text
stringlengths
0
8.1k
Özetle Adam Smith, korumacı, kendine yeterlilikçi, çatışmacı bir öğreti olan merkantilizme, merkantilist felsefeye bayrak açan adamdır. Zenginliğin yegâne kaynağının altın ve gümüş biriktirmekten ibaret olduğu görüşünü reddetmektedir.
Merkantilizmin büyük yanılgılarından biri olan yeryüzündeki zenginliğin sabit ve dış ticaretin sıfırtoplamlı bir oyun olduğu, dolayısıyla birinin zenginleşmesinin ancak
ötekinin fakirleşmesi pahasına olabileceği fikrini çürütmektedir.
Merkantilizmin
yine temel düsturlarından biri olan, dış ticarette korumacılığa karşı çıkmakta, serbest ticareti savunmaktadır.
Özellikle sosyalist-Marksist, milliyetçi ve dinci gelenek başta olmak üzere, merkantilist öğretilere sıkı sıkıya bağlı neomerkantilist görüşler günümüz dünyasında siyasi ve entellektüel çevrelerde sık karşılaştığımız görüşlerdir. Özellikle dünyada kutuplaşmanın ve çatışmaların arttığı, ülkelerin ve iktidar hırsıyla yan...
Frederic
Bastiat'nın yaptığı gibi, savaşın ve yıkımın kârlı bir şey olmadığını, malların geçmesine izin verilmeyen sınırlardan askerlerin geçeceğini hatırlatmaktır.
Bu Tercümeye Neden Gerek Duyuldu?
Milletlerin Zenginliği'nin Türkçede zaten çevirisi olduğu halde neden bu eserin yeni bir çevirisini yayımlamaya gerek duyulduğu konusunda yayıncının da elbette kendi gerekçeleri vardır ama ben burada sadece mütercim olarak kendi gerekçelerimi sıralayacağım.
Her şeyden önce, Milletlerin Zenginliği gibi bir şaheserin altında mütercim olarak imzası olmasını istemeyecek aklı başında çok az iktisatçı vardır. Düşünce tarihinde son derece önemli bir iz bırakmış böylesi muhteşem bir eseri Türkçeye çevirmek bendenizin de uzun zamandır aklından geçen bir projeydi; hayata geçmesi iç...
Bundan yaklaşık 15 yıl önce başka bir yayıncı ile gerçekleştirilmesi planlanan, hatta kısmi bir başlangıç adımı da atılan proje, yayıncıdan kaynaklanan nedenlerle, o zaman akim kalmıştı. Daha sonra bendenizin dekanlık ve rektörlük gibi yoğun
mesai gerektiren idari görevleri yüzünden yeniden rafa kaldırılmak zorunda kalınmıştı.
Siz yeter ki hayal edin, bir şeyi yapmayı kafaya koyun, Ruhsal Zekâ'nın diliyle "kader defterine randevu düşün," Kadir Mevla bugün olmazsa yarın mutlaka bir fırsat veriyor. İşte Liberus Yayınevi'nin Milletlerin Zenginliği'ni çevirme teklifi, bu anlamda bir hayalin gerçekleşmesine imkân veren, değerlendirilmesi gereken ...
Son olarak, eldeki çevirinin eski tercümelerden farkının ne olduğu okuyucunun doğal olarak aklına takılan bir soru olabilir. "Yurdum insanı"nın hoş ağzıyla ifade edersek, "Ötekiler dururken neden seninkini okuyalım hoca, di baayım baa?" diye sorabilirsiniz. Bunun için başlıca dört gerekçe öne sürülebilir.
Birincisi bu eser, Smith'in orijinal eserinin tam ve kapsamlı bir çevirisidir; yarım, özet, kısaltılmış ya da sıkıştırılmış bir çalışma değildir. Türkçede bu özellikte daha önce yayımlanmış zaten tek bir çeviri vardır. Söz konusu çeviri ile kıyaslanınca, elinizdeki eser, aşağıda değinileceği üzere, bugün günlük dilde k...
İkincisi, mevcut çevirilerde yer yer tercüme hatalarına tesadüf edilmiştir.
