text
stringlengths
0
8.1k
Milletlerin Zenginliği'nin
Bir İnceleme
BİRİNCİ KİTAP
Emeğin Üretici Güçlerini İyileştiren Nedenler
ile Emeğin Hâsılasının Farklı Toplum Katmanları
Arasında Doğal Olarak Dağılımını Sağlayan Sistem
İşbölümü Hakkında
Emeğin üretici kuvvetlerindeki en büyük iyileşmenin yanı sıra, emeğin idaresinde yahut kullanılmasında gösterilen ustalığın, el yatkınlığının ve kavrayışın daha büyük bir kısmı, anlaşılan odur ki, işbölümünden kaynaklanmıştır.
İşbölümünün toplumun genel iş hayatı üzerindeki etkileri, bu etkilerin belirli bazı sanayi kollarında kendini nasıl gösterdiğine bakılmak suretiyle, daha kolay anlaşılabilir. İşbölümünün oldukça önemsiz bazı sanayi kollarında en ileri düzeye taşınmış olduğu yaygın bir kanaattir. Bunun nedeni gerçekte bunlarda işbölümün...
imkânsızdır. Bir defada, o işin yalnız bir tek kolunda çalıştırılanlardan fazlasını görebilmemiz pek nadirdir. Bundan dolayı, her ne kadar bu tür büyük sanayilerde iş, daha önemsiz mahiyetteki sanayilere göre, gerçekte çok daha fazla parçaya bölünmüş olabilse bile, buradaki bölünüş ötekindeki kadar belli değildir; dola...
Onun için, son derece önemsiz bir imalat dalı olmakla beraber, işbölümünün çoklukla göze çarptığı, iğnecilik zanaatından bir örnek ele alalım. İşbölümü ile ayrı bir zanaat haline gelen bu iş için yetişmemiş; o işte kullanılan (icadına da muhtemelen aynıişbölümünün sebep olduğu) aletlerin nasıl kullanıldığını bilmeyen b...
İşçinin biri teli çekip gerer; bir başkası bunu düzeltir; bir üçüncüsü keser; bir dördüncüsü ucunu sivriltir; bir beşincisi baş geçebilmesi için tepesini ezer. Başı yapmak
iki veya üç ayrı işlem gerektirir. Başı tepeye takmak ayrı bir iştir, iğneleri ağartmak bir başka iştir; iğneleri kâğıda sıralamak bile, başlı başına bir zanaattır. Hâsılı, önem taşıyan iğne yapma işi, böylece, aşağı yukarı on sekiz ayrı işleme bölünmüştür.
fabrikalarda aynı işçi bunların bazen ikisini üçünü birden yaparken, bazılarında bütün bunların her birini ayrı ayrı işçiler yapar. Ben, yalnız on işçi çalıştırdığı için bir kısım işçilerin bu işlemlerden ikisini veya üçünü birden yaptıkları, bu türden küçük bir fabrika gördüm. Pek yoksul, bu yüzden de gerekli alet ede...
kişi, günde dört bin sekiz yüz iğne yapıyor sayılabilir. Oysa bunların her biri birbirine bağlı olmadan ayrı ayrı çalışsa ve de bu iş için eğitilmemiş bulunsalardı, şüphesiz bu insanlardan her biri bir başına günde yirmi iğne, belki de bir tek iğne bile yapamayacaktı. Yani, yaptıkları çeşitli işlemlerin uygun bir işböl...
Her ne kadar birçoğunda, iş, ne bu kadar ince bölümlere ayrılabilir, ne de işlem bakımından bu derece basitleştirilebilir ise de, öteki her sanat ve sanayide de işbölümünün etkileri, şu ufacık iş kolunda yarattığı etkilere benzer. Ancak, bir sanata işbölümü ne kadar sokulabilirse, emeğin üretici kuvvetlerini o nispette...
Çeşitli zanaatlarla meşgalelerin birbirinden ayrılmasının, böyle bir avantajın sonucu olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu birbirinden ayrışma da, genel olarak, sanayi ve gelişmenin en yüksek düzeyini yakalamış ülkelerde en ileri noktaya götürülmüş bulunmaktadır. Toplumun henüz gelişmemiş halinde bir tek kişinin g...
toplumun gelişmiş halinde birçok kimsenin işi olmaktadır. İlerlemiş her toplumda genel olarak bir çiftçi, çiftçiden başka bir şey değil; imalatçı da, imalatçıdan başka bir şey değildir. Bitirilmiş bir sanayi mamulünü meydana getirmek için gereken emek de hemen her zaman çok sayıda el arasında bölüştürülür. Keten veya y...
