Search is not available for this dataset
text stringlengths 50 177k |
|---|
Calderon, 5. Dünya Su Forumu'nun, suyu etkili bir şekilde kullanmak konusunda olumlu sonuçlar ortaya çıkaracağını ifade etti. |
Foruma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğinde Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Hollanda Veliaht Prensi Willem Alexander, Monako Prensi II. Albert, Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ve Japonya Veliaht Prensi Naruhito Kotaishi'nin de aralarında bulunduğu devlet ve hükümet başkanları iştirak etti. Konuk Başkanlar Onuruna Yemek |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu'na katılan Devlet ve Hükümet Başkanları onuruna Çırağan Sarayı'nda öğle yemeği verdi. |
Bakan Eroğlu, yemekte yaptığı konuşmada İstanbul'un su medeniyetleri açısından önemli bir şehir olduğunu belirterek, konuklara dünyanın en önemli kemerleri, sarnıçları, sarayları ve çeşmeleri bulunan şehri gezmelerini tavsiye etti. |
İstanbul'un dünyanın en modern içme suyu ve atık su arıtma tesislerine de sahip olduğunu kaydeden Eroğlu, bunların da gezilmesini önerdi. Veysel Eroğlu, konuklara, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "sıcak selam ve saygılarının" yanı sıra, "işbirliğinin daha da geliştirilmesi ve suda daha çok yakınlaşılarak dünyadaki su problemini çözmek için büyük yatırımlar yapılmasını" içeren mesajını iletti. |
5. Dünya Su Forumu'na katılan Devlet ve Hükümet Başkanları aile fotoğrafı çektirdi. Katılımcılar daha sonra zirve toplantısına geçtiler. |
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında Çırağan Sarayı'nda yapılan zirveye, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Monako Prensi II. Albert, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Tuvalu Başbakanı Apisai Lelemia, Fas Başbakanı Abbas El Fassi, Kırgızistan Başbakanı İgor Çudinov, Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo, Hollanda Veliaht Prensi Willem Aleksander, Japonya Veliaht Prensi Naruhito Katoishi, Japonya Su Forumu Başkanı da olan eski Japonya Başbakanı Yoshiro Mori, BM Genel Sekreteri'nin Yardımcısı ve aynı zamanda Ekonomik ve Sosyal Konsey Başkanı Sha Zuhang, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura iştirak etti. |
Toplantının açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptı. Cumhurbaşkanı Gül, burada yaptığı konuşmada dünyadaki suyla ilgili en kapsamlı toplantı olan İstanbul'daki bu buluşmanın uzun süredir süren yoğun ve özverili çalışmaların neticesi olduğunu belirterek, bu derece önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan samimi bir şekilde sevinç duyduklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: |
"Böyle bir zirve düzenleyerek suyun sadece teknik bir konu olmadığını, insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren ve en üst düzeyde ele alınması gereken bir mesele olduğunu vurgulama imkanına sahip olacağız. Forumun bugünkü ve gelecek kuşakların suyla ilgili sorunlarının çözümüne ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunacak yeni ufuklar açacağı kanaatindeyim." |
Önceki uluslararası buluşmaların tecrübe, birikim ve başarıları üzerine inşa edilen bu forumun, yenilikçi yaklaşımlarıyla dünya su kamuoyunun dinamik tartışma ve etkileşime girmesi ile yeni hedeflere ulaşmakta olduğunu söyleyen Gül, "Farklılıkların Suda Yakınlaşması" teması altında düzenlenen forumun getirdiği en önemli yeniliklerden birinin de devlet ve hükümet başkanları zirvesi olduğunu ve bu zirve sonunda bir çağrı metni kabul etmeyi öngördüklerini kaydetti. |
