text stringlengths 97 665k | id stringlengths 12 12 | source listlengths 2 5 |
|---|---|---|
Hamilelikte Sporun Yararları Nelerdir?
- İyi hissedersiniz! Endorfinlerle ilgili yazımı okumanızı tavsiye ederim. İyi hissetmeniz hem siz hem de bebeğiniz için son derece yararlıdır. Bkz: Endorfin Nedir
- Düşük riskini azaltır
- Gereksiz ve aşırı kilo alımını önler
- Doğumu kolaylaştırır
- Yapılan son araştırmalar spor yapan annelerin bebeklerinin motorik özellikleri daha iyi öğrenebildiklerini göstermektedir
- Sık yaşanan bel ağrısı, hissedilmez ya da azalır
- Kabızlığı azaltır
- Uykuyu düzenler ve endişeyi azaltır
- Daha iyi görünmenizi sağlar
- Hamilelik öncesi halinize geri dönüşünüzü kolaylaştırır
Hamilelik Esnasında Spor Yapmak Sakıncalı mıdır?
Gebelikte spor yapmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşmeniz ve onay almanız gerekir. Farkında olmadığınız, siz ya da bebeğiniz için risk oluşturabilecek bir rahatsızlığa sahip olabilirsiniz.
Egzersiz iyi hissetmenizi ve kilonuzu kontrol altında tutmanızı sağlar. Hamilelik esnasında yaşanan rahatsızlıkları azaltmaya ya da ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
Spor düşük riskini artırmaz!
Eğer özel bir hastalığınız yok ise, normal bir hamilelik dönemi geçiriyorsanız, egzersiz zararlı değil son derece yararlı olacaktır.
Nasıl Bir Program İle Başlamalıyım?
Her ne program olursa olsun, eğitmen ile doktor işbirliği içinde çalışmalıdır. Yazılan ya da yenilenen programlar doktorun onayından geçmelidir. Başlangıçta hafif egzersizlerle başlanmalı, acı hissedilmemeli, nefes nefese kalınmamalıdır. Fazla ıkınmalı hareket yapılmamalıdır. Hamile kişi çok yorulmamalıdır. Egzersiz şiddeti son derece yavaş artırılmalıdır.
Düzenli egzersiz yaparken hamile kalındı ise, sürdürülen programda ufak değişiklikler yapılarak egzersize devam edilebilir. Egzersiz şiddeti hamile kişiden gelecek tepkilere göre şekillendirilmelidir.
Uygun ve rahat kıyafetler tercih edilmelidir.
Hamilelikte Ne Tür Sporlar Uygundur?
Hamilelikte ağır sporlardan kaçınılmalıdır. Vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler, yüzme ve pilates ideal seçimlerdir. Mücadele sporları ve dengeyi bozabilecek, açık hava bisikleti gibi sporlar yapılmamalıdır. Çünkü hamilelikte, karın bölgesine alınan darbeler, çok büyük olmasa dahi, siz ve bebeğiniz için problem oluşturabilir. Ayrıca eklemler salgılanan hormonlar dolayısı ile daha yumuşak hale gelecek ve burkulmalara ve dolayısı ile düşmelere sebebiyet verebilecektir.
İlk üç ay sonrası sırt üstü yatarak egzersizlerden kaçınılmalıdır. Çünkü bu tip egzersizler kan akışını engelleyerek rahme giden oksijeni azaltabilir.
Sıcak havalarda ya sabah erken saatlerde ya da akşam serinliğinde egzersiz yapılmalıdır. Bu vücudun aşırı ısınmamasına yardımcı olur. Kapalı mekanlarda spor yapılıyorsa, iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Susanmasa dahi bol su içilmelidir.
Hamilelikte Nasıl Beslenilmeli?
Düzenli ve yeterli beslenildiğinden emin olunmalıdır. Egzersiz yapmasanız dahi, hamilelik günlük kalori ihtiyacını ortalama 300 kalori artırır. Kilo alımı son derece normal ve olması gereken bir şeydir, ancak aşırı kilo alımı hem gereksiz hem de (siz ve bebeğiniz için) zararlıdır.
Bol meyve, sebze ve yeterince iyi karbonhidrat yenmelidir.
Hamilelikte Ne Gibi Durumlarda Doktora Başvurulmalı?
- Genital bölgeden sıvı ya da kan geldiğinde
- Karın ya da vajinal bölgede ani ve sık kasılmalar doğrultusunda acı hissi
- Egzersizden 30 dakika sonrasında dahi devam eden ciddi kas kasılmaları
- Göğüs ağrısı
- Nefes güçlüğü
- Sık ve dinmeyen baş ağrıları
- Uzun süren baş dönmeleri, mide bulantıları
- Bulanık Görme | da72adbf61a8 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Behavioral Science Iıyk!
Negotiation, communication and teamwork diye bir ders alıyorum çarşambaları. Organizational Behavior un giriş dersi gibi birşey.
Behavioral Science bana hakikaten çok uzak bir bilimmiş. Resmen kendimi kütük gibi hissediyorum insan ilişkilerinde :)
Konular genel olarak bilinen konular da hiç üstüne eğilip birşeyler okumamışım, araştırmamışım alışık değilim yani. Mesela etik davranıştan bahsediyor insan dediğin zaten etik davranır dimi :), kişisel kontratlardan bahsediyor, decision making moral reasoning falan diyor.
Güzel konular tabi ama üstüne düşünmeden otomatik yaptığım şeyleri şimdi neden böyle yapıyormuşum diye sorgulayınca zor geldi birden..
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | cea383aafc85 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ülkemiz dünyanın en büyük on yedinci ekonomisi durumunda. Ekonomisini büyüterek ve dış ticaret hacmini artırarak Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı olan 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracatıyla dünyanın onuncu büyük ekonomisi olmayı hedefliyor. Başta dış ticaret olmak üzere tüm alanlarda iyi yetişmiş işgücü, arge ve inovasyon sonucu ortaya çıkarılmış katma değeri yüksek ürün ve servisler ve tüm bunların tamamlayıcısı olarak da markalaşma konularında yapılacak sistemli çalışmalar ile bu hedefe ulaşmak mümkün görülüyor.
Burada en büyük kaynak sanırım ihracat aracılığıyla ülkemize girecek olan ihracat bedelleri olacak. Günümüzde firmaların rekabet edebilmeleri için maliyetlerine belirli bir oranda kâr payı eklemeleri gibi klasik fiyatlandırma yöntemleri artık yetersiz kalıyor. Dünya pazarlarındaki rekabette elde edilebilecek yüksek gelir, katma değeri yüksek ürünler ile mümkün gözüküyor. Bu noktada insanın aklına yüksek fiyatlı ürün için gerekli olanlar nelerdir sorusu geliyor.
İthalatçıların satın alma kararlarını ürünün fiyatı ve niteliğinin yanı sıra; garanti, tasarım, teknik özellikler, uyulması zorunlu standartlar, paketleme, etiketleme, markalama, ihracatçının güvenilirlik ve performansı gibi birçok faktör etkiliyor. Bütün bunlar dikkate alındığında ürünün fiyatı satın alma kararını tek başına etkileyen bir unsur olmaktan çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında ise fiyat çok önemli ancak tek başına bırakılmaması gereken bir unsur oluyor.
Fiyatlandırma politikası
Firmaların pazar paylarını korumak/artırmak, fiyatlarını rakiplerin fiyatları ile ilişkilendirmek, rekabeti ortadan kaldırmak, hedefledikleri kârları gerçekleştirmek, kârı maksimize etmek, atıl üretim kapasitelerini kullanmak, yüksek kaliteli marka imajı oluşturmak veya ayakta kalabilmek gibi çok çeşitli fiyatlandırma amaçları olabiliyor.
İhracatçı firmaların hedef pazarları hakkında; talep büyüklüğü ve yapısı, rekabet durumu ve yoğunluğu, hedef pazarlardaki ürünle ilgili fiyatlar gibi konularda güncel, doğru ve güvenilir bilgilere sahip olmaları çok önemli. Fiyatlarları etkileyen bu bilgilerin sık sık gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekebiliyor. Ayrıca pazardaki rakiplerin fiyat değişimlerine gösterdikleri tepkiler de yakından takip edilmeli.
Ürünlerin ayrı ayrı ambalajlarla gönderilmesinin gerektiği durumlarda ambalaj giderlerinin ayrıca göz önünde tutulması ve birim ambalaj maliyetinin de fiyata eklenmesi gerekiyor. Ürünlerin kaçar adetlik ve nasıl ambalajlanacağı, ambalajlama malzemesinin cinsi ve kalitesi, karton kutunun tipi, palet üzerindeki kutuların yerleşim durumu, şirinkleme ve çemberleme gibi etmenlerin her biri ambalajlama maliyetini değiştiriyor. Bunun yanı sıra uygun olmayan şekilde yapılan ambalajlama, taşımada sırasında veya gümrüklerde yapılan elleçleme işlemleri sırasında ürünlerde hasara sebebiyet verebiliyor.
Teslim ve ödeme şekli
Bir ürünün ihracatında seçilecek olan teslim şekli ürünün fiyatını da etkiliyor. Teslim şekli üzerinde anlaşılması ile ihracatçı ve ithalatçının üstlenecekleri maliyetler, ihracatçının hazırlayacağı belgeler, ürünlerin sorumluluklarının hangi aşamada devredileceği, ürünlerin ne zaman ve nerede teslim edileceği konuları netlik kazanmış oluyor. Burada ihracatçının, üstleneceği işlemlerin masrafları gibi tüm maliyetleri dikkate alması gerekiyor.
İhracat işleminde tescil, lisans, ruhsatname gibi gereken belgeler için yapılan harcamalar, konsolosluk tasdikleri, menşe şahadetnamesi, ATR benzeri dolaşım belgeleri gibi düzenlenmesi gereken belgelerin giderleri, bitkisel veya hayvansal ürünlerin ihracatında istenen belge ve ruhsatnameler için yapılan giderler, ürün için yapılması gereken analiz, ekspertiz raporları gibi işlemlerin masraflarının da ürün fiyatı belirlerken maliyetler açısından göz önüne alınması gerekiyor.
Teslim şekillerinde yaşanan problemlerin azaltılması ve standartlaşma sağlanması amacıyla Uluslararası Ticaret Odası tarafından INCOTERMS teslim şekilleri hazırlanmış ve dünya ticaretinde koşulların değişimlerine göre gerektiğinde güncellemeler yapılıyor. Teslim şekilleri hakkında www.iccwbo.org/incoterms adresinden bilgi almak ve bu konuda Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında düzenlenen eğitimlere katılmak mümkün.
Peşin ödeme ile vadeli ödeme arasında satın alma maliyetleri açısından bir fark meydana geliyor. Peşin satışla yapılan ihracatlarda gelecek olan nakit ile satın alma maliyetlerini daha da düşürmek mümkün. Akreditif söz konusu olduğunda ise yükleme yapılıp ödeme gelene kadar geçen süreci beklemek ise bir finansman maliyeti yaratıyor.
Sigorta, navlun ve komisyonlar
Teslim şekline göre ürünlerin ihracatçı firma tarafından sigorta ettirilmesi gerekebiliyor. Sigortaya mevzu ürünün cinsine ve sigortanın kapsamına göre değişen miktarlardaki sigorta bedelleri ise ürünlerin maliyetini etkiliyor. Ayrıca Türk Exim Bank’ın ihracat kredi sigortasından faydalanarak (www.eximbank.gov.tr/TR/belge/1-6/ihracat-kredi-sigortasi.html) ihracat bedellerinin tahsilâtını sigorta ettirmek de mümkün.
Ürünlerin ihracatçıdan ithalatçıya ulaşana kadar taşınması navlun ücretlerini doğuruyor. Teslim şekline göre hangi aşamaya kadar olan masraflar ihracatçıya ait ise bu aşamaya kadar olan navlun masraflarından birim ürününe düşen miktarın doğru bir şekilde hesaplanması gerekiyor.
Firmalar yurtdışındaki acenteler veya temsilciliklerle çalışıyorlarsa, bu şahıs veya firmalara ödedikleri komisyon giderlerini de ürünün maliyetini hesaplanırken dikkate almaları gerekiyor.
Fiyatın geçerliliği
Döviz kurları ve hammadde fiyatlarında yaşanan veya yaşanabilecek değişimlerden, kalite veya teslimatla ilgili çıkabilecek problemlerin sebep olabileceği ödeme gecikmelerinden etkilenmemek adına, müşterilere verilen fiyatların belirli bir süre boyunca geçerli olduğunun bildirilmesine dikkat etmekte yarar var.
Pazarlık sürecine fiyat konusu ile başlayan firmalar, tekliflerini yalnızca ürün odaklı olarak yaparlar ve pazarlık güçlerini kaybederler. Unutmamak gerekir ki müşterilerle yapılan görüşmelerde fiyat, pazarlık konularından yalnızca biridir. Yukarıda bahsedilen diğer parametrelerin dikkate alınması daha sağlıklı bir ticaretin başlatılmasına ve sürdürülmesine yardımcı olur.
* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Eylül 2012sayısı
– 27.09.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ekim 2012 sayısı
– 15.10.2012 tarihli “Avrupa Yakası” gazetesi | 7a8d065c6176 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Dünyanın Sonunu Getirecek Kıyamet Alametleri
Kıyamet günü, ahir zamanın sonu... Kıyametten sonra dünya üzerindeki canlı yaşamı sona erecek ve ahiret zamanı başlayacak. Fakat o gün gelmeden önce gerçekleşmesi, ayetlerde ve hadislerde bildirilen pek çok kıyamet alameti bulunmakta. Küçük ve büyük alametler olmak üzere ikiye ayrılan kıyamet alametlerinden bazıları ise şunlardır...
Küçük Alametler
- İnsanlar bina yapmakta birbirleriyle yarışacaklar. Yapılan binaların büyüklüğü ise eskiden olduğu gibi yana doğru değil, göğe doğru olacak.
- Dünya üzerindeki çoğu insan hayatından memnun olmayacak ve ölmeyi temenni edecek. Böylelikle intihar vakaları artacak.
- Doğa insanların zulmüne isyan edecek. Yaşanan doğa olayları gitgide daha da büyüyerek artacak.
- Eşcinsellik tüm dünyada inanılmaz boyutlara gelecek. Kadın-erkek ilişkisi bozularak, erkekler erkeklere, kadınlar kadınlara ilgi duyacak.
- Bir konuda fikir ayrılığına düşen iki büyük İslam devleti arasında büyük bir savaş çıkacak. Bu savaşta Müslüman Müslüman'ı öldürecek.
- İslami ilimler azalarak cahillik yaygınlaşacak.
- Camiler gitgide daha süslü hale gelecek fakat ibadet etmeye gereklil önem verilmeyecek.
- Yollar kısalacak. (Din adamları bu alametin anlamını, eskiden at üstünde veya yaya olark aylar süren yolculukların, teknolojinin gelişmesiyle birlikte saatlere indirgenmesiyle açıklıyorlar.)
- Yahudiler ile Müslümanlar arasında çok büyük bir savaş çıkacak. Bu savaşta Müslümanlar galip gelerek yahudileri öldürecekler.
- Zina ve fuhuş açıkça işlenir hale gelecek. Toplum bunu görse de insanlar için sıradan bir durum sayılacak. Edep ortadan kalkacak.
- Toplum içinden Peygamber olduğunu iddia eden yalancı Peygamberler ortaya çıkacak. Halka kendilerini ilahi bir kişi olarak tanıtacaklar. İmanı zayıf olan bireyler bu insanlara inanacak.
- İnsanlara keyif veren alkol, uyuşturucu gibi maddelerin tüketimi tüm dünyada artacak.
- Aile ve akraba ilişkileri zayıflayacak. Anne-babaya gösterilen saygı ortadan kalkacak.
- Kadın ve erkek nüfusu dengeli olarak artmayacak. Kadın nüfusu inanılmaz bir biçimde artarken erkeklerin nüfusu azalacak.
- Kadınlar toplumda erkeklerden daha üst konumlara gelecek.
Büyük Alametler
- Deccalin ortaya çıkışı... Deccal, yalancılığı ve hilekârlığı ile bütün dünyaya fitne tohumları atarak dünyayı kaosa sürükleyecek olan kişidir. İslam inanışını değiştirmeye ve ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Yağmur yağdırabilmek gibi bir takım insanüstü özelliklerinin bulunduğu, bu özellikler sayesinde imanı zayıf olanları kandırarak arkasına alacağı ve kendini Tanrı olarak tanıtacağı belirtilir. Deccalin bir gözünün kör olacağı, alnında da apaçık kâfir yazacağı, Mekke ve Medine'ye giremeyeceği hadislerde bildirilir. Duman bulutu... Dünyanın her yanını 40 gün, 40 gece boyunca bir duman bulutunun kaplayacağı ve insanlara güneş yüzü göstermeyeceği belirtilir. Bu duman bulutunun altında, inançlılar nezle gibi kâfirler ise sarhoş gibi olacaklardır.
- Dabbe'tül Arz'ın çıkışı... Dabbe'tül Arz, kıyametten önce yer altından çıkacağı bildirilen bir yaratıktır. Kelime anlamı, yer hayvanı demektir. Bu yaratığın görevi insanlara zarar vermek değil, insanları kâfirler ve mü'minler olarak ayırmaktır.
- Ye'cûc ile Me'cûc'ün çıkışı... Kıyametten önceki kaos ortamında ortaya çıkacak olan Ye'cûc ile Me'cûc hakkında pek çok rivayet bulunmaktadır. Bazı din adamları bunların iki farklı insan kavmi olduğunu iddia ederken, bazıları da küçük cinimsi yaratıklar olduğunu söylemektedirler. Yer yüzünde bozgunculuk yaparak insanları katledecekler, kentleri yağmalayarak harabe halin getireceklerdir. Nehirler, gölleri içerek kurutacak kalabalıkta oldukları, önüne çıkan her şeyi, kendi ölülerini bile yedikleri hadislerde yer almaktadır. Ye'cûc ile Me'cûc, Allah'ın kendilerine musallat edeceği bir türle helak edileceklerdir.
- Üç yerin batması... Gerçekleşecek olan devasa depremler sonucunda olması beklenen yer batlamaları hadislerde, doğuda, batıda ve Arap Yarımadası'nda şeklinde ifade edilmiştir. Bu üç bölgede devasa yer çöküntülerinin meydana geleceği belirtilmiştir.
- Yemen'den büyük bir ateş çıkacak... Hadislerde bu, insanları mahşer yerine sürecek olan ateş olarak geçer. Yemen'den çıkacak olan bu büyük yangının insanları önüne katarak büyük bir göçe sebep olacağı belirtilir. Bu alametin kıyamete çok yakın bir zaman diliminde gerçekleşmesi bekleniyor.
- Güneşin batıdan doğması... Dünyanın son günü duman bulutu dağılacak ve güneş batıdan doğacak. Bunu gören herkes Allah'ın varlığına inanacak ve topluca iman edecek. Ancak daha önceden beri kâfir olanların imanları bu vakitten sonra kendilerine bir yarar sağlamayacağı hakkında pek çok hadis bulunmaktadır.
- Hz. İsa'nın gökten inmesi... Kıyamet gününden önce Hz. İsa'nın yer yüzüne ineceği ve Hz. Muhammed'in dini ile amel edeceği hadislerde mevcuttur. Hz. Mehdi ile beraber deccale karşı mücadele edecekleri ve Hz. İsa'nın deccali öldüreceği belirtilir.
- Hz. Mehdi'nin gelişi... Yer yüzü yaşanmaz bir hal aldığında, kıyamet günü gelmeden evvel Hz. Mehdi'nin yer yüzüne gönderileceği hadislerde belirtilmiştir. Yer yüzünde Hz. Mehdi ve Hz. İsa birlikte hareket edecek ve dünyada adaleti sağlayacaklardır.
- Kâbe yıkılacak... Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), kıyamete yakın bir vakit Kâbe'nin yıkılacağına işaret etmiştir. "Kâbe'yi, zamanın sonunda, Habeşlilerden iki cılız bacaklı birisi tahrip edecektir" diye geçmektedir. Bu yıkım yer yüzünde Allah diyen kimse kalmadığında gerçekleşecektir. | 0e3a53b41e1d | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İki dönem milletvekilliğine, bir dönem de Hatay büyükşehir belediye başkanlığına aday adayı olarak Hatay’da gönülleri fetheden Osman Tufan’ın CHP Kurultay Delegeliği ve üyelikten istifası gündemde bomba etkisi yarattı.
İstifasını Dörtyol noteri aracılığıyla genel merkeze, Dörtyol ilçe ve Hatay il başkanlığına gönderdiğini belirten Sanayici Osman Tufan, AK Parti’ye geçeceği yönündeki dedikoduların tümüyle asılsız olduğuna dikkat çekerek, CHP’den istifasını siyaset sahnesinden çekildiği, işine yoğunlaşacağı anlamına geldiğini söyledi.
CHP’de yaşanan bir çok sorunla ilgili verdiği mücadeleyi genel merkezin tüm kurullarına ilettikleri halde çözüm üretilemediğini belirten Tufan, siyaset yaşamına noktaya koymakla birlikte, işine, yatırımlarına yoğunlaşacağını, sivil toplum kuruluşlarına aktif olarak çalışarak topluma hizmet etmek kararını açıkladı.
CHP’den istifasının kendisini sevenler ve parti tabanında nasıl bir etki yaratacağı yönündeki soru üzerine Osman Tufan, “Yoldaşlarım ve beni sevenlerin mücadelelerini sürdürmelerini istiyorum. Yeni arkadaşlarımızın partiye güç katacağına inanıyorum. Artık işime, yatırımlarıma yoğunlaşacağım. Sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alarak halkıma bu şekilde hizmet etmek arzusundayım” dedi. | 91e48ab5eb43 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
GTA San Andreas Ford Türk Polis Arabası Modu
GTA San Andreas için yapılmış çok güzel bir yamayı sizlerle paylaşıyoruz. Türk Polis Arabası Yaması gerçekten çok güzel yapılmış. Yamayı yükleyince oyundaki polis arabaları Ford Transit Connect Polis Arabası oluyor.
Herkes denesin görsün. İyi oyunlar 😉
GTA San Andreas Polis Arabası Modu Kurulumu
- GTA SA Polis Arabası Modunu indirip rardan çıkartın
- IMGtool programı ile dff ve txd uzantılıları oyuna yükleyin
- GTA San Andreas’a girin ve polis arabalarını görün
Türk Polis Arabası Mod İndir: Tıkla İndir | 4d676565bdbb | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
VİCDANİ RED TUTSAKLARI - 3
CAN BAŞKENTVicdani Red Tutsakları’nın yeni sayısında İsrail’deki haberlerin yanısıra bir çok ülkeden daha bilgiler yer alıyor. Ayrıca, sevindirici bir gelişme olarak, geçenlerde, haftalar önce mektup yazmış olduğum bir Finlandiyalı VR’den yanıt aldım. Geçtiğimiz aylarda, Finlandiya’da total redlerinden dolayı hapiste olan PYRY NURMI’ye mektup yazmıştım. [Pyry Nurmi, Suomenlinnan työsiirtola, Suomenlinna C 86, 00190 Helsinki, Finland] Mektubumda Türkiye’deki toplumsal şiddetten dem vurup, buna rağmen bu ülkede antimilitarizm için uğraşan insanlar olduğumuzu yazmıştım. 2001 Mayısında Ankara’da yapılan Vicdani Redciler Şenliği’nden söz etmiştim. Pyry, yanıtında kaldığı cezaevinden söz etmiş. Rahat bir cezaevinde olduğunu ve oradaki işinin boyacılık olduğunu ve bundan dolayı para kazandığını anlatmış. Hatta, cezası bitince 5000 € Euro civarında para biriktirmiş olacağını yazmış. Türkiye’de antimilitarist etkinlikler olmasından dolayı mutlu olduğunu söylemiş. Web sayfası ise www.randomone.com/peace Eğer size de bir VR’den yanıt mektubu gelirse bize ulaştırmak da tereddüt etmeyin. Bu arada, her türlü eleştiri ve yorumunuzu büyük bir istekle bekliyoruz.
Barış dolu bir yıl dileklerimizle... Haberler
“SCHOOL OF AMERİCAS” (Amerikalar okulu), 1946 yılında ABD devleti tarafından, başka bir ad altında, kuruldu. Amacı Latin Amerikalı askeri personeli, ayaklanmaları bastıracak tekniklerle, ki bunlara
işkence metotları da dahildir, eğitmekti. İlk olarak Panama’da oluşturulan bu okul daha sonra, ABD’ye taşındı. Amerikalar Okulu’nun mezunları (!), Latin Amerika’daki en iğrenç insan hakları ihlallerini
gerçekleştirdiler ve bir çok diktatörlükte yer aldılar. 1980’de El Salvador Başpiskoposu suikastine, yine aynı yıl dört rahibenin tecavüz edilip öldürülmesine ve 1989’da da altı Cizvit papazı ve bunların
iki yardımcısının öldürülmesine karıştılar. Aşağıdaki liste, 2000 Kasım’ında Amerikalar Okulu’nda yapılan sivil itaatsizlik eylemi sonrasında mahkum edilenlerin bazılarını, adresleri ve hapsedilme
süreleriyle birlikte içeriyor.
* Steve Jacobs, 17-07-2001/17-07-2002, #88110-020, Federal Prison Camp Leavenworth, PO Box 1000, Leavenworth, KS 66048, U$A
* Miriam Spencer, 10-08-2001/10-02-2002, #90294-020, Federal Prison Camp Pekin, PO Box 6000, Pekin, IL 61555, U$A
Yehova Şahidi Gevork Palyan, 12 Eylül’de dini inanışları gereği askerlik hizmetini reddettiği için tutuklandı. Ermenistan’da, 2001 yazında vicdani redci Yehova Şahitlerinin salıverilmesini sağlayan af çıkmasına rağmen, yeni tutuklamalar devam ediyor. 12 Eylül’den beri cezaevinde olan ya da yargısı süren Yehova Şahidi 12 vicdani redci: Khachatur Zakaryan, Amayak Karapetyan, Arman Atanyan, Vahan Mkroyan, Armen Yeghiazaryan, Vladamir Kiroyan, Vladamir Osipyan, Edgar Bagdasaryan, Aram Shaverdyan, Vachagan Hovhannisyan, Karen Vardanyan, Samvel Vardanyan, Karapet Harutyunyan.FİNLANDİYA
Finlandiya erkek vatandaşlarının %90’ından fazlasının çağrıldığı bir zorunlu askerlik sistemine sahip. Son yıllarda da total redcilerin sayısı giderek artıyor. 1999’da 56 kişi total redlerini açıkladı.
Finlandiya’da Yehova Şahitleri’nin 1987’den beri zorunlu askerlikten muaf tutulduğunu düşündüğünüzde, bu rakam şu ana kadarki en yüksek sayı. Sayıdaki bu artış, kısmen de olsa, sivil hizmetin
ağırlaştırılmasıyla açıklanabilir. Zira, 1998’de zorunlu askerlik hizmeti kısaltılmasına rağmen sivil hizmet süresi değişmeden kalmıştı. Fakat, total red hareketi artarak sürecek gibi görünüyor.
Bazı tutsak total redcilerin mahkumiyet süreleri ve adresleri:
* Jarkko Mauno, 13-08-2001/28-02-2002, Helsingin työsiirtola, PL 36, 01531, FINLAND
* Mikko Korhonen, 16-07-2001/31-01-2001, Uudenmaan Iââninvankila/ avovankilaosasto, PL 20, 05401 JOKELA, FINLAND
* Juha Mikkola, 01-09-2001/20-01-2002, Satakunnan vankila, Huittisten osasto, Toivarintie 581, 32700 HUITTINEN, FINLAND
* Lauri Pynnönen, 14-08-2001/01-03-2002, Naarajarven vankila, PL1, 76851 NAARAJARVI, FINLAND
* Ari Saastamoinen, 01-08-2001/30-01-2002, Juuan avovankilaosasto, PL 26, 83901, JUUKA, FINLAND
* Pyry Nurmi, 17-10-2001/04-05-2002, Suomenlinnan työsiirtola, Suomenlinna C 86, 00190 HELSINKI, FINLAND
* Sami Heikkinen, 20-08-2001/09-03-2002, Naarajarven vankila, PL 1, 76851 NAARAJARVI, FINLAND
“Barış ve İnsan Hakları İçin Dayanışma” örgütüyle bağlantı kurun.
Solidarity for Peace & Human Rights, 152-053 402-ho yungyong-building, 1127-33 guro3-dong gurogu, Seoul, KOREA, http://peace.jinbo.net (sadece Korece), E-posta: peace@jinbo.net
Vicdani Redci Omer Herrera 14 gün hapis cezasına çarptırıldı. (3 Aralık 2001)
İsrailli bir örgüt olan New Profile [www.newprofile.org] kaynaklı bilgilere göre, 26 yaşındaki vicdani redci (VR) Omer Herrera, 2 Aralık'ta 14 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Omer Herrera, Beer-Sheva kasabasında yaşayan bir Guatemala göçmeni. İsrail'e 22 yaşında göç ettiği için askerliğe çağrılmıştı. Omer, şu anda Tzrifin'deki 4 numaralı askeri cezaevinde tutuluyor. Omer'in vicdani reddi, kendisinin ve ailesinin Guatemala'da yaşadıklarına dayanıyor. Omer'in babası Guatemala'daki askeri rejimin aleni bir muhalif olduğu için, Omer'in tüm ailesine ordu baskı uygulamıştı. Omer zorla, Guatemala ordusuna kaydettirilmiş, fakat o silah taşımak, üniforma giymek gibi orduyla işbirliği biçimlerini reddetmişti. Sonuç olarak, onur kırıcı muameleye maruz kaldı ve terhis edildi. Omer'in askerlik hizmetine dair vicdani reddi, ideolojik bir zemine değil de daha çok duygusal bir tepkiye dayanıyor. Geçenlerde yaptığı bir açıklamada, Guatemala'da ordunun ailesine ve kendisine çektirdiği acıları anlatıp şöyle diyordu; "Anlattığım bu ve buna benzer bir çok olaydan sonra, bende orduya ve onunla ilgili olan her şeye karşı derin bir red ve kaygı oluştu." Öte yandan, Omer Herrara'ya geçtiğimiz günlerde, onun askerlik için elverişsiz olduğunu gösterebilecek bir omurga bozukluğu teşhisi konmuştu. Fakat, askeri hekimler bürokratik nedenlerden dolayı onu, yeniden muayene etmemişlerdi. 2 Aralık, Omer Herrera'nın askere çağrılış tarihiydi. Omer, acemi birliğinin olduğu üsse gitti ve yoklama vermeyi reddetti. Sonrasında da 14 gün hapse mahkum edildi.
Omer Herrera'ya destek mektupları için adresi:
Omer Herrera Military ID 7107698-9 Military Prison No. 4 Military postal code 02507 IDF, Israel.
Ayrıca Omer Herrara ve diğer tüm İsrailli tutsak vicdani redcilerin salıverilmesi için, İsrailli yetkililere ve İsrail büyükelçiliklerine-konsolosluklarına mektup yazın.
4 numaralı askeri hapishane komutanının adresi ve faks numarası:
Commander of Military Prison No. 4, Military Prison No. 4, Military postal number 02507, IDF Israel. Faks: ++972-3-957-52-76
İsrail Savunma Bakanı:
Binyamin Ben-Eliezer, Minister of Defence, Ministry of Defence, 37 Kaplan st., Tel-Aviv 61909, Israel; e-posta: sar@mod.gov.il, pniot@mod.gov.il; Faks: ++972-3-696-27-57 / ++972-3-691-69-40 / ++972-3-691-79-15
VR Yair Halper, 11 Aralık'ta 3.defa 28 günlük hapis cezasına çarptırıldı. (11 Aralık 2001)
Vicdani Redci Yair Halper; daha önceki hapis cezasının 9 Aralık'ta bitmesinin ardından yoklama yaptırmadığı için, 11 Aralık'ta yeniden 28 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Yair Halper, iki haftalık izin dışında, 17 Ekim'den beri hapiste tutuluyor. Hapis cezası 3 Ocak'ta bitecek, fakat yeniden hapsedilme olasılığı yüksek. Yair Halper'in ve tüm diğer vicdani redcilerin salıverilmesi için bir şeyler yapın ve Yair Halper ve diğer mahkum vicdani redcilere mektup yazın.
Yair Halper'in Adresi:
Yair Halper, Military ID 7237405 Military Prison No 4 Military Postal Number 02507, IDF Israel
Yair Halper'in Hapis Cezasının Uzatan ve Muhtemelen Yine Uzatabilecek Askeri Yetkilinin Adresi:
Deborah Chassid Commander of Induction Base, Tel-Hashomer Military Postal Code 02718, IDF Israel; Faks: ++972-3-737-60-52 Yair Halper'in Tutulduğu Askeri Cezaevinin Komutanının Adresi:
Commander of Military Prison No. 4, Military Prison No. 4, Military postal number 02507, IDF Israel; Faks: ++972-3-957-52-76 İsrail Savunma Bakanı:
Binyamin Ben-Eliezer, Minister of Defence, Ministry of Defence, 37 Kaplan st., Tel-Aviv 61909, Israel; e-posta: sar@mod.gov.il; Faks: ++972-3-696-27-57 / ++972-3-691-69-40 / ++972-3-691-79-1
TUTSAKLARA MEKTUP YAZARKEN BUNLARI AKLNIZDA TUTUN!
* Kart atacaksanız, her zaman bir zarf içine koyun.
* Kendi isim ve adresinizi de zarfa yazın
* İçten ve yaratıcı olun. Fotoğraflar, çizimler, karikatürler gönderebilirsiniz.
* Tutsağa, dünyadaki savaşların durması için neler yaptığınızı yazın. Antimilitarist aktivitelerinizden söz edin.
* Tutsağı hukuken sıkıntıya sokabilecek bir şey yazmayın.
* Eğer, siz hapiste olsaydınız ne tür şeyler almaktan hoşlanacağınızı düşünün ve ona göre bir şeyler yazın.
* Mektuba, “Çok cesursun. Ben senin yaptıklarını asla yapamam” tarzı cümleler yazmayın.
* Tutsaktan size yanıt gelmesini beklemeyin. [Eğer yanıt alırsanız, bizi haberdar etmeyi ihmal etmeyin.]
* Unutmayın! Gelecek sene, onun yerinde siz olabilirsiniz.
[Bu ipuçları, Peace News dergisinden alınmıştır]. | efb7de260717 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Animal Planet
Animal Planet, bugüne kadar emsali görülmemiş, benzeri ve tekrarı olmayan, canlılar aleminde hayvan bilimini çeşitli kurgularla, etkili ve büyüleyici biçimde hayranlık uyandırabilecek şekilde tüm dünyaya duyuran TV kanalı olarak tanımlanabilmektedir. Bugün Türkiye’de de yayın hayatına devam eden Kanal aslında 1 Ekim 1996 yılında Amerika’da Discovery Communications şirketi tarafından dünyanın önde gelen medya kuruluşu BBC ile ortak kurulan kaliteli ve bağımlılık yaratan bir belgesel kanalıdır. Yayın içeriğinin tamamen hayvanların yaşantısı üzerine konuşlandıran kanal son teknolojiyi kullanarak gizemli bölgelerde yaşamına devam eden hayvanlar aleminin eşsiz yaşamından kesintilerle evlerinize konuk olmaktadır. Çekimleri bir hayli meşakkatli olan bu kaliteli yayınlara artık kanalı aracılığı ile istediğiniz zamanda istediğiniz saatte ulaşabileceksiniz.
Animal Planet Türkiye
Bir Gezegen, Farklı Dünyalar sloganı ile yola çıkan ve eğlence markası olarak adlandırılan ve çeşitli dramatik kurguları zor şartlar altında gerçekleştiren kanalın bugün çok ciddi bir hedef kitlesi bulunmaktadır. Ülkemiz de başta Digiturk olmak üzere diğer yayın platformlarında yerini alan Animal Planet, şimdilerde Filbox, Teledünya, Tivibu ve D-Smart gibi platformlardan kolayca izlenebilmektedir. Yayın ağı, 18 Nisan 2015 yılında alınan kararlar neticesinde Filbox platformu aracılığı ile yayın hayatını sürdürmeye devam etmektedir.
Türkiye’de Sorumlu müdür olarak görev yapan Berk Ertunç ve ekibinin başarıları ile hayvanlar alemini izlerken soluk soluğa kalacaksınız. Genel merkezi Silver Spring, Maryland olan ABD’de yayın hayatını devam eden kanalın orijinal dili İngilizcedir. Ülkemizde yayın akışı ve programlar seslendirme metinleri ile desteklenmekte olup, alt yazı olanağı bulunmaktadır.
Animal Planet Nasıl İzleyebilirim?
Animal Planet televizyon kalanı D-Smart 62. Kanal, 61. Kanaldan HD olarak, Digiturk‘ten 193. Kanaldan, Filbox aracılığı ile 103. Kanaldan izleyebileceğiniz gibi, Kablolu yayının yanı sıra, ülkemizde yer alan diğer platformlardan, Tivibu 106. Kanal, Teledünya 197. kanal ve 207. Kanaldan HD olarak keyif içinde izleyebilirsiniz. Aynı zamanda ADSL ile de kolaylıkla kanalın yayın akışına ulaşabilirsiniz.
ANIMAL PLANET HD Kanalı 12073 frekansından yayın yapmaktadır. Polarizasyon değeri ise V – Dikey’dır. Kapsama değeri Batı, SR değeri 27500 ve FEC değeri 5/6 olarak girilmesi gerekir. | b01740f94341 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
1989 Eurovision Şarkı Yarışması6 Mayıs1989 tarihinde Lozan-Palais de Beaulieu 'da düzenlenmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yeniden yarışmaya katıldığı senedir. Yugoslavya, Riva grubunun seslendirdiği "Rock Me" adlı şarkıyla birinci olmuştur. Yarışma sunucusu Yugoslavya'nın kazandığını ilan etmek üzereyken Lozan seyircisinin o anda salonu terk etmesi büyük bir şok etkisi yaratmıştı. İsrail'in 12, Fransa'nın da 11 yaşında şarkıcıları kendileri için göndermeleri, Avrupa Yayın Birliği tarafından tepki görmüştür ve 1990'dan sonra en küçük yaştaki yarışmacının en az 16 yaşında olması kurallaştırılmıştır.
Türkiye, Grup Pan'ın "Bana Bana" adlı şarkısıyla temsil edildi ve yarışmayı 5 puanla 21'inci sırada tamamladı. | 2e4252645b6a | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
İNSAN VÜCUDUNDAKİ KASLAR VE ÖZELLİKLERİ
Bu makalemizde kasların özellikleri kısaca, düz kasın özellikleri, kas çeşitleri nelerdir, kasların özellikleri, kasların yapısı, kas nedir gibi konuları ele alacağız.
İskeletimizi hareket ettiren yapılar kaslarımızdır. Kasların en önemli
özellikleri uzayıp kısalma yeteneğine sahip olmalarıdır. İnsan vücudunun hemen hemen
yarısını kaslar oluşturur.Kaslarımızın çalışması için bir uyartının olması gerekir.Kaslarımız
kas hücrelerinden oluşur.Kas hücreleri bir araya gelerek kas liflerini,kas lifleri
de bir araya gelerek kasları oluştururlar.Kasların en önemli özellikleri:
Uyartıları,kas içinde bir baştan diğer başa
kadar iletir.
Uyartılara,kasılma ve gevşeme şeklinde cevap verirler.
Uyartılara cevap verirken kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürürler.
Kısmen destek görevi yaparlar.
Canlılarda yapılarına göre 3 tip kas vardır.Bunlar düz kas çizgili kas ve kalp kasıdır.
ÇİZGİLİ KASLAR (İskelet Kasları)
Çizgili kas hücreleri, uzun ve silindir şeklinde hücrelerdir. Bir
kas teli boyunca birden çok çekirdek bulunur. Kas hücrelerinin sınırları belirli
değildir ve sitokinez (sitoplazma bölünmesi) görülmez. Beynin kontrolünde, isteğimizle
çalışırlar.
Düz kasa oranla daha hızlı kasılırlar. Eklem bacaklılardaki kaslar bu tiptendir.
Çizgili kas liflerinde açık ve koyu bantlar, özel proteinlerin farklı düzende sıralanmasından
oluşur. Bu proteinler aktin (açık) ve miyozin (koyu) dir.
DÜZ KASLAR
İsteğimiz dışında çalışan kaslardır.Hareketleri yavaş ve uzun sürelidir.Sindirim
sistemi,boşaltım sistemi,dolaşım sistemi,solunum sistemi ve üreme sisteminde yer
alan organların yapısında düz kaslar bulunur.Organların görevine göre halka ve çapraz
şeklinde yerleşmiştir.Düz kas hücreleri mekik şeklindedir.Hücre zarlarına sarkolemma,sitoplazmasına
ise sarkoplazma denir.Hücrenin ortasında çekirdeği bulunur.Sitoplazmada boyuna uzanan
iplikcikler vardır.Bu iplikçiklere miyofibril denir.Miyofibriller kasılmayı sağlar.
KALP KASI (Miyokard)
Çizgili kas yapısındadır, isteğimiz dışında çalışır. Liflerindeki telcikler tek
çekirdeklidir.
Çekirdekler hücrenin ortasında bulunur. Kalp kası dallanmış bir yapıya sahiptir.
Kas telleri kısa boyludur. Birbirine bağlandıkları yerlerde ara diskler bulunur. | e258decc9886 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
TIRNAK HASTALIKLARI
Tırnaklar, parmak uçlarını zedelenmeden koruyan, tutmayı kolaylaştıran
deri ekleridir. Bütün bu işleri yapabilmek için tırnaklar, deriden gelişirken sert
boynuzsu bir durum alırlar. Bu sert boynuzsu kısma 'Tırnak Plağı' adı verilir. Bu
plak yarı saydam olup, altındaki olayları görmemize kısmen izin verir. Görünen pembe
renk, plağın altındaki tırnak yatağına aittir.
Tırnakların şekli kişilere göre değişmekle birlikte, genellikle oval
veya üçenimsi ekillerdedir. Tırnakların parmağın ucuna bakan kısmı serbesttir,
iki yan
ve dip kısımlarından deriye tutunmuştur. Ayrıca bütün tırnak plağı
altındaki tırnak yatağına çok sıkı bir şekilde yapışıktır. Yerinden ayrılmaya çalışılırsa
çok acı verir, bu nedenle de 'tırnak sökmek' acı vermenin, eziyet etmenin simgelerinden
biridir.
Tırnak Batması
Tırnak şeklinin müsait olması ya da dar ayakkabı giyilmesi sonucunda
gelişebiliyor. Basit tırnak çekimi ile genellikle düzelmiyor. Tırnak yatağının onarılması
gerekebiliyor.
Kanca Tırnak
Tırnak şeklinin uca doğru kıvrılması ile gelişiyor. Zamanla tırnağın
uç kısmı tam kapanıncaya kadar kıvrılabiliyor. Tırnak kesmek zorlaşıyor. Kemiğe
baskı yaptığı için ağrıya neden oluyor, yürümeyi zorlaştırıyor. Tırnak yatağının
düzetilme operasyonu ile düzelme sağlanıyor. Kanca tırnakta da tırnağın daha kıvrık
çıkmasına yol açacağı için tırnağın çekilmesi önerilmiyor.
Kist ve Urlar
Uzmanlar tırnaklara bağlı rahatsızlığı olanlara şu öneride bulunuyor.
Her tırnak hastalığı mantardan kaynaklanmıyor. Bu yüzden her tırnak
batması yada şekil bozukluğunda tırnak çekilmesi çözüm değil. Bazen sorunu daha
da arttırır.Tırnak yatağının düzeltilmesi, tırnak çekilmesinden daha zor değildir,
iyileşmede daha kolaydır. Hastalar tırnaklarının çekileceği endişesi ile hekime
baş vurmaktan çekiniyorlar.
Tırnaklarında problemi olan kişilere vakit kaybetmeden hekime baş
vurmalarını öneriyoruz.
Görüntü kozmotik süs unsuru olma dışında parmakların ucuna destek vererek hassas
tutma ve dokunma hissini sağlama özellikleri olan tırnaklarda meydana gelen batma,
şekil bozukluğu gibi hastalıklar zamanında hekime baş vurulmadığında bir sağlık
soruna neden oluyor.
Tırnak hastalıklarının büyük kısmı görüntü bozukluğunun dışında ağrı, yürüme zorluğu
da yaptığında tedavi edilmeleri büyük önem taşıyor. Tırnak hastalıklarını ilaçla
yada cerrahi yolla tedavi edilmelerine göre ikiye ayırmak mümkün.
İlaçla Tedavi Edilenler
En sık tırnak hastalığının onikomikoz denilen mantar hastalığı olduğunnu
belirten Uzmanımız şöyle konuşuyor:
"Tırnaklarda renk değişimi ve kalınlaşma yapan bu hastalık yaşla birlikte artıyor.
