Unnamed: 0
int64 0
16.6k
| Sentence
stringlengths 1
13.7k
| Sentiment
int64 0
1
|
|---|---|---|
6,200
|
beğendiğim bir romantik komedi 10/8
| 1
|
6,201
|
Bence aldığı bu puan fazla.Romantik komedi ve fantazi filmleri severler beğenebilir.Çünkü olaylar gerçkten abartılı.Ayrıca çok komik de diil sadece 2-3 yerinde gerçekten güldüm.6/10 o da linsay Lohan In ii oyunculuğu için..
| 0
|
6,202
|
Merhaba Arkadaşlar, Filmi izlemeden önce çok büyük beklentilerim vardı, hele ki ilkı zamanlar baya bir meraklıydım. Fakat filmin kötü eleştirilere maruz kalması ve sonuç olarak yapımı için elde edilen bütçeyide göz önüne alınca gayet bu standartlarda güzel bir film olduğunu ve yapımı itibariyle başarı elde edildiğini düşünmekteyim. Kuşkuları olan ve filmi hala bekleten arkadaşlar için şunu diyebilirim ki "İyi bir film ve çekinmeden izleyin" ve söylediğim gibi, "Lakin büyük beklentileriniz olmasın" İyi sehirler.
| 0
|
6,203
|
Film bence başarısızdı. Senaryo saçma ve bir sürü kopukluklar var. Frankenstein'ın önce iyilerin tarafında oluyor, sonra öldürmeye çalışıyor, sonra yine barışıyorlar gibi. Onun dışında filmin süresi çok kısa (80 dakika). Bu sürenin de yalnızca 15 - 20 dakikasında aksiyon sahneleri (görsel efektler) var. Yani tatmin edici değil. Ama tüm bunlara rağmen film izlettiriyor. Büyük beklentiye girmeden aksiyon sevenlerin sıkılmadan izleyebilecekleri, onun dışında bir tür izle-sil filmi olmuş. 2.5/5
| 0
|
6,204
|
Ünlü kadın hakları savunucusu Mary Wollstonecraft ile filozof William Godwin'in kızı olan, İngiliz yazar Mary Shelley tarafından kaleme alınan Frenkenstein, çizgi filmlerde dahil olmak üzere birçok kez çekilmiş ve birçok filme de ilham kaynağı olmuş bir hikayedir. Tıp öğrencisi Victor Frankenstein, hastalıklara son vermek ve üstün bir insan yaratmak isteği ile araştırmalar yapmakta ve bunun için ceset parçalarını toplamaktadır. Ceset parçalarının birleşimi sonucu oluşan vücuda elektrikle hayat veren doktor, bir süre sonra yarattığı şeyden korkar. Kendisini yaratan babasının kendisinden neden korktuğunu anlamayan ve ondan hesap sormak isteyen canavar, doktordan kendisine bir eş bulmasını ister doktor; ama doktor bunu reddeder. Başlarda iyi huylu ve yumuşak olan canavar, doktora sinirlenir ve doktorun eşini öldürür. Buraya kadar olan kısımda kitapla film birbiriyle büyük oranda eşleşmektedir. Canavarın babasının ölümünden sonraki kısım ise sonradan eklenmiş hikayeye, zira kitapta doktorun ölümünden sonra canavar ortalıktan kayboluyor. Filmde ise doktorun ölümünden sonra canavar (Aaron Eckhart) iblislerin saldırısına uğruyor ve bu saldırıdan onu gargoyle adındaki kılık değiştirebilen, bir tür meleğe benzeyen yaratıklar kurtarıyor. İblislerin prensi Naberius (Bill Nighy), yeraltına gönderilmiş olan iblislerin ruhlarını geri getirmek için Dr. Frenkenstein'ın kullandığı yöntemle cesetleri diriltmeyi ve içlerine iblislerin ruhlarını koymaya karar vermiştir. Cesetleri yeniden diriltmek için doktorun tutmuş olduğu kayıt defterine ihtiyacı vardır. Doktorun defteri ve insanlığın hayatı için iblisler ile gargoyle kraliçesi Leonore (Miranda Otto) arasındaki savaşın tam ortasında ise doktorun canavarı vardır. Evet, iki grup arasındaki çatışmaların işlendiği onlarca film izlemişizdir. Vampirler, cadılar, kurtlar, melekler, şeytanlar hep birbirleri ile çatışır ve bu çatışma içinde genelde insanlar hedeftir. 30 Gün ve Gece, Karayip Korsanları, G.I.J filmlerinin yönetmeni olan Stuart Beattie, daha önce izlediğimiz bu türden filmlere yeni birisini eklemiş; ama üzerine bir artı koyamamış. Oldukça iyi başlayan film gittikçe klasikleşmeye ve sıradanlaşmaya başladı. Bilmem kaçıncı kez kötüler tarafından yapılan planlar, sayıca çok az olan iyiler tarafından son anda yıkılacak; ama birilerinin artık bu konu akışını değiştirmesi gerektiği açıkça ortada durmaktadır. Frenkenstein: Ölümsüzlerin Savaşı, hoş vakit geçirebileceğiniz, teknolojinin tüm imkanlarından faydalanılarak yapılmış, aksiyonu ve temposu yüksek; ama sonunun belli olması ile de pek te heyecanı olmayan bir yapım olmasına rağmen, IMDB'den 5,4 puan alacak kadar da kötü bir film değil. Yiğidi öldür hakkını yeme misali.
| 0
|
6,205
|
Konunun benzer filmlere göre daha iyi anlatılıp işlendiği bir film olmuş. Bazı arkadaşlar filmin ismine bakmadan gerçeklik arıyorlar galiba :) Bu filmi, Frankenstein hikayesinin şu ana kadar en iyi aktarıldığı film olarak görüyorum.
| 1
|
6,206
|
Büyük bir beklentim vardı belkide fragmanların etkisindendir ama fragmanlarından öteyi geçememiş..hızlı ilerleyen bir film,görselliği iyi ama film okadar kısa ki başlıyor ve bitiyor....sıkılmadım ama hayalimdeki gibi çıkmadı.
| 0
|
6,207
|
İlk 2 hafta sonunda 108 salonda gösterimi devam eden film totalde 182.145 izleyiciyi sinema salonlarına çekmiş durumda. Pek bi gişe başarısı göstermiş gibi görünmüyo dursa da film izlenebilir düzeyde. Yönetmenler ve yapımcılar artık IMAX teknolojisini kullanarak o kadar çok iyi film pazarlıyolar ki artık bu durum bi furya halini almış durumda. Doğal olarak da genel anlamda seyirci filmin görselliğini çok daha tatmin edici buluyor. Tabii ki IMAX 3D olarak izlenen filmlerin tadı 2D olarak izlenen filmlere göre çok daha tesirli oluyor. Fakat klasikleşmiş olan konuları tekrar ve tekrar yenileyip yenileyip önümüze sunmaları artık biraz kabak tadı veriyor sanki. Çötenmelekler ve iblislerin savaşına dahil olan karakterimiz işini yapıyor, iyi ve kötünün bu süregelen amansız çarpışmasında yine iyinin kazanmasını takdire şayan bi şekilde tasavvur ediyor. Sonuç olarak filmin IMAX 3D olması seyirciyi vizyona iten ana sebep ve bu sebebe bağlı olaraktan izlenir diyorum ...
