english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I'll be there in just a moment.
Az sonra orada olacağım.
en-tr
I don't care whether Tom stays or goes.
Tom'un kalacak ya da gidecek olması umurumda değil.
en-tr
I'll be ready in just a minute.
Bir dakika içinde hazır olurum.
en-tr
Tom brought Mary to the hospital.
Tom, Mary'yi hastaneye getirdi.
en-tr
Because there was a lot of traffic, Tom and I were late to the meeting.
Yoğun trafik nedeniyle Tom ve ben toplantıya geç kaldık.
en-tr
You don't seem to be as cynical as Tom seems to be.
Tom kadar alaycı görünmüyorsun.
en-tr
Tom isn't able to support his family.
Tom ailesine bakamıyor.
en-tr
I don't expect Tom to do that for me.
Tom'un onu benim için yapmasını beklemiyorum.
en-tr
I'd never force you to do that.
Asla seni onu yapmaya zorlamadım.
en-tr
Tom brushed the snow off his hat.
Tom şapkasının karını fırçayla temizledi.
en-tr
Tom is dressed very warmly.
Tom çok sıcak biçimde giyinmiş.
en-tr
I advised Tom not to waste his time trying to convince Mary to do that.
Tom'a Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamamasını tavsiye ettim.
en-tr
You don't seem to be as excited as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar heyecanlı görünmüyorsun.
en-tr
Tom is wearing shoes, but Mary isn't.
Tom ayakkabı giyiyor ama Mary değil.
en-tr
I wish I had a house like this.
Keşke böyle bir evim olsaydı.
en-tr
I'm not good at French and neither is Tom.
Fransızcada iyi değilim, Tom da öyle.
en-tr
I was very hungry by lunchtime.
Öğle yemeği vaktinde çok acıkmıştım.
en-tr
Tom got flustered.
Tom telaşlandı.
en-tr
Tom is definitely innocent.
Tom kesinlikle masumdur.
en-tr
I advised Tom not to waste his time trying to persuade Mary to do that.
Tom'a zamanını Mary'yi onu yapması için ikna etmeye çalışarak boş yere tüketmemesini tavsiye ettim.
en-tr
I was questioned by the police.
Polis tarafından sorgulandım.
en-tr
You don't seem to be as frantic as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar çılgın görünmüyorsun.
en-tr
Tom is wearing jeans and is barefoot.
Tom kot giyiyor ve çıplak ayaklı.
en-tr
I was in Boston for a few days.
Birkaç gün için Boston'daydım.
en-tr
I'm not as reluctant to do that as Tom is.
Onu yapmaya Tom kadar isteksiz değilim.
en-tr
Tom did whatever he wanted to do.
Tom ne yapmak istediyse yaptı.
en-tr
Tom got emotional.
Tom duygusallaştı.
en-tr
I sometimes do that on Mondays.
Onu bazen pazartesi günleri yaparım.
en-tr
Tom is wearing a pair of black boots.
Tom bir çift siyah bot giyiyor.
en-tr
I plan to be a teacher someday.
Bir gün öğretmen olmayı planlıyorum.
en-tr
Tom is correct. Mary isn't.
Tom doğru. Mary değil.
en-tr
Don't you think that Tom is a little too young to be doing that by himself?
Tom'un onu kendi başına yapıyor olmak için biraz fazla genç olduğunu düşünmüyor musun?
en-tr
You don't seem to be as patient as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar sabırlı görünmüyorsun.
en-tr
Tom is visiting his family in Boston.
Tom, Boston'da ailesini ziyaret ediyor.
en-tr
I often came here as a student.
Buraya sık sık öğrenci olarak geldim.
en-tr
I never do that in the evening.
Onu akşamleyin asla yapmam.
en-tr
Tom didn't want Mary to buy that.
Tom, Mary'nin onu satın almasını istemedi.
en-tr
Tom got defensive.
Tom savunmaya geçti.
en-tr
I might get fired if I do that.
Bunu yaparsam kovulabilirim.
en-tr
I hope you're as happy as I am.
Umarım benim kadar mutlusundur.
en-tr
Tom is very dependent on his parents.
Tom anne ve babasına çok bağımlıdır.
en-tr
I'm going to do what Tom said I should do.
Tom'un yapmam gerektiğini söylediği şeyi yapacağım.
en-tr
I hope I can get there on time.
Umarım oraya zamanında erişebilirim.
en-tr
Tom died just three months later.
Tom sadece üç ay sonra öldü.
en-tr
I haven't seen the results yet.
Henüz sonuçları görmedim.
en-tr
Tom is at the hospital now.
Том зараз у лікарні.
en-uk
I have three teenage daughters.
Üç tane ergen kızım var.
en-tr
You don't seem to be as serious as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar ciddi görünmüyorsun.
en-tr
Tom is usually here in the afternoon.
Tom öğleden sonra genellikle buradadır.
en-tr
I have aspirin in my briefcase.
Evrak çantamda aspirinim var.
en-tr
I'm going to do that before Tom gets here.
Tom buraya gelmeden önce onu yapacağım.
en-tr
I have a workshop in my garage.
Garajımda bir atölyem var.
en-tr
Tom drove me nuts.