5. Dünya Su Forumu kapsamında Çırağan Sarayında gerçekleştirilen Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde konuşan Talabani, Türkiye ile siyasi, ekonomik bütün alanlarda olduğu gibi su kaynaklarında da işbirliği yaptıklarını, bu konuda hem koordinasyon, hem işbirliği sağlamaya yönelik çeşitli düzeylerde toplantıların gerçekleştirildiğini belirtti. |
Irak'ın Dicle ve Fırat nehirlerinden aldığı su miktarını artırdığı için Türkiye'ye teşekkür eden Celal Talabani, su konusunda yapılması gerekenlere ilişkin olarak, şunları sıraladı: |
''Ortak su havzaları bulunan ülkeler arasında koordinasyon sağlanması, modern tekniklerin ve uygun programların kullanılması, rehabilitasyon çalışmaları yapılması ve gerekli su kaynaklarının sürekli şekilde temininin sağlanması, su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi, su ile ilgili kuruluşların teknik bilgilerinin ve yeteneklerinin artırılması.'' |
Monako Prensi II. Albert ise suyun herkese müşterek şartlarını hatırlattığını ve tehditler karşısında tüm dünyada aynı zorlukların yaşandığını belirtti. Yaşanan kuraklıklar, fırtınalar ve sellere işaret eden Prens Albert, ''Bu küre üzerinde çekilen sıkıntılarda su daima önemli rol oynuyor. Çevreyi bozdukça ne gibi facialar olabileceğini gösteriyor. Kıtlık olduğu ya da kötü mahsul alındığında, insanların yaşamında suyun rolünün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz'' diye konuştu. Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, su probleminin küresel bir sorun olduğunu belirterek, siyasi liderlerin bu konunun çözümünde kilit rol oynadığını kaydetti. |
Dünya Su Forumları arasında ilk kez İstanbul'da politik bir mekanizmanın devreye sokulduğuna işaret eden Rahman, zirvenin su sorununun çözümünde köprü rolü oynayabileceğini ifade etti. |
Tuvalu Başbakanı Apisai Lelemia da suyun insanların temel gereksinimi olduğunu belirterek, suyun öncelik sıralamasında en önde olması gerektiğini, ancak bu önceliği pek çok ülkenin gerekli seviyeye oturtmadığını söyledi. |
Ülkesinde yer altı sularının tehdit altında kaldığını kaydeden Tuvalu Başbakanı, iklim değişikliğinin etkilerini kurak mevsimlerin uzaması ya da tayfunların sıklaşması olarak kendini daha çok göstermeye başladığını belirtti. |
Su sorununu her ülkede farklı sorunlar yarattığına işaret eden Lelemia, bu çerçevede zirveden her bölgenin gereksinimlerine göre öneriler getirmesini beklediklerini kaydetti. |
5. Dünya Bu Forumu'nun ''Tematik Oturum'' adlı bölümünde, ''Dünya ölçeğinde yaşanan su sorunlarının çözümünün, suya ilişkin taleplerin birbiriyle rekabet içinde olması sebebiyle zor olduğu görüşü savunuldu. |
Değişik ülkelerde su ve enerji alanında çalışmalar yapan 16 uzmanın katıldığı oturumda, su sorunları ve çözümler üzerine görüşler dile getirildi. |
Su konusunda, küresel risk ve yönetimi konusunda temaların ele alındığı oturumda, bu forumda elde edilecek sonuçların dünya ölçeğinde, ''İstanbul Dünya Su Forumu Sonuçları'' olarak anılacağı ifade edildi. |
Suya ilişkin sorunların sabitlenemediği, sürekli büyüdüğü belirtilen oturumda, açlık ve yoksulluk çeken insanların sayısının gelecek 3 yıl içinde katlanarak artacağı belirtildi. |
Çevreye ilişkin yatırımların sürdürülebilirliğinin sağlanmasının önemli olduğuna dikkat çekilen oturumda, ''bu işin muhataplarının birlikte çalışmasının önemi'' vurgulandı. |
Sorun yaşanan bölgelerde, ''kim ne kadar su alacak ve nasıl kullanacak'' sorularının cevaplarının önem kazandığı belirtilen oturumda, tarafların diyalog yoluyla ortak akıla ulaşmada zorlandığı ifade edildi. |
Milyonlarca insanın birlikte yaşadığı bir kentte biyoçeşitliliğin ve suyun kalitesinin kontrol altına alınmasının zorluğuna değinilen oturumda, 5. Dünya Su Forumu'nun tüm dünyayı etkisi altına alan bir ekonomik krizin ortasında yapıldığı hatırlatıldı. |
