english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Is Tom almost finished?
Tom neredeyse bitirdi mi?
en-tr
You'll die in prison.
Hapishanede öleceksin.
en-tr
Are you feeling lucky?
Kendini şanslı hissediyor musun?
en-tr
Did Tom want to do that?
Tom onu yapmak istedi mi?
en-tr
Can you wait a moment?
Bir dakika bekleyebilir misin?
en-tr
Can't you go tomorrow?
Yarın gidemez misin?
en-tr
I know Tom will help me.
Tom'un bana yardım edeceğini biliyorum.
en-tr
I know Tom will help us.
Tom'un bize yardımcı olacağını biliyorum.
en-tr
May I wait for Tom here?
Tom'u burada bekleyebilir miyim?
en-tr
Do I have to help you?
Sana yardım etmek zorunda mıyım?
en-tr
May I sit on your lap?
Senin kucağına oturabilir miyim?
en-tr
You must go talk to Tom.
Tom ile konuşmaya gitmelisin.
en-tr
You've always liked Tom, haven't you?
Tom'dan hep hoşlandın, değil mi?
en-tr
Aren't you going there?
Oraya gitmiyor musun?
en-tr
Can Tom do that for Mary?
Tom onu Mary için yapabilir mi?
en-tr
Can I sit on your knee?
Dizinin üstüne oturabilir miyim?
en-tr
May I sit on your knee?
Senin dizinin üstüne oturabilir miyim?
en-tr
Has Tom sold his car yet?
Tom arabasını yeni mi sattı?
en-tr
Can you play the banjo?
Banjo çalabilir misin?
en-tr
I know you've helped Tom.
Sizin Tom'a yardım ettiğinizi biliyorum.
en-tr
They all laughed at me.
Onların hepsi bana güldüler.
en-tr
What's your house like?
Senin evin neye benziyor?
en-tr
You'll have to trust Tom.
Tom'a güvenmek zorunda kalacaksın.
en-tr
Am I allowed to do that?
Bunu yapmaya izinli miyim?
en-tr
I know what Tom told Mary.
Tom'un Mary'ye ne söylediğini biliyorum.
en-tr
May I talk to Tom, please?
Tom ile konuşabilir miyim, lütfen?
en-tr
Did you understand that?
Onu anladın mı?
en-tr
I know you've helped us.
Senin bize yardım ettiğini biliyorum.
en-tr
Please give me a minute.
Lütfen bana bir dakika verin.
en-tr
You did something wrong.
Yanlış bir şey yaptın.
en-tr
You look very impatient.
Çok sabırsız görünüyorsun.
en-tr
Did Tom tell Mary I'm here?
Tom, Mary'ye burada olduğumu söyledi mi?
en-tr
Did you try talking to Tom?
Tom ile konuşmayı denedin mi?
en-tr
Do we have to wait for Tom?
Tom'u beklemek zorunda mıyız?
en-tr
Did Tom really talk to Mary?
Том насправді розмовляв із Мері?
en-uk
Did you check this with Tom?
Bunu Tom'la kontrol ettin mi?
en-tr
You have to work together.
Beraber çalışmak zorundasın.
en-tr
You and Tom have to work together.
Sen ve Tom birlikte çalışmalısınız.
en-tr
Did you do something for Tom?
Tom için bir şey yaptın mı?
en-tr
You need some new clothes.
Bazı yeni kıyafetlere ihtiyacın var.
en-tr
Did you see Tom that evening?
O akşam Tom'u gördün mü?
en-tr
You owe us an explanation.
Bize bir açıklama borçlusun.
en-tr
You're a very good player.
Sen çok iyi bir oyuncusun.
en-tr
Do you want to talk with Tom?
Tom ile konuşmak ister misin?
en-tr
You've made us very happy.
Bizi çok mutlu ettin.
en-tr
I heard Tom and Mary arguing.
Tom ve Mary'nin tartıştığını duydum.
en-tr
Are you ready for your trip?
Yolculuğun için hazır mısın?
en-tr
Is everyone ready to leave?
Herkes gitmeye hazır mı?
en-tr
I heard Tom shouting at Mary.
Я чув, як Том кричав на Мері.
en-uk
Is everybody ready to leave?
Herkes gitmeye hazır mı?
en-tr
Aren't you free on Mondays?
Pazartesileri boş değil misin?
en-tr
Tom leaves his TV on all day.
Tom televizyonunu bütün gün açık bırakır.
en-tr
I thought Tom and Mary would be married by now.
