instruction
stringclasses 4
values | input
stringlengths 2
1.28k
| output
stringlengths 2
886
|
|---|---|---|
Bu metni özetleyin.
|
21. Maruf, yaratılışa uygun ve dince güzel görülen şeydir. Münker de aksine yaratılışa aykırı ve dince çirkin bulunan şeydir. Onun için her müslüman kendi din kardeşi hakkında ve bütün insanlık hakkında hayır ister, iyiliği emreder ve öğüt verir. Kötülüklerden sakındırmayı da bir din görevi bilir. Ancak bu görevin dereceleri vardır. Şöyle ki: Bu yol gösterme görevinin yapılmasında, karşı taraftan bir kötülüğün ortaya çıkacağı düşünülmüyorsa, bu görev işe el koymakla değil, sözle yapılır. Bu da tehlikeli ise yalnız kalp ile yapılır. İyiliğin yapılması, kötülüğün de terkedilmesi için kalp ile dua yapılır.
|
21. Maruf, yaratılışa uygun ve dince güzel görülen şeydir. Münker de aksine yaratılışa aykırı ve dince çirkin bulunan şeydir. Onun için her müslüman k...
|
Bu metni özetleyin.
|
202. Cuma için tekbir almak, yıkanmak, misvâk kullanmak, güzel ve temiz elbiseler giyinmek, hoş koku sürünmek müstehaptır. Minarede ezan okununca da başka işlerle uğraşmayıp hemen camiye gidilmesi vâciptir.
|
202. Cuma için tekbir almak, yıkanmak, misvâk kullanmak, güzel ve temiz elbiseler giyinmek, hoş koku sürünmek müstehaptır. Minarede ezan okununca da b...
|
Bu metni özetleyin.
|
248. Hastalığından dolayı oturduğu halde namaz kılabilen veya ima ile kılma zorunda olan kimse, bu hastalığı esnasında kılamamış olduğu namazları, sağlığa kavuştuktan sonra kazâ edince, oturarak veya ima ile kılamaz. Zira özür kalkmıştır. Fakat sağlıklı halinde kazâya bırakmış olduğu namazlarını böyle hastalığı sırasında kazâ edecek olsa, oturarak veya ima ile onları kılabilir. Çünkü gücüne göre yükümlü olur. Gücünün yetmediği bir şey ondan istenmez (Özürlü kimseler bölümüne bakılsın).
|
248. Hastalığından dolayı oturduğu halde namaz kılabilen veya ima ile kılma zorunda olan kimse, bu hastalığı esnasında kılamamış olduğu namazları, sağ...
|
Bu metni özetleyin.
|
83. Bir hasta, gerçek olarak veya hükmen ayakta durmaktan âciz kalsa namazını oturarak kılar. Bu şöyle olabilir: Ya hastalık gibi bir özürden dolayı gerçekten ayakta duramıyor veya sıhhatli olduğu halde şiddetli ağrılar duyacağından yahut bulunduğu halden daha kötü bir hale düşeceğinden korktuğu için ayakta durmuyor. Her iki halde de oturarak kılabilir. Gücü yetiyorsa rükû ve secdeleri yapar; çünkü zorluklar kolaylığı kazandırır. Zaruretler de kendi miktarlarınca bir ölçüye bağlanır.
|
83. Bir hasta, gerçek olarak veya hükmen ayakta durmaktan âciz kalsa namazını oturarak kılar. Bu şöyle olabilir: Ya hastalık gibi bir özürden dolayı g...
|
Bu metni özetleyin.
|
2. Kerâhiyet, lugat anlamı bakımından, zahmet, meşakkat, şiddet ve bir şeyi fena görmektir. Dinî ıstılahta ise yapılmaması daha iyi olan bir şeyin terkedilmeyip yapılması demektir. Buna “kerâhet” de denir (Mükelleflerin İşleri bölümüne bakılsın.)
|
2. Kerâhiyet, lugat anlamı bakımından, zahmet, meşakkat, şiddet ve bir şeyi fena görmektir. Dinî ıstılahta ise yapılmaması daha iyi olan bir şeyin ter...
|
Bu metni özetleyin.
|
Fakat duraklama yapılmaksızın okunan âyete başka bir âyet bitiştirilmiş ise bakılır: Eğer mana değişmemişse yine namaz bozulmaz.
|
Fakat duraklama yapılmaksızın okunan âyete başka bir âyet bitiştirilmiş ise bakılır: Eğer mana değişmemişse yine namaz bozulmaz.
|
Bu metindeki maddeleri listeleyin.
|
69. Yüksek bir yerden düşüp ölen, başka bir hayvanın tekmesi veya toslamasıyla yahut bir taş ve ağaç parçasının çarpmasıyla ölen, bir yırtıcı hayvanın parçalamasıyla ölen herhangi bir hayvan da meytedir, eti yenmez.
|
1. 69. Yüksek bir yerden düşüp ölen
2. başka bir hayvanın tekmesi veya toslamasıyla yahut bir taş ve ağaç parçasının çarpmasıyla ölen
3. bir yırtıcı hayvanın parçalamasıyla ölen herhangi bir hayvan da meytedir
4. eti yenmez.
|
Bu metni özetleyin.
|
11. Sol ayağını yıkarken,
|
11. Sol ayağını yıkarken,
|
Bu metni özetleyin.
|
170. İmam namazdan sonra iki tarafa selâm verirken “aleyküm” sözü ile hafaza meleklerini ve bütün cemaati kasteder. Cemaatten her biri de sağ tarafa selâm verirken o taraftaki meleklerle cemaati ve imam eğer o tarafta veya kendi hizasında ise imamı da kasteder. Sol tarafa selâm verirken de o taraftaki meleklerle cemaati ve imam o tarafta ise imamı kastederek onlara selâm vermiş olur. Yalnız başına namaz kılanlar da bu selâm ile yalnız hafaza meleklerini kastederler.
|
170. İmam namazdan sonra iki tarafa selâm verirken “aleyküm” sözü ile hafaza meleklerini ve bütün cemaati kasteder. Cemaatten her biri de sağ tarafa s...
|
Bu metni özetleyin.
|
Kıran haccında bu yasaklardan biri yapılırsa iki ihramın hürmetini korumak için iki kurban (dem) gerekir.
|
Kıran haccında bu yasaklardan biri yapılırsa iki ihramın hürmetini korumak için iki kurban (dem) gerekir.
|
Bu metni özetleyin.
|
“Birbirine rastgelen iki müslüman musafahada bulundu mu, onlar daha birbirinden ayrılmadan bağışlanırlar.”
|
“Birbirine rastgelen iki müslüman musafahada bulundu mu, onlar daha birbirinden ayrılmadan bağışlanırlar.”
|
Bu metni özetleyin.
|
173. İslâm dininde bütün yaratıklara şefkatle muamele yapılması bir görevdir. Özellikle hayvanlara zulüm yapılmayıp iyi bakılması gerekir. Hayvanları fazla yormamalıdır, dövmemelidir. Hayvanlara eziyet cezası ağırdır. Çünkü hayvanların Allah’tan başka yardımcısı ve koruyucusu yoktur. Zira,
|
173. İslâm dininde bütün yaratıklara şefkatle muamele yapılması bir görevdir. Özellikle hayvanlara zulüm yapılmayıp iyi bakılması gerekir. Hayvanları ...
|
Bu metni özetleyin.
