text stringlengths 296 93k | summary stringlengths 48 2.09k |
|---|---|
87 yaşındaki Ecevit ‘’Ben dirençliyimdir, sabaha kadar işçilerimizin yanında olacağım’’ dedi. Rahşan Ecevit eşinin cenaze töreninde de TBMM’den Devlet mezarlığına kadar üç kilometre yürümüştü Ecevit, TEKEL işçilerini destek olmak için Türk-İş Genel Merkezi’ne geldi ve işçilerden direnişlerini sonuna kadar sürdürmelerini istedi. Rahşan Ecevit’in oturduğu ve Diyarbakır’dan gelen işçilerin bulunduğu bölüme, bir süre sonra sürpriz bir ziyaretçi de katıldı. Bir dönem AKP’den milletvekili aday adayı olan, DTP’ye de yakınlığı ile dikkat çeken ve PKK propogandası yaptığı gerekçesiyle tutuklu kalan Nil Demirkazık da Diyarbakır çadırına geldi. Direnişçi işçiler çadıra şair Ahmet Arif’in “Adiloş Bebe” şiirinin mısralarının bulunduğu pankartlar da astı. ‘’YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU SOĞANA’’ Tekel’in kadın işçileri, polisten biber gazı yiyen CHP milletvekili Çetin Soysal’ı ziyaret edip ‘’Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana’’ şarkısını söylediler. Tekel’in kadın işçileri, Abdi İpekçi parkında polisin müdahalesi sonrası biber gazı yiyen CHP İstanbul milletvekili Çetin Soysal’a teşekkür ziyareti yaptılar ve hep birlikte ‘’Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana’’ şarkısını söylediler. Ellerinde ekmeklerle Meclise gelen TEKEL işçisi ve işçi eşi olan toplam 50 kadın, Soysal'a bir buket çiçek de verdi. Soysal, TEKEL işçilerinin ekmek, yaşam ve onur mücadelesi verdiğini belirterek’’ Bu hükümet Haiti'ye nasıl yardım ediliyorsa, kendi ülkemizde yaşanan depremi de görsün’’ dedi. Tekel işçileri sorunlarını da dile getirdiler. 36 günden beri Ankara'da olduğunu belirten bir kadın, ''Çocuklarımın geleceği ellerinden alınıyor. Ben bir anneyim, Emine Erdoğan da bir anne..Hiç mi vicdanı sızlamıyor?'' dedi. Diyarbakır'dan gelen bir başka kadın da ''8 aylık bebeğimi evde kocama bıraktım. Sesimizi duysunlar, sorunlarımıza çözüm bulunsun'' dedi. | Rahşan Ecevit uyarıları dinlemedi, Tekel eylemine katıldı. 87 yaşındaki Ecevit sabaha kadar nöbet tutacak. |
BBC Wildlife dergisi ve Ulusal Doğa Tarihi Müzesi tarafından verilen ve dünyanın en prestijli fotoğraf ödüllerinden biri olarak gösterilen "Veolia en iyi vahşi yaşam fotoğrafı" ödülünü 2009'da kazanan İspanyol fotoğrafçı Jose Luis Rodriguez'in ödülü geri alındı. Sabaha karşı çekilen ve iber kurdunun bir çitten atladığı anın yansıtıldığı fotoğraf karesiyle 2009'da ödüle layık görülen İspanyol fotoğrafçı, fotoğraftaki kurdun evcil olmasının anlaşılmasından dolayı diskalifiye edildi. Wildlife'ın sözcüsü Luoise Emerson, uzun bir araştırmadan sonra fotoğraftaki kurdun Madrid'in Canada Real ilçesindeki doğal hayvanat bahçesindeki evcil kurtlardan biri olduğunun ve sinema dünyası ya da fotoğrafçılar tarafından kiralandığının anlaşıldığını söyledi. Emerson, jürinin, İspanyol fotoğrafçı Rodriguez'e verdiği 11.500 avro para ödülünü geri aldığını ve ödül için yeni fotoğraf belirlemek için yeniden toplanacağını bildirdi. İŞTE YALANLARLA KURGULANAN O FOTOĞRAF KARESİ [PAGE] Ödül gereği Rodriguez'in Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'nde sergilenen fotoğrafının da indirileceği belirtildi. Verilen bilgilerde ayrıca, İspanyol fotoğrafçının, kurdun evcil olduğunu ilk başta inkar ettiği ancak daha sonra kabul ettiği kaydedildi. | "Veolia en iyi vahşi yaşam fotoğrafı" ödülünü kazanan İspanyol sanatçı Rodriguez'in ödülü geri alındı. |
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, Türkiye'nin doğusuyla diğer bölgeleri arasında büyük eğitim eşitsizliği olduğuna dikkat çekti. UNESCO raporuna göre, yoksulluk, cinsiyet, dil ve kültür farklılıkları bu eşitsizlikte etkili. Eğitim sisteminden en fazla dışlanan grup ise Kürt kızları. Kürt kızların okula gitme oranı Senegal ortalmasının bile altında. Eğitim sisteminden dışlananlara bakıldığında ilk sırayı Kürt kızları alıyor. Türkiye ortalamasında okula gönderilmeyen çocukların oranı yüzde 6 iken, Kürt ailelerin kız çocukları için oran yüzde 43'e kadar tırmanıyor. Kürt kızların okula gitme ortalaması ise 3 yıldan az. Rakam, Senegal ortalamasından bile altında. Türkiye'de 17-22 yaş grubundakilerin yüzde 2-7'si 4 yıldan az eğitim alıyor. Doğuda oran yüzde 21'e çıkıyor. UNESCO, hükümetlerin sorunun köklerine inmekte başarısız olduğu belirtiyor ve çözüm önerilerini sıralıyor. Ayrımcılığıa karşı yasalar yürürlüğe konulmalı, sosyal koruma programları oluşturulmalı ve eğitime kaynak ayrılmalı. Rapora göre, 1999'dan beri dünyada 33 milyon çocuk okulu bırakmış. Okulu bırakanların yüzde 54'ü ise kız çocukları. En yüksek oran ise, 12 milyon kız çocuğunun hiç okula kaydedilmediği Sahra-altı ülkelerinde, yani Afrika'da. Yemen'de ise kızların yüzde 80'i hiç okula gönderilmemiş. UNESCO bu kötü tabloda küresel mali krizin de etkili olduğunu vurguluyor. | UNESCO'nun hazırladığı bir rapora göre Türkiye'de eğitimde bölgeler arasında derin uçurum var. |
Karşılıklı basketlerle maçın 7. dakikası 13-13 beraberlikle geçildi. Shumpert ile etkili olan Efes Pilsen, Smith'in 3 sayılık basketiyle 1. periyodu 24-20 önde geçti. İkinci çeyreğin başında her iki ekip de sayı bulmakta zorlandı. Karşılaşmanın 13. dakikası 28-27 lacivert-beyazlı takımın üstünlüğüyle geçilirken, Erdemirspor'un alan savunması yaptığı dakikalarda skor bulmakta zorlanmayan ev sahibi takım, 2 dakikalık sürede 9-0'lık seri yakaladı. Efes Pilsen, Shumpert'ın sayılarıyla 15. dakikada 10 sayılık fark (37-27) yakaladı ve ilk yarıyı da 46-38 önde kapadı. Karşılaşmanın ikinci yarısında Efes Pilsen kaçtı, Erdemirspor kovaladı. Rakocevic ile üçlükler bulan lacivert-beyazlı takım karşısında Erdemirspor, Funk ile direnmeye çalıştı. Ev sahibi takım, günün başarılı ismi Shumpert'ın üçlüğü ile rakibin direncini kırarken, Ender, Kasun ve Sinan'ın basketleriyle son dakika içinde 20 sayılık fark (83-63) yakalayıp 3. periyodu 83-65 önde tamamladı. Son periyodun başlarında rakibin iyi savunması karşısında 2 dakika sayı bulamayan Efes Pilsen, Melih'in basketlerine engel olamayınca, 28. dakikada Erdemirspor farkı 13 sayıya (83-70) indirdi. Sinan ve Ender ile üçlükler bularak kendine gelen Efes Pilsen, karşılaşmayı 98-83 kazandı. Efes Pilsen'de 20 sayı üreten Igor Rakocevic, karşılaşmanın en skorer ismi olurken, Erdemirspor'da Kone, 15 sayı ve 12 ribauntla karşılaşmayı tamamladı. EFES PİLSEN: 98 - ERDEMİRSPOR: 83 Salon: Ayhan Şahenk Hakemler: İsmail Özgün xx, Mehmet Serdar Ünal xx, Alper Altuğ Köselerli xx Efes Pilsen: Ender xx 13, Thornton xx 9, Smith xx 9, Shumpert xxx 19, Ermal xx 8, Sinan xx 8, Kaya x, Kasun xx 11, Rakocevic xxx 20, Dusan x 1 Erdemirspor: Hakan xx 7, Erkan x 8, Funk xx 17, Williams xx 17, Kone xxxx 15, Erhan x 2, Gordon xx 11, Ümit x, Melih x 4, Emre x, Serhat x, Erdal x 2 1. Periyot: 24-20 İlk yarı: 46-38 (Efes Pilsen lehine) 3. Periyot: 83-65 | Beko Basketbol Ligi'nde yapılan maçta lider Efes Pilsen, Erdemirspor'u 15 sayı farkla 98-83 yendi. |
Kızılay'a ait hastane ve tıp merkezlerinde çalışan tabip ve diş tabipleri, istedikleri takdirde çalıştıkları ilde ihtiyaç bulunan sağlık kurumlarında memur statüsünde, diğer personel ise sözleşmeli statüsünde istihdam edilebilecek. Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğünde çalışan memur ve taşra teşkilatında görev yapan sözleşmeli tabiplere ek ödeme yapılmasına imkan sağlandı. Buna göre, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünde çalışan memurlar ile sözleşmeli personelden taşra teşkilatında görev yapan tabipler için en yüksek devlet memuru aylığının ek gösterge yüzde 400'ünü, merkez ve taşra teşkilatında görev yapan diğer personele de yüzde 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilecek. Ek ödemelerin oranı ile usul ve esasları; görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, çalışma süresi, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi ve atanma biçimi ile personele aylık özlük haklar dışında ilgili mevzuata göre yapılan diğer ilave ödemeler dikkate alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu ödemelerden damga vergisi hariç başka vergi kesilmeyecek. KIZILAY'IN HASTANE VE TIP MERKEZLERİ Türkiye Kızılay Derneğince işletilen hastane ve tıp merkezlerinde çalışanlar, bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içerisinde Sağlık Bakanlığı ile Kızılay arasında yapılacak protokolle memur kapsamına alınacak. Bu personelden tabip ve diş tabipleri, istedikleri takdirde, çalıştıkları ilde ihtiyaç bulunan sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilecek. Tabip ve diş tabibi dışındaki personel ise istedikleri halde, Devlet Personel Başkanlığının görüşü, Maliye Bakanlığının izniyle, çalıştıkları ildeki sağlık kurum ve kuruluşlarında, bakanlık veya döner sermaye teşkilatı adına vizelenecek pozisyonlarda, sözleşmeli personel olarak istihdam edilebilecek. Bu şekilde istihdam edilecek tabip sayısı 180'i, sağlık personeli sayısı 490'u ve diğer personel sayısı 705'i geçemeyecek. Kadrolu pozisyonlara atanma ve geçirilmede, iş sözleşmeleri askıda bulunanlar, tam zamanlı çalışanlar ile emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilerek çalışanlar dahil, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık veya emeklilik aylığı bağlanmamış olanlar dikkate alınacak. Bu işlemler, 6 ay içinde tamamlanacak. Personele, memur ve sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi nedeniyle iş mevzuatına göre Bakanlık veya Kızılay tarafından tazminat ödenmeyecek. Sağlık Bakanlığına devredilecek sağlık kuruluşlarına ait taşınırlardan bakanlıkça devralınacak olanlar ile bunların bedeli, Maliye Bakanlığı temsilcisinin koordinatörlüğünde, bakanlık ve Kızılay temsilcisinden oluşacak 3 kişilik komisyonlar tarafından tespit edilecek. Tespit edilecek tutar, belirlenecek olan sağlık kuruluşlarının döner sermaye gelirinden karşılanacak. Kamu kurum ve kuruluşlarında memur statüsünde çalışırken, 26 Mayıs 1999 ile 26 Mayıs 2009 tarihleri arasında görevinden çekilen, çekilmiş sayılan tabip, uzman tabip ve uzman olanların göreve dönüşlerinde esas olacak bu tarih, önergeyle 26 Mayıs 1995 ile 1 Ocak 2010 olarak genişletildi ve diş tabipleri de kapsama alındı. Böylece kamu kurum ve kuruluşlarında memur statüsünde çalışırken, 26 Mayıs 1995 ile 1 Ocak 2010 tarihleri arasında görevinden çekilen, çekilmiş sayılan tabip, diş tabibi, uzman tabip ve uzman olanlar, kanunun yayımından itibaren 6 ay içinde başvururlarsa, görevden ayrıldıkları ildeki Sağlık Bakanlığına ait kurum ve kuruluşlara açıktan atanabilecek. Bu yerlerde ihtiyaç olmaması halinde, atamalar, ihtiyaç olan yerlere yapılacak. TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, çalışma süresinin dolması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı. | TBMM Genel Kurulunda, Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasını öngören kanun tasarının görüşülmesine devam edildi. |
Almanya'nın Münih kenti havaalanında kimliği belirsiz bir kişinin dizüstü bilgisayarında patlayıcı madde parçaları bulundu. Havaalanı polisi, kontroller sırasında bir dizüstü bilgisayarda patlayıcı madde parçalarına rastlandığını, bilgisayara el konulurken, kimliği belirsiz bilgisayar sahibinin olay yerinden kaçtığını bildirdi. Havaalanının 2 numaralı terminali 4. katının olay üzerine tümüyle kapatıldığı, kaçak kişinin aranmakta olduğu kaydedildi. Bu olayın uçak seferlerini de etkilediği, bazı seferlerin yapılamadığı ya da geciktiği belirtildi. | Münih'te kimliği belirsiz bir kişinin dizüstü bilgisayarında patlayıcı madde parçaları bulundu. |
KKTC'de geçtiğimiz yıllarda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın torununun Kıbrıs Rum yönetimi pasaportu almasıyla bir dönem tartışılan 'Rum kimliği', Başbakan Eroğlu'nun ailesi ve bazı bakanların da kimlik aldığının medya yer almasıyla yeniden alevlendi. Rum İçişleri Bakanlığı, bugüne kadar 100 bine yakın Kıbrıslı Türk'ün kimlik ve pasaport aldığını açıkladı. Ailesi Rum kimliği aldığı ileri sürülen Başbakan Derviş Eroğlu, muhaliflerinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bireysel hak olan kimlik konusunu suistimal ettiğini belirterek, "Daha önce bizi, 'Sizlere kimlik verdirtmeyeceğiz' diye tehdit ediyorlardı. Şimdi ise, kimlik üzerinden saldırıyorlar. Bu tür iddialara cevap vermeyeceğim" dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, geçtiğimiz yıllarda Rumların pasaport ve kimlik vermeyi suistimal ettiğini belirterek halka iade edin çağrısı yapmıştı. KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kendi adını taşıdığı torunu Rauf Kürşat Denktaş'ın da Rum kimliği alması geçtiğimiz yıllarda adada yoğun bir şekilde tartışılmıştı. Zor durumda kalan Rauf Denktaş, "Bu bir bireysel haktır. Rumların işgal ettiği bizim de ortak olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kimliğidir" diyerek torununu savunmaya çalışmıştı. | KKTC'de seçimlerin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı Eroğlu'nun başı bu kez de Rum kimlikleriyle belada! |
İşyerleri kapatılan Tekel işçilerinin, özlük haklarını koruyarak başka kamu kurumlarına geçme talebiyle gerçekleştirdikleri eylem 37. gününde sürüyor. Tekgıda-İş Sendikası yöneticilerinin dün başlatılan "açlık grevi"nde sayıyı 100 ile sınırladıklarını açıklamalarına karşın, eyleme kendi istekleriyle 40 işçi daha katıldı. Sendika yetkilileri, açlık grevine katılanlardan ikisinin, eylemi "ölüm orucu" şeklinde sürdürmek istediğini, bunlardan birinin ikna edildiğini, diğer kişinin su da içmeyerek, "ölüm orucu"na başladığını belirttiler. Sağlık sorunuyla karşılaşılması ihtimaline karşı Türk-İş Genel Merkezi çevresinde ambulanslar bekletiliyor. Yetkililer, "açlık grevi" yapan işçilerde tansiyon sorunlarının görülmeye başladığını, görevli doktorların düzenli olarak, "açlık grevi" yapanları kontrol ettiğini belirtti. "Açlık grevi"nin sürdürüldüğü salona, hijyen koşulları dikkate alınarak, sağlık görevlileri ve refakatçiler dışında kimse alınmazken, gazetecilere günde 2 kez yarımşar saat görüntü alma izni veriliyor. Tekgıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, işçileri ziyaretinde, sağlık görevlilerinden bilgi aldı. "Açlık grevi" yapan arkadaşlarını ziyaret eden bir grup işçinin de gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü. Bu arada, bazı siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri işçilere yiyecek ve battaniye yardımı yapıyor. Kadın işçilerden CHP'ye ziyaret Bir grup kadın Tekel işçisi de Meclis'teydi. Ellerinde ekmeklerle CHP'li Çetin Soysal'ı ziyaret eden işçiler, gözyaşları içinde "kavgamız ekmek kavgası " dedi. İstanbul'dan destek Haydarpaşa garı önünde toplanan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) üyesi bir grup, "TEKEL işçisi yalnız değildir" şeklinde slogan atarak, gar duvarına, başlatacakları açlık grevine ilişkin pankart astı. Burada bir açıklama yapan BTS 1 No'lu Şube Başkanı Hasan Bektaş, TEKEL işçilerinin bir süre önce eylem başlattığını hatırlatarak, "Bu haklı direnişi hükümet, itfaiyecilerde, eczacılarda, sağlık çalışanlarında ve diğer hak arayan çalışanlarda olduğu gibi şiddet yoluyla bastırmaya çalışıyor. Ancak bu şiddet hak arayan emekçilerin kararlı ve haklı tutumunu kıramayacaktır. Biz de TEKEL işçisine destek olmak için bir günlük açlık grevindeyiz" dedi. Bektaş'ın da aralarında bulunduğu altı işçinin bu sabah başlattığı açlık grevinin akşam saat 17.00'de sona ereceği öğrenildi. Ankara Emek ve Meslek Örgütleri Platformu üyesi bir grup da, TEKEL işçilerine destek için dün alınan kararlarını duyurmak amacıyla oturma eyleminin yapıldığı alanda basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında ifade edilen kararlara göre, 21 Ocak Perşembe günü viziteye çıkılacak, iş yapılmayacak. Türk-İş Başkanlar Kurulu'nun "sürekli eylem kararı" gereği, 22 Ocak Cuma günü bir saat geç işbaşı yapılacak. Aynı gün akşam da, Yüksel Caddesi'nden AK Parti Ankara İl Başkanlığı'na yürünecek. "24 Ocak Kararları"nın yıl dönümü dolayısıyla 25 Ocak Pazartesi günü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde, özelleştirmeler sonucu ortaya çıkan olumsuzlukları içeren basın açıklaması yapılacak | Tekel işçileri, bir süredir yaptıkları oturma eyleminin ardından dün başladıkları "açlık grevi"nde 24 saati tamamladı. |
UEFA'nın internet sitesinde yer verilen ve 4 milyon oyla belirlenen ''Rüya Takım''da en çok İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) takımı Barcelona'dan futbolcular yer aldı. Real Madrid'in kalecisi Iker Casillas'ın, üst üste 3. kez bu takımda yer alma başarısı, dikkati çekti. Öte yandan, adaylar arasında sayılan Werder Bremen'in Türk futbolcusu Mesut Özil, ''Rüya Takım''da yer alamadı. UEFA'nın ilk 11'ini oluşturan isimler şöyle: Iker Casillas (Real Madrid ve İspanya Milli Takımı), Daniel Alves (Barcelona), John Terry (Chelsea ve İngiltere Milli Takımı), Carles Puyol (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Patrice Evra (Manchester United ve Fransa Milli Takımı), Cristiano Ronaldo (Real Madrid ve Portekiz Milli Takımı), Xavi Hernandez (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Kaka (Real Madrid), Andres Iniesta (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Lionel Messi (Barcelona), Zlatan İbrahimoviç (Barcelona ve İsveç Milli Takımı) Teknik direktör: Josep Guardiola (Barcelona) Gazeteport | Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), 2009 yılının ''İlk 11''ini açıkladı. İşte milyon dolarlık rüya kadro; |
Avcılar'da bir parkta üniversite öğrencisi Güney Tuna'yı darp ettiği iddia edilen polis memurlarından Muhammet Bağcı'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, müşteki Güney Tuna, tutuklu sanık Muhammet Bağcı, tutuksuz sanıklardan polis memurları Evren Bakırtaş, Zafer Arık, Fatih Fidan, Enes Paray ve Doktor Ergin Ertan ile avukatları katılırken, tutuksuz sanık polis memuru Samet Durmaz ise duruşmaya gelmedi. Tutuklu sanık Muhammet Bağcı savunmasında, olay akşamı saat 23.30 gibi asayiş amaçlı Mustafa Burcu Parkı'na normal kontrol için polis memuru Samet Durmaz ile gittiğini belirterek, ''O sırada parkta ses ve gürültüler vardı. Bir kısım kişiler alkol alıyorlardı. Bu parktan devamlı alkol alanlardan rahatsız oldukları yönünde çevredeki vatandaşlardan ihbar alıyorduk. Bu kişileri alkol almayın diye uyardık ve 10-15 dakika sonra tekrar kontrole geleceğimizi, olay çıkartırlarsa cezai işlem yapacağımızı söyledik. Tekrar geldiğimizde bu kişiler açık alandaki 2 masada alkol almaya devam ediyorlardı. Kimliklerini istedik. Ancak 7-8 kişilik grup kimliklerini vermek istemedi'' diye konuştu. Müşteki Güney Tuna'nın polis memuru Samet Durmaz'a ''Siz bize ne hakla karışıyorsunuz, bizim burada alkol almamıza siz karışamazsınız'' dediğini ve ağza alınmayacak şekilde küfürler ettiğini iddia eden Bağcı, Tuna'nın bu arada Durmaz'a tekme savurduğunu söyledi. Bunun üzerine bu kişiyi gözaltına almak istediğini, ancak arkadaşlarının bana engel olmak istediklerini dile getiren Bağcı, savunmasını şöyle sürdürdü: ''Ben bu kişileri uyardım ve Güney Tuna'nın kolunu bükerek etkisiz hale getirdim. Polis otosuna götürmek için Samet Durmaz ile birlikte parkın dışına çıkardık. Telsizden anonsu duyan 2 motosikletli polis grubu arkadaşlar da geldi. Samet Durmaz ile birlikte müşteki polis otosuna bindirildi. Biz de arkadaşlarla aracı takip ederek Avcılar Devlet Hastanesi'ne gittik. Adli doktor raporunu almak üzere huzurda bulunan sanık doktor Ergin Ertan muayene yaptı. Doktor darp ve cebir olmadığına dair rapor verdi ve saat 00.20 sıralarında hastaneden ayrıldık. Polis merkezine geldiğimizde Tuna'nın annesi ve babası da gelmişlerdi. Bizden 'ailenin tek çocuğudur, üniversite öğrencisidir' diyerek, işlem yapmamamızı istediler. Hatta bize, 'çocuğumuz sapasağlam sizde de bir şey yoksa teşekkür ediyoruz, işlem yapmayın' dediler. Bunun üzerine Samet ağabey işlem yapmadı. Ben müştekiye karşı cebir şiddet kullanmadım. Karmaşada yere düşmüş olabilir. Suçlamaları kabul etmiyorum.'' Mahkeme başkanının sorusu üzerine sanık Bağcı, olay yerinde büfelerin olduğunu, bu parkı her gün kontrol ettiklerini, Tuna'nın kendisine olay sırasında yumrukla saldırdığını ama vuramadığını söyledi. Tutuksuz Sanık Doktor Engin Ertan ise savunmasında olay günü Avcılar Devlet Hastanesi'nde acil serviste nöbetçi doktor olarak görev yaptığını, gece geç saatlerde bir polis memuru ile gelen müştekinin, ayakta gayet normal bir şekilde geldiğini belirterek, ''Güney Tuna'yı perde ile bölünmüş özel mahalde üzerini soydum, vücudunda herhangi bir şiddete maruz kalmış iz yada darp izi görmedim. Kendisi de herhangi bir şiddete maruz kalmadığını söyledi. Ben kişiyi gördüm, darp cebir olmadığına dair belge düzenledim. Herhangi bir kişinin de benden 'darp cebir izi yoktur' diye belge isteği olmadı. Ben görevimi yaptım, suçlamaları kabul etmiyorum'' dedi. Müşteki Güney Tuna ise olay günü saat 21.30 sıralarında 7-8 arkadaşıyla birlikte Mustafa Burcu Parkı'na gittiklerini, 2 ayrı masada şarap içmeye başladıklarını ve yaklaşık 1.5 saat kadar sonra 2 polis memurunun gelerek sert bir şekilde, ''Buradan kalkın, bu şişeleri de toplayın gidin. 10 dakika sonra tekrar geleceğiz'' dedikten sonra ayrıldıklarını söyledi. Daha sonra polis memurlarının yeniden geldiklerini ve diğer masaya yönelerek sert bir şekilde tartışmaya başladıklarını ifade eden Tuna, ''Oraya gidince aralarındaki tartışmaya müdahil oldum. Polis memurlarına nazik bir şekilde davranışlarının sert olduğunu söyledim. Muhammet Bağcı isimli polis memuru benim yüzüme bir yumruk vurdu. Ben ellerimle yere düştüm. Başımı herhangi bir yere çarpmadım. Ayağa kalktığımda tekrar bana saldırdı. Arkadaşlar araya girdi. Daha sonra sağ kolumu bükerek arkadan kelepçe taktı'' dedi. Polis memurunun küfürlü ifadeler kullandığını ileri süren Tuna, daha sonra kendisini parkın duvar dibine kadar götürdüklerini, burada dizleri üzerine çökertildiğini belirterek, ''Muhammet Bağcı burada bana çelme taktı, ben düştüm. Dizim çok acıyordu. Dizimin kırıldığını sonradan anladım. Arkadaşlar gittikten sonra 6-7 tane daha polis geldi. Polisler başıma tekme tokat vuruyorlar, küfürler de ediyorlardı. İçlerinden kesin olarak hatırladığım Muhammet Bağcı'ydı. Daha sonra bindirildiğim polis otosunda ise duvar dibindekinden daha büyük bir darbeye maruz kaldım. Zannedersem bu darbe esnasında beyin kanaması geçirdiğimi düşünüyorum'' şeklinde konuştu. Tuna, Avcılar Devlet Hastanesi'ne getirildiğinde, hastane girişinde kendisine bir şey olup olmadığının sorulduğunu, yanında polis memuru Muhammet Bağcı olduğu için korktuğundan bir şey söyleyemediğini ifade ederek, şu bilgileri verdi: ''Şimdi bana huzurda gösterilen doktor Ergin Ertan ile hiç muhatap olmadım. Perdeli bir yerde bana muayene yapılmadı. Karakola geldiğimizde de işlem yapılmasından korktuğum için aileme bir şey demedim. Karakoldan ayrıldıktan yarım saat sonra bir özel hastaneye gittik. Dizimden tomografi çekmek için giderken kustum. Başımın şiddetli ağrıması üzerine beyin tomografisi de çektiler. Sonra Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilmişim. Kısa bir süre sonra ambülansla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk ettiler. Hastanedeki işlemleri hatırlamıyorum.'' Tanık Mustafa Söylemez ise ifadesinde, müşteki Güney Tuna ve arkadaşlarıyla birlikte olay gecesi 1 şişe şarap ve birkaç şişe de bira içtiklerini belirterek, ''Ben Güney polis otosuna bindirildikten sonra otonun kapısından her bakan polisin Güney'in yüzüne yumruk vurduğunu gördüm. Kendi cep telefonumla görüntüsünü çektim. Bu görüntüler CD halinde savcılık kayıtlarında mevcut. Güney'e tutuksuz sanık polis memuru Fatih Fidan'ın vurduğunu hatırlıyorum. Diğer kişileri teşhis edemiyorum'' dedi. ARA KARAR Mahkeme heyeti, ''tutuklu sanık Muhammet Bağcı'nın delillerin toplanma aşamasında olması, delillerin karartılması, gizlenmesi, değiştirilmesi şüphesinin bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devamına'' karar verdi. Mahkeme heyeti ayrıca, ''duruşmaya gelmeyen sanıkların da çağrılarak ifadesinin alınmasına, gelmeyen tanıkların duruşmaya zorla getirilmeleri için yazı yazılarak dinlenmelerine, delillerin toplanması ve incelenmesine, ibraz edilen CD'lerin bilirkişiye tevdi edilmesine karar vererek'' duruşmayı 10 Mart 2010 tarihine erteledi. İDDİANAMEDEN Söz konusu davaya ilişkin iddianamede, Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliği'nde görevli polis memuru Muhammet Bağcı ve 5 arkadaşının Avcılar'daki Mustafa Burcu Parkı'nda 3 Ekim 2009 tarihinde rutin kimlik kontrolü yaparken, müştekilerin oturdukları masalara gelerek burada alkol almamalarını söyledikleri, müştekilerin karşılık vermesi üzerine polis memurlarının müştekilerin değişik yerlerine tekme ve tokat atarak darp ettikleri, ardından da müşteki Güney Tuna'yı Avcılar Devlet Hastanesi'ne götürerek hastaneden ''darp ve cebir izi yoktur'' raporu aldıkları kaydedildi. İddianamede, hastaneden sonra Avcılar Karakoluna getirilen Güney Tuna'nın buradan ailesine teslim edildiği, ailesinin Beylikdüzü'ndeki evine götürülürken dizindeki ve başındaki ağrının artması üzerine götürüldüğü özel hastanede beyin kanaması geçirdiğinin tespit edildiği belirtiliyor. Bunun üzerine sanık 6 polis memuru hakkında tutanakla serbest bırakarak, ''Görevi kötüye kullanmak'', ''Ağırlaştırılmış işkence'' suçları işledikleri iddiasıyla 21 yıla kadar hapis cezası istenirken, tutuksuz sanık doktor Ergin Ertan hakkında da ''Resmi belgede sahtecilik'' suçundan 8 yıla kadar hapis isteniyor. | Parkta Tuna'yı darp ettiği edilen polislerin davasına bugün devam edildi. Duruşmada polisler suçlamaları kabul etmedi. |
Kütahya Valiliği, Emniyet Müdürlüğü'nde görevli 101 emniyet mensubunu, başarılı çalışmalarından dolayı takdirname ile ödüllendirdi. Emniyet Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen törende, başarılı polislerin ödülleri Vali Şükrü Kocatepe, Belediye Başkanı Mustafa iça, Cumhuriyet Başsavcısı Rıza Can, Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Önce, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ömer Lütfi Mor ve diğer protokol mensupları tarafından takdim edildi. Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile Erzurum'a atanan İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik, törende yaptığı konuşmada, "Elde edilen başarı bir ekip çalışmasıdır. Başta valimiz ve belediye başkanımız olmak üzere her kesimden büyük bir destek görüyoruz. Ben 30 aydır Kütahya'dayım. Bu zaman zarfından başarı gösteren 101 arkadaşımızı ödüllendirmek istedik. Bu durumu valimize aktardık ve bugün takdirnamelerini takdim ediyoruz. Mesai arkadaşlarımın elde ettiği bu başarıyı, bundan sonrada devam ettirmelerini istiyorum" dedi. Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe de, İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik'in Erzurum gibi bir büyük şehire atanmasının bir terfi olduğunu dile getirdi. Kocatepe, "İbrahim Çelik başarılı bir emniyet müdürü. Bilindiği gibi, Çelik Erzurum'a tayin edildi. Bu bir terifidir. İnşallah önümüzdeki günlerde İbrahim Çelik daha büyük şehirlere atanacaktır.Takdirmame alan tüm emniyet bensuplarını kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum" diye konuştu. Tören, Emniyet Müdürlüğü girişinde toplu olarak çekilen fotoğrafla sona erdi. | Kütahya Valiliği, il genelinde başarılı 101 polisi bugün düzenlenen törenlerde takdirname ile ödüllendirdi. |