Tom beni deli ediyordu.
en-tr
You don't seem to be as unlucky as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar şanssız görünmüyorsun.
en-tr
Tom is usually a lot nicer than Mary.
Tom genellikle Mary'den çok daha naziktir.
en-tr
I have a couple of suggestions.
İki tane teklifim var.
en-tr
I'm going to help Tom paint his garage.
Tom'a garajını boyaması için yardım edeceğim.
en-tr
I don't really want Tom to help Mary.
Aslında Tom'un Mary'ye yardım etmesini istemiyorum.
en-tr
I have a bruise on my left leg.
Sol bacağımda bir çürük var.
en-tr
I had trouble opening the door.
Kapıyı açarken zorluk yaşadım.
en-tr
Tom is acting suspiciously.
Tom şüpheyle hareket ediyor.
en-tr
I had my piano tuned on Monday.
Pazartesi piyanomu akort ettim.
en-tr
You don't seem to be as worried as Tom seems to be.
Tom'un göründüğü kadar kaygılı görünmüyorsun.
en-tr
Tom is the youngest one in our class.
Tom sınıfımızın en küçüğüdür.
en-tr
I had all day to get that done.
Onu yapmak için bütün gün uğraştım.
en-tr
I'm going to ask Tom to eat lunch with us.
Tom'dan bizimle birlikte öğle yemeği yemesini rica edeceğim.
en-tr
I had a really bad day at work.
İşte gerçekten kötü bir gün geçirdim.
en-tr
Tom doesn't work with me anymore.
Tom artık benimle çalışmıyor.
en-tr
I had a hard time finding work.
İş bulmakta zorluk yaşadım.
en-tr
Tom is about six feet tall.
Том приблизно метр вісімдесят три на зріст.
en-uk
Tom was afraid to tell his parents that he'd been kicked out of school.
Tom ailesine okuldan atıldığını söylemekten korkuyordu.
en-tr
I guess I need to study harder.
Sanırım daha sıkı çalışmam gerekiyor.
en-tr
You don't seem to be aware that Tom didn't do that.
Tom'un onu yapmadığının farkındaymış gibi görünmüyorsun.
en-tr
Tom is the chairman of our committee.
Tom komitemizin başkanıdır.
en-tr
I got to the hotel around 2:30.
Saat 2.30 gibi otele vardım.
en-tr
I'm going to ask Tom to eat lunch with me.
Tom'dan benimle öğle yemeği yemesini isteyeceğim.
en-tr
I got suspended for doing that.
Bunu yaptığım için uzaklaştırma aldım.
en-tr
Tom fixed Mary's bicycle for her.
Tom, Mary'nin bisikletini onun için tamir etti.
en-tr
I got some water from the well.
Kuyudan biraz su aldım.
en-tr
Tom helped Mary find a job.
Tom, Mary'ye bir iş bulmasında yardım etti.
en-tr
I don't think Tom is the kind of person who would do that kind of thing.
Tom'un öyle bir şeyi yapacak türde bir insan olduğunu sanmıyorum.
en-tr
I got out of the swimming pool.
Yüzme havuzundan çıktım.
en-tr
Do you know what Tom and I are supposed to be doing?
Tom ve benim ne yapıyor olmamız gerektiğini biliyor musun?
en-tr
Tom is stupid, but I love him anyway.
Tom aptaldır ama yine de onu seviyorum.
en-tr
I'll never forget the day I first met Tom.
Tom'la ilk tanıştığım günü asla unutmayacağım.
en-tr
I got into another fight today.
Bugün başka bir kavgaya karıştım.
en-tr
Tom followed Mary into the house.
Tom, Mary'yi eve kadar takip etti.
en-tr
Is this hat Tom's?
Bu şapka Tom'un mu?
en-tr
I got home just after midnight.
Gece yarısından hemen sonra eve ulaştım.
en-tr
Tom buried the gold coins his grandfather had given him in his backyard.
Tom büyükbabasının ona verdiği altın sikkeleri arka bahçesine gömdü.
en-tr
I got here a little after 2:30.
Buraya saat 2.30'dan biraz sonra geldim.
en-tr
Every time Tom comes to Boston, he always visits me.
Tom, Boston'a her gelişinde beni her zaman ziyaret eder.
en-tr
Tom is staying at his parents' place.
Tom ailesinin evinde kalıyor.
en-tr
I got exactly what I asked for.
Tam istediğim şeyi aldım.
en-tr
I'll go with Tom in case he needs my help.
Yardımıma ihtiyacı olur diye Tom'la birlikte gideceğim.
en-tr
I got arrested for shoplifting.
Dükkan hırsızlığı nedeniyle tutuklandı.
en-tr
Tom followed the rabbit's tracks.
Tom tavşanın izlerini takip etti.
en-tr
I got a computer for Christmas.
Noel için bir bilgisayar aldım.
en-tr
Tom has never skied before.
Tom daha önce hiç kayak kaymadı.
en-tr
Tom cried when he heard that his dog had been killed by a mountain lion.
Tom köpeğinin bir puma tarafından öldürüldüğünü duyduğu zaman ağladı.
en-tr