Unnamed: 0 int64 0 16.6k | Sentence stringlengths 1 13.7k | Sentiment int64 0 1 |
|---|---|---|
12,300 | Harika bir film. İzlerken çok eğlendim. Özellikle son zamanlarda Türk Sinemasın da herkesin gidebileceği nadir filmlerden biri. | 1 |
12,301 | Aslında tema olarak güzel bir filim fakat karakterler abartılı şekilde lehce konuşuyor - doğal bir akışı yok , Sayın Demirer ve Emre Altuğ güzel oynadı. Arkadaşlar ve çocuklar basit espirilerine sıkılınca filimi ilk yarıda terk ettik. | 0 |
12,302 | dosto21, bunlar yakın zamanda gösterime girecekler ve iddaalı filmler... http://www.beyazperde.com/film/5073/arama/Tron-Efsanesi Titanic ve avatarın yapımcısından "Sanctum" 3D olarak geliyor sakın kaçırma (burada film yok bulamadım) http://www.beyazperde.com/film/5794/arama/Ben-Dort-Numara | 0 |
12,303 | İlk üç beş dk dışında hiçbirşey vadetmeyen başarısız , gereksiz , ölesine çekilmiş bir film daha! Gerçi Nicolas Cage in güldüğünü görmek için gidilebilir belki zira uzun zamandır oynadığı filmlerde hiçbir mimik yoktu: :) | 0 |
12,304 | Bence film oldukça güzeldi, çok keyif aldım izlerken bence sinemaya verilen paranın hakkını veren bir film olmuş, şahsen tavsiye ederim, bu puanı kesinlikle haketmiyor | 1 |
12,305 | hmmm..ilginç 14, yy da bildiğim kadarıyla engellenemeyen öldürücü salgın hastalık yalnızca veba değildi. Halk elbette tıbba itibar etmediğinden din adamlarından yardım talebediyor ve din adamlarıda ki çoğu zengin ve şarlatan imiş çaresizlikten bir çok yetim kız ve dul kadınları cadılık suçlamasıyla yakılarak ölüme gönderiyordu bazı kaynaklarda o dönemde 13 binin üzerinde kadın yakıldığı söylenir..filmin konusu burdan geliyor.ilgi çekici umarım nicolas cage yi de azda olsa ilgi çekici yapar savaş tanrısından bu yana hiç bir filmde tipik nicolas kaşlarından başka bişi vermedi bize.. | 0 |
12,306 | ne diyim nicolas cage bütün film leri cok güzel adam istekli oynuyor | 1 |
12,307 | Bu flimi izleyin arkadaşlar, izleyinde dünyayı kurtaran adam fliminin oscarlık bir flim olduğunu anlarsınız. Şeytana kafa atan adam bu flime damgasını vurmuştur.Birde ne oluyor bu nicolas cagee gözümden düşmeye başladı. 10/4 Dünyayı kurtaran adam daha mantıklı o derece ne diyeyim.iyi seyirler | 0 |
12,308 | şu son zamanlarda nicolas cagein leblebi gibi filmi çıkıyor bunların kaliteside düşüyor gibi umarım güzel bi film olur.Fantasik filme susadık artık en son 300 spartalı ondan sonrada düzgün bi film çıkmadı her seferinde yüzüklerin efendisi ve karayip korsanlarını tekrar tekrar izlemek zorunda kalıorum artık şöyle iddialı bi fantastik yapım gelsin | 0 |
12,309 | güzel sıkılmadan izlenebilir bir film.. özellikle son yarım saati gerilim, heyecan, aksiyon dahada artıyor. | 0 |
12,310 | Öncelikle filmin ismi çok hatalı çevrilmiş filmin adı " çok şükür" falan gibi birşey olmalıydı bu yanlış çeviri Ozonun yapmak istediği tersköşe vuruşu ortadan kaldırmış. Ozondan beklentim artistik özellikleri dorukta bir filmdi ancak belgesel tadında bir filmle karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğradım. Yakın plan çekimler Emmanuel karakteri haricinde istenen etkiyi vermiyor ve biraz monotonluk yaratıyor .Konunun öznel ve abartısız anlatımı mükemmel bu konu daha zeki biçimde işlenemezdi. Bu tür filmlerin çoğalması gerekiyor. Çocukluk travmalarınn önemli nedenlerinden biri de bu taciz olayı. Yaraya usta yönetmenden ustaca bir dokunuş olmuş. Kesinlikle izlenmeli | 1 |
12,311 | Bir çocuk ile bir kanun kaçağı ne kadar dost olabilir? Mud, sevdiği kadın için bir adam öldürmüş ve ıssız bir adada saklanmaktadır. Sevdiği kadınla uzaklara kaçabilmek için kendisinden fazlasına ihtiyacı var, 2 koca çocuğa! Film, zihinsel gelişim sürecinin içinde olan 2 çocuğunun bir kanun kaçağına inanmasını, o kanun kaçağında kendini görmesi ve amaçsız, çıkarsız yardım etmesini anlatıyor. Filmin orjinal ve keyif veren bir senaryosu var, bütün oyuncular işlerini çok iyi yapmışlar. Özellikle başroldeki 2 çocuğu ve Matthew McConaughey'u ayrı ayrı tebrik etmek lazım | 0 |
12,312 | Senenin önemli komedi filmlerinden biri olarak görülüyordu. Diaz ve Segel'li kadrosu beklentileri yükseltmeye yetiyordu zaten. Ancak gösterime girip de seyirciyle buluşmasının ardından, çok yüksek seviyede olmasa da, genel anlamda bir hayal kırıklığı yarattığını söyleyebiliriz. Tahmin edilebileceği üzere filmin espri anlayışı tamamen "bel altı". Buna hazırlıklı olmak lazım, zira özellikle ülkemiz seyircisi bazen bunları göz önüne almadan filmlere başlayıp, sonrasında çok büyük ve ağır laflar ile eleştirilerde bulunabiliyor, çok şahit oldum. Çok klişe bir yorum olacak belki ama, film boyunca yer yer gülümsüyor, ancak hiç kahkaha atmıyorsunuz. Dediğim gibi gülümseme de "yer yer" zaten, yani genel olarak tepkisiz bir şekilde takip ediyorsunuz, bir dram izlercesine adeta. Klasik bir izle-geç örneği. Patlamış mısır eşliğinde boş vakit geçirmelik. Bu tarzın iyiden iyiye alışkanlık haline getirdiği bir şey var ki, o da tüm bu bel altı espriler kuşağında, bir de sosyal mesajlar vermeye çalışıp ailenin, arkadaşlığın önemi gibi konulara da değinmesi. Bu çabasında başarıyı yakalayan ve hem komediyi hem de bu gibi söylemleri aynı potada eritmeyi becerebilen filmler de var tabii ki. Ancak bu pek öyle bir film değil. | 0 |
