Unnamed: 0 int64 0 16.6k | Sentence stringlengths 1 13.7k | Sentiment int64 0 1 |
|---|---|---|
9,300 | filmin kalitesi üst seviyelerde ama konu bakımından ise IRA ya satışmakta. IRA karşıtı bir söylevi olan bir film. İngiliz sinemasının bütün özelliklerini taşıyan filmde tek eskisiklik hainlik kavramını kahramanlaştırması buda sıkıcı tabi. | 0 |
9,301 | IRA olaylarına, ilginiz varsa seyredebilirsiniz. Oyuncuların performansları yerindeydi. Ben Kingsley in tipi şaşırtabilir! | 0 |
9,302 | geçenlerde 10 ölü adam diye bir film izlemiştim ve fena değildi ama bu filmin konsepti tamamiyle farklı gibi,inş kısa zamanda izleriz. | 1 |
9,303 | çok tatlı bir flim sürükleyi degil fakat ortalarından sonra çivilenirsiniz. | 0 |
9,304 | Bu nasıl bir yorum ben anlamıyorum,(Hemen Altımdaki yorumdan bahsediyorum film den değil)Arkadaş madem entel dantel bir yorum yapacaksın devrik ve anlaşılması zor bir cümle kurup keyif alacaksın ve bulutların üstüne çıkacaksın , o zaman en azından noktadan sonra 've' ile devam edilmeyeceğini bilmen gerekir.Bu aradafilm fena değildi izlenebilirdi bence.. | 0 |
9,305 | Beni ağlatan tek anime diyebilirim size.Ayrıca Anime-Reactor sitesi tarafından Best Quick Watch Anime ve Best Anime Overallödüllerine layık görülmüştür.Mutlaka izlenmeli. | 1 |
9,306 | benim için zac efronun oynaması yeterli. bu filme kesinlikle gitmeyi planlıyorum. | 1 |
9,307 | konu yavaş ilerlesede gayet akıcı bir flim dram sevenlere tavsiye ederim... | 1 |
9,308 | Çok hüzünlü bir film. Ağır ilerlese de filmdeki oyunculuklar iyi. Yine de sinemada izlemek yerine evde izlemenizi öneriyorum. | 0 |
9,309 | Ben filmi çok beğendim.3 kere izledim hala da izlerim.Gerçekten çok hoş bir film.Özellikle son sahnede çok gülmüştüm kızın durumuna."Ne bahtsızım.Yine mi yaa?"der gibi bi yüz ifadesi vardı.:) | 1 |
9,310 | Katie Holmes'ın mutheşem bir oyuncu olduğunu ama bunu maalesef sinema filmlerine taşıyamadığını düşünüyorum. sebebi ise karşısına doğru projelerin çıkamaması (the gift hariç, orda da anahtar kişi olmasına rağmen çok az gözükmüştü) Abandon'un da çok parlak gibi gözükmüyor ama yine de gidip Katie Holmes için izleyeceğim. umarım en kısa sürede Katie'yi hakettiği filmlerde görürüz. | 1 |
9,311 | geç kaldığıı biliyorum ama film antalya ya gelmedi ve hakkında kötü yazanlara tesüf ediyoru çok güzel bir film olmuş karanlık çekimi ayrı bir hava katmış diyebilirim Katie Holmes in oyunculuğu zaten kanıtlanmış durumda ve kelimelerle anlatılamayacak kadar iyi | 1 |
9,312 | Şahsen Güzel olacağını düşünüyorum. Kızlarını korumak için yine aksiyona girecekler ve muhtemelen yine galip olarak ayrılacaklar. Film tahmin edilebilir bir sona sahip ama Filmin içinde nasıl bir aksiyon yaşanacağı bilinmez. İzlemenizi öneririm sinemada olmasa da internetten açıp izleyebilirsiniz... Sizi güldüreceğinden eminim. | 1 |
9,313 | Yazının devamı TuvaletKagidinaNotlar.Blogspot.com da... | 1 |
9,314 | filme tesadüf gittim başka bir filme gitmeyi planlarken son seans şansım olduğu için yer kalmadığı için izleme fırsatı buldum iyi ki de izlemişim,bu film bu puanı haketmiyor,gerçekten bazen bazılarınız çok acımasız olabiliyorsunuz,nasıl bu filme bu kadar düşük puan verdiniz anlamıyorum lafım verenlere,ben de çok bayılmadım ama oyunculuklar için bu film bu puanı aslaaa aslaaa haketmiyor henüz gitmeyenler sakın bu puanlamaya aldırmasın beyazperde de yapılan puanlamalar çok saçma olabiliyor,insanlar izlemedikleri film için bile puan verebiliyor,keşke yorum yazdıktan sonra puan verilebilse belki bir caydırıcılığı olur,onun dışında senaryo biraz vasat julie robertsın yaşlandığını görmek üzücü(umarım makyajdır ama yaşı da ilerledi yine de güzel)ama oyunculuklar muhteşem,10/6 benim puanım da çok yüksek olmasa da 3 de deil ne yaptınız arkadaşlar! | 0 |
9,315 | ailece izlenebilecek güzel bir film 7,5 | 0 |
9,316 | Bu güne kadar izlediğim en kötü senaryoya sahip film diyebilirim.Bu kadroya rağmen çok berbat bir film. Evde alıp izlemeye bile değmez... | 0 |
9,317 | Sinemaya para vermeyin ama evde izleyin.Oyuncu kadrosu ve oyunculuk gerçekten güzel.Ancak konu pek sarmadı beni.7 alır. | 0 |
9,318 | (...) Pompeii, defalarca tanık olduğumuz basit bir CGI şöleninden başka kesinlikle izlemeye değer bir şey sunmuyor. Oyuncuların yetersizliğinin ve Paul W.S. Anderson'ın özensiz işçiliğinin yanında senaryo da bomboş duruyor. Böylesi destansı bir olay, beyazperdede ucuzca harcanıp gidiyor. Tabii, eğer Avrupa'nın değerli mitolojik öykülerinin katledildiği Hollywood filmlerinden hala sıkılmadıysanız ve büyük bir keyifle izliyorsanız sizi durduran kimse de yok. | 0 |
9,319 | Onlarca kez ele alınmış konuyu birkez daha günümüz teknolojisiyle çekmişler, fazla bilgisayar efekti var...gişe için yapılmış bir film değil...olağanüstü bir film beklemeyin derim. | 0 |