| 0
|
6,208
|
Harika bir yapım hepinize öneririm. Pana film ekibi bu zamana kadar yaptıkları ile hem Türkiye'ye hem dünyaya kendisini gösterdi. Tebrikler
| 1
|
6,209
|
bence bu filmin dünyanın her yerinde yayınlanmasını diliyorum.hollywood yıldızı geliyorsa film nedenki dünyanın her yerinde gösterilmesin özzellikle amerikada.
| 1
|
6,210
|
Gişede G.O.R.A. 'yı geçebilecek tek film diye düşünüyorum. Fragmanı gerçekten çok iyiydi. Diğer diziden sinema finişli filmler gibi olmayıp Türk sinema tarihinde önemli bir yere sahip olacaktır!!!
| 1
|
6,211
|
polat ve ekibi yine iş başında ölmeden tammlıyolar görevlerini.koca american kuvvetlerini polat ve ekibi yerle bir ediyo.birdahaki filminin ismide şimdiden belli.Kurtlar Vadisi:Dünyayı Kurtaran Adam Polat ve Ekibi
| 1
|
6,212
|
Sadece filmle ilgili genel birşey söylemek gerekirse film iyiydi.Ama Pana Film yani Raci Şaşmaz'a bir tavsiye acilen Görüntü Yönetmenini yani Selahattin Sancaklıyı değiştirsin.Çok kötü görüntüler vardı.Haliyle filmin kurgusuda ondan beter olmuş.(Görüntü yönetmeni ve kurgucusu çok uyumsuzlar.Bide Deli Yüreğe bakın ordaki kurgucu bu filmdekiyle aynı ama sürekli aynı görüntü yönetmeniyle çalıştığı için harika birşey oluşturmuşlar.Zaten ödül de aldılar)Film daldan dala atlamış...Dümdüz kurgulayıp montojlayıp koymuşlar.Sanki dizi çekiyolar.Bunlar işin teknik tarafı.Ama senaryo ve son bölümlerdeki sahneler ve unutulmayacak canlı bomba sahnesi filmin en büyük artısı.Herkesin gidip görmesi,bir türk filmindeki ilkleri görmesi gerekir.Bundan sonra türk filmi yapacaklar bu filmi izlesin...
| 1
|
6,213
|
görsellik ve anime teknikleri açısından iyi denilebilir.Ama kesinlikle bu kadar puanı haketmiyor, çok boş vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.puanına aldanıpta büyük beklentilerle izlemeyin.6/10
| 0
|
6,214
|
Eğer geçen hafta çıkan Ghost In The Shell'in yeniden çevrimi hakkındaki eleştirimi okuduysanız, bu kült anime hakkındaki fikirlerimi az çok biliyorsunuzdur. Ghost In The Shell, gerçekten takdir ettiğim ama aynı zamanda da çok karışık olan bir anime. Ve ilk izleyişimden sonra aklımda bir sürü soru olduğu için, bu animeyi yeniden izlemeye karar verdim. Ve şimdi ikinci izleyişimden sonra, kesin bir görüşüm oldu. Eğer Ghost In The Shell'in konusunu bilmiyorsanız, film oldukça farklı bir gelecekte geçiyor. "İnsan görünümlü bir robot olan Binbaşı, suçluları yakalan bir yapay zekadır. Ama "Puppet Master" adındaki bir hacker, insanların zihinlerine girmeye başlayınca Binbaşı, onu durdurmaya çalışır." Aslında bu konu, filmin en ufak yanlarından birisi. Filmin yüzeyinde çok daha fazlası var. İlk önce sevdiğim yanlardan başlayayım. Animasyonun kalitesi inanılmazdı. Animasyon, 1995'de çıktığı zamanda da çok etkileyiciydi, şimdi de öyle. Eğer filmin konusunu umursamazsanız, sırf aksiyon sahnelerini ve animasyonun kalitesini hayranlıkla izleyebilirsiniz. Ayrıca filmin değindiği temalar da çok başarılıydı. 83 dakikalık kısa süresine rağmen bu anime çok şey anlatmayı başarıyor. İnsanı insan yapan unsurların ne olduğu, cinsiyet kavramının ne anlama geldiği, hayatın kendisi hakkında sorulan sorular... Yani anlayacağınız, Ghost In The Shell bildiğiniz animasyonlardan birisi değil. Benim Ghost In The Shell hakkındaki görüşüm şu: Kesinlikle kötü bir animasyon değil. Aksine, çok takdir ettiğim bir animasyon. Sadece birkaç eksiği var ve bu da filmin kendisini biraz etkiliyor. Bu sorunlardan bir tanesi, Binbaşı karakteri hakkında çok az şey bilmemiz. Bu yüzden karakterle tam olarak bir bağlantı kuramıyorsunuz. Sadece dediği felsefik şeylerden bir anlam çıkarmaya çalışıyorsunuz, o kadar. Ghost In The Shell'le ilgili en büyük sorunum, kendisini tam olarak bir filmmiş gibi hissettirmemesi. 83 dakika boyunca büyük sorular soruluyor, çok farklı şeyler yaşanıyor ve film birdenbire bitiyor. Soruların bir kısmı cevaplanamıyor ve çoğu yer eksik kalmış gibi hissettiriyor. Bu çok cesur bir hamle aslında ama genel anlamda bütün bir film izlemiş gibi hissetmiyorsunuz. Peki orijinal animeyi mi yoksa yeniden çevrimi mi daha çok sevdim? Bu animeyi ilk izlediğimde sorunun cevabını tam olarak kesinleştirmemiş olsam da, şimdi bir karara vardım. Benim için her iki film de eşit sayılır. Her iki filmin de farklı iyi ve kötü yanları var. Ama eğer hangi filmi tekrar tekrar izleyebilirim diye sorarsanız, yeniden çevrilmiş versiyon derim. Çünkü o film, klişe yanlarına rağmen bütün bir film gibiydi ve hikayesine çok daha fazla şey eklemişti. Ama yeniden çevrilmiş versiyonu sevebilmek için de bu animeyi izlemeniz şart. Ortada da böyle bir denge var yani. Kısacası, Ghost In The Shell benim için mükemmel bir film olmasa da kesinlikle görülmesi gereken bir anime. Ortaya atılan fikirler, animasyonun kalitesi ve senaryo gerçekten çok başarılı. Sadece karakter yapıları eksik ve senaryo birkaç noktasında boşluk varmış gibi hissettiriyor, o kadar. Eğer zamanınız olursa, izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. FİLMİN İYİ YANLARI: + Muazzam animasyon. + Yaratılan dünya ve senaryo. + Ortaya atılan fikirler ve felsefik yapı. FİLMİN KÖTÜ YANLARI: - Karakter yapılarının eksik olması. - Finalinin biraz havada kalması ve senaryodaki birkaç boşluk. TOPLAM PUAN: 7.5/10
| 0
|
6,215
|
Filme girerken "acaba sıkılırmıyım" tedirginliğine sahiptim ama yönetmen bence çok iyi iş çıkarmış . Hiç sıkılmadan bir çırpıda izledim gayet güzel bir film...