Esasen, tarımın doğası, emeğin inceden inceye alt kollara bölünmesine de, bir işin öteki işten büsbütün ayırt edilmesine de, sanayide olduğu kadar elverişli değildir.
Doğramacılık ile demircilik zanaatının genellikle birbirinden ayrıldığı kadar, hayvan besleyen ile tahıl yetiştiren çiftçinin işlerini birbirinden tamamıyla ayırmaya imkân yoktur.
İplikçi, hemen her zaman, dokumacıdan ayrı bir kimsedir. Oysa çift süren, tırmık kullanan, tohum eken ve ekini biçen kişi çoğu kez aynı kişidir. Bu farklı cinsten işlerin sırası yılın farklı mevsimlerinde geldiğinden, bir insanın bunların herhangi biriyle sürekli olarak uğraşması mümkün değildir. Tarım zanaatında emeği...
farklı çeşitli kollara ayrılmasının imkânsızlığıdır. Gerçi, en zengin milletler, olarak çiftçilikte de sanayide de bütün komşularını geride bırakmaktadırlar.
Ancak, bunların asıl fark yarattıkları üstünlük alanı, tarımdan çok sanayidir. Bunların toprakları genel olarak daha iyi işlenmiş olduğu ve daha çok emek verilip masraf edildiği için, bu topraklar, genişlikleri ve doğal verimlilikleri oranında daha fazla ürün verir. Fakat bu üretim üstünlüğünün, emek ve masraf üstünlüğ...
zaman sanayide olduğu kadar büyük değildir. Ondan dolayı, zengin bir memleketin tahılı, yoksul memleketin aynı kalitedeki tahılından, her zaman için, daha ucuza pazara gelmez. Fransa, zenginlik ve gelişme bakımından Polonya'dan üstün bir ülke olmasına rağmen, Polonya buğdayı, aynı kalitedeki Fransa buğdayı kadar ucuzdu...
Tahıl yetiştiren bölgelerde, Fransa'nın buğdayı İngiliz buğdayı kadar iyi olup, fiyat bakımından da çoğu yıllar hemen hemen onunla aynıdır. Hâlbuki Fransa, zenginlik ve ilerleme bakımından, İngiltere'den belki de daha geridedir. Ancak,
tahıl toprakları Fransa'nın tahıl topraklarından daha iyi işlenmiştir; Fransa topraklarının da Polonya topraklarından çok daha iyi işlenmiş olduğu söylenir.
Yoksul
memleket, rençperliğinin geride olmasına rağmen, tahılının kalitesi ve ucuzluğu bakımından, zengin memleketle bir dereceye kadar rekabet edebilir; ama sanayi alanında böyle bir yarışa kalkışamaz. En azından, söz konusu sanayi zengin memleketin toprağına, iklimine, durumuna uygun bulunuyorsa, buna yeltenemez.
Fransa'nın
ipeklileri, İngiltere'ninkilerden daha güzel ve ucuzdur. Çünkü İngiltere iklimi, hele hele ham ipek ithali üzerine konulmuş şimdiki yüksek vergiler altında, ipek sanayii için, Fransa iklimi kadar uygun değildir. Fakat İngiltere'nin demir ve çelik ürünleri ile kaba yünlüleri, Fransa'nınkilere kıyas edilemeyecek kadar üs...
Polonya'da
sanayi diye bir şey yok gibidir.
İşbölümü neticesinde, aynı sayıda adamın, üretilen iş miktarında sağlayabildiği bu büyük artış, üç ayrı sebepten ileri gelmektedir. Birincisi, teker teker her işçide el yatkınlığının artmasından; ikincisi, çoğu kez bir tür işten ötekine geçerken kaybedilen zamanın tasarruf edilmesinden; sonuncu olarak da, işi kolaylaşt...
Birincisi: El becerisinin gelişmesi, işçinin başarabileceği iş miktarını muhakkak
artırır. İşbölümü, her kişinin görevini birkaç gayet basit tek işleme indirip, bu ameliyeyi işçinin hayatında biricik meşgale haline getirmek suretiyle, muhakkak surette işçinin el becerisini çok artırmaktadır. Çekiç kullanmaya alışık olmakla beraber çivi yapma alışkanlığı bulunmayan sıradan bir demirci, bir vesileyle ...
günde sekiz yüz yahut bin çividen fazlasını yapabildiği pek olmaz. Ben, çivi yapmaktan başka hiçbir zanaatla uğraşmamış, yaşı yirmiden küçük delikanlılar gördüm.