|
61. Sıla-i rahim: Akrabayı arayıp sormak, akrabanın kusurlarını bağışlamak, muhtaçlarına yardım etmektir. Akraba ile görüşmek, sohbette bulunmak, kendilerine selâm ve hediye göndermek sıla-i rahim sayılır. Yakın olan akrabayı mümkünse bulundukları memleketlere gidip görmek, uzak akraba ile de mektuplaşmak (ve telefonlaşmak) lazımdır. Bunun zıddı “kat‘-i rahim”dir (akrabayı unutup onlarla ilgiyi kesmek). Böyle bir tutum, İslâm’ın öğütlediği ailevî ve içtimaî görevlere aykırıdır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
|
61. Sıla-i rahim: Akrabayı arayıp sormak, akrabanın kusurlarını bağışlamak, muhtaçlarına yardım etmektir. Akraba ile görüşmek, sohbette bulunmak, kend...
|
Bu metni özetleyin.
|
4. Yolcu: Bundan maksat, malı memleketinde kalıp elinde bir şey bulunmayan garip kimsedir. Böyle bir adam yalnız ihtiyacı kadar zekât alabilir. İhtiyaçtan fazla alması helâl olmaz. Bununla beraber bu gibi kimselerin mümkün olunca borç almaları, zekât almalarından daha iyidir.
|
4. Yolcu: Bundan maksat, malı memleketinde kalıp elinde bir şey bulunmayan garip kimsedir. Böyle bir adam yalnız ihtiyacı kadar zekât alabilir. İhtiya...
|
Bu metni özetleyin.
|
71. Bir kimsenin yapmış olduğu cinayetlerin cinsleri ve meclisleri bir olursa tek ceza yeterlidir. Fakat cezaların cinsleri veya işlendikleri yerler değişik olursa ceza da ona göre çok olur.
|
71. Bir kimsenin yapmış olduğu cinayetlerin cinsleri ve meclisleri bir olursa tek ceza yeterlidir. Fakat cezaların cinsleri veya işlendikleri yerler d...
|
Bu metni özetleyin.
|
1. Ezan şu mübarek kelimelerden ibarettir:
|
1. Ezan şu mübarek kelimelerden ibarettir:
|
Bu metni özetleyin.
|
“İyi kimseler muhakkak cennette, kötüler de cehennemdedirler” (İnfitâr 82/13-14).
|
“İyi kimseler muhakkak cennette, kötüler de cehennemdedirler” (İnfitâr 82/13-14).
|
Bu metni özetleyin.
|
262. İtikâf için bulûğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihtir. Şu kadar var ki kadının itikâfı kocasının ve kölenin itikâfı da efendisinin iznine bağlıdır. İsterse bunlar itikâfı nezretmiş olsunlar, hüküm aynıdır. İzin bulunmayınca kadın, nezretmiş olduğu itikâfı kocasından ayrıldıktan sonra, köle de âzat edildikten sonra kazâ eder.
|
262. İtikâf için bulûğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihtir. Şu kadar var ki kadının...
|
Bu metindeki örnekleri belirtin.
|
Örnek: Bir zengin, bir fakirde olan 10.000 lira alacağını o fakire bağışlasa, yalnız bu 10.000 liranın zekâtını vermiş olur. Burada zekâta niyet edip etmemek eşittir. Bu 10.000 lirayı diğer mallarının zekâtına sayamaz.
|
Örnek: Bir zengin, bir fakirde olan 10.000 lira alacağını o fakire bağışlasa, yalnız bu 10.000 liranın zekâtını vermiş olur. Burada zekâta niyet edip etmemek eşittir. Bu 10.000 lirayı diğer mallarının zekâtına sayamaz.
|
Bu metni özetleyin.
|
8. Kur’ân-ı Kerîm, hem şahıslara hem de cemiyetlere, selâmet içinde kalmaları için adaleti, doğruluğu, alçakgönüllü olmayı, sevgiyi, merhameti, iyilik etmeyi, bağışlamayı, edep gözetmeyi, eşitliği ve bu gibi yüksek huyları tavsiye eder. İnsanları zulümden, hainlik etmekten, büyüklenmekten, cimrilikten, intikam duygularından, katı yürekli olmaktan, çirkin söz ve işlerden, zararlı olan içki ve yiyeceklerden alıkor. Yapılması, yenip içilmesi helâl veya haram olan şeyleri bildirir.
|
8. Kur’ân-ı Kerîm, hem şahıslara hem de cemiyetlere, selâmet içinde kalmaları için adaleti, doğruluğu, alçakgönüllü olmayı, sevgiyi, merhameti, iyilik...
|
Bu metni özetleyin.
|
(İmam Şâfiî’ye göre çocukların ve delilerin mallarından zekât verilmesi gerekir. Bunu velileri mallarından öderler. Çünkü zekât mala gereken bir haktır. Küçüklük ve noksanlık bu hakkın varlığını gideremez. Öşürde de durum böyledir).
|
(İmam Şâfiî’ye göre çocukların ve delilerin mallarından zekât verilmesi gerekir. Bunu velileri mallarından öderler. Çünkü zekât mala gereken bir haktı...
|
Bu metni özetleyin.
|
69. Kazâ ve kadere imanın faydasına gelince: Şüphe yok ki insan bu iman sayesinde Allah’ın yaratıcılığını, kudret ve hâkimiyetini tanımış olur. Böylece ruhu güç kazanmış olur, ahlâk duyguları yükselir, hayata büyük bir güçle atılır ve başarıdan başarıya ulaşır. Çünkü yüce Allah’ın kazâ ve kaderine razı olan bir kimse, hiçbir şeyden yılmaz, sebeplere sarılmayı da kazâ ve kaderin gereği bilir. Bir işte başarısızlığa uğrayacak olsa, “Bunda kim bilir, Allah’ın ne gibi gizli hikmetleri vardır” diye düşünür. Allah’ın kazâsına razı olur ve ümitsizliğe düşmez, azminde gevşeklik olmaz, heyecana kapılmaz, huzur içinde üzüntü çekmeyen bir kalp ile hayat alanındaki çalışmasını sürdürür.
|
69. Kazâ ve kadere imanın faydasına gelince: Şüphe yok ki insan bu iman sayesinde Allah’ın yaratıcılığını, kudret ve hâkimiyetini tanımış olur. Böylec...
|
Bu metni özetleyin.
|
6. Kıran haccı, hac aylarından önce veya hac ayları içinde mîkattan evvel veya mîkatta umre ile farz haccı bir ihramda toplayıp bir niyetle umre yapıldıktan sonra usulü üzere yerine getirilen hacdır. Bu şekilde hac yapılması temettu‘ haccı yapılmasından daha faziletlidir. Bu haccı yapana da “karin” denir. Bunların açıklama ve uygulamaları ileride gelecektir.
|
6. Kıran haccı, hac aylarından önce veya hac ayları içinde mîkattan evvel veya mîkatta umre ile farz haccı bir ihramda toplayıp bir niyetle umre yapıl...
|
Bu metni özetleyin.
|
180. Peygamber Efendimiz bütün yaratılmışların en güzeliydi. Âzalarının hepsi birbirine uygundu. Kıyafetinde aşırılık yoktu, yakışıklı idi. Mübarek vücudu güçlü ve kuvvetliydi. Ne zayıf ne de semizdi; orta haldeydi, etleri sıkıca idi. Nurlu cildi ipekten yumuşaktı. Latif cisminin kokusu çok hoş idi. Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı. Pâk vücudu beyazdı, nurlu idi. Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı. Pek sevimli olan mübarek boyu, ne kısa ne de uzundu. Bununla beraber yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü. Göğsü berrak ve mübarek omuzlarının arası genişti. Nurlu omuzlarının arasında güvercin yumurtası gibi bir kırmızı ben vardı ki bu “nübüvvet mührü” idi.
