text
stringlengths
296
93k
summary
stringlengths
48
2.09k
Ümit Davala Bir dönem yeşil sahaların yıldızı olan Ümit Davala, şarkıcı Demet Akalın ile bir kaç kez eğlence yerlerinde görüntülendi. Bir gece büyük olasılıkla alkol duvarını biraz aşmış olacak ki, muhabirin "sevgili misiniz" sorusuna "sevgili değiliz, sadece bir geceyi birlikte geçirdik" diye yanıt verdi. Davala'nın bu sözü uzun süre gündemde kaldı.
Hırsızlık yaparken yakalananlar, hatta hayat kadınlarıyla arabada aşk yaparken basılanlar bile var. işte ünlüleri utandıran o anlar...
Rize’de, annesinin omzundan düşerek başını odun kovasına çarpan çocuk öldü. Alınan bilgiye göre, Pazar ilçesi Başköy köyünde oturan anne Ö.B, 35 gün önce doğan erkek bebeğini emzirdikten sonra gazını çıkarmak için omzuna aldı. Bu sırada annesinin omzundan düşen bebek, boynunu sobanın yanındaki odun kovasına çarptı. Annesi tarafından sakinleştirilerek beşiğine konularak uyutulan bebek, bir süre sonra ölmüş olarak bulundu. Eve gelerek inceleme yapan jandarma ekipleri, bebeğin cesedini kesin ölüm nedeninin saptanması amacıyla Trabzon Adli Tıp Kurumuna kaldırdı. Anne Ö.B’nin, "Gazını çıkarmak için omzuna aldığı çocuğunun düşerek kovaya çarptığını, ancak ilk anda herhangi bir sağlık sorunu gözükmediği için bebeğini beşiğine koyarak uyuttuğunu" söylediği öğrenildi. Ölen bebeğin nüfus kaydının henüz yapılmadığı ve olaya ilişkin Pazar Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Anne bebeğini emzirdikten sonra gazını çıkarmak için omuzuna aldı ama bu hareket bebeğin sonu oldu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''Zam gerekiyorsa o zammı yansıtacağız. Zam gerekmiyorsa yansıtmayacağız. Bunu vatandaşımızın lehine kullanmamız lazım. Ama dikkatimi çekiyor, iki aydır sürekli piyasada zam yapılmasının beklentisi var. Ben bunu çok doğru bulmuyorum'' dedi. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği tarafından düzenlenen ''3. Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Sektörü Toplantısı'na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bakan Yıldız, Rusya ziyaretine ilişkin bir soru üzerine, görüşmelerin son derece verimli geçtiğini belirterek, "Nükleer santrallerin yapımıyla alakalı bir ortak iyi niyet açıklaması yapıldı. Kamu kurumlarına teknik çalışma yapması için bir görevlendirmede bulunuldu. Bunun haricinde doğal gaz ile alakalı yapılan görüşmelerde bize yaklaşımın son derece olumlu olduğunu gördük. Somut sonuçlarını beraberce alacağımızı ümit ediyorum" diye kaydetti. Doğalgazda zam beklentilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Yıldız şöyle konuştu: ''Biz tamamen maliyet bazlı fiyatları uyguluyoruz. Ama zam yapılmasını isteyip de o yüzden bunun uygulanmadığını söyleyenler de olabilir. Biz açıkça şunu söylüyoruz; tamamen ithal ettiğimiz, yüzde 95'ini, 97'sini ithal ettiğimiz gaz kaynakları ile alakalı fiyatlandırmayı otomatik fiyatlandırma mekanizmasıyla yapıyoruz. O yüzden zam gerekiyorsa o zammı yansıtacağız. Zam gerekmiyorsa yansıtmayacağız. Bunu vatandaşımızın lehine kullanmamız lazım. Ama dikkatimi çekiyor, iki aydır sürekli piyasada zam yapılmasının beklentisi var. Ben bunu çok doğru bulmuyorum.'' Yıldız, Davos'a katılıp katılmayacağına yönelik bir soruya ise, ''Davos'a katılmak programımızda yok. Bizim başka bir işimiz var'' şeklinde cevap verdi. Konuşmasında özel elektrik dağıtım şirketlerine de değinen Yıldız, önümüzdeki 3 ay içerisinde 5 bölgenin daha özelleştirilmiş olacağını kaydetti. Yıldız ayrıca Samsun-Ceyhan projesinin önemini vurgulayarak önümüzdeki iki hafta içerisinde Rus, İtalyan ve Türk özel şirketlerin biraraya gelip sermaye yapılarıyla alakalı bir düzenleme yapmaları gerekeceğini ifade etti. Yıldız, Samsun-Ceyhan boru hattının 50 milyon tonluk ham petrolü taşıyabilecek bir boru hattı olduğuna dikkat çekti.
Doğalgaza zam gelecek mi? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'dan önemli açıklama...
Sistem Barter tarafından Merter’de ‘Takas Depo’ adıyla açılan mağazada, yapılan alışverişte para değil, mal ve hizmet geçerli olacak. İlk etapta barter sistemine kayıtlı işletmelere hitap edecek mağazadan, daha sonra vatandaşların da yararlandırılacağı bildirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Sistem Barter Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Besle, bir yıllık çalışma sonucunda 5 katlı ve 1500 metre kare alana sahip mağazayı hizmete açtıklarını açıkladı. Paranın geçerli olmadığı mağazada, 600 kalemde 5 binin üzerinde mal ve hizmet değiş tokuşu yapılabildiğini açıklayan Orhan, "Firmalar atıl durumda bekleyen araçlarını getirip karşılığında iş makinası alabilir. Firmaların mağazaya sunmak istediği mala değer biçerek karşılığında barter çeki veriyoruz. Bu çekle ihtiyaç duydukları ne varsa alabiliyorlar" dedi. Takas Depo mağazasının, ilk etapta barter sistemine üye İşletmelere hitap edeceğini, yakın bir gelecekte sokaktaki vatandaşa da hizmet vermeye başlayacağını açıklayan Besle, "Örneğin ev hanımları evinde dokuduğu halı, ördüğü kazak, diktiği elbiseleri verip karşılığında kışın yakmak için kömür veya gıda alabilecek" dedi. Kriz nedeniyle üretim kapasitelerinin düştüğü ortamda, firmaların yaşadığı en büyük sorunun nakit döngüsü olduğunu dile getiren Orhan Besle, "Firma, malı üretiyor satıyor, fakat aylar sonra ödemesini alabiliyor. Nakit sıkışıklığı yaşadığı için de ham madde alıp yeni siparişlere yetişemiyor. Biz firmalara elindeki kullanmadığı mal karşılığında ihtiyacına çözüm buluyoruz. Takas depo mağazalarında amacımız insanların barter ticaretine olan güvenlerini daha da pekiştirmek. Ağzına kadar mal dolu mağazalar sayesinde firmalar görerek ve dokunarak mal alabilecek" dedi. -PARASAL DEĞERİ OLAN HERŞEYİ TAKAS EDECEĞİZ- Takas Depoları kendine has konsepti olan Modern bir alışveriş merkezi biçiminde dizayn ettiklerini anlatan Orhan Besle, şu ana kadar sistemlerinde ikinci el ürünün hiç olmadığını, ancak önümüzdeki dönemde ikinci el pazarını da açacaklarını bildirdi. İş makineleri ve araçlardan büyük talep beklediklerini dile getiren Besle, "Parasal değeri olan her türlü ürün ve hizmeti takas edeceğiz" dedi. -ÇİFTÇİ BUĞDAY VERİP, TRAKTÖR ALIYOR- 2010 yılının ikinci yarısında Ümraniye’de 2. mağazalarını açacaklarını söyleyen Besle, 5 bin metrekare alanda açılacak mağazanın 20 bin üzerinde mal ve hizmet imkanı sunacağını söyledi. Besle, İstanbul dışında, Bursa, Ankara, İzmir, Adana, Erzurum gibi illerde yeni mağazalar kuracaklarını söyledi. Bu sistemle Manisa’da çiftçilerin, ellerindeki fazla buğday, patates ve mısırı vererek karşılığında traktör aldığını söyleyerek, "Bu şekilde 9 traktör sattık" dedi. Ayrıca kumaş verip, karşılığında saf kan Arap ve Kanada atı alanların da çıktığını dile getiren Besle, "Bu şekilde yaklaşık 15 at sattık" dedi.
Bu alışveriş merkezinde para geçmiyor. Peki nasıl alışveriş yapılıyor! İlk çağlardaki gibi; takasla...
Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK) 2009 yılında en çok şikayet yerli dizilerden gelirken, bu diziler arasında ilk sırayı ''Aşk-ı Memnu'' dizisi aldı. Bu diziyi ''Kurtlar Vadisi-Pusu'' ve ''Tek Türkiye'' izledi. RTÜK'ün, ''444 1 178'' İletişim Merkezi ve web sitesine, izleyiciler tarafından 2009 yılının 9 aylık döneminde toplam 48 bin 601 başvuruda bulunuldu. RTÜK'e yapılan şikayetlerde yerli diziler ilk sırayı alırken, bu şikayetlerin yüzde 20'sinin diziler, yüzde 13'ünün yarışmalar, yüzde 10'unun reklam kuşakları, yüzde 9'unun eğlence programları, yüzde 6'sının güncel programlar, yüzde 6'sının haber bültenleri ve yüzde 5'inin de yorum programları hakkında olduğu belirlendi. RTÜK'e ulaşan şikayetler incelendiğinde, izleyicilerin en çok ''çocukların ve gençlerin korunması'' ile ''Türk aile yapısı ve ahlaka aykırılık'' gerekçesiyle şikayette bulunduğu belirtildi. YARIŞMALAR DA ŞİKAYET KONUSU İzleyicilerin yerli dizilerle ilgili en fazla öne çıkan şikayet gerekçesi, ''Türk aile yapısı ve ahlaka aykırılık'' oldu. Bu yöndeki şikayetlerin yüzde 40'ı da yerli diziler için iletildi. ''Türk aile yapısı ve ahlaka aykırılık'' kriterine ilişkin olarak vatandaşlardan gelen şikayetlerin yüzde 40'ı diziler hakkında gerçekleşti. ''Çocukların ve gençlerin korunması'' kriteri hakkındaki şikayetlerin yüzde 35'i de yine dizilere ilişkindi. En çok şikayet edilen yerli dizi ''Aşk-ı Memnu'' olurken, bu diziyi ''Kurtlar Vadisi-Pusu'' ve ''Tek Türkiye'' izledi. Tüm yerli diziler hakkındaki şikayetlerin yüzde 25'i, ''Aşk-ı Memnu'' dizisine geldi. ''Türk aile yapısı ve ahlaka aykırılık'' kriterine ilişkin bildirimlerin yüzde 24'ü yarışmalara ilişkin olarak geldi. Bu konuda en fazla şikayet 2 bin 304 bildirimle ( yüzde 37) ''Yemekteyiz'' adlı programa geldi. Bu programı, şikayetlerin yüzde 16'sını alan ''Bir Şarkısın Sen'' ve yüzde 9'unu alan ''Mehmet Ali Erbil'le 50 Sarışın'' takip etti. EVLİLİK PROGRAMLARI RTÜK'e başvuran seyirciler, sadece reklam kuşaklarını değil, aynı zamanda özellikle diziler ve filmler içerisinde yayınlanan reklamları da eleştirdi. İzleyiciler en çok reklamların uzunluğundan ve müstehcenliğinden (yüzde 20) şikayetçi oldu. Kuşak programları hakkında kaydedilen 4 bin 333 bildirimin yarısına yakını ''Zuhal Topal'la İzdivaç'' adlı programa yönelik olarak gerçekleşti. Bunu yüzde 13 oranıyla ''Müge Anlı ile Tatlı Sert'' ve yüzde 8'lik oranla ''Esra Erol'la İzdivaç'' adlı kuşak programları izledi. Bu üç programa ilişkin bildirilen şikayet gerekçelerinde ilk sırayı ''kişilik haklarına aykırılık-hakaret'' konusu alırken, ''ayrımcılık (dil, din, ırk)'' ve ''kişiye yönelik şikayet (sunucu veya katılımcı)'' kriterleri hakkında da bildirimde bulunuldu. Vatandaşların şikayetlerinin, programda kullanılan ifadeler ve bunları dile getiren katılımcılar üzerinde yoğunlaştığı gözlendi. Haber bültenleriyle ilgili şikayetlerde ise yüzde 40 oranında ''siyasi parti propagandası'', yüzde 38 oranında da ''taraflık yayıncılık'' yapıldığı savunuldu. Haber bültenleri konusunda en fazla şikayet edilen kanallar, yüzde 13 ile Kanal D, yüzde 12 ile Star TV ve yüzde 11 ile Show TV oldu. İzleyiciler, yaptıkları başvuruların yüzde 27'sinde genel anlamda bütün kanallardaki haber bültenlerinden şikayetçi oldu.
RTÜK en çok şikayet aldığı dizi ve yarışma programlarını açıkladı. İlk üçte reyting rekorları kıran dizi ve yarışmalar var
Hükümetin yaptığı pek çok icraat muhalefet partilerince yargıya götürülüyor. Sonuç pek çok karar geri dönüyor. İşte son yıllarda yargıya taşınan ve durdurulan faaliyetlerden örnekler: ECZANELER: Danıştay, eczanelerle tek tek sözleşme yapılarak ilaç teminini düzenleyen protokolün yürütmesini durdurdu. GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR: Danıştay 10 ve 13'üncü Daire, genetiği değiştirilmiş gıda maddelerinin ihracını düzenleyen yönetmeliğin yürütmesini durdurdu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu daha sonra itiraz üzerine bu kararı kaldırdı. ŞEKER İHALESİ: 13'üncü Daire, Türkiye Şeker Fabrikaları'na ait Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba şeker fabrikalarının bir bütün halinde özelleştirilmesini durdurdu. ALİAĞA: Aliağa'da 49 yıllığına termik santral kurulması ve elektrik izni verilmesini içeren EPDK kararı durduruldu. BOĞAZLAR: Danıştay 13'üncü Dairesi, 9 otoyol ve 2 boğaz köprüsünün işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının yürütmesini durdurdu. KIŞLADAĞ ALTINI: Danıştay 6'ncı Dairesi, Kışladağ'da altın madeni aranmasına ilişkin Çevre Bakanlığı kararını durdurdu. İZMİR LİMANI: İdari Dava Daireleri Kurulu, TCDD Genel Müdürlüğü'ne ait İzmir Limanı'nın özelleştirilmesi amacıyla açtığı ve 1 milyar 275 milyon dolara Global-Hutchison Whampoa Ltd-Ege İhracatçı Birliği ortaklığının kazandığı ihalenin yürütmesini durdurdu. ERDEMİR: Erdemir'in OYAK'a devrine ilişkin Rekabet Kurulu kararı, Danıştay 13'üncü Dairesi'nce durduruldu. MADENCİLİKTE DEPREM: 8'inci Daire, madencilik sektörünü yakından ilgilendiren ve orman sayılan alanlarda madencilik faaliyetlerine izin veren yönetmeliği durdurma kararı verdi. PETKİM: İdari Dava Daireleri Kurulu, PETKİM'in yüzde 51 oranındaki hissesinin blok satışına ilişkin özelleştirme şartnamesinin yürütmesini durdurdu. PETKİM için 5 Temmuz 2007'de açık artırma yapılmış, 2 milyar 50 milyon TL teklif veren Rus-Kazak ortaklığı yerine ihale, ikinci olan Azeri konsorsiyuma, Socar- Turcas-Injaz OGG'ye verilmişti. İGDAŞ: 13. Daire, doğalgaz şirketi İGDAŞ'ın özelleştirilmesi için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na yetki veren belediye meclis kararının yürütmesini durdurdu. NÜKLEER SANTRAL: Mersin- Akkuyu'da nükleer enerji santrali kurulması için gerekli düzenlemeleri içeren yönetmeliğin yürütmesi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca durduruldu. SİNOP SANTRALİ: Sinop'ta yapılması planlanan yaklaşık 2 milyar dolarlık ithal kömüre dayalı termik santral yatırımları, ÇED raporları nedeniyle durduruldu. TÜRBAN GENELGESİ: YÖK'ün üniversitelere başörtüsü ile girilebilmesine olanak tanıyan genelgesi iptal edildi. KATSAYI: Üniversitelere girişte meslek ile düz liseler arasındaki katsayı farkını ortadan kaldıran yönetmeliğin yürütmesi, Danıştay 8'inci Dairesi'nce durduruldu. TELEFON DİNLEME: Danıştay 5'inci Dairesi, hâkim-savcıların telefonlarının dinlenmesine olanak tanıyan Teftiş Kurulu Yönetmeliği'nin yürütmesini durdurdu. TÜRBAN YASASI: Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde başörtüsünün serbest hale gelmesine olanak tanıyan Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddelerindeki değişikliği Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. MADEN YASASI: Anayasa Mahkemesi, orman niteliğini kaybetmiş alanlarda maden aranmasına olanak tanıyan yasa hükmünü iptal etti.
Hükümet karar alıyor, muhalefet tepki gösteriyor, yargı durduruyor. İşte son 8 yılda yaşanan olaylardan örnekler...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiasının soruşturulması kapsamında Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda başlatılan iki aşamalı ‘kozmik inceleme’ çerçevesinde savcının ulaştığı ilk delil, zanlı olarak ifadesine başvurulan Binbaşı İ.G.’nin bilgisayarında çıktı İ.G.’nin bilgisayarında yapılan imaj çalışmasında, şifreli isimlerin yer aldığı 30’a yakın ismi içeren bir liste bulundu. Arınç’ı izledikleri iddiasıyla Çukurambar’da yakalanan ve haklarında adli soruşturma başlatılan Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda görevli albay, binbaşı ve astsubaylardan oluşan 8 kişi ile ilgili yürütülen inceleme çerçevesinde söz konusu personelin ofislerinde arama yapılmıştı. Edinilen bilgiye göre; bilgisayar ana belleklerinde, askeri savcı ile askeri yetkililerinin gözetiminde Seferberlik Bölge Başkanlığı binası içinde “imaj alma” işlemi gerçekleştirildi. Ana belleklerde işleme başlanıldığı tarihten itibaren yapılan her türlü işlemin görülebilmesi amacıyla gerçekleştirilen ve “röntgen çekme” olarak tanımlanan bu uygulama sonrasında kopya ana bellekler Terörle Mücadele Şubesi’nde (TEM) incelemeye alındı. Yapılan incelemede kritik bulguya ulaşıldı. SAVCI LİSTEYİ İNCELİYOR Binbaşı İ.G.’nin kullandığı bilgisayara ait ana bellekte yerinde yapılan ilk incelemede, Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda görevli bazı askeri personelle ilgili idari bilgilerin yer aldığı görülmesine karşın, imaj çalışmaları sonrasında 30’a yakın ismin yer aldığı bir liste bulundu. Geçmişte hazırlanan ancak silinen bu liste üzerinde Savcı Mustafa Bilgili’nin talimatıyla yeniden inceleme başlatıldı. Söz konusu isim listesinin şifreli olarak yazıldığı, listedeki isimlerin karşısında sivil ya da asker olup olmadığı, görevlerinin ne olduğunun net olarak yer almadığı, ancak şifreli tanımlamalar nedeniyle dikkati çektiği belirtildi. İmaj çalışması sonrasında bulunan isim listesinin ne anlama geldiğinin çözülmesi için ayrıntılı çalışma başlatıldığı öğrenildi.
Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda bilgisayarların röntgeni çekildi ve silinen bir bilgiye ulaşıldı: Şifreli isimler...
Üniversiteye girişte bu yıldan itibaren uygulanacak sınav siteminin birinci aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvurular yarın başlayacak. YGS'ye, öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek. Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2010-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek. 2010-2011 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve ön lisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurt dışında öğrenim görmek isteyen adayların da YGS'ye başvurmaları gerekiyor. KILAVUZ 2 LİRA Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM büroları ÖSYS'de başvuru merkezi olarak görev yapacak. Adaylar başvuru merkezlerinden içerisinde 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan ''2010-Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu''nu 2 TL karşılığında edinebilecek. Henüz mezun olmamış son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okulların bağlı olduğu başvuru merkezine yapacak. Mezun durumundaki adaylardan 2008 ve 2009 ÖSYS'nin her ikisine de başvurmamış olanlar ile 2008 veya 2009-ÖSYS'ye başvurmuş olanlardan öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabilecek. Mezun durumdaki adaylardan 2008 veya 2009 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla ya da diledikleri bir başvuru merkezine yapacaklar. Başvurusunu başvuru merkezinde yapacak adayların gidecekleri başvuru merkezinden randevu alması gerekiyor. Başvuru işlemini yaptıracak aday, başvuru merkezine gitmeden önce başvuru ücretini yatırmış, 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu'nu doldurmuş ve bu formdaki öğrenim bilgilerinin okulun bir yetkilisi tarafından onaylanmış olacak. Başvuru Merkezi'ne giderken adayların 2010-Aday Bilgi Formu'nu, fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesini, banka dekontunu ve mezun öğrenciler ortaöğretim diplomasını yanında bulundurması gerekecek. YGS'ye girecek adaylar sınav ücreti olarak 35 TL, YGS'ye girmek istemeyen ancak sadece Sınavsız Geçişe başvurmak isteyen adaylar ise 10 TL ödeyecek. Sınava başvuru sırasında formdaki ''İnternet üzerinden işlem yapmak istemiyorum'' seçeneğini işaretleyen adaylar sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecekler ve ayrıca internet üzerinden bazı işlemleri yapamayacak. Sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecek adayların adreslerine sınav sonuç belgesi gönderilecek. Ayrıca internetten öğrenen adaylara da sınav sonuç belgesi iletilecek. Sınava başvurular 12 Şubatta sona erecek.
Yeni üniversiteye giriş sisteminin ilk basamağı olan YGS için başvurular alınmaya başlandı.
Ulus-Sincan-Fatih hattında çalışan özel toplu taşıma aracının devrildiği kazada, bazıları hafif derecede olmak üzere yaklaşık 20 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, 06 BS 6551 plakalı özel toplu taşıma aracının Batıkent Hipodrom mevkisinde devrildiği kazanın ardından, olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Aracın sürücüsünün de aralarında bulunduğu yaralılar, Sincan ve şehir merkezindeki hasatenelere sevk edildi. Yaralılardan Bünyamin Kızılova ve Ebru Uçar'ın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi'ne, Mevlüde Taşcı'nın da Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldığı öğrenildi. Hafif derecede yaralanan bazı yolcuların ayakta tedavi edildiği belirtildi.
Ankara'da Ulus-Sincan hattında çalışan özel toplu taşım aracı devrildi. Kazada çok sayıda yaralı var
Türkiye Barış Meclisi'nin düzenlediği “Henüz Geç Değil Barış İçin Çözüm Ellerimizde” Konferansı Ankara’da toplandı. Toplantıya BDP Genel Başkanı Demir Çelik, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, akademisyenler ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Toplantının iki dikkat çeken katılımcısı daha vardı. Biri Öcalan'ın çağrısı ile Kandil ve Mahmur'dan gelen gruptan PKK'lılar, diğeri ise eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş oldu. Kendilerine "Barış Anneleri" adını veren iki kadının yanında oturan Cevat Öneş, PKK'lı grup adına konuşan Gülbahar Çiçekçi'yi dikkatle dinledi. Öneş toplantıya verilen arada gruptakilerle de tokalaştı.
Öcalan'ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur'dan gelen PKK'lıların katıldığı konferansta MİT eski Müsteşar Yardımcısı da vardı
Muhalefet partilerinin çağrılarıyla birlikte son haftalarda erken seçim tartışmaları büyüyünce araştırma şirketleri "Bugün seçim olsa kim ne kadar oy alır" araştırmalarına başladı. Bugünkü anket Konsensüs'ten. Konsensüs araştırma şirketinin Habertürk için yaptığı araştırma sonucu AK Parti ve CHP'yi sevindirecek gibi görünüyor. Araştırmaya göre AK Parti yerel seçimde aldığı oyun üzerine çıkıyor. CHP'nin oylarında da bir iki puanlık artış hesaplanırken, MHP'de değişim görünmüyor. BUGÜN SEÇİM OLSA İşte Konsensüs'ün kararsızlar dağıtıldıktan sonra ortaya çıkacağını hesapladığı partilerin oy oranları: AK Parti: % 40.9 CHP: % 25.3 MHP: % 16.2 SP: % 4.2 DP: % 3.8 BDP: % 2.8 Diğer: 6.8 LİDER TERCİHİ Konsensüs araştırmasında liderleri de sordu. "En beğendiğiniz lider kim" sorusuna Erdoğan ve Sarıgül yanıtları geldi. İşte oranlar: Tayyip Erdoğan: 40.1 Mustafa Sarıgül: 28.4 Deniz Baykal: 18.1 Devlet Bahçeli: 17.3
Erken seçim tartışmaları başladı, anketler arka arkaya geldi. Konsensüs'ün anketi AK Parti'yi sevindirecek.
Kesintisiz olarak 20 yıla yakın Valilik yapan ve geçen yıl emekliye ayrılan Adil Yazar, stajyer Avukat oldu. Yıllar önce Hukuk Fakültesini bitiren ancak, idarecilik görevini seçen Adil Yazar, Ankara’daki bir Avukatlık bürosunda staj yapmaya başladı. Yazar stajının ardından, Ankara Barosuna bağlı olarak avukat mesleğini yürütecek. Artvin’li olan ve ilk öğrenimini Şavşat ilçesinde tamamlayan Yazar, Ankara’da Hukuk Fakültesini bitirdi. Gölköy, Vezirköprü gibi ilçelerde kaymakamlık yapan Mülkiye müfettişliği ve İçişleri Bakanlığı genel sekreterliği de yapan Yazar, 1986-1988 yılları arasında Bilecik, 1988-1991 yılları arasında Muş, 1991-1993 yılları arasında Sinop, 1996-1999 yılları arasında Niğde ve 1999-2003 yılları arasında da Trabzon Valiliği yaptı. Yazar, 2007’deki genel seçimlerde CHP’den Artvin milletvekili adayı da olmuştu. Kara Harp Okulu Komutanıyken telefonlarının izinsiz olarak dinlendiği iddiasıyla görevinden istifa eden emekli Tümgeneral Reha Taşkesen de, Avukat olmuştu. Hukuk mezunu da olan Taşkesen, stajını tamamladı ve Ankara’da serbest avukatlık yapmaya başladı. Gazeteport
Kesintisiz olarak 20 yıla yakın Valilik yapan ve geçen yıl emekliye ayrılan Adil Yazar artık bir stajyer! Nasıl mı?
4 yıllığı 2.2 milyar dolara çıkan yayın hakları geliri, futbol kulüplerini sevindirdi. Kulüplerin sezon başı alacakları paranın yanı sıra performans prim sisteminin aynen devam etmesi halinde gelirleri yüzde 100 artacak. Buna göre 2010-2011 sezonunda Süper Lig şampiyonu 14 milyon TL’lik ödülü alırken, Avrupa’nın da en değerli 3’üncü kupasını kaldırmış olacak. Hürriyet'e göre; Federasyon payları ve vergilerle birlikte 4 yıllığı 2.2 milyar liraya yükselen yayın hakları geliri, futbol kulüplerinin yüzünü güldürdü. Süper Lig’de A, B ve C paketlerinde toplam 374.7 milyon dolarla (vergi ve Federasyon payı hariç) biten yayın ihalesi en fazla kulüplere yarayacak. Eski dağıtım sisteminin devamı halinde futbol kulüplerinin performans gelirleri ve şampiyonluk kupası primi yüzde 100 artacak. Buna göre bu sezon 7 milyon TL olan Turkcell Süper Lig şampiyonluk primi 14 milyon TL’yi geçecek. Böylelikle Süper Lig kupasının primi Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 7.5 milyon Euro’luk ve Şampiyonlar Ligi kupasının 9 milyon Euro’ya yaklaşırken, Avrupa Ligi kupasını da geçerek Avrupa’nın en pahalı 3’üncü kupası oldu. Devlerle yarışıyor Türkiye Futbol Federasyonu’nun önümüzdeki 4 sezonu kapsayacak olan maç yayın ihalesini yıllık 321 milyon dolarla Digiturk’ün kazanması kulüplerin de yüzünü güldürdü. Önümüzdeki sezon, ligi şampiyon tamamlayan kulüp performans sisteminin aynen devam etmesi halinde kupa primi olarak 14 milyon TL’den fazla para kazanacak. Böylelikle Turkcell Süper Lig şampiyonu, Şampiyonlar Ligi’nde kupayı kaldıran takımdan 4 milyon TL daha az kazanacak. Avrupa Ligi’nde şampiyon bir takımın alacağı priminden 8 milyon TL daha fazla kazanacak. İhale sonrası performans primleri, lige ayak bastı parası ve şampiyon takımların kazançlarının da yüzde 100 artması bekleniyor. Buna göre 2009-2010 sezonunda her galibiyet için 354 bin TL performans primi alan takımlar, önümüzdeki sezondan itibaren 700 bin TL’den fazla para kazanacak. Prim sisteminin aynen devam etmesi halinde 1 puanın değeri de 350 bin TL’yi geçecek. Böylelikle takımlar maçlarda topladıkları her puan için kasasına yüklü bir para koyacak. Lige ayak bastı parası da yaklaşık 8 milyon TL’yi bulacak. Her sezon başında 18 kulübe 4 milyon 800 bin TL para ödeniyordu. 2’nciye 11 milyon TL Şampiyon olan takımın dışında Süper Ligi ilk 6’da tamamlayan her bir kulüp kasasına daha çok para koyacak. 2’nci olan takım hem Şampiyonlar Ligi kapısını aralayacak hem de kasasına 11 milyon 200 bin TL para koyacak. 3’üncü kulüp ise 4 milyon 800 bin TL yerine 9 milyon 600 bin TL kazanacak. Kupalarda performans primleri nasıl dağıtılıyor Turkcell Süper Lig Berabere kalan takımların her birine 177 bin TL ödeniyor. Gelecek sezon 354 bin TL ödenmesi bekleniyor. Galibiyet priminin 354 bin TL’den 700 bin TL’ye çıkması öngörülüyor. Şampiyon olan takım sezon sonunda 7 milyon TL alacak. 2010-2011 sezonunda bu rakamın 14 milyon TL’yi geçeceği tahmin ediliyor. 2’nci olan takım 5 milyon 600 bin TL kasasına koyacak. Gelecek sezon bu rakam 11 milyon TL’yi aşacak. 3’üncü olan kulübe 4 milyon 800 bin TL ödenecek. Önmüzdeki sezon bu rakam 9 milyon 600 bin TL olacak. 4’üncü takıma ise 2 milyon 800 bin TL verilecek. Bir sonraki sezon bu sıradaki takım 5 milyon TL’den fazla kazanacak. 5’inci olan takım 1 milyon 400 bin TL alacak. Gelecek sezon bu rakamın da 2 milyon 800 bin TL’yi bulması bekleniyor. 6’ncı olan kulüp kasasına 700 bin TL koyarken 2010-2011 sezonunda bu rakam 1.4 milyon TL olacak. Şampiyonlar Ligi Gruplara kalan takım 7.1 milyon Euro alıyor. Grup maçlarında galibiyete 800 bin Euro veriliyor. Beraberlik durumunda takımlar 400 bin Euro alıyor. İkinci tura yükselen takım 3 milyon Euro kazanıyor. Çeyrek finale yükselen 3.3 milyon Euro elde ediyor. Yarı finale kalana 4 milyon Euro veriliyor. Final oynayıp kaybeden 5.2 milyon Euro alıyor. Finali kazanan takım kasasına 9 milyon Euro koyuyor. Avrupa Ligi Katılım payı olarak her takım 600 bin Euro alıyor. Grup maçlarında galibiyete 120 bin Euro veriliyor. Beraberlik halinde takımlar 60 bin Euro alıyor. 2’nci tur pirimi olarak 180 bin Euro ödeniyor. 3’üncü tur primi ise 270 bin Euro’yu buluyor. Çeyrek finale kalan her takıma 360 bin Euro veriliyor. Yarı finale kalan takımlar 630 bin Euro kazanıyor. Finalde elenen takıma 2 milyon Euro ödeniyor. Kupayı kaldıran takım 3 milyon Euro alıyor. Avrupa Futbol Şampiyonası (Euro 2008) Katılım hakkı olarak 7.5 milyon Euro veriliyor. Galibiyete 1 milyon Euro dağıtılıyor. Berabere kalanlar 500 bin Euro kazanıyor. Çeyrek final vizesine 2 milyon Euro veriliyor. Yarı final oynayan 3 milyon Euro kazanıyor. Finali kaybeden 4.5 milyon Euro elde gediyor. Kupayı kaldırana 7.5 milyon Euro veriliyor. Ziraat Türkiye Kupası Grup maçlarında galip gelen her takım 100 bin dolar kazanıyor. Beraberlik durumunda takımlar 50’şer bin dolar alıyor. Lider tamamlayana 200 bin dolar veriliyor. 2’nci olan takıma ise 100 dolar ödeniyor. Çeyrek finale katılım payı olarak takımlar 150 bin dolar alıyor. Yarı final ödülü ise 200 bin doları buluyor. Kupayı kaldıran 1.5 milyon dolar kazanıyor. 2’nci olan takım ise 900 bin doların sahibi oluyor.