Tırnak hastalığında ailevi yatkınlık gözleniyor. Bulaşmadan çok kalıtımsal yatkınlık
olan bu durumun tedavisi son derece kolay. Ağızdan alınan ilaçlarla 3-6 ay süren
tedavi sonunda sorun yüzde 90’a varan oranda çözümlenebiliyor. Sedef hastalığı ve
travmaya bağlı kalınlaşma ve şekil bozukluğu da sık görülen problemler arasında
yer alıyor. Uzman kontrolü ve mikroskopik incelemeyle bunlar diğer hastalıklardan
ayırt edilebiliyor."
El- Ayak Ve Tırnak Mantaları
Erkeklerde askerlik sırasında hastalığı kapmak, öyküde en sık karşılaşılan
nedendir. Yurtlarda buna örnek bir başka toplu yaşam ortamıdır.
Duş, havuz, sauna, hamam gibi nemli ortamlar enfeksiyon ajanlarının
rahatça barınabildiği mekanlardır. Ortak kullanılan ayakkabı, terlik, manükür ve
pedükür yoluyla da bulaşabilir. Ayaklarda aşırı terleme mantara zemin hazırlar.
Tırnakların korunma ve bakımları
için birkaç öneri
· Su, sabun, deterjanla yapılacak işlerde muhakkak eldiven kullanılmalıdır.
· Her yıkamadan sonra tırnaklar da, ellerle birlikte, iyice kurulanmalı ve koruyucu
kremler sürülmelidir.
· Tırnak altında biriken kirler, yumuşak bir firça ve sabunlu suyla temizlenmelidir.
· Sıkı, sert ayakkabılardan kaçınmak gerekir.
· Yağlı cila sökücüler, daha az hasar yapar.
· Tırnak cilaları zararlı değillerdir, hatta tırnak direncini %5 kadar arttırırlar.
Takma tırnakların çok sıkı yapıştırılması ve uzun süre kalması, ciddi hasara yol
açabilir. | 371ab91e0265 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Akvaryum Nedir
Akvaryum, çoğunlukla cam ya da yüksek dirençli plastik gibi saydam malzemelerden yapılan, genellikle balık olmak üzere, bazen de omurgasızlar ve ayrıca amfibyumlar, deniz memelileri ve sürüngenler gibi suda yaşayan bitki ve hayvanların tutulduğu ve daha çok bu canlıların sergilenmesi amacıyla kullanılan içi su dolu, küçük bir cam kavanozdan büyük su tanklarına kadar geniş bir yelpazede yeralan kap ve yapılar. Akvaryum sahibi olmak dünya çapında yaklaşık 60 milyon kişi tarafından paylaşılan popüler bir hobidir. Çağdaş akvaryumların öncülerinin ilk çıktığı 1850'li yıllardan beri, özellikle akvaryum balıklarını sağlıklı tutabilmek için daha karmaşık ışıklandırma ve filtreleme sistemleri de geliştirildikçe akvaryum ile ilgilenenlerin sayısı artmıştır. Halka açık akvaryumlar, evdeki akvaryumların büyük ölçekteki kopyalarıdır. Osaka Akvaryum, 5.400 m³’lük su tankı ve 580 türden oluşan su canlısı koleksiyonuna sahiptir ve İngiltere'de yapılması planlanan National institute for research into aquatic habitats (Su yaşam alanlarını araştırmak için ulusal enstitü) 40 hektarlık büyüklüğüyle dünyanın en büyük akvaryumu olacaktır.
İçinde tek bir balık barındıran cam kavanozlardan, dikkatle tasarlanmış destek sistemlerine sahip ve karmaşık ekosistemleri taklit etmeye çalışan büyük boyutlardaki akvaryumlara kadar çeşitli boyutlarda akvaryum bulunur. Akvaryumlar genellikle tatlı su, tuzlu su ve hafif tuzlu su akvaryumları olarak sınıflandırılır ve su sıcaklığı tropikal ya da soğuk ortamlara göre farklılık gösterir. Bu iki özellik ve diğerleri akvaryumda hangi balıkların ve diğer canlıların yaşayabileceğini belirler. Akvaryumda yaşayan canlılar sıklıkla doğadan toplansa da akvaryum ticareti için özel olarak yetiştirilen canlıların sayısı da gün geçtikçe artmaktadır.
Dikkatli bir akvarist, akvaryumunda bulunan canlıların doğal yaşam alanlarının koşullarını taklit eden ekolojik dengeyi sağlayabilmek için önemli derecede çaba sarfeder. Su kalitesini sağlamak için besin maddelerinin giriş ve çıkışlarını, özellikle de akvaryumdaki canlıların ürettiği atıkları kontrol altında tutmak gereklidir. Azot çevrimi besin yoluyla azot girişini, canlılar tarafından toksik azot içeren atıkların üretilmesini ve yararlı bakteri popülasyonları tarafından bunların daha az toksik bileşiklere dönüştürülmesini tanımlar. Uygun bir akvaryum ortamı sağlamak için diğer önemli noktalar arasında uygun tür seçimi, biyolojik yüklemenin yönetimi ile iyi bir fiziksel yapı tasarımı bulunur. Bu koşulların sağlanamaması balık hastalıklarına davetiye çıkarır.
Dipteki çakılların içerisinde yaşayan bakterilerle birlikte bitkiler güçlü bir arıtma sistemi oluşturur.Bitkiler,balıkların dışkılarındanmeydana gelen amonyumu ve nitratı alır.Fotosentez sırasında bitkiler besin olarak karbondioksiti kullanır.Ayrıca balıklar için hayati önem taşıyan,sudaki erimiş oksijen miktarını arttırır. Bitkiler,balıklar için barınak oluşturur ve balıkların stresini azaltır.Yavru balıkların saklanabilmesini sağlayan bir ortam oluşturur.İçinde bitkilerin yoğun olarak bulunduğu bir akvaryum egzotik su altı dünyasınıntadını çıkarmanızı sağlayacaktır.
ÜCRETSİZ KPSS VİDEO DERSLER, TESTLER BURADA TIKLAYINIZ
BENZER KONULARI SİTE İÇİNDE ARAYIN | 935b263a3a0e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Hentbol Oyun Kuralları Nedir
Hentbol günümüzde hak ettiği değeri görmeyen en zevkli ve heyecanlı spor dallarından biridir. Bunu arkadaşlarınızla birlikte bile oynamanız mümkün. Hentbolun kuralları biraz karışık olsa da sizler için araştırdık. Hentbol kuralları şu şekilde sıralanabilir;
ÜCRETSİZ KPSS VİDEO DERSLER, TESTLER BURADA TIKLAYINIZ
- Takımlar biri kaleci altı oyuncu olmak üzere toplam yedi kişiden oluşur.
- Hentbol topunun dış yüzeyi kaygan olmamalıdır. Bu nedenle bu top sentetik yada benzeri maddelerden üretilmiş olmalıdır.
- Kaleci topa vücudunun her kısmıyla dokunabilir. Tabi ki ceza sahası içinde
- Topu en fazla üç saniye elinizde tutabilirsiniz.
- Bir oyuncu elindeki topla en fazla üç adım atabilir.
- Top rakip oyuncu tarafından atılırsa ayakla vurabilirsiniz.
- Rakibin elindeki topa müdahale edemezsiniz. Ancak araya girerek topu alabilirsiniz.
- Faul yapan bir oyuncu iki dakika boyunca oyun dışı kalır ve o an yerine oyuncu giremez.
- Bir gol engellenirse 7 m atışı verilir. Futboldaki penaltı gibi.
- Hentbol maçları iki hakemle yönetilir.
BENZER KONULARI SİTE İÇİNDE ARAYIN | c506e3805272 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Mehmet Akif Alakurt Kimdir
1979 Doğmuştur.Erken yaşlarından beri modellik her daim rüyası olmuş ve model olmak istemiştir. 1998 yılında Neşe Erberk ajansına bağlı olarak modellik yaparken katıldığı yarışmalarda "Gelecek Vaad Eden" ve "Türkiye Prensi" ünvanlarını almıştır.
1 Mayıs günü askerliğini tamamlayıp teskeresini aldıktan kısa bir süre sonra gelen teklifle "Best Model of turkey" yarışmasına katılmıştır. 2001 yılında "Best Model of Turkey" yarışmasında Türkiye'nin en iyi mankeni seçilmiştir. Aynı yıl yapılan "Best Model of the World 2001" yarışmasında yine birinci olmuştur.
Mehmet Akif Alakurt, daha önce hayal kurduğu ve başardığı modellikte olduğu gibi, başarılı bir aktör olmak istemiş, oyunculuğa Kadir İnanır ile Kanal D ekranlarında yayınlanan Kırık Ayna dizisi ile başlamıştır. Bu dizide Ali Kırman karakterini canlandırmıştır.
Lacoste firması ile Türkiye'den çalışan ilk model olmuştur.
Spor ve yemek en büyük iki zevkidir. Yemek seçmez, kahvaltıya çok önem verir. Genel olarak spor giyinmeyi sever.
ÜCRETSİZ KPSS VİDEO DERSLER, TESTLER BURADA TIKLAYINIZ
BENZER KONULARI SİTE İÇİNDE ARAYIN | f4892cc575b6 | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Office eğitimi, temel bilgisayar bilgisini geliştirmek için öğrenilmesi gereken ilk programlardan biridir. İş planlarını organize etmek, hesaplamaları tablolar aracılığı ile gerçekleştirmek ve sunumlar oluşturmak için Office programları günümüz iş dünyasında tüm çalışanların bilmesi gereken önemli bir yazılımdır.
Office, günümüz bilgi çağında zamanı etkin kullanmak, bilgi iletişimini hızlandırmak, verimli analizler yaparak, bu analizleri raporlamak isteyen tüm çalışanlar için gerekli bir yazılımdır.
Şirketlerin bilgi analizi ve raporlaması; MIS, CRM gibi konularda uzmanlık aramaya başladığı şu günlerde Microsoft Office programlarını etkin bir şekilde kullanabilen çalışanlar, kariyerlerinde yükselebilmek ve diğerlerinden bir adım öne çıkabilmek için önemli avantajlara sahip olurlar.
İş hayatının vazgeçilmezi olan Office programlarının gösterildiği bu eğitimde katılımcılar uygulamalı bir şekilde programlara hakim olmaktadır. İş hayatında veya özel yaşamında bilgisayarı kullanan veya kullanması öngörülen herkesin katılabileceği bir programdır. Office eğitimi kullanıcılara ofis ürünleri ile ilgili başlangıç seviyede bilinmesi gereken her şeyi kapsayan bir programdır.
Temel bilgisayar bilgisi oluşturmaya, katılımcıların ofis ortamında ihtiyaç duyacakları temel becerileri kazandırmayı amaçlayan bir programdır.
Office Eğitimleri:
Microsoft Office Eğitimleri için :
Eğitim Takvimine buradan ulaşabilirsiniz. | ecea35012849 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2007 yılında Gemlik'te kurulmuştur. İşadamı ve sanayici Asım Kocabıyık tarafından yaptırılıp Uludağ Üniversitesi'ne bağışlanmıştır. 16 Eylül 2008 saat 9'da ilk dersini yaparak eğitimine 35 öğrenciyle başlamıştır. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, minimum puan itibarıyla 34 hukuk fakültesi arasında dokuzuncu olmuştur. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim süresi dört yıldır. İngilizce yeterlilik sınavını aşamayan öğrencilerin bir yıl süreyle İngilizce hazırlık sınıfına devam etmeleri ve İngilizce yeterlilik sınavını başarmaları zorunludur. Uludağ Üniversitesi, "Avrupa Kredi Transfer Sistemi (The European Credit Transfer System [ECTS])"ni kullanan ve "Avrupa Diploma Eki (Diploma Supplement Label)" vermeye hak kazanmış bir üniversitedir. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerine verilen Diploma, Avrupa Diploma Eki sayesinde Avrupa Ülkelerinde tanınır. | 96babb96b4a9 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ey sevgili,
Saçma ey eşkten gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çare su
Efendim sensiz 21. asırda biçareyim. Bu zaman öyle bir zamanki ne dost var ne de yar. İçimde alev alev bir şeyler. Yüreğim yangın yeri. Rabbimden başka kimse bilmez içimdeki bu mahşeri. Efendim gönlümde yara üstüne yara, öyle acıyorki çoğu zaman.
Sen gittin gideli ne gözümüz ne de gönlümüz doydu. Hep açtık gözümüzü doyurmak için gönlümüzü aç bıraktık. Öyle acıtıyor ki bu açlık öyle yakıyor ki. Bir görsem seni bir öpsem elini, baksam o zeytin karası gözlerinin içine, gülleri kıskandıran o kokunu içime çeksem, ağlasam kapanıp ayaklarında saatlerce. Dilim lal olsa, yalnız gözyaşlarım konuşsa geçer gibi geliyor. Ya Habibullah Ya Hayrul Beşer ama bunları istemeye utanıyorum ben. Gönlünü aç bırakan ben, nasıl utanmayım senin karşına bu gönülle çıkmaya. Senin gözlerini görebilmek için kocaman bir yürek gerekir, görüp de kendinden geçmemek için daha da kocamanı. Ufacık kaldı yüreğim. Ben küçükken yüreğim daha büyüktü Ya Resulullah. Daha azimliydi, daha fedakar ve daha sevimli. Büyümek ona hiç iyi gelmedi Ya Resulullah. Büyüdükçe bencilleşti, karardı, çirkinleşti. Sana layık bir ümmetin kalbi gibi midir yüreğim? Allah affetsin beni ve kalbimi. Sen de affet Ya Resulullah, sana layık bir ümmet kalbi büyütemediğim için beni.
Küçükken babaannemin yanına otururdum, bana seni anlatırdı. Annemin diline her an sen. Babam, sana ağlayarak dua ederdi geceleri. Seni çok seviyorlar Ya Resulullah. Annem bir kere ayak bastığın o topraklara ayak basmayı öyle çok özlüyor ki, inşallah nasip olur. Büyüdük Ya Resulullah okumak arzusuyla yuvamdan ayrılalı iki buçuk sene oldu. Uzaktayım şimdi bir gurbet diyarından yazıyorum bu satırları. Annem, babam uzakta, babaannem vefat edeli yıllar oldu. Çok özlüyorum o güzel günleri, o tatlı sohbetleri, onların gerçek sevgilerini. Nasıl özlenmez ki Ya Resulullah, sahte sevgiler çok yaraladı kalbimi. Çok şükür ki annem ve babam uzakta da olsalar hayattalar. Onlardan ayrı olduğum için üzülmüyorum artık, çünkü ablam ne zaman üzülsen peygamberimizi(sav) aklına getir, onun ne sırtını dayayacak bir babası ne de yüreği yandığında sarılacak bir annesi vardı dedi. Kim bilir sen kaç gece göz yaşı döktün Ya Habibullah. Sen ağlama ey gözleri dünyaya değer. Sen ki sevgilerin en büyüğü ile şereflendirildin. Benim gözümün hakkıdır yaş sen ağlama. Yüreğimde bir sürü kör düğüm. Sen ağlama gözünden düşen her damlaya kurban olsun bu yarı doğrularla yaşadığım ömrüm.
Bu asırda yitip gitti sevgilerimiz. Yalancı baharlara kanan ağaçlar gibiyiz. Sahte başarılar yalan sevdalar boyadı gözümüzü. Yalanlara kanıp açtığımız her çiçeği zaman birer birer döktü. Bu devirde Ebu Cehiller arttı, Ebu Leheb den bile daha üstün yalancılar ortaya çıktı. Sana senin zamanından bile daha çok ihtiyacı var ümmetinin.
Efendim biliyorum her şeyden haberdarsın, yazdığım bu satırlardan da. Belki bir gece gelip başımı okşarsın. Bu asrın acısı, yarası sen gelmeden dinmez. Sen gelmeden solan bu çiçekler tekrar yeşermez. Senin sevgine aç milyonlarca gönlün figanı, sen gelmeden bitmez. Gel ey sevgili gel ey gönül sultanı gel. Gönüllerimiz sana muhtaç. Ne olur biz geşmeden sen gel.
Ya Habibullah Ya Hayre’l-Beşer müştakınam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hem-vare su
Büşra Enise ÇAMLI | 15adbb07e98e | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
N O T : Buradaki ve diğer tüm fıkhi bilgilerimiz ayet ve hadislere dayanan İlmihal bilgileridir.
Araştırmacı iseniz Hanefi ulemalarının fıkıh kitaplarında kaynaklar mevcuttur.
KURBANLIK HAYVANLARIN ÖZELLİKLERİ:
1- Kurbanlık Hayvanın Yaşı:
Koyun ve keçi birer yaşını doldurmuş olmalı, veya 7-8 aylık iken bir yaşındaki gibi gösterişli olmalıdır.
Manda ile sığır iki yaşını bitirmiş olup üç yaşından gün almış olmalıdır. Deve ise beş yaşını bitirmiş olup, altı yaşından gün almış olmalıdır.
2- Kurbanlıklarda Kusur Sayılmayan Şeyler:
Boynuzlu olup olmaması, veya boynuzunun birazının kırık olması, hayaları burulmuş olması, cinsel uzvunun bulunmaması, kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olması, kulaklarının ucundan kesilip sarkık durması, semiz olduğu halde deli, topal, şaşı olması, dişlerinin birazının düşmüş olması, semiz olduğu halde uyuz olması, kurban olmasına engel değildir. Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa, ya yavruda anne ile birlikte kurban edilir veya yavru satılarak sadaka olarak verilir.
3- Kurbanlıklarda Kusur Sayılan Şeyler:
İki gözü veya bir gözü kör olan, kemiklerinde ilik kalmayacak kadar zayıf ve düşkün olan hayvanlar, kesileceği yere gidemeyecek kadar topal olan hayvanlar kurban olamazlar.
Ön veya arka ayağı kesilmiş olan hayvanlar, bir gözünün yarısından fazlası kör olan, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopuk, yahut memelerinin başları, yahut uyluğunun yarıdan fazlası kopuk bulunan, boynuzlarından birisi veya iksinin kökünden kırılmış olması kulakları veya kuyruğu doğuştan bulunmayan hayvanlardan kurban olmaz.
Hayvanın ön veya arka ayağının , bir gözünün , bir kulağının , kuyruğunun veya uyluğunun yarısı gitse, kurban olması caizdir veya caiz değildir diye iki türlü ictihad vardır. Bu azaların üçte birinden çoğu gitmiş bulunsa, yani yarıdan azı gitmiş olsa, o durumda bu hayvanın kurban olması caizdir.
NoT: Kurban kesilirken hayvanın acısından dolayı sakatlanmış olması kurban olmasına engel değildir.
Ortaklardan birisi ölse, ölenin varisleri diğer ortaklara: “Siz bu sığırı kendi namınıza ve ölenin adına kesiniz .” derlerse, bu kurban geçerlidir.
Üç ortak bir kurban alsalar ve biri kurban kesmek, diğeri Hacc-ı Kıran için, diğeri de Hacc-ı Temettü için kurban kesmek niyetiyle kurbanı kesseler, üçünün kurbanı da geçerlidir.
KURBAN ETİ:
Kurban Etinin Dağıtımı:
Kurban sahibi zengin veya fakir olsun, kestiği kurbanın etinden yer ve yedirebilir.
Kurban etinin üçte birini dağıtmak güzeldir, mendubtur. Müstehab olan üçte birini evine ayırmak, diğer üçte birinini komşularına, kalan üçte birinide fakirlere vermektir. Kurban kesen kimsenin durumu iyi değil de, nüfusu kalabalıksa, etleri ailesine ayırması mendubtur. Kafirlere de kurban etinden verilebilir.
NOT: Kurban hakkında genel bilgi için aşağıdaki adresi tıklayınız: | 3c9cd59ddec5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ev kadınlarının en kocaman yükümlülükleri hanesi temiz tutmaktır. Elbet ki yalnızca vazifeleri bu değil. Yiyecek olsun çamaşır olsun bir bir sürü misyonu vardır. Bunların tamamını altını çizen yapan ev kadınları bilhassa temizliği bir sürü itina gösterirler. Bayanlar yapısal olarak bir sürü dikkatli olduklarından ötürü hanelerini her süre temiz rastlamak isterler. Evin tüm temizliğini yapsalar da bazen bir takım mobilyaları temizlemekte güçlük çekerler. Bu mobilyaların en başında ev koltuklarını temizlemek ciro. Temizlemek esasında bayanlar için kolaydır fakat mobilyaların kumaşları çeşitlilik göstererek duyarlı olduklarından dolayı gerçek metot uygulamadıklarında koltuğun yıpranmasına gerek olabilirler. Bu konuda sizlerin yardımına İzmir Temizlik Hizmetleri yetişiyor. Sizlerin koltuklarını en nihai bilişim mahsulleri ile temizliyor ve önce günkü görünümüne getiriyoruz.
İzmir Temizlik şirketlerinin önde iştirak eden firması senelerin verdiği deneyim ile öbür firmalardan bir hamle öne çıkıyor. Sizin dilediğiniz sık sık her çeşitli koltuğunuzun temizliğini kocaman bir itinayla inşa ediyor . Koltuğunuzun temizliğinde bizi tercih etmenizin en kocaman sebebi koltuğunuzu temizlerken hiçbir biçimde kayıp vermememizdir. Özel makinelerimizle buharlı temizlik inşa etme özelliği taşıyan sistemimizle, koltuklarınıza hiçbir kayıp vermeden koltuklarınızı temizliyoruz.
Bu sayede İzmir Temizlik amaçlı en gerçek tercihiniz İzmir Temizlik Hizmetleri olacaktır. Bizden bu eşsiz hizmeti almak amaçlı yalnızca telefon açmanız yeteri kadar . Sizlerin istediği sık sık her çeşitli koltuğunuzu temizliyoruz. Prof ekibimiz her süre siz müşterilerimizin hizmetindedir. | 2804ea99bd02 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Cam Temizliği
İyi bir cam temizliği için kaliteli ekipmanlar, işinin ehli bir isim ve tecrübe gerekir. İzmir temizlik hizmetleri ise bu 3 faktörün yanına uygun fiyatı da sıkıştırmaktadır.
Sektöründeki öncü kurumlardan olmanın verdiği özgüven ve iş sorumluluğu ile şirketimiz sizlerin ev ve işyerlerinizi son derece işinin ehli temizlik elemanlarına bırakarak bu konuda %1 dahi şüphe duymanızı engellemektedir. Camlarınızdaki en küçük lekeyi ve tozu en son zerreciğine kadar temizleme garantisi ile hizmet vererek alanında önemli bir açığı kapatmış olan İzmir temizlik hizmetleri, her geçen gün büyüyen müşteri potansiyeli ve güçlü altyapısı ile sizlere hizmet vermektedir. İsteklerinizi karşılamak için yeni çözüm yolları geliştiren, sizlerle empati kurarak düşüncelerinizi ve taleplerinizi iyi okuyan bir şirket olarak, cam temizliği de dahil tüm temizlik kategorisine yüksek düzeyde hizmet vermekteyiz.
Evlerinizdeki büyük ve yüksek camlarınızı silmek artık zor değil, ya da işyerinizdeki kalabalıklık içerisinde bir de temizlik ile uğraşmak sizi çok yoruyorsa siz de hemen İzmir temizlik hizmetlerine ulaşın ve kaliteli hizmeti uygun fiyata alırken hem cebinizi koruyun hem de yaşadığınız yerlerdeki hijyeni. Düzenli ve yaşanası yerler için temizliğin öneminin sizler kadar farkındayız ve bu konuda son derece titiziz. Sizlerin mekanlarını kendi mekanlarımızmış gibi düşünüyor, sizin verdiğinizi önemli vererek işimizi yapıyoruz. Bugüne kadar olan güveninizi boşa çıkarmadık ve yine çıkartmamak uğruna 7/24 hizmet verme amacınl hareket ediyoruz. | eacf38b8a8d4 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Milliyet Sanat
Milliyet Sanat Milliyet Yayın Grubu tarafından çıkartılan kültür ve sanat dergisi.
Abdi İpekçi Milliyet gazetesinde 1972'de her gün bir dergi eki veriyordu. Bunlardan Milliyet Sanat Dergisi haftalık olarak ayrı bir düşünce ve sanat dergisi haline geldi (1974). 29 Eylül 1972'de çıktı. Ercüment Karacan sahibi, Abdi İpekçi genel yayın müdürü, yazı işleri müdürü Akal Atilla idi.
Dergide edebiyat, müzik, tiyatro, resim, sinema ağırlıklı olmak üzere bütün sanatlara güncel kalarak yer verildi, kitap tanıtımı, haftanın sanat olayları ve takvimi, sinema, resim ve müzik eleştirileri her sayıda vardı. Zeynep Oral, Özdemir Nutku, Mete Tuncay, Faruk Yener, Hilmi Yavuz, Mehmet Doğan, Ahmet Köksal, Atilla Sav, Mahmut Tali Öngören, Onat Kutlar, Cavit Orhan Tütengil, Emre Kongar, Atilla Özkırımlı dergide en çok yazanlar arasındaydı.
Dergi zaman içinde 15 günlük ve aylık (1980) süreli yayına dönüştü. Yarışmalar düzenledi, özel sayılar yaptı. Uzun yıllar yönetmenliğini Zeynep Oral yaptı. 1981'de Orhan Veli'nin Yaprak dergisinin tıpkıbasımı dergi eki olarak verildi. Tuğrul Eryılmaz'ın yayın yönetmeni olduğu dergi Eylül 2001 tarihinden itibaren yayın periyodunu aylık olarak değiştirmiştir.
Milliyet Sanat Dergisinin Yayın Kronolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]
- 29 Eylül 1972. 1.sayı 16 sayfa haftalıktı ve cuma günleri gazete eki olarak parasız çıkmaktaydı.
- 1 Mart 1974. 69. sayı 16 sayfa. Parasız ve haftalık gazete eki olarak çıkan son sayı.
- 8 Mart 1974. 70. ci sayı ile birlikte paralı oldu. Fiyatı 200 kuruş idi. Yine haftalık çıkan dergi 28 sayfa oldu.
- 5 Şubat 1979. 309. cu sayıda sayfa sayısı 36, fiyatı ise 750 kuruş idi. Haftalık yayınlanmaktaydı.
- Şubat 1980. Dergi aylık hale geldi. çıkıyordu. Sayfa hacmi arttı ve sayfa sayısı 128 oldu. Fiyatı 100 lira idi.
- Haziran 2008. 132 sayfalık günümüzdeki hali. Fiyatı 5 YTL'dir. | a6a43d46afe6 | [
"c4",
"hplt2"
] |
John Kennedy Toole (17 Aralık 1937 – 26 Mart 1969) ABD'li yazar.
Alıklar Birliği (A Confederacy of Dunces) adlı romanı yayınlanamadan intihar eden Toole, ölümünden sonra, 1981 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazandı. Kitabın yayıncılar tarafından geri çevrilmesi, yazarın kötü durumda olan ruh sağlığını daha da olumsuz etkilemiş, artan alkol ve ilaç kullanımı ve ağırlaşan depresyonu intiharla sonuçlanmıştı.
Alıklar Birliği'nde yazar adeta modern bir Oblomov ortaya koyuyor. Kitabın kahramanı Ignatus'un modern çağ ile bağdaşmayan, kapitalizme direnen ütopik düşünce ve davranışları üzerinde düşünmeden geçemeyeceksiniz, eşcinseller ordusu, tembel fabrika işçileriyle devrim... Ignatus yaşadığı başından geçenleri o kadar büyütüyor, içinden çıkılmaz yapıyor ki, insanlık felaketiyle karşı karşıyaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Annesi dahil herhangi bir varlığa sevgi duyduğu şüpheli, aşırı bencil. Kitap boyunca hissetiğim en kuvvetli duygu aslında her şeyin sorumlusu olarak annesini gördüğüydü.
Ancak 1980 yılında yayınlanabilen Alıklar Birliği Türkçe dahil 18 dile çevrildi. | 269ec6e2cb00 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Nazlı Eray, Ankara'da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, Arnavutköy Kız Koleji, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudu. Hukuk Fakültesi son sınıftan ayrılan Eray, Ankara'ya dönerek Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalışmaya başladı. İkiz kızları doğunca çalışma hayatına son veren Eray, yaşamını bundan sonra asıl içinde akan nehre, yani yazarlığa bıraktı. Ortaokuldayken ilk öyküleri Varlık'ta yayınlanan yazarın, 1975'te ilk kitabı Ah Bayım Ah yayınlandı. Öyküleri; İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Çekçe, Urduca ve Hintçe'ye çevrildi. 1986 yılında öykülerinden bir demet Almanca olarak Almanya'da yayınlandı. Nazlı Eray iki yıl, Güneş ve Cumhuriyet gazetelerinde köşe yazarlığı yapmıştır. 1978'ten bu yana, Türkiye Yazarlar Sendikası bünyesindedir. Yazar, ABD Iowa Üniversitesi onursal üyesidir. Aynı zamanda Uluslararası PEN üyesi olan Eray, Edebiyat Derneği'nin de üyesidir. İngilizce ve Fransızca bilen yazarın öyküleri, ortaokul ders kitaplarında yer almaktadır. Yurtiçi ve yurtdışı radyo ve televizyonları için oyunlar yazmış, programlar yapmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nde, dördüncü dönem parti meclisi üyesi olarak yönetimde yeniden görev alan Nazlı Eray, yazarlığı yanında aktif politikanın da içindedir. | d8ec9c50076c | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Hikayemiz namusumuzdur… Gölgen hep yanımda olacak... Herkesin gizli bir şarkısı vardır, ömrünce içinde taşır, bazen öyle derine gömer ki zamanla kendi de unutur onu. Ta ki aynı şarkıyla sarhoş olan biriyle rastlaşana kadar. Biz aynı şarkıyla kederlenmiş, ağlamışız bir zaman. Sana o yüzden inandım. Biliyorum, başka bir zamanda söylenmiş -söylenecek ya da söylenmekte olan- şarkıyla, birbirini tanımadan birlikte dans eden insanlarız. Yüzünü göremiyorum, gözlerim gözlerine değmeden konuşuyorum, bunu hiç sevmiyorum ama buraya kadar ulaştığına göre iyi biri olmalısın. Neden seninle hikâyemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela... Aşk başka ne ki?
İstanbul semalarında iki minare arasına gerilmiş ipte yürüyen bir çocuk ve bir maymun... İki can dostu... Oradan şehri seyrediyorlar... Aşkı, günahı, ölümü boynuna kolye gibi asmış İstanbul'u... Şehrin hikâyesi bir zaman sonra onların hikâyesi olacak çünkü... Edebiyatımızın en güçlü seslerinden olan İsmail Güzelsoy Gölge ile yazarlık serüveninde doruğa ulaşıyor... Aşk var bu romanda. Şefkat var. Ölümsüzlük peşinde gizemli bir cemiyet. Rüyaların dilini çözmeye çalışan insanlar. Ve ölümün bile sona erdiremediği bir dostluk...
(Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:
296Baskı Yılı:
2016Dili:
TürkçeYayınevi:
Doğan Kitap
ISBN: 9786050936698 | b13baa69d5e0 | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Göknur Terzi, sokakta açıkta satılan sütlerin bakteri ve virüs gibi mikroorganizmalar açısından risk taşıdığını söyledi.
Günümüzde özellikle pazarlarda satılan açık sütün insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini açıklayan Doç. Dr. Göknur Terzi, önemli bilgiler verdi.
Vatandaşları hangi çiftlikten geldiği ve sağlık durumu bilinmeyen hayvanlardan elde edilen, hijyenik olmayan koşullarda açıkta satılan sokak sütlerini tüketmemeleri konusunda uyaran Doç. Dr. Göknur Terzi, “Süt, içerdiği protein, vitamin (A ve B) ve mineral (Ca) bakımından insan beslenmesinde son derece önemli bir besin maddesidir. Süt proteini yüksek kalitede olup, proteinin yapı taşı olan ve vücut için alınması zorunlu olan aminoasitlerin tamamını içerir. Sağlıklı kaliteli bir süt elde edilebilmesi için çiftlikten sofraya kadar hijyen kurallarına uyulması gerekiyor. Süte sağım sırasında sağım yapan kişinin ellerinden, sağım aletlerinden, hayvanın memesinden, kullanılan kaplar, hava ve çevreden birçok faktörden hastalık etkeni bulaşabilmektedir” dedi.
Sokakta açıkta satılan sütlerin bakteri, virüs gibi mikroorganizmalar açısından risk taşıdığını ifade eden Göknur Terzi, “Özellikle yaz aylarında sokakta satılan sütlerde bakterilerin hızla çoğalabiliyor ve insanlarda enfeksiyon ve intoksikasyonlara neden olabiliyor. Çiğ sütle bulaşan tüberküloz, brusellloz, listerioz gibi hastalıkların çocuklar, yaşlılar ve immun sistemi baskılanmış kişilerde önemli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Sokak sütleri antibiyotik kalıntısı içerebilir. Duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlara ve antibiyotiklere karşı direnç gelişmesine neden olabilir” diye konuştu.
Sağlıklı ve güvenilir süt tüketimi için UHT veya pastörize süt tüketilmesi gerekliliğini vurgulayan Terzi, “Uzun ömürlü sütler (UHT) el değmeden 130-150 derecelerde yaklaşık 2-5 saniye ısı işlemi uygulanmakta ve özel tetrapak ambalajlarda paketlenmektedir. UHT sütün besin değerindeki kayıplar evde kaynatmaya göre daha azdır” şeklinde konuştu. | 251d5b3bd284 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Elektrik devresi nedir
Bir üretecin iki ucu iletken bir telle birleştirilip,düzeneğe bir lamba yerleştirilirse,üretecin negatif (-) kutbundan çıkan elektronlar pozitif (+) kutba giderler. Kurulan bu düzeneğe bir elektrik devresi denir.Elektrik akımının yönü, elektronların hareket yönünün tersi yönedir.
Elektrik Devresinin Elemanları
Üreteç : Bu elektrik devresinde elektrik akımının kaynağı olan piller,devredeki üreteçlerdir.
Anahtar : Devreye akım vermeye ve akımı kesmeye yarar.
Lamba : Elektrik akımı sonucundan bize ısı ve ışık veren ampullerdir.
Yapılan elektrik devresinde ampuller ve de piller seri bir şekilde bağlanmıştır.Seri bağlı devrelerde akımın gidebileceği sadece bir yol vardır.Bu akım üretecin kutupları arasındaki elektron akışı ile meydana gelir.
Doğru Akım Devreleri
Seri devre
Seri devrede akımın gidebileceği yalnızca bir yol vardır;akım kaynağın bir ucundan çıkar yükten (çıktıdan) geçerek kaynağın öbür ucuna döner. Metal iletkenli bir devrede bu akım kaynağın negatif kutbundan pozitif kutbuna doğru çok yavaş elektron akışından oluşur. Bazı yarı iletkenli aygıtlarda örneğin transistörlerde ve yarı iletken diotlarda artı yüklerde karşıt yönde hareket eder. Bu geleneksel diye adlandırılan ve artıda eksiye doğru aktığı varsayılan akımla çakışır.
En basit doğru akım devrelerinden biri olan el feneri seri devreye örnek verilebilir. Böyle bir anlatmak için devre bileşenlerinin fiziksel görünüşlerini benzer çizimlerin yer aldığı resimsel bir şekil kullanılabilir. Elektrikçilerin ve teknisyenlerin yeğledikleri bir yöntemde bağlantılı simgelerden oluşan bir çizim kullanmaktır;böyle bir çizimde her simge bir elektriksel bileşeni temsil eder.
El fenerinde elektrik kaynağı her birinin emk'sı 1'5 Volt olan ve devreye 3 Volt sağlayan seri bağlanmış iki kuru pildir.3 Voltluk bir ampul devrenin çıktısını oluşturur ve kaynak ile çıktı (yük) arasına sürgülü bir anahtar bağlanır. Bu durumda içine kuru pillerin konulduğu tüp biçimindeki metal gövde iletim yolunu oluşturur. Anahtar açıkken akım geçmediği için ampul yanmaz. Ancak anahtar kapalı iken devre tamamlanır ve devreden akım geçerek ampulü yakar. Akım ampulün flamanını ısıtarak akkor haline getirir;bu durumda ampul ısının yanı sıra ışıkta yayar.
Böyle bir devreden geçen akım ampulle seri bağlanmış bir Ampermetre ile ölçülürse kızgın flamanın direnci om yasası ile hesaplanabilir. Bu yasa doğru akım elektrik devresindeki üç nicelik arasında bağıntı kuran bir denklemdir. Bu denklemde voltaj(gerilim) V ile akım şiddeti I ile direnç R ile gösterilirse buna göre Om yasası birbiri ile eş değerli olan 3 biçimde yazılabilir:
V=I*R R=V/I I=V/R
Örneğin el fenerinin 3Vluk kaynakktan aldığı akım 0.1 A ise ampulün R direnci 30W olur. Voltaj iki pile bağlanmış bir voltmetre ile ölçülebilir. Ampulün direnci ampule bir ohmmetre bağlanarak anahtar açıkken ölçülebilir.Soğuk direnç denilen bu değer 30W mun çok altında bulunur. Çünkü flaman yüksek bir sıcaklığa ulaştığında direnç önemli ölçüde artar.
Sık rastlanan bir başka seri devre örneğide yılbaşı ağaçlarını süslemede kullanılan küçük ampuller bağlanan ışık telidir. Böyle düzenlemenin sakıncası bir ampul sönerse elektriksel yolun kopması ve bütün ışıkların sönmesidir.Daha iyi bir düzenleme söndüğü zaman kısa devre oluşturan yani akıma direnci sıfır olan ampuller kullanılmasıdır. Bu ampullerden biri sönerse diğeri yanmayı sürdürür. Kirchhoff yasası nedeniyle kalan ampullerin tümünde daha çok voltaj vardır ve devreden daha çok akım geçer. Çünkü Kirchhoff yasasına göre tamamlanmış bir devredeki voltaj düşüşlerinin toplamı uygulanan emk ya eşit olmak zorundadır. Seri bağlanmış bir devreye Ohm yasası uygulandığında bütün seri dirençlerin toplam direnci R dir. Böyle bir devrede tüketilen toplam güç ampullerin her birinde harcanan ayrı ayrı güçlerin toplamıdır.
Paralel devre
Paralel bağlanmış bir devrenin ayırıcı özelliği bütün çıktıların (ya da yüklerin) kaynakla aynı voltajda ve birbirinden bağımsız olarak çalışmasıdır. Yani çıktıların biri devreden çıkarılırsa öbürleri bundan etkilenmez. Otomobillerde kullanılan elektrik sistemi DA Paralel devresine örnek verilebilir; bu sistemde akünün sağladığı 12 V'luk voltaj aynı anda ateşleme sistemine farlara park lambalarına radyoya ve klimaya elektrik enerjisi sağlar.
Paralel bir sisteme başka bir yük (çıktı) eklenirse akım için yeni bir yol oluşturur. Ve bu nedenle kaynaktan gelen toplam akım artar. Bu Kirchhoff'un akım yasasının bir uygulamasıdır; söz konusu yasaya göre herhangi bir noktadan devreye giren akımların toplamı o noktadan çıkan akımların toplamına eşittir. Başka bir direnç Paralel bağlandığında paralel devrenin birleşik direnci belirgin biçimde azalır. Seri devrede olduğu gibi paralel devrede de toplam güç ayrı ayrı güçlerin toplamından oluşur.
Otomobilin elektrik sistemi gibi doğru akımlı bir Paralel devrede bütün rezistörler ya da yükler parelel dallarla ortak bir güç kaynağına bağlanır. Her yük aynı voltajdadır; ama direncine bağlı olarak farklı miktarda akım çeker.
Seri-Paralel Devre
Seri-paralel devreler bazı bileşenlerin birbirleriyle paralel bağlandığı paralel birleşimlerinse başak bileşenlerle seri halde bulunduğu devreler olarak tanımlanabilir. Kaynağa seri bağlanmış bir anahtar ve bir sigorta ya da devre kesici ile paralel bağlanmış bir çok bileşen böyle bir devre oluşturur.
Karmaşık Devreler
Yalnızca seri ya da sadece paralel bileşimlerden oluşan bölümlere ayrılabilen bir devreye “Karmaşık Devre” denir. Bir direncin ölçülmesinde kullanılan Wheatstone köprüsü adındaki devre buna iyi bir örnektir. Bu devre temel olarak bir karenin dört kenarını oluşturan birbirine bağlanmış dört rezistörden oluşur. Çapraz köşelerin ikisine bir voltaj kaynağı öbür ikisine ise belli bir direnci olduğu bilinen bir galvanometre bağlanır. Ancak köprü devresi dengede olduğunda galvanometreden hiç akım geçmediğinde devre seri paralel bileşimidir. Toplam direnci bulmak amacıyla böyle bir devreyi çözümlemek için özel teknikler gereklidir.
Otomobilin ateşleme sisteminde ya da fotoğraf makinesinin fotoflaşında olduğu gibi doğru akım devrelerine indükleçler ve kondansatör bağlanabilir. Böyle uygulamalarda önemli olan geçici tepkidir; çünkü doğru akım bakımından bir kondansatör (sürekli durum koşullarında) açık devre demektir ve bir indükleç içinden geçen akım değişken olmadıkça hiçbir etki göstermez. Ama indüktans ve kapasitansın etkileri dalgalı akım devrelerinde çok daha önemlidir. Çünkü dalgalı akımda voltaj ve akım sürekli değişmektedir.
Bir üretecin iki ucu iletken bir telle birleştirilip düzeneğe bir lamba yerleştirilirse üretecin negatif (-) kutbundan çıkan elektronlar pozitif (+) kutba giderler. Kurulan bu düzenek bir elektrik devresi denir.
ÜCRETSİZ KPSS VİDEO DERSLER, TESTLER BURADA TIKLAYINIZ
BENZER KONULARI SİTE İÇİNDE ARAYIN | 0881c49cfdd8 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
MARMARA BÖLGESİNDE BULUNAN AKARSULAR VE GÖLLER
Bu dersimizde marmara bölgesinin gölleri, marmara bölgesinin akarsuları isimleri, marmara bölgesinin göllerinin isimleri, marmara bölgesindeki göller, marmara bölgesindeki akarsular gibi konuları ele alacağız.
aşağı kesimi,Meriç nehri,
ırmağı,başlıca akarsuları oluştururlar. Bölgenin yükseltisinin az olması,
akarsuların akış hızını azaltır. Bu nedenle bölge akarsularının enerji
potansiyeli azdır. Ayrıca akarsuların yatak derinliklerinin azlığı ve yüzey
şekillerinin elverişli olmaması, baraj yapımını zorlaştırır. Bu nedenle Marmara
Bölgesi'nin, hidroelektrik üretimindeki payı azdır.
Bölgesi'nin Anadolu yakasında yer alan akarsuları kıyıda delta oluşturamaz.
Çünkü.Döküldükleri yerlerde kıyı akıntıları fazladır.
eğimlerinin az olmasına bağlı olarak
taşıdıkları alüvyonların büyük bir bölümünü alçak
kıyı ovalarında bırakmışlardır.
Manyas Kuş cenneti
Ulubat ,
İznik ve Sapanca gölleri tektonik kökenlidir. Büyük ve Küçük Çekmece ve Durusu
(Terkos) gölleri ise kıyı set gölüne örnektir.
Diğer Coğrafya Notları, Testleri ve Videolarına Sağdaki Menüden Ulaşabilirsiniz.
BENZER KONULARI SİTE İÇİNDE ARAYIN | 3249bbe139dc | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kılıç’lar çekildi. Bakanlık kararlı, Başkanlar direniyor!
11 Federasyon Başkanı topun ağzında. istifa etmezlerse, görevden alınacaklar.
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın özellikle olimpik sporlara atıfta bulunarak “Farklı adımların atılması gerektiği noktasında bizim de düşüncemiz var. Sportif başarının bir federasyon başkanı için en önemli unsur olduğunu, en önemli kıstas olduğunu da dile getirmiştim. Öz eleştiri yaparak şapkasını önüne koyacak olan çok kişinin olduğunu düşünüyorum. Değerlendirmelerin sonucunda inanıyorum ki, yakın zaman içerisinde bu konu ile alakalı olarak biz bu işi daha iyi, daha motive arkadaşlara veya biz herhalde artık yorulduk, daha enerjik arkadaşlar bu işi devam ettirsin noktasında olacaklardır diye düşünüyorum” şeklindeki istifa isteği içerikli sözlerinin ardından gözler başkanlara çevrildi.
