english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I didn't have to stay as long as Tom did.
Orada Tom'un kaldığı kadar uzun süre kalmak zorunda değilim.
en-tr
Tom heard Mary screaming for help.
Tom Mary'nin yardım için çığlık attığını duydu.
en-tr
Tom went outside to play.
Tom oynamak için dışarı çıktı.
en-tr
Tom didn't seem to be as cynical as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar alaycı görünmüyordu.
en-tr
I didn't expect Tom to be so resourceful.
Tom'un bu kadar becerikli olmasını beklemiyordum.
en-tr
Tom didn't seem to be as excited as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar heyecanlı görünmüyordu.
en-tr
Tom didn't seem to be as finicky as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar titiz görünmüyordu.
en-tr
I had a rotten day.
Berbat bir gün geçirdim.
en-tr
Tom is a better liar than Mary is.
Tom Mary'den daha iyi bir yalancı.
en-tr
Tom didn't seem to be as focused as Mary seemed to be.
Tom Mary'nin göründüğü kadar odaklanmış görünmüyordu.
en-tr
Here's a picture of Tom playing the tuba.
İşte Tom'un tuba çaldığının bir resmi.
en-tr
I feel overwhelmed.
Boğulmuş hissediyorum.
en-tr
Tom didn't seem to be as frantic as Mary seemed to be.
Tom Mary'nin göründüğü kadar aşırı heyecanlı görünmüyordu.
en-tr
Do you think Tom was being disrespectful?
Tom'un saygısız olduğunu mu düşünüyorsun?
en-tr
Tom didn't seem to be as healthy as Mary seemed to be.
Tom Mary'nin göründüğü kadar sağlıklı görünmüyordu.
en-tr
Tom didn't seem to be as jittery as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sinirli görünmüyordu.
en-tr
I got up and left.
Kalktım ve ayrıldım.
en-tr
I got there first.
Oraya ilk olarak vardım.
en-tr
Tom didn't seem to be as nervous as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sinirli görünmüyordu.
en-tr
I got into my car.
Arabama bindim.
en-tr
Ask Tom if he's going to help us do that.
Tom'a bunu yapmamıza yardım edip etmeyeceğini sorun.
en-tr
Tom didn't seem to be as patient as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sabırlı görünmüyordu.
en-tr
You don't seem to be as talented as Tom.
Tom kadar yetenekli görünmüyorsun.
en-tr
Tom is dependable, but Mary isn't.
Tom güvenilir ama Mary değil.
en-tr
Tom didn't seem to be as popular as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar popüler değildi.
en-tr
I felt neglected.
İhmal edilmiş hissettim.
en-tr
You don't seem to be as cynical as Tom.
Tom kadar alaycı görünmüyorsun.
en-tr
Tom didn't seem to be as puzzled as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar şaşkın görünmüyordu.
en-tr
You don't seem to be as creative as Tom.
Tom kadar yaratıcı görünmüyorsun.
en-tr
Tom said he felt wronged.
Tom haksızlığa uğradığını söyledi.
en-tr
Let's go rowing.
Kürek çekmeye gidelim.
en-tr
Tom didn't seem to be as relaxed as Mary seemed to be.
Tom Mary'nin göründüğü kadar rahatlamış görünmüyordu.
en-tr
You don't seem to be as bored as Tom is.
Tom kadar sıkılmış görünmüyorsun.
en-tr
I felt terrific.
Müthiş hissettim.
en-tr
Tom is frightened, but Mary isn't.
Tom korktu ama Mary korkmadı.
en-tr
Tom didn't seem to be as serious as Mary seemed to be.
Tom Mary kadar ciddi görünmüyordu.
en-tr
I got my wish.
Dileğim gerçekleşti.
en-tr
Tom didn't seem to be as sincere as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar samimi görünmüyordu.
en-tr
You don't seem to agree with Tom at all.
Tom'la hiç aynı görüşte görünmüyorsun.
en-tr
Tom didn't seem to be as thirsty as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar susamış görünmüyordu.
en-tr
Bogdan Tanevich is retiring due to colon cancer.
Bogdan Tanevich, kolon kanseri nedeniyle emekli oluyor.
en-tr
Pastafarians believe that the universe was created by the Flying Spaghetti Monster while very drunk.
Pastafaryanlar evrenin, çok sarhoşken Uçan Spagetti Canavarı tarafından yaratıldığına inanırlar.
en-tr
Sami needs this particular book.
Sami'nin bu özel kitaba ihtiyacı var.
en-tr
Sami left an estate in Egypt.
Sami, Mısır'da bir mülk bıraktı.
en-tr
Sami sent Layla information.
Sami, Leyla'ya bilgi gönderdi.
en-tr
Sami tried to stay out of it.
Sami ondan uzak durmaya çalışıyordu.
en-tr
Sami was training astronauts.
Sami astronotları eğitiyordu.
en-tr
Sami was on indefinite sick leave.
Sami sınırsız hasta iznindeydi.
en-tr
Sami and Layla lived apart.
Sami ve Leyla ayrı yaşıyordu.
en-tr
Sami was in Egypt almost all the time.
