english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami told people that he liked Layla.
Sami insanlara Leyla'dan hoşlandığını söyledi.
en-tr
Sami was staring at Layla from across the bar.
Sami bardan Leyla'ya bakıyordu.
en-tr
Sami was a very affable guy.
Sami çok duyarlı bir adamdı.
en-tr
Sami had knowledge about the murder.
Sami cinayet hakkında bilgi sahibi oldu.
en-tr
Pyeongchang is a county located in the Taebaek Mountains in South Korea.
Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.
en-tr
Mary hopes to compete one day in the Olympics.
Mary bir gün olimpiyatlarda yarışmayı umut ediyor.
en-tr
Gophers are cute.
Amerikan yersincapları çok sevimlidir.
en-tr
Tom wasn't interested in doing that and neither was Mary.
Tom bunu yapmakla ilgilenmedi ve Mary de ilgilenmed.
en-tr
I'm going to be helping Tom paint his garage.
Tom'un garajını boyamasına yardım edeceğim.
en-tr
Have you always been such a jerk?
Her zaman böyle bir pislik miydin?
en-tr
Tom wrote a memo to his boss.
Tom patronuna bir not yazdı.
en-tr
Focus on what you can control.
Neleri kontrol edebileceğinize odaklanın.
en-tr
Pick your battles.
Savaşlarını seç.
en-tr
The Dow Jones Industrial Average fell by 666 points.
Dow Jones Endüstri Endeksi 666 puan düştü.
en-tr
Tom gave me a funny look.
Tom bana komik bir bakış attı.
en-tr
I can't believe you know Tom! Why didn't you tell me?
Tom'u tanıdığına inanamıyorum! Neden bana söylemedin?
en-tr
You don't have to try so hard to impress me.
Beni etkilemek için bu kadar çok uğraşmak zorunda değilsin.
en-tr
You don't have to try to impress me.
Beni etkilemeye çalışmak zorunda değilsin.
en-tr
Tom enlisted in the Marines after graduating from high school.
Tom liseden mezun olduktan sonra Deniz Kuvvetlerine yazıldı.
en-tr
I didn't know you went to law school.
Senin hukuk fakültesine gittiğini bilmiyordum.
en-tr
Tom went to law school.
Tom hukuk fakültesine gidiyordu.
en-tr
Mary went to law school.
Mary hukuk fakültesine gitti.
en-tr
Tom went to medical school.
Tom tıp fakültesine gitti.
en-tr
Mary went to med school.
Mary tıp fakültesine gitti.
en-tr
Mary was not looking for romance.
Mary romantizm aramıyordu.
en-tr
Tom won the state championship.
Tom eyalet şampiyonluğunu kazandı.
en-tr
Tom tossed his backpack on the counter.
Tom sırt çantasını tezgahın üzerine attı.
en-tr
Tom tossed his backpack on the table.
Tom sırt çantasını masaya attı.
en-tr
She pretended like she didn't know what he was talking about.
Onun neden bahsettiğini bilmiyormuş gibi davrandı.
en-tr
Tom played basketball in college.
Tom üniversitede basketbol oynuyordu.
en-tr
Mary played volleyball in college.
Mary kolejde voleybol oynuyordu.
en-tr
Tom earned a full scholarship to college.
Tom üniversite için tam burs kazandı.
en-tr
Tom is a small business owner.
Tom bir küçük işletme sahibi.
en-tr
Tom owns a hardware store.
Tom'un bir hırdavat dükkanı var.
en-tr
He is the only person who can open that trunk.
O bagajı açabilen tek kişi odur.
en-tr
Laser scans have revealed an ancient Mayan city hidden under the jungle.
Lazer taramaları, orman altında saklanan eski bir Maya şehrini ortaya çıkardı.
en-tr
Lidar is revolutionising archaeology.
Lidar, arkeolojide devrim yapıyor.
en-tr
Francis lives in Vatican. Many priests also live in that city.
Francis, Vatikan'da yaşıyor. O şehirde birçok rahip de yaşıyor.
en-tr
I know a good priest.
İyi bir rahip tanıyorum.
en-tr
The Inquisition is a myth.
Engizisyon bir mittir.
en-tr
Don't tighten the lugs too hard.
Sapları fazla sıkma.
en-tr
Tom has a Costco membership.
Tom'un Costco üyeliği var.
en-tr
Personally, I'm against political jokes. Too often they get elected to office.
Şahsen ben politik fıkralara karşıyım. Sık sık makama seçilirler.
en-tr
Mary is in her mid-twenties.
Mary yirmili yaşlarının ortalarında.
en-tr
Tom shook his head in dismay.
Tom kafasını çaresizlikle salladı.
en-tr
Tom is tall and good-looking.
Tom uzun boylu ve güzel görünümlüdür.
en-tr
Shag carpets were popular in the early 1960s.
Shaggy halılar 1960'ların başlarında popülerdi.
en-tr
Are you trying to make yourself look ugly?
