text
stringlengths
97
665k
id
stringlengths
12
12
source
listlengths
2
5
İstanbul Evden eve nakliyat Evden eve nakliyat işlerinde doğru adım atmanın ilk yolu ekspertizi evinize davet etmektir. Ekspertiz evinizin için gerekli ambalaj malzemelerini, işçileri ve kamyon veya kamyoneti ayarlayacaktır. Bunun yanında apartmanınızın merdivenlerini varsa asansörün kullanılabilirliğini kontrol edecektir. Bunun neticesinde size en uygun fiyatı sunacaktır. Ekspertiz görmeden fiyat teklifi verilen eşyalarda İstanbul Evden eve nakliyat olumsuz sonuçlar doğabilmektedir. Örneğin; eşyanızı ekspertiz görmeden fiyat teklifi aldınız ve size oldukça cazip geldi. Taşınma günü firma çalışanları sizinle tekrardan yeni bir pazarlık yapabilirler veya eşyalarınız için uygun araç gönderilmedi. Bu durumda eşyalarınızın taşınması 2-3 saat daha uzayabilir. Buna benzer bir çok olumsuzluklar sıralanabilir. Fakat biz işimizi şansa bırakmayı sevmiyoruz. Müşteriyle papaz olmakta istemiyoruz. Hedefimiz sizlerin memnuniyetini, sizin memnuniyetinizi kazanmak için elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz. Evden eve nakliyat işlemleri sizler için çok zor görülse de bizim için hiç zor değil diyebiliriz. Bizimle çalışmak isterseniz sizlere ilk önce ekspertiz görevlisi göndereceğiz. Gerekenleri not edecektir. Taşınma günü eşyalarınızın paketlenmesini ve araca taşınmasını profesyonel şekilde yapacağız. Siz taşınma ile ilgili hiç bir şeyi kafanızda problem yapmayın.. Çünkü biz yük olmak için değil, yük taşımak için çalışıyoruz.. Ücretsiz ekspertiz talep etmek için bizimle irtibata geçebilirsiniz.. Şunu bilin ki, memnuniyetinizi önemsiyor sevgiyle taşıyoruz..
266869bffe7e
[ "fineweb2", "hplt2" ]
8 Ağustos 2014 Cuma Kitap/Sinema Serileri #4 Divergent-1 Uyumsuz Bugün size bir kitap yorumum olacak. Aslında serinin yorumunu toplu yapacaktım amma ve lakin baktım yorum uzadıkça uzuyor ilk kitaptan tek tek yazmaya karar verdim. Yoksa 3 yazı uzunluğunda tek yazı ı-ıh içime sinmedi. O yüzden art arda 3 gün kitapların yorumlarını vereceğim. Yalnız Spoil içerir yazılarım aman demedi demeyin. Asıl kitap kapağımız yukarıdaki. Filmin ardından yayınlanan kapak ise aşağıdaki. Kitap Adı : Uyumsuz Yazar : Veronica Roth Yayınevi : Artemis Baskı : 2014 Seri : Divergent-1 Chicago uzun bir süre önce savaştan çıkmış, geriye kalan insanlar ile kendini kale gibi duvarların-surların arasına kapatmış bir şehir haline gelmiştir. İnsanlar, barışın korunması adına 5 topluluğa ayrılmış ve topluluklarının gereklerini yerine getirecek şekilde yaşamaktadır. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Her bir topluluk adlarını aldıkları erdemin temsilcisi olup buna göre davranmaktadır. Dürüstler her ne olursa olsun doğruyu söyler ve laflarını sakınmayacak kadar patavatsızdır :) Fedakarlar her daim önce karşısındakini düşünüp mütevazi ve yardımsever bir hayat yaşarlar. Cesurlar korkularından arınmış(!), savaşçı ve koruyucu ama bir o kadar da acımasızdır. Dostluk üyeleri barışın daimi savunucusu, mutluluk dolu ve özellikle tarımla uğraşan kesimdir. Bilgelik ise bilginin gücü temsil ettiğinin gizliden gizliye farkında olan, bilgi nerede bir orada, Fizan'a bile gideriz ayaklarında ayaklı kütüphanelerdir. Tanımlamalar güzel oldu ya :) Burada 16 yaşına gelen her birey kendi hayatını sürdüreceği topluluğu seçmeye itilmektedir. Tabi önce teste girerek eğiliminin tespit edilmesi gerekmektedir. Ama son söz yine kişidedir. Beatrice Prior da 16 yaşına gelmiş Fedakarlık üyesi bir gençtir. Seçim Günü'nden önce girdiği testte sonuçlarında ortaya çıkan karışıklık sonucu Uyumsuz olduğunu öğrenir. Uyumsuzlar topluluklar için ciddi bir tehlike olarak görüldüğü için Beatrice kendini kurtarmak için çok daha tehlikeli bir seçim yapar. Tek bir seçim arkadaşlarını belirler. Tek bir seçim inançlarını tanımlar. Tek bir seçim sadakatini şekillendirir hem de sonsuza kadar. Tek bir seçim seni dönüştürebilir. Artık Tris adına alan kızımız Cesurluk'un yeni bir adayıdır. Bireyler katılmak istedikleri topluluğu seçerken topluluklar da adayları seçmektedir. Tris zayıf, ufak tefek, çelimsiz yapısı ile ilk aşama olan fiziksel sınamalarda çoook zorlanır. Yaptığı dövüş müsabakalarında yediği dayaklar iyi bir ders olur ve kendini fiziksel anlamda daha güçlü hale getirmek için sıkı sıkı çalışmaya başlar. Ölümlerden dönen kızımızın bir de yardımcısı olacaktır ki bu eğitmeni Four'dur. Four takma ismi ve korkutucu yapısı ile nam salmış bir Cesur'dur. Tabi bir de benim gönlümü feth etti orası ayrı :))) Tris ilk aşama sonucu zihinsel sınama aşamasına geçtiğinde ise hiç beklemediği bir şey ile karşılaşır. Eğitmenleri simülasyonlar sırasında beynindeki her şeyi görecektir. Bu da Uyumsuz olduğunun anlaşılması demektir. İlk başlar da Four'un onu açık etmemesi ile rahatlasa da Tris'in korkuları ile baş etmesi çok zordur. Aynı zamanda da neredeyse mükemmel skorlara ulaşması gözleri üzerine çekmiştir. İşte tam burada Four onu kurtarmak için devreye girer. Ve aslında adının neden Four olduğunu öğreniyoruz. Tris'in Cesurluk'taki zor zamanlarına bir de Bilgelik'tekilerin Fedakarlık topluluğu için planladığı komplo dahil olunca Tris'in şalterler atar (şaka şaka). Ama abisinin Bilgelik'te olması tabiki zor zamanlar yaşamasına neden olur. Anne ve babasını kurtarmak, Cesurluk sınavlarını geçmek, Uyumsuz olduğunu gizlemek, onu öldürmek isteyenlerden korunmak ve Four ile yakınlaşmak Tris için ciddi karışıklıklara neden olacaktır. Daha ilk kitaptan kendimi Tris'in yerine koymadım desem yalan olur. Tris gibi hissedip okudum kitabı ve bazı sahneler aman Allah'ım boğazım düğümlendi. Bir de bu kitabın bana en büyük faydası spor yapmaya başladım. Yani insan isteyince oluyormuş :) Tris ile en büyük ortak noktamız ise benim de boğulmaktan acayip derece de korkmam sanırım. Genel olarak benim için yeterli bir kitaptı, iyi ki okudum dedim. Böyle distopyaları seviyorum onu da anlamış oldum iyice. Kitabın bazı yerlerinde yazım hataları vardı bu arada ona sinir oldum. Ama akıcı ve elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Sonunu da öyle bir bitirmiş ki devamını merak ediyorsunuz hemen. Bir de filmi var onu izlemeden önce kitabı okursanız film ile kitap arasındaki bariz farkları da göreceksiniz. Hatta o kadar fazla ki bu farklılıklar ben 'Ne oluyoruz ya???' dedim. Ama kendi başına film de gayet iyi. Karakterler ise aşağıdaki gibi. Evet bu yazı da böyle bitti. Kendinize iyi bakın. Gönderen cansudandünyaya zaman: 09:05 Etiketler: Artemis, Kitap, Okudum bitti, Seriler, Sinema Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
9fb72441df5d
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Cüppeli Ahmet Hoca, cemaati kırdı geçirdi. İsviçrelilere 'salak adamlar' diyen Cüppeli, minare yasağına sert çıktı, cemaat güldü. İsviçre’nin minare için gerçekleştirdiği referandumu eleştiren Cübbeli Ahmet Hoca, yapılan referandumla gereksiz masrafa girildiğini 4 minare için bu masrafın israf olduğunu söyledi. Cübbeli Hoca İsviçrelilere sert tepki göstererek “salak adamlar” ve “nerene girdi o minare” sözleri ile cemaati güldürdü. “Onu da ok gibi yapmış çıkma üstüne alttan yürüyorsun nerene batacak” diyen Cübbeli Hoca, Mehdi geldiğinde Avrupa'nın tümünün zaten minarelerle donatılacağını iddia etti. İŞTE CÜBBELİ'NİN OLAY VİDEOSU : Bu yazı toplam 1825 defa okundu.
dbed0759d2ee
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Ayşe-Kemal İnanç İmam Hatip Lisesi 10. sınıf Coğrafya dersi notları eklendi. Bu ders notları sadece 10-C sınıfı için geçerlidir. Aşağıda yayınlanmış olan link “Türkiye'nin konumu, Türkiye'nin oluşumu, Türkiye'nin yeryüzü şekillerinin özellikleri ve Türkiye'nin dağları” konularını görüntülemektesiniz. TÜRKİYE’NİN KONUMU Herhangi bir yerin Dünya üzerinde bulunduğu yere o yerin coğrafi konumu denir. Özel konum ve matematik konum olmak üzere ikiye ayırılır: TÜRKİYE’NİN ÖZEL KONUMU Dünya üzerinde herhangi bir yerin; kıtalara, okyanuslara, denilere, boğazlara, ticaret ve su yollarına uzaklığı, madenlere ve kentlere uzaklığı, yükseltisi ve yer şekilleri gibi özellikleri o yerin özel konumunu belirler. Türkiye’nin Özel Konumunun Sonuçları ¨ Hem Asya hem Avrupa kıtasında yer alır. ¨ Üç tarafı denizlerle çevrilidir. ¨ Önemli ticaret yolları üzerindedir ve iki önemli boğaza (İstanbul ve Çanakkale) sahiptir. ¨ Ekonomik bakımdan gelişmiş Avrupa ülkelerine yakındır. ¨ Petrol bakımından zengin Ortadoğu ülkelerine yakındır. ¨ Sekiz ülke ile kara sınırı vardır. ¨ Farklı kültür ve medeniyetlere beşiklik yapmıştır. ¨ Zengin ve çeşitli tarihi eserlere sahiptir. ¨ Ortalama yükseltisi fazladır (1132 metre). Yükselti batıdan doğuya doğru artar. ¨ Yerşekilleri engebelidir. ¨ Kısa mesafelerde iklim çeşitliliği görülür. ¨ Gerçek alanı ile izdüşümü arasındaki fark fazladır. ¨ Ulaşım daha çok doğu-batı doğrultusunda gelişmiştir. ¨ Akarsu ve göl bakımından zengindir. ¨ Yer altı ve yerüstü kaynakları bakımından zengindir. ¨ Fay hatlarının varlığına bağlı olarak deprem kuşağı içerisindedir. (Yüzölçümünün % 4’ü ile nüfusunun % 2’si 5.kuşakta yer alır.) TÜRKİYE’NİN MATEMATİK KONUMU Dünya üzerinde bir yerin ekvatora ve başlangıç meridyenine uzaklığına göre yerinin belirtilmesine matematik konum denir. Türkiye 36°-42° kuzey paralelleri ile 26°-45° doğu meridyenleri arasında yer alır. Türkiye’nin Matematik Konumunun Sonuçları ¨ En kuzeyi ile en güneyi arasındaki kuş uçuşu uzaklık 666 kilometredir. ¨ En doğusu ile en batısı arasındaki yerel saat farkı 76 dakikadır (19 meridyen vardır. 19x4=76. Türkiye 2 ve 3 no’lu saat dilimleri arasındadır.) ¨ Ardışık iki meridyen arası ortalama uzaklık 85 kilometredir. Orta Kuşakta yer aldığından; ¨ Ilıman iklimler görülür. ¨ Mevsimler belirgin olarak yaşanır. ¨ Güneş ışınları dik açıyla gelmez ve gölge boyu 0 olmaz. ¨ Cephesel yağışların etkisi altındadır. ¨ En kuzeyinde yazın en uzun gündüz, kışın en uzun gece yaşanır (yaklaşık 15 saat). Kuzey Yarım Küre’de yer aldığından; ¨ Gece ile gündüz arasındaki zaman farkı kuzeye gidildikçe artar. ¨ Güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklık azalır. ¨ Güneyden tropikal, kuzeyden kutupsal hava kütleleri etkilidir. ¨ Kuzeyden gelen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler artırır. ¨ Dağların güney yamaçları güneş ışınlarını kuzey yamaçlarına göre daha büyük açıyla alır. TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK KONUMU Bir ülkenin coğrafi konumundan dolayı stratejik, askeri, siyasal, ekonomik güçle dış siyasetini oluşturması ve yönlendirmesidir. Değişmeyen Unsurlar ¨ Kuzey Yarım Küre’de ve orta kuşakta yer alır. ¨ Üç kıtanın birbirine en çok yaklaştığı yerdedir. ¨ Ortalama yükseltisinin fazla olması ¨ Eğimli ve engebeli arazilerin geniş yer tutar. ¨ Üç tarafının denizlerle çevrili olması ¨ İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına sahiptir. ¨ Zengin su kaynaklarına sahiptir. ¨ Aktif fay hatlarının bulunur. ¨ Jeotermal su yataklarının yaygındır. ¨ Ilıman kuşak iklimlerinin görülür. ¨ Dört mevsimin belirgin olarak yaşanır. ¨ Kısa mesafelerde farklı iklim özelliklerinin görülür. ¨ İklime bağlı olarak çeşitli bitki örtüsüne sahiptir. Değişen Unsurlar ¨ Kalabalık bir nüfusa sahiptir (73 milyon 722 bin). ¨ Zengin tarihi eseleri bulunur. ¨ Farklı kültürel değerlere sahiptir. ¨ Geniş tarım alanlarının vardır. ¨ Kıtalar arası ticaretlerin önemli bir kısmının Anadolu üzerinden gerçekleştirilir. ¨ Zengin yer altı ve yerüstü kaynaklarına sahiptir. ¨ Bölgede meydana gelen sorunların çözümünde aktif rol oynar. ¨ Güçlü ordusuyla hakimiyet sürdüğü topraklarda barış ve huzurun teminatıdır. TÜRKİYE’NİN OLUŞUMU Dünyanın oluşumundan itibaren günümüze kadar yaklaşık 5 milyar yıl geçtiği tahmin edilmektedir. Yerkabuğu hakkında bize bilgileri fosiller, maden yatakları, jeolojik amaçla yapılan sondajlar, deprem dalgaları ve sondajlardan elde edilen maddeler verir. Türkiye dünyada en son gerçekleşen Alp-Himalaya orojenezi ile gerçekleşmiş olup bu orojenez kuşağının Akdeniz bölümünde yer alır. Ülkemizde her jeolojik devre ait araziler bulunmaktadır. Türkiye bütünü ile ele alındığında Avusturya kalkanı ile Afrika (Arap Yarımadası)kankanları arasında kalan Tetis denizi içindeki tortullanmanın orojenik hareketlerle yükselmesi sonucunda meydana gelmiştir. Ülkemizde I. Zamana ait araziler mevcuttur. Biga, Menderes, Uludağ, Yıldız, Daday-Devrekani, Kapıdağ, Bitlis ve Kırşehir masifleri buna örnektir (Masif: Paleozik’te oluşan eski kara kütleleridir). II. Zamanda ülkemizde önemli bir hareketlenme meydana gelmemiş, Tetis denizinde biriken tortullar II. zamanın sonlarına doğru hareketlenmeye başlamıştır. Bu hareketlenme III. Zamanda en üst seviyeye çıkmış ve ülkemiz Alp orojenezine maruz kalmıştır. Bunun sonucunda Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar ve volkanik dağlar oluşmuştur. Yine bu devirde Anadolu’daki linyit yatakları ve Güneydoğu Anadolu’daki petrol bölgeleri oluşmuştur. Ülkemiz Tersiyer (III. zaman) ile Kuaterner (IV. zaman)başlarında önemli derecede epirojenik hareketlere maruz kalmış, Kuaterner’de bugünkü görünümünü kazanmıştır. Egeid kara parçasının çökmesiyle birlikte boğazlar oluşmuş, Akdeniz suları ile Karadeniz suları birleşmiştir. Ülkemizde epirojenik hareketlere bağlı olarak birçok çöküntü alanları ve faylanmalar meydana gelmiştir. Ege ve Marmara Bölgesi’ndeki ovalar, Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı, Silifke-Mut depresyonu, Antalya havzası, Göller Yöresi… Türkiye’nin şekillenmesi genel hatlarıyla böyle olmakla birlikte henüz sona ermemiştir. TÜRKİYE’NİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN ÖZELLİKLERİ Türkiye oldukça yüksek, dağlık bir ülkedir (ortalama 1132 metre). Yerşekillerinin engebeli olduğu yerlerde; ¨ Kısa mesafede iklim değişikliği görülür. ¨ Tarım ürünleri ve bitki örtüsü farklılık gösterir. ¨ Akarsuların enerji potansiyeli fazladır. ¨ Bitki örtüsünün az olduğu yerlerde erozyon fazladır. Yükseltisi batıdan doğuya gidildikçe artar. Buna bağlı olarak Doğu bölgelerimizde; ¨ Sıcaklık ortalamaları düşüktür. ¨ Kışlar daha soğuk ve uzun geçer. ¨ Yazlar kısa ve serindir. ¨ Tarım ürünü ve bitki örtüsü çeşitliliği azdır. ¨ Tarım ürünlerinin olgunlaşma süreleri fazladır. Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde dağlar denize paralel uzandığı için; ¨ Denizel iklimin etki alanı azdır. ¨ İç kesimlerde karasallık etkilidir. ¨ İç kesimlere ulaşım geçitlerle sağlanır. ¨ Koy, körfez, doğal liman sayısı azdır. ¨ Falezli kıyılar yaygındır. Ege Bölgesi’nde dağlar denize dik uzandığı için; ¨ Denizel iklimin etki alanı geniştir. ¨ İç kesimlere ulaşım daha kolaydır. ¨ Koy, körfez ve doğal liman sayısı fazladır. ¨ Kıyılarda girinti çıkıntı fazladır. Yerşekilleri sade olan İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde; ¨ Geniş alanlarda aynı iklim hüküm sürer. ¨ Tarım alanlarının oranı fazladır. ¨ Ulaşım kolaylıkla sağlanır. ¨ Yol yapım maliyeti düşüktür. TÜRKİYE’NİN DAĞLARI Türkiye’deki dağlar orojenez ve volkanizma sonucu oluşmuştur. Orojnezle oluşan dağlar kıvrılma ve kırılmaya uğramıştır. Yerkabuğunu oluşturan tabakaların birbirine yaklaştığı yerlerde tortul tabakalar esnek yapıda ise kıvrılarak yükselir. Kıvrılma sonucunda kıvrımın yüksekte kalan kısımlarına antiklinal, alçak kısımlarına senklinal denir. Orojenezin etkili olduğu yerlerde yer kabuğunun sert bölümleri kıvrılamadığı için yer yer kırılır. Kırık hatlarına fay denilir. Fay boyunca bazı kesimler yükselir, bazı kesimler ise çökelerek alçalır. Yükselen kesime horst, alçalan kesime ise graben adı verilir. Kuzey Anadolu Dağları: Anadolu’nun kuzeyinde kıyıya paralel uzanan dağlar Kuzey Anadolu Dağları ve iç sıra dağları olmak üzere iki grupta incelenir. Kıyıda; Küre, Canik, Giresun, Rize ve Kaçkar dağları İç sırada; Köroğlu, Ilgaz, Çamlıbel, Çimen, Mescit, Kop, Akdağ, Yalnızçam dağları Karadeniz Bölgesinde dağlar denize paralel uzandığı için kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım bundan etkilenir. Ulaşım bazı geçitlerle sağlanır. Kuzeydeki birinci sıra ile güneydeki ikinci sıra arasında yer yer uzun çukurluklar bulunur. Burası Türkiye’nin en hareketli deprem kuşağıdır ve Kuzey Anadolu Fay Hattı adını alır. Güney Anadolu Dağları: Anadolu’nun güneyinde uzanan dağ sıralarına Toroslar adı verilir. Batı Toroslar: Akdağ, Bey Dağları, Sultan, Dedegöl ve Geyik dağları. Orta Toroslar: Bolkar dağları, Aladağlar, Tahtalı ve Binboğa Nur dağları. Güneydoğu Toroslar: Buzul ve Sat dağları Doğu Anadolu Dağları: Mercan, Munzur, Karasu-Aras, Allahuekber dağları dağ sıralarının başlıcalarıdır. Nemrut, Süphan, Tendürek, Küçük ve Büyük Ağrı ise volkanik dağları oluşturur. İç Anadolu Dağları: Yükseltisi fazla olmayan ve birbirinden ayrı tek dağlar bulunur. Karadağ, Karacadağ, Hasan Dağı, Melendiz, Erciyes volkanik kökenli dağlardır. Ege bölgesinde kırılma sonucu horst ve graben oluşmuştur. Dağlar kıyıya dik ve doğu-batı doğrultusunda uzanmıştır. Horst alanlar Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın dağları iken graben sahalar ise Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes ovalarıdır. Marmara Bölgesinde Yıldız dağları, Işık ve Koru dağları ile Samanlı dağları ve Uludağ yer alır.
1777db949b3d
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
Akustik Sünger Akustik Sünger Akustik Sünger nedir ilk olarak bunu açıklayalım. Akustik sünger ses yalıtımında, akustik düzenlemelerde, gürültü kontrol ve yankılanma engellemede kullanılan poliüretan köpükten imal edilen sünger tipidir. Akustik süngerler yanmazlık sertifikalı ilgili kurumlarca testlerden başarılı olarak geçmiş ses yalıtım süngerleridir. Akustik süngerler yanmaya karşı yüksek direnç sağlayan ve mükemmel ses yutum değerlerine sahip, yüksek performanslı akustik köpüktür. Ses emici özellikleriyle ses yalıtımı ve akustik düzenleme sağlarlar. Yoğunlukları nedeniyle kolay kolay yıpranmaz ve küflenme, koku yapmazlar. Ses izolasyon süngeri olarakta bilinirler. İçindeki kimyasallar zararlı atık yaratmaz. Sesin yalıtımında ve izolasyonunda kullanılırlar. Akustik uygulama sunger üreticisi ve akustik sünger çeşitleri ses yalıtım hizmetimiz türkiye geneli hizmetimiz vardır. KAVACIK ‘ da bulunan showroomumuzu ziyaret edip ürünlerimize göz atabilirsiniz. 7 çeşit akustik sünger vardır. Bunlar Piramit Sünger, Yumurta Viyol Sünger, Labirent Sünger, Spesiyal Piramit Sünger, Düz Sünger , Bass Trap Köşe Süngeri ve Kare Flexi Süngerdir. Bass trap ve kare flexi sünger hariç diğer süngerler yanmaz süngerlerdir ve kullanım amaçları aynıdır. Akustik Sünger Kullanımı Akustik sünger kullanımında özen gösterilecek bir takım noktalar bulunuyor bunlardan en önemlileri yüksek yoğunluğa sahip olmasıdır. Yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılığıdır şüphesiz nem aldığında küflenmeyecek bir yapıya sahip olması istenen akustik süngerler ile ilgili olarak içeriğindeki yapısal bozulmaların her hangi bir şekilde bozulması ya da mevcut ses yalıtım sisteminin bozulmasının önüne geçilmesi istenmektedir. Ses emme ya da ses yutma gibi özelliklere sahip olan bu ürünümüz günlük yaşantımızda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.Restaurant, sinema, stüdyo, ofis ve akustik kabinlerde yapılacak uygulamalarda kullanılır.
bc1b808662bd
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
AKSARAY ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Aksaray Üniversitesinden: AKSARAY ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Aksaray Üniversitesine bağlı olarak kurulan Aksaray Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına ve bu organların görevlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. MADDE 3 (1) Bu Yönetmelikte yer alan; a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu, b) Merkez: Aksaray Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezini (ASÜBTAM), c) Müdür: Merkezin Müdürünü, ç) Rektör: Aksaray Üniversitesi Rektörünü, d) Üniversite: Aksaray Üniversitesini, e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları Merkezin amaçları ve faaliyet alanları MADDE 4 (1) Merkezin amaçları ve faaliyet alanları şunlardır: a) Üniversitede temel ve uygulamalı alanlardaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerini merkezî bir organizasyon çerçevesinde düzenlemek, b) Üniversite bünyesinde mevcut her türlü araç, gereç ve cihazla birlikte Merkez ile benzer birimler arasındaki ilişkilerde eşgüdümü sağlamak, geliştirmek, güçlendirmek ve bunların AR-GE olanaklarının birimler arası kullanıma açılmasını sağlamak, c) Üniversitenin ilgili birimlerindeki araştırmacıların uygun bir ortamda çalışmalarını gerçekleştirmelerine yardımcı olmak ve Üniversitedeki bilimsel faaliyetlerin kalitesini artırmak, ç) Merkezden diğer üniversitelerin, enstitülerin, araştırma merkezlerinin, teknokentlerin ve sanayi kuruluşlarındaki araştırmacıların da yararlanmasını Merkezin imkanları ve çıkarları gözönünde bulundurularak sağlamak, yapacakları ulusal ve uluslararası projelerde ihtiyaç duyulan test, analiz ve ölçüm isteklerini karşılamak, d) Merkezin çalışma alanına giren konularda ulusal veya uluslararası kurs, seminer, sempozyum, konferans, kongre, eğitim ve öğretim programları düzenlemek, katılımcılara katılım belgesi ve sertifika vermek, e) Özel ve kamu kuruluşlarının ihtiyaç duydukları test, analiz ve ölçüm isteklerini döner sermaye kapsamında karşılamak, f) Sunmuş olduğu test, analiz ve danışmanlık hizmetleri aracılığı ile Merkezin finansal açıdan sürdürülebilir olmasını sağlayan gelir getirici kaynaklar oluşturmak, bu amaçla yerli ve/veya yabancı gerçek ve tüzel kişilerle protokol ve/veya sözleşmeler çerçevesinde anlaşmalar yapmak, g) Merkezin amacı doğrultusunda diğer çalışmaları yapmak. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri Merkezin yönetim organları MADDE 5 (1) Merkezin yönetim organları şunlardır: a) Müdür ve müdür yardımcıları, b) Yönetim Kurulu, c) Danışma Kurulu. Müdür ve müdür yardımcıları MADDE 6 (1) Müdür, Merkezin faaliyet alanı ile ilgili Üniversitenin öğretim üyeleri arasından Rektör tarafından üç yıl için görevlendirilir. Süresi biten Müdür yeniden görevlendirilebilir. (2) Müdürün önerisi ile Merkezin faaliyet alanı ile ilgili Üniversitede görevli öğretim elemanları arasından iki kişi, üç yıl için Rektör tarafından müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Gerektiğinde aynı usulle müdür yardımcısı değiştirilebilir. (3) Müdür, görevi başında bulunmadığı zamanlarda yardımcısını vekil olarak bırakır. Vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni Müdür görevlendirilir. Müdürün görevi sona erdiğinde müdür yardımcılarının da görevleri sona erer. Müdür ve müdür yardımcılarının görevleri MADDE 7 (1) Müdürün görevleri şunlardır: a) Merkezi temsil etmek, Yönetim Kuruluna ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek, b) Merkez çalışmalarının gerektirdiği görevlendirmeleri yapmak, c) Merkezin amaçları doğrultusunda yapılacak çalışmaların düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamak, ç) Merkezin finans kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların en uygun biçimde kullanımı amacıyla girişimlerde bulunmak, d) Merkez laboratuvarlarının maksimum verimle kullanımı ile sağlıklı işleyiş ve çalışması yönünde her türlü tedbiri almak ve uygulamak, e) Her yıl sonunda ve istenildiğinde Merkezin genel durumu ve işleyişi hakkındaki raporunu Yönetim Kurulunun da uygun görüşünü aldıktan sonra Rektöre sunmak. (2) Müdür yardımcılarının görevleri şunlardır: a) Laboratuvarlar arası koordinasyonu sağlamak, b) Görevi başında olmadığı zamanlarda Müdüre vekâlet etmek. Yönetim Kurulu MADDE 8 (1) Yönetim Kurulu, Müdür ve müdür yardımcılarıyla birlikte yedi kişiden oluşur. Yönetim Kurulunun dört üyesi Üniversitenin öğretim üyeleri arasından Merkezden yararlanan akademik birimlerin temsiline de özen gösterilerek ve Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıl için görevlendirilir. Süresi biten üyeler tekrar görevlendirilebilirler. Süresi dolmadan boşalan bir üyelik için veya Üniversite dışında altı aydan uzun süreli görevlendirilenlerin yerine kalan süre için yeni görevlendirme yapılır. (2) Yönetim Kurulu, Müdürün daveti üzerine yılda en az iki kez salt çoğunlukla toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu yönünde çoğunluk sağlanmış kabul edilir. Yönetim Kurulunun görevleri MADDE 9 (1) Yönetim Kurulu, Merkezin yönetimi ile ilgili konularda aşağıdaki görevleri yapar: a) Müdür tarafından hazırlanan yıllık çalışma raporunu değerlendirmek, b) Merkezde yapılacak kurs ve benzeri toplantı faaliyetlerinin mali portresini, satışı yapılacak ürünlerin ve diğer işlerin ücretini belirlemek, c) Eğitim, öğretim ve uygulama amaçlı faaliyetlere katılanlara verilecek sertifika, başarı belgesi ve benzeri belgelerin düzenlenme koşullarını belirlemek, ç) Gerekli yönerge taslaklarını hazırlayarak Senatonun onayına sunmak, d) Gerekli hallerde Merkezin faaliyetleri ile ilgili geçici çalışma grupları kurmak ve bunların görevlerini düzenlemek, e) Danışma Kurulunun görüş ve önerilerini değerlendirerek karara bağlamak, f) Müdürün, Merkezin yönetimi ile ilgili getireceği konuları değerlendirerek karara bağlamak. Danışma Kurulu MADDE 10 (1) Müdür ve müdür yardımcıları, Danışma Kurulunun doğal üyeleridir. Danışma Kurulu; doğal üyeleri ile bilimsel ve teknolojik araştırma ve uygulamalarda bilgi sahibi olan birikim ve deneyimlerinden yararlanılabilecek yükseköğretim kurumu, ilgili meslek kuruluşları, özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşları çalışanları arasından, Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllığına seçilen en fazla on üye olmak üzere toplam on üç üyeden oluşur. Boşalan üyeliklerin yerine kalan süreyi tamamlamak için aynı usulle yeni üye seçilir. Süresi biten üye yeniden seçilebilir. (2) Danışma Kurulu; Müdürün çağrısı üzerine yılda en az bir kez salt çoğunlukla olağan olarak toplanır. Müdür, gerekli gördüğü takdirde Danışma Kurulunu olağanüstü olarak da toplantıya çağırabilir. Danışma Kurulunun görevleri MADDE 11 (1) Danışma Kurulunun görevleri şunlardır: a) Üniversitenin bilimsel ve teknolojik potansiyelinin artırılmasında Merkezin işlevleriyle ilgili olarak her türlü öneriyi dile getirmek ve alınacak tedbirler ile yapılacak uygulamalar hakkında Yönetim Kuruluna görüş bildirmek, b) Merkezin çalışmaları ile ilgili değerlendirmeler yaparak önerilerde bulunmak, c) Merkezin ulusal ve uluslararası bağlantılarını kolaylaştırmak üzere diğer üniversite merkezleri, sanayi ve ilgili kamu kurumları arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlama konularında görüş ve önerilerde bulunmak. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Harcama yetkilisi MADDE 12 (1) Merkezin harcama yetkilisi Rektördür. Rektör bu yetkisini Müdüre devredebilir. Döner sermaye kapsamındaki hizmetler MADDE 13 (1) Merkezin döner sermaye kapsamında verdiği hizmetlerde 5/11/2008 tarihli ve 27045 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Aksaray Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. Personel ihtiyacı MADDE 14 (1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre Rektör tarafından görevlendirilecek personel tarafından karşılanır. Ekipman ve demirbaşlar MADDE 15 (1) Merkezin çalışma amacına dayalı olarak yürütülecek tüm araştırmalar ve hizmetler kapsamında alınan her türlü alet, ekipman ve demirbaşlar Merkezin hizmetinde kullanılır. (2) Merkezin bünyesinde olan alet, ekipman ve laboratuvarların kullanıma sunumlarında ücret talep edip etmeme konusunda Yönetim Kurulu yetkilidir. Uluslararası iletişimde kullanılabilecek isim MADDE 16 (1) Uluslararası iletişimlerde "Aksaray Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASÜBTAM)nin adı, "Aksaray University Scientific and Technological Research and Application Center (ASUBTAM) olarak geçebilir. Hüküm bulunmayan haller MADDE 17 (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır. Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 18 (1) 21/8/2011 tarihli ve 28032 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Aksaray Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 19 (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 20 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Aksaray Üniversitesi Rektörü yürütür.
e77a567026bc
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Yaz gelince hepimiz açık sandaletlerle boy göstermeyi seviyoruz ama maalesef, ayaklarımız vücudumuzun genelde en az bakım yaptığımız bölgesi olur ve her zaman en iyi şekilde görünmez. Üstüne üstlük, nasırlar ortadan kaldırılmazsa ayaklarımızın üstündeki hassas cilt yırtılabilir ve bakterilere daha hassas hale gelebilir. Dolayısıyla kuru, pul pul deri ve nasırlar ortaya çıktıkça düzenli olarak ortadan kaldırılmalıdır. Düzenli pedikür Pedikür, ayaklarınızın güzel ve sağlıklı görünmesini sağlayabilir, derinlemesine ayak bakımı için ilk adımdır. Düzenli ayak bakımı alışkanlığını mümkün olduğunca sık yerine getirmek iyi bir şeydir ama ille de pahalı bir güzellik salonuna gitmeniz gerekmez. Evde kendi kendinize pedikür yapmak da kolaydır ve kendinizi şımartmanın güzel bir yolu olabilir. Ayak tırnaklarınızla başlayın. Eski ojelerinizi çıkarın, ayak tırnaklarınızı en iyi sonuçlar için varsa tırnak makasıyla düz kesin. Bir sonraki adım, ölü deriden kurtulmak ve bunu yapmanın birçok yolu var. Scholl Elektronik Ayak Törpüsü en kolay ve en zahmetsiz yollardan biri çünkü onu sadece açıp birkaç dakika boyunca sert derinin üstünde gezdirmeniz yeterli. Elektronik ayak törpüsünü kullandıktan sonra ayaklarınızı kovaya sokup derinizi yumuşatın. Dilerseniz ayakları yumuşatan formüle sahip bir üründen birkaç damla suya damlatabilirsiniz. Ölü deriyi iyice ovalayın veya keseleyin. Ayaklarınızı son kez durulamadan önce, eski bir diş fırçası gibi sert kıllı bir fırçayla ayak tırnaklarınızdan bütün ölü deriyi çıkarın. Bundan sonra, ayaklarınızı tekrar durulayın ve ayaklarınızı iyice kurulayın. Sonraki aşama en iyilerden! Ayaklarınıza kalın bir tabaka halinde nemlendirici krem sürün. Böylece hem harika hissedecek hem de kan akışını artıracaksınız. Pedikürünüzün bir parçası olarak veya hafta içinde ne zaman ihtiyacınız olduğunu hissederseniz nemlendirici bir krem kullanın. Bitirmek için bir çift çorap geçirip ayaklarınızı sıcak tutun ve cildinizin nemlendiriciyi emmesini bekleyin. Ayaklarınız artık yumuşak ve pürüzsüz. Hep böyle olmaları için mümkün olduğunca sık bir şekilde pedikür yapın veya yaptırın.
e502b81fe61f
[ "c4", "hplt2", "vngrs" ]
Beni yakından tanıyanlar bilir; haber alma konusunda acayip muhafazakâr biriydim; yani illa medyum gazete, televizyon olacak. Muhabirken de televizyona geçme tekliflerinin reddettim ve hep dergi, gazete gibi basılı mecralarda çalıştım. Yıllar yılları kovaladı. Kızı doğurmuşum, beşiğinde sallıyorum telefonum çaldı; benim gibi aşağı yukarı aynı zamanlarda anne olan gazeteci arkadaşım arıyordu: “Ya Ayten Facebook diye bir platform var, uzun uzun vakti olmayan için birebir. İki dakika girip çıkıyorsun. Millet orada fotoğraf falan paylaşıyor. Çok eğlenceli. Sen de girsene.” Fikir kafama yattı çünkü daha kırkı çıkmamış bebeğin kırkına merdiven dayamış, ömrü okumakla geçmiş annesi olarak ne kitap okuyabiliyordum ne de film izleyebiliyordum; ara ara kızım uykudayken ben de pert bir şekilde kendimi yatak-yastığa gömmediysem beşer onar dakikalık vakitlerim oluyordu. Oyalanmak kafa dağıtmak için iyi olabilirdi ve 2007’de bir Facebook hesabım oldu, hâlâ da hesap açık. (Buradaki maceralarım ayrı bir yazının konusu.) İki yıl sonra oğlum doğdu. Bu doğurma aksiyonlarımı yazıyorum çünkü insanı bir tür ‘sebze’ yapıyor. Ne gazete ne gündem; mutlak bihabersin her şeyden. Yine bir gün dersteyim, tabii ki geleneksel gazetecilik öğretiyorum, sıcak haber, öykü haber, haber dili, haber yazım teknikleri, etik vesaire. Öğrencinin biri sözümü kesip “Twitter’da etik nasıl olacak?” diye sordu. “O ne ki la” oldum bir an. Öğrenci de bana, “140 harfte konularla ile ilgili düşüncelerini yazdığın bir eplikeyşın hocam” dedi. Öğrenciyi hınzırca düzelttim: “140 kelime diyorsun, en iyi niyetle sanırım.” Yok be kardeşim 140 harfmiş. Fena halde reddettim, neymiş öyle; kısa kes edebiyatı, hap bilgiler, gün sonunda uzun yazılara tahammülsüzlük, bilgi bombardımanından budalalık hâlleri. Zaten öğrenci derse deftersiz kalemsiz geliyor, tilt oluyorum. (Sınav kağıtlarına gülen işaret çiziyorlar; bir şey değil ‘bi şey’ diye yazıyorlar; ‘yazıyorlar’ diye yazmıyorlar ‘yazıyolar’ diye yazıyorlar. İsyannnn!) Gel zaman git zaman, bitirme tezlerinin danışmanlığı ve jüri üyeliği görevleri verildi bana. Öğrenciler kalkmış tez konusu olarak Twitter diyor, Facebook diyor, LinkedIn diyor, Instagram diyor, Pinterest diyor -henüz o yıllar Vimeo, yok yahut ben duymadım- ne yapalım kuzu kuzu açtım hesapları; üstüne bir de şifreleri kaybettim, birkaç Pinterest hesabım oldu; üstelik bir kez bile kullanmadım. Dijital otobanda gereksiz bir dolu ayak izim oldu. Örneğin, üç tane LinkedIn hesabım var. İkisi pasif ve nasıl kapatacağımı da bilmiyorum. Pasif hesaplarımın irtibat listelerine girmek isteyenlerin gönderdiği istek maillerini her gün silmeyi de alışkanlık hâline getirdim. Ha bu arada aklıma gelmişken ben tam bir Swarm tutkunuyum; hatta Ekşi Sözlük’te, “Foursquare ile aşk yaşayan enerjik insan” yazmışlar benim için. İki yılda 400 kişilik listemi 54’e indirdim; okuma gözlüğü olmadan X yerine OK anlamına gelen simgeye basmışım. Bir check-in’de 72 like aldığımı bilirim ama şimdilerde uygulamayı aktif olarak kullanan, arada bir de olsa like edenleri listemde tutuyorum; hısım akraba dostları bile sildim. Niye seviyorum Swarm’ı çünkü check-in yaptığım yerlerde kara mizah tarzından duygu durumumu paylaşıyorum. Twitter’da paylaşamam orada havalı gazeteci arkadaşlarım var; ne RT yapıyorlar ne FAV yapıyorlar. Facebook’ta paylaşamam duyan işiten insan orada; 5 binlik hesap dolmuş 700 gibi de takipçi var; iki sene önce oturdum başhekimden CEO’suna, çöpçüsünden dönercisine tek tek sildim. Diken’de yazı yazarken; yazılarımı paylaşıyordum; okur ayırmak olmaz diye geleni kabul etmiştim. Şimdilerde 1760 kişi var ki, yüzde 99 tanıdığım; takipçilere ise dokunmadım. Instagram’da paylaşamam çünkü orada aile fotoğraflarımı paylaşıyorum. Swarm’daki kara mizah paylaşımlarımdan iki örnek vereceğim. Yer: Kadir Has Üniversitesi “Öğrencileri doğal haline bıraktık. Starbucks’ta kahve içiyorlar.” “NM305’in yoklama kağıtlarını Starbucks’a bıraktım.” Yer: Arnavutköy Sahili “Ben güneşi tuttum, siz uyuyun.” “Şu anda kim olduğumuzu belirleyen şey, üzerine geçmiş çöreklenmiş gelecekmiş.” Ben şimdi şu dijital kuşakta hangi kuşak olduğumu söyleyeyim de çok gecikmeden. ‘Baby Boomer’ım. 1945-1965 arası Türkiye’nin yüzde 19’u; ‘kuralcı’ takımından yani. Rekabetçi X kuşağına ve yaratıcı Y kuşağına öğretmenlik; derin duygusal Z kuşağına da annelik yapıyorum. Gerçi önümüzdeki dönem Z kuşağı da karşıma öğrencim olarak gelecek. Bu yılki tez jürisinde bile çoğu öğrencinin elinde tez diye bir belge yoktu. “Hocam tezim canlı yayın YouKnow’da bir de Scorp uygulamasında.” (Ne diyorsun annem sen ya!) Snapchat deneyimi Geleneksel biri olduğumu söylemiştim, ancak sadede gelebiliyorum. Benden istenen, 47 yaşında torun sahibi olacak yaştaki biri olarak ‘Snapchat’ popüler mesajlaşma uygulamasındaki çaylak deneyimlerimi yazmam idi. Dönemin başından bu yana öğrencilerim benim için iki kez hesap açtı bu uygulamada. İkisinde de bocaladım ve kapattım. Zor geldi, şifrelerini de kaybettim doğal olarak. İki hafta önce yine girdim. Yine acayip karmaşık buldum; sizin deyiminizle hiç ‘user friendly’ değil. Aksine kasıt var bu işin içinde gibi geldi bana. Ebeveynlerin çocuklarının neler karıştırdığını görmemesi için biz yaştaki teyze ve amcalar kolayca girmesinler diye karmaşık yapmışlar, sanırım. İlk foto paylaşımım annemin Tekirdağ’daki evinin tuvaletinin penceresinden gördüğüm günebakan tarlası oldu. Ne feci! Hiçbir görsel efekt koyamadan, not ekleyemeden hovardaca gönderivermek. Ben ki yazıyı, görseli her şeyi iyice tasarlamalıyım, edit etmeliyim; öylece avucumun içinden yayına girdi abuk bir foto. İkinci denemem vapurda okula gelirken oldu. Ortaköy Cami’ni gördüm; çektim. Ekranda ‘Happy Ramadan’ gibi bir görüntü çıkıverdi. Elim ayağım birbirine girdi; onu da paylaşmışım. Neyse artık bir videom bile var. Popülaritem 34. Arkadaş sayım sanırım 25. Arkadaşlarımın yaş aralığı 19’dan 69’a kadar geniş yelpazede. (Yaşlıları yanlışlıkla ben davet etmişim, onlar da kabul edip, uygulamayı indirmişler, şimdilerde abuk abuk pabuç fotoğraflarını falan paylaşıyorlar. Görmelisiniz yani.) Öğrencilerimin arasında popüleritesi 16 bin olan var; onlar için sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Ömrü dijitalde geçiyor; her anını paylaşma hâli; anda kalamama hâli; cık cık pek yazık. Sosyalleşeyim derken yalnızlaşıyor belki de. Son bağlamda Snapchat’i sevdim. Kızım şu an 8,5 oğlum da 6,5 yaşında; onlara da eğlence oldu bu uygulama. Her gün bir şey öğreniyorum. Bana mesaj yazanları günlerce sonra gördüm. Kızımla oğlum da uygulamanın özelliklerini öğretiyorlar. Örneğin, yazı barını aşağı yukarı çekebiliyormuşsun. Mesela fotoğraf, videoyu 1 ila 10 saniye arasında da paylaşabiliyormuşum. Gördüğünüz üzere ‘user’ım; belki bir gün ‘maker’ olurum; belki de yetmişime gelmeden ‘hacker’ olur muyum bilmiyorum ama bildiğim şu ki bu yeni medya dünyasının öğretmeni öğrenci, öğrenciyi de öğretmen yaptığı. İletişimde kalmak üzere, selam eder büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim.
99a158e9714f
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
16 Şubat 2016 Salı Edirne Belediyesi Edirnespor Mersin BŞB Maçıyla Zorlu Viraja Giriyor 22 Ocak 2016 Edirne Belediyesi Edirnespor Mersin BŞB Maçıyla Zorlu Viraja Giriyor Levent Takan Yer aldığı Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde zor günler geçiren Edirne Belediyesi Edirnespor ligin ikinci yarısının üçüncü, sezonun 16.maçında deplasmanda bu sezonun flaş ekiplerinden Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne konuk oluyor. 24 Ocak Pazar günü Mersin Edip Buran Spor Salonu’nda oynanacak maçın başlama saati 14.00. Maçın internet üzerinden de yayın yapan Mersin Sun TV’den (www.sunrtv.com) canlı yayınlanma olasılığı bulunuyor. Ligin ilk yarısında Edirne’de oynanan karşılaşmayı Edirne ekibi 71-63 kaybetmişti. Edirne Belediyesi Edirnespor ligin ikinci yarısında önce Fenerbahçe ile Edirne’de karşılaşmış, sonra deplasmanda İstanbul Üniversitesi ile oynamıştı. Sarı-kırmızılılar her iki maçtan da mağlubiyetle ayrılmıştı. Tehlike Çanları Çalıyor Ligde 4 galibiyetle düşme hattında bulunan Edirnespor’da tehlike çanları çalmaya başlamış durumda. Konuyla ilgili geçtiğimiz hafta kaybedilen İstanbul Üniversitesi maçının ardından kulübün sosyal paylaşım hesaplarından gerek yönetim kurulu gerekse başkan imzalı açıklamalar yapılmıştı. Yönetim kurulu imzalı açıklamada; “Bir Mağlubiyetin Anatomisi… 15 haftayı geride bıraktığımız KBSL’de maalesef 11. Mağlubiyetimizi aldık. Eurocup Fransa seyahatinin yorgunluğu ne yazık ki farklı yenilginin bahanesi olarak kabul edilemez. Pekçok takım aynı koşullarda mücadelelerine devam etmekte. Oyuncularımızın pek çoğu maç esnasında telafisi mümkün olmayan hatalar yaptılar. Zorlu lig mücadelemizde geldiğimiz nokta beklentilerimizin çok altında olduğu için takımda Yeniden Yapılanma konusunda bütçemiz doğrultusunda hamleler planlamaktayız. Alınan bu mağlubiyet için maçlarımızda deplasmanlarda dahi destek veren tüm taraftarlarımızdan özür dileriz. Hataların telafisi en kısa zamanda gerçekleştirilecektir” denilirken kulüp twitter hesabından da alınan mağlubiyet ile ilgili olarak teknik heyet ve oyuncuları şu satırlarla uyarılmıştı “Malesef bugün beklenmeyen yenilgi alınmıştır. Teknik heyet ve oyuncularımız şapkayı önlerine koyup düşünmek zorundadır”. Yeniden Yapılanma Merak Ediliyor Şimdi ligde 15 hafta sonunda sadece 4 galibiyete ulaşılmış olması ve düşme hattından bir türlü uzaklaşılamamış olması ve Edirnespor yönetim kurulu tarafından açıklanan YENİDEN YAPILANMA’nın nasıl olacağı basketbolseverler ve taraftarlarca merakla bekleniyor. Bu merak özellikle, ligde artık yerli oyuncu transferinin 8 Ocak itibarıyla sona ermesi, bunun Türkiye’de her hangi bir kulüpte oynayan veya sezon başında başka bir kulüpte lisansı çıkarılan ama şu anda boşta olan yabancılar içinde geçerli olması nedeniyle oyuncu bazında nasıl bir yeniden yapılanma olacağı daha da artıyor. Transfer statüsüne göre bu andan itibaren 18 Mart tarihine kadar sadece yurt dışından gelecek yabancı ve yurtdışından gelecek Türkiye’de sözleşmesi olmayan Türk sporcuların sözleşme imzalama hakkı bulunuyor. Bu nedenle Edirnespor’un nasıl bir yeniden yapılanmaya gideceği merakla bekleniyor. Bir antrenör değişikliğine mi gidilecek? Yoksa mevcut yabancılardan bir kaçı gönderilip yerlerine yeni yabancılar mı alınacak? Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Özellikle bu hafta deplasmanda oynanacak Mersin BŞB ve onun ardından Edirne’de oynanacak olan Adana BOTAŞ maçı bu konudaki kararlarda belirleyici olacak gibi duruyor. Edirne temsilcisinin bu hafta deplasmanda karşılaşacağı Mersin BŞB geçtiğimiz haftayı 71-67 Fenerbahçe mağlubiyeti ile kapamıştı. Bu yıl gerek yaptığı transferler gerekse ligde aldığı sonuçlarla gözleri üzerine çeviren Mersin ekibinin ligde 15 hafta sonunda 10 galibiyeti bulunuyor ve 5.sırada yer alıyor. Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Lig 15 Hafta Puan Durumu Alıntı: http://www.mackolik.com/Basketball/Standing/Default.aspx?id=2 16.Hafta maçları: 23.01.2016 Saat: 16.00 İstanbul Caferağa Spor Salonu B.G.D.-Hatay Bşb. 23.01.2016 Saat: 14.00 Adana Adnan Menderes Spor Salonu Botaş – Fenerbahçe 23.01.2016 Saat: 15.00 İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu Galatasaray-Adana ASKİ 23.01.2016 Saat: 14.00 Samsun Hasan Doğan Spor Salonu Samsun Canik Belediye – Abdullah Gül Üniversitesi 24.01.2016 Saat: 14.00 Mersin Edip Buran Spor Salonu Mersin Bşb. – Edirne Bld. Edirnespor 24.01.2016 Saat: 14.00 Ordu Durugöl Spor Salonu Orduspor Sportif F.A.Ş. - İstanbul Üniversitesi 24.01.2016 Saat: 16.00 İstanbul Beşiktaş İntegral Forex Arena Beşiktaş -Yakın Doğu ÜniversitesiAlıntı: http://www.edirnebasket.com Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
56ca88c6c733
[ "culturax", "hplt2" ]
Adımlar: - Doğum kontrol ürünlerine devam edilmemeli Bazı doğum kontrol yöntemleri uzun süreli etkisini devam ettirmektedir. Aylar süren etki dikkate alınarak uzun süre önce kullanım durdurulmalıdır. - Sağlıklı yaşama dönmeli Kilonuzu sağlıklı, sporunuzu düzenli, yiyecekleriniz sağlıklı ve kendinizi de stres de uzak tutmalısınız. Hastalıklar ve stres, yumurtlama dönemine etki etmektedir. Zararlı toksinler hamileliğe negatif etki eder. • Partnerler dengeli beslenmeliler, anti toksidan içeren yiyecekler tercih etmeliler (meyve, sebze), vitaminler ve az deniz ürünü tüketmeye dikkat etmeliler. Bir çok çift bu dönemde organik yiyecekler tüketiyorlar. Kadınlar B vitamini takviyesi almalı. • Gebe kalma öncesi çiftlerin hayat tarzlarındaki tüm detayları doktorları ile paylaşmalıdırlar. Çiftlerden herhangi birinin hamileliğe zarar verebilecek herhangi bir sorunun doğmamış bebeğe teşkil edecek olma durumu tedavi edilmelidir. • Sigara bırakılmalıdır. Tütünün tüm etkileri sperm ile birlikte etkileşip, yumurtaların birleşmesine engel olabilir. Sigara sperm sağlığını-sayılarını azaltır. Ayrıca sigar içilen ortamlarda bulunmak da zararlıdır. • Düzenli uyku. • Kafein kullanımını bırakmak (azaltmak). Çalışmalar gösteriyor ki; 200 mg dan fazla günlük tüketilen kafein (yaklaşık 2 bardak kahve, asitli içecekler, çay vb.) hamileliğin ilk 3 ayında düşük yapma olasılığına sebebiyet verebiliyor. - Her ay ilk regl dönemi ve süresi kaydedilmeli • Eğer sürekli 28 günde bir regl dönemin yaşanıyorsa, normal olarak yumurtlama döneminin regl döneminden 14 gün önce oluşması gerekmektedir. • Eğer regl dönemi 28 günden uzun sürede gerçekleşiyorsa, yaklaşık 18 gün önce yumurtlama dönemi gerçekleşir. • Regli dönemleri tutarsız ise (uzun sürede yada kısa sürede gerçekleşen regl) bu yöntem dikkate alınmamalı. - Basal vücut ısısını günlük ölçülüp kaydedilmeli Vücüt ısısının günlük ölçülmesinde kadın rahat bir durumda iken gerçekleştirilmelidir. • Basal vücut ısısı vajina içinden ölçülerek, her gün bilgisayarınızda grafik ile de görebileceğiniz şekilde kaydını tutabilirsiniz. • Yükselen dereceye bakıldığında yükselme ile birlikte yumurtlama döneminin en yüksek olduğu bilinen dönemdir. - Rahim yolundaki akıntıların günlük gözlenmeli Adet başlangıç döneminde, seyrek olmayan, yapışkan, yoğun akıntılar çok olduğu zaman yumurtanın beyaza benzediği, spermlerin yumurtaları tam yakalayacağı dönem olarak bilinir. Akıntının durumunu, ellerinizi yıkayıp eliniz yada tuvalet kağıdı ile vajinanızı açarak rengini ve kıvamını inceleyebilirsiniz. • Rahimdeki akıntılar yumurtlama dönemini destekler. Hijyenik ürünler, duş veya banyo bu durumu azaltabilir. • Eğer rahatsız hissetmeyecekseniz elleriniz temizken iki parmağınız ile vajinanızı açarak akıntının durumunu kontrol edebilirsiniz. Regl döneminiz de gecikme olduğunda, evde test uygulayabilirsiniz. Pozitif durumunda, kan testi için doktorunuz ile görüşüp asıl sonucu sonu öğrenebilirsiniz.
c5cf47d2d041
[ "c4", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Kira Parası İçin Verilen Senet KİRA PARASI İÇİN VERİLEN SENET • İSPAT KOŞULU ÖZET: Davacı kiralayan, davalıya birikmiş kira bedellerini ödemesi hususunda ihtarname çekmesine rağmen ödenmediği için tahliye davası açmış; davalı kiracı da kira bedellerinin ödenmesinin senede bağlandığı savunmasında bulunarak altı adet bono ibraz etmişse de, bunlar savunmasını kanıtlayacak nitelikte bulunmadığından kendisine, yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatılması gerekir. Y.HGK E: 2010/6-153 K: 2010/232 T: 28.04.2010 (…Uyuşmazlık temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde temerrüt nedeniyle kiralanın tahliyesini istemiştir. Davalı savunmasında kira bedellerinin senede bağlandığını savunmuştur. Mahkemece bu savunmaya değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 260. Maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta göz önünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül halinde gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir. Olayımıza gelince; Davalının 15.04.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu ve kira miktarının aylık 350 TL olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı davalıya 07.01.2005 tarihinde tebliğ ettirdiği ihtarname ile Aralık 2007 ve Ocak 2007 ayları kiralarının tahsilini istemiştir. Davalı kira bedellerinin senede bağlandığını iddia etmiş ise de bu konuda yazılı delil getirememiş ve yemin deliline de dayanmamıştır. Bu durumda kiraların senede bağlandığı iddiasının kanıtlanamadığının kabulü gerekir. Mahkemece işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…) Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Davacı; 15.04.2004 başlangıç tarihli veğ bir yıl süreli kira sözleşmesiyle ve aylılk 350 TL kira bedeliyle mecurda oturan davalıya, Aralık 2004 ve Ocak, Şubat, Mart 2005 ayları kira bedellerini ödememesi nedeniyle ihtarname keşide etmesine rağmen ihtarnamenin tebliğini müteakip verilen otuz günlük sürede kira bedellerini ödemediğini ve bu suretle temerrüde düştüğünü ileri sürerek, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; 15.04.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle mecurda kiracı olduğunu ve kira miktarının aylık 350 TL. kararlaştırıldığını kabul etmiş, ancak kira bedellerinin bankaya yatırıldığını, diğerlerinin de yatırılacağını bildiği halde kötü niyetle ihtarname keşide etmek suretiyle tahliye davası açtığını cevaben bildirmiştir. Böylece, taraflar arasında aktedilen 15.04.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak, davalının aylık 350 TL. kira bedeli karşılığında mecurda kiracı olduğu, uyuşmazlık konusu değildir. Davalının savunmasına konu ettiği, kira bedellerinin bağlanıp bağlanmadığı, uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Mahkemenin “davalının aylık 350,00 TL olan her bir kira bedeline karşılık davacıya ayrı bir senet verdiği, elinde kambiya vasfına haiz senet bulunan davacının kira bedelinin ödenmediğinden bahisle temerrüt sebebiyle tahliye davasını açamayacağı, bono vasfındaki senetlerin Türk Ticaret Kanunu kapsamında kıymetli evrak mahiyetinde olduğu, bonoların teminat fonksiyonunun yanı sıra ödeme fonksiyonlarının da bulunduğu, davacının vade tarihinden önce her vakit bu senetleri tahsil için icraya koyabileceği gibi, ciro yoluyla 3. Kişilere temlik etmesinin de mümkün olduğu” gerekçesiyle “davanın reddine” dair verdiği karar, Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Bilindiği gibi, davanın çözümlenmesine etkisi olan bir vakıanın ispatı için, ispat yükü kendisine düşen tarafın diğer tarafa teklif ettiği yemine, taraf yemini veya kesin yemin denir (HUMK m. 344). Hakim tarafından re’sen teklif edilen yemin (HUMK m. 355-362) karşıtı olarak kullanılan taraf yemininde, yemin teklifini taraflardan biri diğerine yapmaktadır. Bu cümleden olarak, yemin teklifini ispat yükü kendisine düştüğü halde iddiasını veya savunmasını başka delillerle ispat edememiş taraf yapar. Bu halde, ilk önce diğer delillerin incelenmesi ve bunlar ile iddia veya savunma ispat edilememişse ancak bu takdirde yemin deliline başvurulması gerektiği kuşkusuzdur. Eş söyleyişle, diğer delilleri ile birlikte yemin delilini de bildirmiş olan taraf, diğer delillerle iddia veya savunmasını ispat edemezse, o zaman kendisine yemin teklifi hakkı kullanılmalıdır. Kuşkusuz, kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf, bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline başvuru hakkının varlığı ile mümkündür. Yasal olarak kullanılma hakkı bulunmayan bir hakkın varlığının mahkemece hatırlatılması da düşünülemez. Yemin deliline dayanılabilmesi de ancak, ya tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları veyahutta uygulamada kabul edildiği şekliyle sair deliller ifadesine yer vermeleri ile olanaklıdır. Somut olayda; taraflar arasında akdedilen 15.04.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kira bedellerinin senede bağlandığı hususunda bir ibare bulunmadığı ve bu konuda taraflar arasında ayrıca yazılı bir belge de düzenlenmediği, Özel Daire ile Yerel Mahkemenin kabulünde olup, çekişme dışıdır. Davalı tarafça ibraz edilen 01.06.2004, 01.07.2004, 01.08.2004, 01.09.2004, 01.10.2004, 01.11.2004 vade tarihli altı adet bono fotokopisinden, bono bedellerinin uyuşmazlık konusu dönemi kapsamadığı gibi, kira sözleşmesiyle bağlantısı bulunduğunun açıkça anlaşılmaması karşısında, davalının savunmasını yazılı delille kanıtladığından söz edilmesi olanaklı değildir. Kira bedellerinin senede bağlandığı savunmasında bulunan davalının, bu olguyu ispat yükümü bulunmaktadır. Alacak miktarı da nazara alındığında davalının bu savunmasını; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288, 289, 290. Maddeleri gereğince, kesin dedillerle ispatı gerekmektedir. Az yukarıda da açıklandığı gibi; yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır. Sonuç itibariyle, kira bedellerinin senede bağlandığı iddiasını yazılı delille kanıtlayamayan davalının, cevap dilekçesinde “yemin” deliline dayandığı göz önünde tutularak; davalı yana, davacıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, davalı yana, kira bedellerinin senede bağlandığı hususunda, davacıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması ve sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı, bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçeyle HUMK’un 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
fde4e17791c4
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Stres, yorgunluk, uykusuzluk göz altı morluklarının en önemli sebeplerindendir. Ancak bunun dışında uzun süre bilgisayara bakmak, güneş ışığına maruz kalmak, alerji sinüzit benzeri hastalıklar, kötü beslenme, regl ve hamilelik dönemleri, yaşlanma ve kalıtsal olarak göz altı morluklarına sahip olabiliriz. İşte bu koyu renkli halkalardan kurtulmak için bir kaç yöntem: - Uyku düzeni çok önemlidir. Günde en az 8 saat uyku uyumalıyız. Gece 12den sonraki uyku çok önemli. 12den önce yatmalıyız. - Su içmek de göz altı morluklarını azaltır. Günde en az 8 bardak su içtiğimizde göz altındaki morarmalara neden olan kılcal damarlardaki toksinlerin temizlenmesini hızlanacaktır. - E ve C vitaminleri de göz altındaki morluklarının geçmesine yardımcı olur. C vitamini vücutta depolanmadığından az ve sık olarak tüketmek gerekir. - İçtiğimiz poşet çayları çöpe atmak yerine, soğuduğunda göz çevresinde 10-15 dakika bekletmek gözlerimizi rahatlatacaktır. - Gözlerimize soğuk salatalık halkaları koyduğumuzda kan akışı yavaşlayacak ve bir süreliğine göz halkalarımızdan kurtulmuş olacağız. - Göz altı morlukları için bir de maske tarifimiz var : Yarım patatesi rendeleyip suyunu bir kaseye döküyoruz. Kasedeki patates suyu kadar üzerine limon suyu ekliyoruz. 2 damlada gül yağını kaseye döküp karıştırıyoruz. Göz ucundan başlayıp göz pınarlarına doğru dairesel hareketlerle maskemizi uyguluyoruz. 1-2 dakika bekledikten göz altlarımızı temizliyoruz.
c6e9e643b110
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
32 Farklı Işıltı Saç Modelleri ve Işıltı Attırma Fiyatları 2016 yılında saçlarınıza ışıltı attırmak istemez misiniz? Evde ışıltı nasıl atılır? Işıltı saçlarınıza zarar verir mi? Saç ışıltı fiyatları nedir? Saçlarınıza ışıltı attırmak için saçlarınızın illa sarı tonlarında olması gerekmez. Şuandaki saç renginiz ne ise bir iki ton açık rengi ince ince tutam şeklinde ışıltı atılarak saçlarınızda zarif, tarz bir görüntü oluşturabilirsiniz. Bu senenin modası kumral ve kahverngi tonlarındaki saçlara ışıltı attırmak. Tabiki sarı saçlarda moda. Galerimizde derlediğimiz ışıltı saç modellerine göz atabilirsiniz. Işıltı nasıl atılır? nasıl yapılır? Örnek olarak kahve tonlarında saçlarınız için bir kutu sarı tonlarından bir boya seçin ve saçlarınızı balyaj yaparak tutam tutam at kuyruğu şeklinde 5-6 yerden yapın. Bu tutamlara uçlarına doğru boya sürerek aliminyum folyo ile sararak bu tutamları sarın ve saçlarınızı 20 ile 50 dk arası boya saçınızda kalsın ve daha sonra yıkayınız. Örnek olarak saçlarınız bakır ama uçlarına sarı renk ışıltı attırmak istiyosanız ve saçlarınızda açıcı var ise ve üst kısımlarında değiştirerek sarı renge uygun bir renk yapmak isterseniz size önerimiz dore saç rengi tonlarından kaşlarınızın rengine uyum sağlayacak bir renk seçmeniz gerekir. Işıltı işlemi saçınızı yıpratacağından sonrasında güzel bir bakım uygulamanızı tavsiye ederiz. Eğer siyah saçlarınızdan sıkıldıysanız ve beyaz tenliyseniz sizlere bu sene modası kızıl kahve veya koyu karamel tonlarını tavsiye ederiz. Saçlarınız çikolata kahve, koyu kumral, bakır ve kahve tonlarında ise beyaz tenliyseniz ve ışıltı yaptırmak isterseniz size renk olarak tavsiyemiz bal köpüğü veya bal sarısı tonlarını seçebilirsiniz. Koyu kumral ışıltı attırmak isterseniz size tavsiyemiz ballı bisküvi saç rengi ve bal köpüğü saç rengi olacaktır. Buğday tenli ve renkli gözlere sahipseniz ve doğal bir görünüm elde etmek isterseniz saç renginizin bir ton açık rengini ışıl olarak deneyebilirsiniz. Işıltı saça zarar verir mi? Her zaman saç boyatmak tabiki de zamanla saçlarınızda kuruluk ve saçlarınızda yıpranma gibi etkiler doğurur. Çoğu boya hidrojen peroksit içerir. Bu madde kimyevi reaksiyon sonucu boya saç teline nüfüz eder ve saçlarınızda pigmentlerin renk değiştirmesini sağlar. Doğal ve sağlıklı saçınızda boya biraz da olsa yakma yapar, saçlarda kırık ve kopma yapabilir. Alerji riski vardır boya tarzı ürünleri kullanmadan önce test yapmanızı önermekteyiz. Bazı kişiler hassas olmakta ve alerjiye maruz kalmaktadırlar. Saç ışıltı fiyatları? Saçlarınıza ışıltı attırmak, saç ışıltı fiyatları kuaförüne ve mekanına göre 80 ila 500 tl arasında fiyatlara sahiptir. 2016 Saç ışıltı renkleri ve modelleri galerimiz; Bir önceki yazımız olan Karamel Kahve Saç Rengi Ve Modelleri 2017 başlıklı makalemizde karamel kahve saç rengi hakkında bilgiler verilmektedir.