9,320 | Pompeii filmi ülkemizde çok geç vizyona girdi, pek de beklentiyle gitmesem de saatim ona uyduğu için arkadaşımla gittik. Açıkçası gerçekçilik yok, oyunculuk zayıf, yönetmenlik de bunun yanında zayıf kalmış. Görsel yapı olarak artıyı kaptı ama benden, o konuda izlettiriyor kendini ve aksiyon sahneleri de iyidi, izlettirdi kendini.Müzikleri ise ne iyi ne kötü denebilecek cinsten ancak ondan da bence artıyı kapar, sürükleyici olması da bir artı. Ancak gerçekçi olmak gerek bu tip filmlerde, tarihi film sonuçta. | 0 |
9,321 | Çok salakca bir film. Jim Carreyin seçeceği senaryolardan biri değil bence sanırım oynamak zorunda kaldı. Biz Türkler için bu tür filmler izlemek uygun değil. Eşcinselliğin anlatıldığı bir filmde ne bulabiliriz ki.. Kesinlikle izlemeyin zaman kaybı puanım 4 | 0 |
9,322 | Ewan McGregor ve Jim Carrey inanılmaz bir oyunculuk sergilemişler. Film herkesin izleyip beğeneceği bir film gibi gelmese de gerçekten çok beğendiğim arşivimde olacak bir film olmuş. Hapishaneden kaçış sahneleri gerçekten güzeldi :) | 1 |
9,323 | Jim Carrey in Mr. Popper Penguins filmi neden siteye eklenmedi acaba cekimlere coktan baslandı oyuncular belli gösterime girecegi tarih belli , günah sehri 2 karayip korsanarı 4 hemmen siteye eklendi jim carrey in filminide ekleyin lütfen ... | 1 |
9,324 | Türü gerilim ve casusluk olan bir filmin bu kadar durağan olması onu izlenmeyecek filmler kategorisine sokar..İzleyemedim. | 0 |
9,325 | ilk film kadar olmasada güzel bir yapım.bir berber dükkanında sevinç,üzüntü,umut,sevgi,dostluk o kadar güzel işlenmişki. | 1 |
9,326 | böyle komedi filmi olurmu inanmak güç paraya ve zamana yazık | 0 |
9,327 | bence zayıf fln degıl gayet basarılı bı fılm bı tek uzay boslundakı yercekımı kanunuyla ılgılı bı sacmalık varr onuda 1979 yılının teknolojısın de en ıyısının bu olabılıcegını dusunuom zaten james bond fılımlerı ızlerken ben cekıldıgı yıla gore dusunuom ole elestırıyorum sımdı goldeneye fılmıyle dr.no yu kıyaslayamayızz kalıte farkı olabılırr benım bu fılmde en uzuldugum seyy jaws olduu tam adam dogru yolu bulduu manıtasıyla bırlıkte uzayda oldulerr :D:) | 1 |
9,328 | Joachim Ronning ve Espen Sandberg’in yönettiği Kon-Tiki 2012 yılının en başarılı Norveç yapımı olarak kabul ediliyor. Altın Küre ve Oscar Akademi Ödüllerinde en iyi yabancı film dalına aday olan film, 1947 yılında Thor Heyerdahl’ın tezini kanıtlamak uğruna yola çıktığı serüveni konu alıyor. Heyecanli bir deniz seruveni izlemek isterseniz tavsiye ederim. | 0 |
9,329 | Pİ'NİN YAŞAMI KALİTESİNDE NORVEÇ SİNEMASININ YÜZ AKI BİYOGRAFİ MACERA FİLMİ Norveçli yönetmenler Joachim Ronning ve Espen Sandberg ikilisi sinema kariyerlerine 2006’da Bandidas ile pek de parlak olmayan bir başlangıç yapmıştı. 2 yıl sonra “Max Manus” ile ciddi anlamda iyi film çekeceklerinin sinyallerini veren ikili, Kon-Tiki ile bir önceki filmlerindeki gibi Norveç’e ait bir hikayeye el atarak filmografileri içindeki en iyi işe imza atıyor. Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın, beş arkadaşıyla birlikte 1947 yılında Peru kıyılarından Polinezya’ya varmak için balsa ağacı kütüklerinden yaptığı ve Kon-Tiki adını verdiği sal kuşkusuz tarihteki büyük başarı hikayelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Güney Amerikalılar’ın Kristof Kolomb öncesinde balsa kütüklerinden yapılmış bir salla 8.000 kilometre yol kat edip Pasifik Okyanusu’nu geçerek Polinezya’da koloniler kurduğunu kanıtlamaya çalışan Heyerdahl, buna kimseyi inandıramamasına rağmen bilimsel tezinden vazgeçmeyerek salın bir benzerini inşa edip yolculuğa çıkıyor. Yüzme dahi bilmemesine ve çeşitli amaçlarla yanında bulunan beş kişinin kendisine tam olarak inanmamasına rağmen 101 günlük oldukça tehlikeli yolculuğun sonunda başarıya ulaşıyor. 15 milyon dolar bütçesiyle Norveç sinemasının en yüksek bütçeli filmi ünvanına sahip olan Kon-Tiki, Hollywood’un yıllardır kullandığı başarı hikayesi şablonunu neredeyse birebir olarak Norveç’e kopyalıyor. Bu yüzden oyuncular Norveçli olmasa bir Hollywood filmi izlediğimizi zannetmemek zor. Bu yılki Akademi Ödülleri’nde “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar adayı seçilmesi de bu yaklaşımın Amerikalılar tarafından kabul gördüğünün bir göstergesi niteliğinde. İmkansız gibi gözüken bilimsel hipotezlerin kanıtlanıp bir efsaneye dönüşmesi kuşkusuz sinema sektörünün en sevdiği hikayelerden biri. Çünkü bu gibi hikayeler izleyiciyle özdeşleşme kurma, macera tabanı yaratma ve “mücadelenden asla vazgeçme” fikrini empoze etme açısından en uygun hikayelerin başında geliyor. Hem bir salın üzerinde denizde geçmesinden hem de görsel düzenleme ve yapısıyla öne çıkan bir macera tabanı