Ekonomik krizin su camiası için bir fırsata çevrilebileceğini ifade eden katılımcılar, ''suyun sadece ticari bir mal olmadığı'' görüşü dile getirildi. |
Türkiye'de, suyun güvenliğinin kontrol altına alınmasına ilişkin başarılı uygulamalar bulunduğu belirtilen oturumda, Haliç'in temizlenmesine ilişkin çalışma buna örnek gösterildi. |
Dünya'nın ekolojik çevresinin gelecek kuşaklar için korunması gerektiği belirtilen oturumda, insanlığın bir gün suyun tükeneceğine olan endişeyi sürekli taşıdığı hatırlatıldı. |
Özellikle, büyük kentler için su güvenliğinin çok önemli olduğu belirtilen oturumda, ''Dünya ölçeğinde yaşanan su sorunlarının çözümünün, suya ilişkin taleplerin birbiriyle rekabet içinde olması nedeniyle zor olduğu'' görüşü savunuldu. |
Suya ilişkin sorunların çözümü amacıyla interaktif diyalog sürecinin bir an önce başlaması gerektiği vurgulanan oturumda, su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda yapılacak çalışmalara ilişkin ortak zemin oluşturulması görüşü benimsendi. |
5. Dünya Su Forumu çerçevesindeki ''Su Bitiyor. Daha İyi Bir Yönetimle Kuraklıktan Nasıl Yeni Fırsatlar Elde Edilebilir?'' başlıklı oturumda; İspanya, Fransa, Şili ve ABD'de yaşanan kuraklık süreçleri ve kuraklıkla mücadelede uygulanan yönetim stratejileri paylaşıldı. |
Sütlüce Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki oturumda, proaktif olarak hazırlanan kuraklık yönetim planlarının taşıdığı önem vurgulandı. |
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5. Dünya Su Forumu çerçevesinde Çırağan Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında, forumun, uluslararası düzeyde en kapsamlı düzeyde toplantı olduğunu anımsatarak, böyle bir toplantıya evsahipliği yapmaktan kıvanç duyduklarını söyledi. |
Toplantıya gösterilen yakın ilginin çok memnuniyet verici olduğunu belirten Gül, forumun uzun, kapsamlı ve özverili çalışmaların bir sonucu olduğunu bildirdi. |
''5. Dünya Su Forumu'nun önümüzdeki yıllarda gerek dünya için, gerekse Türkiye için önemli bir dönüm noktası, farklılıklarımızı birleştiren ve buluşturan bir toplantı olarak hatırlanacağı kanaatindeyim'' diyen Gül, suyun, birçok yerde kavga ve sorunların kaynağı olabildiğini kaydetti. Gül, bu sebeple, suyun yararlarının konuşulmasının da önemli olduğuna dikkati çekerek, ''Sudan dolayı kavga değil, sudan dolayı işbirliği ve ortak çalışma noktaları üzerinde durduk. Çünkü çatışmaların sonu gelmemektedir. Konuşarak, diyalogla ve işbirliğiyle su konusunda insanlığa nasıl daha yararlı olunur diye düşündük'' diye konuştu. |
Gül, Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü onaylamış bir ülke olduğunu da hatırlatarak, bu çerçevede çevre bilincinin Türkiye'de giderek daha çok arttığını dile getirdi. |
Gül, ''Artık herkes çevreci olmak zorundadır. Bu bir mecburiyettir, çocuklarımız için, torunlarımız için, Türkiye'nin, dünyanın geleceği için bir mecburiyettir. Onun için bu bilincin uyanması, bu bilincin bütün nesillere yayılması dünyanın geleceği açısından çok önemli bir olaydır'' diye konuştu. |
Forum çerçevesinde düzenlenen liderler zirvesi sonunda yayımlanan çağrı metninde, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekilerek, suyun insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağladığını, tüm ekonomik ve toplumsal kalkınma, gıda güvenliği, açlık ve yoksulluğun sona erdirilmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. |