Irak'ın Bağdat ve Musul kentlerinde düzenlenen son şiddet olaylarında 5 kişi öldü, 51 kişi yaralandı. Irak'ın başkenti Bağdat'ta ise bir kuyumcu dükkanı soygununda 3 kişi öldü. Silahlı 4 saldırganın kentin doğusundaki Binoog bölgesindeki dükkana önce el bombası attığı, ardından, patlama sesini duyup olay yerine gelen polisle çatıştığı bildirildi. Çatışmada 1 polis, dükkan sahibi ve yardımcısı öldü, 6 kişi yaralandı. Musul'da ayrıca, Vadi Hacer bölgesinde düzenlenen bombalı saldırıda bir polisin hayatını kaybettiği, başka bir polisin de kent merkezinde vurularak öldürüldüğü belirtildi. Musul'da kışlaya düzenlenen saldırıda ise yaralı sayısının 45 olduğu açıklandı. Yaralıların 18'inin asker, 5'inin polis olduğu bildirildi. Musul kent merkezinde bulunan bir bombanın ise etkisiz hale getirildiği bildirildi. | Irak'ta akan kan durdurulamıyor. Bağdat ve Musul'daki meydana gelen olaylarda 5 kişi öldü 51 kişi yaralandı. |
Yargıtay kontenjanından YSK üyesi YSK Başkanı Muammer Aydın ve Hasan Erbil, Necati Söz'ün görev süreleri sona ermişti. Yargıtay Genel Kurulunda yapılan seçim sonucunda, Yargıtay 2. Ceza Dairesi Üyesi Muharrem Coşkun ile 9. Ceza Dairesi Üyesi Halim Aşaner, YSK'nın yeni üyeleri oldu. Yargıtay kontenjanından 3. üyelik için seçimlere yarın devam edilecek. Danıştay kontenjanından boşalan iki üyelik için dün yapılan seçimlerde Danıştay 13. Daire üyesi Turan Karakaya ile 3. Daire üyesi Nilgün İpek, YSK'nın yeni üyeleri olarak belirlenmişti. Kurulda, üyeler Hüseyin Eken, Mehmet Kılıç, Bahadır Doğusoy, Ali Em, Kırdar Özsoylu ve Zeki Çelebioğlu'nun görev süreleri halen devam ediyor. Yargıtay'daki seçimlerin tamamlanmasının ardından YSK'nın toplam 11 üyesi yapacakları seçimle kendi aralarından YSK Başkanı ve Başkanvekilini belirleyecek. | Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Yargıtay kontenjanından boşalan 3 üyeliğinden 2'si belirlendi. |
CHP Sözcüsü ve Genel Sayman Mustafa Özyürek, Taraf gazetesinde yer alan 'Fatih Camiisinin bombalanacağı ve ona dayalı olarak darbe yapılacağına" ilişkin haberle ilgili, bunun vahim bir iddia olduğunu ancak, darbe yapmak için cami bombalamaya ve insanları öldürmeye ihtiyaç duyulacağını düşünmediğini söyledi. Özyürek, bir grup gazeteciye konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, savcıların bunu ihbar kabul ederek, gerekli incelemeleri başlatmış olmalarının gerektiğini bildirdi. Gerekli incelemeler tamamlanmadan yorum yapmanın doğru olmadığını vurgulayan Özyürek, iddialara ilişkin "bunlar olacak şeyler değil" değerlendirmesinde bulundu. "Darbe yapmak için cami bombalamaya, insan öldürmeye ihtiyaç duyacaklarını zannetmiyorum" diyen Özyürek, ülke gündeminin sürekli darbe iddiaları ile meşgul edilmesinin de doğru olmadığını belirtti. CHP'nin her zaman darbe karşıtı olduğunu, eğer böyle bir girişim varsa buna kalkışanların cezalandırılmasından yana olduğunu ifade eden Özyürek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin neticelenmeyen iddialarla yıpratılmasının da yanlış olduğunu söyledi. Böyle iddialar ve bu iddialara ilişkin belge varsa bunların savcılara değil de basın yayın organlarına verilmesinin de "yeni bir adet" olarak ortaya çıktığını söyleyen Özyürek, iddiaların zamanlamasını dikkati çekici olarak nitelendirdi. Özyürek, askerlere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nde görüşüldüğü bir dönemde bu tür iddiaların ortaya atılmış olmasına da dikkati çekti. | Taraf'ın manşetten duyurduğu darbe planlarını CHP gerçekçi bulmadı. Özyürek'e göre plan vahim ama... |
Ankara'da, terör örgütü El Kaide mensubu oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 13 kişiden 9'u tutuklandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde Ankara Adalet Sarayı'na getirilen 13 kişi, Adli Tıp Kurumu'nda sağlık kontrolünden geçirildi. Terör ve organize suçlara ilişkin soruşturmalara bakmakla görevli Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Görüşen tarafından sorgulanan zanlılardan 11'i, TCK'nın 314. maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edilirken, 2'si serbest bırakıldı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği'ne çıkartılan 11 zanlıdan 9'u tutuklanırken, 2'si serbest bırakıldı. | Ankara polisinin gerçekleştirdiği El Kaide operasyonunda gözaltına alınan 13 kişiden 9'u tutuklandı. |
Azerbaycan'ın Ermeni işgali altındaki toprakları üzerinde bulunan cephe hattında Ermenilerin ateşkes ihlali sonucu Azerbaycanlı bir askerin yaralandığı bildirildi. Trend.az haber sitesinin yerel askeri yetkililere dayandırarak verdiği haberde, Ermeni silahlı kuvvetlerinin Fizuli bölgesinde ateşkesi bozması sonucu Rusif Hesenov adlı askerin yaralandığı belirtildi. Haberde, askeri hastaneye kaldırılan Hesenov'un keskin nişancı tarafından vurulduğu ve durumunun ağır olduğu kaydedildi. | Azerbaycan ve Ermenistan sınırı arasında yine sıcak saatler yaşanıyor. Sınırda bir Azeri askeri çatışmada yaralandı. |
İspanya'nın güneyindeki Endülüs özerk yönetiminin başkenti Sevilla, Medeniyetler İttifakı projesinin harekete geçirilmesinde üstlendiği "önemli rolü" nedeniyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ödüllendirdi. Sevilla Belediye Başkanı Alfredo Sanchez Monteseirin, bu yıl altıncısı verilen "Sevilla, Nodo entre Culturas" (Sevilla, Kültürler Arasındaki Bağ) ödülünün Başbakan Erdoğan'a verilmesinin kararlaştırdığını açıkladı. AA muhabirine konuşan Monteseirin, "Sevilla Doğu-Batı İlişkileri Vakfı"nın seçkin kişilerden oluşan juri üyelerinin, "Medeniyetler İttifakı projesinin harekete geçirilmesinde üstlendiği önemli rol, uluslararası güvenlik ve barışın sağlanmasına katkıları, uluslararası çatışmaların çözümünde işbirliğini ve halklar arasında dostluk ilişkilerini geliştirmesinden dolayı" bu yılki ödüle Başbakan Erdoğan'ı layık gördüğünü belirtti. Başbakan Erdoğan'ın ödüllendirildiğine ilişkin resmi yazıyı bugün Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Ender Arat'a veren Belediye Başkanı Monteseirin, Şubat sonunda Madrid'de yapılacak İspanya-Türkiye hükümetlerarası zirvesinden bir gün önce Erdoğan'ın Sevilla'ya gelmesi ve ödül töreninin düzenlenmesinin öngörüldüğünü kaydetti. "Sevilla, Nodo entre Culturas" ödülü geçen yıllarda eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, UNICEF'in iyi niyet elçisi Mia Farrow'a ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El Baradei'ye de verilmişti. Başbakan Erdoğan'a ödül olarak, sanatçı Ben Jessef'e ait orijinal bir heykelcik ile 30 bin ABD Doları para verilecek. | İspanya'nın güneyindeki özerk Endülüs yönetimi Erdoğan'a medeniyet ittifakı projesi nedeniyle ödül verdi. |
Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, olası Marmara depreminin büyüklüğünün mutlaka 7'nin üzerinde olacağını, burada 240 yıllık enerji birikimi bulunduğunu söyledi. İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, olası Marmara depreminin büyüklüğünün mutlaka 7'nin üzerinde olacağını, burada 240 yıllık enerji birikimi bulunduğunu söyledi. İzmit'te deprem konferansı veren Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Haiti'de binlerce kişinin ölümüne neden olan depremin çok sert olduğunu belirten Doç. Dr. Gündoğdu, bu depremin değişik bir karaktere sahip olduğunu, beklenenin üzerinde hasara yolaçtığını anlattı. Doç. Dr. Gündoğdu, İstanbul ve çevresinde beklenen depremlerde çok yıkıcı hasar olmasa dahi bir yağmanın olacağını, kaos yaşanacağı, bir kaotik ortamın olacağının da kesin olduğunu belirterek şöyle devam etti: “17 Ağustos'ta arama kurtarma öndeydi. Bu depremde iletişim ve güvenlik öne çıkacak. Planlamalar buna göre yapılıyor. Haiti'deki deprem burayı harekete geçirmez. İnsanlar korkuyor. Onların yapılarıyla bizlerin tektonik yapıları arasında bir bağ yok. Ayrıca olası Marmara depreminin büyüklüğü 7'nin üzerinde olacaktır. Burada 240 yıllık enerji var.” GÖLCÜK BATIYA KAYIYOR Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin merkez üssü olan Kocaeli'nin Gölcük İlçesi'nde ise yılda 12- 17 milimetre arasında batıya doğru hareket ettiğini söyledi. Doç. Dr. Gündoğdu, şöyle devam etti: “Göreceli bir hareket ama esas Gölcük hareketli. Bu 17 milimetrelik yer değiştirme depremin enerji kaynağını oluşturuyor. Hani şöyle elinizi sürtseniz ısınır. Düşünün yılda 1.7 santimetre hareket olduğunu. GPS ölçümü bunlar. 2- 2.5 santim üzerinden hesaplamımızı yapıyorduk. Onlar 1.2 ile 1.7 santim arasında olduğunu söylüyorlardı. ‘Az bir enerji birikti, tek parça kırılacak. Enerji yok. O yüzden parça parça kırılacak.’ Bunlar spekülatif. 5- 10 senedir GPS teknolojisi ile dünyada ölçüm yapılıyor. Beklediğimiz deprem 240 yıldır enerji biriktiriyor. Marmara, yani Kuzey tarafı önünde birikiyor. Bir tanesi o enerjiyi tam yansıtacak. Öbürleri daha küçük enerji olabilir. Çok hızlı olursa, yani Haiti, İran Bam depremi gibi 7.6'yı mumla ararız. Çok açık birşey. Sismologlar bunları bilirler. Çok mu yıkıcı? Olacakların cevaplarını veremezler.” AKDENİZ TSUNAMİYE YOLAÇAR Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Bu yılın içersinde Akdeniz'de birçok deprem oldu. Bu oradaki hareketliliğin ifadesidir” dedi. Girit'teki ve Akdeniz'deki depremlerin de tsunami yaratabileceğini belirten Doç. Dr. Gündoğdu, daha önce yaşanan tsunamilerin tarihte mevcut olduğunu hatırlattı. | Marmara 240 yıllık stresi yaşıyor. Bu enerji birikimi, İstanbul'u en az 7 şiddetinde sallayacak. |
İzmir'in Seferihisar İlçesi'nde, evlerinin penceresindeki demir korkuluğunun arasından dışarı çıkmak isterken sıkışarak boynu kırılan 5 yaşındaki İpek Karataş yaşamını yitirdi. Resul ve Müzeyyen Karataş çifti gelen misafirlerini ağırlarken, 5 yaşındaki kızları İpek de arkadaşlarıyla oynamak için odasına geçti. Bir süre sonra küçük kız tek katlı, müstakil evlerinin penceresindeki demir korkuluklar arasından dışarı çıkmak istedi. Önce ayakları ve vücudunu sarkıtan küçük İpek'in başı demir korkuluk ile duvar arasına sıkıştı. Kendisini kurtarmak isterken iyice kayan vücudunun da ağırlığıyla boynu kırılan kız, olay yerinde yaşamını yitirdi. Çocukların bağrışları üzerine odaya koşan Karataş çifti, kızlarının pencerede asılı kalan cesedini görünce sinir krizi geçirdi. Genç çift, misafirleri ve komşuları tarafından güçlükle sakinleştirildi. Polis ve savcının yaptığı incelemenin ardından İpek'in cansız bedeni, Seferihisar Necat Hepkon Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. | Belki de yüzlerce ölüm haberi okudunuz. Bu haber ise insanı şaşırtmakla kalmıyor, ölümün yakınlığını hissettiriyor. |
Çanakkale'de hastaneye muayeneye giden evli bir çocuk annesi 23 yaşındaki T.D., 2'si kadın 3 kişi tarafından zorla otomobile bindirilerek kaçırıldı. Yaklaşık 1000 kilometre boyunca defalarca uyutulan T.D., Kayseri'de otomobilden atlayarak kendisini kaçıranların elinden kurtuldu. T.D. hastanede tedavi altına alınırken, polis 3 zorbayı arıyor. Olay, dün akşam saatlerinde Çanakkale Bahattin Huriye Demircioğlu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi önünde meydana geldi. Evinden çıkarak hastaneye muayene giden 4 yıllık evli ve 1 erkek çocuk annesi T.D.'nin yanında, içerisinde 2 kadın ve 1 erkeğin bulunduğu otomobil durdu. Adres sormak için durdurdukları T.D.'yi koklattıkları eterle bayıltan 3 kişi, genç kadını otomobile bindirip hızla hareket etti. Otomobildekiler, daha sonra hiç durmadan yol aldı. Otomobildekiler, yol boyunca da T.D.'ye eter koklatıp genç kadını defalarca uyuttu. Gözlerini Kayseri'de açan T.D., Şehirlararası Otobüs Terminali yakınlarında kavşakta yavaşlayan otomobilden kapıyı aniden açıp kenidini dışarı attı. Kendisini kaçıranların elinden saatler sonra kurtulan yarı baygın haldeki T.D.'yi terminalin güvenlik görevlileri fark etti. Sürekli ağlayan bitkin haldeki genç kadın polislere teslim edildi. Güçlükle kaçırıldığını söyleyen T.D., ardından Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri, kimlik bilgilerinden Çanakkale'de oturduğunu belirlediği T.D.'nin eşi 32 yaşındaki İ.D.'ye telefonla ulaştı. Kayıp eşini heryerde arayan İ.D., eşinin Kayseri'de hastanede olduğunu duyunca şoke oldu. İ.D., çocuğunu yakınlarına bırakıp, eşini almak üzere Kayseri'ye yola çıktı. Polis, genç kadını kaçıran 2'si kadın 3 zorbayı arıyor. Zorbaların T.D.'yi niçin kaçırmak istediği ise henüz anlaşılamadı. | Türkiye'ye neler oluyor! 23 yaşındaki anneyi sokak ortasında kaçırıp saatlerce uyuttular. İşte o iğrenç detaylar; |
İstanbul Kilyos'ta fırtına yüzünden dün karaya oturarak ikiye bölünen Moldova bandıralı kuru yük gemisi Orcun C., etkileri en az 20 yıl sürecek kirliliğe yol açtı. Gemiden denize yaklaşık 90 ton mazot ile 30 ton makine yağı sızdı. Rüzgarın etkili olması yüzünden denizde temizleme çalışması yapılamıyor. Ukrayna'nın Nikolaev Limanı'ndan, Gemlik Limanı'na giden 145,5 metre uzunluğundaki Orçun C, dün saat 03.00 sıralarında Demirciköy Güven Burnu önlerinde karaya oturmuştu. Personel Kıyı Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce kurtarılırken gemi, kuvvetli rüzgar ve deniz şartlarının kötü olması nedeniyle ikiye bölünmüştü. Geminin ikiye bölünmesiyle yaklaşık 90 ton mazot ile 30 ton makine yağı, denize sızdı. Rüzgarın sert ve denizin aşırı dalgalı olması nedeniyle, denizden temizleme çalışmaları yapılamazken, karaya kadar ulaşan mazot ve yağ atıklarının temizlenmesi çalışmalarına başlandı. Kıyı Emniyet Müdürlüğü koordinasyonunda, Sarıyer ile Çatalca belediyelerinin ortak kiraladıkları Mare Deniz Temizlik Hizmetleri A.Ş.'ye bağlı ekipler kepçe, kürek ve tırmıklarla karadan temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Torbalara konulan mazot ve yağ atıkları, kamyonlara yüklenerek İzmit'teki İzaytaş tesislerine götürülüyor. Atıklar burada yakılarak imha edilecek. Yetkililer, temizlik çalışmalarının en az 1 buçuk ay süreceğini, sızan yakıtın yarattığı kirliliğin izlerinin ise yıllarca silinemeyeceğini belirtti. İddiaya göre kazanın yol açtığı biyolojik kirlilik 20 yıl sürecek. | İstanbul'da fırtına Kilyos'u bitirdi. Kuru yük gemisinden denize dökülen mazot 20 yılda zor temizlenecek. |
Liderliğini emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın yaptığı cuntanın Fatih ve Beyazıt camilerini bombalamayı planladığı ortaya çıktı. Cami ve Kuran Kursu Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Kıyak camilerin bombalanacağı haberlerinin çok korkunç ve vahim olduğunu belirterek; "Keşke böyle bir şey olmaz diyebilseydim. Masum insanları Allah'ın evinde katletmeyi düşünmek artık sözün bittiği yerdir." diye konuştu Kıyak, Cihan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, böyle bir planda, camilerin bombalanmasının düşünülmesinin bile utanç verici olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Camiler herkesin yan yana durduğu, yaratıcıya ibadet ettiği, sınıf, rütbe ayrı olmayan Allah'ın evleri. Camileri bombalamak şöyle dursun düşüncesi bile vahim. Eğer bu plan doğruysa bu sözün bittiği yerdir. Masum insanları ibadethanede katletmek düşüncesi insanın kanını donduruyor. Kim olursa olsun böyle düşünenleri esefle kınıyorum. Şükür ki Allah buna izin vermedi." "TÜYLERİMİZ ÜRPERDİ" Camilerin bombalanması ile ilgili planı okurken çok üzüldüklerini vurgulayan Kıyak, haberi okurken inanamadıklarını, dile getirerek "Keşke böyle bir şey olmaz diyebilseydik. Ama kazan kaynıyor. Olmaz diyemiyoruz." ifadelerini kullandı. Birilerinin ülkeyi karıştırmak için her tür karanlık eylemi yapma düşüncesinin insanın tüylerini ürperttiğini kaydeden Kıyak, "Camilere böyle bakanları bir kez daha esefle kınıyoruz. Bu ağır bir insanlık suçudur ve sorumlular hakkında gereği yapılmalıdır." diye konuştu. FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI 2003 tarihli Çarşaf ve Sakal kodlu eylem planlarına göre, darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt camilerinde cuma günü bombalı saldırı düzenlenecekti. FATİH'E DOKUZ KİŞİLİK ÖZEL TİM Jandarma Yüzbaşı H.T. komutasındaki dokuz kişilik eylem timi, cep telefonu düzenekti patlayıcıyı cemaate en yakın ayakkabılığa yerleştirecek ve cuma f namazının farzının kılınmasının ardından düğmeye basılacaktı. Bölgedeki ajanlar da provokasyon amacıyla harekete geçecekti. EZAN ÖNCESİ KAN DÖKÜLECEKTİ Beyazıt Camii'ne yönelik Sakal Eylem Planı'na göre tahrip düzeneği, bir çantaya yerleştirilecek ve şadırvanda unutulmuş görüntüsü ile bırakılacaktı. Jandarma Binbaşı H.Ö. komutasındaki tim, bombayı yine cuma günü, ezandan 10 dakika önce patlatacaktı. Eylemde özellikle yaralı sayısının fazla olması isteniyor. ÖFKELİ KALABALIĞI AVLUDA TOPLAYIN Çarşaf Planı'na göre, patlama sonrası oluşacak panik havası iki kamera ile görüntülenecek, avluda toplanacak öfkeli kalabalığın da caddeye taşması sağlanacaktı. Ayrıca operasyonda kiralık araç kullanılması ve kiralamada gerçek isimle kayıt yapılmaması isteniyor. | Darbe planında öyle bir bölüm var ki insanı korkutuyor. İddialara göre darbeciler camileri havaya uçuracaktı. |
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Göztepe Spor Kulübü, Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma, Geliştirme Vakfı (KİTVAK) ve Mehmetçik Vakfı İzmir Temsilciliği'ni ziyaret etti. İzmir'de çeşitli ziyaretlerde bulunan Gönül, Göztepe Spor Kulübü'nü ziyaret ederek, kulübün anı defterini imzaladı. Göztepe Spor Kulübü Başkanvekili Serdar Samur, Bakan Gönül'e Göztepe kaşkolu ve üzerinde Vecdi Gönül yazılı 35 numaralı forma hediye etti. Formayı alan Bakan Gönül, ''Madem formayı verdiniz, giyinip de maça çıkarsam görürsünüz'' diye espri yaptı. Göztepe Müzesi'ni de gezen Gönül, kulüp yöneticileriyle görüştü. Buradan KİTVAK'a geçen Gönül, vakfın çalışmaları hakkında Vakıf Başkanı Ramazan Soncul'dan bilgi aldı. Soncul, vakfın 1996 yılında kurulduğunu, özellikle hasta yakınlarının barınma sorunu için Hasta ve Hasta Yakınları Misafirhanesi yapacaklarını, bunun için de desteğe ihtiyaçları olduğunu kaydetti. İzmir halkının eğitim ve sağlık konularındaki yatırımlarda çok alicenap olduğunu anlatan Gönül, bu misafirhanenin yapılmasında da İzmirli hayırseverlerin gereken desteği vereceğine inandığını kaydetti. Gönül, Soncul'a Milli Savunma Bakanlığı amblemli tabak, Soncul da Bakan Gönül'e plaket hediye etti. Daha sonra TSK Mehmetçik Vakfı İzmir Temsilciliği'ne geçen Gönül, bu kurumun terör belasının Türkiye'de sürdüğü müddetçe önemli ihtiyaçları görmeye devam edeceğini söyledi. TSK Mehmetçik Vakfı İzmir Temsilcisi Emekli Tuğamiral Ufuk Aslan ise kurumun faaliyetleri hakkında Bakan Gönül'e bilgi verdi. Anı defterini imzalayan Bakan Gönül, Aslan'a Milli Savunma Bakanlığı amblemli tabak hediye etti. | Bakan Gönül, çeşitli derneklerce düzenlenen yardım kampanyasına katılmak üzere İzmir'e gitti. |
İmirzalioğlu "bu zamana kadar isteyipte oynayamadığınız bir rol oldu mu?" sorusuna "Dansöz hariç her rolü oynarım" diye yanıt verdi. İmirzalioğlu şöyle konuştu: ''Genelde hep ağır adam rolünde oynadım ama benim için rol ayrımı yok, dansöz hariç her rolü oynarım. Kabadayı filminde dansöz kıyafetli resimler yüzünden hakkımda bir sürü dedikodular çıkmıştı. İnsanlar demekki bu kadar kaptırıyor kendilerini dizilere, filmlere.. Bizim ülkemizde böyle oynadığınız rolü üzerinize yapıştırırlar. Bu bizim açımızdan iyi bir olay ama başka kardeşleriniz açısından pek iyi olmayabilir. Mesela Polat Alemdar'ı izleyip kendini infaz edenler var. Zor bir durum tabii. Bu sefer düşünsene ben gay rolü oynayacağım. Beni örnek alan arkadaşlarınımın sokakta kırta kırıta gezecekler..'' | Kenan İmirzalıoğlu'na 'hangi rolü oynamazsınız' diye bir soru soruldu. Ünlü oyuncunun cevabı bakın ne oldu? |
Özel Moda Güzel Sanatlar Lisesi'nin kirası ödenemeyince öğrencileri kapı dışarı ettiği söylenen Yalçın, bu tip haber yapanlara ateş püskürdü. Bugüne kadar hakkındaki iddialar karşısında hep sessiz kalmayı tercih eden Yalçın, konu genç öğrenciler olunca suskunluğunu bozdu. Olayla herhangi bir ilgisi bulunmadığını söyleyen Yalçın, şöyle konuştu: OKUL BENİM DEĞİL ABİMİN "Bahsi geçen Güzel Sanatlar Lisesi'yle herhangi bir alakam bulunmamaktadır. Ben oraya sadece babam Faruk Yalçın için yapılan resmi almak için gittim. Bunun dışında okulla herhangi bir bağım yoktur. Okul, ağabeyim İsmail Yalçın'a ait. Onun okul ile aralarındaki sorunlar kişileri ilgilendirir, benim konum değil! Ancak nedense olay benim üzerime yıkılmaya çalışılıyor. Bu çok vicdansızca bir davranış... Neden beni karalamaya çalıştıklarını anlamıyorum. Ben insanları sokağa atacak biri değilim. Bu dedikoduları ortaya atanları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum." dedi. | Özel Moda Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tam da yıl ortasında kapı önüne kondular. Süreyya Yalçın bu konuda ateş püskürdü! |
Gazeteci-yazar Abdi İpekçi cinayeti suçundan hükümlü Mehmet Ali Ağca, cezaevinden tahliye edildi. GATA'dan çürük raporu da alan Ağca, cezaevinden gelecek teklifleri değerlendireceğini de açıklamıştı. Ağca'ya Türkiye'den ilk teklif geldi.. Fatih Aksoy başarılı bir yapımcı. MEDYAPIM birçok diziye, programa, yarışmaya, filme imza attı. Fatih Aksoy bugünlerde harıl harıl yeni bir yarışma programı hazırlığı içinde: Dans Yarışması. AĞCA'YA 500 BİN DOLAR TEKLİF ETTİ Oda TV'nin haberine göre; Bu tür yarışma programlarının izlenmesinde en etkili unsurlardan biri de yarışmacılar. Fatih Aksoy dans yarışmasına düşündüğü isimlerden biri de Mehmet Ali Ağca! Aksoy su sebeple Ağca'nın avukatlarıyla konuştu. Ve Ağca'ya yarışmacı olması teklifi için tam 500 bin dolar önerdi. KABUL EDERSE DANS EDECEK Fatih Aksoy, Ağca'nın vereceği yanıtı bekliyor. Diğer yanda... Ağca gibi bir katilin bir dans yarışmasında yarışmacı olmasının büyük tepkiler alacağını bilen Fatih Aksoy, "TV’nin renkli dünyası işte böyledir" diyor. Bakalım Ağca TV teklifini kabul edecek mi? | Mehmet Ali Ağca'ya televizyonlardan ilk teklif geldi. Hem de bir Türk yapımcıdan... Kabul ederse dans edecek |
İsviçre'de düzenlenen Kar Kızağı Dünya Şampiyonası'nda İngiliz ekibinin üyesi büyük talihsizlik yaşadı Bayan Bobsleigh (Kar Kızağı) yarışmacısı, aerodinami için giydiği elbisenin azizliğine uğradı. Gillian Cooke'un giydiği taytın o esnerken yırtılması ve kalçalarının Eurosport kameralarına yakalanmasını içeren video, YouTube'da bir gecede meşhur oldu. Bir anda soğuk havaya maruz kalmasına rağmen, videoda Cooke'un başına gelenlerden habersiz olduğu görülüyor. Cooke'un arkasında duran görevliyse, neler olup bittiğinin fazlasıyla farkında ve genç kadının siyah G-string'ini gördükten sonra gülüşünü gizlemeye çalışıyor. Aksiliğe rağmen ikili yarışmayı yedinci sırada bitirmeyi başardı. | İsviçre'de düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda İngiliz ekibinin üyesi büyük talihsizlik yaşadı... |
Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga, Kemal Gözel'i dün öldürdükten sonra yol kenarına atan zanlının yakalandığını bildirdi. Afyonkarahisar'da, 56 yaşındaki Kemal Gözel öldürüldükten sonra yol kenarına başı, kolları ve bacakları parçalanıp atılmıştı. Olayla ilgili Vali Haluk İmga, İl Emniyet Müdürü Ali Bilkay ve Asayiş Şube Müdürü Musa Sürer ile birlikte basın mensuplarına bilgi verdi. Vali İmga, dün sabah Kemal Gözel'i öldürdükten sonra yol kenarına başını, kollarını ve bacaklarını parçalayıp üç ayrı yere atan S.H. (32)'nın yakalandığını söyledi. İl merkezinde birkaç ayrı bölgede erkek cesedine ait bulgular bulunduğunu anlatan İmga, şöyle konuştu: KATİL YAKALANDI "Olayla ilgili emniyetimiz gerekli çalışmayı başlattı ve neticeye ulaştı. Üzerinde hiç elbise olmayan ve çevrece tanınmayan kimliği belirsiz maktulün kimliğinin Susuz beldesine kayıtlı Kemal Gözel olduğu tespit edildi. Kasten adam öldürme olayının faalinin yakalanması için ölen kişinin tanıdığı bütün kişilerle görüşüldü. Gözel'in en son 18 Ocak 2010 Pazartesi günü saat 18.20'de il merkezine geldiği ekiplerimizce tespit edildi. İl merkezinde sürekli görüştüğü ve beraber zaman geçirdiği kişiler üzerinde çalışma yapıldı ve bu arada cinayeti kendisinin işlediğini itiraf eden S.H. emniyet ekiplerimizce yakalandı. Şüphelinin olayda kullandığı bıçak attığı yerde bulundu. Ev içerisindeki suça ait iz ve deliller muhafaza altına alındı. Şüpheli hakkında düzenlenen tahkikat evrakları ile birlikte adli makamlara sevk edilecek." MAKTÜLLE ÇOK TANIŞIKLIĞI YOK Cinayetin işlenmesine karşılık kısa sürede sonuca ulaşan polisi kutlayan Vali Haluk İmga, şunları söyledi: "İl emniyet müdürü örnek bir çalışma sonucu sonuca ulaşmıştır. Cinayetin neden işlendiği konusunda tahkikat henüz devam ediyor. Cumhuriyet savcılığımız olayın her boyutunu detaylı inceleyecek. Onların elde edeceği sonuca göre yargı süreci sonuçlanacaktır. S.H.'nın cinayeti tek başına işlediği yönünde kanaatimiz var. 32 yaşında. Daha önce tanışıklığı çok geçmişe dayanmıyor. Son günlerde bir tanışıklık söz konusu. Her ihtimal kaydadeğer. İki ay önce emekli olmuş. S.H.'nın şu an göründüğü kadarıyla herhangi bir işi yok. Konu derin bir şekilde araştırılıyor. Bu tür uzuvların parçalanması şeklindeki cinayetlere karşı bir hassasiyet oluştu. Çok detayına girmek istemiyoruz. Failin ele geçirilmesi ile kamuoyuna duyurmayı görev bildik. Ama bu bıçakla gerçekleştirilmiş bir cinayet." | Öldürdüğü adamın cesedini 3'e bölüp 3 faklı noktaya atan katil zanlısı bir gün bile geçmeden yakalandı. |
