english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I didn't do all this by myself. | Bütün bunları kendi başıma yapmadım. | en-tr |
I completed the work by myself. | İşi tek başıma tamamladım. | en-tr |
Tom didn't really know why. | Tom gerçekten nedenini bilmiyordu. | en-tr |
Tom left Mary in the car while he ran into the store to buy a dozen eggs. | Tom bir düzine yumurta almak için mağazaya girerken Mary'yi arabada bıraktı. | en-tr |
I can't tie my shoes by myself. | Ayakkabılarımı kendi başıma bağlayamam. | en-tr |
I don't need to know why Tom didn't want to do that. | Tom'un onu neden yapmak istemediğini bilmeye ihtiyacım yok. | en-tr |
Tom is a faster swimmer than Mary is. | Tom, Mary'den daha hızlı bir yüzücüdür. | en-tr |
I can't think of a better plan. | Daha iyi bir plan düşünemiyorum. | en-tr |
I got jealous when I saw Tom hugging Mary. | Tom'u Mary'ye sarılırken gördüğümde kıskandım. | en-tr |
Tom heard a gun click behind him. | Tom arkasında bir silah sesi duydu. | en-tr |
Tom saw the fire. | Tom yangını gördü. | en-tr |
I can't seem to access my data. | Verilerime erişemiyorum bir türlü. | en-tr |
Tom didn't change anything. | Tom hiçbir şeyi değiştirmedi. | en-tr |
Tom said that he felt he wasn't doing everything he should've been doing. | Tom kendini yapması gereken her şeyi yapmıyormuş gibi hissettiğini söyledi. | en-tr |
I can't remember my PIN number. | PİN numaramı hatırlayamıyorum. | en-tr |
Tom is a better teacher than Mary is. | Tom, Mary'den daha iyi bir öğretmendir. | en-tr |
I can't pay my rent this month. | Bu ay kiramı ödeyemem. | en-tr |
I got angry when I saw what Tom was doing. | Tom'un ne yaptığını görünce sinirlendim. | en-tr |
I don't want to go shopping with Tom. | Tom'la alışverişe gitmek istemiyorum. | en-tr |
I can't help you do that today. | Bugün onu yapmana yardım edemem. | en-tr |
Tom helped me when I needed help. | Том допоміг мені, коли мені була потрібна допомога. | en-uk |
Tom loves rowing. | Tom kürek çekmeyi sever. | en-tr |
Tom could help you do that. | Tom onu yapmanıza yardımcı olabilir. | en-tr |
Tom spent the evening watching a basketball game on TV with his children. | Tom akşamı çocuklarıyla televizyonda basketbol maçı izleyerek geçirdi. | en-tr |
I can't give you an answer now. | Şu an sana bir yanıt veremem. | en-tr |
I don't think I can do that any better than Tom can. | Onu Tom'un yapabileceğinden daha iyi yapabileceğimi sanmıyorum. | en-tr |
Tom is a better student than Mary is. | Tom, Mary'den daha iyi bir öğrencidir. | en-tr |
I almost opened the wrong door. | Neredeyse yanlış kapıyı açıyordum. | en-tr |
I feel that I owe Tom an explanation. | Tom'a bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum. | en-tr |
I almost never leave the house. | Neredeyse hiç evden çıkmıyorum. | en-tr |
Tom invited Mary into his office. | Tom, Mary'yi kendi bürosuna davet etti. | en-tr |
Tom is in the ER. | Tom acil serviste. | en-tr |
Tom could help change that. | Tom onu değiştirmeye yardımcı olabilir. | en-tr |
I told Tom he shouldn't waste his time trying to convince Mary to do that. | Tom'a Mary'yi onu yapması için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamaması gerektiğini söyledim. | en-tr |
I almost never do anything new. | Neredeyse hiç yeni bir şey yapmıyorum. | en-tr |
I don't think Tom knows why I'm planning to do that. | Tom'un neden onu yapmayı planladığımı bildiğini sanmıyorum. | en-tr |
Tom helped Mary when she needed help. | Tom, yardıma ihtiyacı olduğunda Mary'ye yardım etti. | en-tr |
I don't want my children to play with Tom. | Çocuklarımın Tom'la oyun oynamasını istemiyorum. | en-tr |
I got an email from Tom this morning. | Bu sabah Tom'dan bir e-posta aldım. | en-tr |
I admit that I've been naughty. | Çok yaramazlık yaptığımı itiraf ediyorum. | en-tr |
You'd better be ready by 2:30. | Saat 2.30'a kadar hazır olsan iyi olur. | en-tr |
Tom certainly was friendly. | Tom kesinlikle arkadaş canlısıydı. | en-tr |
I told Tom he shouldn't waste his time trying to persuade Mary to do that. | Tom'a zamanını Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışarak boşa harcamaması gerektiğini söyledim. | en-tr |
You don't look very confident. | Sen pek emin görünmüyorsun. | en-tr |
I don't want to play any of the songs Tom requested. | Tom'un istediği şarkılardan hiçbirini çalmak istemiyorum. | en-tr |
Tom heard somebody shouting for help. | Tom birinin yardım için bağırdığını işitti. | en-tr |
You don't look nervous at all. | Hiç gergin görünmüyorsun. | en-tr |
I don't understand why Tom acted that way. | Tom'un neden öyle hareket ettiğini anlamıyorum. | en-tr |