yaratmasından dolayı Ang Lee’nin Life of Pi (2012)’si ile sık sık karşılaştırılacak olan yapım, zaman zaman hayvanları odak noktasına alsa da Life of Pi gibi insan-hayvan dayanışmasıyla ve dini inanç tabanıyla pek ilgilenmediği için bu kısımda ayrılıyor. Hayvanları daha çok Steven Spielberg’in Jaws (1975)’ındaki gibi bir korku unsuru ve engel olarak kullanmayı tercih ediyor. Özellikle köpekbalıklarının filmdeki gerilim miktarında başrol oynayıp önem arz ettiği kesin. Dolayısıyla Wolfgang Petersen’in The Perfect Storm (2000) ile yaptığı yaşanmış bir hikayeden yola çıkan epik bir deniz mücadelesi formülünü uygulayan film, hikaye şablonunu görsel-işitsel açıdan kusursuz işçiliğiyle birleştirerek amacına ulaşıyor. Denize ve mücadeleye açılmadan önceki dönem atmosferinde sağlanan sanat yönetimi başarısı ve Pal Sverre Valheim Hagen’in karizma odaklı performansı da bu amaca artı olarak hizmet ediyor. Kon-Tiki’nin eksi yönleri ise şablon bir hikaye kullanıp türüne yenilikçi hiçbir şey katmaması, hatta anlatısal açıdan zaman zaman eksik kalması oluyor. İzlerken rahatsız olmuyor ve keyifli bir şekilde seyre dalıyoruz fakat “ben bu filmi izlemiştim” düşüncesiyle başka bir filmle kıyaslama ihtiyacı hissediyoruz. Bu da sıradanlaşan bir dramatik yapıyı beraberinde getirerek filmin “kalıcı” olmasını bir nebze engelliyor. Fakat buna rağmen Kon-Tiki, final jeneriğini de gerçek görüntülerle destekleyerek gerçek yaşamdan uyarlanan biyografik filmlerin belge niteliğini koruyup bir “formül filmi” olarak vadettiklerini yerine getirerek izledikten sonra mutlu ayrılmamızı sağlıyor. Avrupa ve Uzakdoğu sinemasından yönetmenlerin birer birer Hollywood’a doğru kaymasının ardından bu filmleriyle Joachim Ronning ve Espen Sandberg ikilisine de her an bir Hollywood filmi yönetmeleri için teklif gelebilir. Dikkat! | 1 |
9,330 | bir arkadaşımın dediği gibi, Çamur üzerine yorum yapmak filmi ve Zaim’i ciddiye almak anlamına gelebilir. Ve kendi adıma sırf bu yüzden birşeyler yazmaktan geri durdum şu ana kadar. O kadar kötü ve Derviş Zaim o kadar sinemadan anlamıyor. Benim bu konuda ettiğim şöyle bir laf var, bilmem katılır mısınız: 'Her sinema sever entelektüel film yapmaya kalkarsa sonu böyle olur tabii.' Aktörlere karakter bile denemeyecek roller sunulduğundan aslında, başarısız ve ruhsuz oyunculuklar; alegori içinde boğulmuş ve son kısmında berbat kurulmuş bir polisiye entrikaya girmeyi de deneyen, felaket bir diyalog yazarı olan Zaim’in senaryosu; ve temelde hala iki planı arka arkaya getirmediği için bir sürü şeyi bağlayamayan, sinemanın 's'sinden anlamayan yine Derviş Zaim’in yönetimi...O kadar kötü dedim ama yine de 'Filler ve Çimen' kepazeliği kadar da kötü sayılmaz. Mekanların ve öykünün iyi kötü sağladığı ilginç bir görsel malzeme var sonuçta.Görmeyin! | 0 |
9,331 | Konusunun İlginç ve özgün olması dışında oyunculuk, teknik ve akıcılık akından hiçbir şey barındırmayan tam bir hayalkırıklığı olna film 3 puan bile fazla ama özgün senaryodan dolayı 3 alır. Zamanınıza yazık, sanatsal film ile felan ilgisi yok. | 0 |
9,332 | G.O.R.A, AROG ve Yahşi Batı'dan sonra en beğendiğim ve bence bu filmlerden sonra en güzel Cem Yılmaz filmi yapmış özellikle filmin 1969 yılında geçmesi nostaljik bir havası olması ve bazı ince espiriler olması harikaydı Çağlar Çorumlu ise Zeki Müren i oynamamış adeta yaşamıştı hani diğer roller de çok iyiydi ama gerçekten Çağlar Çorumlu nun Zeki Müren performansı her performanstan ayrı mükemmeldi filmde G.O.R.A dan esintiler olması tabi ki filmin en güzel yanıydı | 1 |
9,333 | Kesinlikle gidip de hem paranızdan olursunuz hemde zamanınızdan filimin en komik sahneleri küfürlü olan sahneleri başkada hiç birşey yok arogla goranın yanından bile geçemez cem yılmaza yakıştıramadım bu filmi | 0 |
9,334 | Cmylmz kalitene bu film yakismadi daha film yaparsan bir daha gelirmiyim dusunecegim 2 saat yapmak yerine 1 saat adam gibi yapilabilirdi yazik oldu. | 0 |
9,335 | Muhteșem olmuş! G. O. R. A. ve A. R. O. G. gibi efsanelerden sonra biraz şüpheci gitmiştim ama Cem Yılmaz döktürmüş yine... | 1 |
9,336 | Ali Baba Ve Yedi Cücelerden sonra izlediğim en iyi komedi Türk filmiydi bu ülkede Cem Yılmaz farkı denilen bir şey var işin içinde bu adam varsa gülmemek elde değil zaten onun için kesinlikle bu filme gidin ve izleyin harika bir emek ve sonucunda mükemmel bir film tebrik ederim 👏🏻👍🏻 | 1 |
9,337 | Bol sulu ıslak bi film=)))Çok güseldi.İzlerken keşke bende böle yapbilsem die düşündüm.Wallahi oyuncular işin en iisini yapmışlar... | 1 |
9,338 | Sörf tahtasıyla arasına hiçbirşey girmemektedir ne demek yaa sorarım size :) Michelle rodriquez için izlerim | 0 |
