, 9/10
1
12,246
Çok içi boş bir film, senaryosundan mıdır yoksa perdeye yansıtılışındanmıdır bilmem fakat balon gibi fazlasıyla şişirilmiş gerçekte fazlasıyla hafif kalan bir yapım, Amerikalılar sektörde hep alıştıkları üzere kolay para kazanmak için yapımlardaki derinliğe gittikçe daha az önem vermeye başlıyorlar, oyuncular oyuncu değil ( ne yaptıkları ne hissettikleri ve neden konuştukları belirsiz canlılar ! ) konu konu değil ( kendi içinde tutarsızlıkları olan saçmalıklar ) sadece görsel efektlerle film yapma mantığı! fakat düşünen aklı başında insanların beğenemiyeceği geçici gün kurtarıcı filmlerden ibaret filmler, komik olan şey ne kadar beğenmesek hatta yüzeyselliğine kızsak da sonuçta yapımcılar izlediğimiz her filmin gişesinden alacağını almış oluyorlar, sonra tekrar fazlasıyla şişirilen fakat gerçekte sahtelikten ibaret anlamsız başka filmler yaparlar ve yine kazanırlar, ta ki artık kimse bu amerikan zırvalıklarını yutmayıp "orda durun bakalım yeterince saçmaladınız" diyerek hiç para vermeyene kadar! bu yüzden fransız, japon, italyan, ispanyol filmlerinin daha fazla ön plana çıkarılması taraftarıyım, hatta Amerikan taklitçiliğini bırakıp rezil şeyler yapmak yerine güzel film yapmayı öğrendiğimiz zaman kendi filmlerimiz bile bu zırvalıklardan daha değerli olacaktır bundan eminim, bu yüzden ne kadar reklamı yapılmış olursa olsun Kaptan Amerika ya ben gitmeyeceğim ve artık saçmalıklara prim kazandırmak istemeyen herkesin de gitmemesini tavsiye ediyorum, sizin biletinizin ücreti ufaktır diye düşünmeyin, çünkü zaten o ufak biletlerden aldıkları güçle bu kadar saçma filmler yapıp yine de sektöre hakim kalabiliyorlar!
0
12,247
Film açıkçası olmamış. Süper Kahraman filmlerindeki heyecan ve aksiyondan yoksun sıkıcı bir yapım olmuş. Eğer DC Marvella yarışmak istiyorsa daha iyi filmler yapmalı.....
1
12,248
Kara film ile Z.A.Z. ekolünü karıştırıp önümüze bu üçüncü bölümü sunmuşlar!
0
12,249
ilk 2ye göre özelliklerde 1.sine göre yenilenmiş versiyonu diye biliriz. şimdi olsa ticari amaçlı yapıldığı söylenilirdi (bu film için bile aynı şeyi düşünenler var. hiç olmamaktansa olması iyidir 10/8.5-9
1
12,250
Orta halli bir film sıkmadan izleniyor ama artısı da yok vasatı aşamamış 5/10
0
12,251
Her diyalog fazlasıyla ince düşünülmüş ki bu denli gülmenize ve düşünmenize sebebiyet veriyor.Richard E. Grant olağanüstü Withnail karakterine muhteşem hayat veriyor.Bir çok sahnesiyle fazlasıyla İngiliz olduğunu kanıtlarcasına yol gösteriyor.Ama her daim sıcak ve içten devam ediyor.Withnail in o unutulmaz yağmurlu sahnedeki Hamlet monologuna ise diyecek bir şey bulamıyorum.Her can sıkıntısında açıp bakılacak kült bir İngiliz yapımı.10/10
1
12,252
Son yıllarda İngiliz sosyal sınıf filmlerini, hele bir de merkezine çocuk veya gençleri alan, oldukça sık görür olduk. "The Selfish Giant" da başarılı bir örnek. Muhteşem çocuk oyuncu performansları var. Olabilecek en gerçekçi atmosfer. Bu derecelerde olmasa dahi benzer hikayeler ve karakterler hepimizin hayatından, o çocukluk dönemlerimizden geçmiştir. Hatta filmi izlerken bir yandan kendimi o yaşlardaki sınıf veya mahalle arkadaşlarımdan bazılarını düşünürken, onların daha sonraları neler yaptıklarının merak ederken