12,313 | Vasata yakın bir film, Cameron DİAZ'ın fiziği bile filmi kurtaramamış, gülümsetmedimi evet gülümsetti ama sadece birkaç tebessüm :) | 0 |
12,314 | Filmi çoktan biliyordum ama yeni izledim.Film beklediğimin üzerinde çıktı.Kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir film olmuş. | 1 |
12,315 | kutluğ ataman'ın filmleri arasında üst sıralarda yer alan ve türünün en iyi örneklerinden biri.Ferzan özpetek muadili bir yönetmen olmasına rağmen tercihim herzaman ferzan özpetek'tir. | 0 |
12,316 | "Yaklaşık 80 kişinin normal bir şekilde çalıştığı Belko şirketinde birdenbire bütün telefonların sinyalleri kesilir, pencereler geçilemez metallerle örtülür ve kısaca şirketin dış dünyayla olan bütün iletişimi kesilir. Hoparlörden gelen bir ses, şirket çalışanların belirli bir süre içerisinde birkaç kişi öldürmesini, yoksa kendilerinin bu miktardan 2 katı fazlasını öldüreceğini ve bu miktarın süre içerisinde giderek artacağını söyler. Ve bir kaos başlar, herkes iş arkadaşlarıyla birlik olmaya çalışırken aynı zamanda hayatta kalma iç güdüleriyle harekete geçecektir." The Belko Experiment, ilgimi çeken bir filmdi çünkü senaryosu Slither ve Galaksinin Koruyucuları'ndan tanıdığımız James Gunn tarafından yazılmıştı, kadrosu genişti ve konusu oldukça ilginçti. Ve The Belko Experiment da bunlardan bazılarının hakkını verebiliyor. Filmin kesinlikle en iyi yanı, konusuydu. Battle Royale / Office Space karışımdan ortaya çıkan bu konsept, gerçekten de oldukça yaratıcı ve film de bunu çok iyi kullanmış. Özellikle de oluşturulan klostrofobik ortam beklediğimden de etkili ve heyecanlıydı. Eğer bu filmde sadece bunu arıyorsanız, The Belko Experiment'ın sizi fazlasıyla tatmin edeceğini söyleyebilirim. Ama ben şahsen, sonucun bundan daha fazlasına sahip olacağını umuyordum. Çünkü The Belko Experiment'ın, sıradan bir korku filmi olmaması gerekirdi. Dediğim gibi, koskoca James Gunn bu filmi yazmış. Ve oyuncu kadrosuna bakacak olursak, bu filme oyunculardan bayağı destek verilmiş. Peki bu filmde ters giden şey neydi? Size hemen cevaplayayım; ton uyuşmazlığı. James Gunn'ın senaryosunun içeriği ve yaratılan karakterler oldukça samimi olup filmin kendisi gerçekten de etkili bir kara/komedi olabilecekken filmin yönetmeni Greg McLean, sonucu direk bilindik bir korku filmine çevirmeye çalışmış. Ve buradan çıkan sonuç kötü olmasa da, bu senaryoyla yapılabilecek olan bütün olasılıkları yok etmiş. Çünkü film ilerleyince kimin ölüp kimin ölmeyeceğini rahatça tahmin edebiliyorsunuz. Üstelik filmin en büyük sorunlarından birisi de şu; ana karakterleri umursamıyorsunuz bile! The Belko Experiment, konusuyla o kadar çok şey yapılabilecekken olabilecek en tahmin edilebilir yolları seçerek ilerlemiş. Bu yüzden seyirciyi sıkmamak için de şiddet / kan seviyesini maksimum seviyede tutmuş (filmin bu kadar şiddetli olmasını ben de beklemiyordum bu arada). Filmi başından sonuna kadar izlemenizin tek nedeni de, finalde her şeyin nasıl bir araya geleceği sorusu oluyor. Spoiler vermeyeceğim ama, bu konuda da olabilecek en tahmin edilebilir şeye başvurup bir devam filmine açık kapı bırakmışlar. Eğer senaryo iyi bir şekilde bir araya getirilseydi, bir devam filmi görmek isterdim doğrusu ama bu sonuçla artık pek de umursamadığımı söylemeliyim. Bu da kötü bir şey çünkü bu işe dahil olan kişilere bakacak olursak, sonuç bundan çok daha fazlası olmalıydı! Kısacası, The Belko Experiment'ın başarılı bir senaristi, yetenekli bir kadrosu ve ilginç bir konusu var. Ve her ne kadar film klostrofobik bir ortam hazırlamayı başarıp bol miktarda şiddet ile süresi boyunca sizi izlettirmeyi başarsa da sonuç bundan fazlası olmalıydı. Zayıf karakterler, klişe tercihler ve senaryo ile yönetmenin tercihlerinin uyuşmaması The Belko Experiment'ı herkesin konuşacağı bir korku klasiği olabilecekken, sadece arkadaş ortamında 1-2 kere izlenebilecek bir işe dönüşmüş. Eğer türe aşinaysanız, bir göz atmanızı öneririm. Sadece beklentileriniz yüksek olmasın. FİLMİN İYİ YANLARI: + İlginç konsept. + Yaratılan klostrofobik ortam. + Oldukça heyecanlı sahneler. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Senaryo ile yönetmenin düşüncelerinin uyuşmaması. - Karakterleri umursamamanız. - Klişe tercihler. TOPLAM PUAN: 5.5/10 | 0 |
12,317 | Psikopat yönetmeni. Özgün senaryo,harika işlenmiş. Final sahnesi dışında gerçekten muhteşem bir film. | 1 |
12,318 | istanbul film festivalinde izledigim en güzel filmlerden bir tanesiydi.iyi performansi kacirmamanizi tavsiye ederim | 1 |
12,319 | Film, beklediğim kadar duygu yoğunluğu taşımasa da özellikle Depardieu’nun muhteşem oyunculuğundan dolayı filmin izlenilmesini tavsiye ederim... | 0 |
12,320 | çok güzel ve etkileyici bir film.. özellikle finali çok etkileyiciydi.. sıkılmadan izlenebilecek bir film.. | 0 |
12,321 | Fragmanına göre yargıladığım filmlerden biri,boş bir zamanım vardı izleyeyim dedim. iyi ki izlemişim.oyunculuklar gerçekten güzel.Filmde 10 saniye bile atlayacağınz yer yok o kadar saran bir film.güzel sonla bitti. | 1 |
12,322 | komik eğlenceli hoş bir film | 1 |
