english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I have a lot of sheep. | Bir sürü koyunum var. | en-tr |
Tom called Mary from John's house. | Tom, John'un evinden Mary'yi aradı. | en-tr |
I don't think Tom is nuts. | Tom'un deli olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
I didn't want to stay as long as Tom did. | Ben Tom'un kaldığı kadar uzun süre kalmak istemedim. | en-tr |
I got there in a taxi. | Oraya bir taksi ile gittim. | en-tr |
I'm having a hard time getting Tom to do his homework. | Tom'a ev ödevini yaptırmak için zor zaman geçiriyorum. | en-tr |
I got out of the bath. | Banyodan çıktım. | en-tr |
I didn't think Tom would get so homesick. | Tom'un bu kadar vatan hasreti çekeceğini sanmıyordum. | en-tr |
I got on the elevator. | Asansöre bindim. | en-tr |
Tom complains about his job a lot. | Tom işinden çok şikayet ediyor. | en-tr |
I got home about 2:30. | Saat 2.30'da eve geldim. | en-tr |
I don't think Tom is mean. | Tom'un cimri olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
I'm not going to do everything Tom has asked me to do. | Tom'un yapmamı istediği her şeyi yapmayacağım. | en-tr |
I got caught speeding. | Hız yapmaktan yakalandım. | en-tr |
I didn't think Tom would be so terrified. | Tom'un bu kadar korkacağını düşünmedim. | en-tr |
I got an F on my test. | Testimde bir F aldım. | en-tr |
Tom decided to do that by himself. | Tom bunu tek başına yapmaya karar verdi. | en-tr |
I got a perfect score. | Mükemmel bir puan aldım. | en-tr |
I felt very confident. | Kendimden çok emin hissettim. | en-tr |
I'm the one who told Tom about what you did yesterday. | Dün yaptığın şeyi Tom'a anlatan kişi benim. | en-tr |
I didn't think Tom would be so talkative. | Tom'un bu kadar konuşkan olacağını sanmıyordum | en-tr |
I feel a little dazed. | Biraz şaşkın hissediyorum. | en-tr |
I don't think Tom is hurt. | Tom'un yaralandığını sanmıyorum. | en-tr |
Is that white car in front of my house Tom's or yours? | Benim evimin önündeki şu beyaz araba Tom'un mu yoksa senin mi? | en-tr |
I didn't think Tom would be so skeptical. | Tom'un bu kadar şüpheci olacağını sanmıyordum. | en-tr |
I don't have red hair. | Benim kızıl saçım yok. | en-tr |
Tom didn't want Mary to touch him. | Tom Mary'nin ona dokunmasını istemedi. | en-tr |
I don't think Tom is high. | Tom'un kibirli olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
It doesn't really matter whether Tom does that or not. | Tom'un bunu yapması ya da yapması gerçekten önemli değil. | en-tr |
I don't do that a lot. | Ben bunu pek yapmam. | en-tr |
I didn't think Tom would be so sarcastic. | Tom'un bu kadar alaycı olacağını sanmıyordum. | en-tr |
I don't carry a purse. | Ben cüzdan taşımıyorum. | en-tr |
Tom died fighting for his country. | Tom ülkesi için savaşırken öldü. | en-tr |
I almost won the race. | Neredeyse yarışı kazandım. | en-tr |
I don't think Tom is free. | Tom'un boş olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
I almost lost my mind. | Neredeyse aklımı kaybettim. | en-tr |
It seems Tom and I are the only ones here from Boston. | Tom ve ben Boston'dan gelen tek kişiler gibi görünüyoruz. | en-tr |
I didn't think Tom would be so reluctant. | Tom'un bu kadar isteksiz olacağını sanmıyordum. | en-tr |
I agreed to come back. | Geri gelmeyi kabul ettim. | en-tr |
Tom doesn't want Mary to get hurt. | Tom, Mary'nin incinmesini istemiyor. | en-tr |
I admitted doing that. | Bunu yaptığımı itiraf ettim. | en-tr |
I don't think Tom is cool. | Tom'un havalı olduğunu sanmıyorum. | en-tr |
I admitted I did that. | Bunu yaptığımı itiraf ettim. | en-tr |
Let's ask Tom if he'd like to play volleyball with us. | Tom'a bizimle voleybol oynamak isteyip istemediğini soralım. | en-tr |
I didn't think Tom would be so organized. | Tom'un bu kadar düzenli olacağını sanmıyordum. | en-tr |
How about next Monday? | Gelecek pazartesiye ne dersin? | en-tr |
Tom drives a four-wheel drive van. | Tom, dört tekerlekli bir kamyonet kullanıyor. | en-tr |
Who drove here today? | Bugün buraya kim gitti? | en-tr |
Since Tom and I were tired, we both went to bed early. | Tom ve ben yorgun olduğumuz için ikimiz de erken yattık. | en-tr |
This smells terrible. | Bu çok kötü kokuyor. | en-tr |
Tom encouraged me to go to Boston. | Tom beni Boston'a gitmem için teşvik etti. | en-tr |
I've had a rough day. | Zor bir gün geçirdim. | en-tr |