|
180. Peygamber Efendimiz bütün yaratılmışların en güzeliydi. Âzalarının hepsi birbirine uygundu. Kıyafetinde aşırılık yoktu, yakışıklı idi. Mübarek vü...
|
Bu metni özetleyin.
|
3. Bir kimse vitir namazında şüphelenip üçüncü rekâtta mı, yoksa ikinci rekâtta mı olduğunu kestiremezse bulunduğu rekâtta Kunut’u okur. Rükûdan ve secdelerden sonra kalkar bir rekât daha kılar, tekrar Kunut’u okur. Rükû ve secdelerden sonra “teşehhüd”de bulunur. Selâm ile namazını tamamlar. Eğer birinci rekâtta iken böyle şüpheye düşse, üçüncü rekât olmak ihtimali olan her rekâtta Kunut duasını okur.
|
3. Bir kimse vitir namazında şüphelenip üçüncü rekâtta mı, yoksa ikinci rekâtta mı olduğunu kestiremezse bulunduğu rekâtta Kunut’u okur. Rükûdan ve se...
|
Bu metni özetleyin.
|
“Allah her şeye gücü yetendir” (Kehf 18/45).
|
“Allah her şeye gücü yetendir” (Kehf 18/45).
|
Bu metni özetleyin.
|
48. Ticaret için olmayan sâime hayvanlar, sene içinde gerek kendi cinsleri ve gerek başkası ile değiştirilecek olsa sene başından başlayan müddetin hükmü kalmaz. Değiştirmek suretiyle ele geçen mal veya nakit üzerinden, değişme tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe zekât gerekmez.
|
48. Ticaret için olmayan sâime hayvanlar, sene içinde gerek kendi cinsleri ve gerek başkası ile değiştirilecek olsa sene başından başlayan müddetin hü...
|
Bu metni özetleyin.
|
46. Daha önce yazıldığı gibi temettu‘ haccı, farz olan hac ile umreyi ayrı ayrı iki ihram ile toplayıp hac mavsiminde yapmaktır. Mîkat dışından (uzaktan) gelen hacılar, ihramda fazla kalmamak için daha çok bu nevi hac etmeyi tercih ederler. Şöyle ki:
|
46. Daha önce yazıldığı gibi temettu‘ haccı, farz olan hac ile umreyi ayrı ayrı iki ihram ile toplayıp hac mavsiminde yapmaktır. Mîkat dışından (uzakt...
|
Bu metni özetleyin.
|
5. Yatsı Namazları
|
5. Yatsı Namazları
|
Bu metni özetleyin.
|
Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kimsenin her çeşit fenalığı yapması mümkündür. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
|
Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kimsenin her çeşit fenalığı yapması mümkündür. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
|
Bu metni özetleyin.
|
6. Yalnız hacca (ifrad hacca) niyetlenmiş olan kimse, böyle sa‘y ettikten sonra da Mekke’de yine ihramlı olarak kalır. Kıran hacca niyet eden de böyledir. Dilediği zaman Kâbe’yi tavaf eder. Zilhicce’nin sekizinci (terviye) gününde sabah namazını yine ihramlı olarak Mekke’de kılar. Sonra Mina’ya çıkar. Orada arefe gününün sabah namazını kılıncaya kadar durur. Sonra Arafat’a gider. O gün güneş batınca da Arafat’tan Müzdelife’ye yönelip geceyi Müzdelife’de geçirir. Akşam namazını yolda kılmayıp onu yatsı namazı ile beraber Müzdelife’de imamla kılar. Kurban bayramı gününün fecri doğunca hemen sabah namazını kılar. Sonra Müzdelife’de Meş‘ar-i Harâm denilen yere gider ve orada biraz durur. Bütün bu yerlere gidiş gelişlerde telbiyede bulunur.
|
6. Yalnız hacca (ifrad hacca) niyetlenmiş olan kimse, böyle sa‘y ettikten sonra da Mekke’de yine ihramlı olarak kalır. Kıran hacca niyet eden de böyle...
|
Bu metni özetleyin.
|
Hz. Yusuf’u zindandan çıkardılar. Mısır’ın azizi vefat etmişti. Hz. Yusuf’u Mısır’a Maliye bakanı tayin ettiler. Zeliha’yı da ona nikâhladılar. Rivayete göre bu hükümdar, Hz. Yusuf’a iman etmiştir.
|
Hz. Yusuf’u zindandan çıkardılar. Mısır’ın azizi vefat etmişti. Hz. Yusuf’u Mısır’a Maliye bakanı tayin ettiler. Zeliha’yı da ona nikâhladılar. Rivaye...
|
Bu metni özetleyin.
|
133. Delirmiş olan bir adam, ramazan içinde kendine gelip iyileşse geçmiş günleri kazâ eder. Fakat bir kimsenin delirmesi, ramazanın başından sonuna kadar veya son günün zevalinden sonraya kadar devam etse sonradan iyileşmekle kendisine kazâ gerekmez. Çünkü bunda güçlük vardır, sahih olan da budur. Yine böyle delirmiş olan kimse, ramazan gecelerinden birinde iyileşip de sonra fecirden itibaren yine delirse üzerine kazâ gerekmez.
|
133. Delirmiş olan bir adam, ramazan içinde kendine gelip iyileşse geçmiş günleri kazâ eder. Fakat bir kimsenin delirmesi, ramazanın başından sonuna k...
|
Bu metni özetleyin.
|
Erkekler, göbekleri altından diz kapakları altına kadar olan yerleri müstesna olmak üzere, birbirlerinin diğer organlarına bakabilirler.
|
Erkekler, göbekleri altından diz kapakları altına kadar olan yerleri müstesna olmak üzere, birbirlerinin diğer organlarına bakabilirler.
|
Bu metni özetleyin.
|
Mâlikîler’e göre bayram namazı müekked sünnettir. Bir görüşe göre de farz-ı kifâyedir. Hanbelî mezhebinde de farz-ı kifâyedir. İmam ile kılmayı başaramayanların bunu kazâ etmesi sünnettir.)
|
Mâlikîler’e göre bayram namazı müekked sünnettir. Bir görüşe göre de farz-ı kifâyedir. Hanbelî mezhebinde de farz-ı kifâyedir. İmam ile kılmayı başara...
|
Bu metni özetleyin.
|
“Allah sana ihsan edip nimet verdiği gibi, sen de nefsine ikramda bulun.”
|
“Allah sana ihsan edip nimet verdiği gibi, sen de nefsine ikramda bulun.”
|
Bu metni özetleyin.
|
123. Fıtır sadakası için buğday, arpa, üzüm ve hurma birer değişmez ölçüdür. Çünkü bunlardan maksat, fakirin bir günlük ihtiyacını gidermektir. O da bunlarla karşılanır. Eğer belli bir para ölçü olarak gösterilmiş olsaydı, bu gaye elde edilemezdi. Zira yiyeceklerin fiyatı zaman zaman değişmekte olduğundan, o belli para bazı yıllar bu maksadı karşılar ve bazan da karşılayamazdı.
|
123. Fıtır sadakası için buğday, arpa, üzüm ve hurma birer değişmez ölçüdür. Çünkü bunlardan maksat, fakirin bir günlük ihtiyacını gidermektir. O da b...
|
Bu metni özetleyin.
|
2. Miskin: Hiçbir şeye sahip olmayıp yemesi ve giymesi için dilenmeye muhtaç olan yoksul kimsedir.
|
2. Miskin: Hiçbir şeye sahip olmayıp yemesi ve giymesi için dilenmeye muhtaç olan yoksul kimsedir.
|
Bu metni özetleyin.