Digitürk 374.7 milyon dolara yayın hakkını satın aldı. Bu kulüplere yaradı. Süper Lig kupası dünyada en pahalı üçüncü kupa oldu.
Antalya Havalimanı'nda çok sayıda gazetecinin karşıladığı Gökhan Ünal, burada yaptığı açıklamada, Fenerbahçe'ye geldiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Transferinin biraz geç, ancak tam zamanında olduğunu, çünkü Fenerbahçe'ye olgun çağında geldiğini belirten Gökhan, ''Fenerbahçe camiası çok büyük bir camia. Burada başarılı olacağıma inanıyorum. Transferimde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Trabzonspor'a, kolaylık sağladığı için teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra daha farklı bir Gökhan karşınızda olacak'' dedi. Sezon başındaki Gökhan ile devre arasındaki Gökhan arasında çok fark olduğunu ifade eden Gökhan Ünal, sezon başında sakatlandığı için gerekli antrenmanı yapamadığını, ancak Şenol Güneş'in gelmesiyle birlikte çok iyi antrenmanlar yaptığını kaydetti. Fazla idman eksiği olmadığını dile getiren Gökhan Ünal, ''Kendimi çok iyi hissediyorum. Ligin ikinci yarısında daha farklı bir Gökhan olacak. Daha diri, daha güçlü Gökhan olacağıma inanıyorum'' diye konuştu. Fenerbahçe'den gelen ilk teklifi duyduğunda çok heyecanlandığını anlatan Gökhan, şöyle devam etti: ''Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya geldiğim için heyecanlıyım. Trabzonspor'da taraftarla aramda biraz problemler oldu. Onun dışında takım arkadaşlarımla hiçbir sorunum yoktu. Fenerbahçe'ye gelmeden önce Mehmet Topuz ile görüştüm ve olumlu şeyler anlattı. Takımda uyum sorunu yaşayacağıma inanmıyorum. Milli takımdan da tanıdığım arkadaşlarım var. Forma rekabeti illa ki olacak ve bunda da Fenerbahçe kazanacak.'' Fenerbahçe ile 3,5 yıllık anlaşma sağladığını belirten Gökhan, detayları menajerinin bildiğini, kendisinin sadece imza attığını söyledi.
Fenerbahçe'nin anlaşmaya vardığı Gökhan Ünal, sarı-lacivertlilerin kamp yaptığı Antalya'ya geldi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, milli birlik ve kardeşlik projesini tedirginlik ve korkuyla karşılayan çevrelerin kendilerini sarsmayacağını belirtti, anayasa değişikliği tümden olmazsa parça parça değiştirileceğini söyledi. Düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aksu, AK Parti'nin nasıl bir Anayasa değişikliği öngördüğünün sorulması üzerine, 2007'deki genel seçim öncesinde ''sivil demokrasi'' yapılması görüşünü açıkladıklarını anımsattı. Seçimden sonra parlamentoda konsensüs sağlanamadığı için Anayasa değişikliği yapılamadığını anlatan Aksu, şu anda da değişiklik için hazır olduklarını söyledi. Parlamentonun uygun gördüğü zamanda anayasa değişikliğinin gündeme gelebileceğini ifade eden Aksu, değişikliğin içeriğinin ne olacağına ilişkin soruyu, ''Hedefimiz tüm Anayasa değişikliği ama bu olmazsa parça parça yapılabilir. Şu anda erken. Biraz sabırlı olun'' diye yanıtladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, Anayasa değişikliğiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu...
Kurtlar Vadisi Pusu senaristlerinden Bahadır Özdener, Kurtlar Vadisi dizisinde, Türkiye vatandaşı olan ya da dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Musevilere karşı, onları hedef alan bir sahnenin bulunmadığını belirtti. Özdener, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Slvyo Ovadya'nın, Kurtlar Vadisi dizisinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, diziyle ilgili RTÜK'e şikayette bulunduğunu kaydetti. “Bir sivil toplum önderi olarak Ovadya'nın, Filistin'de başta çocuklar olmak üzere, sivillere uygulanan şiddet ve vahşetten duyduğu rahatsızlığı da aynı diziyle ilgili olduğu gibi dile getirmesini istediklerini” ifade eden Özdener, Ovadya'nın bu şiddeti uygulayan İsrailli yetkilileri üst kurullara, BM'ye ve insan hakları örgütlerine şikayet etmesini beklediklerini kaydetti. Özdener, açıklamasında şunlara yer verdi: “Kurtlar Vadisi dizisinde ne ülke vatandaşımız olan Musevilere ne de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Musevilere karşı, onları hedef alan bir konu, yahut sahne bulunmaktadır. Kurtlar Vadisi Pusu'da, ülkemizde cirit atan MOSSAD ajanlarının düşünce ve eylem biçimlerine ve siyonizme karşı bir eleştiri vardır. İsrail devletinin insanlık dışı terör politikası nasıl Musevileri bağlamazsa, dizinin içinde eleştirdiğimiz MOSSAD'ın vahşi uygulamaları da Musevileri bağlamaz.”
Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Slvyo Ovadya'nın Kurtlar Vadisi'ni RTÜK'e şikayet etmesi ile yeni bir kavga daha çıktı.
MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Yatağan'ın Turgut Beldesi'nde partisinin ilçe teşkilatını ziyaret etti, “Erdoğan seçimden ne kadar kaçarsa kaçsın önümüzdeki ilk seçimler O'nun jübilesi olacak” dedi Ziyareti sırasında Vural'a MHP Muğla Milletvekili Metin Ergün, MHP Muğla İl Başkanı Mehmet Korkmaz, MHP Yatağan İlçe Başkanı Servet Göka da eşlik etti. Vural ve beraberindekiler Turgut Beldesi'ndeki dört dönemlik CHP'li yönetime son veren MHP'li Belediye Başkanı Salih Özen tarafından çiçeklerle karşılandı. Oldukça neşeli olduğu gözlenen Vural, sık sık partililerle şakalaştı. Belediye Başkanı Salih Özen'in kendisine bakırdan yapılmış üzerinde Lagina Antik Kenti kabartması bulunan bir plaket vermesinin ardından Vural, Belediye Düğün Salonu'nda yaklaşık 300 partiliye seslendi. Erken seçim için geri sayımın başladığını belirterek konuşmasına başlayan Vural, partisinin genel başkanı Devlet Bahçeli'nin o günü, AKP'den kurtulmanın başlangıcı olarak belirlediğini söyledi. Bahçeli'nin Türkiye'de korku, kaos, kargaşa, karanlık ve kriz dolu günlerin yaşanmaması için 7 Kasım 2010'u seçim için müsait bir gün olduğunu ifade ettiğini belirten Vural, “Artık milletin karar anı gelmiştir. Millet üzerine oynanan oyunlara, milletin kimliğiyle tarihi üzerinde oynanan oyunlara karşı millet iradesine başvurma zamanı geldi. Bu seçimler milletimizin bin yıllık kardeşliği üzerinde oynanan oyunlar karşısında söz söyleyeceği bir seçim olacak. Çünkü, Türkiye tarihinin en büyük küçülmesini ve en büyük işsizliğini yaşadığı gibi hükümetin senelerdir büyüme masallarından bahsederek halkı uyuttuğu da ortaya çıktı. Bu yılda kayıp bir yıl olacak. Başbakan Erdoğan, ‘2007 yılında seçim yok’ dedi. Erdoğan seçimden ne kadar kaçarsa kaçsın önümüzdeki ilk seçimler O'nun jübilesi olacak” dedi. “HALKI AÇ BIRAKIP, AÇILIM PEŞİNE DÜŞTÜLER” Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığını, Ege'de işsizlik oranının yüzde 25'e yükseldiğini ve son bir yılda 1 milyon kişinin işsiz kaldığını da ileri süren Vural, “Hükümet, vatandaşa kaşık ile verdiğini cebinden kepçe ile geri almaya alışkanlık haline getirirken, üretim ithalata bağlı duruma getirildi. Türkiye öldürücü bir borçlanma içine girdi. Ülke büyük bir ekonomik erozyona uğruyor. AKP hükümeti ekonomik politikalarını rant ekonomisi üzerine kurdu. Halkın aç kalması açıkta olması umurlarında değil, halkı aç bıraktılar açılım peşinde koşuyorlar” diye konuştu. ‘YENİ OYUN PEŞİNDELER, AKP, MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATIYOR’ AKP hükümetini sert dille eleştiren Vural, “Anayasa değişikliğiyle amaçları bu milletin dilinin Türkçe olduğu ifadesini anayasadan çıkarmak. AKP, müslüman mahallesine salyangoz satmaya çalışıyor. Bu milletin Türk milli kimliğini ortadan kaldırmaya yönelik yeni oyunlar peşindeler. Cumhuriyeti yeniden düzenleyeceklermiş sen kimsin ya sen kim. Cumphuriyet ile hesaplaşma peşinde olanlar aklını başını alsınlar. Bütün bunlar Türk milletinin ulus devlet yapısını, üniter devlet yapısını gevşetmek içindir. Amaç, hedef ve oyun budur. Oyun Habur'da devlet töreniyle yapılan kurdele törenini bu millete hazmettirmektir. Habur'da 19 Ekim'de meydana gelen rezaleti bir gün sonra mecliste gurubunda yaptığı konuşmada övgü dolu sözlerle anlatan Erdoğan ve AKP'nin bu operasyonu milletimizin başına çuval geçirme operasyonudur. Ve bu senaryonun yurt dışında hazırlandığı bilinmektedir. Türk milli kimliğine bin yıllık kardeşliğimize ve tarihimize milli kültüre karşı oluşturulan niyeti iyi değildir.” Vural, AKP hükümeti Maliye bakanının bir bankanın 3 milyar TL'lik borcunu bir çırpıda sildiğini ancak bazı önemli medya guruplarını vergi ile korkutarak baskı ve sindirme politikası uyguladığını da idida etti.
Bu iddia MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural'a ait.. Vural Erdoğan'a artık kaçacak yeri kalmadığını da hatırlattı.
Fenerbahçe'nin yeni transferi Gökhan Ünal, sarı-lacivertli takımda tekrar gol kralı olmayı hedeflediğini söyledi. Sarı-lacivertlilerin Antalya'daki kampına katılan Gökhan, FB TV'de "Kamp Günlüğü" programında yaptığı açıklamada, Fenerbahçe'ye transferinin bir anda geliştiğini ifade ederek, "Fenerbahçe'nin beni istediğinden çok da haberim yoktu. Son bir iki gün içinde gelişmeler oldu. Şenol Hoca ile görüştüm, durumu aktardım. O da problem çıkarmadı ve gelişmeler hızla sona erdi. Trabzonspor Kulübü Başkanı ve yönetimine teşekkür ediyorum, transferimde zorluk çıkarmadılar" dedi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı ve taraftarın oluşturduğu atmosferi milli takımla biraz tanıdığını anlatan golcü futbolcu, şöyle devam etti:"Statta rakibi boğan etkili bir hava var. Ben de taraftar desteğini aldıkça daha iyi oynayacağıma inanıyorum. En heyecanlanacağım şey o stattaki ilk maçım olacak. Taraftarın önünde ilk maça çıkıp, ilk golü atacağım anı sabırsızlıkla bekliyorum. Buradaki hedefim tekrar gol kralı olmak. Hedefimin bu takımda daha kolay olacağına inanıyorum. Hedef çıtam daha da yükseldi. Yıl sonu Fenerbahçe'de şampiyonluk yaşamak istiyorum." "FENERBAHÇE LİGİN EN POPÜLER VE ÖNCÜ KULÜBÜ" Fenerbahçe'nin Türkiye'nin en popüler kulübü olduğunu belirten Gökhan, "Fenerbahçe deyince akla ilk olarak 'Turkcell Süper Lig'in en popüler ve öncü kulübü' olduğu geliyor" dedi. Milli futbolcu, içine girince Fenerbahçe'yi daha iyi anlayacağını kaydederek, "Fenerbahçe'nin ayrı bir kitlesi var ve bu yüzden hep bir adım önde. Engellemelere de maruz kalıyor. Hep dışarıdan takip ediyordum, içine girince daha iyi anlayacağım. Fenerbahçe deyince, başarı, sevinç ve stadın atmosferi aklıma geliyor. Bu başarı alışkanlığı umarım benimle de devam edecektir" şeklinde konuştu. REKABETTE KAZANAN FENERBAHÇE OLACAK" Gökhan Ünal, takımda forvet mevkinde Alex, Güiza ve Semih ile birlikte rekabet edeceğini ifade ederek, "Bu takımda 4 gol kralı adayı var. Bu da rekabeti getirecek. Rekabette kazanan Fenerbahçe olacak. Alex'i tartışmam. İspanya'nın gol kralı Güiza burada. Semih milli takımdan arkadaşım ve çok kaliteli bir oyuncu" ifadesini kullandı.Kayserispor'da aynı takımda yer aldığı Mehmet Topuz ile yeniden birlikte oynayacağı için çok mutlu olduğunu anlatan golcü futbolcu, "Gelmeden Mehmet Topuz'la konuştuk. 'Buraya gelince Fenerbahçe'nin büyüklüğünü ve farklılığını anlayacaksın' dedi. Fenerbahçe'yi Emre, Semih ve Tuncay'la milli takımdayken de konuşuyorduk. Alex ile birlikte oynayacağım için heyecanlıyım. Emre'yi de ayrı bir yere koymak istiyorum. Benim milli takımdan ve yurt dışındayken bile takip ettiğim bir sporcu. Onunla da oynamak çok heyecan verici" diye konuştu.Takıma alışma döneminin çok uzun sürmeyeceğini belirten Gökhan, 'Taraftarların bana olumsuz yaklaşmamalarını ümit ediyorum. Sadece destek bekliyorum, yanımda olsunlar yeter. Takıma uyumum kolay olacaktır" dedi. "GECE HAYATIM YOKTUR" Gökhan Ünal, en olgun çağında Fenerbahçe'ye geldiğini belirterek, "Gece hayatım yoktur. İzin günümde evde olmayı çok sever, vaktimi ailemle evde geçirmeyi tercih ederim. Bu anlamda basınla da problem yaşayacağımı sanmıyorum. Camianın büyük olduğunu, baskısının da yoğun olduğunu biliyorum" dedi.Gol kralı olduğunda 23 yaşında olduğunu hatırlatan Gökhan, "Şimdi 28 yaşındayım. Trabzonspor'da belki çok gol atamadım, tabii başka nedenleri de var. Ama burada sadece Gökhan Ünal olmuyor, yıldızlar var. Trabzonspor'da her maçtan sonra ben tepki alıyordum. Burada bir sürü yıldız oyuncuyla baskıyı paylaşacağım. Daha rahat oynamanın, daha rahat gol atmama yardımcı olacağına inanıyorum" diye konuştu. "EN BEĞENDİĞİM ÖZELLİĞİM AYAK İÇİ VURUŞLARIMDIR" Gökhan Ünal, oyun stiliyle ilgili olarak, "Tek eksiğimin Semih gibi güzel top saklayamamam olduğunu düşünüyorum. O çok kaliteli bir forvet. En beğendiğim özelliğim ayak içi vuruşlarımdır" ifadesini kullandı.Türkiye'de oyun kalitesinin düşüklüğünün sahalardan kaynaklandığı anlatan milli oyuncu, şunları söyledi: "Milli takım maçı için İspanya'ya gittik. Sahalarının halıdan farkı yoktu. Bizim sahalarda topu kontrol etmek için mücadele ediliyor. Sahalar düzeltilirse, futbol kalitesinin artacağına inanıyorum. Pasın imkansız olduğu sahalarımız var.Bazı takımlar futbolu oynatmamaya yönelik oynuyor. Bu güç-denge probleminden kaynaklanıyor. Fenerbahçe'nin gücü belli. Ondan dolayı bazı takımlar sadece kapanıp kontratağa yöneliyor. Bu yüzden de futbol zevki düşüyor. Ama her takım için öyle değil. Mesela Kayserispor ya da Bursaspor da futbol oynamayı çok istiyor. Bazı takımlar sadece bir puan için kapanıyor."Golcü futbolcu dünya liglerini yakından takip ettiğini, İspanya Ligi'ni çok sevdiğini anlatarak, "Messi ve Brezilyalı Ronaldo'yu çok seviyorum. Youtube'den gol videolarını hala izliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Fenerbahçe'nin yeni transferi Gökhan Ünal iddialı açıklamalarda bulunurken 'Hedefim yine gol kralı olmak' ifadesini kullandı.
Denizli, maçtan sonra düzenlediği basın toplantısında, az da olsa kazanarak gruptan çıkma ümidini sürdürmeyi amaçladıklarını belirterek, ''Bu tablo içinde bunu gerçekleştirmek zordu. Beşiktaş'ın mücadele etmesi ve kazanma isteği bazen yetmiyor. Bunu değiştireceğiz. Neticede ligdeki ilk maçımız yine bu takımla olacak. BJK İnönü Stadı'ndaki maçta bütün bunları ortaya koyacağız. Saha içinde zaman zaman gergin atmosfer vardı. Özellikle korner atışlarında futbolcuların centilmence olmayan hareketleri vardı. Kaybetmenin dışında bizim için üzücü taraflardan biri de bu oldu'' dedi. Geçen sezon yaptığı iddialı açıklamalar anımsatılarak, bu sezon için de aynı demeçleri verip vermeyeceğine yönelik bir soru üzerine Denizli, ''Gayet iddialı konuşurum, ama bu iddiama futbolcularımın uyum göstermesi lazım. Her şeyiyle uyum göstermesi lazım. Saha içinde acemice hareketler yapılıyor. Beşiktaş'ın büyüklüğünü zaman zaman unutuyoruz. Bunları hafta içi çalışmalarımızda bertaraf edeceğiz. Bertaraf edemezsek bazılarını bertaraf edeceğiz'' karşılığını verdi. Kesinlikle transfer istemediğini anlatan tecrübeli teknik adam, ''Bu futbolcular onlara ne kadar güvendiğimi biliyorlar, ama herhalde unuttular. Onlara yarın, bu hafta anlatacağım. Neticede ilk yarıdan girdiğimiz pozisyonlar var. Karşı karşıya kaldığımız, direkten dönen pozisyonlarımız var. Gol bir takım için psikolojik olarak, çıkan ya da düşen bir sebeptir. Biz bunun düşen tarafını yaşadık, ama bu hafta bütün bunları değiştireceğiz'' ifadelerini kullandı. Mustafa Denizli, gol atamadıkları takdirde kazanmalarının mümkün olmadığını vurgulayarak, ''Gol atmak için bütün alternatifleri değerlendireceğiz. Gerekirse oyun şeklini, gerekirse oyuncu profilini değiştireceğiz. Bu transfer yapacağımız anlamına gelmiyor. Transfer yapmayacağız. Beşiktaş'ın bu kadrosu bazı şeyleri başarmak için yeterli'' diye konuştu. DELGADO KONUSU İstanbul'a bugün dönen Arjantinli futbolcuları Delgado konusundaki soruları yanıtlayan tecrübeli çalıştırıcı, ''Her futbolcu bu dönemde oynamak ister. Ben daha kendisini görmedim. Yarın kendisiyle görüşeceğim. Testlerini yapacağız. Ondan sonra karar vereceğiz'' dedi. Denizli, Yusuf'un kadroda olmaması konusundaki soruyu ise ''Bu takımın 24 kişilik kadrosu var. Bazen bu oyuncular, bazen başka oyuncular olacak'' diye yanıtladı. Tabata konusundaki eleştirilere değinen Mustafa Denizli, ''Zaman zaman oyun şeklinden kaynaklanan durum nedeniyle oynamayabilir. Kendisini ispat edecek çalışmaları zaten yapıyoruz'' dedi. Mustafa Denizli, maçtan mağlup ayrıldıkları zaman üzülmemenin mümkün olmadığını vurgulayarak, ''Bazı şeyleri gerçekten kötü yaptık. Beşiktaş'a yakışmayan sonlarla karşı karşıya kaldık. Gol vuruşlarındaki eksikliğimiz sıkıntıya soktu. Yarından itibaren daha farklı bir arayışın içine girebiliriz. Kupadaki tablomuzun başarısız olduğu bir gerçek. Lig içinse zaman var. Şampiyonlar Ligi'ne favori başlamadık. Gruptan çıkmaya çalıştık. Ancak aldığımız puanlar yetmedi'' diye konuştu.
Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Ziraat Türkiye Kupası'nda kötü bir seri yaptıklarını söyledi.
Elmadağ ilçe örgütünde hacca gitmek için kendisinden yardım isteyen bir partiliye, kameraların çekim yaptığını fark etmeden "Araplar’a para kaptırma, bakarsın Muhammed seni bırakmaz" diyen ve büyük tepki çeken CHP Genel Sekreteri Önder Sav, adeta "günah çıkardı." Benim de dosyam var Kafe Ankara'nın edindiği bilgiye göre Sav, parti genel merkezinde gerçekleşen Çankaya İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada, dokunulmazlık dosyalarına değinirken, kendisi ile ilgili dosyadan da bahsederek, "Bugün TBMM'nin Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'nun raflarında yüzlerce dokunulmazlık dosyası var. Görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, halkı ayaklanmaya teşvik etmek, karşılıksız çek keşide etmek, kamu görevlerine direnmek, zimmet ve dini değerleri alenen aşağılamak. Bu son suç, benim suçum. Dini değerleri alenen aşağıladığım için benim de öyle bir iddiadan dolayı 29 Nisan 2009'da TBMM'ye intikal etmiş bir dosyam var" dedi. Sav şöyle devam etti: Özür dilemeli denmişti "Hepinizin bildiği gibi Elmadağ ilçemizdeki bir dostumla yaptığım konuşmadan kaynaklanan bir eylem niteliğinde değerlendirilen bir olay. Savcılık dokunulmazlığın kaldırılmasına gerek duymuş. Genel Başkanımın da benimkinden daha ağır bir suçu var. O da karanlık başlarken konuşmasına devam etmiş. Onun da onun için dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor. Hem Sayın Genel Başkanımız, hem ben bu suçların hesabını bu dünyada da veririz, öbür dünyada da Yüce Allah'ın ve Hz. Muhammed'in huzurunda veririz." Tartışma yaratan diyaloğun ardından, kamuoyundan Baykal'a yönelik olarak "Sav'ı görevden al" ve "Sav özür dilemeli" talepleri gelmiş ancak Baykal, Sav'ı korumuştu.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, adeta Elmadağ ilçe teşkilatındaki sözleriyle adeta 'günah çıkardı.'
Afganistan meclisi, Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin hazırladığı bakanlar kurulu listesinin çoğunu ikinci kez reddetti. Böylece, ihtiyaç duyulan reformları yapması beklenen Amerikan destekli Karzai'nin hükümet kurma çabalarına bir darbe daha vurulmuş oldu. Mecliste hazır bulunan 224 milletvekili, 17 bakan adayından sadece yedisine onay verdi. Onaylanan bakanlar arasında, Karzai'nin uzun zamandır milli güvenlik danışmanı olan dışişleri bakanı adayı Zalmay Resul de bulunuyor. Onaylanan bakanlar arasında, Adalet Bakanı ile Çalışma ve Sosyal İşler ve Özürlüler Bakanlığı için aday gösterilen Emine Afzali adında bir kadın da yer alıyor. Reddedilen 10 bakan adayı arasında ise kadın işleri ile halk sağlığı bakanlıkları için aday olan 2 kadınla yüksek eğitim, ticaret, ulaştırma, mülteciler, sınır ve aşiret işleri bakanlıkları bulunuyor. Milletvekilleri, bazı adayların 25 üyeli kabinede görev yapacak yeterliliğe sahip olmadığını belirtti. Bazı milletvekilleri de adaylardan bir kısmının savaş ağalarıyla yakın ilişki içinde bulunduğunu ileri sürdü. ABD'nin desteklediği mevcut savunma, içişleri, maliye ve tarım gibi bazı önemli bakanlar 2 Ocak'ta yapılan oylamada güvenoyu almıştı. Meclis, ilk oylamada da Karzai'nin yeni kabine için sunduğu adayların yüzde 70'ini reddetmişti.
Afganistan meclisi, Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin hazırladığı bakanlar kurulu listesinde 17 bakan adayından sadece yedisine onay verdi.
İnsan vücudunun yüzde 60-70'inin sudan oluştuğunu, bu nedenle vücudun su dengesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Türk, "Bu sıvı dengesinin sağlanması ve metabolizma sonucu ortaya çıkan zehirlerin atılması için günde 1, 1.5 litre idrarın çıkarılması lazım. Bu 1 litre idrarın çıkması için de günde 2-2.5 litre su içilmesi gerekir" dedi. Prof. Dr. Türk, kanın yüzde 80'inin sudan oluştuğunu, bu suyun kanın akışkanlığını sağladığını vurgulayarak, şunları anlattı: "Kanın akışkanlığının azalması, bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalması, kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Kan akışkanlığında kanın içindeki sıvı miktarının önemli etkisi var. Akşamları biraz fazla yemek yendiğinde kan içindeki yağ, kolesterol ve protein miktarı artarak akışkanlık azalır. Akşam yemeğinde ve yatmadan önce içilen birkaç bardak su kanın akışkanlığını artıracağı için kalp krizi riskini de azaltıyor. Bu nedenle sağlımız için gün içinde 2-2.5 litre, yatmadan önce de en az birkaç bardak su içmeliyiz." Yemeklerden en az yarım saat önce de bir bardak su içilmesi ile yiyeceklerin hazmedilmesinin kolaylaşacağını dile getiren Prof. Dr. Türk, aynı şekilde beden ısısının düzenlenmesinde de rolü olan suyun, idrar, ter, nefes ve gaita yolu ile vücuttaki atıkların atılmasında önemli etkisi olduğunu bildirdi. Suyun, hücrelere gıda ve oksijen taşınmasını sağlama, yiyeceklerin vücutta enerjiye çevrilmesi gibi birçok konuda rolü olduğunu anlatan Türk, dengeli sıvı almanın önemli olduğunu belirtti. SÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, sıvı ihtiyacının da su, çay ve dengeli içeriği olan maden sularıyla giderilebileceğini sözlerine ekledi.
Suyun doğru zamanlarda, doğru miktarlarda içildiğinde insan sağlığı için birçok yararı var...
Irkçı BNP’nin üyesi bir askerin evinde silah ve patlayıcı madde bulundu. İngiltere'de BNP'nin yükselişi endişe ile izlenirken, parti yetkilileri de polisin gözetimi altında faaliyetlerini sürdürüyor. OLAYIN ‘DERİN’ BOYUTU Sivil mahkemede yargılanan emekli asker Gavan'ın ele geçirilen günlüklerinde göçmenlere saldırı planladığı ortaya çıktı. BNP, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde parlamentoya girmeyi başarmıştı. Haziranda yapılacak genel seçimler öncesi oy arayışlarını sürdüren parti yetkilileri, seçim turu için gittikleri çoğu yerde kızgın göstericilerle karşılaşıyor. Evde yapılan arama sonucunda evin üst katında saklanmış halde 12 silah ve 54 patlayıcı madde ile silah ekipmanı bulundu. 11 YIL HAPİS CEZASI Irkçı Gavan'ın, göçmenlere saldırı planladığı da ortaya çıktı. Emekli asker olan Gavan’ın, aşırı sağcı İngiliz Ulusal Partisi'ne de üye olduğu ortaya çıktı. Mahkemeye çıkan Terrance Gavan, 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
İngiltere"de ırkçı partiye üye emekli askerin evindeki günlüklerde göçmenlere saldırı planları ortaya çıktı.
Elektronik alanında çalışmalar yapan Mustafa Yiğit, HEPAR İlçe Başkanı olduktan sonra seçim sandığı üzerinde yoğunlaştı. Cep telefonu ile uzaktan sinyalle çalışan seçim sandığı, sinyal sandık içerisinde bulunan sim kart aracılığıyla sistemi çalıştırıyor ve merkezi kilit oluşturuyor. Tek bir noktadan talimatla çalıştırılabilen sandığın açılması ise imkansız hale geliyor. Uydudan takip edilme imkanı da sağlayan sandığın çalınması, değiştirilmesi, bulunduğu yerden başka yere taşınması ise anbean takip edilebiliyor. HEPAR il binasında seçim sandığının tanıtımı yapılırken, Yüksek Seçim Kurulu'na sandığın seçimlerde sisteminin geliştirilerek kullanılması yönünde başvuru yapılacağı belirtildi. HEPAR Samsun İl Başkan Yardımcısı Vahdettin Karakurt, elektronik seçim sandığının kendi partilerine mensup bir ilçe başkanı tarafından geliştirilmesinin gururunu yaşadıklarını söyledi. Karakurt, Yüksek Seçim Kurulu'na başvurarak sandığın seçimlerde kullanılması için her türlü desteği vereceklerini bildireceklerini kaydetti. İlkadım İlçe Başkanı Mustafa Yiğit, sandık içerisinde oluşturduğu mekanizmanın sim kart ile çalıştığını, numara tanıma sistemi olduğu için sadece tek bir yerden sandığın kilitlendikten sonra açılabileceğini vurguladı.
HEPAR Samsun İlkadım İlçe Başkanı tarafından cep telefonu bağlantısıyla çalışan, özel, kilitli, uydu takibine imkan sağlayan, oy çalınmasının önünü kesecek seçim sandığı geliştirildi.
Edinilen bilgiye göre, saat 21.00 sıralarında bir markete molotof kokteyli atıldı. Dört kişi oldukları tahmin edilen şüphelilerden biri yakalandı. Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek de olay yerinde incelemede bulundu. Yaşları 14-17 arasında değişen 4 şüpheli, Faikbey Caddesi Çamlıca Taksi Durağı mevkisindeki bir markete molotof kokteyl attı. Şüpheliler, işyerinin bulunduğu apartmanın penceresinden fark edildiklerini anlayınca uzaklaşıp kaçtılar. Emniyet güçleri olay yerinde geniş güvenlik önlemi alırken çok sayıda ekip olayın faillerinin peşine düştü. Ara sokaklar ve caddeler tutuldu. Eski sanayi bölgesinde yapılan kontrollerde olayın şüphelisi bir genç yakalandı. Diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmalar sürdürülüyor. Markette çalışanlar ise dumandan etkilenmemek için kendilerini dışarı attı. Yapılan incelemede molotofların, işyerinin depoya yakın kısmına ve camlardan içeriye atıldığı görüldü. Olay yerinde incelemede bulunan Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek, olayın şüphelilerindin birinin yakalandığını diğerlerinin yakalanması için de çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. Olay Yeri İnceleme ekipleri marketin içinde ve çevresinde araştırma yaptı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kars'ta bir markete molotof kokteyli atıldı. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, 1 şüpheli gözaltına alındı.