Sıkı çalıştılar mı, bunların her biri, günde iki bin üç yüzden fazla çivi çıkarabiliyordu. Çiviye biçim verilmesi, hiç de öyle basit işlemlerden değildir. Aynı kimse, körüğü çalıştırır; gerektiğinde ateşi karıştırır veya düzeltir; demiri kızdırır, çivinin her yanını döver. Çivinin tepesini döverken de, alet değiştirmes...
İkincisi: Bir tür işten bir diğerine geçerken çoğu kez kaybedilen zamanın tasarrufu ile elde edilen avantaj, ilk bakışta tahmin edeceğimizden çok daha büyüktür.
Bir tür işten, başka bir yerde ve tamamen farklı aletlerle yapılan bir ötekine çabucak geçmek imkânsızdır. Küçük bir çiftliği ekip biçmekte olan kırdaki bir dokumacı, tezgâhından tarlasına, tarlasından tezgâhına gidip gelirken zamanının epeyce bir kısmını kaybetse gerektir. Her iki zanaat, aynı işyerinde yürütülebildiğ...
alır, oyalanır. İşin yenisine koyulurken, iyiden iyiye kendini verdiği olmaz; yaygın ifadesiyle, kafası orada değildir. Güzel güzel çalışacak yerde, bir müddet ipe un serer. Kırdaki her ırgat, her yarım saatte bir iş ve alet değiştirmek, hemen her
Allah'ın
günü elini yirmi türlü şekilde kullanmak zorunda olduğundan, bu kaytarma ve yasak savarmışçasına çalışma âdetini, tabiatıyla, daha doğrusu ister istemez, benimsemiş olur. Bu onu, hemen her zaman tembelleştirip uyuşuklaştırır; en işten başkaldırmayacağı zamanlarda bile canla başla iş göremez hale getirir. Böylece, el ya...
Üçüncüsü ve sonuncusu: Uygun makine kullanılmakla işin ne kadar kolaylaştırılıp kısaltıldığı herkesin gözüne çarpmakta olsa gerektir. Herhangi bir örnek vermeye gerek yoktur. Bu nedenle yalnız şu noktaya işaret edeceğim: İşi bu derece kısaltıp kolaylaştıran bütün bu makinelerin icadı, anlaşılan odur ki, aslında
işbölümünden
ileri gelmiştir. Bütün dikkatleri bir tek hedefe yöneltildiğinde insanların, bir amaca ulaşmanın daha zahmetsiz, daha kestirme yollarını bulup çıkarmaları, (zihinleri bir sürü değişik şeyler arasında dağıldığı zamana oranla) daha çok ihtimal dâhilindedir.
İşbölümü sayesinde her insanın olanca dikkati, doğal olarak bir tek basit amaca yöneltilmiş olur. Bundan dolayı, işin her ayrı kolunda çalıştırılanlardan birinin veya ötekinin, kendine ait görevi yerine getirmek için, az zamanda daha kolay, daha kısa yöntemler bulmasını beklemek doğaldır; yeter ki işin doğası böyle bir...
daha çabuk yöntemler bulmaya kafa yormuştur. Bu tür imalathaneleri gezmeye hayli alışık olanlara, işin kendilerine düşen kısmını kısaltıp kolaylaştırmak üzere, bu gibi
işçilerce icat edilmiş pek güzel makineler gösteriliyor olmalıdır. İlk ateş makinelerinin başında, pistonun iniş çıkışına göre, kazanla silindir arasındaki bağlantıyı bir açıp bir kapamak için sürekli olarak çalıştırılan, bir erkek çocuk bulunurdu. Bu çocuklardan arkadaşları ile oynamaya düşkün olan biri, irtibatı sağl...
Bununla beraber, makinelerdeki bütün iyileşmeler, onları bizzat kullanma fırsatı bulanların eseri olmaktan çok uzaktır. Birçok gelişme, makine yapımının başlı başına bir zanaat haline gelmesiyle, makine yapanların hüneri sayesinde olmuştur.
iyileştirmeler ise, meslekleri hiçbir şey yapmayıp sadece her şeyi gözlemek olan, bu
sayede de, birbirine pek uzak, hiç birbirine benzemeyen şeylerin güçlerini bir araya getirebilen filozof veya spekülâsyon adamı dediğimiz kimselerin marifetidir.
mun ilerlemesiyle, her iş güç gibi, felsefe yahut spekülâsyon da, ayrı bir vatandaşlar sınıfının başlıca veya biricik meşgalesi yahut zanaatı olmaktadır. Yine bütün öteki işler gibi, bu iş de, bir sürü alt kollara ayrılmıştır; bunların her biri başlı başına belirli bir düşünürler sınıfı veya zümresine meşgale yaratmakt...