Zaman
zaman olumlu cümlenin yanlışlıkla olumsuz olarak çevrildiği veya tam tersinin yapıldığı, yer yer de uzun cümlelerin anlam bütünlüğünü bozmadan bölünmesi konusunda sorunlar olduğu görülmektedir. Arzu eden okuyucuya bu konuda daha geniş bilgi verilmesi mümkündür.
Üçüncüsü, mevcut çevirilerde bulunan bazı cümleler anlamı az çok doğru vermekle birlikte, iyileştirmeye muhtaç durumlar göze çarpmaktadır. Bu çerçevede pek çok cümlede orijinal metne daha uygun olacak şekilde iyileştirmeler yapılmıştır. Bu türden çok sayıdaki iyileştirmelere bir örnek vermek gerekirse; Orijinal cümle: ...
Mevcut çevirilerden birindeki karşılığı: Bu iki ülke birbirinden çok uzak ise, aradakifark pek büyük olabilir. Çünkü kötü pazardan iyi pazara kaçmakla birlikte, ne de olsa metalleri, fiyatlarını aşağı yukarı bir kerteye getirecek miktarlarda oradan oraya taşımak güçtür.
Bizim önerdiğimiz çeviri: Şayet bu iki memleket birbirinden epey uzak ise, aradaki fark çok muazzam olabilir; çünkü, her ne kadar metaller doğal olarak kötü pazardan iyi pazara doğru hareket etseler de, yine de, fiyatlarını her iki ülkede de aşağı yukarı aynı seviyeye getirecek miktarlarda bunları --bir yerden diğerine...
Elinizdeki çeviriyi mevcut çevirilerden farklı kılan sebeplerin dördüncüsü ve daha önemlisi, söz konusu çevirilerde bugün artık günlük dilde pek kullanılmayan, iktisat öğretiminde de tercih edilmeyen karşılıklar sık sık dikkati çekmektedir.
Bu türanlamı pek bilinmeyen veya hemen hiç kullanılmayan kelimelerin tercih edil mesi akıcılığı bozmaktadır. Örneğin "level" karşılığı olarak "düzey" veya "seviye" yerine »
"kerte," "improvement" karşılığı olarak "ıslah" ya da "iyileştirme" yerine
"bayındırma," kıymetli maden ölçü birimi olarak "ons" yerine "onça," iktisadi kavramlardan »« "tüketim" (consumption) yerine "yoğaltım)," "tahıl" yerine "zahire,"
"değişilir" yerine "değiş edilir," farklı (different) yerine "başka başka" gibi karşılıklar verilmektedir.
Yine mevcut çevirilerde geçen "savsama, hava oyunu, uslamlama, belgitme, yeğlikli, imsakçi, kesenkes,.." gibi pekçok kavramın bırakın sıradan okuyucuyu, üniversite mezunu uzman araştırmacılar tarafından bile bilindiği şüphelidir; bunların bugün günlük dilde kullanılmadıkları ise kesindir. Yurdum insanı bu kavramlar yer...
"ihmal, spekülasyon, akıl yürütme, argüman, tercihli, yasakçı, kesinlikle.." demeyi tercih etmektedir. "Liberal" yerine bugün kimse "açık yürekli" veya "açık görüşlü" dememektedir.
Bu bağlamda temel iktisadi kavramlar olarak özellikle üçünü ayrıca zikretmek gerekir. "Supply" karşılığı olarak iktisat öğretiminde bugün "piyasa mevcudu" degil, "arz" sözcüğü kullanılmaktadır. "Stocks" karşılığı olarak "mal mevcudu" yerine "sermaye" veya "sermaye stoku" demek çok daha aşina ve tercihe değerdir.
"Consumption" karşılığı olarak "yoğaltım" yerine "tüketim" demek de yine hem günlük konuşma diline, hem de iktisat öğretimi bağlamında müfredat diline çok daha uygun düşmektedir. Benzer şekilde, "sikke" yerine "madeni para," "para ile ödenen" yerine "parasal" veya "nominal" daha tercihe değer karşılıklardır.