11 FEDERASYON TOPUN AĞZINDA
Genel kurul tarihlerinin çok yakın olması nedeniyle camia tarafından daha çok “Başarısızlar aday olmaya kalkışmasın” şeklinde yorumlandığı öğrenilen süreçle ilgili masa tenisi, hentbol, judo, atıcılık, binicilik, boks, kano, okçuluk ve Tenis Federasyonları’nın ilk etapta sıkıntı yaşayacak branşlar olduğu gelen bilgiler arasında. Atletizm ve Güreş Federasyonları için ise Rio’da başarılı olmalarına karşın nöbet değişimi olasılığının güçlü olduğu da iddialar arasında.
İSTİFA ETMEZLERSE GÖREVDEN ALINACAKLAR
Kılıç, değişim isteğinde ısrarcı. Bu hafta içinde başarısız olup da istifa etmeyen pek çok federasyon başkanının, Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarı Faruk Özçelik’in başkanlığındaki Performans Kurulu’nun kararıyla görevlerinden uzaklaştırılması bekleniyor.
SEÇİLİRLERSE ÖDENEK YOK
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın istifa çağrısına rağmen Başkanlığa adaylığını açıklayan Federasyon Başkanlarını ve onları destekleyen kulüpleri zor günler bekliyor. İstifa etmeyen Federasyon Başkanlarına destek veren ve aday olmaları için Adaylık Teklif yazısı veren kulüpler mercek altına alınacak. Bu kulüplere ağır yaptırımlar gelebileceği iddia ediliyor. Görevi bırakmayan ve seçime girerek yeniden Federasyon Başkanlığını kazanan Federasyonları seçim sonra çok ağır bir teftiş bekliyor. Bu teftişin en az 2 yıl süreceği ve soruşturma bitene kadar Federasyonların, Bakanlıktan ve Spor Toto’dan ödenek alamayacağı konuşuluyor.
BENZER HABERLER
KÖŞE YAZARLARITüm Yazarlar | 4fe73215f1b8 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Hayat kadını 22 saat içinde 110 erkekle birlikte olduğunu açıkladı
İngiliz asıllı Megan Stevens adlı seks kölesi genç kadın, bir keresinde sadece 22 saat içinde 110 erkekle birlikte olduğunu açıkladı.14 yaşındayken annesiyle gittiği Yunanistan tatilinde insan kaçakçılarının ağına düşen ve şu an 25 yaşında olan Megan Stevens, başından geçenleri bir kitapta topladı. Şu an İngiltere’de yeniden bir hayata başlayan Megan’ın İngiliz basınına yaptığı açıklamalar ise herkesin kanını dondurdu.
İngiltere’de haber için verdiği takma ismi Megan Stevens olan kadın, İngiliz independent gazetesine konuştu. Şu an 25 yaşında olan ve 14 yaşından beri seks işçiliği yapmaya zorlanan Megan, son 6 yıldır Yunanistan ve İtalya’da seks köleliği yapmış.İngiliz asıllı talihsiz kadın, ilk olarak 14 yaşındayken erkek arkadaşı tarafından fuhuşa zorlanmış. Gazeteye çarpıcı açıklamalar yapan Megan, bir keresinde 22 saat içinde tam 110 ‘müşteriyle’ birlikte olduğunu itiraf etti. Megan, yaşanan korkunç durum sonrası hastalandığını ve çalıştığı genelevin kapatıldığını sözlerine ekliyor.Megan o günü şu sözlerle açıklıyor:
“Genelevi kapatmasının nazik bir hareket olduğunu düşünmüştüm ki bu da normallik anlayışımın ne kadar çarpıklaştığını gösteriyor.”Megan’ın hikayesi, annesiyle birlikte Yunanistan’a tatile gittiklerinde başlamış. Megan bu tatildeyken sahil barlarının birinde adının Jak olduğu söylenen Arnavut bir gençle tanışmış.Alkol sorunu olan annesi bar sahibiyle birlikte olmaya başlayınca, Megan da çareyi Jak’ın yanına taşınmakta bulmuş. Megan’ı kendisiyle birlikte yaşamaya ve Atina’da bir kafede iş bulmaya ikna eden Jak, daha sonrasında genç kızı fuhuşa zorlamış.Fuhuş tüccarları arasında pazarlanan talihsiz genç kız, İtalya ve Yunanistan’da uzun yıllar seks kölesi olarak çalışmış.
Megan, çalıştığı genelevlerden birini şu sözlerle anlatıyor: “Erkekler dışarıda uzun kuyruklar oluşturuyor. İçeride 10-15 oda bulunuyor. Ve abartısız söylüyorum, durmuyorsunuz ! Eğer 40 ya da 50 erkekle birlikte olursam, bu hiçbir şey değil.”Bu süreç içinde 6 kez frengi olan talihsiz genç kız, kendisini esir tutan kişiler tarafından annesine kart atmaya ve ne kadar mutlu olduğunu söylemeye zorlanmış.Megan, anılarını yazdığı kitabı Bought & Sold’da (Alındı & Satıldı), kendisini zorla alıkoyan insan kaçakçılarından uzun uzun bahsediyor. “İnsan kaçakçıları gerçekten ama gerçekten çok akıllı. İnsanların, oradan kaçmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını anlamasını istiyorum” şeklinde konuşan Megan, “Bir gün uyanıp kaçabilirdim ancak bunu yapmadım. Çünkü onların üzerimdeki zihinsel gücü çok etkiliydi” diyor. Genç kadın, “Elinizden kimliğinizi alıyorlar ve kendilerinin bir mülkü, kontrol edecekleri bir şey haline getiriyorlar. ‘Robotik’ doğru kelime” şeklinde konuşuyor. Şimdilerde İngiltere’ye geri dönen ve yepyeni bir yaşama başlayan Megan, seks ticareti kurbanlarına yardım edebileceği bir yardım kuruluşu açmayı hayal ettiğini belirtiyor.
BENZER HABERLER
KÖŞE YAZARLARITüm Yazarlar | 7872c235c218 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
- Oldukça başarılı bir konferans. Kurum vizyonu, ortak kurum kültürü ve bilincin oluşturulması açısından önemli.
- Bu konferans, TCDD’nin daha ileriye gitmesi ve her sene zarar ederek yardım beklemesini önleme çalışması olmuştur.
- Bu tür çalışmaların sıklıkla yapılmasında fayda görüyorum. Kurum problemlerini kardeşçe ve kapsamlı olarak tespit etti.
- Her açıdan yararlı bir çalışma oldu. Özellikle işverenlerin de bu eğitime katılmaları ve fikirlerini açıklamaları çalışanlar açısından olumlu bir yaklaşım oldu. Bu tür eğitimlerin devamlı olmasını temenni ediyorum.
- Herkes birbirini bu konferans sayesinde daha da tanımış oldu. Çalışmalarımızda kaynaşmayı ve birbirimizi anlamayı arttıracağına inancım büyük.
- Seminerin, paylaşım, motivasyon yönünden çok faydalı olduğunu kabul etmek gerek. HEKULA her derde deva.
HATAY VALİLİĞİ
- Konferansın adının “Arama” olmasına tebessüm ettim. Acaba neyi arayacağız diye ve neden çağırılanlardan biriyim diye düşündüm. Az araştırma yapınca önemli bir konu olduğunu gördüm. Modern ve çağın gereklerine uygun, hedeflere yönelik bir çalışmanın ilk ayağı çok olumlu idi. Umarım kentimize yararı olur. Bilimsel çalışmalara her zaman ihtiyaç var.
- Çok zevkli bir çalıştay oldu. Bütün konuları beraber belirledik. Herkes katıldı. Bu anlamda başarılı olduğunu düşünüyorum.
- Toplantının çok önemli olduğunu düşünmüyordum. Güzel şeyler olacağına inanıyorum. Valimize bu projeden dolayı teşekkür ederim.
AKAN GÜMRÜKLEME
- Seminerlerin genelde sıkıcı olduğunu düşünürüm. Ve öyle de olur. Ama bu seferkinin öyle olmadığını gördüm. Eğlenceli ve güzeldi...! Daha sık ve yoğun yapılmalı. Çok memnun kaldım.
- Şirket olarak bizi daha iyi seviyelere taşımaya yardımcı bir seminer olduğuna inanıyorum.
- Seminer, çok sıcak bir ortamda paylaşımla, herkesin fikri ve düşüncelerine önem verilip, karşılıklı diyaloglar içinde, hocamızın da yönlendirmesiyle beklenilenden daha etkili ve yararlı geçti. Devamını bekliyoruz.
- Gerçekten bize ve geleceğimizi iyi yönlendirmemize katkıda bulundu. Tüm iş arkadaşlarımızın düşüncelerini öğrendik. Birbirimize daha açık olduk, fikirlerimizi paylaştık. Bu ortamı bize sağlayanlara teşekkürler.
- Kendimizi geliştirmede, ileriye yönelik planlama yapmamıza, düşüncelerimizi ifade etmemize yardımcı oldu. Aralıklı zamanlarda bu tür seminer yapılmasını şiddetle destekliyorum.
- Şirketimizin chekup’ı çekilerek mevcut rahatsızlıklar belirlendi. Sıkıcı ve gereksiz olduğunu düşünüyordum, şimdi tam tersini düşünüyorum.
BULGARİSTAN BAŞMÜFTÜLÜĞÜ
- Çalışmaların kolektif olması gerektiğine kanaat getirdim. Çok faydalı oldu. Devamının gelmesini
istiyoruz.
- Bütün problemleri ekibimizin gözleriyle görebildim. Bazı sorunların çözümleri kafamda oluştu.
- Çok bilgilendim, sorunların nasıl çözülmesi gerektiğini anladım. Faydalı ve başarılı oldu.
- İlk defa katıldım. Çok memnunum.
- Gelecekte tekrar yapılmasını isterim.
- Bütün işlerimizi gerçekleştirilebilme isteğimizi uyardı.
- Özgürce, fikir ve düşüncelerimi ortaya koyabildim.
- Olumlu geçti. Devamı gelir inşaallah.
- Olumlu ve bilgilendiriciydi.
TÜRK TELEKOM
- Aynı çalışmanın alt kademeye de uygulanmasında yarar var. Klasik çalışmalardan farklı, özgün bir çalışmaya katılmak keyif verdi.
- Beklentimin üstünde fayda ve keyif verdi. Hocanın performansı mükemmeldi. Kendime olan özgüvenimi artırdı.
- Katılımı ve katılımcıları motive ettiğini düşünüyorum.
- Sadece dinleyeceğim, klasik bir seminer bekliyordum. Aktif çalışma olması son derece faydalı olmuştur. Özellikle takım olarak çalışmanın faydaları uygulamalı olarak görülmüştür. Ayrıca, şirketin mevcut durumunun ortaya konulması ve gelecekle ilgili hedefler konulması bakımından son derece başarılı olmuştur.
- Önce, sadece eğitim alacağım bir seminer bekliyordum. Çok katılımlı bir seminer oldu. Şirketimiz için faydalı sonuçlar doğuracağını umuyorum. Bu gibi seminerlerin sık aralıklarla yapılması gerekir.
- Seminerin daha çok anlatmaya dayalı olacağını düşünüyordum. Katılımcı bir çalışma olmasından memnun oldum.
Strateji geliştirme ve ekip çalışması ile sınırlı ve teknik bir seminer olacağını düşünüyordum. Ancak daha genel ve şirketimin bugününü ve geleceğini sorgulayan bir bütünlük içinde geçti. Tüm katılımcılar sıkıntı, görüş ve önerilerini dile getirebildi.
MAVİ MARMARA
Planlamanın önemini kavradım. Çalışmanın devamının gerekliliği ortaya çıktı.
Hocamızın bilgi ve tecrübesi yeterliydi.
Bakışımızı değiştirdi.
Çok keyifli bir çalışmaydı, öncelikle sizlere teşekkür etmek isterim.
Verimli bir program olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle bir daha yapılmalı diye düşünüyorum.
Rahat olması ve sizin güler yüzlü olmanız bizi burada tutmaya yetti, yoksa zordu bizim bu kadar dinlememiz.
Faydalanacağımı umduğum için geldim. Faydalandım, teşekkürler.
Faydalı olacağı kanaatindeydim, oldu da.
Yapmamız gereken çalışmalar noktasında zihin kargaşam gitti ve tasniflenmiş oldu; karşılığında cevaplarını bulmuş oldum.
- Kendi kendimizi ölçme konusunda çok çok faydalı oldu. Daha detaylı ve sürekli yapılmalı, yapılabilmeli.
- Bu seminerin çok kaliteli olduğunu düşünüyorum.
- Çok neşeli ve faydalı, özellikle ‘’düşündürttü’’ Ezberlerimizi bozup düşüncelerimizi toparladı.
- Sunum çok güzeldi. Aktif olması,dinleyicilerin katılımlarını olumlu etkiledi. Beklediğimden güzel, eğlenceli,uygulamalı bir öğretim şekliydi. Sıkılmadan katıldım.
- Çok verimli geçtiğini düşünüyorum. Eğitimcimizin dili, beden dili çok önemliydi. Bu da sizde mevcuttu.
- Bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim.
- Seminer, özellikle ekip çalışmasıyla yapılan çalışmaların daha başarılı olabileceğini öğretti. Ayrıca iki gün boyunca beyin jimnastiği ya da fırtınası yapmamızı sağladı. Üretkenlik noktasında gayet iyi bir süreçti.
- Takım çalışmasının nasıl olması gerektiğini, daha iyi kavradım. “Ben”le hiçbir şey olmazken ”biz” ile çok şeylerin olabileceğini daha iyi gördüm.
YAŞAM IŞIĞI
- Sadece dinlemek yerine etkinliklere katılmamız iyi oldu.
- Hepimize bir şeyler kattığını düşünüyorum. Gerek iş birliği adına, gerekse bireysel anlamda bir bakış açısı geliştirmemize katkı sağladığını düşünüyorum.
- Sorunları görmek, yönetim-çalışan ilişkisinin olumlu ilerlemesi açısından önemliydi. Hedefe ulaşmak için önemli birimler kuruldu, yük hafifletildi.
- Seminerin bireysel ve kurum olarak faydalı olduğunu düşünüyorum. Herkes düşüncelerini ortaya dökebildi.
- Mükemmel bir şekilde faydalandım. Teşekkür ediyorum.
- Sevgi, saygı ve dayanışmanın her yerde gerekli olduğunu anladım.
- Keyifli ve verimli vakit geçirdim. Gayet başarılıydı.
ULUSLARASI FATİH ANADOLU İHL
- Kişilerin bir noktaya odaklandıklarında ve akıl birlikteliği ettiklerinde kendilerine ait sorunların çözümüne katkıda bulunabileceğini fark ettim. Seminer verimli ve keyifli idi.
- Beklentilerimin ötesinde bir düzeyde fayda sağladığını düşünüyorum. Elde edilen sonuçların en iyi şekilde değerlendirilmesini temenni ediyorum.
- Kurum ve kendimiz adına ciddi bir check-up oldu. Ama çok yoğun ve yorucuydu. Semineri, yoğunluğuna rağmen ufuk açıcı, bilgi verici olarak hatırlayacağım.
- Seminerden sonra fikrim büyük oranda değişti. Çok güzel ve verimli bir seminerdi.
- Ufuk açıcı ve verimli bir seminer olduğunu söyleyebilirim.
ÇINAR KOLEJİ
- Arama konferansını merak ettim, anlayamadım; ancak aramanın çıkış ve arayış semineri olduğunu öğrendim. Umarım biz de size verimli çalışma yapabilmişizdir. Ben memnun kaldım. İçerik olarak faydalı bir çalışma oldu.
- Güzel bir seminerdi, sizi tebrik ediyorum. Bu kadar saat geçmesine karşın hala konuşabiliyorsunuz. Verimli bir seminerdi.
- İstifade ettiğimi söyleyebilirim.
- Kurumumuzla ilgili kendimizi daha net görebildik. Çalışmanın kurumun gelişmesi ve daha iyi sonuçların alınması anlamında verimli olduğunu düşünüyorum
- İleriye dönük güzel ve faydalı şeylere vesile olacağını düşündüm.
BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
- Gerçekten güzel bir eğitim gerçekleşti ve tahmin ettiğimden daha verimli iki gün geçirdim. Sorunları daha net görmemize yardımcı olundu, aynı şekilde çözümler içinde öneriler güzel bir çerçevede belirlendi. Sıkıcı olmayan gayet verimli 2 gün için çok teşekkür ediyorum hocam.
- Seminerlerde şikayetlerimizi, olması gerekenleri, planlarımızı ve projelerimiz baskı hissetmeden rahatça dile getirdik. Sorunlarımızın paylaşılması ve çözüm üretilmesi çok iyi. İyi ki böyle bir seminere katıldım. Diğer birimlerin de kaynaşıp, ortak sıkıntılarımızı paylaşmamız sorunların çözümünde çok etkili olacak.
- Bu tür eğitimlere ne kadar aç olduğumuzu Balıkesir halkı ve Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak görmüş olduk. Bu tür eğitimlerin devamını istiyoruz.
- Seminer iyi planlanmış eğitimci konusuna hakim ve iyi bir şekilde yönetti.
- Olaylara farklı bakış açısı yarattı. Belediyemiz için önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.
- Belediyemiz içindeki durumu ve tabloyu farklı biçimde gözlemlememizi sağladı. Verimlilik ve motivasyon konularına bakış açımızı değiştirdi, bilgi edinmemizi sağladı. | ba39df22d643 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Sivrisineklerden nasıl korunabiliriz?
Yaz mevsiminin en sevimsiz misafirleri hiç kuşkusuz sivrisinekler. Kanla bulaşan bazı hastalıkları bulaştırma tehlikesi taşıyorlar, gerçi bunlar çok sık görülen hastalıklar değil ama, sivrisinek ısırığının verdiği kaşıntı ve sıkıntı özellikle çocuklarımız için büyük bir problem.
Yaz mevsiminin en sevimsiz misafirleri hiç kuşkusuz sivrisinekler. Kanla bulaşan bazı hastalıkları bulaştırma tehlikesi taşıyorlar, gerçi bunlar çok sık görülen hastalıklar değil ama, sivrisinek ısırığının verdiği kaşıntı ve sıkıntı özellikle çocuklarımız için büyük bir problem. Çocuklarımızın sivrisineklerin hedefi olmaması için bazı önlemler alabiliriz:
Çocuklar açık havadayken açık renkli, ince, mümkün olduğunca cilde kapayacak giysiler giydirin. Uzun pantolonlar, uzun kollu tişörtler hava karardığı saatlerde uygun olacaktır. Parlak renkli giysilerden kaçının.
Sivrisinekler belli vücut kokularını tercih ederler, bu yüzden bazı kişileri daha çok ısırırlar. Ne yazık ki, çocuklar da daha çok tercih ettikleri gruptadır.Kokuyla ilgilerini çekmemek için parfümlü sabun, şampuan, losyon kullanımından kaçınmak gerekir.
Sivrisineklerin faaliyette olduğu, gün batımından sonraki saatlerde çocuğunuzun açık havada oynamasına izin vermeyin.
Durgun sular sivrisinek üremesi için ideal alanlar olduğundan buralardan mümkün olduğunca uzak durun. Evin çevresinde, bahçede herhangi bir kap içinde su kalmasına izin vermeyin, çocukların şişme oyun havuzunu bile hemen boşaltın.
Cilde sürülen sinek kovucu sprey ve losyonlar, eğer özel olarak çocuklar için üretilmediyse, küçüklerde tehlikeli olabilir, doktorunuza danışmadan kullanmayın.
Bebek yataklarını cibinlikle korumak, sivrisinekleri bebeğinizden uzak tutacaktır.
Kaynak: Dr. Nilüfer Toprakçı
Bu yazi 2009-02-17 tarihinde, kardelen54 tarafindan eklendi | b01ce6c38d57 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Cinsel Gelişimin Tanımı ve Önemi
Biyolojik özelliklerimizi temel aldığımızda erkek ya da dişi olarak belirlenen bir cinsiyetimiz vardır. Cinsellik ise bu biyolojik yapı üzerine eklenen sosyolojik, psikolojik ve felsefi boyutları da içeren daha geniş bir tanımlamadır. Doğum öncesinden ölüme kadar duyguları, düşünceleri, inançları, davranışları ve yaşantıları içeren gelişimsel bir süreçtir. Belirli bir yaşam döneminde beklenen cinsel duygular, inançlar ve davranışlar o yaşa uygun cinsel gelişimi belirler.
Cinsel gelişim kişinin kendi cinsi ile ilgili üreme organlarının büyüyüp gelişmesini ve bunlardan doğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Cinsel gelişim kişiliğin diğer yönlerini de etkiler. Cinsel kimliğin oluşması ve kişinin cinsel kimliğine uygun davranmasında cinsel gelişim de önemli bir etmendir.
Cinsel gelişimle ilgili kavramların daha kolay anlaşılmasında bir çocuğun kız ya da erkek olarak takınacağı tutum, rol ve davranış biçimlerine ait yapılacak yönlendirmelerin önemli olduğu bir gerçektir. Bu konuda cinsel gelişim teorilerinden bahsetmek konuyu anlamamız açısından yarar sağlayacaktır.
Cinselliğin gelişimi üzerine dört teori vardır:
- Bilişsel - Gelişimsel teori
- Sosyal öğrenme teorisi
- Psikoanalitik teori
- Bilgi-işleme teorisi
Bilişsel –gelişimsel teori, davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki gerçekliğin etkileşimi olarak açıklarken, sosyal öğrenme teorisinde davranışlar uyaran-tepki ilişkisi şeklinde açıklanmakta, psikoanalitik teori davranışları iç güdüler yönünden açıklarken bilgi-işleme teorisi de düşünmenin cinsel tipli davranışları düzenlediğini ileri sürmektedir.
Bilişsel-gelişimsel teori: Bilişsel-gelişimsel teoriye göre (Kohlberg 1966,Piaget 1950) çocuk seksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir. Daha sonra çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayırt eder. Bu ayırt etmeler belli bir modele bağlı kalınarak değil anne, baba, kardeş, medya vb. kaynaklardan elde edilen soyutlamalardan yola çıkılarak yapılmaktadır. “Ben bir erkeğim ve erkek işi yapmak istiyorum” fikri çocuğun cinsiyetine uygun şekilde davranması ahlaki bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.
Sosyal öğrenme teorisi: Bu teoride (Bandura ve Walters 1963) çocuk yeni davranışları, cinsel rollere ait bilgileri, kişileri gözlemleyerek ve onları taklit ederek öğrenir. Anne ve babalar hem iletişim yoğunluğu açısından hem de çocuğun algılamasına göre en güçlü, en sıcak olma özellikleri nedeniyle çoğu kez özdeşim modeli olarak rol alırlar. Erkek çocuklar cinsel davranışlarını babalarının erkeksi davranışlarını, kız çocukları da annelerinin kadınsı davranışlarını taklit ederek, gözleyerek öğrenirler.
Psikoanalitik teori: Freud, psikoanalitik kuramın temsilcisi olarak, çocuğun bazı gelişimsel aşamalardan geçerek kişiliğini şekillendirdiğini ve cinsel gelişimin de bu sürecin temelini oluşturduğunu savunmaktadır. Freud fallik dönemdeki anne-erkek çocuk ve babakız çocuk ilişkisinin oedipal ve elektra kompleksiyle çözümlenerek, kişilik gelişiminin şekillendiğini ve bu sürecin cinsel gelişime ait bir süreç olduğunu belirtmektedir.
Bilgi-işleme teorisi: Bilgi-işleme yaklaşımına göre cinsel tiplemenin ana belirleyicisi şemadır. Şemalar günlük tüm davranışlarımızı organize etmek için var olmak durumundadır. Cinsel rollere dayanan şemalar çocukların bilgiyi sınıflamasına ve çocukların kız ve erkek olarak rollerinin ayırımına ait bilgiyi kazanmalarını sağlar. Cinsel kimliğe ait net bir şekillenme olmadan çocuklar önce hem kız hem de erkek tiplerine ait şemalar oluştururlar. Daha sonra kendi cinsiyetlerine uygun örneklerle karşılaşınca bununla ilgilenir ve çeşitli sorularla bu ilgilerini pekiştirirler, böylece çocuklar kendi cinsiyetlerine uygun ek şemalar oluştururlar. | 43a7aa9c0bc4 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Gebelik surecinde bircok anne adayinin yasadigi ortak sorun kabizlik sorunudur, yazimizin devaminda gebelikte kabizligi onlemek icin yapilmasi gerekenleri ogrenebilirsiniz.
Anne adaylarının pek çoğunun ortak sorunudur gebelik döneminde kabızlık.
Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusa (rahim) uyum sağlayabilmenizi kolaylaştırmak için kaslarınızı gevşetir. Bu gevşeme de bağırsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olarak kabızlığa yol açar.
Gebelikte kabızlıktan dolayı oluşan rahatsızlığınızı azaltabilmek için:
* Posa içeriği yüksek besinler tüketebilirsiniz.
* Su alımınızı artırabilirsiniz.
* Kuru meyveleri belli miktarlarda tüketebilirsiniz.
* Fiziksel aktivitelerinizi size uygun olacak şekilde ayarlayabilirsiniz. | b00a8b0a2686 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Psiko- motor kelimesi anlam olarak ‘hareket’i ifade eder. Dünyaya gelen her birey, daha anne karnında iken fiziksel olarak gelişmeye başlar. Dünyaya geldiğinde de bu gelişim hızlanarak devam eder. Önceleri refleks olan bu hareketlerin bazıları, refleks olarak ömür boyu devam ederken bazıları da zamanla organların bilinçli olarak kullanılması ile psiko-motor becerilere dönüşür. Nefes alıp vermek ya da göz kırpıştırmak ömür boyu bireyin istemi dışında da olsa devam eden refleksif hareketlerdir. Oysa tek ayak üzerinde sekmek ya da kâğıt kesmek, organların kullanımının bilinçli olması ile yapılan eylemlerdir ve ‘psiko-motor gelişim’ içinde değerlendirilir.
Psiko-motor gelişim, yaşam boyu devam eden ‘psiko-motor’ becerilerde ortaya çıkan davranışların kontrol altına alınması sürecidir. Söz konusu olan davranışlar; duyu organları, zihin ve kasların birlikte çalışması ile ortaya çıkar. Bir anlamda bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayan süreç, “psiko-motor gelişimi” ifade eder.
Psiko-motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanması olarak tanımlanır. Psiko-motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Psiko-motor gelişim, düzenli bir sıra izler. | a864b5b2e730 | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Sakal Ekim Fiyatı
Sakal erkeklerin makyajıdır desek sanırız çok da yanılmış olmayız. Sakal konusunda erkeklerin hepsi maalesef aynı şansa sahip olmayabiliyor. Yani dolgun ve gür sakaların daha gösterişli olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için de sakalların azlığında şikâyet eden müşterilerimiz için artık 1 ya da 2 saatte bitebilecek ve sakal köklerinizin dolgunlaşmasını sağlayacak sakal ekimi hizmetimizden bahsetmek istiyoruz. Öncelikle sakalınızın zayıflığı veya seyrekliği konusunda gerekli analizler yapılmaktadır. Bu analizlerden sonra da ne kadarlık bir kıl kökünün sizlere yeterli gelip gelmeyeceği belirlenmektedir. Bu işlemlerden sonra da sizlerin onayı alınarak sakal ekimi işlemine başlanılmaktadır.
Hiç sakal çıkmayan bir yüz tipi ile sadece seyrek sakal için ekim yapılması işlemi birbirinden farklı zaman uzunluklularında bitebilecek işlemlerdir. Aynı zamanda fiyat olarak da kıl kökü hesabına göre fiyatlandırma yapıldığı için fiyatları da değişkenlik gösterecektir. Alanya sakal ekimi fiyatı hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için bizimle iletişime geçerek ya da bizzat yüz yüze görüşme talebinde bulunarak fiyatlarımız hakkında bilgi alabilirsiniz. İşlem seans uzunluğu da az önce bahsettiğimiz gibi tamamen ihtiyacınız olan kıl kökü ile yakından ilgilidir. Bunun için de bir ön görüşme yapılması karşılıklı tarafların bilgi alışverişinde bulunabilmesi için daha uygun olmaktadır.
Kıl köklerinin profesyonel olarak alınması ve zaman kaybı olmadan ekim işleminin yapılması gerekmektedir. Sağlıklı sonuçlar elde etmek için kesinlikle uzman kişiler tarafında sakal ekim işlemi yatırmanızı önermekteyiz. Bu konuda referanslarımız kısmını inceleyerek yaptığımız işlemleri imceleyerek bir ön fikir edinebilirsiniz. Herhangi bir hastalık veya kaza sonrasında yüzünüzdeki sakal çıkan bölgelerde bölgesel olarak kıl kökü kaybı yaşayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda sadece kıl kökü kaybı yaşanılan bölgeye sakal ekme işlemi yapılmaktadır.
Sakal ekimi işleminden sonra kıl köklerinin yerleştirildiği alanlarda kırmızı veya koyu pembe lekelenmeler görülmektedir. Uzman arkadaşlarımızın ön gördüğü sakal ekimi sonrasındaki gerekli görülen bakım önerilerini dikkatli bir şekilde yapmanız sonucunda bu kızarıkların ve küçük sivilcelerin de birkaç haftaya kaybolduğunu göreceksiniz. Paranızı ve en önemlisi de yüzünüzü amatör ellere emanet etmemeniz gerektiğini tekrar hatırlatmak isteriz. | 8d4a6030bb1e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
KÜL YIĞINLARININ HER BİRİ BİRER İNSANDI –1-
Bir nesil geçmişinden habersiz bırakıldı ve kendi milletinin tarihini unutarak geleceğe yürümesi öğretildi. Ancak bizim dışımızda geçmişini unutan başka bir millet daha yoktur. Tarihini bilmeyen bir milletin geleceğe yürümesi de mümkün değildir.
Türkkaya Ataöv bir konuşmasında olaylara hep ‘’ ileriye bak, geçmişini unut, kimseye kin tutma’’ felsefesi ile yaklaştığımızı söylemiştir. Peki, böyle düşünmemizin sorumlusu kimdir? Hemen Hemen her tarihi kitapta Bulgarların, Sırpların, Rumların uğradıkları kıyımlar anlatılırken Türklerin uğradığı zulümler neden anlatılmamıştır?
Türklerin Balkanlarda yaşadıkları kıyımlar Türk tarihi açısından büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, ders ve tarih kitaplarında anlatılmamıştır. Bu durumda Türklerin başına gelen ölüm, sürgün ve zulümlerin tarihsel önemini anlamamızı engellemiştir. (dunyaturkleri)
Yakın tarihimizde yaşanan Balkan savaşı ve Balkanlarda yapılan soykırımlar birer faciadır ve bunlara tanıklık edenlerde bizzat Türklerdir.
Balkanlarda 1821 ile 1922 yılları arasında beş milyondan fazla Müslüman Türk yaşadığı topraklardan sürgün edilmiş ve beş buçuk milyon Müslüman Türkten bazıları savaşlarda öldürülmüştür. Savaştan kaçanlar ve sığıntı durumunda kalanların çoğu ise açlıktan ve hastalıktan hayatını kaybetmiştir.
Balkanların tarihini incelerken Türklere yapılan bu zulümler göz önünde bulundurulmalı ve tarih gereği gibi anlaşılmalıdır. Çünkü yapılan bu kıyımlar Türk nüfusunda ciddi kayıplara neden olmuştur.
Balkanlarda yaşayan Türklerin tarihe geçen gizli ve hiç konuşulmayan ilk toplu katliamı 1821 de yaşanan Mora ayaklanmasıdır. Mora’da oturan Türk ve Arnavut nüfusu özellikle Yunan askerlerinin egemen olduğu yerlerde katliamlara uğratılmıştır. Bazı tarihçiler bu süreçte papazların isteğiyle 20 binden fazla Müslüman’ın öldürüldüğünü vurgulamışlardır.
Ağustos 1821 de Monemvasia’da yayaşan Türk sakinleri uzun süren bir kuşatma sonrasında açlıkla karşı karşıya geldiler. Kendilerini öldürmeyeceklerine ve onları Anadolu’ya götüreceklerine söz verilen Kalavryta ve Kalamata’dakiler Yunanlılara teslim oldular. Ancak Yunanlar kasabayı yakıp yıktılar ve orada pek çok Türkü öldürdüler. Geriye kalanları ise bir gemiye bindirip ıssız bir adaya bıraktılar. (Hamzaoğlu;2005)
Bu kıyımın şiddeti günden güne artmıştı. İsyanın başladığı 26 Marttan, Nisanın 22 sindeki Paskalya Pazarına kadar olan süreçte 15.000 bin Türk, Yunanların işkencesine ve zulmüne karşı can vermişti. Yunanlı Başpiskopos Germanos ‘’Hristiyanlara huzur, Konsoloslara saygı, Türklere ölüm’’ diye emir veriyordu. Yunanlılar ise dilden dile yaydıkları ‘’Hiçbir Türk kalmayacak / Ne Mora’da, ne dünya da’’ şarkısıyla alay edercesine insanların canlarına kıymaya devam ediyorlardı. Sonunda Mora’da yaşayan tek bir Türk bırakmamışlardır.(meltemhaber)
Şimdi sorulması gereken ‘’Bu bir soykırım değildir de nedir mi?’’ yoksa ‘’Bunlar bizlere neden anlatılmadı mı?’’
Türklere karşı yapılan bu soykırımlar tarihin her döneminde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar 1877-1878 Osmanlı-Rus, 1912-1913 Balkan, 1919-1923 Kurtuluş Savaşlarıdır. Bu durumun perde arakasında ise Avrupa devletleri, Rusya ve haçlı zihniyeti yer almaktadır. Türkleri arındırma politikalarını gizli ve içten yürüten bu zihniyetler amaçlarına da ulaşmışlardır.
Tarihimizde 93 Harbi olarak bildiğimiz Osmanlı-Rus Savaşının başlamasının nedenini Bulgaristan’da yaşayan Türklerin kıyımı olarak söyleyebiliriz. Bu savaşın sonunda karşımıza çıkan korkunç bilançonda ise Türklerin çeşitli sebeplerden öldüğü anlaşılmaktadır. Yapılan savaşta hayatını kaybedenlerin yanı sıra, gerekli ihtiyaçların karşılanmaması sonucunda da birçok Türk hayatını kaybetmiştir. (Aydın;2015)
Ayaklanmanın elebaşlarından Benkovski’nin konuşmalarında ‘’Türklerin ele geçirilebilen her yerde öldürülmeleri’’ emrediliyordu. Bunun ardından hemen 1000 köylü katledilmiştir. Savaş sonunda ise Müslüman Türk nüfusunun %17’sine karşılık gelen 261.937 kişinin kıyımdan geçirildiği görülmektedir.
Yine bu savaşa ilişkin söyleyeceğimiz bir başka sonuç ise, Türklerin Bulgaristan’dan temizlenmesi ve çoğunluğunu Slavlaşmış Bulgarların oluşturduğu yeni bir Bulgaristan’ın oluşmasıdır.
Avrupa eğer böyle vahşi bir işi Türkler yapmış olsaydı, onları çok kolay lanetlerdi. Ancak bu yapılan soykırımlar diplomatik raporların varlığına rağmen gizlenmiş ve gizli yapılan planlarla soykırımların üzeri örtülmüştür. (Pehlivanoğlu; Eylül 2013)
Milli Şair Mehmet Akif Ersoy;
“İlahi, altı yüz bin Müslüman birden boğazlandı…
Yanan can, yırtılan İsmet, akan seller bütün kaldı
Ne masum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!
Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı”
Derken aslında soykırımın tarifini yapıyordu.(Ersoy; Safahat)
1-Av. Özcan Pehlivanoğlu Güneydoğu Avrupa’da (Balkanlar) Türk İzleri 23 Eylül 2013
2-Mehmet Akif Ersoy, Safahat, 7. Baskı, Şubat 2012
3-Mithat Aydın, Balkanlarda İsyan, Yeditepe Yayıncılık, İstanbul – 2005
4-Yusuf Hamzaoğlu, Balkan Türklüğü 1. Cilt, Üsküp – 2010
5- http://www.dunyaturkleri.org.tr/bolum.asp?goster=dos&id=95 | d319065b633d | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı
1990 yılında Darıca Bayramoğlu bölgesinde ilk Türk Özel Hayvanat Bahçesinin kurulmasına başlanılmış ve başlangıçta bir kuş parkı olarak Kuş Cenneti ismi altında kurulan parka bütün dünyada mevcut en önemli kuş türlerinin edinilmesine başlanılmıştır. 1993 yılında park, gelişmesine devam etmiş ve 80.000 m2 lik alan üzerinde bugünkü ‘Boğaziçi Hayvanat Bahçesi Botanik Parkı ve Kuş Cenneti’ nin kurulup halk hizmetine sunulmasını sağlamış ve Avrupa Hayvanat Bahçeleri arasına asil üye olarak girme başarısını göstermiştir.
Hayvanat bahçesinde pek çok yeni kuşla tanışabilirsiniz: Beo, Buserus Rinoseros, Büyük Boynuzlu Gergedan, Cennet Turnası, Emu Deve Kuşu, Fare Şahini, Flamingo, Golilat Balıkçıl Kuşu, Gri Papağan, Kaya Kartalı, Kelaynak, Nandu Güney Amerika Deve Kuşu, Penguen ve Puhu Baykuşu. Baboon, Bengal Kaplanları, farklı çeşitlerde maymunlar, Korsak Tilkisi, Lama, Poni Atları, Sibirya Kaplanı, Vaşak, Yaban Domuzu ve Zebra da parkta yaşayan memeli hayvanlardan bazıları... Açık akvaryumlarda daha önce görmediğiniz balık türleri bulunuyor.
Parkta hem çocukları hem de büyükleri yeni keşifler bekliyor. Park şehir hayatında doğayı sadece kitaplardan, resimlerden, filmlerden tanıyan çocuklara hayvanları ve bitkileri yakından tanıma fırsatı sunuyor. Ayrıca bir de Çocuk Oyun Bahçesi var. | 1c04552eb3ca | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
TOMURCUKLAR AÇIYOR
Çok miniğim ama hızla büyüyorum!
Bebeğinizin boyu bu hafta yaklaşık olarak 8–10 mm. Kollar ve bacaklar gelişmeye devam ediyor ancak el ve ayak parmakları henüz oluşmadı. Beyin gelişmesi de devam ediyor ve göz kapakları, burun delikleri, bağırsaklar, pankreas ve bronşlar da gelişiyor.
Genellikle bu hafta hamileliğin ilk dönemlerinde yaşanan şikayetlerin son haftasıdır. Hafif ölçüde kilo almış ya da vermiş olabilirsiniz, her ikisi de bu aşamada normaldir.
Bulantıları hafifletmek için midenizin ne boş ne de çok dolu olmamasına dikkat etmelisiniz. Sık aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde beslenin. Doğal zencefil bulantı sırasında size yardımcı olacaktır. Örneğin bir fincan zencefil çayı içebilirsiniz. Limon da çok yararlı olabilmektedir. Limonata içebilir veya limonu keserek direkt suyunu emebilirsiniz. Sabah yataktan kalkmadan önce birkaç kraker atıştırın.
Çoğul gebelikler
Çoğul gebeliklerin erken belirtileri şunlardır:
Hızlı kilo alımı
Karnın büyüklüğü ve karın cildinde kaşıntının artması
Leğen bölgesi veya vajinada ağırlık hissi
Vücudun su tutma eğiliminin yüksek olması
Evinizde kedi besliyor musunuz? Eğer öyleyse kedinin bakım ve temizlik işlerini siz üstlenin. Kedi pisliği plasentaya geçerek bebeğe zarar verebilen bir enfeksiyon olan toksoplazmaya yol açan bir parazit içerebilmektedir.
Hamileliğiniz geliştikçe sırt ağrılarının olması doğal, buna hormonlar neden oluyor. Akşamları uyurken yan yatıp, bacaklarınızın arasına bir yastık almanız faydalı olacaktır. Çok uzun süreler oturmaktan veya ayakta durmaktan kaçının, alçak topuklu ayakkabıları tercih edin ve sırtınızı kuvvetlendirecek egzersizler yapın.
Eşiniz ve siz yeni rolünüzü kabullenmeye çalışıyorsunuz. Annelik ve seks arasında gidip gelirken sıkıntı çekebilirsiniz. Duygularınız hakkında konuşmaktan çekinmeyin, bu rolleri birlikte kabulleneceksiniz.
Gebeliğiniz süresince bacaklarınıza kramp giriyorsa, uzun süre ayakta kalmayın ve mümkün olduğunca sık sık yan yatıp dinlenin. | f9fc0a564833 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
ARTIK HAZIRIM
Bebek 3100 gr. ve 35 cm. (tepeden popoya). Artık büyüme çok yavaşlamış olmakla birlikte, yağ depolanmaya devam ediyor. Kilo alımınızın yavaşladığını veya durduğunu fark edebilirsiniz.
Bebek yanakları ve emme kasları geliştiğinden, amniyon sıvısını yutar ve bağırsaklarında atık maddeler birikir.
Bağırsaklarından dökülen ölü cilt hücreleri ve lanugo tüyleri, bebeğin ilk kakasını oluşturan, yeşilimsi siyah bir madde olan mekonyumun oluşmasına katkıda bulunan atık maddelerden bazıları.
Bebeğiniz erkekse ve inmemiş testis adı verilen bir durum söz konusu değilse, testisleri skrotuma (torba) inmiş durumda. Bebeğiniz kız ise, vajinanın dış dudakları tamamıyla gelişmiş durumda.
Bebeğin baş çevresi ile karın çevresi aşağı yukarı aynı ölçüde.
Bu son haftalardaki tekmelerin hiçbirini kaçırmamaya dikkat edin, inanmayacaksınız ama bu tekmeleri gerçekten özleyeceksiniz!
Bebek tamamen doğum kanalına yerleşti ve mesanenize aşırı derecede baskı yaptığı için sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyuyorsunuz.
Sahte doğum sancıları düzensizdir ve oldukça sancılı olabilir. Bu kasılmalar vücudun çeşitli bölgelerinde hissedilir (bel, karnın alt tarafı, leğen bölgesi) Gerçek doğum kasılmaları rahmin tepe noktasından başlar ve daha sonra bel, leğen bölgesi ve tüm rahme yayılır. Gerçek doğum kasılmalarının şiddeti giderek artar ve pozisyon değiştirilmesi sancıları hafifletmez.
Bu haftadan itibaren hamilelikte süre tamamen doldurulmuş kabul edilir ve doğumun başlaması halinde, durdurulması için herhangi bir şey yapılmaz.
Annenin yandan görünüşüne kaçamak bir bakış attınız ve kocaman göbeğini gördünüz.... ve aniden kendinizi suçlu hissettiniz. Anne yorgun, hantal, hamilelikten dolayı bitkin, yarım saatte bir tuvalete gitme ihtiyacı duyduğu için doğru düzgün uyuyamıyor, kronik bir mide yanması ve kabızlığı var ve ruh hali de hamileliğin sonlarındaki bu rahatsızlıkları yansıtıyor. Tüm bunlardan kendinizi sorumlu hissettiniz ve biliyor musunuz? Gerçekten de bunların sorumlusu sizsiniz
Ama şimdi bir dakika durup düşünelim. Anne baba olmadan ve baba da anne olmadan üreyemez. Bu da hamileliği bir takım çalışması haline getirir. Hamileliğin fiziksel zorluklarını yaşaması gereken siz değilsiniz, doğru ama sizin de kendinize göre endişeleriniz ve çelişkili düşünceleriniz var. Ve ayrıca sevdiğiniz kişinin gözünüzün önünde değişmesini izliyorsunuz.
Baba ne yapmalı? Bunu zaten biliyorsunuz ve bu nedenle de bu yazıları okuyorsunuz. Babalık çok zorlu bir iştir ve bu işi en iyi yapacak kişi de sizsiniz! Hamileliğin fiziksel yükünü alamazsınız ama anneye yardımcı olarak, yükünü önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Peki, anne size “bunların hepsi SENİN YÜZÜNDEN!” diye bağırdığında ne yapacaksınız? Sakince kendi payına düşeni yapmamış olsaydı bunu başaramayacak olduğunuzu hatırlatın.... ve saklanabileceğiniz bir yere kaçın!
Annelik antikorları plasenta vasıtası ile bebeğe aktarılıyor. Bu antikorlardan bir kısmı da anne vücudunda depolanıyor. Anne sütünde depolanan bu antikorlar, emzirme döneminde bebeği enfeksiyonlardan koruyacak.
Annelik içgüdülerinizi sorgulamaya devam ediyor olabilirsiniz. Örneğin bir arkadaşınızın bebeğine karşı yoğun annelik duyguları hissetmiyor olabilirsiniz. Merak etmeyin bu duygular bebeğinizi kucağınıza alır almaz değişecek. Anneleri çok az bir kısmı bebekleri ile bir bağ kurmakta zorlanırlar. Ve çoğu bebekleri ile anında güçlü bir sevgi ilişkisi kurarlar.