9,339 | Aşk, komedi ve dramın iç içe geçtiği film, hayatın getidiği trajediye rağmen gülümsemeye devam eden bu üçlünün melankolik ama gülümseten öyküsüne odaklanıyor. Filmin en dikkat çekici özelliği kurgusu. Biri altmışlı yıllarda, diğeri ise günümüzde geçen iki anlatım iç içe. Kahramanların hem geçmişleri hem de günümüzdeki halleri ve yoğun olarak yaşanana merak duygusu keyifli bir film izletiyor. Engin Hepileri ve Deniz Özerman başarılı oyunculukları ile öne çıkıyor. | 0 |
9,340 | Tysonı izlemek heyecanlı olsada sinematik yönden başarılı olduğu söylenemez.10/7 | 0 |
9,341 | Yönetmenin en ii filmlerinden birisi bulursanız izleyin gerçekten güzel bir film.10-8 | 1 |
9,342 | bu filme lisede karnemizi aldigimz gün gitmistik ufacık salondu. gorevliler yere cekirdek atarken basti salonu nerdeyse atılıoduk:) zor ikna ettik adamları . film cok sıkıcıydı ilk bolümde nerdeyse filmin arasında cıkacaktık ama aradan sonraki film cok iyiydi hic beklenmedik bir sonu oldu. | 1 |
9,343 | bu kadaar gereksiz bi film olamaz tamamen zaman kaybı | 0 |
9,344 | sade ve de derin...ana tema olarak iki geçve kızı başarılı bir şekilde olan,gerektiği yerde yüzeysel gerektiği yerde ise en ince ayrıntılara kadar inebilen bir film.filmi daha dün gece izleyebilme imkanı buldum,bugün bile sanki filmdeki karakterlerle yaşıyorum. bir şekilde hayata tutunmaya çalışan saf mona ve zengin,şımarık aynı zamanda istediklerini elde etmek için yıkmaktan çekinmeyen aşk,tutku ve ihtiras...ürkütücü değil mi? | 1 |
9,345 | Arkadaşlar sanki birbirinize düşmanmış gibi görünüyosunuz ve insanları çelişkide bırakıyosunuz- | 0 |
9,346 | Tipik bir Amerikan Hukuk (Mahkeme) filmi var karşımızda. Hollywood'ta belli bir seyirci kitlesi olan bu tarz filmler, ne yazık ki hitap ettiği kitle haricinde pek beğenilmez hatta tutulmazlar. Bu tarz filmlerin en büyük dezavantajları çok ağır tempoda işleyisi, fazla aksiyon olmayışı ve çok fazla hukuki terminolojinin kullanımıdır. Ancak bu tarz filmlerden bazıları bu alanda sıradışı olup ön plana çıkmışlardır; ?Şirket?, ?Köstebek? ?Philadelphia (kısmen de olsa)? gibi. ?Michael Clayton? da bu alana giriyor bana göre. Üstelik te çok kötü bir senaryo ve kurgu olmasına rağmen (düşünün filmdeki olayların ve unsurların çoğunu ancak ikinci yarıda öğrenebiliyoruz). Filmi bana göre izlenebilir ve belki de sıradışı kılan, oyuncuların Oscar'a yakın performansları. Sadece George Clooney (ki Oscar'ı performansıyla hakikaten hakediyor) değil; Tilda Swinton, Sydney Pollack ve Tom Wilkinson da çok mükemmel oyunculuk sergilemişler. Filmde belki genel anlamda sıkılabilirsiniz hatta zaman zaman salonu terk etmek isteyebilirsiniz, ancak bu film sırf oyuncuların performansı için görülmeye değer. | 0 |
9,347 | çekilme amacı sadece george clooney e oscar aldırmak olan film. yan rollere hiç gerek yokmuş. george clooney onlar adına da oynamış. | 0 |
9,348 | George Clooney Michael Clayton rolüne tam uymuş ve avukat olarak iyi bi şekilde oynamış. Film ağır bir tempoya sahip olaylar yavaş yavaş çözülüyor filmi izlerken sabretmek lazım ben filmi çok beğenmedim zaten George Clooney filmi kurtaran adam olmuş George olmasaydı bu film çekilmezdi. Clooney film boyunca gayet başarılı bir performans sergiliyor özellikle sonlara doğru olan mimiklerine dikkat edin gayet başarılı ama en iyi erkek oyuncu dalında oscarı alacağına inanmıyorum çünkü benim favorim Daniel Day-Lewis. There Will Be Blood'u izlerseniz bana hak vericeksiniz... | 0 |
9,349 | Tony Gilroy ilk filminde muhteşem bir iş çıkarmış.Oyunculuklar üst seviyede.Ağır anlatımından dolayı dikkat istiyor yalnız.Dikkatli izlediğinizde cezbedecek,kendinizi vermezseniz nefret edeceksiniz. | 1 |
9,350 | Oyunculuklara bir lafım yok;ancak bunun bir dava filmi değilde bir insanın kendi iç savaşının filmi olduğunu düşünseniz bile şu gerçeği değiştiremiyorsunuz:Bu film çok sıkıcı... | 0 |
9,351 | Bu filmin konusunda akıcı sürükleyici harika filmler var. onları izleyin derim. bu film lak lak dan başka bişey vermiyor. | 0 |
9,352 | Adamlar filmi Yılın en iyi 10 filmi arasına koymuş bizim verdiğimiz puana bak. Lütfen Beyler bayanlar puan verirken biraz dikkat İsmini duymanıdınız diye böylede olmazki. | 1 |
9,353 | geçen sene festivalde görmüştüm.kadının yaptığı işteki soğuk kanlılığı ve ifadesizliğine şaşmıştım.hem katil hem de muhteşem verici bir eş ,anne,dost vs. vs.. kişilik bölünmesi gibi geliyor insana ..ama kabul edin ki depresif ortamı ,karanlık mekan ve konusuyla çok da ferahlatıcı bir film de değildi hani..... | 0 |
9,354 | böyle bi filmi ne duydum ne gördüm niye reklamı yapılmadı kimsede okumaz heralde benim bu yorumumu | 0 |
9,355 | Her sinema severin izlemesi gerektiğini düşündüğüm, dönemine çağ atalatan bir söze gerek yok 10/10 | 1 |
