english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom is having financial problems again. | Tom tekrar mali problemler yaşıyor. | en-tr |
I've done that more than most people have. | Onu çoğu insandan fazla yaptım. | en-tr |
Tom rarely goes to bed before midnight. | Tom gece yarısından önce nadiren yatağa gider. | en-tr |
I've just started learning how to do that. | Onun nasıl yapılacağını yeni öğrenmeye başladım. | en-tr |
Tom will come over to my place tonight. | Tom bu gece benim mekanıma gelecek. | en-tr |
I've known how to do that for a long time. | Onun nasıl yapılacağını uzun bir zamandır biliyorum. | en-tr |
Tom will spend next weekend doing that. | Tom önümüzdeki hafta sonunu onu yaparak geçirecek. | en-tr |
What kinds of clothes do you like to wear? | Ne tür kıyafetler giymekten hoşlanıyorsun? | en-tr |
Didn't you know I wanted Tom to do that? | Tom'un onu yapmasını istediğimi sen bilmiyor muydun? | en-tr |
I've been doing that for about three weeks. | Onu yaklaşık üç haftadır yapıyorum. | en-tr |
Do you still always speak French to Tom? | Sen hâlâ her zaman Tom'la Fransızca mı konuşuyorsun? | en-tr |
Do you still always speak to Tom in French? | Tom'la hala hep Fransızca mı konuşuyorsun? | en-tr |
I've been ready to do that for a long time. | Uzun zamandır onu yapmak için hazırım. | en-tr |
Do you still help Tom with his homework? | Tom'a ödevinde hala yardım ediyor musun? | en-tr |
I've advised Tom not to do that anymore. | Tom’a onu artık yapmamasını tavsiye ettim. | en-tr |
I've been doing that for almost three years. | Neredeyse bunu üç yıldır yapıyorum. | en-tr |
I've advised Tom not to stop doing that. | Tom'a bunu yapmayı bırakmamasını tavsiye ettim. | en-tr |
I've been learning how to cook Chinese food. | Çin yemeklerini nasıl pişireceğimi öğreniyorum. | en-tr |
I've been told several times not to do that. | Bana bunu yapmamam birkaç kez söylendi. | en-tr |
I've been told that I don't have to do that. | Bunu bunu yapmak zorunda olmadığım söylendi. | en-tr |
I've been told that I don't need to do that. | Bana onu yapmama gerek olmadığı söylendi. | en-tr |
I've been told that I'm required to do that. | Bana onu yapmamın gerekli olduğu söylendi. bana | en-tr |
I've been trying to do that for a long time. | Onu uzun süredir yapmaya çalışıyorum. | en-tr |
Tom almost got killed trying to save me. | Tom beni kurtarmaya çalışırken neredeyse öldürülüyordu. | en-tr |
Didn't you know I didn't want you to do that? | Onu yapmanı istemediğimi bilmiyor muydun? | en-tr |
Tom didn't allow Mary to enter his room. | Tom, Mary'ye odasına girmesi için izin vermedi. | en-tr |
How many hours of TV do you watch every week? | Her hafta kaç saat televizyon izliyorsun? | en-tr |
How many hours a week do you watch TV? | Haftada kaç saat televizyon izliyorsun? | en-tr |
Do you think there's too much violence on TV? | Televizyonda çok fazla şiddet olduğunu düşünüyor musun? | en-tr |
I've been doing that for the last three years. | Onu son üç yıldır yapıyorum. | en-tr |
Both Tom and John fell in love with Mary. | Hem Tom hem de John, Mary'ye aşık oldular. | en-tr |
What kind of things do you like doing with your friends? | Arkadaşlarınla ne tarz şeyler yapmayı seversin ? | en-tr |
I've advised Tom not to start doing that. | Tom'a onu yapmaya başlamamasını tavsiye ettim. | en-tr |
Do you still drink as much beer as you used to? | Hâlâ eskisi kadar çok bira içiyor musun ? | en-tr |
Do you still play golf as often as you used to? | Hala eskisi kadar sık olarak golf oynuyor musun? | en-tr |
I have enough time to do that before I go home. | Eve gitmeden önce onu yapmak için yeterince zamanım var. | en-tr |
I've been told not to try to do that by myself. | Bana onu tek başıma yapmayı denememem söylendi. | en-tr |
I've already told Tom what he should say. | Ne demesi gerektiğini Tom'a zaten söyledim. | en-tr |
I've asked Tom to show me how to do that. | Tom'dan onun nasıl yapılacağını bana göstermesini istedim. | en-tr |
Tom has been living here for a long time. | Tom uzun zamandır burada yaşıyor. | en-tr |
Tom was the only one without an umbrella. | Tom şemsiyesi olmayan tek kişiydi | en-tr |
I've already finished doing what I needed to do. | Yapmam gerekenleri yapmayı zaten bitirdim | en-tr |
Tom will have only one chance to do that. | Tom'un bunu yapmak için sadece tek bir şansı olacak. | en-tr |
I've been doing that for quite a few of years. | Ben onu uzun yıllardır yapmaktayım. | en-tr |
Do you still go swimming as often as you used to? | Hâlâ eskiden gittiğin kadar sık yüzmeye gidiyor musun? | en-tr |
What was your favorite subject in junior high school? | Ortaokulda en sevdiğin dersin hangisiydi? | en-tr |