Sadece bu kişiler için mevcut uygulamanın kolaylaştırılacağını bildiren Bakan Kenney, ilk etapta 2 bin kişinin Kanada'ya getirileceğini söyledi. Bakan Jason Kenney ile birlikte basının karşısına geçen Başbakan Stephen Harper da, şu ana kadar Haiti'ye 25 milyon dolar yardım yapıldığını ifade etti. Haiti ile Kanada arasında tarihe dayanan derin bir bağ bulunduğunu kaydeden Harper, Kanada ordusundan 800 askeri, Haiti'de görev yapmak üzere göndereceklerini belirterek, ''Halen 200 kişilik bir grup, Port-au-Prince'de su, yiyecek ve sağlık yardımlarının dağıtımında görev yapıyor'' dedi. Haiti depreminde şu ana kadar 6 Kanadalının hayatını kaybettiğini bildiren Harper, ''1362 Kanada vatandaşından haber alınamıyor. Hükümet olarak, hem Haiti hem de Kanada vatandaşlarına elimizden gelen yardımı yapma gayretindeyiz'' diye konuştu. Kanada Savunma Bakanı Peter MacKay de, Kanada Deniz Kuvvetlerine bağlı iki savaş gemisinin, Haiti'ye gönderildiğini, deprem bölgesine sağlık ve gıda yardımı da götürmekte olan gemilerin bölge güvenliği ve insani yardımların dağıtımı konularında mağdur halka yardımcı olacağını açıkladı.
Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik Bakanı Jason Kenney, Haiti'deki depremzedeler ve yakınlarının mülteci olarak Kanada'ya kabul edilebileceklerini açıkladı.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Joost Lagendijk, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Devlet Bakanı Faruk Özak, dünyanın en güzel şehri İstanbul'da muhteşem bir gece yaşandığı fikrinde birleşti. Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti unvanını aldı. Törene katılan davetliler Cihan muhabirinin sorularını yanıtladı. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, gurur verici bir gün yaşadıklarını, önemli bir başlangıcın yaşandığını söyledi. İstanbul'un çok güzel ve kıymetli bir şehir olduğuna işaret eden Sabancı, "Hak ettiği bir gururu yaşıyor. Aslında çok hak edilmiş bir gurur yaşıyor. Bunu bir senelik bir özellik olarak görmüyorum. Uzun bir sürecin başlangıcı. Yeniden İstanbul'u keşfetmek, sahip olduklarımızın kıymetleri yeniden görmek, bunları ortaya çıkarmak gerekir. Böyle bir coşkunun başlangıcındayız. Bu gece gece çok güzel bir tören oldu. Hepimize hayırlı olsun." şeklinde konuştu. Eski Türkiye-AB Karma Komisiyon Eş Başkanı Joost Lagendijk da geceye eşi Nevin Sungur ile birlikte katıldı. Böyle bir gecede bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Lagendijk, "Bu gece için çok uğraşıldı. Büyük emek var bu organizasyonun arkasında. Bu çabaların sonucunu bu sene içerisinde göreceğiz. Umuyorum ki İstanbul bir Avrupa şehri olduğunu gösterecektir." dedi. Geceye eşiyle katılan bir başka isim de geçtiğimiz cuma günü evlenen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ti. Törenle ile ilgili "Muhteşem bir şölen" tanımını yapan Bakan Şimşek, "İstanbul dünyanın en güzel, kültürel ve tarihi açıdan en zengin şehri. Ona yakışır bir gece oldu. Sadece Avrupa'nın değil dünyanın kültür başkentidir İstanbul." dedi. "Kültür başkenti unvanının İstanbul'a ne gibi ekonomik getirileri olabilir?" sorusuna Bakan Şimşek, "Türkiye'nin tanıtımına çok büyük katkısı olacak. Esas itibariyle İstanbul'un potansiyeli ortaya çıkacak. İstanbul geçmişe oranla bugün 2-3 kat daha fazla turist çekiyor. İnşallah bu etkinlikler turist sayısını ikiye katlar." yanıtını verdi. Devlet Bakanı Faruk Özak da, İstanbul'u bir dünya başkenti olarak görenlerdendi. İstanbul'un kültür başkenti olmasının Türkiye'nin tanıtımı için çok önemli olacağını söyleyen Bakan Özak, "Avrupa'nın verdiği bu unvanı İstanbul hak etti." dedi. İstanbul'u layık olduğu standartlara getirilmesi gerektiğini söyleyen Bakan Özak, "Ulaşımı, altyapısı, kentsel dönüşümü için uğraşıyoruz. İstanbul'da yıllardır konuşulan kentsel dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor. İstanbul'un kültür başkenti olması bu çalışmaları biraz daha hızlandıracaktır." şeklinde konuştu. Sanatı, kültürüyle, ekonomisiyle İstanbul'un hep önde olduğunu spor organizasyonlarıyla da İstanbul'un önde olacağını belirten Özak, "2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın bir bölümünü burada yapacağız. 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ile ilgili müracaatımızı şubat ayında yapıyoruz. Mayısta inşallah sonuçlanacak. 2012 golf şampiyonasını Türkiye'de yapacağız. Çok büyük organizasyonlar yapabiliyoruz. Esas hedefimiz olimpiyat oyunlarını 2020 yılında İstanbul'da gerçekleştirebilmek. İnşallah yasayı değiştireceğiz, belediyeyi ön plana çıkaracağız. Burada olimpiyat yaptıktan sonra İstanbul çok daha güzel bir şehir, çok daha gelişmiş bir şehir olacaktır." ifadelerini kullandı.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti törenine katılan davetliler etkinliklerden övgüyle bahsetti.
Yapılan son değerlendirmelere göre; Ülkemizin büyük bir bölümünde görülecek olan yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, Kuzey Ege'nin iç kesimleri (Afyon, Uşak, Kütahya), İç Anadolu'nun kuzeydoğusu (Sivas, Kayseri, Yozgat), Batı ve Doğu Karadeniz'in iç kesimleri (Bolu, Karabük, Kastamonu, Gümüşhane ve Bayburt), Doğu Anadolu'nun kuzeyi (Erzincan, Erzurum, Kars, Ardahan, Tunceli, Bingöl ve Muş) ile Bursa, Bilecik, Ankara, Eskişehir, Çankırı ve Çorum'un yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor. HAVA SICAKLIĞI :Ülkemizin batı kesimlerinde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. RÜZGAR :Genellikle güney ve güneydoğu (Keşişleme), Ülkemizin kuzeybatı kesimleri ile Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu (Poyraz) yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, Marmara ve Kuzey Ege'de kuvvetli ve kısa süreli fırtına (40-60 km/saat) şeklinde esecek. UYARILAR KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgarın; Marmara ve Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğu (Poyraz) yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına (40-60 km/saat) şeklinde esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı ilgililerin ve vatandaşların tedbirli ve dikkatli olması gerekmektedir. 5 GÜNLÜK HARİTALI HAVA DURUMU
Türkiye soğuk hava ve kar yağışının etkisi altına giriyor. Yurdun büyük bölümü kar yağışının etkisi altında kalacak.
Takımların harcamalarına dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Bakan Özak, altyapıya önem verilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'yi yabancı hoca ve yabancı sporcu çöplüğü yapmamak lazım." dedi. "İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" törenine katılan Bakan Özak, Cihan muhabirine naklen yayın ihalesi ile ilgili değerlendirmede bulundu. Bakan Özak, "Yayın ihalesini alan arkadaşlara teşekkür etmek lazım. Allah kolaylık versin. Tüketicinin fazla etkilenmemesi lazım. Federasyonu da kutlamak lazım." dedi. Esas başarının atlanmaması gerektiğini söyleyen Bakan Özak, "2001 yılında, ekonominin çok kötü bir yılda olsaydı bu rakama çıkılmazdı. Yabancı sermayenin Türkiye'ye gelişi bu kadar hızlı olmasaydı, enflasyon düşük olmasaydı, faizler düşük olmasaydı, döviz stabil olmasaydı bu rakamlara çıkılmazdı. Hükümetin 7 yıllık başarısı bu rakamın artmasını sağlamıştır diye düşünüyorum." şeklinde konuştu. Kulüplere seslenen Bakan Özak, şu önemli uyarılarda bulundu; "Gelir azken gider azdı borç azdı. Gelir çoğaldı, gider çok çok çoğaldı, borç çok çok çok çoğaldı. Şimdi bir tehlike var. Bu paraları doğru yerlere, doğru işlere harcamak lazım. Alt yapı yatırımına önem vermek lazım. Tesislere önem vermek lazım. Yerli oyuncuya yatırım yapmak lazım. Türkiye'yi gereksiz yabancı hoca ve yabancı sporcu çöplüğü yapmamak lazım. Kulüpler bunu yaparsa, federasyonumuz ve biz yasal olarak bu paranın harcanması konusunda bir takım yönetmelikler ve kanunlar çıkarabilirsek, kulüplerimiz de uyarsa, ben inanıyorum ki Türk futbolunun kalitesi yükselir. Milli Takımımızın kalitesi yükselir. Türkiye'de Avrupa'da daha çok başarılara imza atar."
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, naklen yayın ihalesi sonucuna ilişkin yaptığı konuşmada kulüpleri uyardı.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a 1-0 yenilen Kara Kartallar, Ziraat Türkiye Kupası'na veda etti... Ziraat Türkiye Kupası D Grubu 4. hafta maçında İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile Beşiktaş Atatürk Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya geldi. Kupada oynadığı üç maç sonunda sadece 1 puan alarak gruptan çıkma şansını riske atan son lig ve kupa şampiyonu siyah beyazlılar için kupada 'tamam ya da devam' niteliği taşıyan maçı İBB 1-0 kazandı. Karşılaşmanın tek golü 49. dakikada İskender'den geldi. İstanbul B.B. aldığı galibiyetle puanını 7'ye yükselterek grupta liderliğe yükseldi. Mustafa Avcı'nın öğrencileri 27 Ocak'taki son hafta maçında, kendileri gibi gruptan çıkma hesapları yapan Kasımpaşa'ya konuk olacak. Grupta oynadığu üç maç sonunda henüz puan alamayan Beşiktaş ise aynı gün, formalite niteliği taşıyan D Grubu'ndaki son maçını İnönü Stadı'nda Konya Şekerspor ile yapacak. DENİZLİ KADRODA 5 DEĞİŞİKLİK YAPTI Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, hafta içi Kasımpaşa ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçının kadrosundan beş değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü. Siyah beyazlılar'da İbrahim Üzülmez'in yerine İsmail, Nihat'ın yerine Holosko, Uğur'un yerine Fink, sakat olan İbrahim Toraman'ın yerine Sivok, Yusuf'un yerine de Necip forma giydi. NECİP İLK KEZ İLK 11'DE YER ALDI Antalya kampında gösterdiği performansla sivrilen ve bir anda Beşiktaş camiasının en fazla konuştuğu futbolcular arasına giren Necip Uysal, ilk kez resmi bir maçta siyah-beyazlı formayla ilk 11'de sahaya çıktı. Teknik direktör Mustafa Denizli tarafından ilk 11'de sahaya sürülen genç futbolcu, orta sahada görev aldı. Siyah-beyazlılarda sakatlıkları bulunan Rüştü, Hakan, Ferrari ve İbrahim Toraman'ın yanı sıra Yusuf ve Uğur da kadroya alınmadı. OLİMPİYAT STADI'NDA BOŞ TRİBÜNLER İstanbul'daki soğuk ve yağışlı havanın yanı sıra Atatürk Olimpiyat Stadı'nın şehir merkezine uzaklığı nedeniyle tribünlerde çok az sayıda taraftar yer alırken, karşılaşmadaki görevlilerin sayısı neredeyse taraftarlardan daha fazlaydı. 76 bin 92 seyirci kapasitesi bulunan Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki karşılaşmayı yaklaşık 300 futbolsever takip etti. ÜÇ DAKİKADA ÜÇ POZİSYON AMA SONUÇSUZ Karşılaşmanın 39. dakikasına kadar iki takım da pozisyon bulmakta zorlandı. Daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçta ilk ciddi atak Beşiktaş'tan geldi. Brezilyalı golcü Bobo 39. dakikada sol çaprazda önünde kalan topu çok güzel önüne alıp sert ve falsolu bir füze yolladı. İBB'nin Boşnak file bekçisi Kenan Hasagiç topu güçlükle kornere çeldi. Kullanılan kornerin ardından 40. dakikada İBB kendi sahasından hızlı çıktı. İskender'in pasında Ali Güzeldal sağ çaprazdan ceza sahasına girdi ve Ramazan ile karşı karşıya kaldı. Çektiği şut uzak köşeye gitti ancak kaleci Ramazan ayağının ucuyla kurtararak kalesini gole kapadı. Bu pozisyonun hemen ardından Beşiktaş, 41. dakikada kazandığı korneri Tello ile çabuk kullandı. Ekrem sağ kanattan ortasını yaptı. Altıpas içinde Holosko kafayla indirdi. Fink müsait durumda topa dokundu ve direkten döndü. Dönen topu Hasagiç kontrol etti. İlk yarı bu skorla sona erdi. EKREM KAÇIRDI İSKENDER ATTI İlk yarıda aleyhine esen sert rüzgarı arkasına alan Beşiktaş gole çok yaklaştı. 47. dakikada Ernst, soldan getirdiği topta ceza sahasına giren Ekrem'e topu bıraktı. Müsait durumdaki Ekrem, topa gelişine sağ ayağının dışıyla sert vurdu ancak istediği falsoyu veremeyince meşin yuvarlak yandan auta gitti ve siyah beyazlılar mutlak bir pozisyondan oldu. Bu pozisyondan sonra tek paslarla yarı alanından çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da, Fenerbahçe'den kiralık olarak alınan genç Abdülkadir ara pasında İskender'i topla buluşturdu. Kaleci Ramazan'la karşı karşıya kalan İskender, Ramazan'ın yanından topu ağlarla buluşturdu ve İstanbul B.B.yi 1-0 öne geçirdi. BEŞİKTAŞ'TA DEĞİŞİKLİKLER Yenilen golden sonra ataklarını yoğunlaştırmak isteyen Beşiktaş'ta, maçın başından bu yana etkisiz bir oyun ortaya koyan ve sakatlığının ardından ilk kez bu maçta ilk 11'de sahaya çıkan Holosko çıkıp 55. dakikada yerini Serdar Özkan'a bıraktı. 63. dakikada ise sakatlık geçiren Fink oyuna daha fazla devam edemedi ve yerine forvet Nihat oyuna girdi. İlk yarıda girdiği gol pozisyonu dışında hiç bir varlık sergileyemeyen Bobo ise yerini vatandaşı Nobre'ye bıraktı. İBB'de, Fenerbahçe'den kiralık alınan genç Abdülkadir, hafta içi oynanan Manisaspor'un ardından Beşiktaş maçında da başarılı oyunuyla gelecek vaadeden bir isim olduğunu gösterdi. Genç oyuncu, İskender'in golünde de maçın asistini yapan isim olarak öne çıktı. İBB TESLİM OLMADI İkinci yarının başında attığı gol sonrası savunmaya çekilip Beşiktaş'ın hücumlarıyla boğuşması beklenen İBB, rakibinin kötü performansının da yardımıyla kalesinde ciddi bir baskı yaşamadı. Ev sahibi ekipte, golün sahibi İskender, maçın tek asistini yapan Abdülkadir ve kalesini gole kapayan Hasagic öne çıkan isimler oldu. BEŞİKTAŞ ALARM VERİYOR Şampiyonluk hesapları yapan Beşiktaş, ligin ilk yarısında deplasmanda oynadığı ve 1-0 kazandığı Sivasspor maçının ardından oynadığı 9 maçta da kazanamayarak kötü gidişatını sürdürdü ve gelecek hafta başlayacak ligin ikinci yarısı öncesi olumlu sinyaller vermedi. MAÇTAN DAKİKALAR Karşılaşmadan dakikaları okumak için ikinci sayfaya geçiniz [PAGE] 8. dakikada Tello, sağ çaprazda kullandığı serbest vuruşta ceza alanı içinde Ernst'e topu bıraktı. Bu futbolcunun yerden sert şutunda, meşin yuvarlak yan filelerde kaldı. 26. dakikada Ernst'in pasında ceza alanı önünde topla buluşan Holosko'nun şutunda, top savunmaya çarparak üstten kornere gitti. 39. dakikada Tello'nun pasında ceza alanı içinde sol çaprazda topla buluşan Bobo'nun güzel vuruşunda, kaleci Hasagiç aynı güzellikte topu kornere tokatladı. 40. dakikada ani gelişen İstanbul Büyükşehir Belediyespor atağında, sağ çaprazda topla ceza alanına giren Ali, yerden sert vurdu, kaleci Ramazan ayağıyla meşin yuvarlağı kornere gönderdi. 41. dakikada Ekrem'in sağdan ortasında altıpasta topla buluşan Holosko'nun kafasından seken topa kaleciden önce Fink müdahale etti. Üst direğe çarpıp oyun alanına dönen topu kaleci Hasagiç kontrol etti. MAÇIN İKİNCİ YARISI 47. dakikada sağdan ceza alanına giren İskender kaleci Ramazan ile ceza alanı içinde karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun aşırtmak istediği topa Ramazan yükselerek sahip oldu. 48. dakikada rakip savunmayı az adamla yakalayan Beşiktaş, önemli bir pozisyondan yararlanamadı. Ernst'in pasında sağda ceza alanı önünde müsait durumda topla buluşan Ekrem, kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı auta attı. 49. dakikada Serhat'ın pasında savunmanın arasında topla buluşan İskender, ceza alanına girer girmez kaleci Ramazan ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda, plase bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-0 Kalan dakikalarında pozisyon olmayan karşılaşmayı İstanbul Büyükşehir Belediyespor, 1-0 kazanırken, Beşiktaş gruptan çıkma şansını yitirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyespor ise bu galibiyetle puanını 7'ye çıkardı. Stat: Atatürk Olimpiyat Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu xx, Baki Tuncay Akkın xx, Volkan Narinç xx İstanbul Büyükşehir Belediyespor: Hasagiç xx, Kus xx, Cesario xx, Barbosa xx, Ekrem xx, Efe xx, Abdülkadir xx, Serhat xx (Dk. 84 Okan x), Gökhan Süzen xxx, İskender xxx (Dk. 77 Rızvan xx), Ali xx (Dk. 60 Tevfik xx) Beşiktaş: Ramazan xx, Ekrem xx, İbrahim Kaş xx, Sivok xx, İsmail xx, Fink x (Dk. 63 Nihat x), Ernst x, Necip xx, Tello x, Holosko xx (Dk. 55 Serdar Özkan x), Bobo x (Dk. 75 Nobre x) Gol: Dk. 49 İskender (İstanbul Büyükşehir Belediyespor) Sarı Kartlar: Dk. 12 Necip, Dk. 78 Sivok, Dk. 86 İbrahim Kaş (Beşiktaş), Dk. 46 1 Efe (İstanbul Büyükşehir Belediyespor)
İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a 1-0 yenilen Kara Kartallar, Ziraat Türkiye Kupası'na veda etti...
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından "Yedi Tepeli Kent" sloganından yola çıkarak şehrin 7 bölgesinde etkinlikler düzenlendi. Haliç Kongre Merkezi'ndeki resmi açılış töreni sonunda gerçekleştirilen havai fişek ve ışık gösterisinin dev ekranlarından sunulduğu 6 merkezde, ünlü sanatçılar izleyiciyle buluştu. Taksim Meydanında Fransız grup F'in gerçekleştirdiği Ateş Tiyatrosu, etkinliğe katılan İstanbullular tarafından ilgiyle izlendi. 45 dakika süren gösteride akrobat, cambaz ve aktörler yer aldı. Gösterinin ardından sahneye çıkan pop müziğin ünlü ismi Tarkan, sevilen şarkılarıyla meydanı dolduran kalabalığı coşturdu. Kadıköy'de iskeledeki İSPARK Otoparkı'nda kurulan platformda Fransız grup F'in gerçekleştirdiği Balon Tiyatrosu, seyirciye unutulmaz anlar yaşattı. "Ay Avcısı" adlı tiyatro topluluğunun gösterisinde de onlarca dev balon, gökyüzünde 20 metre yükseklikte yer aldı. Etkinlikte daha sonra "Mor ve Ötesi" grubu konser verdi. Sultanahmet'te de Ayasofya Meydanında kurulan platformda Mehteran takımı gösteri sundu. DJ performans gösterisinin ardından konser veren Mercan Dede'nin şarkıları, tarihi meydanın atmosferiyle bütünlük oluşturdu. İstanbullular, Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil, Pendik'te Kıraç ve Bağcılar'da da Zara'nın konseriyle Avrupa Kültür Başkenti unvanını kutladı. Yağışlı havaya rağmen konserlere yoğun katılım olduğu gözlendi. Bu arada, açılış etkinliği kapsamında İstanbul'da Ayasofya Müzesi, Sabancı Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Arkeoloji Müzesi, Dolmabahçe Sarayı ve Harbiye'deki Askeri Müze'nin de aralarında bulunduğu müzeler saat 24.00'e kadar kapılarını açık tutacak. İstanbul'daki kutlama etkinliklerinde 900 kişilik teknik ekip çalıştı. Etkinlikler için 6 bine yakın kişi tüm hazırlık çalışmalarını yürüttü. Bugün ise yaklaşık 8 bin kişi görev aldı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın yürüttüğü açılış etkinlikleri 8.5 milyon liraya mal oldu.
İstanbullular, 2010 Avrupa Kültür Başkenti unvanını, kentin büyük meydanlarında verilen konserlerle kutladı.
Alınan bilgiye göre, dün gece karşıt görüşlü öğrenciler arasında olaylar çıkan yurda Malatya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ve çevik kuvvet ekiplerince baskın gerçekleştirildi. Yurdun 6. katında uzun süre arama yapan polis, bazı öğrencileri gözaltına aldı. Terörle mücadele ekiplerinin aramaları devam ettiği sırada dışarıda bekleyen çok sayıda polis de yurda giriş yapan tüm öğrencileri, kimlik kontrollerini yaparak iki ayrı noktada aradı. Öğrenci grupları arasında dün gece kavga çıkmış, olaylara müdahale eden polis iki kişiyi gözaltına almıştı.
Malatya'da, Battalgazi Erkek Öğrenci Yurdu'na baskın yapan polis, aramanın ardından bazı öğrencileri gözaltına aldı
Kurtulmuş, ''Saadet Türkiye Buluşmaları'' programı kapsamında Aymendo Tesisleri'nde partililerle biraraya geldi. Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Saadet Partisi'nin artık sözü dinlenen ve takip edilen bir parti durumuna geldiğini, partilerinin her zaman doğruları dile getirdiğini söyledi. Kurtulmuş, artık sadece doğruları söyleyen değil, doğruları iktidarda uygulayan bir parti olmak istediklerinden partinin il, ilçe, gençlik ve kadın kolları başkanlıklarının büyük bir çaba ve çalışma içerisine girmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'de insanların geleceğe ilişkin umutlarını kaybettiğini öne süren Kurtulmuş, şöyle konuştu: ''CHP ve AK Parti aylardır kavga ediyorlar. Yok Ergenekon'du, yok kuru imzaydı, yok yaş imzaydı, yok kozmik odaydı, yok kozmetik odaydı diye... Bu tartışmalarla milletimizin vaktini alıyor, gündem değiştiriyorlar. Halkımızı bu tartışmalarla kutuplaştırmaya, cepheleştirmeye çalışıyorlar. Birisi, 'bizi seçmezseniz CHP gelir' diye, diğeri de 'bizi seçmezseniz irtica gelir' diye korkutuyor. CHP ve AK Parti sürekli korku senaryoları üretiyor. Artık bu tartışmalar halkımızı ilgilendirmiyor.'' IMF'nin ilmiğinin artık Türkiye'nin boğazına geçirildiğini savunan Kurtulmuş, ''Sayın Başbakan, Saadet Partisi'ni iyi takip eder. Saadet Partisi'nin her gün adımlarını sıklaştırdığını iyi görüyor. Onu için biz 'IMF ile anlaşmayın' dedikçe 'ya biz zaten IMF ile anlaşmayacaktık' dedi. Şimdi de anlaşma yapmış olmasına karşın Saadet Partisi'nin korkusundan yaptığı anlaşmayı kamuoyuna açıklayamıyor'' dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ''CHP ve AK Parti sürekli korku senaryoları üretiyor'' dedi.
Ziraat Türkiye Kupası'nda D Grubu'nda 4. hafta maçları İstanbul Büyükşehir Belediyespor - Beşiktaş karşılaşmasıyla başlarken, mücadeleyi İstanbul Büyükşehir Belediyespor 1 - 0 kazandı. Beşiktaş ise gruptaki 3. karşılaşmasını da kaybetti ve sıfır puanla son sırada yer aldı. Kasımpaşaspor'un bay geçtiği haftada grubun diğer maçında Konya Şekerspor ile Manisaspor yarın karşı karşıya gelecek. Ziraat Türkiye Kupası'nda D Grubu'nda oynanan maçlarda alınan sonuçlar, son puan durumu ve kalan maçların programı şöyle; 1. Hafta: Manisaspor - Beşiktaş: 2 - 1 Konya Şekerspor - Kasımpaşa: 2 - 1 İstanbul Büyükşehir Belediye (Bay) 2. Hafta: İstanbul B.Ş. Belediye - Konya Şekerspor: 1 - 0 Kasımpaşa - Manisaspor: 1 - 1 Beşiktaş (Bay) 3. Hafta: Manisaspor - İstanbul Büyükşehir Belediye: 0 - 0 Beşiktaş - Kasımpaşa: 1 - 3 Konya Şekerspor (Bay) 4. Hafta: İstanbul Büyükşehir Belediye - Beşiktaş: 1 - 0 17 Ocak 2010 Pazar 13.30 Konya Şekerspor - Manisaspor Kasımpaşa (Bay) PUAN DURUMU TAKIMLAR O G B M A Y P İstanbul B.Ş. Bld. 3 2 1 0 2 0 7 Manisaspor 3 1 2 0 3 2 5 Kasımpaşa 3 1 1 1 5 4 4 Konya Şekerspor 2 1 0 1 2 2 3 Beşiktaş 3 0 0 3 2 6 0 KALAN MAÇLAR 5. Hafta: 26 Ocak 2010 Salı Kasımpaşa - İstanbul Büyükşehir Belediye Beşiktaş - Konya Şeker Manisaspor (Bay)
Ziraat Türkiye Kupası'nda D Grubu'nda oynanan maçlarda alınan sonuçlar ve puan durumu şöyle...
Geçen sezonun Türkiye Kupası ve lig şampiyonu Beşiktaş, bu sezon Ziraat Türkiye Kupası'na kötü bir başlangıç yapıp grupta oynadığı 3 maçı da yitirerek bir üst tura çıkma ümidini, 1 maçı kalmasına rağmen matematiksel olarak yitirdi. (D) Grubu'nda ilk olarak deplasmanda Manisaspor'a 2-1 yenilen Beşiktaş, ardından Kasımpaşa'ya 3-1 mağlup oldu. Son olarak bu akşam İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a da 1-0 yenilen "Kara Kartallar" puansız olarak grubun son sırasında yer aldı. Grupta İstanbul Büyükşehir Belediyespor puanını 7'ye çıkararak ilk sırayı alırken, 5 puanlı Manisaspor ikinci, 4 puanlı Kasımpaşa 3., 3 puanlı Konya Şekerspor da 4. sırada bulunuyor. Beşiktaş, kupadaki son maçını BJK İnönü Stadı'nda Konya Şekerspor ile oynayacak. Beşiktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a yenilerek üst üste 7. resmi maçında da galibiyet yüzü görememiş oldu. Resmi maçlardaki son galibiyetini 29 Kasım'da ligdeki Sivasspor maçında alan Beşiktaş, daha sonra sırasıyla Diyarbakırspor, CSKA Moskova, Manisaspor, Bursaspor, Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Manisaspor, Kasımpaşa ve son olarak da İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçlarında taraftarlarına galibiyet sevinci yaşatamadı. Son 7 resmi maçta 2 kez sahadan beraberlikle ayrılan Beşiktaş, 5 kez de mağlup oldu. Beşiktaş'ın eski futbolcusu Pascal Nouma da İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçını tribünden izledi. İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un ikinci yarının başında 1-0 öne geçmesinin ardından statta bulunan az sayıdaki Beşiktaş taraftarı Pascal Nouma lehine tezahüratta bulundu. Nouma da ayağa kalkarak taraftarları selamladı ve zaman zaman da birlikte tezahürat yaptı. Karşılaşmanın bitiş düdüğünün ardından saha içinde Beşiktaşlı Serdar Özkan ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor'dan Gökhan Süzen arasında tartışma yaşandı. İki futbolcu birbirinin üzerine yürürken, soyunma odasına doğru giden İbrahim Kaş da geri koşarak olaya dahil oldu. Ancak iki takım oyuncuları araya girerek olayın büyümesini engelledi ve olayı yatıştırdı.
üst tura çıkma ümidini, 1 maçı kalmasına rağmen matematiksel olarak yitiren Beşiktaş'ta hüzün var...
İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması sebebiyle şehrin yedi noktasında tüm coşkusuyla devam eden etkinliklere, İstanbul'un önemli kültür-sanat kurumları da destek veriyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile çeşitli kamu ve özel kültür-sanat kurumları arasında gerçekleştirilen anlaşmalar sonucunda, müzeler, galeriler ve benzeri kültür sanat kurumları İstanbullu'lara kesintisiz hizmet sunuyor. Aralarında Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Sakıp Sabancı Müzesi, Aşiyan Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı Müzesi'nin da bulunduğu İstanbul'un önde gelen kültür sanat merkezleri ve müzeleri bu özel gece için saat 24.00'e kadar kapılarını açık tutuyor.
İstanbu'unl 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması etkinlikleri kapsamında bu akşam birçok müze saat 24.00'e kadar açık olacak.
Düzenlenen etkinlikler çerçevesinde Sultanahmet Meydanı'nda Mehteran Takımı gösteri yaptı. Binlerce İstanbullu'nun izlediği gösteriler nefes kesti. Beylikdüzü'nde sahne alan Nil Karaibrahimgil ve Bağcılar'da enfes konser veren Zara vatandaşlara unutulmaz anlar yaşattı. Birçok medeniyetin ve farklı kültürlerin izlerini taşıyan İstanbul'un "2010 Avrupa Kültür Başkenti" seçilmesi düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Birçok noktada gerçekleştirilen havai fişek ve lazer gösterileri izleyenlere unutulmaz dakikalar yaşattı. Osmanlı ve Roma medeniyetinin buluştuğu nokta olan Sultanahmet Meydanı'nda mehter takımı unutulmaz bir konser verdi. Binlerce İstanbullu gösterileri ilgiyle takip etti. ıÜüDoğuya özgü Sufi müziğinin ilahi geleneği ile Batı müziğinin tınılarını ustalıklı bir şekilde harmanlayan Neyzen Mercan Dede de Sultanahmet'te İstanbullulara müzik ziyafeti sundu. İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesi birçok noktada coşkuyla kutlandı. Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil muhteşem bir konser verdi. Bağcılar'da ise Zara binlerce İstanbullu'ya Türk Halk ve Türk Sanat Müziği'nin sevilen şarkılarını söyledi.
İstanbul "2010 Avrupa Kültür Başkenti'' ünvanını düzenlenen törenlerle resmen devraldı.
Çekilişte numaralar, 7, 16, 17, 29, 41 ve 48 olarak belirlendi. Bu haftaki çekilişte 6 bilen çıkmadı, 2 milyon 974 bin 851 lira 99 kuruş gelecek haftaya devretti. Bu hafta 5 bilen 341 kişi 2 bin 28 lira 35'er kuruş, 4 bilen 19 bin 200 kişi 20 lira 40'ar kuruş ve 3 bilen 353 bin 996 kişi de 3 lira 45'er kuruş ikramiye alacak. Bu haftaki çekilişte, 2 milyon 304 bin 633 lira 55 kuruş ikramiye dağıtıldı.
Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünce düzenlenen Sayısal Loto'nun bu haftaki çekilişi yapıldı.
"İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" resmi açılış töreninde, koreograf Yekta Kara'nın bu gece için özel olarak tasarladığı ve yönettiği "İstanbul Büyüsü" adlı özel performans sahnelendi. Haliç Kongre Merkezi'ndeki "İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" etkinliklerinin resmi açılış töreninde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu resmi protokol, konuşmaların ardından sanatçılarla toplu fotoğraf çektirdi. Gecede, Yekta Kara'nın sanat yönetmenliğini yaptığı "İstanbul Büyüsü" adlı özel gösteri de sunuldu. İstanbul'un çok katmanlı kültürel yapısını şiir, dans, müzik, şehrin ses ve görüntülerinden oluşan 5 farklı unsurla anlatan ve 65 dakika süren gösteri, izleyenlerden büyük alkış aldı. Sahne önünde 303 sanatçının görev aldığı gösteride, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Sultan Abdülaziz, Wolfgang Amadeus Mozart, Ahmed Adnan Saygun, Münir Nurettin Selçuk, Orhan Veli Kanık, Ferit Düzün ve Fahir Atakoğlu gibi farklı isimler tarafından İstanbul hakkında yapılan 24 eseri seslendirdi. Tarihi boyunca üç imparatorluğa ev sahipliği yapan İstanbul'un tüm değerlerini içeren gösteride, sanatçılar Aynur, Bekir Ünlüataer, Cüneyt Türel, Dilek Türkan, Fatih Erkoç, İncesaz Grubu, Kevork Tavityan, Kubat, MFÖ, Sertab Erener, Yetkin Dikinciler ve Zuhal Olcay solist olarak yer aldı. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasına, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Yarkın Perküsyon Grubu, Devlet Opera Korosu sanatçıları, Çocuk Korosu, Devlet Balesi dansçıları ve Pulathane Halk Oyunları Grubu de eşlik etti. Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan, eşleri ve etkinliğe katılan protokol mensuplarıyla, gösterinin ardından Haliç Kongre Merkezi'nin önündeki Haliç Camialtı Tersanesi'ne kurulan iskelede, enerjisini İstanbul'dan alan bir "Kent Etkinliği" olarak tasarlanan, özel ışık ve havai fişek gösterisine, butona basarak start verdi. Protokol, daha sonra Haliç'te bir kilometrelik alanı kaplayan ışık ve havai fişek gösterisini izledi. Büyük bir coşku ve heyecanla takip edilen gösteri, vatandaşları büyüledi. Şölen, aynı zamanda Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında kurulan özel ekranlardan da izlendi. Ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri olmak üzere yaklaşık 40 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri de töreni izledi.
"İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" resmi açılış töreninde sahnelenen performans izleyenleri büyüledi...
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, bir İsrail televizyonuna yaptığı açıklamada Türk dizilerinde İsrail'e yönelik eleştirilerin sürdürülmesi halinde buna kayıtsız kalmayacaklarını söyledi. Danny Ayalon, tepkilerinin ne olacağını sorulması üzerine "Belki, büyükelçilerini sınırdışı ederiz" dedi. Ayalon, haftabaşında "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisiyle ilgili rahatsızlıklarını iletmek üzere çağırdığı Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a diplomatik teamüllerde yeri olmayan bir şekilde muamele etmiş ve Çelikkol'u kasten alçak bir koltuğu oturtmuştu. Türkiye'nin büyükelçisini çekme tehdidi üzerine ayalon özür dilemek zorunda kalmıştı.
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, büyükelçi Oğuz Çelikkol'u sınırdışı etme tehdidinde bulundu.
FBTV'de yayınlanan programa katılan Özer, henüz takıma alışma sürecini tamamlamadığını ifade ederek, “5 ayda 6 maç oynadım. Çok şeyi üstüne katacağıma inanıyorum. Maç temposunu yakaladıktan sonra her şey daha rahat olacak. Takıma çok daha faydalı olacağım. Kulübede oturunca, hayal kırıklığına uğramak yerine hırslanıyorum. Büyük beklentilerin olması güzel. Bu benim için çok iyi” diye konuştu. Oyun stiliyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Özer, şunları kaydetti: “Sahanın her alanını kullanma isteğim var. Buna enerjim de var. Kondisyonu ve gücü de yavaş yavaş kazandım. Takım arkadaşlarımı rahatlatmak, kendi futbolumu sahaya yansıtmak benim oyun tarzım. Böylece her mevkide oynayabiliyorsunuz. Disiplin açısından serbest oynayan bir pozisyonda bunları daha rahat yapıyorsunuz. Son maçlarda sol açık ve ön libero olarak görev aldım. Böyle olunca serbest oynamaktan çok pozisyonuma sadık kalarak oynuyorum. Daha basit oynayıp, daha çok mevkinde oynaman gerekiyor. Ofansif bölgelerde de oynadığım zaman kendimi daha rahat hissediyorum. Disiplin açısından bölgemde dolaşmak küçük riskler oluştursa da rakip defansı bozma açısından büyük avantajlar oluşturabiliyor. Böylelikle daha fazla pozisyon şansı bulabiliriz.” “ALEX İLE ÇOK İYİ ANLAŞIYORUZ” Özer, takım kaptanları Alex de Souza ile çok iyi anlaştıklarını ifade etti. Alex ile oynamanın kendisi için büyük bir şans olduğunu dile getiren Özer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Alex'in yapacağı veya yapabileceği hareketleri daha önceden düşünebiliyorum. Onun da aynı şekilde benim hareketlerimi hissettiğini düşünüyorum. Bu da birbirimizi anladığımız anlamına geliyor. Ama diğer arkadaşlarım da benim yavaş yavaş hangi pozisyonda neler yapabileceğimi anlayacak, ben de onlarla daha iyi anlaşacak hale geleceğim. O zaman tüm takım olarak oynadığımız futboldan da daha çok keyif alacağız. Güiza da, Semih ağabey de top ayağıma geldiği zaman hemen defansın arkasına koşuyorlar. Zamanla daha iyi olacağına inanıyorum. İnşallah onları daha fazla gol pozisyonuna sokarım. Alex ile çok iyi anlaşıyoruz. Sürekli bir şeyler öğreniyorum. O da bana çok şey gösteriyor.” Brezilyalı oyuncuların Fenerbahçe'nin futboluna renk kattığını vurgulayan Özer Hurmacı, “Ronaldo'nun gollerini, Ronaldinho'yu ve Alex'in gollerini izliyoruz. Baktığımız zaman Brezilyalılar göze hoş gelen bir futbol oynuyor. Onları kendinize örnek alıp, yaptığı hareketleri kendinize katıyorsunuz. Alex, Christian ve Deivid, bana 'Sen Brezilyalısın' diyorlar. Ben de onlara 'Türk'üm' diyorum. Onlar, Brezilyalıların futboldaki öz güveninin bende de olduğunu söylüyor” diye konuştu. Özer, karşılaşmada gösterdiği performansla isminden söz ettirmek istediğini anlatarak, “Zidane gibi olamayız, ama her maçta 'Sahada Özer vardı' dedirtmeye çalışıyorum” dedi. “KALİTEMİZ ÇOK YÜKSEK” Özer, takım olarak kalitelerinin çok yüksek olduğunu, ancak her zaman istedikleri seviyeye çıkamadıklarını anlatarak, “Zaten bu da normal olanı. 11 futbolcudan 7-8 tanesi üst seviyeye çıktığı zaman, kazanmaya çok yakınsınız demektir. 1-2 kişi rölantide olabilir, ama diğerleri tempolu olmalı. Kupa maçlarına biraz konsantre eksikliğiyle gittik. Bu maçlara motivasyon farklı oluyor biraz. Onu yükseğe çıkarmalıyız. Takımla ilgili beklentilerim, benimkilerle uyuşuyor. 3 kulvarda da her zaman yüksek mücadele kapasitemiz var. UEFA Avrupa Ligi'ndeki Lille maçı bizim için çok önemli. Ayrı bir hırs ve arzumuz mutlaka olmalı. Bu konuda kendime de takıma da güveniyorum. İnşallah sezon sonunda yine hep beraber başarımızı konuşacağız” diye konuştu. “SAĞDA DA SOLDA DA OYNAYABİLİRİM” Özer Hurmacı, defansif yönden bazı eksikliklerinin olduğunu ve bunları geliştirmeye çalıştığını dile getirerek, “Defansif yönüm eksik kalıyor. 5 sene önce hiç yoktu, geliştiriyorum. Ofansif yerlerde de etkili olmam lazım. Gol sayımı arttırmam lazım. Gol pozisyonlarına daha çok girmeliyim. Orta sahada bazen çok kolay çalım yiyebiliyorum, bu yönümü daha da geliştirmem gerekir. Bence bir futbolcu her pozisyonda oynayabilmelidir. Sağda da solda da oynayabilirim” değerlendirmesini yaptı. Taraftar desteğinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Özer, “Taraftarlarımızın her maçta stadı doldurmalarını ve bize destek vermelerini bekliyoruz. Onların desteğine her zaman ihtiyacımız var. Biraz sabırla zorlu maratonu geçireceğiz. Sona doğru stres daha da artacak. Kendimize hakim olursak, baskıyı üzerimizden atmamıza yardımcı olurlarsa çok daha başarılı oluruz” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçeli futbolcu Özer Hurmacı, maç temposunu yakaladıktan sonra takımına daha fazla katkı sağlayacağını söyledi.
ABD Başkanı Barack Obama, eski başkanlar George Bush ve Bill Clinton'ın, Haiti'deki deprem mağdurlarına para yardımları için ülke çapında yürütülen kampanyaya öncülük edeceğini bildirdi. ABD'nin biri yeni, ikisi eski üç başkanı Obama, Bush ve Clinton, bugün, Beyaz Saray'da bir araya geldi. Bush ve Clinton'ın, özel sektör bünyesinde Haiti için para toplama çabalarına öncülük edeceğini açıklayan Obama, "Clinton-Bush Haiti Fonu"nun oluşturulduğunu belirterek, Amerikalılardan www.clintonbushhaitifund.org internet sitesini ziyaret edip para bağışında bulunmalarını istedi. Başkan Obama, "Bugün biraraya gelerek bu iki lider (Bush ve Clinton), Haiti ve dünya halkına çok açık bir mesaj gönderiyor. Bu zor zamanlarda ABD, kendi içinde ve Haiti halkıyla kenetlenmiş durumda" diye konuştu. Obama'nın ardından söz alan Bush, hem kendisi hem de eşi Laura Bush'un, Haiti'deki "korkunç sahneler"den ve ölümlerden derin etkilendiklerini kaydederek, "Amerikalılar için Haiti halkına yardım etmenin en etkili yolu para yardımında bulunmak. Biliyorum, birçok insan battaniye ya da su göndermek istiyor, ama sadece nakit para gönderin. Clinton ve benim üzerinde duracağımız konulardan biri, paranızın akıllıca harcanmasını sağlamak" dedi. Bush ve Clinton'ın adıyla kurulan internet sitesinde, ziyaretçiler 25 dolardan başlayarak Haiti'ye para bağış
ABD Başkanı Barack Obama, eski başkanlar George Bush ve Bill Clinton Haiti için kampanya başlattı.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile Beşiktaş arasında Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan İstanbul'daki soğuk ve yağışlı havanın yanı sıra Atatürk Olimpiyat Stadı'nın şehir merkezine uzaklığı nedeniyle tribünlerde çok az sayıda taraftar yer alırken, karşılaşmadaki görevlilerin sayısı neredeyse taraftarlardan daha fazlaydı. 76 bin 92 seyirci kapasitesi bulunan Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki karşılaşmayı yaklaşık 300 sporsever takip etti. Beşiktaş'ın genç futbolcusu Necip Uysal, ilk kez resmi bir maçta siyah-beyazlı formayla ilk 11'de sahaya çıktı. Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Kasımpaşa ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçının kadrosundan 5 değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü. İbrahim Üzülmez'in yerine İsmail, Nihat'ın yerine Holosko, Uğur'un yerine Fink, sakat olan İbrahim Toraman'ın yerine Sivok, Yusuf'un yerine de Necip forma giydi. Siyah-beyazlılarda sakatlıkları bulunan Rüştü, Hakan, Ferrari ve İbrahim Toraman'ın yanı sıra Yusuf ve Uğur da kadroya alınmadı. Beşiktaş'ın yedek kulübesinde Korcan, Rıdvan, Nihat, Nobre, Tabata, İbrahim Üzülmez ve Serdar yer aldı.
Ziraat Türkiye Kupası maçına taraftarlar ilgi göstermezken tribünler boş kaldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Clio 4 modelinin üretim yeri konusunu görüşmek üzere bugün Renault Genel Müdürü Carlos Ghosn ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki görüşmeye Sanayi Bakanı Christian Estrosi ve Renault yönetiminin 2. numarası Patrick Pelata da katıldı. Görüşmeden sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan yapılan açıklamada, Renault Genel Müdürünün, Clio 4 modelinin bir bölümünün Paris yakınlarındaki Flins fabrikasında üretilmesi konusunda taahhütte bulunduğu bildirildi. “Carlos Ghosn'un toplantıda, Renault'nun bu fabrikada istihdamı sürdürerek, yakıtlı ve elektrikli araç üretimine devam edileceğini belirttiği” ifade edilen açıklamada, grubun yine aynı fabrikada, Renault'nun mevcut modellerini ve Clio 4 modelinin bir bölümünü üretmeyi sürdüreceği kaydedildi. Sarkozy, Clio 4 modelinin özellikle Türkiye olmak üzere sadece yurt dışında üretilmemesi konusunda Renault grubundan garanti talep ediyordu. AB HESAP SORDU AB Komisyonu, Clio 4 modelini Türkiye'de üretmemesi için Renault'ya baskı yapan Fransa'dan açıklama istedi. AB Komisyonu rekabet sözcüsü Jonathan Todd, modelin Türkiye'de üretilip üretilmemesinin kendilerini ilgilendirmediğini fakat Fransız makamlarından yapılan “Fransa'da satılan otomobiller Fransa'da üretilmelidir” şeklindeki, rekabeti ihlal eden açıklamaların izaha muhtaç olduğunu söyledi. Todd, tutumlarını açıklığa kavuşturmaları için Fransız Sanayi Bakanı Christian Estrosi'ye gönderilen mektuba cevabın gelecek hafta başında verilmesini beklediklerini ifade etti. Türkiye'nin AB üyesi olmaması nedeniyle AB Komisyonu, Fransa'nın Clio 4 modelinin Türkiye'de üretilmemesi için baskısına müdahalede bulunamıyor. AB Komisyonu, otomobil üretimi nedeniyle Paris yönetiminin geçen yıl Slovenya ile yaşadığı benzer tartışmaya müdahale etmiş ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye geri adım attırmıştı.
Renault grubunun, Clio 4 modelinin bir bölümünü Paris yakınlarındaki Flins fabrikasında üreteceği bildirildi.
Üç ülkenin dışişleri bakanları, Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki toplantıdan sonraki ortak açıklamalarında, Pakistan, Afganistan ve İran'ın terör, silah ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede kararlı olduklarını söylediler. Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmut Kureyşi, yaptığı açıklamada, 3 ülkenin karşılaştığı engelleri aşmak için ellerindeki imkanları değerlendireceklerini belirterek, ''Bölgesel, ortak ve global bir yaklaşıma ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz'' dedi. İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki de toplantının bölgede olumlu gelişmeler elde edilmesi amacıyla düzenlendiğini kaydetti. Mutteki, ''Aşırılık, terör ve istikrarsızlık coğrafi engel tanımaz. Bu yüzden istisnasız bir şekilde birleşmemiz gerekli'' diye konuştu. Afganistan Dışişleri Bakanı Rengin Dadfar Spanta da üç ülkenin işbirliğine gitmesi gerektiğini belirterek, ''Afganistan bu çerçevede üzerine düşeni yapmaya hazırdır'' dedi.
Pakistan, Afganistan ve İran, terör, silah ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliğine hazır olduklarını bildirdiler.
Alınan bilgiye göre, kent merkezindeki Uzun Sokak'ta bulunan bir barda eğlenen iki grup arasında, henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Dışarı çıkan grupların bar önünde devam eden tartışması kavgaya dönüştü. Kavga sırasında, kimliği açıklanmayan bir kişi, tabancayla ateş ederek Emre Yılmaz ile Berkay Akdeniz'i yaraladı. Akdeniz, kaldırıldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Bacağından yaralanan Yılmaz ise Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesine kaldırıldı. Güvenlik güçleri, kavgaya karıştığı belirlenen ve silah kullanan zanlının da aralarında bulunduğu 6 kişiyi gözaltına aldı. Bu arada, yaşamını yitiren ve KTÜ öğrencisi olduğu bildirilen Berkay Akdeniz'in, ''Emre Yılmaz'a ateş edilen grupta yer aldığı'', silahlı kişiyi engellemeye çalışırken tabancanın ateş alması sonucu vurulduğu iddia edildi. Soruşturma sürüyor.
Trabzon'da, silahların kullanıldığı kavgada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.
Hava atışını kazanarak ilk hücumu gerçekleştiren Kepez Belediyesi, Buckman'ın üst üste basketleriyle durumu 5-0 yaptı. Periyodun 4. dakikası geçilirken ilk sayısını bulan Erdemirspor, periyodu 20-17 önde tamamlamayı başardı. İkinci periyodun ilk dakikaları karşılıklı basketlerle geçildi. Dengede devam eden maçın 15. dakikasına Erdemirspor 33-28 önde girdi. Bu dakikadan sonra Buckman'ın 3 sayılık basketleriyle dengeyi sağlayan konuk ekip, ilk yarıyı 41-38 üstün bitirdi. 3. periyotta ilk hücumu gerçekleştiren Kepez Belediyesi, Stanojevic ile sayı buldu. Erdemirspor, rakibine Funk ile karşılık verdi. İlk 2 dakikası 45-40 konuk takımın lehine geçilen çeyrekte, takımlar karşılıklı sayılar elde etti ve periyot 60-58 Erdemirspor üstünlüğüyle sona erdi. Çekişmeli geçen maçın normal süresi 82-82 beraberlikle tamamlandı. 5 dakikalık uzatmanın son saniyesinde sayı bulan konuk ekip, maçı 97-96 kazandı. Salon: Erdemir Hakemler: Halil Baldemir xx, Kaan Büyükçil xx, Semih Vural xx Erdemirspor: Funk xx 19, Ümit x, Hakan xx 18, Kone xx 6, Erkan xx 7, Erdal x 3, Gordon xx 12, Williams xx 23, Nihat xx 8 Kepez Belediyesi: Stanojevic xx 15, Mazutis xx 2, Barış xx 6, Mehmet xxx 18, Buckman xxx 27, Erdem x 3, Levent xx, Gökper xx 1, Mesut xx 2, Foster xxx 23 1. periyot: 20-17 Devre: 38-41 3. periyot: 60-58 Beş faulle çıkanlar: 35.17 Mazutis, 37.13 Barış, 39.20 Buckman (Kepez Belediyesi) Normal süre: 82-82
Beko Basketbol Ligi'nde Erdemirspor, normal süresi 82-82 beraberlikle biten karşılaşmada Kepez Belediyesi'ne 97-96 yenildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Manavgat Şube Başkanı Ayten Sevinç, çocuklarına Alevi öğretisini sağlıklı bir şekilde öğretebilmeleri için cemevine ihtiyaçları olduğunu söyledi. Dünya turizminin gözbebeği Manavgat'ta Delta Düğün Salonu'nu kiralayarak cem yapmanın Alevilerin onurunu incittiğini belirten Ayten Sevinç, Belediye Başkanı Şükrü Sözen'den 29 Mart yerel seçimleri öncesi verdiği sözü bir an önce gerçekleştirmesini istedi. Sevinç, "Bir hafta sonra yapacağımız sinema oyuncusu İlyas Salman ve kızı Devrim Salman'ın vereceği konser sonrası Manavgat'ta cemevi yapım çalışmalarına başlayacağız. İlyas Salman konseriyle ilçede yaşayan Aleviler cemevi yapımı konusunda güç birliği yapacak. Çocuklarımıza sağlıklı Alevi öğretisi ve Ehl-i Beyt sevgisini öğretmen için acil cem evine ihtiyacımız var." diye konuştu.
Sinema oyuncusu İlyas Salman, Manavgat'ta yapılacak cemevine türküyle katkı sunacak
Adı Winnie. Haitili bir kız bebek. Sadece 16 aylık. Enkaz altında 3 gün kaldıktan sonra kurtarıldığında dünyaya işte bu ürkek gözlerle bakıyor. O'nu enkazın arasında Avusturalyalı bir televizyon ekibi farketti. Televizyon ekibi etraftakilerin de yardımı ile onu bulunduğu yerden çıkardı. Kurtarıldığında kucaktan kucağa gezdi minik Haitili... Adı dahi bilinmiyordu. Winnie, amcası olduğu anlaşılan kişiye teslim edildi ancak anne ve babasından haber yok... Winnie hemen bir hastaneye götürüldü. Genel sağlık durumu iyiydi ancak yaşadığı şokun etkisiyle hiç konuşmuyor. Onunla, hayatta kalan tek yakını olan amcasını birçok Haitili gibi zor günler bekliyor. Zira gıda, ilaç, kalacak yer gibi birçok sıkıntı var. Haiti'de güçlükle sürdürülen arama çalışmalarında enkazdan çıkartılan başka depremzedeler de oldu. Fransız ekibinin kurtardığı bu adam onlardan biri... Ancak o beton blokların arasından kurtarılırken ayağı kesilmek zorunda kalındı. Depremin dördüncü gününde zaman depremzedelerin aleyhine işliyor. Enkaz altından sağ kurtarma ümitleri azalıyor. Birçok enkaza kepçe-dozer girmeye başladı bile. Haiti'nin kendi imkanları zaten yok gibi... Yabancı kurtarma ekipleri de ulaşım sorunu nedeniyle ya geç intikal ediyor ya da sayıları yeterli gelmiyor.
Haiti'deki şiddetli deprem adeta taş üstünde taş bırakmadı. 3 gün sonra enkaz altından sağ kurtarılanlar oldu.
Sarı-lacivertli takım böylece ligdeki 12. maçını da kazanarak liderliğini sürdürürken, Galatasaray ise 4. yenilgisini aldı. Bu arada, Fenerbahçeli taraftarların küfürlü tezahüratları nedeniyle karşılaşmanın başhakemi, sarı-lacivertli takıma iki kez ihtar yaptı. Sarı-lacivertli taraftarlar, Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı Antrenörü Bogdan Tanjeviç'i de istifaya çağırdı. Salon: TVF 50. Yıl Hakemler: Hayrettin Durak xx, Gökhan Dağ xx Fenerbahçe Acıbadem: Çiğdem xx, Gamova xxx, Osmokrovic xxx, İpek x, Dirick xxx, Seda xxx (Nihan xx, Songül x) Galatasaray: Deniz x, Özlem xx, Djersilo xxx, Valeska xx, Krsmanovic xx, Elif xx (Ayça xx, Bahanur x, Neslihan xx, Dilara x, Serpil x) Setler: 25-18, 25-21, 25-18 Süre: 65 dakika (18, 23, 24)
Aroma Bayanlar Voleybol Birinci Ligi'nde ikinci yarının ilk derbi maçında Fenerbahçe Acıbadem, Galatasaray'ı 3-0 yendi.
Maça her iki takım karşılıklı basketlerle başladı. Türk Telekom, Lang ve Tutku'nun basketleriyle 2. dakikayı 10-6 önde geçti. Bekir ve Ersin ikilisiyle farkı açan başkent ekibi, 8. dakikayı da 14-6 üstün geçti. Evsahibi TOFAŞ ise Can ve Denison'un basketleriyle farkı eritmesine karşın, ilk çeyrek 17-14 Türk Telekom'un üstünlüğüyle sona erdi. İkinci çeyreğe konuk ekip hızlı başladı. Bekir ve Ersin ile üst üste basketler bulan Türk Telekom, 16. dakikada farkı 11 sayıya kadar çıkardı: (29-18). Bu dakikadan sonra iyi savunma yapan TOFAŞ, Onat, Can ve Denison'un sayılarıyla 18. dakikada farkı 7 sayıya (31-24) indirdi. Maçın ilk yarısı, Türk Telekom'un 37-29 üstünlüğüyle tamamlandı. 3. çeyreğe Türk Telekom yine etkili başlayan takım oldu. Lang ve Ersin ikilisinin sayılarıyla 25. dakikada farkı 17 sayıya çıkardı: (53-36). Periyot boyunca rakibine 25-17 üstünlük sağlayan başkent ekibi, bu periyodu da 16 sayı farkla 62-46 üstün bitirdi. Son çeyrekte de hızını kesmeyen Türk Telekom, Bekir ve Tutku'nun sayılarıyla son 5 dakikada farkı 20 sayıya çıkardı: (75-55). Maçın kalan dakikalarında TOFAŞ'ın çabaları sonuç vermedi ve Türk Telekom karşılaşmayı 96-71 kazandı. Salon: Atatürk Hakemler: Mehmet Keseratar xx, Ozan Çakar xx, Turgut Işık xx TOFAŞ: Mehmet xx 2, Bowman xxx 11 , Can xxx 12, Cihad x 1, Denison xx 8, Orçun xx 5, Melih x 3, Butler xx 11, İlkan x 4, Kolaric x 4, Fırat xx 10 Türk Telekom: Lang xxx 6, Bekir xxx 15, Tutku xxx 9, Ersin xxx 17, Mallet xx 5, Serkan xxx 8, Hüseyin xxx 9, Soner xxx 10, Ümit xxx 10, Mutlu xx 7 1. periyot: 14-17 Devre: 37-29 (Türk Telekom lehine) 3. periyot: 46-62
Beko Basketbol Ligi'nde Bursa'da oynanan maçta Türk Telekom, TOFAŞ'ı 96-71 yendi.
Uluslararası Spor Organizasyonları Başkordinatörü Mehmet Atalay başkanlığında gerçekleştirilen incelemelerde, Kandilli Kayak Merkezi, 3 bin kişilik, bin kişilik ve 500 kişilik buz sporları salonları ile Palandöken Kayak Merkezi'nde inşaatları süren tesisler gezdirildi. Gazetecilere yapılan kısa açıklamada, tesislerin yapımının çok hızlı şekilde ilerlediği ve tümünün bu yıl içinde bitirilmesinin planlandığı bildirildi. Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar, gezi sonrası basın mensuplarına brifing verdi. Çintımar, Türkiye'nin Olimpiyat Oyunları'na adaylığı konusunda Erzurum'daki tesislerin bir gösterge olacağını vurgulayarak, şöyle konuştu: ''İnşaatı süren projelerin, hemen hemen hepsinin bu yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz. Bu kapsamda, 5 adet buz salonu yapılacak. Bu salonlarda curling, buz pateni ve buz hokeyi müsabakaları yapılacak. Konaklı Kayak Merkezi, 464 hektarlık büyüklüğüyle ABD'li yetkililerin bize söylediklerine göre, dünyanın en büyük kayak merkezlerinden birisi olacak. 10 telesiyej planlandı, şu anda 7'si bitirildi. Suni kar üretmek için 330 bin metreküp göletin yapımı devam ediyor. Oyunlarda, 87 adet suni kar makinesi kullanılacak. 2011 Erzurum'un en büyük kazanımı, atlama kuleleri olacaktır. Bunlar 125 ve 90 metrelik kulelerdir. Konaklama için 3 bin kişilik yurtların inşaatı sürüyor.''
Erzurum'da 27 Ocak-7 Şubat 2011 tarihleri arasında yapılacak Universiade Kış Oyunları'nın tesis inşaatları sürüyor.
İstanbul 2010 etkinlikleri konuşmalarla başladı. Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın konuşmasından sonra kürsüye Başbakan Erdoğan geldi. Başbakan Erdoğan, İstanbul'un tarihi geçmişini anlatırken tüm dinlerin aynı sokakta bulunabilen ender şehirlerden biri olduğunu içinden deniz geçen tek bir şehir olduğunu dile getirirken İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olarak sürekli anılacağını açıkladı. Erdoğan, 2010 yılına girilmesiyle birlikte "Avrupa Kültür Başkenti" unvanını alan İstanbul için "Roma'ya, Bizans'a, Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmış bu kentin her katmanı, tarihin bir sayfasıdır. İstanbul her zerresi ile her an canlı, her an dipdiri bir şehirdir" dedi. Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde yapılan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış törenindeki konuşmasına başlarken, bütün İstanbulluları selamladığını, yurt dışından gelen katılımcılara da aynı zamanda bir İstanbullu olarak "hoşgeldiniz" demek istediğini söyledi. "Bugün İstanbul adına, Türkiye adına, Avrupa adına büyük bir heyecanı, büyük bir coşkuyu hep birlikte yaşıyoruz" diyen Erdoğan, insanlığın ortak mirası İstanbul'un bugün muhteşem bir törenle Avrupa'nın kültür başkenti olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, "Bir yıl boyunca gururla taşıyacağımız ve her türlü zengin etkinlikle hakkını vermeye çalışacağımız bu payeyi bize kazandıran herkese teşekkür ediyorum" dedi. Başbakan Erdoğan, "Ayasofya'yı imar eden İsidoros ile Anthemios'u, Süleymaniye'nin mimarı Sinan'ı, Sultanahmet'in mimarı Sedefkar Mehmet Ağa'yı, tüm mimarları, İstanbul'u ifade eden tüm şairlerimizi, Fuzuli'yi, Baki'yi, Nedim'i, Nefi'yi, Mehmet Akif'i, Yahya Kemal'i, Necip Fazıl'ı, Ziya Osman Saba'yı, Nazım Hikmet'i, Attila İlhan'ı, Orhan Veli'yi, İstanbul için göz nuru dökmüş tüm sanatçıları hürmetle selamlıyorum" dedi. Tarihi bir şehir olan İstanbul'un aynı zamanda bir kültür ve medeniyet şehri olduğunu vurgulayan Erdoğan, kentin her köşesiyle tarih koktuğunu belirtti. Kentin her köşesi tarih kokuyor Erdoğan'ın bu sözlerini okumak için ikinci sayfayı tıklayın [PAGE] İstanbul'un rengi, kokusu ve seslerinin tüm dünya şehirlerinden farklı olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Evet, İstanbul biraz, Saraybosna'dır, biraz Kudüs'tür, biraz Paris'tir, Viyana'dır, Madrid'dir, Bağdat'tır, Şam'dır, Amman'dır. Ama İstanbul en çok da İstanbul'dur" ifadesini kullandı. Erdoğan, 5 kıtanın esintilerini, ezgilerini, seslerini, tatlarını ve renklerini yansıtan İstanbul'un, 5 kıtanın şehirlerine esin kaynağı olacak kadar özel ve özgün olduğunu da dile getirerek, "İstanbul sevinirse Kahire sevinir, Beyrut sevinir, Bakü sevinir, Üsküp sevinir. İstanbul hüzünlenirse insanlık hüzünlenir" dedi. Başbakan Erdoğan, nice ressama esin kaynağı olan İstanbul'un binlerce fotoğrafçı tarafından, milyonlarca kez her köşesinin pozlandığını, bu şehrin her köşesinin şairlere ilham kaynağı olduğunu, nice şairlerin İstanbul'a methiyeler düzdüğünü ve güzellemeler yazdığını ifade etti. Erdoğan, sadece bir yıllığına Avrupa Kültür Başkenti payesini taşıyacak İstanbul'un, var olduğu sürece Avrupa'nın bir kültür merkezi olma payesini hiç kaybetmeyeceğini belirterek, "Sadece İstanbul bile Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olduğunun, AB'nin tabii üyesi olduğunun somut göstergesidir" dedi. Yolların kesiştiği İstanbul'da kültürlerin, medeniyetlerin, ırkların, renklerin kaynaştığını vurgulayan Erdoğan, İstanbul'u yegane yapan bir başka özelliğin de bu şehirde camilerin, kiliselerin ve havraların aynı sokak ve mahallede sırt sırta, barış, anlayış ve hoşgörü içinde varlıklarını sürdürmeleri olduğunu kaydetti. İstanbul'da hiçbir anıtın, hiçbir eserin gölgede kalmayacağını ifade eden Erdoğan, İstanbul'da hiçbir kimliğin de baskı altına alınamayacağını söyledi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Kültür Başkenti'nin açılış töreninde konuştu.
