Unnamed: 0
int64 0
16.6k
| Sentence
stringlengths 1
13.7k
| Sentiment
int64 0
1
|
|---|---|---|
6,400
|
şiddet sahneleri çok aşırı olmakla beraber, yine zeka ürünü..kanım dondu diyebilirim; hazır olmadan gidilmemeli..senaryo yine çok iyi.
| 0
|
6,401
|
SAW III | Fİlm tek kelimeyle vahşete dönüşmüş. İğrenç bölümleride var mide bulndıran bölümleride. Ama yine herşey planlandığı gibi gidiyor. İşte bir akıl filmi. İzleyenler bilir sonunda herkes şaşırdı. Ve bende testere 4 de son kalan adam öncekinin yerine geçecek.
| 1
|
6,402
|
Serinin en iyisi ve John kremer karakterinin zekasının ilmik ilmik kanımıza işlediği,bir saniye nabzın düşmediği; benim artık favorilerim arsında olan mükemmel bir yapıt..
| 1
|
6,403
|
baştan sona heyecanla izledim.. gayet başarılı. :)
| 1
|
6,404
|
Sıkılmadan izlersiniz ancak dünyasını gizli tutan bir film. Sırf bu yüzden izlemek üzereyseniz daha temkinli olabilirsiniz. Bazı şeyler nasıldı, ne noldu oturmadan film bitiyor.
| 0
|
6,405
|
Önce şunu netleştirelim: Bu film her haliyle Twilight (Alacakaranlık) serisinden daha iyi, orası kesin. Fakat filmin durmayan ve heyecanlı temposu sayesinde The Hunger Games (Açlık Oyunları) serisinden bile daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Film kimseyi sıkmadan hemen olaya giriş yapıyor ve daha filmin ilk dakikalarında bile tempo yükseliyor ve film bu tempoyu alıp bütün filme dağıtıyor ve tempo daha da artıyor. Filmin süresi 143 dakika olduğu için film seyirciyi sıkabilir diye düşünmeyin, aksine film öyle sürükleyici ve hikayesi orjinal ki hiç sıkılmıyorsunuz. Ayrıca filmde aksiyon sahneleri bile romantik sahnelerden (filmde yaklaşık 3-4 kere geçiyor) fazla olduğu için bu filme bir aksiyon filmi de diyebiliriz. Bunların dışında oyunculuklar yerinde, görsel efektler zaten başarılı, senaryo ise dediğim gibi çok heyecanlı, bütün film boyunca tempo yükseliyor ve filmin birisinin düşüncelerinin içine girme seansları ise Inception (Başlangıç) filmini hatırlatıyor bizlere. Yani film öyle bir yoğurulmuş ki hem Açlık Oyunları ve Alacakaranlık seven kızları ve aksiyon seven erkekleri oldukça tatmin ediyor. Bu arada konusundan biraz bahsedeyim: Film sakin başlıyor. Herkes oluşan 5 grupta yerini biliyor. Fakat bazen bazıları uyumsuz olabiliyorlar ve şehir de onları avlıyor. Başroldeki Tris, Cesurluk grubuna dahil oluyor ve grup zaten adrenalinli hatta biraz deli olduğu için heyecanlı anlar başlıyor. Testlere katılıyorlar fakat Tris uyumsuz olduğu için biraz dikkat çekiyor ve böylece bir denetim yapılıyor. Aslında denetim yapılıyor derken filmin sonlarına doğru yapılıyor. Yani ben filmin genelini anlattım biraz. Filmin çoğu Cesurluk'da oynanan oyunlar ve testlerle geçiyor. Sonuç olarak bu haftanın başarılı ve ilgi çekici filmlerinden birisi Divergent. Tavsiye ederim. 4/5
| 1
|
6,406
|
Şahsımca puanlamada alt sınırımı belirleyen kavram ''Sıkılmak'' üst sınırımı da belirleyen ''Özgünlük'' tür. Filmde hafif ''Açlık Oyunları'' esintisi olduğunun kanaatindeyim. Ve bu da benim açımdan özgünlük olarak sınıfı geçememiştir ama izlerken sıkılmadığımdan dolayı orta yolu bulup 2,5 yıldız verdim. Genellikle temposu iyi, sürükleyici; izlediğinizde pişman olmazsınız ama film bittikten sonra da ''ne filmdi ama'' demezsin. Yine de izlenebilir
| 0
|
6,407
|
okulda zorla izletmişlerdi ama hakatten güzel filmmiş :D
| 1
|
6,408
|
İçinizi fazlasıyla ısıtan, güldüren, duygulandıran-kısacası gerçek bir hayat hikayesinin iyi bir işlenişini izleyenlere gösteren filmlerden.Etkileyici ve fazlasıyla izlenesi bir film October Sky.9/10
| 1
|
6,409
|
tekrar tekrar izlemeye doyamacağınız bir yapıt bu, hatta bir başyapıt. anime sevip sevmediğiniz önemli değil, eğer sinamasever biri iseniz ve "Mononoke Hime"yi izlemediyseniz, yazık...
| 1
|
6,410
|
senaryo neil gaiman ve hayao miyazaki, yönetmen yine hayao miyazaki olunca ortaya mükemmel bir başyapıt çıkıyor!
| 1
|
6,411
|
ben fil değilim...ben hayvan değilim...ben bir insanım...insanım...sözü filmi zaten koparıyo çok güzel bir film
| 1
|
6,412
|
Bir David Lynch filmi izlemek zordur.Her an uyanık olup 1saniye bile kaçırmamaya çalışırsınız.Ama Elephant Man i David Lynch in diğer filmlerinden ayırmak gerek.David Lynch i hiç tanımayan birisi bile bu filmden sonra etkisinden kurtulamaz.David Lynch in gizemi en az etkisi en büyük filmidir bana göre ve bu puan da filme göre çok düşüktür.Gelmiş geçmiş en büyük filmlerden biri olan bu başyapıtı izlemeyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum.10/10.
| 1
|
6,413
|
güzel ve etkileyici bir film.lynch tarzının dısına cıkmasına karsın dramayı cok iyi becermiş.gereksiz duygu sömürülerine gitmemiş cok iyi bir film
| 1
|
6,414
|
izlenmesi gereken bi film.siyah beyaz olması olayı daha etkili kılmış,insanı daha çok etkiliyor.gözümü kırpmadan izledim,senaryo,kurgu,oyunculuk son derece güzel.sinemanın yüz akı filmlerden biri.9/10
| 1
|
6,415
|
çok keyifli eğlenceli bir film herkese şiddetle tavsiye ediyorum...
| 1
|
6,416
|
bu kadar kötü kurgu, bu kadar problemli bir aksiyon, nedir bu tam bir mide bulantısı 10/1
| 0
|
6,417
|
Çok başarılı bir film.Senaryosu,unutulmaz diyalogları ve müthiş oyunculukları ile sıkı bir macera.İki usta aktör Christopher Walken ve Dennis Hopper arasındaki diyalog sinema antolojilerine geçmiş enfes bir sahnedir.Sondaki çatışma sahnesi en iyiler arasında yer alır.10/9
| 1
|
6,418
|
christian slater ve patricia arquette'nin gözkamaştıran oyunculuklarıyla ve yansıtılan müthiş aşkla izlenmesine doyum olmayan bir tony scott filmi.8/10
| 1
|
6,419
|
True Romance leş gibi Natural Born Killers kokuyor, Natural Born Killers'tan kalan senorya artıkları başarılı oyunucularla bile pek bir şeye benzememiş... Vasatı övmek iyiye haksızlıktır. Gerçek aşk? Yok daha neler, elemanların arasındaki aşk şeysi benim aşk anlayışıma pek uymuyor ayrıcana romantizm ve sevgiyi Tarantino filmlerinde ariyorsanız ben ufak ufak kaçıyim...