5031f026cb80
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
İSTANBUL - Alışveriş merkezlerini saran outlet furyası, otomotive de sıçradı. Doğuş Otomotiv’in ikinci el araç satış şirketi Doğuş Oto Değerlendirme (DOD), Türkiye’nin ilk otomotiv outletini açacak. Önümüzdeki ay Şekerpınar’da açılacak olan tesis, ABD’deki modeller örnek alınarak hayata geçiriliyor. Firma şehir dışına taşınarak arsa, ofis gibi maliyetlerden elde edeceği tasarrufu fiyatlara yansıtacak. İstanbul Ataşehir’deki tesisini de kapatıp Şekerpınar’a taşıyacak olan DOD’un İstanbul içinde sadece Esenyurt’ta ofisi kalacak. Esenyurt’a göre Şekerpınar’daki araç fiyatları yüzde 2 ila 4 daha ucuz olacak. Yaklaşık 250 bin euro seviyesinde bir yatırımla hayata geçecek olan DOD Outlet Şekerpınar’da ağırlıklı küçük ve orta sınıf araçlar satılacak. Tesis 3 bin metrekare büyüklüğe sahip olacak. DOD Genel Müdürü İlhami Eksin farklı marka, model ve yaşta 300’den fazla aracı satışa sunacaklarını söyledi. Şekerpınar’da başarılı olmaları durumunda hem Doğuş hem de diğer şehirlerdeki DOD yetkili satıcıları olarak outlet mağazalarını çoğaltacaklarını anlatan Eksin, “2010’da 12 bin 500 olan 2. el satışlarını bu yıl yüzde 40 artırarak 17 bin 500’e çıkaracağız” dedi. Türkiye’de 2010 yılında ikinci el binek ve hafif ticari pazarı yaklaşık 1,5 milyon adet seviyesine ulaştı. Bu yıl da pazarın gelişmesi ve operasyonel filo kiralamadan dönecek araçlardan oluşacak büyük hacimlerle sayının 1.5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yılın başından itibaren kurdaki yükseliş nedeniyle artan sıfır km araç fiyatları 2. ele de yansıdı. Yılın ilk çeyreğinde fiyatlarda ortalama yüzde 4 artış oldu. Ayakli Rehber
d5a2ce568b0b
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
14 Mart 2009 Tıp haftası etkinliklerimizin sonuncusu olan 14 Mart Tıp Balosu yaklaşık üçyüz kişinin katılımı ile Armada Balo Salonunda saat 19:00 da gerçekleşti.Balomuza sayın valimiz,Rektörümüz,Dekanımızda katılarak bizleri onurlandırmışlardır.Balomuzu coşku içinde kutlamamız için katılanlara ve destek verenlere teşekkür ederiz.Ayrıca balomuzda odamız bünyesinde kurulmuş Burs Komisyonumuz ve oda yönetim kurulumuzca öğrencilerimize burs vermek amaçlı bir hediye çekilişi düzenlenmiş olup,toplanan meblağ dokunulmadan burs komisyonu burs hesabına aktarılmıştır.Burs konusunda destek veren herkese teşekkürlerimizi sunarız.
85d5751ef1e7
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Evde boş bir şekilde zaman geçirmek istemiyor ve para kazanmak istiyorsanız evde kutu katlama işi tam size göre olabilir. Bu sayede boş zamanlarınızı değerlendirebilir ve aile bütçenize katkıda bulunabilirsiniz. Evde kutu katlama işi ile çeşitli organizasyonlarında kullanılmak üzere gerekli olan kutuları katlayabilir ve kısa bir süre önemli gelirler elde edebilirsiniz. Evde kutu katlama işi için gerekli olan malzemeleri alışveriş merkezlerinden veya etrafınızdaki marketlerden temin edebilirsiniz. Bu kutuları zaman içerisinde daha hızlı bir şekilde katlamanız da mümkün. Evde kutu katlama işini tüm gün boyunca yapabilirsiniz. Bu iş özellikle öğrenciler için çok uygun bir iş olabilmektedir.
b77f52e9697c
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Son zamanlarda ev hanımlarına bir çok iş veriliyor.Evde yapılacak işler sayesinde,pek çok ev hanımı evinde çalışarak para kazanıyor.İşte bu işlerden biri de nikah şekeri olup,ev hanımlarına evde nikah şekeri işi veren firmaları sayfamızda bulabilirsiniz.Evde boş oturmaktan mı sıkıldınız?Yoksa artık eşinize destek olmak mı istiyorsunuz?Her ikisi için de bir çözüm yolu var.Evde nikah şekeri işi yaparak hem boş zamanlarınızı değerlendirecek,hem de eşinize destek olacaksınız.Üstelik ister tek başınıza,isterseniz de ekibinizi kurarak bu işi yapabilirsiniz.Oldukça karlı olan nikah şekeri işi,hem çok kolay hem de oldukça karlı bir iştir.Evlere nikah şekeri işi veren firmalar başta Ankara olmak üzere;İstanbul,Bursa,İzmir,Antalya ve daha bir çok ilde bulunuyor.Siz de hangi şehirde olursanız olun tek bir ilan ile aradığınız işi bulabilirsiniz.Ailenizin geçimine yardımcı olmak için artık beklemeden sayfanın altındaki yorum bölümünden iş ilanlarınızı verebilirsiniz.Aynı zamanda evlere nikah şekeri işi veren firmalar da iş ilanlarını ücretsiz olarak yayımlayabilirler. EV HANIMLARINA NİKAH ŞEKERİ İŞİ VERİLİR Evde çalışmak isteyenlere iş fırsatlarımız devam ediyor.Evinde nikah şekeri yaparak para kazanmak isteyen herkes başvuru yapabilir.İletişim için:evlereis@windowslive.com adresine mail atabilirsiniz. İSTANBUL VE ÇEVRESİNE İŞ VERİLİR İstanbul Alibeyköy ve çevresinde oturan bütün ev hanımlarına evde nikah şekeri işi verilecek.Sürekli çalışacak ve verilen işi zamanında teslim edecek bayanlar başvuru yapabilirler.İrtibat tel:0537 793 93 54
35eecb211f74
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından organize edilen Ünilig Kış oyunları kapsamında slalom ve büyük slalom kategorilerinde gerçekleştirilen Alp Disiplini yarışlarının ilk günü slalom müsabakaları ile tamamlandı. 43 bayan, 66 erkek olmak üzere toplam 109 sporcunun mücadele ettiği yarışları 89 sporcu tamamlamayı başardı. Saat 09.30’da Palandöken Kayak Tesisleri’nde başlayan Slalom Alp Disiplini yarışlarını erkeklerde Kars Kafkas Üniversitesi’nden Levent Taş 34.69 saniyelik süresiyle birinci tamamladı. Erkek klasmanında 2. ve 3. olan sporcular ise Atatürk Üniversitesi’nden çıktı. Halit Seylan 35.77’lik derecesi ile ikinci olurken, Ersin Beydüz 36.05 ile üçüncülüğü elde etti. 29 kadın sporcunun tamamladığı kadınlar klasmanında ise en iyi dereceyi elde eden sporcu 44.09 saniye ile Erciyes Üniversitesi öğrencisi olan Ferziye Pınar oldu. İlk günün yarışlarında Yeditepe Üniversitesi’nden Ezgi Özçelikel 45.51’lik derecesiyle ikiciliği elde ederken, Koç Üniversitesi’nden Alara Ayyıldız 46.28’lik süresi ile üçüncü sırada yer aldı.
68aad51aee98
[ "c4", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Adaletli hizmet, yasal çözüm Kat malikleri ya da kiracılardan aidat ve avans ödemelerini aksatanlar hakkında yasal işlemlerin yapılması. Ortak alanlara ilişkin ortaya çıkabilecek hukuki problemlere müdahale edilerek çözüm bulunması. Personele ilişkin çalışmalarda ortaya çıkabilecek hukuki ihtilafların çözüme kavuşturulması. Mal ve hizmet alım sözleşmelerinin mevzuata uygun olarak yapılmasının sağlanması. Genel kurul toplantı ve kararlarının mevzuata uygunluğunun sağlanması. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun yöneticiye verdiği yetkiler doğrultusunda tüm hukuki işlemlerin bedelsiz olarak yerine getirilmesi. Detaylar: Sitelerde yönetimsel anlamda uzlaşılamayan durumlarda ve yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde, Kat Mülkiyeti Hukuku, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku ve ilgili yasa hükümleri uygulanır. Bu kapsamda TİMTAŞ YÖNETİM tarafından aşağıdaki hukuki hizmetler verilmektedir.
c63a324aa8bc
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Avrupa'daki Müslüman topluluklar açısından son derece hassas bir dönemin yaşandığı aşikar. Kendi kaderine hakim olmayan toplulukların yaşadıkları acılara tarih daima şahit olmuştur. Bu tür topluluklar bazen tarih sahnesinden adeta silinmişlerdir. Arkalarında fosilleri kalmış bu toplulukları hatırlayanlar ne kadar vurdumduymaz, bencil ve gününe yabancı olduklarının ortak özellikleri olduğunun farkına varırlar. Avrupa'daki Müslüman toplulukların motor gücü Türklerdir. Buna da Tarih şahit gösterilebilir. Türkler hasta ise Müslüman Topluluklar ölüme mahkumdurlar. Bunu söylerken milliyetçi bir bakış açısıyla söylemiyorum. Diğer topluluklara ait son derece yetenekli temsilcileri de göz ardı etmiyorum. Türklerin küresel bakışı ve pratik eylem anlayışının diğer topluluklarda olmadığını gözlemliyorum. Kilit noktanın organize olabilme yeteneğinde geçtiğini söylemektir arzuhalim. Temel Demokratik haklarını kullanmak için Türk Hükumeti tarafından ele alınan düzenleme, Avrupa'daki Türk toplumunu Avrupalı Türk olma niteliğinden maalesef uzaklaştırdı. Sosyolojik dönüşümün iz düşümlerini iyi analiz edemeyen politikacıların bu durumda sorumlulukları vardır. Ana vatanlarına bağlılıklarıyla tanınan Avrupalı Türklerin, Türkiye seçimleri ve dolayısıyla seçime giren partiler arasındaki kapışmaların parçası olması bu toplumun bütünlüğünü yaraladı. Bütünlüğü bozulmuş bir toplumdan etkin bir diaspora ve güçlü bir lobinin çıkması hayalcilik olur. Bu nedenle Avrupa'daki Müslüman topluluklar kendi haklarını korumakta zayıflar, onurlarını savunmakta ise yetersizler. Son 10 yılda siyaset sahnesine kazandırılan profiller incelendiği zaman iki türlü siyasetçi portresi mevcut. Bir taraftan kendi medeniyet köklerine düşman olan ve bulunduğu partiye hizmet etmekte kusur etmeyen kimliksiz politikacılar. Diğer taraftan da kimlikleriyle barışık olup bulundukları partiye hizmet etmekte kusur etmemek kendilerini türlü entrikaların içinde bulan siyasetçiler. Her iki grup ta içinden geldiği topluma fayda sağlamıyor. Birincisi zaten politik enstrüman olarak kullanılıyor, ikincisi ise oy deposu rolünün ötesine geçmemek için oldukça silik profil çiziyor. Bu iki grubu da göç tarihi unutmayacaktır. Bir de sessiz kalamayan, aidiyet bilinçlerinin zorladığı siyasetçiler var ki son günlerde derin Avrupa onları tasfiye ediyor. Bu grubun en önemli özelliğinin kimlikleriyle barışık olması değil, bu kimliğin görünür olması. Belçika'da Brüksel Bölge Parlamentosu Mahinur Özdemir Hanımefendiyle başlayan süreç İsveç'te Bakanlık yapan Mehmet Kaplan'la devam etti. Görüldü ki tepki gelmiyor, o halde kendi ülkelerinin medeniyet kökleriyle kim barışık ise hedef alınmaya başladı. Yaşanılan bu sürecin bir siyasi soykırım olduğunu iyi görmek gerekir. Bugün itibariyle İsveç, Hollanda, Almanya, Belçika ve Fransa bu doğrultuda adımlar atmaktadır. Derin Avrupa'nın islamofobik güçleri kararını vermiş görünüyor. İslam'ın ve Müslümanların görünür şekilde kamusal alanda bulunmasına tahammül yok. Bu durum köklerini 28 Şubat darbe sürecinden almaktadır. Zaten bir çok islamofobik uygulamanın atölyesi eski Türkiye değil midir ? Avrupa ülkeleri tarihi bir fırsatı kaçıracak gibi görünüyorlar. İnsanı sistemin merkezine oturtan, karşılıklı saygıyı ve anlayışı hayat felsefesi haline getiren bir bölge olarak dünyaya yeni bir cazibe merkezi kurabilecek iken, genlerine uygun bir şekilde engizisyon metotlarını benimsemektedirler. Türkiye kendi içindeki sarsıntıları atabilirse savunma hattını oluşturabilir. Ancak öncesinde bürokrasisindeki vizyonsuzluğun, bir kısım bürokratındaki öz güven patlamasının, mevzuatlarındaki köhneliğin, siyasetindeki çapsızlığın tedavisine enerji harcamalıdır. Aksi halde bu tarihi randevuya gecikerek gelecektir, birçok şey için de tren kaçmış olacaktır. Avrupa'daki Müslüman Topluluklar ve içindeki Türkler bir ara ana vatanlarıyla bağlantı fişlerini çekerek yalnız başına nasıl daha etkin olunur kafa yormaları gerekir. Seçimlerle beraber her şey Türkiye'den beklenir oldu. Bu durum tembelliğe yol açarken birileri için de rant imkanları doğurdu. Şimdiden bir sonraki milletvekilliği seçimleri için potaya girenler var. Ancak toplumları için bunlar ne ürettiyor derseniz kocaman bir boşluk söz konusu. Avrupalı Türkleri TBMM'de boşluklar mı temsil edecek ?
093aaf48fc5a
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Su kaçağı olan yeri kırmadan robotlu sistem sayesinde yapan firmamız sizleri alt kata akan su szıntı sorunlarından kurtarıyor. Sebebini bilmediğimiz su arızaları küçük gibi görünen ancak başımıza geldiğinde büyük sorunlara ve maliyetlere sebeb olan su tesisatı sorunlarındandır.Su kaçak tespitini son teknoloji cihaz ve kameralarla bulmaktayız.Yapınızı riske atmadan tadilat masrafı çıkarmadan sorununuzu çözmekteyiz.Son teknoloji su kaçak bulma cihazlarımız ile sorunu çözelim istermisiniz. Hızlı servisimiz ile İstanbul için bölgelere dağılmış bulunmakta ve bilgisayar sistemi ile takip edilen tam 6 araç sorunlarınıza yetişiyoruz. Kırmadan blgisayarlı boru görüntüleme kameralarımız sayesinde evinizi kırıp dökmeye tadilat yapmaya son sadece sorunlu bölge tamiri yapıyoruz. Su kaçağı tespiti Modern su arıza tespiti cihaz sistemleri sayesinde kırılmaya gerek kalmadan sadece sorunlu bölge bulunur ve sadece sorunlu olan kısım onarılır. Eskiden bu gibi durumlarda gelişi güzel fayans kırımları yapılırdı. Şimdi kamera sistemi boru geçiş güzergahı belirleniyor ve sadece akıntı yapan kısım tespit ediliyor. Pek çok su kaçağı çeşitleri ile önceden karşılaşan firmamız sizin tesisat sorununu çözmesi pekte zaman almayacaktır. Yılların vermiş olduğu birikim ve tecrübe ile İstanbul halkına hizmet veriyoruz. Su kaçağı bulma Kırmadan su kaçağı bulma dedektörleri temiz su, pis su ve sıcak su olmak üzere üç farklı sistem kullanılmaktadır.Bir daire tesisatında kaçak su bulmak için bu sistemler muhakak temin edilmeldir.Tesisat arıza tespiti için tüm bu sistemler firmamızda mevcuttur. İstanbul su kaçağı bulma servisi her iki yakada bulunan ofis ve servis araçları ile hizmet vermekten gurur duyar . Alt kata su sızıntısı mı var ? Komşunuz bundan şikayetçi mi ? Apartmanda küflenme ve kabartılar var nerden olduğunu bulamıyor musunuz ? İstanbul su kaçağı bulma servisimizi arayın bilgi alın size hızlı bir tespit servisi verelim. Evinize bizi çağırmadan önce su kaçağı belirtileri var mı kontrol ediniz. Belirtiler, alt komşunun tavanından su sızması ve küflenmelerin görülmesi. Kendi daire fayans aralarından su çıkması, kombi basıncının sürekli düşmesi. Suyu kontörlü sistemle yükletenler normalinden aşarı bir şekilde kontörün bitmesi halinde bizi arayabilirsiniz.Cihazlarımız Avrupanın kulandığı su kaçağı bulma sistemlerinin aynısıdır bu konuda eğitim almış personelimizle siz değerli müşterilerimize hizmet vermekten gurur duyuyoruz . Şirketimiz ilk kurulduğu yıllarda sadece tek araçla istanbul su kaçağı tespiti servisi vermekteydi. Şimdi 7 servis aracı ile her iki yakada ofisimiz mevcuttur. Buda yaptığımız işi kaliteli bir şekilde yerine getirnemizden ötürü gelmektedir bu işten kazandığımızı bu işe yatırdık. Şirketimizdeki cihazlar yeni kurulan hiç bir tesisatçı şirketinde yok olmadığı için yapılması mümkün olmatacak şekilde düşük fiyatlar vermektedirler. Bir işe 3-4 kere gitmektedirler sizi çileden çıkartmak için elinizden geleni yapmaktadırlar. Bu firmaların arkasından çok işe gitmekteyiz. Tespit işlemi yaptıracağınız firmayı dikkatli seçmenizi öneriyoruz. Piyasada pek çok firma su kaçağı işleri yapmaya çalışmaktadır. Sektörün getirisi çok olduğundan ucuz ve işe yaramayan su kaçak tespiti cihazları kullarak servis vermeye çalışmaktadır. Servis alacağınız firmanın su kaçağı malzemleri tam olmazsa tam bir su kaçağı bulma işlevinden bahsetmek doğru olmaz. Çözüm Merkezi olarak su kaçağı tespiti cihazlar yardımı ile yapmaktayız .Su kaçağını gelişi güzel bulmak hem maliyetli hemde zaman alacağı için bilinçli müşterilerin tercihi çeşitli aletleri olan firmalardır .Sizde yapınızı riske atmak istemiyorsanız bizi arayın sorunuzu kısa bir süre içersinde halledelim .
3c7245983a89
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Aralık ayı olağan meclis toplantısı 30 Aralık 2014 Salı günü saat 14.00’de ALTSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda, 2015 yılı gelir-gider bütçesi 4 milyon 750 bin olarak kabul edildi. Başkan Mehmet Şahin, Meclis Başkanı Metin Atalay başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda ALTSO Başkanı Mehmet Şahin, yönetim kurulu faaliyetleri konusunda meclis üyelerini bilgilendirdi. Konuşmasının başında meclis üyelerinin yeni yılını kutlayan Şahin, “2015 yılının huzurun, başarının, sağlığın, bölgesel kalkınmanın yaşandığı bir yıl olmasını temenni ediyorum” dedi. ŞAHİN: “KAYMAKAMIMIZ BİZLERİ ONURLANDIRDI” Alanya Kaymakamı Dr Hasan Tanrıseven’in 23 Aralık 2014 Salı günü gerçekleştirilen ALTSO Yönetim Kurulu toplantısına katıldığını aktaran Şahin, “Kaymakamımız Sayın Dr Hasan Tanrıseven ile son zamanlarda Rusya’da yaşanan kriz ve bu krizin ülkemize yansımaları, bölgemiz turizmi açısından önümüze çıkartması muhtemel sorunlar ile şimdiden alınması gereken tedbirler konusunda karşılıklı görüş alışverişi yaptık” diye konuştu. ŞAHİN: “BAKANIMIZ ÇAVUŞOĞLU’NU ZİYARET ETTİK” Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, 28 Kasım 2014 günü ALTSO olarak bir ziyaret gerçekleştirdiklerini açıklayan Şahin, “Ziyaretimizde Güzelbağ Sanayi Sitesi, Türkler’de yapımı düşünülen hal projesi, doğalgaz kampanyası gibi konular başta olmak üzere odamız faaliyetleri ile ilgili bakanımıza ayrıntılı bilgiler sunduk ve devam eden projeler konusunda çeşitli taleplerde bulunduk” dedi. ŞAHİN: “ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR” Güzelbağ Sanayi Sitesi ve yeni hal projesi konusunda çeşitli toplantılar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Şahin, iki projenin de hedefe ulaşacağını belirtti. Alanya’nın tanıtımıyla ilgili olarak Fin Fox TV’de Alanya’yı konu alan bir dizi filmin çekileceğini ifade eden Şahin, yayın sayesinde Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde Alanya’nın tanıtılacağını söyledi. ŞAHİN: “KARA LEKE BİR AMA KANUNEN ALMAR’I KAPATMAK ZORUNDAYIZ” Şahin, konuşmasının son kısmında ALMAR şirketinin 5 yıl üst üste genel kurulunu yapmaması nedeniyle 6102 Sayılı kanunun Geçici 7’inci Maddesi kapsamında münfesih sayıldığına dikkat çekerek söz konusu kanun uyarınca kaydının silindiğini söyledi. Bu durumun kanuni bir zorunluluk olduğunu önemle vurgulayan Şahin açıklamasında: “Üzülerek söylüyorum ALMAR’ı şirket olarak kapatmak zorundayız. Üst üste bir şirketin 5 yıl genel kurulu yapılmazsa resen terk durumuna düşüyor. Bunu kapatmak ya da açmak bizim inisiyatifimizde değil. ALMAR oda tarihimizde kara bir lekedir. Bunları üzülerek ifade etmek zorundayım ama çok mağduru vardır. İnşallah Allah bize ve bizden sonraki dönemdeki arkadaşlarımıza böyle kara lekeler yaşatmasın temenni ediyorum.” - 1. Olgun Orkun Alanya'da (425 kez okundu.) - 26/03/2016 - 2. Ücretsiz Bilgisayar Kursu Başvuruları Devam Ediyor (752 kez okundu.) - 29/10/2015 - 3. 5.Alanya Belediyesi Altınkepçe Yemek Yarışması Sona Erdi (771 kez okundu.) - 26/10/2015 - 4. Okullar için yağış uyarısı (628 kez okundu.) - 21/10/2015 - 5. Aqupark ve Açık Hava Tiyatrosu İhalede.. (956 kez okundu.) - 20/10/2015 - 6. Mobil Kısırlaştırma Ünitesi Avsallar’da (1193 kez okundu.) - 29/04/2015 - 7. Alanya Belediyesi Şehircilik Ve Teknoloji Fuarında (1156 kez okundu.) - 02/04/2015 - 8. Halı Mağazası Yandı. (1021 kez okundu.) - 20/03/2015 - 9. 1500 Yeni Çöp Konteyneri Alındı (859 kez okundu.) - 20/03/2015 - 10. “Geçmişimize Sahip Çıkıp, Değerlerimizi Gelecek Nesillere Taşıyalım”… (871 kez okundu.) - 17/03/2015
7200911c893c
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
5 Eylül 2016 Pazartesi Gelinen Son Noktada Gayrimenkul Değerleme Sektörü Gayrimenkul Değerleme sektörünü yakından takip edenlerin bildiği üzere, 2014 yılı itibarı ile bankaların faiz artırımı sonucu kredili gayrimenkul satışlarında yaşanan düşüş, Haziran 2015 seçimlerinden sonra oluşan siyasi belirsizlik, seçimlerin hemen ardından bozulan çözüm süreci ve artan terör olayları ve uluslararası hadiseler sebebi ile gayrimenkul değerlemesektörü %30 – %40 aralığında kayıp yaşamıştır. Aynı yıl içinde yapılan Kasım 2015 erken seçimleri ile siyasi istikrar yeniden sağlanmış olsa bile, devam eden terör olayları, Rusya ile yaşanan uçak krizi, yabancı yatırımcıların ülkemizden birer birer çekilmesi, küresel piyasaların ülkemiz üzerindeki olumsuz etkileri devam etmiştir. Bankacılık sektörü bu dönemde mevduatlarındaki kayıpların önüne geçebilmek amacı ile faiz artırıma gitmişlerdir. Bankacılık Sektörü, Merkez Bankasının aldığı faiz indirim kararlarına rağmen aksi bir tutum sergilemiştir. Bu durum, kredili satışların son yılların en düşük seviyeye inmesine yol açmıştır. Bütün bu olumsuzlukların üzerine, 15 Temmuz 2016 akşam saatlerinde başarısız bir darbe kalkışması meydana gelmiştir. Bunun sonrasında, hemen hemen tüm iş kollarında olduğu gibi gayrimenkul değerleme sektörü de ciddi bir belirsizlik içine girmiştir. Ülke yönetimi, kaos ortamından en az kayıpla hızlıca çıkılabilmesi amacı ile bir çok eylem planını kısa vadede uygulamaya geçirmiştir. Bilindiği üzere ülkemiz ekonomisinin iticisi ve baş aktörü inşaat sektörüdür. Ekonomi çarklarının bir an önce döner hale gelmesi için inşaat sektörü eylem planını açıklanmıştır. Başta TOKİ’nin en büyük hak sahibi olduğuEmlak Konut GYO kartı öne sürülmüştür. Büyük bir kampanya ile 30 farklı projenin kredili satışlarında faiz indirimi, peşinat indirimi, 10 yıl vade gibi imkanlar tanınmıştır. Bu süreçte Merkez Bankası tarafından baz 0,25 puan oranında faiz indirimi yapmıştır. Bu durum piyasalara güçlü likidite beyanı ile birlikte balans ayarlaması olarak algılanmıştır. Ancak inşaat sektöründe en büyük canlanma bankaların uyguladığı faiz oranlarının 2014 yılı öncesinde olduğu gibi düşük seviyelere gerilemesi ile olabilecektir. Ancak bu sayede sektörün ana müşterisi olan bankalara verilecek değerleme hizmetlerinde bariz bir artış yaşanacaktır. 2014 yılından bugüne kadar rölantide olan inşaat sektörünün atağa geçmesi temel olarak buna bağlıdır. İki yıllık süreçte brüt karlarını artırarak yol alan gayrimenkul değerleme sektörü aktörleri, bu son kesin virajı da emniyetli bir şekilde alarak yoluna devam edecektir. Büyük bir potansiyele sahip olan ülkemiz, içinde bulunduğu bu kötü günleri, tüm sektörlerin ortak çabası ve çalışması ile aşabilecek güce sahiptir. Göreceğimiz güzel günler yakındır. Gönderen Mehmet Alpaslan BOLAT zaman: 23:47 Hiç yorum yok: Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
8717b4017148
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Merhaba! Geçtiğimiz haftalarda Kitaplarla Ekim Ayı adlı bir yazı paylaşmıştım ve bundan sonra bookstagram hesabımda paylaştığım fotoğrafları burada da paylaşacağımı söylemiştim. Bu yazı da o dizinin ikinci yazısı, yani Kasım ayı! Bakalım Kasım'da neler yapmışım? Kitaplığımı düzenlemişim. Ispartada bizim evde kitaplar normalde salondaki kitaplıkta duruyor. Ben elimin altında dursunlar diye okumak istediğim kitapları odamdaki kitaplığa taşıdım. Hangisini okuyacağıma karar veremediğim için de takipçilerime sormuştum. O zaman en çok yorum alan ve beğenilen fotoğrafın olmuştu. Hesaptan ümidimi kestiğim bir andı, öyle beğenilince çok sevinmiştim :) İlk postcrossing kartlarımı yazmışım. Yazı -miş'li zamanlı olunca tabi böyle aksaklıklar oluyor. Bunlar benim teee Ispartadayken yazdığım ilk postcrossing kartlarım. Bunlardan sonra daha iki üç defa daha kart attım. Bu fotoğraftakiler yolculuklarını tamamladı bile :) Ispartadaki son günümde minik bir kaçamak yapıp bu kitabı almışım :) Kastamonu'ya bavulda bu kitapları getirmişim. TÜYAP'a gidememişim... Odada fotoğraf çekecek yer bulamayınca kaloriferin üstünde kitap fotoğrafları çekmişim.. Kitabı bir türlü bitirememişim.. Ders arasında fotoğraf çekmek için yurda kaçmışım. En sevdiğim kitap ayraçlarımı paylaşmışım. Tatlış çoraplarımı fotoğraf karesine sokmadan edememişim. Ayın son fotoğrafına ben de girmişim tabi! Şimdilik bu kadar :) Hayat çok kısa, kitap okumanın tadını çıkarın! Bol bol kitap okuyun, hoşçakalın! - Çarşamba, Aralık 30, 2015 - 4 yorum geldi ~
2bb02a063c19
[ "fineweb2", "hplt2" ]
YAREN VE KARLOS TARZIMSIN FARZIMSIN ŞARKISI - YAREN VE KARLOS TARZIMSIN - Reklamlar - bu yazı www.songuncel.blogspot.com'a aittir. Kanal D'nin sevilen dizisi Ulan İstanbul yeni bölümleri ile izlenmeye devam ediyor. Sevilen oyuncuları ve konusu ile oldukça beğenilen Ulan İstanbul dizisi yeni bölümleri ile her hafta ekranlara gelmeye devam ediyor. Kanal D'nin en çok izlenen dizileri arasında olan Ulan İstanbul dizisi bir çete grubunun olaylarını anlatmaktadır. Ulan İstanbul dizisi oyuncuları arasında olan ve her hafta söyledikleri şarkılar ile büyük beğeni toplayan Yaren ve Karlos söyledikleri şarkılar ile rekor kırmaya devam ediyorlar. Ulan İstanbul dizisinin geçtiğimiz bölümlerinde Yanarım şarkısını söyleyen Yaren ve Karlos en çok izlenen ve dinlenenler arasına girerek büyük başarı yakalamıştı. Yaren ve Karlos şimdi ise dizinin yeni bölümünde bir şarkı daha söylüyorlar. Ulan İstanbul dizisinin yayınlanacak yeni bölümünde Yaren ve Karlos, Tarzımsın Tarzım, Farzımsın Farzım, Hadi yürü bana 100 metre koş, diye devam eden bir şarkı söylüyorlar. Yaren ve Karlosun söyledikleri tüm şarkıları sitemizde bulabilirsiniz ve yazımızın devamında ise Tarzımsın şarkılarının sözlerini ve şarkıyı bulabilirsiniz. YAREN KARLOS TARZIMSIN ŞARKISI TIKLAYINIZ>>> YAREN KARLOS TARZIMSIN FARZIMSIN ŞARKISI paylaşan: eczaneteknisyeni1 Yaren ve Karlos Söyledikleri Tarzımsın Tarzım Şarkısı Yaren Karlos - Tarzımsın Şarkı Sözleri Kategori: dizi müzikleri, ulan istanbul dizisi, ulan istanbul yaren karlos, ulan istanbulda çalan müzikler, video, yaren karlos tarzımsın, yaren karlos tarzımsın farzımsın, yaren ve karlos şarkıları
bcc49a8ae059
[ "c4", "hplt2" ]
5 Ocak 2006 Perşembe Treo 650 Lütfen Dikkat: Unutmayınız ki burada yazılanlar zamanla geçerliliğini yitirecektir, mesela daha avantajlı ürünler çıkabilir, ya da fiyatı düşen ürünler yazılarda belirtildiğinden daha avantajlı konuma gelebilir. Palm Treo 650'de WiFi özelliği bulunmuyor. VGA kamerası ile çekilen fotoğraflar ancak MMS için uygun olabilir, çünkü en yüksek çözünürlük 640x480, bu da 0.3 Megapiksele denk geliyor. Kameranın ışığı da yok. Hafızası 32MB ve PDA dünyasında bu alan yetersiz sayılır. Mutlaka 1-2 GB'lik bir SD kart alarak bu sorunu aşmanız gerekecektir. Kulaklık yuvası ise 2.5 milimetre, yani normal kulaklıklarla müzik dinlemek mümkün değil. Normal kullaklık takabilmek için 2,5mm'den 3,5mm'ye çeviren aparatlar kullanmak gerekiyor. Bir iyi yönü Türkiye'ye Türkçe desteği ile gelmesi. Yine de Palm OS standart font desteğinden yoksun olduğu için Türkçe karakter sıkıntısı çekmeniz olası. Bu bir smartphone, yani en iyi yanı yazılımı. Treo 650 ile internet deneyimi normal bir telefona göre daha iyi olacaktır. Klavyesi ile mesaj yazmak ve büyük ekranında gelen mesajları okumak daha kolay olacaktır. Çok çeşitli Palm OS yazılımları ile cihazın özelliklerini arttırmak mümkün olacaktır. Ama smartphone olmasının bir dezavantajı da var, o da stabilite. Bu tür cihazlar, özellikle son dönem Palm OS cihazlar sık sık çökebiliyor. Son olarak, pil ömrünün iyi olduğu söyleniyor. Treo 650'nin özellikleri şöyle: İşletim sistemi: Palm OS® Garnet (v5.4.5) İşlemci: Intel 312MHz Xscale PXA270 Ekran:2.7" 320x320 Dokunmatik Transflective TFT, 65000+ renk desteği Pil: 1900 mAH Lithium Ion, kullanıcı tarafından değiştirilebiliyor Hafıza: 32MB (23MB kullanılabilir alan) Genişleme Yuvası: 1 adet, SD,SDIO ve MMC kartları destekliyor Networking: Dahili Bluetooth 1.1, GSM 850/900/1800/1900 Ses: Dahili hoparlör, mikrofon ve 2.5 mm kulaklık girişi Ağırlık: 178g. Özel: Klavye (Thumboard), 0.3 Megapixel (640x480-VGA) kamera Resmi sitesi Mobile Tech Review incelemesi PalmInfoCenter incelemesi PC Magazine incelemesi Gönderen Unknown zaman: 01:01 Etiketler: akıllı telefon, palm, Palm OS, Treo Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
a253767205fd
[ "c4", "hplt2" ]
Perşembe, Ağustos 31, 2006 ÖRÜMCEK AGI FINAL... Bu sokaklarda bazi evlerin catilarina duvarlarina yerlestirilen gizli kameralarla 24 saat kontrol ediliyor.Bu arada saglik ekipleri.Ayda bir iki defa sokaga gelip onlarin saglik problemleri ile ilgileniyor, saglik arabalarin icinde kontrol yapiyorlar.Bu arada sosyal isciler kendilerine igne yaparken kullanabilmeleri icin yeni siringalar veriyorlar.Bu sekilde birbirlerinin siringalarini kullanmalarini önlemeye calisiyorlar.Tabii ki en önemlisi kondom dagitimi.Kullandiklari siringalar sokaklara atilmasini önlemek amaci ile Kapali bir karavan yolun bazi saatlerinde igne yapabilmeleri icin onlari bekliyor.Orada calisan elemanlar hemen kullanimis siringalari dikkatle imha edilmesine itina gösteriyorlar.Bu da bazi bulasici hastaligin önlenmesi ne karsi alinan bir tedbir.Canki adi verilen bu gurup günün belirli saatlerinde calisip ondan sonra sokagi bu isi profesyenel olarak yapanlara birakiyorlar.Sosyal iscileri taniyorlar bir dertleri olduklari zaman cekinmeden gelip onlarla dertlesiyorlar.Yardim istiyenler de oluyor.24 saatin icersinde maddeyi satin almak icin iki defa ise cikmalari gerekiyor.Bazen bu kisa bir zaman icersinde gecebildigi gibi bazen saatleri alabiliyor.Erkekler ise onlara gözcülük veya korumacilik yapiyorlar.Tabii bu arada imkanlar icersinde hirsizlik.Ve saticilar tarafindan bir miktar karsiliginda da satislarda tasiyici olarak kullaniliyor.Madde kullanan kisilerin % 99 zu.Bu isi maddeyi aldiktan hemen sonra yapabiliyor.Eger maddenin tesiri kaybolmus ise ona törki denilen bir devre dir ki bu isi yapmalari imkansiz denecek zordur.Utanc ve kendilerinden igrenmeleri hatta bu intihara kadar götürebiliyor. Yemek konusu en son düsündükleri seydir.Onlar icin en mühim olan sey geceyi gecerecekleri bir mekan ve kullanicaklari madde.Birbirleri arasinda siki bir rekabet olmasina ragmen birbirleri ile arkadasliklarini sürdürmek zorundadirlar.Bu sokagin simalari cok cabuk degisebiliyor.Bu da tabii ölümler neticesinde, bu miktar % 60 in üstünde.Madde bagimlisi parayi temin etmekle islerinin bittigini sanmiyin.Para yi tamamladiktan sonra hic bir müsteri onu ilgilendirmez.Hemen cep tlf.lari ile saticisini arar ona maddeyi nereden alacagini sorar bundan sonraki her gecen dakika onun icin bitmiyen dakikalardir.Her canki tanidigi saticisindan mal almaya dikkat eder. Yabanci saticilar.Madde yerine süt tozu karistirilmis madde de satabilirler veya fare zehiri de olabilir.Yanlis bir karisim da onlarin ölümü demektir.En sonun da maddesine kavusmustur.Simdi isin en kritik noktasi baslamaktadir.Bu da maddeyi vucuduna enjekte etmesidir.Damarlari artik yok denecek kadar belirsizlesmistir.Yanlis bir noktadan yapacaklari igne onlarin hic bir isine yaramaz.O zaman saatlerce verilen cabalar bosa gitmis olacaktir.Eger bu islemde olumlu gecmis ise tekrar sokaga dönülerek günün ikinci madde ihtiyaci olan para kazanilmaya baslanacaktir. Bu onlarin ,norm icinde gectigi taktirde en az 15-16 saatini alir.Ondan sonra evlerine cekilerek ertesi güne kendilerini hazirlarlar.Cogu,, bulasici hastalik tasimaktadirlar.Devlet bunu önlemek icin maddelerin sentetik olanlarini hazirlamis olup belirli adreslere giderek bu sentetik maddeleri doktor' larin nezaretinde ücretsiz olarak kullanabilirler.Bu yanliz tek cins madde kullananlar icin gecerlidir.Karisim madde kullananlarin bu terapiyi yapabilmesi olanaksizdir. Bu kizlarin cogu yabanci lisan bilip cok iyi egitim almis oldugunu unutmamak gerekir.Bir bölümü ise evlerdeki aile ortaminin bozuklugu ve daha evvel yazmis oldugum ensest kurbanlaridir.Eger bu iyi bir denetim altinda yapildigi taktirde ölüm ve yayilimi önlemek mümkündür.Bu gün diskotekler ve buna benzer genclerin bir aradaki yerlerin kontrolleri mekan sahiplerinin dikkati ve kolluk kuvvetlerinin siki calismalari ile nisbeten önlenebilmektedir.Bu konuda daha cok yazilacak seyler olmasina ragmen burada bitirmeyi uygun görüyorum. Yanliz size verbilecegim tek öneri bu konuda uzman yardimi görmeden hic bir sey yapamiyacaginizdir.Bu kulanan icinde veya ona yardim etmek istiyenler icinde gecerlidir. Saygilarimla. Blog kardeslerimin baslattigi Findik kampanyasina onlarin yazmis oldugu birbirinden.Güzel tariflerine bende Findigi biraz olsun tanitmakla katilmak istiyorum.Bir kac bölümle Findigin Botanik olarak cesitlerini Tarihteki yerini ve Yabanci literutarlar da Türk Findiginin aldigi yerle ilgili bilgi vermeye calisacagim. Betulaceae ailesinden gelen Calimsi ve Agac sinifinda odunsu bir bitkidir.10 kadar cesidi vardir.Bunlardan en cok avellena cinsine rastlanmaktadir.Chinensis Cin findigi; Agac Findigi seklinde olan Colurna; Himalaya Findigi Jacquemonti;Lamberts maxima;Pontinische, pontica;Japon Findigi,sieboldiana... Sert bir kabuk icersinde bulunan yagli cekirdegi sevilerek yenilen bir meyvadir. Bugün Karadeniz,Akdenizin kismi bölgelerinde.Fransa ve Güney Almanya da yetismektedir.Tabii Amerika ve diger bölgelerde de yapay olarak yetistirilmeye calisilmaktadir. Bu gün Dünya'ya % 75 gibi bir oranla bu meyveyi ihrac eden ülke Türkiye'dir.Ihrac 90 ayri ülkeye kadar cikmistir.Türkiye de yetistirilen Lamberts cinsi tamamen kultürlestirilmis olup kendine haz bir Findik üretiliciginde yerini almistir.Bu günki maddi yönden 700 milyonluk bir döviz kapasitesine ulasmis durumdadir.Findik alicilarinin basini Almanya cekmektedir.Bu gün Türkiye deki bu alan 700 bin hektar dir.Diger ülkelerin ekim toplam alanlari yanlizca yekün miktari 950 bin hektar kadardir.Bu Ülkeler Italya,Ispanya,Yunanistan,Gürcistan,Azerbeycan ve Amerika'dir. Türkiye kalite ve ucuzlugu nedeni ile ilk sirada bulunmaktadir.Sizlerle bu hafta icersinde Tarih deki yerini ve baska hangi alanlarda kullanildigini ve diger cesitleri hakkin da botanik bilgiler vermeye calisacagim. Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır. Saygilarla. Çarşamba, Ağustos 30, 2006 ÖRÜMCEK AGI II.... Hint keneviri (hanf veya kannabis bitkisi) KENEVİR VE TÜREVLERİ: Reçine esrar Toz esrar Pres esrar Gonca esrar Likit(sıvı) esrar Marihuana Haşiş Haşiş yağı Haşiş(Esrar): Hint keneviri çiçek ve yapraklarının kurutulup doğranması veya havanda dövülüp kaba tülbentten geçirililmesiyle elde edilen yeşil ya da gri bir karışımdır. Kolaylıkla kırılabilen esrar renkli topraklar halinde bulunur.Torba içinde ya da preslenmiş bir şekilde satılır.Kurutulmuş toz esrararın koyu yeşilimsi bir rengi vardır. Genelde tütüne . karıştırılıp sigara gibi içilir.Ender olarak çaya katılarak içililebilir veya yemeklere katılarak yenilir. Marihuana ise kenevirinin yaprak, sap ve çiçeklerinden yapılan karışımı (ot) . Sigara gibi içilir. Kurutulmuş yaprak sigara gibi sarılınca adı (Joint) Kannabis(Kenevir)- Esrar, Haşiş Kannabis (Cannabis), Kenevir bitkisinin kısaltılmış adıdır. Cannabis bitkisi genellikle kesilip, kurutulduktan sonra parçalandıktan sonra sigaraya sarılarak ya da nargile biçiminde içilir. Esrarın uyuşturucu özelliğinden sorumlu olan bileşik tetrahidrokannabinoldür(THC) En etkili esrar, bitkinin tomurcukları veya yapraklarından alınan siyah-kahverengi reçinemsi maddenin kurutulmasıyla elde edilir. Buna haşiş veya haş denilmektedir. TEHLİKELERİ: Esrar vücutta Alkoldan daha uyun bir süre - tahminen 2 ay - kalır. Daha tesiri geçmeden isan kendini içmemiş gibi ayık hisseder. Dikkat: İçtikten 4-5 gün sonra araba veya başka bir taşıt kullanmayınız. Ruhsal sorunlara yol açabilir. Esrar Broşit ve Astım gibi solunum yolları hastalıklarında tehlikelidir. İki Jointin içerisindeki katran miktarı 6 ila 12 sigaradakine eşittir. Esrar Erkeklik içinde tehlikelidir. Hayalarda meni (sperma) yapımını azaltır. Spermada bozukluklar oluşabilir. Esrar içen hamile anneler doğmamış çocuklarınada zarar verebilirler. Aniden gelen korku durumları, duygudurum değişiklikleri ve takip edilme sanısı ortaya çıkabilir. Eroin açık saman rengi, saz rengi veya beyaz olabilir Afyon ( Opium ):Değişik haşhaş türlerinin özellikle beyaz haşhaşın kapsüllerinden akan sütün yoğunlaşıp katılaşmış hali.. Eroin Afyonun içinde bulunan Morfinden kimyasal yolla elde edilir. Haşhaş:Yaprakları almaşık ve düzensiz parçalı bir bitkidir.Tek çiçek açar. Meyvesi kapsül şeklindedir.Doğu haşhaşının (papaver somniferum) beyaz çiçekli çeşitinden afyon elde edilir. Kırmızı çiçekli çeşitinden de afyon çıkarılır ama bunun değeri azdır. Papaver somniferum Haşhaş kapsülü Haşhaş çiçeği Eroin Opioidler Opiate veya opioid kelimeleri haşhaş bitkisinin özütü olan opium dan gelmektedir. Afyon bitkisi morfini de kapsayan 20 kadar opium alkaloidlerini içerir. Eroin , kodein , hydromorphone dopal opiatlar veya onlardan sentezlenen opiatlardan bazılarıdır. Eroin morfinden 2 kat daha güçlüdür. Kullanımı ağızdan, burun yoluyla, damardan ve ya deri altına enjekte etmek yoluya olabilir. Kullanım şekli: Eroin bağımlısı günde 0,5 ile 3 gram arası takriben üç doz eroin kullanır. Eritilerek enjekte yolu ile damardan veya toz halinde burundan çekilerek alınır. Opioid kullanımı sırasında ya da hemen sonra gelişen, klinik açıdan belirgin olarak uygunsuz davranışsal ya da psikolojik değişiklikler (örn. başlangıçtaki neşeden sonra ilgisizlik, huzursuzluk, sinirlilik halinin vücuda yansıması, yargılama bozukluğu, toplumsal ya da mesleki ilişkilerde bozulma görülür.Bunun yanısıra sersemlik hissi , sözü ağızda gevelercesine konuşma, dikkat ya da bellek bozukluğu opioid alımını düşündürür.Aşırı doz Koma, solunumun yavaşlaması, hipotermi, hipotansiyon ve kalbin yavaş atması aşırı doz semptomlarıdır. Koma, gözbebeğinin iğne ucu gibi küçülmesi" ve solunum depresyonuyla gelen hastada opioid aşırı dozu ilk akla gelen şey olmalıdır. Kesildiğinde görülen yoksunlik belitileri şunlardır : huzursuzluk, kas ağrıları, bulantı ya da kusma, gözyaşının artması, burun akıntısı, kılların diken diken olması, ishal, uykusuzluk. DİKKAT DOZAŞIMI: Eğer Eroini iyi tanımıyorsan bilhassa enjekte edildiği zaman, çok çabuk dozaşımı olabilir. Dozu yüksek kaçırdığın vakit vücudun yeterli oksijen almadığı için soluk alışın yavaşlar, yüzeyel bir hale gelirç Bunu takriben baygınlık olur. Hemen hastaneye götürülmediğin durumda nefes alma tam durabilir ve ölüm olasıdır. İlk defa deneyenlerde KUSMA ve MİDE BULANTISI sık görülür. Baygınlık durumunda kusulan şeyler ile kendi kusmuğunda boğulabilirsin. İğne yapılan yerlerde yaralar oluşur ve mikrop kapar. Hepatit B, Hepatit C und AIDS sık bulaşabilir. UÇUCU MADDELER ( Almanca: Lösungsmittel / Szenennamen: Kleber, Gas, Spray) Solunan Çözücü Tipi Bağımlılık Dikkat: Plastik torbayı hiç bir zaman başınızın üstüne çekmeyiniz. En tehlikelisi Sprayi ağıza sıkmaktır. Boğaz ve solunum yollarında donma olabilir ve nefes alama ölüme yol açabilir. Sigara, Ateş Duman patlamaya neden olabilir. Bırakmayı deneyenlerde yoksunluk belirtileri: Korku durumları, Depresyon(Çöküntü) ve Sinirlilik. Profesyonel yardım tavsiye edilir.Uzun süre uçucu madde kullanalarda, Karaciğer-, Böbrek-, Sinir Bozuklukları( Polinöropati), Beyin hasarı ve Unutkanlık görülmüştür. Sokak Çocukları Uçucu Maddelere Neden Gereksinim Duyarlar : Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek, sokaktaki soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek , halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek ve utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmek, tiner-bally gibi maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de diğer başka etkenlerdir. ECTASY ECTASY hapları Tamamen sentetik olup hiç bir doğal madde olmaksızın üretilir. Kimyasal maddesi MDMA'dır. Sentetik desenlenmiş uyuşturucular grubundan olan Ecstasy son zamanlarda gençlerin partilerde ve diskoteklerde çok kullandığı bir madde haline geldi. Genellikle hap, bazen kapsül veya toz şeklinde satılır. Amphetamin kökenli sentetik bu uyarıcınin yararsız olduğu iddeası doğru değildir. bir tek tabletin bile ölüme yolaçabileceği bilinmektedir.Tahmien 20 dakika içerisinde etkisi başlar ve 4 ile 6 saat sürer. Alanlar kısa birsüre yaşamın güzel olduğunu söylerler, kalp çabuk atar, böylece fayla enerjiyle dansedenler kendilerini büyük bir topluluğun bir parçası olarak duyumsarlar. Bulantı, korku, panik, halüsinasyonlar olabilir. Çok terleme ve ateş yüksemesı sonrası vücudun su kaybı halinde birden bire fazla su veya sıvı içilmesi beyinde sulu madde birikmesi ve şişme bir ölüm nedenidir. Çıkış maddesi doğada çavdar-mahmuzunda bulunur. Sentetik olarak üretilen LSD' nin bilinç değistirici bir özelliği vardır. Alanların dünyayı algılama şekli değişir. Örneğin ışık daha parlak gözükür. Renkler daha koyu olarak algılanır. Sesler yüksek ve alçaklaşır. Resimlerin biçimleri değişir.Sanrı (Halüsinasyon) olgusu vardır. Bazılarına sanki kendi vücutlarını tek ediyorlarmış gibi bir duygu gelir.LSD aslında kristal şekilde olmasına rağmen pazarlamada genellikle damlatılarak kağıtlara emdirilmiş olarak satılır. Hap şeklide vardır. Horrortrip (korkulu kabus rüyalarında olduğu gibi olmıyan korkunç şeyler görme) olayı anlatması zor feci bir durumdur. Korktuğu şeylerden kaçmağa çalışırken otomobil altında kalanlar veya yüksek yerden düşenler olmuştur. Uçabileceğini veya su üzerinde yürüyebileceğini zannedenler olmuştur. Arkadaşlarınıza dikkat ediniz Koka bitkisi Beyaz kristal şekilde bir tozdur, ince tuz gibi görünür. Koka bitkisinin yapraklarından elde edilir.Koka alkaloitlerinden elde edilen ekgoninden kısmi sentez yoluyla yapılır.. Sokakta satılan kokain hiç bir zaman saf değildir. İçine çeşitli maddeler katılmıştır. DİKKAT KOKAİNİN BAĞIMLI YAPICI POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEKTİR KOKAİN SORUNLARI ÇÖZMEZ, DAHADA FAZLALAŞTIRIR Kullananlar genellikle Kokaini burna çekerler. Hiç bir zaman enjekte etmeyiniz. Çok tehlikelidir. Uyarıcılar grubuna girer. Etkisi çok çabuk, alındıktan saniyeler sonra başlar,ancak kısa sürer.Uygulandığı bölgelerin duyarlılığını yok eder,gözbebeğini büyültür, damarları büzer, yüksek dozda tansiyonu yükseltir. Etkisinin yarım saati geçtiği ender görülür. Bunlar aşırı sevinç, zevklenme, aşırı uyarılma, neşelenme, olur olmaz şeylere gülme, saçmalama, dansetme, iştahsızlık, kan basıncı ve kalp hızının artışı olarak sıralandırılabilir. Ancak bu kısa süren kendini yükseklerde hissetme halini birdenbire çöküntü, kendini kötü hissetme, depresyon, paranoya, yani yoğun bir iniş takip eder. Bazıları bu düşüşü önlemek için dahada fazla kokain almayı denerler.Bu sonra durumu dahada kötüleştirir. Çok fazla alanlarda acayip davranma hatta şiddete eğilim olabilir. Bir süre sonra uyuduktan sonra uyanan kendini yorgun ve sinirli hisseder. Kokain psikolojik bağımlılık yapar. Başka uyuşturucu maddelerin kullanımına götürür. buruna çekme sonrası delinme, kilo kaybı olur. Crack denilen şekli daha saftır ve fazla kokain içerir.Pişirme tozu (yemek sodası) ile kokain karıştırılarak elde edilir.Bir veya iki kez denenmesi bağımlılık yapabilir ve cravinge (özleme) yol açabilir Neşelendirici ve zevk verici etkisi sadece 5 dakika sürer, arkasından 20 dakika içinde titreme, adale çekilmeleri, yorgunluk, çöküntü hali gibi hoş olmıyan etkileri gelir. diğer uyuşturucu maddeler ile kombinasyon ölüme yol açabilir. yüksek tansiyon ve kalp sorunları olanlarda daha çok dikkat edilmesi gerekir. Rock denilen, küçük içmeye hazır miktarlarda satılır. Dizimizin son bölümünde bir madde bagimlisinin (cankinin) günlük yasamini anlatacagim. Saygilar. ANALARIM BACILARIM... O BÜYÜK ÖNDERIN YANINDAYDILAR ONLARIN MIRASININ SAHIPLERI SIMDI BIZLER BIZLERIN TORUNLARI ve ONLARIN TORUNLARI BESERIYETIN SONUNA DEK. 30 AGUSTOS ZAFER BAYRAMI. Bayramimiz bütün ulusa kutlu olsun. Bloglari dolasirken bir yazi okudum bu ulusumuzun o günleri anlatan öykülerinden bir tanesi idi. Seneler gecmesine ragmen piril piril bir gencimiz o günleri bizlerin gözleri önüne geri getirdi. Salı, Ağustos 29, 2006 ÖRÜMCEK AGI I.... Madde kullanımı: Madde kullanımı Deneme şeklinde kullanım, Eğlence amacıyla kullanım, Keyfi amaçla kullanım, Alışkanlık şeklinde kullanım, ve Zorunlu kullanım olarak sınıflandırılır. Eğlence amacıyla kullanım Akranlar arasındadaki sosyal ilişkiler sırasında kabul görmek amacıyla zamam zaman tütün. alkol yada esrar kullanılmasıdır. Madde kullanımı ile tedirginlik ya da stresin azaldığının öğrenilmesi sonucu tekrarlanan keyfı kullanım süratle fıziksel yada psikolojik bağımlılığa dönüşebilir. Alışkanlık halinde yaşamın büyük bır kısmını madde(ler) işgal etmiştir. Bu psikolojik ve sosyal bir bağımlılık demektir.Zorunlu kullanımda ise kişi kendini kullanmaktan alıkoyamaz. Bu madde temin etmek için fuhuş ve hırsızlık gibi davranış bozukluklarına bile yol açabilir. Bağımlılık: Çok genel olarak ifade edecek olursak içme davranışı üzerinde kontrol kaybı, kötüye kullanım ile bağımlılık arasındaki kritik sınırı oluşturmaktadır. Çekilme veya yoksunluk sendromu : Bir maddenin düzenli bir şekilde kullanımını takiben azaltılması veya bırakılması sonucu oluşan bedensel belirtilerdir Eğer ben kendimde bağımlılık problemi fark edersem , kendim ne yapabilirim? .... Bu halde ilk adımı atmış bulunuyorsun. Güven duyduğun bir kimseyle sorununu konuş. Bu kişiye problemi başkalarına açmamasını rica et. Yardım edebilecek kişi ve kuruluşların adreslerini bul. Yardım kabul etmek kolay değildir ama zorunludur. Kendi açıklamalarına ve söz verişlerine inanma. Bir defa daha, bu son , bunu herkes yüz kere söylemiştir. Bu soruna dahildir. Bedensel ve Ruhsal çok kötü bir duruma düşmeyi bekleme. Madde bağımlısı insanlara nasıl yardım edebilirsiniz? Bağımlılığın temel göstergesi uyuşturucu sorunu bulunduğunun inkar edilmesidir. Bağımlı insanlar genelde problemlerini yadsırlar. Şu bilgiler işe yarayabilir: Kişiyle onun kendisi üzerine konuş, başka insanlar hakkında değil. Konuşmadan önce ne diyeceğini düşün, Konuştuğun kişi niye kendisine ve sorunlarına ilgi duyduğunu göster. Duyduklarını ve bildiklerini başkalarına anlatma. Eğer ciddi bir tehlike görüyorsan yardımcı olabilecek kişi ve kuruluşların adreslerini temin et.(Almanyada, Beratungsstellen, Kliniken, Jugendhilfe, Telefon-Notruf) Önemsememe, inkar etme, kabullenmeme gibi durumların sık görüldüğünü önceden bilmen gerekir. Eğer bu işi yapmıyacağını farkedersen kendin yardım ara. Tekrar tekrar konuşma teklif et. Bunu sakin unutma o bir hastadir.Seni her konuda kandirmaya calisacak.Zayif noktalarindan faydalanacaktir.Yalan onun icin dogru söylemek kadar gecerlidir tek düsüncesi maddesine ne olursa olsun ulasmaktir. Yarin bu maddeleri tanitmaya calisacagim. Saygilarla. Pazartesi, Ağustos 28, 2006 KARA DELIK Uzayda bir kara delik vardir.Nedir bu kara delik diye soracaksaniz.Öylesine bir kara delik iste.Ne bulursa yutuyormus.Binlerce ilim adami yillardir bunu cözmek icin ugrasiyorlar.Banane diyeceksiniz. Ilk okudugumda da ben de aynen banane dedim.Amma velakin sonra sonra bu kara delik hep karsima cikti.Ben kactim o kovaladi.Bir gun Izmirin göbeginde cikti.Ici su dolu sekilde koca bir aileyi yuttu.Sonra irili ufakli sekilde cikti karsima.Bizim evlatlarimizi yutmaya basladi.Iste o zaman beni fena halde kizdirdi.Bu ne lanet kara delik su son yillarda yuttugu insanimin sayisini unuttum artik.Dünde karsima Ankara Cevresinde cikti,koskaca bir aileyi yuttu.Sayin Dünya ilim adamlarina ve Türkiye de bu konuda uzman ilim adamlarina buradan sesleniyorum.Bu kara delige karsi bir önlem caresi varmi ?....... Giden benim insanim, benim canim,Sayilar az da degil. Lütfen Sayin Hökümet büyüklerime buradan sesleniyorum.Lütfen Yurdumuzu saran bu KARA DELIKLERE bir care bulsunlar.Allah göstermesin nerede cikacagi belli olmuyor. Yetkililer artik yukarda yazilanlari bir komedi seklinde seyrediyorlar.Ölenlere bas sagli diler geride kalanlara Allah kuvvet versin.Bu kacinci kim kimi cezalandiriyor.Sorumlu olan en bastaki yerini bir baskasina devretmedigi müddetce.Bir günah kecisi bulunur.O da ne oldugunu bilmeden.Iceri ya girer ya da girmez.Can pazari bu yeterrr.Kanalizasyon kapagini acik unutursun ufacik cocuk ölüp gider.Cukuru acarsin yagmur yagar adam arabasi ile karada bogulur.Caddenin ortasina 8 metre derinliginde cukur acarsin bir barikat koymazsin.Sayin Savci ilk önce Karayollarindan sorumlu Müdürü iceri attirsin sonra tahkikata baslasin.Bak o zaman nasil iplik sökügü gibi hersey ortaya cikiyor.O simdi degicekki filanca Belediye sorumlu.Belediye mütahidi,Mütahit,sorumlu mühendisi sonun da yolu kapamayi unutan amele kardes.Hep öyle olmuyormu.Sorumlu vatandas gel sana Avrupa da bu isler nasil oluyor anlatayim.Orada da cukurlar acilir.Orada da yol tamirati yapilir.Orada da yollar cöker. Önce adam tedbirini alir isiklandirir basina adam koyar.Gece isiklandirma lambalarinin calinip calinmadigi pilleri veya gazyaglari bitmisse sabah kadar kontrolünü yapan görevlisi vardir.Niye biliyormusun orada en pahali en mukaddes sey can dir.Bir hata oldugu zaman en tepede kimse ondan baslarlar temizlige.Eller uzayda Kara delikle bizse yollarda ugrasiyoruz.Birak Avrupali olmayi.Önce insan olmayi ögrenelim ki insanin kiymetini bilelim. Saygilarimla. ÖRÜMCEK !.. Bu hafta sizlerle yeni bir dizi ile bas basa olacagiz.Adini Örümcek Agi koydum.Hakikaten dünyayi saran bir ag bu.Ben bu yazimda.O agin icine düsmüs insanlarin yasam ve cirpinislarindan bahs edecegim.Kimlerdir nasil yasarlar aramizdaki yerleri.Toplum icindeki bir bomba nerede patliyacagi bilemedigimiz bir yasam tarzi !... Aci gerceklerin hepimizin basina gelebilecegini sergilemeye calisacagim.Yukarida bir dizi Resim koydum.Bundan sonraki yazilarimda resim olmiyacak.Bu yazi dizisini bilhassa ögretmenlerimiz.Anne ve Babalarimizin okumasini tavsiye ediyorum.Bu örümcek agi avini yakalarken.Irk milliyet ve cinsellik tanimaz.Önüne kim gelirse onu icine alir.Avi cirpindikca daha da batar.Yukarda ki Resimde yer alan kisilerin hic biri su anda hayatta degil.Bazi kisiler ise Teropoyt lar onlarda bu görevlerini birakip daha baska görevler üstlenmislerdir.Yukarda gördügünüz eylence bir veda partisidir.Eskiye veda yeni hayata atilis.Acaba..... Hakikaten bu agdan kurtulmuslarmiydi. ÖRÜMCEK AGI / Uyusturucu..... Saygilarla. Pazar, Ağustos 27, 2006 PAZARIN SOHBETI !... Bu hafta gene dolu dolu gecti.Lübnan da simdilik sular duruldu.Tam oh derken, bu sefer de diger bir canlilarin gözlerimiz önünde yok olmasina sahit olduk.Bu seferde doga cayir cayir yaniyordu. Bahceme girerken orada yasiyan canlilarin sanal da olsa yüzüne bakamadim.Ayni duygular icinde oldugunuza da eminim.Yasam bize verilen en büyük hediye onu bütünüyle verildigini cogu zaman unutabiliyoruz.Bu celiski nasil oluyor hala anlamis degilim.Bir yanda; yanliz kalmaktan korkuyoruz.Diger yanda cevremizi yakip yikiyoruz.Nasil bir celiskidir bu ... Her bir canlinin bir görevi, bir yasam hakki olmasi bizim hayatimizda ki bir parca degilmidir.En önemsemedigimiz.Varligi incelemeye calissak ömrümüz yetmez.O yaratilmis ve yerini almistir, bu düzen icinde.Degerlendirmesi size kalmistir. Dengeleri bozmaya kalktigimiz zaman acisina da gene bizler katlanacagiz. Hastanede dogru idare odasina yönlendim.Görevliye bu gün bana verilen görevi sordum.Bana istasyon , oda numarasini bir de buket de cicek verdiler.Görevim ameliyata girecek bir hastaya refakat etmekti .Daha cok kendi milletimden, lisan problemleri olanlar verilmekte ise de bu seferki kisi bir Alman idi.Biraz bilgi almak istedim.Cok yasli bir ziyaretcisi varmis duyma ve konusma özürlü onun icin bana doktor ameliyat hakkinda bilgi verirken yardimci olmami istediler.Odaya girdigim de.Pencere önünde oturan bir yasli hanim.Yaninda ki sandelyede oturan yasli beyin elini oksuyordu.Elimde ki cicegi uzatarak onlara her hangi bir yardimim olup olmiyacagimi sordum.Yasli adam bana dönerek ,teskkür ederek zamaninizi bu ihtiyarla niye harciyorsunuz dedi.Biraz sasirmistim.Kendisine rahatsizligini sordum.Kalbin den mis rahatsizligi nefes almakta zorluk cekiyor.Bas dönmesi, yorgunluk daha bir cok problemleri oldugunu söyledi. Anlatirken de el isaretleri ile anlatiyordu hanimi da anlasin diye.Kalbine ritim aleti takmislar, bir zaman sonra da kalbinin ritmide aktiv duruma gelince iki ritim icersinde kalp calismaya baslamis.Yapilacak ameliyat bu imis.Bu arada hep beraber doktoru beklemeye basladik.Doktor geldi ve kendisine yapilacak olan ameliyati anlatmaya basladi, en fazla 10 dakika sürecekmis.Yarinda evine gidebilecegini bile söyledi.Kalbi elektrik akimi ile bir anlik durdurup.Tekrar takmis olduklari ikinci bir akimla calistiracaklarmis.Tabii bu arada kendi ritmi bloke edilmis olacak.Takmis olduklari cihaz devreye girecekmis .Bütün bunlari da baglanacagi bilgi sayar yapacakmis.Ancak bu kadar hassas ayarlari ancak o yapabiliyormus.Rizikosunu sordugum zaman hic bir rizikosu yok.Yapmis oldugumuz kontrollerde bu da binde bir görmedigimiz bir damar zayifsa onun yirtilma tehlikesi olugunu izah ederek.Yanimizdn ayrildi.Bir saate kadar haber gelecek tekerlekli bir sandelye ile ameliyat odasina kadar götürecektim. Bir ara pencereden uzaklara daldi gitti yasli amca.Ne düsündügünü sordum.Kafasini cevirmeden bana bunlara neden katlaniyorum biliyormusun dedi.Su yanimda ki cocuk icin ben olmazsam ne yapar.Birden sasirdim yanimizda karisindan baska kimse yoktu.Sordum hangi cocuk diye elini kafasini cevirmeden karisinin elini tutarak bu dedi.Ben onu karisi sanmistim meger kizi imis.