9,356 | orjinal king kong’u merak ediyordum geçen dvd’sini buldum izledim.1933 yılında çekildiği düşünülürse çok mükemmel bir film.Zamanına göre böyle başarılı bir yapım ortaya koydukları için 10/10. | 1 |
9,357 | filmin en dikkat çekici yönü dönemin koşulları göz önüne alındığnda gayet başarılı olan efektleri,öyküsüylede, izleyici hiç sıkılmadan izlenen siyah beyaz bir hayal dünyasına davet ediyor.... | 1 |
9,358 | O yıllara göre empati yapmak zor olduğundan ilk sahnelerdeki görsel efektler komedi seviyesinde dolaşıyor gibi görünebilir ama king kong yıllarca türünde bir başyapıt olarak anılmıştır.7.5/10 sadece tür meraklıları için | 0 |
9,359 | Son zamanlarda çıkmasını çok istediğim bir filmdi.Fragmandan da anladığım üzere,film beni yanıltmadı.Gerçekten çok güzel ve değişik bir film olmuş.Liam reyiz de işin içinde olduğu için bir an bile sıkılmadım.Kesinlikle klişe ve kötü bir film değil bunu belirteyim.Liam Neeson filmlerini sevenler bunu yüzde yüz sevecektir tavsiye ederim pişman olmazsınız iyi seyirler... | 0 |
9,360 | Warner Bros. Pictures basın gösterimi olanağı ile izlediğim film, heyecan dolu dakikalar vaad ediyor. Ortalamanın üstünde bir seyir keyfi sunan “Run All Night/Gece Takibi”nin dev bir oyuncu kadrosu var. Liam Neeson’a Joel Kinnaman, Vincent D’Onofrio, Nick Nolte, Bruce McGill, Genesis Rodriguez ve Ed Harris eşlik ediyorlar. Kamera arkası ekibi görüntü yönetiminde Martin Ruhe ise, filme ruh katmış. Farklı kamera açılarını izlemek filme ayrı bir tat ve heyecan veriyor. Aksiyon gerilim türünü seviyorsanız Gece Takibi & Run All Night bu haftanın en iyi alternatifi. | 0 |
9,361 | Ani korkutma sahneleri pek olmamasına rağmen filmin insan üzerine yüklediği baskı gerçekten çok güzel. Özellikle bir dil kesme sahnesi var ki efsane olmaya aday... Musallat 2'yi mutlaka izlemelisiniz. | 1 |
9,362 | Musallat 2 film kalitesi ilkine nazaran çok önde,ben çok beğendim.Bazılarının yabancı hayranlığını kınıyorum.Biraz ön yargılı olmadan eleştirilse Türk filmleri... | 1 |
9,363 | Yeni üye oldum siteye bundan sonra yazicam böyle yorumlarimi ilk önce musallatla baslamak istiyorum her yerde reklamlari olan ve her yerde herkes tarafindan konusulan bir film diye gittim izledim, sonra döndüm tekrar yorumlara baktim ve çok üzüldü bu kadar acimasiz bir toplumda yasadigim için, fazlaca elestiriyoruz, hiç dozunu asmadan gayet gerilimi artan bir film olmus çok da hayatin içinden bir film, bir büyünün geri dönüsünn olmadigina sahit ediyor insani allah korusun diyerek çiktik sinemadan, ellerine saglik. | 1 |
9,364 | tipik bir türk korku filmi yani kötü 2/5 | 0 |
9,365 | Açıkçası ben bu filmin hakkının yendiğini düşünenlerdenim.Yüksek dozda gerilimi ve özellikle ters köşe sahneleri ile seyirlik bir şaheser olmuş. AMA Nedense türk toplumu olrak başarıyı takdir etme alışkanlığımız yok.Şu an büyük bir çöküş içinde olan ve özgün senaryo kıtlığı çeken hollywod korku sinemasını göklere çıkararak kendi yerli yapım korku filmlerimizi çamura gömmek gibi bir refleks geliştirmişiz.Böle giderse öykündüğünüz batı sinemasının yapımlarıyla boy ölçüşebilicek bir korku sinemamız malesef olamayacak.Biraz bu emekleme aşamasındaki yerli korku janrına destek çıkmalıyız. | 1 |
9,366 | izleyen varsa yorum yazsın lütfen | 0 |
9,367 | Zaman kaybı hiçbirşey anlamadım zaten | 0 |
9,368 | esra-thalia ve koraygunca arkadaslarim...yorum yazarken filmi izlememis olanlarin da bu yorumlari okuyabilecegini de düsünerek filmin tadini kaçiracak ayrintilara girmeseniz olmuyor mu?agiz tadiyla filme baslayacakken kardesini kocasi zannediyomus gibi yorum okuyunca izlemekten vazgeçtim.yazik... | 0 |
9,369 | film gosterime girmeden puan veren zihniyete hayret ediyorum.. | 0 |
9,370 | Tam bir kafa dağıtmalık film. Çılgın olayı ve aşırı güldüren sahneleri yok ancak izleyeni gerçekten eğlendiriyor. Özellikle bir ebeveyn iseniz komedi unsurunun dışında da izlemenizi öneriyorum. Şaşırtıcı bir şekilde ortalamanın üzerinde ve fragmanın yanıltmadığı ender komedi filmlerinden birisi olduğunu belirtmeliyim. | 0 |
9,371 | Bu kadar uzun,sıkıcı ve en çok A.B.D.vatandaşlarını ilgilendiren bir filmi mümkünse sadece onlar izlesinler,biz almayalım. | 0 |
9,372 | Film konu ve çekim yapıldığı yer itibariyle çok güzel.Filmde işlenen konu güzel fakat olay bir konu etrafında çok dönünce film biraz yavan kalmış. Sosyal yaşamı biraz daha irdelemesi gerektiğini düşünmekteyim.Bugüne kadar türk filmlerinde görmediğiniz bir final sahnesi var ki gerçekten güzel...Filme 7 verdim izlenilmesi gerekir çünkü yakın zamanda medyada rastladığımız din-aşk tercihi temasını işlediği için tavsiye ederim arkadaşlar...Saygılarımla... | 0 |
9,373 | Film Sıkıcı değil sıkıcı ötesi. Hele Kadınların kendilerini yakarken hiç acı çekmemeleri ise yanık uzmanları tarafından incelenmesi gereken bir konu. Filmin finali bile filmin ne kadar gerçeklerden uzak olduğunun en güzel kanıtı. | 0 |