| 0
|
6,420
|
gerçekten farklı bir film ama film biraz sıkıcı özellikle gece izlemeyi düşünenler varsa izlemesin kesinlikle uyutuyo film adamı...tabi güzel sahneler var özellikle edvard nortonun arkadaşından yediği dayak(kendi istedi tabi) güzeldi bu herif hep dayak yiyo yazık walla fight clupta da dayak yemişti üzüldüm bak şimdi:)
| 0
|
6,421
|
olmekmı ıstıyorsunuz . ozaman hayatınızın son ısı olarak bu fılmı ızleyın . bundan oncekı kararlarınız mutlaka degısecek .ozellıkle olumle ılgılı olanlar.......
| 0
|
6,422
|
spike lee nin filmlerini severim.sıradışı bir yönetmen benim için.iyi bir oyuncu kadrosuda var.neden izlemeyelim...
| 1
|
6,423
|
Edward Norton olmasaydı fazla çekiciliği olmazdı diye düşünüyorum.Daha iyi ve daha farklı ummuştum.Ama yine de görülmeli.
| 1
|
6,424
|
film mükemmel olmuş insanı 2 saat boyunca içine alıyor 10/9
| 1
|
6,425
|
berbat bi filmdi...hiç bi şekilde tavsiye etmiyorum yarısında çıktık
| 0
|
6,426
|
karakterler çok harika hele o kendini zorla kral ilan eden acayip hayvan yardımcısı ve kabilesi muhteşemdi dostluk öğelerinin çok iyi işlendiği bir film
| 1
|
6,427
|
bütün karakterler birbirinden güzel, kıyaslayamıyor insan..çok güzel çok..Nemo’yla beraber animasyon filmlerinin arşiwinde, başköşede duruyo şuan bende :))
| 1
|
6,428
|
aslan alex karakteri çok hoşuma gitti. film güzeldi. güzel animasyon olmus. sonuçta tam izlenmelik..... :D
| 1
|
6,429
|
hiç bir animasyon filmi bu kadar güzel olamazdı.her bir bölümünü merakla izledim.bence mükemmel bir animasyon :D
| 1
|
6,430
|
Eğlenceli,komik ama bu filmde bir eksiklik var.Daha önce isinemalarda izlediğimiz animasyonların yanında biraz hafif kalıyor.
| 1
|
6,431
|
gerçekten çok komik bir animasyon karakterlerin hepsi birbirinden komik espiriler ince ve anşaşılır. izlemeye değer tavsiye ederim :)
| 1
|
6,432
|
ben filmi çok beğendim güzel bir aksiyon filmi olmuş jason statham çok güzel rol yapıyor.tam bu işlerin adamı be aksiyon daha 5.dakikada başlıyor.bu da film için büyük bir artı ayrıca konu da değişik.nokia ve porshe nin reklamının yapılması iyi olmuş.kim basinger ın porsche cayen le kulübeyi yıkma sahnesi hoşuma gitti.müzikler güzel.ayrıca o baş polis de güzel rol yapmış izlemeniz tavsiye edilir.9/10
| 0
|
6,433
|
bu yılki İstanbul Film Festivali’nin iyilerinden, başarılı bir popüler sinema örneği. herkesin keyif alabileceği iyi bir seyirlik...
| 1
|
6,434
|
filmin genelinde bir basitlik var. oyunculuk, kurgu, çekim vb. noktalarda birinci sınıf olmayı hakedemiyor. sıradan bir tv filmi gibi. izlemeseniz olur.
| 0
|
6,435
|
film çok güzel çok beğendim jason olurda çirkin olur mu zaten :))
| 0
|
6,436
|
film bence kötü değildi. kafa dağıtmak ve eğlenmek için izlenebilecek güzel bir film bence.. sinemada izlemeye değermi bilmiyorum ama ewde izlemek gayet güzell :))
| 0
|
6,437
|
fılm cok heyecanlı ve guzel ı..zlenmesı gerek dıye dusunuyorum ..uzun zamandır ıyı performans gostermeyen kım basınger bu fılmde gayet ıyı oynamıs ...ben cok begendım fılmı..
| 1
|
6,438
|
Disney Pixar oldukça orijinal ve başarılı filmler üretirken, normal Disney'in animasyon filmleri onun gerisinde kalıyordu. Fakat son yıllarda Disney, Wreck-It Ralph ve Frozen gibi filmler ile Pixar ekibine yavaş yavaş yetişmeye başladı. Bu film de Disney'in başarılı filmlerinden birisi. Üstelik Marvel Stüdyolarının da desteği ile. Vallahi tadından yenmez. Filmin konusu şöyle: "Hiro, ağabeyinin yaptığı Baymax adındaki bir sağlık robotunu keşfeder. Bazı olaylar sonucu kötü şeyler olur ve Hiro o kötü şeyler yapan adamı bulmaya karar verir. Ekibi ile süper kahraman köstümlerine bürünerek harekete geçerler." Ne diyeyim, film hakkında hiç bilgi vermeden en fazla bu kadar yazabildim. Bu konu, filmin bir kısmını oluşturuyor fakat ana kısmı daha farklı. Film öncelikle oldukça eğlenceli bir şekilde başlıyor. Yaratıcı espriler oldukça fazla var ve hepsi de çok güldürüyor. Filmin ilk yarısı bunlar ile dolu ve vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. İkinci yarı ise azıcık hayal kırıklığı yaratıyor. Yani bu sefer daha bir dramatik ve mesaja odaklı geçiyor. Yani, bu kötünün aksine iyi bir şey ama işin can alıcı noktası sonunda. Sonu klasik bir şekilde bitiyor. İyi ve hoş bir şekilde bitiyor ama öyle bir etken yüzünden film hafif sarsılıyor. Bir de filmin süresi yaklaşık 95 dakika olduğu için sonu biraz aceleye getirilmiş gibi geliyor. Ama akıllarda başarılı bir deneyim olarak kalıyor tabii ki. Bu arada filmi 2D izlemenizi tavsiye ederim çünkü 3D'lik fazla bir şey yoktu. Dublajı ise başlarda biraz kötü gelebilir ama rahatça alışabiliyorsunuz. Filmin başka iyi tarafları ise verdiği mesajın sağlam olması, güldürebilmesi ve efektleri oldu. Mesela filmin geçtiği şehir olan San Fransokyo, San Fransisco ile Tokyo'nun karşımı olmuş ve ortaya göz alıcı bir deneyim çıkmış. 6 Süper Kahraman, bir başyapıt niteliğinde sayılan animasyonlardan değil ama en iyilerinden biri olduğu kesin. Ailecek zevkle izleyebilirsiniz. Tavsiye ederim, iyi seyirler herkese. Not: Film bittikten sonra koltuklarınızdan kalkmayın. Her Marvel filminde olduğu gibi bu filmin de sonunda ekstra bir sahne var, haberiniz olsun.
