text stringlengths 296 93k | summary stringlengths 48 2.09k |
|---|---|
İngiltere'de seçimler yaklaştıkça sağlık sistemiyle ilgili eleştiriler daha çok yapılmaya başlandı. Eleştirilerden en çok nasibini alan kurum da İngiltere Ulusal Sağlık Servisi NHS. 19 yaşındaki bir genç kız soğuk algınlığına yakalanınca NHS'nin online sisteminden yararlanarak yardım istedi. NHS'deki sağlık görevlisi, Samanttha Millard adlı kızın domuz gribine yakalandığını söyledi ve Domuz gribi ilacı Tamiflu tabletleri alması tavsiyesinde bulundu. Samantha Millard kendisine tavsiye edilen domuz ilacını aldıktan 72 saat sonra hastaneye kaldırıldı ve yaşam destek ünitesi sayesinde yeniden hayata döndürüldü. Genç kız da kısmi bir düzelme oldu ama şimdi korkunç bir sonla karşı karşıya. Aldığı ilaca alerjisi olan Samantha'nın derisi pul pul dökülüyor, görme yetisini de gün geçtikçe kaybediyor. Samantha hastaneye kaldırıldıktan sonra ürkütücü gerçeği öğrendi. Genç kız domuz gribine yakalanmamasına rağmen, yanlış tedavinin kurbanı olmuştu. Samantha Millard'ın annesi Debbie Van Horenbeeck, Ulusal Sağlık Servisi NHS'yi mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Samantha'nın annesi Van Horenbeeck, Domuz gribi ilacı Tamiflu'nun yeterince test edilmeden piyasaya sürüldüğünü iddia ediyor. Kızının başından bir an olsun ayrılmayan anne Van Horenbeeck, "NHS uyguladığı yanlış tedaviyle kızımı sakat bıraktı. Hükümet Domuz gribi oldugumuzda bize bu ilacı alma tavsiyesinde bulundu. Kızıma Domuz gribi teşhisi koyduktan sonra, bu ilacın yan etkileri hakkında kendisine en ufak bir bilgi vermediler" dedi. Doktorlar 19 yaşındaki Samantha Millard'ın yeniden eski sağlığına kavuşması için en az 2 yıla ihtiyaç duyduğunu ama eski görme yeteneğine kavuşup kavuşamayacağını şimdiden söylemenin zor olduğunu belirtiyor. | Soğuk algınlığına yakalanan genç kıza yanlış teşhis konularak domuz gribi olduğu söylendi. Aldığı domuz gribi ilacı nedeniyle bu hale geldi... |
Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi iptal etmesi Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ı çıldırttı! Bakan Günay'ın açıklamaları ise tartışılacak nitelikte. Günay'ın sözleri mahkemenin tesir altında kaldığını gösteriyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Anayasa Mahkemesinin, 5918 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemelerini iptal etmesine ilişkin, ''Türkiye'de sivilleşmenin önünü tıkamak konusunda eskimiş yapılar elinden geleni ardına koymuyor'' dedi. Bakan Günay, Şef Antoni Ros Marba ve Solist Pablo Sainz Villegas'ın (Gitar) eşlik ettiği Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) ''AB İspanya Dönem Başkanlığı Açılış Konseri''ni izledi. Günay, konser çıkışında AA muhabirine yaptığı açıklamada, konserde hem orkestrayı hem de konuk şef ve gitar sanatçısını oldukça başarılı bulduğunu söyledi. Konuk şef ve gitar sanatçısının dünya çapında birçok ödüle sahip olduğunu belirten Günay, ''Çok başarılı buldum, herkesin de çok mutlu olduğunu düşünüyorum'' dedi. "ESKİMİŞ YAPILAR ELİNDEN GELENİ YAPIYOR" Günay, AA muhabirinin, Anayasa Mahkemesinin ''askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin iptaline'' ilişkin sorusuna, ''Türkiye'de sivilleşmenin önünü tıkamak konusunda eskimiş yapılar elinden geleni ardına koymuyor'' yanıtını verdi. Konseri, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, eski bakanlardan Hikmet Sami Türk ile bazı ülkelerin büyükelçileri ve davetliler de izledi. | Anayasa Mahkemesi'nin, askeri personelin yargılanmasıyla ilgili verdiği karar Bakan Günay'ı kızdırdı. |
İlk yarıyı lider kapatan Fenerbahçe, fikstür avantajıyla girdiği ikinci yarının startını Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Denizli'yi konuk ederek veriyor. Sarılacivertlilerde Alex ve Gökhan Gönül cezası, Deivid de Souza ise sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecek. Teknik direktör Christoph Daum'un kaptan Alex'in yokluğunda Semih'e tekrar ilk 11 fırsatı vereceği öğrenildi. Sarı-lacivertlilerin müzmin yedeği, son olarak 15. haftada Eskişehirspor deplasmanında ilk 11'de sahaya çıkmıştı. ÖZER DE OYNAMIYOR Öte yandan dünkü antrenmanda sakatlanan Özer de Denizli'ye karşı forma giyemeyecek. Özer'in yerine sol kanatta Uğur Boral görev alacak. Bir başka cezalı Gökhan Gönül'ün yerine ise Bekir görev yapacak. İlk 11'in diğer isimleri ise Volkan Demirel, Lugano, Bilica, Santos, Cristian, Emre, Mehmet ve Güiza (Gökhan) olacak. | Denizli maçında cezası nedeniyle forma giyemeyecek olan Alex'in yerini Semih alacak. Daniel Güiza ve Gökhan Ünal'dan biri ise tek forvet olarak oynayacak. |
Bugün vizyona giren 'Ejder Kapanı' filminde, pavyon şarkıcısı Cavidan'ı oynayan Ceyda Düvenci, "Bu filmden sonra kendimi karakter oyuncusu olarak görüyorum" dedi. Uğur Yücel'in yönettiği filmde; onunla yatağa giren Düvenci, eşi Engin Akgün'ün verdiği desteği şöyle anlattı: "Senaryodaki sevişme sahnelerini görünce, rolü kabul etmeden önce eşime sordum. Onay aldıktan sonra da kabul ettim. Engin, '15 senelik kariyerine, bir senedir kurduğumuz evlilikle yön verecek değilim. Bu saygısızlığı sana yapmam! Ayrıca seni yıllardır tanıyorum, sana karşı en ufak bir güvensizliğim söz konusu olmaz' diye beni destekledi. Ancak sevişme sahneleri daha sonra senaryodan çıkartıldı." PAVYONUN AMBİYANSINI BOZDUK 1.5 yıl önce yaptığı evliliğin hayatında çok şey değiştirdiğini belirten Ceyda Düvenci, "Daha huzurlu ve olgun bir kadın oldum. Eşim bana Allah'ın bir hediyesi" dedi. Güzel oyuncu, 'Ejder Kapanı'ndaki rolü, oyunculuğa bakışı ve evliliğine dair merak edilenleri anlattı... Sesinizin güzelliği 'Ejder Kapanı'nda ortaya çıkmış. Ders aldınız mı? Annem müzik öğretmeni olduğu için iyi bir kulağa sahibim. Sesim de iyidir. Müzikal yaptığım sırada kısa bir ders almıştım ama şan dersi değildi. Filmdeki 'Taht Kurmuşsun Kalbime' şarkısı için Levent Yüksel bana çok yardımcı oldu. Filme hazırlanırken, Uğur Yücel'le birlikte pavyona gitmiştiniz. İçeri girdiğinizde insanların tepkisi ne olmuştu? Gecenin bir vakti Uğur Yücel, 'Haydi pavyona gidiyoruz' dedi. Kimsenin haberi yoktu. Kenan İmirzalıoğlu, ben ve Ezgi Mola, Uğur'la birlikte önce yemek yedik, sonra yola koyulduk. Pavyona, önde Uğur Yücel onun arkasında Kenan İmirzalıoğlu ve ben girdik. Herkes çok şaşırdı, ne olduğunu anlayamadı. İnsanlar bizi görünce, normal eğlence tarzları devam ettiremedi. Ambiyans bozuldu ama bizim için iyi bir deneyim oldu. Siz pavyona girince he hissettiniz? 'Burası hayat' dedim. Hayatımızın ne kadar renkli, her dakika şükretmemiz gereken bir hayat olduğunu ve aile kavramının ne kadar değerli olduğunu gördüm. Orada, çok yaralı ama umutlu insanlar var. Karşılarında nasıl duracağını bilemiyorsun... İÇİN ACIYOR AMA ASLA ACIMIYORSUN Kendinizi şanslı mı hissettiniz? 'Ne hayatlar var' dedim, kendi kendime. Herkesin kaldırabileceği gibi değil. Anne-babanın ne demek olduğunu, bir ailenin insanı ne şartlara sokabileceğini gördüm. Gerçeği, özgürlüğü hissedemedikleri için üzüldüm. Onlar için özgürlük orada. Ama sen onlara anlatamıyorsun... Sizden yardım isteyen ya da farklı taleplerde bulunan oldu mu? Hayır, kesinlikle olmadı. Hepsi gururlu... Ne yaptıklarını, neden orada olduklarını biliyorlar. Herkes kendinden emin. Onların anlattıklarından ötürü için açıyor ama asla onlara acımıyorsun. Senaryo size ilk geldiğinde ne düşündünüz? Ben bu işi senaryoyu okumadan telefonda kabul ettim. Yurtdışından geldim, hemen okuma provalarına girdim. Uğur, yemekte hikayeyi bana biraz anlattı ve sonra da pavyona gittik. Senaryoyu okuduktan iki gün sonra da setteydim. Filmde, Uğur Yücel ile yatak sahneniz var. Eşinizin bu sahnelere yaklaşımı neydi? Biz birlikte bir hayat kurduk. Ona sormadan bir şey yapmak saygısızlık olurdu. Bu film konuşulduğunda, ben bu sahnelerin olduğunu biliyordum. Ayrıca bir sevişme, bir de öpüşme sahnesi vardı filmde. Dolayısıyla ben eşime "Uğur Yücel'in sevgilisini oynayacağım ve sevişme sahnesi var. Olabilir de olmayabilir de ama nasıl bakarsın?" dedim. O da bana "15 senelik kariyerine, ben bir senedir kurduğum evlilikle yön verecek değilim. Bu saygısızlığı sana yapmam. Ayrıca seni senelerdir tanıyorum, en ufak bir güvensizliğim söz konusu olmaz. Her şeyden önce kendi mesleğinde, kendini gücendirecek şeyler yapmayacağını biliyorum. Sen neyi doğru buluyorsan ben arkandayım. Hele söz konusu olan Uğur Yücel ise ben zaten hiçbir şey söylemem" dedi. Eşim olaylara hep doğru yerden bakan bir insan olmuştur. O yüzden onu her geçen gün daha çok seviyorum. BERRAK'IN ROLÜNÜ DE OYNARDIM Sevişme sahneleri neden çekilmedi peki? Sormadım açıkçası. İptal nedenini bilmiyorum, öyle uygun görmüşlerdir. Filmde, Berrak Tüzünataç ile Kenan İmirzalıoğlu'nun sevişme sahneleri dikkat çekiyor. Berrak'ın rolü size gelseydi, yine oynar mıydınız? Oynardım! Çünkü benim kuvvet aldığım adam, çok doğru bir adam. Ben zaten bu tarz şeyleri doğru işlerde, ileriyi düşünerek kabul ederim. Eşiniz Engin Akgün, hayatınıza neler kattı? Çok özgüvenli biri oldum. Onun sayesinde daha güçlü bir kadın olup, pozitifleştim. Evlendikten sonra daha güzel bir kadın oldum. Tamamen onun sağladığı duruştur bu. Çok güzel bakıyor hayatıma. Evlilik sizi çok dinginleştirmiş... Taşlar yerine oturdu çünkü. Artık 33 yaşındayım, telaşlarım bitti. 'Binbir Gece' ile iyi bir çıkış elde ettim, üstüne 'Ejder Kapanı' çok iyi geldi. Beraber soluk almaktan keyif aldığım bir hayat arkadaşım var. Ailelerimiz yanımızda, mutlu bir evimiz var. Maddi hırslarım yok ve çok mutluyum. | 'Ejder Kapanı'nda Uğur Yücel ile yatağa giren Ceyda Düvenci: Senaryoda ayrıca bir sevişme ve öpüşme sahnesi vardı. |
Ligin ikinci yarısının açılışını yarın yapacak olan Beşiktaş'ta bir türlü çözüme kavuşturulamayan yabancı kontenjanı krizinde hangi futbolcunun gönderileceğine teknik direktör Mustafa Denizli de bir türlü karar veremiyor. Tedavisinin ardından takıma dönen ve sözleşmesinin yeniden hayata geçirilmesini bekleyen Matias Delgado ile birlikte yabancı oyuncu sayısı 9'a çıkan siyah-beyazlı ekipte, kurbanın kim olacağı konusu papatya falına döndü! Savunmadaki iki garantisi Ferrari ile Sivok'tan vazgeçemeyen tecrübeli çalıştırıcı, çok güvendiği Alman panzeri Ernst'i de takımda tutacak. 'Kim gidecek?' listesinden yeni sözleşme uzatan Filip Holosko'yu da çıkaran Denizli'nin elinde tercih için 5 isim kaldı: Tello, Tabata, Delgado, Fink ve Bobo... İKİ RODRİGO'DAN BİRİ Kararını birkaç gün içinde vereceğini açıklayan Beşiktaş Teknik Direktörü Denizli, tam hazır olup olmadığı henüz soru işareti olan Delgado'nun göstereceği performansı bekliyor. Arjantinli yıldız, oynayabilecek durumda olduğunu kanıtlarsa Tabata veya Tello'nun bileti kesilecek. İlk öncelik Gaziantepspor'dan geldiği günden beri takıma katkı sağlayamayan Rodrigo Tabata olarak görünüyor. Sezon başında 8 milyon Euro'ya bonservisi alınan Brezilyalı 10 numaranın gönderilmesine pek de sıcak bakmayan siyah- beyazlı yönetim, listenin ilk sırasına bu kez Şilili yıldız Tello'yu çıkardı. SATIŞ LİSTESİNDE! Yabancı krizini çözmek için yardımcıları ile değerlendirmelerde bulunan Denizli'ye son bir öneri götüren yönetim, Beşiktaş ile sözleşmesi sezon sonu bitecek Tello'nun gerekirse satılabileceğini tecrübeli çalıştırıcıya iletti. Yönetim, Şilili yıldızın menajerlerini de arayarak, "Tello'yu hemen elden çıkarmak istiyoruz" mesajını iletti. | Delgado'nun dönüşü sonrası yabancı kontenjanını açmak zorunda olan Denizli seçimini yapmak üzere... En kuvvetli adaylar ise Tello ve Tabata... |
Kimi uzmanlara göre, bu hastalık aslında yaşlılıkla birlikte görülen hafıza kaybından başka bir şey değil ve ilaçlar da fayda etmiyor. Dünyaca ünlü nörolog ve yaşlılık bilimi uzmanı Peter Whitehouse da "Alzheimer hastalığının miti" isimli kitabıyla tartışmayı alevlendiren isim oldu. Ona göre alzheimer, yaşlılıkta görülen hafıza kaybından farklı değil. İsviçre'de iki nörolog Anne Claude Juillerat ve Martial Van der Linden de bu teze destek verenlerden... "Alzheimer yok, sadece iyi yaşlanma ve kötü yaşlanma var" tartışmasına Türk uzmanlar da şöyle katıldı. İlaçlar fayda etmiyor Doç. Dr. Serdar Dağ (Nörolog): Alzheimer 40-50 yaşlarındaki erken bunamadır. İlerki yaşlarda, beynin hücrelerinin fonksiyon kaybı anlamına gelir. Yaşlılık nedeniyle bazı insanlarda daha fazla beyin hücresi bozulabilir. Bazı insanların cildinin erken kırışması gibi. Ancak ölen beyin hücreleri yerine gelmiyor yani ilaçlar yararsız. Kesin teşhis koymak zor. MR'da çıkıyor ama bu yaşlılıktan mı, hastalıktan mı bilemiyoruz. Herkese etkisi farklı Prof. Dr. Nevzat Tarhan (Psikiyatrist): San Francisco'da bir matematik profesörü satrançta 8 hamle ötesini görebilirken bunun 5'e düştüğünü fark etmiş. Alzheimer'den şüphelenilmiş ama yapılan incelemede hiçbir belirtiye rastlanmamış. Ölümünden sonra yapılan otopside aslında ciddi alzheimer plağı olduğu saptanmış. Yani hastalarda beyne verdiği zarara göre hastalığın belirtileri ortaya çıkmıyor. Alzheimer bunamanın bir çeşididir, ancak her bunama da alzheimer değildir. Her hasta alzheimer değildir Doç. Dr. Cem Orhon (Beyin cerrahı): Beyinsel hasar gören bütün yaşlılara alzheimer teşhisi konuluyor. Üniversitelerden bile yanlış alzheimer teşhisi ile hastalar geliyor. Yaşlılık nedeniyle bazı hastaların beyninde hidrosefali yani beyin sulanması oluyor. Bu hastalara alzheimer teşhisi konulup ilaç veriliyor. Hiç işe yaramıyor, ikinci ya da üçüncü evrede yakalarsak beyin pili daha yararlı oluyor. ELEŞTİRİLER Kesin teşhis edilemiyor. Beyindeki bozulma, yaşlılığın doğal sonucu mu bilinmiyor. Alzheimer nedeniyle bozulan beyin her hastada başka bulgu veriyor. İlaçlar çok etkili olmuyor. İDDİALAR İyi yaşlanma kötü yaşlanma vardır. Kötü yaşlananlarda alzheimer olur. Bazılarının yüzünün erken kırışması gibi beyin yapısı daha erken bozulabilir. Alzheimer'daki bulgular yaşlılığa bağlı fonksiyon kayıplarıdır. İlaçlar yerine sosyallik ve beyin egzersizleri daha yararlıdır. | Yaşlılığın korkulu rüyası, günümüzün en çok araştırmaya konu olan hastalıklarından alzheimer, tıp dünyasında sorgulanır hale geldi. |
Doğan Grubu'nun yasal faiziyle birlikte 914 milyon TL'lik vergi kaçakçılığı davasının kaderini belirleyecek olan İstanbul 6.Vergi Mahkemesi'nin üye hakimi Fatih Alphan'ın Doğan Grubu'nda üst düzey bir yöneticiyle yakın akrabalık bağı olduğu ve bu kapsamda görüşmelerin yapıldığı iddiası Vergi İdaresi ile avukatlarını harekete geçirdi. Avukatların reddi hakim talebinde bulunup bulunmayacaklarını değerlendirdikleri öğrenildi. HAKİM DERİNGÖL'ÜN KIZI DOĞAN GRUBU'NDA ÇALIŞIYOR Geçtiğimiz günlerde benzer iddia Doğan Grubu aleyhine kesilen vergi cezasıyla ilgili yürütmeyi durdurma talebini görüşecek olan İstanbul 9. Vergi Mahkemesi üyesi hakim Gülşen Deringöl için de ileri sürülmüştü. Hakim Deringöl'ün kızının da aynı grupta çalıştığı ortaya çıkmıştı. Bu süreçte hakim Deringöl, dosyanın görüşüldüğü gün raporlu olduğu için Doğan Grubu'nun davasına katılmamıştı. YARIN GÖRÜLECEK DURUŞMA GRUP İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Yarın yapılacak duruşma Doğan Grubu için büyük önem taşıyor.Tahriyat yani gerçek vergi matrahının belirlenmesi amacıyla yapılacak davanın ana konusu Doğan Holding'e, Şubat 2009'da Halkalı Vergi Dairesi tarafından kesilen cezaya karşılık talep edilen toplam 914 milyon TL teminat istemi olacak. Davanın ilk duruşmasında Halkalı Vergi Dairesi avukatları, 'hakimin tarafsızlığı konusunda kuşkuya düştüklerini öne sürerek 'reddi hakim talebinde bulunmuş ancak Bölge İdare Mahkemesi 'iddiaları inandırıcı bulmayarak' talebi kabul etmemiş ve davanın tekrar 6.Vergi Mahkemesi'nde yapılmasına karar vermişti. . Doğan Grubu'nun talebi üzerine duruşmalı olarak yapılacak oturumda mahkemenin başkanlığını Hasan Erdem yapacak. | Doğan Grubu'nun vergi davasına bakan mahkemenin üye hakimi Fatih Alphan, Doğan Grubu'nda üst düzey bir yöneticinin yakın akrabası çıktı. |
Ciner Medya Grubu Habertürk internet sitesi aracılığıyla Balyoz darbe planında işbirliği yapılacak gazeteciler arasında adı yer alan Fatih Altaylı’yı ilginç bir yazıyla savundu. Habertürk internet sitesinde yer alan yazıda, “Balyoz Planı kapsamında desteklenecek gazeteciler listesinde büyük saçmalık” dendi. Fatih Altaylı’nın 2003 tarihinde darbe yapmak bir kenara Ak Parti’yi savunduğu gibi bir gerekçeyle işbirlikçi gazeteci listesine tepki gösterildi. İşte Habertürk’ün Altaylı’yı savunduğu o yazı: Taraf gazetesinde yayınlanan haberde AK Parti’yi devirme amaçlı olarak 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen darbe planları kapsamında işbirliği yapılacak gazeteciler listesi de yayınlandı. Bu listede 137 gazeteci arasında 2003 yılında Hürriyet gazetesi yazarı olarak Fatih Altaylı’nın da ismi yer alıyor. İşte büyük saçmalık da burada başlıyor. Çünkü 2003 yılında Ak Parti’nin demokratik meşruiyetine değer verilmesi ve ülkeyi yönetme hakkına saygı duyulması gerektiği yönünde Merkez Medya’da yazılar kaleme alan, bu yönde görüş açıklayan en önemli kalem Fatih Altaylı’ydı. Altaylı’nın o dönemde yazdığı bu içerikteki yazılar arşivlerde duruyor. Ve bu demokratik tutumu nedeniyle Fatih Altaylı’ya yöneltilen suçlamalar da gazete sayfalarındaki yerlerini muhafaza ediyor. 2003 yılında Ak Parti’nin ülkeyi yönetme hakkını ve demokratik meşruiyetini savunan Fatih Altaylı’nın isminin Ak Parti'yi devirmeyi amaçladığı iddia edilen bir plan çerçevesinde işbirliği yapılacak gazeteciler arasında yer alması da bu nedenle açıklanamaz büyük bir saçmalık olarak kayıtlara geçiyor. | Habertürk internet sitesi aracılığıyla Balyoz darbe planında işbirliği yapılacak gazeteciler arasında adı yer alan Fatih Altaylı"yı ilginç bir yazıyla savundu. |
Yunan basın-yayın organları, Zico'nun internet sitesinde de yer alan açıklamalarına yer verdikleri haberlerinde, teknik direktörün ''yaralayıcı'' olarak nitelendirdiği Yunanistan tecrübesine değindiler. Brezilyalı teknik adamın, Olimpiyakos'daki görevi sonrasında kariyerine nokta koymayı dahi düşündüğü belirtilen haberlerde, Zico'nun Yunan sahalarındaki şiddetten şikayetçi olmak üzere FIFA ve UEFA'ya dahi başvurmayı düşündüğü vurgulandı. Zico'nun Olimpiyakos ile Kavala takımları arasında oynanan ve şiddet görüntülerine sahne olan karşılaşmaya da atıfta bulunduğu belirtilen haberlerde, Teknik direktörün, ''Böyle bir durumla karşı karşıya kalacağımı hayal bile etmezdim. Karşılama öncesinde vandallar saha ve tribünlerdeki herşeye zarar verdiler. Polise ve diğer taraftarlara saldırdılar. Soyunma odasına kilitlendik. Gürültüyü duyuyor daha kötüsünden korkuyorduk. Her oyuncu bir hedef teşkil ediyordu. Ben şanslıydım, bir oyuncu başından darbe aldı'' ifadesine de yer verildi. Zico'nun basın toplantısına 10 kişiden oluşan güvenlik ekibi ile gittiğini, deplasmanda oynanan karşılaşmadan sonra kafilenin şehir dışına eskordla çıktığını da söylediği belirtilen haberlerde, eski teknik direktörün, ''Tüm bunları işten çıkartıldığım için söylemiyorum'' dediğine de dikkat çekildi. Zico, Yunan ekibinde Eylül ayında göreve gelmiş, geçtiğimiz Salı günü de yollarını ayırmıştı. | Zico, Yunanistan'da kaldığı sürece, hayallerinin kırıldığını, inancını kaybettiğini ve tehlikede olduğunu söyledi. |
GAZETECİLER.COM Mehmet Ali Birand, Ayşenur Arslan'ın CNNTürk'te hazırlayıp sunduğu Medya Mahallesi Programı'nda Uğur Dündar'a isim vermeden ama açık adres göstererek ağır sözlerle yüklendi. Balyoz Planı konuşulurken, Ayşenur Arslan kendi isminin de TSK'yla İşbirliği yapacak gazeteciler arasında geçmesine tepki gösterdi ve Taraf Gazetesi'nin bunu yayınlamasının bir çeşit andıç olduğunu söyledi. Konuğu Mustafa Bumin bunun andıç olmadığını söyleyince Arslan sözünü keserek Mehmet Ali Birand'a telefon bağlantısı yaptı. Arslan bu kez Birand'a “Sizi andıçladıklarında ben ATV'deydim Ali Kırca'yla beraber biz andıç haberinde sizin isminizi kullanmadık” dedi. Bunun üzerine Birand, “siz kullanmadınız etik davrandınız ama şuan çalışmakta olduğum Kanal D o dönem isimlerimizi açık açık verdi” dedi. O dönem Kanal D'de Uğur Dündar çalışıyordu ve Dündar, Andıç'ı yayınlayan ilk kişiydi. Hatta Andıç Hürriyet ve Sabah'a yapışsa da aslında ilk yayınlayan Dündar'dı. Dündar askerden gelen andıçı kendi deyimiyle “soruşturmacı gazetecilik” süzgecinden geçirmeden ekrana taşıdı. 24 Nisan akşamı Kanal D''nin haber bülteninde, Uğur Dündar, bazı gazetecileri teşhir etti ve bu gazetecilerin PKK'ya yardım ettiğini açık açık anlattı. Ertesi gün 25 Nisan'da ise Hürriyet ve Sabah''ın başlıklarında Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar''ın PKK ile işbirliği yaptığı anlatılıyordu. Yani tetiği ilk çeken Dündar'dı ve Birand bunu unutmamış olmalı ki, bugün tekrar Dündar'a ağır biçimde mazisindeki bu utanç vesikasını tekrar hatırlattı ve yüzüne çarptı. Cengiz Çandar o günleri şöyle anlatıyor: "Bu haber 25 Nisan Bugün Taraf'ın yayınladığı listede Uğur Dündar da “işbirlikçi” gazeteciler arasında geçiyor. İŞTE BİRAND'IN UĞUR DÜNDAR'I DEŞİFRE ETTİĞİ O ANLAR | Birand, Dündar'a ağır biçimde mazisindeki bu utanç vesikasını tekrar hatırlattı ve yüzüne çarptı. İşte Birand'ın unutamadığı o mazi!.. |
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ''Açıkça ifadeyim ki, bekletilmeye niyetimiz yok ve geri adım atmayacağız. İran'ın önünde iki seçenek var, içinde bulunduğu izolasyonun devamı ya da uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi'' dedi. Hillary Clinton, ABD Dışişleri Bakanlığında, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı David Miliband ve AB Dışişleri Bakanı Catherine Ashton ile ayrı ayrı görüştü. Clinton, gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'a yeni yaptırımlara yönelik çabaların devam edeceğini, İran ile temas kapısının hala açık olduğunu, ancak uluslararası toplumun İran'ın ''sürekli muhalefetleri'' karşısında beklemeyeceğini ve taleplerinde geri adım atmayacağını vurguladı. BM Güvenlik Konseyi'nde İran'ı cezalandırmaya yönelik yeni bir sert kararın alınmasına çalışacaklarını ifade eden Clinton, şu anki planlarının, BM'den mümkün olan en sert ifadeleri içeren bir kararın çıkması için uğraşmak olduğunu söyledi. Clinton, ''Bunların tümü İran yönetiminin davranışını etkilemeyi amaçlıyor. Mümkün olan en sert kararı istiyoruz'' dedi. Clinton, nükleer silah sahibi bir İran'ın büyük oranda istikrarsızlığa yol açacağını, dünyada ve bölgede bundan doğrudan etkilenmeyecek tek bir ülkenin bulunmadığını savundu. ''İran'ın, uluslararası toplumun nükleer program konusundaki endişelerinin artıyor olmasına rağmen, temasa yanaşmadığını'' kaydeden Clinton, ''İki uçlu yaklaşımımızı muhafaza ederek, bir sonraki adımlara dair istişarelerimizi sürdüreceğiz'' diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, şunları kaydetti: ''Açıkça ifadeyim ki, bekletilmeye niyetimiz yok ve geri adım atmayacağız. İran'ın önünde iki seçenek var, içinde bulunduğu izolasyonun devamı ya da uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi. (5 1 ülkeleri olarak), uluslararası toplumun tekliflerini sürekli reddeden İran üzerinde baskı kurmaya yönelik çalışma kararlılığımızda uyumlu bir bütünlük sergiliyoruz, çünkü İran yönetimine dünyanın birlikte hareket edeceği mesajını vermenin önemli olduğunu düşünüyoruz.'' İran konusundaki bir soruyu yanıtlayan AB Dışişleri Bakanı Ashton da, ABD ile bu konuda uyumlu olduklarını belirtti. Ashton, diyalog istediklerini, ancak İran ile 6 yıldır süren görüşmelerin kendilerini istedikleri sonuca götürmediğini belirterek, ''Dolayısıyla daha başka ne yapılması gerektiğini düşünmek zorundayız ve bunu yapmaya hazırız'' dedi. | ABD ve BM, İran'ın tavrından rahatsız! Clinton, İran'a iki ayrı seçenek sundu ve tutumun sertleşeceği yorumunda bulundu. |
Türk Hava Yolları'nın (THY), İspanya ekibi Barcelona'dan sonra Avrupa'nın bir diğer devi Manchester United'la da sponsorluk anlaşmasına vardığı ve 3.5 yıllık sözleşme imzaladığı belirtildi. İspanyol devi Barcelona'yla sponsorluk anlaşması imzalayarak dikkatleri üzerine çeken Türk Hava Yolları'nın, sponsorluk anlaşmalarıyla ses getirmeye devam ettiği iddia edildi. Radyospor.com'da yeralan habere göre, Türk Hava Yolları, Avrupa'nın en önemli kulüplerinden Manchester United'la 3.5 yıllık sponsorluk anlaşması yaptı. THY'nin İngiliz kulübüne bu anlaşma doğrultusunda ne kadar para ödeyeceği hakkında kesin bir bilgi verilmedi. Bilindiği gibi, Türk Hava Yolları, Barcelona'yla yaptığı sponsorluk anlaşmasında Katalan ekibine 3 yıl için 9 Euro ödemeyi kabul etmişti. | THY, İspanya ekibi Barcelona'dan sonra Avrupa'nın bir diğer devi Manchester United'ın da sponsoru oldu. |
İtalyan televizyonunda yayınlanan “Sırtlanlar” adlı televizyon programının sunucusu Elena Di Cioccio sarı plastik eldivenleriyle ünlü futbol oyuncusu David Beckham’ın testislerine dokunmaya çalıştı. Ünlü futbol oyuncusu David Beckham hiç beklemediği bir şakaya maruz kalınca şaşkına döndü. TESTİSLERİNE DOKUNDU İtalyan televizyonunda yayınlanan "Sırtlanlar/Le Iene" adlı televizyon programının sunucusu Elena Di Coccio sokakta röportaj veren Beckham'a yaklaşarak sarı eldivenleriyle ünlü futbolcunun testislerini "yokladı." Olay anında şaşkına dönen 34 yaşındaki Beckham sunucuya ters ters baktıktan sonra korumalar tarafından yakındaki bir otele götürüldü. Di Cioccio, Giorgio Armani'nin iç çamaşırı modelliğinden Beckham'ın alınıp Cristiano Ronaldo'nun verilmesinde hangi kriterin baz alındığını merak ettiği için böyle bir şaka yapmaya kalkışmış. BECKHAM'I ŞOKE EDEN GÖRÜNTÜLER HABERİN DEVAMINDA... [PAGE] BECKHAM'A GÖRE DOKUNMAMIŞ Bir kaynak ise sunucunun Beckham'ın sadece pantolonunun bacak kısmına dokunduğunu dile getirdi. Programdan yapılan açıklama ise şu yöndeydi: "Bu sadece bir şakaydı umarız Beckham yanlış anlamamıştır." | İtalyan'ın en çatlak sunucu bu kez de Beckham'ı hedef aldı. Sunucu öyle birşey yaptı ki Beckham şaştı kaldı. |
Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri bugün karne almaya hazırlanıyor. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının, 24 Eylül 2009'da başlayan ilk yarısı bugün sona erecek. Yaklaşık 15 milyon öğrenci karne alarak, iki haftalık tatile çıkacak. Okulla bu yıl tanışan 1 milyon 307 bin ilköğretim öğrencisi de ilk karnelerini alacak. 2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak. Eğitim öğretim yılı 18 Haziran Cuma günü tamamlanacak. İkinci dönem, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri ile lise son sınıf öğrencileri için sınav heyecanıyla geçecek. İlköğretim ikinci kademe öğrencileri Seviye Belirleme Sınavlarına (SBS) katılacak. Milli Eğitim Bakanlığı'nın sınav takvimine göre, SBS, ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziran'da yapılacak. İlköğretim 7. sınıf öğrencileri SBS'ye 6 Haziran'da, 8. sınıf öğrencileri ise 5 Haziran'da girecek. İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2 Mayıs'ta gerçekleştirilecek. Lise son sınıf öğrencilerinin katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için 18 Ocak Pazartesi günü başlayan başvurular 12 Şubat'ta sona erecek. YGS 11 Nisan'da yapılacak. Üniversiteye girişte ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) başvuru tarihi 3-14 Mayıs, LYS tarihleri de 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran olarak belirlendi. | 15 milyon öğrenci bugün karne heyecanı yaşayacak. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona erecek. |