İyi idare edilen bir toplumda, halkın en aşağı tabakalarına kadar yayılan kapsamlı zenginliği meydana getiren şey, işbölümü dolayısıyla çeşitli zanaat üretimlerinin hepsinin fazlasıyla çoğalmasıdır. Yaptığı işin ürünü olarak her işçinin elinde kendi ihtiyacından fazla olup dilediği gibi kullanabileceği büyük bir miktar...
Öteki
her işçi de aynı durumda olduğundan, kendisine ait olan malların büyük bir kısmını onlarınkinin büyük bir miktarı ile -yahut aynı şey demek olan, bedeli iledeğişmesi mümkün olur. Kendisi ötekilere muhtaç oldukları şeylerden bol bol verirken, onlar da buna işine yarayan şeylerden yine bol miktarda sağlarlar. Böylelikle,...
Gelişmekte olan medeni bir memlekette, en ufak bir esnafın veya gündelikçinin sahip olduklarına bakınız. Ona bu eşyanın kazandırılmasında küçük de olsa bir payı bulunan insan sayısının her türlü tahminin üstünde olduğunu göreceksiniz.
Meselâ, görünüşte ne kadar kaba saba da olsa, bu gündelikçinin sırtındaki yün ceket bir sürü işçinin ortak emeğinden hâsıl olmuştur. Çoban, yünü cinsine göre ayıran kimse, yünü diden yahut taraktan geçiren kişi, boyacı, çırpıcı, iplik bükücü, dokuyucu, baskıcı ile perdahçı ve daha birçoklarının, bu basit üretimin başar...
bazı işçilerden çoğu kez ülkenin pek uzak yerlerinde bulunan öteki işçilere aktarılmasında, kim bilir kaç tüccar, kaç arabacı çalıştırılmıştır! Hele, boyacıların kullandığı, çoğu kez dünyanın bir ucundan gelen çeşitli ilaçları bir araya toplamak için ne alışverişler, ne deniz üstü gidiş gelişler olmuş, nice gemi mimarl...
Bir makasın yapılması için bütün bunların türlü türlü zanaatlarının bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu kişinin giydiği elbise ile ev eşyasına dâhil çeşitli aletleri de
aynı şekilde gözden geçirecek olsak; üstüne giydiği kalın bezden gömleği, ayağındaki pabuçları; üstünde yattığı döşek ve bunu vücuda getiren çeşitli kısımların hepsini; üzerinde yemeğini pişirdiği ocak ızgarasını, o iş için toprağın altından çıkarılarak belki uzun deniz ve kara yollarıyla taşınıp kendisine getirilen kö...
tahayyül ettiğimiz üzere) külfetsiz ve sade şekli ile bile donatılamayacağını anlarız.
Gerçi, bir kodamanın pek aşırı lüksü yanında, bu kişinin eşyası elbette çok sönük, çok bayağı kalır. Yine de bir Avrupa hükümdarı ile çalışkan, tutumlu bir köylünün eşyası arasındaki fark, her zaman bu köylününkilerle on bin baldırıçıplak yabaninin hayatı ve hürriyeti üzerinde mutlak söz sahibi olan nice Afrika kralını...
İşbölümünün Doğmasına Yol Açan
İlke Hakkında
Bu kadar çok faydaya kaynaklık eden işbölümü, esasen, işbölümünün meydana getirdiği ve herkese ulaşan zenginliği önceden görüp, bunu amaç edinen bir insanın kafasından doğmuş değildir. İşbölümü, öyle geniş bir fayda gözetmeyen, insan doğasında var olan belirli bir eğilimin, yani alıp verme, bir şeyi bir başka şeyle tak...
Bu eğilimin, daha ziyade aydınlatılması mümkün olmayan insan tabiatının temel ilkelerinden biri mi, yoksa daha ihtimal dâhilinde göründüğü gibi, muhakeme ve konuşma yetilerinin kaçınılmaz bir sonucu mu olduğu, şimdiki incelememizin konusu değildir. Bu eğilim bütün insanlarda vardır; başka hiçbir hayvan türünde görülmez...
tavşanın peşinden koşan iki tazı, ara sıra elbirliği ile hareket ediyor gibi görünür.
Her biri, avı arkadaşına doğru kışkırtır; yahut arkadaşı onu kendisine yönlendirdiğinde, yakalamaya çalışır. Yine de bu, o hayvanlar arasındaki bir anlaşmadan ileri gelmeyip, sadece o sırada aynı amaç üzerinde hırslarının rasgele birleşmesinden dolayıdır. Köpeğin bir başka köpekle, hak ve insaf gözeterek, bile bile, bi...