Adana'da El Kaide terör örgütüyle bağlantısı oldukları belirlenen 20 kişi gözaltına alındıktan sonra, örgütün kadınları nasıl kandırdığı ortaya çıktı. Adana ve Ankara'da El Kaide terör örgütüne yönelik yapılan operasyonda Adana'da gözaltına alınan 20 kişinin evinde yapılan aramada ele geçirilen hard disk ve dokümünlar El Kaide'nin kadınları nasıl kandırdığını ortaya çıkardı. Ele geçirilen hard diskler üzerinde yapılan incelemede El Kaide üyesi olan kişilerin kendi kurdukları internet mailleşme sistemiyle kadınları kandırdıkları ortaya çıktı. Kadınları internet üzerinden kendileriyle evlenmeye ikna eden El Kaide üyelerinin, kendi aralarında oluşturdukları ve adına "Örgüt nikahı" dedikleri sistemle dini nikah kıyarak evlendikleri belirlendi. Kızla evlendikten sonra onları örgüt elemanı gibi yetiştirip çoğu sahte pasaportla cihat yapmak için Afganistan, Çeçenistan ve Irak'a gönderdikleri öğrenildi. Yapılan operasyonlarda gözaltına alınan kişilerin El Kaide'nin askeri kanadı oldukları ortaya çıktı. Yakalanan 20 kişiyle birlikte Adana'dan gittikleri belirlenen 4 kişinin Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Müdürlüğü tarafından uzun süre takip edildiği, örgüt üyelerinin eylem hazırlığı içinde olduklarının öğrenildiği, Ankara'ya giden 4 kişinin yakalanması üzerine Adana'da 20 kişinin de gözaltına alındığı bildirildi. Adana'da yaşayan ve eylem için Ankara'ya giden E.A.'nın El Kaide Türkiye sorumlusu olduğu, F.G.'nin El Kaide askeri kanat sorumlusu, C.Y.'nin ise askeri kanat sorumlu yardımcısı olduğu öğrenildi. Adana'da yakalanan kişiler arasında ise Adana sorumlusunun bulunduğu, bu kişilerin El Kaide'ye cihat yapacak elemanlar bulmakla sorumlu oldukları belirtildi. Yapılan operasyonlarda ise 20 evden 2 samuray kılıcı, sallama zırhı, Humeyni'nin kitapları, cihad kitapları, CD, hard disk, fişek, kuru sıkı silah ve çok sayıda kitap ele geçirildi. Bir eve yapılan baskında ise ev sahibinin 2007 yılında El Kaide'nin Afganistan'daki kampına giderek askeri eğitim aldığını belgeleyen fotoğraf bulundu. Fotoğrafta şahıs uzun namlulu silahla poz veriyor. | El Kaide örgütüne baskın düzenlendi. Gözaltındaki 20 kişi örgütün kadınları nasıl kandırdığını anlattı. |
GDO'lu ürünlere ilişkin tasarı Meclis'teyken ilgili yönetmelikte üçüncü kez değişiklik yapıldı. GDO'lu ürünlerin ithalatında uygulanacak istisnaların sınırı genişletildi. Buna göre 1 Mart 2010'a kadar GDO'lu ürünleri içeren bebek mamaları ithal edilebilecek. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın, Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik'te yaptığı değişiklik, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişiklik ile 26 Ekim 2009'da yayımlanan yönetmelikte, 20 Kasım 2009'da yapılan değişiklik ile daha önce kontrol belgesi alanlara ithalatta bazı kolaylıklar sağlanmasına yönelik uygulamanın kapsamı genişletildi. Yönetmelikte, 20 Kasım'da yapılan değişiklik ile AB kriterlerine uygun olması halinde 26 Ekim 2009'dan önce kontrol belgesi alınan ürünlerin ithalatında, 1 Mart 2010'a kadar bazı kontrollerin yapılmaması ve izinlerin alınmaması öngörülüyordu. Bugün yapılan değişiklik ile 26 Ekim 2009'dan önce kontrol belgesi alınan ürünlerin ithalatında, yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan "genel hükümler"in de 1 Mart 2010'a kadar uygulanmaması istisnası getirildi. Yönetmeliğin 5. maddesinde, "GDO'lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır" ve "insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır" hükümleri de bulunuyor. Buna göre, AB kriterlerine uygun olmak şartı ile 26 Ekim 2009'dan önce kontrol belgesi alınan ürünlerin 1 Mart 2010'a kadar ithalatında, "GDO'lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır" ve "insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır" hükümleri uygulanmayacak. İthalatta 1 Mart 2010'a kadar uygulanmaması öngörülen yönetmeliğin 5. maddesinde şu hükümler yer alıyor: * Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak, GDO'lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili ve ihracatı yasaktır. * GDO'lu gıda ve yemlerin transit geçişine ilişkin usul ve esaslar bakanlıkça belirlenir. * Gümrük idarelerince, bu yönetmelik kapsamındaki ürünler için GDO'ya ilişkin ek bir belge aranmaz. * İthal edilen, üretilen veya dağıtımı yapılan GDO'lu gıda veya yemin, çevre, insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde, gıda veya yem işletmecisi sağlığı ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak, bakanlığı, diğer ilgili mercileri ve tüketicileri acilen bilgilendirmek ve söz konusu gıda veya yemi piyasadan geri çekmek zorundadır. * GDO'lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır. * İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır. * Bakanlık, GDO'lu gıda ve yemlerin ithalat ve ihracat kapılarıyla ilgili gerektiğinde düzenleme yapabilir. Yönetmelikte, kasım ayında yapılan değişiklikle, 26 Ekim'den önce kontrol belgesi alınmış ürünlerin ithalatında, bu ürünlerin AB'nin kabul ettiği kriterlere uygun olması koşulu ile yönetmeliğin "ithalatta izin koşullarını" düzenleyen 6'ncı, "başvuruda sunulacak belgeleri" düzenleyen 9'uncu ve "ithalatta sunulacak analiz belgelerini" düzenleyen 11'inci maddelerin 1 Mart 2010'a kadar uygulanmamasına ilişkin istisna sağlanmıştı. Söz konusu istisnaların, ithalatta yaşanan sorunlar nedeniyle özellikle yem sanayicilerini rahatlatmak, hammadde fiyatlarındaki artışı önlemek ve kazanılmış hakları korumak amacıyla getirildiği belirtilmişti. Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclis gündeminde Bu arada GDO içeren ürünlerin ülkeye girişini denetim altına almayı hedefleyen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclis gündeminde. Tarım Komisyonu'nda tartışılan tasarı üzerinde daha ayrıntılı çalışma yapılması için alt komisyona sevk edildi. Muhalefet ve iktidar milletvekillerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşları da tasarının bir an önce çıkması konusunda birleşti, ancak yine de itirazlar var. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Türkiye'nin GDO'lu ürünlere ihtiyatla yaklaşan ülkeler arasında olduğunu söyledi. Tasarının GDO'lu ürün üretimine izin vermediğini ve ithalatın denetim altına alındığını belirten Eker, "Risk taşıyan hiçbir ürünün kullanılmasına izin verilmeyecek" dedi. Ancak GDO'lu üretimin yasaklanmasından memnun olanlar yanında, ithalata karşı çiftçinin rekabet edebilmesi için Tarım Bakanlığı'nın gözetiminde GDO'lu üretim yapılmasını isteyenler de var. Meslek örgütlerinden, özellikle de tasarıyla getirilen cezalara da itiraz geldi. Tasarı, kanuna aykırı davranarak GDO kullanan ya da kullandıranlara 2 yıla kadar hapis ve para cezası getiriyor. Ancak başta tohumculuk ve yem sanayi olmak üzere çeşitli örgütler bu cezaların çok ağır olduğu görüşünde. Tohumculuk sektörü temsilcileri, "ürünlere istemeden bulaşma olduğunda bile doğrudan hapis gösteriliyor. Cezalar gevşetilsin" talebinde bulundu. Ayrıca GDO'lu ürünler için bir eşik değer tanımlanması isteniyor. Talepler alt komisyon çalışmalarında değerlendirilecek | GDO'lu yönetmelikte üçüncü kez değişiklik yapıldı. GDO'lu ürünleri içeren bebek mamaları ithal edilebilecek. |
İNTERNETHABER ANKARA- TEKEL işçilerine destek vermek için gittiği Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı’nda polisin biber gazlı saldırısına maruz kalan CHP Milletvekili Çetin Soysal ile çevik kuvvet polisleri barışıyor. Çetin Soysal’ın da aralarında bulunduğu CHP’li milletvekillerine polisin gaz sıkması eleştirilere maruz kalmış, polis yetkilileri Soysal’ı zirate ederek özür dileklerini sunmuşlardı. İkinci buluşma yarın gerçekleşecek. Çetin Soysal Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünün Atlı Birlik Amirliği’nde kendisine gaz sıkan polislerle bir araya gelecek. Özür buluşması olarak yorumlanan ziyaret yarın öğlen gerçekleşecek. İNTERNETHABER'e konuşan CHP’li Çetin Soysal Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir’in daveti üzerine bu buluşmanın gerçekleşeceğini, bir ziyaretten çok bir özür buluşması olacağını söyledi. Görüşmeye 10 kişilik TEKEL işçileri ile gideceğini açıklayan Soysal orada bir konuşma yapacağını söyledi. Soysal yapacağı konuşmanın içeriğiyle ilgili ise bilgi vermedi. | TEKEL işçilerinin eyleminde gaz bombasına maruz kalan CHP'li Soysal ile polis arasında 'özür buluşması" gerçekleşecek. |
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM)'nden İstanbul'daki kar yağışı ile ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Cumartesi günü tipi beklendiği belirtilen açıklamada şöyle denildi: "İstanbul'du dün öğle saatlerinde etkisi altına alan kar yağışı sabaha karşı etkisini kaybetti. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ve AKOM Meteoroloji biriminin tahminleri doğrultusunda karla karışık yağmur ve karın aralıklarla Perşembe akşamına kadar devam edecek. Cumartesi öğleye saatlerinden sonra Sibirya üzerinden gelmesi beklenen soğuk hava ile tipi şeklinde daha kuvvetli kara bırakacağı tahmin ediliyor. Kar yağışından önce alarma geçen kötü hava koşullarıyla mücadele ekipleri sabaha kadar olumsuzluklara müdahale etti. İki vardiya halinde çalışan, 1774 personel 520 araç ile kötü hava koşulları ile mücadele çerçevesinde çalıştı. Ekipler buzlanmaya karşı, 6.023 ton tuz, 54 ton solüsyon kullandı. Darülaceze Müdürlüğü koordinasyonunda sokakta kalan evsiz vatandaşlar otelde misafir edildi. Hızır Acil ve Zabıta ekipleri sokakta yaşayan 80 erkek, 7 kadın 5 çocuk İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin anlaşma yaptığı otelde misafir edildi. Evsizler, ekipler tarafından ambülanslarla otele getirildi. Temizlik, giyim ve sağlık ihtiyaçları karşılanan Tüm 92 vatandaş hava koşulları düzelene kadar otelde misafir edilecekler. Bu vatandaşlar kendi istekleriyle otelden ayrılabiliyorlar" İSTANBUL'DA ŞİMDİLİK KAR TATİLİ YOK İstanbul Valiliği'nden edinilen bilgiye göre kentte şimdilik kar tatili söz konusu değil. Yetkililer, meteorolojik veriler doğrultusunda değerlendirme yaptıklarını belirterek, cumartesi günü kar yağışının beklendiğini bu yüzden de bu hafta için okullarda tatilin gündemde olmadığını ifade ettiler. DOĞU'YA SEL UYARISI Doğu Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu'nun güneyinde kuvvetli sağanak beklendiği bildirildi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan “meteorolojik uyarı”da, kuvvetli sağanağın Doğu Akdeniz (Adana, Mersin, İskenderun, Kahramanmaraş, Osmaniye), Güneydoğu Anadolu ile Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Muş, Şırnak ve Hakkari çevrelerinde, yarın saat 21.00'e kadar etkili olacağının tahmin edildiği ifade edildi. Yetkililer ve vatandaşların, sel ve su baskınına karşı tedbirli olması istendi. ANKARA'YA KAR GELİYOR Akşam saatlerinden itibaren önce Ankara'nın güney ve batı ilçelerinde, sonrasında il genelinde başlayacak kar yağışının gece saatlerinde etkisini artırması bekleniyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan meteorolojik uyarıya göre, kar yağışının yarın sabah saatlerinde de aralıklarla hafif olarak devam edeceği ve ardından yağışın kesileceği tahmin ediliyor. Gece sıcaklığının il merkezinde sıfır, yüksek kesimlerinde -2/-3 dereceye kadar düşeceği öngörülüyor. Kar yağışıyla birlikte buzlanma ve don olayı görülebileceğinden, bu gece ve yarın sabah saatlerinde başta sürücüler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların tedbirli olmaları gerekiyor. BÖLGELERDE HAVA MARMARA: Parçalı çok bulutlu, bölgenin doğusu (İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Yalova) ile sabah saatlerinde Edirne ve Kırklareli çevreleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçecek. Bölge genelinde sabah saatlerinde buzlanma ve don olayı bekleniyor. EGE: Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde Muğla ve Denizli çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı, öğleden sonra Afyon ve Kütahya ile Uşak'ın güney ve doğu ilçeleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçecek. Yağışların; genellikle yağmur karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçecek. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde (Afyon, Kütahya, Uşak) buzlanma ve don olacak. AKDENİZ: Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, öğle saatlerinden sonra Isparta ve Burdur çevreleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçecek. Yağışların; Adana, Mersin, Kahramanmaraş, Osmaniye, İskenderun ve Hatay çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Sabah saatlerinde Göller Yöresinde buzlanma ve don olayı bekleniyor. İÇ ANADOLU: Çok bulutlu, kuzey kesimleri ile zamanla bölge geneli yağışlı geçecek. Yağışların; genellikle yağmur, bölgenin kuzeybatısı (Eskişehir ve Ankara'nın kuzeybatı ilçeleri (Polatlı, Beypazarı, Nallıhan, Güdül, Ayaş, Kızılcahamam, Çamlıdere, Kazan, Çubuk) ile akşam saatlerinden itibaren bölge genelinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Sabah saatlerinde Eskişehir ile Ankara'nın kuzeybatı ilçelerinde buzlanma ve don olması öngörülüyor. BATI KARADENİZ: Çok bulutlu ve yağışlı geçecek. Yağışların; genellikle yağmur; Bolu çevreleri ile zamanla bölgenin iç kesimlerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Sabah saatlerinde Bolu ve bölgenin iç kesimlerinin yükseklerinde buzlanma ve don olacak. ORTA ve DOĞU KARADENİZ: Çok bulutlu, Orta Karadeniz ile akşam saatlerinden itibaren bölge geneli yağışlı geçecek. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, zamanla iç kesimlerin yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. DOĞU ANADOLU: Çok bulutlu ve yağışlı geçecek. Yağışlar; Malatya, Elazığ ve Iğdır çevrelerinde yağmur, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacak. Yağışların; bölgenin güneyinde (Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Muş, Bitlis, Şırnak, Hakkari) kuvvetli olması tahmin ediliyor. GÜNEYDOĞU ANADOLU: Çok bulutlu, bölge geneli kuvvetli olmak üzere yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. | AKOM megakent için uyardı. İstanbul'da cumartesi öğle saatlerinden sonra tipi bekleniyor. Diğer bölgeler için ise.. |
İngiliz Daily Mail gazetesinin duyurduğu habere göre; bonservisi Manchester City'de olan ve Everton'da kiralık olarak forma giyen Jo ile bonservis opsiyonu da Galatasaray'da olacak şekilde sezon sonuna kadar kiralık olarak anlaşma sağlandı. Üstünel'in Jo ile birlikte bu hafta sonu İstanbul'da olması bekleniyor. 2008 yazında 24 milyon euro karşılığında CSKA Moskova'dan İngiltere'nin Manchester City takımına transfer olan Jo, burada bazı problemler yaşayınca Ocak 2009'da Everton'a kiralık olarak gönderildi. Everton'da da yeterince forma şansı bulamayan Jo'nun 2010 yazında kiralık sözleşmesi sona eriyor ve Manchester City'ye geri dönecek. Yaklaşık 20 gündür İngiltere'de bulunan futbol şube sorumluları Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ'ın, Lucas Neil'in ardından Manchester City'nin bu sezon Everton'da kiralık oynayan yıldızı Jo Alves'in transferinde önemli gelişmeler kaydettiği öğrenildi. Bonservisi M.City'de olmasına rağmen bu sezon Everton forması giyen Brezilyalı yıldız Jo'nun, Everton'da sorun yaşaması üzerine Galatasaray devreye girdi. Bitirilmesi çok zor görünen transferde Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ'ın hem Manchester City, hem de Everton kulüpleri ile büyük oranda anlaşma sağladığı öğrenildi. Sarı kırmızılı iki yöneticinin 22 yaşındaki genç golcü ve menajeri ile görüşmelerini sürdürdükleri ve her an bu transferinin gerçekleşme şansının arttığı sızan haberler arasında. Ancak Jo'nun daha önce Avrupa Kupası'nda forma giydiği için, sarı kırmızılı takımın Atletico Madrid ile oynayacağı Avrupa Kupası maçlarında yer alamayacak olması, bu transferde tek olumsuz nokta olarak gösteriliyor. JO KİMDİR? Tam adı: Joao Alves de Assis Silva Doğum tarihi: 20.03.1987 Ülkesi: Brezilya Boy: 1.90 cm Oynadığı kulüpler: Corinthians, CSKA Moskova, Manchester City, FC Everton (Kiralık) | Forvet transferi için temaslarda bulunan Galatasaray yöneticileri Haldun Üstünel'in Brezilyalı golcü Jo'nun işini bitirdiği öğrenildi. |
İNTERNETHABER Diyarbakır Cezaevi'nde yatan PKK'nın eski üst düzey yöneticisi Şemdin Sakık "33 er PKK'nın önüne silahsız atıldı" dedi. Eski Asayiş Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı'nın buna cevabı '33 er ateşkes devrede olduğu için silahsız gönderildi’ oldu. Kanal 24’te Gürkan Zengin’in hazırlayıp sunduğu Editör programının bugünkü konuğu Eski Asayiş Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı'ydı. Kundakçı 1993-95 yılları arasında Diyarbakır`da Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı görevini sürdürmüştü. Türkiye'de gayri nizami harp deyince akla gelen ilk isimlerden biridir. 33 ER NEDEN ÖLDÜ? ŞEMDİN SAKIK NE DEMİŞTİ? Şemdin Sakık Can Dündar'a verdiği şöyleşide 1993 yılında, ateşkes sırasında Bingöl'de PKK tarafından öldürülen 33 erle ilgili şunları söylemişti. “Eylem olacağını telsizden dinledikleri halde korumasız asker gönderdiler. Ordunun tarihinde böyle bir şey yoktur. Bir yerde bozuk bir tank olsa başına 50 yıl nöbetçi dikilir. O bölgede bırakın askeri, korumasız sivil bile gezmiyordu. Bütün bunları yan yana getirdiğimde diyorum ki; 33 er savunmasız olarak örgütün önüne atıldı. Eylemi yapan Celal Barak, Diyarbakır cezaevinde 10 yıl aralıksız işkence görmüş biridir. Daha sonra bir çatışmada yaralı ele geçirildi. Alıp konuşturulması mümkün iken öldürüldü. Ayrıca Yeşil’in oğlu da babasının o gün Bingöl’de olduğunu yazdı. Öcalan, önce BBC’ye çıkıp eylemi üstlendi. “Bu bir misillemedir” dedi. Tepkiler oluşunca bana yükledi. Sayısını bilmediğim kadar çatışmaya girip polis, asker, korucu vurmuşumdur. Ama şerefim üzerine yemin ediyorum ki, ben silahsız bir tek adama ateş etmedim. Daha sonra mahkemede de bunu kanıtladım ve o olaydan beraat ettim.” Gürkan Zengin Kundakçı'ya Sakık'ın sözlerini hatırlattı ve "33 er olayını konuşalım sizinle. Silahsız 33 erin katledilmesinin bilgisi size gelmiştir, o dosyalara hakimsiniz. Soruşturma sizin görev sürenizde devam edegeldi. Kimse mahkûm olmadı, görevden alınmadı. Ne diyorsunuz, hata var mıydı, ne şekilde oldu, ateşkes, bir PKK’nın tırnak işareti içine alalım “ateşkes” durumu vardı da bu ateşkes o olayla mı bozuldu? " diye sordu. ATEŞKES OLDUĞU İÇİN SİLAHSIZDILAR Kundakçı'nın cevabı şöyle oldu: " 33 er olayı da, 17 Mart 1993 günü terör örgütü kendi kendine ateşkes ilan etti. Terörist başı Abdullah Öcalan ateşkes ilan etti. Ondan sonra ateşkes sürdü. İşte o anda gelişmeler, görüşmeler oldu. Nereye kadar sürdü, 24 Mayıs 93’e kadar sürdü. İşte o tarih 33 erin Bingöl yakınlarında otobüslerden indirilerek daha sonra başka bir bölgeye götürülerek infaz edilmesiyle, şehit edilmesiyle sonuçlandı. Bu askerlerimiz silahsızdı. Bu askerlerimiz sivil otobüsler içinde seyahat etmekteydi. Bunlar ateşkesin döneminde tabii sivil otobüslerle silahsız oldukları için hiçbir şekilde zarar gelmeyeceği düşünülerek bu şekilde gönderiliyordu. O güne kadar da böyle olmuştu. O bakımdan 33 askeri PKK terör örgütü bütün bölgede kendi gücünü gerçekten yeterli olduğunu gördü. NASIL BİR TEDBİRSİZLİK! Zengin bir kez daha "bu tedbirsizliğin sebebi ateşkes miydi?" diye yineledi. Kundakçı da "O anda silahsız insanlara karşı olay olmuyordu. Otobüs şirketleri o bölgelere girdiği zaman bazı olaylar olmuyor değildi, münferit olaylar oluyordu. Otobüs içinde seyahat eden subaylarımız, astsubaylarımız otobüs içinden alınıyor, otobüsün yolcularının gözleri önünde öldürülüyordu. Gerçi Silahlı Kuvvetler buna karşı bazı tedbirler almıştı, gidip geliyordu. Herhangi bir bu tip olay olmamıştı o zamana kadar. Böyle bir olayı sanırım PKK tüm bölgede gücünü hissettirebilmek için her tarafta güçlü olduğunu gösterebilmek için yaratmıştır" | Birçok kez, birçok iddia dile getirildi. Bu kez dönemin paşası orada yaşananları anlattı. İnanılır bir açıklama değil! |
Haiti'yi yıkan depremi bahane bilen Amerika "yardım adı altında" ülkeyi işgale başladı... Obama, Haiti'ye silahlı 11 bin Amerikan askeri çıkartıyor... İşte bu tablo bir zamanlar bize çok uçuk gelen Prof. Celal Şengör'ün tezini hatırlattı... Celal Şengör de olası bir büyük depremde İstanbul'un yabancı güçler tarafından işgal edilebileceğini söylemişti. Kimseler takmamıştı ama Haiti'de o uçuk senaryo devreye girdi. OLASI BİR DEPREMDE YABANCILAR İSTANBUL'U İŞGAL EDECEK Böyle bir senaryo uçuk gibi görünüyor ama Haiti'nin başına gelenler bir çok kişinin aklına Prof. Şengör'ün uyarısını getirdi. Fatih Altaylı'da o uyarıyı hatırlatan kişi oldu; (...) Ve ABD, Haiti'ye el koyma noktasında. "İnsani yardım ve kargaşaya son verme" gerekçesiyle 11 bin askerini adaya yolluyor. 11 bin silahlı askerini. Çok açık bir işgal aslında. Haiti manzarasını görüp gelişmeleri izleyince aklıma gelen isim Prof. Dr. Celal Şengör oldu. 1999 Gölcük Depremi'nin ardından herkes olası İstanbul depremini konuşuyordu. Prof. Celal Şengör bambaşka bir şey söyledi. " Eğer İstanbul depremi için önlem almazsak, İstanbul'da olacak bir depremden sonra Türkiye'nin rejimi ve daha ötesi bağımsızlığı tehlikeye girer. Ortaya çıkacak kargaşa sonrasında yabancı güçler gelip Türkiye'yi işgal eder. Türkiye Cumhuriyeti sona erer " dedi Sadece Şengör değil, kitabında benzer bir senaryoyu dile getirmişti. Kırıkkanat'ı o kitabı şimdi Fransızlar'ın Haiti için açtığı blogda büyük ilgi görüyor. Romanın Fransızcasını (**) okuyan TV5Monde’un Yazı İşleri Müdürü, Mine Kırıkkanat'ı arıyor ve “Sen bir kâhinsin!” diyerek; “Haiti’ye çıkarma yapan ağır silahlı Çin ve Amerikan ordusunu görünce, İstanbul’da olacaklara dair öngörülerinin gerçeği yansıttığını anladım" diyor... Mine Kırıkkanat bugünkü köşe yazısında ABD'nin Haiti'yi işgaline dikkat çekiyor ve şunları not düşüyor; “Ben söylemiştim!” demekten nefret ederim, fakat bu kez, Haiti’de olup bitenler ve bundan sonra olacaklar İstanbul depreminden sonra Türkiye'nin başına geleceklerin bire bir doğrulanması... Haiti, 9 milyon nüfusuyla İstanbul’dan bile küçük bir ülke. Ne var ki, daha dün Vatan Gazetesi’nde Alman bilimcilerin, “zararı inanılmaz boyutlarda 3 deprem olacak,” dedikleri koca İstanbul, kıyaslanmaz zenginliğine rağmen, Haiti’den daha sağlam çıkmayacak, deprem sırasında aynı yıkım, sonrasında aynı sahneler, aynı talan ve yağma, daha büyük çapta yaşanacak. Ve bugün Haiti devleti nasıl çöktüyse, nasıl rakip yabancı devletlerin bir nüfuz savaşı alanına dönüştüyse, Türkiye de bir Marmara depreminin altında kalacak, belki de bağımsızlığını yitirecek. | İstanbul depremini bekleyen bir şehir. Ama sadece deprem olsa iyi... Olası bir öngörüye göre o anda Türkiye işgal edilecek. |
Uzun süre sonra ilk kez medya karşısına geçen Fatih Terim, yayın ihalesinden milli takımın başına kimin geçeceğine kadar bir çok konuda çok özel açıklamalar yapan tecrübeli teknik adam Lig TV'de yorumcu olacağı iddialarına da cevap verdi. CNBC-e'de yayınlanan Finans Cafe programına konuk olan Terim, yayın ihalesinde Digiturk'un yaptığı 321 milyon dolarlık teklifin Türk futbolunu çok daha ileriye götürebileceğini belirterek "Futbol adına çok güzel bir olay. Bütün kulüpler bu parayı en doğru şekilde en doğru yerlere harcamaalı. Bu rakama rağmen Avrupa'da 6. sıradayız. Ben, önümüzdeki yıllarda yapılacak ihalelerin daha da yükseleceğine inanıyorum. Çünkü futbol sınır tanımayan bir oyun. Digitürk'e ve diğer katılan kuruluşlara teşekkür etmek lazım. Böyle bir katkı kolay değildir. Kulüplerin ekonomik sıkıntıları ne kadar gidirilirse sportif başarı da o kadar artacaktır" dedi. Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem'in yaptığı "Bu parayı çıkaramazsak Türk futbolu ölür, hiçbir kulüp kafasını kaldıramaz" sözüne de değinen tecrübeli çaıştırıcı, Özerdem'e katıldığını söyledi ve "Ertan bey bu konuda çok net konuşmuş. Demek istiyorki bunun alıcıları olmalı ki biz de daha ileriye taşıyabilelim. Baktığınız zaman bu kurumun Türk futbolunda 15 senelik bir geçmişi var. Görünen rakam bu ihaleyi alamaya yetecek kadar para. Bunun dışındaki masrafı hepimiz tahmin edebiliyoruz. Bunlara baktığımz zaman bu rakamın önemli bir kısmını çıkmazsa talep yok demektir. O zaman da bu sorumluluğu almanın anlamı yoktur. Yani Ertan bey 'Biz bu rakamı bir şekilde çıkarmalıyiz ki Türk futboluna daha çok hizmet edelim' demek istiyor" şeklinde konuştu. Terim, ilerideki ihalelerde fiyatın daha yükseleceğine inandığını de sözlerine ekleyerek "Bu daha başlangıç" dedi. FUTBOL KALİTESİ NASIL ARTAR? Fatih Terim, futbol kalitesinin artması için statların fiziksel durumu çok önemli olduğunun altını çizerek "Avrupa'daki örnekler gözümüzün önündeyken bunları dikkate almak gerekir. 2006'daki Dünya Kupası'ndan önce Alman futbolu bu kadar ileride değildi. 2006'dan sonra büyük bir yükseliş içine girdiler. Bunda yeni yapılan ve restore edilen statların da büyük payı var." dedi. Statlardaki küfür konusuna da değinen Terim "Küfür konusunda Ertan beye yüzde yüz katılıyorum. Çünkü futbol bir zevk, bir oyunu. Bunu da küfürlerden arındırmak gereklir. Bunun için hepimize düşen görevler vardır. Yeni şiddet yasasından sonra bu şekildeki olaylar azalacaktır. Marka o zaman markalaşır. Biz bir takım markaları şimdilik dışarıdan alıyoruz. İnşallah bundan sonra biz başka ülkere satan ülke oluruz" dedi. "MAAŞLA İLGİLENMEK AYIP ÖTESİDİR" Tecrübeli çalıştırıcı, Milli Takım'la ilgili yaşanan tartışmalar ile ilgili de net konuştu: "Tarafsızlığımı koruyarak tarafımı belli ettim. Futbol Federasyonu gibi büyük bir kurumun işlerine karışmam. Federasyonun seçeceği teknik adam saygı duymak lazım. Onlar en doğrusunu yapacaktır ama benim gönlüm yerliden yana. Maaş tartışmalarına gelirsek; Bir teknik adamın aldığı maaşla ilgilenmek ayıp değildir, ayıp ötesidir. Gelecek teknik adamın maaşına ben bakmam. Kimsenin ne aldığıyla ilgilenmem." NE ZAMAN DÖNECEK? Terim, futbolda yeniden ne zaman aktif görev yapacağı sorusuna ise "Ben sozon başı bir takım almak istediğimi daha önce de söylemiştim. Ama bu kimseyle görüşmüyorum anlamına gelmemeli. Yarın herşey olabilir. Bir çok kulüp var. Rota daha çok yurtdışına dönük. Ama hayatta ne olacağı belli olmaz. Bazı yazılanlar doğrudur ama şu anda birtakım unsuları değerlendiriyorum. Ekonomiyi veya takımı beğenmezsem gitmeyebilirim. Sezon başı gideceksem de bunlara dikkat ederim" şeklinde cevap verdi. YORUMCULUK İÇİN TEKLİF GELDİ Mİ? Milli Takım'dan ayrıldığı için mutlu olduğunu söyleyen Terim, geçtiğimiz gün Zico'nun görevine son veren Olympiakos'a gideceği iddilarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Fatih Terim, yeni dönemde Lig TV'den yorumcu olmak için herhangi bir teklif almadığını da sözlerine ekledi. Fatih Terim, yayıncı kuruluşun kendisine yaptığı iddia edilen yorumculuk teklifiyle ilgili olarak ise “Yayıncı kuruluşun yöneticileri ile yemek yiyebilirim. Ancak bana gelen bir teklif yok. Böyle bir teklif gelirse zaten herkesle bunu paylaşırım. Şu an için yorumculuğa geçmeyi düşünmüyorum.. Böyle bir gidişatım da yok. Bu konulara pek sıcak bakmadığımı ifade etmiştim ama ne olur bilemiyorum. Bende yorumculuğun doğru durmayacağı inancını taşıyorum” diye konuştu. | Fatih Terim, "yerli mi, yabancı mı" tartışmalarından yorumcu olacağı iddialarına kadar bir çok konuda konuştu... |