| 1
|
6,439
|
çocuğu götürmüştüm ama ben çocuktan daha çok sevdim.. kesinlikle tavsiye ederim..bir kere daha izleyebilirim..
| 0
|
6,440
|
ben bu filmi her izlediğimde hem ağlayıp hem de güçlü oluyorum hayatımda gördüğüm en güzel en mükemmel film olabir ve bu filmi en az 10 defa izlemişimdir bana güç veriyor ve abimi hatırlatıyor :( :)
| 1
|
6,441
|
6 Süper Kahraman bir animasyondan çok daha fazlası.. Evet yanlış duymadınız filmi izlerken sanki gerçekmiş gibi bir his uyandırıyor ve günümüzde binlerce dolar para harcanıp çekilen filmlere taş çıkartacak cinsten bir animasyon filmi. İçerdiği mesajlar hem çocuklar için hemde yetişkinler için çok önemliydi. Anlatmak istediğim çok şey var fakat spoiler olacağı için fazla uzatmadan bu filmi kesinlikle izlemelisiniz..
| 0
|
6,442
|
Tekkelimeyle süper herkese tafsiye ederim..
| 1
|
6,443
|
Filmi geç de olsa DVD den izledim. Gerçekten de çok sağlam bir film olmuş. Beğenmeyip yorum yazanları da anlamak mümkün değil. Bu filmin bir altın olduğunu anlamak için kuyumcu olmaya gerek yok. Zaten beğenmeyen kişilerin olması, filmin kalitesinden hiçbirşey kaybettirmez. Filmde aslında her insanın içinde varolan, gerçekte insanı insan yapan doğal duygular anlatılmış. haksızlıklara boyun eğmeme, gücün her zaman üstün olamayacağı ve adalet temaları filmde çok güzel yansıtılmış. İzleyin çok şey kazanırsınız. 10/9
| 1
|
6,444
|
Çok iyiydi.Verdiği mesajlar çok açık,çok haklı,film sürükleyici,oyunculuklar iyi,ismi de her ne kadar ilk duyulduğunda yanıltıcı olsa da film izlenildiğinde anlamını buluyor.Faşizme sert bir tavır daha,ne güzel!
| 1
|
6,445
|
çocukken izlediğim ve beni çok etkileyen filmlerden biridir, bir mihenk taşı...
| 1
|
6,446
|
Ya bence film güzelde sonlarına doğru konu saptı mı ne pek izleyemedim Cine 5 te izlemiştim okula gittiğim için uyuyup kalmıştım ama oraya kadar güzeldi özellikle oyunculuk iyiydi
| 0
|
6,447
|
bence ilk film daha güzeldi ama bu filmde iyi bi devam filmi olarak hafızalarada yer dinmiştir....ayrıca gerçekten başından sonuna izleyiciyi sıkmadan kendini izletebilen bi film olduğunu düşünüyorum...8/10
| 1
|
6,448
|
İlk film kadar sürükleyici, komik ve kaliteli olmuş bence...İçinde gerilim, korku unsurları barındırdığı kadar komik de olabilmiş bir film...
| 1
|
6,449
|
İlki kadar, başarılı bir devam filmi idi...
| 1
|
6,450
|
Sonuna kadar hak ettiği en iyi senaryo oscarıyla taçlanan ve unutulması hakkaten zor bir film...... Almadovar ilgi çekici ve etkileyici....
| 1
|
6,451
|
sanatsal açıdan sürükleyici, duygusal yoğunluğun dans eden bedenlerden perdeye ve buradan izleyiciye aktığı, dört insanın iki kazayla kaderlerinin kesiştiği şiir tadında bir film.konuş onunla diyor adam, belki duymaz ama sen konuş ve kadın hep sen konuştun ben dinledim diyor, kadınlar bu filmde sessiz ve derinden birer özne işlevi görüyor. tekiller ve sadece narin ve kırılgan dünyalarında birbirlerinden habersiz ve farklı bir hayat sürmekteler. erkeklerse toplumda kadınlara yaşatılan acıyı ve çaresizliği, kadınların adına bizzat yaşamakta. Film bu açıdan bakıldığında, erkeklere kadın duygusallığını giydirerek cinsiyetler arası bir hesaplaşma yaratmakta.'lydia' erkeklerin dünyasına bir başına meydan okuyan, dirençli , gururlu bir kişilik olarak çıkıyor arenaya. karşısındaki boğa kadının her gün toplumda önüne çıkan, o şiddet eyleminin hayvanileşmiş bir cisimleşmesi olarak sunulmakta. sert yüz hatları, bu ataerkil yapının kadını da sonunda ezerek, erkekleşmek ve böylece kadınsı duyarlılığından onu soyutlayarak işlevsiz kılmak gayesini kapalı bir anlatımla dillendirmekte.?alicia? narin bedenini dans pistinde tüm kadınsılığıyla kullanmakta. Bozulmamış, kirlenmemiş bir kutsallıkta. Kadının farklı bir yönünü izleyiciye yansıtmakta. Zayıflığı ve dişiliği tüm film boyunca yattığı yatakta ortaya saçılmakta. Bu kişilik, güzel yüzü ve vücut hatlarıyla en üstteki ve hep gözlerin üstündeki, toplum içinde yer alan saf ve bir o kadarda harcana bilir kadın portresi sunmakta.?benigno ve marko ? ; biri karşılıksız ve safça bir aşk yaşamakta kendi çizdiği dünyasında. Gerçeklerden tamamiyle kopuk kalbiyle yön bulma uğraşısı içinde. Diğeriyse erkeksi yüz hatlarının arkasında tüm duygusallığıyla konuşmak yerine ağlamayı seçmekte. Sevgiyi aradıkları bedenler onlar için asıl sevgisizliğin ve umutsuzluğun kaynağı olarak karşımıza çıkıyorlar filmde. Sonuç ikisi içinde kaybediş oluyor. Renksizleşiyor birden perde. ? benigno'nun anlatımında, sessiz bir süreçte erkeğin kadın karşısın da küçülmesi ve savunmasız bir bedende, görselliğinde verdiği etkiyle, çaresizliğini gözlere ziyan bir dışa vurumla sunuyor ve erkeğin kadın bedeninin kusursuzluğu karşısında ve erişilmezliği gerçeğiyle onun koruyuculuğunda kaybolması, sınırları yıkan bir görsellikle sunuluyor izleyiciye.Başladığı gibi bitiyor perdenin açılmasıyla. o bitiş belki de yeni bir başlangıcın ilk adımları gibi, sahnede yan yana ilerliyor doyumsuz müzik eşliğinde. biterken gözde ve kulakta unutulmaz tatlar bırakıyor seyircinin, ?almodovar'ın ?konuş onunlası?....
| 1
|
6,452
|
şaşkınlığı sakinlikle anlatan yönetmen pedro almodovar...bir filmi yönetmene göre değerlendirirseniz çok daha fazlasını görebilirsiniz. görselliği zengin, anlatımı net ve sizi bağlayan bir film..farklı bir lezzet için izlemelisiniz derim..değer.
| 1
|
6,453
|
filmin çok garip bir konusu vardı ilk başta.ama daha sonradan beni öyle bir sardı ki film bittiğinde neye uğradığımı şaşırdım.çok güzel ve duygusal bir filmdi.bazı sahnelerde kendinizi tutamadan ağlayacaksınız.mükemmel bir filmdi kısaca...