Bir noktanın daha altını çizmekte yarar olabilir. Smith eserde üç temel üretim faktörü olarak emek, sermaye ve toprağın toplam gelirden veya üretimden aldığı payı uzun uzun izah etmektedir. Smith'in, sonraki çağlarda Avusturyalı iktisatçılarca ayrı bir üretim faktörü olarak gündeme getirilecek olan, girişimciyi sermaye...
girişimcinin payının kâr adı altında tek bir kategoride topladığı anlaşılmaktadır. Bugün dört temel üretim faktörü olarak emek, sermaye, toprak ve girişimcinin üretimden aldıkları paya sırasıyla ücret, faiz, rant ve kâr denmektedir. Son zamanlarda üretim sürecinde bilginin de ayrı bir faktör olarak görülmesi gerektiği ...
Kısaca elinizdeki çeviri gerek orijinal metnin tam ve eksiksiz çevirisi, gerekse dilin akıcılığı ve günlük konuşma diline uygunluğu açısından mevcut alternatifler arasındaki en iyisi olma iddiasındadır. Takdir elbette ki okuyucu ve araştırmacılarındır.
Prof. Dr. Mustafa Acar
Selçuklu/Konya, 3 Haziran 2019
Üçüncü Baskının Takdimi
Elinizdeki eserin ilk baskısı 1775 yılının sonu ve 1776 yılının sonunda yapılmıştı.
Bu nedenle de, işlerin bugünkü gidişatından söz edildiğinde, kitabın büyük
bölümünde
işlerin benim bu kitabı yazmakla meşgul olduğum söz konusu tarihlerde veya bunun biraz öncesindeki durumu anlaşılmalıdır. Ancak bu üçüncü baskıda birçok ilave yaptım, özellikle de Gümrük Vergi İadeleri ve Primler konulu bölümlere. Benzer şekilde,
Merkantilist Sistemle İlgili Sonuç adlı yeni bir bölüm, devletin harcamalarıyla ilgili bölüme de yeni bir madde ilave ettim. Bütün bu ilavelerde, işlerin bugünkü hali demek, daima 1783 yılı ile içinde bulunduğumuz 1784 yılının başlarındaki durumu demektir.
Dördüncü Baskının Takdimi
Elinizdeki dördüncü baskıda herhangi bir değişiklik yapmadım. Ancak şu anda Amsterdamlı Bay Henry Hope'a büyük minnet borcumu ifade etme zamanının geldiğini düşünüyorum. Amsterdam Bankası gibi, kâğıt üzerindeki hesapların bana hiçbir zamantatmin edici ve hatta anlaşılabilir gelmediği çok ilginç ve önemli bir konuda edi...
Giriş ve Çalışmanın Planı
Her milletin yıllık emeği, yaşamak için her yıl tükettiği bütün o gerekli ve yararlı şeyleri o millete sağlayan temel kaynaktır. Tüketilen bu maddeler her zaman söz konusu emeğin ya doğrudan kendi ürünüdür, ya da bu ürün karşılığında başka milletlerden satın alınmış şeylerdir.
İşte bu ürünün veya bu ürünle satın alınan şeyin, onu tüketecek olanlara kıyasla daha az ya da daha çok oluşuna göre, bir millet ihtiyaç duyduğu bütün o gerekli ve yararlı şeylerle daha iyi veya daha kötü donatılmış olur.
Fakatbu oran her millette iki dinamik tarafından belirleniyor olmalıdır.
Birincisi
genel olarak emek verirken gösterilen ustalık, el yatkınlığı ve kavrayıştır.
İkincisi ise, yararlı işlerde istihdam edilenler ile böyle işlerde istihdam edilmeyenler arasındaki orandır. Toprağı, iklimi veya arazi genişliği ne olursa olsun, herhangi bir milletin yıllık arzının bolluğu ya da kıtlığı, bu durumda, söz konusu iki koşula bağlı olmalıdır.
Bu arzın bolluğu ya da kıtlığı da, sözü edilen iki koşuldan ikincisinden ziyade birincisine daha fazla bağlı görünmektedir. Avcılık ve balıkçılıkla geçinen medenileşmemiş milletlerde, çalışabilecek durumda olan her birey, kendisi veya ailesi ya da kabilesindeki ava gidemeyecek veya balığa çıkamayacak kadar çok yaşlı, ç...
