text stringlengths 97 665k | id stringlengths 12 12 | source listlengths 2 5 |
|---|---|---|
GÜNCEL HABERLER
Türkiye Cumhuriyeti Türk Dünyası Parlementerler Birliği ve DESKAV vakfının kardeş Kırgızistan Cumhuriyetine hediye olarak yaptıkları yolun açılışına Kırgızistan parlamento başkanı Felix Kulov ve birçok devlet yetkilisi eşlik etti.
DESKAV Vakfı Ülke kalkınma projeleri hazırlamakta ve uygulamaktadır. Kullandıkları malzemeler ekonomik, kaliteli ve uzun ömürlüdür. Vakıf, Kalkınması gerekli ve önemli bölgelerin kalkınmasını yerel imkanlarla ekonomik ve toplumların yararına inşa etmeyi hedeflemektedir. Vakıf kurucusu Yüksek Mimar Sariye Arslan ve ekibi Nano teknolojik malzeme ile yaptıkları yolu 1.000.000 tl ye mal etmislerdir. Ekonomik olan yol aynı zamanda; Çevre dostu, tamamen ekolojik, 30 yıl dayanıklı ve üzerinden ağır vasıtaların geçmesi ile dayanıklılığı artan özelliktedir. Yüksek kalite ve nitelikteki bu yol, Türk Dünyası Parlamenterler Birliği önderliğinde Kırgız Halkı ve Türk Halkının dostluklarının pekişmesi ve kalkınması için Kırgız Halkına ve Devletine hediye edilmiştir. Bu vesile ile Devletlerimiz ve Milletlerimiz arasında dostluğun ve kardeşliğin pekişmesi ve ilişkilerin daha sıcak ve yoğun olması hedeflenmiştir.
DESKAV_TPBD KIRGIZÎSTAN hediye yol açilisi
ANASAYFA I KURUMSAL I FAALİYETLER I HABERLER I FOTOĞRAFLAR I VİDEOLAR I BASINDAN I ÜYELER I İLETİŞİM | fbe7e4035076 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Dilek Hanif 2012 Sonbahar-Kış Koleksiyonu
Dilek Hanif Sonbahar – Kış Hazır Giyim Koleksiyonu’yla kadını yeniden yorumluyor..
"Dilek Hanif” markasıyla dünya moda devleri arasında yer alan ve kabul gören ünlü moda tasarımcısı Dilek Hanif, modern şehirli kadının elegan stilini oluşturan 2012 - 2013 Sonbahar / Kış Hazır Giyim Koleksiyonu’yla beğeni topluyor.
Tasarımlarıyla Türkiye’de olduğu kadar dünya moda çevrelerinde de isim yapan ünlü moda tasarımcısı Dilek Hanif’in, 2012 - 2013 Sonbahar / Kış Hazır Giyim Koleksiyonu mağalardaki yerini aldı. Daima rafine, elegan ve dinamik tarzıyla couturede olduğu kadar hazır giyimde de fark yaratan Dilek Hanif’in tasarımları kadınsı ve sofistike çizgisiyle dikkat çekiyor.
Dilek Hanif, her yere ve her yaşa uyarlanabilecek tarzda, modern olduğu kadar klasik çizgiler de içeren Sonbahar / Kış Hazır Giyim Koleksiyonu’nda; Jackie Kennedy ve Lee Radzwill kardeşler gibi, 1960’ların süper modern New York tarzı ile klasik giyim anlayışını bir arada kullanabilen, zamanının moda ikonlarından esinlendi. Ağırlıklı olarak dar siluetlerle paçaları kısa ve yüksek belli pantolonların ön plana çıktığı koleksiyon, 1960’ların diz altı elbiseleri ve farklı şekillerde yorumlanarak kullanılabilecek ceket ve mantolar ile şık kombinasyonların oluşturulmasına olanak sağlıyor. Gömlek, kürk etek ve yelek gibi tamamlayıcı parçalar ise bol ya da dar bir jean ve bir çift stiletto ile kombine edilerek gündüz işte, iş çıkışı ise bir kokteyle veya konsere gidilebilecek tarzda rahatlıkla kullanılabiliyor.
Siyah rengin hakim olduğu koleksiyon, altın ve gümüş rengi işlemeler ve kürk detaylarla zenginleştirilerek Dilek Hanif kadınına hem klasik hem de sofistike bir şıklık katıyor. Modern şehirli kadını Dilek Hanif stiliyle yeniden tanımlayan, pelerin ve kabanların tamamladığı kalem etekler, uçuşan şifonlar, zarif abiyeler ve şık detaylarla zenginleştirilen tulumlar kış sezonunun öne çıkan trendlerinden cape’ler, danteller, kadifeler, ipek şifon ve kürk gibi gibi özel dokulara sahip. 2012-2013 kışının uzun gece elbiselerinin detaylarında ise Dilek Hanif’in couture ruhunun izlerini bulmak mümkün.
Zarif ve kadınsı siluetiyle fark yaratan Dilek Hanif 2013 Sonbahar - Kış Hazır Giyim Koleksiyonu parçalarını, İstanbul’daki mevcut mağazası ve Harvey Nichols’ın yanı sıra önümüzdeki günlerde yer almayı plandığı diğer mono brand mağazalarda da bulmak mümkün olacak. | 36c366c7274e | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
31 Aralık 2008 Çarşamba
2008'e Veda
Yine politik çalkantılarla, savaşlarla, kana bulanmış 2008 üzerine neler anlatılabilir ki... Hepsi sinir bozucu.
Tarih denilen şey, anların sayısal değer kazanıp, bizlerin her geçen anı imgeleştirebildiğimiz bir kavramın yıllar hanesinde 1 sayı artmasıyla yeni umutlar hayal etmek, hayalperestlikten öte bir şey değil.
2008 bitti ve 2009'la yeni bir sürece girildiğini farzedenler, yeni bir süreç filan söz konusu değil var olan süreç devam etmekde, kıyım ve acıları hergeçen gün daha da artmakta.
Ben de 2009'un 2008'den daha iyi geçeceğini düşleyebilmek isterdim.Olmayacağını bile bile de bunun hayalini kuramıyorum.2009'un daha iyi geçebilmesi için sadece ve sadece çözümlere ihtiyacımız olduğu kesin.Ancak sorunlarımızı halletmek yerine mevcut sorunlara hep yenileri eklenmekte, sürekli sorunlar türetilmekte, bu arada bir şeyler arada kaynatılmakta ve sonrasında da karşımıza daha büyük sorunlar olarak çıkmakta.
Neticede kaos ortamı...
Ben 2008'i hiç sevmedim, 2009'dan da umutlu değilim, kesin depresyondayım :)
Uzun lafın kısası iyi veya kötü yaşanan 2008, hoşgelmesi beklenen 2009.
28 Aralık 2008 Pazar
2009 Yılbaşı Kartları
24 Aralık 2008 Çarşamba
Karlara Yazılmış Gerçek Bir Destan 120
Kardeşlerimin mezarlarını, düşman çizmelerine ezdirtmem diyen 120 kahraman çocuğun hikayesi...
Ağustosda gösterime girdi ama çoğu insan yeni farkediyor ve diğer bir çoğunlukta birhaber.En çok seyretmesini istediğim kesim de özür dileme kampanyası başlatanlar.
Ama şunu bilmeliler ki kimse bu 120 kahraman şehidin ve nicesinin, milletimin ve benim adıma özür dileyemez...
Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diler kimseden de özür dilemem.Ruhları şad olsun.
Her şey bir kenara şanlı tarihimizden çok güzel bir film, muhakkak seyredilmeli...
Filmin konusu, resimleri, izleyici görüşleri ve fragmanı için resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Resmi Sitesi : www.120filmi.com
19 Aralık 2008 Cuma
Cep Telefonları İçin Hareketli Resimler
Örnek olarak 3 tanesini verdiğim resimler, toplamda 55 tanedir. Hepsini indirebileceğiniz adres aşağıdadır.
Resimlerin hepsini indirebileceğiniz download adresi :
Dosya boyutu : 4 mb.
13 Aralık 2008 Cumartesi
Aşk Öyküsü
Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok Kısa boyunun olması yanı sıra, cok garip bir de kamburu vardı.
Mendelsohn, günün birinde Hamburg da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses, bu güzel kıza umutsuz aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu. Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu.
Kızın güzelliği öylesine olağanüstüydü ki, bir an için onun cenetten geldiğini bile düşündü. Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Mosesi çok üzdü. Güçlükle başlayabildiği konuşması sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu:
“Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız ?”
“elbette” diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine kaldırmayıp Mosesin yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu:
“Peki ya siz ?” dedi. “Siz inanırmısınız buna ?”
Moses bir an bile duraksamadı:
“Evet, bende inanırım” dedi ve ekledi: “Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Allah, onun evleneceği kızı belirlermiş.
Benim doğduğumda da benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana ´Senin karın kambur olacak `demiş. O zaman ben bir istekte bulunmuşum Allah´dan. “Allah'ım, kambur bir kadın bir trajedi olur, lütfen onun kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap demiştim”
Mosesin bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Mosesin elini tuttu. Daha sonra da onun, sevgili eşi oldu. Bu anlatığımız bir “peri masalı” değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn´un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmerinin öyküsüdür.
11 Aralık 2008 Perşembe
En İyi ve Bedava Web İstatistik Siteleri
4 Aralık 2008 Perşembe
%50 Hisse ile Ortak Aranıyor
Dertlerimden oluşan A.Ş. ortaklığımı günün birinde halka da açmak istiyorum.Borsada ne kadar işlem göreceğini çoook merak ediyorum.
Derdimin ne olduğunu merak ediyorsanız bunu en güzel Orhan Veli ağabeyim anlatmış.Derdimi onun dizeleriyle anlatayım;
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki...
Dayanılır şey değil
Orhan Veli KANIK
Dertlerim ve dertlerimle ilgili hayallerimi anlattıktan sonra başvuracak arkadaşların dikkatine:
- Öncelikle Dertlerimden Oluşan A.Ş. ön talepleri kabul edececektir.
- Ön taleplerde olası rağbet düşünülerek gerekirse ihale yöntemiyle hisseler verilecektir.
- Güzel kızlar öncelikli tercih edilecek ;)
- Dertleri mümkün olduğunca paylaşarak üstesinden geleceğine garanti verenler | 2724a7559a9a | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Ardahan'ın Damal ilçesinde Karadağ sırtlarına her yıl yansıyan Atatürk silueti bu yıl da görünmeye başladı.
Damal ilçesine bağlı Yukarı Gündeş köyü Karadağ sırtlarına her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında 17.55-18.10 saatlerinde izlenebilen Atatürk siluetini görmek için ilçeye çok sayıda vatandaş geldi.
Doğa mucizesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen vatandaşlar, hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor. Siluetin izlenmesi için her yıl Damal Belediyesi tarafından düzenlenen Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde 13. Damal Şenlikleri ise 5 Temmuzda yapılacak.
Atatürk'ün siluetinin izlenmesi ile birlikte halk oyunları topluluğu gösterileri, konserlerin yer aldığı şenlik etkinlikleri kapsamında ayrıca ''Atatürk ve Doğa'' konulu konferans düzenlenecek.
Süleyman Demirel İlköğretim Okulu'nda verilecek konferansa, Kafkas ve Ardahan üniversitelerinden öğretim üyeleri katılacak.
Siluetin İlk Ortaya Çıkışı
Atatürk silueti, ilk defa 1954 yılında Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından görüldü. Siluetin, 1975 yılında Erdoğan Kumru tarafından çekilen fotoğrafları Genelkurmay Başkanlığına gönderildi. Kumru, 1988 yılında bu fotoğrafıyla bir gazetenin düzenlediği amatör fotoğrafçılık dalında birincilik ödülü elde etti.
Damal ilçesinde 1995'ten itibaren temmuz ayı içinde Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri düzenleniyor. | a66b0c759848 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bir yakışıklı varmış..Kamyonları çook severmiş..Bu yakışıklının adı Evren'miş ve 2 yaşına girmiş:)
Arkadaşım Zuhal'in oğlu Evren tam bir kamyon delisi olunca pastası ve tüm parti konseptimiz kamyon teması ile hazırlandı.
Evren'nin sevdiği tomruk taşıyan üç boyutlu bir kamyon pastası hazırladık.
Temaya uygun kurabiyeler ve kremalı cupcakeler standda yerini aldı.
Cupcake süsleri ve kürdanlar ..
Servis seti ve şekerler..
Evren'in yiyebildiği ilk kamyonu:) Her zaman pastaları hazırlayıp sahibine teslim ederken bu sefer hazırladığım pastadan yiyebilmek ayrı bir zevkti benim için. Pastayla ilgili 'pasta çok güzel olmuş' yorumları sıcağı sıcağına duymak süper;)
İşte en mutlu an..
En çok sevdiğim an.
Evren'i mutlu etmek ,onu güldürebilmek en güzel şey..
İyi ki doğmuşsun tatlı kuzu
Nice mutlu yaşlara.. | 785bf59caf07 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Blog okuyucularım çalışan kadın konusunda görüşlerimi iyi bilirler. Yoğun ve acımasız geçen iş yaşamının kalbinden gelmiş, ilk çocuğumu büyütürken çalışan bir anne olarak yaşadığım sıkıntıları, traji komik anıları ve seneler sonrası vicdanımı acıtan muhasebelerimi, ikinci çocuğumun kaldıramayacağı kadar ağır bir iş yaşamını, aklımı başıma getiren küçücük kızımın gözündeki iki damla yaş için, kariyerimin zirvesindeyken, gözümü bile kırpmadan ve arkama bile dönüp bakmadan bırakışımı, seneler boyu gittikçe azalan tempoda ve tatmin edicilikte olan iş yaşamımın sonlanması ve işsizliğin hissettirdiği işe yaramama kabusu, gerçek mutluluğu arayış, hobiler, yıllarca yapmak isteyıpte yapılamayanların yapılabilmesinin verdiği haz, tam kabulleniş ve huzura erişin arkasından gelen yeniden iş yaşamına dönüş serüvenini yaşadığım şu sıralar vizyona girdiğini gördüğüm bu film tam bana göre diye düşündüm. İyi ki izlemeye gitmişim.Müthiş keyif aldım. Gerçeğe o kadar yakın saptamaları var ki filmin.
Kadının iş dünyasında var olmasıyla değişen kadın-erkek ilişkileri farklı bir boyut aldı. Kadın olmanın sorumlulukları yanında Çalışan olmanın da getirdiği sorumluluklar ve özel yaşamının gerekleri aralarında uyum sağlamayı becemeyen kadınları bir hortum gibi darmadağın edişine çok şahit oldum. Mucizeyi Kadınlar Yaratır çalışan ve aynı zamanda mutlu bir evliliği ve iki çocuğu olan bir annenin üzerinden günümüz çalışan kadınının zorluklarını, sorunlarını ve doğasını inceliyor. Çalışan kadının, çocukları, eşi, eşinin ailesi, kadın ve erkek çalışma arkadaşları, amiri arasında gelişen diyalogların gerçekçiliği beni şaşırtmadı desem yalan olur. Bir Amerikan yapımı filmin bu kadar evrensel bir gerçekliği taşıması beni çok şaşırttı. Hiç unutamam, çalıştığım bölümde beş erkek arasında bir kadın olarak çalışan biri olarak, müdürümün kadınlarla çalışmak istememesini hiç çekinmeden ve küstahça dile getirmesinden bugün hala midem bulanır.Film kesinlikle kadının yanında olan ve bir kadın tarafından yazıldığını hissettirecek kadar feminen bir anlatım taşıyor. Filmin bazı sahnelerinde öyle cümleler var ki, ben çok beğendim.
"Kadınlar ve erkekler eşit olamaz. Çünkü bir erkeği tuvalet kâğıdı bittiğinde değiştirmeye programlayamazsınız"
"I Don't Know How She Does It" ismiyle dünya sinemalarında vizyona giren, bizde "Mucizeyi Kadınlar Yaratır" olarak oynatılan film gerçekte, Allison Pearson tarafından 2002 yılında aynı adla yazılmış romandan uyarlanmış. Allison Paerson'ı biraz araştırdım. Güney Galler Bölgesi'nde doğan Allison Pearson, Cambridge Clare College eğitiminden sonra, The Independent ve ardından The Daily Telegraph gazetelerinde çalışmaya başlamış. Her hafta Daily Telegraph'da yazdığı "Kate Reddy" sütunuyla ünlü olmuş ve İngiliz Basını'nın Yılın Eleştirmeni ve Yılın En İyi Röportajısı ödüllerini almış.
Kendi deneyimlerinden ve gerçek hayat hikayesinden uyarlayarak yazdığı, çalışan iki çocuklu bir annenin, özel hayatı ile iş hayatında yaşadığı güçlükleri ve bir hokkabaz gibi tüm bu sorunların üstesinden gelebilme becerisini anlattığı kitabı, 2002 yılında İngiltere ve Amerika'da en çok satanlar listesine girmiş daha sonra filme uyarlanmış. Pearson "Pekçok anne gibi ben de çoğu zaman üç çift elimin olmasına ihtiyaç duyduğumu hissettim "diyor.Yazar, halen Evening Standard ve Daily Telegraph'da haftalık yazılar yazmaya devam ediyor aynı zamanda BBC2'nin Gece Haberleri'nde çalışıyormuş.
Kitap 32 dile çevrilmiş. Bizde "Nasıl Yetişiyor Her İşe Bilmem! " ismiyle 2003 yılında Epsilon Yayıncılıktan çıkmış.Kitabın arkasında yazan tanıtım yazısı ise şöyle: "Romanın kahramanı Kate, diğer kadınların kalorileri hesap etmesi gibi, saniyeleri hesap etmek zorundadır. Uluslararası, hatta kıtalararası fon yöneticisi olarak randevudan randevuya koşarken, kafasında, çalışan annelere özgü bir liste vardır: "Hafta sonu çağıracağın konuklar için yemek listesi!.. Müşteri raporlarını yanına almayı, Amerika`ya telefon etmeyi, İsveç`teki müşteriyi kontrol etmeyi unutma!.. Kalça kaslarını çalıştır... Kayınvalidelere gitmeden mutlaka oğlana emziği bıraktır... Dikkat Dow Jones!!! Emily`nin doğum günü partisi!.. Salı günkü prezantasyon için okuyacağın dosyalar!.. Sos tarifi!... Doktor randevunu iptal et!... Emily`nin okulunda müsamere!..Yeni müşteri için dosya hazırla!... Seks için zaman ayır!.. Çocuk bakıcısı!... Zaman!... Zaman!... Zaman!..."
Uzun süredir aranızdaki iletişimsizlikten rahatsız olan bir kocanız; sizi parmağında oynatan bir çocuk bakıcınız; annelerinin ilgisine muhtaç iki çocuğunuz; yaptığınız her şeye hayretler içinde bakan kayınvalide-kayınpederiniz; gözlerini göğüslerinizden ayırmayan bir patronunuz; işe geç geldiğinizde mutlu olan bir yardımcınız ve bir e-mail aşığınız varsa; yani siz bir jonglör gibi pek çok topu aynı anda çevirmekte olan bir kadınsanız, öyle bir an gelir ki, toplardan birinin yere düşmesi kaçınılmaz olur. "
2010 da yayınlanan yeni kitabının ismi ise " I think I love you"
Artık kitabını mı alırsınız, filmine mi gidersiniz size bağlı. Ben Paerson'ın gerçekçi bir bakış açısıyla anlattığı ve sonuçta vardığı noktaya gelmiş ve biraz da ilerisine geçmiş bir çalışan anne olarak filmin verdiği mesajı çok sevdim. Çalışan, evli ve çocuklu bir kadın olmak gerçekten bir HOKKABAZLIK... | 487a14d8ec1f | [
"c4",
"hplt2"
] |
"Belediyelere tahsis edilmiş birçok gelir bulunmaktadır. Bu gelirler, öz gelirler, Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Ayrılan Paylar Ve Ödenekler, Genel Ve Özel Bütçeli İdarelerden Yapılacak Ödemeler ve Borçlanma ile Bağış ve Diğer Gelirler şeklindedir.
Eserde Belediye gelirlerinin mevzuat çerçevesinde anlatımı yapıldıktan sonra bu konular hakkın-da uyuşmazlık durumlarında Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay gibi kurumların kararları, Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün görüşleri doğrultusunda soru-cevap hazırlanarak karışık olan mevzuat hükümleri basitleştirilmeye çalışılmıştır.
Ayrıca Belediye gelirlerini yakından ilgilendiren Belediyelerin mali özerkliği ve öz gelir sorunu irdelenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte Belediye gelirlerinde uzlaşma, terkin, tahsil usulü, pişmanlık, tecil ve Vergi Usul Kanunun uygulanabilirliği konuları da işlenmiş olup okuyucuların takdirlerine sunulmuştur.
Ayrıca, kitapta aşağıdaki konulara benzer soruların da cevaplarını bulabilirsiniz.
Anayasa Mahkemesinin İptali Sonrası Belediye Gelirleri Tarifeler Nasıl Belirlenecek?
İlan Ve Reklam Vergisinin Tahakkuk Ettirilmemesinden Dolayı Kamu Zararı Ne Zaman Doğar?
Belediye Gelirlerinde Büyükşehir ve İlçe Belediyesi Ayrımı Nasıl Uygulanmalıdır?
Sayıştay ve Danıştay Kararları Işığında Eğlence Vergileri Nasıl Uygulanacaktır?
Doğalgaz Tüketiminden Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi Alınabilir Mi?
Yangın Sigortası Belediyesinin Hangi Belediyeye Beyan Edileceği Karmaşası Nasıl Çözülecektir?
Emlak Vergisinde Özellikli Durumlar Yargı Kararları Işığında Nasıl Çözüme Kavuşur?
Belediyelerin Harçları ve Harcamalara Katılma Payları ile İlgili Özellikli Durumlar Yargı Kararları Işığında Nasıl Çözüme Kavuşur?
Belediyelerin Ücrete Tabi İşlerinde Tarife Belirlenmesinde Karşılaşılan Sorunlar Nelerdir?
Belediye Gelirlerinden Hangileri İçin Uzlaşmaya Gidilebilir?
Belediyelerin Vergi Usul Kanununa Göre Yapabilecekleri İşlemler Nelerdir?
Belediyelerin Öz Gelirlerini Arttırma Yöntemleri Nelerdir?" (Tanıtım Yazısı)
Konu Başlıkları | 8b79b341316c | [
"culturax",
"hplt2"
] |
gönderen Med_Cezir » 13 Eki 2014, 14:49
Adaçayı ,eski devirlerde ve günümüzde çok kullanılan faydalı bir bitkidir. Eskiden çoğu evlerin bahçelerinde yetiştirilirdi. Fabrika sürecinden geçirilen ve karışıma uğrayan adaçayının etkisinin azalacağını uzmanlar belirtmektedir.
Adaçayı Nelere İyi Gelir (Adaçayının Faydaları)
Adaçayı Yatıştırıcıdır,
Adaçayı Mideye iyi gelir,
Adaçayı İdrar söktürücüdür,
Adaçayı Ter kesicidir,
Adaçayının dezenfektan tesirleri vardır,
Adaçayı Gargara şeklinde boğaz ve burun hastalıklarında kullanılır, Bal ve sirke ile karıştırılıp gargara yapınca diş ve dişetlerine, boğmaca ve bademcik iltihablarına iyi gelir.
Adaçayını Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Adaçayı sürekli olarak, yüksek dozda kullanılmaz. Siyah çay gibi üst üste ve sürekli içilmemelidir. Aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir.
Uzmanlar hamile ve emziren annelerin adaçayını kullanmaması konusunda uyarmaktadır. Bu durumdaki bayanların kullanımdan önce doktorlarına danışmalarını tavsiye ederiz.
Adaçayı Bitkisinin nereleri kullanılır?
Adaçayının Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı, yaprakları, çiçekleri ve yapraklarından elde edilen uçucu yağdır. Bitki, % 2 uçucu yağ ihtiva eder. Bunun % 30’u tuyon, % 15’i sineoldur. Acı maddeler, kafur ve tanen bulunmaktadır.
Adaçayının yapraklarından elde edilen uçucu yağ, yüksek dozlarda kuvvetli bir zehirdir.
anahtar kelimeler: adaçayı nelere iyi gelir, adaçayı gargarası, adaçayı tansiyon, adaçayı zararları, adaçayı yağı, | 3088b6b58b8c | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Şikayetçi İşçiyi Kovana 3 Katı Tazminat
İşçinin iş sözleşmesi, kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye ihbar tazminatındaki bildirim sürelerinin üç katı tutarında ayrıca tazminat ödeniyor. Bu tazminata kötü niyet tazminatı deniyor. Kötü niyet tazminatı 4857 sayılı İş Kanununda iş güvencesinden yararlanmayan işçiler için geçerlidir.
Nasıl hak kazanılır?
Kötü niyet tazminatına hak kazanabilmesi genellikle işçinin yasal yollara başvurması sonucunda işveren tarafından işten çıkarılması durumunda söz konusu oluyor. Örneğin; işçinin işvereni çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne/sosyal güvenlik müdürlüklerine şikayet etmesi ya da işçinin sendikaya üye olması nedeniyle işten çıkarılması durumlarında işçi kötü niyet tazminatına hak kazanır. Kötü niyet tazminatı ihbar tazminatının üç katı kadardır.
Örnek: İşçi Fatma Hanım, işyerinde 20 aydan beri 1800 lira aylık ücret ile çalışmaktadır. Fatma Hanım ücretini alamadığı için işverenini çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne şikayet etmiştir. Bu şikayet üzerine işvereni Fatma Hanımı işten çıkarmıştır. Fatma Hanım ne kadar kötü niyet tazminatı alacaktır? Fatma Hanımın bildirim süresi 6 hafta olduğundan Fatma Hanım 18 haftalık ücreti tutarında kötü niyet tazminatı alacaktır. Buna göre Fatma Hanıma brüt 7.560 lira kötü niyet tazminatı ödenecek. Fatma Hanıma ayrıca 6 haftalık ücreti tutarında da ihbar tazminatı ödenecek. İhbar ve kötü niyet tazminatının dışında 20 aylık kıdem tazminatının da ödenmesi gerekiyor.
Kimler hak kazanamaz
İş güvencesi kapsamında olan işçiler kötü niyet tazminatından yararlanamazlar. İş güvencesi kapsamında olanlar ise iş güvencesi tazminatından yararlanırlar.
ARİF TEMİREtiketler : iş hukuku, tazminat | dec65b4119ac | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
2 Mayıs 2013 Perşembe
KENTİN DÜĞÜM NOKTALARI: MEYDANLAR
Karşıyakamız hem farklılıkları bir arada bulunduran hem de birlikte yaşamaya olanak sağlayan; diğer yandan hem birey olmamızı ama hem de toplum haline gelme yeteneğine ulaştıran bir kenttir. Türkiye’de birçok kentin ilerisinde bir yerdir. Dünyada bir çok kentte bu farklılıkların bir araya geldiği, bu farklılıkların alış verişte bulunduğu mekânlar vardır. Buraları kentlerin belki de düğüm noktalarıdır. İşte bir kentin en önemli düğüm noktalarından birisi de meydanlardır. Bir kentte böylesi mekânlar olmaksızın farklılıkların birbiriyle karşılaşması, iletişime geçmesi ve bir toplumu oluşturmaları pek kolay değildir. Kentlerinizde böyle mekânlar yoksa o kentin barındırdığı nüfus ne kadar büyük, ne kadar modern, ne kadar çok bina olursa olsun kentin kimliği ve kültürü oluşamaz. İnsanların bir araya geldiği, iletişime geçtiği, ortak aktiviteler ve eğlenceler düzenlediği meydanları ve kamusal açık alanları olmayan bir yerleşim alanı demokratik de değildir.
İşte bu nedenle bu ay bana ayrılan bölümde meydanlara yer vermek istedim. Karşıyakamız’da akla gelen bazı meydanlar var. Gerçek meydan anlamında içinde anıt bulunan tören amaçlılar; Cumhuriyetimizin 50. yılında açılan Anayasa Meydanı (veya bilinen hali ile Anıt), Bostanlı Demokrasi Meydanı. Mahalle ölçeğinde Şemikler, Nergiz, Alaybey, Bostanlı meydanları. Ama yine de en ünlü ve doğalı mikro ölçekte olsa da aşağıda yazdıklarımıza hitap eden “HERGELE MEYDANI” dır. Hergele meydanı apayrı bir yazı ve inceleme konusudur.
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim kentler insanlar gibidir, bir bedeni bir ruhu vardır. Böyle baktığımızda tiyatrolar, kütüphaneler, müzeleri nasıl şehrin ruhu ise, meydanlar da şehrin bedeninin bir parçasıdır. Tıpkı kaldırımları, sokakları, sahili gibi. İster ülkemizde ister yabancı bir ülkede olsun, orayı keşfetmeniz için mutlaka meydanlarında zaman geçirmeniz gerekir. Restoranına, kafesine oturup soluklanmanız, o şehrin kokusunu içine çekmeniz gerekir. Roma’ya gidip Fiori meydanında oturup kahve içerken pazarcılar, çiçekçiler arasından Giordano Buruno’nun yakıldığı yerdeki heykeline bakıp o dönemin bağnazlığını bu güne bağlayıp düşünmezseniz Roma eksik kalır.
Meydanların ilk oluşumunun iktidarın kendi gücünü ve otoritesini sağlamlaştırma niyetiyle bağlantılı olduğunu biliyoruz. Dinin egemen güç olduğu Ortaçağ döneminin meydanları, dinsel törenlerin yanı sıra yasalara uymayan asilerin ibret için cezalandırıldığı ve idam edildiği otorite tesisine hizmet eden alanlardı. Daha sonra Rönesans döneminde ise, oldukça büyük biçimde inşa edilen bu meydanlara konulan askeri simgeler, dinsel simgeler ve iktidarın gücünü simgeleyen anıtsal yapı ve heykellerle bireyin iktidar karşısındaki güçsüzlüğü gösterilmek istenmiştir. Hatta 3. Napolyon’un 1853′de Baron Haussman’dan büyük meydanlar ve geniş bulvarlarla Paris’i yeniden imar etmesini istemesinin arkasında; halk isyanını kolay biçimde bastırmaya yönelik askeri bir kaygı olduğu, yaygın biçimde dillendirilen bir iddia vardır.
Birçok sosyolog ve mimar meydanlar için; kentlilerin dini, siyasi, kültürel ve ticari nedenlerle açık bir mekânda toplanma gereksinmesinin kentsel hayatla yaşıt olduğunu yazar. Kent meydanları, agora, forum, plaza, campo, piaza, grand place olarak adlandırılmaktadır. Meydanlar Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kentin temel öğesi olarak kent kültürünün önemli bir parçası olmuştur. Ancak Türkiye’nin 1950’li yıllarda başlayarak hızlanan gelişme ve değişme sürecinde yaşadığı hızlı kentleşme olgusuyla birlikte, kentler sürekli büyümüş ve nitelik olarak değişmiştir. Bu nedenlerden dolayı kent meydanları, tarih boyunca kentlerimizin kimliğini ve kişiliğini ortaya koyan önemli bir kentsel yaşam odağı iken günümüzde taşıt trafiğini hafifletecek kavşaklara veya otopark olarak kullanılarak özgün değerlerini yitirmişlerdir. Ankara Cebeci Meydanı otopark, Konya Zafer meydanı bisiklet binme amaçlı kullanılırken övündüğümüz Karşıyaka’da Demokrasi Meydanına kay kaycılar için asılmış tabela da üzücüdür.
Karşıyaka’da halen var olan meydanlar aslında benim kastettiğim mekânlar değil. Hayalim Karşıyakalının birbiri ile buluştuğu kahveleri, restoranları ile çevreli, küçük dükkânların, sokak müzisyenlerinin, sokak ressamlarının, sokak tiyatrocularının olduğu bir meydan yaratabilmek. Tabi böyle bir meydan yaratmak aslında kolay değil. Birkaç binayı yıkınca ortaya güzel bir alan çıkıyorsa 2- 3 apartman bir otopark rantı iştahını kabartıyor. Veya iki heykel dikip, yeşillendirme ile de olmuyor.
Karşıyaka için bence kaçan bir meydan çarşının sonundaki istasyon bölgesidir. Yapılan metro çalışmalarında durak yer altına çekilip, minibüsler başka bir alana kaydırılabilseydi burada eski istasyon binası (ki sonra bir Karşıyaka Müzesi olmasını istiyoruz), Zübeyde Hanım Anı evi, belediye, yüz yıllık çarşımız ile soluklanabileceğimiz bir mekan olabilecekti. Belki daha zahmetli ve masraflı meydanı İskelede geçen yolu yer altına alarak kazanabiliriz. Keza Bostanlı’da cami – balıkçılar parkı ve Cemal Gürsel Caddesinin bir bölümü ile yaratılabilir. Buralarda yolları mutlaka yeraltına almak gerekecek. Maliyetli ama yapılabilir. Önemli olan yapmayı istemek.
Peki hükümet ve yerel yönetimler bunu ister mi? Mimar Doğan Kuban hoca şöyle diyor “Eski Türk kentlerinde, genellikle, meydan bulunmamaktadır. Türk kentlerinde Avrupa’daki gibi belirgin bir meydan anlayışı olmadığını, bu meydanların işlevini yerine getiren camiler ve cami avlularının bulunduğunu ve toplumsal yaşantının merkezi zaten cami olduğu için ayrıca kent meydanın gelişmesini teşvik edecek bir toplumsal isteğin de oluşmadığını” belirtmektedir. Aslında düşündüğümüzde, meydan dediğimizde köy değil kent meydanları akla gelmelidir. Zira Osmanlı yaşam biçiminde semt ve mahallelilik kavramı önemlidir. O dönem kamusal alanlar genellikle erkeklere aitti ve erkeklerin yaşamı da yürüyüş mesafesindeki ev – işyeri - kahvehane - cami – çarşı beşgeni arasına sıkışmış durumdaydı. Dolayısıyla bu alanlarda kadın – erkek, çoluk – çocuk bir meydan kültürünün oluşması da beklenemezdi.
Dünyada meydanlara baktığımızda baskıcı iktidarlar, iktidarın gücünün sembolü olan kent meydanlarından yanaydılar. Bugün de iktidarlar “kent meydanı” istememektedirler. Birbiriyle en az ilişki içinde yaşayan “cemaat/hısım – akraba/memleketli” adacıklardan oluşan bir kent, bugünün iktidarlarının da tercihidir. Zaten var olan kent meydanları, uygulanan politikalar sonucu giderek kamusal alan niteliklerini kaybetmektedirler. Hatta buralardaki milli bayramlarımızdaki törenler bile yavaş yavaş kaldırılmaktadır. Kentlilerin iş ve ev arasındaki sıkışmış yaşamları, neredeyse gettolara dönüşen mahalle veya sitelerdeki yaşamları; AVM adlı toplu alışveriş merkezlerine hapsedilmek istenmektedir.
Yukarıda bahsettiğim ve Karşıyaka’da hatta İzmir’de özlemini duyduğum meydan; toplumcu bir yerel yönetim anlayışında inşa edilen ve bir mekânsal boşluğun oluşturulmasından öte bir konudur. Kent meydanlarının kamusal alan niteliklerinin korunmasına özen gösteren ve mimari alanda da bir yandan geçmişin mirası ile birleşerek demokratik ve eşitlikçi meydan projeleri yaratılmalıdır.
Neticede şehir meydanları, o şehirde yaşayanların geçmişle ve gelecekle köprü kurdukları, ruhlarının dinginlik kazandığı, “biz” duygusunu hissettikleri, sosyal varlıklarını, ilân ettikleri ortak paylaşım alanlarıdır. Karşıyakalı olarak “Biz Karşıyakalıyız”ı daha güçlü söyleyebilmek, Karşıyaka kent kültürünü geliştirmek için özgürlük ve demokrasi mücadelesi vereceğimiz en az bir meydana ihtiyacımız var.
Gönderen Cem Karagozlu zaman: 11:30 3 yorum:
Etiketler: Alaybey, Anayasa Meydanı, Baron Haussman, Demokrasi Meydanı, Doğan Kuban, Hergele Meydanı, Karşıyaka, Karşıyaka Belediyesi, Meydanlar, Örnekköy, Şemikler
1964 yılında Karşıyaka'da doğdu. Ankara İlkokulu ve Karşıyaka O.O'dan sonra İzmir Atatürk Lisesini bitirdi. 1982 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ürünleri Teknolojisi Bölümüne girdi. 1990 Yılında Süt Teknolojisi Anabilim Dalında "Kefir" konusunda Yüksek Lisansını, 1997 yılında aynı anabilim dalında "Meyveli Yoğurt" konusunda Doktorasını tamaladı. 2000 yılında Yardımcı Doçent, 2012 yılıda Doçent oldu. Konusu ile ilgili yerli ve yabancı yayınları, tebliğlerinin yanı sıra dördü ders olmak üzere altı kitabı yayınlanmıştır. 1992 yılında şu anda Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliğinde öğretim üyesi olan Nural Kocabaş ile evlendi. 1996 yılında Kaan doğdu. 2003 - 2008 yılları arasında Akşam gazetesi Ege ekinde "Ziraatçı Gözü ile" köşesinde haftalık yazılar yazdı. Halen daha bazı dergilere kent kültürü, tarih, spor, gıda, ziraat konularında yazılar yazmaktadır. "KafSinKaf" kitabında bir bölüm yazdı. Gezdiği yerleri blogunda anlatır ve fotoğraflar. 2010 yılında Rodos'da çektiği fotoğraflar karma bir sergide sergilenmiştir. Çeşitli STK'ların üyesi olup, üç dönem Karşıyaka Spor Kulübü yönetiminde bulundu.Ege Üniversitesi Mezunlar Derneğinde Yönetim Kurulu Üyesidir.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | ea2a0e741e35 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bina veya bir evi gösteren şey dış cephesidir. Evin dış cephesi sizin ilk izleniminizi belirler; ve ilk farkedeceğiniz eski veya hasarlı olup olmadığıdır. Eğer evinizin cephesi böyle görünüyorsa içine dair de yanlış mesajlar vereceği için ev restorasyonu vb. gibi iyileştirmeler için işe cephe giydirme ile başlamak iyi bir tercih olacaktır. Bir kez siding (cephe giydirme) araştırmalarına başladığınız zaman da piyasada kafanızı karıştırabilecek pek çok alternatif olduğunu farkederek şaşırabilirsiniz.
En yaygın kullanılan cephe giydirme seçenekleri vinil siding, ahşap siding ve fiber cement sidingtir. Her birinin kendine has avantaj ve dezavantajları bulunur.
Günümüzde en çok kullanılan cephe giydirme türü Pak veya PVC siding olarak da bilinen “vinil siding“tir; ve fiyatı da göreceli olarak uygundur. Ev için fazla bütçe ayırmak istemeyenlerin de ilk tercihi dolayısıyla vinil olmaktadır. Uygun fiyatının yanı sıra vinilin 50 yıllık ömrünün bulunması ve gerek renk gerekse desen olarak da pek çok çeşidinin bulunması tercih sebeplerindendir. Dahası vinil boya vb. gibi ekstra bakım da istemeyen bir üründür.
Diğer taraftan vinil hava koşullarından etkilenen bir malzemedir. Vinil sidingte meydana gelen hasarın onarılması da kolay değildir. Kendine özel izolasyon özelliklerinin bulunmaması nedeniyle uygun bir izolasyon malzemesinin bulunması ekstra bir çaba gerektirir. Ayrıca bu pek de çevre dostu bir işlem değildir.
Ahşap siding ise geridönüşümlü bir ürün olduğu için daha çevreci bir seçim olacaktır. Zira ahşap yenilebilir bir kaynaktan üretilmektedir. Ahşap sidingte en çok tercih ve tavsiye edilen hammadde sedir ağacıdır. Sedir doğal bir görünüm sunmasının yanında pek çok değişik tonla da renklendirilebilir. Ahşap cephe giydirme sunduğu kendine has izolasyon sayesinde hem soğutma için hem de ısıtma için ödediğiniz fatura tutarlarını düşürebilir ve uzun ömürlüdür. Hasar durumunda kolaylıkla onarılabilmesi de cabası…Tüm giydirmeyi baştan tamir etmeye gerek kalmadan sadece hasar görmüş bölge elden geçirilebilir.
Ahşap cepheleme biraz daha özenli bir bakım gerektirir. Yaklaşık her 5 senede bir boyanmaya ihtiyaç duyar. Doğal malzemeden üretilmiş bir ürün olduğu için küflenme ve yosunlanmaya karşı tetikte olmanız gerekir. Aksi halde giydirmenin zarar görmesine neden olurlar.
Uzun ömürlü diğer bir sistem de fiber cement cephelemedir. Genellikle ahşaptan daha ucuzdur ve ahşap görünümünde olacak şekilde alçı veya taş malzemeden yapılabilir. Yıllarca kullanılabilirliğinin yanı sıra yangına karşı da dirençlidir. Fiber cement maintenance is normally low.
Fiber cement profesyonel bir uygulama ve bazen boyama gerektirir. Fiber cementin giydirilmesi için mutlaka daha önce bu malzemeyi giydirmiş deneyimli ustalar tercih etmelisiniz. Doğru uygulanmış bir giydirme malzemeden en iyi sonucu alabilmeniz için şarttır.
Evinize ve zevkinize uygun farklı seçenekler için de bu işi yapan firmalardan danışmanlık almanız yararınıza olacaktır. Yaşadığınız bölgenin iklim şartları da cepheleme sistemi seçiminizi etkileyecektir. | 05622273f979 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Hierapolis - 3D Sanal Tur
Hierapolis için hazırlanan sanal tur sayfasında bulunuyorsunuz. Hareketli görüntüye tıklayarak açılan sayfada veya buradan indireceğiniz programlarla kendinizi Hierapolis'te gibi hissedeceksiniz. Kurulum gerektirmeyen programları çalıştırdığınızda fareyi bakmak istediğiniz yöne doğru kaydırmanız yeterlidir. Detaylara zumlamak için farenizin tekerleğini çevirin. İndirdiğiniz mekanların listesini görmek için F9 tuşuna basın. Listelenen mekanları ekran koruyucu yapmak için F5 tuşuna basın. Tavsiyemiz Hierapolis dahil tüm mekanları ekran koruyucu yapmanızdır. Ekran koruyucu devreye girdiğinde rastgele bir mekan seçilir ve otomatik olarak etrafı seyrettirir (adeta HD kalitesinde bir belgesel izliyormuşsunuz hissini verir). Diğer tuşların işlevini öğrenmek için F1, çıkmak için Esc tuşuna basın.
Hierapolis - Çekimler
Hierapolis için çekimler 2009, 2012 ve 2013 yıllarında yapıldı. Çekimlerde Nikon D90 ve D7000 ve D7100 dijital kamera, 10.5 mm balıkgözü lens, uzaktan kumanda, panoramik tripod kafası ve tripod kullanıldı. Hierapolis için 360+ fotoğraf çekildi. Değişik açılardan çekilen fotoğraflar daha sonra bilgisayarda birleştirilerek seyredenleri çepeçevre saran 360 derece panoramik bir görüntü oluşturuyor.
Hierapolis Tarihi
Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe Holy City yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. YY. başlarında kurulduğu ve Bergamanın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Hieradan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.
Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa'nın havarilerinden olan, Aziz Philipin burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.
Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü - www.pamukkale.gov.tr
Bu proje Denizli Valiliği'nin katkılarıyla hazırlanmıştır. | e7d3d78cf19c | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Gitarda Vals
Gitarda belli kodlara oturtulmuş ritimler bulunmaktadır. Vals bu ritimlerden bir tanesidir. 3/4’lük olan bu ritim, üç tam vuruş yapacağımız anlamına gelir. Bu ritimde gitar çalmak oldukça kolaydır. Dikkat etmemiz gereken tek konu ise parçalar üzerinde vals ritmi uygulanırken hızlı olmaktır. Üç tam vuruş yani vals ritmi, kısalığı sebebi ile yavaştan hızlıya doğru alıştırma yapılan bir ritimdir. Ritimleri 2/4, 3/4, 4/4 olarak ele aldığımızda, aşağı ve yukarı olarak nasıl kodlama yapıldığına bir göz atalım:
- 4/4 slow rock ritmi: A – A – Y – A – Y
- 4/4 orta hızlı ritim: A – A – Y – A – Y – A – Y
- 4/4 orta hızlı pop-rock ritmi: A – A – Y – Y – A – Y
- 3/4 vals ritim: A – Y – Y
Yukarıdaki kodlamadan da anlaşıldığı gibi gitarda vals ritmi 3/4 ve aşağı- yukarı- yukarı olarak kodlanmıştır. Tüm bunları uygulamak için ritim çalışmalarına en baştan başlamak gerekir. Tüm çalışmalarımızda olduğu gibi yine bol tekrar ve kolaydan zora doğru alıştırma en doğru tercihtir. Yukardan aşağıya yapılan vuruş çalışmalarında işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağı tellere vurmalı, (Hepsi birden aynı anda vurmak zorunda değil) aşağıdan yukarıya harekette ise işaret parmağımız ile telleri yukarı doğru çekmeliyiz. Ritimlere elimiz alışıncaya kadar egzersizleri tekrar etmek zorundayız. İlk çalışmaya başladığımızda, gitardaki alttan üç tel ile başlamak ve sonra sayı arttırılarak devam etmek uygun olacaktır. Parmaklarımız düzene alıştıktan sonra vals ritmini uygulamaya başlamalıyız. Ritmi iyice öğrendikten sonra nota ile çalışmalar yapılmalıdır. Sağ el pozisyonlama yapabiliyorsa, sol el de devreye girerek akortlara basmalı ve kulağa hoş sesler gelene kadar alıştırma işlemine devam edilmelidir. Akortlar doğru basılıyorsa akortlar arası geçiş yapılmalıdır. Em – Am, Am – Dm, E – Am geçiş egzersizlerini doğru basarsak, gitarda ritim atmayı anlamış oluruz. Armonik olarak vals ritmi ile yapılan çalışmalar kısa sürede sonuç verecektir. Vals ritimleri ile çalınan parçalar dans ritimleri olarak da adlandırılabilir. Özellikle slow pop şarkılarının neredeyse tamamı, bu tür dans ritmine uygun vals ritmi ile çalınan parçalardır. | 936a23f44996 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
26 Şubat 2011 Cumartesi
Ömer'in Çocukluğu Kitap Özeti
Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti
Kitabın Adı : Ömer’in Çocukluğu
Yazarı : Muallim Naci
Türk edebiyatının önemli ve yenilikçi isimlerinden biri olan Muallim Naci’nin çocukluk hâtıralarından oluşan “Ömer’in Çocukluğu” isimli eserinde yazar, kendine özgü çocuk dünyasını, mahallesini, arkadaşlarını, ailesini, hocalarını bize anlatıyor. Ama bu anlatımı öyle güzel bir üslûpla yapıyor ki zaman zaman Ömer’le ağlıyor, bazen de Ömer’le eğleniyoruz ve yaşadıklarıyla heyecanlanıyoruz. Yazarın dili o kadar tatlı ve cazip ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının hiç değişmediğini fark ediyoruz sayfalar arasında dolaşırken.
