text
stringlengths
0
8.1k
Ne var ki, her defasında bu çareye başvuracak zamanı olmaz. Medeni toplumda her an, neredeyse birkaç kişinin dostluğunu kazanmaya ancak yeter. Hemen bütün öteki hayvan
cinslerinde, olgunluk çağına erişince, her birey tamamıyla kendi başına buyruktur; o doğal halinde başka hiçbir canlı yaratığın yardımına ihtiyacı yoktur. İnsanın ise, hemen her zaman soydaşlarının yardımına ihtiyacı vardır; bu yardımı sadece onların yardımseverliğinden beklerse, eli böğründe kalır. Onların özsevgileri...
yönlendirip, kendilerinden istediği şeyi yapmalarının aslında bizzat kendi menfaatlerine olduğunu onlara gösterebilirse, insanları ikna etme ihtimali daha yüksektir.
Bir başkasına herhangi bir alışveriş teklifinde bulunan kimsenin yapmak istediği şey esasen budur. Buna benzer her teklifin manası şudur: "İstediğim şeyi bana verin, siz de benden şu istediğiniz şeyi alın." Muhtaç olduğumuz iyi şeylerin en çoğunu işte bu şekilde elde ederiz. Yemeğimizi, kasabın, biracının veya fırıncın...
yetiştiremez. Zaman zaman ortaya çıkan ihtiyaçlarının büyük bir kısmı, başka insanlarınki gibi, sözleşme, değiş tokuş ve satın alma ile karşılanır. Birinin kendisine vermiş olduğu para ile yiyecek satın alır. Bir ötekinin bağışladığı giysileri, kendisine daha uygun başka eski giyeceklerle veya başını sokacak bir yer ya...
Karşılıklı muhtaç olduğumuz şeylerin çoğunu birbirimizden bu şekilde anlaşma, trampa veya satın alma yoluyla elde etmemiz gibi, aslında işbölümüne yol açan şey de aynı alışveriş eğilimidir. Bir avcılar veya çobanlar kabilesinde, filân kimse bir başkasından daha çabuk, daha ustalıkla, meselâ, yay ve ok yapmakta, bunları...
yapmak gitgide adamın başlıca işi olur; böylece o kimse bir çeşit silahçı olur çıkar.
Bir başkası, küçük evlerin yahut bir yerden bir yere taşınabilen kulübelerin kafesini çatıp üstünü örtme konusunda kendini göstererek sivrilir. Komşularına, bu yolda faydalı olmaya çalışır. Komşuları da onu, yine hayvan ve av eti vermekle mükâfatlandırır. Sonunda bu kimse kendisini büsbütün bu zanaata verip, bir tür dü...
menfaat arasında bir çatışma değil bir uyumun söz konusu olduğudur. Adam Smith'le ilgili kollektivist zihniyetli entellektüeller ve bunların etkisiyle popüler kültürde karşılık bulan önyargılar ve yanlış degerlendirmelerin birçoğunun kaynağı bu noktayla ilgilidir. (ç. n.)
manın işine geldiğini görür. Benzer şekilde, bir üçüncü kimse, demirci veya bakırcı olur. Bir dördüncüsü, yabani insanın giyeceğinin en önemli unsurunu teşkil eden post ve derilerin terbiyecisi, yani debbağ olur. Böylece, kendi tüketimini aşan bütün emek hâsılasının fazla kısmını, muhtaç olabileceği başkalarının emek m...
Aslında, insanlar arasındaki doğal kabiliyet farkı, sanıldığından çok daha azdır.
Olgunluk çağına geldikleri zaman çeşitli mesleklerden insanları birbirinden ayırt eder görünen çeşitli yetenekler, çoğu durumda işbölümünün sebebi olmaktan ziyade, onun bir sonucudur. Birbirine hiç benzemeyen karakterdeki kimseler arasındaki fark, meselâ bir filozof ile sokaktaki sıradan bir hamal arasındaki fark, pek ...
İşte o zaman aralarında bir farklılık göze çarpmaya başlar ve bu gitgide büyür.
O kadar ki, artık filozofun gururu, aralarında tek bir benzeme noktası bulunduğunu bile kabule yanaşmayacaktır. Ama alışveriş, trampa, değiş tokuş eğilimi olmasa idi, her insan, yaşamak için muhtaç olduğu her zorunlu ve yararlı maddeyi, kendi başına elde etmek zorunda kalacaktı. Her birinin yerine getireceği görev ve y...