buldum. İngilitere'nin gri, puslu havası, arada atıştıran yağmur ile birlikte, tahmin edilebileceği gibi filme çok şey katıyor. Herkesin farkında olduğu, eleştirdiği, kötülediği, nefret ettiği bir sistem, ancak kimse de bir şey yapamıyor. Veya yapmıyor. Arbor ve Swifty'nin ebeveynlerini ele alalım, bu iki çocuktan önce. Daha sonra Kitten'ı ele alalım. Ve onunla iş yapmakta olan o diğer adamları, ve yanında çalışan kadını dahi oturup uzun uzun konuşalım. Bunların hepsinden sonra şöyle bir duralım ve Arbor ile Swifty'ye ne kalmış onu bir düşünelim. Pek çok açıdan ele alınabilecek, bir "derdi" olan bir film. İzle-geç filmi değil. Derinden etkileyecek türden. Son yılların kusursuza yakın, mutlaka görülmesi gereken eserlerinden biri. Siz de bazı şeylere isyan edecek, ancak ertesi sabah yine işinize gücünüze, hayatınıza dönüp, en fazla yakınlarınıza bu filmi önereceksiniz. Bahsettiği meselelerin, tanıttığı karakterlerin ne kadar gerçek ve etkileyici olduğundan dem vuracaksınız. Bunlar olurken yanınızdan geçip giden bir sürü Arbor'ı, Swifty'i görmeyeceksiniz bile. Hatta bazılarınız onları yadırgayacak. Günün sonunda tek yapmanız gereken, bu dünyaya bir Arbor veya bir Swifty olarak gelmemiş olduğunuz için şükretmek olacak.
1
12,253
Tanrının Oğlu, kabaca, Lester Ballard isimli akli dengesini yitirmiş bir adamın çarpıcı hikayesini anlatıyor. Babası intihar ettikten sonra annesi de Ballard’ı bırakıp kaçmış fakat kendisinin çocukluğuna dair başka detay bilmiyoruz. Yeri yurdu belli olmayan Ballard, elinde tüfeğiyle insanları tehdit etmek konusunda pek ısrarcı; hatta bundan dolayı birkaç kez hapis yatmış biri. Küçük bir kasabanın çevresindeki ıssız ormanda kendisine bir kulübe bulduktan sonra orada yaşamaya başlıyor; tek arkadaşı olan tüfeğine bir süre sonra karnavalda kazandığı üç peluş oyuncak katılıyor. Filmin ilk yarısında Ballard’ın bu bedevi yaşantısı hakkında bazen mide bulandırıcı, bazen de şaşkınlık verici detaylarla boğulduktan sonra gerilimin duvarları tırmandığı ikinci yarıda ise karakterin karanlık yönüne tanıklık ediyoruz. Öldürdüğü kadınlara tecavüz edip, onların ölü olduğunu kabullenmeden tuhaf ilişkiler kuran Ballard’ın ürpertici hikayesinin bu bölümü Tanrının Oğlu’nu vasat bir film yapmaktan kurtarıcı elementleri bir arada sunuyor.
0
12,254
ya elbette kötü değil. sorun o değil. sorun şu ki, bu adam her yıl inatla aynı filmi yapmaktan bıkmadı ama ben izlemekten bıktım. Tipik Ken Loach. O kadar tipik ki, bir noktadan sonra sıkılmamak mümkün değil. İster istemez 'çok trajik ve anlamlı bir şey olsun da şu film bitsin' diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Loach’u tanımayanlar için belli bir cazibesi olabilir ama doğrusu biz bu filmi daha önce defalarca gördük...
0
12,255
bu filmi izlemeyi çok istiyorum. vizyona 17 ekimde girmiş olmasına rağmen İZMİRde gösterime girmedi. hayret bi sey ya :(
0
12,256
Tüm bağımlılık hikayeleri, sinemada en çok dikkat çeken filmlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Türünün en iyilerinden biri olarak görünse de kaybedenlerin ruh halini ve birden çok kişinin bağımlı olması durumunu iyi anlatamadığını düşünüyorum. Beklentiyi yükseltmeden izlenebilecek, güzel vakit geçirilebilecek bir film.