Ulu Cami tuvaletinde biri bayan 3 kişinin bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine giden polis ekipleri, eroin kullanan M.A. (21), E.T. (22) ile H.Ö.Ç. (20) adlı bayanı gözaltına aldı. Kilis Devlet Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde eroin kullandıkları belirlendi. Cami tuvaletinde de yapılan aramada iki adet şırınga ve bir paket halinde limon tuzu bulundu. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, tarafından sorguya alınan biri bayan 3 kişinin ifadelerin ardından adliyeye sevk edilecekleri öğrenildi. KİLİS'TE, HIRSIZLIK İDDİASI Kilis'te, iş yerinden oturma grubu örtüsü çalan bir kişi yakalandı. Edinilen bilgiye göre, M.Ç. ait Tekye Mahallesi Hafız Nafi Aktar Sokak'taki iş yerine gelen M.A.Ö. (23), iş yerinden oturma grubu örtüsünü alarak kayıplara karıştı. İş yeri sahibinin hırsızlık olayını fark etmesinin ardından hemen 155 polis imdat telefonunu arayarak bildirdi. Polisin yaptığı çalışma sonucu M.A.Ö'nün çaldığı örtüyü 30 TL'ye L.G.'ye sattığı belirlendi. Çalınan örtü iş yeri sahibine teslim edilirken, M.A.Ö. gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. KİLİS'TE OTO TEYBİ ÇALINDI Kilis'te, bir otomobilden oto teybi çalındı. Edinilen bilgiye göre, C.F. kendisine ait 27 EV 794 plakalı otomobilini Namık Ünver Paşa Mahallesi Kılıç Sokak üzerine park etti. Park halindeki otomobilde oto teybini hırsızlar çaldı. C.F. otomobilinin yanına geldiğinde hırsızlığı fark etmesi üzerine hemen polise başvurdu. Polis, hırsızın yakalanması için çalışma başlattı. [PAGE] Çanakkale'de hastaneye muayeneye giden evli bir çocuk annesi 23 yaşındaki T.D., 2'si kadın 3 kişi tarafından zorla otomobile bindirilerek kaçırıldı. Yol boyunca defalarca uyutulan T.D., Kayseri'de otomobilden atlayarak kendisini kaçıranların elinden kurtuldu. T.D. hastanede tedavi altına alınırken, polis 3 zorbayı arıyor. Olay, dün akşam saatlerinde Çanakkale Bahattin Huriye Demircioğlu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi önünde meydana geldi. İddiaya göre evinden çıkarak hastaneye muayene giden, 4 yıllık evli, 1 erkek çocuk annesi T.D.'nin yanında, içerisinde 2 kadın, 1 erkeğin bulunduğu otomobil durdu. İddiaya göre adres sormak için durdurdukları T.D.'yi koklattıkları eterle bayıltan 3 kişi, genç kadını otomobile bindirip hızla hareket etti. Otomobildekiler, daha sonra hiç durmadan yol aldı. Otomobildekiler, yol boyunca da T.D.'ye eter koklatıp, defalarca uyuttu. Gözlerini Kayseri'de açan T.D., Şehirlararası Otobüs Terminali yakınlarında kavşakta yavaşlayan otomobilden kapıyı aniden açıp kenidini dışarı attı. Kendisini kaçıranların elinden saatler sonra kurtulan yarı baygın haldeki T.D.'yi terminalin güvenlik görevlileri fark etti. Sürekli ağlayan bitkin haldeki genç kadın polislere teslim edildi. Güçlükle kaçırıldığını söyleyen T.D., ardından Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri, kimlik bilgilerinden Çanakkale'de oturduğunu belirlediği T.D.'nin eşi 32 yaşındaki İ.D.'ye telefonla ulaştı. Kayıp eşini heryerde arayan İ.D., eşinin Kayseri'de hastanede olduğunu duyunca şoke oldu. İ.D., çocuğunu yakınlarına bırakıp, eşini almak üzere Kayseri'ye yola çıktı. Polis, genç kadını kaçıran 2'si kadın 3 zorbayı arıyor. Zorbaların T.D.'yi niçin kaçırmak istediği ise henüz anlaşılamadı. VÜCUDUNDAKİ YAĞLARI ALDIRINCA HAYATI KAYDI [PAGE] İstanbul'da nişanlısına güzel görünmek için karnından ve bacaklarından yağ aldıran 34 yaşındaki Güller Boz, vücudunda oluştuğunu öne sürdüğü deformasyon nedeniyle ameliyatları yapan doktor ile estetik merkezi hakkında tazminat davası açtı. Tekstil işi yapan Boz, bir estetik merkeziyle 5 bin lira karşılığında vücudundaki fazla yağların ve sarkan derilerin alınması için anlaştı. Boz, 5 Ağustos 2009'da ameliyat edildi. 2 ay yürümekte zorlanan Boz'un bacaklarında iddiaya göre ağır ameliyat izleri ve daha çok sarkma ile deformasyon meydana geldi. Estetik merkezi ile ameliyatı yapan doktor hakkında 120 bin lira tazminat davası açan Boz, "Nişanlım terk etti, işimden oldum, psikolojik tedavi görüyorum" dedi. Estetik merkezi yetkilileri ise "Bacağında yeteri kadar sıkı bir görüntü olmayacağı ve kalçasının sarkan kısmında daha da sarkma olabileceği ihtimali kendisine söylendi" ifadesini kullandı. SİZCE BUNLARIN HANGİESİ HAYVAN? EŞEK Mİ YOKSA İNSAN MI? [PAGE] İlçenin E-5 karayolunda yoldan geçen bir aracın çarpması sonucu ayakları kırılan eşek, belediye ekipleri tarafından ilk müdahale geldi ardından ayaklarından tutularak metrelerce yol ortasında sürüklendikten sonra yol kenarındaki çöplüğe atılarak kaderine terk edildi. Edinilen bilgiye göre, sabahın erken saatlerinde Viranşehir Devlet Hastanesi karşısında E-5 karayolunun orta refujde ayakları kırılmış bir eşeğin olduğunu fark eden bazı duyarlı vatandaşlar durumu ilk olarak 110'nu arayarak yardım istedi. 110 ekipleri telefonla arayan vatandaşa 112'yi aramalarını ve 112 ekiplerindeki doktorların müdahale etmesini istediğini istedi. Bu arada, olay yerinden geçmekte olan iki çocuk, yaralı hayvana yardım etmek istedi. İki çocuğun yaralı hayvanı yol kenarına çekme çabası sonuçsuz kalınca, vatandaşlar çareyi yeniden 110 ekiplerini aramakta buldu. Vatandaştan gelen ihbarların artması dolayısıyla yaralı hayvanın bulunduğu yere çöp toplama ekibi gönderildi. Görevliler eşeğin "ölür diye" düşünerek ilk etapta çöp aracına atmak istedi. Yaralı eşeğin yaşadığını gören görevliler daha sonra yaralı hayvanı civardaki boş araziye atmak için hayvanın ayağından metrelerce sürükleyerek boş bir araziye götürdü. Yerde acı çeken hayvan daha sonra boş bir alana atıldı. Bazı vatandaşlar ise, yaralı hayvana yapılan davranışın doğru olmadığını belirterek tepki gösterdi. Yaralı hayvana böyle bir rezalet yapıldığından dolayı üzgün olduğunu belirten vatandaşlar, "Yazıktır hayvan canlıdır. Çöpe atmak yanlıştır. Geçenlerde de bir köpeğin başına böyle bir olay gelmişti. Bu canlı hayvanı böyle bırakmak yazık ve günahtır" diye tepki gösterdi. TÜRK SEVGİLİNİN FACEBOOK CİNNETİ [PAGE] İki çocuğu olan çift geçinemiyordu. Selami Özdemir kıskançlık yüzünden eşini dövdüğü için önce 50, sonra da 25 bin dolar kefalet ödedi. Son olarak iki çocuğunun annesi genç kadının Facebook'ta "ilişkisi yok, arkadaş arıyor" mesajını görünce onu öldürmeye karar verdi. Giresun Yağlıdere'deki abisini telefonla aradı, "Karımı öldürüp intihar ediyorum" dedikten sonra silahını sıktı. Ağabey naklen cinayet ve intiharla şoka girdi ABD'nin Connecticut eyaletine birkaç gün önce bir süredir sorunlar yaşadığı eşi Şengül Rasim Özdemir'e şiddet uyguladığı gerekçesiyle gözaltına alınıp dün evine yaklaşmaması koşuluyla serbest bırakılan Selami Özdemir dehşet saçtı. Serbest kaldıktan sonra evine giden Selami Özdemir, eşi Şengül Rasim'i iki çocuğunun gözleri önünde öldürdükten sonra intihar etti. Olay dün sabah saatlerinde Connecticut eyaletine bağlı West Haven kentinde meydana geldi. Giresun’un Yağlıdere İlçesi'nden 20 yıl önce ABD’ye giden Selami Özdemir, sık sık kavga ettiği öne sürülen eşi Şengül Rasim'e şiddet uyguladığı gerekçesiyle birkaç gün önce gözlatına alındı. Kentte restoran işleten Selami Özdemir, evine yaklaşmaması koşuluyla dün sabah serbest bırakıldı. Polis merkezinden ayrıldıktan sonra evine giden Selami Özdemir, dehşet saçtı. Selami Özdemir, biri 7 aylık, diğeri 6 yaşında olan iki çocuğunun gözleri önünde eşi Şengül Rasim'i öldürdü, ardından da intihar etti. Olayın ardından çiftin iki çocuğunun Kimsesiz Çocukları Koruma Müdürlüğü tarafından teslim alındığı belirtildi. Komşuları, çiftin son zamanlarda sık sık kavga ettiğini iddia etti. YILBAŞI TECAVÜZÜ HABERİ BİR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] Yılbaşı gecesi, 500 TL karşılığı bir kişiye satılan 16 yaşındaki A.Ö.’nün, tecavüze uğradığı öne sürüldü. Ertesi gün gittiği bir fal kafe sahibi tarafından da kandırılan A.Ö.’nün, eve kapatılıp 4 gün boyunca tecavüze uğradığı belirtildi. Alınan bilgiye göre, F.Ö, Fatih’teki kuaförde tanıştığı Ebru G. (25) tarafından kandırılarak bir otele götürüldü. Ebru G., otele gelen C. ve T. adlı erkeklerden birisiyle birlikte olurken, diğer kişi ise A.Ö.’ye tecavüz etti. Evine gidemeyen A.Ö., Beyoğlu’ndaki müşterisi olduğu fal kafenin sahibinden yardım istedi. A.Ö.’ye estetik ameliyatı yaptıracağını söyleyen M.T., Cihangir’de bir eve kapattı. Buradan kaçan A.Ö., ailesinin yanına döndü. A.Ö.’nün ifadesi doğrultusunda polis, Ebru G. ile M.T. ve iki şüpheliyi gözaltına aldı. 8 KADINI KAÇIRIP EVLENDİ HABERİ BİR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] Batman'ın Gercüş İlçesi Yakıtlı Köyü'nde 8 eşini silah zoruyla kaçırarak evlenen 80 yaşındaki Osman Şen, felç olup yatalak olunca, “Kurt yaşlanınca, kuzular cirit atmaya başladı” diyerek yaşamını özetlerken, Hacca gitmek istediğini söyledi. Gercüş'ün Yakıtlı Köyü'nde oturan ve çevresinde ‘Şen Osman’ lakabıyla anılan Osman Şen, 8 eşini de silah zoruyla kaçırarak evlendi. 8 eşinden 27 çocuk sahibi olan Şen, 3 ay önce geçirdiği rahatsızlık sonucu felç olup yatağa mahkum olurca içini döktü. Şen, gençliğinde görücü usulüyle evlenmediğini, su başlarında veya düğünlerde gözüne kestirdiği genç kızları silah zoruyla kaçırarak evlendiğini belirterek, şöyle dedi: “Kaçırdığım 8 eşimden anlaşamadıklarımla boşandım. Son eşim Behiye'yi 12 yaşındayken kaçırdım. Şimdi yaşlandım. ‘Kurt yaşlanınca, kuzular cirit atmaya başladı.” Eşi Behiye Şen, kendisini kaçıran Osman Şen'in yakışıklılık günlerinin geride kaldığını belirterek, “Yine de mutlu beraberliğimiz var” dedi. Kızı Zozan Şen ise, babasının 8 eşli olmasının kendilerini şaşırttığını ve sağlık sorunlanı nedeniyle yatalak olduğunu belirterek, “Felç olmasaydı belki de eski geleniğini sürdürürdü” diye konuştu. 8 eşli olan ve şu anda son eşi Behiye Şen ile birlikte yaşayan Osman Şen, tak arzusunun Hacca gitmek olduğunu söyledi. DEHŞET ANI KAMERAYA BÖYLE TAKILDI HABERİ BİR SONRAKİ SAYFADA [PAGE] Fatih'te Gedikpaşa Cami Sokak'taki 4 katlı Almalılar İş Hanı'nın 3. katındaki ayakkabı imalathanesinde sabah saatlerinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Yangın sırasında yaralanan Mehmet Ali Göğincik ve Alper Özdemir sağlık ekiplerince hastaneye götürüldü. Alevler tamamen söndürüldükten sonra işhanına giren itfaiye ekipleri 2 kişinin cesediyle karşılaştı. Acı haberi alan ölenlerin yakınları işhanı önüne akın etti. Polisin olayla ilgili incelemesi devam ediyor YANGIN GÜVENLİK KAMERASINDA Yangın sırasında işhanı önünde yaşananlar güvenlik kamerasına saniye saniye yaşandı. Görüntülerde patlamanın yaşandığı 3. kattan işhanı önüne düşen pencere ve duvar parçaları çevre sakinlerine zor anlar yaşatıyor. Sağa sola kaçan vatandaşlar daha sonra araçlarını kapı önünden çekiyor. Yaralanan bir kişi ise kendini dışarı attıktan sonra yere düşüyor. Yaralının yardımına çevredekiler yetişiyor KOPAN PARMAK FACİASI [PAGE] Bahçelievler'de’de merdivenlerden düşerek parmağı kopan Murat Yılmaz (38), kopuk parmak olay yerinde bırakılarak hastaneye kaldırıldı. Daha sonra olay yerine gelen sağlık ekipleri, parmağı hastaneye yetiştirmek için yoğun çaba harcadı. Ancak önce yaralının hangi hastanede olduğu bulunamadı. Daha sonra ambulansın lastiği patladı. Tüm aksiliklere rağmen hasteneye ulaştırılan parmak, aşırı doku kaybı nedeniyle yerine dikilemedi. Yenibosna Merkez Manallesi Metinbey Sokak Numara 22'de oturan Murat Yılmaz (38), saat 01.30 sıralarında merdivenlerde dengesini kaybederek düştü. Sağ eli merdivenlere takılan Yılmaz’ın serçe parmağı koptu. Olayı gören komşuları hemen 112’yi arayarak sağlık ekiplerine haber vermek istedi. İddialara göre, yaklaşık 25 dakika boyunca 112’ye ulaşamayan vatandaşlar 155’i arayarak polis ekiplerinden yardım istedi. Bu arada Yılmaz’ın kopan parmağı aramalara rağmen bulunamadı. Ambulansın gelmesini beklemeyen bina sakinleri, parmağı bulunamayan Murat Yılmaz’ı özel bir otomobille yakındaki özel Nisa Hastanesi'ne götürdü. YARALININ HANGİ HASTANEDE OLDUĞU BULUNAMADI Olay yerine gelen ambulans, uzun aramalar sonunda bulunan kopan parmağı alarak Yılmaz’ın ilk götürüldüğü Nisa Hastanesi'ne gitti. Hastaneye gelen 112 ekiplerine, Yılmaz’ın buradan başka bir hastaneye yönlerildiği söylendi. Yılmaz’ın hangi hastaneye gittiğini bir türlü öğrenemeyen ve kopan parmağı taşıyan 112 ekipleri, yaklaşık 20 dakika Yenibosna Yıldırım Beyazıt Caddesi E-5 kenarında bekledi. AMBULANSIN LASTİĞİ PATLADI Yılmaz’ın İkitelli'deki Özel Tem Hospital'a kaldırıldığı öğrenen 112 ekipleri, bu hastaneye doğru yola çıktı. Parmağı zamanında yetiştirmeye çalışan ambulansın yolda lastiği patladı. Ambulans, patlak lastikle hastaneye gitmeye devam etti. Bu defa da hastanenin yolunu bulamayan 112 ekiplerinin yardımına basın mensupları yetişti. Ambulansın önüne geçen basın mensupları, 112 ekiplerine hastaneye kadar rehberlik etti. Hastaneye ulaştırılan parmak dokularda aşırı derecede parçalanma olduğu için yerine dikilemedi. Olayı anlatan Murat Yılmaz’ın komşusu, yaklaşık 25 dakika boyunca 112’ye ulaşamadıklarını ve polisin yardımıyla ambulansın geciklemeli olarak olay yerine geldiğini iddia etti. Parmağı taşıyan ambulanstaki 112 ekiplerine teşekkür eden Yılmaz’ın kapı komşusu, lastiği patlamasına rağmen 112 ekiplerinin parmağı yetiştirmek için büyük çaba harcadıklarını kaydetti. VALİ İKNA ETTİ TEDAVİYİ KABUL ETTİ [PAGE] Adana Valiliği’nin sahip çıktığı uyuşturucu bağımlısı 19 yaşındaki Fatma Yıldırım bugün tedavi için İstanbul’a gitti. Geçen hafta eroin krizine girerek annesi Ziyne Yıldırım tarafından Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırılan Fatma Yıldırım, burada tedaviyi kabul etmemiş ve sokak ortasında kriz geçirmesiyle gündeme geldi. Adana Valiliği’nin sahip çıktığı Fatma Yıldırım ikna edilerek bugün tedavi için İstanbul’a gönderildi.Annesi ve yakınları ile birlikte Adana Havalimanı’na gelen Fatma Yıldırım, yardımları için Vali İlhan Atış’a teşekkür etti. Yıldırım, “4 yıldır uyuşturucu kullanıyordum. Bulamadığım zaman krize giriyordum. Uyuşturucu kullanmaya niyeti olanlar sakın kullanmasınlar. Hayatlarını mahvederler. Zapzayıf olur, odun gibi kalır yemek yiyemezler” dedi.Havaalanı önünde yakınlarıyla vedalaşan Yıldırım’a, Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli bir kadın polis eşlik etti. | Kilis'te duyanlara şaşkınlık veren olay. Cami tuvaletinde eroin kullanan biri bayan 3 kişi yakalandı. |
Soysal, TEKEL işçilerinin ekmek, yaşam ve onur mücadelesi verdiğini belirterek, uzun yıllardan beri çalışan işçilerin işini kaybettiği için 37 günden beri Ankara'da açlık, yoksulluk ve sefalete başkaldırdığını iddia etti. TEKEL işçilerinin verdiği mücadelenin siyasi ya da ideolojik olmadığını, kendilerinin ve çocuklarının yaşamlarını sürdürmek için 'onurlu bir direniş verdiklerini ifade eden Soysal, şöyle konuştu: | Tekel işçisi kadınlar, chp istanbul milletvekili çetin soysal'ı tbmm'de ziyaret ederek, sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. |
Kamuoyunda 'Yeşil' olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın oğlu Murat Yıldırım çete kurmak ve yönetmek iddiasıyla yarılandığı davada 29 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme Murat Yıldırım'ında arasında bulunduğu 4 sanık hakkında yakalama kararı çıkarttı. İstanbul 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan Mahmut Töreli katıldı. Murat Yıldırım'ın da arsaında bulunduğu diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Son sözü sorulan Mahmut Töreli suçlamaları kabul etmeyerek beraatini talep etti. Bir süre önce tahliye edilen Murat Yıldırım'ın avukatı Uğur Kızılca ise müvekkili hakkında atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığını belirterek beraatini istedi. Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti Murat Yıldırım'ı örgüt kurmak ve yönetmek, adam yaralamaya azmettirmek, gaspa teşebbüse azmettirmek iddiasıyla 29 yıl hapis cezası verildi. Davanın 9 sanığı ise 2 yıl ile 16 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme Murat Yıldırım, Ekrem Er, Resul Kaya, Kerem Amal hakkında verilen cezaların miktarlarını göz önünde bulundurarak yakalama kararı çıkarttı. | Yeşil'in oğlu Murat Yıldırım çete kurmak suçundan 29 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanığa yakalama karar çıkarıldı. |
Çin'i terk edebileceğini açıklayan Google'ın Çin'deki 'marka bilinirliği' hızla artıyor. Sansür ve sanal saldırılar yüzünden Pekin yönetimini Çin'deki operasyonlarını sona erdirmekle tehdit eden Google'ın, ülkedeki marka bilinirliğinin yükseldiği kaydedildi. İnternet araştırma kuruluşu Analysys, Google ile ilgili aramalarda son günlerde büyük bir artış olduğunu açıkladı. Açıklamada, aramaların önemli bir kısmının şirketin daha az tanındığı küçük şehirlerden kaynaklandığı vurgulandı. Kuruluşun başkanı Edward Yu, büyük şehirler dışında yaşayan Çinlilerin Google ile ilgili aramalarını bir hafta öncesine kıyasla "kat kat" artırdığını ifade ederek, aramalara dair rakamları da kısa süre içinde açıklayacaklarını kaydetti. Dünyanın en büyük internet ölçümleri kuruluşu Alexa'nın verilerine göre ise, Google'ın Çin'deki sitesi 'google.cn' ile ilgili aramalar geçen hafta yüzde 9,9 yükseldi. Google'ın son dönemde ülkedeki mobil internet kullanıcılarını hedefleyen ve büyük çaplı reklam kampanyaları ile tanıtılan yeni sitesi "g.cn" ile ilgili aramalarda ise yüzde 20 artış kaydedildi. Google'ın bu hafta içinde piyasaya sürülmesi beklenen cep telefonunun satışının ise ertelendiği bildirildi. Google'dan yapılan açıklamada herhangi bir gerekçe gösterilmezken, satışlara ne zaman başlanağına ilişkin bir bilgi de yer almadı. GOOGLE YUMUŞUYOR MU? Öte yandan, Çin'de Google'ın ülkeden çekilmeye yönelik sert tonunu düşürdüğüne ilişkin değelendirmeler ağır basıyor. Google'ın CEO'su Eric Smith, Newsweek dergisine verdiği raportajda, Çin hükümetiyle bir anlaşmaya varabileceklerini ve ülkedeki operasyonlarına devam edebileceklerini söyledi. Google'ın Çin ofisinden dün yapılan açıklamada ise, şirketin olağan operasyonlarına devam ettiği bildirildi. Çin hükümetinden yapılan açıklamalarda ise herhangi bir yumuşama belirtisi bulunmadığına işaret ediliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ma Zhaoxu, dün düzenlenen basın toplantısında, "Çin'de iş yapan yabancı firmaların kanun ve düzenlemelere saygılı olması gerektiği" görüşünü yineleyerek, "Google da kesinlikle bundan muaf değil" dedi. Küresel çapta internet aramalarını domine eden Google, Çin'de yerli rakibi Baidu'nun açık ara gerisinde kaldı. Kimi araştırmalarda Google'ın pazar payının yüzde 10'a kadar düştüğü iddia edilirken, çeşitli kuruluşların raporlarına göre internet devinin pazar payı yüzde 10 ila 30 arasında değişiyor. | Googye sansür ve sanal saldırılar yüzünden Çin'deki operasyonlarını sona erdirmekle tehdit etti ama sonra bakın ne oldu? |
Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın başkanlığındaki bir cuntanın 2003 yılında hazırladığı öne sürülen darbe planında insanı hayrete düşürecek eylemler yer alıyor. Çetin Doğan'ın ismi ise Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamelerde geçiyor. Doğan'ın ismi, Ergenekon klasörlerinde, orduda mezhepçi kadrolaşma iddiaları ile anılmıştı. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'a ait olduğu iddia edilen günlüklerden itiraf, plan ve konuşmalar çıktı. AK Parti'nin iktidara geldiği dönemde 1. Ordu komutanı olan Çetin Doğan'ın, o güne (darbeye) hazırlandığı iddia ediliyor. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Ergenekon sanığı Şener Eruygur ile Baykal arasında geçen bir telefon konuşmasından bahsediliyor. Balbay'ın günlüklerinin 'düşsel bir öykü' başlığı taşıyan bölümünde Mehmet adlı kişiyle yapılan bir söyleşiye yer veriliyor. Söyleşide, darbeye karşı çıkan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, 'ya değişeceği ya gideceği' belirtiliyor. Özkök'ün bazı emirlerinin yerine getirilmediğinden bahsediliyor. Aynı söyleşide Özkök'ten, 'en büyük kaygımız.' diye söz edilirken, 'karada ve havada rahatız' deniliyor. 31 Mart 2003 tarihinde by-pass ameliyatı geçiren Çetin Doğan, ameliyattan hemen önce ordu komutanlarıyla konuşmak ve toplanmak üzere hazırlık yapmış. Balbay'ın günlüklerinde şu ifadeler yer alıyor: "Çetin Paşa, Aktüel'deki yazıyı okuduktan sonra demiş ki ameliyattan önce tabancam yan tarafımdaydı. Şimdi çapraz tutuştayım. O hazır, onunla ilgili gidişte bir sorun yok. Ameliyattan önce İzmir'de ordu komutanlarıyla konuşmak, toplanmak üzere hazırlık yaptı. Orada yapacağı konuşmayı hazırladı. Bunu bilgi olsun diye Genkur'a (Hilmi Özkök) gönderdi. Yaşar Paşa (Yaşar Büyükanıt) bir üste iletmedi. Konuşması ağırdı. Türkiye böyle gitmez, hükümet bu işi götüremiyor, türündeydi. Kesin konuşmayı yapacaktı. Aytaç Paşa (Aytaç Yalman) yap demiş." Yine Balbay'ın notlarına göre, 25 Nisan 2003'te Şener Eruygur ile CHP lideri Deniz Baykal telefonlaşıyor. Önce Eruygur'un Baykal'ı aradığı, sonra da Baykal'ın Eruygur'u aradığı not edilmiş. İkilinin konuşmaları ve Eruygur'un ifadeleri günlüklere şu şekilde yansımış: "O gün Baykal'ı aradım. Sonra o beni aradı. 'Sizde bir sarsılma var' dedi. Ben 'yok' dedim. MGK'da gereken söylenecek, MGK iyi geçecek. Tek neden türban değil. Ama bunlar ona indirgiyor. 'MGK'da millet affetmeyecek, ne demek (Erdoğan söylemişti) onu da soracağız. İşimiz zor ama bunlarla mücadele edeceğiz." "28 ŞUBAT'IN ARKASINDAYIM" [PAGE] Aktüel dergisine konuşan Doğan, 28 Şubat sürecinde 'hatalar yapılmış olabileceğini' belirtmişti. Doğan, "O dönemde seçimle iktidara gelemeyen ya da gelemeyecek bazı siviller, dosyayı koltuğunun altına koyup Genelkurmay'ın kapısını çalıyordu. Askerin etrafında, askerden çok siviller geziyordu." diye konuşmuştu. 28 Şubat'ta yaptıklarının hala arkasında olduğunu belirten Doğan, yaptıkları şeylerin hukuka uygun olduğunu iddia etmişti. Brifingleri ile ünlü 28 Şubat sürecinde gazetecileri etkilemek için özel jest ve mimik kullandığını anlatan Doğan Paşa, bu konuda ise şunları söylemişti: "O dönemde Genelkurmay'da brifing vermek için gazetecileri toplamışız. 'Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruma görevi sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil bütün yurttaşların ortak görevidir.' dedim. Ertesi gün birçok gazeteci bize hak verdiğini gösterir şekilde 'demokrat olmak için ille de sivil elbise giymek gerekmiyormuş' diye yazdı." Batı Çalışma Grubu'nun kurucusu olan emekli Orgeneral Çetin Doğan, 28 Şubat sürecinde seçimle işbaşına gelemeyeceğini bilen sivillerden bilgi belge desteği gördüklerini açıklamıştı. Ayrıca, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yönelik açtığı davayı kaybetmişti. Cumhurbaşkanı Gül, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi'nin eski mütevelli heyeti başkanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ı, 8 Mart 2008'de görevden almış, yerine ise Prof. Dr. Osman Horata'yı atamıştı. Doğan, kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açmıştı. Avukatı Tezcan Çakır aracılığıyla Ankara İdare Mahkemesi'ne yaptığı bu müracaatı reddedilmişti. Doğan, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 20 Temmuz 2006 tarihinde bu göreve atanmıştı. Fakat Gül tarafından 7 yıllık görev süresi dolmadan görevinden alındığı için dava açmıştı. SİVİL TOPLUMU BASKIYA ÇAĞIRMIŞTI Diğer yandan, Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Türkiye'de durumun iyi gitmediğini öne sürerek, sivil toplum örgütlerini siyasete davet etmişti. Acilen harekete geçilmesi gerektiğini ifade eden Doğan, 'orta sol' ve 'orta sağ'da yeni bir oluşum başlatılmasını istemişti. İzmir Kültür ve Dayanışma Derneği'nin düzenlediği panelde konuşan Çetin Doğan, 'Kurtuluş nerededir?' sorusuna, "28 Şubat sürecinde ülkede koalisyon hükümeti vardı. O günkü şartlarda koalisyonun alternatifleri bulunuyordu. Şimdi ise maalesef bu şans yok. Meclis'te çıkış yolu bulacak bir yapılaşma görünmüyor. Onun için sivil toplum örgütleri 'orta sol' ve 'orta sağ'da buluşarak güçlerini birleştirmelidir. Meclis'te başka partilerin de bulunması gerekiyor. Bu olmuyorsa sivil toplum örgütleri siyasi partiler üzerinde baskı kurmalı. Sivil toplum örgütlerinin siyasal bir mücadeleyi tetiklemesi gerekmektedir. Hem sol hem de sağda ortak bir payda üzerinde güçlerini birleştirmeleri ve çağ dışı gidişe dur demeleri lazım. Bunun için de aradaki sol ve sağ nüanslar göz ardı edilmeli." | Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın başkanlığındaki bir cunta darbe planı yaptı. Darbe konuşması bile hazırdı.. |
Aras Kargo, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) tarafından başlatılan Basın Kartı’nın işlevi ve fonksiyonu artırmaya yönelik çalışmalarına destek vermek amacıyla sarı basın kartı taşıyan medya mensuplarının gönderilerinde yüzde 40 indirim uygulamaya başladı. YÜZDE 40 İNDİRİM Basın kartı sahibi gazeteciler Aras Kargo şubelerinden gönderilerini yaparken basın kartlarını ibraz ederek bu indirimden faydalanabilecekler. Ülke çapında başlayan bu uygulama 31.12.2010 tarihine kadar devam edecek. Basın Kartı sahipleri 2010 yılı boyunca Aras Kargo’nun kaliteli, özenli ve hızlı hizmetinden yararlanma fırsatı bulacaklar. | Aras Kargo, basın mensuplarının çalışmalarında hızlı yol almaları amacıyla yeni bir uygulamaya imza atıyor. |
Garanti müşterileri, menüsü sadeleştirilirken bilgi servisleri zenginleştirilen Alo Garanti’yle, bankacılık işlemlerini artık daha kolay bir şekilde gerçekleştirebilecek. Alo Garanti’nin yenilenen sistemine, kullanıcılara isimle hitap edilmesi, doğum günü bilgileri ve kredi kartı son ödeme tarihlerinin hatırlatılması gibi çok sayıda kişiselleştirilmiş hizmetin yanı sıra kredi kartı ödeme ve kontör yükleme gibi fonksiyonlar da eklendi. Güncel kampanyalara tek bir menü adımıyla erişilebilen Alo Garanti, müşterilerine fayda yaratan avantajlı ürün ve servisler sunuyor. 444 0 333 Alo Garanti, Türkiye’nin her yerinden ve tüm operatörlerden alan kodu kullanılmadan aranabiliyor. Yenilenen Alo Garanti’nin menü adımları 0 Kayıp, çalıntı kart ve şüpheli işlem bildirimleri 1 Kart işlemleri 2 Bankacılık işlemleri 3 İnternet ve Cep Şubesi destek hattı 4 Kampanyalar 5 Diğer Garanti hatları Alo Garanti Sesli Yanıt Sistemi’yle müşteri temsilcisine bağlanmadan yapılabilen işlemler Kredi kartı ekstre, borç ve limit bilgileri Hesap bakiyesi bilgileri Hesaptan kredi kartı ödemesi Kredi kartından veya hesaptan 3 operatör için kontör yükleme Kredi başvurusu Paracard ve Bonus Kontör hesap bakiye bilgileri İnternet Şubesi ve Alo Garanti başvuru ve şifre işlemleri | Garanti Bankası, 444 0 333 Alo Garanti sesli yanıt sisteminin işlem menülerini yeniledi. |