Bebeğinizin pozisyonunu doktorunuz ultrason ile belirleyebilir. Bebeğin uterusta nasıl bulunduğunun tanımlanmasına yardım eder. | 4dd03ac773f4 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Sebze Hali Kavşağı’nda araçlarla İskele Caddesi üzerinde bulunan Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasına gelen grup, burada üzerlerinde ‘Öğretmenime Dokunma’ yazılı tişörtler giydi. Bu şekilde binaya girmek isteyen gruba polis izin vermezken, öğretmenler üzerlerindeki tişörtleri çıkararak içeri girdi. Burada itiraz dilekçelerini veren öğretmenler daha sonra dağıldı. Açıklamalarda bulunan Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Pala, toplu bir şekilde itiraz dilekçelerini verdiklerini belirterek, sendikada başlattıkları oturma eylemine devam edeceklerini ve bundan sonraki süreçte de eylemlerinin süreceğini söyledi. | 8a013bfdd269 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Hepimizde bir “ah o eski bayramlar” hissi vardır. Bir tarafımız tatil için offsayt çekmek isterken diğer tarafımız o eski bayramlar, toplanan paralar, insana iyi gelen sohbetler ve bayramdan bayrama alınan yeni, temiz en güzel kıyafetler der…
Bayram yemekleri kaybolmakta olan yemek adetlerinin bir sonraki nesle geçebilmesi için de harika bir fırsattır.
Kastamonu’da ağda gibi hatta daha da sert, ehşiden yapılan soğuk meyve suları, Kıbrıs’ta ikram edilen macunlar, Afyon’da unutulmaya yüz tutan kaymağın evlerde yapılması, kadayıflar, güllaçlar, Güneydoğu’da ailece yakılan büyük mangallar…
Ev baklavalarının, böreklerin, zor tatlıların yerini hazırları ve modernleri alabilir, onları da kendi kültürümüzün bir parçası yapmak zaten bizim görevimiz.
İşte bu noktada bayram geleneklerinden bir tanesi olan tatlıyı hazır almak yerine kendinizin yaptığı ama yarım saatten kısa bir süre içinde bütün hazırlığını bitirdiğiniz bir tarif vermek istiyorum..
Şeker Bayramı mı Ramazan Bayramı mı?
Fark ettim ki bu yıl bu tartışma alevlenmiş. “Efendim işi ucuzlatıyorsunuz bu bayram, Şeker bayramı değil Ramazandır, bu da nereden çıktı” diyerek. Bu adet Güngör Uras’ın da çok güzel bir şekilde yazdığı gibi bir Osmanlı adetidir. Şekerin çok kıymetli olduğu 19. yy sonlarında özellikle çocukların sevinmesi, bütün ay tutulan oruçtan sonra büyük küçük herkesin kendine ödül vermesi diyebiliriz. Bütün dünyada olduğu gibi her ülkenin kendi inancına göre aynı dinin yanında farklı gelenek ve adetlerin olması normaldir. Tabii ki isteyen Şeker isteyen Ramazan diyebilir. İşte tam da hoşgörü zamanıdır, onun ispatıdır bayramlar.
İnternetten gönderilecek ramazan bayramı mesajlarını kopyala yapıştır yapmak yerine gidebiliyorsanız gidin, gidemiyorsanız arayın bu bayramda eşi, dostu, sevdiklerinizi… Herkese huzurlu, hoşgörünün hakim olduğu, sevdikleriyle birlikte bir bayram dilerim.
Fıstıklı Helvalı Baklava:
Baklava yufkasını tezgaha serip üzerine 1 çorba kaşığı erimiş tereyağının 1/3’ünü ve yarım su bardağı tahini fırça ile sürün. İkinci ve üçüncü katı da aynı şekilde yapıp üst üste yerleştirin. Üzerine 2 çorba kaşığı toz şekeri ve kabaca doğranmış yarım su bardağı cevizi serpin. Dilerseniz 2-3 çorba kaşığı kadar toz boziç de serpip tatlıyı tam bir bayram havasına sokabilirsiniz.
120 gr tahin helvasını kabaca parçalayıp kısa kenarı boyunca yayın. Ardından aynı kenardan sıkı sıkı bir rulo yapın. Fırın tepsisinin boyutuna göre kesip yerleştirin. 180 derece altlı üstlü çalışan fırında 10-12 dakika iyice kızarana kadar pişirin.
Şerbeti için yarımşar su bardağı su ve şekeri iyice karıştırın ve ocağa koyun. Şeker eriyip şerbet biraz kaynayınca bir kaç damla limon sıkın ve altını kapatın. Baklava fırından çıkınca üzerine soğumuş şerbeti dökün ve dilimleyip servis edin. | 8871d369b7ea | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
8 A’LÂ SURESİ [EN YÜCE] SURESİ
Hakkı Yılmaz Kur'an ve İslam 14 Tem 2016 tarihinde yayınlandı
A’lâ suresi-1
Peygambere verilen görev âyetleri.
Tesbih görevinin önemi.
Allah’ın adını temize çıkartmak.
Kader, ölçü.
Petrolün oluşumu.
Tensa. (Unutmak)
Yüsra. (En kolay olan şey nedir?)
Hakkı Yılmaz Kur'an ve İslam 21 Tem 2016 tarihinde yayınlandı
A’lâ suresi-2
Allah’ı iyi tanımanın lüzumu.
Çağımızda Allah’a sürülen iftiralar.
Tensa sözcüğü.
Peygamberin nasıl öğreneceği ve öğreteceği bilgisi.
Nisyân sözcüğünün açılımı. (Söylemekten vaz geçmek)
Nisyan avarızdandır, suç değildir.
Allah’ın dilediğini unutturması ne demek?
Müşakele san’atına örnek.
Allah bazı şeyleri terk ettirir.
Şeytanın unutturması olabilir mi?
Zikri terk etmek.
El-Yüsra sözcüğü.
En kolay olanın kolaylaştırılması. (Cennet hayatı)
Haşyet nasıl bir duygudur?
Haşyet ve Havf sözcükleri aynı ayette ifade edilmiştir. (Rad 19-24)
Haşyete çaba ile ulaşılır.
Allah’a haşyet duyulması için, Allah’ı iyi tanımak gerekir.
İlmin gereğini yerine getiren bilginler.
Öğütten kaçmak nasıl olur? (Ateşe nasıl yaslanılır?)
Nefsin arındırılması. (İman, salihat ve takva)
Necis ve Neces sözcükleri arasındaki fark.
Hakkı Yılmaz Kur'an ve İslam 28 Tem 2016 tarihinde yayınlandı
1. A’lâ suresi-3 ve Cehennem ile ilgili meseleler.
2. Nefsin tezkiyesi.
3. İnsanın nefsini kirleten şeyler.
4. Arınma nasıl olur?
5. Rabbin isminin anılması ve salât etme.
6. El-Hayâtüd’dünya ne demek?
7. Dünya sözcüğü iki kökten gelir. (dvn ve dne)
8. Devanet mastarı=yakınlık
9. Denaet mastarı=soysuz, hakir, işe yaramaz. (Sıfat tamlaması)
10. İbrahim ve Musa (A.S.)ların sahifeleri. (Necm suresi 33-39)
11. İnsan için didindiğinden başka bir şey yoktur. Ayeti ile ilgili Karl Marks 2000 sh yazmış.
12. Cehennem sözcüğü. (Çok derin çukur)
13. Herkes cehenneme girecek mi?
14. Havl-ı Cehennem. (Cehennemin dış kenarı) ne demek? (Meryem 71-72)
15. Ayırma günü nerede yaşanacak? (Zümer 30)
16. Mahşerdeki tartışma sahnesi.
17. Günahkâr Müslümanların âhiretteki durumu.
18. İman ve salihatı isteme=Takva.
19. İstihfaf.(Allah’ı hafife almak) İmansızlıktır.
20. Cennet ve Cehennem ebedî midir?
21. İman ve küfür süreli değildir.
22. Cehennem azabı süreli midir? (Âl-i İmran 23-25) Yahudi mantığı
A’LÂ SURESİ’NE GİRİŞ
Sebbih suresi de denilen A'lâ suresi, iniş sırasına göre sekizinci, Mushaf tertibine göre seksen yedinci sıradadır. Mekke'de inmiştir.
Bir önceki sure olan Tekvir suresinde;
- Peygamberimizi engellemek isteyen Ebuleheb ve yandaşlarının bu girişimlerini etkisiz kılmak için kıyamet ve mahşer sahneleriyle uyarılar yapıldığı,
- Peygamberimizin Allah katında çok itibarlı olduğu,
- Doğruya gitmek isteyenler için bir yol gösterici ve öğüt olan Kur'an'ın Muhammed (as)'in kendi sözü olmayıp “elçi” sıfatıyla; alla’ın kendisine vahyettiklerini Allah adına söylediği sözlerden oluştuğu ve dolayısıyla üzerinde tartışılmaması gerektiği öğrenilmişti.
Rabbimizin sıfatlarından birkaç tanesinin ön plâna çıkarıldığı A’lâ suresinde ise peygamberimizin eğitimine devam edilmekte, bunun yanı sıra insanlara uyarılar yapılıp öğütler verilmektedir.
8/ A'LÂ [EN YÜCE] SURESİ
Rahman ve Rahîm Allah adına.
Ayetlerin meali
:
Oluşturup düzene koyan, ölçümlendirip sonra yol gösteren, otlağı çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel atığı hâline getiren Rabbinin yüce adını temize çıkar.
Bundan böyle sende bilgi birikimi sağlayıp onu başkalarına ulaştırtacağız sonra da sen unutmayacaksın/ terk etmeyeceksin. Ancak Allah dilerse başkadır. Kuşkusuz ki O, açığı da bilir, gizliyi de. Ve sana “En Kolay Olan”ı/ seni en çok mutlu edecek olan şeyleri kolaylaştıracağız.
Bundan dolayı sen hemen öğüt ver, eğer öğüt yarar sağlıyorsa/ sağlayacaksa; saygısı olan öğüt alacaktır. 11En mutsuz olacak olan kişi de ondan kaçınacaktır. 12
O kişi, en büyük ateşe yaslanacaktır. 13
Sonra onun içinde ne ölecek ne de hayat bulacaktır.
Arınan, Rabbinin adını anıp da salât eden; mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olan; toplumu aydınlatmaya çalışan kimse kesinlikle kendini kurtarmıştır. Fakat siz şu basit dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret daha hayırlı ve devamlı kalıcıdır.
Şüphesiz bu kurtuluş reçetesi, ilk sahifelerde; İbrâhîm ve Mûsâ'nın sahifelerinde vardı.
Ayetlerin Tahlili
1 - 5. Ayetler
:
Oluşturup düzene koyan, ölçümlendirip sonra yol gösteren, otlağı çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel atığı hâline getiren Rabbinin yüce adını temize çıkar.
Bu ayetlerde, Rabbimizin bazı sıfatları ile birlikte O’nun yüce adının tesbih edilmesini bildiren bir emir vardır:
“Rabbinin yüce adını temize çıkar.
Ayetin asıl mesajının odaklandığı “tesbih” sözcüğü ile ilgili açıklamalara girmeden önce bir hususa değinmekte yarar vardır. Bu husus, ayette geçen “Yüce” sıfatının Rabbe mi, yoksa Rabbin adına mı yöneltildiğidir. Cümle yapısı olarak bu sıfatın Rabbe ait olduğunu söylemek yanlış değildir. Bu takdirde ayetin “Yüce Rabbinin adını tesbih et” şeklinde çevrilmesi gerekir. Ancak aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi, Rabbimizi bir takım yanlış ve çirkin yakıştırmalardan arındırmak ve O’nu yüceltmek, Rabbimizin sıfat ve isimlerini arındırmak ve yüceltmek yolu ile yapıldığından, biz de tercihimizi “Yüce” sıfatının Rabbimizin adlarına yönelik olduğu yolunda kullandık.
“تسبيح Tesbih” kelimesinin sözlükte “hava veya suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” anlamına gelen “سبح sebh” kökünden türemiş bir kelime olduğu, Kur'an'daki anlamının da Allah'ı O'na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah'ı yüceltmek, O'nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve bunu her vesile ile ilan etmek olduğu Kalem suresinin 29. ayetinin tahlilinde belirtilmişti.
“تسبيح Tesbih”, en özlü ifadeyle, yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak demektir. Bu nedenle; “Tesbih”in Ebu Hüreyre'den gelen ve namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” demeyi öneren rivayet de dahil, otuz üçlük veya doksan dokuzluk imameli tespihlerle Allah’ın adının tekrarlanmasıyla herhangi bir alâkası yoktur. Daha ayrıntılı bilgi Kaf suresinin tahlilinde verilecektir.
İsmin Tesbihi
Bir ismi “تسبيح tesbih” etmek [noksanlıklardan uzak tutup yüceltmek] demek, aslında o ismin sahibini “tesbih” etmek demektir. Çünkü bir ismin sahibinin yüceliği ve kutsallığı, o ismin yüceliği ve arınmışlığı ile ifade edilir. Bir kısım âlimler “İsim ile sahibi aynıdır” demişlerse de, ismin arındırılmasındaki maksadın o ismin sözlük anlamlarının değil, o sıfat ve isimlerin sahibinin arındırılmasına yönelik olduğu hepsi tarafından kabul edilmiştir. Dolayısıyla ismin tesbih edilmesinden maksat, kendisine yakışmayan isim ve sıfatların Rabbimizden uzak tutulması ve adına sürülmüş karaların temizlenmesidir.
İlk dönem Kur’an bilimcilerinden olan Zemahşeri, ismin tesbihini şöyle açıklar: “Yüce Allah'ın ismini tesbih etmek demek, Allah hakkında doğru olmayan sıfatları O'na yakıştırmak ve Allah'ı bir şeye benzetmek gibi, onun isimlerini inkâr etmeye götüren manalardan onu uzak tutmak, o ismi hafife almak ve saygı dışında bir maksatla anmaktan sakınmaktır.”
Kur'an'ın indiği dönemde Araplar arasında
:
- Meleklerin Allah'ın kızları olduğu,
- Üzeyir'in ve İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu,
- Bazı melek ve putların Allah'a yaklaştırıcı olduğu,
- Cinler ile Allah arasında bir nesep [soy bağı] ilişkisi bulunduğu
gibi yanlış ve saçma inanışlar yaygındı.
O günden sonra da Allah adına, cahili dönemin binlerce katı, Kur’an’da olmayan birçok görüş ve anlayış uydurulmuştur. Bu nedenle; “ismin tesbihi” emri ile yapılması gereken, bu tarz inançları yansıtan isim ve sıfatların Rabbimizin isim ve sıfatları arasından derhal çıkartılıp atılmasıdır.
ki O, yarattı
O, her şeyin yaratıcısıdır. Allah, her şeyden önce, yaratma fiili ve yaratıcı olma sıfatıyla bilinir. Kuşku yok ki, yaratan [Hâlık], yaratılan mahlûktan yüksek ve üstündür. Allah, yaratılanlarda bulunan imkân [olurluk-olmazlık], sonradan olma ve bir illete ihtiyaç duyma gibi noksan sıfatlardan uzaktır. Dolayısıyla yaratıcı ile yaratılmış olanın isim ve sıfatları karıştırılmamalı, yaratıcının ismi her şeyden üstün tutulmalıdır. Böylelikle ismi tesbih edilerek Yüce Allah her türlü eksiklikten uzak tutulmalıdır.
ve sonra düzene koydu,
Evet, Yüce Yaratıcı yarattı ve yarattıklarını çeşitli şekiller içinde fiziksel ve zihinsel donanımlarla düzene koydu. Sadece basit bir yaratma ile bırakmadı, birçok yaratışlar yaptı.
ve O, takdir etti ve hidayet etti,
İnsanoğlunun anlayabildiği ya da henüz kavrayamadığı, bilmediği tüm sistemler, atomdan gezegenlere kadar tüm evrenin düzeni, Rabb'in sonsuz iradesinin tecellisidir O, yarattığı her şeye sonsuz ilim ve iradesi ile bir قدر kader [ölçü] tayin etmektedir. Yaratılmış olan tüm canlılar, kendilerini kuşatan fiziksel, kimyasal ve biyolojik yasalarla iç içe bulunmakta, cinsleri, türleri, özellikleri, yapabildikleri ve yapamadıkları işler, yaşam şartları ve yaşam süreleri bakımından değişik sınırlara ve ölçülere tabi bulunmaktadır. Aynı evrensel yasalar cansız varlıkları da ihata etmekte, mahiyet ve biçim itibariyle birbirlerinden farklı özellikler gösteren tüm yaratılmış cansız varlıklar da işlevlerini Yaratıcı’nın evrene koyduğu ölçüye göre sürdürmektedir.
Yaratılanların hepsi de, gerek kendilerine verilmiş olan doğal özellikleriyle, gerekse dışarıdan gelen etkilerle ortaya çıkan özellikleriyle, Yaratıcı tarafından kendilerine belirlenen işlev ve amaçlara yönlendirilmişlerdir.
ve O, otlağı çıkardı,
Naziat suresinin 27-33. ayetlerinde “Oluşturuluşça siz mi daha çetinsiniz yoksa gök mü? Göğü, Allah yaptı; boyunu yükseltti, sonra da onu düzene koydu, gecesini kararttı ve ışığın parlaklığını çıkarttı. Ve ondan sonra, sizin ve hayvanlarınız için bir yararlanma olmak üzere yeryüzünü döşedi/ yeryüzünden suyunu ve otlağını çıkardı, dağları da demirledi/sağlam bir şekilde yerleştirdi” buyrulmuştur. Yüce Allah, ilâhî kudreti ile insanların ve hayvanların faydalanıp yararlanması için meraları, yaylaları, ağaçları, ormanları, meyveleri taptaze yetiştirip çıkarmıştır. Otlak, o çağlarda geçimlerini genellikle hayvancılıkla sağlayan Araplar açısından hayatî öneme sahip bir kavramdır. İnsanların geçimlerini sağlayan hayvanların varlığı ancak otlak ile mümkündür. Dolayısıyla bu ayet, varlıklarını otlaklar sayesinde sürdüren Araplara, o otlakları da çıkaranın Allah olduğunu bildirmektedir.
sonra da onu kapkara bir sel atığı haline getirdi.
Ayette geçen “ غثاء Gusâ” kelimesi “kusma” anlamına geldiği gibi, lügat ve tefsirlere göre “sel suyunun otlaklardan sürüklediği ve derelerin etrafına fırlattığı ot, çöp, yaprak ve köpükten oluşan karışım” anlamına da gelmektedir. Ayette Allah'ın otlakları, ağaçları, ormanları kurutacağı, önce hayat verdiği gibi sonra da öldüreceği anlatılmaktadır.
Ayeti, Allah’ın otları-bitkileri yeraltında başkalaşarak kömür ve petrol gibi fosil yakıtlara dönüştürdüğüğü şeklinde anlamak mümkündür. Bu hususla ilgili bir yazıyı aktarıyoruz:
“Petrol, daha çok eğrelti ve algler gibi yeşilliklerin [otlağın] kaya tabakaları arasında çeşitli bakteri işlemleri görmesiyle ve uzun bir zaman sürecinin geçmesiyle oluşmuştur. Günümüzde petrolün temel kaynağının organik maddeler olduğu kabul edilmektedir. İnsan yaratılmadan önce yaratılan otlaklar, Dünya'nın ekolojik dengesindeki işlevlerinin yanı sıra, ileride petrole dönüşmek üzere de görevlendirilmiştir. Organik kalıntılar deniz yatağında milyonlarca yıl boyunca çürümüş ve geriye yalnızca yağlı maddeler kalmıştır. Yağlı maddeler çamur altında kalmış ve zamanla çamur sıkışıp kayaç katmanlarına, alttaki yağlı maddeler de petrole dönüşmüştür. Petrol aynen ayette geçtiği gibi 'sel suyu' özelliğini göstermektedir. Çoğunlukla petrol, oluştuğu yerden başka yerlere göç etmiştir. Yani petrol oluştuğu yerin dibine direkt çöken bir yapıda değildir. Petrol, bir sel suyu gibi hareket eden, göç eden, gözeneksiz sert kayaçlarla karşılaşınca da oralarda toplanan bir yapıya sahiptir. Kısacası petrol, ayetlerde geçtiği gibi; 1- Bitki gibi organik madde kökenlidir. 2- Siyahımsı bir renktedir. 3- Sel suyu gibi hareket eder. … Petrol çağının başlaması ile petrolün kullanıldığı alanlar sürekli artmıştır. Allah bu maddenin içine öyle kimyasal özellikler koymuştur ki, bu madde işlenerek yeni yapılarda, yeni kılıklarda hayatımızın farklı yönlerinde bize hizmet eder. … Bir otun çürümesiyle başlayan hikâye, yerin altında sel gibi akan petrol yataklarıyla, ya da bir deterjanla, bir tişörtle, bir tırnak cilâsıyla devam etmektedir. Kur'an'ın A'lâ suresinin 4. ve 5. ayetlerinde petrole işaret edilmektedir. Bunlardan önceki üç ayette ise, Allah'ın her şeyi bir ölçüye bağladığı, her şeye bir düzen koyduğu vurgulanır.”
6- 8. Ayetler
:
Bundan böyle sende bilgi birikimi sağlayıp onu başkalarına ulaştırtacağız sonra da sen unutmayacaksın/ terk etmeyeceksin. Ancak Allah dilerse başkadır. Kuşkusuz ki O, açığı da bilir, gizliyi de. Ve sana “En Kolay Olan”ı/ seni en çok mutlu edecek olan şeyleri kolaylaştıracağız.
Klâsik müfessirlere göre bu sözler özel olarak peygamberimize yöneliktir ve Allah'ın diledikleri hariç ondan hiçbir şeyin unutturulmayacağını bildirmektedir. Muhammed Esed'in de belirttiği gibi, “Allah'ın dilediği” şeklindeki istisna müfessirleri sıkıntıya sokmuştur. Çünkü peygamberimize Kur'an'ı vahyeden Allah'ın ona Kur'an'ın herhangi bir kısmını unutturmak/ terk ettirmek isteyeceğini düşünmek pek makul değildir. Bu nedenle ilk dönemlerden günümüze kadar bu konuya tatminkâr olmayan birçok açıklama getirilmiştir.
Ancak yukarıdaki pasajın görünüşte peygamberimize hitap etmesine rağmen, genel olarak “insan”a yönelik olduğu ve Alak suresinin ilk beş ayetini içeren ilk vahiydeki “Allah'ın insana bilmediğini öğrettiği” ifadesiyle bağlantılı olduğu kabul edilirse, söz konusu yorum zorluğu ortadan kalkar.
Burada, insanı yaratış amacına uygun olarak şekillendiren ve ona doğru yolu göstereceğini vaat eden Allah'ın, ona [insana] insanlığın biriktireceği, kaydedeceği ve ortaklaşa hatırlayacağı bilgi unsurlarını elde etme yeteneği vereceği, dolayısıyla öğreteceği bildirilmektedir. Ancak; insana öğretme gücü olan Allah'ın, öğrettiklerini unutturabilme gücünün de olduğu şüphesizdir. Meselâ Allah, insanlık için gereksiz veya yararsız hâle gelmiş bilgileri unutturabilir ya da terk ettirebilir.
8. ayetteki “ اليسرى el-yüsra/en kolay olan şey” ile ilgili “hayırdır, mutluluktur, rahat yaşamdır” diye farklı yorumlar yapılmıştır. Ancak “el-yüsra” sözcüğünün yapısal anlamı dikkate alındığında bu yorumlar yetersiz kalmaktadır. Sözcüğün tam anlamı “Her şeyden daha kolay olan” demektir. Bu anlam, kendisinden daha kolay hiçbir şeyin olamayacağı zirve bir kolaylığı ifade eder. Böyle bir kolaylık ancak cennet yaşamı olabilir. Buna göre ayetin manası “Biz ona cennet için her kolaylığı sağlayacağız” demektir.
9, 10. Ayetler
:
Bundan dolayı sen hemen öğüt ver, eğer öğüt yarar sağlıyorsa/ sağlayacaksa; saygısı olan öğüt alacaktır.
Yani, “oku, unutma da hatırlat, Kur'an'ın içerdiği hükümleri ve bilgileri insanlara ulaştırıp öğreterek vaaz ve nasihat et, düşündür ki, herkes için olmasa bile muhakkak faydası olur.”
Tefsircilerin hemen hepsi, buradaki şart cümlesinin herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı görüşündedir. Yani yapılacak hatırlatma, verilecek öğüt sadece bunlardan fayda göreceklere değil, peygamberimizin aslî görevi gereği istisnasız herkese yönelik olacaktır. Ya da herkesin bu öğüt ve hatırlatmadan yararlanması zorunlu olmayıp Allah'ın insana bahşettiği özgür iradenin bir sonucu olarak sadece isteyenin yararlanabilmesi söz konusudur. Bu durum ise peygamberimizin görevini bir dereceye kadar hafifletmektedir. Nitekim Yunus suresinin 99. ayetindeki “Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın?” ifadesi ile belirtildiği gibi, peygamberimizin görevi insanları ikna etmek değil, sadece tebliğ etmektir.
Diğer taraftan, bu şart cümlesiyle açık ve düzgün bir öğüdün mutlaka faydalı olacağı vurgulanmaktadır. Öğüde muhatap olanların bundan faydalanmak isteyip istememeleri ayrı bir konudur. Ayet, “öğüt ver, çünkü öğüdün bir faydası olduğu muhakkaktır” şeklinde bir öngörüyü belirtmektedir. Öğüt vermekle ilgili çok çarpıcı bir örnek ileride, Abese suresinde görülecektir.
“ خشية Haşyet” sözcüğünün Türkçeye “basit korku” anlamındaki “ خوف havf” sözcüğüyle eşanlamlı olarak çevrilmesi yanlıştır. Haşyet, bilgi ve idrakin bir sonucu olarak ortaya çıkan hayranlık ve saygının doğurduğu bir “hasret kalma, uzak düşme” korkusudur. Bu yönüyle kesinlikle basit korkuya benzemez. Nitekim Ra'd suresinin 21. ayetinde her iki sözcük de farklı anlamlarda kullanılmıştır:
Peki, şüphesiz Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, kör olan kimse gibi midir? Şüphesiz ancak kavrama yetenekleri olan kişiler;
Allah'a verdiği sözleri yerine getiren ve antlaşmayı bozmayan,
Allah'ın birleştirilmesini istediği şeyi; iman ve ameli birleştiren,
Rablerine saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyan ve hesabın kötülüğünden korkan kişiler,
Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabretmiş,
salâtı ikame etmiş [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturmuş, ayakta tutmuş],
kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık Allah yolunda harcamış
ve çirkinlikleri güzelliklerle ortadan kaldıran kişiler öğüt alıp düşünürler. İşte onlar, bu yurdun âkıbeti; adn cennetleri kendilerinin olanlardır. Onlar, atalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanlar Adn cennetlerine gireceklerdir. Görevli güçler/ haberci âyetler de her kapıdan yanlarına girerler: “Sabretmiş olduğunuz şeylere karşılık size selâm olsun! Bu yurdun sonu ne güzeldir!” (Ra'd; 19-24)
Ayetteki “يخشون ربهم yahşevne” ibaresi “haşyet”i [hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkmayı], “ويخافون yehâfûne” ibaresi ise bilinen sade ve basit anlamlı korkuyu ifade etmektedir.
“Havf” denen basit korku duygusu bir yaradılış özelliği olarak herkeste var olmasına karşılık, içerdiği saygı ve hayranlık duyguları ancak çaba gösterilerek elde edilebilen “haşyet” duygusu herkeste olmaz. Basit korkuya [havf’a] kapılan kişi, korktuğundan uzak durmaya çalışır. Meselâ: Ateşten korkan ateşin yanına yaklaşmaz, hastalıktan korkan hasta olmamak için gerekli tedbirleri alır, cehennemden korkan isyan etmez, düşmanından ya da vahşî hayvandan korkan onlarla karşılaşmamaya, onlara yaklaşmamaya gayret eder. Ama haşyet sahibi öyle değildir. O, haşyet duyduğuyla hep yakın olmayı arzular. Ondan uzak kalmaktan korkar. Ona derin bir sevgi, saygı ve hayranlık duyar. Onun darılmaması, gücenmemesi için gayret eder. Daima kendisini ona sevdirmeye, beğendirmeye çalışır.
Haşyet, havf gibi yaradılıştan gelen bir duygu değildir. Haşyet duygusu sonradan oluşur. Bilgi ve idrake dayanır, bilgi ve idrak ile doğru orantılıdır.
Haşyet hakkında Kur'an'daki örneklerden bazıları aşağıdadır:
İnsanlardan, diğer canlı varlıklardan ve davarlardan da böyle türlü türlü renkte olanlar vardır. Kulları arasında Allah'tan ancak bilginler saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperirler. Hiç şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.(Fâtır; 28)
Ayette “Kasr” sanatı yapılmıştır. Ancak bilgi sahiplerinin Allah'a karşı haşyet duygusuna sahip oldukları ifade edilerek onların bilgileri sayesinde Allah'ı bilgisizlerden daha iyi tanıyıp idrak edecekleri, O'nun gücü karşısında sonsuz bir hayranlık ve saygı duyacakları anlatılmak istenmiştir. Gerçekten de, atomun içini gören bir fizik bilgini, maddenin yapısındaki akıl almaz incelikleri bilen bir kimyacı, hücrelerin yapısını iyi bilen bir biyolog, tüm evreni incelemeye çalışırken sonsuz ahenkleri keşfeden bir astronomi veya astrofizik uzmanı ile sıradan bir kimsenin Allah'ı idraki ve Allah'a karşı duyduğu saygı ve hayranlık aynı değildir.
Allah'ın sonsuz gücünü ve programını [Rabb olma özelliğini] gören ve bilen bilginler, hissettikleri saygı ve hayranlıktan dolayı O’na uzak kalmaktan da, saygısızlık etmekten de korkarlar.
Allah'a saygı ve hayranlıkta peygamberler ve melekler ön plândadırlar. Zira onların Allah'ı tanıma ve idrakleri, başkalarının tanımasından daha ileri düzeydedir.
Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde Peygamber üzerine, daha önce gelip geçen kimselerde; Allah'ın verdiği elçilik görevini tebliğ eden, O'na saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyan ve Allah'tan başka kimseye saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duymayan kimselerle ilgili Allah'ın uygulaması olarak bir güçlük yoktur. Allah'ın emri, ayarlanmış, belirlenmiş bir kaderdir. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab/ 38, 39)
Şüphesiz Rablerine duydukları derin hayranlık ve saygı sonucu O'ndan uzaklaşma korkusundan tir tir titreyen şu kimseler, Rablerinin âyetlerine inanan kimseler, Rablerine ortak tanımayan kimseler, şüphesiz kendileri, Rablerine dönecekler diye verdiklerini kalpleri ürpererek veren kimseler; işte onlar, iyiliklerde yarışanlardır ve iyilikler için önde gidenlerdir.
(Müminun; 57-61)
Ve onlar: “Rahmân [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah], çocuk edindi” dediler. Rahmân, bundan arınıktır. Aksine onlar armağanlar verilmiş kullardır. Onlar, O'nun sözünün önüne geçemezler; onlar, yalnız O'nun emriyle iş yaparlar. O, Rahmân'ın çocukları saydıkları şeylerin önlerinde olanı ve arkalarında olanı bilir. Ve onlar, O'nun hoşnut olduğu kimselerden başkasına yardımda/destekte bulunmazlar. Bununla birlikte onlar O'na duydukları derin saygı ve sevgiden dolayı ondan uzaklaşma korkusundan tir tir titrerler. (Enbiya/ 26- 28)
İşte, İslâm'daki Allah korkusu bu haşyet duygusudur, sıradan bir korku değildir. Surenin 10. ayetinde öğüt alacakları belirtilenler de bu özelliğe sahip olanlardır. Bu özellikteki kimseler, İbrahim suresinin 52. ayetinde de “Ulü’l-elbab [akıl ve vicdanı temiz olanlar]” olarak nitelenmişlerdir.
Haşyet konusu ile ilgili olarak şu ayetlere bakılabilir: Ya Sin 11, Naziat 45, Ta Ha 3, 44, Enbiya 49, Fatır 18, Kaf 33, Maide 44, 52, Tövbe 18, Nur 52, Beyyine 8, Zümer 23, Ahzab 37, Bakara 74 ve Haşr 21.
11-13. Ayetler
:
En mutsuz olacak olan kişi de ondan kaçınacaktır. 12
O kişi, en büyük ateşe yaslanacaktır. 13
Sonra onun içinde ne ölecek ne de hayat bulacaktır.
Bu ayetlerde hem cehennemin sürekliliği, hem de azaba karşı herhangi bir bağışıklılığın olmayacağı vurgulanmaktadır.
Kimlerin cehenneme gireceği, cehennemin sürekliliği ya da geçiciliği gibi konular ilerideki surelerde detaylı olarak gelecektir.
14- 17. Ayetler
:
"Arınan, Rabbinin adını anıp da salât eden; mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olan; toplumu aydınlatmaya çalışan kimse kesinlikle kendini kurtarmıştır. Fakat siz şu basit dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret daha hayırlı ve devamlı kalıcıdır."
Kendini fenalıklardan kurtarıp tezkiye edenler kesinlikle mutluluğa ereceklerdir.
İslâm dininin temel unsurlarından olan “ الزكوةZekât’ın sözcük olarak kökü olan “ ز ك وzkv/”, “ üreme ve artma, arıtma” demektir. Meyve ve tahıl cinsinden Allah’ın verdiği; artıp çoğalan her şeye “ زكاءzekâ” denir. Bu kökün türevlerinden olan “ الزكوةZekât” sözcüğü, “ صلاحSalâh; bir şeyin en iyi, en temiz, en düzgün hali” demektir. “Malın zekâtı” demek, “malın temizlenmesi, saf; arı-duru hale getirilmesi” demektir.
Bu sözcüğün mastarlarından olan “ التزكيةtezkiye”, “Temizlemek, geliştirmek, feyizlendirmek, büyütmek ve temize çıkarmak” demektir. Bir Kur’an kavramı olarak “tezkiye”, nefsini temizlemek, onu şirk, günah, nifak [ikiyüzlülük], rics [pislik], cehalet, kötü duygular ve benzeri şeylerden temizlemek, ona itaati ve takvayı [Allah’ın koruması altına girmeyi] öğretmek demektir. Bu anlamı, şu ayetlerde görmekteyiz.
"Arınan, Rabbinin adını anıp da salât eden; mali yönden ve zihinsel açıdan destek olan; toplumu aydınlatmaya çalışan kimse kesinlikle kendini kurtarmıştır. Fakat siz şu basit dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahret daha hayırlı ve devamlı kalıcıdır." (A’lâ/14–17)
"İşte bu nedenle, yalanlayan, yüz çeviren, en çok mutsuz olacak olan kişiden başkasının girmediği, alevlendikçe alevlenen bir ateşe karşı Ben sizi uyardım."
"Kimseden karşılık beklemeden, sadece Yüce Rabbinin rızasını umarak, arınmak için malını veren çokça Allah'ın koruması altına girmiş kişi ondan uzak tutulacaktır. Ve yakında o kişi, kesinlikle hoşnut olacaktır."
(Leyl/14–21)
"Kur’ân'ı ve onun yaydığı sosyal aydınlığı, Kur’ân'ı izleyen elçi ve müminleri, Kur’an ışığı ile aydınlanan toplumları, Kur’an ışığından yoksun kalan toplumları, bilginleri ve bilginleri yücelten bilgileri, kara cahilleri ve kara cahilleri bu hâle getiren ilke ve anlayışları, benliğini bulmuş kimseleri ve benlik bulduran etmenleri –ki O, ona taşkınlık yapma ve kendini koruma içgüdülerini/günah işleme ve “Allah'ın koruması altında olma yeteneklerini ilham etti– kanıt gösteririm ki, benliğini arındıran gerçekten kurtulmuştur. Onu bilerek reddeden de kesinlikle zarara uğramıştır." (Şems/ 1–10)
İnsanın nefsini arındırması ancak iman etmesi ve salihâtı işlemesi ile mümkün olan bir durumdur. Kişiyi kirleten, küfür ve şirktir. Çünkü şirkin necis [pislik], müşrikin de neces [pis] olduğunu Kur’an bildirmektedir (Tövbe 28). İman sahibi olan kişide imanın dışa yansıması olan “takva” ortaya çıkacak ve her yönüyle tertemiz bir “nefs” söz konusu olacaktır. İnançsız bir kimsede ise inançsızlığının dışa yansıması olan “fücur” ortaya çıkacak ve her türlü sosyal pisliği barındıran bir “nefs” söz konusu olacaktır.
"Göklerde ne var, yerde ne varsa; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, iyileştiren-güzelleştiren kimseleri; –bazı küçük sürçmeler dışında– günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınan kimseleri de “En güzel” ile ödüllendirmesi için Allah'ındır. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin bağışlaması geniş olandır. Sizi, hem topraktan oluşturduğu zaman, hem de annelerinizin karnında ceninler hâlinde bulunduğunuz zaman, en iyi bilen O'dur. O hâlde nefislerinizi temize çıkarmayın. Allah'ın koruması altına girmiş kimseyi O daha iyi bilir." (Necm/31,32)
15. ayetinn orijinalinde geçen “صلّى sallâ” sözcüğü ile ilgili kısa bir açıklama Alak suresinde verilmiştir.
16. Ayetteki “Fakat siz şu basit dünya hayatını tercih ediyorsunuz” diye bir uyarı yapılmıştır. Yani, “Fakat siz ey gafil insanlar, temizlenmeye çalışarak kurtuluşa erecek yerde, öyle yapmıyorsunuz da o kurtuluşa her şeyi tercih ederek basit hayatı, dünya hayatını istiyorsunuz. Onun süsünü, yemesini-içmesini, kadınlarını, lezzetlerini öne alıyor, bunlara öncelik tanıyor, bunlarla meşgul olmaktan ve o yolda mal harcayıp tüketmekten hoşlanıyorsunuz da ahirette esenlik ve mutluluğu hazırlayacak temiz ve güzel amelleri arkaya atıyorsunuz.”
Kur'an'da birçok yerde geçen “el-hayâtü’d-dünya” tamlaması, meal ve tefsirlerin çoğunda Türkçeye “dünya hayatı” olarak çevrilmiştir. Yapılan bu çeviri “insanların yeryüzünde yaşadıkları hayat” olarak anlaşıldığı ve bu nedenle de yanlış anlamaya yol açtığı için hatalı bir çeviridir. Buradaki “dünya” sözcüğü, üzerinde yaşadığımız gezegen olan Dünya değil, Arapça'da “en aşağı, en adî, en basit” anlamlarına gelen bir sıfattır. Dolayısıyla bu tamlama da bir isim tamlaması değil, bir sıfat tamlamasıdır. Bu noktalar gözetilerek doğru çevrildiğinde, “el-hayâtü’d-dünya” ifadesinden, ne kadar ihtişamlı olursa olsun, yeryüzündeki hayatın en aşağı, en adî, en basit olduğunun vurgulandığı anlaşılacaktır.
Oysa ahirete inancı olan insan, gerçek başarının Teğabün suresinin 16. ayetinde bildirildiği gibi, nefsin bencillik ve cimriliğinden korunmak olduğunu bilir ve para, mal, mevki, şöhret gibi geçici başarıların bile yok edemeyeceği tatminsizlik hastalığına yakalanmaz. Dolayısıyla tatminsizliğin insanı adım adım sürüklediği huzursuzluk çukuruna da düşmez. Hatta bu dünyada sıkıntı ve üzüntü çekse bile ümitsizliğe düşmez, kötümserliğin bataklığına saplanarak psikolojisini bozmaz. Çünkü böyle bir insanın temel amacı dünyada bırakıp gideceği geçici tatmin vasıtaları sağlamak değil, Allah'ın rızasına ulaşarak “sürekli kalıcı” olan kazanımlar elde etmektir.
18, 19. Ayetler
:
Şüphesiz bu kurtuluş reçetesi, ilk sahifelerde; İbrâhîm ve Mûsâ'nın sahifelerinde vardı.
Ahiretin dünyadan daha hayırlı ve devamlı olduğu, daha önceki peygamberlere verilmiş olan sahife ve kitaplarda da vaat edilmiştir.
Yukarıda belirtilen vaat, özellikle de İbrahim (as) ve Musa (as)’ya indirilen vahiylerde de yapılmıştı. Bu iki peygamber ve sahifeleri sadece geçmiş vahiylerin birer örneği olarak verilmiş ve böylece insanoğlunun dinî tecrübesinin devamlılığı ve bütün peygamberler tarafından tebliğ edilen temel hakikatlerin aynı oluşu gerçeği bir kez daha vurgulanmıştır. Tekil hali “sahife” olan ve lâfzen “[bir kitabın] yaprakları”nı veya “kağıt tomarları”nı gösteren “صحف suhuf” sözcüğü, en geniş anlamıyla kitaptaki her bir “necm”in [vahy parçasının] yazılı olduğu nesneyi belirtmektedir.
İleride görüleceği gibi, Necm suresinin 36-54. ayetlerinde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde bulunanlardan somut örnekler verilmiştir.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
1(Ze Mahşeri; el Keşşaf)
2(Kur’an araştırmaları gurubu; Kur’an hiç Tükenmeyen Mucize)
3(Lisanü’l Arab, Tacü’l Arus; zkv mad) | a28ff9196649 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Günümüzde artık kiralık daire bulmak oldukça kolay hale geldi .Bildiğiniz gibi internet artık her evde bulunuyor ve istediğimiz zaman arama yaparak istediğimiz her şeyi kolayca bulabiliyoruz. Eğer sizde ev arıyorsanız ve Adana’da ikamet ediyorsanız yüzlerce ilan arasından istediğinizi seçerek kiralayabilir veya satın alabilirsiniz. Üstelik artık evler dayalı döşeli olarak da alıcı buluyor ve siz Adana dayalı döşeli daire adı altında arama yaparak hayalinizdeki evi bulabilirsiniz.
Belki şuanda acil kiralık daire arıyorsunuz. Belki de eşyanız olmadığı için dayalı döşeli bir daire olsun istiyorsunuz. O halde internet üzerinden arama yaparak verilen yüzlerce ilana ulaşabilir, size uygun fiyattaki daireyi kiralayabilirsiniz. İster emlak cıdan, isterseniz de sahibinden kiralık daire fiyatlarını görebilir ve eğer fiyat uygun gelirse iletişime geçerek hemen kiralayabilirsiniz. Belki de kiralamak yerine satın almayı tercih ediyorsunuz. Bir kenarda birikmiş paranız var ve onunla ev almak istiyorsunuz. Bunun için de Adana dayalı döşeli daire araması yaparak satılık daireleri görebilirsiniz. Bazı ev sahipleri kiralamanın dışında ev satarken içindeki eşyası ile satıyorlar. Kiracı veya alıcı bulmanın en kolay yolu da internete ilan vermek olduğundan siz bu ilanlara kolayca ulaşabilirsiniz.
ADANA DAYALI DÖŞELİ DAİRE
Adana dayalı döşeli ev adı altında yapacağınız arama ile hayal ettiğiniz evi kolaylıkla bulabilir, hemen kiralayabilir veya satın alabilirsiniz. Bu tarz evler genellikle kiralık olduğu için eğer siz kiralık arıyorsanız ilan sahibi ile hemen iletişime geçebilir ve evi kiralayabilirsiniz. | 4280527d6df1 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
OASİS POKER- SİTELERİ- OYUNLARI- NASIL OYNANIR- OYNA- İNDİR
Adı pek bilinmese de daha doğrusu Texas Holdem ve Omaha kadar popüler olmasa da Oasis poker Avrupa’da çok oyuncu tarafından oynanan ve daha heyecanlı ve kazançlı olması bakımından tercih edilen bir oyundur. Kasaya karşı oynanan bu oyun Blackjack ve Caribbean poker oyunlarına benzerlik göstermektedir.
Türkçe casino siteleri arasında en güvenilir ve tüm poker oyunları için ideal olan siteler aşağıdaki tabloda bir arada gösterilmektedir. Hemen sitelere üye olarak Oasis poker ve diğer tüm poker ve casino oyunlarını oynamaya başlayabilirsiniz. Hesabınıza dilediğiniz kadar para yatırarak önce küçük miktarla deneyeceğiniz oyunları sonrasında çok kazançlı bir kar kapısı olarak kullanabilirsiniz.
OASİS POKER- NASIL OYNANIR- KURALLARI
Bu oyununun casinoya karşı birebir oynanan bir poker oyunu olduğunu yukarıda belirtmiştik. Masada kaç kişi olursa olsun tüm oyuncular kasaya karşı oynarlar. Öncelikle her masanın bir giriş ücreti yani masa potu vardır. Bu masa potunu siz, bütçeniz ve cebinizdeki paraya göre seçebilirsiniz. Masanızı seçtikten sonra giriş ücreti yatırarak oyuna katılırsınız.