12,323 | hiç begenmedim filmi gitmenizi de hiç tavsiye etmem komedi mi erotik mi belli degil bnce ailecek izlemek isteyenlerede tavsiye etmiyorum.film bitmeden çıktm zaten gittiğim en kötü en basit en amatör filmdi... | 0 |
12,324 | bu film için kesin yargıya varmak çok güç.oyuncuların performansları sürekli değişiyor.kostümler bazen çok başarılı,bazen de insanın gözünü rahatsız ediyor.ama zaman kaybı mıdır izlemek bence hayır.Dina gibi bir kadın tanımışsanız filmden çok fazla zevk alabilirsiniz.ama hiç tanımamışsanız filme berbat diyip bir kenara atabilirsiniz.aslında filmde direkt insanı rahatsız eden cinsellik öğesinin gereksiz yerlerde ve çok sık kullanılmış olması. | 0 |
12,325 | Orta karar bir polisiye gerilimi idi. Kötü bile çıksaydı, Kate Beckinsale için seyredilir idi... | 0 |
12,326 | film konu itibariyle normal baslarda monoton olarak seyrediyor amazamanım bosa gitti desem dogru olmaz bu tür filmleri veya gizem severleri ilgilendiren normalin biraz üstünde bir film 10/7 | 0 |
12,327 | Bu filmi sinemada izlemeyi düşünüyordum ama iyiki öyle olmamaış..Belli yerlerde gerilim yükselsede film bittiğinde pek bi memnun kalmıyorsunuz..İzlesenizde olur izlemesenizde.. | 0 |
12,328 | Harikaydı konu antartikanın eşsiz manzarası sürekli bir gizem havasıÇok iyiyidi Kate Beckinsale zaten muhteşem bir oyuncu tekrar tebrik ettim kesinlikle izlenmeli 10/8 | 0 |
12,329 | Filmi Kurban bayramında TRT Çocuk kanalı sayesinde izleme fırsatı buldum. Çocuk filmi niyetine konmuş fakat erişkin ya da ergenlere göre olduğunu düşünüyorum. Bu anime yukarda anlatıldığı gibi sımsıcak bir film. Hayatın pozitif taraflarıyla beraber negatif taraflarını hayatta insanın yaşadığı gelgitleri sıcak bir dille dilendiriyor. Bir genç kadının geçmişiyle hesaplaşmasını anlatıyor. Daha doğrusu geçmişinde yaşadıklarının onu ne hale getirdiğini, kendi kendisiyle nerdeyse kavga etmesini konu ediniyor. Film geri dönüşlerle dolu(flashback) , öyleki geçmiş zamanla şimdiki zaman arasındaki geçişler birbirinin içine geçmiş vaziyette. Yukardaki film afişinde olduğu gibi kızın erişkin hali ve geçmişteki hali pek çok sahnede(Özellikle Tren ve Tren istasyonu sahneleri) hep bir arada. Sadece o mu, bütün çocukluk arkadaşları hep eski halleriyle çıkıyor. Film Japonyadaki Sosyo-Ekonomik durum, Ataerkil toplum yapısı, çok çocuklu ailelerde sosyal ve aile içi ilişkiler, Çiftçilik ve Çiftçi ailelerinin yapısı ile şehirlilerin karşılaştırılması derin olarak irdeleniyor.Bu filmi ne yalan söyliğim biz Türklere çok yakın buldum. Filmde irdelenen sorunlar bizde fazlasıyla mevcut. Evde Son sözün hep babanın söylemesi, onun ağır otoritesi, zor şartlarda çiftçilik, köy hayatı ve köyden kurtulup şehre gitme arzusu, bi şekilde kendini kurtarabilme ve özgür olma ancak bunlar elde edildiğinde yinede mutlu olamama eskiyi aramaya başlama gibi konular seyirciyi sıkmayacak bir şekilde yer yer espiriler kulanarak yer yer güzel doğal görüntüler makedonya müzikleri eşliğinde gösterilerek anlatımda çok büyük bir zenginlikle aktarılıyor. Açıkçası bu animeyi normal film olarak yapılsaymış kesinlikle bu kadar etkili olamazmış. Ghibli Stüdyosundan(Miyazakinin Yapım Şirketi) beklendiği üzere çok detaylı ayrıntılı arka plan ve yüz de yüz elçizimlerinin verdiği canlılık animeye ileri derecede bir şiirsellik katmış. Animede özellikle Gerçekçilik, Realite ve İnsan İlişkileri arayan herkese tavsiye ederim.Animeyi izlerken ben yukarda anlattığım şeyleri gördüm. Bir başkası izlese o da kendine yakın bulduğu şeyleri görür yani herkes kendinden bir şeyler bulacaktır bu animede. Ben filmi Türkçe TRT dublajıyla izledim ki bence harika bir ses kastı vardı. Animeyi dublajlı izlemenizi tavsiye ederim.Filmin sonunda yazılar çıkınca aldanmayın ,anime daha devam ediyor yazıların sonunda bir süpriz sizi bekliyor olacak :)Son söz olarak animeye 8.5/10 notu veriyorum ve herkese tavsiye ediyorum. İyi Seyirler... :) | 1 |
12,330 | çok kaliteli ve yeni bir wall street anlatmak istedikleri iyiydi. | 1 |
12,331 | Çok sıradan kalmış bir film...Daha mantıga uygun yapılabilirdi:) | 0 |
12,332 | Filmi izleyince sürekli bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. Kadının başına gelmeyen kalmamış. Türkiye de olsa kesin arabeskçi olurmuş :( | 0 |
12,333 | arkadaşlı korkulaı severim teen slasherlar değil.. | 1 |
12,334 | tek kelime ile berbat.ilk defa beyazperde.com.da bu kadar kotu bir film icin bu kadar yuksek bir puan goruyorum. | 0 |
12,335 | Bir çok ödül almış olan film açıkcası bende tamamen bir hayal kırıklığı yarattı. Catherine Breillat’ın yönetmenliğini yaptığı film baştan sona, liseye giden bir kızın yaz tatilinde tanıştığı bir delikanlı ile yaşadığı ilk deneyimi anlatıyor... Cinselliğin ana tema olarak kullanıldığı film bu kanaldan bir şeyler yapmaya çalışmış ancak başarılı olamamış kanımca...10/6 | 0 |
12,336 | Tam olarak film bile denemez,film denemesi demek daha uygun.Çok güzel işlenebilecek bir genç kızın ergenliği konusu uzun uzun bakışmalar,sessiz konuşmalar,yol sahneleri ile doldurulmuş ve film bitmiş.Akılda kalan ise hiçbirşey.10/2 | 0 |