Adana'da hastane bahçesinde uyuşturucu krizine giren ve Vali İlhan Atış'ın tedavisi için talimat verdiği genç kız, Emniyet Müdürlüğü tarafından, tedavi amacıyla İstanbul'a gönderildi. TEDAVİ İÇİN İSTANBUL'A GÖNDERİLDİ Alınan bilgiye göre, annesi tarafından getirildiği Adana Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesinde uyuşturucu krizi geçiren Fatma Y'nin (19) durumuyla ilgili Adana Valisi İlhan Atış'ın talimatıyla çalışma başlatıldı. Bu kapsamda görevlendirilen Adana Emniyet Müdürlüğü Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) Büro Amirliği ekipleri, genç kızı tedaviye ikna etti. ERKEK ARKADAŞI SİGARASININ İÇİNE UYUŞTURUCU KOYDU Yaklaşık 4 yıl önce erkek arkadaşının sigarasının içine koyduğu uyuşturucuyla bağımlı hale gelen genç kızın tedavisinin, İstanbul'da yaptırılması sağlandı. Fatma Y, tedavi için annesi ve uzmanlarla İstanbul'a gitti. ''Uyuşturucudan kurtulmak istiyorum'' diyen genç kız, kendisine yardım eden Vali Atış'a teşekkür etti. BULAMADIĞI ZAMAN KRİZE GİRDİ Uyuşturucu bulamadığı zamanlar krize girdiğini belirten Fatma Y, kendisi gibi uyuşturucuya alışan herkesin aynı zorlukları yaşadığını söyledi. Tedavi için ne gerekiyorsa yapacağını ifade eden Fatma Y, ''Gençler sakın uyuşturucu kullanmasınlar, hayatlarını mahvederler. Bunu içen kişi zayıf olur, yemek yiyemez, kusar. Birçok zorluk yaşar. Niyet ediyorsanız bile kesinlikle kullanmayın lütfen'' dedi. | 4 yıl önce erkek arkadaşının sigarasının içine koyduğu uyuşturucu 19 yaşındaki Fatma'yı perişan etti. |
UEFA'nın internet sitesinde yer verilen ve 4 milyon oyla belirlenen “Rüya Takım”da en çok İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) takımı Barcelona'dan futbolcular yer aldı. Real Madrid'in kalecisi Iker Casillas'ın, üst üste 3. kez bu takımda yer alma başarısı, dikkati çekti. Öte yandan, adaylar arasında sayılan Werder Bremen'in Türk futbolcusu Mesut Özil, “Rüya Takım”da yer alamadı. UEFA'nın ilk 11'ini oluşturan isimler şöyle: Iker Casillas (Real Madrid ve İspanya Milli Takımı), Daniel Alves (Barcelona), John Terry (Chelsea ve İngiltere Milli Takımı), Carles Puyol (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Patrice Evra (Manchester United ve Fransa Milli Takımı), Cristiano Ronaldo (Real Madrid ve Portekiz Milli Takımı), Xavi Hernandez (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Kaka (Real Madrid), Andres Iniesta (Barcelona ve İspanya Milli Takımı), Lionel Messi (Barcelona), Zlatan İbrahimoviç (Barcelona ve İsveç Milli Takımı) Teknik direktör: Josep Guardiola (Barcelona) | Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), 2009 yılının İlk 11ini açıkladı. |
Tekstil atölyesinde çalışan genç, aynı işyerinde çalışan eski kız arkadaşına tecavüz ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Bayrampaşa'da bir tekstil atölyesinde çalışan Bayram G. kız arkadaşı P.Ö. (17) ile kısa süre önce ayrıldı. Bayram G. başka bir kişiyle nişanlanan P.Ö.'yü son kez konuşma bahanesiyle öğle tatilinde depoya çağırdı. İddialara göre Bayram G., arkadaşı Muhammet D.'nin de yardımıyla P.Ö'ye tecavüz etti. Başına gelen olayı utandığı için iş yerindeki arkadaşlarına anlatmaktan çekinen P.Ö. akşam saatlerinde olayı ailesine bildirdi. Alie, P.Ö'yü de yanlarına alarak gittikleri Bayrampaşa Polis Merkezi'nde Bayram G.'den şikâyetçi oldu. Bayrampaşa Asayiş Büro Amirliği ekipleri, tecavüz sonrası kaçan Bayram G.'yi 4 ayrı adrese baskın yaptıktan sonra yakaladı. Kız arkadaşının başkasıyla nişanlanmasını kabullenemediği için tecavüz ettiği yönünde ifade verdiği belirtilen genç, tecavüzde kendine yardım ettiği öne sürülen arkadaşı ile adliyeye sevk edildi. | Eski kız arkadaşı başkasıyla nişanlanmıştı. Ancak bunu gururuna yediremedi. Son kez konuşalım diye onu depoya çağırdı. |
Erman Toroğlu gidiyor mu? Şansal Büyüka ayrılacak mı? Maraton bitiyor mu? Bütün bu sorulara Digitürk Genel Müdürü Ertan Özerdem açıklık getirdi ve söylentilere son noktayı koydu. CNBC-e'de canlı yayına katılan Özerdem şöyle konuştu: "Maç sonrası yayınlarda farklı bir görüntüye dönüyoruz, buna Maraton da dahil. Bu görüntüyle Erman beyin tarzı uymuyor. Erman Toroğlu en azından şimdilik Lig TV'de yok. Ama Şansal beyin durumu ayrı. O Lig TV'nin kurucusudur. Çok derin bir insandır. Birçok zorluğu birlikte geçtik. İnanılmaz bir karekteri vardır. Onun Lig TV'den ayrılması söz konusu olamaz." | Erman Toroğlu gidiyor mu? Şansal Büyüka ayrılacak mı? Maraton bitiyor mu? Bu soruların cevapları bugün geldi. |
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, itirazlarının ''Tam Gün Yasa Tasarısı''nın ilkesine yönelik olmadığını ifade ederek, ''Biz kamu hastanelerinde tam gün çalışmaktan yanayız. Ancak özellikle ücretlendirme konusunda getirilmek istenen sistem, performansa dayalı döner sermaye ödemeleri esasına dayanıyor. Bunun kamu kuruluşlarını işletme haline çevireceğini biliyoruz. Biz bu anlayışa karşıyız'' dedi. Gürsoy, İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısında, yasa tasarısına karşı yapılan dün yapılan eylem süresince boyunca hiçbir aksama yaşanmadığını ifade ederek, ''Katılım istediğimiz düzeyde olmuştur. Biz mesajlarımızı kamuoyuna iletme ve hükümeti uyarma konusunda amacımıza ulaştık'' diye konuştu. ''Tam Gün Yasa Tasarısı''na da değinen Gürsoy, konuşmasını şöyle sürdürdü: TAM GÜN ÇALIŞMAKTAN YANAYIZ ANCAK.. ''İtirazımız yasanın ilkesine yönelik değil. Biz kamu hastanelerinde tam gün çalışmaktan yanayız. Ancak özellikle ücretlendirme konusunda getirilmek istenen sistem, performansa dayalı döner sermaye ödemeleri esasına dayanıyor. Bunun kamu kuruluşlarını işletme haline çevireceğini biliyoruz. Biz bu anlayışa karşıyız. İfade edilen rakamların gerçekle bir ilgisi yok. 15-17 bin lira konusundaki vaatler gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlara yaklaşmak için bile bir hekimin günde 18-20 saat durmaksızın hasta bakması, üstelik de kuruma daha çok para kazandıran işlemlere ağırlık vermesi gerekiyor. Bu ise özellikle üniversite ve eğitim hastanelerinde bu hastanelerin asıl işlevleri olan araştırma ve eğitimi ikinci plana iten bir dengesizlik doğuracaktır. Endişelerimiz bunlardır.'' Tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda tepkilerini çeşitli biçimlerde dile getirmeyi sürdüreceklerini anlatan Gürsoy, ''Veto olanağını kullanması konusunda taleplerimizi cumhurbaşkanına ileteceğiz ve anayasa mahkemesine başvuru konusunda imkanları zorlayacağız. Önümüzdeki günlerde meclis gündeminde bekleyen ve sağlıkta dönüşüm programının en önemli ayaklarından birini oluşturan 'kamu hastanelerini birleştirme yasası' gündeme geldiği zaman da tepkilerimizi çok daha geniş boyutlu dile getirmeye devam edeceğiz'' diye konuştu. ''TALEBİMİZ EŞİT VE ÜCRETSİZ BİR SAĞLIK SİSTEMİ'' Gürsoy, yasa tasarısının uygulanmasıyla ulaşılmak istenen amaç konusunda da şu değerlendirmede bulundu: ''Tam Gün Yasa Tasarısı'nın uygulanmasında amaçlanan, 'muayenehanelere gitmeden kamu hastanelerine gelinemiyor' konusundaki ifadelerin amacına ulaşmayacağını ifade etmek istiyorum. Korkarım ki muayenehaneler kapatılacak ama birçok hekim çeşitli yollardan yine muayenehaneleri işletmeye devam edecektir. Geçmişte buna benzer örnekler yaşanmıştır. Zorlamayla bu işin çözülmesi mümkün değildir. Bugün resmi görevi olan bazı üniversite rektörlerinin bile dışarıda özel muayenehanelerde, özel hastanelerde ameliyat yaptığına dair bilgi geliyor. Dolayısıyla bu beklenen sonucu vermeyecektir.'' Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gürsoy, ''bazı vatandaşların eyleme destek vermemesini nasıl yorumladığının'' sorulması üzerine şunları söyledi: ''Henüz halkımız sağlıkta dönüşüm programının acılarını yeteri kadar fark edecek zaman bulamadı. Salgın hastalıkları sırasında bizlerin teker teker tanık olduğu yoksul kesimin bu konudaki sorunlarına bakarsak, gerçekten 2 lira, 5 lira, 15 lira gibi bize çok düşük gelen bu ek ödemelerin çok ciddi sorunlar yarattığını görürüz. Bizim talebimiz, eşit ve ücretsiz bir sağlık sistemi. ABD, sağlığın piyasalaştırıldığı sistemin en tipik örneklerinden biridir. Milyonlarca insanın sağlık güvencesi yoktur ve bu konuda biraz iyileştirme yapma çabaları Obama iktidarı tarafından gündeme getirilmiştir.'' Gürsoy, muayenehanelerin kapatılmasıyla kullanım dışı kalacak cihazlarla ilgili bir soruya da şu yanıtı verdi: ''Muayenehanelerin kapatılmasından dolayı kullanım dışı kalan cihazlar sorunu bizce çok büyük önem taşıyan bir durum değil. Muayenehanelerde öyle bir ekonomik kayba yol açabilecek alet olsa bile bunlar bir sene içerisinde halledilebilir. Bizim derdimiz 'muayenehaneler kapatılmasın'dan ibaret değil, biz sistemin bütününe karşıyız. Bu sistem, sağlığın kamusal özelliğinin kaybedilmesi, hizmetin özelden satın alınması ve sistemin bütünüyle piyasalaştırılmasıdır.'' | Hükümet doktorların hastanelerde tam gün çalışmasında ısrarcı. Peki Türk Tabipleri Birliği Başkanı Gürün ne dedi? |
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde bir süredir tedavi gören yazar Dinçer Sezgin, vefat etti. Üç hafta önce kalp rahatsızlığı nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Sezgin'in cenazesi, yarın Bostanlı Beşikçioğlu Camisi'nde ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Torbalı'da 1939 yılında doğan Dinçer Sezgin, Çanakkale Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsünü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yapan Dinçer, TRT sınavlarını kazanarak bu kuruma geçti. TRT'de 28 yıl boyunca bir çok kademede görev alan Sezgin, emekli olduktan sonra Radikal Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Sezgin'in 30'un üzerinde şiir, roman ve hikaye türlerinde yazılmış kitapları bulunuyor. SEZGİN İÇİN İNTERNETTE BİR TAZİYE DEFTERİ AÇILDI. TAZİYELERİNİZİ YAZMAK İÇİN TIKLAYINIZ | Kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılan yazar Dinçer Sezgin, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. |
İspanya 1. Futbol Ligi (La Liga) takımlarından Barcelona Kulübü'nün Başkanı Joan Laporta, takımın teknik direktörü Pep Guardiola'nın sözleşmesinin 1 yıl uzatıldığını ve Guardiola'nın gelecek sezon sonuna kadar takımının başında kalacağını açıkladı. Laporta, Guardiola ve kulübün sportif direktörü Txiki Begiristain ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, ''Dün Guardiola ile görüştük ve bana en az bir yıl daha kalacağını söyledi'' dedi. Görev süresi Haziran'da sona erecek olan Laporta, ''Kulübün ve Guardiola'nın birbirlerine söz verdiğini ve Guardiola'nın sözleşmesinin resmi olarak yeni Barcelona başkanının seçilmesinden sonra imzalanacağını'' söyledi. Barcelona'nın yeni başkanını belirlemek için 1 Temmuz'da seçim yapılacak. Sözleşmesi Haziran'da sona erecek Guardiola da, yaptığı açıklamada, ''Sanırım sözüm yeterli olur. Herkes 3 ya da 4 ayın çok uzun bir süre olduğunu biliyor'' dedi. 39 yaşındaki Guardiola, 2008 yılında Barcelona'nın başına geçti ve geçen sezon takıma 6 kupa kazandırdı. Barcelona, 2008-2009 sezonunda İspanya Lig Şampiyonluğu Kupası, İspanya Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, Şampiyonlar Ligi Kupası, Avrupa Süper Kupası ve 6. FIFA Kıtalararası Kulüpler Dünya Kupası'nı müzesine götürdü. | Dünyanın en büyük kulüplerinden birisi olan Barcelona'da teknik direktör Guardiola'nın akibeti belli oldu. |
Saba Tümer'in, CNN Türk'te yayınlanan "Saba Tümer'le bu gece" programına konuk olan eski futbolcu, Galatasaray Kulübü'nde Şubat ayında yapılacak olan başkanlık seçimiyle ilgili olarak, "Benim 1 oyum var. Onu da kime vermeyeceğim belli" diyerek Adnan Polat'ı işaret etti. Geçtiğimiz sezon sonunda Galatasaray'dan gönderilen ve futbolu bırakmak zorunda kalan Şükür, Adnan Polat ve yönetimine üstü kapalı sitem ederek, "Babam çok koyu Fenerbahçelidir. Ben Galatasaray'da oynadığım dönemde Galatasaray'ı tutuyordu ama bana son yapılanlardan sonra yeniden Fenerbahçeli oldu." dedi. SABA TÜMER'DEN YİNE O SORU Programın sunucusu Saba Tümer, daha önce Rıdvan Dilmen'e sorduğu "Kaç yaşında milli oldun" sorusunu Hakan Şükür'e de yönellti ve ilginç bir cevap aldı. İzleyicilerden gelen elektronik postaları okuyan ve seyircilerin ısrarla sormasını istediği "Kaç yaşında milli oldun" sorunu soran Tümer, "Buna Rıdvan abi cevap versin. O güzel cevaplıyor." cevabını aldı. Saba Tümer ve Hakan Şükür bu muhabbet üzerine kahkahalara boğuldu. "GALATASARAYLI ÖLECEĞİM" Fenerbahçe'nin sembol isimlerinden Bülent Uygun ile kan kardeşi olduğunu söyleyen Hakan Şükür, "Çocukluğumdan beri Galatasaraylıydım, öyle de öleceğim." dedi. | CNN Türk'te yayınlanan Saba Tümer'le bu gece" programına konuk olan Hakan Şükür, "Kaç yaşında milli oldun" sorusunu ne yanıt verdi... |
Böğürtlenin birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi yanında insanları neşelendirici ve bellekteki hafıza kaybını önleyici özelliği olduğu belirtiliyor. Daha çok yol kenarlarında, koruluklarda ve ormanlık alanlarda yetişen ve organik asitler, mineraller ve vitamin açısından zengin olan böğürtlen, idrar problemleri, tansiyon hastalıkları, ağız, dil, bademcik ve diş eti problemleri, şeker hastalığı ve yorgunluk gibi çok sayıda hastalığa da iyi geliyor. KAN ŞEKERİNE İYİ GELİYOR Meyvenin yararlarının bilim adamları tarafından da kanıtlandığını hatırlatan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Halk Sağlığı Uzmanı Elif Köroğlu, "Böğürtlen, ülkemizde çok olmasına rağmen pek rağbet görmeyen meyvelerden biri. Oysa insanların vazgeçilmez gıdalarından biri olacak bir meyve. Çünkü içindeki vitaminler ve minenaller, vücuttaki hasarları onarıyor. Özellikle şeker hastalarının kan şekerlerinin düşmesinden korkarak yememeleri yanlış. Böğürtlen, kan şekerini yükseltir. İçindeki doğal şekerler, kan şekerini hiç bir şekilde etkilemiyor." değerlendirmesinde bulundu. BUNALIMA İYİ GELİYOR Meyvenin idrar söktürücü, yüksek tansiyon düşürücü, göz zafiyeti giderici ve ağız yolları iltihaplarını iyileştirici özelliği bulunduğunu hatırlatan Köroğlu, "Neşelenmek isteyen herkese bu bitkiyi öneriyoruz. Toplum içinde sevinemeyen, sürekli bunalımda olan, gülmeyi ve mutlu olmayı unutmuş çok sayıda insana böğürtleni tattırdık. Düzenli olarak tükettikten bir süre sonra mutlu olmaya ve neşelenmeye başladıklarını gördük. Onun için neşelenmeye ihtiyaç duyan herkes böğürtlen yemeli. Ayrıca yaşlı kimselerde parkinson adı verilen hafıza kaybı rahatsızlığına da önleyici etki yapıyor." ifadelerini kullandı | Birçok hastalığa iyi gelen böğürtlenin bunalıma da iyi geldiği ortaya çıktı. Üstelik hafızayı da güçlendiriyor. |
Taraf Gazetesi'nin gündemi sallayan darbe planı haberi siyasileri ikiye böldü. AK Parti ve CHP'den ilk değerlendirmeler... İNTERNETHABER ANKARA- Sarıkız, eldiven, ayışığı darbe planlarına Çarşaf ve Sakal kod adlı iki yeni darbe planı daha eklendi. Camilerin bombalanacağı, jetlerin düşürüleceği gibi ürkütücü eylemleri içeren darbe planları siyasileri ikiye böldü. Hükümet kanadından şaşırmadık, ama inanmak istemiyoruz yorumları gelirken muhalefet inandırıcı bulmadı. Hükümet kanadından ilk yorum Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'ten geldi. Çiçek, son zamanlarda bu tip yayınlar yapıldığını belirterek, "Böyle haberler gündeme geliyor, ancak bunun gerçekliği nedir, bunu tam bilmeden, gerekli araştırma yapılmadan ve konuyla ilgili açıklamaların tümünü görmeden bir değerlendirme yapmak yanlış ve eksik olur" dedi. Türkiye’nin yaşadığı en büyük sıkıntının başında bilgi kirliliği geldiğini ifade eden Çiçek, şunları kaydetti: "Bir konu gündeme geliyor, bu konuyla ilgili benim söylediğim, tüm unsurlar ortaya konulmadan değerlendirme yaptığımızda, bunu da siyasetin gündemine oturttuğumuz da vatandaşın kafası karışıyor. Toplum daha farklı değerlendirmelerin içine itiliyor. Onun için bu konu önümüzdeki günlerde konuyla ilgili olanlar varsa ilgili kurumlar belki bir açıklama yapar. Ondan sonra değerlendirme yapmayı tercih ederim. Kaldı ki bu tip haberler zaten basın yoluyla veya bir şekilde gündeme geldiğinde yargı makamları suç teşkil eden bir yanı varsa inceliyor ve araştırıyorlar. Dolayısıyla işin bir de o yanını görmek gerekir. Sabırla beklemek bence daha doğru olur." İNTERNETHABER'e konuşan milletvekillerinin görüşleri ise şöyle oldu: AK Parti Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat: İki darbe planında da hayret edilecek bir şey yok. Aynı dönemde sarıkız ve ayışığı darbe planları vardı. Dolayısıyla birbiri ile irtibatlı görünüyor. Hatta son çıkanların İstanbul ayağı olduğunu söylemek mümkün. İrtibat var. Türkiye bunları daha önceden yaşamış bir toplum. 1960 darbesini yaşayan biriyim. Çok iyi hatırlıyorum. Gençlerin polis tarafından öldürüldüğü, et balık kurumunda kıyma yapılıp halka yedirildiği konuşulurdu. İnsanlarda inandı bunlara. Ama sonra provakasyon olduğu ortaya çıktı. Sonra 80 darbesi öncesi benzer şeyler olmadı mı yine. Yaşandı. Bunlar olamaz, anormal şeyler diyemeyiz. 28 Şubat sürecindeki şeyh görüntüleri de farklı bir çabanın mı ürünüydü. Demekki oluyor. Önemli olan bundan sonra bir daha bunların yaşanmaması. Konu yargıya intikal edecektir. Bize düşen de bu işlerin takipçisi olmak. CHP Milletvekili Şahin Mengü: Komik hale geldi. Çarşaf, sakal… Bundan sonra mini etek veya smokin gelecek sanırım. İnanmıyorum. Camilere bomba atılacak. Uçaklar düşürülecek. Hiçbirine inanmıyorum. O kadar çok darbe planından bahsedildi ki, demmeki gerçekten bunlar olsa gerçekten bir darbe yaşamış olurduk. Burada üzücü olan özellikle darbe planlarının içeriğine bakılırsa işte camiye bomba atılması gibi, “Türkiye’nin kritik değer yargıları ile oynanıyor. Bu en büyük tehlikedir. Bugün halkın gündemi ekonomidir. Çalışanların, iş dünyasının, işçinin memurun gündemi bugün bunlar değil. İşsizlik almış başını yürüyor. Gerçekten iyi niyetli olsalar buldukları savcıya Susurluk davasını yeniden açtırırlardı. Önce onun üzerine gidin. Ama bunu yapmıyorlar. Bana inandırıcı gelmiyor. Gündemi bunlarla meşgul ediyorlar. Gerçek sorunların üzeri örtülüyor. AK Partili Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu: Bunlar yeni senaryolar değil. Türkiye'de darbeler dönemi bitti. Plan bazında kalır, başka da bir işe yaramaz. Senaryolar olabilir ama bunlardan bir darbe çıkamaz. O yollar kapandı. Bu tür planlar lokal işlerdir. TSK'nın genel bir yaklaşımı olamaz. | Taraf Gazetesi'nin gündemi sallayan darbe planı haberi siyasileri ikiye böldü. AK Parti ve CHP'den ilk değerlendirmeler... |
Yeni projesi için kolları sıvayan Yılmaz, bu kez ünlü kâşif Kristof Kolomb'la Amerika 'yı keşfedecek. Gazete Habertürk'ün haberine göre; ünlü komedyen Kolomb' un Amerika'yı keşfettiği haritayı İstanbul'da Galata'da bir yan kesiciden aldığı efsanesini komik bir hikâyeye dönüştürdü. Filmde yan kesiciyi canlandıracak olan Cem Yılmaz, Kristof Kolomb'un peşine takılıp Amerika'ya gidecek. Yılmaz bugünlerde Karayip Korsanları'na da göndermelerin bulunacağı filmi için deniz kıyısında bâkir koylar arıyor. Ünlü komedyen kalabalık bir figürasyon kadrosuyla çekilecek film için tarihi bir gemide inşa ettirecek. Filmin 2 yıl içinde bitirilmesi planlanıyor | Yahşi Batı filminde Amerika'nın altını üstüne getiren Cem Yılmaz, yeni filminde de rotasını bu kıtaya çevirdi. |
Mehmet Ali Erbil, son dönemde medyada çıkan haberlere isyan etti. Önce eşiyle ayrılacağı yazılan sonra bir aile dostuyla eşinin buluştuğu yönünde çıkan haberlere ateş püsküren Erbil, Kelebek'te yer alan açıklamasında, “Türk halkı beni çok iyi tanıyor. Bu haberler beni yıpratamaz. Tuğba, şöhretli biri değil. Dolayısıyla günlük yaşamında nasılsa dışarıda da öyle davranır. Birileri dedikodu yapacak diye aile dostuyla konuşmamazlık etmez. Bu haberleri yapanların aklından ne geçiyor bilmiyorum ama ben eşimle mutlu bir hayat sürüyorum” dedi. Bu tür haberlerin çıkmasını da kasıtlı olarak değerlendiren Mehmet Ali Erbil, “Bu haberlere değil sinirlenmek, gülüp geçiyorum. Ama birilerinin bu haberleri beni yıpratmak için kasıtlı yaptıklarını düşünüyorum” diye konuştu. | Mehmet Ali Erbil, haberlere gülüp geçti. Eşiyle arasında soğuk rüzgarlar estiği iddialarına ateş püskürdü. |
Doğan Medya Grubu'nda bu sabah itibariyle düğmeye basılan tenkisatta D Spor ile CNN Türk'ten çıkartılanlara iki de ekran yüzü eklendi. Medyaradar sitesinde yer alan habere göre; Galatasaray'ın New York'taki gecesini sunması için CNN Türk'ü temsilen ABD'ye gönderilen Tuba Dural, işten çıkarıldığı haberini gurbette aldı. İşine son verilen diğer bir isim de spiker Pınar Kuyucu oldu. | Doğan medyasında personel indirimi. CNN Türk iki güzel spiker ile yollarını ayırdı. Spiker haberi gurbette aldı.. |
Haiti, ülkeyi yerle bir eden 7 büyüklüğündeki depremden 8 gün sonra, bugün 6.1 büyüklüğündeki artçı bir depremle yeniden sarsıldı. ABD Jeolojik Araştırma Merkezinden yapılan açıklamada, TSİ 13.03'te meydana gelen artçı depremin merkez üssünün, Jacmel kentinin 42 kilometre batı-kuzeybatısı olduğu belirtildi. Artçı deprem nedeniyle herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelip gelmediği konusunda henüz bilgi verilmedi. | Ülkeyi yerle bir eden 7 büyüklüğündeki depremden 8 gün sonra, Haiti şiddetli bir depremle yeniden sarsıldı. |
İtalyan medyası, Galatasaray teknik direktörü Frank Rijkaard ile Juventus'un ilgilendiğini iddia ediyor. İtalyan basını, Juventus'taki işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan Ciro Ferrara'nın yerine Rijkaard'ın getirilebileceği görüşünde. Torino kulübü için adı geçen adaylar arasında Rafa Benitez, Guus Hiddink, Marco van Basten'in yanı sıra Galatasaray teknik direktörü Rijkaard da var. Gazeteler, Barcelona'yı beş yıl çalıştıran Rijkaard'ın Serie A'da Milan'daki parlak futbolculuk kariyeri nedeniyle Juventus'un öncelikli tercihi olduğunu iddia ediyor. Kaynak: cnnturk | Rijkaard İtalyan takımlarının gündeminden bir türlü düşmüyor. Milan'dan sonra başka bir kulüp harekete geçti. |
Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi yiyecek ve içeceklerle tetiklenen diş hassasiyeti diş hassasiyeti, dişeti çekilmesi ve diş minesi kaybına bağlı olarak dentin dokusunun açığa çıkması sonucunda meydana gelir. Dişeti çekilmesi yanlış diş fırçalama, yaşlanma ve dişeti problemleri sonucunda oluşurken; diş minesi kaybı gene yanlış diş fırçalama, asitli ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi, strese bağlı diş gıcırdatma gibi nedenlerle meydana gelmektedir. Bunların sonucunda ise dentin dokusu açığa çıkmakta ve diş minesinden dişin sinirlerine kadar giden dentin tübülleri vasıtasıyla hassasiyet algılanmaktadır. Hassas dişler için piyasada yer alan diğer diş macunlarının etki etmesi uzun zaman alırken, Colgate® Sensitive Pro-Relief™ içerdiği eşsiz Pro-Argin teknolojisi sayesinde, uygulandığı andan itibaren sinirlere giden açık tübülleri tıkayarak diş hassasiyetinde anından rahatlama sağlar. Yapılan bir Tüketici araştırması gösteriyor ki; diş hassasiyetine sahip 10 kişiden 8’i ürünü uygulamalarının ardından buzlu su içmelerine karşın anında rahatlama hissetti. "... Bu kadar etkileyici bir sonuç daha önce hiç görmedim." Dr. William DeVizio, DMD. Piscataway Technology Center Colgate-Palmolive, USA “Yıllardır diş hassasiyeti konusunu araştırmaktayım ve Yeni Colgate® Sensitive Pro-Relief™'in sonuçları kadar etkileyici bir sonuç daha önce hiç görmedim. Devrim niteliğindeki yeni formülü sayesinde, diş hassasiyetine sahip kişiler dişlerinde ağrı hissettikleri kısma bir dakika boyunca direkt olarak uyguladıklarında anında rahatlama hissediyorlar. Ve klinik araştırmalar her gün fırçalandığında bu rahatlamanın uzun süreli olduğunu kanıtlıyor. Profesyonel bir bakış açısıyla, bu gerçek bir innovasyon.” Ayrıntılı bilgi için tıklayın | Hassasiyete karşı kullandığınız diş macunlarının etki etmesi haftalar mı alıyor? |
İzmir'in Menemen ilçesinde terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla aranan kadın ile saklandığı evin sahibi olan akrabası yakalandı. Gözaltına alınan kadının, terör örgütünün Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kırsaldaki kampına katıldığı, halk arasında ''tavuk karası'' olarak bilinen gece iyi görememe rahatsızlığı olduğu anlaşılınca kamptan gönderildiği iddia edildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, terör örgütü PKK üyesi olduğu iddiasıyla aranan M.Ç'nin, Menemen ilçesinde bir evde saklandığını öğrendi. Belirlenen adrese operasyon düzenleyen terör ekipleri, M.Ç. (27) ile saklandığı evin sahibi olan akrabası A.P'yi (33) yakaladı. Gözaltına alınan M.Ç'nin bir süre önce terör örgütü PKK'nın Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kırsaldaki kampına katıldığı, 1 hafta kampta kaldıktan sonra halk arasında ''tavuk karası olarak bilinen gece iyi görememe rahatsızlığının bulunduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine kamptan gönderilen M.Ç'nin İzmir'e geldiği iddia edildi. Emniyet Müdürlüğünde işlemleri tamamlanan M.Ç. ile A.P. adliyeye sevk edildi. | Güneydoğu kırsalında terör örgütünün kampında yaşayan kadının "tavuk karası" olduğu anlaşıldı. PKK onu hemen attı! |
Kampanya kapsamında Ocak ayı boyunca Chery Kimo Forza'ya günde 10 TL'ye sahip olunabilecek. Kampanya 10 TL için Taxim Panelvan ve 20 TL için ise Tiggo Forza modelleri için de geçerli. 1.3 litre motor hacmine sahip ve 83 beygir güç üreten Kimo Forza 16 bin 990 TL 'den başlayan fiyatlarla satılıyor. B segmentinde yer alan Chery Kimo Forza'da hava yastığı, klima, elekrikli ön/arka camlar, elektrik kumandalı ısıtmalı yan aynalar, park sensörleri, fonksiyonel gösterge paneli gibi özellikler de bulunuyor. Şehir trafiğinde güçlü stili, konforu ve sürüş keyfini isteyenlere hitap eden Tiggo Forza paketinde sürücü ve yolcu hava yastığı, klima, elektrik ısıtmalı koltuklar, ABS, EBD, sis farları, far yükseklik ayarı, 6'lı CD/MP3 çalar gibi pek çok donanım sunuluyor. Uygun fiyatı ve işlevsel özellikleriyle ticari otomobil tüketicisinin yoğun ilgisiyle karşılaşan Chery Taxim, konforuna düşkün geniş ailelelerin de tercihi oluyor. Chery Taxim'de, 1.5 litrelik 4 silindirli 1497cc motor hacmine sahip çift sıralı 16V benzinli ve LPG seçenekleri ve 5 ileri manuel şanzıman görev yapıyor. | Chery, Kimo Forza, Taxim Panelvan ve Tiggo Forza modellerini kapsayan yeni bir indirim kampanyası başlattı. |
Bursa'nın İnegöl ilçesinde intihar etmek için oturduğu apartmanın 5. katına çıkan İngilizce öğretmeni, dayısının engellemek için tuttuğu kazağını çıkarıp beton zemine atladı. Genç kadın, hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Alınan bilgiye göre, İnegöl'de bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmeni olan G.Y (31), sabah saatlerinde dayısı Ü.Ö ile birlikte yaşadıkları, apartmanın 5. katında bulunan dairenin balkonuna çıkarak intihar etmek istedi. Yeğeninin balkona çıktığını gören Ü.Ö, atlamak üzere olan genç kadını kazağından yakaladı. Dayısının çabalarına rağmen üzerindeki kazağı çıkaran G.Y, 5. kattan beton zemine düştü. Olay yerine gelen çağrılan 112 Acil ekipleri tarafından İnegöl Devlet Hastanesine kaldırılan G.A, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Adapazarı'nda oturan eşinden 3 yıl önce ayrıldığı ve 5 yaşındaki kızının velayetinin babasında olduğu öğrenilen genç kadının, bir süredir psikolojik sorunlar yaşadığı belirtildi. | Genç kadın intihar etmek için balkona çıktı. Dayısı onu engellemek için kazağından tuttu. Fakat hiçbir şey kar etmedi! |