Tom ve Mary'nin şu ana kadar evlenmiş olacağını düşündüm.
en-tr
Tom would never yell at Mary.
Tom asla Mary'ye bağırmazdı.
en-tr
Do you still want some tea?
Hâlâ biraz çay ister misin?
en-tr
Who did you see doing that?
Bunu kimin yaptığını gördün?
en-tr
Are you working for Tom again?
Tom için tekrar çalışıyor musun?
en-tr
You don't seem very strong.
Çok güçlü görünmüyorsun.
en-tr
Can something be done for Tom?
Tom için bir şey yapılabilir mi?
en-tr
You should've come with me.
Sen benimle gelmeliydin.
en-tr
Did Tom tell Mary what to buy?
Tom Mary'ye ne alacağını söyledi mi?
en-tr
Did Tom tell you when to come?
Tom sana ne zaman geleceğini söyledi mi?
en-tr
You're not doing your best.
Elinden geleni yapmıyorsun.
en-tr
Even Tom and Mary were scared.
Tom ve Mary bile korkmuştu.
en-tr
How are you doing tonight?
Bu akşam nasılsın?
en-tr
Don't you still owe Tom money?
Hâlâ Tom'a para borçlu değil misin?
en-tr
You won't have any problems.
Hiç sorun yaşamayacaksın.
en-tr
You don't need to go with Tom.
Tom ile gitmene gerek yok.
en-tr
Did you see Tom get on the bus?
Tom'u otobüse binerken gördün mü?
en-tr
I know Tom wants to talk to me.
Tom'un benimle konuşmak istediğini biliyorum.
en-tr
Do you like cooking programs?
Yemek programlarını sever misin?
en-tr
Does Tom ever hug his daughters?
Tom hiç kızlarına sarılır mı?
en-tr
Does Tom have his iPad with him?
Tom'un yanında iPad'i var mı?
en-tr
Has Tom ever gone out with Mary?
Tom hiç Mary ile çıktı mı?
en-tr
I've started studying French.
Fransızca çalışmaya başladım.
en-tr
Have you ever gone out with Tom?
Hiç Tom'la çıktın mı?
en-tr
May I see what's in your bag?
Çantanda ne olduğunu görebilir miyim?
en-tr
I know Tom is working with Mary.
Tom'un Mary ile çalışıyor olduğunu biliyorum.
en-tr
That's the last thing I'd do.
O yapacağım en son şeydir.
en-tr
I know Tom wants to talk to you.
Tom'un seninle konuşmak istediğini biliyorum.
en-tr
I know Tom wants to talk with you.
Tom'un seninle sohbet etmek istediğini biliyorum.
en-tr
I know Tom will be here tonight.
Tom'un bu gece burada olacağını biliyorum.
en-tr
Will you be coming to see me?
Beni görmeye geliyor olacak mısın?
en-tr
I know that Tom won't lie to me.
Tom'un bana yalan söylemeyeceğini biliyorum.
en-tr
You learn from your mistakes.
Hatalarından öğreniyorsun.
en-tr
I thought Tom already knew that.
Я думала, що Том вже знає це.
en-uk
You like football, don't you?
Futbolu beğeniyorsun, değil mi?
en-tr
Tom blamed Mary for the problem.
Tom sorun için Mary'yi suçladı.
en-tr
You really must like it here.
Burayı gerçekten beğenmelisiniz.
en-tr
You should invest your money.
Paranı yatırman gerekir.
en-tr
You're always talking about Tom.
Sen her zaman Tom hakkında konuşuyorsun.
en-tr
You'd better not leave today.
Bugün erken ayrılmasan iyi olur.
en-tr
You'd better not leave early today.
Bugün erken çıkmasan iyi olur.
en-tr
Are you saying that Tom did that?
Bunu Tom'un yaptığını mı söylüyorsun?
en-tr
Can someone answer me, please?
Birisi bana cevap verebilir mi lütfen?
en-tr
Did you go to the supermarket?
Süpermarkete gittin mi?
en-tr
Did you read the whole report?
Tüm raporu okudun mu?
en-tr
Has Tom discussed that with Mary?
Tom onu Mary ile tartıştı mı?
en-tr
Heavy snow delayed Tom's arrival.
Ağır kar yağışı Tom'un gelişini geciktirdi.
en-tr
Do we really need to help you?
Gerçekten sana yardım etmemiz gerekiyor mu?
en-tr