Sami hemen hemen her zaman Mısır'daydı.
en-tr
Sami is coming up here.
Sami buraya geliyor.
en-tr
Sami and Layla's relationship became romantic.
Sami ve Leyla'nın ilişkisi romantikleşti.
en-tr
Sami and Layla's affair remained a secret.
Sami ve Leyla'nın aşk ilişkisi bir sır olarak kaldı.
en-tr
Sami changed his Facebook status to married.
Sami, Facebook statüsünü evli olarak değiştirdi.
en-tr
Sami lived with another woman.
Sami başka bir kadınla yaşıyordu.
en-tr
Sami has been cheating.
Sami aldatıyor.
en-tr
Sami saw Layla there at the bar.
Sami oradaki barda Leyla'yı gördü.
en-tr
Sami was linked to two of the victims.
Sami, kurbanların ikisiyle bağlantılıydı.
en-tr
Sami's skull was never found.
Sami'nin kafatası asla bulunmadı.
en-tr
Sami executed his victims in his van.
Sami kurbanlarını minibüsünde infaz ediyordu.
en-tr
Sami confessed to Layla's murder.
Sami, Leyla'nın cinayetini itiraf etti.
en-tr
Sami didn't get rid of the guns.
Sami silahlardan kurtulmadı.
en-tr
Sami was arrested and charged with first degree murder.
Sami birinci derece cinayetle tutuklandı ve suçlandı.
en-tr
Sami saw that in a pornographic movie.
Sami bunu pornografik bir filmde görmüş.
en-tr
Sami didn't have that relationship.
Sami'nin o ilişkisi yoktu.
en-tr
Sami continued to insist that he didn't kill anyone.
Sami kimseyi öldürmediği konusunda ısrar etmeye devam etti.
en-tr
Sami is sleeping with Farid's wife.
Sami, Ferit'in karısıyla yatıyor.
en-tr
Sami murdered two young teenagers.
Sami iki genç ergeni öldürdü.
en-tr
Sami is coming for you.
Sami senin için geliyor.
en-tr
Sami will never forget that phone call.
Sami o telefon görüşmesini asla unutmayacak.
en-tr
Sami was charged with six counts of murder.
Sami altı tane cinayetle suçlandı.
en-tr
Sami listened to the story.
Sami anlatıyı dinledi.
en-tr
Sami got his wish.
Sami dileğine ulaştı.
en-tr
Sami preferred a death sentence and he got his wish.
Sami ölüm cezasını tercih etti ve dileğine ulaştı.
en-tr
Sami was supposed to testify on Saturday.
Самі мав свідчити у суботу.
en-uk
Sami's conviction was upheld.
Sami'nin mahkumiyeti onaylandı.
en-tr
Sami is a serial sexual murderer.
Sami seri bir cinsel katil.
en-tr
Sami is still seeing his lover.
Sami hala sevgilisini ziyaret ediyor.
en-tr
Sami was at the scene of the murder.
Sami cinayet mahallindeydi.
en-tr
Sami asked Layla to prove his claims.
Sami, Leyla'dan iddialarını kanıtlamasını istedi.
en-tr
Sami died in 2006 of heart failure.
Sami 2006'da kalp yetmezliğinden öldü.
en-tr
Sami still likes to portray himself as an innocent victim.
Sami hala kendini masum bir kurban olarak resmetmekten hoşlanır.
en-tr
Sami didn't stick to his word.
Sami sözüne bağlı kalmadı.
en-tr
Sami and Layla went ahead with a divorce.
Sami ve Leyla boşanma ile devam ettiler.
en-tr
Sami slept with one eye open.
Sami tek gözü açık uyudu.
en-tr
Sami became unrecognizable.
Sami tanınmaz oldu.
en-tr
Sami knew somebody was going to die.
Sami birisinin öleceğini biliyordu.
en-tr
Sami didn't even have time to respond.
Sami'nin cevap verecek vakti bile yoktu.
en-tr
Sami came downstairs.
Sami alt kata indi.
en-tr
Sami was bleeding badly.
Sami kötü biçimde kanıyordu.
en-tr
Sami died of a single gunshot to the chest.
Sami göğsüne gelen tek bir silah atışıyla öldü.
en-tr
Sami couldn't accept rejection.
Sami reddedilmeyi kabul edemedi.
en-tr
Sami and Layla met in the summer of 2006.
Sami ve Leyla 2006 yazında tanıştılar.
en-tr
Sami was shot once in the head and once in the heart.
Sami bir kez kafasından ve bir kez kalbinden vuruldu.
en-tr
Sami died a tragic and painful death.
Sami trajik ve acılı bir ölümle hayatını kaybetti.
en-tr
Sami was strangled.
Sami boğuldu.
en-tr
Sami wanted to conceal the crime he had committed.
Sami işlediği suçu gizlemek istiyordu.
en-tr
Sami was shot twice in the heart.
Sami iki kez kalbinden vuruldu.
en-tr
Sami was aware that he could hurt people.
Sami insanlara zarar verebileceğinin farkındaydı.
en-tr
Sami described his relationship with his wife Layla.
Sami, karısı Leyla ile olan ilişkisini anlattı.
en-tr