|
İki dargının özür dilemek için musafaha yapması (görüşüp el sıkışması) helâlleşmek sayılır.
|
İki dargının özür dilemek için musafaha yapması (görüşüp el sıkışması) helâlleşmek sayılır.
|
Bu metni özetleyin.
|
Hanbelîler’e göre bu temizlik günleri mutlak surette temizlik hali sayılır. Diğer temiz halde bulunan kadınlara gerekli olan ibadetler, nifas görmekte olan kadına da bu temizlik günlerinde vâcip olur.)
|
Hanbelîler’e göre bu temizlik günleri mutlak surette temizlik hali sayılır. Diğer temiz halde bulunan kadınlara gerekli olan ibadetler, nifas görmekte...
|
Bu metni özetleyin.
|
200. Teyemmüm, hicretin 5. yılında meşru olmuştur. Peygamber Efen-dimiz’in Medine’ye hicretlerinin beşinci senesi Şaban ayının ilk günlerinde, Peygamberimiz Huzâa kabilesinin bir oymağı olan Benî Mustalik Savaşı’nda 1000 kişilik bir ordu ile susuz bir yerde gecelemişlerdi. Sabah namazını kılmak için abdest alacak su bulamadılar. Sabahın erken bir vaktinde şu anlamdaki âyet-i kerime nâzil oldu: “Yolculuk halinde olur da su bulamazsanız, temiz toprak ile teyemmüm ediniz.” Böylece teyemmümle namaz kılmalarına yüce Allah’ın emri çıktı. Ashâb-ı kirâm sevindiler ve teyemmüm ederek sabah namazını kıldılar.
|
200. Teyemmüm, hicretin 5. yılında meşru olmuştur. Peygamber Efen-dimiz’in Medine’ye hicretlerinin beşinci senesi Şaban ayının ilk günlerinde, Peygamb...
|
Bu metni özetleyin.
|
8. Kadir Gecesi Namazı: Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastladığı kuvvetle tercih edilen gece Kadir gecesidir, pek mübarek bir gecedir.
|
8. Kadir Gecesi Namazı: Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastladığı kuvvetle tercih edilen gece Kadir gecesidir, pek mübarek bir gecedir.
|
Bu metni özetleyin.
|
58. Kapalı bir havada ramazan hilâlini yalnız hâkim görecek olsa, dilerse yerine birini vekil tayin ederek onun huzurunda hilâli gördüğüne şehadet eder, dilerse doğrudan doğruya insanlara oruç tutmalarını ilan eder. Fakat bayram (şevval) hilâlinde böyle bir kişilik şehadet geçerli olmaz. Çünkü bununla bir ibadete son verilecektir. Bununla beraber bu durumda insanların hukukunda şehadet manası da vardır; zira oruçtan çıkacaklardır. İnsanların hukukunda ise ikiden noksan şahidin şehadeti geçerli değildir. Bunun için idare âmiri veya hâkim yalnız başına şevval hilâlini görecek olsalar, ne bayram namazı yerine çıkarlar ne de insanlara namaz yerine çıkmalarını emrederler. Ne de gizli veya âşikâr oruçlarını açarlar. Çünkü görülen hilâlin bir hayal olması ihtimali vardır.
|
58. Kapalı bir havada ramazan hilâlini yalnız hâkim görecek olsa, dilerse yerine birini vekil tayin ederek onun huzurunda hilâli gördüğüne şehadet ede...
|
Bu metni özetleyin.
|
Domuzdan başka her hayvanın derisi tabaklanmakla da temiz olur. İki çeşit tabak yapılır: Biri hakiki tabaktır ki şap, mazı, tuz ve benzeri kimyasal maddelerle yapılır. Bu uygulama ile deriler ve postekiler koku ve rutubetten kurtulur. Diğer çeşit tabak da hükmen tabaktır ki deri ve postekilere toprak serpmekle, güneşe, havaya ve rüzgâra karşı bırakmakla yapılır. İşte bu iki çeşit tabaklama usulünden biriyle işlem gören bir deri temizlenmiş olur. Böyle bir deri üzerinde namaz kılınır, böyle bir deriden yapılmış olan bir elbiseyi giyenin namazı da sahih olur.
|
Domuzdan başka her hayvanın derisi tabaklanmakla da temiz olur. İki çeşit tabak yapılır: Biri hakiki tabaktır ki şap, mazı, tuz ve benzeri kimyasal ma...
|
Bu metindeki maddeleri listeleyin.
|
109. Hac veya umreden engellenen bir ihramlı, gönderdiği kurban ile ihramdan çıktıktan sonra aynı mevsimde hacca veya umreye imkân bulsa, alıkonduğu hacca veya umreye bedel hac yahut umre etmesi gerekir. Bunlardan birini yapmadıkça ihramdan çıkmış olmaz. Çünkü bu ihramlı (muhrim), başlamış olduğu bir haccı veya umreyi kaçırmış olan kimse gibi sayılır.
|
1. 109. Hac veya umreden engellenen bir ihramlı
2. gönderdiği kurban ile ihramdan çıktıktan sonra aynı mevsimde hacca veya umreye imkân bulsa
3. alıkonduğu hacca veya umreye bedel hac yahut umre etmesi gerekir. Bunlardan birini yapmadıkça ihramdan çıkmış olmaz. Çünkü bu ihramlı (muhrim)
4. başlamış olduğu bir haccı veya umreyi kaçırmış olan kimse gibi sayılır.
|
Bu metni özetleyin.
|
İmam Ebû Yusuf’a göre, özürlünün abdesti, hem namaz vaktinin girmesiyle hem de çıkmasıyla bozulur. Bu bakımdan güneş doğduktan sonra özürlünün aldığı abdest, öğle vaktinin girmesi ile bozulur. İmam Züfer’e göre ise özürlünün abdesti, yalnız namaz vaktinin girmesi ile bozulur; çıkması ile bozulmaz. Bu bakımdan, özürlünün sabah namazı için aldığı abdest, güneşin doğup vaktin çıkması ile bozulmaz. Ancak öğle vaktinin girmesi ile bozulur.
|
İmam Ebû Yusuf’a göre, özürlünün abdesti, hem namaz vaktinin girmesiyle hem de çıkmasıyla bozulur. Bu bakımdan güneş doğduktan sonra özürlünün aldığı ...
|
Bu metindeki maddeleri listeleyin.
|
Örnek: İhramda olan bir kimse, bir zaruret olmaksızın bir mecliste birkaç uzvuna (organına) hoş kokulu bir şey sürse yahut bir elinin veya bir ayağının veyahut iki eli ile iki ayağının tırnaklarını keserse hepsi için bir dem (bir koyun kurban etmek) yeterli olur. Eğer bir elinin veya bir ayağının iki yahut üç tırnağını kesse her tırnak için bir fitre miktarı sadaka vermek gerekir. Bunların kıymeti bir kurban kıymetine denk olursa, ihramda olan kimse bundan dilediği kadar noksan bir şey sadaka verebilir.
|
1. Örnek: İhramda olan bir kimse
2. bir zaruret olmaksızın bir mecliste birkaç uzvuna (organına) hoş kokulu bir şey sürse yahut bir elinin veya bir ayağının veyahut iki eli ile iki ayağının tırnaklarını keserse hepsi için bir dem (bir koyun kurban etmek) yeterli olur. Eğer bir elinin veya bir ayağının iki yahut üç tırnağını kesse her tırnak için bir fitre miktarı sadaka vermek gerekir. Bunların kıymeti bir kurban kıymetine denk olursa
3. ihramda olan kimse bundan dilediği kadar noksan bir şey sadaka verebilir.
|
Bu metni özetleyin.
