english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom's house is near the river. | Tom'un evi nehrin yakınında. | en-tr |
Tom must've driven Mary's car last night. | Dün gece Mary'nin arabasını Tom sürmüş olmalı. | en-tr |
Tom must've drunk too much last night. | Tom dün gece çok içmiş olmalı. | en-tr |
Mary must've been very pretty when she was young. | Mary gençken çok hoş olmalı. | en-tr |
Tom sure ate a lot. He must've been hungry. | Tom epey çok yedi. Acıkmış olmalı. | en-tr |
Tom must've been very young when he wrote this song. | Bu şarkıyı yazdığı zaman Tom çok genç olmalıydı. | en-tr |
Tom must've finished doing that yesterday. | Tom onu yapmayı dün bitirmiş olmalıydı. | en-tr |
Tom's car isn't here, so he must've already left. | Tom'un arabası burada değil, o yüzden çoktan gitmiş olmalı. | en-tr |
Tom likes to gamble on horses. | Tom atlar üzerine kumar oynamaktan hoşlanır. | en-tr |
Tom got diabetes from eating too much ice cream. | Tom çok fazla dondurma yemekten şeker hastalığına yakalandı. | en-tr |
The meadow was filled with wildflowers. | Çayır, kır çiçekleri ile doluydu. | en-tr |
Tom has permission to do that. | Tom'un onu yapmak için izni var. | en-tr |
Tom might do that now. | Tom bunu şimdi yapabilir. | en-tr |
Buying jewelry for Valentines Day gifts is difficult. | Sevgililer günü hediyeleri için mücevher satın almak zordur. | en-tr |
Don't leave him alone with that bag of dried figs. | Onu o kuru incir torbasıyla yalnız bırakma. | en-tr |
We caught tadpoles and put them in jars. | Kurbağa yavrularını yakaladık ve onları kavanozlara koyduk. | en-tr |
He's still hungry after all that food. | Bütün o yiyeceklerden sonra hala aç. | en-tr |
The moon looks amazing tonight. | Ay bu gece muhteşem görünüyor. | en-tr |
He's an architect's architect. | O bir mimarın mimarıdır. | en-tr |
The novel is written from the perspective of the protagonist's dog. | Roman, kahramanın köpeğinin bakış açısıyla yazılmıştır. | en-tr |
There's a difference but you can't see it. | Bir fark var ama onu göremiyorsun. | en-tr |
Who is the brains of this operation? | Bu operasonun akıl hocaları kimdi? | en-tr |
Tom and I enjoy taking walks together. | Tom ve ben birlikte yürüyüşe çıkmaktan keyif alırız. | en-tr |
What language are you studying? | Hangi dili çalışıyorsun? | en-tr |
Tom is a hero of the nation. | Tom, milletin bir kahramanıdır. | en-tr |
Pick up a bag of oranges at the supermarket. | Süpermarketten bir torba portakal al. | en-tr |
How did Mikhail Koshkin design the T-34 tank to be the best in the world? | Mikhail Koshkin, T-34 tankını dünyanın en iyisi olarak nasıl tasarladı? | en-tr |
What kind of world would it be if we could only ask questions? | Sadece soru sorabilseydik ne tür bir dünya olurdu? | en-tr |
The juice boxes are for the children. | Meyve suyu kutuları çocuklar içindir. | en-tr |
We shouldn't have wasted our time doing that. | Onu yaparak zamanımızı boşa harcamamamız gerekirdi. | en-tr |
Sami's body was badly decomposed. | Sami'nin bedeni kötü bir şekilde çürümüştü. | en-tr |
Sami's body was never found. | Sami'nin cesedi asla bulunmadı. | en-tr |
Sami's body was identified. | Sami'nin cesedi teşhis edildi. | en-tr |
Sami stood trial first. | Sami önce yargılandı. | en-tr |
Sami blamed Layla for the murders. | Sami cinayetler için Leyla'yı suçladı. | en-tr |
Sami said he was beaten. | Sami dövüldüğünü söyledi. | en-tr |
Sami insisted that he was innocent of murder. | Sami, cinayet konusunda masum olduğunda ısrar etti. | en-tr |
Sami went to his car. | Sami arabasına gitti. | en-tr |
Sami began beating Layla. | Sami, Leyla'yı dövmeye başladı. | en-tr |
Sami was a man without compassion. | Sami merhametsiz bir adamdı. | en-tr |
Sami stood in front of the jury. | Sami jüri önünde durdu. | en-tr |
My stomach is churning. | Midem çalkalanıyor. | en-tr |
Sami smoked some marijuana. | Sami biraz esrar içti. | en-tr |
I have not eaten wheat in two months. | İki ay içinde buğday yemedim. | en-tr |
Sami confessed to his role in the crime. | Sami suçtaki rolünü itiraf etti. | en-tr |
Sami testified for the state. | Sami devlet için ifade verdi. | en-tr |
Sami was later sentenced to death. | Sami daha sonra ölüme mahkum edildi. | en-tr |
Sami tried to do everything possible to try to save Layla's life. | Sami, Layla'nın hayatını kurtarmak için mümkün olan her şeyi yapmaya çalıştı. | en-tr |
Sami will take the stand. | Sami mahkemeye ifade verecek. | en-tr |
Sami wanted to take the stand. | Sami mahkemeye ifade vermek istedi. | en-tr |
Sami was executed nearly six years later. | Sami yaklaşık altı yıl sonra idam edildi. | en-tr |
Sami was granted a reprieve. | Saminin cezasının ertelenmesi onaylandı. | en-tr |
Sami was mentally impaired. | Sami zihinsel engelliydi. | en-tr |