| 0
|
6,216
|
Filmi geçen yılki film festivalinde seyretmiştim. O zaman başroldeki oyuncu gelip konuşma yapmıştı. Çok hoştu. Film genç bir yönetmen için oldukça başarılı bir film. Siyah-beyaz olması duyguyu güçlendirmiş. Çerez filmlerden değildi. Festivale yakışır bir filmdi diyebilirim. İzlenebilir bir film.
| 0
|
6,217
|
istediğim her şeyi bulduğum baştan sona sadeliğiyle büyüleyici su gibi akıp geçen sanki yarım saat sürüyormuş gibi sıkmayan ve konusuna uygun soğukluğu siyah beyaz renkleri ile tamamlanmış yönetimi bana kubricki hatırlatan harika bir film..
| 1
|
6,218
|
İlginç bir konuya çarpıcı bir şekilde değinen güzel bir film.
| 1
|
6,219
|
boş zamanınızda izleyebileceğiniz izle ve unut türünden film izlenebilr
| 0
|
6,220
|
sıradı$ı bir johnny deep filmi. (bütün filmleri gibi) mutlaka izlenilmesi gerekiyor. adrenalin sahnesi filmin en iiy bölümü bence.
| 1
|
6,221
|
Johnny Depp ve benicio Del Toro'nun karakter oyunculuğuna ilk adımlarını attıkları film gözüye baktığım ve gerçekten bir müptelanın bakış açısını iyi bir şekilde youmlamayı başarmış Gilliam'ın ellerinden çıkmış seyirlik bir film Vegas'ta korku ve dehşet...ancak kahramanımızın olduğu gibi bizim de hikayede kaybolmuş olmamız bir süre sonra sürükleyicliğin belini kırsa da ortalıktan toparlayabildiğimiz parçalarla birsonuca uğraşmamız ayrıca bizi yoruyor. Bunun ötesinde savaşa, uyuşturucuya ve bir çok benzer olguya yapılan göndermelerin etkileyciliği filmin özgün ifadesiyle birleşince farklı bir tat bırakıyor damaklarda, izlyeceklere tavsiyem normal bir film beklememeleri. En büyük handikapı hikayeyi bize kahramanlarımızın gözünden verdiği için senaryo ve akış bütünlğünü sağlayamamış olması. İki müptalanın ilginç bir kaç gününü merak ediyorsanız biçilmiş kaftan ama emin olun filmde çok daha fazlası var. Depp ve Toro ikili uyumunu yakalayamamış olsa da çok başarıllar. Özgün bir yapıtı sıradışı izleyicilere gönül rahatlığıyla önerebilirim.
| 0
|
6,222
|
oyunculuklara fazlaca yüklenilmiş ve hikaye arka planda kalmış gibi.yönetmenin diğer filmlerine göre biraz sönük buldum.ama eğlence amaçlı izlenebilir yine.10/6
| 1
|
6,223
|
Herhangi bir uyuşrucuyu bir kez bile denememiş veya en azından bir kere bile sağlma kafa olmamış birinin bu filmi anlamlandırması veya anlaması beklenemez,yok yaşadıysanız filme tapmanız olası,görselliği ile o kafayı gerçeğine çok yakın bir şekilde yansıtan film,en büyük gücünü iki başrol oyuncusunun son derece doğal(hatta fazlasıyla doğal)performanslarından alıyor,her ne kadar kel bir Jhony Depp ve göbekli bir Del Toro kabul edilebilir gibi olmasa da iki aktörün enfes performansları filmi inandırıcı kılıyor,kafanız iyiyken izlenmesi pek tavsiye edilmez ayrıca kayıp 70ler kuşağı için söylediği şeyler de gayet önemli ve günümüzün kaybolamay yüz tutmuş(özellikle üniversite gençliğinin)kuşağının mutlaka izleyip çeşitli dersler çıkarmaları gereken bir yapım,eğlence yönü de oldukça yoğun,yok ben daha sert birşey arıyorum diyorsanız izlemeniz gerek film,Requiem for a Dream`dir.Saygılar.
| 1
|
6,224
|
güzel ve eğlenceli bir komedi filmi olmuş aksiyon sahneleride fena değil bence film türünün bütün gereksinimlerini içeriyor.güzel zaman geçirmek ve biraz gülüp aksiyondan istiyorsanız bu film tam adresi...
| 1
|
6,225
|
gayet güzel ve eğlendirici bir film.bende önyargılı gitmiştim filme fakat gayet keyif aldım.tavsiye ederim.
| 1
|
6,226
|
Bence iyi filmdi,güldürmeyi başarıyor..Pişman olmazsınız..
| 1
|
6,227
|
Will Ferrell ve steve carell filmlerini cok severim.Salaklık komedisini cok iyi oynuyorlar bu filmdede cok güldüm herkezin begenecegi bir film olmasada bana göre oldukca güzeldi
| 1
|
6,228
|
28 days later ve 28 week later serilerine benziyceğinden eminim :)Onlar kadar güzel bi film olucaktır eminim
| 1
|
6,229
|
iyi bir fikir üzerine, kötü bir yönetmenlik,kötü bir kurgu.. büyük bir zaman kaybı
| 0
|
6,230
|
adaşlar izlediğim vampir filmlerinin içinde en değişik vampir görünüşüne en uygun vampirlerdi. ama malesef bu filmi kurtarmadı benim açımdan korku yok gerilim yok.kesinlikle vasat bir film yinede izlenebilir.
| 0
|
6,231
|
Savaş filmlerini severim. Atmosferi bu kadar iyi yansıtan çok az film gördüm. Bu da onlardan biri. Türün hayranları kaçırmasın.
| 1
|
6,232
|
bu film için sadece kötü demek yeter.bazı savaş sahneleri fena değil ama bazılarıysa son derece saçma. komple bir svaş falan da değil açıkcası.aşk meşksiz iyi savaş filmi isteyen bunun yerine er ryan’ı kutramak’ı veye ince kırmızı hat’tı bir daha syretsin.
| 0
|
6,233
|
gözlerim doldu defalarca izlerken,duygu seyirciye iyi yansıtılmış,filmde birçok sahne akıllardan asla silinmeyecek,oldukça iyi bir filmdi ancak bu konu çok fazla klasikleşti kanımca....