Müsabakanın başında hücum ribauntlarında etkili olan Beşiktaş Cola Turka, 6. dakikayı 13-4 önde geçti. Siyah-beyazlı ekip, ilk periyodu 21-10 üstün tamamladı. İkinci periyotta 14 sayılık (24-10) farka ulaşan rakibi karşısında toparlanan Pınar Karşıyaka, farkı eritmeye başladı. 15. dakikayı 27-21 geride geçen yeşil-kırmızılı takım, ilk yarının bitimine 1 dakika 40 saniye kala beraberliği yakaladı: (33-33). Ancak rakibinin öne geçmesine izin vermeyen Beşiktaş Cola Turka, ilk yarıyı 38-33 önde bitirdi. İkinci yarıya etkili başlayan Pınar Karşıyaka, 23. dakikada Wesson'un basketiyle 43-42 öne geçti. Pınar Karşıyaka, son dakikada yediği 6 sayıya rağmen periyodu 60-57 üstün tamamladı. Son 5 dakikasına 66-66 beraberlikle girilen müsabakada, Pınar Karşıyaka aradaki farkı 5 sayıya (74-69) çıkarmasına rağmen, bu üstünlüğünü koruyamadı. Son 25 saniyesine 77-77 beraberlikle girilen müsabakada, Pınar Karşıyaka Toolson'un faul atışlarından bulduğu sayılarla 79-77 öne geçti. Beşiktaş Cola Turka'da Engin, son hücumdan yararlanamayınca Pınar Karşıyaka, müsabakayı 79-77 galip tamamladı. Salon: Karşıyaka Hakemler: Recep Ankaralı xx, Mehmet Serdar Ünal xx, Uğur Özen xx Pınar Karşıyaka: Birkan xx 2, Toolson xxx 27, Holston xx 6, Furkan xxx 3, Wesson xxx 19, Smith xx 15, Alper xxx 6, Serkan xx 1, Valentin x Beşiktaş Cola Turka: Likholitov xxx 21, Muratcan xx 4, Engin xx 9, Newley xxx 16, Adem xx 2, Cevher xx 11, Haluk xx 10, Baxter x, Flecer xx 4 1. periyot: 10-21 Devre: 33-38 3. periyot: 60-57
Beko Basketbol Ligi'nde Pınar Karşıyaka, sahasında Beşiktaş Cola Turka'yı 79-77 yendi.
Haiti'de onbinlerce kişinin ölümüne yol açtığından endişe edilen depremin ardından sürdürülen yardım çalışmaları, bugün meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki artçı sarsıntıyla sekteye uğradı. Yetkililer, artçı sarsıntı nedeniyle yardım çalışmalarına kısa süreyle ara vermek zorunda kalındığını, enkaz altında kalanları kurtarma çabalarının şu an için devam ettiğini söylediler. Uzmanlar, 4,5 büyüklüğündeki sarsıntının zarara yol açacak güçte olmadığını, ancak salı günkü 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından riskin arttığını belirttiler.
Haiti'de bugün meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki artçı sarsıntıyla sekteye uğradı.
Ülkesi Arjantin'den İspanya'ya geçen, buradan da İberia Havayolları uçağıyla saat 17.30'da Atatürk Havalimanı'na gelen Delgado, basın mensuplarının sağlık durumunu ve ne zaman forma giyebileceğini sorması üzerine, ''Kendimi iyi hissediyorum. Sağlığım yerinde. Önümüzdeki hafta oynayabileceğimi umuyorum'' yanıtı verdi. Yolcuların büyük ilgi göstererek, bol bol fotoğraf çektirdiği Delgado, daha sonra havalimanından ayrıldı.
Sakatlığı nedeniyle bir süre ülkesinde tedavi olan Beşiktaş'ın Arjantinli oyuncusu Matias Delgado İstanbul'a geldi.
Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi Kalp Damar Cerahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi FÜ Hastanesinde görev yapan Prof. Dr. Rahman, poliklinikler kısmında 5 ile 6. kat arasında bulunan merdiven sahanlığındaki pencereden düştü. Birinci kattaki çıkma kısmının zeminine çarpan Rahman'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Olayı gören bir doktorun haber vermesi üzerine polis ve sağlık ekipleri olay yerine geldi. Elazığ Emniyet Müdürü Fahrettin Çoşkun da olay yerine gelerek bilgi aldı. Geçen yıl profesör olan Rahman'ın koroner by-pass ameliyatı, kalp kapağı ameliyatları, aort cerrahisi, periferik arter cerrahisi, endovasküler girişimler, lazer uygulamalarında uzman olduğu öğrenildi. Polisin, intihar ihtimalini değerlendirdiği bildirildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Prof. Dr. Ali Rahman'ın (46), hastanenin 6. katındaki penceresinden 1. kata düşerek yaşamını yitirdi.
Bilecik'te dün tatbikat sonrası bir askerin şehit olmasına yol açan G3 mermisi, olayın meydana geldiği ormana dağılan 500 asker tarafından arandı. Edinilen bilgiye göre, Bilecik 2. Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanlığı'nda vatani görevini yapan askerler, dün gece eğitimine çıktı. Kışladan çıkarak Pelitözü Köyü mevkiine gelen askerler, burada istirahat ederken bir anda patlayan silah sesiyle irkildi. Olayı araştıran komutanlar 2. Tabur 1. bölükte vatani görevini yapan Batmanlı er Ergin Önen'in vurulduğunu tespit etti. Omzundan girerek göğsünden çıktığı tahmin edilen G3 piyade tüfeği mermisi ile ağır bir şekilde yaralanan er, Bilecik Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Olayın hemen ardından Tugay Komutanlığı konuyu aydınlatmak için harekete geçti. Olayın gece meydana gelmesinden dolayı mermiyi bulmakta zorlanan yetkililer, boş kovanı arama çalışmalarına devam ediyor. Yaklaşık 500 asker Pelitözü Köyü tepesindeki olayın meydana geldiği yerde kovan arıyor. Bilecik Cumhuriyet Savcılığı da olaya el koydu. Olayın kaza olup olmadığı araştırmalar sonucu ortaya çıkacak. Öte yandan, olayda hayatını kaybeden Er Ergin Önen'in cenazesi ise Bilecik Devlet Hastanesi'nden alınarak Bursa Adli Tıp Kurumu'na gönderildi
Bir askerin şehit olmasına yol açan G3 mermisi, olayın meydana geldiği ormana dağılan 500 asker tarafından arandı.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzan ile birlikte, 1984 yılında vefat eden Kıbrıs Türklerinin lideri Dr. Fazıl Küçük'ün ölümünün 26. yılı dolayısıyla Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi tarafından, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ve sonrasında yaşananların anlatıldığı ve yaklaşık 150 fotoğrafın yer aldığı "Fotoğraflarla Kıbrıs Milli Mücadele Sergisi"ni Yunus Emre Kültür Merkezinde açtı. Eroğlu, burada yaptığı konuşmada, geçmişten bu yana Kıbrıs'ta meydana gelen bütün gelişmeleri bildiğini ve yaşadığını belirtti. KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminin şimdi müzakere masasında olduklarını ifade eden Eroğlu, paylaşma ve anlaşma niyetinde olmayan ve yıllardır Kıbrıs'ı müzakere masasında tutan Rumlarla müzakereleri sürdürdüklerini söyledi. Anlaşma konusunda çok ümitli olmadığını kaydeden Eroğlu, şöyle konuştu: "Rum tarafı bizimle anlaşma ve paylaşma düşüncesinde değil. Bugüne kadar Türk tarafı anlaşma amacıyla masaya oturmuştur ama gerçek şudur ki, Rum tarafı bizimle paylaşma niyetinde değil." Geçmişi bir daha yaşatmamak adına bir anlaşma içinde olduklarına dikkat çeken Eroğlu, "Yanı başımızda anavatan Türkiyemiz var. Bizi ve anavatan Türkiye'yi mutlu edecek, onurumuzla yaşamamızı sağlayacak bir anlaşma arayışı içindeyiz. Bu sadece bizim arzumuzla olmaz. Rum tarafının da o arzuyu ortaya koyması gerekir. Rumların öyle bir arzusunun olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Rumlar, bütün müzakereleri yokuşa sürüyor, sonunda uzlaşmazlık damgasını Türk tarafına vurmak için çeşitli politikalar yapıyor" diye konuştu. Eroğlu, geçmişte Kıbrıs için büyük mücadele veren Dr. Fazıl Küçük'ü hiç unutmayacaklarını kaydetti. Açılışın ardından gazetecilerin, "Kıbrıs'ta bu yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerine aday olacak mısınız" sorusu üzerine Eroğlu, "Salı günü resmen adaylığımı açıklayacağım" dedi.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu yapılacak cumhurbaşkanı seçimleri için salı günü resmen adaylığını açıklayacağını söyledi.
Maça iyi başlayan Galatasaray Cafe Crown, Evren'in dış atışlardan bulduğu sayılarla 3. dakika dolmadan 7-3 öne geçti. İki takım da hücumda sıkıntı yaşarken, ev sahibi ekip, ribauntlarda da rakibine üstünlük sağlayınca, 7. dakikada 7-0'lık bir seri yakalayarak farkı 8 sayıya kadar (16-8) çıkardı. Konuk ekip, 9. dakikada farkı 1 sayıya (16-15) indirmeyi başarırken, 1. periyotu 17-16 üstün kapatmasını bildi. Karşılıklı basketlerle başlayan 2. periyotta, iki takım da birbirlerine üstünlük sağlamakta zorlandılar. Galatasaray Cafe Crown, pota altını savunmakta zorlanınca 18. dakikada oyun eşitlikle (37-37) geçildi. Son bölümde etkili olan Aliağa Petkim, devreyi de 42-40 önde tamamladı. İkinci yarıya Washington ve Jasaitis'in 3 sayılık basketleriyle başlayan Galatasaray Cafe Crown, 27. dakikada farkı 17 sayıya kadar (61-44) çıkardı. Maçta tamamen rahatlayan Galatasaray Cafe Crown, 3. periyodu 65-52 önde geçti. 3. periyotta da rakibine üstünlüğünü sürdüren Galatasaray, Jasaitis'in 3 sayılık basketleriyle 33. dakikada farkı 19 sayıya kadar (73-54) çıkardı. Farkı sürekli artıran Galatasaray Cafe Crown, 38. dakikasını 87-59 önde geçtiği maçtan, rakibin yakaladığı 10-0'lık seri nedeniyle 87-69 galip ayrılmasını bildi. Karşılaşmada Galatasaray Cafe Crow'un sadece 4 serbest atış kullanması dikkati çekerken, Aliağa Petkim ise 16 kez serbest atış çizgisine gitti. Salon: Abdi İpekçi Hakemler: Aytuğ Ekti xx, Zafer Yılmaz xx, Sencer Yılmaz xx Galatasaray Cafe Crown: Washington xx 11, Evren xxx 17, Jasaitis xxxx 24, Rancik xx 12, Fatih xxx 8, Murat xx 6, Wilkinson xx 6, Can x 3, Caner x, Eren x Aliağa Petkim: Ceyhun xx 10, Mc Clinton x 5, Reha xx 13, Hosley x 8, Vukosavljevic xxx 11, Berkay x 6, Mustafa İlkay x 3, Gordon xx 12, Fahri Kaan x 1, İsmail x 1. Periyot: 16-17 Devre: 40-42 3. Periyot: 65-52
Beko Basketbol Ligi'nde Galatasaray Cafe Crown, Aliağa Petkim'i 87-69 yenerek, üst üste 6. galibiyetini aldı.
Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımına karşı gelenler arasında bulunan Nedim Saban'ın Türk Eğitim Vakfı'na sipariş verdiği ve bağış yaptığı çelenk dışarda tutuldu. Nazım Hikmet'in doğum günü kutlaması için Küba'da bulunduğu için açılışa katılamadığını söyleyen Nedim Saban, çelengin içeri alınması için “Bu onların sorunu” diye konuştu. Nedim Saban, Küba'dan DHA'ya şu açıklamayı yaptı: “İsteyerek gerçek çiçek göndermedim, çiçek resmi bulunan çelenk gönderdim . Güvenlik bomba şüphesini bahane göstererek içeri almazdı. TEMA'dan çelenk gönderecektim. Çünkü bölgedeki inşaatlar sırasında çok ağaç kesildi. Tepki şeklinde algılar diye çekindim. Türk Eğitim Vakfı'ndan gönderdim. Sahnenin açılmasına çok sevindim. Özür de diledim. Ama eleştirilerim de var. Açmak önemli ama 365 gün açık tutmak da çok önemli. IMF kongresinde bölgeye girememiştik. Böyle bir toplantıda orada Lüküs Hayatı nasıl oynacaksınız” Nedim Saban daha önce “Benim protestom orası kongre vadisi haline getirilirken doğanın katledilmesi ve -tabiri caizse- IMF’ye peşke çekilmesineydi. Büyük bir kongre düzenlendiğinde tiyatronun o gün perdelerini açamayacağını düşünüyorum. Ama tüm bu çekincelerimizi yok eden bir yer yapararsa, bütün protestolarımı geri alırım. Açılışta orada olmak ve sahneyi görmek isterdim ama o tarihte yurt dışında olacağın için katılamayacağım” demişti.
Tiyatro Sanatçı Nedim Saban'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ında katıldığı açılış için gönderdiği çelenk içeri alınmadı.
Gazeteci yazar Abdi İpekçi cinayeti ile iki ayrı gasp suçundan hüküm giyen ve 18 Ocak 2010'da tahliye olması beklenen Mehmet Ali Ağca'nın annesi ve kardeşlerinin, Malatya'da Saray Mahallesi Kavukçu Sokak'taki evlerini boşaltarak başka bir yere taşındıkları öğrenildi. Saray Mahallesi Muhtarı Aydın Aksoy, Ağca'nın ailesinin Kavukçu Sokak'tan taşındıklarını, nakil belgesi almadıkları için nereye yerleştiklerini bilmediğini söyledi. Mahalle esnafı da Ağca'nın kardeşi Adnan Ağca'nın aileyi başka yere yerleştirdiğini ifade etti. AĞCA'NIN ÇOCUKLUK ARKADAŞI Bu arada, Mehmet Ali Ağca'nın çocukluğunun geçtiği Yeşiltepe Gazi Mahallesi'nde yaşayan ve Ağca'nın çocukluk arkadaşı olduğunu söyleyen emekli polis memuru Osman Bayram (59), gazetecilere açıklamalar yaptı. Bayram, Ağca'nın cezaevinden çıktıktan sonra doğup büyüdüğü yere gelmesini istediklerini dile getirdi. Ağca'yı, “içine kapanık, uysal ve iyi bir arkadaş” olarak nitelendiren Bayram, şöyle konuştu: “Mehmet Ali Ağca hapse girdikten sonra ailesi bizim mahalleden Saray Mahallesi'ne taşındı. Ağca'nın çocukluğunu çok iyi biliyorum. İyi tanırım kendisini. Mülayim bir kişiydi. Arkadaşlarıyla kavga edecek biri değildi. O dönemin siyasi olayları insanları kutuplaştırdı. Ağca da buradan gitti. Yapmış olduğu eylemlere ben inanmıyorum. Bazı şartlandırmalar dolayısıyla onu bu yöne çektiler. Kesinlikle öyle kötü huylu veya cinayet işleyecek bir kapasitede değildi. Uysal, gariban biriydi. Kara lastik giyen, mahalle aralarında maç yapan yoksul bir ailenin çocuğuydu. Yeşiltepe'ye gelmesini, Malatya'ya dönmesini isterim.” Öte yandan, Mehmet Ali Ağca'nın doğduğu Hekimhan ilçesi Güzelyurt beldesine yabancı ülkelerden gelen basın mensuplarının, Ağca'nın yakınları ile görüşmeye çalıştığı belirtildi.
Mehmet Ali Ağca'nın annesi ve kardeşlerininevlerini boşaltarak başka bir yere taşındıkları öğrenildi.
CHP'nin merkez ilçe kongresi'nde hareketli dakikalar yaşandı. 315 delegesi bulunan partinin Paris Düğün Salonu'nda gerçekleşen kongresinde Hürriyet Gürsel Taşın ve Mehmet Derinkuyu yarıştı. Kongrenin divan başkanlığını CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat yaptı. Seçim öncesinde konuşan partililerden, il yönetimine tepki gelince, CHP İl Başkanı Galip Yılışın da, eleştirilere cevap vermek için kürsüye çıktı. Genel seçimlerde CHP'nin milletvekili adaylarından olan Kibar Özdemir'in partiye fazla kimsenin gelip gitmediği yönündeki sözlerini eleştiren Yılışın, Özdemir'i de partide göremediklerini söyledi. Salonda bulunan delegelerden birinin 'Kibar hanım doğru söylüyor.' şeklinde sözlerinin ardından tansiyon birden yükseldi. Tartışmanın kavgaya dönüştüğü salonda, partililer arasında yumruklar konuştu. Kavganın yaşandığı sürede mikrofonla 'Provokasyona müsaade etmeyin.' şeklinde anons yapıldı. Kavga, partililer tarafından daha fazla büyümeden önlendi.
CHP Kahramanmaraş merkez ilçe kongresi olaylı geçti. Partililer arasında, kısa süreli arbede yaşandı.
Kurtlar Vadisi Pusu senaristlerinden Bahadır Özdener, Kurtlar Vadisi dizisinde, Türkiye vatandaşı olan ya da dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Musevilere karşı, onları hedef alan bir sahnenin bulunmadığını belirtti. Özdener, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Slvyo Ovadya'nın, Kurtlar Vadisi dizisinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, diziyle ilgili RTÜK'te bulunduğunu kaydetti. “Bir sivil toplum önderi olarak Ovadya'nın, Filistin'de başta çocuklar olmak üzere, sivillere uygulanan şiddet ve vahşetten duyduğu rahatsızlığı da aynı diziyle ilgili olduğu gibi dile getirmesini istediklerini” ifade eden Özdener, Ovadya'nın bu şiddeti uygulayan İsrailli yetkilileri üst kurullara, BM'ye ve insan hakları örgütlerine şikayet etmesini beklediklerini kaydetti. Özdener, açıklamasında şunlara yer verdi: “Kurtlar Vadisi dizisinde ne ülke vatandaşımız olan Musevilere ne de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Musevilere karşı, onları hedef alan bir konu, yahut sahne bulunmaktadır. Kurtlar Vadisi Pusu'da, ülkemizde cirit atan MOSSAD ajanlarının düşünce ve eylem biçimlerine ve siyonizme karşı bir eleştiri vardır. İsrail devletinin insanlık dışı terör politikası nasıl Musevileri bağlamazsa, dizinin içinde eleştirdiğimiz MOSSAD'ın vahşi uygulamaları da Musevileri bağlamaz.”
Kurtlar Vadisi Pusu senaristlerinden Bahadır Özdener, Museviler'e karşı önyargılı olmadıklarını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, “İki elim seçimlerde emeklilerin yakasında olacak. Eğer hala emekliler, 9 milyon emekli var, eğer hala gidip AKP'ye oy veriyorlarsa bence Recep Bey doğrusunu yapıyor, fazla para vermiş size” dedi. Kılıçdaroğlu, partisinin Of İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada, siyasete atılırken hiçbir yerde ve hiçbir ortamda doğruları söylemekten kaçınmayacağını söylediğini ifade ederek, “Doğruları söylemenin zamanıdır. Milleti aldatmayacağız. Millete yalan söylemeyeceğiz. Türkiye'de siyasetçi denince akla yalan söyleyen adam geliyor. Tek ayak üstünde 50 yalan söyleyen siyasetçiye artık güvenmemeliyiz” diye konuştu. 1925'te Kayseri'de uçak fabrikası yapıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: İNANÇLARIMIZI KAYBETTİK “Düşmanı yeni denize dökmüşüz. 1920'lerde toplu iğne üretemeyen ülke uçak fabrikası kuruyor. 9 yıl sonra Kayseri'den kalkan ilk Türk uçağı Ankara'ya iniyor. Şimdi 2010'dayız. Uçak yapıyor muyuz, yapmıyoruz. Uçak yapan irade aradan bu kadar yıl geçtikten sonra niçin uçak yapamıyoruz? Ne oldu bize? İnançlarımızı kaybettik. Büyüklerimizin inancı vardı. Kul hakkı yememe gibi bir ilkeleri vardı. Şimdi ne oldu bize? Kul hakkı yemeyi marifet sayıyoruz. Kul hakkı yiyip Müslümanlık satıyoruz. Geniş kitleler de üzülerek söylüyorum onların arkasından gidiyor.” Ülkede işsizlik, yoksulluk, açlık olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Niye olmasın? Eğer siz bu ülkenin kurucularının kurduğu fabrikaları yok pahasına satarsanız, elaleme peşkeş çekerseniz, bu ülkenin Başbakanı çıkıp Meclis kürsüsünden 'Ben ülkeyi pazarlamakla adeta mükellefim' derse, bunlar olacak arkadaşlar, niye şaşırıyorsunuz” dedi. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bir yol ayrımına geldiğini öne sürerek, şunları söyledi: “Türkiye'de ayrımı şu noktada yapacağız; ülkesini sevenler, namuslu adamlar, öbür tarafta da ülkesini sevmeyen ve ülkesini peşkeş çekenler. Bu iki ayrım arasında oyumuzu kullanacağız. Demokrasi bu iki ayrım arasında yapılmak zorundadır. Bizi bölüyorlar, 'bu türbanlı, çarşaflı, pantolonlu, başı açık, kapalı' diye. Kim olursa olsun, bunlar insan değil mi? İnsan inançlarıyla ve etkin kimliğiyle Allah'ın yarattığı bir varlık değil mi? Evet, bitti. İnancı ve etnik kimliği siyasete taşıyorlar. En tehlikeli yol budur. Etnik kimlik ve din, siyasetin odağı haline getirildi. Şunu düşünmemiz lazım Müslümanlar olarak, kimin Allah'a yakın olduğunu kim bilebilir?” Türkiye'de binlerce çocuğun yatağa aç girdiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, “Kim bunun sorumlusu? Ben değilim, siz de değilsiniz. Bunun sorumlusu bu ülkeyi yönetenlerdir. Eğer bir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giriyorsa onun tek sorumlusu vardır. O da Recep Tayyip Erdoğan ile onun arkadaşlarıdır. İkinci sorumlusu da onlara oy verenlerdir, kusura bakmayın” dedi. “HESABINI İYİ YAPMANIZ LAZIM” Partililere seslenen ve “içinizde çok sayıda emekli vardır” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Geçen yasama döneminde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası çıkarken emeklilerin haklarını savunmak için biz Meclis'i terk ettik. 'Bu yasayı görüşemezsiniz' dedik. 'Emekli de bu ülkenin yurttaşıdır, ona da milli gelir artışından pay verilmesi gerekir' dedik. Kanun çıkardılar, emekliye milli gelir artışından pay verilmez diye. Ne oldu. Emeklilerimiz koşa koşa gittiler, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy verdiler. Oyları yüzde 47'ye çıktı. Sonra emekli diyor ki, 'ben geçinemiyorum.' Zaten geçinemezsin. Sana daha önceden söyledik, 'geçinemezsin, açlık sınırının altındadır bu para' dedik. Bunu savunduk. Ama olmadı. Şimdi iki gün önce emekliye zam yaptılar. 60 ve 100 lira. Memnun musunuz? Daha almadınız. Kepçeyle geri alındı. İki elim seçimlerde emeklilerin yakasında olacak. Eğer hala emekliler, 9 milyon emekli var, eğer hala gidip AKP'ye oy veriyorlarsa bence Recep Bey doğrusunu yapıyor, fazla para vermiş size. 9 milyon emekli, isteseler bir partiyi tek başına iktidara getirirler. Niye bölünüyorlar. Kendi çıkarını savunamayan bir insan, ülke insanını nasıl savunacak. Bunun hesabını iyi yapmanız lazım.” Siyasetin heyecan işi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Siyaset genç işidir. Gençliği olmayan parti iktidar olamaz, iktidar olma şansı yoktur. Gençliği siyasetin içine çekmek zorundayız, koltuklarımızı gençlere vermek zorundayız. Gençleri 12 Eylül'ün kabusundan yeni kurtardık zaten. Gençleri politikaya ısındırmamız lazım ki ülkenin sorunlarına sahip çıkabilsinler. Çocukta ayrışma tohumu ekersek ülkeyi parçalarız, bunların açılımda yaptığı gibi. Bölünme tohumlarını atarız, bunların yaptığı gibi” diye konuştu. “Medyaya baskı yapılıyor, medya tekel oldu, hepsi hükümetin kontrolüne girdi, siz ne yapacaksınız” diye sorulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Biz şunu yapacağız, hiçbir medya patronu, CHP iktidarında çıkacak bir yasayla, dolaylı veya dolaysız hiçbir şekilde kamu ihalesine girmeyecek. Yasaklayacağız. Gazete patronunun devletle işi olmayacak ki gidip birileri hükümetin önünde takla atmasın. Her medya çalışanı zorunlu sigortalı olacak. Böylece her medya çalışanı, yazdığı haberin arkasında durabilme yürekliliğine sahip olacak” dedi. “BÖLÜNME LÜKSÜMÜZ YOK” Kılıçdaroğlu, siyasetin halka hesap verme sanatı olduğunu ifade ederek, “Herkes vergi veriyor. Doğduğu andan ölünceye, öldükten sonra da bir insan vergi ödemeye devam eder. Madem ki vergi veriyoruz, ödediğimiz vergilerin hesabını soruyor muyuz? 'Bu vergiler nereye gidiyor' diye sormadığımız için bizim ülkede demokrasi topal yürüyor. Ödenen vergilerin hesabını sormak her yurttaşın namus görevidir. Birileri hortumlasın diye vermiyoruz vergiyi” diye konuştu. Yolsuzluklara ilişkin dosyalar açıkladıklarını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyorlar ki yolsuzluk dosyalarını açıkladınız, götürün savcılığa verin. Savcıyı da sen kontrol ediyorsan ne yapacağız? Yargı bağımsız değil. Biz CHP olarak dört temel kuralı yapacağız. HSYK'da Adalet Bakanı ve müsteşarı olmayacak. HSYK'nın ayrı bütçesi olacak. Hakimleri soruşturacak teftiş kurulunu HSYK'ya bağlayacağız. Adalet Yüksek Akademisini HSYK'ya bağlayacağız. O zaman anayasada yazılı güçler ayrılığı tam yerine oturmuş olacak.” YOL AYRIMI Partililere, “sağ sol ayrımının artık bırakılması gerektiğini” söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Yok o ayrım. Türkiye artık o ayrımı geride bıraktı. Yurtseverlerin, ülkesini, insanı sevenlerin, insanların inançlarına, etnik kimliklerine saygı duyanların bir tarafta, hırsızların, yoksulların, din tacirlerinin varlığı da öbür tarafta. Bu iki ayrım arasında oy kullanmak zorundayız. Ve bölünmeyeceğiz. Kaç kişiyiz ki ve neden bölünüyoruz. Bölünmek, AKP'nin ekmeğine yağ sürmektir. Bölündüğünüz andan itibaren kaybedersiniz. Bölünme lüksümüz yoktur. Türban diye tutturdu bu hükümet. İstanbul'un merdiven altı tezgahlarında 100 binlerce türbanlı kız çalışır. Hiçbirisinin sendikası, sigortası yoktur. Onlara CHP olarak biz sahip çıkmak zorundayız.”
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, emeklilere sitem ederek 'iki elim seçimlerde yakanızda' dedi
İzmir'de bir işadamına suikast hazırlığında yakalanan 6 kişiden 3'ü serbest bırakılırken 3 kişi ise tutuklandı. İzmir'de dün bir işadamına suikast hazırlığında olan 6 kişilik grup kıskıvrak yakalandı. Adliyeye sevk edilen zanlılardan C.A, B.D, H.T tutuklandı. Çete lideri T.E.T. ile Ü.S ve E.C. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Alsancak Limanı'nda depo ve nakliye işi yapan ve akraba oldukları öğrenilen T.E.T., M.T.T. isimli işadamını öldürmek için bir suikast timi oluşturmuştu. Bilgiye ulaşan İzmir Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Organize Suçlar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları istihbarat çalışmaları sonucu suikast timinin eylemi gerçekleştirecekleri gün düzenlenen operasyonla gözaltına almıştı. Zalıların ev, iş ve otomobillerinde yapılan aramalarda, Çin yapımı Kaleşnikof marka uzun namlulu otomatik tüfek ile "hayalet silah" olarak adlandırılan Walther marka bir tabanca, ruhsatsız 1 tabanca, 1 gaz tabancası 2 kasatura ele geçirildi. Gözaltına alınan T.E.T. ile birlikte H.T., Ü.S, C.A., B.D. ve E.C. isimli 6 zanlı adliyeye sevk edilmişti.
Suikast hazırlığında yakalanan 6 kişiden 3'ü serbest bırakılırken 3 kişi ise tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, Latif Dinler, kardeşi Abdülhekim Dinler ile alışveriş yapmak için merkez Karatay Sedirler Semt Pazarı'na gitti. Latif Dinler, pazarda balık satan Seracettin Y, oğlu Orhan Y. ve Zülfikar Ö. ile park yeri nedeniyle tartışmaya başladı. Kavgaya dönüşen olayda Latif Dinler, Abdulhekim Dinler ve olay sırasında pazarda alışveriş yapan Muttalip Çaresiz silahla yaralandı. Konya Numune Hastanesine kaldırılan yaralılardan Latif Dinler ve Muttalip Çaresiz'in durumunun ağır olduğu öğrenildi. Latif Dinler, buradaki ilk müdahalesinin ardından Meram Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi. Seracettin Y, oğlu Orhan Y. ve Zülfikar Ö. gözaltına alındı.
Konya'da bir pazar yerinde ''park yeri'' nedeniyle çıktığı iddia edilen kavgada 3 kişi silahla yaralandı.
Cemil Çiçek, AK Parti'nin Bolu ve Düzce Gençlik Kollarınca düzenlenen toplantıya katılmak için Bolu'ya geldi. Parti yöneticileri tarafından Paşaköy gişelerinde karşılanan Çiçek, Bolu Belediyesini ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmralı Cezaevinin baştan beri F tipi olduğunu anlatan Çiçek, "Türkiye'de statüleri farlıklı bazı cezaevleri var. Terör ve organize suçlardan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevlerine F tipi cezaevleri deniyor. Bunların şartları AB şartlarına uygun" dedi. İmralı'nın şartlarının mevzuata uygun olduğunu anlatan Çiçek, şöyle konuştu: "İmralı uluslararası şartlara uygundur. Hem de uygulanan kurarlar dünyadaki uygulamaların aynısıdır. Bunun için kimsenin bundan şikayet etmeye hakkı yok. Orası (İmralı) otel filan değildir. Dolayısıyla türlü konular zaman zaman gündeme gelir. Bunlar, gündemde kalmak için, gündem oluşturmak için söylenen hususlardır. Bunlara çok fazla yer verdiğinizde, bir de çok fazla cevap verdiğimizde... Biz de onların propagandalarına yardımcı olmuş oluruz. Bence bu konunun üzerinde siz çok fazla durmayın. Türkiye ne yapıyorsa doğru yapıyor. Uluslararası hukuka uygun yapıyor. İç hukukuna uygun yapıyor. Meseleye öyle bakalım. Onların derdi propaganda yapmaktır. Her gün bir konuyu gündeme getirirler." Cemil Çiçek, zaman zaman terör örgütü elebaşının durumuna ilişkin değişik söylentiler çıkarmaya çalıştığını da anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yalan olduğu ortaya da çıktı. Sonra başka türlü propaganda konularını gündeme getirdiler. Sizler de bunlara çok fazla yer vermeyin. Bunların maksatları gündemde kalmak. Bu konunun doğru olmadığı yalan yanlış olduğu ortaya çıkar ve başka bir konu bulurlar. Kim ne söylerse söylesin, kendi bildiğimiz doğruları yapmaya devam ederiz. Bu doğruları yaparken de bu tip kişilerden ya da onların destekçilerinden icazet almak zorunda değiliz. Türkiye kendi doğrularını kendisi belirler. Hükümet olarak da kendi kararımızı kendimiz veririz." "BU ANAYASANIN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR" Demokrasi talebinin her dönemde olduğunu ve olacağını ifade eden Çiçek, yüksek standartta bir demokrasinin altyapısını anayasaların oluşturduğunu kaydetti. Bakan Çiçek, şöyle konuştu: "Bizim anayasamız, 80 öncesi şartların zorunlu sonucu olarak yapılmış bir tepki anayasasıdır. Öncelikleri günümüzün şartlarına uymuyor. Kurumlar arası ilişkiler günümüzün şartlarına uymuyor. Felsefesi günümüzde öne çıkan bir kısım değerler ile örtüşmüyor. Onun içindir ki, daha yürürlüğe girdiği andan itibaren 82 Anayasası tartışma konusu olmuştur. Hatta hazırlanırken bile bazı meslek kuruluşlarının anayasanın hazırlanış tarzına, referandumda gündeme geliş şekline itirazları olmuştur. Dolayısıyla yürürlüğe girdiği günden beri tartışmalı olan ve 12'den fazlada küçüklü büyüklü değişikliğe maruz kalmış olan bir anayasanın artık günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermediği ortadadır. Bu anayasanın değişmesi gerekiyor. Beş madde dışında; ilk üç madde, arkasından 4. madde ve 174. madde... Bu beş madde dışında bu anayasanın bir bütünlük içerisinde; günümüzün değerleri, ihtiyaçları da dikkate alınarak, geniş bir mutabakatla yapılmasında Türkiye içinde sayısız faydalar vardır. Bu anayasa eninde sonunda değişmek durumundadır." Cemil Çiçek, "Türkiye çağdaşlaşma, modernleşme projesini götürecekse bu anayasa buna imkanı vermiyor" diyerek, bu konuda toplumun tüm kesimlerinde talepler geldiğini ifade etti. TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ Cemil Çiçek, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın Türkiye ziyaretine ilişkin bir soru üzerine, uluslararası ilişkilerde gidilen ülkelerde bütün yöneticilerle görüşmek gibi bir gelenek olmadığını ifade etti. Çiçek, şunları söyledi: "Böyle bir gelenek dünyada da yok. (Bir) bakan geldiğinde mutlaka Başbakan ile Cumhurbaşkanı ile görüşecek tarzındaki bir değerlendirme bence doğru değil. Türkiye'ye gelip Sayın Başbakan ile Cumhurbaşkanı ile görüşmeden giden sayısız bakanlar var. Onun için ilk olmuyor. Bilgiyi doğru koymak, vermek lazım. Türkiye hiçbir zaman bir halka karşı husumet içerisinde olan, düşmanlık içerisinde olan bir ülke değil. Buna ne kültürümüz imkan verir, ne tarihi geçmişimiz bu türlü davranışları doğrular. Bizim İsrail halkına karşı en ufak bir hasmane tavrımız olamaz, olması da mümkün değildir. Bizim, Türkiye olarak, karşı olduğumuz İsrail hükümetinin uyguladığı politikalardır. Zaman zaman bizim politikalarımızı da beğenmeyen başkaları çıkıyor. Dolayısı ile biz bu politikalar sebep ile tavır ortaya konuyoruz. Bu tavrımızın hareket noktası da insani yaklaşımlardır."