Milenyum kalkınma hedeflerine varılmasının önemine işaret edilen metinde, dünyanın hızlı nüfus artışı, göç, kontrolsüz ve sağlıksız kentleşme, ticari eğilimlerdeki değişiklikler ve iklim değişiklikleri gibi önemli küresel değişimlerle karşı karşıya bulunduğu ve tüm bunların su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olduğu hatırlatıldı. |
Bütün bu olumsuz gelişmelerin suya erişimi ve suyun kalitesini ciddi biçimde tehdit ettiğinin belirtildiği metinde, son ekonomik ve mali küresel krizin de dikkate alınmasının zorunlu olduğu ve bu krizin sonuçlarının su kaynaklarının yönetimi ve hizmete verilmesi üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. |
Katılımcı ülkelerin ''dayanışma, güvenlik, uyum ve sınır aşan sular konusunda komşular arasında yararlı diyalog ve işbirliği'' konularında siyasal irade gösterecekleri belirtilerek, dünyanın suyun yararlarını paylaşarak daha çok refah ve artan bir istikrar kazanabileceği ifade edildi. |
Metinde, bu çerçevede dünyaya şu çağrı yapıldı: ''Bunu başarabilmek için bütün ülkeleri, dünyanın su sorunlarına küresel bir çerçeve geliştirilmesi ve dayanışma, güvenlik ve uyumun sağlanmasına yardımcı olunması için ortak olarak çaba göstermeye çağırıyoruz.'' |
Çağrı metninin son paragrafında ise, 5. Dünya Su Forumu'na katılan devlet ve hükümet başkanları ile uluslararası örgüt temsilcilerinin, 21. yüzyılda daha sürdürülebilir ve su konusunda daha güvenilir bir dünya için İstanbul'da biraraya geldikleri belirtildi. |
Zirve sonunda yayımlanan bu çağrı metninin, gerek G-8 ülkelerine, gerekse hala bir su konvansiyonu bulunmayan BM'ye gönderileceği de ifade edilerek, bu metnin daha kapsamlı uluslararası belgeler için bir temel oluşturacağı belirtildi. |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen Dünya Su Sergisi açılışında yaptığı konuşmada, yoğun bir çalışma döneminin ardından düzenlenen forumun ülkenin prestijini artıracağını ifade etti. |
''Dünya Su Sergisi''ne ABD, Brezilya, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin firmalarının da katıldığını anlatan Eroğlu, ''Sergiye, yüzlerce ülkeden firmanın katılması Türkiye'nin ve forumun gücünü gösteriyor'' dedi. Su ile alakalı çalışmalar yürüten firmaların teknik ekipmanlarının yanı sıra yayınlarıyla da sergiye katıldıklarına dikkati çeken Eroğlu, ''Burada çevreye ilişkin çok sayıda yeni teknoloji de tanıtılacak. Ayrıca müteahhitlerimizin yurt dışındaki iş potansiyelinin artması açısından önemli bir sergi'' diye konuştu. Bakan Eroğlu, konuşmasının ardından 5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Oktay Tabasaran ve DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker ile birlikte sergiyi ziyarete açtı |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Oktay Tabasaran ve DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker ile Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinde basın toplantısı düzenledi. |
Forumun hazırlıklarının 3 yıl sürdüğünü ifade eden Bakan Eroğlu, bu süre içinde yurt içi ve dışında çok sayıda bölgesel toplantı düzenlendiğini hatırlatarak, özellikle yurt içinde ''kuraklık'' ve ''iklim değişikliği'' başlıkları altında 15 toplantı gerçekleştirildiğini anlattı. |
Forumun düzenlendiği binalar hakkında da bilgi veren Eroğlu, foruma başvuru yoğunluğu sebebiyle Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinin yanı sıra tarihi Feshane binasını da restore ederek hazırladıklarını kaydetti. |
Her iki binada 7 bin kişinin aynı anda oturum izleyebileceğini ifade eden Eroğlu, foruma 29 bin 144 kişinin katılmak için başvuruda bulunduğunu, ayrıca 156 ülkeden ilgili bakanların da forumu izlediğini belirtti. |