9,374 | Filmi bilmem ama tuba büyüküstün artık şu köylü kızı rolünden kurtulmalı... | 0 |
9,375 | psikolojik gerilim filmleri genelde dinç tutar sıkmaz bu sıkıyo çok sarmadı beni öf ne olmuşsa öğrenelim gidelim dedim | 0 |
9,376 | Filmin ilk yarısı cidden,acaba ikinci yarıyı izlemesem mi diye düşündürtüyor fakat öyle bir 2. yarı var ki filmde herşey aydınlanıyor taşlar yerine öyle güzel oturuyorki vay be diyerek ve ilk yarıda ettiğiniz küfürleri geri alıp hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biri diyorsunuz..10/10.Kesinlikle izleyin emin olun film bittikten sonra çevrenizdekilerle yüzünüzde şaşkın bir ifadeyle uzun bir sohbete girişeceksiniz:) | 1 |
9,377 | bu filmi mutlaka herkezin görmesi lazım...Hayat Güzeldir nickli arkadasımıza katılıyorum VİETNAM savası bir çok filme konu oldu fakat bizim türk sinama tarihinde bu bir ilk oluyor umarım devamı gelir... | 0 |
9,378 | Arkadaşlar o kadar hollyvood filmine puanlar verdik şimdi bizim yapıtımızda sıra ! neden çok görünüyo yada bazılarına batıyo bu belgesele verdiğimiz puanlar bu eserin güzel olduğu zaten oratada değil mi? jeremy irons gibi dünyaca ünlü bi yıldız seslendirmiş üstelik! şimdi veriyorum bende puanımı 10 üzerinden 10 :) | 1 |
9,379 | Gelibolu yapılması gereken tarihi filliklerimizden biri fakat neden belgesel tarzında yapılır, tam bir fillim ahenginde yapacak senarist ve yönetmen yetiştiremedik mi halla Tolga Örnek Hititler arkasından Gelibolu çekti onun arkasındanda İstanbullun fethini de belgesel gibi yapar bizde dünyanın her ülkesinde seyredilip yaşanan duyguları hissettiremeyen 3 fillime pardon belgesele sahip oluruz. | 0 |
9,380 | (yusuf Toker'e teşekkürler) -Adı bile Türkçe olmayan bir belgesel hakkında yorum- 18 Mart akşamı 5 arkadaş Çanakkale Zaferinin olması dolayısıyla basında sıkça yer bulan Gelibolu isimli belgesel filmini izlemeye gittik.Amacımız bu muhteşem zaferi bir kezde belgesel tadında izlemekti. Evet ortada bir belgesel var ama anlatılanlar hiçte bizim bildiğimiz gibi değilmiş meğerse (!) film tamamen Anzakları yani İngiliz,Avusturalya ve Yeni Zellanda askerlerini anlatıyor.Tamamen Billy,George vb. askerlerin ailelerine gönderilen mektuplarından ve İngiliz yazar ve tarihçilerin yorumlarından ibaret.Türk olarak yorumu sadece 1 kişi o da yaklaşık 30 sn. ye kadar yaptı.İzlediğim kadarıyla Anzaklar sürekli bize kayıp verdirmişler ama onlardan hep çok az kişi ölmüş.Taraflı tutum şehit mezarlarının gösterimindede var.Filmde mezarlık görüntülerinde nedense hep Anzak mezarları gösterildi.Bu arada Anzakların çekilme sebebi muhteşem Türk askerinin üstün direnişden dolayı değilmişte.Zorlaşan doğa koşulları,hastalıkların yayılması vb. sebeplermiş. Çanakkale zaferinin en büyük mimarlarından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bile sadece 2 karede 30 Sn. olarak bu muhteşem belgeselde (!) yer bulmuş nasıl olmuşsa. Çünkü ablasına mektup yazan x bir anzak askeri çok daha önemlidir Gelibolu belgeselinde. Filmin sonuna kadar şimdi,birazdan,az sonra anlatırlar herhalde derken belgesel bitti ama film bittiğinde tüm sinemadakiler burunlarından soluyordu. Evet 18 Mart akşamı gurur duymayı ve tüylerimizin diken diken olmasını umut ederek gittiğimiz bir filmde gerçekten tüylerimiz diken diken oldu ama sinirden. | 0 |
9,381 | şimdi de filmin içeriğine geçmek istiyorum.. ilk olarak seslendirmenin türkçe olması dışında,bu filme yönetmeni türk dedirtecek,bizim böyle önemli bir tarihi olayımızı anlattığını göstercek,fazla bir şey göremiyorum.. ben sadece bizim cephemiz anlatılsın, sürekli övülerek şişirilelim demiyorum, sonuçta bu savaşta karşı taraf da (bizim kadar olmasa da) çok kayıp verdi,onlar da zorluklar çekti; fakat örneğin ingiliz ordusunun en uzun yada en kısa boylu insanının adını öğrenmektense, belki de bizim için ölen şehitler hakkında biraz daha bilgi isterdim; ya da avustralya kaptanının gemisini nasıl kıyıya çıkardığından çok Atatürk'ün bu savaştaki öneminin 3 dakikadan fazla anlatılmasını isterdim, ya da mesela büyün film boyunca Gürsel Göncü den başka türk bilim adamlarının da bu savaş hakkında yorum yapmasını isterdim, tamam kabul ediyorum o zamanlar askerlerimiz içinde okuma yazma oldukça düşüktü fakat 0 diildi ve 3 mektuptan fazlasını isterdim.. daha bi çok şey daha isterdim fakat bunlar en göze batanlar.. bunları ben bir Atatürk'çü ve Türk biri olarak isterdim ama isterdim.. önceki yorumumda da dediğim gibi.. tarih dersi havasında olmuş ama türkiye'de bir tarih dersi değil!.. | 1 |
9,382 | türk askerlerinin mektuplarına fazla yer verilemeyeşinin nedeni o zamanlar ülkemizde okuma yazmanın anzaklar kadar yaygın olmayışıydı.belgesel olarak harika bir film olmuş savaşı size çok güzel anlatıyor | 1 |