İstanbul'da kar yağışının 4 gün süreceğinin belirtilmesi üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü de sürücülerin zincir, halat ve takoz gibi malzemelerini araçlarında bulundurmasını istedi. Yarından itibaren bu amaçla uygulama yapılacağı bunları bulundurmayanlara 63 TL ceza kesileceği belirtildi. Konuyla ilgili olarak emniyetten yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: "Kış mevsiminin başlamasıyla birlikte oluşacak olumsuz hava koşulları göz önünde bulundurularak, ilimizde, yoğun kar yağışının yaşanması ile trafik akışının ve trafikte meydana gelebilecek herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için, sürücülerin ilimiz genelindeki olumsuz hava koşulları ile ilgili olarak trafikte seyir halinde iken daha dikkatli ve duyarlı bulunmaları ve araç hızlarını zemin ve yol şartlarına göre ayarlamaları, sürücülerin araçlar üzerinde bulundurulması zorunlu olan avadanlıkları (zincir, takoz, çekme halatı vb) eksiksiz olarak bulundurmaları gereklidir” denildi. Açıklamada, 2918 Sayılı Trafik Kanunu’nun 31/1-a maddesi gereğince (araçta bulundurulması mecburi gereçleri kullanır şekilde bulundurmamak ve kullanmamanın da 62 TL para cezası ile 10 ceza puanı olduğu hatırlatıldı. HAFTASONU SICAKLIKLARI TEPETAKLAK AYRINTILAR HABERİN DEVAMINDA... [PAGE] Meteoroloji de alarm gibi bir uyarı yayınladı. Cumartesi günü sıcaklık 3-5 derece düşecek. İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Bolu çevrelerinde tipi şeklinde kar görülecek. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar imzalı açıklamaya göre önümüzdeki günlere ilişkin tahminler şöyle: "22 Ocak 2010 Cuma günü yağışlar, Muğla, Antalya, Çanakkale, İzmir, Aydın ve Mersin çevrelerinde kuvvetli yağmur ve sağanak, Batı Karadeniz, Marmara, İç Ege (Afyon, Uşak, Kütahya ve Denizli), Göller yöresi ( Isparta ve Burdur) ile Ankara, Eskişehir ve Konya çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar, Doğu Akdeniz'de (Adana, Kahramanmaraş ve İskenderun) sağanak şeklinde olacak. Rüzgar ise;Marmara bölgesinde kuzeydoğu (poyraz) yönlerden saatte 70 - 90 km. hızla kuvvetli fırtına, Güney Ege ve Batı Akdeniz'de güneydoğu (keşişleme) yönlerden saatte 60 - 80 km. hızla fırtına şeklinde esecek. 23 Ocak 2010 Cumartesi dünü ülke genelinde yağış bekleniyor. Marmara bölgesinde kuzey ve kuzeybatı yönlerden saatte 70 - 90 km. hızla esecek fırtına ile birlikte; İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bilecik, Bolu ve Düzce çevrelerinde tipi görülmesi bekleniyor. Hava sıcaklığı; Cuma günü Doğu Anadolu bölgesinde, Cumartesi günü Marmara ve Ege'de 3 ila 5 derece azalarak batı bölgelerimizde mevsim normallerinin altında, diğer bölgelerimizde mevsim normalleri civarında seyredecek. Marmara ile İç ve Doğu bölgelerimizde gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don olayı görülecek" Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan uyarıda, yarın yağışların Muğla, Antalya, Çanakkale, İzmir, Aydın ve Mersin çevrelerinde kuvvetli yağmur ve sağanak şeklinde, Batı Karadeniz, Marmara, İç Ege (Afyon, Uşak, Kütahya ve Denizli), Göller yöresi (Isparta ve Burdur) ile Ankara, Eskişehir ve Konya çevrelerinde de karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceği bildirildi. Rüzgar ise, Marmara bölgesinde kuzeydoğu (poyraz) yönlerden saatte 70-90 km. hızla kuvvetli fırtına, Güney Ege ve Batı Akdeniz’de güneydoğu (keşişleme) yönlerden saatte 60-80 km. hızla fırtına şeklinde esecek. Meteoroloji, Cumartesi günü ise ülke genelinde yağış beklendiğini kaydetti. Buna göre, yağışlar; Marmara bölgesinde kuzey ve kuzeybatı yönlerden saatte 70-90 km. hızla esecek fırtına ile birlikte; İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bilecik, Bolu ve Düzce çevrelerinde tipi şeklinde kar olarak görülecek. Hava sıcaklığı Marmara ve Ege’de 3 ila 5 derece azalarak batı bölgelerinde mevsim normallerinin altında, diğer bölgelerde mevsim normalleri civarında seyredecek. Marmara ile İç ve Doğu bölgelerimizde gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don olayı görülecek. | Haftasonu gelecek olan kar, polisi de harekete geçirdi. Ceza yemek istemiyorsanız bu haberi mutlaka okuyun! |
Adana Şakirpaşa Havaalanı'nda yol ortasında unutulduğu tahmin edilen bir bavul paniğe neden oldu. Bomba imha uzmanları tarafından kontrollü şekilde patlatılan bavuldan kıyafet çıktı. Şakirpaşa Havaalanı İç hatlar terminalinde yolcular tarafından unutulan bavul, panik oluşturdu. Yolcuların polise haber vermesi üzerine içhatlarda güvenlik önlemi alındı. Bavul, olay yerine gelen bomba imha uzmanları tarafından patlatıldı. İncelemelerin ardından içhatlar yaya ve araç trafiğine açıldı. | Adana'da havalanında unutulan bir bavul, ortalığı karıştırdı. Bomba uzmanlarının patlattığı bavuldan bakın ne çıktı. |
Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Jacques Barrot, yasa dışı göçe karşı AB sınırlarında denetimin güçlendirilmesi için 19 Şubatta Türkiye ile işbirliği anlaşması imzalanmasının öngörüldüğünü bildirdi. AB dönem başkanlığını yapan İspanya'nın Toledo kentinde düzenlenen ''AB Adalet ve İçişleri Bakanları gayri resmi toplantısına'' AB ülkelerinin göçmenlerden sorumlu bakanları da katıldı. Toplantıda, yasa dışı göçe karşı AB sınırlarında kontrolün artırılması ve göçmenlerin tam entegrasyonunun sağlanması yönünde kararlar alındı. Basına bilgi veren Barrot, AB dış sınır koruma ajansı olan ''Frontex'' aracılığıyla, özellikle deniz yoluyla gelen yasa dışı göçü önlemeye yönelik Türkiye ile işbirliği anlaşması imzalanacağını bildirdi. Anlaşmanın 19 Şubatta imzalanmasının öngörüldüğünü kaydeden Barrot, ayrıca Libya ile de bir anlaşma olacağını, ancak henüz tarihin belli olmadığını ifade etti. Öte yandan Fransa'nın göç ve uyumdan sorumlu bakanı Eric Besson, yasa dışı göçle mücadelenin AB ve Türkiye arasındaki ilişkide öncelikli konu olması gerektiğini savundu. Besson, Toledo'da meslektaşlarıyla yaptığı gayrı resmi toplantının ardından gazetecilere, yasa dışı göçle mücadelenin, AB ile Türkiye arasındaki ilişkide öncelikli bir konu haline gelmesi gerektiğini söyledi. Eric Besson, işbirliğinin, ''Türkiye'nin AB'ye üyeliğiyle ilgili bir gereklilik olduğunu'' ileri sürdü. | AB, kendini garanti altına almak için Türkiye'ye baskı yapıyor. İstenilen şey ise yasa dışı göçlerin engellenmesi. |
Fenerbahçe'yle yollarını ayırarak ülkesi Brezilya'ya dönen ve Corinthians takımına transfer olan yıldız futbolcu Roberto Carlos, yeni takımıyla çıktığı ilk maçta ilginç bir olay yaşayarak sakatlandı ve maçı terk etti. Corinthians'la Bragantino takımları arasında Pacaembu Stadı'nda oynanan ve 32 bin 179 biletli seyircinin izlediği maçta Fenerbahçe'den ayrılarak Corinthians'a transfer olan Roberto Carlos da ilk kez bir resmi maçta taraftarların karşısına çıktı. Corinthians forması maça ilk 11'de başlayan Roberto Carlos talihsiz ve ilginç bir olay yaşayarak sakatlandı ve maçı terk etti. YEDEK KULÜBESİNE DALDI 6 numaralı formasıyla Corinthians adına mücadele eden Roberto Carlos, bir pozisyonda rakip takım oyuncusunun atağını kesmek için topa yatarak müdahale etmek istedi. Topa doğru kayarak hamle yapan Roberto Carlos hızını alamayarak yedek kulübesine daldı. Yedek kulübesinin önündeki iki oyuncuyu deviren Carlos koltukların altına girdi. Yedek kulübesindekilerin yardımıyla kalkabilen Roberto Carlos sakatlandığını anlayınca sağlık görevlilerini çağırdı. Daha sonra oyuna devam edemeyeceği anlaşılan Roberto Carlos'un yerine 15 numaralı formasıyla Boquita dahil oldu. AYRINTILAR VE CORLUS'UN VİDEOSU HABERİN DEVAMINDA... [PAGE] Corinthians karşılaşmayı 2. dakikada Elias ve 63. dakikada Jorge Henrique'nin golleriyle 2-1 kazanırken, rakip takımın tek golünü ise 33. dakikada Paulinho kaydetti. | Gittikden sonra olmadık laflar sayan Carlos, daha ilk maçında olmadık bir pozisyonda yedek kulübesine daldı! |
Ankara'nın soğuğunda eylem yapan TEKEL işçilerinin eylemi 38'inci gününde. İşçi ve memur sendikaları konfederasyonları bugün Türk-İş'te toplanarak açlık grevinin 3'üncü günündeki TEKEL işçilerinin durumunu görüştü. Sendikalar, 26 Ocak tarihine kadar çözüm olmadığı takdirde grev kararını belirleyecekler. Türk-İş, işçi ve memur sendikaları konfederasyonlarını toplantıya çağırdı. Toplantıda başta TEKEL işçilerinin durumu olmak üzere çalışma hayatının sorunlarına ilişkin çözüm önerileri konuşuldu. Türk-İş Genel Merkezi'nde saat 15'te yapılan toplantıya Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen genel başkanları katıldı. Toplantıdan 26 Ocak'a kadar çözüm çıkmadığı takdirde grev kararının belirlenmesi şartı çıktı. RAHŞAN ECEVİT İŞÇİLERİN YANINDA Öte yandan dün gece açlık grevi yapan TEKEL işçilerine Demokratik Sol Halk Partisi'nin yeni genel başkanı Rahşan Ecevit'ten destek geldi. Ecevit, Türk-İş'in önünde kurulan çadırda sabaha kadar işçilerle beraberdi. | Eğer hükümet geri adım atmassa, ülke genelinde memur ve işçi el ele verip greve gidecek. |
0 yıl önce Almanya seferlerine başlayan Türk Hava Yolları, bugün dünyanın 138 noktasına, iç hatlarla beraber 169 noktasına uçmaya devam ediyor. Türk Hava Yolları, bu uçuşların sayısını arttırmak ve Avrupa’nın 5 yıldızlı hava yolu şirketlerinden biri olmak için emin adımlarla ilerliyor. 77 yıllık bir geçmişe sahip THY, bugünlerde ise Türkiye’den Almanya’ya uçuşunun 50. yılını kutlamaya başladı. ADVERTORIAL | Tam 50 yıldır Almanya’ya seferler düzenleyen Türk Hava Yolları kutlamalara başladı |
Türkiye'nin Rusya'ya ihracatını artırmak için ilk hedef gıda ürünleri. Taze meyve ve sebzede sorunun çözülmesinin ardından, tavuk ürünleri de artık Rusya pazarına girebilecek. Rusya Bitki Karantina Federal Servisi ile görüşmeleri tamamlayan Türk yetkililer, 500 bin tonluk beyaz et kotasının onayını aldı. Rusya'nın onayını alan işletmelerde kesim yapan tavuk üreticisi firmalar yarından itibaren ihracata başlayabilecek. Türkiye'ye tanınan kotanın yaklaşık ihracat bedelinin 1 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Türkiye'nin bu ihracat rakamını yakalayabilmesi için Rusya'nın talep ettiği standartlarda tavuk etini, rekabet edebilecek rakamlarda piyasaya arz etmesi gerekiyor. KALİTEYİ YAKALAYAN ŞİRKET RUSYA PİYASASINA GİREBİLİR Türk yetkililerden edinilen bilgiye göre 'Veterinerlik Sertifikası' ile ilgili belgede de uzlaşı sağlandı. Eylül-Ekim aylarında Türkiye'de incelemelerde bulunan Rusya Bitki Karantina Federal Servisi yetkilileri incelemelerde bulundukları 17 tesisten 6'sına onay verdi. Rusya makamları şirket yerine kesim yapılan tesislere izin veriyor. Hijyen açısından Rusya'nın standartlarını yakalayan tesislerde kesim yapan tavuk üreticileri, Rusya pazarına girebilecek. Rus yetkililer, diğer 11 tesisin eksikliklerini tamamlayarak Türkiye Tarım Bakanlığı'ndan onay alırlarsa bu tesisler için de kapıyı açacak. Bunun dışında kalan diğer şirketler de Türkiye Tarım Bakanlığı'na başvurarak gerekli inceleme talebinde bulunabilecekler. RUSYA, BEYAZ ETTE SERBEST PİYASA ANLAYIŞINA GİDİYOR Rus yetkililerin tavuk etinde önümüzdeki dönemde kotaları tamamı ile kaldırması gündemde. Yerli üreticilerin rekabet şansının olduğunu düşünen yetkililer 2015 yılına kadar tavuk eti ithalatına gerek kalmayabileceğini düşünüyor. Kaliteli ve makul fiyata üreten piyasaya girebilecek. Bu durumda yakın olması ve tavukların temizlenmesinde klorlama yapılmaması nedeni ile Türk şirketlerinin şansı hayli yüksek. Türk şirketler için bir avantaj da ABD'den ithal edilen 600 bin tonluk kotanın iptal edilmiş olması. Rus makamları gerekli hijyen şatlarını sağlamadığı gerekçesi ile Amerika'lı şirketlerden alımı 19 Ağustos itibari ile durdurdu. Amerikanlı yetkiler de Moskova'da Bitki Karantina Merkezi'nin kapısını aşındırıyor. Erdoğan'ın Moskova ziyaretinde Tarım Bakanı Mehdi Eker'le Rusya Tarım Bakanı Yelena Skrinnik arasında yeni bir anlaşma parafe edildi. Türkiye'nin bir çok gıda ürünü ile ilgili Rusya pazarına açılması gündemde. Son durumu bir kez daha ele almak üzere Skrinnik yakın zamanda Türkiye'ye gidecek. | Erdoğan'ın Rusya ziyareti meyvelerini vermeye başladı. Rusya, özel bir kararla kendi pazarına Türkleri sokacak! |
Mersin'in Tarsus İlçesi'nde polis, kredi kartı tefeciliği yaptıkları iddiasıyla 20 kişiyi, düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Tarsus Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ekipleri, kuyumcular ve cep telefonu kontörü satılan iş yerlerinde faiz uygulanarak fatura tahsilatı, pos cihazlarından kredi kartıyla çekim yapılarak nakit iadesi yöntemiyle tefecilik yolu ile haksız kazanç elde edildiği yönünde ihbar aldı. İhbar üzerine Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan alınan izinle Vergi Dairesi Başkanlığı denetmenleriyle 18 iş yerine operasyon düzenledi. 26 kişinin gözaltına alındığı operasyonda, 356 kredi kartı ile 88 pos cihazına 2 banka kartı, 5 banka cüzdanı, 2 flaş bellek, 15 kimlik fotokopi, 12 tapu fotokopisi, 3 tapu, 2 senet, 1 kimlik, 208 dipkoçanı, 25 ajanda, 12 not defteri, 4 kaşe, 1 cilt gider pusulası,1 çek fotokopisi, 1 vekalet fotokopisi, 1 adet kurusıkı tabanca, 800 el ilanı 5 adet kaçak cep telefonu el konuldu. Zanlıların, kontör satılmış gibi işlem yaparak tefecilik yoluyla haksız kazanç elde ettikleri belirlenirken iş yeri sahiplerinin, kredi kartı borcu veya diğer borçlarını ödeme güçlüğü çekenlerle irtibata geçerek borcu ödedikleri, kredi kartlarından da faiziyle çekim yaptığı ortaya çıktı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. | Mersin'de polis, kredi kartı tefeciliği yaptıkları belirlenen bir çeteye operasyon düzenledi. |
Beşiktaş A2 takımında forma giyen ve eski Beşiktaşlı menajer Sinan Engin`in oğlu olan Oğulcan Engin siyah-beyazlılardan ayrıldı. haber1903.com’un haberine göre, Oğulcan`ın bedelsiz olarak, lisansıyla beraber Kasımpaşa`ya verildiği öğrenildi. Genç oyuncu için futbol otoriteleri çok yetenekli ve çok kıvrak yorumlarını yaparlarken, Oğulcan`ı geleceğin yıldızları arasında gösteriyorlardı. Fakat Oğulcan geçirdiği ağır sakatlıklar sonrasında bir türlü istenilen formu yakalayamadı ve Beşiktaş`ta çok fazla forma şansı bulamadı. | Eski Beşiktaşlı menajer Sinan Engin`in oğlu olan Oğulcan Engin siyah-beyazlılardan ayrıldı. |
İkinci Ergenekon davasının 34. duruşmasında savunmasını yapan Ulusal Kanal Hukuk Danışmanı ve Aydınlık Dergisi Yazarı tutuklu sanık avukat Emcet Olcaytu, "Hakkımdaki hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. Savunmasında iddianamede delil diye ortaya konulan belgeyle, terör örgütü üyeliği arasında bir nedensellik bağı kuramadığını bu yüzden iddianamedeki bütün suçlamaları reddettiğini ifade eden Olcaytu, iddianamede suç tarihi olarak da gözaltına alınma tarihinin belirtilmesini eleştirdi. İLKOKULA BAŞLADIĞIMDA MI ÖRGÜTE GİRMİŞİM? Olcaytu, "Suçun sona erdiği tarih belli. Peki ben ne zaman bu örgüte girmişim? İlkokula başladığımda mı, doğduğumda mı, 18, 35 yaşında mı? Hangi eylem nedeniyle örgüt mensubu olduğumun belirtilmesi lazım" diye konuştu. Olcaytu, savcıların kendi aleyhlerinde delil toplamaya zorladıklarını ve CMK’nın 191. maddenin hiçe sayıldığını ileri sürerek "CMK'ya göre hiçbir sanık kendi aleyhinde ifadeye zorlanamaz. Savcılar ne yapıyor çapraz sorguda? ‘Falancayla telefonda görüşmüşsün ne konuştunuz?’ diye soruyor. Size ne? 16 aydır ne yapıyorsunuz? Araştırıp bulsaydın burada bana soracağına. Burada maksat, bizim ağzımızdan çıkacak yanlış bir söz yakalamak. Savcılar bizi kendi aleyhimizde delil yaratmaya zorluyor. Bu kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Olcaytu savunmasını "Hakkımdaki hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" sözleriyle bitirdi. Mahkeme Başkanı Şengün, Olcaytu’nun savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgusuna geçti. Olcaytu, çapraz sorgusunda ilk olarak Savcı Mehmet Ali Pekgüzel ardından da Savcı Nihat Taşkın'ın sorularını yanıtladı. Olcaytu, savcıların iddianamede olmayan belgelere ilişkin sorularına cevap vermeyerek "İddianamede olmayan hususlara ilişkin sorulara cevap vermiyorum" dedi. Olcaytu, bunu kanuni hakkı olduğunu belirtirken, "Ben savunmamda iddianamede olmayan hususlara yer verebilirim ama savcılar bunu yapamaz" şeklinde konuştu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün duruşmayı yarın saat 09.00'a erteledi. | İkinci Ergenekon davasının 34. duruşmasında kendini savunan Avukat Olcaytu öyle sözler etti ki akıllar karıştı. |
Konya'nın Seydişehir ilçesinde tarihî Seyit Harun Camii'ne giren hırsızlar sakalı şerif sandığını ve şamdanları çaldı. Akşam ve yatsı namazları arasındaki boşluğu fırsat bilen hırsızların kimsenin olmadığı ve kapının da açık olduğu bir zamanda gerçekleştirdiği hırsızlık olayına bir türlü anlam veremeyen cami cemaati, yaşananları şaşkınla karşıladılar. Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün korumasında olduğu bilinen ve yaklaşık bin yıllık bir camii olan Seyit Harun Camii, Selçuklu devrine ait mimarisi ile yerli yabancı turistlerin uğrak yerlerinden bir tanesi. Güvenlik sisteminin yeterli olmadığını dile getiren vatandaşlar, caminin en son teknoloji ile korunması gerektiğini söyledi. Caminin içinde kamera sistemi bile olmadığından yakınan cami cemaati, ''Mihraptan, ahşaba kadar her şey Selçuklu mimarisi. Değerini tartışmaya gerek yok. Bu caminin en iyi şekilde korunması gerekiyor. Akşam namazı vaktinde camiye hırsızın girmesi akıl alacak gibi değil. Sakalı şerif de çalınabilirdi. Allah'tan onu almamışlar.'' diye konuştu. Şamdan ve sandığın maddi değeri olmadığın belirten cami görevlisi ise, ''Dileriz bir daha böyle bir yaşanmaz.'' dedi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. | Camiden herşeyi çaldılar ama bir şeyi bıraktılar. Evet camiye giren hırsızlar "sakalı şerifi" çalmadılar! |
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Beşiktaşlı futbolcu İbrahim Kaş'a 3 maç ceza verdi. PFDK'nın bugün ki toplantısında, Ziraat Türkiye Kupası'nda 17 Ocakta yapılan İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Beşiktaş maçında, rakip takım oyuncusuna yönelik kural dışı hareketi nedeniyle İbrahim Kaş'ı 3 maçla cezalandırdı. Bu arada, Galatasaray'a da aynı tarihte Denizli Belediyespor ile yaptığı kupa maçında taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle 40 bin TL para cezası verildi. PFDK'nın verdiği öteki cezalar şöyle: 3 maç: Abdullah Boz (Tokatspor) 2 maç: Emre Aktaş (Adanaspor) 30 gün hak mahrumiyeti: Akif Ersezgin (Karşıyaka Kulübü Başkanı) 15 gün hak mahrumiyeti: Aygün Metin Cicibaş (Karşıyakalı Yönetici) 24.250 TL: Karşıyaka 6.000 TL: Boluspor 5.000 TL: Giresunspor 4.500 TL: Altay 3.500 TL: Tokatspor 2.500 TL: Konyaspor, Mersin İdmanyurdu | Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Beşiktaşlı futbolcu İbrahim Kaş'a ağır bir ceza verdi! |
Kıskanç, işkolik, bağlanmaktan korkan ve çapkın… İşte 4 tehlikeli erkek modeli ve onlarla başa çıkma yolları! Kıskanç sevgili Sevgiliniz sizi el üstünde tutuyor ve pamuklara sarmalayıp sarmak istiyorsa bu elbet çok keyifli bir histir. Ama dozu kaçtığında da dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. Çünkü bu erkek modeli, diğer erkeklerin sizi beğeneceğinden çok fazla endişe duymaktadır. Biriyle mesajlaştığınızda veya onsuz dışarı çıkıp bir arkadaşınızla buluştuğunuzda kıskançlıktan çılgına dönebilir. Peki kıskanç sevgiliyle nasıl baş edilir? Öncelikle ona tamamen açık olmalısınız. Ondan bir şeyler saklamaya başladığınız anda, onun güvensizliğini haklı çıkarmış olursunuz. Saklamayıp anlattığınız bazı konular onu sinirlendirebilir. Ama bu konularda bir gerginlik çıkardığında öncelikle siz sakin olun ve ondan bir şey saklamak istemediğinizi ve bunu onu çok sevdiğiniz için yaptığınızı söyleyin. Bu şekilde ona kendi problemiyle yüzleşmesini sağlamış olursunuz. İşkolik sevgili Bir sevgilinizin olmasına rağmen; evinizde sürekli yalnız yemek yediğinizi, televizyon karşısında yalnız keyif yaptığınızı, dışarı her çıktığınızda yanınızda partnerinizin yoksun olduğunu mu fark ettiniz? Ve onu ne zaman arasanız işte, değil mi? O zaman eşiniz işkolik demektir. Haftaiçi görüşemediğiniz gibi, iş dışı zamanlarda da işten dolayı yorgun olacağı için görüşemeyebilirsiniz. Peki işkolik sevgiliyle nasıl başa çıkmalı? Yapmanız gereken en önemli şey, onun bu iş meşgalesinin yerine bir başka uğraş bulmak… Onun karakterine uygun bir aktivite, bir hobiyi onunla tanıştırabilir ve işi unutup onlara bağlanmasını sağlayabilirsiniz. Kendinizi de bu aktivite veya hobiye katmayı unutmayın ki, birlikte bolca vakit geçirebilirin… Bağlanmaktan korkan sevgili “Seni çok seviyorum, ama bir ilişki istemiyorum”, “Seninle çok güzel vakit geçiriyorum, ama benden çok fazla bir beklentin olmasın”… Sevgili, daha doğrusu sevgili adayınızdan duyduğunuz sözler bu şekildeyse, onun gerçek anlamda bir bağlanma korkusu var demektir. Bunun altında yatan genelde önceki deneyimlerinden kaynaklamaktadır. Bağlanmaktan korkan sevgiliyle nasıl baş edilir? Öncelikle sakin olun. Bunu ona en güzel şu şekilde ifade edebilirsiniz: “Sensiz de dışarı çıkabilirim, programlar yapabilir, arkadaşlarımla buluşabilirim; ama seninle olursam bu zamanın daha güzel geçeceğini düşünüyorum.” Beklentilerden bahsetmekten, birlikte gelecek planları yapmaktan ve onun fazla üzerine gitmekten kesinlikle kaçınmalısınız. Kendi hayatınızın onsuz da gittiğini görünce o zaten size dönecektir. Çapkın sevgili Onunla gittiğiniz her davet, yaptığınız her program tamamen stres dolu mu geçiyor? Çünkü ortamdaki her kadınla flört ediyor veya hemen her kadına fazla yakın davranıyor. Yakınlaştığı kadınların onu beğeniyor olması onu iyice havaya sokuyor. Bütün bu durumlar da haliyle sizi çileden çıkarıyor. Size acı çektiren çapkın sevgili, en tehlikeli erkek modelidir. Peki çapkın sevgiliyle nasıl başa çıkılır? Ona bu çapkınlık özelliğini bir suçmuş gibi yansıtmayın. Sadece sınırların ne olması gerektiği konusunda onunla konuşun. Açık görüşlü olmanız ve bu durumdan rahatsız olduğunuzu; kadınlarla elbet konuşabileceğini ama flört durumuna geçmesinin ilişkinizi zedelediğini söylemeniz doğru olacaktır. Bu konuşmaya rağmen çapkınlıklarını sürdürüyorsa, karar size kalmıştır… Pudra.com | Kadınlar için hangi erkek modeli tehlikelidir? İşte kadınların gözüyle tehlikeli erkek modelleri; |
Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri Turan Çolakkadı ve Olcay Seçkin, dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ile makamında yaklaşık iki saat görüştü. Turan Çolakkadı, gazetecilerin " Balyoz Güvenlik Harekat Planı" ile ilgili sorular üzerine "Araştırma safhasında. Şu anda belgeleri inceliyoruz" dedi. Başsavcı Vekilleri Turan Çolakkadı ile Olcay Seçkin, dün saat 15.40'ta Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi'ne geldi. Gazetecilerin geliş sebebiyle ilgili soruları üzerine Turan Çolakkadı, Başsavcı Aykut Cengiz Engin'in çağrısı üzerine geldiklerini, konuyu kendisinin de bilmediğini söyledi. Başsavcı Engin ile yaklaşık iki saat makamında görüşen Başsavcı Vekillerinden Olcay Seçkin gazetecileri görünce adliyenin arka kapısından çıktı. Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ise gazetecilerin soruları üzerine, "Mutat görüşmelerimiz. Tabii Taraf gazetesindeki haberi de görüştük" dedi. Çolakkadı, "Balyoz Planı ile ilgili soruşturma açıldı mı?" sorusuna, "Araştırma safhasında, inceliyoruz" diye yanıt verdi. Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu'nun "Balyoz Güvenlik Harekat Planı" ile ilgili belgeleri savcılığa teslim ettiğini de doğrulayan Çolakkadı, görevlendirilen savcılarının adlarının sorulması üzerine de "Gazetede çıkan haberlerle ilgili ön inceleme yapıyoruz. Daha sonra soruşturma evresine geçebiliriz. Şu anda belgeleri incelemeden bir şey diyemiyoruz. Şimdilik isim vermeyelim, sonra açıklarız" diye konuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ise "Başsavcı Vekillerimizle doğal rutin görüşmelerimizden birini yaptık'' derken " Balyoz Güvenlik Hareket Planı" ile ilişkin soruları yanıtsız bıraktı. | "Balyoz Güvenlik Harekat Planı" İstanbul Başsavcılığı'nda. Başsavcı Vekili Çolakkadı, belgelerin incelendiğini açıkladı. |
Muş'un Bulanık ilçesinde, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılmasını bahane eden gurubun 15 Aralık 2009'daki gösterisinde, silahla 2 kişiyi öldürdüğü ve 10 kişiyi yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan 2 kişi hakkında 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Muş Cumhuriyet Savcılığının, sanıklar Turan ve kardeşi Metin Bilen hakkında hazırladığı iddianame, Muş Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İddianamede, sanıklar Bilen kardeşlerin, "Haksız Tahrik Altında Kasten Adam Öldürme ve Kasten Nitelikli Yaralama", "Meşru Savunma Kapsamında Adam Öldürme ve Kasten Birden Çok Kişiyi Nitelikli Yaralama" ve "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarından 12'den 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Davanın ilk duruşmasının, 9 Şubatta Muş Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verildiği belirtildi. Muş'un Bulanık ilçesinde 15 Aralık 2009'da, DTP'nin kapatılmasını bahane eden bir grubun gösterisinde çıkan olaylarda, Kemal Ağcan ile Necmi Oral hayatını kaybetmiş, 10 kişi yaralanmıştı. | DTP'nin kapatılmasını protesto gösterileri sırasında çıkan olaylarda ölen iki kişiyle ilgili iddianame hazırlandı. |
Yolsuzlukla mücadelede yeni dönem başlıyor. Türkiye, siyasi partilerin harcamalarından mal bildirimine, kolluk kuvvetlerine yolsuzluk eğitimine kadar birçok yeni uygulama ile tanışacak. Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Toplantıda, e-Devlet hizmetinin hızlandırılmasının ele alındığını kaydeden Çiçek, çağın iletişim, bilgi ve elektronik çağı olduğunu bunların devlet hayatına ve yapılan hizmetlere yansıması gerektiğini söyledi. Bu alanda son 7 yıl içinde önemli çabalar sarf edildiğini kaydeden Çiçek, e-Devlete geçme yolunda gerçekleştirilen hizmetlerden örnekler verdi. Bunların daha etkin ve verimli şekilde sürdürülebilmesi, kağıt üzerinde yapılan bazı işlemlerin elektronik ortama aktarılabilmesi ve bu alanda mevzuatta karşılaşılan kısıtlayıcı yükümlerin ortadan kaldırılabilmesi bakımından 28 kanunda değişiklik yapan yasa tasarısının Bakanlar Kurulu toplantısında kabul edildiğini bildiren Çiçek, ''TBMM sevk etmiş olacağız. Dolayısıyla bu tasarının da yasalaşmış olması halinde bu alandaki hizmetlerin daha hızlı bir şekilde sürdürülebilmesi, vatandaşa hizmetlerin daha kolay gitmesi açısından sayısız faydalar getirecektir'' diye konuştu. AB İÇİN GEREKLİ ADIMLAR İkinci olarak AB konusunun ele alındığını belirten Çiçek, ''Avrupa Birliği bildiğiniz gibi gündemimizde olan bir konudur, gündemimizde olmaya da devam edecek. Biz Avrupa Birliği meselesini gerçekten önemsiyoruz'' dedi. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın sivil toplum kuruluşlarıyla yakın bir çalışma içinde olduğunu ve Bakanlar Kuruluna her hafta gelişmelere ilişkin bilgi verdiğini aktaran Çiçek, ''Ancak bütün bu çabalara rağmen Avrupa Birliğini önemseyen bazı sivil toplum kuruluşlarımızın bile bu çalışmalardan yeteri kadar haberdar olmadığı ya da yakinen takip etmedikleri gibi de bir kanaatimiz var. Tabiatıyla hem onlar bizi iyi takip etsin hem de biz onlara daha fazla bilgi verelim. değerlendirmeler yapılırken de bu bilgi çerçevesinde yapılmış olsun...'' ifadesini kullandı. YOLSUZLUKLA MÜCADELE Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiye'de saydamlığın artırılması ve yolsuzlukla mücadelenin güçlendirilmesiyle ilgili stratejinin benimsendiğini söyledi. 4 Aralık 2009 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bir genelge çıkarıldığını, Başbakanlık Teftiş Kurulu sekreteryasının başkanlığında 2010-2014 yıllarını kapsayan bir strateji çalışmasını uzunca bir süre yürüttüklerini anlatan Çiçek, ''Bu genelge ile benim başkanlığımda Adalet, İçişleri, Maliye ve Çalışma bakanlarından oluşan bir komisyon ve yine bu bakanlıkların ve gündemdeki konuyla ilgili olarak da sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılacağı bir yürütme kurulu oluşturulmaktadır" dedi. Çiçek, "Böylece saydamlığın artırılması ve yolsuzlukla mücadelenin güçlendirilmesi konusu 2010'dan itibaren daha kararlı bir şekilde sürdürülmüş olacaktır. Esasen, bu bizim kamuoyuna olan taahhüdümüzdür. 58, 59 ve 60. hükümet programlarında bu var. Ayrıca Türkiye'nin açıkladığı ulusal programda bu var. 2002'den bu tarafa biz bu konuda çok önemli çalışmalar yaptık. Esasen önemli mesafeler de alındı. Bu konu ilk defa hükümetin gündemine geliyor değil' değerlendirmesinde bulundu. Hükümetin, bu alanda 2002 yılından bu yana 17 yasal düzenleme yaptığını ayrıca, bu konuya hassasiyet gösteren bütün ülkelerin kabul ettiği 7 uluslararası sözleşmeyi de onayladıklarını anlatan Çiçek, saydamlığın artırılması ve yolsuzlukla mücadele başlığını doğrudan taşımasa bile bu alana hizmet eden birçok düzenlemenin de hayata geçirildiğini söyledi. Çiçek, bu kapsamda yapılan düzenlemelerden örnekler verdi. Çiçek, ''Türkiye'nin bu çabaları, gayretleri, çıkardığı yasalar bu konudaki kararlılığımız belli ölçüde teyit eden ortaya koyan önemli tespitlerdir. Şimdi bu stratejiyle birlikte 3 alanda daha etkin bir çalışma yapacağız'' dedi. "YOLSUZLUKLA MÜCADELE MEVSİMLİK İŞ DEĞİLDİR" Yürütme Kurulunun 3 ay içerisinde bu konulara ilişkin ayrıntılı bir eylem planı çıkaracağını, önlem alınması kapsamında birincil ve ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılacağını, kısa, orta ve uzun vadeli olarak mevzuatın güncelleştirileceğini belirten Çiçek, bu konuda beklentileri karşılayacak bir kısım tedbirlerin alınması gerektiğini kaydetti. Alınan bu tedbirlerin belli bir müeyyideye bağlanması gerektiğini ifade eden Çiçek, bu yönde yapılacak bazı düzenlemeler olabileceğini, bunların sadece cezaların artırılmasından ibaret olmadığını, o da dahil olmak üzere alınması gereken tedbirlerin üç aylık süre içinde değerlendireceklerini kaydetti. Çiçek, bu tedbirler kapsamında anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılacağını bildirdi. Çiçek, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin şu "Yolsuzlukla mücadele bir mevsimlik iş değildir, üç ay, dört ay, beş ay... 'Yaz mevsiminde yapacağız, kış mevsiminde bu işi bırakacağız'... Mevsimlik bir konu değil, mevsimlik bir mücadele değil. Her zaman her ülkenin, gelişmiş ülkelerin de dahil gündemindedir. Bizim de daima gündemimizdedir ve gündemimizde olmaya devam etmelidir. Bununla ilgili tek bir tedbirin alınması yeterli değildir. Onun için bir çok tedbirin eş zamanlı olarak devreye konulması, alınmış tedbirlerin güncelleştirilmesi, ihtiyaca göre de yeni tedbirlerin alınması gerekmektedir'' değerlendirmesinde bulundu. "TÜRKİYE'NİN İMAJI AÇISINDAN ÖNEMLİ" Yolsuzlukla mücadeleyle saydamlığın artırılmasının sadece bir kurumun ya da bir heyetin meselesi olmadığını vurgulayan Çiçek, ''Sizler bizler de dahil olmak üzere tüm vatandaşlarımızın, toplumun tüm kesimlerinin özellikle sivil toplum örgütlerinin, bu konuda topyekun bir çabanın, bir gayretin, bir işbirliğinin içerisine girmemizde fayda vardır. Çünkü bu konu Türkiye için fevkalade önemlidir ve hayatidir. Türkiye'nin imajı bakımından önemlidir" dedi. Bu konuya ilişkin değerlendirmelerin sık sık yapılacağını ifade eden Çiçek, detaylara yönelik eylem planını önümüzdeki günlerde paylaşacağını kaydetti. | Bakanlar Kurulu, Yolsuzlukla Mücadele Eylem Planı'nı kabul etti. Yeni yol haritası hayata geçirilecek. |