0
12,257
Mads Mikkelsen'ın yine mükemmel bir filmi. Biten bir ilişki bu kadar abartısız, göze sokmadan ve muhteşem anlatılamazdı. Anlamsız, duygusuz hiç bir sahne yok.
1
12,258
Konunun islenisini , ebeveynlerin çocugun hastaligiyla basa çikislarinin islenisini sevdim .
0
12,259
Beklentiyi karşılamıyor, geliştirilmesi lazım, heledr film de gecen greyder çanta ve ayakkabı reklamları filmi daha da basitleştirmiş
0
12,260
Tam bir hayal kırıklığı. Biz yerli animasyonu destekleyelim niyeti ile filme gidiyoruz içeriği hiç de çocuklara göre olmayan baştan sona canavar ve yaratıklarla dolu bir animasyonla karşılaşıyoruz. Senaryo üzerinde çok düşünülmemiş ve korku filmine benzer bir animasyon. Ayrıca sürükleyicilik yok çok sıkılmanız muhtemel. Senarist belliki seyrettiği korku filmleri ve fantastik filmlerin etkisinde basit bir senaryo yazmış. Ayrıca artık plastik görünümünde olmayan saçları dalgalanabilen karekterler beklerdim. Deniz kızı karekterinin mumu denen saçmalığa benzemesi de ayrı bir facia. Gerçekten çocuk psikolojisini düşünerek hazırlanmış faydalı mesajlar veren senaryolara ihtiyacımız var. Yerli bir yapım bu kadar beğeni almışken kendini tüketiyor adeta. Senariste bizim kültür ve medeniyetimiz hakkında bir şeyler öğrenmesini tavsiye ederim.
0
12,261
Süper film olmuş devamında bekliyoruz çocuklar çok begendi
1
12,262
Yapımcılara Ders Niteliğinde Animasyon Film. Memlekette Yerli Aile Ve Animasyon Filmleri Söz Konusu Olduğunda Başarılı İşlerle Karşımıza Çıkan Grafi2000 Yerli Firmalara Adeta Gövde Gösterisi Yaparak Gücünü Göstermeye Devam Ediyor. Kral Şakir Animasyon Serisi İle Başarılarını Devam Ettiriyorlar Serinin İkinci Filmi Korsanlar Diyarı Yerli Animasyon Üreticilerine Hem Animasyon Hem de Senaryo Konusunda Adeta Ders Veriyor. Haluk Can Dizdaroğlu Ve Berk Tokay'ın Yönetmenliğini Üstlendiği Filmin Senaryosuda Haluk Can Dizdaroğluna Ait.Yaratıcısı Varol Yaşaroğlu'nun Son Dokunuşları İle Bir Show Gerçekleşmiş. Filmde Olmayanlar Çocuklara Saf Muamelesi Yapmak, Yalapşalap Bir Senaryo Ortaya Çıkarmak Ve Buna Güvenerek Adına "Kaliteli Film Yaptık" Diyebilmek. Bunlar Olmayınca Ortaya Kaliteli Bir Film Çıkıyor. Özetle Memlekette Kalitesiz Aile Ve Animasyon Film Yapımcılarına Söylemek İstiyorum Bu Memleket Yeterince Katilesiz İşler Gördü Birazcık Açılın da Piyasayı Kaliteli İşler Yapanlara Bırakın Ya Da Onlardan Ders Alın.
1
12,263
Remakeinden cok cok daha iyi bir film.Durmayan gerilimin yanı sıra cok sağlam bir ordu-devlet eleştirisi yapılıyor 6/10
0
12,264
Açıkçası bu filmi hep ilk iki filmden ayrı olarak gördüm. Onların yanına sokamadım. Yakıştıramadım belkide. Bence serinin en kötü filmi. Keşke hiç çekilmemiş olsaydı.