Çeşitli mesleklerdeki insanlar arasında çok dikkati çeken söz konusu yetenek
farkını ortaya çıkaran bu arzu olduğu gibi, bu farkı faydalı kılan da yine aynı eğilimdir. Aynı türden olduğu kabul edilen birçok hayvan sınıfı, insanlar arasında alışkanlık ve eğitimden önce mevcut görünen yetenek farkından daha belirgin bir yetenek farkını, tabiattan alır. Yaradılıştan kabiliyet ve eğilim bakımından ...
birbirinden ayırdığı bu yetenek farklılığından hiçbir surette faydalanamaz.
aksine, insanlar arasındaki en aykırı yetenekler, birbirlerine faydalıdır.
Denebilir
*. Eskiden muhafız olarak veya savaşta kullanılan bir tür köpek, (mastiff). (ç. n.) **. Bir av köpeği cinsi. (ç.n.)
ki, teker teker sahibi oldukları yeteneklerin çeşitli meyveleri, hepsinde bulunan alışveriş, trampa ve değiş tokuş arzusu sayesinde ortak bir servet haline getirilmiş olur. Her insan, oradan, yani başka insanlardaki yeteneklerin hâsılasından, muhtaç olduğu kısmı satın alabilir.
İşbölümünün Pazarın Büyüklüğü ile Sınırlı
Olduğu Hakkında
İşbölümüne yol açan şey mübadele etme gücü olduğuna göre, bu bölünüşün kapsamı her zaman için, mübadele etme gücü ile, ya da başka bir deyişle, pazarın büyüklüğü (piyasanın genişliği) ile sınırlı olsa gerektir. Pazar çok küçük olursa, kendi tüketiminden artan emek hâsılası fazlasının hepsini, kendisinin elde etmek iste...
Hatta pek bayağı cinsten öyle bazı çalışma türleri vardır ki, bunlar bir büyük şehirden başka yerde yürütülemez. Meselâ bir hamal, başka bir yerde ne iş, ne geçim yolu bulabilir. Köy onun için çok dar bir alandır. Öyle rastgele bir kasaba pazarı bile hamala sürekli iş sağlamak için yeter büyüklükte sayılamaz. İskoçya d...
Bu gibi yerlerde bir demirciye, doğramacıya veya duvarcıya, aynı zanaatla iştigal eden bir başkasından en azından yirmi mil ötede zor rastlayabiliriz; daha yakında bunlardan bulunmasını pek ummayız. Bunların en yakınından 8-10 mil uzakta bulunan dağınık aileler, daha kalabalık memleketlerde esnafa gördürülen bir sürü u...
Taşradaki bir doğramacı her türlü ağaç işleri, kırdaki bir çilingir ise bütün demir işleri ile uğraşır. Bunlardan birincisi, yalnız doğramacılıkla kalmayıp, dülgerlik, ince marangozluk da yapar. Ağaç üzerine oymacılık bile yaptığı gibi, saban da yapar, iki ve dört tekerlekli araba da yapar. Ötekinin uğraştığı işler ise...
ya dağlarının iç kısımlarındaki kuytu köşelerde çivicilik gibi bir zanaatın yerinin olmasına imkân yoktur. Günde bin çivi ve yılda üç yüz iş günü hesabı ile böyle bir işçi, yılda üç yüz bin çivi çıkarabilir. Ancak, böyle bir yerde bir yıl içinde bunların bin tanesini -yani bir günde yaptığınıbile harcamaya imkân bulama...
Suyolu ile ulaştırma, sadece karadan taşımanın sağlayabileceğinden daha geniş bir piyasayı her çeşit endüstriye açık tuttuğundan, doğal olarak her türlü zanaat
deniz kıyılarında, kullanışlı ırmaklar boyunca, bölümlere ayrılıp gelişmeye
Çoğu kez bu gelişme, üzerinden uzun zaman geçmesiyle birlikte memleket içlerine kadar yayılır. İki adamın sürdüğü, sekiz beygirin çektiği büyük tekerlekli bir araba,
aşağı yukarı dört ton ağırlığındaki malı, Londra'dan Edinburgh'a, aşağı yukarı altı haftada getirip götürebilir. Yaklaşık aynı süre içinde, 6 veya 8 adamın kullandığı bir gemiyle Londra ile Leith limanları arasında gidip gelme, çoğu kez iki yüz ton ağırlığında mal taşınmasına imkân verir. Böylece, suyolu ile ulaştırma ...
bulunmasaydı, birinden ötekine, ancak ağırlıklarına oranla pahası pek yüksek mallar taşınabileceğinden, aralarında şimdi yapılabilen alışverişin pek azı olabilirdi. Bu yüzden de, karşılıklı olarak birbirlerinin çalışmasını desteklemeleri şimdiki kadar değil, çok daha az olurdu. Dünyanın birbirinden uzak bölgeleri arası...
