english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
How did you know Tom would be here this week? | Tom'un bu hafta burada olacağını nereden biliyordun? | en-tr |
How did you know that Tom would be here this week? | Tom'un bu hafta burada olacağını nereden biliyordun? | en-tr |
How did you know Tom wouldn't be able to do that? | Tom'un bunu yapamayacağını nereden biliyordun? | en-tr |
How did you know that Tom wouldn't be able to do that? | Tom'un bunu yapamayacağını nereden biliyordun? | en-tr |
How did you know that Tom wouldn't do that? | Tom'un bunu yapamayacağını nasıl bildin? | en-tr |
Tom didn't know Mary was a Canadian. | Tom, Mary'nin bir Kanadalı olduğunu bilmiyordu. | en-tr |
Tom didn't know that Mary was a Canadian. | Tom, Mary'nin Kanadalı olduğunu bilmiyordu. | en-tr |
Tom has already been told he has to do that. | Tom'a daha önce bunu yapmak zorunda olduğu söylenmişti. | en-tr |
Tom has already been told that he has to do that. | Tom'a daha önce bunu yapması gerektiğini söylendi. | en-tr |
What makes you think that Tom and Mary are guilty? | Tom ve Mary'nin suçlu olduğunu sana düşündüren nedir? | en-tr |
When was the last time you went swimming with Tom? | En son ne zaman Tom'la yüzmeye gittin? | en-tr |
When was the last time that you went swimming with Tom? | En son ne zaman Tom'la yüzmeye gittin? | en-tr |
Do you think Tom would teach French to my children? | Sizce Tom benim çocuklarıma Fransızca öğretecek mi? | en-tr |
Do you think that Tom would teach French to my children? | Tom'un benim çocuklarıma Fransızca öğreteceğini mi düşünüyorsun? | en-tr |
Tom has already been told he needs to do that. | Tom'a bunu daha önce yapması gerektiği söylendi. | en-tr |
Tom has already been told that he needs to do that. | Tom'a daha önce bunu yapması gerektiği söylendi. | en-tr |
Do you think Tom would sell me one of his paintings? | Sence Tom bana resimlerinden birini satar mı? | en-tr |
Do you think that Tom would sell me one of his paintings? | Tom'un bana resimlerinden birini satacağını düşünüyor musun? | en-tr |
Tom ate more than I ate. | Tom benim yediğimden daha fazlasını yedi. | en-tr |
Tom ate more than me. | Tom benden daha fazlasını yedi. | en-tr |
Can you drive a truck? | Bir kamyonu sürebilir misin? | en-tr |
Tom cleaned the house. | Tom evi temizledi. | en-tr |
Can you stay for supper? | Akşam yemeği için kalır mısın? | en-tr |
Tom crashed his car. | Tom arabasını çarptı. | en-tr |
Tom closed his notebook. | Tom defterini kapattı. | en-tr |
Can you pay for all this? | Bütün bunları ödeyebilir misin? | en-tr |
Tom described what happened. | Tom ne olduğunu açıkladı. | en-tr |
Can you really do the job? | İşi gerçekten yapabilir misin? | en-tr |
Tom came to help us. | Tom bize yardım etmeye geldi. | en-tr |
Can you get tickets for us? | Bizim için bilet alabilir misin? | en-tr |
Tom and Mary are smart. | Tom ve Mary akıllıdır. | en-tr |
What's there to see in Boston? | Boston'da görülecek ne var? | en-tr |
Would you lend me thirty dollars? | Bana otuz dolar ödünç verir misin? | en-tr |
You and I should've celebrated together. | Sen ve ben birlikte kutlamalıydık. | en-tr |
Can you and Tom both do that? | Sen ve Tom ikinizde bunu yapabilir misiniz? | en-tr |
Tom did that right away. | Tom bunu hemen yaptı. | en-tr |
Tom could do much better. | Tom çok daha iyisini yapabilirdi. | en-tr |
Can you and Tom both speak French? | Sen ve Tom ikiniz de Fransızca konuşabiliyor musun? | en-tr |
You and I should go there together. | Sen ve ben oraya birlikte gitmeliyiz. | en-tr |
It really doesn't matter much to us. | Bu gerçekten bizim için çok önemli değil. | en-tr |
Tom apparently doesn't remember Mary. | Tom görünüşe göre Mary'yi hatırlamıyor. | en-tr |
You and I shouldn't be seen together. | Sen ve ben birlikte görülmemeliyiz. | en-tr |
Tom can no longer help us. | Tom artık bize yardım edemez. | en-tr |
Nobody is better at this than we are. | Kimse bunda bizim olduğumuzdan daha iyi değil. | en-tr |
Maybe you and I could get together later. | Belki sen ve ben daha sonra bir araya gelebiliriz. | en-tr |
You and I should do that together sometime. | Sen ve ben bir ara bunu birlikte yapmalıyız. | en-tr |
Tom asked Mary to be patient. | Tom, Mary'den sabırlı olmasını istedi. | en-tr |
You and I should eat lunch together sometime. | Sen ve ben bir ara beraber öğle yemeği yemeliyiz. | en-tr |