| 0
|
6,454
|
hay lali lala la diyor içimde almodovarın müzikleri şunu anladımki almodovar ülkesinin müziğini filmin bir yardımcı oyuncusu olarak kullanıyor ve bizde çok memnunuz aşık hisseden insanların duygu durumlarına cuk oturacağını düşünen bi arkadaşım bu gece bana bu filmi tavsiye etti bende size tavsiye ediyorum aşık olacağınız doğru adama sahip olmasanızda onu tanımışsanız hable con ellayı içten anlayabilirsiniz iyi geceler
| 1
|
6,455
|
Bruce Willis'in yürü ya kulum dediği dediği film ve çok güzel bir serinin başlangıcı. Rickman çok başarılı ama üçüncü bölümdeki Jeremy Irons kadar değil. Türü sevenlerden izlemeyen kalmamıştır herhalde. Finali çok iyi düşünülmüş...
| 1
|
6,456
|
ne olursa olsun serinin ilk filmide aksiyon açısından gayet etkili bi film...ayrıca bence her filmde oplduğu gibi bu filmdede bruce willisin performansı muhteşem...8/10
| 1
|
6,457
|
Film harika o yıllarda böyle bir aksiyon ancak Woo yada Tiernan dan gelebilirdi.Yönetmen iyi iş başarmış.Ama bu film türünün ilk örneği felan değil.Zaten filmin böyle bir kaygısıda yok.
| 1
|
6,458
|
bende akşamleyin kanal 7 de tesadüfen gördüm de izledim.her bruce willis filmi gibi buda kusursuzdu.temposu bir saniye bile düşmüyor.izlemeyenler için büyük bir eksiklik.bruce willis diyorum başka da bir şey demiyorum.9/10
| 1
|
6,459
|
İlk cümleden söyleyeyim, The Revanant filmi bir başyapıt. Alejandro Gonzalez Inarritu’nun altıncı uzun metrajlı bu filmine geçmeden evvel Inarritu sinemasını anmanın da doğru olacağını düşünüyorum. Öncelikle Inarritu, sinemaya “Ölüm Üçlemesi” ile giriş yaptı ve de Amores Perros adlı ilk filmiyle keşfedildi, kimileri film için 21.yüzyılın ilk önemli eseri yorumunu yaptı. Kısacası çok olumlu eleştiriler alan bu filmden sonra Inarritu için de Hollywood’a transfer olma yolculuğu başlamış oldu. Kanımca da Amores Perros, gerçekten mükemmel bir film. Inarritu sinemasını hiç seyretmemişlere ilkin bu filmi seyretmelerini öneririm. Sonrasında üçlemenin ikinci filmi 21 Gram geldi. Bu filmi ise hala izlemedim. Benim tembelliğim. Aynı şekilde 21 Gram da son derece olumlu eleştiriler aldı. Ve üçlemenin en son filminde ise Babel, nam-ı diğer Türkçe anlamıyla aslında Kargaşa ismine karşılık gelen bu film, üç farklı kıtadan üç farklı hikayeyle ilk iki filmdeki kesişen hayat öykülerini bir tık daha derinleştirirken, sözlerini de daha evrensel ve daha kuvvetli bir biçimde söylüyordu. Eğer Babel’i izlemediyseniz mutlaka seyredin derim. Bir şaheser. Hayatımda izlediğim en iyi filmler içerisinde de bulundururum. Ve sonrasında ise Inarritu ile bu ilk üç filmin senaristi Guillermo Arriaga arasında yaşanan sürtüşme ile Inarritu’nun ne yapacağı merak ediliyordu. Ancak Biutiful (onu da hala seyretmedim) ile Inarritu, gayet olumlu eleştiriler aldı ve Arriaga’sız da başarılı olabileceğinin sinyallerini bize verdi. Ve hemen arkasından önce en iyi film ödülüne Oscar’da uzanan mükemmel Birdman, ve de şimdi konuşacağım The Revenant, Inarritu’nun ne kadar iyi bir sinemacı olduğunu hafızalarımıza perçinleyen diğer iki film oldu. The Revenant filmi, zaten Leonardo DiCaprio’nun başrolde oynadığını öğrendiğimiz zaman pek çok kimseyi heyecanlandırmıştı. Ve Inarritu, diğer filmlerine nazaran bu kez farklı tarzda bir filme imza atacaktı, ve de ilk kez bir uyarlama senaryo ile karşımıza çıkıyordu. Yanına Birdman’deki olağanüstü görüntü yönetimi ile hafızalarımıza kazınan Emmanuel Lubezki’yi de alan Inarritu, tekrardan aynı sağlamlıkta bir filmle geldiğinin sinyallerini de veriyordu zaten. Ve unutuyordum az kalsın. Tom Hardy. 12 Oscar adaylığı almayı başaran bu filmi konuşmaya ise, geçen yılki Birdman eleştirimde de ilk olarak bahsettiğim Lubezki’yle başlamak istiyorum. Lubezki, geçen yıl Birdman’dan sonra, bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan ve de Filmekimi ile İstanbul Film Festivali’ne uğramış olan Terrence Malick’in son filmi Knight of Cups’ta da çok iyi bir iş ortaya koyduktan sonra, The Revenant’ta da gerçekten harikulade bir iş ortaya koyduğunu söylemek doğru olacaktır. Lubezki, sizi adeta o savaşın o anda siz içerisindeymişsiniz gibi hissettiriyor ve de soğuğu Hugh Glass ile beraber iliklerinize kadar hissettirmeyi başarıyor. Son iki yılda en iyi görüntü yönetmenliği Oscar’ını da kazanan (diğer kazandığı film Gravity) Lubezki, zannımca arka arkaya üçüncü kez kazanması çok muhtemel diyebilirim. İkinci olarak Inarritu’ya gelecek olursak, Mark L.Smith ile beraber Michael Punke’ın “The Revenant: A Novel of Revenge” adlı romanının bir bölümünü uyarlayan Inarritu, sinemasına farklı bir yön veriyor ve de söyleyeceği sözleri bu bağlamda son derece özgün bir biçimde söylemeyi başarıyor. Ve gelelim Leonardo DiCaprio’ya. Oscar kehanetlerinde bir numaranın ne olduğunu sormama gerek yok sanırım. Bu yıl da dahil olmak üzere tam üç kere Altın Küre’de ödül alan Leo, altıncı Oscar adaylığında ise taşın bacağını bu sefer kıracak gibi duruyor. Sergilediği mükemmele yakın performansıyla göze çarpan Leo, konuşmalarından ziyade fiziksel bir performans sergileyerek sahiciliğini tümüyle sizlere aktarmayı başarıyor diyebilirim. Bu arada filmin çok zor koşullarda çekildiğini de duymuşsunuzdur, eğer filmle alakalı kimi başka yorumları da okuduysanız (doğal ışıkla çekim yapabilmek için günün bir saati çekim yapmak…). Ve de Tom Hardy’ye gelecek olursak, onun da Oscar’da aday olması zor gibi gözükürken çıkardığı Oscar adaylığı ile bir anda iddialı konuma gelmeyi başaran Tom Hardy de gayet başarılı performans sergilemeyi başarıyor, filmin diğer yan oyuncuları gibi. Sonuç olarak, The Revenant, Inarritu’nun altıncı filmi içerisinde izlediğim dördüncü filmi, hatta dördüncü başyapıtı. Her ne kadar Birdman’i The Revenant’tan daha iyi bulsam da The Revenant, her ne kadar hala izleyemediğim, izleyeceğim birkaç festival filmi ve bununla birlikte bu yıl Oscar’da göze çarpan, aday olan kimi filmleri izleyememiş olsam da, şu ana kadar izlediğim 2015 yapımları içerisinde benim listemin ilk basamağında yer alıyor. Mutlaka izleyin!
