english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom will have to go to Boston next year. | Tom gelecek yıl Boston'a gitmek zorunda kalacak. | en-tr |
I had no intention of staying that long. | O kadar uzun kalma niyetim yoktu. | en-tr |
Tom and I eat dinner together every night. | Tom ve ben her akşam, akşam yemeği yiyoruz. | en-tr |
I don't think that'll still be a problem. | Onun hala bir sorun olacağını düşünmüyorum. | en-tr |
Tom asked Mary to forgive him for what he'd done. | Tom, Mary'den, yaptığı şey için onu affetmesini istedi. | en-tr |
I don't think it's safe to go out in this kind of weather. | Bu tür havalarda dışarı çıkmanın güvenli olduğunu düşünmüyorum. | en-tr |
Tom will be back from Boston next Monday. | Tom gelecek pazartesi Boston'dan dönmüş olacak. | en-tr |
Tom has already been told to stay away from Mary. | Тому вже сказали триматися від Мері подалі. | en-uk |
Tom still comes to Boston every Christmas. | Tom hala her noelde Boston'a geliyor. | en-tr |
Without insurance, you cannot see a doctor. | Sigorta olmadan bir doktoru göremezsiniz. | en-tr |
Tom bought a new cutting board for Mary's kitchen. | Tom, Mary'nin mutfağı için yeni bir kesme tahtası satın aldı. | en-tr |
Tom decided to cut back on saturated fats. | Tom doymuş yağları kısmaya karar verdi. | en-tr |
Sami didn't work. | Sami çalışmadı. | en-tr |
Sami and Layla didn't talk. | Sami ve Leyla konuşmadılar. | en-tr |
Sami didn't feel anything. | Sami hiçbir şey hissetmedi. | en-tr |
Tom and Mary have just returned from Boston. | Tom ve Mary az önce Boston'dan döndüler. | en-tr |
Tom hasn't yet been told to do that again. | Tom'a henüz bunu tekrar yapması söylenmedi. | en-tr |
Tom went to the drugstore to get the medicine Mary needed. | Tom, Mary'nin ihtiyacı olan ilacı almak için eczaneye gitti. | en-tr |
I heard that Tom come back to Boston for Christmas. | Tom'un noel için Boston'a geri geldiğini duydum. | en-tr |
Tom opened the fridge and took out a beer. | Tom buzdolabını açtı ve bir bira çıkardı. | en-tr |
Tom and Mary will probably not tell John about what they did. | Tom ve Mary ne yaptıklarını muhtemelen John'a anlatmayacaklar. | en-tr |
Tom is looking for a cheap place to live in Boston. | Tom, Boston'da yaşamak için ucuz bir yer arıyor. | en-tr |
Are you and Tom going to the party tonight? | Sen ve Tom bu gece partiye gidiyor musunuz? | en-tr |
I always had the feeling that Tom and Mary were hiding something. | Her zaman Tom ve Mary'nin bir şeyler sakladıkları şeklinde bir hissim vardı. | en-tr |
I don't know when Tom and Mary plan to go to Boston. | Tom ve Mary'nin Boston'a ne zaman gitmeyi planladıklarını bilmiyorum. | en-tr |
My boyfriend and I were workmates. | Erkek arkadaşım ve ben iş arkadaşlarıydık. | en-tr |
Sami's most viewed video was viewed 6 million times. | Sami'nin en çok izleen videosu 6 milyon kez izlendi. | en-tr |
Sami uploaded a new video. | Sami yeni bir video upload etti. | en-tr |
Sami's video was uploaded. | Sami'nin videosu yüklendi. | en-tr |
Sami commented on Layla's video. | Sami, Leyla'nın videosuna yorumda bulundu. | en-tr |
Sami talked to people. | Sami insanlarla konuştu. | en-tr |
Sami has two friends: Farid and Salim. | Sami'nin iki arkadaşı var: Ferit ve Salim. | en-tr |
Sami doesn't know his Facebook friends in real life. | Sami, Facebook arkadaşlarını gerçek hayatta tanımıyor. | en-tr |
Sami has to be really careful. | Sami gerçekten dikkatli olmak zorunda. | en-tr |
Sami should listen to his mother. | Sami'nin, annesini dinlemesi gerekir. | en-tr |
Sami knows that song. | Sami o şarkıyı bilir. | en-tr |
Sami sent Layla death threats. | Sami, Leyla'ya ölüm tehditleri gönderdi. | en-tr |
Sami didn't know what that meant. | Sami onun ne anlama geldiğini bilmiyordu. | en-tr |
Sami is Layla's stalker. | Sami, Leyla'nın stalkerıdır. | en-tr |
Sami didn't message Layla. | Sami, Leyla'ya mesaj atmadı. | en-tr |
Sami's content wasn't sexual. | Sami'nin içeriği cinsel değildi. | en-tr |
Sami and Layla eventually became friends. | Sami ve Leyla sonunda arkadaş oldular. | en-tr |
Sami and Layla kept talking. | Sami ve Leyla konuşmaya devam ettiler. | en-tr |
Sami was a lot older than us. | Sami bizden çok daha yaşlıydı. | en-tr |
Sami sent Layla some pictures of his. | Sami, Leyla'ya kendine ait bazı resimler gönderdi. | en-tr |
Sami sent Layla some creepy pictures. | Sami, Leyla'ya bazı ürkütücü resimler gönderdi. | en-tr |