Casino görevlisi size açık olarak 5 kart verir ve kendisine de dördü kapalı ve biri açık olmak üzere 5 kart alır. Oyunun temel kuralı elinizdeki beş kart ve değiştirebileceğiniz kartlar ile en iyi eli bularak casinoyu alt etmektir. Elinizdeki ilk 5 karta bakarak oyuna katılıp katılmayacağınıza karar verirsiniz. Oyuna katılırsanız ilk yatırdığınız masa giriş ücretinin en az iki katını yatırmak zorundasınız. Elinizdeki tüm kartları yenileri ile değiştirebilirsiniz. Yani kart isteyebilir ve elinizdeki eski kartları değiştirebilirsiniz. Bu oyunu en heyecanlı kılan tarafı bu kart değiştirme işidir. Çünkü her kart değişimi için masa giriş ücreti kadar ilave para yatırmak zorundasınız. Burada düşüneceğiniz şey elinizdeki her kart değişimi için ödediğiniz ücret kazanacağınız paraya değecek mi?
Oyundan istediğiniz her an ayrılabilirsiniz. Ancak oyundan ayrıldığınızda o ana kadar yatırdığınız tüm paraları kaybedersiniz.
Kart değişimi bittikten sonra artık elinizi açma zamanı gelmiştir. Yapacağınız en yüksek bahsi yaparak gör dersiniz ve elinizi açarsınız. Casino görevlisi de kapalı olan kartlarını açarak el kıyaslamasına geçeceksiniz. Burada şu alternatifler oluşacaktır;
Casino görevlisinin elinde açar el yoksa yani en az bir papaz ve bir as kombinasyonu yoksa yatırdığınız tutarı geri alır ve oyuna yeniden başlarsınız.
İkinci alternatif casinonun elinin sizden iyi olmasıdır. Bu durumda o ana kadar tüm bahis tutarlarını casino kazanacaktır.
Üçüncü ve en güzel alternatif ise oyunu sizin kazanmanızdır. Yani elinizin casinoyu yenmesidir. Bu durumda yatırdığınız tüm tutarı geri almakla birlikte elinizin büyüklüğüne göre para kazanırsınız. El büyüklüklerine göre kazanabilecek tutarlar her poker masasında kazanç tablosunda belirtilmiştir. Elinizin büyüklüğüne göre kazanç tablosundaki rakamı kazanabilirsiniz. Bu tutar en iyi el olan Royal Flush elinde yatırdığınız paranın 200 katına kadar ulaşabilmektedir.
OASİS POKER- OYNA- İNDİR- MOBİL
Görüldüğü gibi basit ve heyecanlı bir oyundur. Bu oyun tablomuzdaki sitelerde poker veya casino oyunları arasında bulunmaktadır. Oyunu indirerek ve online olarak oynayabilirsiniz. Tüm casino oyunlarında indirme işlemi sizin bir sonraki girişlerinizde zaman kaybını önlemek ve oyunlara direk ulaşım içindir.
Mobil casino uygulamalarını ücretsiz indirerek tüm cep telefonları ve tabletleriniz ile oyunları oynayabilirsiniz. Mobil uygulamalar tablomuzdaki sitelerde tüm üyelere ücretsiz olarak sunulmaktadır. Son olarak şunu belirtelim her casino sitesi ilk para yatırma işlemlerinde yeni müşterilerine yatırdıkları para miktarı kadar %100 bonus vermektedir. Yani ilk para yatırma işleminde limitinizi biraz zorlamanız kazancınızı artıracaktır.
Bir önceki yazımız olan BLACKJACK- KART SAYMA- TEKNİKLERİ- HİLELERİ başlıklı makalemizde Blackjack Hi- Lo kart sayma, Blackjack Hileleri ve Blackjack kart sayma hakkında bilgiler verilmektedir. | 260c731a6b1c | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
BAKARA NASIL OYNANIR
Bakara, online casino sitelerinin vazgeçilmez bir oyunu olmaktadır. Özellikle bu sitelerin canlı casino bölümün yerini canlı olara kalmaktadır. Kameralar ve güzel kurpiyerler eşliğinde oynanılan bu oyun milyonları adeta ekran başına kilitlemektedir.
Sıra geldi bakara nasıl oynanır sorusuna… Bakara iskambil kartları ile oynanılan ve sayı değerleri toplamına göre 9 sayı değerini veya ona en yakın sayı değerini elde etmeye dayanan bir oyun olmaktadır. Burada bahis banker adı altında bankaya veya player adı altında oyuncuya yapılmaktadır. İki tür bahis imkanı bulunan bu oyunda kazandırma oranı oyuncuya bahis yaptığınız takdirde 2, bakaya bahis yaptığınız takdirde 1.90 olmaktadır. Türkçe casino oynarken anlattıklarımızı rahatlıkla görebilirsiniz.
Bakara nasıl oynanır sorusuna bir de oynanış şekli ve sayı değerleri ile cevap arayalım. Bakara da her iki bölüme de 2’şer kart dağıtılmaktadır ve sayı değeri göre 9’u geçmemek kaydı ile en yüksek olan el kazanmış sayılmaktadır. Tek tek oyunculara kağıt dağıtılmamakta, banka ve oyuncu kısımlı iki bölüme kağıtlar dağıtılmaktadır. Ayrıca 5’ten küçük sayı değerleri elde edildiği takdirde ekstradan 1’er kart verilmektedir. Oyuncular bahislerini bu iki bölümden herhangi birine yapmaktadır. Sayı değerlerine gelince iskambil kartları ile oynanılan bu oyunda as 1, papaz, kız ve vale 10 sayı değerini oluşturmaktadır. Daha sonra zaten rakamlara göre aynı sayı değerleri ile devam edilmektedir.
Casino sitelerinin vazgeçilmez oyunu olan canlı bakara oyununu, bakara nasıl oynanır sorusu ile cevaplandırmaya çalıştık. Ayrıca bu bölümde yer alan diğer oyunlar için de rulet nasıl oynanır ve blackjack nasıl oynanır sorularının cevaplarını da internetten bulabilirsiniz.
Birçok casino oyunun da yer aldığı bu sitelerde, canlı casino bölümünün dışında farklı olarak sanal casino bölümünde de çeşitli oyunlar yer almaktadır. Bu oyunlar slot oyunları, makine oyunları ve mini oyunlar olarak bilinmektedir. Bu bölümde de büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olan slot oyunları hakkında detaylı bilgileri de, slot nasıl oynanır sorusu ile bulabilirsiniz. Bütün bu casino oyunları kuralları bilindiği ve belli bir strateji ile oynanıldığı takdirde; hem büyük bir keyif vermekte, hem de büyük paralar kazanma şansı sağlamaktadır.
Bir önceki yazımız olan Online Casino Oynanan Siteler başlıklı makalemizde bonuslu online casino siteleri, Canlı Bakara Siteleri ve Canlı Blackjack Siteleri hakkında bilgiler verilmektedir. | 090b158f8706 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Hayata ve yerçekimine merhaba dediğimiz anlardan beri dinlediğimiz masallar, hikâyeler, hep “bir varmış, bir yokmuş” diye başlar ya hani, her ne kadar klişe bir söz gibi algılasak da, aslındavar oluşumuzun da sonlu bir dünya hayatı yaşadığımızın da en güzel ifadesidir bu söz.
Eldeki her şey aslında bir an için var, bir an için de yok değil mi? O kadar aciz ki insanoğlu, “ne ağzımızdaki bir dişe, ne başımızdaki bir saça hakim olamayacak kadar aciziz” aslında. Sağlığımız da bir anda yok olabiliyor, sevdiklerimiz de, malımız mülkümüz de, makam ve mevkilerimiz de, canımız da. Hepsi bir anda bitiveriyor, sebep çok; bir ses, bir rüzgar, bir deprem, bir kaza ve kaçınılmaz son…
Bize ikram edilen her nimet bir şükür imtihanına, her musibet de bir sabır imtihanına birer vesile gerçekte. Mutmain olmuş nefislere hitap edilen ilahi mesajda; kulun Allah’tan razı olması; O’nun nimetlerine de, başımıza gelen musibetlere de aynı gönülle rıza göstererek “lütfun da hoş, kahrın da hoş” mertebesinde olabilmek sanırım. Ancak ondan sonra Rabbin kuldan razı olması ve “hadi gir kullarımın arasına, hadi gir cennetime…” demesi geliyor.
Musibetler, belalar, sıkıntılar her an hepimiz için. O halde bir dostun da söylediği gibi “İnsan bir musibetle karşılaştığı zaman, Allah’ın elinden aldıkları ile geriye bıraktıklarını mukayese ederse, musibetin şiddeti hafifler” düsturunu rehber edinebilmek gerekiyor herhalde.Geride kalan her şey, ayrı bir şükür vesilesi değil mi? Böylece bir “yok”u, birden fazla “var” a dönüştürebilmek de mümkün hale gelebilecektir.
Sahibi olduğumuz yada olduğumuzu zannettiğimiz her şeyin hakikatte bu kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu bu geçici konağımızdan diğer tarafa taşıyacağımız en değerli hazine de, her halde hiçbir karşılık beklemeden, sadece Rabbimizin rızasını kazanmak için yapacağımız iyilikler, alacağımız gönülden dualar olsa gerek. Her daim öfkeyi, düşmanlığı, kini, intikamı, kalp kırmayı, gönül yıkmayı, eziyet ve zulmetmeyi emreden azgın nefislerimize dur deyip, özümüzde, fıtratımızda, yaratılışımızda var olan o “temiz” hissiyatımızı yeşertmek için vakit kaybetmemeliyiz bence. Vakit demişken, o da bir anda bitiveriyor sahi, hiç de beklemediğimiz bir anda kapı çalınıverebiliyor son gidişimiz için.
Vaktin nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda bir sualimize bundan 19 sene önce bir dost “Sen nefsini iyi şeylerle meşgul etmez isen, şüphesiz o seni kötü şeylerle meşgul eder” diye cevap vermişti. Madem söz doğrudur, mesaj haktır ve bir cümlelik irşad niteliğini haizdir, o zaman o dosta kulak verelim ve nefislerimizi iyi şeylerle, güzel amellerle, hayır ve iyilik üzere meşgul edelim de, geçici “yok” ları, kalıcı “var” lara dönüştürelim, olmaz mı? | f8af10e1699b | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Her gün dilimizden dökülen onca kelime arasında en çok anlamını yitiren, en çok özünden uzaklaştırılan, değersizleştirilen ve sıradanlaştırılanları sıraya koysak bunların en başında “sevmek” ve “aşık olmak” gelirdi diyorum kendimce. Dilerseniz biraz irdeleyelim bu tabirleri; örneğin birine “seni seviyorum” dediğimizde neyi kastediyoruz. Eğer kastımız kendi içerisinde “beni seversen, seni seviyorum”, “benim dediğimi yaparsan, dediklerime karşı çıkmazsan seni seviyorum”, “beni sürekli taltif edersen, adeta nefsimi putlaştırırsan seni seviyorum” duygu ve düşüncelerini içeriyorsa biz aslında karşımızdakini değil de kendimizi seviyor, nefsimize tapıyor ve tapacak başkalarını da arıyoruz demektir. İnanın ben bu kadar içi boşaltılmış bir kelime daha bilmiyorum. Hele müptezelliğin şahikalarında dolaşan bazı TV programlarında ve gençler arasında “aşkım” kelimesinin insanın midesini kaldıracak kadar çok ve lüzumsuz kullanıldığına şahit oldukça; ne kelime olarak “aşk” a bir anlam yükleyebiliyorsunuz ne de “aşık” lığa. Maalesef “aşk” ı da çaldılar bizden “muhabbet”i de ayağa düşürdüler aşka ve aşığa saygısı olmayanlar.
Sevmek, “sevenin boyasıyla boyanmayı” gerektiriyordu ezelde. Sevmek, dostluğu, paylaşmayı, yardımlaşmayı öngörüyordu sevmeyi sevenler için. Öncelikle “yaratılanı, Yaratan’dan ötürü sevmek”, özelde ise inananları en kalbi ve samimi duygularla sevmek lazımdı. Öyle ki biz birbirini sevmeye mecbur kardeşlerdik ve Rabbimiz bunu “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz” buyruğuyla sabitlemişti her birimiz için. Onun içindir ki Habib-i Kibriya (sav) "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız" buyurmakta, kardeşlerimiz için neyi isteyip neyi istemeyebileceğimiz konusundaki sınırları da şöyle tespit etmekteydi “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz”.
Şimdi sıra niyetlerimizi, düşüncelerimizi, hissiyatımızı ve kalbimizi ilahî ve nebevî ölçüler terazisinde tartarak kendi hakkımızda hüküm vermemize geldi. Ne dersiniz ey iman edenler, sizce biz seviyor muyuz? Rabbimizi (cc), emirlerine uyup ta inananları kardeş bilecek kadar seviyor muyuz? Sevgili Resulü’nü (sav), öğütlerini dinleyip “kendimiz için istediğimizi başka inananlar için isteyecek” kadar seviyor muyuz? Aynı Allah’a inanan ve secde eden kardeşlerimizi “acı çektiklerinde aynı acıyı hisseden bir bedenin parçası” gibi algılayıp bu algıyla mütenasip bir ölçüyle seviyor muyuz? Ana, babamızı “yanımızda ihtiyarlık çağına ulaştıklarında “öf” bile demeyecek, azarlamayacak, onlara tatlı ve güzel söz söyleyecek kadar”, “Rabbim!, tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı” diyecek kadar seviyor muyuz? Eşimizi ve çocuklarımızı “gözler sevinci” nimetler ve emanetler olarak algılıyor ve “onları yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyacak” kadar, bunun tedbirlerini alacak kadar seviyor muyuz?
Ölçü ve emir sabit, tartı ve hesap belli olduğuna göre sizce biz neyi ve kimi seviyoruz? Eğer yukarıdaki sorulara verdiğimiz samimi cevaplara baktığımızda tablo olumsuz ise durum hiç de öyle iç açıcı değil sevgili dostlar; biz sadece ve sadece kendi nefsimizi, kalbimizde putlaştırdığımız hevâ ve heveslerimizi, dünya ve dünyalıkları, malı, mülkü, makamı, şanı, şöhreti sevmişiz ve hakiki sevgiden zerre kadar nasibdâr olmamışız demektir. Durum böyle ise kendi kendimize “vay bu hayatın ve kalbin sahibine” demek, samimi gözyaşlarımızla güzelce arınıp, henüz nefes alıp veriyorken, sevmemiz gerekenleri yeniden sevmeye başlamak gerekir. Yok eğer cevaplarımıza göre tablo iyiyse, iyilik, güzellik ve kemalâtın nihâyeti olmayacağından hareketle, iyiye ve güzele olan sevginin devamına ve artırılmasına çalışmak, her an düşmanlıktan geri kalmayacak olan nefislerimizin durumumuzu ifsat etmek için tetikte beklediğini hatırdan çıkarmamak, bu anlamda müteyakkız ve mütebassir bulunmak elzemdir. Ne mutlu o kullara ki neyi sevip neyi sevmeyeceğinin idrakine varmış ve bu yola rast-u revan olmuşlardır. Rabbim hepimizi bu cümleden eylesin.. | df351a88dcda | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Her ne kadar son yüzyılda yaşananlara değinecek olsak da, esas kavga şeytanın Adem’e (as) secde etmeyip “huzur”dan kovulmasıyla başlamıştı. Ve yemin etmişti lanetlenen “Ant olsun ki kullarını azdırıp, yoldan çıkaracağım” diye. Nitekim önce “yasak meyve” ile başladı işe ve Kabil’in Habil’in kanına girmesiyle bin yıllar sürecek bir savaş başlattı ademoğulları arasında. Kini, nefreti, öfkeyi, zulmü, haksızlık ve adaletsizliği fısıldadı hiç bıkmadan, ilahi nefese kapalı kulaklara. Ve aslında herkese fazlasıyla yetecek yeryüzü binyıllarca katliamlara, acılara, gözyaşlarına sahne oldu.
Hak ile batıl arasındaki bu müzmin mücadelede ne yazık ki çoğu zaman batıl kazandı, şer güçler galip geldi. Mazlumlar köleleştirildi, masumların kanları oluk oluk akıtıldı bir türlü kana doymayan topraklara. Yeryüzü utandı, mahcup oldu, gökler dayanamayıp feryat etti, ağladı, ağladı… Hep yağmur yağmalıydı, rahmet yağmalıydı göklerden. Gel gör ki gün oldu bomba yağdı, füze yağdı mazlumların tepesine günlerce, aylarca, yıllarca…
Tek suçu vardı mazlumların, hak ve adalet talep etmek. Bu talepte bulunurken hak ve adaletin kaynağına inanıp O’na sığınmak, yani kısacası “Rabbim Allah’tır” demek, kullara kulluk etmeyi ebediyyen reddetmekti. Ve kavga asırlardır sürüp gitmekte. Hele Osmanlı’nın yıkılışından buyana, tam yüzyıldır İslam coğrafyasında mazlumların gözyaşları hiç dinmek bilmedi. Acılar acıları, kederler kederleri kovaladı.
İçleri kinle, nefretle dolu tüm şer güçler acımasızca saldırdılar İslam Hilal’ine ve hilal kan ağlamaya devam ediyor. Doğu Türkistan’dan Bosna’ya, Kırım’dan Çeçenistan’a Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Cezayir’e, Filistin’den Suriye’ye, Mısır’dan Tunus’a Arakan’dan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne kadar İslam coğrafyasının her bir köşesinde mazlumların feryatları Arş-ı Ala’yı titretti ve sözüm ona medeni (!) dünyanın gözleri önünde, hatta onun katkılarıyla bu zulüm devam ediyor. Ve şeytanın askerleri tüm silahlarını kuşanmış bir biçimde durmak nedir bilmiyorlar. Kimi zaman kendi güçleriyle, kimi zaman da içeriden devşirdikleri güçlerle zulümlerine devam ediyorlar.
“Karanlığın en yoğun olduğu zaman, güneşin doğmasına en yakın olan zamandır” derler ya, işte yirmibirinci asrın ilk yıllarından itibaren, bu zulmü dağıtmaya namzet bir güç şekillenmeye, hak ve adalet talepleri makes bulmaya ve dün İslam’ın hem bayraktarlığını hem de hizmetkârlığını üstlenen bir ecdadın torunları yeniden “bu oyunda ben de varım” deme cesaretini göstermeye başladı. Kadim bir medeniyetin kadim mesuliyeti yine bu milletin omuzlarındaydı. Bunun şuur ve idrakinde olan bir kadro bir yandan kendi halkını dışa bağımlılıktan kurtarmaya, refah ve mutluluğunu temin etmeye çalışırken diğer yandan da özellikle İslam coğrafyasına bil kuvve ümit olma yolunda ilerliyordu. Geriye sadece bil fiil de ümit olma, dertlerine derman olma, içerde ve dışarıda kölelikten kurtulmalarına vesile olma kalıyordu. Asırlık kavgada sona yaklaşılmış, halkın değerleri ile arasına örülen demir perdeler erimeye başlamış, en azından ülkemizde “Rabb’im Allah’tır” demek suç olmaktan çıkarılmış ve devlet asli kurucu unsuru ile barışmaya, kucaklaşmaya başlamıştı.
Şeytanın yeryüzündeki askerleri bu gidişe mutlaka “dur” demek zorunda hissettiler kendilerini. Ancak Çanakkale’den, İstiklal Harbi’nden çok acı bir tecrübeleri vardı. Dışarıdan bir kuvvetle, savaşla, tazyikle bu milleti yıkamayacaklarını, diz çöktüremeyeceklerini tarih onlara çok iyi öğretmişti. Dolayısıyla “menfaatlerini düşmanların siyasi emelleri ile tevhit eden dahili bedhahlara” ihtiyaç duydular. Bir taraftan on yıllardır ülkemizde sergiledikleri “asimetrik psikolojik harp tekniklerini” ellerindeki medya, iş dünyası ve bürokratik güçlerle devreye sokarken diğer yandan da devlet içerisinde, menfaatlerini devlete değişecek, “biz artık dünya çapında, uluslararası bir organizasyonuz, bir ülke gitse ne olur” aymazlığındaki; iradeleri gasp edilmiş, beyinleri uyuşturulmuş ve halen “iyi şeyler yaptıklarına” inanan bir grubu, Allah’ın değil de kendilerinin razı olduğu pasifleştirilmiş İslam’ı yeryüzüne empoze etmek için taşeron olarak kullandıkları bir grubu, devletin tüm kademelerinde kadrolaşmış, adeta “paralel devlet” olma yolundaki bir grubu devreye soktular. Yani hadise özetle tam bir “asimetrik-paralel” organizasyonuydu. Yalnızca tek bir şeyi hesap etmemişlerdi, o da kendilerinin bir hesaplarının olmasına karşın, bütün oyunlarını bozacak, bütün hesaplarını alt üst edecek olan bir hesabın, Allah’ın da bir hesabının olduğuydu. Ve Allah, bu asırların yorgunu, son bir asrın mağdur ve mazlumu milletin eliyle onların hesaplarını başlarına geçiriverdi. Ne asimetrik psikolojik harp usulleri, ne de paralel organizasyonların gücü yetmedi ve dağıldılar milletin dualarının ve çelik iradesinin karşısında. Ancak oyunları, planları bitmedi ve bitmeyecek de…
Bu aziz ve necip milletin her bir ferdine, özellikle de bu milletin iradesini emanet ettiklerine düşen en mühim vazife hürriyetimize, istikbalimize, dinimize, diyanetimize, değerlerimize savaş açan bu iç ve dış düşmanların karşısında kaya gibi dimdik durmaktır. Özellikle mesuliyet mevkiinde olanların, Allah’ın izni ve milletin teveccühü ile kendilerine tevdi edilmiş olan, milletin ve ümmetin tarihi yükünün ağırlığı altında titremeleri, hesap gününde hesap sorma mevkiinde sadece Allah’ın olduğu bilinci ve imanıyla, o gün gelmeden kendilerini hesaba çekmeleri, bir yandan “küçük cihat” tabir edilen, iç ve dış düşmanlarla mücadeleyi sürdürürken, diğer yandan da nefisleriyle olan “büyük cihat”ı ihmal etmemeleri, makam, mevki, şan, şöhret, para ve kadın imtihanlarında kaybeden duruma düşmekten korkmaları ve Yusuf’çasına (ra) Allah’a sığınmaları, “kul hakkı”nın hesabı hususunda ise en büyük korkuyu yaşamaları gerekmektedir. “Binbir başlı kartalı taşımaya” adaysak eğer tüm bu hassasiyetleri hissetmek ve yaşamak zorundayız. Yoksa “bu büyük dava hor ve öksüz” olmaya devam edecek… | 7bfb4417dfa1 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, hızlı büyüme ile gelişen ihtiyaçları doğrultusunda veri depolama altyapısını NGN iş ortaklığı ve EMC çözümleri ile geliştirdi.
Veri depolama sistemlerinde EMC ile büyüme kararı alan Turkcell, iş ortağı olarak NGN ile çalışmaya başladı. EMC'nin üst segment ürünü olan VMAX3 ile Turkcell’e geleneksel veri merkezlerinin kontrol özellikleri ve güvenilirliği, bulutun esnekliği, ekonomisi ve ölçeklenebilirliğinin bir araya getirildiği daha güçlü, güvenilir ve çevik bir platform sunuldu.
Türkiye'nin en geniş kapsama alanı ve yurt dışında kullanım hizmetlerinin yaygınlığıyla, müşterilerinin iletişim ihtiyaçlarına yüksek kalitede cevap veren Turkcell, iş sürekliliğini NGN deneyimi ile sağlıyor.
9 ülkede 68.1 milyon abonesi ile Türkiye’nin önde gelen GSM operatörü konumunda olan Turkcell, hizmet kalitesini korumak için altyapısını daima güçlü tutmaya devam ediyor. | adb179af542a | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Dosya Kategorisi:
İçerik:
Lisans: Özellik Kısıtlamalı
Boyut: 4 MB
Dil: Türkçe
Kısıtlama: Yok
Üretici: ES Yazılım
Üretici Açıklaması :
•Artık tek tek sözcük aramaya, basılı sözlüklerle sınırlı kalmaya son verin!
•İngilizce-Türkçe-İngilizce'nin en kapsamlı sözlüğü
•Döküman oluştururken, internette gezinirken, yazışırken kullanın.
•Her güncellemede yeni eklenen sözcüklere ücretsiz sahip olun.
Tüm basılı ve CD sözlüklerden daha kapsamlı :
•156,000 İngilizce-Türkçe sözcük
•156,000 Türkçe-İngilizce sözcük
•80,000 İngilizce-İngilizce sözcük
•11,500 Bilgisayar ve
•Bilişim terimi
•10,000 Ekonomi terimi
•143,000 İngilizce Kısaltma
Kullandığınız tüm Windows uygulamalarıyla entegrasyon :
MS Word, MS Internet Explorer, MS Outlook ile çalışırken ya da Internet'te chat yaparken, İngilizce ya da Türkçe bir sözcüğü tıklatın... Word Assistant, bulduğu karşılıkları size getirecek.
Tüm veritabanlarında arama:
Girdiğiniz sözcük, aktif olan tüm veritabanlarında aranır. Sözgelişi "receipt" sözcüğünün "İngilizce-Türkçe" ve "Ekonomi ve Bankacılık" veritabanındaki karşılıklarını aynı anda görebilirsiniz.
Seçilen metnin tümü üzerinde arama :
Bir metinde bilmediklerinizi ararken her sözcüğü ayrı ayrı yazmanıza ya da kopyalamanıza gerek yok. Kopyaladığınız metindeki tüm sözcüklerin karşılıklarını aynı anda size aktarır.
Bir sözlük içinde pek çok alt sözlük :
Word Assistant çatısı altında dilediğinizce konuya özgü sözlük oluşturabilirsiniz. Şu an kullanılan Tıp, Ekonomi, Bilişim, Spor-Eğlence, Taşımacılık gibi alt sözlüklerin yanına sürekli olarak yenileri ekleniyor ve üstelik bunlar size ücretsiz sunuluyor.
Size özel sözlükler oluşturabilme :
Toplu alımlarınızda; veritabanlarında, kullanıcı arayüzünde değişiklik yaptırabilir ve belirli konulara özgü veritabanları hazırlatabilirsiniz.
Bir kere satın alınan ve hep yaşayan bir sözlük :
Kullanıcıların da katılımıyla Word Assistant içindeki sözlüklere sürekli yeni sözcükler ekleniyor ve güncellemeler internet sitemizden ücretsiz olarak sağlanabiliyor.
Yeni veritabanları geliyor :
Word Assistant yaşarken aynı zamanda zenginleşiyor.
İngilizce-Türkçe Teknik Terimler
İngilizce-Türkçe Hukuki Terimler
Sistem gereksinimleri :
•486DX veya daha ileri mikroişlemci kullanan bir bilgisayar (Pentium önerilir)
•Microsoft Windows 95
•Microsoft Windows 98 veya Microsoft Windows NT 4.0
•Microsoft Windows 2000 veya daha yeni sürümler
•16 MB bellek
•55MB disk alanı
•CD-ROM sürücü (10X veya daha üstü önerilir)
•VGA veya daha yüksek çözünürlükte renkli ekran (SVGA 256 renk önerilir)
Not 1: Programın deneme sürümü yalnız "a" harfi ile başlayan sözcükleri içerir. Programın tam sürümünü satın almak isterseniz 17 YTL+KDV ödemeniz gerekmektedir.
Not 2: Word Assistant ürünü için istendiğinde aşağıdaki seri numarasını girin 00D97870200D196D828542F3D | 788630878472 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Dünyanın 1 numaralı süpermodeli Gisele Bündchen, bu yaz Pantene’in global marka elçisi olarak karşımızda! Güzelliği ve güçlü saçlarıyla dikkat çeken Gisele Bündchen, Pantene ile yazı doya doya yaşayacak.
Sağlıklı görünen ve güçlü saçlarıyla tanınan dünyaca ünlü supermodel, “Yaz benim en sevdiğim mevsim! Deniz, kum, güneş beni gerçekten çok mutlu ediyor ve bütün yaz saçlarımın yıpranmasını düşünmeden yazı doya doya yaşamam çok önemli. Bu yüzden Pantene saç bakım ürünlerini asla yanımdan ayırmıyorum.. Bu yaz da Pantene’in global marka yüzü olduğum için çok gururluyum. Kendimi en güzel hissettiğim zamanlarda, en önemli faktörlerden biri sahip olduğum #PanteneSaçı”…
Pantene Pro-V şampuan ve saç bakım kremi ikilisini birlikte kullanarak, ve plaj çantanızdan Pantene saç bakım yağınızı ayırmayarak siz de güzel ve sağlıklı görünen #PanteneSaçı’na sahip olabilirsiniz. Pantene’in saç bakım ürünleri, saçları içten dışa sağlıklı görünen bir hale getiriyor ve saçların en güzel halini ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor. Her bir saç telini koruyan saç bakım teknolojisi Histidin ile saçlar daha güçlü, daha parlak ve daha sağlıklı görünüyor. | e57e2a7df92a | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Dünyanın en büyük medya prodüksiyon şirketi Endemol Shine’nın Kuzey Amerika ofisi dev bir ortaklığı duyurdu. Dünyaca ünlü İngiliz yönetmen Guy Ritchie ve yapımcı Liona Wigram’ın sahibi olduğu Ritchie&Wigram Productions ile anlaşma imzalayan Endemol Shine Kuzey Amerika , Global TV pazarında satılmak üzere orijinal işler yaratarak TV sektöründe yeni bir çığır açılacak.
DÜNYA TV SEKTÖRÜ İÇİN YENİ BİR DÖNEM
Gişe rekorları kıran “Sherlock Holmes” ve “Sherlock Holmes: A Game of Shadows” filmlerini de yapan Ritchie&Wigram Productions, bundan böyle Endemol Shine Group için çalışacak.
Ritchie’nin yöneteceği ve Wigram’la birlikte kaleme alacakları TV projelerinin ön duyurusunu yapan Endemol Shine Studios yöneticisi Sharon Hall, “Guy ve Lionel’in markası, global pazar için inkar edilemez bir marka. Biz bu markanın televizyona uzanacak projelerini belirledik bile” derken, Ritchie ve Wigram anlaşmayla ilgili “Formatta olmayan, doğal hikayeleri kreatif fırsatlara dönüştüreceğiz” yorumunda bulundular.
MADONNA İLE EVLİYDİ
Ritchie ve Wigram’ın çekimleri tamamlanan ve merakla beklenen ‘King Arthur – The Legend Of The Sword’ filmi, Mart 2017’de vizyona girecek. Daha önce Hugh Grant, Brad Pitt, Gerard Butler gibi starlarla çalışan Guy Ritchie bir dönem evli olduğu Madonna’ya da ‘Swept Away’ adlı filminde başrol vermişti. 2008 yılında boşanan çiftin iki çocuğu bulunuyor. | 0c954345a372 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kuzey Yat Müşavirliği | Boat Show 2014 | Proje Detayı
Kuzey Yat Müşavirliği
Şirketimizin kurucusu olan TARIK ALÇAY, 1988 Yılında üniversite yıllarında girdiği tekne sektöründe müşavirlik ve acentalık alanını kapsayan tüm branşlarda görev yaptıktan sonra 1997 yılında Atlas YATÇILIK şirketini kurmuştur.
2005 Yılında Tarık ALÇAY Atlas Yatçılık şirketinin üzerindeki hisselerini ortağına devrederek Kuzey Yat Müşavirliği firmasıyla tek olarak faaliyet göstermeye başlamıştır.
Şirketimiz 2010 senesinde Bodrum, 2013 senesinde Ambarlı şubelerini açarak şubeleşme yolunda ilk adımını atmıştır. | c45b4002e613 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Tüm dünyada havalandırma ve elektronik sismler geliştirme konusunda lider firmalar arasında bulunan Johnson Control bünyesinde hizmet veren York klimalar 1914 yılından itibaren havalandırma sektöründe hizmet vermektedir. Firma birçok alanda hizmet vermesinden dolayı Türkiye genelinde çok yaygın York klima yetkili servis noktaları ile dikkat çekmektedir. Firma özellikle son yıllarda geliştirdiği yüksek enerji tasarruflu cihazları ile dikkat çekmektedir. Firma projelendirme aşamasından cihazların montaj ve devreye alınması süresine kadar titiz bir şekilde hizmet sunmaktadır.
York Markasının Avantajı
150'den fazla ülkede satış ve servis noktası bulunan firma özellikle ülkelerin coğrafi konumlarına göre uygun geliştirdiği cihazlar ile dikkat çekmektedir. Amerika merkezli olan firma özellikle servis noktalarında çalışan teknik kişilerin eğitimlerini kendi bünyesinde sağlamaktadır. Firma disiplinli yetkili servis noktaları sayesinde mutlak müşteri memnuniyeti ile hizmet vermektedir. York markası özellikle inverter teknolojili klimaları ile tercih noktası olmaktadır.
Klimalarda İnverter Teknolojisi;
Küresel ısınmanın tüm dünyada tehdit oluşturmasından dolayı klima gibi enerji ile çalışan bütün cihazlarda artık tasarruf konusu ilk tercih sebepleri arasında olmaktadır. İnverter teknolojisi sayesinde klimalar yüksek enerji tasarrufu sağlamaktadır. İnverter teknolojisi basit bir şekilde açıklamak gerekirse, tüketicinin istediği oda sıcaklığına ulaşması durumunda cihaz kendini otomatik olarak düşük enerjide çalışmaya programlamaktadır. İnverter teknolojisi bulunmayan cihazlarda istenilen oda sıcaklığına ulaşılsa dahi aynı şiddetle çalışma devam edeceğinden dolayı yüksek tüketim oluşacaktır. Özellikle York klimalarında bulunan hızlı İnverter teknolojileri tüketiciler tarafından tercih edilmektedir.
York Klima Yetkili Servislerin Hizmet Kapsamı
Firma geniş yetkili servis noktaları sayesinde ve merkezi çağrı merkezi sistemleri sayesinde bütün servis taleplerine çok hızlı bir şekilde cevap vermektedir. Özellikle tüketicilerin sıfır olarak almış oldukları cihazların montajı ve devre alınması hizmeti için 24 saat içinde hizmet verebilmektedir. York klima yetkili servis noktaları arıza, onarım, bakım hizmetlernin yanında cihaz seçim danışmanlığı ve periyodik bakım hizmetleri de sunmaktadır. Bu hizmetler sayesinde enerji tüketimi konusunda yüksek performans sağlanması amaçlanmaktadır. York klima yetkili servis noktaları özellikle donanımlı teknik araçları sayesinde arıza onarımlarına çok kısa süre içinde cevap vermekte ve mutlak müşteri memnuniyeti sağlamaktadır.
York Özel Servis İçin Neden Biz;
York klima özel servis noktası olarak York markalı bütün cihazlarınıza arıza onarım hizmetleri sunmanın yanında periyodik bakım hizmetlerinide hızlı, ekonomik ve doğru çözümler ile sunmaktayız.
Özel servis noktasseçerken dikkat edilmesi gereken;
- Özel servis noktaları ülkemizde denetimsiz bir yapıda olmasından dolayı tüketicilerin servis noktası seçiminde kesinlikle servisin fiziki konumunu kontrol etmelerini tavsiye ediyoruz.
- Referansları ve internet üzerinde haklarında herhangi bir şikayet durumu olup olmamasının kontrol edilmesi
- Servis sırasında kullanılacak bütün yedek parçaların orjinal ya da marka tarafından onaylanmış ürünlerin kullanılması
- Geniş servis filosu olan servislerin seçimi daha hızlı hizmet almanıza imkan sağlamaktadır.
- İletişim sorunu olmayan özel servis noktaları özellikle servis sırasında ve sonrasında herhangi bir memnuniyetsizlik durumunda size cevap verebilecek yapıda olması gerekmektedir.
- Teknik olarak hizmet verecek çalışanların sertifikalı ve deneyimli olduğunu gösteren belgelerin bulunması gerekmektedir.
Firmamız York klima özel servis noktası olarak yukarıda belirttiğimiz önemli konuların hepsini sağladığından dolayı web sitemizde bulunan iletişim bilgilerinden servis talebinde bulunabilirsiniz. York markasının vermiş olduğu disiplin sayesinde mutlak memnuniyet ilkesi ile hareket ederek gerek servis sırasında gerekse servis sonrasında herhangi bir memnuniyetsizlik oluşması durumunda iletişim bilgilerinden bizlere ulaşarak kısa sürede cevap alabilirsiniz. | 6e8118d8d472 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ortak, Avukat
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Mine Orhun Aydın, hukuk kariyerine, yerli ve yabancı birçok müvekkile hizmet sunan tanınmış bir Hukuk Bürosu’nda stajyer avukat olarak başlamıştır. İstanbul Barosu'na kaydını müteakip aynı büroda avukat olarak çalışmaya devam etmiştir. Müvekkil şirketlerin İş Hukuku mevzuatı çerçevesinde yeniden yapılandırılmaları, Ticaret Hukuku mevzuatı kapsamında hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi, İş ve Tüketici davalarının takibi bu Hukuk Bürosu nezdinde yoğunlaştığı alanlar olmuştur. Akabinde, bünyesinde çeşitli sektörlerde çok sayıda şirketi barındıran Zorlu Holding Şirketler Grubu Hukuk Departmanı’nda çalışmaya başlamıştır. Bu süreçte Mine Orhun Aydın; Şirketler Hukuku, İş Hukuku, Bankacılık ve Finans Hukuku, Borçlar Hukuku, Sermaye Piyasası Hukuku başta olmak üzere pek çok farklı hukuk dalında çalışmış ve önemli projelerde yer almıştır.
İstanbul Barosu nezdinde 2005 yılından bu yana avukat olarak çalışmakta olan Mine Orhun Aydın, kariyeri boyunca, şirket kuruluşları, şirketlerin iş hukuku yapılandırmaları, halka açık ve halka kapalı şirket genel kurullarının, birleşme, bölünme, devralma, sermaye artırım işlemlerinin yapılması, hisse devir işlemleri, hisse rehin işlemlerinin yapılması, yönetim/ortaklar kurulu kararlarının hazırlanması, Sermaye Piyasası Kurulu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, BDDK, Rekabet Kurumu ile izin prosedürleri de dahil geniş bir yelpazede hukuki danışmanlık ve iş davaları ve ticari davalar başta olmak üzere dava hizmetlerini müvekkillerine sunmuştur. | bce44efc0f2c | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Günümüz ısıtma sistemleri değiştiği için yeni olan doğalgaz, kombi ısıtmalarının bazı sorunları olabiliyor. Sık sık görülmese de bu tür problemlerin neler olduğunu ve karşılaşıldığında neler yapılması gerektiğini bilmeniz için bu yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kombinin belli başlı sorunları içinde su akıtması, ısıtmaması, çalışır durumda görünürken ısıtmıyor olması gelebilir. Eğer kombim çalışmıyor, su akıtıyor diyorsanız cihazınızın suyunun olması gerektiğinden fazla dolduğunu, tesisat bağlantısında aşınma olduğunu, imbisat deposunda genişleme olduğunu, hava tahliye sisteminde sorun olduğunu ve kombinin su doldurma vanasının gevşemiş olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum kombi arızaları içerisinde en sık karşılaşılan durumdur. Bir diğer durum kombinin çalışmıyor, başlamıyor oluşudur. Bunun sebepleri arasında da elektrik düğmesinin kapalı olabileceği, kombi suyunun bitmiş olabileceği, gaz vanasının kapalı olabileceği, kombinin yaz-kış konumunun istenilen ayarda olmayabileceği gibi olasılıklar sıralanabilir. Kombiniz çalışır haldeyken ısıtmıyorsa kaloriferlerin tesisat seviyeleri düşüktür ya da sularında artma olmuştur, borularınızın ya da radyatörlerinizin temizlenmesi gerekebilir ve peteklerin açık olup olmadığına bakabilirsiniz. Tüm bu sorunlar için kombi servisinizi arayabilir ya da kendi halledebileceğiniz sorunları halledebilirsiniz.
Kombinizin sağlıklı bir şekilde çalışması için de normal hava koşullarında evinizden, iş yerinizden ayrıldığınızda ekonomik ısı seviyesinde tutmanız gerekir. Ayrıca peteğinizin en az birinin açık tutulması da önemlidir. Aksi halde kombiniz aşırı ısıdan kapanır ve açtırmak için de servisinizi çağırmanız gerekir. Kombinizi sık sık bakım yaptırarak da yüksek performansta çalışmasını, arızaların önceden tespitini ve eskiyen parçaların değişimini sağlayabilirsiniz.
Bir önceki yazımız olan 2014 Sıfır Daire Kampanyaları başlıklı makalemizde 2014 Ev Kampanyaları, 2014 Konut Kampanya ve 2014 Toplu Konut Projeleri hakkında bilgiler verilmektedir. | 718f83379262 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Zorlu bir oyunda sizi gaza getirecek bir müzik aradığınız oluyor mu? Ya da slow müziklerle rakibinizi şaşırtacak yeni yöntemler mi arıyorsunuz? O zaman daha çılgın oyun deneyimleri için Spotify’ın oyunseverlere bir sürprizi var.
Oyunseverler bundan sonra, oyun sırasında dinleyebilecekleri çalma listelerine ve sevilen oyun müziklerine Spotify üzerinden tek bir kategori altında ulaşabilecek. Electronic Gaming, RetroWave ve Heavy Gamer gibi konseptlerde oluşturulan çalma listelerinden günümüzün en popüler oyun müziklerine ve 80’lerin kayıtlarına kadar çeşitli içerikler, tek tıkla oyunseverlerin elinin altında. Ayrıca Day, Sneaky Zebra gibi oyun dünyasının bilinen profilleri tarafından özel olarak hazırlanan çalma listeleri de artık Spotify’da. | 6f8a9e04d825 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
HAMİLELİKTE DOLAŞIM BOZUKLUĞU
Hamilelikte kan dolaşımının bozulmasından kaynaklı çok sık rastlanan iki tür rahatsızlık vardır. Bunlardan bir tanesi hamilelik varisleri, diğeri ise hamilelik kabızlığıdır.
VARİS: Rahmin giderek artan genişlemesi, kanın bacak toplardamarlarından geriye dönüşünü engeller. Bu durum, bazı kadınlarda varislere (toplardamarların belirli yerlerde genişlemesi) neden olur. Bacakları yukarıya kaldırmak ve düzgün yürüyüşler yapmak bu rahatsız edici durumu önler, ileri derecedeki olaylarda doktor, ilaç ya da varis çorabı tavsiye edebilir.
HEMOROİD: Hemoroid yani kalınbağırsak toplardamarlarının düğüm düğüm genişlemesinin nedeni de yine kan dolaşımı bozukluğudur. Hemoroidler kaşınır, yanar ve sancı yapar. Bir düğümün patlaması sonucu kanama da olabilir. Kabızlık, hemoroidin oluşmasına olanak sağlar. Düzgün olarak dışarı çıkmaya gayret etmek ve vücudu yeterince hareket ettirmeye çalışmak kabızlığı önlediği gibi, kabızlıktan doğabilecek hemoroidi de önlemiş olur. Kullanılacak hemoroid fitilleri ve merhemleri şikayetleri azaltır. İleri olaylarda doktor bir ameliyatı öngörebilir. | 487d94473ab5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Blogum 1 yaşında !
Yazar : E.Altuğ YILMAZ
Merhaba arkadaşlar ;
Bugün 6 Temmuz , geçen sene eski şirketim SmartPRO'da bir eğitim sonunda Apple Ücretsiz eğitimlerini tüm öğrencilerime de duyurmak için açtığım blogum tam 1 yaşında. Daha sonraları kendi ders notlarım,internet okyanusunda bulduğum güzel eğitim odaklı video ve yazılı eğitim sitelerini ekleyerek devamında kendiminde etkinliklerden fotoğraflarımı da koyarak bugünkü duruma geldi.Eminimki birçok insan faydalandı,birçok bu işlere yeni başlayanlara yön verdi hatta bu yöne yönelmelerini sağladı.Hergün ortalama 5e yakın email ve fla çalışması alıyorum hepsini keyifle cevaplıyorum ve görüyorumki benden esinlenilmiş ve yapılmış onlarca şey var.Büyük keyif. Demekki bu blog hedefine ulaşmış hatta aşmış bile :)
En başlarda varolan bir yahoogroupsuma ( Web-Grafik@yahoogroups.com ) gönderdiğim linkleri bu bloga taşımayı düşünüyordum aklımda açıkçası ilk başlarda sadece eski öğrencilerimle de kontağı koparmamak vardı ama her zaman dediğim gibi internete koydunuğunuz an birşey sizin değil artık herkesin oluyor. Şuanda blog sayesinde tanıştığım bir sürü dostum,sınır tanımayan İstanbul hatta Türkiye dışından bile dostlar edindim. Daha da güzel yazmayı istiyorum makaleler ve bu dönemde eminim CS4'lerinde gelmesiyle yine blogumda hareketlenecektir.
