english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Sami is pretty weird. | Sami oldukça gariptir. | en-tr |
Sami was making a video. | Sami bir video yapıyordu. | en-tr |
Sami went to the local grocery store. | Sami yerel markete gitti. | en-tr |
Sami wore his uniform. | Sami üniformasını giydi. | en-tr |
Sami works here. | Sami burada çalışıyor. | en-tr |
Sami was looking at Layla's shirt. | Sami, Leyla'nın gömleğine bakıyordu. | en-tr |
Sami doesn't know Layla's name. | Sami, Leyla'nın adını bilmiyor. | en-tr |
Sami has been there a couple of times. | Sami birkaç kere orada bulundu. | en-tr |
Sami found that weird. | Sami onu tuhaf buldu. | en-tr |
Sami felt really awkward. | Sami kendini gerçekten garip hissediyordu. | en-tr |
Sami left the store. | Sami dükkânı terk etti. | en-tr |
Sami wasn't expecting Layla. | Sami, Leyla'yı beklemiyordu. | en-tr |
Sami came on Saturday. | Sami cumartesi geldi. | en-tr |
Sami must have known Layla's name. | Sami, Leyla'nın adını bilmeliydi. | en-tr |
Sami ordered breakfast. | Sami kahvaltı sipariş etti. | en-tr |
Sami gave Layla the breakfast menu. | Sami, Leyla'ya kahvaltı menüsünü verdi. | en-tr |
Sami brought everything that he needed for his meal. | Sami yemeği için gereken her şeyi getirdi. | en-tr |
Sami didn't tell Layla his name. | Sami, Leyla'ya kendi adını söylemedi. | en-tr |
Sami told Layla what happened. | Sami ne olduğunu Leyla'ya anlattı. | en-tr |
Sami kept looking at Layla. | Sami, Leyla'ya bakmaya devam etti. | en-tr |
Sami dyed his hair blond. | Sami saçlarını sarıya boyadı. | en-tr |
Sami put the plates in the kitchen. | Sami tabakları mutfağa koydu. | en-tr |
Sami grabbed my arm. | Sami kolumu yakaladı. | en-tr |
Sami's heart was beating super-fast. | Sami'nin kalbi çok hızlı çarpıyordu. | en-tr |
Sami went to the office. | Sami ofise gitti. | en-tr |
Sami took Layla's credit card. | Sami, Leyla'nın kredi kartını aldı. | en-tr |
Sami paid with Layla's credit card. | Sami, Leyla'nın kredi kartıyla ödeme yaptı. | en-tr |
Sami received another receipt. | Sami başka bir makbuz aldı. | en-tr |
Sami was looking up information about that guy. | Sami o adam hakkında bilgi arıyordu. | en-tr |
Sami made eye contact with Layla. | Sami, Leyla ile göz teması kurdu. | en-tr |
Sami never forgets a pretty face. | Sami güzel bir yüzü asla unutmaz. | en-tr |
Sami finished the transaction and left. | Sami işlemi bitirdi ve ayrıldı. | en-tr |
Sami had problems with Layla in the past. | Sami geçmişte Leyla ile sorunlar yaşadı. | en-tr |
Sami wanted to make sure Layla wasn't there. | Sami, Leyla'nın orada olmadığından emin olmak istedi. | en-tr |
Aart joined ISIS in 2016. | Aart 2016'da DAİŞ'e katıldı. | en-tr |
Sami was looking for Layla again. | Sami, Leyla'yı tekrar arıyordu. | en-tr |
Sami talked about Layla. | Sami, Leyla hakkında konuştu. | en-tr |
Sami scares me. | Sami beni korkutuyor. | en-tr |
Sami should trust his gut. | Sami'nin, bağırsaklarına güvenmesi gerek. | en-tr |
Aart's story is very interesting. | Aart'ın hikayesi çok ilginçtir. | en-tr |
Sami jumped off a cliff. | Sami uçurumdan atladı. | en-tr |
Sami was chasing Layla. | Sami, Leyla'yı takip ediyordu. | en-tr |
Sami is having a panic attack. | Sami panik atak geçiriyor. | en-tr |
Sami never goes out of his house. | Sami asla evinden dışarı çıkmaz. | en-tr |
Sami wanted to watch more videos like these. | Sami bunlar gibi daha fazla video izlemek istedi. | en-tr |
Sami lived in Cairo with his parents. | Sami anne ve babasıyla birlikte Kahire'de yaşıyordu. | en-tr |
Sami showed Layla's e-mail to Farid. | Sami, Leyla'nın e-postasını Ferit'e gösterdi. | en-tr |
Sami wanted to solve the problem for Layla. | Sami, problemi Leyla için çözmek istedi. | en-tr |