Kocaeli’nin Kartepe İlçesi’nde geçen Pazar günü meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren 28 yaşındaki Cenan Bal’ın sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’a, kazadan bir gün önce “Seni seven öldü başın sağolsun” diye not bıraktığı öğrenildi. Kartepe İlçesi Acısu Mevkii’nde geçen Pazar günü Nuri Çıkmış’ın kullandığı 41 NC 970 plakalı otomobil ile Cenan Bal yönetimindeki 41 E 0569 plakalı otomobil karşılıklı çarpışmıştı. Kazada Cenan Bal yaşamını yitirirken, otomobillerdeki 7 kişi de yaralanmıştı. Kazada yaşamını yitiren Cenan Bal’ın sosyal paylaşım sitesi Facebook’a öleceği adeta içine doğmuş gibi bir not bırakması sevenlerini üzdü. Cenan Bal, ölümünden bir gün önce kişisel paylaşım sitesi facebook'a şu notu yazmış: “Ben seni Allah’a havale ediyorum. Ama şunu unutma ki, bir gün gelecek sen de deliler gibi birisini seveceksin. Benim seni sevdiğim gibi seveceksin ama benim seni sevdiğim gibi asla sevilmeyeceksin. Seni seven öldü haberin olsun... Seni seven öldü başın sağolsun.” Cenan Bal’ın yine 15 Aralık'ta da “Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim” yazısını yazmış. Cenan Bal'ın kişisel paylaşım sitesi ise yakınları ve arkadaşları tarafından taziye mesajlarıyla doldu. Ayrıca Cenan Bal'ın kazada yaralanan 11 yaşındaki yeğeni Ahmet Uğur Kuvancı da “Bu haber yalan. Dayım yaşıyor. Ben dayımın yanından geliyorum” yazılı bir notu bıraktığı görüldü. | Evet aynen böyle oldu! Ölmeden önce öldüğünü Facebook'a yazdı. Bu küçük nottan bir gün sonra kazada öldü. |
Taraf'ın iki gündür Türkiye gündemini meşgul eden darbe planı haberi Fatih Atlaylı'yı da kızdırdı. Balyoz'da "işbirlikçi gazeteci" listesinde gören Atlaylı, kendi köşesinden cevap vermedi ancak Habertürk'de yayınlanan bir haberle resmi olarak yalanlandı. İşte habertürk.com'da yer alan Altaylı haberi; "Taraf gazetesinde yayınlanan haberde AK Parti’yi devirme amaçlı olarak 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen darbe planları kapsamında işbirliği yapılacak gazeteciler listesi de yayınlandı. Bu listede 137 gazeteci arasında 2003 yılında Hürriyet gazetesi yazarı olarak Fatih Altaylı’nın da ismi yer alıyor. İşte büyük saçmalık da burada başlıyor. Çünkü 2003 yılında Ak Parti’nin demokratik meşruiyetine değer verilmesi ve ülkeyi yönetme hakkına saygı duyulması gerektiği yönünde Merkez Medya’da yazılar kaleme alan, bu yönde görüş açıklayan en önemli kalem Fatih Altaylı’ydı. Altaylı’nın o dönemde yazdığı bu içerikteki yazılar arşivlerde duruyor. Ve bu demokratik tutumu nedeniyle Fatih Altaylı’ya yöneltilen suçlamalar da gazete sayfalarındaki yerlerini muhafaza ediyor. 2003 yılında Ak Parti’nin ülkeyi yönetme hakkını ve demokratik meşruiyetini savunan Fatih Altaylı’nın isminin Ak Parti'yi devirmeyi amaçladığı iddia edilen bir plan çerçevesinde işbirliği yapılacak gazeteciler arasında yer alması da bu nedenle açıklanamaz büyük bir saçmalık olarak kayıtlara geçiyor." | İsmini darbecilerin işbirlikçi gazeteci listesinde gören Altaylı, Habertürk aracılığıyla yine bir haberle böyle savundu. |
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile görüşmek isteyen Çayırova ilçesi Şekerpınar bölgesindeki arazi sahipleri ile çevik kuvvet arasında arbede çıktı. Arazi sahipleri, Başkan Karaosmanoğlu'nun ret cevabına rağmen görüşmekte ısrar edince polis engeli ile karşılaştı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gebze hizmet binasına girmek isteyen kalabalığa izin vermeyen polis, 4 kişiyi de gözaltına aldı. Kocaeli'nin Çayırova İlçesi'nde yıllar önce köy tüzel kişiliği kanununa göre dağıtılan araziler için gerekli yasal koşulları yerine getirmedikleri gerekçesiyle mahkemeye verilen Şekerpınarlılar, sorunları Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile görüşmek için Gebze Hizmet Binası önüne geldi. Başkan Karaosmanoğlu ile görüşmek isteyen vatandaşlar, istekleri kabul edilmeyince bekleyişlerini sürdürdü. Gebze Emniyet Müdürü Şefkat Karayiğit, yaklaşık 250 kişilik kalabalığın dağılması konusunda uyarılarda bulundu. Karabulut, yolun kapatıldığı ve konunun mahkemeye aksettiğini kaydederek grubun dağılmasını istedi. Kalabalığın uyarılara aldırmaması üzerine çevik kuvvet ekipleri kalabalığı dağıttı. Polisin müdahalesi sırasında yaşanan arbedede aralarında Çayırova Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Necati Apaydın'ın da bulunduğu 4 kişi gözaltına alındı. Eylemci vatandaşlar, "Biz hakkımızı savunuyoruz. Bunun için polis bize engel oluyor. Biz hakkımızı istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz." diyerek polisin müdahalesine tepki gösterdi. | Kocaeli'ndeki arazi anlaşmazlığı bu kez karakolda bitti! Belediye önüne gelen arazi sahipleri, polisle tartışınca olanlar oldu. |
Azerbaycan, bir internet sitesinde Dağlık Karabağ ve Nahçıvan'ın Ermenistan sınırları içinde gösterilmesi üzerine Mısır'a nota verecek. Büyükelçisi Faik Bagirov, protesto notasının Mısır Dışişleri Bakanlığı, Enformasyon Bakanlığı ile İletişim ve Teknoloji bakanlıklarına gönderileceğini belirtti. Bagirov, Azeri toprakları Dağlık Karabağ ve Nahçıvan'ın Ermenistan toprağı gibi gösterildiğini ifade eden Bagirov, aynı notanın haritayı yayınlayan siteye gönderileceğini de vurguladı. Moheet adlı Arap dünyasının önde gelen internet sitesi, Azerbaycan'daki Mısır kültür günleri ile ilgili yayınladığı haberde iki ülke ilişkilerinin kültürel faaliyetlerle daha da artacağını belirtmiş ve tepki çeken haritayı da haberle birlikte yayınlamıştı. Son yıllarda iki ülke ilişkilerinde büyük bir gelişme yaşanırken, karşılıklı ziyaretlerle bu dostluk pekiştirilmişti. Azeri turistlerin tercih ettiği ülkelerin başında gelen Mısır da Azerbaycan'ı Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ulaşmak için önemli bir köprü olarak değerlendiriyor. | Mısır, Nahçıvan'ı Ermeni toprağı olarak gösterdi ortalık karıştı. Azerbaycan, Mısır'a nota vermeye hazırlanıyor. |
Balyoz Darbe Planı'nı hazırlattığı iddia edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, basın mensuplarını görünce yolunu değiştirdi. Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Taraf gazetesinin gündeme getirdiği iddiaları cevaplamak üzere Habertürk televizyonunda canlı yayına katıldı. Çetin Doğan'ın canlı yayına katıldığı haberini alan gazete ve televizyon muhabirleri, Habertürk önüne geldi. Bir süre lobide bekleyen gazeteciler, daha sonra yukarılardan geldiği belirtilen ikaz üzerine güvenlik amiri tarafından bahçenin dışına çıkarıldı. Canlı yayının tamamlanmasının ardından televizyon binası önünde hareketlilik yaşandı. Çetin Doğan'ın ön kapıdan çıkmasını bekleyen gazeteciler, bina girişinde Doğan'ı gördü ancak soru soramadı. Kendisini bekleyen çok sayıda gazeteci olmasına rağmen Doğan, Show TV ekibi ile bina içinde, giriş bölümünde röportaj yaptı. Çetin Doğan, röportajının ardından yolunu değiştirdi. Otopark bölümüne geçerek buradan çıktığı tahmin edilen Doğan'a gazeteci Yiğit Bulut'un eşlik ettiği görüldü. | Çetin Doğan'ın TV'de olduğunu duyan gazeteciler, Habertürk'e gitti ancak hiç beklemedikleri birşey oldu. |
Opel Üst Yöneticisi (CEO) Nick Reilly düzenlediği basın toplantısında, Belçika'nın Anvers kentindeki Opel fabrikasını kapatacaklarını, 2 bin 600'ü bu fabrika, 4 bini Almanya'da olmak üzere Avrupa'da 8 bin 300 çalışanı işten çıkaracaklarını söyledi. Şu anda başka fabrika kapatma planları olmadığını belirten Reilly, ''para kaybediyoruz ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız. Opel'in çalışmaya devam etmesi ve sürdürülebilir bir geleceği sahip olması için bu tip kararlar almak zorundayız'' dedi. Reilly, ekonomik krizin anlamının, Avrupa'da, ''bu yıl geçen yıla göre 1,5 milyon adet ve 2007 yılına göre ise 4 milyon adet daha az araç satacakları'' olduğunu ifade etti. Bu arada Opel'in Anvers kentindeki fabrikasının kapatılmasına çalışanlar tepki gösterdi. Anvers'teki otomotiv işçileri sendikasının sözcüsü Werner Dillen, ''Bazıları ağladı, bazıları en azından bizim durumumuz ne olacak, geleceğimiz ne olacak bilelim dediler'' diye konuştu. Ahmed Teghmas adlı işçi de, bütün çalışanların bu karar nedeniyle kızgın olduklarını, yönetimin sendikaya sadece muhtemel bir kapatmadan bahsettiklerini belirtti. Teghmas, ''Üretimin sürmesi için oyun oynuyorlar'' dedi. Eddy Quirynen, ''55 yaşındayım. Ben şimdi ne yapacağım?'' diyerek, fabrikanın kapanmasına tepkisini dile getirdi. Avrupa kanadı Opel ve Vauxhall'ı satmaktan vazgeçen GM, 2005 ve 2008 yılları arasında 88 milyar dolar zarar etmiş ve diğer ABD'li otomotiv şirketi Chrysler ile geçen yıl iflas korumaya başvurmuştu. Her iki şirket ABD hükümetinden yardım almıştı. GM'ye bağlı Opel ve Vauxhall'ın Avrupa'da faaliyet gösterdiği ülkeler ve istihdam sayısı şöyle: ÜLKE İSTİHDAM ------- --------- ALMANYA 24,300 BELÇİKA 2,600 İNGİLTERE 4,700 AVUSTURYA 1,700 POLONYA 3,400 İSPANYA 6,900 MACARİSTAN 700 DİĞER 3,700 TOPLAM: 48,000 Opel ve Vauxhall'ın Avrupa'da çeşitli modelleri, yedek parça, motor ve şanzıman üretiminin yapıldığı fabrikaların bulunduğu yerler ise şöyle: FABRİKA MODEL -------- ------ BOCHUM (Almanya) Astra, Zafira EISENACH (Almanya) Corsa KAISERSLAUTERN (Almanya) Yedek parça, motor RUESSELSHEIM (Almanya) Insignia modeli, şanzıman ANVERS (Belçika) Astra ELLESMERE PORT (İngiltere) Astra LUTON (İngiltere) Vivaro ZARAGOZA (İspanya) Corsa, Meriva, Combo GLIWICE (Polonya) Astra, Zafira ASPERN (Avusturya) Motor, şanzıman ST. GOTTHARD (Macaristan) Motor, şanzıman | ABD'li otomotiv şirketi General Motors'a bağlı Opel, Avrupa'da 8,300 çalışanın işine son veriyor. |
Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri alınan bir ihbarı değerlendirerek fuhuş yapıldığı iddia edilen bir otele operasyon yaptı. Baskında yabancı uyruklu bir bayan ile fuhuş müşterisi olduğunu beyan eden bir erkek şahıs ve fuhşa yer temin ettikleri tespit edilen 3 şahıs olmak üzere toplam 5 şahıs gözaltına alındı. Yakalanan şahıslardan 3'ü Emniyet Müdürlüğü'nde alınan ifadelerinin ardından 'Fuhşa yer temin etmek' suçundan adli makamlara sevk edildi. Ayrıca, fuhuş yapan bayan ve fuhuş müşterisi olan erkek şahıs sağlık yönünden muayeneleri için ilgili sağlık kuruluşuna sevk edildi. | Gaziantep'te bir otele yapılan fuhuş baskınında 3 kişi gözaltına alındı. |
Trabzonspor Yönetim Kurulu'nun transferini dondurduğunu açıklamasına karşın bordo-mavili taraftarlar Fatih Tekke'nin alınmasındaki isteklerini sürdürüyorlar. www.haber61.net adlı internet sitesinin bugün düzenlediği ve kısa süre içinde 5 bini aşkın kişinin oy kullandığı ankete katılanların yüzde 58'i Trabzonspor yönetiminin Fatih Tekke'yi bu trasfer dönemi içinde almasını istiyor. ''Fatih Tekke'nin bonservis bedeli ödenerek hemen gelsin'', ''bonservis bedelsiz 6 ay sonra gelsin'' ve ''hiç gelmesin'' seçeneklerinin bulunduğu ankette, şu ana dek 5 bin 339 kişi oy kullandı. Ankete katılanların yüzde 57.74'ü (3083 kişi) ''bonservis bedeli ödenerek hemen gelsin'' yönünde oy kullanırken, yüzde 20,23'ü (1080 kişi) ''bonservis bedelsiz olarak 6 ay sonra gelsin'' seçeneğini işaretledi. Yüzde 22.03'ü ise (1176 kişi) ''hiç gelmesin'' yanıtını verdi. Bu arada, Trabzon'da yayın yapan ''www.medyetrabzon.com'' adlı internet sitesi ise ''Fatih Tekke olayında kim hatalı'' şeklinde bir anket düzenledi. Ankete katılan 761 kişiden yüzde 69'u (526 kişi) Trabzonspor yönetimini hatalı bulurken, yüzde 30.88'u (235 kişi) Fatih Tekke'nin hatalı olduğu yönünde oy kullandı. | Tekke transferini donduran yönetime baskılar artıyor. Taraftar, Fatih Tekke'nin alınmasındaki isteklerini sürdürüyorlar. |
4 Eylül Stadı'nda basına ve taraftara açık olarak teknik direktör Muhsin Ertuğral yönetiminde gerçekleşen idmanı, Sivas Valisi Ali Kolat da Sivasspor İkinci Başkanı Erdal Sarılar, Basın Sözcüsü Fikret Ünsal ve yöneticilerle birlikte protokol tribününden izledi. Taraftarların da ilgi gösterdiği idman, yaklaşık 1,5 saat sürdü. Isınma hareketlerinin ardından futbolcuların 2'şerli gruplar halinde topla çalıştığı antrenman, oyunsal formla devam etti. İsabetli pas yapmaya ve hızlı futbol oynamaya yönelik bu çalışmanın ardından kanat varyasyonları ve gol çalışmasıyla süren idman, çift kale maçla sona erdi. Çift kale maçta, sakatlıktan kurtulan golcü oyuncu Mehmet Yıldız da forma giydi. YENİ TRANSFER KEİTA, TAKIMLA BİRLİKTE İDMANA ÇIKTI Sivasspor'un yeni transferi Souleymane Keita, takımla birlikte ilk idmanına çıktı. Katar'ın Al Arabi takımından transfer edilen Malili orta saha oyuncusu Keita, ilgi odağı oldu. Keita'nın yanı sıra yeni transfer Nabil Taider, Elrio Van Heerden, Lucien Aubey, Harun Toprak ve Ahmet Aras'ı dikkatle izleyen taraftarlar, bu oyuncuları alkışladı. İdman sonrası, teknik direktör Muhsin Ertuğral, yeni transferlerle basın mensuplarına poz verdi. Dizinden ameliyat olduktan sonra tedavisi devam eden Sedat Bayrak'ın da izlediği antrenmanda, Afrika Uluslar Kupası'nda mücadele eden Gabon Milli Takımı oyuncusu Bruno Zita Mbanangoye, sakatlığı devam eden İbrahim Şahin ve süresiz kadro dışı bırakılan Hayrettin Yerlikaya yer almadı. ERTUĞRAL, BASIN MENSUPLARININ SORULARINI YANITLADI [PAGE] Antrenman sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan teknik direktör Muhsin Ertuğral, yeni transferlerin katılmasıyla kadronun toparlandığını, ekibi tamamladıklarını belirterek, ''Bundan sonra artık bütün iş sahada arkadaşlarımıza kalıyor, puanları almak, iyi top oynamak gerekiyor. Zannediyorum iyi yoldayız'' dedi. Trabzonspor maçı öncesinde Sedat Bayrak ve İbrahim Şahin'in sakatlıklarının bulunduğunu ifade eden Ertuğral, yeni transferlerden stoper Lucien Aubey'in lisansının bu zorlu maça yetişmesini temenni etti. Lucien'in oynamasının organizasyon açısından iyi olacağını belirten Ertuğral, Keita'ya da şans vermeyi düşündüğünü, ancak lisansının bu maça yetişmeyeceğini söyledi. Ertuğral, Keita'nın lisansının Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Bursaspor maçına yetişeceğini kaydetti. Trabzonspor maçından iyi bir skorla ayrılmak istediklerini anlatan Ertuğral, ''Çok zor bir deplasman ama en iyi savunma ataktır, öne çıkmak, basmaktır. Dolayısıyla biz onu düşünüyoruz, çünkü ona göre futbolcularımız da var'' dedi. Sakatlığı bulunan Sedat Bayrak'ın Türkiye liglerinin en iyi stoperlerinden biri olduğunu, Sedat'ın eksikliğinin kendileri açısından üzücü olduğunu belirten Ertuğral, ''Ancak yapacak bir şey yok. Şimdi Murat yerini aldı, inşallah Lucien hazır olur. Yasin de sarı kart cezası nedeniyle yok. Dolayısıyla genç Ferhat oynayacak, zannediyorum görevini yerine getirecek. Çünkü istekli, arzulu bir arkadaşımız. Yani çıkacağız oynayacağız'' diye konuştu. ''ÇOK İYİ YOLDA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM'' Sezonun ikinci yarısında iyi futbolu düşünen bir Sivasspor seyrettireceklerini ifade eden Ertuğral, ''Gördüğünüz gibi idmanlarda hep ayağa pas, çabuk ve canlı futbol istiyoruz. Çok çabuk kenarlardan dikine çıkan bir takım oluşturmak istiyoruz. Pas hatası yüzdemiz bence şu anda çok fazla'' dedi. Çok iyi yolda olduklarını anlatan Ertuğral, ''Yenilerin gelmesiyle herkese moral geldi. Dolayısıyla Sivasspor iyi futbol oynayacak'' ifadelerini kullandı. İyi futbolun yanı sıra puan almanın önemli olduğuna dikkati çeken Muhsin Ertuğral, alt sıralarda bulunan takımlardan iyi futbol beklememek gerektiğini belirterek, ''Biz 40 puanı hedefledik, onu da alacağız diye düşünüyorum'' dedi. KADRO DIŞI BIRAKILAN HAYRETTİN'İN DURUMU Giresunspor maçının devre arasındaki hareketleri dolayısıyla süresiz kadro dışı bırakılan Hayrettin Yerlikaya'nın durumunun sorulması üzerine Ertuğral, tecrübeli oyuncunun yönetim, teknik heyet ve taraftarlardan özür dilediğini bildiğini, ancak kendisi ile yüz yüze görüşmeyi beklediğini ifade ederek, ''Kendisini bekliyoruz, önce bizden yüz yüze bir özür dilesin'' dedi. Hayrettin'e son haftalarda çok ilgi gösterdiğini anlatan Ertuğral, kadro dışı bırakılmasına herkesten önce kendisinin üzüldüğünü belirterek, ''Çünkü ona çok yakın bir tavrım vardı. Dolayısıyla şu anda bir açıklama yapmak istemiyorum, artık önümüzdeki günlere bakacağız'' diye konuştu. MUHTEMEL ONBİR Trabzonspor maçı hazırlıklarını yarın kulüp tesislerinde yapacağı antrenmanla sürdürecek olan kırmızı-beyazlı ekip, maç için Cumartesi günü karayoluyla Trabzon'a gidecek. Sivasspor'un Trabzonspor karşısına, Akın (Petkoviç), Abdurrahman, Murat Sözgelmez, Lucien Aubey, Ferhat Bıkmaz, İbrahim Dağaşan, Nabil Taider, Musa, Erman, Elrio, Kamanan onbiri ile çıkması bekleniyor. Bu arada, yeni transferlerden Rahman Soyudoğru'nun şu anda Almanya'da tedavi gördüğü, bu ay sonunda takıma dahil olacağı belirtildi. | Sivasspor, ligde Trabzonspor ile hafta sonu deplasmanda oynayacağı maçın hazırlıklarını yaptığı idmanla sürdürdü. |
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasını değerlendirme fırsatını bulamadığını söyledi. Çiçek, "iktidarları vatandaşın iradesi belirler. Bunu dışında hiçbir çabayı kabul etmemiz mümkün değil. Bu çağda bundan farklı çabalar çağ dışı çabalardır" dedi. İşte Çiçek’in Bakanlar Kurulu sonrası bir açıklamalarından satır başları: - Benim başkanlığımda Adalet, İçişleri ve Maliye bakanlıklarından oluşan bir komisyon ve STÖ’lerin katılacağı bir yürütme kurulu oluşturulmaktadır. Böylelikle saydamlığın arttırılması ve yolsuzlukla mücadelenin daha kararlı sürdürülmesi hedeflenmektedir. - En büyük yolsuzluk alanlarından biri olarak zikredilen akaryakıt kaçakçılığı. Bu önemli bir konuydu. Burada marker uygulaması ve mevzuatın basitleştirilmesini gündeme getirdik. 3 alanda daha, daha etkin çalışma yapacağız. Bunlardan ilki önlemeye yönelik tedbirlerdir. Bunların içinde birincil ve ikincil mevzuat düzenlemeleri olacaktır. İkincisi alınan bu tedbirlerin belli bir müeyyideye bağlanması lazım. Önlemeye yönelik tedbirler içinde anayasal ve yasal düzenlemeler yapılacaktır. Üçüncüsü yolsuzlukla mücadele bir mevsimlik iş değildir. Yazın yapıp kışın bırakacak değiliz. Birçok tedbirin eşzamanlı ortaya konulması ihtiyaca göre yeni tedbirlerin konulması gerekir. Toplumun her kesiminde bu konuda bir işbirliğine girmemiz gerekir. Bu alanda özel ve kamu sektörünün, teker teker vatandaşların ve STÖ’lerin çaba ve gayret içinde olması gerekir. SORU & CEVAP SORU: Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklama sizi tatmin etti mi? Toplantıdan yeni çıktığım için değerlendirme şansım olmadı. Türkiye demokratik bir ülkedir. Eksiği olabilir. Ama demokrasi bir temel tercihtir. Hedefimiz Türkiye’de demokrasiyi daha da kurumsallaştırmaktır. Bunun da yolu iktidarları vatandaşın iradesi belirler. Bunu dışında hiçbir çabayı kabul etmemiz mümkün değil. Bu çağda bundan farklı çabalar çağ dışı çabalardır. Türkiye’de hukuk işliyor, işleyecektir. Bunları değerlendirmesi gereken makamlar bunları değerlendirecektir. Hiçbir organ kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamaz. İlgili bakan arkadaşımız bunu değerlendirir. Biz bugüne kadar Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda birçok karar aldık. SORU: Milletvekilliği dokunulmazlığı konusunda değişiklik olacak mı? Milletvekillerini yolsuzluk yapan insanlar olarak algılamak büyük haksızlık. Bin defa ifade ettik. Milletvekilliği dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığıdır. Yasama görevi bittiği zaman o kişinin dokunulmazlığım da sona eriyor. 2002 ‘de 55 kişi dışında millet milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırdı. Sonuçta ne oldu gördük. Yolsuzluk denince akla milletvekilinin gelir olması fevkalade rahatsız edici bir durumdur. Kim yanlış yapıyorsa bunun hesabını vermelidir. Anayasa başta olmak üzere gerekiyorsa bunları hepsi değişebilir. Anayasa değişsin diyoruz. Ama bakın bir tanesi hiç yokuz diyor. ERMENİ PROTOKOLÜ KONUSU Bugün bir değerlendirme yapmadık. Dışişleri Bakanlığımız bir açıklama yaptı. Ermenistan bu protokollerin fayda getireceğine inanıyorsa ve samimiyse bu yönde bir açıklama yapmalı. | Bakanlar Kurulu akşam saatlerinde sona erdi. Hükümet Sözcüsü Çiçek, darbe planını değerlendirdi. İşte o sözler; |
Rize'nin İkizdere İlçesi Cimil Vadisi'nde yapımı planlanan 2 hidroelektrik santrali (HES) için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısına katılmayan yöre halkı, salon dışında protesto gösterisi düzenledi. Gösteride vatandaşlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın elleri arasında HES'lerin yapımına yönelik eleştiri yazılarının yer aldığı posterlerini taşıdı. İkizdere İlçesi'nin Başköy, Ortaköy ve Yetimhoca köylerinin bulunduğu Cimil Vadisi'ndeki Cimil Deresi üzerine Hilal Enerji firması tarafından 75 megavatlık iki HES yapımı için çalışma başlatıldı. Üretim lisansı alan firma, ÇED raporu için İkizdere Nuran- Hasan Ekşi Kültür Merkezi'nde toplantı düzenledi. İl Çevre ve Orman Müdürü Sabit Kandemir ile şirket yetkililerinin hazır bulunduğu toplantıya köylüler katılmadı. Polisin güvenlik önlemi aldığı Kültür Merkezi önüne toplanan köylüler, çevreye 'Başbakanum neresun, memleketine sahip çıkasun' ve 'Cimil vadisi HES'lerle ölmesin' yazıları astı. Toplantı, köylüler katılmadığı için tutanak düzenlenmesinin ardından başlamadan bitti, yetkililer de ilçeden ayrıldı. ERDOĞAN'I PROTESTO GÖSTERİLERİ Kültür Merkezi önünde toplanan yaklaşık 200 kişi, üzerlerinde HES'lerin yapımına yönelik eleştiri yazılarının yer aldığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın posterlerini taşıdı. Başbakan'ın posterlerinde, 'Büyük düşündük. HES'leri istemiyoruz', 'Alabalık diyarına HES zulmü', 'Neneme, dedeme, dereme dokunma' gibi yazılar dikkat çekti. Kimi protestocular Başbakan'ın posterlerini omuzuna alırken, kimileri de 'Vadime dokunma', 'HES'lere hayır' gibi sloganlar attı. Bir vatandaş da, Başbakan Erdoğan'ın maketini, 'Kerata seni' diyerek öptü. "PARAGÖZ ŞİRKET PARA KAZANACAK DİYE" Renkli görüntülerin yaşandığı protesto gösterisine Cimil Köyleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Nuri Özer ile İkizdere eski Belediye Başkanı Ayhan Biberoğlu da destek verdi. Grup adına konuşan dernek sözcüsü Alaatin Demirci, HES'lere karşı uzun süredir bilinçli bir mücadele verdiklerini belirterek şunları söyledi: "Biz bu ülkeye herkesten çok sevdalıyız. Dünyanın en kıymetli 200 vadisinden biri sayılan şu güzelim vadiye yapılan bu haksızlıklara da karşıyız. Bugüne kadar yapıldı ama, artık bundan sonra yapılacak olanlara dur denilsin. Bu bölgeye faydalı olmak istiyorsanız, gelin çevreyi tahrip etmeden bölgeyi turizme, hayvancılık ve organik tarıma kazandıralım. Bir paragöz şirket güzel köyümüze gelmiş ve bir takım etütler yaptırarak. devleti yanlış bilgilerle yönlendirmek suretiyle burada santral yapmaya çalışıyor. Bin yıllık bir tarihe sahip köylerimiz yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakıldı. Bu paragöz şirket zahmetsiz para kazanacak diye, bu güzelim doğayı nasıl ölüme terk edebiliriz? Ölümüne ama demokratik haklarımızı kullanarak ve hukuk nizamı içerisinde bu ve benzeri tahribatları yaptırmayız. Girişiminizden pişman olursunuz." Başbakan Erdoğan'a da seslenen Demirci, "Sayın Başbakan, lütfen bu vadinin tahrip olmasına müsaade etmeyin. Sesimizi duyun. Aklı öne çıkaralım. Bizleri teşvik edin, çevremizi turizme, hayvancılığa ve organik tarıma kazandıralım. Bu vadiyi turizm cenneti yapalım. İnsanımıza iş ve aş kazandıralım. O zaman bu insanlar size minnet borcunu öder" dedi. Gösteri, vatandaşların slogan atarak Kültür Merkezi önünden İkizdere çıkışına kadar yürümesiyle son buldu | Başbakanın memleketinden bu kez HES'ler için protesto sesleri yükseldi. Gösteride, santral için öfke vardı. |
Trabzon'da, tartıştığı polis memurunu bıçakla yaraladığı iddiasıyla yargılanan güvenlik görevlisi, duruşma salonunda, tanıklık yapan başka bir polis memurunu tartakladı. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu olarak yargılanan güvenlik görevlisi Hasan Öztürk ve bıçakla yaraladığı iddia edilen polis memuru Mustafa Kulak hazır bulundu. Tanık polis memurları Mustafa Ak ile Nurettin Dursun da duruşmaya katıldı. Duruşmada ifadesi alınan sanık Öztürk, psikolojik sorunları yüzünden askerlik görevini yaparken Samsun Askeri Hastanesinde tedavi gördüğünü, ağır bir tedavi süreci geçirdiğini ve intihar girişiminde bulunduğunu belirterek, olay günü Kulak'ın kendisine hakaret ettiğini öne sürdü. Hakaret dolayısıyla psikolojisinin bozulduğunu savunan Hasan Öztürk, "Bu olay yüzünden işim ve hayatım gitti, bu duruma Mustafa Kulak sebep oldu. Bu olay kazayla olmuştur, üzerime gelmeseydi bıçak ona girmeyecekti" dedi. Tanık Mustafa Ak da olay öncesi Trabzon Havalimanı'nda görev yaparken bir kadının buradaki karakola gelip Kıbrıs'a gideceğini, ancak eski sevgilisinin bunu istemediğini belirterek, havalimanına gelecek söz konusu kişinin kendisini görmemesi için önlem alınmasını istediğini söyledi. Bu sırada kadını uçuş kartı almak için havalimanı içine gönderdiklerinde Öztürk'ün karakol önüne gelip kendilerinden kadının uçmasına engel olunmasını istediğini anlatan Ak, "(Biz kimsenin uçmasına engel olamayız) dedik, sonra şahsı ikna ederek dışarı çıkardık. (Bana niye yardımcı olmuyorsunuz) diye bağırdı. Sanığa küfür eden de tartaklayan da olmadı" diye konuştu. SALONDA ARBEDE Tanık Mustafa Ak'ın bu ifadeleri verdiği sırada sinirlenen sanık Öztürk, duruşma salonunda oturduğu bölümden kalkarak, yanına gittiği Ak'a arkasından tokat attı. "Yalan konuşmayın, yalan konuşuyorsun, kaç para aldın" şeklinde bağırıp Ak'ı tartaklayan Öztürk, salonda görevli jandarmalarca engellendi. Mahkeme heyeti, bu davranışından dolayı duruşma düzenini bozduğunu belirttiği Hasan Öztürk hakkında tutanak tutulmasını kararlaştırdı. Öztürk'ün yerine oturtulması sonrası diğer tanık Nurettin Dursun'un ifadesi alındı. Dursun da tanık Ak'ın ifadesine benzer beyanlarda bulundu. Tanık beyanlarına diyecekleri sorulan Öztürk, tanıkların ağız birliği yaparak, yaralanan polis memuru Kulak'ı haklı çıkarmaya çalıştıklarını öne sürdü. Öztürk, Mustafa Kulak'ı oturduğu mahalleden tanıdığı için olay öncesi kendisine yardımcı olmasını istediğini ifade etti. Mahkeme heyeti, Öztürk'ün Ak'a tokat atması nedeniyle hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına ve bu eyleminden dolayı tutuklanmasına karar verdi. Hasan Öztürk'ün yargılandığı suçtan dolayı tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. OLAYIN GEÇMİŞİ Trabzon'un Bahçecik Mahallesi Refik Cesur Caddesi'nde bulunan bir İddaa bayiinde karşılaşan polis memuru Mustafa Kulak ile güvenlik görevlisi Hasan Öztürk arasında tartışma çıkmıştı. Tartışmada, Kulak'ı bıçakla yaraladığı iddia edilen Öztürk, "bıçakla kasten adam öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanmıştı. | Bıçaklı kavga bu kez mahkeme salonuna da sıçradı. Tutuklu sanık, ifadeleri sinirlenince tanıkları da tartakladı. |
Zonguldak’ta düzenlenen Liselerarası Futbol İl Birinciliği müsabakalarının ödül töreninde Kilimli Lisesi Müdürü Mehmet Akdoğan, rakip takımın kalecisiyle tartışan okul takımının futbolcusu Okan’ın üzerine yürüyüp, “Sus lan, yamulturum seni” diyerek omzuna vurdu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce düzenlenen Liselerarası Futbol İl Birinciliği müsabakaları, bugün Karaelmas Kemal Köksal Stadı’ndaki final karşılaşmasıyla sona erdi. Kilimli Lisesi, final maçında Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi’ni, 28’inci dakikada Gürkan, 40’ınca dakikada Uğurcan ve 73’üncü dakikada Hüseyin’in attığı gollerle 3-0 yenerek şampiyon oldu. Maç sonunda Endüstri Meslek Lisesi taraftarlarının isteği üzerine her iki takım oyuncuları da el ele tutuşarak tribünlere koştu. Kilimli Beldesi Belediye Başkanı Ak Partili Seçkin Özdemir, Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Duyar, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Zonguldak Temsilcisi Ahmet Birdal ile yaklaşık 600 taraftarın izlediği maç sonunda, Kilimli Lisesi şampiyon, Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi 2'nci, Ereğli Endüstri Meslek Lisesi 3'üncü ve Devrek Lisesi okul takımı 4'üncü oldu. Okul takımları ödül töreni için şeref tribünü önünde yan yana sıraya girdi. Bu sırada şampiyon takımın futbolcusu Okan ile ikinci olan takımın kalecisi Sezer arasında, bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Okulun beden eğitimi öğretmeni, boynundan tuttuğu sporcusu Okan ile Sezer arasına girerek iki futbolcuyu sakinleştirmeye çalıştı. Okan’ın tartıştığını gören okul müdürü Mehmet Akdoğan ise, hızla üzerine yürüdüğü öğrencisini itekleyip, “Sus lan” diyerek eliyle omzuna vurdu. Akdoğan, konuşmaya devam eden öğrencisini bu sefer de “Yamulturum seni” diyerek uyardı. Sezer’in kendi takım arkadaşlarının yanına gitmesiyle tartışma sona ererken, müdür Mehmet Akdoğan da öğrencisinin yanından ayrıldı. Ödül töreninin ardından Kilimli Lisesi Müdürü Mehmet Akdoğan, öğrencisini gerginlik çıkmaması için uyardığını belirterek, “Maç gayet rahat bitti. İkaz anlamında öğrencimi uyardım. Tokat vurmadım. Tatsızlık yaşanmasın, ödül töreni de karşılaşma gibi aynı şekilde bitsin diye uyardım. Bizim aramızda olan bir şey” dedi. | Olay kameraların önünde gerçekleşti! Müdür önce yumruk attı ardından da hakaret! İşte Türke eğitiminden kareler; |