Sami's IQ was said to be sixty. | Sami'nin IQ'sunun altmış olduğu söyleniyordu. | en-tr |
You can glaze carrots with honey when cooking them. | Havuçları pişirirken onları bala buluyabilirsin. | en-tr |
In 2014, global sea level was 2.6 inches above the 1993 average. | 2014 yılında küresel deniz seviyesi 1993 ortalamasının 2,6 inç üzerinde idi. | en-tr |
Most fish slow down and "rest" near the bottom during cold winter months. | Soğuk kış aylarında çoğu balık yavaşlar ve dibe yakın yerlerde dinlenir. | en-tr |
Have you ever wondered how fish survive in cold winter weather, or where they go when lakes and ponds freeze over? | Soğuk kış havalarında balıkların nasıl hayatta kaldıklarını veya göller ve göletler donduğunda nereye gittiklerini hiç merak ettiniz mi? | en-tr |
Like many people, fish tend to be less active in the cold. | Birçok insan gibi, balıklar da soğukta daha az aktif olma eğilimindedir. | en-tr |
Tom had to have been mistaken. | Tom yanılmış olmak zorundaydı. | en-tr |
Tom hopes to compete one day in the Olympics. | Tom, bir gün olimpiyatlarda yarışmayı umuyor. | en-tr |
Tom played volleyball in college. | Tom kolejde voleybol oynadı. | en-tr |
Tom pretended he didn't know what Mary was talking about. | Tom, Mary'nin neden bahsettiğini bilmiyormuş gibi yaptı. | en-tr |
My parent's don't approve of our relationship. | Annem ve babam ilişkimizi onaylamaz. | en-tr |
Guess what we're going to have for dinner. | Akşam yemeğinde ne yiyeceğimizi tahmin et. | en-tr |
I don't like how the series is ending. | Dizinin bitiş şeklini beğenmiyorum. | en-tr |
You need to look inward. | İçeriye bakman gerek. | en-tr |
What is your favorite parlor game? | En sevdiğin salon oyunu hangisidir? | en-tr |
Wow, that was impressive! | Vay, o etkileyiciydi! | en-tr |
When did she call? | O ne zaman aradı? | en-tr |
Let them know I'll be late. | Onları geç kalacağımı bildir. | en-tr |
Give your grandmother a hug. | Büyükannene sarıl. | en-tr |
I have new messages for you. | Senin için yeni mesajlar var. | en-tr |
What happened when I was out? | Ben dışarıdayken ne oldu? | en-tr |
What was her point? | Onun amacı neydi? | en-tr |
No one understands what's going through her head. | Kimse onun kafasından neler geçtiğini anlamıyor. | en-tr |
Which do you like better, bananas or apples? | Hangisini daha çok beğeniyorsun, muz mu yoksa elma mı? | en-tr |
We need to do this ourselves. | Bunu kendimiz yapmamız gerek. | en-tr |
This is a picture of my parents. | Bu benim anne ve babamın bir fotoğrafı. | en-tr |
I got several nice presents for my birthday. | Doğum günüm için güzel hediyeler aldım. | en-tr |
Tom got out of the bath and put his clothes on. | Tom banyodan çıktı ve kıyafetlerini giydi. | en-tr |
Tom got out of the bath and put on his clothes. | Tom banyodan çıktı ve elbiselerini giydi. | en-tr |
It's not quite dark yet. | Hava henüz çok karanlık değil. | en-tr |
Tom ran all the way to school. | Tom okula kadar bütün yolu koştu. | en-tr |
I had a good time at the beach yesterday. | Dün sahilde iyi vakit geçirdim. | en-tr |
Tom and I don't usually say good morning to each other. | Tom ve ben birbirimize genelde günaydın demiyoruz. | en-tr |
I seldom put sugar in my coffee. | Ben kahveme nadiren şeker koyarım. | en-tr |
I think I saw something moving over there. | Sanırım orada hareket eden bir şey gördüm. | en-tr |
I think it's going to start raining soon. | Bence yakında yağmur yağmaya başlayacak. | en-tr |
I'm not the only one who volunteered to help Tom do that. | Tom'un bunu yapmasına yardım etmek için gönüllü olan sadece ben değilim. | en-tr |
I'm likely going to be finished doing this before lunch. | Muhtemelen öğle yemeğinden önce bunu yapmayı bitirmiş olacağım. | en-tr |
Blue light prevents humans from feeling sleepy. | Mavi ışık, insanların kendilerini uykulu hissetmesini önler. | en-tr |
Tom said that he'd been cooperative. | Tom işbirliğine açık olduğunu söyledi. | en-tr |
Tom complained to the authorities about the constant barking of his neighbour's dog. | Tom, komşusunun köpeğinin sürekli havlaması konusunda yetkililere şikayette bulundu. | en-tr |
Tom cooked supper for Mary. | Tom, Mary için akşam yemeği pişirdi. | en-tr |
Mary put the flowers that Tom gave her in a vase. | Mary, çiçekleri Tom'un ona verdiği vazoya koydu. | en-tr |
Tom and Mary took their children to Boston with them. | Tom ve Mary çocuklarını onlarla birlikte Boston'a götürdüler. | en-tr |
Do you think Tom had a good time? | Sence Tom iyi bir vakit geçirdi mi? | en-tr |
Tom owns a tattoo parlor. | Tom'un bir dövme salonu var. | en-tr |
What are the oldest living animals in the world? | Dünyada yaşayan en eski hayvanlar hangileridir? | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.