0
12,265
SADECE SİNEMA KONUŞULAN, YORUMLAR YAPILAN, TAVSİYELER ALINIP VERİLEN BİR SİNEMA WHATSAPP GURUBU DÜŞÜNÜN. 2. YILIMIZI KUTLUYORUZ. 05522477170
1
12,266
Büyük beklentileriniz olmadan gittiğinizde beğenebileceğiniz,görsel efektleri iyi olan bir film.Filmin ara sıra temposu düşsede,konunun işleyişini daha ciddeye alınması gerekse de güzel.Filmin bitişinden sonra müzik de hoşuma gitti.
0
12,267
Senaryo ve karakterler, daha önce defalarca gördüğümüz klişelerden oluşuyor. Kilisenin zamanında yaptığı cadı avı, çok kötü sonuçlar ortaya çıkarmıştı ancak filmde fantastik unsurlar da kullanılarak bu iyi bir şey gibi gösterilmeye çalışılmış. Filmin sonunda hikayenin sonunun açık bırakıldığını ve devam filmi gelebileceğini düşünüyorsunuz. Ancak gelmeyecek, çünkü gişede beklenilen hasılat elde edilemedi.
0
12,268
Beyazperde de bu filmi gördüm ablamla birlikte gittik izledik ve gerçekten de mekan seçimleri sanat herşey güzel, filim çok güzel bir şekilde kurgulanmış. Filmde diğer filmler gibi sakatat organ gibi mide bulandıran birşey yok. Yönetmen filmi özenle çekmiş. Şimdi açık konuşmak gerekirse üç harfliler, Dabbe ve Siccin filmlerinin birbirini taktikleri ve saçmalıklarından bıkmadık mı? O yüzden bırakalım da bu film ve bu filmler gibi yeni filmler gelsin. Adamlar parayı buldukça serilerin içine ediyorlar.
1
12,269
Bu aralar Türk filmleriyle ilgili bende bir araştırma takıntısı başladı. Bir kaç günün sonunda şunu tespit ettim. Burada izlemeden kötü yorum yapanların çoğu diğer rakip filmlerin elemanları. Gerçekten yazıklar olsun bu kadar düşmeyin. Filmi kendim izledim ve Türk standartların üstünde evrensel bir film. 10 üzerinde 10 diyorum.
1
12,270
Filmi izledim güzel film ama şu dikkatimi çekti bir baktım ki oradaki erkek karakterinin birisi yönetmen. Herşey güzel ama şunu merak ediyorum yönetmen oynamış ama zor olmuyor mu hem yönetmek hem oynamak. Ama neyseki yanındaki çok erkek oyunculardan daha güzel oynamış, adam Hollywood oyuncuları gibi oynamış.
1
12,271
Film berbat korku değil komedi olmuş salondaki herkes dalga geçti paramiza yazık oldu. Kesinlikle izlemeyin.
0
12,272
konusunu steplerin estetiği ve umutsuzluğuyla doyuramamıs eksik film. izlenilebilir...
0
12,273
en sonunda Steve Buscemi yi bir başrolde gördük o da sıradan bir filmin başrolü.çok iyi bir film değil.
0
12,274
güzel bir film izlemiş oldum. kendi tarzı adına başarılı. oyunculuklar da tatmin edici. garip bir kışkırtıcılığı var filmin, her an patlamaya hazır bomba gibi duruyor. yönetmen duygu gereksinimleri oluşturuyor, bu gereksinimleri tavana çıkartıyor sonunda sıfıra indiriyor, sonra başa alıyor. zeka parıltıları olan bir film.
0
12,275
Son zamnlarda izlediğim sonu ile ters köşeye yatıran ender filmlerden biri Sienna Miller ın da müthiş oynadığı bir film açıkçası Miller ın bu kadar iyi bir oyuncu olduğunu bilmiyordum izleyin şaşıracaksınız.