İNTERNETHABER ANKARA- Üniversite ve devlet hastanelerinde çalışan hekimlerin tam gün çalışmasını ve varsa muayenehanelerini kapatmalarını sağlayacak yasa tasarısı günlerce süren tartışmalar, hekimlerin iş bırakma eylemleri ve muhalefet partilerinin sert eleştirilerin ardından Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Tam gün yasasının kabul edilmesiyle birlikte "Muayenehaneme gel" dönemi kapandı. Bundan sonra sağlıkta yeni bir dönem başlıyor. Muayenehanesi olan hekimler yol ayrımında. Üniversitelerde çalışan hekimler 1 yıl, devlet hastanelerinde çalışan hekimler 6 ay içinde kararlarını verecek. Muayenehanelerinde mi kalacaklar, yoksa muayenehanesini kapatıp hastanesine mi dönecek? Günlerdir tartışılan ve resmi gazetede yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek yeni düzenleme bakın neler getirecek? - Getirilen sistem, sağlık çalışanlarının gelirini artıracak. Vatandaşın da sağlık hizmetine ulaşımı kolaylaşacak. - Hastaneye giden vatandaşa 'haydi muayenehaneye gel, orada bakalım' teklifi tarihe karışacak. - Üniversite hastanesinde hocaya muayene olmak için istenen ekstra para ortadan kalkacak. - Sağlık Bakanlığının hesaplarına göre kamudaki sağlık personelinin hem çıplak ücreti, hem de nöbet ve ek ödemesi yüzde 185'e varan oranlarda artacak. - Hekimler başka hastanelerde görevlendirilme ile ek gelir imkanına kavuşacak. - Daha önce nöbet ücreti ve döner sermaye alamayan tüm personele de ödeme yapılacak. - Yeni düzenlemede kaybeden muayenehanelerinde yüksek ücretle hasta bakan hekimler olacak. - Tam Gün Yasası'yla doktorlar ayrıca mesai dışında da hastanede çalışarak ücretlerini artırma imkanına kavuşuyor. - Hekimlere mesleki hataları için mali sorumluluk sigortası gelecek. Sigorta priminin bir kısmını döner sermaye karşılayacak. - Hastanelerde hekim sıkıntısı azalacak. Hastalar doktora kavuşacak. - Mesai dışında da hizmet olacağından hastanelerde kuyruklar azalacak. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''Tam Gün Tasarısı''nın yasalaşmasıyla ''Tarihi bir iş yapıldığını'' söyledi. TARİHİ BİR İŞ YAPTIK Sağlık Bakanı Recep Akdağ tasarının yasalaşması üzerine teşekkür konuşması yaptı. Türk halkının sağlık hizmetine kolay ulaşması için kanunun yapıldığını söyleyen Akdağ, ''İnanıyorum ki tarih bu işi hayırla yad edecektir'' dedi. Kanunun bir taraftan vatandaşın sağlık hizmetine daha kolay ulaşmasını sağladığını, diğer taraftan sağlık çalışanlarına birçok haklar getirdiğini kaydeden Akdağ, sağlık çalışanlarının seyyanen aldıkları aylık gelirler, ek ödeme üst limitleri ve nöbet ücretlerinin artırıldığını ifade etti. Mesleki zorunluluk sigortası da getirildiğini vurgulayan Akdağ, halen muayenehane çalıştıran Sağlık Bakanlığı hastaneleri hekimlerine 6 ay, üniversite hastaneleri hekimlerine ise 1 yıl geçiş süreci tanındığını kaydetti. | Doktorlar günlerdir protesto ediyor. Sağlık sistemi batar diyorlar ama o yasa tasarısı Meclis'de kabul edildi. |
GAZETECİLER.COM (ÖZEL) - Habertürk ekranlarındaki özel yayında deyim yerindeyse kıyametler koptu... Programa davet edilen Emekli Tuğgeneral Ramiz İlker, ortalığı yıktı geçti... YİĞİT BULUT'U KOVALADI Program paşanın yarattığı fırtına ile başladı. 10 dakika boyunca spikerler onu susturmayı başaramı... Diğer iki konuk Star yazarı Mehmet Metiner ve Prof. Dr. Doğu Ergil'in adeta nutku tutuldu. Spikerler baktılar ki Ramiz İlker ile başa çıkamıyorlar, çareyi programa ara vermekte buldular. Reklamlardan sonra da programa devam edilmedi. Gazeteciler.com'un öğrendiğine göre Yiğit Bulut programa müdahale edip yayını kestirmişti. Bunu öğrenen Ramiz İlker bu kez Yiğit Bulut'un üstüne yürümüş... Habertürk koridorlarında Yiğit Bulut'a ecel terleri döktürmüş... Yiğit Bulut çareye kaçmakta bulmuş... KONUKLARIN NUTKU TUTULDU Emekli komutanı çileden çıkaran ise Fatih Camii'nin bombalanacağı iddiasıydı... Paşa o anda çileden çıktı ve kendini kaybetmiş bir halde öfkeyle bağırmaya başladı. Ramiz İlker; "Fevkalade aşağılık bir şeydir. Böyle bir şey olabilir mi ya bu milletin evladıyız. Sonuna kadar Atatürkçüyüz, ilericiyiz aydınız moderniz ama Elhamdülillah Müslümanız. Ne demek bütün orduyu dinsiz göstermek. Yok efendim Fatih Camini bombalayacakmış. Böyle bir şeyi düşünmek şerefsizdir. Bunların başına taş düşsün... Ayıptır ya... İŞTE SPİKERLERİ BİLE ŞOKA SOKAN O ANLAR SİNİRDEN ELLERİ AYAKLARI TİTREDİ Programı sunan spiker sakinleştirmeyi denedi Tuğgeneral Ramiz İlker'i ama ne mümkün... "Çok doluyum" diyen İlker, "Ey koca millet, başka ordu yok... Türk Silahlı Kuvvetleri'ni niçin yıpratıyoruz, ne murat geçecek eline... Başka ordu yok... Bu malımızı canımızı ırzımızı koruyacak bu şanlı ordu... " diye bağırdı... BUNU DİYENLER ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZDİR Emekli bir pilot olduğunu anlatan İlker, "Siz biliyor musunuz bizim üçte birimiz şehit oldu. 45 kişi bröveyi aldık... 3'te birimiz şehit oldu. Kaç arkadaşımı ben toprağa verdim. Beyin parçalarını kemik parçalarını topladık... Biz kefenimizi her sortide giydik. Biz onunla çakılırdık... Şimdi ben gidip kendi arkadaşımı vuracağım. Böyle şerefsizlik olur mu ya... Ben kendi arkadaşımı Ege'de vuracağım... Bunu diyenler şerefsiz oğlu şerefsizdir. Böyle şeyler harp oyununda yer almaz kardeşim almaz..." PAŞA DARBE YAPIP YAYINI ELE GEÇİRDİ Ramiz İlker öyle dolmuştu öyle dolmuştu ki sanki böyle bir canlı yayın bekliyormuş patlayacak. Diğer konuklardan kimse ağzını açmaya cesaret edemedi. Spikerler araya girip konuklara soru sormaya niyet etti, İlker onları da perişan etti... İnanılmaz bir canlı yayındı... Paşa programa darbe yaptı ve yayını komple ele geçirdi... BU GENELKURMAY BAŞKANI DA... İlker: "Bu kadar olmaz canım meydanı boş buldular. Genelkurmay başkanına da diyorum ki bu kadar susma... Sen sustukça adamlar senin üzerine geliyor. Vur masaya kardeşim. Erman Toroğlu'na kızıyorduk değil mi "Kodu mu oturtturacak diye"... Konuş biraz kardeşim. Efendi kibar ama anlamıyor karşı taraftaki... " YİĞİT BULUT PROGRAMI KESTİRDİ YİĞİT BULUT PROGRAMI KESTİRDİ (KAYNAK GÖSTERİLMEDEN HABER ALINTILANAMAZ) | Kelimenin tam anlamıyla çıldırmıştı. Diğer konukların nutku tutuldu. 10 dakika boyunca bağırdı, program yarıda kesildi. |
Edinilen bilgiye göre, Gevaş Devlet Hastanesinde temizlik görevlisi olarak çalışan Hüsrev Tanrıtanır'ın (41) hastanenin kazan dairesinde çalıştığı sırada örümcek tarafından ısırıldı. Karadul cinsi örümcek tarafından ısırıldığı belirlenen Tanrıtanır, kaldırıldığı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde gördüğü tedavinin ardından taburcu edildi. Örümcek ısırması sonrası Tanrıtanır'ın hayatındaki ilginç değişiklikler yaşandı. Günde 2 paket sigara içen Tanrıtanır, yaşadığı olay sonrası tiryakilikten kurtuldu. Yaşadığı hafıza kaybı nedeniyle sigara içtiğini dahi hatırlamayan Tanrıtanır, alacak ve vereceklerini de unuttu. Yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Tanrıtanır, örümceğin ısırmasının ardından tüm dengesinin bozulduğunu ifade ederek, şunları söyledi: ''Örümcek ısırdıktan sonra bilincimi kaybetmişim. Arkadaşlarım, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesine götürmüşler. Orada tedavi altına alındım. Beni ısıran örümceği de üniversiteye götürüp incelediler ve karadul cinsi olduğunu belirlediler. Tedavimin ardından taburcu edildim. Olaydan önce günlük 2 paket sigara içerdim olayın ardından yaşadığım hafıza kaybı nedeniyle sigara içtiğimi de hatırlamadım. Şimdi sigara içmiyorum.'' Hafızasını kaybettiği için alacaklarını ve borçlu olduğu kişileri de unuttuğuna dikkati çeken Tanrıtanır, şöyle konuştu: ''Örümceğin ısırmasının ardından evde de aylarca tedavi gördüm. Bu süre zarfında hastaneye ve eve gelen yakınlarımı, eşimi, çocuklarımı kimseyi tanımıyordum. Beni tedavi eden doktor ve hemşirelerin simasını da bir gün sonra unutuyordum. Bu süre zarfında beni ziyarete gelen çok kişi oldu. Bazıları borcum, bazıları da alacağım olduğunu söylüyordu. Fakat ben kimseyi tanımadığım ve hafızamı yitirdiğim için hiçbir şey hatırlamıyorum.'' Tanrıtanır'la birlikte görev yapan Aydın Ok ve Naim Esin de örümcek ısırması sonrasında Tanrıtanır'ın çok tuhaf hareketler yaptığını belirterek, dört kişinin Tanrıtanır'ı zapt etmekte güçlük çektiğini anlattılar. EŞİ MEMNUN Yıldız Tanrıtanır ise eşinin hastanede ayıldığı zaman kendisini tanımadığını ve bundan dolayı büyük endişe duyduğunu belirterek, şunları söyledi: ''Hastaneden taburcu oluncaya kadar sıkıntılı günler geçirdik. Olaydan sonra en çok sigarayı bırakmasına sevindim. Zaten astım hastasıyım. Hem çok kötü sigara kokuyor, hem de çok içiyordu. Sürekli evde kavga ediyorduk. Şimdi çok mutluyum. Hatta 'iyi ki örümcek onu ısırmış' dediğim de oluyor.'' HAFIZA KAYBININ NEDENİ Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahi Servisi Ana Bilim Dalı Başkanı Bülent Özbay, Tanrıtanır'ın hastaneye ilk geldiğinde oksijen yetersizliği sorunu bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: ''Hastanın solunum yolları daraldığı için pozitif basınçlı vantilatör adını verdiğimiz cihazlar ve maskeyle solunumuna yardımcı olduk. Üst solunum yolunda bir daralma olduğu için oksijensiz kaldı. Anında müdahale yapmamıza rağmen hastaneye getirilinceye kadar geçen evrede oksijensizliğe bağlı olarak hafıza kaybı yaşamış. Ayrıca bu örümceğin zehrinin vücutta kalıcı bir etkisi var mı? Bu konuda doğrusu çok bilgi sahibi değiliz. Ama oksijensiz kalan hastalarda bu gibi sorunlar, hafıza kaybı olabiliyor. Kalıcı bir bozukluk hafıza bölgesinde gerçekleşmiş olabilir.'' KARADUL BÖCEĞİ En zehirli örümceklerden olduğu bilinen Karadul tarafından ısırılan bölge hissizleşene kadar kişi ısırıldığını anlamayabiliyor. Böceğin ısırmasının sinir merkezine direkt etki yaparken, ısırmanın şiddetli kramplara, göğüste sıkıntıya ve 24 saatten sonra solunum zorluğuna yol açıyor. Karadulun sokmasıyla beyne oksijen az gitmesinden dolayı soktuğu kişide hafıza kaybı yaşanmasına da yol açabiliyor. | Günde 2 paket sigara içiyordu örümcek ısırdıktan sonra sigarayı tiryakisi olduğunu unuttu... |
Merkez Bankası, Ocak ayı son dönem beklenti anketi sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 2010 Ocak ayının ilk anketinde yüzde 6,90 olan yıl sonu enflasyon beklentisi, son anketinde yüzde 7,15'e çıktı. Cari yıl sonu yıllık gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyüme beklentisi Ocak ayının son anketinde yüzde 3,9'a çıktı. Ocak ayının ilk anketinde GSYH beklentisi yüzde 3,7 olmuştu. Ocak ayının ilk dönem anketinde yüzde 1,18 olan cari ayın tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) beklentisi son anketinde yüzde 1,33'e çıktı. Ocak ayının ilk anketinde yüzde 0,57 olan gelecek ayın TÜFE beklentisi Ocak ayının son anketinde yüzde 0,60'e yükseldi. İki ay sonrasının TÜFE beklentisi ise yüzde 0,61'den yüzde 0,65'e çıktı. 2010 Ocak ayının ilk dönemde yüzde 6,90 olarak belirlenen yıl sonu yıllık TÜFE beklentisi son anketinde yüzde 7,15'a, 12 ay sonrasının yıllık yüzde 6,66 olan TÜFE beklentisi yüzde 6,79'a, 24 ay sonrasının yıllık TÜFE beklentisi yüzde 6,38'den yüzde 6,54'e yükseldi. Ocak ayının ilk döneminde yüzde 8,08 olan gelecek 3. ayın altı aylık Hazine Bonosu ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi de yüzde 8,06 oldu. Gelecek 12. ayın altı aylık Hazine Bonosu ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi ise yüzde 9,16'dan yüzde 9,20'ye çıktı. Gelecek 3. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli TL cinsi Devlet Tahvili ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi yüzde 10,55'den yüzde 10,18'e, gelecek 12. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli TL cinsi Devlet Tahvili ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi ise yüzde 11,47'den yüzde 11,40'a geriledi. Cari ay dolar kuru beklentisi 1,4800 liradan 1,4646 liraya indi. Yıl sonu dolar kuru beklentisi de 1,5400 liradan 1,5412 liraya yükseldi. Gelecek 12 ay sonundaki dolar kuru beklentisi de 1,5600 liradan 1,5712 liraya çıktı. Yıl sonu cari işlemler dengesinde meydana gelecek açık beklentisi 21 milyar 669,1 milyon dolar oldu. Ocak ayının ilk döneminde beklenti 19 milyar 551 milyon dolar idi. | Merkez Bankasının Ocak ayının son anketine göre, 2010 yılı sonu enflasyon beklentisi yüzde 7,15 oldu. |
Sarı-Lacivertli yıldız, paylaşım sitesi twitter'daki sayfasında az önce girdiği haberde bir süredir Brezilya'da oyuncu arayan Sportif Direktör Aykut Kocaman'ın yarın bir oyuncuya imza attıracağını yazdı. ''İdari menajer Hasan ve hocamız (Lille maçını izlemeye giden Hasan Çetinkaya ile Daum'u kastediyor) döndüler. Aykut Hoca Brezilya'da bir oyuncu ile anlaşmış. Yarın imzalanabilirmiş. Hayırlısı artık...'' görüşüne yer veren Emre böylece transfer haberini de duyuran kişi oldu.. Emre'nin bu sözlerinden sonra gözler Aykut Kocaman'ın imza attıracağı futbolcuya çevrildi. Bu ismin Corinthias'ta forma giyen sol kanat oyuncusu Dentinho olduğu ileri sürüldü. | Sarı-Lacivertli yıldız az önce twitter'daki sayfasına bir mesaj girdi. Bu mesajla transferi ilk duyuran o oldu. |
İkram şirketinin aşçı alımı için hazırlattığı ilanda, ''10 bin metre yükseklikteki dünyanın en iyi restoranında mutfak şefi olmaya ne dersiniz'' ifadesi dikkat çekiyor. Uçan aşçıların, THY'nin First Class ve Business Class yolcularına hizmet vermek üzere istihdam edileceği belirtildi. THY, dünyada ikram hizmeti veren Türk firması DO&CO ile 2007 yılında kurduğu ortak şirket sayesinde ikram konseptini de yolcu tercihleri ve profiline göre esnek hale getirdi. Aynı dönemde özellikle uzak seferler için uçaklarda aşçıların görevlendirilmesi gündeme geldi. Beş yıldızlı havayolu şirketi olmayı hedefleyen THY yolcularına; aralarında patlıcan kebap, çoban kavurma, rigatoni, tavuk satay, çöp şiş, dürüm, külbastı, pide, etli ekmek, safranlı basmati, pilav, kimçi, bibimbap gibi Türk ve dünya mutfağından değişik lezzetleri ikram ediyor. | Türk Hava Yolları'na (THY) ikram hizmeti sunan Turkish DO&CO şirketi, gökyüzünde çalışacak aşçılar arıyor. |
Yetenek Sizsiniz'in ABD versiyonunda genç kızın yaptığı dans gösterisine inanamayacaksınız. Çünkü çok tehlikeli!... ABD'deki "Yetenek sizsiniz ABD" programına yarışmacı olarak katılan genç kız, yaptıkları ile jürinin ağzını bir karış açık bıraktı. Üstelik hiçbir güvenlik önlemin alımdağı gösteri sırasında genç kız metrelerce yükseklikte taklalar attı. Genz kız, incecik bir çubuğun üstünde adeta dans etti. İŞTE O İNANILMAZ GÖSTERİ | Yetenek Sizsiniz'in ABD versiyonunda genç kızın yaptığı dans gösterisine inanamayacaksınız. Çünkü çok tehlikeli!... |
İstanbul Kartal'da hırsızlık amacıyla bir eve giren kadın, kızı ve gelini ile onlara dışarıda gözcülük yapan özel şoförleri gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Kartal'da daha önce hırsızlık suçundan birçok kaydı bulunan anne Gönül Ç, kızı Yasemin Y. ve gelini Sedef Ç'yi izlemeye aldı. İzlendiklerinden habersiz olan şüpheliler, ilçede bir apartmana giderek tüm dairelerin ziline bastı. Bu şekilde sahibi evde olmayan daireyi belirleyen Gönül Ç, Yasemin Y. ve Sedef Ç, daha sonra özel olarak yaptırdıkları levye ile kapıyı açarak boş eve girdi. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından başlayan operasyonda şüpheliler suçüstü yakalandı. Bu arada, dışarda Gönül Ç, Yasemin Y. ve Sedef Ç'yi bir otomobilde bekleyen kişi de gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen şüpheliler, buradaki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Emniyet yetkilileri, anne, kız ve gelinden oluşan zanlıların, hırsızlık olaylarında kullanmak üzere özel şoför tuttuklarını belirtti. | Kartal'da bir eve giren kadın, kızı ve gelini ile onlara dışarıda gözcülük yapan özel şoförleri gözaltına alındı. |
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Güney Bölgesi Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliği Başkanı Kazım Barışık, esnaf ve sanatkarlara Halk Bank tarafından kullandırılan kredi faiz oranlarının, yüzde 8'den yüzde 6,5'a, kesintilerin de yüzde 7,5'dan yüzde 6,5'a indirildiğini açıkladı. Barışık, yaptığı yazılı açıklamada, geçen yılı sıkıntılı geçiren esnaf ve sanatkarın umudunun yeni 2010'da olduğunu ifade etti. TESKOMB yönetim kurulu olarak çıkış arayışındaki esnaf ve sanatkara destek amacıyla, kredi faizlerinin minimum seviyeye çekilmesi yolunda hükümet ve Halk Bankası Genel Müdürlüğü yetkilileri ile görüşmeler yaptıklarını anlatan Barışık, bunun olumlu sonuç verdiğini belirtti. Barışık, esnaf ve sanatkarlara kredi kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halk Bank tarafından kullandırılan kredi faiz oranlarının yüzde 8'den yüzde 6,5'e, kesintilerin de yüzde 7,5'den yüzde 6,5'e indirildiğini ifade ederek, şunları kaydetti: ''14 Ocak 2010 tarihi itibariyle uygulamaya konulan bu faiz indiriminden, vadesi gelmemiş kredi taksitleri bulunan ve yeni kredi alacak tüm esnaf ve sanatkarlarımız yararlanabilecek. Kredi faiz oranlarına ve kesintilere yönelik indirimler, tüm esnaf ve sanatkârlarımıza hayırlı olsun. İhtiyaç sahibi esnaf ve sanatkarlarımız, faiz indirimi fırsatını iyi değerlendirsin.'' | Kredi faiz oranlarıyla ilgili olarak yapılan bu açıklama, esnafın yüzünü güldürecek. |
Yunan basın-yayın organları, Taraf Gazetesi'nin dün yayımladığı AK Parti hükümetini devirmeyi ve Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getirmeyi amaçlayan 2003 Balyoz Planı'na geniş yer verdi. Yunan hükümeti ise Yunanistan'la savaş çıkarılması ihtimalini de içeren darbe planı için yorum yapmaktan kaçındı. TSK içindeki cuntacıların basına yansıyan Balyoz Planı'yla Türkiye'de kaos oluşturarak darbe zemini oluşturulması için Türk jetlerinin Yunanistan tarafından düşürülmesini sağlayacak tahriklerde bulunulmasına ilişkin girişimler Yunanistan'da geniş yankı buldu. ATİNA: YORUM YAPMIYORUZ Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardan bu yana Ege sorunu, iki ülke arasında en ciddi anlaşmazlık konuları arasında bulunuyor. Atina, uzun zamandan bu yana Türk savaş uçaklarının Ege'de alçak uçuşlar ve hava sahasının ihlal ettiği iddiasını dillendiriyordu. Ege sorunu kamuoyuna yansıyan Balyoz Planı'na girerken, normalleşme çabalarının sürdüğü Atina ve Ankara ilişkilerinde savaşa kadar varabilecek gerginlikler çıkarmayı hedeflediği anlaşıldı. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Grigoris Delavekuras, Cihan muhabirinin Balyoz Planı'na ilişkin sorusunu cevap vermedi. Balyoz Planı'nı basından takip ettiklerini belirten Yunan diplomat, "Bu konuda yorum yapmıyoruz." demekle yetindi. 29 GENERAL YUNANİSTAN'LA SAVAŞ PLANLIYORDU Ülkenin önde gelen gazeteleri, bugünkü sayılarında kaos planını "Erdoğan hükümetini düşürmek için Ege ve Trakya'da kriz planlamışlar" başlığıyla duyurdu. Manşetten verdiği haberinde Avriyani, ön sayfasının tamamını ve büyük puntolarla bu gelişmeye ayırdı. "29 General Yunanistan'la savaş planlıyorlardı" başlığıyla duyurulan haber, Erdoğan hükümetini devirmek için Balyoz Planı adlı darbe girişiminin ortaya çıkarıldığını yazdı. Avriyani, iç sayfalarda planın ayrıntılarını geniş şekilde işledi. Yunanistan'ın en çok satan gazetesi Ta Nea, "Ege ve Trakya'da provokasyonla darbe hazırlıyorlardı" başlıklı haberinde plana geniş yer verdi. Erdoğan'ı devirmek için 'derin devlet'in 2003 yılında Ege ve Trakya'da provokasyonlar planladıklarını yazan gazete, üst düzey Ordu mensuplarının iki ülke arasında kriz çıkararak hükümete darbe yapmayı hedeflediklerini kaydetti. İlk defa 5 bin sayfalık bu kadar ayrıntılı bir darbe planının ortaya çıkarıldığını yazan Ta Nea, Taraf Gazetesi'nce Ordu aleyhine ortaya konan gizli belgelerin Kemalistleri öfkelendirdiği yorumunda bulundu. Gazete, planla bir dizi kanlı eylemin hedeflendiğini, Ege'de Türk uçaklarının Yunanlar tarafından vurulmasının sağlanamaması durumunda Türklerin kendi uçaklarını vurmayı dahi hayata geçirmeyi düşündüklerini belirtti. Tam sayfa haberinde Elefterotipiya ise Ergenekon davası kapsamında kamuoyuna dün yansıyan belgelerde, üst düzey Ordu mensuplarının Ege'de Türk jetlerinin Yunan uçakları tarafından düşürülmesini planladıkları bu sağlanamazsa kendi uçaklarını vurmayı bile düşündüklerini yazdı. Haberde, iki ülke arasında tahriklerin arttırılarak savaşa zemin hazırlanması hedeflendiği, Trakya sınırında da iki ülke ilişkilerine zarar verecek tahriklerde bulunulmasının amaçlandığına yer verildi. "Ege ve İstanbul'da provokasyon" başlıklı haberinde Ethnos, 'Türk derin devletinin Şubat 2003 yılında yaptığı plana göre, Trakya ve Ege'de Yunanistan'la gerilimi arttırarak 4 aylık Erdoğan hükümetinin düşürülmesinin hedeflendiğini' duyurdu. Gazete, planda İstanbul'un tarihi camilerine kanlı eylemler yapılarak kaos ortamı oluşturulmasının da yer aldığını kaydetti. Ethnos, Erdoğan hükümetini devirmek için Yunanistan'la Ege ve Trakya'da gerilimi artırmayı hedefleyen Ordu mensuplarının, bunu sağlamak için Ege'de kendi uçaklarını bile düşürmeyi planladıklarını belirtti. Gazete, kısa süre önce Ergenekon davası kapsamında ortaya çıkan başka bir belgeye göre de Türkiye'deki Rum ve diğer azınlıklara karşı eylemler düzenlenmesi ile Fener Rum Patriği Bartholomeos'a suikast planlarının gün yüzüne çıktığını hatırlattı. | Yunan basın-yayın organları hükümeti devirmeyi amaçlayan Balyoz Planı'na geniş yer verdi... |
Ergenekon savcılarının suç duyurusunda bulunduğu Zaman'dan Mustafa Turan'ın haberine göre iddianamede suçun gerekçesi adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve kamu görevlilerine hakaret olarak gösterildi. İddianameyi İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilgin Uysal hazırladı. İddianamede Ergenekon savcıları Nihat Taşkın, Mehmet Ali Pekgüzel, Fikret Seçen, Murat Yönder ve Zekeriya Öz şikâyetçi olarak görülürken, Avukat Vural Ergül şüpheli sıfatıyla yer alıyor. Uğur Dündar'ın eşinin Ergenekon terör örgütüyle bağlantısı olduğu yönündeki iddiaların ardından avukatının yaptığı basın açıklamalarında suç işlediği belirtiliyor. Suçlara delil olarak da çeşitli gazetelerde çıkan haberler gösteriliyor. Avukat Ergül'ün adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve kamu görevlilerine hakaret suçlarından 1 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapsi isteniyor. Ergül daha önce de Ergenekon davası ile ilgili soruşturma evraklarını medyaya servis etmekle suçlanmıştı. | Star Televizyonu Sunucusu Uğur Dündar'ın avukatı Vural Ergül'ün 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılması istendi. |
Dağıstan'lı inşaat işçisi Bahtiyar, Medvedev'in olmayan kızını istemek için geldiği Kremlin sarayının Spaski kapısında güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Moskovski Komsomolets'in haberine göre Kremlin'in kapısına gelen işçi Bahtiyar, Medvedev'le görüşmek istediğini ve onun damadı olacağını söyledi. Medvedev'in sadece oğlu olduğu, kızının olmadığını bilmeyen inşaat işçisi, gözaltına alındıktan sonra hastaneye sevk edildi. Bahtiyar'ın akli dengesinin olmadığı belirtiliyor. Gazeteye açıklamada bulunan bölge polis yetkilisi Oleg Vasilyev, 35 yaşındaki işçinin yıllar önce çalışmak üzere Moskova'ya geldiğini ve inşaatlarda vinç operatörü olarak çalıştığını söyledi. Ekonomik kriz nedeni ile çalıştığı firma kapanan Bahtiyar, Dağıstan'da yaşayan ailesine de para gönderemez oldu. İçinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan kurtulmanın tek yolunun zengin bir aile ile evlilik yapmak olduğuna karar veren Bahtiyar, ekranlarda her gün gördüğü Medvedev'i kendine kayınpeder olarak seçti. Ancak Medvedev'in kızının olmaması, Bahtiyar'ın talihsizliği olarak değerlendirildi. | Bahtiyar Kremlin Sarayı'nın kapısına dayanıp Medyedev'in damadı olacağını söyledi. Ama Medyedev'in kızı yok ki! |
Osmaniye Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren, sürücülerin hareket halindeyken cep telefonu ile konuşmalarının alkollü araç kullanmaktan daha tehlikeli olduğunu söyledi. Trafik kazalarında her yıl binlerce insanın hayatını kaybettiğini kaydeden Ceren, emniyet kemeri kullanılmasının ve seyir halinde cep telefonu ile konuşmamanın alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu konuda denetimlerin artarak devam edeceğini belirten Ceren, hareket halindeyken cep telefonu ile konuşan bir sürücünün fiziki ve psikolojik olarak etkilendiğine dikkat çekti. İl Emniyet Müdürü Ceren "Araç kullanırken cep telefonu ile konuşulması sırasında sürücülerin gözleri dalıyor. Araç içerisindekileri duyamıyor. Telefonu tuttuğu için bir eli meşgul oluyor. Bu sebepler cep telefonu ile konuşan araç sürücülerini trafikte tehlikeli hale getiriyor." dedi. Bugüne kadar araç sürücülerini bu iki konuda uyardıklarını dile getiren Ceren, bundan sonra idari para cezası uygulanacağını hatırlattı. | Sürücülerin hareket halindeyken cep telefonu ile konuşmalarının alkollü araç kullanmaktan daha tehlikeli olduğu ortaya çıktı |
Bu iş için kullanacağınız WLAN, sizi çabucak kapsama alanı dışına atacaktır. Elektrik hattı (Powerline) adaptörleri ile bu işi çok daha hızlı yapabilirsiniz; zira her odadaki prizden internete bağlanabileceksiniz. Yeni kablo, matkapla delme işlemleri, pislik, toz... Bu sayılanların hiçbirine gerek yok. Henüz yaygınlaşma aşamasında olan ve çoğu kullanıcı tarafından tam olarak ne olduğu bilinmeyen Powerline adaptörleri sayesinde evinizin her odasında bulunan standart bir priz ile evin her tarafına internet ve ağ erişimi yayabilirsiniz. Çiftler halinde satılan adaptörlerin birçok avantajı var: Basit ve stabil Evinizdeki her odada en az bir adet priz vardır. Bunlar aracılığı ile her yöne veri gönderebilir veya alabilirsiniz. Normal bir LAN ağı kurmak için matkapla delikler açıp kablo döşemeniz gerekir. Kablosuz ağ kullandığınızda ise delme işinden kurtulursunuz; fakat bu sefer de sinyal birçok duvar ve/veya tavandan geçmek zorunda kaldığı için beklenmedik bir anda kablosuz tekniğinin sınırlarına gelirsiniz. WLAN'dan daha güvenli Kablosuz ağ her zaman beraberinde bir nebze de olsa tehlike getirir. Doğru şekilde güvence altında almadığınız vakit (örneğin WPA şifrelemesi ile) yabancılar dışarıdan ağınıza izinsiz bir şekilde girebilir. İşte bu konuda Powerline daha fazla güvenlik vaat ediyor. Bu tip bir yapılandırmada sadece elektrik hattınıza direkt erişim sağlandığında saldırı mümkün oluyor; yani evinizdeki prizlerden birine erişim sağlanmış olması gerekiyor. Saldırgan bunu becerse bile ek olarak şifrelemeyi de kırması gerekiyor. İlerleyen sayfalarda verileri elektrik hattı üzerinden nasıl göndereceğinizi detaylıca anlatacağız. Ayrıca bazı ürün tavsiyelerinde de bulunacağız. Ürünlerin bir kısmını Türkiye'de bulmak mümkün olmayabilir; zira tekniğin kendisi yeni yaygınlaşıyor. | Evinizde yerel bir ağ kurup her odadan sorunsuzca internete bağlanmak istemez misiniz? |
Beşiktaşlı taraftarlar, 24 Ocak Pazar günü erkek basketbol ve voleybol takımlarının rakipleriyle yapacakları karşılaşmaları tek biletle izleyebilecek. Beşiktaş Kulübü'nden yapılan açıklamada, taraftarların 24 Ocak Pazar günü erkek voleybol ve basketbol takımlarının BJK Cola Turka Arena'da oynayacakları lig karşılaşmalarını tek biletle izleyebilecekleri bildirildi. Takımlarını desteklemek üzere salona gelecek taraftarlar, alacakları biletle hem saat 15.30'da Aroma Erkekler Voleybol Birinci Ligi'nde takımlarının SGK ile yapacağı karşılaşmayı, hem de Beko Basketbol Ligi'nde saat 17.30'da oynanacak Darüşşafaka Cooper Tires maçını izleyebilecek. Biletix gişelerinden satışı gerçekleştirilen biletlerin fiyatları ise protokol tribünü 60 TL, bench arkası tribünleri 40 TL ve diğer tribünler de 10 TL olarak belirlendi. | Beşiktaşlı taraftara iyi haber. Bu pazar oynanacak iki karşılaşma için tek bilet almak yeterli olacak. |
Denizli'nin Buldan ilçesinde takma dişini çakmakla arayan yaşlı kişinin evi yandı. Alınan bilgiye göre, Çaybaşı Mahallesi Devlet Hastanesi yolu üzerindeki evinde eşiyle birlikte yaşayan Osman Zeki Çağın (83), düşürdüğü takma dişini çakmakla ararken, kanepenin örtüsü ateş aldı. Alevlerin büyümesiyle yaşlı karı kocanın söndürme çabaları sonuç vermedi. Komşuların 112'yi aramasıyla olay yerine gelen Buldan itfaiyesi ekipleri, yaşlı karı ve kocayı evden çıkardı. Dumandan etkilenen Osman Zeki Çağın, Denizli Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tek katlı ahşap ev tamamen yanarken, alevler yan taraftaki Etem Başbuğ'un evine de sıçradı. Başbuğ'un evinin çatısıyla yan tarafının da zarar gördüğü yangın, güçlükle söndürüldü. | 83 yaşındaki adam takma dişini düşürdü. Eğilip onu arayayım derken evini yaktı. Hatta komşunun çatısı bile tutuştu. |
Edinilen bilgiye göre, Anbar Nakliyeciler Sitesi yakınlarında Uğur Temel'in kullandığı otomobil, Cemal Kuşoğlu'nun otomobiline çamurlu su sıçrattı. Kuşoğlu, arkadaşları Serkan Kocabey ve Ramazan Demirci'yi yanına alarak, Uğur Temel'in çalıştığı nakliyeciler sitesindeki amcasına ait iş yerine gitti. Burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Cemal Kuşoğlu (26), bıçaklanarak olay yerinde hayatını kaybetti. Bıçak darbesi ve sopalarla yaralanan Serkan Karacabey (33), Ramazan Demirci (32), Uğur Temel (19) ve kardeşi Serkan Temel (18), Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Durumu ağır olan Serkan Karacabey, ilk müdahalenin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi. Cemal Kuşoğlu'nun cesedi, olay yerinde yapılan teknik incelemenin ardından otopsi için ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Serkan Karacabey ve Ramazan Demirci'nin tedavilerinin sürdüğü, durumları iyi olan Uğur ve Serkan Temel kardeşlerin tedavilerinin ardından gözaltına alındığı, soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi. | Kayseri'de, ''su sıçratma'' nedeniyle çıkan kavgada 1 kişi bıçaklanarak öldürüldü, 4 kişi yaralandı. |