|
116. Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] Mekke’den çıkmış olduğunu öğrenen müşrikler, Resûlullah’ı ve arkadaşı Hz. Ebû Bekir’i yakalayıp getirecek kimselere 100 deve vereceklerini ilan etmişlerdi. Bunu almak için Benî Müdlic aşiretinden Sürâka adında biri Peygamberimiz’in arkasına düştü. Kudeyd denilen yerde Resûl-i Ekrem’e yetişti. Fakat atının ayakları dizlerine kadar yere battı. Bundan davranışının kötü olduğunu anladı. Hz. Peygamber’den güvenlik sözü istedi ve onu kendisinden aldı, bu şekilde kurtuldu. Mekke’nin fethinde de İslâmiyet’i kabul etti.
|
116. Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] Mekke’den çıkmış olduğunu öğrenen müşrikler, Resûlullah’ı ve arkadaşı Hz. Ebû Bekir’i yakalayıp get...
|
Bu metni özetleyin.
|
427. Namazda Sübhâneke’yi, eûzü besmeleyi ve âmin lafzını âşikâre okumak mekruhtur.
|
427. Namazda Sübhâneke’yi, eûzü besmeleyi ve âmin lafzını âşikâre okumak mekruhtur.
|
Bu metni özetleyin.
|
14. Henüz namaz vakti gelmeden yıkanmak. Çünkü namaz vaktine kadar cünüp bir kimsenin yıkanmayı geciktirmesi günah sayılmaz; fakat daha önce yıkanmanın fazileti vardır.
|
14. Henüz namaz vakti gelmeden yıkanmak. Çünkü namaz vaktine kadar cünüp bir kimsenin yıkanmayı geciktirmesi günah sayılmaz; fakat daha önce yıkanmanı...
|
Bu metni özetleyin.
|
2. Ağzına su alırken,
|
2. Ağzına su alırken,
|
Bu metni özetleyin.
|
26. İnsaf: Adalet içinde hareket etmek ve gerçeği kabul etmektir. İnsaf, ciddi ve iyi huylu bir insanın alametidir. Bunun karşılığı zulümdür, haksızlık etmektir, hak olan şeyi inkârdır.
|
26. İnsaf: Adalet içinde hareket etmek ve gerçeği kabul etmektir. İnsaf, ciddi ve iyi huylu bir insanın alametidir. Bunun karşılığı zulümdür, haksızlı...
|
Bu metni özetleyin.
|
425. Birinci rekâtta “Nâs” sûresi okunsa, ikinci rekâtta da bu sûrenin okunması uygun olur. Çünkü tekrar etmek, geriye dönüp okumaktan daha iyidir. Ancak hatim ile namaz kılan bir kimse, birinci rekâtta “Muavvizeteyn” sûrelerini okumuş ise ikinci rekâtta Fâtiha’dan sonra Bakara sûresinden bir miktar okur.
|
425. Birinci rekâtta “Nâs” sûresi okunsa, ikinci rekâtta da bu sûrenin okunması uygun olur. Çünkü tekrar etmek, geriye dönüp okumaktan daha iyidir. An...
|
Bu metni özetleyin.
|
Kurban kesme günlerinde (kurban bayramının ilk üç gününde) kurban kesmeye gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse, buradaki vücûb üzerinden düşmüş olmaz.
|
Kurban kesme günlerinde (kurban bayramının ilk üç gününde) kurban kesmeye gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse, buradaki vücûb üzerinden d...
|
Bu metni özetleyin.
|
HAYVANLARA YUMUŞAK DAVRANMANIN GEREĞİ
|
HAYVANLARA YUMUŞAK DAVRANMANIN GEREĞİ
|
Bu metni özetleyin.
|
Bu hac, Peygamber Efendimiz’in son haccı olmuştu. Bu hac görevini Mekke’de on gün içinde tamamladı. Oradaki müminlerle vedalaşarak Medine’ye döndü. Bundan dolayı bu hacca “haccetü’l-Vedâ” (Vedâ haccı) denilmiştir.
|
Bu hac, Peygamber Efendimiz’in son haccı olmuştu. Bu hac görevini Mekke’de on gün içinde tamamladı. Oradaki müminlerle vedalaşarak Medine’ye döndü. Bu...
|
Bu metni özetleyin.
|
186. Mal ile yapılan kefâretler, ölülerin kefenlerine, borçlarına veya mescidlerin inşasına harcanamaz. Çünkü kefâret bedellerinin fakirlere yedirilmesi veya onlara temlik edilmesi (mülkiyetlerine geçirilmesi) şarttır. Bu harcamalarda ise yemek yedirme ve mülkiyete geçirme bulunmaz.
|
186. Mal ile yapılan kefâretler, ölülerin kefenlerine, borçlarına veya mescidlerin inşasına harcanamaz. Çünkü kefâret bedellerinin fakirlere yedirilme...
|
Bu metni özetleyin.
|
Mukaddes ve şanı büyük Peygamberimiz bu mübarek sözlerinden sonra dünyada ancak bir ay daha yaşamışlardı. Ahirete göç ettikleri zaman ailesine ne bir altın, ne bir deve veya bir koyun bırakmıştı. Geri bıraktığı şey, yalnız silahları ile bindikleri katırdan ve gelirini bağışladığı ufak bir araziden ibaretti.
|
Mukaddes ve şanı büyük Peygamberimiz bu mübarek sözlerinden sonra dünyada ancak bir ay daha yaşamışlardı. Ahirete göç ettikleri zaman ailesine ne bir ...
|
Bu metni özetleyin.
|
453. Kur’ân-ı Kerîm’in kelimelerinden biri, diğerinin önüne geçirilse, mana değişmediği takdirde namaz bozulmaz. فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ yerine فِيهَا شَهِيقٌ وَزَفِيرٌ okunması gibi. Fakat mâna değişirse âlimlerin çoğuna göre namaz bozulur.
|
453. Kur’ân-ı Kerîm’in kelimelerinden biri, diğerinin önüne geçirilse, mana değişmediği takdirde namaz bozulmaz. فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ yerine فِيهَ...
|
Bu metni özetleyin.
|
Yüce Allah ulûhiyyetinde, zatında ve mâbudiyetinde bir olduğu gibi, yaratıcı olmasında da birdir. Yaratılmaya ve yok edilmeye mahkûm olan ve böylece mümkün adını alan her şeyi yaratan ve yok eden ancak Allah’tır. O’ndan başka yaratıcı yoktur. İşte mümkünatı yaratıp yaşatmaya ve yok etmeye gücü yetmeyen bir zat ise Allah olamaz. Bunun için ikinci bir ilâhın varlığına asla imkân yoktur. Çünkü iki ilâh düşünüldüğü takdirde, bunlardan biri kendi başına mümkünatı yaratmaya kadir ise diğeri fazladan olmuş olmaz mı? Fazladan olan yahut âciz bulunan bir zat ise nasıl Allah olabilir?
|
Yüce Allah ulûhiyyetinde, zatında ve mâbudiyetinde bir olduğu gibi, yaratıcı olmasında da birdir. Yaratılmaya ve yok edilmeye mahkûm olan ve böylece m...
|
Bu metni özetleyin.
|
İmam Şâfiî, dört büyük müctehidin üçüncüsüdür. Büyük bir âlimdir. Çok büyük bir tefsir ve hadis âlimidir. Tıp ilminde, şiir ve edebiyatta da ehliyeti vardı. Mezhebi doğu ve batı yönlerine yayılmıştır.
|
İmam Şâfiî, dört büyük müctehidin üçüncüsüdür. Büyük bir âlimdir. Çok büyük bir tefsir ve hadis âlimidir. Tıp ilminde, şiir ve edebiyatta da ehliyeti ...
