english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
I saw you kiss Tom.
Seni Tom'u öperken gördüm.
en-tr
Tom's girlfriend cheered him on.
Tom'un kız arkadaşı onu eğlendirdi.
en-tr
We all cheered him up.
Hepimiz onu neşelendirdik.
en-tr
So, who's the lucky one?
Peki, şanslı olan kim?
en-tr
It's time Tom left.
Tom'un ayrılma zamanı geldi.
en-tr
I think I know her.
Sanırım onu ​​tanıyorum.
en-tr
Those are from Tom.
Onlar Tom'dan.
en-tr
I want that guitar.
O gitarı istiyorum.
en-tr
Tom can't fire you.
Tom seni kovamaz.
en-tr
Tom didn't call me.
Tom beni aramadı.
en-tr
I'd like some beer.
Biraz bira istiyorum.
en-tr
Tom has hired Mary.
Tom, Mary'ye iş verdi.
en-tr
I'd like some wine.
Biraz şarap isterim.
en-tr
Tom ignored us all.
Tom hepimizi görmezden geldi.
en-tr
I'm not so worried.
Ben o kadar kaygılı değilim.
en-tr
Tom is still dazed.
Tom hala şaşkındı.
en-tr
It'll be safe here.
Burada güvende olunacak.
en-tr
Tom let Mary speak.
Tom, Mary'nin konuşmasına izin verdi.
en-tr
It's a new bicycle.
O yeni bir bisiklet.
en-tr
Tom must help Mary.
Tom, Mary'ye yardım etmeli.
en-tr
Leave me alone, OK?
Beni yalnız bırak, tamam mı?
en-tr
Tom must warn Mary.
Tom, Mary'yi uyarmalı.
en-tr
My ears are frozen.
Kulaklarım donmuş.
en-tr
Tom stole a camera.
Tom bir kamera çaldı.
en-tr
Did you know Tom couldn't swim?
Tom'un yüzemediğini biliyor muydunuz?
en-tr
Did you know that Tom couldn't swim?
Tom'un yüzemediğini biliyor muydun?
en-tr
Did you know Tom was adopted?
Tom'un evlat edinildiğini biliyor muydunuz?
en-tr
Did you know that Tom was adopted?
Tom'un evlat edinildiğini biliyor muydun?
en-tr
Did you know Tom was here?
Tom'un burada olduğunu biliyor muydunuz?
en-tr
Did you know that Tom was here?
Tom'un burada olduğunu biliyor muydun?
en-tr
Didn't you know that I didn't want Tom to do that?
Tom'un onu yapmasını istemediğimi bilmiyor muydun?
en-tr
Do you mean that you can't speak French?
Fransızca konuşamadığını mı söymek istiyorsun?
en-tr
Do you still have that bicycle I gave you?
Sana verdiğim o bisiklete hala sahip misin?
en-tr
Do you still have that bicycle that I gave you?
Sana verdiğim o bisiklet hala sende mi?
en-tr
I apparently did that wrong.
Görünüşe göre onu hatalı yaptım.
en-tr
I apparently did that incorrectly.
Görünüşe göre onu yanlış yaptım.
en-tr
I haven't yet applied for a visa.
Henüz bir vize için başvuruda bulunmadım.
en-tr
I haven't applied for a visa yet.
Henüz vize başvurusu yapmadım.
en-tr
I know you're not happy.
Mutlu olmadığını biliyorum.
en-tr
I like everyone here, including Tom.
Мені тут усі подобаються, включаючи Тома.
en-uk
I like everybody here, including Tom.
Tom dahil buradaki herkesi severim.
en-tr
I realize I've been doing that the wrong way.
Onu yanlış yolla yapıyor olduğumu fark ettim.
en-tr
I realize that I've been doing that the wrong way.
Onu yanlış şekilde yapıyor olduğumu fark ettim.
en-tr
I went back to bed and slept for another three hours.
Yatağa geri döndüm ve üç saat boyunca uyudum.
en-tr
I went back to bed and slept for three more hours.
Yatağa geri gittim ve üç saat daha uyudum.
en-tr
I'll be here for at least another three years.
En az üç yıl daha burada olacağım.
en-tr
I'm sure I'll see Tom again.
Я певна, що ми з Томом ще побачимося.
en-uk
I'm sure that I'll see Tom again.
Я певен, що ми з Томом побачимося знову.
en-uk
I'm sure Tom will do much better next time.
Tom'un bir dahaki sefere çok daha iyi yapacağına eminim.
en-tr
I'm sure that Tom will do much better next time.
Eminim Tom bir dahaki sefere çok daha iyi yapacak.
en-tr
I'm sure Tom will refuse to do that.