''Futbolda Transfer Gerçekleri'' araştırmasına göre, Beşiktaş, takım toplam değerinin içinde yüksek transfer harcamasıyla dikkat çekerken, en fazla net transfer bedeli harcaması yapan Fenerbahçe, uluslararası transferlerinde en az dış ticaret açığı veren kulüp oldu. İki ayda bir yayımlanan ekonomi, finans dergisi DT Business Rewiew'in dördüncü sayısında yer alan araştırmaya göre, yeni futbolcular sisteme, eksikliklerine göre daha düşük maliyetle giriyorsa bu, lig için finansal anlamda olumlu, yeni futbolcular sisteme eskilerine göre daha yüksek maliyetle giriyorsa bu, lig için finansal anlamda olumsuz etki yapıyor. Bir takıma veya lige toplamda yeni girişler para karşılığı oluyorken, çıkışlar gelir getirmiyorsa bu durumun, önemli bir ekonomik kayıp anlamına geldiği tespitine yer verilen araştırmada, bu üç önermenin zaten hemen herkesin fazla düşünmeden aklına gelen noktalar olduğu ancak, olaya takımlar değil lig olarak bakıldığında, ekonomik olarak en kötü olasılığın sistem içerinde aynı futbolcuların düzenli olarak para karşılığı yer değiştirmeleri olduğu belirtildi. Aynı futbolcuların yer değiştirmesinin dünyanın birçok liginde sıkıntı yarattığı vurgulanan araştırmada şu görüşler dile getirildi: ''Benzer performans gösteren oyuncuların yer değiştirmesi kulüp için sürekli olarak bir masraf kalemi yaratırken sisteme de herhangi bir değer sağlamamaktadır. Dünyanın bir çok liginde en büyük mali sıkıntı yaratan unsur yeni insan kaynağının sisteme girmesine rağmen benzer fonksiyonları icra eden futbolcuların aynı lig içerisindeki kulüpler arasında yer değiştirmesi ve dolayısıyla benzer fonksiyonları icra edebilecek kendi yetiştirdiği ve maliyeti düşük futbolculara göre rasyonel olmayan bir harcama gider kaleminin sürekli olarak oluşturulmasıdır.'' En fazla piyasa değeri olan üç takım olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın 2009-2010 transferlerine yer verilen araştırmada, şu değerlendirmeler yapıldı. ''Bu üç kulüpte de ciddi sayıda oyuncu gelip gitmesine rağmen gelir kalemleri son derce düşüktür. Bir önceki sezonun Turkcell Süperlig Şampiyonu Beşiktaş, takım toplam değerinin içerisinde yüksek bir transfer harcamasıyla dikkat çekmekte. En fazla net transfer bedeli harcaması yapan Fenerbahçe, uluslararası transferlerinde en az dış ticaret açığı veren kulüp olmuştur.(7.387.000 avro) Galatasaray ve Beşiktaş'ın tüm yurt dışı transferleri doğrudan kulüp için dış ticaret açığı doğurmuştur. Tüm takımlar arasında en büyük bireysel değer (13.350.000 avro) sahip futbolcu olan Arda Turan, Galatasaray'ın Gençlik Geliştirme Programından geldiği için maliyeti sıfıra yakındır. Galatasaray'ın toplam piyasa değerinin yüzde 19'a yakınını Gençlik Geliştirme Programından yetiştirdiği oyuncular oluşturmaktadır. Diğer iki kulüple karşılaştırıldığında (Fenerbahçe yüzde 7,3, Beşiktaş yüzde 6,5) Bu son derce yüksek bir orandır.'' Araştırmada, yayının gelecek sayılarda analizlerin Avrupa'nın bazı ligleriyle detaylandırılacağı bildirildi. | ''Futbolda Transfer Gerçekleri'' araştırmasına göre transfere en çok parayı harcayan takım belli oldu. |
Köy Hizmetleri Atölye Formeni'nden emekli olan ve yaptığı ilginç icatlarıyla Sakaryalı mucit olarak tanınan Mükremin Akar'ın son icadı zincirsiz gidebilen bisiklet oldu. İki ayrı 'Zincirsiz Bisiklet Sistemi'ne patent aldığını dile getiren Mükremin Akar, "Kaan Modeli" ismini verdiği bisikletin saate 96 kilometre, "Yılmaz Modeli" ismini verdiği bisikletin de saatte 72 kilometre hız yaptığını vurguladı. Akar, sistemde motor, güneş enerjisi, pil, akü ve elektrik gibi şeylerin olmadığını belirterek çok gizli tuttuğu pedal ve arka tekerde bulunan bir mekanizma ile bisikletin hareket ettiğini kaydetti. | Sakaryalı mucit Mükremin Akar, 'Zincirsiz Bisiklet Sistemi'ne patent aldı. Akar, üretici firmaların teklif beklediğini söyledi. |
Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, "Balyoz Güvenlik Harekat Planı"na ait olduğu belirtilen belgelerin de içinde bulunduğu 4 adet CD'yi savcılığa sunmak üzere Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine geldi. Adliyeye hakim ve savcıların kullandığı üst kapıdan giriş yapan Baransu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı'nın kendisinden istediği belgelerin içinde bulunduğu orijinal CD'leri getirdiğini dile getirerek, çantasından çıkardığı 4 adet CD'yi gazetecilere gösterdi. 4 adet DVD halinde belgeleri savcılığa teslim eden Baransu, adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Baransu, "Sabah suç duyurusu için gelmiştik. Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, 'resmi yazı ile isteyecektim sen geldiğine göre müsait olduğun bir zamanda getirirsin' dedi. Ben de şimdi getirdim teslim ettim. Soruşturma açılıp açılmadığını sordum. 'Şu anda yazdım. Savcılarla görüşüp yoğunluk durumuna göre iki savcıyı görevlendireceğim' dedi." diye konuştu. Kendilerinde bulunan tüm belgeleri savcılığa verdiğini söyleyen Baransu, "Tüm belgeleri verdim. Tüm orijinal belgeler, hangi bilgisayardan çıktığı, ıslak imzalar, yansılar ne varsa." diye konuştu. | Taraf muhabiri Mehmet Baransu Balyoz Planı'na ilişkin CD'leri savcılığa sunacak. |
Reader's Digest dergisinde yer alan haberde, yapılan çalışmada, şeker hastası 215 aşırı kilolu insan ya klasik, az yağlı diyet ya da Akdeniz tarzı beslenmeyi (zeytinyağı, sebze, tam tahıllar, balık ve kümes hayvanları) uyguladığı belirtiliyor. 4 yıl sonra, her iki grup da hemen hemen aynı kiloyu verdiler. Ancak, Akdeniz diyeti yapanların sadece yüzde 44'ünün şeker hastalığı ilaçlarına ihtiyacı olurken, az yağlı diyet uygulayanların ise yüzde 70'i ilaç kullanıyordu. Harvard Tıp Okulu'ndan Doç. Dr. Dariush Mozaffarian , Akdeniz diyetinin sağlıklı gıdalarla dolu olduğunu ve yağı azaltılmış yiyeceklere dayanmadığını söylüyor. İşte kan şekerinize yardımcı olacak ve Akdeniz tarzı beslenmede bulunan gıdalar: Bunları az tüketin: Sığır eti, kuzu eti, tereyağı, margarin, yağı azaltmış kurabiyeler, yumurta, yağsız yoğurt, az yağlı Amerikan, Cheddar veya İsviçre peyniri, fırında közlenmiş patates, ekmek ve pirinç. Bunlardan daha fazla tüketin: Balık, kümes hayvanları, fasulye, sızma zeytin yağı, soya ve kanola gibi diğer bitkisel yağlar, taze meyve, bütün yumurta, kaymaklı yoğurt, Parmesan ya da keçi peyniri, şifalı otlarla kavrulmuş ya da sotelenmiş ve üzerine zeytinyağı gezdirilmiş sebzeler. | Son dönemde yapılan araştırmalara göre kilo vermenin en iyi yolunu tespit edildi: Akdeniz tarzı beslenme. |
15 milyona yakın ilk ve ortaöğretim okulu öğrencisi ve onbinlerce öğretmen yarın başlayacak yarıyıl tatilinin heyecanını yaşarken, teknik bir arızadan dolayı e-okul sistemine dünden bu yana girilemediği, karnelerin hazırlanamadığı ortaya çıktı. Ders notlarını sisteme aktaramayan çok sayıda okul olduğu belirtilirken, okul müdürleri, “Sistem açılsa bile yarına karnelerin yetişmesi zor” dedi. 2009/2010 öğretim yılının ilk dönemi yarın sona eriyor. Ancak öğrencilere karne dağıtılamayacağı öne sürüldü. Milli Eğitim Bakanlığı'nın kısa adı MEBSİS olan Bilişim Sistemi'ne girilemediği için hiçbir okulda tek bir öğrenci için dahi karne hazırlanamadığı saptandı. Bakanlığın tüm okulları kendi e-okul sistemine girmeyi zorunlu hale getirdiğini belirten okul yetkilileri, şöyle konuştu: “Eskiden her okul özel firmalardan yazılım programı satın alıp, karnelerini basardı. Ama Bakanlık her okulun kendi sistemine girmesini zorunlu kıldı. Dolayısıyle bizim de elimiz kolumuz bağlı kaldı. Sisteme dünden bu yana girilemiyor. Öğrenci notları ve diğer bilgiler, başka bir yolla kaydedilmediğinden e-okul sistemi açılmadan kanre düzenlenmesi mümkün değil. Henüz tüm notları sisteme aktaramayan okullar var. Oysa en geç dünden itibaren karnelerin çıktısının alınması gerekiyordu. Çünkü sınıf öğretmenlerinin öğrencilerle ilgili değerlendirme yapıp, imzalaması gerekiyordu. Dün bütün gün sistemin açılmasını bekledik. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinden de bilgi alamadık. Bakanlığa ait hiç bir siteye giriş mümkün olmadı. Bu sabah Bakanlıktan kısa bir açıklama yapıldığını memurlar.net'ten öğrendik. MEBSİS'te meydana gelen bir arızadan dolayı e-okul sisteminin hizmet veremediği, sorunun giderilmesiyle ilgili çalışmaların sürdüğü ve en kısa zamanda sonuçlandırılacağı bildirilmiş. Öğrencilerin tatili çıkacakları kesin ama karne alıp alamayacakları içn aynı şeyi söylemek mümkün değil.” Öte yandan eğitimciler, internet kullanan velilerin çocuklarının TC kimlik numaralarıyla sisteme girdiğinde notları, devam durumu gibi konularda bilgi sahibi olduğunu hatırlattı, “Ama internet şansı olmayan milyonlarca veli var. Üstelik karne tüm öğrenci ve velilerin heyecanla beklediği bir şey, bir gelenek. Bu yıl karneleri gününde vermek mümkün olmayacak, karneler teknik arıza kurbanı” dedi. EĞİTİM- İş Sendikası Konya Şube Başkanı Veli Demir, sömestr tatili nedeniyle yarın ilk ve orta dereceli okullarda karne dağıtılacağını, karnelerin Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesindeki ‘e-okul’ adlı bölüm kanalıyla hazırlandığını fakat iki gündür sisteme giriş yapılamadığını belirtti. Demir, birçok okulun karnelerini henüz hazırlamadığını söyledi. Demir, “Öğrencilerin not, devamsızlık ve adres bilgileri teknolojik olarak artık merkezi sistemde toplanıyor. Okul idarecileri öğrenci ile ilgili bilgileri, ‘e-okul’ adlı bölüme kaydediyor. Bu bölüme öğrenci velileri de verilen şifreler kanalıyla girerek, öğrencilerini sürekli kontrol altında tutabiliyor. Ayrıca bu bölümde, öğrencilere dağıtılan karnelerin şablonu var. Okul idarecileri ve öğretmenler, bu şablon aracılığıyla karneleri hazırlıyor” dedi. Bu bölüme kaydedilen notların karneye de yazıldığını belirten Demir, “Fakat son iki gündür bu sisteme giremiyoruz. Aldığımız bilgilere göre birçok okul sisteme giriş yapamadığı için karnelerini hazırlayamadı. Eğer yarın öğle saatlerine kadar sistem çalışmazsa birçok okul karne dağıtamayacak” diye konuştu. Veli Demir, öğrenciler için karne günlerinin çok önemli olduğunu ifade etti. Demir, “Öğrenciler bir dönemlik çalışmanın sonucunda karnelerini alacaklar. Fakat karneler hazırlanmadığı için karnelerine kavuşamayacaklar. Hayal kırıklığı ve psikolojik sorun yaşayacaklar. O yüzden sistemdeki sorunun giderilmesi gerekir” dedi. MEB'DEN AÇIKLAMA Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), karne için yoğun giriş olması nedeniyle kilitlenen e-Okul Sistemi’ndeki sorunun giderilmesi yönünde çalışıyor. MEB yetkilileri, e-Okul Sistemi’ne okul yöneticilerince karne basımı, veliler ve öğrenciler tarafından da ders notlarının görülebilmesi için yoğun giriş yapıldığını bildirdi. Bu nedenle sistemin kilitlendiğini belirten yetkililer, sorununun giderilmesi yönünde çalışma yapıldığını kaydetti. | Yarın yarıyıl tatili başlıyor. Öğrenciler heyecanla karnelerini bekliyor ama karneler yarın verilemeyebilir! |
Fenerbahçe'yle yollarını ayırarak ülkesi Brezilya'ya dönen ve Corinthians takımına transfer olan yıldız futbolcu Roberto Carlos, yeni takımıyla çıktığı ilk maçta ilginç bir olay yaşayarak sakatlandı ve maçı terk etti. Corinthians'la Bragantino takımları arasında Pacaembu Stadı'nda oynanan ve 32 bin 179 biletli seyircinin izlediği maçta Fenerbahçe'den ayrılarak Corinthians'a transfer olan Roberto Carlos da ilk kez bir resmi maçta taraftarların karşısına çıktı. Corinthians forması maça ilk 11'de başlayan Roberto Carlos talihsiz ve ilginç bir olay yaşayarak sakatlandı ve maçı terk etti. 6 numaralı formasıyla Corinthians adına mücadele eden Roberto Carlos, bir pozisyonda rakip takım oyuncusunun atağını kesmek için topa yatarak müdahale etmek istedi. Topa doğru kayarak hamle yapan Roberto Carlos hızını alamayarak yedek kulübesine daldı. Yedek kulübesinin önündeki iki oyuncuyu deviren Carlos koltukların altına girdi. Yedek kulübesindekilerin yardımıyla kalkabilen Roberto Carlos sakatlandığını anlayınca sağlık görevlilerini çağırdı. Daha sonra oyuna devam edemeyeceği anlaşılan Roberto Carlos'un yerine 15 numaralı formasıyla Boquita dahil oldu. Corinthians karşılaşmayı 2. dakikada Elias ve 63. dakikada Jorge Henrique'nin golleriyle 2-1 kazanırken, rakip takımın tek golünü ise 33. dakikada Paulinho kaydetti. | Roberto Carlos, Corinthians formasıyla çıktığı ilk maçında ilginç bir olaya imza attı. |
İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan grup, bir süre slogan attıktan sonra basın açıklaması yaptı. Grup adına açıklama yapan bir öğrenci, yarın karne alacaklarını hatırlatarak hükümet için de bir karne hazırladıklarını bildirdi. Grup sözcüsü öğrenci, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Eğitim hizmetleri ve öğrenciyi anlamadan sıfır" verdiklerini söyledi. Öğrenciler açıklamanın ardından dağıldı. | İstanbul'da bir grup lise öğrencisi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne oyuncak bir koyun bırakarak, hükümetin eğitim politikalarını protesto etti. |
İzmir'in Bayraklı İlçesi'ndeki bar önünde iki grup arasında çıkan ve 3 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaya karıştıkları belirlenerek adliyeye sevkedilen 10 şüpheliden 8'i tutuklandı, 2'si ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu arada, olayda hayatını kaybedenlerden Cüneyt Görgülü'nün, geçen ay da kahveci Ümit Çetin'i öldürdüğü ileri sürüldü. Geçen cumartesi saat 01.00 sıralarında 1642 sokak 1 numarada bulunan barın önünde meydana gelen olayda, tartışan iki grup arasında silahlı çatışma çıkmıştı. Çatışma sonrasında 60 yaşındaki Coşkun Kırkıl olay yerinde, 25 yaşındaki Abdurrahman Kurt sahte kimliğini kullanan Cüneyt Görgülü ile 29 yaşındaki Mustafa Pekin ise kaldırıldıkları hastanelerde hayatlarını kaybetmişlerdi. Olayın ardından polisin araştırmalarında silahlı çatışmaya girdikleri belirlenen barı işleten 29 yaşındaki S.K. ile 31 yaşındaki ağabeyi G.K. ile karşı grupta yer alan 28 yaşındaki R.Ç., 30 yaşındaki S.O., 33 yaşındaki İ.U., 25 yaşındaki C.K., 21 yaşındaki E.Y., 20 yaşındaki M.E., 29 yaşındaki M.B., 40 yaşındaki M.Y., operasyonlar sonrasında gözaltına alınmıştı. 8 KİŞİ TUTUKLANDI R.Ç.'nin liderliğini yaptığı grubun bölgedeki kahvehane, birahane ve bar gibi yerleri ele geçirmek için sahiplerini sindirmeye çalıştıkları olayın yaşandığı bara da borçlarının olduğunu söyleyerek haraç almaya gittikleri için çatışmanın çıktığı saptanmıştı. Sorgularının ardından adliyeye sevkedilen şüphelilerden 8'i tutuklandı. G.K. ile M.Y. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. ÖLEN CİNAYET İŞLEDİ İDDİASI Bar çatışmasının soruşturması sırasında geçen ay yaşanan cinayetle ilgili de önemli gelişme yaşandı. Olayda hayatını kaybeden Cüneyt Görgülü'nün geçen 15 Aralık tarihinde, 1635 sokak 3 numaradaki kahvehanenin sahibi 30 yaşındaki Ümit Çetin'i öldürdüğü ileri sürüldü. Bu olayla ilgili de soruşturmanın devam ettiği bildirildi. | Bir barın önünde çıkan kavgada 3 kişi hayatını kaybetti ama olay araştırılınca cinayetin içinden cinayet çıktı. |
Tekirdağ'da komşusunun 14 yaşındaki kızı B.T.'yi beraber gezme bahanesiyle evine getirerek burada taciz ettiği iddiasıyla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 yıla kadar hapis cezasbı istemiyle tutuksuz yargılanan büfeci 48 yaşındaki Gürdal Özdemir, kaçabileceği şüphesiyle tutuklandı. Evli ve 2 çocuk babası Gürdal Özdemir, 2008 yılı mayıs ayında alt kat komşusunun kızı 14 yaşındaki ilköğretim öğrencisi B.T.’i gezirmek için Gündoğdu Mahallesindeki parka götürdü. Daha sonra ise iddiaya göre küçük kızı kendi evine getiren Özdemir, burada B.T.’yi zorla elbiselerini çıkartarak vücudunu öpüp, eliyle tacizde bulundu. Olayı kimseye anlatmaması için de tehdit etti. Evine gittiğinde yaşananları B.T.’nin ailesine anlatması üzerine polis tarafından gözaltına alınan Gürdal Özdemir, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine kondu. Gürdal Özdemir hakkında Tekirdağ 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne ‘küçük çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından 15 yıldan 24 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 8 ay cezaevinde yatan Gürdal Özdemir bir yıl önceki ikinci duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bugün görülen davanın 6'ncı duruşmasına tutuksuz yargılanan sanık Gürdal Özdemir ile cinsel istismara uğrayan ilköğretim öğrencisi B.T. avukatı ile katıldı. Duruşmada rahat tavırları ile dikkat çeken Gürdal Özdemir, suçsuz olduğunu ve davadan beraat etmesi gerektiğini söyledi. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda ise B.T.’nin kızlık zarının yırtılmadığı, cinsel istismara maruz kaldığı ve cinsel istismardan dolayı ruhsal olarak travma geçirdiği açıklandı. YENİDEN TUTUKLANDI Cumhuriyet Savcısının mütalaa verdiği duruşmada savunma için ek süre isteyen Gürdal Özdemir'in kaçma şüphesi nedeniyle tutuklanmasına karar verildi. Elleri önden kelepçelenen Gürdal Özdemir'in polis ekipleri tarafından Tekirdağ Kapalı Cezaevine konuldu. | Evli barklı adam komşusunun 14 yaşındaki kızına gezdirme bahanesiyle dışarı çıkardı. Sonra da kendi evine getirdi. |
Avea abonelerinin 3G ve EDGE destekli Jet Mobil Modem ile internete diledikleri yerden en ekonomik fiyatlarla bağlanabileceği bildirildi. Avea'dan yapılan yazılı açıklaya göre, dizüstü bilgisayarlardan internete ve e-postalara hareket halindeyken ulaşmayı sağlayan 3G destekli Jet Mobil Modem'i abonelerine en cazip tekliflerle sunacak. 19 Ocak-31 Mart 2010 tarihlerinde geçerli olacak kampanya kapsamında Jet Mobil Modeme sahip olmak isteyenler Avea'nın 12 aylık avantajlı paketlerine abone olup, 3G hızıyla internete her yerden erişebilecek. Kampanya dahilinde aboneler, 12 ay boyunca Jet Modem'in 1 GB'lik internet paketine ayda 29 lira yerine 19 liraya, aylık 4 GB'lik internet paketine ise ayda 39 lira yerine 29 liraya sahip olabiliyor. Ayrıca 3G destekli Jet Modem'e abone olanlara 12 ay boyunca ayda 10 saat TTNET WiFi hediye ediliyor. | 1 ve 4 GB'lık paketlerde yapılan büyük indirim internet kullanıcılarının yüzünü güldürecek. |
Balyoz Harekat Planını deşifre eden Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, belgenin orijinallerini gördüğünü ve altında imzaların bulunduğunu söyledi. Taraf Gazetesi'nde yayınlanan 'Balyoz Güvenlik Harekat Planı' hakkında aralarında sanatçı ve gazetecilerin de bulunduğu bir grup suç duyurusunda bulundu. Grupta yer alan Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu ekleriyle birlikte 5000 sayfayı bulan belgelerin arasında el yazısıyla yazılmış belgelerin ve 9 kasetlik ses kaydı dökümlerinin de bulunduğunu ifade etti. Belgelerin orijinallerini gördüğünü belirten Baransu, "Altında imzaların olduğu, aralarında el yazılarının olduğu gerçek belgeler bunlar. Hepsini fotoğrafladım ve tarattım" dedi. Belgeler arasında ıslak imzalı belgeden daha vahim belgelerin de olduğunu söyleyen Baransu, "Ses kayıtlarında her şeyin ayrıntılarıyla konuşulup planlandığı görülüyor" şeklinde konuştu. | Taraf gazetesi Türkiye'nin gündemini değiştirdi. İşke o planı ortaya çıkaran muhabir Baransu konuştu. |
Tokyo Üniversitesinden Takuzo Aida yönetimindeki bilim adamlarının kozmetikte yaygın kullanılan kil minerali ve çocuk bezlerinde kullanılan sodyum poliakrilat vasıtasıyla geliştirdikleri yeni materyal, çok kolay esnetiliyor ve kendi formuna kolayca dönebiliyor. Yeni materyalin temelini oluşturan su çalkalandığında, eklenen malzemelerin etkileşimiyle hemen katılaşarak jele dönüşüyor. Bilim adamları, içinde yüzde 0,2 oranında kimyevi katkı maddesi olan yeni materyalin tıp ve kozmetik sektöründe, tıbbi ameliyatlarda yapılan kesiklerin yapıştırılması ve yara tedavisinde geniş kullanım bulacağını beklediklerini vurguluyor. 100 derece sıcaklığa kadar sağlamlığını koruyan ve dayanıklığı silikona eşdeğer olan materyalin gelecekte birçok plastik materyalin yerini alması öngörülüyor. | Japon bilim adamları, yüzde 95'i sudan oluşan, şeffaf, esnek ve çevreye zararı olmayan yeni bir materyal geliştirdi. |
Kahramanmaraş’ta bir kişi, tabancayla ateş ettiği kişinin kulağına "Korkma ölmedin, silah kurusıkı" diye fısıldayıp, kaçtı. Edinilen bilgiye göre, Trabzon Caddesi’nde, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi, yolunu kestiği Halil Türkmen’in (67) karnına, "eller yukarı" dedikten sonra tabancayla bir el ateş etti ve olay yerinden uzaklaştı. Yere düşen ve gömleğinin parçalandığını gören Türkmen, hemen Yenişehir Devlet Hastanesine gitti. Yapılan kontrolde merminin Halil Türkmen’in vücuduna zarar vermediği belirlendi. Saldırganı tanımadığını ifade eden Halil Türkmen, "Şaşırdım, korktum. Yere düşünce kulağıma eğildi, ’korkma ölmedin, silah kuru sıkı’ dedi ve kalkıp gitmemi istedi" dedi. Tanıkların ifadesi doğrultusunda saldırganın yakalanmasına çalışıldığı bildirildi. | Önce silahını çıkarıp ateş etti. Saldırıya uğrayan kişi yere düşünce de eğilip 'korkma ölmedin' diye teselli etti! |
Hindistan’da yoga öğrenen mahkumlar erken tahliye olabilecek. Madya Pradeş eyaletinde cezaevleri teftiş kurumu başkanı Sanjay Mane, üç ay yoga eğitimi görerek nefes kontrolü ve dengeli duruşu öğrenen mahkumların cezalarının 15 gün indirileceğini söyledi. “Yoga; formda kalabilmek, davranışları kontrol edebilmek, stresi yenebilmek ve öfkeye hakim olabilmek bakımından iyidir” diyen Mane, “Yoga derslerine katılan ve bazı şartları yerine getiren mahkum, cezaevi yönetiminin tavsiyesiyle ceza indiriminden yararlanabilecek” şeklinde konuştu. Cezaevi sorumlusu, edebiyat derslerine devam eden mahkumların da erken tahliye imkanından yararlanabileceklerini söyledi. | Yoga öğrenen mahkumlar erken tahliye olabilecek. Hemen heyecanlanmayın! Türkiye'de değil, bakın nerede? |
Çin hükümeti, çalışmaktan evlenmeye fırsat bulamamış memurlar için internetten kendilerine eş bulmalarını sağlayan bir çöpçatanlık sitesi kurdu. “Hala bekar ve umutsuz musun” ifadesinin yer aldığı internet sitesinin ana sayfasında, bir çiftin kulübenin köşesinden birbirine bakan fotoğrafı göze çarpıyor. Hükümete ait resmi internet sitesi “www.ywqq.gov.cn”de, slogan olarak “en güvenilir çöpçatanlık platformu” ifadesi dikkat çekiyor. Üyelerin “yüksek mevkide, iyi eğitimli ve istikrarlı meslek sahibi” olduğuna vurgu yapılan ve tüm bilgilerinin sendikadaki işverenleri tarafından doğrulandığı belirtilen internet sitesinde, doğruluk ve güvenliği sağlamak için Çin Halk Güvenliği Bakanlığından da onay veriliyor. Çin merkezi hükümetine bağlı sendikalar tarafından uygulamaya konulan “Saksağan Köprüsü” adlı bu internet sitesi, 2005 yılından bu yana 5 binin üzerinde devlet memurunun ilgisini çekti. Efsanevi Çinli aşıklar Niu Lang ve Cı Nu’nun hikayelerindeki “senede bir kez kuşlar köprüsünde buluşmaları”nı simgeleyen “Saksağan Köprüsü” internet sitesi, ticari amaçla kurulan ve bir çok yalan bilginin yer aldığı internet ortamında, memurlara “saf ve güvenli” bir hizmet sunmayı amaçlıyor. Çöpçatanlık konusunda ne kadar başarılı olduklarına ilişkin bilgi verilmeyen internet sitesinde, devlet memurlarından bir yıllık üyelik için 100 yüen (yaklaşık 21.7 TL) isteniyor. | Çin hükümeti aşka da el attı! Çalışmaktan evlenmeye fırsat bulamayan memuru için çöpçatanlık sitesi kurdu. |
Şu son bir hafta içinde yayınlanan anketlere bakınca ortaya tek bir manzara çıkıyor: Anketlere güvenme! Çünkü hepsindeki oy oranları birbirinden çok farklı.. Bu kez SONAR Araştırma şirketinin yaptığı seçim anketi yayınlandı. SONAR göre; AKP’nin oyları yüzde 30’un altına düştü. Ankete göre bugün seçim olsa (kararsızlar dağıtıldıktan sonra) AKP yüzde 29.5, CHP yüzde 27.11, MHP yüzde 20.41 BDP yüzde 6.28, SP yüzde 5.47, DP yüzde 4.1, DSP yüzde 3.02, BBP yüzde 2.21 diğer yüzde 1.9. SON 15 GÜN İÇİNDE YAPILAN DİĞER ANKETLERİN SONUÇLARI İSE ŞÖYLE: KONSENSUS ARAŞTIRMA ŞİRKETİ Konsensüs'ün kararsızlar dağıtıldıktan sonra ortaya çıkacağını hesapladığı partilerin oy oranları: AK Parti: % 40.9 CHP: % 25.3 MHP: % 16.2 SP: % 4.2 DP: % 3.8 BDP: % 2.8 Diğer: 6.8 METROPOL ARAŞTIRMA ŞİRKETİ AK Parti yüzde 38.7 CHP Yüzde 19.4 MHP yüzde 17.3 Mustafa Sarıgül Hareketi yüzde 6.9 GENAR ARAŞTIRMA ŞİRKETİ AK PARTİ 36.5 CHP yüzde 22.9 MHP yüzde 18.8 ERDOĞAN'IN MASASINDA OLDUĞU İDDİA EDİLEN ANKET (POLMARK) AK Parti yüzde 42,1 CHP yüzde 19,6 MHP yüzde 16,8 DTP yüzde 6,7 Diğer yüzde 14,8 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMÜ Selçuk Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Gökçe başkanlığındaki araştırma grubu tarafından yapılan ankete göre AK Parti yüzde 34.0, MHP yüzde 19.3, CHP ise yüzde 18.8 | Bir anket daha yayınlandı. O da aynı soruya yanıt aradı. "Bugün seçim olsa ne olur?" Bu anketin sonuçları bambaşka! |
Manchester United, İngiltere Premier League’de birçok oyuncuyu zor durumda bırakan paylaşım siteleri Facebook ile Twitter’ı yasakladı. Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, Manchester United oyuncularının, adı geçen paylaşım sitelerinde artık özel bilgilerini paylaşamayacakları bildirildi. Daha önce verilen haberlerde, kulübün, Ryan Giggs, Darren Fletcher ve Wayne Roonaey’nin Twitter hesaplarını kontrol ettiği, Rio Ferdinand ile Giggs’in Facebook üyeliklerinin kaldırıldığı belirtilmişti. Tottenhamlı oyuncu Darren Bent’in takımından ayrılma isteğini Twitter’da dile getirmesi oyuncunun zor günler geçirmesine neden olmuştu. Aynı şekilde Ryan Babel’in Twitter’da teknik direktörü Rafael Benitez’i eleştirmesi, neredeyse Liverpool’daki kariyerini sona erdiriyordu. | İngiltere Premier League"de birçok oyuncuyu zor durumda bırakan Facebook ile Twitter"a bir yasak daha geldi. |
Suriye'de, PKK'lı teröristlerin, haraç vermeyen bir Kürt ailenin 16 yaşındaki çocuğu kafasını keserek öldürdüğü bildirildi. Afrin bölgesinde yaşayan Kürtlerin, PKK'lıların "haraç aldığı" ve "çocuk kaçırdığı" yönündeki ihbarlarının artması üzerine Suriye güvenlik güçleri, geçen hafta bölgede terör örgütüne yönelik operasyonlar düzenlemişti. Operasyonlarda Aziz K, Musa A, Cemil H, Ahmet M. ve Remo D. adlı terör örgütü mensupları yakalanarak cezaevine konulmuştu. Güvenlik birimlerinin tespitlerine göre, terör örgütünün silahlı birimlerinin başındaki Suriye kökenli "Sofi Nurettin" kod adlı Nurettin Halef Al Muhammed'in, Afrin bölgesinde 5 örgüt sorumlusunun yakalanmasından bölgede yaşayan Kürt aileleri sorumlu tutarak "karşı eylem" talimatı verdi. Sofi Nurettin'in talimatıyla harekete geçen PKK'lı teröristler, geçen hafta aralarında H.Ö.'nün de bulunduğu 3 çocuğu kaçırdılar. Ö.'nün ailesinden haraç isteyen terör örgütü mensupları, parayı alamayınca çocuğu başını keserek öldürdüler. Cinayet sonrasında harekete geçen Kürt ailelerin, Suriye'deki insan hakları dernekleri aracılığıyla, hem H.Ö.'nün katillerinin hesap vermesi, hem de kayıp çocukların terör örgütünün elinden kurtarılması amacıyla, uluslararası insan hakları kuruluşlarına yönelik "Acil Yardım" çağrısında bulundukları kaydedildi. Geçen yıl Iraklı iş adamı Settar Mustafa'yı kaçıran PKK'lı teröristler, işadamının ailesinden 100 bin dolar fidye istemişler, ancak ailenin bu parayı ödeyememesi üzerine, Settar Mustafa'nın kafası kesilerek öldürülmüş ve cesedini evinin önündeki çöplüğe bırakmışlardı. Yine İran'da faaliyet gösteren PKK/PJAK'lı teröristler, geçen yıl Merivan şehrinde görevli imam Mustafa Şirzad'ın evine gelerek haraç istemişler, ancak Mustafa Şirzad'ın teröristlere haraç vermeyi kabul etmemesi üzerine, cuma namazı çıkışında imam ve yanındakilerin üzerlerine otomatik silahlarla ateş etmeleri sonrasında, imam Mustafa Şirzad, oğlu Said Şirzad, kardeşi Hadi Şirzad ile birlikte cemaatten 3 kişi hayatını kaybetmişti. | PKK'lı teröristler dehşet saçtı. Kendilerine haraç vermeyen bir ailenin 16 yaşındaki çocuğunun başını kesti! |
Uluslararası Futbol ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFHHS) açıkladığı, son 19 yılın en iyi takımları değerlendirmesinde, İspanya'nın FC Barcelona takımı ilk sırada yer aldı. Türk kulüpleri arasında ise en üstte Galatasaray'a yer verildi. IFHHS'nin 01.01.1991 ile 31.12.2009 tarihleri arasındaki verilere göre hazırlayıp yayınladığı ve 208 takımın bulunduğu sıralamada, Türkiye'den sadece 4 takım yer aldı. Galatasaray 35., Fenerbahçe 69., Beşiktaş 92. ve Trabzonspor 191. sırada gösterildi. Dünyanın en iyi takımlarına verilen puanlara göre ilk 10 sıra şöyle oluştu: 1- FC Barcelona 807 (İspanya) 2- Manchester United 726 (İngiltere) 3- Real Madrid 633 (İspanya) 4- Juventus 633 (İtalya) 5- AC Milan 629 (İtalya) 6- FC İnter 605 (İtalya) 7- Bayern Münih 599 (Almanya) 8- Arsenal 594 (İngiltere) 9- River Plate 503 (Arjantin) 10- Chelsea 491 (İngiltere) İspanya liginde şu anda lider olan Barcelona, geçen sezon ve bu sezonun başında katıldığı 6 kupayı da kazanmış ve dünyada bu başarıyı yakalayan tek takım olmuştu. | IFHHS'nin açıkladığı, son 19 yılın en iyi takımları sıralamasında Galatasaray Türk takımları içerisinde üst sıralarda yer aldı.. |