Ögle olunca tabiki gözünde o bir cocuktu.Ben dedi Kral devrini gördüm.Hitler devrini 2 dünya savasi birde bu günler.Tam 98 yasindaydi o bizim amca.Artik yer vermek lazim diyordu o acik bilinci ile ama birakmiyor bizi bekliyen görevler iste bu kücük cocuk ben olmasam tek basina ne yapar.Hem sandelyesini itiyor hemde gözleri yasli odadaki benden yasca büyük... Kücük kizi düsünüyordum.... Amcayi mi soruyorsunuz gecenlerde 100 yasini kutladi. Kalp de tikir tikir calisiyormus.Tek sikayeti köpeginin cok yasli olmasi onu merdivenlerden yukari cikarirken zorlaniyormus.Igne uyutmak gibi hic de niyetim yok.O cani benmi verdim.Ben nasil öleceksem o da ,o tadi kendi kendine yasamali buna, ondan baska kimse karar veremez.diyor. Bir asirlik tarih o amca herseyden önce de bir insan.Coook görevi var gözündeki o ufak kiz cocugu bir de merdivenleri cikamiyan,tasidigi köpegi. Insan bunlari görünce yukardaki gecen o haftalara nasil dayanabiliyoruz diye kendi kendimi bazen sorguluyorum. Canlarim bu gün hava cok sicak kendinize iyi kollayin.Sizleri de bekliyen o kadar cok görevler varki. Saygilar. Cumartesi, Ağustos 26, 2006 ENSEST... ENSEST konumu toplumlar icinde gizemli bir kelime olmaktan disari cikamamistir.Bu kelimeyi siniflandirmak istersek iki bölümde ele alabiliriz.Hukuki ve Psikoloyik yönleri. Aile içi cinsel ilişki ensest hep tabu olarak kabul edilen ve o yüzden de gizli kalan bir olgudur. Çocuğa yönelik cinsel istismarın kendi içindeki zararlarının yanı sıra bunu yapanın çocuğun en güvendiği insanlardan birisi olması da üzerine eklenen bir başka boyutu oluşturmaktadır . Bugün bu terim toplumumuzda evlenmeleri, ahlakca, hukukca, dince yasaklanmış (nikah düşmeyen) yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılmaktadır. Psikiyatri kitaplarnda ise cinsel sapmalar bölümünde " yakın akrabalar arasında cinsel ilişkide bulunmalar " ya da " akraba aşkı" anlamında kullanlmaktadır. American Journal of Pscyhiatry'nin 1991 ocak sayısında konu ile ilgili bir yazıda ensest "çocuk ile ana-baba ya da çocuk ile büyükanne-büyükbaba arasındaki uygunsuz cinsel ilişki tanımı yapılmaktadır. Ayrıca hem vaginal hem anal yönü bulunan, oral ya da genital ilişki, zorlama ile karşılıklı masturbasyon biçiminde gerçekleşen cinsel ilişkinin ensest kapsamına girdiği vurgulanmaktadır. Ensest geleneksel olarak biyolojik olarak akrabalığı olan aile bireyleri arasındaki ilişki olarak değerlendirilmektedir. Bu ilişkide tarihte hep yasaklı bir tabu olarak görülmüştür. Klasik ensest ilişki sadece kan bağına dayanmaktadır. Yakın ilişkilerin kurulmuş olduğu, ebeveyn bağının ve güvenin oluşmuş olduğu veya ebeveynlerle olan ensest ilişki kavramı uzun yıllar boyunca görmezlikten gelinmiştir. O yüzden son yıllarda ensestin daha genel bir yaklaşımla çocukta cinsel istismar olarak değerlendirilmesi ve sadece cinsel ilişkinin gerçekleştiği durumları değil çok daha geniş bir spektrumda tüm cinsel içerikli davranışları içermesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır.. Ensest için çeşitli tanımlar yapılmıştır. İki temel faktör tanımlarda önemli rol oynamaktadır. Bunların ilki ensest kapsamına kimlerin girdiğidir. Bazı araştırıcılar sadece çekirdek aile bireylerini bu kapsamda değerlendirmekte bir grub ise bakmakla yükümlü olan tüm kişileri biyolojik bağa bakmadan bu kapsama alınmaktadırlar. Kişisel görüşüm ikinci yaklaşımın doğru olduğudur. İkinci faktör ise hangi davranışların bu grubta değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımlardır. Sadece koitusu kabul eden araştırıcıların görüşü son yıllarda anlamını yitirmiş artık geniş spektrumda cinsel eylemlerin değerlendirilmesi görüşü ağır basmaktadır. Risk Faktörleri Baba-kız ensesti en sık rastlanılan ilişki türlerinden birisidir. Aşağıda risk faktörleri olarak düşünülen özellikler belirtilmiştir. 1- Alkolik baba 2- Alışılmışın dışında şüpheci ya da bağnaz ve sofu baba 3- Vahi/ otoriter baba 4- Annenin olmaması veya ailede koruyucu güç olmayı beceremeyen anne 5- Annenin ev işlerini yapan ve anne rolünü oynayan bir kız çocuğu 6- Anne-babanın bitmiş ya da sorunlu cinsel yaşamlarının olması 7- Babanın kendi kontrolünü sınırlayan faktörler: Madde bağımlılığı, psikopatoloji, sınırlı zeka 8- Küçük kızda aniden gelişen baştan çıkarıcı tavırların varlığı 9- Çocuğun insanlarla yakın ilişki kurulmasına izin verilmemesi 10- Anne-babanın yabancılara karşı düşmanca, paranoid bir tutum içerisine girmesi 11- Anne veya babanın ya da her ikisinin ailesinde daha önce ensest ilişkinin varlığı 12- Babanın puberte döneminde kızına karşı aşırı kıskançlık göstermesi Cinsel istismara uğramış çocuklar da parmak emme, tırnak yeme, enüresis ve enkopresis gibi regresif semptomlara sık rastlanır. Fobiler ve korkularla birlikte, kabuslarla uyku bozuklukları görülür. Kız çocuklarda, erkeklerin yanında güvensizlik ve anksiyete semptomları gözükebilir. Bulantı, kusma, karın ağrılar, başağrıları gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Daha büyük çocuklarda, suçluluk hissi ve depresyon görülebilir. Suçluluk hissi, olayın kendisinden değil, aile bireyleriyle daha sonra yaşanan olaylardan kaynaklanır. Adolesanlar, okulda akademik ve davranış problemleri, suça eğilim, konversif tablolar, panik ataklar yaşayabilirler. (panik ataklar, homoseksüel saldırı yaşayan erkek çocuklarda izlenir.) Kirli ve değersiz olma hisleri yaşanabilir. Adolesan kızlar mazoistik çok eşli cinsel hayat, bilinçsiz fantazilerine hitap ettiği için, tercih edebilirler. Ayrıca cinsel istismarın genital hasar, hamilelik ve zührevi hastalık kapma gibi fiziksel zararlar olabilir. Değerlendirme ve Tedavi Konuyla ilgili büyük tabu yüzünden ailelerin ilk planda inkar ve suçluluk duyguları normal karşılanmalıdır. Bu yüzden ilk temaslar destekleyici olmalı, istismar edene duyulan olumsuz duygular frenlenmeli, çocuğun güvenliği öncelikle gözetilmelidir. Eğer erişkin tedaviyi reddediyorsa, çocuk geçici bir bakımevine yerleştirilmelidir. Olay sonrası çocuğun tıbbi ve psikiyatrik muayeneleri yapılmalı, özellikle jinekolojik muayenenin travmatik etkisi unutulmamalıdır. Erişkin ve çocuk arasındaki en tipik cinsel temas adolesans öncesi veya adolesan kız çocuk ve babası/üvey babası arasındaki okşamalar, veya ilişkidir. Tüm yaş gruplarındaki çocuklar genital, anal veya oral cinsel temasa maruz bırakılıp istismar edilebilir. Cinsel istismar pekçok yönüyle fiziksel istismara benzer. Öncelikle, erişkinin impuls kontrolunda bir gereksinimi karşılar, yani bir rol değişimi yaşanmıştır. Ve son olarak da ilişki patolojik bir aile yapısında ortaya çıkar. Genç bir kız, babasıyla cinsel ilişkiye girdiğinde, anne genelde aktif veya pasif olarak davranışı görmezlikten gelir. Erkekler çoğunlukla karılarından göremedikleri seksüel ve duygusal doyum için kızlarına yönelirler. Pek çok durumda, kadın bilinçli olarak veya bilinçsizce, kızının seksüel partneri olmasını destekler. Başka tür bir aile yapısında ise anne, kocasının yokluğunu oğlunu baştan çıkararak telafi etmeye çalışabilir. Temasın derecesi aynı yatakta uyumaktan gerçek ensestiyöz ilişkiye kadar uzanabilir. Çocuklar, ebeveynleriyle eşcinsel temasa da girebilirler. "Modern cinsel eğitim" adı altında ebeveynlerinin cinsel aktivitesini seyretmek zorunda bırakılabilirler. Pek çok doktor, rutin olarak ensest şikayetlerini veya akraba hamileliklerini bile gencin fantazilerine yüklemekte, pedagoglar bile ruhsal çöküntü içindeki çocuğun problemlerini değerlendirmede ensest olayına pek ihtimal bile vermemektedirler. Oysa ensest olgusu pek çok yetişkin arasında çok yaygın olarak bulunmakta, olayın meydana gelmesinden 10-15 yıl sonra bile olayın çöküntüleri psikiyatristler, akıl hastaları klinikleri, evlilik danışmanları, polis ve mahkemelere ulaştığında olayın bu kadar süre açığa çıkmaması çok şaşırtıcı olmaktadır. Her yıl bir milyonda 150 ensest olayı rapor edilmekle birlikte, rapor edilmeyen daha nice olay vardır. Ensest olaylarının açığa çıktığı taktirde kamuoyunda yankı yaratması, işsizlik ve ekonomik felakete sebep olması, hatta aileyi, kurbanın arkadaşlarını kaybetmesi korkusu, ya da suçlunun hapse atılması gibi etkenler bu olayların uzun süre ya da bir hayat boyu saklı kalmasına neden olmaktadr. Ensest uzun yıllar gizli kalmakla birlikte, ailede yaşanan dramatik bir olay gençlik dönemi asi davranışları, suçlu davranışlar, hamilelik, aile kavgası veya psikiyatrik rahatsızlıklar gibi olayların sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Ensest genellikle aile içi bir sır olarak görülmektedir.Çocuk istismarını engelleme çalışmaları arttıkca ensestin gizlenmesi gittikce zorlaşmaktadır. Ensest olayları çok sık olan bir olay olmasına karşın, bildirilmemesi yüzünden çok az görülen bir olay olarak değerlendirilmiştir. Olayın en önemli boyutlarından birisi de onay kavramıdır."Gerçek onay için iki koşul gerekir. Bir kişi neyi onayladığını bilmeli ve bir kişi evet veya hayır demekte hür olmalıdır. İkinci koşul çocuklar sosyal ve biyolojik olarak cinselliğin ne olduğunu bilmedikleri için buna bilinçli olarak onaylama veya onaylamama durumunda değillerdir. Ensest ile ilgili yanlış görüşlerin (mitler) yaygın olması olaya net tanı koydurmayı engellemektedir. Ensest çok nadir görülen bir olaydır. Olaydan kurban çok az zarar görür. Bu tip olaylardan en büyük sorumlu kapasitesiz, isteksiz, rolünü yerine getirmeyen annedir. Bu durumdaki erkek doğal olarak evin içindeki diğer dişiye döner yani bu koşulları hazırlayan annedir. Çocuklar baştan çıkarıcı olur ve çok zevk alır. Çocuklar bunu yetkililere bildirdiğinde çoğunlukla yalan söylemektedirler. Olayın aydınlatılmasında çocukların üzerine gitmemek gerekir. Çok büyük psikolojik zedelenme oluşur. Cinsel istismarda en iyi yapılacak hareket olayın üzerine gitmemek ve kendi haline bırakmaktır. Genellikle ensest ilişkiler ilişkiye kimle girildiğine göre sınıflandırılır .Baba-kız en çok rastlanan ilişki türü olarak gözükmekteyse de kardeşler arasındaki ilişkinin daha çok olduğunu söyleyen araştırmalar da bulunmaktadır. Baba-kız ensesti tüm sosyoekonomik katmanlardaki ailelerde meydana gelebilen bir olaydır. Babalarda somut olarak normal kapsam dışında bir bulgu görülmeyebilir.Hazırlayıcı etkenler olarak şunlar sayılabilir: 1- Evden uzun süre uzakta olan babanın eve dönmesi, annenin genellikle yaşlı olması ve bu durumlarda tam yetişme dönemindeki kızını karısının yerine koyması, genç kızının kendisi için yabancı olması 2- Eşin kaybı : Boşanma, ayrılma veya ölüm üzerine adolesan çağda kızın karısının yerine koyması 3- Alkolizm hikayesi de bunu kolaylaştırır. 4- Sosyal izolasyon, çevreden kopuklukta buna neden olur. 5- Cinsel açıdan yetersizlik korkusu,empotans olayı 6- Evlilikte sorunlar 7- Psikopati Bu olaylarda eşler genellikle olayı görmezlikten gelme ve yok sayma eğilimindedir. İkinci bir olgu da olayda annelerin olaya neden olma sebebi olarak kızlarını suçlamalarıdır. Kardeşler arası ilişki : Bu tip ilişkiler çok uzun süreli olmamaktadır. İki taraftan birinin aile dışında kendine partner bulmasıyla sonlanır. Baba-kız ilişkisinden sonra en çok rastlanan tipi budur. Baba-oğul ilişkisi : Buradaki en temel bulgu babanın kendi annesiyle geçmişte yaşadığı problemler olup kadınlara karşı bir kaçış ve güvensizliğin olmasıdır. Latent homoseksüalite bulunabilir. Genellikle entellektel düzeyi yüksek, iyi sosyal konumdaki babalarda bu görülebilir. Genetik olarakta meydana gelebilecek bir gebelik sonrası olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Konjenital anomalilerin ortaya çıkması büyük olasılıktır. Türk Hukukunda ensest konusunda Medeni kanunun 92. maddesi yakın akrabalar arasında evlenme yasağı koymuştur. Buna göre aşağıdaki kimselerin arasında evlenmek yasaktır. 1- Nesep sahih olsun olmasın usul ve füru arasında, ana-baba bir veya baba bir yahut ana bir kardeşler arasında, bir kimseyle amca, dayı, hala ve teyze arasında, 2- Sıhriyet hısımlığın tevlit etmiş olan evlenme fesh edilmiş veya yahut boşanma ile zail olmuş ise bile karı kocanın usul ve füru ve koca ile karının usul ve füru arasında, 3- Evlatlık ile evlat edinen ve bunlardan biri ile diğerinin koca veya karısı arasında denmektedir. Türk Ceza Kanununun 237. maddesi de cezai yaptırımdan bahsetmektedir. "Kanunun evlenmelerini menettiği kişilerin bu memnuniyetlerini bildikleri halde akitlerini yapan evlenme memurlarıyla bu surette evlenenler ve bunları evlenmeye sevk edenler veya evlenmelerine rıza gösteren veli veya vasileri 3 aydan 2 yıla kadar hapis olurlar.” Akrabalar arası evlenme yasağı dışında T.C.K.unda akrabalar arası cinsel ilişkiyi yasaklayan kanun maddesi bulunmamaktadır. Reşit olan akrabalar arasında rıza ile cinsel ilışkiyi yasaklayan bir hüküm olmadığı için ceza verilmesi söz konusu değildir. Sahte ensest olguları özellikle çocuğun annede kalmasını istemeyen babanın anneyi suçlaması ya da tam tersi olgular şeklinde görülmektedir. Uzun dönemde etkileri Ensest kurbanlarının büyük bir kısmı daha sonraki yaşamlarında sağlıklı güven ilişkisini kurmakta çok zorlanmaktadır. Buna bağlı olarakta yakın arkadaşlıklar kurmakta sorunlar çıkmakta ve bir yabancının gösterdiği yakın ilgi kendini soyutlama ya da hemen ortamdan kaçma tarzında davranışlar görülmektedir. Başka bir davranış modeli de enseste maruz kalan kurbanın ilişkiye cinsellik boyutu yükleme girişimleridir. Sonuçta kendisine yakınlaşmaya çalışanların yarattığı anksieteye bağlı olarak ya baştan çıkarıcı, cinsellik yüklü davranışlarda bulunurlar ya da kendilerine zarar vermeye yönelik davranışlar içerisine girerler. Kendilerine zarar verecek bir başka davranış modeli de takıntılı bir şekilde kendini ya da çocuklarını istismar edecek eşler seçmektir. Böylece kısır döngü kendini tekrarlar, durur. Başka bir davranış modeli de kurbanın ailesiyle geliştirdiği bağımlılık ilişkisinin sonucu olarak evden ayrılamamasıdır. Obsesif-kompulsif savunma mekanizmaları sonucu travmayı yeniden kafasında canlandırarak bunu tekrar tekrar yaşar. Aseksüel veya homoseksüel yaşam tarzını seçerek gelecekteki olası cinsel ilişkilerdeki travmadan kaçınmaya çalışmakta başka bir yöntemdir. Ensest kurbanlarının yaklaşık olarak hepsinde karakter bozukluklarının gelişmesinin sebebi sosyal tabuların ve yasaklamaların en güçlüsü olan enseste maruz kalmaları sonucu tüm değer yargılarının önemini yitirmesi ve anlamını kaybetmesi gelmektedir. Ensestci aile olarak nitelendirebileceğimiz bu tip ailelerde yaşayan çocukların öğrendiği ana tema "insanlar ihtiyacın için kullanabilirsin, bu ihtiyaçlar yasak olsa bile" şeklinde biçimlendirilebilir. Böyle bir sistemde, bu çocuklar için bulunan rol modelleri ve aşırı cinsel uyarılma yüzünden sosyal öğrenmenin gecikmesi de dikkate alındığında çocuğun neden karakter bozuklukları gösterdiğini anlamak zor değildir. Ensest ilişkisi genellikle kız hamile kalabilecek yaşa geldiği zaman bitmektedir. Bazı olgularda ise oral/anal ilişkiye dönmekte ya da babanın var ise daha küçük yaştaki kızını partner edindiği görülmektedir. Cinsel tacizlerin % 40 ni adosenlar,% 60 ni yetiskenler almaktadir.Bu Türkiye'de % 4 adosenlar, %36 yetiskenler olarak görülmektedir.Geri kalan % 60 lik bölüm ise bilinmemektedir.Yukardaki yaziyi adli tip yazilarindan ve raporlarinda ,yabanci bazi literatürlerden topliyarak özetlemeye calistim.Bu bölümle ilgili Tarihce ve diger bilgileri B A V E R kardesimizin günlügünden takip edebilirsiniz. Saygilarla. Cuma, Ağustos 25, 2006 HER SARIKLIYA INANIRSAK !... Yasanmis bir hikaye : Sene 1967 Genc evlilerin bir cocuklari olmustu.Kiz 18 yasinda, delikanli ise 19 yasin da sizin anliyacaginiz.Büyük bir ask onlari bu yaslarda erken evlilege sürüklemisti.Daha kendileri birer cocuk idiler.Bu arada kizin egitim düzeyi lise bitirmis.Oglan ise Ünüverste egitimine ara vermisdi.Gene büyük bir ask herseyden öne cikmis evlilikle sonuclanmisti.Ne demistik , bir ogullari olmus.Ne yazik ki erken bir dogum.Bebekleri o günün sartlari icersinde 3 gün yasatabilmislerdi.Bebek babanin elinde esi yaninda bir taksi ile eve gelmislerdi.Baslarina ilk defa geliyordu böyle bir sey, acilari bir yanda bir de kollari arasinda evlatlari.Ailelerinden dinen iyi yetistirilmis bir ciftlerdi.Ama böyle bir durumda ne yapilacagini ögretmemeislerdi.Resmi prosüdürler yerine getirmek bir iki saat icersinde yerine getirilmisti.Ya dini prosüdür ne olmaliydi.Baba melek bebegini, Annesine teslim ederek bir caminin imamamina gitti. Durumu Caminin hocasina anlatti.Hoca efendi sormaya basladi.Eger bu bebek ölü dogmussa hemen defin edilebilinir.Yok bu dünya nimetlerinden faydalanmis ise Annesinden süt veya her hangi bir sey yemis ise o zaman onun cenazsinin yikanmasi lazimdir.Baba dedi ki; hoca efendi, bebek 3 gün yasadi bu arada bir iki kasik da olsa mama da yedi, kakasini da yapti.O zaman hoca ona, onun cenazesi kalkmadan evvel yikanmasi lazim...Baba sordu buraya mi getirelim, yok dedi hoca evinizde bir hamam varsa size bir hoca bulur bu islemi evinizde yapabilirsiniz.Ikindiye de defnedebilirsiniz dedi.Yani na aldigi bir hoca ile evin yolunu tuttu genc baba. Hamanda termizofon yakilmis her sey hazirlanmisti.Hoca babaya dönerek sende benimle yikarsan sevabi cok büyük dedi.Baba zaten ici kan agliyordu bu an belki hayati boyunca gözlerinin önünden gitmiyecekti.Dedim ya dini ne bagli bir insandi hocayla beraber bebegini yikadi abdestini aldilar.Bir ara Hoca ona döndü.Geldi sünnete dedi.Baba anlamamisti ... Ne sünneti hoca efendi diye sordu ? Senin erkek cocugun olmus onu son yolcugunda sünnetsiz mi göndereceksin.Genc delikanli sasirmisti simdi bir sünnetcimi bulmasi lazimdi.Yok dedi hoca efendi bu bir temsili sünnet de olabilir.Su dualari okuyarak bebegin kücük parmagini o niyetle kiracaksin.O zaman sünnet islemi yerine gelir.Babanin gözleri dolu dolu oldu.Ve o melek bebeginin kücük parmagini kirdi kefenlendi ve gömülmek üzere mezarliga dogru yol alindi. Aksam anne ile beraber otururlarken.O genc anne kocasina sordu.Sünnet ederken cani yanmamistir degilmi.Kapi ardinda konusanlari duymusdu.Baba cevap verdi sünnetini dualarla yaptim.Anne Lise mezunu baba ise ünüverste de okuyan bir genc. Ne yazmami daha bekliyorsunuz. Sakin bana bu ne cehalet demeyin.Eger inanciniz bütünse eger dini vecibelerinizi kendi lisaninizda okuyup ögrenemisseniz.Eger her sarikliyi din ulemasi gibi görürseniz.Eger o sizi en can noktanizda yakalamissa yapacaginiz hic bir sey yoktur.Isterse egitiminiz ne olursa olsun.Iste tehlike burada.Bu yasanmis bir hikayedir.Belgeleride vardir. Bu konuda yazi yazarken bu hikayeyi siz yasamis gibi düsünün acaba bende bu durumda ayni seyleri yaparmiydim diye yorumlayin.Sonra bir de etrafiniza bakin bu gibi kandirilan ve kandiran insanlarin varligina. Saygilarla. ASLI … Doğum günü mü var? Kutlu olsun. İlginç bir hikaye. Her durumda herkes inancının gereklerini yerine getirmeli ama okuyarak, öğrenerek. Yani her önüne gelenin internet sitesi açıp yada kendini hoca ilan edip duyduğu saçmalıklara bire bin katarak dini yorumlaması, sonra da bunu insanların yaşam şartlarına zorlaması kabul edilebilir bir şey değil. Aynen siyaset için dini alet edenlere tahammül edemediğim gibi, inancını gösteriş için yaşayanlara, insanları inançları için zorlayanlara ve bunlardan çıkar sağlayanlara sabrım yok. Başlık cuk oturmuş. ZEHRA … ALLAH'IM DİYORUM SADECE:( BU NASIL BİRŞEY!!!! biyonikkedi … bu hükoomet(trt de böyle telaffuz ediliyor)insanların işte tam da bu dinî zaaflarını kullanıyor,en can alıcı,hassas noktasından giriyor,damardan yani. Son günlerde ne kadar korkunç gelişmeler yaşanıyor bu cumhuriyet ülkesinde,tehlike hat safhada. Ve insanlar buna alıştırılmaya çalışılıyor.En acısı da sevmediğiniz,tasvip etmediğiniz birşeyi hergün görür,duyarsanız o kadar kanıksar,alışırsınız.Örneğin,arabeskten nefret ediyorsunuzdur ama hergün istemeden orhan gencebay dinletilirseniz,bi bakmışsınız ki istemeden sizde"batsın bu dünyaa"yı söylemeye başlamışsınızdır. Geriliyoruz,cahiliye dönemine gidiyoruz,teknolojiyle birlikte herşey büyük bir takiyye içinde,bizleri aptal yerine koyarak aciz bir hale getiriliyoruz.10 yıl öncesi böyle değildi.10 yıl sonrasından korkuyorum.Çocuklarımızı bekleyen gelecekten fena halde endişeliyim. Son yazımda da yazdığım üzere bu noktaya gelmemizdeki asıl nedenin türban olduğunda ısrarlıyım.Başlarına takıp sessiz sedasız ibadetlerini yapacaklarına (ki dinimizde ibadetin gizlisi makbuldur)gözümüze gözümüze sokmaya çalıştılar. Sonra plajdaki kızların gögüslerini sıktılar,töre diye kadınları katlettiler,haremlik-selamlık toplantılardan sonra oteller yaptılar,ramazanlarda lokantaları kapattılar,100 temel eser diye temel rezillikle çocuklarımıza bulaştılar,İrana gitmek yerine burayı irana benzetmeye çalıştılar. Dilerim Rabbimden,düşündükleri uygulamasız kalır,yaptıkları yapacakları buraya kadardır dilerim. Zeyno Anne… Bugünlerde, aklımı kurcalayıp duran bir konu bu, içimi acıtan, canımı sıkan! Birkaç olaya şahit oldum, din adı altında ve büyük tepkiler verdim, ancak o toplulukta neredeyse kara listeye alındım,(sadece sorguladığım için, adeta dinsiz olmakla suçlandım) İnsanlara, daha doğrusu kafasını her anlatılana evet anlamında onaylayıp başını sallayan insanlara isyanım!!Neden doğrusu öğrenilmeye çalışılmaz,her söylenen doğru kabul edilir?? Sizin örneğinizde anne baba çok genç, bu şekilde davranmalarının tek sebebi bu belki de.Onlara kızamıyorum, ancak belli yaşa gelmiş insanlar, bunu yapıyorsa, öfke duyuyorum.Hikayeyi buruk bir şekilde okudum, kimbilir buna benzer neler yaşanmıştır, salt hacı hoca sıfatlı kişilerin egoları tatmin olsun diye... b a v e r … ...bu konulardaki tavrım her zaman aynıdır : dini siyasete alet etmek nasıl şerefsizlikse, din düşmanlığını, kutsal değerlere ve yaratıcıya, peygamberlere saldırıyı, siyasete alet etmek de eş değer de şerefsizliktir. tıpkı başı açık birisine sırf başı açık olduğu için bir tek kelime dahi söyletmeyeceğim gibi de, başı kapalı birisine de sırf başı kapalı olduğu için bir tek kelime dahi söyletmem... örnekteki iki genç keşke dinlerinin gereklerini vecibelerini henüz başlarına o felaket gelmeden bilselerdi de o gerzek herifin ocağına düşmeselerdi... hemen şöyle düşünebilirsiniz : 'saçmalama canım- insan çocuğunun öleceği ihtimalini mi göz önünde tutacak yani ?' elbette o değil .. benim dediğim gerçekten inançlı bir insan isen dünya hayatında başına -dini bilgilere ihtiyaç duyacağın öyle olaylar gelebileceği- ihtimalini hep aklında tutup ona göre bir kaç dost edinmelisin ki..bu tip sıkıntılar başına geldiğinde zaten hazırlıklı olduğun için örnekteki gibi hayvan yavrusu kılıklı adi adamların ocağına düşmeyesin… Perşembe, Ağustos 24, 2006 ICIMIZ YANIYOR !... Genel tanımıyla ifade edecek olursak; serbest yayılma eğiliminde olan ve ormanda yaşama birliğine katılan canlı ve cansız bütün yanabilir varlıkları yakıp yok edebilen ateşe "orman yangını" denmektedir... Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de orman varlığını tehdit eden faktörlerin başında orman yangınları gelmektedir. Orman yangınlarının çıkış sebeplerine baktığımızda, yıldırım gibi doğal nedenlerin % 5-6 oranında kaldığını, diğer bütün yangınların çıkış sebebinin insan olduğunu görmekteyiz... Dolayısıyla ülkemiz ormanları için en tehlikeli varlığın "İNSAN" olduğunu söylemek yanlış olmaz.. Bu nedenle orman yangının çıkmasına engel olmak veya çıkacak yangınların sayılarını olabildiğince azaltmak için insanlarımızı bilgilendirmek ve eğitmek zorundayız.. Daha dogrusu Ormani ona yasaklamaliyiz.Eger onu tanimak istiyorsak tipki safari gezileri gibi bilinc sahibi kisiler tarafindan gezdirilmesi gerektigine inaniyorum. Son 5 günde peşpeşe çıkan orman yangınları kaygı yaratırken, Çevre ve Orman Bakanlığı bu yıl çıkan bin 448 orman yangınında 2 bin 533 hektar alanın yandığını açıkladı.Bu yanginda kaybolan diger canlilar hesaba katilmamistir. Bakanlık'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, düzenli kayıtların tutulmaya başlandığı 1937 yılından bugüne kadar Türkiye'de 2005 yılı sonu itibariyle toplam 77 bin 785 orman yangınında 1 milyon 563 bin 847 hektar ormanlık alan zarar gördü. Bu rakamlari maddiyata döktügümüz zaman kac bütce karsiligi olabilecegini bir düsünün.Yukarda belrttigim gibi dogal nedenler le cikan yangin en fazla % 6 oldugunu göz önüne alirsak,oturdugumuz dali nasil kestigimizi görebiliriz. Türkiye'deki ormanlarda yıllık ortalama bin 143 yangında 22 bin 956 orman alanı zarar gördü. Orman yangınları, seller ya da kasırgalardan sonra zarar görmüş ağaçları kesmek bu felaketlerin sebep olduğu yıkımı kısmen giderecek olan eko sistem yararlarını da ortadan kaldırıyor. Amerikalı bir grup ekologca Science dergisinde yayımlanan bir makaleye göre zarar gören ağaçların yakacak ya da kereste olarak kullanılmak üzere toplu halde kesilmeleri yangından kurtulabilmiş olan kovuk sakini memelileri barınabilecekleri evlereden mahrum bırakıyor. Ya bunlari biliyormuydunuz :)Bir ton kullanılmış beyaz kağıt geri kazanıldığında, 16 adet çam ağacı, bir ton kullanılmış gazete kâğıdı geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacının kesilmesini önleyebilirsiniz. 1 hektar ladin ormanı yılda 32 ton, 1 hektar kayın ormanı yılda 68 ton ve 1 hektar çam ormanı ise yılda 30-40 ton toz emer. "Yaşam; önce sınava sokar, sonra dersini verir..." Sınavları geçer miyiz? Belli değil ... Ders alır mıyız? O da belli değil ... Hic kendimize sordukmu bu Ormanlar kimin.Ormanin icin de ne ariyoruz.Yoksa orada yasiyan canlilardan birimiyiz.Dün aksam Tv.de bir köylümüz.Ormanin kenarinda ki tarlasina giren bir Ayinin zarari icin avaz avaz bagiriyordu.Acaba babalari o Ormandan tarla actigi zaman Ayilardan izin kagidi tapu almismiydi.O hale kendi alani saniyor.Bir de Dünyanin hic bir yerinde görmedigim.Tarlalarin yakilmasi o dogada ki yasiyan bütün canliyi da yok ediyorsun yakarak.Oturdugum sehrin göbeginde bir cok tarlalar var.Bir bakmissiniz.Büyük siteler,bir bakmissiniz ormanlar,birde bakmissiniz sehrin göbeginde bugday tarlalari.Köyü özleminize hic ihtiyaciniz yok binin bisikletinize sehrin icinde hepsini görebilirsiniz.Benim kizim iki defa bahce citini yenilemek zorunda kaldi.Cünki yaban domuzlari bir ormandan diger ormana göc yapiyorlardi.Bir sabah köpegimle dolasirken avdan dönen bir tilki ile karsilastim.Bana aldirmadan yuvasina dogru yoluna devam etti.Cogu gök delenlerin tepesine yapay yirtici kuslar icin yuvalar yaparlar.Birde sokaklar da göreceginiz trafik levhesi gibi isaret lerdir.Geyik cikabilir veya yabani hayvan ikaz levhalari.En güzelide su levhadir su anda kuduz tehlikesi olan bölgeye giriyorsunuz ikazidir.Ne gibi önlemler almanizi herhalde tahmin edersiniz.Eger bir köpeginiz varsa.Sakin bana orasi Avrupa demeyin en cok ona kiziyorum.Yok deriz derseniz o zaman oradan ihtiyacimiz olan seyleri ithal edelim.Yok biz bunlarin cogunu onlara ögrettik diyorsak.O zaman da hemen eski egittigimiz günleri hatirlayip uygulamaya koyulalim. Cok kizgin, cok üzgünüm benim icim yaniyor o alevleri gördükce... Saygilarla. ZEHRA … Orman yangınlarına bende çok üzülüyorum..ağaçlar..hayvanlar..kısaca doğa..güzel doğamız ölüyor..ve biz bu doğamıza bir sahip çıkamıyoruz..Yine de güzel bir gün olsun bugün tamam mı;) gülümsememiz yüzümüzden eksik olmasın;) Ayda … Aynı kızgınlıklar içindeyiz. Düne dair iki düşünce var kafamda;yangın ve işkence.Her ikisini sorguluyorum kafamda ve neye bağlamam gerektiğini düşünüyorum .İnsanoğlu bu kadar duyarsız ve bencil olmalı mı? Ve bu duruma nasıl geldi?!Nedenleri mi araştırmalı,çözümleri mi bulmalı(daha doğrusu çözmek istiyor mu?!) Herşeye sınırsız ve tükenmez gözüyle bakan eşref-i mahlukat,kendisini yok ettiğinin ne zaman farkına varacak? Umarım geç olmaz... b a v e r … Benim merak ettigim,acaba ormanlarin yanmasina sebep olanlar, televizyonlardan bu marifetlerini izlediklerinde vicdan azabi duyuyorlar midir ? çok merak ediyorum...faydalarını ne de güzel anlatmissin..neylere zarar verdiklerini dusunup ah vah etmislermidir cok merak ediyorum.ancak bilincli olarak orman yakan sapik psikopatlardan bahsetmiyorum elbette..onlar zaten hasta olmasalar boyle bir sey yapmazlar.ben daha cok piknikciler diye tabir edilen akillilar icin soruyorum bu soruyu ???? .....Acaba babalari o Ormandan tarla actigi zaman Ayilardan izin kagidi tapu almismiydi... Cok onceden orman yanginlarinda yananlarin sadece ormanlar oldugu dusuncesine kapilirdim...halbuki orada ki kus yuvalari, bocekler, tilkiler.maalsef onlar da cayir cayir yaniyorlar...:( nicomedian … Haberlere göre son yangınlarda binlerce kovan dolusu arı da telef olmuş. Arıcıların bu işi yargıya götürme ve yangını çıkaranları bulma kararlılığı biraz içimi soğuttu doğrusu. Umarım suçlular cezalandırılır.Orman yangınlarının teknik nedenleri dışında iç işleyişle ilgili aksaklıkları Emekli Milas Orman Bölge Müdürü bütün çıplaklığıyla içerden gösteriyor: En gerekli ara eleman yok. Orman köylüsüyle irtibat yok. Ormancılık, ormanı ve doğayı bilmeyen hasbelkader bu işe başlamış elemanlara ve şehir çocuğu mühendislere kalmış. Oysa Almanya'da babadan oğula geçen çok saygın bir iştir ormancılık, diyor. (27.8 tarihli Hürriyet, Yalçın Bayer'in köşesinde.) İnsanoğlunun fütursuzca,sonsuz bir azgınlıkla,hırsla,gözü dönmüşlükle doğadan aldığını elbet birgün doğa da insanoğlundan alacaktır. Ve herzaman doğanın intikamı daha acı olmuştur. Zeyno Anne … Doğayı seven bir insanın( börtüsü böceğiyle, her türlü hayvanıyla, bitkisiyle) içinin yanmaması mümkün mü yangınlarda? İnsanımızda bilinç yok diyoruz ama bilinçli olan ya da bilinçli oldukları varsayılan, devlet adamlarımız da ormanları kanun çıkararak katletmiyor mu? Lanet olsun ...Bizim gibi bir toplum daha var mı yeryüzünde?... vintage biscuit … Her vicdanli ve duyarli insan gibi bizlerde sinirliyiz ve tepkiliyiz tabi ki bu duruma . yetkililer tutumlari , ulkenin bu tur durumlar icin onlemleri .... bin ton soru var kafamda sadece anahaberde yarim saat izliyip gecmek zorunda kaliyoruz . yokolan bi gelecek , hayatini kaybeden hayvanlar ... ve artik bu ulkede olan hersey beni sasirtmamaya basladi !! FakePlasticGirl … ne yazik ki, sadece bizim ulkede degil, akdeniz'e kiyisi olan butun ulkelerde durum bu. pyromani genleri tasiyoruz sanirim biz akdenizliler... Çarşamba, Ağustos 23, 2006 KEDILER... KARIYER ve AILE... Toplumsal yapının temel taşlarından olan aile kurumu, tarihteki bütün değişmelere ayak uydurabilmiş ve varlığını korumuş bir müessesedir. Çeşitli kültürler içindeki şekil zenginliği yanında, hepsi için ortak karakter ve fonksiyonlar, çok büyük benzerlik gösterir. Ailenin yerini hiçbir teşkilat tutamamaktadır. Çağayı (çocuğu) yetiştirip terbiye etmede ve topluma kazandırmada en başarılı kurum ailedir. Çeşitli mütehassısların kontrolündeki teşkilat ve kuruluşlar bile bu işi tam manasıyla yerine getirememektedir.Akademik arastirmalar dergisin de Durmus Tatlioglu yazmis oldugu bir yazinin giris bölümünde bu sekilde aile yi tanimlamistir. Bu gün Metropol sehirlerimizde yasiyan toplumumuz icersinde.Akademik kariyer yapan kadinlarimizin aile icersin de cocuk yetistirmesi ve bu durum karsisinda kac yasinda cocuk sahibi olacagi önemli bir yer tutmaktadir.Bu gün Ünüverste senelerini geride birakmis.Kendi is yerlerini kurmaya calisan veya calisma hayatina atilip bir noktalara gelmesi arasinda gecen zaman.Aile planlamasi icersinde düsünülen bir cocuk sahibi olma isteginin diger kesimlerde ki gibi.Cok seneler farkina ugradigi,bu sinirlamalarin cogu zaman bir tek cocukta kaldigi tesbit edilmistir.Bu duruma maruz kalmis kadinlarimiza karsi Devletin ne gibi siyasi bir yatirimi olmaktadir.Bu gün Devlet icersinde bir Aile Bakanligi mevcut ise ve bu bakanligin her kesimde yapacagi incelemeler ve yaptirimlar arasin da.Akademik bir egitimden sonra cocuk sahibi olmak istiyen annelere ne gibi imkanlar sunmaktadir.Bu konu genc Türkiye de pek göze carpmamakla beraber.Egitim seviyesinin ne düzeylere kadar gerilediginin bir aynasi olmaktanda ileri gidememistir.Bu konu Avrupa da en ön safhalar da tartismiya acilmis olup.Ilk nesterler vurulmaya baslamistir.Cok cocuk sahibi olmanin tek sakincilarindan biri , onlara sosyal ve kültürel bir seyler verememis olmamizdir. Bu durumu tersine cevirecek olursak o zamanda ilerde karsilasacagimiz insan gücünün yeterince olmamasi ve ekonomik gücün zayiflamasi ile karsi karsiya gelebiliriz.Bu yasli Avrupa da kaliteli insan gücünün eksilmesine ve elde mevcut olan bu gücün göc yollari ile eksilmesine neden olmaktadir.Yazimizi özetlemek istersek.Akademik bir egitim sonrasi aile temelleri kurmak istiyen bu aile fertleri ne kadar bir zamana ihtiyaclari vardir? Cocuk yetistirme durumlarinda bu kadin ve erkek olarak ayrilmadan.Maddi kayiplari yasam düzeyleri icersinde ne kadar karsilanabilinir.Bu ileri dönük bir yatirim olarak refah bir yasam seviyesin de bizlere kalite olarak geri dönecektir.Bu konu su anda kendi icerimiz de ürettigimiz bir takim careler icersinde süre gelmekte ve bunun sakincalarini ilerideki zamanlar da gördügümüz de is isten gecmis oldugunun farkina varacagiz.Bu durun ayni zamanda psikolojik yaralarin acilmasinada sebep olmaktadir. Bir diger konu ise yapilan arastirmalar neticesinde: Bu konumu ilerdeki zaman dilimi icersinde tekrar baska yönleri ile ele almaya calisacagim. Saygilarla. Ayda … Genelde nisa tayfası içindir,çocuk ve kariyerin hesaplaşması.Aile kurma,taşıma ve devam etirme sorumluluğu onun üzerinde olduğu içindir çünkü(kendi toplumumuzu kastediyorum)YA birini tercihe zorlanırsınız ya da gerektiğinden fazla güç harcarsınız,önünüze kurulan setlerde cabası. Fakat ne olursa olsun,kız çocuklarının okuyup ,iyi birer meslek sahibi olmaları ve iş hayatına girmeleri gereklidir ki,bilinçli erkekler yetişsin. Çalışan kadınlar,bilinçli erkekler hayat daha da güzel olacak Zeyno Anne… Kadın da çalışma hayatında huzurlu bir şekilde yerini alabilmeli.Tercih yapmak zorunda kalmamalı aslında.. Salı, Ağustos 22, 2006 HIKAYE !... Nakarat. /Önce Hayvanlari !. / Bir tek bizde bu adet / Yapamiyacagimiz sey yok./ Kudurduk. Ne zaman becerdiki ? /Yilan Hikayesi /Yorum size ait. Saygilar. Yaziya dedilerki :)) b a v e r … Hayvanları başlığı bu yazıya atılacak en güzel başlıkmış bence...Bu sayede aynı anda iki insanlık ayıbını vurgulamış, bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsun yani...Habere koyduğun başlık bence en az haber kadar anlamlı... Zeyno Anne… Cem Karaca ne demişti bir şarkısıyla, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.... biyonikkedi … Bu ayıbımızdan dolayı insanlığımdan utandım.İşte bu nokta da utanmaktan başka birşey yapamıyor olmaktan da utandım.Ne diyebilirim ki başka.Kanayan yaramıza tuz-biberle !... ZEHRA … neler oluyor bize..birbirimize kenetleneceğimize daha çok parçalanıyoruz..içimizde savaş başlatıyoruz..nasıl insanlıktır bu.. Pazartesi, Ağustos 21, 2006 GECMISE YOLCULUK... Yurdumuzda iktidara geçmenin en kolay ve en verimli yolunu din sömürücülüğünde bulan birtakım politikacılar, halk arasında diledikleri gibi çalışıp masum ve cahil vatandaşları avlayabilmek için durmaksızın insan haklarından söz ederler. İkinci Dünya Savaşı henüz sona ermek üzere iken, San Francisco'da, elli küsur milletin delegeleri huzurunda ilan edilen, bir müddet sonra da Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na üye devletler tarafından resmen kabul olunan ''İnsan Hakları ve Temel Hürriyetler Evrensel Beyannamesi'' nin altında bizim de imzamız vardır. Bu beyannamenin 18. ve 19. maddeleri din, vicdan ve fikir hürriyetleriyle ilgilidir. İşte yurdumuzdaki din sömürücüleri bu maddelere dayanarak kendilerine siyasi faaliyet hakkının tanınmasını istemekte, bu hak tanınmadıkça Türkiye'de hürriyet var denemeyeceğini iddia etmektedirler. Atatürk devrimlerine karşı gelmenin bir suç olamayacağını söylemeleri, laikliğin tarifi üzerinde ısrarla durmaları bundan ötürüdür. Atatürk devrimleri, yurdumuzda ortaçağ inançlarına sıkı sıkıya bağlı eski toplum nizamını yıkmış, onun yerine aklın hâkimiyetine dayanan, batıl itikatlardan uzak, ileri ve müspet bir hayatın temelini kurmuştur. Bu, şüphesiz serbest seçimlerle veya referandum usulüyle yapılmış bir devrim olmamıştır. Türk milleti, içeriye ve dışarıya karşı yürüttüğü amansız bir savaş sonunda yüz binlerce evladının kanı pahasına şerefini ve bağımsızlığını kurtarmış, iç ve dış düşmanlarını yok ettikten sonra da Batı uygarlık sistemine uygun bir toplum nizamına yönelmiştir. Din, vicdan ve fikir hürriyeti gibi serbest seçim müessesesi de bu uygarlığın eseridir. Bizdeki din sömürücüleri, yurdumuzda kökleştirmeye çalıştığımız bu müesseseleri kendi çıkarlarına göre yorumlamakta, bunu bir politika taktiği olarak kullanmaktadırlar. Örneğin, İnsan Hakları Beyannamesi'nin 4. maddesi, ''Hiç kimse kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekli ile yasaktır'' dediği halde, bunlar, dört karı almanın propagandasına engel olanları vicdan hürriyetine karşı gelmekle suçlandırmaktadırlar. İlk önce,köy köy dolaşıp diledikleri gibi halkı zehirleyecekler, sonra da serbest seçimlere girecekler. Kazanırlarsa, ''Millet böyle istiyor'' diyerek ortaçağın şeriat düzenini yeniden yürürlüğe koyacaklar. Artık gelsin halif ... Nadir Nadi'nin güncelliğini yitirmeyen 14 Şubat 1954 tarihli başyazısı. Kaynak Cumhuriyet Gazetesi. Geçmişe yolculuk mu?! Geleceği aramak mı?! Nerede?! Şeytan aldı götürdü Geri getirir mi? Maskeler düşerse Düşer mi? Millet isterse Millet neyi istiyor? Geleceği yaşar mı? Geçmişe yolculuk yaparsa Yapar mı?! 21 Ağustos, 2006 BU GÜN COCUKLARIN.. Pazar, Ağustos 20, 2006 LIGLER BASLADI... :Daha ilkçağlarda futbolu andıran oyunlar oynandığı bilinmektedir. Avrupa'da İÖ 2. yüzyılda Romalılarca yaygınlaştırılan bir oyun futbola çok benziyordu. Bu oyun bugünkü futbolun öncüsü sayılır. Bu eski Roma oyunu İngiltere'de öylesine sevilmişti ki, karşılaşmalar kentler arasında çatışmaya bile yol açmıştı. Bundan dolayı bu oyun 12. yüzyılda yasaklandı. Günümüzde oynanan futbol, İngiltere'de 19. yüzyılın sonlarında kurallara bağlandı. 1863'te İngiltere’de kurulan Futbol Birliği bu kuralların belirledi. Oyunda sert, acımasız ve kırıcı hareketler yasaklandı. Bu anlayışı sürdürenler ise, futbolun değişik biçimi sayılan ragbiyi geliştirdiler. Futbol, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere'den Avrupa'ya yayıldı. Kısa bir süre içinde de dünyanın birçok ülkesinde oynanan bir spor haline geldi. 1904'te Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) kuruldu. FIFA’nın yönetiminde 1930’da ilk Dünya Kupası karşılaşmalarını düzenledi. Ve bu günlere kadar geldi.Gelmesine geldi de yaninda bir cok dertleride beraberinde getirdi.Sözlügümüz de gecmiyen,Holigan kelimesini de türetti.(Hooligan) Bir yazarimiz bu konuda yazmis oldugu bir yazidan bazi bölümlerini sizlere sunmak istedim demiski :) Futbol terörü, tribün terörü, sporda şiddet! Her ne haltsa, fark etmez. Futbol yazmayan, ama geçmişte futbol oynamış, hayatını spora adamış biri olarak gördüklerimden edindiğim somut düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü bu konu yine sulandırılıyor, yine saptırılıyor. Futbol ve futbolun yaratığı bu ortamı defalarca eleştirdim. Ama tribünde yaşanan vahim olaydan sonra bugüne kadar oturup konuşulanları, yazılanları ve yapılan deklarasyonları analiz etmeye çalıştım. Olaylara biraz pedagojik, biraz sosyolojik, biraz psikolojik hatta başka lojiklerden de bakmaya çalıştım. Sonuçta bir Akademisyen olarak şunu net olarak söyleyebilirim ve kiminle olsa tartışırım. Arkadaşlar olay son derece basittir. Hiç öyle sosyolog, pedagog muhabbetlerine girmeyelim. Yaklaşımlı yorumlar ile yayınlar. Futbolda ise aynı yöntem “yetkin” spor-futbol yorumcusu ile yapılmalı. Nasıl mı?.. Şöyle; “Bu futbol veya spor sahada oynanır. Sporda mücadele iki takımın yada bireyin tüm becerilerini saha içinde, uluslararası oyun kuralları ve bir zaman dilimi içinde yapılmasıdır. Ama şunu unutmamalıyız ki tribün dışında hayat devam diyor. Ve hayat sadece futboldan ibaret değildir.” Kaynak.Cahit Yavuz. Dünya da Harp sanayisinin getirdigi gelirin iki mislisine ulasan bu sektör.Yetisen cocuklarimiz icin de.Ilerde bir tehlike olacakmidir.Gittikce Stadlarin Arenalara dönmeye baslamasi.Mac bitislerinde Balkonlara cikmanin artik bir tehlike durumuna gelmesi.Bizleri ebeveynler olarak yeni bir görevlermi bekliyor.Cocuklarimizi o sahalardan uzakmi tutmamiz gerekecek veya o sahalarda nasil hareket etmelerinin ilk tohumlarini ekme zamani geldi geciyor mu. Bütün temennim bu yeni sezonda kavgasiz, kardes kardes bir yil olarak gecmesidir. Saygilarimla. Okuduk ve dedik ki :)) "Futbol toplumların afyonudur "demiş bir zat-ı muhterem.Hep düşünürüm doğruluğunu.Gün geçtikçe çeşitli yönlerden artan futbol terörü,işin içinden çıkılmaz bir hale getirecek insanlığı galiba.Arenalardan,futbol sahalarına doğru bir köprü kuruldukça,aslanların yerinide toplar alacak.. Tahin … Ingiltere'de de az holigan yok ama maclardan sonra sokaga cikmaktan korkmak kimsenin aklina gelmiyor. Bizim ulkemizde insanlar neyi dogru duzgun yapiyor ki spor taraftarligini dogru duzgun yapsinlar ? PAZARIN SOHBETI!... Pazar günkü sohbetimiz.Basligi Gülelim olsun (agliyacak halimize).Rahmetli Aziz Nesin agbimiz bir cümle kurmustu.Türkiyenin % ? su kadari ......... dir demisti.Gelen tepkiler Dünya literaturuna bile gecti. Bende diyorum ki Türkiye de Trafik diye bir sey yoktur.Hele Ehliyet denilen sey hic yoktur.Söfer hic yoktur.Belki bende bu sohbetle sizlerin literaturuna gecerim. Yukarda ki Trafik isaretinin mucidi acaba kim ? Dünyanin neresinde böyle bir isaret vardir. Bir sairimiz demis ki ben artik köye göcüyorum orada kagnilar var.1.Ocak.2006 senesin de. Yeni Trafik cezalari gelmistir duyurulur.Ha, ha , ha burada hepimiz birlikte gülmeliyiz.Ne ise yariyorsa.Pardon o islerle ugrasanlara ekmek parasi olabilir sözümü geri aldim.Neyse zihninize gülecek bir kac sey daha düseyim.Gecen hafta tv. haberlerinde ki.Sarhos sürücülerin oyunlari valla hepsi en iyi sanatcilara tas cikarir.Ya nasil olsa bir ise yaramiyor neden Trafik kuvvetlerini diger birimlere kaydirmiyorlar hala anlamis degilim.Biliyormuydunuz son 15 seneye kadar Belcika da ehliyet yoktu.Bir yasa gelen vatandas araba kullanmasini biliyorsa araba kullaniyordu.Sonra AB ayip oluyor dedi de onlarda ehliyet denilen kagit parcasina gectiler. Biz de AB ye gecmeye daha cok vaktimiz var o zamana kadar bu kagit parcasi ile ugrasmiyalim.Zaten ne ise yaradigini da bilemiyoruz.Bu adam ne konusuyor diyorsaniz. Bu benim ehliyetim resimlerin karsisinda da hangi vasitalari kullanabilecegime dair imtihan la aldigim müsadeler var.Anliyacaginiz.Hangi vastaya kullanma ihtiyaci duydumsa imtahana girmis almisim bunlardan simdi.Kullanma hakkina sahip oldugum halde Kamyon dan ve Büyük motor dan vaz gecmis durumdayim.280 km yapan motorumu satarak.Yerine 130 km yapan bir motor aldim simdi onunla geziyorum.Ilerde bu 50 km kadar kücülücek.Bir gün üc tekerlikli bisikletele gezecegim.Ehliyetimi de ilgili makamlara teslim edecegim.Neden mi.Insanlari ve canlilari cok seviyorum.Belki de vicdan meselesi.35 yillik zaman dilimin de yapmis oldugum km sayisi 100 binleri gecmistir.Bir cok ülke gezdim.Bunun icersinde Amerika da dahil anliyacaginiz orada da araba kullandim.Bir tek Transit olarak carcabuk gectigim.Istanbul haric Türkiye ye geldigim zaman evimin önüne arabayi park ediyorum.Dönüs yolun da kullanmak üzere. Taksi parasi vermekten , cogu zaman yürümekten anam agliyor.Nedenmi cünki benim ehliyet o Trafige yeterli degilde ondan.Tecrübeli,usta söferin kim oldugunun karsiligi nedir biliyormusunuz.Direksiyona hakim kisi degilde, baskalarinin yaptigi hatalari en iyi sekilde düzeltmeye calisan kisidir.Ne diyo bu adam !..Dur arkadas senelik kazalarin bilancosuna bak.Bir Bayram Tatilin de 3 gün icersinde 100 altinda ölü verdigimiz zaman nasil Gazetelere baslik atildigini oku o haberleri ben degil onlar yapiyor.Yollarimiza gelince Avrupa da Otomobil kuluplerin den bir tanesine yaz veya sitesine gir Orada bilgi vermektedir.Hangi yollarda ne kadar sürrat yapabileceginiz hakkin da 130 gecen bir yol bulursaniz.Ben hepinizden özür dileyecegim.Adamlar bunu yollarin yapimina göre yazmislar. Yanliz kiskandigim bir konuyu da yazmaktan gecemiyecegim.Berlin deki yollar.Istanbulun yanin da oyuncak gibi kalir.Bu kadar genis yollara sürat yollari da dahil insallah bir gün Berlin liler de sahip olurlar.Bu ne yazikki hakikattir.Saka degil.Simdi bu resme bakalim bu neymis ?Böyle en islek yola yapilan.Boyalanmis bir cadde !... Bu vatandasin böyle bir caddede bisikletle ulasabilecegi yere gidebilmesi icin yola cizilmis bir yol.Bir bisikletliyi gecebilmeniz icin en az 120 cm aralik birakarak gecebilirsiniz.Eger bisikletli suclu olsa dahi sizde ceza görürsünüz.Bu da kullanmis oldugunuz arac bisikletten daha dayanikli oldugu icin.Neyse tabii bunlar bizler icin utopi.Bizim nasil olsa canavarimiz var.Resmi de var. Yollara masraf yapip levhalarini da koyduk.Bir de Yeni moda cikti Tv.lerde görüyorum.Etfayicilerimizi dövüyoruz.Neden gec olay yerlerine geldikleri icin.Eger bir gün bu dayaklardan gina gelip de hic gelmezlerse sasmiyalim.Adamlar sanki önüne gelen yere park edilmis arabalarin üstünden.Adamlarin altinda kocaman bir arac var Helikopter degil. Dedim ya bu Pazar hep beraber gülecegiz diye.Bakalim sizin bu konuda ne gibi espirik fikralariniz olacak ben güldürdüm sira sizde. Kalin saglicakla ehliyet almaniza veya almaya ugrasmaniza hic luzum yok ; Ugrasmiyin onun ne oldugu bilinci olmadigi müddetce zaman kaybindan daha ileri gitmiyecektir.Bunlari ben söylemiyorum.O kara topraga gencecik yasta giren insanlarimiz söylüyor. Mirac Kandilinizi bütün kalbimle kutlarim. Sevgilerle. SOHBETTE KONUSULANLAR... Bahcede sohbet cok derindi kulak kabarttim konusmalara duyabildigim kadar :)) b a v e r … Erdil Baba, o fotoğrafı koymakla ne iyi etmişsin...bir de soru oturtmuşsun..dünya da böyle bir fotoğrafa ihtiyaç duyan başka bir ülke var mıdır diye..vallahi haklısın...bu lanet kazalarda şampiyon olduğumuza göre herhalde sorunun cevabı da kendiliğinden çıkıyordur... Ayda … Erdil Bey;Dönüp dolaşıp sorumluluk sahibi olma meselesine geliyoruz her konuda.İnsan olma sorumluluğunu bilip taşıyabilirsek,ona uygun davranışlar sergileriz.Bencil,adam sendeci,kahramanca,küstah davranışlar göstermek istemeyiz dört teker üstünde olduğumuz zaman.Daha çok hayata karşı mağlup insanlardır bana göre trafikte canavarlaşanlar.Bak bunu başarabiliyorum üstüne üstlük hepinizin hakkından geliyorum diyebiliyorlar direksiyon ellerindeyken. Herzaman teyakkuzda olmalıyız maalesef,umut taşımalı mı hala bilmem?! Oya Kayacan … Biz eğitimimizi lunaparkta alıyoruz sevgili Erdil Bey. Ehliyetlerimiz de İl Eğlence Müdürlüğünden veriliyor, İl Cenaze İşleri Müdürlüğü tarafından da geri alınıyor. Yılların lunaparkçı tecrübelerinin katkısı ve allah allah nidalarıyla çıktığımız yollarda sağdan soldan estarabimlediğimiz kadar estarabimliyoruz. Estarabimleyemediğimizde trafik ve kasko sigortalarımıza başvuru yapıyoruz. Çarpışma anını küfürsüz, dövüşsüz atlatabilmek için; her ne olmuşsa olsun, vuran şahıslara, "ellerinize sağlık yani bu kadar olur, fevkalade vurdunuz," demeyi ihmal etmiyoruz. vintage biscuit … ehliyet kemeri takmanin delikanliligi bozdugu varsayilan bi ulkede hiz yapmanin hava atmak oldugu bi ulkede araba sollamanin insanlar uzerinde bi haz yarattigi bi ulkede alkol bana koymaz diyip trafige cikilan bi ulkede bu kadar kaza normal degilmi arkadaslar ??? zeyno Anne … Erdil Bey, ne kadar haklısınız! Trafikte tüm yollar benim, nasıl istersem öyle mantığında o kadar sürücü var ki.Ehliyet bir şekilde alınıyor da önemli olan o sorumluluğu taşıyabilmekte. Yollar alkollü, sadist insanlarla dolu. Bir de yarış yapanlar var, ne ışık dinliyorlar, ne yaya.Böyle bir kazadan da kılpayı kurtulduk, yanımda çocuklarım vardı. Arabaların plakasını bile alamadım öyle süratliydiler.Kendi canlarını düşünmüyorlarsa bilemem ama ya tehlikeye attıkları diğer canlar?.... nicomedian … Burası Türkiye ve burada yanlış doğruyu kovar. Köre ehliyet verilen ülke de burası değil mi? ve hep bir agizdan : tüm inananların kandilini kutluyorum. Sevgilerle. Ha yorum mu hepinize beklemeyin.Yukardaki filmi bir seyredin hep televizyon haberlerinden seyredecek degilsinizya bir de benim tv.den seyredin. Cumartesi, Ağustos 19, 2006 DEPREM... Aradan bu kadar zaman gecmesine ragmen o günleri unutamiyorum.Allah hic kimseye yasatmasin.Cocuk yillarinda da Istanbulun sallanisi yasamistim.Bu bir baska idi.Sabah haberlerini dinlerken Türkiyede siddetli bir Deprem oldugunu arabamin Radyosunda duydum. Derhal eve dönerek.Satelit üzerinden haberleri dinlemeye calistim.Cok yeni oldugu icin tam bir haber alinamiyordu telefonlar da cökmüstü aradan iki gün gectikten sonra vahametin ne kadar büyük oldugu gözler önüne serilmeye basladi.Akut'un calismalarini seyrederken aklima benim bu duruma nasil bir katkim olabilirdi!.. O kat kat olmus binalarin arasindan insanlara seslenisleri orada kimse varmi diye.Halen kulaklarimda cinliyor.Is yerinde arkadaslarla otururken iscilerimden bir tanesi sef dedi bu adamlar böyle bagiriyorlar ya adam bayginsa nasil onu duysun.Iste o anda aklima bizim su akit borularin baglinti yerlerinden giripde borulari tikayan kavak agaclarinin kökleri geldi.Biz bunlari 3-4 cm capinda 9 metre boyunda elastik bir hortumlarla tesbit ediyorduk. Ucunda led isiklari bulunan birde mini renkli kamaresi var tipki cep tlf'rindaki gibi.12 volta calisan bir alet.Her hangi bir tv.ye baglandigi zaman istenilen derinlige kadar inilerek icerisini görme imkani olabilirdi.Hemen ufak bir Jeneratör tv. ve tas islerinde kullandigimiz hidrolik kiricilar demir kesicileri.Bu bahsettigim cihazi ve tekrar yüklenebilecel el fenerleri sizin anliyacaginiz kadar o felaketde kullanabilecek ne kadar malzeme varsa Bir kac Alumiyon bokslara yerlestirerek.Yanima aldigim diger acilmalzemeler ve iscilerimle Türkiye ye hareket ettik.Bu arada Akut la temas kurarak onlara ne gibi cihazlar getirecegimi ve Hava alaninda benden hemen teslim almalarini bildirdim.Bu arada cihazlarin nasil kullanacaklarina dair cok tefarruatli bilgileride boxslarin icine yerlestirdim.THY'lari hic bir sey talep etmeden bu esyalari nakline yardimci oldular.Ayni sekilde Gümrük'de hic bir islem yapmadan bunlari bir protokol karsiligi Akuta aninda teslim etmemize yardimci oldular.Bu kadar cabuk islemler Türk insanin böyle durumlarda ne kadar duyarli oldugunu bir kere daha ispatlamis oldu. Esas benim ve yanimda calisan arkadaslarim icin yasayacagimiz sok bundan sonra basladi. Kiraladigimiz ve almis oldugumuz özel bir izinle orada idik.Ayagimizin altinda toprak halen sallaniyordu.Bu son günlerde tv.lerde gördügünüz Lübnan onun yaninda hic kalirdi.Belki bu Doga felaketinde hayatlarini kaybetmis vatandaslarimiz.Allah gani gani rahmet eylesin.Kurtulmuslardi o anda gördügüm manzara karsisinda geride kalanlar!.. Bosluga bakan gözler.Söylenenleri duyduklari halde hic bir reaksiyon vermemeleri.Yikik evinin karsisinda yere cökmüs iki metre ilersindeki duran battaniyesini alamiyan insanlar.Düsünebiliyormusunuz yardim kamyonlarla geliyor.Ekmek dolusu kamyonlar,Su dolusu kamyonlar,diger yiyecek tasiyan kamyonlar.Binlerce kisi eger ekmeginizi kuyruga girip alabilirsiniz bu size belki 5-6 saate mal olacaktir.Ondan sonra su kuyrugu ve bu devam edip gidecektir.Birde kaybolma korkusu. Artik aci duymuyorsunuz.Ölüme meydan okuyorsunuz.Ilk 10 gün sonra yasadiginizin farkina varacaksiniz.Daha yazacagim cok seyler var ama yazmak istemiyorum.Onlar hic o günleri anlatmadilar onlarin saygisina bende susuyorum. Gecenlerde Istanbul Valisi bir tv de konustu aradan bu kadar zaman gecmesine ragmen nelerin bizi bekledigini biraz citlatti.Oturdugunuz apartmanda veya mahallede bu konuda bir araya gelip de neler yapilabileceginize dair bir konusma gectimi.Bazi bölgelere bildigim kadar depremden sonra kullanbilecek saglik ve bazi seyler stoklandi acaba onlar bir kontrolden geciyormu her halde piller simdiye kadar bosalmistir.Saglik malzemelerinin miyadlari dolmustur.Bu konuda evinizde veya sokaginizda sizlerin yapacagi görevlerin organizesi icin bir calisma yaptinizmi.Hic bir sey yapmadinizsa bile ailecek evde bu konuyu konusup neler yapmaniz gerektigini ve bunun provasini yaptinizmi.Isterseniz bu konuyu burada keseyim.Sizden bir özür borcum var essasinda yukardaki Akutun yazisini koydugum icin.Elimde bu durumu birebir yasadigimi anlatabilmek icin koydum.Inanin bana ve biraz olsun neler yapabileceginiz konusunda organize olamaya calisin.Bu sizin yapacaginiz insanlik borcudur. Hem kendinize hemde komsulariniza. Saygilarimla.