Tom'un onu yapmayı reddedeceğine eminim.
en-tr
I'm sure that Tom will refuse to do that.
Eminim Tom onu yapmayı reddeder.
en-tr
I've already told Tom he can't do that.
Onu yapamayacağını Tom'a önceden söyledim.
en-tr
I've already told Tom that he can't do that.
Onu yapamayacağını Tom'a daha önce söyledim.
en-tr
I've already told Tom he needs be there tomorrow by 2:30.
Yarın saat 2.30'da orada olması gerektiğini Tom'a zaten söyledim.
en-tr
I've already told Tom that he needs be there tomorrow by 2:30.
Yarın saat 2.30'da orada olması gerektiğini Tom'a daha önce söyledim.
en-tr
I've already told Tom that he won't be allowed to do that.
Tom'a daha önce bunu yapmasına izin verilmeyeceğini söyledim.
en-tr
I've been doing that for a very long time.
Onu çok uzun bir zamandır yapıyorum.
en-tr
I've been doing that for over thirty years.
Onu otuz yıldan fazla bir süredir yapıyorum.
en-tr
I've been living in this dorm for three and a half years.
Üç buçuk yıldır bu öğrenci yurdunda yaşıyorum.
en-tr
I've been living in this dormitory for three and a half years.
Üç buçuk yıldır bu yurtta yaşıyorum.
en-tr
I've been planning on doing that for months.
Onu aylardır yapmayı planlıyorum.
en-tr
I've been planning to do that for months.
Aylardır onu yapmayı planlıyorum.
en-tr
I've been planning on doing that.
Onu yapmayı planlıyorum.
en-tr
I've been planning to do that.
Onu yapmayı tasarlıyorum.
en-tr
I've been playing golf a lot recently.
Son günlerde çok golf oynuyordum.
en-tr
I've been waiting all morning for someone to do that.
Bütün sabahtır birisinin onu yapması için bekliyorum.
en-tr
I've been waiting all morning for somebody to do that.
Bütün sabahtır birinin onu yapması için bekliyorum.
en-tr
I've decided I'll try to do that.
Onu yapmaya çalışacağım kararına vardım.
en-tr
I've decided that I'll try to do that.
Onu yapmaya çalışacağıma karar verdim.
en-tr
I've decided that I'm the one who ought to do that.
Onu yapması gereken kişi olduğum kararına vardım.
en-tr
I've let my children do that many times.
Çocuklarımın onu yapmalarına birçok kez izin verdim.
en-tr
I've let my kids do that many times.
Çocuklarımın onu yapmasına birçok kez izin verdim.
en-tr
You're not doing anything now, are you?
Şimdi hiçbir şey yapmıyorsun, değil mi?
en-tr
You aren't helping a lot.
Çok yardım etmiyorsun.
en-tr
You're not helping a lot.
Çok yardımcı olmuyorsun.
en-tr
Should we help you?
Size yardımcı olmamız gerekiyor mu?
en-tr
I only met Tom once.
Tom ile bir kez karşılaştım.
en-tr
They don't like us.
Onlar bizden hoşlanmıyorlar.
en-tr
I'll go get Tom now.
Şimdi Tom’u getirmeye gideceğim.
en-tr
Wait. I'll be back.
Почекай, я повернуся.
en-uk
When will you move?
Ne zaman taşınacaksın?
en-tr
Tom made Mary smile.
Tom, Mary'yi güldürdü.
en-tr
I felt rather lucky.
Kendimi bir hayli şanslı hissettim.
en-tr
I found it exciting.
Onu heyecan verici buldum.
en-tr
I get scared easily.
Kolayca korkutulurum.
en-tr
I had fun in Boston.
Boston'da eğlendim.
en-tr
I know Tom hired Mary.
Tom'un Mary'yi işe aldığını biliyorum.
en-tr
I pretended to be Tom.
Tom gibi davrandım.
en-tr
I told Tom some jokes.
Tom'a bazı fıkralar anlattım.
en-tr
I really love roses.
Gülleri gerçekten severim.
en-tr
I'll write Tom a note.
Tom'a bir not yazacağım.
en-tr
I sang in the choir.
Koroda şarkı söyledim.
en-tr
I bet Tom knows French.
Bahse girerim Tom, Fransızca biliyor.
en-tr
I should thank them.
Onlara teşekkür etmem gerekir.
en-tr
I couldn't wake Tom up.
Tom'u uyandıramadım.
en-tr
I finally defeated Tom.
Sonunda Tom'u yendim.
en-tr
I'll try to find it.
Onu bulmaya çalışacağım.
en-tr
I'm sick of burgers.
Burgerlerden bıktım.
en-tr
Sami gave Layla a wink.
Sami, Leyla'ya bir göz kırptı.
en-tr