I've been working part-time as a waiter since October. | Ekim ayından beri yarı zamanlı bir garson olarak çalışıyorum. | en-tr |
Tom will be back by the time you get here. | Sen buraya gelene kadar Tom geri gelecek. | en-tr |
What kind of music did you like when you were in high school? | Lisedeyken ne tür müzikten hoşlanırdınız? | en-tr |
What's the weather like in the summer in your country? | Ülkenizde yaz mevsiminde hava nasıl? | en-tr |
Tom is repairing his bicycle. | Tom bisikletini tamir ediyor. | en-tr |
Tom fixed his bicycle. | Tom bisikletini tamir etti. | en-tr |
The horse is pulling the carriage. | At arabayı çekiyor. | en-tr |
Do you prefer going out or staying at home on weekends? | Hafta sonları dışarı çıkmayı mı yoksa evde kalmayı mı tercih edersin? | en-tr |
I've advised Tom to start doing that again. | Tom'a onu tekrar yapmaya başlamasını tavsiye ettim. | en-tr |
I promise to pay back the money I owe you by the end of the month. | Size ödemem gereken parayı ay sonuna kadar geri ödeyeceğime söz veriyorum. | en-tr |
I've asked Tom to show Mary how to do that. | Tom'dan Mary'ye onun nasıl yapılacağını göstermesini rica ettim. | en-tr |
I've been having a hard time staying awake during history classes. | Tarih dersleri sırasında uyanık kalmakta zorluk yaşıyorum. | en-tr |
I'll call the Jacksons. | Jacksonları arayacağım. | en-tr |
Sami has already ordered something. | Sami zaten bir şeyler sipariş vermiş. | en-tr |
Sami loves this picture. | Sami bu resmi seviyor. | en-tr |
Sami wanted to keep that picture. | Sami o resmi saklamak istedi. | en-tr |
Sami was pulling away from that friendship. | Sami o arkadaşlıktan uzaklaşıyordu. | en-tr |
Sami wasn't even drinking. | Sami içki içmiyordu bile. | en-tr |
Sami is Farid's stage name. | Sami Ferit'in sahne adıdır. | en-tr |
Sami is Farid's last name. | Sami, Ferit'in soyadıdır. | en-tr |
Sami sent this to me. | Sami bana bunu gönderdi. | en-tr |
Sami knew my real name. | Sami gerçek adımı biliyordu. | en-tr |
Sami doesn't really go by this name. | Sami aslında bu adla tanınmıyor. | en-tr |
Sami was watching torture porn. | Sami işkence pornosu izliyordu. | en-tr |
Sami's story doesn't have any moral. | Sami'nin hikayesinin hiçbir ahlaki yanı yok. | en-tr |
There are the words that make me cry. | Beni ağlatan sözler var. | en-tr |
You said a word that makes me laugh. | Beni güldüren bir söz söyledin. | en-tr |
Sami lives in a very small town. | Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor. | en-tr |
Sami wanted to go to the mall. | Sami alışveriş merkezine gitmek istedi. | en-tr |
Sami was in the mall. | Sami alışveriş merkezindeydi. | en-tr |
Sami didn't see Layla at all. | Sami, Leyla'yı hiç görmedi. | en-tr |
Sami was in the store when Layla was in there. | Leyla oradayken Sami mağazadaydı. | en-tr |
Sami wasn't interested in any girl. | Sami herhangi bir kızla ilgilenmiyordu. | en-tr |
Sami put Layla as his Facebook wife. | Sami, Leyla'yı kendi Facebook'una karısı olarak koydu. | en-tr |
Sami doesn't answer random numbers. | Sami rastgele numaralara cevap vermiyor. | en-tr |
Sami doesn't answer numbers he doesn't know. | Sami bilmediği numaralara cevap vermiyor. | en-tr |
Sami doesn't like answering numbers he doesn't know. | Sami bilmediği numaraları cevaplamaktan hoşlanmaz. | en-tr |
Sami was bullying Layla. | Sami, Leyla'ya dayılanıyordu. | en-tr |
Sami didn't want to answer Layla's phone calls. | Sami, Leyla'nın telefon aramalarına cevap vermek istemedi. | en-tr |
Sami didn't give his phone to Layla. | Sami telefonunu Leyla'ya vermedi. | en-tr |
Sami has been bullying Layla. | Sami, Leyla'ya sataşıyordu. | en-tr |
Sami has given me his number. | Sami bana numarasını verdi. | en-tr |
Sami's video got a million views. | Sami'nin videosu bir milyon izlenmeye ulaştı. | en-tr |
Sami's stalker is in prison. | Sami'nin sapığı hapiste. | en-tr |
He earned a law degree. | O bir hukuk derecesi kazandı. | en-tr |
The soldiers eat in the mess hall. | Askerler yemekhanede yemek yerler. | en-tr |
He's a raving egomaniac. | O çılgın bir egomanyaktır. | en-tr |
Tom is a raving egomaniac. | Tom çılgın bir benmerkezci. | en-tr |
Tom's dog likes playing fetch. | Tom'un köpeği oyun oynamayı sever. | en-tr |
Tom's expensive tastes put a strain on the family's finances. | Tom'un pahalı zevkleri ailenin mali durumuna bir yük oluyordu. | en-tr |
They are going to stay here for several days. | Birkaç gün boyunca burada kalacaklar. | en-tr |
They will be staying here for several days. | Birkaç gün için burada kalıyor olacaklar. | en-tr |
Tom was on campus. | Tom kampüsteydi. | en-tr |
You must like Tom. | Тобі, мабуть, Том подобається. | en-uk |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.