db726e39f181
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bu gün 10 Kasim 74 yil önce saat dokuzu bes gece bir tohum sacildi;ulusun kalbine onu göz yaslari ile suladik.O tohum icimizde bir fidan; ulu bir cinar gibi büyüdü. Birileri yillarca bekledi!!! Nasilsa bir gün gelir o cinar da göcer gider diye... Yanildilar o cinar yeni tohumlar sacarak milyonlarin kalbine kalbine kalbine yerlesti. Artik göz yasina bile ihtiyac kalmamisti.O tohumlarda bu ulusa seslenen o kadar ince duygular,ögütler,gecenin karanliginda parliyan isiklar;Ilmin adi ile öyle formüller verdi ki... Bizler sansli bir nesiliz.Sonsuza dek icimizde yasiyan bir Cinar var. Saygilar Ata nin lideri Türk Milleti.
26c3168b1220
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Koru Mutuel Sigorta Bir sigorta kooperatifi olarak, varlığımızın temel nedeni ve destekçisi olan ortaklarımıza karşı şeffaf, güvenilir ve verimli bir yapı oluşturarak, sürdürülebilir başarı elde etmek en önemli hedefimizdir. İçinde yaşadığımız topluma karşı ödevlerimiz, en az ortaklarımıza olan ödevlerimiz kadar önemlidir. Toplumumuza değer katmak kurumsal önceliklerimizden biridir. Her bir çalışanımız, bilgisiyle, deneyimiyle, ön görü ve emeğiyle sistemimizin değerli bir parçasıdır. Kurumsal adalet ve çalışan hakları konusunda örnek bir sistem olmak temel taşlarımızdan biridir. İşleyişiyle, iletişimiyle, tüm faaliyet ve ortaklık yapısıyla Koru Mutuel Sigorta, etik kurallara ve yasalara gönülden bağlı bir kuruluş olarak varlığını sürdürecektir.Sigorta kooperatifi kavramını en iyi şekilde temsil ederek; ortaklarımızın günden güne büyüyen bir kurumsal yapıda pay sahibi olmalarını, çalışanlarımızın bilgi, beceri ve deneyimlerini arttırarak kariyerlerinde ilerlemelerini ve ülkemizde sigortanın tabana yayılmasını sağlamak.
595f9d30fa1e
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Çocukluğumuz, televizyonların “Trash TV” denen lanetten çok uzakta olduğu günlere denk geldi. Bunun için şanslıyız veya şanssızız gibi klişe karşılaştırmalarla vakit kaybetmek bizim işimiz değil (böyle diyoruz çünkü bunu meslek haline getiren insanlar var). Ama tam yüzyıldır bir şekilde bizi mutlu etmeyi başarmış olan Yeşilçam hakkında konuşmayı kendimizde hak olarak görüyoruz. Yeşilçam hafızalarımızda “gigabyte”larca yer kaplıyor olabilir. Günümüzde hoşumuza giden herhangi bir şeyi, saliseler içinde tüketme yeteneğimiz/lanetimiz var. Ama televizyonda aynı film 67. kez gösterildiğinde aynı keyifle izlemeyi de başarıyoruz. Seray Şahiner’in OT Dergi’deki Vesikalı Yarim yazısından beri aslında bizim de söyleyeceklerimiz olduğunu ama itiraf edemediğimizi fark ettik. En iyisi yüzüncü yıldan yararlanalım diyerek yola koyulduk. İşlerimizi yaparken de Yeşilçam dokunuşlarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Beyin istemese hafıza yaptırıyor, hafızayı engellesek beyin gözümüzün önüne sahneleri getiriyor. Yemekle ilgili bir iş yapıyorsak, Gülen Gözler filmindeki yemek sahnesini mutlaka anıyoruz. Tek başımızaysak da kendi kendimize sırıtıyoruz. Böyle kalıntıların altın değerinde olduğunu da unutmak üzereyiz. Belki de bunun telaşı sarmış olabilir havayı. Genel olarak bilemiyoruz. “Kimse benden hızlı çakmak çekemez. Söylemiş miydim?” Dizi ve sinema sektöründe kamera arkası samimiyeti diye bir kavram bulunuyor. Seyirciye tamamen kapalı olan bir dünya düşünün. Sette yaşananlar ve geçirilen saatlerden tamamen habersiz bir kitle… Daha sonra en güzel anları takip eden kitleye sunun. Gülme krizleri, set fotoğrafları, garip sahne dekorları, oyuncuların kameraya baktığı ve direkt olarak sizinle iletişime geçtiği anlar gibi binlerce birleştirici etmeni bir araya getirin. Bu durumda seyirci kendini asla giremediği, ulaşamadığı ve bilmediği bir dünyanın içinde bulsun. Tabii bu sayılanların sizinle hiçbir alakası olmayabilir. Arzu Film, Türk sinemasının 100. yılı şerefine Instagram’da akıllara zarar bir hesap açtı. Her fotoğraf insanda tarifi imkansız duygulara sebep oluyor. Çakmakçı Şener Şen, Külyutmaz, Gulyabani, Tosun Paşa ahalisi, Süt Kardeşler’in çekildiği filmin balkonundaki hatıra pozu derken müthiş bir arşivle karşı karşıya kalıyoruz. Tek kelimeyle harika olduğunu söylemeye gerek yok.
7e79c59bc8f4
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Omegle Alternatif Video Sohbet Omegle rastgele video sohbet sunan siteler arasındaki orijinal olanlardan biridir, 2008 yılının Temmuz ayında yayınlanan site, chat rouletteden önce piyasaya çıkan tek sitedir. En popüler rastgele video sohbet sitelerinden biri olmakla birlikte, herhangi bir anda 10,000'in üzerinde çevrimiçi kullanıcıyı burada bulmak mümkündür. Yıllar boyunca çok fazla değişiklik yapmamakla birlikte trafik sıralamalarında üst sıralarda kalmayı başarmıştır. Bu site, kendi orijinal iş modeli ile sürekli olarak büyümeye devam etmeyi başaran sitelerden biridir. Site ismini dünyanın dört bir yanına duyurarak rastgele video sohbet sektöründe liderlerden biri olmayı başarmıştır. Omegle'nin orijinal chat roulette ile birçok benzer yönü bulunmaktadır; iki site de 17 yaşında bir web geliştirici tarafından açılmıştır ve iki site de yaklaşık olarak aynı zamanlarda yayına girmiştir. Chatroulette, Omegle'den daha hızlı şekilde popülerleşmiştir fakat Omegle de yıllarca popülerliğini arttırarak listemizdeki en iyi 3 site sıralamasına girmeyi başarmıştır. Site Google Translate kullanılarak her dile çevrilmiştir ve ilgi alanlarınızı yazdığınızda sizi benzer ilgi alanlarına sahip kullanıcılar ile bağlantıya geçirmek gibi güzel özelliklere sahiptir. Site şimdilerle sürekli olarak Alexa sıralamasının ilk 5,000'i içinde bulunmaktadır ve git gide yükselmektedir. Eğer aynı şekilde devam ederlerse kısa süre sonra en çok ziyaret edilen 1,000 site arasına girmeleri şaşırtıcı olmayacaktır. Siteyi düzenli olarak kullanan ünlüler sıralamalarda yukarılara çıkmalarına ve sektördeki diğer sitelerden daha hızlı yükselmelerine yardımcı olmuştur. Güncelleme 6-5-2013-2015: Omegle artık sitede izlenmeyen bir bölüme sahip, buraya girerek banlanmadan ya da ceza almadan istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz. Ayrıca bu bölüme bir de ekran görüntüsü yakalama özelliği konulmuş. Buradaki tek problem, bölümün tamamen erotik bölgelerini gösteren erkeklerle dolu olması, bir saat kadar sonraki butonuna tıklamaya rağmen bir tek kıza bile denk gelemedik!
e5ee9848c37b
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Bugün sizlere biraz daha kuru yine akmayan yaz için, Avon Supershock Gel Eyeliner' ın yerini doldurması açısından bir göz kaleminden bahsedeceğim. Avon Supershock Gel Eyeliner' ı da okumak isterseniz yazısını şurada yazmıştım. Essence Longlasting Eye Pencil 01 Black Fever Makyajlarımın olmazsa olmazı dediğim göz kalemlerinin en iyisini bulma arayışındayken bu kaleme de şans vermek istedim. Avon Supershock göz kalemi daha önce de söylediğim gibi jel yapıda olduğu için yazın kullanmaktan çekindiğim bir kalem. Hal böyle olunca yaz için biraz daha kuru yapıda olan göz kalemlerine dönüş yapıyorum. Aslında havalar ısındığında (terleme formuna geçtiğimizde) Avon' un Glimmerstick kalemlerini kullanıyorum. Akmama, bulaşmama konusunda oldukça da başarılı kalemler olduklarını düşünüyorum. Yakında onların da ayrıntılı yazısını yazacağım. Essence Longlasting göz kalemini, Avon Glimmerstick kalemlerine alternatif olarak denemek istedim. Sonucu da gördükten sonra iyi ki denemişim dedim! Essence Longlasting Göz Kalemi, yapısı Avon Supershock kadar yumuşak değil. Kirpik diplerini doldurma konusunda biraz sıkıntı yaratıyor. Kalem sürdüğünüz ilk katta tam siyahlık vermiyor. Fakat ikinci ve üçüncü katı geçtiğinizde simsiyah görüntüyü elde ediyorsunuz. Göz kapaklarım yağlı olmasına rağmen, far bazı da kullanmadığım halde gün içinde kesinlikle akma ve göz üstüne bulaşma yapmadı. Göz içlerine sürdüğümde akma problemi yaşadım. Alt kirpik diplerine sürdüğümde üzerinden siyah far ile geçtiğim zaman akma yapmadı. Asansörlü bir göz kalemi olduğu için makyaj çantamda taşıyabiliyorum, gerektiğinde kullanım kolaylığı sağlıyor. Havalar ısındığında sizler de böyle kuru yapıda siyah göz kalemi arayışına giriyor ve akmasın, bulaşmasın diyorsanız tavsiye ederim. Ben bir de kahverengini alıp denemek istiyorum. Essence Longlasting Göz Kalemini, Gratis, Rossmann, Cosmetica ve yerel kozmetik mağazalarından indirimsiz 5.50 TL' ye sahip olabilirsiniz. Bir sonraki postta görüşmek üzere...
b3911c5323f5
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Ayakkabı tutkunlarının en sevdiği markalar StilGiyin’de Kadınlar için ayakkabı tutkusunun yeri doldurulamaz. Çeşit çeşit ayakkabılara sahip olmak kadınlara moda konusunda kendini daha rahat ifade etme olanağı verdiğinden, ayakkabı tutkusu aynı zamanda özgürlükle de ilişkilendirilir. Gerçekten de yüksek topuklu, sivri burunlu, platform tabanlı ya da burnu açık ayakkabı modelleri , farklı stilleri simgeler. Bazı ayakkabılar ise, modaya uymanın yanı sıra ait olduğu ayakkabı markasının felsefesini yansıtır. Özellikle lüks marka ayakkabılarda bu durum sıkça görülür ve kadınlar, stilini ve felsefesini benimsedikleri ayakkabı markalarından kolay kolay vazgeçemezler. Dünyaca ünlü Gioseppe Zanotti, Jimmy Choo ve Sergio Rossi markaları, güçlü, şık ve seksi kadın imajını destekleyen modelleri ile kadınların en beğendiği ayakkabıların başında gelir. Ünlü modaevleri Valentino ve Fendi’nin ayakkabıları ise zarafet ve stil sahibi olmanın göstergesidir. Tüm bu lüks markaların ayakkabılarını tek bir çatı altında birleştiren StilGiyin, ayakkabı tutkunu kadınların hizmetinde. İnternette saatlerce ayakkabı sitelerinde dolaşmak yerine StilGiyin’e gelin ve onlarca lüks ayakkabı markası içinde aradığınızı kolayca bulun. Beymen gibi Türkiye’nin en büyük mağazalarından birinin online satış sitesini taramak StilGiyin ile çok kolay. Siz sadece arama çubuğuna ne aradığınızı yazın. Örneğin "abiye ayakkabı ” yazdığınızda, iş ortağımız 50’den fazla e-ticaret sitesinde yer alan abiye ayakkabı modelleri derhal ekranınıza gelir. Eğer günlük ya da spor ayakkabı arıyorsanız Ayakkabı kategorsinin alt kategorilerini ya da markalar listesinden Lacoste, Superga gibi tercih ettiğiniz ayakkabının markasını seçerek arama sonuçlarında sadece sizin istediğiniz kriterlere uygun ürünlerin listelenmesini sağlayabilirsiniz.Sevdiğiniz markalar, arzuladığınız fiyatlar Akıllı moda arama motoru StilGiyin’i kullanarak en sevdiğiniz markalara ulaşmak da ürünlerini satın almak da çok kolay. Siz sadece yüzlerce markayı tek bir çatı altında buluştutan StilGiyin kategorilerine arama yapın. Örneğin Lüks Marka Ayakkabı kategorimizde iş ortaklarımızın e-ticaret sitelerinde yer alan bütün lüks markaların ayakkabı modellerini görüntüleyebilirsiniz. Sol sütundaki seçenekler, aramanızı markaya, fiyata, renge veya bedene göre filtrelemenizi sağlar. Aramanızda bu filtreleri kullanarak sonuçlar arasında sadece seçtiğiniz markaların ayakkabılarının görünmesini sağlayabilirsiniz.
a3084c6f43d8
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Softshell ceketler sert iklim şartlarında orta katman olarak kullanılırken, ortalama bir havada tişörtünüzün üzerine giyip çıkabileceğiniz günlük bir cekete dönüşür. Soluyabilirlik, rüzgar kesme ve su tutmazlık gibi özelliklerin buluştuğu bir cekettir. Detaylı bilgi için outdoor ceket seçimi yazımı okuyabilirsiniz. -Elasten, polyester ve naylondan oluşan kumaş. -Rüzgar kesme özelliği -Esnek olması -Stratermic teknolojisinin sağladığı ısı yalıtımı Avantajları: -Vücuda oturan kesim -Yaka cebi ve iki yan cep -Ayarlanabilir bel lastiği sayesinde belden ısı kaybının önlenmesi -Parmaksız eldiven gibi kullanabileceğiniz likralı bilekler -Su tutmazlık özelliği (gerekli wax işleminin düzenli yapılması halinde ) -Fermuarlı koltuk altı havalandırmaları -Isı kaybını önleyen yüksek boyun -Eldivenli kullanımda fermuarları açmak için fermuarda bulunan ip ( gerçi bunu neredeyse olmayan her kıyafetime yaptım ) Dezavantajları: -Sağnak yağmurda su geçirmesi -Çok soğuk havalarda yetersiz kalması -Kısa bel kesimi ve kol tasarımı nedeniyle melek kanadı sorunu yaşatması (tırmanış için kullanımını olumsuz etkiliyor ve bel açıkta kalıp, yoğun ısı kaybına neden oluyor) -Koltuk altı fermuarların kısa tutulması ve fermuarların hareket yönü Önerebileceğim kullanım alanları: -Dağcılık, kış dağcılığı ara katman, -Doğa Yürüyüşü Yaklaşık 4 yıldır kullanıyor olduğum bu Quechua Bionnassay Softshell 500 serisi tasarım ve işlevsellik anlamında beklentilerinizi karşılama konusunda diğer markaların yanında pek geride kalmıyor. Fiyat performans oranı gayet iyi. Piyasadaki muadillerinin yanında uygun fiyatlı kalıyor. Gündelik kullanımda şık bir alternatif ceket olarak kullanmaya uygun. Karadeniz'de 4 dakikalık sağanak yağmuru geçirir, Ankara kışında tek başına kullanıma uygun değil, Erciyes rüzgarında titremekten bitap düşebilirsiniz (gerçi yüksek irtifa 1000 fill kaz tüyü kıyafet tulumunuz olsada mümkün bu üşüme :) Bu yazı burada biter ve size kararınızla mutluluklar dilerim. Winter is coming! Kaz tüyü ceket seçimi yazımı okudunuz mu?
adb086bc1269
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bulut Sunucunuz İçin Ek Özellikler Aşağıda hosting paketiniz için satın alabileceğiniz ek özellikler listelenmiştir İşletim Sistemleri 47.74 TL /ay Siteler arasında ek bir güvenlik katmanı sağlayan Linux işletim sistemidir. (En az node 3 gerektirir) Windows 2008/2012 Standart Edition 17.05 TL /ay Windows Server işletim Sistemi. (En az node 3 gerektirir) Linux İşletim Sistemleri Ücretsiz Centos 6/5 Ubuntu 12/14 Debian 6/7 İşletim sistemleri kurulabilir. Hosting Kontrol Panelleri Cpanel WHM (Sınırsız domain) 51.15 TL /ay Linux Centos 6 veya Cloud Linux gerektirir. Plesk 12 Web Host (Sınırsız Domain) 51.15 TL /ay Linux Centos 6, Cloud Linux veya Windows Server ve en az Node 3 gerektirir. Plesk 12 Web Pro (30 Domain) 34.10 TL /ay Linux Centos 6, Cloud Linux veya Windows Server ve en az Node 3 gerektirir. Plesk 12 Web App (5 Domain) 17.05 TL /ay Linux Centos 6, Cloud Linux veya Windows Server ve en az Node 3 gerektirir. Plesk 12 Web Admin (10 Domain) 13.64 TL /ay Linux Centos 6, Cloud Linux veya Windows Server ve en az Node 3 gerektirir. MSSQL Uygulamaları MSSQL Express Ücretsiz Windows Server ve en az Node 4 gerektirir. MSSQL 2008/2012/2014 Web Edition 68.20 TL /ay Windows Server ve en az Node 4 gerektirir. MSSQL 2008/2012/2014 Standart Edition 1023.00 TL /ay Windows Server ve en az Node 4 gerektirir. Litespeed VPS 2GB 47.74 TL /ay Centos 6 veya Cloud Linux gerektirir. En fazla 500 anlık bağlantı destekler Litespeed Ultra VPS 8GB 68.20 TL /ay Centos 6 veya Cloud Linux gerektirir. En fazla 800 anlık bağlantı destekler. Litespeed 1CPU Enterprise 109.12 TL /ay Centos 6 veya Cloud Linux gerektirir. Anlık bağlantı limiti yoktur. Ek Hizmetler Cloud Backup 47.74 TL /ay 30 gün geriye doğru dönük günlük yedekleme hizmetidir. Ek IP 10.23 TL /ay Her ek IP Monitoring Hizmeti 109.12 TL /ay İstenilen servislerin monitoring ve SMS ile bilgilendirme hizmetini kapsar. Destek Paketi 85.25 TL /ay Cpanel + CloudLinux + Cloud Backup alınması durumunda hizmet verilir. Aylık 3 saatlik teknik uygulama destek hizmetini kapsar. Tek Kullanımlık Hizmetler Sunucu yeniden kurulum hizmeti 119.35 TL Sunucunun silinerek sıfır kurulum olarak teslimi. Felaket yedeklerinden dosya yedeği dönüş hizmeti 85.25 TL Sistem hatalarına karşı felaket senaryosu gereği alınan yedeklerden dönüş işlemidir. Yedeklerden dönüş garantisi verilmez. Saatlik Destek Sunucu Desteği 85.25 TL Sunucu ile ilgili sistem yönetim hizmetlerini kapsar. Desteklenen uygulama ve çözüm süreçleri için satış ekibinden bilgi alabilirsiniz. Sıkça Sorulan Sorular Bulut Sunucu nedir? Bulut sunucu , kullanmakta olduğu özel donanımlar ve yazılımlar nedeniyle yüksek performanslı çalışan , dinamik olarak ölçeklendirilebilir ve ihtiyaçlarınıza uygun hale getirilebilir bir sanal sunucu hizmetidir. Windows ve Linux SSD bulut sunucuların işletim sistemi versiyonu nedir? Windows bulut sunucularımız Windows 2008 SP2 64bit işletim sistemine sahiptir. Linux bulut sunucularımız Centos 5 64bit işletim sistemine sahip. 32bit uygulamaları da sorunsuz bir şekilde sunucunuzda çalıştırabilirsiniz. Windows 2008 yerine Windows 2003 tabanlı bulut sunucu satın alabilirmiyim? Windows 2003 SP2 64bit işletim sistemine sahip bulut sunucu desteğimiz bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve satın alma linkleri için canlı destek üzerinden satış temsilcilerimizle görüşebilirsiniz. Kaç nodluk bir sunucu benim için yeterli olur? Her uygulamanın kendine göre kaynak ihtiyaçları bulunmaktadır. Bununla birlikte sunucunuza ne kadar yük geleceğini de hesaplayarak sunucunuzu seçmelisiniz. Örnek verecek olursak normal web trafiğine sahip 100 adet web sitesi için 5 ya da 6 nodlu bir sunucu size yeterli gelebilir. Sunucu kapasitesi planlama konusunda müşteri temsilcilerimize canlı destek üzerinden danışabilirsiniz. Üç aylık , altı aylık ve yıllık indirimli ödeme seçenekleriniz var mıdır? Üç aylık toplu ödemelerinizde %3 , altı aylık toplu ödemelerinizde %6 ve bir yıllık toplu ödemelerinizde %12 ekstra indirim uygulanmaktadır. Siparişinizi verirken ödeme periyodunuzu seçerek bu indirim oranlarını aktif hale getirebilirsiniz. Bulut sunucuda ek kaynak nasıl satın alabilirim? Sunucunuzun kaynakları yeterli gelmiyor ise kontrol panelinizden ek nod satın alabilirsiniz. Her nod da 0.5 GHZ İşlemci , 256 MB ram , 10 GB Hard Disk ve 100 GB/ay ek trafik alanı bulunmaktadır. Bulut sunucumda istediğim uygulamaları kullanabilirmiyim? Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olan , zararlı amaç taşımayan, ve sözleşmemize aykırı olmayan her türlü uygulamayı ve web sitesini bulut sunucunuzda barındırabilirsiniz. Özel konfigürasyon gerektiren bir web uygulamam ya da uygulamam var. Bulut sunucuda uygulamamı çalıştırabilirmiyim? Öncelikle müşteri temsilcilerimize uygulamanızın özelliklerini iletebilirsiniz. Müşteri temsilcilerimiz teknik ekip ile koordineli bir şekilde size gerekli cevabı vereceklerdir. Genel olarak tüm uygulamalar sorunsuz bir şekilde çalıştırılabilir fakat sunucu uygulamalarında farklı konfigürasyonlar gerektirebilir. Gerekli konfigürasyonları teknik ekibimiz sizin yerinize gerçekleştirebilir. Satın alma gerçekleştikten sonra neden bulut sunucum hemen bana teslim edilmiyor? Aslında sunucunuz siz ödemenizi gerçekleştirdiğiniz an otomatik olarak kuruluyor ve hazır hale getiriliyor fakat firmamız müşterilerimizin kaliteli bir bulut sunucu hizmeti alabilmesi için ayrıca sunucu ve panel konfigürasyonlarını sizin yerinize gerçekleştiriyor ve bu biraz zaman alıyor. Mesai saatlerinde verilen siparişler için normal şartlarda 3 saat içerisinde bulut sunucunuz kullanıma hazır hale getirilip teslim edilir. Bu süre ekstrem durumlarda uzayabilir. Bulut sunucu yönetimi size mi ait? Bulut Sunucu sistem yönetimi tamamen müşteriye aittir. Turhost.com , bulut sunucunuzun kurulumlarını ve konfigürasyonunu tamamladıktan sonra müşteriye sunucusunu teslim eder. Bulut sunucu yönetimi , fiziksel sunuculara göre cok daha kolaydır. Müşteri kontrol paneller aracılığıyla sitelerini ve sunucusunu yönetebilir. Müşterimiz zor durumda kaldığı durumlarda iyi niyete dayalı olarak sunucu yönetiminde yardımcı olmaktayız. Sunucu yönetimi ile ilgili hiç bir şey bilmiyorum ve bulut sunucumu sizin yönetmenizi istiyorum. Özellikle sunucu yönetimi ile uğraşmak istemeyen kurumsal firmalar , eticaret siteleri ve özel uygulama bulut sunucuları için 2. seviye sistem yönetim hizmetimiz bulunmaktadır. 94.70 TL + KDV/ay gibi bir ücretle sunucunuzun yönetimini ve sunucu servislerinin kontrolünü deneyimli sistem mühendislerimiz yapabilmektedir. Bulut sunucumu kullanılamaz hale getirdim , ne yapmalıyım? Paniğe gerek yok. Turhost.com Zaman Makinesi uygulaması sayesinde bulut sunucunuzu istediğiniz bir tarihe geri yükleyebiliriz. Bunun için teknik destek ekibimize bir destek talebi oluşturmanız yeterli. Ya da dilerseniz bulut sunucunuzu baştan kurabiliriz. Yeni kurulum ücreti 75.77 TL + KDV'dir.
925389734b71
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Photoshop kullanıcılarının Liquify olarak bildiği şekil değiştirme aracının bir benzeri Michael Muré'nin Mayıs ayından beridir sürdürdürdüğü çalışmalar sayesinde GIMP'e de geliyor. GIMP'in gelişimini takip edenlerin bildiği üzere GIMP geliştiricileri yeni araçlarda eski çekirdeğin kullanılmasını istemiyor. Böylece geçen seneki kafes temelli dönüşüm aracı gibi Warp Transform aracı da GIMP'in yeni çekirdeği GEGL'i kullanıyor. Bu yeni araç ve eski iWarp arasında temel bazı farklar bulunuyor, bunlar aşağıdaki biçimde özetlenebilir: - Şimdiki gerçek bir çizim aracı, tuval üzerinde çalışıyor, küçük bir önizleme penceresinde değil. - Uygulanan değişiklikler silme kipiyle bölgesel olarak kaldırılabiliyor. - Kuvvet ve boyutu tamamlayan sertlik seçeneği içeriyor. Araç henüz çok yeni olduğu için birkaç kısıtlama barındırıyor doğal olarak. Bunlardan en göze çarpanları henüz bir geri / ileri alma desteğinin olmaması ve gerçekleştirilen işlemlerin görece fazla zaman alması. Son olarak da bu güzel aracın ne zaman GIMP ile birlikte geleceğinden bahsedelim. Warp Transform'un GIMP 2.8'in bir parçası olup olmayacağı hakkında henüz verilmiş bir karar yok (kaynak haberin yazıldığı tarih itibariyle, şu an GIMP geliştirici listesini kontrol etmedim). GIMP çekirdek takımı bu tip büyük özellikleri geliştirme sürecinin son aşamalarında GIMP'e dahil etmekten pek de hoşnut değil. Ancak yine de GIMP 2.8'in çıkışına epey var, mevcut durumlar değişebilir :) Kaynak: Warp Transform tool is coming to GIMP
79375da35955
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
5 Haziran 2014 Perşembe BVB yeni sezon öncesi hazırlık planı 8-12 Temmuz: İlk hazırlık kampı ''Kirchberg/Avusturya'' 15 Temmuz: Hazırlık maçı ''Hessen Kassel'' 19 Temmuz: Hazırlık maçı ''FC Heidenheim'' 22 Temmuz: Hazırlık maçı ''VfL Osnabrück'' 27 Temmuz: Hazırlık maçı ''RW Essen'' 29 Temmuz - 6 Ağustos: İkinci hazırlık kampı ''Bad Ragaz'' (Bad Ragaz hazırlık kampında hazırlık maçları yapılacak fakat şuan netleşen rakip sadece FC Torino) 6 Ağustos: Hazırlık maçı ''Breslau'' 9 Ağustos: BVB taraftarı ile buluşacak ''BVB aile günü'' 10 Ağustos: Hazırlık maçı ''FC Liverpool'' 13 Ağustos: Almanya Süper Kupa Finali ''FC Bayern'' 16 yada 17 Ağustos: Almanya kupası 1.tur karşılaşması ''Stuttgarter Kickers'' 23 yada 24 Ağustos: Bundesliga 1. hafta karşılaşması 2 Haziran 2014 Pazartesi Ramos BVB'de ! Adrian Ramos kimdir? Adrian Ramos kimdir? Kariyerine Kolombiya'nın América de Cali takımında başlayan Ramos burada oynadığı 105 maçta attığı 44 gol ile dikkatleri çekti. Trujillanos ve Santa Fe kulüplerinde kiralık olarak forma giyen oyuncu 2009/10 sezonu öncesi 2 milyon € bonservis bedeli ile Hertha Berlin takımına transfer oldu. Ramos Almanya kariyerinde oynadığı 176 karşılaşmada 65 gol atıp 40 asist yapmayı başardı. Golcü oyuncu 23 kez Kolombiya milli takımında forma giydi. 185cm boyundaki oyuncunun en büyük özelliği defansın arkasına yaptığı hızlı koşular, orta sahadan gelen ara paslarına yaptığı doğru koşular ile topa sahip olup sık sık kaleciyle karşı karşıya kalmayı başaran oyuncu güçlü fiziği ile bire birde rakiplerine üstünlük sağlamayı da iyi başarıyor. Ayrıca kafa toplarında çok büyük bir hakimiyete sahip oyuncu özellikle duran toplarda rakip defanslara sıkıntı çıkarmayı başarıyor. Adrian Ramos'a takımımızda başarı dolu bir sezon diliyoruz. Immobile BVB'de ! Ciro Immobile kimdir? Ciro İmmobile kimdir? Alt yapı kariyerini Sorrento ve Juventus'da yapan oyuncu, siyah-beyazlı ekipte profesyonelliğe geçtikten sonra kadroda düşünülmeyince sırasıyla Siena, Grosseto ve Pescara'ya kiralandı. Pescara forması ile Zdeněk Zeman'ın yönetiminde attığı 28 gol ile Seri B gol krallığına ulaşan golcü oyuncu buna rağmen Juventus'un kadrosunda düşünülmedi. Bunun sonucunda bonservisinin yarısı Genoa'ya satıldı. İmmobile, dağınık Genoa futbolunda yeterli katkıyı vermedi ve sezonu 5 gol ile tamamladı. Sene sonu İmmobile'nin haklarını Genoa'dan geri alan Juventus, oyuncunun yarı hakkını kısa süre sonra Torino kulübüne sattı. Aradığı ortamı Torino'da bulan İmmobile 33 maçta attığı 22 gol ile Seri B'den sonra Seri A gol krallığınıda kazanmış oldu. Topsuz alanda yaptığı doğru koşular ile dikkat çeken başarılı forvetin en büyük özelliği ise son vuruşları, kendisine gönderilen tüm pasları iyi kötü ayırt etmeden kaleye yönlendirme yeteneğine sahip bir oyuncu İmmobile. Son adamı karşısına aldığında etkili çalımları ile gol bulma beceresinede sahip oyuncunun zayıf yönü ise çizgi oyununu sevmesinden kaynaklanan fazlaca kaldığı ofsaytlar olarak gösteriliyor. Ciro İmmobile'ye takımımızda başarı dolu bir kariyer diliyoruz. Kaydol: Kayıtlar (Atom)
870bd562373b
[ "c4", "hplt2" ]
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, (Rusça okunuşu - CCCP) Sovyetler Birliği olarak da bilinir, Rus Çarlığı'nın 1917'deki Büyük Ekim Devrimi'yle yıkılmasından sonra aynı topraklar üzerinde kurulan ve 1991'e değin varlığını koruyan devlet.Avrupa'nın doğu kesimiyle, Asya'nın kuzey kesimi boyunca yayılan SSCB, son yıllarında 22.403.000 km²'lik yüzölçümüyle dünyanın en büyük ülkesiydi.Nüfus bakımından da 293.047.571 (Haziran 1991) kişiyle 3. sırada yer alıyordu.Aynı zamanda dünyanın başlıca siyasi ve askeri güçlerinden biri olan Sovyetler Birliği batısında Norveç, Finlandiya, Baltık Denizi, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya, güneyinde Karadeniz, Türkiye, İran, Afganistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Moğolistan ve Kuzey Kore yer alıyordu. Kuzey ve doğu sınırlarını ise Kuzey Buz Denizi ve Büyük Okyanus çiziyordu.Birliğin başkenti Moskova, para birimi Sovyet Rublesiydi. 1917 Ekim Devrimi, başka bir deyişle Bolşevik İhtilali ile kurulan SSCB. Soğuk savaş sürecinde Amerika'nın karşısındaki güç konumunda idi. 1985 yılında Gorbaçov iktidarından sonra başlayan Glasnost ve Perestroyka ile başlayıp 6 yıl süren reformların ardından 1991 yılının sonunda Sovyetler Birliği resmen dağıldı ve tüm ülkeler bağımsızlıklarını ilan ettiler. Birliği oluşturan 15 devletten 12'si bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdular., 1917’den 1991’e kadar SSCB çeşitli dönemlerden geçmiştir:-Devrimin hemen ardından Savaş Komünizmi olark adlandırılan dönem(1917-1921). Sovyetler’in düşmanı olan devletlerin rejimi yıkmak için kışkırtığı iç güçler ve onun yarattığı cephe gereksinimleri, yalnız büyük sanayinin değil, orta ve küçük sanayide ulusallaştırılır.-Bunu, Yeni İktisat Siyaseti(NEP) dönemi izler(1922-1928). İçte ve dışta ortaya çıkan güçlüklere karşın , sosyalist kesim yararına işleyen bir karama ekonomi dönemidir bu.-Nazi Almanyasının yenilgisiyle sonuçlanan savaşı ise, Sovyetler Birliği ile Batılı bağlaşıkları arasındaki temel aantlaşmazlıkların somut sorunlar halinde ortaya çıkması ve bunun sonucu olarak beliren Soğuk Savaş dönemi izler. -Stalin’in 1953’de ölümü, 1956’da toplanan 20. Kongre ile yeni bir dönem başlar.-Kruşçef’in iş başından uzaklaştırıldığı 1964’ten 1983’e kadar uzanan ve Kosigin-Brejnev ortak yönetiminin, onları sonra Andropov ve Çernenko dönemleri izler.-Son dönem, Gorbaçov’un reformlarıyla Sovyetler’in çöküşüne zemin hazırlayan dönem olur. 1917’den 1991’e kadar SSCB çeşitli dönemlerden geçmiştir:-Devrimin hemen ardından Savaş Komünizmi olark adlandırılan dönem(1917-1921). Sovyetler’in düşmanı olan devletlerin rejimi yıkmak için kışkırtığı iç güçler ve onun yarattığı cephe gereksinimleri, yalnız büyük sanayinin değil, orta ve küçük sanayide ulusallaştırılır.-Bunu, Yeni İktisat Siyaseti(NEP) dönemi izler(1922-1928). İçte ve dışta ortaya çıkan güçlüklere karşın , sosyalist kesim yararına işleyen bir karama ekonomi dönemidir bu.-Nazi Almanyasının yenilgisiyle sonuçlanan savaşı ise, Sovyetler Birliği ile Batılı bağlaşıkları arasındaki temel aantlaşmazlıkların somut sorunlar halinde ortaya çıkması ve bunun sonucu olarak beliren Soğuk Savaş dönemi izler.-Stalin’in 1953’de ölümü, 1956’da toplanan 20. Kongre ile yeni bir dönem başlar.-Kruşçef’in iş başından uzaklaştırıldığı 1964’ten 1983’e kadar uzanan ve Kosigin-Brejnev ortak yönetiminin, onları sonra Andropov ve Çernenko dönemleri izler.-Son dönem, Gorbaçov’un reformlarıyla Sovyetler’in çöküşüne zemin hazırlayan dönem olur. Siyasal Sistem Sovyetler Birliği’ndeki iki temel unsuru vardı : -Sovyetler Birliği çok uluslu federal bir devlettir. -Sovyetler Birliği, bir sosyalist demokrasi’dir. Çok Uluslu Devlet Rus Çarlığı, sınırları içerisinde birbirinden ırk, dil, din bakımından farklı toplulukları barındırırdı. Bunların arasında Ruslar diğerlerini yönetir konumdaydı. Büttün bu halkları merkezi otoriteye bağlı kılabilmrk için ruslaştırma politikası izlenirdi. Dverimden sonra diğer uluslar Ruslarla eşit konuma geldi. Bağımsızlıkları kabul edilen uluslar federalizm ilkeleri içinde biraraya getrildi. Sovyetler Birliği, 15 birlik cumhuriyetin meydan gelmekteydi. Ayrıca bunların içinde özerk cumhuriyet, eyalet ve bölgeler vardı. Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisne girmeyen konularda bağımsızdı. Feberal devletin yetkileri arasında: -Sovyetler Birliği’nin uluslarası ilişkileri ile savunulması; -Sovyetler Birliği’nin iç örgütlenişi; -Ekonominin genel yönetimi; -Hukuksal örgütlenme ile kültürel örgütlenmenin genel yönetimi; Sosyalist Demokrasi Devlet iktidarının temel kurumu, iki meclisli Yüce Sovyet’ti. Bu meclislerden biri (Birlik Sovyeti)Sovyetler Birliği’ndeki halkların bütünü temsil eder, ötekisi (Ulusal Topluluklar Sovyeti) ise federe cumhuriyetleri ve özerk bölgeleri. Yüce Sovyet bir yasama organıdır. Yürütme organını oluşturan Bakanlar Kurulu’nu seçen de bu Yüce Sovyettir. Sovyetler Birliği’nde, Batı demokrasilerinde çeşitli biçimlerde uygulanan güçler ayrılığı ya da görev bölünmlerine benzeyen bir durum yoktu. Güçler birliği ve dikey bir yetki paylaşımı vardı. Bütün yetki Yüce Sovyet’in elindeydi. Prezidyum, ondan aldığı yetkileri onun adına kullanıyordu. Bakanlar Kurulu da alına kararları uyguluyordu Tek Parti Anlayışı Batı demokrasilerinden farklı olarak, sovyet demokrasisi tek partiliydi. Bu parti, Sovyetler Birliği Komünist Partisi adını taşırdı. Komünist Parti’nin kendi kongrelerindeki kararları, Sovyetler Birliği’nin siyasal yaşamında bir aşama niteliği taşırdı. Devlet mekanizmasının gerçek dinamosu bu partiydi. Özgürlüklerin Anlamı Sovyetlerde özgürlüklerin anlamı Batı’dakinden farklıydı. Marksist anlayışa uygun olarak, özgürlükler, soyut ve mutlak veriler olarak değil, toplum yapısında belli bir sürece göre yapılcak değişikliklerle gerçekleşcek şeyler olarak kabul edilirdi. Sovyet Yönetimi Sovyet Cumhuriyetleri 1977 Anayasasına göre SSCB, ulusların kendi yazgılarını özgürce belirlemeleri ve hak eşitliğine sahip Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri’nin özgürce birleşmesine dayalı sosyalist federalizm ilkesi temeli üzerinde kurulmuş ve onbeş egemen feder cumhuriyet kapsayan birleşik federal çokuluslu bir devletti. Federe cumhuriyetlerden herbirinin, Birlik Anayasası temeline dayalı ve ulusal özelliklerine göre düzenlenen kendi anayasası ve yüksek devlet erki organları vardır: Yüksek Sovyet. Yüksek Sovyet Predizyumu, Bakanlar Konseyi, Yüksek Mahkeme, Emekçi Temsilcileri sovyetlerive onların yürütme komiteleri. Her Cumhuriyet’in Yurttaş ve Ceza Yasası, İş Yasası vb de içlerinde yasaları, ulusal marşı, bayrağı ve başkenti vardır. Her cumhuriyet yapancı bir devletle doğrudan ilişkiye geçme, antlaşma imzalama, dimlomatik temsilci değiş-tokuşunda bulunma ve SSCB’den ayrılma hakkına sahiptir. Kimi birlik cumhuriyetlerinin içinde özerk cumhuriyetler yeralır. 20 Özerk Cumhuriyet’ten 16’sı RSFSC’de, 2’si Gürcistan’da, 1’i Özbekistan’da, 1’i de Azerbaycan’dadır. Özerk cumhuriyetler, federe cumhuriyetin bütünleyici parçası olan bir siyasal oluşumdur; herbirinin kendi anayasası ve yüksek erk organları vardır ve toprakları Özerk Cumhuriyet’in kendi onayı olmaksızın değişikliğe uğratılamaz. Toplamı 8 tane olan özerk bölge bölgelerden 5 RSFSC’de, 1’i Gürcistan’da, 1’i Azerbaycan’da, 1’i de Tacikistan’dadır. Bunlar, yönetsel özerklikten yararlanan ulusal ve mekansal oluşumlardır. 10’u RSFSC’de 1’i Gürcistan’da, 1’i Azerbaycan’da, 1’de Tacikistan’da yeralan özerk topraklar ise, ulusal azınlıklara ayrılmıştır. 1977 Anayasası’na göre SSCB tüm halkın sosyalist devletidir. Tüm erk halka aittir. Halk temsilcileri Halk devlet erkini, SSCB’nin siyasal temelini oluşturan Halk Temsilcileri Sovyetleri aracılığıyla yürütür. Devletin diğer organlarının tümü, Sovyetler’in denetimine tabidirve onlara karşı sorumludur. Devletin örgütlenmesi ve etkinliği, demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak gerçekleşir. Bir başka deyişle, devlet erki organlarının tümü seçimle gelir ve etkinlikleri konusunda halka hesap vermek zorundadırlar; üst organların kararlarını alt organlar uygulamak durumundaır. Devlet yaşamındaki en önemli sorunlar halkın tartışmasına açılır ve bu konularda halk oylamasına gidilir. Anayasa’ya göre siyasal sistemin gelişmesindeki ana yönelim, sosyalist demokrasinin sürekli derinleştirilmesidir. SSCB’nin siyasal temelini oluşturan Halk Temsilcileri Sovyetleri, hem yasama, hem de yürütme erkine sahiptir. Etkinlik gösterdiği bölgede Sovyetler yalnızca yasa çıkarmakla ve karar almakla kalamaz, aynı zamanda siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelimeye ilişkin her sorun konusundaki kararları yürütürler. Her halk temsilcinin, Sovyet’im etki alanındaki devlet kurumlarının tümünü, işletmeleri, devlet çiftliklerini ve kolhozları denetleme yetkisi vardır; Sovyet içinde yürüttüğü çalışmalar konsunda da, seçmenlerine rapor vermek durumundadır. Çalışmaları konsunda seçmenlerin çoğunuşu kendisini yetersiz görürlerse, diledikleri zaman onu görevdenalır bir başkasını seçebilirler. Her Sovyet kendi etkinli alanında en yüksek otoriteye sahiptir ve Sovyetler’in tümü tek bir devlet otoritesi sitemi oluşturur. Bu sistem, SSCB Yüksek Sovyetini, 15 Birlik Cumhuriyei’nin yüksek sovyetlerini, 20 Özerk Cumhuriyeini ve 59.991 yerel Sovyeti kapsar. Her Sovyette devlet yönetim organları olark hem Bakanlar Konseyleri, hem de Yürütme Komitelri vardır. SSCB Yüksek Sovyeti iki meclisten oluşur: Birlik Sovyeti ve Milliyetler Sovyeti. Her iki mecliste de 750 üye vardır ve her iki meclisin de yasa önerme gücü eşittir. Bir yasa her iki Mecliste çoğunlukla kabul edildiğinde yürürlüğe girer. Birlik Sovyeti’ne tüm halkın nüfusunun eşit biçimde temsilci seçtiği bir organken (300.000 kişiye bir temsilci); Milliyetler Sovyeti’ne seçilecek üye sayısı, Birlik Cumhuriyetleri için 32, Özerk Cumhuriyetler için 11, Özerk Bölgeler için 5, Özerk Topraklar için 1 olarak önceden saptanmıştır. SSCB Yüksek Sovyeti, genellikle yılda iki kez ve iki-üç gün süreyle toplanır. Ne ki her toplantıdan önce ve sonra milletvekili komisyonlarının ve sürekli organ olan Yüksek Sovyet Prezidyumu’nun çalışmaları nedeniyle yoğun bir yasama etkinliği gösterirdi. Yüksek Sovyet toplantıları arasındaki dönemde Prezidyum, komisyon çalışmalarını eşgüdümlü kılar, milletvekillerinin etkinliklerine yardımcı olur ve devlet başkanlığı işlevlerini yerine getirir. 39 üyeli Prezidyum her iki meclisin ortak toplantısında seçilir. Her meclis, yönetim dallarına ve etkinlik alanına göre uzmanlaşmış 16’şar milletvekili komisyonu oluşturur. Bu 32 komisyonda yaklaşık 1.000 milletvekili görev alır. Birlik Cumhuriyetleri’nin ve Özerk Cumhuriyetlerin Yüksek Sovyetleri, her cumhuriyetin en yüksek devlet organlarıdır. Tek meclisten oluşurlar ve seçimleri 5 yılda bir yapılır. Milletvekili sayısı cumhuriyetin nüfusna bağlıdır. Örneğin; RSFSC Yüksek Sovyet’inde 975, Türkmensitan Yüksek Sovyeti’nde 330 üye vardır. Yerel sovyetler, belli bir yönetsel birimde devlet otoritesini uygylaralar. İkibuçuk yılda bir seçim yapılır ve yaklaşık 2.300.00 temsilci belirlenir. Sosyal Tablo Sosyalist ilkelere dayanan üretim biçimi ve ilişkileririnden dolayı Sovyetler Birliği'nde toplum, bütün kurumlarıyla Batı'dakinden farklı bir toplum yapısı olarak ortaya çıkmıştı. Sınıfsız Toplum Sovyetler Birliği'nde, devrimden önceki eski sınıf ve zümreler kalmamıştı; "Soylular" sınıfı bütünüyle ortadan kalkmıştı; "Ruhban" ise, sosyal planda sadece bir meslekti; "Burzuvazi" bütün biçimleriyle tasviye edilmişti. Sovyetler Birliği'nde bir işçinin, bir mühendisin, bir opera sanatçısının topluma verdiklerinin birbirinden farklı şeyler olduğu kabul edilir ve buna göre emekleri karşılanırdı. Bu farklılıklar bir takım sınırlamalara bağlıydı:* Spekülasyon yoluyla kazanç elde etmek olası değildi. Çünkü, Sovyetler Birliği'nde borsa veya tahvil piyasası yoktu.* Zorunlu gereksinim maddelerinin fiyatları düşük, onun dışında kalanların fiyatları ise yüksek tutulmuştu. Böylece herkes, kısa dönemde zorunlu gereksinimleri karşılandığına ve onun dışında kalanların satın alınması da büyük tasarrufları gerektirdiğine göre, para biriktirmek büyük bir önem taşımamaktaydı.* Bireyin sosyal planda yükselme olanakları -hekese açık eğitim örgütü ile- geniş ölçülere vardırılmıştı. Bir işçi ya da köylü çocuğu kapitalist ülkedekilerden daha kolaylıkla istediği mesleğe sahip olabilirdi. Aile, Kadın ve Çocuk 1917 Ekim Devrimi’nden hemen sonra, aile kurumu parçalanır duruma geldi: Bir yandan, bütün baskınların ortdan kaldırılması ve özgür aşkı savunan bazı anarşistler, öte yandan toplumun içinde bulunduğu iktisadi ve sosyal koşullar, aileyi bir süre sarstı ve hıpladı. Evlenme ve boşanma işleri yalınlaştırıldı. Çocuk aldırmak srbeste bırakıldı. Zamanla, koşullar iyileştikçe, ailenin güçlendirilmesine önem verildi: 1936’da çocuk düşürmek yasaklandı ve aynı zamanda gebe kadınlara devletin ilgisi ve yardımı artmaya başladı. 1944 yılında aile ile ilgili olarak çıkarılan bir kanunla, evlenme kurumuna verilen değer arttı. Bunun dışında evlilik dışı olan çocuk ve anası maddi ve manevi olarak korundu ve yardım gördü. Kadın, bütün üretim faaliyetlerine katılmaktadır: Kdınlar, kolhozlarda, tarımsal yaşamda çok etkin rol oynarlardı, maden ve sanayide çalışanların %30’da kadındı. Sovyetler Birliği’nde yüksek bir nüfus artışı vardı. Başta, bu doğumların fazla olmsından ileri geliyordu. Çocuk, devletin ücretsiz doğumevlerinde doğardı. Çocuğun bakımına, çok sayıda kreş ve çocuk bahçesiyle devlet destek olurdu. Kreş ve çocuk bahçeleri kentlerden köylere ve kolhozlara kadar yayılmıştı. Eğitim ve Bilimsel Araştırma Çarlık Rusyasında çocukların ve yetişkinlerin hemen hemen beşte dördü okuma olanaklarından yoksundu. Rusya’da yapılan 1897 genel nüfus sayımına göre, dokuz yaşında ve daha yukarı yaşta olup okuma yazması olmayanların oranı, nüfusun %76’sını buluyordu. Kadınlarda %88’e yükseliyordu bu oran Ekim Devrimi’nden sonra, eğitim sorununa, rejimin gelişmesi ve sağlamlaşmasında doğrudan katkısı olan bir sorun olarak bakıldı. Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde okuma yazma bilen insan sayısı %100 yaklaşmıştı. Eğitim tamamıyla lailti. Okullarda dinsel eğitim yasaklanmıştı. 14 yaşına dek kişinin bütün eğitim masraflarını devlet karşılardı. Yüksek öğretimde, geniş bir burs sistemi uygulanırdı. Üniversite ögrencilerinin dörtte üçü civarı devletten burs alırdı. Üniversite öğrencilerinin yarıya işçi ve köylü çocuklarıydı. 1919 Ocağında, Sovyet rejimi devletle kiliseyi birbirinden ayırdı. Ne var ki, uygulamada, Çarlık rejimini tutan bir kısım ruhban, sert yaptırımlarla karşılaşırken. Militan Tanrıtanımazlar Derneği’nin öncülüğünde yoğun bir din aleyhtarı propaganda yürüttü. Olaylar, 1924’da yatıştı, 1929 yılında, bir dine inananların taplantı ve dernek kurmaları kabul edildi. 1943’da Ortdoks Kilisesinin kendisine patrik seşmesi ve ruhani mecli kurmasına müsaade edildi. Sovyetler Birliği’nde, kilise ve devlet arasındaki ilişkiler özel bir kurum tarafından düzenlenirdi. Merkezi sosyalist plana dayalı bir ekonomiye sahip olan SSCB'nin ekononik temelini üretim araçlarının sosyalist mülkiyeti oluşturur. Dünyanın ABD'den sonra ikinci büyük ekonomik gücüne sahip SSCB'de işsizlik ve enflasyon yoktur. Tarım ve Hayvancılık SSCB'DE tarım önemli etkinlik alanlarından birini oluşturur. Etkin nüfusun %15'lik bir bölümünün çalıştığı tarımda, ana işletme biçimleri, kolhozlar ve savhozlardır. 1981'de 1/3,3 milyon hektar toprağı işleyen 25.900 kolhoz ve 327,5 milyon hektar toprağı işleyen 21.600 savhoz vardır. Tarım yapılan toprakların %60'ının riskli topraklarda yer alması, tarım üretiminde öngörülen hedeflere ulaşılamamasına yol açmaktadır. Tarım alanlarının önemli bir bölümü buğday ekimine ayrılmaktadır. Tarımsal etkinlik içinde önemli bir yertutan hayvancılık alanında kolhoz ve sovhozların yanısıra buralarda çalışanların sahip oldukları bireysel topraklarda yapılan üretim de önem taşır. Nitekim sığır üretiminin%43,2’si kolhozlarda, %35,8’’i sovhozlarda, %21’i özel bahçelerde; domuz üretiminin %43’2’si kolhozlarda, %34,5 sovhozlarda , %22,3’ü özel bahçelerde; koyun üretiminin %36’sı kolhozlarda, %46’sı sovhozlarda, %17,5’u özel bahçelerde gerçekleştirilir. Balıkçılıkta dünyada 2. sırada yeralan SSCB’de bu alnada 400’ü aşkın kolhoz etkinlik göstermektedir. Dünyadaki balıkçılık teknlerinin %22’sine ship olan SSCB’de 600 balık işleme tesisi olan gemi ve balık taşıma gemisi vardır. 260’a yakın bilimsel raştırma gemisi bu alanda etkinlik göstermektedir. Tutulan balık miktarı 1981’de 9,412 milyon ton dolayındaydı. Ülke yüzölçümünün %40’a yakın bölümünü kaplayan ormanlar da, 1984’de 280 milyon m3lük üretimde dünya kereste üretiminde SSCB’nin birinci sırada yeralmasını sağladı. Madencilik ve Sanayi
44b602bc6727
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Britney Spears, süper mini elbisesi ile. Elbisenin arka planını görmek isteyebilirsiniz. Merak edenler için elbisenin arka kısmının sadece linkini veriyorum. Pekiyi gözleri neden kapalı? Çünkü birşeyi unutmuş. Acaba neyi? A) Kim olduğunu B) Popüler günlerini C) Çocuklarını D) Panolonunu giymeyi E) Hiçbiri Yanıt: Mavi lensinin tekini takmayı... Göz rengi ile oynamadım. Orijinal fotoğraf açıldıktan sonra üzerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz. Not: Sevgili arkadaşım öykücü'nün yorumuna göre yeniden düzenlenmiştir.
