english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami would joke with you but he's serious at the same time. | Sami sana takılırdı ama o aynı zamanda ciddiydi. | en-tr |
Sami's suitcase was x-rayed. | Sami'nin çantasının röntgeni çekildi. | en-tr |
Sami threw Layla's books away. | Sami, Leyla'nın kitaplarını attı. | en-tr |
Sami had some time. | Sami'nin biraz vakti vardı. | en-tr |
Sami thought Layla was using the toilet. | Sami, Leyla'nın tuvaleti kullandığını düşünüyordu. | en-tr |
Sami's dog broke its chain. | Sami'nin köpeği zincirini kırdı. | en-tr |
Sami attended to Layla's last wishes. | Sami, Leyla'nın son isteklerine katıldı. | en-tr |
Sami was a convicted killer. | Sami hüküm giymiş bir katildi. | en-tr |
Sami could move freely around the prison. | Sami cezaevinde rahatça dolaşabilirdi. | en-tr |
Sami hit Layla with a hammer. | Sami, Leyla'ya bir çekiçle vurdu. | en-tr |
Sami refused to do anything about it. | Sami o konuda herhangi bir şey yapmayı reddetti. | en-tr |
Sami locked the door up again. | Sami kapıyı tekrar kilitledi. | en-tr |
Sami got out. | Sami dışarı çıktı. | en-tr |
Sami's plan was already dead. | Sami'nin planı şimdiden ölüydü | en-tr |
Sami saw something moving in the dark. | Sami karanlıkta hareket eden bir şey gördü. | en-tr |
Sami is being held by the Egyptian intelligence services. | Sami, Mısır istihbarat servisleri tarafından tutuluyor. | en-tr |
Sami's behavior started to infuriate Layla. | Sami'nin davranışı Leyla'yı kızdırmaya başladı. | en-tr |
Sami defected from ISIS. | Sami, Deaş'tan kaçtı. | en-tr |
Sami headed straight to the police. | Sami doğrudan polise yöneldi. | en-tr |
Sami helped Layla join ISIS. | Sami, Leyla'nın Deaş'a katılmasına yardım etti. | en-tr |
Sami was detained twice. | Sami iki kez gözaltına alındı. | en-tr |
Sami left Egypt in June, 2006. | Sami, Haziran 2006'da Mısır'dan ayrıldı. | en-tr |
Sami wanted to go back to Egypt. | Sami, Mısır'a geri dönmek istiyordu. | en-tr |
Sami's body was cremated. | Sami'nin cesedi yakıldı. | en-tr |
Sami met a girl in Egypt. | Sami, Mısır'da bir kızla buluştu. | en-tr |
Sami made a decision to go to Egypt. | Sami, Mısır'a gitmek için bir karar aldı. | en-tr |
Sami arrived safely on the Egyptian border. | Sami güvenli biçimde Mısır sınırına ulaştı. | en-tr |
Sami is being interviewed by the FBI. | Sami, FBI tarafından sorgulanıyor. | en-tr |
Sami is part of Layla's life. | Sami, Leyla'nın yaşamının bir parçasıdır. | en-tr |
Sami's vision was severely impaired. | Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu. | en-tr |
Sami's bank accounts have been emptied. | Sami'nin banka hesapları boşaltılmış. | en-tr |
Sami has changed his ways. | Sami yollarını değiştirdi. | en-tr |
Sami never said anything that indicated that he was involved. | Sami karıştığını işaret eden hiçbir şey söylemedi. | en-tr |
Sami said hello as he always does. | Sami her zaman yaptığı gibi merhaba dedi. | en-tr |
Sami was hoarding drugs. | Sami uyuşturucu zulalıyordu. | en-tr |
Sami wanted to talk about his family life. | Sami aile yaşamı hakkında konuşmak istiyordu. | en-tr |
Sami was convinced Layla did not die from natural causes. | Sami, Leyla'nın doğal nedenlerden ölmediğine ikna oldu. | en-tr |
Sami could need some help. | Sami'nin biraz yardıma ihtiyacı olabilir. | en-tr |
Sami held that back. | Sami onu zaptetti. | en-tr |
Sami dismissed his caregiver. | Sami hasta bakıcılık görevinden atıldı. | en-tr |
Sami wanted to vindicate himself. | Sami kendini savunmak istiyordu. | en-tr |
Sami asked for an attorney. | Sami bir avukat istedi. | en-tr |
Sami was watching the interrogation on monitors. | Sami monitördeki sorgulamayı izliyordu. | en-tr |
Sami was very cooperative. | Sami çok yardımseverdi. | en-tr |
Sami gave Layla a rope to hang herself. | Sami kendisini asması için Leyla'ya bir ip verdi. | en-tr |
Sami denied everything. | Sami her şeyi inkar etti. | en-tr |
Sami portrayed himself as a loving husband. | Sami kendini sevgi dolu bir koca olarak betimledi. | en-tr |
Sami knew exactly what it was. | Sami tam olarak ne olduğunu biliyordu. | en-tr |
Sami was potentially involved in Layla's death. | Sami potansiyel olarak Leyla'nın ölümüne karıştı. | en-tr |
Sami and Layla had an argument over that. | Sami ve Leyla'nın onun üzerine bir tartışmaları vardı. | en-tr |