1
12,276
Bir suikastle Ölen Hollandalı yönetmen Theo Van Goghun aynı adlı filminin yeninden çevrimi olan görüşme,usta aktor Steve Buscemi ve İngilizlerin en güzel kadınlarından biri olan,eski manken ve fotomodel şimdilerin oyuncusu Sienna Miller başrolde buluşturuyor.Film,biri savaş muhabiri diğeri hollywoodun sansasyonel aktristi olan iki zıt düşüncedeki insanı,bir ropartaj için bir araya getiriyor.Ropartajın başından sonuna kadar nasıl gerçekleştigini,finalinde de küçük bir süprizle sonlanmasını,inişli çıkışlı dialoglarla görüyoruz.Başından sonuna kadar dialoglarla ilerleyen filmde,bence eksik olan ikilinin birbiri arsındaki bu konuşmaların daha etkileyici olmaması.Yinede ben filmi izlerken sıkılmadın.İyi diyebilecegim bir film.Tabiki daha güzel dialoglarla film,izlenmesi daha keyifli olabilirdi.Filmde dikkatimi çeken ve tebessüm ettiren dialoglar ise şöyle:Katya:Sence erkekler neden bu kadar file çoraplardan hoşlanıyor Pierre?Pierre:Kadınlara yakıştıgı içinKatya:File çoraplar bir ağdır ve kadınlarda o ağa haps olmuşlardır.Balık gibi.Anladın mı?Pierre:Evet.peki ya yüksek topuklar.Katya:Yüksek topuklar yüremeyi çok zorlaştırır.Bu yüzden hiç bir şey erkeğe file coraplı ve yüksek topuklu bir kadından daha çekici gelemez.Çünkü kadın yüreme ğüçlüğü çekmektedir ve bir ağın içine haps olmuştur.Erkekte bu yüzden kolay bir av olduğunu düşünür.Ben her şeyi biliyorum.Pierre:Ya öylemi'Bir erkeği çekici kılan nedir?Katya:Yara iziPierre:Neden?Katya:Çünkü çoğu kadında da bir tane vardır.Pierre:Peki neresinde? :))
0
12,277
filmi dün izledim. gayet güzel izlenebilir bir film.Moğolistanın yaşam tarzını Tuyanın sadakatini,sevgisini ve ailesine verdiği önemi güzel bir biçimde aktarmış yönetmen. Senaryo da genel itibarla güzeldi. izlenmeli 8/10
1
12,278
bence film çok çılgındı..tuhaf,ilginç , güzeldi ama.steve buscemi harika bir adam o ne yaparsa iyidir
1
12,279
Film ilk filmdeki amatör havadan kurtulmuş özenilmiş bir film ama buna rağmen yinede yetersiz bir film olmuş ama film özgür bakar ın ilerde daha iyi filmler çekeceğinin sinyalini veriyor.
0
12,280
bence hakettiği puanda film konu olarak güzel senaryosu ve kurguda ölmüş film bi çok üstü kapalı yer var sanki toparlayamamış senarist filmin sonunu oldu bitti ye gelmiş kadını masumlaştırıcı bazı diyaloglar açıkcası sevmedim ama görsel yönden güzel film sadece görsel....10\6
1
12,281
film izlenebilecek bir film...sıkılmadan izleyebiliyosunuz. ancak film biraz politik sayılır. sovyetlere ve rusyaya göndermeler az değil..
0
12,282
çok iqrenç bi film tamami ile zaman kaybı kesinlikle izlemeyin bana hak vericeksiniz
0
12,283
Sıfırdan senaryo yaratıp bunu komedi ve dramla birleştiren hoş bir film olmuş.Tavsiye edilir 6/10
0
12,284
Eski filmlere her zamna bir saygım vardır. o dönemin şartlarıyla yapılan bir çok film benden geçer not aldı. ama bu film gerçekten normal basit bir dram filmi. gerilim ve korku adına hiç bir şey taşımıyor. süper oyuncular süper mekan ama berbat senaryo. işte herşeyin noktalandığı bu anlamsız filmi izlemenize bile gerek yok. hatta nasıl bu puanı almış ilginç.