371baa5ebdbb
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Hangi üç boyutlu yazıcı en iyi? Hangi üç boyutlu yazıcıyı almalıyım/yapmalıyım? Bana en çok sorulan sorulardan oluyor. Bunun cevabını ararken dünyanın en büyük 3D yazıcı ağı 3dhubs.com’un En iyi 3D Yazıcılar Kılavuzuyla karşılaştım. 3DHubs büyük bir kitleye önderlik ettiği için, en geçerli kullanıcı deneyimini ölçümleyen şirket diyebiliriz. Bu çalışmasını 2,279 kullanıcının incelemelerine dayandırdıklarını söylüyorlar. Belki bu inceleme sayısı bir araştırma için yetersiz gelebilir, ama dünyada yaklaşık 100,000 adet 3D yazıcı olduğunu düşündüğümüzde, topluluğun %2’si gibi büyük bir orana ulaşıldığını görüyoruz. Çalışma 3D Yazıcıların; - Baskı Kalitesi - Kolay Kullanım - Makinanın Kendi Parçalarının Kalitesi - Dayanıklılık - Baskıların Tamamlanması - Müşteri Hizmetleri - Topluluk - Hammadde Maliyetleri - Açık – Kapalı Kaynak Oluşu - Yazılım - Fiyat başlıklarının tümünü göz önünde bulundurarak, - Araştırmacı Kullanıcılara Yönelik Yazıcılar - Tak & Çalıştır Yazıcılar - Kit – Kendin Yap Yazıcılar - Uygun Fiyatlı Yazıcılar - Reçine ile Çalışan Yazıcılar kategorilerinde 3D Yazıcılar sıralandı. Yazıcılar 10 üzerinden puanlandı. Gelin araştırma sonuçlarına göz atalım. 1. Makergear M2 (9.0/10.0) Makergear iyi tasarlanmış ve dayanıklı bir 3D yazıcı. Makinayı isterseniz kit halinde, isterseniz monte halde alabiliyorsunuz. Makergear tam da kategorisine uyan bir 3D Yazıcı, çünkü bu kategorideki tüm yazıcılar gibi kullanımı çok kolay değil. Bu nedenle bu yazıcıyı ancak meraklı, araştırmacı, hobicilere tavsiye edebilirim. 2. Flashforge Creator Pro (8.7/10.0) Flashforge Creator Pro, Flashforge Creator’un biraz daha gelişmişi diyebileceğimiz bir makina ve öne çıkan özelliği sağlam olması. Teknik özellikleri ilk versiyonuna benzese de metal kasası ve kapalı yapısı onu güçlü kılıyor. Fiyatıyla rakiplerinin önüne geçen Flasforge, bu modelle de fiyat/performans oranı konusunda çok iddialı 3. Ultimaker 2 (8.6/10.0) Ultimaker 2 çok fonksiyonlu, sağlam,dayanıklı bir masaüstü 3D yazıcı. Makina ısıtıcı tabana sahip ve 20 mikronluk katman kalınlığıyla en hassas 3D yazıcılar arasında. Çok fazla dezavantajı olmasa da destek elemanlarının sökülmesinin zorluğu ve desteklerin bıraktığı izler, Ultimaker 2’nin en büyük sorunu. Kullanıcıları otomatik kalibrasyon, daha iyi bir besleyici ve ikinci kafa desteğini hevesle bekliyorlar. 4. Witbox (8.6/10.0) İspanyol Malı Witbox, son derece dayanıklı ve hoş bir görüntüye sahip olmasının yanı sıra sınıfının en büyük yazım alanını sunuyor. Witbox’un tamamen kapalı oluşu baskının zemine tutunma ve kalkma sorunlarını ortadan kaldırıyor. Witbox ısıtıcı tabana sahip olmadığı için, yalnızca PLA ile baskı alınabiliyor ve kullanıcıları gürültülü çalışmasından şikayet ediyorlar. 5. LulzbotTaz 4 (8.5/10.0) Lulzbot’un 4. jenerasyonu gerek açık kaynak oluşu, gerekse değiştirilebilir besleyici sistemiyle gerçekten de araştırmacı kullanıcılara hitap ediyor. Isıtıcı tablaya sahip Lulzbot, oldukça büyük yazım alanıyla bu araştırmaya konu olan yazıcılar arasında üst sıralarda geliyor. Lulzbot, ikinci kafa desteğini de opsiyonel olarak sunuyor. Lulzbot, tak&çalıştır mantığından ziyade makinayı çokça kurcalamak isteyenlere hitap ediyor. Güzel baskılar için çokça uzmanlaşmak gerekebilir. 1. Zortrax M200 (8.9/10.0) İyi tasarlanmış, dayanıklı ve sürdürülebilir bir 3D yazıcı arıyorsanız, doğru yeri okumaktasınız. Zortrax kullanıcılarının %96’sı yazıcılarını yeni kullanıcılara önerirken, %80’i Zortrax M200’ü yalnızca Zortrax’ın yeni yazıcısıyla değiştireceklerini belirtiyor. Otomatik kalibrasyon, ısıtmalı tabanı ile sorunsuz baskılar almayı sağlarken, çift X-Y ekseniyle hassas baskılar yapmaya olanak sağlıyor. Zortrax’ın öne çıkan özelliği ise amatörden üst seviye kullanıcılara kadar herkesin rahatlıkla kullanabileceği, az ayarla çok başarılı sonuçlar alabileceği bir 3D yazıcı olması. Ayrıca 3D yazıcının kutusundan çalıştırılması için gerekli bütün materyaller (spatula, yan keski vb.) çıkıyor. 2. BEETHEFIRST (8.9/10.0) Sektörün yeni oyuncularından Portekizli Beethefirst oldukça şık bir ürün. Şıklığının yanı sıra kullanması oldukça kolay ve baskıları da başarılı diyebiliriz. Kutudan çıktığı gibi kullanılabilir olması avantaj, ancak küçük baskı alanı, yüksek fiyat ve kendine has filament kullanma zorunluluğu makinayı Zortrax karşısında 2. sıraya itiyor. 3. UP Plus 2 (8.8/10.0) Up Plus 2, tak & çalıştır kategorisindeki diğer 3D yazıcılar gibi kolay kullanımı ile ön plana çıkıyor. Bu yönüyle amatör kullanıcılara dahi rahat bir kullanım sunuyor. Otomatik kalibrasyonu da bulunan Up Plus 2, küçük yazım alanı ve yavaş baskı hızı ile rakiplerinin bazı alanlarda gerisinde kalıyor. Yine de uygun fiyata, başarılı çıktı almak için yeterli bir 3D yazıcı diyebiliriz. 1. Rostock MAX (9.0/10.0) Rostock Max’ın da aralarında bulunduğu Delta Printer ailesinin en büyük avantajı kartezyen yazıcılara göre çok hızlı olması ve pozisyonlamasının daha hassas olması. Bu sebeple daha hassas, çapaksız kıvrımlar elde etmek mümkün oluyor. Makinanın doğası gereği kurulum ve kalibrasyon uzun zaman alsa da, bu fiyata kabul edilebilir bir performans sunuyor. 2. Mendel90 (8.9/10.0) Mendel 90, köken itibariyle Reprap aleminde epey meşhur olan Mendel Prusa’nın geliştirilmiş versiyonu. Mendel Prusa için ilk tüketici 3D yazıcısı diyebiliriz. Mendel90, 3D yazıcıyı her yönüyle öğrenmek isteyenler için uygun, çünkü kullanım için pek çok ayara müdahale etmek gerekiyor. Kit olarak satılan Mendel90’ı kurmak için temel elektronik bilgisi, lehim vb. konularda biraz tecrübe istiyor. Yine de arkasındaki gönüllü destek ordusu Reprap olması ve uygun fiyatıyla kimi çevreler için doğru seçim olabilir. 3. Kossel (8.8/10.0) Tıpkı Rostock Max gibi Kossel de, Delta Printer ailesinden ve Rostock başlığında belirttiğim avantajların tamamına sahip. Bu listede verdiğimiz 3D Yazıcılar içinde en ucuz üçüncü yazıcı olması sebebiyle, Kossel için bir fiyat/performans ürünü diyebiliriz. Yine de kit olarak satılan bu ürünü kurmak ve işletmek için biraz uzmanlaşmak gerekiyor. 4. Ultimaker Original+ (8.8/10.0) 2011’de adını ilk kez duyduğumuz Ultimaker, sektörün en eski oyuncularından. Ultimaker Original’a gelen güncellemeyle Ultimaker Original+ adını aldı. Ultimaker’in yeni versiyonunun eskisinden farkı ise ısıtmalı tabana sahip olması ve eskiversiyonunda sıkça sorun çıkaran kafa kısmının tamamen değiştirilmi olması. Kit halinde satılmakta olan bu yazıcı elbette herkes için değil, yüzlerce parçadan oluşuyor ve montajı epey zor. Ancak kurulumu tamamlayabilirseniz, kaliteli bir 3D yazıcıya sahip oluyorsunuz. Kullanıcıları en çok Ultimaker’ın yüksek sesli çalışmasından şikayet ediyorlar. 1. Printrbot Simple Metal (8.6/10.0) Printrbot, masaüstü 3D yazıcı alanının en eski markalarından biri. Makinanın yeni versiyonu tamamen metalden yapılma ve otomatik Z ekseni kalibrasyonu özelliğine sahip. Uygun fiyatı ve sağlam yapısıyla dikkat çekse de, Printrbot Simple Metal için kullanılması pek de kolay diyemeyiz. İlk kalibrasyon ve kurulumu birkaç saatinize mal olabilir. Kullanıcıları kafasının sık sık tıkanmasından şikayet ediyorlar. 2. Sharebot KIWI (8.6/10.0) Sharebot KIWI, aslında İtalya dışı 3D yazıcı kullanıcıları için pek de tanıdık bir marka değil. Arduino’nun desteğini arkasına alan firma, globalde aynı makinayı Arduino Materia 101 olarak satacağını duyurdu. Küçük bir yazım alanı sunan makina, kolay kullanımı ile okul ve giriş seviyesi kullanıcıların kullanımına uygun görünüyor. Isıtmalı tabla olmaması ise bazı sorunların yaşanabileceğini gösteriyor. 3. FlashForge Creator (8.4/10.0) Dünyadapek çok 3D yazıcı kullanıcısı işe Flashforge satın almakla başlamıştı. Flashforge aslında Makerbot’un açık kaynak Replicator kopyasıydı. Makerbot Replicator’un ahşap gövdeli, ısıtmalı tabanlı ve çift kafalı versiyonuydu. Düzgün kalibre edildiğinde, kaliteli çıktı alabileceğiniz Flashforge Creator için “artık eskidi” diyebiliriz. Aynı kaliteyi sürdürmek için çokça ayar ve bakım işlemleri gerektirebilir. 4. UP! mini (8.3/10.0) UP Mini, kullanımı oldukça kolay, giriş seviyesi bir 3D yazıcı. PP3DP firmasının Çin menşeili yazıcısı Up Mini, küçük yazım alanı ve yüksek katman kalınlığıyla ancak bir giriş seviyesi yazıcı olarak kalabiliyor. Ancak çok az bakım gerektirmesi, kolay kullanımı ile evde kullanım için oldukça uygun diyebiliriz. Kapalı kaynak olması sebebiyle, her plastikle kaliteli çıktı almak zor. Zira UP Mini’nin ısıtıcı kafası UP Filament’le çalışmak üzere programlanmış. 1. Form 1+ (8.4/10.0) 2. B9Creator (8.1/10.0) Tıpkı Form1 gibi, B9Creator da Kickstarter vasıtasıyla markalaştı. B9Creator standart bir projektör yardımıyla reçinenin kürlenmesi işlemiyle çalışıyor. B9Creatorun kullanılması ise çok da kolay değil, zira kullanıcıları kalibrasyon ve çalıştırma konularında çokça sorun yaşadıklarını ifade ediyorlar. Üreticinin iddia ettiği 5 mikronluk katman kalınlığı ise yalnızca kırmızı renk için geçerli. Daima kırmızı üretim yapmayacaksanız, 5 mikronluk çözünürlük şimdilik hayal.
2006d7ce622b
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Türk Kültüründe Muhteşem Hazine: “Karizler” Doç. Dr. Alimcan İnayet Araştırmacılar tarafından büyük bir merak ve ilgiyle araştırılan, 2000 yıl öncesinde Uygur Türkleri tarafından sulama ve içme suyu ihtiyacını karşılamak için yapılan karizler, ne yazık ki bugün Türk Milleti tarafından yeterince bilinmemektedir. Ülkemizde su ve sulama sistemlerinin tartışıldığı şu günlerde yer altı sulama kanalları adıyla bilinen tarihi mirasımız karizleri en iyi bilenlerden biri olan Uygur asıllı Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik, Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Alimcan İnayet ile karizler hakkında bir söyleşi yaptık. Kariz nedir açıklar mısınız? Ne amaçla kullanılır? Dağın yamaçlarından eteklerine doğru 20 ve 50 metre aralıklarla kazılan kuyuların altlarından birbirlerine bağlanması ve bu sayede yer altındaki suyun yer üstüne sistemli bir şekilde yeryüzüne çıkarılmasıdır. Bir karizin uzunluğu ortalama 10, 15 km olabilir. Yani 15 km mesafede yüzlerce kuyu bulunabilir. Bu sistemle yer altında biriken sular, yer altından açılan kanallar aracılığıyla yavaş yavaş yeryüzüne çıkarılır. Dağdan yokuş aşağı yer altından gelen su yeryüzüne çıktığı zaman orada bir havuz yapılır. Havuzda toplanan su daha sonra oradan tarlalara verilir. Aynı zamanda insanlar ve diğer canlılar da bu sudan istifade ederler. Ekin ve çiftçilik yapılmasını sağlar. Bu bölgedeki insanların başka türlü yaşama şansları yoktur. Karizlerin ilk çıkış noktası neresidir? Karizler gerek Çin’de gerek dünyanın çeşitli bölgelerinde çok fazla araştırılan ve tartışılan bir konudur. Karizler Uygurlar tarafından mı icat edilmiştir yoksa başka uygarlıklar tarafından bulunan bir kültür müdür? Bu konuda büyük tartışmalar bulunmaktadır; fakat kariz kelimesine bakarsanız bu kelime Farsçadır. Uygur bilim adamları kariz kelimesinin Uygurca olduğunu ileri sürerler; ama normalde Farsçadan alınmış bir kelimedir. Yer altı su inşaatı anlamına gelir. Bu kültür olgusunun adının Farsça olması bu kültürün Farsçadan alındığını göstermiyor. Mesela nevruz kelimesi de Farsça. Onun dışında müzikte kullanılan makam kelimesi de Arapçadan alınmıştır. Kısaca ismine bakarak o uygarlığa ait olduğunu söyleyemeyiz. Nasıl bir Yunan Ahmet, Mehmet ismini alıyor ve Arap olmuyorsa bu durumda benzerlik göstermektedir. İsim olarak alınmış ama kültür unsuru alınmış değildir. Karizlerin ortaya çıkış sebepleri nelerdir ve hangi uygarlığa ait olduğu düşünülmektedir? Turfan’daki karizlerin ortaya çıkış sebeplerine bakmak, bu bulguların kime ait olduklarını açıkça göstermektedir. Karizler ihtiyaç üzerine ortaya çıkmış şeylerdir. Atalarımız Turfan bölgesinde su ihtiyacını kariz inşaatı ile ancak sağlayabilmişlerdir. Bunun dışında, karizler olmasaydı bugün o bölgede kimsenin yaşayacağı söylenemezdi. Çünkü bölgenin coğrafyasına baktığınız zaman dört tarafı dağlarla çevrili bir yer olduğu görülmektedir. Sanki tekne gibi oyuk bir yerdir. Normal deniz seviyesinden 154 metre alçaktadır. Çok kurak bir iklimi vardır. Normalde yaz aylarında ortalama sıcaklık 48 derece civarındadır. Kış aylarında sıcaklık 28 derece, 6 dereceye kadar iner. Yani genellikle yağmur yağmaz. Dolayısıyla böyle bir yerde insanların yaşaması için mutlaka su olmalıdır, su ise bulunmamaktadır. Bu durumda karizlerin oluşturulması o bölgenin yaşanabilir olması için zorunludur. Tanrı Dağları’na yağan yağmur ve kar, yer altında toplanır ve yeryüzüne karizler aracılığıyla çıkarılır. Atalarımız bu ihtiyaç karşısında binlerce sene evvel kuyu kazarak ve kuyuları altlarından birbirlerine bağlayarak yer altında birikmiş olan suyu yer üstüne çıkararak kendi ihtiyaçlarını karşıladılar. Bunun tarihi Çin belgelerinde yaklaşık olarak 2000 sene öncesine kadar dayanmaktadır; fakat İran’daki karizlerin tarihini bilemiyoruz. Çin tarih kitaplarında 2000 sene öncesinde Çin’de bir bölgenin kariz olduğu tayin edilmiş; fakat sonrasında bazı araştırmacılar gidip incelemişler ve sonuç olarak buradaki karizlerin Turfan’daki karizlerden farklı olduklarını görmüşlerdir. Dolayısıyla karizlerin Turfan bölgesine özgü olması gerekmektedir. Çünkü bu durum o bölgenin coğrafi özelliği yönünden belirlenmiş bir şeydir. Coğrafi koşullar uygun değilse kariz açamazsınız ve kariz inşaatının hiçbir anlamı olmaz. Karizler yaşamsal ihtiyacın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Karizler olmasaydı yerleşik hayata geçemeyecektik. Tarihimizi çok büyük şekilde etkilemişler diyebilir miyiz? Tabii tabii, kariz sayesinde olan şeyler; kariz büyük bir mucizedir. İnsanlar nasıl düşünmüşler aklım ermiyor. İlk medeniyetteki insanlar o teknolojiyi nereden bulmuşlar? Kolay da değil. Bakıyorsun bir dağ var bir çöl. Su çıkacağını nereden bileceksin? O kuyuları kazarken de altta bir kayalar var nasıl deleceksin delgicin de yok ama bunları planlamışlar. Mesela bir kuyuyla iki kuyunun arasındaki bağlantıyı sağlamak için kayaya takıldığında ne olacak? O zaman yana doğru kazmaya devam ediliyor öteki kuyuya varıncaya kadar, yönlerin değişmesi gerekiyor. Onları hesap ederek kazmışlar nerede kaya var nerede kariz yapılabilir mesela. Çünkü kariz her yere yapılmaz. Seçmek gerekiyor toprağı ve tabakalarının özelliğini bilmek gerekiyor. Bu bölgedeki toprağın özelliği nasıl? Taşlı yerler de var, normal yerler de var. Kayalı yerler çünkü dört tarafı dağlarla çevrili olduğu için illa ki kayalara denk gelinir. Bu da üstün teknolojiyi gerektirir. Aşağıya inmek çıkmak zaten zor. Evet mesela 10 metre derinlikteki kuyunun çamurunu nasıl çekeceksin? Bunun için adamlar çıkrık gibi bir şey yapmışlar. Çevirerek yukarıya çıkarttılar. Ama İranlılar bunu bilmiyor. Hacca giden bir Turfanlı dönüşte İran’a uğramış. Oradaki insanların kuyudaki çamuru elleriyle çektiğini görünce acımış onlara çarkı yapıvermiş (1940’lı yıllar) ve teşekkür etmiş ve bu çark İran’daki karizlerle ilgili müzede bunun ismi de varmış. Çark yapmasını bilmiyolar ki nasıl kariz yapsınlar? Bir çark yaparak tarihe geçtiyse karizleri yapan elbette geçer? Evet, bu müthiş bir şey. Bu kariz sadece Turfan bölgesinde değil Tıtan ve Kuma bölgesinde ve hatta diğer bölgelerde de var ama en yoğun olduğu bölge Turfan bölgesi. Buradan da anlaşılıyor ki karizler Uygurlar tarafından yapılmış çünkü karizi yapanlar elbette çıkrığı da yapmayı akıl edebilirler. Binlerce yıldan beri bu aletleri yapmışlar hatta bunlarla ilgili bir terminoloji de oluşmuş. Bu, bu bölge için çok büyük bir gelişmenin olduğunun simgesidir. Çinliler de Çin’de olduğunu söylüyor, ama yok öyle bir şey. Madem sen öğrettiysen Çin’de de olması gerekmiyor mu karizlerin? Türkiye’de bunun çok iyi tanıtılması lazım. Karizlerin yapımı ne kadar sürmüştür? Tarihten bu yana yapılagelen bir süreçtir. 19. ve 20. yüzyılda bile yapılan karizler vardır. Bu bölgede savaşan ordular bile gıda ihtiyaçlarını karşılamak için kuyular kazıp kariz yapmış, askerlerin su ihtiyaçlarını gidermişlerdir. 1980’lerde birkaç yüz kariz açılmış hem Uygur hem Çin tarafından. 1910’larda Çin askerî valisi bu bölgede yeni bir seferberlik ilan etmiş, karizler yaptırmış. 1950’lerden sonra komünist işgalinde dahi kariz yapımı devam etmiştir. Turfan bölgesinde her kariz bir köy demektir yani yer altı suyunun yer üstüne çıktığı anda karizler oluşur ve buralara köyler kurulur. Her köy kendi karizini kullanır yani kariz sayısı kadar köy vardır da denilebilir. Karizler dünyanın hangi bölgelerinde bulunmaktadır? Uygur bilim adamlarının bu konu üzerine geniş kapsamlı araştırmaları bulunmaktadır. Az önce de söylediğim gibi, “kariz” kelimesinin kökeni Farsçadır ve bu sebeple İran’da kariz olup olmadığı da tartışılmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda karizlerin İran’da ve hatta Çin’de de bulunduğu sonucuna varılmıştır; fakat İran ve Çin’de kariz diye bilinen bu bulguların Turfan’daki karizlerden farklı olması dikkat çekmektedir. Çin’de bulunan bu karizlerin tarihi yaklaşık 2000 yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Karizlerin sayısı hakkında bir bilginiz var mı? Turfan bölgesindeki karizlerin sayısı 1950’lerde 1780 civarındaydı. Şimdi ise bu sayı 400 civarına kadar düşmüştür. Çünkü her sene ortalama 17 ila 18 kariz kurumaktadır. Bugün bulunan toplam 400 karizin yaklaşık 10 ya da 15 sene içerisinde yok olabileceği tahmin edilmektedir. Bu karizlerin kurtarılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için ise bir yaptırım olmalıdır. Teknoloji ile, kurumuş olan bazı karizlerin onarılması mümkündür. Karizlerin kurumasının nedeni küresel iklim değişiklikleri mi yoksa başka sebepleri var mı? Başka sebepleri de var elbette. Şimdi Turfan’da çıkan petrol olayı var. Çin’in yönetimi buradan petrol çıkartmakta ve bu çıkarılan petrol yer altında biriken su seviyesinin düşmesine sebep olmaktadır. Bir başka sebep de sondajla yapılan kuyuların gün geçtikçe sayısının artmasıdır. Sondajla yapılan bu kuyular, karizlerin yok olmasında önemli bir etkendir. Bunun dışında küresel ısınma da etkiliyor olabilir; ama ona fazla ihtimal vermiyorum çünkü buraya gelen suyun çoğu Tanrı Dağları’ndan geliyor. Tanrı Dağları’nda biriken karların erimesiyle gelen sular onlar. Eğer küresel ısınma Tanrı Dağları’ndaki yağmuru ve karı etkiliyorsa o zaman doğal olarak Turfan bölgesini de etkiliyor; ama şu anda bu etkileşimin ne ölçüde olduğunu tahmin edemiyorum. Teknolojinin kullanılması ile bu karizleri tekrar eski sayısına ulaştırabilme imkânımız var mı? Şimdi, bu ihtiyaç meselesi. Eğer isterlerse karizler yeniden onarılabilir. 2000 seneden beri bu bölgeye hayat veren bu karizler kurtarılabilir. Yalnız günümüzde her şey ekonomiye dayalı olduğu için çıkar amacıyla sondajla kuyular kazılıyor ve bunlar satılmaya çalışılıyor. Eğer bunlar çoğalırsa kariz suyuna ihtiyaç kalmayabilir. Karizlerin devam etmesi isteniyorsa bunlar yeni teknolojiyle onarılabilir ve eski hâline getirilebilir; fakat günümüzde insanlar, sondajla su daha çabuk çıkarılıyor diye sondajı tercih ediyorlar. Kuyulardan çıkan bu sular kariz gibi çok geniş alanlı kullanılamaz. Kaç tane kuyunun suyuyla ne kadar tarla sulanabilir ki? Karizden çıkan su mu daha temiz çıkarıyor, yoksa sondajdan çıkan su mu? Karizden çıkan suyun Türkiye’deki kaynak suyu gibi, kalitesi çok yüksektir. Bunun şişelenip satılması da olabilir; fakat kuyu suyundan bu yapılamaz. Çünkü kariz suları tek bir yerden kaynaklanmaz. Bu kuyuların birbirleriyle bağlandığı yerde kaynaklar vardır. Onlar yukarıdan aşağıya gelinceye kadar birikir ve değişik mineraller kazanarak yeryüzüne çıkar. Aslında bu karizlerin yeniden onarılması ekonomiye de fayda sağlayabilir; ama ne yazık ki insanlar bu kültürel mirasımızı unutmuşlardır. Peki Çin hükümetinin buraya turizm olarak bir katkısı var mı? Çin hükümeti 1980’lerden sonra dışa açılma politikası uyguladıktan sonra turistler büyük ölçüde Çin’e akın etmeye başladı. Doğu Türkistan’a gelen turistlerin çoğu da Turfan’a gider çünkü burası açık hava müzesi gibidir. Her tarafta tarih kokar. Örneğin 10. yüzyıla ait olan İdil Kut Uygur devletinin harabeleri, Yargol diye bilinen yer İdil Kut’tan önceki devletin başkentidir. Burada Budizm dönemine ait pek çok sanat eserleri vardır. Mağara duvarlarına çizilen duvar resimleri ve onlarda kullanılan boyalar çok büyük bir araştırma konusudur. Ancak, kariz bunlardan daha eski tarihe sahiptir. Çin Seddi, Hunlardan Çinlileri korumak için yapılmıştır ama şu an işlevini kaybetmiştir, sadece insanlar üzerinde gidip gelmektedirler. Ancak, karizler 2000 seneden beri kesintisiz insanların hizmetindedir. Bu karizler olmasaydı Turfan bölgesinde yaşam olmazdı ve karizlerin toplam uzunluğu 5500 metredir. Eskiden 1780’in üzerinde kariz varmış ve her kariz 15–20 km uzunluğundadır. Buna yer altı Çin Seddi de denir. Ondan daha önemlidir. Çin hükümeti karizlerin yok oluşuna neden göz yumuyor? Şimdi bazı karizler 15–10–7–8 metre uzunluğundadır. Bu, o yerin yüksekliğine göre değişir. Çin hükümeti sürekli hile peşinde, karizlere alternatif olarak baraj yapmak istiyor. Bunun sebebi suyun denetimini kontrol altında tutmak. Çünkü karizlerden çıkan suya para verilmiyor herkes faydalanabilir bunlardan. Karizler birlikte yapıldığı için herkesin hakkı vardır bunlarda. Şimdi bu karizler kapatılınca insanlar mecburen barajdan su alacaklar. Her insan baraja ihtiyaç duyarsa baraj sahibi de bu suyu bedavaya vermez. Ancak, bu da pek mümkün gözükmüyor çünkü dağdan gelen su yeryüzüne çıkmıyor yerin altındaki suyu nasıl baraj yaparsınız ? Bu mümkün değil. Girişimler oldu fakat başarılı olmadılar. Ama benim korkum daha çok sondajla kazılan kuyuların çoğalması ve bunların belli kişilerin ellerine geçmesi. Bu, sosyal bir çatışma meydana getirebilir. Bana göre karizlerin onarılması gereklidir. Turfan bölgesi dünyanın sayılı açık hava müzelerinden birisi oluyor. Peki, UNESCO gibi kuruluşların desteği var mı? Çünkü daha önce bedava alınan bir şeyin parayla satılması sosyal çatışmaya dönebilir. Karizleri yok edip başka alternatif sunulduğu zaman para söz konusu olacak. Aslında UNESCO’nun bu konuda bir çalışması yok çünkü bu gibi işlerde devletlerin başvurmaları gereklidir. Bu bölgede pek çok yer koruma altına alınmış, Çin hükümeti tarafından ama kariz bu yerlerden bir değil. Bu sebeple Uygur Türklerinin bu konuda çekinceleri var; 15 sene sonra karizler tükenebilir. Uygurlar da başka yerlere göç etmek zorunda kalabilir. Tabii, küresel ısınmayla bu süreç daha da hızlanabilir. Herkes kara kara düşünüyor gelecekte ne olacak diye. Peki, bu sistemli bir asimilasyon operasyonu olabilir mi? Karizler kapanacak Uygurlar susuz kalacak. Çin’in merkezine doğru, suyun bol olduğu yerlere gelen Uygurlar Çinlilerle karışıp asimile olacaklar. Bu sizce olabilir mi? Tabii ki de olabilir. Bunlar Çin hükümetinin yeni oyunlarından birisi olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bir girişiminiz oldu mu bu konuda? Hayır. Zaten Türkiye ne yapabilir. Türkiye’nin bu konuda yapabileceği tek şey: Bu bir kültür mirasıdır. Korunması, onarılması konusunda Çin hükümetine telkinde bulunmaktır. Hatta gerekirse kaynak da ayrılabilir oraya. Hem bu sayede Çin’in de dikkati çekilmiş olur. Sondajlar barajlar yapmaktan vazgeçer? Tabii. Bu da orada uyandıracağı tepkiye, ilgiye bağlı bir şey. Zaten ben de önümüzdeki yıllarda bunu daha detaylı bir biçimde tanıtmaya çalışacağım. Bu konuda Türkiye’de benim yazım ve bu kitap dışında başka kaynak yok. Çin hükümetinin baskıları neler? Petrol arıyorlar, sondaj vuruyorlar. Kültür mirası olarak kabul etmiyorlar. Sebep oradaki insanların Türk olması mı? Çin hükümetinin amacı Uygurları millî şuurdan uzaklaştırmak. Eskiye ait ne varsa tarihe ait ne varsa gizlemeye, yok etmeye, saklamaya calışıyorlar. Eski, tarihî kitaplarımız toplanıp yakılmış, yok edilmiş. Amaç kültürden, şuurdan uzaklaştırmak. Genç kuşağı etnik kökeninden koparmak, uzaklaştırmaktır. Bu, millî şuurun zayıflamasına yol açar. Asimilasyon sürecini de hızlandırır. Bu şekilde devam ederse Doğu Türkistanlılar gittikçe tarihinden uzaklaştırılacak. Uygurların bu kariz kaynakları tükenirse gidecekleri yerleri var mı? Nereye gidebilirler? Kuça İdil bölgesine gidilebilir. Burası Kazakların olduğu yerdir. Ayrıca, batıya göç edebilirler. Kuzeye gidemezler çünkü dağlık alanda tarım olmaz. Bu da yerleşik toplumu tekrar göçebe bir toplum hâline getirebilir. Ancak, bu da pek mümkün gözükmüyor. Buradaki Uygurların Nüfusları ne kadar? Yaklaşık bir milyon kişi yaşar ve yüzölçümü Türkiye’den iki buçuk kat daha büyüktür. 1.800.000 km2. 3’te ikisi dağlık yerdir. İnsanın yaşayabileceği yer pek yoğun değildir. Buralarda kariz yok, nehir suları var. Turfan’da kariz var. Asimilasyon politikası çok sinsice yürütülüyor. Bir yandan Çin’den sürekli Çin nüfusu kaydırılıyor. Hemen hemen her gün göç devam ediyor. Şu anda Çin’in nüfus dengesi çok büyük oranda bozuldu. Nükleer denemeler sonucunda 120 bin insan hastalandı, öldü gitti. Bir taraftan nükleer deneme, bir taraftan göç, bir taraftan nüfus planlaması. Tüm bunlar Uygur halkının asimilasyonuna zemin hazırlar. Kürtaj vardır mesela. Bu bölgede ikiden fazla çocuk yapmak yasaktır. Ancak, Çin’den gelen Çinlilerin istedikleri kadar çocuk yapmaları serbesttir. Buna postmodern soykırım da denilebilir. Tüm bunlar sistematik biçimde yapılıyor. Ancak, onlar diyor ki nüfusun az olursa yaşam kaliten artar gibi hoş ama boş sözler söylüyorlar. Madem ki sen bunu istiyorsun neden insanları göç ettiriyorsun Çin’den? Bunu açıklayamazlar. Doğu Türkistan şu an özerk bölge mi? Evet, özerk bölge. Ancak, Çin’in dünyada yaptığı en büyük sahtekârlık da burada. 1955’te özerklik verilmiş ama sözde kalmış. Şekil itibarıyla öyle gözüküyor yani devlet kademesinde birinci adamlar Uygur, onun altındakiler Çinlidir. Mesela vali, kaymakam, muhtar Uygur, altındakiler Çinlidir. Sadece vitrinde Uygur var. Dış devletlere: Bakın, biz özerklik verdik, işlerine karışmıyoruz, diyorlar. Burası dünyadaki en önemli açık müzelerden birisidir. Türk kültürünün ocağı. İlk kitabın basıldığı yer burası. Matbaanın keşfedildiği yer, vakıfların kurulduğu yer. Türkiye’de karizler hakkında çalışma yapan başka kişiler de var mı? İnsanların karizler hakkındaki bilgi düzeyi nedir? Bu alanda benim dışında çalışma yapan kişiler var diyebileceğimi sanmıyorum. Türkiye’de ise insanlara kariz nedir diye soracak olursak, kimsenin bu soruyu cevaplayacağını sanmıyorum. Türk insanının karizler hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Türk insanının karizler hakkında bilgi sahibi olmasını nasıl sağlayabiliriz? Dergilerde ya da gazetelerde özellikle kültür köşelerinde karizlerle ilgili bilgilerin verilmesi insanların bu konuya olan ilgilerinin artmasını sağlayacaktır. Böyle bir durumda ben de sizlere istatistiksel bilgiler vererek bu konu hakkında daha geniş çaplı bilgi sağlanmasına yardımcı olabilirim. Diğer ülkelerdeki araştırmacıların veya insanların karizler hakkındaki bilgi düzeyi nedir? Bu konuya yaklaşımları nasıldır? Avrupa, Rusya ve özellikle Çin’de bu konuyu araştıran çok fazla kişi bulunmaktadır. Hatta kariz araştırma dernekleri kurulmuştur. Örneğin Turfan Araştırmaları Derneği ve Kariz Araştırma Derneği bulunmaktadır. Yurt dışındaki insanlar bu konuya ilgi duyuyorlar. Özellikle turistler bu bölgeye karizleri görmeye geliyorlar. Bunun sebebi ise Turfan’ın, her yerin tarih kokmasıdır. Bunun dışında Uygur Devleti’nin harabelerini de görmek mümkündür. Yargol adıyla var olmuş bir Türk devletinin başkenti de eskiden burada bulunmaktaymış. Aynı zamanda burada Budizm dönemine ait birçok sanat eseri bulunmaktadır. Mağaraya çizilen duvar resimleri ise bugün çok büyük bir araştırma konusu oluşturmaktadır. Buda tapınaklarındaki resimler, bu resimlerin yapıldığı boyalar günümüzde araştırılıyor. Çok müthiş bir tarihî değerleri var. Bizim insanımız ise kültürel değerlerimize önem vermemektedir. Alimcan İNAYET kimdir? 1962 yılında Turfan’da doğdu.1980’e kadar burada yaşadı. 1989’da Türkiye’ye geldi. O tarihten bu yana yüksek lisans ve doktora yaptı.1994 senesinde Türk vatandaşı oldu. O tarihten bu yana Ege Üniversitesi’nde görev yapmakta. Üniversiteyi Pekin’de bulunan Merkezi Milletler Üniversitesi’nde okudu. Bölümü ise Uygur Dili ve Edebiyatı (Türkoloji ) bölümüydü. Üniversiteden mezun olduktan sonra Pekin’de bir bakanlığa bağlı Milletler Neşriyatı diye bilinen bir kuruluşta 5 sene tercüman ve editör olarak çalıştı. Röportaj: Erkan SEVİM / Fotoğraf: Saim DEMİR
20bacdf79979
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Antalya-Konya arasını 95 kilometre kısaltacak Taşağıl-Beydiğin yol yapımının 2009 yılı yatırım programına alındığını belirten AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak, Karayolları 13. Bölge Müdürü Öner Özgür, Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü Proje Başmühendisi Zeynel Ali Demirel ve Devlet Su İşleri(DSİ) 13. Bölge Müdürü Sedat Özpınar, Taşağıl Belediye Başkanı Şakir Ergin, Manavgat Ziraat Odası (MZO) Başkanı Rasim Metin, AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Nejat Tığlı ve AK Parti Taşağıl belediye başkan adayı Mimar Adil Aydın´ında aralarında bulunduğu yetkililer tarihi ipek yolu Kesikbeli´nde, Yaklaşık sekiz yüz yıl önce Anadolu Selçuklu Devleti´nin önemli ticaret kervanlarının geçtiği yol güzergahında incelemelerde bulundu. Taşağıl´ı, Beyşehir ve Konya´ya bağlayacak yol Antalya-Konya arasını 95 kilometre kısaltmasının yanında yol üzerinde bulunan Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan tarihi eserlerin turizme kazandırılarak ülkemize gelir sağlanması ve yol üzerinde bulunan yerleşim yerlerinin bundan gelir etmeleri hedefleniyor. 2009 yılında Antalya´da 4 yolun yatırım programına alındığını bildiren AK parti Antalya Milletvekili Sadık Badak, bunların Beydiğin(Kesikbeli)-Beyşehir, Alanya-Karaman (Kuşyuvası yolu), Gazipaşa-Anamur ve Antalya´yı Burdur´a bağlayan Kuzey Antalya yolu olduğunu söyledi. Taşağıl´dan İbradı üzerine bağlanacak olan Beydiğin- Kesikbeli Yolunu´nun tarihi ipek yolu olduğunu ifade eden Badak, Anadolu Selçuklu Devleti´nde Konya´dan Antalya´ya ulaşımın bu yoldan yapıldığını belirterek, “Yolu 2 yıl içinde bitirerek hizmete açmayı hedefliyoruz. Çalışmalar bitince Antalya-Konya arası 95 kilometre kısalacak. Böylece hem zamandan hem de enerjiden tasarruf etmiş olacağız. Yolu hizmete girmesiyle birlikte Manavgat ve İbradı ilçeleri dağ köylerini eko turizmine açacağız.“ diye konuştu. AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak Konu hakkında yol güzergahı üzerinde bulunan Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yapılan Kargıhan´ın içerisinde yaptığı açıklamada "Antalya´yı bu yol üzerinden Beyşehir-Konya´ya bağlayacak yolla ilgili Karayolları Genel Müdürlüğünün programı var. 2009 programında bu yolu ihale etmek, ve daha sonra 2010´da da devam etmek programı var. Bugün ilgili teknik arkadaşlarla beraber böyle bir inceleme gezisi yapıyoruz. Bu geldiğimiz yer olan Kargıhan´a kadar asfalt bundan sonrası asfalt değil. Oraya da çıkacağız arkadaşlarla önümüzdeki yıllarda bu yolun açılmasını bekliyoruz. Yol demek medeniyet demek yol yapıldıktan sonra ekonomi de gelişiyor, sosyal hayat da gelişiyor, her türlü çalışma bu bölgede gelişiyor. Dolayısıyla önce yol yapılacak sonra bu bölgedeki turistik değerler, bu güzergahtaki diğer değerler ortaya çıkar. Ekonomiye, sektörlere kazandırılmış olur. 73 Kilometre olan yapılacak yolun ihaleye ve kaynağa bağlı olarak iki yıl içerisinde bitirilir. Keşifleri her halde 2009 yılı içerisinde çıkacak, her halde 90 milyon YTL gerekir. Karayolları yapılacak yolun birinci kısmının ihalesini yaptı. İncelemelerini yapıyor. 95 kilometre daha yol kısalmış oluyor bu da normal şartlarda 60-70 dakika kısalması demektir zaman olarak. Şimdi bizim önümüzdeki dönemde yol olarak önem verdiğimiz özel idare yani valilik yetki ve sorumluluğunda yapılmakta olan Antalya, Korkuteli, Denizli duble yolu ve Antalya, Alanya Gazipaşa, Mersin duble yolu hariç o iki yol hariç önümüzde ki dönem için üzerinde durmakta olduğumuz dört tane proje var. Bunlardan bir tanesi Antalya´nın batı çevre yolu, ikincisi Antalya´nın kuzey çevre yolu organize sanayi bölgesinden Isparta yoluna projelendirilmekte olan, üçüncüsü bu yol Taşağıl, Beyşehir yolu, dördüncüsü Alanya´yı Karaman´a bağlayacak olan Kuşyuvası yolu geçtiğimiz Ağustos ayında Kuşyuvasına Ulaştırma Bakanımız bizzat Karayolları Genel Müdürü ve ilgili teknik arkadaşlarla geldi, inceleme yaptı Karaman Milletvekilleri ve Antalya Milletvekilleri bizde oralarda bulunduk. Şu anda Kuşyuvası yolunun proje çalışmaları yapılıyor, alternatifler üzerinde duruluyor. Zannediyorum ki Kuşyuvası mevkiinde 1 kilometrelik bir tünel üzerinde duruluyor. O tünelle Kuşyuvası yolu Karaman, Konya, Alanya´yı bir birine bağlayacak birinci sınıf vasıflı bir yol olacak. Bu yol biraz önce bahsettiğim gibi 73 kilometre Karayolları Genel Müdürlüğü buranında projelerini bitirmek üzere, birinci kısmının ihalesini yaptı. Sonuçlandıracak ümit ediyorum bu yolu önümüzde ki döneme kadar tamamlanması, böylece bu 4 projenin Antalya batı çevre yolu, kuzey çevre yolu, Taşağıl, Beyşehir, Konya yolu ve Alanya, Karaman, Kuşyuvası yolu ile Antalya İlinin İç Anadolu´ya bağlanmasının daha da güçlendirilmiş, kuvvetlendirilmiş olacak. Bugün burada ilgili arkadaşlarla bir inceleme gezisi yapıyoruz. Taşağılın içerisinde, kavşaktan Taşağıla kadar olan bölgede imar olduğu için belediyenin yapması gereken bazı çalışmalar var. Orada Devlet Su İşlerinin 1968 yılında kanaletler var. Bu kanaletlerin düzenlenmesi lazım. Burada belediyenin yapması gereken çalışmalar var. Böylece bir inceleme gezisi yapıyoruz. Bu geziye arkadaşların, vatandaşların, muhtar arkadaşların gösterdiği ilgi bu yolun iktisadi önemini gösteriyor. Bu bakımdan bu yolun bir an önce yapılması lazım, tabii vatandaşın bu arzusu bize de güç veriyor. Bunun bir an önce tamamlanması için hep beraber çaba göstereceğiz" dedi. İnceleme gezisi sırasında geziye katılan bir vatandaş tarafından Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan sınır kapısını, sınır görevlisi olarak temsili şekilde anlattı. Vatandaş yaptığı açıklamada "Rakımı 1150 metre olan iki devleti bir birinden ayıran sınırda kayalar oyularak yapılan oturaklarda birinde bir devlete ait, öbür yanında komşu devlet sınır görevlisi varmış. Sınırlar geçildiğinde ücret karşılığında geçişlerine izin verirlermiş. İsmi 1512 numaralı Demirkapı sınır kapısı olan ve Türkiye haritalarında belirtilen, Antalya sahilinde bulunan Demirkapı burası. Başka yerlerde de bu sınır kapısından var. 1508 numaralı Demirkapı doğu tarafında da var. Sınır görevlileri için çay koyma yeri, kapılarda oturaklar, kolunu dinlendirme, dirseğini koyma yeri hepsi mevcuttur" dedi. Yol yapım çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte beldelerinde Konya´ya 3 saatte rahatlıkla varılacağını belirten Taşağıl Belediye Başkanı Şakir Ergin, Kesikbeli sınır kapısının Osmanlı Devleti´nde 1512 Numaralı sınır yolu olduğunu, il giriş ve çıkışlarını buradan yapıldığını kaydetti. Ergin, “Yolun bir an önce hizmete açılmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Beldemiz Anadolu Selçuklu Devleti´nde önemli ticaret kervanlarının geçtiği önemli yol güzergahı. Yol yapımı bitince 800 yıl sonra yeniden eski tarihi konumuna kavuşacağına yürekten inanıyorum.“ diye konuştu.
ee61fa985fe2
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Suriye'de her gün bir isyancı grup ortaya çıkıyor. Muhalif grupların sayıları 1200'e ulaştı. Hangi bölge kimin elinde? İşte Esad'ı korkutan hatitanın detayları... Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan Suriyeli isyancılar, çok sayıda farklı gruplara ayrılmış durumda. Giderek artan muhalif grup sayısı adeta her gün yeni bir örgüt isminin duyulmasına yol açarken “iç savaşın içinde iç savaş” görüntüsü oluşturuyor. Sayısı 100 bini bulan Suriyeli muhalif savaşçıların 1000 ila 1200 gruba bölündüğü düşünülüyor. 10 bin Suriyeli muhalif El Kaide bağlantılı cihatçı örgütlere mensup. 30-35 bin savaşçı, İslamcı olsa da uluslararası cihat fikrinden ziyade Suriye Savaşı’na odaklanmış durumda. 30 bin muhalifin ise ılımlı İslamcı olduğu düşünülüyor. Suriyeli isyancı gruplar arasındaki görüş farklılıkları, gruplar arası mücadelenin de şiddetlenmesine sebep oluyor. Gruplar arasında görülen bağlantılar ise kimi zaman iç içe geçen bir yapı ortaya çıkarıyor. Suriye’de rejime karşı savaşan farklı isyancı gruplar şu şekilde: - Özgür Suriye Ordusu: Ağustos 2011’de kurulan ve General Selim İdris tarafından yönetilen Özgür Suriye Ordusu, 40 bin savaşçısının olduğunu iddia etse de uzmanlara göre 10 bin savaşçı bünyesinde bulunuyor. Lider kadrosu Alevi olsa da savaşanlar genellikle Sünni. Türkiye sınırında etkin olan Kuzey Fırtınası gibi grupları da barındırıyor. - El Nusra Cephesi: Ülkede savaşan en büyük cihatçı grup olduğu düşünülüyor. El Kaide bağlantılı El Nusra’nın yaklaşık 6 bin mensubu var. El Kaide’nin Irak kolu ‘Irak İslam Devleti’, 2011’de El Nusra’nın Suriye’deki kolları olduğunu açıkladı. Bunun üzerine Nusra, Irak ve Şam İslam Devleti adını da kullanmaya başladı. Türkiye sınırında etkili - Suriye İslam Cephesi: Yaklaşık 12 Selefi grubu içeren şemsiye niteliğindeki organizasyonun 10 ve 25 bin arasında savaşçıyı içerdiği tahmin ediliyor. El Nusra gibi Suriye’de İslami yasaları kurmak istiyor. - Suriye İslamcı Özgürlük Cephesi: 35 ile 40 bin arasında savaşçıyı barındıran grup, 20 farklı silahlı gruptan oluşan gevşek bir İslamcı örgütlenme. 14 bin kişi barındırdığını söyleyen Faruk Kıtası ve 11 bin savaşçının bulunduğu Tevhid Tugayı gibi güçlü grupları da içeriyor. Türkiye-Suriye sınırında güçlü olan Faruk Kıtası’nın kanadı Faruk El Şamal’ın Türkiye hükümeti tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Halep’te etkin olan Tevhid Tugayı ise Özgür Suriye Ordusu’na da destek veriyor. - İslamcı Ahrar El Şam Hareketi: Yaklaşık 100 gruptan oluşan örgüt, en büyük Selefi grup. Şeriat kurallarını uygulamak isteyen organizasyon, Suriye İslam Cephesi’nin oluşmasına ön ayak oldu. - Suriye Şehitleri Tugayı: Sayısının 10 bin savaşçıya ulaştığı düşünülen örgütü Suudilerin desteklediği belirtiliyor. - YPG: Kürtlerin yaşadığı Suriye’nin doğu ve kuzeydoğusunda bulunan bölgede etkin olan grubun birkaç bin mensubu var. - İslam Tugayı: Kaç savaşçısı olduğuna dair bilgi vermeyen örgüt, bünyesinde 64 farklı kıta olduğunu söylüyor. Şam’daki en büyük organizasyon olduklarını ifade ediyorlar. - Sukur El Şam Tugayı: Birkaç bini bulan grup, Suriye’nin en bilinen İslamcı örgütlerinden.
72fc7a82a3b2
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
İsveç’te sabaha karşı bir gazetenin sahibinin evi polis tarafından basılsa... O polis alınıp götürülse... Evi didik didik edilse... İsveç ayağa kalkar! Ertesi gün tek bir gazete bile yayınlanmaz... Tüm gazeteciler emniyetin önünde sabaha kadar bekleyerek ülkenin en büyük eylemini gerçekleştirir. İngiltere’de gün tam ağarırken polisler ellerindeki arama ve gözaltına alma emriyle emekli bir binbaşının evine dalsa... Binbaşının kendisine bile neyle suçlandığı söylenmese... Evin altı üstüne getirilse... İngiltere’de ordu ayağa kalkar! Amerika’da gecenin kör karanlığında emekli bir hâkimin evinin kapısı çalınsa... Polisler o yaşlı adamı ve karısını kenara itip, kitaplıklardaki rafları, çamaşır çekmecelerini, yatakların altını, dolapların üstünü birbirine katsa... Sonra da o emekli hâkimi bileğine kelepçe takarak gözaltına alsa... ABD’deki tüm yargıçlar ve savcılar, buna izin veren meslektaşlarını analarından doğduğuna pişman eder! Fransa’da kuşlar bile kahvaltılarını yapmadan, askeri savcılıktan emekli olup avukatlık yapan bir Fransız’ın ofisi baskını uğrasa... Tüm dava dosyalarına el konulsa... Özel hayatı ayaklar altına serilse... Ve o eski savcı, yeni avukat; gözaltına alınsa... Fransa’daki tüm askerler, savcılar ve avukatlar Paris’te hayatı durdurur. Belçika’da horozlar bile ötmeden, bir siyasi partinin herhangi bir ilçe örgütüne onlarca polis tarafından baskın yapılsa... Tüm evraklara el konulsa... Üyelere ait bilgiler alınıp götürülse... Sadece Belçika’daki değil; Avrupa Birliği üyesi bütün ülkelerdeki siyasi partilerin temsilcileri o ilçeye koşar ve bu gözaltının demokrasiye ve özgürlüklere insanlık dışı bir saldırı olduğunu haykırır... Ama; bizde... Bu olayların hepsi birden aynı anda gerçekleşir; askerler de hukukçular da gazeteciler de siyasetçiler de sivil toplum örgütü yöneticileri de halk da görmezden gelir! Hatta ülkede yaşayanların yüzde 80’inin böyle bir “zincirleme baskın”dan haberi bile olmaz! Ne yazık bu son yazdıklarımın tamamı doğru: Dün sabaha karşı Ergenekon soruşturması kapsamında Aydınlık Gazetesi’nin sahibi ve Genel Müdürü Mehmet Sabuncu’nun, emekli Askeri Hâkim B. B. ile emekli Binbaşı Z. Ş’nin evleri arandı; üçü de gözaltına alındı. Ayrıca, İşçi Partisi Çorlu İlçe Örgütü’nün binası basıldı, askeri savcıyken emekli olup avukatlık yapmaya devam eden Yarbay Bahadır Berk’in hukuk bürosunun altı üstüne getirildi. İşçi Partisi Çorlu İlçe Başkanı Ertuğrul Orta ile eski İlçe Başkanı Zafer Şen ve Bahadır Berk gözaltına alındı. Büyük bir olasılıkla İstanbul’daki ve Çorlu’daki baskınlarda gözaltına almaların sayısı, ilerleyen saatlerde daha da artacak. Ve göreceksiniz; başka ülkeleri ayağa kaldıracak önemdeki bu haberleri, birçok televizyon kanalı 15’inci haber olarak verecek, gazetelerin çoğu ise iç sayfalarına gizleyecek... Peki neden? “Neden”i belli... Korkağız, ürkeğiz, olan biteni yorumlayacak demokrasi bilincine sahip değiliz! Dünkü gözaltına almaların tamamı, İşçi Partisi’ne ve bu partiye yakınlığıyla bilinen bir gazeteye yönelikti... Bu baskınlar için talimat veren Sayın Savcı: Son dört yıl içinde İşçi Partisi’ne ve ona yakın medya gruplarına onlarca baskın yaptınız... Sorum çok basit: Kaç tüfek, kaç bomba, kaç mitralyöz, kaç tank, kaç uçaksavar, kaç tabanca buldunuz? Bunlardan vazgeçtik: Kaç sapan yakaladınız? Gazeteden, kasetten, kitaptan, dergiden... Yani “yazı”dan ve “söz”den başka “suç kanıtı” ele geçirdiniz mi? Geçirmediyseniz... Demokrasinin olmazsa olmazlarından siyasi partiler özgürlüğünü ve basın-yayın özgürlüğünü “ihlal” anlamına gelecek bu “zincirleme baskın” talimatlarını... Hangi suç kanıtına dayanarak veriyorsunuz? Daha açık sorayım Sayın Savcı: Olması gerektiği gibi, “suçtan ve kanıttan” yola çıkarak mı suçluya gidiyorsunuz? Yoksa kafanızda ya da elinizde listeler var da... O listelerdeki isimlerin ev ve iş yerlerine sürekli baskın yaparak “suç ve kanıt” mı üretiyorsunuz? Lütfen yanıt verin Sayın Savcı: Dünkü ve önceki baskınları hangi “kanıt”lara dayanarak gerçekleştirdiniz? Eğer tek kanıtınız, bu insanların “örgütlü muhalefet yapmaları”ysa... Siyasi partilerin işi zaten bu değil midir? Suç nerede söyleyin Sayın Savcı... Söyleyin ki; Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yargı, iktidarın arka bahçesi haline geldi” sözlerine tepki veren Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun haksız olmadığını gösterin! GÜNÜN SORUSU AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, şike cezalarında indirim öngören ve Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye iade edilen yasa için, “Biz yasayı aynen Köşk’e göndermekten yanayız” demiş... Sorum; günlerdir Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanlığı görevinin ardından tekrar AKP’nin başına geçip Başbakan olacağına dair senaryo yazan arkadaşlara: Hâlâ aynı görüşte misiniz? Mustafa Mutlu
3394cbb42390
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
İlaç tüketimi kareciğeri yoruyor. Kurtpençesinin karaciğerin bağ dokusunu ve bağışıklığını yenileme özelliğinin bulunduğuna dikkat çeken Dr. Coşkun, "Kurtpençesi bitkisi karaciğerimizin üzerinde büyük etkisi vardır. Karaciğerin safra bölümünde bulunan duvarları yok eder. Bu yüzden kurtpençesi her daim tüketilmelidir. İnsan vücudunda kendini en hızlı yenileyen tek organ karaciğerdir. Kurtpençesi bitkisi aynı zamanda karaciğerin tahribatına dur diyebilecek kadar güçlü bir bitkidir. Eğer karaciğerinizi korumak istiyorsanız düzenli olarak kurt pençesi tüketin" dedi. Dr. Ömer Coşkun, bir çay kaşığı kurtpençesinin çeyrek litre kaynar suyla 3 dakika demlenerek kahvaltıdan yarım saat önce aç karna sadece 1 bardak içilebileceğini aktardı.Kurtpençesinin yöresel olarak kurtayağı, kibritotu ve yer yosunu adlarıyla anıldığını ifade eden Coşkun, bu bitkinin Kuzey-Doğu Anadolu dağlarının nemli kısımlarında yetiştiğini kaydetti
4c663824f94d
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Utanç tablosu AİHM'ye yapılan başvurular konusunda Türkiye, Rusya'nın ardından 2. sırada yer alıyor. AİHM'nin devlet aleyhine sonuçlanan kararlarında, 47 ülke arasında birinci olan Türkiye'nin en büyük suçu ise adil yargılanma hakkının ihlali. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) utanç tablosu, Başbakanlık raporlarına da girdi. AİHM’ye yapılan başvurularda Rusya’dan sonra 2. sırada yer alan Türkiye, 1959-2011 yılları arasında mahkemenin verdiği ihlal kararlarında da 2 bin 404 kararla 47 ülke içerisinde birinci sırada yer alıyor. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, Avrupa Konseyi geneli ve Türkiye’ye ilişkin AİHM’ye yapılan başvuru ve mahkeme kararlarına ilişkin istatistikleri raporlaştırdı. Rapora göre, AİHM’ye yapılan başvurular konusunda Türkiye, Rusya’nın ardından 2. sırada yer alıyor. Türkiye aleyhine yapılan başvurular nüfusa oranlandığında 2011 yılında Avrupa Konseyi (AK) genelinde 1 milyon kişi başına düşen başvuru sayısı 79 iken bu sayı Türkiye’de 118’e çıkıyor. 1959-2011 yılları arasında, AİHM tarafından en az bir maddeyi ihlal ettiği gerekçesiyle verilen toplam ihlal kararları sayısında (dava sayısı itibarıyla) Türkiye, 2 bin 404 aleyhe kararla sözleşmeye taraf 47 ülke arasında 1. sırada yer alıyor. Türkiye’ye ilişkin ihlal kararları, mahkemenin vermiş olduğu tüm ihlal kararlarının yüzde 19’unu oluşturuyor. Türkiye, 2011 yılında aleyhe sonuçlanan dava sayısı itibarıyla en çok ihlal kararı verilen devlet konumunda. 2011 yılında, Türkiye en az bir maddeyi ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM tarafından 159 davada mahkûm edildi. 1959-2011 yıllarında Türkiye aleyhine verilen ihlal kararları arasında en çok ihlal edilen haklar sırasıyla, yüzde 33 ile adil yargılanma hakkı, yüzde 16 ile mülkiyet hakkı, yüzde 14 ile de özgürlük ve güvenlik hakkı olarak sıralanıyor. Adil yargılanma hakkı ile ilgili başvuruların yüzde 13’ünü de yargılamanın uzunluğu ile ilgili şikâyetler oluşturuyor. 2011 yılında ise Türkiye aleyhine verilen ihlal kararları arasında en çok ihlal edilen haklar sırasıyla, adil yargılanma hakkı (yüzde 28), işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı (yüzde 25) ve özgürlük ve güvenlik hakkı oluşturuyor (yüzde 13).
