english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
Tom had a knife, didn't he? | Tom'un bir bıçağı vardı, değil mi? | en-tr |
I'm thinking of resigning. | İstifa etmeyi düşünüyorum. | en-tr |
Tom worked with the police. | Tom polisle çalıştı. | en-tr |
Tom works in a music store. | Tom bir müzik mağazasında çalışıyor. | en-tr |
Tom's mother has remarried. | Tom'un annesi yeniden evlendi. | en-tr |
I'm pleased with Tom's work. | Tom'un çalışmasından memnunum. | en-tr |
I'm dying to see you again. | Seni tekrar görmeye can atıyorum. | en-tr |
Tom won't let Mary go there. | Tom, Mary'nin oraya gitmesine izin vermeyecek. | en-tr |
I hope Tom keeps his promise. | Umarım Tom sözünü tutar. | en-tr |
Tom didn't tell Mary, did he? | Tom Mary'ye söylemedi, değil mi? | en-tr |
I'm quite willing to do that. | Bunu yapmak için çok istekliyim. | en-tr |
I've got to be there by 2:30. | 2.30'a kadar orada olmalıyım. | en-tr |
Tom wouldn't wash the dishes. | Tom bulaşıkları yıkamazdı. | en-tr |
Tom's garden is really small. | Tom'un bahçesi gerçekten küçük. | en-tr |
Tom's speech was interesting. | Tom'un konuşması ilginçti. | en-tr |
Tom drank some beer, didn't he? | Tom biraz bira içti, değil mi? | en-tr |
Tom will continue to work here. | Tom burada çalışmaya devam edecek. | en-tr |
Tom works at a nearby hospital. | Tom yakındaki bir hastanede çalışıyor. | en-tr |
I'm counting on you to do that. | Bunu yapmak için sana güveniyorum. | en-tr |
Tom's aunt is richer than mine. | Tom'un teyzesi benimkinden daha zengin. | en-tr |
Tom wouldn't let me talk to you. | Tom seninle konuşmama izin vermezdi. | en-tr |
We can't afford to buy a house. | Ev alacak paramız yok. | en-tr |
Tom's parents are back together. | Tom'un ailesi tekrar döndüler. | en-tr |
I wish I could help you do that. | Keşke bunu yapmana yardım edebilsem. | en-tr |
Tom has richer friends than I do. | Tom'un benden daha zengin arkadaşları var. | en-tr |
I'll be taking French next year. | Gelecek yıl Fransızca alacağım. | en-tr |
Tom's story was very interesting. | Tom'un hikayesi çok ilginçti. | en-tr |
Do we need to tell Tom what to do? | Tom'a ne yapması gerektiğini söylemeli miyiz? | en-tr |
I'm going to Boston in the fall. | Sonbaharda Boston'a gidiyorum. | en-tr |
I'm willing to help you do that. | Bunu yapmana yardım etmeye hazırım. | en-tr |
Tom will be there, but Mary won't. | Tom orada olacak, ama Mary olmayacak. | en-tr |
I can't put up with Tom's behavior. | Tom'un davranışlarına katlanamıyorum. | en-tr |
Tom must have known Mary wouldn't want to do that. | Tom, Mary'nin bunu yapmak istemeyeceğini biliyor olmalıydı. | en-tr |
Somebody must have taken your umbrella by mistake. | Birisi şemsiyeni yanlışlıkla almış olmalı. | en-tr |
Someone must have taken your umbrella by mistake. | Birisi şemsiyeni yanlışlıkla almış olmalı. | en-tr |
I think it must have been Tom who did this. | Bence bunu Tom yapmış olmalı. | en-tr |
Tom must have forgotten about the meeting. | Tom toplantıyı unutmuş olmalı. | en-tr |
Tom must have known this would happen. | Tom bunun olacağını bilmeliydi. | en-tr |
Tom must have committed suicide. | Tom intihar etmiş olmalı. | en-tr |
Tom must have known the truth. | Tom gerçeği bilmiş olmalıydı. | en-tr |
That must have been something. | Önemli bir şey olmalı. | en-tr |
Tom must have been confused. | Tom'un kafası karışmış olmalı. | en-tr |
We must have been followed. | Takip ediliyor olmalıyız. | en-tr |
We're now closer than we've ever been. | Şu an her zamankinden daha da yakınız. | en-tr |
We're talking about our friends. | Biz arkadaşlarımızdan bahsediyoruz. | en-tr |
I'm doubtful whether Tom will come. | Я сумніваюсь, що Том прийде. | en-uk |
I'm not sure when Tom will do that. | Tom'un bunu ne zaman yapacağından emin değilim. | en-tr |
I'm going to let Tom do as he likes. | Tom'un hoşlandığı gibi yapmasına izin vereceğim. | en-tr |
Tom doesn't seem too happy, does he? | Tom çok mutlu görünmüyor, değil mi? | en-tr |
I'm afraid Tom may have lost his way. | Korkarım Tom yolunu kaybetmiş olabilir. | en-tr |
I want to know why Tom has to do that. | Tom'un bunu neden yapması gerektiğini bilmek istiyorum. | en-tr |
That's patently ridiculous. | Bu tamamen zırvalık. | en-tr |
It's patently obvious. | Çok aşikâr. | en-tr |
Tom's potential has no ceiling. | Потенціал Тома не має меж. | en-uk |
Tom walked on the treadmill for an hour. | Tom bir saat koşu bandında yürüdü. | en-tr |