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye ne yapıyorsa uluslararası hukuka uygun olarak yaptığını ifade etti.
Snow TV'de yayınlanan "Yemekteyiz" programında yarışmacılar, yemekleri değil birbirlerini yiyince olan Anadolu'nun zengin mutfağına oluyor. Radikal gazetesi yazarı Funda Özkan bugünkü köşesinde Feriye Lokantası’nın işletmecisi Vedat Başaran’ın 'Pornografiden daha tehlikeli, RTÜK 'Yemekteyiz'e kural getirmeli' şeklindeki sözlerine yer verdi. (...)Komili zeytinyağının yeni ambalajının konumuz olduğu davette, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ile birlikte masaya kurulduk, lezzet ustası Vedat Başaran’ın elinden çıkma yemekleri tadıyoruz. Osmanlı mutfak kültürüne yıllarını adamış, gastronomi uzmanı, aşçı, Feriye Lokantası’nın işletmecisi Vedat Başaran’ı lezzet sırlarını öğrenmek için can kulağıyla dinliyorum. Bir ara espri yapıyoruz, “Yemekteyiz programına benzedik.” Vedat Başaran düzeltiyor: “O program yemekteyiz programı değil, ‘Birbirimizi yemekteyiz’ programı.” Devam ediyor: “Yemek basit bir mesele değildir. Doktor, sağlığımız için nasıl ilaç yazıyorsa, yemek ilaçtan daha önemli maddesel bir olgudur. Birlikte yemenin de ritüelsel, sosyolojik yönü vardır. Sofra huzuru olmadığı yerde bereketten, yemeğin nefasetinden söz edilemez.” Rastladığımda izliyorum, Yemekteyiz programını. “Burası hangi Türkiye?” sorusuyla beraber. Elbette yarışma programının bir formatı var ama Allah aşkına bu kadar vahşi, dar görüşlü, bilgiye, yeniliğe kapalı, hoşgörüsüz, kaba insanların çoğunlukta olduğu bir çevrede de ben en azından yaşamak istemiyorum. Vedat Başaran, “Pornografiden daha tehlikeli, RTÜK bu program için madde eklemeli, kural getirmeli” diyor. Kabullenemediği olguyu şöyle anlatıyor: “Türk insanının, Anadolu topağında yaşayan tüm insanların genetik lezzet keşfetme yeteneği vardır. İnsanları bu kadar görgüsüz, lezzetsiz olma ihtimali yoktur.” Vedat Başaran ile bizim ‘Yemekteyiz’ programında ‘keyif’ vardı. Fırsatını bulmuşken, yemeklerin ‘lezzet sırlarını’ öğrenmeye çalıştık.
Dünyanın sayılı mutfaklarından birine sahibiz. Gelin görün ki bir yarışma bütün bu zenginliği yerle bir ediyor.
Hasan G., öğle saatlerinde Atatürk Havalimanı otoparkının 5. katına çıkarak, kendisini aşağı atmak istedi. Polisin çabaları sonucu ikna edilerek aşağı indirilen Hasan G., ''Benim bir çocuğum kanser. Ankara'ya gidecektim, ama param yok. Bir haftadır buradayım, mağdur oldum. Kimse bana bakmıyor. Beni polisler kurtardı'' diye gözyaşı döktü. Hasan G., ifadesi alınmak üzere Atatürk Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğüne götürüldü.
Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali otoparkının üst katına çıkan Hasan G., intihar girişiminde bulundu.
İngiliz Times gazetesi, bugünkü sayısında, tarihçi, yazar ve yayıncı Bettany Hughes'un kaleme aldığı ve İstanbul'dan övgüyle bahsettiği bir gezi yazısına yer verdi. Gazete, "Hughes'un, ilk ziyaretinden 30 yıl sonra, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un gizli hazinelerini bulmak için bu şehre döndüğünü" kaydetti. Yazısına, Avrupa Kültür Başkenti olarak 2010 yılının İstanbul için renkli bir yıl olacağına dikkati çekerek başlayan Hughes, "İstanbul benim favori şehrim. Bu şehri ilk olarak 18 yaşındayken ziyaret ettim ve şehre aşık oldum ve çocuklarımın da bu şehri görmelerini istedim" ifadesini kullandı. Ailesiyle yaptığı İstanbul seyahatinden yazısında bahseden Hughes, şehirde tarihin çok kültürlülüğün yansımalarını görülebildiğini belirtti. Kapalı Çarşı'dan, Les Ottomans otelinden, Çırağan Palace oteldeki Turga restorandan, Ortaköy'den yazısında övgüyle bahseden Hughes, Ortaköy'le ilgili "Tepemizde 20. yüzyılın Boğaz Köprüsü'nün tekno ışıkları, altımızda ise hafifçe aydınlatılmış 18. yüzyıl camisi" ifadesini kullandı. Asya'yı Avrupa'ya deniz altından bağlayacak Marmaray tüneli için yapılan kazılar sırasında çıkan camlar, vazolar, takılar gibi 25 binden fazla objenin İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilendiğine dikkati çeken Hughes, bu müzeyi çok beğendiğini kaydetti. Yazısında, İstanbul'daki deniz taşımacılığı ve fiyatları konusunda da bilgi veren Hughes, 2010 Kültür Başkenti programı kapsamında İstanbul'da "Adalar Müzesi" açıldığını ve Prenses adalarıyla bu müzede bilgi verildiğini belirtti. Bettany Hughes yazısına, "İstanbul heyecanlı, cana yakın, çeşitli ve paradoksal. Şehir ilk ziyaret ettiğimden, 30 yıldan bu yana çok değişmiş. Şimdi eski gerçekten yeniyle bir arada ve bu yılki sanat programı bize İstanbul'un ne kadar parıltılı bir geleceği olduğunu hatırlatıyor" ifadeleriyle son verdi.
İngiliz Times gazetesi, Bettany Hughes'un kaleme aldığı ve İstanbul'dan övgüyle bahsettiği bir gezi yazısına yer verdi.
Ancak İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın devletin zirvesiyle buluşma isteği kabul görmedi. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, yarın Türkiye’ye geliyor. Ankara’da bir gün kalacak Barak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'dan randevu istedi. ERDOĞAN, GÜL VE BAŞBUĞ GÖRÜŞMÜYOR Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle düzenlenecek etkinlikleri için Pazar günü İstanbul'da olacağını, Başbakan Erdoğan ise üç günlük yurtdışı ziyaretinin başlayacağını gerekçe göstererek Barak'a randevu vermedi. Gül, Pazartesi uygun olduğunu Barak'a bildirdi, ancak İsrailli Bakan, Almanya ziyareti nedeniyle bu isteği olumlu yanıtlamadı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da Ankara dışında olmasını gerekçe göstererek, Barak'la görüşemeyeceğini bildirdi. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın yarın Anıtkabir ziyaretinin ardından, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile biraraya gelmesi öngörülüyor. Barak'ın, mevkidaşı Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'le görüşmesinin ardından da ortak bir basın toplantısı düzenlenecek.
Türkiye ile İsrail arasında yaşanan “alçak koltuk” krizinin ardından Ankara yarın önemli bir konuğu ağırlayacak.
Ağca'nın eski avukatı Doğan Yıldırım, 18 Ocaktaki tahliyeden sonra bir grup tarafından kaçırılıp öldürülebileceğini ileri sürdü. ESKİ AVUKATTAN İLGİNÇ İDDİA Doğan Yıldırım NTV'de katıldığı Günlerin Getirdiği isimli programda İpekçi'nin katili ve Papa Suikastinin tetikçisi Ağca'nın bir grup tarafından kaçırılıp öldürülülebileceğini ileri sürdü. ERGENEKONCULAR MI KAÇIRDI? Yıldırım'a göre eski cezaevi arkadaşı ve dostu olan Ağca 2006 yılı ocak ayında yanlış hesaplama ile tahliye edildiğinde onu kaçıran ve bilinmiyen bir yerde yaklaşık 10 gün kadar tutan bu grubun Ergenekon ile ilişkili olduğu ileri sürülüyordu. ERGENEKON'U MU SUÇLAYACAK? Ağca'dan "yeni bir hikaye" anlatmasını isteyen grubun aslında Ergenekon ile ilişikili olmadığını söyleyen Yıldırım Ağca'dan bekledikleri hikayenin "cinayetleri devletin isteği ile işlediğini söylemesi" olduğunu, Ağca'nın bunu kabul etmemesi durumunda da öldürüleceğini ileri sürdü.
Avukat Doğan Yıldırım, Mehmet Ali Ağca'nın tahliye edildikten sonra öldürüleceğini ileri sürdü...
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, ''Sendikalarla konuşmak yerine Tekel işçilerinin üzerine giden Hükümet, ortaya çıkacak sonuçlara katlanmak zorunda'' dedi. Yazıcıoğlu'nun başdanışmanıydı Eski bakanlardan ve bir dönem ANAP'ın önemli isimlerinden olan Namık Kemal Zeybek DP'ye geçti.. Zeybek yakın zamana kadar rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun başdanışmanlığını yapıyordu. Cindoruk, partisinin il başkanlığı tarafından Konya'da, 100. Yıl Spor Salonu'nda düzenlenen toplantıya katıldı. DP'nin yeni bir parti olmadığını eski bir siyasi kuruluş olduğunu belirten Cindoruk, ''Bu partinin geçmişinde Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal var, bu partinin temelinde siz varsınız'' dedi. Cindoruk, Türkiye'nin milli ve manevi değerlerine sahip çıkmada Konya'nın her zaman başka bir yeri olduğunu, Konya'nın kendilerine çuval çuval oy verdiğini söyledi. Konya'dan seçkin bakanlar, seçkin milletvekilleri çıktığını ifade eden Cindoruk, ''İlk önce burası büyük bir tarım merkeziydi. Konya'ya traktörü biz soktuk, Bahri Dağdaş kardeşimle birlikte tohumu buraya biz soktuk, gübre kullanımını da biz başlattık. Bunu övünmek için söylemiyorum. Biz iktidar olursak Konya Ovası'nı aynen GAP gibi yapacağız'' diye konuştu. Bir siyasi partiye ihtiyaç duyulursa, onu canlandırmanın herkesin görevi olduğunu bildiren Cindoruk, şunları kaydetti: ''Bu hepimizin görevidir. Bunun için Demokrat Parti'ye ihtiyaç vardır. Türkiye'de son yıllarda hepimizi inciten bir siyasi süreç yaşıyoruz. Bir kavga, bir kargaşa sürüp gidiyor. Bu arada siyasi partiler birbirleriyle ağız dalaşı yapıyor. İnsanlarımız bundan rahatsız. Bu Hükümet bir barış sağlamak yerine sürekli kavga başlatmaya çalışıyor. Bu kavgalar sonucunda hem ülkemiz yıpranıyor, hem devlet meseleleri öteleniyor, hem de ülkenin konuşması gereken bütün konular devre dışı kalıyor. Bir İsrailli, Türkiye Büyükelçisini bir sehpa gibi yere oturtup kendisine hakaret edebiliyor, ondan sonra bir özür mektubuyla kurtulmak istiyor. Bu siyasileri tatmin etmiş olabilir, ama yeterli mi? Halkımızın kırılmış olan izzeti nefsini tatmin eder mi? Bu bitiyor, bir başka hadiseyle yan yana geliyorsunuz. Tekel işçileri sokakta... Tekel işçileri sokağa düştüğü zaman çare sendikalarla konuşmak. Sendikalarla konuşmak yerine Tekel işçilerinin üzerine giden Hükümet, ortaya çıkacak sonuçlara katlanmak zorunda. Tekel işçileri ücret talebinden çok hak talebi istiyorlar. Kaybolmuş kıdem haklarını istiyorlar. Kısacası haklarını istiyorlar. O da yetmiyor Türkiye bir başka konuda terör konusunda büyük bir sıkışıklık yaşıyor. Açılım adı altında ortaya konan bir kanunlar paketi var. Onu inceledim, incelediğim zaman gördüm ki, yeni bir şey yok.'' Türkiye'de tarımın ihmal edildiğini anlatan Cindoruk, tarımın üvey evlat muamelesi gördüğünü, toprağın ihmal edildiğini ileri sürdü. Cindoruk, iktidarın değişme sürecinin başladığını da iddia ederek, iktidarın yapacağı bir şey kalmadığını öne sürdü. Konuşmanın ardından DP Konya İl Başkanlığınca Cindoruk'a, Kuran-ı Kerim ve Türk Bayrağı hediye edildi, nazar boncuğu takıldı. Partiye katılan eski Bakanlardan Namık Kemal Zeybek'e, parti rozeti takıldı.
Hüsamettin Cindoruk moral buldu. Eski bakanlardan Namık Kemal Zeybek DP saflarına katıldı.
Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınan devlet memurları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tıbbi malzeme bedellerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeneceği bildirildi. SGK Ankara İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, devlet memurları ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık harcamalarının yanı sıra satın aldıkları tıbbi malzemelerle ithal ilaç bedellerinin de SGK tarafından karşılanacağı belirtildi. Ankara ve ilçelerinde görev yapanların, ithal ilaç, ortez-protez, solunum cihazı, diş, hasta alt bezi gibi tıbbi malzemelerle bunların bakım, tamir ve onarım işlemleri için yaptıkları ödemelere ilişkin faturaları Bahçelievler Azerbaycan Caddesi (3. Cadde) 33 numara B Blok'taki Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezine ulaştırmaları istenen açıklamada, ödeme işlemlerinde herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için alt yapı çalışmalarının tamamlandığı ve yeni servisler oluşturulduğu kaydedildi. Açıklamada, ''Devlet memurları ve hak sahipleri tarafından merkezimize getirilecek ithal ilaç ve tıbbi malzeme faturalarının karşılıkları, yapılan inceleme ve tıbbi onaydan sonra kişilerin banka hesaplarına yatırılacak'' denildi. Ankara ve ilçelerinde görev yapanlar, ödemeler hakkında 315 54 84 ve 315 77 90 numaralı telefonlardan bilgi alınabileceği bildirildi.
Devlet memurları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tıbbi malzeme bedellerini kimin karşılayacağı belli oldu.
Hükümet kapsamlı bir Anayasa değişikliği düşünüyor. Önümüzdeki aylarda paketin Meclis'e gelebileceğini belirten Arınç, gerekirse referanduma gidilecğinin altını çizdi. Arınç referanduma gitme süresinin 120 günden 45 güne çekilmesinin bu yönde atılan bir adım olduğunu sözlerine ekledi.. HALK OYLAMASINA GİTMEK GÖZE ALINABİLMELİ ''O kadar lüzumlu, o kadar zaruri bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulabilir ki bunun için halk oylamasına gitmek de göze alınabilmeli'' diye konuşan Arınç, referandumun demokratik yöntemlerden biri olduğunu, nasıl seçimlerde millet iradesine başvuruluyorsa, bunun dışında temel noktalarda karar alabilmek için de referanduma gidilebileceğini vurguladı. Bülent Arınç, 16 Ocak Basın Onur Günü dolayısıyla geldiği Kocaeli'nde Büyükşehir Belediye Başkanlığını ziyaret etti. Burada gazetecilerin sorulanrını yanıtladı. Anayasa'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması, hatta bugüne kadar üçte biri değişmiş olan 1982 Anayasası'nın daha çağdaş bir düşünceyle düzenlenmesi konusunun Türkiye'nin epeyden beri gündeminde olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti: MUHALETTTEN UMUDU YOK "Bunun için iki ihtiyacımız bulunuyor. Bir tanesi, anayasa nitelikli oyla değişebiliyor. En az 330, en fazla 367'nin ötesi olması lazım. Sayısal çoğunluğa parlamentoda sahipseniz anayasa değişikliğinden bahsedebilirsiniz. Bazen bir partinin, tek başına sağlayabileceği milletvekili sayısıdır, bazen iki üç partiye ihtiyaç duyulabilir. İkincisi de anayasalar temel belgelerdir. Bunlar üzerinde değişiklik olurken, siyasi mutabakat kadar, toplumsal mutabakatın da olması gerekir. Toplumda genel bir mutabakatın olduğunu söyleyebiliriz ama parlamento içinde hem nitelikli çoğunluğa ulaşabilen hem bütünlük itibariyle muhalefet partilerinin de desteklediği bir değişiklikten bahsetmek şu anda söz konusu değil.'' 2007 seçimlerinden sonra 11 maddelik anayasa değişikliğinin referandum yoluyla kabul edildiğini hatırlatan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları kaydetti: HALKIMIZ KARAR VERİR ''Dolayısıyla, önümüzdeki aylarda ve haftalarda zaruri bir anayasa değişikliği hissedilirse, en az 184 milletvekilimizin teklifiyle parlamentoda görüşülebilir. Temenni ederiz ki 367'nin üzerindeki bir oyla referandum ihtiyacı olmadan kabul edilsin. Ama bunun altında bir destekle çıkacak olursa o zaman son kararı halkımız doğrudan bizzat kendisi verir. AB'ye üye ülkelerin birçoğunda bırakın anayasa değişikliklerini, yerel yönetimlerle ilgili konularda bile halk oylaması sık sık yapılmaktadır. Yani egemenlik milletindir, millet iradesini bazı konularda ortaya koyabilmelidir.'' BAŞKA AMAÇ ARAMAYIN Bir bakıma bir referandum ihtimalinin düşünülebileceğini, o açıdan referanduma sunulmasıyla ilgili kanundaki süreleri daha kısaltmakta fayda olduğunu söyleyen Bülent Arınç, şöyle konuştu: ''Meclisimizde kanun değişikliği gündeme geldi. 19 Ocak Salı günü Anayasa Komisyonu'nda görüşülecektir. Burada 120 günlük halk oylamasına sunulmasıyla ilgili süre 45 güne indirilmektedir. 45 gün içinde bir hazırlık yapılıp bir anayasa değişikliğinin referanduma sunulması imkanı daha da kolaylaştırılacaktır. Bunların hepsi demokratik yöntemlerdir. Bunların altında başka bir amaç aramak bence doğru değildir.'' TÜRKLER ONURLU MİLLETTİR İsrail krizine de değinen Arınç Türk milletinin onurlu olduğunu belirtti. Burada kaybedenin İsrail hükümeti olduğunu ifade eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti: ''Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu tür muameleler hoş karşılanmaz. Aranızdaki ilişkiler kötü bile olsa... Kaldı ki, sadece İsrail'in sorumsuz bazı uygulamaları sebebiyle Türk hükümeti ve Sayın Başbakan, hepimiz zaman zaman eleştirilerimizi dile getiriyoruz. Bunlardan Gazze sadece bir örnektir. Ama buna karşılık yapılacak şey, böyle bir davranış olamazdı. Burada kazanan Türkiye devleti oldu, onun itibarı oldu. Çünkü İsrail kolay kolay özür dileyen bir ülke değildir. İSRAİL YALNIZ KALDI Böylesine açık bir mektupla sadece Türkiye'nin değil tüm dünya kamuoyunun da nefretle takip ettiği bir olay karşısında özür dilemişlerdir. Bu İsrail'in dünyadaki yalnızlığını göstermektedir.
Arınç'ın gündeminde anayasa değişikliği vardı. Muhalefetin referandum eleştirilerine Arınç, cevap verdi.
Isparta’da görev süresinin birinci yılını dolduran 62 yaşındaki Vali Ali Haydar Öner, eğitmen ve TV sunucusu Saadet Şen’le yaşamını birleştirmeye hazırlanıyor. 27 Aralık’ta Ankara’da nişanlanan çiftin nikahı ise 27 Ocak’ta Isparta’da yapılacak. Vali Öner, nişanlısı Saadet Şen’le ilk kez Aktif Gazeteciler Derneği’nin bir programında basının karşısına çıktı. Gazetecilerin, Vali Öner’e desteklerinden dolayı plaket sunduğu toplantıda, Vali Öner ve nişanlısı Şen, ilk tanışmalarını ve evlenme kararı alıncaya kadar süren gelişmeleri anlattı. TRT’de bir dönem program yapan, şimdi Bursa’da Olay TV’de ‘Ayna’ adlı programı sunan eğitmen Saadet Şen, her şeyin 15 Aralık 2009’da TEMA’nın öğretmenlere yönelik eğitim toplantısına katılmak üzere Isparta’ya gelmesiyle başladığını söyledi. Programa Vali Öner’in yoğun programından dolayı katılamadığını ancak daha sonra nezaketen kendisini akşam yemeğine davet ettiğini belirten Şen, “Her şey bu sofrada başladı. O sofrada geçen muhabbeti hayatım boyunca unutmayacağım. Atatürk’ün sofrasında gibi hissettim kendimi” diye konuştu. ‘ISPARTA'YA GELİN GELİYORUM' Daha sonra uçakla İstanbul’a döndüğünü belirten Şen, Isparta’dan 7 Ocak için bir davet daha aldığını, bunu öğrenen Vali Öner'in kendisini arayarak, “Madem Isparta’ya gelmeyi kafaya koydunuz, eşim olarak gelmenizi istiyorum” diye teklifte bulunduğunu söyledi. Telefonda aldığı evlenme teklifini tereddütsüz kabul ettiğini belirten Saadet Şen, 27 Aralık’ta da Ankara’da nişanlandıklarını söyledi. Isparta’ya gelmekten çok mutlu olduğunu belirten İzmirli Saadet Şen, gösterilen ilgi karşısında “Isparta’ya gelin geliyorum” dedi. Şen gazetecilerin yaşı konusundaki sorularını ise geçiştirerek, “Yaş konusunda titizim. Söylemek istemiyorum” dedi. Eş seçiminde Saadet Şen’in doğru bir tercih olduğunu belirten Vali Öner ise, “Vali olarak bazı programlara tek başınıza gitmek uygun olmuyor. Yalnız görev yapmak da bir Vali için çok zor. Bundan böyle de hızlı adımlarla Isparta’ya hizmetimiz sürecek. Hayatımın kadınını buldum” diye konuştu. Aktif gazeteciler Derneği zirayeti sırasında vali ile nişanlısı, birbirlerine pasta ikram etti. Vali Öner, iki çocuğunun annesi olan eski eşi Leyla Diyaroğlu’ndan önceki görev yeri Çankırı’da boşanmıştı.
62 yaşındaki Isparta Valisi Öner, "Hayatımın kadınını buldum" dedi, evliliğe günler kala nasıl tanıştıklarını anlattı
Bölgede ABD’den Çin’e kadar birçok ülkeden gelen kurtarma ekipleri büyük bir hızla kurtarma faaliyetlerine devam ediyor. Ancak dün itibarıyla 72 saatin sonuna gelinmesi yavaş yavaş umutların tükenmesine yol açıyor. Canlı kurtarılanların sayısı enkaz altından çıkarılan cesetlerden daha az. Cesetlerin nereye gömüleceğiyse en büyük sorunlardan biri. Haiti Cumhurbaşkanı Rene Preval dün bir toplu mezara 7 bin kişiyi gömebildiklerini açıkladı.
7 büyüklüğünde depremle yerle bir olan haiti'de enkaz altından canlı kurtarma umutları azalmaya başladı. sokaklar ceset dolu, salgın kapıda. yardım bol ama ulaştırma sorunu yaşandığı için kurtarılabilecek yaralılar da kaybediliyor
Abdi İpekçi Parkı'nda toplanan gruptakiler, giydikleri önlüklerin ön ve sırt kesimlerine, saldırılarda yaşamını yitiren bazı Filistinlilerin fotoğraflarını taşıyarak, Yüksel Caddesi'ne yürüdü. Yürüyüş sırasında pankart ve dövizler taşıyan eylemciler, slogan atmayarak ''sessiz'' protestoda bulundu. Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Ünsal, Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları anıtı önünde yaptığı açıklamada, bir yıl önce bin 417 Filistinli'nin dünyanın gözleri önünde, kendi topraklarında, İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini söyledi. İsrail'in saldırılarda şehirler ve insanlarla birlikte hukuku da yerle bir ettiğini ifade eden Ünsal, ''Yasaklanmış silahlar yalnız insan bedenlerini yakmadı, savaş hukuku ve ahlakını da kül etti. Bu sistematik şiddetin normalleştirilmesine, bin 417 canın üzerine zamanın ve unutuşun örtülmesine asla izin vermeyeceğiz'' dedi. Ünsal, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın Türkiye'ye geleceğini hatırlatarak, Barak hakkında Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulmasını istedi.
Mazlum-Der üyeleri, İsrail'in geçen yıl Gazze'ye yönelik hava saldırılarının birinci yılında ''sessiz'' protesto eylemi yaptı.
Rusya’nın başkenti Moskova’da, şehrin en işlek caddelerinden Sadovaya üzerinde bulunan beş metre çapındaki reklam panosunda önceki gece bir cinsel içerikli film gösterildi. 15 dakikada bir 3 dakikası yayınlanan filmde beyaz bir erkek siyahi bir kadınla cinsel ilişkide bulunuyordu. Caddede trafik allak bullak olurken, filmin gösterildiği panonun yanına gelen polis de ne yapacağını şaşırdı. Ekrana giden kabloları arayan polis, bunların demir bir boru içinden geçtiğini görünce, filmi seyretmekten başka hiçbir şey yapamadı. Hacker’ların işi olabilir Panonun reklam şirketi, klibi yayına vermediklerini ve olayın bir “hacker saldırısı” olduğunu açıkladı. Polis, panoyu yöneten bilgisayara el koydu. Kasıt saptanırsa şirkete ağır para cezası verilecek.
Moskova"da, şehrin en işlek caddelesinde beş metre çapındaki reklam panosunda önceki gece bir cinsel içerikli film gösterildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hükümet'in ve belediyelerin bazı projelerinin yargı engeline takıldığına işaret ederek, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) örneğini verdi. AKM'nin yeniden yapılması girişiminin mahkeme kararıyla engellendiğine vurgu yapan Erdoğan, "Siz adım atıyorsunuz, yargı pat karşınızda... Ciğerlerimize kadar bize kan ağlatıyorlar, kan." dedi. Yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile çok sayıda sanatçı ve yazarın katılımıyla açıldı. İNŞAAT İLK KAZMAYI VURDUĞUMUZDA Açılışta konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yapımı öncesinde gerçekleştirilen protesto gösterilerini hatırlattı. Erdoğan, "Biz burada inşaata ilk kazmayı vurduğumuzda, inanın bana da başkanıma da kazmayı vurdular. Çünkü, ne söylüyorsak kabul edilmiyor, inanılmıyordu. Sanki biz Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yere gömüyorduk. Halbuki durum böyle değildi. Neler söylemediler ki. Buraya cami inşa edeceğimizi bile iddia ettiler. Sanki biz tiyatro düşmanıyız. BİZDEN ÖNCE KAÇ TİYATRO SAHNESİ İNŞA ETMİŞLER? Ben 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. Bizden öncekilere bir bakın, kaç tane tiyatro sahnesi inşa etmişler? Sanki biz görsel sanatlara karşıyız. Anadolu yakasında Ümraniye'de ilk tiyatro sahnesi Haldun Alagaş'ta yapıldı. Bizim sanata karşı düşmanlığımız olamaz, tam aksine bunu yaygınlaştırırız. Türkiye genelinde tüm tiyatroları yıktığımızı, hepsini kaldıracağımızı söylediler. Böyle bir yaftayı yakıştırmaya, bizimle ilgili böyle bir imaj oluşturmaya kimin hakkı var. 'Tiyatroyu yıkım yerine cami yapacaklar' şeklindeki iddianın neresine cevap vereyim? Bu iddiaları, iftiraları düzeltmeye kalksam bu ülkede taş üstüne taş koyamayız. Çok enteresandır; bu eser yapıldı. Türkiye'de bir ilktir, bu kongre merkezi 11 ayda yapıldı." şeklinde konuştu. SIRA CEMİL TOPUZLU'DA Cemil Topuzlu Sahnesi'nin üstünün kapatılacağını vurgulayan Erdoğan, "Şimdi de Cemil Topuzlu'yu da yapıyoruz. Belli bir mevsimde hizmet vermesini fizbl bulmuyoruz. Cemil Toppuzlu'nun üzerine mobil olarak kapatalım, kışın da kültürel etkinlikleri yapabilelim. Sadece 4-5 ay olmasın. Bütün yıl boyu orada da kültürel etkinlikler yapılsın. Cemil Topuzlu'yu 4 mevsim çalışabilir hale getireceğiz." diye konuştu. AKM ÖNÜNDE ENGELLER ÇIKARTILIYOR Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yeniden yapılması konusunda bir takım engeller olduğunu söyleyen Erdoğan, "Daha enteresanını söyleyeyim; Kültür Bakanımızla dertleştik. Çözemediğimiz bir sorun var. Nedir o? AKM. Halkımızın arasında şöyle bir referandum yapılsa kimse şu anki AKM'nin durumundan memnun değildir. BEN BU ÜLKENİN DÜŞMANI MIYIM? Otopark sorunundan içindeki yapısına kadar bu şekilde kullanımsız bir eser olamaz. Biz ne dedik? AKM'nin arkasında, yanında alanlarımız var. Burayı yıkalım, yerine yanındakilerle beraber Taksim'e yakışacak dev bir eseri inşa edelim dedik. Ona da inanmadılar, 'yok dediler, yapmayıp böyle bırakacaksınız' dediler. Yav arkadaş, ben ülkemin düşmanı mıyım? ADIM ATIYORSUNUZ YARGI TAM KARŞINIZDA İnsanımızın düşmanı mıyım? Biz millete efendi olarak değil, hizmetkar olarak geldik. Eğer başladığımızda biz bu adımı atabilseydik 2010 açılışına orayı da yetiştirebilecektik. Siz bir adım atıyorsunuz, yargı tam karşınızda. Tabi yargı benim bu ifadelerime kızacak, biliyorum. Niye? olamaz. Yav niye olamaz? Bunu nedenini söyleyin. Proje ise proje, hizmetse hizmet, bu yapılacak, niye olmasın? Ülkeye hizmetse ülkeye hizmet. Bunu biz ülkemiz için yapıyoruz. Ciğerlerimize kadar bize kan ağlatıyorlar, kan. Bunu yapmaya hakları yok." ifadelerini kullandı.