6 Temmuz 2007'de blogumu biten bir ders sonrası sınıfta açtığımda yazdıklarımı buraya yeniden yazarak noktalıyorum.
" Değerli dostlarım ve öğrencilerim geç kalmış bir hikaye olan Blog adresimi bu yaz sıcaklarında hayata geçiriyorum.Ümit ediyorumki yahoo grubumuzdaki linkleri, sunumları,web adresleri ,eğitimleri burada da arşivlemeye devam edeceğiz .
Ama gruptaki aktivitelerde devam edecek. "
Bilgi paylaşmanın ve sizlerdeki heyecanı görmenin sonsuz keyfi için ...
Tebrikler, nice senelere! :)
Peki en cok ziyaret edilenler, okunanlar hangileri olmus?
Nice Senelere :)
Türkiye'nin çeşitli yerlerinde verdiğin seminerlerde ve derslerinde öğrencilerinin bu bilgileri büyük bir istekle dinlemelerindeki en büyük neden hep onlara "değer" vermen oldu.
Dilerim senin gibi bir eğitmenden bilgi almayan kalmaz..
“Hiçbir şeyi bilmeyen, hiçbir şeyi sevmeyen, hiçbir şeyi yapmayan,hiçbir şey anlamaz.Hiç bir şey anlamayan değersizdir."
Nice yıllara hocam :)
Written by Rıza Selçuk SAYDAM
İyi ki doğdun blog ((:
Nice yıllar yazılarınızla bu blogun şenlenmesini dilerim.
Written by Ertuğrul HASKAN
Hocam yazılarınız o kadar güzel açık ve sade dille yazılıyor ki okumamak anlamamak;yaptıklarınızdan ilham almamak imkansız..!
Nice Senelere..!Yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyoruz..!
Written by Onur Caglayan
Blogunuz bir yıla oranla oldukça üretken. tebrik ederim.
Written by Turgay Berberoglu
Çok vurucu örnekler veriyorsunuz. Haybeye içerik değil yani.Ellerinize zeval gelmesin hocam... Enerjiniz daim olsun...
nice mutlu birlikte senelere Gayeciğimin dediği gibi sen bütün öğrencilerine çok değer veriyorsun seninle ve Gayeyle tanıştığıma çok memnunum umarım hep senin gibi saygılı öğrencilerle karşılaşırsın
Sevgiler, Saygılar...
Tebrikler ,
Blogunuzdan çok memnunuz uzun süre yayında kalması dileğiyle ,
altuğ hocam abim değerli büyüğüm inş daha çok bilgileri paylaşmak dileğiyle bende askere gidiyom hocam dualarınızı bekliyom
altuğ hocam,abim,değerli büyüğüm inş daha çok güzel bilgileri paylaşmak dileğiylenice yıllara bu arda bende askere gidiyom dualarınızı bekilyom allaha emanet olun | 98befc4dbe27 | [
"c4",
"hplt2"
] |
10 Eylül 2012 Pazartesi
İleriiii! Marş Marş!
Her sezon bir militer şıklık, militer şıklık diye anonslar yapılıyor. Milleti gaza getiriyorlar. Ama bu kez gaza gelme vakti. Gerçekten "militer trend" bu sonbahar-kış alıp başını yürüyecek. Bakınız aşağıda seçmiş olduğum markaların parçalarında olduğu gibi.
Tommy Hilfiger
Supreme Fall/Winter 2012
Supreme'de özellikle yakası yıldız rozetli olan cekete bayıldım. Siz de parka tarzı ya da uzun bir ceketinizi bir rozetle tamamlayabilirsiniz. Çünkü bu kış militer şıklık altın çağını yaşayacak.
Ümit Benan
Türk tasarımcı Ümit Benan da koleksiyonunda militarizmi damarlarına kadar işlemiş biri . Koleksiyonunda askeri öğelerden bol şey yok. Nazi subayı ceketlerini andıran tasarımları ile militarizme göndermeler taşıyor. Özellikle de şapkalarla.
Özellikle bu sezon kolları deri kışlık bir ceket mutlaka edinilmeli!
Gucci bu sezon bando takımı ile militer tarzı karma yapmış. Bu cekette olduğu gibi.
Bu kış stilinize fark katmak istiyorsanız: Militer ceketinizi bir askeri rozetle unique hale getirebilirsiniz.
Gönderen fashionandgusto zaman: 9/10/2012
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 7a9b5affaa6b | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Önce Sonra
Son yaşadığım kansızlık, vitaminsizlik, kilo kaybı ve stres dörtlüsü en sonunda saçlarıma da vurdu :(
Son 1-2 aydır zaten çokta hacimli gür olmayan saçlarım iyice dökülmeye seyrekleşmeye başladı ne yapsam da önünü alamadım ve kestirmeye karar verdim. Biraz değişik ve kullanması zor bir model seçtim yüzüme yakışmış mı? Sanki biraz daha küçük gösterdi beni gibi kaç yaşında duruyorum sizce dürüst olalım lütfen :)
Buda yeni buluştuğum nars albatross aydınlatıcımı da kullandığım bir makyaj gerçekten övdükleri kadar güzel bir aydınlatıcı imiş.
Biliyorum daha çok çalışmam gerek şöyle güzel gölgeli 2-3 renkli makyajlara bayılıyorum, birde daha güzel yapabilsem.
Yüzüm Lancome dreamtoneden sonra epey düzelmeye başladı, yüzümde göz altı hariç kapatıcı, bb cream yada föndoten bulunmamakta :)
Sevgiler...
Çekilişim devam etmekte katılmak isterseniz tık.. | dc80a21b4c5f | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Arsuz kaymakamı Sn. Fatih Baysal ile yaptığımız konuşmada 01 nisandan itibaren Arsuz'da eczanelerina artık nöbet sistemine geçeceğini söylerken ilçemizi 2 bölgeye ayırdıklarını ve 2 eczanenin nöbet tutacağını dile getirdi.
Kaymakam Baysal, Arsuz merkezde yer alan sağlık ocağınında önümüzdeki günlerde Halk Sağlık merkezi olarak hizmet vermesi amacıyla modern bir hale alacağını ve sürekli açık kalacağını dile getirken 2016 yatırım planları arasında yer alan Arsuz Devlet Hastanesininde hizmet vermeye başlayıncaya kadar halk sağlık merkezinin tam saat çalışacağını ifade etti.
Öte yandan Ambulans sayımızın artması içinde çalışmaların devam ettiğini dile getirerek Arsuz'un refat seviyesini yükseltmek amacıyla gayretler içerisinde olan tüm Kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkür etti. | d6be2b3f3388 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Reflektif şerit uygulanması oldukça kolaydır. Aracınız için uygun reflektif şerit ürünlerimizi sitemizde bulabilirsiniz. Aracınız üzerinde işaretleme uygulayacağınız yer hakkında şüpheniz varsa, bize aracın bir fotoğrafını gönderin ve size en iyi çözümü bulmak için birlikte çalışalım. Doğru uygulama hayat kurtarır...
Reflektif İşaretleme Neden Uygulanmalı?
Reflektif Şerit Uygulamanın Faydaları Nelerdir?
Reflektif işaretlemeler aracın arka ve yan bölümlerinin profilini net bir şekilde belirleyip aracın gece 1000 metreye kadar görünür kılınmasını sağlamaktadır. 10 yılı aşkın süredir yapılan bilimsel çalışmalar ve saha araştırmaları, doğru şekilde işaretlenmiş kamyonların işaretlenmemiş kamyonlara göre kaza oranının 30 kat azaldığını ortaya koymaktadır. Sürücüler gece koşullarında, işaretlenmiş kamyonları 5 ila 8 kat daha hızlı farkeder ve bu erken uyarı, sürücülerin gerekli tedbiri alması için zaman kazandırıp birçok hayatın kurtarılmasına yardımcı olur.
Gündüz ve Gece arasında Reflektif Şerit Uygulamanın Görünürlük Farkı | 9f23e9192613 | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Herkese merhaba :)
Biten ürünlerimi paylaşacağım bugün.
Yves Rocher kuru saçlar için şampaun: Bu şampuanı severek kullanıyordum ama artık yeni markalar denemek istiyorum o yüzden tekrar almayacağım.
Komili köpük sabun: Bu sabunun kokusu el sabunu için fazla ağırdı bence. Pek beğenmedim.
Oriflame ısı koruyucu krem: Bu kremi çok önceden kullanıyordum. Pek bir faydasını görmedim.
Flormar oje kurutucu: Oje kurutmak için pratik bir ürün ama olmazsa olmaz da değil. Tekrar alır mıyım emin değilim.
Hc Ovex saç maskesi: Bu maskenin çok tatlı bi kokusu vardı. Etkisini de beğendim ama fiyatı gramajına göre fazla yüksek bence. | 3fb1763f79ef | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Yeni Örgü Bebek Battaniye Modelleri
Bebek battaniye modeli hazırlamak isteyenler olabilir veya yeni satın almak isteyenler için derlediğim örnekleri beğeneceğinizi umuyorum. Aralarında kolay yapılan battaniye örnekleri de yer alıyor. Anlatımlı bebek battaniye yapımıyla alakalı çalışmaları sitemizde fazla fazla bulabilirsiniz.
Yeni örgü bebekler için battaniyeleri sizde tığ işi veya şiş işinden yapabilirsiniz. Hemen altta örnekleri inceleyerek nasıl yapıldıklarını çözebilirsiniz. Aslında bebek battaniyesi yaparken bir motif yapıp, aynı motiften birçok tane yapıp birleştirme işlemi yani dikerek oluşturulduğunu hepiniz bilirsiniz.
Ancak modelleri görünce bunu nasıl yapmışlar diye yine de insan incelemeden geçemiyor. Gördüğünüz bebek battaniyelerinde kare veya yuvarlak motifli çalışma yapılmış. Daha sonra motifler birbirine dikilmiş.
Motifli bebek battaniyeleri
Değişik örgü bebek battaniyesi yapmak için farklı fikirler ve yeni örnekler arıyorsanız da bunlar işinize yarayacak diye düşünüyorum. Ben daha önce tığ işi bebek battaniyesi çalışması yapmıştım. Hatta ilk sıradaki motifli bebek battaniyesini çok andıran güzel bir çalışma yapmıştım.
Yeni doğan bebeği olan bir arkadaşım için hazırladığım battaniyeyi çok sevmişlerdi. Ama ne hikmetse aynısını bir daha yapamadım yada yapmak istemedim. Çünkü ben bir şeyi yapınca aynısını ikinciye yapmakta ya zorlanıyorum ya da iştahım kaçıyor. Yani bir şeyi bir kere yapınca o ilk yaptığımız şey bize çok değerli geliyor. Ben kolay kolay örgü işlerimi paylaşmam. Yani yaptıklarımı birisine vermeyi sevmem. Ama verdiğim kişi özel olunca işler değişiyor. Üsteki örnekler arasında gözüme kestirdiğim ise beyazlı mavili kalpli battaniye örneği olup, yapılışını bulur bulmaz yapmaya başlayacağım. Beğendiklerinizi yoruma ekleyin üzerinde konuşalım hanımlar. İyi akşamlar.
source : https://www.pinterest.com/
Daha önce paylaştığımız Yeni Kısa Şal Modelleri başlıklı makalemize de çok baktılar. Seninde ilgini çekebilir. | fa32975ca58a | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Geçtiğimiz günlerde yeni bir KOTOR oyunu için hazırlandıklarını ve Disney'le görüşmek için gün beklediklerini belirten Obsidian'dan bir güzel haber daha geliyor.
Her ne kadar bazı yönlerden beğenilmese de Fallout 3'ten daha çok sevilen New Vegas için yapımcı firma ikinci bir oyunun peşinde.
Yapılan bir röportajda stüdyo CEO'su Feargus Urquhart New Vegas 2 için vizyonunu açıkladı. Black Isle'da çalışırken serinin ilk oyunlarındaki deneyimlerini de göz önüne alan Urquhart "Fallout 1'den Fallout 2'ye geçerken iki bölgenin birbirine yakın olmasına çalıştık."
"Dolayısı ile eğer Fallout: New Vegas 2 ya da başka bir Fallout oyunu yapacaksak bunu Bethesda'nın içindeki ekipten ayırıp yapmamız gerekecek. Bizim oyunumuz Batı Yakası'nda geçmeye devam eder, çünkü biz Batı Yakası insanlarıyız. Bethesda ise Doğu Yakası insanları, o yüzden oyunlerının orada geçmesi mantıklı."
"Ve ayrıca sınırlandırılmış bir bölgeye de ihtiyacımız var. O yüzden misal, Los Angeles iyi bir seçim. Bir Fallout LA olabilir mesela ve epey de farklı olur. Bir yerde, Walking Dead ile Fallout'u birleştirmiş gibi oluruz."
Elbette bunlar henüz Obsidian'ın dileği ya da bize öyle aktarıyorlar. Lakin tahminler, (eğer çıkarsa) Fallout Online'dan önce bir singelplayer Fallout oyununun daha yapılacağı yönünde. O halde bu neden Obsidian'ın dşündüğü Fallout LA olmasın? | c1fd36a69647 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Traffic Spirit 6.0.1 Türkçe Olarak Sizlerle!
Peki bu sürümde ne farklılıklar var?
Bildiğiniz üzere bu programın her sürümünü Türkçe olarak çevirisini gerçekleştiriyorum. Yeni sürümde köklü değişiklikler ve de yeni özellikler olduğunu baştan söyleyeyim. Peki nedir bunlar?
1- Yeni sürüm çekirdeği Google Chrome tanalı olarak oluşturuldu.
Bu bize ne avantaj sağlayacak?
Yaptığım testlere göre sistemde daha verimli çalıştığını söyleyebilirim. Dahili olarak dosya eklentileri ve yerelleştirme ile ilgili uyumluluk arttırılmış oldu. (Bazı sistemlerde programın kendini kapatması gibi örnek gösterilebilir)
2-Yeni trafik platformu simülasyon modu eklendi. Artık herhangi bir PC türü yada mobil aygıtı simüle edebilirsiniz.
Peki ya bu?
İşte en can alıcı nokta bu aslında. İstediğiniz aygıt türünden yada browserden trafik alabiliyorsunuz. Peki bu size nasıl bir avantaj sağlayacaktır? En basit örnek olarak mobil içeriğe önem veren ve reklam barındıran sitelerin bu yolla geliri daha üst seviyeye çıkacaktır. Örneğin bazı reklam ağları sadece mobil trafiği ücretlendirir. Mobil aygıt yüzdesini arttırarak gelirinizi arttırmak ve mobil trafikte yükselme şansınız artacaktır.
3-Çalışma verimliliği arttırıldı ki; Bu konuda şunu söyleyebilirim en azından. Dikkat ettiyseniz eğer bundan önceki sürümlerde planlanan trafik ve gerçekleşen trafik gibi değerler mevcuttu. Bu değerlerin yanında da gerçekleşen trafiğin başarı yüzdesi görüntülenmekteydi. İşte bu noktada birçok kez % gerçekleştirme oranını sıfıra yakın hatta birkaç kezde sıfır “0” olarak görüntüledim. Bunun önüne bu sürümde iyileştirme getirilmiş. Elbette programı saatler yada günler boyu neredeyse bir hiç için çalıştırmanın önüne geçildi böylece.(Bu hata bazı istisnai durumlarda gerçekleşiyordu önceki sürümlerde).
4-Yazılım fonksiyonu ve trafik kalitesi geliştirildi. Bazı durumlarda programın aniden kapanması durumu ve buna benzer hatalara iyileştirme yapıldı. Unutmayalım ki kusursuz olduğunu söyleyemeyiz. Bu düzeltme işlemleri tamamen kullanıcılardan yapılan geri bildirimler neticesinde yapılmaktadır.
Şu anki sürümde sistem uyumluluğu olarak; bütün işletim sistemleri desteklenmektedir. (XP,2003,Vista,Win7,Win8,Win10). XP hariç tüm sürümlerin (32/64 Bit) ve XP(32 Bit) Testleri tarafımdan yapılmış olup gayet düzgün biçimde çalıştığı tarafımca gözlemlenmiştir. Yine aynı şekilde önceki sürüme benzer olarak VMWare gibi sanal makinelerde sorunsuzca kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken nokta ise aynı IP adresinden üç adet ten fazla program çalıştırmamanız olacaktır.
Programın Yeni ve Türkçe Sürümü Ekte Mevcuttur. Güle Güle Kullanın!
Not:Program altyapısı değiştiği için boyut bayağı yükselmiştir.
[ads2]
416603 Downloads | 30030387a1d7 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Hilye lügatte süs,ziynet,rûh ve yüz güzelliği demektir,ıstılahta ise Hz.Muhammed'in siretinin ve suretinin,yani ruh güzelliğinin ve fiziksel görünümünün anlatılmasıdır
Hazret-i Fâtımâ hz. Muhammed'in irtihalinden kısa bir süre önce
-Yâ rasûlallâh! senin yüzünü bundan sonra göremeyeceğim! diye ağladığında, peygamberimiz -Yallâllâhü aleyhi ve sellem- Hazret-i Alî yi çağırmş ve:
-Yâ Alî! hilyemi yaz ki, vasıflarımı görmek beni görmek gibidir!, buyurmuş"lardır.
Daha sonra da hilye geleneği başlamıştır ve övülmeye en layık insan olarak vasıfları anlatılarak medh edilmeye çalışılmıştır.Hilyeler Osmanlı kültürü içerisinde çok önem görmüş ve çeşitli süsleme sanatları üzerlerinde kullanılarak tablolar haline getirilmiş ve hanelerde münasip yerlere asılmıştır.
Hilye, Hattat Seyit Halil Şükrü, Essükeri, Tarihi : Hicri 1245 * Miladi 1829
Hilye, Hasan Sırrı Efendi (1836-1907) , Tarihi : Hicri 1312 * Miladi 1894
İSMAİL ZÜHTÜ EFENDİ (Ünye, ? - istanbul 1806)
Celi sülüs yazı okulunu kuran Mustafa Rakım Efendi'nin ağabeyidir. Aklâm -ı sitte denilen altı tür yazıyı Fethiyeli Ahmet Hafız Efendiden meşk ederek icazetname aldı. Sarayın hat hocalığına getirildi, kendisine sülüs ve nesih yazılardaki ustalığı nedeniyle "reisülhattatin" sanı verildi. Celi sülüsle de uğraştı. Enderunı hü-mayun'da ders verdi. Mustafa Rakım Efendi, Hekimbaşı Mustafa Behçet, Şâni-zade Abdullah Efendi ünlü öğrencileridir. Her biri ayrı güzellikte pek çok Kuran yazdı; Defterdar semtindeki Şahsultan türbesinin yazıları da onundur. | 75a1cb20a9ae | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Olması kaçınılmazdı ve oldu. Suudi maskeli Siyonist İslam düşmanlığı Yemen operasyonu ile bir kez daha yüzünü gösterdi.
Amerika, İsrail ve sadık köpekleri Suudilerin tavırları anlaşılır da olaya mal bulmuş mağribi hevesiyle atlayan sultanheveslere ne oluyor?
“Arap Baharı” projesiyle hedeflenen ve Suriye ile somutlaştırılan Direniş Ekseni’ni kuşatma ve çökertme planları fiyaskoyla sonuçlanmakla kalmadı; etkisizleştirilmek istenen İran ve Hizbullah’ın güçlenmesi ve nüfuz alanlarının genişlemesi ile sonuçlandı.
İran’ı kuşatma hedefiyle yola çıkan Amerikan köpeği Suudilerin planı ters tepti ve kendileri kuşatma altında kaldılar. Bütün çabaları ve desteklerine rağmen Suriye’de burunları sürtülünce deli danaya döndüler ve çılgın bir operasyona başvurdular. Bahreyn tecrübesinden cesaret aldıkları anlaşılıyor. Ancak hesap edemedikleri çok şey var. Bu savaş Suudi hanedanı için sonun yakın olduğunu gösteriyor.
Bahreyn’de silahsız bir halk kitlesini tanklarla geçici süreyle bastırmak kolaydır. Ancak ciddi bir toplumsal – farklı toplum kesimlerinden – desteğe ve ciddi silah gücüne sahip olan Ensarullah Hareketini bastırmak o kadar kolay olmayacaktır. Bu savaş hem Yemen için hem Suudiler için yıkıcı sonuçlara gebedir. Yenilgiyle büyüyen zafer kesinlikle Suudi'nin olmayacaktır. Bunların unuttuğu çıplak bir gerçek vardır:
Bütün hesap yapanların üstünde bir hesap yapan daha vardır ki asla hesabında şaşma yoktur!!!
Yıllardan beri Ortadoğu’nun liderliği hülyaları ile yatıp kalkan, Siyonist işbirlikçiliğini ‘anti Siyonizm maskesi’ ile perdeleme gayretindeki çok gömlekligiller de içlerindeki kini kusmanın fırsatını yakalamışken heyecanla ortaya atlayıverdiler.
Olur ya bir kemik parçası elde etme umudu doğmuş yine. Belki de boğazlarına takılmış Suriye kemiğini çıkarma fırsatı bulunur kuruntusu da var serde.
Yıllardır tüm planlarının merkezine koydukları mezhepçiliklerini kamufle edecek kılıf dahi bulamayan; IŞİD gibi ucubelerin – ki Ümmete tarihin en büyük zararını verirken Siyonizme de en büyük desteği veriyorlar – yaratıcısı ve destekçileri utanma ve haya damarları çatlak vaziyette sağa sola saldırıyorlar.
Ya bunlar kendilerini çok zeki , milleti de kör ve sersem sanıyorlar ya da ahmaklıkları öyle bir sarmal haline gelmiş ki tüm iz’anlarını kör etmiş ve kendilerini tanıma yetilerini yitirmişler.
Ucube yaratıklarınız ve maskesiz suratınız olan IŞİD, Kobani ve Irak’ta yenildikçe iç kanamalarınız suratlarınıza vuruyor. Üstüne Yemen halkının dayanışma zaferi gelince gerçekten ‘Tahammül sınırlarını zorlayıcı olmuştur.’
Ama şunu unutmayınız ki ‘yırtınsanız da , çatlasanız da’ adalet zulme galip gelecektir. Bu İlahi Vaad’dir. Bundan şüpheniz olmasın!
Allahım! Gücünle mazlumları destekle; düşmanın keskin kılıcını körelt; kalabalıkları ile zalimleri yalnız kıl; mazlumları ve hak sahiplerini üstün kıl; mazlumlara yöneltilmiş okları sahiplerine geri çevir; öfkeleri ve kinleri dinmemiş vaziyette onları defet; neye uğradıklarının şaşkınlığıyla onlara parmaklarını ısırt; askerleri dağılmış şekilde geriye dönüp kaçmalarını sağla;onları hazırladıkları tuzak çukurlarına tepetakla düşür; kazdıkları uçurumlara kendilerini yuvarla; azgınlıklarından sonra kendilerini zelil kıl; tükürüklerini yutamaz hale getir onları; tükürüklerini boğazlarını düğümleyen düğüme çevir.
Allahım! İmdadını umarak, hemen icabet edeceğine güvenerek, rahmetinin gölgesine sığınanın ezilmeyeceğini, desteğini arkasına alanın korkusu olmayacağını bilerek seni çağıranlar, ey Allahım, kudretinle onları zalimlerin şerrinden koru.
Allahım! Felaket bulutlarını yolunda mücadele edenlerin üzerinden kaldır; nimet yüklü bulutları üzerlerine yağdır; rahmet ırmaklarını üzerlerine akıt; musibetlerin gözünü kör et ve üzüntü perdelerini üzerlerinden kaldır. Amin!*
*İmam Zeynelabidin ;Sahife-i Seccadiye , 49. duadan uyarlanmıştır. | a49674a25e7a | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Haberler önceki sayfa
29.09.2016 FETÖ İLE MÜCADELEMİZ KARARLILIK ve HASSASİYETLE DEVAM EDİYOR
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen İl Siyasi ve Hukuki İşler Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu.
Yazıcı, bu toplantının olağanüstü bir niteliğinin olmadığını, 18 Temmuz’da yapmayı planladıklarını ancak darbe girişimi nedeniyle ertelediklerini ve bugün gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Siyasetin hedefinin, milletin hukukunu korumak olduğunu vurgulayan Yazıcı, siyaset yaparken milletin hukukunu gündemin hep en ön sırasında tutmak zorunda olduklarını belirtti.
Yazıcı, gönüllü bir faaliyet alanı olan siyasete hiç kimsenin birilerinin zoruyla girmediğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak sosyal duyarlılıklar ve siyasal sorumlulukları dikkate almak suretiyle gönüllü olarak 'ben de varım' diyerek siyasete talip olmuşuz. Siyaseti de Türkiye'nin en büyük ve en önemli kurumu olan AK Parti'de birlikte icra etmek bir meziyettir. Siyasete giren insan, bireysel hak ve özgürlüklerini kendi rızasıyla sınırlandıran kişidir. AK Parti’de siyaset yapacağız, o halde bireysel yaşamınızdaki fantezilerinizi, isteklerinizi birlikte siyaset yapmak üzere yer aldığınız AK Parti ailesi içinde icra etme hakkından peşinen vazgeçeceksiniz."
"AK Parti yerli bir partidir"
AK Parti'nin merkez partisi olarak yer aldığını, sosyal, ekonomik ve siyasal projeleri yaparken merkeze insanı oturtan bir anlayışa sahip olduğunu belirten Yazıcı, "Her şey Türkiye için diyen AK Parti, Türkiye'nin birliğine bütünlüğüne çok keskin bir şekilde vurgu yapmaktadır. AK Parti yerli bir partidir. AK Parti'nin hedef kitlesi 79 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bunu asla unutmayın. Vatandaşımız ile iletişim sağlarken, kendimizi anlatırken mutlaka ama mutlaka söylemimizi, ses tellerinizi, kimseye zarar vermeyecek şekilde kullanmakla yükümlüyüz." ifadesini kullandı.
Yazıcı, coğrafya olarak ülkenin çok stratejik bir noktada yer aldığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Stratejik önemi büyük bu ülkenin iyi yönetilebilmesi için vizyonu, öngörüsü olan kararlı, milletin hukukunu koruyan liderlere kadrolara ihtiyaç var. Bu kadrolar AK Parti kadrolarıdır. Bu kadroların lideri de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile Türkiye'nin 15 yıldan bu yana elde ettiği bütün kazanımları sekteye uğratmak, yürüyüşünü durdurmak, Türkiye'yi iç savaşa sürüklemek ve bunun ötesinde coğrafyayı şekillendirmeye çalışan iç ve dış güçlerin kolayca hamur yoğuracağı bir ülke haline getirmek istediler. Bizim tarihimizde darbeler olmuştu ama aziz milletimiz gerçekten feraset sahibidir. Sezgileri güçlüdür. Bu milletin karakteri esaret değil cesarettir."
FETÖ ile mücadelede sıfır tolerans
FETÖ ile kararlı ve amansız bir mücadeleyi hükümet düzeyinde hükümetin, partide ilgili birimlerin taviz vermeden kararlı bir şekilde sürdürdüğünü belirten Yazıcı, FETÖ ve bölücü terör örgütüyle mücadelenin beka mücadelesi olduğunu dile getirdi.
AK Parti'nin Türkiye siyasetinin omurgası olduğunu, AK Parti'nin omurgası olan teşkilatlarda virüs olduğu takdirde omurganın yamulup çökeceğine değinen Yazıcı, "Partimiz, FETÖ ile mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürüyor. Bu çalışmaları yaparken nesnel ölçütleri dikkate alıyoruz. Değerlendirme yaparken vicdani kanaat oluşturma aşamasında şu kriterler bizim kararımızı oluşturuyor. Sıfır müsamahayla toleransla bakıyoruz. Nesnel ölçütler, iltisaklı bağlantılı olduğunu ortaya koyuyorsa müsamaha ve tolerans sıfır." ifadesini kullandı.
Yazıcı, uluslararası camianın FETO'nun iadesi konusunda ayak dirediğini, açık deliller varken hukuk mantığının başka delillerin ikamesini talep edemeyeceğini, hükümetin bu kişinin Türkiye'ye getirilip hesap vermesini sağlayacağını aktardı.
"Yetkili kişi gereğini yapmıyorsa genel başkan var"
Geride kalan 15 yılın mimarı AK Parti'yi tank, top ve tüfek ile hizmet etme kararlılığından alıkoyamayanların AK Parti'yi tezvirat ve iftirayla zaafa uğratmak istediğini vurgulayan Yazıcı, şunları kaydetti: "Bu kişilere karşı kararlı bir tutum sergilemeliyiz. Birilerini yargılarken, eylemlerini söylemlerini değerlendirirken asla kanıtsız, belgesiz hüküm cümlesi kurmamalıyız. Var olan delillerin kanıtların üzerini asla örtmemeliyiz, delil karartmamalıyız. Bunları partinin kurumsal yapısı içinde hukuksal prosedürleri gözetmek suretiyle yetkili makamlara iletmek görevimizdir. Yetkili kişi gereğini yapmıyorsa partimizin genel başkanı var. Sayın Binali Yıldırım'a doğrudan iletin. Parti ile alakalı sorunları partililerle ilgili bilgi ve belgeleri kamuoyunda tartışma lüksümüz yok. Yaptığınız işin bir faydası olması lazım. AK Parti bir ailedir. Özel ailenizde suç işleyenler olursa onlara nasıl davranırsanız burada da öyle davranacaksınız. Sıfır tolerans hem kamuda hem içimizde olanlar için geçerlidir. Hiçbir yerde hiçbir zaman 'AK Parti'de FETÖ'cü yok' demedik ama 'barınamaz' dedik. Barınabilir mi AK Parti'de FETÖ'cü? Bunu söyledik, söyleyeceğiz. Bu duruşumuzu, kararlılığımızı AK Parti'nin kuruluşunda var olan ruhla ve Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın gösterdiği istikamette sürdüreceğiz." | bc233a2f4823 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
BİR MÜLKÜ SATIN ALIRKEN VEYA KİRALARKEN, SU SAYACININ ÜZERİNDEKİ ENDEKSİ TESPİT EDEREK, SU BORCUNUN BULUNUP BULUNMADIĞINI ARAŞTIRINIZ.
Bir mülkün satın alınmasında veya kiralanmasında, aşağıda belirtilen evraklarla başvuruda bulunulması gerekmektedir.
MAL SAHİBİ İSE :
Tapu (aslı ve fotokopisi)
Nüfus Cüzdanı fotokopisi (önlü arkalı)
T.C. Kimlik numarası
Eski su faturası veya abone numarası
DASK Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi
KİRACI İSE :
Kira Sözleşmesi
Nüfus Cüzdanı fotokopisi (önlü arkalı)
T.C. Kimlik numarası
Eski su faturası veya abone numarası
DASK Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi
Tüzel kişilik ise; imza sirküsü
KONUTLAR İÇİN;
- Yapı kullanma izni belgesi (belediyeden onaylı) veya kat mülkiyeti tapusu, kimlik (T.C. Kimlik Numaralı),
- Üzerinde T.C. Kimlik numarası bulunan Nüfus cüzdanı (T.C. Kimlik Numaralı),
- DASK Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi,
- Bağlı Bulunduğunuz Belediyenin Numarataj bürosundan alınacak kapı no ve bina kodu belgesi
yukarıda belirtilen evraklar hazırlanıp abonelik müracaatı yapıldıktan sonra tesisatın verilen şemaya göre hazırlanması ve yapılan keşif işleminden sonra keşif sonucuna göre abonelik bedeli yatırılmasına müteakip sözleşme imzalanması gerekmektedir.
Not : Bağlı bulunduğunuz ilçe Abone Şefliklerine müracaat etmeniz gerekmektedir.
Kurumumuzun merkezine veya şubelerine "Kimlik Fotokopisi" ile "Abonelik Sonlandırma Dilekçesi" vermeniz gerekmektedir. Abonelik Sonlandırma Dilekçesini şubelerimizden temin edebilirsiniz.
Kuyu Suyu açma ve kapama yetkisi DSİ Genel Müdürlüğüne aittir. DSİ den izin alınarak açılan kuyular için BUSKİ tarafından atıksu aboneliği yapılmaktadır.
BUSKİ’ ye ait su şebekesi haricinde kuyu, kaptaj havuz vb tesislerden veya tankerle yer altı ve yüzeysel suları temin ederek deşarj edenler, BUSKİ’ nin kanalizasyon ve kullanılmış suların uzaklaştırma hizmetlerinden (vidanjör hizmeti vb) faydalananlar ile nihai bertaraf hizmetlerini (Arıtma vb) alanlar, alacak olanlar tükettikleri kadar suyu kirleteceklerinden BUSKİ ile Kullanılmış Suların Uzaklaştırılmasına ilişkin Atıksu Abonelik Sözleşmesi yapmak: bunların nihai bertarafı ve uzaklaştırılması için “Kullanılmış Suların Uzaklaştırma Bedelini” ödemek mecburiyetindedirler.
Atıksu Abonelik Sözleşmesi yapmadan kanalizasyon şebekesinden faydalananlar, nihai bertaraf hizmeti verilenler ve verilecek olanlar tespit edildiğinden, haklarında hemen tutanak tanzim edilir. Bu tutanakta kaçak ve usulsüz bağlantının şekli, ölçülen su miktarı, kaçak ve usulsüz kullanımının süresi; sayaçlı kullanım ise sayaca müdahale olup olmadığı vb. bilgiler ayrıntılı olarak kaydedilir. Tutanak 3 suret olarak hazırlanır. İlgilinin de imzası alınarak bir suret ilgiliye bırakılır. İlgilinin bulunmaması veya imzadan imtina etmesi halinde tutanak üzerinde bu durum belirtilmek suretiyle denetlenen yere bırakılır. Bu şekilde düzenlenen ve bırakılan tutanak bildirim yerine geçerlidir. Bu sebeple hakkında tutanak tanzim edilenler 7 gün içinde BUSKİ’ ye müracaat ederek atıksu aboneliği tesis etmek ve tahakkuk edecek bedeli ödemek mecburiyetindedirler. Süre sonunda abonelik tesis etmeyenler hakkında resen işlem yapılır.
İNŞAATLAR İÇİN :
- Tapu
- İnşaat Ruhsatı
- Üzerinde T.C. Kimlik numarası bulunan Nüfus cüzdanı
- Bağlı Bulunduğunuz Belediyenin Numarataj bürosundan alınacak kapı no ve bina kodu belgesi
yukarıda belirtilen evraklar hazırlanıp abonelik müracaatı yapıldıktan sonra keşif sonucuna göre abonelik bedeli yatırılmasına müteakip sözleşme imzalanması gerekmektedir. | 506abb74fb23 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Obama ve Putin Dağlık Karabağ, Suriye ve Ukrayna’yı Konuştu
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Obama, Rusya Devlet Başkanı Putin’in 20 Haziran’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile Yukarı Karabağ sorununa çözüm çabaları hakkında yaptığı görüşmeyi gündeme getirdi. Obama’nın Putin’e, Yukarı Karabağ sorununa kapsamlı çözüm bulunması için AGİT Minsk Grubu’nun eşbaşkanları olarak Rusya ve Fransa ile birlikte çabaları yoğunlaştırmaya hazır olduğunu ilettiği belirtildi.
ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Yukarı Karabağ, Suriye ve Ukrayna konularını kapsayan telefon görüşmesi yaptı.
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Obama, Rusya Devlet Başkanı Putin’in 20 Haziran’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile Yukarı Karabağ sorununa çözüm çabaları hakkında yaptığı görüşmeyi gündeme getirdi.
Obama’nın Putin’e, Yukarı Karabağ sorununa kapsamlı çözüm bulunması için AGİT Minsk Grubu’nun eşbaşkanları olarak Rusya ve Fransa ile birlikte çabaları yoğunlaştırmaya hazır olduğunu ilettiği belirtildi.
Suriye konusunda da Obama’nın, Suriye rejiminin ateşkese uymamasına dair kaygılarını dile getirdiği ve bu noktada Rusya’nın rejime sivillere ve ateşkesin taraflarına yönelik saldırılarına kalıcı olarak son vermesi yönünde baskı yapmasının önemini vurguladığı kaydedildi.
İki lider görüşmede, Suriye’de IŞİD ve Nusra Cephesi’nin yenilgiye uğratılmasına dönük kararlılıklarını da teyit etti. Obama, Suriye’deki çatışmaları sona erdirecek gerçek bir siyasi değişim üzerinde ilerleme sağlanması ve insani yardımlara erişimin kalıcı kılınmasının gereğini vurgularken, bu bağlamda BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın çabalarına desteğini ifade etti.
Ukrayna’daki gelişmelerin de gündeme geldiği görüşmede Obama Putin’i, Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalarda görülen artışı durdurmaya dönük adımlar atmaya çağırdı ve Minsk anlaşmalarının tam olarak uygulanmasının acil öneminin altını çizdi.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 8516f9f8a7f7 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Nem, havadaki su buharı miktarıdır. Havanın kuru olması, soğuk algınlığına neden olan virüslerin çoğalması için ideal ortam oluşturmaktadır. Kuru hava ayrıca mukoza zarlarını da kurutarak burun tıkanıklığı ve boğaz kuruluğuna yol açar.
Havadaki nem oranı; mevsime ve hava koşullarına göre, ayrıca kişinin yaşadığı bölgeye göre değişir. Genellikle nem oranı yaz aylarında yüksek, kış aylarında düşüktür. İdeal olarak bir evde nem oranı % 40- 50 civarı olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Zeynel Abidin Taşbaş konu hakkında detaylı bilgiler verdi.
Hava nemlendiricileri, üst solunum yolu tıkanıklığının giderilmesinde ve burun ve sinüslerdeki kuruluğun azalmasında faydalı olabilmektedir, ancak bilimsel çalışmalarda etkinliği kanıtlanamamıştır. Soğuk ve sıcak buhar olmak üzere hava nemlendirme cihazları iki çeşittir.
-Soğuk buhar hava nemlendiricileri: En büyük sorun soğuk su bakteri ve küflerin üremesi için uygun bir ortam oluşturmasıdır. Bu nedenle hava nemlendiricinin her gün önerilen şekilde su ve sabun ile yıkanması gerekmektedir. İyi temizlenmeyen cihazlar enfeksiyon kaynağı olabilir. Ayrıca soğuk buhar hava nemlendiricilerinin distile su kullanılması önerilmektedir. Musluk suyu çeşitli mineralller içerir bu mineraller hava nemlendiricisinin içinde birikerek mikropların yerleşmesini kolaylaştırır.
-Sıcak Buhar hava nemlendiricileri: Bu cihazlarda bakteri ve küf üremesi daha zordur fakat yanık riski vardır. Bu nedenle özellikle küçük çocukların bulunduğu ortamlarda kullanılmaması önerilir.
Fazla nem halılarda ya da ev içindeki başka alanlarda küf mantarlarının, zararlı bakterilerin ve ev tozu akarlarının üremesinde artışa neden olabilir. Özellikle astımı olan çocuklarda bu durum astım şikâyetlerinin kötüleşmesine yol açabilir. Çocuğunuzun astımı olmasa bile, eğer yeterince iyi temizlenmemiş ve havaya mikrop yayan bir buhar makinesi var ise cihazının kendisi üst solunum yolu enfeksiyonları gibi benzeri şikâyetlere hatta akciğer enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Astımlı hastalara evlerini sık sık havalandırmalarını, ev içinde çamaşır kurutmamalarını öneriyoruz. Çünkü nem fazla olduğunda alerjenlerin artması için çok uygun bir ortam oluşmakta bu da hastaların bulgularını kötüleşmesine sebep olmaktadır.
Cihazları kullanırken dikkatli olunması gerekir eğer nem düzeyi olması gerekenin üzerinde ise ya da hava nemlendirici cihazların bakımı gerektiği gibi yapılmıyor ise çocuğunuzu iyileştireceğine daha da hasta olmasına neden olabilir.
Kalorifer, Hastalıkları Kronikleştiriyor
Kalorifer ile ısınan evlerde, ortamdaki nemin azalmasına neden olduğu için, çeşitli hastalıkların kronikleşmesine neden olabiliyor. Evdeki havanın nemi sağlık açısından %40-%50 civarında olmalı, kış aylarında sürekli yanan kaloriferlerin, ortamın havalandırılmaması nedeniyle nemi aldığı ve havayı kuruttuğu bilinmektedir. Burun ve ağızda kuruma, buna bağlı olarak oluşan rahatsızlıkların kronikleşmesine neden olmaktadır. Kaloriferin daima yandığı evlerde havanın nemi maalesef %50'nin çok altında iniyor.
Bunu önlemek için;
• Peteklere takılan suluklardan kullanılmalı ve suları sürekli yenilenmeli ve temizlenmeli.
• Peteklerin üzerine ıslak bez-havlu koyulabilir.
• Çok iyi durulanmış çamaşırları ev içerisinde kurutulabilir (deterjanı solumak zararlı olduğu için iyi durulanmış çamaşırlar kullanılmalı)
• Evlerinde katalitik kullananlar, bunların üzerine çaydanlık ya da benzeri kaplar koyabilir. Elektrikli su ısıtıcıları odada kullanılabilir.
• Son olarak evinizdeki tüm odaları gün içinde havalandırın ki odanın kuruyan havasına nem dengesi gelsin. | dae7f4f9acdb | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Son zamanlarda salata yapmaya giriştiğim her seferde, miktarını bol tutuyorum ve kocamaaan bir kaseyi dolduruyorum. Mesela göbeğin tamamı, bir kaç salatalık , 1 pırasa ( özellikle kışın hep koyarım) , bir demet roka hepsini doğrayıp hazırlıyorum. Bir tek domatesi eklemiyorum ki sulandırmasın.
Eğer tuz, yağ limon gibi soslarını eklemezseniz, kaseyi poşetle kapatarak bu şekilde uzun süre bozulmadan durur salata. Her akşam biraz alıp üzerine isterseniz domates ekleyip sunabilirsiniz.
Ancak dikkat edilecek bir husus var. Saklayacağımız salatanın mümkün olduğunca kuru olması gerekiyor. Salata kurutmak için aparatlar varmış (bende yok) mümkünse onlar kullanılmalı, yoksa benim yöntemim yeteri kadar işe yarıyor.
Yıkanan malzemeleri kesme tahtası üzerine koyuyorum ve biraz bekleyip tahtayı eğerek fazla suyu akıtıyorum. Tahta üzerinde kestikten sonra yeniden aynı işlemi yapıyorum çünkü keserken yine sular birikiyor. Bu şekilde suyun çoğu gidiyor.
Daha sonra yayvan bir kap yerine dibi daha dar derin bir kaba koymak faydalı. (Ben büyük cam kaseye koyuyorum) Çünkü beklerken kalan sular dibe süzülüyor. Suyun sebep olduğu ıslaklık malzemeyi yumuşatsa da bundan sadece dipteki az bir miktar etkileniyor. | a37a26a2bb8e | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kars'ta Uluslararası Tarih Boyunca Türk İdaresindeki Ermeniler Konulu Sempozyum Düzenledi
Başkan Murtaza Karaçanta, 20.yüzyıl boyunca ulusal kimliklerini Türkiye karşılığına ve 1915 efsanesine dayandıran Ermeniler bağımsız bir devlet olmamanın ve dünyanın dört bir yanına yayılmanın da etkisiyle sürekli olarak mağduriyet ve hakların yenilmişlik hisleri içinde yaşadılar. Türklerden intikam almak istediler, fakat alamadılar. üstüne üstlük Türkler onlara göre işledikleri büyük suçu da kabul etmiyorlardı. İşin aslına bakılacak olur ise Türkleri suçlayan Ermeniler aslında kendilerinin suçlu olduklarını pek hale biliyorlardı. Bağımsızlık hayali ile Osmanlı Devleti'nde ayaklanma çıkaran Ermeni militanlarının öldürdüğü Müslüman sayısı yarım milyonun üzerindeydi. Ancak unutkanlığından mıdır, bağışlama gücünden midir, bilinmez Ermeniler konuyu gündeme getirmedikçe Türkler geçmişi hatırlamak istememişlerdir, dedi. (1.250.000 kişi olduğu iddia edilen Ermenilerin neredeyse yetişkin her bir Ermeni'ye bir cinayet demek olan 500.000 kişiyi nasıl öldürdüğü açıklanamaz. Unutmayalım Kurtuluş savaşında, savaş meydanlarında ölenlerin sayısı 9167.HYETERT)
Işık Çapanoğlu Kars (İHA) - Kars Kafkas Üniversitesi (KAÜ)'de Uluslararası Tarih Boyunca Türk İdaresinde Ermeniler konulu sempozyum düzenlendi. KAÜ Prof. Dr. Necdet Leloğlu Konferans Salonunda düzenlenen sempozyuma katılan Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, Türk-Ermeni ilişkilerinin son bir yüzyıldır kan davası görünümünden kurtulamadığını belirtti. Başkan Murtaza Karaçanta, 20.yüzyıl boyunca ulusal kimliklerini Türkiye karşılığına ve 1915 efsanesine dayandıran Ermeniler bağımsız bir devlet olmamanın ve dünyanın dört bir yanına yayılmanın da etkisiyle sürekli olarak mağduriyet ve hakların yenilmişlik hisleri içinde yaşadılar.