Edirne Tarım Açık Cezaevinden tedavi amacıyla Devlet Hastanesine getirilen mahkumlardan biri daha hastaneden firar etti. Aynı hastaneden, öğle saatlerinde de bir mahkum firar etmişti. Cezaevinde sahte evrak düzenleme suçundan 3 yıl 1 ay hükümlü olarak tutulan Mehmet Yakut, (54) tedavi amacıyla Edirne Devlet Hastanesine getirildi. Yakut, hastanede kalabalıktan yararlanarak firar etti. Öğle saatlerinde de aynı cezaevinden Devlet Hastanesine getirilen, ''kamu malına zarar vermek'' suçundan hükümlü olan, mart ayında tahliye edilecek Ali Delen (33) firar etmişti. Firari iki mahkumun da yakalanması için çalışmalar sürdürülüyor. | Açık cezaevinden getirilen sanıklardan biri öğle saatlerinde firar etmişti. Aradan bir saat geçmedi ki ikincisi de kaçtı. |
"Taşıma suyla değirmen dönmez." açıklaması yapan CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu'na, TDH İl Başkanı Nihat Demirkol sert cevap verdi. "Biz siyaset sahnesinden çoktan çekilmiş olması gerekenler hakkında konuşuyor muyuz?" diyen Demirkol, mitingin, İzmir'deki politik zeminin mevcut partilerin ayağının altından kaymakta olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Demirkol, parti il binasında düzenlediği basın toplantısında mitingi değerlendirdi. CHP'yi kastederek, isabetsiz yaklaşımlarla kamuoyunun yanlış bilgilendirmesine seyirci kalmayacaklarını belirtti. CHP'nin açıklamasının düşündürücü olduğunu ifade eden Demirkol, "Satır aralarındaki tedirginlik iktidarın koltuğunu kaybedeceğini, iktidara hasret olanlarınsa bundan böyle muhalefet alternatifi bile olamayacağını göstermektedir." dedi. Hareketin lideri Mustafa Sarıgül'ün yaptığı konuşmanın hiçbir yerinde bir siyasi partinin adının telaffuz edilmediğini vurgulayan TDH İl Başkanı Demirkol, "Acaba, 'Delege ağalığına son vereceğiz. Genel başkanı, partiye kayıtlı üyeler seçecek.' denildiği için mi üstlerine alındılar? 'Partimizde gece darbeleri ve görevden alınmalar olmayacak.' söyleminin çağrıştırdıklarından mı rahatsız oldular?" diye sordu. TDH'nin ötekisi olmayan bir hareket olduğunu savunan Nihat Demirkol, bölmek değil, birleştirmek idealiyle siyaset üreteceklerini vurguladı. Mevcut siyaset yapma biçimini tasfiye edeceklerini söyleyen Demirkol, "TDH'nin ideolojisi bellidir. Biz Atatürk'ü de inançlarımızı da siyaset malzemesi yapmayacağız, yaptırmayacağız. Çağdaş sosyal demokrasi anlayışını ıskalamış olanlar, yıllardır bölünme, takıntı ve acındırmayla ayakta duruyor. Hazırlıksız ve programsız oluşlarını gözlerden saklamaya çalışıyorlar." şeklinde konuştu. Mitinge katılımla ilgili eleştirilere de değinen Demirkol, TDH'nin internet sitesinde rakamın 30 bin olarak telaffuz edildiğini hatırlatarak, "Bu bile onlarca sivil toplum kuruluşunun ortaklaşa düzenlediği mitingleri sahiplenmekten daha samimi bir duruşumuz olduğunu gösteriyor." dedi. Demirkol, Sarıgül'ün mitingde uçurduğu sarı güvercinlerle ilgili açıklamada da bulundu. Dört güvercini Antalya Elmalı'dan bir vatandaşın getirdiğini belirten TDH İl Başkanı, bunların boyanmadığını, 2 milyonda bir rastlanan nadir bir tür olduğunu kaydetti. | Türkiye Değişim Hareketi (TDH)'nin Pazar günü düzenlediği "Büyük İzmir Buluşması" sonrasında başlayan tartışmalar büyüyor. |
İNTERNETHABER ANKARA- 87 yaşında yeni parti kurdu. Başına geçti. Ve ağır politikaya başladı. Rahşan Ecevit, TEKEL işçilerine destek amacıyla bugün sabaha kadar işçilerle birlikte TÜRK-İŞ önünde eylem yapacak. 87 yaşında olmasına rağmen politikadan vazgeçmeyen ve eski partisi DSP kadrolarıyla anlaşmazlığa düştüğü için yeni parti kuran Rahşan Ecevit, bir çok genç ve erkek siyasetçinin yapmadığını yapmaya karar verdi. Kurduğu DSHP'nin başına geçen Hulki Cevizoğlu, istifa edip ayrılınca partinin genel başkanlığını üstlenen Rahşan Ecevit, biraz önce TÜRK-İŞ önünde elem yapan TEKEL işçilerini iziyarete gitti. Ecevit, işçilere destek amacıyla "Sabaha kadar işçilerle birlikte kalacağını" açıkladı. Ecevit, soğuk havanın ve ağır koşulların hatırlatılması üzerine, "Ben dayanıklıyım. bir şey olmaz. İşçi kardeşlerimizle birlikte sabaha kadar burada olacağım" dedi. | DSHP'nin genel başkanı Rahşan Ecevit, TEKEL işçileri ile sabahlayacak. Ecevit, "Dayanıklıyım, oturacağım" dedi. |
ADNAN BERK OKAN Ben Başbakan olsaydım eğer… Gecenin bir yarısında… hiç kimsenin aklının ucundan bile geçmediği bir anda… sigaraların efkârla tüttürüldüğü o gece ayazında yanıma karımı da alır, Tekel İşçilerinin direniş mahallini ziyaret ederdim... Onlarla oturur, ikram edecekleri çay bardağını bir avucumdan diğer avucuma sıkça aktararak ve sıcaklığını duya duya dolaştırır; yine sıkça küçük küçük fırtlarla, yudumlarken dertlerini dinlerdim… Her taleplerinde haklı olduklarını söyler, taa ki yoruluncaya kadar, konuşmalarını hiç kesmeden söyleyeceklerini bitirmelerini beklerdim… Sonra da “bitti mi?” diye sorup, onaylarını aldıktan sonra Devletin imkânlarını anlatırdım onlara… 4. Murat’ın, daha fazla para isteyen Yeniçerilere, “hazine tükendi, denizden mi alıp vereyim” deyişini hatırlatırdım… “Şurada hepinize söz veriyorum; çocuklarınızın okul masraflarını kamu bankalarından birinin sırtına yıkacağım” der; Ahmet Çalık’a toplam 750 Milyon Dolar kredi veren Ziraat ve Vakıflar Bankası genel müdürlerini bu konuda ikna(!) ederdim… Onlara; bir su kaynağının birkaç kürek toprakla kapatılabileceğini ama kendi başına bırakılırsa üzerinden bir tankla bile zor geçilebileceğini hatırlatırdım… kendi başına bırakılıp çağlayana dönüşmüş bir küçük pınar olduğunu söylerdim… TEKEL’de yaşananların, ekonominin gereği olduğunu belirtir; teröre 29 yılda 300 Milyar Dolar harcayan bir ülkenin sonuçta arkada 40 bin yitik can, boşaltılmış binlerce köy; evlerinden barklarından sefalet içinde sürülmüş milyonlarca vatandaş ve 6 milyon (belki daha da fazla) işsiz yurttaş bıraktığını hatırlardım… “Terör bitmeden” derdim, “kalıcı iç barış tesis edilmeden sadece sizlerin değil, iş – aş bekleyen 6 milyon insanımızın sorununun çözümü de zaman alacaktır ne yazık ki”… Ama Başbakan bunu yapacağına o insanlarla ağız kavgası ediyor… Beceriksiz, kötü niyetli muhalefetin eline koz veriyor… “Kötü haber, iyi haberdir” zihniyetindeki, televizyon habercilerinin ve ankormanlarının doymak bilmeyen “felâket tellâllığı” iştahlarını kabartıyor… Ah sevgili Tayyip Bey kardeşim ah… Şu kendine olan özgüvenini takınsan da TEKEL işçilerinin yanlarına gidip, çaylarını içsen ve onları bir dinlesen var ya; kim tutar seni!... adnanberkokan@gmail.com | Ülke bütçesinin yıllarca yapılan eş dost kayırmaları, görev zararları, yüksek tarım taban fiyatları, akıl almaz sendikal talepler ve yüksek faizle, |
Kurtlar Vadisi Pusu’nun 21 Ocak Perşembe akşamı yayınlanacak olan 77. bölümünde yine nefesler tutulacak... Abdülhey’i arayan Polat ve ekibini bekleyen büyük sürpriz ne olacak? Abdülhey ve Polat niye karşı karşıya gelecek? Ebru’yla tartışan Polat Alemdar, ne yapacak? Ömer Baba, Polat ve Ebru’nun arasını düzeltmeyi başarabilecek mi? Davut Tataroğlu, Bulut’tan ne isteyecek? Bulut, Polat ve Memati’ye ihanet edecek mi? Arkasına İsrail’i alan İskender’in ayağa kalktıktan sonra ilk hedefi kim olacak? Tüm bu soruların yanıtları ve çok daha fazlası, Kurtlar Vadisi Pusu’nun heyecan dolu yepyeni bölümüyle 21 Ocak akşamında Star TV ekranlarında olacak… | Kurtlar Vadisi Pusu"nun 21 Ocak Perşembe akşamı yayınlanacak olan 77. bölümünde yine nefesler tutulacak... |
Elazığ’da bir eve silah zoruyla giren 5 kişiden birinin ev sahibinin torunu olduğu, soygunu da bu kişinin planladığı belirlendi. Elazığ'ın Maden ilçesi Işıktepe Köyü'ndeki evde birlikte yaşayan 79 yaşındaki Fatma B. ile kızı Ayten B'nin evine girip silah zoruyla 60 Cumhuriyet altınını çaldıkları iddiasıyla yakalanan Sezayi Demir, Murat Güldogan, Serhat Güldogan, Muhammet Eroğlu ile Rıdvan Güreş tutuklandı. Rıdvan Güreş'in, Fatma B'nin torunu, Ayten B'nin ise yeğeni olduğu, soygunu da bu kişinin planladığı öğrenildi. SU İSTEMEK BAHANESİYLE EVE GİRMİŞLER Güreş ve arkadaşlarının il merkezinde kiraladıkları otomobille köye geldikleri, iki zanlının evi kontrol etmek amacıyla su istemek bahanesiyle eve gittikleri, iki kadının yalnız olduğunun anlaşılması üzerine kuru sıkı tabancayla kadınları etkisiz hale getirip soygunu gerçekleştirdikleri ortaya çıkarıldı. Rıdvan Güreş'in evde altınların bulunduğu dolabı bildiği, önce bıçakla açmaya çalıştığı, bunu başaramaması üzerine de kapısını kırarak altınları çaldığı tespit edildi. Öte yandan, Fatma B. ve Ayten B'nin 60 adet altın çalındığı bilgisine karşılık, zanlılarla birlikte 39 adet tam altın, 1 adet yarım altın, 4 adet çeyrek altın, 2 adet beşibiryerde, 5 adet bilezik ve 1300 lira para ele geçirildi. Silah zoruyla hırsızlık yaptıkları öne sürülen Sezayi Demir, Murat Güldoğan, kardeşi Serhat Güldoğan ve Muhammet Eroğlu, Sivrice Jandarma Komutanlığı ekiplerinin trafik kontrolü sırasında yakalanmış, yapılan soruşturma sonucunda hırsızlık olayını gerçekleştirdikleri anlaşılmıştı. Soruşturmayı sürdüren ekipler, daha sonra hırsızlığı planlayan torun Rıdvan Güreş'i de yakalamıştı. | Elazığ"da bir eve silah zoruyla girip 60 Cumhuriyet altını çaldılar. Yakanan 5 kişiden biri babaanneyi kahretti. |
Eşinin çalıştığını gizlediği tespit edilenlerin, bugüne kadar aldıkları tüm ödenekler maaşlarından kesilecek Türkiye genelinde ilk kez Adana Defterdarlığınca yapılan çalışma rapor halinde bakanlığa sunulacak. Çalışmaya göre eşinin çalıştığını gizlediği tespit edilenlerin, bugüne kadar aldıkları tüm ödenekler maaşlarından kesilecek Türkiye genelinde ilk kez Adana Defterdarlığınca yapılan bir çalışmada, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında yapılan incelemede, eşinin çalıştığını gizlediği tespit edilenlerin, bugüne kadar aldıkları tüm ödeneklerin maaşlarından kesildiği bildirildi. Adana Defterdarı Tamer Utkucu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin kasasından çıkan bir liralık haksız ödemenin bile yüzlerle, binlerle hatta milyonlarla çarpıldığında büyük meblağlara ulaştığını, bu parada tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının bulunduğunu, bu hakkı korumanın da her devlet memurunun görevi olduğunu söyledi. Bakanlığın, gelirlerin artırılması, giderlerin kısılması yönündeki genelgesi doğrultusunda çalışmalar yaparken, sadece eşi çalışmayan kamu personeline ödenmesi gereken “aile yardımı ödeneğinden” eşi çalışanların da yararlandığı yönünde kuşkuya kapıldıklarını ifade eden Utkucu, “Yaptığımız çalışmada bu kuşkularımızın yerinde olduğunu gördük” dedi. Maaşlarını genel bütçeden alan kamu personelinin kayıtlarının tutulduğu “Say 2000” kayıtlarında, Adana il genelinde, 44 bin 111 işçi, memur, sözleşmeli ve geçici personel bulunduğunu tespit ettiklerini belirten Utkucu, “Bunun ardından aile ödeneğinden faydalananların listesini çıkardık. Bu listeleri de Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarıyla karşılaştırdığımızda, eşi çalıştığı halde aile yardımı ödeneğinden faydalananları tespit ettik” diye konuştu. Defterdar Utkucu, hiçbir kamu çalışanını zan altında bırakmak istemediklerini, unuttukları ya da ihmal ettikleri için bildirimde bulunmadığını düşündüklerini belirterek, haksız yere aile yardımı alan 267 personele bildirimde bulunduklarını, eşlerinin çalışmaya başladığı tarihten itibaren aldıkları tüm ödenekleri maaşlarından kestiklerini kaydetti. TÜRKİYE’YE MODEL OLACAK Utkucu, il genelinde yaptıkları bu çalışmanın 3 ilçe haricinde sonuçlandığını, 267 rakamının artabileceğini düşündüklerini bildirdi. Utkucu, bu çalışma ile devletin giderlerinden tasarruf sağladıkları gibi hak etmeden alınan bir paranın da önüne geçtiklerini belirterek, “Bu çalışmayı rapor halinde bakanlığımıza sunup, Türkiye genelinde tüm il defterdarlıklarınca uygulanmasını teklif edeceğiz” dedi. MİLYONLARCA TL YAPIYOR Defterdar Utkucu’nun yaptığı hesaplamalara göre, Adana örneğinden yola çıkıldığında, 267 personel, toplam personel sayısı olan 44 bin 111 kişiye oranlanınca, binde 7 kişinin hakkı olmadan aile yardımı aldığı ortaya çıkıyor. 267 personelin ayda aldıkları 86,07 lira ise toplamda ayda 22 bin 980 lira, yılda 275 bin 768 lira yapıyor. Bazı personelin son 5-6 yıldır aile ödeneği aldığı düşünüldüğünde ise bu rakam katlanarak artıyor. Adana örneğinden yola çıkarak bu kez Türkiye genelinde bir hesaplama yapıldığında da haksız ödeme yılda milyonlarca lirayı buluyor. Çünkü, maaşlarını genel bütçeden alan yaklaşık 2,5 milyon kamu çalışanı var. İl özel idareleri ve döner sermayeye dayalı işletmeler dahil edildiğinde bu sayı 4 milyona ulaşıyor. Sadece 2,5 milyon dikkate alındığında, Adana örneğindeki binde 7’si 17 bin 700 personele tekabül ediyor. Bu personelin her birinin sadece bir yıl süreyle haksız aile yardımı aldığı düşünüldüğünde aylık ödeme 1 milyon 505 bin lirayı, yıllık ödeme ise 18 milyon liraya ulaşıyor. | Defterdarlık bir çalışma başlattı. Eğer eşinizin çalıştığını söylemediyseniz haberler hiç de iyi değil. |
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye ile imzalanan protokollere ilişkin kararını değerlendirirken, “Hükümetin bu vahim durum karşısında acilen yapması gereken; Ermenistan'la imzalanan protokolleri onay için sevk ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geri çekmesi, protokollerin Türkiye bakımından geçersiz ve hükümsüz olduğunu resmen açıklaması ve Türk milletinden özür dilemesidir” dedi. Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, “Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin protokollerin Anayasa'ya uygunluğu konusundaki kararının, protokollerin Ermenistan tarafında onay işleminin ayrılmaz bir unsuru ve parçası olduğunu” ifade etti. Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin bu kararıyla protokollerin; “Türkiye'nin Doğu Anadolu topraklarını Batı Ermenistan olarak tanımlayan ve Anayasa hükmü haline getirilen Bağımsızlık Bildirisinin ilgili maddesini değiştirmeyeceğini, Ermenistan'ın iki ülke sınırını belirleyen 1921 Kars Antlaşmasını tanıdığı anlamına gelmediğini ve 1915 soykırımının uluslararası planda tanınmasını amaçlayan milli devlet politikasını etkilemeyeceğini ortaya koyduğunu” ifade eden Bahçeli, kararda Dağlık Karabağ sorunu ile Ermeni işgali altındaki Azerbaycan topraklarının protokoller kapsamına girmediği ve bu nedenle uygulamanın bu sorunlara bağlanamayacağının kaydedildiğini anımsattı. Ermenistan'ın protokollerin içeriği, kapsamı ve anlamı hakkındaki görüşlerinin bu suretle resmen kayda geçirildiğini, parlamento onayının bu anlayışla sonuçlandırılacağının hükme bağlandığını belirten Bahçeli, şöyle devam etti: “Bu kararla Ermenistan'ın uluslararası hukuka aykırı tutumunun ve Türkiye'ye düşmanca yaklaşımının değişmediği bir kere daha anlaşılmıştır. Bu durum AKP hükümeti ve protokollerin altında imzası bulunan Dışişleri Bakanı için utanç verici bir hezimet ve fiyaskodur. Ermenistan'ın bu tutumu ortadayken Dışişleri Bakanlığının 18 Ocak 2010 tarihinde yaptığı 'Türkiye'nin Protokollerin hükümlerine bağlılığını muhafaza ettiği' yönündeki açıklaması, anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün olmayan bir gaflet ve garabet örneği olmuştur. Hükümetin bu vahim durum karşısında acilen yapması gereken; Ermenistan'la imzalanan protokolleri onay için sevk ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geri çekmesi, protokollerin Türkiye bakımından geçersiz ve hükümsüz olduğunu resmen açıklaması ve Türk milletinden özür dilemesidir. Bunu yapmadığı takdirde AKP hükümeti Türkiye'nin onurunu, itibarını, haysiyetini ve milli çıkarlarını bilerek ayaklar altına alan bir hükümet olarak tarihe geçecektir.” | Ermenistan'ın 'soykırım' tavrına tepki gösteren MHP Lideri Bahçeli'den hükümete uyarı: Protokolü Meclis'ten hemen çek! |
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AK Parti Hükümetinin, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı ile “kendi derin devletini oluşturma çalışmalarını son noktaya taşımak istediğini” savunarak, “Yabancı çalıştırma yetkisi alarak, iç güvenliğimiz okyanus ötesine teslim edilmektedir. İstihbarata, sanki Kurtlar Vadisi ayarı yapılmaktadır” dedi. Okay, düzenlediği basın toplantısında, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kurulmasına Dair Yasa Tasarısına ilişkin eleştiriler yöneltti. DARBENİN ARKASINA SAKLANARAK KADROLAŞMA Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti söz konusu olduğunda “mangalda kül bırakmayan” Hükümetin, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasında da aynı sözlerin arkasına sığındığını bildiren Okay, “Darbe girişimleri, suikast planları, vesayet gibi kavramların arkasına saklanarak sessiz ve derinden sivil bir darbe yapmaya çalışan iktidar, artık sivil dikta aşamasına doğru hızla ilerlemektedir. Gerçekleştirdiği kadrolaşma, emniyet içinde sağladığı F tipi örgütlenme, cemaat ve tarikatların isteğiyle yapılan atamalar, keyfi dinlemeler, hukuk dışı tutuklamalar, 'açılım' isimleriyle ülkeyi bölme projeleri, emekçilere uyguladığı acımasızca tutumla farklı bir aşamaya gelinmiştir” diye konuştu. Okay, Hükümetin, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı ile “aklından hiç çıkarmadığı kendi derin devletini oluşturma çalışmalarını son noktaya taşımak istediğini” ileri sürdü. “AKP'NİN ÖZEL TİMLERİ” İktidarın, “devlet içinde derin yapılanmada yeni bir örgütlenme için kollarını sıvadığını” savunan Okay, bunun yalnızca CHP'nin iddiası olmadığını, Hükümetin, itiraflarda bulunduğunu söyledi. Okay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, “... bu kuruluşu, ölü doğmuş bir kuruluş olarak katiyen düşünmüyoruz. Bu konuda belki herşey yasa metnine geçirilmiyor. Biraz da çok bağlayıcı olmayalım, biraz esnek çalışalım” şeklindeki açıklamasının da düşüncelerini doğruladığını belirtti. Okay, “AKP'nin özel timleri için yeni bir yapı mı öngörülmektedir? Bu özel timler, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı aracılığıyla 81 ilde örgütlenmek mi istemektedir? Örtülü ödenekten yararlanacak, operasyonel görevi olmadığı halde inceleme ve denetleme yetkisi olacak, bu yetkisini hangi kuruluşlara karşı kullanacağı belli olmayan, çalışanlarının nasıl seçileceği ve nitelikleri hakkında yeterli bilgi bulunmayan bu müsteşarlık, iktidarın özel örgütlenmesine giden yolun taşları değil de nedir?” diye sordu. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ UYGULAMALARI Atalay'ın, “esnek ve yasa metnine yazılmamış” diye belirttiği örgütlenmenin, hukuk devletiyle bağdaşır bir yanının olmadığını dile getiren Okay, “Bu, istibdat dönemlerinde görülecek bir düzenlemedir. Abdülhamit dönemi uygulaması ile karşı karşıyayız” dedi. İSTİHBARATA KURTLAR VADİSİ AYARI Tasarıyla, sözleşmeli yabancı çalıştırma imkanı getirildiğine işaret eden Okay, “Yabancı çalıştırma yetkisi alarak, iç güvenliğimiz okyanus ötesine teslim edilmektedir. İstihbarata, sanki Kurtlar Vadisi ayarı yapılmaktadır” diye konuştu. Okay, tasarıyla, Ak Parti'nin, illerde idari birimlerin yanına “kuma yönetimi” getirmek istediğini, kendisine bağlı çalışma ekibi oluşturmaya çalıştığını savundu. “HALK OYLAMASINDA, HALKTAN TOKAT” Okay, Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 60 güne indiren yasa teklifinin TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildiğinin anımsatılması üzerine, teklif gündeme geldiğinde de bunun ülkenin gündemini değiştirmeye yönelik ve anayasada bazı değişikliklerin ön çalışması olduğunu dile getirdiklerini söyledi. Ak Parti'nin, yargıyı da “AKP'lileştirmek” için anayasal değişiklik yapma çabasında olduğunu ileri süren Okay, “Bu teklifteki amaç da AKP'nin, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı seçiminde olduğu gibi anayasa değişikliğini uzlaşmaksızın, parlamentodan geçiremediği takdirde halkoyuna götürme arzusudur. Geçmiş göstermiştir ki böylesine direngen siyasi iktidarlar, halk oylamasında halktan tokat yemiştir” dedi. “KONUŞMALARIN BİPLENMESİ LAZIM” Okay, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin, Türkiye ile imzalanan protokollere ilişkin kararının sorulmasına karşılık, Hükümetin, dış politikada Türkiye Cumhuriyeti Devletini, “toslattığını” ileri sürdü. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, kendisine yönelik suikast iddialarını ciddiye almayanlara yönelik sözlerinin sorulmasına Okay, “Sayın Arınç, bakan olduktan sonra, kontrolünü tamamen yitirdi. Sayın Arınç'a bakanlık dokundu, ağzı bozuldu. Bunda Recep İvedik filmlerinin etkisi oldu. Hakaretamiz konuşmalarının reytingi yüksek oluyor. Bundan sonra galiba Bülent İvedik denmesi daha doğrudur. Arınç'ın bu tür basın açıklamalarını, RTÜK'ün denetimine tabi televizyon kanalları, bip sesi vermeli, Arınç'ın konuşmalarının biplenmesi lazım” karşılığını verdi. | CHP'li Okay AK Parti kendi derin devletini oluşturuyor derken yeni yasa ile istihbarata Kurtlar Vadisi ayarı yapıldığını söyledi. |
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay düzenlediği basın toplantısında, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) katkılarıyla hazırlanan tatil kampanyası hakkında bilgi verdi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun Azerbaycan'a gitmesi nedeniyle toplantıda bulunamadığını bildiren Günay, kampanyaya destek veren herkese teşekkür ederek, öğretmenlere hayırlı olmasını diledi. Türkiye'deki yüz binlece öğretmenin çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini, herkesin bulunduğu konumu anne babalarının yanı sıra öğretmenlerine borçlu olduğunu vurgulayan Günay, ''Ne yazık ki Türkiye'nin ekonomik imkanları öğretmenleri toplumda yaptıkları işleve uygun bir gelire henüz yeterince ulaştıramıyor'' dedi. Günay, bu kapsamda yapılan çalışmalarda öğretmenlerin tatil alışkanlığının zayıf olduğunu öğrendiklerini ifade etti. Günay, “Kampanyadan yararlanmak isteyen öğretmenlerimiz çok sayıda konaklama tesisi ve seyahat acentesini (www. kultur. gov.tr), (www.meb.gov.tr) ya da (www.goturkey.com/ogretmen) adreslerinden öğrenebilirler. Ayrıntılı bilgiler de burada mevcut. Öğretmenlerimiz kış fiyatları üzerinden yüzde 50'ye varan indirimlerle tatil yapabilecekler. Örneğin beş yıldızlı bir otelde her şey dahil kişi başı 50 TL'ye, hatta 45 TL'ye kalabilecekler. Antalya'da beş yıldızlı otelde bir kişi 250, iki kişi 500 TL'ye beş gün boyunca tatil yapabilecekler. Üç yıldızlı otellerde bu fiyat 20 TL'ye kadar düşüyor” dedi. Bakan Günay, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden yaklaşık 140 otel ve sekiz tur şirketinin kampanyaya destek verdiğini bildirdi. Bakan Günay, yakın gelecekte bakanlık çalışanlarına yönelik bir kampanya düzenlemek istediklerini, buna kültür ve turizm alanındaki basın mensuplarını da eklemeyi düşündüklerini söyledi. Kampanyayı bu yıl daha erken bir tarihe alacaklarını dile getiren Günay, ''İç turizmle ilgili erken rezervasyon yaptırdığınız taktirde yabancı grupların yararlandığı imkanlardan bizim vatandaşımız da yararlanabilecek. Kampanyayı 8 Şubatta başlatacağız'' dedi. | Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yarı yıl tatilinde öğretmenlere yönelik tatil kampanyası başlattıklarını belirtti. |
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, ''GİMDES, yaklaşık 3 yıldır üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü GİMDES Helal Standardını tamamlamış bulunmaktadır'' dedi. Büyüközer, helal gıda toplantısında, helal gıda kavramının, Birleşmiş Milletler uluslararası gıda standartları topluluğu Codex Alimentarius Komisyonu dokümanlarında ''İslami Kurallar doğrultusunda izin verilen gıda'' olarak tanımlandığını ifade etti. GİMDES'in yaklaşık 3 yıldır üzerinde çalıştığı GİMDES Helal Standardının tamamladığını belirten Büyüközer, bu konudaki çalışmaları başlatırken, örnek olarak Malezya Helal Sertifika Kurumunun (JAKİM) yürürlüğe soktuğu Helal Standardını, ulaşabildikleri 65 akademik ilgiliye gönderdiklerini ve görüşlerini talep ettiklerini ifade etti. Bu standarda dayalı olarak ihracata dönük helal gıda sertifikası verdiklerini belirten Büyüközer, bugüne kadar 28 firmanın helal gıda sertifikası aldığını dile getirdi. Büyüközer, Türkiye'de helal gıda sertifikalı ürünlerin artmasıyla ilk etapta en az 100 milyar dolarlık ihracat potansiyelinin ortaya çıkabileceğini düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu: ''Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi, kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor. Helal gıda pazarının bugünkü değerinin 850 milyar dolar, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Araştırmalara göre dünyada helal ürünleri tüketen yaklaşık 2 milyar tüketici bulunuyor. Bu nüfusun 950 milyonu Asya'da, 450 milyonu Afrika'da, 350 milyonu Orta Doğu'da, 30 milyonu Avrupa'da, 10 milyonu Amerika'da yaşıyor. Müslüman olmayan ülkelerde de talep gören helal gıda sektörünün AB ülkelerindeki ekonomik büyüklüğü ise yaklaşık 70 milyar dolar. Pek çok ülke, yalnızca gıdada 850 milyar doları aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkati çekiyor. Dünya Helal konseyi (WHC) gurubu sertifika veren kuruluşların başında geliyor. Şu anda helal gıda ticaretinin dünya helal gıda pazarının yaklaşık yüzde 10'unu karşıladığı bildiriliyor. Talebin yüzde 90'ının karşılanamamasının başlıca sebebi ise birçok Müslüman ülkenin gıda pazarının uluslararası ticareti yapılamayan basit ürünlerden oluşmasına bağlı olduğu belirtiliyor. Müslüman ülkelerde üretilen çok sayıda ürün, kötü paketleme, istikrarsız arz ve sürdürülemeyen markalaşma yüzünden talep görmüyor.'' DÜNYA HELAL KONSEYİNİN 2010 KONGRESİ TÜRKİYE'DE YAPILACAK GİMDES'in 27 adet helal sertifikalı denetçi yetiştirdiğini ifade eden Büyüközer, Dünya Helal Konseyinin 2010 kongresinin Türkiye'de yapılacağını bildirdi. Kongreyle beraber uluslararası helal ürün fuarı da gerçekleştireceklerini belirten Büyüközer, helal ürün konusunda yetişmiş eleman eksikliği olduğunu ve bunun için Meslek Yüksek Okulu kurulması yönünde çalışmalar sürdürdüklerini ifade etti. Helal gıda sertifikalandırmasının mezheplerin de dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurgulayan Büyüközer, Türkiye'deki etiket yönetmeliğine ilişkin şöyle konuştu: ''2 ay kadar önce Japonya'dan bir heyet geldi bize. Daha önceden helal ürün satma konusunda Malezya ile anlaşmışlar. Büyük bir şok yaşadılar. Türkiye'de marketleri dolaşmışlar. Hiçbir rafta helal logolu ürün görmemişler. Maalesef Türkiye, bu konuda çağ dışı kalmış durumda. Bir etiket yönetmeliği var. Bu yönetmeliğe göre etiketlere belirtilen maddelerin dışında bir şey yazıldığında ceza kesiliyor. Bir tanıdığım helal sertifikalı bir diş macunu ithal etmiş. Ona da ceza yazılmış. Ben inancıma göre marketten alışveriş yapamıyorum. Sadece ben değil, Museviler de inancına uygun ürün alamıyor. Vejeteryanlar da böyle bir ürün bulamıyor. '' Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Büyüközer, ''Etiket yönetmeliğinin değişmesi gibi bir durum söz konusu mu?'' sorusunu da ''Şu anda kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan randevu istedik. Onlarla görüşmemiz olacak. Onların da böyle bir çalışma yaptığı yönünde bir duyum aldık. Geçenlerde katıldığım bir toplantıda Tarım Bakanımız ve Müsteşar Yardımcımız da vardı. İkisi de bizim bu faaliyetlerimizi yakından takip ettiklerini ve desteklediklerini ifade buyurdular'' şeklinde yanıtladı. Büyüközer, ''Başka ülkedeki bir firmaya Türkiye'den sertifika verebiliyor musunuz? sorusu üzerine de, komşu ve yakın ülkelerde WHC üyesi bir kuruluş yoksa böyle bir sertifika verebildiklerini, hatta son günlerde İsrail'den 2 firmanın kendilerinden sertifika vermelerini talep ettiklerini söyledi. | ''İslami Kurallar doğrultusunda izin verilen gıda'' olarak tanımlanan Helal Gıda üzerindeki çalışmalarda sona gelindi. |