| 1
|
6,460
|
Size aynı anda çok farklı hisler yaşatabilecek , filmi gördükten sorna üzerinizde izler bırakacak muhteşem bir film , başyapıt olmaya aday.
| 1
|
6,461
|
izleiğimde insanın anlam veremedği hislere sahiptim.izlenmeye değer bir film
| 0
|
6,462
|
Öncelikle şunu söyleyeyim hiç önyargı yapmayın çok tatlı bir film izlerken çok eğleneceksiniz. Başından itibaren sizi kendine bağlıyor ve kopamıyorsunuz. Sonunda o kadar güzel duygular hissediyorsunuz ki bence hiç ertemeden izleyin.
| 1
|
6,463
|
Film Cidden insanın içini ısıtan bir başyapıt olmuş. Fransız'ların komedilerinden pek hoşlanmazdım ama bu film beni çokça güldürdü ki aslında ben ağlamaklı bi film izlemek için koltuğuma oturmuşken son anda karar değiştirmiştim. ve beni bu yoğun duygudan çıkarıp aşırı eğlendirdi.
| 1
|
6,464
|
Öncelikle bir parantez açarak film ekibinden bahsetmek gerekiyor. Filmin arka planında tamamen ödüle doymuş bir ekip var. Bilhassa çok övgüyle bahsedecek olduğum görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki hem Birdman de hem de Gravity'de muhteşem işler başararak bu alana yepyeni bir soluk getirerek iki oscarı cebine koymuş sonuna kadar da hak etmiştir. Tabi bu muhteşem adamın başarıları sadece bununla sınırlı değil, Children of Men ve Tree of Life filmleri dahil 5 oscar adaylığı daha bulunmakta. Eğer üst üste üçüncü kez ödül alırsa bayağı büyük bir başarıya imza atacak ki almaması içten bile değil. Geçtiğimiz sene Birdman ile çıtayı yükselten ve tekniğini orijinal bir şekilde kullanarak yola koyulan Iñárritu'nun başarısından sonra yine Oscar'a göz kırptığı bir filmle karşı karşıyayız. Film özetle intikam duygusu içinde hareket eden bir adamın ayı saldırısından kurtulma ve amacına ulaşma öyküsünü konu ediniyor. Bu anlamda en başta itiraf etmek gerekiyor ki filmde çok aman aman bir senaryo falan yok. Çok kısıtlı ve basit bir konu üzerinden yola çıkılıyor. Senaryo gerçek bir öyküye dayandırılmış. Ancak gerçekte yaşamış H. Glass karakteri ile uzaktan yakından alakası yok. Bilinçli bir şekilde intikam filmine çevirmişler. Oysa ki çok şahane bir Cast Away tadı da yakalanabilirdi. Yani işin içine bambaşka karakterler koyarak gerçek hikayeden esinlendik palavrası zaten senaryo dalındaki olası adaylıklarını falan da engellemiş. Senaryoya sonra gireceğim ayrıntılı olarak. Yönetmen bazında hareket edecek olursak büyük yönetmen Iñárritu'nun çatışma sahnelerinden tutun ayı sahnesine kadar çok güçlü ve yine çok şahane seçimlerle gerçekçilik algısını yansıtmayı başarmış. Sahne tasarımlarını çok beğendim, dönemsel vurgular çok isabetli, sömürgecilik eleştirileri ve kızılderili katliamına dönük vurgular sönük kalsa da son derece yerindeydi. Zaten yönetmen esasında hikayedeki bir sahnenin canlandırılması için kabiliyetini konuşturmak için var. Yani bu yönetmen dışında bir başka yönetmeni koysaydınız o çatışma sahnelerinde o tadı o yeni soluğu yakalayabilir miydiniz? Hiç zannetmiyorum. Hikayeyi kendi etrafında çok farklı bir şekilde evirerek eşi benzeri olmayan kamera açılarıyla bilhassa geniş açıları kullanarak filmin gidişatını ve kontrolünü kendi eline alıyor. Yarı belgesel tadını da böyle yakalamış aslında. Filmin giriş sahnesi ve ayı sahnesi için bile Iñárritu'nun Oscar adaylığı garantiydi benim için. Filmdeki dövüş sahnelerine bakıldığında sahneler tasarlanırken doğaçlamalar çok önde tutulmuş bu da alışık olduğumuz klişe dövüş sahnelerinden açık ara uzak "bende herhalde böyle dövüşürdüm" demenizi gerektirecek özgünlükte olmuş, yine dahi bir yönetmen sayesinde mümkün olan şeyler bunlar. Yani klişe hollywood filmlerindeki iyi kötü adam çekişmesi tamamen devre dışı bırakılmış. Dicaprio'nun performansı için fazla şey söylemek gereksiz zira hakikaten çok şahane bir oyunculuk ortaya koymuş, ödül almak için yırtınmış desek yeridir. Fakat söz konusu oynadığı karakterin geçmişi son derece bayat olduğu gibi zeka parıltısı hiçbir tarafı da yok. Son derece gelişigüzel kurgulanmış yine senaryo eksikliğinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm karakter klişelerine burada da girilmiş. Son derece klişe karakterler var filmde. He burada oscarı vereceklerse de fiziksel çabaları sayesinde Dicaprio'yu ödüllendireceklerdir diye düşünüyorum. Zira bu seneki adaylara baktığımda ondan daha iyi oynamış diyebileceğim kimse yok, başka bir sene olsa tekrar diyorum bu karakter ile alması mümkün değildi. Daha radikal ve özgün tiplemeler, karakter oyunculuklarını akademi seviyor. Dicaprio'nun diğer oyunculuklarının da aşağı yukarı hep klişeler üzerine kurgulanmış olması bunda etmen. Bu arada Tom Hardy'de muhteşem bir iş çıkarmış. Bu klişe kötü adam tiplemesini kendinden bir şeyler katarak canlandırabilecek az oyuncudan birisidir ödül alması kuvvetli ihtimal. Filmin esas bombası zaten her Iñárritu filminde olduğu gibi filmin kurgusudur. Belki de bu kurgu filmin hak ettiği ikinci ödül olacak. Zira bir saniye dahi gereksiz bir sahne olmadığı gibi tempo ve heyecan da bir saniye olsun aksamıyor. Burada ikinci önemli rakibi kesinlikle Mad Max olacaktır. O filmin de sahne geçişleri muazzamdı. Görüntü yönetimi için söylenebilecek çok şey var ama uzatmak istemem. Bayıldığım bir görüntü yönetmenidir Lubezki. Burada yine kendini aşmış. Açılar, tercihler, doğal ışıklar, gölgeler, derinlikler, zoom esnasında kamera hareketleriyle yaratılan planlar... Muhteşemdi gerçekten. Gerçek bir sinema şöleni yaşattı bize. Yarı belgesel tadını da fazlasıyla veriyor. Renk yönetimi de aynı ustalıktaydı. Burada senaryoya tekrar dalmak gerekirse şunu söylemek gerekir ki senaryoluk bir şey yok. Sadece bir fikirden yola çıkılarak yönetmen odaklı bir iş yapmak istemiş Iñárritu. Zira filmin hiçbir tarafında özgün bir şey yok. Baştan son son derece basit ve klişe bir hikaye üzerinden anlatılmak istenen üç-beş mesajdan ibaret görülüyor. Göze soktukları karakterler klişe olduğu gibi son derece rezalet diyaloglar da cabası. Hikayeyi akıcı kılacak bir parlaklık olmadığı gibi Dicaprio'nun oynadığı karakterin içerisine tam olarak dalamıyoruz çünkü karakter ile özdeşlik kurabilmen için gerekli şeyler yok senaryoda. Başı sıkışan her senarist gibi bunlar da tanrı/kader/isa/mesih gibi terimlerin arkasından hareket ederek finali de oraya bağlamak gibi bir acizlikle senaryodaki basiretsizliğini kanıtlamışlar. İyi ki adaylık falan vermemişler senaryoda bunlara...Sonuç olarak en iyi film ödülünü alacak olursa diğer en iyi film adaylarının çok iyi olmamasından ötürü alacaktır hatta kesin gözüyle bakan çok otorite var onun haricinde en iyi yönetmen ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini de alması benim esas isteğimdir. Ama tekrar diyorum senaryosundan ötürü çok iyi bir film değil, fakat dahiyane bir yönetmenlik örneği izledik. Doğa ve insan ilişkisi ancak bu kadar iyi resmedilebilirdi. Bu benim için fazlasıyla keyifliydi. iyi seyirler...