|
Bu metni özetleyin.
|
81. Peygamber Efendimiz’in çocukluk çağı, pek kutsal bir halde geçti. Daha doğar doğmaz birtakım mucizeler belirmiş, kavim ve kabilesi arasında bir bolluk ve bereket meydana gelmişti. Kâbe-i Muazzama içinde bulunan müşriklere ait putlar, yüzleri üzere yere düşmüş, ateşe tapanların ateşleri sönmüş, acayip rüyalar görülmüştür.
|
81. Peygamber Efendimiz’in çocukluk çağı, pek kutsal bir halde geçti. Daha doğar doğmaz birtakım mucizeler belirmiş, kavim ve kabilesi arasında bir bo...
|
Bu metni özetleyin.
|
35. Yüce Allah’ın ilk peygamberi Hz. Âdem’dir [aleyhisselâm]. Son ve en büyük peygamberi de bizim sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’dir [sallallahu aleyhi vesellem]. Son peygamber olduğu için Peygamber Efendimiz’e “Hâtemü’l-enbiyâ” (peygamberlerin sonuncusu) denmiştir. Bu iki peygamber arasında, sayılarını ancak Allah’ın bildiği çok peygamber bulunmuştur. Kur’an’da bu peygamberlerden sadece şu yirmi beş peygamberin adı geçer:
|
35. Yüce Allah’ın ilk peygamberi Hz. Âdem’dir [aleyhisselâm]. Son ve en büyük peygamberi de bizim sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’dir [sallallahu a...
|
Bu metni özetleyin.
|
Bir de namazda tevazu ve huşû maksadı ile başı açık bırakmakta bir kerâhet yoktur, denilmiştir. Bununla beraber deniliyor ki tevazu ve huşû bir kalp işidir. O halde kalp ile tevazu ve huşûda bulunup başı örtmek daha iyidir. Yine denebilir ki tevazu ve huşû maksadı ile başı açık bırakmak, kalpteki tevazu ve teslimiyetin bir dış görüntüsüdür. Bunun için iyidir. Şu kadar var ki namaza başlarken sadece tevazu ve huşû maksadı ile başları açık bırakacak kimseler pek az bulunur.
|
Bir de namazda tevazu ve huşû maksadı ile başı açık bırakmakta bir kerâhet yoktur, denilmiştir. Bununla beraber deniliyor ki tevazu ve huşû bir kalp i...
|
Bu metni özetleyin.
|
7. Meş‘ar-i Harâm’da iken fecir tamamen açılınca henüz güneş doğmadan Mina’ya doğru vakar ve sükûnetle yürümeye başlar. Mina’da Akabe cemresi denilen yere yedi küçük (nohut büyüklüğünde) taş atar. Bu taşları sağ elinin baş parmağı ile şehadet parmağı arasında tutarak atar. Her birini attıkça tekbir getirir. Taşları atınca orada beklemez. Sonra dilerse kurban keser. Ondan sonra tıraş olur veya saçlarının uçlarından parmak uçları kadar kırpar. Bunları yapınca bütün ihram yasakları kendisine helâl olur; yalnız zevcesi ile yine ilişki kuramaz.
|
7. Meş‘ar-i Harâm’da iken fecir tamamen açılınca henüz güneş doğmadan Mina’ya doğru vakar ve sükûnetle yürümeye başlar. Mina’da Akabe cemresi denilen ...
|
Bu metni özetleyin.
|
Başkasının evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlık yapar. Başkasının evinde tek başına namaz kılacak olan kimse de ev sahibinden izin istemelidir; faziletli olan budur.
|
Başkasının evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlık yapar. Başkasının evinde tek başına namaz kılacak olan kimse de ev sahibinden izin ...
|
Bu metni özetleyin.
|
5. Kur’ân-ı Kerîm, insanlara daima uyanık bir ruha sahip olmalarını ve Cenâb-ı Hak’tan gafil bulunmamalarını emreder. Nefislerin arzularına uyarak din ve faziletten yoksun kalmamalarını öğütler. Dünyanın maddi yarar ve zevklerine dalıp da manevi hazlardan ve ahiret nimetlerinden mahrum kalmanın büyük bir felaket olacağını bildirir.
|
5. Kur’ân-ı Kerîm, insanlara daima uyanık bir ruha sahip olmalarını ve Cenâb-ı Hak’tan gafil bulunmamalarını emreder. Nefislerin arzularına uyarak din...
|
Bu metni özetleyin.
|
581. İrtidad ettiğinden (İslâm’dan çıktığından) dolayı öldürülen bir kimsenin cenaze namazı kılınamayacağı gibi cesedi de ne İslâm mezarlığına ve ne de döndüğü millet mezarlığına gömülür. Boş bir arazide kazılacak bir çukura gömülür.
|
581. İrtidad ettiğinden (İslâm’dan çıktığından) dolayı öldürülen bir kimsenin cenaze namazı kılınamayacağı gibi cesedi de ne İslâm mezarlığına ve ne d...
|
Bu metni özetleyin.
|
1. Zekât verecek kimse, müslüman, hür, akıllı ve ergenlik çağına ermiş olmalıdır. Buna göre, müslüman olmayanlar, köle ve câriyeler, mecnunlar ve çocuklar zekât vermekle yükümlü değillerdir. Gayri müslimler zekât vermekle mükellef değillerdir. Öyle ki (Allah korusun), bir müslüman bir müddet hak dinden çıkıp ondan sonra tövbe ederek Allah’tan mağfiret dilese, dinden çıkış (irtidad) zamanında zekât vermek ona farz olmayacağı gibi, irtidadından daha önceki zamana ait zekât borçları da düşmüş olur. Çünkü zekâtın farziyetinde İslâm şart olduğu gibi, bekasında da şarttır.
|
1. Zekât verecek kimse, müslüman, hür, akıllı ve ergenlik çağına ermiş olmalıdır. Buna göre, müslüman olmayanlar, köle ve câriyeler, mecnunlar ve çocu...
|
Bu metni özetleyin.
|
Hâris ise Resûlullah’ın mektubunu yere atmış olduğundan onun duası ile kahrolup cehenneme girmiştir.
|
Hâris ise Resûlullah’ın mektubunu yere atmış olduğundan onun duası ile kahrolup cehenneme girmiştir.
|
Bu metni özetleyin.
|
Müslümanlar tarafından kabul edilen “hicrî tarih” Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicret ettikleri yılın muharrem ayından başlar. Bu tarihten itibaren müslümanlar için pek parlak bir ilerleme ve açılma devresi başlamış oldu.
|
Müslümanlar tarafından kabul edilen “hicrî tarih” Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicret ettikleri yılın muharrem ayından başlar. Bu tarihten itibare...
|
Bu metni özetleyin.
|
(İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’den nakledilen bir görüşe göre, bu kullanılmış sular hem temiz hem de temizleyicidir. Ancak ikinci defa kullanılmaları mekruhtur.)
|
(İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’den nakledilen bir görüşe göre, bu kullanılmış sular hem temiz hem de temizleyicidir. Ancak ikinci defa kullanılmaları mekru...
|
Bu metni özetleyin.
|
31. Bir kimse, kendisine bırakılan bir kurbanı, sahibinin izni olmaksızın bayram günü sahibi adına kesecek olsa bunu ödemesi gerekmez. Sahibinden kurban yükümlülüğü düşer. Çünkü buna delalet yolu ile izin vardır.
|
31. Bir kimse, kendisine bırakılan bir kurbanı, sahibinin izni olmaksızın bayram günü sahibi adına kesecek olsa bunu ödemesi gerekmez. Sahibinden kurb...