2662d3330483
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Abdullah Öcalan'ın dayısı Süleyman Arslan İmralı'daki görüşmeye ilişkin açıklama yaptı. İmralı Adası'ndan dönen Abdullah Öcalan'ın kız kardeşi Fatma Öcalan ve dayısı Süleyman Arslan basın mesuplarına görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Abdullah Öcalan'ın dayısı Süleyman Arslan, Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi. Arslan, "Sabahtan beri yarım saatlik görüşme yaptım. Bin 500 kilometre yoldan gelmişim, 81 yaşındayım, bizim hakkımızı yiyorlar. 40 sene sonra bir görüşme yapıyorum. Bize dedi ki 'barış süreci böyle olmaz. Böyle olursa ben elimi çekerim oturur seyrederim' dedi. Canı sıkılmış. 'Ben bundan sonra bu barış sürecinden geri çekilirim' dedi" diye konuştu. "NORMAL BİR HAPİSHANEYE ÇIKSIN" Öcalan'nın kız kardeşi Fatma Öcalan ise, Abdullah Öcalan'nın başka bir hapishaneye nakil olmasını istediğini belirterek görüşmeye ilişkin şöyle konuştu: "Ne diyecek. Normal bir hapishaneye çıksın. Oradan sıkılıyor artık. Artık dayanamıyor. Böyle olmaz. Felcim gidip gelemiyorum. Başka bir şey istemiyorum. Kapalı yerde dayanamıyor. Biz yarım saat dayanamadık. 3 senedir gelmedim. Yarım saat görüşme yaptım. Bir saat hakkımız değil mi? Herhangi bir mesaj vermedi. Aile içinde bir görüşme yaptık."
7de7fca09f26
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Burun Estetiği Nasıl Yapılmaktadır ? Burun estetiği genel olarak iki teknik ile yapılmaktadır. Bunlardan biri açık teknik, diğeri ise kapalı teknik ile yapılmaktadır. Kapalı teknik çok uzun yıllardan beri kullanılan bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Açık teknik ise son yıllarda uygulanan bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Her iki teknikte de amaç; yüze uyumlu, hastanın mutlu olacağı güzel bir sonuç elde etmektir. Eğer burunda çok ciddi bir problem yoksa örneğin, burun sırtında hafif bir çıkıntı gibi bir rahatsızlığı bulunuyorsa kapalı teknik daha uygun olabilmektedir. Özellikle problemli burunlar; burun ucunun çok geniş olması, burun sırtının çok geniş olması ya da daha önce birkaç kez estetik geçirmiş burunlarda en ideal sonuçlar açık teknik ile elde edilebilmektedir. Açık teknik ile yapılan burun estetiğinin en önemli üstünlüğü burnun tüm sahalarını milimetrik olarak detayları ile görebilmek, yapılabilecek müdahaleleri daha rahat yapabilmektir. Ancak yine güvenli ve tecrübeli ellerde kapalı yöntem ile de çok güzel sonuçlar alınabilmektedir. Her iki tekniğinde kendisine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu seçim hastanın istek ve şikâyetine doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Tüm dünyada, diğer bütün estetikler içerisinde en zor olan estetiğin burun estetiği olduğu kabul edilmektedir. Çünkü burun sadece tek bir şeyden yapılı bir organ değildir. İçerisinde kemik dokusu, kıkırdak dokusu, bağ dokusu, adale dokusu, yağ dokusu bulunmaktadır. Dolayısı ile son derece karmaşık bir organ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu karmaşık ve zor yapı nedeni ile hastanın doktor seçimi çok önemli olmaktadır. Son derece bilgi birikimine ve tecrübeye sahip bir hekim bu ameliyatların altından başarı ile kalkabilmektedir. Deneyimli ve bilgili doktor seçiminin yanı sıra hastanın doktoruna güvenmesi ameliyat sonuçlarına olumlu olarak yansımaktadır. EN SON YORUMLAR 17 Kasım 2014 05 Ağustos 2014 08 Mart 2014 16 Şubat 2014
f87724551331
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Dokunmatik, 3 boyutlu derken sıra geldi onlara: İşte cep ekranlarının geldiği son nokta... Dokunmatik ekranların yakın gelecekteki kaderini değiştirecek yeni bir adım atıldı. Güney Kore'de Samsung Gelişmiş Teknoloji Enstitüsü'ndeki bilim adamları katlanmasına rağmen izi kalmayan ekran üretmeyi başardılar. İki AMOLED panel, silikon kauçuk, cam koruması ve bir modül kasadan oluşan ekran, 1mm yarı çapıyla katlanarak 180 derece katlanabiliyor. Denemeler ışığında yaklaşık 100 bin katlamadan sonra ekranda yüzde 6 oranında bir aydınlık kaybı olabiliyor, bunu da çıplak gözle fark edebilmek oldukça zor. Bugünkü son teknoloji AMOLED'lerin kullandığı tüm malzemeleri kullanmadığı için yeni materyallerin üretilmesi gerekiyor. Bu da, katlanabilir ekranı piyasada görebilmemiz için bir ya da iki yıl beklememiz gerektiği anlamına geliyor.
ed2447ea4fbe
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
6. Uluslararası Datacentre ve Cloud Ödülleri için kayıtlar bugün başladı. Ülkemizden de katılan olurmu bilmiyoruz ama beğendiğiniz hizmetleride önerebileceğiniz yarışmada verimerkezleri 13 kategorileride değerlendirilecek - Category 1: Public Cloud services and Infrastructure - Category 2: Private Cloud Services and Infrastructure - Category 3: Energy Efficiency and Environmental Sustainability - Category 4: Co-location Provider of the Year - Category 5: Datacentre Retrofit of the Year - Category 6: New Datacentre of the Year - Category 7: Managed Services Award - Category 8: Operational Excellence of the Year - Category 9: Modular Award - Category 10: Entrepreneur of the Year - Category 11: CxO of the Year - Category 12: Young Talent of the Year - Category 13: Judges Award 13 Haziran 2013'de açıklanacak olan yarışmada umarız ülkemizden de katılım gerçekleşir. Ayrıntılı Bilgi: http://www.datacentreawards.com/categories-and-entry-criteria Türkiye'de son yıllarda bir çok kamu hizmeti artık internetten de verilmeye başlandı ve belirli kanunlarlada bu hizmetlerin kapsamı giderek artıyor. Bürokrasiyi ortadan kaldırmak, işleri hızlandırmak ve e-devlet dönüşümünü tamamlamak için sevindirici haberler alıyoruz. Her ne kadar yavaş ilerlesede umut verici gelişmeler oluyor. E-Devlet konusunda Kanunlar, Mevzuatlar bu yönde değişip yenilenirken de özellikle bilişim sektöründe olan Servis Sağlayıcılara'a yeni fırsat kapılarıda açmıyor değil. İşte bunlardan biride Kayıtlı Elektronik Posta yeni KEP. Kep Nedir? KEP sistemi, servis sağlayıcı tarafından kullanıcılarına uluslararası standartlarda ve hizmet kalitesi artırılmış eposta sistemi sunabilmeyi hedefler. Bu sistem, piyasadaki elektronik posta sistemlerinde bulunmayan kayıtlı eposta hizmetini ve güvenlik fonksiyonunu sağlayacaktır. Kişisel verilerin gizliliğini ve bütünlüğünü korumak, etkin ve sürdürülebilir bir ortam yaratmak, modüler ve esnek bir sistem olmak gibi çeşitli amaçları hedeflemektedir. KEP sistemi, kayıtlı elektronik posta konseptini oluşturan bileşenleri ve teknolojileri anlamlı bir bütünlük içerisinde kullanıcıya sunacaktır. Piyasadaki eposta sistemlerinde görülen teknolojik bütünleşme ve genişleme kısıtlarına çözüm olarak, modüler, esnek ve farklı sistemlerin birlikte çalışabilirliğini en üst düzeyde sağlayan bir teknolojik ortam oluşturulması hedeflenmektedir. KEP sistemi, günümüz teknolojilerini en son yetenekleriyle sunduğu gibi, daha sonra çıkacak teknolojilerin de sisteme eklenmesi için kolay uyarlanabilir olacaktır. Örneğin e-imza ve zaman damgalama teknolojileri ilerledikçe KEP sistemi de bu teknolojilerinin güncelliğini güvenlikten taviz vermeyecek şekilde takip edecektir. Ayrıca e-posta gönderme ve alma teknolojileri de proje amaçlarına uygun olarak en son teknolojilerden seçilecektir. KEP, elektronik postanın bilinen hizmetlerine ilave olarak, elektronik posta göndericisi ve alıcısı arasında; - Gönderici tarafından gönderinin yapılıp yapılmadığına, - Ne zaman yapıldığına, - Ne gönderildiğinin ispatlanabilmesine, - Alıcıya iletilip iletilmediğine, - Gönderinin Alıcının posta kutusuna ulaşıp ulaşmadığına İlişkin delil hizmetleri sunmakta ve ihtiyaç duyulması halinde elektronik postaya yeniden erişilebilmesine(opsiyonel) imkân tanımaktadır. KEP sisteminin kullanıcısı olan gönderici, elektronik postanın kendisi tarafından gönderilmediğini ve aynı sistemin kullanıcısı olan alıcı ise kendisine ulaşmadığını iddia edememektedir. Bir elektronik postanın göndericiden alıcıya iletilmesi sırasında meydana gelen bütün işlemlere ilişkin KEP sisteminin tuttuğu kayıtlar delil mahiyetinde ve hukuki geçerliliğe sahip belgeler olarak kabul edilmektedir. KEP sistemi içerisinde bir elektronik iletinin gönderilmesi ve alınması dışında kimlik doğrulama, elektronik belgelerin saklanması, güvenli iletişim ve elektronik ortamda güvenilir üçüncü taraf hizmetleri gibi katma değerli hizmetler de sunulabilmektedir. KEP sistemine, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile tüzel ve özel tüm kişiler(vatandaşlar) üye olabilecektir. Biraz detaya inersek; - KEP sadece e-tebligat ile ilgili değildir. e-tebligat KEP uygulamalarından sadece birisidir. - KEP sistemi, üzerinde projeler geliştirilecek katma değerli pek çok servisi barındırabilir. Çeşitli uygulamalar, kurumsal entegrasyon ve e-devlet projeleri planlanabilir.(sipariş, talimat, teklif, başvuru, yazışma, vb..) - KEP sistemi ülkemizde kapalı devre çalışır. KEP adresinden sadece KEP adreslerine mail atılabilir yada alınabilir. Bu hali ile KEP sistemi, e-Dünyamızdaki yasal geçerli iletişim kanalı eksikliğini gideren bir araç olarak değerlendirilebilir. - Firmalar belirleyecekleri "İşlem Yetkilisi" ve yetkilendirmeler ile KEP adreslerini yönetebilirler. - KEP sistemi kimlik doğruluğunu sağladığından alıcı tarafın kimlik doğrulama yapmasına gerek kalmaz. - TNBKEP sistemi gönderdiğiniz\aldığınız içeriği saklamaz. Gelen kutusundan silebilirsiniz. Sadece iletim ile ilgili kanuni delil niteliğinde kayıt tutulur. Sistemin arşiv hizmetini vermesini ayrıca isteyebilirsiniz. - Kanunen geçerli bu deliller yönetmelik gereği 20 yıl süre ile saklanır. (e-tebligat 30 yıl) - İleride, gönderen yada alan tarafın herhangi bir neden ile gönderiyi ispatlaması gerekir ise iletilen e-postayı mahkeme kanalı ile işleme alması gerekir. (Arşiv hizmeti alınmıyor ise epostayı orijinal hali ile saklamış olmasını gerektirir.) - KEP Hizmet Sağlayıcılığı regülasyonu BTK tarafından yapılmaktadır. Detaylı bilgi, ilgili mevzuat vb : http://www.btk.gov.tr/bilgi_teknolojileri/kayitli_elektronik_posta/index.php - Ülkemizde ISO 27001, 27013, ETSI 102 640 gibi standartlar aranmaktadır. - TNBKEP sistemleri yönetmelikler gereği olan sertifika ve kurallara uygun olarak Türkiye Noterler Birliği Binası adresinde Ankara’da kurulmuştur. Felaket Kurtarma Merkezi Konya’dadır. KEP (Registered email veya Certified email) Almanya, İtalya, Avusturya, ABD, Fransa, Belçika, İsveç, İspanya, Hollanda, Bermuda, Tanzanya, Sudi Arabistan, İzlanda, Kolombiya gibi ülkelerde kullanılmaktadır. KEP ile ilgili konuları önümüzdeki aylarda sıkça önünüze geleceğini ümit ediyorum. Mustafa :Örneğin adli sicil kayıtları, nüfuz cüzdan ve ikametgah adres belgeleri KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ile şirketler tarafından alınabilir mi? KEP ile e-Devlet nerelerde birleşir? Yurtdışına çıkış harç pulunu online bir şekilde yapamaz mıyız? KEP sisteminin teknik olarak ve KEP ile ilgili mevzuata göre bu tür pek çok uygulamada kullanılabileceğini düşünüyorum. Firmalarımızın da geliştirmiş olduğu yazılımlara yeni fırsatlar da yaratacaktır. Sürecin oturması ve iş akışlarının bu şekilde modellenebilmesi, KEP kullanıcı sayısının ve uygulamalarının artması ile mümkün olacaktır. Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcıları - Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) (ptt.gov.tr) - TNB Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcılığı ve Ticaret A.ş.(TNB KEPHS) (tnbkep.com.tr) - TÜRKKEP A.Ş. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) (turkkep.com.tr) İsimtescil kendi verileri ve dünya verilerini karşılaştıran güzel bir infografik yayınladı. 737700_519236171430089_1357288984_o.jpg (327,85 kb) Hosting sektörüne yönelik bir girişim olan MaestroPanel'de dikkate değer bazı gelişmelerin olduğunu sizlere bildirmek isteriz. İşte MaestroPanel'in blog yazısı. MaestroPanel 0.9.1 MaestroPanel’in çalışması ile ilgili bir çok değişiklik yaptığımız bu sürümümüzde daha çok arka planda iyileştirmelere odaklandık. Kurulum sistemimizi yeniledik ve bir çok işleyişi optimize ettik. - MaestroPanel 0.9.1 x64 Başlat - MaestroPanel 0.9.1 Update (13MB) İndir İşte dikkat çekici bir kaç düzenlememiz; - MaestroPanel Agent iyileştirildi. - MaestroPanel Web Management Servisi iyileştirildi. - MaestroPanel Web Management Servisi x64 desteği eklendi. - Otomatik Lisans uzatma eklendi. - Kurulum Setup’ları iyileştirildi. - Box lisans modeli eklendi. - Domain IP değiştirme düzeltildi. - Scriptomatic hataları düzeltildi. - Bayi hakları ve çalışması ile ilgil düzenlemeler yapıldı. - MySQL Charset hatası düzeltildi. - Domain Plan sunucu hatası düzeltildi. - IIS7 için OutputCache optimize edildi. - Domain Kullanıcısı seviyesinde iyileştirmeler yapıldı. - PHP 5.3 ve PHP 5.4 Optimize edildi. - Çeşitli arayüz iyileştirmeleri yapıldı. CeBIT Bilişim Eurasia MaestroPanel olarak bu yıl Avrasya’nın bir numaralı Bilişim, Teknoloji ve İletişim Platformu CeBIT Bilişim Eurasia’ya katıldığımızı duyurmaktan heyecan duyarız. Kullanıcılarımız ile tanışmak, yeni iş birliktelikleri başlatmak ve en önemlisi sizlere MaestroPanel’in yapabildiklerini anlatmak ve sorularınızı cevaplamak için Salon 4, A58 standımız da 29 Kasım‘dan 02 Aralık‘a kadar sizleri bekliyor olacağız. - Fuar Davetiyesi İçin Tıklayınız (Ücretsiz) - Facebook Etkinliğimize Katılmak İçin Tıklayınız - Eğer bizden randevu almak isterseniz lütfen Randevu Talep Formu‘nu kullanınız. SMS Randevu için Tıklayınız. - Fuar alanı ziyareyçilere 10:00‘da açılıyor ve 19:30‘da kapanıyor. (Kapanış: 02 Aralık Pazar 18:30) Bayilik Sistemimiz Beklenen bayilik sistemimizi nihayet devreye aldık ve siz kullanıcılarımız için Müşteri Kontrol Panelimize entegre ettik. Üye olmak için Tıklayınız Peki bayilik sisteminin avantajı nedir? - Bayilik sisteminin avantajı belirli bir yüzde indiriminin yanı sıra sonradan ödemeli yani faturalı bir sistemde çalışabilmenizi sağlamasıdır. - Ay içerisinde ihitiyacınız kadar lisansı anlık olarak ödeme yapmaksızın oluşturabilmenizi sağlar. - Ay sonuda aktif olan lisanslarınızın toplamı faturalandırılıp size gönderilir. Kredi Kartı veya Banka Havalesi şeklinde ödeme yapamnıza imkan verir.. Not: Şu an için sınırlı sayıda pilot firma ile bayi sistemi ile çalışmaktayız. Konu ile ilgili ayrıntıı bilgi için ping@maestropanel.com adresi ile veya (0212) 988 1218 iç hat 101 ile iletişim kurabilirsiniz. Box Lisans Kullanımda Sizlerin de kullanım alışkanlıklarını göz önüne alarak Box isminde yeni bir lisans tipini kullanıma açtık. Box lisans, MaestroPanel’in dağıtık özelliğini kullanmak istemeyen ve tüm servisleri tek bir sunucu üzerinde çalıştırmayı planlayan kullanıcılarımız için tasarlanmış düşük maliyetli, hafif-sıklet lisans tipidir. Box Tipi Lisans Fiyatlarımız: - Aylık 9,95$ - Yıllık 99$ - Ömür Boyu 199$ Sunucunuz için Box lisansına sahip olmak için tıklayınız. Yeni Hizmetler Yeni müşteri kontrol panelimizi devreye aldık ve yine eski kullanıcı adı ve parolanız ile https://secure.maestropanel.com üzerinden erişebilmenizi sağladık. Sistemimizi yenilerken bize gelen talepler doğrultusunda lisans haricinde 2 adet yeni hizmet ekledik: - Sunucu Taşıma Hizmeti (100 Domain) 50$ - Sunucu Optimizasyon Hizmeti 50$ Belirli şartlar altında kullanıcılarımız, sunucu taşıma ve sunucu optimizasyonu (sorun çözme) hizmetlerini direkt müşteri kontrol panelimiz üzerinden kredi kartı veya banka havalesi ile satın alabilirler, hızlı bir şekilde aksiyon alabilirler. 3 Aralık 2012 tarihinden itibaren “.TC’’ uzantısı, isteyen herkesin kullanımına sunulacak. Hızla gelişen internet sektörüyle birlikte en yaygın kullanılan ‘’com’’ uzantısı ile biten internet alan adları dünyada olduğu gibi ülkemizde de tükendi. İnternette faaliyet göstermek isteyen birçok kurum, kişi ve marka farklı uzantılar veya çok uzun alan adları kullanıyor; bu da dil farklılığından, isim uzunluğundan kaynaklanan iletişim ve ulaşım sorunları yaşanmasına neden oluyor. 5 Kasım’dan itibaren Türkiye Pazarı’na sunulacak olan .TC uzantısı; alan adı seçenekleri, teknolojisi, satın alma kolaylığı ile Türkiye’nin yeni alan adı uzantısı olacak. .TC alan adının sahibi olan İngiliz Adams Names şirketini satın alan Alman kökenli INTERSTATE şirketinin Türkiye’de kurduğu TCNET Internet Şirketi tarafından pazara sunulacak olan .TC uzantısı üç aşamada Türk halkının hizmetine sunulacak. 19 Kasım itibariyle ön satış haftası Markaların ve kurumların internet ortamında isimlerinin farklı kişilerce alınmasıyla yaşadıkları mağduriyeti göz önünde bulunduran TCNET yönetimi, sorumlulukları gereği pazara girdikleri ilk dokuz günü yalnızca Marka Tescil Belgesi olan kurum ve kişilere özel kayıt haftası olarak ayırdıklarını açıkladılar. 19 Kasım 2012 tarihinden itibaren ise bir hafta ‘’ön satış haftası‘’ yaparak internet dünyasının yenilikçi, girişimci camiasına alan adlarını sunacaklar. “.TC’’ uzantılı alan adı kullanan markaların haklarını korumak amaçlı olarak girişimde bulunan TCNET yönetimi, tüketicilerle yaptığı sözleşme gereği herhangi bir itilafta İstanbul Ticaret Odası’nın kurduğu Hakem Kurulu’nun kararlarına uyacak. Diğer uzantılarla ilgili yurt dışı mahkemelerde haklarını arayan marka, kişi ve kurumlar “.TC’’ uzantısında böyle bir sorun yaşamayacak. 3 Aralık 2012 tarihinden itibaren “.TC’’ uzantısı, isteyen herkesin kullanımına sunulacak. Şirketin Genel Müdürü ve ortağı olan Ertan Ulutaş; “.TC’’ uzantısını Türkiye’de pazara sunarken hem internet sektörüne kolaylık ve katma değer sağlayacaklarını hem de bu vesile ile yabancı bir yatırımcıyı teknolojisi ile beraber Türkiye’ye getirmekten mutluluk duyduklarını açıkladı. Alan adı satışının internet ortamında yapılması nedeni ile dünyanın her yerinden yapılabileceğini vurgulayan Ulutaş, Türkiye’de yaptıkları yatırımla daha çok Türk insanına hizmet vermeyi hedeflediklerini belirtti. “’.TC’ uzantısı kurum, kişi ve markalara iletişim ve ulaşımın daha kolaylaşacağı bir internet ortamı sunacak, böylece kısa zamanda Türkiye’nin yeni alan adı olacağız.” dedi. Ayrıca .gov uzantısının Amerikan Devleti’ne ait bir uzantı olduğunu belirten Ulutaş, sosyal sorumluluk gereği tüm kamu kurum ve kuruluşlarına .TC uzantısını ücret almadan vereceklerini açıkladı. Ulutaş, “Belediyeler ve kamu kuruluşlarıyla birçok sosyal kampanya yaparak internet ortamında sorumluluklarımızın bilinci ile birçok yeni yatırım yapmayı planlıyoruz.” dedi. Kaynak: http://www.mediacatonline.com/tc-uzantili-alan-adi-geliyor/ Hosting firmaları zaman zaman kurumsal imajlarını yenilemek adına logo ve web sitelerini değiştirirler yeni ve servisler sunarlar. Bu firmalardan en son dikkatimizi çeken ise SadeceHosting oldu. Bizde siz okuyucularımıza nelerin değiştiğini duyuralım dedik. SadeceHosting'in Eski Logosu SadeceHosting'in Yeni Logosu Ek olarak yeni logo ile birlikte yeni bir tanıtım filmide yayınlamışlar, güzelde olmuş; Video'da sadeceHosting'e dair güzel veriler var. Öncelikle dikkatimizi çeken 15 milyon dolar yatırım yapılmış. Bu sanırım kurulduğundan beri yatırılan rakam yani her yeni CPU ailesi çıktığında alınan donanım, verimerkezi için yapılan harcama vs.vs. hepsi içinde acaba kaç senenin toplamı? 64,440Mbit Uplink yani SadeceHosting vermerkezinin büyüyebileceği maksimum kapasite belirtilmiş. 64,440Mbit, 8055MB'a tekabul eder kolay anlaşılması açısından SadeceHosting'in 8GB çıkışı vardır diyebiliriz. 2.1 Petabyte 2.100.000GB yapar tabiki bu çok yüksek bir rakam sanırım burada SadeceHosting'in tüm VDS'leri tutuluyor. Kapasite günümüzde kolay elde edilebilen bir değer burada önemli olan performans yani storage'ın yaptığı anlık I/O bu değeride merak etmiyor değiliz. %99,98'lık bir oran Türkiye şartlarında bizce çok iyi. Genelde firmalar bu söylemlerinin arkasında durmuyorlar ama bildiğimiz kadarı ile SadeceHosting'in Uptime ile ilgili bir sorunu bulunmuyor. Yeri gelmişken daha önce yazdığımız %99,9999 Uptime yazımızı okumanızı öneririz. %99,98 Uptime'ın Yılda 8 saat kesintiye tekabul ettiğini hatırlatırız. Videonun ilerleyen bölümlerinde SadeceHosting'in bir dizi ürününü görüyoruz. SadeceCloud, SadeceCdn, SadeceStream bu ürünlerin domainleri mevcut fakat hepsi sadecehosting.com a yönleniyor sanırım ilerleyen günlerde lansmanları yapılacak yada direkt mevcut web sitesi üzerinden hizmete açılacak biz Cdn'in yada diğer servisleri web sitelerinde bulamadık. Hizmete girdiğinde güzel servisler olacağını düşünüyoruz. En azından sektörde son kullanıcıya klasik hosted hizmetinden daha farklı servisler sunan firmalar çoğalıyor olması sevindirici. Ürünlerin tanıtırken bir kaç konu dikkatimiz çekti. Örneğin CDN hizmetinde "Türkiye'nin Tek Yerli İçerik Dağıtım Ağı" denmiş. CDN hizmeti alanlar bilecektir Türkiye'de bir kaç yerli firma CDN hizmeti veriyor. Daha önce Röportajını yaptığımız Netdirekt'in CubeCDN'i , Saglayici.com'un CDN'i ve bir çok CDN reseller'i mevcut. Buradaki Tek Yerli denmesinde kasıt sanırım tüm CDN sunucularının Türkiye'de barındırılmasıı ile alakalı olduğunu düşünüyoruz. Yoksa bir çok yerli firma CDN hizmeti vermeye çoktan başlamıştı, slogan sanki biraz fazla zorlanmış. Toparlarsak, Tanıtım filmi ve rebranding SadeceHosting'e yeni bir soluk getirmiş. Türkiye'de en çok göz önünde olan firmanında SadeceHosting olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Etohum, PozitifTv ve daha bir çok mecrada SadeceHosting'i görebilirsiniz bu tarafı ile SadeceHosting örnek alınması gereken bir firma olduğunu düşünüyoruz. Akamai belirli çeyrekler halinde yayınladığı Internet hız raporunu yani " The State Of The Internet" raporunun Q2'sini yayınladı. Bizde kısa bir özet çıkarttık. Global Internet Penetrasyonu 665 Milyon IP Adresi 242 Ülke/Bölge Akamai Intelligent Platform ile Internete bağlı. Bu rakam tabiki tek bir IP'den birden fazla host'un çıkmasınıda hesaba katarsan 1 milyarı bulur diye tahmin ediyoruz. Bu rakam göre geçen seneye göre %10 bir artış yaşanmış. Benzersiz yani Uniq IPv4 IP adreslerinde sahip olan ilk 10 ülkeden İtalya %25 ile birinci sırada, İngilterede %17 ile ikinci sırada. Ipv4 hızla tüketiliyor ARIN bu yılın ilk yarısında sadece 3 IP blogunun kaldığını duyurmuştu yani 16 milyondan az bir IP Adresi Amerika bölgesinde kaldı. Genişband Bağlantı İsviçre Akamai trafiğinin %22'lik trafiğini oluşturarak ortalam 10Mbps bağlantı ile yüksek bandgenişliğinde birinci sırada. Avrupa ülkelerinin toplamı bu çeyrekte genş band kullanımında %10 bir ilerleme kaydetmiş. Çek Çumhuriyeti geniş band kullanımını %21, İngiltere %17, İsviçre ise %15 arttırmış. Genişband kullanımında İspanya % 132 lik çok etkileyici bir yüzde ile dikkatmizi çekti, gerileyen ülkeler aradında Portekiz %8.1 ile dikkat çekiyor. Ortalama ve En Yüksek Bağlantı Hızları Küresel bağlantı hızı her raporda ilerlemeye devam ediyor, Rapora göre 2012 yılının ikinci çeyreğinde 3.0Mbps ile geçen çeyreğe göre %13 bir büyüme göstermiş. Raporda 6 Avrupa ülkesi Global Top 10 Listesinde girmiş görünüyor. Bu ülkelerin listesi ise şöyle; - Latvia (#4) (8.7 Mbps) - Switzerland (#5) - Netherlands (#6) - Czech Republic (#7) - Denmark (#8) - Finland (#10) Mobil Bağlantılar Mobile bağlantılarda bir önceki çeyreğe göre ilerleme yaşanmış. Geçen çeyrekte Rusyada bir mobile provider 7.4Mbps ile birinci ilken bu çeyrekte İngilterede ki bir mobile servis sağlayıcı 44.4mbps ile birinciliği ele geçirdi. Raporun Tamamı için : http://www.akamai.com/stateoftheinternet/ Birinci domain etkinliği 12 Haziran 2012'de kısıtlı bir katılım ile gerçekleşmişti. Domain etkinliğinin 2.sinin tarihi 12 Kasım 2012 olarak kesinleşmiş durumda. Tarih Zaman: 12 Kasım 2012 Saat 10:00 Program: http://www.domainetkinligi.com/program/ Konuşmacılar: http://www.domainetkinligi.com/konusmacilar/ Yer: Crowne Plaza Harbiye / Hatay Salonu Adres: Dolapdere Caddesi No:163 34375 Harbiye – Şişli / Istanbul Ücret: 200 TL İlgili Bağlantılar: Kayıt Kuruluşlarının Belirlenmesine, Faaliyet Göstermelerine ve İnternet Alan Adı Yaşam Çevrimine İlişkin Tebliğ Taslağı [PDF] İnternet Alan Adları ile İlgili Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmasının İşletilmesine ve Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcılarına İlişkin Tebliğ Taslağı [PDF] 11-13 Eylül 2012 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek olan Bilişim Zirvesi'12 kapsamında 13 Eylül 2012 tarihinde TELKODER bir etkinlik düzenliyor. Ayrıntılar aşağıdadır. Bildiğiniz gibi, ülkemizde fiber şebekelerin hızlı ve yaygın olarak tesis edilmesi konusu önemini koruyor. Bunun yanı sıra, uydu hizmetlerinde de gelişmeler yaşanıyor. Bu nedenle etkinliğimizin konusunu "Herkese, her eve çok hızlı internet" olarak belirledik. Etkinlik programını aşağıda bulabilirsiniz. Etkinliğimize katılmanızdan memnuniyet duyacağız. ETKİNLİK FORMATI : Panel YER : Haliç Kongre Merkezi - Cibali Salonu TARİH : 13 Eylül 2012 SAAT : 14.00-15.30 KONU : Her Eve Herkese Çok Hızlı İnternet Başkan : A. Hicabi Erdinç - BTK Başkan Yardımcısı Konuşmacılar : · Atila Çelik Haberleşme Genel Müdürü · Bilal Ünver BTK Sektörel Rekabet Dairesi Başkanı · Hakan Akan Grid Telekom Genel Müdürü · Cem Çelebiler Turknet Genel Müdürü · Muhittin Sayın Turkcell Superonline Genel Müdür Yardımcısı · Kayhan Gürbüz Vodafone Net Genel Müdürü · Rifat Bayatlıoğlu Telkoder Yönetim Kurulu Üyesi · Mehmet Toros Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı · Nejat Döğer Türksat Kurumsal Çözümler Direktörü · Ömer Karataş Eutelsat/Skylogic Bölge Müdürü
d5affed0583f
[ "culturax", "hplt2" ]
Esenyurt Yenikent boyacı bu nedenle kabarmış, söküntü olmnuş yüzeylerin bir ıspatula ilen kazınması ve macun çekmek sureti ile boya badana işlemine hazır hale getirilmelidir. Yenikent Boya badana işlemine başlamadan önce evinizin eşyalarınızın kirlenmemesi amcı ile üzerleri örtülerek korumaya alınır. Esenyurt Yenikent boyacı bundan sonra boyama işlemine geçilir evinizin durumuna göre sizinde isteklerinizide kendimize baz alarak tanınmış firmaların boya seçenekleri ile boyama işlemine başlanır. Tel:0546 267 4739 Esenyurt Yenikent boyacı kaliteli boyalarımız ustalarımızın ellerinde bir sanata dönüşeek en mükemmel sonuçlar elde edilmiş olur. Yaptığımız işe önem veriyoruz kaliteden ödün vermeden, garanti kapsamında uygun fiyat seçenekleri ile hizmet politikasını kendimize ilke ediniyoruz. Yenikent boyacı müşterilerimizin karşısına anlaşmış olduğumuz fiyatın dışında farklı fiyatlar sunmuyoruz. Esenyurt Yenikent boyacı kullandığımız boyalarda ikinci sınıf boyalar kesinlikle kullanmayız. Yaygın servis ağımız ile istanbulun her bölgesine kısa zamanda ulaşarak arzu edilen boya badana işlemini gerçekleştirmek ana prensiplerimizdendir. Yenikent boyacı müşteilerimize verdiğimiz değer yaptığımız işlerdeki kaliteden anlaşılır. Bir kişinin memnuniyeti diğer müşterilerimizin de bizi tercih etmesine yapıllaçacaktır. Esenyurt Yenikent boyacı bu nedenle müşteri memnuniyetine çok önem veririz.
66902f12e81f
[ "culturax", "hplt2" ]
İki hafta önce kendi çocuklarında bizatihi gördüğü çiçeklerin sende de açtığını haber verir :) Baba telaşlanır,tatlıların da tadı kaçar :)) Anne bu haberi zaten beklemektedir. Çünkü yaklaşık 3 hafta boyunca Hala çocukların Hatice ve Muhammed Faruk'ta çıkan çiçeklerin kuluçka ve döküntü evrelerinde bizzat yanlarında bulunduğunu ve %90 bulaşıcılığı olan bu çiçekciklerin bizim kapımızı da çalacağından emindir :) Bu yüzden tedbirini almıştır :) Severek takip ettiği Sorumlu Ebeveynlerine sorar önce. Yaptığı bir kaç okumadan ve araştırmadan sonra doktor Halanın da tavsiye ettiği kremin yanı sıra, Ramazan Bayramına 1 hafta kala yüzünde çıkan çiçekleri her sabah ve her akşam bu karışımla temizler İki günde bir yaptırdığı banyo suyuna yine yulaf unu katar Sonuç olarak sinek ısırığı kadar bile iz olmadan Ramazan Bayramı karşılanır,eller öpülür ,harçlıklar alınır :) Bizim su çiçeği hikayemiz de böylelikle hafif ateşli,sıkıntısız,kaşıntısız 1 hafta gibi bir sürede son bulur. The End :))
96f39cd4d9dd
[ "fineweb2", "hplt2" ]
ANA SAYFA | MEDYA | Haberler | 05 Ağustos 2016 Cuma Başkan Çakır; Ekonomik Hedeflerimizde Hiçbir Sapma Olmayacak... TOBB Camiasından Güçlü Bir Ekonomi İçin Odaklanma Sözü TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve beraberindeki 365 oda ve borsa yönetim kurulu başkanı, Başbakan Binali Yıldırım’ı ziyaret ederek istişarede bulundu. Hisarcıklıoğlu, “Ülkemizin tüccar, sanayici ve üreticileri olarak, daha güçlü bir ekonomi için, hiçbir kesintiye uğramadan yola devam etmek azmindeyiz” diye konuştu. Başbakanlık’ta düzenlenen istişare toplantısında konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Başbakan Yıldırım’a, reel sektörün güçlenmesi ve rekabet gücünün artması konusunda yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eti. İstişareye verilen önemin iş dünyasının şevkini artırdığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Şimdi sizin liderliğinizde, hükümetimizin, ekonomiye odaklanıp, büyüme ve reform alanında yeni bir sıçrama başlatacağına inanıyoruz. Bu çerçevede üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız” dedi. Başkan Çakır, Ekonomik hedeflerimizde hiçbir sapma olmayacak. Ziyarete diğer oda ve borsa Başkanları ile birlikte iştirak eden Samsun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çakır; 19 Temmuz’da Samsun Dahlindeki tüm Oda ve Borsalarımızla birlikte darbeye karşı tepkimizi eş zamanlı olarak gösterdik. Bundan sonra da, dün olduğu gibi yarın da, demokrasiden, milletimizden, devletimizden yana olmaya devam edeceğiz. Kısa sürede hep beraber daha güvenli bir ülke ve daha güvenli bir ekonomiye kavuşacağımıza inanıyoruz. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefimizden hiçbir sapma olmayacak.” Diye konuştu.
d7319d0b41b3
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) öğrencilerinin kişisel gelişimine düzenlediği çeşitli etkinliklerle katkı sağlamaya devam ediyor. AGÜ Öğrenci Dekanlığı’nın PDA (Personal Development Activities) dersi kapsamında Avrupa’da tek bir tren bileti ile seyahat edebilme gezgincilik ve Avrupa’da “Interrail” olarak bilinen demiryolu ile seyahat konuları üzerine söyleşi düzenlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak Türkiye’de “Plansız Gezgin” olarak tanınan tanınmış gezgincilerden Bestami Köse katıldı. Köse AGÜ konferans salonunda düzenlenen söyleşideseyahat ve gezgincilik ile ilgili deneyimlerini öğrencilerle paylaştı. Interrail’in Avrupa Devlet Demiryollarının ‘Interrail Pass’ adı altında satışa sunduğu bir tren bileti olduğunu anımsatan Köse gençlere gezginci bir ruhla seyahat etmelerinin kişisel gelişimlerine büyük katkı sağlayacağını dile getirdi. Köse gezerek görerek şahit olarak dünyayı tanımanın farklı ortamlarda farklı kültürlerle karşı karşıya kalmanın gençlerin bakış açısını geliştirdiğini ve gençlere yeni bir vizyon kazandırdığını ifade etti. Söyleşi soru cevap bölümüyle sona erdi.
83f847b158e5
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Abdullah Gül Üniversitesi’nin (AGÜ) İletişim Kulübü etkinlikleri kapsamında, 80. Yıl İşitme Engelliler İlkokulu öğrencileri dans gösterisi yaptı. İşitme engellileri anlamak ve farkındalık yaratmak için düzenlenen Vals dansı gösterisi, Sümer Kampüsü Konferans Salonunda yapıldı. İşaret dili ile İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan gösteride işitme engelli öğrenciler, ayak hareketleri, dönüşler ve adımlarıyla güzel bir dans şovu yaptılar. 80. Yıl İşitme Engelliler İlkokulu öğretmenlerinde Fethiye Dereli Gökdemir işitme engelli çocukların, müzik ritmini bilmeden dans ettiklerini söyledi. Gökdemir, “Bu dansları çocuklara birebir uygulama ile yaptırıyoruz. Önce kendimiz yapıyor, sonra onlardan da aynını yapmalarını istiyoruz. Yüksek sesle müzik vererek hissettirmeye çalışıyoruz” dedi. 22 işitme engelli öğrencinin duymadan yaptıkları dans gösterisi büyük ilgi gördü. Gösterinin sonunda izleyiciler, öğrencileri işaret diliyle alkışladı.
6fae46f8524d
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
İngiliz parlamenterlerin, Britanya Alevi Federasyonu ile birlikte oluşturduğu Alevi Sekreteryası, İngiltere parlamentosunda kuruldu. Ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili Joan Ryan'ın evsahipliğinde düzenlenen İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası resepsiyonuna, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Şafak Pavey, Zeynep Altıok, Ali Haydar Hakverdi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Müslüm Doğan katıldı. İngiltere Parlamentosu'nda Britanya Alevi Federasyonu ve İngiliz parlamenterlerin resmi olarak kurduğu Alevi Sekreteryası, düzenlenen bir resepsiyonla kamuoyuna duyuruldu. Resepsiyon açılışını üstlenen İngiltere ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili Joan Ryan, Birleşik Krallık'ta bir çok Alevi vatandaşın yaşadığına dikkat çekerek, İngiliz milletvekillerinin parlamentoda Alevi toplumunun sesi olmak istediğini söyledi. Ryan konuşmasında, "Biz burada Alevi toplumunun yaptığı çalışmalardan herkesin faydalanabilmesi için bir ışık yakmak istiyoruz. Aleviliğin hem bir felsefe ve bir inanç hem de kültürel ve sosyal bir kimlik olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. RYAN: ALEVİLİK DİNİ BİR İNANÇ KURULUŞU OLARAK AVRUPA'DA VE TÜRKİYE'DE TANINMALI Alevi vatandaşların Türkiye nüfusunda şimdiye kadar saklı kaldığını ileri süren İngiliz milletvekili, Aleviliğin dini bir kuruluş olarak resmen tanınması gerektiğini ifade etti. Joan Ryan, başkanlığını üstlendiği Alevi Sekreteryasına ilişkin, "Alevilerin Avrupa genelinde ve Türkiye'de durumunun anlaşılması ve resmi olarak tanınmasını sağlamak zorundayız. Bu yüzden hedeflerimize ulaşmak için çok çalışmak ve toplumla yakın temas içerisinde olacağız." dedi. PAVEY: CHP'NİN 10 MADDELİK ALEVİ RAPORUNU PAYLAŞMAYA HAZIRIZ CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Britanya Alevi Federasyonu'nun parlamentodaki girişiminin çok değerli olduğunu vurguladı. "Uzun yıllardır göçmen kimliğiyle kendi yurdunuzda gelişen olaylar son derece kötüye giderken, bu ülkede yaşamayı sürdürmenin ne demek olduğunu biliyorum. Bizler de ülkemizde Alevi toplumunun, gayrimüslimlerin ve benzer çevrelerin özgürlüklerini korumak için aynı mücadeleyi veriyoruz" ifadelerini kullanan Pavey ayrıca, geçen yıl CHP'nin Alevilerin taleplerine yönelik görüş ve önerilerini içeren 10 maddelik 'Herkes İçin İnanç Özgürlüğü' raporuna değindi. İstanbul milletvekili söz konusu raporun İngiliz parlamenterlerle paylaşmaya hazır olunduğunu belirtti. Resepsiyona katılan bir diğer CHPli milletvekili Zeynep Altıok, Alevi Sekreteryası'nın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu ifade etti. Altıok, "Mağdur biri olarak, mücadeleci bir aktivist olarak ve şimdi de bir milletvekili olarak burada bulunmak büyük bir ayrıcalık. Uzun zamandır Türkiye'de insan hakları, eşit yurttaşlık hakları için ve sonunda barışı kazanmak ve ülkemize doğru demokrasiyi getirmek için beraber mücadele veriyoruz. Bu özel etkinlikte olduğum için çok umutluyum" şeklinde konuştu. MÜSLÜM DOĞAN: ALEVİLER İÇİN TARİHİ BİR GÜNDÜR Alevi toplumu için İngiltere parlamentosunda tarihi bir gün yaşandığını belirten HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, "Aleviler olarak gerçekten çok önemli bir gün yaşıyoruz. Tarihi bir gündür bu Aleviler için. Alevilerin yaşadığı toplum içerisinde eşit yurttaşlık haklarına kavuşmak için verdiği mücadelenin bir sonucudur bu. Birleşik Krallık parlamentosunda kurulan bu grubu selamlıyorum" dedi. CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise sekreteryada emeği geçenlere teşekkür ederek, "Mücadeleniz mücadelemizdir ve koskocaman bir tarihsel süreç içerisinde çok küçük bir zaman dilimine tekabül eden bir yaşantıyı sürmekteyiz. Bu yaşantımız boyunca da karınca misali ne kadar zulmün karşısında, yangının karşısında gücümüz neye yeterse, elimizden ne gelirse karınca misali o mücadeleyi vermeye hazırız" ifadelerini kullandı. Evsahipliğini İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası Başkanı ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili Joan Ryan'ın üstlendiği resepsiyona, iktidar Muhafazakar Partisi milletvekili David Burrowes ve İşçi Partili milletvekilleri Meg Hillier, Catherine West, Gareth Thomas da katıldı. CEREN KAYNAK, LONDRA
7d8941473dda
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Enerji açığı yaratmanın en temel yolu aldığımız kalorileri kısıtlamaktır. Bu hesapların ayrıntılarına girmeyeceğim. Ama fikir vermek adına birkaç şey söyleyeceğim. Kabaca gıdalarla kilogram başına 5 aşağı, 5 yukarı, ortalama 22 Kalori (22±5) almakla, kilomuzu sürdürürüz. Günlük tahminî enerji ihtiyacımızın ne kadar olduğunu, ilgili sayfamıza giderek hesaplayabilirsiniz. Zayıflamak için ihtiyacımızdan daha azını almalıyız. Vücudun enerji ihtiyacını sağladığı üç temel yakıt vardır. Bunlar karbonhidrat, yağ ve proteindir. Farklı gıda gruplarında, bu yakıtlar farklı oranlardadır. Temel yakıt ögesi içerikleri yönünden, farklı besin gruplarında durum, -KH, karbonhidrat ve Prt, protein, Yğ yağı göstermek üzere- kabaca tabloda gösterildiği gibidir (Bkz Tablo). - Beden proteini yakıt olarak tercih etmez; daha çok yapı malzemesi olarak kullanır. Gereğinden fazla alınmışsa doğrudan enerji olarak kullanılır ve/veya –depolanmayıp- yağa dönüştürülür. Daha sonra konuşacağımız gibi, karbonhidrat kıtlığında yahut yağ rezervi tükendiğinde, kaslardan başlayarak organlarımızdaki protein de yakıt olarak kullanılabilir. Bunu soğuktan donmamak için odun-kömür bitince, evdeki masa-sandalyenin yakılmasına benzetebiliriz. - Yağ, daha az su tuttuğu, birim ağırlıkta diğer yakıtların iki katı kadar enerji ihtiva ettiği ve enerjiye dönüşmek için çok fazla enerji harcanması gerektirmediği için depolanmaya diğer yakıtlardan daha elverişlidir. Şayet yağ yerine şeker depolamayı yeğleseydik, depolanan yağın 5 katı kadar daha iri olurduk. Sonuçta kolay depolandığından yağ, en fazla kullanılan yakıttır. Çok zayıf birinde bile haftalarca yetecek kadar yağ birikimi vardır. Farklı yakıt türlerinin vücuda alındıkları gibi, -yağın yağ, şekerin şeker, proteinin de protein olarak- kaldığı yanılgısına düşmemek gerekir. Üç temel yakıt vardır: Yağ, karbonhidrat ve protein. Farklı diyetler temelde bunların hangi miktar ve oranda verileceğinin tercihidir. Şayet alınmasından harcanmasına kadarki enerji süreçlerine tepeden bakma şansımız olsaydı, bir metropolünkinden daha karmaşık bir harita görürdük. Bulvarlar, caddeler, sokakların simgelediği enerji yollarının bize anlattığı şey, bazen zahmetli, dolambaçlı olsa da, hattın her hangi bir yerinden girdiğimizde, istediğimiz bir başkasına eninde-sonunda ulaşabileceğimizdir. Bir başka ifadeyle, tümüyle olmasa da büyük ölçüde, söz konusu temel yakıtlardan her hangi biri, farklı yolaklardan ihtiyaç halinde bir diğerine çevrilebilmektedir.
aaddeb0d5a90
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
Erkeklerde ideal evlilik yaşı nedir, erkeklerin olgunlaşma yaşlarına dair öne çıkanlar, yoksa erkek beyni daha mı geç olgunlaşıyor. Erkeklerin kızlardan çok sonra ergenlik etkilerine maruz kaldığı bir gerçektir. Ergenliğin fiziksel etkilerinden çok ruhsal anlamda görülen değişiklikler kişiliğin ve karakter gelişimini önemli ölçüde etkilemektedir. Başka bir tabirle tabiat’ta dişiler evrim açısından çok daha ilerde. Hal böyle olunca kızlar erkeklerden fiziksel ve ruhsal gelişime bir adım önde başlıyorlar. Evcilik oynayan çocukları gözönüne getirdiğinizde kızların oyun esnasında bebek bakmaya başladıklarına ve evi toparlamaya başladıklarına şahit olurken erkeklerin baba figürüne pek fazla sıcak bakmadığını gözlemleyebiliriz. Erkeğin olgunlaşması için bir hayli zamana hatta uzun yıllara ihtiyaç olduğunu duyduğunuzda, 70 yaşına geldiğinde çocuk gibi hareketler yapan yada 50 yaşında futbol peşinde koşan adamlar veya 30 yaşına gelmesine rağmen evde bilgisayar oyunu oynayan erkeklerin olması sizin için ne anlam ifade eder? Erkeğin olgunlaşmasını beklerseniz yanılabilirsiniz. 18 yaşın verdiği deli dolu delikanlılık yıllarının ardından kendine güveni pik noktasına gelen erkek gönlünü kaptırdığı ilk insanla evlenmeyi, yuva kurmayı kendine hedef alır. Fakat ya sonra.. En fazla 5 yıl sonra sosyal ve ekonomik değişimlerinde etkisiyle farklı bir kişiliğe bürünerek ikinci kadın vakasıyla kayıplara karışarak evi terkeder. Kimi erkek evden kaçabilme amaçlı eşleriyle bilinçli şekilde tartışarak soluğu kapıda alır. Çocukluktan kurtulamayan erkeklerin sayısı azımsanacak kadar değildir o nedenle erkeklerde evlenme yaşı mümkün olan en uzun vakte ertelenmesi ortalama 34 ile 36 yaş aralığında değerlendirilmelidir. 34 yaş altındaki her erkek potansiyel aldatma tehlikesi taşıdığından evlenmek için riskli olabilir. Erkeğin olgunlaşma süreci tamamlandığında iyi bir eş aynı zamanda baba olabilmektedir. Danimarkalı bilim adamları 100 erkek üzerinde yaptıkları testlerde 42 yaşında olan erkeklerin yüksek oranla duygusal gelişimlerini tamamlayarak olgunlaştıklarını ortaya çıkarmışlardır. Çocuksu hareketler kadınların ilgisini çekmezken erkekler ileri yaşlara rağmen çocukça tavırlar sergilemekten keyif duyabiliyorlar. İşte tam bu noktada erkekle kadının olgunlaşma farkı evliliğin dinamiklerinin yıkılmasına varan sonuçlar doğurabiliyor.
f4bff7aad160
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Rinoplasti,burnun estetik bir duruş sergilemesi ve güzelleştirilmesinin yanında nefes zorluğu çeken hastaların şikayetleri üzerine genel anestezi ile gerçekleştirilen estetik cerrahi bir işlemdir. Estetik cerrahi bir işlem olan Rinoplasti, temel olarak burnun omurgasının ve burnun kıkırdak kısmının şekillendirilmesi olarak bilinir. İşlem, deviasyon ve benzer tıbbi sorunların iyileştirilmesinin yanında estetik bir görünüm için de gerçekleştirilebilinir. Rinoplasti (Rhinoplasty ) Ameliyatı Nasıl Yapılır ? Burun ameliyatları, Oka Aesthetic uzmanları tarafından steril hastane ortamında gerçekleştirilir. Burun kıkırdak yapısının değiştirilmesi, omurgasını oluşturan burun kemik yapısı üzerinde kesim,törpü ve traş işleminin yapıldığı Rinoplasti bazen de tam tersi işlem olarak ilerleyebilir. Eksik yerlerin işlem esnasında düzeltimeside Rinoplasti ameliyatına dahildir. İki teknik üzerinden gerçekleştirilen Rinoplasti teknikleri ise ‘’ Açık Burun Ameliyatı ‘’ ve ‘’ Kapalı Burun Ameliyatı ‘’dır. İki teknik içinde gerçekleştirilen ameliyatlar deneyimli ve tecrübeli uzmanlarımız tarafından yapılmaktadır. Karışık bir anatomiye sahip olan burnumuz, Rhinoplasti ameliyatları üzerine ciddi bir hassasiyet göstermemiz gerektiğini işaret eder. Burun içinde yapılacak en küçük bir işlem dahi, burnun dış görüntüsüne etki ederek kendini belli edecektir. Karışık bir cerrahi işlem arz eden Rhionaplasti, Oka Aesthetic uzmanlarına güvenmekte ve mükemmel sonuç garantisini size sunmaktadır. Oka Aesthetic, ameliyat öncesi ve sonrası için hasta isteklerine, beklentilerine karşılık vermek amacıyla ön plan aşaması gerçekleştirir. Plan esnasında talep edilenler Oka Aesthetic kapsamında hastaya sunulur. Bir takım bilgisayar programları sayesinde nasıl bir sonuçla karşılaşılacağı görüntülenebiliyor. Hayali bir işlem olarak başlanan Rhinoplasti, burnun yüze uyumu noktasında önemli rol oynamaktadır. Sağlığınızı ve estetiğinizi riske atmamak, güvenli ve arzu edilen sonuçları elde etmek için Oka Aesthetic uzmanlarına danışabilir ve tercih edebilirsiniz.
6b689c2a45eb
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
2 Mayıs 2012 Çarşamba Yedikıta Dergisi, "İstanbul'un Fetih Planı Posteri" hediye ediyor Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi bu ay, Sultan Abdülaziz Han’ı hal’ eden ve şehit ettiren devlet adamlarından intikam alan Çerkes Hasan’ı kapağa taşıyor. Osmanlı tarihinin etkili ve unutulmayan hadiselerinden olan bu vakıa en ince teferruatlarıyla anlatılıyor. 19. asır Avrupa’sında Fransız İhtilali’ni müteakip baş gösteren Milliyetçilik akımının Balkanlar’da derin tesirleri olmuştu. Irkî ve dinî anlamda farklı kimliklerin ortak hayat sahası olan Osmanlı’dan Yunanistan, sonra Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bulgaristan derken 1912’de Osmanlı’ya sadakatiyle ve şecaatiyle nam salan Arnavutluk merkezden kopacaktı. Arnavut Milletinin Haklarını Müdafaa Cemiyeti adına faaliyet gösteren beş on kişi Osmanlı aleyhine faaliyetler tertip ediyordu… Yedikıta, bu karışık dönemde Sultan İkinci Abdülhamid’in Arnavut halkına yayınladığı nutku sayfalarına taşıyor. Yine Osmanlı Rumelisi’ni konu alan, Doç Dr. Hamit Pehlivanlı imzasını taşıyan “Mamur Manastır’dan Mahzun Manastır’a” makalesinde de Manastır’ın geçmişiyle bugünü kıyaslanıyor. Prof. Dr. Mehmet Arslan’ın Osmanlı’nın Düğün Sandığı: Surnameler makalesinde Osmanlı’nın ihtişamının sergilendiği düğün, şenlik ve merasimler en ince ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor. Yedikıta tarih ve kültür seyahatinde Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir: Tarsus ve Yemen’in Alim Sultanları: Resuliler makaleleri de ilgi çekiyor. Derginin bu sayısında Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethini anlatan, büyük boy İstanbul’un Fetih Planı posteri hediye ediliyor. Birbirinden orijinal makalelerin yayınlandığı Aylık Tarih ve Kültür Dergisi Yedikıta, seçkin bayii ve kitap evlerinde... Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi Abonelik: (0212) 6577735 (0212) 6578800 – 157 Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
6d3d76302579
[ "culturax", "hplt2" ]
SABR-I HAYAT Ne zaman kestane pişirsem, aklıma sabrın sessizliği gelir. Başında durur bir resmin tamamlanmasını beklerim. Önce hazin hazin pişer. Piştikçe arada bir zıplar, arada döner. Bazen, bir bebeğin ağzından çıkardığı “Vııv” sesini çıkartır; Zira doludur ağzı, doludur da dil bilmez, Ama o bir “Vıııv”ıyla her şeyi anlatır... Önce çizdiğiniz yerden çatlar, sonra yine zıplar, yine döner. Öyle çok yanmanın sabrını yükler ki kabuğunun içine; Siz kapağı açmaya cesaret bile edemezsiniz; Zira bir anda patlayıverecek öfkenin eşiğine gelmiştir bile... Sonra birer birer kapağa zıplayıp patlayanlar olur Ve kendi yerinde tek tek pişenler. Ateşi söndürür, kısa bir süre sonra kapağı açarsınız; Bir ikisi öylesine patlamıştır ki, hepsini kendi tozu dumanına katmıştır. Bu resim sabrın son patlamasıdır... Sonra bakarım ki, o patlayanlar sadece çizdiğimiz yerden patlamıştır; Anlarım ki, onca zıplayıp dönmeleri, çizdiğimiz yerden patlamaları içinmişdir. Ve pişenler öylesine pişmiştir ki, tüm sabırları içine, lezzetine almıştır. Siz yedikçe yersiniz... Bilmezsiniz ki o yediğiniz kestanenin içindede yatan, Derin ve dingin bir sabrın öyküsü vardır... İnsanoğluda Kestane Gibi Hep Çizildiği Yerden Sınanır; Ya Sabırsızdır; Çizildiği Yerden Çatlar, Ya Sabırlıdır; Çizildiği Yerden Pişer... Çatlarken de, Pişerken de Şunu Görür ki; Canını Yakanın Canını Çizer, Yakar Biri... İşte O Biri Hepimizin "Bir"i. Sevgilerimle Dilek EJDER
cc97a9e5a00b
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Bilim, Ölüm, Doğa Ve Vahşi Kapitalizm Mustafa Elveren* Bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen henüz ölüme çare bulunamadı. O nedenle her insanın doğum anından itibaren bir biçimde ve zamanda ölümü de olacaktır. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısıyla her insan bu gerçeği kabullenmek durumundadır. Ben; doğanın kendini sürekli yenilemesine rağmen, günümüzdeki vahşi kapitalizmin acımasızlığı nedeniyle her şeyin sınırlı olduğunu ve bir gün biteceğine inanıyorum. “(…) toplum-doğa metabolizması artık sorunlu hale gelmiş bulunuyor. Başka türlü söylersek, kapitalizm dahilinde insan toplumlarının etkinliği, doğanın kendini yenilemesine mâni.” (F.Başkaya / Gomanweb) Kapitalist sistemlerde insanların kazanma istekleri sınırsızdır. Diktatörlüklerin bu sınırsız isteklerin sonucunda oluştuğunu söyleyebilirim. Diğer taraftan tek tanrılı gücün varlığı da buradan kaynaklandığını düşünüyorum. Kısa bir süre önce kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden Türkiye’nin en zengin iş adamlarından biri olan Mustafa Koç bile vahşi kapitalizmin acımasızlığını dile getirmişti. Vahşi kapitalizm tarafından doğamız her geçen gün biraz daha tahrip edilmekte, adeta bir beton yığını haline dönüştürülmektedir. Dünyamızın yoksullaşması, iklimin değişmesi ve canlıların yok olması bu kapitalist sistemden kaynaklandığını düşünüyorum. “(…) Sistemin bundan böyle insânî, toplumsal ve ekolojik kötülükleri büyütmeden, insanlığın ve uygarlığın geleceğini tehlikeye atmadan yol alması artık mümkün görünmüyor.” (F.Başkaya / Gomanweb) Ne yazık ki dünyamıza kapitalist sistem hâkimdir. O nedenle İnsanlar yaşamını sağlamak için bu sisteme ayak uydurmak durumunda kalıyorlar. Bu gün birkaç yüz bin kişilik kapitalistin varlıkları tüm Dünya’daki yaklaşık 7 milyar insana eşit durumdadır. İşte, meydana gelen tüm kötülüklerin nedeni bu vahşi kapitalist sistemdir. Kapitalizmin vahşetini öğrenmek için ille de Marksist olmak gerekmez. Yukarıda saydığım eşitsizliği günümüzde bizzat yaşayarak öğrenmekteyiz. Bu tür sistemler insanların kaderi olmamalıdır. Değiştirmek yine insanların elindedir. Ancak vahşi kapitalizm sistemine karşı örgütlenerek mücadele etmesi gerekir. Evrende insan en yüce değerdir. Öyle ise, düzenleri yaratmak ya da yıkmak da insanların elindedir. Yani her şey yine insandan kaynaklanmaktadır. Bu evrende “Namuslular namussuzlar kadar cesur olmazsa…” doğamız bitmeye mahkûmdur. *Em. Öğrt.