| 1
|
6,234
|
Tamamiyle çocuk filmi olmuş.Sadece efekt konusunda başarılı olduklarını düşünüyorum. notum: 0.5/10
| 0
|
6,235
|
Sorular:1: Zeus nasıl bir tanrıdır ki şimşeğini çaldırır ve hangi ebleh zihniyetle başka birini suçlar? keza kıçı kırık kebapçılarda bile güvenlik kamerası vardır ama zeusun yok... 2: Şimşeği aramak yerine savaş çıkartmak hangi kafa yapısıına ait bir fikirdir.3: Tanrılar savaş çıkartmaak için önce aynı mekanda toplanıp zamanın dolmasını neden beklemektedirler. 4: Neden mkoskoca müzede bir tane alarm yoktur
| 0
|
6,236
|
İzlemeye deger.heyecanlı aksiyonun olmadıgı yerlerde sıkmayan merak uyandıran bir yapım.şu da olabilirdi başka bir gezegene inmek falan .yinee güzel tekrar izlicem
| 1
|
6,237
|
Geçmiş Günler Gelecek gibi bir yapımın ardından böylesine bir filmin yapılması seriye hakaret olmuş. Her ne kadar efekt ve hikaye olarak etkilese de; çizgiroman ve eski filmler hakkında biraz bilgisi olan birisi filmde pek çok şeyin eksik kaldığını çok rahat hissedebiliyor. Örneğin Wolverine'in senaryoda; sanki daha önce hiç var olmamış bir karakter gibi gösterilmiş olması ve Prof. X'le Beast'ın onu unutmuş olması film serisi için utanç verici bir şey. Çünkü Apocalypse gibi bir düşmanı yenmede Wolverine'in çok büyük katkısı olurdu elbet. Ayrıca filmin zamanına göre olaylardan 10 yıl önce tüm gerçekliği değiştirmiş ve bütün mutantların hayatını kurtarmış olan Wolverine'in yan karakter olarak görülmesi de onlarca yıllık Wolverine karakteri için çok gaddar bir seçim olmuş. Bunun dışından film pek çok yönden güzel.
| 0
|
6,238
| 1
|
|
6,239
|
Bu yılın en iyi aktör Oscar adaylarından Eddie Redmayne'ın harika oyunculuğu ile göz kamaştırdığı, en iyi film Oscar adaylarından biri olan orta karar bir biyografi.
| 0
|
6,240
|
kesinlikle izlenmesi gerken ve ders çıkarıılması gerekilen bir yapım gerçek hikayeden alıntı ve inanılmaz içine çeken bir film 2014 yılına damga vurmuş olan bir film 10 üz 8.5
| 1
|
6,241
|
Kingsman'e 9, Her Şeyin Teorisi'ne 5 veren Beyazperde eleştirisini tekrar tebrik ederek söze başlayayım: Film, iki güçlü karakterin çok güç koşullar altında kurdukları ve yürüttükleri bir yaşamın öyküsü. Öyküde hiç bir şeyin altı çizilmediği için, filmin bu ana motifini akışın içinde yakalamak gerekiyor. Hastalığıyla, hastalığına gösterdiği sebatıyla ve başarılarıyla öyküdeki ana karakteri Stephen'ı beklerken iken, Jane de bu pozisyona ortak çıkıyor. Bu, çoklarının düşündüğü gibi biyografiyi Jane kaleme almış olduğu için değil. Stephen hastalığının realitesi ve zorunlulukları üzerinden seçimler yapıyor. Bu seçimlerdeki cesareti hayranlık uyandırıcı. 2 yıllık ömrü kaldığını duyduğunda bu süreyi çalışarak geçirmeye karar vermesi, onca zor koşullar altındaki hayatında yaşama sevincini bir ömür kaybetmemesi gibi. Ancak Jane'in durumu bundan da öte. Çünkü o, zor bir hayatı seçmek zorunda değilken seçiyor. İlk dakikada, ilk yılda, onuncu yılda seçimini değiştirmek şansı elindeyken kalbinin çağrısına uyuyor. Pek çok kere de gemileri yakarak. Filmin tek eksisi, harika bir öyküyü Batı kültürünün mekanik sınırları üzerine çıkaramamış olması. Karakterlerin iç süreçlerini, aldıkları kararlarda, geçirdikleri dönüşümlerde etkili olan içsel dinamikleri gözlemleyemiyor; karakterlerin yaşadıklarına dışarıdan, bir fotoğrafa bakar gibi bakıyoruz. Fakat ki bu zaten bir Batı filmi olduğundan, mevcut halini olabileceğin en iyisi olarak kabullenip sadece yarım puan kırıyorum. Filmde Stephen'ın bilim yönünün işlenmemesi de sorun değil. Uzay-zaman sürekliliği gibi, en bilmişlerin bile aslında bir şey anlamadığı konuları kitleler için hazırlanmış bir filme sokuşturmanın, filmin zaten güçlü olan dokusunu bozmaktan başka katkısı olmazdı. Aynı durum Stephen'ın kariyeri için de geçerli. Stephen'ın olağanüstü başarıları, filmi bir başarı/kazanma/galibiyet öyküsüne çevirirdi (ki bunu Batı sinemasında sabah akşam seyredip duruyoruz zaten). Eddie Redmayne'nin oyunculuğu akıllara ziyan, bazı sahneler sırf onun duruşu ile akıllara kazınıyor (spoiler vermemek için bahsetmiyorum). Eddie kadar renkli olmasa da Felicity Jones'da odaklanmış güçlü kadın rolünü filmin akışına oturtmuş, sade güzelliğiyle de Eddie'ye sık sık omuz vermeyi başarıyor. Özetle Her Şeyin Teorsi bir yaşam efsanesi. İçinde kendimizi bulduğumuz, sahip olduklarımızın kıymetini bir kez daha tarttığımız, hayatı göğüslemekte duruşumuza çeki düzen verdiğimiz, kadın-erkek ilişkileri üzerine felsefelere daldığımız, aile mefhumunun tatlarını tazelediğimiz, çocuklarımıza seyrettirmemiz gereken, şahaser demesem de şahasere yakın bir eser.
| 1
|
6,242
|
Her Şeyin Teorisi, (The Theory Of Everything) oldukça dramatik ve gerçekçi bir film. Oldukça başarılı ve acelesiz bir şekilde işlenmiş. Oldukça gerçekçi ve başarılı olmuş. Hatta, bunu kanıtlamak için de Stephen Hawking ile ilgili küçük bir araştırma yaptım. Hawking hakkında yazan bilgiler ile filmdeki olaylar birebir uyuşuyor. Olayları birebir uyuşturmak da zor iş. Bu arada film o kadar gerçek ile uyuşmuş ki Stephen Hawking, bu filmi izlerken gözyaşlarına boğulmuş. Bu da filmin olumlu ve izlenilebilir kılan etkenlerinden birisi. Film Hawking'in hayatı ile ilgili 1960-1990 (kabaca yazdım) yılları arasında, ALS hastalığına yakalanmadan ve eşi Jane Wilde ile olan aşkının öncesi ve sonrasını işliyor. Yani bunlar daha çok ön planda, bilim ile ilgili olan çalışmalar -genellikle geçse de- biraz arka planda kalmış. Bu yüzden bütün filmin bilime dayalı olduğunu düşünüyorsanız, beklentinizi bu yandan düşük tutun. Ama öteki yandan sizi oldukça dramatik ve romantik bir deneyimin beklediğini söyleyebilirim. Filmdeki oyunculuklar için de Felicity Jones ve Eddie Redmayne'den bahsedeceğim. Felicity Jones'u bu yılki İnanılmaz Örümcek-Adam 2'deki performansından bildiğim için ona benzer bir şeyler beklemiştim. Ama bu filmde karakterine hakim bir şekilde, profesyonelce bir performans sergilemiş. Kötü değildi, bence başarılıydı. Eddie Redmayne ise enfes bir şekilde oynamış. Hatta oynamamış, resmen yaşamış. Onu izlerken sanki gerçekten de Stephen Hawking'i izlediğimi zannettim. Bu yılki Oscar ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kesin Eddie Redmayne ya da Michael Keaton'ın alacağına hiç şüphem yok. Bu arada, filmin bu kadar iyi tarafından bahsettim de hiç mi kötü tarafı yoktu? Aslında yoktu ama bir yetersizlik vardı sanki. Film boyunca hafiften bunu hissettim ve finalde de hafif askıya alınmış gibi geldi. Ama bunun dışında film başarılıydı bence. IMDb'deki puanını (7.8/10) hak ediyor. Ben de filme 7 verdim 10 üstünden. Bence izlenmeli. Tavsiye ederim. Ödül sezonunun izlenilesi filmlerinden birisi. İyi seyirler. Not: Film normalde 27 Şubat'da vizyona girecek ama bence filmi ev sinemasından da izlerseniz büyük bir şey kaçırmazsanız. Bu yüzden "illaki de sinemada izlenmeli bu film" derdine düşmeye gerek yok bence.