Meksika'da yetkililer, polisin alkol denetimi yaptığı noktaların internet paylaşım sitelerinde özellikle "mikro-blog" sitesi Twitter'da yayınlanmasını engellemenin yollarını arıyor. Meksika medyası, Twitter'da bir sitenin, Meksika'nın başkentinde polisin içkili sürücüleri yakalamak için kurduğu kontrol noktalarını bildirdiğini yazdı. 20 milyon nüfuslu başkent Meksiko ve civarında, geçen ay yasal alkol seviyesini aşan 1500'den fazla sürücü yakalandı. Ülke basınında yer alan haberlere göre, parlamentoda bir komisyon, internette yayınlanan ve kamu güvenliğini tehlikeye atan, aynı zamanda cep telefonuyla da kullanılabilen bazı içeriklerin düzenlenmesine ilişkin bir yasa tasarısını incelemeyi sürdürüyor. Parlamenter Norberto Nazario, bu tehlikeli içerikler arasında sadece karayolu kontrollerinin değil, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için yürütülen polis operasyonlarının da bulunduğunu söyledi. Meksika federal polis yetkilileri de, polis operasyonlarıyla ilgili gizli bilgileri yayanlara karşı olası yaptırımları incelemekte olduklarını bildirdiler. Twitter'ın 3 bin 600 abonesi bulunan söz konusu sitesine bugün hala ulaşılabilirken, son saatlerde yeni mesajlar kaydedilmediği gözlendi. | Eskiden 'dikkat ilerde çevirme var' diye şoförler birbirine farla işaret verirdi. Şimdi teknoloji ilerledi tabii, twitter var! |
Çanakkale'de hastaneye muayeneye giden evli bir çocuk annesi 23 yaşındaki T.D., 2'si kadın 3 kişi tarafından zorla otomobile bindirilerek kaçırıldı. Yol boyunca defalarca uyutulan T.D., Kayseri'de otomobilden atlayarak kendisini kaçıranların elinden kurtuldu. T.D. hastanede tedavi altına alınırken, polis 3 zorbayı arıyor. Olay, dün akşam saatlerinde Çanakkale Bahattin Huriye Demircioğlu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi önünde meydana geldi. İddiaya göre evinden çıkarak hastaneye muayene giden, 4 yıllık evli, 1 erkek çocuk annesi T.D.'nin yanında, içerisinde 2 kadın, 1 erkeğin bulunduğu otomobil durdu. İddiaya göre adres sormak için durdurdukları T.D.'yi koklattıkları eterle bayıltan 3 kişi, genç kadını otomobile bindirip hızla hareket etti. Otomobildekiler, daha sonra hiç durmadan yol aldı. Otomobildekiler, yol boyunca da T.D.'ye eter koklatıp, defalarca uyuttu. Gözlerini Kayseri'de açan T.D., Şehirlararası Otobüs Terminali yakınlarında kavşakta yavaşlayan otomobilden kapıyı aniden açıp kendini dışarı attı. Kendisini kaçıranların elinden saatler sonra kurtulan yarı baygın haldeki T.D.'yi terminalin güvenlik görevlileri fark etti. Sürekli ağlayan bitkin haldeki genç kadın polislere teslim edildi. Güçlükle kaçırıldığını söyleyen T.D., ardından Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri, kimlik bilgilerinden Çanakkale'de oturduğunu belirlediği T.D.'nin eşi 32 yaşındaki İ.D.'ye telefonla ulaştı. Kayıp eşini heryerde arayan İ.D., eşinin Kayseri'de hastanede olduğunu duyunca şoke oldu. İ.D., çocuğunu yakınlarına bırakıp, eşini almak üzere Kayseri'ye yola çıktı. Polis, genç kadını kaçıran 2'si kadın 3 zorbayı arıyor. Zorbaların T.D.'yi niçin kaçırmak istediği ise henüz anlaşılamadı. | Hastaneye muayeneye giden kadın eter koklatılarak arabaya bindirildi. Başka bir şehre götürüldü. Kadın kendini arabadan atarak kurtardı. |
İzmir'in Seferihisar İlçesi'nde, evlerinin penceresindeki demir korkuluğunun arasından dışarı çıkmak isterken sıkışarak boynu kırılan 5 yaşındaki İpek Karataş yaşamını yitirdi. Resul ve Müzeyyen Karataş çifti gelen misafirlerini ağırlarken, 5 yaşındaki kızları İpek de arkadaşlarıyla oynamak için odasına geçti. Bir süre sonra küçük kız tek katlı, müstakil evlerinin penceresindeki demir korkuluklar arasından dışarı çıkmak istedi. Önce ayakları ve vücudunu sarkıtan küçük İpek'in başı demir korkuluk ile duvar arasına sıkıştı. Kendisini kurtarmak isterken iyice kayan vücudunun da ağırlığıyla boynu kırılan kız, olay yerinde yaşamını yitirdi. Çocukların bağrışları üzerine odaya koşan Karataş çifti, kızlarının pencerede asılı kalan cesedini görünce sinir krizi geçirdi. Genç çift, misafirleri ve komşuları tarafından güçlükle sakinleştirildi. Polis ve savcının yaptığı incelemenin ardından İpek'in cansız bedeni, Seferihisar Necat Hepkon Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. | 5 yaşındaki küçük kız tek katlı evlerinin penceresinde dışarı çıkmak istedi. Pencerede korkuluk vardı. Korkunç bir osn oldu. |
Senaryo yazarlığını, yönetmenliğini ve müziklerini Zülfü Livaneli'nin yaptığı, Atatürk'ün hayat hikayesini anlatan Veda filmi tamamen yerli sermaye ile ve titiz bir prodüksiyon çalışmasıyla çekildi. Konusu ile olduğu kadar çekim teknikleri, makyaj ekibi ve oyuncularıyla da dikkat çeken film için 12 bin parça kostüm toparlandı ve 4 bin kişi giydirildi. Atatürk'ü yaveri Salih Bozok'un gözünden anlatan filmde Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Ezgi Mola, Özge Özpirinççi, Burhan Güven ve Melahat Abbasova rol aldı. Atatürk ve Salih Bozok'un Selanik'te çocukluktan başlayan ve Cumhuriyet ile birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyerek devam eden yarım asırlık dostluğu anlatılıyor. Senaryo çalışması üç yıl süren filmin 27 Ekim'de başlayan çekimleri, yedi haftada tamamlandı. Merakla beklenen filmde Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'nda göğsünden şarapnel parçasıyla vurulması anı da yer alıyor. VEDA'NIN FRAGMANI PRODÜKSİYON NOTLARI * Kumaşlar, Hatay ve Suriye’den temin edildi. * Kostümler, iki kamyon ile İzmir’e taşındı. * 12 bin parça kostüm kombinlenerek kullanıldığında, 4 bin kişi giydirildi. * Bedevi kostümleri için Mardin ve Suriye’den arşiv fotoğrafları temin edildi. * Fikriye Hanım’ın etek boyu Doğu’yu temsil ettiği için uzun, Latife Hanım’ınki Batı’yı temsil ettiği için kısa tutuldu. * Latife Hanım ve Fikriye Hanım için dönemine uygun dantel eldivenler ördürüldü, kostüm renkleri pudra tonlarında boyatıldı. * Fikriye Hanım için somon ve gri tonları, Latife Hanım içinse leylak, ekru, vizon ve mint tonları kullanıldı. * Cumhuriyet’in ilanından sonraki Mustafa Kemal’in sivil kıyafetleri için mavi tonları tercih edildi. * Kostümlerin genelinde kahve, toprak ve haki tonları kullanıldı. * 1200 Kg. makyaj malzemesi getirildi ve 2 mobil kuaför, makyaj salonu, bir adette makyaj laboratuvarı oluşturuldu. * Gerçek saçtan 150 peruk yapıldı. | Ata'yı yaveri Salih Bozok'un gözünden anlatan Veda filminde Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'ndaki vurulma anı da yer alıyor! |
Panasonic Europe Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Laurent Abadie, bu yıl ilk 50 inçlik üç boyutlu HD televizyonu Avrupa'da piyasaya sunacaklarını bildirdi. Panasonic Elektronik Satış'ın Türkiye'de faaliyetlerine resmi olarak başlaması nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Abadie, 2008 yılında küresel düzeyde 78,4 milyar dolarlık ciro elde ettiklerini ve Ar-Ge'ye 5,2 milyar dolar yatırım yaptıklarını belirtti. Avrupa'da ise 15'ten fazla satış şirketleri bulunduğunu söyleyen Abadie, Türkiye pazarında geçmişte distribütörlük üzerinden varlıklarını sürdürdüklerini anlattı. Abadie, şöyle devam etti: ''Düz ekranda bu yıl mart ayına kadar 15,5 milyon birim satış hedefine ulaşacağız. Bu, geçen yıla göre yüzde 50 artış anlamına gelmektedir. Ayrıca bu yıl Avrupa'da ilk defa full HD 3D teknolojisini kullanacağız. Avrupa'da 'Panasonic Hollywood Yatırımı' dediğimiz büyük bir Ar-Ge yatırımımız var. Orada Hollywood stüdyoları için teknoloji geliştiriyoruz. Bu yıl çok yakın bir gelecekte ilk PDP 50 inçlik 3D HD'yi Avrupa'da takdim edeceğiz.'' Laurent Abadie, enerji yönetimine yönelik çalışmaları hakkında da bilgi verdiği konuşmasında, bu yıl üretecekleri yeni plazma televizyonun, bir önceki modele göre yüzde 40'lık enerji tasarrufu sağlayacağını söyledi. Türkiye'nin Panasonic operasyonlarının gelişmesi ve büyümesi için büyük fırsatlar sunduğuna işaret eden Abadie, ''Türkiye pazarındaki gelişmemizi hızlandırma kararındayız. Avrupa'daki en stratejik pazar. Türkiye'de uzun vadeli gelişime destek verecek şekilde örgütleneceğiz'' diye konuştu. ''ELEKTRONİK PERAKENDECİLERİ İLE GÜÇLÜ ORTAKLIKLAR...'' Panasonic Elektronik Satış A.Ş. Ülke Direktörü Shigeo Suzuki ise, şirketin ithalat, satış, pazarlama ve hizmet alanlarında faaliyet göstereceğini belirtti. Suzuki, yeni satış ofisinin açılışıyla büyüme stratejilerini daha da hızlandırmayı amaçladıklarını ifade ederek, ''Hedefimiz, 2012'ye kadar Türkiye'deki pazar payımızı 2 haneli rakamlara yükseltmektir'' dedi. Bunun için elektronik perakendecileri ile güçlü ortaklıklar kuracaklarını söyleyen Suzuki, Türkiye'ye inovatif ürünler getirme konusunda da iddialı olduklarını kaydetti. Suzuki, ''Bu yıl Türkiye piyasasına getireceğimiz en önemli dönüm noktası full HD 3D televizyon sistemleri olacak'' diye konuştu. FİLM ÇEKİMİNDEN İZLEMEYE KADAR ÜÇ BOYUTLU ZİNCİR TAMAMLANACAK Toplantıda verilen bilgiye göre, Panasonic'in full HD 3D televizyonu, sol ve sağ göz için iki ayrı resim dizisini dönüşümlü şekilde gösteren teknolojisi ve aktif hareketli gözlükler aracılığıyla işliyor. Panasonic, ilk 3D kamerayı da bu yılın kasım ayında piyasaya sunmaya hazırlanıyor. Böylece film çekiminden nihai izleme sürecine kadar giden zincirde tamamen üç boyutlu teknolojiyi destekleyen ürün serisi bu yıl içinde tamamlanacak. | Sinema keyfini evinizde yaşayın. Panasonic Europe'nın CEO'su Laurent Abadie tüketiciye müjdeyi verdi. |
Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkedeki ekonomik ve mali krizin aşılabilmesi için yeni tarz düşünceye ihtiyaçlarının olduğunu söyledi. Merkel, Federal Meclis'te başbakanlık bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, "vadinin dibinden" akıllıca dışarı çıkmaları gerektiğini belirterek, "Ekonomik ve mali krizi aşabilmemiz için yeni tarz düşünceye ihtiyacımız var" dedi. Almanya'nın kriz öncesi ekonomik düzeye 2013 yılında ulaşacağı tahmininde bulunan Merkel, koalisyon hükümeti tarafından planlanan vergi indirimini de savundu. Büyümenin ve istikrarın birlikte sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Merkel, Almanya'nın güçlü bir ihracat ülkesi olarak kalması gerektiğini kaydetti. Muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Sol Parti ise, koalisyon hükümetinin iktidarda bulunduğu ilk 100 günün Almanya için bir kayıp olduğunu savundu. Tüm bakanlıkların bütçelerinin ele alınacağı görüşmelerden sonra 325,4 milyar avroluk 2010 yılı bütçe tasarısı hakkında Mart ayı sonuna kadar bir karar alınması bekleniyor. | Küresel ekonomik krizi atlatamayan Avrupa ülkeleri çare arıyor. Almanya Başbakanı Merkel yeni öneri bekliyor. |
Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre, ligde ikinci yarının ilk haftasında görev yapacak hakemler şunlar: 22 Ocak Cuma: 20.00 Fenerbahçe-Denizlispor: Bünyamin Gezer 23 Ocak Cumartesi: 14.00 Eskişehirspor-Manisaspor: Abdullah Yılmaz 14.00 Kasımpaşa-Bursaspor: Yunus Yıldırım 19.00 Beşiktaş-İstanbul Büyükşehir Belediyespor: Cüneyt Çakır 24 Ocak Pazar: 14.00 Kayserispor-Gençlerbirliği: Mustafa Kamil Abitoğlu 14.00 Ankaragücü-Diyarbakırspor: Serkan Çınar 15.00 Trabzonspor-Sivasspor: Tolga Özkalfa 19.00 Galatasaray-Gaziantepspor: Aytekin Durmaz | Süper ligde ikinci yarı başlıyor. Turkcell Süper Lig'de 18. hafta maçlarını yönetecek hakemler açıklandı. |
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, suikast iddialarına inanmayanları ahmaklıkla suçlayan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a 'Recep İvedik' benzetmesiyle cevap verdi. Okay, "Sayın Arınç'a bakanlık dokundu. Ağzı bozuldu. Bunda Recep İvedik filmlerinin de etkisi oldu. Bundan sonra galiba Bülent İvedik denmesi daha doğrudur" dedi. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, referandum süresini 60 güne indiren kanun teklifinin Anayasa Komisyonu'nda kabul edilmesini değerlendirdi. Söz konusu teklifin Anayasa değişikliği için hazırlık olduğunu savunan Okay, "Anlaşılan o ki AK Parti, yargıyı da AKP'lileştirmek için bir Anayasa değişikliği yapma çabasındadır. Bu referandum süresinin kısaltılmasındaki amaç da Anayasa'daki değişikliği uzlaşmaksızın halkoyuna götürme arzusudur. Geçmiş şunu gösterdi ki böylesine direngen siyasi iktidarlar halkoylamasında halktan tokat yemiştir" dedi. ERMENİSTAN-TÜRKİYE PROTOKOLÜ Okay, Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin protokolleri ortak sınırın açılması ve diplomatik ilişkilerin başlaması şartına bağlanmasını da değerlendirdi. Bunun Türkiye'nin başına ilk defa gelmediğini, Annan Planı oylamasında da Kıbrıs'ta bunun yaşandığını hatırlatan Okay, "Açılım projesi müelliflerinin oldu bittiye getirerek kamuoyuna yansıttıklarının gerçekte altyapısının hazır olmadığının ve bu konuda muhatap ülkelerle görüşmelerin sağlıklı bir şekilde yürütülmediğinin, dış politikanın tutarsızlıklar içinde olduğunun göstergesidir. Bir kez daha AK Parti hükümeti Türkiye'yi dış politikada toslatmıştır" dedi. ARINÇ'A AĞIR SÖZLER Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın suikast iddialarını ciddiye almayanları ahmaklıkla suçladığının hatırlatılması ve bu konuda dava açılıp açılamayacağının sorulması üzerine Okay şunları kaydetti: "Kimse bu lafa alınıp da dava açmasın. Sayın Arınç bakan olduktan sonra kontrolü tamamen yitirdi. Sayın Arınç'a bakanlık dokundu. Ağzı bozuldu. Bunda Recep İvedik filmlerinin de etkisi oldu. Hakaretamiz konuşmaların reytingi yüksek oluyor. Bundan sonra galiba Bülent İvedik denmesi daha doğrudur. Sayın Arınç'ın bu tür basın açıklamalarında RTÜK'ün denetimine tabi televizyon kanalları kimi açıklamalarında bip sesi vermesi lazım. Arınç'ın konuşmalarının biplenmesi lazım." | Arınç ile Kılıçdaroğlu arasındaki polemik daha bitmeden yeni bir polemik başladı. CHP'li Okay Arınç'a ağır sözlerle yüklendi. |
Bahçelievler'de akşam saatlerinde merdivenden düşen vatandaşın parmağı koptu. Kopan parmağın sahibi yakınları tarafından hastaneye kaldırılırken, parmağı bulan sağlık görevlileri hastane hastane dolaşıp sahibini aradı. Dokularda aşırı derecede parçalanma olduğu için yaralının kopan parmağı dikilemedi. Yenibosna Merkez Manallesi Metinbey Sokak 22 numaralı binada oturan Murat Yılmaz(38), saat 01.30 sıralarında dengesini kaybederek merdivenlerde düştü. Sağ eli merdivenlere takılan Yılmaz'ın küçük parmağı koptu. Olayı gören komşuları hemen 112 Acil Servis'i arayarak sağlık ekiplerine haber vermek istedi. İddialara göre, yaklaşık 25 dakika boyunca 112 Acil Servis'e ulaşamayan vatandaşlar 155'i arayarak polis ekiplerinden yardım istedi. Bu arada Yılmaz'ın kopan parmağı aramalara rağmen bulunamadı. Ambulansın gelmesini beklemeyen vatandaşlar, kopan parmağı bulunamayan Murat Yılmaz'ı özel bir otomobille yakındaki özel bir hastaneye götürdü. Olay yerine gelen ambulans, uzun aramalar sonunda bulunan kopan parmağı alarak Yılmaz'ın olduğu hastaneye doğru yola çıktı. Hastaneye gelen 112 Acil Servis ekiplerine, Yılmaz'ın buradan başka bir hastaneye yönlendirildiği söylendi. Murat Yılmaz'ın hangi hastaneye gittiğini bir türlü öğrenemeyen 112 Acil Servis ekipleri, yaklaşık 20 dakika Yenibosna Yıldırım Beyazıt Caddesi E-5 kenarında bekledi. Yılmaz'ın kaldırıldığı hastaneyi telsizle öğrenen 112 Acil Servis ekipleri, bu hastaneye doğru yola çıktı. Parmağı zamanında yetiştirmeye çalışan ambulansın yolda lastiği patladı. Ambulans, patlak lastikle hastaneye gitmeye devam etti. Kopan parmak, maceralı bir yolculuktan sonra hastaneye ulaştırıldı. Fakat dokularda aşırı derecede parçalanma olduğu için Murat Yılmaz'ın kopan parmağı dikilemedi. | Vatandaşın parmağı koptu, hemen hastaneye kaldırıldı ama onun arkasından kopan parmak büyük macera yaşadı. |
Trend Micro 2010 Gelecekteki Tehditler Raporu’na göre siber suçluların 2010 planları belli oldu. Yeni alan adları ve sosyal medya siteleri saldırılarda öne çıkacak gibi görünüyor. Alan adları gittikçe daha uluslararası hale geliyor ve bölgesel üst seviye alan adlarının kullanımı (Rusça, Çinçe ve Arapça karakterler), oltalama amacıyla benzer alan adlarını kullanarak eski tip saldırılarda bulunmak için yeni fırsatlar yaratıyor; Latin karakterlerinin yerine benzer görünüme sahip Kiril karakterleri kullanılıyor. Trend Micro, bu durumun itibar sorunlarına ve kötü kullanıma yol açarak güvenlik şirketlerini zor durumda bırakacağını düşünüyor. | En yeni teknolojik eğilimleri kullanan siber suçlular 2010 yılı içinde hangi ortamlardan saldırıya geçecek? |
Fatih Tekke 'Transferimin gerçekleşmesi için Zenit Kulübü'ne bile rest çektim. Bir futbolcu başka ne yapabilir?' diyerek isyan etti. Trabzonspor’un, Rusya’nın Zenit takımından transfer etmek istediği Fatih Tekke, bordo mavili kulübü bombaladı. Tekke'nin sözleri şöyle: "'Transferimin gerçekleşmesi için Zenit Kulübü'ne bile rest çektim. Bir futbolcu başka ne yapabilir?. Transferim istenilirse bir saatte bitirilebilir. Bir ay içinde 23 transfer yapan, 19 saat yolculuk yaparak Kolombiya'dan oyuncu alabilecek güçteki yönetim kurulumuz da beni biliyor. Şenol Hocamı bir tarafa bırakıyorum, bu transfer için konuşan yönetim kurulumuzdan, buna Ünal Karaman da dahil benim kadar Trabzonsporlu olan var mı?. 6 ay önceki anlaşmayı istemediğimi söylüyorlar, buradan açıklıyorum, o anlaşmayı getirsinler tekrar imzalamaya hazırım" | Trabzonspor'un transferinden vazgeçtiği Fatih Tekke, yönetimi adeta topa tuttu, transferin neden gerçekleşmediğini açıkladı. |
İNTERNETHABER ANKARA- Özel hastanelerin alacağı fark ücretini belirlemek için yapılan sınıflandırmaya yönelik tepkiler dinmeden devlet hastaneleri için de benzer bir çalışma başlatıldı. Sağlık Bakanlığı devlet hastanelerini belli kriterlere göre A,B,C gibi sınıflara ayıracak. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünden devlet hastanelerine sınıflandırma yapılması için yazı gönderildi. Gönderilen yazıda sağlık kuruluşlarının mevcut durumunun tespitinin yapılacak planlamalar, bölgesel ihtiyaçlar veya öncelikleri belirlemeye yardımcı olacağı anlatıldı. Yazıya göre devlet hastaneleri Sağlık Bakanlığı Yataklı Sağlık Tesisleri Rollerinin Yeniden Belirlenmesi ve Gruplandırılmasına İlişkin Kriterlere göre (A1, A2, B, C, D ve E Grubu) sınıflandırılacak. Bu sınıflandırmalar mevcut sağlık tesislerinin gruplandırılmasını ve rollerinin belirlenmesini sağlayacak. | Özel hastanelerin ardından Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerinin de sınıflandırılması için çalışma başlatıldı. |
Orgeneral Eşref Bitlis İlköğretim Okulu Spor Salonu’nda düzenlenen sertifika töreninde konuşan Belediye Başkanı Osman Develioğlu; “Gençlerimizle ne kadar övünsek azdır. Kış Spor Okullarımızdaki eğitim-öğretim programına katılan 8-14 yaş grubu çocuklarımızın sağlıklı yaşam için sporu seçmeleri yarınları için de sağlıklı olacaktır. Çocuklarını kış spor okullarımıza yönlendiren aileleri kutlarken, öğrencilerimize de başarı dolu bir ömür diliyorum” dedi. Öte yandan, kış spor okulunun ilk döneminde 402 öğrencinin sportif faaliyetlerden yararlandığı, kayıtları devam eden ikinci döneminin ise 13 Şubat’ta başlayıp eğitim - öğretim yılı sonuna kadar devam edeceği, ayrıca ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin mesai saatleri içinde 0 212 484 38 21 no’lu telefonu arayabilecekleri bildirildi. Org. Eşref Bitlis İlköğretim Okulu ve Erguvan İlköğretim Okulu spor salonlarında gerçekleşecek ikinci dönem kış spor okulunda basketbol, voleybol, tekvando branşlarında eğitim verileceği kaydedildi. | Bahçelievler Belediyesi, Kış Spor Okulu öğrencilerine başarıları nedeniyle sertifika verdi. |
Ağca'nın avukatlarından Yılmaz Aboşoğlu’nun eşi Hakim Neslihan Aboşoğlu, 2006'da Ağca’nın yanlış tahliyesine karar veren Kartal 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin heyetindeydi. Gazeteci-yazar Abdi İpekçi'nin katili ve Papa suikastı hükümlüsü Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesinin ardından, 3'ü eski 1'i yeni dört çarpıcı ayrıntı ortaya çıktı. Ağca’nın 12 Ocak 2006'da yanlışlıkla tahliyesine karar verildiğinde son sözü Kartal 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi söyledi. Mahkeme heyetinde bulunan Hakim Neslihan Aboşoğlu’nun eşi Yılmaz Aboşoğlu da o dönemde Kartal Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Sabah gazetesinin haberine göre Yılmaz Aboşoğlu, Ağca'nın tahliye sürecine savcı olarak müdahil olmadı, yani mütalaa vermedi, görüş bildirmedi. Ancak Yılmaz Aboşoğlu kısa süre sonra savcılıktan istifa ederek İstanbul Barosu'na kayıtlı serbest avukatlık yapmaya başladı. Yılmaz Aboşoğlu yıllar sonra önceki gün kamuoyunun karşısına bu kez Ağca'nın avukatı olarak çıktı. Ağca'nın ailesi, Ankara Barosu avukatlarından Hacı Ali Özhan'ı azlettikten sonra Yılmaz Aboşoğlu'na vekalet verdi. Aboşoğlu da Ağca'nın önceki günkü tahliye sürecini yöneten iki avukattan biri oldu. Ağca, 2006'da tahliye olurken birçok mahkemede farklı işlemler yapılmıştı. Bu mahkemelerden biri de Üsküdar 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ydi. O dönemdeki Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi'nin kararına göre, Üsküdar 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi, Ağca'nın cezalarını toplarken yanlışlık yapmıştı. Yargıtay'ın bozduğu bu kararı veren mahkemenin başkanlığını Meryem Üstüner yapıyordu.Geçen gün Yargıtay'a seçilen 34 hâkim arasında Meryem Üstüner de yer aldı. Ağca'nın yanlış tahliye edildiği 12 Ocak 2006'da Tuzla Piyade Okulu'nda askere alındığı ortaya çıktı. Ağca burada sadece gün içinde kaldı, bir kez karavana yedi, avukatlarının imzalı taahhüt vermeleri üzerine kışladan çıktı. Ağca’nın eski avukatı Mustafa Demirbağ, müvekkilinin yanlışlıkla salıverildiği 8 gün için, “Ağca ve avukatı yurtdışında' diye açıklama yaptı. Biz bu açıklamayı Haydarpaşa GATA'da televizyondan duyduk. İlk 3 gün benim evimdeydi. O dönemde gazeteciler, televizyoncular, herkes ulaşmaya çalışıyor, 'yurtdışına kaçıralım' gibi işgüzar tekliflerde bulunanlar bile oldu. Sonra benim ev bir şekilde tespit edilince, bir arkadaşımdan rica ettim ve onun evine götürdük. Burada da 5 gün kaldı ve sonra yeniden tutuklandı. Bu evde de ben, Ağca ve kardeşi Adnan Ağca vardı. Yargıtay'ın 'yanlış tahliye edilmiştir' kararını da bu evdeki televizyondan duyduk” dedi. | Hatırlarsınız; Mehmet Ali Ağca 2006'da yanlışlıkla salınmıştı. İşte o tahliyenin ardından çarpıcı bir ayrıntı ortaya çıktı. |
Bahçelievler Belediyesi Hasan Doğan Spor Kompleksinde iki ay süren Basketbol Şampiyonasında, Efes Pilsen takımı şampiyon oldu. Lig usulü yapılan ve 16 takımın katıldığı turnuvada, Beşiktaş ikinci Galatasaray üçüncü, Bahçelievler Basketbol Spor Kulübü ise dördüncü oldu. Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu kupa töreninde yaptığı konuşmada; “Turnuva şampiyonu olan Efes Pilsen’i tebrik ediyorum. Basketbol Şampiyonasına katılarak amatör ruhla spor ve spora gönül verenlerin, Bahçelievler’imizi, spor’da da öncü ilçe etme çabalarını kutluyorum” dedi. Öte yandan, turnuvanın sayı kralı Bahçelievler Basketbol Spor Kulübünden Ahmetcan Göcükkara olurken, en değerli oyuncu ödülüne Efes Pilsen Spor Kulübünden Bahadır Erdem layık görüldü. | Bahçelievler Belediyesi ve Bahçelievler Spor Kulübü işbirliğiyle düzenlenen “Bahçelievler CUP Basketbol Turnuvası” sona erdi. |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi üyeliğe kabul etmesi durumunda Arap ve İslam dünyasına sırt çevirir misiniz?' sorusuna 'Emrolunduğunuz gibi dosdoğru olacaksınız." cevabını verdi. GAZETECİYE AYETLİ YANIT Başbakan Erdoğan, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında soruları cevapladı. Bir Arap gazeteci, Arap halklarını Türkiye'nin Filistin ve İslam dünyası konusundaki girişimlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gazeteci, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne kabul edilmesi durumunda kendilerine sırt çevireceği endişesini ortaya koydu. Erdoğan "Bizim bir değişmez ilkemiz var" diyerek Kuran’dan bir ayetle karşılık verdi: "Emrolunduğu gibi dosdoğru olacaksınız." Başbakan sözlerine şöyle devam etti: "Biz, Ortadoğu'da olan tavrımızı, kendi değerlerimizden gelen insani bir tavır olarak ortaya koyduk." KURAN'DA İKİ YERDE GEÇİYOR Şura Suresi 15: (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır." Hud Suresi 112: Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. KAYBEDEN AB OLUR Aynı tavrı Gürcistan'da da koyduklarını hatırlatan Erdoğan, "Dünyanın başka yerinde de olsa bu tavrı koyarız. Bu, Türkiye'nin adil yaklaşım tarzının sonucu. AB süreci bunu asla değiştirmez." diye konuştu. Avrupa Birliği'ni bir Hıristiyan kulübü olarak görmek istemediklerini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'den başka AB'nin kapısında 50 yıldır bekleyen bir ülke olmadığını söyledi, AB'yi adil davranmamakla suçladı. Erdoğan, Siyasi mülahazalarla üyeliğimiz engellemeye kalkışılırsa burada kaybeden AB olur." dedi. "İSLAM'A HİZMET ÖDÜLÜ SORUMLULUĞUMUZ ARTIRACAK" Kral Faysal Vakfı'nın şahsına layık gördüğü 'İslam'a hizmet ödülü' dolayısıyla teşekkürlerini ileten Erdoğan, "Milletim adına bu ödülü kabul ettiğimi tekrar belirtmek isterim. Bu ödül bizim özellikle Medeniyetler İttifakı içerisindeki uluslararası camiadaki sorumluluğumuz daha da artıracaktır. Bizim inançlarımız, bizim medeniyetimiz dünya barışına hizmette bize ağır görevler yüklemektedir. Dünyanın neresinde olursa olsun, elimiz oraya uzanacaktır." dedi. SUUDİ ARABİSTAN VİZEYİ KALDIRMIYOR Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan'la vizelerin kaldırılması konusunda diplomat ve işadamları noktasında bir mesafe alınabileceğini dile getirdi. Bununla birlikte Suriye, Ürdün, Lübnan, Libya ile yapıldığı gibi bir vize muafiyetini Riyad'la gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Erdoğan, "Temenni ederiz ki, ileride bu da olur." dedi.Başbakan Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'da yaptığı görüşmelerde dış ticaret hacminin yükseltilmesi hedeflerini nasıl gerçekleştirecekleri üzerinde durduklarını söyledi. Türkiye'nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefini hatırlatan Erdoğan, "Kararlılığımızın dost kardeş ülkeler arasındaki dayanışmayla çok daha süratle gerçekleşeceğine inanıyorum." dedi. Başbakan Erdoğan, İsrail'in Suriye'yle doğrudan görüşmeler yapacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine ise, "Şu ana kadar benim bildiğimi bir şey var. (Suriye Cumhurbaşkanı) Beşşar Esad kardeşimizin direkt görüşmeden yana olmadığı hususundadır. İsrail ise buna farklı yaklaşmaktadır." dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye bu konuda bir görev düşerse biz yine görevimizin başındadır." şeklinde konuştu. | Erdoğan Suudi Arabistan'daydı. Arap gazeteci Türkiye ile ilgili bir endişesini sordu. Erdoğan'ın Kuran'dan cevap verdi. |