571f1f0604ba
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Android Heavy Truck 3D Cargo Delivery ile bir inşaat şantiyesinde kamyon şoförü olmanızı sağlayacaktır.Oyunu oynarken kendinizi kamyon şoförü hissedeceksiniz.Sizlere verilen görevleri yapmanız gerekmektedir.Örnek olarak kamyona, fabrikadan işlenilen kutuları yükleyebilir ve istenilen yere getirebilirsiniz.Oyunun grafikleri ve ses efektleri muazzam derecede olmasıyla birlikte oyundan sıkılmanız söz konusu değildir.Kontrolleri sol taraftaki direksiyon ile kamyonu döndürebilir, sağ taraftaki gaz ve fren sistemini kullanabilirsiniz.Sol tarafta aynı şekilde geri-ileri vites ayarı da bulunmaktadır.Herkese iyi oyunlar iyi eğlenceler dilerim. -20 Büyüleyici Düzeyler -Gerçekçi Kontrol Sistemi -En Kesin Otopark ve Boşaltma -Zaman Oyunu İndirdiğiniz apk'yi çalıştırın ve yükleme tamamlandığında oyun çalışacaktır. Android 4.0.4 ve üzeri sistemlerde oyun çalışacaktır. 24.4 MB
8c246ce70b68
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
Baş Ağrılarında Son Gelişmeler Migren ağrıları genellikle kafanın arka kısmından başlayıp öne yayılan ağrılardır. Kadınlarda %18, erkeklerde %6 oranında görülür. %70 ailevidir. Ağrılar geldikten sonra kişilerde bulantı, kusma, bulanık görme, çift görme, ışıktan ve sesten aşırı rahatsız olma şikayetleri de başlar. Ağrı genellikle zonklayıcı ve yarım baş ağrısı şeklindedir. Çoğu zaman ağrının geleceği önceden hissedilir. Beyin damarlarında genişleme yaratan etkenler tetiklenmesine sebep olur. Ağrı geldiğinde kişiler en az 24 saat dinlenme ihtiyacı hissederler. İşten, güçten olurlar. Yaşam kaliteleri ileri derecede bozulur. Tetikleyici faktörler: Adet ve yumurtlama dönemi, Doğum kontrol hapı kullanımı, Hormon yerine koyma tedavileri Konserve yiyecekler, Aspartam (tatlandırıcılarda bulunur) gibi maddeler, Eski peynir, Öğün kaçırma gibi beslenme ile igili durumlar, Stres, üzüntü, depresyon, Aşırı fiziksel aktivite ve yorgunluk, Aşırı ve parlak ışıklı, floresan aydınlatmanı mekanlar, Uykusuzluk, aşırı uyku, Damarlarda genişleme yapan bazı ilaçlar GERİLİM TİP BAŞ AĞRILARI Genellikle başta sıkışma, basınç ya da gerilme şeklinde bir his oluşturan ağrılardır. Genellikle stres sonucu oluşmaktadır. Işık ve ses hassasiyeti, bulantı-kusma bu tip ağrılarda olmaz. Başın iki yarısında da ağrı hissedilir. Bu tip ağrıların altından genellikle depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik sebepler çıkmaktadır. O yüzden psikiyatrist tarafından değerlendirilmeleri gerekir. TEDAVİDEKİ GELİŞMELER Son yıllarda migen tedavisinde en etkili olduğu düşünülen ilaç grubu antidepresanlardır. Antidepresanlar hem atakların önlenmesinde hem de tedavisinde etkili olmaktadır. Kısacası stresten etkilenmeyi önleyen bir tedavi yaklaşımı etkili olmaktadır. AĞRIDA EMDR EMDR yönteminin en etkili olduğu alanlardan biri de ağrılardır. Beyinde duyarsızlaştırma, ağrı algısının yeniden düzenlenmesi ve stres toleransının artırılması gerek miğren gerekse gerilim tipi baş ağrılarını önlemekte ve tedavisine büyük katkıda bulunmaktadır. ERKEN YAŞTA MÜZİK EĞİTİMİ BEYİNİ GELİŞTİRİR Çocuklar beş yaşında makamları ve ritimleri algılamaya başlarlar. O yüzden bu yaşlarda müzik eğitimine başlamak mümkündür. Yedi yaşından önce piyano eğitimi alan çocuklarla almayan çocukların beyni araştırıldığında, önce eğitim alanlarda beyin köprüsünün daha geniş olduğu saptanmıştır. Beyin köprüsü sağdan sola soldan sağa bilgi iletişimini sağlayan bir yapıdır. Daha geniş olması beynin daha hızlı çalışması demektir. Yine küçük yaşta müzik eğitimine başlayan çocukların matematikle ilgili beyin alanlarında daha da gelişme gözlenmiştir. Yani müzik eğitimi çocuğun analitik düşünme yeteneğini geliştirmektedir. Küçük demeyip beş yaşından itibaren çocuklarımıza müzik eğitimi başlatalım.
9f78f57b9220
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Antidepresanlar Gerektiğinde Kullanılmalı Depresyon dünyanın en büyük sağlık sorunlarındandır. En sık görülen ilk beş hastalıktan biridir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 raporlarına göre sakatlıkların, işten ayrılmaların, işe devamsızlıkların, kazaların sebep olduğu yeti yitimlerinin 4. Sık sebebidir. 2020 yılında 2. sıraya yükselmesi ön görülüyor. Her yüz kadından 10 ila 25’i, her yüz erkekten de 5 ila 12’si depresyona yakalanma riski taşıyor. Bu kadar yaygın ve yeti yitimi sebebi olan bir hastalığın maliyetinin ileri düzeyde olacağı da kesindir. Nitekim Amerika her yıl depresyon için 40-50 milyar dolar harcamak durumunda kalıyor. Sık görülmesi ve yarattığı yeti yitiminin üst noktada olması depresyonun çok ciddi bir şekilde ele alınıp tedavi edilmesini gerektiriyor. Son 15 yıl içinde çok farklı ve yan etkisi düşük antidepresanların üretilmesi depresyon tedavisinde büyük aşamalar kaydedilmesini sağladı. Eskiden yıllarca depresyondan kurtulamayan, depresyonu bir kader gibi yaşayan milyonlarca hasta tedavi şansı buldu. Bu güzel gelişmeler sevindiricidir. Ancak depresyon konusundaki hassasiyet ve antidepresanların mucizevi gibi algılanması onların uygunsuz bir şekilde kullanılmalarını beraberinde getirdi. Ağrı kesici ve antibiyotiklerin kaderi antidepresanlara da sirayet etti. Esasında yazma tasarrufu psikiyatristlerde olan bu grup ilaçlar artık pratisyen hekimler tarafından bile rahatlıkla yazılabiliyor. Hemen hemen her gün ağrı, mide yakınması, çarpıntı, uykusuzluk gibi nedenlerle dahiliye, kardiyoloji uzmanlarına giden ve herhangi bir fiziksel sorun tespit edilemeyince “hiç olmazsa bir antidepresan yazalım” mantığıyla antidepresan yazılmış danışanla karşılaşıyorum. Bu durum ilaçların uygunsuz yere kullanımına sebep olduğu gibi olası yan etkilerinin gözden kaçırılmasına sebebiyet veriyor. Uygunsuz Antidepresan Kullanımının Zararları - Antidepresan ilaçlar depresyonu veya endikasyonu (kullanma sebebi) olmayan insanlara verildiğinde depresif şikayetlere yol açabiliyor. Halsizlik, uyku hali, iştah azlığı veya çokluğu, huzursuzluk görülebiliyor. - Antidepresan ilacalar bazı insanlarda aşırı hızlanma, çok konuşma, az uyuma gibi şikayetlerle kendini gösteren hipomani veya mani tablolarına sebep olabiliyorlar. Bunların birçoğunu ancak bir psikiyatri uzmanı anlayabilmektedir. Bir beyin cerrahına baş ağrısı tanısıyla giden bir hastama, baş ağrısına sebep bir beyin arızası bulunamayınca çok sık kullanılan bir antidepresan verilmişti. Bu antidepresan sonrasında maniye giren hastamın toparlanabilmesi için 1 ay bir psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi görmesi gerekti. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak gerekir. - Antidepresan son yıllarda hızla artan metabolik sendromun sebebi olan insülin direncine yol açabiliyor. O yüzden ilacın ne kadar gerekli olup olmadığına, kullanılabilecek en alt limitin ne olduğuna bir psikiyatri uzmanının karar vermesi gerekiyor. - Depresyon, komplikasyonlarına bakıldığında öldürücü olabilen bir rahatsızlık. Eğer hayatı ileri derecede etkileyecek boyuta geldiyse ve tehdit edici bir hal aldıysa ilaç kullanmamak yanlış olur. Ama buna karar verecek olan kişi bir psikiyatri uzmanı olmalıdır. Psikiyatri Uzmanları da Uygunsuz Yazabiliyor Depresyon bir sıkıntılı sürecin sonucudur. Birçok kişiye özel sebebe sahiptir. Çağdaş psikiyatri anlayışında sadece sonucu tedavi etmek, yani sadece semptomları yok etmeye çalışmak depresyon tedavisi açısından yeterli görülmemektedir. Birçok psikiyatri uzmanı maalesef bu gerekliliği es geçip sadece ilaçla tedavi yolunu seçebiliyor. Bu yüzden ilaçları bıraktıktan sonra tekrar hastalanan ve gereksiz yere yıllarca antidepresan kullanan birçok hastaya rastlıyoruz. Bazen de ilacın gerekmediği gerekli olmadığı “hafif demoralizasyon” ve bir üzücü olaya bağlı “stres bozukluklarında” bile hemen antidepresan yazılabildiği oluyor. Halbuki bu grup sıkıntıların en azından bir kısmı uygun bir terapötik yaklaşımla çözülebilmektedir. Ancak psikiyatrist olup da “gelen hastaya bir şeyler yazalım” mantığıyla antidepresan yazan meslektaşlarımız da maalesef var. Şükür ki bunlar çoğunlukta değil. Böyle bir yaklaşım hem etik değildir, hem sorunu çözücü değildir. Bir psikiyatristin ilaç tedavisinin yanında sebebe yönelik psikoterapi uygulamalarını bilmesi veya tedaviye eklemesi bir zorunluluktur. Hastayı depresyon riskiyle karşı karşıya getiren aşırı mükemmeliyetçilik gibi kişilik özellikleri, geçmiş travmatik yaşantılar, olumsuzluklar karşısında aşırı üzülme ve tepki verme gibi unsurlar giderilmeden depresyon tedavisinin tam olduğunu söylemek mümkün değildir.
ab9648548737
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Depresyon Okul Başarısını Azaltıyor İnsan beyninin en önemli görevi ruhsal ve zihinsel performansı korumaktır. Ruhsal performans dediğimizde mutlu olmak, zevk almak, istek, motivasyon, ilgi, öfke kontrolü, rahat ve huzurlu olabilme anlaşılır. Zihinsel performansın belirleyicileriyse dikkat, konsantrasyon, bellek, karar verme, planlama, problem çözme, muhakeme etme gibi fonksiyonlardır. Eğer bir çocukta depresyon gelişirse hem ruhsal hem de zihinsel performans düşeceğinden okul hayatında başarısızlıklar gündeme gelecektir. Aşırı baskı yapan aileler, beklentisi yüksek ebeveynler, evde ve okulda yaşanan sorunlar, hayal kırıklıkları önemli depresyon etkenleridirler. Bu etkenlere maruz kalan çocuklarda depresyon gelişebilmektedir. Ne gibi belirtiler yaşanır? - Çocuk mutlu olamaz ve zevk alamaz - Derslere ilgisi ve isteği azalır - Dikkat ve konsantrasyon zayıfladığından dersleri dinleyemez ve anlayamaz - Unutkanlık yaşar ve bilgileri akılda tutmakta zorlanır - Sinirlilik ve öfke kontrolsüzlüğü yaşayabilir. Bunun sonucunda ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkileri bozulur - Ders çalışmak istemediğinden ertelemeler başlar - Uykuları bozulur ve sabahları uyanmakta zorlanır. Bu yüzden okula sıklıkla geç kalır. - Okula devamsızlıklar artar - Zindelik algısı bozulduğundan halsizlik, bitkinlik, enerjisizlik belirir - Aileyle paylaşımı azalır - Depresyona giren gençlerde maddeye eğilim artar Ne Yapmalı? Böyle bir durumdan şüpheleniliyorsa vakit kaybetmeksizin bir psikiyatri uzmanına başvurmak gerekir. Çünkü uzamış depresyonlar çocuğun bütün hayatını etkileyebilecek olumsuzluklara sebep olabilir. Birçok çocuk depresyon yüzünden okula devam edememekte, akademik hayatı sona ermektedir. Depresyon geçici bir rahatsızlıktır ve kolayca tedavi edilebilmektedir. STRES ERKEN MENOPOZ NEDENİ Ani stres veya uzun süre stres altında kalan kadınlarda erken menopoz görülebiliyor. Strese maruz kalan kadınlarda hormonal bozukluklar ve adet düzensizlikleri baş gösterebiliyor. Önce geçici olan bu durum stresin uzun sürmesi, hele hele depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ciddi psikiyatrik tablolara dönüştüğünde geri dönüşümsüz menopoz gelişebiliyor. Adet düzensizlikleri veya kesilmeleri olduğunda akla mutlaka stres gelmelidir.
8bb9e85da3af
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Andolu Yakası – Maltepe Anal Escort Lamia Item Details: - Expires: This ad has expired Item Description: Fazlasıyla enerjik ve hayat doluyum. Sosyal yaşamda hep aktif faaliyetler içerisinde yer almaktayım. Aynı zamanda arkadaşlarıma olağanüstü önem vermekteyim. Bu denli cana yakın ve sevecen biri olmadan erkeklerde nasibi alıyor. Anadolu Yakası Maltepe escortlar arasında yer almaya başladığım günden bu yana nice erkeklerin sinirlerini vakumlayarak çöplüğe attım. Yatağıma gelen her erkek kasıla kasıla geri dönüyor. Çünkü siz değerli varlıklarıma değerinizi hissettirmeyi iyi başarıyorum. Erkekler en çok anal escort hizmetime hayran kalıyor. Öylesine dar ve kolay girilen bir anüse sahibim ki giren bir daha girmek istiyor. Müşterilerime karşı verici tavrım ile muazzam hazlar sunarken kendimi de ihmal etmiyorum. Bu nedenle bana karşı bir nebze de olsa hürmet edici olmanızı umuyorum. Sınırsız escort hizmetlerinden doyasıya faydalanırken hak ettiğim değerden mahrum bırakmayacağınıza tam inanç besliyorum. İçimde olduğunuz sürece aşkım diye inlerken yatağımda ayrıldığınız vakit en yakın dostlarımdan biri olacaksınız. Müşterilerime karşı daima bu kaliteli tutum ile yaklaşmaktayım. Sizlerle kimi zaman hareket halinde ki bir belediye otobüsünde oral seks kimi zamanda ıssız bir tarlada anal seks yapacağız. 175 total views, 1 today Related Ads Some other Maltepe Escort Bayan ads that you might be interested in... Maltepe Roket Başlıklı Escort Filiz Özellikle ergenlerin kullandığı bir terim olduğunu biliyorum ama benimde çok hoşuma gidiyor; Maltepe Roket Başlıklı Escort Filiz olarak anılmak. Kocaman göğüslerim olduğu için genelde silikonlu […]26 Ağustos 2016 119 total views, 2 today Maltepe Anal Yapan Escort Vildan Benim gibi Maltepe escort hizmetinde çalışan bayanlar genelde yokluk yüzünden bu mesleği seçer. Nitekim bende liseden sonra Maltepe anal yapan escort Vildan oldum. Ama tabi […]28 Ağustos 2016 183 total views, 0 today Maltepe Olgun Escort Serpil Yeşilçam filmlerini anımsatan hayatımdan çok sıkıldığım için Maltepe olgun escort Serpil olmak istedim. Ne hayallerle İstanbul’a gelmiştim ama geldiğimde o hayallerin tek tek yok olması […]28 Ağustos 2016 154 total views, 0 today Kartal Grup Yapan Escort Oya Lise boyunca tek bir arkadaş edinebildim. Tabi ki girenler çıkanlar oldu ama samimi dostluğumu Banu ile elde edebildim. Okul bittikten sonra ikimizde üniversiteyi kazanamadık ve baba parası yemeye başladık. Ya ben onun evine, ya da o benim evime geliyordu. Bütün gün evde takılıyorduk ama canımız sıkılıyordu. Güneşin tatlı tatlı baktığı, rüzgârın serinletmek için estiği bir […] Kartal Ön Sevişme Yapan Escort Kısmet Ev işlerinde hiç marifetim olmadığı için yemekleri genelde dışarıdan söylerim. Evleri bile temizlik için haftada bir gündelikçi kadın getirtirim. Günlerden cumartesi olması lazım, hiç çalışasım yoktu ve hafif geceden kalmaydım. Duşumu aldıktan sonra kendime geldim ama karnımı doyurmak için bu sefer dışarıya çıkmaya karar verdim. Kartal ön sevişmeli escort Kısmet hizmeti verirken kullandığım en seksi […] Maltepe Anal Yapan Escort Mehtap Sigortacılık bölümü okumuştum ama dükkân açacak param olmadığı için üç kuruşa milletin yanında çalışmak zorunda kalıyordum. Ama yalan yok! Kadın olduğum için rahatlıkla iş bulabiliyordum. Sonuçta seksi ve erkekleri kolayca çeken bir kadınım ya… Patron yine her zamanki gibi gezmeye gittiğinde dükkânı bana bıraktı. O gün dışarıda kavurucu bir sıcak vardı ama neyse ki cimri […] Pendik Koca Götlü Escort Zeliha Çok sıkıcı bir hayatın içine sürüklenmiştim. Liseden sonra babama okumak istemediğimi söyleyince beni fabrikanın birinde işe soktu. Çalışmazsam evde duramayacağımı söylediği için mecburen çalışmaya başladım. 18 yaşında genç bir kız fabrika ortamına girince istemsizce şaşırıyor. Üstelik bütün erkeklerin göz zevkini doyurmakta beni artık sıkmıştı. Sürekli taciz bakışları, yemek sıralarında arkama geçip sürttürmeleri, sinirimi alt üst […] Pendik İri Göğüslü Escort Ayçin Genç yaşlarımda ayrı eve çıkmanın, ailenin yanından ayrılmanın büyük bir şey olduğunu düşünüyordum. Beni kısıtlama çalışmalarının sona ereceğini düşünüyordum. Her şeyden önce özgür bir kadın olacağımı hayal ediyordum ama hayat öyle yürümüyordu. Evet, ailemden ayrılıp, modellik hayalleri ile Pendik’e gelmiştim. Gelmeden önce iş başvurum kabul edilmişti ve adamlar çok kesin konuştuğu için güvendim. Haliyle cebimdeki […]
465ecc09c9c0
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) Başbakanlık kararıyla Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında TÜRKSAT üzerinden yayın yapan aralarında Hayatın Sesi, TV 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV ile Radyo Ses ve Radyo Dünya'nın da aralarında bulunduğu 20 civarında televizyon ve radyo kanalının yayınını durdu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) radyo ve televizyonların KHK ile kapatılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Başbakanlık Kararnamesi ile 20 demokrat ve muhalif televizyon ve radyo kanalına karartma, susturma ve mühürleme yoluyla ağır bir darbe vuruldu” denilen açıklamada, “Bu, tam anlamıyla bir yok etme girişimidir” ifadeleri kullanıldı. HDP Basın ve Yayından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç imzasıyla yayımlanan açıklama şöyle: “Milli Güvenlik Kurulu’nda OHAL rejiminin uzatılmasının belirlendiği gün, bir Başbakanlık Kararnamesi ile 20 demokrat ve muhalif televizyon ve radyo kanalına karartma, susturma ve mühürleme yoluyla ağır bir darbe vuruldu. 'TAM ANLAMIYLA BİR YOK ETME GİRİŞİMİ' “Azadi TV, Denge TV, Hayatın Sesi TV, Jiyan TV, TV 10, Van TV, Zarok TV, Ses Radyo, Dünya Radyo, Yön Radyo gibi Kürtlerin, Alevilerin ve demokratların televizyon ve radyo kanalları bir Başbakanlık Kararnamesi ile Türksat uydusundan atılarak karartıldı. Bu yetmezmiş gibi, bu kurumların sermaye ve mal varlıklarına da el konuldu. Bu, tam anlamıyla bir yok etme girişimidir. 'İÇ HUKUKA AYKIRI' “Bu Başbakanlık Kararmanesi'nin anlamı, artık Türkiye’de başta Kürtçe olmak üzere anadilinde özgür yayıncılık yapılamayacağıdır. OHAL bahanesiyle yaratılan bu fiili durum iç hukuka aykırı olmanın yanı sıra, Türkiye’nin imzaladığı uluslar arası sözleşmelere de aykırıdır. “Başbakanlık’ta yer alan bir komisyon aracılığıyla yapılan bu uygulama hiçbir hukuka dayanmamaktadır. Bu televizyon kanallarının Türksat ile ticari anlaşmaları bulunmaktadır. Kendilerine herhangi bir bildirim bile yapılmadan Türksat uydusundan çıkarılmaları ticaret hukuku açısından da korsanca bir uygulamadır. Üstelik bu uygulama RTÜK'ün bile denetim yetkisinin Başbakanlık tarafından gasp edildiği bir şekilde yapılmıştır. “OHAL rejiminde Kanun Hükmünde Kararnamelerle hiçbir hukuka, evrensel insan hakları ve demokrasi ilkelerine bağlı olmadan, Meclis denetimini ve iradesini takmadan ülkeyi istediği gibi yönetme anlayışında olan Erdoğan-AKP iktidarı, kendisine muhalif hiçbir sese tahammül edememektedir. 'DİZ ÇÖKMEDİKLERİ VE BAŞ EĞMEDİKLERİ İÇİN' “Bu televizyon kanalları, bir kaç gün önce kamuoyuna yansıyan ve muhataplarınca yalanlanamayan, Doğan Medya-Saray ilişkisini gözler önüne seren yazışmalarda yer almadıkları için; iktidara ispiyonculuk yapmadıkları, biat etmedikleri, diz çökmedikleri ve baş eğmedikleri için; emeğin, demokrasinin, Kürt halkının, Alevi toplumunun haklı taleplerinin sesi oldukları için hedef alındılar. “Kürt halkı başta olmak üzere bu toplumdaki bütün farklı halkların ve inançların, kimliklerin, kültürlerin sorunlarını ve taleplerini, yaşadıkları baskı ve zulmü gören ve aktaran bir habercilik ve programcılık anlayışı bu siyasi iktidarın tahammül edebildiği bir durum değildir. 'SİNDİRME POLİTİKALARININ HIZ KAZANACAK' “Özgür ve muhalif yayıncılık yapanların susturulmak istenmesi, tüm toplumsal kesimlere yönelik baskı ve sindirme politikalarının hız kazanacağının açık bir işaretidir. Erdoğan-AKP iktidarı milletvekillerimize, yerel yönetimlere, demokratik siyaset alanına, demokratik kurum ve kuruluşlara yönelik geliştireceği kapsamlı saldırılar öncesinde kendisi açısından mıntıka temizliği yapmaktadır. “Bir ülkede ifade ve düşünce özgürlüğü, haber alma ve iletişim özgürlüğü yoksa ve engelleniyorsa, o ülkede her gün her şey yapılabilir demektir. ‘Bize dokunmadı, susalım’ anlayışı her gün yeni acılarla, hukuksuzluklarla, demokrasi ve insan hakkı tanımaz uygulamalarla karşı karşıya kalınması anlamına gelmektedir. DAYANIŞMA ÇAĞRISI “Bu hukuksuz kararı ve uygulamayı kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Başta Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere tüm basın yayın kurumlarını bu haksız ve hukuksuz uygulamanın geri alınması için her türlü hukuki girişimde bulunmaya çağırıyoruz. Yaygın medyayı, televizyon, gazete ve web sitelerini bu hukuk dışı uygulamaya karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. “Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar, meslek birlikleri, demokratik örgütler ve kuruluşlar da bu hukuk dışı uygulama karşısında susmamalı ve dayanışma içinde olmalıdır.”
2dfb07c39f54
[ "c4", "fineweb2", "hplt2" ]
Soru: Yazılım mühendisliği ile bilgisayar mühendisliği arasındaki farklar nelerdir? Cevap: Bilgisayar mühendisliği daha çok donanım birimlerini kontrol eden yazılımların tasarımı ve geliştirilmesiyle ilgilenmektedir. Yazılım mühendisliği ise çoğunlukla uygulama yazılımlarının tasarımı, geliştirilmesi, kurulması ve yönetilmesiyle ile ilgilenir. Cevap: Programın ilk senelerinde yazılım mühendisliğinin temelleri öğretilmeye başlanır ve program boyunca öğrencilerin bolca uygulama yapmaları beklenir. Öğrenciler, kendi teknik becerilerini geliştirmek amacıyla, tasarım ve programlamaya ilk yıllarında başlarlar. Program, teknik derslerin yanında öğrencilerin sosyal becerilerinin ve takım çalışmasına yatkınlığının geliştirilmesi amacıyla sosyal dersleri de kapsamaktadır. Teknik dokümantasyon, sunumlar, raporlar, ekran değerlendirmeleri ve ekip çalışması sayesinde öğrenciler güçlü iletişim becerilerini geliştirirler. Soru: İlk sene hangi dersleri alacağım? Soru: Bölüme girdiğimde programlama bilmem gerekiyor mu? Cevap: Hayır, programlama bilmenize gerek yoktur. Ancak bir ön bilginiz olması, ilk yıl alacağınız programlama derslerinde faydalı olacaktır. Soru: Yazılım mühendisliğinde eğitim süresi kaç yıldır? Cevap: Eğitim süresi yazılım mühendisliği programı için 4 yıl, yazılım mühendisliği (MTOK) programı içinse 5 yıldır. Soru: Bölümünüze girdiğimizde herhangi bir harç ücreti ödememiz gerekiyor mu? Cevap: Karedeniz Teknik Üniversitesi, bir devlet üniversitesidir. Yazılım mühendisliği bölümü de, başka bir üniversite ile ortak bir program olarak yürütülen bir bölüm değildir. Bu nedenlerden dolayı, bölümümüze girdiğinizde herhangi bir harç ücreti ödemeniz gerekmemektedir. Soru: Bölümünüze başvurabilmek için ne yapmam gerekiyor? Cevap: Bölümümüze girebilmek için LYS’nda MF-4 puan türünden yeterli puan alarak, bölümümüzde size uygun olan programı (yazılım mühendisliği/yazılım mühendisliği MTOK) tercih etmeniz gerekmektedir.
4a9f519281a1
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Gündem İçeriği Gündem İçeriği Yaşam Gücü Sigortası Yaşam Gücü Sigortası, tehlikeli hastalıklar karşısında kredi kartı borçlarınızı ödeyebilmeniz için, tam ve daimi maluliyet durumunda hayat standartlarınızı korumanızda destek sağlar. Vefat durumunda ise aileniz için güvence olur. Tehlikeli hastalıklardan, Kanser, Kalp Krizi, Koroner Arter Bypass Ameliyatı (CABG), İnme, Böbrek Yetmezliği, Ana Organ Nakli, Felç / Parapleji başlıca teminat altına alınan hastalıklardır. Genel şartlar için tıklayınız.
04d923326379
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Motor yağının görevi ; Motorda çalışan parçaların temizliğini sağlamak ve hareketini kolaylaştırmak, Sürtünmeye bağlı aşınmaları önleyerek motorun ömrünü uzatmak, Motorun soğutulmasına yardımcı olmaktır. Motor yağının eksilmesi veya özelliğini kaybetmesi durumunda kuru sürtünme sonucu oluşan ısının etkisiyle motor parçaları birbirine kaynar ve sıkışır. Motor yağı kalitesi motor ömrünü etkileyen en önemli faktördür. KARTER: Motor yağına depoluk eder. Aynı zamanda motorun alt tarafını kapatarak çalışan parçaları dış etkenlerden korur. YAĞ POMPASI: Karterdeki yağı basınçlı olarak motorun çalışan parçalarına gönderir. YAĞ FİLTRESİ: Yağ pompasının pompaladığı yağı süzerek, içindeki yabancı maddeleri temizler. YAĞ GÖSTERGESİ: Motor yağ basıncının çok düşük olduğunu, karterde yağ kalmadığını bildiren göstergedir. Yağ seviyesi normalin çok altındaysa motor aşırı ısınarak zarar görür ve büyük masrafa yol açar. Uyarı : Motor yağ seviyesinin tavsiye edilen değerden fazla olmasıda motor parçalarının zarar görmesine yol açar. Kontak anahtarını çevirip aracı çalıştırdığımızda yağ göstergesi sönmüyorsa yada sürüş halindeyken yağ göstergesinde herhangi bir anormallik görülürse motor hemen stop ettirilmeli ve yağ seviyesi kontrolü yapılmalıdır. YAĞ MÜŞÜRÜ: Motordaki yağın basıncını göstergesine ileten parçadır. Yağ lâmbası, araç çalışırken yanıyorsa sebebi ya karterde yağ kalmamıştır veya yağ müşürünün kablosunda kısa devre olmuştur. YAĞ ÇUBUĞU: Yağ çubuğu motor çalışmazken, motor yağ seviyesini ölçmek için kullanılır. Yağ kontrolü için kontak anahtarı kapatılmalı, motora dağılmış yağın tekrar kartere dönmesi ve doğru bir ölçüm yapılabilmesi için 4-5 dakika beklenmeli, aracında düz bir zeminde olmasına dikkat edilmelidir. Motor yağının kontrolü yapılırken yağ seviyesi, yağ çubuğunun iki çizgisi arasında olmalıdır. Motora yağ supap (külbüratör) kapağından konur. Bilgilendirme : Kontak anahtarı motoru çalıştırmayacak şekilde açıldığında yağ göstergesi yanmıyorsa arıza yağ lambasının ampulündedir. Motor yağ yakıyorsa egzoz dumanı mavi çıkar. Motorun yağ yakmasının sebebi silindirlerin aşınmış olmasıdır.
915eb2fb1fa7
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Nisan ayı boyunca ilkbaharı karşılamak ve kış boyunca biriktirdiğimiz toksinlerden arınmak için haftalık bir detoks programı yayınlıyor olacağım. İstediğiniz hafta başlayabilirsiniz. Ben yarın başlıyorum ve sizlerle bu hafta her gün paylaşacağım. Detoksun güzel yanları şunlar; daha sağlıklı bir cilt, daha iyi hafıza ve konsantrasyon ve sağlıklı çalışan bir sindirim sistemi! Ne büyük bir lüks! Temel detoks organları arasında lenfatik sistem, dolaşım sistemi ve kan, karaciğer, akciğerler, böbrekler, kolon, ve parasempatik sinir sistemidir. Lenfatik sistem ve kan, karaciğere böbreklere ve sindirim organlarına bedenin toksik materyallerini taşır. Burada bu çöp materyaller, çevreden veya diğer yollardan emilmiş bütün toksin maddeler filtrelenir, paket yapılıp ter, nefes, idrar ve dışkı olarak dışarı atılır. Eğer bedeniniz toksin birikimine maruz kalmışşsa, karın boşluğu, yağ dokusu ve kan gibi diğer organlarda birikmeye başlar ve hastalıklar gelişim için alan bulur. Detoks haftası boyunca fiziksel bedendeki toksinleri atmak için; - Şekeri en aza indirin. Çıkarın. - Kahve bir fincanı geçmemeli! Siyah çay da! Bitki çayları serbest! - Günlük diyetinizin %80’i nötr ve alkali bazlı sebze ağırlıkli ve %20’si asitik gıdala; et vb. gibi gıdalardan oluşmalı. - Detoks öncesi stimule eden gıdaları azaltın. - Taze bir başlangıç için bir bardak su ve 1/2 limon suyu ile güne başlayın. Gün boyunca en az 8 ile 10 bardak su için. Her saat başı su içmeyi düşünebilrisiniz. Aşağıda seçmeniz için detoks gıda listesi bulunmaktadır. Detoks haftası boyunca zihinsel, duygusal ve ruhsal bedendeki toksinleri atmak için şunları yapın; - Dinlenmek detoksun sırrı. - Meditasyon yolcuğunuza anlam katar. su yüzeyine çıkan düşünce ve duyguları salıvermeniz için güvenli bir alan. Nefesiniz ve zihniniz! - Detoks günlüğü tutun. Her gün o gün mutlu olduğunuz ve şükrettiğiniz bir şeyleri yazın. Olumlu cümleler kullanın ve niyet edin. Duygu durum ve düşüncelerinizi gözlemleyin. Yada bırakın özgür çağrışımla kelimeler dökülsün kağıda. - Yoga yapın. Twistler, ters duruşlar ve esnetici hareketler toksin atılımına yardımcı olur. - Refleksoloji ile hem bedendeki hem de enerjinizdeki toksinlerin atılımına destek olabilirsiniz. Masajlar da dolaşım ve lenfatik sistemdeki toksinlerin atlımında çok faydalı. - Televizyon ve haberlerden bir hafta işinizle ilgili değilse uzaklaşın. - Çevrenizde size destek olacak arkadaşlarınız ve ailenizle görüşün. - İyi hissettirecek yazılar okuyun, filmler izleyin. - Bedeninizi dinleyin. Dinlemeniz gerekince dinlenin. - Detoksu sağlığınıza bir zıplama tahtası olarak görün ve detoks bitiminde hamburger yerine sağlıklı besinlerle bir kutlama yapın. - Terlemek detoks boyunca çok yararlı. Bol su için ve sıcak yoga, sauna, hamam gibi terleyebileceğiniz seçenekler bulun. Derin nefesler alın ve esneyin. Önümüzdeki günler boyunca detoks tarifleri ve ipuçları için takip ediniz. Özge Şimşek Kaynaklar: Bunu beğen: Beğen Yükleniyor...
6ed658b1f209
[ "culturax", "hplt2" ]
Özellikler: 12 kalibre, 3/76mm Magnum fişek yatağı, taktik pompalı tüfek. 46cm veya 51cm slug namlu. Namlu üzerine monte edilmiş ısı kalkanı. Namlu ucunda takılı alev gizleyen ve kutu içerisinde aksesuar namlu kapağı. Kasa üzerine monte edilmiş 22mm pikatini kızak. Ayarlanabilir hayalet gez ve ayarlanabilir arpacık. Hem gez hem de arpacık fiber optiklidir. Kundak üzerinde 2 adet acil durum fişeği taşıyıcısı. Sentetik kundak. El kundağı altına entegre pikatini kızak. Daha kısa ve çabuk kurma sağlayan uzun ve ergonomik tasarim el kundağı. Namlu nikel-krom-molibden çelik malzemedir ve delme namludur. Dış namlu yüzeyi sert siyah krom ve iç namlu yüzeyi ise sert beyaz krom ile kaplanmıştır. 1200 kg/cm² basınçta test edilmiştir. Geri tepme emici elastik dipçik tabanı. Şarjör kapasitesi: 51cm namlulu modellerde 7+1, 46m namlulu modellerde 5+1. Kundak açısını ayarlama olanağı sağlayan 4 adet kundak ayar takozu. Manüel tetik emniyeti. Kundak ve el kundağında kayışlık.
2f0619f863c9
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Polly Boot Galaxy G 501 haki 45 numara hafif konçlu hafif av çizmesi -25 derece su geçirmez kaymaz taban Bağlanabilir Çizme konçu konç dahil 44 cm Yükseklik Konç hariç 37 cm yükseklik Ürün Resimleri Tarafımızca Çekilmiştir. Görünen ürün gönderilecektir. Nakit, Havale, Kart'a Tek Çekim 95 TL Maximum ve bonus kart'a 8 Taksit 103 TL Ücretsiz kargo! Numara: 45 POLLYBOOT GALAXY Haki Av Çizmesi Teknik Detay: Polly Boot Galaxy, hafif, esnek ve kullanım rahatlığının yanı sıra, hava transferi sağlayan yapısı, koruyucu yastıkları, topuk desteği ve şok emici topuğu, kendisini temizleyen tabanı, kesici veya delici nesnelerin ayağınıza ulaşmasını engelleyen çelik ara tabanı ve üstün kaliteli poliüretan laminasyona sahip astarı ile güvenliğin ve kullanım kolaylığının önem kazandığı birçok sektörde tercih edilmektedir.
6b536c8c4093
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Büyük Anadolu otelde düzenlenen düğün merasimine Ereğli Kaymakamı Nazım Madenoğlu, Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş, ve her iki ailenin akraba dost ve yakınları katıldı. Ayşe Zafer Sucu çiftinin kızları Çağla ile Feride Ahmet Fikri Kızmaz'ın oğlu Tarık'ın Genç çiftlerin nikahını kıyan Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş çifte mutluluk dilerken, evlilik cüzdanını ise Ereğli Kaymakamı Nazım Madenoğlu verdi. Nikah kıyımının ardından genç çiftin arasında kısa süreli 'Ayağa basma' telaşesi yaşandı. Evlilik cüzdanını veren Kaymakam Nazım Madenoğlu "Normalde nikah merasimlerinden sonra evlilik cüzdanı bayanlara verilir. ama ben bu evlilik cüzdanını her iki gence birden vermek istiyorum. Allah mutluluklarını daim etsin" dedi. Nikah töreninin ardından Çağla&Tarık Kızmaz çifti alkışlar arasında ilk danslarını yaptı.
4beb0d2c913a
[ "fineweb2", "hplt2" ]
-Karışma Anne! / The Meddler 2015 ABD / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 6.4/10 Tür: Komedi, Dram, Romantik Yönetmen: Lorene Scafaria Oyuncular: Susan Sarandon, Rose Byrne, J.K. Simmons Süre: 1 saat 40dakika Yaşlılık psikolojisine giren bir annenin kızının hayatına dahil olma sürecinin ele alındığı romantik komedi türündeki filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. NOT: FİLMİ TÜRKÇE DUBLAJLI İZLEMEK İSTERSENİZ BURAYA TIKLAYIN. -Koyverdin Gittin Beni 2015 Türkiye / Yerli Film- Yerli Puanı: 6.3/10 Tür: Dram Yönetmen: Korhan Yurtsever Oyuncular: Halil Ergün, Ümit Acar, Burçin Abdullah Süre: 2 saat 11dk Axel Oğuz Almanya’da babasıyla yaşamaktadır. Ailesinin geri kalanını hiç görmemiştir ve onlarla tanışmak ister. Ancak babası buna oldukça karşıdır. Oğuz babasına rağmen motoruna atlayıp Amasra’nın yolunu tutar. Amasra’ya gelen Axel Oğuz burada Fidan’la tanışır. Hemen aşık olan adamın Amasra’da kalmak için artık 2 sebebi vardır. Babasıyla dedesinin arasını bozan olayı öğrenerek ikisini tekrar barıştırmak ve Fidan’a yakın olabilmek… Amaçlarına ulaşana kadar Türkiye’den ayrılmaya hiç niyeti yoktur. Türk akrabaları ile tanışmak için memleketine gelen bir gencin yaşadıklarını anlatan bu başarılı yapımı sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Knight of Cups 2015 ABD / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 6.1/10 Tür: Dram, Romantik Yönetmen: Terrence Malick Oyuncular: Christian Bale, Cate Blanchett, Natalie Portman Süre: 1 saat 58dakika Rick (Christian Bale) Hollywood’da ünlü bir senaryo yazarıdır. Şöhret ve maddi zenginliğine rağmen hayatındaki tanımlayamadığı boşluğu bir türlü dolduramaz. Kardeşinin ölümü, diğer kardeşi ve babasıyla olan ilişkisi kendi içinde yeni arayışlara neden olur. Rick, kusursuz gerçek aşkın peşinden koşarken sadece bu aşkın uyandırabileceği büyülü hisleri yaşamayı amaçlar. Ünlü oyuncuların başrolünde yer aldığı, hayatın anlamsızlığı üzerine sorgulamalar içeren ve yönetmen Malick’in derin tarzını yansıtan filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. NOT: FİLMİ ALTYAZILI İZLEMEK İSTERSENİZ BURAYA TIKLAYIN. -What Happened, Miss Simone? 2015 ABD / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 7.6/10 Tür: Belgesel, Biyografi, Müzik Yönetmen: Liz Garbus Oyuncular: James Baldwin, Stokely Carmichael, Walter Cronkite Süre: 1 saat 41dakika “Kutsanmış ruh” lakaplı Amerikalı sanatçı Nina Simone’nun çarpıcı yaşamının anlatıldığı belgeselde, çeşitli dönemlere ait görüntüler derleniyor. Aynı zamanda önde gelen bir insan hakları savunucusu olan ve protest kimliği ile bilinen Nina Simone’nun biyografisini sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -De Surprise 2015 Hollanda,Belçika,Almanya,İrlanda / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 6.7/10 Tür: Komedi, Romantik Yönetmen: Mike van Diem Oyuncular: Jeroen van Koningsbrugge, Georgina Verbaan, Jan Decleir Süre: 1 saat 42dakika Hayatına son vermek üzere bir anlaşma imzalayan zengin milyoner Jacob, tam tabut seçtiği sırada genç ve güzel Anne’le tanışır. İşin ilginci kadın da aynı anlaşmayı imzalamıştır. Çok geçmeden Jacob ve Anne aşık olurlar ve anlaşmayı feshetmeleri gerekmektedir. Ama bu o kadar kolay olmayacaktır. Ölmek için çabalayan iki insanın bir anda birbirini bulmasıyla değişen hayatlarını konu alan filmi sizlere sunuyor; iyi seyirler diyoruz. -Dağlar Uzaklaştığında / Mountains May Depart (Shan he gu ren) 2015 ÇİN,Fransa,Japonya / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 6.8/10 Tür: Dram, Romantik Yönetmen: Zhangke Jia Oyuncular: Tao Zhao, Yi Zhang, Jing Dong Liang Süre: 2 saat 11dakika İki çocukluk arkadaşı Liangzi ve Zhang ikisi de kasabanın en güzel kızı olan Tao’ya aşıktır; Tao ise daha varlıklı olan Zhang ile evlenmeye karar verir ve ardından çocukları olur. Film bu andan itibaren 2014 ve 2025 yıllarına ve Avustralya’ya da yayılarak bir ailenin iki jenerasyonu üzerinden Çin’in yaşadığı toplumsal ve ekonomik dönüşümü ele almaktadır. Çekimleri Çin’de ve Avusturalya’da yapılmış olan film, 1999 yılından başlayıp 2025 yılına kadar uzun bir zamanı kapsıyor. Parçalanmış bir ailenin dramı ve Çin’deki ekonomik ve kültürel değişimin konu edinildiği 11 ödüllü filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -A Girl Like Her / The Bully Chronicles 2015 ABD / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 7.1/10 Tür: Dram Yönetmen: Amy S. Weber Oyuncular: Lexi Ainsworth, Hunter King, Jimmy Bennett Süre: 1 saat 31dk 16 Yaşındaki Jessica Burns’un kimseye söyleyemediği bir sırrı vardır. Okulda sürekli olarak Avery ismindeki bir kız tarafından tacize uğrayan Jessica, ondan kurtulmanın yollarını arar. Ama ortada bir tuhaflık vardır, Avery aslında gerçek biri değildir. En yakın arkadaşı Brian ise, Jessica’ya yardımcı olmak için elinden geleni yapacaktır. Bir kızın hayatını yakından etkileyen farklı karakterlerdeki yaşamını ele alan bu yapımı sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Enas Allos Kosmos / Worlds Apart (Ayrı Dünyalar) 2015 Yunanistan / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 7.5/10 Tür: Dram, Romantik, Tarih Yönetmen: Christopher Papakaliatis Oyuncular: Christopher Papakaliatis, Andrea Osvárt, J.K. Simmons Süre: 1 saat 53dakika Birbirinden bağımsız 3 farklı aşk hikayesi ve hepsinde bir Yunan ile yabancı bir kişi bulunuyor… 3 aşk hikayesi, ülkenin farklı dönemlerinde ve nesillerde geçiyor. Bu sırada, Güney Avrupa halklarının yaşadığı değişimler ve çalkantılar konu ediliyor. Bu filmi sizlere Türkçe dublajlı sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz.
b23ff58ba083
[ "fineweb2", "hplt2" ]
-Kaptan Fantastik / Captain Fantastic 2016 ABD / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 8.0/10 Tür: Komedi, Dram, Romantik Yönetmen: Matt Ross Oyuncular: Viggo Mortensen, George MacKay, Samantha Isler Süre: 1 saat 58dakika Cash, 6 çocuğu ile beraber karavanda medeniyetten uzak bir hayat yaşamaktadır. Kendini, çocuklarını hem fiziksel hem de entelektüel olarak en iyi şekilde yetiştirmeye adamıştır. Bu ortamda bile çocukları modern yaşama karşı bir bağışıklık kazanamamıştır. Fakat karısı Leslie’nin ani ölümünün ardından bütün düzeni yerle bir olur ve şehre dönmek zorunda kalırlar. Şehir medeniyeti içinde çocuklar şehirle, Ben ise ebeveynlik yöntemleri ile yüzleşmek zorunda kalacaktır. Viggo Mortensen’in başrolünde yer aldığı ve bir babanın sıradışı mücadelesinin anlatıldığı, Cannes Ödülü bulunan filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. NOT: FİLMİ ALTYAZILI İZLEMEK İSTERSENİZ BURAYA TIKLAYIN. -Assassin’s Creed (Suikastçının İnancı) 2016 ABD / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 6.2/10 Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Yönetmen: Justin Kurzel Oyuncular: Michael Fassbender, Marion Cotillard, Jeremy Irons Süre: 1 saat 55dakika Ölüme mahkum edilmiş bir suçlu olan Callum Lynch çok zengin bir şirket tarafından ele geçirilir. Şirketin büyük yatırım yaptığı Animus Projesi, kişilerin atalarından kalan ve genlerine işlenmiş hatıra ve yeteneklerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Callum Lynch, 15. yüzyılda Suikastçiler adıyla bilinen bir örgütlenmenin üyesi olan Aguilar de Nerha’nın akrabası olduğunu öğrenir ve onun hatıralarıyla yeniden yüzleştirilir. Bu esnada atasının olağanüstü yetenekleriyle donanır. Suikastçiler’in o dönemki en büyük düşmanı olan Tapınakçılar’ın günümüzdeki temsilcileriyle mücadele etmeye hazır hale gelecektir. Ünlü oyuncuların başrolde yer aldığı ve oldukça popüler bilgisayar oyununun sinema versiyonu olan filmi HD KALİTESİNDE sizlere sunuyor; iyi seyirler diyoruz. -Don’t Hang Up 2016 ABD / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 6.0/10 Tür: Gerilim Yönetmen: Damien Macé, Alexis Wajsbrot Oyuncular: Sienna Guillory, Garrett Clayton, Gregg Sulkin Süre: 1 saat 23dk Sınıf dışında, Brady ve en yakın arkadaşı Sam vakitlerini insanlara telefon şakaları yaparak ve bunları da milyonların izlemesi için internete yükleyerek geçirmektedir. Şöhretleri arttıkça, çocuklar da şakalarını tehlikeli düzeylere taşırlar. Bir akşam Brady ve Sam, gizemli biri tarafından telefon çağrısı alırlar, bu sefer ikilinin kendisi korkunç ve ölümcül bir şakanın kurbanı olmak üzeredir. Gerilim dolu hikayesi ile kendi türünde beğeni ile karşılanan yapımı sizlere HD KALİTESİNDE sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Müttefik / Allied 2016 2017 ABD,İngiltere / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 7.1/10 Tür: Aksiyon, Dram, Romantik Yönetmen: Robert Zemeckis Oyuncular: Brad Pitt, Marion Cotillard, Jared Harris Süre: 2 saat 4dakika 2. Dünya Savaşı sırasında kendi ülkeleri hesabına tetikçilik yapan Amerikalı Max Vatan (Brad Pitt) ile Fransız Marianne Beausejour’un (Marion Cotillard) 1942’deki görevleri sırasında yolları kesişir. İkisi de Alman elçiyi öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ancak bu görev sırasında birbirlerine aşık olurlar. Buna rağmen birbirlerinden sakladıkları birçok sır vardır. Bu sırlar aralarındaki sevgiyle birlikte hissedilir bir gerilimin de ortaya çıkmasına neden olacaktır. Gerçek bir ajanlık hikayesinden alıntı olan ve iki ünlü oyuncu Brad Pitt ile Marion Cotillard’ın başrollerinde yer aldığı film, 1 dalda OSCAR’a aday gösteriliyor. Bu yapımı sizlere HD KALİTESİNDE sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. NOT: FİLMİ ALTYAZILI İZLEMEK İSTERSENİZ BURAYA TIKLAYIN. -Florence Foster Jenkins 2016 2017 ABD / Türkçe DUBLAJ ve Altyazılı- IMDB Puanı: 6.9/10 Tür: Biyografi, Komedi Yönetmen: Stephen Frears Oyuncular: Meryl Streep, Hugh Grant, Simon Helberg Süre: 1 saat 51dakika Çok zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins, bir müzik salonu sahibi olmasının yanında müziğe gerçekten tutkuyla bağlı biridir. Babasından kalan yüksek mirasın da verdiği güvenle opera şarkıcısı olmaya heveslenir. Ancak bir sorun vardır, Jenkins’in korkunç bir sesi vardır. Ayrıca yaşlıdır. Yine de eşi St. Clair ve piyanist Cosmé ona ellerinden gelen tüm yardımı yapacaktır. İlginç ve ısrarcı bir kadının opera sanatçısı olma hikayesinin anlatıldığı yapımda ünlü oyuncu Meryl Streep, Hugh Grant ile birlikte başrolde yer alıyor. 2 dalda OSCAR’a aday gösterilen filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Baskın Günü / Bastile Day 2016 İngiltere,Fransa,ABD / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 6.3/10 Tür: Aksiyon, Polisiye Yönetmen: James Watkins Oyuncular: Idris Elba, Richard Madden, Kelly Reilly Süre: 1 saat 32dakika Paris’te yaşayan bir yankesici olan Amerikalı Michael, içinde önemli belgelerin olduğu bir çantayı çalınca CIA’in hedefi olur. Olayı inceleyen ajan Sean, Michael’ın çok daha büyük bir planın sıradan bir parçası olduğunu anlar. Komplonun tüm ayaklarını açığa çıkarabilmek için Michael ile işbirliği yapması gerektiğini anlar. Ancak avcıyken av durumuna düşen ikilinin işbirliği yapmaktan öte birbirlerine güvenmeleri zorunlu olacaktır. Aksiyon dolu içeriği ile beğenilen bir film olan ve başrolde Idris Elba’nın yer aldığı filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Belgica 2016 Belçika,Fransa / Türkçe DUBLAJ- IMDB Puanı: 6.8/10 Tür: Dram, Macera Yönetmen: Felix van Groeningen Oyuncular: Stef Aerts, Tom Vermeir, Stefaan De Winter Süre: 2 saat 7dk Frank ve Jo adlı kardeşler, Ghent’te “Belgica” adında bir gece kulübü açarlar. Kulüp müthiş başarılı olur ve Belçika’nın en iyi konser mekanları arasına girer. Ancak mekan büyüyüp tanınırlığı arttıkça, yarattığı sorunlar da büyüyecek, kardeşleri çok zor durumlarda bırakacaktır. İki kardeşin Belçika’da açtıkları bar ile yakaladıkları ün ve getirdiği acıları işleyen Sundance ödülü bulunan filmi sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. -Headshot 2016 Endonezya / Türkçe Altyazılı- IMDB Puanı: 7.1/10 Tür: Aksiyon Yönetmen: Kimo Stamboel, Timo Tjahjanto Oyuncular: Ganindra Bimo, Julie Estelle, David Hendrawan Süre: 1 saat 58dakika Vücudu yara bere içerisinde olan Ismahel gözlerini bir hastanede açar. Ancak hafızasını kaybetmiştir ve kim olduğunu, başına neler geldiğini hatırlayamaz. Ismahel ismini ise kendisini iyileştiren Ailin adındaki genç bir doktor vermiştir. Ismahel iyileşip hafızasını kazanmaya çalışırken bilmediği geçmişi peşini bırakmaz ve Ailin kaçırılır. Ismahel’in tek çaresi hafızasını geri kazanıp geçmişiyle yüzleşmek ve kaçırılan Ailin’i kurtarmaktır. Aksiyon türünde olan ve konu olarak pek beğenilmese de sahneleri ile göz dolduran yapımı sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz.
44445df66b79
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Internet'te öylesine dolaşırken, şöyle bir habere denk geldim. Yazıda Vista'nın ne gibi zayıflık/eksiklikleri olduğu yorumlanıyor ve bunların Windows XP'den Vista'ya geçmektense, GNU/Linux'a geçmeyi daha mantıklı kılacak sebepler olacağı vurgulanıyordu. Herne kadar yazılanların hepsine katılmasam da, benim de kafamda ciddi soru işaretleri uyandıran bazı bulguları sizlerle paylaşmak istedim. 1) Ciddi bir donanım ihtiyacı. Bahsedilen 2Gb ram ve tercihen kendine ait 256Mb hafızalı grafik hızlandırıcılı ekran kartı. Herşey bir yana, bu piyasadaki birçok laptopın direkt olarak çöpe gitmesi demek. 2Gb ram takmanıza izin veren laptopların sayısı son bir yılda artmış olsa da, kendine dedike 256Mb ram, $1000 civarında (ülkemizde satılan laptopların büyük çoğunluğu) kolaylıkla bulunabilecek bir şey değil. 2) Çok fazla Vista sürümü. MS'nin daha önce Milenium serisi ile denediği, son olarak da Avrupa'ya özel çıkarttığı (XP versionları arasında saymadığı) Windows Starter Edition ile tekrar ısıtarak ortaya sunduğu model Vista'da da geçerli. Bu versionların ne gibi kısıtlamaları olduğunu sanırım daha sonra göreceğiz. 3) $300'lık etkiket. Adamların malı istedikleri fiyatı koyabilirler denilebilir/denilmeli belki de. 4) Yeni lisanslama teknolojisi. Yeni volume-lisanslama teknolojisi kurulum sayısına veya sistemleri aktive etmek için dedike anahtar-yönetimi sunucularına ihtiyaç duymakta. 5) Yaklaşık 10Gb harddisk alanı. Harddisk fiyatlarının GB'ı $1'ın altına düştüğü bu günlerde, birçokları için bu bir sorun teşkil etmese de şöyle bakmak lazım. Artık bir kez kurup, sonra yedek imajını DVD'e kaydedebileceğiniz bir işletim sisteminiz olmayacak. 6) Uzun kurulum süresi. Yoruma açık. 7) SMB protokolünün değişmesi. Bu gerçekten tatsız bence, birçok kurumun daha verimli bulduklarından dolayı dosya sunucularını Linux üzerinde SAMBA ile tutmaları oldukça bilinen bir uygulama, hal böyleyken bu tür bir değişikliğe gitmenin sebebi biraz daha belli oluyor sanırım. 8) Vista'nın kullanımındaki ciddi farklılıklar. 9) WordPad artık .doc dosyalarını açamayacak. Çocukça gelebilir ama bu değişiklikten dolayı gözyaşlarını tutamayacak insanlar var :) Sanırım .doc dosyalarını iyi kötü okumak için bile Office almayı zorlamak için yapılmış bu (ya da Open Office kurmayı ;) Son olarak da, (bunu onaylatamadım, ama MS lisansı satan bir arkadaşımdan edindiğim bilgi) Exchange 2007 sadece 64 Bit üzerinde lisanslanıyor! Gelin, fanatikliğe kaçmadan, mantık sınırları içinde bu değişiklikleri tartışalım. Sizce bunlar Vista'ya geçişte gerkçekten etkisiz mi kalır? Yoksa bugün o gün müdür?
f880150fc652
[ "c4", "culturax", "hplt2" ]
Barikat'tan Deniz Naki'ye destek İSTANBUL (DİHA) - Amedspor'un yıldız futbolcusu Deniz Naki'nin 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi istenmesine tepki gösteren Amedspor Barikat Taraftar Grubu, "Deniz bizim sahadaki sesimizdir" diyerek, Naki'nin yalnız olmadığını söyledi. 'Naki'nin yanında olacağız' Amedspor Barikat taraftar grubundan Erdal Akdemir, Ocak 2016'da Amedspor-Başakşehir Spor ile yapılan maçta attıkları "Her yer Sur, her yer direniş", "Çocuklar ölmesin maça da gidebilsin" sloganlarının ardından kendilerine destek veren futbolcu Deniz Naki'nin hedef gösterildiğini söyledi. Naki'ye açılan davanın savaş konseptinin sonucu olduğunu ifade eden Akdemir, "Naki'nin açıklamaları savaş istemeyen herkesin sesidir. Bu sadece Deniz Naki üzerinden yürüyen bir politika değil. Her kesimi susturmak, bastırmak ve tutuklamak isteyen bir zihniyet ile karşı karşıyayız" dedi. İnsanların OHAL'de yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını aktaran Akdemir, toplumun her kesimine dönük başlatılan susturma politikasına karşı politik duruş sergileyen futbolcuların da dahil edildiğini belirtti. Barış söylemlerini dillendiren Naki'nin her zaman yanında olacaklarını belirten Akdemir, verilen kararın politik olduğuna dikkat çekerek bu kararı tanımadıklarını söyledi. 'İktidarın yaptırımları tribünlere yansıdı' Barikat taraftar grubunun diğer bir üyesi Enis Turhan ise, Barış bildirisine imza atan ve hedef haline gelen akademisyenlerden sonra iktidarın yaptırımlarının toplumun tüm kesimleri ile birlikte tribünlere kadar yansıdığını söyledi. Turhan, Naki'nin yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, "Gençlerbirliği'nde oynadığı zaman da Suriye'de IŞİD'in esir aldığı Êzidî kadınlar adına bir paylaşım yapması üzerine kendi kulübü tarafından linç politikasına maruz kaldı. Oradaki faşist taraftarların saldırısına uğradı ve futbola ara verdi. Deniz'in hem Kürt olması hem politik kimliğini öne çıkarması göze battı. Ülke medyasında zaten direkt hedef haline getirildi. Amedspor'un politik bir kimlik ile ligde yer alması, taraftarların politik olması Deniz'in de bu politikayı sahaya yansıtması iddianamede etkili oldu" diye konuştu. 'Deniz bizim sahadaki sesimiz" Barikat taraftar grubu olarak başta futbolcular olmak üzere savaş söylemlerinin aksine her türlü açıklamayı yapan bütün muhalif kesimlere desteklerini sürdüreceklerini ifade eden Turhan, "Deniz bizim sahadaki sesimizdir. Biz tribündeysek Deniz de bizi sahada temsil ediyor. Mahkeme sürecinde de Deniz Naki'nin sonuna kadar yanında olacağız ve bu tür yaptırımlarla da mücadele edeceğiz" diyerek dayanışma mesajı verdi. Yıldız oyuncu Deniz Naki'ye daha önce top koşturduğu Almanya takımı St.Pauli'deki arkadaşları ve taraftarlarından da destek gelmişti. (nd-ai/sde/cd)
83de1fa9db98
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
babadag yamaç paraşütü firmaları Antik çağlarda ışıklar ülkesi olarak adlandırılan Likya, Fethiye ile Antalya arasındaki Teke yarımadası üzerinde yer alır. Kendilerine özgü dilleri, anaerkil yaşam biçimleri, kaya anıtları, mezarları, özgürlük ve bağımsızlıklarına düşkünlükleri ile bilinen Likya’lılar, Kadeş’te Mısırlılara, Truva’da, Akha’lara karşı Anadolu Birliğinin savunucuları arasında tarihe geçmişlerdir. Fethiye’nin Likya dönemindeki adı Telmessos’tur Yazılı kaynaklarda kentin bu ismi tanrı Apollon’un oğlu Telmessos’tan aldığı belirtilmektedir. İ.Ö. 5. Yy dan başlayarak, yaşamın kesintisiz süreci içinde Perslerin, Roma’nın ve Bizans’ın yönetiminde kalmasına karşın, özgün yapısını korumayı başarabilmiştir. 1284’te Menteşeoğulları’nın yönetimi altına girmiş ve 1424’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu dönemde Meğri olan kentin adı, 1914’te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey’in anısına Fethiye olarak değiştirilmiştir. Fethiye’de Antik Telmessos’tan günümüze ulaşan eserlerin en görkemlisi, İ.Ö. 4. Yy da Hermapias oğlu Amintas adına inşa edilen ve İon düzenindeki bir tapınağı andıran kaya mezarıdır. Ünlü gezgin Charles Texier’in, 1850 lerdeki ziyareti sırasında kazıyarak yazdığı ismi mezarın giriş bölümünde görülebilmektedir. Likya sanatının ve taş işçiliğinin seçkin örnekleri olarak kabul edilen lahit tipi mezarlar, Fethiye’nin kent dokusu içinde ayrı bir güzellik sergiler. Özellikle Hükümet Konağı’nın bahçesinde, Nekropolde ve iskelenin karşısındaki örnekler dikkat çekicidir. Telmessos Tiyatrosu Helenistik dönemde yapılan ve depremlerle yıkılan tiyatronun üzerine 2. y.y da Roma üslubu ile yeniden inşa edilmiştir. Yaklaşık 6.000 kişi kapasiteli olarak planlanmıştır. Fethiye Arkeoloji Müzesinin girişimleri ile kazı çalışmaları tamamlanan antik tiyatroda restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Kale, nekropolün hemen yanında, kentin hakim tepesinde 11. Yy da inşa edilmiştir. Bu yapının da restore edilmesi için Fethiye Belediyesince çalışmalar yürütülmektedir Fethiye Arkeoloji Müzesi, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait birbirinden değerli eserler sergilemektedir. Müze her gün ziyaretçilere açıktır.
