english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Why aren't you at the dinner table? | Neden yemek masasında değilsin? | en-tr |
Why don't you respond when I call? | Neden aradığımda cevap vermiyorsun? | en-tr |
How late did you stay up? | Ne kadar geç kaldın? | en-tr |
Why did you take my luggage? | Bagajımı neden aldın? | en-tr |
Why can't this be easy? | Neden bu kolay olamaz? | en-tr |
Why couldn't you have stayed home? | Neden evde kalamadın? | en-tr |
That's racist! | O bir ırkçı! | en-tr |
Why aren't you more responsible? | Neden daha fazla sorumlu değilsin? | en-tr |
How much did you lose? | Ne kadar kaybettin? | en-tr |
How many movies to you watch in a month? | Ayda kaç tane film izliyorsunuz? | en-tr |
Why do you eat junk food? | Neden abur cubur yiyorsun? | en-tr |
Have you talked to your sister recently? | Kız kardeşinle son zamanlarda konuştun mu? | en-tr |
Have you talked to anyone in the old country? | Eski ülkede herhangi biriyle konuştun mu? | en-tr |
That man isn't a teacher. He's a student. | O adam bir öğretmen değil. O bir öğrenci. | en-tr |
We are the rabble. | Biz ayak takımıyız. | en-tr |
Do you want a pretzel? | Хочеш брецель? | en-uk |
Can you buy me a hot dog? | Bana bir sosisli sandviç satın alabilir misin? | en-tr |
Where are my shin guards? | Dizliklerim nerede? | en-tr |
What's with your attitude? | Tutumun ne? | en-tr |
"Can I help you?" "No, thanks. I'm just looking." | "Yardımcı olabilir miyim?" "Hayır, teşekkürler. Sadece bakıyorum." | en-tr |
"Can you help me?" "Yes, after I take care of this customer." | "Bana yardımcı olabilir misiniz?" "Evet, bu müşteriye baktıktan sonra." | en-tr |
I am uneducated on nutrition. | Beslenme üzerine eğitim almadım. | en-tr |
I am uneducated. | Ben eğitimsizim. | en-tr |
I'm just a simple farmer. | Ben sadece basit bir çiftçiyim. | en-tr |
I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? | Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz? | en-tr |
I like Stalin. | Stalin'den hoşlanıyorum. | en-tr |
"Why do you say Stalin is dead?" "Papa, take your medicine." | "Neden Stalin'in öldüğünü söylüyorsun?" "Baba, ilacını al" | en-tr |
Why Boston? Why not New York City or Newark? | Neden Boston? Neden New York ya da Newark değil? | en-tr |
Do you know any bitches in Boston? | Boston'da herhangi bir sürtük biliyor musun? | en-tr |
Sami was kidnapped. | Sami kaçırıldı. | en-tr |
Sami owned a sprawling mansion in Toronto. | Sami, Toronto'da geniş bir köşkün sahibiydi. | en-tr |
Sami went to a private school. | Sami özel bir okula gitti. | en-tr |
Sami built an empire of more than sixty companies. | Sami altmıştan fazla şirketle bir imparatorluk inşa etti. | en-tr |
Sami loved hiking in the vast Russian wilderness. | Sami, geniş Rus vahşi doğasında yürüyüşe çıkmayı seviyordu. | en-tr |
Sami thinks Farid is a hero. | Sami, Ferit'in bir kahraman olduğunu düşünüyor. | en-tr |
Sami funded Layla's murder. | Sami, Leyla'nın cinayetine maddi destek sağladı. | en-tr |
Sami's kidnappers were arrested. | Sami'yi kaçıranlar tutuklandı. | en-tr |
Sami was forced to make an emergency landing. | Sami acil iniş yapmak zorunda kaldı. | en-tr |
Sami's plane landed on the tarmac. | Sami'nin uçağı asfalt üzerine indi. | en-tr |
Sami died in the blaze. | Sami yangında öldü. | en-tr |
Sami donated his wealth. | Sami servetini bağışladı. | en-tr |
Sami met Layla for lunch. | Sami öğle yemeğinde Leyla'yla bir araya geldi. | en-tr |
Sami fired the first shot into Layla's chest. | Sami ilk atışını Leyla'nın göğsüne yaptı. | en-tr |
Sami stole Farid's girlfriend. | Sami, Ferit'in kız arkadaşını çaldı. | en-tr |
Sami had thousands of followers on Facebook. | Sami, Facebook'ta binlerce takipçiye sahipti. | en-tr |
Sami is a former Marine. | Sami eski bir denizcidir. | en-tr |
Sami called his stepmom. | Sami üvey annesini çağırdı. | en-tr |
Sami and Layla didn't even sleep in the same bed. | Sami ve Leyla aynı yatakta bile uyumadılar. | en-tr |
Sami cried on the phone. | Sami telefonda ağladı. | en-tr |
Sami opened his e-mail account. | Sami kendi e-posta hesabını açtı. | en-tr |
Sami read Layla's secret messages. | Sami, Leyla'nın gizli mesajlarını okudu. | en-tr |