| 1
|
6,465
|
Kanlı ve vahşi sahneleri biraz rahatsız etse de son zamanlarda izlediğim en iyi film,anlatmak istediğini seyirciye çok iyi verebilmiş ve o gerçekliği hissedebiliyorsunuz. Fazla bir sinema kültürü geçmişiniz yok ise sıradan gişe filmlerinden keyif alıyorsanız bu film size sıkıcı gelebilir. İyi filmden anlayanlara ise kesinlikle tavsiye ederim. Uzun ama kesinlikle sıkılmadan izlersiniz.
| 0
|
6,466
|
TEK BİŞEY DİYİCEM BAŞKA LAFA GEREK YOK BU FİLMİ OKADAR BÜYÜTTÜLERKİ FİLM BİTİNCE ANLICAKSINIZ SİZE HİÇBİŞEY KATMAMIŞ İKİ BUÇUK SAAT GEÇİRDİĞİNİZİ
| 1
|
6,467
|
Öncelikle bir parantez açarak film ekibinden bahsetmek gerekiyor. Filmin arka planında tamamen ödüle doymuş bir ekip var. Bilhassa çok övgüyle bahsedecek olduğum görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki hem Birdman de hem de Gravity'de muhteşem işler başararak bu alana yepyeni bir soluk getirerek iki oscarı cebine koymuş sonuna kadar da hak etmiştir. Tabi bu muhteşem adamın başarıları sadece bununla sınırlı değil, Children of Men ve Tree of Life filmleri dahil 5 oscar adaylığı daha bulunmakta. Eğer üst üste üçüncü kez ödül alırsa bayağı büyük bir başarıya imza atacak ki almaması içten bile değil. Geçtiğimiz sene Birdman ile çıtayı yükselten ve tekniğini orijinal bir şekilde kullanarak yola koyulan Iñárritu'nun başarısından sonra yine Oscar'a göz kırptığı bir filmle karşı karşıyayız. Film özetle intikam duygusu içinde hareket eden bir adamın ayı saldırısından kurtulma ve amacına ulaşma öyküsünü konu ediniyor. Bu anlamda en başta itiraf etmek gerekiyor ki filmde çok aman aman bir senaryo falan yok. Çok kısıtlı ve basit bir konu üzerinden yola çıkılıyor. Senaryo gerçek bir öyküye dayandırılmış. Ancak gerçekte yaşamış H. Glass karakteri ile uzaktan yakından alakası yok. Bilinçli bir şekilde intikam filmine çevirmişler. Oysa ki çok şahane bir Cast Away tadı da yakalanabilirdi. Yani işin içine bambaşka karakterler koyarak gerçek hikayeden esinlendik palavrası zaten senaryo dalındaki olası adaylıklarını falan da engellemiş. Senaryoya sonra gireceğim ayrıntılı olarak. Yönetmen bazında hareket edecek olursak büyük yönetmen Iñárritu'nun çatışma sahnelerinden tutun ayı sahnesine kadar çok güçlü ve yine çok şahane seçimlerle gerçekçilik algısını yansıtmayı başarmış. Sahne tasarımlarını çok beğendim, dönemsel vurgular çok isabetli, sömürgecilik eleştirileri ve kızılderili katliamına dönük vurgular sönük kalsa da son derece yerindeydi. Zaten yönetmen esasında hikayedeki bir sahnenin canlandırılması için kabiliyetini konuşturmak için var. Yani bu yönetmen dışında bir başka yönetmeni koysaydınız o çatışma sahnelerinde o tadı o yeni soluğu yakalayabilir miydiniz? Hiç zannetmiyorum. Hikayeyi kendi etrafında çok farklı bir şekilde evirerek eşi benzeri olmayan kamera açılarıyla bilhassa geniş açıları kullanarak filmin gidişatını ve kontrolünü kendi eline alıyor. Yarı belgesel tadını da böyle yakalamış aslında. Filmin giriş sahnesi ve ayı sahnesi için bile Iñárritu'nun Oscar adaylığı garantiydi benim için. Filmdeki dövüş sahnelerine bakıldığında sahneler tasarlanırken doğaçlamalar çok önde tutulmuş bu da alışık olduğumuz klişe dövüş sahnelerinden açık ara uzak "bende herhalde böyle dövüşürdüm" demenizi gerektirecek özgünlükte olmuş, yine dahi bir yönetmen sayesinde mümkün olan şeyler bunlar. Yani klişe hollywood filmlerindeki iyi kötü adam çekişmesi tamamen devre dışı bırakılmış. Dicaprio'nun performansı için fazla şey söylemek gereksiz zira hakikaten çok şahane bir oyunculuk ortaya koymuş, ödül almak için yırtınmış desek yeridir. Fakat söz konusu oynadığı karakterin geçmişi son derece bayat olduğu gibi zeka parıltısı hiçbir tarafı da yok. Son derece gelişigüzel kurgulanmış yine senaryo eksikliğinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm karakter klişelerine burada da girilmiş. Son derece klişe karakterler var filmde. He burada oscarı vereceklerse de fiziksel çabaları sayesinde Dicaprio'yu ödüllendireceklerdir diye düşünüyorum. Zira bu seneki adaylara baktığımda ondan daha iyi oynamış diyebileceğim kimse yok, başka bir sene olsa tekrar diyorum bu karakter ile alması mümkün değildi. Daha radikal ve özgün tiplemeler, karakter oyunculuklarını akademi seviyor. Dicaprio'nun diğer oyunculuklarının da aşağı yukarı hep klişeler üzerine kurgulanmış olması bunda etmen. Bu arada Tom Hardy'de muhteşem bir iş çıkarmış. Bu klişe kötü adam tiplemesini kendinden bir şeyler katarak canlandırabilecek az oyuncudan birisidir ödül alması kuvvetli ihtimal. Filmin esas bombası zaten her Iñárritu filminde olduğu gibi filmin kurgusudur. Belki de bu kurgu filmin hak ettiği ikinci ödül olacak. Zira bir saniye dahi gereksiz bir sahne olmadığı gibi tempo ve heyecan da bir saniye olsun aksamıyor. Burada ikinci önemli rakibi kesinlikle Mad Max olacaktır. O filmin de sahne geçişleri muazzamdı. Görüntü yönetimi için söylenebilecek çok şey var ama uzatmak istemem. Bayıldığım bir görüntü