Türklerden intikam almak istediler, fakat alamadılar. üstüne üstlük Türkler onlara göre işledikleri büyük suçu da kabul etmiyorlardı. İşin aslına bakılacak olur ise Türkleri suçlayan Ermeniler aslında kendilerinin suçlu olduklarını pek hale biliyorlardı. Bağımsızlık hayali ile Osmanlı Devleti'nde ayaklanma çıkaran Ermeni militanlarının öldürdüğü Müslüman sayısı yarım milyonun üzerindeydi. Ancak unutkanlığından mıdır, bağışlama gücünden midir, bilinmez Ermeniler konuyu gündeme getirmedikçe Türkler geçmişi hatırlamak istememişlerdir, dedi.
Ermenistan ve Ermenilerin Türkiye'ye Yönelik Soykırım İddiaları ve Türkiye'nin Toprak Bütünlüğünü Tanımamaları İlişkilerin Önünde Temel Engel Oluşturmuştur
Türklerin bu tutumu eski imparatorluğun diğer etnik grupları ile ilişkilerin de de geçerlidir. Diyen Karaçanta, ürklerin bu tavrı bir yönden acıların soğumasına katkı da bulunmuşsa da, diğer tarafından somut bir adım atılmaması ilişkilerin istenen hızda düzenlemesini engellenmiştir. Bu şekilde adeta tarihe hak sunan, anılar tarafından kelepçelenen Türk-Ermeni ilişkileri modern uluslar arasındaki diğer normal ilişkilerden tamamen ayrılmıştır. Bu bağlamda kısaca geçmişten günümüze baktığımızda; Türkiye ve Ermenistan tarihi ve kültürel ortaklıkları bulunan iki komşu ülkedir. Bu iki ülke arasındaki ilişkilerde günümüze kadar gelişme kaydedilmemiştir. İlişkilerin günümüze kadar geliştirilmemesinde birçok faktör rol oynamıştır. İlk olarak Ermenistan ve Ermenilerin Türkiye ye yönelik soykırım iddiaları ve Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tanımamaları ilişkilerin önünde temel engel oluşturmuştur. İkinci olarak, ermeni diasporası dünyadaki etkisini Türkiye'yi yıpratma, düşmanlıkları körükleme yönünde kullanıp dostluklar hazırlama yönünde kullanmayarak ilişkileri baltalamıştır. Hatta diaspora Ermenistan devletinin Türkiye ye yönelik politikasını olumsuz yönde etkilenmiştir. Üçüncü olarak, Ermeniler ve Ermenistan yukarı Karabağ ve diğer Azerbaycan topraklarını, işgal etmişlerdir. Türkiye de diğer ülkelerden ve uluslar arası kuruluşlardan gelen uyarılara rağmen işgal günümüze kadar devam etmiştir. Bu durum ise Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin önüne yeni sorunlar çıkarmanın ötesinde Türkiye'nin başta Rusya olmak üzere diğer ülkelerle de ilişkilerini sorunlu hale getirmiştir. Dördüncü olarak Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra,Türkiye'yi güvenlik bağlamında rahatsız edecek adımlar atmış,Türkiye'nin sorumlu olduğu komşuları ile Türkiye'ye yönelik ittifak arayışlarına girmiştir. Rus askerleri Türkiye-Ermenistan sınırına yerleştirilmiş ve Ermenistan Türkiyeye karşı silahlanma faaliyetleri içine girmiştir. Ayrıca Türkiyeye yönelik geçmişteki ASALA terör saldırıları, Türk-Ermeni ilişkilerine yeni olumsuzluklar eklemiştir. Temelde bu faktörlerin etkisi ile Türk-Ermeni ilişkilerinde günümüze değin bir gelişme kaydedilememiştir, diye konuştu.
Türkiye- Ermenistan İlişkilerini Geliştirmek ve Genel Anlamda Ermeni Sorunu Olarak Bilinen Konuyla İlgili Çözümler Bulabilmek İçin Sorunların Teşhisi Çok Önemlidir
Türkiye-Ermenistan ilişkilerini geliştirmek ve genel anlamda Ermeni sorunu olarak bilinen konuyla ilgili çözümler bulabilmek için sorunların teşhisinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, özetle şunları söyledi: Gelecekte de ilişkilerde olumlu adımlar atıla bilmesi için bu faktörlerdeki iyileşmeyle doğru orantılı olacaktır. Başka bir değişle, bir taraftan Türkiye'nin bu ilişkileri geliştirmek için gerekli siyasi iradeyi ortaya koyması gerekirken,diğer taraftan Ermenistanın ve Ermeniler soykırım iddiaları başta olmak üzere işgal ettikleri Azerbaycan toprakları, diasporanın faaliyetleri ve güvenlikle ilgili konularda olumlu adımlar atmaları gerekmektedir.Özellikle Ermeni Diasporası soykırım iddialarına sarılmak yerine kendisine daha tutarlı, içi kültürel, tarihi, dini, etnik öğelerle dolu bir varlık ideolojisi bulmalı ve dünyadaki etkinliğini,Türk-Ermeni ilişkilerini geliştirmek,bölgede barışı tesis etmek yönünde kullanmalıdır. Ermeniler en sadık millet (mille-i sadıka) tanımlaması yapılması nasıl tarihi bir gerçek ise,özellikle 19.Yüzyıl sonu ve 20.Yüzyıl başında tatsız olayların olduğu da bir gerçektir.Tarihteki olumlu ilişkilerin olduğu dönemde,tatsızlıkların gerçekleştiği dönemde duygusallıktan uzak dönemin şartları,güç dengeleri,propaganda gibi faktörler göz önüne alınarak değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.Bu nedenle geçmişe sadece olumsuzluk penceresinden bakılarak geleceği gölgeleyecek şekilde değerlendirilmesi,olayın kısır bir kan davası şekline dönüştürülmesi,Türkler,Ermeniler,bölge halkı ve dünyanın barışı için doğru ve adil bir yaklaşım değildir.Doğru olan yaklaşım, bardağın dolu tarafından bakarak,olayları devrin parametreleri içinde değerlendirmek,geleceğe umutla bakmak,olumlu adımlar atmaktır.Türkiye-Ermenistan ilişkilerini geliştirmek ve genel anlamda ermeni sorunu olarak bilinen konuyla ilgili çözümler bulabilmek için sorunların teşhisi çok önemlidir.aksi taktirde yanlış teşhis yapıldığında zaman kaybedilebilir ve tüm çabalar sonuçsuz kalır.Bu nedenle günümüzde Ermeni sorunu sadece tarihi bir olaya olarak tanımlamak çok dar ve eksik bir tanımla olacaktır.Sorun günümüzde tarihi olayların ötesinde,birçok dünya ülkesinin iç ve dış politika ajandasında bir gündem maddesi,uluslar arası politikanın önemli bir konusu,dış politika ve psikolojik savaş malzemesi ve diaspora Ermenileri için bir varlık ideolojisidir.Bu nedenle sorunun çözümü bağlamında atılacak adımlar tüm bu unsurları içeren kapsayıcı çözümler,projeler olmalıdır.Sorunla ilgili temel çözüm ise Ermeni meselesinin dünyadaki oynadığı rol,yerine getirdiği işlev,hangi kesimlerce kullanıldığı gibi faktörler göz önüne alınarak formüle edilmelidir.Bu çerçevede bakıldığın da yapılması gerekenler sadece akademik sahadaki çalışmaların ötesinde,Türkiye'nin iç ve dış politikası ile ilgili alanları kapsayacaktır. Aslında bilimsel çalışmaların ötesinde Ermeni meselesi ve Türkiye'ninkarşı karşıya kaldığı sorunlar Türkiye'nin Cazibe ve caydırıcılığı ile çok yakından ilgilidir. Bu ülkenin cazibe ve caydırıcılığı ise ekonomi,teknolojik gelişme, askeri üç, idare, diplomasi, toplumsal yapı ve tarihi gibi bir çok konu ile ilgilidir. Sonuç olarak geçmişe salt bugünün penceresinden bakmak nasıl anakronik ise bugünde geçmişin karanlık anılarına terk etmek o kadar zaman ile uyumsuzdur. Sorun bugünün sorunudur. Tarih çok önemli bir yardımcıdır.Fakat sorun psikolojik bir sorundur, sorun sosyolojik bir sorundur. Sorun bir siyasi sorundur. Sorun bir uluslar arası ilişkiler sorunudur. Daha da önemlisi sorun üzeri arşivler ile ölen insanların kemikleri ile soykırım suçlamaları ile kapatılamayacak bir sorundur. Kısacası kendi senaryoları olmayan ülkeler başkalarının yazdığı senaryolarda figüran rolü oynamaya mahkumdur. Zayıf ülkelerin ise senaryo yazmaya mümkün olmadığı gibi başkalarının dış politika aracı olma seviyesinden ileri gitmeleri de mümkün değildir.Bu tür ülkeler farklı vesilelerle uluslar arası arenada devamlı bir şekilde cezalandırılmaktan da kurtulamazlar.
Kurtuluş Savaşında Savaş meydanında ölenler: 9.167 (662 subay ve 8.505 er) http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Kurtulu%C5%9F_Sava%C5%9F%C4%B1 HYETERT)
(IÇ-AA-Y) 17:43:03 08/05/2014
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 3658da954d99 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
ABD Barış Gönüllüleri Ermenistan’da «İnsan Hakları Parkı» kuracak
ABD Barış Gönüllüleri (Peace Corps) Vanadzor’da «İnsan Hakları Parkı» kuracak. İnisiyatif sahibi Barış Gönüllülerine göre Vanadzor’da yapılan araştırmalar Ermenistan yurttaşlarının şu anda en çok insan hakları ve hukuki destek konusunda desteğe ihtiyaç duyduklarını göstermekte.
Barış Gönüllüleri Barışçıl Etkinlikler Bl. koordinatörü uzmanı Armene Sadikyan, NEWS.am muhabiine yaptığı açıklamada ABD Barış Gönüllülerinin Ermenistan’da yaşayan insanların ne gibi sorunları olduğu konusunda başlangıçta araştıra yaptıklarını ifade ederek ″Onlar en büyük sorunun insan hakları ve özgürlükler konusunda olduğunu ortaya çıkardılar. Yurttaşlar en fazla kendi haklarının korunmasına ihtiyaç duymaktalar.″ dedi.
News from Armenia - NEWS.am
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | c49a4e7cc923 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Üç hafta süren ikinci askerliğimden dönüşte, soktum anahtarı Arnavutköy’deki evin kapısını açtım ki, içeride tanımadığım iki Amerikalı adam, dağlar gibi kâğıtlar, etrafa saçılmış binlerce dia, kesif puro dumanı, çalışıyorlar. Kimsiniz? Dedim. Sen kimsin? Dediler. Ayı gibi olanı Thomas Goltz’muş. Gabriele bunlara bir-iki gün çalışmaları için müsaade etmiş. Sonra kendisi dayanamayıp kaçmış. Kaldık mı başbaşa?
Türkiye hakkında derleme bir kitap hazırlıyorlarmış. Karadeniz bölgesi eksikmiş. Var mı yazacak tanıdığın dedi. Az buçuk bildiğimi söyledim. “Sit down and lay the shit out!” dedi, emir kipinde. Sabaha kadar da vakit verdi. Oturup yazdım, mecbur, güzel de oldu. Hayatta ilk yazdığım gezi yazısıdır. Yirmi yıl sürecek bir kariyerin başlangıcı oldu.
Wyoming’in en derin taşrasından gelmiş. New York’ta tiyatro okumuş. Afrika’nın en güney ucundan başlayıp, tek kişilik Shakespeare oyunları sahneleyerek, iki senede Mısır’a kadar yol almış. Sonra bir müddet Suriye’de oturmuş. Birkaç Amerikan gazetesinin muhabirliğini yapmış. Vize derdine üç ayda bir Adana’ya geldiğinde Hicran’la tanışmış. Ankara’ya yerleşmiş. Bana hep Cengiz Han’la Çörçil’in melezi hissini verdi. Feci bir aksanla boru gibi öterek Türkçe konuştuğunu sanırdı. Bedrettin Dalan’ın Özel Kalem müdiresini şap diye yanağından öpünce kadıncağız ağlamaklı olmuş, özür dilemek bana düşmüştü.
Beraber bir de Istanbul derlemesi yaptık. 12 tane birbirinden meşhur yazara yazı ısmarladık. Bir tane işe yarar yazı gelmeyince hepsini oturup bir haftada kendimiz yazdık. Sonra bir rehber kitap dizisi işine giriştik. Bir sene uğraşıp, birkaç kere birbirimizi boğazlama aşamasına geldikten sonra battık. O tempo ancak Amerikalılarda vardır: 12 saat fanatik bir hırsla iş üret, çözülmez cinsinden kırk tane problem çöz, sonra Bebek Bar’da bir şişe viski, sonra gene sabaha kadar aynı manyak çalışma hızı…
Üst düzey emniyet kadrolarıyla insanı işkillendirecek ölçüde sıkı fıkıydı. Kim bilir neden İran sınır boylarını pek sever, günlerce Van’a takılır, sonra acayip birtakım nakliyeci tiplere bürosunda emirler yağdırırdı. Günahı kuşkucuların boynuna. 89’da bir de baktık ki Azerbaycan’a gitmiş, o zamanki cumhurbaşkanı Elçibey’in sağ kolu oluvermiş. Karabağ savaşı sırasında Amerikan basınına kan ve barut kokan anti-Ermeni yazılar geçti. Bana olan gıcığından mıdır diye düşünmedim değil.
Darbe olup Elçibey devrildiğinde, Aliyev kuvvetleri bunu ele geçirmeye çalışmışlar; son dakikada bir helikoptere atlayıp canını dar kurtarmış. Ne kadarı gerçektir, ne kadarı filim bilmem. Bir iki sene sonra bu sefer Özbekistan’da bir Türk okulunun müdürü oldu. Sonra oradan da sınırdışı etmişler diye duyduk. Hicran’ı da alıp Wyoming’de babasının çiftliğine dönmüş diyenler oldu, ama kim bilir aslı nedir.
HAMİŞ - Wyoming değil Montana imiş. Hicran'la Adana'da değil Ankara'da tanışmışlar. Ayrıca babasının çiftliği yokmuş, tanınmış bir doktormuş. Pardon, hafıza yanıltıyor. Anormal derecede sempatik ve aynı ölçüde tahammül edilmez bir adam olduğunu belirtmiş miydim? | f405a44abfa5 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Samos mimarisi diğer Kuzeydoğu Ege adalarının mimarisine benzer. Samos adasının nüfusu ağırlıklı olarak hetorojen (ayrı cinsten) kökenli olduğu için adada kendine özgü bir mimari yoktur.
Adaya bakıldığında Bizans kiliseleri, Neoklasik konaklar, Venedik tarzı binalar, beyaz badanalı evler hepsi birarada görülmektedir. Dar sokaklar tüm bu yapıların etrafını sararak atmosfere sıcak ve rahatlatıcı bir dokunuş katmaktadır.
Adanın başkenti olan Vathy’de Neoklasik evler ile Venedik tarzı evler birbiriyle içiçe olup tüm yapılar kırmızı kiremitli ve bazıları parlak renklerde badanalıdır. Kasabanın dar caddeleri ve merdivenleri mavi beyaz renklerde boyalı, binaların duvarları resimlerle süslüdür.
Adanın güneyindeki şirin sahil kasabası olan Pythagorion mavi kapıları ve panjurları olan beyaz badanalı evlerle doludur.
Arkaik tapınaklar, Bizans ve Bizans sonrası dönemlere tarihlenen muhteşem freskoları olan kiliseler adanın mimarisinde tamamlayıcı roldedir. | 0e3f139a0726 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
11 Ocak 2013 Cuma
Hayat Akıp Gidiyor...
Hayat parmaklarımızın arasından akıp gidiyor. Avcumuza aldığımız suyun hepsini içemiyoruz. Öyle bir ritme kapıldık ki insanların artık kendilerine ayıracakları vakitleri yok. Sabahın köründe trafiğe takılmamak için yollara dökülüyor, akşam fiziksel ve zihinsel yorgunluklarla aynı trafik işkencesini çekerek kafeslerimize dönüyoruz. Hayat bizi sıkıştırıyor... Hele bir de İstanbul'da yaşıyorsanız zaten bir güne 24 saat yetmiyor... Bu konuyla ilgili çok güzel bir araştırma yapılmış ve görür görmez paylaşmak istedim;
"Adamin biri Washington metro istasyonunda yere comelir ve kemanini calmaya baslar; soguk bir ocak ayi sabahidir. 45 dakika boyuca 6 Bach calar. Cogu insanin ise gitmek icin hareketlendigi bu yogun saat suresince 1100 kisinin istasyonun icinden gectigi hesaplanir.
Uc dakika gecer orta yasli bir adam muzisyenin caldigini farkeder. Yavaslar, bir kac saniyeligine durur ve sonrasinda aceleyle ilerler yapacaklarindan geri kalmasin diye.
Bir dakika sonra kemanci ilk bir dolarlik bahsisinin alir; bir bayan parayi kemancinin onune gecerken atmis ve hic durmadan yoluna devam etmistir.
Bir kac dakika sonra birisi dinlemek icin duvara yaslanir saatine bakar ve tekrar yurumeye baslar. Besbelli adam isine gec kalmistir.
En cok dikkat eden ise uc yasinda bir cocuktur. Annesi alelacele cekistiriken kendisini durup kemanciya bakar. Sonunda annesi kuvvetlice cekistirir cocugu ve cocuk surekli arkasina bakarak yurumeye baslar.Bu olay diger bir cok cocuk tarafindan tekrarlanir,fakat istisnasiz tum ebeveyinler cocuklarini yurumeye devametmeye zorlar.
Kemancinin 45 dakikalik gosterisi boyunca sadece 6 kisi durup bir sure bekler. 20 kisi kendisine para verir, sonra yine normal bir sekilde yurumeye devam ederler. 32 dolar toplar kemanci. Gosterisi bitipte etrafa sessizlik hakim oldugunda hic kimse farketmez bile.Kimse alkislamaz yada tanimaz.
Kimse az once dunyadaki yazilan eserler arasindaki en essiz parcayi 3.5 milyon dolar degerindeki kemaniyla calan bu kisinin dunyanin en yetenekli muzisyenlerinden Joshua Bell oldugunu farkina varmaz.
Bu olaydan iki gun once biletlerinin ortalama 100 dolar oldugu konserin biletleri yok satmistir.
Bu gercek bir hikayedir. Joshua Bell in bu metro istasyonunda kimligi belirsiz bir sekilde verdigi konser Washinton Post tafafindan algilama,zevk ve inanlarin onceliklerini kapsayan sosyal arastirmanin bir parcasi olarak tertip edilmistir.
Ozet olarak : Ortak bir cevrede, uygunsuz bir zamanda guzelligi algilayabiliyormuyuz? Durupta bunu takdir ediyormuyuz? Bir yetenegi beklenmedik bir icerikte tanimlayabiliyormuyuz?
Bu arastirmadan edinelecek muhtemel sonuclardan biri sudur : Eger dunyanin en unlu muzisyenlerinden birinin dunyada yazilan en iyi eserlerden birini calarken onu durupta dinleyecek bir dakikamiz bile yoksa, acaba daha neler kaciriyoruz hayatta?
Kaynak: Knowledge of Today
Ceviri: Ozan ÖztÜrk
Gönderen Kaptan zaman: 15:41
Etiketler: joshua bell
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 54c72d4387e8 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Böğürtlenli Çikolata Katları
Böğürtlenli Çikolata Katları İçin Malzemeler
- 8 parça milföy hamuru
- 1 poşet krem şanti
- 1 çay bardağı süt
- 3 çorba kaşığı labne
- 3 çorba kaşığı pudra şekeri
- 1 kase böğürtlen
- 12 adet bitter madlen çikolata
Böğürtlenli Çikolata Katları Tarifi
Tepsi yağlanır. 8 adet milföy hamürü tepsiye dizilir. Çok şişmesini önlemek için hamurlar çatalla delinir. fırına gönderilir. Bu sırada çikolata benmari usülüyle eritilir.
Pişmiş çıtır çıtır olmuş milföyler fırından alınarak üzerine çikolata sürülür. Bir süre buzdolabında bekletilir. Bu arada
krem şanti ve labne karıştırılır. Dolaptan çikolatalı milföyler alınarak üzerine şanti ve labne karışımı şanti torbasıyla sıkılır.
Milföyler 2'şer 2'şer üst üste konulurak 4 tane elde edilir. Her birinin üzerine böğürtlen ve pudra şekeri dökülerek servis yapılır. | fd37ea8ae8b6 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Sevgiyle ve Aşkla kalın,
16 Kasım 2013 Cumartesi
Erkeklerin dünyasında “Güzel” olabilmek!...
Erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz. Kadınlar yaratıcılıkta, sezgisellikte, taktik geliştirme ve uygulamada vb. bir sürü özellikte bizden çok üstün olmalarına karşın masumiyetlerini korumakta zorlanıyorlar. Çünkü gerçek anlamda mutlu olabilmek için içlerindeki “Çirkin”i uyandırmaları gerekiyor. Sevgili Hans Stan Dam’ın bu yaz söylediği gibi “Azıcık kötülük kadına seksapel katar”.
Jung bazı mitlerin kolektif bilinçdışımızın en derin köşelerine kaydedildiğini söylüyor. Mesela cinselliği yeni uyanan bakire genç kız arketipi. “Güzel ve Çirkin” masalındaki “Güzel” karakteridir o. Masalı bilmeyenler için hızlıca özetleyeyim.
“Güzel”, dört kız kardeşin en küçüğüdür. Bencillikten uzaklığı ve bitmez tükenmez iyiliği sayesinde başta babası olmak üzere herkesin gözdesidir. Ablaları babalarından pahalı hediyeler isterken, o bir tek beyaz gül ister. Babası o beyaz gülü “Çirkin”in bahçesinden çalarken yakalanınca, babasının ölümünü engellemek ve onun yerine geçmek için “Çirkin”in şatosuna gider. “Çirkin” bu büyülü güzelliğe aşık olur ve evlenmek ister. Ancak “Güzel” reddeder. Gel zaman, git zaman bir gün büyülü aynada babasının ölüm döşeğinde olduğunu görünce çirkinden bir hafta izin ister. “Çirkin”, bir şartla gönderir onu. Eğer o gecikirse kendisi ölecektir. Ablaları kıskançlıklarından çeşitli oyunlarla onu geciktirirler. “Güzel” bunu fark ettiğinde “Çirkin”i kurtarmak için şatoya geri döner. “Çirkin” ölüm döşeğindedir ve ona onsuz yaşayamayacağını söyler. “Güzel” de ona, onsuz yaşayamayacağını söyler ve iyileşirse onunla evleneceğine söz verir. O anda şatonun ışıkları yanar. “Çirkin” ortadan kaybolmuş, yerine “Yakışıklı Prens” gelmiştir. “Güzel”, “Çirkin” in içindeki iyiliği fark ederek yapılan büyüyü bozmuş ve “Prensi” özgür bırakmıştır. (Psykhe ve Eros arasındaki hikaye de buna çok benzer).
Masalda anlatılan bakire arketipi her insanın içinde vardır. Çocukluktan kadınlığa geçiş eski çağlarda törenlerle kutlanırdı. Yaşadıklarımız bilinçaltından silinmedikçe herkes genç bakireyi hatırlayacaktır. Bazı kadınlar bakirenin masumiyetine fazlaca tutunarak dualist dünyadan kaçınsalar da, genellikle kadınların güçlü bir Amazon veya hayatını kendi başına yaşamayı seçen güçlü bir kadın rolü oynadıklarını görüyoruz. İster Amazon, ister iş dünyasında başarılı bir kadın figürü olun, sonunda içinizdeki “Güzel” karakteri insanlara güvenmeyi ve içindeki iyiliği ortaya koymayı seçebilir. Kadınların belki de en önemli özelliklerinden birisi görünenin ardında gizli olanı fark edebilmeleri ve sezebilmeleridir. Dolayısıyla bence bu erkek egemen dünyada kadının geleceği, erkek gibi davranmaktan ve erkeksi yanlarını geliştirmekten değil, içlerindeki “Bakireye - Güzele” güvenmekten ve koşullar ne olursa olsun sezgilerine kulak vermekten vazgeçmeden, sadece ona seksapel katacak olan kötülükten bir doz alıp kendine homeopati uygulamasından geçecektir. Kadının elindeki en önemli araç yine kendisidir. Elbette kullanmayı bilene!...
Önemli Not: Homeopati, eski yunancadan gelen (homeos:benzer) ve (pathos:acı çekmek) kelimelerinden oluşur. Benzeri benzerle tedavi etmek anlamına gelir. Burada kadın kötülüğü kabul ederek, hatta bir küçük doz uygulayarak kötülüğe direnç kazanması, dolayısıyla dualist dünyaya uyum sağlayabilmesi kastedilmiştir.
Sevgiyle ve Aşkla kalın,
Sevgiyle ve Aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 9ce2b5da5719 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Aslında uzun bir süre butik pasta ve kurabiye yayınlamama kararı almıştım. Blogumun istediğim çizgiden çıkmasını istemediğim için. Kısa zamanda butik çalışmalarım için apayrı bir sayfa ile karşınızda olacağım. Böylece "Yasemin Mutfakta" her okuyanın rahatlıkla uygulayabileceği yemek tarifleri ile devam edecek. Bende mutlu olacağım :D. Yayınlamadığım ama yaptığım tüm butik çalışmaları sayfamda sağ taraftaki galerilerden gezebilirsiniz.
Ancak bu pastayı yayınlamam için çok ısrar geldi. Bende ısrar edenleri kıramadığım için yayınlıyorum. Canım Mügeeeccciimmin arkadaşı Ahmed'ın eşi Pınar'ın doğum günü için özellikle istenildi bu pasta. Pınar gerçek bir moda düşkünüymüş. Eee eşinin moda düşkünlüğünü bilen Ahmed'de onun için en uygun temanın çanta ve ayakkabı olduğuna karar vermiş. Özelliklede LV markasını seven Pınar için bende cıvıl cıvıl hanım hanımcık bir terlik ve çanta modeli buldum. Ve onları pastaya uyarlamaya çalıştım. Fena olmadılar.. Asıl soru aslına yakın olmuşmu? Eee bunuda en iyi bizim modacı Pınar bilir :D. Doğumgünün kutlu olsun Pınar!
Pastanın pandispanyası yoğun çikolatalı pandispanya, kreması bu aralar favorim yumurtasız çikolatalı krema, içinde booool ceviz var. Yani bir dilim browninin pasta hali diyebiliriz!
Yumurtasız Çikolatalı Krema
(Sevgili Bizim Pastane Zinnur'un çikolatalı punding tarifinden uyarlanmıştır. Teşekkürler Zinnur!)
- 2 yemek kaşığı mısır nişastası
- 5 yemek kaşığı şeker
- 2 yemek kaşığı kakao
- 1 çimdik tuz
- 1 kutu krema
- 1 + 1/4 su bardağı süt
- 300 gr küvertür çikolata
- Küvertür çikolatayı küçük parçalar halinde doğrayıp buzluğa girebilen çelik bir kaseye koyun.
- Bir tencerede çikolata hariç tüm malzemeyi sürekli tel çırpıcı ile karıştırarak pişirin.
- Göz göz olup koyulaşmaya başlayınca ocağın altını kapatın.
- Çikolata bulunan kaseye tenceredeki muhallebiyi boşaltın.
- İyice karıştıp çikolatanın erimesini sağlayın.
- Buzluğa kaldırın. Her 5 dakikada bir çıkarıp tel çırpıcı ile çırpın. Bu şekilde iyice soğuyana kadar işlemi tekrarlayın. Daha sonra buzdolabına alıp kullanana kadar orada muhafaza edin. Soğuduktan sonra nutella kıvamında ganaj kadar acı olmayan ama çook lezzetlli bir krema elde etmiş olacaksınız. Bu kremayı isterseniz ekmeğe sürüp çocuklarınıza yedirebilirsiniz ;) | 0fa3c6e208e8 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Hemşin’de Gönül Elçileri tarafından Halk Eğitim Merkezi ile yapılan görüşmeler sonucunda, ilçede bulunan engelli vatandaşların katılımlarıyla bir kurs açılmasına karar verildi.
Hemşin Kaymakamlığından yapılan basın duyurusunda konuyla ilgili şu açıklama yapıldı: “Kursa katılımın sağlanması amacıyla Bahar Mahallesi’nde ikamet eden Neslihan Kobal’ın ve Ortaköy Mahallesinde yaşayan engelli vatandaşlarımız Selma Altay ile Safiye Altay’ın evine gidilerek açılacak olan kurs faaliyetleri, ulaşımın ne şekilde sağlanacağı konusunda bilgiler verildi. Gönül elçimiz İlçemiz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü personeli Ziraat Mühendisi Enam Odabaş’ın aracıyla gidilen Akyamaç köyünde Sayın Kaymakamımız Hamza Türkmen ve eşi Pınar Türkmen, köy sakinlerinden Mecbure Sağlam’ın evini ziyaret etti. Kaymakamımız ve gönül elçileri ailenin sorunlarını dinledi, ihtiyaçlarını belirledi. Mecbure Sağlam’ın kızı Gönül Sağlam Hemşin Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılacak olan kursa davet edildi.” | 10b5992f744e | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kotor/ Montenegro (Karadağ)
Kotor... Tarihi dokusu, mükemmel denizi en çokta sakinliği ve huzuru ile bizi büyüledi... Tamamını yürüyerek yaklaşık üç saatte gezdiğimiz Unicef'in koruması altındaki bu küçük tarihi şehir, birçok eksiğine rağmen önümüzdeki yılların en popüler gezi yerlerinden biri olmaya aday. Yine büyük oğlumla başbaşa, omzumuzda sırt çantamız kısa bir tatil yaptık. Anne-oğul, plansız programsız, canımızın istediği gibi gezmeyi çok seviyoruz. Niyetimiz Hindistan'dı ama beş güne sıkıştırmaktan vazgeçince, daha yaz başından beri gitmeyi düşündüğümüz Montenegro'yu görelim istedik. Daha önceki Hırvatistan tatilimiz de olduğu gibi, "gözde bir tatil beldesi" olmadan, iyice kalabalığa karışmadan o güzel Adriyatik kıyılarını adım adım keşfe devam ettik. Hemen bayram öncesi çıktığımız bu tatil yazısı ise, yıllar sonra tekrarlayan boyun fıtığım yüzünden bu zamana kaldı. Beş günlük Montenegro (Karadağ) gezimiz de hedefimiz, iki ünlü kıyı şehrini Budva ve Kotor'u gezip, ardından Dubrovnik'e de günü birlik bir ziyaret yapıp tamamlamaktı. Fakat, Kotor'u o kadar çok sevdik ki, Dubrovnik ziyareti aynı Hırvatistan gezimizde olduğu gibi yine başka bir bahara kaldı. Tabii Kotor'u çok sevince yazıyı da sonundan başlayarak yazmak zorunda kaldım. Kısacası, ilk gittiğimiz şehir Budva olmasına rağmen, önce Kotor'u sizlerle paylaşmak istedim. (Bir ay önce tekrar gittim ve yeni bir yazı paylaştım. Bu yazımı okuduktan sonra yeni Karadağ yazımı da okumanızı tavsiye ederim.) | 7062575d2cab | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Güzelliğiniz İçin 13 Tavsiye
Merhaba hanımlar. Rujlukadin.com olarak sizlere bu yazımızda güzelliğiniz için önemli 13 tavsiyemiz var.
1. Yumurtanın beyazı cildinizde olan gözenekleri götürür ve tazeler. Temiz gözenekler güzelliğiniz için önemlidir.
2. Yulaf cildi yumuşatır. Yulaf kendisinin yumuşatıcı etkisi ile güzelliğiniz için en popüler besindir. Biraz bal, limon suyu ve yulafı karıştırıp maske hazırlayın. Yüz cildinize sürün. Bu maske cildinizi ferahlatır ve yumuşatır. Bu maskeden elinize de biraz döküp yıkayabilirsiniz. Ellerinizin yumuşadığını hissedeceksiniz.
3. Sirke saçlarınıza parlaklık verecek. Ayda iki kez sirke ile saçlarınızı durulayın. Saçlarınızın parlak ve sağlam olduğunu hissedeceksiniz.
4. Bal ve şeker cildinizi besler ve güçlendirir. Bal ve şeker tozunu karıştırın. Bu karışımla cildinizi temizleyin güzelliğinizi ortaya çıkartın.
5. Limon suyu açıcı etkiye sahiptir. Saçlarınızı limon suyu ile durularsanız, o saçınıza hem parlaklık verecek, hem de saçlarınızın rengini yavaş yavaş açacak. Limon suyu hem de yüz derisinde bulunan pigment lekesini de açıyor.Hassas cildi olanlar limon suyundan kullanırken dikkatli olmalıdır.
6. Kahve selülite karşı etkili araçtır. Kahveden hazırlanmış maddeyi selülit olan bölümlere uygulayın. Etkisini kısa zamanda göreceksiniz.
7. Çay poşetleri gözlerinize parlaklık verecek. Siyah çay paketi gözlerinizin üzerine 10 dakikalık koyun ve gözlerinizin yeniden parladığını göreceksiniz.
8. Aspirin cildi temizlemek için güçlü etkiye sahiptir. 2 aspirin tanesini ve bir çay kaşığı balı karıştırın ve gözlerinizin etrafına çekin. 10 dakika sonra bol su ve dairesel hareketlerle yıkayın. Cildinizin zerafetliğini ve kızarıklıkların yok olduğunu hissedeceksiniz.
9. Zeytinyağı besleyici ve yumuşatıcı etkiye sahiptir. Cildinizi beslemek için zeytinyağı sürün ve 10-15 dakika sonra yıkayın. Zeytin yağını vücut için sabunlarının içine de ekleyip kullanabilirsiniz. Zeytin yağı güzel makyaj silici olarak da kullanılır.
10. Soda ve çilek dişlerinizi beyazlatacak. 1 adet çilek ve yarım çay kaşığı sodanı karıştırıp lapa haline getirin ve diş fırçası ile dişlerinize sürün. 5 dakika sonra dişlerinizi yıkayın. Dişlerinizin beyazlaştığını hissedeceksiniz.
11. Beyaz saçların çözümü ısırgan. Isırgan otunu kaynatıp alınan su ile saçlarınız her gün akşam masaj yaparsanız 1 hafta sonra beyaz saçlarınızı göze çarpacak kadar azaldığını göreceksiniz. Isırgan demlemesini içerseniz, bu sizin gözlerinizi güzel etkileyecektir.
12. Mısır kilo vermeye yardımcı olur. 6 kaşık mısır tanelerinin üzerine 2 su bardağı su ilave edip 30 dakika az ateşte kaynatmak gerekir. Sonra her gün 4 porsiyon yemek gerekir. Bu size ayda 5 kg kilo vermeye yardımcı olur.
13. Bal, gliserin ve 2 çorba kaşığı suyu karıştırın. 1 çay kaşığı yulaf veya buğday unu ekleyip karıştırın. Alınan maskeyi tırnaklarınızın etrafına çekin. 25-30 dakika bekletin. Bu tırnaklarınızı ve çevre etlerini güçlendirecek. | 6129cc655101 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
31 Ekim 2008 Cuma
İtiraf...
Sayfa görüntülenemiyor...
Internet Explorer web sayfasını görüntüleyemiyor En olası nedenler:
- Internet'e bağlı değilsiniz.
- Web sitesi sorunla karşılaşıyor.
- Adreste yazım hatası olabilir.
Yazısını görmekten nefret ediyorum. Kabloyu kontrol ediyorum , yok. Yeniden , yeniden , yeniden deniyorum . Yine yok ... Hemen wireless bağlantısına bakıyorum. Yine yok . Sinyal gücü “çok iyi “ olsa bile sonuç değişmiyor hep aynı yazı…
Sanki tuşların suçu varmış gibi , bu kez daha sert sert basıyorum ve her defasında yeni bir umutla bakıyorum ekrana . Ama olmuyor. Karşılıklı inatlaşıyoruz bir süre. Sonunda kabul ediyorum . Çaresiz bekleme süresi başlıyor söylene söylene. Elektrik arızaya telefon açar gibi de aranmaz ki ;
29 Ekim 2008 Çarşamba
Ağlamak güzeldir...
Ağlamak güzeldir aslında ve benim rahatlamak için kullandığım en iyi yöntemdir. Ya ağlamalıyım ya da kırıp dökmeliyim . Sanırım bu durumda birincisi en sağlam yol.
Ve yine dava meselesini düşünmeye başladım . Daha ne kadar üzülebilirdim ki ? İtiraz hakkım 1 ay ve benim hala 15 günüm var... Alışamadım ben yeni yerime ...
28 Ekim 2008 Salı
Benden söylemesi...
.
21 Ekim 2008 Salı
Vazgeçiş...
20 Ekim 2008 Pazartesi
Uluslararası arkadaşlık ödülü...
Nimet , ---- Bir , ---- Meleğin dünyası , ---- Kuğu boynu , ---- Katre , ---- Kelebek uçuşu , ---- Evrim , ---- Zeyno , ---- Nikkentobi's
An' ı yaşamak...
Ya yarın çok geç olursa ?
15 Ekim 2008 Çarşamba
Mutsuzluk...
Mutluluk denen şu şey , her neyse yakınlarda aranmayacağını öğrendim.Kolay olmadığını öğrendim. Neden bilmem ama bana ait olamayacağını da öğrendim. Hak edilemeyen bir şey midir? Yoksa ben mutluyum da , farkında mı değilim ? Acaba anlamını mı bilmiyorum ?
Yok yok mutluluk ile mutsuzluk arasındaki farkın , gözlerdeki ışıltı olduğunu bilecek kadar büyüdüm. Ve o ışık söndüyse eğer , yakmanın çok zor olduğunu da biliyorum.Hele de benim gibi biri için….Pozitif bir nokta bulmaya çalışıyorum ama başaramıyorum. Bu bir kabus ve ben , ne görmek , ne de içinde olmak istiyorum. Okulumu özledim ben ….Mutsuzum...
14 Ekim 2008 Salı
Hafta sonundan....
Turnuvada bana göre etkileyici birkaç güzel olay vardı. Her oyun benim için ayrı bir heyecan olsa da , Türkiye Haritasından go tahtası yapılması fikri çok orjinaldi. Bizde Eda ile yeniden bölge bölge paylaştık ve gerçekten de farkına bile varmadan 7 bölgeye ayırmış olduk. Oyunumuz oldukça uzun sürse de , tahta başında ayakta oynarak il il gezmenin keyfini de aldık.
Bu da turnuvamızın maskotu olan minik kediciğimiz . Masalardan ve omuzlardan hiç inmedi. Sonunda bulduğu sıcacık bir kucakta kıvrılıp ,mır mır uykuya daldı. Hemen ona da bir yaka kartı hazırlandı.
Bu daaa... günün süper olayı. Bir gün TV'de yayınlamasını umut ettiğimiz ve Türkiye'de Go'nun patlamasına neden olabilecek harika bir animemiz var. "HİKARU NO GO " Bu animenin en güçlü karakteri , elbetteki go ustası ve aşığı olan hayaletimiz "SAİ " . Salona da en büyük heyecanı veren kişi Sai oldu. Orjinali ile aynı kıyafetlere sahip olan sai , bir süre masadan masaya gezinerek oyunları izledi. Herkesin ilgi odağı oldu .Bence harika düşünülmüş bir ayrıntıydı . İşte bu da gerçeği... Ve animemizin ilk bölümü....
13 Ekim 2008 Pazartesi
Özlemişim..
10 Ekim 2008 Cuma
En azından İstanbul...
8 Ekim 2008 Çarşamba
Kız Nazlıı....
Neyse saatin alarmı çaldığında 07:15 ti , gözümü açmadan bastım kapadım. Klasiktir , 5 dk daha , 5 dk daha derken , uzatmaları oynamadan olmaz...Bazen uykuya yenik düştüğümüzde , hazırlanma süresi 15 dk. ya bile düşer ama o andaki telaşeyi görmeyin. Hadi hadi hadii , İki ayak bir pabuç misali....
Görsel DNA testi...
Ruh hali
6 Ekim 2008 Pazartesi
Özel notlarım ...
**Bir konuda fazla düşünürseniz , hiçbir şey yapamazsınız!
**Bir hayalin gerçeğe dönüşmesi mümkün müdür?
**Başkalarının hayatlarını okuyup , hayaller kuran değil, o hayallerin kahramanı olan , hayalleri gerçekleştiren biri olmak...
- Gerçekten de bir şeyi çok düşünmek , o konudaki cesaretini kaybetmeye neden olur. Riski göze almayı bilmek lazım...
- Başka bir zaman hımm ... Çok hoşş bence...
- Hayallerin gerçeğe dönüşmesini kim istemez ki ? Bu yüzden adı hayal zaten...
- Hepimizin hayalleri var ve hayallerimizin kahramanı olmak için neler vermezdik ...
- Ben de başkalarının duymak istediklerini değil hissettiklerimi söylemeyi tercih ediyorum. | eb0f6f3c6c06 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ev sıkıntımız vardı uzunca bir zamandır. Kiracı olmak zor iş demiştim. Yaklaşık 9 yıldır oturduğumuz evi satılığa çıkartmışlardı ve çok mutsuz olmuştum. En yoğun dönemimde böyle bir habere hazırlıksız yakalanmış , günlerce uykusuz kalmış , huzursuz olmuştum.
Eş , dost kim varsa topluca kiralik ev aramaya başladık. Baktık ama kiralık ev yok , olanlarda şu an oturduğumuz evin iki katı. Olacak iş mi , bi dünya paraya kirada mı oturulur? Üzerine az daha ekler , gider kredi çeker , satın alır , oturursun paşa paşa. Ama bu iş de plansız olmuyor ki , evdeki hesap çarşıya uymuyor . Yok yerede sıkıntıya girmenin anlamı yok.
Neyse öyle böyle derken 15 gün geçti satış haberi üzerinden. Alan yokkk , soran yok , fiyat yüksek tabi öylece beklemede kaldı. Ama acilen paraya dönmesi gerektiğinide biliyorum Zaman azalmıştı ama kime göre... Birkaç gün böyle ev , ev gezdik , emlakçılar , eş , dost tavsiyeleri derken içime sinen bir yer olmadı. Bende vazgeçtim "ne olursa olsun " dedim , vardır bir hayırlısı...İnanın son 2 gündür de bu konuda çok huzurluyum. Kim alırsa alsın , kapının önüne koyamazdı. Çünkü , kiracıları koruyan haklar olduğunu biliyordum. Bir şekilde tatlı dille , karşılıklı hoşgörü ile halledilir diye düşündüm. | 7eb3d06a1c85 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
21 Ocak 2011 Cuma
Rakip Tanıtımları-1
Beko Basketbol Liginde üçüncü sırada yer alan erkek basketbol takımımız, ligin alt sıralarında yer alan Erdemir takımına cumartesi günü konuk olacak.
Erkek basketbol takımımız; ikinci yarının ilk maçında cumartesi günü Erdemir Spor Salonunda, ligde 14. sırada yer alan Erdemir takımına konuk olacak. Mücadele saat 15:00'da başlayacak ve Spormax ekranlarından yayınlayacak.
Ligin ilk haftasında Abdi İpekçi Arena'da oynadığımız maçta, Erdemir'i 71-53 gibi farklı bir skor ile rahat geçmiştik.O maçta bize sadece Antwain Barbour problem olmuştu.
Erdemir aldığı 4 galibiyet ve 11 mağlubiyet ile ligde 14.sırada yer alıyor.Aldıkları dört galibiyetin üçünü evlerinde oynadıkları maçlarda almışlar.Evlerinde oynadıkları maçlarda; Aliağa Petkim, Tofaş ve Aliağa Belediye'yi yenmişler.Ayrıca evlerinde oynadıkları 8 maçta, beş mağlubiyetleri var. Evlerinde yenildikleri takımlar arasında; Efes Pilsen,Türk Telekom ve Beşiktaş gibi ligin demirbaş ekipleri yer alıyor.
Erdemir yukarıda ki paragraf da yazdığım gibi evinde oynadığı 8 maçta; 3 galibiyet ve 5 mağlubiyet almış.Evlerinde oynadıkları maçlarda; ortalama 79.6 sayı atarlarken, potalarında ortalama 77 sayı görmüşler.
