english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
They realized they were alone. | Yalnız olduklarını fark ettiler. | en-tr |
They pretended they were sick. | Hasta numarası yaptılar. | en-tr |
They knew that they were safe. | Güvende olduklarını biliyorlardı. | en-tr |
They knew that they were lost. | Kaybettiklerini biliyorlardı. | en-tr |
They said they were worn out. | Yıpranmış olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were unbiased. | Tarafsız olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were unafraid. | Korkusuz olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were retiring. | Emekli olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were innocent. | Masum olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were grateful. | Minnettar olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were confused. | Kafası karışık olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were betrayed. | İhanete uğradıklarını söylediler. | en-tr |
They said they were wounded. | Yaralı olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were worried. | Endişelenmiş olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were unlucky. | Şanssız olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were unhappy. | Mutsuz olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were retired. | Emekli olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were puzzled. | Şaşkın olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were pleased. | Memnun olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were nervous. | Onlar gergin olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were healthy. | Sağlıklı olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were furious. | Öfkelendiklerini söylediler. | en-tr |
They said they were excited. | Heyecanlandıklarını söylediler. | en-tr |
They said they were curious. | Meraklı olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were adopted. | Evlatlık olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were scared. | Korkmuş olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were eating. | Yemek yiyor olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were amused. | Eğlendiklerini söylediler. | en-tr |
They said they were upset. | Üzgün olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were ready. | Hazır olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were happy. | Mutlu olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were drunk. | Sarhoş olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were broke. | Kırıldıklarını söylediler. | en-tr |
They said they were angry. | Kızgın olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were alone. | Yalnız olduklarını söylediler. | en-tr |
They know they were wrong. | Hatalı olduklarını biliyorlar. | en-tr |
They knew they were wrong. | Hatalı olduklarını biliyorlardı. | en-tr |
They claim they were busy. | Meşgul olduklarını iddia ediyorlar. | en-tr |
They said they were well. | İyi olduklarını söylediler. | en-tr |
They said they were mad. | Kızgın olduklarını söylediler. | en-tr |
Karl Marx, a German philosopher and economist, said: Religion is the opium of the people. | Alman filozof ve ekonomist Karl Marx şunu söyledi: Din halkın afyonudur. | en-tr |
I'm sorry, I need to take that phone call. | Üzgünüm, o telefon aramasını yanıtlamam gerek. | en-tr |
Tom found an error at the last minute in his presentation. | Tom sunumunda son dakikada bir hata buldu. | en-tr |
Tom is a commercial airline pilot. | Том — пілот комерційних авіаліній. | en-uk |
Sami quit smoking pot. | Sami esrar içmeyi bıraktı. | en-tr |
Sami read the first page. | Sami ilk sayfayı okudu. | en-tr |
Sami ate with his left hand. | Sami sol eliyle yemek yedi. | en-tr |
Sami's YouTube channel helped me enormously to understand Islam. | Sami'nin YouTube kanalı, İslam'ı anlamama büyük ölçüde yardımcı oldu. | en-tr |