yönetmenidir Lubezki. Burada yine kendini aşmış. Açılar, tercihler, doğal ışıklar, gölgeler, derinlikler, zoom esnasında kamera hareketleriyle yaratılan planlar... Muhteşemdi gerçekten. Gerçek bir sinema şöleni yaşattı bize. Yarı belgesel tadını da fazlasıyla veriyor. Renk yönetimi de aynı ustalıktaydı. Burada senaryoya tekrar dalmak gerekirse şunu söylemek gerekir ki senaryoluk bir şey yok. Sadece bir fikirden yola çıkılarak yönetmen odaklı bir iş yapmak istemiş Iñárritu. Zira filmin hiçbir tarafında özgün bir şey yok. Baştan son son derece basit ve klişe bir hikaye üzerinden anlatılmak istenen üç-beş mesajdan ibaret görülüyor. Göze soktukları karakterler klişe olduğu gibi son derece rezalet diyaloglar da cabası. Hikayeyi akıcı kılacak bir parlaklık olmadığı gibi Dicaprio'nun oynadığı karakterin içerisine tam olarak dalamıyoruz çünkü karakter ile özdeşlik kurabilmen için gerekli şeyler yok senaryoda. Başı sıkışan her senarist gibi bunlar da tanrı/kader/isa/mesih gibi terimlerin arkasından hareket ederek finali de oraya bağlamak gibi bir acizlikle senaryodaki basiretsizliğini kanıtlamışlar. İyi ki adaylık falan vermemişler senaryoda bunlara...Sonuç olarak en iyi film ödülünü alacak olursa diğer en iyi film adaylarının çok iyi olmamasından ötürü alacaktır hatta kesin gözüyle bakan çok otorite var onun haricinde en iyi yönetmen ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini de alması benim esas isteğimdir. Ama tekrar diyorum senaryosundan ötürü çok iyi bir film değil, fakat dahiyane bir yönetmenlik örneği izledik. Doğa ve insan ilişkisi ancak bu kadar iyi resmedilebilirdi. Bu benim için fazlasıyla keyifliydi. 8/10
| 1
|
6,468
|
Abi bu film izlenmeliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii çok güzel abi yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
| 1
|
6,469
|
Küçük bir mantık hatasına dahi yer vermeyen zeka dolu bir senaryo ile işlenmiş harika oyunculukların sergilendiği bir aksiyon başyapıtı.Tommy Lee Jonesun performansı ise 90lı yılların filmlerinin tartışmasız en iyilerinden...10/10
| 1
|
6,470
|
arkadaşlara katılıyorum.. 3-4 ayda bir oturup bu filmi izliyorum.. hele ayağında prangalarla arkasından gelen vagondan kaçışı unutulmaz :)
| 1
|
6,471
|
Olay örgüsü, temposu ve oyunculukları ile dikkat çeken, çok başarılı bir polisiye. Harrison Ford bir kenara, Tommy Lee Jones öyle bir oyunculuk çıkarıyor ki devam filmi onun Sam Gerard karakteri üzerine çekilmişti. Defalarca sıkılmadan izlenebilir...
| 1
|
6,472
|
gerçekten çok çok güzel bi film insanı başından sonuna kadar ekrana kitliyooo
| 1
|
6,473
|
Yıllar önce büyük bir heyecanla izlemiştim bu filmi.. Hiçbir zaman unutamam... Gerçekten güzel bir film..
| 1
|
6,474
|
zeki, başarılı zenginlik bir yere kadar dost edinmek lazım. bu filmden bunu anladım yoksa sonuç böyle olurmuydu harika bir film kesinlikle izleyin derim 10/9
| 1
|
6,475
|
Sonuna dek sıkılmadan izletiyor film kendini.Aksiyon ve gerilimin başarılı harmanı ve Tommy Lee Jones-Harrison Ford oyunculukları filmi ayakta tutan bir başka detay.Oldukça güzeldi.8/10 Merak ettiğim ise 70 lerde ki dizi versiyonu zira izleyenler filmi pek beğenmiyorlar.
| 1
|
6,476
|
en sevdiğim aksiyon filmlerinin başında gelir..
| 1
|
6,477
|
mükemmell mükemmmell bayıldım 2. defa da gitcem 3. defa da mukemmmmellll.....(başka denebilecek bişi yok ama..:D)
| 1
|
6,478
|
mrb.. film çok güzeldi kesinlikle tavsiye ediyorum kadro süper hele jet lee çok güzel bir film çıkarmış rolünü çok güzeloynamış..
| 1
|
6,479
|
çok kaliteli ve eğlenceli bir film:)
| 1
|
6,480
|
Çok güzel,çok başarılı bir film. Seyredin pişman olmazsınız. (10/9)
| 1
|
6,481
|
Akıl dolu sahneleriyle sinema litaratürüne girmiş bir filmdir Sting ve bende beğendim diyebilirim...
| 0
|
6,482
|
1930 ların ünlü gangster atmosferinde geçen iyi bir film. Yer yer sıkılabileceğiniz birçok sahne mevcut ama filmi sabredip de izlerseniz güzel şeyler sizi bekliyor. Özellikle trende geçen sahnelerine bayıldım. Zamanında tam 7 oscar alarak sinema tarihine geçmeyi başarmış başarılı bir dolandırıcı filmi. ?organize dolandırıcılık işleri? hakkında film çekmeye çalışanların dikkatine...
| 1
|
6,483
|
Süpriz sonlu filmlere alışık günümüz izleyicisini bile şaşırtabilecek bir finale sahip, hoş bir film.
| 1
|
6,484
|
macaulay culkin i geçenlerde esrar kullandığından sabıkalı olduğunu duydum bunlara para fazlamı geliyor nedir maradona da oyleydi
| 1
|
6,485
|
Serinin ilki ve en iyisi.Gülmekten yorulacağınız ve tekrar tekrar izlemek isteyeceğiniz,her tekrar izleyişinizde de yine ve yine kahkahalara boğulacak ve sıkılmadan izleyeceğiniz müthiş bir komedi filmi.Zaten izlemeyen kalmamıştır herhalde!
| 1
|
6,486
|
tek kelimeyle süperrrrr :D:D:D
| 1
|
6,487
|
Seyretmeyen kalmamıştır hakikaten Ekrem :) Çok çok eğlenceli ve matrak bir film...
| 1
|
6,488
|
bir zamanlar fenomendi 7/10
| 0
|
6,489
|
gülüp eğlenin işte,fazlası zarar.bence en iyi komedi çıplak silah serisidir...