Forumda yurt içi ve dışından olmak üzere 938 basın mensubunun görev yaptığını anlatan Eroğlu, ''Forum, ülkemiz için muhteşem bir çalışma oldu'' dedi. Suyun Özelleştirilmesi Gazetecilerin sorularını cevaplandıran Eroğlu, ''foruma liderler düzeyinde katılımın beklenenden düşük olduğu'' şeklinde eleştiri bulunduğunun ifade edilmesi üzerine, bütün dünya liderlerini davet etmediklerini söyledi. Eroğlu, daha önce forumda liderler zirvesi bulunmadığına dikkati çekti. |
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, çeşitli kıtaları temsilen Afrika, Orta Asya, Avrupa'dan bazı devlet başkanlarını ve BM'den kurum başkanlarını davet ettiğini aktaran Eroğlu, davet edilenlerin çoğunun geldiğini bildirdi. |
Eroğlu, suyun finansmanı ve özelleştirmesine ilişkin soru üzerine de içme ve kullanma suyunun bütün vatandaşlara yeterli miktarda ve uygun kalitede temininin, devletin en önemli görevi olduğunu düşündüklerini ifade ederek, entegre su yönetim planları hazırladıklarını hatırlattı. |
Suyun satılacağına, özelleşeceğine yönelik yorumların ''yanlış'' olduğunu dile getiren Eroğlu, ''Bizim buradaki gayemiz başkadır. Hidroelektrik santrallerin kurulmasında, boş akan suları değerlendirmek için özel sektör de devreye girsin, dedik. Suyun satılması söz konusu değil. Su devlete aittir, ancak suyun değerlendirilmesi söz konusu olabilir'' diye konuştu. |
Bakan Eroğlu, sınırı aşan sular konusuna ilişkin olarak da ''Biz kendi aramızda bu meseleyi çözeriz. Türkiye, Irak, Suriye bütün dünyada sınırı aşan sular var. Sınırı aşan sularla ilgili ülkeler kendi meselelerini kendileri çözerler'' dedi. |
Eroğlu, katılım payı veremeyecek ülkeler için 1000 kişilik kontenjan ayırdıklarını ve katılım sağladıklarını da sözlerine ekledi. |
Bakan Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu Çalışmalarına İlişkin Basın Toplantısı Düzenledi |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinde devam eden 5. Dünya Su Forumu çalışmalarına ilişkin basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. |
Konuk bakanlarla yapılan ikili görüşmelerde hangi konuların ele alındığının sorulması üzerine, Eroğlu, bakanların Türkiye'deki çalışmalardan övgüyle söz ettiklerini, bazı bakanların Türkiye'deki uygulamaları ülkelerine taşımak istediklerini ve uzman personel değişimi önerdiklerini bildirdi. Eroğlu, Hasankeyf'le alakalı sorular üzerine, burada yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. İlgili proje çerçevesinde tarihi Artuklu Köprüsü ile Zeynel Bey Türbesi'nin yeniden ele alınacağını bildirdi. ''Tarihi şehrin büyük bölümü zaten su üzerinde ama bazı insanlar su altında kalacağını iddia ediyorlar'' diyen Eroğlu, Hasankeyf'in; projenin tamamlanmasının ardından muhteşem bir tarih ve kültür merkezi olacağını vurguladı. Bakan Eroğlu, bir başka gazetecinin, ''Su Bakanlığı kurulması yönünde çalışmalar olduğu söyleniyor. Bir de yeni Su Kanunu'na ilişkin çalışmalar ne aşamada?'' sorusuna karşılık, ''Su Bakanlığı konusunda bir çalışma yok. Dağınıklık vardı bu konuda, ama DSİ'nin bakanlık bünyesine alınmasının ardından bu dağınıklık da giderildi'' diye konuştu. Su Kanunu'na ilişkin çalışmanın sürdüğünü belirten Eroğlu, ''Çalışmaların tamamlanmasının ardından Su Kanunu'nun 2010 yılında çıkabileceğini düşünüyorum'' dedi. |
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen ''Türkiye ve Çevresi Bölgesel Günü Oturumu''nun açılışında yaptığı konuşmada, suyun, insanlığın var olmasının en önemli şartı olduğunu söyledi. |
''Su varsa hayat vardır, su yoksa hayat yoktur'' diyen Demirel, suyun yerkürede varlığını sürdürebilen tek uzay cismi olduğunu kaydetti. |