Sami was a bit nervous and shy. | Sami biraz gergin ve utangaçtı. | en-tr |
Sami was shocked and disgusted by Layla's video. | Sami, Leyla'nın videosundan şok oldu ve tiksindi. | en-tr |
Sami was not our friend anymore. | Sami artık arkadaşımız değildi. | en-tr |
Sami and Layla were both afraid. | Sami ve Leyla ikisi de korkuyordu. | en-tr |
Sami had a Tumblr blog. | Sami'nin bir Tumblr bloğu vardı. | en-tr |
Sami made a Tumblr account. | Sami bir Tumblr hesabı açtı. | en-tr |
Sami doesn't really know how Layla did that. | Sami, Leyla'nın onu nasıl yaptığını gerçekten bilmiyor. | en-tr |
Sami would always message Layla. | Sami her zaman Leyla'ya mesaj atar. | en-tr |
Sami had an obsession with Layla. | Sami'nin Leyla'yla ilgili bir takıntısı vardı. | en-tr |
Sami sent Layla some really disgusting stuff. | Sami, Leyla'ya bazı gerçekten iğrenç şeyler gönderdi. | en-tr |
Sami sent the message anonymously. | Sami mesajı anonim olarak gönderdi. | en-tr |
Sami had a look at the screenshots. | Sami ekran görüntülerine bir göz attı. | en-tr |
Sami made a new Facebook account. | Sami yeni bir Facebook hesabı açtı. | en-tr |
Sami harassed some of his female co-workers. | Sami kadın meslektaşlarından bazılarını taciz etti. | en-tr |
Sami blocked us on his Instagram. | Sami bizi İnstagram'ında blokladı. | en-tr |
Sami couldn't find Layla's Instagram name. | Sami, Leyla'nın İnstagram adını bulamadı. | en-tr |
Sami will come back. | Sami geri gelecek. | en-tr |
Sami was too trusting. | Sami fazla güveniyordu. | en-tr |
Sami is too naive. | Sami fazla saf. | en-tr |
Sami doesn't want to be rude. | Sami kaba olmak istemez. | en-tr |
Sami can tell people his story. | Sami insanlara hikayesini anlatabilir. | en-tr |
Sami was too trusting with people. | Sami insanlara fazla güveniyordu. | en-tr |
Sami was too trusting with strangers. | Sami yabancılara fazla güveniyordu. | en-tr |
Sami didn't do anything to stop it. | Sami onu durdurmak için hiçbir şey yapmadı. | en-tr |
Sami doesn't remember what happened. | Sami neler olduğunu hatırlamıyor. | en-tr |
Sami worked as a receptionist. | Sami resepsiyonist olarak çalıştı. | en-tr |
Sami welcomed the visitors. | Sami ziyaretçileri ağırladı. | en-tr |
Sami chatted to the visitors. | Sami ziyaretçilerle sohbet etti. | en-tr |
Sami had no family. | Sami'nin ailesi yoktu. | en-tr |
Sami was in his sixties. | Sami altmışlı yaşlarındaydı. | en-tr |
Sami was a predator. | Sami bir yırtıcıydı. | en-tr |
Sami was an old man. | Sami yaşlı bir adamdı. | en-tr |
Sami comes quite frequently. | Sami oldukça sık gelir. | en-tr |
Sami was really busy. | Sami gerçekten meşguldü. | en-tr |
Sami spoke to another customer. | Sami başka bir müşteriyle konuştu. | en-tr |
Sami didn't really need to speak to Layla. | Sami'nin Leyla ile konuşmasına gerçekten gerek yoktu. | en-tr |
Sami lives on his own. | Sami kendi başına yaşıyor. | en-tr |
Sami naively answered all of Layla's questions. | Sami, Leyla'nın bütün sorularını saf saf yanıtladı. | en-tr |
Sami was single at the time. | Sami o zaman bekardı. | en-tr |
Sami was overly friendly and naive. | Sami aşırı samimi ve naifti. | en-tr |
Sami liked to chat and make small talk with people. | Sami sohbet etmekten ve insanlarla küçük konuşmalar yapmaktan hoşlanırdı. | en-tr |
Sami tried to impress Layla. | Sami, Leyla'yı etkilemeye çalıştı. | en-tr |
Sami bought a Rolls Royce. | Sami bir Rolls Royce satın aldı. | en-tr |
Sami wanted to sell his Ford Focus and buy a Mercedes. | Sami, Ford Focus'unu satmak ve bir Mercedes satın almak istiyordu. | en-tr |
Sami has got a gift for Layla. | Sami'nin Leyla için bir hediyesi var. | en-tr |
Sami had a business. | Sami'nin bir işi vardı. | en-tr |
Sami wants to give this book to Layla as a gift. | Sami bu kitabı Leyla'ya hediye olarak vermek istiyor. | en-tr |
Sami brought the gift in for Layla. | Sami hediyeyi Leyla için getirdi. | en-tr |
Sami's gift is ready. | Sami'nin hediyesi hazır. | en-tr |
Sami bought Layla a big gift. | Sami, Leyla'ya büyük bir hediye satın aldı. | en-tr |
Sami asked Layla to go to his house to get her gift. | Sami, Leyla'dan hediyesini almak için evine gitmesini rica etti. | en-tr |
Sami told Layla at work about this. | Sami, Leyla'ya işte bu konudan söz etti. | en-tr |
Sami doesn't have any family and friends. | Sami'nin hiç ailesi ve arkadaşı yok. | en-tr |
Sami gave a gift to Layla. | Sami, Leyla'ya bir armağan verdi. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.