Sami needed to change his lifestyle. | Sami'nin yaşam tarzını değiştirmesi gerekiyordu. | en-tr |
Sami is addicted to alcohol. | Sami alkol bağımlısıdır. | en-tr |
Sami needs his pills every day. | Sami her gün haplarına ihtiyaç duyar. | en-tr |
Sami doesn't hang out with them. | Sami onlarla takılmıyor. | en-tr |
Sami is familiar with this story. | Sami bu hikayeye aşina. | en-tr |
Sami murdered many people. | Sami birçok insanı öldürdü. | en-tr |
Sami can't be forgiven. | Sami affedilemez. | en-tr |
Sami talked to another person. | Sami başka biriyle konuştu. | en-tr |
Sami can be forgiven. | Sami affedilebilir. | en-tr |
Sami has to go to a new neighborhood. | Sami yeni bir mahalleye gitmek zorunda. | en-tr |
Sami wasted so much time. | Sami çok zaman harcadı. | en-tr |
Sami was so ashamed. | Sami çok utanıyordu. | en-tr |
Sami cried and cried. | Sami ağladı ve ağladı. | en-tr |
Sami kept to that promise. | Sami sözünü tuttu. | en-tr |
Sami had a successful career. | Sami başarılı bir kariyere sahipti. | en-tr |
Sami runs his own tech business. | Sami kendi teknoloji işini yürütüyor. | en-tr |
Sami took a loan from the bank. | Sami bankadan bir kredi aldı. | en-tr |
Sami went to the bank to take a loan. | Sami, kredi almak için bankaya gitti. | en-tr |
Sami went back to the bank. | Sami bankaya geri döndü. | en-tr |
Sami has his own tech business. | Sami'nin kendi teknoloji işi var. | en-tr |
Sami ran his own tech business. | Sami kendi teknoloji işini yürütüyordu. | en-tr |
Sami is happy to talk to any person about Islam. | Sami, İslam hakkında herhangi biriyle konuşmaktan mutluluk duyar. | en-tr |
Sami is happy to answer any questions about Islam. | Sami, İslam hakkında her soruyu cevaplamaktan mutludur. | en-tr |
Sami never went back to that mosque. | Sami asla o camiye geri dönmedi. | en-tr |
You're going to do what? | Що-що ти робитимеш? | en-uk |
I didn't want Tom there. | Tom'un orada olmasını istemiyordum. | en-tr |
We had the time of our lives. | Hayatımızın en güzel zamanlarını geçirdik. | en-tr |
How much will you get paid? | Sana ne kadar ödeyecekler? | en-tr |
Tom is not a huge basketball fan. | Tom'un basketbolla pek ilgilendiği söylenemez. | en-tr |
Tom hung his grandfather's picture over the fireplace. | Tom dedesinin resmini şöminenin üstüne astı. | en-tr |
Why do you want me to do that for Tom? | Neden Tom için bunu yapmamı istiyorsun? | en-tr |
He had the golden touch! | Altın dokunuşu vardı! | en-tr |
Wash your teeth before sleeping! | Uyumadan önce dişlerinizi yıkayın! | en-tr |
The snake doesn't kiss! | Yılan öpmez! | en-tr |
He lifted earth and sky! | Dünyayı ve gökyüzünü kaldırdı! | en-tr |
Seek and you shall find! | Ara ve bulacaksın! | en-tr |
The sky is clear, it is full of stars. | Gökyüzü açık, yıldızlarla dolu. | en-tr |
Where money is master, people are stupid! | Paranın usta olduğu yerde insanlar aptaldır! | en-tr |
This boy is polite. | Цей хлопець ввічиливий. | en-uk |
This girl is well educated. | Bu kız iyi eğitimli. | en-tr |
The clouds have hidden the sun. | Bulutlar güneşi gizledi. | en-tr |
This is a Meccan verse. | Bu bir Mekke ayeti. | en-tr |
This is a Medinan chapter. | Bu sure Medine'de inmiş. | en-tr |
The cats were playing dominance games. | Kediler baskın çıkma oyunu oynuyordu. | en-tr |
I'd like to cash this check. | Я хотів би перевести цей чек у готівку. | en-uk |
Why does she like this school? | Neden bu okulu seviyor? | en-tr |
Sami went to Friday prayer. | Sami cuma namazına gitti. | en-tr |
Sami went to Juma prayer. | Sami cumaya gitti. | en-tr |
Sami listened to the Friday sermon at the mosque. | Sami camide cuma hutbesini dinledi. | en-tr |
Sami listened to the Friday sermon delivered by Fadil. | Sami Fazıl'ın okuduğu cuma hutbesini dinledi. | en-tr |
Sami led the prayer. | Namaza Sami imamlık yaptı. | en-tr |
Sami praised God. | Sami Allah'a hamdetti. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.