12,337 | bu yönetmenin filmlerini çok merak ediyordum.hala da cehennemin anatomisini merak ediyorum.ama bu film gerçekten çook sıkıcı!hele bir yol sahnesi var ki!ya yolda arabayla gidiyorlar işte bunun nesini gösteriyor anlamıyorum.tamam ben sinemada gerçekçilikten yanayım da, bu ne ya, dedirtiyor o sahneler de insana.git allah git bir türlü bitmedi gitti yol yani.bu bitmezlik ve sıkıcılşık dışında filmin yerlerde sürünen bir hali de yok.yiğidi öldür hakkını yeme ama di mi:p | 0 |
12,338 | bol ödüllü zaman kaybı 5/10 | 0 |
12,339 | film biraz ağır işliyor. sürükleyici bi yanı yok, ancak ben filmi izlerken sıkılmadım. film gerçekten derinlere inilerek izlenirse içinde küçük ve anlamlı mesajlar bulabiliyoruz. bence hoş bir film izlerseniz pişman olmazsınız diye düşünüyorum.. | 0 |
12,340 | Sürükleyici olmasını dert etmek biraz zevke bakıyor. Bence çok güzel kusursuz bir film... | 1 |
12,341 | Bence yönetmenlik baya zayıf filmde (küçük kızdan bahsetmiorum ama özellikle Hasta rolü yapan kişiler berbat!) senaryoda çok zayıf film uzatılmış gibi duruyor. Arkadaşlar beğenmiş ama bence gayet vasat altı bir yapım. | 0 |
12,342 | müthiş bir film gerçekten... | 1 |
12,343 | Gerçekten kaliteli ve güzel bir film.. | 1 |
12,344 | 6-12 Yaş grubu filmlerden. Bunu sevdiyseniz size bir tavsiyem de '13 Hayalet' dir. 4/10 | 0 |
12,345 | Bence güzel bir filmdi... Bu film çıktığında bu kadar etkileyici hangi film varmış? :) İlk izlediğimde çok etkilenmiştim... | 1 |
12,346 | Kesinlikle seyredildiğinde pişman olunmayacak çok iyi bir aksiyon...şiddetle tavsiye ediyorum..verilen puana bakıp aldanmayın.. iyi seyirler..10/8 | 1 |
12,347 | Gayet sürükleyici bir film, türü sevenler kaçirmasin | 0 |
12,348 | Yönetmenin önceki filmi Aşk Uğruna'da benzer bir konuya sahipti ve çok etkileyici bir filmdi. Bu filmde yine yönetmenin üslubunu belli ettiği etkileyici bir macera. Kesinlikle tavsiye ederim. | 0 |
12,349 | ya bu habere okadar çok sevindim ki anlatamam. bugüne kadar seyrettiğim en iyi animasyonların başında. en kısa zamanda izliycem.ilkini kaç kere izledim sayamadım.siz de kendinize bi iyilik yapın ve mutlaka izleyin (eğlenmek istiyorsanız:) | 1 |
12,350 | ÇOK SAÇMA BİR FİLM AMA OYUNCULAR İÇİN İZLENEBİLİR O DA TAM DEÐİL... | 0 |
12,351 | Con asiri umitlerle gitmemistim filme ama en azindan eglendirmesini bekliyordum, bence cok bayici ve beklentileri karsilamayan bi film. Basa bela olan merakli gazeteci klisesi cok bayik bence. Bilimkurgu/fantazi olmasi nedeniyle bana cok hafiiften "league of extraordinary gentlemen" i hatirlatti ama o filmden bile cok daha fazla zevk almistim. Benc eparaniza yazik olur gitmeyin, cok merak ediosaniz en sahtesinden CD sini alip sikici bi aksaminizi dolduracak bi aktivite olarak degerlendirebilirsiniz. Ayrica Angelina Jolie filmde cok az gorunuyor. | 0 |
12,352 | Hayatımda seyrettiğim daha doğrusu seyretmeye çalıştığım en kötü filmlerden biriydi..Oyuncu kadrosuda filmi kurtarmaya yetmemiş..Bu tarz fantastik macera filmlerinden hoşlanıyorsanız belki izleyebilirsiniz.. | 0 |
12,353 | Bir filmi izlemeden filme puan verme olayını hala anlamış değilim doğrusu, eğer filmi izleyen varsa nasıl izlemiş anlatabilir mi bizlere... | 0 |
12,354 | Böylesi bir kadroya rağmen vasatın altında kalıyor.Yönetmenin filmi suçu sevimli göstermek gibi bir kaygıyla çekmiş olabileceği intibası da bırakıyor ki çok tehlikeli. | 0 |
12,355 | Ben şahsen çok beğenmedim,evet değişik bir konu üzerine film yapmak istemişler ama ben şahsen filmi izlerken çok eğlendiğimi ve güldüğümü söylemeyemem.Vasat bir film. | 0 |
12,356 | Gülmeyi özleyenler sıkı dursun, Tatil Zamanı & Vacation imdadınıza yetişti. Warner Bros Türkiye basın gösterimi ile izlediğim film, bana hem hoş bir nostalji yaşattı hem de günün stresini aldı götürdü. Bir dönemin efsane ailesi Griswold’lar, başlarına gelen komik ve eğlenceli serüvenlerle sinema tarihinde iz bırakmıştır. 1980’li yıllarda tanıştığımız Griswold’lar, baba Clark (Chevy Chase), anne Ellen (Beverly D’Angelo), çocukları Rusty ve Audrey’den oluşuyordu. Ailenin araba ile yaptıkları tatil yolculuklarında başına gelen felaketleri ve saflıklarını tekrar tekrar izlemekten sıkılmaz, büyük keyif alırdık. Bu defa “Tatil Zamanı & Vacation” da Rusty Griswolds ve ailesinin tatillerine konuk oluyoruz. Yani aile geleneği, bir sonraki nesil ile sürdürülüyor. | 0 |
12,357 | Güzel bir aile komedisi. Müthiş bir film değil ama sıkılmadan hoş vakit geçirerek izleyeceğiniz tarzda filmlerden. | 0 |
12,358 | iyi türk filmleri hep aynı yönetmenlerden geliyordu.sonunda bir başkasından da iyi bir film geldi.aldığı ödülleri ve çok daha fazlasını hakeden bir film. özellikle oyuncular çok iyi | 1 |
12,359 | Görmek istediğimiz filmlerden bir tanesi.Filmin ismi senaryosuyla harika bir biçimde örtüşmüş.Filmdeki karakterler çok iyi seçilmiş ve ülkemizle çok iyi bağdaştırılmış.7/10 | 0 |
12,360 | Turk sinemasında taze kan görmek çok sevindirici..sağlam diyaloglar ve harika oyunculuklar..cogunluk turk sinemasında malzemesini duygu sömürüsünden beslemeyen bir hikaye..aslında çok acı,çok hüzünlü ve çok gercek..mutlaka izlenmeli..... | 1 |
12,361 | Gerçekten çok yaratıcı bir senaryo.Tekrar tekrar izlemek gerek.Türkiyede yaşadığım halde böylesi bir konuyu bulmak o karakterleri yaratmak inanılmaz olsa gerek. Bu film ödül aldıysa diğer alamayan filmler ne kadar yaratıcı düşünemiyorum bile. Seren Yüce şaşırtmış gerçekten. | 0 |