Suyu dünya gündeminde öne çıkaran diğer bir hususun artan nüfus olduğuna dikkati çeken Demirel, nüfus artışının içecek, giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kaynaklar üzerinde baskı yarattığını söyledi. |
Demirel, diğer bir problemin iklim değişikliği olduğunu vurgulayarak, iklim değişiminin doğadaki su dengesini de bozacağını ifade etti. |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''Türkiye ve Çevresi Bölgesel Günü Oturumu''nda yaptığı konuşmada, 5. Dünya Su Forumu öncesinde bu foruma hazırlık gayesiyle düzenledikleri İstanbul Su Forumu'nun periyodik olarak devam edeceğini ifade etti. |
Forum kapsamında, İstanbul ile alakalı su mutabakatının da imzaya açıldığını hatırlatan Eroğlu, forumun, ''Suda farklılıkların yakınlaşması'' temasıyla aynı zamanda kültürler arası siyasi ilişkilerin kurulmasına da ön ayak olduğunu anlattı. Eroğlu, ''Su, son yıllarda üzerinde en fazla konuşulan ve senaryolar üretilen konu. Türkiye'nin bu senaryoların en kötüsüne göre hazırlanması gerekiyor'' dedi. |
Türkiye'nin, bilim adamlarınca iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında anıldığını belirten Eroğlu, bu sebeple 2040 ve 2050 yıllarını hedef alan entegre su yönetimi eylem planlarını şimdiden hazırladıklarını söyledi. |
Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ise konuşmasında, oturumun düzenlendiği salona dikkati çekerek, ''Bu kadar kalabalık olması, ülkenizin bu etkinliği ne kadar ciddiye aldığının ve uluslararası bir başarıya ulaştıracağının göstergesidir'' dedi. |
''Bu forumun ardından su dünyasındaki tüm tartışmalar, 'İstanbul öncesi ve İstanbul sonrası' olarak kategorize edilecek'' diyen Fauchon, Türkiye'nin su dünyası için çok önemli bir aktör olduğunu ifade etti. |
Bakanlar Paneli Oturum kapsamında, Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu'nun başkanlığında çeşitli ülkelerin bakanlarının katıldığı Bakanlar Paneli de düzenlendi. |
Ürdün Su ve Sulama Bakanı Raed Abu Saud, gelecekte yaşanması muhtemel su kıtlığını durdurabilmek adına tedbirlerin bugünden alınması gerektiğini söyledi. |
Ülkesinde çok kısıtlı su kaynakları olduğunu belirten Abu Saud, Ürdün'deki suyun insanların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ifade etti. |
Kırgızistan Su Kaynakları ve Ziraat Bakanı Yardımcısı Baratali Koshmatov ise iklim değişikliği sebebiyle buzulların eridiğini, ülkesindeki ırmakların debilerinde bu nedenle artışlar yaşandığını anlattı. |
Koshmatov, ülke sınırları içerisindeki su kaynaklarının korunması ve yönetimi işinin, bu kaynaklardan faydalanan diğer ülkelerin görüşleri alınarak yapıldığını ifade etti. |
Tacikistan Su Kaynakları Bakanı Saidi Yokubzod da su sorunlarına ilişkin tüm ülkelerin katılımıyla bir diyalog platformu oluşturmanın önemine işaret ederek, ''Su, hayati bir unsurdur. Çünkü tüm insanlık yararlanıyor'' dedi. |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen, ''Bakanlar Konferansı''nın açılışında yaptığı konuşmada, konferansın devlet başkanlarının bir araya gelmesinin ardından gerçekleştirilen, üst düzey siyasilerin katıldığı ikinci toplantı olduğunu söyledi. |
Konferansa katılan siyasetçilere seslenen Eroğlu, ''Sizler bütün dünya ülkelerinin hayat hakkı olarak değerlendirdiğimiz sudan sorumlu insanlar olarak çok önemli bir görev ifa ediyorsunuz'' dedi. |
''Dünyanın hemen her ülkesinde sudan kaynaklı sorunlar yaşandığına'' dikkati çeken Eroğlu, ''Su akıllıdır, yaşar. Eğer onu korursanız o da sizi bereketli topraklar ve bol ürünle ödüllendirir. Ona hoyrat davranırsanız kuraklıkla, afetlerle mücadele etmek zorunda kalırsınız. Çünkü su, insanların tabiata müdahalesinden en fazla etkilenen doğal kaynaktır. Günümüzde birçok toplum suyun kötü yönetilmesi nedeniyle zarar görüyor'' diye konuştu. |