53ee7e8fa8fa
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Her türlü tamamlanmamış algıda -söylemeye bile gerek yok, bütün algılar eksiktir- gözlemci, deneyimlerine dayalı bir tahminde bulunarak “boşluğu doldurur.” Ya da arzularına dayanarak. Ya da arzunun diğer yüzüne, yani tiksinmeye. Yani temel olarak, bulanık imgeler karşısında, bunları görmeyi beklediğimiz şeye ya da görmek istediğimiz şeye veya görmekten en çok ürktüğümüz şeye dönüştürerek bunlara odaklanırız. Diğer bir deyişle, zihnimizde zaten mevcut olanı, dosya ne denli tozlu da olsa, derli toplu şekilde zaten hazır ve nazır bekleyene dönüştürürüz. Örneğin, biri öldüğünde, sonrasında, yabancıları artık hayatta olmayan bu kişiye benzetir dururuz. “Tamamlama hatası” yaşamaktayızdır. Uzakta bulunan birine dair bazı ayrıntıları seçeriz -geniş bir alın; kendine has, hımbılca bir yürüyüş; dikkat çekici ölçüde kirli sakal- ve yukarıda anlatılmış arzular, korkular ve beklentilerimiz, daha aşina bir bütün (yani parçalara dayalı daha temiz ama hatalı bir yorum faaliyeti) oluşturmak üzere boşlukları doldurur. Bu yeniden yapılandırılmış “bütünün” yanlış olması genellikle önemli değildir. Yabancı yakınımıza geldikçe, zannettiğimiz kişi olmaktan çıkıp gerçekten her kimse ona dönüştükçe, kısa sürede hatamızı anlarız. (...) (...) Belli “hataların” kökenini araştırmak elbette kuramsal olarak, meşhur “peygamberi deliden ayırma” sorununun çözümünü verebilir: eğer “psikoz” metin idiyse, bunun yazarı olarak kimden şüphelenirdiniz? Eğer metin akıl hastasının korkularını, arzularını ya da beklentilerini yansıtıyorsa, büyük olasılıkla bu kişi kendi gördüklerini yazmıştır. Farelerden korkan bir adam farelerin kralını gözlerinin önüne getirebilir, televizyonun başından kımıldamayan bir kadın akşamları talk show programı yaptığına inanabilir, şövalyelik öyküleri okuyan biri gezgin bir silahşör olduğuna inanabilir. Fakat: eğer, mesela Minnesotalı bir araba tamircisi bilinç kazanmış çimen yapraklarının Ekvator hükümetini devirmeyi planladığını iddia ederse, bunu diğerleri gibi bir uydurma vakası olarak görmeden önce, en azından biraz kulak kabartmanız gerekir. Niye zihninden böyle bir şey geçirsin ki? Ekvator’a niye önem versin? Ya da çimene? Eğer bir öykü fazla gelişigüzel ya da diyelim ki bir “delinin” kendi başına tasarlayamayacağı kadar zekice gözüküyorsa, o halde “yazar”ın bizzat gerçeklik, “deli”nin de sadece okuyucu olabileceğini göz önünde tutmak gerekir. Sonuç itibariyle, hayal gücümüzün sınırlarını sadece gerçeklik aşabilir. Sesinizi duyurun.(Atmosferik Rahatsızlıklar, Rivka Galchen. Çeviren: Hira Doğrul.)
f05a18ea80a5
[ "fineweb2", "hplt2" ]
dört kardeş kartepe sefası yapalım azıcık kayalım eğlenelim dedik başımıza gelenlerden habersiz...sabah 7de kalktık yola koyulduk eğelenceli bi yolculuk ardından kartepeye ulaştık. işte kayaklı hallerimiz gerçi benim bitek kayaklarım var ama olsun :) kayaklarımızı giydikten sonra telesiyej biletlerimizi almak için aşağı kaydık daha doğrusu kaydılar. ben dakka bir gol bir vuruşumla düştüm düştümde kalkamadım kalktımda tekrar kayakalrımı giyene kadar ohoooo baya bi zaman geçti asıl sorunum kaymak değil duramamaktı aslında ilk dakkadan başıma gelişinden anlamalıydım bu bi işaretti! üstüne bi de dedilerki geyik tepeden kayalım ne cesaret tamam dedim bi güzel telesiyejle sohbet ede ede çıktık.düşe kalka bu pisti bitirdim.aşağı indikten sonra hobaa 3.piste çıktık.ben zaten telesiyejle çıkarken tırstım profesyonel kayakçıların kaydığı pistte ne işimiz var!ama görmek de istiyorum bi yandan neyse piste bi geldik off heryer uçurum bi hata hop aşağı!oysaki 2. pistte ben etrafıma bakmaktan aşağı uçmaktan korktuğum için düşmüştüm.bi de daha yükseği olamzdı ben kayak takımlarımı topladığım gibi tek başıma geri döndüm :) tek başıma telesiyejde!şansıma elektrikler kesildi kala kaldım dağın tepesinde!15 dakika rötar yaptım aşağı inmek için.ama nerden biliyim aşağı inince felaket bişey duycağımı.Ayşe pistte düşmüş kar arabası onu kurtarmaya gitmiş.bi baktık ayşe 'atv' nin arkasında tıngır mıngır geliyo :( Ayşe yi sağ salim oturttuktan sonra son bi kez kayalım dedik bu sefer olan bana oldu yokuş aşağı kayarken duramadım veee kol pert! kar yağmaya başlayınca bizde dönüş yolunu tuttuk.dönerken bide sucuk ekmek yemeden dönmedik.bu otantik yere bayıldım.kendimi yaylada falan hissettim o kadar iyi gelidi ki o gün :) meğer olayın sıcaklığıyla anlamamışız Ayşe nin dizindeki bağlar kopmuş.bende kas gevşeticiler ve ağrı kesicilerle 3 gün sonra kendime geldim. SONUÇ: HER ŞEYE RAĞMEN ÇOK EĞLENDİK :)
33f45f8e9cf3
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Yıllar yıllar önce Hindistan’da çok ünlü bir ressam yaşarmış. Herkes bu ressamın yaptığı resimleri kusursuz kabul eder, renkleri ustaca kullanışına hayran kalırmış. İşte bu nedenle ressama ”Renklerin ustası” anlamına gelen “Ranga Guru” derlermiş. Ranga Guru’nun yetiştirdiği öğrencilerden biri olan Racıçi eğitimini tamamlamış, son bir resim yapıp Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru “sen artık ressam oldun Racıçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek” demiş, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını tavsiye etmiş. Racıçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş… Ne görsün…. resmi kırmızı çarpılardan nerdeyse gözükmüyormuş! Çok üzülmüş. Emek ve sevgiyle yaptığı tablo karşısında kırmızı bir duvar gibi duruyormuş. Soluğu Ranga Guru’nun yanında almış, resmini göstererek durumu anlatmış. Ranga Guru ise, üzülmemesini, aynı resmi tekrar yapmasını söylemiş Raciçi’ye. Racıçi resmi tekrar yapmış, tamamlayınca gene Ranga Guru’nun fikrini almaya gitmiş. Ranga Guru yine resmi şehrin en kalabalık yerine koymasını istemiş Racıçi’den ancak bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça koymasını gene insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden yazıyı iliştirmesini önermiş. Racıçi Guru’nun önerisini harfiyen yerine getirmiş. Birkaç gün sonra merak içinde meydana gitmiş, bir de bakmış resmi aynı bıraktığı gibi duruyor, kimse resmine dokunmamış. Resminin düzelecek hiçbir yanı olmadığını düşünerek sevinç içinde Ranga Guru’ya gitmiş. Guru durumu şöyle özetlemiş: “Sevgili Raciçi, sen ilk resminle insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini eleştirdi. Oysa ikinci resminle insanlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, boyaları ve fırçayı onlara verdin, bana yardımcı olun dedin. Yani, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkışmadı, fırçayı eline almaya bile cesaret edemedi. Sevgili Racıçi, bunu sakın aklından çıkarma; mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın…” MUSMUTLU GÜNLEEEEER :)
daa0fabc6295
[ "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Pokemon GO hesabı açıp onları yakalamaya başlayanlar aynı zamanda bütün gizliliklerini vermiş bulunuyorlar. Bu hit yapan oyun hesabınıza ulaşmak için inanılmaz bir erişim izni istiyor. Eğer Pokemon GO’ya ilk verilen seçenek olan Google Hesabı ile bağlanırsanız, hesabınıza tamamiyle erişim izni vermiş oluyorsunuz. Google İzin Verdiklerim bölümüne gittiğinizde, Pokemon GO’ya bütün hesabımın erişim izin verildiğini farkediceksiniz. Eminim ki böyle bir izin için kesinlikle onay vermek istemezsiniz. Bütün bilgilerinizin bulunduğu Google Drive’ın erişim iznini sizinle aynı eş değerdeki erişebilirliği onlara vermiş oluyorsunuz. Niantic’in yayınlamış olduğu bir açıklamaya göre; Pokemon GO’nun gereğinden fazla bilgi erişimine ulaşmak istediğini farkettiklerini ve bunun yakın bir zaman içerisinde kısıtlanmasını isteyeceklerini belirttiler. Google, yakın bir zamanda Pokemon Go’nun iznini kısıtlayıp Pokemon GO’nun sadece ihtiyacı olacağı kadar bilgiye ulaşmasını sağlayacaklarını söyledi. Bütün erişimi verdiğiniz zaman uygulama, Google hesabınızdaki bütün bilgileri görüp değiştirebilir. Fakat şifrenizi değiştiremez ve hiçbir şekilde ödeme yapamaz. Bu tarz tam erişim isteyen diğer bir kaç uygulama vardır. Örneğin Google Maps bunlardan bir tanesi olarak sizin hesabınıza tam olarak gizlilik erişim izni bulunmaktadır. Şuan için Niantic’in güvenlik polikasının bilmiyoruz. Umarım insanlardan aldıkları bu kadar muazzam bilgileri koruyabilecek güvenlik sistemleri vardır. 3-5 Pokemon yakalamak için bütün bilgilerinizi vermeye hazır olun.
166192133e5d
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Kesinlikle katılıyorum, okullar yaratıcılığı öldürüyor. Yabancı dil hedefleyip sayısal bölüm okuyup eşit ağırlıktan mezun olursanız, muhtemelen eğitim zayiatı olursunuz… Yüksek öğrenim ile birlikte onlarca aptal sınavla boğuşur üstüne bir de devlet tarafından yetersiz görülür ve bir sınavlar serisine daha maruz kalırsınız. Sınavları başarı ile atlatır bir yere kapak atarsınız belki ama kariyerinizi aileniz ve çevrenizin tasarladığını fark edemeden hiç olmak istemediğiniz bir işte konumlanırsınız. Bir şeyler yapmak, hayal ettiğiniz yerde olmak istersiniz, ki bu dürtü girişimcilik olarak anlam bulur. Girişimcilik, öğrenme arzusunu doğurur. Öğrenme bağımlılık yapar, çünkü coşku doludur. Ayrıca insan evrimi için gereklidir. ‘Şimdiki aklım olsa’ kalıbını kullanmaya başladıysanız öğreniyorsunuz demektir. Gün içerisinde onlarca fikir bulur sonra çöpe atarız. Çöpe atma nedenimiz fikri doğrulayamamış olmamızdır. Fikrin kaynağı problemdir. Fikir, probleme ürettiğiniz çözümdür. Fikrin Startup’ı başlatması için onu doğrulamalısınız. İşte bir Startup’ın doğduğu nokta tam olarak ‘fikrin doğrulandığı an’ dır. Bir probleminiz ve işe yaradığını düşündüğünüz bir çözümünüz var… Peki şimdi ne yapmalı? Sizin gibi düşünen insanlarla olmalısınız. Ben de öyle yaptım ve geçtiğimiz yıl Founder Institute İstanbul programına katıldım. Online bir testin ardından kabul edilmeniz ile başlayan “Fikirden Startup’a” uzanan yolda 4 aylık yoğun bir program. “Ortak bir amaç için kolektif bir tutkuyu paylaşan insanlarla çevrelendiğiniz zaman her şey mümkündür.” H. Schultz Program; direktörlerin (Erhat, Erkan, Ertan, Kutlu), mezunların ve yeni dönem girişimcilerinin yer aldığı bir tanışma akşamı ile başlıyor. Ardından 14 hafta boyunca, her hafta görevleri tamamlayarak adım adım girişiminizi kuruyorsunuz (müfredat). Muhtemelen daha önce aşina olmadığınız ‘office hour, hot seat, session, assignment, pitching, drop out, traction, landing page, conversion rate, MVP, storytelling, bootstrapping, fundraising…’ gibi kavramlar giriyor hayatınıza. Mentor, CEO, yatırımcı ve girişimcilerin önünde ‘pitching’ yapmak ilk başta korkutucu gibi gelse de sonunda satabildiğiniz bir hikayeniz oluyor. Hikaye anlatabilmek ilham vermenin, ikna edebilmenin temelini oluşturur. İkna, birinin kalbine ve kafasına – mantık ve duygu – ulaşabildiğiniz zaman olur. İş, sosyal ve aile yaşantınızın yoğunluğunda katıldığınız ‘session’ ların ardından o haftaya ait ‘assignment’ ile öğrendiklerinizi uyguluyor ve hafta içi direktörünüz ile ‘office hour’ yaparak sonuçları değerlendiriyorsunuz. Assignmentlara ne kadar özen gösterirseniz girişiminizin temeli o kadar sağlam oluyor. Örneğin; ‘Research and Customer Development’ ile fikrinizi test ediyor, ‘Startup Legal and IP’ ile şirketinizi kuruyorsunuz. Potansiyel müşterileriniz ile yapacağınız görüşmelerden elde ettiğiniz veriyi doğru analiz edemez, sonuçlarını okuyamazsanız ileri aşamalarda tekrar başa dönmek zorunda kalabilir ve hatta ‘drop out’ olabilirsiniz. Program süresince onlarca mentor, girişimci ve yatırımcı ile tanışma imkanı buluyor, etkinliklerde boy gösteriyor, iş birliği ile sonuçlanabilen ikili ilişkiler kuruyorsunuz. Mezun olmak için bir teknoloji şirketi için cazip bir fikir geliştirmeniz, işi planlamanız, bir ürün üzerinde çalışmanız, programın ortalarında firmanızı kurmanız ve bütün gerekli görevleri tamamlamanız — bunları dört aylık bir zaman çerçevesinde gerçekleştirmeniz — gerekiyor. Zor mu görünüyor? Zoru başarmak için programa kabul edildiniz! Hele bir de benim gibi İstanbul dışından katılıyorsanız, program süresince her hafta uçak yolculuğu yapmak zorunda kalabilirsiniz. Yolculukların iyi tarafı ise okuduğunuz kitaplar (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7) olabilir. Yaşadığınız yeri, alışkanlıklarınızı, rutinlerinizi, işinizi terk etmek zorunda kalabilirsiniz, olmak istediğiniz yerde başka bir gelecek için. Belki hayat alt üst olacak, belki de başka bir geleceği mümkün kılacak… “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? Şems-i Tebrizi Konforlu yaşamınızı, profesyonel iş hayatını, düzenli maaşınızı terk etmeye değer mi peki? Girişiminizden tutkuyla bahsedip, sabaha heyecanla uyanıyorsanız, kesinlikle değer! Programdan girişimim Eksper ile mezun oldum. Eksper, 2. el otomobil pazarına güven ve şeffaflık sunuyor. Eksper ile ekspertiz ve iade garantili otomobiller alır, otomobilinizi değerinde ve zamanında satarsınız. Founder Institute ile sıfırdan bir Startup kurmanız mümkün, hem de 14 haftada. Bir girişim kurmanın tek yolu değil ama en kısa sürede en akıllı yolu olduğu kesin. Founder Institute bana mutluluk, tutku, başarı, başarısızlık hakkında eşsiz bakış açıları verdi. Sabahları, heyecanlanmadan uyanıyorsanız geri çekilin, hayatınızda neler olup bittiğine yukarıdan bakın ve gerçekte nerede olmak istediğiniz düşünün. Gerçek tutkunuzu keşfedin. İşte o zaman doğru yolu bulursunuz… Bu yazı Erdal Gökhan tarafından Medium.com üzerinde yayınlanmıştır. Siz de bize yazılarınızı Yazı Gönder kısmında gönderebilirsiniz.
a7e16efd68c1
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Kıdem tazminatında 1 yıla 1 maaş hesaplaması son bulabilir. Bunun yarısına denk gelen rakam gündemde. Fonda toplanacak birikimlere belirli süreden önce dokunulmayacak. 10, 15 veya 20 yıl seçenekleri masada Kıdem tazminatlarını fona devretmeye hazırlanan hükümetin çalışmasının ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, kıdem tazminatına esas alınan yıllık ücret oranının yüzde 8’den yüzde 4’e indirilmesini önerdiği öğrenildi. Kıdem tazminatındaki yarı yarıya düşüşün etkilerinin azaltılması için ise kıdem fonunda biriken paralar yılına göre nemalandırılacak. Parasını fonda 20 yıl tutan, 10 yılda çekenden daha çok kazanacak. 800 liradan 400 liraya Milliyet’in aldığı bilgiye göre, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarınca kıdem tazminatı sunumu yapıldı. Buna göre önce taşeron işçilerde, sonra tüm işçilere yayılacak şekilde bireysel kıdem tazminatı hesapları oluşturulacak. İşçilerin hak kazanacağı kıdem tazminatı tutarı, aldıkları brüt maaşın yarısına, yani yüzde 4’üne indirilecek. Halen uygulanan ve brüt maaşın yüzde 8’ine karşılık gelen, “1 yıla 1 maaş” hesaplaması sona erecek. Yeni sistemle, yıllık 10 bin lira kazanan bir işçinin kıdem tazminatına esas olarak kabul edilen ücreti 800 liradan 400 liraya inecek. Kıdem hesabı yıllık değil, aylık tutulacak. İngiltere modeli önerisi de geldi Toplantıda, alternatif olarak batı ülkelerindeki farklı kıdem tazminatı oranlarının da gündeme geldiği öğrenildi. Başbakan Yardımcı Ali Babacan’ın, “İngiltere modeli olsun” dediği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in ise sunumu yapılan sistem için, “Bu olsun” dediği ifade edildi. Çalışma ve Sosyal Bakanlığı, kıdem tazminatı sisteminde yapılacak değişikliği savunurken, mevcut sistemin pratikte işletilemediğini savunuyor. İşçilerin yüzde 93’ünün kıdem tazminatından yararlanamadığını belirten yetkililer, işverenlerin mevcut tazminat oranlarını yüksek bulduğunu ifade ediyor. Sistem nasıl işliyor? İngiltere modelinde, bir çalışanın işten çıkarma tazminatına hak kazanması için o işyerinde en az 2 yıllık çalışma geçmişinin bulunmuş olması gerekiyor. İşten çıkarma tazminatının miktarı yaşa, hizmet süresine ve işçinin normal haftalık ücretine göre hesaplanıyor. İngiltere’deki uygulamada iki tür tavan bulunuyor. Buna göre işçi, 20 yıldan fazla aynı işverene bağlı işyerinde çalışsa bile ancak çalışma süresinin son 20 yılı için kıdem tazminatına hak kazanıyor. İkinci tavan işçilerin hak edeceği haftalık ücret rakamına getirilen üst sınırla uygulanıyor. Devlet fonu hesabında ‘çok tutan, çok kazanacak’ Yeni dönemde kıdeme esas alınan kazancın düşürülmesi nedeniyle oluşacak kaybın minimize edilmesi için de 3 model önerildi. Buna göre parasını 10, 15 ve 20 yıl fonda tutan işçiler için farklı faiz oranları uygulanacak. Paranın olabildiğince çok fonda tutulması faiz oranlarıyla teşvik edilecek. Maliye bürokratları, bugünkü faiz oranlarının sistemde değerlendirmesiyle, işçilerin kıdem tazminatlarında kayıp yaşanmayacağını savundu. Toplantıda, nemalandırma sayesinde devasa boyutlara ulaşan işsizlik fonu, kıdem tazminatı fonuna örnek gösterildi. Bürokratlar, bireysel hesaplarda tutulacak kıdem tazminatlarının da, uygulanacak faiz sayesinde, neması anaparasından büyük hale gelen işsizlik fonu gibi değerleneceğini ifade etti.
e80bab593b73
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Merhaba arkadaşlar çok uzun bir aradan sonra sitemizi tekrar yeni yüzüyle hizmetinize sunuyoruz. Amacımız kendi insanımıza teknolojiyi sevdirmek, Gerçi halkımız teknolojiyi çok seviyor vede kullanıyor, Daha ziyade elektroniği sevdirmek vede onu kendi imkanları ile üretebilir hale getirmek. Yaklaşık iki yıl önce ARDUINO ile tanıştım, iki üç ay denemeler yaptım. Sırası gelmişken şunuda itiraf edeyim ne arduino nede diğer mikro işlemciler ile ilgili herhangi bir yazılım eğitimim yok. Yıllardır yaptığım işlerde mikro işlemciler kullanıyorum nasıl olur diyeceksiniz işin sırrı elektroniğin hobiniz olması ve onunla severek hoş vakit geçirmenizdir programlayarak bir ledi yakıp söndürmek bile size büyük keyif verecektir bilgi etrafta (internette) istemediğiniz kadar. Bazı şeyleri yaş ilerleyince yada yaşınız biraz küçükse kodla yazılım yapmak zor olabilir. İşte burada grafik görsel programlar devreye giriyor. Tabi bilginiz varsa kodda kullanabiliyorsunuz. Çok sayıda benzeri grafik programlar var ben Ardublock programını seçtim. Araştırmalarım sırasında gördümki bazi ülkelerde bu ve benzeri programlar kullanarak ilk ve ortaokul seviyesindeki çocuklara eğitimler verilmekte özellikle robotik uygulamalar. Yapılan bu uygulamalar çocukların (çizgi izleyen araba yada ultrasonik sensörle yolunu bulan araba gibi projeler) elektroniğe karşı ilgisini artırıyor. Amacımız Ardublock programını tanıtmak gerekli devre elemanları ile devre kurup çalıştırmak video çekerek sizlere sunmak. Bu süreçte sizlerle yeni şeyler öğrenmek, sizlerinde katılımı ile soru ve görüşlerinizle desteğinizi bekliyorum.
bde356f8831b
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu Sultan II. Bayezid Külliyesi'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girmesini değerlendirirken, 'Edirne sadece ülkemizde değil, dünya üzerinde kültürel varlıkları ile birçok kez UNESCO statüsü kazanan ender merkezlerden biri konumuna gelmiştir.' dedi. Tabakoğlu, üniversiteye bağlı Sultan II. Bayezid Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında, külliyenin, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmesi yolunda önemli bir adım atıldığını söyledi. Üniversitelerin bilimin ve bilginin üretildiği, kullanıldığı ve genç nesillere aktarıldığı merkezler olduğunu belirten Tabakoğlu, 'Üniversitemiz bu tarihi mekana adeta modern dünyada tekrar hayat vermiş ve bu arada bu tarihi mekanın zenginliklerinden bilimsel çalışmalarında faydalanmıştır. İçinde bulunduğumuz külliye, yüzlerce yıl tıp biliminin üretildiği ve toplum yararına kullanıldığı bir merkez olmuştur.' diye konuştu. İslam ve Osmanlı medeniyetlerinin insanlığa büyük katkılar sunduğu önemli tıp merkezlerinden birisi olan külliyenin Tıp Fakültesi olarak hizmet veren birimlerinin 1984'te Trakya Üniversitesi'ne tahsis edildiğini hatırlatan Tabakoğlu, restorasyonun ardından tarihi yapıyı dünyanın tanıdığı mekan haline getirdiklerini anlattı. Avrupa Konseyi'nce 2004'te 'Avrupa Müze Ödülü'ne layık görülen külliyenin, dönemin tıp tarihindeki önemli gelişmelerini gözler önüne serdiğini aktaran Tabakoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Sultan II. Bayezid Külliyesi, Selimiye Camisi ve Uzunköprü'den sonra kentimizin üçüncü UNESCO Dünya Mirası statüsünü kazanan varlığıdır. Ayrıca kentimizden Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer almaktadır. Bu zenginlikleri ile Edirne sadece ülkemizde değil, dünya üzerinde kültürel varlıkları ile birçok kez UNESCO statüsü kazanan ender merkezlerden biri konumuna gelmiştir. Üniversitemiz, yeni ve sürdürmekte olduğu birçok çalışması ile Edirne'nin kültürel ve doğal zenginliklerinin, bilimsel öneminin dünya ölçeğinde tanınırlığının ve resmi kabul görmesinin yollarını açmaya devam edecektir.' Erhan Tabakoğlu, külliyenin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmasında büyük katkıları olan emekli öğretim üyesi Ratip Kazancıgil'e teşekkür etti. - 'Ziyaretçi sayısının iki katına çıkmasını bekliyoruz' Kültürel Varlıkları Koruma Uzmanı Yaşagül Ekinci ise Sultan II. Bayezid Külliyesi'nin UNESCO'ya adaylık süreci, geçici listeye alınması ve bundan sonra yapılacaklar hakkında bilgiler verdi. Şu anda UNESCO'nun aday listesinde 174 ülkeden 1600'ün üzerinde eser olduğunu belirten Ekinci, şunları kaydetti: 'Bu 1600 küsur varlığın içinde bu külliyenin özelliklerine sahip bir bilim merkezi, bir tıp ve sağlık merkezi yok. Dünyanın hiçbir ülkesi bir sağlık yapısını ya da bunun üretildiği bir yapıyı şu anda UNESCO'ya sunabilecek kapasitede görmüyor. Türkiye'de bizimle yarışabilecek birkaç tıp merkezi var ve onların hepsi de Osmanlı, İslam ve tıp tarihine bağlı. Yani bu açıdan bakarsak UNESCO'da, dünyanın tüm kültürel değerlerinin olduğu bir listede biz, tıp bilimine yaptığımız katkı, sağlık alanında yapılan çalışmalarla dünyaya örnek olma konusunda tekiz.' Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Müdürü Hakan Akıncı da müzeyi geçen yıl yaklaşık 235 bin kişinin ziyaret ettiğini, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne giren yapının ziyaretçi sayısının 2 katına çıkmasını beklediklerini vurguladı.
a6e9216af4d6
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Bugün güzel bir Pazartesi çünküü iş arkadaşım Işınsu tatilden döndü:) Tatil demişken sizlerle dün aldğım Bebak Havuç Sütü'nü paylaşmak istiyorum. Hem nemlendirici hem de doğal ve etkili bir bronzlaştırıcıymış, daha önce kullanmadım. Dün Watsons'ta dikkatimi çekti hoş kokusuna ve kullandığım Bebak Acıbadem sütüne güvenerek hemen aldım. Bronzlaştırıcı özelliğini henüz bilmiyorum ama nemlendirmesi çok güzel yağlı bir ürün değil acıbadem sütü gibi. Özellikle kuruluk ve soyulmaya etkili olması çok güzel. Üstelik fiyatı da uygun, 9.90 TL. Deneyenler varsa bizimle paylaşabilir mi? *Bebak havuç sütü,içerdiği havuç özü sayesinde cildinize sağlıklı ve çekici bir bronzluk sağlar. *Diğer güneş bakım sütlerinin aksine güneşten sonra kuruluk,soyulma ve cilt döküntülerinin oluşmasını da engeller. *Güneşten sonra bakım kremi kullanmanıza gerek kalmaz. *Doğal havuç özleri içerir. *İçerisindeki özel yağlar sayesinde, yoğun nemlendirici ve besleyici özelliğe sahiptir. *Ciltte kolayca emilir. *Güneşten koruyucu bir ürün değildir. Kakaolusu da vardı bu arada:)
e452c06dbedf
[ "fineweb2", "hplt2" ]
İnsan Kaynakları Politikamız: AĞIRMAN İnsan Kaynakları organizasyonunun amacı, şirket vizyonu doğrultusunda insan kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek; şirketin hedef ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için, gerekli işgücü alt yapısını hazırlamak, geliştirmek, modern yönetim teknikleri kullanarak öğrenen ve yaratıcı bir organizasyon olarak çalışırken içinde tüm çalışanlarımızın keyif, mutluluk, huzur, başarının parçası olma duygularını hissetmesidir. AĞIRMAN'da İş Sağlığı ve İş Güvenliği AĞIRMAN 'da çalışan tüm personelimiz güvenliği, sağlığı için geçerli iş sağlığı ve iş güvenliği standartlarının üzerinde örnek gösterilebilecek çalışma ortamları sağlarız. Devamlı eğitimlerle farkındalık düzeyi arttırılır, metodik analiz çalışmalarıyla olası riskler ortadan kaldırılır. Ağırman İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu inceleme, izleme ve uyarmayı öngören bir düzen içinde ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği esaslarını göz önünde bulundurarak çalışma amacıyla kurulmuştur. Ayda en az bir kez toplanarak sorun ve projelerin önem sırasına göre gündem belirlenmektedir. Ayrıca Ağırman Makina İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulunun en temel görevi iş Sağlığı ve güvenliği konularında işyerinde çalışanlara yol göstermek, işyerinin niteliğine, iş sağlığı politikasına uygun iş sağlığı ve güvenliği talimatları hazırlamak ve bu talimatların uygulanmasını izlemek, izleme sonuçlarını rapor haline getirip alınması gereken tedbirleri belirlemek ve kurul gündemine almaktır. Gündem sonucunda işyerinde sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması ve geliştirilmesi amacıyla kurulan ve çalışan Ağırman Makina İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu yasal gerekliliklerin yerine getirilmesi adına işveren ve tüm personel ile ortak çalışmalar yürütmektedir. AĞIRMAN’ da Kariyer Yönetimi Şirketimiz bünyesindeki açık pozisyonlar öncelikle iç kaynaklardan temin yoluna gidilir. İşe alım politikaları oluşturulurken ve kariyer planlamaları yapılırken, eşit koşullardaki kişilere eşit fırsat sağlanması ilkesi benimsenir. Yükselme; yetki, sorumluluk ve ücret artışını beraberinde getirir. Bir üst göreve geçebilmek için görev tanımının gerektirdiği bilgi ve deneyim gibi özelliklere sahip olmak esastır. Yükselmelerde en önemli kıstas çalışanımızın performansıdır. Ağırman'da ücretler ve Sosyal Haklar Ücretler ve sosyal hakların belirlenmesinde, çalışanlarımızın refah ve huzurunu sağlayacak koşulların oluşmasına öncelik verilir. Güncel piyasa koşulları, yetki, sorumluluk ve performans göz önüne alınarak şirketimizin rekabet gücünü destekler şekilde adil kurumsal politikalara göre ücretler belirlenir. Çalışma saatleri, çocuk işçiler, zorla çalıştırma, mobbing gibi konularda tavizsiz yasalara uyulur. Ağırman'da Eğitim Ağırman'da personel eğitimine büyük önem verilir. Tüm çalışanların ilgili branşlarında mesleki temel, teknik ve yönetsel eğitimleri personelimizin ve organizasyonumuzun verimini, üretim kalitesini maksimum düzeye çıkarmak için düzenlenir ve periyodik olarak güncellenir. MEHMET ALİ BAŞARAN - (ÜRETİM KALİTE ŞEFİ) 1991 yılında öğrenci olarak Ağırman'da çalışmaya başladım. Sırasıyla index otomatlarda, sonrasında torna ve freze bölümlerinde üretim operatörü olarak görev aldıktan sonra CNC otomat ve taşlama bölümlerinin vardiya amirliği görevinde bulundum. Göstermiş olduğum iyi performans sayesinde Kalite Bölümü'nde Üretim Kalite Şefliği'ne terfi ettim. Çalışmaya başladığım günden beri yeni teknoloji makineler, aramıza katılan bilinçli kalifiye personeller, sistemsel çalışmalarla AĞIRMAN sürekli gelişen ve büyüyen bir şirket oldu. Patronumuz Mustafa Hoca'nın (Mustafa Ağırman) ve yıllarca imalat müdürümüz olarak görev yapan Bayram Hoca'nın (Bayram Cantürk),halen tamamlayıcı atölye şefliği görevini yürüten Mehmet Hoca (Mehmet Tunç) sayesinde şirket içerisinde devamlı bir okul ve bilgiyi paylaşma kültürü gelişti. Benim gibi birçok diğer arkadaşlarımın da mesleki ve kariyer gelişimlerinde de bu okul kültürü önemli paya sahip olmuştur. 2005 yılında Nosab'ta bulunan yeni binamıza taşındık. O günden bugüne kadar da büyümemiz hep büyük bir hızla gerçekleşti ve neredeyse ilk taşındığımızda bize kocaman gelen bu fabrikaya sığamayacak kapasitelere ulaştık. Kendi adıma bu başarıyı paylaşmaktan büyük onur ve mutluluk duymaktayım. Ağırman'ı baba ocağım gibi ikinci evim, Ağırman'da ki tüm çalışma arkadaşlarımı da ailem olarak kabul etmekteyim. MÜMİN KARAHÜSEYİNOĞLU (ÜRETİM YÖNETİCİSİ) 2005 yılında kalite personeli olarak Ağırman'da çalışmaya başladım. Şu anda bulunduğumuz yeni fabrikamıza taşındıktan sonra kalibrasyon sorumluğunu üstlendim. Bir yılın sonunda yeni ürün devreye alma sorumlusu olarak atandım yaklaşık bir yıl her iki görevi birlikte yürüttüm. Bir çok yeni projede çalıştıktan sonra 2009 yılında İmalat Müdürü Bayram Hoca'nın (Bayram Cantürk) yanında imalat müdür yardımcısı olarak göreve başladım. 2010 yılında Bayram Hoca'nın emekliliğe ayrılmasından sonra imalat müdürü olarak göreve başladım. Sürekli gelişen ve büyüyen Ağırman ailesi ile birlikte İmalat Yöneticisi olarak görevime devam etmekteyim.
703153c6887b
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2", "vngrs" ]
14 Ocak 2013 Pazartesi Galatasaray’a Semih müjdesi Alanyaspor ile 6 Ocak’ta oynanan hazırlık maçının ilk yarısında forma giyen Semih Kaya, sağ kasık adalesindeki zorlanma nedeniyle bir haftadır idmanlara çıkamıyordu. Ligde ikinci yarının ilk haftasındaki Kasımpaşa maçı öncesi genç futbolcu, bugün gerçekleştirilen antrenmanın tamamında takımla birlikte çalışmalara katıldı. Florya Metin Oktay Tesisleri’nde antrenmanın ilk bölümünde performans uzmanı Scott Piri yönetiminde gerçekleştirilen fiziksel çalışmanın ardından iki gruba ayrılan oyuncular, beşe iki top çalışması yapıldı. Ana bölümde ise dar alanda çift kale maçla idman devam etti. Sabah antrenmanı, soğuma hareketlerinin ardından tamamlandı. Hiç yorum yok: Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
58e9860d9452
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Her sağlam Galatasaray taraftarının bir anısı vardır Ali Sami Yen’de. Önünden geçerken bile tuhaf hissediyorken, şimdi yıkılacağını bilmek... En çok taraftar üzülüyor. Bu sevgi, sevgiliye olan sevgi ile aynı. İnsan ayrılırken anlıyor kıymetini. Sevgi ve aşk böyle yaşanır. Kötülükleri görmez gözün. Ya da ayrıldığında sevgilinden, dönüp baktığın zaman aklında hep güzel şeyler kalmıştır. Kötülükleri düşünmezsin. Taraftarlar da düşünmüyor. Düşünenler elbette vardır ama, onlar o üzüntünün bile güzelliğinin farkındaki taraftarlar... Galatasaray’dan, Galatasaray’ın büyüklüğünden, Ali Sami Yen’in kişiliğinden bahsetmenin yeri değil şimdilik. Eti ve kemiğiyle, damarlarıyla canlı mı canlı duran mabedimize veda vakti. İlk kez o kapıdan içeri ilkokula giderken girdiğimi hatırlıyorum. Küçük ayaklarımla merdivenleri bitirirken, Eski Açık büyüyordu yavaş yavaş gözümde. Sonra insanlar. En güzel yanı Sami Yen’in, içindeki herkesin “senden” olduğunu bilmek, “ait” hissetmek. Sonra, sarı ve kırmızı. Renkten çok daha ötesi. Tribünden çıkıyorsundur, ayağın takılır, hemen tanımadığın bir el uzanır sana. O elin samimiyetini yaşadığın hayatın içindeki her alanda ararsın ama bulamazsın. O samimiyet Sami Yen’in samimiyetidir. Su almak istersin, paran yoktur, yandaki taraftar paranı tamamlar. Küçük bir İzmir’dir kendi içinde Ali Sami Yen... 39 derece ateşim vardı, bir gün sonra da Gaziantep maçı. 4 kat çorap giydiğim ilk ve tek gün. Şişme ve kocaman bir montun içinde, kırmızı burnumla ve üşüyen ellerimle bağırıyordum: 4 sene üst üste şampiyon olduk! 2-0 kazandık. Bir gün de, Eski Genel Sekreter Sinan Kalpakçıoğlu 2 tane bilet vermişti. Hayatımın ilk protokol maçıydı. Rakip Ankaragücü, skor yine 2-0. Çok para kazanıp, iyi yerlerden kombineler alabilme hayali buralarda başladı. Özhan Canaydın’la tanıştım, Adnan Polat’la, Burak Elmas’la. Sıradan hayatımın “unutulmazları” arasına girmişti o günüm. Her taraftarın imreneceği o kahverengi koltuklara oturmuştum. Çocuktum, bir tane Bursaspor maçına gitmiştik. Bütün Emirgan! Berberinden çaycısına, koltukçusundan bakkalına! Arif, Hagi, Hakan Şükür... Üzerimde sarı formam vardı, önünde Show Tv reklamı. Hiç unutmam, 8 numara. Hugo Suat’ın numarası. Yine kazandık. Hep birlikteydik. Tanıdığım ama taraftar yüzünü göremediğim abilerimleydim, babamlaydım. Dünyanın en güzel köfte ekmeğini yedik. Milan maçı da var. Jardel’in son dakikada 2-0 yaptığı, tarih yazdığımız maç. Sami Yen’de değildim. Yıl 2001. Yaşım 13. Kanal 6 yayın aracını yanında kaşkol, düdük, çekirdek satan bir amca vardı. Oradan düdük aldım bir tane. Paramın yettiği tek şey. Maç saatine kadar dolandım oralarda. Mecidiyeköy son durağının eski yerinde, dönmem gereken otobüsü zor buldum. Hayatımın tatlı ve korkulu anlarından birisiydi. Böyle anlar çok az yaşanır. O gün o maçı televizyondan izledim ama, kendisinden 6-7 saat haber alınamayan bir çocuk olduğum için tartışmalı bir akşam geçti. Galip geldiğimizde ise, her şey daha güzeldi... 20:45 şampiyonluğu! Son maç Sami Yen’de değildim ama o sezon bir sürü maça gittim. O maçı da Emirgan Ocakbaşı’nda izliyordu herkes. Bir de yandaki kahvede. Babamla 2 aydır küstük. Göz göze bile gelemiyorduk. Neden kırıldığımızı bile bilmiyorum şimdi sorsanız... Neyse, Denizli – Fenerbahçe’yi perişan ediyor, 17 dakika uzatma var. Kahvedeyim. Fahri amca oturduğu koltuğu masanın üstüne vurup kırıyor! Kahvede çıt yok! Herkesin yüreği ağzında, Fenerbahçe montlular bir yanda, biz bir yandayız. Tuncay koridorda sahaya çıkmadan önce “Bir çuval gol atarız” diyor. Babamın yüreği dayanmıyor, dükkana kapamış kendini. Ne televizyon açık ne radyo. Bu gerginlik tartışmalara dönüyor, uzatmalar falan derken, şampiyon oluyoruz. Ağlaya ağlaya dükkana haber vermeye gidiyorum. Babamın dünyadan haberi yok. Sarılıyorum, ağlıyoruz. “Şampiyon olduk” diyebiliyorum kendimi zorlayarak. O gece Ocakbaşı’na gidiyoruz, masamızda Aslansütü, yüzlerimiz gülüyor. Son lig maçı, rakip Gençlerbirliği. Saniye 43 olmuş, 1-0 yeniğiz. Kar tipiye dönüyor, sıcaklık eksilere düşmüş... Eller ayaklar buz. Oraya kadar gelen taraftar, o soğukta o stadı dolduran taraftar, kendileri kadar sorumlu davranan oyuncular görmek ister. Sahada gezen, 3 pas yapamayan adamlar vardı. Acizlikten gözlerim doldu. Soğuk kipriklerime vurdu sonra. Sadece ben böyle değildim. Bütün taraftarlar isyan ettiler bu duruma. Ben futbolcu olsam, bir daha çıkmaya yüzüm olmazdı sahaya. 75. dakikaya kadar dayanabildim. 2-0 kaybettik. “Sami Yen hakkını size helal etmiyor!” diye bağırırken taraftar, güzel anılarım, hatıralarım arasına bunlar da girmesin, görmesem daha iyi dedim kendi kendime. Yine de ne o stada, ne o renklere bağlılığımı kaybettim. Kötü bir vedaydı Sami Yen’e. Zaten bu son gidişimdi. Daha çok anısı vardır bu mabedin. Ayrılık kolay gözükebilir. Ruhumuzu, tarihimizi, duruşumuzu taşıyarak gidiyoruz Aslantepe’ye! Yeni bir sayfa açıp, eski ruhumuzla gidiyoruz yeni cehenneme!
27bb9464e275
[ "culturax", "hplt2" ]
2013 TÜİK verilerine göre 14-18 yaş arası nüfusumuz 6 498 688 kişiden oluşmaktadır. Bu oran ülke nüfusun yaklaşık % 9’na denk gelmektedir. Ergen/Genç kabul ettiğimiz bu nüfusun tamamına yakını Liselerde/ortaöğretimde okumaktadır. Ülkedeki her aile, bu yaş grubu nüfusa bir şekilde ilintili olduğundan, Liselerle doğrudan veya dolaylı etkileşim halindedir. Bilimsel hiçbir karşılığı olamayan elemelerle/tercihlerle gençler ortaokuldan liselere geçiş sağlamaktadır. Ülkenin geleceğini sürdürecek bu neslin kahir çoğunluğu, olması gereken okuldan farklı bir lisede eğitimini almaktadır. Amacından ayrık, yetenek, ilgi ve seveceği alandan müstesna ortama mahkûm edilen ergenler, gerçek hayattan kopuk yaşamaktadırlar. Eşit ve adil olmayan koşullarda yetişen tüm öğrenciler, aynı testlerden geçirilmektedir. Farklı karakter ve kabiliyetlere sahip bu gençler aynı/tek hedefe yönlendirilmektedir. Hasbel kader kendi kişisel yapısına uyumlu veya özel imkân ve zorlamalarla hedefe ulaşan öğrenciler zeki/çalışkan atfedilmektedirler. Hedeften uzaklaştıkça sözde; öğrencilerin zekâ seviyelerinin düştüğü algısı genelin kabul etiği bir durumdur. Bu sürecin böyle bir çıkarımı son derce abestir. Ancak sonuç; bilgi, bilim, teknoloji, sanat v.b. tüm alanlarda ülkenin beyin kaybıdır. Öğrencinin kendisini bulamadığı liselerde; gençlerde kişisel gelişim ve davranış bozuklukları, zihinsel ve hayati boşluklar yaşanmaktadır. Toplumdan, aileden, normlardan ayrı bir yaşama sürüklenen bu kesimin; alttan, ince ince ortama isyanı da sezinlenmektedir. Ailenin sadece “kendi çocuğu olarak” tanımladığı bu jenerasyon, eş zamanlı; medyanın, internetin, basının, sokağın, arkadaşın ve de okulun çocuğu olarak büyüyor. Bu gençler farkında olmadan; Hazcılığı, kolaycılığı, üretmeden tüketiciliği, hiçliği, başıboşluğu hayatın gayesine dönüştürmektedir. Aile beklentilerinin dışında bir karakterle karşı karşıya kalan ebeveynler aile içinde saklanılan, şiddetli bir çatışmanın içine girmektedir. Bu çatışma hali öğrencide, bir taraftan başarısızlığı tetiklerken aynı zamanda tehlikeli tuzaklara itmektedir. Bu durumu iyi okuyan tehlikeli mihraklar, pusuyu kuracak yer, zaman ve tarzı çok iyi ayarlayabilmektedirler. Zararlı madde bezirgânlar, gayrı ahlaki çeteler, terör odakları için, ergen gençler en kolay insan kaynak alanlarıdır. Veli olarak tanımladığımız yetişkinler, duyularını ekseriyetle akademik başarıya odaklamışlardır. Öğrencisine en yoğun sorduğu sorular; Başarı, not, ders çalışma vb.dir. Birçok öğrenci, gün boyunca görmediği ebeveyni ile karşılaştıklarında, kendileri değil, derslerinin nasıl olduğu sorusu ile karşılaşması talihsiz bir gerçektir. Velilerin okul ziyaretleri, genel olarak öğrencinin notlarını varsa devamsızlığını düzeltmek üzeredir. Velinin; öğrenci notunu, devamsızlığını, disiplinsizliğini telafi etmek için meşru olmayan yöntemlere başvurması, okul idare ve öğretmenlerini zor durumda bırakabilmektedir. Öğrenci bu durumdan yararlanarak daha büyük yanlışlara sürüklenmektedir. Bazen de öğrenci okul içindeki sorunu/başarısızlığını dışındaki bir gerekçeye dayandırarak velisini manipüle edebilmektedir. Veli öğrencisine iyi bir okul, sınıf ve öğretmen ararken, okulun ve öğretmenin de; iyi veli özlemi görünmelidir. Farklı aile yapılarından gelen öğrenci profilleri, okul ve sınıfların ana bileşenidir. Geleneksel, ataerkil, geniş, çekirdek aile yapılarından demokratik aile yapı oluşum beklentisi, çoğu yerde anlam kaymasına neden olmuştur. Literatürel Demokratik Aile Yapısı, Çocukerkil Aile Yapısına dönüşmüştür. Demokratik aile yapılarında beklenilen; görev, sorumluluk, ödev paylaşımının bir disiplin anlayışına dayandırılmasıdır. Gelişen Çocukerkil Aile yapıları ile çocuğun istek ve beklentilerine göre konum alma, önceleme kabullenir bir duruma dönüşmüştür. Sosyal yapının özünü oluşturan ailelerde, görünen bu tanım kayması, başta okullarda olmak üzere, yaşamın her karesine olumsuz yansımaktadır. Aile; büyüyen çocuğun kabaran, kontrolsüz, yararsız talepleri karşısında karmaşık ilişki ve iletişim sorunu yaşamaktadır. Aileler; çocuklarında görmek, duymak istediklerine duyularını kabartırken gerçeklere kör ve sağır kalarak kolaycılığı tercih etmektedir. Veli; Akademik başarısızlık, psikolojik sorunlar, ahlaki çöküntülere karşı rehberlik servislerine, kişisel gelişim uzmanlarına yönelmektedir. Rehberlik servisleri ve kişisel gelişim uzmanları kitabi, klişe, sözlerle aile ve öğrencileri rehabilite etmeye çalışmaktadır. Kişisel Farklılıklar düşünüldüğünde, her öğrenciye kullanılacak dil ve yöntemlerin özel olması gerekir. Yanlış reçete ile başlatılan iyileştirme çalışmaları, agresif ve beklenmeyen psikolojik davranışları tetiklemektedir. Ülkede kontrolsüz gelişen bir şehirleşme olgusu yaşanmaktadır. Nüfusun % 80’ni aşan şehir yerleşimleri birçok tehlike ve tehdidi de beraberinde barındırmaktadır. Özelikle risk grubu tanımına giren gençler, bu tehlike ve tehdit odakların tuzağına daha kolay düşmektedir. Olağan standartlarda yaşamaya çalışan aileler, çocuklarını tehlikelere karşı evde ve gözetim altında tutmaktadır. Bu yaşam tarzı, gençlerde psikolojik sorunların başlamasını tetiklemektedir. Ergen yaşa gelen bu jenerasyon asi, isyankar veya dış dünyaya kapalı davranış biçimleri geliştirmektedir. Hiçbir aile, 14-18 yaş aralığına hitap eden ortaöğretim gençliğini; madde bezirgânlarına, çetelere, örgütlere, amaçsız ve hayâsız gruplara katılmasını istemez. Öyleyse, Liselerde illegal girişimlere ve yapılanmalara karşı geliştirilmiş devlet politikaları uygulanmalıdır. Bu anlamda öğretmen ve okul yönetimlerinin eli güçlendirilmelidir. Legal yapılanma (siyasi partiler, cemaatler, vakıflar vb.) uzantılar, lise gençliğini çıkar ve emellerine kullanmamalıdır. Liselileri militan deposu olarak gören bu zavallı çevreler, gelecek adına iyi niyet taşımadıkları aşikârdır. Milli eğitim sisteminde yaşanan bozuk gelişmenin, birçok bileşeni vardır. Bu sorunların tespiti ve çözümlerinde ayrı, yalın beyin takımlarının bu işin mutfağında çalışması elzemdir. Milli eğitim camiasının her statüsünde; eğitim/öğretim körlüğü yaşayan, geleceğin okuryazarlığını yapamayanların yarattığı tahribatı, birilerinin artık görmesi gerekir. Zeynel KARATAŞ
97094a0d8b35
[ "c4", "culturax", "hplt2", "vngrs" ]
Edebiyat Dergisi Türkiye’de yabancılaştırma oluşumları, 1923 ve sonrasında bir şirk sürecine girdi. Tanzimat Fermanı ile başlayan Batı hayranlığı ve bundan kaynaklanan trajik uygulamalar bu süreçte doruk noktasına ulaştı. Şirkin kökenlendiği ana kaynak, yabancılaşmış yazarların ürünleriydi. Cumhuriyet döneminde, halkın inançları dışında, halka karşı bir edebiyat oluştu. Halkın Batıcı yönetimlere direnişi de, her on yılda bir tekrarlanan askeri darbelerle kırılmaya çalışıldı. Edebiyat dergisini çıkarmaya bu koşullar altında karar verdik. Çünkü, Cellât’a karşı duracak güç salt edebiyattaydı. Ülkemize edebiyatla gelen ve yerleşen bu yabancılaşma, yine ancak edebiyatla ülkemizden atılabilecekti. Sanatı, edebiyatı, birincil kaygımız yapışımız bundandı. Bir ulusu olumlu ya da olumsuz yönde oluşturan gücün o ulusun edebiyatı olduğuna; bilinçli bir oluşum için en çok sanata, edebiyata gereksinim olduğuna inanıyorduk. İnandıklarımızı yazıyorduk. Yazdıklarımıza inanıyorduk. Hepimiz her şeyimizle ortaya konulan her ürünümüzle özdeşleşiyorduk. Biz, sanatın, edebiyatın işlevinin, tüm sömürülere karşı durmak olduğunu söylüyorduk. “Yazı, ezen sınıfı ezmek için yazılır” diyorduk. Savaşım için yoğun direnç gerektiğini, bu direncin de, sanatın, edebiyatın özünde var olduğunu söylüyorduk. Şubat 1969’da ilk sayısı çıkan ve Aralık 1984 sayısıyla yayımına ara veren Edebiyat dergisi, bir döneme tüm Türkiye genelinde sanat ve edebiyat bağlamında gerçekten damgasını vurdu. Sadece kullandığımız dil değil, kullandığımız kavramların ve söylemimizin içeriği de büyük şaşkınlık yarattı. Çünkü Edebiyat’ın çizgisi köktenci bir çizgiydi. Muhalifti ''Edebiyat'' dergisi. Şimdi, şunu vurgulamaktan onur duyuyorum: ‘Edebiyat'' dergisi, salt alınterini, emeği birincil ölçüt olarak gören bir savaşımın yerli ve evrensel belgesi oldu. NURİ PAKDİL ile Şubat 2015’te yapılan bir söyleşi’den
ae9cd86979f9
[ "hplt2", "vngrs" ]
Bizim lego maceramız aslında bundan 7 sene önce başladı. Şaka gibi ama gerçekten o zamanlar Türkiye'de bulabileceğiniz lego çeşitleri bir elin parmakları kadardı. 4 yaş doğum günü kutlaması için Boncuk'a Danimarka'dan Lego'nun orijinal web sitesinden sipariş verdik. Türkiye'ye teslimat yok. Amcamız o sıralar Berlin'de yaşıyor. Onun adresini verdik. Teslimat oraya yapıldı. 80 doğumlu ve hala Lego'yla vakit geçiren amcamız coşkumuza ortak olup kendi seçtiği koca bir paketi de siparişimize ekleyip geldi doğum günü kutlamamıza. Boncuk severek oynadı legolarla. Ama alternatiflerle kıyasladığında her zaman tercih ettiği bir oyuncak olmadı. Can 2 yaşına geldiğinde biraz da ikinci çocuk rahatlığı ile daha büyükçe yapı blokları kenara bırakıldı ve küçük ve özel parçaları ayıklanmış bir kutu lego ile tanıştırıldı Hep elinin altında oldu legolar. Yine de ancak Arabalar, hayvanlar, dinazorlardan sıra geldikçe tarifler kurcalandı ya da spontane tasarımlar yapıldı. Ne zaman ki 4.5 yaşına geldi işler değişti. Neredeyse bütün oyuncaklar kutularına kaldırıldı ve yer gök lego oluverdi. Özellikle Lego City serisi evin her yanını sardı. Her özel gün, babanın her yurtdışı seyahati, her torun sevindirme heyecanı küçük ya da büyük bir lego paketini koleksiyonumuza kattı. Koleksiyonumuz diyorum. Çünkü lego tutkusu evde herkesi sardı. Can kendi kendine oynama konusunda çok yaratıcı bir çocuk. Boncuk daha çok kendisi için hazırlanmış sahneleri ve konuşturulan karakterleri tercih ederdi. Can ise sahneyi kendisi hazırlıyor, senaryoyu kendisi yazıyor (!) ve karakterleri kendisi konuşturuyor. Legolarla ilgili her şey ilgi alanımıza girdi dolayısıyla. Bu tutkunun peşindeki koca koca adamların yaptığı işlerin izleyicisi olduk. Brick Show sayesinde Can'ın İngilizcesi bir hayli gelişti hatta :) Bu tanıtımlara bir de Lego City Police Stories eşlik etti uzunca bir süre... Bunlar bizi Lego Filmi için bir hayli heyecanlandırmıştı. Ve sonunda Lego Filmi vizyona girdi ve muradımıza erdik. Artık animasyonlara burun kıvıran Boncuk bile bize katıldı. Film hem çok eğlenceliydi hem de çok esin vericiydi. Legoya dair, yaratıcılığa dair, oyuna dair, hatta hayata dair bir sürü fikirle çıktık filmden.
53e99ac4173d
[ "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Oda’ya gelen ve Oda’dan gönderilen bütün evrakların, kayıtlarını yaparak, ilgili servis amirliklerine iletir ve cevap verilen evrakların dağıtım, postalama ve dosyalama işlemlerini yapar. Yönetim Kurulu, Meclis ve Meslek Komitesi Toplantılarının duyurulması, organizasyonu, toplantı kararlarının yazılı hale getirilmesi, imzalattırılması, alınan kararların ilgililere bildirilmesi ve takibinin yapılmasını sağlar. Oda ile ilgili postalama işlemlerinin yerine getirilmesi. Genel Sekreter tarafından verilecek diğer görevlerin yerine getirilmesini sağlar. 5174 sayılı Mevzuat uyarınca istenen bilgi ve belgeleri sicil kayıtlarına göre vermek 5174 sayılı Mevzuat uyarınca üyenin talebi üzerine istenilen belgeleri tanzim etmek Üyelerimizin ve kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine Oda servislerinde hazırlanan yazıları, giden evrak kayıt defterine kayıt etmek, Kamu kurum ve kuruluşlarından istenen firma istihbarat bilgilerini talebe bağlı olarak yazılı ve sözlü cevap vermek, Odaya bağlı üyelerimizin yanında çalışan çırakların, çıraklık okuluna devamı durumunda çıraklık dosyalarını tutmak, kayıt işlemlerini yapmak ve nakil işlemlerinin yapılmasını sağlamak, Bağ-kur formlarını üye sicil bilgilerine göre onaylamak, Kamu kurum ve kuruluşlarının ihale öncesi bir malın veya hizmetin piyasadaki yaklaşık maliyetinin tespiti için yazılı başvuru yapmaları halinde yaklaşık maliyet fiyat tespitleri yapmak
f80cc7ff4c32
[ "fineweb2", "hplt2" ]
Aşık etme büyüsü, sevdiğiniz insan sizi sevmiyordur. Ya da eski sevgiliniz sizi sevmiyorsa onu tekrar size aşık etme yolları vardır. Mutlaka ayrılmış olmanız şart değildir. Eğer sevgilinizle ilişkiniz monotonlaşmışsa, yada eşinizle eski günlerinizi geri arıyorsanız aşık etme büyüsü işinize çok yarayacaktır. Çünkü, yapılan aşık etme yöntemleri ile tekrar eski güzel günlere geri dönebilirsiniz. Bunu sağlamak ... Eki 04 kategori büyüler etiketler ankarada cinci hoca, aşık etme büyüsü vefki yapmak bozmak medyumlar hocalar, aşk bağlama, aşk büyüleri nasıl yapılır, aşk büyüsü, aşk büyüsü çeşitleri, aşk büyüsü nasıl yapılır, aşk büyüsü nedir, aşk büyüsü tarifi, aşk büyüsü yapmak, aşk vefkleri çeşitleri, aşk vefkleri nasıl yapılır, Aşk vefkleri nedir, ayırma, bağlama, Baht talih şans nasip açma duası, bozma vefkler, bozmak, bursa cinci hoca, büyü bozan, büyü bozma, Büyü çeşitleri, büyü çeşitleri nelerdir, canbar, cin bağlayan, cin mektubu, cin musallatı çarpması tedavisi, Cin musallatı ve çarpması nedir, cin şeytan ifrit hüddam musallatı tedavisi cinlerden kurtulmak korunmak, çıkaran yakan hocalar medyumlar, dil, dil bağlama, domuz, domuz büyüsü, domuz kabir mezar kilit papaz büyüsü bozan kısmet açan büyü yapan medyumlar, duaları vefki vefkleri tılsımı tılsımları muskası muskaları, en etkili aşk büyüsü, en etkili aşk vefki büyüsü, hangileridir, Havas ilmi, havas ilmi nasıl yapılır, havas ilmi nedir, ile kısmet duası, istanbul cinci hoca, kabir mezar, kader nasip kısmet baht şans talih nasip açan dualar medyumlar hocalar yolları yöntemleri nasıl açılır, kilit düğüm, kısmet, kısmet açan, kısmet açma, kısmet açma duaları, kısmet açma duası, kısmet nasıl açılır, Kocaya yedirip içirip nasıl büyü yapılır, Medyum büyü bozan kısmet açan aşk büyüsü bağlama büyüsü yapan bozan papaz büyüsü bozan medyum hocalar kısmet açma büyü bozma yapma medyumlar iplik düğüm kilit, medyum hocalar, medyumlar, medyumlar hocalar Almanya İngiltere Fransa Hollanda Belçika Ukrayna Azerbaycan Romanya İsviçre İsveç Kanada Avusturya Rusya Avustralya Norveç İtalya Macaristan, nasip kısmet açan hocalar, papaz, papaz kilit uyku, şans, soğutma büyüsü çeşitleri, talih baht, tılsımlar, uyku, ve kısmet duaları, vodo, yapan bağlama büyüsü yapan bozan, yapan medyumlar hocalar Bu sayfayı paylaşın
cbcd27546529
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
03Kısmet Açma Duası Birçok kişinin özellikle istedikleri özelliklere sahip olan kişilerle karşılaşmak ve hayalini kurdukları yuvayı kurabilmek için yaptığı girişimlerden sonuç alamadığına tanık olan bizler, bu durumdan o kişiler gibi üzüntü duymaktayız. Yaşadıkları bu şanssızlıkları yenmek için kısmet açma duası gibi etkili duaları tercih eden kişilerin verdikleri bilgilerden de yola çıkarak bu özel duanın ne kadar güçlü ve tesirli olduğunu görmekteyiz. Yapılan dualar zamanla insanların yaşadıkları kısmetsizlikleri ortadan kaldırmakta ve kendilerine uygun kişilerle karşılaşmalarına vesile olmaktadır. Kalpten yapılan kısmet açma duası her zaman için insanların istedikleri sonuçların ortaya çıkmasına ve istenilen yuvaların kurulmasına yardımcı olacaktır. Taşıdıkları manevi önemden dolayı birçok farklı duada kullanılan fatiha, ihlas veya ayet-el kürsi gibi birçok kişinin ezbere bildiği surelerin okunduğu kısmet açma duasında en önemli kural duanın düzenli olarak ve disiplin içinde okunmasıdır.
0156e0ca8b97
[ "c4", "culturax", "fineweb2", "hplt2" ]
Ayakkabı Kumaşı – Parça Kumaş Alanlar Ayakkabıcılık insanlar gerekli daralan yüzeylerden ayaklarını korumak için düşündüm başladı yüzlerce yıl için önemli bir el sanatları olmuştur. İhtiyaçları, konfor, ve her bireyin tadı ile iyi gitmek için sandalet, bot ve terlik dahil olmak üzere ürünlerin, baş döndürücü çeşitli üretmek. Bu bir yaratıcılık çok, doğru mühendislik ve güzel ve dayanıklı sonuçlar üretmek için çaba gerektirir. Bir ayakkabı yapma temel adımları aşağıdaki gibidir: Son oluşturulması: Bu belki işlemin en önemli parçasıdır. Son ayakkabı kalıp vardır ve genellikle ahşap veya plastikten yapılır, üzerinde şeklidir. Bu, uygun ve his son ürünün yanı sıra performans belirler. Ayakkabı farklı boyutlarda yapılmış ve ölçüm birimleri ülkeler arasında farklılık vardır. En yaygın olarak kullanılan sistemler, Fransa kişilerce, Kuzey Amerika (ABD ve Kanada) ve Birleşik Krallık bulunmaktadır.deri, lastik, ahşap, plastik, tuval, kumaş,ayakkabılık kumas,ayakkabı kumaşı,ayakkabı derisi,ayakkabı derisi alanlar,kumaş alanlar,ucuz ayakkabı Evcil hayvan ile bir ev için bir kanepe kumaş seçerken, sadece hayvan kürk ve dökülme daha düşünün daha var.Kediler ve köpekler de onların çivi ve pençeleri, tükürük, koku, ve onların pençeleri izlenir olabilecek herhangi bir kir yoluyla aşınma ve yıpranma teslim.Geçen başında ve inşaat sürecinin sonunda hem de yer almaktadır.Desen Kesme: Belirli parçalar üretilmektedir nerede Desen kesim olduğunu.Bu parçalar genel olarak oluşur taban taban kısmı; astarı doğrudan ayak altına yerleştirilen iç kısım; taban , doğrudan yere temas tabakası; topuk , yüksek veya düşük olabilir alt arka kısmı; ve üst , yürüyerek ayakkabı tutan kısım.
8a0223ba05fa
[ "fineweb2", "hplt2" ]
- Bu program ile Kur'an-i Kerim'i okuyabilir, dinleyebilir ve öğrenebilirsiniz. - İstediğiniz tanınmış hafızların sesinden istediğiniz sureyi tekrar tekrar dinleyebilirsiniz. - Çok güzel bir şekilde hazırlanıp ücretsiz olarak İslam dinine hizmet için yazılmış bir program. - Program çoklu dil desteklidir, çok özellikli bir yazılım özellikleri anlatılmayla bitmez, kurup kullandığınız zaman hak vereceksiniz. - Emeği geçen herkesten Allah razı olsun... Programı Buradan İndirebilirsiniz... Not: Linke tıkladıktan sonra açılan sayfada biraz bekleyin, program otomatik olarak inecektir.
f6536c60d93a
[ "fineweb2", "hplt2" ]