12,362 | Gecenin 2 sine kadar oturup boşu boşuna uykumdan olmuşum.ne konu var ne de düzgün bi son.altın portakal da ödüller hep böyle beş para etmez filmlere veriliyor anlaşılan:) | 0 |
12,363 | Böyle bir film yok, böyle bir filme gerek de yok.. Bu kadar söylüyorum başka hiçbir şey demiyorum.. Hayatımın 2 saatini artı 5 ytl sini yedi yaa bu saçmalık.. Neyse bakalım önümüzdeki perdelere bakacağız artık.. | 0 |
12,364 | hayatımda gördüğüm en kötü filmdi. Televizyon filmi olarak bile berbat. Konu berbat işlenmiş, oyunculuklar rezalet, diyaloglar bile başarısız. Filmi izlemeye ilk başladığımda yüksek bi beklentim yoktu ama süper güçlü kız içeren bir romantik komedi olarak eğleneceğimi düşünmüştüm. Bu ne romantikti ne komik ne heyecanlı.. hiçbirşey. Film boyunca sanki arada sahneler var da atlıyomuşum gibi hissettim, örneğin kadın adama ne ara aşık oldu anlamadım. Filmin en önemli kısmı bu değil mi? Kesinlikle alelacele çekilmiş bir film. Elimde olsa filme -10 yıldız verirdim. 6küsür puan almış olması bir rezillik. | 0 |
12,365 | uma thurman ın nasıl bu kadar kötü bi filmde rol aldığını anlamış deilim bu film benden vasat oy aldı | 0 |
12,366 | Güzel bir film olmuş Ali Altay en iyi erkek oyuncu ödülünü almış oyunculuğundan dolayı tebrikler 👏🏻👏🏻 | 1 |
12,367 | Kesinlikle insana dinginlik veren bir film. Filmin durağan yapısının bir çok seyirciyi sıktığını farkettim. Herkesi çekebilecek bir film olduğunu söyleyemem. Durağanlıktaki sakinliği yakalayabildiğiniz sürece hiç sıkılmazsınız. Ben çok beğendim. Oyunculuklar konusuna gelince filmin baş kahramanın bir İspanyol olması, hiç de yadırganmıyor. Hatta çok da güzel bir hava vermiş. Bence tüm oyuncular arasında baskın çıkan isim, Ruhi Sarı. Kesinlikle harika bir oyunculuk sergiliyor. Bir de filmde en az 4-5 kere tekrarlanan "Allah herkesin sırrını alır." cümlesi üzerinde çok takılıp kaldığım bir konu oldu. Kısaca özetlemek gerekirse; durağanlığın içindeki dinginlik sizi sıkmayacaksa ve Mevlevilik konusuyla sadece bu aralar populer olduğu için ilgilenmiyorsanız bu filmi görmelisiniz. | 1 |
12,368 | beğenmeyenler nasıl bir film izlediklerini düşünüyor acaba konusu belli olan bir film zaten nasıl begenmedik diyebilirsiniz ki aksiyonmu olması lazımdı sıradan duygusal bir film bence izlenilmesi gereken bir film kaçırmayın derim özellikle evlenmeyi düşünenler... | 1 |
12,369 | Ünlü Stanley Milgram testleri... Bir çok psikoloji kitabının referans olarak kullandığı en meşhur deney; insanların diğer bir kişi yanlış cevap verdikçe uyguladıkları elektrik şoku deneyi. Aslında denek elektrik şok almasa da, soruyu soran ve şoku uygulayan bu bilmez. Sadece karşı tarafın acı çektiğini sanması için hazırlanmış ses kaydını dinler ve vicdan azabından ölmeye başlar. Her ne kadar bu bir deney de olsa, ne olursa olsun soru sorana devam etmesi söylenir. Katılanların %65 gibi büyük bir oranı 450 Voltluk seviyeye kadar gider. Onlara ne denmişse yapmışlardır. Diğer deneylerde ise genellikle insanların topluluğa uyduğu gözlenmiştir. Bu hepimizi bildiği sürü psikolojisi... Bir grup insan yukarı doğru bir şeye bakarsa, bir süre sonra çoğunluk bakmaya devam eder. Experimenter filmi, Milgram ve testlerini konu alıyor. Test sonuçları ilginç çıkıyor ancak ortada daha ilginç bir konu daha var; insanların test sonuçlarına ve ona karşı tepkisi. Her ne kadar sonuçlar hemen hemen her yerde, her kişide, her cinsiyette aynı çıksa da, bireylere tek tek sorduğunuzda ‘ben öyle yapmazdım’ diyorlar. Ve aynı zamanda Milgram’ı da çeşitli şekillerde etik olmamakla suçluyorlar. Bireysel mantıklı düşündükleri zaman neo-korteksleri ile durumu değerlendiriyorlar ve böyle davranmayacaklarına dair bir sonuç çıkartıyorlar. Peki neden otoriteye ve topluma uyuyoruz?.. Devamı blogta... | 1 |
12,370 | Hayatımda gittiğim een berbat korku arın çok parası var hehralde böyle saçma sapan film yapı son sahnede yaratıklar falan çıkınca filmin ortasında bastık kahkahayı.Bu kadar da olmaz dedik t! | 0 |
12,371 | Sadece şunu söyleyebilirim çok kötü bir film özellikle yapmaya çalıştığı şey korkuysa... | 0 |
12,372 | En son F Tipi Film ile dikkatleri üzerine çeken Hüseyin Karabey’in son filmi Sesime Gel, ülkemizin gündemini on yıllardır meşgul eden ve adı artık Kürt Meselesi olarak dillendirilen olgunun üzerine kurulu cesurca bir yapım. Özellikle son yıllarda Türkiye sinemasında fazlasıyla karşımıza çıkan Kürt Meselesi temalı filmlere bir yenisini ekleyen Karabey, Sesime Gel’de 60 yaşındaki bir kadın ve 8 yaşındaki torununun Van’ın kırsallarında geçen umuda dayalı yolculuğunu konu ediniyor. | 0 |
12,373 | film gerçekten kötü filmin sonunu zor getirdim anlamadığım Bradley Cooper bu filmde nasıl oynamış filmde konu yok oyunculuk yok hiçbirşey yok şiddetle uzak durun | 0 |
12,374 | harika bir animayson yabancı sitelerden takip ettim kadarıyla çok güzel övgüler aldı vizyona girmesi çok zaman aldı ama genede geç olması hiç olmamasından iyidir | 1 |
12,375 | buz devri gibi büyüklerinde ilgisini çekebilecek bir animasyon değil.film olarak idare eder 3d olarakta bir kaç sahne dışında cok iyi değil.10/4 | 0 |