Sami took pictures every single day. | Sami her bir gün fotoğraflar çekti. | en-tr |
Sami sent the photos to Layla's e-mail. | Sami fotoğrafları Leyla'nın e-postasına gönderdi. | en-tr |
Sami is not a hacker. | Sami bir hacker değildir. | en-tr |
Sami started reading. | Sami okumaya başladı. | en-tr |
Sami wrote long posts. | Sami uzun yazılar yazdı. | en-tr |
Sami shared the post with a couple of friends. | Sami yazıyı iki arkadaşla paylaştı. | en-tr |
Sami won't back down. | Sami sözünden dönmeyecek. | en-tr |
Sami doesn't know how to hack. | Sami nasıl hack yapılacağını bilmez. | en-tr |
Sami is not really a hacker. | Sami aslında bir hacker değildir. | en-tr |
The ibis is a wading bird. | İbis dalıcı bir kuştur. | en-tr |
The flamingo is a wading bird. | Flamingo dalıcı bir kuştur. | en-tr |
The falcon is a bird of prey. | Şahin alıcı bir kuştur. | en-tr |
Tom answered in the negative. | Tom olumsuz olarak cevap verdi. | en-tr |
Tom answered in the same language. | Tom aynı dilde yanıtladı. | en-tr |
Tom answered with laughter. | Tom kahkaha ile cevap verdi. | en-tr |
"How do I look?" "You look beautiful." | "Nasıl görünüyorum?" "Güzel görünüyorsun." | en-tr |
They both seemed to be having fun. | İkisi de eğleniyor gibi görünüyordu. | en-tr |
"What else do you know about her?" "Not much." | "Onun hakkında başka ne biliyorsun?" "Fazla değil." | en-tr |
Tom is a subcontractor. | Tom bir taşeron. | en-tr |
Tom's face was covered in bruises. | Tom'un yüzü çürüklerle kaplıydı. | en-tr |
The contract was awarded to the lowest bidder. | Sözleşme en düşük teklif verene verildi. | en-tr |
Did Tom give Mary that? | Tom onu Mary'ye verdi mi? | en-tr |
Did Tom give that to Mary? | Tom onu Mary'ye verdi mi? | en-tr |
I wish I were as rich as you. | Keşke senin kadar zengin olsaydım. | en-tr |
I wish that I were as rich as you. | Keşke senin kadar zengin olsaydım. | en-tr |
I wish I were as tall as you. | Keşke senin kadar uzun boylu olsaydım. | en-tr |
I wish that I were as tall as you. | Keşke senin kadar uzun boylu olsaydım. | en-tr |
I'm sorry that I wasn't there yesterday. | Üzgünüm dün orada olmadığım için üzgünüm. | en-tr |
Tom suggested we go fishing tomorrow. | Tom yarın balığa çıkmamızı önerdi. | en-tr |
Tom suggested that we go fishing tomorrow. | Tom yarın balığa gitmemizi teklif etti. | en-tr |
Tom treated me like a kid. | Tom bana bir çocuk gibi davrandı. | en-tr |
Tom treated me like a child. | Tom bana bir çocuk gibi davranıyordu. | en-tr |
I could't have done that without your help. | Onu senin yardımın olmadan yapamazdım. | en-tr |
I know Tom isn't happy. | Tom'un mutlu olmadığını biliyorum. | en-tr |
I know Tom misses Mary. | Tom'un Mary'yi özlediğini biliyorum. | en-tr |
This isn't my knife. | Bu benim bıçağım değil. | en-tr |
Who'll you vote for? | Kime oy vereceksin? | en-tr |
You aren't so smart. | Sen o kadar akıllı değilsin. | en-tr |
You made them angry. | Onları öfkelendirdin. | en-tr |
You won't find them. | Sen onları bulamazsın. | en-tr |
I ignored Tom's mistake. | Tom'un hatasını göz ardı ettim. | en-tr |
I like Tom's new jacket. | Tom'un yeni ceketini beğeniyorum. | en-tr |
I like talking with Tom. | Tom ile konuşmak hoşuma gidiyor. | en-tr |
I mentioned that to Tom. | Tom'a ondan bahsetmiştim. | en-tr |
I refuse to talk to Tom. | Tom'la konuşmayı reddediyorum. | en-tr |
I decided to give up. | Vazgeçmeye karar verdim. | en-tr |
I didn't impress them. | Onları etkilemedim. | en-tr |
I forgot my homework. | Ev ödevimi unuttum. | en-tr |
Tom is often too polite. | Tom genellikle fazla kibardır. | en-tr |
I got sick last year. | Geçen sene hastalandım. | en-tr |
Tom just missed his bus. | Tom az önce otobüsünü kaçırdı. | en-tr |
I guess it'll change. | Sanırım o değişecek. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.