Türkiye'nin su kaynaklarını adil bir şekilde yönetmeye çalıştıklarını anlatan Eroğlu, şöyle devam etti: |
''Ülkemiz su zengini değil. Bu sebeple suyun iyi yönetilmesi gerekiyor. Buradan hareketle, sulama, atık suyun arıtılması ve içme suyu tesislerine ilişkin uzun vadeli planlamalar yapıldı. Devlet Su İşleri, 2008 yılı başından itibaren yaptığı çalışmalarla 636 adet tesisi işletmeye aldı. En fazla suyun tarıma harcandığı bilgisinden hareketle damla sulama gibi modern sulama tekniklerini hayata geçirerek, daha az suyla daha fazla alanı suluyoruz. Orman ile su iç içedir. Bu sebeple, ormanların yangınların zararlarından korunması maksadıyla son teknoloji ürünleri kullanarak bir yangın erken uyarı sistemi geliştirdik ve kullanıyoruz. Nehir ve göllerde suyun kalitesini her dakika ölçüyoruz. Ülkemizin 271 plaj ve marinasına mavi bayrak verildi.'' |
Suyun aynı zamanda temiz enerji kaynağı olduğunu vurgulayan Bakan Eroğlu, şu anda kurulu gücü 14 bin megavat olan hidroelektrik santrallerinin bu potansiyelini 5 yıl içinde 40 bin megavata taşımayı planladıklarını anlattı. |
''Birçok insan için su, musluğu açtığında akıp giden bir şeydir'' diyen Eroğlu, suyun musluklara kadar getirilmesi sürecinde harcanan emeğin çok büyük olduğunu söyledi. |
Eroğlu, Türkiye'nin su kültürünü en üst düzeye ulaştırmış bir ülke olduğunu belirterek, ''Bunun en önemli göstergesi de Türk müteahhitlerinin yurt dışında bu alanda kazandıkları başarılardır'' dedi. |
BM Gıda ve Tarım Organizasyonu Direktörü Jacques Diouf da forumun ülkelerin su konusundaki bilgi ve becerilerini paylaşmaları adına önemli bir çalışma olduğunu ifade etti. |
Diouf, gelecekte su sıkıntısı yaşanmasının önüne geçilmesi için ülkelerin bir an önce suya yönelik alt yapı çalışmalarına hız vermesi gerektiğini söyledi. |
Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da forumun suyu olmayan, suya ulaşamayan insanların sesini duyurduğu bir platform olduğunu ifade etti. |
Forumun, devlet büyüklerinin katılımıyla siyasi bir nitelik kazandığını da vurgulayan Fauchon, ''İnsan onurunu ilgilendiren suyu aynı zamanda bir insan hakkı olarak da görüyoruz. Bireysel bir haktır, kolektif haktan farklıdır'' diye konuştu. |
5. Dünya Su Forumu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mete Saatçi, forumun şimdiye kadar gayet başarılı ilerlediğini ifade etti. |
Suya ilişkin etkin kararlar alınmasını beklediklerini belirten Saatçi, ''Forumun suya ilişkin sorunların çözümünde ciddi bir yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu forumun ardından dünyada yoksulluğun önlenmesi ve su sorunlarının çözümlenmesi için yol açılacak'' diye konuştu. |
5. Dünya Su Forumu Bakanlar Süreci Başkanı Sumru Noyan da suyun tüm insanların ve medeniyetlerin hayat kaynağı olduğunu vurgulayarak, ekosistemler için vazgeçilmez olduğunu söyledi. |
Nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme ve göç gibi unsurların su kaynakları üzerinde baskı yarattığına işaret eden Noyan, suya ilişkin tüm paydaşların uyum stratejileri geliştirmeleri gerektiğini ifade etti. |
5. Dünya Su Forumu Kapsamında ''Enerji İçin Su, Su İçin Enerji'' Konulu Bakanlar Toplantısı Yapıldı |
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu çerçevesinde düzenlenen ''Enerji İçin Su, Su İçin Enerji'' konulu Bakanlar Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, su ile enerjinin birbirinden ayrılmaz yapışık kardeşler gibi olduğunu dile getirerek, suyun sürdürülebilir gelişme için son derece önemli olduğunu söyledi. |