“Ömer’in Çocukluğu” çocuk edebiyatımızın, hâtıra edebiyatımızın muhteşem ve unutulmaz bir örneğidir. Bu eseri okuyup da sevmeyen yok gibi. Büyüklere de hitap ediyor çünkü, küçüklere de. Muallim Naci’nin en yaygın eseridir “Ömer’in Çocukluğu”. Zira birebir yaşanmış olayları aktarmakta, yaşanmış küçüklük hâtıralarını dile getirmektedir. Yazarın son derece canlı, çarpıcı ve lirik bir üslûp ile anlattığı olaylar zinciri, biz büyükleri de çocukluk yıllarımıza götürmektedir. Eserde, medeniyetimizin temel taşlarından olan mahallenin kendisine has dünyasını, okulda geçen serüven dolu günleri, yazarın babasının ölümü dolayısıyla ailesinin yaşadığı üzüntüyü, ağabeysinin bir anlamda ona öğretmenlik yapmasını ve tabiatıyla yaramazlıklarını okurken kimi zaman eğleniyor, kimi zaman da hüzünleniyoruz.Muallim Naci, bütün bu yaşanmışlıkları öylesine hoş ve ilgi çekici bir dille anlatıyor ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının değişmediğini anlıyoruz. Yani çocuk her zaman çocuktur. “Ömer’in Çocukluğu”, ya da hepimizin çocukluğu…
Gönderen burhan mert zaman: 04:10 Hiç yorum yok:
Etiketler: Kitap Özetleri, Muallim Naci, Muallim Naci ekitap, Muallim Naci ekitap indir, Ömer'in Çocukluğu, Ömer'in Çocukluğu ekitap, Ömer'in Çocukluğu ekitap indir, Ömer'in Çocukluğu kitap özeti
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | a069b7c88308 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
HÜKÜMETE ‘kamu çalışanları arasındaki idari, mali ve sosyal adaletsizlikleri gidermesi için’ yetki veren yasa TBMM'den geçti. Böylece, Bakanlar Kurulu, memur, adli personel ve Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla ilgili düzenlemeler için Kanun Hükmünde Kararname çıkartabilecek.
MEMURLAR ile diğer kamu görevlilerinin idari, mali ve sosyal haklarındaki dengesizliklerin giderilmesine yönelik düzenleme yapmak amacıyla hükümete yetki verilmesini öngören yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Yasa, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak ve kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini temin etmek, bunların idari, mali ve sosyal hakları arasındaki adaletsizlikleri gidermek amacıyla Bakanlar Kurulu'na, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesini düzenliyor.
Çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler ile memurlar ve diğer kamu görevlilerinin idari, mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda, 2914 sayılı Yükseköğrenim Personel Kanunu'nda, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de, diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin memurlar ile diğer kamu görevlilerinin idari mali ve sosyal haklarına ilişkin hükümlerinde yeni düzenleme yapılacak.
ÜÇ AY GEÇERLİ
Ancak, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve TBMM Genel Sekreterliği Teşkilat Yasaları ile diğer yasa ve KHK'ların bu teşkilatlarla ilgili hükümleri hariç tutulacak.
Bakanlar Kurulu, kanun hükmünde kararnameleri çıkarırken, kamu hizmetlerinin verimli ve etkin şekilde yürütülmesini; ülkenin ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak memurlar ve diğer kamu görevlilerinin idari, mali ve sosyal haklarında hizmetin özellik ve gereklerine uygun olarak adaletsizlikleri giderecek düzenlemeler yapılmasını gözönünde bulunduracak.
Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, yasanın yayımından itibaren üç ay süre ile geçerli olacak. Bu süre içinde Bakanlar Kurulu birden fazla kanun hükmünde kararname çıkarabilecek. | 8dd1337108c7 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
29 Temmuz 2014 Salı
Göz Filmi Yorumlarım
Yapımı : 2013 - ABD
Tür : Korku
Süre: 104 Dak.
Yönetmen : Mike Flanagan
Oyuncular : Karen Gillan , Brenton Thwaites , Katee Sackhoff , Rory Cochrane , Annalise Basso
Senaryo : Mike Flanagan , Jeff Howard
Yapımcı : Trevor Macy , Marc D. Evans
Geçtiğimiz Ramazan ayında izlediğim bu film oldukça başarılı bir yapım. Uzun zamandır bu kadar güzel bir korku filmi izlememiştim, gerçekten de beğendiğim bir film oldu. Korku-gerilim filmi sevenlerin bayram boyunca ya da hafta sonu izleyebileceklerini düşünüyorum.
Oculus yani Göz bir aynanın ve iki kardeş olan Kaylie ve Tim'in etrafında gelişen olayları anlatıyor. Bu ayna gizemli ve oldukça ürkütücü olaylar yaşamalarına neden oluyor.
Film hem geçmişlerine doğru gidiyor, hem de şu ana dönüyor. Hangisi gerçek hangisi sahte iki kardeşin anlaması mümkün görünmezken, aynanın etkisi altına giriyorlar ve sürükleyici bir film başlıyor. Sinema salonunda en yakın arkadaslarımdan birisi ile izlediğimiz bu filmi izlerken gerçekten ürktüğümü, korktuğumu söyleyebilirim. Korku filmi severler kesinlikle izlemeliler:)
Biricit korku filmi izlemeyi çok seviyor, beyaz atlı prensi ile de izler diye umuyor:))
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 62e917b1b57f | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Yeni Trend Modern Mutfak Modelleri
Yeni sezon artık mutfaklarınız daha şık ve estetik olacak. 2014 yılının en elit modern mutfak dizayn modellerini sizler için özenle hazırladık. Dekorasyon mutfak dizayn modelleri şahane tasarımlarıyla modern değişik yapısıyla mutfaklarınız artık daha otantik bir görünüme kavuşacak. Eski mutfak modelinizden sıkıldıysanız tam sizlerin evlerine layık harika mutfak modellerine hayran kalacaksınız. Yeni trend dekoratif mutfak dizayn modelleri her zevke ve canlı renkleriyle sizlerin tam hayal ettiğiniz biçimde tasarlanmıştır. Göz yormayan sade fakat gösterişli tasarımları sizler için bir araya getirmeyi başardık. Bu yıla damgasını vuracak şık mutfak dizayn modelleri evlerinizin çok önemli yeri olan mutfaklarınız için harika modeller keşfedip sizlerle paylaşmanın mutluluğu içindeyiz. Bayanların en çok vakit geçirdiği mutfaklar artık daha modern halini alıp hoşlarına gidecek her dekoratif modellere sahiptir. Büyük veya küçük mutfaklarınıza göre ayrı ayrı tasarlanıp sizlere müthiş fikirler olsun diye şık mutfak dizayn modellerini özenle görsellerimiz de yer verdik. Mutfak dekorasyonunuzu değiştirmek istiyorsanız bu şık modellerimizden yararlanacağınızdan eminiz.
Aşağıdaki resimleri büyük görmek için lütfen resmin üzerine tıklayınız. | 96ad654bc2ca | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Continue reading...
Aranızda bu sıralar arı gören var mı? Ben iki gün önce bir tane gördüm. Sanırım şanslıyım.. Aslında onları büyük şehirlerde görmek çok zor artık. :(
Arılar; sarı siyah kıyafetleri ile çok asil duruyorlar bence. Arıları seviyorummmmm :) Çocuklar da sevmeli, onlardan korkmak yerine çalışma şekillerini öğrenmeli, bize ürettikleri mis gibi ballardan tatmalı ve yağlı-ballı ekmek yemeliler !!! :D (Bazı öğrencilerim yemiyor da) Bugün sizlere arı temalı çalışmalardan sunuyoruz. İsteğiniz olursa lütfen söylemekten çekinmeyin.
**Bu çalışmaları arıları benim gibi çok seven Güldal arkadaşıma armağan ediyorum. :)
Kesme yapıştırma etkinliği de bir harika, şablonu indirmek için lütfen tıklayınız.
Yapılışı çok kolay ve eğlenceli !Bu etkinliğin nasıl yapıldığını görmek için bu siteyi ziyaret ediniz.
Hem güneşten korunalım, hem arı olalım.:) Yapılışında karton da kullanılabilir bence. Bu güzel şapkanın nasıl yapıldığını incelemek için tıklayın.
Ayrıca bu sayfada animasyonlu bir yap-boz oyunu var. Şirin bir arı uçuyor. :)
İşte size birkaç şirin boyama sayfası ve oyunlar | b0f2a695cf52 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Manhattan'da küçücük bir ev kiraladık. 72.Caddede, Central Park'ın hemen yanı başında. Bir arka sokağımızda Doğal Tarih Müzesi var. Selçuk günlerce internet üzerinde bir ev bulmak için uğraştı. Ben Central Park'a yakın olsun diye ısrar ettim. Her sabah erkenden uyanıp koşmaya niyet etmiştim. Şimdilik sadece bir sabah koştuğum düşünülürse pek de başarılı sayılmam. Yine de her akşam uğradığımız, birkaç saatimizi geçirdiğimiz bir yer oldu Central Park. gün içinde o kadar çok yürüyoruz ki ayaklarımın ağrısından sabah kalkıp bir de koşuya çıkmayı düşünemiyorum. Kuzey, her akşam parka gidip top oynuyor. Biz de bir köşede oturup onu seyrediyoruz.
Ev, çok basit döşenmiş. İnternetten de gördüğümüzden farklı değil. Dar bir apartmanın ikinci katında. Sex and the City'de Carrie'nin oturduğu ev gibi aynı. Birbirine bitişik evler ve birinci katta kadar çıkan merdivenler var. Pencereden baktığında New York'ta olduğuna inanıyorsun; öyle sahici bir sokak. Sokağın bittiği yerde Central Park olduğuna inanmak zor geliyor. Çünkü ağaçların olduğu bir dünyanın sadece bir sokağın bitiminde olabileceğine ikna edemiyorum kendimi. Sanırım hemen herkesin bir köpeği var çünkü sabahları ve akşamları köpeklerini gezdiren insanları seyrediyorum pencereden.
Dönerken bırakırım diyerek evdeki çaydanlıklardan birini getirdim buraya kadar. İyi ki de getirmişim. Yoksa pencereden bakıp hayatı izlemek böyle keyifli olmazdı. On beş gün demleme çay olmadan yaşamak için uzun bir süreç.
Her girdiğim kitapçıdan bir kitap almamak için zor tutuyorum kendimi. Kitap dediğin meret çantayı çok ağırlaştırıyor. Selçuk'un alışveriş kilolarından çalmayacağım kadar kitap almalıyım. Oysa girdiğim her kitapçıdan bir şey almak istiyorum. Kimi zaman kitap, kimi zaman kırtasiye eşyaları. İnsanın başını döndürecek kadar güzel şeyler var buralarda.
Kendi kendimize bir rutin tutturduk. Dışarılarda gezip gezip bir kitapçıda soluklanıyoruz. Kitapçı genellikle Barnes and Noble oluyor. Kuzey de buraya gelmek için sabırsızlanıyor çünkü interneti çok iyi çekiyormuş. Selçuk'la ikisi hemen gidip kendilerine birer kahve alıyorlar. Kuzey karamelli soğuk frappuçino alıyor, Selçuk çikolatalı latte. Normalde İstanbul'da kahve içmeyen Selçuk beni şaşırtıyor. Ben bildiğiniz kahveyi içiyorum genellikle. Ara ara ağzıma şekerli bir şeyler atsam da tercihimi genellikle Starbucks'larda satılan Cheese Cake Factory'nin nefis cheesecake'lerinden yana kullanıyorum. Bir daha nerede bulacağım böyle güzel cheesecakeleri? Aklımca kalori ortalaması yapıyorum işte. Kalorisi az kahve umarım bir şeyleri kurtarıyordur.
Her gün ha babam yürüyoruz. New York'un bir köşesinden diğer köşesine. Güya metro biletimiz var ama ne yaparsak yapalım eve döndüğümüzde 20.000 adımı atmış bulunuyoruz. Daha önce de söylediğim gibi güzel günler su gibi akıp gidiyor.
Burada inanılmaz bir meyve suyu çılgınlığı var. Herkesin elinde bir meyve suyu. Sadece meyce suyu değil elbet, sebze suları da var. Her sokakta bir ya da birkaç tane meyve suyu dükkanı. İçleri tıklım tıklım. İstanbul'da da bu kadar popüler olmasına şaşmamak lazım. Bir meyve suyu 5-7$ arasında. Biz de daha pahalı. :)
Daha önce Miami'ye geldiğimde yeme-içme olayı bu kadar pahalı gelmemişti. New York pahalı bir şehir. Kirası da yemesi de yaşaması da. İyi para kazanmıyorsan Manhattan'da yaşaman mümkün değil. New Jersey, Brooklyn gibi şehrin diğer taraflarında yaşamayı düşünebilirsin. Pek tabii insan Manhattan'da yaşamak ister. Hayat burada bir başka akıyor. Central Park, şehrin içinde bir orman sanki. Ben de herkes gibi Manhattan'da yaşamak isterdim. Müzelere gitmek, kahvemi alıp Central Park'ta çimenlerin üstünde oturmak ya da sabah yürüyüşümü yapmak falan.
New York aklımı başımdan aldı sanırım. Bu şehre demir atmak istermişim gibi hissediyorum. | aa9ad630faa2 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen’e, “Dünyayı Turuncuya Boyayalım: Kadına ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Son Bulsun!” kampanyasını üstlendiği için, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) çalışanları teşekkür ziyareti gerçekleştirdi.
UNFPA Üreme Sağlığı Program Koordinatörü Dr. Gökhan Yıldırımkaya, UNFPA İletişim Danışmanı Prof. Dr. Nezih Orhon ve UNFPA görevlisi Handan Kaygusuz’dan oluşan heyet, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen’e teşekkür ziyaretinde bulundu.
Ziyarette ESOGÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. M. Bahaddin Acat ve Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Figen Çalışkan, ESOGÜ Kadın Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ESKAM) Müdürü Doç. Dr. İnci Parlaktuna, ESOGÜ Gençlik Danışma Birimi (GEDAB) Sorumlu Öğretim Üyesi Prof. Dr. S. Sinan Özalp ve ESOGÜ GEDAB Sorumlusu Özgül Örsal da hazır bulundu.
UNFPA heyeti, Rektör Prof. Dr. Hasan Gönen nezdinde ESOGÜ’ye, Birleşmiş Milletler’in “Dünyayı Turuncuya Boyayalım: Kadına ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Son Bulsun!” kampanyasında üstlendiği etkin rol ve sağladığı destekler için teşekkür etti. Taraflar ayrıca önümüzdeki dönemde başka projelerde de işbirliği yapılmasına yönelik niyet beyanında bulundu. | 088cf87c69bf | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Günümüz teknolojisiyle bilgiye kolayca ulaşmak, özellikle hizmet sunan firmaların müşterilerine ulaşmaları açısından büyük öneme sahiptir. Bilgiye hızla ulaşmanın yollarından biri portal kullanımıdır.
İnternetin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan ilk web sayfaları daha çok sabit sayfalardan oluşan ve sadece kurumun web de bir sayfası olduğunu göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Ancak sayfaların sürekli aynı kalması ve kolay kolay güncellenememesi kurumlar açısından sıkıntı yaratmıştır.
Gelişen teknoloji, internet üzerinden e-hizmet ihtiyaçları karşısında web sayfaları yerlerini daha kapsamlı, sürekli ve kolay güncellenebilen portal teknolojisine bıraktı.Yeni nesil web çözümleri şu ana kadar kullanılan portal teknolojisine göre oldukça kullanışlı ve portal üzerinde istediğiniz her şeyi rahatlıkla değiştirebilmenize imkan sağlıyor.
EDS Bilişim olarak sunduğumuz portal çözümleri sayesinde çalışmalarınız çok daha verimli hale gelecek. Web portalınızı size özel tasarımıyla kurup teslim ettikten sonra bilgisayar kullanabiliyorsanız, internet bağlantınız varsa artık portalınızı rahatlıkla güncelleyebilirsiniz.. Web portalı için yeni programlar yüklemeniz, eğitim almanız, içeriği değiştirirken tasarıma zarar vermemek için endişelenmeniz gerekmiyor. Portalınızın her yerine müdahale edebilirsiniz.
EDS Web Portalı ile: | fe0618d8c21e | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
Son İstanbul seyahatimde Okuyan Us ofisini ziyaret edebilme şerefine nail oldum. Depo açık olsaydı oraya da uğrayıp derin derin yeni kitap kokusu çekmek vardı ya içime :)
Ofiste çok güzel sohbet ettik. İşlerine engel olduğumu düşünmesem kapanışa kadar kalırdım ya :) Ofisten çıkarken bu güzeller benimle geldiler. Sizinle de paylaşmak istedim.
Özellikle ergen kız annelerine tavsiye edebileceğim Kraliçe Arılar ve Taklitçiler - Rosalind Wiseman
Depresyon Atlası - Andrew Solomon
Tam bir kaynak kitabı olduğunu düşünüyorum. Ve dili de sade geldi bana. Ara ara açıp bakmalık.
Yaşlanmayan Yaşlılar - Prof. Dr. Özcan Köknel
Arka kapak çekti beni. Hayatı dolu dolu yaşayan insanlardan yola çıkarak anlatımlar yapmış. Malum bu aralar kendimi 'bin' yaşında ve 'içi ölmüş' hissediyorum. Bu yüzden yapıştım kendisine!
Makber - Cem Mumcu
Öncelikle kapağın dokusuna bayıldım. Hani böyle imkan olsa da dokunsanız ekrana. Sonrasında 'bazı kitaplarda denk geldiğim şu kadar dile çevrildi' ibaresinin ilk defa hakkı verilmiş. Arka kapakta 9 dilin hangi diller olduğu ve yılları da paylaşılmış! Bayıldım bu detaya.
Sanırım ilk defa Cem Mumcu romanı okuyacağım, heyecanlıyım!
Renkli Rüyalar Oteli - Esra Baran
Arka kapak der ki
'Hayatta iki doğru vardır. Kağıt üzerinde doğru olanlar ve doğru olduğunu hissettiklerimiz.'
Siz de katılır mısınız?
Müdürden Sonra Müdür - Tuğrul Uçak
Bu kitaba başladım. Henüz tam kendimi veremedim açıkçası. İlerledikçe gelecen detaylar.
Bir Gün Beni Ağlayacaksın - Tunç İlkman
Yazısını yazmıştım okumak için buraya tık tık
Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu
Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. En kısa sürede başlayacağım inşallah!
Altıncı Yok Oluş - Elizabeth Kolbert
Kapakta yazan 'İnsan kendi yarattığı yok oluşun kurbanı mı olacak?' yazısı ile Pulitzer Ödülü alması dikkatimi çekti.
Bakalım bakalım :)
Ölüm Yok Korku Yok - Thich Nhat Hanh
Tabii ki kitabın adı çekti beni. Bugün başladım ve otursam başına 2 saatte biterdi. Ama zor bir gün geçiyorum ve bu kitap tutuyor ellerimden bugün! Bitmesin istiyorum resmen ama meraktan da deliriyorum.
Alın bence :)
İnternette Ünlü Olma El Kitabı - Massimiliano Trudi
Amaç belli :) Okuyalım ve öğrenelim :) Şaka niyetine alınmış daha doğrusu verilmiş bir kitaptır. Ama okuyalım yine de :)
Ev Yapımı Bir Paraşüt - Berrak Yurdakul
Tabii ki kapaktaki kutucuklar çekti beni. Bakalım bana nasıl etki edecek.
Yeni kitaplarım bunlar :) Var mı aralarından okuduklarınız ya da okumak istedikleriniz?
Okuyan Us'a bir kere daha çoooook teşekkür ederim.
Daha önce gelen kitaplarımın videosu için buraya
ve buraya
tık tık
Ayrıca olur da yukarıdaki kitapları satın almak isterseniz babil.com
da serrose kuponu ile %5 indirim kazanabilirsiniz.
Ucuz kitap = daha çok kitap :) | fcc5ea119ec8 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Geleneksel Çin Tıbbı-GÇT, insan fizyoloji ve patolojisiyle uğraşan, hem teşhis hem tedavi hem de koruyucu tıbbı içeren, insan vücudunu bir bütün olarak değerlendirmesi yanında, vücut faaliyetleri ile düşünce arasındaki bağlantı, insanın doğa ile ilişkisi ve yaşamsal faaliyetlerin dışsal ve içsel faktörlerle bir denge oluşturması gerekliliği üzerine kurulu, eşsiz bir öğretidir.
Geleneksel Çin Tıbbı’nın en çok bilinen yöntemi ‘akupunktur’dur. Bunun yanında ‘bitkisel tedavi’, ‘Çin masajı-Tunia’ ve ‘diyet terapisi’ bu öğretinin diğer bölümlerini oluşturur.
Akupunkturun geçmişi 5000 yıldan fazladır. İnanışa göre Çinli bir askerin bir türlü tedavi edilemeyen boyun ve omuz ağrısı, bir savaşta ayak bileğine gelen okla yaralanması sonucu iyileşmiş ve bu olay, bugün ‘akupunktur’ diye adlandırılan tedavi yönteminin geliştirilmesine önayak olmuştur.
Çin kültüründe ‘Qi’ -Chi olarak tanımlanan yaşam enerjisinin, vücudumuzda 26 ana meridyen aracılığı ile dolaştığı kabul edilir. Bu meridyenler, tıpkı dolaşım ve sinir sistemimiz gibi bütün vücudumuzu sararak iç ve dış organlarımızı birbirine bağlar. Örneğin karaciğer meridyeni göz, böbrek meridyeni kulak ile bağlantılıdır.
Sağlığımızın tam olması için, meridyen kanallarında akan ‘Qi’nin kesintisiz olması gerekmektedir.
Meridyenlerin üzerinde “akupunktur noktaları” denilen, elektriksel direnci düşük, iletkenliği yüksek noktalar bulunur. Altın, gümüş veya çelik iğneler ile bu noktalara uygulanan çeşitli manipülasyon ve teknikler yoluyla enerji tıkanıklıkları, dolayısı ile oluşan rahatsızlıklar giderilmeye çalışılır. İğnelerin yanında bası, lazer, elektrik akımı veya ısı ile de uyarılar yapılmaktadır. Birçok kişinin düşündüğünün aksine, uygulama sırasında hissedilen ağrı çok düşüktür.
Yüksek etkinliğinin yanında akupunkturun modern batı tıbbına karşı en büyük avantajı, toksik ve kimyasal ilaçların yan etkilerinin görülmemesidir.
Akupunkturda üzerinde durulması gereken çok önemli nokta şudur ki, bu tedavi yönteminde hastalığın türüne göre değişecek olan sürelere uyulması ve tedavinin tamamlanması gerekir. Aksi halde, yarım kalan bir tedavi tıbbın hangi alanında olursa olsun hastayı nasıl iyileştiremezse, aynı hassasiyet akupunkturda da geçerlidir.
Günümüzde akupunktur dünyanın dört bir yanına yayılmış ve Dünya Sağlık Teşkilatı-WHO tarafından da kabul görmüştür.
Dünya Sağlık Teşkilatı, akupunktur ile tedavi edilebilen pek çok hastalık tanımlamıştır. Bunlardan bazıları:
Baş ağrıları, migren
Boyun, bel, diz, kas, eklem ağrıları
Boyun, bel fıtığı, siyatalji
Romatizma hastalıkları, nevraljiler
Kilo problemleri | 1e7bde514391 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
30 Eylül 2016 Cuma
Liga Endesa'da sezon buruk başlıyor
İspanya Erkekler Basketbol Ligi ACB - Liga Endesa'da 2016-2017 sezonu bu hafta oynanacak 8 maçla başlayacak. Bu akşam son şampiyon Real Madrid'in sahasında Unicaja Malaga'yı konuk edeceği maçla başlayacak ilk hafta mücadelelerinde yarın iki, pazar günü ise beş maç oynanacak.
Bu sezon 17 takımla oynanacak olan İspanya Ligi'nde mücadele edecek olan on sekizinci takımın bulunamaması Liga Endesa'da sezonun buruk açılmasına neden olurken, takımların ekonomik kritlerlere uymakta zorlanması sezon öncesi kritik günlerin yaşanmasına neden oldu. Geçtiğimiz sezon ikinci ligden yükselen iki takım Palencia ve Mellila'nın ekonomik kriterleri yerine getiremeyecekleri nedeniyle çekilmesi sonrası, düşen takımlardan Estudiantes'in tekrar Liga Endesa'ya alınması; fakat ikinci bir takımın bulunamaması ile İspanya'da sezon 17 takımla başlamak zorunda kaldı.
İspanya Ligi'nde ilk hafta maçlarının programı ise şu şekilde:
30 Eylül:
21:00 Real Madrid – Unicaja Malaga
1 Ekim:
21:00 Movistar Estudiantes – Real Betis
21:00 Rio Natura Monbus Obradoiro – Baskonia
2 Ekim:
13:30 ICL Manresa – Barcelona Lassa
13:30 Montakit Fuenlabrada – Dominion Bilbao Basket
13:30 UCAM Murcia – Divina Seguros Joventut
13:30 CAI Zaragoza – Valencia Basket
19:30 Herbalife Gran Canaria – Iberostar Tenerife
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 3cb5861d94ba | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Doğan Sağlık Grubu olarak hastalarımızın hayati bilgilerini taşıyan bir kartın yanında bulunmasının, acil bir durumda hayat kurtaracağını düşünerek size özel bir kart hazırladık.
Cüzdanınızda taşıyabileceğiniz bu kartta
* kan grubunuz
* geçirdiğiniz önemli hastalıklar
* alerjileriniz
* yaşınız
* size acil bir durumda ulaşabileceğimiz telefon numarası bulunmakta.
Böylelikle nerede olursanız olun sizinle ilgili acil bir durumda hiç vakit kaybetmeden müdahalenize başlanabilir.
Ayrıca grubumuz bu kart sahiplerine dönemsel jestler yapmaktadır.
Tamamen ücretsiz olarak elde edebileceğiniz bu kart ile beklenmedik durumlara karşı şimdiden hazırlıklı olun. | 909148439a34 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Merkez mutfağımızda sabah 06:00 ile 09.30 arasında üretilen yemeklerimiz çelik kaplar veya termoboxlar içerisinde, nakliye araçlarımızla en geç 2 saat içerisinde firmanıza teslim edilmektedir. Böylelikle ev yemeği tarzında pişirilen yemeklerimizi kalite ve lezzet kaybı olmadan sizlere sunabilmekteyiz.
Yerinde Üretim
Mutfağınızı , eksikleri uzman kadromuz tarafından tespit edilip , tüm eksikleri tarafımızdan tamamlandıktan sonra sizden devralıp , leziz yemeklerimizi mutfağınızda üretip sizlere sunmaktayız.
Catering Hizmetleri
Açılış ve Kokteyller, Şirket Yemekleri, Özel Geziler, Turlar, Açık Hava Organizasyonları, Piknikler, Sünnet ve Mevlitler,Yılbaşı Organizasyonları, Düğün Davetleri hizmetlerimiz arasındadır. | eafdc0e4240d | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Son birkaç yıldır “Türkiye-Rusya” denklemi, Yeni “Amerika-Türkiye-Rusya” üçgeni ve “YENİ BATI bizim için Amerika olacaktır” gibi kavramları sorguluyor ve özellikle Osmanlı’dan başlayan Türk-Rus çatışmasının Amerika’nın da katılımıyla yeni bir işbirliğine dönüşebileceğini detaylandırmaya çalışıyorum...
Bildiğiniz gibi Türk-Rus çatışmasının son halkası Kırım savaşı ile ortaya çıkıyor ve Batı’dan bu savaşı finanse etmek için borçlanmaya başlayan Osmanlı’nın sonu “BORÇLARIN BATILILAR TARAFINDAN” idaresi daha doğrusu “maliyeye el konması” ile daha hızlı geliyor. Bu gerçek bize uzun süredir aynı soruyu sorduruyor; Neden bu çatışma? Yeni bir işbirliği ortaya çıkabilir mi ?
Sevgili dostlar, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Başbakanlığından başlayan bir süreçte Türk-Rus dinamiğinde ve özellikle Türkiye-Amerika-Rusya denkleminde tarihi “sapmaları da” düzeltecek şekilde önemli adımlar atıyor, “Dostum Putin” dediği Rusya Devlet Başkanı nezdinde Rus coğrafyasına elini uzatıyor. Aslında büyük bir yük altına giriyor ve Coğrafyamız adına yeni bir yol açarken, Batı’nın zorlandığı noktalarda “açılımın” önünü risk alarak da olsa açıyor.
Bu tespitler sonrası gelelim son döneme...
Türkiye’nin attığı bütün adımlara rağmen Rusya, “sözde Ermeni meselesi”, “Kırım’da yaşananlar” ve “Suriye Gerçekleri” gibi denklemlerde maalesef kendine uzatılan eli “görmezden” geliyor ve Batılı diplomatların “Ruslara güvenmemek için sebepler” diyerek saydıkları detayları haklı çıkarmak için uğraşıyor, elinden ne gelirse yapıyor... Putin maalesef daha da ileri gidiyor ve “Türkmenleri hedef alırken” Rusya-İran-Suriye çizgisinde sanki bir yay çizerek “kendine el uzatan Türkiye’yi” kuşatıyor.
Sevgili dostlar, “Türkiye-Rusya” ilişkisini “Batı adına sabote etmek isteyen güçlerin attığı, atacağı adımları da” not ediyor, bu tuzaklara düşülmemesi gerektiğini belirtiyor ama elimizdeki bütün gerçekler ışığında SORMADAN EDEMİYORUM; NEDEN BAY PUTİN, NEDEN... NEDEN “Rusya’ya güvenilmez” diyen BATILI TEZLERİ HAKLI ÇIKARMAK İSTERCESİNE ANLAMAK VE ANLAMLANDIRMAKTA ZORLANILAN BU ADIMLARI ATIYORSUNUZ! Kimbilir belki de “Kırım savaşı ile Osmanlı’yı İngiltere-Fransa’ya” doğru iten Rus tarihine DİKKATLİ BAKMAK gerekir!
Son söz: Türkiye BÜYÜK DEVLETTİR ve objektif bir şekilde kimsenin etkisinde kalmadan milli menfaatlerini koruyup, yolunu çizecek güçte ve kabiliyettedir... | e501d515c434 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
İstanbul’a 1 saat mesafede, Kocaeli Derince Sahili’nde dev bir masal diyarı olan Harikalar Sahili bulunduğunu biliyor muydunuz? 30 bin metrekarelik alanda yer alan Harikalar Sahili’nde sizler masal kahramanlarının örnek alınarak mantar, nuhun gemisi, yel değirmeni ve korsan gemisi şeklinde yapılan restoran ve kafelerde yemeğinizi yiyip çaylarını yudumlarken, çocuklarınız da birbirinden renkli masal kahramanları ile oyun alanlarında keyifli vakit geçirebiliyor. Harikalar Sahili’ne giriş ücretsiz.
DERİNCE HARİKALAR SAHİLİ NEREDE?
Derince Harikalar Sahili Kocaeli il sınırları içinde, Derince mevkiinde.
DERİNCE HARİKALAR SAHİLİNE NASIL GİDİLİR?
Harikalar Sahili’ne İstanbul- Ankara otoyoluna, İstanbul Anadolu yakasından bağlandıktan yaklaşık 40 dakika sonra karşınıza çıkacak Körfez çıkışından ayrıldıktan sonra İzmit yönüne doğru devam edilerek ulaşılır. Ayrıca Körfez’in karşı tarafında bulunan Değirmendere’den Derince’ye vapur ile de geçilmektedir.
HARİKALAR SAHİLİ’NDE NELER VAR?
Keloğlan, Rapunzel, Şirinler ve Gargamel, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Çakmaktaşlar, Külkedisi ve Nasrettin Hoca Harikalar Sahilinde çocuklarınızı, Kafe GA’da deniz manzarası eşliğinde canlı müzik, SAY Marina Kafe’de yel değirmeninde açık büfe kahvaltı, Mannetto Dondurma’da Dinonun gölgesinde dondurma keyfi sizleri bekliyor. | 456ba98ceb1d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Başkan Genç, öğrencilere karne dağıttı
Ortahisar Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç Mehmet Akif Ersoy İlkokulunda karne törenine katıldı.
Mehmet Akif Ersoy ve Dumlupınar İlkokulu'nda karne törenine katılan Ortahisar Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç öğrencilerin yaz tatilini çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini kaydederek öğrencilerden Ortahisar Belediyesi'nin açmış olduğu sportif, sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalarını istedi. Başkan Genç, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılının 12 Haziran Cuma günü sona ermesi dolayısıyla Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda düzenlenen karne dağıtım törenine katıldı. Takdir ve teşekkür belgesi alan başarılı öğrencileri tek tek tebrik eden Başkan Genç öğrencilerin başarılarının devamını dileyerek onlara çeşitli hediyeler verdi.
12 Haziran 2015 | 52ee39c05640 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Türkiyede planları hazırlayanlar ile uygulamakla yükümlü olanların arasındaki işbirliğinin zayıflığı uzun yıllardır birçok planı edilgen hale getirmiştir. Kalkınma Ajansları bu noktada büyük bir boşluğu doldurmakta; hem planlayan hem de uygulayan kurumlar olarak ön plana çıkmaktadır.
Yine Ajansımızca hazırlanan 2014-2023 TR82 Düzey 2 Bölgesi Bölge Planının Ajansımızın görev alanına giren hedeflerini gerçekleştirmek için Kurumsal Stratejik Plan çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü Kurumsal Stratejik Planımız ile Ajansımızın rutin faaliyetlerini sistemleştirmekte; fark yaratan yaratıcı faaliyetleri ise belirli bir zaman dilimi içerisinde programlamaktayız. | 553397ce64b6 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bu mekandan davet aldığımızda klasik, salaş bir kokoreççi ile karşılaşacağımı zannediyordum. Oysa mekan sahibi Oğuzhan Bey ile tanışır tanışmaz yanıldığımı anladım. Buradan sonra Bey hitabını kaldırıyorum. Mekana girerken külçe gibi ağır, tarihi bir kokoreç ızgarası sizi karşılıyor. Küçük bir mekan ama dekorasyona ve ızgaraya epey masraf yapılmış. Her yer tertemiz. Görüntü olarak Karaköy'deki mekanların havası var. Boyasız duvarlar, sade ve siyah rengin hakim olduğu bir dekor. Oğuzhan Bey yaklaşık altı ay önce burayı yenileyerek faaliyete geçmiş. Mesleği babasından öğrenmiş ve kendi tabiriyle kokoreç satmıyor kokoreç nasıl yenir onu öğretiyor. Babasının bıraktığı manevi miras ve kendi gayreti sayesinde Dolapdere'de artık yok olmaya yüz tutmuş esnaf kültürünü burada devam ettirmeyi başarmış. Öncelik, kısa yoldan para kazanmak değil. İnsanlara temiz ve özenli bir şeyler yedirmek.
Bir kokoreççiye gittiğinizde tezgahta ilk dikkat etmeniz gereken detay. Kesilmiş, servise hazır kokoreç olmaması gerekiyor. Burada, müşterinin istediği anda taze taze kokoreç hazırlanıyor. İkinci detay size sorulmadan baharat atılmaması gerekiyor kokoreçe. Burada da baharat ilavesi müşteriye bırakılmış. Kokoreçin üstüne acı biberler basılmıyor. Üçüncü detay kokoreç nasıl hazırlanıp ne şekilde pişiriliyor. Kaynağı belirsiz malzemelerle hazırlanmış, ağzınızda donan, çok kalın ve kısa sürede pişirilmiş kokoreçlerden uzak durun. Oğuzhan, mezbahaya bizzat gidip malzemesini seçiyor. Doğru kalınlıkta sarılarak hazırlanmış kokoreçi şişe takıyor ve yaklaşık bir gün süreyle yavaş yavaş pişiriyor. Özetle işin hakkını verince bu, lezzete de aynı şekilde yansıyor. İçinde fındık uykuluk ilavesi olan kokoreci gözümüzün önünde halka halka kesiyor. Kesitten kokoreçin tazeliği ve ıslaklığı fark ediliyor. İçinde alakasız ilaveler olmadığı için ağızda donma söz konusu değil. Bize önce klasik halka kokoreçi az baharat, biber ve domates ilavesiyle hazırladı. Serviste kullandığı bambu tabak ve çatal bıçaklar da sıra dışı. Kurutulmadan, meşe kömüründe pişmiş kokoreci tadınca daha önce böylesini yemediğimi anladım. Kokoreç bu yediğim ise daha önce tattıklarım acaba neydi?
İkinci olarak mekanın spesiyali olan Aliş Kebap'tan tattırdı bize. Babasına ait olan bu tarifte yağlı kağıda sarılan kokoreçler bu şekilde yine domates ve sivri biber ilavesiyle kömürde pişiyor. Buharında piştiği için daha sulu olan kokoreçler lezzet olarak farklı bir boyuta ulaşmış. Klasik kokoreç tadından farklı. Favori lezzetim bu oldu.
Üçüncü versiyon olarak ise kaşarlı kokoreçi deniyoruz. Dik bir çöp şişe saplanan halka kokoreçlerin arasına hamburger etine konan peynir misali peynir ekleniyor. Ateşte erimeye başlayan peynirler, yerken mıhlama gibi uzuyor. Alternatif bir lezzet arayanlar için bu da bir seçenek. Garnitür olarak verdiği ve Anadolu'dan gelen sarımsakla marine edilmiş kiraz biber turşuları da çok başarılıydı. Hem leziz bir eşlikçi hem de tek başına meze olarak bile yenebilir.
Mekanda mevsimine göre kasap sucuk, işkembe çorbası ve midye dolma da bulunuyor. Ermeni usulünde yapılan midye dolmayı özellikle denemek isterim. Mevcut işini bırakıp emek yoğun sektöre kendini başlatan Oğuzhan'ı kutluyorum. Bulunduğu muhite göre marjinal bir anlayış ve düşük kar payıyla çalışıyor. İnsani değerlere ve işine verdiği önem takdire şayan. Samimi ve sohbeti seven bir insan. Uzun vadede mekanını değiştirir ve kendini geliştirirse gastronomik anlamda çok daha iyi bir düzeyde olmayı hak ediyor. Fiyatlar fazlasıyla makul. Hele şimdiye dek kokoreç adı altında daha ucuza yediğimiz şeyleri düşününce bedava düzeyinde. #KanGurular Erşen T.
When we have invited from this venue I thought that I will meet again an ordinary and booth intestines shop. I understood that I was mistaken as soon as I meet with the owner, Oğuzhan Bey. After now I quit the bey title. When you enter the venue, a very historical and heavy intestines grill meets you. It was a small venue but it has been made expenses for decoration and modern grill. Everywhere was very clean. The venue was looked like the venues in Karaköy. Unpainted walls, plain and black colored decors. Oğuzhan was renewed here about six months ago and started to manage. He learned this job from his father. According to him he does not sell intestines; he teach to the people how the intestines eat. Thanks to the spiritual heritage left by his father and his effort he managed to continue the artisan culture tending to disappear in Dolapdere. Making a quick buck is not a priority. The priority is provide people eating clean and careful food.
When you visit an intestines shop you should firstly pay attention on the stand that it should not be cut intestines, ready to service. They prepare the intestines in a fresh way when the moment of customer's order in here. The second detail they should not add any spices into intestines without your permission. Adding spices is left to customer in here. They do not add hot peppers into intestines. The third detail is related with the preparation and cooking style of istestines. Keep away from intestines prepared by uncertain ingredients in respect of origin, very thick, cooked in a short time and frozen in your mouth. Oğuzhan chose your ingredients by going the slaughter house by himself. He put intestines into skewer prepared by wrapping in the right thickness. It is cooked slowly about one day long. This care, reflect on the taste in the same way. He cuts it added sweetbread in the ring shape in front of your eyes. You can realize the freshness and wetness of intestines from cutting parts. It was out to frozen in the mouth not to added unrelated things into it. He firstly prepared for us classic ring shaped intestines by adding tomato, green pepper and a little spice. When I tasted the it cooked undried and on the charcoal fire, I realized that I have never eaten like this till then. It was also unusual to use bamboo services. If this was intestines what kind of things I ate before.
Secondly, he had us test the specialty of the venue: Aliş Kebab. This recipe belongs to his father. Ring shaped cutting intestines wrapped into baking paper with tomato and green pepper. It became a more juicy version because of cooking in its steam. Its taste was very different from classic intestines. My favourite taste became this. We tried intestines with kashar as the third version. Between the ring instestines, stabbing into a vertical skewer, he added kashar. If you search an alternative taste it might be a good choice for you. Tomato and garlic pickles were very succesful. He serve them as garniture. They were both a delicious side dish and meze.
You can also find butcher soujouk, tribe soup and stuffed mussels in the venue acoording to the season. I want to try the mussels making Armenian style. I congratulate Oğuzhan. He is working in a marginal way and low profit rate according to the neigbourhood wher he located. He also care about human values and his job. He was talkative and sincere person. He deserves a better place in gastronomical meaning in long term. The prices were so affordable. If I think the things I have eaten till now called intestines they counts even free. #KanGurular
1968 yılından beri baba (Rahmetli Ali Bey) mesleği olan kokoreçin inceliklerini bilip yaklaşık 6 ay gibi kısa bir geçmişi olan Ozzie's Kokoreç, İstanbul'un Beyoğlu ilçesine bağlı Yenişehir semtinde yer almakta. Radikal bir kararla sağlık sektöründeki kariyerini bırakıp, geçmiş günlerin özlemi ve gerçek kokoreci bizlere tattırmayı hedefleyen oğlu Oğuzhan Bey bu konuda oldukça iddialı. Ankara'dan bizzat kendisinin gidip getirdiği kokoreç; kuzu gömlek yağı, fındık uykuluk ve kuzu bağırsaktan oluşmakta. Meşe kömürünü kullanarak özel pişirme aşamasından sonra bizlere sunulan kokorecin, baharatı mümkün olduğunca az konulup ve yine kurutulmadan yenilmesi taraftarı. Yarım (10 ₺), çeyrek (6 ₺) ve tam ekmek (20 ₺) seçeneklerinin yanı sıra porsiyon olarak 2 halka (15 ₺), 3 halka (20 ₺), 4 halka (25 ₺) olarak müşterinin beğenisine sunulmakta. Porsiyon halka kokoreçin özelliği altının çıtır; üstünün az pişmiş yani yumuşak olması. Yine porsiyon halka şeklindeki kokoreçlerin arasına kaşar peyniri konup isteğe göre 2,3 veya 4 halkalı seçenekler mevcut.
Mekana özgü olup "Alis Kebap" adını verdiği, 2 veya 3 halkanın domates, yeşil biber ve az baharatla yağlı iki kat kağıda bohça yapılıp köz kömürde pişirilip bizlerin beğenisine sunulması (25 ₺ & 30 ₺) çok yerinde bir lezzet olmuş. Kokoreçlere eşlik eden ev yapımı olan biber turşusu da iyi bir ikili oluşturuyor. Kokoreçinizin tadına bakmadan önce mutlaka koklamanız gerektiğini söyleyen Ozzie, kesinlikle haklı. Kasap sucuk, midye dolma ve işkembe çorbası da diğer seçenekler olarak yer almakta. İçki satışının olmadığı mekanın kapısındaki tarihi seyyar kokoreç dikkat çekmekte. Bir kokoreç dükkanı olmasına karşın hijyene önem veren yerde gerçek kokoreçin tadına varacaksınız. #KanGurular Ari D.
Kokoreçin en güzel hali halka kokoreçtir. Az kekik ve baharatla yenir. 1968'den beri var olan, baba Ali Bey'den oğlu Ozi'ye (Oğuzhan) geçen kokoreççiliğin inceliklerini gördük. Ankara'dan özel olarak bizzat alıyorlar ve içinde uykuluk var. Böylesini İstanbul'da başka yerde yemeniz zor. Mekan, Dolapdere'de mobilyacılar çarşısı diye bilinen yerde. Ağır Roman ve Beyaz Melek filmlerinin çekildiği muhit. Mekana ilk girdiğiniz anda farklı bir kokoreççiye geldiğimizi anladık. Bana tavsiye eden arkadaşımızın damak zevkine güvendiğimden lezzet açısından şüphem yoktu. Fakat kokoreç tezgahını ve dükkanın temizliğini görünce şaşırdım doğrusu. Kokoreç seçiminden nasıl şişe takılır, nasıl pişirilire kadar ince detayları öğrendikten sonra tadıma geçtik.
Önce halka kokoreç olarak az baharat ve kekikle kokoreçin sade şekilde tadına vardık. Kokoreçin iyi olduğunu az baharat ve garnitür karışımından anlarsınız diyor Ozi. Tahta serviste tahta çatal ve bıçakla sunum yapılıyor. Yanında kırmızı biber turşusu veriyor ki bu biber turşusuna sarımsak marinasyonunu kendisi yapıyormuş. Kokoreçe müdavim olduğunuz gibi bu turşunun da oluyorsunuz.
Daha sonra kendi spesiyalleri olan Aliş kebap dedikleri yağlı kağıt içinde kokoreç, taze biber ve domatesle hazırlanan paket, mangalda bir iki tur daha demlenerek değişik bir lezzet olarak karşımıza çıkıyor. Yağlı kağıdı açar açmaz mis gibi bir koku önce siz çekiyor ve sonra kağıtta kalan kırıntı ve yağlara ekmeği bandığınızı fark ediyorsunuz. O kadar lezzetli.
Mekanın bir diğer farklı sunumu da halka kokoreçlerin arasına kaşar koyarak yaptıkları kaşarlı kokoreç. Kaşarları sündüre sündüre kokoreç yemek ayrı bir keyif verdi bize.
Bu standartta bir kokorecin fiyatı nedir derseniz alelade bir kokoreççiyle aynı. Oğuzhan kokoreçi hakkıyla ve bol miktarda sunuyor ki keyfini çıkarın. Tek tesellisi kokoreçe yapılan övgü. Bu kadar zahmete ve uğraşa başka türlü ayakta durmak ve dükkanı tek başına idare etmek zor. Gerçekten iyi bir kokoreç yemek istiyorsanız Ozzie's Kokoreç'e mutlaka gitmeniz gerek. Sonra bize teşekkürlerinizi iletirsiniz :) #KanGurular Fuat Ş.
KanGurular'ın Puanı
Notun Değerlendirmesi:0 - 5Bizce Gitmeyin
5 - 6Pişman Olabilirsiniz
6 - 7Ortalama Mekan
7 - 8Gidilebilir
8 - 9Bizce Gidilir
9 - 10Mutlaka Gidin
Adres: Bülbül Mahallesi, Serdar ömer paşa cad No:44 Yenişehir/Beyoğlu/İstanbul
Telefon: +90212 3619123 | 9310b2c13fcc | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Selahattin Demirtaşi Yeni Özgür Politika Gazetesi'ne verdiği röportajda yapılan darbegirişimini değerlendirdi.
Meydanları dolduran vatandaşları "IŞİD’çi ve gerici" olmakla suçlayan Demirtaş, "Meydanlarda güç gösterisi yapıyor ve demokrasiden ne anladıklarını da gösteriyorlar. Hiç kimseyi bu ülkede yurttaş olarak bile görmek istemiyorlar. Özellikle darbe girişimi sırasında suçu günahı olmayan zavallı erlere bile neler yaptıklarını görüyorsunuz. Daha düne kadar o erler savaşta öldüğünde, cenaze törenlerinde “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyenler, şimdi o erleri linç ediyorlar, işkence yapıyorlar, boğazlarını kesiyorlar." ithamlarında bulundu.
(EN SON HABER) | 067004432229 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Gymworks Ihlamurdere Şubemize bekliyoruz..!
15 yıllık deneyimle Beşitaş'ın kalinde hizmet vermeye devam eden GYM works spor salonları gelişmeye ve geliştirmeye devam ediyor. "Spor yapmak kadar; sporu doğru uygulamakta önemlidir." ilkemizden yola çıkarak profesyonel eğitmen kadromuz eşliğinde her yaşta sağlığını ve zindeliğini korumak isteyen herkesi bekliyoruz.
15 yıllık tecrübe
Gymwokrs olarak 15 yıllık tecrübesi ile siz değerli müşterilimize hizmet veriyoruz
Sağlıklı yaşam
Gymworks olarak sağlıklı yaşam ilkemizin herzaman arkasındayız.
Hizmetlerimiz.. | 0fb7f738e425 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
ResMed Pixi, 2-7 yaş arası çocuklar için özel tasarlanmış CPAP Maskesi. Çocukların kemik yapısını, yüz özellikleri ve cilt hassasiyeti dikkate alarak, Pixi asgari yüz baskısı sunar ve çocuğunuz için olumlu bir terapi deneyimi sağlamak için yardımcı olurken size huzur, konfor ve güvenlik özellikleri geniş bir yelpazede içerir.