Tom and Mary are very similar. | Tom ve Mary çok benzerler. | en-tr |
You and I should play tennis together sometime. | Sen ve ben bir ara birlikte tenis oynamalıyız. | en-tr |
Tom confessed that he did that. | Tom bunu yaptığını itiraf etti. | en-tr |
I ran into an old friend in the park. | Parkta eski bir arkadaşa rastladım. | en-tr |
Tom did everything he could do. | Tom elinden gelen her şeyi yaptı. | en-tr |
Tom and Mary got married recently. | Tom ve Mary son zamanlarda evlendiler. | en-tr |
You and I should go to the party together. | Sen ve ben partiye birlikte gitmeliyiz. | en-tr |
It has been three months since I've done that. | Bunu yaptığımdan beri üç ay oldu. | en-tr |
Tom asked me if I could swim. | Tom bana yüzebilip yüzemeyeceğimi sordu. | en-tr |
Tom might be able to fix this. | Tom bunu tamir edebilir. | en-tr |
How do I get to your office from the station? | İstasyondan ofisine nasıl ulaşırım? | en-tr |
Tom hates flying. | Том терпіти не може перельоти. | en-uk |
I can deliver it to Tom. | Bunu Tom'a teslim edebilirim. | en-tr |
I also wrote Tom a letter. | Ayrıca Tom'a bir mektup yazdım. | en-tr |
I can bring it to you. | Onu sana getirebilirim. | en-tr |
All I bought was bread. | Tüm aldığım ekmekti. | en-tr |
I didn't say I'd help Tom. | Tom'a yardım edeceğimi söylemedim. | en-tr |
I like to visit Boston. | Boston'u ziyaret etmeyi severim. | en-tr |
Can you get Tom to do that? | Bunu Tom'a yaptırabilir misin? | en-tr |
Please slow down a bit. | Lütfen biraz yavaşla. | en-tr |
I can deliver it to you. | Bunu sana teslim edebilirim. | en-tr |
I asked Tom to wait for me. | Tom'un beni beklemesini istedim. | en-tr |
I ate a chicken sandwich. | Ben bir tavuklu sandviç yedim. | en-tr |
I did what I could for Tom. | Tom için elimden geleni yaptım. | en-tr |
Would you like some beer? | Biraz bira ister misin? | en-tr |
How did you know about it? | Bunun hakkında nasıl bildin? | en-tr |
I asked Tom to leave me alone. | Tom'un beni yalnız bırakmasını istedim. | en-tr |
I didn't say I'd help you. | Sana yardım edeceğimi söylemedim. | en-tr |
I assume you've talked to Tom. | Sanırım Tom'la konuştun. | en-tr |
Tom asked me to close the gate. | Tom kapıyı kapatmamı istedi. | en-tr |
I asked Tom to leave Mary alone. | Tom'dan Mary'yi yalnız bırakmasını istedim. | en-tr |
Tom and Mary are still not home. | Tom ve Mary hâlâ evde değiller. | en-tr |
I bought Tom a banjo for Christmas. | Tom'a Noel için banjo aldım. | en-tr |
Would you tell Tom that we're back? | Tom'a geri döndüğümüzü söyler misin? | en-tr |
Can you get Tom to agree to do that? | Tom'a bunu yapmayı kabul ettirebilir misin? | en-tr |
I never even considered doing that. | Bunu yapmayı hiç düşünmedim bile. | en-tr |
Tom asked Mary if she'd like to walk to the beach with him. | Tom, Mary'ye onunla plaja yürümek isteyip istemediğini sordu. | en-tr |
You didn't see Tom do that, did you? | Tom'un bunu yaptığını görmedin, değil mi? | en-tr |
I did everything I could to help Tom. | Tom'a yardım etmek için elimden gelen her şeyi yaptım. | en-tr |
Why should I care where Tom is going? | Tom'un nereye gittiğini neden önemsemeliyim? | en-tr |
I wonder why Tom refused to kiss Mary. | Tom'un neden Mary'yi öpmeyi reddettiğini merak ediyorum. | en-tr |
Tom and I have a few classes together. | Tom ve benim birlikte birkaç dersimiz var. | en-tr |
Tom and I sat together at the concert. | Tom ve ben konserde beraber oturduk. | en-tr |
Tom and Mary seem very happy together. | Tom ve Mary birlikte çok mutlu görünüyorlar. | en-tr |
Tom and Mary seem to be very happy together. | Tom ve Mary birlikte çok mutlu görünüyorlar. | en-tr |
Tom asked me to close all the windows. | Tom tüm pencereleri kapatmamı istedi. | en-tr |
Tom can't go to Mary's this afternoon. | Tom, bu öğleden sonra Mary'nin evine gidemez. | en-tr |
Tom has a picture of Mary on his desk. | Tom'un masasında Mary'nin bir fotoğrafı var. | en-tr |
We've been to Boston, but we haven't been to Chicago. | Boston'a gittik ama Chicago'ya gitmedik. | en-tr |
What kind of vegetables does Tom sell? | Tom ne tür sebze satıyor? | en-tr |
Do you know why Tom was looking for me? | Tom'un neden beni aradığını biliyor musun? | en-tr |
I shouldn't have told you that. | Sana bunu söylememeliydim. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.