12,376 | Her çocuk doğduğunda annecidir. Onu emziren ve koruyan annesi, bebeğin hayatta kalması için yeterlidir. Anne, bebeğine hayat vermiştir. Bu, sınırsız bir enerji gibidir. Ancak bir erkek çocuk, erkek olmayı ancak babasından öğrenebilir. Yoksa anasının kuzusu olarak kalır. Baba onu hayata hazırlamaktan sorumlu kişidir. Kadın, erkeğe göre daha endişelidir, daha korumacıdır... Hayata atılması ve kendi ayaklarının üzerinde durması gereken bir çocuk için babanın yol göstermesi gerekir. Baba, anneden gelen enerjiye yön verir. Ancak çift boşanmışsa ve çocuk annede yaşıyorsa, genellikle çocuk kendini ikilemde hisseder. Evde ruhen babanın yerini alır. Babasına sevgi ve özlem duyduğunda ise, annesine ihanet etmiş gibi hissedebilir. Özellikle de babanın kişisel problemleri varsa, anne, çocuğunu korumak isteyebilir. Ancak babamız, bizim için en doğru babadır. Annemiz de en doğru annedir... Anne ve babamız nasıl olurlarsa olsunlar, veremediklerine değil, verebildiklerine bakıp, bunun için teşekkür etmeliyiz. Anne ve babamızın verebilecekleri kadarını vermiştir; ne azını ne de fazlasını... Onların da arkasındaki kaderi görüp, kabul etmek bizi güçlendirir ve özgürleştirir. Zihnin kurguladığı yanılsama dolu hikayemizden kurtulur, kendi sorumluluğumuzu alırız. The Confirmation filminin kahramanı Anthony’nin babasının alkol problemi vardır. Annesi babasından boşanmıştır ve yeni bir erkek arkadaşı vardır. Tüm bu koşullardan dolayı annesi oğlunu koruma altına almıştır. Eski eşine fazla güvenmez. Anthony, babası Walt ile sıra dışı bir gün geçireceklerdir. İşte bu, Anthony için müthiş bir deneyimdir. Hayatın tüm yönlerini aynı günde tecrübe eder ve babası ile bağ kurar... Hepimizin içinde olan tüm özellikleri, belki de bir gün içerisinde görecektir. Bu, onun içinde müthiş bir anlayıştır geliştirecektir... | 1 |
12,377 | Serdar Orçin'in harika oyunculuğu ve senaryodaki dahlinin de arka jenerikte görünmesi Borç'u izlemek için yeter sebep.Hepimizin 3 aşağı 5 yukarı yaşadığı hayatı en gerçekçi haliyle görmek mümkün.Hatta Orçin'in ekonomik bunalımdan komediyle çıkmaya çalışan karakteri bana babamı anımsattı.İyi seyirler... | 0 |
12,378 | Öncelikle bu filme hiç yorum yapılmamış olması enterasan.Çünkü bu film epik sinemanın en önemli örneklerinden biri.Filmde dikkatimi çeken husus ilk arabalı dövüş sahnesinin bu filmde yer alıyor olması ve etkileyici müzikleri.Roma dönemini en iyi şekilde yansıtan bir kaç filmden beri.Özellikle imparator neron rolüne hayat veren peter ustinovun oyunculuğu mükemmel.puanım 7,9 | 1 |
12,379 | Merhaba. Ben bu filmin yönetmeniyim. Bir konuyu vurgulamak isterim. Filmin türü dram değil aksine dramın tüm zıt anlamlarıdır. Düzeltilmesini rica ederim. Teşekkürler. Oyuncular ise şöyle: yunus tarik, murat kılıç, rana kaya ve amir abdullah | 1 |
12,380 | Yapım yılı itibarıyla sanal dünyaya ilk yolculuk edenlerden...tabi kii absürd bir mantığa ve şimdi izleyince komik denen görüntülere sahip olsa da tam bir mihenk taşı...Jeff Bridges'te ayrı bir tat katmış olaya, bence Matrix'i ya da benzeri filmleri yapanlar mutlaka ilham almış orasından burasından. zevkle izleyebileceğiniz, animasyon tadında hoş bir seyirlik, fazla beklentiniz olmasına ama basit senoryası, anlaşılmaz sanal dünyası ve gerçek dünyadaki objelerin sana dünyaya aktarımı gibi uçuk olaylarla komik kaçsa da özellikle kullanıcı ve program ilişkisi çok orjinal; tanrı - kul ilişikis bağlamında sorgulayıcı. Hadi iyi seyirler... | 1 |
12,381 | haylazlık genelde üzerine sorumluluk almama ve aldığında da bunu yerine getirmeme olarak basitçe tanımlanabilir. | 1 |
12,382 | Dünyanın en iğrenç insanı sıfatı herkese nail olmaz. Belki gündelik hayatta o an için midemizi bulandıran birine karşı böyle bir laf sarf edebiliriz ama bir kesim, bu kalıbın tek bir sahibi olduğunu bilir. Bir gösteri sanatçısı, bir sinema oyuncusu, bir şarkıcı, bir efsane olan Divine’dan bahsediyorum elbette. Bir diğer efsane olan usta yönetmen John Waters’ın uzatmalı dostu Divine’ı bunca sene sonra, (ne yazık ki 43 seneye sığan) kısacık yaşantısının derinliklerine inen biyografik eser I Am Divine’da tekrar selamlıyoruz. Waters’ın en ünlü filmlerindeki uç karakterleri ile hafızalara kazınan; Pink Flamingos ve Female Trouble ile efsaneleşen, Polyester ile sinema kariyerinde farklı bir ton yakalayan, son olarak Hairspray ile esas hayaline bir adım daha yaklaşmışken aniden geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Divine’ı 2009 yılında hayata gözlerini yuman annesi, kadim dostları ve kariyeri boyunca ona eşlik eden arkadaşlarının dilinden dinliyoruz. | 1 |