Rakip Erdemir takımının en verimli oyuncuları ise; geçen sezonda Erdemir forması giyen yabancı oyunculardan olan Antwain Barbour 18 sayı ortalamasıyla takımın en verimli oyuncusu durumunda bulunuyor.Antwain Barbour'a ek olarak; 12.4 sayı ortalamasıyla oynayan Erkan Veyseloğlu, 10.4 sayı 3.1 asist ortalamasıyla oynayan Hakan Demirel ve Antwain Barbour gibi geçen sezon da Erdemir forması giyen 10 sayı 10.9 ribaund ortalamalarıyla oynayan James Thomas takımın diğer verimli oyuncuları durumunda...
Bu sezon üst üste hiç iki maçta mağlup olmadık.Evren Büker,Joshua Shipp ve Caner Topaloğlu'nun eksikliğinde takımımızın, yarın da bu istatistiği devam ettireceğini düşünüyorum.Erdemir asist basket ortalaması yüksek olan ekiplerden biri... Takım oyununa ek olarak Antwain Barbour'ın liderliğinde oynamaya çalışan bir takımla karşılaşacağız.Antwain Barbour özelinde rakip takımın kısa oyuncularına yapacağımız baskılı savunmanın başarılı olması durumunda Erdemir'i çok kolay devre dışı bırakabiliriz.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 3ad1980a71c1 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Psikiyatride Kişiye Özel Tedavi Genetik Profil Ve İlaç Kan Düzeyi Takibi
8 Aralık 2011 Perşembe
DNA HARİTA İLE İLAÇ TEDAVİSİ
DNA profili bir kişinin kimliği gibi Bir kere çıkartıyorsunuz bu profili ve değişmiyor DNA bir bakıma kimlik numarası gibi İleride belki kimlik yerine DNA geçecek Dünyadaki her bireyin DNA'sı farklı tıpkı parmak izi gibi
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof Dr Nevzat Tarhan dünyanın psikiyatri alanında en çok tartıştığı konunun psikiyatri ve genetik ilişkisi olduğunu söyledi. Verilen ilaçların takibinde DNA takibi yapılmasının en önemli konu başlığı olarak ele alındığını belirten Prof. Dr. Tarhan şunları söyledi: “Artık DNA'sına bakarak bir kişinin psikiyatrik sorununa hangi ilaç iyi gelir bu biliniyor ve yeni doğmuş birinin DNA'sını çıkardığınızda bu DNA 100 yıl saklanabiliyor Sonuç olarak, bir kişinin DNA'sında hangi enzimlerin iyi çalıştığına bakılarak, ona hangi ilaç zayıf etki yapıyor hangisi iyi etkiliyor bu kesin olarak öğrenilebiliyor Geçmişte DNA kolay çıkartılamıyordu ama şimdi özellikle kronik ve tedaviye dirençli hastaların DNA haritasını çıkartıp ilaçların DNA üzerindeki etkisine bakılıyor Şöyle ki hangi ilacın aktif maddesi hangi enzimle çalışıyorsa bakılıyor ve o enzim o kişide aktif mi görülebiliyor.” Gen temelli tedaviler akıllı ilaç seçiminde iyi bir seçenek oluşturdu.
“Genler Önümüzdeki Yıllarda Psikiyatrinin Önemli Bir Konusu Olacak”
Prof Dr Tarhan dünyada bazı laboratuvarlarla anlaştıklarını ve buradan aldıkları DNA'ları o laboratuvarlara gönderdiklerini dolayısıyla bu incelemenin sonucuna göre o kişilere uygun ilaç tedavisi uyguladıklarını söyledi. Prof. Dr. Tarhan; "DNA profilini çıkartmanın böyle bir kolaylığı var Genetik cevapta önemli olan ilacın kan düzeyinde olan etkisidir Çünkü 100 hasta içinde 30 hasta tedaviye dirençlidir ve DNA sayesinde bu hastalar için ne yapılabilir konusuna bakılıyor Burada fakmakogenetik konusu dikkat çekiyor Kesinlikle genler önümüzdeki yıllarda psikiyatrinin önemli bir konusu olacak"
Psikiyatride Kişiye Özel Tedavi Genetik Profil Ve İlaç Kan Düzeyi Takibi
Farmakogenetik laboratuarın iki bölümden oluştuğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Genetik profil çıkartılan ve ilaç kan düzeyi bakılan. Genetik profilde kişinin farmakogenetik kimliği belirleniyor.Farmakogenetik “Chip” de deniliyor. Kişinin genetik profili çıkartılıyor, hangi gen hangi ilacı kullanıyorsa onunla ilgili çıkan listeye göre kişiye ilaç seçimi kararı veriliyor. Bunun genetik yapısına bu ilaç uygundur ya da değildir diye seçiliyor. İlaç genetiği ile ilgili değerlendirme yapılıyor. Bu ilaç kan düzeyi bakılmasında da burada da ilaç genetiğinin erken tanısında ve ön tanısında kullanılıyor. O kişinin genetik profili ile ilgili sonuç çıkıyor.
İlaç Güvenliği Açısından Yan Etki Yapar mı Yapmaz mı?
İlaç veriliyor, ilacı vücut kullanıyor mu kullanmıyor mu ona bakılıyor. İlaç kan düzeyi veya o kişinin kan düzeyi o ilacı kullanmaya uygun mu değil mi? İlaç genlerinde çalışıyor mu çalışmıyor mu diye bakılıyor. “İlaç güvenliği açısından yan etki yapar mı yapmaz mı” belirlemeyi sağlıyor.
Boşuna Deneme Yanılma İle İlaç İsrafı Önleniyor
Şu anda en yaygın kullanılma alanı onkoloji, ilaçlar çok pahalı olduğu için Amerika’da birçok eyalette genetik profili olmadan ilaç verilmiyor. Boşuna deneme yanılma ile ilaç israf olmasın diye. Psikiyatride de daha çok dirençli vakalarda kullanılıyor. Normal ilaç tedavisi yetişmiyor. İlaç yaşlı, çocuk ve dirençli durumlarda” dedi.
"Yüzde 20 Oranında İlaç Tasarrufu Sağlanıyor"
Psikiyatri alanında bu yöntemi kullanan ilk merkez olduklarını belirten Prof. Dr. Tarhan, “İlaç firmaları soğuk duruyorlar. İlacın verimli kullanılmasıyla ilgili kar-maliyet hesabı yaparken etkili ilacı bulmak ilaç kaynak israfını önlemek gibi ilaç tasarrufu yapan bir sistem, ilaç kullanım maliyetlerini düşürüyor. Bilerek ilaç veriyorsunuz, böylece de ilaç daha az reçete ediliyor. Yüzde 20 oranında ilaç tasarrufu sağlanıyor.
“Amerika’da Doktorların Yüzde 14’ü Bu Cihazı Kullanıyor”
Günlük kullanıma yeni giren cihaz, Amerika’da yapılan istatistiki sonuçlara göre doktorların yüzde 14’ü bu cihazı kullanıyor. Türkiye’de de çok bilinmiyor. Hastaları deneme yanılma yönteminden kurtarıyor. İlaç genetiği, kişiye özel tedavinin en önemli basamağıdır. İlaç-kan düzeyi takibinde, ilacı kullanan genlerimizin ilacın kullanıp kullanmadığının takibini yapıyoruz. Psikiyatrik ilaçlar uzun dönem kullanılan ilaçlar, uzun kullanılınca da bilinmeyen yan etkileri olabiliyor. İlaç güvenliğine bu nedenle katkı sağlıyor. Tedaviye yanıt oranı yükseliyor. Antidepresanların uzun dönemde ne olacağı bilinmiyor. O ilaçlar piyasaya çıkalı 20 sene oldu. Cep telefonunun ne yapacağı bilinmediği gibi. Bilinçli kullananlarda yan etkiye rastlamıyoruz. Ancak rastgele kullananlarda özelliklede çocuklarda maniye sokuyor. Rastgele aşık oluyor, kişilik değişimi yaşıyor” şeklinde konuştu.
Hiç yorum yok:
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 0a478d39916e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Nihayet karar verebildi döner kapıdan içeri girmeye. Bir saat oralarda turladıktan, birkaç kere yaklaşıp, vazgeçtikten sonra. Kaçarı yoktu. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün. Üstelik o yapmalıydı bunu. Kimseye devredilemeyecek kadar özel, hassas bir işti. Derin bir nefes alıp hafifçe itti kapıyı.
Her şey şaşılacak derecede aynıydı. “İnanılır gibi değil” diye düşündü. Oysa uzun zamandır uğramamıştı, daha önceleri sık sık uğradığı bu mağazaya. Daha çok yalnız, ara sıra da “o” nunla birlikte gelirlerdi. Yaklaşık yirmi yıldır müşterisiydi oranın. Birlikte az dolaşmamışlardı, o kattan bu kata, o reyondan bu reyona.
Hiçbir yerde oyalanmadan, doğruca muhasebe kısmına yürüdü. Taksit ödeme masasında genç bir kız oturuyordu, yeni biri. Dağınık saçlı, ifadesiz yüzlüydü. Köşeli kesilmiş siyah ojeli tırnakları vardı. Müşterisine bakmadan çalışan, baksa da görmeyen tiplerdendi. Sırasını beklerken boş gözlerle kızın mekanik bir şekilde işini yapışını izledi.
“Neydi sizin?” diye sordu asık suratlı kız, önündeki kartonu bir kenara koyarken. Korktuğu an gelmişti. ”Bir hesap kapanacak” dedi. Her zaman sohbet ettiği orta yaşlı kadının gittiğine sevinmişti. Çok fazla konuşmak istemiyordu. “Numara?” “2108” diye karşılık verdi. Sanki sesi titremişti. Kız ilk defa ilgilendi.. “Çok eski bir numara.” Bir yandan da kartonu çıkarıyordu. Kalan miktarı ödedi. ”Tamam” dedi kız. Sonraki müşteriye çevirdi ifadesiz bakışlarını. “Senet” dedi beriki. Senedi vermeyecek misiniz? Kız titizlendi, arkada uzayan kuyruğa baktı. “Açık bırakalım” dedi sabırsızca. “Tekrar alışveriş edersiniz belki.” “Hesabın sahibi ben değilim.” Kızın suratı iyice asıldı. “İyi ya, kendisi gelsin o halde.” Sesi yükselmişti. Diğeri masaya dayadı ellerini, yüzünü kıza eğdi, tıslar gibi “gelemez” dedi. “Gelemez, o öldü.” Kısa bir sessizlik. Siyah tırnaklı el bir kaleme uzandı, sert bir hareketle, kartonun köşesindeki 2108 rakamının üzerini, bir çarpı ile kapattı. Sonra telefona uzandı. “Bana 2108 in senedini getirin.”
Tüm bu işlemleri yaparken, diğeri onu izledi. Yüzü sararmamış, eli bile titrememişti. Bir teselli cümlesi, bir duyarlı bakış, hareketlerde bir farklılık, biraz anlayış... Siyah tırnaklı eller, fihristli bir dosyadan 2108 sayılı senedi çekti kopardı ve ona uzattı. Bakmadı bile. “Sıradakii…” 2108 in işi bitmişti. Sıradan, herhangi bir insan, bir gafil, yaşamındaki en önemli insanı, can yoldaşını, kim olduğunu, ne yaşadığını, neleri sevip, nelere üzüldüğünü, neler çektiğini hesaba katmadan, orada yazılı olan ismini dahi telafuz etmeden, bir rakama dönüştürüp üzerini çizivermiş, sonra da bir kağıt parçası yapıp, hoyrat eliyle koparmış, eline tutuşturuvermişti.
Bir an, kısa bir an, uzanıp, yakasına yapışmayı, boğazını sıkmayı düşündü genç kızın. Sonra vaz geçti. Omuzlarından tutup sarsmak, sarsmak, “bana baksana sen kızım, senin üzerini hoyratça karaladığın 2108 in, bir ‘prenses’ olduğunu , senin yaşındayken, çalıştığı yerde kendisinden “Orta Doğu’nun en güzel kızı” diye bahsedildiğini, yaşadığı sürece bir karıncayı dahi incitmediğini, oğluna mükemmel bir anne, bana ve kardeşime harikulade bir abla olduğunu, dostları tarafından çok sevildiğini, tek bir kalp bile kırmadığını biliyor musun,” diye haykırmak istedi. "Nesin sen? Nerde bıraktın insanlığını? Nasıl bu hale geldin?" Vazgeçti. Döndü arkasını, yürüdü gitti.
Hava kararmaya yüz tutmuştu. Serin bir Nisan günüydü. Henüz iş yerleri paydos etmediğinden, vapur tenhaydı. Dışarıda oturuyordu. Yalnızdı. Soğuktu ama o hissetmiyordu. Denize sabitlediği bakışları donuktu. Yaşamı düşündü. Sonra ölümü düşündü. İşte hepsi bu kadardı. Hayat, bir sayıdan, ölüm bir çarpıdan, insan ise mağazadaki kara tırnaklı duyarsız şekilden ibaretti. Ne bir eksik, ne bir fazla.
11 Nisan 2000 | ab4547e19683 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Fener dördüncü golü de yiyince artık dayanamadım kalktım bari bloga bir şeyler yaziim dedim. Yetti artık seyretmiycem. Şu Fener yıllardır bi yüzümüzü güldürmedi doğru dürüst. Hep yüreğimiz ağzımızda. Gerisini beylere bırakıyorum. Tartışsınlar dursunlar. Benim derdim bana yeter. Can arkamda, oturmuş kıkır kıkır gülüyor. Onlar da pek alışkın değiller böyle bol gole, sevindirik oldu yavrum.
Neyse, bugün benim ev yangın yeri. Günlerdir apartmanımızın dış cephesi mantolanıyor ve bu gün de sıra bizim katta.Balkondaki çiçekler içeri alındı, uydu anten söküldü.. En önemlisi de Paçozu zaptetmek. Sekizinci kat. Allah korusun, aniden hav dese, iskeledeki adamlar bir an boş bulunsa.. Düşünmek bile istemiyorum. Camları kapıları kapadık. Biz de Can’la evin içinde reform yaptık. Bazı eşyaların yerini değiştirdik. Kitapliklardaki kitapları yığdık. Ben oturdum başlarına. Bazı kitapları birilerine vermek üzere ayırdım. Kalanların tozlarını silip yerlerine yerleştirdim. Tarihi geçmiş faturaları, ekstreleri ve bir sürü evrakı elden geçirdim. Çok eskileri atılmak üzere ayırdım. Balkonda çalışan işçilere kek pişirdim, çay verdim. Sonra da dinlenmek üzere camın önüne oturdum. Çalışanları izlemeye başladım. (Ben bu satırları yazarken, arkada Beşiktaş’ın kupayı alış seremonisi yapılıyor. Bize de onları, Can’ı ve tüm Beşiktaşlıları kutlamak düşüyor.)
Gündüze dönelim. Oturduğum yerden adamların konuşmaları ilişti kulağıma. İnanamadım. Onlar da paralarını alamamışlar. Bir tanesi, bari bir kısmını verseler dedi,bir diğeri,boş ver nasılsa verirler dedi, şakalaştılar, gülüştüler, bir boyun eğmişlik, bir boş vermişlik….
Siz hiç yüksek bir binanın mantolanma işlemini (binanın dışının korunaklı bir biçimde boyanmasına diyorlar) izlediniz mi bilmiyorum. Ben günlerdir dehşetle bakıyorum çalışanlara. Onlarca insan. Bana hiç de korunaklı gibi görünmeyen, çarçabuk kurulan incecik iskelelerin üstünde, oradan oraya gidip geliyorlar. O iskeleler ilk kurulduğunda ben camdan bakınca dehşete kapılıyordum. Sonraları hiç bakamaz oldum. İşin tuhaf yanı, onları çalıştıranlar, korkunç paralar kazanıyorlar ve böylesine tehlikeli ve zor şartlarda çalışan bu garibanlara ücretlerini (kim bilir o da ne kadarcık) zamanında ödemiyorlar.
Bir kupa hüsranının arkasından, üstelik böylesine yorgun ve uykusuzken, yurdumun bu hiç çözümlenmeyecekmiş gibi görünen ciddi sorunlarını konuşmaya kalkışmak, en azından işi hafife almak demektir. Bunu da diğer bazı şeyler gibi sonraya bırakalım.
Görüşmek üzere. | 221bb8177614 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Konusu:Doug psikolojik sorunları olan bir adamdır. Amy adlı güzel bir kızı içten içe saplantı haline getirir. Doug, kadınla normal yollardan ilişki kuramayacağını anlayınca evine gizli kamera ve ses sistemi yerleştirerek onun en gizli sırlarını öğrenir. Neredeyse tamamı gizli kameralarla çekilen filmde ayrıca Colin Hanks’ın üzerinde taşıdığı bir kameradan da faydalanıldı. Film açıklanamaz dürtülerimizi ve gözetlenecek olmanın verdiği korkuyu kullanarak izleyiciyi röntgenciliğin ileri seviyesine taşıyor.
UNUTMAYIN: Yazacağınız yorumlar ve tşk. size film olarak geri dönüyor.. LÜTFEN!
BÖLÜM 1
BÖLÜM 3
İYİ SEYİRLER | b59a6b761caf | [
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Daha ilk günden kendimizi plaja attık kızlarla. Ben hemen soyunup denize girdim. Etraftaki kızların içleri düştü ama çoğuna bakmasam da baktıklarımdan bu enerjiyi alıyordum. Ben bu şekilde soyununca kardeşim bile bakar yani ama bu defa kuzenler de bana yiyecek gibi bakmaya başlamışlardı. O an kafamda acaba bana verirler mi sorusu geçmeden olmadı. O gün baya uzun zaman geçirdik plajda. Sonra da eve geçtik. Annemler evde yoktu ben de salona uzandım ve tv izlemeye başladım. Gece oldu ve kapı çaldı gelen annemlerdi. Gidip eğlenmişler bir yerlerde hemen yatıp uyudular. Ben de odama geçtim. Uyumaya çalışırken iki kuzen çıkıp odama geldi. Ne oldu dedim. Eniştemden çekindikleri için sigara içememişler ve bana gelmişlerdi. Çok yorgundum ama yine de onları kıramadım. Clupa gitmek istediler ben de onlara bu gün çok yorgunum alıp bira içelim yarın akşam sizi götürürüm dedim.
Neyse arabaya atladık ve manzaralı bir yere gittik. Birer tane de bira almıştık. Neyse bir yandan içiyor bir yandan da sohbet ediyorduk. Kızlar bir süre sonra bana yanaşmaya başladılar. Bu gün denizde gördüğümüz o kaslar da neydi dediler gülerek. Aslında hiç sevmem böyle soruları ama yine de çalışıyorum olacak o kadar diye cevap verdim. Kuzenlerim biraz kaşardır zaten. Bana hemen hadi açta gözümüz bayram etsin dediler. Yok olmaz falan derken kızlardan biri tuttu tişörtün altından korkma yemeyeceğiz diye çekti. Kız zaten yarısına kadar çekmişti çıkardım ben de tişörtü takılmaya başladım. Gözleri vücudumda dolaşıyordu ben de artık gidelim dedim iş işten geçecekti yoksa. Ama onlar kalalım biraz daha dediler. Ben de müzik açayım o zaman dedim. Şarkı açtım o da striptiz şarkısı gibi bir şey çıktı sadece saksafon. Kızlar artık daha hızlı nefes alıp vermeye başlamışlardı azdıkları her hallerinden belli oluyordu.
Bir anda yan koltukta oturan teyze kızı elini benim yarağıma atıverdi. Ben şok olmuştum. Yapma falan dedim ama hiç dinlemeye niyeti yoktu. Diğeri de arkadan bana dokunmaya başlamıştı. Baktım olacak gibi değil ikisini de yanıma alarak arka koltuğa geçip oturdum. Hemen ikisi birden ellerini sikim ve kaslarımda gezdirmeye başladılar. Sikim zaten çoktan şaha kalkmıştı. Soyundular ve ikisiyle birden sevişmeye başladım. Sonra biri kucağıma oturdu ve çığlıklar atarak yarağımın üzerinde zıplamaya başladı. Bu sırada ben de diğerinin amını yalamaya başlamıştım. Resmen zevkin doruklarına çıkmıştık üçümüz birden. İkisini yer değiştire değiştire siktim. Çok azgınlardı o tatili onları sikmekle geçti. | c16558a84d87 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Arka Kapak
kitabın arkasını çevirip bakıyorsun ve yine kendini arıyorsun.
Yaşamında yapmak isteyip de yapmadığın ya da yapamadığın ne kadar çok
şey var. Oysa istemediğin birçok şeyi yaşadın ve yaşamaya devam
ediyorsun. Peki ya sen kimsin? Gerçekten ne istiyorsun?
tanıyorum. Kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, hayellerini,
yaşadıklarını ve yaşayacaklarını biliyorum. Çünkü, elinde tuttuğun bu
kitabı sen yazdın.
Her gün onlarca role girerken, kendi
kuklalarımızı yaratıyoruz. Kendimizden yarattığımız, günlük hayatta
oynattığımız onlarca kukla. Her rolün bir kuklası var.
Bir insanın, bin farklı yansıması…
Bir bedende kaç kişisin?
Bu kez benim yaşadıklarımda seni anlattım.
Seni, bugüne kadar yaşamadığın bir yolculuğa davet ediyorum.
Bittiğinde dünya bambaşka olacak.
Bu sefer kendin için bir şey yap. Hiç değilse bir kez bu kadar düşünme…
Eğer istersen benimle gel.
Kendi yorumum:
Arka kapagini okudugumda "wow" dedim ve kesinlikle okunmaya deger bir kitap olarak degerlendirdim.Ama malesef kitabin ilk 150 sayfasi biraz beni hayal kirikligina ugratti.Heyecan verici gelmedi.Bir erkegin günlük hayati daha dogrusu günlük yazilmis gibi geldi bana.Ve 200 sayfadan itibaren biraz sanki "evrenden torpilin var" adli kitabindan alintilar alindigini düsünüyorum.Son sayfalar baya güzel ve icden yazilmis ve en cok etkilendigim yaziyi paylasmak istedim.
Zihninde her ne varsa o senin gercegin.Zihninde savasanlarin bileskesi,dünyayi savaslara sürükledi.Yarinini yaratanda o. Ne düsünüyorsan,ne hissediyorsan o´sun. Sen her ne isen O´sun. Sen her ne isen O´sun. Senin kim oldugunla ilgilenmiyorum,ne oldugunla ilgilenmiyorum.Kimlik disaridan olunca unsurla, unvanlarla, kiyafetlerle hatta dogdugun sehirle,okulunla, isinle tanimlanir. Ama ne oldugunu tanimi sadece sende var. Sen tanimini nasil yaparsan, disarisi da seni öyle kabul edecek. Ki, disarisi diye bir sey de yok. Icindeki savas varsa, cevrene savasi yasatacaksin.Icinde güzellikler varsa, güzellikleri götüreceksin.Mutlulugu da sen götüreceksin. Dalga dalga yayacaksin. Insan olmadan, kendin olmadan hicbir sey olmayacak.Bugün, bireyleri gelistirmeye calisiyoruz, bireyi tanimadan üzerine ne koyarsak koyalim olmayacak. Su anda onlarca sorunun var.Zihnin dolu.Su an yanindan üzerine ne koyarsak koyalim olmayacak. Su anda onlarca sorunun var. Zihnin dolu. Su an yaninda olabilseydim. Seni dinleyebilseydim. Korkularini, endiselerini, yaralarini paylasabilseydim.Kim bilir neler yasadin? Ama ya yarin? Ya yarin sabah?
Gel yarin bile degil, su anda yeniden basliyalim. Her neredeysen ayaga kalktigin anda, seni, icindeki seni paylas. En yakininda kim varsa onunla basla. Garson, annen, sevgilin, dökülecek birkac kelime neleri degistirecek? Karsindaki bekledigin karsiligi vermezse kizma.Hayatindaki hicbir seyi kisisel gördügüyle ilgili....Seninle ilgili degil...Ulasmak istedigin her ne ise, onun sana gelmesini engelleyen sensin. Gülümsemeye devam edelim. Sarilmaya, kucak acmaya, hos görmeye...Kime kizarsak kizalim, kendimize kiziyoruz. Kizdigimizin nedenlerini bilmiyoruz, cünkü icinde degiliz. Kendi kör noktalarimizi bile kesfedemiyorken, karsimizdaki bir baska insanin icini nasil görebiliriz..... | 19258fedd1ce | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin jeotermal potansiyelini İzmir’de masaya yatırdı. 3 günlük kongrenin açılışında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Doğanbey ve Çeşme’de kurulacak kür merkezleriyle İzmir’i sağlık turizminde iddialı bir konuma taşıyacaklarını söyledi.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın işbirliğiyle düzenlenen Uluslararası Jeotermal Enerji Kongresi, “IGC Türkiye 2016”, ulusal ve uluslararası birçok uzmanın katılımıyla İzmir’de başladı. 3 gün boyunca “Keşif ve Risk Önlenmesi”, “Sürdürebilirlik ve Rezervuar Yönetimi”, “Enerji Santrali Teknolojisi”, “Jeotermal Isı Uygulamaları” konularının ele alınacağı kongrede, jeotermal alanında söz sahibi uzmanlar sunumlar gerçekleştirecek.
Jeotermal turizme can verecek
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kongrenin açılış bölümünde yaptığı konuşmada, kentin yenilenebilir enerji kaynakları açısından önemli bir noktada bulunduğunu belirterek, bu alanda yaptıkları yatırımları anlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Valiliği ortaklığındaki İzmir Jeotermal A.Ş’nin, tahrip olan Balçova Narlıdere sahasını iyileştirildiğini hatırlatan Başkan Kocaoğlu, şunları kaydetti:
“Bölgede 16 bin konut eş değerde olan konut sayısı 32 bin konut eş değere çıkarıldı. Ayrıca bu şirket kanalıyla Seferihisar-Doğanbey aksındaki jeotermal kaynakların çıkarılmasıyla, enerji ihalesi yapıldı ve sözleşme imzalandı. Son olarak yer tespiti yapıldı ve bu sayede elektrik üretimine yakın zamanda başlanacak. Bunun yanı sıra sağlık turizmin gelişmesi için Doğanbey’de 42 bin m² arazide, kür merkezi kurarak sağlık sektöründe de gelişerek önemli bir güç olacağız. Çeşme Belediyesi’nin de içerisinde bulunduğu çok ortaklı bir şirketle Çeşme’de kurmak üzere olduğumuz kür merkezi çalışması da önemli bir hedef.. İzmir, sağlık sektörünü kendisine yatkın bir sektör olarak görüyor ve gelişmesi için bu görevi üstleniyor. Balçova ve Narlıdere’de bir jeotermal plan çalışmamız var. Hastaneler, tedavi merkezleri, kür merkezleri gibi sağlık, turizm alanına can suyu katacak yeni çalışmaları sürdürüyoruz.”
AB’nin ilgi ve desteği sürecek
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ticaret, Ekonomi ve Tarım Bölüm Başkanı Balazs Gargya, Türkiye’nin dünyada jeopolitik açıdan önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği (AB) için kilit bir öneme sahip Türkiye’ye olan ilgi ve desteğimiz devam edecek” dedi. Son dönemde yenilenebilir enerji alanında Türkiye’de yasal uygulamalar açısından önemli adımlar atıldığını ve ülkede sürdürülebilir enerji kaynaklarına verilen önemin giderek arttığını söyleyen Gargya, AB’nin “Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı-IPA” programı kapsamında Türkiye’deki enerji pazarının AB yasalarına uygun bir hale getirilmesi için çalışmaların yürütüldüğünü de sözlerine ekledi.
Gargya ayrıca, AB’nin kendi içinde ‘Enerji Birliği’ adı verilen bir çalışma grubu kurduğunu ve bu kapsamda daha akılcı elektrik kullanımıyla yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar yürütüldüğünü aktarırken, bu çalışma grubunun 28 AB üyesi ülke için ayrı ayrı hedef ve başlangıçlar koyduğuna işaret etti.
Odak noktası Türkiye
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye ve Orta Asya Direktörü Natalia Khanjenkova da, Türkiye’nin dünyadaki jeotermal enerji kuyu maliyeti en düşük ülkelerden biri olduğu belirterek, “Jeotermal saha çalışması için 1 kilometrekarede 1 milyon doların altında yatırımla iş yapılabiliyor. Türkiye bizim odak noktamız” dedi.
Khanjenkova, Türkiye’nin enerji alanında son yıllarda önemli aşama kaydettiğini ifade ederek, | 9820ef963d58 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Evlilik yüzüğünün takıldığı parmağa yüzük parmağı denir.bu en eski geleneklerden biridir.peki,tarihi bu kadar eski olan alyans takma geleneğinin Mısır dan çıktığını biliyor musunuz??ve neden o parmağa takıldığını?
Evlilik yüzüğünü ilk defa eski Mısır Kraliçesi Nefertiti takmıştır.o yıllardaki tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur ama yüzyıllar sonra anlaşılmıştır ki direkt kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız parmaktadır.başka hiç bir parmağımızdan direk kalbe giden damar yoktur.Nefertiti yapmış olduğu bu hareketle eşine kalbine giden yolun onun tarafından bağlandığını göstermek istemiştir.ve bu gelenek hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. | 8fe9ec73ee0a | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Kuranda çelişki mi var?Kuran'ın hangi ayeti tarihi hatayı içeriyor?Bu hata Tanrı hakkında ne gibi önemi var?
Kuran'ın Araf suresinin 80-81.ayeti ''Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? ve Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz."
Ayetlerinde Lut kavminin sizden önceki milletlerden hiçbirinin Eşcinsellik yapmadığını söylüyor.
Şimdi burda ne hata var diyebilirsiniz ama biraz sabırlı olmalısınız.Lut kavmi hakkında bilgi verelim ve sonra tarihi hatayı görelim.
Lut Kavminin Yaşadığı Dönem
Lut kavminin yaşadığı yer ise bugün Kızıldeniz'in kuzeyinde Ürdün-İsrail sınırında Lut Gölü yakınlarında olduğudur.Tarihi ise Wikipedia'ya göre İ.Ö. 1900 yılına kadar yaşamıştır ancak kaynak gösterilmemiş(1).Ancak diğer bir kaynağa göre İ.Ö. 4000-5000 arasında yaşadığıdır(2).Bir diğer kaynak ise İbrahim Peygamberin
Şimdi tarihi hataya gelelim,Kuran da ''Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı'' denilmekteydi.Ancak Lut Peygamberinde İbrahim peygamberin yeğeni olduğuna ve aynı zamanda yaşadığını göz önüne alırsak İbrahim Peygamberin İ.Ö.2000(3) de yaşadığına göre(4) Lut Peygamberde yaşamış olmaktadır ve Lut Peygamberin İ.Ö. 4000-5000 değilde İ.Ö. 1900 yaşadığını desteklemektedir.
Lut Kavminden önce eşcinsellik yok muydu?
Yer Eski Mısır zamanı İ.Ö.2400 Mısır kraliyet hizmetkarları Niankhkhnum ve Khnumhotep tarihte kayıtlı ilk eşcinsel çifttir(5).
Diğer bir kaynak da Eski Yunan zamanı İ.Ö 4000-5000. Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağıydı. Çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, İ.Ö. 4000 ve 5000 de heykel sanatıyla yüceltilmişti ve bir daha eşine ulaşılamayan bir yoğunluğa varmıştı(6).
Bir başka kaynak ise Anadolu"da ilk yazılı hukukun İ.Ö.2000 de Anadolu"da yaşayan Hititlere ait olduğu bilinen(7) Hitit kanunlarıdır.Bu kanunlar 200 maddeden oluşuyor.Bu kanunun 10.maddesinde bulunan ''Şayet bir adam kendi validesine varırsa ceza vardır. Şayet bir adam kızına varırsa, ceza vardır. Şayet bir adam oğluna varırsa ceza vardır.''(8) olan bu maddede baba ile oğul arasında cinsel ilişkinin yasa ile yasaklanmasının, Hitit’lerdeki eşcinsellik olgusunu ortaya koymaktadır.
Şimdi ne demek istediğimi biraz anlamışsınızdır yani Kuran'ın İ.Ö.1900 da yaşayan Lut'tan önce kimse eşcinsellik yapmadığıydı ama İ.Ö.2400 Eski Mısır'da,İ.Ö 4000-5000 Eski Yunan'da yapıldığı ve son olarak da İ.Ö.2000 Hititlerde yasaklanmış olduğu Kuran'ın ''Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı'' ifadesini doğrulamamaktadır.
İslamcılara göre bunun açıklaması ise şöyle''babil uygarlığı ile sümerlerin bulunduğu coğrafya aynı imiş ve bu nedenle de Lut'un sizden önceden kastı önceki devirler de dahilmiş'' şimdi İslamcılar burada işin işinden çıkmayınca ve önceki kavimleri Lut'un kavmine dahil olduğunu şaçma kabule dayalı (doğru olduğu bile belli değil), gösteriyorlar.
Halbuki her kavim ayrı ayrıdır,bir kavim başka bir kavme birleştirelebilinir mi?Hayır,mesela Türk milleti başka millet kabul edilebilir mi? yada Yahudi milleti Araplara dahil edilebilir mi?Ayrıca sizden önceki milletlerden ifadesi de tüm milletleri dahil ettiği için başka kavmi Lut'un kavmine dahil etmek mantıksızlıktır.
İslamcılar yine herhalde bu kavim benzetmesi tutmadığı için diğer bir açıklamaları da ''Lût’u da gönderdik. Halkına dedi ki: Daha önce hiç kimsenin yapmadığı pek çirkin bir işi siz mi yapıyorsunuz? “ifadesi, Allah’ın ortaya koyduğu bir hüküm değildir. Bilakis, -ayetin mealinde de görüldüğü üzere- Hz. Lut’a aittir. Buna göre, söz konusu ayette Allah, Hz. Lut’un kavmine hitaben söylediği sözünü -hikâye yoluyla- aktarmaktadır. Bu söz, bir tarihi gerçeğin ifadesi olduğu gibi, -insanlar arasında sık sık benzeri söz konusu olan- bir mübalağa sanatı da olabilir.''
Müslümanların kafası öyle karışmış ki durumu kurtarmak için Allah’ın ortaya koyduğu bir hüküm değildir diyerek önce Allah'ın sözünü inkar ediyorlar(haberleri yok) daha sonra ise ayetin mealinde de görüldüğü üzere- Hz. Lut’a aittir diyerek ayeti Lut'un olduğunu söylüyorlar ve sonrasında ise Allah, Hz. Lut’un kavmine hitaben söylediği sözünü -hikâye yoluyla- aktarmaktadır.Bu söz, bir tarihi gerçeğin ifadesi olduğu gibi, -insanlar arasında sık sık benzeri söz konusu olan- bir mübalağa sanatı da olabilir.'' diyerek de Allah'ın hikaye yoluyla söyleyip mübalağa sanatı yaptığını söylüyor.
Sonuçta hikaye yoluyla olsa da bu eğer Allah'ın sözü olduğu iddia ediliyor ise hikaye yoluyla demenin ne anlamı olabilir.Hikaye yoluyla dan maksat mübalağa sanatı olduğunu vurgulamak ise ortada bir işlenmiş yasak var bu yasağı da ifade ederken ne zaman yapıldığına dair bir belirsizlik görülebilir mi? Yani size birisi adam öldürdün deyip de senden önce kimse öldürmemişti derse gibi.
Sonuç olarak,her şeyi bilen Tanrı tarihi de biliyorsa biliyordur esçinselliği ilk kimin yaptığını bilemeyecek kadar bilgisiz miydi ki tarihi hataya düşsün.Ama Kuran nisa suresinin 82.ayetinde ne diyor' hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.' yani Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda tutarsızlık bulurlardı diyor.Her şeyi bilen Allah'ın tutarsızlık yapacağını düşünmüyorum,eğer siz düşünüyorsanız o başka, o zaman bu Kuran kimden ve nereden geldi?(İlgili yazıya bakınız Kuran'ı Ömer mi Oluşturdu?). | c28d11828b40 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bazı pozisyonlar vardır, değerlendiremezsen şampiyonluklar gider, küme düşersin ya da maçın dengesini bir anda değiştiriverirsin... Hatta o pozisyonları anlatırken bazen kelimeler dahi eksik kalır.
"Atamamak, atmaktan daha zordur bazen" ama atamazsın. Hani klasik tabirle derler ya "Adam golcü kardeşim, buldum mu atacak"... Hele böylesine bir pozisyonu bulduysan ve herkes sana golcü diyorsa takım arkadaşının çektiği şutu güçlükle karşılayan ve yerde yatan kaleci karşısında basit bir vuruşla bunu gol yapacaksın. Yapamazsan dengeler değişir, risk alır maçı kaybedersin. Kaybetmekle de kalmaz belki de bir sezona mal olur bu pozisyon...
Hani kaleci ile karşı karşıya kalırsın ve o an ne yapacağını kestiremeden kaleci bu durumu avantaja dönüştürür ve bir şekilde açınızı kapatır ve golü yapamazsınız. Onu anlarım ama bu başka birşey. Bu pozisyon bir golcü için boş kaleye gol yapar gibi bir durum...
Hugo Almeida... Özünde iyi bir golcü ama bu kadarı fazla. Bu kadar laubalilik olmaz. 30 yaşında ve birçok uluslararası tecrübeye sahip, hatta Cristiano Ronaldo'nun takım arkadaşı olan bir futbolcu bu pozisyonu bin kere gol yapmalı. 7.32 metrelik kalede topu kalecinin üzerine nişanlamamalı...
Evet her takımın maçlarında bu tarz pozisyonlar oluyor doğru ve ben bu pozisyonu ligin son haftalarına girilen bu günlerde bir takımın kaderini direkt olarak değiştirdiğine inandığım için paylaşıyorum. Takım belki de Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı hak etmedi ama şu pozisyonu inanın kim bulursa gol yapardı.
Sabri mi? Abanıp 90'a asardı :)
Selçuk Şahin mi? Basit bir vuruşla köşeye tıngır mıngır yollardı... | 87d7f482da4d | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Malzemeler:
3 yumurta
1,5 bardak toz şeker
1 bardaktan 1 parmak az süt
1 bardaktan 1 parmak az sızı yağ
2 adet orta boy havuç
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
3 bardak un
tepsiyi yada kalıbı yağlamak için margarin
İlk önce 3 yumurta ve şekeri bol miktarda karıştıryoruz.
Bundan sonra unu ilave edip karıştırmadan önce unun üzerine kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip karıştırıyoruz .(Benim bildiğim yani öğrendiğim kabartma tozunu unu üzerine koyma gerekiyor, ben böyle yapmaya özen gösteriyorum. Çünkü bunu bilmeden önce hamuru oluşturduktan sonra en son ilave ediyordum ,kabarmasına da etki ediyordu bir de kek dile buruk bir tat veriyordu. Sebebi buymuş.)
Sonra da havuç,ceviz ve tarçını koyuyoruz.Bunları da karıştırdıktan sonra margarinle yağladığımız ve dibine az miktar un sepelediğimiz kalıbımıza hamuru döküyoruz.Benim hamurum kalıba fazla geldi ben de kalan hamuru fırın kaplarına paylaştırdım ve öyle pişirdim.Sadece ben size söylediğim kalıbın içine un sepeleme işlemini unuttuğum için keki kalıbımdan çıkartmam biraz zor oldu,birazcık parçalandı yani....
Not:Bu ölçüler yuvarlak standart bir tepsi için tamdır. | 7d92e77f5454 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Van Emlakçılar ile Dayanışma Derneği Başkanı Orhan Özdek, mevsimsel sıkıntılar ve imar durumundan dolayı sektörlerinde işlerin durma noktasına geldiğini belirterek, Van’da Emlak sektörünün en sancılı dönemini yaşadığını söyledi. 22 Aralık 2012 Cumartesi 12:18 Konuyla ilgili olarak sorularımızı yanıtlayan Orhan Özdek, mevsimsel etkilerin yanı sıra kentin hala sağlıklı bir imara kavuşamadığını aktararak, bu iki etkenden dolayı […]
Van Emlakçılar Dayanışma Derneği Başkanı Orhan Özdek, yaşanan depremin ardından imar planının halen açıklanmamış olmasından dolayı ilin büyük bir trajedi yaşadığını ifade ederek, Van Belediyesi ile Çevreve Şehircilik Bakanlığı’nın birer devlet olduklarını söyledi. Van Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapmış olduğu protokolü feshetmesi ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Orhan Özdek, ne yapacaklarını şaşırmış durumda olduklarını belirtti. […]
Marmara Emlak Müşavirleri Yönetimi Kayıt Dışı Çalışan Emlakçılara Fırsat Verilmeyececeğini, ‘ Kampanyası Çerçevesinde Maliye Bakanlığına Kayıtlı Olmayanlarla Müşterek Çalışma Yapmayacaklarını, Tespit Edilen Korsanların Hakkında Hukuki İşlem İçin Gerekli Kurumlara Suç Duyurusunda Bulunacaklarını Meslektaşlarımızdan Bu Doğrultuda Destek Beklediklerini Dile Getirdiler.Maremder Yönetimi.
Marmara Emlak Müşavirleri Derneği (Maremder) Başkanı Adnan Yeşiltaş’ın kentseldonusumhaberleri.com’a yaptığı açıklamaların 2.sini yayınlıyoruz. Kanunumu istiyorum.com‘u kurduk. Site hala açıktır. insanlar yurdun dört bir tarafından desteklerini bildirdiler. Kanunu İstiyorum.com girip destekbildirmeyenler sadace oda yöneticileri, oda başkanları ve odanın etkisinde kalmış olanlardır. Üzülerek söylüyorum; kanun meclise verildikten sonra engellemeye çalışmalarını da bunudaha iyi görüyoruz. Bu arada İstanbul Emlakçılar […]
http://www.ito.org.tr/SECIM/21%20NOLU% İTO seçimleri başladı İstanbul Ticaret Odası’nın 81 meslek komitesinin 577 üyesi belli olacak. İSTANBUL Ticaret Odası’nın (İTO) Meslek Komiteleri ve Meslek Üyeleri seçimleri başladı. Seçimlerde, İTO’nun 81 meslek komitesinin, 248’i meclis üyesi olmak üzere 577 üyesi belirlenecek. İTO üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği seçimler, Seyrantepe’deki Türk Telekom Arena Stadyumu’nda gerçekleştiriliyor. Toplam 140 sandıkta […]
Гњlkemizde paranД±n en fazla hareket ettiДџi iEџlerden biri olan gayrimenkul pazarlama sektГ¶rГjnГjn maalesef kanunu yok. Kanun yapmak iГ§in bir iradede yok. MesleДџin sД±nД±rlarД± ve korunmasД± kanunlar ile belirlenmediДџi iГ§in meslek iГ§inde bГjyГjk bir kaos ortamД± oluEџuyor. Meslek farklД± iEџlerin yanД±nda yapД±lan meze bir iEџ olarak icra ediliyor.Bu durum mesleДџin geliEџimini frenlediДџi gibi bu iEџi kayД±t […]
YASAMIZ AŞAĞIDAKİ LİSTELEDİĞİM KOMİSYONLARDA KANUN TASARISI OLARAK GÖRÜŞMEYİ BEKLİYOR. HANGİSİNDE SIRA GELİRSE ARTIK…ANCAK ESAS KOMİSYONU Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu DUR. O YÜZDEN BU YASANIN BİZLER İÇİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU ÖNCELİKLE BU KOMİSYONLARI ARAYIP BİLGİ ALMAK İSTEMEKLE MAİL GÖNDERİP BİZİM İÇİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖSTERMEMİZ GEREKİYOR. YASAMIZ ; Sanayi, […]
isa bey amerika da yasayan ve emlakcilikla yakindan ilgisi olan bir kisi olarak diyebilirimki sen bu yazinla cok isabetli ve hakli konumlara giriyorsun. emlak komisyonculugu amerika da cok ciddi ve profesyonel yonlu bir meslektir. elinde eyalet tarafindan ruhsati olmayan hic bir sahis veya devlet adami emlak satisina istirak edemedigi gibi komisyon almaya kanunen […]
Vergisini Veren Yasalara Saygılı Markalaşmış ve Markalaşma Yolunda Tüm Emlak Müşavirlerini Dayanışmaya Çağırıyoruz. KORSAN EMLAKÇILARLA ÇALIŞMAYINIZ Marmara Emlak Müşavirleri ”KORSAN EMLAKÇIYA HAYIR” Kampanyası.
KENTSEL DÖNÜŞÜM ZİYARETİ( MAREMDER) Haberler & Duyurular İlçe İlçe Kentsel Dönüşüm Sohbetleri Halk arasında Kentsel Dönüşüm Yasası olarak anılan 16/5/2012 tarihli ve 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile ilgili olarak; halkın, müteahhitlerin, yetkili meslek örgütlerinin, hatta belediyelerin kafalarında çok sayıda soru ve sorun var. Aynı yasaya göre yapılsa da, her kentsel […] | e8fd283aafcd | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |