Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
page_content
stringlengths
1
4.1k
metadata
dict
TÜRK EDEBiYAT! KLASiKLERİ -3
{ "page": 0, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
TüRK EDEBİYATI HÜSEYiN RAHMi GÜRPlNAR EFSUNCU BABA UYARLAMAYA KAYNAK ALINAN ÖZGÜN ESER HiLMi KiTAPHANESi ORHANiYE MATBAASI, İSTANBUL 1340 [192.4] ©TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYlNLARI, 2018 Senifika No: 40077 EDİTÖR RÜKEN KIZlLER GÖRSEL YÖNETMEN BİR OL BAYRAM ESKİ YAZlDAN ÇEVİREN HACER ER D ÜZELTİ DERYAÖ...
{ "page": 1, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
TÜRK EDEBiYATI KLASiKLERİ- 3 Roman efsuncu baba HÜSEYiN RAHMi GÜRPlNAR Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Engin Kılıç TÜRKIYE$ BANKASI Kültür Yayınları
{ "page": 2, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Sadeleştirmeye İlişkin Not Elinizdeki kitap Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1924 tarih­ li Efsuncu Baba adlı romanının günümüz Türkçesine uyarlanmış, sadeleştiriimiş metnini içermektedir . Sadeleş­ tirmeyi yaparken yararlandığım temel kaynaklar Mehmet Kanar'ın Osmanlı Türkçesi Sözlüğü (İstanbul: Say, 2010) ile Türk Dil K...
{ "page": 4, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
ı Adına "Devr-i Dilara"1 deyip de bugüne kadar hiçbir güler yüzünü görmediğimiz zamandan evvel Fazlıpaşa'daki Binbirdirek'te İpekçiler ipek iplik eğirirlerdi. Bin bir direk! Sayan yok ya ... Bu adette pek mübalağa olsa gerek... Hakikati anlamak için bu sütunları saymak, saydırmak niyetinde değiliz. Merak edenleri...
{ "page": 6, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
pencereden komşusunu dinler. işsiz gecelerini Artin'in musi­ ki meclisinde geçirir. Usulünden, dümtekinden, bazen de mezesinden, birkaç tekinden istifade ederdi. Şarkıcı Artin'in musiki dersinden dönüşünde arkadaşı Kirkor'a taze taze parçalar geçtiği de olurdu. O sabah iki arkadaş asırlık tonozların altında elemge­...
{ "page": 7, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Neredeyd in? Dün gece yine dostuna gittin? - He ... Lafı işte tastamam üstüne vurdun. -Bir Ermeni'nin bir Rum karısına bu kadar kıyak alaka koyması eyi mana değildir. Çakarsın Agop? .. -He bulursam çakarım .. .l -Boş laf etme. Bu iş için sana bin nasihat vermişim. Bu koca kellen keme sıçanının kafasına benziyor....
{ "page": 8, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Senin taratorun girmedikten sonram zaten lafın tadı gelmez ... Bilirim baban eski piyazcıdır ... -Beni meraka koydun ... Artin Ağa sana bu şarkıyı bu okuduğun biçimde ... Tıpkı bu tonda geçti? -Yok tıpkı böyle değil... -Meyhaneyi, kerhaneyi, hıyarı, eşeği sen uydurdun? -He canım dur ... Biraz dinle ki ağnadayım ...
{ "page": 9, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Çüş ol Agop!.. Eşek meyhanede ne yapacak? Gazel bağıracak? Bırak ki orada eşekten beter zırtayanlar vardır. Fakat sözüm ona sanki onlar işte insandır. Eşekle bir ağaz olmak istemezler . Kişizadelikleri bozulur. .. Sen bu hayvana şimdi münasip bir yer bul. -Zo buldum. Bu eşek beni zorla şair yaptı. İşte onu çemen...
{ "page": 10, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ve Hep ah edip zırlarsın gönül "eşeğim, durmaz. Ve daha böyle eşekli beyider bin tane vardır. Hepsini bir araya toplasan koca bir kervan olur. Ahırlar almaz. Zo bu ne meraktır? Ne gustodur? Artin Ağa ile çok düşündük . Şairterin lafına hiç akıl erer ah bar? He rif anzarotu ı yutmuş. Kafayı tutmuş, fikrine her ne ...
{ "page": 11, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Artin Ağa ile siz bunları deftere çekip gustoya koysa­ nız olmaz? -He biraz uğraştık . Lakin bizim hesaba, bizim kantara gelmeyor. Bunların güfteleri bizim havalardan makam tut­ mayor. Akordaya 1 uymayor. Yalnız alafranga tona geleyor. Bu yeni şairlerin içinde öyle cakalı söz doğuranlar var imiş ki, Frenklerio meş...
{ "page": 12, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
2 -Divane dedin de fikrime geldi. Hani buraya gelen o kaçık herif üç gündür gözükmeyor. Ne oldu acep? -Meraka kalma. "Kuryuğunu fikrine getiren tilkiyi görür" derler. Nerede ise bugün yarın zıp diye karş ımıza çıkar. -Be alıbar o herif ne biçim budaladır? Ağnayamad ım. Pek akıllı bir adam çalımı satmak ister ... ...
{ "page": 13, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
etrafına tuhaf tuhaf dikiz gelir. Yine görünmez adamlarla konuşur. Ne dediğini işitmem. Yalnız dudakları oynadığını görürüm . Sonram bu mahzenin duvarlarında bir şeyler okur. Direkleri birer birer sayar. Ağnamak ister ki cümle alemin dediği gibi bin bir tanedir? Yoksa eksiği vardır. Kıyafetlerine bakılırsa akıllı ...
{ "page": 14, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Bunda içieri şarap dolu birkaç fıçı bırakmış olaydılar ... -Alıbar kaç bin senelik şarap. Yudumunu alan ah aman aman bağırıp devrilir idi. -Kirkor işin şurasını iyice fikrinde sakla ki buraya bir Frenk gelip de direkleri sayar ise bu hesabı boşuna yapmaz. Mutlak bundan bir avanta çıkarır. -Alıbar lafıma kanarsın...
{ "page": 15, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
evvelden birinci boğumundan ta tepesine kıdar yekpare altın imiş. -Sahi diyorsun Agop? - Zo büyükbabam yalan söyler hiç? -Ben şimdiyecek işte bunu hiç duymamıştım. -Senin ne duyduğun var ki hımbıl... -Benim bildiğim Çemberlitaş dibinden tepesine kadar mor kırmızı bir kayadır . Bunun altını nereye gitmiş? Yahu­ d...
{ "page": 16, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Ah ah!.. Dur ... Geçen günü burada ben yalnız idim. Divane herif yine geldiyse ta şuraya, dibe, karanlığa gitti. Duvara bir şeyler yazdı. -Hangi dilden yazdı? -Hangi dil niyetine okur isen o çıkoor! -Öyle şey olur hiç? -He lafıma inan. Biraz Osmanlıcaya benziyor. Bir parça Ermeniceye andıroor. Rumcaya kaçıyor. ...
{ "page": 17, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
- Gözümün bir ucunu ona diktim. Öbür ucunu yere verdim ... -Kurnaz ol. Tınmaz gibi dur. -Tınmaz kurnaz olayım? -Her işten evvel şimdi suspus ol. -Laf eder gibi yapalım ki bizim kendisinin dikkatinde olduğumuzu çakmasın ... 3 Gerçekten de merdivenin üst başında, koca fesi kubbeli bir sahan kapağı gibi kulaklann...
{ "page": 18, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ermenilerin kendi tabirlerince tınmaz görünmelerin­ den emniyete gelmiş gibi bu esrarlı adam ağır ağır beş altı basamak iner. Durur. Göze görünmezleri görüyor, onlarla selamiaşıyor gibi tavırlar alır. Kah ince tebessümlerle gözleri süzülür, kah küçük bir dargınlıkla kaşları çatılır. Bir şeyler sorar ya da açıklar g...
{ "page": 19, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ermeniler yine başlarını öteki tarafa döndürür ler. Şarkı tuttururlar: Ben şakaya gelemem Edeptir söyleyemem Lambayı kıstık Ateş gibi kızdık Kız kozu kırdık Boğaziçi gerdan da Top fıstık Ziyaretçi, ipekçilerio kendiyle meşgul olmadıkianna kanaat getirmiş gibi merdiveni iner. Direkler arasından bu yeraltının ...
{ "page": 20, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Zoneden? - Burası parasız hovardaların sevda yeridir. Ellerine geçerse buraya aşırırlar. Üstünden yağmur sızmaz. Altından çamur tutmaz ... - Hiç yerin dibinde hındıml olur ? -İki gönül birlik olduktan sonram samanlığın seyran- lık olduğunu bilmezsin? .. Bu aralık ziyaretçi duvara yaklaşır. Kurşunkalemiyle bir ş...
{ "page": 21, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
nuz. Binbirdirek 'in dibini açıp paraları çıkardınız. Üç paya ayırarak yuttunuz" derler. Altık senin işin yoğ ise: "Zo efendim bu herif yerden para çıkarma dı. Havaya baktı. Ortalık yere karış etti," deyi aman Allah çağır dur. İpekçiler böyle çekişirken o acayip ziyaretçi besbelli o günkü araştırmasını tamamlayıp ...
{ "page": 22, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
birçok eğri, kırık, enine boyuna çizgiler arasında boru kef'leri, he'ler, vav'lar, kargacıklar, burgacıklar, İbrani harflerine, Süleyman'ın mührüne, akrebe, yılana, yengece, alıtapota benzeyen tuhaflıklardan oluşuyordu. En okunaklı yazıları okumakt an aciz bu iki İpekçi çırağı, gözleri önündeki bu zor harflerin çö...
{ "page": 23, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
İki ipekçi bu meçhul işaretierin önünde böyle garıp iddialarla akşamı ederler ... 4 Ebulfazl Enveri simya meraklılarından müteveffa Nas­ rullah Efendi'nin oğludur. Hobyar semtinde, geniş bahçe ortasında, mahzenli, bostan kuyulu, dehlizli, musandıralı ı bir konakta büyüdü. Tarif ederler, eski zaman alimlerinin çoc...
{ "page": 24, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
içer. Kurban bayramlarında kesilen hayvanların kaniarına parmağını batırır, damga gibi alnının ortasına basar. Cinler­ den, perilerden, şeytanlardan ödü kopar. Çarşamba karıla­ rından, ı karakoncoloslardan 2 titrer. Pederi Nasrullah Efendi'nin konağında kimyahanesi ve gece gündüz işler kimyagerleri vardı. Hazırlanış...
{ "page": 25, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Nasrullah Efendi'nin hemen hemen ümitsizliğe düşeceği sıralar oluyor, lakin yine dünyanın bir ucundan omuzları ceylan derili, cezbeli, salkım saçak, keramet ve sır dolu bir derviş meydana çıkıyor, yeni bir şevk ve gayretle işe başla­ yacak açıklamalarda bulunuyor. Bu çeşit kimyayla uğraşanlara göre madenler, cevher...
{ "page": 26, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Bu nebatın dirhemi altından pahalıdır . Fakat her eri­ tişte ya bir abdestsiz elin temasından veyahut eritenierin kalplerine fenalık ve sapkınlık gelmesind en işe şeytan karışır, bileşim bozulur. Potadaki alaşımda altından eser görülmez. Ebulfazl Enveri böyle bir evde ve bu zihniyette bir baba­ nın terbiyesi altınd...
{ "page": 27, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
larını aniayarak her eylem ve hareketini "uğur" çerçevesine uydurmaya çalışmalıd ır, aksi halde mahvolur , perişan olur ... Enveri yatakta gözlerini açınca sabaha mahsus duayı okur. Sağ tarafından kalkar. Evvela sağ adımını atar. Her eşyanın herhangi bir yere konması sırasında gözetilecek uğurlar, uğursuzluklar va...
{ "page": 28, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
sokakta kazaya uğramamak, denizde boğulmamak, yan­ gında yanmamak, zehirlerden etkilenmemek için üzerinde taşınacak birer tılsım vardı. Bu tılsımiara sahip olduktan sonra hekime, ilaca, sigortaya ve akla gelebilecek tehlikele­ rin hiçbirine karşı önlem almaya lüzum kalrnıyordu. Çünkü resim sanatında pek acemi, serse...
{ "page": 29, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Hazine Edirnekapısı'yla Topkapı arasında gömülü, fakat anahtarı Binbirdirek'te bulunuyordu. 5 Ebulfazl Enveri inceleme ve araştırmalarını tamamla­ mak için Binbirdirek 'e devama başlar. "Sağdan üçüncü sıra sütunun doğu yönündeki bitiminde, kemerin duvarla bir­ leştiği bizada güneyden kuzeye doğru yedi karış saydıkt...
{ "page": 30, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Yine bir gün Agop ile Kirkor o büyük Bizans su sar­ mcının direkleri arasında kalın kemerlerde yankı yaparak pümeşe türkü söyleye söyleye elemgelerini çevirmekte iken yarenliğe giriştiler. Agop- Anamız babamız bizi vaktiyle mektebe verdiler. Okumadık. Böyle cahil cühela kaldık. Kocakarı sepetime yemek, ekmek kor i...
{ "page": 31, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Agop!.. -Hamme ... ı -Kaplumbağa da yumurtadan çıkar? .. -Her şey ondan çıkar dedik a ... -Sen kaplumbağanın "istuvar"ını2 bilirsin? -İşitmemişim ... · -Ben büyükanamdan dinledim ... -De ki ben de işiteyim ... -Kaplumbağa evvelden insan imiş ... -Laf deyi durmuş karşımda, ne martavaHar zırlıyorsun? - Zo dinl...
{ "page": 32, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-He ağnaşılıyor ki bu da pek zorlu bir merettir. Lakin nerede oturur? Daha suratını görmemişim ... -Bahtlısın ki görmemişsin ... Görenlerin akılları artla­ rına kaçoor. -Çüş senin aklın dediğin yerdedir? Söyle kendi kendine oraya kaçtı yoksam sen kendi elinle koydun ... -Şimdicek bu lafları bırak ... Kaplumbağamız...
{ "page": 33, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Enveri o acayip, garip salıntılı yürüyüşüyle dalgın dalgın Ermeniterin yanından geçerken: Ayın ve mim ve dal kim çeşm ü dehan ü zülfüdür Dil havass-i aşka bu üç harf/e eyler amel 1 Tılsımlı kemere doğru yürür ... Agop-Ustamıza küfretti? Babamıza sövdü? Anamıza hıyızlandı? Ne etti? Ağnadın? -Ayın, mim, dal okudu ...
{ "page": 34, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
beraber opera bağırırız. Şimdicek bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı ... Agop, Enveri'ye yaklaşarak: -Efendi Baba!.. Enveri derin bir dikkat, süzgün bir tebessüm, ağır bir telaffuzla: -Vay evlat!.. -Siz bu direkiere sayıyorsunuz? - Evet ... Evet ... Lakin tarihte yazılmış olan adet 224 iken...
{ "page": 35, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
- Şimdi bu altı direk buradan nereye kayboldu? Kirkor -Efendi hırsızlar çoğaldı. Çalmışla rdır. Cami­ lerden birer birer halıları, seccadeleri, çinileri aşırıyorlar . Böyle giderse bir gün bakacaksınız ki, Ayasofya'nın yerinde temelden başka bir şey görülmeyecek, Rumlar da dertten kurtulacaklar siz de ... Enveri b...
{ "page": 36, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Efendi Baba hizmetimize kabul ederseniz yardıma geldik ... Enveri birkaç adım geriler. Loşluk içinde baykuş gözleri gibi parlayan iri, yuvarlak gözlüklerinin altından bakarak Arapça birkaç cümlelik bir dua okuduktan sonra: -Yardıma mı geldiniz ? Ruhunuzu bana teslim ediniz ... Ermeniler şaşırarak: -Ruhumuzu san...
{ "page": 37, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Kekre ile Mekre, bu iki şeytan, lanet üzerilerine olsun, hile yaparlar . Biz meleğiz derler ... Söyleyiniz nesiniz? Agop-Efendi Baba insan olduğumuza daha inanrna- dın? Şeytan uzun kuryuklu olur. Bak biz tıpkı sana benzeriz ... -Adınız? Sanınız? - Agop ile Kirkor ... -Elif harflerin en ulusudur. Onu ben sana vere...
{ "page": 38, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Kirkor -Bu işten hiç malumatırnız yoktur. Şimdiyecek yoklamamış tım. Denememişim. Enveri, Agop'un gerisine elini saldırarak: -Müsaade edersen bakayım ... Ermeni genci iki adım geriye sekerek: -Çek elini ondan be adam, fikri bozuk bir insansın nesin? Dibime bakıp da melek olduğumu ağnayacaksın? Hiç insanın larnus...
{ "page": 39, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Agop -He evet ... Enveri -Hoş geldiniz, sefa geldiniz ... Kirkor - Hoş bulduk. Sefa bulduk Enveri-Ne iş için yardıma geldiğinizi elbette bilirsiniz ... Kirkor Agop'un kulağına: -İşi boklatmayalım. Acaba şimdi ne desek? Agop - Tılsım işi için geldik ... Enveri-Tılsımnamede her ne yazıyorsa doğruluğuna şahitlik e...
{ "page": 40, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Enveri-Ben kimyagerim. Buzağıyı parçalar sonra tava­ ya kor eritirim ... Kirkor -Vay babasının canına be!.. Bu çocukluğumda diniediğim masallar gibi bir şeydir. Ya batarız ya çıkarız. Söyle bakalım. Biz sana ne biçim yardım edeceğiz? Enveri duvarı göstererek: - İşte şurada, üç adam boyu yüksekte duvara gömülü, mo...
{ "page": 41, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Kirkor -Öyle ise ne biçim iş göreceğiz? Baba ya bize bineceksin ya biz sana bineceğiz, bunun başka türlüsü olur? Agop- Baba orta kata çıksın olmaz? Enveri -Halı bak işte bu olabilir ... Agop duvarın gerekli hizası önünde durarak Enveri'ye: - Baba haydi gel oınzuma çık!.. Enveri-Ben maymun değilim. Omzuna nasıl çı...
{ "page": 42, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ermeni: -Mek, argu ... ı diye birkaç defa yediye kadar karışladıktan sonra: -Baba bunda dediğin istavroz yoktur ... Enveri cübbeye benzeyen geniş paltasunun yan cebinden bir çekiç çıkarıp Mahur'a uza tarak: -Al bununla duvarın o noktasını kazı. Haç mutlaka meydana çıkacaktır . Ben buradan duasını okuyorum ... M...
{ "page": 43, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Birdenbire Enveri'nin dizleri şiddetli bir şekilde titremeye başlar. Mahur-Baba sallanma ... Ne oluyorsun? Şimdi yangın yerinde kalmış sakat baca gibi hep yere devrileceğiz. Enveri eliyle, gelen çocuklu efendiyi göstererek: - Ah efsun kesildi ... Tılsım cılk oldu. Mavi göz ... Mavi göz ... Uğursuzdur . İşimizi bo...
{ "page": 44, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Efendi-Ya ne arıyorsunuz üç adam boyu yükseklik te? Birbirinizin üstüne niçin çıktınız? Kirkor, Agop'a dönerek: -Söylesene niçin çıktık birbirimizin üstüne? Agop - Efendi Baba söyledi. Biz çıktık ... Çocuğun babası: -Ulan o meşhur budalalardandır ... Kirkor, Enveri'ye dönerek: -Bak ne diyor? Senin budala olduğu...
{ "page": 45, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
- On paralık bir avanta yüzü görmeden derde girdik ... Sahi mavi gözlüler belalı oluyorlarmış ... Enveri -Yalnız mavi gözlü değil... Görmediniz mi? Bebeklerinin ortasında kedigözü gibi bir sarı "elif" vardı. İşte uğursuzluk onlardadır . Yoksa her mavi gözlü insan uğursuz olmaz ... Kirkor -Elifini okumadım ama gör...
{ "page": 46, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
- Saye-i resul-i kibriyada ı ceplerim, çekmecelerim doludur. İki Ermeni birbirini dürterler. Her ikisi de büyük bir hırsla gözlerini cüzdana dikerek: -Şaka değil be ... Onda birkaç yüz lira var ... (Sonra Enveri'ye hitaben ) Baba Efendi kabul edersen biz senin hizmetinde kalırız ... Enveri -Mesele benim kabulümd...
{ "page": 47, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Enveri-Yetişir. .. Haydi biriniz beni sırtına alsın, öteki gitsin bir kira arabası çağırsın. Semte doğru çekelim ... Agop -Haydi Kirkor al babayı sırtına. Ben gideyim araba çağırayım ... Kirkor -Babayı sen alsan da arabaya ben gitsem olmaz? Agop-Sen alsandaha layıklı bir iş olur. Kirkor -Ben bilmem, şimdiyecek s...
{ "page": 48, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
7 Hayvanların alınlarının üçgenleri, kuyrukları, yelderi muayene edilip uğursuzluktan uzak oldukları belli olduk­ tan ve araba önünde yine beş-on dakika eşref saat bekle­ dikten sonra binerler ... Hobyar'daki evin önünde dururlar . Çat çat kapı ... Yine Ermeni'nin biri babayı yüklenir. İçeri girerler. Taşlıktan bi...
{ "page": 49, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Lahur-İstavrozu bulmak için birbirimizin üzerine çık­ tık. Çocuğuyla beraber mavi gözlü bir herif geldi. Hanım -Gözbebeğinin ortasında kedigözü gibi sarı elif vardı ... Mahur -Hanımef endi sen de bizle beraber idin ? Ne biloorsun? Hanım - Ben bilirim ... Artık o altın buzağı definesi cılk oldu ... Şimdi başkasına...
{ "page": 50, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Bizi buraya gökten inme bir melaik deyi kabul ettiler ... -He ... - O karılar bilmezler mi ki biz melaik olmaktan çok uzak çapkın, cenabet, günahkar haytalarız ... -Neme gerek? Melaik deyi bizi bunda ikrama koy­ dularsa hayır biz şeytanız diyecek değiliz a!.. Hiç ağır bir iş yoktur. Yer içer bunda otururuz. Fakat...
{ "page": 51, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Hayır evin her tarafı efsunlu, tılsımlıdır . Buraya hırsız giremez ... Bazı insanlar "gizlenme ilmi" ile madde halinden ruh haline geçerler ... Gözlere görünmez olurlar. Onlar seni görürler, sen onları göremezsin... Bu ilmin sırrına ben de vakıfırn. İstesem şimdi gözlerinizin önünden kaybolurum. Beni göremezsiniz...
{ "page": 52, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ermeniler kapıyı göstererek: - Baba işte ispatı üzerinde senin ruh dediğin meret bu kapıdan çıkmış gitmiş ... Besbelli burayı efsunlamaya unut­ muş olmalısın ... Enveri cebinden bir tebeşir çıkarır. Kapının üzerinde bir remil atarl ... Düşünür. Söylenir. Lahur-He baba, o yaptığın saka tebeşiri hesabındal ne diyor...
{ "page": 53, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-İşte ben de ona düşünüyordum ... -Ne olabilir? - Baba efendimiz elbette siz bizden eyi bilirsiniz? Ne haddimize ki biz bu işi kefşe oturalım ... -Her sınıf mahlukat birbirine düşmand ır. Ben beden­ sizleştiğim vakit benim onların içinde düşmaniarım vardır ... Fesat karıştırmaya evime geliyorlar ... Ermenilerin i...
{ "page": 54, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Agop - Kirkor bu işin içinde bir orostopoğluluk vardır. Kirkor şaşkın şaşkın etrafına bakınarak: -Zo babanın evliya olduğuna inanmoorsun? -Kaç defa söyleyeyim? Zo eğer kim evliya ola idi inanır idi ki biz melaikeyiz? -Bizi bu evin karıları da öyle sanırlar. Onlar da buda- ladırlar dersin? -Sanmoorlar . Öyle sanoo...
{ "page": 55, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Uzun müddet gecenin sessizliğini dinlerler . Babanın ruhu bedenlenmez. Efsuncu ortaya çıkmaz. Lakin onun bu kera­ metini kabul etme veya reddetme konusunda kararsız kalır­ lar. Belki işitir korkusuyla acı, alaycı bir söz söylemekten çekinerek şüpheler içinde döşeklerine uzanırlar. 8 Ertesi sabah bu iki Ermeni delik...
{ "page": 56, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
yor, fakat Efsuncu Baba bu evliliğe razı olmuyordu. Çünkü öncelikle İstibaresi uygun gelmemiş, ikinci olarak babanın "Şahısname" diye adlandırdığı kitabın tariflerine göre Nurullah Hasip'in yüz ve beden yapısı hiçbir uğur ifade etmiyormuş, üçüncü olarak da evlilik talebi astronominin aşırı uğursuz bir zamanında ge...
{ "page": 57, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Abdullah Karuni namında Şamlı bir tüccar İstanbul'a geliyor. Birkaç mühim büyük ticaret evi açıyor. İşleri o kadar yolunda gidiyor ki büyük bir servet yapıyor. Hakikaten Karun'a dönüyor . İstanbul'da kendi yaşına uygun olmayan bir kadın seviyor. Dostlarının şiddetli eleştirilerine rağmen onunla evleniyor. Abdulla...
{ "page": 58, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Vefatının yaklaştığını hissettiğİn vakit sen de bu kitabı bir ehline vererek ona aynı talimatı vereceksin. Yani o da bunu ölümünden evvel, güvendiği başka bir kimseye teslim edecek. Ve hiçbiriniz tılsımı bozarak defineyi çıkarmaya kalkışmayac aksınız. Kitabı yalnız emaneten muhafaza ede­ ceksiniz. Bir gün kitap on...
{ "page": 59, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Bu açıklama tılsımnameye eklenmiş. Kimin eliyle? Belli değil... Ve bu kitap nasıl Ebulfazl Enveri'nin kütüphanesin­ de ortaya çıkıyor? Burası da karanlık ... Fakat Efsuncu Baba, Mağribi derviş İbnülmahşur'un defineye sahip olmaya layık bulduğu zatın işte kendisi olduğunu ve dolayısıyla kitabın bir manevi elle getir...
{ "page": 60, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Bu defa kuzeye do9ru yürüyeler. Yed i bin adım mesafe kat ettikten sonra koca a9ızlı ve derin bir kuyuya rasrlaya lar. Ve orada fenerler ini sönd ürüp kuyu nun a9zında işbu duayı okuyo l ar: "Eyyühô'r-ravzu a'tini tarika n, ene uridu'l-mürura bey­ ne'kısedi ve'n- nemr i ve ene eyyü hô'l-hayvô nôtü'�mü­ bôreke sadik...
{ "page": 61, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
isbu talimat gereg ince hareket edile. Asla kalbe sek ve şüphe götü rülme ye ... Ebulfazl Enveri, hayal dünyası bakımından Bin Bir Gece Masalları 'nı sönük bırakan bu satırları okuyunca kalbine hiç şüphe getirmedi. Olağanüstü önemi nedeniyle mese­ leyi mümkün mertebe ailesi halkından gizli tuttu. Fakat tılsımı çöz...
{ "page": 62, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
yüzde beş doğru olması ihtimali yok muydu? Beline ip bağlayıp da geniş ve kuru bir kuyuya inmek o kadar kor­ kulacak, tehlikeli bir iş de değildi. Geçim belasıyla şimdiye kadar bundan yüz kat belalı şeylere girişmişlerdi. Define çıkmasa bile bu emek ve fedakarlıkianna karşılık Baba'dan beş-on lira koparacaklarına d...
{ "page": 63, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Ebulfazl Enveri melekleri kollarından dürterek: -Burada dünya kelamı caiz değildir. Birbirinizle söyle- meden konuşunuz ... Lahur -Zo söylemeden konuşulur hiç? Enveri - Kalp lisanıyla söyleşiniz ... Mahur-Kalıp lisan bu da hangisidir? O esnada Enveri'nin eline bir el yapıştı. O da Lahur'un elinden tuttu. Lahur da...
{ "page": 64, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Önlerini iyice seçiyorlardı. Fakat tılsımnamenin tarif­ lerine uymak için Enveri küçük feneri yaktı. Batıya doğru yürüdül er. Hakikaten çok sürmedi, üç ihtiyar incir ağacı gördüler. Ağaçların düğümlü, yarnru yumru kalın gövdeleri gecenin esrarlı zemini üzerinde iyice korkunç şekiller alıyordu. Bunların aralarım ar...
{ "page": 65, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Enveri bıçağı Lahur'un elinden çekip alır. Uzun bir besınele çektikten sonra yılanı bumbart gibi yedi parçaya ayınr. .. Parçaları zembile doldurur. Bu defa güneye dönerek yürür ler. Baba'nın bu cesaretinden iki melek iyice malıcup olurlar. Şimdi kuzeye ilerlerken adımlar sayılacak, tam yedi bin adımlık bir mesafe...
{ "page": 66, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
sayının ucunu kaçırdıklarını belli etmeyerek Enveri'nin adımları üzerine dalgın dalgın yürüyorl ardı. Bu işin zor olduğu kadar tuhaf tarafı Ermenilere Arapça duayı öğretebilmekte görüldü. Onlara hiçbir anlam ifade etmeyen ve şivesi telaffuzianna uymayan bu Arapça sözleri ezberleyinceye kadar zavallılar çok güçlük ...
{ "page": 67, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Eğer bu işte başarılı olurlarsa milyonlar kazanacaklardı. Mahur her şeyden evvel Efsuncu Baba'nın hakikaten bir mucize adamı olup olmadığını anlamak merakıyla çatlıyor­ du. Şimdi birkaç dakika sonra bu hakikare erecekti ... Kuyunun ağzında buhurdanı yaktılar. Ödağaçları, küçük ibrikler buram buram tütmeye baş­ ladı...
{ "page": 68, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Bu mübarek kuyuda Arapça ve Türkçeden başka dil konuşulmaz. Cezası büyüktür . İnsan çarpılır. Böyle düzgün şiveyle cevap veren Mahur muydu? Ses tanınamadı. Lahur azardan ürktü. Kuyu dibindeki arkada­ şını çarpıtmaktan korumak için sustu. Yine beş-on dakika sessizlikle geçti. Kuyunun ağzındakiler aşağıdan emir bekl...
{ "page": 69, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
üzerimde iken kuyunun dibinde güllü, bülbüllü bir park olduğuna inanahilirim hiç? Aşağıdan Mahur: -Lahur laflarıma inan ol. Ne üzerine istersen sana yemin edeyim ki dünya yüzünde görmediğim emsalsiz bir bahçedeyim ... inanmıy orsan ipi sana göndereyim. İn aşağı gözlerinle gör .. . Agop şimdi tereddütle biraz düş...
{ "page": 70, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
yandan aşağı bırakmışlar ... Bilirsin? Ne hoş kanlar. Fakat bunda yüreğine fenalık getirilmez. Ve boş laf edilmez. İşte bu matmazellere selam verdim selam ettiler. Vay babasının canına, köşkün tavanı sade pırlanta. Elmas kafesin içinde siyah güvercinler papağan gibi çalımla oturoorlar ... (Duayı okuyar ak) fe-inne...
{ "page": 71, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
- İlıtirak-ı Müşteri, kamer ma'az zeneb ... -Ne diyorsun Baba? -Müşteril yandı ... Aya kuyruk takıldı. Dünya hadid- den2 geçiyor ... Bu alametlerden anladım ki tılsımlar çözü­ lüyor ... -Baba büsbütün divane olma. Bunda ne satıcı vardır, ne müşteri ... Aya kuyruğu kim taktı? Göğün üstünde kar­ naval vardır? Nedir? ...
{ "page": 72, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
iken oraya girdi. Çıktı. Bu bir oyundur? Hakikattir? Haya­ lettir? Şimdi ... Şimdi beş dakikadan ağnaşılacak ... Yine buhurdanın tütsüleri arasından Mahur dünya yüzü­ ne çıkar. Lahur büyük bir merakla karışık sevinçle bir kibrit çakıp arkadaşının yüzüne bakar. Onu pek kızarmış ve terle­ miş görerek: -Zo ağnaşıloor k...
{ "page": 73, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Mahur, Ef suncu'ya seslenerek: -Efendi, bana aşağıdan emir verdiler ki burada çok durmayalım. Hemen eve gidelim deyi ... Efsuncu emre karşı hareketten korkarak henüz tama­ mıyla okuyamadığı tılsımnameyi elleri titreye titreye koy­ nuna, ta kalbinin üzerine koydu. Urganı, buhurdanı filanı zembile yerleştirerek yola ...
{ "page": 74, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
delikaniısı konuşa konuşa giderlerken arkalanndan bir revolverl gürnledi. Kirkor tepesinden topuğuna kadar derhal titreyerek arkadaşının kulağına en yavaş ve çekingen sesiyle: -Sesini kes altık. İşte bu güm eden irevolver lafı bitire­ lim deyi bize işarettir. İyice ağna ki eğerleyim laf dinlemez isek bunun ikincis...
{ "page": 75, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Bu mektupta ne yazoor ki? -Neme gerek ne yazarsa yazsın. Bizim canlarımız kur- tulsun da ... -Ya bizim için bir fenalık yazoorsa ?.. Mektubu bunda bırakınayıp da beraber götürsek, sonram birine okutsak olmaz ... -Ne alık şaşkın adamsın be? Bu işe dan tanesi kadar hile giremez. Sonram onu canınla ödersin. Agop'l...
{ "page": 76, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
-Söylemezsen ben meraktan mefat olurum. ı -Bir şey olmazsın. Bilirim canın sağlamd ır. Kocakarının dırıltısına hiç kulak asmadan iki delikanlı dokuma örtüsü yamalı kırık sedirin üzerine karşı karşıya otururlar . Kirkor etrafına ürkek bakışlar gezdirerek: -Bugün gidip doktora muayene olunacağım ... -Ne var ki? -...
{ "page": 77, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
dersek sen de onu tıpkısı tıpkısına tekrarlayacaksın" erneini verdiler. Onlar ne dedilerse mektepte hocanın önüne yeni oturmuş bir çocuk gibi ben de onu bağırdım ... Onda birkaç kişi idiler. Yüzlerine asla tanımadığım bu efendiler: "Sonsuz bir çayırlık... Güneşleı; ayaydın içinde ne ferahlık bir yer. İşte kocaman ...
{ "page": 78, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Efsuncu o gece sabaha karşı evine dönünce odasına kapanır. Yeraltı hasbahçesindeki altın köşkün elmas kafe­ sinde tüneyen güvercinlerin boyunlarından alınmış tılsım­ nameyi çözmeye uğraşır. Özetle şu anlamı çıkarır: Ey Ebulfazl Enveri, tılsımı çözmeyi başarman bir şarta bağlıdır. Kızın Mevlüde'yi Nurullah Hasip'le e...
{ "page": 79, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
Güya bütün insanlık yalanı, dolanı ortadan kovarak adalet ve hakikati en saygın makama geçirmek için uğraşı­ yor. Maazallah böyle bir felaket gerçekleşirse hep siyasetler, ticaretler, işlemler durur. Bütün dünya altüst olur. En akıllı­ larımız her gün aldanıyorlar . En akılsızlarımız her gün alda­ tıyorlar. Hepimiz d...
{ "page": 80, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
duldan fikirleri günlük kokularıyla dolu birer kilise vaazı şek­ linde ve kavrayışımızı uyutacak bir ağırlıkta buluyoruz. Bütün romancılar ise halka bir hurafe devri açtılar. Eski zamanın masallarına yeniden geçerWik kazandınnaya uğraştılar . Bütün dünyaca fikren o kadar tehlikeli bir devirdeyiz ki çirkefi üstüme s...
{ "page": 81, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
ona benzeyip de akıllı görünenlerdir . Üzerlerindeki yaldızı kazıyınca altından mükemmel birer Ebulfazl Enveri çıkar. İşte hep bizim, bütün insanların, felaketimizin temeli budur. Eğer hakikat böyle olmasa dünyada ne bir Napolyon çıka­ bilirdi ne de kendini Türklüğü . ve İslamiyeti kurtarınakla görevli bilen Enver ...
{ "page": 82, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
TüRK EDEBİY A Tl KLASiKLERİ DiZİSİ ı. KUYR UKL UYILDIZ ALTINDA BiR iZDiVAÇ Hüseyin Rahmi Gürpınar 2. MÜ REBBi YE Hüseyin Rahmi Gürpınar 3. EFSUNCU BABA Hüseyin Rahmi Gürpınar 4. iNTiBAH Namık Kemal 5. SAiR EVLENMESI Sinasi 6. VATAN YAHUT SiLiSTRE Namık Kemal 7. KÜÇÜK SEVLER Samipaşazade Sezoi 8. FElA TUN...
{ "page": 83, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
TÜRK EDEBiYAT I KLA SiKLE Rİ-3 Efsuncu Baba büyüyle, simya yla, tılsımla uğraşan ; deline aramak, madeni altına çevi rmek, yıldı znameler den alemin sırrını çözmek gibi hevesiere kapılmış bir zat- ı muh teremdir. Onun dün yasını batıl inançları şekillendir ir, her adımını bu hurafe lere göre atar. Eline yeni bir ki...
{ "page": 84, "source": "/content/downs/Hseyin Rahmi Grpnar_Efsuncu Baba.pdf" }
ROMANTİK Bir Viyana Yazı Adalet Ağaoğlu, 1929'da doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'de tamamladı. Ankara Üniversitesi DTC Fakültesi'nin Fransız Dili ve Ede­ biyatı Bölümü'nü bitirdi (1950). Açılan bir sınavla Ankara Radyosu'na girdi; burada ve kuruluşundan sonra TRT' de çeşitli görevlerde bulundu (1951-70). T...
{ "page": 1, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Adalet Ağaoğlu'nun YKY' deki öteki kitapları: Duvar Öyküsü (1992) Karşılaşmalar (1993) Seçmeler (1993) Yazsonu (1993,1999) ROMAN TİK Bir Viyana Yazı (1993, 1994, 1995) Ölmeye Yatmak (Dar Zamanlar I, 1994, 1996) Bir Düğün Gecesi (Dar Zamanlar II, 1994, 1995, 1996) Hayır ... (Dar Zamanlar III, 1994, 1996) Geçer...
{ "page": 2, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
v v ADALET AGAOGLU Romantik Bir Viyana Yazı ROMAN omo İSTANBUL
{ "page": 3, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Yapı Kredi Yayınları Edebiyat -43 ROMANTİK Bir Viyana Yazı / Adalet Ağaoğlu Genel Tasarım: Faruk illay Kapak Tasarımı: Nahide Dikel Baskı: Şefik Matbaası 1. Baskı: İstanbul, Ekim 1993 10. Baskı: İstanbul, Nisan 2000 ISBN 975-363-243-6 ©Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Tıcaret ve Sanayi A.Ş. 1993 Yapı Kredi ...
{ "page": 4, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Bu sayfalardaki bütün kişi, yer, kitap adlarının, tarihle­ rin, coğrafyaların 'gerçektekilerle' her türlü ilişkisi var­ dır. Sadece, kitabın okunup üflenmiş roman kategorile­ rinden hiçbiriyle hiçbir ilişkisi yoktur. Yazarın özlemi, bu romanın kafalarda önden hazır her­ hangi bir kalıba sokulmadan okunmasıdır. A.A.
{ "page": 5, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
I. Anahtar Deliği Ba-rok, oh-huhh. Ba-rok, oh-huhh. Ba-rok.· .. Barok, Ortaçağ karanlığını geride bırakmak, Rönesans' ın yolunu açtığı büyük keşifler zaferini parlak bir geçit töreniyle kutlamaktır. Oohhhh!.. Tümce amma da çetrefil. Gel de ayak ve soluk uydur . Ba-rok, oh-huhh ... Ba-rok, lt-riii ... Ooh-h...
{ "page": 7, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Yürüyordum. Önümde de iki küçük yeğenim, bir an önce hamburgerlerine kavuşmak için koşuyorlardı. Amaç açıktı, yol belliydi; çocukların ne yiyecekleri de, o an­ da dünyada binlerle binlerle çocuk ve gencin aynı şeyi yemekte bulunduğu da: İki üç katlı yuvarlak yumuşak ekmek arasında kalın yassı köfte, turşu, domates ...
{ "page": 8, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
andan başlayarak, neredeyse bir saplanhya yakalandım. Özel­ likle dilinden anlamadığım, sözcük dağarcığı sessiz harflerden T ile başlayanlardan yana yoksul bir ülkenin barok bir kentine rahat, geniş soluklu bir hikaye uydurma saplanhsı. Öyle ki, ya­ nımda küçükler bulunmasa, kendimi daha o dakika Lond­ ra' dan Viyana...
{ "page": 9, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Bitmedi. Anahtar deliğine gözümü daha iyi yapışhrmalı­ yım ve bir de bakmalıyım ki: Tarih, sakalını kesmiş, saçını sıfır numara traş etmiş, sonra da kanlı hançerini Tuna'ya atıp, eline bir elektrogitar alarak en işlek metro geçidinde Get Together şar­ kısını çalıp söylemeye durmuştur. Önünde, Venüs gezegeninde işlen...
{ "page": 10, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
yaldızlayıp ortaya sürmek kaç para, asıl altı feshane, üstü şiş­ hane ruhları ölümsüz kılmalı. Anton Karas, bakalım bir de Ye­ şilçam'ın Üç Kadın'ı için müzik yapmalı, Orson Welles dedikleri tombulyanak kafirin yerini Hazret-i Tombulparmak almalı. Bu arada barış dernekleri, bitmez tükenmez güvercinlerinin bir bö­ lüğ...
{ "page": 11, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
na gele gele yolalırken, ben her şeyi bilirim, bildiğimi de gizle­ mem, dobra dobra söylerim, edasıyla eleştiri, şey pardon, mu­ halefet direksiyonu sallayan otobüs sürücüsüne nihayet açık açık sormalı: De bakalım tahılcı oğlu tahılcı, Avusturya Avru­ pa'nın neresine düşer. 'Kapılarına dayandığın' Viyana Avustur­ ya'n...
{ "page": 12, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
bacı kılığında gece denetimi yaparken görmeliyim. Bir meyha­ neye girmeli, orada kendini tutamayıp zilzurna olmalı, veba çukurunun yanından geçerken dengesini yitirip içine düşmeli, yine aynı meyhaneden zilzurna çıkıp aynı çukura düşen hakiki bir arabacının üstüne pat diye gelmesiyle onu ayıltmalı ve bun­ lar, üstle...
{ "page": 13, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Versene borç!." diye haykırışmaları demek. Ortalıkta bir gürül­ tü, bir koşuşturma ki, bunlar ancak sınav eşiğinde mecalsiz di­ kilip kalmakta ve kısılmış sesleriyle işitilir işitilmez bir şeyler sormaktadırlar: Macaristan İran yanlarına mı düşer öğretme­ nim? Öğretmenim, Tuna kuzeyden güneye mi akmakta? Mo­ haç, Moğo...
{ "page": 14, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
Büyük barok kapının önünde durup, anahtar deliğine gö- zumü dayamalıyım, onu görmeliyim. Kimi mi? Öyle ya, kimi? Aradan yüzyıllaaar geçmiş, gölge, Hyde-Park'ın köşesinde göründüğü gibi de silinip gitmiş. Yüz çizgileri bile hiç belli ol­ madan, ancak kulağıma galiba şöyle bir şey fısıldayarak: "Aa, meğer ben düzgün...
{ "page": 15, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
"Üstüne kocaman bir dondurma yiyeceğim ben!" diye sıç- rıyor büyük yeğenim. Küçüğü de: "Ben de, ben de!.." diyor. Oh-huhh, oh-huhh ... 11 Ama ben çileklisinden isterim!" diyor öteki. Oh-huh ... Ba-rok. .. Dondurmaların kağıttan kapları olacak. Plastik kaşıkları olacak. Hoh-huh ... Ba-rok, lt-rii... Dondurma ü...
{ "page": 16, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
dar yakınımdayken ikinci defa beni kışkırtan hayali nasıl yitir­ dim? Bitti mi, sahiden? O kadar gösteri ve gösteriş ortasında o derece silik durursa, olacağı budur. Arabacı, İmparatoru dön­ medolaptan aşağı sallandırırken de bakakalmıştı zaten; gıkı çıkmadı. "Ağır ağır çocuklar, ağır ağır. İtişmeyin, sıraya girin!....
{ "page": 17, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
II. Süpürge Çöpü Kalan sağlar kimin, fazla karıştırmazsanız, hayat her za­ manki gibi yine sürmektedir. Bir yolu bulunuyor. Diyelim, Osmanlı, Viyana kapısına dayandığında Hofburg halkı arabalarına atlayıp kenti dörtnala terketmeseydi, onlar tu­ fandan kaçarken gemilerine her insan türünden birer çift daha atlamasa...
{ "page": 18, "source": "/content/downs/Adalet Aaolu_Romantik Bir Viyana Yaz.pdf" }
End of preview. Expand in Data Studio

language:

  • Turkish pretty_name: Text data from fictions

This dataset created from 30+ Turkish classic fictions

Downloads last month
3