Erdoğan dertliydi sitemi vardı yargıya.. Kurumu kamuoyuna neden şikayet etttiğini gerekçeleriyle anlattı.
Ünlü aktör Kadir İnanır, oyunculuğunu eleştiren Hülya Avşar için “Kendisi ne benim filmlerim, ne de Türk sineması adına yeterli bilgiye sahiptir. Cahil ve zavallı işte” dedi Hülya Avşar, çarşamba akşamı Rasim Öztekin’i konuk ettiği “Hülya Avşar Soruyor” isimli programında Kadir İnanır’ın sadece Sinan Çetin’in yönettiği “Komser Şekspir” filmindeki oyunculuğunu beğendiğini belirtti. İnanır’ın çok çeşitli oyun sergileyen biri olmadığını belirten Avşar, şöyle konuştu: İNANIR HEP AYNI “Kadir İnanır, çok çeşitli rollerde, mimiğini, sürekli aynı kullanıyor. Bir tek şeyde çok değişikti. Demek ki, istese yapardı... Komiser Şekspir, orada muazzamdı mesela... Burada Kadir İnanır’ı yermek anlamında söylemiyorum ama Komiser Şekspir’de bugüne kadar görmediğim bir Kadir İnanır vardı. İstese yapabiliyordu ama yapmadı şimdiye kadar. Kendine bir şey giydi ve onu değiştirmek istemedi hiç... 8 numaralı bakış, 9 numaralı bakış, 10 numaralı bakış gibi bazı tarzlar da ondan çıktı. Kadir İnanır üstüne giydiği o kıyafet neyse, halk ona bir kere yakıştırdı ve öyle gitti.” CAHİL VE ZAVALLI Avşar’ın bu sözleri İnanır’ı sinirlendirdi. Avşar’ın kendi ismini kullanan bir zavallı olduğunu belirten İnanır, “Benim ismimi kullanarak aklı sıra gündeme gelmeye çalışıyor. Kendisi ne benim filmlerim, ne de Türk sineması adına yeterli bilgiye sahiptir... Cahil ve zavallı işte. Gittikçe de tükeniyor. Normalde bu açıklamaları yapmam ama böyle gündeme gelenler beni sinirlendiriyor” diye konuştu.
Hülya Avşar ünlü aktör Kadir İnanır'ı çok kızdırdı. Oyunculuğunu eleştiren Avşar için ağır laflar etti.
Büyük Birlik Partisi (BBP) İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, CHP İl Başkanlığı'nı ziyaret ederek CHP'li milletvekillerinin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 6 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin rapora şerh koydukları için teşekkür etti. BBP İl Başkanı Bayram Karacan, "Keşke böyle bir komisyon kurulmasaydı, böyle bir rapor çıkmasaydı." dedi. CHP İl Başkanı Gürsel Tekin ise, aynı helikopterin kazadan bir hafta önce de kendilerini taşıdığını söyledi. Tekin, "Sayın Kılıçdaroğlu ve ben aynı helikopteri kullanmıştık. Kader, bize de çıkabilirdi." ifadelerini kullandı. BBP İstanbul İl Başkanlığı yönetimi, CHP İl Başkanlığı'na ziyarette bulundu. BBP'liler helikopter kazası ile ilgili TBMM'de kurulan araştırma komisyonunun hazırladığı rapora komisyondaki CHP'li milletvekillerinin şerh koymasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şerh kararının komisyonun çalışmalarının ne kadar hafife alındığını gösterdiğini ifade eden BBP İl Başkanı Bayram Kayacan, komisyondan ve rapordan üzüntü duyduklarını söyledi. Karacan, "25 Mart 2009 tarihinde hiç beklemediğimiz bir zamanda partimizin kurucusu, genel başkanımız şehit oldu. Şehadetinden sonra devletin arama ve kurtarma çalışmalarında büyük bir acziyeti ortaya çıktı. 46 saat sonra ulaşılabildi. Bundan sonra TBMM'de sürecin başından sonuna kadarki gelişmeleri araştırmak için araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon uzun süren çalışma neticesinde bir rapor hazırladı. BBP olarak bu raporu şöyle değerlendiriyoruz. Keşke böyle bir komisyon hiç kurulmasaydı ve böyle bir rapor ortaya çıkmasaydı. Çünkü baştan sona çelişkilerle dolu, olayı örtbas etmeye yönelik kurgulanmış tabiri caizse bir komedi ürünü gibi bir rapor ortaya çıktı. Biz bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Fakat dün CHP milletvekillerinin raporla ilgili beyanatları basına düştü. Değerlendirmelerden de büyük bir memnuniyet duyduk. Komisyon çalışmalarının ne kadar hafife alındığı, basit bir şekilde geçiştirilmeye çalışıldığını ifade ettiler. Bu açıklamadan memnuniyetimizi ifade etmek için sayın başkanı ziyarete geldik." diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni komisyon kurulması için söz verdiğini hatırlatan Karacan, "Genel başkanımız sayın Başbakanı ziyarete gitmişti. Genel başkanımız yeni bir komisyon oluşturulması talebinde bulunmuştu. Sayın Başbakan da söz vermişti. Oluşacak yeni komisyonda ki CHP' li milletvekillerinin aynı duyarlılığı göstereceklerini biliyoruz. İnşallah oluşacak yeni komisyonun çalışması şimdiki komisyonun çalışması gibi neticelenmez." şeklinde konuştu. Devletin kar altında kalan itibarının kurtarılması gerektiğini belirten Karacan, "Netice itibariyle genel başkanımız şehit oldu. Ecel gelince de 1 saniye öncesi sonrası önemli değil. Burada önemli olan devletin itibarının kar altından kurtarılması, kurumların görevlerini tam manasıyla yapıp yapmadığının ortaya çıkarılması ve bu kurumların kendilerine bir çeki düzen vermesinin sağlanmasıdır." dedi. BBP'YE TEŞEKKÜR CHP İl Başkanı Gürsel Tekin, ziyaretlerinden dolayı BBP'lilere teşekkür etti. Yazıcıoğlu'nun Türk siyasetinde yetişmiş bir isim olduğunu ifade eden Tekin, "Türk siyaseti gerek sistemden kaynaklı gerek bizim bünyemizdeki siyasetin arızasından kaynaklı yetişmiş siyasetçiyi barındırmıyor. Rahmetli genel başkan siyasette yetişmiş bir insandı. Çocukluğundan gençliğinden siyasetin içinden gelmiş biriydi. Tam Türkiye'nin ihtiyacı olacağı bir dönemde hayatını kaybetti. Elbette insanlar yaşayıp ölecektir. Ama seçim döneminde devletin gerçekten büyük bir zafiyetiyle karşı karşıya kaldık. Yani 3 gün koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin karla mücadele etmemesi bir kesimde soru işaretleri oluşturdu. Aynı gün sonuçlansaydı inanıyoruz ki kimsenin kuşkusu olmazdı. Hepimiz deriz ki Allah'tan gelen bir iş. Yine Allah'tan gelen bir iş ama devletin 3 gün çaresiz kalması hepimizi dehşete düşürdü. Sonuç itibariyle zaman dolmuştu. Allah rahmet etsin. İnşallah bundan sonraki kadrolar kendisini aratmayacak noktaya gelirse en çokta genel başkan sevinecektir." diye konuştu. 1 HAFTA ÖNCE BİZİ TAŞIMIŞTI CHP olarak konuyla ilgili aynı hassasiyeti göstereceklerini dile getiren Tekin, "Her ne kadar farklı siyasal düşüncelerimiz de olsa bu sadece BBP için değil, tüm siyasi partilere Türkiye'nin ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Aynı mesafe içinde davranacağız. Hele böyle bir acı durumda daha hassas olacağız." dedi. Tekin, aynı helikopterin olaydan bir hafta önce de kendilerini taşıdığını söyledi. Tekin, "Düşen helikopter 1 hafta önce bizi de taşımıştı. Sayın Kılıçdaroğlu ve ben aynı helikopteri kullanmıştık. Kader, bize de çıkabilirdi." ifadelerini kullandı.
Büyük Birlik Partisi (BBP) İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, CHP İl Başkanlığı'nı ziyaret etti.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ''Tek kelime ile ülkenin temel meselesi açlık, işsizlik ve akla gelebilecek her türlü adaletsizliktir'' dedi. Kurtulmuş ''Saadet Türkiye Buluşmaları'' programı kapsamında geldiği Aydın'da Menderes Park'ta düzenlediği basın toplantısında ülkenin Başbakan Tayyip Erdoğan ve anamuhalefet lideri Deniz Baykal tarafından gereksiz polemiklerle kamplaşmaya götürüldüğünü öne sürdü. İçeriği olmayan tartışmalarla gündemin meşgul edildiğini savunan Kurtulmuş, asıl sorunun ekonomik zorluklar olduğunu ve bunun hükümeti bir erken seçime doğru sürükleyeceğini iddia etti. Kurtulmuş, ''Tek kelime ile ülkenin temel meselesi açlık, işsizlik ve akla gelebilecek her türlü adaletsizliktir. Mevcut iktidar sayesinde vahşi kapitalizm Türkiye'de vampir kapitalizme dönüştü'' dedi. Türkiye'de esnafın kepenk kapatır hale geldiğini çiftçinin ürettiğinin ve toprağının artık para etmediğini savunan Kurtulmuş, şöyle davem etti: ''Memur zammının komikliği ortada. 3 Kasım seçimleri öncesi bu iktidar simit hesaplamaları yapıyordu. Siz iktidara milleti simitle idare etmek için mi geldiniz ? Emek para etmiyor. Tekel işçilerini ve itfaiyecileri kapı önüne koydunuz. Türkiye'nin büyük fabrikaları kapanıyor. 12 Milyon insan açlık sınırında. Konuşanlar yarım ekmeğinden de olmakla korkutuluyor. Çünkü iktidar IMF'ci program uyguluyor. Bunlar 2000 yılından beri üretmeden tüketme üzerine kurulmuş Dubai modelini uyguluyorlar. Bu modelde millet değil bankalar, alışveriş merkezi zincirleri kazanıyor. 'Ümüğümüzü sıktırmayız' diyen Başbakan çoktan IMF ile anlaştı. IMF programları idam sehpasıydı, son mutabakatla altımızdaki tabureyi de çekecekler.'' ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Hükümetin bir anayasa değişikliğini gündeme getireceğini ifade eden Kurtulmuş,''Sayısal güçleri yetmeyeceği için refarandumu gündeme getirip, aynen 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gibi milleti kamplaştıracaklar. Millet bu oyuna bir daha gelmez. 8 yılda niye yapmadılar? Niye Anayasa'nın 15. maddesini değiştirip 12 Eylülcülere yargı kapısını açmadılar? Demokratikleşme tam anlamı ile gerçekleşmeli'' dedi. Kurtulmuş, seçim barajını da eleştirerek bu düzenlemenin ''aynen darbeler gibi milletin iradesinin önüne geçtiğini'' söyledi. İsrail ile son yaşananlara da değinen Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon'un yakışıksız davranışıyla ilgili krizi Türkiye'nin iyi aştığını ancak büyükelçinin özür beklenmeden çağrılmasını beklediklerini söyledi. Kurtulmuş, '' Ehud Barak'ın Türkiye'ye gelişi tek taraflı iptal edilmeli ve İsrail hizaya sokulmalı. Söylemler güzel ama eylemlerle desteklenmeli. Bütün bunların yanında tutup Heron insansız uçağını İsrail'den alıyoruz. Uluslararası camiada İsrail'in nükleer varlığı sorgulandığında da Türkiye çekimser kalıyor. Bu eylemler sözlerle doğru orantılı değil'' dedi. Düzenlenen basın toplantısının ardından Kurtulmuş, Adnan Menderes Bulvarı'nda esnaflara karanfil dağıtıp sorunlarını dinledi.
Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş hükümetin İsrail konusunda tutarlı olmadığını savundu.
Türkiye’de zaman zaman gündemi etkileyen Kurtlar Vadisi dizisi Türk cumhuriyetlerinin yanı sıra yayımlandığı Arap ülkelerinde de büyük ilgi görüyor. Dizinin Arapça dublajını yapan Ferdos Firmasının Sahibi Laura Ebu Esad, Polat Alemdar ve Memati Baş karakterlerini seslendiren Suriyeli oyuncular Şadi Mukreş ve Mervan Ferhad, A.A muhabirine yaptıkları açıklamada, Arapların diziyi, “vatanları ve idealleri için yaşayan insanların öyküsü” şeklinde değerlendirdiğini belirtti. Polat Alemdar karakterini, Murad Alemdar adı altında Arapça seslendiren Mukreş, dizideki favori karakterin Memati olduğunu belirterek, “Dizinin en etkileyici karakteri Memati” dedi. Memati karakterinin “iyi ve kötüyü bir arada barındırdığını” ifade eden Mukeş, Murad Alemdar’ın ise “ihtiyaç duyulan, doğruları söyleyen bir kahraman olduğunu, bu nedenle Arapların da kahramanı olduğunu” söyledi. Dizinin Araplar tarafından çok beğenildiğini anlatan Mukreş, “Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Araplardan telefonlar, mesajlar alıyorum. Diziye ilişkin sorular soruyorlar. Polat’ın ölüp ölmediği konusunda endişeleniyorlar. Diziyi Arapçaya çevirdiğimiz için bize teşekkür ediyorlar” diye konuştu. Mukreş, Facebook’ta Kurtlar Vadisi ve Murad Alemdar adına açılmış yüzlerce Arapça sayfa ve hayran bulunduğunu belirtti. Memati Baş karakterini seslendiren Mervan Ferhad da daha önce birçok Türk dizisi için Arapça dublaj yapma teklifi aldığını ancak kabul etmediğini kaydederek, “Kurtlar Vadisi’nde ülkelerine karşı yoğun hisler besleyen insanlar olduğu için teklifi kabul ettim. Memati’yi ise hem vahşi hem insani özellikleri bir arada barındırdığı için seçtim ve çok sevdim. Çünkü Memati gerçek hayattan bir karakter” dedi. Ferhad, Arap izleyicilerin diziyle ilgili detayları da çok iyi yakaladığını söyledi. 28 yıldır tiyatro ve seslendirme ile profesyonel düzeyde ilgilendiğini ifade eden Ferhad’ı Arap dünyası Batman ve Zoro’nun sesinden de tanıyor. Memati karakterinin Araplar tarafından sevilmesinde bu özelliğinin de etkili olduğunu kaydeden Ferhad, “Memati’yi seslendirirken ses efektlerine çok dikkat ettiğini ve Memati’nin gerçek karakterini ortaya çıkaran bir seslendirme yapmaya çalıştığını” anlattı. “Memati’nin çok hassas ve duygusal bir karakter olduğunu” belirten Ferhad, “Dublaj yaparken onun üzüntüsüne üzülüyorum, onu hissedebiliyorum” dedi. Türk dizilerini Suriye dizi ve sinema sektörüne yönelik tehlike olarak görmediğini söyleyen Ferhad, “Türk dizileri Suriye dizilerini özellikle teknik altyapı ve senaryo tekniği açısından yenilenmeye zorlayacak” diye konuştu. “KURTLAR VADİSİ’Nİ BULDUĞUMDA, EVET BU, DEDİM” Ferdos firmasının sahibi olan ve “Kurtlar Vadisi benim projem” diyen Laura Ebu Esad da Kurtlar Vadisi Pusu’nun 30. bölümünü tamamladıklarını ve kısa süre içinde dizinin Türkiye ve Suriye’de eşzamanlı yayımlanacağını söyledi. Dizinin çok hızlı ilerlediğini bu nedenle eş zamanlı yayının zor olacağını da belirten Ebu Esad, “Arap izleyicisi bu diziyi izliyor, bu yüzden ne kadar zor olursa olsun hazırlamak zorundayız” dedi. Gümüş dizisinde Gümüş, Kurtlar Vadisi’nde de Ebru Alemdar karakterlerinin Arapça sesi olan Ebu Esad, Türkiye’yi, politikasını, ilişkilerini konu alan bir şeyler aradığını, Kurtlar Vadisi’ni bulduğunda “evet, bu dediğini” kaydetti. Ebu Esad, Kurtlar Vadisi’nin Arap dünyasında çok sevilmesinin nedenlerini ise şöyle açıkladı: “Araplar, Türk dizilerini sevdi çünkü güzel kadınlar, yakışıklı erkekler var. Mükemmel mekanlarda çekimler yapılıyor. Ancak Kurtlar Vadisi çok farklı. Dizide anlatılan ilişkilerin, olayların ortasında yaşıyoruz fakat bu detayları çoğu zaman yakalayamıyoruz. Dizi bize, bizim fark etmeden yaşadıklarımızı anlatıyor. Dizideki karakterler, gerçek hayattan insanlar kadar iyi detaylandırılmış. Üzülüyorlar, seviniyorlar, kötülük yapıyorlar ya da haksızlığa uğruyorlar, Polat kahraman olsa da başarısız olabiliyor.” Ebu Esad, seslendirdiği Ebru karakterinin ise “Polat’ın gölgesinde kalan, zayıf karakter olduğunu” belirtti. Dizinin yapımcısı Pana Filmi Suriye’ye davet etmek istediğini de söyleyen Ebu Esad, ayrıca İstanbul’daki firmaları ziyaret ederek, stüdyoları ve çalışma sistemlerini görmek istediğini ifade etti.
Kurtlar Vadisi dizisi Türk cumhuriyetlerinin yanı sıra Arap ülkelerinde de büyük ilgi görüyor.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Bunların asıl amacı bu milletin Türk milleti olduğu ifadesini anayasadan çıkartmak'' dedi. Vural, partisinin Muğla İl Başkanlığı'ndaki basın toplantısında, siyaseti millet için, milletin içinde yaptıklarını söyledi. Kimseye diyet borcu olmadan, milletin gücüne inanarak, milletin menfaatini ve değerlerini koruyarak siyaset yapmaya devam edeceklerini anlatan Vural, şöyle konuştu: ''Türkiye artık seçime doğru geri sayım dönemini başlatmıştır. 7 Ocakta yapılan MYK toplantısında genel başkanımız o günü AKP'den kurtulmanın başlangıcı olarak belirlemiştir. Türkiye'de korku, kaos, kargaşa, karanlık dolu, kriz dolu, günlerin yaşanmaması için 7 Kasım 2010 gününün bir seçim olması için müsait bir gün olduğunu ifade etmiştir. Artık milletin karar anı gelmiştir. Millet üzerine oynanan oyunlara, milletin kimliğiyle, tarihi üzerinde oynanan oyunlar karşısında milletin iradesine başvurma zamanı gelmiştir. Bu seçimler milletimizin bin yıllık kardeşliği üzerinde oynanan oyunlar karşısında söz söyleyeceği bir seçim olacaktır.'' Vural, ''Türkiye'nin tarihin en büyük küçülmesini ve en büyük işsizliğini yaşadığı, hükümetin senelerdir büyüme masallarından bahsettiği'' görüşünü dile getirdi. ''Türkiye ekonomisinin son 3 yılını kaybettiğini'' öne süren Vural, ''2010'un da kayıp bir yıl olduğunu'' iddia etti. 2011 yılının kaybedilmemesi için seçimin bu döneme sıkıştırılmaması gerektiğini anlatan Vural, ''7 Kasım 2010'un uygun bir seçim tarihi olduğunu düşündüklerini'' ifade etti. Tek isteklerinin ''bin yıllık kardeşliği bulunan Türk Milleti ailesinin içine sokulan fitne ve fesadı ayıklamak olduğunu'' anlatan Vural, şöyle konuştu: ''Türkiye çok ciddi gerilimler içerisindedir. Bugün toplumu kendi gerilimi içerisine bıraktıranlar, devletin kurumlarını da birbirleri ile çatıştırıyor. Yargı üzerinde oyunlar var. Bugün geldiğimiz bu noktada Türk Silahlı Kuvvetleri üzerine psikolojik savaş yürütülüyor. Dolayısıyla vatandaşlarımızın tekrar bu bedelleri ödememesi için MHP olarak AKP'den kurtulmanın vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Artık bu devir kapanmalıdır bu eskimiş bir siyaset modelidir. Sayın Başbakan bazen aldatma ve kandırma senaryolarını açığa çıkardığımız zaman rahatsız oluyor'' diye konuştu. ''TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ'' Vural, bir gazetecinin, ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'' ile ilgili sorusuna, ''Anayasa'nın neresini değiştireceksin sen? Bunların asıl amacı bu milletin Türk Milleti olduğu ifadesini anayasadan çıkartmak. Bu milletin dilinin Türkçe olduğu ifadesini anayasadan çıkarmaktır'' karşılığını verdi. Oktay Vural, şöyle konuştu: ''Müslüman mahallesine salyangoz satmaya çalışıyorlar. Bu milletin Türk milli kimiliğini ortadan kaldırmaya yönelik yeni oyunlar peşindeler. Bütün bunlar Türk milletinin ulus devlet yapısını, üniter devlet yapısını gevşetmek içindir. Amaç, hedef ve oyun budur. Oyun Habur'da devlet töreniyle yapılan kurdele törenini bu millete hazmettirmektir. Bakalım milletimiz bu oyuna düşecek mi düşmeyecek mi? Bunların niyetleri hayır değil. Niyeti ve abdesti şüpheli olanların namazı da kabul edilmez. Dolayısıyla bu kimselerin, maalesef Türk milli kimliğine bin yıllık kardeşliğimize ve tarihimize milli kültüre karşı oluşturulan niyeti iyi değildir. Bundan sonraki adımlarının da takipçisi olacağız.'' TEKEL işçilerinin işine ve ekmeğine sahip çıkmaya çalıştığını da ifade eden Vural, MHP olarak işsiz kalan kitlelerin, ürünleri tarlada kalan çiftçilerimizin sözcüsü olmaya devam edeceğiz'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural erken seçimde ısrarcı.. Vural anayasa değişikliğine dikkat çekti.
Manisa Alaşehir'de, olaylı CHP kongresinin ardından göreve gelen yeni yönetim, eski başkanın anahtarı kendilerine vermediğini iddia ederek çilingir yardımıyla partiye girebildi. CHP Alaşehir ilçe kongresinin ardından seçimi kazanan yeni yönetim, iddiaya göre görevi devralmak için eski başkan Habil Günay'ı devir teslim törenine davet etti. Eski başkan Günay da daveti kabul etmeyerek parti binasının anahtarlarını teslim etmedi. Erkin Türker başkanlığındaki yeni yönetim CHP'nin kapısını çilingire açtırmak zorunda kaldı. CHP Alaşehir İlçe Başkanı Erkin Türker, yaptığı açıklamada şöyle konuştu: "Habil Günay bizim yönetim kurulu listemiz alfabetik sıraya uygun olmadığı gerekçesiyle seçim sonuçlarına itiraz etti. Biz de Alaşehir'in nüfusu yüz bini geçmediği için yönetim kurulu listesinin 10+1 olması gerekirken, Habil Günay'ın listesinin 14+1 yapıldığı için itirazda bulunduk. İlçe Seçim Kurulu her ikimizinde itirazlarını görüşmeye gerek olmadığı kanaatine vararak Habil Günay'ın itirazını usül hatası, bizim itirazımızı da esastan reddetti. Bunun üzerine bize mazbatalarımız verildi." Mazbatayı aldıktan sonra Habil Günay'ı anahtarı teslim etmesi için defalarca davet ettiklerini anlatan Türker, şunları söyledi: "Ancak gelmedi. Çaresiz kalarak çilingir çağırmak zorunda kaldık. Bize CHP'ye yakışmayacak hareketler yapmaya zorladı. Tüm vatandaşlarımız ve partililerimden özür diliyoruz." Kongreden sonra CHP'nin Alaşehir'de yeni bir döneme girdiğini belirten Türker, şunları söyledi: "Partimin 1994 belediye başkanlığı seçimlerinde Alaşehir'de oy oranı yüzde 37 ve 6 bin 860 oyu vardı. Son seçimde yüzde 9,8'e düştü. Belediye başkanlıklarını kaybettiğimiz gibi belediye meclisi sayımız da sıfırlandı. Her zaman iki olan İl Genel Meclisi üyemiz sıfıra düşürüldü. Uygulanan yanlış politika yüzünden 23 köy ve bir kasabamızda delege seçimi yapılamadı, buralarda seçimlere delege katılamadı. Tüm partililerime söz veriyorum, parti bayrağını burada belediyeye dikeceğim. Herkesi yeniden kucaklayacağız." Bu arada eski CHP İlçe Başkanı Habil Günay da suçlamaları reddederek, "İlçe dışındaydım. Onun için anahtarı teslim edemedim" dedi.
CHP kongrelerinde olay eksik olmuyor. Manisa Alaşehir'de eski yönetim yeni ekibe anahtarı vermeyince olanlar oldu.
Bakan Günay, Filyos Tios Antik Kenti'deki incelemelerinin ardından Filyos Belediye Başkanı Ak Parti'li Ömer Ünal'ı ziyaret etti. Bakan Günay, belediye çıkışında kendisine sarılan zihinsel engelli 15 yaşındaki Seçil Ünal'a 50 lira verdi. Bakan Günay, buradan Zonguldak'a geçerek, müzeye dönüştürülme çalışmaları süren Türkiye Taşkömürü Kurumu'na ait Eğitim Ocağı'nda inceleme yaptı. Müze projesini inceleyen Bakan Günay, Vali Erdal Ata ve maden mühendislerinden projeyle ilgili bilgi aldı. Gazetecilerin madenci bareti ile poz verme isteğini, "Bareti madenci takar. Ben madenci değilim" diyerek kabul etmeyen Bakan Günay, ocak önünde maden mühendisleriyle birlikte poz verdi. Hükümetin 'Kürt Açılımı' projesine de değinen Bakan Günay, "Açılım, gerçek anlamda demokrasi, gerçek anlamda bir kardeşlik ve bütünlüktür. Biz bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunun için hukuk mevzuatımızda, siyaset dilimizde bir değişiklik yapmamız gerekiyor. Ama bunun için en başta Türkiye'nin ekmeğini büyütmemiz lazım. Anadolu'da bir laf vardır; 'Yoksul evde kavga bitmez.' Doymaz, doymadığı için kardeşinin önündeki ekmekte gözü vardır. Kavga, çatışma ondan çıkar" diye konuştu. 20'inci Yüzyıl'ın başında kurulan Cumhuriyet'in bir devrim olduğunu anımsatan Bakan Günay, şöyle devam etti: "Şimdi biz bu Cumhuriyeti halkçı, insanca, demokrat kılmaya çalışıyoruz. İnsanlarımızı adalet anlayışı içinde bütünleştirmeye çalışıyoruz. Bu da 20'inci Yüzyıl'ın başında kurulan Cumhuriyet kadar önemli bir atılımdır. Yep yeni bir devrimdir. Ve bunu Ak Parti yapmaya çalışıyor. İddiayla söylüyorum ki; Ak Parti bugün Türkiye'deki siyasi hareketlerin hepsinden daha ilerici, hepsinden daha gelişmeci, yepyeni ak ve aydınlık bir harekettir." BAKAN GÜNAY'IN AVUCUNDAKİ ŞARAP KADEHİNİ SAKLAMA ÇABASI Bakan Günay, partisinin il başkanlığını ziyaretinin ardından Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğü'nü ziyaret etti. Buradan Zonguldak Polis Evi'ne geçen Bakan Günay, akşam yemeğinin ardından Zonguldak Devlet Tiyatrosu'nun açılış törenine katıldı. Atatürk Kültür Merkezi'ndeki törene Bakan Günay ile birlikte Vali Erdal Ata, Ak Parti Zonguldak Milletvekilleri Fazlı Erdoğan, Polat Türkmen, CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal, Belediye Başkanı CHP'li İsmail Eşref, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ve tiyatroseverler katıldı. SERGİLENEN OYUNU İZLEDİ Devlet Tiyatroları'nın Zonguldak'ta 50'nci sahnesini açtığını belirten Bakan Günay, yakın zamana kadar Anadolu insanının yılda bir kaç kez düzenlenen turnelerle tiyatro izleyebildiğini söyledi. Şimdi bunu değiştirmek için kültür ve sanata önem verdiklerini vurgulayan Bakan Günay, Anadolu insanını kültür ve sanat eserleriyle daha yakından tanıştırma ve buluşturma gayretinde olduklarını kaydetti. Konuşmaların ardından 'Töre' adlı tiyatro oyunu sergilendi. Bakan Günay ve diğer davetliller, oyunu izledikten sonra AKM'nin giriş katındaki salando verilen kokteyle katıldı. Bakan Günay, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ile birlikte garsondan aldıkları şarabı, su içen Vali Erdal Ata ve içecek almayan Milletvekilleri Fazlı Erdoğan ve Polat Türkmen ile sohbet ederken yudumlamaya başladı. Bu sırada gazetecilerin görüntü aldığını gören Bakan Günay, elindeki şarabı iki eliyle gizlemeye çalıştı. Bir süre avuçlarının içinde şarap bardağını saklamaya çalışan Bakan Günay, gazetecilerin görüntü almaya devam etmesi üzerine, "Şunu ben değiştireyim" diyerek, şarabı bırakıp suyu aldı. Bakan Günay, su içtikten sonra salondan çıkarak kentten ayrıldı.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tiyatro açılışındaydı. Gazetecilere poz verirken bakanın elleri dikkat çekti..
Normal içerikli web sitelerinin içinde ücretli birçok pornografik linkin gizlendiği belirlendi Normal içerikli web sitelerinin içine gizlenen pornografik linkler, internet bağlantısı olan cep telefonlarını da tehdit ediyor. Korsan yazılımlar cebinizi kapatsanız bile bağlantıyı koparmıyor. Cep telefonunun teknolojisi geliştikçe siber alemde suçlular da aynı oranda artıyor. Cep telefonundan internete bağlanan kullanıcıları büyük tehlikeler bekliyor. Uzmanlar normal içerikli web sitelerinin içinde birçok pornografik linkin gizlendiğini belirtti. ÇOĞU DA ÜCRETLİ Bugün gazetesinin haberine göre, Porno yayını yapan bazı siteler kendi adreslerinin linklerini fal, oyun, müzik ve arkadaşlık içerikli sitelere gizli veya açık bir şekilde koyarak, kullanıcıları porno içerikli adreslere yönlendiriyor. Bu sitelerde dolaşan kişiler oyun sitesinin veya manken resimlerinin linkine tıkladığını zannedip bir anda çocuk pornosu yayını yapan bir siteye yönlendiriliyor. Açılan pornografik siteler çoğu zaman ücretli oluyor. Uzmanlar trojenlerin kullanıcıların internet bağlantılarını devre dışı bırakarak uluslararası konuşmaya yönlendirdiklerini kaydetti. Yurtdışını aramadığı halde yurtdışıyla uzun konuşmalar yapmış gözüken kullanıcılar ay başında yüksek fatura tutarlarıyla karşılaşınca neye uğradığını şaşırıyor. F- Secure firmasının yöneticisi Mikko Hypponen, Swapi. B ismi verilen virüs aracılığıyla da cep telefonu kullanıcılarına mesaj gönderildiğini ve yüksek ücretler alındığını belirterek uyarıda bulundu.
Cep telefonu faturanız yüksek geliyorsa, dikkat! Cepten internete bağlanan kullanıcıları büyük tehlikeler bekliyor.