| 1
|
6,243
|
Nefis bir gerilim klasiği.Filmlerinde kuşları simgesel olarak kullanmayı çok seven Hithcock bu filminde başrolü onlara vermiş.Günlük yaşamda son derece masum olan bu yaratıkları çevresini tehdit edici bir gerilim unsuru gibi göstermiştir.Ki burda bir özdeşleştirme,bir benzetme hakimdir.Zararsız insanların da bir gün yok etme eğiliminde olabileceklerini kuş simgesiyle eşi benzeri görülmemiş bir biçimde anlatmış.Yönetmenin cok sevdiği kısa planlar,hızlı ve keskin kurgular bu filmde bir nebze terkedilmiş.Uzun bekleyişlerle dolu ağır bir kurgu denenmiş.Bunun nedeni saldırıların nereden geldiğinin belli olmadığının ve altta yatan sebebinin bilinemediğinin altını çizmektir.Bir diğer farklılık müzik kullanımının olmayışı bunun yerine kuş ve kanat seslerinin tercih edilmesi.Hatta bazen sessizlik de filmde gerilim öğesi olarak başvurulmuş ilginç bir tekniktir;kadının çığlık atmak için ağzını açması ama sesin cıkmaması.Yani yönetmen bu filminde de deneysellikten kaçınmamıştır, aksine çok yoğun olarak başvurduğu açıkça görülmektedir.Hitchcock hayranı olup da bu filmi izlemeyen varsa kesinlikle tavsiye ederim.
| 1
|
6,244
|
bence sinemanın baştacı olan bir film.mükemmel bir hitchcock yapımı.hele filmin başında kuşlar arabadayken araba dönerken onlarında yana yatması mükemmel olmuş.bu adam mükemmel ya o olmasaydı sinema şimdi buralara kadar gelemezdi.tarihdeki en mükemmel yönetmen başka söze gerek yok...
| 1
|
6,245
|
Alfred Hitckock hakikaten müthiş bir yönetmen. Kuşlar filmini bugün hala izlememişseniz gerçekten çok şey kaybetmişsiniz demektir. Kuşların insanlar üzerinde yarattığı o gerilimi yaşamalısınız.
| 1
|
6,246
|
filmde alfred hitchcock un da figuranligi vardir arada bir yerde. sever alfred usta filmlerinde birkac saniye gorunmeyi.
| 1
|
6,247
|
Çok gerçekçi bir film olsada, bana istediğimi tam olarak veremesede klasikler arasında hakettiği yerde olmuştur ve olacaktır...Güzel film, iyi bir klasik...
| 1
|
6,248
|
1963 yapımı müthiş bir alfred hitchcock filmi...zamanının çok çok ötesinde efektlere sahhip...ve kuş efektleri günümüze göre bile sırıtmıyor...ayrıca hitchcock filmde müzik olarak sadece kuşların seslerini kullanmış ve bu filme gerçekçilik le beraber gerilim katmış... oyunculuk olarakta çok başarılı bir yapım...(zaten genellikle hitchcock filmlerinde sarışın bir efet :D ve geniş omuzlu yakışıklı bir adam vardır...bu filmdede afeti rippi hadren yakışıklı erkeğide rod taylor oynamış... )tippi hadren,rod taylor ve jessica tandy rollerinin hakkını fazlasıyla vermişler... senaryo başlarda biraz sarktı gibi olsada sonlara doğru toparlanıor ve başyapıt statüsüne ulaşıyor...sonu da sade ama etkileyici bitiyor... yönetim e laf söylemek gereksiz...hitchccock zekasını,manzaralara olan düşkünlüğünü ve sırıtmayan gerçekçi efektleriyle yine döktürmüş... genel olarak izlediğim en iyi en sağlam gerilim filmlerinden...10/9
| 1
|
6,249
|
nejat işler hayranı olarak bu film barda filminden sonra en çok etkilendiğim diyebilirim özellikle okadar gerçekçi sessiz sakin öyle bir ilerliyorki sanki filmin içinde gibisiniz şiddetle tavsiye ederim pişman olursunuz iyi seyirler...
| 1
|
6,250
|
entelle entellektüel arasindaki fark neyse bu filmle begenenlerin bu filmi koyduklari kategorideki filmler arasindaki fark o... kral çiplak arkadaslar... bu film berbat
| 0
|
6,251
|
Radyo programı olarak ilgi çekici ,felsefi ve farklı olabilir fakat sinematik yönden tamamen anlamsız,boş ve konusuz bir film olmuş , olmamış. 10/4
| 0
|
6,252
|
Aslında Türk filmi olmasından dolayı önyargılı olarak ilk başta izlemek istemedim. Boş vaktim olduğundan bir de bir kaç arkadaşım ısrarla izle demesinden dolayı filmi izlemeye karar verdim. İzlediğime pişman mıyım? Kesinlikle hayır. Filmi izledikten sonra insanın tekrar tekrar izleyesi geliyor. Müzikleri, oyunculukları mükemmel. 10/9
| 1
|
6,253
|
izleyin izlettirin...sizin de güneşli pazartesileriniz olsun...
| 1
|
6,254
|
film nerdeyse kusursuza yakın.üstelik konusuda bizim ülkeme oldukça uyuyor.oyunculuklar iyi javier bardem bildiğiniz gibi :).valla bir iki kere daha izliycem zamanım olunca.
| 1
|
6,255
|
izlediğim en gerçekçi film.işte böyle olmalı sinema ya..bize bizim gerçeklerimizi yansıtabilmeli. bu arada böyle güzel filmleri izledikçe,bol kanlı ve ekşinlı aptal holivud filmleri midemi daha çok bulandırıyor.
| 1
|
6,256
|
Bir iş bulma umuduyla her gün kuyruklara girmeler, bekleme odalarında zamanı tüketmeler artık ezberlenen başvuru formları arasında kaybolan umutlar.Ama bunlara ragmrn direnmeleri ve inatcılıkları hep aynı güçte.Küresel ekonominin girdaplarında kaybolan,sistemin dehlizlerinden çıkmak için çabalarını izliyoruz.Senaryosunun merkezine kıyıda köşede kalmış,başkalarının hayatlarına bakıp iç cekenleri koyuyor.Buda filme olan dikkatimizi.ilgimizi yönlendirmede etkili bir unsur.Çünkü onların hayali,umutları çogumuzunkiyle aynı yönlü.Yönetmen kafasındakileri kamerasıyla cok iyi buluşturmuş.Oyunculuklar performanslarrı bu havayı destekler şekilde.