Çocuk Dostu. Özel başlık tasarımı klostrofobik duyguları tetiklemez, tahrişi azaltmak ve net bir görüş hattı sağlamak için çocuğun gözlerini açık bırakır.
Yumuşak. Pixi ince silikon yastık mühür veya tedavi etkinliğini ödün vermeden yumuşak yüzleri üzerindeki baskıyı en aza indirmek için yumuşak ve rahat.
Güvenli. Bir acil durum mandalı gerekirse hızlı çıkarılması için izin verir ve kolay çıkarmak için yapar.
Ayarlanabilir. İki boru eki yerleri farklı uyku pozisyonlarını ve uzanır ve kolayca virajlı bir spring-flex hafif tüp yerleştirmek, böylece çocuğunuzun uyku sırasında etrafında hareket gibi yakaladı veya sürükleyip almazsınız. | e62acd213811 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
MÜŞTERİ DENEYİM ( CX ) YÖNETİMİ, ÇAĞDAŞ PAZARLAMANIN ESASIDIR.
DİJİTAL PAZARLAMA İÇİN GEREKLİ ARAŞTIRMA, YAZILIM, DONANIM, İNSAN KAYNAKLARI, BİLGİ VE TECRÜBE ÖGELERİNİ BİR BÜTÜN OLARAK, KURUMUN İHTİYACINA GÖRE DÜZENLEYİP, SUNUYORUZ.
Temel hizmet başlıklarımız şunlardır:
İÇERİK PAZARLAMASI: Müşteriye hangi içeriğin ( bilgi, öneri, reklam, öykü, video vb), nerede ve hangi kanallarda sunulacağını planlıyor ve içeriği üretiyoruz.
E-ÖĞRENİM: Çalışanlara bulundukları yerde 7/24 güncel bilgi sağlayarak, müşteri deneyimi için her an hazır olmalarına yardım ediyoruz.
ÇOKYÖNLÜ AKIŞ (INBOUND/OUTBOUND) için gerekli bütün iletişim sistemini ve
yazılımlarını ( CRM, e-posta vb dahil) müşteri deneyimini esas alarak kuruyoruz.
İŞBİRLİĞİ için iki yoldan birini önermekteyiz:
1. Hizmetin tamamını biz sunarız; dijital medya ve yazılım kuruluşlarını seçer, görevlendirir, denetler ve sonuca gideriz;
2. İş ortağımız kendi takımıyla ve seçtiği tedarikçilerle çalışır; arzu edilen programa göre tecrübe ve insan kaynakları geliştirme desteği sağlarız.
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ için yaptığımız çalışmalarda, marka ve gayrimenkul varlığı olarak merkezin ihtiyaçları ile kiracıların ihtiyaç ve uygulamalarını bir arada ele alıyor ve “ortaklık” çözümü üretiyoruz. | 7cd210ecbc71 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Akdeniz Spot Antalya İkinciel Eşya Alım Satım Antalya olarak müşterilerimizden gelen talep üzerine ikinci el eşyaları adrese giderek ya da online fotoğraflayarak fiyatlandırırız. Piyasa fiyatları ile ikinci el eşya piyasasındaki fiyatları karşılaştırarak müşterilerimiz için en yüksek ve en uygun fiyatı veriyoruz. Fiyatta uzlaşma sağlandıktan sonra ürünlerinizi yerinizden nakliye ve taşımacılık hizmetlerini biz yaparak satın alıyoruz. Eşyalarınızı satın alırken ürünlerinizin bedelini eşyaların taşınması sırasında nakit olarak ödemekteyiz.
BİZİ ARAYIN KAZANÇLI ÇIKIN
Antalya’da Akdeniz Evkur Spot
Deniz Mah. 122 Sokak No:39/2 /B 07050 Muratpaşa, Antalya
0532 551 92 98
0242 241 90 41 | 3503de2c4813 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Çilingir’in yeni sayısı: Türkiye’nin Hafızası
1950’li yılların başında önce akıl hastalarını tedavi etmek üzere ele alınan sonrasında ise toplumsal alanda denen bir gelişmenin kısaltılmış adıydı Şok ve Dehşet Doktrini. Doktrin, İskoç bilim adamı Ewen Cameron tarafından sistematize edilmiş ve Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı tarafından “mkultra” projesiyle entegre edilerek bireylerin irade, algılama ve kavrama yetilerinin kontrol altına alınasını hedeflemişti. Akıl hastaları üzerinde denen doktrin bireysel bazda istenilen sonuçları tam olarak vermese de deneklerin zihinsel regresyona tabi tutulması bakımından kısmi bir başarı sağlamıştı. Elektro şok uygulanan denekler hareket etme ve tepki gösterme konusunda zayıflatıyor ve sürecin sonunda tamamen hareketsiz hale getirilerek, yetişkinlikten çocukluğa dönen alıklaşma sürecine çekiliyordu. Böylelikle düşünsel melekeleri ve hatıralarından koparılan zihin, tasarımcısı elinde boş bir levha (Tabula Rasa) olarak yeniden tasarlanmayı bekliyordu. Bu çalışma elbette ki sıradan bir rehabilitasyon aracı olarak sınırlandırılmayacaktı. Toplumların değişim ve dönüşümünde de bu türden bir uygulamalara başvurulacak ve mevcut sistemin başarılı bir şekilde devam etmesi sağlanacaktı.
Naomi Klein’in kitabından ilhamla, Şok ve Dehşet Doktrinleri bugün bir rehabilitasyon ya da bir çeşit işkence aleti konumundan soyutlanarak toplumsal değişimlerin tasarlayıcısı şeklinde dönüştürülmüş ve çeşitlendirilmiştir. Özellikle kapitalist sistemin sürdürülebilirliğini daimi kılmak için çabalayan büyük finans kuruluşları Vietnam, Şili, Irak, Libya ve Suriye gibi dünyanın çeşitli coğrafyalarda ekonomik, askeri ya da diplomatik şoklama operasyonları yaparak işlerini hal yoluna sokmayı denediler. Büyük sermaye döngüsünün büyük patronları sistemin devamlılığına hizmet için her türlü savaşın çıkmasına ve hiçbir sınıf, ırk ve din göz ardı edilmeksizin oluk oluk kanın akmasına gönül rahatlığıyla cevaz vermişlerdi. Kapitalizmin dünya sathındaki işlerliği büyük çapta savaşların çıkmasına sebep olmakla yetinmediği gibi toplumların değişim ve dönüşümünü hızlandırmak, tarihle olan bağlarını kopararak ya da kendi irfanî kaynaklarından uzaklaştırarak toplumsal hafızanın regresyonu için devasa paralar akıtıyordu. Elektroşok verilerek zihinsel fonksiyonu geriletilen denekler akli melekelerini yitirerek çocuklaşmaya hatta daha da ilerisi alıklaşmaya maruz kalıyorlardı. Aynı yöntem, kültürel dinamiklerin dizayn edilmesi, toplumsal hafızanın silinmesi noktasında da kullanılarak zihinsel ya da sosyo-kültürel direncin kırılmasında etken bir rol üstleniyordu.
Çilingir dergisi olarak üçüncü sayımızın kerteriz noktasını şok ve dehşet doktrinleri çerçevesinde belirliyor ve şok doktrinler sebebiyle üç yüz yıldır maruz kaldığımız zihinsel kırılmanın haritasını çıkarmak istiyoruz.
İslam coğrafyası olarak yaklaşık üç yüz yıldır Batılı normlarla şekillendirilmiş bir duvarın dibinde bekliyoruz. Dibinde beklediğimiz duvarın aldatıcı gölgesi parçalı, ayrıştırmacı düşünüş biçimiyle zihinlerimizi yoğurmaya devam ediyor. Bu parçalanma hali, bizi kendi kültürel kodlarımıza yabancı kılmakla kalmıyor aynı zamanda biz mağdurlarına tarihsel olarak şuursuzlaştırmanın da kapılarını aralıyor. Kimlikler ve kültürel kodlar üzerinden sürdürülen şoklama sonucunda toplumsal hafıza siliniyor ve silinenin yerine üstümüze uymayacak tıynette esvap giydiriliyor. Ekonomik kalkınma modellerinden düşünme biçimlerine, entelektüel bunalımlarımızdan günlük yaşamımıza kadar hemen her alanda batıdan esen rüzgârın gücüne göre şekillenen bir etki altında olduğumuz su götürmez bir vakıadır artık. Coğrafi parçalanmanın derinliğine paralel olarak zihinsel ayrışmanın da etkisi altında parçacıklara dönüşüyoruz. Geçmişine temas etmeyen, bütününden koparılarak atomize edilmiş parçacıklara dönüşüyoruz gitgide. Bugün coğrafyalar üzerinde oynanan Balkanizayson projeleri sadece haritalar üzerinde kalmakla yetinmiyor. Aynı parçalanma kültürel hayatımıza da bir şekilde sirayet edebilme gücüne erişebiliyorsa geldiğimiz nokta bir vahametin tablosundan başkası değildir. Ve bu vahim tablo karşısında durup kendimize gelmeyi denemektense iyice alıklaşıyor ve coğrafi olduğu kadar sosyokültürel bir oksimoronun tuzağında kendi halimizi analiz edemeyecek bir yetkisizlikle kendimizi ödüllendirilmiş oluyoruz.
Çilingir olarak soruyoruz: kültürel şok doktrinlerin ürettiği alıklaşmaya karşı bizi ayık tutacak dinginlik nerededir? Ve modern dünya sisteminin vahşi çarkları arasında bile isteye öldürülen bülbül nasıl dirilecektir?
Selam ve hürmet ile.
BU SAYIDA
BU SAYIDA | b204e1f2b5a4 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
NEK, novum-epsilon-kristal düşünce demektir. Genelde 1 paragraf ile dilegetirilen, yeni, farklı, küçücük ve saydam düşünce parçacıklarıdır.
NEK, 2004’te basıma girdiğinde 500 parça içeriyordu, şimdilerde 1.000’i geçtiler.
Bunlardan bir bölümü doğrulandı, bir bölümü yanlışlandı. Yanlışlananların bir bölümün yanlışlanmasını, tümüyle dilsel sorun olarak kabul ediyorum.
Örnek, yıllarca Einstein’ın ünlü denkleminin yanlış dilegetirildiğini ve o nedenle, o koyutlarla geçersiz olduğunu önesürdüm. Herkes bana güldü. Ondan sonra, 2011’de CERN deneyinde, bunun ilk ipuçları ortaya çıktı. Ancak daha da önemli olan bir biçimde, benim de fizik hocalığımı yapmış ola, Ömür Akyüz’ün, denklemin farklı biçimde yazılışını belirttiği bir makalesini, 2010 tarihli bir bilimsel dergide yayınlanmış olarak Aralık 2011’de gördüm. Tüm bunları hala kabul etmeyen çok kişi var. O nedenle, ben de yanlış yapabilmeyi göze alıyorum.
NEK’leri farklı biçimde, çözülmemiş problemler listesi olarak Wikipedia da listeliyor:
Ancak, onlarla aramızda notasyon farkı var. Onlar alıntısız bir problem yayınlamazlar. Alıntılı problemi de, resmi bilim söyleminin tanımladığı içimde yayınlarlar. Örneğin, dilbilimin çözümlenmemiş sorunları arasında, sözcüğün evrensel bir tanımı olup olmadığını listelenmiş.
Ben soruyu bu biçimde tanımlamam, çünkü Çince türü hece-dillerde zihinlerin farklı düşündüğü, canlı beyin taramasında ortaya çıkarılmış. Bu da, Wikipedia’dan bir bilgi.
Benim yaptığım şudur:
Sorulmamış sorular sormak. Sorulmuş soruları sorulmamış biçimde yeniden sormak.
Yani:
Sözcük sözcüğünün farklı dillerdeki tanımları nelerdir?
O zaman, soruma birden çok yanıt alabilirim.
Yıllar yılı takıldığım açmazlardan biri de, Darwin paradigmatik duvarıdır: Sağ kalmanın evrimsel bir başarı olmadığını, çünkü yeni türlerin evriminin eski türlerin belli nedenlerle toptan ve büyük oranda ortadan kalkmasıyla ortaya çıktığını herkes bilir ama susar.
Bir de, bazı NEK’lerim var ki evlere şenlik, 10 üzeri 38 yıllığına geçerli olabilir:
Örneğin, protonun yarılanma ömrü ne olursa olsun, 13,7 milyar yılda bunun muhakkak belli bir oranının gerçekleşmiş ve bunun da evrende iz bırakmış olması gerektiği.
Örneğin, Omega’nın yerel ölçeklerdeki farklılığının o yerel evrenin çökmesine veya yırtılmasına neden olabileceği ve tüm evrenin toptan evrensel bir gidişi olmadığı.
Tabii bir de daha önce yayınladığım boyut fermuarı ki yine 2011 Aralık’ta onun da fantazi bilimsel düşünceler arasında katıldığını öğrendim.
Gelelim Wikipedia’ya:
Wikipedia tarihte görülmeyen bir eğitim / bilgibilim atağı greçekleştirdi. Bilinmesi zorunlu olan İngilizce’yi bilen birinin, çok değil 5 yıl içinde, 1.000 bilimsel alanda, fizikte Einstein’ı olduğu gibi geçecek kadar bilgi edinebilecek bir kaynak durumuna getirdiler.
Ben uzman değil, disiplinlerarasıcıyım. O nedenle, 45 yılda kitaplardan öğrenemediğimi, Wikipedia’dan 4,5 yılda öğrendim.
Yani, Wikipedia da bana epeyi NEK yazdırdı ve bu metin de onlardan biri.
Ancak, global kültürde bilimin modası geçti. Bir AFL mezunu olarak meftunu olduğum bilim aşkının yeni kuşaklarda olmadığını görüyorum. İhtiyarlar da, ‘bilimsel yayınla beleş puan nasıl alınır’ın peşinde.
Oysa Wikipedia bir ilk örnek ve tüm ilk örnekler gibi epeyi hata içeriyor. (Kastettiğim, ‘Encyclopedia Britannica’ düzeyinde hata yapması değil, bilim yolunda sonuna kadar gidemeyecek olması ki bunun için en iyi örnek, global matbu bilim dergisi ‘Scientific American’ın 1990’larda başaşağı gidişidir.)
İnternetin 1.000 yıl kadar kesintisiz bir süreklilik taşıyabileceğini sanmıyorum. Üretilen gürültü bilgi ile tüm bilgilerin saklanması imkansızlaşıyor ve silinecek olan bilgilerin arasında yaşamcıl olanlar da istatiksel olarak var. Düşünün ki dünyanın çevresinin ölçümü hesaplandıktan sonra, 1.500 yıldan fazla bir süre unutuldu ve dünyanın çevresinin dolaşılması ile yeniden bilgi durumuna yükseltgendi.
Bugün nasıl ki Latince bilen bilimci çok azsa, gelecekte de İngilizce bilim dili olmaktan çıkacak ve olduğu gibi saklanan bilgiler de işlevsizleşecek.
5.000 yıllık ‘dünya sistemi tarih’ten öğrendiğim biçimde, tek ilacı var bu durumun: Bilgileri parçalara bölüp, birbirinden uzağa, toplu bilisizliğe şırıngalamak. Bu, saldırıya uğrayan devasa bir kütüphaneyi, onlarca küçük parçaya bölerek, farklı yerlere dağıtmak gibi bir edim.
30-40 yıl daha yaşarım. Bilimin artık sıfırlandığı dönemleri de görürüm. Hatta ucundan kıyısında İngilizce’nin de devreden çıkmasını izlerim. Yine de, NEK’lerimin ve Wikipedia hazinesinin birilerinde bölük pörçük yaşayacağına eminim.
Gerisi, gelecekbilim hesaplarıma göre, 500-1.000 yıl sonra belli olur: Az sonra değil, çok sonra. | 8ce9ac3d0df1 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Kafam uyuşmuyor.
O kadar farklıyız ki her konuda ayrılıyoruz..
Ama yne de bı cok yerde bulustugumuzdan bırlıkte olma durumunda kaldıgımızdan
Ve hatta bazı yerlere bırlıkte gıtmemız gerektıgınden
herkes onu benım arkadasım sanıyor.
Hele kı yenı yerler ;
Oralara onunla bırlıkte gıttıgımızden
arkadasınız şöyle yaptı bunu dedı dıye bana onun hakkında bazı kucuk olumsuz sıtemlerı ıletıyorlar.
Susuyordum en baslarda..
hanı o benım arkadasım degıl
ıste iş geregı bırlıkte hareket ettıgım bı ınsan bıle demıyordum..
Ne geregı var dıye dusunuyordum
hıc bısey yapma geregı duymadan uzunca sure onun yaptıgı basıt
olmaması gereken davranısları gormezden geldım
farzımahal gıttıgımız bır yerde bır olaya sınırlendıgınde
o ortamda tepkılerını dıle getırısındekı hadsızlıkleere sahıt oldum
ortamın tumunu teröre bogacak sekılde yuksek tonda herkesın sesını bastrarark takıldıgı bı konuyu anlatısına sahıt oldum
o takıldıgı konunun aslında kolayca cozulecek ıncır cekırdegı konu olusuna sahıt oldum sustum
bazen kucuk bı dudak bukusuyle yaklasıyordu cevredekı ınsanlar
kucuk bı dudak bukusu ıle oyku sızın o arkadsınız mı gercekten dıye mustehzı tavırlarla yaklasıyrlardı konuya
yok dıyordum artık
yok sadece ıste bu iş
ve dısardakı bı kac yerde zorunlu gorusmeler ve onunla ıletısım saham bunla sınırlı
Ha .. dıyorlardı o zaman..yani bız ıkınızı bı araya hıc koyamadıkta
O nasıl desek... ... cok enteresan ! bırısı.
Burdakı enteresanın yerıne kotu anlamda ne koyarsan koy
gıcık de, ucuz de, asabi de,kalıtesız de ne dersen de..
o derecede bı sekıldeydı ne yazık kı davranısları..
onca ınsana oyle olumsuz hıddetlı sıddetlı davranan bu ınsan bana ıyı mıydı?
dusunuyorum da evet ıyıydı uzunca donem cok ıyıydı
sonra benı de yonlendırmeye calıstıgını gordum..
onun dogru bulduklarını dogru bulmam onunla bırlıkte hareket etmem ıcın zorladıgını farkettım
ıtıraz ettıgımde bozuluyordu
sınırlenıyrodu ustunu zorla kapatıyordu sinirinin
cok farkındaydım benı kaybetmek ıstemeyısının
cunku grdıgı tum ortamlarda benım sayemde ıletısım kurabılıyordu
zaman ıcınde kımse onu adam yerıne bıle koymamaya baslamıstı
sadece benımle gıdıp geldıgı ıcın normal bı karsılama seklıne sahıp oldugunun farkındaydı kesınlıkle.
o yuzden bana kızsa da bunu ortulu yapmayı tercıh edıyordu
oyleydı yanı uzun zamandır
Sonunda yenıldı yalnız sınırıne..
OLAY.. olmadık bı sekılde patladı.
Bır sırketten bana verılen ozel bı hedıyeyı
(ıkı paketten olusan bıseydı bu)
Ikı pakette buyuk bı kagıt poset ıcınde bana verıldı o da yanımızdaydı
Oyku hanım cok teşekkur ederız.. gercekten cok basarılı bı calısma oldu
verımlı gectı gorusmeler bızım ıcın dıye uzattılar o ıkı paketın ıcınde oldugu posetı
bırısınde parfum vardı bırısınde ıste kozmetık urunler
Yanımızdaydı ve
yuzu oldukca kırmızıydı bu olay esnasında
Sonra dısarı cıktık
O an resmen bana şok gecırtecek bısey yaptı
Son derecede futursuzca elını o posetlerın ıcıne daldırdı paketın bırını aldı
bana dedı kı
bırısı de benım hakkım dımı?
emın mısın dedım?
Öyle olsaydı sana vermelerı gerekmez mıydı?
ısteseydın ben sana tabıkı verırdım
ama bana aıt olan bıseyı elını uzatıp sormadan bu alıs seklın benı cok ıttı ve
hıc hoslanmadım bundan dedım..
Ha cantamı karıstırmıssın ha bunu yapmıssın
İyıce kızardı yuzu bordolastı asabıyetten
Bız bırlıkte yapmadık mı onca ısı ?dedı
evet dedım bırlıkteydık
ama sen bozmak ıcın ben de tamır etmek ıcın
Paket sende kalsın ama sakın bı daha benımle bırlıkte herhangı bı calısmanın ıcınde olmaya calısma
kesınlıkle senı kabul etmeyecegım
dedım.
elındekı paketle kalakaldı
yuzum hep yumusaktr
ama bı yere kadar..
Bır noktadan sonrası yok benım ıcın
orda sıfırlanıyor bıseyler
gerı donusu de ımkansız bu olayın artık.
baglı oldugumuz sırkette bılıyor onun nasıl bı karakter oldugunu
bana onun ısrarla benımle calısmak ıstedıgını gulumseyerek soyledıler..
kesınlıkle dedım..
kesınlıkle HAYIR !.
benden bu kadar... | e56cbfaf26cd | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
23 Mayıs 2014 Cuma
SEPHORA ALIŞVERİŞİ
Merhaba tatlışlar
Size anneler günü indiriminde aldığım ürünlerle karşınızdayım
21 haziranda benim nişanım var ki büyük ihtimal detayları size burdan aktaracağım :)
Neyse nişan günü kullanmak üzere kalıcı ve doğal duran bir fondoten arıyordum ki sebibebinin estee lauder double wear hakkındaki videosuyla aradığımı buldum e hazır sephora'da 3 ürüne %20 indirim de varken alayım dedim
Kapatıcılığı muhteşem! Tek kelimeyle mükemmel ! Concealer olarak bile kullanılabilir ayrıca spf 10 içeriyor.pürüzsüz bir görünüm için ideal bir fondoten.
Bende ki rengi "PALE ALMOND" numarası da "2C2"
Daha kullanmaya kıyamadım :) nişan günü yaklaşık bi 14 saat yüzümde kalıcak bakalım övüldüğü kadar var mı?
Fiyatı yanlış hatırlamıyorsam 124₺ idi indirimle bana 99.20₺ ye geldi
İkinci ürünüm diğer yazımda olucak
Kendinize güzel bakın ! :)
Gönderen gülşah atıcı zaman: 00:55
Etiketler: annelergunu, doublewear, esteelauder, fondoten, Sephora
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 81cffc33baa9 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Herkese Merhabalar...
İki günlük minik bir aradan sonra bu nefis tarif ile devam ediyorum:))
Tarif için sevgili Sehrinaz arkadaşıma çok teşekkür ediyorum...
Malzemeler:
-1su bardağı + 2 çorba kaşığı un
-1/2 su bardağı tereyağı
-1/2 su bardağı sıvıyağ
-1/2 su bardağı ceviz
Şerbeti İçin:
-1 su bardağı süt
-1 su bardağı toz şeker
Süslemek İçin:
-toz antep fıstığı
-hindistan cevizi
Hazırlanışı: Süt ve şekeri kaynatıp kenara alın.
Tereyağı ve sıvıyağı tencereye koyup unu ekleyip kısık ateşte unun kokusu çıkıp rengi koyulaşana kadar kavurup cevizini ekleyip 1-2 dk daha kavurun.
Sıcak şekerli sütü kavrulan una ekleyip karıştırıp tencerenin kapağını kapatıp ocaktan alın.
Yaklaşık 15 dk dinlendirdikten sonra kaşık ile şekil verip üzerlerini fıstık yada hindistan cevizi ile süsleyip sıcak servis yapın.
Afiyet Olsun :) | f3d9a2bdee31 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Zamanla yerçekimine maruz kalan popomuz ve gitgide yanlara doğru genişlemeye başlayan kalçamızı sıkılaştırmak hepimizin hayalidir. Bu hayal gerçekleştirmek aslında hiç de zor değil. Hadi, ne yiyip yemememiz gerektiğini öğrenelim ve bu egzersizleri hemen uygulayalım! Bikini giymeye çok az kaldı…
Ne yemeli?
Nişastalı besinler tercih edilmelidir. Yağsız et, balık, tavuk, yumurta gibi yiyecekler kalçalarınızın için çok yararlıdır. Hamur işi gıdaları ise akşam saatleri yerine öğle saatlerinde tüketmeye özen gösterin. İçecek olarak da bol su içmek komple sağlığımız için önemli olduğu gibi kalça ve popomuzun formunu korumamız açısından da faydalıdır. Ayrıca çay, çorba gibi sıcak içecekler de tüketilebilir. Az kalorili, bol vitamin ve mineralli meyve ve sebzelerin tüketimine de ağırlık verilmeli.
Ne yememeli?
Kalçalarda formu korumak için yağ kullanımı en aza indirgenmelidir. Kızartma yiyeceklerden ve ağır soslardan da uzak durulmalıdır. Tuzu da mümkün olduğu kadar az kullanmamız gerekir. Gazoz gibi asitli içeceklerden kesinlikle uzak durulması gerekir. Kalçaların en büyük tehlikesi ise şekerdir, çünkü alındığı zaman vücutta direk kalça ve popo bölgesine yerleşir.
Soğuk duş etkisi
Soğuk su bacak, kalça gibi selülit ihtimalli bölgelerimiz için atalarımızdan kalma bir yöntem olsa da, oldukça etkilidir. Söylendiğinde kulağa ürkütücü gelebilir, ama burada size bahsettiğimiz saatlerce 'buz' gibi bir duş almak değil. Yapmanız gereken ılık suyla banyonuzu yaptıktan sonra, kalça ve üst bacak bölgenize tazyikli soğuk su püskürtmeniz. Bu şekilde vücudunuzun o bölgesindeki kan dolaşımı hızlanacak ve cildiniz canlanacaktır.
Hangi sporları yapmalı?
Ayrıca koşu, yürüyüş, paten ve bisiklet bacaklarımızı çalıştırdığı gibi kalçalarımızı da çalıştıran sporlardır. Dolayısıyla ince bir kalça için 30 dakikalık bir koşu, sıkı popo için paten, kalçanın çalışması için ritimli yürüyüş ve pedal çevirirken şekillenen bir popo için bisiklet yapmanız çok işe yarayacaktır.
Spor sevmeyenler ise dans etmeyi deneyebilirler. Çünkü özellikle Latin, Afrika gibi dinamik danslar kalça ve poponun kas kazanmasını ve şekillenmesini sağlar.
Kaydol: Kayıt Yorumları ( Atom ) | 0ecbfc22c851 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bir sabah bilgisayarlarımızı açtığımızda, Facebook’un sürprizi ile karşılaştık.
“Arkadaşlık Günü” videoları hazırlamıştı. Ne güzel bir duygu değil mi? Dostluk, arkadaşlık, değer vermek, paylaşmak, sevmek.
Dolduramaz boşluğunu, Ne ana ne kardaş
Bu en güzel, bu en sıcak, Duygudur arkadaş
Ortak olmak her sevince, Her derde kedere
Yürümek ömür boyu, Beraberce el ele
Melike Demirağ’ın şarkısında söylediği gibi.
Özlemle aradığınız ve onun tarafından da arandığınız, mutluluğu, hüznü paylaştığınız, huzur bulduğunuz, güvendiğiniz bu kişilerin hayatınızda olması ne güzeldir değil mi?
Eski Türkler zamanından gelmiş bu terim. Savaşta sırtlarını dayadıkları taş (arka-taşı) gibi sağlam ve güvenilir bir değerle özleştirilmiş arkadaşlık.
Eskiden saç kardeşliği yapardık. Saçımızdan birer tel koparır, birbirine sarar, gömerdik toprağa, ölünceye dek kardeş gibi arkadaş kalmak adına. Bazıları da kan kardeşliği yapardı ama biz çocukken korkardık kan görmekten.
Şimdi dostluk, arkadaşlık yok olurken, her taraf kan gölü oluyor; işte o da başka bir boyut.
Bir diğer taraftan da dostum, arkadaşım dediği kişiyi basamak olarak kullanıp, üzerine basarak yukarıya çıkmaya çalışanlar da yok değil hani günümüzde.
Seçilenler iyi niyetlidir, seçenler cin fikirli. Değer verdiği içindir, efendidir bile bile sesini çıkarmazken seçilen, aptal diye düşünür seçen, o da ayrı bir mesele tabii.
Belki de tüm bunlara en büyük etken, günümüzde her şeyin sanallaşması, sanala dayanması ilişkilerinde…
Kişiler bir araya gelseler bile, herkesin elinde cep telefonu, tıkır tıkır yazma derdinde. Yarı dinler yarı dinlemez, dinler gibi görünüp başını sallar. Canlı, kanlı yanında duran arkadaşı ile iletişimi yok. Zira o sanal dünyada, o an ayrı bir deryada.
Misafirliğe gelenlerde bile yine aynı, elinde telefonu tıkır tıkır yazıyor. İnsanın şöyle diyesi geliyor; “Ben seni misafir olarak kabul ettim, yanında getirdiğin sanal arkadaşlarını değil.”
Bu sanal bağımlılık, sadece büyüklerde değil, küçücük çocuklarda aynı.
Yeni doğan çocuk daha 1,5 - 2yaşında, konuşmayı, yürümeyi bilmezken, çok rahat bir şekilde tablet, cep telefonu kullanıyor. 3 - 4 yaşında kendini kaydedip, video olarak paylaşıyor. Yine 4 - 5 yaşlarında hesap yapma, kitap okuma, yazma her şeyi oradan öğreniyor.
Oyuncaklar, onların dünyasından hızla yok oluyor. Arkadaşlık iletişimleri de! Televizyon, tablet, telefon varken oyuncaklarla oynamıyorlar. Teknoloji çocuğun zekâsını geliştirirken, aslında çocukluğunu da elinden alıyor.
6 yaşında okula gittiğinde, zaten bu çocuklar o döneme göre birer deha oluyor. Öğretmenlerinde işi çok zor tabii ki bu durumda!
Anne babanın kendi yoğun temposunda, çocuğu oyalamak için eline verdikleri bu aletler, zamanla o çocuklarda bağımlılık yaptığını belirtiyor uzmanlar. Yine çocuğun erken yaşta, henüz gelişimsel olarak hazır olmadığı bir uyarana maruz bırakılmasının, uygun olmadığını ve sosyal, duygusal gelişimde azalma olduğunu da belirtiyorlar.
Dileğimiz; arkadaşlıklar, dostluklar bozulmadan kalsın, çocuklar çocukluğunu doya doya yaşasın.
Sevgi ve saygılarımla…
Fatma Marmara
Bu yazı 1788 defa okunmuştur. | bf9e4ffeb330 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
15 Haziran 2009 Pazartesi
KARA LAHANA ÇORBASI: PANCAR ÇORBASI
Yemyeşil ve besleyici aynı zamanda “kapsül” halini almadan önceki halini anlatmaya çalışacağım karalahananın.
Karadenize özgü, mısır unlu karalahana yemeğini çocukluğumdan beri bilirim. Karadenizde adına “pancar çorbası” derler. Bu nedenle karışıklığa yol açıyor. Giresun’da, hemen her gün bu yemek yapılır. Hatta günde 3 öğün önünüze gelir. Karadeniz yemekleri yapan bir sürü yere gittim büyükşehirlerde. Ama hiçbiri özgün tarif olmadığı gibi ne tadı var ne de tuzu. Bir de rengi kapkara. “Önce göz sonra mide doyacak” felsefemle bu olaya el atıyorum. Alın size yüzde yüz doğal malzemelerden yapılmış yemyeşil bir kara lahana yemeği tarifi.
Kaydol: Kayıtlar (Atom) | 5fc47a6660ca | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Balonlu ambalaj malzemesi, kırılabilir ürünlerin ambalajlanmasında tercih edilen, katlanabilir, yumuşak ve ürünleri hava şartlarına karsı da koruyabilen bir koruyucu ambalaj malzemesidir ihtiyaçlarınıza cevap verecek ebat ve kalınlıkta seçim yaparak, malzemelerinizi koruma altına alabilirsiniz.
Balonlu naylon plastik hammaddeden üretilir, düzenli olarak yerleştirilmiş, çıkıntılı, hava doldurulmuş baloncuklarıyla, değerli veya kırılgan ürünler için birer yastık görevi görür,yüzey korumalarında tek kat olarak yeterli korumayı sağlarken, darbelere maruz kalacak kırılgan ürünleri korumada çok katli şekilde kullanılabilir.
Balonlu ambalaj naylonu düz film ambalajlara nazaran içinde bulunan hava kabarcıkları sayesinde gerek sevkiyat gerekse depolama sırasında ürünü dış etkilere karşı maksimum koruduğu için birçok sektörde tercih edilmektedir.Ürünleri darbe, çizilme, çarpma, tozlanma, sürtünme ve ezilmeden korur. Yüzeylerde tek kat olarak kullanılarak çizilmeler önlenebilir. Kırılabilir parçalar çok katlı olarak sarılarak darbelerden korunabilir.
İstenilen ölçü ve ebatlarda mevcuttur. | 827caaa71630 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Alınan her nefeste vücutta serbest radikaller oluşur. Hava kirliliği, kronik hastalıklar, sigara, pasif içicilik, diyetsel kanserojenler, enfeksiyonlar, kuvvetli egzersiz, stres, güneşe maruz kalma ve X ışınları vücutta serbest radikalleri artırabilecek faktörlerdir.
Bu serbest radikaller vücutta biriktikçe sağlık kötüleşir ve yaşlanma hızlanır. Kırışıklıklardan ciddi hastalıklara kadar sizi her şeye karşı daha dayanıksız hale getirir.
Antioksidanlar İşimize Nasıl Yarar?
Son zamanlarda en çok ön plana çıkan antioksidanlar A,C ve E (tokoferol) vitaminleri, selenyum minerali, beta-karoten, likopen gibi karotenoidlerdir.
Bunların dışında antioksidan özelliği olan maddeler:
Bazı psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin kendisi için sıkıntı verici, huzur kaçırıcı olabilir.GÖRÜNTÜLE
Günlük ihtiyaçlarınızı karşılayacak temel eşyalar yeterli olacaktır.GÖRÜNTÜLE | 87b89e2ad7a9 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak “Milletimle ne kadar iftihar etsem azdır. Bu ihanet teşebbüsünü milletimizin o destansı direnişi, siyasi partilerimizin ve medyamızın ilkeli tutumu, hükûmetimizin kararlı duruşu sayesinde bertaraf ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmelerine katılmak üzere bulunduğu New York’ta, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Türk sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği etkinliğe katıldı. JW Marriott Hotel’de gerçekleşen etkinlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
ABD’deki Türk-Amerikan toplumunun mensuplarıyla tekrar bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ABD’deki Türk STK temsilcilerinin çabalarını yakından takip ettiğini ve projelerine verdiği desteği sürdüreceğini söyledi.
“AMERİKA’DA SİYASİ HAYATA AKTİF BİÇİMDE KATILMANIZI İSTİYORUZ”
Kendilerinden beklentisinin sadece Amerikan toplumu ile uyum içinde yaşamaları olmadığını belirterek, bunun ötesine geçerek sosyal ve siyasi hayata aktif biçimde katılmalarını, özellikle siyasette etkin olmalarını tavsiye eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Faaliyet gösterdiğiniz çevrede oluşturacağınız geniş ağ ile Amerikan siyasetine görünür katkılarda bulunmanız, yerel ve ulusal düzeyde siyasetçilerin sizi tanıması son derece önemlidir” diye konuştu.
Kısa süre önce kurulan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin faaliyetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun ABD’de ihtiyaç duydukları bir mekanizma olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şöyle konuştu: “ABD’deki tüm Türk Amerikan dernekleri ve çatı kuruluşlarını, esnek bir çerçeve içinde, ortak bir paydada birleştirmeyi hedefleyen bu komiteyi hep birlikte desteklemeliyiz. Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin amacı diğer derneklerin ve çatı kuruluşların yerini almak değildir. Komite, önde gelen dernek ve çatı kuruluşlarının, ortak meselelerde, hep birlikte, süratle ve etkin şekilde harekete geçme kabiliyetini artırmayı hedefliyor. Bu komiteyi hep beraber sahiplenerek, etkin şekilde işleyen bir mekanizma hâline getirmek, her şeyden önce sizlerin yararına olacaktır.”
“MİLLETİM İRADESİNİ KİMSEYE TESLİM ETMEYECEĞİNİ GÖSTERDİ”
ABD’deki Türk STK’ların Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini bildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Son olarak, 15 Temmuz gecesi, milletçe darbe girişiminde bulunan teröristlerle mücadele ederken, sizlerin de burada kalben bizimle olduğunuzdan şüphemiz yok. Türkiye, 17-25 Aralık’ta yargı ve emniyet bürokrasisi içindeki örgüt mensuplarının darbe girişimine muhatap olmuştu. 15 Temmuz’da ise bu defa Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki askerî üniformaya bürünmüş bir azınlık terörist grubunun ne yazık ki darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Devletin ve milletin namuslarına emanet ettiği savaş uçaklarını, helikopterleri, tankları, silahları millete çeviren, kan döken, can alan bu gözü dönmüş teröristler, bir kez daha hüsrana uğradılar. Ele geçirdikleri, gasp ettikleri silahları görünce dağılıp gideceklerini, evlerine saklanacaklarını sandıkları aziz milletimiz, sokaklarda, caddelerde adeta darbecileri kovalamış ve dünyayı onlara dar etmiştir. Dünyada bunun benzeri başka bir millet yok. Dolayısıyla ben milletimle iftihar ediyorum. Bu millet karakteriyle üstün bir millet, farklı bir millet. Zira benim milletim şehadete yürüdü. Benim milletim demokrasisini, iradesini kimseye teslim etmeyeceğini göstermek suretiyle yürüdü. F16’lardan bombalar yağdırılırken, helikopterlerden aynı şekilde bombalar yağdırılırken, tanklar yürütülürken, gençlerimiz tankların paletleri arasına kendisini atabildi. Hanım kardeşlerimiz aynı şekilde parçalanma pahasına da olsa o ZPT’lerin karşısına dikilebildi. 241 şehit verdik, 2 bin 194 yaralımız oldu. Fakat elhamdülillah vatan kurtuldu. Demek ki güç silahlarda değil. Bunların F16’ları varsa, bunların tankları topları helikopterleri varsa, benim milletim de ortaya çıktı, ‘benim de imanım var’ dedi.”
“BİR ŞARLATANIN ARKASINA TAKILDILAR”
Neticenin hayırlı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ile ilgili mücadelede normal zamanlarda yapılamayacak birçok şeyin, olağanüstü hâl kararı ve kanun hükmünde kararnamelerle yapılma imkânına kavuşulduğuna dikkat çekti ve “Bunlar kendilerini akıllı zannettiler. Buradaki bir meczubun, bir şarlatanın arkasına takıldılar ve zannettiler ki biz gideceğiz. Hayır, gidemediniz, gidemeyeceksiniz. Çünkü unutmayın, hesapların üzerinde bir hesap vardır, o da Allah’ın hesabıdır. Bunun için milletimle ne kadar iftihar etsem azdır. Bu ihanet teşebbüsünü milletimizin o destansı direnişi, siyasi partilerimizin ve medyamızın ilkeli tutumu, hükûmetimizin kararlı duruşu sayesinde bertaraf ettik” dedi.
FETÖ ELEBAŞI GÜLEN’İN İADE TALEBİ
“O gece, Türk milleti, sadece ülkemiz içindeki vesayet odaklarına değil, tüm dünyada şiddetle, silahla güç devşirmeye çalışan herkese büyük bir ders verdi” diyen ve 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve onun Pensilvanya’da yaşayan elebaşının olduğunu; ancak bunu ABD’li yetkililere hâlâ anlatamadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şu ana kadar 85 koli dosya gönderdik, ‘Ama bu dosyalar onun size iadesini gerektirmiyor, buna yeterli değil’ diyorlar. Bizden 10 teröristi yakalamamızı istediler, 9’unu yakaladık kendilerine teslim ettik. Ama kendileri hâlâ bu teröristi ne yazık ki burada saklıyorlar. Ve biz bu şahsın iadesini veya tutuklanmasını kendilerinden istedik ki aramızdaki suçluların iadesi sözleşmesinde de aslında bunu tutuklamaları gerekir. Bunun medyayla şurayla-burayla herhangi bir görüşme, röportaj yapmamasını temin etmeleri gerekir. Ama bunlar bunu hâlâ temin ediyorlar. Bu ilişkilerimize ne yapacaktır? Er veya geç ne yazık ki zarar verecektir. Çünkü biz stratejik ortağız. Biz NATO’da beraberiz, birçok ikili bağlantılarımız var. Ve biz hâlâ bu konuda gerekli adımların atılmasını sabırla bekliyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki FETÖ unsurları tarafından özellikle kongre nezdinde ülkemiz aleyhine yoğun bir karalama faaliyetine girişileceği anlaşılıyor ve orada FETÖ’cü birilerini çıkartıp konuşturabiliyorlar. Peki, biz acaba Amerika düşmanı birisini çıkartıp Parlamentomuzda konuştursak, Amerika yönetimi buna nasıl bakacak? Herhâlde pek de memnun olmayacaktır. Bakın şu anda Türkiye’de anti-Amerikancılık yaygın diye bize söylüyorlar kendileri. Kusura bakmayın, o milletimizin kararıdır. Niye? Çünkü böyle bir teröristi Pensilvanya’da misafir ettiğiniz takdirde, şu anda benim milletimle bir referanduma gidecek olsanız, milletim inanıyorum ki en az yüzde 90’ıyla burada ‘Amerika bunu burada sakladığına göre, buna destek verdiğine göre bizim Amerika’ya olan muhabbetimiz azalmıştır’ diyecektir.”
“DEMOKRASİYE DARBENİN YAPILDIĞI GECE, TERÖRİSTLERDEN DİNLENİR Mİ?”
Geçtiğimiz hafta, ABD’de Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin bir toplantısında FETÖ mensubu bir kişinin, 15 Temmuz’u anlattığını hatırlatarak, “15 Temmuz’u darbeye maruz kalan milletimizden değil bizzat darbeyi yapanlardan dinleyecek kadar siyasi iradelerini kaybetmişler, böyle bir şey olamaz” yorumunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Demokrasiye darbenin yapıldığı gece, teröristlerden dinlenir mi? Bunlar teröristlerden bunu dinliyor, böyle bir şey olamaz. Üstelik bu komite yapılan toplantının ardından Türkiye’yle ilgili bir kanaat edinip belki de ilişkilerimizi ilgilendirecek adım atacaklar. Ama kusura bakmasınlar, ne yaparsanız yapın bir kulağımızdan girer öbür kulağımızdan çıkar.”
“TÜRKİYE’DE YAŞANAN HADİSENİN BİR TERÖR EYLEMİ OLDUĞUNU ANLATMALIYIZ”
Bu konuda ABD’deki Türk STK temsilcilerine hitaben, “Bu konuda sizlere çok büyük görevler düşüyor. Sizlerden terör örgütü elebaşının ve FETÖ bağlantılı kuruluşların ülkemize karşıt çabalarına engel olmanızı bekliyorum. Dik durmanız lazım. Kesinlikle dik duracağız, eğilmeyeceğiz; bu bizim şanımızdandır, milletimizin şanındandır. İşte 15 Temmuz gecesi gördüğünüz o millet neyse, inanıyorum ki siz de osunuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu tavsiyelerde bulundu: “Yapmanız gereken; her yerde, her pozisyonda doğruyu anlatmanızdır. Yalan yanlış şey anlatmanıza gerek yok, olanları anlatın yeter. Bunlar da zaten yayınlarımızda, her şeyimizde var. Türkiye’de yaşanan hadisenin demokrasi ve hukuk dışı bir darbe girişimi, daha da ötesi bir terör eylemi olduğu konusunda Amerikan kamuoyunu ikna etmek mecburiyetindeyiz. Bu yapının sivil toplum kuruluşu, dini kuruluş, ekonomik kuruluş, eğitim kuruluşu veya yardım kuruluşu olmadığını muhataplarınıza göstermelisiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi olmak üzere, Türk STK’larına 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye verdikleri destek için teşekkür etti.
Konuşmasında Türkiye’nin Kuzey Suriye’de Koalisyon Güçleri ile birlikte DAEŞ terör örgütüne yönelik yürüttüğü operasyonlara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu bölge ile ilgili ‘uçuşa yasak bölge ilan edilsin’ tekliflerine yaklaşılmadığı kara operasyonlarıyla ilgili adım atma tekliflerine karşı ‘işin gevşek tutulduğu’ tespitlerinde bulundu.
“PYD VE YPG’YLE DAEŞ’İ BİTİREMEZSİNİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili değerlendirmelerinin devamında şunları kaydetti: “Öyle veya böyle bu işi başaracağız. Tabii bunu başarma noktasında da Türkiye ile ABD’nin iş birliği çok önemli. Şu anda koalisyon güçlerinin içinde kaç ülke var biliyor musunuz? 65 ülke var. Yani 65 ülkeden oluşan koalisyon güçleri bir DAEŞ’i halledemeyeceğiz, öyle mi? Ve DAEŞ’in şu anda Suriye’deki rakamı ne biliyor musunuz? 10 bin. Irak’ta, orada da bir 10 bin. Ben kendilerine defaatle söyledim; ‘Verelim el ele, biz bu DAEŞ’i bitiririz ve bu DAEŞ buralarda kalamaz, kaçacak delik arar’ dedim, hep bunu söyledim. Aynı şeyi dün de burada söyledim, yine söylüyorum. Ama siz kalkar da bir başka terör örgütüyle pazarlığa girerseniz, PYD’yle, YPG’yle DAEŞ’i bitireceğinizi zannederseniz, bitiremezsiniz. Çünkü onlar da terör örgütü. Teröristin iyisi kötüsü olur mu? Hepsi terörist, hepsi kötü... Şimdi El Nusra da DAEŞ’e karşı savaşıyor, ama El Nusra’ya iyi demiyorsunuz, ona kötü diyorsunuz. Ama YPG, PYD, onlara iyi diyorsunuz, bu ne menem iştir? Gelin bunu biz kendimiz yapalım, bunu beraber yapalım. Ve bu terör örgütlerine işte üç gün önce Kobani’ye yine iki uçak dolusu silah indirdi Amerika. Kusura bakmasınlar, dün de Sayın Biden’a söyledim, ‘Bundan haberin var mı?’ dedim. ‘Haberim yok’ dedi. ‘Benim haberim var.’ dedim. Aynı şey daha önce de oldu, yine Kobani’ye üç uçak indirdiler, silahların yarısı DAEŞ’e gitti, yarısı PYD’ye gitti; ortada böyle acı bir tablo var.”
“AMERİKAN YÖNETİMİNDEN CİDDİ BİR SAMİMİYET VE GAYRET BEKLİYORUZ”
ABD ile el ele vererek bölgedeki sıkıntıyı aşmaları gerektiğinin altını çizerek yaklaşan ABD başkanlık seçiminin böyle bir adıma vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerikan yönetiminden bu noktada ciddi bir samimiyet ve gayret bekliyoruz. Başkanlık seçiminin getirdiği iç siyasi dinamiklerden dolayı Türkiye’nin hassasiyetlerine şu günlerde yeteri kadar dikkat gösterilmediğini biliyoruz. Gerçi bu daha önce de böyle oldu, yine gösterilmedi. Bunun için hep birlikte yönetim ve kamuoyu nezdinde daha etkin olmanın yollarını aramalıyız” şeklinde konuştu.