0
12,285
yazılan yorumların aksine ben beğendim...o kadar kötü değildi..tamam çok daha iyi yapılabilirdi fakat konuyu belli karakterlere sıkıştırınca film bu hale gelmiş.bi noktadan sonra tahmin etmek pek güç olmuyor sonucu... bence izlenebilir....
0
12,286
ben filmi evde vcd playerla izleyenlerdenim. ve cdnin kapagında when harry meet sallyden sonra en ii romantik komedi yazıordu. bilmiyorum belki öyle ama açık olan bişiy var ki senaristimiz when harry meet sallyden çok çok etkilenmiş.bazı diyaloglar ve sahneler öyle benziyordu ki neyi izliyorum acaba oldum. yine de john cusack hatrına filmi izlemenizi tavsiye ederim hele de when harry meet sallyi izlememişseniz inanın çok keyif alacaksınız. ii seyirler
1
12,287
'The Truth About Cats & Dogs' (1996) ile 'You’ve Got Mail' (1998) buluşmasına rağmen mağalesef bana çok durgun gelmişti oysaki büyük umutlarla gitmiştim :(
0
12,288
İnsanın içine ufak bi huzur ve tebbesüm bırakan alışıldık bir amerikan komedi. Cusack her zamanki acemi aşık rolunde.
1
12,289
ben sıfr John Cusack İçin izledim ve ikili ilşikileri anlatan bir romantik komedi
1
12,290
Ben ilk yarıya pek dayanamadım ve bıraktım. Acaba o gün filme önyargıyla yaklaştığım için mi diye düşünüyorum bazen. Fakat bence çok iyi bir film değildi. Daha güzel ve izlenmesi daha eğlenceli filmler dururken bununla pek zaman harcamak istemezsiniz...
0
12,291
boş vaktin varsa oturup izle yoksa hiç bulaşma 10/6
0
12,292
Filmi henüz izleme fırsatı buldum. Denzel Washington için izlemiştim zaten çok da bi beklentim yoktu 91 yapımı olduğu için. Çok güzel ya da çok kötü olduğunu söylemeyeceğim fakat merak edenler bi görsünler. 6/10
0
12,293
UZAK ARA DARİO ARGENTO USTANIN EN BÜYÜK FİLMİ 10/10 İtalyan korku sinemasının saygı değer ustalarından Darıo Argento nun bir başka, zeka pırıltıları eşliğinde var ettiği filmlerden birisidir Profondo Rosso.Ustanın filmografyasındaki filmler arasında giallo tarzını bütüne yaydığı en eski filmidir. Giallo tarzının ustaca genele yayıldığı ve filmin başından sonuna kadar canlı ve heyecanlı kılınmasında etkinliği yadsınamaz bir hünerle işlendiği bir gerçektir.İşte bu sayede film, bir yandan sürükleyici olurken, bulmaca çözer gibi izleyiciyi bir sonraki sahneyi tahmin etmeye ve katilin kimliği ile cinayetlerin ardında yatan giz perdesini aralama babında bir hayli zorlamakta ve bu zorlama ile de film, hem izleyiciyi etkisi altına almakta hem de gerilim ve yer yer korku adına olması gerektiği gibi gerilimi ve korkuyu üzerine dikili gözlerin bebeklerine işlemektedir.Olay örgüsü,argento filmlerinin geneline yansıyan ve artık kemikleşen öğe olan gizemden beslenmekte. Geçmişte işlenmiş bir cinayetin bugüne yansıması ve bu yansımayı var eden hastalıklı ruhun, saplantılar eşliğinde gerçekleştirdiği cinayetler üzerine kurulmakta ve bu cinayetlerin istemeden de olsa tam ortasında kalan bir adamın sona doğru attığı adımlarla, içinde beliren merak ve gerçeği ortaya çıkarma isteğinden kaynaklanan, katilin ve tabi ki de gerçeklerin izini sürme ile devam etmektedir. Bu iz sürüş sadece cinayetlere tanık olan karakter tarafından yapılmamakta, bizzat izleyici de katil ile gerçeklerin izini sürmek durumunda bırakılarak bir