12,383 | En sevdiğim filmlerden birisi olan Intouchables'ın ve ortalama bulduğum Samba'nın yönetmenleri Olivier Nakache ile Éric Toledano'nun yeni filmi Le Sens de la Fete, damadın isteği üzerine 17. yüzyıl dekorları ile donatılmış, dev bir düğünü hazırlayan Max'e ve onun ekibine odaklanıyor. Bu düğün ekibi, bu işi daha önceden yapmış olmasına rağmen her düğünde olduğu gibi, iyi şeyler ve aksaklıklar yaşanabiliyor. Ve film, bu düğün esnasında yaşanan aksaklıklara ağırlık vererek buna komik bir dille yaklaşıyor. Bu yüzden film boyunca eğlence hiç eksik olmuyor. Nakache ve Toledano ikilisinin Intouchables filmini bu kadar iyi olmasını sağlayan etmen, hikayedeki komedi ve dramın yarattığı doğal ve etkili hissiyattı. Dram ile komedi arasındaki denge adeta kusursuzdu. Bu yüzden ikilinin bir sonraki filmi Samba, komediyi bazı gereksiz sahnelerde geçiştirip dramın ağırlığını arttırmaya çalıştığında, ortaya çıkan sonuç aynı olmadı. Çünkü komedi, Nakache ile Toledano'nun filmlerini özgün ve etkili kılan yegane şey sayılır. Bu yüzden ikilinin yeni filmi Le Sens de la Fete, dramdan ziyade komediye yüklendiği için, ortaya çıkan sonuç her halükarda amacına ulaşmayı başarıyor. Her ne kadar dramın azlığı yüzünden sonuç Intouchables kadar derinden etkileyici olmasa da, genel itibariyle film seyirciye nasıl iyi vakit geçireceğini çok iyi biliyor. Le Sens de la Fete, işlenişindeki kusurlarına aldanmadan, bir kere izlemenize rağmen tekrar tekrar izlemekten sıkılmayacağınız filmlerden birisi. Doğrusunu söylemek gerekirse, epeydir bir sinema salonunda seyirci ile birlikte film izlerken bu kadar eğlenmemiştim. Film öyle hızlı bir tempoya sahip ki, film esnasında o kadar çok kahkaha attığınızdan ve iyi vakit geçirdiğinizden dolayı içinizden sıkılmak bile gelmiyor. Eğer kendisini biraz gereksiz yere tekrarlayan 1-2 ufak espriyi saymazsam, yapılan şakaların neredeyse tamamının zamanlaması harikaydı. Özellikle de filmde fazla detaya girmek istemediğim ama yine de bahsetmem gereken bir sahne var -filmi izlerken hangi sahne olduğunu muhtemelen anlayacaksınız- ve bu bölüm yaşandığı sırada salondan o kadar güçlü kahkaha sesleri duyuluyordu ki, bu bölümün sonunda salonun yarısı resmen filmi alkışlıyordu. Senaryo, komedi yaparken işi sulandırmaya çalışmıyor ve her bir şaka için doğru anı bekliyor. Ve bu anlar geldiği zaman filmi izlemek, hiç düşünemediğiniz kadar eğlenceli bir hal alıyor. Belki filmin tamamını kahkaha atarak izlemeseniz bile hikayenin uyandırdığı içten ve sıcak histen dolayı yüzünüzde büyük bir gülümseme olacak. Filmin içerisinde barındırdığı bazı klişelere rağmen diyaloglar ve oyunculuklar, Le Sens de la Fete'i taze tutmayı başarıyor. Bu arada oyunculuklar demişken, filmdeki her bir oyuncunun performansı ve birbirleriyle olan uyumu inanılmazdı. Bu filmdeki karakterlerin kişilikleri o kadar farklı, eğlenceli ve gerçekçiydi ki, filmin bitmesine rağmen onlarla daha fazla vakit geçirmek, bir sonraki düğün organizasyonunda neler yapacağını izlemek istedim. Jean-Pierre Bacri, Gilles Lellouche ve Jean-Paul Rouve'un performansları ise benim için ön plandaydı. Genel itibariyle hikayesindeki bilindik karakterler ve olaylar silsileleri bir yana, renkli karakterler arasında geçen muhabbetler ve iyi bir espri anlayışı sayesinde Le Sens de la Fete, içimi ısıtan ve izlerken her anından keyif aldığım bir filmdi. Dramın az olması yüzünden sonuç Intouchables kadar derin bir etki yaratmasa da, Nakache ile Toledano ikilisinin en iyi oldukları alana, komediye ağırlık vermeleriyle ortaya çıkan sonuç kesinlikle görülmeyi hak ediyor. Fazla ciddiye almadan izleyip iyi vakit geçireceğiniz bir film arayanlara kesinlikle tavsiye ederim. İyi seyirler. PUANIM: 8.2/10 | 1 |
12,384 | Evlilik, her toplumda, her çağda, gerek sorumluluklar gerekse de içerdiği romantik ilişki açısından bir çok farklılık göstermiştir. İnsanlık tarihi boyunca önce kendini korumak, sonra da üreyip çoğalmak için uğraşmıştır. Böylece, türün devamlılığı sağlanmıştır. Doğal olarak erkek ve kadın arasında her zaman bir ilişki var olmuştur. Çok uzun bir süre, insanlar evliliğe ihtiyaç duymadan yaşamışlardır. TED senaristi ve yazarı Alex Gendler’ın yaptığı araştırmaya göre, evlilik yaklaşık 10,000 sene önce tarımsal kültürlerin ortaya çıkmasıyla beraber, miras haklarının belirlenmesinde bir yol gösterici olarak ortaya çıkmıştır. Nüfusun çoğalmasıyla, topraklar ve mülk işlemleri daha karmaşık bir hale geldiğinde, devlet ve dini otoriteler de işin içine girmeye başlamıştır. İşte, artık evlilik ilk defa resmi bir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Milattan önce 2100 yıllarında yazılı kanunlarda evlilik hakkında kurallar konmaya başlanmıştır. Varlıklı kişilerin birden fazla kişi ile evlendiği dönemler bile olmuştur. Diğer yandan, savaş sonrası erkek nüfusundaki geçici azalış bu duruma imkan verse de, pratik olarak ve demografik açıdan tek eşli evlilikler her zaman daha işlevsel olmuştur. ... Gett filmi, kocasından boşanmak isteyen İsrail’li bir kadının mücadelesini anlatıyor. Vivian, artık kocasını sevmiyordur. Bu başlı başına bir boşanma sebebi olarak yeterli midir? Belki siz bile bu soruya anında net bir cevap verememiş olabilirsiniz. Vivian mahkemeye başvurur ve karşında ailevi ve töresel duvarları bulur. Avukatını bile, müvekkili ile ilişkiye girmekle suçlanan dava süreci tüm detayları ile verilmiştir... Devamı blogta... | 1 |
12,385 | ben hayatımda bu kadar kötü çekilmiş bir film izlemedim filmin yarısı zifiri karanlıkta çelikmiş bişeyler görecem diye gözlerim bozulacaktı madem öyle karanlık bi odaya kamerayı koysaydınız filmin yarısını o görüntülerle doldursaydınız alttanda çığlık korku efektleri verseydiniz yine aynı kapıya çıkardı şu filmleri artık ehil insanlar çeksede bizde izlerken bu kadar zorlanmasak | 0 |
12,386 | Korku filmi denildiğinde bundan farklı bi konu yok artık Türk sinemasında..Beni heyecanlandıran herhangi bi an yoktu filmde.. | 0 |
12,387 | Gerçek korkuyu tatmak istiyorsanız sakın kaçırmayın. Başınıza bu tarz şeyler gelirse de, SALİH MEMİŞOĞLU gerçek bir usta, benden size hayat kurtaran bi tavsiye....Bu filmle bir çok hasta daha sayesinde şifa bulur inşallah... | 1 |
12,388 | Nereden bulaştı Türk Sinema sektörü bu korku filmi işene... | 0 |
12,389 | Mutlu Son, eleştirilerde sık sık karşımıza çıkan eski Haneke filmlerinin bir kolajı benzetmesini bence hak etmiyor. Kolajdan çok kasıtlı olarak bir bütün oluşturmaması için uğraşılmış bir eser bu; karakterlerinin olmamışlığından olayların olmamışlığına dek Mutlu Son tutarlı bir his yaratıyor ve bu da mutsuz, neşesiz, iyi olmayan insanların bölük pörçük ve itici hayatlarının onlarda yarattığı duyguyu bize hissettiriyor. Haneke genelde iyi bir hikaye anlatıcısı olmadığı, ve filmleri hikaye anlatmaktan daha çok gerçekliği nasıl temsil ettiğiyle meşgul olduğu için burada da gerçek bir hikaye anlatımıyla karşılaşmıyoruz, ya da diğer filmleri çoğukez bir hikayeye benziyorduysa bile burada artık bu yaklaşımı kenara bırakmış gibi yönetmen. Telefon çekimleri ya da internet görüntüleri de gerçekliği temsil etme derdinde değiller, galiba artık gerçekliğin temsili mümkün değil ve belki de bu yüzden ilk kez bir haneke filminde bir karakterin gerçeklikten söz ettiğini görüyorum. Filmin ya da film olması için normalde çok rahat dışarıda bırakılabilecek bir çok sahne ve sekansın bulunduğu bu görüntüler ve hikaye çabalarının içerisinde yönetmenin anlatmadıklarının gerçek hikaye olduğu ve ekranda gerçekliğin temsilinin imkansız olduğunu düşündüren bir anlatı denemesi Haneke'ninki. Yönetmen sinemada hikayenin kendisinin gerçekliğin manipülasyonu olduğunu düşündürerek hikaye olamayan ama olup bitenleri düşünmeye iten bir yol izliyor. Bu anlamda olay örgüsü en belirsiz, kasıtsız film çalışması oluyor Mutlu Son. Buna paralel olarak 2 saatlik bir film süresi içerisinde tanımayı beklememiz bile bir manipülasyon olan karakterler de yarım kalmışlıklarıyla karşımıza çıkıyor. Sonuçta kendimize şunu soruyoruz: ne izledik? Ve, ne oldu? Elbette bu yaklaşımın başarılı olup olmadığı, veya gerçekten bu yazdıklarımın filmin ve yönetmenin amacı olup olmadığı tartışılabilir.Filmin sonuna dek dayanabilenler çok etkileyici bir final bulacaklar, bence sinemada görülmüş en vurucu finallerden birisi bu. | 1 |
12,390 | güzel bir filmdi. bazı eksik yanları olsa da izlediğinize pişman olmuyorsunuz. biraz daha savaş sahnesi olsaydı belki daha doyurucu olabilirdi. angelina müthişti. diğer oyuncular da iyilerdi. | 0 |
12,391 | açıkçası film süper değil ama izlenmesi gerekir. oyuncu kadrosu harika. ayrıca 5.9 gibi bir puanı hakettiğini de düşünmüyorum. 10 üzerinden 8. | 1 |
12,392 | Son zamanlarda seyrettiğim en ilginç, en garip, en delice ama bunların yanında en etkileyici filmlerden biri. Aslında filmi de tanımmlak zor, ama şöyle söyleyeyim her erkeğin müthiş (!-bana göre tartışılır) beden yapısı yüzünden düşlediği Belluci ekseni etrafında dönen bir Erotik - Kara Komedi. Aslında sanki film (oyunculuklardan tutun filmin yapısı, hareketliliği dramatizasyon vs.) sanki bir sinema filminden ziyade tiyatro piyesini andırıyor, belki de bir tiyatro piyesinden uyarlanmış bile olabilir. Oyunculuklar zaten çok başarılı, film zaman zaman kopuk kopuk gitse de çok zevkle izleniyor. Ancak en önemli şey burada yönetmenin güzel tutumu, bir fahişe etrafında film dönsede genelde kadınların seksapelliğini (özellikle Belluci’nin) öne sürülsede filmde, kadınlar meta olarak kullanılmıyor filmde aksine kadınları bu filmde yönetmen yüceltmiş ve Diva olarak bize Belluci sunuyor. | 0 |
12,393 | Ya aslında gereksiz bi film olduunu düşünüorum. Gerard nie bu filmde oynamaı kabul etmiş anlam weremedm. Karierindeki en kötü filmlerden biri bence. | 0 |
12,394 | film gerçekten kötü başlangıç haricinde pek dikkat çekici bir tarafı yok .. | 0 |
12,395 | Ağır temposu ve duygusal yönü ağırlıklı olmasına rağmen çok başarılı bir film. Özellikle, kısa olüne rağmen Theron ve çocuk oyuncu mükemmel. | 0 |
12,396 | ege sevdalısına iyi gelecek bir film bilhassa müzikleriyle...ancak tericihim mehmetali alaboradan başkası olurdu tabi... | 1 |
12,397 | bulusanız ve midenize güveniyorsanız izleyin...kesinlikle izleyin. | 1 |
12,398 | Yazılması gereken herşeyi yazmış arkadaşlar. Yönetmenle müzikle gerçeklik yönüyle ilgili aşağı yukarı onlarla aynı fikirdeyim. Ek olarak söylemem gereken şu ki cinsellik konusu gereksiz yere ön plana çıkarılmış. Ben diğer arkadaşlar gibi çok etkilenmedim heralde çok fazla işkence filmi izlediğimdendir. Bence izleyin en azından bahsedildiğinde bi fikriniz olsun. Bu tarz seviyorsanızda "Yeşil cehennem" ide izleyebilirsiniz. Ayrıca bi film için zavallı su kaplumbağasını paramparça edip maymunun yüzünü kesip domuzcuğu öldürdüğü için Allah o yönetmeninde ona yardım edenlerinde belasını versin. | 1 |
12,399 | rezil,berbat bir film.İrençlikten öteye gidememiş ne yazikki.Filmden etkilenmedim acıkcası,boşu boşuna 1 bucuk saatim gitti.Birde filmden çok o sinir bozucu müziği beni gerdi,O nasıl bir müziktir ya görseniz sanki kuşlar böcekler hayat güzel hersey güzel tarzında sensakrak bisey.Tam piskopatlık.kesinlikle izlemeyin... | 0 |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.