Suyolu ile taşımanın bu gibi üstünlükleri bulunduğuna göre, sanatın ve endüstrinin ilk gelişmesinin, bu kolaylığın her türlü emek ürününe bütün yeryüzünü pazar olarak açtığı yerde olması; bunların, memleketin iç kısımlarına her zaman çok daha sonra yayılmaları doğaldır. Memleketin iç tarafları,uzunzaman, mallarının çoğ...
kendilerini çevreleyip deniz kıyıları ile kullanışlı ırmaklardan ayıran topraklardan başka pazar bulamazlar. O yüzden, pazarlarının genişliği, uzun zaman o toprakların zenginliği ve nüfusunun çokluğu nispetinde kalmak durumundadır.
dolayı, bu iç bölgelerin gelişmesi, ancak o memleketin gelişmesinden sonra olabilir.
Kuzey Amerika'da bulunan sömürgelerimizdeki çiftlikler, daima ya deniz kıyıları ya da kullanışlı ırmaklar boyunca yayılmıştır. Hemen hiçbir yerde bunların çok ötelerine yayıldıkları olmamıştır.
En güvenilir tarihe göre en önce medenileşmiş oldukları anlaşılan milletler,
deniz kıyıları çevresinde oturanlardı. Yeryüzünde bilinen bütün iç denizlerin en büyüğü olan bu denizde medcezir' bulunmadığından, bundan dolayı da rüzgârlardan başka sebeple dalgalanma olmadığından, hem sularının sakinliği, hem adalarının çokluğu, hem çevresindeki kıyıların yakınlığından dolayı, dünya denizciliğinin b...
insanlar kıyıları gözden kaybetmekten korkuyorlardı. Gemi yapma sanatının kusurlu oluşu yüzünden, kendilerini okyanusun azgın dalgalarına bırakıvermeyi gözleri kesmiyordu. Herkül sütunlarını geçmek, yani Cebelitarık Boğazı'nın ötesine yelken açmak, eski dünyada uzun zaman en parmak ısırılan, en tehlikeli denizcilik baş...
Uzun bir zaman için, bunu onlardan başka sınayabilen bir millet de çıkmamıştı.
Akdeniz kıyılarındaki bütün memleketler içinde Mısır'ın, tarım ve sanayiyi önemli denecek kadar ilerleten ilk memleket olduğu anlaşılmaktadır. Yukarı
Mısır
hiçbir yerde Nil Nehri'nin birkaç mil ötesinden ileriye uzanmaz. Aşağı Mısır'da ise, o koca ırmak, farklı birçok kanallara bölünür. Azıcık hüner sayesinde, (hemen hemen bugün Hollanda'da Ren ve Möz ırmaklarındaki gibi), bütün büyük şehirler, bütün büyükçe köyler, hatta kırlardaki bir sürü çiftlik evi arasında, bu kanal...
kapsa mı ve kolaylığı belki de Mısır'ın erkenden gelişmesinin başlıca sebeplerinden biri olmuştur.
Bengal illeri ile Doğu Hint Adaları'nda, Çin'in bazı doğu illerinde, tarım ve sanayinin gelişmesinin en eski çağlara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber, pek uzaklara giden bu eskilik, dünyanın bu bölgesindeki bizlerin güvenilirliğinden emin olduğumuz hiçbir tarihle belgelenmiş değildir. Bengal'de Ganj ile ...
Eski
Mısırlılarla Hintlilerden ve Çinlilerden hiçbirinin, dış ticareti teşvik etmemiş olup, sahip oldukları büyük servetin tümünü ülke içi suyollarıyla ulaşımdan faydalanarak elde etmişe benzemeleri, dikkate değerdir.
Bütün iç Afrika'nın, Asya'nın, Karadeniz ile Hazar Denizi'nin epey ötesine düşen bölgenin tamamının, eski İskit ülkesinin, bugünkü Tataristan ile Sibirya'nın, öteden beri şimdi gördüğümüz barbar ve medeniyetsiz durumda bulundukları anlaşılmaktadır. Tataristan denizi, üzerinde gidip gelmeye elverişli olmayan bir buz oky...