anlamda, argento nun istediği olmakta yani; film, kendi kalıplarını yıkarak bir adım öne çıkıp gerek olay örgüsü ile gerek müzikleri ile gerek görselliği ve gerekse de oyunculuk ile bizzat izleyicinin izini sürmekte ve izleyiciyi sarmalamaktadır.Filmde Darıo Argento'nun fetişist kimliği bir kez daha ortaya çıkıyor.Sadece bir objeye karşı duyulmuyor bu fetişizm, birden çok objeye karşı içte beslenen duygular dışa vuruluyor. Her filminde yer alan kesici aletlere dönük aşk, bu filmde de kameranın yakın çekim pozisyonuna sokulması bıçak yada satır gibi kesici aletlerin katilin hünerli elinde ustaca kullanılan araçlara büründürülerek kurbanlar ile bütünleşmesi, aynı ustalıkta sergileniyor.Tabiki insanı huzursuz eder nitelikte oluyor bu.Birde gözler bir korkutma aracı olarak kullanılıyor argento tarafından. Katilin ya da kurbanın fark etmez, gözlerde ki dehşet duygusunun izleyiciye yansıtılması ve bizzat ölümün, korkunun ve çaresizliğin gözlerden belirgin kılınması ile argento nun, kesici aletler yanında bir de göz fetişti olduğu ortaya çıkıyor.Filmde katilin her defasında gözünün altına banta sıralanmış iğneleri yapıştırdığı aşk duyduğu kurban, bu fetişizmin bariz bir yansımasını da sergiliyor.Yönetmenin sahnelere yakışır müzik kullanma beceriside hayli ilginç.Cinayetlerin işlendiği sırada çalmaya başlayan ve cinayet sahnelerindeki gibi şiddet dozu yüksek olan müzik tam anlamı ile cinayetlerin işleniş biçimindeki sadistliğe eşlik ediyor.Görüntüler ise,kameranın kıvrak hareketleri, keskin dönüşleri ve ani zoomlamalar ile oldukça etkileyici oluyor. Sonuda gerçekten sürpriz bir bitiş ile ve koyu kırmızı bir renk ile bitmekte.Tıpkı adının hakkını verircesine, derin ve koyu bir kırmızı hakim oluyor, filmin rengine. Kısacası gerilim korku adına bulabileceğiniz herşeyi bünyesinde barındırıyor Darıo Argento usta adına yakışır kaliteli bir film sunmuş izleyiciye. Şüphe ve merak duygusunu her an canlı tutarak filmden kopmanınızı engelliyor kesinlikle tavsiye ederim. 10 / 8.7
1
12,294
Neden konyada ve diğer şehirlerde yok tek izmir de var film Neden konyada ve diğer şehirlerde yok tek izmir de var film
0
12,295
Süresi uzun olmasına rağmen dramatik ve değişik bir film.Hep amerikalılar bu tarz filmler yaptığı için japonlarınki insana biraz değişik geliyor.Yer yer ağır gitsede savaşın insanlar üzerindeki etkisini ve sonuçlarının güzel anlatmış.Vaktiniz varsa izlenebilir...
1
12,296
Film güzel olmasına güzel de,bu kadar duygu sömürüsüne lüzum var mıydı?Bazı sahnelerde gerçekten daraldığımı hissettim...6/10
0
12,297
Zaten hayranı olduğum bir kitaptı filmi de biraz farklı olsada kesinlikle çooook güzeldi 5 kere izledim kitabı 6 kere okudum 1ve 2. kitapları ve filmleri kesinlikle tavsiye ediyorum ❤❤❤❤
1
12,298
4 Tane Geniş Aile karakteri ile böyle mükemmel bir film yapılabildiğini, zerre küfür olmadan 2 saat boyunca güldürülebilineceğini, trilyonlar harcamadanda çok güzel işler yapılabileceğini gösteren bir film olmuş. Ulvi sen hep Ulvi kal koca film sırtından inmemiş binlerce tebrik gecemizi şenlendirdiniz,
1
12,299
Net olarak sinemada en sıkıldığım filmdi.Arayı iple çektim.2.yarıya dayanamadan çıktık zaten.Gitmeyin hem zaman hem para israfı
0