english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Several guys that I recognized from school were standing in front of the library. | Okuldan tanıdığım birkaç kişi kütüphanenin önünde duruyordu. | en-tr |
Perhaps you shouldn't have given Tom that. | Belki de Tom'a bunu vermemeliydin. | en-tr |
Perhaps you shouldn't have given that to Tom. | Belki de bunu Tom'a vermemeliydin. | en-tr |
Perhaps it might've been better to do it that way. | Belki de onu böyle yapmak daha iyi olabilirdi. | en-tr |
Perhaps it might have been better to do it that way. | Belki de onu böyle yapmak daha iyi olabilirdi. | en-tr |
No one wants you here. | Kimse seni burada istemiyor. | en-tr |
Nobody wants you here. | Kimse seni burada istemiyor. | en-tr |
No one else seemed to be amused. | Başka hiç kimse eğleniyor gibi görünmüyordu. | en-tr |
Maybe the next time you'll listen to me when I tell you to be careful. | Belki bir dahaki sefere dikkatli olmanı söylediğimde beni dinlersin. | en-tr |
How hard could it be to do that? | Bunu yapmak ne kadar zor olabilir? | en-tr |
How difficult could it be to do that? | Bunu yapmak ne kadar zor olabilir? | en-tr |
Everyone agreed on that. | Herkes bunu kabul etti. | en-tr |
Everybody agreed on that. | Herkes bunu kabul etti. | en-tr |
Everyone stood there, shocked. | Herkes orada durdu, şok oldu. | en-tr |
Everybody stood there, shocked. | Herkes orada durdu, şok oldu. | en-tr |
Even though I wasn't planning to do that, I ended up doing it. | Bunu yapmayı planlamamış olsam da, onu yapmayı bitirdim. | en-tr |
Even though I wasn't planning on doing that, I ended up doing it. | Onu yapmayı planlamamış olsam da, onu yapmayı bitirdim. | en-tr |
Don't tell anyone where I'm going. | Nereye gittiğimi kimseye söyleme. | en-tr |
Do you think you can help me do that tomorrow? | Yarın bunu yapmama yardım edebileceğini düşünüyor musun? | en-tr |
Do you think that you can help me do that tomorrow? | Yarın bunu yapmama yardım edebileceğini düşünüyor musun? | en-tr |
Do you remember the time you and I went hiking together? | Senin ve benim birlikte yürüyüş yaptığımız zamanı hatırlıyor musunuz? | en-tr |
Do you remember the time that you and I went hiking together? | Birlikte senin ve benim yürüyüş yaptığımız zamanı hatırlıyor musunuz? | en-tr |
Do you think you're strong enough to do that? | Bunu yapacak kadar güçlü olduğunu düşünüyor musun? | en-tr |
Do you think that you're strong enough to do that? | Bunu yapacak kadar güçlü olduğunuzu düşünüyor musunuz? | en-tr |
Do you think I should actually do that? | Bunu gerçekten yapmam gerektiğini düşünüyor musun? | en-tr |
Do you think that I should actually do that? | Bunu yapmam gerektiğini düşünüyor musun? | en-tr |
Do you think I could actually do that? | Bunu gerçekten yapabileceğimi mi düşünüyorsun? | en-tr |
Do you think that I could actually do that? | Bunu gerçekten yapabileceğimi mi düşünüyorsun? | en-tr |
Did you honestly think I wouldn't do that? | Gerçekten bunu yapamayacağımı düşündün mü? | en-tr |
By late afternoon, everyone was getting tired. | Öğleden sonra geç saatlerde, herkes yoruluyordu. | en-tr |
By late afternoon, everybody was getting tired. | Öğleden sonra geç saatlerde, herkes yoruluyordu. | en-tr |
I'm pretty sure nobody's going to be able to recognize you. | Hiç kimsenin seni tanıyamayacağından oldukça eminim. | en-tr |
I'm pretty sure no one's going to recognize you. | Hiç kimsenin seni tanımayacağından eminim. | en-tr |
Do you think Tom is sad? | Sence Tom üzgün mü? | en-tr |
Do you think that Tom is sad? | Tom'un üzgün olduğunu mu düşünüyorsun? | en-tr |
It's the sort of thing Tom would do. | Bu, Tom'un yapacağı türden bir şey. | en-tr |
It's the kind of thing Tom would do. | Bu, Tom'un yapacağı türden bir şey. | en-tr |
When did you get that? | Bunu ne zaman aldın? | en-tr |
You must be careful not to make Tom angry. | Tom'u kızdırmamak için dikkatli olmalısın. | en-tr |
Put on your shirt. | Gömleğini giy. | en-tr |