Avrupa'daki
Karadeniz ve Akdeniz; Asya'daki Aden, Basra, Hint, Bengal, Siyam körfezleri gibi, deniz ticaretini bu koskoca kıtanın iç kesimlerine kadar ulaştırabilecek giriş kapıla*. Ayın belirli dönemlerinde denizin yükselip alçalması, gelgit. (ç. n.)
rından hiçbiri Afrika'da yoktur. Afrika'nın büyük ırmakları da kayda değer iç suyolu ulaştırmasına elvermeyecek kadar birbirinden uzaktır. Esasen, bir milletin, çokça kollara veya kanallara bölünmeyen, denize dökülmezden önce bir başka topraktan geçen bir ırmak yolu ile yapabileceği ticaret, hiçbir zaman pek fazla olam...
ırmağın yukarısındaki memleket ile deniz arasındaki bağlantıyı kesmek, hep, öteki arazinin sahibi bulunan milletin elindedir. Tuna üzerindeki gidiş gelişin Bavyera, Avusturya, Macaristan gibi çeşitli devletlere faydası, Karadeniz'e döküldüğü yere kadar ırmağın geçtiği güzergâhın tamamının bu devletlerden yalnız birinin...
Paranın Kökeni ve Kullanımı Hakkında İşbölümü bir kere iyice yerleştikten sonra, insanın kendi emeğinin ürünüyle karşılayabileceği kısım ihtiyaçlarının pek az bir kısmıdır. İnsan, ihtiyaçlarının pek çoğunu, kendi tüketiminden arta kalan emek ürününün fazlasını, başka insanların emek ürününden ihtiyaç duyduklarıyla müba...
Ancak, işbölümü yeni yeni ortaya çıkmaya başlarken, bu mübadele gücü faaliyetlerinde sık sık pek büyük engellerle karşılaşmış, çok zorluğa uğramış olmalıdır.
Diyelim ki, belirli bir maldan bir adamın elinde muhtaç olduğundan fazlası var; bir başkasında ise, ihtiyacından az. Bu durumda birinci adamın bu fazlanın bir kısmını elden çıkarmak; ötekinin ise, bunu satın almak işine gelecektir. Fakat, şans eseri, bu ikinci adamın elinde ötekinin muhtaç olduğu bir nesne yok ise, bun...
Biracı da, ekmekçi de, bunun bir kısmını satın almak isterler. Ancak, karşılık olarak verebilmek için, bunların elinde, uğraştıkları zanaatın çeşitli ürünlerinden başka bir şeyleri yoktur. Kasap ise acilen ihtiyaç duyduğu ekmek ile biranın tamamını temin etmiş durumdadır. Bu koşullarda bunlar arasında bir mübadele olam...
birbirlerine faydalı olabilmekten uzaktır. Toplumda işbölümünün ilk
yerleşmesinden sonraki her dönemde, bu gibi durumların yarattığı zahmeti önlemek için, her tedbirli kimse, kendi çalışmasının semeresinden başka, karşılığında emeğinin ürününü vermemezlik edenin pek çıkmayacağını sandığı şu veya bu maldan bir miktarını, hep yanında bulundurabilecek şekilde işlerini ayarlamaya, elbette ...
Bu amaçla, birbiri ardınca birçok farklı nesnenin akıl edilip kullanılmış olması muhtemeldir. Toplumun gelişmemiş çağlarında alışverişteki ortak vasıtanın hayvan olduğu söylenir. Pek elverişsiz bir araç olmuş denebilirse de, eski zamanlarda eşyaya, çoğu kez, elde edilmeleri için karşılık olarak verilen hayvan sayısı il...
görüyoruz. Homeros, Diomede'nin zırhı ile kalkanının sadece dokuz öküz ettiğini; Glaucus'un zırhının ise, yüz öküz ettiğini söyler. Alışverişte ve ticarette kullanılan ortak aracın, Habeşistan'da tuz; Hindistan kıyılarındaki bazı bölgelerde. bir tür deniz hayvanı kabukları; Ternöv'de kuru morina balığı, Virginia'da tüt...
Adaları'ndaki sömürgelerimizden bazılarında şeker; bazı başka memleketlerde post veya tabaklanmış deri olduğunu söylerler. Bana anlattıklarına göre, bugün
ya'da bir işçinin ekmekçiye veya meyhaneye para yerine çivi götürdüğüne sık sık şahit olunan bir köy varmış.
Bununla beraber, kaçınılamayan sebeplerle, bütün memleketlerdeki insanların eninde sonunda alışveriş için herhangi bir nesneden ziyade metalleri tercihte karar kılmış oldukları anlaşılmaktadır. Hemen hiçbir şey onlar kadar az yıpranır olmadığından, metaller, herhangi bir başka nesneden daha az fire vererek saklanabildi...
isteyince de, yine aynı sebeplerden dolayı, bu miktarın iki veya üç mislini, yani iki üç öküz veya iki üç koyun değerinde tuz satın almak zorunda kalmış olmalıdır.