FETÖ, PKK ve Suriye meselesi yanında, Ermeni iddialarını ve Ermeni diasporasının faaliyetlerini de gözden kaçırmadan, kendi yaklaşımlarını her fırsatta ifade etmeleri tavsiyesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda ABD’deki Türk STK’lara güvendiğini ve Türkiye olarak bu mücadelede yanlarında olacaklarını ifade etti ve konuşmasını, “Ama bir şeyi unutmayın; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” sözleriyle tamamladı. | 2126ff45dc5d | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
rancesco Totti; (d. 27 Eylül 1976 Roma, İtalya) İtalya ligi Serie A takımlarından AS Roma'nın kaptanıdır. İtalya Milli Futbol Takımı'nın en önemli oyuncularından biridir.Oyun kurucu mevkiinde top koşturmaktadır.1992 yılından beri AS Roma A takımının formasını giymektedir.FIFA 100 olarak bilinen Yaşayan En İyi 125 futbolcu listesinde bulunmaktadır.2 kez Serie A Yılın Futbolcusu, 5 kez Yılın İtalyan Futbolcusu seçilmiştir.225 Gol ile Serie A tarihinde en çok gol atan 2.futbolcudur. Şampiyonlar Ligi Uefa Ve Kupalarla birlikte toplamda 674 maçta 282 golü ve 156 asisti vardır.IFFHS'de 2011 yılında C.Ronaldo , Wayne Rooney gibi oyuncuları geçerek Avrupa'nın en popüler futbolcusu seçilmiştir. Aynı zamanda tribünden gelen bir futbolcu oldugu için taraftarlar tarafından cok sevilmektedir.Hayatı
27 Eylül 1976′da İtalyanın başkenti Romada doğan Francesco Totti, İtalyanın en ünlü ve karizmatik futbolcularından biri. Her sene, sezon sonunda ya da devre arasında hakkında bir çok transfer haberi çıkan, çıkartılan Totti tam anlamıyla Romanın Altın Çocuğu, Romanın Gladyatörü! Zaman zaman futbolundan çok özel hayatıyla da İtalyada manşetlere taşınan Totti hem ulusal takım hem de büyüyüp yetiştiği Romada lider bir karakter haline gelmiştir.1984 yılında Fortitudo takımında futbola başlayan Totti, 1989 yılında AS Roma'nın minik takımına geldi.Totti futbol için çıldırıyordu fakat ailesinin maddi durumu iyi olmadığından okulu bırakan Totti, 1993 yılında henüz 16 yaşındayken A takımda şans buldu.1998-1999 sezonunda Serie A'nın en iyi genç oyuncusu seçildi.2000 yılında İtalya'da yılın futbolcusu ödülünü alan Totti, aynı yıl İtalya millî takımının Avrupa Şampiyonası'nda finale kadar yükselmesinde önemli rol oynadı(finalde İtalya kupası kaybetsede maçın adamı Totti seçildi). 2000/01 yılında Kaptanı olduğu AS Roma takımının tarihinde kazandığı 3. şampiyonlukta en büyük paylardan birine sahip oldu. 2003 yılında İtalya'da yılın futbolcusu ödülünü ikinci kez kazanan Totti, 2002 Dünya Kupası'nda ve 2004 Avrupa Şampiyonası'nda da İtalya millî takımında yer almıştır. 2006 Dünya Kupası'nda da İtalya kadrosuna çağırılan Francesco Totti, kupanın ülkesine gelmesinde büyük pay sahibi olmuştur.Totti sadece İtalya'da değil tüm dünyada çok iyi bir performans sergileyip, dünyanın en iyi futbolcularından olduğunu genç yaşlarda kanıtlamştır. Francesco Totti 2006-2007 sezonunda attığı 26 golle italya gol kralı olmuş ve Avrupa Altın Ayakkabı(Golden Shoe) ödülünü kazanmıştır.Ayrıca;2000,2001,2 003,2004,2007 beş kez Yılın İtalyan Futbolcusu ödülünü kazandı.2010 yılının Ekim ayında dünyanın en prestijli futbol ödüllerinden biri olan Altın Ayak(Golden Foot) ödülünü kazandı.Serie A tarihinin en golcü 5 futbolcusu arasındadır.Ayrıca Serie A'da aynı takımda en çok gol atan oyuncu Francesco Totti'dir.IFFHS'de 2011 yılında C.Ronaldo,Wayne Rooney,Del Piero gibi oyuncuları geçerek Avrupa'nın en popüler futbolcusu seçilmiştir. | 65a3d38fa267 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Evde zayıflamak isteyen binlerce kişi var. Bizde bu yazıda sizlere bazı püf noktaları göstereceğiz.
Evde göbek eritmek isteyenler öncelikle şunu bilmeli göbekte 4 ana kas vardır. Bunları çalıştırmak için çeşitli harekeler vardır. Kısa mekik üst, iki bacağı kaldırarak yaptıgımız hareket alt kasları, havada bisiklet sürme hareketi ise orta karnı çalıştırır.
Yürürken karnınızı kasılı olarak tutmakta göbeğinizin erimesine yardımcı olacaktır. Nefesinizi tutun ve göbek kaslarınızı çalıştırmaya çalışın, içine çekerek kaslarınızı çalıştırmaya çalışın. Tüm bunları yürürken yapabilirsiniz.
Araba kullanırken bile kaslarınızı sıkıp gevşeterek direksiyon karşısında göbeğinizi çalıştırabilirsiniz. Bir spor hareketi kadar etkili olmasa da sık sık yapılan bu hareketlerin etkisini mutlaka göreceksiniz.
Yan yatarak sağa sola doğru kendinizi kasarsanız, yan böbrek üstü kaslarınız ve bel kaslarınızı çalıştırırsınız. Az da olsa göbek kaslarınıza da faydası olacaktır. Kalça, basen ve bacaklarınızı da çalıştıran bu hareket çok önemlidir. | be7e538c2d26 | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Sezon 5'te Wanted Gaming bünyesinde yer almak isteyen oyuncular bu haberimiz sizler için.
Yeni sezonda birden fazla profesyonel League of Legends ekibiyle mücadele etmeyi planlıyoruz. Sizlerden gelen yoğun deneme talepleri doğrultusunda, her oyuncunun başvurabileceği bir form oluşturduk. Formu eksiksiz doldurmanız ve daha sonrasında ise size ulaşmamızı beklemeniz yeterli olacak. Sezon 5'te bir çok ayrıcalıktan faydalanacak olan takımlarımız için başvurularımız açık olacak.
Başvuru formumuz: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] | 937efce89086 | [
"hplt2",
"vngrs"
] |
ABD'nin önde gelen yatırım bankalarından Piper Jaffray'in analistlerinden Gene Munster, önümüzdeki 6 ay içinde Apple'ın iki farklı iPhone ile kamuoyunun karşısına çıkacağını iddia etti.
Kaleme aldığı araştırma raporunu yatırımcılarla paylaşan Gene Munster, tıpkı iPhone 4S'den önceki 4 iPhone modeli gibi Apple'ın 7.nesil iPhone'u haziran ayının ilk iki haftası içerisinde düzenlenecek olan WWDC 2013 etkinliğinde tanıtacağını iddia etti. 7.nesil iPhone'un çok daha güçlü işlem birimleri ve gelişmiş kamerasıyla öne çıkacağını belirten Munster, NFC desteğine ve biyometrik güvenlik özelliklerine ise temkinli yaklaştı. NFC desteği için "ihtimali az, ancak mantıksız değil" tabirini kullanan analist, biyometrik güvenlik desteğinin ise 8.nesil iPhone için daha uygun olduğunu söyledi.
İlgili Haberler
iPhone 5S, milyonları iOS'e çekecek çok önemli özelliğe sahip olacak
İddia: Yeni ekranı ve 128GB kapasitesiyle iPhone 5S, Haziran'da geliyor
Uygun fiyatlı iPhone, bu yıl iPhone 5'in yerini alacak
7.nesil iPhone ve 350 $'lık iPhone 5, Haziran 2013'de geliyor
Apple, uygun fiyatlı iPhone'da Qualcomm Snapdragon çözümünü kullanabilir
7.nesil iPhone ile daha güvenli NFC sistemi geliyor | 40835ff9925a | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bakırköy taş fırın yapımı Bakırköy taşfırın imalatı Bakırköy taş fırıncı Bakırköy taş-fırın fiyatları Bakırköy taş fırın ustaları Bakırköy taş-fırın malzemeleri Bakırköy doğalgazlı taş-fırın maliyeti;
Bakırköy ilçe & semtlerinde Taş Fırın, Kara Firin, Kebab Ocakları, Simit-Fırını, Lahmacun-Fırını, Ekmek-Fırını, Vakfıkebir Fırını, Pide-Fırını, Kuyu Tandır-Fırını, Şömine, Şelale, Süs Tuğlaları, Ayrık Taşları, Taş Fırın üzerine düşünülen Doğal Taşlar, Çini, Cam Mozaik, Süsleme Taşları, Fayans, Kalebodur, Seramik uygulaması ile-müşterilerimizin hizmetindeyiz.
Bakırköy doğal şelale yapımı Bakırköy yapay şelale yapimi Bakırköy şelaleci Bakırköy şelale ustaları Bakırköy şelale fiyatları Bakırköy şelale firmaları Bakırköy bahçe peyzaj ustası;
Bakırköy genelinde özel tasarımlar & projelerle bulunduğunuz mekanlara kalite katıyoruz. Mükemmel görünümlü şelale yapımı işleri en ekonomik fiyatlar kaliteli işçilik hizmeti burada verilmektedir. Park & bahçelere diğer tüm alanlara şelale yaptırmak için bizi arayın. Hesaplı Şelale Ustası fiyatları...
Bakırköy şömine yapım fiyatı Bakırköy şömineci Bakırköy şömine ustaları Bakırköy şömine yaptırmak;
Villa, Ev, İç mekan & Dış mekan, Bahçe, Salon, Teras gibi yerlere şömine yapımı... Şöminelerin yapımında kullanılan malzemeler Şömine Ustası tarafından ölçüler alındıktan & yer belirlendikten sonra alınmalıdır. Bakırköy şöimeci usta arayanlar doğru-adrestesiniz. Bizleri 7-24 arayabilir usta talebinde bulunabilirsiniz.
Bakırköy Taş Fırın Ustası,Bakırköy Şelale Ustası,Bakırköy Şömine Ustası;
1998 yılından bu güne kadar bu-sektörde Taşfırın, Şelale, Şömine & Kebap ocakları yapımında profesyonel Taş Fırın Ustaları ile-siz değerli müşterilerimize hizmet veriyoruz. (Bakırköy) İlgi, Saygı, Güven & Anlayış içerisinde Taş Fırın Ustası her geçen gün yeni hedefler koymaktadır.
Uygulama yapılacak alanlarda, Özel Tasarımlarda, Sistemin düzgün şekilde belirlenmesi, Çevreye zarar vermeden nasıl yapılması gerektiği konusunda diğer bir-çok kriteri değerlendirmek üzere Bakırköy uzman ekibimizden keşif talep edebilirsiniz.
Keşiften sonra verilecek fiyan daha sağlıklı & uygun olacaktır.
Taş Fırın, Şelale & Şömine yapım sisteminin doğru şekilde tesbit edilmesinden sonra, Malzemenin tedarik edilmesini önermekteyiz. Enerji Değerlidir, o kadar enerjiyi & emeği sokağa atmayın. Kaliteli kullanılması gereken Bakırköy-taş firin malzemeleri & uygun işçilik fiyatları için Taş Fırın Ustaları sizi yönlendirecektir.
Siz sadece hayal edin... Gerisini bize bırakın. Taş Fırın bizim işimiz.
Bakırköyda taş-fırın yapma fiyatlari Bakırköyde taş-firinci usta bul Bakırköye firinci usta ara Bakırköyu taş-fırının ustası lazım Bakırköyı taşfırın tamiri Bakırköyo taşfirinin taban taşlarını değiştirme Bakırköyl tas firini dışını kaplama malzemesi Bakırköyf tas-firinin modelleri Bakırköyi acil taşfirinci Bakırköyun şömineci ustasi Bakırköyq şelaleci usta arıyorum Bakırköyta şelaleci usta fiyati Bakırköyte şömine ustasi işçilik fiyatlarini öğrenme, Bakırköyx yapimin ücretleri, Bakırköydı fayansci ustası, Bakırköyen çatıcı Ustası, Bakırköy alçıpancı, Bakırköyun duvarci ustasi, İstanbu seramikci, Bakırköyy bahçe peyzaj düzenlemeleri, Bakırköy komple tadilat, Bakırköyt izolasyoncu usta, Bakırköy-inşaat ustalari, Bakırköy-alçı sıva, Bakırköy-ahşap lambiri ustası, Bakırköy beton-şap dökme ustası, Bakırköy-su tesisatçısı, Bakırköy-havuzcu, Bakırköyz banyo-mutfak tadilatı firmalari, Mantolama, Cam-Mozaik, Kartonpiyer, Stropiyer & Montaj işleri... | d638ac246e99 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Karabük-Safranbolu Samsung Yazıcı Faks ve Fotokopi makinelerin servisi olan firmamızdan samsung cihazlarınız ile ilgili tüm arızalarda ve so ...devamı
KİRALAMA HİZMETLERİ
Doküman yönetimi sistemleri ile ilgili çözümlere, satın almak yerine uzun dönemli kiralama hizmetlerimizden faydalanara ...devamı
Neden Akademi
Modern dolum cihazları ile donatılmış bir tesiste çalışmalarını yürütmesi.
En iyi kalite / hizmet / ...devamı
Aşağıdaki listeden Gestetner marka fotokopi makinelerine pdf formatında göz
atabilirsiniz... | 7fc6db10fb6d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Öne Çıkan Yayın
Ehl-i Sünnet Selefîlerin Ayrıcalıklı Alâmetleri
Sünnet Ehlinin Bazı Alametleri Şeyh Abdulhamid el-Hacurî Hafazahullah Tercüme: Ebu Muaz Rivayetlere tabi olan sünnet ehli selefîle...
19 Eylül 2009 Cumartesi
Bayramlar hakkında
1-Bayram tebrikleşmesi hakkında İbn Teymiyye rahimehullah İmam Ahmed'den şöyle rivayet etmiştir: "Bayramlaşmaya ilk ben başlamam. başkasının başlaması daha çok hoşuma gider. çünkü selamı almak vaciptir. bayramlaşmaya ilk başlamak ise ne farz ne de yasaklanan bir sünnettir. kim bunu yaparsa onun için bir örnek, kim de terk ederse onun için bir örnek vardır. Allah daha iyi bilir." (Mecmuu'l-Fetava 24/253)
2- Bayramlarda ziyaret caiz olmakla beraber, sıla-i rahmi bayramlara tahsis etmek, akrabalar, arkadaşlar ve komşuların bayramda ziyaret edilmediği takdirde günaha girildiğine veya sünnetin terk edildiğine inanılması bidattir. Zira - bildiğimiz kadarıyla - dinde; bayramda ziyaretleşerek tebrikleşmeye dair bir teşvik varid olmamış, sahabeler de bayrama mahsus ziyaretleşmeler yapmamışlar, bayram namazında buluşup bayramlaşmışlardır. Ziyaretleşme ve sılayı rahm hakkındaki teşvikler geneldir. Bunların bayramlara tahsis edilmesi için şer'î delil gerekir. Allah en iyi bilendir.
3- Öncekilerin; hristiyanlardaki cadılar bayramına özenerek bayramlarda çocukların şeker toplamaya çıkmalarının müslümanlar arasında sıradan hale gelmesi gibi, son günlerde de hristiyanların noel babalarına özenerek bayram dede bidati uydurulmaktadır. müslümanların dinlerinin selameti için bu çirkinliklerden uzak durması, çocuklarını da sünnet üzere terbiye etmeleri gerekir.
4- Şeyh Muhammed Abdusselam eş-Şukayri, es-Sunen ve'l-Mubtediat'ta (s.115) şöyle der: "Bayram namazından sonra mezarlıkları veya evliya kabirlerini ziyaret de bidattir. Ramazan ve Kurban bayramı geceleri ve gündüzleri ve arafe günü kılınan namazın faziletinden bahseden hadisler uydurulmuş birer yalandan ve atılmış birer iftiradan başka bir şey değildir. sizlere tavsiyem Buhari ve Müslim'den bayram namazı konularını okuyarak bilgi sahibi olmanız ve gerçeği öğrenmenizdir. Sonra bayramlarda çörek, börek, balık vb. etler ve benzerlerine (türkiyede; baklava, dolma vs. adettir) yapılan harcamalarda aşırı gitmek şüphesiz ki haramdır. çünkü Allah "Yiyiniz, içiniz fakat aşırı gitmeyiniz" (Araf 31) buyurmaktadır. ancak israfa kaçılmazsa bunlar mubah olan şeylerdir. zira hadiste: "Teşrik günleri yeme, içme ve Allah'ı zikretme günleridir." buyrulmuştur.
Allah salih amelleri bizden ve sizden kabul etsin, bizleri Allahın hükmüyle hükmeden bir islam devletine kavuşturarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ve ashabının sünnetine göre bayramlar yaşamayı nasip etsin.
16 Eylül 2009 Çarşamba
Kafirlere Nasıl Selam Verilir?
El-Elbani’nin es-Sahiha’da 704 No’lu hadise yaptığı açıklama
Terceme: Ebu Muaz
" لا تبدءوا اليهود و النصارى بالسلام و إذا لقيتم أحدهم في طريق ، فاضطروهم إلى أضيقه " .
704- “Yahudi ve Hristiyanlara selama siz başlamayın. Onlardan biriyle yolda karşılaşırsanız onları yolun dar yerine sıkıştırın.”
Bunu Müslim, Edebu’l-Mufred’de Buhari, Ahmed ve başkaları Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinden merfu olarak rivayet ettiler. Bu hadisin tahrici İrvau’l-Galil (no:1271)’de yapılmıştır ve bu kitapta no:1411’de gelecektir.
Burada bu hadisi zikretmemizin sebebi şudur: hadis ehlinden arkadaşlarımızla bir mecliste bir araya gelmiştik. Gayr-i Müslim birine selam ile başlamanın caiz olup olmadığı şeklinde bir soru geldi. Cevabımda bu hadisi delil getirerek caiz olmadığını söyledim. Onlardan biri hadisten anlaşılanın “şayet onlardan biri ile yolda karşılaşılırsa selama başlamanın yasak olduğunu” ama dükkanına veya evine gidildiğinde selamla başlamaya engel bulunmadığını iddia etti. Sonra bu mesele etrafında uzun münakaşalar oldu. Herkes kendi görüşüne delil getirdi. O gün benim görüşüm: “Onlardan biriyle yolda karşılaşırsanız…” ifadesinin, sadece yolda karşılaşılması halinde değil, mutlak olarak onlara selamla başlamayı yasakladığı, burada kayıtlama değil, bir cümlenin diğerine atfedilmiş olduğu şeklinde idi. Bu konuda bu cümlenin gerektirdiği manaya dayanmıştım. Bu mana; onların yolun dar yerine sıkıştırılması ile ancak küfürlerinden dolayı onlara ikram edilmemesine işaret edilmesidir. Bundan dolayı onlara selama başlanmaması bu anlama uygun düşer. Bu da hükmün genel oluşunun gerektirdiğidir.
Bu görüş, o gün söylediğim şey idi. Sonra bunu kuvvetlendiren ve şahitlik eden bir çok rivayet buldum:
Birincisi: Hadisin ravisi Suheyl b. Ebi Salih’in şu sözüdür:
“Babamla beraber Şam’a gitmiştim. Şam’lılar savma’a ehline (rahiplere) uğruyor ve onlara selam veriyorlardı. Babamın şöyle dediğini işittim:
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu..” diyerek hadisi zikretti. Bunu Ahmed (2/346) ve Ebu Davud Müslim’in şartına göre sahih bir isnad ile rivayet etmişlerdir.
Bu, hadisin ravisi olan güvenilir tabii Ebu Salih Zekvan’ın ifadesi olup, yasağın, sadece yolda değil, evinde dahi olsa her iki kitap ehlini kapsadığını göstermektedir. Hadisin ravisi, rivayet ettiği hadisin anlamını başkalarından daha iyi bilir. Bundan yararlanmanın en az derecesi bu sözün tercihe daha uygun olmasıdır.
Buhari’nin Edebu’l-Mufred’de (1111) ve Ahmed’in Musned’inde (2/444) hadisin şu şekilde geçen metninde işkal (karışıklık) yoktur:
“Yolda müşriklerle karşılaşırsanız selama siz başlamayın. Onları yolun dar kısmına sıkıştırın” zira bu lafız şazdır.
Nitekim yine Buhari (1103) Müslim, Ahmed (2/266, 459) ve başkaları, Suheyl b. Ebi Salih yoluyla, ilk lafızla rivayet etmişlerdir.
İkincisi: Ebu Osman en-Nehdi şöyle demiştir:
“Ebu Musa (radıyallahu anh) bir lidere mektup yazarken selam yazdı. Ona:
“Kafir olduğu halde ona selam mı veriyorsun?” denildi. Dedi ki:
“Muhakkak ki o bana mektup yazdı ve selam verdi. Ben de onun selamını cevaplıyorum.”
Buhari Edebu’l-Mufred’de (1101) ceyyid (iyi) bir isnad ile rivayet etmiştir.
Bunun delil çıkarılan yönü: “Kafir olduğu halde ona selam mı veriyorsun?” diyen kimsenin sözüdür. Bu söz, sadece yolda karşılaşmaya mahsus değil, genel olarak kafirlere selam vermenin onlara göre caiz olmadığının bilindiğini düşündürüyor. Bu yüzden bunu söyleyen kimse Ebu Musa radıyallahu anh’e karşı çıkmış, o da bunu ikrar etmiş, inkar etmemiştir. Hatta selama başlayanın kendisi olmadığını, verilen selamı cevapladığını söyleyerek mazeretini söylemiştir. Böylece neyi kastettiği sabit olmuştur.
Üçüncüsü: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Rum kralı Hirakl’e yazdığı mektupta – o sırada Şam’da idi – selam ile başlamamış sadece şöyle yazmıştır:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’ın kulu ve rasulü Muhammed’den Rum büyüğü Hirakl’e… Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun…”
Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmiştir. Bu hadis Buhari’nin Edebu’l-Mufred (no:1109)’da mevcuttur.
Şayet bahsedilen yasak sadece yolda karşılaşmaya mahsus olsaydı, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem elbette İslami selam ile başlar ve “Selam hidayete tabi olanlara” demezdi.
Dördüncüsü: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Yahudi çocuğu ziyaretinde “Müslüman ol..” demiş, selamla başlamamıştır.
Bu sahih hadisi Buhari ve başkaları rivayet etmiş olup, el-İrva’da (1272) tahrici yapılmıştır.
Şayet selama başlama yasağı sadece yolda karşılaşma hususunda olsaydı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem elbette selamla başlardı. Zira Yahudi çocuğun yolda bulunmadığı açıktır.
Beşincisi: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem amcası Ebu Talib’in vefat hastalığında onun yanına geldiğinde yine selamla başlamamıştır. Sadece: “Ey amca! La ilahe illallah de…” demiştir.
Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmiş, el-İrva’da (1273) tahrici yapılmıştır.
Bu rivayetlerden, iki kitap ehline selamla başlamanın mutlak olarak caiz olmadığı sabit olmaktadır. Yolda, evde veya başka yerde olması eşittir.
Şayet: “Selam dışında başka bir şeyle mesela “İyi sabahlar”, “iyi akşamlar” yahut “Nasılsın” gibi sözlerle başlamak caiz midir?” diye sorulursa derim ki:
Allah en iyi bilendir ya, benim anladığım kadarıyla bu caizdir. Zira hadiste zikredilen yasak sadece selam hakkındadır. Bundan da mutlak olarak Allah Azze ve Celle’nin ismini ihtiva eden İslami selam kastedilir. Nitekim Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“es-Selâm Allah’ın yere koyduğu isimlerinden bir ismidir. Aranızda selamı yaygınlaştırınız.”
Bunu Buhari Edebu’l-Mufred (989)’da rivayet etmiştir. Nitekim bu kitabın (es-Sahiha’nın) 184 nolu hadisi olarak daha önce geçmişti. 1894 nolu hadiste de buna işaret edilecektir.
Bu anlattıklarımızı Alkame’nin şu sözü desteklemektedir: “Abdullah (ibn Mes’ud) radıyallahu anh gayri Müslimlere işaretle selam verirdi.”
Bunu Buhari (1104) “Zımmî’ye işaretle selam veren kimse” başlığıyla açıklayarak rivayet etmiştir. İsnadı sahihtir.
İbn Mesud radıyallahu anh onlara işaretle selam vererek başlamayı caiz görmüştür. Zira bu Müslümanlara has selam değildir. Bundan dolayı onlara yukarıda bahsedilen sözlerle selam verilebilir.
Hanbeli mezhebine ait “ed-Delil” gibi bazı kitaplarda onlara “Nasıl sabahladın? Akşamın nasıl geçti?” veya “Nasılsın, durumun nasıl?” gibi sözlerle başlamanın da haram olduğu geçmektedir. Buna dair sünnetten bir delil bilmiyorum. Hatta bu kitabın şerhi olan Menaru’s-Sebil’de bu hükme selama kıyaslanarak varıldığı açıklanmıştır!
Derim ki: Açıkça görüldüğü gibi; selamda bulunup bahsedilen diğer sözlerde bulunmayan faziletlerden dolayı bu uzak bir kıyastır. Allah en iyi bilendir.
Diğer bir mesele; işaretle bahsettiğim mecliste geçen başka bir konudadır. Bu da: “Gayri Müslimlerin selamına cevap verirken “ve aleykum selam” demenin caiz olup olmadığıdır.
Selamın fasih ve açık olması, Yahudilerin Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e yaptıkları gibi dillerini bükerek “es-Samu aleykum (ölüm üzerine olsun)” denilmemesi şartıyla bunun caiz olduğunu söyleyerek cevap vermiştim. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu şekilde verilen selama sadece “ve aleykum” diye cevap verilmesini emretmiştir. Nitekim bu Sahihayn’da ve başka eserlerde Aişe radıyallahu anha’dan sabit olmuştur.
Derim ki: Bu meşru kılmanın sebebine bakıldığında zikredilen şartın tahakkuk etmesi halinde verilen selamın aynısıyla cevap vermenin caiz olması gerekir. Bu meseleyi şu iki husus destekler:
Birincisi: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Muhakkak ki Yahudiler sizden birine selam verdiklerinde ancak: “es-Samu aleyke (ölüm üzerine olsun)” derler. Siz de “ve aleyke (senin de üzerine olsun)” deyin” sözüdür.
Bunu Buhari ile Müslim rivayet etmiştir. Yine Buhari Edebu’l-Mufred’de (1106) rivayet etmiş, el-İrva’da (5/112) tahrici yapılmıştır.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Siz de: “ve aleyke” deyin” buyururken bunun illetini, onların “es-Samu aleyke” demelerine bağlamıştır. Bu illetlendirme onların “es-Selamu aleyke” demeleri halinde “ve aleyke’s-Selam” diye aynısıyla karşılık vermeyi gerektirir. Aşağıdaki husus da bunu destekler:
İkincisi: Allah Teala’nın: “Bir selamla selamlandığınız vakit ondan daha güzeliyle veya aynısıyla karşılık verin” ayetinin umumi oluşudur. Zira bu umumilik müslüman olmayanları da kapsamaktadır.
O mecliste söylediklerim bunlar idi. Şu an ekleme yaparak şunları da söylüyorum:
Ayetin umumi oluşunu şu iki mesele pekiştirmektedir:
Birincisi: Buhari Edebu’l-Mufred’de (1107) – metin akışı ona aittir – ve İbn Cerir et-Taberi Tefsir’inde (10039) iki rivayet yoluyla; Simak – İkrime – İbn Abbas radıyallahu anhuma tariki ile rivayet ediyorlar: İbn Abbas radıyallahu anhuma dedi ki:
“Yahudi, Nasrani (hristiyan) veya mecusinin selamına cevap veriniz. Zira Allah Teala: “Bir selamla selamlandığınız vakit…” buyuruyor” dedi.
Derim ki: isnadı sahihtir. Şayet Simak’ın İkrime’den rivayeti ile olmasaydı ondan rivayeti özellikle muzdariptir. Bunun merfu olması halinde böyle olması muhtemeldir. Görüldüğü gibi burada rivayet mevkuf gelmiştir. Said b. Cubeyr’in İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan şu rivayeti de bunu destekler: İbn Abbas radıyallahu anhuma dedi ki:
“Şayet bana Firavun dahi “Allah sana mubarek kılsın” dese, ben: “Sana da” derim. Fakat Firavun öldü.”
Buhari Edebu’l-Mufred’de (1113) Müslim’in şartına göre sahih bir isnad ile rivayet etmiştir.
İkincisi: Allah Teala’nın: “Allah sizinle din konusunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve adaletli davranmanızı yasaklamaz. Muhakkak ki Allah adaletli davrananları sever.” Ayetidir.Bu ayet, müminlerle barışık olup yurtlarında barındıran, eziyet etmeyen kafirlere iyiliği emretmesi ve onlara karşı adaletli olunması konusunda açıktır. Şüphe yok ki onlardan biri açıkça “es-Selamu aleykum” diyerek selam verse ve biz onu “ve aleyke” diyerek cevaplasak bu ne adalete uyar ne de ona iyiliğe. Zira bizler bu durumda onunla “es-Samu aleykum” diyen kimse arasında eşit davranmamış oluruz. Bu da açıkça zulümdür. Allah en iyi bilendir.
Şeyh Elbani es-Sahiha (1411)’de bu hadisin tahricini şu şekilde yapmıştır: Muslim (7/5) Ebu Davud (2/642) Ahmed (2/346, 459) İbn Sunni Amelu’l-Yevme ve’l-Leyle (337) | b219dc1fefe4 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İslam Dini'ni evrensel yapan birçok özellik vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1) İslam bütün insanlığa gönderilen son din'dir:
İslam, bütün insanlığa gönderilen ve kıyamete kadar devam edecek olan son ilahi dindir. Nitekim; Peygamberimiz, İslam Dini'ni dünya milletlerine tebliğ etmek maksadıyla o dönemdeki ülkelerin devlet başkanlarına mektuplar göndererek onları İslam Dini'ni kabul etmeye çağırmıştır.
2) İslam akıl ve ilim dinidir:
İslam Dini, akla büyük önem vermiş, mükellef olmak için akıllı olmayı şart koymuştur. Bilgiyi de üstün bir değer veren dinimiz, daima okumayı ve öğrenmeyi emretmiş, bilgi öğrenmemnin her müslümana farz olduğunu bildirmiştir.
3) İslam hem dünya hem de ahiret dinidir:
İslam Dini'nin amacı hem dünya hayatında hem de sonsuz olan ahiret hayatında mutlu olmasıdır. Dinimiz, dünya durdukça insanların her çağda mutlu olmasını ve yükselmesini sağlayan, hem fertlerin hem de toplumun ihtiyaçlarına cevap veren prensipler koymuş, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermişlerdir.
4) İslam kolaylık dinidir:
İslam Dini'nde güçlük yoktur, kolaylık vardır. Dinimizin emirleri bizi olgunlaştırmak ve daha yüksek bir hayata hazırlamak içindir. İbadetlerin yapılmasında gücümüz dikkate alınarak dinimiz birçok kolaylıklar göstermiştir. Mesela; yolcular dört rekatlı farz namazları 2 rekat kılar. Namazı ayakta kılamayan oturarak kılabilir. Ramazan'da oruç tutmaya gücü yetmeyen hastalar iyileşince tutar. İyileşme ümidi olmayan hastalarla, oruç tutamayacak durumda olan yaşlılar ise tutamadıkları oruç yerine fidye verirler. İnsanın gücü ve ihtiyaçları dikkate alınarak zorunlu hallerde dinimizin getirdiği daha pek çok kolaylıklar vardır. Bu sebeple İslamın hükümleri her zaman ve her yerde uygulanabilir özelliklere sahiptir.
5) İslamda aşırıcılık yoktur:
İslam'ın hükümleri akla ve insanın yaradılışına (fıtratına) en uygun hükümlerdir. Bizim görevimiz ise bunlara uymaktır. Yapılması emredildiği halde, din adına aşırı giderek kendine eziyet etmek, helal olan dünya nimetlerinden uzaklaşıp sıkıntılı bir hayat sürmek İslam Dininde yoktur.
6) İslam barış ve sevgi dinidir:
İslam'ın bir gayesi de; insan sevgisini, insan haklarına saygıyı, kalplere yerleştirerek toplumda devamlı huzur ve baış sağlamaktır. Dinimiz bu amaçla birçok kurallar koymuş,birbirimizi sevmeyi, başkasının hakkına saygılı olmayı, gerçek mü'min olmanın şartı saymıştır.
OKUMA PARÇASI
İmam-ı Azam Ebu Hanife
Ebu Hanife, İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük alimlerden biridir. O, engin bilgisi, üstün zekası ve yüksek ahlakı ile İslam dünyasında bir yıldız gibi parlamış, müslümanlara ışık tutmuş, yol göstermiştir. Ebu Hanife, büyük bir bilgin olduğu kadar, Allah'a ibadette, insanlara iyilikte, doğrulukta ve güzel ahlakta örnek bir İslam büyüğüdür.
O, kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazı kılmış, yani geceleri devamlı ibadetle geçirmiş, hiç uyumamıştır. Bir re'kat namazda Kur'an-ı Kerim'i baştan sona kadar okuduğu bildirilen Ebu Hanife, sadece Ramazan ayında her gece bir, her gün de bir olmak üzere 60 kere Kur'an'ı hatmedebilirdi.
Geçimini ticaretle sağlayan Ebu Hanife, doğruluktan hiç ayrılmaz, kendinden çok başkalarını düşünürdü. Bir kadın, ona satmak için bir ipek elbise getirdi.Ebu Hanife fiyatını sordu. Kadın da 100 dirhem istedi.
Ebu Hanife, 55 defa hacca gitmiş, son haccında Kabe'nin içine girerek 2 rekat namaz kılmıştır. Namazın birinci rekatında fatihadan sonra Kur'an'ın yarısını, ikinci rekatında ise kalan yarısını okuyarak 2 rekat namazda Kur'an-ı Kerim'i tamamlamıştır. | c4c08c2b527c | [
"culturax",
"hplt2"
] |
İPHONE 5 EKRAN DEĞİŞİMİ
İzmir İphone Servisi, Özellikle; çarpma, düşme veya sıvı teması gibi durumlarda arıza veren iPhone 6 Plus ekranı genellikle öncam ve dokunmatik panel ile birlikte hasar görür.iPhone 5 LCD ekran değişimi, iPhone 5 Ön cam Değişimi ve iPhone 5 Dokunmatik Panel Değişimi gibi ifadeler aslında aynı birimin değişimini belirtir. İzmir İphone Servisi iPhone 5 ın ön panelinde oluşan herhangi bir problem durumda LCD, Öncam ve Dokunmatik Panelin tamamının değişimi ile mümkündür. iPhone 5 dokunmatik panelinde bir arıza bulunmayan ancak içerideki LCD ekranı hasar görmüş iPhone lar için de aynı durum geçerlidir. iPhone 5Kırık LCD Ekran
iPhone 5 Kırık Ön Cam
iPhone 5 Kırık Dokunmatik Panel
Bu üç birim bütünleşiktir ve arıza durumunda tamamının değişmesi gerekmektedir.
İPHONE 5S EKRAN DEĞİŞİMİ
İzmir İphone Servisi Özellikle; çarpma, düşme veya sıvı teması gibi durumlarda arıza veren iPhone 5s ekranı genellikle öncam ve dokunmatik panel ile birlikte hasar görür.iPhone 5s LCD ekran değişimi, iPhone 5s Öncam Değişimi ve iPhone 5s Dokunmatik Panel Değişimi gibi ifadeler aslında aynı birimin değişimini belirtir. iPhone 5 ın ön panelinde oluşan herhangi bir problem durumda LCD, Öncam ve Dokunmatik Panelin tamamının değişimi ile mümkündür. İzmir İphone Servisi iPhone 5s dokunmatik panelinde bir arıza bulunmayan ancak içerideki LCD ekranı hasar görmüş iPhone lar için de aynı durum geçerlidir. iPhone 5s Kırık LCD Ekran
iPhone 5s Kırık Ön Cam
iPhone 5s Kırık Dokunmatik Panel
Bu üç birim bütünleşiktir ve arıza durumunda tamamının değişmesi gerekmektedir.
İPHONE 6 EKRAN DEĞİŞİMİ
İzmir İphone Servisi Özellikle; çarpma, düşme veya sıvı teması gibi durumlarda arıza veren iPhone 6 ekranı genellikle öncam ve dokunmatik panel ile birlikte hasar görür.iPhone 6 LCD ekran değişimi, iPhone 6 Öncam Değişimi ve iPhone 6 Dokunmatik Panel Değişimi gibi ifadeler aslında aynı birimin değişimini belirtir. iPhone 6 ön panelinde oluşan herhangi bir problem durumda LCD, Öncam ve Dokunmatik Panelin tamamının değişimi ile mümkündür. İzmir İphone Servisi iPhone 6 dokunmatik panelinde bir arıza bulunmayan ancak içerideki LCD ekranı hasar görmüş iPhone lar için de aynı durum geçerlidir.
iPhone 6 Kırık LCD Ekran
iPhone 6 Kırık Ön Cam
iPhone 6 Kırık Dokunmatik Panel
Bu üç birim bütünleşiktir ve arıza durumunda tamamının değişmesi gerekmektedir.
İzmir İphone Servisi, iPad 4’ün ön camının kırılması ile iPad 4’ün dokunmatik panelinin çalışmaması durumunda yapılan işlemler aynıdır. Her iki durumda da ön panel komple değiştirilir.
iPad 4’ün ön camı genellikle darbe ve ezilmelerle hasar görür. iPad ön camı, dokunmatik paneli ile bir bütün halindedir. iPad 4’ün ön camının alt yüzeyinde, dokunmatik alan bulunur. Cam hasar gördüğünde, bu birime yapışık hale olan dokunmatik paneli de değiştirilir.Yani, iPad’inizin ön paneli değiştirildiğinde, cam ve dokunmatiği birlikte çıkartılır ve yenisi takılır.
iPad Ön Cam ve Dokunmatik Panel Değişimi Ne Kadar Sürer?
İzmir İphone Servisi, iPad dokunmatik panel öncam değişimini yaklaşık 2 saat içinde yapmaktadır.
iPad öncamı, iPad’in kasasına yapışıktır. iPad öncamı, kasadan ısıtılarak sökülmektedir. Bu işlem, teknik yeterlilik ve uzmanlık gerektirir.
iPad öncamı kırıldığında, genellikle ipad kasasının köşelerinden bir ya da bir kaç yeri ezilir. Bu ezilmelerden dolayı, yeni takılacak ipad camını kasaya tam olarak yerleştirilmesi extra süre almaktadır.
iPhone Şarj Soketi Değişimi
iPhone şarj soketinin üzerinde kulaklık soketi ve mikrofon bütünleşik halde bulunmaktadır. iPhone şarj olmuyor, iPhone bilgisayarı görmüyor, iPhone mikrofonu çalışmıyor gibi şikayetleriniz varsa, büyük bir ihtimalle şarj soketinin değişmesi gerekmektedir.iPhone şarj soketi; orjinal olmayan adaptör kullanmak, araç üzerinden şarj etmek, sıvı teması, tozlanma, orjinal olmayan USB kablo ile şarj etme ve çarpma gibi sebeblerden dolayı bozulur.
iPhone Şarj Soketi Değişimi Servis Süresi
Yeterli teknik deneyim ve donanıma sahip değilseniz, ürünü teknik servis hizmeti ile birlikte alın. Servisimizde yapacağımız iPhone Şarj Soketi değişimi (değişim sonrası testler dahil) ortalama 40 dakika sürmektedir.Teknik servisimiz konusunda uzman kişilerden oluşmaktadır.Servisimizde 40 dakika bekleyerek ürünü teslim alabilirsiniz.
iPhone Kulaklık Soketi Değişimi
iPhone kulaklık soketi, şarj soketi ve mikrofon ile bütünleşiktir. Kulaklık soketinin değiştirilmesi için, şarj soketinin tamamımın değiştirilmesi gerekir. iPhone kulaklıktan ses gelmiyor, iPhone kulaklık soketi yerinden oynuyor, iPhone kulaklıktan biri çalışmıyor, iPhone kulaklıklar çalışmıyor gibi şikayetleriniz varsa, büyük bir ihtimalle kulaklık soketinin dolayısı ile tüm şarj soketinin değişmesi gerekmektedir.iPhone kulaklık soketi arızaları; sıvı teması, tozlanma, sert darbeler, kulaklığın çok sert takılıp çıkartılması gibi durumlarda arızalanır.
iPhone Home Tuşu Değişimi
Eğer iPhone’unuzun ana ekran tuşu, zor çalışmaya başladı ise muhtemelen yakın zamanda değiştirmeniz gerekecektir. iPhone ana ekran tuşu tamamen bozulmadan önce; önce sert basınca çalışılır, sonra çok sert bastırınca çalışır ve daha sonra hiç çalışmamaya başlar. Bu sert basışlar iPhone’da farklı arızalara sebeb olabilir. Sıvı teması ve tozlanma gibi nedenlerle, ana ekran düğmesinin altında bulunan devre kablosunun üzerindeki anahtar bozulur.Ve bu sorun sadece kablonun değişimi ile giderilebilir. | 7e9e7c8e2f47 | [
"c4",
"hplt2"
] |
YEMEKHANE çözüm sistemleri, işletmenizde bulunan YEMEKHANE geçiş noktalarına kuracağımız turnike üzerine kartlı ya da parmak izli çözümlerle sağlanacaktır. YEMEKHANE çözümlerinin kullanım amaçlarının en başında kuşkusuz ki, personelin öğün haklarını düzenleyerek herkesin eşit ve adaletli şekilde YEMEKHANE?den yararlanabilmesini sağlamaktır. Aslında günlük ihtiyacımız olan yemek yeme faaliyetinin bile bazen işletmeler için, içinden çıkılamaz bir durum haline geldiğini siz saygı değer işletmeciler ve sorumlular gayet iyi bilmektesiniz.
YEMEKHANE Takip sistemi, bilgisayar yada bilgisayarlarınıza kuracağımız bir YEMEKHANE yazılımı ile kontrol edilmektedir. Personel, departman yada bir bölüme, ister öğün hak edişi, ister fiyatlandırma istersek de kontör adedi girebiliriz.Kişilere yemek yeme zaman aralıkları tanımlayarak sadece o aralıklarda yemek almalarını ve belirlediğiniz adette yemek yiyebilmelerini sağlayabilirsiniz.Örneğin, Ahmet AK saat 12:00 ile 13:00 arasında 1 kez yemek yiyebilir yada Veli CEYLAN istediği saat aralığınca sınırsız adette yemek alabilir. Ayrıca her öğün için farklı ücretlendirme ya da hak ediş girebilme olanağı sunar. Bu YEMEKHANE kontrol yazılımı sayesinde, personel, departman ve bölüm bazlı rapor alabilirsiniz. Aynı zamanda bu personel ve departmanların yemek yediği öğün hak edişlerini, harcadığı kontör miktarını ve rakamsal olarak ücretinin de raporunu alabilmenize olanak sağlar.
Bir yada birden fazla geçiş noktamız olduğunu varsayalım, böyle bir durumda da yine hangi turnike yada kapıdan saat kaçta geçiş yapıldığını yine personel, departman, bölüm v.s bazlı rapor alabiliriz. Ve istediğimiz personel ya da departmana, istediğimiz kapı ya da turnike geçiş noktasının yetki ya da kısıtlamasını sunabiliriz. Birden fazla kullanıcıya kurulacak YEMEKHANE programı sayesinde, program üzerinde birden fazla kişinin raporlama alabilmesini ve personellerin öğün bilgi ve haklarını girmesini sağlayabiliriz. Ayrıca Parmak izi ve kartlı sistemlerden geçiş esnasında, cihaz ekranında personelin kalan kontör miktarı sunulmaktadır. Ayrıca cihazlarımızda ki sesli uyarı sayesinde personeller geçiş haklarının olup olmadığını da öğrenebilirler. Sistemimiz sayesinde İstenildiği zaman kişi bazında , departman bazında ve tüm personel bazında listeler ve yazıcı dökümleri alınabilir. Birçok konuda size istatistiki bilgi verebilen sistemimiz sayesinde kim kaç saat YEMEKHANE de kalıyor, en çok yemek yiyenler kimler, hangi ziyaretçiler YEMEKHANEyi kullandılar. Gibi tespitler yapılabilir. | 872ba286684c | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Adana Duvar Kağıdı Toptancıları, Adanada Duvar Kağıdı Satan firmalar ve Adanada Duvar Kağıdı Yapan firmalar içinde Turgut HOME kalitesini fark edeceksiniz.
Duvar Kağıdı Toptancıları Adana, Duvar Kağıdı Satan Yerler Adana, Duvar Kağıdı Firmaları Adana içinde en ekonomik fiyat ve kaliteli işçiliği siz Adana müşterisine sunuyoruz. Turgut Home firmasına güvenin.
TURGUT HOME, Adana Duvar Kağıdı piyasasındaki 35 yıllık tecrübesini Adana çevresindeki şehirlerin de hizmetine sunuyor. 35 yıldır Duvar Kağıdı Adana şehrinde toptancı, perakendeci ve uygulama yapan bir firmayız. Turgut Home Adana Duvar Kağıdı firmaları içinde ayrı bir yere sahip olup bunu da ev dekorasyonundaki son trendleri izleyerek kendini duvar kağıdı sektöründeki yeniliklerle, değişik desenler ve uygulamalarla devamlı güncelleyerek göstermektedir.
Stokları yoğun olarak güncellenen duvar kağıdı katalogları ile Adana ve çevre illere yerli ve ithal duvar kağıdı seçenekleri sunması, uzun yıllardır uygulama deneyimlerinden edindiği bilgi ile satış sonrası uzman destek hizmeti firmamızı Adanadaki duvar kağıdı firmalarından ayırmaktadır.
Şirketimizin kapasitesi doğrultusunda, müşterilerimizin tüm ürün ve hizmet beklentilerini dünya standartlarında karşılamak; Müşterilerimizin ve çalışanlarımızın memnuniyetlerini arttırmak; Mevcut ve yeni ürünlerimiz ile faaliyet bölgelerimizin gelişiminde önemli roller alarak sürekli girişimci olmak; Dünya, ülke ve bölge ekonomisine katkıda bulunmak.
35 yıldır, dünyadaki gelişmelerle aynı hızda ilerleyebilmek kurumsal hizmetler alanında müşterilerine yenilikçi ve memnuniyetini, sürekli gelişmeyi, kaliteyi, ekip çalışmasını, sosyal sorumluluğu, profesyonel yönetim anlayışını, teknolojik gelişmelere uygunluğu ve paylaşımı esas alan bir anlayışla sektöründe lider bir kuruluş olmayı kendine "VİZYON" edinmiştir. | d0b544ed25b9 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
İlk Android Uygulamam Yayınlandı
Teknoloji çağında yaşıyoruz ve herkesin kendine ait olduğu telefonlar kullanıyoruz, hal böyle olunca neden herkesin kendi uygulaması/programı olmasın ki ?
Bende bu düşünceden yola çıkarak kendime ait olan ilk android uygulamamı google playde yayına sunmuş bulunmaktayım, uygulamam ile beni twitter, web sitem, youtube kanalım ve facebook sayfama tek bir programla ulaşabilirsiniz.
Benimle iletişime geçmek artık bu uygulama ile daha kolay, arkadaşınızdan cep telefon numaramı istemek zorunda kalmıcaksın, bana iş teklifi veya sevgili olma teklifi etmek için utana sıkıla numaramı aramıcaksın, bana eşek şakası yapmak istediğinde sadece cep telefonuma ulaşarak yapmak zorunda kalmıcaksın, bana aid olan bütün hesaplara eşek şakası yapabilirsin ama dozaşında olsun lütfen 🙂
Unutmaki uygulamamı hangi cihazdan kullandığını, bana hangi ip adresinden, hangi cep telefonundan ulaştığını göre biliyorum, hepimiz fişleniyoruz ama rahat ol o bilgiler gece yarısı olduğunda sıfırlanıyor, sadece benim kafamda bulunmaktalar 🙂
Yakın zamanda ios platformunda da yayınlıcam uygulamamı ama 99$ vermek zor geliyor be, uygulamada reklamlara tıklayarak bana ufakta olsa bir katkı sağlaya bilirsin 🙂
Yazımı sonuna kadar okuduğun için teşekkür ederim 🙂
Uygulamamı indirmek için google veya google play de “hasan kurnaz” olarak aratıp indire bilirsin
uygulamımı indirmek için aşağıda görsele tıklayıp ve açılan sayfada “Yükle” butonuna basın lütfen | b5a4cac73159 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Telefonlarımız git gide büyüyor. Aslında daha da küçülmesi diye yıllar öncesinden kehanetlerde bulunulan telefonlarımız yarı tablet yarı telefon formatında müşterilere sunuluyor. İnsanlar ise bu telefonlardan son derece memnun. İşte galaxy note 4‘den teknik bilgi ve kareler.
Quad HD Super AMOLED (2.560 x 1.440) çözünürlüğe sahip olan Galaxy Note 4 bizlere daha parlak ve güzel bir görünürlük veriyor. Böylelikle ppi değerini 500’e çekmiş oluyor. Adaptive display özellikli olan Galaxy Note 4 , bizlere ekranın aydınlanma derecesini bulunduğumuzun yerin ışık derecesine göre ayarlıyor. Bu teknolojiyi önceki telefonlarında görmüştük.
Telefonun bazı özellikleri Galaxy s5’den alacağı dedikodusu vardı. İşte bu gerçek oldu ve bazı özellikler s5’den örnek alınmış. Örneğin telefonun arkasında ki kalp ritmi sensörü birebir getirilmiş.
Note serisinin baştan tasarlanmamış yalnız önceki sürümlerinden bir hayli iyi gibi duruyor. Telefonun yanlarına metal bir bant çekilmiş mesela. Telefonu daha iyi bir tutuş hissine sahip oluyoruz.
Galaxy Note 4 bizlere S Pen özelliğini sunuyor. S Pen özelliğinde 2 farklı yenilik var bunlardan birisi fountain ve highlighter. Fountain yazı yazarken bizlere hassasiyeti üst seviyede hissettiriyor. El yazı yazma imkanı sağlayan bu uygulama gerçekten harika. Galaxy note 4’De S Pen özelliği vazgeçilmez bir uygulama olmaya başladı ve telefonun olmazsa olmazı.
Galaxy S4’ün kamerası ise 13 megapikselden 16 megapiksele yükseldi. Ön kameranın çözünürlüğü ise 3,7 megapiksele yükseltilmiş. Ve telefonun birsürü özelliği yakında sizlerle olacak.
SON KARAR : Galaxy s4 gerçekten havalı uygulamaları bir kenara bırakırsak fiyatını hakeden bir telefon olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten uygulamaları kullanmak istiyorsanız bu telefonu almalısınız. | 3de888999ce9 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Bir parfüm düşünün içinde hiç çiçek kokusu olmasın!
Kulağa sıra dışı geliyor, öyle değil mi? Parfüm dünyasının kurallarını değiştiren bu koku, The Body Shop’un yeni lansmanı Red Musk’tan başkası değil.
Red Musk™ koleksiyonu cesur, seksi, baharatlı ve dayanılmaz kokusuyla bir skandal yaratmaya hazır.. Hiç çiçek yok, sadece baharat..! Red Musk™, baştan çıkartıcı baharatlar ve misk’in sofistike karışımından oluşuyor. Afrodizyak etkili tarçın ve tütünün çekiciliğini, biberin uyarıcı etkisi ile birleştirerek derin bir etki yaratıyor.
Mistik kokular konusunda ısrarcı olan ve genelini akrep burcu kadınlarının oluşturduğu bu gruba siz de dahilseniz en yakın body shoptan bu ürünü denemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz..Web Cams Sex | c18cfc921745 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
1. Alıcı bir iş satın aldığında ödediği tutar hemen satıcıya aktarılmaz. Bionluk.com’un havuz hesabında tutulur.
2. Alıcı, satıcının işe başlaması için gerekli temel bilgileri gönderir. Böylece geri sayım başlar.
3. Satıcı, iş ilanında belirttiği maksimum teslim süresi içinde işi alıcıya teslim etmelidir. Zamanında iş teslim edilmezse, sipariş iptal edilir ve satıcıya olumsuz yorum bırakılır. Alıcının ödediği ücret ise iade edilir.
4. İş teslim edildikten sonra, alıcı işi inceler. Eğer sonuç, iş tanımında belirtildiği gibi ise işi onaylar. Böylelikle havuz hesabındaki iş ücreti, %20 Bionluk.com komisyonu kesilerek satıcının hesabına aktarılır.
5. Eğer iş, alıcının beklediği gibi değilse alıcı satıcıdan revizyon talep edebilir. Tanınan süre içinde satıcı gerekli düzeltmeleri yaparak alıcıya işi tekrar teslim eder.
6. İş sonunda alıcı, iş için yorumda bulunur. Dilerse teslim aldığı işi, satıcının teslim ettiği işler kısmında yayımlatabilir. | abc386b82ab8 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Mastercam kursu fiyatları ne kadar?
Mastercam kursu fiyatları ortalama 800 TL'dir. Ancak bu fiyat; toplam ders süresine, ödeme şekline, kursun bulunduğu il ve ilçeye, kurs günlerine, kursiyer sayısına göre 650 ile 950 TL arasında değişmektedir.
Mastercam kursu kaç saat sürer?
Ortalama kurs süresi 50 saattir. Bu süre kurs yerinin hazırladığı eğitim programına ve kurs günlerine (hafta içi / hafta sonu) bağlı olarak 35 ile 75 saat arasında değişebilir.
Mastercam kursunun amacı nedir?
Kursiyerlere MASTERCAM Programının tanımı yapılarak kağıt üzerindeki teknik çizim kurallarının bilgisayar ortamına MASTERCAM programı vasıtasıyla geçişi sağlanmaktadır. Temel çizim komutlarından başlayarak kişinin öncelikle çizgi üzerindeki hâkimiyeti geliştirmeye çalışılacak ve diğer çizim ve düzenleme komutları ile MASTERCAM öğretilecektir.
Mastercam kursunun faydaları nedir?
Türkiye de belirtilen branşlarda olduğu gibi teknik çizim konusunda da kalifiye eleman olabilmek için teknolojik imkânların sağladığı çok büyük bir rahatlıktır.
Mastercam kursu videoları | 0e10bb4e4866 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
Tığ İşi Resimli Lif Örnekleri
Ülkemizde her geçen gün gelişmekte olan tasarım her alana girmiş bulunmaktadır. Özellikle çeyizlerde klasik tasarımlar bırakılarak daha modern ve şık tasarımlar karşınıza çıkıyor. 2014 lif örnekleri tasarım gücü olarak en şıkları arasındadır. Düz ve sade modellerden çok daha modern lif tasarımları dikkat çekiyor. Çiçekli, ördekli, el modelli lifler oldukça ilgi görüyor. Bu tasarımların yanı sıra gelin ve damat şeklin olan lifler farklı tarzı olanlar için idealdir.
Yeni lif örnekleri arasında dikkat çekenlerden abiye tarzında örülenler, damat şeklinde olanlar ve daha birbirinden güzel lifler yerini alıyor. En önemlisi liflerin arasına elin yerleştirilmesi için yapılan tasarım dikkatleri çekmektedir. Üzerinde küçük ponponların dizaynı edilen lifler farklılığı ortaya koyuyor. Liflerin tasarım alanı çok küçük olmasına rağmen son zamanlarda daha hayal gücünü zorlayan bayanlar değişiklikler yapabilmektedir. Kulaklı olan liflerden, bebek tasarımlarının konulmasına kadar farklı modelleri 2014 sezonunda görmek mümkündür. Renklerinde gücünün ortaya konduğu lifler tığ ile kısa sürede örülmektedir. Örgüyü seven bayanlar için oldukça ideal tasarımlar karşınıza çıkıyor.
Tığ İşi Resimli Lif Örnekleri
Tığ işi lif örnekleri sayesinde yepyeni şık modeller bulacaksınız. Liflerin üzerine kendi hayal gücünüzü yansıtarak surat çizmek ve değişik materyaller kullanmak mümkündür. Özelliklede püsküller ile kenarlarını ve örmüş olduğunuz kız resminin eteğini rahatlıkla süsleyebilirsiniz. 2014 modelleri ile lifler hareketlenirken rahatlıkla kendi tasarım gücünüzü yansıtmalı ve farkı ortaya koymalısınız.
Yazımızı paylaşın: | 508623ddc70f | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Fatih Temizlik
Fatih’te temizlikçi bayan arıyorsanız en güvenli tercihiniz Altay Temizlik’te çalışmakta olan personellerimizdir. Haftanın her günü çalışmakta olan bayanlarımız temizlik hizmetinde tecrübelidir. Siz sadece temizlenecek alanı gösterin gerisini personelimiz yapsın.
Altay Temizlik bir Fatih temizlik firmasıdır. Temizlik sektöründe gerçekleştirdiğimiz yüzlerce ev, mağaza, ofis, fabrika, ofis, inşaat, dış cephe, zemin, villa, yangın sonrası vs temizliğinde edindiğimiz tecrübelerle sizlere en profesyonel hizmet vermeye devam etmekteyiz. Fatih’te temizlik şirketleri içerisinde bizi tercih eden tüm müşteriler bizin en güzel referansımızdır.
Ev Temizliği Fatih
Altay Temizlik, Fatih ev temizliği şirketi olarak hafta içi her gün, hafta sonu Cumartesi günü hizmet vermekteyiz. Pazar günleri evinizi veya villanızı temizletmek istiyorsanız firmamızı en geç Cuma günü arayarak rezervasyon yaptırınız.
Fatih’te temizlik şirketleri
Altay (Fatih) Temizlik şirketi Altay Temizlik, haftanın 7 günü hizmet vermektedir. Ayrıca vardiyalı çalışma sistemi uygulayan işletmeler için 24 saat tam zamanlı çalışma veya vardiyalarına uygun çalışma saatleri uygulayabilmektedir. Fatih bölgesinde talep edeceğiniz tüm temizlik işleri için Fatih temizlik firması Altay Temizliği arayabilir, en uygun fiyatla temizlik gerçekleştirebilirsiniz.
Altay Temizlik Fatih Temizlik şirketi, Fatih Temizlik firması:
Temizlik firmaları (Fatih)Fatih temizlik şirketleri arasında Altay Temizlik çok kısa bir süre içerisinde yerini almıştır. Çünkü hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetine verdiğimiz önemle büyüyoruz. Siz değerli müşterilerimiz memnun kaldıkça Altay Temizlik’i müşterilerinize tavsiye ettiğinizi biliyoruz. Sizlerin tavsiyeleriyle her yeni gün yeni bir müşterimizle çalışmaya başlıyoruz.
Fatih Ev Temizliği
Temizlik firması (Fatih) Ev temizliğinde amacımız temiz ve hijyen sağlamaktır. Müşterilerimiz talepleri doğrultusunda ev temizlik hizmetimiz genellikle periyodik olarak gerçekleşmektedir. Örneğin haftada 1 kere temizlik hizmeti gerçekleştirdiğimiz evlerde kirlilik daha az oluşmakta, periyodik temizlendiği için ev hijyenik kalmaktadır. Fatih ev temizliği firmaları – Altay temizlik. Altay temizlik; camların içli dışlı silinmesi, pencere doğramalarının (çerçevelerin temizliği), tavan ve duvar aksesuarlarının silinmesi, kapı, petek ve prizlerin silinmesi, aydınlatma armatürlerinin temizliği, banyo, fayans ve sebakirkoyklerinin derz arası dezenfektesi ve yüzey temizliği, duşa kabin, küvet, lavabo ve banyo dolaplarının temizlenmesi, mutfak ince temizliği, mutfak dolaplarının içlerinin boşaltılarak silinmesi ve tekrar yerinde dizilmesi, dolap kapaklarının ve üstlerinin silinmesi, davlumbazın temizliği ve filtrelerinin yağdan arındırılması, wc lerin ince temizliği ve hijyeninin sağlanması. Tüm mobilya, dolap ve elektronik eşyaların temizliği. Balkon, teras, kiler ve ardiye alanlarının zeminlerinin yıkanarak ıslak-kuru vakum ile çekilmesi. Parke, marley, mermer, sebakirkoyk, fayans ve taş zeminlerin zemin türüne göre yıkanması veya silinmesi. Son olarak daire içerisine dezenfekte kimyasalı uygulanması. Fatih ev temizliği firmaları arasında bizi farklı yapan özelliğimiz müşterilerimiz memnuniyetinde devamlılık sağlamamızdır. Fatih temizlik şirketlerinden biri olan Altay Temizlik her zaman hizmetinizdedir. Pazar günleri ev temizliği gerçekleştirmekteyiz. Ayrıntılı bilgi ve talep için Fatih Temizlik şirketleri arasında bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
(Fatih) Temizlik firmaları içerisinde firmamızın hizmet kalitesini ve refanslarını web adresimizdeki sayfalarımızdan inceleyebilirsiniz. Fatih temizlik firması tercihinizi en uygun fiyat ve en kaliteli hizmet veren Altay Temizliği seçebilirsiniz.
Hizmetlerimiz: Altay Temizlik Fatih fabrika temizliği şirketi firması, fabrika temizliği şirketi firması Fatih, Fatih zemin temizleme şirketi firması, zemin temizleme Fatih şirketi firması, Fatih inşaat temizliği şirketi firması, inşaat temizliği Fatih şirketi firması, Fatih temizlik şirketi, temizlik şirketi Fatih, Fatih temizlik firması, temizlik firması Fatih, Fatih zemin temizliği şirketi firması, zemin temizliği şirketi firması Fatih, Fatih banka temizliği şirketi firması, banka temizliği şirketi firması Fatih, Fatih inşaat sonrası temizlik şirketi firması, inşaat sonrası temizlik şirketi firması Fatih, Fatih dış cephe temizliği şirketi firması, dış cephe temizliği şirketi firması Fatih, ev temizlik firması Fatih ev temizlik firması, ev temizlik şirketi Fatih ev temizlik şirketi,
İstanbul Fatih temizlik işleri firması Altay Temizlik, İstanbul temizlik şirketleri içerisinde kaliteli hizmetiyle her geçen gün yeni müşterileriyle büyümeye devam etmektedir. Amacımız müşterilerimizin taleplerini en başarılı şekilde ve en uygun fiyata gerçekleştirmektir.
Fatih’de temizlik şirketi firması Altay Temizlik olarak verdiğimiz hizmetler; Dış Cephe, Ev, Büro – Ofis, Mağaza – Dükkan, Banka, Fabrika, Site, Merdiven, Zemin, Okul, Otel, Mutfak, Villa, Petrol Ofisi, Dershane, Hastahane, İnşaat Temizliği, İnşaat Sonrası Temizlik, Tadilat Temizliği, Tadilat Sonrası Temizlik, Boş Ev, Eşyalı Ev, Endüstriyel, İş Merkezi, İş Hanı, Öğrenci Yurdu, Depo, Petrol İstasyonu, Plaza, Yangın Sonrası, Su Baskını, Çatı, Bodrum, Cam Temizliği şirketleri ve firmaları arasında bizi arayabilir ve ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Fatih Ev Temizliği
(Fatih) Temizlik Firması Ev temizliğinde dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Öncelikle ev temizliği, ofis temizliği ve villa temizliği hizmeti alacağınız temizlik şirketinin – firmasının güvenilirliğinden emin olmalısınız. Temizlik şirketlerinde – firmalarında çalışan temizlik personellerini tercih etmenizi tavsiye ederiz. Çünkü evinizde veya ofisinizde olabilecek sorunların çözümü ancak güvenilir ev, ofis ve villa temizlik şirketleri firmaları tarafından gerçekleşir. Sigortalı, tecrübeli ve adli sicili kontrol edilmiş personellere ev temizliği şirketleri üzerinden ulaşabilirsiniz.
(Fatih) Temizlik Şirketleri Altay temizlik, ev temizliğinde amacımız temiz ve hijyen sağlamaktır. Müşterilerimiz talepleri doğrultusunda ev temizlik hizmetimiz genellikle periyodik olarak gerçekleşmektedir. Örneğin haftada 1 kere temizlik hizmeti gerçekleştirdiğimiz evlerde kirlilik daha az oluşmakta, periyodik temizlendiği için ev hijyenik kalmaktadır. Ev temizliği firmaları – Altay temizlik. Altay temizlik; camların içli dışlı silinmesi, pencere doğramalarının (çerçevelerin temizliği), tavan ve duvar aksesuarlarının silinmesi, kapı, petek ve prizlerin silinmesi, aydınlatma armatürlerinin temizliği, banyo, fayans ve derz arası dezenfektesi ve yüzey temizliği, duşa kabin, küvet, lavabo ve banyo dolaplarının temizlenmesi, mutfak ince temizliği, mutfak dolaplarının içlerinin boşaltılarak silinmesi ve tekrar yerinde dizilmesi, dolap kapaklarının ve üstlerinin silinmesi, davlumbazın temizliği ve filtrelerinin yağdan arındırılması, wc lerin ince temizliği ve hijyeninin sağlanması. Tüm mobilya, dolap ve elektronik eşyaların temizliği. Balkon, teras, kiler ve ardiye alanlarının zeminlerinin yıkanarak ıslak-kuru vakum ile çekilmesi. Parke, marley, mermer, fayans ve taş zeminlerin zemin türüne göre yıkanması veya silinmesi. Son olarak daire içerisine dezenfekte kimyasalı uygulanması. Ev temizliği firmaları arasında bizi farklı yapan özelliğimiz müşterilerimiz memnuniyetinde devamlılık sağlamamızdır. Temizlik şirketlerinden biri olan Altay Temizlik her zaman hizmetinizdedir. Pazar günleri ev temizliği gerçekleştirmekteyiz. Ayrıntılı bilgi ve talep için temizlik firmaları arasında bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Fatih Altay Temizlik olarak haftanın 7 günü hizmet vermekteyiz.
- Fatih Temizlik Dış Cephe Temizliği
- Fatih Temizlik Ev Temizliği
- Fatih Temizlik Büro – Ofis Temizliği
- Fatih Temizlik Mağaza – Dükkan Temizliği
- Fatih Temizlik Banka Temizliği
- Fatih Temizlik Fabrika Temizliği
- Fatih Temizlik Site Temizliği
- Fatih Temizlik Merdiven Temizliği
- Fatih Temizlik Zemin Temizliği
- Fatih Temizlik Okul Temizliği
- Fatih Temizlik Otel Temizliği
- Fatih Temizlik Mutfak Temizliği
- Fatih Temizlik Villa Temizliği
- Fatih Temizlik Petrol Ofisi Temizliği
- Fatih Temizlik Dershane Temizliği
- Fatih Temizlik Hastane Temizliği
- Fatih Temizlik İnşaat Temizliği
- Fatih Temizlik İnşaat Sonrası Temizlik
- Fatih Temizlik Tadilat Temizliği
- Fatih Temizlik Tadilat Sonrası Temizlik
- Fatih Temizlik Boş Ev Temizliği
- Fatih Temizlik Eşyalı Ev Temizliği
- Fatih Temizlik Endüstriyel Temizlik
- Fatih Temizlik İş Merkezi Temizliği
- Fatih Temizlik İş Hanı Temizliği
- Fatih Temizlik Öğrenci Yurdu Temizliği
- Fatih Temizlik Depo Temizliği
- Fatih Temizlik Petrol İstasyonu Temizliği
- Fatih Temizlik Plaza Temizliği
- Fatih Temizlik Yangın Sonrası Temizliği
- Fatih Temizlik Su Baskını Temizliği
- Fatih Temizlik Çatı Temizliği
- Fatih Temizlik Bodrum Temizliği
- Fatih Temizlik Cam Temizliği
Fatih Ofis Temizliği
(Fatih) Temizlik Firmaları İstanbul’da birçok şirketin yönetim merkezi bulunmaktadır. Ayrıca siyasi ve kamu kurumlarının İstanbul’da bulunmasından dolayı, bu bölgede iş hanı ve iş merkezleri kurulmuştur. Ofis ve büroların yoğunlukla bulunduğu ilçemizde Altay Temizlik profesyonel temizlik hizmeti sunarak iş insanlarının temiz alanlarda çalışmasını sağlamaktadır. Özellikle periyodik olarak sunduğumuz temizlik hizmeti ile müşterilerimiz devamlı personel çalıştırmaktan daha çok kar etmektedir. Çünkü 70 mt2′ye kadar olan ofislerde temizlik hizmeti hafta 3 gün olarak gerçekleştirmekteyiz. Bu hizmetimiz karşılığında aldığımız ücret yaklaşık bir personelin yarım maaşından azdır. Böylece devamlı personel çalıştırmaktan daha ekonomik bir sonuç almaktayız. Ofis temizliği şirketleri arasında bizi farklı yapan müşterilerimize sunduğumuz hizmetin dışında ayrıca ekonomik olarak da avantaj sağlamamızdır. İstanbul ofis temizliği firmaları arasında Altay Temizliği tercih eden tüm müşterilerimize teşekkür ederiz. Sizde bu hizmetten yararlanmak isterseniz bizi arayabilirsiniz.
İstanbul ofis temizliğinde Altay Temizlik olarak personel temini sağlamaktayız. Ofis temizliği firması arıyorsanız tecrübelerimizle ve referanslarımızla Altay Temizlik olarak bizi güvenle arayabilirsiniz. Memnuniyetiniz için gereken tüm özen gösterilmektedir. İstanbul ofis temizliği şirketleri arasında Altay Temizlik her zaman talep görmüştür. Özel bir önem verdiğimiz İstanbul ofis temizliğinde haftanın her günü hizmet vermekteyiz. Tüm İstanbul ofis temizliği ile ilgili bilgi almak için lütfen bizi arayınız.
Fatih Villa Temizliği
Villa temizliğinde önceliğimiz değerli eşyalarınızın temizliğinde gösterdiğimiz titizliktir. İstanbul villa temizliğinde 2 vey 3 personel görevlendirmekteyiz. Uzman personellerimiz ve hizmet yöntemlerimizle ilgili bizi arayabilirsiniz. Villa temizliği için lütfen 2 gün öncesinden bizleri arayınız. Dublex ve triplex ev temizliği için özel fiyatlar uygulamaktayız. Bahçe düzenlemesi ve havuz temizliği için bizimle irtibata geçiniz.
Fatih Merdiven Temizliği
Temizlik firmaları (Fatih) Altay Temizlik olarak binalara temizlik hizmeti veriyoruz. Haftanın belirli günlerinde ve istediğiniz saatlerde bayan çalışanlarımız ile bina içi merdiven temizliği hizmeti sunuyoruz.
Fatih Dış Cephe Temizliği
Dış Cephe Temizliği, yapan Temizlik Şirketleri, arasında şirketimiz liderliğini korumaktadır. Çok katlı giydirme Cephe binaların Dış cephe Temizlik, işleri uzman personel ve vinç, platform, sepet yardımı olmadan Temizliğinin yapılabilmesi mümkün değildir. Bina sahipleri açısından hem zor hem tehlikeli olabilir. Bir yandan binanıza uygun vinç kiralama şirketi ile anlaş maya çalışırken bir yan dan da cephenizi temizleyecek elaman bulmak zorun da kalabilirsiniz. Tüm bunları yaparken yüksekte çalışacak insan açısından almanız gereken riskler vardır.
Fatih Dış Cephe Temizliği
Temizlik şirketleri (Fatih) Fatihde temizlik şirketleri firmaları. İstanbul Avrupa Yakası bölgesinde dış cephe temizlik hizmeti vermekteyiz. Özellikle iş hanlarının veya iş merkezlerinin dış cephe temizliği için uygun sepetli vinçler kullanılır. Dış cephe temizliği İstanbul için en uygun fiyat teklifi için lütfen bizi arayınız. İstanbul bölgesindeki iş merkezlerinin ve fabrikaların dış cephe temizliği itinayla yapılır. Dış cephe cam temizliği veya ser yüzey temizliği için uygun vinçler kullanılır. Ayrıca kullandığımız kimyasal koruyucular ile 4-6 ay arsında kir tutmaz. Kullandığımız ekipmanlarla ilgili dış cephe temizliği için bizi arayabilirsiniz.
Fatih Dış Cephe Cam Temizliği
Dış Cephe Cam Temizliği, çok katlı binalarda mutlak surette dışarıdan temizliğinin yapılması gerekmektedir, bu işlerin yapılabilmesi artık bir sektör haline gelmiş ve yeni yapılan modern binaların Cam temizlikleri, en kaliteli bir şekilde yapılmaktadır. Altay Temizlik her alanda olduğu gibi bu alan dada gelişmeleri yakından takip etmekte ve sizlere bu doğrultu da hizmet verme mücadelesindedir. Teklif için gelecek olan ekibimiz size detaylı bilgi sunarak anlaşma sağlanması halinde bu hizmeti vereceklerdir
Fatih Dış Cephe Cam Silimi
Dış Cephe Cam Silimi, hizmetimiz mevcuttur, ev, daire, villa, plaza ve giydirme kaplı yüksek binaların dışdan cam silimi hizmeti sağlamaktayız. Fakat dış cephe lerde olduğu gibi iç mekânlarda cam silimi ve cam silme temizleme hizmetimiz mevcuttur. Kullanım alanları ve hava çevre kirliliklerine göre zaman zaman temizlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle dış cephe cam silimi alanında faaliyet verdiğimizden dolayı siz müşterilerimizin ihtiyaç duyması halinde sizlere de bu hizmeti vermekten mutluluk duymaktayız. İhtiyaç duyduğunuz dış cephe temizliği Dilovası için Altay Temizlik 7/24 arayabilirsiniz.
Etiketler: Fatih temizlik, Temizlik şirketi Fatih, Temizlik firması Fatih, Temizlik şirketleri, Fatih, Temizlik firmaları Fatih, Fatih Temizlik şirketi, Fatih Temizlik firması, Fatih Temizlik şirketleri, Fatih Temizlik firmaları, Ev temizliği Fatih, Fatih Ev temizliği, Ev temizlik Fatih, Fatih Ev temizlik, Ev temizlik şirketi Fatih, Ev temizlik firması Fatih, Ev temizlik şirketleri Fatih, Ev temizlik firmaları Fatih, Ev temizliği şirketi Fatih, Ev temizliği firması Fatih, Ev temizliği şirketleri Fatih, Ev temizliği firmaları Fatih, Fatih Ev temizlik şirketi, Fatih Ev temizlik firması, Fatih Ev temizlik şirketleri, Fatih Ev temizlik firmaları, Fatih Ev temizliği şirketi, Fatih Ev temizliği firması, Fatih Ev temizliği şirketleri, Fatih Ev temizliği firmaları, Fatih ofis temizliği, Fatih ofis temizlik, Ofis temizliği Fatih, Ofis temizlik Fatih,
Fatih Banka Temizliği
Temizlik şirketi (Fatih) İstanbul’da mesai saatleri içinde veya mesai saatleri dışında gerçekleştirdiğimiz bir temizlik hizmetidir. Ayrıca gün içerisinde mutfak personeli temini de gerçekleştirmekteyiz. Ayrıntılı bilgi için lütfen bizi arayınız.
Fatih Öğrenci Yurdu Temizliği
Fatih Fabrika Temizliği
Günün her saatinde gerçekleştirebildiğimiz bir hizmettir. Örneğin gündüz faaliyet gösteren işletmelerde mesai bitiminden sonra temizlik yapılmasını ister misiniz? Ayrıntılı bilgi için lütfen bizi arayınız. Sanayi bölgesinde, gelişen organize sanayi bölgelerinde yeni yapılan ve yapımı devam eden fabrikaların temizlik hizmeti için Altay Temizlik’i tercih edebilirsiniz. Çünkü Altay temizlik İstanbul bölgesinde 40.000 mt2 alanın inşaat sonrası temizliğini gerçekleştirmiştir. Fabrika temizliği şirketleri İstanbul’da bizi ayrıcalıklı yapan tecrübelerimizdir. Özellikle inşaat sonrası zemin temizliği hizmetinde istediğiniz sonucu alabilirsiniz. İstanbul Avrupa Yakası fabrika temizliği ve organize sanayi bölgelerinde fabrika temizliği hizmeti vermekteyiz. Talep ettiğiniz fabrika temizliği hizmeti için fiyat teklifi isteyebilirsiniz. Uzman personelimiz size fiyat teklifi vermeden ilk uygulama gerçekleştirerek tüm alanda yapılacak temizlik sonrasını görebilirsiniz.
Fatih İş hanı temizliği
Altay Temizlik olarak iş hanlarına özel temizlik hizmeti veriyoruz. Haftanın belirli günlerinde ve istediğiniz saatlerde bay / bayan çalışanlarımız ile iş hanı temizliği hizmeti sunuyoruz.
Fatih İş Merkezi Temizliği
Yoğunluğun çok oldu, müşterilerin devamlı giriş – çıkış yaptığı iş merkezlerinde en çok kirlenen alan zemindir. Ayrıca iş merkezlerindeki tuvaletlerin temizliği de çok önemlidir.
Fatih Site Temizliği
Site yönetimlerinde önemli bir iş olan temizlik hizmeti sadece merdiven ve bina iç temizliği ile sınırlı olmayıp, bina çevresinde oluşan kirliliği de yok ediyoruz. Kapsamlı site temizliği hizmeti için bizi arayınız.
Fatih Okul Temizliği
Devamlı okul temizliğinde önceliğimiz öğrencilerin temiz ve hijyenik ortamlarda eğitim almalarıdır. Sınıfların, koridorların ve tuvaletlerin devamlı temiz olması gerekmektedir.
Fatih Otel Temizliği
Sanayi şehri olan İstanbul’da otel sayısı her geçen gün artmaktadır. Altay Temizlik olarak otel temizliğinde kullandığımız özel yöntemlerle odalarda hijyen sağlıyoruz.
Fatih Mutfak Temizliği
Cafe, restaurant, catering vs. şirketlerinin mutfaklarında uyguladığımız buharlı temizlik hizmeti vardır. Böylece hiçbir kimyasal kullanmadan mutfaklarınızı temiz hale getiriyoruz.
Fatih Zemin Temizliği
Binicili, itmeli veya elle kullanılan zemin temizleme makineleriyle her türlü zemin için uygun temizlik işlemi yapmaktayız. Kullandığımız özel kimyasallar ile kirli alanları temizlemekteyiz. Fatih temizlik şirketi firması Altay Temizlik.
Etiketler: Dış cephe temizliği Fatih, Dış cephe temizlik şirketi Fatih, Dış cephe temizlik firması Fatih, Dış cephe temizlik şirketleri Fatih, Dış cephe temizlik firmaları Fatih, Fatih dış cephe temizlik şirketi, Fatih dış cephe temizlik firması, Fatih dış cephe temizlik firmaları, Fatih dış cephe temizlik şirketleri, Fatih temizlikçi bayan, Temizlik firması, Temizlik şirketi, Temizlik firmaları, Temizlik şirketleri, Villa temizliği Fatih, Fatih villa temizliği, Villa temizliği şirketi Fatih, Villa temizliği şirketleri Fatih, Villa temizliği firması Fatih, Villa temizliği firmaları Fatih, Site temizliği Fatih, Fatih site temizliği, İnşaat temizliği, İnşaat temizliği Fatih, İnşaat temizliği şirketi, İnşaat temizliği firması, İnşaat temizliği şirketleri, İnşaat temizliği firmaları, İnşaat temizliği şirketi Fatih, İnşaat temizliği firması Fatih, İnşaat temizliği şirketleri Fatih, İnşaat temizliği firmaları Fatih, Fatih İnşaat temizliği şirketi, Fatih İnşaat temizliği firması, Fatih İnşaat temizliği şirketleri, Fatih İnşaat temizliği firmaları, Fabrika temizliği Fatih, Fatih fabrika temizliği, Fatih fabrika temizliği şirketi, Fatih fabrika temizliği firması, Fatih fabrika temizliği şirketleri, Fatih fabrika temizliği firmaları, fabrika temizliği şirketi Fatih, fabrika temizliği firması Fatih, fabrika temizliği şirketleri, Fatih, fabrika temizliği firmaları Fatih, | 84999311ff90 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Dünyada ve ülkemizde çeviribilim çalışmalarının hızla artması,yazın çevirisi araştırmalarının çocuk yazını çevirisi araştırmaları ile örtüşmesinin sonucu olarak çocuk yazını çevirisi çeviribilim araştırmalarının ilgi alanı olmuştur. Çocuk yazını çevirisinin farklı kültürler arasında köprü oluşturması, metne özgü çeviri yöntemleri, çocuk okuyuculara hitap tarzı da bu tür çalışmalara ivme kazandırmıştır.
Çocuk yazını çevirisini inceleyen bu kitap sadece kuramdan oluşmamakta fakat kuram ve uygulamayı bütünleştirmeye çalışan bir incelemedir. Kitap yedi bölümden oluşmaktadır.Birinci bölüm çocuk yazınının önemini, ikinci bölüm dünyada ve Türkiye’de çoçuk yazınının tarihçesini, üçüncü bölüm çocuk yazını çevirisinin durumunu, dördüncü bölüm çocuk yazını çevirisinde kullanılan kuramsal çerçeveyi, beşinci bölüm kitapları çok satan ve çok çevrilen bir yazar olan Roald Dahl’ı, altıncı bölümRoald Dahl’ın en çok sevilen kitaplarından birisi olan Charlie and the Chocolate Factory’nin çevirisinde kullanılan çeviri stratejilerini, yedinci bölüm kuramların ışığında Charlie and the Chocolate Factory’nin çevirisini incelemiştir.
Kitapta çocuk yazını çevirisi yapacak çevirmenlerin çocuk ruhuna hitap etmeyi bilmesi, bunun için de zihninde bir çocukluk ve çocuk imgesine sahip olması ayrıca seçeceği çeviri stratejilerine iyi karar vermesi irdelenmiştir.
Çeviribilim terimcesine de katkıda bulunan bu çalışmanın sadece akademisyenlere değil çocuk yazını çevirisi ile ilgilenen ve bu alanda araştırma yapacaklara ışık tutacağı düşünülmektedir. | a18304a47e7e | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
hak kazanan Kardiyoloji Bölümü, düzenlenen törenle belge verildi.
2004 yılında kurulan ve bağımsız bir dernek olan Türk Kardiyoloji Derneği’nin temel amacı Kardiyoloji alanında Türkiye’de verilen eğitimin uluslararası standartlarda olmasıdır. Dört yılda bir seçimle belirlenen Yeterlik Kurulu Üyeleri ise bu görevin bilincinde olarak çalışmalarına devam etmektedir. Kurulda görevli olan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Altun “Şu ana kadar 19 yazılı ve 9 sözlü sınav yaptık. 600’ün üzerinde uzman hekime bu yeterlik belgesini verdik. Bu yıl da belgemizi kurumlar bazında vermeye başladık. Başvuru yapan kurumlar arasında Başkent, Gazi, Trakya ve Kocaeli Üniversiteleri bu belgeyi almaya hak kazandılar” dedi.
“Kocaeli Üniversitesi Kardiyoloji Bölümü Bu Belgeyi Almaya Hak Kazandı”
Belgenin kurum ve hekimler için son derece önemli ve prestijli olduğunu ifade eden kurul üyelerinden Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu ise, “Bizler ‘Kardiyoloji eğitimi nasıl olmalı’, ‘uluslararası standartları nasıl elde edebiliriz’, ‘evrensel ilkeleri ne ölçüde takip ediyoruz’ gibi bir dizi soru etrafında kriterler belirledik. Bu kriterlere uyum gösteren kurumlar arasında da Kocaeli Üniversitesi Kardiyoloji Bölümü bu belgeyi almaya hak kazanmıştır. Bizlere sunulan raporların incelenmesinin ardından Ağustos 2010’da, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelerek incelemelerde bulunduk. Öğretim üyesi ve öğrenciler ile görüştük, mekanın fiziksel açıdan, teknik açıdan, öğretim üyelerinin verdikleri eğitim açısından ve mezuniyet sonrası eğitimdeki çalışmalar açısından bu belgeyi almaya uygun olduğunu tespit ettik” diye konuştu.
Kardiyoloji uzmanlarının mesleki açıdan uluslararası standartları yakalamış ve alanlarında yetkin olduklarını ifade eden Prof. Dr. Müderrisoğlu, aday uzman hekimler için bundan sonrasında takip edilecek kriterlerin bunlar olacağını belirtti.
“Bu Belgeler Geleceğimizin Garantisidir”
Belge sunumundan sonra konuşan Prof. Dr. Demirci ise, tıp fakültelerinin genel sorunlarından kısaca bahsederek bu alanda kazanılan başarıların önemli olduğunu belirtti. Prof. Dr. Demirci “Her dönem çeşitli politikalar nedeniyle eğitim sistemimizde değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimler çoğu zaman tıp eğitimini daha da zorlaştırmaktadır. Ancak uluslararası alanda eğitim verebildiğimizi gösterir bu belgelerin geleceğimize dair umut verdiğini söyleyebiliriz. Çünkü örneğin 2021 yılından sonra yurtdışında tıp eğitimine devam etmek isteyenler için düşünülen; mezun olunan fakültenin akreditasyona ne kadar sahip olduğu ve eğitim kalitesidir. Bir diğer ifade ile artık mezun olunan fakültenin denklik gösterilebilir olması ve evrensel standartlara ne kadar uyumlu olduğuna bakılacaktır. Düşünülen ve tasarlanan bu olunca da bu tip belgelerin kurumumuzda alınması bir anlamda geleceğimizin garantisidir. Özellikle asistan arkadaşlar ve doçentlik sınavlarına girecek hekim arkadaşlarımız için daha da önemlidir, çünkü eğitim kalitesini de gösterir bir belgedir aynı zamanda. Yoğun iş ve eğitim alanlarında bu tip çalışmalara giren ve bu belgeyi kurumumuza kazandıran tüm bölüm öğretim üyelerine teşekkür ediyorum” dedi.
“Çalışma Anlamında Pratik ve Teorik Bilgiyi Beraber Yürütmek Zorunda Olan Bir Bölümüz”
Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Ural, tıp fakültelerinin durumu ve verilen eğitime değinerek bölümün gerekliliklerine işaret etti. Hem pratik bilgi hem de teorik bilginin yan yana yürütülmesi ile başarının sağlanabileceğini belirten Prof. Dr. Ural “Bazen vaka sayısını fazla gören ama teorik bilgisi az olan, bazen de teorik bilgisi fazla ama vaka sayısı az olan hekimler olabiliyor. Biz bölüm olarak dahili ve cerrahi bilimler arasında ve çalışma anlamında pratik ve teorik bilgiyi beraber yürütmek zorunda olan bir bölümüz” dedi. | b4a19c0fae76 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir. Tesla
19 Mart 2016 Cumartesi
Yusuf'un Mühendislik Dehası ve Yedi Yıllık Kıtlık Efsanesi (sechaber)
Yusuf’un hüzün dolu hayat hikâyesi Tevrat-Yaradılış kitabının 37-50. Bölümler arasında kadar detaylıca anlatılmıştır.
Bu hikâye Yakup’un on iki oğlundan en sevdiği olan Yusuf’un on yedi yaşında ne kadar iyi biri olduğunun anlatımıyla başlar. Gerilim, dram ve bilim kurgu tadında bir filmi andıran bu anlatımYusuf’un yüz on yaşında ölmesiyle son bulur. İtiraf edeyim ben bu kadim metni okurken sanki Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini okuyor kadar etkilenmiştim. Özellikle Yusuf Mısır valisi olduktan sonra kardeşleriyle tekrar buluştuğu ama kardeşlerinin kendisini tanımadığı o anlarda doğal anlatımın da etkisiyle duygusal bir bağ kurabilmiştim kendisiyle.
Herkesin bir şekilde bir tarafından bildiği bu öyküde ne vardı söyle bir hatırlatıp asıl konuya geçeyim:
Yusuf çok iyi ve çok yakışıklıdır. Babası, kardeşleri arasında en çok Yusuf’u sever ve bu yüzden diğer kardeşler onu kıskanır. Bir zaman sonra Yusuf, rüyasında, Güneş, Ay ve on bir yıldızın önünde eğildiğini görür ve bunu kardeşlerine anlatır. Tabi ki daha çok nefret ederler kardeşler ve sonunda Yusuf’u bir kuyuya atarlar, oradan geçen bir kervan onu bulur ve köle olarak satmak için Mısır’a götürür. Mısır’da firavunun görevlisine satılır. Yusuf çok zekidir ve bir süre sonra efendisinin işlerini yürütmeye başlar. Çok yakışıklı olduğundan efendisinin karısı Yusuf’la birlikte olmak ister. Yusuf kabul etmeyince de kadın ona iftira atar ve bu talihsiz gence zindan yolu görünür. Hapishanede kaldığı müddetçe rüya tabircisi olarak ünlenir. Bir gün firavunun rüyasını yorumlaması için firavunun huzuruna çıkartılır. Firavunun rüyasından yedi yıl sürecek bolluğun ardından yedi yıl sürecek kıtlığın geleceğini öngörür. Bu yorumdan çok etkilenen firavun Yusuf’u tüm Mısır’a vali yapar. Hikâyenin devamında Yusuf yedi yıllık bereket döneminde toplanan tahılları depolayıp kıtlık zamanı için bir kenarda saklama planını devreye sokar. Böylece diğer her yerde yedi yıl boyunca kıtlık yaşanırken Mısır’da buğday vardır. Bu hikâyenin tamamını merak edenler yukarıda belirttiğim Tevrat’ın ilgili metinlerinden okuyabilirler.
Peki, Yusuf diye biri gerçekten yaşadı mı yoksa yukarıdaki öykü bir saçmalık mıydı?
Bilim dünyası bu konuyu hiç sorgulamaz bile direkt saçmalık der çıkar işin içinden. Din kısmından ise olay tamamen doğru kabul edilir ama; orada da sorgulanmaz. Ben ise Göktürk olarak araştırmacı bir kişiliğim ve o yüzden de olayı enine boyuna sorgulayacağım.
Şimdi Tevrat’ı inanç kitabı olarak değil ama tarih yazıcılığının bir ürünü olarak kabul edenler için bu olaya mantıksal düzlemde bir bakalım:
Mısır gibi bir yerde on dört yıl boyunca yiyecek depolamak imkânsızdır. Böyle bir ambarda yenilebilir tahıllar yerine, böcekler ve haşereler tarafından yenilmiş ve çürümüş tahıllar olurdu ancak. Yani tahıl depolamak kısmı bu açıdan mantıksız görünmektedir ama başka bir yaklaşımla olayı mantıklı hale getirebiliriz. Nasıl mı? Tahılları değil Nil’in suyunu depolayarak…
Mısır, Nil’in evladıdır. Nil nehrinden bir buçuk kilometre uzaklaştığınızda, bir anda çölde bulursunuz kendinizi. Sulama kanalları ve hendekler nehrin yaşam veren sularını nehrin iki kıyısı boyunca içeri doğru biraz genişletmektedir; geri kalan her yer çölden ibarettir.
Nil’in suları dönem dönem güçlü ya da zayıf akıntı düzeyi oluşturmaktadır. 1960’larda bir baraj yapma fikri ortaya çıktığında yapılan araştırmalar ilginç bir gerçeği ortaya koydu: Nil’in suları yalnızca yıllık olarak yükselip alçalmakta kalmıyor, aynı zamanda yedi yıllık bir devre içerisinde de alçalıp yükseliyordu. 1971 de tamamlanan bu baraj, suların arttığı zamanlarda suyu tutup akışın zayıf olduğu dönemde yavaşça boşaltacak bir göl görevi görüyordu.
Acaba Yusuf’un hikâyesindeki yedi yıllık bolluk dönemi suların kabarması, bunu izleyen yedi yıllık kıtlık dönemi de suların azalması olabilir miydi? Böyle bir durumda tahılların depolanması mı mantıklıydı, yoksa baraj mantığıyla suların depolanması mı? Bu konu üzerine düşünenlerden Zecheria Sitchin ve Cope Whitehouse’nin görüşleriyle devam edelim yolumuza.
Whitehouse 1860’larda bu konuya kafa yorarken Memfis’in yaklaşık doksan km güneybatısında kalan büyük, canlı bir tarım bölgesini keşfeder. Çölün ortasındaki bir vahayı andıran bu bölgenin adı El-Feyyum’dur. Bu bölgenin ortasındaki Karun Gölü, tamamıyla çorak bir bölgede ve Nil’den otuz yedi km uzakta olmasına rağmen sularını Nil’den almaktadır. Peki, ama nasıl?
Gölü ve kıyılarını inceleyen Whitehouse kadim su bentlerinin, iskelelerin ve diğer anıtsal yapıların kalıntılarını keşfeder. Araştırmalarına devam ederken çok ilginç bir bilgiyle karşılaşır.İskenderiyeli Batlamyus tarafından yapılan haritalara dayanan orta çağ Mısır haritalarında El-Feyyum bölgesinin bir değil iki göl içerdiğini bulur: Karun Gölü ve ondan daha büyük olan Moiris Gölü.
Araştırmaları zamanla yok olan Moiris Gölünün üzerinde yoğunlaşmışken cevaba Heredot aracılığıyla bir adım daha yaklaşır. Heredot bu ikinci gölün insan eliyle yapıldığını yazar ve şu soruyu sorar: Doğal El-Feyyum çukuru bir yapay göl oluşturmak için kullanmışsa peki buMoiris Gölü’nün mühendisi kimdir? Göl nasıl suyla dolu tutulmuştur?
Heredot bunu şöyle açıklamıştır: “Korkunç derecede çorak bir yerdir, gölü besleyecek kaynak yoktur, suyu bir kanal yoluyla Nil’den alır. Bu öyle bir büyük göldü ki çevresi üç bin altı yüz stat çeker.” Kadim Moiris Gölünü besleyen bu kanal bugün bile kısmen mevcuttur. İste burada bir ipucuyla karşılaşıyoruz: Yöre halkı bu kadim kanala “Bahr Yusef” demektedir yani “Yusuf’un Su Yolu.”
Whitehouse burada görüsünü netleştirir ve 1883 yılının Nisan ayında Kahire’deki Hıdivi Coğrafya Derneğinde bilim dünyasına sunar:
Ona göre; Yusuf besleyici kanallar kazmış ve adına Arapça Alfyum denilen bir yapay göl oluşturmuştur. Böylece burası bin gün yeri yani El-Feyyum olarak o günden bugüne kadar bilinegelmiştir.
Peki, Whitehouse haklı mıydı?
Yusuf gerçekten yaşamış bir tarihi kişilik miydi ve bir mühendislik dehası sayılabilecek yapay göl ve suyu Nil’den oraya taşıyacak kanallar inşa etmiş miydi?
Yusuf üzerine yapılan yüzlerce araştırmadan biri de Sitchin’e aittir. Sitchin bulgularına dayanarak onun doğum yılını M.Ö. 1870 olarak bulmuştur. Bu araştırmaları merak edenler Tanrıların ve İnsanların Savaşları kitabında ayrıntılı şekilde bulabilirler. Şimdi bir hesap yapacak olursak Tevrat’a göre Yusuf Mısır valisi olduğunda otuz yaşındadır. Yani M.Ö.1840 yılında yapılmaya başlanmıştır bu dev proje diyebiliriz.
M.Ö.1840 yılında Mısır’da böyle bir proje yapıldıysa muhakkak Mısır kayıtlarında da bilgi olmalı diyoruz ve şimdi asıl soruyu soruyoruz:
O sırada firavun kimdi ve böyle bir projenin bir kaydı var mıydı?
Mısır kayıtlarına göre cevap III. Amenemhet.
Kendisi, M.Ö. 1842 yılında tahta çıkmış ve M.Ö. 1797 tarihinde ölümüne dek hüküm sürmüştür. Şimdi sıkı durun, Mısır kayıtları açık biçimde El Feyyum bölgesine sulama sistemlerinin geliştirilmesini ona atfetmektedir. Daha da ilginci Karun gölünün tam ortasında firavunun normal ölçülerinden büyük yapılmış iki adet heykel bulunmaktadır. Yine El Feyyum bölgesinin Mısır’ın tahıl ambarı haline gelişi, özellikle taze sebzeleri, meyveleri ve balıklarıyla ünlenişi bu firavun dönemindedir.
III. Amenemhet suyla o kadar ilişkilendirilmiştir ki; sfenksi andıran heykelinde aslan yelesi yerine balık desenleriyle betimlenmiştir.
Şimdi de son bombayı patlatalım: Bu firavun iki piramit yaptırmıştır birisi Deşhur yakınındayken diğeri El Feyyum’daki Hawara’dadır. Yani insan eliyle yapılmış gölün hemen yakınında. Gölden otuz kilometre uzakta olan bu piramidin girişinden aşağıya doğru inen birkaç basamaktan sonrası sularla doludur. Bu piramide gelen su ise Yusuf’un su yolu dedikleri kanaldan gelmektedir. Piramit yer altı kanalıyla Yusuf’un su yoluna bağlanır. Mısır tarihi uzmanı Sir Flinder Petrie Hawara Piramidi üzerine sıra dışı bir bilgi de vermektedir: İçteki odalara aşağıya doğru değil, piramidin içinde yukarı doğru yükselen ve giriş düzeyinin üstünde kalan gizli basamaklardan ulaşılmaktadır.
Peki, bu ne demek?
Piramidi inşa edenler bu gizli odaları bilerek su düzeyinin üstünde inşa etmişlerdir. Demek ki en baştan da suyu getirenler onlardır.
Özetle; geçmişe doğru çıktığımız bu yolculukta eğer önermeler doğruysa Tevrat’ta yazan firavun III. Amenemhet’tir ve tahta çıkışının ikinci senesinde Yusuf’u Mısır’a vali yapmıştır.Yusuf ise kıtlık için dâhiyane bir çözüm bulmuş ve Nil’in suyunu yedi yıllık bol akışlı döneminde El-Feyyum bölgesinde bir yapay göl yani Moiris Gölü’nü oluşturup orada toplamıştır. Bu sayede bölge, Nil’in sularının azaldığı yedi yıllık kıtlık döneminde tahıl ambarı olarak hizmet vermiş, Mısır’ı kıtlıktan kurtarmıştır. Şimdilerde çöl kendisine ait olanı geri almış ve göl çok küçülmüştür; Yusuf’un Su Yolu’ndan da bir bölümü kalmıştır…
Son olarak Yusuf’un hikâyesinin günümüze kadar yansımalarına hızlıca bakalım:
Yusuf kardeşleriyle barışır ve babası Yakup ile tüm ailesini Mısır’a taşır. Yakup’un diğer adı İsrail olduğundan İsrail ve oğulları Kenan topraklarından ayrılır Mısır’a yerleşir, diyebiliriz. Mısır’da çoğalmaya başlarlar. Yusuf ölüp de başka firavunlar başa geçince İsrailoğulları’nın keyifli yaşamları da sonra erer. Bir müddet sonra firavunların sertleşmeleriyle tüm İsrailoğlulları köle olarak çalıştırılır. Dört yüz yıl devam eden bu kâbus Musa’nın gelmesiyle başka bir boyut kazanır. Bir milyondan fazla İsrailli Kenan illerine dönmek için yola çıkar. Tevrat’ta uzun uzun anlatılan bu göçteki maceraları yaşarlar ve sonunda da dönerler. O gün bugündür tarih yazıcıları olanı biteni kaydederler…
Teşekkürler efendim. Yüreğinize sağlık…
Bu yazı www.sechaber.com için yazılmıştır. Bu yazının kaynak gösterilmeden kopyalanması ve kullanılması “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası“na göre suçtur. | 9bf71c737df3 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
2004 yılı temmuz ayında kurulan Mt Sağlık Ürünleri, ülke genelinde genel sarf malzemeleri satan dağıtımhanesi ile aylık 3 bin 500 noktaya fatura kesiyor. 28 ülkeden ithalat yapan firma, wicromed ana markasıyla birlikte Oncomed, Rina, Fore Care, Eb Sensor, Spectra, Rinaboso, Convatek markalı ürünlerin ithalatını ve iç pazar dağıtımını gerçekleştiriyor. Bunların dışında sanayi yatırımında bulunan şirket, hasta altı bez üretimi yapıyor. 160 personeli ile tüm Türkiye çapında hizmet veren Mt Sağlık Ürünleri Satış Müdür Yardımcısı Atilla Çalgan, şirketin kurucuları olan Murat Sancak ve Turan Sancak’ın medikal sektöründe uzun yılların tecrübeleri ve birikimlerini birleştirdiklerini dile getirdi. Çalgan, 3 bin 500 çeşit ürünle hizmet sunduklarını ifade eden Çalgan, Türkiye genelinde sevkiyatlarının çok büyük olduğunu, her noktaya medikal anlamda hizmet verebildiklerine dikkat çekti.
Kaliteli Üretileni Seçiyoruz
İthal ettikleri ürün portföyünde hangi ülkedeki ürün kaliteli üretiliyorsa o ülkeden ürün ithal ettiklerine dikkat çeken Çalgan, “İtalya’dan solunum cihazları getirtiyoruz, plastik grubunu uzmanlaşmış üretim yapan uluslar arası firmalardan temin ediyoruz, eldiven çeşitlerimizi Malezya’dan getiriyoruz. Ürün çeşidine göre piyasa da neyin nerde rantabıl şekilde elde edileceği fizibilitesini yapıyoruz. Daha sonra da bu ürünü Türkiye’deki medikal sektör kullanıcılarına sunuyoruz” dedi.
Sağlık Bakanlığı bilgi bankasından doğabilecek sıkıntıları gidermek için, tüm ürünlerinin barkotlarını aldıklarını dile getiren Çalgan, kesin barkotlara geçtiklerini kaydetti. Gümrükte de sorun yaşamadıklarını ifade eden Çalgan, getirilen ürünlerde CE belgesinin olmasına özen gösterdiklerini vurguladı. Bayilik sistemi ile convatek yara bakım grubu ve ihale takiplerini
yaptıklarını söyledi
Aylık 5,5 -6 Milyon Ciro
Şirket olarak hedeflerinin pazarda noktasal büyüme olduğuna dikkat çeken Çalgan,”2007 senesine kadar büyüme hedeflerimizde her hangi bir sapma olmadığı gibi artış yüzde 14 oldu. 2008 yılında da Temmuz ayına kadar istediğimiz gibi gitti. Ağustos ayında sapma oldu ama ondan sonra da tekrar eski gücümüze ulaştık. Aylık 5,5 -6 milyon ytl ciro ile pazarın istekleri doğrultusunda yeni ürünleri bünyemize katıyoruz” şeklinde değerlendirdi.
Partner Müşteri Sistemi
Çalgan, “Partner müşteri, kendi bilgisayarlarından internet üzerinden 1500 kadar ürün grubunu ve fiyatları görüyor. Ürünün teknik şartnamelerini inceleyerek, satın alma yapabiliyor. Tek üründe bile olsa satın alabiliyor. Ayrıca ürünün görüntüsünü de görerek seçiyor. Medikal noktaların ufkunun geniş olması, ticari potansiyellerinin artmasıdır” dedi. | 8ad060bbdd21 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Samsunspor Antalya’da Tempo Artırdı!
PTT 1. Lig’in 2. devresine Antaya’da sürdürdüğü kamp ile hazırlanan Samsunspor’umuz günü çift antrenman ile tamamladı.
Kırmızı beyazlı takımımız saat 10:00’da başladığı sabah antrenmanında kuvvet – kondisyon çalışırken, 17:30’da yaptığı günün ikinci antrenmanında ise düz koşunun ardından koordinasyon ısınma, pas organizasyon, orta – şut çalışmaları ve çift kale yaptı.
PTT 1. Ligi’nin 18. haftasında sahasında Altınordu ile karşılaşacak olan Samsunspor, Antalya Belek’teki IC Hotels Green Palace’de 1 hafta süreyle ikinci devre hazırlıklarını sürdürecek.
9 Ocak’da bitecek olan Antalya kampının ardından Samsun’a dönecek olan kırmızı beyazlı ekibimiz, PTT 1. Ligi’nin 18. haftasında sahasında oynayacağı Altınordu maçının hazırlıklarını Nuri Asan Tesisleri’nde devam edecek.
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. | 9d5ed8326996 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Tekstil Ürünleri Taşımacılığı
YEŞİLKÖY TEKSTİL TAŞIMACILIĞI
Tekstil Taşımacılığı, sizin işinizi kolaylaştıran ve tekstil ürünlerinizin taşıma işlemleri sırasında hayatınızı kolaylaştıran hizmetimizdir. Tekstil taşımacılığı hizmetimiz iki kategoride ayrılmış olup bunlardan biri kolili tekstil taşımacılığı, ikinci seçenek ise askılı tekstil taşımacılığı olarak sınıflandırılmıştır. Tekstil taşımacılığı hizmetimizde de profesyonel kadro ve üstün hizmet politikamızla siz değerli müşterilerimize uygun fiyatlarımızla hizmet vermekteyiz. İstanbul şehir içi ve İstanbul'dan şehirler arası tekstil taşımacılığı hizmetimizi sizin isteklerinize göre gerçekleştirmeyiz. | 2ff138187a00 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Çarşamba, Mayıs 17, 2006
ölümsüzlük..
Bir film ya da çizgi film karakteri olsaydım keşke diye geçti mi içinizden hiç..
öyle kurşunlar atıldıkça ölmemek, arabaların, binaların tepelerinden atlayıp uçmak için değil ama sadece… dostunuzun/düşmanınızın sayısını bilemeyeceğiniz kadar çok olması, gerçek ölümsüzlük formülünün bizzat kendisi olmak için… ben az önce böyle birşeyi isteyebileceğimi farkettim.. gerçi kulağa geldiği kadar güzel birşey olmayabilir, ne de olsa karakterler keskinliği ölçüsünde akılda kalıcı olur.. keskinlikler ise değişime kapalıdır… değişmeyecek, hep aynı kalacak ama ölümsüz olacaksın… kötü bir kahramansan kötülüğü, iyi isen iyiliği yaşayacaksın sonsuzlukta.. vampirle görüşme’de çocuk kahramanın ve hatta onun vampir olmasına neden olan diğer vampirin isyan sebebi… her ne kadar oradaki isyanın temeli “küçük” kızın fiziksel değişimleri yaşayamadığı yönünde olsa da, mantıklar benziyor.. tüm yaşantın sana biçilen kaftan kadar olacak… “normal” insan olmanın yükseliş ve düşüşlerinden, tat ve acılarından uzak… bağımsızlığına çok düşkün değilsen kabullenebilinir sanki, ama ya özgürlük.. bir ağaçsan misal, ağaç olarak yaşayacaksın, koşmadan, gülmeden,arkadaşlarınla eğlenmeden ama sonsuza kadar…(yerim öle sonsuzluğu)
Peki, filmlerden gerçek yaşama dönelim.. teorikte sahip olduğumuz o değişim, gelişim özgürlüğünü ne kadar yaşayabiliyoruz ki… yarattığımız bir film/çizgi film kahramanı da yoksa eğer, ağaç formatındaki insanlar değil miyiz, üstelik sonsuza kadar da yaşayacak değiliz..
neyse işte..öyle..estiler yine..:)
Hiç yorum yok:
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 1c8b6d872624 | [
"c4",
"culturax",
"hplt2"
] |
7 Nisan 2015 Salı
Seçimler, AKP ve Çiller benzerliği
Son zamanlarda Türk Ordusu tarafından gerçekleştirilen her türden askeri operasyonlara ilişkin; “bir devletin güvenlik politikalarıdır”, algısı yaratılarak, aslolan perdelenemez. İçinden geçilen süreç bir taraftan bir “çözüm” süreci ve diğer taraftan da bir “seçim” sürecidir.
PKK, son iki yıldır silahların gölgesinde olmayan bir coğrafya ve halk gerçekliğini açığa çıkarmak için elinden gelen her pratiği sergilemesine rağmen Türk devleti için aynı şeyleri maalesef söyleyemiyoruz ki zaten dile getiriyoruz.
Döneminde Türkiye’yi yöneten her hükümetin sığındığı tek yalan; “BDP ve öncülleri silah zoruyla oy alıyorlar” olmuştur. Uzun süreli hafızamıza inersek eğer Sayın Öcalan bu yalanı boşa çıkarmak, sırf barış ve müzakere sürecine başlamak için gerillaların sınır dışına çekilmesinin uygun olacağını belirtmişti. PKK’de bu talimata uyarak güçlerini sınır dışına çekmeye başlamıştı. Bunun üzerine oyununun bozulacağını anlayan AKP hükümeti entegre provokasyonlar yaratarak gerillaların sınır içlerinde kalmasını amaçlayan politikalara imza atmış ve günümüze gelmiştik. Bu politikaların amaçlarından “bir” tanesi şüphesiz önlerinde duran Yerel ve Genel seçimlerde bundan önceki taktiklerini uygulama zeminini kaybetmemekti.
Peki, ne yaptı? “Madem gerilla var öyleyse ben de bir devlet olarak henüz anlaşma imzalamadığım bir örgüt ve mensuplarına karşı gerekli tedbir ve operasyonlarımı yaparım” mantığıyla aslolanı perdelemeye çalıştı.
Aslolan, seçimlerde asker ve korucuların hakim olduğu köylerden paket oyların getirilmesi ve silah zoruyla HDP oylarının çalınmasından başkası değildir. Askeri operasyonların, köylere asker ablukasının, katır katliamlarının, keşif, pusulama ve heron faaliyetlerinin bir savaş hazırlığı olması kadar, yaklaşan seçimde askeri alanlardaki halka baskı uygulamak olduğu da su götürmez bir gerçek ve her hükümetin sarıldığı taktik ve hatta stratejilerinden de biridir.
Döneminde Tansu Çiller “koyun” katlederken, şimdi de Erdoğan ve ekibi “katır” katlediyor. Döneminde Çiller köylerden paket oyları zor ile getirirken şimdi de AKP ve Ordu aynı görevi üstleniyor. Bu haliyle sürecin gidişatı da göründüğü kadarıyla doksanlardan farksız oluyor.
Öyleki bir taraftan çözüm süreci denilirken, diğer taraftan askeri operasyonlar. Bir taraftan çözüm süreci, diğer taraftan onaylanan “iç güvenlik paketi”. Bir taraftan çözüm süreci, diğer taraftan çözümsüzlük ve atılmayan adımlar. Bir taraftan korucuların elindeki silahları alacağız denilirken de, diğer taraftan yeni yeni korucuların alımının yapılması…
HDP’nin yükselişi karşısında ne yapacağını bilemeyen AKP devletinin sarılmayacağı yılan ve çiyanlar yoktur. AKP gemisinin su almaya başladığı, ilk başta gemideki farelerin terk etmeye başladığı, Başkanlık hayallerinin de suya düştüğü böylesi bir süreçte hem iktidarını korumak ve hem de seçimi kazanmak için AKP’nin yapmayacağı hiçbir rezillik yoktur. Açıkçası bu haliyle de ne bir çözüm süreci ne de seçim süreci sürdürmek neredeyse imkansızdır.
AKP devletinin bu oyunları Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı her dönem hükümetinin başvurduğu oyunlara benzese de, ne zaman, ne konjonktür ve ne de halk benzer ve aynı değildir. Tüm hırsızlık, hile, oyun, baskı, zulüm ve silah zoruna karşı halk hem operasyonların karşısında duracak ve hem de sandıklarına gövdelerini siper ederek mutlak sahip çıkacaklardır. HDP’nin barajları atomlarına ayırmasının, 2015’in Kürt, sömürge halklar ve inançların kurtuluş yılı olmasının önünde hiçbir gücün duramayacağını sömürgecilerle birlikte hep beraber göreceğiz.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 5e777b5d851d | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
SONY nasıl marka oldu?
Özgürlük, limitsizlik, yaratıcılık, hayal gücü, keşif ve seçenek.
Zihinlerde yer edinen bazı markalar vardır. Tüketici hiç bir şekilde bu markadan ödün vermez, markayı kolllar, anu almada asla tereddüt etmez. Başkasına tavsiye eder ve bir fanatik kesilir. İşte gerçek marka diyeceğimiz bu markalardan önde gelenlerinden biri de Sony markasıdır. Sony toplumda öyle bir yer edinmiştir ki ismi duyulduğunda mutlaka “kalite, güven” kavramları bilinçaltını zorlar. Sony’nin bu şekilde tanınmasının da çok farklı bir hikâyesi vardır.
Japonya’da Nesiller boyu “saki” (geleneksel pirinç rakısı) üretimiyle uğraşan Nagoya‘lı zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyay gelen Akio Morita’nın hikâyesidir aslında bu. akio morita 2. dünya savaşından önce fizik eğitimini bitirir. Ailesinin bütün ısrarlarına rağmen saki işinisürdürmemiştir. Savaş sırasında hava kuvvetlerinin silah deposunda görev yapar. Bu sırada araştırma komitesinin temsilcisi olarak çalışan ve Sony’nin ikinci kurucusu olan Ibuka Masaru ile tanışır. Birlikte gece görüş sağlayan bir cihazla, sıcaklıktan sinyal alan yönlendirme sistemi yaptılar.
Morita ile Masaru 1946 yılına gelindiğinde Tokyo Tsuşin Kogyo Kabuşiki Kaişa (Tokyo Telekomünikasyon Mühendisliği Şirketi) adında kendi şirketlerini kurdular. Amaçları genel tüketici kitlesi için elektronik araçlar üretmekti. Masaru, voltmetre ve rezistanslı yastık gibi ürünlerin üretimine yöneldi. Morita ise işletme ve teknik gelişmelerin takip edilmesi alanlarıyla ilgilenecekti.
Masaru 1949 yılında makaralı manyetik teyp cihazı ve ürünü kullanmak için bir kayıt cihazı geliştirdi. Bu teyp Japonya’nın ilk teybiydi ve pazara sundukları ürünün başarısı Amerika’daki Bell laboratuarı’nın elektronik transistorlerini üretme hakkını satın almalarını sağladı. Akio 1950 yılında evlendi. Çalışmalarına ara vermeden devam etiler. 1955 yılında ilk transistorlü radyo ve 1957’de ilk cep radyosunu ürettiler. Akio, şirketlerinin adının Japon olmayanlar tarafından telaffuzunun zor olduğunu fark etti ve ismin değiştirilmesi gerektiğini düşündü. Sözlüklerden aramaya başladılar ve Latincede ”ses” anlamına gelen “sonus” kelimesini uygun buldular. Şirketlerinin adı 1958’den itibaren Sony Corporation olarak değiştirildi.
1960 senesinde sekiz inçlik transistorlü televizyonu piyasaya çıkardılar. 1961 yılında Akio Morita Sony’nin genel yönetim kurulu başkanı oldu. Sony Aynı yıl Amerika borsasına girerek New York borsasında işlem gören ilk Japon markası oldu. Amerika’da Sony’nin ilk uluslar arası şubesi açıldı. 1970’lere kadar bu şubenin yöneticiliğini kendisi yaptı.1960’ta ayrıca İsviçre’de ilk Avrupa şubelerini açtılar.1963 yılında Akio Morita Amerika halkını daha iyi tanımak için bir yıllığına Amerika’ya gitti. Amerika’da büyük reklâm kampanyaları düzenledi. Yan sanayi işletmelerinin bağımlılıklarından kurtulmak için kendi kimya fabrikalarını kurdular. 1965’de evlerde kullanılabilecek videoteyp cihazını ürettiler. 1968’lerde ise renkli televizyonda liderliği yakaladılar. Pazara sürdükleri Trinitron tüplü televizyonlar çok tutunca hızlı bir yükselişe geçtiler. 1963’te Amerika’daki Pazar payları % 7 iken, 1974’de %40’a çıktı. Bu da beş renkli televizyondan birinin Sony olması demekti. 1971’de ilk renkli videokasetlerini ürettiler.
Morita Akio 1971’de şirketin CEO’su oldu. 1972’de Sony tarafından geliştirilen Video Recorder (kayıt) sistemi Betamax’ı ürettiler. İlk video cihazlarının fiyatları o kadar yüksekti ki aynı parayla bir araba bile alınabilirdi. VHS adıyla panasonic markası, daha uygun fiyata piyasaya benzer ürün sundu ve Sony’nin elindeki birinciliği kaptı. Betamax, çok kötü bir şekilde neticelenmişti ve bu da Sony’nin bazı alanlarda diğer şirketlerle ortaklık kurarak hareket etmesini sağladı. Günün birinde uçak beklerken canı sıkılan Akio Morita, insanın yürürken müzik dinleyebilmesi için bir cihazın eksik olduğunu ve bunun yapılması gerektiğine karar verdi. Uzun uğraşlar ve şirketteki bir çok kişinin engel olmasının önüne geçilmesiyle walkman üretildi.1980’lerde gelindiğinde ise piyasaya sürülen Walkman öyle bir başarı elde etti ki, Sony’nin en fazla sattığı ürün haline geldi. Kasetçalar ve radyo halkın ihityaçlarını muazzam denilecek şekilde karşıladı. 1979'da Sony tarafından üretilen Ceket cebine sığabilen Hi-Fi (High-Fidelity) Walkman seti dünyada satış zirvesine oturdu. 1987’de dünyanın en büyük plak şirketi CBS’ yi 3.4 milyar dolara, 1989’da ise 4 milyar dolar harcayarak Columbia Pictures firmasını satın alarak film endüstrisine girdi. Sigorta ve finans şirketlerini de bünyesine katarak büyümeyi sürdürdü. Akio 1994’te sağlık problemlerinden(felç) dolayı şirketten ayrıldı. 1999’da ise hayata gözlerini yumdu.
1994’te Sony’nin en başarılı ürünü olan “playstation”u piyasaya sürüldü. İlk başlarda walkman için tepki gösteren firma yöneticilerinden bazıları playstation içinde tepki göstermişler, fakat satış sonuçları onları yanıltmıştı. Yıllık satış değeri 7 milyar dolar olan playstation, Sony’nin dünya çapındaki cirosunun %9’unu, toplam kar payı içerinde de % 27 oranındaydı. playsatation 2 piyasaya ilk çıktığında Japonya’da aynı gün 980.000 adet satarak bir ilki gerçekleştirmiştir. Fakat diğer siparişleri yetiştiremediği için bu üründen zarar etmiştir.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | c9b55382c813 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Meyra & Cemil Demirbakan - Beni Sensiz Düşünme
Gönderen masum inciler on 31.10.2010 / Comments: (0)
Bugünlerde dilimden düşmeyen şarkı. Günün şarkısı olsun :)
ŞARKININ SÖZLERİ
Asıl benim canım yanmış
Nasıl da tadım kaçmış
Takıldım masum yüzüne
Akıl ver çare nerde
Meğer benim bildiklerim
Kağıttan duvarlarmış
Düştüm bir gizin peşine
Malesef çare sende
İstersen al beni götür demem nereye
Batmışım zaten artık en derine
Naparsan yap ama güven son sözüme
Beni sensiz düşünme
İstersen al beni götür demem nereye
Batmışım zaten artık en derine
Naparsan yap ama inan son sözüme
Beni sensiz düşünme
Seni bensiz düşünme
Dermalogica Clean Start Kit
Gönderen masum inciler / Etiketler: bakim, dermalogica / Comments: (3)
Dermalogica Clean Start ürünleriyle yaklaşık 1 ay önce tanıştım. İyi ki tanışmışım diyorum şimdi. Benim cildim gibi yağlı cildi olanlar bu problemi iyi bilirler. Artık denemediğim ürün kalmadı bu sorunu çözebilmek için. Doktora da gittim. Kısa süre çözüm oldu ama tekrarlıyor sürekli. Hep bakım istiyor yağlı ciltler. Bende gereken önemi göstermeye çalışıyorum.
Clean Start Kitini ilk gördüğümde aklımdan geçen bir deneyeyim bunları da oldu. 1 aylık ürün var kitin içinde. Şimdi neler olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatacağım.
Clean Start Serisi 13-24 yaş arası gençler için üretilmiş bir özel bakım serisi. Kitin içeriği:1- Wash Off2- All Over Clear3- Ready, Set, Scrub4- Bedtime for Breakouts5-Welcome Matte SPF15. Bunlara ek olara 1 adet Brighten Up SPF15 numunesi var.
Sabahları:
Wash Off'u elinizde köpürtüp nemli yüzüne, boynuna, göğsüne vb. (sivilcenin olduğu her yere) uygulayın ve durulayın.
All Over Clear'ı tüm yüze ve vücudunuza gözler kapalı olacak şekilde püskürt(çok yakından olmamalı).
Günlük Nemlendirici olarak Welcome Matte SPF15'i uygulayın
Akşamları:
Wash Off'u elinizde köpürtüp nemli yüzüne, boynuna, göğsüne vb. (sivilcenin olduğu her yere) uygulayın ve durulayın.
All Over Clear'ı tüm yüze ve vücudunuza gözler kapalı olacak şekilde püskürt(çok yakından olmamalı).
İnce bir tabaka halinde Bedtime for Breakouts'u uygulayın ve emilmesini bekleyin.
Haftada 3-5 kez temizlemeden sonra Ready, Set, Scrub kullan.
***Ayrıca bu kitin dışında bir ürün daha dikkatimi çekti. Hit The Spot. Sivilcenin oluştuğu yere uygulanıyormuş(şeffaf). Sivilce oluşumuna neden olan bakterileri durduruyormuş :) Muhakkak kullanmayı düşünüyorum. Ben kullandığım ilk gün bütün gün belli aralıklarla yüzümü kontrol ettim yağlanma oluyormu diye. İlk günden daha yağlanmayı önlemeye başladı. Şimdi sürekli kullanıyorum. Benim gibi problemli cildiniz varsa şiddetle tavsiye ediyorum kullanmanızı. Sitede size en yakın satış noktalarını bulup ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla şu an bu kit 88 TL.
Tongal Çikolata
Gönderen masum inciler on 30.10.2010 / Comments: (2)
Çikolata aşktır diye boşuna dememişler biz bayanlar çikolata gördük mü kendimizden geçeriz. Tabii çikolatasına göre değişir bu durum. Tongal Çikolatayı aranızda duyan ya da tadan olmuştur belki. Zaten bilen bana hak verecektir. Tereddüt etmeden her zaman alabileceğiniz çikolatalar yapıyorlar. Sitelerinde çeşitler mevcut. Bir de bu çikolatalar el yapımı. Firma bu konuda çok titiz. Uyarıyor tarihini geçirmeyin diye. Üstelik çikolata erimeden gelsin diye özel olarak soğuk kutuda geliyor. Biz ailece çok beğendik. Misafirlerimize de gönül rahatlığıyla ikram ettik. Özel günler için gönül rahatlığıyla alınabilir. Herkese de tavsiye edilebilir.
Tresan Kampanya Sonucu
Gönderen masum inciler on 28.10.2010 / Comments: (6)
1-selçuk özter
Kazananların 31 Ekim'e kadar ad - soyad, telefon, adres ve şampuan için saç tipini bekliyorum. Bayram tatili nedeniyle firmanın ürünleri göndermesi zaman alabilir. Katılan herkese teşekkürler. İyi geceler.
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun
Gönderen masum inciler / Comments: (1)
Cumhuriyetimizin 87. yılı hepimize kutlu olsun. Daha nicelerini kutlarız umarım. Herkese iyi tatiller :)
3000 Yılda Bir Açan Çiçek (Udumbara) Bursa'da Açtı
Gönderen masum inciler on 14.10.2010 / Comments: (4)
Sadece 3 bin yılda bir görüldüğü iddia edilen efsane çiçek 'Udumbara', Bursa'da bir elmanın üzerinde açmış. İlginç değil mi sizce de?
Bitkilerin üzerinde parazit olarak yaşıyormuş bu çiçek ve sap uzunluğu 5 ile 7 milimetre arasında değişirken, dünyada bugüne kadar sadece 17 adet 'udumbara' tespit edilmiş.
Tresan Kırmızı Asma Yaprağı Hediye
Gönderen masum inciler on 13.10.2010 / Comments: (30)
Tresan ile daha önce bir kampanya yapmıştık hatırlarsanız. Yeni bir ürün çıkmış ve firmada bloggerlar aracılığıyla ürününü tanıtmak istemiş. 4 kişiye hediyemiz var.
4 kişiye TRESAN Normal/Kuru yada Yağlı Isırgan Otu Şampuan 300 ml + KRAUTERHOF Kırmızı Asma Yaprağı Kremi 100 ml veriyoruz.
Katılım Şartlarımız:
1- İzleyicim olmak ve Facebook'ta “ASAM TÜRKİYE” sayfasına üye olmak.Sayfada eklenmiş olan “Özlerinde Doğallık Var TRESAN-KRAUTERHOF” adlı resmi paylaşmak.
3- Blogu olanların blogunda olmayanların facebook'ta kampanyayı paylaşması gerekmektedir.
4- Paylaşım linkleri ve ad-soyad ile birlikte buraya yorum bırakmak.
Kampanyamız 22 Ekim'de sona erecektir. | daa9967513c9 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Ancak nasıl olduğunu anlayamadan birden şansım ters yönde döndü ve açılan tüm kapılar çatt diye yüzüme kapanmaya başlamıştı. Öyle bir meslek seçmiştim ki kendime tek tutunacak yol İstanbul’dan geçiyordu. İzmir’de yönetmenliğin - Y - si bile imkansızdı Kendi çapında bir şeyler yaparsın ama sektörden uzak olduğun müddetçe hiçbir yere gelemezsin. Üniversitede bizim yola baş koymuş arkadaşların toplasan sadece yüzde 15 sektöre girebilmiştir. Bende var gücümle gururu bir kenara bırakıp, yüzsüzlüğü ele alıp bulduğuma salça oldum. “Hadi be hacı.. nolur banada sette bi iş ayarla” “aloo.. aloo.. duymuyormuş numarası yapma bak bi haber çıkarsa telefonum 24 saat açık.” “yok yaa direk göbekten girmeme gerek yok ne iş olsa yaparım.” (Yalnız bu son cümleyi, kostüm asistanı olarak bir sete giren arkadaşımın o zaman haftalık 650 TL aldığını duyduğum için söylüyorum ki.. Kostüm asistanı genel olarak oyuncuların giyip çıkardıkları kıyafetleri katlar, askılara asar, sıraya koyar.)
Bir ay geçti… İki ay… Üç ay… Arayan hep ben oluyorum. Ne yazık ki hiç geri dönüş alamadım. İzmir’de öylece kalakalmıştım. Planlarım arasında hiç böyle bir sonuç olmadığı için İzmir’de kalırsam ne iş yaparım diye de düşünmemiştim. Bir güzel mezun olmuş, diplomamı almış evde boş boş oturuyordum. Net bir iş bağlanmadan da kaçıp gitmek yemiyor açıkçası. Ama bu durum böyle gitmezdi. Elimdeki para suyunu çekmek üzereydi. Kaldı ki “nolduuu?? Yönetmen olacamm !!! Yönetmen olacammm !! diye atarlandın atarlandın yine bana kaldın” der gibi bakmakta olan babamdan cep harçlığı istemek gücüme gittiği için hep cepten yedim. Paramda suyunu çekmek üzereydi. Artık güzelim köhne şehrim İzmir’de bir yolunu bulmalı ve çalışıp para kazanmalıydım. Yönetmenliğe gönül vermiş bir genç olarak yerel kanallara hayatta kendimi harcatmazdım. Gececi ve gündüzcü olarak ölesiye çalıştırıp eline de üç kuruş veriyorlar. Sigorta desen hak getire. Eğğ o zaman geriye satış danışmanı, kasiyer ve muhasebecilik kalıyordu ki, yüzleşmek zorunda olduğum bu hayatın acımasız gerçekleri kendime olan güvenimi git gide köreltiyordu. Nerede o güneş gözlüklerini takıp kampuste saçlarını attıra attıra gezen kızzz, nerede şimdi gazete ilanlarında iş arayan kız.. Vay anasını arkadaş “ne oldum değil, ne olacağım demeli insan” nasılda güzel, nasılda doğru bir söz. Bu olayların gelişim akabinde 3ay oldu 5 ay... Bir gün kalktım “bu iş böyle yürümez arkadaş. Kalk silkelen kendine gel ve yeni bir yol çiz ” dedim. Tabi her sabah ilk iş bütün medet umduğum İstanbul'daki arkadaşlara mesaj atıyorum ve 15 günde birde arıyorum. Bu artık rayına oturmuş bir sistem oldu. İnsanlarda kanıksadı. Amacım meydanı boş bırakmamak en ufak bir iş bulunsa dolapta hazır bekleyen bavulumu kaptığım gibi yola düşmek.
Sonra kendi kedimi ayağa kaldırdım ve İzmir’de ben neler yapabilirim diye düşünüp araştırmaya başladım. İşte o zamana kadar aşık olduğum, gurbete gittiğimde gözümde tüten canım İzmir’in iş sektörü açısından resmen bir köy bir kasaba olduğunu anladım. Elimi attığım dal elimde kalıyordu. Herkes en ucuza işçiyi nasıl çalıştırırızın derdine düşmüş. Hatta bedavaya çalıştırmanın bile yolunu bulmuşlar. İlk üç ay deme süreci diyor. Deneme sürecinde para alamazsın diyor. Elin mahkum tamam diyorsun. Üç ay çalıştırıp yok olamıyısınnn diyor, seni gönderip yeni üç aylık denenecek adam alıyor. Böylece hiç para vermeden bütün ayak işlerini yaptırıyorlar. Yok dedim. Bu iş böyle yürümez.
Aklıma üniversitede gördüğümüz grafik tasarım dersleri geldi. Ben yönetmen olma yolunda baş koyduğum için bu işin üstüne hiç düşmemiştim. Ama buna rağmen beşer kişilik guruplarla projeler verilirdi. Bizim gurubun bitirme ödevleri dahil bütün grafik ödevlerini tek başıma ben yapıyordum. Ama okulda sadece temeli almıştım. Üstüne bir şey koymamıştım. Eğer bu grafik işinin eğitimini alırsam bu yolda da ilerleye bileceğime kanaat getirdim. İzmir’de grafik tasarım okuluna yazıldım. Git gide kendimi geliştirdim. Yapılacak her tasarımı kafamda kurguluyor, sahnelere bölüyordum. Yönetmenlik eğitimimle harmanlıyor ve bu sebeple daha hızlı yol alıyordum. Okulda göstermiş olduğum başarıyı göz önünde bulundurarak tasarımcı arayan bir şirkete beni yönlendirdiler. Böylece kendime bulunduğum imkanlar dahilin de yeni bir iş kolu yaratmış oldum. Sektörde çalışmaya başlayınca müşteri ilişkilerini geliştirdim. Kısa zaman sonra müşteriler leb.. demeden ben leblebi diyecek duruma gelmiştim. Devamlı okuyor, araştırıyordum.
Yönetmenliğe baş koyduktan sonra başka hiçbir iş beni tatmin etmez sanıyordum ama yaptığım grafik işlerine müşterilerden gelen olumlu geri dönüşler beni daha da bağlamıştı bu işe. Artık kendime yeni bir yol çizmiştim.
Seçim Yapmak Bana, Oyun Oynamak Kadere Kalmıştı
Mezun olalı bir buçuk yıl olmuştu. İstanbul hayalim git gide tükeniyordu. Bir tane bile geri dönüş olamamıştı. Fark ettiyseniz liseden beri anlatmaya başladığım olaylar içinde bir kere bile evlilikten bahsetmedim. Çünkü hiçbir zaman evliliğin – e - sini bile düşünmedim, İstanbul'a gidip sektöre girersem asla evlilik hayatım olmayacaktı. Bir gün 24 saat, sette neredeyse 20 saat çalışıp iki üç saat uyumaya vaktin kalıyordu. Ben içimdeki yönetmenlik aşkıyla çalışma temposunun ağırlığını, bu hayat tarzını kendime empoze etmiştim. Ama kaderin bir oyunu işte… Ben hayata tutunmaya çalışırken, kendimi bu mücadeleye adamışken, hiç ummadığım bir zamanda, hayat birini çıkardı karşıma. Tanıştık. Kendisi de asla evliliği düşünmeyen bir insandı. Onun da hayattaki planları farklıydı. Tanıştıktan iki ay sonra bir birimize delice bağlanmıştık. Beşinci ayda evlenmeye karar verdik ve beni istemeye geldiler. Nişanlandık. 5 ay sonraya da nikah günü aldık. Her şey bir anda olmuştu.
Olanlara inanamıyordum. Hayattan neler bekliyordum, nelerle karşılaştım. İnanılacak gibi değildi. Mezuniyetimden sonra kendim için çizdiğim yolun, içinde bulunduğum yolla alakası yoktu. Mutsuz muydum..? Aslında değildim. Kendime yeni bir yol çizmiştim. Bulunduğum şartlarla en iyi şekilde başa çıkmış kendime yeni bir meslek yaratmıştım. Hayatta aklıma bile gelmezken ruh eşimi bulmuştum. Delicesine seviyor ve seviliyordum.
Nişanlandıktan bir ay sonra…
Bir akşam işten çıktım. Vapura doğru yürüyordum. Yol üstünde bir kalabalık gördüm. Biraz daha yakınlaşınca bir çekim seti kurulduğunu gördüm. O yıllarda televizyonda oynayan Kavak Yelleri dizisi İzmir’de çekiliyordu. Onun bir sahnesi için orada bulunan bir restauranta çekim yapacaklarmış. Ben tabi kasabın önünde aç bekleyen kedi gibi set ortamını gördüğüm an gözlerim doldu. Aç aç bakmaya başladım. Vapuru kaçıracağım için yürümeye devam etmem gerekiyordu. Tam bir adım attım birisinin bana seslendiğini duydum. Başkasına sesleniyorlardır dedim. Ses giderek yükseldi. Bir döndüm okuldan sınıf arkadaşım. Ağğ Nasılsın, hoş beş yaptık. Meğersem Kavak Yellerinin setinde çalışıyormuş. Sen neler yaptın dedi bir ümitle.. Üniversite yıllarındaki azmimden etkilenmiş olsa gerek “son çektiğim filmle, festival festival geziyorum. Şimdiye kadar 3 ödülü topladım bile…” tarzında bir başarı öyküsü bekliyordu sanrım; fakat yaşadıklarımı kısa bir özet geçerek anlatınca yüzündeki şaşkınlığı gördüm. Aynı şekilde bende bu işle hiç alakası olmayan bir insan olarak onun sektöre girmesini şaşkınlıkla karşılamıştım. Saate bakıp duruyordum. Gel dedi beş dakika oturalım sana bir şey soracağım. Dedim vapuru kaçırdım zaten. Oturduk. “Bak Sayın KARACA, bizim asistanlardan biri hamile. Bu sebeple işten çıkacak. Karnı burnunda bu işi yapması mümkün değil. Gel konuşalım. Seni alsınlar. Hakkını vereceğini biliyorum. Yaparsın sen, hemde bir adım atmış olursun” dedi. Bana o an kal geldi. Bir ay önce taktığım nişan yüzüğüme baktım. Hayat bana resmen bir oyun oynuyordu. Ben yıllarca uğraştım bu yolda bana bir kapı açılsın diye.. tam kendime yeni bir hayat çizmişken nasıl olurda böyle bir kapı açılır. Yüzüğümü gösterdim. “beş ay sonra nikahım var. Ben başka bir yol çizdim kendime” dedim ama içimden acı acı bir şeyler kopuyor. İkisini aynı anda yapmamın imkanı yok. İşler bu noktaya gelmişken de yüzde yüz ruh eşim olduğuna inandığım adamı bulmuşken her şeye sıfırdan başlayamazdım. Eşime bu gelişmeyi uzun bir zaman söylemedim çünkü sinema sektörünün yönetmenlik aşkının içimde bir ukte olarak kaldığını biliyordu. Evlendikten sonra bir gün pişman olma der beni zora sokardı. Ama ben artık tercihimi yapmıştım. Aile hayatını, kurulu bir düzeni, sevdiğim adamı seçmiştim. Bundan daha bir yıl öncesinde bir erkek için, ayağına gelip açılan kapıyı kapatacaksın deseler affedersiniz ama bir tarafımla gülerdim. Diyorum ya.. Kader diye bir şey varsa hayatta , kendi seçimlerimiz belirler bunu aslında…
Çok geçmeden ben düğün hazırlıklarına dalmışım. Bir gün yine telefonum çaldı. Açtım. Taa üniversitedeki danışman öğretmenim. “Sayın KARACA, yeni bir proje var. Ekibi daha yeni kuruluyor. Eğer tutarsa patlayacak bir iş. Seninde adını yazdıracağım” dedi. Telefondaki halimi tahmin edersiniz sanırım. Iımm şeyy hocam benim 3ay sonra düğünüm var. Telefonda bir sessizlik. “Ama sen.. yapardın yani… ben senide aldıracaktım.” Çok teşekkür ederim ama biraz geç kaldınız. Ben seçimimi yaptım dedim. Telefonu kapattım.
Şimdi bu hayata sövsem mi? Şükürmü etsem bilemedim. Eğer bu kapılar zamanında açılsaydı uğruna baş koyduğum bir işi yüklenmiş olacaktım ki en iyi şekilde yapacağıma adım gibi emin olduğum başarılar kazanacağım bir işti bu.. Asla yuva kuramayacağımı biliyordum. Damarlarda akan deli kandan mı dersiniz, gençliğimemi verirsiniz bilmiyorum ama ben bunu göze almıştım. Sonrasında ise tamamen zıt bir yönde sevdiğim adamı seçmiş aile kurmaya karar vermiştim.
Şuan çizdiğim yolda ilerleyeli üç yıl oldu. Allaha şükürler olsun ki, bir gün bile yaptığım seçimden pişman olmadım. “İçinde kalmadı mı?” derseniz… “Kaldı…” derim. Ama şuan için yapacak bir şey yok. Kendi seçimlerimi yaşıyorum ve en önemlisi Mutluyum.
Yazı dizimin sonuna gelmiş buluyorum.
Üç parçada tamamladığım yazımı okuyan ve
yorum bırakan herkese teşekkür ederim.
sevgiler... saygılar... efemm | 2163fee9e41b | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Her gecen gün Raylı tente konusunda kendini yeniliyen firmamız deneyimli kadrosu ve uzman ekibiyle hızla değişen teknolojiye ayak uydurmak için kendisiyle yarışmayı ilke edinmiştir. Dizayn Tente Branda Müşteri memnuniyetini her zaman hedef edinmektedir. Kumandalı Tente ve Raylı Kumandalı branda konusunda yıllara dayalı tecrübesi bulunan firmamız tüm mamüllerinde garanti ve servis güvencesi vermektedir. Bundan sonraki faaliyet hayatında da edinmiş olduğu güvenilir ve istikrar yapısından taviz vermeden kalıcı hizmetler vermeye kendi sektöründe devam edecektir.
Yenilikçi teknolojiyi ilke edinme mantığı ile hareket eden firmamız siz değerli müşterilerimize hizmeti ilke edinen ve bu hizmeti en doğru, en güzel ve en profesyonel şekliyle sunmaya çalışan bir anlayış ile faaliyetlerine devam etmektedir.
"Branda" bir denizcilik terimidir. Tarihte uzun yıllar yelken yapımında kullanılmış ve adını gemilerde personelin yattığı dik dörtgen şeklinde, bez ile astarlanmış yatağa verilen ( branda ) addan almıştır. Günümüzde asıl adı ve anlamı kullanıcıları tarafından pek bilinmemekle birlikte kullanım alanı ve amacıda tamamen değişmiştir.
Branda Kullanım Alanları: Geçmişin aksine günümüzde branda genellikle çay bahçeleri, cafeler ve balkonlarda güneş ve yağmur gibi muhalif hava şartlarından korunmak için kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ile son derece estetik şekillerde tasarlanabilen çeşitleri ile de mekanlara ayrı bir hava katabilmektedir. Talebe ve ihtiyaca göre her alana uygulanabileceği gibi fiyatları da kalitesine ve ölçüsüne göre değişmektedir. Branda Dizayn yapılmaktadır. | 0fd8685da475 | [
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyeliği ve Araştırma Yöntemleri Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini sürdüren Dr. Savaş özel sektörde üst düzey pozisyonlarda yürütme kurullarına danışmanlık yapmıştır. Üniversite içindeki posizyonunun dışında çeşitli kurum ve kuruluşlarda eğitimci ve konuşmacı olarak yer almaktadır.
Devamı İçin…
Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği (Ana Dal Elektronik) Bölümünde lisans, daha sonra YTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı, İşletme Yönetimi Yüksek Lisans bölümlerini bitirmiştir. Şu anda, YTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı’nda, Yönetim, Organizasyon ve Örgütsel Davranış üzerine Doktora eğitimini yürütmektedir.
ITT ve Doğan Yayın Holding bünyesinde yer alan satış ekiplerine vermiş olduğu eğitimlerle adından sıklıkla söz ettiren Serim, “Saha Satış Teknikleri” konusunda, Türkiye’nin önde gelen isimleri arasında yer almaktadır.
Devamı İçin…
Mühendislik eğitimi alan Mazı, kariyerine 1997 yılında METRO Cash & Carry’de başlayıp, Mc.Donald’s ve Syngenta’da (Novartis / İsviçre + Astra & Zeneca / İngiltere) satış departmanlarında devam etti.
2004’den Eylül 2009’a kadar Doğan Yayın Holding bünyesinde yer alan çeşitli şirketlerde (Hürriyet, Milliyet, Altın Sayfalar, Medyanet, Bravoo, …) Satış Danışmanı, Satış Şefi, Satış Müdürü, Satış Bölüm Başkanı ve Bölge Satış Müdürü ünvanlarıyla görev yaptı.
Devamı İçin…
İstanbul Üniversitesi İktisat mezunu olan Evren ÇARIKÇI Emlak, Kalite Belgelendirme, Eğitim-Danışmanlık, Eğitim Teknolojileri alanlarında Satış, Planlama, Eğitmenlik, Danışmanlık, Proje Koordinatörlüğü, Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Satış, NLP, Kişisel Gelişim, Koçluk uygulamaları konularında eğitimler vermektedir.
Devamı İçin…
Adı Soyadı: İlyas Özçakır
Doğum Yeri ve Yılı: Sakarya / 1984
Öğrenim Durumu: Kadir Has Üniversitesi – Film & Drama Yüksek Lisans (Oyunculuk)
Meslek: Oyuncu
Devamı İçin… | 010ce6317baa | [
"c4",
"hplt2"
] |
Bu sezon oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla lige damgasını vuran Karabükspor’a Türkiye Futbol Federasyonu’ndan gelen şok haberle sarsıldı.
TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) iki sezon önce Samsunsporla sözleşmesini tek taraflı feshederek Karabükspor’a transfer olan Selim Teber ile ilgili uyuşmazlığı karara bağladı. UÇK’nın üç hakem heyeti Karabükspor’a transfer talimatına aykırılıktan ve “ayartma” gerekçesiyle iki dönem transfer yasağı verdi.
Ancak kurulun bu hakem heyetinin verdiği bu kadar, Karabükspor kadar TFF cephesinde de büyük şaşkınlıkla karşılandı.
“SKANDAL” OLARAK YORUMLANDI
UÇK hakem heyetinin Samsunsporla, Selim Teber arasındaki dava ile ilgili haksız veya haklı fesih konusunda herhangi bir karar verilmeden Karabükspor’a ‘ayartma’ cezası vermesi talimatlara ve hukuka aykırı olduğu belirtildi. Hukukçular kararı ‘skandal’ olarak değerlendirirken usül yönünde dosyada hata yapıldığını ifade ettiler. Samsunspor’un Selim Teber’e karşı açtığı davayı geri çekmesine karşın futbolcunun Samsunsporla haksız feshettiği kanaatına varılmasının ciddi bir yanlış olduğu belirtildi.