Cem Yılmaz'ın senaryosunu yazdığı ve baş rolünde oynadığı 'Yahşi Batı' filmini izleyen Cem Yılmaz'ın senaryosunu yazdığı ve baş rolünde oynadığı 'Yahşi Batı' filmini izleyen Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, filmdeki yağlı güreş sahneleri hoşuna gidince Cem Yılmaz'ı Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ne davet ederek, ağalık teklif etti. Sedefçi, Yahşi Batı'daki yağlı güreş sahnelerini çok beğendiğini ve Cem Yılmaz'ı bu yıl 649'uncusu yapılacak Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde görmek istediklerini söyledi. Cem Yılmaz'ın davetlerini kırmayıp, Kırkpınar Yağlı güreşleri sırasında Edirne'ye gelmesinin Edirneliler'i mutlu edeceğini belirten Sedefçi, şöyle konuştu: 'Yahşi Batı filmini izledim, filmdeki yağlı güreş sahneleri çok hoşuma gitti. Cem Yılmaz'ın filmde bu görüntülere yer vermesi beni mutlu etti. Yakında kendisiyle görüşüp, bu yıl 649'uncusu yapılacak Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ne davet edeceğim. Cem Yılmaz isterse kispet giyerek er meydanında güreşebilir, isterse ağalığa da talip olabilir. Cem Yılmaz'ın Kırkpınar'a katkı yaptığını düşünerek, kendisine şükran duygularımızı iletmek adına Edirne'ye davetimize icabet etmesini bekliyorum.' | Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, Cem Yılmaz'ı Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ne davet etti ve teklifte bulundu. |
Süper Lig'in yayın hakları ihalesini Digitürk'ün rekor bir bedelle almasından sonra sektörde bazı taşlar yerinden oynatmaya başladı. Digitürk yönetiminin yeni dönemdeki ilk icraatı Lig TV yorumcusu Erman Toroğlu'nu kovmak oldu. Türk futbolunun olduğu kadar Türk medyasının da son 14 yılına damgasını vuran Erman Toroğlu'nu nasıl hatırlayacağız. İnternette kısa bir gezintiden sonra ünlü yorumcunun nasıl bir iz bıraktığını görmek mümkün. İŞTE UNUTULMAZ TOROĞLU VİDEOLARI FUTBOLSEVERLERİN TOROĞLU'NU FENA SOBELEDİĞİ VİDEO İŞTE UNUTULMAZ TOROĞLU GAFLARI [PAGE] BUNLAR DA UNUTULMAZ TOROĞLU GAFLARI - Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin bakiresi olmaz mı? Yani bozulmamış bir hakem. - Rakibin kuyruk sokumundan girerek, anüsteki basuruna ameliyat yapan Emre’yi oyundan atamıyorsun, bir de olmayan bir penaltı, bir takım galip geliyor. - Öyle şey tutar gibi tutarsan penaltı olur... Ne olduğunu söylemeyeyim. - Ey Beşiktaş taraftarı... Şenol’a o kadar anneni bilmem neresinden bilmem ne yapayım diyorsunuz. Yapacaksanız da bunu düz yerinden yapın. Ters tarafını bırakın. - Ya sen kimsin ya, sadrazamın sol şeyinin çocuğu musun? Allah Allah. - Ben Genelkurmay Başkanı’nı asker isterim ağbi... Özkök Paşa ayrıldı, onun için diyorlar ki çok demokratik, çok beyefendi, çok efendi. Tamam öyle olsun. Ama ben çok demokratik bir genelkurmay başkanı istemiyorum ağbi... Benim genelkurmay başkanım kodumu oturtacak, vurdu mu oturtacak! - Asker askerliğini yapmayacak, polis polisliğini yapmayacak. AB onu isteyecek... AB bir de krem istesin de, kremle gelsin. Bir de krem verelim AB’ye de, fazla acıtmasınlar... Oraya geldik, kreme geldik. Bir de onu verelim, rahatlayalım. Bırakın böyle işleri, bırakın böyle oynamayı... Bir şeyler söyleyin! Bağlanmışsın... Komando birliği de olmaz, özel harekat timi yapacaksın... Hâlâ “yatırım yapalım” diyorlar... Yıllarca ne yaptık? Ne kısa vadede bir b.k var, ne uzun vadede... - Değişik bir yerden gireyim sana... (Şansal Büyüka’ya) - Erman Toroğlu: Bu adam bizle şey geçiyor da söylemeyeyim şimdi, bir şey geçiyor da.. Şansal Büyüka: Dalga geçiyor de hocam, dalga de!.. Erman Toroğlu: İşte bir şey geçiyor da, dalga geçiyor diyelim! - Allah’tan şişenin ağzı darmış. Ya bir de geniş olsaydı, o zaman büyüğünü yapıp atacaktı demek! (FB-GS maçında sahaya atılan idrar dolu şişe ile ilgili yorumu) - Şimdi sana Tuncay’ın bir şeyini göstereceğim, dudağın uçuklayacak! - Orada maç ayağına gelmiş. Acıma, yapsana 4-1 filan. Hani “hastayı yatağında...” demişler... Kalkmayacak ayağa. - Bu pozisyona faul çalan hakeme ben, “Lisansını bırak, gel sana bi çay-kahve ısmarlayayım” derim. - Şansal Büyüka: Ceyhun’a ne diyorsun hocam? Toroğlu: İnanılmaz. Tam dayaklık! "Karpuz yata yata büyür, futbolcu oynaya oynaya oynar..." - Erman Toroğlu: Şimdi hocam yan hakem napıyo, Tommiks falan mı okuyor? Şansal Büyüka: Aman hocam ya, ben de okuyorum! - "Futbolda uğur yoktur. Akıllıysan, güçlüysen, kuvvetliysen, en önemlisi zekiysen bir adım öne çıkarsın. Uğur mu? Var. Show TV'de Maraton programında. Olan bir şeyi ileri geri oynatırsın..." - "Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir masa yaparsın..." - "Bu pozisyon, pozisyon icabı bir pozisyon..." - Erman Toroğlu: Nobre'yi kucağına alacaksın savunmada başka yolu yok. Bebek gibi kucağına alacaksın... Şansal Büyüka: Ama kaçıyo hocam... Erman Toroğlu: Kaçırmayacaksın!.. Şansal Büyüka: Kaçıyo hocam... Erman Toroğlu: Kaçırmayacaksın!.. Şansal Büyüka: Kaçıyo, kaçıyo... - "Oguz, Umit´e sorar misin lutfen. Bugun patlama yapti 3 gol atti. Peki butun golleri bugun mu atti, yarina golu kaldi mi?" - "Vazelin kullanılır ama kulakta değil, başka yerde hocam!.." (Kaynak: Gazeteciler.com) | Digitürk Toroğlu'nu kovdu ve spor medyasında bir dönem kapandı. İşte Toroğlu'nun unutulmayacak konuşmalarından bir kesit... |
Burka ve çarşaf tartışması Fransa'nın ardından Danimarka'ya da sıçradı. Danimarka Başbakanı Lars Lökke Rasmussen, "Danimarka'da kara çarşaf ve burkaya yer yok" diye konuştu. Kopenhag'da basın toplantısı yapan Rasmussen, hükümetin, bütün vücudu örten bu giysilerin giyilmesine nasıl kısıtlama getirilebileceğini araştırdıklarını bildirdi. "Hükümetimizin bu konudaki tavrı açık: Burka ve çarşafın Danimarka toplumunda yeri yok" diyen Rasmussen, "Bu giysiler, bizim tamamen karşı olduğumuz ve Danimarka toplumunda mücadele etmek istediğimiz kadın ve insanlık anlayışını sembolize ediyor" ifadesini kullandı. Danimarka toplumunun, "okul veya işyerlerinde insanların konuştukları kimseleri gördüğü açık ve demokratik toplum" olduğunu belirten başbakan, "Bu nedenle bu giysiyi toplumda yasaklamak istiyoruz" dedi ve anayasaya ters düşmeden bunu yapabilmenin "hukuki yollarını" aradıklarını anlattı. Kopenhag üniversitesinin hazırladığı rapora göre, 5,5 milyonluk Danimarka'da 100 bin kadar Müslüman kadın yaşıyor. Bunların binde 15 kadarı çarşaf giyiyor. Burka giyen kadınların sayısı ise çok daha az. | Çarşaf tartışmaları Fransa'dan bu kez Danimarka'ya sıçradı. İlk açıklama ise Rasmussen'den geldi. |
İstanbul Valisi Muammer Güler, kar yağışı nedeniyle her türlü önlemin alındığını belirterek, "Yarın için yoğun kar yağışı yok ama hafta sonundan itibaren kar yağışı var" dedi. Vali Güler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve trafik ekiplerinin kar yağışına karşı tedbirler aldıklarını belirterek, vatandaşlara uyarılarda bulundu. Vatandaşlardan dikkatli olmalarını isteyen Güler, "Karlı havaya göre araçlarını hazırlıklı tutmalarını, mümkünse toplu taşıma araçlarını kullanmalarını, kar lastiklerini takmalarını, trafik kanuna göre araçlarında bulunması gereken tüm aparatların bulundurmalarını söylüyorum. Kar yağışı İstanbul için büyük bir nimettir. Buna göre de tedbiri almak lazım" şeklinde konuştu. Yarın için İstanbul'da yoğun kar yağışı beklenmediğini vurgulayan Güler, "Ama hafta sonundan itibaren kar yağışı var. Vatandaşlarımızın da yaptığımız uyarıları dikkate almasını rica ediyoruz" dedi. AKOM'DAN YAĞIŞ UYARISI İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), sürücüleri gizli buzlanmaya karşı uyardı. AKOM'dan yapılan yazılı açıklamada, İstanbul'da hava sıcaklığının bu gece ve sabaha karşı sıfır derecenin altına düşeceğinden, yollarda buzlanma riskinin artacağı belirtilerek, "Sürücülerin özellikle gizli buzlanma ve siyah buza karşı dikkatli ve düşük hızda araç kullanmaları önemle duyurulur" denildi. Açıklamada, fırtına ve kar yağışından sonra yolların ıslakmış gibi görüldüğü, ancak bunun gerçekte 'siyah buz' olarak adlandırılan ince bir buz tabakası olduğu ve bunun da şeffaf olması nedeniyle araç içinden görülemediği belirtildi. Özellikle köprü, viyadük ve direkt rüzgar alan yüksek kesimlerin siyah buz tuzakları olduğuna işaret edilen açıklamada, bu tür yerlerin yoldan önce donduğu uyarısında bulunuldu. BOLU DAĞI'NDA KAR YAĞIŞI [PAGE] Bolu Dağı'nda kar yağışı başladı. D-100 karayolunun Bolu Dağı kesiminde akşam saatlerinde başlayan kar yağışı devam ediyor. Kar yağışı henüz zeminde etkili olmazken, Karayolları ekipleri güzergâhta tuzlama çalışmalarına başladı. Kar yağışı ile birlikte, D-100 karayolunun Bolu Dağı kesiminde sis etkili oluyor. Sis nedeniyle Seymenler ve Karanlık Dere mevkilerinde görüş mesafesi yer yer 20 metreye kadar düşüyor. Sis lambaları yanık tutularak trafik akışı rahatlatılmaya çalışılıyor. Trafik ekipleri, Bolu Dağı'nı kullanacak olan sürücüleri dikkatli olmaları yönünde uyarıyor. Bolu Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, Bolu'da kar yağışının önümüzdeki günlerde de devam edeceğini belirtti. | Kış İstanbul'a yüzünü gösterdi. Dün öğleden sonra başlayan kar yağışı hafta sonu da devam edecek. İşte hava raporu; |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin Türk-Ermeni protokolüyle ilgili kararına yönelik yaptığı açıklamada, "Ermenistan adeta metin üzerinde operasyon yapmaya kalkıştı" dedi. Erdoğan Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin kararı değişmezse sürecin tıkanacağı uyarısında da bulundu. BİZ SAMİMİYET GÖSTERDİK Erdoğan, Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın gerekçesinde, temel ilke olarak asla kabul edilemeyecek bir yaklaşım tarzı olduğunu söyledi. Erdoğan, "Biz bu metni hemen parlamentomuza gönderdik, herhangi bir kurumu aracı olarak sokmadık. Cümleler arasında operasyon da yapmadık. Aynen gönderdik ve biz orada samimiyet gösterdik" dedi. AZERİ-ERMENİ İLİŞKİLERİNİ BU İŞİN DIŞINDA TUTMA LÜKSÜMÜZ YOK "Şu anda Ermenistan, metnin üzerinde operasyon yapmaya kalkıştı. Bunun tabii düzeltilmesi lazım, bu düzeltilmedikten sonra süreç zedelenmiş olur" diye konuşan Erdoğan, "Kaldı ki Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkiyi bu işin dışında tutmak gibi bir lüksümüz de yok" dedi. DAVUTOĞLU'NDAN NALBANTYAN'A 'RAHATSIZIZ' TELEFONU Öte yandan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbantyan ile bir telefon görüşmesi yaparak, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin protokoller hakkında yayımladığı ayrıntılı karar hakkındaki rahatsızlığını iletti. Davutoğlu Ermenistan hükümetinden duruma açıklık getirmesini ve gerekli siyasi iradeyi sergilemesini beklediklerini kaydetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin'in verdiği bilgiye göre, Cidde'deyken kendisini arayan Nalbantyan ile telefon görüşmesi yapan Davutoğlu, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin iki ülke arasındaki ilişkilerin normalizasyonunu hedefleyen süreç çerçevesinde imzalanan iki protokol hakkında önceki gün yayımlanan ayrıntılı kararı hakkındaki rahatsızlığını iletti. Davutoğlu, bu çerçevede muhatabına mahkeme kararının kabul edilemez bir biçimde ön koşullar ve kısıtlayıcı yorumlar içerdiğini aktardı. Türkiye'nin gerek müzakere sürecindeki yapıcı tutumuna, gerekse imzalanan protokollerin ruhu ve lafzına bağlı kalmaya devam etmesine dikkati çeken Davutoğlu, aynı kararlılık ve iyi niyetin Ermenistan hükümetinden de beklendiğini vurguladı. ERMENİ TARAFI PARLAMENTER SÜREÇTE GERİDE Bakan Davutoğlu, imzadan hemen sonra protokoller hakkında kamuoyunu bilgilendirme sürecini başlatarak bunların TBMM'ye sevk edildiğini hatırlatarak, Türk tarafının süreci geciktirmeye çalışmakla suçlanmasının tamamen temelsiz olduğuna, zira Ermeni tarafının parlamenter süreçte halen Türkiye'nin bir hayli gerisinde bulunduğuna işaret etti. Protokollerin içeriğinin bir bütünlük oluşturduğunu ve unsurların bağlamından koparılmasının normalizasyon sürecinin temel amaçlarından ve felsefesinden uzaklaşmak anlamına geleceğini ve yeni bir durum oluşturacağını belirten Davutoğlu, içinde bulunulan bu aşamada Türkiye'nin Ermenistan hükümetinden duruma açıklık getirmesini ve gerekli siyasi iradeyi sergilemesini beklediğini vurguladı. | Ermenistan Anayasa Mahkemesi Türk-Ermeni protokolüne sınırlama getirdi. Erdoğan hemen Nalbantyan'ı aradı. |
Hükümetin yürüttüğü ''Roman açılımı''na destek olmak amacıyla Toplu Konut İdaresi (TOKİ) de bu vatandaşların konut sorununu çözmek üzere özel projeler uygulamaya karar verdi. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, Roman vatandaşların konut sorununu çözmek amacıyla, bu vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde, belediyelerle işbirliği halinde, az katlı bahçeli projeler uygulayacaklarını bildirdi. Bayraktar, yaptığı açıklamada, ilk uygulamaların Bursa Mustafa Kemal Paşa ve İstanbul Şile'de gerçekleştirileceğini, konut sayısının da belediyeler tarafından belirleneceğini belirtti. ''Parasında değiliz, yeter ki bu vatandaşlarımız insanca yaşama kavuşsunlar'' diyen Erdoğan Bayraktar, bu konuda isteyen belediyeler ile işbirliği yapabileceklerini vurguladı ve İzmir-Karşıyaka Belediyesi ile de görüştüklerini kaydetti. Bayraktar, belediyelerin talebine göre, uygun yerlerde projenin uygulanabileceğini bildirdi. Sağlıklı koşulların sağlanması için, bu tür mahallelerde insanların etap etap geçici yerleşim yerlerine alınıp, konutlar tamamlandıktan sonra kalıcı konutlarına yerleştirilebileceğini anlatan Bayraktar, Türkiye'nin artık bu tür sorunlarını çözmesi gerektiğini, bu güce de sahip olduğunu kaydetti. Bu konutların, Roman vatandaşlara, yoksul vatandaşlara olduğu gibi, konuta oturduktan sonra başlamak üzere, 100 lira taksitle satılabileceğini açıklayan TOKİ Başkanı Bayraktar, ''Parasında değiliz, yeter ki bu vatandaşlarımız insanca yaşama kavuşsunlar. 100 lira taksitle veresiye konut satacağız'' dedi. TOKİ'nin konut yaparken bölgenin özelliklerini, iklimi ve insanların yaşam şartlarını dikkate aldığına işaret eden Bayraktar, Roman vatandaşlar için de yaşam alışkanlıklarına uygun olarak zemin 2 katlı, bahçeli veya 2-3 katlı projeler uygulanabileceğini kaydetti. SULUKULE PROJESİ ÇOK TARTIŞILMIŞTI TOKİ'nin, kamuoyunda ''Sulukule'' olarak bilinen bölgede İstanbul Büyükşehir ve Fatih Belediyesi ile birlikte kentsel dönüşüm amacıyla uyguladığı ''Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Projesi'' çeşitli tartışmalara yol açmıştı. Fatih Belediyesi tarafından bölgede yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, yaklaşık 91 bin metrekarelik alanda 3 bin 430 kişinin yaşadığı alanda, yerleşimcilerin sadece yüzde 17'si kendisini ''Roman'' olarak tanımlamıştı. Proje alanında 346'sı kiracı toplam 620 ailenin yaşadığı, başka yerlerde yaşayan ev sahiplerinin buradaki evlerini kullanamadığı, hatta evinde kimin oturduğunu da bilmediğini belirttiği kaydedilmişti. Bir çok kiracının da avlulardaki baraka ve odunlukları ''konut'' olarak kullandığı belirtilmişti. Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerini kapsayan Kentsel Yenileme Projesi kapsamında, hak sahiplerine konut verilirken, kiracı olanlara da Taşoluk'ta TOKİ'nin yaptığı konutlardan düşük taksitlerle satın alma imkanı sağlandı. Ancak, bazı vatandaşlar, su, elektrik parasını, taksitlerini ödeyemedikleri gerekçesi ile bu konutları da satmış ve tekrar bölgede yaşamak istediğini belirtmişti. ''Sulukule Kültürü''nün yok edilmek istendiğine ilişkin iddialar, uluslararası boyutlara da taşınmıştı. Roman vatandaşlar, en son yılbaşında Manisa'nın Selendi ilçesinde yaşanan sorunla gündeme gelmiş ve bazı vatandaşların ilçe dışındaki yerlerde iskanı sağlanmıştı. | TOKİ'den Roman Açılımına destek geldi. TOKİ ayda 100 lira taksitle romanlara ev yapıp satacak. |
İngiltere Carling Kupası'nda dün oynanan maçta Manchester City, evinde konuk ettiği ezeli rakibi Manchester United'ı 2-1 yendi. Manchester City, kupa yarı finalinin ilk ayağında karşılaştığı rakibini yense de ikinci maç için çok avantajlı bir sonuç elde edemezken, gecenin yıldızı 2 gol atan ve böylece eski takımından intikamını alan Arjantinli Carlos Tevez oldu. FA Cup'ta Leeds United'a elenmelerinin ardından daha fazla kayıp vermeyeceklerini söyleyen Manchester United'ın teknik direktörü Alex Ferguson, maça tam kadroyla başladı. Manchester City ise şu ana kadar sadece 3 maçta oynayan 19 yaşındaki orta saha oyuncusu Dedryck Boyata'yı ilk 11'de sahaya sürdü. Manchester derbisinde 1996'dan bu yana gol atamayan Ryan Giggs'in 17. dakikada kaydettiği gol City tribünlerini sessizliğe boğdu. Evsahibi taraftarları sevindiren gol ise Rafael Da Silva'nın, Craig Bellamy'i ceza sahası içinde çekmesinin ardından verilen penaltı atışıyla, 42. dakikada Tevez'in ayağından geldi. Tevez, takımını öne geçiren golünü ise 65. dakikada kafa vuruşuyla kaydetti. 2-1 yenik duruma düşmesinin ardından rakibini kendi sahasına hapseden Manchester United, Wayne Rooney ile 3 kez yakaladığı gol fırsatını değerlendiremedi ve City kalecisi Shay Given'ın mükemmel oynadığı maçta başka gol olmadı. Ezeli rakipler, yarı finalin ikinci maçını haftaya çarşamba günü Old Trafford'da oynayacak. | Olaylı şekilde Manchester United'den ayrılan Arjantinli Carlos Tevez eski kulübünden intikamını aldı.. |
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, TRT'nin yayınları ile kurumdaki kadrolaşma iddialarını Meclis gündemine getirdi. İnce, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın göreve başladıktan sonra TRT'de hangi programlara konuk olarak katıldığı, bu programların adları, yayınlandıkları kanallar ve saatlerinin açıklanmasını istedi. Arınç'ın konuşmalarının TRT'de ne kadar canlı olarak yayınlandığını soran İnce, Arınç'ın faaliyet ve açıklamalarına TRT kanallarında, haber bülteni ve canlı yayınlarında ne kadar süre yer verildiği sorusunu da yöneltti. DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız da Başbakan Erdoğan'a, TRT'deki kadrolaşma iddialarını sordu. AK Parti'nin iktidar olmasından sonra TRT'ye kaç kişinin atandığını öğrenmek isteyen Yağız, bazı gazeteci-köşe yazarı kişilerin TRT'den aldıkları maaşları da önergesinde gündeme getirdi. | TRT'nin yayınları ve kadrolaşması CHP'li Milletvekili Muharrem İnce tarafından soru önergesi olarak Meclise taşındı. |
Galatasaray, Gaziantepspor ile hafta sonunda oynayacağı Turkcell Süper Lig'in ikinci yarı ilk maçının hazırlıklarını sürdürdü. Teknik direktör Frank Rijkaard yönetiminde, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde gerçekleştirilen ve yaklaşık bir saat süren çalışmada, yeni transfer Lucas Neill de yer aldı. Avustralyalı futbolcunun ilk çalışmasında istekli ve teknik hareketleri dikkati çekti. Kaptan Arda Turan, Lucas Neill'a samimi bir şekilde ''Hoşgeldin'' derken, tecrübeli oyuncunun takım arkadaşlarına hemen ısındığı görüldü. Karla kaplı alt sahada yapılan idmanda futbolcular, ısınma hareketlerinin ardından, birbirlerini sırtlarında taşıyıp, havada göğüs göğüse çarpışarak ilginç hareketler yaptılar. Futbolcuların bir hayli hırslı ve istekli olduğu gözlenen antrenman, dar alanda top kapma ve pas çalışması ile sona erdi. KONDİSYONER CUADRAT'A KARLI ŞAKA Galatasaraylı futbolcular, Arda ve Elano'nun önderliğinde kondisyoner Carlos Cuadrat'a ''karlı'' şaka yaptılar. Antrenmanın ardından üst sahada tur atan futbolcular, bu sırada aralarında anlaşıp İspanyol kondisyoneri yere yıktılar ve hepsi birden Cuadrat'a kartopu attılar. Antrenman böylece eğlenceli bir şekilde sona erdi. KEWELL VE NONDA RİSKE SOKULMADI Sarı-kırmızılı ekipte sakatlıkları bulunan Kewell ile sağ ayak tabanında ağrı hisseden Nonda, saha şartlarının bozuk olması nedeniyle takımla birlikte antrenmana katılmadı. İki futbolcu, üst sahada koşu yapmakla yetinirken, sakatlıkları süren Sabri ve Aydın da çalışmada yer almayıp tedavi oldu. Kewell'ın sakatlığının düzeldiği, Nonda'nın durumunun ise 2-3 gün içinde kesinlik kazanacağı öğrenildi. Galatasaray, Gaziantepspor maçının hazırlıklarını yarın yapacağı çalışma ile sürdürecek. | Galatasaray'ın yeni transferi Lucas Neill ilk antremanına çıktı. Takım arkadaşlarının gözleri onun üzerindeydi. |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özel bir haber ajansına yaptığı açıklamada, ''kişilik haklarına saldırıda bulunduğu'' iddiasıyla MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural aleyhinde açtığı davada, 3 bin TL manevi tazminat kazandı. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın karar duruşmasına, Erdoğan'ın avukatı Muammer Cemaloğlu ile Vural'ın avukatı Merve Vural katıldı. Avukat Cemaloğlu, daha önceki iddialarını tekrarlayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etti. Avukat Merve Vural ise davanın reddini istedi. Yargıç Hacı Ömer Ilgın, davanın kısmen kabul edildiğini belirterek, Oktay Vural'ın, Başbakan Erdoğan'a, yasal faiziyle birlikte 3 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Davanın dilekçesinde, Oktay Vural'ın, 9 Mart 2009 tarihinde, özel bir haber ajansına yaptığı açıklamada, ''Erdoğan'ın şahsiyet haklarına saldırı kastıyla tamamen gerçek dışı ithamlarda, fevkalade ağır hakaretlerde bulunduğu'' iddia edilmişti. ''Vural'ın ifadelerinin eleştiri ve ifade özgürlüğü hak ve görev sınırlarını aştığı'' ileri sürülen dilekçede, Oktay Vural'dan, yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminat talep edilmişti. | Başbakan Erdoğan, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural aleyhinde açtığı davada, tazminat kazandı. |
Vatan yazarı Can Ataklı dünkü yazısında TDH’nin mitinglerinde harcanan paralarla ilgili Mustafa Sarıgül'e bazı sorular sormuştu. Sarıgül bu iddialara tek tek yanıt verdi. Ataklı, bugün köşesinde yazdı.. (...)Sayın Can Ataklı, 19 Ocak tarihli Vatan gazetesinde, köşenizin tamamını, bir başka deyişle yarım gazete sayfasını bana ve Türkiye Değişim Hareketi’ne yönelik sorulara ayırmışsınız. Öncelikle Türkiye Değişim Hareketi’ne olan bu ilginizden dolayı size teşekkür ederim. Kuşkusuz bu ilgi, yurttaşlarımızın hareketimize yönelik her geçen gün artan sevgisinin ve desteğinin bir sonucudur. Türkiye Değişim Hareketi güçlendikçe, bu tip sorular, daha da ötesi kötülemeler ve karalamalar artacaktır. Bunun bilincindeyiz. Ancak Türkiye Değişim Hareketi çok temiz ve halisane duygularla yola çıkmıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak, yurttaşlarımızın artan desteği ve sevgisiyle, büyük bir sorumluluk duygusuyla, değişim için ve iktidar olmak için yola çıktık. Siyasetin zor bir süreç olduğunu biliyoruz, ancak bütün zorlukları tam bir dayanışma içerisinde aşacağımıza inanıyoruz. Sorularınızın pek çoğunun internet sitelerinde, gerçekle ilgisi olmayan “kasıtlı” hazırlanmış sorular olduğunu ifade etmek isterim. Yine de bu sorulara cevap vererek, yurttaşlarımızın merakını gidermemize fırsat verdiğiniz için size teşekkür ederim. Şimdi soruların cevaplarına geçebiliriz: MADDİ KAYNAK: Hemen belirtmeliyim ki TDH’nın bütün etkinliklerinde bütün masraflar, kurucular, kadrolar, gönüllüler ve katılımcılar tarafından dayanışma ve imece usulü paylaşarak karşılanıyor. 1- TDH’nin her ay 3000 gönüllüye maaş ödediği doğru mu? TDH’nın bugün 680 bin gönüllüsü var. Hedefimiz 1,5 milyon gönüllüye ulaşmaktır. Her gönüllünün sandığa 20 seçmen getirmesini hedefliyoruz. 3000 gönüllü bugünkü Türkiye için ufuk darlığıdır. Ayrıca 3000 gönüllü için asgari ücretten maaş verilse bu ayda yaklaşık 3 milyon TL yapar. Bu soruyu soranların hesap yapmayı bildiğinden şüphe duyarım. Kaldı ki o zaman bu yurttaşlarımıza gönüllü demek doğru olmaz. TDH, bugün başka hiçbir partiye nasip olmayan bir gönüllü kitlesiyle çalışıyor. Bunu anlayamayanlar da bu tip sorular soruyorlar. Gönüllülerimiz kendi masraflarını kendileri karşılıyor. 2- Mitinglere uzak yerlerden katılacaklara ücretsiz araç sağlanıyor mu? Böyle bir şey yok. Zaten bu gerçekçi de değil. TDH hareketi toplumda büyük bir heyecan yarattı, bu heyecan katlanarak büyüyor. İller ve ilçelerdeki yönetim birimlerimiz, kadrolarımız araçları kiralıyor. Katılımcılar da yol masraflarını aralarında bölüşerek ödüyor. 3- Mitinge gelenlere kumanya dağıtılıyor mu? Bu konuda merkezi bir düzenleme yapılmıyor. Yol boyunca yenen yemeklerin masrafı yerel birimler ve katılımcılar tarafından imece usulü karşılanıyor. 4- Mitingler için işini bıraktığını beyan edenlere bir günlük yevmiye ödeniyor mu? Böyle bir şey söz konusu değil. TDH, hiçbir katılımcıya hangi ad altında olursa olsun hiçbir ödeme yapmaz. Katılımcılar bütün masrafları dayanışma usulü aralarında paylaşır. Kaldı ki mitinglerimiz çoğunlukla pazar günleri yapılıyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu miting günleri zaten izin kullanıyor. 5- Sarıgül’e yurt gezilerinde kullandığı özel uçakları kim kiralıyor? Türkiye’de sivil havacılık çok gelişti. İstendiği takdirde, pek çok firmadan özel uçak kiralanabilir. TDH olarak seyrek de olsa özel uçak kullanmak durumunda kalıyoruz. Bu durumda, kurucu arkadaşlarımızın dayanışmasıyla uçak kirasını paylaşarak ödüyoruz. 6- Miting ve toplantılarda Şişli Belediyesi’nin araçları kullanılıyor mu? Bu kesinlikle doğru değildir. Şişli Belediye’sinin araçları TDH etkinliklerinde kesinlikle kullanılamaz. Tüm araçlar özel firmalardan kiralanarak ve masrafları da katılımcılar tarafından paylaşılarak ödeniyor. | Can Ataklı Mustafa Sarıgül'e "değirmenin suyu nereden geliyor?" dedi. Hedefteki isim de iddialara cevap verdi. |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.