Suyun aynı zamanda gıda ve enerji üretiminde önemli rol oynadığını, tabii çevrenin bütünlük ve sürdürülebilirliğini, hayat kalitesini belirlediğini dile getiren Eroğlu, suyun toplumsal ve ekonomik gelişimde de merkezi bir işlev gördüğünü kaydetti. |
Bakan Eroğlu, yatırımlarda büyüme ve yoksulluğun azaltılması için öngörülen yerel, bölgesel ve ulusal hedeflerde suyun önemli bir önceliğe sahip olduğunu vurgulayarak, ''Su gelişimi ve yönetimi, katılımcı bir yaklaşımla ele alınmalı ve kullanıcı, planlamacı ve karar verici birimler, çalışmaların her aşamasına dahil edilmelidir. Su, temel bir insani haktır. Suyun yönetim, kullanım ve dağıtımı adalet, sürdürülebilirlik ve eşitlik esasları çerçevesinde yürütülmelidir'' diye konuştu. |
Su kaynaklarının geliştirilmesinin, Türkiye'nin ekonomik büyümesinde de önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, sulama projeleri sayesinde, sadece yağmur suyu ile alınan ürünün neredeyse 7 kat fazlasının elde edilebildiğini anlattı. |
Eroğlu, ekilebilir arazilerin yüzde 21'inden elde edilen zirai gelirin, gayrisafi yurt içi hasılanın neredeyse üçte birine karşılık gelerek, ekonominin çok önemli bir parçasını oluşturduğuna dikkati çekerek, hidroelektrik projelerinden yılda 46 milyon kilovat saat yenilenebilir enerji elde edildiğini bildirdi. Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, hedeflerinin, ''Türkiye'nin su ve toprak kaynaklarını geliştirmek, aynı zamanda hidroelektrik potansiyeli kullanmak olduğunu'' ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: |
''Türkiye'de 130 milyar kilovat saatlik bir hidroelektrik potansiyeli vardır. Ancak bugün için 46 milyar kilovat saatlik bir kısmı kullanılmaktır. Bunu geliştirmek maksadıyla 2003 yılında Su Kullanımı Anlaşması Yönetmeliği adıyla bir yönetmelik hazırladık. Yani özel sektörün önünü açtık. Bu şekilde özel sektörden şu ana kadar bin 500'ü aşkın hidroelektrik santral kurulması için müracaat var. Bunların bir kısmının şu anda projesi yapılıyor, bir kısmının inşaatı sürüyor. Bu şekilde yakın bir gelecekte potansiyelimizin büyük bir kısmını kullanacağız. Bin 500 hidroelektrik santrali için yaklaşık 23 bin 500 megavatlık bir kurulu güç ortaya çıkacak, aynı zamanda 70 milyar kilovat saatlik bir enerji üretilecektir. Türkiye için bu, gerçekten büyük açılım olmuştur. Çünkü bunu özel sektör adeta yap-işlet-devret esasına göre yapacak, yani 49 yıla kadar inşa etmek suretiyle işletecek, elektriğini serbest piyasada satabilecek ve böylece sudan enerji elde etmiş olacağız.'' |
Bakan Eroğlu, geçmişte Türkiye'de elektrik kullanımının son derece sınırlı olduğunu, bundan 10 yıl önce yılda kişi başına kullanılan elektrik enerji miktarının bin 500 kilovat saat iken, bugün dünya ortalaması olan yaklaşık 2 bin 500 kilovat saatin yakalandığını kaydetti. Avrupa ortalamasının 5 bin kilovat saat olduğunu bildiren Eroğlu, ''Bu dikkate alınırsa Türkiye'de hala yapılacak çok enerji santrali olduğu ortadadır'' dedi. |
''Maalesef enerjide ülkemiz büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Ülkemizin enerjisinin yüzde 57'si doğal gaza bağımlı doğal gaz çevrim santralleri ile sağlanmaktadır. Yaklaşık yüzde 20-25'i ise suya bağımlı olarak hidroelektrik enerjiden devredilmektedir. Geri kalanlar da normalde kömüre dayalı santrallerden sağlanmaktadır. Ülkemizde şu anda hiçbir nükleer santral mevcut değildir. Nükleer santral kurulması yönünde bir ihale dosyası hazırlanmıştır. Sadece tek bir firma müracaat etmiş olup bu konuda çalışmalar devam etmektedir.'' |
Fransa Çevre Bakanı Jean Lois Borloo da dünyada son dönemlerde yerel enerji konusunun önem kazandığını söyledi. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.