9,383 | GüzeL ßir iLk yarının ardından sıkıcı oLan ßir ikinci yarı izLedik.Sanki iLK ßöLümLe ikinci ßöLüm farkLıymı$ gißi geLdi.Yine de izLemekte fayda var ;) | 0 |
9,384 | bence güzel bi belgeseldiya yani bence eleştirirken bu kadarda acımasız olmayın ülkemizde sizce ne kadar çok belgesel yapılıyo yani belgesele verdigimiz önem nedir sizce onun için yapılan çalışmalarıda biraz destekleyelim kesinlikle güzel bi anlatımla işlenmiş konu kendim tarih ögretmeniyim ve ben begendim konunun işlenişini | 1 |
9,385 | ben filmi beğendim muhteşem bir filmdi.. kelimeler sembollerdir; Bazen anlatmak için konuşmanız gerekmez, en başarılı kelimeler bile geçerliliğini yitirir hissettiğinizin yanında.. | 1 |
9,386 | evet Tardu nun hayal bölümlerınde gecen sahnelerı cok ıgrenc olmus yakısmamıs da ama kotu elestırı yapanlar fılm teknıklerınden anlamıyor demektır. fılmın tarzı farklıydı hatta ıyı ızleyenler ıcın felsefık dusunceler bıle yer alıyordu az ve öz konusmalarla, sonlara dogru anlasılıyor zaten fılmın tadı gayet basarılı olmus ama cıdden Tardu kotuydu | 0 |
9,387 | Gerçekten ilginç bir deneyim olmuş...Düşünce çok ilginç ve cesur...Selin Demiratarın oyunculuğu da çok etkileyici, çekim yöntemleri ve görsel güzellik de çok etkileyici...Ama konu çok banal be kardeşim.Ne olur bir filmde de sevenlerden biri ölmese.Şart mı yani bir karakteri öldürmek...Kurgu açısından da çok başarılı buluyorum.Herşey bir yana böyle bir filmi çekmeye curet etmek herkesin harcı değil.Çünkü beğenip beğenmeme konusunun çok göreceli olacağı bir film.Ben 7/10 veriyorum, biraz daha özen gösterilseymiş ana konuya daha fazla puan da alabilirdi... | 0 |
9,388 | senaryo ve mekanlar zayıf bence ama oyuncular çok iyi ve sırf sezen aksu şarkılarından oluşmuş bir hikaye bazıları izlerken çok sıkılıyor sadece müzik olduğu için bazıları müzik ve seneryo ve anlatıma katıyor kendini erol günaydının Film sonundaki mesajı güzel acını çekmekde özgürsün | 1 |
9,389 | sonuna kadar hakkını vermiş bi film..sezen aksu nun muhteşem eserleriyle adeta bütünleşmiş..bu bir sEzen Aksu klibi degildir..! filmi izlemeden yorum yapılmasın,önyargıya gerek yok! insanı derinden etkileyen bir yapıt.. bütün oyuncuları tebrik ediyorum..seliN deMİratar iyi iş çıkarmış.. | 1 |
9,390 | benimle beraber filmi tamamlamadan çıkan baya insan vardı sinemada..çıkmayanlar ise sinemaya çift gelmişlerdi ve de sinemayla pek alakaları yoktu zaten..değişik bir çalışma olmasına rağmen ben beğenmedim..sezon aksu şarkılarını daha çok kullanalım diye film gereksiz uzatılmış..evet sezen aksu şarkıları gerçekten süper fakat 1 saat dinledikten sonra o yuksek sesli kolonların altında pek de cazip gelmemeye başlıyo.. velhasıl kelam ; olmamış..sezen aksu dinlemek istiyorsanız genç turkcell hesabı gidin ki paranızın en azından yarısı cebinizde kalsın.. | 0 |
9,391 | bond un klışelerini sevenler bu macerayada sevecek türden bir ajan filmi 10/6 | 0 |
9,392 | Günümüze cidden çok yakın bir ki şu seçim sonuçlarıyla bağdaştırınca yaşadığımz onca olayı bağdaştırınca daha da içselleşen bir film esas itibariyle hem teknik açıdan hem oyunculuk açısından hem de yönetmenlik açısından şahane bir ar burada: | 1 |
9,393 | sinemanın yükselen değeri Mads Mikkelsen den süper bir oyunculuk Orijinal ismi ‘Michael Kohlhaas’ olan film, Alman yazar Heinrich Von Kleist’ ın romanından uyarlanmış. Filmle ilgili kritiklere geçmeden önce, bu eserin Türkiye’de neden ‘Adalet İçin’ adıyla vizyona gireceğini düşünüyorum. Anlaşılan o ki, düz bir mantıkla, son dönemde Türkiye’de yaşanılan ‘adalet’ sorununa dikkat çekilmek istenmiş. İsmin bu kadar realist bir bakış açısıyla kör göze parmak gibi verilmesi ilginç. Dünyanın en iyi romancılarından Franz Kafka’ nın ‘“bu roman ne zaman aklıma gelse gözyaşlarıma hâkim olamıyorum” diye açıkladığı ‘Michael Kohlhaas’, Avrupa tarihinin ‘adalet’ adına yaşadığı en büyük dramı anlatıyor. Konuyu Marx’ ın ‘Yabancılaşma’ olgusuna göre değerlendirelim. Kendi ülkesine, toplumuna, sistemine, adaletine yabancılaşan Kohlhaas, derebeylikle yönetilen bir toplumda ‘at tüccarlığı’ yaparak yaşamını sürdürmektedir. Ortaçağ Fransız toplum yapısını derinlemesine gördüğümüz kareler, karakterimizin dürüst yaşamı için fazlaca gerçek kalıyor. Dürüstlük insanlık tarihinin en büyük erdemi iken, burjuva toplumunda var olan ‘para kimdeyse güç ondadır’ mantığı Kohlhaas’ ın korkulu rüyası haline dönüşüyor. Tüccarlığı sırasında atların taşınması ile ilgili bir bölgede ‘rüşvet’ vermeye zorlanmasından sonra, inatla istenilen ücreti vermemek adına direnen Kohlhaas, sonunda ‘kanunda bu paranın yeri var’ yalanıyla kandırılarak parası ve uşağı elinden alınıyor. Uşağına zulmeden bu taşra canavarlarını