Emeğin üretici güçlerinde görülen bu gelişmenin nedenleri ve emeğin mahsulünün toplumun değişik katmanları ve şartları içinde yaşayan insanlar arasında doğal olarak bölüşülmesini sağlayan düzen, bu İnceleme'nin Birinci Kitap'ının konusunu teşkil etmektedir.
Herhangi bir milletin, emeğini kullanırken gösterdiği ustalığın, maharetin ve kavrayışın fiili durumu ne olursa olsun, onun yıllık üretiminin bolluğu ya da kıtlığı, bu durum devam ettiği sürece, yıllık olarak faydalı işlerde istihdam edilenlerin sayısı ile böyle işlerde istihdam edilmeyenlerin sayısı arasındaki orana b...
Bundan böyle görüleceği üzere, faydalı ve üretken işçilerin sayısı, her yerde, bunları çalıştırmak için istihdam edilen sermaye stokunun miktarıyla ve bunun istihdam edilme şekliyle orantılıdır. İkinci Kitap, bundan dolayı, sermaye stokunun doğası ve zaman içinde nasıl biriktiğinin yanı sıra, farklı kullanım şekillerin...
Emek harcarken sergiledikleri ustalık, maharet ve kavrayış bakımından hatırı sayılır ölçüde ilerlemiş milletler, emeğin genel idaresi ve yönlendirilmesinde oldukça farklı yollar takip etmişlerdir. Bu yollar ise üretimin büyüklüğüne katkı açısından eşit derecede elverişli olmamıştır. Bazı milletlerin uyguladığı siyaset ...
rupa'nın siyaseti kırsal yörelerin faaliyeti olan tarımdan ziyade, şehirlerin faaliyeti olan küçük sanatlar, imalat ve ticareti kayırır nitelikte olagelmiştir. Bu siyaseti öne çıkarıp kökleştirdiği anlaşılan koşullar, Üçüncü Kitap'ta açıklanmaktadır.
Her ne kadar söz konusu farklı planlar, belki de, ilkin -toplumun genel refahı üzerinde yaratacağı sonuçlarını hesap etmeksizin ya da öngörmeksizinkimi insan topluluklarının özel menfaatleri ve önyargıları tarafından ortaya çıkarılmış olsa bile, yine de bunlar çok farklı politik ekonomi teorilerine kaynaklık etmiştir.
Bu teoriler ki, bazıları şehirlerde gerçekleştirilen faaliyetleri öne çıkarırken, bazıları kırsal
yörelerin faaliyetlerini öne çıkarmaktadır. Söz konusu teoriler sadece okumuşların düşünceleri üzerinde değil, hükümdarların ve egemen devletlerin kamu yönetimi üzerinde de kayda değer ölçüde etkili olmuştur. Dördüncü Kitap'ta söz konusu çeşitli teorileri ve bunların farklı çağlarda ve milletler üzerinde doğurduğu başl...
Büyük halk topluluklarının zenginliğinin nelerden meydana geldiğini, yahut farklı çağlarda ve milletlerde bunların yıllık tüketimlerini karşılamış olan kaynakların doğasını açıklamak ilk Dört Kitabın amacıdır. Beşinci ve son Kitap ise hükümdar ya da devletin gelirini ele almaktadır. Bu Kitap'ta şunları göstermeye gayre...
İlk
olarak, hükümdar veya devletin zorunlu harcamaları nelerdir; bu harcamaların hangileri bütün toplumun ortak katkılarıyla, hangilerinin ise toplumun yalnızca bir kısmı veya kimi belirli üyelerince karşılanması gerekir? İkincisi, halkın tümünün yüklenmesi gereken masrafların karşılanmasına bütün toplumun katılımını sağla...
Üçüncüsü ve sonuncusu da, bugünkü hükümetlerin hemen hepsini bu gelirin bir kısmını karşılık göstererek rehin vermeye ya da borçlanmaya sürükleyen nedenler nelerdir, bu borçların toplumun gerçek zenginliği, yani toplumun emek ve toprağının yıllık ürünü üzerindeki etkileri nelerdir?