Sami used a payphone. | Sami ön ödemeli bir telefon kullandı. | en-tr |
Sami called the authorities. | Sami yetkilileri aradı. | en-tr |
Sami couldn't believe Layla was alive. | Sami, Leyla'nın hayatta olduğuna inanamadı. | en-tr |
Sami called from a resort. | Sami bir tatil yerinden aradı. | en-tr |
Sami was planning a funeral for Layla. | Sami, Leyla için cenaze planlıyordu. | en-tr |
Sami was in Tahiti. | Sami, Tahiti'deydi. | en-tr |
Sami disappeared for about six years. | Sami yaklaşık altı yıl boyunca kayıptı. | en-tr |
Sami made a full confession. | Sami tam bir itirafta bulundu. | en-tr |
Sami went into the water and never came out. | Sami suya girdi ve asla dışarı çıkmadı. | en-tr |
Sami wanted to convince everybody that he was dead. | Sami herkesi ölü olduğuna ikna etmek istedi. | en-tr |
Sami's father has physically abused him for years. | Sami'nin babası onu yıllardır fiziksel olarak istismar ediyor. | en-tr |
Sami participated in that big lie. | Sami o büyük yalana katıldı. | en-tr |
Sami was stopped for speeding. | Sami hız yapmak nedeniyle durduruldu. | en-tr |
Sami will have to live with that. | Sami onunla yaşamak zorunda kalacak. | en-tr |
Sami and Farid shared the same prison cell. | Sami ve Ferit aynı hapishane hücresini paylaştılar. | en-tr |
Sami hurt his brother. | Sami erkek kardeşini incitti. | en-tr |
Sami was found dead on the kitchen floor of his trailer. | Sami karavanın mutfak zemininde ölü bulundu. | en-tr |
Sami lived in a trailer park. | Sami bir karavan parkında yaşıyordu. | en-tr |
Sami's video got six million views. | Sami'nin videosu altı milyon izleme aldı. | en-tr |
Sami's car crashed into a truck. | Sami'nin arabası bir kamyona çarptı. | en-tr |
Sami wore a mask. | Sami bir maske taktı. | en-tr |
Sami loved his family with a passion. | Sami kendi ailesini bir tutkuyla sevdi. | en-tr |
Sami did his part as a dad. | Sami bir baba olarak rol aldı. | en-tr |
Sami and Layla spent a lot of time together fishing. | Sami ve Leyla birlikte balık tutarak çok zaman geçirdiler. | en-tr |
Sami looked rough. | Sami sert görünüyordu. | en-tr |
Sami got his first job at sixteen, milking cows. | Sami ilk işini on altı yaşında inek sağarak aldı. | en-tr |
Sami watched the video. | Sami videoyu seyretti. | en-tr |
Sami decorated the yard. | Sami bahçeyi dekore etti. | en-tr |
Sami liked to prank people. | Sami insanlara şaka yapmayı severdi. | en-tr |
Sami sold his trailer to Layla. | Sami, karavanını Leyla'ya sattı. | en-tr |
Sami decided to prank Layla. | Sami, Leyla'ya şaka yapmaya karar verdi. | en-tr |
Sami pretended to be a Mexican immigrant. | Sami, Meksikalı bir göçmen numarası yapıyordu. | en-tr |
Sami's Arabic accent disappeared. In fact, he was just pretending to be an Arab immigrant. He was born and raised in Ontario, Canada. | Sami'nin Arapça aksanı kayboldu. Aslında o sadece Arap göçmeniymiş gibi davranıyordu. Kanadaki Ontario'da doğdu ve büyüdü. | en-tr |
Sami lived with his aunt. | Sami yengesiyle birlikte yaşıyordu. | en-tr |
Sami paid Layla's bills. | Sami, Leyla'nın faturalarını ödedi. | en-tr |
Sami held down two jobs. | Sami iki işi yürüttü. | en-tr |
Sami continues to play pranks. | Sami muziplik yapmaya devam ediyor. | en-tr |
Sami said hi. | Sami merhaba dedi. | en-tr |
Sami got back at Layla. | Sami, Leyla'ya geri döndü. | en-tr |
Sami fooled the police. | Sami polisi aldattı. | en-tr |
Sami knows everyone by sight. | Sami herkesi şahsen bilir. | en-tr |
Sami fooled his family. | Sami ailesini kandırdı. | en-tr |
Sami fell in love with a brunette called Layla. | Sami, Leyla adındaki bir esmere aşık oldu. | en-tr |
Sami cut the sleeves of his shirt off. | Sami gömleğinin kollarını kesti. | en-tr |
Sami and Layla met at a pizza joint. | Sami ve Leyla bir pizza dükkanında buluştular. | en-tr |
Sami didn't want to talk to Al-Jazeera. | Sami, El Cezire ile konuşmak istemedi. | en-tr |
Sami had a white-collar job. | Sami'nin beyaz yakalı bir işi vardı. | en-tr |
Sami saw it coming. | Sami onun geliyor olduğunu gördü. | en-tr |
Sami lost his mobility. | Sami hareketliliğini kaybetti. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.