mahkemeye verip, elinden alınan parasının iadesini talep eden Dürüst At Tüccarı’ nı öylesine karanlık bir dönem bekliyor ki, insanın kanını donduran sahneler işte bu andan sonra karşımızda. Araya konulan hatırı sayılır adamlar sayesinde dava reddediliyor. Kohlhaas kendisine karşı işlenilen suçun cezasız kalmasına sinirlenip Prensesle konuşmak için saraya gitmenin hazırlığını yaparken, karısının ‘sanırım saraya ben gitsem daha iyi olacak’ cümlesi, olayların başladığı asıl noktayı oluşturmuş. Saraya canlı giren kadın, öldürülerek eşine teslim edilir. Prenses ‘bu işin peşini bırak, yoksa sen de karın gibi olursun’ algısı, bir ülkeyi baştan sona yakıp yıkan bir savaşı başlatır. Kohlhaas, önce kendi adamlarını silahlandırıp ormana gider ve bir gerilla savaşına girişir. Daha sonra ülkenin dört bir yanından sistem tarafından ezilen köylüler Kohlhaas’ın ordusuna katılır. Prenses yapılan savaşlarda yenilerek zor duruma düşer ve kendi ülkesine yabancılaşan Kohlhaas ile anlaşmak istediğini belirtir. Anlaşmaya göre alınan tüm paralar iade edilecek, atların zararı karşılanacak ve Prensese karşı savaşan herkese hakkı verilip, savaşanlar affedilecektir. Bu sözlere inanan karakterimiz ordusunu dağıtır, sarayla anlaşmak için masaya oturur. Fakat ‘yöneten sınıf’ yalan söylemiştir. michael-kohlhaas Yönetmen Arnaud Des Pallières yukarıda anlattığım olayları işlerken, karakterin aile hayatını düzenli biçimde göstermeye özen göstermiş. Öyle ki, bir at tüccarının ‘adalet’ arayışına girişmesi filmi izleyenler için sürpriz oluyor. Pasif, sessiz, çekingen Kohlhaas’ ın yaşamı, ailesine karşı işlenen suçtan sonra bambaşka şekillenmiş. Romana sonuna kadar sadık kalan senaryoda son sahnedeki karakterin çaresizliği çarpıcı biçimde aktarılırken, yönetmenin olayı fazlaca basite indirgediğine şahit oluyoruz. Prensese kafa tutan, yerleşik sistemi yok etmek için yola çıkan karakterin son bölümde biraz daha cesur gösterilmesi filmi izleyenler için etkili bir final olurdu. Mads Mikkelsen, Bruno Ganz, David Kross, Sergi López, Amira Casar karakter analizlerinde sonuna dek başarılılar. Mads Mikkelsen’ın mükemmel ‘Michael Kohlhaas’ yorumu karşısında oturduğumuz koltukta adeta çivilendik. Mikkelsen, Süreç içinde değişim gösteren bir insanın ruh halini öylesine derin analizlerle oynamış ki, karakterin her cümlesi ayrı bir anlam kazanmış. ‘Bu savaşı annem öldürüldü diye mi başlattın’ diye soru soran çocuğa ‘hayır’ cevabını verirken, ‘evet şimdi gerçek bir halk isyanını izliyoruz’ mesajı beynimize kazındı. | 0 |
9,394 | Bangledeş sokaklarından,Kudüs'ün derin politikalarının içine,ordan New Englandın sahillerine dek uzanan Başarlı bir belgesel çalışması.Dramatik yapının üzerine kurulan belgesel;kişisel bir yoculugun nasılda eglenceli.enrika.umut arayışlarına ordan kimlik yapılandırmasına ve evrensel anlamda hayattan zevk almaya dönüştügünü gösteriyor.Bunu yaparken seyirciyide yanına alarak enfes yapıların muhteşem görüntüleriyle,bir çocugun babasını yaptıgı yolculugunun ilgi çekiciligine ve anlatımını tamamlayan, hızlandıran özel röportajla tanıklık ettiren çarpıcı bir belgesel. | 1 |
9,395 | sadece bir mimarın öyküsü değil, bir babanın öyküsü... bu yüzden bir belgeselde değil aslında tam anlamıyla... dramatik bir yanıda var... büyük mimar louis i. kahn ve eserleri, özel hayatından notlarla anlatılıyor ve sanatın, ilhamın, yaratıcılığın yolculuğu; bir oğulun yolculuğunda karşımıza çıkıyor... | 1 |
9,396 | Neden hiç yorum yapılmamış? Bu film senaryo ve oyunculuğu ile çok iyi.Hayati Hamzaoğlu zorla sahip olmak istediği kadına eziyet edip nihayetinde hayatından oluyor.Filmin son sahnesi ise ürpertici | 1 |
9,397 | film konusu yalnış çevirilmiş .. cotton mill iplik fabrikası demektir. değirmen değil.. ufak bir kasabada, bir tekstil firmasında çalışan bir işçidir. Onun ve kasabanın rutin hayatı kasabaya gelen sendika görevlisi Reuben Warshowsky ile bozulur. İlk başlarda kasabada kabul görmeyen Reuben, dik başlı bir genç kadın olan Norma Rae'nin de kendi tarafında yer almasıyla işçi sınıfı arasında epey popüler olur. Norma, özellikle babasının ölümünden sonra işçilerin hakkının korunması için gece-gündüz sendika işlerine ağırlık verir. Bu arada kocasıyla kavga eder, kovulur, hapse girer... Ama Ruben'le birlikte filmin sonunda zafer kazanırlar. Fabrikada tüm işçilerin katılımıyla yapılan oylamada sendika taraftarlarının sayısı sendikayı istemeyen kişilerden üstün olunca fabrika işçileri artık sendikalı olur. | 1 |
9,398 | bence bu film çok güzel ben çok beğendim bu filmi herkese tavsiye ediyorum. | 1 |
9,399 | Kötüydü bence,amerikalıların espri anlayışı biz türklerden kat be kat altta bunu da bir kez daha görmüş olduk | 0 |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.