Sami is still waiting execution at Bakir Prison. | Sami hala Bekir Hapishanesinde idam edilmeyi bekliyor. | en-tr |
Sami's daughter was arrested for prostitution. | Sami'nin kızı fahişelik nedeniyle tutuklandı. | en-tr |
Sami continued to talk to Layla. | Sami, Leyla ile konuşmaya devam etti. | en-tr |
Sami was no angel. | Sami melek değildi. | en-tr |
Sami's ring finally turned up. | Sami'nin yüzüğü sonunda ortaya çıktı. | en-tr |
Sami concealed his identity. | Sami kimliğini gizledi. | en-tr |
Sami's dog gave birth to a litter of pups. | Sami'nin köpeği bir sürü yavru doğurdu. | en-tr |
Sami emptied the poisonous capsules into Layla's drink. | Sami zehirli kapsülleri Leyla'nın içkisine boşalttı. | en-tr |
Sami met Layla through an online dating service. | Sami çevrimiçi bir buluşma hizmeti aracılığıyla Leyla ile tanıştı. | en-tr |
Sami's country is close to Egypt. | Sami'nin ülkesi Mısır'a yakındır. | en-tr |
Sami messaged Layla. | Sami, Leyla'ya mesaj gönderdi. | en-tr |
Sami went to the Bible club. | Sami, İncil kulübüne gitti. | en-tr |
Sami started messaging Layla. | Sami, Leyla'ya mesaj göndermeye başladı. | en-tr |
Sami constantly wanted to talk to Layla. | Sami sürekli olarak Leyla ile konuşmak istiyordu. | en-tr |
Sami has been sending Layla Facebook messages. | Sami, Layla'ya Facebook mesajları gönderiyor. | en-tr |
Sami was tracking Layla on Facebook. | Sami, Facebook'ta Leyla'yı izliyordu. | en-tr |
Sami started to learn the American ways. | Sami, Amerikan yollarını öğrenmeye başladı. | en-tr |
Sami's tires were slashed. | Sami'nin lastikleri yarılmıştı. | en-tr |
Sami's tires were all slashed. | Sami'nin lastiklerinin hepsi yarılmıştı. | en-tr |
Sami is still the love of my life. | Sami hâlâ hayatımın aşkıdır. | en-tr |
Sami was put on trial for the murder of Layla Bakir. | Sami, Leyla Bekir'i öldürülmekten yargılanıyordu. | en-tr |
Sami did not do anything that caused Layla's death. | Sami, Leyla'nın ölümüne neden olan hiçbir şey yapmadı. | en-tr |
Lighten up a bit. | Biraz aydınlat. | en-tr |
Sami cut Layla's head off to make it impossible to identify her. | Sami, onu tanımayı imkansız hale getirmek için Leyla'nın kafasını kesti. | en-tr |
Sami hired a private detective. | Sami bir özel dedektif tuttu. | en-tr |
Sami concealed his crime. | Sami suçunu gizledi. | en-tr |
Sami was acquitted of murder. | Sami cinayetten aklandı. | en-tr |
Sami allowed himself little luxuries. | Sami biraz lüks için kendine izin verdi. | en-tr |
Sami's privileges were curtailed. | Sami'nin ayrıcalıkları kısıtlandı. | en-tr |
Sami's wealth was booming. | Sami'nin serveti patlama yaşıyordu. | en-tr |
Sami earned a substantial amount of money. | Sami önemli miktarda bir para kazandı. | en-tr |
Sami was released in 1996. | Sami 1996'da serbest bırakıldı. | en-tr |
Sami bought a mansion. | Sami bir konak satın aldı. | en-tr |
Sami began an anonymous new life in another country. | Sami başka bir ülkede isimsiz yeni bir hayata başladı. | en-tr |
Sami's mask slipped. | Sami'nin maskesi kaydı. | en-tr |
Sami survived the crash. | Sami kazadan sağ kurtuldu. | en-tr |
Sami didn't want to be seen. | Sami görülmek istemedi. | en-tr |
Sami was adopted by a wealthy businessman. | Sami zengin bir işadamı tarafından evlat edinildi. | en-tr |
Sami couldn't afford that. | Sami'nin ona gücü yetmezdi. | en-tr |
Sami was certain he knew who was responsible for Layla's death. | Sami, Leyla'nın ölümü için kimin sorumlu olduğunu bildiğinden emindi. | en-tr |
Sami saw a man prowling the parking lot. | Sami otoparkta dolaşan bir adam gördü. | en-tr |
Sami lives in that area. | Sami o bölgede yaşıyor. | en-tr |
Sami jumped out of the truck at the very last second. | Sami son saniyede kamyondan atladı. | en-tr |
Sami removed the bolts. | Sami cıvataları çıkardı. | en-tr |
Sami was not injured. | Sami yaralı değildi. | en-tr |
Sami was braking but the brakes didn't work. | Sami fren yapıyordu ama frenler çalışmadı. | en-tr |
Sami should slow down. | Sami'nin yavaşlaması gerekir. | en-tr |
Sami was from an Arab family and he spoke Arabic. | Sami bir Arap ailesindendi ve Arapça konuşuyordu. | en-tr |
Sami wanted to change careers. | Sami kariyer değiştirmek istedi. | en-tr |
Sami became a tour guide. | Sami bir tur rehberi oldu. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.