I got here three hours after Tom did. | Buraya Tom'dan üç saat sonra geldim. | en-tr |
You don't look like a teacher. | Öğretmene benzemiyorsun. | en-tr |
Tom is always talking about Mary. | Tom hep Mary'den bahseder. | en-tr |
You don't have to wait for me. | Beni beklemek zorunda değilsin. | en-tr |
I got a book down from the shelf and gave it to Tom. | Raftan bir kitap aldım ve onu Tom'a verdim. | en-tr |
Tom has no idea how I feel about him. | Tom'un onun hakkında ne hissettiğim hakkında hiçbir fikri yok. | en-tr |
I don't think Tom was hesitant to do that. | Tom'un onu yapmaya tereddüt ettiğini sanmıyorum. | en-tr |
Tom is ambitious, but Mary isn't. | Tom hırslı ama Mary değil. | en-tr |
What did you have for dessert? | Tatlı olarak ne yedin? | en-tr |
Tom bought a pair of pants. | Tom bir pantolon satın aldı. | en-tr |
We're not waiting for the bus. | Biz otobüsü beklemiyoruz. | en-tr |
I don't think Tom did what he said he did. | Tom'un, yaptığını söylediği şeyi yaptığını sanmıyorum. | en-tr |
I have a close relationship with Tom. | Tom'la yakın bir ilişkim var. | en-tr |
We need to clean up this mess. | Bu pisliği temizlememiz gerek. | en-tr |
Tom is assertive, but Mary isn't. | Том асертивний, а Мері — ні. | en-uk |
We can manage this on our own. | Bunu kendi başımıza başarabiliriz. | en-tr |
Tom bought a pair of jeans. | Tom bir kot pantolon aldı. | en-tr |
Tom is carrying an umbrella because it was raining when he left his house. | Tom bir şemsiye taşıyor çünkü evini terk ettiği zaman yağmur yağıyordu. | en-tr |
We all have to obey the rules. | Hepimiz kurallara uymak zorundayız. | en-tr |
I have no idea why Tom wanted me to stop doing that. | Tom'un neden onu yapmayı durdurmamı istediği hakkında hiçbir fikrim yok. | en-tr |
Tom has experience, but Mary doesn't. | Tom'un deneyimi var ama Mary'nin yok. | en-tr |
I don't think I'll be doing that with Tom. | Onu Tom'la birlikte yapıyor olacağımı sanmıyorum. | en-tr |
I have a picture of Tom in my wallet. | Cüzdanımda Tom'un bir resmi var. | en-tr |
Thanks for helping me do this. | Bunu yapmama yardım ettiğin için teşekkürler. | en-tr |
Tom is available, but Mary isn't. | Tom müsait ama Mary değil. | en-tr |
Now is a good time to do that. | Şu an onu yapmak için iyi bir zaman. | en-tr |
Tom was still in his pajamas when I went to his house yesterday afternoon. | Tom dün öğleden sonra evine gittiğimde hala pijamalıydı. | en-tr |
Nothing bad's going to happen. | Kötü bir şey olmayacak. | en-tr |
I plan to stay until Monday no matter what Tom says. | Tom'un ne derse desin pazartesiye kadar kalmayı planlıyorum. | en-tr |
Tom has been working for three hours. | Tom üç saattir çalışıyor. | en-tr |
Luckily, I had a backup plan. | Neyse ki bir yedek planım vardı. | en-tr |
I have a son not much older than Tom. | Tom'dan daha büyük olmayan bir oğlum var. | en-tr |
Let's go on a picnic together. | Birlikte pikniğe gidelim. | en-tr |
Tom is back home with his family. | Tom ailesiyle birlikte eve dönüyor. | en-tr |
I often call Tom. | Tom'u sık sık ararım. | en-tr |
Let's get the meeting started. | Toplantıya başlayalım. | en-tr |
I was surprised when I found out that Tom used to be a professional golfer. | Tom'un eskiden profesyonel bir golfçü olduğunu öğrendiğim zaman şaşırdım. | en-tr |
It wasn't raining when I left. | Ben gittiğimde yağmur yağmıyordu. | en-tr |
I don't remember Tom's girlfriend's name. | Tom'un kız arkadaşının adını hatırlamıyorum. | en-tr |
I'm too tired to help you now. | Şu anda sana yardım edemeyecek kadar çok yorgunum. | en-tr |
Tom became very frightened. | Tom çok korktu. | en-tr |
Tom asked me to do him a favor. However, I wasn't able to do what he asked. | Tom ona bir iyilik yapmamı istedi. Ancak, istediğini yapamadım. | en-tr |
I'm too busy to do that today. | Tom'un bunun hakkında daha hevesli olacağını düşündüm. | en-tr |
I'm the one who mows the lawn. | Çimleri biçen kişi benim. | en-tr |
I have no idea when Tom will do that. | Tom'un bunu ne zaman yapacağı konusunda bir fikrim yok. | en-tr |
I'm the one who mows our lawn. | Çimlerimizi biçen kişi benim. | en-tr |
Tom is conceited, but Mary isn't. | Tom kibirli ama Mary değil. | en-tr |
Tom became very distracted. | Tom'un çok dikkati dağıldı. | en-tr |
Tom got a little concerned when Mary didn't arrive when she said she would. | Mary geleceğini söylediğinde gelmediği zaman Tom biraz endişelendi. | en-tr |
I'm the one who got beaten up. | Dövülen kişi benim. | en-tr |
I don't really want to go skiing with Tom. | Tom'la gerçekten kayak yapmak istemiyorum. | en-tr |
I haven't talked with Tom about that. | Bunun hakkında Tom ile konuşmadım. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.