| 0
|
6,490
|
YA bi türlü izleyemedim ya deli olucam
| 0
|
6,491
|
Leo'nun harika performansı sayesinde seyredilebilir bir film... Sanki yönetmen bi kaç kez trainspottingi seyretmiş...
| 1
|
6,492
|
kaliteli bir film izlenilmeli 4,5/5
| 1
|
6,493
|
Ta ki kendini kurtaracak şeyi,yazı yazmayı keşfedene kadar,yazı yazmayı keşfedene... Uzun zaman olmuştur bazı hayalleri tekrar kurmayalı,ve aklına gelir sen sırtını dayamışken bahçendeki en büyük ağaca..Ve birden o gelir gözlerine,ellerin,bırakamadığı sayfaları ve en değerli kaleminden uzak kesilir ve bir an onu düşünür.Günlük,yazılmaya devam edilirken,hayat ta bir o kadar çok satır şey doldurur satırlarına..Gün geldiğinde Günlük, tekrar açılmak için beklendiğini o gün anlar,ve bütün bunlar,hayatın ta kendisiyle birleşince,ortaya böyle bir film çıkar...
| 1
|
6,494
|
kesinlikle izlenmesi gerekilen ve izledikten sonra ders çıkarılması gereken bir film çoğu hoolywood yıldızının genç halleri ve gerçek hikayeyi çok iyi yansıtmaları çok iyi izleyin pişman olmassınız çok sürükleyeci bir film 10 üz 8.2
| 1
|
6,495
|
gözümü kırpmadan izlediğim bir leonardo filmi daha..çok eskiden izlemiştim ama hala aklımdan çıkaramadım beni çok etkilemişdi gerçekden ...
| 1
|
6,496
|
Gerçek bir yaşam hikayesinden sinemaya uyarlanmış güzel bir film "günlük".Uyuşturucunun insanları ne hale getirdiğini çarpıcı bir dille anlatmışlar.Leonardo,filmin bazı sahnelerinde çok başarılıydı.Mesela annesinden para istemeye geldiğinde kapıda bağırdığı ağladığı sahneler beni çok duygulandırdı. Uyuştucu krizine girdiği sahnelerde de yine iyiydi.Mark Wahlberg'de oldukça başarılıydı.Filmin müziklerini de sevmedim.Daha dokunaklı,daha iyi olabilirdi.Yinede herkesin izleyip ibret alması gerek.Gencecik hayatların nasılda çürüdüğünü görmek için...8/10
| 1
|
6,497
|
X.Men in çizgi filmini izlerdim ben ve neden se hep cyclops u ve jean i ön planda tutarlardı.Wolverin de geri planda normal bir mutant gibi durudur tabi çizgi filmlerde asıl yeteneğini asla göstermediler.Anlaılan bu yaratıcısı cyclops hayranıymış :DAma wolverin gerçketen çoks evdiğim bir mutant benim onu görmek için tek başına sabırsızlanıyorum.sanırım ve büyük oalsılıkla tabiki x adamalr ile tanışmadan önceki hayatını anlatacakalr bu filmde ve görmek çok iyi olacak bunu.özellikle kimin nesidir.Ailesi kimdir...vs i çok merak ediyorum.X adamlardan biri olsa diyorsunuz olabilir aslında ama kim olabilir ki? eğer geçmişini anlatack sa.Belki dediğiniz gibi gambit olabilir.Gerçekten onu sinirlendirmesi çok hoşuma gitmiş ti hep :DBir de şu na değniyeim ya. Şu rouge beni çıldırttı abi ya :D Kız bir türlü kuvvetlenip uçamadı 3 film boyunca olmadı bu :D
| 1
|
6,498
|
Filmi 2 kere izledim,neredeyse her karesini ezbere biliyorum. Yapıldığı döneme göre çok çok kaliteli ve başarılı bir yapım. Herşeyiyle mükemmel..
| 1
|
6,499
|
Bi film bu kadar uzun olupta anca bu kadar kendisini izlettirebilmeyi başarabilir. Gerçekten inanılmaz tam bir başyapıt.Kimse bana bu filmin 1939 yılında çekildiğine inandıramaz.Oyunculuklar olsun görüntüler olsun harika,muhteşem bu filme ne kadar iltifat edilse azdır.O yıllarda bu efektleri yapmak hemde bilgisayarsız bir ortamda..İnanılmaz.Tren istasyonunun önünde ki binlerce insanın yaralı ve ölü oldugu o muhteşem sahne ve Butler - Scarlett ikilisinin faytonla Atlantadan kaçdtıkları sahneler inanılmaz ötesiydi.Bilgisayarsız , doğal , saçma sapan efektler kullanılmadan bu tarz görüntülerin ortaya çıkmasının tek bir adı olabilir...Gerçek Sinema..Oyunculuklara gelince... Clark Gable (Rhett Butler): vurdumduymaz bir karakter anca bu kadar güzel oynanabilirdi.Sinemada karşımıza çıkan bu tip karakterlere hastayımdır ve Gable bu güne kadar izlediklerimin en iyisiydi diyebilirim.Hükümet tarafından hapse atılıp idama çarptırıldığında Scarlettın 300 dolar için yanına gelip yalvardığı sahnede o kadar rahat ve komiktiki..Herhalde idam edilecek bir insan tiplemesini bu kadar rahat karşılayabilecek bir kişilik olamaz..Harikaydı..Tabi ne kadar kimseyi umursamaz olsada çoçuğuna duyduğu sevgi Her Kötülüğün İçinde Bir İyilik Vardır sözünün en güzel örneklerindendi. Vivien Leigh (Scarlett OHara): Tamam iyi güzelde bir film için niye 4 saat kafamı yorayım arkadaş..? İşte bu sorunun cevabı Scarlett OHara.Cennetten düşmüş huri gibi filmin ilk dakikalarından en sonuna kadar güzelliği ve muhteşem oyunculuğu ile izleyiciyi mesh ediyor.Filmin başında ki erkekleri etrafında toplaması için onlarla oyun oynayan ve bunların hepsini aşık olduğu erkeği kıskandırmak için yapan bir kızın filmin ortalarına doğru adeta çocukluk evresini geçip yetişkinliğe uzandığı sahneleri görünce işte oyunculuk , işte sinema bu diyesi geliyor insanın.Umut dolu , şen-şakrak , bazen vurdumduymaz bazen asi ve nefret dolu..Her türlü özelliği içinde barındıran Scarlett filmin izlenilmesi için en büyük neden.. Leslie Howard (Ashley Wilkes): Üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getirmiş.Daha çok Scarlettın hayalinde bize sunulan göz önünde bulunmayan Ashley belkide filmin en önemli karakteri.. Olivia de Havilland (Melanie Hamilton) : Yukarıda ki 3 kişinin ortak paydası..Bu filme yakışacak muazzam bir oyunculuk.. Bir zamanlar Eski Güney adı verilen , süvariler ve pamuk tarlalarından oluşan bir ülke vardı.Kahramanlık , son günlerini bu güzel dünyada yaşadı.Şövalyeler ve onların Leydileri , son kez burada görüldüler.Efendiler ve kölelerde...Artık bunları yalnız kitaplarda arayın.Çünkü artık hepsi , anılarda yaşayan hayallerle hatırlanacak.Bu uygarlık rüzgar gibi geçip gitti... Film gerçektende rüzgar gibi geçip gidiyor ve 9 puanı hakediyor...
| 1
|
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.