Kendini çirkin göstermeye mi çalışıyorsun?
en-tr
You need to sweat.
Terlemeye ihtiyacın var.
en-tr
Hang a picture on the wall.
Duvara bir resim asın.
en-tr
I ran into her at the store.
Dükkanda ona rastladım.
en-tr
It sounds like a soap opera.
Kulağa pembe dizi gibi geliyor.
en-tr
The music is peaceful.
Müzik huzurlu.
en-tr
This is a bad time to ask.
Bu, sormak için kötü bir zaman.
en-tr
Don't give him any sugar.
Ona hiç şeker vermeyin.
en-tr
When will Tom come home this evening?
Tom bu akşam eve ne zaman gelecek?
en-tr
I want a pencil and a pen.
Kurşun kalem ve tükenmez kalem istiyorum.
en-tr
Americans love their Super Bowl parties.
Amerikalılar, Super Bowl partilerini severler.
en-tr
Mary pushed the chair away with her feet.
Mary sandalyeyi ayaklarıyla kenara itti.
en-tr
He was traveling in that train which derailed.
Raydan çıkan o trende seyahat ediyordu.
en-tr
Mary dressed as an ancient Egyptian priestess.
Mary eski Mısırlı bir rahibe gibi giyindi.
en-tr
Tom dressed as an ancient Egyptian slave.
Tom eski Mısırlı bir köle gibi giyinmişti.
en-tr
Sami was fighting with Layla.
Sami, Leyla ile kavga ediyordu.
en-tr
Sami never leaves without saying goodbye.
Sami asla veda etmeden gitmez.
en-tr
Sami spoke to Layla Saturday.
Sami cumartesi Leyla ile konuştu.
en-tr
Sami opened the car door for Layla.
Sami, Leyla için araba kapısını açtı.
en-tr
Sami won't miss that.
Sami onu kaçırmayacak.
en-tr
Sami and Layla are my best friends.
Sami ve Leyla benim en iyi dostlarımdır.
en-tr
Sami will be our guest tonight.
Sami bu gece konuğumuz olacak.
en-tr
Sami's books are selling like hot cakes.
Sami'nin kitapları peynir ekmek gibi satıyor.
en-tr
Sami won't stop looking until he finds Layla.
Sami, Leyla'yı bulana kadar aramayı durdurmayacak.
en-tr
Sami needs these worms for a school project.
Sami'nin bir okul projesi için bu solucanlara ihtiyacı var.
en-tr
Your toes are frostbitten.
Ayak parmaklarınız donmuş.
en-tr
I brought chips and dip.
Cips ve sos getirdim.
en-tr
They're rough characters.
Onlar kaba karakterler.
en-tr
She's the new program manager.
O, yeni program yöneticisidir.
en-tr
The games are fixed by the league.
Maçlar lig tarafından ayarlanmış.
en-tr
That tackle was fake.
O alet sahteydi.
en-tr
Raise the jib.
Yelkeni aç.
en-tr
We're headed to the fair.
Fuara gidiyoruz.
en-tr
Tom's company grew rapidly.
Tom'un şirketi hızlı biçimde büyüdü.
en-tr
Tom's business grew rapidly.
Tom'un işi hızla büyüdü.
en-tr
Her blood sugar crashed.
Onun kan şekeri düştü.
en-tr
The wine made her cranky.
Şarap onu huysuzlaştırdı.
en-tr
Never make anyone envious. Even close family.
Asla kimseyi kıskanma. Yakın aileyi bile.
en-tr
I just bought an antique gramophone.
Az önce antika bir gramofon satın aldım.
en-tr
I've been having dreams lately.
Son zamanlarda rüyalar görüyorum.
en-tr
You accepted the gifts.
Armağanları kabul ettin.
en-tr
Tom didn't make the team this year.
Tom bu yıl takıma girmedi.
en-tr
Tom is always threatening to quit, but he never does.
Tom her zaman bırakmakla tehdit eder ama asla bırakmaz.
en-tr
I know Tom's weak points.
Tom'un zayıf noktalarını biliyorum.
en-tr
I've always wondered what it would be like to kiss Tom.
Tom'u öpmenin nasıl bir şey olacağını hep merak etmişimdir.
en-tr
We need to be extremely cautious.
Fazlasıyla dikkatli olmamız gerek.
en-tr
We need to be extremely careful.
Son derece dikkatli olmamız gerek.
en-tr
Is that really what Tom told you?
Gerçekten Tom sana böyle mi anlattı?
en-tr
Try not to be so rude next time.
Bir dahaki sefere o kadar kaba olmamaya çalış.
en-tr
Tom's children do what they want.
Tom'un çocukları istediklerini yaparlar.
en-tr
Why do you hang out with those guys?
Neden o adamlarla takılıyorsun?
en-tr
Why is Tom talking to that guy?
Tom neden o adamla konuşuyor?
en-tr
I'm going to have a ham sandwich.
Jambonlu bir sandviç alacağım.
en-tr