Diyarbakır’da doğuştan ‘Epidermolizis Bülloza’ hastası 5 yaşındaki Rojin Karateke'nin dramı ailesini kahrediyor. El ve ayak parmakları her gün biraz daha eriyen ve bir çok iç organını da kaplayan hastalık karşısında çaresiz kaldıklarını belirten anne Aynur Karateke, “Doğumdan 20 dakika sonra kızımın derisi soyuldu. Her seferinde bana, ‘anne elerini kes benimkine yapıştır’ demesi beni ölümden beter ediyor” dedi. ELBİSELERİ VÜCUDUNA YAPIŞIYOR Merkez Kayapınar İlçesi’nde yaşayan belediye işçisi 32 yaşındaki Mehmet Karateke ile 25 yaşındaki Aynur Karateke’nin 2 çocuğundan kızları Rojin'in, doğuştan itibaren derisisoyulmaya başladı. 5 yıldan beri her gün gözlerinin önünde bir tarafı eriyen kızına çare bulamamanın üzüntüsünü yaşayan anne Aynur Karateke ne yapacağını şaşırdı. Küçük kızın tüm vücudunu saran yaralar ağırlaşınca Rojin’in el ve ayakları da eridi. Elbiseleri vücuduna yapışan Rojin’in annesi Karateke, “Elbiseleri makasla kesip çıkarmak zorunda kalıyorum. Elbiselerinin bazı parçaları vücuduna yapışık kalıyor. Her seferinde, ‘anne nolur canımı acıtma, ben sana ne yaptım canımı acıtıyorsun’ demesi yüreğimi dağlıyor” diye konuştu. ‘PARMAKLARINI İSTİYOR’ Kızını imkansızlık nedeniyle Diyarbakır dışındaki hastanelere götürememekten yakınan anne Karateke, gözyaşları arasında şunları söyledi: “"Her elbisesini değiştirdiğimde, kızım ona acı çektirdiğimi düşünüyor. Okula gitmek istiyor, benden el ve ayak parmaklarını istiyor. Tüm bu isteklerine karşılık veremiyorum. Diğer çocukları görünce oynamak istiyor, yapamadığı için de ağlıyor. Yemek yiyemiyor ağzı yara içinde ve sadece mama ile besliyoruz. O acılar içinde kıvrandıkça benim de yüreğim kan ağlıyor. Kızımı mutlu eden tek şey ise çok sevdiği İbrahim Tatlıses’ten Rojin şarkısını dinlemek.” HASTALIĞIN TEDAVİSİ YOK Dünyanın bir çok ülkesinde rastlanılan ve bir çok bilim adamı tarafından araştırılan kalıtsal bir hastalık olan ‘Epidermolizis bülloza’ hastalığının günümüzde henüz bir çaresi olmadığı belirtildi. Uzmanlar, hastalık sürecinde sadece hastanın travma bölgelerinde enfeksiyon tedavisi yapılması gerektiğini belirtti. SEKS TEKLİFİ YÜZÜNDEN 8 PARÇAYA BÖLÜNDÜ [PAGE] SEKS TEKLİFİ YÜZÜNDEN 8 PARÇAYA BÖLÜNDÜ Afyonkarahisar'da vahşi bir şekilde öldürüldükten sonra cesedi 8 parçaya ayrılarak 3 ayrı noktaya atılan 56 yaşındaki Kemal Gözel'in katil zanlısı 32 yaşındaki Serkan H. yakalandı. Zanlının ifadesinde "Bana ilişki teklif ettiği için öldürdüm" dediği öğrenildi. Bugün toprağa verilen Gözel'in cesedi, dikilerek ailesine teslim edildi. Afyonkarahisar'da, öldürüldükten sonra 8 parçaya bölünüp vücudunun parçaları yol kenarındaki 3 ayrı noktya atılan Kemal Gözel'in katil zanlısı yakalandı. Öldürülen Kemal Gözel'in telefon kayıtlarından yola çıkan polis, 32 yaşındaki cinayet zanlısı Serkan H.'yi evinde gözaltına aldı. Evli olan zanlı cinayeti işlediğini itiraf etti. Zanlının evinde işlediği cinayetin ardından attığı bıçak da gösterdiği yerde bulundu. Zanlının polisteki ifadesinde, "Bana ilişki teklif etti. Çok sinirlendim. Bu yüzden öldürdüm dediği iddia edildi. ZANLI CİNAYETİ İTİRAF ETTİ Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga, İl Emniyet Müdürü Ali Bilkay ve Asayiş Şube Müdürü Musa Sürer ile birlikte yaptığı basın açıklamasında cinayet zanlısının yakalandığını bildirdi. Zanlının yakalanması için ölen Gözel'in görüştüğü kişilerin belirlendiğini, daha sonra yapılan soruşturmada şüpheli görülen Serkan H.'nin evine baskın düzenlendiğini söyleyen İmga, zanlının evinde cinayet işlendiğine dair bulgular elde edildiğini Serkan H.'nin cinayet işlediğini itiraf ettiğini söyledi. DETAYLAR ARAŞTIRILIYOR Gözaltında tutulan zanlının çelişkili ifadeler vermesinden dolayı cinayetin nedeninin henüz açıklık kazanmadığını söyleyen Vali İmga, "Serkan H.'nın cinayeti tek başına işlediği yönünde kanaatimiz var. Son günlerde bir tanışıklık söz konusu. Her ihtimal kayda değer. Zanlının görüldüğü kadarıyla herhangi bir işi yok. Konu derin bir şekilde araştırılıyor. Bu tür uzuvların parçalanması şeklindeki cinayetlere karşı bir hassasiyet oluştu. Çok detayına girmek istemiyoruz. Failin ele geçirilmesini kamuoyuna duyurmayı görev bildik. Bu, bıçakla gerçekleştirilmiş bir cinayet" dedi. KOCAMDAN NE İSTEDİNİZ 34 yıllık eşi Kemal Gözel'in parçalanarak öldürüldüğünü ve parçalarının ayrı ayrı yerlerden toplandığını televizyondan öğrenen Güler Gözel, bugün kocasını defnettikten sonra fenalık geçirdi. Uzun zamandır İzmir'de yaşayan ve değişik işlerde çalışan Kemal Gözel'in 2 ay önce emekli olduğunu ve kasabaya döndüğünü kaydeden Güler Gözel, "Kocam 15-20 günde bir gelir giderdi. Emekli olduktan sonra temelli yanımıza gelmişti. Ama pazar günü geldi salı günü öldürdüler. Hasretim dinmeden benden aldı vicdansızlar" dedi. MAAŞINI ÇEKMEYE GİTMİŞTİ Öldürülmeden önceki gün eşinin neşesinin yerinde olduğunu söyleyen Güler Gözel, "Eğer biriyle kavga etseydi ilk bana söylerdi. Neşesi yerindeydi. Akşam evimizde ailece yemek yedik. O sıralarda da morali düzgündü. Ertesi gün maaşını çekmeye gitti, bir daha geri gelmedi. Aradık açmadı. Telaşlanmaya başladık. Sonrasında da haberlerde adını söylediler. Biz duyduklarımızı anlamaya çalışırken eve bir sürü polis geldi. (Başın sağ olsun) dediler" ifadelerini kullandı. NAMUS CİNAYETİ OLAMAZ Bazı haberlerin cinayeti "Namus cinayeti" olarak lanse etmesine de tepki gösteren Gözel, "Benim kocam ayda bir defa gelirdi. Kahveye çıkmazdı. Kimseyle konuşmazdı. Kimsenin karısını kızını tanımazdı. Böyle bir adamı neden öldürsünler. Hiçbir düşmanı yoktu. Hiç kimseyle kavgalı değildi. Maaşını çekmeye gitmişti. Parası için öldürdüler kocamı" diye feryat etti. OĞLUMU YENİ KAYBETTİM Bundan 4 ay önce de oğlunu tuvalette ölü olarak bulduğunu söyleyen Güler Gözel, daha oğlunun acısı dinmeden kocasının acısıyla tanıştığını söyledi. Oğlunun fotoğrafına sarılarak feryat eden Güler Gözel, "4 ay önce oğlumu kaybettim. Tuvalete girdiğinde kalp krizi geçirmiş oracıkta ölmüş. Oğlumun ölüsünü tuvaletten çıkardık. Keşke kocamı da tuvaletten çıkarsaydık. Ölüsünü bile göremedim. Dayanılacak gibi değilmiş. Çok feci etmişler" dedi. CESET DİKİLEREK TESLİM EDİLDİ Kemal Gözel'in 8 parçaya ayrılmış cesedi, dikilerek aileye teslim edildi. Gözel, kılınan cenaze namazının ardından Susuz Beldesi'nde toprağa verildi. SOKAK ORTASINDA POMPALI DEHŞETİ AYRINTILAR DEVAM SAYFASINDA [PAGE] PENDİK’te, inşaat işçisi Mehmet Kırca (29), kimliği belirsiz bir kişi tarafından sokak ortasında pompalı tüfekle vurularak öldürüldü Erzincan’da yaşayan ve İstanbul’da inşaatlarda çalışan Mehmet Kırca, saat 22.30 sıralarında hamama gitmek için ablasına ait Fevzi Çakmak Mahallesi Ay Sokak'taki evden sokağa çıktı. Görgü tanıklarının iddiasına göre, bu sırada Mehmet Kırca’nın önünü kesen 20 yaşlarında bir kişi pompalı tüfekle Kırca’ya ateş açtı. Saldırgan yaya olarak kaçarken, ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı muayenede Mehmet Kırca’nın göğsüne isabet eden kurşun sonucu öldüğü belirlendi. Polis, görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda saldırganı yakalamak için çalışma başlattı. Cinayetin nedenini araştıran polis, Mehmet Kırca’nın yakınlarının ifadesine başvurdu. Yakınlarının, Mehmet Kırca’nın bir kadınla yaşarken, 1.5 yıl önce başka biriyle evlendiğini ve evlendikten sonra ilk yaşadığı kadından çocuk sahibi olduğunu söyledikleri belirtildi. Mehmet Kırca’nın birlikte yaşadığı kadınla ilişkisini bitirmesi için kendisini tehdit eden eşinin yakınları tarafından öldürüldüğü iddia edildi. Ceset, incelemelerin ardından Pendik Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. KAÇIRILDIM DEMİŞTİ, MSN AŞKINA GİTMİŞ [PAGE] KAÇIRILDIM DEMİŞTİ, MSN AŞKINA GİTMİŞ Çanakkale’den eter koklatılıp bayıltıldıktan sonra kaçırıldığını ve Kayseri Otogarı yakınlarında kendisini otomobilden atarak kurtulduğunu öne süren evli bir çocuk annesi kadın yalan söylemiş. Televizyondaki bir arkadaşlık ilanından tanıştığı kişiyle buluşmak için Kayseri’ye geldiği belirlenen T.D., ‘Polise yalan beyanda bulunmak’ suçundan ifadesi alındıktan sonra ailesinin yanına gönderildi. Dün Kayseri Otogarı'nda sürekli ağlarken görevlilerce fark edilen T.D., Çanakkaleli olduğunu, dün akşam saatlerinde Çanakkale SSK Hastanesi'ne muayene giderken içerisinde 2 kadın ve 1 erkeğin bulunduğu otomobilin adres sorma bahanesiyle yanında durduğunu anlattı. Bu arada otomobilden inen bir erkeğin kendisine eter koklattığını söyleyen T.D., gözünü Kayseri Otogarı yakınlarında açtığını ve kendini otomobilden attığını iddia etti. Genç kadın haber verilmesi üzerine gelen polis ekibince Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. İLANDA TANIŞTIĞI KİŞİYLE BULUŞMAYA GELMİŞ İddiayı ayrıntılı bir şekilde araştıran ve kadını sorgulayan polis, 3 yaşında bir erkek çocuk annesi T.D.'nin bir ulusal televizyonda yayınlanan aşk ilanlarından tanıştığı kişiyle buluşmak için Kayseri’ye geldiğini, ancak buluşacağı erkeğin son anda “Başım belaya girer. Sen evine dön” demesi üzerine otogarda sinir krizi geçirdiğini ortaya çıkardı. Polis bunun üzerine genç kadın hakkında, ‘Polise yalan beyanda bulunmak’ suçundan tutanak düzenledi. Bu arada T.D.’nin Çanakkale'deki eşi 32 yaşındaki İ.D.’ye telefonla bilgi verildi. Yalan söyleyip polisi olayan T.D.’nin eşi, kendisiyle görüşen DHA muhabirine, “Eşimin ruhsal sıkıntıları vardı. Kendisi tedavi görüyor. Böyle bir şeyi neden yaptı bilmiyorum” demekle yetindi. T.D., gece yarısı otobüse bindirilerek Çanakkale’ye gönderildi. YAĞ ALDIRDI HAYATI KARARDI DİĞER SAYFADA... [PAGE] İstanbul'da nişanlısına güzel görünmek için karnından ve bacaklarından yağ aldıran 34 yaşındaki Güller Boz, vücudunda oluştuğunu öne sürdüğü deformasyon nedeniyle ameliyatları yapan doktor ile estetik merkezi hakkında tazminat davası açtı. Tekstil işi yapan Boz, bir estetik merkeziyle 5 bin lira karşılığında vücudundaki fazla yağların ve sarkan derilerin alınması için anlaştı. Boz, 5 Ağustos 2009'da ameliyat edildi. 2 ay yürümekte zorlanan Boz'un bacaklarında iddiaya göre ağır ameliyat izleri ve daha çok sarkma ile deformasyon meydana geldi. Estetik merkezi ile ameliyatı yapan doktor hakkında 120 bin lira tazminat davası açan Boz, "Nişanlım terk etti, işimden oldum, psikolojik tedavi görüyorum" dedi. Estetik merkezi yetkilileri ise "Bacağında yeteri kadar sıkı bir görüntü olmayacağı ve kalçasının sarkan kısmında daha da sarkma olabileceği ihtimali kendisine söylendi" ifadesini kullandı. KOPAN PARMAK FACİASI... DİĞER SAYFADA... [PAGE] BAHÇELİEVLER’de merdivenlerden düşerek parmağı kopan Murat Yılmaz (38), kopuk parmak olay yerinde bırakılarak hastaneye kaldırıldı. Daha sonra olay yerine gelen sağlık ekipleri, parmağı hastaneye yetiştirmek için yoğun çaba harcadı. Ancak önce yaralının hangi hastanede olduğu bulunamadı. Daha sonra ambulansın lastiği patladı. Tüm aksiliklere rağmen hasteneye ulaştırılan parmak, aşırı doku kaybı nedeniyle yerine dikilemedi. Yenibosna Merkez Manallesi Metinbey Sokak Numara 22'de oturan Murat Yılmaz (38), saat 01.30 sıralarında merdivenlerde dengesini kaybederek düştü. Sağ eli merdivenlere takılan Yılmaz’ın serçe parmağı koptu. Olayı gören komşuları hemen 112’yi arayarak sağlık ekiplerine haber vermek istedi. İddialara göre, yaklaşık 25 dakika boyunca 112’ye ulaşamayan vatandaşlar 155’i arayarak polis ekiplerinden yardım istedi. Bu arada Yılmaz’ın kopan parmağı aramalara rağmen bulunamadı. Ambulansın gelmesini beklemeyen bina sakinleri, parmağı bulunamayan Murat Yılmaz’ı özel bir otomobille yakındaki özel Nisa Hastanesi'ne götürdü. YARALININ HANGİ HASTANEDE OLDUĞU BULUNAMADI Olay yerine gelen ambulans, uzun aramalar sonunda bulunan kopan parmağı alarak Yılmaz’ın ilk götürüldüğü Nisa Hastanesi'ne gitti. Hastaneye gelen 112 ekiplerine, Yılmaz’ın buradan başka bir hastaneye yönlerildiği söylendi. Yılmaz’ın hangi hastaneye gittiğini bir türlü öğrenemeyen ve kopan parmağı taşıyan 112 ekipleri, yaklaşık 20 dakika Yenibosna Yıldırım Beyazıt Caddesi E-5 kenarında bekledi. AMBULANSIN LASTİĞİ PATLADI Yılmaz’ın İkitelli'deki Özel Tem Hospital'a kaldırıldığı öğrenen 112 ekipleri, bu hastaneye doğru yola çıktı. Parmağı zamanında yetiştirmeye çalışan ambulansın yolda lastiği patladı. Ambulans, patlak lastikle hastaneye gitmeye devam etti. Bu defa da hastanenin yolunu bulamayan 112 ekiplerinin yardımına basın mensupları yetişti. Ambulansın önüne geçen basın mensupları, 112 ekiplerine hastaneye kadar rehberlik etti. Hastaneye ulaştırılan parmak dokularda aşırı derecede parçalanma olduğu için yerine dikilemedi. Olayı anlatan Murat Yılmaz’ın komşusu, yaklaşık 25 dakika boyunca 112’ye ulaşamadıklarını ve polisin yardımıyla ambulansın geciklemeli olarak olay yerine geldiğini iddia etti. Parmağı taşıyan ambulanstaki 112 ekiplerine teşekkür eden Yılmaz’ın kapı komşusu, lastiği patlamasına rağmen 112 ekiplerinin parmağı yetiştirmek için büyük çaba harcadıklarını kaydetti. VALİ İKNA ETTİ, UYUŞTURUCUDAN KURTULACAK DİĞER SAYFADA... [PAGE] ADANA Valiliği’nin sahip çıktığı uyuşturucu bağımlısı 19 yaşındaki Fatma Yıldırım bugün tedavi için İstanbul’a gitti. Geçen hafta eroin krizine girerek annesi Ziyne Yıldırım tarafından Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırılan Fatma Yıldırım, burada tedaviyi kabul etmemiş ve sokak ortasında kriz geçirmesiyle gündeme geldi. Adana Valiliği’nin sahip çıktığı Fatma Yıldırım ikna edilerek bugün tedavi için İstanbul’a gönderildi.Annesi ve yakınları ile birlikte Adana Havalimanı’na gelen Fatma Yıldırım, yardımları için Vali İlhan Atış’a teşekkür etti. Yıldırım, “4 yıldır uyuşturucu kullanıyordum. Bulamadığım zaman krize giriyordum. Uyuşturucu kullanmaya niyeti olanlar sakın kullanmasınlar. Hayatlarını mahvederler. Zapzayıf olur, odun gibi kalır yemek yiyemezler” dedi.Havaalanı önünde yakınlarıyla vedalaşan Yıldırım’a, Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli bir kadın polis eşlik etti. | Dünyada çaresi bulunmayan hastalık Rojin'i buldu. Bütün organları eriyor. Annesine "parmaklarını bana ver" diye yalvarıyor. |
Yıldırım 'Hayırlı olsun' bile demedi! F.Bahçe'de sadece yarım sezon forma giyen Gökhan Emreciksin, içini döktü! “Fenerbahçe defterini kapattım” diyen Gökhan Emreciksin, bir şeyi hiç unutamıyor: Ben Carlos değilim. Onun yanına oturabilirsin. Ama başkanımız, transferim sonrası bana bir “Hayırlı olsun” bile demedi! BEŞİKTAŞ’A GİDİYORDUM Transfer olduğum dönemde Beşiktaş da beni istiyordu. Fenerbahçe araya girince, ibre o tarafa kaydı. Bir kere babam da koyu bir Fenerbahçeli. Giderken her şeyin çok zor olacağını biliyordum. Farklı bir tercih yapmış olsaydım, farklı yerde olabilirdim. Zor bir döneme denk geldim. Takım da çok kötü gidiyordu Aragones başımızdayken. Basında çıkan bazı haberlerle de üzerime gelindi. Olmadı bir türlü. BAŞKAN MESAFELİDİR Aziz Yıldırım nasıldı? Güzel soru... Şu kadar anlatayım! Aziz Yıldırım bana “Hayırlı olsun” bile demedi. Ben Roberto Carlos değilim. Onun yanına oturabilirsin. Ama bana da bir “Hayırlı olsun” diyebilirsin. Kaldı ki bu kadar istenilerek bir yere gidiyorsunuz. Başkanın benim için menajerimle görüştüğünü, çok uğraştığını biliyorum. Ama transferden sonraki tablo da bu! Gelirken gösterilen değer, çok şey anlatıyor bence. Genel olarak değerlendirirsek de Aziz Başkan ağırbaşlıdır. Futbolcularla arası iyidir ama çok mesafelidir. ARAGONES ÇOK SOĞUKTU Fenerbahçe’ye gidince bir kere ilk 3 hafta kadroya giremedim. Neden olduğunu da bilmiyorum. İlk gittiğimde Aragones, “İdmanlı mısın?” diye sordu. “Evet” dedim. “Olsun, sen yine de 10-15 gün çalış” cevabını verdi. Çok şaşırdım. Oldukça soğuk davrandı. Ben devre arasında tek transfer olarak gelmişim. Neden bu şekilde karşılanıyorum? Madem öyle, gelmeseydim daha iyiydi! F.Bahçe’de mutlu değildim. Kayserispor beni çok istedi, ben de buraya geldim. [PAGE] Burak Yılmaz... F.Bahçe'den 1 sezonda dönen Burak Yılmaz, en büyük şanssızlığı olarak Luis Aragones'i gösterdi! Garip bir kariyeri var. Zikzaklar üzerine kurulu. Anadolu’da coşuyor, büyüklerin kapısını açıyor. Ama İstanbul’un havası yaramıyor. Eskişehir’deki performansıyla bu kez Trabzonspor’a yelken açan Burak Yılmaz, Fenerbahçe’deki günlerini anlattı: Ben, bana güvenildiği zaman her takımda oynayacak bir futbolcuyum. Geçen yıl Aragones’in dönemine bakın. Bırakın beni, Alex’i bile oynatamadı. Carlos’u da kendi futbolcusu Güiza’yı da oynatamadı. O yüzden bir oyuncunun performansında hocanın yüzde 51 rolü vardır. Bana güvenildiği, inanıldığı, şans verildiği zaman; alır götürürüm. GUİZA KADAR ŞANS VERİLSE Güiza kadar hiçbir Türk futbolcusunda ısrar edilmez. Herkes, her şeyi görüyor. Güiza’nın yarısı kadar şans verilseydi, F.Bahçe’de oynardım ben. Hâlâ da oynarım. Türkiye’de insanların golcü dediği, her maçta 2-3 ya da en azından 1 gol atan oyuncu. Ama böyle forvet, Avrupa’da da yok. Türk futbolcuları bence çok yetenekli. Yeter ki onlara köstek değil destek olmayı öğrenelim. ZİCO BENİ ÇOK İSTEMİŞTİ Zico ile Fenebahçe’ye gelmeden önce görüşmüştüm. Hatta beni Beşiktaş’tan ayrıldığım dönemde de almak istemişti. O zaman şartlar elvermedi. Beşiktaş’tan ayrılıp Manisa’ya gitmek zorunda bırakıldım. Zico’nun beni çok beğendiğini biliyorum. Eğer Zico kalsaydı, Fenerbahçe takımında çok farklı yerlerde olurdum. SEMİH YABANCI OLSAYDI Semih kulübede oturuyor belki ama kendi içindekini bilemezsiniz. O, bazı şeyleri kanıtlamış bir futbolcu. Semih eğer yabancı olsaydı, Güiza değil Semih oynardı. İkisi de Türk olsaydı yine Semih oynardı. Bunu söylerken, Güiza’nın yerden yere vurulmasına da karşıyım. Önemli özellikleri olan bir futbolcu. Bazen kan uyuşmazlığı oluyor. ALEX’İ ASLA KIYASLAMAM Alex’le birlikte çok maç oynayamadım aslında. Ama idmanlarda bu keyfi sonuna kadar alıyorsunuz. Çok büyük bir oyuncu. Keşke 10 yıl daha oynasa da Fenerbahçe’ye böyle faydalı olmaya devam etse. Beşiktaş’ta Delgado ile oynuyordum. Ama Alex ile kimseyi kıyaslamam. Bence çok ayrı bir yerde. [PAGE] Yasin Çakmak, Fenerbahçe'nin "Disiplinsiz" diye suçladığı eski hocası Zico'yu yere göğe sığdıramadı! Yasin Çakmak Çaykur Rizespor’dan F.Bahçe’ye gitti, 2 yıl Sarı-Lacivertli formayı giydi. Ama sezon başında Sivas’ın yolunu tuttu. Yasin Çakmak, Fenerbahçe için birbirinden ilginç ifadeler kullandı: ARAGONES KAHRETTİ Geçen sezon yaşadığım bir şey var ki unutamıyorum. Lugano, Galatasaray maçı sonrası ceza almıştı. Sürekli ben oynadım. Beşiktaş’ı deplasmanda yendik, kupa maçına gideceğiz, Lugano’nun cezası bitti. Ben ilk 11 beklerken, Aragones beni 18 kişilik kadroya bile almadı! Hem de çok iyi performans sergilerken. Takımdaki arkadaşlarım bile inanamadı. Çok sinirlendim, kahroldum. Ama yapacak bir şey yok, patron Aragones! ZICO MÜKEMMEL BİRİ Zico kadar mütevazı, insancıl bir insan görmedim. Her şeyiyle mükemmel bir insan, mükemmel bir hoca. Keşke Fenerbahçe’de kalsaydı. Disiplinsiz olduğu söyleniyor. Disiplinsiz takım Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynar mı? Bir hoca gelir, çok disiplinlidir ama takım bir yere gitmez. O dengeyi sağlamak önemli. Zico gerektiğinde sert davranıyordu, gerektiğinde arkadaş gibi. Bizi rahat bırakıyordu, o yüzden takım bu noktalara geldi. Kezman, Ankaraspor maçında Alex’in atacağı penaltıyı kaçırmasa, Sami Yen’den de şampiyon dönerdik. -Habertürk- | Daha önce Fenerbahçe forması giyen 3 oyuncu, camia hakkında olay yaratacak açıklamalarda bulundu... |
Süper Lig’in yayın ihalesini yıllığına 321 milyon dolar karşılığında alan Digitürk’ün Kulüpler Birliği’ndeki bazı başkanların baskısıyla Maraton programın yayından kaldırmasının yankıları sürüyor. NTV’deki ‘Günlerin Getirdiği’ adlı programa katılan Rıdvan Dilmen ve Ahmet Çakar, Maraton programının sona erişini ve Erman Toroğlu’nun durumunu değerlendirdi. Yasa dışı şeyler olacak Ahmet Çakar, “15 seneden beri tarzımızda bir değişiklik olmazken futbolumuz değişti ve değeri yükseldi. ‘Yorumcular marka değerini düşürüyor’ olayı tamamen bir kaçamak, tamamen bir vicdansızlıktır” dedi. Erman Toroğlu’nu bir marka olarak gördüğünü belirten Rıdvan Dilmen ise, “Onun ayrılması beni üzdü. Anadolu takımlarının ne kadar mağdur olduklarını ikinci devre göreceğiz. Toroğlu Anadolu kulüpleri için büyük şanstı. Bundan sonra işleri zor. Bu operasyonun altında sadece Erman Toroğlu’nun kimliği yok. Bence başka şeyler de meydana gelecek. Yasadışı şeyler olacak” diye konuştu. Kaliteyi Galatasaray yükseltti Dilmen, ayrıca Türk futbolunda kaliteyi yorumcuların etkilemediğini belirterek " Türk futbolunda kalite Galatasaray'ın UEFA Kupası'nan kazanmasıyla başladı, A Milli Takım'ın Dünya ve Avrupa üçüncüsü olmasıyla devam etti. Türk futbolunda kalite devam edecekse Kayseri'nin lider olduğu haftadaki gibi 30 bin seyirciyle oynamasıyla artar.!" | NTV'nin futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, Türk futbolunda kalitenin Galatasaray ile yükseldiğini iddia etti |
Çorum'un Sungurlu ilçesinde 12 yaşında kızın önce 4 inek karşılığında imam nikahıyla birlikte yaşamasına izin verildiği, evine dönen kızın daha sonra bir başkasına 10 bin TL ''başlık parası'' alarak verilmesinin ardından, söz konusu paranın ödenmemesi üzerine çıkan kavgada 7 kişi gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Kurbağalı köyünde Şükrü A, kızı K.A'nın (12) yaklaşık 8 ay önce 29 yaşındaki inşaat işçisi Kamber Bostan (29) ile 4 inek karşılığında imam nikahıyla birlikte yaşamasına izin verdi. Ankara'ya taşınan ve hamile olduğu öğrenilen K.A, bir süre sonra, Kamber Bostan'la anlaşamadığı gerekçesiyle Sungurlu'nun Kurbağalı köyünde yaşayan babasının evine döndü. BABADAN KIZINA DAYAK Kızının eve dönmesini kabul etmeyen baba Şükrü A, zaman zaman kızına şiddet uyguladı. 28 Aralıkta fenalaşan K.A, Sungurlu Devlet Hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan muayenede, bebeğin ölü olduğunu anlayan doktorların müdahalesiyle bebek alındı. BİR BAŞKASINA 10 BİN LİRAYA SATTI Bu arada, yaklaşık 20 gün önce ilçe merkezinde bir iş yerinde garsonluk yaptığı ve K.A ile daha önceden sevgili olduğu öğrenilen Gökhan Türk (20), köye giderek kızla evlenmek istediğini söyledi. Baba Şükrü A, kızı K.A'yı 10 bin TL ''başlık parası'' karşılığında verebileceğini söyledi. Gökhan Türk, paranın 3 bin TL'lik bölümünü vererek, K.A ile birlikte yaşamaya başladı. Aradan geçen sürede paranın geri kalan bölümünü alamayan K.A'nın ailesi, akşam saatlerinde Gökhan Türk'ün yanına gelerek, 7 bin TL'yi ödemesini istediler. PARA TARTIŞMASI KAVGAYA DÖNDÜ Gökhan Türk'ün paranın geri kalanını vermeyeceğini söylemesi üzerine aileler arasında başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgaya müdahale eden polis, aileleri polis merkezine götürdü. Aileler neden kavga ettiklerini anlatması üzerine olay ortaya çıktı. Polis, kızın babası Şükrü A. (40), annesi Tülay A. (37) ile ilk eşi Kamber Bostan'ın babası Hüseyin Bostan (58), annesi Şaziye Bostan (46), ikinci eşi Gökhan Türk, babası Talip Türk (47) ve annesi Zeynep Türk'ü (42) gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan kızın babası Şükrü A. ve ikinci eşi Gökhan Türk ''küçük yaşta çocuğun cinsel istismarı'' suçundan tutuklandı. Mahkeme sonrası kız ailesine teslim edildi. Polis, kızın ilk evlendiği Kamber Bostan'ı arama çalışması başlattı. Sungurlu Kaymakamı Hulusi Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010 yılında böyle bir olayın yaşanmasının utanç verici olduğunu söyledi. | Bu çağda böyle rezalet! Yaşıtları oyun oynarken onun başından iki evlilik geçti. İşte insanı kahreden olaylar zinciri; |
İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, ''Balyoz Güvenlik Hareket Planı'' iddialarına ilişkin, ''Bu gibi durumlarda 2 savcı görevlendiriyoruz. İnceleme başlattık'' dedi. Çolakkadı, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinden ayrıldığı sırada basın mensuplarının konuya ilişkin soruları üzerine, gazeteleri ve belgeleri incelediklerini bildirdi. Konuya ilişkin dilekçeler de bulunduğunu ifade eden Çolakkadı, ''Bu gibi durumlarda genelde 2 savcı görevlendiriyoruz. İnceleme başlattık'' diye konuştu. | Cumhuriyet Başsavcısi Vekili Turan Çolakkadı Balyoz iddiasını araştırma üzere 2 savcının görevlendirileceğini söyledi |
Cami bombalama ve Türk jetini düşürme eylemlerinin yer aldığı Balyoz darbe planını hazırlayan cuntaya başkanlık eden Org. Çetin Doğan, suçunu itiraf etti. Doğan, hazırlanan tüyler ürperten senaryolar için "Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi" dedi. STAR'DA ÇARK ETTİ Hazırlanan planları genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının da bildiğini savunan Doğan, Akşam çıktığı Star TV'de çark etti. Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nda imzası bulunan eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, dün ilginç bir tavır sergiledi. Doğan, t24 adlı internet sitesine yaptığı açıklamada darbe planını kabul etti. Camilerin bombalanmasını içeren senaryoların "Cumhuriyet'i koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını" iddia etti. TSK'da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapıldığını savundu. Ancak kısa bir süre sonra fikir değiştirdi. Star TV'de Uğur Dündar'ın sunduğu Ana Haber programına çıkarak belgeleri inkâr etti. TSK'nın Anayasa'dan aldığı yetkiye dayanarak Cumhuriyet'i iç ve dış tehditlere karşı korumaya yetkili olduğunu belirten Doğan, bu doğrultuda yapılan bütün faaliyetlerden Genelkurmay Başkanlığı'nın haberdar edildiğini ifade etti. Taraf Gazetesi'ni de şöyle suçladı: "Bu senaryoyu hasta kafalı insanlar hazırlar. Hasta kafalı insanlar bu senaryoyu kendi gazetelerinde yayınlar. TSK'dan bu tarz bir eylemi düşünmek çok yanlış, hele bir de halkımız için mukaddes sayılan yerlere bu tarz bir eylem planı mevcut TSK içerisinde olanların yapabileceği hiçbir şey değildir." Doğan, t24'e yaptığı açıklamada ise şu görüşleri dile getirmişti: "TSK'da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapılması doğal bir uygulamadır. Ordu komutanlığı yaptığım 1999-2003 yıllarında (önce Ege Or.K.lığı bilahare Birinci Or.K.lığı) elbette ordu harp oyunları ve seminerler düzenlenmiş ve bu etkinliklere Ordu Komutanlığı bünyesinde görevli subay ve generaller katıldığı gibi KKK ve Genelkurmay başkanları ve beraberindeki getirdikleri general ve subaylar gözlemci olarak katılmışlardır. İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. TSK'nın, nitelikleri Anayasa'da yazılı Türkiye Cumhuriyeti'ni her türlü dış ve iç tehditlere karşı koruma ve kollama görevi bulunmaktadır. İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK'nın her kademesinde elbette planları vardır. Bununla ilgili olarak Gnkur. Hrk. Başkanlığım döneminde İçişleri Bakanlığı ile protokol de imzalanmıştır. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır." 28 ŞUBAT SÜRECİNİN AKTÖRLERİNDENDİ 28 Şubat sürecinin aktörleri arasında yer alan Doğan'ın ismi ikinci Ergenekon davası sanığı Mustafa Balbay'ın günlüklerinde de geçiyor. Balbay'ın dava dosyasına giren notlarında, Doğan'ın AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından "o gün" diye kodladığı darbe hazırlığına başladığı öne sürülüyor. Günlükteki notlara göre, Doğan, 'o gün'e hazırlık amacıyla önceden planladığı ameliyatı erkene alıyor. 'Düşsel bir öykü' başlığını taşıyan bölümdeki söyleşide, darbe girişimlerine karşı çıkan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün 'ya değişeceği, ya gideceği'ni söylüyor. İŞTE STAR HABERDE YAPMIŞ OLDUĞU AÇIKLAMA: İŞTE O BALYOZ EYLEM PLANI | Darbe yapmakla suçlanan Çetin Doğan kan akıtma için 'cumhuriyeti koruma' dedi. Sonra Star TV'de çark etti. |
Önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gelecek Moğolistan heyetinin bavulunda bu kez farklı bir dosya var. Altı kadına sadece bir erkeğin düştüğü Moğolistan, Türkiye'den 20 bin erkek isteyecek. NÜFUSU SADECE 3 MİLYON Referans Gazetesi'nden Jale Özgentürk'ün haberi: Bir yanında Rusya, diğer yanında Çin... Orta Asya'da denize kıyısı olmayan, gözalabildiğine ovalardan, çayırlardan oluşan bir ülke. Yüzölçümü 1.5 milyon metrekare yani Türkiye'nin iki katı... Nüfusu ise sıkı durun, sadece ve sadece 3 milyon. Bu ülke Moğolistan. Büyük Moğol İmparatoru Cengiz Han'ın ülkesi... Bölgesel iki süper gücün arasına sıkışmış, yıllarca Rusya'nın egemenliğinde kalan Moğolistan, tarım, madencilik, hayvancılık ve turizme dayalı bir ekonomiye sahip. Dış ticaret hacmi sadece 3 milyar dolar ülkenin 45 milyon hayvanı var. Moğolistan atların en özgür dolaştığı ülke. TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ Moğolistan'ın Türkler için önemi ise farklı. Orhun Abideleri, Göktürk Anıtları ile Türk tarihi açısından da ayrı bir değer taşıyor. Ak Parti hükümeti de bu farklılığın farkında ve "Moğolistan dâhil Orta Asya ülkeleriyle artan ölçüde derinlikli bir işbirliği dokusu geliştirilmesi" politikası doğrultusunda ilişkileri sıcak tutuyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaret ettiği Moğolistan'da dört adet Türk okulu var. Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) kanalıyla bu ülkede çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalardan biri de Orhun Kitabeleri'ne giden Bilge Kağan yolunun yapılması oldu. İki ülke arasında dış ticarete gelince, burada çok sevindirici bir durum yok. Moğolistan'ın 3 milyar dolarlık ticaret hacmi içinde Türkiye'nin payı 2008 rakamlarına göre sadece 7 milyon dolar civarında. 6 KADINA 1 ERKEK DÜŞÜYOR Coğrafi olarak sıkışmış kalmış olan Moğolistan da bu tarihi bağlar nedeniyle Türkiye'yi "üçüncü komşu" ülke olarak görüyor. Karşılıklı işbirliği için atılan adımlar hızlanıyor. Heyetler geliyor, gidiyor. Önümüzdeki günlerde ise Türkiye'ye yeni bir heyet gelecek. Ama bu kez heyetin bavulunda farklı bir dosya var. Nedir bu? Moğolistan giderek azalan nüfusuna çare arıyor. Rusya'nın egemenliğinde geçen yıllar boyunca işi, gücü olmayan müslüman Moğol erkeklerinin büyük bölümü alkolün pençesine düşmüş. Moğolistan'da erkek nüfus azalıyor. 6 kadına bir erkek düşüyor. ERKEKLER İÇİN BAŞLIK PARASI İSTENİYOR Erkek sayısının bu kadar az olması yüzünden başlık parası kadınlar için değil erkekler için isteniyor. 45 milyon hayvan, başlık parası için önemli bir kaynak. TÜRKİYE'DEN 20 BİN ERKEK İSTİYORLAR Moğol hükümeti giderek artan bu endişelerini gidermek için şimdi Türkiye ile farklı bir talepte bulunuyor. Türkiye'den 20 bin erkek istiyor. Bu aşamada görüşmeler sürüyor. Önceki gün bu konuda çalışmaları yürüten bir yetkili ile sohbet ettik. Moğolistan'da erkek sayısının azlığının ülkede önemli sıkıntılar yarattığını söyleyen yetkili, Moğolistan'dan önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerden oluşan bir heyetin geleceğini anlattı. GİDECEK ERKEKLERİN BAŞINA TALİH KUŞU Heyetle bu konuda nasıl bir yol izleneceğini konuşacaklarını söyleyen yetkili, "Halk, Ruslar kökümüzü kuruttu diyor. Türk erkeklerinin çalışkan olduğunu düşünüyorlar. Türk erkekleri gelirse kendi erkeklerinin de silkineceğini düşünüyorlar" diyor. Moğolistan deyip geçmeyin. Ülkede madencilik, tarım ve turizm konusunda ciddi potansiyel var. Topraklar tertemiz, bakir bir doğaya sahip. Bu arada tarım dedik diye korkmayın nüfusun yüzde 51.2'si de şehirlerde yaşıyor. Ciddi bir şehirleşme var. Okuma yazma oranı da yüzde 95. 20 bin Türk erkeği nasıl seçilecek bilmem ama seçilenin başına talih kuşunun konacağı ortada. | Türk erkeğine talih kuşu kondu! Türkiye'den her şeyi istemişlerdi ama bugüne kadar hiç böyle bir teklif gelmemişti! |
Coulrophobic Times başlıklı blogda güncel konularla ilgili "yalan haberler" üretiliyor. "Divatar" filmi için de blog da yer alan "yalan haber" ise şöyle: "Türk Sanat Musikisi'nin divası Bülent Ersoy "Divatar" adlı filmle beyaz perdeye geri dönüyor. Yapımcılığını üstlendiği filmde başrol oynayan diva, heyecanlı olduğunu gizlemiyor. Rahatsızlığı sebebiyle hastanede yatan ve galaya 3G teknolojisiyle bağlanan Ersoy, "Fevkaladenin fevkinde bir film oldu. Ecnebi memleketlerdeki yapımlardan hiçbir fark-ı nüansı yok" dedi. Film 3 boyutlu olarak Türkiye'nin dört bir yanındaki sinemalarda gösterime girdi. Yalan filmin konusu Aç gözlü uvertürler gezegeni Tavernava tehlike altındadır çünkü artık ekonomik sorunlar nedeniyle hiç dinleyicileri kalmamıştır. Piyanist şantörler, dansözler ve alt kadro şarkıcıları bir araya gelip, rağbet hiç eksilmeyen assolistler gezegeni Gazinova'yı istila etmeye karar verirler. Gazinova'nın hakimi Divatar ise bu acımasız işgale tek başına göğüs germek zorundadır. | İnternette bir blogger Bülent Ersoy ve Avatar'dan esinlenerek "Divatar" isimli hayali bir film için afiş üretti. |
Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkarttığı Balyoz darbe planı bir Hürriyet'i sallayamadı. Doğan Grubu'nun Milliyet ve Vatan gazetesi bile bu haberi gördü, Hürriyet ana sayfadan tek satır bile vermedi. Sadece bu da değil, köşe yazarları da "suskun-sessizdi"... Darbe planına köşe yazarları ne demiş bakalım diye yola çıktı. Hürriyet'de bu planı kaleme alan tek isme rastlayamadık... Yeni Şafak ve Akşam yazarları da bu konuda kalem oynatmadı... En sert yazı ise planı patlatan Taraf'ın yazarı Ahmet Altan'dan geldi... AHMET ALTAN : BOZUK GEN Bu darbe merakı "bozuk bir gen" gibi kuşaktan kuşağa aktarılıyor anlaşılan. Bir tür "takıntı" bu, generallerde. Yıllar geçiyor, generaller değişiyor ama "hastalık" orada duruyor. Ve, askerler "hastalandıklarını" bile fark edemiyorlar. Bizim generaller "suç"la görevi birbirine karıştıracak hale gelmişler artık. (...) Bu orduda, general olmanın ölçüsü nedir? Kendi halkını öldürmekten rahatlıkla bahseden insanları mı general yapıyorlar? (...) Bu generaller, "düşmana" karşı plan yapmak için toplanıp "darbe" planları hazırlarlarsa, gerçek "düşmana" karşı kim, ne zaman, nasıl hazırlanacak? Ciddi bir savaş çıktığında bu ordu görevini nasıl yapacak, nasıl savaşacak? Aklı darbe yapmakta olan, "kendi insanını" düşman gören birinin görevini yapması nasıl mümkün olacak? Hem bu nasıl nefret dolu bir ruh? Akıl sağlığı bozulmamış hangi insan, müzelerde çocukları, camilerde dindarları kitleler halinde öldürmeyi düşünebilir, böyle planları normal bulabilir? Bu planlar ordunun içinden çıkıyor. Biz bu planları açıkladıkça Genelkurmay bildik açıklamasını yapıp "orduyu yıpratıyorlar" diyor. Hangi orduyu yıpratıyoruz biz, ortada bir ordu mu var? Siz bu adamların general olduğu bir yapıya mı "ordu" diyorsunuz? Bizim yayımladığımız binlerce sayfalık darbe planlarından Genelkurmay'ın haberi yok muydu? Burnunun dibinde olanı göremeyecek kadar kör mü? Yoksa Genelkurmay da bu planları yapmayı, kendi halkını öldürmeyi "ordunun görevi" mi sanıyor? YENİ BİR ORDU YAPALIM (...) Bu orduyu baştan sona değiştirmeliyiz bence, değiştirmezsek daha çok darbe planı çıkar, "hastalığı iyice ilerlemiş" biri gözünü karartıp bunu eyleme de dökebilir. "Suçla görevi" birbirinden ayıracak bir izana ve bilince sahip bir orduyu oluşturabilmek için "zorunlu askerliği" kaldırmalıyız, orduyu profesyonelleştirmeliyiz, teknik kapasitesini arttırmalıyız, askerî eğitim sistemini yeniden programlamalı ve gerçek askerler yetiştirmeliyiz, görevlerinin "kendi halklarını öldürmek değil o halkı korumak" olduğunu onlara öğretmeliyiz. Her suikastın içinden bir subay isminin çıkmadığı bir orduyu kurmalıyız. Darbe planı hazırlayanları bünyesinde tutmayacak, kendi eliyle yargıya teslim edecek, hukuka saygılı, kendini ülkesinden daha üstün ve değerli görmeyen bir yapı oluşturmalıyız. Bunu yapmak için daha ne bekliyoruz? Çılgın generalin birinin tanklarını sokağa sürmesini mi? SABAH VE STAR GAZETESİ'NİN YAZARLARI DARBE PLANIYLA İLİLİ NELER YAZDI? SAYFAYI ÇEVİRİN [PAGE] MEHMET BARLAS- HADİ ORDAN SENDE... Doğru olabilir mi bütün bunlar? Türkiye'yi 21'inci yüzyılda "Çakma Baasçılık"a taşıyacak böyle bir projeyi, aklı başında hangi insan hazırlayabilir? Darbe üretilecek Aşağıdaki gibi bir "Hedef" televizyon dizisinin senaryosunda yer alsa bile "Hadi ordan, sen de" demez miydik? NAZLI ILICAK- BU FİLMİ BİZ... Çetin Doğan'ın darbe eğilimli bir general olduğu, konuşmaları ve tavrından belliydi. Sahi, biz bu filmi kaç kere gördük! Çok şükür, şimdi artık onlar bizi "kafeslemeden", biz onları enseliyoruz. EMRE AKÖZ: VİCDANSIZ KATİLLERİN... Balyoz Harekatı; Vicdansız katillerin korkunç planı... Kafes'i hazırlayanlar "vicdansız katiller" ise... Balyoz'u hazırlayanlara ne demeli? Benim dağarcığımdaki kelimeler bu adamların ruh halini ve iktidar hırsını anlatmaya yetmiyor. STAR GAZETESİ YAZARLARI MEHMET ALTAN-PAŞANIN KONUŞMASI 12 Eylül’ü model alan...Ve Balyoz adı verilen...Bugüne kadarki en ayrıntılı ve kapsamlı darbenin planını yapan...Hatta...Darbeden sonra işbirliği yapılacak 137 gazetecinin ve tutuklanacak 36 gazetecinin isimlerini bile belirleyen...Üstelik bir de hükümet listesi hazırlayan...Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın söylev ve demeçlerinden bölümler... ERGUN BABAHAN-BALYOZ YANDAŞLARI Mümtaz’er Türköne ‘’Bu orduyu lağvedelim’’ dediğinde kimileri kıyamet koparmıştı. Kendi yurttaşlarını bombalamak için plan yapan bir komuta kademesine başka ne yapabilirsiniz? Bu orduyu yenilemek yeter mi? MİLLİYET VE ZAMAN GAZETESİ YAZARLARININ YORUMU BİR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] FİKRET BİLA: HİLMİ PAŞAYI ARADI Darbenin adı “Balyoz” olacaktı. Planda 29’u general 133 subayın adı geçiyordu. Ve darbe toplantısına ilişkin ses kayıtları da vardı. Hedef, AKP hükümetini devirmek; plan, sıkıyönetim ve darbeydi. Tüyler ürperten planın detayları da verilmişti. Bila, bu iddialar üzerine eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü aramış... Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Org. Hilmi Özkök’le dün konuştum. Özkök Paşa, haberle ilgili sorumu, “Hiçbir şey söylemeyeceğim” diye karşıladıktan sonra, “Ben artık konuşmuyorum. Ben söyleyeceklerimi söyledim. Hani şair demiş ya, ‘izzet-i ikbal ile çekildik’, diye. Ben de izzet-i ikbal ile gündemden çekildim. Şimdi bahçede torun kovalıyorum” demekle yetindi. GÜNERİ CİVAOĞLU- VAY BE! Dehşet verici “başlıklar” ve “alt başlıklar...” Doğrusu “Vay be!” dedirtti. Gerçekten ayrıntılı bir “darbe” senaryosu. Müthiş... Ne var ki ... “Gerçek” olabilmesi için bana fazla “uçuk” gibi göründü. ZAMAN GAZETESİ YAZARLARI HÜSEYİN GÜLERCE: İNSAN DEĞİL Bunlar bizim generalimiz değil, insan olamaz...Ben statükocu/vesayetçi cemaatin, organize suskunluk dayanışmasına, evet şapka çıkartıyorum. Böylesine, yüz kızarmadan, sanki kimse fark etmiyor gibi pişkinlikle sessiz kalmaları, görmezden gelmeleri, eften püften yazılar yazarak kamuoyunun dikkatini dağıtmaya çalışmaları epey maharet ister. MÜMTAZER TÜRKÖNE- BİZE YENİ ORDU LAZIM... Bize karargâh yapılanmasının tepeden tırnağa değiştirildiği yepyeni bir ordu lâzım. Tartıştığımız ve tereddüt yaşadığımız sorun sadece darbe planları değil. Ülkemizi savunmak için bize bir ordu gerçekten lâzım. Bütün bu lekelerden ebediyen arınmış bir ordu. Aklımızın bir köşesinde "acaba bir gün vatandaşına komplo kurar mı?" endişesi taşımadığımız bir ordu. Askerliğin şerefini, ordunun itibarını kurtarmak için bu arınma ve yeniden yapılanma şart. Aslî işini yapan, yani sınırları bekleyen ve politikanın dışına çıkmış ve bu durumu şeffaf bir şekilde denetlenebilen bir ordu. RADİKAL VE HABERTÜRK GAZETESİ YAZARLARININ YORUMLARI BİR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] HASAN CELAL GÜZEL (RADİKAL GAZETESİ) Taraf Gazetesi’nin TSK aleyhindeki yayın politikasını ve genel tutumunu tasvip etmeyenlerdenim. Zira, TSK içindeki hukuk dışı ve antidemokratik eylemlerin kurumun tüzel kişiliğini zedelememesi için itina edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Lâkin, Taraf’ın dünkü manşetini okurken, ortaya çıkarılan darbe plânlarının, ne maksatla yayınlanırsa yayınlansın, Türkiye’ye ve Türk demokrasisine büyük hizmet olduğu kanaatine vardım. AKİF BEKİ-PARANOYA NÖBETİ DEĞİL Paranoya nöbeti söyletmiyor bize, ‘Kafasına koymuş bunlar bir kere’ diye. Soğukkanlı bir planlamadan söz ediyoruz. Birinin kod adı ‘Çarşaf’, diğerininki ‘Sakal’ olacak... Akla aykırı geliyor mu size, haydi söyleyin? ‘Hadi canım!’ dedirtiyor mu, itiraf edin? HABERTÜRK GAZETESİ YAZARLARI FATİH ALTAYLI- Bu haber doğru çıkmazsa ne olacak? Neye dayanılarak bu iddiaların ortaya atıldığını şimdilik bilmiyoruz. Bu iddialar doğruysa vahim, yalansa da vahim. Yalansa birileri Türkiye üzerinde bir oyun oynuyor demek. Bununla baş etmek zor da olsa mümkün. Doğruysa Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bazı ruh hastalan var demek. Bununla baş etmek daha zor. (..) Bu iddialar doğruysa bile iddia edilen planın Silahlı Kuvvetler'in kurumsal bir çalışması olmadığını, içeriden birilerinin böyle şeyler düşündüğünü gösteriyor. Bakalım bu işin içinden veya altından neler çıkacak? UMUR TALU - PLANCI EKSİZ OLMAZ Ve biliriz ki... Bu güzel ve yalnız ülkede, plan ile plancı eksik olmaz! Taraf Gazetesi, (bir kez daha) "plan" açıklıyor. 2003 yılından, "Darbe için elverişli koşulların oluşturulması" planı! Böyle bir belge ortaya döküldü mü; ya yalandır, düzmecedir... ya hakikattir, felakettir. (...) Kaça bölünürse bölünsün, hiçbir halk kendisini tezgâh savaşlara, iç savaşlara sürükleyecek, birbirine kırdırmak için camide katledecek, müzede çocukları havaya uçuracak, kendi askerini öldürtecek planlara gönülden ortak olmaz. Hakikati ortaya koyarsınız bir an evvel... Sel gider, kum kalır, taşlar ayıklanır: Doğru ise, inanmayan da inanır... Geriye, inanan ama bu planları, bu kanları şart görenler kalır! Haber yalan ise, gazeteciliğin utancı, manipülasyonun rezilliğidir... Haber ve plan doğru ise, tarihin çıplak kaldığı bir an, halka karşı insanlık ve devlet suçlarının nasıl azabildiğinin daimi kanıtı, ömrümüzün nice kan gölünün bir kez daha mana edinmesidir! Her oraj, sıkı drenaj ister! | Üç gazetenin yazarları kalem oynatmadı. En sert yazı darbe planını ortaya çıkaran Taraf yazarından geldi. Yazı zehir gibi... |
Nijerya’nın orta kesimlerindeki Jos kentinde, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında geçen pazar günü patlak veren çatışmalarda 464 kişi öldü Jos kentindeki çatışmalar, bir Hıristiyan mahallesinde cami inşa edileceğinin duyulmasının ardından başladı. Kentte çok sayıda ev, cami ve kilise ateşe verildi. Çatışmalar daha sonra kentin çevresindeki kasabalara da yayılırken, yetkililer şiddeti durdurmak için sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak çetelerin yasağa uymadığı ve saldırılara devam ettiği belirtildi. Sivil Haklar Kongresi adlı örgüt, çatışmalar yüzünden 50 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Nijerya Devlet Başkanı Yardımcısı Goodluck Jonathan, bu krize son vermek için kalıcı bir çözüm bulmaya kararlı olduklarını belirtti. Nijerya’da 150 milyonluk nüfusun yüzde 50’sini Müslümanlar, yüzde 40’ını Hıristiyanlar, yüzde 10’unu da yerel dinlere inananlar oluşturuyor. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında çıkan benzer çatışmalarda 2008 yılında en az 200 kişi, 2001’de ise 1000 kişi hayatını kaybetmişti. | Nijerya'da kan gövdevi götürüyor. Kentte çok sayıda ev, cami ve kilise ateşe verildi. Ölü sayısı sürekli artıyor. |
İNTERNETHABER Taraf Gazetesi'nin dün manşetten verdiği 'Balyoz Darbe Planı'na Genelkurmay Başkanlığı'ndan açıklama geldi. Genelkurmay yayınlanan "planların 2003-2006 tatbikat programından" olduğu ve "Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır. Bu Plan Seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir." denildi. TSK'nın sitesinde yer alan bilgi notu şöyle: 1. 1’inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır. 2. Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır. 3. Plan Seminerinin gayesi, dış tehdide ilişkin olarak hazırlanan Harekat Planlarını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamaktır. Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır. 1’inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Seminerinde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde de durulmuştur. 4. Bu Plan Seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir. 5. Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. | Taraf Gazetesi'nin balyoz darbe planı haberine TSK'dan açıklama geldi. TSK planları kabul etti. Bakın o planlar neymiş? |
İNTERNETHABER 5-7 Mart 2003 tarihlerinde İstanbul Selimiye Kışlası'nda 1. Ordu'ya bağlı tüm komutanlıkların katıldığı toplantı aslında yıllık ir strateji toplantısı gibi planlanmıştı. Fakat toplantının esas gündemi 2002 Aralık ayında hazırlanan Balyoz Harekat Eylem Planı'ydı. İşte o toplantı sırasında 1. Ordu tarafından alınan ses kaydı ve o ses kaydının 175 sayfalık dökümünden ilginç detaylar yer aldı. İşte Taraf Gazetesi'nde yayınlanan konuşmalardan bazıları... 5-7 MART 2003 İSTANBUL SELİMİYE KIŞLASI... Orgeneral Çetin Doğan (1. Ordu Komutanı) Biliyorsunuz silahlı kuvvetlere yönelik eylemlerde doğrudan doğrnuya il idaresi kanununa göre valinin kuvvet talebine gerek duyulmadan, bunun altını çiziyorum, yasal bir isteği söz konusu olmadan da her seviyedeki birlik komutanının resen duruma müdahale hakkını iç hizmet kanunu vermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı alenen fesat çıkarma tahkir ve bizim normal askeri ceza kanununda suçlar kapsamına giren konularla ilgili komutan doğrudan doğruya müdahale etme, bu müdahale sonuçlarını bildirme yükümlülüğüne sahiptir ve böyle yasal bir zemin vardır. Evet, şimdi yeni durumu incelemeye başlıyoruz. Olasılığı tehlikeli senaryonun en yüksek tehlikeli senaryonun arzı ve müteakiben durum değerlirmeyi şey yapacağız. Albay Süha Tanyeri (1. Ordu Kurmay Başkanı) Kuvvet Karargahı'nda yapılacak değerliendirme toplantısında sunulacak ordu görüşünü belirtmek maksdıyla mart ayının ilk haftasında ordu karargahında kolordu ve tugay komutanlıklarının katılımıyla bir toplantı icra edilecektir. Bu toplantıda yukarıda belirtinlen ana esaslar çerçevesinde dış ve iç tehdide yönelik alınacak tedbirler, palanlarda yapılacak tadilatla ilgili teklifler iç ve dış tehdite müdahalede ihtiyaç duyulacak kuvvet miktarı görüşelecektir. Arz ederim. Çetin Doğan: Bu işin sonu boktur Bunun için de her şeyden önce evet, hükümetin ve meclisin kendisine çekidüzen verdirici, ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı'nra Kuvvet Komutanı'na diyeceğim ki siz meclisi ve hükümeti uyarıcı bu gidişe dur deyici bir ultimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın 'bu işin sonu boktur' işte sonunuz böyledir. Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın. Evvela ulusal birliğimizin evvela inandırıcı bir milli mutabakat, buraya öyle yazmışım. Milli Mutabakat Hükümeti kurulması sureti ile halkın tasvip edeceği tarafsız bağımsız daha tek... edeceği bu kadar gaile içinde ülkeyi daha sonra bütün bu gailelerden sonra seçime götürecek bir hükümetin kurulması en önemli birinci... bu tabi, bu öngördüğümüz senaryonun içerisinde öngördüğüm bir çözüm tarzı hani bugün de gidip onu şu anda yapın diye gideceğim yok yanlış da anlamayın. Bizim yaptığımız tekliflerimiz vardır. O teklifleri de şimdi sizlerle paylaşmak istemem... Albay Yalçın (15. Kolordu Harekat ve Eğitim Şube Müdürü): 210 bin kişi direnebilir... DEVAMI [PAGE] Sayın Komutanım, takdimi perde sunudan takdim p lanına göre 25 dakikalık süre içiresinde gizlilik derecesinde arz edeceğim. Ordu geri bölgesindeki İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Bilecik illerinde toplam 16 milyondur. Ordu geri bölgesinde irticai yıkıcı ve bölücü faaliyetler açısından en riskli olan İstanbul'da aşırı sağ, bölücü ve aşırı sol terör örgütleri ve gruplarının toplam 180 ila 210 bin arasında bir kitleyi amaçları doğrultusunda etkileyebileceği, yağma, gösteri, yürüyüş gibi toplumsal olaylarda kullanabileceği, bu örgütlerin sayıları tam olarak tesbit edilemeyen mitilanlarıyla sabotaj ve bomnbalama, suikast gibi silahlı eylemlerde bulunabileceği değerlendirilmektedir. Korgeneral Ergin Saygun (3. Kolordu Komutanı): Bize 12 Eylül lazım... Ama bir 12 Eylül darbesi bütün bunların hepsini ortadan kaldırdı. O ülke sütliman haline geldi. E şimdi böyle bir dehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin bana göre yapılacak en kolay harekat tarzı bir 12 Eylül gibi harekatın baştan itibaren organize edilmek suretiyle bir anda söndürülmesi imkan sağlar diye düşünüyorum. Burada tabii, burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz. Bundan sonraki konuşmalarda da dikkate alın... Tuğgeneral Varol (2. Zırhlı Tugay Komutanı) İdris Güllüce'nin yerine... Tugayın sorumluluk bölgesi Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla ve Sultanbeyli ilçelerini kapsamaktadır. Tuzla Belediye Başkanı İdris Güllüce ve Sultanbelyyi Belediye Başkanı Yahya Karakaya yerine tesbit edilen personelle değiştirilecek. Albay Memiş (23. Motorlu Piyade Alay Komutanı): Fenerbahçe Stadyumu toplama yeri Komutanım, harekatın 3. safhasında geçmişte irticai yıkıcı bölücü faaliyetlere karıştıkları tesbit edilen şahıslar gözaltına alınacaktır. Gözaltına alınan ve tutuklananlar başlangıçta Üsküdar bölgesinde Burhan Felek Spor Tesisleri'nde Ümaniye'de NETAŞ misafirhanesinde, Kadıköy'de Fenerbahçe Stadyumu'nda toplanacak bilahare sorgulanmak üzere Ümraniye Cezaevi'ne götürülecek jandarma ve polis sorgulama timleri vasıtasıyla sorgulanacaktır. Gafur Paşa (Soy ismi ve rütbesi belirtilmemiş) Emniyet mensupları Tayyib'i tebrik ettiler... Komutanım, seçimlerden sonra gazetelerde şöyle bir haber geçti kırıntı gibi bilmiyorum. Arkadaşlardan da okuyan var mı ben okudum Tayyib'i tebriğe gidenlerin arasında çok sayıda emniyet mensubu olduğu. Komutanım, valiler toplantısında kararnameden sonra İçişleri Bakanlığı'ndaki toplantıyı biz basına yansıyan kadarıyla namaz kılma olayları bu kadrolaşma Abdülkadir Aksu'nun bilinen şeyleri zaten... Metin Yavuz Yalçın (52. Zırhlı Tümen Komutanı): İstanbul'un üzerine çökerim... Ben 2. ve 5. Kolordu Komutanlığı'ndan yeterli emniyet tedbirlerini alabilecek bütün birliklerimi oraya görevlendiririm. onun dışındakilerinin tamamını buraya getiririm. İstanbul'un üzerine çökerim. Ve belediye başkanıymış, yok ondan sonra savcıymış, hakimmiş, kaymakammış, bu konuya olumsuz bakan tablolarda yer alan insanları gekerirse belediye başkanlıkları komutanları o görev de uhdesinde olacak şekilde görevlendirmek suretiyle ve ağır bir baskı ve biraz evvel ifade ettiği gibi. Çetin Doğan (Kapanış Konuşması) Halk denizdir biz balık... Mao'nun dediği gibi halk d enizdir, biz balığız demiştir komünist rejimini yerleştirmek için. Biz ama laik demokratik Cumhuriyet'in sahipleri ve bekçileri aynı düşünceyi halkın deniz olduğunu laik demokratik Cumhuriyetin bekçilerin de balık olduğunu ve bu deniz içerisinde, bu su içerisinde yaşama koşulunun halkımızın desteğine mutlaka sahip olmamız gerektiğini de asla unutmayacağız.. | Balyoz darbe planındaki ses kayıtlarından irkiltici konuşma: İstanbul'un üzerine çökerim... |
İNTERNETHABER ANKARA- TEKEL işçilerinin 38'inci gününe giren eylemine destekler artıyor. Ankara'da sanatçılar TEKEL işçilerine destek için açlık grevi yapacak. Bugün üçüncü gününe giren TEKEL işçilerinin açlık grevine, Ankara’da aralarında şair Ahmet Telli, Zerrin Taşpınar, yazar Temel Demirer, Necmettin Salaz, tiyatro oyuncusu Yılmaz Demiral ve fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer’in bulunduğu sanatçılar bir günlük açlık greviyle destek verecek. Sanatçılar açlık grevine bugün Ankara'da yapacakları bir açıklamadan sonra başlayacaklar. | TEKEL işçilerine destek vermek isteyen sanatçılar da Ankara'da açlık grevi yapacak. |
Cüneyt Özdemir dipnot.tv ve gazeteciler.com siteleri için yazdığı yazıda "" diyerek askere bir reçete sundu. Özdemir'e göre; Susurluk sonrasında TSK içinde müthiş bir çekişme yaşandı ve bugün okuduklarımız da kaybeden tarafın planları... Türk ordusunun kurtulmasının tek yolu da tamamen kendini açıp, şeffaflaşmasından geçiyor.. Özdemir yazısına biraz geçmiş hatırlatması yaparak başlamış: BAŞBUĞ'A ÖNERİ Özdemir'in 'Türk ordusu nasıl kurtulur'a sunduğu reçete şöyle: Balyoz operasyonu belgelerinden sonra İlker Başbuğ muhtemelen birkaç gün bu ulusalcı zevatın yeni uydurma komplolarını dinleyip, bilenecek ve yine bildiğimiz açıklamalarından birini yapacak. Benim İlker Başbuğ'a buradan başka bir önerim var. İlker Başbuğ eğer gerçekten bu sızdırma, yıpratma kavgasını kaybetmek istemiyorsa, Türk ordusunun daha fazla yıpratılmasını istemiyorsa bugüne kadar yaptığının tam tersini yapsın. Elini kaldırıp, sesini yükseltip, kendinden emin sert açıklamalar yapıp kapıları kapatacağına gelsin bu sefer sakin bir ses tonunda Türk ordusunda müthiş bir şeffalaşmaya gideceğini açıklasın. Üstelik bunu kendisi de değil bir Meclis Araştırma Komisyonu kurularak yapılmasını istesin. Askeri sırlar hariç ordunun kapılarını demokratik teammüle ardına kadar açsın. Şu andaki asimetrik savaşı kazanmasının tek yolu ordunun şeffaflaşmasıdır. Bu yüzden Sayın Başbuğ dolduruşa gelmeden önce gelin bir de bu öneriyi düşünün. AKP, CHP VE MHP'YE DE ÖNERİ Benzer bir önerimde başka AKP olmak üzere CHP ve MHP’ye olacak. Gelin mecliste bir araştırma komisyonu oluşturun ve son 15 yıla bu milletin seçilmiş demokratik isimleri ile bakın. Ya bu iş bu saatten sonra böyle olur ya da hem demokrasi hem de ordu kaybetmeye mahkumdur. Susurluk kazasından sonra Ankara'da Susurluk kazasını ve sonuçlarını araştırırken bir grup İstihbaratçı ile tanışmış ve onlarla uzun sohbetler yapmaya başlamış. Ancak bu konuşmalar hep sohbet boyutunda kalmış. Çünkü konuşulanların hiçbirini kanıtlayacak belge ortada yokmuş. ORDUDA ALEVİLER LEHİNE BİR AYIKLANMA Pek çok konuyu bilip belgeleyemediğim için yazamadığım yıllardı. Cüneyt Özdemir o sohbetlerde konuşulanları şöyle aktarıyor: "Yine de o pastahane masasında arasıra ilginç olaylar da dinliyordum. Bunlardan bir tanesi 28 Şubat döneminde üst düzey komutanlar arasındaki Alevilik tartışmasıydı. Ordu üst yönetiminde Aleviler lehine bir ayıklanma olduğu dile getiriliyordu. Bu bir endişeden çok tuhaf bir gelişme olarak konuşuluyordu. Ancak ortada herhangi bir belge yoktu. TERFİ MÜCADELESİ Bir diğer gelişme ise Ankara’da yaşanan askerler içindeki çekişme ile ilgiliydi. Kapalı kapılar ardında İlginç bir terfi mücadelesi vardı. Belge sızmıyordu belki ama bilgi geliyordu. Ankara’da karargahta o yıllarda tuhaf bir koşuşturma olduğu da gerçekti. SNIPERLARI HATIRLAR MISINIZ? Gerçekten tuhaf günlerdi... Mesela bir dönem Genelkurmay başkanlığının üzerine snıperlar yerleştirilmişti hatırlar mısınız? Gazetelerde gördüğümüz bu haber herkesin tuhafına gitmiş anlam verememişti. Oysa İstihbaratçılara bakarsanız bu olası bir provokasyonun alt yapısıydı. Bana o yıllarda anlatılan hikaye o kadar abartılıydı ki oturup üzerine fantastik bir hikaye bile yazdım. ASKERLER CAMİDE OLAY ÇIKARACAKLARMIŞ Bu kadar da olmazdı! İddialara göre bazı sivil giyimli askerler camilerde olay çıkartacak ve cemaati Genelkurmay binasına doğru yönlendirecek bu sırada ateş açılacak ve malum senaryolar hayata geçirilecekti. Bunu önlemek için kimi istihbaratçılar önde gelen cemaat liderleri ile konuşuyor ve olası olayları önlemeye çabalıyordu. O MERMİ ÖYLE SEKEMEZ Yine o yılların en tuhaf olaylarından bir diğeri Hüseyin Kıvrıkoğlu’na yönelik suikast girişimi ya da resmi dille tatbikat kazasıydı!. Sadece alay komutanının araştırma yetkisi olan Kuzey Kıbrıs’daki bir tatbikatta fizik kurallarını alt üst eden bir kaza ile bir kurşun Kıvrıkoğlu’nu teğet geçip arkasında oturan albayı vuruyordu. Pastahane masasında bir kurşunun nasıl fiziken bu şekilde sekemeyeceğini beyaz peçetelere çizerek dinlediğimi hatırlıyorum. O olay da kapatıldı unutuldu gitti... Sonrasında Hilmi Özkök hakkındaki suikast girişimi iddiaları, sefertası ile evden yemek getirmeler ve bugün artık ortaya saçılmış olan Ayışığı, Yakamoz ve nihayet Balyoz darbe planları... BUGÜN OKUDUKLARIMIZ TSK'DA KAYBEDEN TARAFIN PLANLARI Gelmek istediğim yer aslında aynı. Türk ordusunun içinde 1990’lardan 2000’lere geçerken ciddi ve kanlı bir çekişme yaşandı. Bu çekişmeyi bir kanat kazandı. Şu anda Taraf’a sızdırılan belgelerden okuduklarımız kaybeden tarafın planları. Şunu kabul edelim bir orduyu dışarıdan dinleyip takip edemezsiniz. Ses kayıtlarını çıkartıp gazeteler servis etmek kolay bir iş değildir. Ancak mesele artık Türk ordusunu kimin dinlediği ve neden sızdırdığı da değildir. Ulusalcı zevat askere akıl fikir vermeyi bir gelenek haline getirmiştir. Bu akıl fikir de nedense hep askerden daha askerci, kartaldan daha şahinci olmak yönündedir. Biliriz ki Asker de bu karanlık kafalara hep kulak verir, dinler hatta daha fazla akıl almak ister. | 'Türk ordusu nasıl kurtulur'un reçetesini Cüneyt Özdemir yazdı. Biz de buradan Başbuğ'a sesleniyoruz: Duy bu sesi! |
Ordu içindeki "üst rütbeli" cuntanın hazırladığı Balyoz darbe planında yer alan en can alıcı bölüm şöyle: "TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlarla hem ulusal hem de uluslararası ortamda ülke ekonomik darboğaza sürüklenerek, AKP hükümetine karşı büyük çaplı toplumsal gösteriler için zemin hazırlanacak ve koordine edilecek. Sürekli irticai faaliyetler ile ilgili haberler, öğrenci olayları, artan şehit cenazeleri, ekonomik bunalım, faili meçhule eylemlerle sokaklara dökülmüş halk temaları sürekli işlenerek, halkın en güvendiği kurum olan TSK'dan gereğini beklediği yönünde kamuoyu yönlendirme çalışmaları yapılacaktır." El Kaide'den eş zamanlı eylem Taraf Gazetesi'Nde yer alan habere göre Balyoz Harekatı'nın "icra" safhasında yapılması öngörülenler arasındaki ilk eylem tarifi aynen şöyle: "Bölücü Terör Örgütü ve El Kaide'inn büyük şehirlerde özellikle İstanbul'da eş zamanlı büyük eylemleri ve anılan eylemler sonrasında icra edilecek, Sivil Toplum Kuruluşu ve üniversiteler ile koordine ederek yönlendireceğimiz çok geniş katılımlı toplumsal gösteriler ve eylemler neticesinde oluşan kaos ve karmaşa nedeniyle öncelikle olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilan edilecek." Bu irkiltici ifade, ordu içinde PKK ve El Kaide'nin eylemlerine sadece "araç" değil "garanti" gözüyle bakan, bu eylemleri kışkırtma ya da örgütleme gücüne sahip olduğunu düşündüren bir grubun varlığına işaret ediyor. El Kaide'nin, Balyoz Planı'nın masaya yatırılmasından dokuz ay sonra İstanbul'da tam da plandaki ifadesiyle "eş zamanlı büyük eylemler" gerçekleştirmiş olması, HSBC, İngiliz Konsolosluğu ve sinagog saldırılarının hafızalarımızdaki dehşetini daha da arttırıyor. | Darbe ortamı hazırlamak için Balyoz cuntası şeytanın aklına gelmeyecek planlar hazırlamış. |