|
Bu metni özetleyin.
|
Zekât, Allah’ın hakkı olmakla beraber, verilmediği takdirde, en büyük idareci tarafından istenilip verilmesi gereken yerlere harcanabilir. Bu bakımdan da zekât, insanlar tarafından istenecek borçlardan sayılır. Adaktan, kefâretten, fıtır sadakasından ve hac farzından dolayı olan borçlar ise böyle değildir. Bunların ödenmesi insanlar tarafından istenemez. Bunun için, bu gibi borçların bulunması, eldeki mevcut malların zekâta bağlı olmasına engel olamaz.
|
Zekât, Allah’ın hakkı olmakla beraber, verilmediği takdirde, en büyük idareci tarafından istenilip verilmesi gereken yerlere harcanabilir. Bu bakımdan...
|
Bu metni özetleyin.
|
214. “Şunu, şu adama bağışlayacağım” diye yemin eden kimse, o şeyi bağışladığı halde, o adam kabul etmese yemini bozulmuş sayılmaz. Ariyet, vasiyet, ikrar gibi, diğer suretiyle olan sözleşmelerde de hüküm böyledir.
|
214. “Şunu, şu adama bağışlayacağım” diye yemin eden kimse, o şeyi bağışladığı halde, o adam kabul etmese yemini bozulmuş sayılmaz. Ariyet, vasiyet, i...
|
Bu metni özetleyin.
|
157. Yollara dökülmüş olan ağaç yaprakları, eğer dut yaprakları gibi kendisi ile yararlanılacak şeyler ise bunları başkalarının toplaması câiz değildir. Yoksa bunların değerini ağaç sahibine ödemek gerekir. Fakat bunlar, yararlanılmayacak şeyler ise toplanıp alınabilirler, ödenmeleri gerekmez.
|
157. Yollara dökülmüş olan ağaç yaprakları, eğer dut yaprakları gibi kendisi ile yararlanılacak şeyler ise bunları başkalarının toplaması câiz değildi...
|
Bu metni özetleyin.
|
31. Hz. Yusuf, Yakub aleyhisselâmın oğludur. Hz. Yakub’un on iki oğlu vardı. Fakat hepsinden çok Hz. Yusuf’u severdi. Onda başka bir güzellik, başka bir zekâ ve kabiliyet belirtisi vardı. Daha on iki yaşında iken, bir gece rüyasında, on bir yıldız ile güneşin ve ayın kendisine secde ettiklerini görmüştü. Bu rüyasını babası Hz. Yakub’a söyledi. O da kıskançlık doğurmasın diye, “Çocuğum! Bu rüyayı kardeşlerine söyleme” diye tembih etti.
|
31. Hz. Yusuf, Yakub aleyhisselâmın oğludur. Hz. Yakub’un on iki oğlu vardı. Fakat hepsinden çok Hz. Yusuf’u severdi. Onda başka bir güzellik, başka b...
|
Bu metni özetleyin.
|
19. Namazda iken hayvana binmek namazı bozar; fakat namazda iken hayvandan inmek bozmaz.
|
19. Namazda iken hayvana binmek namazı bozar; fakat namazda iken hayvandan inmek bozmaz.
|
Bu metni özetleyin.
|
3. Arab-ı müsta‘ribe: Bunlar, İsmail aleyhisselâma mensupturlar. Hz. İsmail’in evladı, Arab-ı âribe arasına karışmış olduğundan, bu Arab-ı müsta‘ribe meydana gelmiştir. Hz. İsmail’in asıl dili İbrânî iken, Cürhüm kabilesi arasında yaşamakla Arapça konuşmuş ve bu dili evladına iletmiştir.
|
3. Arab-ı müsta‘ribe: Bunlar, İsmail aleyhisselâma mensupturlar. Hz. İsmail’in evladı, Arab-ı âribe arasına karışmış olduğundan, bu Arab-ı müsta‘ribe ...
|
Bu metni özetleyin.
|
2. Mesbûk olan kimse, imamla beraber Kunut duasını okur. Yetişememiş olduğu rekâtları kazâ edince, artık Kunut duasını okumaz. Mesbûk için ileride bilgi verilecektir.
|
2. Mesbûk olan kimse, imamla beraber Kunut duasını okur. Yetişememiş olduğu rekâtları kazâ edince, artık Kunut duasını okumaz. Mesbûk için ileride bil...
|
Bu metni özetleyin.
|
86. Ayakta namaz kıldığı takdirde Kur’an okumaktan âciz kalacak olan bir kimse, namazını oturup kıraatle kılar. Ayakta bir miktar okumaya gücü yeten kimse, gücü yettiği kadar ayakta okur, geri kalan kısmı oturarak okur.
|
86. Ayakta namaz kıldığı takdirde Kur’an okumaktan âciz kalacak olan bir kimse, namazını oturup kıraatle kılar. Ayakta bir miktar okumaya gücü yeten k...
|
Bu metindeki maddeleri listeleyin.
|
86. İki avcıdan biri silah atarak bir avı yaraladığı halde, diğeri de silah atarak öldürse, bakılır: Eğer bu iki avcıdan biri silah atıp da avı kaçamaz hale getirdikten sonra diğeri de silah atarak onu öldürse, eti yenmez. Çünkü bu takdirde o avı tutup boğazlamak mümkündür. Artık ikinci avcı, bu avın yaralı durumdaki kıymetini birinci avcıya öder. Fakat bu av, ilk yaradan dolayı, artık yaşaması umulmayacak bir hale gelmişse eti yenebilir. Zira bu durumda ölmesi, birinci avcının silahına bağlanır, ikinci avcıya da kıymet ödemek gerekmez.
|
1. 86. İki avcıdan biri silah atarak bir avı yaraladığı halde
2. diğeri de silah atarak öldürse
3. bakılır: Eğer bu iki avcıdan biri silah atıp da avı kaçamaz hale getirdikten sonra diğeri de silah atarak onu öldürse
4. eti yenmez. Çünkü bu takdirde o avı tutup boğazlamak mümkündür. Artık ikinci avcı
5. bu avın yaralı durumdaki kıymetini birinci avcıya öder. Fakat bu av
6. ilk yaradan dolayı
7. artık yaşaması umulmayacak bir hale gelmişse eti yenebilir. Zira bu durumda ölmesi
8. birinci avcının silahına bağlanır
9. ikinci avcıya da kıymet ödemek gerekmez.
|
Bu metindeki örnekleri belirtin.
|
Örnek: Bir kimse sene başında en az nisab miktarı kıymetinde bir ticaret malına sahip olsa veya bu değerde geçer parası olsa, sene ortasında bunlarla başka bir ticaret malı aldığı zaman bakılır. Eğer elde olan bu mal sene sonunda yine nisab miktarı kıymetinde veya daha ziyade ise zekâta bağlı olur.
|
Örnek: Bir kimse sene başında en az nisab miktarı kıymetinde bir ticaret malına sahip olsa veya bu değerde geçer parası olsa, sene ortasında bunlarla başka bir ticaret malı aldığı zaman bakılır. Eğer elde olan bu mal sene sonunda yine nisab miktarı kıymetinde veya daha ziyade ise zekâta bağlı olur.
|
Bu metni özetleyin.
|
Allahüekber, Allahüekber.
|
Allahüekber, Allahüekber.
|
Bu metni özetleyin.