| 1
|
6,257
|
zamanının ve türünün en iyilerinden diyebilirim özellikle oyunculuk tarafından bakılırsa çok etkileneceksiniz zaten birazda konunun drama tarafıyla birleşince ortaya sizi ağlatacak hayata küstürecek sağlam bir film çıkıyor :) iyi seyirler...
| 0
|
6,258
|
hakkında iyi şeyler duyduğum bir türk filmi...
| 1
|
6,259
|
filmde insanlık adına verilmek istenen çok anlamlı mesajlar var..ancak birkaç nokta kafamı kurcaladı: mehmet ali alabora camiye gidiyor, dua ediyor, yine filmin sonlarında hoca çok güzel bir dua yapıyor..buna karşın film baştan sona anarşizm kokuyor..özgü namaldan para istemeye gelen ev sahibi tam bir zalimi oynuyor ancak işin ilginç tarafı hacca gitmesi gerektiği için(!) bu zalimliği yapıyor.. demem o ki sevgili senaristler, yönetmenler ve diğerleri: tarafsız film taraf olmadan yapılır..
| 0
|
6,260
|
Favori filmlerim arasına giren , sokak çocuklarının hayatını duygu sömürüsüne yer vermeden yalın bir dille anlatan güzel bir film.Başrol oyuncusu Fırat Tanış 'ın performansını da yabana atmamak gerekir.
| 1
|
6,261
|
güzel bir film johnny depp kendinden beklene vermiş..johnny depp hayranları kaçırmasın...
| 1
|
6,262
|
Kesinlikle çok daha iyi olabilirdi. Kimi arkadaşların belirttiği gibi Fight Club ve Identity gibi filmlerden yola çıkılmış. Ama filmdeki Shooter karakteri (John Turturro) Depp'den çok daha önde duruyordu. Vasatın üzerinde oyunculuk ve müzikleri için 6/10.
| 0
|
6,263
|
Son bölümleriyle sizi ekrana kilitleyen,jonny depp'in mükemmel oynadığı,müzikleri ve atmosferiyle sağlam bir film gerçşından sonuna kadar gizem sürüp gidiyor,herşey olması gerektiği gibi...
| 0
|
6,264
|
Filmin uyarlandığı kitabın sonu daha güzeldi mort rainey ölüyordu stephan king farkı ama filmin sonuda güzeldi mort rainey bu sefer öldürüyor ee farklı bir bakış acısı :) şizofreni rolünü johnny depp güzel yapmış izlenmeye değer bir film
| 1
|
6,265
|
Johnny Depp gibi bir yıldız nasıl böyle kötü bir filmde oynamış şaşırdım doğrusu. Son drece sıkıcı, beklentilerimin çok çok altında kalitesiz bir filmdi. Hayal kırıklığı yaşadım normalde Depp in filmleri çok kaliteli olurdu artık Depp in filmlerine kuşkuyla bakacağım ne yazık ki. 10/4 o da Depp in hatrına
| 0
|
6,266
|
Ara sıra da olsa öcülerden böcülerden arınmış,kendi tarzında özgün ve kaliteli böyle gerilim filmleri izlemek insanın hoşuna gidiyor.Deep’de iyi oyunculuk çıkarmış,gerilim-korku sevenler kaçırmasın.
| 1
|
6,267
|
harika bir film..içimdeki bütün duyguları canlandırdı resmen...muhteşem oyunculuklar hariha atmosfer çok sevdim filmi
| 1
|
6,268
|
Vizyondayken ne gürültü koparmıştı bu film. Gidip izlemiş ve hayal kırıklığı yaşamıştım. Kötü bir film mi ? Hayır ama o kadar abartılmış ki ne var bu kadar demiştim. Yüksek beklentilerle izlemeyin. Orta karar bir film bana göre.
| 0
|
6,269
|
filmi izlemeyi düşünüyorsanız fazla beklenti içine girmeyin.ben 2 günde zor bitirdim.
| 0
|
6,270
|
benim keyif alamadığım ağır vasati bir film 6/10
| 0
|
6,271
|
Filmi izlemek için sabırsızca beklesem de maalesef film benim için hayal kırıklığı olmuştu. Yönetmenlik ve oyunculuk bence çok başarılı. Ama benim için film zorla izlediğim ve beğeniden uzak bir yapım oldu.
| 0
|
6,272
|
Film her şeyi ile mükemmeldi oyuncuları, senaryosu, çekimleri her şeyi; mutlaka izlenmesi gerek Jennifer Lawrence bu yıl oscar'ı alacak sanırım.
| 1
|
6,273
|
gelmiş geçmiş en iyi vampir filmlerinden biri.masalsı bir anlatımla şiirsel görselliğin birleşmesi bu coppolanın ta kendisi.
| 1
|
6,274
|
Klasik olmuş Dracula/Vampir filmlerine çok farklı bir bakış açısı. Oyunculuklar gerçekten sınırda. Zaten böyle kadrodan pek kötü bir şey beklenemez, diye düşünüyorum. Kostüm ve mekan yönünden de bir hayli zengin ve sıkmayan senaryosuyla da izlenim keyfi iyi olan bir film. Ama eğer kitabını bulursanız onuda okumanızı tavsiye ederim. 10/8
| 1
|
6,275
|
muhteşem muhteşem muhteşem
| 0
|
6,276
|
Film adeta görsel bir şölen. Ses ve görsel efektleriyle daha iyisi yapılamaz dedirtiyor. Hikayeside sağlam.
| 1
|
6,277
|
Coppola’nın muhteşem yönetmenliğine ve atmosfere hayran kaldım. Bu güne kadar izlediğim en iyi vampir filmi, hele ki bu günlerde sırf ticari kaygılarla çekilen vampir filmlerinden sonra bu film ayakta alkışlanacak hale geliyor. Bu günün parası ve olanaklarıyla o zamankileri karşılaştırırsak Coppola’nın ne büyük yönetmen olduğunu anlıyoruz. Bir artı da Winona’ya. Winona Forever... Ancak Keanu Reaves’dan daha iyisini beklerdim, gerçekten çok kötüydü. Bu tür fantastik filmleri seviyorsanız kesinlikle bu filmi kaçırmayın ve o mistik atmosferi kesinlikle tadın. 8/10
| 1
|
6,278
|
Mükemmel oyuncularla örülü Braim Stoker'ın eskimeyen ve daha çok çok uzun yıllar sonra bile eskimeyecek olan ölümsüz esirinden beyazperdeye uyarlanan bir film Dracula.Aynı zamanda da bir yeniden çevrim.Tüm zamanların en iyi filmlerinden Baba serisinin usta yönetmeni Copala'nın imzasını taşıyan bir başyapıt.Vampir filmlerinin en iyilerinden.Fantastik korku türünün en başarılı işlerinden...