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, attıkları her adımda demokrasinin derinleşmesi, rekabet gücünün artırılması, ekonominin güçlenmesi, hukukun üstünlüğünün yerleşmesi ve siyaset zihniyetinin liberalleşmesi hedeflerini kendilerine rehber bellediklerini belirterek, ''Çıkışlarımız, uyarılarımız, eleştirilerimiz hep bu vizyona bağlı kaygılardan beslendi. Bugün de baskıcı yapıların kırılmasından nasıl memnuniyet duyuyorsak, yeni yapılanmada hukukun temel ilkelerinin çiğnenmesinden, yeni baskı odakları yaratılması ihtimalinden de o denli rahatsızlık hissediyoruz'' dedi. Yalçındağ, TÜSİAD'ın 40. Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, geçtiğimiz 3 yıl içinde Türkiye'nin sert siyasi tartışmalara tanık olduğunu, Anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesinin kararları, Cumhurbaşkanlığı seçimine yapılan müdahaleler, parti kapatma davaları ve yaşanmakta olan kutuplaşmaların gündemi fazlasıyla işgal ettiğini söyledi. Türkiye'nin yıllardan beri tartıştığı Kürt meselesiyle ilgili demokratik açılımın doğru bir karar olduğunu ifade eden Yalçındağ, ancak amaçtan çok yapılış yöntemi nedeniyle olması gereken toplumsal ve siyasal mutabakata ulaşamadığını savundu. Sıradan bir ülkede, bu saydıklarının her biri başlı başına istikrarsızlık işareti sayılabilecekken, Türkiye'nin hepsini bir arada yaşadığını kaydeden Yalçındağ, ''Ergenekon soruşturması kapsamındaki gelişmeler ve iddialar hem sivil-asker ilişkilerinin niteliği, hem de adil yargılanma hakkı üzerinde daha etraflıca düşünmemize yol açtı. TÜSİAD, sivilleşmeyi her zaman bir öncelik olarak gördü ve kategorik olarak destekledi. Demokratik işleyişe müdahalelerde alınan tavır da bunun en açık göstergesidir'' şeklinde konuştu. Hükümetin Anayasa değişikliği yapmak istediğinde bu konudaki tüm birikimlerini kullanarak böyle bir açılıma destek vermek istediklerini dile getiren Yalçındağ, topyekün bir yenilenme, yepyeni bir Anayasal felsefe ve ruh ile işe girişilmesini istediklerini, yeni Anayasayı olabilecek en geniş toplumsal mutabakata dayandırmak gereğini vurguladıklarını belirtti. Başörtülü öğrencilerin üniversitelere girmemesinin yarattığı toplumsal, vicdani ve etik problemin yumuşak bir geçiş ile çözülmesini istediklerinin altını çizen Yalçındağ, bunu genel bir demokratikleşme ve liberalleşme paketinin içinde gündeme getirmenin doğru olduğunu savunduklarını, nitekim yöntem yanlışlığının hem bu değişiklin hem de genel bir Anayasa yenilenmesinin önünü tıkadığını söyledi. -AB ÜYELİK SÜRECİ...- Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye açısından bir referans noktası olan AB üyelik sürecinin son 3 yılda neredeyse donma noktasına geldiğini savunarak, Avrupa'nın yaşadığı kimlik krizi ve kurumsal kilitlenmenin, son 2 yıldaki ekonomik krizle birleşince AB'nin yol gösterici işlevinin gerilediğini ifade etti. Bazı üye ülkelerin siyasetçilerinin Türkiye'ye yönelik açık husumetinin toplumda bu hedefe yönelik heyecanı törpülediğine dikkati çeken Yalçındağ, böyle bir ortamda bile kurum olarak TÜSİAD'ın bir değerler bütünü olarak inandığı AB hedefinin önemini vurgulamayı sürdürdüğünü, hem AB'yi veya üyelerini çeşitli konularda tutumlarını düzeltmeleri için uyardığını hem de Türkiye'de heyecanın diri tutulmasına çalıştığını anlattı. -''YENİ BASKI ODAKLARI YARATILMASI İHTİMALİ...''- Yalçındağ, ''Gerçekten de çok bakımdan bilinmeyen sularda yol almak zorundaydık. İşimiz zordu. Bu koşullarda TÜSİAD, sorunların aşılmasında kendi imkanlarını seferber ederek kamuoyunu aydınlatmaya ve öncülük etmeye çalıştı'' dedi. Anadolu'daki diğer işadamları dernekleriyle işbirliklerinin giderek güçlendiğine işaret eden Yalçındağ, bu derneklerle yapılan çalışmaların TÜSİAD'ın 40 yıllık birikiminin paylaşılması açısından önemli fırsat sağladığını, kendilerinin de bu temaslar sayesinde hem ülkeye ve sorunlarını daha detaylı anlayabildiklerini hem de ülkenin bastırılamaz ekonomik enerjisine yakından tanıklık edebildiklerini vurguladı. Bu dönem boyunca dernek olarak tutumlarının, uzun zamandır dile getirdikleri ilkeler çerçevesinde belirlendiğini dile getiren Yalçındağ, şöyle devam etti: ''Yani aslında sabit bir noktadan olaylara baktık, görüşlerimizi oluşturduk. Attığımız her adımda demokrasimizin derinleşmesi, rekabet gücümüzün artırılması, ekonomimizin güçlenmesi, hukukun üstünlüğünün yerleşmesi ve siyaset zihniyetimizin liberalleşmesi hedeflerini kendimize rehber belledik. Çıkışlarımız, uyarılarımız, eleştirilerimiz hep bu vizyona bağlı kaygılardan beslendi. Bugün de baskıcı yapıların kırılmasından nasıl memnuniyet duyuyorsak, yeni yapılanmada hukukun temel ilkelerinin çiğnenmesinden, yeni baskı odakları yaratılması ihtimalinden de o denli rahatsızlık hissediyoruz. Modernleşme, özgürleşme, demokratikleşme, piyasa ekonomisi içinde kalkınmayı sağlama, dünyaya ve dünyanın rekabetine açılma... Bunlar 21. yüzyılda önde gelen ulus konumuna ulaşabilmemizin gerekli şartlarıdır. Aslında saydıklarım, gerçekleştirilmesi kolay olmayan ve hiçbir ülkenin de tam anlamıyla gerçekleştiremediği hedefler. En ileri düzeyde bu hedefe yaklaşmış batılı ülkelerin tarihinde en az 200 yıllık bir sancılar, sarsıntılar, komünizmden, faşizme kadar uzanan savrulmalar, savaşlar görülür. O boyutlarda değilse bile Türkiyemiz de, değişimin şiddetli sancılarını ve nimetlerini birlikte yaşamaktadır. Bu bağlamda yeniye direniş ne ölçüde sert olduysa, yeniyi temsil etme iddiası taşıyanların tarzı da o denli sertti. Maalesef çatışma dilinin yerine koyabileceğimiz bir eleştiri, müzakere ve uzlaşma dilini geliştiremedik.'' | TÜSİAD'ın eski başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, nöbeti teslim etmeden önce kürsüye geldi ve AK Parti hükümetini eleştirdi. |
Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu açan 5918 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun iptal istemini bugün esastan görüşüyor. CHP, 5918 sayılı Kanunun, askerlere sivil yargı yolunu açan 7. maddesi ile değiştirilen ''halinde'' ibaresi ile geçici 1. maddedeki, 5271 sayılı Kanunun 250. maddesinde yapılan değişiklik hükümlerinin yürürlüğüyle ilgili düzenlemenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Yüksek Mahkeme heyeti, bugün saat 09.30'da başlayan toplantısının son gündem maddesi olarak, bu davayı esastan görüşmeye başlayacak. Düzenlemenin iptali istemiyle açılan davanın dilekçesinde, anayasanın, askeri mahkemelerin görev alanına ilişkin yaptığı görevlendirme hükmü yürürlükte iken, yasa koyucunun bir yasa ile ve söz konusu Anayasa hükmünü değiştirmeksizin yeni bir düzenleme yapmasının, Anayasanın 145. maddesi ile bağdaşmayacağı savunulmuştu. | Askere sivil yargı yolunu açan düzenleme Anayasa Mahkemesinde esastan görüşülmeye başlandı |
AK Parti kapatma davası başta olmak üzere kritik pek çok davada ismi geçen Raportör Osman Can'ın da içinde bulunduğu Demokrat Yargı Grubu'ndan ortaya çıkan Balyoz Darbe Planı'na sert tepki geldi. Demokrat Yargı Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada yargı organlarını belirleyen yasaların da darbe ürünü olduğu savunuldu. "Darbe planları ne şaşırtıcı ne de sıradan bir işgüzarlık olarak kabul edilebilir" diyen yargı üyeleri daha demokratik bir Türkiye için harekete geçilmesini istedi. Yapılan yazılı açıklamadan satır başları şöyle: Türkiye 1960’tan beri darbelerin biçimlendirdiği bir ülke konumundan çıkamamıştır. İki Anayasayla birlikte temel siyasal ve sosyal yapıya ilişkin yasaların ağırlıklı kısmı darbelerin ürünüdür. Başta Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, HSYK, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Askeri Yargıtay olmak üzere yargıya ilişkin tüm yasalar ya darbeciler tarafından ya da onların dayatmasıyla çıkarılmıştır. Sistemin temel yapısını belirleyen darbe kültürü, bu eksende her bir müdahaleyi ahlaki bir görev, bir erdem olarak tüm devlet aygıtlarına dikte etmiş, siyasete ise kanıksatmıştır. Bu nedenle darbe planları ne şaşırtıcıdır, ne de sıradan bir işgüzarlık olarak kabul edilebilir. Bu tepkiye karşı bu güne kadar yargıdan esaslı bir sesin yükselmemiş olması da şaşırtıcı olmamalıdır. Siyasi aktörlerden beklediğimiz kendi parti politikalarının dışına çıkarak da olsa, hem kendi aralarında, hem de toplumla iletişim süreci içine girerek demokrasi inşasına başlamalarıdır. Darbe kültürünün erdemsizlik, demokrasiyi ise barış içinde yaşamanın tek imkânı olduğuna yönelik bir bilinç, bu doğrultuda yapılandırılmış bir yargı erki ile mümkündür. “Demokrat Yargı” olarak yargıyı ideolojilerin veya partilerin değil, toplumun yargısı haline getirecek demokratikleşme adımlarının ivedilikle atılmasının tarihi bir görev ve sorumluluk olduğunu tüm siyasi ve yargı aktörlerine yeniden hatırlatmayı zorunlu görüyoruz. | YARSAV'a alternatif olarak kurulan Demokrat Yargı Derneği'nden darbe planlarına sert eleştiri geldi |
Iğdır Belediye Başkanı BDP'li Mehmet Nuri Güneş ile 8 parti üyesi, sabaha karşı düzenlenen operasyonla terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla güvenlik görevlileri tarafından evlerinden alındı. Makam odasındaki aramalar için belediyeye getirilen Güneş'e, binadan çıkarken, kendi isteğiyle kelepçe takıldı. Geçtiğimiz aylarda, BDP'liler KCK operasyonu sırasında gözaltına alınmış ve aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 35 kişi adliye bahçesinde ellerine plastik kelepçe takılarak tek sıra halinde içeri alınmıştı. Güneş'in bu hareketi, partililerine yapılanı protesto amacıyla yaptığı düşünülüyor. Uzun süreden beri teknik takibe alınan Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş ile BDP’liler için bugün saat 05.00’de düğmeye basıldı. Jandarma ve polisler, Belediye Başkanı Güneş’in Karaağaç Mahallesi Eğri Sokak’taki evine baskın yaptı. Başkan Güneş’in evinde arama yapıldı, hacizli bulunan makam otomobiline el konuldu. Başkan Güneş’i minibüse bindirerek belediyeye getiren görevliler, aramaya makam odasında da devam ettiler. Belediyede giriş- çıkış kontrol altına alındı. Kuruma personel ile vatandaşların girmesine izin verilmedi. BAŞKAN, KELEPÇE TAKDIRDI ÖYLE ÇIKTI Iğdır Belediye Başkanı BDP’li Mehmet Nuri Güneş’in de bulunduğu belediye binasındaki arama iki saat sürdü. Makam odasındaki aramalarda hazır bulundurulan Başkan Güneş’e gözaltına alındığı ve İl Jandarma Komutanlığına götürüleceği bildirildi. Belediye ana kapısı önünde partililerin toplandığını gören güvenlik kuvvetleri, çıkış için yan kapıya yöneldi. Buna itiraz eden Başkan Güneş önce “Halktan korkmayın. Halkım görsün bu rezilliği” dedi. Başkan Güneş, çıkış kapısına doğru güvenlik kuvvetleriyle tekrar pazarlığa girdi. “Bana kelepçe takın” diye ısrar eden Güneş’e, Jandarma kelepçeye gerek olmadığını bildirdi. Ancak, “Kelepçe takmazsanız çıkmam” diye itiraz edince, koridorda kelepçe takıldı. Başkan kelepçenin sıktığını söyleyerek gevşek tutulmasını istedi. İsteği yerine getirilen Belediye Başkanı Güneş, polisin barikatının arkasından ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları eşliğinde minibüse bindirilerek İl Jandarma Komutanlığına götürüldü. BELEDİYEYE SİYAH BEZ ASILDI Partiler gözaltına alınan Başkan Güneş’e destek verdikten sonra olaysız dağıldı. Güvenlik kuvvetleri de belediye çevresindeki önlemi kaldırıldı ve personel belediyeye girerek çalışmaya başladı. Bu sırada bir kadın camı açarak belediye tabelasının bulunduğu ön tarafa 5 metre uzunluğunda siyah bez astı. Iğdır’da yapılan operasyonlarda gözaltına aIınanların adları şöyle: ‘Mehmet Nuri Güneş (Belediye Başkanı), Şebap Çelik (BDP İl Başkanı), Nusret Aras (Hoşhaber eski Belediye Başkanı), Mehmet Haşimoğlu, Ekrem Yakut, Mecit Taşbaş (Aralık İlçesi BDP’li İl Genel Meclis üyesi), Süleyman Kalkan, Mecit Yıldız, Mehmet Güven.’ ÖRGÜT ÜYESİ İDDİASI Belediye Başkanı Güneş’in avukatı Murat Yikit, başkan ile toplam 9 BDP’linin terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alındığını bildirdi. Avukat Yikit, “Savcılığın talebi üzerine Iğdır Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı ile aramalar yapılıyor. 10’a yakın adreste saat 05.00’de aramalar başlatıldı. Detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Ancak örgüt üyesi oldukları iddiası var” diye konuştu. | Iğdır Belediye Başkanı BDP'li Mehmet Nuri Güneş kendisini evindoen alan polislere direndi, ellerine zorla kelepçe taktırdı. |
PKK’nın Abdullah Öcalan’ın ardından iki numarası olarak yıllarca teröristlere komutanlık yapan ve şimdi Diyarbakır Cezaevi’nde yatan 'Parmaksız Zeki' kod adlı Şemdin Sakık, Can Dündar’ın sorularını yanıtladı. Dündar, 2 güne yayılan ve toplam 7 saat süren röportajın dün gece yayınlanan son bölümünde Sakık’a, Kürt açılımını sordu. Kazanımlar, kaygılar ve öneriler başlıkları altında yayınlanan röportajın satırbaşları şöyleydi: Can Dündar'ın kaleminden Şemdin Sakık söyleşisi; (...) Şimdi PKK’nın silahsızlandırılmasından söz ediliyor ve bu konuda IRA’dan, ETA’dan örnek veriliyor. Ne PKK, IRA’dır ne Türkiye İngiltere’dir, ne Kürtler İrlanda halkıdır. Bunlar çok farklı gelenekler, kültürler... Batı, silahı namus olmaktan, hatta savaş aracı olmaktan çıkarmış. Artık ekonomiyle, diplomasiyle, bilgiyle, teknolojiyle savaşıyor. Biz Doğuyuz. Doğu halklarının kültüründe halen silah hem savaş aracıdır, hem namustur. Ben mesela şehre bir grup gönderirsem, “Eylem yapın, silahınızı da bir kanalizasyona atın, kaybolun” desem kabullenmezlerdi. Bir savaşçı silahını atmaz çünkü... Yaralı arkadaşını çatışma ortamında bırakabilir; bunu yaptığında örgütten ceza da almaz, ama silahını bıraktığında mutlaka ceza alırdı. Ben yıllar sonra bu anlayışı aştım, silahın bir araç olduğunu işledim, ama kabullendiremedim. KÜRTLERDE SİLAH NAMUSTUR, VERMEZLER Şimdi Kürt tarihine bakalım: Bütün isyanlar bastırılmış, sonrasında da silahsızlandırma hareketi başlatılmıştır. Hiçbirisi son olmamış, bir tanesi daha çıkmış. Çünkü o insanlar silaha ihtiyaç duymuşlar. Silahı namus görmüşler. Keçisini, öküzünü satıp silah almış ve tekrar isyana kalkışmış. Hiçbir dönem Kürtler silahsız olmamışlardır. PKK’nın 20 bin silahı varsa Kürtlerin 5-6 milyon silahı vardır. Her evde silah vardır. Bir taraf, yenilen tarafı silahsızlandırabilir ama bugün ortada ne yenilen var ne de yenen var; bunu herkes iyi bilsin. Her şey ortada; olduğu gibi duruyor. İki taraf var: ve onların silahlı adamları var. SABOTE EDERLER Kürtlerin silahı savaş aracı, hatta namus olarak gördüğünden hareketle diyorum ki bu bir engel... PKK’nın silah bırakmak istememesi de ikinci bir engel. Sabote ederler bir biçimde... Dolayısıyla bu, daha sonra yapılması gereken bir iş. Silahsızlandırmayı 1. plana almak kesinlikle yanlıştır. 'SINIR MUHAFIZLIĞI YAPSINLAR' Benim projem şu: Bakın Kürt tarihinde var Mir Alayları var, Hamidiye Alayları var, bugün de 90 bin kişilik Kürtlerden oluşan bir koruyucu ordusu var. Bırakalım bunlar eğer istiyorsa anlaşalım, 1000 kişilik veya 7000 kişilik ordunun bir askeri gücü olsun. Türk ordusuna bağlansın, sınır muhafızlığı yapsın. ORDU GÖREVİNİ YAPTI, HÜKÜMET DE KATKI YAPTI Ben askerin fazla hata yapmış olduğunu düşünmüyorum. 4 ülkenin askerlerini de gördüm. Türk ordusu kadar disiplinli, göreve bağlı fedakâr bir ordu görmedim. “ordu görevini yapmadı” görüşünü kabul etmiyorum. Ordu rolünü oynadı, üstüne düşeni yaptı. Ama Türkiye bu işle başedemedi. Tespiti böyle koymalıyız. Türkiye’nin başedememesinde, biraz da kendine güvenmeyen, risk almak istemeyen, korkak, statükocu yöneticilerin bilinçli olarak kendilerini askeri vesayet altına sokması da mevcuttur. Herkes Kürt sorununun bir güvenlik sorunundan ibaret olmadığını söylediği halde, “işte sorun orda” deyip askere bıraktı. En temel sorun burada. Kendisi üstlenseydi veya bir kurumu bu işte görevlendirseydi, rahatlıkla dağa çıkış nedenlerini ortaya çıkarabilir ve bu nedenleri ortadan kaldırabilirdi. Şimdi açılım bu sorunun çözümüne katkılar yapabilir. Bu katkıların bazıları oldu da şimdiye kadar: KAZANIMLAR Örneğin TRT Şeş’in açılması, yayına başlaması bir katkıdır. İlk yayın yaptığı gün ben onu hücremde izlerken gözyaşlarımı tutamadım ve içimden gelen bir sesle “Başbakan’ın ayağını öperim” dedim. Çünkü biz Erivan Radyosu’nu, Bağdat Radyosu’nu böyle kulağımızı radyoya dayayarak dinlerdik. 1 saatti günde, öyle büyüdük. Bir şarkı dinlemek için... Kürtlerin Meclis’te grup kurmaları, bütün engellemelere rağmen bir katkıdır. Yerel yönetimlerin, Kürt siyasetçilerin denetimine geçmesi bir katkı ve kazanımdır. Daha önceki hükümet döneminde idamın kaldırılması katkıdır. Kürt tarihinde isyan edip de lideri asılmayan, kurşuna dizilmeyen ilk hareket PKK’dır. Çünkü devlet, öldürmekle tasfiye etmekle bir yere varılamayacağını, bunun Kürtleri daha da kışkırtacağını görmüş ve sağduyulu hareket etmiştir. Kürtçe üzerindeki yasakların kaldırılması katkıdır. Bu sayede en azından 2009 -Reşadiye’deki olayı çıkarırsak- diğer yıllara oranla kansız geçti. İki taraflı durdu; eylemler de durdu, operasyonlar da durdu. Bu da bir kazanımdır. Bakın, dershaneler açıldı. Çocuğunun Kürtçesini geliştirmek istiyorsan İnterneti, dershaneleri kullanabilirsin. Kürtçe yayın yapan onlarca TV ve radyo şu anda yayındadır. Düğmeyi açıyorsun, hepsi karşında. Güneyde Kürtçe eğitim veren üniversiteler var. Bu adımlarla kültürel sorun çözülmüştür önemli oranda... Teknoloji çözmüştür, Kuzey Irak’taki gelişmeler çözmüştür, Türkiye’nin yaptığı hamleler çözmüştür. Neyse ne... Şimdi kardeşim bırakın bu üzümü yiyelim. SAKIK'TAN SOMUT ÖNERİLER... HABERİN DEVAMINDA... [PAGE] OPERASYONLARI DURDURUN: Savaştan anlamayanlar, operasyonların devlete yarar sağladığını, PKK’ya zarar verdiğini düşünür. Oysa her operasyon devleti müthiş zarara uğratırken, bana güç olarak dönüyor. Halk kendi arasında “Bunlar kurşun geçirmezdir” diye efsane oluşturuyor. Ben kendimi korumaya çalışırken devletin operasyonları sayesinde “halk kahramanı” ilan edildim. Ondan sonra da “ne kadar operasyon geliştirirsem kârdır” mantığıyla hareket ettim. Operasyonun her çeşidi, devlete zarar vermekten, örgütün hanesine yeni bir kazanım yazmaktan başka bir şey değildir. AF ÇIKARIN Ben bir hükümlüyüm. Ben aftan, bahsedersem bütün bu anlattıklarım boşa gider. Fakat sadece dağdakilerin inmesi için, ya da çocuklar için değil, yurtdışında Kürt sorununa barışçıl katkıda bulanabilecek olan PKK muhaliflerinin dönüşü için de af lazım. Bunlar dağınıktırlar ama hepsi birikimdir. Hepsi beyindir. Bu ülkeye sadece katkı yaparlar. Türk halkı eğer barış olacaksa Öcalan’ı dahi affedilebilir. Bak TRT-Şeş açıldı; Türk halkından en ufak bir tepki gelmedi. Öcalan’ın affedilmesi bunun kadar büyük bir olay mı olur? Kesinlikle olmaz. PARTİLER, SİVİL TOPLUM GELSİN Biz gözümüzü dünyaya açtık, “devlet askerdir” diye öğrendik. Hâlâ durum budur. Askeri olarak ya devlet ya örgüt var. Siyasi olarak da ya AKP ya DTP... Oysa insanların başka seçenekleri olmalı, yaratılmalı. İnsanların her biri kendini bir yere ait hissetmeli. O zaman sorun, önemli oranda çözülür. Jandarma kışlasına, polis yerine çekilir, biraz insanlara güvenilir, sivil toplum örgütleriyle, siyasi örgütlenmelerle bunun önü açılır. Onun için MHP, CHP burada olmalıdır. Bütün sivil toplum örgütlerinin burada olması için çaba sarf edilmelidir. Bu çeşitlilik baskıları ortadan kaldırır, rekabeti ortaya çıkarır, siyasi tercihleri çoğaltır, zenginlik yaratır. İşte barışa giden bir yol da budur. AYDINLAR ÇÖZÜM ÜRETMELİ Aydınlar da biraz çözüm üretmeli, yeni fikirler ortaya atmalı, yeni görüşler gelmeli. Kürt esnaf “artık yeter” demeli. Bu kepenk indirmeler ekonomiyi mahvetti. İnsanları aç-perişan bıraktı. Onlar da o rolü oynasa bu mücadele durur anlamına gelmiyor. Ben Kemal Sunal’ı izlemesem, Sezen Aksu’yu dinlemesem edemem. Beni bu ülkeye bağlayan ne yasalardır, ne ordudur; o güzel insanlardır. O güzel insanlar bir güzelliklerini gösterseler, bağlarını kursalar. Mesela İsmail Cem döneminde Yunanistan ile aramızda kopukluk vardı. Zülfü Livaneli gibi insanların katkısı ile bir kültürel bağ oluştu. Etkinlikler yoğunlaştırıldı, ortam yumuşatıldı; diplomasi gelişti. Aynı şey burası için de geçerli... Burada bir kopukluk var. Burada da yapılabilir. SON ŞANS Bu, Türkiye için son şanstır. Zaman geçiyor. Bu konuda tek bir saat geçirmenin bile maliyeti çok ağırdır: çünkü bölge ve yeni eksenler hızla değişiyor. Türkiye bütün bunları göz önüne almalı. Şimdi yaparsak kesinlikle olur, ama bütün bunları bir tarafa herkes kendi çözümünü ya da çözümsüzlüğünü dayatırsa bize bugünleri aratacak gelişmeler olacaktır ve o gelişmeler öyle bir şey olacaktır ki artık istesek de çözüm bulamayacağız, içinden çıkamayacağız; benim korkum budur. AB'DEN VAZGEÇERSEK KAOS DURMAZ... DİĞER SAYFADA... [PAGE] Kuzey Irak’taki durum şu anda bir oluşum içinde. Nereye gideceği, nereye doğru evrileceği belli değil... Türkiye Kürtleri, Irak Kürtlerinde ne varsa onun kendilerinde de olmasını istiyorlar. Bu isteklerini koşullar uygun olmadığı için dile getirmek istemiyorlar. Gerçek budur. Eğer Kuzey Irak’taki oluşum İsrail gibi -ki Kürtler, Yahudiler, Ermeniler birbirlerine benzerler. Hepsi dağıtılmışlardır, yurtsuz bırakılmış, katliamlara uğramışlardır- Yahudiler gibi demokrasilerini kurarlarsa, bilim, kültür, sanat alanında, teknolojide gelişirlerse, Barzani’nin dediği gibi “bir Dubai yaratırsa”, Kuzey Irak, Türkiye Kürtleri için bir çekim merkezi olur ve bağımsızlık eğilimini körükler. Sanırım bu gerçeği bildiği için, Türkiye de ısrarla Kerkük’ün Kürtlere dahil olmamasından yana tavır takınıyor. Bunu da “orda katliam çıkar” teorisiyle örtmeye çalışıyor. Ama eğer, Ermeniler gibi olursa, yani Irak Kürtleri içine kapanırsa, yoksul kalırsa, biraz çağdışı kalırsa, dünyadan izole olurlarsa, Türkiye Kürtleri onları hiç görmezler. Bu sefer onlar Türkiye Kürtlerine bakar. İşte burada benim çok net olduğum bir husus var: Türkiye AB yolunda ilerledikçe, Türkiye’den ayrılmak isteyen, hatta bağımsızlık hayalini kuran insanların sayısı giderek azalacaktır. Marjinal bir duruma düşecektir. Bakın ne zamanki AB ile ilişkiler yoğunlaştı, AB’ye girme yönünde hükümette irade güçlendi, o zaman PKK da kendini buna ayarladı, yumuşadı. AB ile restleşmelerin başlaması, dağda silahların patlamasıyla paraleldir. Biz Avrupa perspektifini yitirirsek hiçbir güç burada kaosu durduramaz. Şu an Suriye’ye, Irak’a, İran’a, Ortadoğu ülkelerine verilen önemin, Avrupa’ya verildiğini görmüyorum. Ben Ortadoğu’nun büyük gücü olmaktansa Avrupa’nın sıradan bir ülkesi olmayı tercih ederim. Çünkü o barış getirir, bilgi getirir, kültür getirir, sanat getirir, teknoloji getirir, hoşgörü getirir. AB bir insanlık projesi... Türkiye AB’den kopup bir Ortadoğu ülkesine dönüşürse, Suriye’den, Irak’tan, Ürdün’den, Mısır’dan, Suudi Arabistan’dan, İran’dan ne alabilir ki: Türkiye demokrasisini geliştirirse, AB ile birlikte hareket ederse bölünme ihtimali giderek azalır. Ne kadar imkân olursa olsun, Türkler Kürtleri kovsa da yine bölünme olmaz. TAŞ ATAN ÇOCUKLAR İÇİN BAŞBAKN'A YAZDIM Burada insanlar diyor ki; “Bir adam testereyle sevgilisini doğradı; bir adam rahibi öldürdü, onları çocuk mahkemesinde yargıladılar.” Güneydoğu’da taş atan çocukların cinayeti de yoktur; bunları DGM’de yargılıyorlar. Halk bunu böyle algılıyor. Kürtler çocuklarını sevmezler. Kendisi döver, ama başkası dövdüğünde onun için adam öldürür. Ben Başbakan’a yazdım: “Eğer bu olay üzerinde durulmasa Kürtleri daha derin bir devlet düşmanlığına iter. Bu çocukların her birisi de birer serseri mayına dönüşür, intihar komandosu olur. İntikam alır” dedim. Biz hep 12 Eylül’ü eleştiriyoruz. 12 Eylül’de 20 yaşın altında kimse buraya düşürülmedi. Şimdi 11 yaşında çocuklar buradadır. Bakın, Dersim isyanında Seyit Rıza’nın asılması unutuldu, ama çocuğunun yaşı büyütülerek sabaha karşı idam edilmesi, halen unutulmadı. Çocuğu kimse unutmaz.” BARIŞ İÇİN TAM YETKİLİ SÜPER BAKAN GEREK Bence nasıl krizde ekonomiye Amerika’dan “Süper Bakan” olarak tam yetkiyle Kemal Derviş getirildiyse, Nasıl Ergenekon davasına süper savcı atandıysa, Nasıl savaşa olağanüstü yetkilerle “OHAL Valisi” atandıysa, nasıl bunların hepsinde özgün yöntemler geliştirilip, Meclis seferber edildiyse açılıma da tam yetkili bir “Barış bakanı” lazım. Meclis ancak Derviş istediği zaman ekonomi yasalarını peş peşe çıkarttı. OHAL valisi isteyince terör yasalarını çıkarttı. Neden savaş için bir olağanüstü vali atanabilmişken aynı şey barış için yapılamasın? Olağanüstü yetkilere sahip o bakan gerektiğinde Meclis’e dönüp “Bu yasaları çıkarmalıyız” diyemesin? Atanan vali barış için bir plan geliştirir; bu planı hayata geçirmek için kimden ne oranda yararlanabiliyorsa, ondan yararlanır. Bana gelir, Öcalan’a gider, Ölen 50 bin insanın ailelerine gider. Kürtlerle oturup konuşur, ortak plan-proje geliştirip hayata geçirir. Böyle olursa bence bu iş adım adım ilerler. | Şemdin Sakık bugün de 'barış' için öneriler sıralıyor... 'Kürtler için silah namustur' diyor ve 'Silah bırakın' önerisinin yersiz olduğunu dile getiriyor. |
TÜSİAD'ın 40. Genel Kurul Toplantısı'nda Ümit Boyner başkanlığa seçildi. Yeni TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada şunları söyledi. "Bugünden itibaren geleceğe bakmak TÜSİAD'ın gelecek yıllar ile ilgili planlamalarını yapmak zorundayız. TÜSİAD üyesi olmak bir kalkınma sürecine üye olmaktır. Türkiye'yi dünya ekonomisi bir güç olarak entegre etmektir. TÜSİAD gücü ve dinamizmi ile sadece kendi ile yarışıyor. Şubat ayında sunacağıız program ile saydam ve somut, hesap verebilen bir yapıyla hizmet vereceğiz. Bir önceki dönemlerde başlayan programlaraı geliştirmeyi hedefliyoruz. Ekonomik ve sosyal olaylarda Türkiye'yi içeride ve dışarda temsil etmeye devam edeceğiz. Hem ekonomide hem siyasette son yıllarda TÜSİAD'ın savunduğu tüm konular hayata geçti. Rekabetçi gücümüzü artırmayı odaklanmış vfe işsizliği azaltmaya odaklanmış bir politika izleyeceğiz. 2014 AB hedefinin neredeyse dalga geçilir bir halde değerlendirilmesini tasvib etmiyoruz. AB hedefinin Türkiye gündeminde gündemin gerisine düşmesini istemiyoruz. AB'ni gündemde ön sıralara taşımak için çalışyoruz. Hani biz bir köprüydük. Avrupalı liderlerin popülist yaklaşımları sayesinde AB hedefinden uzaklaşmamalıyız. Korkularından şüphlerinden sıyrılmş bir Türkiye istiyoruz, özlüyoruz. İnatla çözmediğimzi sorunlar var. Sorunlarımız çözmeden koşmaya çalışıyoruz. Kızılderili ve bir beyaz adam ata biner ve dört nala gitmeye başlarlar. Sonra aniden kızılderili durur ve beyaz adam sorar neden durduk. Kızılderili cevap verir, "Çok hızlı gittik ruhlarımız geride kaldı.". Biz bu coğrafyanın zenginliğini hak edeceğiz. Hala darbe anayasaısı ie yönetilmek istemiyoruz. Yüzde 10'luk barajın kalkmasını istiyoruz. Demokrasimizin güçlemmesini ve bunula birlikte refah seviyemizin yükseltilmesini istiyoruz. Türkiye'nin tüm etkin sivil toplum örgütleri ile iletişim kurabileceğimizi düşünüyoruz. Bu hedeflere yönelik çalışırken herkesin desteğine ihtiyacımız var." Toplantıda, geçirdiği deniz kazası nedeniyle Genel Kurula gelemeyen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç'un konuşması banttan yayınlandı. ETKİLİ OLMA ÖLÇÜTÜMÜZ Koç şunları söyledi: "Ekonomide, siyasette sosyal alanda tartışılan konu hakkında görüşmelimizi söyleriz ve taraf oluruz. Bir görüş ortaya atmışsak bunun arkasında mutlaka bir araştırma olmasına özen gösteririz. Bizim etkili olma ölçütümüz hükümetle yakın olmak değil. Bizim etkili olma ölçütümüz iyi muhalefet yapmak değil. TÜSİAD ne söylenecekse söyleyecektir, bundan emin olabilirsiniz." TÜRKİYE NE YAPMALI? Son kez TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak konuşan Arzuhan Doğan Yalçındağ da şunları kaydetti: "Dünya, ekonomik ve siyasal olarak benzeri ancak büyük yapısal dönüşümlerde görülen bir değişimden geçiyor. Türkiye etrafını etkileyen bir ülke haline geldi. Türkiye yeniden büyüyebilmek için ne yapmalıdır? Birinci öncelik verimlilik tabanlı mikro yapısal uyumdur. Bu da dış kaynak enjeksiyonu ve AB uyumudur. Türkiye böylece potansiyel büyüme oranlarına yaklaşabilecektir. Önümüzdeki dönemde doğrudan mevcut işsizlere yönelik aktif işgücü politikası yürütülmeli. Orta vadeli programı gerekli bulmakla birlikte tek başına yeterli değil. Geçtiğimiz üç yıl Türkiye'de sert siyasi tartışmalara tanık olduk. Hükümet anayasa değişikliği yapmak istediğinde böyle bir açılıma destek vermek istedik. Başörtülü öğrencilerin üniversitelere girememesinin yaşattığı etik problemin yumuşak bir geçişle çözülmesini istiyorduk. Yöntem yanlışlığı genel bir anayasa yenilenmesinin önünü tıkadı. AB üyelik süreci son üç yılda neredeyse donma noktasına geldi. Siyasi partiler ve seçim yasası değişmeli. Yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı tam anlamıyla sağlanmalı. Bunlar gerçekleşmeden adil bir temsile kavuşmamız söz konusu olamaz. AB süreci tekrar canlandırılmalı. Türkiye'deki değişimin ne denli sert geçeceği konusunda başlangıçta zorlu süreç yaşamam geleceğe olan ümidimi kırmadı. Yeni yönetim kuruluna başarılar diliyorum." Toplantının gündem maddeleri, 2009 yılı bütçesi harcamaları ile 2009 yılı çalışma programının onaylanması ve 2010 yılının bütçesinin onaylanmasının ardından, Yönetim Kurulu ve Denetçilerin ibra edilmesi, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi ile 2010 yılı çalışma programının sunulması şeklinde sıralanıyor. Genel kurulda tek aday olan Ümit Boyner'in başkanlığa seçildi. | TÜSİAD'da Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın başkanlık dönemi sona erdi. Yerine ise yine bir kadın geldi.. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.