Karabükspor cephesi ise kararın skandal olduğunu ve Tahkim Kurulu’nun bu yanlışı düzelteceği ve konuyla ilgili önümüzdeki günlerde geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyeceklerini açıkladı.
33 yaşındaki futbolcu Selim Teber, Karabükspor ile 2012/2013 sezonunda 12 maça çıkarken bu sezon Ankaragücü’ne transfer oldu 2. Lig ekibinde 25 maça çıktı.
Karabükspor ligde 42 puanla 6. sırada bulunuyor ve Avrupa Kupaları’na katılım için mücadelesine devam ediyor. | c8dec4baab8c | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Dostlar;
26 Haziran 2012’de sitemize koyduğumuz “KURTLAR SOFRASI” adlı
85 sayfalık kapsamlı çalışmayı bir kez daha gündeminize getirmek istiyoruz.
Bu emekli çalışma, Küresel Elit‘in içyüzünü, anatomisini (yapısını),
fizyolojisini (işleyişini) sergilemekte.
Bu dosyadaki temel bilgileri edinmeden Dünya’yı ve Türkiye’yi anlamanın
çok zor olacağını düşünüyoruz.
Hoşgörünüzle, daha çok ve / veya 1 kez daha gözden geçirilmesi dileğiyle
İ ç i n d e k i l e r ……
İlkel’den İNSAN’a Varış
Taş Devri Yaşamı
Mezolitik Dönemi yaşamı
Yeleşik Düzen Neolitik Çağ
Elle Yapılan Tarım Dönemi
Neolitiğin Üç Kurumu: Din-Aile-Devlet
Makineleşme Dönemi
Sanayi Devrimi
Makineli Tarım
Tarımın Ticarileşmesi
Genetik, Yeni Bir Sömürü Alanıdır 7
Sömürge Peşine Düşüş
Küreselleşme (Köleleştirme, Uluslararası Sömürü)
Küreselleşme Adı Altında Kurulmak İstenen: “Tek Dünya Devleti”
Sömürücü ABD Değil, ABD’ye de Hakim Olan ELİT
ABD’nin Merkez Bankası Yoktur
ABD’nin, Merkez Bankası Görevini Gören Federal Rezerv
Paraya ve Petrole Sahip Elit Kimdir?
Siyon Liderleri Protokolleri (Planlarını anlattıkları kitap)
Elit’in Uluslararası Örgütleri: CFR, IMF, DB, DTÖ, BM, Bilderberg,
Trilateral, AB Elit’in Uluslararası Şirketleri
Elit’in Korkusu Ulus-Devletlerdir
Kazanan Hep Elit’tir 8
Yazı, Dil, Tarih ve Uygarlıklarıyla; Evrensel Uygarlıkların Kökenini
Oluşturan Ön Türkler /ON OKLAR
Tüm Ülkelerin İlgi Odağı Türkiye
Atatürk Bu Ülkeyi Bağımsızlıktan Ödün verilsin, Köleleştirilsin Diye Kurmadı
Elit’in Parayla Para Kazanması
Zenginler Daha Zengin, Fakirler Daha Fakir Oldular
Tarihte Bir Gezi 9
AYRI Adlar Altında Tanınan Örgütler, Aynı Yere, Elit’e Bağlıdır.
Getirileri Aynı Havuza Akar
Elit, Dünya Eliti’dir
ABD Yazılı Yerleri Elit Olarak Anlamak Gerek
İşte Kurtlar Sofrası
Siyon Tarikatı (1090)
Tapınak Tarikatı (Tampliye Şövalyeleri, 1118) 10
Vatikan 11
Malta Şövalyeleri 12
Dömenikenler Tarikatı
Fransiskan Tarikatı
Cizvitler Tarikatı
Masonluk (1723) 13
Operatif Masonluk
Spekülatif Masonluk
Masonluğa Giriş Töreni 14
Türkiye’de Masonluk
İlluminati (1776) 15
Bohemian Klübü (1830) 16
Kurukafa ve Kemikler Tarikatı (1833)
B’nai Brith (1843)
Yuvarlak Masa Örgütü (1877) 17
Wilson İlkeleri (1912) 18
Federal Rezerv (ABD’nin Elit’e ait Merkez Bankası, 1913)
1 Doların Şifresi: Her Yol Elit’e Çıkyor 19
Dış İlişkiler Konseyi (CFR, 1921) 21
Birleşmiş Milletler (1945) 22
Uluslararası Para Fonu (IMF, 1945) 23
Filipinle Hükümetinin İsyanı
Niyet Mektupları (Diyet Mektupları) 24
Ülkeler Nasıl Köleleştiriliyor?
Nasıl Kurtulacağız?
Özel Çekme Hakları (SDR)
Dünya Bankası (DB, 1945) 25
GATT (Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması, 1947)
Truman Doktrini (1947) 26
Marshall Planı (1948)
Batı Avrupa Birliği (BAB, 1948)
NATO (Kuzey Atlantik Anlaşması, 1949) 27
NATO ve Götürüleri
Bilderberg (1954) 28
Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET, 1957) sonra AT, sonra Avrupa Birliği 29
Eisenhower Doktrini (1957) 30
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD, 1960)
Trilateral Komisyon (Üçlü Komisyon, 1973)
Çok Taraflı Garanti Yatırım Kuruluşu (MİGA, 1985) 31
Yıldız savaşları (SDI: Stratejik Savunma Girişimi)
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK, 1990) 32
Avrupa Birliği (AB, 1992)
Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA, 1992) 33
GATT, sonra Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ/WTO, 1994)
Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS, 1994)
Avrupa Enerji Şart (1985) 34
Çok Taraflı Yatırım Anlaşması (MAI)
Uluslararası Şirketler 35
1919-2002 Arası Türkiye ve Türkiye’ye Dayatılan Anlaşmaların İçyüzü 36
Bir İncelemede “Özünü” Kavramak Önemlidir
İç ve Dış Politikayı Etkileyen Ögeler
Tarih ON OKLAR’da / Türkler’de Başlar
Evrensel Uygarlıkların Kökeni On Oklar / Türkler
Atatürk, Türk Ulusunun Kimliğini, Kökenini Bulması İçin Çok Çalışmıştır
Eksik ve Yanlış Resmi Tarih Değişmelidir
Türkler Dünya Tarihindeki Yerini Almalıdır
Türkiye’nin 1919-1923 Dönemi 37
Satılmış, Paylaşılmış, Yıkık Bir Ülke
“Ya Bağımsızlık, Ya Ölüm”
Yeni Bir Toplum, Yeni Devlet ve Sürekli Devrimler
1919-1923 Arası Önemli Olaylar
İngiltere’nin Kürt Politikası
Chester Projesi (1923) 38
Türkiye’nin 1923-1939 Dönemi ve Önemli Olaylar 39
Montrö Sözleşmesi (1936)
Sadabat Paktı (1937)
Hatay’ın Alınışı (1938)
Türkiye’nin 1939-1945 Dönemi 40
Atatürk’ün Yolundan Sapış Dönemi 40
Atatürk’ün Öngörüsü
2. Dünya Savaşı (1939-1945)
Yalta ve Postdam Konferansı (1945)
Ticari İmtiyaz Anlaşması (1939) 41
Üçlü İttifak (1939)
Türkiye’nin 1945-1960 Dönemi
Atatürk’ün Yolundan Sapış ve Hovardalık Sürüyor
İrticanın Kuramcısı ABD (1945) 42
Milletler Cemiyeti Görevini Birleşmiş Milletler’e Devrediyor (1945)
Bretton Woods Örgütleri: IMF, DB, GATT, DTÖ vb)
Yardım ve Yardım Anlaşmalarının Aslı, Ağır Şartlı Dayatmalardır
Türkiye-ABD Karşılıklı Yardım Anlaşması (23 Şubat 1945) 43
10 Milyar Dolarlık Kredi Anlaşması (27 Şubat 1946)
Türkiye ABD Arasındaki Ek Anlaşma (6 Aralık 1947) 44
Truman Doktrini (12 Mart 1947)
Amerika, Askeri Yardımları Niçin Yapıyormuş?
Askeri Yardım Anlaşması (12 Temmuz 1947)
Marshall Planı (2 Nisan 1948) 45
Max Thornburg Raporu ve İstekleri (1947)
Marshall Planının Olumsuz Etkileri
Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO, 4 Nisan 1949) 46
Türkiye’nin NATO’ya Alınma Nedeni
Yardımların Veriliş Nedenleri
Türkiye-ABD Eğitim Komisyonu Anlaşması (27 Aralık 1949) 47
Albay Haydar Tunçkanat’ın Söyledikleri
Türkiye-İsrail Ticaret ve Ödemeler Anlaşması (4 Temmuz 1950) 48
Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu (18 Ocak 1954)
Petrol Yasası (7 Mart 1954) 49
Ortaklık Güvenlik Anlaşması (10 Mart 1954) 50
NATO Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi (SOFA, 20 Mart 1954)
Askeri Kolaylıklar Anlaşması (23 Haziran 1954)
Vergi Muafiyetleri Anlaşması (24 Haziran 1954)
Bağdat Paktı (24 Şubat 1955) 51
Elit Rockefeller’in ABD Başkanı Eisenhower’a Mektubu (1956)
Türkiye-ABD Tarım Ürünleri Anlaşması (12 Kasım 1956) 52
Londra Deklarasyonu (28 Temmuz 1958)
Türkiye-ABD İstimlak ve Müsadere Garantisi Yasası (Ocak 1959)
Türkiye-ABD Güvenlik İşbirliği Anlaşması (5 Mart 1959) 53
Jüpiterlerin Türkiye’ye Yerleştirilmesi (25 Ekim 1959)
Türkiye’nin 1960- 1980 Dönemi
U2 Olayı (1 Mayıs 1960) 54
ABD’nin, Zırai Maddeler Ticaretinin Geliştirilmesi Hakkında, 161 milyon dolarlık
İkili Anlaşma ile İlgili Olarak Notası (21 Şubat 1963)
Türkiye-AET Ankara Anlaşması (12 Eylül 1963)
Türkiye ABD Kredi Anlaşması (31 Mayıs 1968) 55
Ege Sorunu
Kıbrıs Sorunu
Türkiye’nin 1980 ve Sonrası Dönemi 56
Türkiye Ekonomisini Etkileyen 4 Kriz
Özelleştirme 57
ABD Türkiye’ye Neden Yakınlık Gösterdi? 58
Kürt Sorunu ve ABD
“ABD, Türkiye’de Toprak Bütünlüğünü Desteklemiyor, Aksine Köstekliyor
Çevik Kuvvet (Birleşik Devletler Merkezi Komutanlık) 59
Mutabakat Muhtırası (29 Kasım 1982) 59
Limni Sorunu
Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA, 18 Aralık 1985)
Ortadoğu’da Su Sorunu 60
Boğazlar Sorunu
Körfez Savaşı
Körfez Savaşı Sonrası
Körfez Savaşında Türkiye’nin Kayıpları 61
Avrupa Birliği ve Türkiye (AB, 7 Şubat 1992)
Oyalamanın Serüveni 62
Türkiye AET’ye 1959’da üye olmak üzere başvurdu
Ankara Anlaşması (12 Eylül 1963) 63
Lüksemburg Zirvesi (Mart 1976) 64
Avrupa Tek Senedi (1 Temmuz 1987) 65
Dublin Zirvesi (28 Nisan 1990)
Matutes Paketi (6 Haziran 1990)
Maastricht Anlaşması (7 Şubat 1992), (AET –AT) Avrupa Birliği oldu
Lizbon Zirvesi (25-27 Haziran 1992), Edinburg Zirvesi (11-12 Aralık 1992)
Kopenhag Kriterleri (22 Haziran 1993)
Gümrük Birliği (6 Mart 1994’te imza. 13 Aralık 1995’te yürürlüğe girdi 66
Madrit Zirvesi (16 Aralık 1995)
Amsterdam Zirvesi (16-17 Haziran), Lüksemburg Z. (12-13 Aralık 1997) 67
Cardiff Z. (15-16 Haziran), Viyana Z. (11-12 Aralık 1998)
Köln Zirvesi (3-4 Haziran 1999)
İlerleme Raporu (13 Ekim 1999)
Helsinki Zirvesi (10-11 Aralık 1999) Türkiye “aday” ülke oldu
Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB, 17 Temmuz 2000)
Genişletilmiş Siyasi Diyalog (4 Aralık 2000) 68
Nice Zirvesi (8-10 Aralık 2000)
Ulusal Program
Leaken Zirvesi (14-15 Aralık 2001) … 69
AB; Kıbrıs, Ermeni Soy. İddiaları, Azınlıklar- Bölücülük, Ege Sorunu, Patrikhane, Heybeliada Ruhban O, IMF programları konularında, Türkiye’den Ne İstiyor?
Kıbrıs, Ermeni Soykırımı İddiaları, Azınlık Sorunu-Bölücülük 70
Ege Sorunu, Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulunun Yeniden Faaliyete Geçirilmesi, IMF Programlarının Uygulanması, Sonuç 71
AB Yolunda Neler Yapılacak? Adım Adım 2004 72
2000’de, 2001’de, 2002’de Yapılacaklar 73
2003’te, 2004’te Yapılacaklar 74
Bu İşte Bir Terslik var Avrupa Birliği’ne Hayır
Türkler Aynı Zamanda Avrupalıdırlar 75
Araştırmacı Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan
Büyük Araştırmacı Yüceler Yücesi ATATÜRK Atatürk’ün Bir Şiiri
Gümrük Birliği (13 Aralık 1995)
Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK, AB Ordusu)
AB İlişkilerinde Anayasa İhlali ve Yetki Aşımı 76
Türkiye-İsrail Serbest Bölge Anlaşması (14 Mart 1996) 77
Türkiye-AB Tarım Anlaşması (9 Ocak 1998)
Güneydoğu Avrupa (Balkan) İstikrar Anlaşması (30 Temmuz 1999)
Uluslararası Tahkim
Türkiye-ABD Tic. ve Yat. İlişki. Geliştirilmesi Anlaşması (7 Aralık 1999) 78
Nitelikli Sanayi Bölgesi 79
Çare ve Çözüm 79-80
Dipnotlar ve Kaynakça (158 adet) 81-85
Dosya şöyle başlamakta :
- İlkel’den İNSAN’a varış; insanın Kendin’den Kendine’dir,
bir hayli emek, sabır, akıl, bilim, vicdan ve gönül ister.
Taş Devri (Paleolitik Çağ) dediğimiz dönemde, mağaralarda birarada yaşayan, ilkel-eşitlikçi-durağan bir birlikleri olan, ilkel sürü diyebileceğimiz insanlar; daha çok kadınların uğraştığı Toplayıcılık, erkeklerin uğraştığı Avcılık ve Balıkçılık yaparak; Asalak ekonomileri, ortak çalışma, ortak paylaşma ve işbirliği ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Ateşi bulmuşlar, taştan aletler yapmışlardır. Korku ve umuda dayalı, düzensiz, raslantısal, sınıflandırıcı, düşçü, taklitçi ve sihirsel kültüre bağlı bir yaşamları vardır. Sonraları Devşiricilik denilen, yabani tahıl toplayıcılığı ile Ambarlama ve Biriktirme yöntemlerini kullandıkları, dinsel düşünüşün yavaş yavaş başladığı, bir tarıma ve üretime geçiş dönemi yaşamışlardır (-12.000, Mezolitik). Daha sonra da insanlar, coğrafi olayların, iklim koşullarının zorlaması ve nüfus artışı nedeniyle, sığınaklarını, mağaralarını bırakmışlar, ekolojik olarak zengin topraklara, vadilere ve daha çok su kenarlarına yerleşmişlerdir. Avcı ve toplayıcı topluluklar, biriktirdikleri malları taşıyamayacakları için yerleşik düzene geçmişler, korunmak için hendekler, surlar yapmışlar, bitkileri ve hayvanları evcilleştirmeye başlamışlardır. Balta, kazma, kürek, çapa, saban, döven, orak, pulluk ve tırpanla yani elle yapılan “tarım”la üretime geçmiş ve toplumsal yaşamı başlatmışlardır (-10.000, Neolitik Çağ). Tekerlekli taşıma araçları, yelkenliler yapmışlar, yünleri eğirip, kumaş dokumuşlar, sazdan hasır ve sepetler örmüşler, kolyeler yapmışlar, topraktan kaplar yapıp seramiklemişler ve yemeklerini pişirmeye başlamışlardır. Toplayıcılık ve avcılıktan tarım ve hayvancılığa geçiş, zamanla yiyecek depolamayı da (artı ürün) olanaklı kılmıştır. Biriktirilen yiyecek fazlası; artık tarımla uğraşmayan, araç gereç yapımıyla uğraşan, bir kısım uzman zenaatçıların da ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarımsal ürün fazlalığı, ekonomideki ve teknolojideki gelişmelerin temel kaynaklarından biridir. Ekim, dikim, hasat, zenaatçılık, uzmanlaşma derken, köyler kurulmuş, tarım ürünlerinin pazarlanması, değiş tokuş edilmesi ile ticaret diyebileceğimiz alış-veriş başlamıştır. Köylerin zenginleşmesi ve gelişmesi ile kentler kurulmuş ve daha sonra Devletler ortaya çıkmıştır.
Neolitik Çağın geliştirdiği üç kurum;
Din (Korku, umut, yalvarma, yakarma, tapma, tapınma, başeğmeye ödül, başkaldırmaya ceza, ruh, öte dünya, tanrı, melek, şeytan, cin vb),
Aile ve
Devlet’tir.
Artı ürün, toprak ve verimli yerleri ele geçirerek hüküm sürme uğruna, çekişmeler, kavgalar çoğalmış, istilalar başlamıştır. Ekonomik, siyasi çıkar çatışmalarıyla
sınıf kavgaları ve ülkeler arasında sömürü ilişkileri hızlanmıştır.
Makineleşme: 1840-1850 yılları…
Ve dosya şöyle bağlanmakta :
Özetle :
Yeni bir kurtuluş savaşı gerek…
Çare; Yüceler Yücesi Atatürk’ün yolunu; Akıl, bilim, vicdan ve gönül eşliğinde gereğini yaparak daha ileriye taşımak, insan gibi yaşamak, İNSAN olmaktır…
Bu ulusu tanımayanlar, tanıyamayanlar!!!
- BİZ SÖMÜRGE OLMAYIZ,
- BİZ KÖLELEŞMEYİZ …
- TAM BAĞIMSIZLIK, ÖZGÜRLÜK BİZİM KARAKTERİMİZDİR …
Aydınlık günler dileğiyle “Günaydın İnsanlık”..
Bu kapsamlı dosyanın üretilmesinde ve paylaşımında paha biçilmez emekleri olan tüm “DOST” lara, sözcüklere sığmayan gönülden şükranla..
Sevgi ve saygı ile.
30.6.2013, Ankara
Dr. Ahmet Saltık | cc0fefaeb616 | [
"c4",
"hplt2"
] |
Beyaz Yakalıların İsyanının Ardında Ne Var?
Yazar:
- Tanıl Bora
Radikal bir muhalefetin pek görülmediği, “iş ve çalışma manyağı” imajıyla bilinen Japonya’da, 2003’te Irak Savaşı’na karşı beklenmedik bir protesto dalgası koptu. Esas şaşırtıcı olan, protestocuların toplumsal profiliydi. “Freeter” denen tiplerdi bunlar. Kendilerini tanımlamak için uydurdukları bu kelime, İngilizce freelance (serbest çalışan) ve Almanca arbeiter (işçi) sözcüklerinden türetilmişti. 80’lerin sonlarında ortaya çıkmışlardı. Üniversite mezunu, meslek sahibi fakat tam zamanlı ve düzenli çalışmayan, kimisi zaten bunu tercih etmeyen gençlerdi freeter’lar. Kariyer hırsı taşımıyor, hayatlarının anlamını işten çok eğlencede arıyorlardı.
2003’teki Irak Savaşı protestolarını da böyle geliştirdiler zaten: “Cool” ve mizahi sloganlarla, medya araçlarını zekice kullanarak, müzikli/danslı/performatif gösterilerle… İdeolojik önderlik girişimlerine soğuktular. Eğlence havasında, şaka maka, polisin sıkı denetimi altında neredeyse siyaseten tabu olan Japon sokaklarında kendilerine alan açmayı başardılar. Gerçi tamamen barışçı, şiddetten uzak tavırlarına rağmen polis bir noktada bahane üretip “şiddete başvurdukları” iddiasıyla gözaltılara girişmekten geri kalmadı. Polisin evrensel “numarası”! Ne olursa olsun, freeter’lar bu eylemleriyle, iş manyağı Japon toplumunu şoke eden bir iz bıraktılar neticede.
Japon freeter’lardan sekiz sene sonra ABD’de, aşağı yukarı aynı toplumsal profil sokaklara döküldü: Üniversite öğrencileri, diplomalı işsizler ve medya, finans vs. entelektüel emek sektörünün kalifiye çalışanları. Kısacası beyaz yakalılar. 2003 Japonya’sıyla arada bir fark vardı ama. Bizzat Japonya örneğinde değişim görülebilirdi: Orada 2001’de yaklaşık 4 milyon olan freeter sayısı şimdi 10 milyona yükselmişti ve bu artış içinde büyük çoğunluk, keyfinden az çalışanlarda değil, geçim güvencesi sağlayacak iş bulamayanlardaydı.
Mavi yakalı işçiler de sonradan destek verdiler ama hareketin omurgasını beyaz yakalılar oluşturuyordu. Birçoğu ilk kez bir gösteriye katılan insanlardı. Yine barışçı gelişmesine rağmen bir zaman sonra şiddetli polis müdahalesine uğrayan Occupy Hareketi 100’den fazla ABD şehri yanında, dünyanın birçok ülkesine yayıldı. Genç nüfus içinde işsizliğin yüzde 50’ye vardığı Akdeniz kuşağı ülkelerinden İspanya’da ABD’deki kadar etkili oldu.
Hemen hemen bütün dünyada, Batı’daki '68 gençlik hareketine benzeyen alametler belirdi. “Okumuş çocuklar” sokaklarda, gözü kara bir şekilde polisle karşı karşıya geliyor, eğlenceli sloganlarla protesto eylemleri yapıyorlar. Bugünün ‘68’den farkı, politik-ideolojik rehberlere pek ilgi gösterilmemesi. Bir de, üniversite öğrencileri yanında, diplomalı işsizlerin ve aynı zamanda iş güç sahibi tahsillilerin de sokaklara dökülmesi.
O beyaz yakaları sürekli kolalamak
Bugünkü beyaz yakalılar, ‘68’in öğrencilerinin henüz sezmekte olduğu bir tehdidi, açık ve yakın tehlike olarak yaşıyorlar: Entelektüel emeğin proleterleşmesi. Entelektüel emeğinden başka bir varlığı olmayan yeni kuşaklar, bu emeğin sıradanlaştığını ve arzının olağanüstü çoğaldığını da görüyorlar. Emeğin ucuzlaması ve işsizlik riskinin olağanlaşması demek bu. Teknolojik gelişme ve otomatizasyon, birçok üretim alanında eskiden “vasıflı” olan işleri “vasıfsız” hale getiriyor. Kalan vasıflı işlerde de yeni teknolojilere ve bilgilere ayak uydurmak için sürekli eğitimden geçmek, yani o beyaz yakaları sürekli kolalamak, “daha beyaz” yapmak gerekiyor! Kendi kendinin menajeri olması bekleniyor beyaz yakalılardan; kendileriyle ilgili “riskleri ve fırsatları” bir girişimci gibi idare etmeleri bekleniyor.
Proleterleşme ve işsizliğin yeni kavramı prekarizasyondur. Düz anlamıyla müşkülleşme, nahoşlaşmadır; “aşırı” esnek ve güvencesiz istihdam anlamına gelen bir kavram. 1970’lerde Batı Avrupa ülkelerinde ücretli çalışanların yaklaşık yüzde 80’i süresiz iş sözleşmesine tabi idi. Yani kural olan, kalıcı istihdamdı. Bugünse iş sözleşmelerinin üçte ikiden fazlası geçici olarak düzenleniyor. Özellikle kadınlar ve gençler, iyice kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılıyorlar. Uzun süreli “stajlar” kurumlaşıyor, üç otuz paraya yıllarca “denenmek”, diplomalı çalışanların alıştığı bir kader oldu. Kullan-at istihdamı da deniyor buna.
Bir sosyolog, bu devirde yüceltilen beyaz yakalı tipolojisini şöyle tarif ediyor: “Her yerinden bükülebilecek kadar esnek, kendi kendini sömürecek kadar performans delisi… Her an işe koşulabilir, her an erişilebilir…” Her an erişilebilirlik üzerinde duralım biraz: İletişim teknolojileri, özellikle medya, bilişim, finans gibi alanlarda, çalışanların 7/24 el altında olmasını sağlıyor. Statü sembolü olarak bayıldıkları teknolojik oyuncaklar, mesailerinin sonsuza uzamasını sağlıyor. Bu da prekarizasyonun gizli bir cephesidir.
Bol yaratıcılık lakırdısı altında ruh ezici bir rutin
Prekarizasyona dayalı istihdam rejimi, bir “gençlik”, “yenilik”, “değişim” mitolojisiyle beraber yürüyor. Üç-beş yıldan fazla aynı işte çalışmak, başarısızlık alameti sayılıyor bu rejimde. Aynı işyerinden emekli olan ruhsuz memur imgesine karşı, bir kariyer hedefinden ötekine zıp zıp iş, araba, telefon, ev, eş, şehir değiştiren “profesyonel” imgesi reklamlarla, filmlerle, plaza-ofis efsaneleriyle parlatılıyor. Üç otuz paraya çalışanların çoğuna böyle hovarda bir yaşamın anca hayali kalıyor; onlar da o üç otuz paralarını öyle bir yaşamın vitrinini oluşturacak kılıklara, aksesuarlara harcıyorlar…
Beyaz yakalı çalışanların sıtkının sıyrılmasına yol açan, sadece işsizlik tehdidi ve geçim değil zaten; belki en az onlar kadar, işte bu anlamsızlık duygusu (*)… Köpürtülen arzularla kendi günlük rutinleri arasındaki uçurum; aynı zamanda köpürtülen o arzuların ucundan tattıkça fark edilen yavanlığı… Kışkırtılan “başarı” hırsı ve rekabetin beraberinde getirdiği arkadaşsızlık, asosyalleşme… Bol “yaratıcılık” lakırdısı altında ruh ezici bir rutin… İş ortamının farfaralı manzarasının arkasında, büyük bir özsaygı kaybı… “Okumuş çocukları” isyan ettiren, sokaklara uğratan, işsizlik tehdidi kadar, bu tazyikler aynı zamanda.
Tabii, her ne kadar ancak tahsille mümkün bir cehalet türü de varolmakla birlikte, “okumuş” olunca, enayi yerine konmaya, hiçe sayılmaya itiraz etme ihtimali de mevcuttur!
31 Mayıs gecesi kopan Taksim Gezi Parkı protestosu, başta İstanbul, Türkiye’nin büyük şehirlerinde birçok beyaz yakalıyı sokağa döktü. Onların nevrini döndüren, özel olarak Beyoğlu sakinlerini parklarıyla ilgili talepleri karşısındaki nobranlık, genel olarak Başbakan’ın hayatın her alanına nizam vermeye dönük azarcı tavrıydı. Genç şehirli tahsilli profesyonellerin “hayat tarzı savunusu” da dendi buna. Peki acaba daha derinde bir yerde, tam da o hayat tarzıyla ilgili, yaşama ve çalışma koşullarıyla ilgili bir hoşnutsuzluğun etkisi de gizleniyor olabilir mi?
Küçük ama kararlı bir grup: Plaza Eylem Platformu, bir zamandır işte o hoşnutsuzluğu gizlendiği yerden çıkartmaya çalışıyor. Platform 2008 sonbaharında, Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği’nin yanı sıra bankacılık ve sigortacılık şirketleriyle telekomünikasyon, bilişim ve medya sektöründe çalışan birkaç genç tarafından oluşturuldu. Maaşlarını kredi kartına gömerek kılık kıyafetleri ve edalarıyla kendilerine işadamı süsü veren iş arkadaşlarına, işadamı falan değil neticede işçi olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Şık büroların şık çalışanlarına sosyal haklarını hatırlatmaya, işyerlerinde gördükleri muamelenin hiç de şık olmadığını anlatmaya çalışıyorlar.
Bakalım Taksim direniş deneyimi, Türkiye’de beyaz yakalıların uyanışında bir eşik taşı olacak mı?
Tanıl Bora
(*) Bu konuda bir kitap önereyim: Tanıl Bora, Aksu Bora, Necmi Erdoğan, İlknur Üstün: Boşuna mı Okuduk? Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği, İletişim Yayınları, İstanbul 2011
**Tanıl Bora bu yazıyı GQ Türkiye'nin temmuz sayısı için kaleme aldı.
Kaynak: baskahaber.org | 59e0d8193585 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
ORTODONTİK TEDAVİYE HANGİ YAŞTA BAŞLANMALIDIR?
Ortodontik tedavi, çarpık ve seyrek dişler problemleri için uygulanan bir tedavi yöntemi olup dişlere tel takılması ile çarpıklık ve seyrekliklerin giderilmesine dayanan bir yöntemdir. Bu yöntem için belirlenen uygun yaş aralığı 9-14’tür ancak son dönemlerde yetişkinlerde de bu yöntemin uygulandığı gözlemlenmeye başlamıştır. Daha çok çocukluk dönemlerinde uygulanan bu tedavi, üst üste binmiş dişlerinin görüntüsünden rahatsız olan ve dişlerini inci gibi yan yana dizili görmek isteyen yetişkinlere de artık uygulanmaktadır. Ortodontik tedaviye hangi yaşata başlanmalıdır sorusuna aslında tam olarak bir yaş aralığı olsa da her dönemde bu tedaviye başlanabileceğini söylemek hiç de yanlış olamayacaktır.
Ortodontik Tedavide En Sık Hangi Sorunlarla Karşılaşılmaktadır?
Ortodontik tedavi için en fazla çarpıklıklardan dolayı tedavi başvuruları yapılmaktadır. Çarpıklıkların nedeni ise dişler ile çene kemiği arasındaki uyumun bozulmasından dolayı dişlerin ya üst üste binmesine neden olmaktadır ya da dişlerin ağız dışına kadar çıkmasına sebep olmaktadır. Buna neden olan temel faktör ise genetik bir aktarımı söz konusudur.
Ortodontik Tedaviye Yetişkinlerde Başvurma Nedenleri Nelerdir?
Daha çok estetik kaygı ile bu tedaviye başvuran yetişkinler, bazen doğuştan oluşan çarpıklıklar sebebiyle bazen de diş kaybın ya da diş eti hastalıkları sonucu oluşan kaymalardan dolayı ortodontik tedaviye başvurmaktadır. Tabi burada devreye Ortodontik tedaviye hangi yaşata başlanmalıdır sorusu girmektedir ve en uygun aralık da 9-14 yaşlar arasındaki ergenlik dönemidir.
Ortodontik Tedavi İçin Bir Yaş Aralığı veya Sınır Var mıdır?
Ortodontik tedaviye hangi yaşata başlanmalıdır sorusuna uzmanlar tarafından en uygun yaş aralığının 9-14 olduğu söylenmektedir. Ergenliğe rastlayan bu dönemde, çocuğun fiziksel gelişimindeki hıza bağlı olarak dişlerindeki çarpıklıklar da aynı hızla gelişmektedir. Tabi, tedavinin bu dönemde uygulanması sonucu gerekli iyileşmeler de bu dönemde aynı hızla olacak ve tedaviden en verimli sonuç bu dönemde elde edilecektir. Ortodontik tedavi sırasında diş ve diş etleri arasındaki yumuşak dokudan oluşan liflere teller sayesinde baskı yapılarak dişlerin diş etine düzenli olarak sıralanması sağlanmaktadır. Çocuklarda bu doku tedaviye daha hızlı yanıt verdiğinden daha verimli sonuç alınabilmektedir. Ancak daha ileri yaşlardakiler için de aynı yöntemle tedavi uygulamak mümkündür. Yetişkinlerdeki tedavi sonuca geç ulaşılması bakımından farklılık arz etmektedir. | 3933ff6981f8 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Başkan Çağlı;Beraat Kandili, Yüce Rabbimiz nezdinde beratımıza vesile olduğu gibi,kendimize, ailemize, tüm insanlığa karşı affedici ve bağışlayıcı olmayı öğretir.
Berat, kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür.
Yüce Yaradan’ın affına erebilmek için yaratılanı affetme günüdür. Bu gece mağfi...2016-05-23 22:00:23
Haberin Devamı
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi`nde gerçekleştirilen genel kurulda,TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı açılış konuşmasında, camia olarak Anadolu`nun talepleri ve hayallerinin tercümanı olduklarını belirterek, "Bir olduk, iri olduk, diri olduk" dedi.
Hisarcıklıoğlu,"Odalarımız ve borsalarımız, hizmet kalitesi Avrupa standartlarına u...2016-05-23 21:58:21
Haberin Devamı
Başkan Çağlı Mesajında, Anneler hepimizin hayatında en kutsal, en özel değerlerdir. Şuna inanıyorum ki yeryüzündeki en güçlü ve en saf sevgi annelerin kalbindedir.
Bizim inancımız ve kültürümüz cenneti annelerin ayakları altında görerek, anne rızasının önemine büyük önem vermektedir. Anneler kendi çocuklarıyla beraber aslında bütün bir toplumun da geleceğini ...2016-05-23 21:51:30
Haberin Devamı
Organize Sanayi Bölgesi’nde 2 bin fidanın toprakla buluşturulduğu etkinliğe Cizre Kaymakamı Sayın Ahmet ADANUR,Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Süleyman Çağlı, Kurum Müdürleri, esnaflar ve öğrenciler katıldı.
Etkinlikte açıklama yapan Yönetim Kurulu Başkanımız Sn.Süleyman ÇAĞLI,Özellikle Cizre OSB’deki alanların ağaçlandırılması için düzenlenen bu etkinl...2016-05-23 21:46:49
Haberin Devamı
Miraç, başta Efendimiz (AS) olmak üzere her bir Müslüman için manevi bir terfi, Yüce Rabbimizle buluşma ve selamlaşma, O’nun katında yücelme ve yükselme ve bu vesile ile yüksek insani sorumluklar üstlenmek demektir.
Bugün bize düşen Miracın ruhu, manası, hikmeti ve evrensel mesajları üzerinde yeniden düşünmektir. Mübarek gün ve gecelerin bugün eriştiği anlamları ih...2016-05-23 21:43:58
Haberin Devamı
Regaip’in; rağbet edilen, çok kıymet verilen, ihsan ve bağış anlamına geldiğini ifade eden Çağlı, Regaip Gecesi; Müminlere Allah`ın rahmetinin bol bol ihsan edildiği, yapılan dua ve ibadetlerin kabul edildiği gecedir.Dedi.
Çağlı mesajını şöyle sürdürdü: "Regaip Kandili, Recep, Şaban ve Ramazan aylarını da kapsayan mübarek ayların başlangıcıdır. Bu mübarek gü...2016-05-23 21:42:52
Haberin Devamı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Orhan Yeğin, Şırnak Valisi Ali İhsan Su, AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Cizre Kaymakamı Ahmet Adanur ve kurum amirleri de toplantıya katıldı.
Bakan Yılmaz, sivil toplum kuruluş temsilcileri, ile düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Cizre Öğretmen evinde basına kapalı yapılan toplan...2016-05-23 21:41:17
Haberin Devamı
Cizre Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette olan 6 firma ve inşaat halindeki 7 firmayı ziyaret eden,heyette açıklama yapan Başkan ÇAĞLI,Sanayi olmadan kalkınmanın çok zor olduğunu her platformda dile getiriyoruz.
Cizre orta doğu pazarına hakim bir noktada yer alıyor. Bu nedenle sanayinin daha da gelişmesi gerekiyor. Teşvik bölgesi olan Cizre’nin sanayi ve ticaretinin önünün...2016-05-23 21:36:55
Haberin Devamı
Bu menfur saldırı hepimizin huzuruna,kardeşliğine yapılmıştır.
Bu yaşatılan acıları yine birbirimize tutunarak, sarılarak aşacağımızdan şüphemiz yoktur"
Saldırının insanlık adına utanç verici bir eylem olduğunu belirten Başkan ÇAĞLI mesajında şu ifadelere yer verdi:
Saldırıyı şiddetle,nefretle kınıyoruz Masum insanlara karşı yapılan bu denli kanlı eylem ...2016-05-23 21:32:47
Haberin Devamı
Bu menfur saldırı hepimizin huzuruna,kardeşliğine yapılmıştır.
Bu yaşatılan acıları yine birbirimize tutunarak, sarılarak aşacağımızdan şüphemiz yoktur"
Saldırının insanlık adına utanç verici bir eylem olduğunu belirten Başkan ÇAĞLI mesajında şu ifadelere yer verdi:
Saldırıyı şiddetle,nefretle kınıyoruz Masum insanlara karşı yapılan bu denli kanlı eylem ...2016-05-23 21:32:36
Haberin Devamı | e1d9213a9fc1 | [
"culturax",
"hplt2"
] |
Birçok kamu görevlisi evi olduğu halde lojmana müracaat etmekte ve lojman çıkınca da evini kiraya vermektedir. Kimisi de kurumunun lojmanı olduğu halde beğenmediği için lojman kiralattırmaktadır.
Düşük ücretli memurlara böyle imkanlar sunulmadığı için yüksek ücretli memura verilen kiralık lojmanlar veya görev tahsisli lojmanlar bir nevi örtülü yardım yerine geçmektedir. Bu yardım özellikle de özel ve görev tahsisli lojmanlarda oturma hakkı olanlar için çantada kekliktir. Bugünkü yazımızda da lüks ve eşyalı lojmanlarda hangi memurların kirasız hangilerinin de sadece kira bedeli ödeyerek oturabileceğini açıklayacağız.
Hangi lojmanların her türlü gideri Devlet tarafından karşılanır?
Kamu Konutları Yönetmeliği’nde özel tahsisli konutlar olarak nitelenen konutlardan bazılarının tüm giderleri devlet tarafından karşılanmaktadır. Kamu Konutları Kanunu gereğince özel tahsisli konutların; ısınma giderleri, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri, aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri ile her türlü işletme, bakım ve onarım giderleri ilgili kurum ve kuruluşlarınca karşılanmaktadır. “Özel tahsisli” konutların tahsis edileceği temsil özelliği olan makam ve rütbe sahiplerine göre bazılarından kira bedeli alınmakta bazılarından ise alınmamaktadır.
Temsil özelliği olup kira bedeli alınmayacak olanlar kimlerdir?
Yurt dışındaki büyükelçiler, daimi delegeler, maslahatgüzarlar, askeri temsil heyetleri başkanları ve başkonsoloslardan kira bedeli dahi alınmamaktadır.
Kira bedeli alınacak makam sahipleri kimlerdir?
Bakanlar, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Sayıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile Danıştay Başsavcısı, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Müsteşarlar, Diyanet İşleri Başkanı, Merkez Bankası Başkanı, valiler, Emniyet Genel Müdürü (vali), kaymakamlardan sadece kira bedeli alınmaktadır.
Kira bedeli alınacak rütbe sahipleri kimlerdir?
Genelkurmay Başkanı, güç komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Genelkurmay 2. Başkanı, ordu komutanları (Deniz ve Havada eşidi), kolordu komutanları ile eşidi kıta/birlik komutanları (Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı’nda eşidi), orgeneral ve oramiraller, güç komutanları kurmay başkanları, Jandarma Genel Komutan Yardımcısı, Jandarma Genel Komutanı Kurmay Başkanı, tümen ve tugay komutanları ile eşidi kıta/birlik komutanlarından (Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı’nda eşidi) sadece kira bedeli alınmaktadır.
Aylık kira bedeli ne kadardır?
Kira alınacak konutların aylık kira bedeli, o sene için belirlenen aylık kira birim bedelinin, konutun brüt inşaat alanı ile çarpılması suretiyle, ilgili kurum ve kuruluşça tespit edilir. Brüt inşaat alanının 120 metrekareden fazlası dikkate alınmaz. Bu durum bütün konutlar için aynıdır. Aylık maksimum kira bedeli ise 407 TL civarındadır. Yani kamu kurumları tarafından eşyalı görev tahsisli konut özel sektörden 5 bin TL’ye kiralanmış olsa dahi en fazla ilgiliden 407 TL kira bedeli alınmakta olup, kalan ilgili kamu kurumu tarafından karşılanmaktadır.
Özel tahsisli lojmanlarda oturma süresi ne kadardır?
Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise ana olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilmektedir.
Özel tahsisli, görev tahsisli veya hizmet tahsisli konutlarda oturanlar; tahsise ana görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay; başka kurumda aynı veya eşdeğer bir göreve nakledilenler en geç altı ay içerisinde konutları boşaltmak zorundadırlar.
Eşyalı lojmanlar kimlere yapılır?
Özel tahsisli konutlar ile eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutlarda bulundurulacak demirbaş eşya ve mefruşatın neler olacağı ve bunların özellikleri ile kullanma süreleri, personelin temsil ve görev özelliği ile konutların ihtiyaçları ve günün şartları göz önünde bulundurularak, Maliye Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı’nca tespit edilir.
İktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, sermayesinin tamamı bu kamu teşebbüslerine ait müesseseler, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarına ait olan bağlı ortaklıklar ile özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan bankaların, eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutlarına alınacak demirbaş eşya ve mefruşatın neler olacağı ve diğer hususlar ise bu kuruluşların en yüksek karar organlarınca belirlenir.
Eşyalı olarak tahsis edilecek görev tahsisli konutların; Isınma, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri, aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun 120 metrekaresine isabet eden kısmından fazlası, ilgili kurum ve kuruluşça karşılanır. Bu konutlardan sadece 120 metrekare için kira bedeli alınmaktadır.
Eşyalı görev tahsisli lojman kimlere verilir?
Eşyalı görev tahsisli lojman verilecekler şunlardır; Rektörler, müsteşar yardımcıları, TOKİ Başkanı, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı, genel müdürler, bağlı ve ilgili kuruluşların en üst amiri, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan bankaların ve kamu kurum ve kuruluşlarının en üst amiri, yurt dışında elçi müsteşarlar, daimi delege yardımcıları ve büyükelçilik müsteşarları, büyük şehir belediye başkanları, Merkez Bankası Başkan yardımcıları, Başbakanlık ve bakanlıklar teftiş kurulu başkanları, Bakanlar Kurulu Sekreteri, Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanı, general ve amiraller. | b0ed7e21260d | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
En kıymetli varlığınız, bebeğinizin başına herhangi bir şey gelmesin istemez, onu her türlü sorundan uzak tutmaya çalışırsınız. Ancak her ne kadar üzerine düşseniz de bir şekilde mutlaka bebeğiniz sorunlar ile karşı karşıya kalır. Bebeklerin başına gelen en yaygın şeylerden bir tanesi pişik oluşmasıdır. Bazen idrar ve dışkının keskinliğinden, bazen iyi temizlenmeyen popo yüzünden pişikler meydana gelmektedir. Sıcak hava ve terlemede de elbette pişik oluşmasında etkendir. Bebeğinizin poposunda pişik oluşmasını istemiyorsanız mutlak altını sık sık değiştirin. Gün içinde altını ıslatmamış ya da kirletmemiş olsa dahi bezini arada bir açarak havalandırın. Çünkü yaz sıcaklarında bebeğiniz altını ıslatıp, kirletmese dahi havanın sıcaklığı yüzünden bez terleme yapabilir. Terleme de pişik oluşmasına sebep olabilir. Pişik oluşmasının bir diğer nedeni ise sürekli kullanılan bir bez markasından başka bir bez markasına geçilmesidir. Bezlerin kimyasal yapıları gereği birbirinden farklı olması bebeklerin cildinin tepki vermesine sebep olabilmektedir. Bu nedenden dolayı sürekli aynı marka bez kullanılmalıdır.
Oluşan pişikler nasıl geçirilir?
Pişiklerin geçmesi için krem ve pudra kullanabilirsiniz. En etkili yöntem çocuk doktoruna başvurmanız ve onun tavsiye edeceği bir pişik kremini kullanmanız olacaktır. Pişiklerin daha çabuk iyileşmesi için bebeğinize ılık su ile sık sık duş aldırabilir ya da sadece poposunu ılık su ile canını yakmadan silebilirsiniz. Gün içinde bebeğinizin altını açıp havalandırarak da pişiklerin daha çabuk geçmesini sağlayabilirsiniz. Bazı kulaktan dolma bilgilere inanıp da her bulduğunuz şeyi pişiklerin üstüne sürmeyin. Bebeğinizin cildini iyi edeyim derken daha kötü yaparsınız. Bebeklerin cildi son derece hassastır. Doktorunuzun veya eczacınızın tavsiye ettiği pişik kremlerini kullanın. | 3814b6fd9127 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Siirt'in Eruh Belediye Eş Başkanı Eda Kilis ve 8 parti üyesi gözaltına alındı
POLİS EVLERE OPERASYON DÜZENLEDİ
Edinilen bilgilere göre, yürütülen soruşturma kapmasında bu sabah erken saatlerinde polis tarafından bazı evlere operasyon düzenlendi.
BAŞKANLA BİRLİKTE 9 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Operasyonda, DBP Eruh Belediye Eş Başkanı Eda Kilis, eşi Hasan Kilis, Eruh belediye meclis üyesi Salih Özer, il genel meclis üyesi İdris İlhan, parti üyeleri Kerem İlhan, Sinan İlhan, Ahmet Aksu, Derya Aksoy ve Cengiz Güneş olmak üzere 9 kişi gözaltına alındı.
ADLİ MAKAMLARA SEVK EDİLECEKLER
Eruh ilçe emniyet müdürlüğünde ifadeleri alınan şüpheliler işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilecek. | 069c5f8ab1a7 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Protein Saflaştırılmasında Santrifügasyon Yöntemler
PROTEİN SAFLAŞTIRILMASINDA SANTRİFÜGASYON YÖNTEMLERİ
Santrifüjleme artan yer çekimi kuvvetine bağlı olarak taneciklerin ayrılması temeline dayanır.
Tanecik ağırlığı ve yoğunluğu ile çözeltinin yoğunluğu taneciklerin ayrılma hızını etkilemektedir.
1. Diferansiyel Santrifüjleme Tekniği
Hücrelerin parçalanması sonucunda oluşan homojenatta ağırlık ve yoğunlukları farklı birçok organel (çekirdek, mitokondri ve lizozomlar gibi) ve molekül (proteinler, yağlar ve karbonhidratlar gibi) bulunmaktadır. Bu farklı ağırlık ve yoğunluktaki organel ve moleküller, artan yer çekimi kuvvetine bağlı olarak farklı hızlarda çökelirler. Homojenat farklı hızlarda (diferansiyel santrifüjleme tekniği) santrifüjlenerek ilgili proteinin bulunduğu hücre fraksiyonu diğer fraksiyonlardan ayrılır, böylece proteinin kısmi bir saflaştırılması yapılmış olur. Santrifüjleme işlemi aynı zamanda fermantasyon ortamına salınan hücre dışı enzimleri mikroorganizmalardan ayırmada veya saflaştırma işleminin daha sonraki adımlarında, ayrılması istenen moleküllerin uzaklaştırılmasında kullanılmaktadır. Santrifüjleme esnasında sürtünemeden dolayı açığa çıkan ısının proteinleri denatüre etmesinden dolayı, işlemin mutlaka soğutmalı santrifüjlerde +4˚C’de yapılması gerekir. Hücre parçalanması sonucu oluşan istenmeyen partiküllerin uzaklaştırılmasında, santrifüj tekniği dışında mikrofiltrasyonla da ayırma yapılabilir.