Tom would've done that by now if he'd known how to. | Tom, bunu nasıl yapacağını bilseydi, şimdiye kadar yapardı | en-tr |
Tom is with someone, isn't he? | Tom biriyle birlikte, değil mi? | en-tr |
Tom is with somebody, isn't he? | Tom birisiyle birlikte, değil mi? | en-tr |
Tom is almost never at home on Monday, is he? | Tom neredeyse pazartesi günü hiç evde değil, değil mi? | en-tr |
Tom is expecting someone, isn't he? | Tom birisini bekliyor, değil mi? | en-tr |
Tom is expecting somebody, isn't he? | Tom birisini bekliyor, değil mi? | en-tr |
I'm doubtful whether Tom will do that. | Tom'un bunu yapıp yapmayacağı konusunda şüphelerim var. | en-tr |
Tom asked Mary to stop staring at him. | Tom, Mary'den ona bakmayı bırakmasını istedi. | en-tr |
Tom can't have done this without help. | Tom yardım olmadan bunu yapmış olamaz. | en-tr |
I'm going to go to Boston next year. | Gelecek yıl Boston'a gideceğim. | en-tr |
Do you think Tom could help us do that? | Sence Tom bunu yapmamıza yardım edebilir mi? | en-tr |
I'll meet Tom at 2:30 at the main gate. | Tom'la ana kapıda 2.30'da buluşacağım. | en-tr |
I'm meeting Tom at the airport at 2:30. | Tom'la havaalanında 2.30'da buluşacağım. | en-tr |
It wasn't necessary for Tom to do that. | Tom'un bunu yapması gerekli değildi. | en-tr |
I want to know why Tom needs to do that. | Tom'un bunu neden yapması gerektiğini bilmek istiyorum. | en-tr |
I'm looking forward to hearing from Tom. | Tom'dan dört gözle haber almayı bekliyorum. | en-tr |
I'm not sure what time Tom will be home. | Я не впевнений, о котрій годині Том буде вдома. | en-uk |
I'm sick and tired of Tom's complaining. | Tom'un şikayetinden bıktım ve yoruldum. | en-tr |
I can't stand Tom's arrogance any longer. | Tom'un kibirine artık dayanamıyorum. | en-tr |
I'm not sure what time Tom will get home. | Tom'un eve ne zaman geleceğinden emin değilim. | en-tr |
I'm to meet Tom at 2:30 at the main gate. | Ana kapıda 2.30'da Tom ile buluşacağım. | en-tr |
I'm waiting for Tom to finish doing that. | Tom'un bunu yapmayı bitirmesini bekliyorum. | en-tr |
Tom can't have been the one who did this. | Tom bunu yapan kişi olamaz. | en-tr |
I'm very lucky to have friends like you. | Senin gibi arkadaşlarım olduğu için çok şanslıyım. | en-tr |
Tom will probably lose everything he owns. | Tom muhtemelen sahip olduğu her şeyi kaybedecek. | en-tr |
Tom won't be able to do that anytime soon. | Tom yakında bunu yapamayacak. | en-tr |
Tom's father is going to buy him a guitar. | Tom'un babası ona bir gitar alacak. | en-tr |
I can't help wondering if Tom will do that. | Tom'un bunu yapıp yapmayacağını merak edemem. | en-tr |
Let's try to do that the way Tom suggested. | Bunu Tom'un önerdiği şekilde yapmaya çalışalım. | en-tr |
Tom will be leaving at 2:30 this afternoon. | Tom bu öğleden sonra saat 2.30'da ayrılacak. | en-tr |
Tom's house is only three blocks from here. | Tom'un evi buradan sadece üç blok uzaklıktadır. | en-tr |
Tom is someone I've known since high school. | Tom liseden beri tanıdığım biri. | en-tr |
Tom knows how to deal with people like that. | Tom böyle insanlarla nasıl başa çıkacağını biliyor. | en-tr |
Tom wants to know why Mary isn't here today. | Tom, bugün Mary'nin neden burada olmadığını bilmek istiyor. | en-tr |
Tom will probably be the first one to arrive. | Tom muhtemelen gelen ilk kişi olacak. | en-tr |
I can't put up with Tom's rudeness any longer. | Tom'un kabalığına artık dayanamıyorum. | en-tr |
Tom probably won't be the first one to arrive. | Tom muhtemelen gelen ilk kişi olmayacak. | en-tr |
Tom hid behind a bush so Mary wouldn't see him. | Tom bir çalılığın arkasına saklandı, böylece Mary onu görmedi. | en-tr |
Tom probably won't be the first one to do that. | Tom muhtemelen bunu yapan ilk kişi olmayacak. | en-tr |
Tom wouldn't drink the cocktail I made for him. | Tom onun için yaptığım kokteylleri içmezdi. | en-tr |
I want to get a hat like the one Tom is wearing. | Tom'un giydiği gibi bir şapka almak istiyorum. | en-tr |
I'm supposed to meet Tom at 2:30 this afternoon. | Tom'la bu öğleden sonra saat 2.30'da buluşmam gerekiyor. | en-tr |
Tom worked in a department store for three years. | Tom üç yıldır bir mağazada çalışıyordu. | en-tr |
Do you know Tom well enough to ask him for a loan? | Ondan borç para istemek için Tom'u yeterince tanıyor musun? | en-tr |
I'm afraid Tom and Mary won't get along very well. | Korkarım Tom ve Mary pek iyi anlaşamayacaklar. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.