| 1
|
6,279
|
izlediğim,muhtemelende izleyebileceğim en iyi vampir filmiydi ki buna an interview with the vampire dahil herke izlemelerini tavsiye ediyorum sırf gary oldman için bile izlenir muhteşem bir oyunculuk sergilemiş.
| 1
|
6,280
|
daha iyi yapabilirlerdi.
| 0
|
6,281
|
tarz olarak çok farklı..bir film içinde iki ayrı film izliyosunuz...ve o son!!çok ama çok iyi!!!
| 1
|
6,282
|
çok karışık ya da anlaşılması zor değil bence, çok keyifliydi, hatta acayip hoşuma gittii:)audrey e bayıldım ,, sürprizlerden hoşlananlar kaçırmasın derim, 8/10
| 1
|
6,283
|
Bu film bayağı güzeldi tam korku filminden çok müziği ön plana çıkan filmlerden olmuş ama iyiydi.
| 0
|
6,284
|
müzikallerde Evitayı tek geçerim ama buda cidden iyiydi,izlenmeli..***..
| 0
|
6,285
|
ne zamandır izlemek istediğim bir filmdi daha yeni bitirdim bayıldım diye bilirim özellikle hayaletin sesine ve ilk mahzene inerken yaptıkları düete klip gibiydi..çok fazla diyalog olmasada müzikle herşey daha farklı ve masalımsıydı kostumlerin ve mekanlarında hakkını vermek lazım
| 1
|
6,286
|
Ben poerayı fazla sevmem fakat filmdeki müzklerler opera karakterler beni açıkçası etkiledi.Çok iyi bir film değil ama izlenir emin olun
| 1
|
6,287
|
film iyi güzel hoşta dünyada bu kadar ses getirmiş bir film neden bu kadar geç gösterime girer? dvdsini aylar önce izlediğim bu filmi muhteşem görselliğinden dolayı herkese tavsiye ediyorum ama yani bu kadar geç vizyona girmesini kınıyorum.....
| 0
|
6,288
|
film şahane !!!! hem konu hem dekor hem de kıyafetler süper, özellikle de müzikal sevenlerin kesinlikle filmi görmesi gerek kendinizi masal dünyasında hissedeceğiniz ilginç bir aşk hikayesi..
| 1
|
6,289
|
her dakikasına lanet edeceiğiniz bir film kesinlikle izlemeyin alakasız saçma konusuz bir film anlatılmak istenen sadece insanları gizlice dinlemek .. bu filmin nasıl ödül aldığını merak edenler izleyin ve lanet edin
| 0
|
6,290
|
bir sürü kırmızı ışık.. bir sürü viraj.. ve sora sora bulduğum konak kültür merkezi.. içeriye girdiğimde 15 dakika olmuştu film başlayalı.. kendi hayaımdan sıkılıp -başkalarının hayatına-bir bakıyim demiştim.. kendime yalnız bir köşe bulup kuruldum.. öyküsü bana çok şey anlattı..hele son kısmı gerçekten vurcuydu.. ansızın bir yerlerden çıkıp yanıma gelip oturan kız depreşmese ağlayacaktım.. ve parayı uzatır adam.. çevirir sayfları kendine ithaf edilmiştir bu kitap..iyi adam sonat...tebesümle..
| 1
|
6,291
|
çekildiği dönemde tahminimce dönemin seyirci profilinden dolayı sinemada gösterilme şansı bulamayan bir başyapıt.kadrajlar çok iyi.o günün türkiyesinde tekniği de çok beğendim kamera hareketleri çok anlamlı ve yerinde.o dönemin türk sineması sınırlarının çok çok üstünde bir film.
| 1
|
6,292
|
Yılına göre iyi demeyeceğim çünkü bu film sonsuz bir film yılların asla eskitemeyeceği kadar güzel bir film.Bu filmde farklı birşey var her filmde olan aşk var ama bu aşkı anlatış biçimi çok farklı izleyin farkı anlayacaksınız...
| 1
|
6,293
|
diğer serilerine göre daha az keyifli fakat yine de kalitesinden ödün vermiyor 6/10
| 0
|
6,294
|
serinin her filmi gibi keyifli, gülmek için değil kafa dağıtmak için izlenebilir.
| 0
|
6,295
|
Seride en iç karartıcı film olmuş, tüm seriyi izlemiş biri olarak en azından yaşımıza göre bir espri anlayışı ile karşılaşırken bu sefer resmen eski bayat çizgi filmleri izler gibi izledi tüm salon :( haydi 30 yaş grubunu geçiyorum çocuklar dahi doya doya bir kahkaha atamadı çok kötü.. :(
| 0
|
6,296
|
BU BAŞYAPITA BU KİLOMETRETAŞINA SİNEMA DÜNYASINDA VERİLEBİLECEK PUAN HENÜZ YOK ÖLMEDEN EVVEL İZLENECEK TEK FİLM Samimi söylüyorum bu zamanda bile böyle filmler yapılmıyor!efektleri mükemmel filmler neredeyse hergün çıkıyor ama böyle özgün,mizah duygusu yüksek ve izlendiğinde anında pozitif olmanı sağlayacak filmler çıkmıyor ne yazık ki!işte buda kuşkusuz Charles Chaplin sayesinde,onun sadece filmlerinde değil normal hayatında da iyi bir insan ve duyarlı oyuncu olduğu düşünüyorum,hiç düşünmeden izleyin hatta canınız sıkkınken,arşivimde mevcut özellikle bazı yerlerine sık sık baktığım ve güldüğüm Charles Chaplin filmlerinden sadece biri.. Charlie Chaplin’in ne denli büyük bir usta olduğunu anlatmaya gerek yok. Sessiz sinemanın en ünlü ustası, sadece eğlenceli filmler çekmekle kalmadı; sinemaya toplumcu bakış açısını iyice aşıladı. Bakıldığında, 80 yılı ilk günkü etkisini yaşatarak devirmek her yiğidin harcı değil. Bunu başarabilecek bir isim varsa, o da Charlie Chaplin’dir. Modern Times – Modern Zamanlar, tam 80 yıl önce bugün ilk defa sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Büyük Buhran sırasında beyazperdede boy gösteren Modern Zamanlar, sert bir sistem eleştirisi olmasının yanı sıra, döneminin sosyal hayatına farklı pencerelerden bakmaya çalışan geniş bir çerçeveye de sahip. Mesainin başladığını duyuran düdüğün çalınmasıyla açılan Modern Zamanlar, ilk sahnesiyle ne denli sert ifadelere sahip olduğunu belli ediyordu. Bir koyun sürüsünün ilerleyişini gördükten sonra, sürünün yerini metrodan çıkan mavi yakalılar alıyor. Fabrikadaki işlerine yetişmeye çalışan koca bir koyun sürüsü olarak resmedilen mavi yakalıların, nasıl birer sistem kölesi haline geldikleri ise Chaplin’in canlandırdığı işçinin özelinde anlatılıyor. George Orwell’ın 1984 romanının basılmasından 13 yıl önce izleyici karşısına çıkan Modern Zamanlar, Orwell’a ilham kaynağı olabilecek bir fabrika tasviri yapıyor. Her bir köşesi kameralarla didik didik izlenen ve işçilerin her hareketine müdahale edilen bu fabrikada