2. Densiti Gradient (Zonal ) Santrifügasyon Yöntemi
Bir protein karışımını santrifügasyon yöntemi ile ayırmak için tüp içerisinde sükroz gibi bileşiklerle bir konsantrasyon gradienti yaratılır. Bunun için plastik tüp içerisinde en yoğundan en az yoğuna doğru bir sükroz gradienti meydana getirildikten sonra tüpün en üzerine protein karışımı ilave edilir. Bu şekilde hazırlanmış olan tüp yüksek devirde santrifüj edilecek olursa her bir protein kendi yoğunluğu ile aynı olan sükroz bölgesine toplanacaktır. Tüp içerisinde farklı bantlar halinde ayrılmış olan proteinler daha sonra tüpün altı iğne ile delinip toplanarak veya tüp dondurulduktan sonra bu bantlar buz halinde kesilerek çözdürülür ve bu şekilde proteinler birbirlerinden ayrılmış olur. | e6ba7068b9b3 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Susuz Hoşgeldi köyünden Başbakan Davutoğlu’na çağri ;
7 YILDIR HALA SUYUMUZ YOK !
Roni Alasor, Xoşgeli / Bulanık-Muş
Köyleri 2008 yılında Alparslan-1 Baraj suları altında kalan Muş’un Bulanık İlçesi`ne bağlı Xoşgeli (Hoşgeldi) köyü mağdurları, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak, temiz içme suyu, kanalizasyon ve asvaltli yol gibi hayati önemdeki alt yapı kamusal hizmetlerden yararlanabilmeleri için yardımcı olmalarını istediler. Köy sakinleri, 7 yıldır süren çilelerine son verilmesini bekliyorlar.
Derme çatma evlerde yaşamaya mahkum edilmiş köylüler ; ‘Yaklaşık 7 yıldır suyumuzu, şuanda kurduğumuz yerleşim yerinden 2-3 km uzaklıktan bidonlarla, at arabaları ve paslı tankerlerle getiriyoruz. Su özelikle yaz aylarında günlerce paslı tankerlerde kalınca bu değişik hastalıklara da neden oluyor. Kışın ise tezek sobaları üzerinde kar eritiyoruz. Yaz ayları hariç, üç mevsim çektiğimiz çamurlu ve karlı yol çilesinın yanında kanalizasyon sorunu sağlığımızı tehdit ediyor’ diyorlar.
Binlerce insan mağdur ...
Temiz su sorunu-asfaltlı yol ve kanalizasyon sorunu sadece Xoşgeli köyüne özgü değil. Alparslan-1 Barajinın dolmasiyla, geçmişleri yüz yılara giden Xoşgeldî (Hoşgeldi) köyüne komşu Okçular (Şexweli), Dokuzpınar (Qoğak), Yoncalıöz (Xirbe), Olurdere (Kopo), Demirkapı (Akrag), Doğantepe (Şabarat) gibi bir çok köy de sular altına gümülmüş.
Köylülerin anlatıma göre ; 2008 yılı sonlarına doğru kendilerini ziyaaret eden dönemin kaymakamı, köylülere, ‘Barajın dolması yaklaşık 18 ay alacak, 2009 yılının Mayıs ayında gelip sizlerle tekrar çay içeceğiz, siz de buna göre hazırlanın’ diyor. Ancak aradan daha iki ay geçmeden, barajdaki su seviyesi hızla yükselince, köylüler evlerini, mezarlık ve camiilerini bırakarak kaçiyorlar ; ‘Barajdaki su seviyesinın yükselmesi kış ortasında olunca bu bizi oldukça hazırlıksız yakaladı ve büyük sorunlara neden oldu. Kış ortasında alalacele evlerimizi, mezarlıklarımızı, okul ve camilerimizi terk ederek, sadece yanımıza önemli ev eşyalarımızı alıp, eski köyümüzün yamaçlarında derme-çatma inşa edebildiğimiz geçici baraka-evlere kaçabildik.’
Ev ve arazilerinın önemli bir bölümünün sular altına girmesinden sonra tarım-ziraat ve hayvancılık da yapamayan halkın bir bölümü, doğup büyüdükleri ana-baba topraklarını terk ederek başta İstanbul olmak üzere Türkiye metropollerine zorunlu göç ederken, halkın bir bölümü ise göç etmeyi red ederek eski köylerinin çevresine yerleşmek zorunda kaliyor.
Ancak köylülerin su-kanalizasyon-asfaltlı yol vb gibi hayati önemdeki alt yapı kamu hizmetlerden yararlanması için hiç bir hizmet yapılmiyor. Sadece bazi köylerde ‘halkın dini ibadetlerini sürdürmesi için camii ve Kürd çocuklarının Türkçe eğitimınde mağdur olmaması için okullar açıliyor. Köylülerin hazine - otlaklık alanlara yerleşmek zorunda kalması ve bu yerlerin devlet tarafından ‘resmi yerleşim alanları’ olarak tanınmaması ise ayri bir çile. Bazi köylerde, okul olmadığı için halk çocuklarını yıllarca başka köylere götürmek zorunda kaliyor.
Alparslan 1 Barajı’nın kısa tarihçesi
Muş’un Bulanık İlçesi`ne bağlı Xoşgeli (Hoşgeldi) ile diğer civar komşu köylerin hala sürmekte olan mağduriyet ve çileleri bundan yaklaşık 18 yıl geriye gidiyor.
Murat nehrinın geçtiği Muş`un Bulanık ile Varto ilçeleri arasında, temeli 1994 yılında dönemin Dişişleri bakanı Hikmet Çetin tarafından atılan ve 2008 yılının sonlarına doğru faaliyete geçen ‘Alparslan-1 Barajı’ Bulanık’a bağlı çok sayıda köy ve mezranın mezarlıkları ve camiileriyle birlikte sular altına gümülmesine neden oldu.
Yılda 28-32 milyon dolar katkı sağlayan Muş Alparslan 1 Barajı 2008 yılının Kasım ayı sonlarına doğru törenle açıldı. Törene Muş Valisi Erdoğan Bektaş, AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım, AK Parti Muş Milletvekilleri Medeni Yılmaz ve Seracettin Karayağız, DSİ Bölge Müdürü Mahmut Dündar, İlçe Kaymakamları, Kurum ve Kuruluşların Daire amirleri katıldı. Dönemin DSİ 17. Bölge Müdürü, şuanda ise 16. Bölge / Ilısu Projesi Müdürü olan Mahmut Dündar şöyle diyordu ; ‘Muş Alparslan 1 Barajı 160 MW kurulu gücünde ve yılda yaklaşık 500 milyon KWh. enerji üretim kapasitesi ile milli ekonomimize yılda 30 milyon dolar fayda sağlayacak önemli bir projedir’.
Resmi verilere gore, Alpaslan-1 Barajı ; Muş Bulanık karayolunun 100. km’sinden kuzeybatı yönünde 25 km mesafede, Murat nehri üzerindedir.
Akarsuyu : Murat Nehri
Amacı Enerji : İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1995 - 2008
Gövde dolgu tipi Kil çekirdekli kaya ve kum çakıl dolgu
Gövde hacmi : 3,78 hm3
Yükseklik (talvegden) :88 m
Normal su kotunda göl hacmi : 2 903,50 hm3
Normal su kotunda göl alanı : 114,8 km2
Güç : 160 MW
Yıllık Üretim : 488,3 GWh | 5003699d4d16 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bebek ve Çocuk Modası
Bu 2012 Yılında Bu Mevsim Aylarının Sezonlarından Geçilmiyor. Çocuklarınızın Çok Tatlı Oldugu Bir Dönemde Bu Şık Kostümlü,Kışkırtıcı,Çocuk Elbise Modellerinden Sizlerde Çocuklarınıza Armagan Edebilirsiniz. İçlerini Sıcak Tutan Rahatlıklarını Saglayabilecek Dikkat Çekici,Gözleri..
Sevgili Anneler Soğuk kış günlerinde bebekleriniz hem şık olsun hemde soğuktan korunsun istemezmisiniz, Hemde siz evde ne yapacağım ya deyip düşünmekten kurtulup örgü yapabilirsiniz İşte sizlere en yeni en güzel..
Sevgili anne ve babalar bebekler için birbirinden güzel ve onların güzelliğine güzellik katacak biribirinden şık bebek örgü modellerini sizler için hazırladık . Bebek Örgü modelleri sizlerle...
Sevgili anne babalar çocuklarınıza ayakkabı alırken sizin için hazıladığımız bu ayakkabı modellerine bakmanızı tavisiye ediyoruz. Biribinden renkli ve güzel çocuk ayakkabı modelleri sizlerle… ..
Çocuklara Özel Tasarımlar Çocuklara Özel Tasarım Kıyafet Modelleri Kişiye ve isteğe göre hazırlanan tütü etekler doğum günlerinin vazgeçilmezi oluyor. Bu tütü tasarımlar sadece bebekler ve çocuklar için hazırlanmıyor, yetişkinler..
2012 Kış Çocuk Giyim Koleksiyonu Sevgili anne babalar kış günlerinin bir hayli sert geçtiği şu günlerde çocuklarınızı sıcacık tutacak, birbirinden şık çocuk kış kıyafetlerini sizlere sunuyoruz. Birbirinden renkli bu..
Çocuğa ayakkabı seçmenin püf noktaları “Bir numara büyük alalım, seneye de giyer” düşüncesi doğru mu? Yanlış ayakkabının geri dönülmez sorunlara neden olabileceğini söyleyen Op. Dr. Ahmet Doğan, sağlıklı çocuk ayakkabısının..
Araba ile seyahat ederken bebekleri kucakta taşımak, kaza anında çok tehlikelidir. Bebekler için özel hazırlanmış araba koltukları almak, özellikle trafik kazalarının sık olduğu ülkemiz koşullarında belki de pek çok gereksiniminden..
Çocuk Ayakkabıları genelde büyüklerin ayakkabılarından daha pahalı oluyor hiç dikat etmişmiydiniz?Çocuk Ayakkabıları 2012 yılı modasına geldi sıra arkadaşlar.Bu yıl çocukların ayakları herzamankinden daha renkli olacak. Çocuk Ayakkabıları 2012 yılı modellerini..
Çocuklar için daha ilgi çekici oda takımları. 2011 ilginç çocuk odası takımları yeni sezona damghasını da vuracağa benziyor. .. | b41137be4803 | [
"c4",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Bahçe & Balkon
Bahçeniz için birbirinden şık ve mükemmel güzellikte bahçe mobilyası modellerini sizlerin huzuruna getirmiş bulunuyoruz. Bahçeniz genişse ve misafiriniz sık geliyorsa bunlardan size şart ki ne şart.Sadece bahçelerinizde değil balkonlarınızda da..
İstikbal salıncak modelleri rahatlığın simgesi ve görünümleri ile de fark yaratıyor. Hawai ve Siesta olmak üzere 2 model olarak bizlere sunulan İstikbal salıncak modelleri, gerçekten tamda size göre diye düşünüyorum...
Bahçe aydınlatma sistemleri, tasarımcılar tarafından yeniden dizayn edilerek, yeni ve müthiş tasarımlarıile bizlere sunuluyor. Bahçeleriniz için çok şık tasarımlara sahip dekoratif aydınlatma sistemleri, bahar ve yaz aylarının vazgeçilmez mekanı olan..
Bahçeniz çok mu küçük ? Rahatça oturamıyor musunuz ? Aktulkadın.com olarak bahçenizi genişletmenin yollarını paylaşıyoruz.. 1. Düz ve kesintisiz bir çim alanı, bahçeyi her zaman geniş gösterir. 2. Bahçenizi çevreleyen..
Gerçekten inanılmaz ve hayal gücü ürünü olan bu tasarım modeli, görenleri şaşkına çeviriyor. Sight-line ismi verilen bu balkon mobilyası tasarımı, istediğiniz konuma göre ayarlanan görünüme odaklı bir tasarım ürünüdür. Sizlere..
Evet sayın değerli Mobilya ve Dekorasyon okurları . . . Görüldüğü ve yaşandığı gibi yaz aylarından 2011 Mayıs ayı, rüzgarını ve ılık soğuklarını eksik etmeden sıcakları da getiriyor. Bu yaz..
Mudo Concept’in şık ve modern tasarımları ile yazın bahçelerde lüks ve rahatlığın keyfini çıkarın...
Çiçek bakımı ile ilgili genel bir bakış yapalım; genelde saksı bitkilerine haftada bir su verilir ve 1 hafta boyunca su verilmez bu inanış yanlıştır. Saksı bitkilerinin bir canlı olduğunu unutmamak..
Karanfil her türlü toprakta yetişebilir. İyi drenaja sahip, geçirgen, hafif (%20 kil, %30-50 mil, % 30-50 kum), hava-su dengesi yeterli olan, organik maddece zengin 60 cm derinlikteki topraklarda en iyi.. | 1778be212ce0 | [
"culturax",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Programın Amacı
Program kurumsal iletişim ve halkla ilişkiler alanında temel kavramlar hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Kurumsal iletişim kapsamında; stratejik iletişim yönetimi, ikna edici iletişim, araştırma-değerlendirme ve sunum teknikleri, marka yönetimi, pazarlama iletişimi, kriz iletişimi yönetimi, yeni teknolojiler, kurumsal reklam, medya ile ilişkiler, reklam kampanyaları yönetimi, halkla ilişkiler kampanyaları gibi kavramları uygulamalarla beraber ayrıntılı olarak ele alacaktır.
Hedef Kitlesi
Kurumsal iletişim, halkla ilişkiler alanlarında çalışanlar, çalışmak isteyenler, öğrenciler ve sivil toplum kuruluşlarında görev yapanlardır. | f2d7c648ed6a | [
"culturax",
"hplt2"
] |
6 Nisan 2015 Pazartesi
Ssangyong Tivoli EVR ve XAV
Güney Kore merkezli üretici Ssangyong kendi evinde düzenlenen otomobil fuarında iki konsept birden sergiledi. Araçlardan ilki model gamında yer alan Tivoli'nin elektrik motorlu versiyonuyken ikincisi tamamen farklı.
İsmini paylaştığı Tivoli'nin genel hatlarına sahip olan EVR'da daha aerodinamik tasarımlı jantlar, LED farlar, ince yapılı yan aynalar, sportif görünümlü bir ön tampon ve şeffaf bir bölüme sahip kaput bulunuyor.
127 beygir güç üretebilen elektrik motoru 1 silindirli benzinli bir menzil uzatıcıya sahip olan otomobil bu üniteyi kullanmadan 130 km menzil sunabilirken maksimum menzil 500 km olarak açıklanıyor. Aracın maksimum süratiyse 150 km/s.
XAV isimli konsepti önden bakıldığında ikinci nesil Korando'yu andırırken diğer bölümlerden Toyota FJ Cruiser detayları görmek mümkün. Genel olarak köşeli hatlar sunan araçta LED aydınlatma grubu ve taban korumaları kullanılmış.
Hibrit motor grubuna sahip olan aracın 1.6 litre hacimli benzinli motoru elektrik motoruyla birlikte çalıştığında dört tekerlekten çekişli hale geliyor.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | a906916d7191 | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Niğdelilerin ‘Onur Günü’ kutlama töreni, Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenklerin sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan yaptı. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Şubat 1934 tarihinde kente teşrif ederek, Niğdelileri onurlandırdığını anımsatan Başkan Akdoğan, her yıl 5 Şubat’ta Atatürk’ün Niğde’ye gelişinin yıldönümünün coşkuyla kutlandığını belirtti. Milli Mücadele döneminde düşman işgali altında kalan pek çok yörenin kurtuluş günlerini kutladıklarını belirten Başkan Akdoğan, Niğde’nin düşman işgaline uğramamasına rağmen, Niğdelilerin vatan savunmasında etkin rol oynadığını vurguladı. Düşmanın Pozantı-Ulukışla hattından öteye geçemediğini hatırlatan Başkan Akdoğan, “Bugün ilimize teşriflerinin 83. Yıldönümünü kutladığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Niğdelilerin Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği bu kahramanlık karşısında ‘Benim Niğde’ye alakam büyüktür. Niğde milli zaferin kazanılmasında en büyük dayanaklarımızdan biri idi. Niğdelileri her zaman sevmişimdir’ diyerek Niğde’ye ve Niğdelileri olan sevgisini göstermiştir” şeklinde konuştu.
Türk milletinin bu coğrafya üzerinde çeşitli saldırılara maruz kaldığını vurgulayan Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan, “Dış güçler ve yerli işbirlikçileri, tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de, ülkemizin 2023 hedefine ulaşmasını engellemek için bu topraklar üzerinde çeşitli oyunlar oynamak istemektedir. Ancak Çanakkale ruhunu her zaman yüreğinde taşıyan aziz milletimiz bu oyunların üstesinden gelecektir. 15 Temmuz’da yaşadığımız kanlı darbe girişimi karşısında da halkımız aynı Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi istiklal ve istikbal mücadelesi vermiş, birlik ve beraberlik ruhu içinde hainlerin kirli oyununu bozmuştur. Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Ancak bir karış toprağımıza göz dikenlerin karşısında da dimdik duracağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır” diye konuştu.
Niğde Valisi Ertan Peynircioğlu, AK Parti Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Seyfullah Öselmiş, Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Görür, Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt, Baro Başkanı Av. Hüseyin Demirbilek, AK Parti İl Başkanı Emrah Özdemir, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, çevre illerden davet edilen gazeteciler cemiyeti başkanları, basın mensupları, öğrenciler ve vatandaşların katıldığı törende öğrenciler tarafından şiirler okundu.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenin ardından protokol üyeleri ve katılımcılar, Kültür Merkezi’ne geçerek burada Niğde Valiliği ve Niğde Belediyesi tarafından düzenlenen “Atatürk Fotoğrafları, Atatürk Kitapları ve Eski Niğde Fotoğrafları” sergisini gezdi. Vali Ertan Peynircioğlu ve Belediye Başkanı Faruk Akdoğan serginin gezilmesinin ardından Atatürk Şeref Defteri’ni imzaladı.
Bu arada Niğde Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nin davetlisi olarak Niğde’ye gelen gazeteci -yazar Osman Altınışık da Kültür Merkezi’nde, 15 Temmuz darbe girişiminde hayatlarını kaybeden demokrasi şehitlerinin anlatıldığı “246” isimli kitabını imzaladı. | aadf73075f53 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Alman faşizminin zirvesi : PEGİDA24.Mar.2016
Alman faşizminin zirvesi : PEGİDA
Almanya'da genç nüfusun azalması bazı kesimleri harekete geçirmektedir. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre Avrupa nüfusunun %50'sinin ve yine 2050 yılında Alman nüfusunun %10'luk diliminin müslüman olacağı belirtilmiştir. Bu durum aşırı sağcı kesimi rahatsız etmiştir. Son dönemlerde Türk genç nüfusunun artması ve mültecilerin Almanya'ya sığınmasıyla birlikte artan müslüman nüfusu Almanya'da müslümanlara olan kin ve nefreti en üst seviyeye çıkarmıştır. Son yıllarda Türk STK'lara (Sivil Toplum Kuruluşları) ve camiilere gerçekleşen saldırılar bunun göstergesidir. Alman Hükümetinin mülteci politikası aşırı sağcı kesimin tepkisine neden olmuş ve bazı ayaklanmalara sebebiyet vermiştir.
20 Ekim 2014 tarihinde Almanya'nın Saksonya eyaletinin başkenti Dresden şehrinde Avrupa'daki İslamlaşmaya karşı bir hareket doğmuştur. Kendilerini PEGİDA olarak tanımlayan 300 kişilik gruptan oluşan hareket bir çok kişinin desteğini de kazanmıştır. PEGİDA almancası 'Patriotische Europäer Gegen die İslamisierung des Abendlandes' baş harflerinden oluşur. Türkçesi 'Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar'dır. Günden güne destekçi sayısını arttıran PEGİDA eylemlerinin merkezi olarak Almanya Dresden şehriniseçmiştir. Dresden şehrinin eylemlerin merkezi olarak seçilmesi tesadüf değildir. 1990'lı yıllarda Doğu Almanya'nın bazı illerinde rejime yönelik protestolar gerçekleşmekteydi. ''Biz Halkız'' sloganları ile pazartesi günleri gerçekleşen bu eylemler Dresden'de de büyük ilgi görüyordu. Halk teriminin nazilerin kullandığı bir slogan olması PEGİDA'nın nazilerle ilişkisi olduğunu açıkça göstermektedir. Kurulduğu ilk gün 300 üyesi bulunan hareket her pazartesi yaptığı eylemlerle ilgi çekmiş ve 3 aylık süre içerisinde 25 bin üyeye sahip olmuştur. Bununla yetinmeyip gerek Almanya içi gerekse Avrupa'nın bazı illerinde örgütlenmiş ve örgütlenmeye devam etmektedir. PEGİDA'da lider olarak görülen Lutz Bachmann'ın geçmişi ise çok daha ilginçtir. Uyuşturucu, gasp ve hırsızlık suçlarından sabıkası olan Bachmann gösterilerde baş konuşmacı olarak yer almaktadır. Aşırı sağcıların desteğini alan PEGİDA'nın savunduğu bazı ideolojiler ise şunlardır:
-Suç işleyen mültecilerin sınırdışı edilmesi
-Mültecilerin Avrupa ülkelerine eşit şekilde dağıtılması
-Göçmenlerin Almanya'ya uyum sağlamalarını hızlandırmak
Her ne kadar İslam karşıtı bir hareket olarak görülseler de PEGİDA Yönetimi İslam'a değil Batının İslamlaşmasına karşı olduklarını sürekli olarak dile getirmektedir.
Alman Hükümeti ile mütemadiyen çatışma halinde olan PEGİDA, Hükümeti her fırsatta sert bir şekilde eleştirmektedir. Yapılan bazı gösterilerde polisin sert müdahalesi veya eylem izni vermemesi bunun bir örneğidir. Yapılan bir eylemde konuşan hareketin lideri Bachmann ''Merkel ihanet eden bir diktatördür ve gidecektir.'' diye konuşmuştur. Her ne kadar bazı siyasi partilerin desteğini alsa da PEGİDA Alman Hükümeti tarafından doğru bir hareket olarak kabul edilmemektedir. Almanya'da bulunan Türk STK'ları, Mülteci kampları ve camiilere yapılan saldırıların arkasında PEGİDA'nın olduğu iddaa edilmektedir. Alman Basınında mülteciler hakkında yayılan yanlış ve iftira haberler PEGİDA'ya olan sempatizanlığı da arttırmaktadır. Yine Alman Basınında yer alan bazı haberlere göre PEGİDA Hareketinin bir dernek veya siyasi partiye dönüştürüleceği belirtilmiş ve bu konu hakkında çalışmalara başlanılacağı iddia edilmiştir.
KÜL YIĞINLARININ HER BİRİ BİRER İNSANDI –1-21.Şub.2016
KÜL YIĞINLARININ HER BİRİ BİRER İNSANDI –1-
Bir nesil geçmişinden habersiz bırakıldı ve kendi milletinin tarihini unutarak geleceğe yürümesi öğretildi. Ancak bizim dışımızda geçmişini unutan başka bir millet daha yoktur. Tarihini bilmeyen bir milletin geleceğe yürümesi de mümkün değildir.
Türkkaya Ataöv bir konuşmasında olaylara hep ‘’ ileriye bak, geçmişini unut, kimseye kin tutma’’ felsefesi ile yaklaştığımızı söylemiştir. Peki, böyle düşünmemizin sorumlusu kimdir? Hemen Hemen her tarihi kitapta Bulgarların, Sırpların, Rumların uğradıkları kıyımlar anlatılırken Türklerin uğradığı zulümler neden anlatılmamıştır?
Türklerin Balkanlarda yaşadıkları kıyımlar Türk tarihi açısından büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, ders ve tarih kitaplarında anlatılmamıştır. Bu durumda Türklerin başına gelen ölüm, sürgün ve zulümlerin tarihsel önemini anlamamızı engellemiştir. (dunyaturkleri)
Yakın tarihimizde yaşanan Balkan savaşı ve Balkanlarda yapılan soykırımlar birer faciadır ve bunlara tanıklık edenlerde bizzat Türklerdir.
Balkanlarda 1821 ile 1922 yılları arasında beş milyondan fazla Müslüman Türk yaşadığı topraklardan sürgün edilmiş ve beş buçuk milyon Müslüman Türkten bazıları savaşlarda öldürülmüştür. Savaştan kaçanlar ve sığıntı durumunda kalanların çoğu ise açlıktan ve hastalıktan hayatını kaybetmiştir.
Balkanların tarihini incelerken Türklere yapılan bu zulümler göz önünde bulundurulmalı ve tarih gereği gibi anlaşılmalıdır. Çünkü yapılan bu kıyımlar Türk nüfusunda ciddi kayıplara neden olmuştur.
Balkanlarda yaşayan Türklerin tarihe geçen gizli ve hiç konuşulmayan ilk toplu katliamı 1821 de yaşanan Mora ayaklanmasıdır. Mora’da oturan Türk ve Arnavut nüfusu özellikle Yunan askerlerinin egemen olduğu yerlerde katliamlara uğratılmıştır. Bazı tarihçiler bu süreçte papazların isteğiyle 20 binden fazla Müslüman’ın öldürüldüğünü vurgulamışlardır.
Ağustos 1821 de Monemvasia’da yayaşan Türk sakinleri uzun süren bir kuşatma sonrasında açlıkla karşı karşıya geldiler. Kendilerini öldürmeyeceklerine ve onları Anadolu’ya götüreceklerine söz verilen Kalavryta ve Kalamata’dakiler Yunanlılara teslim oldular. Ancak Yunanlar kasabayı yakıp yıktılar ve orada pek çok Türkü öldürdüler. Geriye kalanları ise bir gemiye bindirip ıssız bir adaya bıraktılar. (Hamzaoğlu;2005)
Bu kıyımın şiddeti günden güne artmıştı. İsyanın başladığı 26 Marttan, Nisanın 22 sindeki Paskalya Pazarına kadar olan süreçte 15.000 bin Türk, Yunanların işkencesine ve zulmüne karşı can vermişti. Yunanlı Başpiskopos Germanos ‘’Hristiyanlara huzur, Konsoloslara saygı, Türklere ölüm’’ diye emir veriyordu. Yunanlılar ise dilden dile yaydıkları ‘’Hiçbir Türk kalmayacak / Ne Mora’da, ne dünya da’’ şarkısıyla alay edercesine insanların canlarına kıymaya devam ediyorlardı. Sonunda Mora’da yaşayan tek bir Türk bırakmamışlardır.(meltemhaber)
Şimdi sorulması gereken ‘’Bu bir soykırım değildir de nedir mi?’’ yoksa ‘’Bunlar bizlere neden anlatılmadı mı?’’
Türklere karşı yapılan bu soykırımlar tarihin her döneminde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar 1877-1878 Osmanlı-Rus, 1912-1913 Balkan, 1919-1923 Kurtuluş Savaşlarıdır. Bu durumun perde arakasında ise Avrupa devletleri, Rusya ve haçlı zihniyeti yer almaktadır. Türkleri arındırma politikalarını gizli ve içten yürüten bu zihniyetler amaçlarına da ulaşmışlardır.
Tarihimizde 93 Harbi olarak bildiğimiz Osmanlı-Rus Savaşının başlamasının nedenini Bulgaristan’da yaşayan Türklerin kıyımı olarak söyleyebiliriz. Bu savaşın sonunda karşımıza çıkan korkunç bilançonda ise Türklerin çeşitli sebeplerden öldüğü anlaşılmaktadır. Yapılan savaşta hayatını kaybedenlerin yanı sıra, gerekli ihtiyaçların karşılanmaması sonucunda da birçok Türk hayatını kaybetmiştir. (Aydın;2015)
Ayaklanmanın elebaşlarından Benkovski’nin konuşmalarında ‘’Türklerin ele geçirilebilen her yerde öldürülmeleri’’ emrediliyordu. Bunun ardından hemen 1000 köylü katledilmiştir. Savaş sonunda ise Müslüman Türk nüfusunun %17’sine karşılık gelen 261.937 kişinin kıyımdan geçirildiği görülmektedir.
Yine bu savaşa ilişkin söyleyeceğimiz bir başka sonuç ise, Türklerin Bulgaristan’dan temizlenmesi ve çoğunluğunu Slavlaşmış Bulgarların oluşturduğu yeni bir Bulgaristan’ın oluşmasıdır.
Avrupa eğer böyle vahşi bir işi Türkler yapmış olsaydı, onları çok kolay lanetlerdi. Ancak bu yapılan soykırımlar diplomatik raporların varlığına rağmen gizlenmiş ve gizli yapılan planlarla soykırımların üzeri örtülmüştür. (Pehlivanoğlu; Eylül 2013)
Milli Şair Mehmet Akif Ersoy;
“İlahi, altı yüz bin Müslüman birden boğazlandı…
Yanan can, yırtılan İsmet, akan seller bütün kaldı
Ne masum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!
Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı”
Derken aslında soykırımın tarifini yapıyordu.(Ersoy; Safahat)
1-Av. Özcan Pehlivanoğlu Güneydoğu Avrupa’da (Balkanlar) Türk İzleri 23 Eylül 2013
2-Mehmet Akif Ersoy, Safahat, 7. Baskı, Şubat 2012
3-Mithat Aydın, Balkanlarda İsyan, Yeditepe Yayıncılık, İstanbul – 2005
4-Yusuf Hamzaoğlu, Balkan Türklüğü 1. Cilt, Üsküp – 2010
5- http://www.dunyaturkleri.org.tr/bolum.asp?goster=dos&id=95 | 0d723cd05976 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
Gezi Trenleri | Ziyaretçi Gezi Aracları | Cabrio – Otobüsler
STS Firması özellikle yolcu taşıma aracları konusunda önemli bir isim yapmıştır.Çok farklı Sistemlerde yolcu taşımasına yönelik Turistik gezi trenleri ve ekipmanları üretimi yapmaktadır. Gezi trenlerinde ki asıl hedef turistlerin gezdirilmesi ve gezi yoğunluğunun olduğu alanlarda yolcu taşımasına yönelik ara çözümler sunulmasıdır. Geleneksel araçların yanında doğa dostu elektrikli araçlar da üretim programında bulunmaktadır. Futuristik araç tasarımlarımızda özellikle şehir içi toplu taşımalarda Cityliner aracımız ön plana cıkmaktadır. Buna alternatif olarak raylı sistem bazlı çözümlerimize ek olarak magic Xpress çok amaclı yolcu taşımaya ara çözümler sunabilmektedir. Özellikle turistik şehirlerdeki Sightseeing-Turlarında üstü acık Cabrio Otobüslerimiz ve STS Buss ulaşımda çözümlere sizlere yardımcı olabilir. | 55096856e035 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
BAĞ-KUR’lulara prim müjdesi TBMMPlan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti.Başbakan Binali Yıldırım’ın RamazanBayramı öncesi açıkladığı çalışma ile2.7 milyon Bağ-Kur’lu 5 puanlık primindirimine kavuştu. İndirim ile primlerinidüzenli ödeyen Bağ-Kur’lular 82,35 ile535,28 lira arasında indirim elde edecek.Bağ-Kur’lular bin 647 lira ile 10 bin705 lira arasında bir kazanç bildirebiliyor.Ödenecek prim bu kazancın yüzde 34.5′iolarak hesaplanıyor. Buna göre; bu yıl içinBağ-Kur’lular ayda en az 568,21 lira ve enyüksek 3 bin 693 lira prim ödüyor.
FARK KALKACAK
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Bağ-Kur kapsamında çalışanların primleri 5puan düşerek yüzde 29.5′e inecek. Yenidüzenleme ile 5 puan indirim alan bir Bağ-Kur’lunun en az primi 485,86 lira olacak.Yüksek kazançtan ödeme yapanın primide 3 bin 125 liraya düşecek.Böylece esnafımız, Bağ- Kur’lumuzrahat nefes alırken, prim indirimindenyararlanabilmek için ödemeler düzenliyapılacağından SGK da kazanacak.Düzenleme ile Bağ-Kur’lulara da diğersigortalılar gibi primlerini zamanındaöderse 5 puan indirim yapılacak. Böylecesigortalı ile Bağ-Kur’lu arasındaki farkortadan kalkacak.
YATIRIMCIYA ÇAĞRI
Toplam 25 maddenin geçtiği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, teşvikler ile ilgili de esneklik getiren düzenlemeler yapıldı. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, teşviklerde yeni dönemi, “Kullanılacak yöntemlerden biri çağrı olacak. Türkiye için stratejik, kritik ve mutlaka ülkede yapılması gereken, yüksek teknoloji gerektiren bir alanda yatırımcıya çağrı yapacağız” dedi.
SİGORTA KOLAYLIĞI
Kısmi çalışanların Genel Sağlık Sigortası (GSS) yaptırmasına da kolaylık getirildi. Komisyondan geçen düzenlemeye göre, bu kişilerin eğer annesi, babası, eşi, çocuğu gibi bir yakınından GSS’si varsa, yeniden GSS kapsamına girmesine gerek olmayacak. SGK yetkilileri süreli çalışan 300 bin kişi olduğunu ve bunların üçte birinin bu kapsama gireceğini ifade etti.
ŞEHİT YAKININA VERGİ YOK
Meclise sunulan bir tasarıya göre de, şehit eş veya çocukları, eş ve çocuğunun bulunmaması halinde anne veya babası, bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV ödemeksizin araç alabilecek. Aradan 5 yıl sonra elden çıkarılması halinde, bu vergi ödenmeyecek. Ticari araç sahipleri için de aynı şekilde yeni araçlarda ÖTV tamamen kaldırılmıştı. | 4c138c969648 | [
"fineweb2",
"hplt2"
] |
25 Temmuz 2013 Perşembe
Bugatti Veyron 16.4 Grand Sport Vitesse Jean-Pierre Wimille
Neredeyse her ay özel bir model tanıtan Bugatti, şimdi de Veyron Grand Sport Vitesse için hazırladığı ve üç adet üretileceğini açıkladığı Jean-Pierre Wimille modeliyle karşımızda.
İsmini, Le Mans'ı 1937 ve 1939 yılında bir Bugatti 57G Tank direksiyonunda kazanan Jean-Pierre Wimille'den alan otomobilin rengi de yarış aracınınkini anımsatıyor. Wimille'in yarışları kazanırken yanında görev yapan pilotlar da tanıdık; Robert Benoist ve Pierre Veyron.
Kaputu altında yenilik bulunmayan otomobil mavi renginin yanında gövdesi üzerine ve iç mekanına eklenen Sarthe pisti grafikleriyle de dikkat çekiyor.
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom) | 834cb548ecec | [
"c4",
"fineweb2",
"hplt2"
] |
SATRANÇ TARİHİ
Mısır piramitlerindeki bulgular, satrancın günümüzden 4000 yıl önce oynandığına dair kanıtlar sunmaktadır. Satrancın, Çin’de, Mezopotamya’da ve Anadolu’da da oynandığına dair bulgular ise farklı zamanlarda yapılan arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkmıştır.
Bugünkü Türkmenistan'da yapılan kazılarda, burada yaşayan Kuşhan Türklerine ait ve MS 150. yüzyıla ait olduğu saptanan satranç taşlarının bulunması, satrancın ilk defa Kuşhan Türklerince oynandığı ve onlar tarafından Hindistan'a götürüldüğü yolunda iddiaları gündeme getirmektedir.
Satranç ile ilgili ilk yazılı belgeler M.S. 3.-4. yüzyıllarda yaşamış Hint Hükümdarı II. Chandragupta zamanında yazılmış Sanskritçe metinlerdir. Bu metinlerde oyunun ismi ‘Çaturanga’ olarak geçmektedir. 600lü yıllarda Hindistan’ın Pencap bölgesinde oyunun kurallarının son halini aldığı düşünülmektedir ve aynı yüzyılda Çin’de de satranç ‘Sat-RanÇu’ ismiyle oynanmaya başladığı yolunda iddialar mevcuttur.
Satrancın ortaya çıkışı ve dünyaya yayılışı ile ilgili çok sayıda araştırma sonucu var olsa da bulunan ilk satranç taşları M.S. 760 yılına aittir ve Afrasiyap’ta; ilk satranç takımı ise Nişapur, Türkistan’da bulunmuştur.
Satranç taşına benzer taşların Kuşhan Devleti başkenti Dervazintepe’de (M.S. 100) bulunduğu düşünülmektedir. Bazı tarafsız kaynaklarda ise satrancın Kuşhan Türkleri tarafından Hindistan’a getirildiği bildirilmektedir. Güney Özbekistan’da 2. yüzyıldan kalan antik kalede, 1972 yılında yapılan kazı çalışmalarında satranç taşları bulunmuştur. Rus satranç taşları uzmanı Linder, bunların satranç taşı olmayabileceğini; ancak satrancın öncüsü olabileceğini söylemektedir. Antik kalede bulunan kalıntılar satranç tarihini kabul edilenden daha öne çekmektedir.
Satranç taşları ve satranç tahtasının biçim ve tasarımında Türk Medeniyetlerinde önemli bir yeri bulunan balbal, çadır, kümbet ve at sembolü gibi sembollerin büyük bir rol oynadığı da düşünülmektedir. XI. yüzyılda bir fildişi satranç takımı bulunmuştur ve Selçuklu satranç takımı olarak adlandırılan bu takım, IX. ya da X. yüzyıla ait diğer fildişi taşların bir satranç takımına ait olduğunun bir kanıtı olarak kabul edilmektedir.
Rusya’nın çeşitli bölgelerinde Türk medeniyetlerine ait yerleşim yerlerinde de satranç takımlarına rastlanmıştır. Ruslar bu taşların ve satrancın Hazar Volga Boyu yolundan taşındığını söylemektedirler. Bu bölgelerde rastlanan taşlar, Afrasiyap taşları ile benzerlik göstermektedirler.
Moğolistan’daki Hun-Göktürk Dönemi Anıt Mezarlığı ‘Şatırçulu’ ismini taşımaktadır. Türkçe olan Şatır, Şatra, Şıdıra, Şatıra ve Şator kelimeleri Satranç anlamına gelmektedir.
Satrancın 6. yüzyıldan itibaren İran’da bilindiğine ilişkin bulgular bulunmaktadır. 500lü yıllarda yaşayan İran Şahı I. Hüsrev’e bir satranç takımı hediye edilmiştir ve oyun ‘Çatrang’ olarak isimlendirilmiştir. 600lü yıllara gelindiğinde ise Arapların İran’ı istila etmesinin ardından oyun Arap-İslam dünyasında kabul görmüş ve ‘Satranj’ olarak anılmaya başlanmıştır. Oyun Endülüs Devleti aracılığıyla da İspanya üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Satrancın Kuzey Avrupa ve Doğu Roma İmparatorluğu’ndan Avrupa’nın tamamına yayıldığına dair görüşler olsa da satrancın Türkistan coğrafyasından Avrupa’ya taşındığı düşünülmektedir.
Bazı kaynaklara göre Avrupa’daki ilk satranç takımının Halife Harun Reşid tarafından Fransa Kralı Charlemagne’ye hediye edilen satranç takımı olduğunu kaydetmektedir. Katalonya, Fransa, Floransa, Sicilya, Polonya, İngiltere, Hollanda, Norveç, Arnavutluk, Özbekistan ve Afganistan gibi Avrupa’nın ve Asya’nın çeşitli bölgelerinde çok sayıda Ortaçağ satranç takımları ve müstakil satranç taşları bulunmuştur. Bodrum Serçe Limanı Cam Batığı buluntusu Türk tipi satranç seti ise satrancın Avrupa’ya yalnızca Araplar ile değil Türkiye üzerinden de taşındığını göstermektedir. 15. yüzyıldan itibaren Avrupa’da soylular arasında popüler olan satranç, burada ‘kraliyet oyunu’ olarak anılmıştır.
Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra İspanyol Lucena’nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni ve günümüzde de kabul edilen kuralları yer almaktadır. Ayrıca İspanyol El Greco’nun (17. YY) ve Fransız Philidor’un (18. YY) satranç kitapları bulunmaktadır. Satrancın kuralları ve dizilişleri zaman içinde çeşitli değişiklikler göstermiş olsa da 19. Yüzyılda bugünkü halini almıştır.
1850'lerden itibaren güçlü oyuncuların yer aldığı satranç turnuvaları düzenlenmeye başlamıştır. İlk dünya satranç şampiyonluk karşılaşması ise, zamanın iki güçlü oyuncusu olan Steinitz ve Zukertort arasında oynanmıştır. Maçı 10 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 yenilgi ile W. Steinitz kazanarak ilk resmi dünya satranç şampiyonu olmuştur. Steinitz aynı zamanda, satrancı sistematik oynama kavramının da babası kabul edilmektedir.
Kaynakça:
Arslan Küçükyıldız, Yazar
Satrancın Tarihçesi, Türkiye Satranç Federasyonu, Erişim Tarihi: 31.09.2015 | 7f599a6808f2 | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
Giresun’dan İstanbul’a giden yolcu otobüsünün şoförü, Trafik Elektronik Denetleme Sisteminden (TEDES) yediği trafik cezaları nedeniyle Amasya’da yolcuları indirerek eylem yaptı
Giresun'dan İstanbul'a giden yolcu otobüsünün şoförü, Trafik Elektronik Denetleme Sisteminden (TEDES) yediği trafik cezaları gerekçe göstererek Amasya'da yolcuları indirerek eylem yaptı.
Son 1 yılda hız sınırı ihlal etmekten yediği trafik cezaları nedeniyle Samsun- İstanbul karayolunun Merzifon TEDES hız kontrol bölgesinde otobüsü durdurarak yolcuları indiren Mevlüt Top'un yolu trafiğe kapamasına trafik polisleri izin vermedi. TEDES nedeniyle kısa sürede yediği cezalar için yetkilerden çözüm isteyen Top'a otobüsteki yolcular da destek verdi.
Top, AA muhabirine yaptığı açıklama, Giresun İstanbul arasında yolcu taşıdığını ve Merzifon'dan her geçtiğinde kısa aralıklarla TEDES cezası yediğini söyledi.
TEDES'ten dolayı psikolojisinin bozulduğu anlatan Top, "Artık bu cezalardan bıktım, her sabah evime ceza makbuzu geliyor. Yetkililerden bu konuyu bir çözüme kavuşturmalarını bekliyoruz. Bir dakika arayla peş peşe yediğim cezalar var, ben kazancımı bu cezalara yatırmaya başladım. Son 1 yıl içinde TEDES yüzünden ödediğim trafik cezası 13 bin lira. Sadece Merzifon'da yemiyoruz bu cezaları, Osmancık'ta, Ordu'da Türkiye'nin her yerinde." diye konuştu.
Hızlı araç kullanmaya her zaman karşı olduğunu dile getiren Top, şunları kaydetti:
"Benim 51 kilometre hızla yediğim ceza var, insaf diyorum başka birşey demiyorum. Biz çocuklarımızın rızkını bu cezalara yatırıyoruz. Ben her gün İstanbul'a yolcu götürüyorum ve bu yoldan geçiyorum. Her seferinde ceza yiyorum, bıktım artık. Ben 30 yıllık şoförüm son bir yılda yediğim cezayı, meslek hayatım boyunca yemedim. Bu soruna artık bir çözüm istiyoruz. İsyan ettim artık, dayanamıyorum. Devletimiz çok güzel yollar yaptı bu yollarda bu hızla ceza yemek bizleri üzüyor."
Yolculardan Ahmet Gül ise otobüs şoförünün eylemine destek verdiklerini ifade ederek, "Otobüs şoförümüz bize çektiği sıkıntıyı anlattı ve otobüsü durdurup eylem yapacağını söyledi. Biz de kabul ettik ve kendisine destek verdik. Onlar bizim canımızı taşıyor sıkıntı çekmelerini istemiyoruz." dedi.
Polisler 1 saat süren uğraşın ardından şoförü ikna ederek eylemi sonlandırdı.
Kaynak : www.aa.com.tr | ffd701e59ac9 | [
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |
SİGARA BIRAKMA TEDAVİNDE AKUPUNKTUR
SİGARA BIRAKMAK İÇİN AKUPUNKTUR TEDAVİSİ
İnsan beyni nörotrasmitter (sinir ileti maddesi) adı verilen kimyasal maddeler aracılığı ile fonksiyon görür.
Nörotransmitterler aracılığı ile çalışan beynimiz yönetiminde düşünür, konuşur, duygulanır, yazar, okur, tuvalete gider, acıktığımızı veya doyduğumuzu hisseder vb. bir çok fonksiyon üreterek yaşarız.
Sigara içmeye başlayan kişi sigara aracılığı ile dışardan nikotin almaya başlar. Bir nörotransmitter gibi görev yapabilen nikotin, beynimizde salınması gereken nörotransmitterlerin yerine görev yapar. Böylece, sigara içen kişi de nikotin ile düşünmeye, yazmaya, karşısındakini dinlemeye, tuvalete gitmeye vb. fonksiyonlarını gerçekleştirmeye başlar.
Bu durum doğal olarak beynimizde salgılanması gereken nörotransmitterlerin daha az salgılanmasına neden olur.
Nasıl olsa sigara ile nikotin alınmakta ve bir çok fonksiyon nikotin üzerinden sürdürülmektedir.
Tek sorun sigara içilmeden durulamamakta, sigara içilmeden düşünce toplanamamakta, toplantılarda konuşulanlar bir süre sonra takip edilememekte, tuvalete sigara yakılarak gidilmekte, her türlü stres uyarını ile başetmek için sigara yakılmaktadır.
Öteyandan; yıllar sigara içerek ilerlerken, kişi; koşarken once zorlanmaya, sonra koşmamaya, merdiven çıkarken nefessiz kalmaya başlar.
Sigara içmeye başladığından beri kötü kokmaya başlamıştır. Dişleri sararmış, kolayca yorulur olmuştur. Başlangıçta bir hastalık oluşmamıştır ama, çevresinde fazla sigara içtiği için kalp krizi geçiren, kanser olan, dolaşımı bozulduğu için bacağı veya kolu kesilen insanları görmeye ve duymaya başlamıştır. Bu da sigara içen kişinin kaygı ve de stresi daha yoğun hissetmesine neden olur.
Bu noktadaki insanlar sigarayı bırakmak isteyebilirler ama sigara içmeden işlerine kendilerini verememektedirler, sigara içmeyince yemeğe saldırdıkları için kiloları artmaktadır, sigara içmediklerinde en küçük soruna bile şiddetli tepki vermekte, çevrelerine öfke saçmaktadırlar, beyinleri karıncalanmakta, kabızlık çekmekte kendilerini çok mutsuz hissetmektedirler. Yani şimdi sigara onları bırakmamaktadır. Bu yüzden sigarayı bırakamazlar.
İşte; sigara bırakmaya çalışan kişide ortaya çıkan tüm bu sıkıntılar nikotine bağlı yoksunluk sendromu olarak adlandırılır.
Akupunktur tedavisi; beynimizdeki nörotransmitterlerin salgılanmasını dengeleyerek yoksunluk sendromunun kısa sürede ortadan kalkmasını sağlayarak kişinin sigaradan kolayca kurtulmasına yol açar.
Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakan erişkin bir kişinin tekrar başlama riski hayatında hiç sigara içmemiş bir erişkin kişi ile eşittir.
Sonuç olarak: erişkin kişi yaptığı iyi tercihlerin ödülünü alan, yaptığı yanlış tercihlerin bedelini ödeme sorumluluğuna sahip kişidir.
Akupunktur hiçbir yan etki üretmeden sigaradan kurtularak sağlıklı, hastalık riski azalmış, daha kaliteli bir yaşama kavuşmanızı sağlayacaktır.
Prof. Dr. Kaya Özkuş
Benzer konular:
- Stres ve Akupunktur
- Boyun ve Sırt Ağrılarında Akupunktur
- Akupunktur ve Tüp Bebek
- Akupunktur Tüp Bebek Araştırması
- Akupunktur Nedir? | 6eff3462cb9a | [
"c4",
"culturax",
"fineweb2",
"hplt2",
"vngrs"
] |