I've agreed to leave. | Gitmeyi kabul ettim. | en-tr |
I didn't think Tom would be so miserable. | Tom'un bu kadar perişan olacağını düşünmedim. | en-tr |
I can't seem to avoid Tom. | Tom'dan sakınıyor gibi görünemem. | en-tr |
Tom and I are just going to take it easy this weekend. | Tom ve ben sadece bu hafta sonu rahat olacağız. | en-tr |
Tom got an opportunity to do that. | Tom'un bunu yapması için bir fırsatı var. | en-tr |
I'll be gone all day. | Bütün gün gitmiş olacağım | en-tr |
Tom and I are the only ones who don't want to be here. | Burada olmak istemeyenler sadece ben ve Tom. | en-tr |
I didn't think Tom would be so intrigued. | Tom'un bu kadar kafası karışmış olacağını düşünmedim. | en-tr |
Tom got interested in art history. | Tom sanat tarihi ile ilgilendi. | en-tr |
Tom got pretty good at doing that. | Tom bunu yapmada çok iyi oldu. | en-tr |
I had a great summer. | Harika bir yaz geçirdim. | en-tr |
I didn't think Tom would be so easygoing. | Tom'un bu kadar uyumlu olacağını düşünmedim. | en-tr |
I got in the bathtub. | Küvete girdim. | en-tr |
Tom and I weren't the only ones who needed to do that. | Bunu yapacak tek kişi Tom ve ben değildik. | en-tr |
I got a little drunk. | Biraz sarhoş oldum. | en-tr |
Tom and I weren't the only ones who wanted to do that. | Tom ve ben bunu yapmak isteyen tek kişiler biz değildik. | en-tr |
I didn't think Tom would be so depressed. | Tom'un bu kadar depresif olacağını düşünmemiştim. | en-tr |
Could you please help Tom? | Lütfen Tom'a yardım eder misiniz? | en-tr |
Tom and Mary are having a dinner party Monday evening. | Tom ve Mary pazartesi akşamı bir ziyafet veriyor. | en-tr |
I didn't think Tom would be so dedicated. | Tom'un bu kadar kendini işine adamış olacağını sanmıyorum. | en-tr |
Tom had a rough time in Australia. | Tom, Avustralya'da zor zaman geçirdi. | en-tr |
Tom and Mary wouldn't tell me what they planned to do. | Tom ve Mary bana ne yapmayı planladıklarını söylemezlerdi. | en-tr |
I didn't think Tom would be so courteous. | Tom'un bu kadar nazik olacağını sanmıyordum. | en-tr |
Tom had never been sailing before. | Tom daha önce hiç yelkenli ile gitmemişti. | en-tr |
Why are Tom and you here? | Neden Tom ve sen buradasın? | en-tr |
Tom asked me to help Mary put new frets on her guitar. | Tom, Mary'nin gitarında yeni perdeler koymasına yardım etmemi istedi. | en-tr |
I didn't think Tom would be so confident. | Tom'un bu kadar emin olacağını sanmıyordum. | en-tr |
I admit I left early. | Erken ayrıldığımı itiraf ediyorum. | en-tr |
How are noodles made? | Erişte nasıl yapılır? | en-tr |
Tom can play the guitar and he's good at singing, too. | Tom gitar çalabilir ve şarkı söylemede de başarılıdır. | en-tr |
Which coat is yours? | Hangi ceket senin? | en-tr |
I didn't think Tom would be so concerned. | Tom'un bu kadar endişeli olacağını düşünmedim. | en-tr |
Tom has applied for a credit card. | Tom bir kredi kartı başvurusu yaptı. | en-tr |
Tom didn't really know why he was supposed to do that. | Tom gerçekten bunu neden yapması gerektiğini bilmiyordu. | en-tr |
I'll lend you a pen. | Sana bir kalem ödünç vereceğim. | en-tr |
I didn't think Tom would be so conceited. | Tom'un bu kadar kibirli olacağını düşünmedim. | en-tr |
Tom has been working hard all day. | Tom bütün gün sıkı çalışıyor. | en-tr |
Tom didn't seem to be as annoyed as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar rahatsız görünmüyordu. | en-tr |
I didn't think Tom would be so ambitious. | Tom'un bu kadar hırslı olacağını sanmıyordum. | en-tr |
Tom didn't seem to be as anxious as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar endişeli görünmüyordu. | en-tr |
I got out of my car. | Arabamdan çıktım. | en-tr |
I didn't need to stay as long as Tom did. | Tom'un kaldığı kadar uzun kalmama gerek yoktu. | en-tr |
I got on my bicycle. | Bisikletime bindim. | en-tr |
Tom didn't seem to be as awkward as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar garip görünmüyordu. | en-tr |
I don't wear makeup. | Ben makyaj yapmıyorum. | en-tr |
Tom didn't seem to be as careful as Mary seemed to be. | Tom, Mary'nin göründüğü kadar dikkatli görünmüyordu. | en-tr |
I don't fit in here. | Buraya ayak uyduramıyorum. | en-tr |
I almost didn't win. | Neredeyse kazanmadım. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.