Spor yorumcusu Rıdvan Dilmen, Trabzonspor'dan transfer edilen Gökhan Ünal için doğru tercih dedi... Golcünün sarı-lacivertli forma altında kesinlikle başarılı olacağını belirten Dilmen şunları söyledi: Doğru transfer Çok doğru bir transfer. Bilica, Santos, Alex, Cristian, Lugano ve Güiza’nın direkt oynadığı yerde zaten yabancı bir forvet almak akıl kârı değildi. Deivid’in bile yedek kaldığı Fenerbahçe’de bence en uygun oyuncu alındı. Semih’in geçirdiği sakatlıklar sonrası eski formunu yakalamaması, Güiza’nın istikrarsızlığı takviye gerektiriyordu. Forvetlerin çoğalması rekabeti de sağlayacaktır. Gökhan, Güiza tarzında bir oyuncu. Türkiye’de stoperlerin arkasına en iyi koşu yapan iki isim vardı. Biri Güiza’ydı, diğeri Gökhan... Kesinlikle başarılı olur. Çünkü onun çizgi halindeki savunmaların arkasına yapacağı koşulara, Alex gibi, Emre gibi top atabilecek oyuncular mevcut. Trabzonspor, Gökhan’ı oynamadığı zamanlarda yarattığı problemden dolayı gönderdi. Takımına kötü elektrik verdi. Ancak Fenerbahçe’de böyle bir tavır içine gireceğini zannetmiyorum. Çünkü hedeflerinden bir tanesi büyüklerde oynamaktı.
Gökhan Ünal'ın Fenerbahçe'de nasıl bir performans sergileyeceği merak konusu. Rıdvan Dilmen futbolcu hakkında konuştu.
Reşadiye saldırısından yaralı kurtulan 21 yaşındaki Jandarma Onbaşı Arif Temel, "Ancak araç brandalı olduğu için çıkamadık" dedi. Temel, GATA'daki tedavisinin ardından verilen 45 günlük hava değişimi iznini geçirmek üzere memleketi Balıkesir'in Gönen İlçesi'ne geldi. "PUSU VAR ATLAYIN" DEDİLER Saldırı anını anlatan onbaşı Temel, ´Araçta kantin malzemesi olduğu için brandası kapalıydı. Ben en iç kısımdaydım. Daha sonra yola çıktık bu sırada ben etrafı daha iyi görmek için arka kısıma geçtim. 11 kişiydik. Arka bölümde 8 asker bulunuyordu. Askerlerden 3'ü sivildi. Karakola 5-10 dakika kala yoğun ateş başladı. İlk atışta karnımdan ben vuruldum. Ayaklarımdan da vurulmuşum ama hissetmedim. Araçtakiler bağırmaya başladı ´pusu var atlayın´ diye. ARAÇ BRANDALI OLDUĞU İÇİN Araç brandalı olduğu için çıkamadık. Şehit düşen arkadaşlardan bir tanesi bizi dışarı doğru ittirdi. Sonra yerde kaldık. Karakoldan 2 tane araç geldi. İlk, şehit düşen 2 arkadaşımla birlikte beni aldılar. Hastaneye götüren araç yolda bozuldu. Araç şoförü işi bildiği için aracı yokuş aşağı boşa aldı. O esnada gelen ambulansı durdurup bizi ambulansa geçirdiler´dedi.. ´KEŞKE KARŞI KARŞIYA MEVZİLERDE ÇATIŞSAYDIK´ Onbaşı Arif Temel son olarak ´Karşı karşıya mevzilerde çatışsaydık. Ben şehit düşseydim de diğer arkadaşlarım şehit olmasaydı. Bize söylenen 1 teröristin 5 sene içinde öldüğü. Vurulmasa dahi pislikten, soğuktan 5 sene içinde ölüyor. Keşke karşı karşıya mevzilerde olsaydık. Ateş açma fırsatımız olsaydı. Olay 1 dakikadan az sürdü belki de´dedi. NE OLMUŞTU? Tokat'ın Reşadiye İlçesi Sazak Köyü yakınlarında 7 Aralık 2009 tarihinde teröristlerin, devriye görevi yapan jandarma ekiplerine kurduğu pusuda, 7 asker şehit olmuş, aralarında Jandarma Onbaşı Arif Temel'in de bulunduğu 3 asker de yaralanmıştı.
Tokat Reşadiye'de 7 askerin şehit olduğu hain saldırıdan yaralı olarak kurtulan onbaşı o anları anlattı.
Raporda, Ulaştırma Bakanlığı tarafından oluşturulan kaza kırım ekibinin başkanının kimyager olmasının vahim hata olduğu vurgulandı CHP’nin bilişim ve teknoloji uzmanı Adana Milletvekili Tacidar Seyhan tarafından kaleme alınan yazıda, Ulaştırma Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü sorumluluklarını yerine getirmemekle suçlandı. İşte CHP’lilerin hazırladığı rapordan başlıklar: * Kaza Kırım Kurulu doğru ve mevzuata uygun oluşturulmamıştır. Mevzuat açık şekilde eğer küçük bir kaza ise kurul 3 kişiden, büyük ise 10 kişiden oluşur demektedir. Kanun, ölü var ve hava aracı kırıma uğramışsa olayı büyük kaza olarak tarif etmektedir. Bakan Binali Yıldırım, kanuna aykırı şekilde bu kazayı küçük bir olay olarak görmüş, kurulu 3 kişiden oluşturmuştur. * Kurul üyeleri etkin ve ehil değildir. Kanun, kurulun kaza araştırmaları konusunda eğitim almış pilot, bakım uzmanı, uçak elektronik mühendisi, meteoroloji mühendisi gibi kişilerden oluşmasını emretmektedir. Olayla ilgili kurulun başkanı kimyager, biri emekli pilot diğeri ise teknisyendir. Hiçbirin bu tip kazaları araştırma ve inceleme yetkisi yoktur.” * Ağaçlık alanda uçulması nedeniyle zemin tam beyaz değildir. Sürekli sis içinde gidilmemiştir. Bu şartlar düşünüldüğünde vertigo (his yanılması) oluşmasının mümkün olmadığı değerlendirilmelidir. * Kaza kırım raporunda pilotun kaza esnasında telefonla konuştuğu bunun dikkatsizliğe sebep olmasıyla çarpmanın meydana geldiği belirtilmiştir. Bu husus doğru değildir. Telefon dökümlerinden görüşmenin çarpmadan 10 dakika önce olduğu anlaşılmaktadır. * Kayseri Valisi’nin Yazıcıoğlu’nun ayağının kırık olduğu hastaneye sevk edildikleri şeklindeki açıklamasıyla ilgili, Kahramanmaraş Valisi’nin yanlış istihbarat verilmesini araştırmak üzere İçişleri Bakanlığı’ndan müfettiş talebi hala karşılanmamıştır.
CHP, Muhsin Yazıcıoğlu"nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili zehir zemberek bir rapor hazırladı.
Nergis DEMİRKAYA İNTERNETHABER ANKARA- Türkiye Barış Meclisi’nin “Henüz Geç Değil Barış İçin Çözüm Ellerimizde” Konferansı toplantısında konuşan kapatılan DTP’nin yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk çok tartışılacak bir konuşma yaptı. Türk siyaseti kadar Kürt siyasetinin de önemli bir yol ayrımında olduğunu söyleyen Tuğluk, “Karşılıklı yanlış ve yanılgıları demokratik üslup ve yaklaşımla hoşgörü içinde gidermekten başka çaremiz yok” dedi. Mevcut durumun yaşanabilir ve katlanabilir olmaktan çıktığını söyleyen Tuğluk, ortamın provokatif eylemlere zemin sunduğuna dikkat çekerek bu ortamın berrak hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Kapatılan DTP’nin eski genel başkanı Ahmet Türk ise rahatsızlığı nedeniyle toplantıya katılamadı. Tuğluk konferansın “Siyasi Yasaklılar Kürsüsü’ kapsamında söz aldı. Tuğluk konuşmasına, “Siyaset yapmaya devam edeceğiz, dolayısıyla bu yasak delinecektir. Anayasa Mahkemesi üyeleri düşünsün” diyerek başladı. Ardından, “Zor yıllar yaşadık kaybettiğimiz çok şey oldu. Sarsıldık, yaralandık, yıprandık, öldürüldük ama artık barış vaktindeyiz. Barışa çok az kaldı. Ve ha gayret diyorum” sözleriyle çok konuşulacak açıklamalar yaptı. Daha önce de yazdığı bir makalede de tartışma yaratan değerlendirmeler yapan Tuğluk’un son yaptığı konuşmanın satır başları da şöyle oldu: ESKİ ALIŞKANLIKLARDAN KURTULMALIYIZ: Birlikte kazanmak imkanı kadar birlikte kaybetmek şartlarına da sahibiz. Tek yanlı tek süreçli, tek fırsatlı, koşularda değiliz. Birlikte kazanmak için birlikte hareket etmek zorundayız. Bunun için öncelikle hepimizin eski alışkanlıklardan, ezberlerden, demokratik olmayan söz ve eylemlerimizden uzaklaşmak gibi sorumluluğu var. KÜRT SİYASETİ YOL AYRIMINDA: Ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama Türkiye siyaseti ciddi bir yol ayrımındadır. Bunu sadece Türk siyaseti aktörleri için söylemiyorum. Demokratik Kürt siyaseti ve muhalefeti için de bu böyledir. Kim ki, yeni şekillenen dünyada, “Biz eskisi gibi hareket ederiz, yine de pozisyonumuzu güçlendiririz” diyorsa, bu bir yanılgıdır. Kitlelerin ruh hali de bu değildir. Dışımızdaki dünyada buna imkan sunmaz. YOKSULLUK DA GÜNDEMİMİZ: Yoksulluğa, demokrasisizliğe, çözümsüzlüğe şiddete “artık yeter” denilmektedir. O nedenle burada toplanmış olan hepimizin demokratik evrim sürecini anlamak hızlandırmak ve bir sonuca ulaştırmak gibi aktörel görevlerimiz. Adil cesur ve akılcı bir çözüm süreci geliştirirsek başarıya ulaşacağımıza inanıyorum ÖZELEŞTİRİ VE YENİ BAŞLANGIÇ YAPMALIYIZ: Hepimizin ciddi bir özeleştiri ve yeni başlangıçlara ihtiyacı var. Karşılıklı yanlış ve yanılgıları demokratik üslup ve yaklaşımla hoşgörü içinde gidermekten başka çaremiz yok. Hem birbirimize hem de sorunlarımıza karşı demokratik davranışlarla çözüm bulmalıyız. DAHA BERRAK BİR ORTAM GEREK: Bu çözümsüzlük statüsü ve siyaseti bitirilmek zorundadır. Mevcut durum yaşanabilir ve katlanabilir olmaktan çıkmıştır. Bu ortamda provokatif yönelimleri de önlemek mümkün olmayacaktır. Ve kabul ederim ki çelişkileri tetiklemek isteyenler bunu bu ortamda pekala başarabilirler de. O yüzden bu ortamı berrak bir hale getirmeliyiz.
Siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk'tan özeleştiri. 'Kürt siyaseti yol ayrımında' diyen Tuğluk'un sözleri çok konuşulacak.
ADNAN BERK OKAN - ÖZEL HABER Program adı gibi "sıkı"... Konuşmalar, tartışmalar her şey "sıkı" hem de... Bilgiler kulaktan dolma değil... Ve... Dünyanın "en ciddi, en güvenilir, en itibar sahibi" televizyonunda yayınlanıyor... Hem de Devlete ait... Yok efendim bizde değil bu program... İngiliz BBC televizyonunda... Adı "Hardtalk"... Programa konuk olarak katılanlar bizde olduğu gibi moderatörü azarlayamıyor... Aksine, ense köklerinden kuyruk sokumlarına kadar terliyorlar. En son konuklarından biri İsrail Başbakan Yardımcısı Dan Meridor idi... Türkiye ile yaşanan “son kriz” soruldu kendisine... Sunucu Stephen Sacku, “Dostunuz ve ortağınız Türkiye ile diplomatik bir soğukluk yaşıyorsunuz, çünkü Dışişleri Bakan Yardımcınız, Türkiye’nin Büyükelçisine küstahça davrandı. Bunu nasıl açıklıyorsunuz” diye sordu Dan Meridor'a... İsrail Başbakan Yardımcısı'nın yüzü kızardı... Gözleri küçüldü... “Bir açıklamanın burada yardımcı olacağını düşünmüyorum. Özür dilendi ve umarım bu konu en yakın zamanda sakinliğe kavuşur. Türkiye, İsrail’in sınır komşusu değil, ama yakın ve önemli bir komşusu. Türkiye ile iyi ilişkilerimiz var” derken, "küstahça davrandığımızı söyleyemezsiniz" diyemedi... "Küstah" olduklarını kabul etti... Ama daha sonra “Umarım Türkiye’nin İslami ittifak eğilimini değil, Batı’ya yakın ve demokratik bir Türkiye görürüz” diyerek, Türkiye'nin Batı'dan koptuğunu ima etti... Stephen Sacku, dudaklarına alaycı bir tebessüm oturttuktan sonra; “Konuşuyorsunuz ama söylediklerinizin gerçeklerle alakası yok. Bundan birkaç ay önce Türkiye sizinle Suriye arasında arabulucu değil miydi?” dedi... Meridor, “Söylediğim gibi, bu yapılmamalıydı. Özür dilendi ve bunun Türkiye ile temel ilişkilerimizi değiştireceğini düşünmüyorum. Böyle olduğu için üzgünüm. Karşılıklı olarak eskiye dayanan ilişkilerimiz var. Her şeyin eskisi gibi olacağını umuyorum” derken kekelemedi ama konuşması pek de özgüvenli değildi. Hâsılı; İsrail kendi ayağına sıktığı kurşunla uzun bir süre aksayarak yürümeye devam edecek görünüyor...
İsrail her alanda köşeye sıkıştı.. Türkiye karşısında küçülen İsrail'in hali dünyadan bakıldığında da kötü görülüyor.
Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Karadayı Beldesi'nde çiftliği bulunan tiyatro ve sinema sanatçısı 64 yaşındaki Sümer Tilmaç, burada işletme müdürü olarak görevlendirdiği 52 yaşındaki Osman N.G. tarafından sağ bacağından bıçaklandı. Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Karadayı Beldesi'nde çiftliği bulunan tiyatro ve sinema sanatçısı 64 yaşındaki Sümer Tilmaç, burada işletme müdürü olarak görevlendirdiği 52 yaşındaki Osman N.G. tarafından sağ bacağından bıçaklandı.
Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Karadayı Beldesi'nde çiftliği bulunan tiyatro ve sinema sanatçısı 64 yaşındaki Sümer Tilmaç bıçaklandı.
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesindeki bilgi notunda şunlara yer verildi: “Aden Körfezi'nde görev yapan TCG Gökova fırkateyni tarafından, 16 Ocak 2010 (bugün) sabah saatlerinde, ticaret gemileri güvenlik koridorunda, sahilden 105 mil (195 kilometre) açıkta, Hindistan bandıralı M/V JAL Layak isimli ticaret gemisine, deniz haydutlarınca makineli tüfek ile düzenlenen saldırı; TCG Gökova tarafından icra edilen manevralar, helikopter harekatı ve SAT komandoları tarafından engellenerek gemi kaçırma olayı önlenmiştir. Haydut teknesi (Skiff bot) içindeki 6 haydut etkisiz hale getirilmiş; botta yapılan aramada deniz haydutluğu faaliyetlerinde kullanılan teçhizat ve malzeme (1 adet küresel konumlama cihazı, 3 adet cep telefonu) ile mühimmat (1 adet dolu AK-47 piyade tüfeği şarjörü, saldırı maksatlı kullanılabilecek 10 adet bıçak) ele geçirilmiştir.”
Aden Körfezi'nde görev yapan Gökova fırkateyni Hindistan bandralı bir gemiyi kaçırma girişimini engelledi.
Nergis DEMİRKAYA İNTERNETHABER ANKARA- Demokratik Açılım tartışmaları başladıktan sonra Öcalan’ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur’dan gelen PKK’lılar Ankara’da. PKK’lılar Türkiye Barış Meclisi’nin düzenlediği konferansa katıldı. Türkiye Barış Meclisi’nin “Henüz Geç Değil Barış İçin Çözüm Ellerimizde” Konferansı Ankara’da toplandı. Toplantıya BDP Genel Başkanı Demir Çelik, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, BDP Milletvekilleri ile Prof. Dr. Murat Belge, Prof. Dr. Serpil Sancar ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Konferansın en dikkat çeken isimleri ise Mahmur ve Kandil’den gelen PKK’lılar oldu. 10 PKK’lı konferans salonunda yan yana oturtuldu, karanfil verildi. Konferansı sessizce dinleyen PKK’lılar verilen arada İNTERNETHABER’in sorularını yanıtladılar. 20 yıl aradan sonra ikinci kez Ankara’ya gelen Nurettin Turgut, “Bizim Türkiye’ye dönüşümüz iyi değerlendirilmedi. Ama biz barış için umudumuzu yitirmedik ve bu ortamın yaratılması için üzerimize düşen görevi yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi. İLK KEZ ANKARA’YA GELDİ Hayatında ilk kez Ankara’ya geldiğini söyleyen Kandil’den gelen grubun sözcüsü Şerif Gençdal ise imkan sağlanırsa Meclis’e de gitmek istediklerini söyledi. Akdağ şöyle konuştu: “Yapılan bu konferansla barış ve demokrasiye inancımız güçlendi. Bu çabaların devam etmesi ve daha kapsamlı hale gelmesi gerek. Eğer bu katılımları sağlayabilirsek daha olumlu ve sağduyulu bir noktaya gelebiliriz. Bütün çevreler tartışmalara katılmalı. Asıl çözümü böyle sağlarız.” MECLİS’E GİTMEK İSTİYORUZ Akdağ, “Meclis’e gidecek misiniz?” sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Bırakın Meclis’i Ankara’ya gelişimiz bile istenmedi. Daha önce gelmek istediğimiz de gözaltına alındık. Şu an böyle bir ortam görülmüyor, ancak eğer imkan verilirse, koşullar uygun olursa Meclis’e gidip tüm kesimleri ziyaret etmek isteriz” dedi. ÇÖZÜM İÇİN İLK ŞART Konferansın açılış konuşmasını yapan Barış Meclisi Sözcüsü Cengiz Güleç hükümete seslendi. Çözüm için operasyonların durmasının çözüm yönünde olmazsa olmaz koşullardan biri olduğunu ifade eden Güleç, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Çatışan her iki taraf süresiz ateşkes taahhüt etmeli, dışarıdan gelecek PKK mensuplarına yasal güvenceler sağlanmalı. Anayasal vatandaşlık, anadil hakkı verilmeli. Yerel yönetimler güçlendirilmeli, demokratik katılım arttırılmalı. Siyasete katılım mekanizmaları yeniden düzenlenmeli. Siyasi partilerin kapatılması yeniden düzenlenmeli. Seçim barajları kaldırılmalı. Siyasi parti yasası yeniden revize edilmeli.”
Öcalan'ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur'dan gelen 10 PKK'lı Ankara'da. PKK'lılar Meclis'e gitmek istiyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, Türkiye'nin çağı yakalama hamlesini, milli birliğini ve kardeşliğini sağlama alma çabasını tedirginlikle, korkuyla karşılayan çevrelerin kararlılıklarını sarsamayacaklarını belirterek, ''Demokrasiden rahatsız olmak izah edilebilir bir tutum değildir'' dedi. Aksu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin potansiyeli ve büyüklüğüne paralel olarak, iç ve dış politikada her biri başlı başına önemli gündemleri bir arada yaşadığını ifade etti. ''Türkiye artık akvaryum ya da havuz ölçeğinde tek bir gündemle sabahtan akşama meşgul olan bir ülke değildir'' diyen Aksu, ülkede demokratik açılım yapılırken dış politikada da tarihi adımlar atıldığını belirtti. Türkiye'nin komşularıyla sorunlarını giderdiğini, vizelerin karşılıklı kaldırılmasıyla bölgenin serbest dolaşım alanı haline getirildiğini, bölge ülkeleriyle yapılan işbirliği sonucu artan ticaret hacminin küresel krize karşı sigorta işlevi gördüğünü anlatan Aksu, ''Türkiye, etrafını ve bölgesini bir barış vahası haline getirme yolunda önemli aşamaları geride bıraktı'' dedi. Aksu, AB üyelik sürecinde yaşanacak gelişmelerle batı ile doğuyu birbirine bağlayacak yegane köprü olma potansiyelini hayata geçiren Türkiye'nin yaydığı pozitif enerjinin bölgenin gücünü artırdığını vurguladı. Türkiye'nin hiçbir devlete ve halka karşı ön yargı beslemediğinin altını çizen Aksu, ''Siyasetimizin ana ekseni barıştan geçmektedir. Geçimsizlik dış politikada bir yöntem olamaz. Kim inatçılığı bırakır, girdiği ters şeritten çıkarsa Türkiye ona dostluk elini uzatmakta tereddüt etmez ve gecikmez'' diye konuştu. ''KAOS TACİRLERİNİN ÜRÜNLERİ ELLERİNDE PATLADI'' Çok partili demokrasiye geçilmesinden bu yana en büyük değişimlerin AK Parti ile gerçekleştiğini ifade eden Aksu, şöyle konuştu: ''Bugüne kadar özlemle sözü edilen temenniler AK Parti ile irade haline gelmiştir. Godot'yu bekler gibi demokrasiyi bekleyen siyasi hayatımıza AK Parti ile aksiyon gelmiştir. AK Parti ile demokrasi standartlarının yükseldiği sürece girilmiştir. AK Parti ile ayrıcalıkların yerini hakların aldığı süreç başlamıştır. Kirli tezgahların, komploların, manipülasyonların önü kesilmiştir. Kaos tacirlerinin ürünleri ellerinde patlamıştır. Pusuya yatanların, tuzak kuranların, sabotaj odaklarının hevesleri kursaklarında bırakılmıştır. Bütün bu süreçler kurumlar arasında tam ve sağlıklı işbirliğiyle yapılmaktadır. Bu iş birliği ve uyumdan kıskançlık duyanlara, rahatsız olanlara rastlamak üzüntü vericidir. Bazı alışkanlıklardan sıyrılmak kolay olmamaktadır. Bu konuda muhalefete örnek olmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yoktur.'' Aksu, AK Parti'nin hukukun üstünlüğünü her alanda tesis etmeyi amaçladığını ifade ederek, mihrakların ve lobilerin döneminin sona erdiğini, kapalı kapılar ardında kapalı zihniyetlerin cirit attığı dönemin geri gelmemecesine sona erdiğini söyledi. ''TÜRKİYE'NİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ DE GÜÇLENDİ'' AK Parti'nin 7 yıldır yürüttüğü çabalarla Türkiye'nin özgürlüklerin, demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün vesayeti altında olduğunu vurgulayan Aksu, ''Türkiye ne bir kurumun ne bir lobinin ne de bir partinin vesayetine girecek bir ülke değildir'' dedi. Abdulkadir Aksu, şöyle devam etti: ''Son yıllarda Türkiye'nin etkinliği güçlendiği gibi bağışıklık sistemi de güçlenmektedir. Artık en ufak hava değişiminde hastalanabilen, halsiz düşebilen, zayıflayabilen ve zayıflatılabilen ülke olmaktan çıkmıştır. Demokrasi bir ülkenin bünyesini sağlıklı kılan en değerli vitamindir. Bizim gıdamız demokrasidir. Türkiye'nin çağı yakalama hamlesini, milli birliğini ve kardeşliğini sağlama alma çabasını tedirginlikle, korkuyla karşılayan çevreler kararlılığımızı sarsamayacak. Uzun zamandır demokrasi pratiğinden uzak olmanın verdiği uyum zorluğunu belki anlayabiliriz, ancak demokrasiden rahatsız olmak izah edilebilir bir tutum değildir. Demokratlık konjonktüre endeksli bir durum değildir. 'İktidarda sevdiğim varsa, oy verdiğim varsa demokratım, yoksa değilim' diyerek, demokrat olunmaz. Demokrasi herkesten fazla muhalefet için vardır. Samimi tavsiyem, muhalefette kalmalarının sorumluluğunu demokraside değil, kendilerinde aramalarıdır. Hatayı iktidarda, demokraside, hatta halkta arayacaklarına kendilerinde aramalılar. Çok demokratsınız, çok ilericisiniz, çok çağdaşsınız, çok özgürlükçüsünüz, çok değişimcisiniz de millet mi sizi anlamadı? Doğrusu siz milleti anlamadınız. Hatayı kendilerinden başka herkeste gören bir zihniyet bırakın iktidara gelmeyi, muhalefette bile tutunamaz.'' ''HEDEFİMİZ TÜM ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ'' Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aksu, AK Parti'nin nasıl bir Anayasa değişikliği öngördüğünün sorulması üzerine, 2007'deki genel seçim öncesinde ''sivil demokrasi'' yapılması görüşünü açıkladıklarını anımsattı. Seçimden sonra parlamentoda konsensüs sağlanamadığı için Anayasa değişikliği yapılamadığını anlatan Aksu, şu anda da değişiklik için hazır olduklarını söyledi. Parlamentonun uygun gördüğü zamanda anayasa değişikliğinin gündeme gelebileceğini ifade eden Aksu, değişikliğin içeriğinin ne olacağına ilişkin soruyu, ''Hedefimiz tüm Anayasa değişikliği ama bu olmazsa parça parça yapılabilir. Şu anda erken. Biraz sabırlı olun'' diye yanıtladı. Aksu, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisine yönelik yakışıksız davranış karşısında neler hissettiğinin sorulması üzerine, olayın herkes gibi kendisini de üzdüğünü, ancak Türkiye'nin kararlı tutumu sonucu İsrail'in özür dilediğini belirtti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, iç ve dış gündemi değerlendirdi.
Emekli Orgeneral Şener Eruygur'un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde örtülü ödenekten nereye harcandığı tespit edilemeyen 7.5 trilyonla ilgili soruşturma sürerken, kamuoyunda ve basında bu konuda ilginç tartışmalar da yapılıyor. Vakit gazetesinin haberine göre, Ergenekon çevreleri paranın küçük bir miktar olduğunu iddia etmelerine rağmen, bu miktarın nereye harcandığına herhangi bir izah getiremiyorlar. Öte yandan örtülü ödenekten kullanılan parayla ilgili çok ilginç hesaplar da yapılmaya başlandı. KORGENERALE GÖRE MERCİMEK KADAR BİR PARA Emekli Org. Şener Eruygur'un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde örtülü ödenekten harcanan 7.5 milyon, yani eski parayla 7.5 trilyon liranın akıbeti üzerindeki sis perdesi halen aralanamadı. Ancak Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelerek ifade veren emekli Korgeneral Hakkı Kılınç'ın adliye çıkışında sarf ettiği “Mercimek tanesi kadar olay yokken siz büyüttünüz” şeklindeki sözleri vergi mükelleflerinin tepkisine yol açtı. 7.5 TRİLYON NE ANLAMA GELİYOR? 2004 yılı vergi rakamları dikkate alındığında, 7.5 trilyonun hiç de mercimek kadar olmadığı ortaya çıkıyor. Halkın vergilerinden kesilen söz konusu para Örtülü Ödenek'ten ilgili kişilerin hesabına yattığı dönemde, emekçi kesimin ödediği vergi miktarları, bu paranın “mercimek büyüklüğünde” olmadığını rakamsal olarak ortaya koyuyor. Asgari ücretlilerin 2004'te aylık ödedikleri vergi miktarı 65 lira, yıllık ödedikleri vergi ise 750 lira. Tam 10 bin asgari ücretliden ancak bir yılda alınabilen vergiyi, ilgili soruşturmada bahsi geçen kimselerin tek kalemde harcadıkları gözüküyor. Yani 120 bin ücretliden 1 ayda kesilen para bu harcamayı ancak karşılayabiliyor.
Örtülü ödenek ile ilgili ifade veren Korgeneral Kılınç, hesabı verilemeyen 7.5 trilyon için, “mercimek tanesi” ifadesini kullandı.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ''Neden kendi otomobilimizi tasarlamayalım, neden tasarladığımız otomobilleri dünya markası haline getirmeyelim? Türkiye bu birikime fazlasıyla sahiptir ama dünya pazarlarında o markayı, o tasarımı birkaç milyon satacak noktaya getirebilmek önemli. Bunun altyapısını, egzersizlerini yapmalıyız'' dedi. Bakan Ergün, MÜSİAD Otomotiv Sektör Kurul İstişare Toplantısı'ndaki konuşmasında Türkiye'nin kendi üretim ve tasarım modellerini geliştirmesi gerektiğine dikkat çekerek bilgi ve teknolojiye daha çok yatırım yapılması gerektiğini vurguladı. Ergün, şöyle konuştu: ''Neden kendi otomobilimizi tasarlamayalım, neden tasarladığımız otomobilleri dünya markası haline getirmeyelim? Türkiye bu birikime fazlasıyla sahiptir ama dünya pazarlarında o markayı, o tasarımı birkaç milyon satacak noktaya getirebilmek önemli. Bunun altyapısını, egzersizlerini yapmalıyız. Bir otomobilin değerini arttıran esas unsur Ar-Ge ve tasarımdır. Türkiye'nin odaklanması gereken asıl nokta da bu olmalıdır. Ar-Ge ve tasarıma yapılacak her yatırım, sektöre fazlasıyla katma değer sağlayacaktır.'' FİYAT VE SATIŞ POLİTİKALARI Bakan Nihat Ergün, ekonomik krizin en ağır hissedildiği dönemlerde hükümet ve kamu olarak otomotiv firmalarına büyük bir destek verdiklerini belirterek, bu desteklerin çok yararlı olduğunu firmaların da kendilerinin ifade ettiğini söyledi. Otomobil firmalarının üzerinde durmaları gerektiği iki önemli konu olduğunu dile getiren Ergün, şöyle devam etti: ''Firmalarımız öncelikle, fiyat ve satış politikalarını yeniden kurgulamalı, daha sonra da bankalarla birlikte bu araçların finansmanıyla ilgili sistemleri daha ucuz ve daha uzun vadeli bir kredilendirmeyle daha cazip hale getirmelidirler. Firmaların ve bankaların da bu konuda bir çalışma içinde olduğunu biliyoruz. Türkiye'de insanlar orta gelir düzeyine doğru transfer oldukça yeni otomobil alma isteği de paralel bir şekilde artış göstermektedir. bu istek, doğal olarak büyük bir tüketim potansiyelinin ortaya çıkmasına da neden oluyor. Firmalarımız Türkiye'nin bu potansiyelini görmeli ve bu potansiyeli canlı tutacak mekanizmaları biraz da kendilerinin geliştirmelidirler.'' DAHA AZ KARBONDİOKSİT İÇİN Bakan Ergün, otomotivde sadece üretim ve montaja odaklanarak gidebilecek düzeyin sınırlı olduğunu bu nedenle Ar-Ge ve tasarım konusuna özel önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Ergün, öyle konuştu: ''Şunu unutmayalım, sadece montaj ve üretim yapan bir fabrika, bugün bir yerden başka bir yere, bir ülkeden bir başka ülkeye rahatlıkla taşınabilir. Ancak tasarım ve Ar-Ge faaliyetleri bilgi, birikim ve nitelikli işgücü gerektirdiğinden bu alana yapılan yatırımlar daha kalıcı ve etkilidirler. Üstelik otomotiv sektöründe üretilen katma değer, esas olarak montaj ve üretim öncesi süreci kapsamaktadır. Üretim ve montaj yaparak uzun yıllar içerisinde kazanacağımız karı, 'özgün bir tasarım' ile çok kısa bir sürede elde edebiliriz. Burada tasarım faaliyetlerine bir örnek olarak çevre dostu araçların üretilmesini verebiliriz. Zira, özellikle Kyoto Protokolü sonucunda, otomotiv sanayinde daha az karbondioksit emisyonu yaratılması hedeflenmektedir. Bu protokolün bir gereği olarak, çevre dostu yeni motor ve araç teknolojilerine ve alternatif yakıt çalışmalarına olan ihtiyaç artmıştır. Önümüzdeki süreçte hibrid araçlar, elektrikli araçlar, TÜBİTAK'ın da üzerinde çalıştığı hidrojen yakıtlı araçlar, hatta belki etanol araçlara geçişi sağlamalıyız. Türkiye, artık başkalarının ortaya çıkardığı teknolojiyi takip etmekle kalmamalı, aynı zamanda kendi teknolojisini üreten ve bunu dünyaya kabul ettiren bir ülke haline gelmelidir. Bunu özel sektör ve kamu işbirliğiyle çok rahat bir şekilde gerçekleştirebiliriz. Bu çerçevede bakanlığımız, bu alana yapılacak yatırımlara, yapılacak Ar-Ge çalışmalarına ciddi destek ve teşvikler sağlamaktadır.''
Rüya gerçek olacak mı? Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ''Neden kendi otomobilimizi tasarlamayalım" dedi.