Put your shirt on. | Gömleğini giy. | en-tr |
Tom is much better than I am at doing that. | Tom bunu yapmada benden çok daha iyi. | en-tr |
Tom is much better at doing that than me. | Tom bunu benden çok daha iyi yapıyor. | en-tr |
Tom is someone you can't trust. | Tom güvenemeyeceğin biridir. | en-tr |
Tom is somebody you can't trust. | Tom güvenemeyeceğin biri. | en-tr |
Tom is somebody you can trust. | Tom güvenebileceğin biridir. | en-tr |
Tom is the best French teacher that I know. | Tom bildiğim en iyi Fransızca öğretmenidir. | en-tr |
Tom is the only Canadian I invited to my party. | Tom, partime davet ettiğim tek Kanadalı. | en-tr |
Tom is the only Canadian that I invited to my party. | Tom, partime davet ettiğim tek Kanadalı. | en-tr |
Tom is unlikely to be as busy as you think he is. | Tom sandığın kadar meşgul değil. | en-tr |
Tom isn't likely to be as busy as you think. | Tom sandığın kadar meşgul değil. | en-tr |
Tom is unlikely to be as busy as you think. | Tom muhtemelen sandığın kadar meşgul değil. | en-tr |
Tom isn't likely to be as busy as you think he is. | Tom muhtemelen sandığın kadar meşgul değil. | en-tr |
I bet Tom is here. | Tom'un burada olduğuna eminim. | en-tr |
Tom bought cigars. | Tom puro aldı. | en-tr |
I've missed Boston. | Boston'u özledim. | en-tr |
Tom does his best. | Том робить усе що може. | en-uk |
You're both losers. | İkinizde kaybettiniz. | en-tr |
Tom is a lazy man. | Tom tembel bir adam. | en-tr |
I bet you can do it. | Bunu yapabileceğinden eminim. | en-tr |
Tom might be hurt. | Tom incinebilir. | en-tr |
I cleared my throat. | Boğazımı temizledim. | en-tr |
I clenched my fists. | Yumruklarımı sıktım. | en-tr |
I bet Tom is tired. | Tom'un yorgun olduğuna eminim. | en-tr |
Wasn't that amazing? | Bu şaşırtıcı değil miydi? | en-tr |
Tom rubbed his jaw. | Tom çenesini ovuşturdu. | en-tr |
When will Tom come? | Tom ne zaman gelecek? | en-tr |
You won't fool Tom. | Tom'u kandırmayacaksın. | en-tr |
I bet Tom is hungry. | Tom'un acıktığına bahse girerim. | en-tr |
I wish I'd done that. | Keşke bunu yapsaydım. | en-tr |
I'm not cold anymore. | Artık üşümüyorum. | en-tr |
Tom could be asleep. | Tom uyuyabilirdi. | en-tr |
They're all gone now. | Artık onların hepsi gitti. | en-tr |
Tom is a cartoonist. | Том мультиплікатор. | en-uk |
Doing this isn't easy. | Bunu yapmak kolay değil. | en-tr |
I bet you can do that. | Bunu yapabileceğinden eminim. | en-tr |
I changed the subject. | Konuyu değiştirdim. | en-tr |
Tom may use my desk. | Tom masamı kullanabilir. | en-tr |
Tom feeds the chickens. | Tom tavukları besler. | en-tr |
Tom is already in jail. | Tom zaten hapiste. | en-tr |
The emperor has no clothes. | Kral çıplak. | en-tr |
Tom knew he'd win. | Tom kazanacağını biliyordu. | en-tr |
Tom knew that he'd win. | Tom kazanacağını biliyordu. | en-tr |
Tom knew I'd be late. | Tom geç kalacağımı biliyordu. | en-tr |
Tom knows I'm competitive. | Tom rekabetçi olduğumu biliyor. | en-tr |
Tom knows I'm homeless. | Tom evsiz olduğumu biliyor. | en-tr |
Tom knows I'm married. | Tom evli olduğumu biliyor. | en-tr |
Tom is already walking. | Tom çoktan yürüyor. | en-tr |
Tom knows when I'm sad. | Tom üzgün olduğumu biliyor. | en-tr |
Everything was delicious. | Her şey lezzetliydi. | en-tr |
I closed the locker door. | Dolabın kapağını kapattım. | en-tr |
Go and give this to Tom. | Git ve bunu Tom'a ver. | en-tr |
Start from the beginning. | Başlangıçtan başla. | en-tr |
Tom didn't come with me. | Tom benimle gelmedi. | en-tr |
Tom doesn't know it yet. | Tom henüz bilmiyor. | en-tr |
Tom is a lot better now. | Tom şimdi çok daha iyi. | en-tr |
I have to work late today. | Bugün geç saatlerde çalışmak zorundayım. | en-tr |
It wasn't easy doing that. | Bunu yapmak kolay değildi. | en-tr |
Maybe Tom isn't bluffing. | Belki Tom blöf yapmıyordur. | en-tr |
Some of the women giggled. | Kadınlardan bazıları kıkır kıkır güldü. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.