|
23. Rükû halinde sünnet üzere olan duruma aykırı bir şekilde başı yukarı tutmak veya aşağıya indirmek, imamdan önce rükûa veya secdeye gitmek ve ondan önce rükûdan veya secdeden baş kaldırmak mekruhtur. Fakat imam daha rükûa veya secdeye gitmeden, muktedî (imama uyan) rükûa veya secdeye gidip başını kaldırsa namazı bozulur. Ancak imam daha selâm vermeden bu rükûu veya secdeyi imam ile veya ondan sonra iade ederse bozulmaz.
|
23. Rükû halinde sünnet üzere olan duruma aykırı bir şekilde başı yukarı tutmak veya aşağıya indirmek, imamdan önce rükûa veya secdeye gitmek ve ondan...
|
Bu metni özetleyin.
|
Birinci oturuşta imamdan önce teşehhüdü bitirmiş olan bir muktedî de susar, teşehhüdde bulunmaz.
|
Birinci oturuşta imamdan önce teşehhüdü bitirmiş olan bir muktedî de susar, teşehhüdde bulunmaz.
|
Bu metni özetleyin.
|
Yûşa‘ aleyhisselâm yirmi sekiz sene kadar İsrâiloğulları’na hâkim olup 110 yaşında vefat etmiştir. Kendisinden sonra, on altı kadar hâkim daha gelip İsrâiloğulları’na reislik yapmışlardır. Bunların sonuncusu İşmuil aleyhisselâmdır. Bu zatların idareleri 493 sene kadar sürmüştür. Bu zamana “Hâkimler devri” denilir. Sonra İsrâiloğulları, kendilerine Tâlût adındaki bir zatı hükümdar tayin ettiler. Bu tarihten sonra da İsrâiloğulları arasında “Melikler devri” başlamıştır.
|
Yûşa‘ aleyhisselâm yirmi sekiz sene kadar İsrâiloğulları’na hâkim olup 110 yaşında vefat etmiştir. Kendisinden sonra, on altı kadar hâkim daha gelip İ...
|
Bu metni özetleyin.
|
“Rızkı yerin altında bulunan şeylerde arayınız.”
|
“Rızkı yerin altında bulunan şeylerde arayınız.”
|
Bu metni özetleyin.
|
59. Bildiğimiz yer sarsıntıları, sel felaketleri, yanardağların patlamaları, yıldırımların düşmesi ve yerlerin çökmesi gibi birtakım olaylar yüzünden yeryüzünde ne korkunç ve ne büyük felaketler meydana gelmektedir. Bunlardan her biri, yüce Allah’ın büyük kudretini gösteren olaylardır. İşte yeryüzünde ve göklerde büyük kıyametin kopması da bizce bilinmeyen çok korkunç bir ses ve gürültü ile (sûra üfürülmenin dehşetiyle) olacaktır. Kim bilir, hatır ve hayalimize gelmeyen daha nice büyük olaylar ve görüntüler buna eşlik edecektir.
|
59. Bildiğimiz yer sarsıntıları, sel felaketleri, yanardağların patlamaları, yıldırımların düşmesi ve yerlerin çökmesi gibi birtakım olaylar yüzünden ...
|
Bu metni özetleyin.
|
1. Farz olan abdestler: Bunlar, müslümanların namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak veya Kur’ân-ı Kerîm’i elleriyle tutmak için alacakları abdestlerdir.
|
1. Farz olan abdestler: Bunlar, müslümanların namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak veya Kur’ân-ı Kerîm’i elleriyle tutmak için alacakları abdestlerdir...
|
Bu metni özetleyin.
|
Yabancı ülkelerde pis maddelerle tabaklandıkları bilinen deriler, üç defa yıkandıktan sonra ancak onlarla namaz kılınabilir. Bu hususta şüphe idilir ve bir güçlüğe sebep olmazsa, durumları kesinlikle bilinmeyen böyle derileri ihtiyaten yıkamak eftaldir.
|
Yabancı ülkelerde pis maddelerle tabaklandıkları bilinen deriler, üç defa yıkandıktan sonra ancak onlarla namaz kılınabilir. Bu hususta şüphe idilir v...
|
Bu metni özetleyin.
|
187. Yemin, lugatta “kuvvet” manasınadır. Dinî bir terim olarak, bir işi yapmak veya yapmamak için verilen karara kuvvet kazandırılsın diye yüce Allah’a and vermektir. Yahut boşamak ve âzat etmek gibi bir şeye bağlamak suretiyle yapılan bir bağlantıdır. Buna Türkçe’mizde “ant” da denir.
|
187. Yemin, lugatta “kuvvet” manasınadır. Dinî bir terim olarak, bir işi yapmak veya yapmamak için verilen karara kuvvet kazandırılsın diye yüce Allah...
|
Bu metni özetleyin.
|
Hayır, yüce Allah öyle bir büyük yaratıcıdır ki nice âlemleri yoktan var etmiştir ve nice âlemleri de yaratmaya kadirdir. Bir kere astronomi ilmine bakalım: Ucu bucağı olmayan bir boşlukta dolaşıp duran ve zaman zaman parlayıp sönen yüz binlerce nur ve ışık âlemini, bu ihtişamları ile yaratmış olan Allah, ahiret âlemini de yaratmaya kadirdir.
|
Hayır, yüce Allah öyle bir büyük yaratıcıdır ki nice âlemleri yoktan var etmiştir ve nice âlemleri de yaratmaya kadirdir. Bir kere astronomi ilmine ba...
|
Bu metni özetleyin.
|
80. Kokmuş et, ekşimiş yemek, acılaşmış yağ, kokup kurtlanmış et veya peynir bu durumda temizliğini kaybetmiş olmaz. Fakat bunların zararlı olmaları itibariyle yenmeleri uygun olmaz.
|
80. Kokmuş et, ekşimiş yemek, acılaşmış yağ, kokup kurtlanmış et veya peynir bu durumda temizliğini kaybetmiş olmaz. Fakat bunların zararlı olmaları i...
|
Bu metni özetleyin.
|
Bunu söylemek yerine göre pek güzeldir.
|
Bunu söylemek yerine göre pek güzeldir.
|
Bu metni özetleyin.
|
Nuh peygamberin çocukları yeryüzüne dağıldıktan sonra Hâm’ın soyundan Nemrud adında bir adam, birçok kabileyi başına toplayarak Bâbil’de, şimdiki Musul şehrinin bulunduğu yerlerde Bâbil hükümetini kurmuştu. Bâbil ülkesine “Keldânistan”, hükümdarlarına da Nemrud denilir.
|
Nuh peygamberin çocukları yeryüzüne dağıldıktan sonra Hâm’ın soyundan Nemrud adında bir adam, birçok kabileyi başına toplayarak Bâbil’de, şimdiki Musu...
|
Bu metni özetleyin.
|
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
|
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
|
Bu metni özetleyin.
|
17. Süleyman Aleyhisselâm
|
17. Süleyman Aleyhisselâm
|
Bu metni özetleyin.
|
Rükûda tesbih: سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظ۪يمِ “Sübhâne rabbiye’l-azîm”dir.
|
Rükûda tesbih: سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظ۪يمِ “Sübhâne rabbiye’l-azîm”dir.
|
Bu metindeki maddeleri listeleyin.
|
36. Oruçlunun boş ve yararsız sözlerden dilini tutması da müstehaptır. Gıybetten, söz taşımaktan kaçınmak ise her zaman vâciptir. Ancak bu kaçınmanın gerekliliği ramazanda daha çok kuvvet kazanır.
|
1. 36. Oruçlunun boş ve yararsız sözlerden dilini tutması da müstehaptır. Gıybetten
2. söz taşımaktan kaçınmak ise her zaman vâciptir. Ancak bu kaçınmanın gerekliliği ramazanda daha çok kuvvet kazanır.
|
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.