çalışan işçiler, sistem içerisindeki önemlerinin henüz farkında değillerdir. Sistemi asıl ayakta tutan çarkların mavi yakalılar olduğunu ise Chaplin, filmin en ikonikleşmiş sahnesiyle anlatır. Bu sahne bir kaza gibi görünür ama aslında öğle yemeklerinde bile üretime ara verilmemesi için otomatik beslenme makinesi deneten şirket yöneticisinin hızlı üretim hırsı sebebiyle gerçekleşir. Caplin’in canlandırdığı İşçi, kaldıramayacağı aşırı iş yükünün altında ezilir ama yine de fabrikayı iyice delirmeden terk edemez. İşçinin fabrikayı terketmesinden önce hala parçası olduğu sistemin bütün düzenini içeriden alt üst etmesi ve bunu durdurmaya kimsenin gücünün yetmemesi Büyük Buhran’ın küçük bir temsili olarak göze çarpıyor. Makro açıdan bakıldığında, sistemin açıklarını büyük bir hırsla kullanan yine sistemin kendisi olmuş ve sonucunda Amerika’nın gördüğü en büyük ekonomik kriz patlak vermiştir; ortada işleyen bir ekonomik sistem kalmamıştır. İşçi, sistemi çökertip fabrikadan dışarı çıktığında hala yaşadıklarının etkisindedir ve bu durum sokağı da bu eksende etkilemeye başlar. Filmin devamında işsizlik ve açlık sıkıntısına yer verir Chaplin. İşçinin, hak mücadelesi veren işçilerin önünde yürüyüşe başlaması ve devamında gelen polis müdahalesi, kanunla karşı karşıya gelmemizi sağlar. Hapse düşen İşçimiz, dışarıda maruz kaldığı sistemin tektipleştirme taktikleriyle yeniden karşılaşır. Hapishane bölümünün en çarpıcı kısmı ise, uyuşturucunun etkisindeyken kanun adamlarıyla empati kurması ve onlara yardımcı olmasıdır. Hapiste geçirdiği zaman boyunca dışarıda yaşayacağı hayattan daha rahat yaşayan İşçi’nin özgür kalmak istememesi de işsizlik ve açlık boyutunun ölçümü için rehber niteliği taşıyor. Filmin devamında Chaplin penceresini daha sosyal bir çevreye taşıyor. Çaresizliğini, ailesinin mutluluğundan destek alarak aşmaya çalışan bir sokak kızına çeviriyor kamerasını. Babasının ölümünün ardından sosyal hizmetlerden kaçan bu kızın hikayesi Jean Valjean’in öyküsü ile oldukça benzerlik taşıyor. Tıpkı Victor Hugo’nun anlattığı gibi, çaldığı bir ekmek yüzünden polisler tarafından tutuklanmak üzere aranıyor. Sistem, filmin başında sermaye olarak karşımıza çıkmışken filmin devamında onun rolünü devlet ve kolluk kuvvetleri üstleniyor. İşçi ve onunla karşılaşıp beraber polisten kaçan Sokak Kızı, nihayetinde Amerikan Rüyası’nı düşlemeye başlıyor. Fakat, bu rüyayı gerçekleştirmek ise o kadar kolay olmuyor. Bir alışveriş merkezinde gece bekçisi olarak iş bulan ve artık Sokak Kızı’yla birlikte yaşamaya başlayan İşçi’nin, alışveriş merkezinde vakit geçirdiği kısımlar, Chaplin’in tüketimi sembolize etme yöntemi olarak yorumlanabilir. Bu sahneler sayesinde, üretimden tüketim kısmına geçen Chaplin, borç tehlikesini sürekli kıyısında dolaşılan büyük bir uçuruma benzetir. Bu sahnelerde ekrandan hiç kaybolmayan “Tehlike” uyarısı ve alışveriş merkezinin ortasındaki boşluğun hiçbir korkulukla çevrilmemesi bu yorumu destekleyen ayrıntılar olarak gösterilebilir. Gece vakti alışveriş merkezine giren hırsızların “Biz hırsız değiliz, açız.” cümlesi de Amerikan Rüyası’nın gerçeklikten ne kadar uzak olduğunun bir göstergesidir. İşçi, işini düzgün yapmadığı için tekrar tutuklanır. Devlet, film içerisinde her saniyede düşman olarak belirmeye devam eder. İşçi, tekrar özgürlüğüne kavuştuğunda ise Sokak Kızı ev bulduğu müjdesini verir ona. Amerikan Rüyası’na bir adım yaklaşılmıştır. Artık bir düş olmaktan çıksa da hala çok uzaktadır bu rüya. Ancak gazetede çıkan bir haberde fabrikaların yeniden açıldığını öğrenmek, bir umut olur yeniden. Charlie Chaplin sineması, zamansal olarak stabil değildir. Olaylar arasında geçen zaman fazlasıyla yapmacık durabilir ama, bu durum filmin mizahi jargonuyla paraleldir. Modern Zamanlar’da İşçi tekrar fabrikada işe girdiğinde, aynı gün işçiler greve giderler. Siyasi ve ekonomik atmosferin ne kadar değişken ve dengesiz olduğunun naif bir anlatımıdır bu. Modern Zamanlar, eğlence sektörünün gelişmesini takiben odaklandığı sınıfı tekrar değiştirir. Üst tabaka insanların eğlence anlayışını ve kriz ortamında dahi bir şekilde var olan üst sınıf eğlence sektörünü bir dans sahnesiyle eleştirir Chaplin. Tamamen uydurma sözlerle şarkı söylerken, aslında olan biteni anlamayan izleyiciler tarafından alkış yağmuruna tutulur. Neyi alkışladığını bilmeyen ve umursamayan bu rahat insanların dünyasına bakış atar. Ayrıca, film boyunca üstünde durulan açlık ve işsizlik konularına da üst tabakanın açısından bakan Chaplin, ne kadar farklı sıkıntıların var olduğuna dikkat çeker. Otoritenin, iktidarın haklı ya da haksız olarak peşine düştüğü hiçbir vakanın peşini bırakmadığını fazlasıyla vurgulayan Modern Zamanlar, çökmüş bir ekonomik düzenin çırpınışlarını net biçimde göz önüne seren bir klasik. Charlie Chaplin’in karakteristik performansına çok başarılı bir şekilde eşlik eden Paulette Goddarg’ın performansı da filmi besliyor. Chaplin’in sözünü sakınmayan tavrı, bir sinemacı olarak sahip olduğu tecrübeyle birleşince ortaya Modern Zamanlar gibi bir başyapıt çıkıyor.
| 1
|
6,297
|
chaplin'in ilk sesli filmi olan modern zamanlar sanayileşme ve makinalaşmaya yapılmış en büyük eleştirilerden biridir. bunun yanında oldukça da komiktir :)
| 1
|
6,298
|
Hem güldüren hem düşündüren ve bunu 80 küsür yıl önce başaran Charlie chaplin'i bir kez daha saygıyla anıyorum
| 1
|
6,299
|
Kapitalist sistemin trajikomik tarzda Charles Chaplin tarafından yorumlanışı..İzlenmeli diyorum
| 1
|
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.